4.Sayı - Dr. Sedat Yıldız. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
Transkript
4.Sayı - Dr. Sedat Yıldız. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
İNTEGRATİF TIP DERGİSİ Dergi; Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ortopedi ve Travmatoloji, Spor Hekimliği, Romatoloji, Nöroloji, Geriatri, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Algoloji, Endokrinoloji, Plastik Cerrahi, Psikiyatri, Acil Tıp uzman hekimleri ve Aile Hekimleri ile; Fizyoterapist, Fizik Tedavi Teknikeri, Rehabilitasyon Hemşiresi, Diyetisyen, Psikolog, Sosyal Hizmet Uzmanı ve diğer sağlık personeli olarak görev yapan sağlık çalışanlarının ve alanda yaşanan sorunlara duyarlı Sağlık Yönetimi, Tıp Hukuku, Etik konularında akademisyenlerin integratif, alternatif ve tamamlayıcı tıp uygulamaları ile ilgili Orijinal Makale, Olgu sunumu, Editöre Mektup, Bilimsel Mektup, Derleme, Eğitim yazıları türünde yayınları kabul eder. İntegratif Tıp Dergisi’nin yayın dili Türkçe ve İngilizce’dir. Yazılar hazırlanırken Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlüğü ve Yazım Kılavuzu temel alınmalıdır. Türkiye dışındaki ülkelerden yazı gönderen yazarlar için Başlık, Özet, Anahtar kelimeler ve yazıyla ilgili diğer bazı temel bölümlerin Türkçe olarak gönderilmesi zorunlu değildir. Bu bölümler için Türkçe çeviri hizmetleri, yazarlar tarafından gönderilen özgün İngilizce metinler dikkate alınarak dergi editörlüğü tarafından sağlanacaktır. Yazı derlenmesi ve kabulü etkinliklerdeki yuvarlak masa toplantılarında veya elektronik ortamda yapılmaktadır. Gönderilen yazıların daha önce başka bir elektronik ya da basılı mecrada sunulmamış ya da yayınlanmamış olması gerekir. Toplantılarda sunulan yazılar için, organizasyonun tam adı, tarihi, şehri ve ülkesi belirtilmelidir. Yazıların yayınlanmak üzere kabul edilmesi için öncelikli koşullar; özgün olması, bilimsel düzeyinin yüksek olması ve atıf alma olasılığının bulunmasıdır. Yayınlanan yazılardaki kullanılan kaynakların, görüşlerin, bulguların ve sonuçların sorumluluğu yazar veya yazarlarına aittir. Dergi kurulları ve yayıncı yazıların içeriği ile ilgili herhangi bir sorumluluk kabul etmemektedir. Yazıların formatı ve sunumu uluslararası kılavuzlara uygun olmalıdır. Destekleyenler İntegratif Tıp Derneği (04.04.2013 - 32-011-157) Manuel Akademi Yayınevi (22.02.2013 – Sertifika no: 27361) İntegratif Sağlık Eğitim Danışmanlık Düzenleme ve Bildiri Değerlendirme Kurulu Dr.Altunay Ağaoğlu Klasik Homeopati Derneği Başkanı, İzmir Mustafa Ağaoğlu, D.C. Kayropraktik Derneği, İzmir Yrd.Doç.Dr.Turgay Altınbilek Haliç Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, İstanbul Prof.Dr.Taner Aydın Gülhane Askeri Tıp Akademisi Spor Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı, Ankara Prof.Dr.Fikriye Figen Ayhan Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ankara Uzm.Dr.Saltuk Aytaçoğlu Medikal Ozon Oksijen Derneği Doç.Dr.Aynur Başaran Özel Özlem Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Konya Prof.Dr.Pınar Borman Hacettepe Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ankara Fizyoterapist Adem Çalı Osteopati-Spor Fizyoterapisi, İstanbul Doç.Dr.İrem Tatlı Çankaya Hacettepe Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi, Ankara Uzm.Dr.Gülsemin Ertürk Çelik Yeni Ortadoğu Cerrahi Tıp Merkezi Doç.Dr.Selçuk Çömlekçi Süleyman Demirel Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği, Isparta Uzm.Dr.Sevilay Eriş Tarsus Medical Park Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Mersin Dr.Burak Esendal, D.C. Anadolu Sağlık Merkezi, İstanbul Prof.Dr. İsmet Eşer Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Prof.Dr.Sebahat Gözüm Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dekanı, Antalya Doç.Dr.Dent.Mehmet Gürsel İntegratif Tıp Derneği, Isparta Doç.Dr.Kıymet İkbal Karadavut Dr.Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Ankara Dr.Elif Kaya İntegratif Tıp Derneği, İstanbul Prof. Dr. Nurgün Platin Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi (Emekli) Uzm.Dr.İlker Solmaz Türkiye Proloterapi ve Ağrı Kliniği Anesteziyoloji ve Reanimasyon, İstanbul Prof.Dr. Nur Şenel GATA Hemşirelik Yüksekokulu (Emekli) Prof.Dr.Sultan Taşcı Erciyes Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Fizik Tedavi Teknikeri Hasan Ünlü İntegratif Tıp Derneği Sekreteri, Isparta Dr.Ümmü Gül Yıldız Süleyman Demirel Üniversitesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı, Isparta Uzm.Dr.Sedat Yıldız İntegratif Tıp Derneği Başkanı Süleyman Demirel Üniversitesi, Yaşam Boyu Eğitim Merkezi Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Eğitim Koordinatörü, Isparta İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE ORIGINAL ARTICLE / ORJİNAL MAKALE 1 2 3 4 5 Sedat Yıldız , Serhat Duruhan , Nezir Çelik , Mehmet Sıddık Tuncay , Mehmet Uyar , Batu Bayar 1 2 6 Özel İstanbul Hastanesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Van Muayenehane, Beyin Ve Sinir Cerrahisi, Denizli 3 Damla Tıp Merkezi, Ankara 4 Cumhuriyet Üniversitesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Sivas 5 Ümran Tıp Merkezi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, İstanbul 6 Aile Hekimi, Kartal, İstanbul SHAM KUPA TERAPİSİ CİHAZI HAKKINDA BİR ELEŞTİRİ Özet Bu literatür eleştirisinde literatürde tanımlanan sham kupa uygulaması modeli ile ilgili mevcut bilgiler özetlenmiştir. