PROJE vE YAPIM YÖNETİMİ
Transkript
PROJE vE YAPIM YÖNETİMİ
Ekim 2015 - SAYI: 36 3 ayda bir yayımlanır Ücretsizdir TEMA PROJE VE YAPIM YÖNETİMİ Başarıda İnşaat Yönetimi’nin Etkileri Projelerin Yönetiminde “Maliyet Modelleme” Yaklaşımı Proje ve Yapım Yönetiminde BIM Uygulamaları ????????????? İÇİNDEKİLER EDİTÖRDEN Proje ve Yapım Yönetimi’nde Teknik Müşavirlerin Rolü......2 ISSN 1303 – 2585 İmtiyaz Sahibi Türk Müflavir Mühendisler ve Mimarlar Birli€i ad›na Yönetim Kurulu Baflkan› Demir İNÖZÜ Yazı İşleri Müdürü Salih Bilgin AKMAN Yayın Kurulu Salih Bilgin AKMAN Munis ÖZER Oktay AKAT Mehmet DÖNMEZ Hülya EKSERT Seda SEYHAN Yalçın KALAÇ Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği Ahmet Rasim Sokak No:35/2 Çankaya – 06550 Ankara Tel: (312) 440 89 70 Faks: (0312) 440 89 72 e-posta: [email protected] url: www.tmmmb.org.tr Grafik-Tasarım Yusuf MEfiE (Ajans-Türk) BAŞKANDAN Proje Yönetimi ve Firma Kültürü..................................3 TEMA Başarıda İnşaat Yönetimi’nin Etkileri.............................4 Projelerin Yönetiminde “Maliyet Modelleme” Yaklaşımı.....................................8 Proje ve Yapım Yönetiminde BIM Uygulamaları.........12 Basımevi Ajans-Türk Gazetecilik Matbaacılık İnşaat Sanayii A.Ş. İstanbul Yolu 7. Km. İnönü Mahallesi Necdet Evliyagil Sk. No: 24 Batıkent / ANKARA Tel: 0312 278 08 24 - Fax: 0312 278 18 95 www.ajansturk.com.tr - [email protected] ÜYELERİMİZDEN Eskişehir Kentsel Gelişim Projesi-Proje Yönetimi.................................................18 Basım Tarihi 23.10.2015 Basım Yeri ANKARA Yayın Türü Yerel Süreli 3 ayda bir yayımlanır “Yazıların ve reklamların içeriğinden sahibi sorumludur; TürkMMMB veya Yayın Kurulu sorumlu tutulamaz.” “Yayımlanan yazıların, her hakkı saklıdır. Kaynak belirtmek koşuluyla, yazılarından, toplamda çeyrek sayfayı geçmeyen alıntı yapılabilir. Bunun dışında, seri olarak çoğaltılması, çeyrek sayfadan fazla alıntı veya kopya yapılması, Yayın Kurulu’nun yazılı iznine bağlıdır” Dergimiz, 2000 adet basılıp dağıtılmaktadır. Proje ve Yapım Yönetimi.............................................22 KÜLTÜR - SANAT Yiyecek ve İçecek Olarak Yararlanılan Endemik Bitkilerimiz ..................................................26 BİRLİĞİMİZDEN HABERLER...........................32 EDİTÖRDEN... PROJE ve YAPIM YÖNETİMİ’NDE TEKNİK MÜŞAVİRLERİN ROLÜ güsü olarak isimlendirilir” diyerek sektörümüzde bizlerin görevlerinin önemine vurgu yapmaktadır. Sayın Haluk DOĞANÇAY “ PROJELERİN YÖNE- Salih Bilgin AKMAN TİMİNDE “MALİYET MODELLEME” YAKLAŞIMI” konulu tema yazısında “Proje Yönetiminin temel disiplinlerinden biri olan ve “Kapsam-Süre-Mali- nın yükseltilmesini amaçlayan Teknik Müşavirler, bu amaçlarına ulaşmak için gereken yatırımların güvenli, ekonomik ve estetik olmasını temin etmekle yükümlüdürler. Bu görevlerini yerine getirirken söz konusu projelerin yapım ve yönetiminde, Sayın Gökhan ÖZBER “PROJE VE YAPIM YÖNETİMİ” başlıklı tema yazısında “İnşaat sek- İşveren olmak üzere, projenin yaşam döngüsünde törü, yarattığı iş olanakları ve yüksek maliyetli tüm paydaşların öncelikle ihtiyaç duyduğu “Ma- inşaat projelerinden dolayı uzun yıllardan beri “lo- liyet Modeli”’ni kimin hazırlayacağı ve “Maliyet komotif sektör” olarak dünya ekonomisinde öncü Yönetimi”ni kimin yapacağı konusunda, sektö- sektörlerden biri olmuştur. ... İnşaat sektörünün rümüzde bir uzlaşı sağlanmış değil. Tasarımcı ekonomiye katkısının bu kadar büyük olması ve mı? Geliştirici mi? Proje Yöneticisi mi? Yüklenici bu katkının sürdürülebilirliğinin sağlanması açısın- erken evrelerinde parametrik modellemeye dayalı ilk tahminleri yapan “Bir Bilen” mi?.” diyerek yatırım sonucu amaçlanan bedel-değer dengesinin sağlanmasının önemini belirtmektedir. Bağımsız Müşavirlik kuruluşlarının denetiminin faydalarını tüm paydaşların dikkatine sunmaktadır. “PROJE VE YAPIM YÖNETİMİNDE BIM UYGU- çabalar geleceğin ihtiyaçlarının planlanmasında LAMALARI” başlıklı tema yazısında “Yapı Bilgi ve yatırımların yönetilmesinde TEKNİK MÜŞAVİR- Modellemesi (YBM – BIM) tüm paydaşların proje- LERİN rolünün önemini belirtmektedir. nin yaşam döngüsü boyunca proje ile ilgili bilgileri rası projelerde elde ettiği başarıların temeli olan uygulama yöntemlerini bu sayımızda sizlerle paylaşmaktayız paylaşarak,Türk Teknik Müşavirlerinin başarılı bir yumuşak karnı konumunda. ... Başta Yatırımcı ve len amaca ulaşmak için çalışırlar. İnsan odaklı bu Teknik Müşavirlik Sektörü’nün ulusal ve uluslara- Projesi’nde yapılan uygulamalardaki tecrübelerini lesef tüm başarılarına karşın inşaat sektörümüzün Sayın Y. Doç. Dr. Aslı AKÇAMETE GÜNGÖR Mİ” ile ilgili olarak üyelerimizin görüşlerini, Türk dönüşmüştür.” diyerek Eskişehir Kentsel Gelişim uygulamasını bizlere ifade etmektedirler. bilgilerini ve yönetim becerilerini kullanarak isteni- Dergimizin Teması “PROJE YAPIM VE YÖNETİ- te mühendislik eğitiminde de ‘Proje ve Yapım Yönetimi’, önemli uzmanlık dallarından biri haline yet” üçgeni içinde yer alan Maliyet Yönetimi, maa- mi? Yoksa fizibilite aşamasında ya da tasarımın Toplum bireylerinin yaşam standardının ve refahı- artmasıyla birlikte önem kazanmıştır. Bu süreç- dijital ortamda üretebileceği ve paylaşabileceği yenilikçi bir proje yönetim sistemi olarak kullanılmaya başlandı. BIM bir yazılım programı veya tek bir model olarak düşünülmemelidir. BIM bir projenin tasarımından inşaatına ve hatta operasyon fazına kadar tüm süreçlerinde faydalanılabilen, güvenilir, dan, inşaat sektöründe gerçekleştirilen projelerin Proje Yönetimi İlkeleri ile alanında profesyonel ve uzmanlaşmış ekipler tarafından yönetilmesinin önemini daha çok arttırmaktadır.” diyerek tema konumuzun önemini belirtrek yeni yaklaşım ve uygulamaların “bilgisayar destekli 3 boyutlu modelleme sistemi olan Yapı Bilgi Modellemesi (BIM)” sini bizlere hatırlatmaktadır. Türk Teknik Müşavirleri olarak TEMA konumuzun önemini dikkate alarak proje yönetiminin “yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası” sürekli bir çalışma olduğunun bilinci ile hizmetlerimizi sunmaktayız. Bu konuda bilgi ve becerilerini geliştiren Türk Teknik Müşavirlik firmalarının kendilerine uluslararası rekabette üstünlük sağlayan özellikleri ile Yurtdışı Teknik Müşavirlik Hizmetleri pazarından daha çok pay alacaklarını düşünüyoruz. koordine edilmiş, tutarlı bilgi kullanımını sağlayan Kültür ve sanat köşemizde Sayın Hasan TORLAK Tema konumuzla ilgili olarak Dergimize katkı- bütünleşik bir süreçtir.” diyerek yapı bilgi model- “YİYECEK VE İÇECEK OLARAK YARARLANI- da bulunan Sayın A. Erkan ŞAHMALI’ya, Sayın lemesi uygulamalarını bizlerle paylaşmaktadır. LAN ENDEMİK BİTKİLERİMİZ” konulu kültür yazı Haluk DOĞANÇAY’a, Sayın N. Burçin ÇETİN’e, Yazısının sonuç bölümünde ise “Proje yöneticileri dizisinde “...dünyada sadece Türkiye’ye özgü en- Sayın Gökhan ÖZBER’e, Sayın Aslı AKÇAMETE de bu BIM’e dayalı işbirlikçi proje ortamının yara- demik bitkilerin, hatta çok lokal türlerin yemek kül- GÜNGÖR’e ve Kültür-Sanat köşemiz için hazırla- tılmasında önemli bir role sahip. Mühendislik ve türümüzü eşsiz kıldıkları açıktır. Ülkemizin yenen dığı özel yazı için Sayın Hasan TORLAK’a teşek- inşaat sektöründeki tüm firmaların kendi paylarına endemik bitkilerinin tamamını kapsayan etnobota- kürlerimizi sunarız. Yazarlarımızı, kendi yazılarının düşenleri yapmalarıyla ancak BIM’in vaat ettiği iş- nik araştırmaların tamamlanmadığı, halen kısmi devamında verdiğimiz öz geçmişleri ile tanıtmak- birlikçi iş ortamı elde edilip tam anlamıyla potansi- ve bölgesel bilgilere sahip olduğumuz düşünüldü- tayız. yelinden faydalanılabilinecek. Bu nedenle firmalar ğünde bu yazı kapsamına girebilecek potansiyel- Sayın A. Erkan ŞAHMALI “BAŞARIDA İNŞAAT BIM konusunda kendilerini bilgilendirmenin ve iş de yeni endemik türlerimizin gelecekte tespit edi- süreçlerine BIM’i uyarlamanın yollarını aramalılar. leceği beklenmelidir. Nadir bitkilerden hazırlanan BIM’den tam anlamıyla faydalanmamız belki yıllar yiyecek ve içeceklerin de nadir ve eşsiz tatlara alacak ancak bu yaklaşımın sektörde vazgeçilmez sahip olacakları muhakkaktır.” demektedir. YÖNETİMİNİN ETKİLERİ” konulu tema yazısında “Teknolojinin gelişmesi iş yapma şekillerini doğrudan etkilemiş, karmaşık, çok bileşenli, etkileşimli bir hal almasına neden olmuştur. Bu gelişimin sonucu disiplinlerdeki uzmanlık gerektiren işler daha dar alanlarda, derin bilgi, beceri ve yetkinliklerle yürütülmeye, iş kapsamları ise genişlemeye baş- olması çok yakın görünüyor.” değerlendirmesi ile YBM-BİM uygulamalarının yakın bir gelecekte tüm firmalar ve yatırımcılar tarafından kullanılmasının önemini vurgulamaktadır. lamıştır. ... Böyle kapsamlı işler disiplinlerarası ça- Sayın Nadire Burçin ÇETİN “ESKİŞEHİR KENT- lışma ve eşgüdüm gerektirmektedir. Proje yöneti- SEL GELİŞİM PROJESİ - PROJE YÖNETİMİ” mi, bu çalışma düzenine şekil veren ve sınıflan- konulu tema yazısında “İnşaat sektöründe ‘Proje dıran bir üst disiplin haline gelmiştir. ... Süreçlerle ve Yapım Yönetimi’, kamu veya özel sektör ta- yönetim yaklaşımının temel prensibi “Planla – Uy- rafından farklı sözleşme paketlerinin eşzamanlı gula–Kontrol Et ve Önlem Al”dır ve PUKÖ dön- uygulandığı büyük bütçeli yatırımların sektörde 2 SAYI36 Dergimizin yayına hazırlanmasında emeği geçenlere, yayın kurulu üyelerimize, reklam vererek dergimizin yayınlanmasına sponsorluk yapan üyelerimize teşekkürlerimizi ve şükranlarımızı sunarız. Ayrıca, Ülkemizi derin acılara boğan Ankara’daki menfur terör saldırısı sonucu kaybettiğimiz yurttaşlarımızı rahmetle anıyor, Milletimize baş sağlığı diliyoruz. Gelecek sayıda buluşmak dileğiyle... BAŞKANDAN... Proje Yönetimi ve Firma Kültürü Değerli Okurlarımız, Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği (TürkMMMB), müşavir mühendislik ve mimarlık kavramının önemini ilgili kurumlara ve topluma anlatmak, müşavirlik hizmetlerinin ilerlemesine ve gelişmesine çalışmak, uluslararası uygulamaları ülkemize taşımada öncülük ederek, bu konuda en yüksek uluslararası teknolojik ve örgütsel seviyeye erişmek amacıyla, 25 Nisan 1980 tarihinde kurulmuştur. Birlik, bağımsız müşavirlik hizmeti veren mühendis ve mimarları temsil eden dernek statüsünde bir sivil toplum kuruluşudur. TürkMMMB, 1987 yılında Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu – FIDIC’e ve 2001 yılında Avrupa Müşavir Birlikleri Federasyonu - EFCA’ya üye olmuştur. Her iki federasyonun Türkiye’deki tek temsilcisidir. TürkMMMB, amaçları doğrultusunda; gelişmiş ülkelerde yaygın ve kurumsallaşmış olarak kabul gören, ancak ülkemizde henüz eksiklikleri olan bağımsız teknik müşavirlik sektörünün geliştirilmesi ve gelişmiş ülkelerdeki uygulamaların Türkiye’ye kazandırılması için gerek üyelerine, gerekse toplumun tüm kesimlerine yönelik yoğun çalışmalar yapmaktadır. Uluslararas› kabul görmüfl tan›m›yla FIDIC standartlar›yla ba€›ms›z müflavir mühendislik yapan firmalar›n bir araya geldi€i çat› kuruluflu olan TürkMMMB’nin, inflaat sektörünün farkl› alanlar›nda de neyimli 200’e yak›n üyesi bulunmaktad›r. 2014 – 2016 Dönemi Yönetim Kurulu Demir İNÖZÜ - Başkan Salih Bilgin AKMAN - Başkan Yardımcısı Sedef ERDOĞAN - Başkan Yardımcısı Hamdi AYDIN - Başkan Yardımcısı M. Sinan AKER - Başkan Yardımcısı Munis ÖZER - Sekreter Üye H. Cemal KARAOĞLU - Sayman Üye Ahmet Süreyya URAL - Üye Hülya EKSERT - Üye Proje yönetimi, bir projenin öngörülen süre, bütçe ve kalitede tamamlanması için başlangıçtan bitime kadar tüm