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):1-5. Anahtar kelimeler: Geleneksel Çin Tıbbı, hacamat, kupa terapisi A CRITIQUE ABOUT SHAM CUPPING THERAPY DEVICE Abstract In this literatüre critique, current data about sham cupping method is summarized. Turk J Integr Med. 2014;2(2):1-5. Keywords: Traditional Chinese Medicine, hijama, cupping therapy Yıldız S, Duruhan S, Çelik N, Tuncay MS, Uyar M, Bayar B. Sham kupa terapisi cihazı hakkında bir eleştiri. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):1-5. Yazışma Adresi: İntegratif Tıp Derneği. Yayla M. Fatih Çarşısı, 2/118, Isparta – Türkiye E posta: [email protected] Kabul/Yayın Tarihi: 19 Eylül 2014 Sham Kupa Terapisi Yıldız S, Duruhan S, Çelik N, Tuncay MS, Uyar M, Bayar B. Integr Tıp Derg 2014;2(2):1-5. Plasebo, hekim açısından tedavi edilen durum için özel bir etkinlik göstermeyeceğine inanılan, tıbbi tedaviyi taklit eden, simgesel etkisi için yararlanılan ve kontrollü deneylerde gözlemcinin ön yargılarını elimine eden bir tıbbi tedavi biçimi ya da tıbbi tedaviyi hızlandırmayı amaçlayan bir girişimdir (1). Kupa terapisi tarih boyunca birçok farklı kültür tarafından uygulanmış bir tedavi yöntemidir. Yöntem; plastik, ahşap, cam veya farklı doğal malzemelerden üretilmiş kupaların cilt üzerinde ağrılı noktalara veya akupunktur noktalarına negatif basınç ile yerleştirilmesi prensibine dayanır (2,3). Kupa terapisi ile ilgili çalışmalarda plasebo uygulama veya sham kupa uygulaması ile ilgili veriler sınırlıdır. Özellikle Lee ve arkadaşlarının (4), 2010 yılında yayınladığı “Developing and validating a sham cupping device – Bir sham kupa cihazı geliştirilmesi ve validasyonu” isimli yayın kendisinden sonraki çalışmalara referans olmuş, bazı araştırmalarda plasebo uygulama grubunda yöntem ile ilgili adı geçen makaleye atıfta bulunulmuştur. Lee ve arkadaşları 17 hastaya geliştirdikleri sham tedavisini, 17 hastaya da gerçek kupa tedavisini uygulamışlar, gerçek kupa uygulaması sham uygulamaya göre belirgin olarak daha güçlü hissedilmiş, her iki grupta da hafif-orta düzeyde yan etkiler rapor edilmiştir. Sham uygulamanın kupa içinde çok az basınç oluşturması veya basınç oluşturmaması nedeniyle gerçek kupa uygulamasının kontrolü olabileceği sonucuna ulaşmışlardır (4). Lee ve arkadaşları oluşturdukları sham kupa modelinde (Şekil 1), 2mm`lik bir delik açılan kupa üzerinde altı kez uygulanan vakum etkisinde iken kupaları Shenshu (BL23) noktasına yerleştirmişler, negatif basınç olmadan kupaların ilgili alana yapışabilmesi için kupanın tabanında bir yapışkan madde kullanmışlardı. İlgili yayında BL23 noktası vertebra bölgesinde L2 spinöz çıkıntının alt sınırının 4,5 cm laterali olarak tanımlanmıştı. 2 Sham Kupa Terapisi Yıldız S, Duruhan S, Çelik N, Tuncay MS, Uyar M, Bayar B. Integr Tıp Derg 2014;2(2):1-5. Şekil 1. Lee ve arkadaşları tarafından önerilen sham kupa uygulaması modeli (Lee, 2010) (4) Uygulama başlangıcında kupa vakum etkisi gerçek kupa uygulamasında %88, sham grubunda %76 hissedilirken, bu durum baskı (sırasıyla %33-%31), şişirme (%13-%23), ağrı, sıkma vb şekillerde bildirilmişlerdi. Aynı çalışmada değerlendirmeyi yapan araştırmacılar kızarıklık (%35 - %29) ve ekimoz (%35-%6) gibi yan etkileri her iki grupta da bildirmişlerdi. TARTIŞMA Kupa uygulamasının olası etki mekanizmaları ile ilgili birçok teori öne sürülmüştür. Bu etkiler lokal etkiler, kapı kontrol teorisi, nöral sistem üzerine olan etkiler, hematolojik sistem üzerine olan etkiler, immün sistem üzerine olan etkiler, refleks mekanizmalar ve plasebo etki olarak sınıflanabilir (5). Lee ve arkadaşlarının geliştirdiği sham uygulamasında başlangıçta düşük miktarda da olsa negatif basınç oluştuğu için literatürde tanımlanan etki mekanizmaları sham uygulama için de geçerli olabilir. İlk başta uygulanan lokal negatif basınç kupa içindeki 2mm`lik delikler tarafından giderilinceye kadar sinir, fasya gibi lokal yapıların boyutlarında değişiklikler, kan dolaşımında değişiklikler ve akupunktur noktalarının kısa süreli uyarılması gibi etkiler gözlenebilir (6). Sham uygulama ve yapıştırıcı materyalin neden olduğu uyarılar, ağrılı bölgede Aβ liflerinin uyarılmasına ve spinal kord seviyesinde dorsal boynuz nöronlarının inhibitör alanlarının uyarılmasına neden olabilir (7). Bu etkilere ilave olarak sham uygulama lokal immün yanıtların yanında tedavi alıyor olmaya bağlı psikolojik etkilere de neden olabilir. 