kaynakların ve faaliyetlerin planlanması, programlanması, denetlenmesi ve eşgüdüm içinde yürütülmesidir. Başarılı bir proje yönetimi için; yönetimsel beceriler, bilgi, deneyim ve teknolojik altyapı çok önemlidir. Proje yönetiminde teknik yönetim kadar insan kaynaklarının yönetimi de büyük önem taşımaktadır. Bu noktada bireysel yönetim becerileri yanında teknik müşavirlik firmalarının kurumsal proje yönetim stratejileri ve yöntemleri öne çıkmaktadır. Bu yöntemler ve stratejilerin başarısı, teknik müşavirlik firmalarının proje yönetim kapasitelerini belirleyen firma kültürleri (kurumsal kültür) ile yakından ilişkilidir. Teknik müşavirlik firmalarımızın proje yönetim sürecinde hem teknik hem de insan kaynaklarını başarıyla yönetebilmeleri için, nitelikli bir firma kültürüne dayanan şekilde kurumsallaşmış bir yapıya sahip olmaları gerekmektedir. Firma kültürünü oluşturan başlıca unsurlar şunlardır: Firmanın uzun vadeli hedefleri ve amaçları, şirket çalışanları ve ortakları tarafından paylaşılan ilkeler ve değerler, firma gelenekleri, firma içi iletişim, uygulanan yöntemler ve sistemler, çalışanlar arasındaki bağlılık, saygı ve güven, çalışanların ve firma ortaklarının firmanın amaçlarına ve hedeflerine sahip çıkmaları, ortaklar arasındaki sağlıklı ve yapıcı ilişkiler, firma politikaları, yöntemler ve prosedürler, çalışanların performanslarının değerlendirilmesi, ekip çalışmasına uyum, bilgi ve deneyimlerin paylaşımı, teknolojik altyapıya ve eğitime yatırım, gelişmeye ve yenilikçi uygulamalara açık olmak. Kurumsallaşmasını tamamlamış bir firma; firma kültürüne yansımış ilkeler, değerler, amaçlar ve hedefler doğrultusunda; kişilerden bağımsız olarak faaliyet gösterebilmelidir. Yurt içinde ve yurt dışında büyük ölçekli uluslararası yapım işleri yükümlenen müteahhitlik firmalarımız ile yapım kontrollük ve proje yönetim hizmeti veren teknik müşavirlik firmalarımızın uluslararası sözleşme yönetiminde deneyimli proje yöneticisi mühendis ve mimarlara olan gereksinimi giderek artmaktadır. İnşaat sektörümüzün uluslararası rekabet gücünün artması için üniversitelerimizde Proje / Yapım Yönetimine yönelik lisans ve yüksek lisans programlarına önem verilmelidir. Bu programlarda ağırlık verilmesi gereken konular olarak proje yönetimi, şantiye yönetimi, işçi sağlığı ve iş güvenliği, sözleşme yönetimi, sözleşme hukuku, FIDIC sözleşmeleri, anlaşmazlıkların çözümü, sürdürülebilirlik, risk yönetimi, maliyet ve zaman kontrolü sıralanabilir. İnşaat sektörümüzde nitelikli proje yönetim uzmanlarının artmasına ve yapım yönetimi konusundaki teknik ve yönetimsel becerilerini geliştirmelerine katkıda bulunmak amacıyla T.C. Ekonomi Bakanlığı’nın destekleri ve ODTÜ-TürkMMMB işbirliği ile 19 Ekim - 23 Kasım 2015 tarihleri arasında Ankara’da “Uluslararası Yapım Yönetiminde Güncel Teknoloji ve Yaklaşımlar Seminer Programı” düzenliyoruz. 2016 yılında da “Sertifika Programı” olarak gerçekleştirmeye devam edeceğimiz ve ilerde “Yapım Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı”na dönüştürülmesini planladığımız bu Seminer Programlarının İnşaat Sektörümüze önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. 29 Ekim’de Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 92. yılını kutluyoruz. Çağdaş ve demokratik Türkiye’nin bağımsızlık, birlik ve beraberliğinin güvencesi olan Cumhuriyetimizi korumak ve yaşatmak en büyük görevimizdir. Bu vesileyle; emperyalist güçlere karşı bağımsızlık mücadelesi vererek Cumhuriyetimizi kuran Mustafa Kemal Atatürk ile silah ve yol arkadaşlarını ve tüm Kurtuluş Savaşı şehit ve gazilerini rahmet ve şükranla anıyorum. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını ve bölünmez bütünlüğünü korumak için bugüne kadar canlarını veren tüm şehitlerimize Tanrı’dan rahmet diliyorum. Birlik, beraberlik ve kardeşliğimizi bozmaya ve Cumhuriyetimizi yıkmaya yönelik terör saldırılarında hayatlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza da Tanrı’dan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tüm okuyucularımızın Cumhuriyet Bayramını kutluyorum. EKİM2015 3 TEMA A. Erkan ŞAHMALI BAŞARIDA İNŞAAT YÖNETİMİ’NİN ETKİLERİ Giriş T eknolojinin gelişmesi iş yapma şekillerini doğrudan etkilemiş, karmaşık, çok bileşenli, etkileşimli bir hal almasına neden olmuştur. Bu gelişimin sonucu disiplinlerdeki uzmanlık gerektiren işler daha dar alanlarda, derin bilgi, beceri ve yetkinliklerle yürütülmeye, iş kapsamları ise genişlemeye başlamıştır. İş kapsamlarının genişlemesiyle gereksinim duyulan dar ve derin uzmanlıkların sayısı artmakta, farklı disiplinlerden çok sayıda paydaş iş yürütme sürecine katılmaktadır. Böyle kapsamlı işler disiplinlerarası çalışma ve eşgüdüm gerektirmektedir. Proje yönetimi, bu çalışma düzenine şekil veren ve sınıflandıran bir üst disiplin haline gelmiştir. Bu yazıda genel anlamda inşaat yönetimi tartışılacaktır. Yirminci yüzyılda savunma sanayinde geliştirilen planlama teknikleri bugün her alanda kullanılmaktadır. Yapım işlerindeki her iş bir proje olduğundan planlama, izleme ve kontrol tekniklerinin yaygın kullanılmasının gerektiği bir alandır. Acaba, ülkemiz inşaat sanayii, yatırımcısından plancısına, üreticisinden yapımcısına tüm paydaşları ile bu teknikleri gerçek anlamda kullanmakta mıdır? Kavramlar Geniş anlamda proje yönetimini, dar anlamda da inşaat yönetimini iyi kavrayabilmek için bazı kavramların ve tanımların üzerinde durmakta yarar vardır. 4 SAYI36 İş: Bir örgüt çatısı altında, özgün ürünler ya da hizmetler yaratmak üzere ortaya konan geçici çabaları (projeler), tekrarlanan ürün ya da hizmetlerle ortaya konan ve süregiden çabalarla (operasyonlar) yapma eylemidir. Bazı işler vardır bünyesinde hiç proje yoktur veya çok az vardır, sadece veya ağırlıklı olarak süregiden çabalarla yürütülür. Bazı işler vardır ki bunlarda da projeler ağırlıklıdır. Ama her işte muhakkak süregiden çabalar vardır. Örneğin her şirkette bir mali kayıt ve muhasebe bölümü vardır. Yapılan işler süregiden işlerdir ve her zaman yapılır. Süregiden çalışmalarla projeler arasında büyük benzerlikler vardır. Örneğin her ikisi de insanlar tarafından uygulanır, kısıtlı kaynaklara sahiplerdir, süreçler veya alt süreçlerle tanımlanabilir, planlanır, yürütülür ve kontrol edilirler. Ama projeleri süregiden faaliyetlerden ayıran iki temel unsur vardır; Projeler geçicidir ve özgündür, süregiden çabalar ise süreklidir ve tekrar ederler. Özetlersek, süregiden çalışmalar (operasyonlar) tekrarlanan ürün ya da hizmet yaratmak üzere ortaya konan sürekli yürütülen çabalardır. Yani tanımlanmış herhangi bir bitiş zamanı, noktası yoktur. Devam eden diğer çabalardan büyük farklılıklar göstermezler. Projeler ise özgün ürün ya da hizmet yaratmak üzere ortaya konan geçici çabalardır. Dolayısı ile her projenin muhakkak tanımlanmış başlangıç ve bitiş zamanları vardır ve her proje benzersiz bir ürün, hizmet ya da sonuç yaratır. Projelerin tekrarlanması, projelerdeki temel benzersizlik durumunu değiştirmez. Yönetim: Belli bir amaca ulaşabilmek için bir kişi, grup veya oluşumu uyum ve eşgüdüm içerisinde yönlendirmek ve kontrol etmektir. Yönetim, insan kaynakları, finansal kaynaklar ve doğal kaynakların kullanımını yönlendirir ve şekillendirir. Proje ve Yönetim kavramlarını tarif ettikten sonra Proje Yönetimi kavramına da açıklık getirebiliriz. Proje Yönetimi: Özgün bir faaliyeti, geçici bir örgütlenme ile kısıtlı kaynaklar kullanarak, önceden belirlenmiş bütçe sınırlarında kalmak koşulu ile başlangıç ve bitiş tarihi belirlenmiş süre içerisinde tamamlanmasının sağlandığı geçici bir faaliyettir. İnşaat yönetimi ise proje yönetimi şemsiyesinin altında aynı tanıma sahip ancak uygulama alanı olarak Şekil 1 - PUKÖ Döngüsü inşaat işlerini kapsayan çabalar için kullanılır. Prensipte kullanılan her teknik ve metot aynı olmakla birlikte inşaat projelerindeki belirsizliğin ve dış etkenlerin diğer projelere göre biraz daha farklı olduğu bir uygulama alanıdır. Bu nedenle de inşaat işlerinde proje yönetimi yerine Yapım veya İnşaat Yönetimi tanımını kullanmak daha doğru ve anlamlı olacaktır. Nasıl bir İnşaat Yönetimi İnşaat işleri bir üretim şeklidir. Fabrikasyon, yani sürekli üretimden farklıdır çünkü her yapım işi bir projedir. Toplu bir üretim yoktur ve özgündür. Bu nedenle de proje yönetim teknikleri kullanılarak yürütülmelidir. Endüstriyel üretimlerde giderek önem kazanmaya başlayan Yalın Üretim ise, işlerin kesintisiz gitmesini sağlayan bir çalışma tarzıdır. Yalın yönetimde önemli olan hızı, kaliteyi ve sürekliliği yakalayabilmektir ve temel ilke iş akışının sürekliliğinin sağlanmasıdır. Bunun başarılabilmesi iş adımlarının çok net, sağlıklı tarif edilmesine ve bunların üretime katılan herkes tarafından uygulanmasına bağlıdır. Yani işlerin süreçlerle yürütülmesi gerekir. Süreçlerle yönetim yaklaşımının temel prensibi Planla – Uygula – Kontrol Et ve Önlem Al’dır ve PUKÖ Döngüsü olarak isimlendirilir (Şekil 1). W.Edwards Deming tarafından geliştirilen PUKÖ döngüsü ile süregiden faaliyetler için önce planlama yapılır, bu plan uygulanır, uygulamanın plana uygun gidip gitmediği kontrol edilir. Plandan sapmalar varsa sapmaları düzeltmek üzere önlem alınır. Eğer akışlarda bir plan değişikliği yapılacaksa düzeltme ve iyileştirme faaliyetleri ile planı yeniden yaparak uygulamayı sürdürür. Süreçlerle yönetim bunu gerektirir. Aksayan noktaların iyileştirilmesi gerekir ve bu iyileştirme sürekli daha iyiye gidecek şekilde yalınlaştırılır. Amaç işlerin yüksek verim, kalite ve zamanında yapılma- sının sağlanmasıdır. İnşaat işleri de süreçlerle yönetilen faaliyetler olmalıdır. Adımlar doğru tarif edilmez ise iş yapım şekli verimsizliğe ve yapılan işlerin düzeltilmesi için yeniden yapılmasına neden olur. Yapım işlerinin de iş adımları doğru tarif edilmeli, gerek görüldüğünde de düzeltme ve iyileştirme yapılmalıdır. Şekil 2’de İnşaat yönetiminin unsurları verilmiştir. Buradan da görüleceği gibi projelerin süre, maliyet ve kaynaklarının planlanması, izlenmesi ve kontrol edilmesi gerekmektedir. Kontrol, proje yönetiminin dinamik ayağıdır. İşlerin ilerlemeleri güncellenmeli, güncel değerlerin kıyas değerlerine göre nerede olduğu, sapmaların ne kadar olduğu, kabul edilebilir sınırlar içinde olup olmadığı izlenmeli, sapmaların proje plan değerlerini ne kadar etkilediği tespit edilmeli ve sapmaların sınır değerlerin dışında kaldığı durumlarda bunun nasıl düzeltileceği, ne gibi önlem alınacağı kontrol edilerek plana yansıtılmalıdır. Unsurları tarif ettikten sonra proje yönetiminin “Bilgi Alanları” üzerinde durmakta yarar vardır. Proje yönetimi, Şekil 3’de verilen bilgi alanlarının bir bütün olarak ele alınmasından oluşur. Bunları özetlemek gerekirse: • Kapsam Yönetimi: Proje kapsamında nelerin yapılıp nelerin yapılmayacağı çok net belirlenmeli, sorumluları buna göre atanmalıdır. Bu kapsam ve işin yürütülüşü sözleşme ile tanımlandığından sözleşme yönetimi bu başlık içinde sürdürülür. • Zaman Yönetimi: Her projenin Şekil 2 - İnşaat Yönetimi Unsurları sözleşmesel bir başlangıç ve bitişi olduğuna göre bu süre içinde kalmak üzere işin nasıl bir akış içinde yürütüleceği planlanmalıdır. • Maaliyet Yönetimi: Her projenin sözleşmesel bir bütçesi olduğuna göre bütçe içinde kalmak üzere maliyetlerin net planlanması nakit akışlarının işin aksamasına neden olmayacak şekilde planlanması gerekecektir. • Risk Yönetimi: Her projenin ülkesel, bölgesel, iklimsel, sözleşmesel riskleri olduğu kadar iş yapım tekniğinden kaynaklanan malzeme, işçi sağlığı ve iş güvenliği, kalite, tedarik vb. riskleri de olabilir. Bunların önlenmesi ve bilerek bir plan yapılması önemlidir. İyi yönetilmez ise süre ve bütçe açısından ciddi aksaklıklar ortaya çıkabilir. • Kalite Yönetimi: Her proje, sözleşmesel olduğu kadar ulusal, uluslararası standartlara sahiptir ve üretim bu standartlara uygun olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda kalite kontrolü, hizmet, malzeme ve imalatların kontrolü ile yapılabilir. Ancak işverene kalite konusunda bir güvence verebilmek için işi EKİM2015 5 TEMA A. Erkan ŞAHMALI yapan şirketin kalite yönetim sisteminin olması gerekir. Kalite yönetim sistemi, işin nasıl iyi yapılabileceğinin, her aşamada nasıl kontrol edileceğinin, bunun nasıl raporlanacağının süreçlerinin tarif edildiği bir sistemdir ve bu sistemin de iyi yönetilmesi gerekmektedir. Buna sahip olmayan şirketler işverene yeterli kalite güvencesini sağlayamaz. • Tedarik Yönetimi: Proje için gerekli her türlü mal ve hizmetlerin zamanında iş sahasında olmasını sağlar. • İnsan Kaynakları Yönetimi: Tüm projeler insanla yürütülmek zorunda olduğuna göre doğru bir insan kaynakları yönetimine, işe uygun insanların teminine ve iyi bir örgütlenmeye ihtiyaç duyulacaktır. • İletişim Yönetimi: Sadece işe katkıda bulunan insanların var olması projenin iyi yönetilmesi anlamına gelmez. İnsanlar arasındaki iletişim, işverenle ilişkiler, iş talimatlarının verilmesi, bilgi toplanması ve iletimi çok önemlidir. İletilen bilginin doğru anlaşılması, bilgi iletiminin zamanında yapılması belli bir plan içinde yapılmalıdır. 