3 Sham Kupa Terapisi Yıldız S, Duruhan S, Çelik N, Tuncay MS, Uyar M, Bayar B. Integr Tıp Derg 2014;2(2):1-5. Çalışmada sham uygulaması grubuna dahil olan hastalar tarafından tanımlanan hisler ve uygulayıcıların rapor ettikleri yan etkiler dikkate alınarak, sham uygulamasının plasebo etkisinin ötesinde birçok etkiye neden olduğu söylenebilir. Daha önce kupa uygulamasını tecrübe etmiş hastalar üzerinde yapılacak araştırmalarda sham uygulamanın kullanılması durumunda hastaların deneyimleri ile uyumsuz bir tecrübe (ağrı, basınç hissi, şişme hissi, yanma vb) yaşayacakları; bu durumun da özellikle hastanın kendi bildirimine dayanan çalışma sonuçlarını etkileyeceği düşünülebilir. Son olarak ilgili yayında BL23 akupunktur noktası vertebra bölgesinde L2 spinöz çıkıntının alt sınırının 4,5 cm laterali olarak tanımlanmış iken iki farklı temel kaynakta ilgili nokta Geleneksel Çin Tıbbı prensiplerine uygun olarak “cun” ölçüsü ile verilmiştir (8,9). Dolayısıyla bir cun uzunluğu kişiden kişiye değişmektedir. Çalışmadaki demografik verilerin dağılımı dikkate alınarak bu ölçümün olası sonuçlar üzerinde az da olsa etkili olacağı düşünülebilir. Bu literatür eleştirisinde daha önce tanımlanmış olan bir sham kupa uygulaması sistemi ile ilgili tereddütler özetlenmiştir. İlgili uygulamanın henüz tam olarak tanımlanamamış olan biyofoton-biyoenerjetik sistemlere de etkisi olacağı öngörülebilir. İlk uygulama sırasında oluşacak basınç etkilerine karşın, kupa içi basıncı sürekli başlangıç düzeyinde tutan bir elektronik devre ve ölçümleri yapabilecek bir basınç transmitteri üzerinde çalışmalar devam etmektedir (10). Kupa uygulaması alanında daha nitelikli klinik araştırmalar için daha geçerli ve güvenilir plasebo sistemleri ile ilgili ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Kaynaklar 1. Brody H. The lie that heals: the ethics of giving placebos. Ann Intern Med. 1982;97(1):112-8. 2. Christopoulou-Aletra H, Papavramidou N. Cupping: an alternative surgical procedure used by Hippocratic physicians. J Altern Complement Med. 2008;14(8):899-902. 3. Kravetz RE. Cupping Glass. Am. Coll. of Gastroenterology. Blackwell Publishing. p.1418. 2004. 4. Lee MS, Kim JI, Kong JC, Lee DH, Shin BC. Developing and validating a sham cupping device. Acupunct Med. 2010;28(4):200-4. 5. Yıldız S, Eriş S, Polat NY, Yıldız ÜG, Kurt BB, Kurt Y, Ürper S. Geleneksel Çin tıbbında bir şifa yöntemi – 2 Kupa terapisi için etki mekanizmaları: Derleme. Integr Tıp Derg. 2013;1(1):18-21. 6. Hong SH, Wu F, Lu X, Cai Q, Guo Y. Study on the mechanisms of cupping therapy. Zhongguo Zhen Jiu. 2011;31(10):932-4. 7. Zhu YF, Henry JL. Excitability of Aβ sensory neurons is altered in an animal model of peripheral neuropathy. BMC Neurosci. 2012;13:15. 4 Sham Kupa Terapisi Yıldız S, Duruhan S, Çelik N, Tuncay MS, Uyar M, Bayar B. Integr Tıp Derg 2014;2(2):1-5. 8. Deadman P. A Manual of Acupuncture. 2nd Edition. Journal Of Chinese Medicine Publications. 2001. 9. Xinnong C. Chinese Acupuncture and Moxibustion, Third Edition. Foreign Language Press, Beijing, China 2010. 10. Yıldız S, Çelik N, Uyar M, Koç Z, Çelik GE, Güzel S. Kupa terapisi seansında vakum etkisi ve kupa içi negatif basıncın ölçülmesi: Bir ön çalışma. Integr Tıp Derg. 2014;2(1):1-4. 5 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE REVIEW / DERLEME 1 2 Sedat Yıldız , Sevilay Eriş 1 İntegratif Tıp Derneği 2 Tarsus Medical Park Hastanesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Mersin CONTRAINDICATIONS AND SIDE EFFECTS OF MOST WIDELY USED PHYTOTHERAPEUTICS: REVIEW Abstract Traditional medicine is a comprehensive term used to refer both to traditional medicine systems such as traditional Chinese medicine, Indian ayurveda and Arabic unani medicine, and to various forms of indigenous medicine. Herbs have been widely used in traditional medicine systems for human health and wellbeing. In this review; contraindications and side effects for widely used phytotherapeutics are summarized. Turk J Integr Med. 2014;2(2):6-18. Keywords: Contraindications, phytotherapy, side effects, traditional medicine YAYGIN OLARAK KULLANILAN FİTOTERAPÖTİKLERİN KONTRENDİKASYONLARI VE YAN ETKİLERİ: DERLEME Özet Geleneksel tıp; geleneksel Çin tıbbı, Hint Ayurveda ve Arap Unani tıbbı gibi yerel tıbbın çeşitli formları olan geleneksel tıp sistemlerini belirtmek için kullanılan kapsamlı bir terimdir. Bitkiler geleneksel tıp uygulamaları içinde insan sağlığı ve iyilik hali için yaygın olarak kullanılmıştır. Bu derlemede, yaygın olarak kullanılan fitoterapötiklerin kontrendikasyonları ve yan etkileri özetlenmiştir. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):6-18. Anahtar kelimeler: Kontrendikasyon, fitoterapi, yan etkiler, geleneksel tıp Yildiz S, Eris S. Contraindications and side effects of most widely used phytotherapeutics: Review. Turk J Integr Med. 2014;2(2):6-18. Yazışma Adresi: İntegratif Tıp Derneği. Yayla M. Fatih Çarşısı, 2/118, Isparta – Türkiye E posta: [email protected] Kabul/Yayın Tarihi: 19 Eylül 2014 Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. Traditional medicine is a comprehensive term used to refer both to traditional medicine systems such as traditional Chinese medicine, Indian ayurveda and Arabic unani medicine, and to various forms of indigenous medicine. Traditional medicine therapies include medication therapies - if they involve use of herbal medicines, animal parts and/or minerals and nonmedication therapies - if they are carried out primarily without the use of medication, as in the case of acupuncture, manual therapies and spiritual therapies (1). Herbal medicine has a long history of use in all over the World. Herbs has been used as an integral part of several medicinal formulations in Ayurveda, the traditional system of Indian medicine and traditional Chinese medicine (2). Phytotherapy, the use of plants or plant extracts for medicinal uses. With the development of modern pharmaceuticals that extracts presented in pharmaceutical forms and especially in the United States and in Europe it has widespread medical use (3). In this review; contraindications and side effects for widely used phytotherapeutics are summarized with Appendix 1 (4). CONCLUSIONS Clinical studies, experimental designs and animal models have shown that most of phytotherapeutics are effective as a medicinal use against different diseases. However, the clinical data about contraindication and side effects for some of the herbs is insufficient to draw firm conclusion for their safely usage. In this regard, there is still an important role of modern pharmacognosy to evaluate phytotherapeutics with further researchs. 