6 SAYI36 • Bütünleme Yönetimi: Son olarak da tüm bilgi alanlarının bir bütün olarak, birlikte, etkileşimli ve etkin yönetilmesinin sağlanması gerekir. Bu bütün de proje yönetiminin tamamıdır. Kısacası, yapım yüklenicilerinin başarılı bir inşaat yönetimi yapabilmesi için geniş kapsamlı zihniyet değişikliği yapması gerekir. Bu değişiklik zamanında yapılmaz ise şirketlerin uluslararası alanda rekabetçi ve başarılı olması olanaksızlaşabilir. İşverenin yapım işinin uzmanı olması beklenmez. Ancak elde etmek istediği son ürünü iyi tarif edebilir. Klasik yapı elde etme sürecinde işveren, örneğin bir hastane, okul, konut, baraj, fabrika vb. bir yatırımı yapılacaksa ana kriterleri ortaya koyar. Eğer bunu da ortaya koyamayacaksa bunu kendi adına yapacak bir uzmana, danışmana gider. İş kapsamı belli olduktan sonra bunun yapımını gerçekleştirebilecek her türlü tasarım, teknik çizim ve şartname vb. elde edilmesine çalışılır. Bunlar elde edildikten sonra yüklenici seçimi yapılır. Yükleniciye yapılacak işin tüm ayrıntıları verilir, hesaplanmış süre ve bütçe içinde işin yaptırılmasına ve kontrol edilmesine çalışılır. İşveren bu aşamanın da uzmanı olmayabilir. Olsa bile güçlerin ayrılığı ilkesi ile tarafsızlığını ve bağımsızlığını koruyacak bir danışmana gerek duyacaktır. Tüm bunlar üst üste eklendiğinde yatırım maliyeti giderek yükselmeye başlamaktadır. İşveren artık böyle klasik bir iş yürütme şeklinden vaz geçmeye başlamıştır. Son ürünü tarif edip, başarganlığa (performansa) dayalı bir iş yapılmasını beklemektedir. Yani tasarım, temin ve yapım (EPC-EngineeringProcurement & Construction) sorumluluklarının tamamını yükleniciye bırakmıştır. Bunun karşılığında da götürü bir tek bedel belirler. Ancak her iş başarganlığa dayalı yapılamaz. Bir baraj, enerji santrali, fabrika gibi ürüne dayalı farklı bilgi, know-how ve teknolojilerin önerileceği projelerde kullanılacak bu yöntem bir bina işinde kullanılamaz. Çünkü ölçülecek bir başarganlık söz konusu değildir. Buna rağmen birçok işveren yapım işi için bu modeli kullanmaktadır. EPC sözleşmeleri bir tarafa bırakırsak yapım işlerinde maliyet kaygısından ötürü seçilen bu yol, tarafların bağımsızlığını ve tarafsızlığını etkilediğinden elde edilen ürün beklenen şekilde sonuçlanmayabilir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi kapsamı geniş, uzmanlıkları derin olan işlerde işlerin tamamının tek elden yürütülmesi olanaksızlaşmakta, bu beceride ve yetkinlikte yüklenici bulmak zorlaşmaktadır. Bu sorunu çözebilmek için yükleniciler uzman alt yüklenicileri bir araya getirmekte, bir anlamda aracı bir kuruluş olmaya başlamaktadır. Bu da yapım maliyetini doğal olarak artırmaktadır. İşveren bu nedenle proje yönetimi yapan genel yüklenicileri seçmektedir. Genel yükleniciler işi fiilen yapmayan ama uzman alt yüklenicileri kullanan, bu nedenle de saha ekibi olmaksızın bir teknik ofis ekibi ile yürüten bir şekil almaya başlamaktadır. Dünyada büyük yükleniciler giderek şekil değiştirmekte ve birer proje yönetim şirketi haline gelmektedir. EPC yüklenicilerinin ise uzmanlık alanlarında yaptıkları işler zaten bir proje yönetimi disiplinini gerektirmektedir. Sonuç Ülkemiz inşaat sanayiinde yükleniciler, klasik yapım işlerinde bile henüz inşaat yönetim tekniklerini ve bilgi alanlarını kullanma alışkanlığı elde edememiştir. Bunun için yapılacak yatırımları gereksiz ve maliyeti artırıcı bir unsur olarak görür. Proje bazlı çalıştığından ve işin sürekliliğini sağlayamadıklarından ekip çalışmasına alışmış, proje yönetim tekniklerini kullanan ve yorumlayabilen yetiştirdikleri elemanları kısa sürede kaybetmektedir. Bu nedenle de insan kaynaklarına önem vermemektedirler. Yapım yüklenicileri gibi birçok işveren de inşaat yönetiminin önemini içselleştirememiştir, yararlarının pek farkında değildir. Hâlbuki proje yönetimi bir maliyet unsuru olmadığı gibi işin zamanında ve bütçesinde tamamlayabilme olanağı sağlar. Ne yazık ki inşaat yönetiminin faydalarını ölçebilecek bir metot yoktur. Ülkemizde proje başarıyla sonuçlanırsa başarının proje yöneticisinin başarısı, başarısızlıkla sonuçlanırsa da proje yöneticisinin, işverenin, sözleşmenin vb. neden olduğu başarısızlık olarak görülür. Hâlbuki yapım işi bir ekip işidir ve doğru yönetilebilmelidir. Bunun için başta belirttiğimiz gibi iş süreçleri doğru planlanmalı, aksayan noktalar kısa zamanda düzeltilmeli, iş yapım başarısı kişilerden çıkartılıp süreçlerin, dolayısı ile ekiplerin başarısı haline getirilmelidir. Bu yazının yazarı, bu alanda uzun yıllardır verdiği danışmanlıklarda aynı işverenin, aynı ülkede ama farklı şehirlerde, aynı zaman dilimi içinde aynı sözleşme ve mimarlık/mühendislik projeleri ile ve yine aynı yükleniciye çok yaklaşık bütçelerle ihale ettiği iki işten birinde inşaat yönetiminin olabildiğince doğru uygulandığı, diğerinde ise şantiye yönetiminin inşaat yönetim tekniklerini uygulamakta ayak dirediği iki şantiyeyi izleme ve değerlendirme şansı yakalamıştır. İnşaat yönetimini olabildiğince uygulayan şantiye, işi tam zamanında ve beklenen kârını katlayarak bitirirken, uygulamakta ayak direyen şantiye, işverenle birçok sözleşmesel sorunları yaşamış, iş aylarca gecikmiş ve beklenen kârını kabul edilemeyecek kadar düşürmüştür. Elbette ki bir tek ölçüm ile başarının tamamını inşaat yönetim tekniklerine bağlamak doğru değildir ama önemli bir göstergedir. Hangi yapım yüklenicisi olursa olsun inşaat yönetimini doğru uygulamayan, yapmayan ve bu konuya önem vermeyen yüklenici, ulusal ve uluslararası iş sahasında varlığını sürdüremeyecektir. Kâr bandının çok sığ ve rekabetin güçlü olduğu bir ortamda başarı ve kârlılık, işlerin kişilerin yetenekleriyle sınırlı olmadan yürütüldüğünde, başarının kişisel değil ekip işi olduğu anlaşıldığında ve insan kaynaklarına bu anlamda önem verildiğinde sağlanabilecektir. A.Erkan ŞAHMALI Ortadoğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden 1979 yılında mezun olmuş, 1981 yılında yüksek mimar derecesini almış, 1979 dan 1988 yılına kadar aynı üniversitede öğretim görevliliğini yürütmüştür. 1982 yılında kurulan GÜNARDA A.Ş.’ne ortak olarak katılmış, 1988 yılında üniversiteden ayrılarak şirketin yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olmuştur. 2009 yılına kadar ODTÜ’nde yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak inşaat yönetimi dersleri vermiştir. Şirket bünyesinde konuttan alış veriş merkezlerine, barajlardan sulama tünellerine, hastane ve otellere kadar çok çeşitli bina ve altyapı projelerinde yüklenici firmalara inşaat yönetimi danışmanlığı ve eğitimler vermiştir. Bu süre zarfında şirket bünyesinde yürütülen tasarım hizmetlerinde de tasarımcı mimar olarak özelliği olan enerji etkin bina tasarımları yapmıştır. 1999 yılında TürkMMMB üyesi olmuş, 2000 yılından 2008 yılına kadar yönetim kurulu üyeliği, sekreter üyelik ve başkan yardımcılığı görevlerinde bulunmuş, 2008-2010 yılları arasında Birliğin Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmiştir. Halen çalışmalarını GÜNARDA A.Ş. bünyesindeki yurt içi ve yurt dışı projelerde inşaat yönetimi, danışmanlık ve tasarım hizmetleri konularında yürütmektedir. EKİM2015 7 TEMA Haluk DOĞANÇAY Projelerin Yönetiminde “Maliyet Modelleme” Yaklaşımı P roje Yönetiminin temel disiplinlerinden biri olan ve “KapsamSüre-Maliyet” üçgeni içinde yer alan Maliyet Yönetimi, maalesef tüm başarılarına karşın inşaat sektörümüzün yumuşak karnı konumunda. Yatırımcılar ve Tasarımcılar, daha fizibilite ve konsept aşamasından itibaren, gerçekleştirecekleri projelerin nihai maliyetini öngöremedikleri için, süreç içindeki kararlarının proje maliyetine olan etkilerini göremiyor ve projelerinin ticari başarısıyla kumar oynamak durumunda kalıyorlar. Bu süreçte proje maliyetini kendine iş edinen tek paydaş Yüklenici kalıyor. O da ancak uygulama ihaleleri aşamasında resme giriyor. Uygulama dönemi de, belirsizlik ortamında yapılan ihaleler nedeniyle tasarım, sistem ve malzeme değişikliklerine ve Yatırımcı-Tasarımcı-Yüklenici arasında sonu gelmez 8 SAYI36 bilek güreşlerine sahne oluyor. Başta Yatırımcı ve İşveren olmak üzere, projenin yaşam döngüsünde tüm paydaşların öncelikle ihtiyaç duyduğu “Maliyet Modeli”’ni kimin hazırlayacağı ve “Maliyet Yönetimi”ni kimin yapacağı konusunda, sektörümüzde bir uzlaşı sağlanmış değil. Tasarımcı mı? Geliştirici mi? Proje Yöneticisi mi? Yüklenici mi? Yoksa fizibilite aşamasında ya da tasarımın erken evrelerinde parametrik modellemeye dayalı ilk tahminleri yapan “Bir Bilen” mi? Yatırımcının fizibilite aşamasında “Bir Bilen”’e sorarak elde ettiği parametrik maliyet tahmininden sonra, ihale dosyasının hazırlandığı ana kadar, maliyet kimsenin derdi değil. Ülkemiz sektör terminolojisinde “Keşif Özeti” olarak adlandırılan maliyet tahmini, çoklukla uygulama ve pazar maliyet bilgisinden mahrum Tasarımcı ekibi tarafından uygulama projelerinin ardından ve hemen ihale öncesinde hazırlanıyor. Bağımsız bir kuruluş tarafından, bilinçli ve tüm paydaşların güven duyacağı şekilde hazırlanmadığı için bu Keşif Özeti, ne Yatırımcıyı ve ne de Yüklenici adaylarını tatmin etmediği gibi ihaleye katılan firmalar tarafından sil-baştan, yeniden ve mükerrer olarak hesaplanarak emek israfına neden oluyor. Ülkemizde, Kamu Yatırımcıları ve Yüklenicilerin alıştıkları kara düzene göre bu hizmet, hala “Keşifçi-Metrajcı-Kesin Hesapçı” diye adlandırılan kişi ve kuruluşlardan alınıyor. Bunların büyük çoğunluğu kamu projelerinin beşiği sayılan Ankara’da konuşlanmış durumda. Bu kişiler sektörde, yaptıkları işin önemi ile bağdaşmayacak şekilde; arabanın arka koltuğunda oturup gittiği yöne değil, geldiği yöne bakan bir tür teknik muhasebe uzmanı olarak algılanıyor ve kolçaklarıyla, masa başında, at gözlüğü takarak çalıştığı imajıyla küçümseniyor. Ancak somut bir uygulama projesi hazırlandıktan sonra devreye sokulan