7 Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. English Name Latin Name Pharmacopeial Name Contraindications Side Effects - - The skin sensitization to light (because of furanocoumarins) - Inflammation of the skin (with subsequent exposure to UV radiation (5) - Edematous dermatitis (often with prolonged treatment of injuries - Pustules formation (with dermatitis) - Eczema - Toxic skin reactions (with higher concentrations) - Skin necrosis (with higher concentrations) (7) - Skin reactions (allergy) Angelica root Angelica archangelica Angelicae radix Arnica flower Arnica montana or A.chamissonis subsp. foliosa Arnicae flos - Allergy for Arnica (6) Asparagus root Asparagus officinalis Asparagi rhizoma - Inflammatory kidney diseases Artichoke leaf Cynara scolymus Cynarae folium Blessed Thistle herb Boldo leaf Cnicus benedictus Cnici benedicti herba Peumus boldus Boldo folium - Allergies to artichokes and species (8) - Obstruction of biliary ducts - Allergies to blessed thistle - Obstruction of biliary 8 - - Allergic reactions - Recommendations -Prolonged sun-bathing and exposure to intense UV radiation should be avoided - Avoid prolonged use in open injuries or ulcers - Avoid higher concentrations - Avoid irrigation therapy if there is symptoms of functional heart or kidney disorders - If patient is known to have gallstones, avoid using without consultation - If patient is known to Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. ducts - Severe liver diseases (9) - Hypersensitivity to bromelain Bromelain (10) Ananas comosus Bromelainum Buckthorn bark Rhamnus frangula Frangulae cortex - Intestinal obstruction - Acute intestinal inflammation - Abdominal pain with unknown origin (in children) Cascara Sagrada bark Rhamnus purshiana Rhamni purshianae cortex Cayenne pepper Capsicum species capsici fructus, capsici fructus acer Chaste Tree fruit Cinnamon bark Cola nut Vitex agnus castus Agni casti fructus - Intestinal obstruction - Acute intestinal inflammation - Abdominal pain with unknown origin (in children) - Application on injured skin - Allergies to cayenne - Cinnamomum verum Cinnamomi ceylanici cortex Colae semen Cola nitida - Allergy to cinnamon - Gastric and duodenal ulcers 9 have gallstones, avoid using without consultation - Diarrhea - Gastric disturbances - Allergic reactions - Discomforts of the gastrointestinal tract - Disturbances of electrolyte balance (potassium deficiency, albuminuria and hematuria) (with long-term use) - Pigment implantation into the intestinal mucosa - Discomforts of the gastrointestinal tract - Disturbances of electrolyte balance (potassium deficiency, albuminuria and hematuria) (with long-term use) - Urticaria (rare) (11) - Itching, urticarial skin reactions (12) - Allergic reactions of skin and mucosa (frequently) - Sleep disorders - Over excitability - - Reduce dosage is side effects are seen. - Avoid abuse - Avoid potassium deficiency - Reduce dosage is side effects are seen. - Avoid abuse - Avoid potassium deficiency - - If patient is known to have ulcers, avoid using Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. - Gastric irritations Dandelion herb (13) Taraxacum officinale Taraxaci herba Devil's Claw root (14) Harpagophytum procumbens Harpagophyti radix Echinacea Angustifolia herb and root/Pallida herb Echinacea angustifolia /E. pallida Echinaceae angustifoliae/pallidae herba; Echinaceae angustifoliae radix Eleuthero root Eleutherococcus senticosus (syn. Acanthopanax senticosus ) Ephedra sinica Eleutherococci radix Ephedra (16) Ephedrae herba without consultation - Obstruction of biliary ducts - Ileus - Gall bladder empyema - Contact allergies (caused by sesquiterpene lactones) - Gastric and duodenal ulcers - - If patient is known to have gallstones, avoid using without consultation - (for Internal use) - Tuberculosis - Leukosis - Collagenosis - Multiple sclerosis - HIV infection (15) - Autoimmune diseases. - Hypertension (for parenteral use) - Chills - Fever reactions - Nausea and vomiting - Allergic reactions - Decline in metabolic condition (in diabetics) - - If patient is known to have gallstones, avoid using without consultation If there is a tendency for allergy, and during pregnancies do not apply parenterally. - Anxiety - Hypertension - Glaucoma - Impaired circulation of the cerebrum - Residual urine accumulation (in - Insomnia - Irritability - Headaches - Nausea and vomiting - Disturbances of urination - Tachycardia - Increase in blood