bu uzmanlardan beklenen tek şey; sadece tasarımcının tamamladığı işin İşveren’e kaça mal olacağını ya da projenin uygulamasına soyunan yüklenicinin ne teklif vermesi gerektiğini hesaplaması. Bu uzmanlardan -artık demode olmuş Bayındırlık Bakanlığı yöntemlerinin dışında-paydaşların farklı proje aşamalarında zaman-maliyet-değer ilişkisi, değer analizi, maliyet algısı, yaklaşımı, tekniği, detay ve tolerans seviyelerine ilişkin kararlarına göre hareket etmesi beklenmiyor. Gelişen bilgi teknolojileri, sektörün bu algısına ve düşük beklentilerine uygun olarak sadece metraj hesaplama süresini kısaltan yazılım çözümleri sunuyor ve lokasyona-mekana ve veri tabanına dayalı çözümleri es geçiyor. Bilgisayar destekli tasarım ve çizim programları ile bütünleşik (add-on) çalışmak üzere hazırlanan bu yazılımlar, polyline ölçüm yöntemiyle ve bir tuşla en kısa zamanda toplam miktarı çıkarmaya odaklanırken, projenin bir bölümünde, herhangi bir malzemenin miktarı ya da birim fiyatında yapılan bir değişikliğin projedeki mukayeseli etkilerini görmeyi aklına bile getirmiyor. Yani kısaca bir “model” mantığında hazırlanmamış, arka planında “akıllı bir kod yapısı” yok ve bir “veri tabanı-kayıt” sistemiyle çalışmıyor. Ülkemizdeki bu duruma karşın, Anglo-Sakson ülkelerinde uzun yıllardır kullanılan farklı yaklaşımlar ve sistemler söz konusu. Örneğin İngilizlerin RICS (Royal Institute of Chartered Surveyors) Kurumu; – Tasarımcı, yüklenici, yatırımcı ve hatta proje yöneticilerinden bağımsız, – Daha fikir aşamasında projeye atanan ve işletme dönemine kadar sürekli ve şeffaf bir biçimde görev yapan, –Paydaşlardan bağımsız objektif kararlar alan, – Bir tür değer mühendisliği yaparak, bir yandan istenen standartları-kaliteyi ve fonksiyonları sağlarken, diğer yandan maliyeti minimize etmeye odaklanan bir yapı olarak karşımıza çıkıyor. RICS sistemi ve yaklaşımı neredeyse tüm Avrupa’da, yanı başımızdaki Yunanistan, hatta Kıbrıs’ta bile yaygın şekilde benimsenmişken, Türkiye’de geçer akçe olmaması bana oldukça garip geliyor. Hani, farklı da olsa, amaca uygun bir sistemimiz olsa gam yemeyeceğim. İngilizlerin RICS Kurumu’nun maliyet yönetimi yaklaşımı, lokasyon (mekankat-kot-blok-bölge) esasına ve bir veri tabanı mantığına dayanıyor. Günümüzde bu modelin en önemli dezavantajı, modeli kullanan, ancak farklı yazılımlar kullanan ekipler arasında ortak çalışma sürecindeki uyumsuzluk sorunuydu ki, bunun da yakın zamanda BIM (Bina Bilgi Modellemesi) ile çözüldüğünü görüyoruz. Kuzey Amerika’daki uygulamalar daha farklı. Onlar, Anglo-Sakson ülkelerin bağımsız QS (Chartered Quantity Surveyors) uygulaması yerine tüm paydaşların bağımsız olarak, istediği maliyete kolayca ulaşabileceği “Basılı ya da Online” Maliyet Modelleme ve Hesaplama tekniklerini kullanıyorlar. CSI (Construction Specification Institute) adlı bir sivil toplum kuruluşunun geliştirdiği malzeme birim fiyat esasına dayalı MF (MasterFormat) ve yapı elemanı esasına dayalı UF (UniFormat) klasifikasyonu bu yöntemin çıkış noktasını oluşturuyor. Örneğin RSMeans adlı bir kuruluş, bu klasifikasyonu kullanarak, her farklı proje, her farklı paydaş, her farklı yapılanma, her farklı ölçüm yöntemi, her farklı bölge-şehir için MF (Birim Fiyat) ve UF (Yapı Elemanı) için uygun hesaplamaları “online” yapan bir veri-tabanı ve yazılım geliştirmiş. Yapılan hesaplamalar, kullanılan maliyet modeli ve yazılımın özelliklerine uygun olarak, fizibilite aşamasında (Order of Magnitude), konsept geliştirme aşamasında (Conceptual ve Preliminary) ve kesin metrajların elde edildiği süreçte (Definitive ve Control) düzeylerinde hassasiyet sağlıyor. Ancak, günümüzde inşaat sektörünün gündemine giren en önemli konu: 3D-BIM. Bu yaklaşım ile Maliyet Modellemesi 5’inci Boyutta ve 3 Boyutlu CAD yazılımına entegre bir veri tabanı ile birlikte hazırlanmaya başlanıyor. 3D (3.Boyut) üzerine 4D (Dördüncü Boyut-Süre) ve 5D (Beşinci Boyut-Maliyet) bileşenlerinin kullanımı yaygınlaştığında artık CPM esaslı İş Akımı Ağlarını kullanan yazılımların yerini LBS (Location Based Scheduling) sistemlerini kullanan yazılımlara bırakacağı bile öngörülüyor. EKİM2015 9 TEMA Haluk DOĞANÇAY Yani artık, 4D (Süre Boyutu) ve 5D (Maliyet Boyutu) bileşenleri yapının tasarım ve gerçekleşme sürecinde 3 Boyutlu model üzerinde “birlikte” ve “on-line” görselleşmiş oluyor. Gayrimenkul Geliştirme sektörü, genelde inşaat sektöründen biraz farklı olarak maliyet unsurundan en çok etkilenen, projenin her aşamasında yapılan değişikliklere en çabuk yanıt vermeye programlanan, maliyet ve değer ilişkisine en çok ihtiyaç duyan, ticari risklere karşı en duyarlı sektör. Bu sektörde tasarımın geliştirilmesi sürecinde, daha fikir aşamasından başlayarak, hem tasarımcının ve hem de yatırımcının yapılacak projenin maliyetini bilmeden yola çıkması kadar riskli bir durum olamaz. Hele, Proje Yöneticisinin sadece İnşaat Yöneticisi (bir tür Şantiye Şefi) olarak algılandığı ülkemizde, Maliyet Yönetimi, Değer ve Maliyet Mühendisliğinin, Keşifçi-Metrajcı-Kesin Hesapçı mantığı ile yapılmaya devam etmesi ise, kabul edilebilir bir şey değil. Özetle, Bina Bilgi Modellemesi (BIM)’e geçiş sürecinin hızlandığı günümüzde, Maliyet Modellemesi ve Maliyet Yönetimi kavramlarını ciddiye almaktan, mesleki alanda ülkemizde RICS ve CSI benzeri kurumları yaratamıyorsak bile, benzer yaklaşımları ve yöntemleri kullanan Bağımsız Proje Yöneticileri ve Teknik Müşavirlerini, tasarım sürecinden bile önce görevlendirmekten başka çaremiz olmadığını düşünüyorum. Haluk DOĞANÇAY Galatasaray Lisesi’ni ve İTÜ Mimarlık Fakültesini bitirdi. Aynı Üniversitede Bina Programlama dalında yüksek lisansını tamamladı. Yurtiçi ve dışında, proje ve inşaat yönetimi, işletme, finansman ve pazarlama alanlarında eğitim programlarına katıldı. Kariyerine Petlas Lastik Fabrikasında Şantiye Şefi olarak başladı. Bu dönemde ADMMA’da yarı zamanlı öğretim görevliliği yaptı. Sonraki yıllarda yurtiçinde ve dışında çeşitli projelerde Proje Yöneticisi olarak görev aldı. AMPD ve IPYD’nin kurucuları arasında yer aldı. 1996 yılından itibaren Yönetim Kurulunda görev aldığı TürkMMMB’nin 2000-2002 dönemi Yönetim Kurulu Başkanlığını, FIDIC Uluslararası Müşavir-İşveren İlişkileri Komitesi ve EFCA Proje Finansmanı Komitesi üyeliğini yaptı. 1989 yılından bu yana kurucusu olduğu PY Grup şirketleri ile inşaat ve gayrimenkul sektöründe planlama, geliştirme, tasarım, mühendislik, proje yönetimi, proje finansmanı, eğitim, bilgi teknolojisi destek ve danışmanlık hizmetleri vermekte ve mesleki deneyimlerini üniversitelerde ve seminerlerde gençlerle paylaşmaktadır. 10 SAYI36 TEMA Aslı AKÇAMETE GÜNGÖR Proje ve Yapım Yönetiminde BIM Uygulamaları Y apı Bilgi Modellemesi (YBM – BIM) tüm paydaşların projenin yaşam döngüsü boyunca proje ile ilgili bilgileri dijital ortamda üretebileceği ve paylaşabileceği yenilikçi bir proje yönetim sistemi olarak kullanılmaya başlanmıştır. BIM bir yazılım programı veya tek bir model olarak düşünülmemelidir. BIM bir projenin tasarımından inşaatına ve hatta operasyon fazına kadar tüm süreçlerinde faydalanılabilen, güvenilir, koordine edilmiş, tutarlı bilgi kullanımını sağlayan bütünleşik bir süreçtir. Bu yaklaşımda kullanılan üç boyutlu dijital modeller akıllı yapı elemanlarından oluşur. Bu elemanlar kendi form ve fonksiyonları hakkında bilgi içerdikleri için, bilgisayar ortamında yapı ile ilgili çok çeşitli analizi gerçekleştirmek mümkün olur. Örneğin, yapıdaki elemanların metrajı otomatik olarak hesaplanabilir veya binanın enerji performansı analiz edilebilir. Bu özellikleri nedeniyle BIM’in kullanım alanı çok geniştir. Kullanımının getirdiği faydalar görüldükçe de mühendislik ve inşaat sektöründe yaygınlaşmaya başlamıştır. Amerika’da 2007, 2009 ve 2012 yıllarında yapılan BIM anket çalışmasına göre, 2007 yılında katılımcıların %28’i BIM kullanmaya başlamış iken, bu sayı 2009’da %49’a, 2012’de ise %71’e yükselmiştir1. Bu rakamlar sektörde BIM’in hızla kabul gördüğünü ve tüm paydaşların büyük bir bölümünün BIM hakkında fikir sahibi olup projelerinde faydalanmaya başladıklarını göstermektedir. Aynı çalışmanın Batı Avrupa ülkeleri arasında yapılan anketinde ise 2010 yılı için BIM’in kabul oranı %36 olarak belirtilmiştir2. Buna göre Avrupa’da da BIM’in kullanımının yaygınlaşmaya başladığı ve sektörün vazgeçilmezleri arasına girmeye aday göründüğü söylenebilir. Örneğin, İngiltere’de belli bir bütçenin üzerindeki tüm kamu projelerinde BIM kullanımının 2016 yılına kadar zorunlu hale getirileceği belirtilmiştir. Türkiye’deki firmalar ise ABD ve Avrupa’nın izinde BIM ile ilgili farkındalıklarını arttırmakta, şimdilik özellikle uluslararası veya çok ortaklı projelerde kullanmaya başladıkları BIM yaklaşımını, şirket içi süreçlerine entegre etme çabasına girmektedirler. BIM’in en büyük faydası geleneksel olarak tek bir denemede sahada McGraw-Hill Construction (2012), The Business Value of BIM in North America, Multi-Year Trend Analysis and User Ratings (2007-2012). 1 McGraw-Hill Construction (2010), The Business Value of BIM in Europe, Getting Building Information Modeling to the Bottom Line in the United Kingdom, France and Germany. 2 12 SAYI36 tamamlanması gereken yapım işinin artık sanal ortada simülasyonun yapılabilmesi ve tüm tasarım detayları ile proje performansının inşaat başlamadan çok daha önce test edilebilmesidir. Bunun katkısı öyle büyüktür ki, böylelikle kararlar erken aşamada alınıp, sorunlar erkenden fark edilerek çözümlenebilir, tümüyle güvenilir bir proje üzerinden yapım işleri sıfır saha içi tasarım problemiyle gerçekleştirilebilir. Sonuçta projelerin daha az maliyetle ve daha kısa sürede tamamlanması sağlanır. Aynı zamanda yapım süreçlerinin de geliştirilmesine imkân sağlanarak iş akış süreçlerinde verimliliği artırıcı değişiklikler yapılabilir, yapım zayiatı azaltılır ve daha fazla prefabrike elemanın kullanılmasına imkân yaratılır. Bu da kontrollü ortamda üretilen prefabrike elemanlar ile hem yapım sürecindeki işçi sağlığı ve güvenliği sorunlarını hem de sahada depolama gereksinimini azaltır; paralel iş yapımının arttırılması sonucu da inşaat süresinin kısaltılmasına olanak sağlar. BIM, tasarım ve yapım süreçleri için uzun süredir elde edilemeyen bir verimlilik artışı sağlamayı vaat etmektedir. Tüm bu faydaları detaylarıyla burada anlatmak mümkün olmasa da tasarım, planlama ve proje yönetiminde BIM kullanımından sağlanacak yararlar ile ilgili örnekler sunabiliriz. Tasarım geleneksel olarak birbirini izleyen fazlarda ve tasarım kararları alındıkça mühendislerin ve müteahhitlerin dâhil olduğu bir süreçle gerçekleştirilmektedir. Bu sürecin başlıca dezavantajı zaman kısıtı nedeniyle az sayıda tasarım alternatifinin geliştirilebilmesi, değişikliklerin ilerleyen fazlarda çok EKİM2015 13 TEMA Aslı AKÇAMETE GÜNGÖR maliyetli olması ve farklı paydaşların işe katkısının sınırlı kalmasıdır. Öyle ki inşaatın yapım aşaması veya tesis yönetimi süreci için gerekli olabilecek proje değişiklikleri ancak bu paydaşlar sürece dâhil olduktan sonra ele alınabilmekte ve çoğu zaman bir kısım değişikliklerin yapılması için çok geç kalınmaktadır. Oysa BIM’e dayalı süreçte işbirliği ön plana çıkmakta ve bu işbirliğinin elde edilebilmesi için de teknolojik destek BIM yazılımları ve paylaşım imkânları ile kolaylıkla sağlanmaktadır. Görselleştirme, elde edilebilecek en önemli faydalardan biridir. Projenin üç boyutlu olarak hazırlanması tüm paydaşların aynı noktada