pressure (in 10 - - Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. adenoma of prostate) - Pheochromocytoma - Thyrotoxicosis - Inflammation of the gastrointestinal tract and the biliary ducts - Serious liver diseases higher dosage) Crdiac arrhythmia (in higher dosage) - Nausea and vomiting (rare) - Diarrhea - Allergy (skin and respiratory system) Eucalyptus leaf Eucalyptus globulus Eucalypti folium Fennel oil Foeniculum vulgare Foeniculi aetheroleum - Pregnancy. - Infants and toddlers Flaxseed Linum usitatissimum Lini semen - Ileus of any origin Garlic Allium sativum Allii sativi bulbus - Prolonged bleeding (17) - Allergy to garlic Gentian root Gentiana lutea Gentianae radix - Gastric and duodenal ulcers Ginger root Zingiber officinale Zingiberis rhizoma Ginkgo Biloba leaf extract Ginkgo biloba L. Ginkgo folium - - Hypersensitivity - Children under 12 11 - Gastrointestinal symptoms - Changes of gastrointestinal flora - Alergic reactions - Headaches - - Gastric complaints - Headaches - Alergic reactions (skin) - Preparations should not be applied to the face, especially the nose of babies and very young children - - Substantial amounts of garlic should not be used prior to surgery - - If patient is known to have gallstones, avoid using without consultation Since Ginkgo extracts have not yet been sufficiently investigated in case of depressive mood and headache not occurring in relation with demential Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. Ginseng root Panax ginseng Ginseng radix - Hypertension (19) Horse Chestnut seed extract Aesculus hippocastanum Hippocastani semen Horseradish Armoracia rusticana Armoraciae rusticanae radix (for internal use) - Stomach and intestinal ulcers - Kidney disorders Iceland moss Cetraria islandica Lichen islandicus Juniper berry Juniperus communis Juniperi fructus - Gastro-duodenal ulcers - Pregnancy (20) - Inflammation of the kidneys Kava Kava rhizome (root) Piper methysticum Piperis methystici rhizoma - Endogenous depression - Pruritis - Nausea - Gastric complaints 12 (for internal use) - Discomforts of the gastrointestinal tract - Kidney damage - Temporary yellow discoloration of skin, hair, and nails - Alergic reactions (skin) syndromes, [this product] may only be applied in these symptoms when taking into consideration all necessary precautionary measures (18) - - Avoid administration to children under the age of four - Consider that may increase glucose levels in diabetics - Avoid prolonged usage or overdosing - Avoid extended continuous intake Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. Licorice root Glycyrrhiza glabra Liquiritiae radix Meadowsweet Filipendula ulmaria; syn. Spiraea ulmaria Milk Thistle Silybum marianum fruit (L.) Gaertner Mint oil Mentha arvensis Spiraeae flos, Spiraeae herba Cardui mariae fructus Oak bark Quercus robur and/or Q. petraea, Q. alba Citrus aurantium Quercus cortex Petroselinum crispum Petroselini herba/radix Orange peel, bitter Parsley herb and root Menthae arvensis aetheroleum Aurantii pericarpium - Cholestatic liver disorders - Cirrhosis - Hypertonia - Hypokalemia - Severe kidney insufficiency - Salicylate sensitivity (contains salicylate) (for internal use) - Obstruction of the biliary ducts - Inflammation of the gallbladder - Severe liver damage (for external use) - Should not be used on areas of the face, especially the nose (in infants) (for external use) - Skin damage - Pregnancy - Inflammatory kidney 13 - Sodium and water retention (21) - Potassium loss - Hypertension - Edema - Hypokalemia - Myoglobinuria - Laxative effect (in formulations) - Stomach disorders - - Avoid prolonged use and with higher doses - Full baths should not be taken - Photosensitization (22) - - Allergic reactions (skin, mucous membranes) - Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. diseases Peppermint oil Mentha x piperita Menthae piperitae aetheroleum Obstruction of biliary ducts - Gallbladder inflammation - Infants and small children - Bronchial asthma - Whooping cough Pine Needle oil Pinus sylvestris Pini aetheroleum Poplar bud Populus species Populi gemma - Sensitivity to poplar buds, propolis, Peruvian balsam or salicylate Psyllium seed husk, Blonde Plantago ovata Plantaginis ovatae testa Psyllium seed, Black Plantago psyllium Psyllii semen Psyllium seed, Blonde Plantago ovata Plantaginis ovatae semen - Stenosis of the gastrointestinal tract - Obstruction or threatening obstruction of the bowel - Poorly controlled diabetes mellitus - Stenosis of the esophagus or the gastrointestinal tract (23) - Stenosis of the gastrointestinal tract - Obstruction or threatening obstruction 14 - Spasms of the tongue or respiratory arrest (infants and small children) - Irritation (on skin and mucous membranes) - Bronchospasms - Allergic reactions (skin) - If patient is known to have gallstones, avoid using without consultation - Preparations containing peppermint oil should not be used on the face - - - Allergic reactions - - Allergic reactions - - Allergic reactions - Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. Sage leaf Salvia officinalis Salviae folium Senna leaf Senna alexandrina Sennae folium Senna pod (fruit) Senna alexandrina Sennae fructus acutifoliae, Sennae fructus angustifoliae Soy Phospholipid Glycine max Sojae Lecithinum St. John's wort Hypericum perforatum Curcuma longa Hyperici herba Turmeric root Curcumae longae rhizoma of the bowel - Poorly controlled diabetes mellitus - Pregnancy - Intestinal obstruction - Acute intestinal inflammation - Abdominal pain of unknown origin - Children under 12 years of age - Intestinal obstruction - Acute intestinal inflammation - Abdominal pain of unknown origin - Children under 12 years of age - - Obstruction of biliary passages. 15 - Epileptiform convulsions (24) - Gastrointestinal tract discomforts - Disturbance of electrolyte balance - Pigment implantation into the intestinal mucosa - Gastrointestinal tract discomforts - Disturbance of electrolyte balance - Pigment implantation into the intestinal mucosa - Stomach pain (25) - Loose stool - Diarrhea - Photosensitization - - Avoid prolonged ingestion of alcohol extracts or of the pure essential oil - Reduce dosage in case of gastrointestinal tract discomforts - Avoid chronic use or abuse - Avoid potassium deficiency - Reduce dosage in case of gastrointestinal tract discomforts - Avoid chronic use or abuse - Avoid potassium deficiency - - If patient is known to have gallstones, avoid using without consultation Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. Uva Ursi leaf Arctostaphylos uva ursi Uvae ursi folium Watercress Nasturtium officinale Nasturtii herba Willow bark Salix alba , S. purpurea L., S. fragilis L. Salicis cortex Yarrow Achillea millefolium Yeast, Brewer's Saccharomyces cerevisiae, Candida utilis Pausinystalia yohimbe Millefolii herba, yarrow herb; Millefolii flos, yarrow flowe Faex medicinalis Yohimbe bark (26) Yohimbehe cortex - Pregnancy - Lactation - Children under 12 - Gastric and intestinal ulcers - Inflammatory kidney diseases - No application for children under the age of four - The salicylates in willow metabolize differently than acetylsalicylic acid - Allergy to yarrow and other composites - - Liver diseases - Kidney diseases - Chronic inflammation of the sexual organs or prostate gland (27) 16 - Nausea and vomiting - - Gastrointestinal complaints - - - - - - Migraine-like headaches may occur in sensitive individuals - Flatulence - Nervous excitation - Tremor - Sleeplessness - Anxiety - Increased blood pressure - Tachycardia - Nausea and vomiting - - Avoid using in case of existing liver and kidney diseases - Be carefull about interactions with psychopharmacological herbs Kaynaklar 1. WHO Traditional Medicine Strategy 2002–2005. p:1. World Health Organization 2002. 2. Palatty PL, Haniadka R, Valder B, Arora R, Baliga MS. Ginger in the prevention of nausea and vomiting: a review. Crit Rev Food Sci Nutr. 2013;53(7):659-69. 3. Lowe FC, Ku JC. Phytotherapy in treatment of benign prostatic hyperplasia: a critical review. Urology. 1996;48(1):12-20. 4. Blumenthal M. American Botanical Council. Integrative Medicine Communications, Inc. Massachusetts 2000. 5. Szewczyk K, Bogucka-Kocka A. Analytical Methods for Isolation, Separation and Identification of Selected Furanocoumarins in Plant Material. “Phytochemicals - A Global Perspective of Their Role in Nutrition and Health" (Ed): Venketeshwer Rao, 2012. 6. Jocher A, Nist G, Weiss JM, Wetzel D, Merfort I, Jakob T, Schempp CM. Allergenic potential of Arnica-containing formulations in Arnica-allergic patients. Contact Dermatitis. 2009;61(5):304-6. 7. Reddy KK, Grossman L, Rogers GS. Common complementary and alternative therapies with potential use in dermatologic surgery: risks and benefits. J Am Acad Dermatol. 2013;68(4):e127-35. 8. Quirce S, Tabar AI, Olaguibel JM, Cuevas M. Occupational contact urticaria syndrome caused by globe artichoke (Cynara scolymus). J Allergy Clin Immunol. 1996;97(2):710-1. 9. Piscaglia F, Leoni S, Venturi A, Graziella F, Donati G, Bolondi L. Caution in the use of boldo in herbal laxatives: a case of hepatotoxicity. Scand J Gastroenterol. 2005;40(2):236-9. 10. Pavan R, Jain S, Shraddha, Kumar A. Properties and therapeutic application of bromelain: a review. Biotechnol Res Int. 2012;2012:976203. 11. Feldman H, Levy PD. Hot pepper-induced urticaria while repairing a digital laceration. Am J Emerg Med. 2003;21(2):159. 12. Daniele C, Thompson Coon J, Pittler MH, Ernst E. Vitex agnus castus: a systematic review of adverse events. Drug Saf. 2005;28(4):319-32. 13. Sweeney B, Vora M, Ulbricht C, Basch E. Evidence-based systematic review of dandelion (Taraxacum officinale) by natural standard research collaboration. J Herb Pharmacother. 2005;5(1):79-93. 14. Denner SS. A review of the efficacy and safety of devil's claw for pain associated with degenerative musculoskeletal diseases, rheumatoid, and osteoarthritis. Holist Nurs Pract. 2007;21(4):203-7. 15. Moltó J, Valle M, Miranda C, Cedeño S, Negredo E, Clotet B. Herb-drug interaction between Echinacea purpurea and etravirine in HIV-infected patients. Antimicrob Agents Chemother. 2012;56(10):5328-31. 16. Woolf AD, Watson WA, Smolinske S, Litovitz T. The severity of toxic reactions to ephedra: comparisons to other botanical products and national trends from 1993-2002. Clin Toxicol (Phila). 2005;43(5):347-55. 