kalması, proje detaylarını kolaylıkla anlaması ve 14 SAYI36 kararların hızlı alınmasını sağlamaktadır. Ayrıca BIM içerisinde model oluşturma görece hızlı yapılabilmekte, tasarımdaki değişikler ilgili eleman ve proje kısımlarına otomatik olarak aktarılmaktadır. Bu nedenle daha çok sayıda tasarım alternatifi geleneksel sürece nazaran fazla zaman ayrılmadan değerlendirilebilmektedir. güncellenebilmektedir. Bununla birlikte proje doküman ve paftalarının hazırlanması için modelin gerçekleştirildiği yazılım kullanılarak tüm kesit ve planlar otomatik olarak elde edilebilmekte ve model tabanlı paftalar projeye özgü ek bilgiler ile tamamlanabilmektedir. Bu aşamada keşif ve metraj gibi hazırlıklar da yazılımlar içerisindeki komutlar ile yapılabilmekte ve kolaylıkla Projelerin yapısal analizi, inşaa edilebilirliği, sürdürülebilirliği ve enerji performansı, tasarım ve inşaat süreçlerinde gerekli oldukça BIM ile hızla yapılabilmektedir. Metraj ve maliyet tahmini model üzerinden tamamlanabilmekte, bu sayede metrajlar için yapılan manuel hesaplamalarda karşılaşılan hatalar en aza indirgenmektedir. Modelden elde İnşaat için gerekli uygulama paftaları da mimarların hazırlayıp teslim ettiği modeller geliştirilip detaylandırılarak elde edilebilmektedir. Bu zaman tasarrufunun yanı sıra fazlar arası bilgi kayıplarını en aza indirgeyerek projenin gelişimine büyük katkı sağlamaktadır. edilen hesaplamaların katlara göre, malzemeye göre gibi sınıflandırılması kolaylıkla yapılıp, sonuçlara farklı bir bakış hızlıca gerçekleştirilebilmektedir. Öte yandan planlama yazılımları içerisinde gerçekleştirilen iş programları model ile birleştirilerek iş akışının bir simülasyonu yapılabilmektedir. Böylelikle, işin süresi boyunca adım adım nasıl ilerleyeceği üç boyutlu olarak takip edilebilmekte ve iş akışı planlamasında yapılan hatalar görsel olarak fark edilip erken dönemde düzeltilebilmektedir. Aynı zamanda yapının tasarım doğruluğu ve kodlara uygunluğu eğer bu kurallar dijital ortamda ifade edilmiş ise otomatik olarak kontrol edilebilmektedir. Projede yer alan makine mühendisi, elektrik mühendisi gibi paydaşların oluşturduğu yapı elemanları arasındaki çakışmaların otomatik kontrolü BIM ile yapılabilmektedir. Artık model üzerinden takip edilen koordinasyon toplantıları düzenlenmekte ve paydaşların çakışmaları işbirliği içinde çözmelerine olanak yaratılmaktadır. Bu yaklaşım proje işleyişinde büyük zaman kazandırmakta, ayrıca tüm çakışma hatalarını elimine edip daha önce elde edilememiş kesinlikte proje dokümanları ile inşaata başlanmasını sağlamaktadır. Bunların yanı sıra, işçi sağlığı ve güvenliğini destekleyecek çalışmalar da yapılmakta ve sahadaki güvenlik tedbirlerinin test edilmesi ve işçilerin eğitimlerinin sanal ortamda gerçekleştirilmesi için BIM destekli uygulamalar geliştirilmektedir. Şantiyelerde işin takibi ve kalitesinin kontrolü için ise BIM ve RFID, lazer tarayıcısı ve kameralar gibi diğer algılayıcı teknolojilerin birlikte kullanılabildiği yaklaşımlar üzerine çalışılmaktadır. Sahada tespit edilen yapım hataları, model ile imalatın karşılaştırılması ile denetlenerek işin kalitesi takip edilebilmektedir. kültüründe daha fazla disiplinler arası işbirliğini içeren bir değişikliği işaret etmektedir. Proje yöneticileri de BIM’e dayalı bu işbirlikçi proje ortamının yaratılmasında önemli bir role sahiptir. Mühendislik ve inşaat sektöründeki tüm firmaların kendi paylarına düşen görevleri yapmaları ile ancak BIM’in vaat ettiği işbirlikçi iş ortamı elde edilip tam anlamıyla potansiyelinden yararlanılabilinecektir. Bu nedenle firmalar BIM konusunda kendilerini bilgilendirmenin ve iş süreçlerine BIM’i uyarlamanın yollarını aramak durumundadırlar. BIM’den tam anlamıyla verimli bir şekilde yararlanabilmemiz belki yıllar alacak ancak bu yaklaşımın sektörde vazgeçilmez olması çok yakın görünüyor. BIM’in tasarım, inşaat ve proje yönetim süreçlerine dâhil edilmesinin mimarlık ve inşaat alanında giderek standart haline gelmeye başladığı düşünülmektedir. BIM, proje yöneticilerinin iş süreçlerini gelecekte yeniden şekillendirecek gibi görünmekte. Bu konuda sektörde öncü olan firmalar hem BIM’in kazançlarından öncelikle yararlanırken hem de rekabet güçlerini arttırmaktadır. Çünkü, gün geçtikçe daha fazla projede BIM kullanımı teşvik edilmekte veya zorunlu kılınmaktadır. BIM sadece bilgi ve süreçleri kapsamamakta ve iş yapma Aslı AKÇAMETE GÜNGÖR Ankara’da doğdu. T.E.D. Ankara Koleji’nden mezun olduktan sonra, 2005 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Lisans programını, 2006 yılında aynı bölümde Yapım Yönetimi ve Mühendisliği dalında Yüksek Lisansını tamamladı. 2011 yılında, ABD Carnegie Mellon Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Bölümü’nde, BIM’in Tesis Yönetiminde Kullanımı üzerine yaptığı çalışma ile doktora derecesini aldı. 2012 yılından bu yana ODTU İnşaat Mühendisliği Bölümünde Yardımcı Doçent olarak çalışmalarına devam etmektedir. EKİM2015 15 ÜYELERİMİZDEN Nadire Burçin ÇETİN Eskişehir Kentsel Gelİşim Projesi-Proje Yönetimi İ nşaat sektöründe ‘Proje ve Yapım Yönetimi’, kamu veya özel sektör tarafından farklı sözleşme paketlerinin eşzamanlı uygulandığı büyük bütçeli yatırımların sektörde artmasıyla birlikte önem kazanmıştır. Bu süreçte mühendislik eğitiminde de ‘Proje ve Yapım Yönetimi’, önemli uzmanlık dallarından biri haline dönüşmüştür. Ülkemizde proje yönetimi kavramı 80’li yıllardan itibaren uygulanan dış finansmanlı projelerle daha fazla ön plana çıkmış, bu gün ise geçmiş uygulamalardan edinilen deneyim ve bu deneyimin yaygınlaşması ile daha fazla kabul görür bir noktaya gelmiştir. Burada sizlerle ülkemizdeki bir proje yönetim sürecini paylaşmak ve sonuçlarını değerlendirerek bir sonraki uygulamalara bilgi aktarımı sağlamayı hedeflemekteyim. Söz konusu projemiz, ‘Eskişehir Kentsel Gelişim Projesi’dir. Projenin hedefi, yapılacak ulaşım, rekreasyon, su ve atıksu yatırımları ile öncelikle kent halkının yaşam standardını ve kent değerini yükseltmektir. 14 Aralık 2001 tarihinde Eskişehir Belediyesi ile Avrupa Yatırım Bankası arasında imzalanan finans anlaşması ile proje başlamış, Eskişehir Belediyesi tarafından Proje Yönetim Birimi kurularak çalışır duruma getirilmiş, ulaşım bileşeni ile ilgili Müşavirlik ve Yüklenici sözleşmeleri imzalanmıştır. Ancak projenin hem finansman hem de harcamalar yönünden birden fazla kurumu içermesi ve ulaşım dışındaki proje yatırımlarının önemli hazırlık aşaması çalışmalarını gerektirmesi nedeniyle “Proje Yönetim Birimi Danışmanı”na gereksinim duyulmuş ve 26 Şubat 2003 tarihinde “Eskişehir Kentsel Gelişim Projesi, Proje İdari Biriminin Kuruluşu ve Çalışması için İdari ve Teknik Yardım’ sözleşmesi Temelsu-ProtaMott Mac Donald ortaklığı ile imzalanmıştır. Finans anlaşması çerçevesinde proje ana bileşenleri aşağıdaki gibi ta- Bileşen 2 kapsamında gerçekleştirilen Porsuk Nehri Islahı 18 SAYI36 nımlanmıştır. Bileşen 1; Kent İçi Ulaşımın Yeniden Yapılanması, Hafif Raylı Ulaşım Sisteminin İnşaatı ve (ESTRAM-Eskişehir Raylı Sistem İşletmesi) kurulmasıdır. Bileşen 2; Doğal Afet Zararları Azaltma ve Porsuk Çayı’nın Rehabilite edilmesidir. Bileşen 3; Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (ESKİ) daha iyi hizmet verebilmesi için mevcut içme suyu, kanalizasyon ve yağmursuyu şebekelerinin genişletilmesi, depremden zarar gören içme suyu hatlarının iyileştirilmesi, mevcut içme suyu arıtma ve atık su arıtma tesislerinin iyileştirilmesi, atık su arıtma tesisinin genişletilmesi, SCADA sisteminin kurulması, atık su master planının incelenmesi ve güncelleştirilmesi ve sızıntı yönetimi, hidrolik şebeke modeli ve yönetim bilgi sistemi projesi danışmanlık çalışmalarının yapılmasıdır. Bileşen 1 kapsamında gerçekleştirilen hafif raylı sistem (EsTram) Projenin başlangıcında öncelikle projenin finans yönetimi kurgusunun oluşturulması gerekmiştir. Projenin Finans anlaşması Avrupa Yatırım Bankası ile imzalanmış, ancak Banka tüm kaynağı kendi imkânları ile değil başka finans kuruluşlarından da destek alarak sağlamıştır. Dolayısı ile finans koşulları tüm finansman için aynı değildir. Diğer yandan projeye yerel katkı sağlanması da öngörülmüştür. Projeden yararlanacak kurumlar Eskişehir Belediyesi ve Eskişehir Su ve Kanalizasyon İdaresi’dir. Sonuç olarak finansman ve proje uygulayıcıları birden fazla bileşenlidir. Hangi finans kaynağından ne miktarda paranın hangi proje bileşeni için kullanılacağı, yerel katkının hangi yöntemle sağlanacağı ve finans geri ödemesinin hangi kurum tarafından yapılacağının tanımlanması yapılmıştır. Bileşen 1 ve 2 Ana Borçlu olarak tanımlayabileceğimiz Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluğunda iken, Bileşen 3 Alt Kredi kullanıcısı olarak tanımlayabileceğimiz ESKİ’nin sorumluluğundadır. Aşağıda Şekil 1’de proje parasal paydaşları ve proje bileşeni ilintisi gösterilmiştir. Finans kurgusunun oluşturulmasına paralel olarak, projenin gerçekleştrilmesi için ihtiyaç duyulan aşamalar (Hazırlık aşaması vb.) her bir bileşen için tanımlanmış ve finans gereksinimi - yatırım kaynağı uyumu da göz önüne alınarak projenin hayata geçirilmesi için izlenecek Uygulama Planı oluşturulmuştur. Tablo 1. Satınalma Planı Özet Bilgileri Uygulama Planı’nın oluşturulması aşamasında her bir sözleşme paketinin, finans anlaşmasının ilgili maddeleri de dikkate alınarak; hangi sözleşme tipi baz alınarak ihale edileceği de tanımlanmıştır. Bu tanımlamanın yapılmasıyla hedeflenen, ihale sürecinin sağlıklı olarak tahmin edilmesi de olmuştur. Maliyet kontrolu projenin hazırlık aşamasından başlayarak, uygulamanın tamamlanmasına kadar sürekli olarak yapılması gereken bir faaliyettir. Basit excell tablolarından daha gelişmiş programlara kadar uzanan geniş bir yazılım yelpazesinden uygun şeçimler yaparak bu amaçla bir izleme sistemi oluşturmak ve maliyet kontrolunu devam ettirmek gereklidir. Hafif Raylı Sistem ile ilgili Fizibilite Çalışması, Yapım İşleri Sözleşmesi, Müşavirlik ve Yapım İşleri İhaleleri Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Şekil 1. Proje Finans Kaynağı ve Proje Bileşeni İlintisi tamamlanmış olduğundan Bileşen 1 ile ilgili uygulama planı çalışmaları yapım işleri sözleşmesinin tamamlanması, işletmeci kurum olan ESTRAM’ın kurulması, personel gereksiniminin tanımlanması, personelin yüklenici sözleşmesindeki işletme ve eğitim aşamaları ile paralellik sağlayacak şekilde planlanması olmuştur. Bileşen bazında Proje kapsamındaki sözleşme paketleri sayısı izleyen Tabloda sunulmaktadır. Toplam proje bütçesi 222 milyon Avro’dur. Diğer proje bileşenleri için öncelikle Proje Hazırlık Aşaması olarak isimlendirilen, projenin yapım işlerini gerçekleştirecek Yüklenici ile sözleşme imzalanması aşamasına kadar olan süreç planlanmıştır. Uygulama basamakları değerlendirilen hazırlık aşaması proje bileşeni için daha önce yapılmış olan eldeki mevcut rapor, proje vb. dokümanın incelenmesi sonucunda tanımlanan gereksiminler çerçevesinde oluşturulmuştur. Şekil 2 Bileşen 3 için hazırlık ve uygulama aşamalarını ifade etmektedir. Proje Hazırlık Aşamasında göz ardı edilmemesi gereken ana başlıklardan biri de yerel yasal mevzuata uygun olarak alınması gereken izinlerin temini amacıyla incelemenin ve çalışmaların zamanında yapılmasını sağlayacak planın hazırlanmasıdır. ÇED, kamulaştırma, enerji temini, geçiş hakkı gibi hususlar bu başlık altında değerlendirilebilir. EKİM2015 19 ÜYELERİMİZDEN Nadire Burçin ÇETİN Bileşen 3 