17. Fakhar H, Hashemi Tayer A. Effect of the Garlic Pill in comparison with Plavix on Platelet Aggregation and Bleeding Time. Iran J Ped Hematol Oncol. 2012;2(4):146-52. 18. http://cms.herbalgram.org/expandedE/GinkgoBilobaleafextract.html 19. Martínez-Mir, Rubio E, Morales-Olivas FJ, Palop-Larrea V. Transient ischemic attack secondary to hypertensive crisis related to Panax ginseng. Ann Pharmacother. 2004;38(11):1970. Contraindications and side effects of phytotherapeutics Yildiz S, Eris S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):6-18. 20. Gardner DR, Panter KE, James LF, Stegelmeier BL. Abortifacient effects of lodgepole pine (Pinus contorta) and common juniper (Juniperus communis) on cattle. Vet Hum Toxicol. 1998;40(5):260-3. 21. Celik MM, Karakus A, Zeren C, Demir M, Bayarogullari H, Duru M, Al M. Licorice induced hypokalemia, edema, and thrombocytopenia. Hum Exp Toxicol. 2012;31(12):1295-8. 22. Koh D, Ong CN. Phytophotodermatitis due to the application of citrus hystrix as a folk remedy. Br J Dermatol. 1999;140(4):737-8. 23. Salguero Molpeceres O, Seijas Ruiz-Coello MC, Hernández Núñez J, Caballos Villar D, Díaz Picazo L, Ayerbe García-Monzón L. Esophageal obstruction caused by dietary fiber from Plantago ovata, a complication preventable by adequate information. Gastroenterol Hepatol. 2003;26(4):248-50. 24. Lachenmeier DW, Walch SG. Epileptic seizures caused by accidental ingestion of sage (Salvia officinalis L.) oil in children: a rare, exceptional case or a threat to public health? Pediatr Neurol. 2012;46(3):201;201. 25. Byrd L, Slawick D, Chia K, Wilkinson P. Bean sprouts: a cause for an acute abdomen in pregnancy. J Obstet Gynaecol. 2005;25(6):607-8. 26. Al-Majed AA, Al-Yahya AA, Al-Bekairi AM, Al-Shabanah OA, Qureshi S. Reproductive, cytological and biochemical toxicity of Yohimbe in male Swiss albino mice. Asian J Androl. 2006;8(4):469-76. 27. Myers A, Barrueto F Jr. Refractory priapism associated with ingestion of yohimbe extract. J Med Toxicol. 2009;5(4):223-5. 18 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE REVIEW / DERLEME 1 2 3 4 5 Sedat Yıldız , Serhat Duruhan , Bilgehan Biçer , Nezir Çelik , Turgut Çatal 1 2 İntegratif Tıp Derneği Muayenehane, Beyin Ve Sinir Cerrahisi, Denizli 3 Özel Kuantum Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Merkezi, Ankara 4 Damla Tıp Merkezi, Ankara 5 Korkuteli Devlet Hastanesi, Anezteziyoloji Ve Reanimasyon, Antalya OZON TERAPİ: GENEL BİLGİLER Özet Ozon oksijenin triatomik kararsız bir formudur. Oksijen-ozon terapisi neredeyse 40 yıldır kullanılmaktadır. Ozon terapisi tüm dünyada kullanılmakta olsa da, kanıta dayalı tıp olarak tüm ülkelerde henüz kabul edilmemiştir. Bu kısa derlemede, ozon terapisinin, tanımı, etki mekanizmaları, endikasyonları, kontrendikasyonları ve uygulama yolları özetlenmiştir. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):19-26. Anahtar kelimeler: Endikasyon, kontrendikasyon, ozon terapi, uygulama yolları OZONE THERAPY: OVERVIEW Abstract Ozone is the unstable triatomic form of oxygen. Oxygen-ozone therapy has been used for almost 40 years. Although ozone therapy is now used all over the world, it has not yet been accepted as evidence-based medicine in all countries. In this short overview, definitions, mechanisms of action, indications, contraindications and application ways of ozone therapy is summarized. Turk J Integr Med. 2014;2(2):19-26. Keywords: Indications, contraindications, ozone therapy, application methods Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Ozon terapi: Genel bilgiler. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):1926. Yazışma Adresi: İntegratif Tıp Derneği, Yayla M, Fatih Çarşısı, 2/118, Isparta – Türkiye E posta: [email protected] Kabul/Yayın Tarihi: 19 Eylül 2014 Ozon Terapi Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Integr Tıp Derg 2014;2(2):19-26. Ozon Ozon oksijenin triatomik kararsız bir formudur. Kimyasal ve endüstriyel kullanım için üretilen güçlü bir oksitleyecidir. Ozonun 2 ppm’den az konsantrasyonlarda karakteristik bir kokusu vardır. Hava ve su için dezenfektan olarak, mumun, tekstilin ve yağların beyazlatılmasında, ansatüre yağlı asitlerin pelarjonik ve diğer asitlere ozonolizisinde, mürekkebin yapımında, katalist olarak, suyun tat ve koku düzeltilmesinde, soğuk depolarında küf ve bakteri önleyici olarak ve beyazlatıcı ajan olarak kullanılmıştır (1,2). Oksijen Oksijen kokusuz, renksiz ve tatsız bir gazdır. Yaşamı sağlar. Yanıcı değildir, fakat aktif olarak yanıcı materyallerin yanmasını sağlar. Havada yanmayan bazı materyaller oksijende yanacaktırlar. Havada yanan materyaller oksijende daha canlı yanmaktadır. Non-likit gaz olarak 2000 psig ve üzeri basınçlarda taşınmaktadır. Saf oksijen yanıcı değildir. Uzun süren yoğun ısı veya ateşe maruziyette konteynırlar delinebilir. Oksijen kömürden sentez gazı üretiminde, resüsitasyon için ve inhalant olarak kullanılmaktadır (3). Tablo 1. Oksijen ve ozonun 2 ve 3 boyutlu moleküler yapısı 2 Boyutlu Yapı 3 Boyutlu Yapı Oksijen Ozon Doğal Yöntemler ile Ozon Oluşumu Doğada ozon iki temel yol ile oluşur (4): -Fırtınalardan salınan elektrik akımın ozonun doğal oluşum yollarından biridir. Ozon oksijen molekülü elektrik akımı aldıktan sonra iki oksijen atomuna ayrılır, ayrık atomlar diğer moleküllere bağlanması ile O3 oluşur. -Güneşten salınan ultraviyole ışınları stratosferdeki oksijen moleküllerinde elektrik akımı oluşturmaktadır. Bu reaksiyon ayrıca, güneşten ultraviyole radyasyon salınımını en çok absorbe edilen bölge olan ozon tabakasını da oluşturmaktadır. 