kapsamında yapılan boru döşeme çalışmalarından bir görünüm Proje için performans göstergeleri tanımlanarak izlenmiştir. Her bir proje bileşeni için özelliklerine uygun tanımlamalar yapılmıştır. Göstergelerin izlenmesi konusunda, PIU personelinin eğitim alması sağlanmıştır. Tablo 2’de izlenen parametre örnekleri yer almaktadır. Şekil 2. Bileşen 3 Hazırlık ve Uygulama Aşaması Şematik Gösterimi Tablo 2. Hizmetlerin Tahmini ve Gerçekleşen Talep/Kullanım Değerleri 20 SAYI36 Bileşen 3 kapsamında gerçekleştirilen atıksu arıtma tesisi çamur yoğunlaştırma tankları ESKİ Performans Değerlendirme Ana Parametreleri aşağıda belirtildiği şekilde tanımlanmış ve izlenmiştir. ESKİ kriterlerini sürekli izleme potansiyeline sahip olmuştur. Bu yazıda örneklenen proje benzeri uygulamalarda proje yönetim biriminin organizasyonu, proje yönetiminin tek bir noktadan sağlıklı yapılabilmesi için önem taşımaktadır. Bu amaçla organizasyonda Maliyet Kontrolünden sorumlu bir personel görevlendirilmelidir. Bunun yanısıra hazırlık aşamasındaki teknik değerlendirmeleri yapacak ve gereksinimleri tanımlayacak, ihale dokümanlarının gözden geçirilmesi, ihale süreci, ihale değerlendirmesi ve sözleşme görüşmelerine katılacak, yatırımcı kurumlar ile koordinasyonu sağlayacak, inşaat aşamasında inşaat yönetim faaliyetinin gözden geçirmesini yapacak personelin de organizasyonda yer alması gereklidir. Organizasyonun yanısıra proje yönetim biriminin günlük işleyişinde izlenecek Proje El Kitabı’nın mümkün olduğunca proje yönetim biriminde görev yapan personelin önceki çalışmalarından edindiği deneyim/alışkanlık vb göz önünde bulundurularak hazırlanması; proje el kitabındaki prosedürlerin kısa sürede anlaşılması, benimsenmesi ve uygulanması sonucunu getirecektir. Proje Yönetim Birimi personelinin edindikleri deneyimi kurumlarına taşımaları; proje kapsamında yapılan yatırımların performans göstergelerinin izlenmesi, gerekli olur ise önlemlerin tanımlanması ve uygulanması, aynı zamanda da yeni proje uygulamalarının gerçekleştirilmesinde yol gösterici olmaları açısından dikkat edilmesi gereken bir husustur. Bu nedenle Proje Yönetim Birimi’nin ilgili kurum içerisinde üç-dört yıl çalışarak deneyim kazanmış, deneyimini arttırma ve edindiği deneyimi kurum içi eğitimlerle aktarma istekliliğinde olan personelden oluşturulması ileriki yıllar için yararlı olacaktır. Nadire Burçin ÇETİN 1963 yılında Samsun’da doğdu. ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nde 1986 yılında lisans eğitimini, 1989 yılında yüksek lisans eğitimini tamamladı. 1986 yılında Temelsu firmasında İçmesuyu Proje Mühendisi olarak çalışmaya başladı. 1993 yılından bu güne aynı firmada Su Temini ve Çevre Sağlığı Bölümü yöneticiliği görevini yürütmektedir. 2011 yılından bu yana bu görevinin yanı sıra Genel Müdür Yardımcılığı görevini de yapmaktadır. Su Temini ve Dağıtımı, Atıksu Toplayıcı Sistemleri, Kentsel Yağmursuyu Drenajı ve Kentsel Gelişim Projeleri, uzmanlık alanlarıdır. Görev yaptığı çok sayıda projede FIDIC ve Dünya Bankası sözleşmelerinin uygulanması konusunda geniş deneyim kazanmıştır. ÜYELERİMİZDEN Gökhan ÖZBER PROJE VE YAPIM YÖNETİMİ İ nşaat sektörü, yarattığı iş olanakları ve yüksek maliyetli inşaat projelerinden dolayı uzun yıllardan beri “lokomotif sektör” olarak dünya ekonomisinde öncü sektörlerden biri olmuştur. Ülkemizde de inşaat sektörünün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından düzenli olarak her yıl yapılan istatistik araştırmalarına bakıldığında, ulusal ve uluslararası platformda gerçekleştirilen çalışmalar ile Türk ekonomisinin kalkınmasında çok büyük payı olduğu görülmektedir. İnşaat sektörünün ekonomiye katkısının bu kadar büyük olması ve bu katkının sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından, inşaat sektöründe gerçekleştirilen projelerin Proje Yönetimi İlkeleri ile alanında profesyonel ve uzmanlaşmış ekipler tarafından yönetilmesinin önemini daha çok artırmaktadır. 1.PROJE YÖNETİMİNİN TARİHSEL GELİŞİMİ İnsanlık tarihine bakıldığında, tarihi çağlarda yapımları tamamlanan projelerin modern çağdaki mimari ve endüstriyel yaklaşımlara büyük etkiler bıraktığı görülmektedir. Tarihi çağlardaki projelerin genel özelliklerine bakıldığında çok büyük projeler olduğu, çalışan işçi maliyetlerinin çok düşük olduğu, inşaat işlerinde çalışan işçilerin kutsal yapılarda ve askeriyede organizasyonel yapılanmalara sahip olduğu görülmektedir. Gize Piramitleri, dünyanın 7 harikasından biri olan Çin Seddi ve Selimiye Camii bu projelere örnek olarak gösterilebilir. tarafından projenin tamamlanması için iş aktivitelerinin analiz edilmesi, her iş aktivitesi için gerekli sürelerin saptanması ve tüm projenin tamamlanması için ihtiyaç duyulan en az süreyi belirlemek için PERT (Program Değerlendirme ve Gözden Geçirme Tekniği) (1958) yöntemi geliştirilmiştir. Anasistem bilgisayarlarının proje yönetim yazılımlarını belirli modlarda çalıştırmaya başlamış ve Proje Yönetimi daha tanınır hale gelmiştir. 1970 ve sonrasına bakıldığında yerel ve uluslararası proje yönetim derneklerinin ve enstitülerinin kurulduğu, çeşitli standartların ve kılavuzların hazırlanıp yayınlandığı, birçok proje yönetim yazılımlarının geliştirildiği, bilişim sistemlerinden yararlanılarak inovatif uygulamaların üretildiği ve de diğer sektörlerde kullanılan yönetim sistemi yaklaşımlarının inşaat sektörüne uyarlanarak proje yönetiminde yeni yaklaşımların geliştirildiği görülmektedir. 2. PROJE YÖNETİMİ Proje Yönetimi; uygun tekniklerin, araçların, yeteneklerin ve bilginin kullanılarak projelerin planlanması, organize edilmesi, gözetim & denetimi, kontrol edilmesi ve yürütülmesi süreçlerinin tamamıdır. Zaman, bütçe ve kalite üçgeninde proje kaynaklarının kontrollü şekilde kullanılarak projenin öngörülen sürede, tahmin edilen bütçeyi aşmadan ve hedeflenen kalitede bitirilmesini sağlamak proje yönetiminin esas amacıdır. Bir projenin başarılı olarak tanımlanması zaman, bütçe ve kalite üçgenindeki parametrelerin proje tamamlandığında, proje başlangıcında öngörülen değerlerde olup olmaması ile nitelendirilebilir. Başarılı bir proje yönetiminin gerçekleştirilmesi için; • Proje kapsamının açık bir şekilde ifade edilmesi, • Uygun proje stratejisinin seçilmesi, • Müşteri talebinin ve ihtiyacının iyi tanımlanması, • Projenin planlanmasında ve uygulama süreçlerinde projedeki tüm paydaşların ihtiyaçlarının ve beklentilerinin doğru şekilde karşılanması, • Paydaşlar arasında sağlıklı bir iletişim yönteminin geliştirilmesi, uygulanması ve sürdürülmesi, • Projeye uygun organizasyon yapısının oluşturulması, • Projenin kapsam, kalite, zaman, bütçe, kaynaklar ve riskleri gibi kısıtlayıcı parametreleri arasında dengenin kurulması çok önemlidir. • Ayrıca tesisin İşletme Koşullarının da öncelikle dikkate alınması şarttır. Genel olarak tüm projelerin başlangıç, uygulama ve kapanış süreçlerine bakıldığında Grafik 1. Proje Döngüsü Boyunca Maliyet ve İstihdam Seviyesi grafiğinde gösterildiği gibi maliyetler ve istihdam seviyeleri proje başlangıcında en az seviyelerde iken projenin uygulama aşamasında bu oran en üst düzeye ulaşmaktadır. 1900-1949 yıllarında endüstri sektöründe yönetim bilimine ve proje yönetim uygulamalarına olan ihtiyaç artmıştır. Henry Gantt günümüzde kullanımı yaygın bir şekilde devam eden kendi adını verdiği Gantt grafiğini bulmuştur. Gantt grafiği günümüzde hale projelerin planlama çalışmaları sırasında kullanılmaktadır. 1950-1969 yıllarında, Dupont tarafından iş aktivitelerinden zamansal olarak esnekliğe en az sahip olanın analiz edilerek tespit edilmesi ve de projenin öngörülen süresinin hesaplanması metodu olarak bilinen Kritik Yol Metodu (1957) ve Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı 22 SAYI36 Grafik 1. Proje Döngüsü Boyunca Maliyet ve İstihdam Seviyesi (PMBOK, 5.baskı) 4.PROJE YÖNETİMİ ALANLARI VE SÜREÇLERİ Grafik 2. Proje Değişkenlerinin Proje Süresince Etkileri (PMBOK, 5.baskı) Proje başlangıçlarında risk ve belirsizlik seviyeleri en yüksek seviyede olmakla birlikte projenin ilerleyen aşamalarında kararlar alınıp proje çıktıları kabul edildikçe bu oran düşmektedir. Grafik 2. Proje Değişkenlerinin Proje Süresince Etkileri grafiğinde gösterildiği gibi, proje başlangıç aşamalarında yapılan değişikliklerden kaynaklanan maliyetler bu aşamada en düşük seviyede iken projenin ilerleyen aşamalarında yapılan değişiklikler ve hataların düzeltilmesi için ayrılan bütçeler daha yüksek seviyeye ulaşmaktadır. 3. PROJE YÖNETİMİNİN YERİ Proje Yönetiminin yeri, inşaat projelerin- de proje tasarımlarının başlangıcı ile sürecinde ve işletme evrelerinde uygulanabilir bütçe limitleri içinde ve optimum zaman aralığında yüksek kalitenin yakalanabilmesi adına İşveren’in kilit temsilcisi olarak görülebilir. Proje Yönetiminin rolü ise temel olarak proje kapsamında görev alan Proje Müellifleri, Danışmanlar, Yüklenici, Alt Yükleniciler ve Tedarikçiler gibi proje paydaşları arasında koordinasyonu gerçekleştirmek ve bu sırada bütün disiplinlerin bir bütün olarak uyumlu çalışmasını sağlamaktır. Destek sistemler ise doğru kararların verilebilmesi adına gerekli bilgiyi yerine zamanında ulaştırmasını sağlayan tamamlayıcılardır. Grafik 3. Proje Süresince Proje Aşamaları Arasındaki Etkileşim (PMBOK, 5.baskı) Proje Yönetim Enstitüsü (PMI) tarafından proje yönetimi; bütünleştirme yönetimi, kapsam yönetimi, zaman yönetimi, maliyet yönetimi, kalite yönetimi, insan kaynakları yönetimi, iletişim yönetimi, risk yönetimi, satın alma yönetimi ve paydaş yönetimi olmak üzere 10 adet proje yönetimi ana bilgi alanına ayrılmıştır. İnşaat sektörüne özel olarak iş güvenliği yönetimi, çevre yönetimi, finans yönetimi ve hak talebi yönetimi olmak üzere 4 adet bilgi alanı ana bilgi alanlarına eklenmiştir. Proje süreçleri başlama, planlama, uygulama, gözetim-denetim ve kapanış süreçleri olmak üzere 5 ana süreç olarak tanımlanmıştır. Proje süreçlerinde genel yaklaşım, bir önceki sürecin çıktısı bir sonraki sürecin girdisi olduğu için tüm süreçler sıralı şekilde kendi aralarında süresel olarak çeşitli seviyelerde çakışmaktadır. Süreçler arasındaki bu çakışmalar, aşağıdaki Grafik 3. Proje Süresince Proje Aşamaları Arasındaki Etkileşim grafiğinde gösterilmektedir. İnşaat sektöründe proje yönetimi uygulamalarına bakıldığında süreçleri yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası aşamaları olmak üzere 3 ana aşamada incelemek mümkün olacaktır. Projenin tüm aşamaları boyunca, proje yönetim kapsamında yapılan çalışmalar aşağıdaki Şekil 1. Proje Yönetim Kapsamı grafiğinde belirtilmiştir. Şekil 1. Proje Yönetim Kapsamı EKİM2015 23 ÜYELERİMİZDEN Gökhan ÖZBER 4.1. Yapım Öncesi Yapım öncesi aşamasında ön planlama çalışmaları kapsamında; • Projenin kapsamının ve amacının açık bir şekilde ifade edilmesi, • Proje hedef bütçesinin ve tahmini süresinin (master program) belirlenmesi, • Organizasyondaki ekiplerin kurulması ve personel planı oluşturulması, revizyonlarının / ek sözleşmelerin yapılması. Yapım öncesi aşamasında planlama çalışmaları kapsamında; • Yapım sürecinde gerçekleştirilecek ihalelerin ve sözleşme süreçlerinin yönetimi, • Master iş programının proje özelinde yeterli olacak şekilde detaylandırılarak tasarım, satın alma ve yapım iş programlarının hazırlanması, • Maliyet yönetimi kapsamında tahmini bütçelerin proje ilerleme aşamalarına uygun olarak hazırlanması ve maliyet kontrollerinin yapılması, • Kritik iş kalemlerinin belirlenmesi. • Maliyet, doküman, raporlama, kalite vb. konularda kontrol sistemlerinin ve prosedürlerinin kurulması, Yapım öncesi aşamasında risk yönetimi çalışmaları kapsamında; • İletişim ve bilgi yönetim metotlarının oluşturulması, • Proje risk değerlendirme çalışmalarının yapılması. • Metodolojilerin hazırlanması, • Mobilizasyonun tamamlanması. Yapım öncesi aşamasında tasarım yönetimi çalışmaları kapsamında; • Ön planlama dahilinde tanımlanan proje kapsamı doğrultusunda proje konsept tasarımının oluşturulması, • Tasarımın geliştirilmesi, • Tasarım çalışmalarının, proje tasarım grupları arasında koordineli olarak yürütülmesi. Yapım öncesi aşamasında ihale ve sözleşme yönetimi çalışmaları kapsamında; • Projeye en uygun ihale yönteminin belirlenmesi, • Geliştirilen tasarım doğrultusunda çizim, teknik, idari ve özel şartnameler, mahal ve marka listeleri, keşif özeti, birim fiyat tarifleri çalışmalarının yapılması, • Tüm ihale dokümanlarının hazırlanması, • İhalenin yapılması, • Sunulan tekliflerin mali ve teknik özelliklerine göre değerlendirilmesi, • Sözleşme ması, hazırlan- • Ek talep/taleplerin olması durumunda sözleşme 24 SAYI36 programının güncellenmesi, • Proje risklerinin belirlenmesi, 4.2. Yapım Aşaması Yapım aşamasında yapım yönetimi çalışmaları kapsamında; • İmalatların genel ve özel teknik şartnamelere, standartlara, sözleşmeye, fen ve sanat kurallarına uygun bir şekilde iş programı dâhilinde gerçekleştirilmesinin sağlanması, • İş ilerlemelerinin takibi yapılarak iş • Kalite standartları doğrultusunda kalite güvence ve kontrollerinin gerçekleştirilmesi, • İş sağlığı ve güvenliği hususundaki uygulama ve kontrollerin gerçekleştirilmesi, • Tüm proje paydaşları kapsamında ortak bir doküman yönetim sistemi kullanılarak sağlıklı iletişim, doküman akışı ve arşivlemenin yapılması, • Periyodik raporlamaların yapılması, • Proje risk değerlendirme çalışmalarının güncel tutulması, • As-built projelerinin hazırlanması. 4.3. Yapım Sonrası Yapım sonrası kapsamında; aşaması çalışmaları • Nihai metraj ve kesin hesap işlemlerinin yapılması, • Tüm projeye ait proje ve dokümanların arşivlenmesi, • Eksik ve kusurlu işlerin tespiti, • Geçici kabulün gerçekleştirilmesi, • Sistemlerin ve garanti belgelerinin hazırlanması, • Bakım ve işletme el kitaplarının hazırlanması, • Kesin Kabul’ün gerçekleştirilmesi. Yapım öncesi, yapım ve yapım sonrası aşamalarında yukarıda belirtilen çalışmalar Şekil 2. Yapım Öncesi, Yapım ve Yapım Sonrası Aşamaları grafiğinde gösterilmiştir. 5.TÜRKİYEDE PROJE YÖNETİMİ Türkiye’de proje yönetim algısı son yıllarda hızla değişmektedir. Daha öncesinde sadece proje büyüklüğü ve bedeli yüksek olan projelerde yatırımcılar tarafından proje yönetim hizmeti alınırken; artık daha küçük ölçekli projeler için de yatırımcı bünyeler projelerinin zamanında, bütçesinde ve istenen kalitede bitmesi için proje yönetim hizmeti desteğinin önemine inanmaya başladılar. Büyük ölçekli inşaat firmaları daha öncesinde proje yönetim çalışmalarını kendi bünyesindeki personel ile yürütmeyi seçerken son yıllarda mevcut geniş kadrolarını daraltarak proje yönetim konusunun yürütülmesini bu alanda uzmanlaşmış profesyonel teknik organizasyonlara bırakmaya başlamıştır. Denetim ve danışmanlık hizmetleri sunan KPMG firması tarafından 2015 yılı içerisinde hazırlanan İnşaat Yöneticileri Araştırması kapsamında inşaat firmalarının geliştirilmeye açık beceri alanlarına bakıldığında “proje yönetimi becerilerinin artırılmasına yatırım yapılması gerektiğini düşünenlerin oranı %30” ile proje yönetim becerileri ilk sırada gelirken; “ERP ve BT altyapısının geliştirilmesi” %25 oran ile ikinci sırada ve de % 10 oran ile “raporlama ve kontrol becerileri” üçüncü sırada gelmektedir. Araştırma sonuçlarının ortaya koyduğu üzere proje yönetim çalışmalarının aslında bu alanda uzmanlaşmış bünyeler tarafından yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. 6. YENİ YAKLAŞIMLAR & UYGULAMALAR Son zamanlarda dünya çapındaki çalışmalara ve yaygınlaşmaya başlayan uygulamalara bakıldığında; projelerin tüm süreçleri boyunca proje paydaşlarının ortak bir çalışma platformu sağlayan nesne bazlı parametrik veriler ile oluşturulan bilgisayar destekli 3 boyutlu modelleme sistemi olan Yapı Bilgi Modellemesi (BIM); otomotiv sektörünün öncü isimlerinden biri olan Toyota’ya ait yalın üretim sistemi anlayışının inşaat sektörüne uygulanarak müşteri istek ve taleplerine odaklanarak inşaat süreçlerinin değerini ve güvenilirliğinin arttırılması ve kaybın /atığın azaltılması hedeflenerek projelerin yönetilmesi olan Yalın İnşaat (Lean Construction); Bütünleşik Proje Teslimi (Integrated Project Delivery); sürdürülebilir yeşil bina proje yönetimi; inşaat projesi süreçlerinde bilgi yönetiminin öneminin artmasıyla doküman yönetimi, arşivleme, proje yönetim, İş Zekası (Business Intelligence) uygulamaları ile raporlama vb. fonksiyonları sağlayan web tabanlı proje yönetim sistemleri göze çarpmaktadır. Gökhan ÖZBER Gökhan Özber, 1945’de Akşehir’de doğmuştur. 1962 yılında Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olmuştur. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 1967’de mezun olarak İnşaat Yüksek Mühendisi ünvanını almaya hak kazanmıştır. Profesyonel meslek hayatına Demiryolları Limanlar ve Hava Meydanları Genel Müdürlüğün’de kontrol mühendisi olarak başlamış olup; Seydişehir Alüminyum Fabrikaları, İskenderun Demir Çelik Fabrikaları, Çamlıdere Barajı Su Getirme Projesi Kınık Tüneli, Çimento Genel Müdürlük, TEK Genel Müdürlük Tesisleri, Sabancı Center, Moskova-Tverskaya Kompleksi, Hyundai-Assan Otomobil Fabrikası ve Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali ve ilgili diğer tüm tesisleri gibi ulusal ve uluslararası inşaat sektöründe katma değeri yüksek olan projelerde şantiye şefi, kontrol baş mühendisi ve proje müdürü gibi muhtelif pozisyonlarda görev yapmıştır. 1997 – 2006 yılları arasında TAV A.Ş.’de Atatürk Havalimanı’nın bütün süreçlerinde yaptığı Proje Müdürlüğü görevini takiben Genel Müdürlük ve aynı zamanda tüm yapım işleri Genel Koordinatörlük görevlerinde bulunduktan sonra 2005’de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olmuştur. 2006 yılı başında Türk inşaat sektöründe proje yönetim olgusunun oluşmasının önemine inanarak halen Yönetim Kurulu Başkanlığına devam etmekte olduğu ProPlan Proje Yönetim ve Danışmanlık Tic.A.Ş.’yi kurmuştur. TürkMMMB’nin (Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği) asıl üyesi ve DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) Uluslararası Teknik Müşavirlik İş Konseyi üyesi olarak yurt içinde ve yurt dışında çeşitli çalışmalarda görev almaktadır. EKİM2015 25 KÜLTÜR - SANAT Hasan TORLAK YİYECEK VE İÇECEK OLARAK YARARLANILAN ENDEMİK BİTKİLERİMİZ T ürkiye’ye özgü (endemik) bitkilerden bu topraklara özgü yemek ve içecekler üretilmektedir. Kullanıma konu bitki endemik ve eşsiz olduğundan bu bitkiden yapılan yemek ve içecek de o kadar eşsiz ve kendine özgü olmaktadır. Türkiye içinde belirli bir bölge dışında (il, ilçe veya köy) yaşayamayan, yetiştiği yörenin halkı tarafından gıda yapımında kullanılan dar yayılışlı ve çok nadir endemik bitki türlerimiz bulunmaktadır. Örneğin “Sütçüler Kekiği” olarak adlandırılan, dünyada sadece Isparta ve Antalya dolayında doğal olarak yetişen endemik Origanum minutiflorum, Isparta’nın Sütçüler kazası ve bağlı köylerinde tahrip edilmeden korunarak doğadan toplanmakta ve piyasaya satılmaktadır. Aynı şekilde tehlike altında olmayan ve yalnızca Muğla ve Denizli illerine endemik olan, yöresel adı “Çökelek Kekiği” olan Origanum hypericifolium bu yörelerde toz haline getirilerek peynir ve yemeklerde baharat olarak Bitki Orta anadoluda yaygın olup çayı yapılıp içilir, ayrıca gövdesi Ilgaz dolayında sebze olarak yenir kullanılmaktadır. Ancak her endemik kekiğimiz Sütçüler Kekiği veya Çökelek Kekiği kadar şanslı değildir. Zira, Türkiye’nin en dar yayılışlı lokal endemik bir kekiği olan Kazdağı Kekiği Thymus pulvinatus’un Balıkesir’in Kazdağı yöresindeki yetişme alanı topu topu 30 metrekaredir. Dağın 1500 metrelerinde yetişen bu nadir kekiğimiz köylüler tarafından çay yapmak amacıyla “köklenerek” hasat edildiği için bitki yok olma tehlikesi altındadır. 26 SAYI36 Tehlike altında olmayan ve çok yaygın olarak yetişen endemik bitkilerimiz de yemek yapımında kullanılmaktadır: Bilimsel adını Ankara’dan alan ve Hititler çağında da kendisi için 30 gün süren bayram yapılan endemik Ankara Çiğdemi Crocus ancyrensis’ in Şubat ve Mart aylarında gelişen yumruları pilavın içine katılarak “Çiğdem Pilavı” denen bir yemek yapılmaktadır. Yine Adana ve Gaziantep yörelerinde yetişen bir başka endemik çiğdem olan Crocus cancellatus’un yumruları bahar aylarında toplanarak yenir veya pişirilen pilavın içerisine katılır. Baharın ilk aylarında Anadolu’nun çiğdem zengini köylerinde sizi yemeğe davet ederler ve yemekte pilav olduğunu söylerlerse hemen kabul edin, zira Anadolu’ya has endemik tatlar sizleri bekliyordur toprak ananın kutsal sofrasında. Ülkemizde zehirli endemik bitkilerden dahi yemekler yapılmaktadır. Genellikle Karadeniz illerimizde yaygın olarak yetişen ve “Gavur Mancarı” olarak adlandırılan Arum euxinum’dan yemek yapılır. Bu bitkinin yaprakları Gümüşhane dolayında taze iken haşlanarak kullanılır ve kışın da sebze olarak tüketilir. Zehirli bir bitki olan gavur mancarı, işlemden geçirilmeden pişirilmez. Eğer bu bitki haşlanıp suyu dökülmeden yemeği yapılırsa acı olur. İşlemden geçirilen gavur mancarının ıspanak gibi, bulgur ve pirinçle yemeği yapılır. Ankara’nın Çamlıdere ilçesi dolayında gavurmancarı pişirilirken konuşulmaz, konuşulursa yemeğin acı olacağına inanılır. Görüleceği üzere zehirli endemik bitkilerimizden yemek yapılırken bu bitkilere yönelik ritüel davranışlar da bulunmakta, endemik bitkilerimiz insanların karınlarını doyururken onların kültürünü de şekillendirmektedirler. Ardahan’da öyle dar yayılışlı bir endemik bitki vardır ki, bu bitkinin yokolma tehlikesinde olması kadar bitkiden elde edilen yemek çeşitliliği de dikkat çekmektedir. Bilimsel adını Kars’tan alan, yöresel adı “kımı” ve “özek” olan Chaerophyllum karsianum, yeşil haldeyken Ardahan’ın Çıldır yöresi halkı tarafından sebze olarak bolca tüketilmekte, gövdeler taze iken kabukları soyulup tuzlanarak yenmektedir. Bitkinin özellikle toprak altı gövdesi toplanıp turşusu da yapılarak bu turşu kış aylarında tüketilmektedir. Ama daha da ilginci, buğday kıtlığı olduğu zaman bu bitkinin sonbaharda toplanan kök yumrularından ekmek yapılmaktadır. İşte bu yerel kullanımlarının da Özek bitkisinin yaşamının tehlikeye girmesinde etkisi bulunmaktadır. İç Anadolu bölgesinde yaygın olarak yetişen endemik bir anason bitkimiz olan Pimpinella anisetum’un yöresel ismi “ezeltere” olup, bu anasonun yaprakları salatalara, meyveleri ise turşulara katılır. Bu yüzden rakımıza hoş kokusunu veren anason bitkimiz, ayrıca turşu ve salatalarımızı da kokulandırmaktadır; çünkü anasonun kokusu Anadolu’nun has kokusudur. Benzer biçimde peynire tat ve koku vermek amacıyla Doğu Anadolu’da bazı endemik bitkiler kullanılır. Van Otlu peynirine 70 çeşit bitki katılmaktadır. Peynire katılan bitkilerin peynire hoş bir tat ve çekici bir görünüm kazandırmalarının yanı sıra, antiseptik özellikleri ve gıda öğeleri bakımından peyniri zenginleştirici etkileri bulunmaktadır. Van Otlu Peyniri’ne katılan bitkilerden 4 tür ise Türkiye’ye endemik olup bunlardan bir bölümü Bilimsel adını Anadolu uygarlığı Galatlardan almıştır. Ülkemizde yaygın yetişen bir endemiktir.Malatya’da körpe bitkinin üst kısımları pişirilerek yemek yapılır EKİM2015 27 KÜLTÜR - SANAT Hasan TORLAK tehlike altındadır. Anadolu kültüründe her şeyin bir kuralı, adabı vardır. Van Otlu Peyniri’ni yemenin de adabı, bu peynirin içine katılan nadir ve tehlikedeki endemik türlerin katıldığı peynirleri yememek, ürettirmemektir. Yine bir başka endemik yabani soğan olan ve Tunceli yöresi dışında yetişmeyen, yöresel adı Munzur Dağı Sarımsağı olan Allium tuncelianum Ovacık İlçesi’nde gıda yapımı için toplanmaktadır. Ancak yörede işsizliğin artmasına paralel olarak doğadan aşırı şekilde yapılan toplama, 100-150 cm ye kadar boy atabilen bu gösterişli soğanın yaşamını tehlikeye sokmuştur. Görüleceği üzere Anadolu, toprağı üzerinde yetişen nadir bitkileriyle insanlarımızı beslemektedir. Besin olarak kullanılan bitkilerin endemik, yani nadir ve yöresel olmaları ise o yöre mutfağına ayrıcalık katmakta, bir bakıma 28 SAYI36 doğa ana nadir bitkileriyle üzerinde yaşayan insanlara endemik besinler sunarak o insanların yaşam kültürünün kaynağını da bu topraklardan çıkarmaktadır. Dünyada sadece Afyon’un 2 ilçesinde(Sandıklı ve Şuhut) yetişir. Yöre halkı bitkiden çay yapıp içer. Ülkemizde endemik bitkilerden sadece tuzlu yemekler yapılmaz. Tatlı yiyecekler de endemik türlerimizden üretilir: Örneğin Doğu Anadolu’da yaygın olarak yetişen, meyveleri C vitamini açısından zengin olan endemik yabangülü Rosa pisiformis’ten Gümüşhane dolayında marmelat elde edilir. Ayrıca bu meyvelerden yapılan çay da yörede içilir. Anadolu’da üretilen en kaliteli tahin helvasının endemik bir bitkiden elde edilen çövenden yapıldığını biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz tabiî ki. Zira tahin helvası ambalajlarının üzerine helvanın endemik çöven bitkisinden yapıldığı hiç yazmaz. Dünyada sadece Isparta, Afyon, Konya, Burdur ve Antalya illerinde doğal olarak yetişen Gypsophila arrosti var. nebulosa adlı endemik çövenden birinci kalite çöven elde edilir. Dolayısıyla birinci sınıf çövenden de en kaliteli tahin helvaları yapılır. Tahin helvası yapımında kullanılan diğer bir endemik çöven bitkisi, bazı yörelerde “karaçovan” olarak da adlandırılan endemik Gypsophila eriocalyx’tir. Orta Anadolu’da yaygın olarak yetişen, piyasada “Çorum Çöveni” veya “Yozgat Çöveni” olarak bilinen bu çöven de tahin helvası yapımında kullanılır. Anadolu sofra kültüründe tahin helvasının yanı sıra koz helva ve Türk lokumu yapımında da kullanılan çövenin endemik türlerimizden elde edilmesi, bu yemek kültürünün de kaynağının Anadolu olduğunu gösterir. Ülkemiz dünya mutfağında her zaman ilk üç ülke arasında gösterilmektedir. Bitki zenginliklerimizin bunda katkısı olduğu bilinmekle birlikte, dünyada sadece Türkiye’ye özgü endemik bitkilerin, hatta çok lokal türlerin yemek kültürümüzü eşsiz kıldıkları açıktır. Ülkemizin yenen endemik bitkilerinin tamamını kapsayan etnobotanik araştırmaların tamamlanmadığı, halen kısmi ve bölgesel bilgilere sahip olduğumuz düşünüldüğünde bu yazı kapsamına girebilecek potansiyelde yeni endemik türlerimizin gelecekte tespit edileceği beklenmelidir. Nadir bitkilerden hazırlanan yiyecek ve içeceklerin de nadir ve eşsiz tatlara sahip olacakları muhakkaktır. Piyasaya sunulan yiyecek, içecek ve baharat malzemelerinin endemik türlerinden olanların bilimsel isimlerinin ambalajlarına yazılması bitkinin tehlike altında bir tür olup olmadığını kontrol açısından önemlidir. Bitkinin bilimsel adı ve endemik olup olmadığı tanıtım kartına yazılmalı, bu konudaki denetimler arttırılarak tehlikedeki endemik bitkilerimizin gıda amacıyla doğadan toplanıp tahrip edilmesinin önüne geçilmelidir. Hasan TORLAK 1969 yılında Sakarya’da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini Sakarya’da, yükseköğrenimini ise Gazi Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünde tamamladı. Halen Kültür ve Turizm Bakanlığında Başmüfettiştir. 2001-2003 yıllarında Bilim ve Ütopya Dergisi, 2005-2014 yıllarında Kamilkoç Otobüs firmasının Yolculuk dergisi Bilim ve Gelecek Dergisi’nde de 2005-2014 yılları arasında endemik bitkiler ve ağaçlarla ilgili toplam 150 dolayında makalesi bulunmakta; “Türkiye’nin Endemik Bitkileri” adlı İngilizceye de Endemic Plants of Turkey olarak çevrilen kitapları ile 2014 yılında Hacettepe Üniversitesi tarafından basılan “Anadolu Kültüründe Bitkiler” adlı kitabın da yazarıdır. Başta TRT-1 radyosundaki programlarla birlikte özel televizyonlardaki 20 den fazla programa konuşmacı olarak iştirak etmiştir. Halen TRT Ankara Radyosunda ayda 2 defa olmak üzere 2015 yılı sonuna kadar “Yemek Kültürü” adı altında yayınlanmaya devam etmektedir. EKİM2015 29 YE N İA DR ES İM İZ 1965 ADRES : Yıldızevler Mah. 4. Cad. 718. Sok. No:13/1-3-4 Çankaya 06550 Ankara TEL : +90 (312) 441 99 00 - 441 72 00 FAKS : +90 (312) 441 97 77 E-POSTA : [email protected] WEB : www.suis.com BİRLİĞİMİZDEN HABERLER FIDIC 2015 Dubai Konferansı FIDIC-Müşavir Mühendisler Uluslararası Federasyonu tarafından her sene düzenlenen Konferans, bu yıl Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde 13-15 Eylül 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Konferansa Birliğimizi temsilen Yönetim Kurulu Başkanımız Demir İNÖZÜ, Başkan Yardımcısı Sinan AKER, geçmiş Dönem Başkanlarından Fatma ÇÖLAŞAN ve üye firmalarımızdan bazılarının temsilcileri katılmışlardır. Kurucu kuruluşları arasında yer aldığımız DEİK’in bünyesindeki “Uluslararası Teknik Müşavirlik İş Konseyi” de konferans alanında bir stand açmış ve çoğunluğu Birliğimiz üyesi firmalardan oluşan iş konseyinin ve üye firmaların tanıtımını yapmıştır. FIDIC Genel Kurulunda Birliğimizi Demir İNÖZÜ ve Levent GELGİN temsil etmişlerdir. TürkMMMB Üyeleri İstanbul Buluşması Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği üyeleri 1 Ekim 2015 Perşembe akşamı İstanbul’da bir araya gelmişlerdir. TürkMMMB Yönetim Kurulu Üyeleri ile Ankara ve İstanbul’dan üye firmalarımızın temsilcilerinin katıldığı yemekte, sektörümüze ilişkin güncel sorunlar ve gelişmeler değerlendirilmiş, kış dönemine güzel bir başlangıç olması dilekleriyle keyifli bir akşam paylaşılmıştır. ENR (Engineering News Record) 225 Uluslararası Dizayn Şirketleri 2015 Listesi Yurtdışı Müteahhitlik ve Teknik Müşavirlik Hizmetleri sektörünün önemli yayınları arasında yer alan ENR (Engineering News Record) Dergisi’nin hazırladığı, uluslararası alanda faaliyet gösteren en büyük teknik müşavirlik ve mimarlık firmalarının yer aldığı “En Büyük 225 Uluslararası Dizayn Şirketi-2015” (The Top 225 International Design Firms-2015) listesinde bu yıl üye firmalarımız TEMELSU Uluslararası Mühendislik Hizmetleri A.Ş. 176., YÜKSEL PROJE Uluslararası A.Ş.’de 204. sırada yer alarak bizleri gururlandırmışlardır. Bu listede firmalar bir önceki yılda yurtdışı pazarlarda elde ettikleri gelirlere göre sıralanmaktadır. BİRLİĞİMİZDEN HABERLER 3. Ulusal Sulama Sistemleri Sempozyumu, 15-16 Ekim 2015, Ankara T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından organize edilen, hazırlıklarında Birlik üyelerimizin de yer aldığı, Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sempozyumu kapsamında yan etkinlik olan 3.Ulusal Sulama Sistemleri Sempozyumu, 15-16 Ekim 2015 tarihlerinde Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi Oditoryum Salonu’nda gerçekleştirilmiştir. Etkinliğe ilişkin bilgiler Sempozyum resmi web sitesi www.sulamasempozyumu.org adresinde yer almaktadır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Toplantılar Etüt, Planlama ve Proje Süreçlerinde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri Çalışmaları Birliğimiz bünyesinde kurulan “DSİ Projeleri Sorunlarına Yönelik Çalışma Komisyonu” tarafından hazırlanarak 29 Mayıs 2015 tarihinde DSİ Genel Müdürlüğü’ne sunulan “Etüt, Planlama ve Proje Süreçlerinde Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konulu TürkMMMB Görüşleri konusunu görüşmek amacıyla, DSİ Genel Müdür Yardımcısı Sayın Murat ACU, ilgili Daire Başkanları ve üye firma temsilcilerimiz 4 Ağustos 2015 günü DSİ Genel Müdürlüğü Namık Kiper Toplantı Salonu’nda düzenlenen toplantı ile bir araya gelmişlerdir. Birliğimizi Yönetim Kurulu Başkanı Demir İNÖZÜ, Başkan Yardımcısı Salih Bilgin AKMAN ve Birlik Yönetici Vekili Seda SEYHAN’ın temsil ettiği toplantıda söz konusu Komisyon Raporu’nda dile getirilen sıkıntılar ve çözüm önerileri DSİ yetkililerine aktarılmıştır ve karşılıklı görüş alışverişinde bulunulmuştur. İlgili Komisyon Raporu web sitemizde (www.tmmmb.org.tr) yer almaktadır. Su Yapıları Danışmanlık Hizmetleri Çalışmaları Geçtiğimiz Ağustos ayı içerisinde, Yönetim Kurulu Başkanımız Demir İNÖZÜ, Başkan Yardımcımız Salih Bilgin AKMAN ve üye firma temsilcilerimiz; DSİ Hidroelektrik Enerji Dairesi Başkanı Sayın Ramazan Serkan KARAKUŞ ile biraraya gelerek SYDH Teknik Şartnameleri konusunu görüşmüşlerdir. Toplantı sonrasında DSİ’den gelen talep üzerine, Su Yapıları Danışmanlık Hizmetleri teknik şartnamesine ilişkin bir TürkMMMB görüşü oluşturmak amacıyla Birliğimiz bünyesinde çalışmalar başlatılmıştır. Bu çalışmalar sonunda 3 Eylül ve 29 Eylül 2015 tarihlerinde DSİ Hidroelektrik Enerji Dairesi Başkanlığına iki ayrı görüş sunulmuş ve şartnameye ilişkin değerlendirmeler yetkili birimlere iletilmiştir. Söz konusu TürkMMMB görüşleri web sitemizde (www.tmmmb.org.tr) yer almaktadır. Uluslararası Yapım Yönetiminde Güncel Teknoloji ve Yaklaşımlar Seminer Programı T.C Ekonomi Bakanlığı destekleri, ODTÜ-Orta Doğu Teknik Universitesi ve Birliğimiz işbirliği ile duzenlenecek olan “Uluslararası Yapım Yönetiminde Güncel Teknoloji ve Yaklaşımlar Seminer Programı” 19 Ekim 2015 tarihinde ODTÜ Sürekli Eğitim Merkezi’nde başlamıştır. Katılımcılara 12 farklı modül ile inşaat sektöründe yapım yönetimi alanındaki güncel yaklaşımları ve yöntemleri anlama, takip etme ve uygulamaya yönelik bilgi, yöntem, araç/yazılım ve stratejilere ilişkin katkı sağlamayı hedefleyen Program, 23 Kasım tarihinde tamamlanacaktır. Pakistan Pencap Eyaleti Karayolları Ağı Bilgilendirme Toplantısı Khadim-e-Punjab Kırsal Yollar Programı kapsamında “Pakistan Pencap Eyaleti Karayolları Ağının Yenilenmesi Projesi Bilgilendirme Toplantısı” 2 Temmuz 2015 tarihinde DEİK, Pakistan Büyükelçiliği ve Pakistan İstanbul Başkonsolosluğu işbirliğinde İstanbul’da gerçekleştirilmiştir. Toplantıya Birliğimizi temsilen TürkMMMB Başkanı Demir İNÖZÜ ve Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Munis ÖZER katılmışlardır. Pakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sohail MAHMOOD Ziyareti TürkMMMB Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Munis ÖZER, Pakistan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Sayın Sohail MAHMOOD’u 5 Ağustos 2015 tarihinde makamında ziyaret etmiştir. Söz konusu ziyarette sektörel konularda görüş alış verişinde bulunulmuş, iki ülkenin teknik müşavirlik alanında işbirliğini geliştirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yeni Üyelerimiz AKAR-SU Mühendislik Müşavirlik Ltd. Şti. firması tüzel üye olarak, SİMYAPI Mühendislik Ltd. Şti. firmasından Ahmet Salih ORMANCI ise bireysel üye olarak Birliğimize katılmışlardır. 32 SAYI36 EKİM2015 33
Benzer belgeler
Türkçe - Palet İnşaat
Firma kültürünü oluşturan başlıca unsurlar şunlardır: Firmanın uzun vadeli hedefleri ve amaçları, şirket çalışanları ve ortakları tarafından paylaşılan ilkeler ve değerler, firma gelenekleri, firma...