20 Ozon Terapi Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Integr Tıp Derg 2014;2(2):19-26. Ozon Jeneratörleri ile Ozon Üretimi Atmosferik havadaki oksijen konsantrasyonu değişken olduğu için medikal ozon saf medikal oksijenden üretilir. Atmosferik hava %71 nitrojen, %28 oksijen ve %1 diğer gazlardan oluşur. Ozon gazı da bu %1`lik kısımda yer alır ve konsantrasyonu irtifa, sıcaklık ve hava kirliliği gibi etkenler ile değişiklik gösterir. Ozon gazı üretimi için üç sistem mevcuttur (4). - Ultraviyole Sistem: düşük konsantrasyonlarda ozon üretir. Estetistik, sauna ve hava temizlenmesinde kullanılır. - Corona Salınım Sistemi: Yüksek konsantrasyonda ozon üretir. En sık medikal ve dental alanlarda kullanılır. Kontrolu kolaydır ve ozon üretim oranı kontrol edilebilir. - Soğuk Plazma Sistemi: Hava ve su temizlemesinde kullanılır. Ozon Terapi Ozon terapisi, veya daha spesifik olarak, major ozonlu otohemoterapi (O3-AHT), yaklaşık 40 yıldır kullanılmaktadır. Alman kimyager Christian Friedrich Schönbein ozon terapisinin babası olarak kabul edilmektedir (1840). Elektrik akımını sudan geçirdiğinde değişik bir koku ortaya çıkmıştır ve eski greek kelimesi ozein (odor)’den esinlenerek ozon adını vermiştir. Edward Fisch, 1950 yılında ozonu kullanan ilk diş hekimidir. Ozonu Avusturyalı cerrah Ernst Payr`ı tedavi etmek için kullanmıştır, daha sonra Payr ozon alanına ilgi duymuş ve sağlık hizmetlerinde kullanımı için araştırma yolunu açmıştır. Ozon resistant materyellerin 1950`de bulunmasına kadar geçen dönemde naylon, dacron ve teflon gibi ozon-resistant materyallerin olmaması nedeniyle ozon kullanımı sınırlı ve zor idi. O dönemde Joachim Hansler, Alman fizikçi ve hekim diğer bir Alman hekim, Hans Wolff birlikte ilk ozon jenaratörünü geliştirmiştir. Onların dizaynı modern cihazlara temel olmaya devam etmektedir. 1974’te ilk ozon terapisi Wolff tarafından yayımlanmıştır. Ozon terapisi tüm dünyada şimdi kullanılıyor olsa da, ortodoks tıbbı olarak tüm ülkelerde kabul edilmemiştir (4-6). Etki Mekanizmaları Ozon terapi için önerilen temel etki mekanizmaları Mandhare ve arkadaşları tarafından şu şekilde özetlenmiştir (7). - Ozon terapisi beyaz kan hücrelerinin üretimini sitümule etmektedir. Bu hücreler vücudu virüslerden, bakterilerden, mantarlardan ve kanserden korumaktadır. Eğer bu hücreler oksijenden mahrum kalırsa işlev gösteremez. Etkenleri elimine etmede ve hatta normal, sağlıklı hücrelere saldırmada (alerjik reaksiyonlar) başarısız olurlar. Ozon anlamlı olarak 21 Ozon Terapi Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Integr Tıp Derg 2014;2(2):19-26. kanda oksijen seviyelerini ozon uygulamasından sonra uzun periyotlar boyunca yükseltmektedir; sonuç olarak, alerjilerin desensitize olma eğilimi vardır. - İnterferon seviyeleri anlamı artmıştır. İnterferonlar globular proteinlerdir. İnterferon viral replikasyonu azaltmaktadır. - Ozon terapi Tümor Nekroze Edici Faktörün (TNF) üretimini situmüle eder. TNF vücut tarafından bir tümor büyürken üretilir. Ozon İnterlökin-2 (İL2) sekresyonunu sitümule eder. İL-2 immün sistemin köşetaşlarından biridir. T-helper’lar tarafından salgılanır. T-helper daha fazla İL-2 üretimine sebep olur. Ozonun asıl görevi, daha fazla T-helper, T-supressor, sitotoksik T, T-delayed ve T-bellek hücresi görülmesine neden olacak şekilde lenfositlerin farklılaşma ve çoğalmasını indüklemektir. - Ozon terapisi düşük konstrasyonda çoğu bakteriyi öldürür. - Ozon tüm mantar türlerine karşı etkilidir. Sistemik Candida albicans, atlet ayağı, küfler, maya ve hatta mantarlar da dahil olmak üzere. - Ozon virüsler ile farklı yollarla savaşır. Yukarıda da tartışıldığı gibi, ozon ayrıca viral partiküllere direk olarak gider. - Ozon anti-neoplastiktir. Bu ozonun yeni doku büyümesini inhibe ettiği anlamına gelir çünkü hızla büyüyen hücreler önceliklerini kendilerini ozondan koruyan enzimlerin üretimi alanına değiştirir. Kanser hücreleri hızlı bölünen hücrelerdir ve ozon tarafından inhibe edilir. - Ozon arteriyal plağı okside eder. Hem arteriosklerozisdeki hem de arthrosklerozisdeki plağı yıkar. Bu ozonun geniş ve hatta küçük damarlardaki tıkanmaları temizleme eğilimde olduğu anlamına gelir. Bu yetmezlik olan organlarda daha iyi doku oksijenasyonuna izin verir. - Ozon kırmızı kan hücrelerinin fleksibilitesini ve elastikiyetini arttırır. - Ozon sitrik asit siklusunu hızlandırır. Krebs siklusu ya da TCA siklusu olarak da bilinmektedir, bu enerji için karbonhidratların glikolizi için önemli bir adımdır. - Ozon antioksidant enzim sistemini daha etkili yapar. - Ozon petrokimyasalları ayrıştırır. Bu kimyasalların immun sisteme büyük bir yük olma potansiyeli vardır. - Ozonlu su özellikle diş hekimliğinde sprey ya da kompres şeklinde kullanılmaktadır. 22 Ozon Terapi Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Integr Tıp Derg 2014;2(2):19-26. Daha yeni teorilerde ise ozon terapi ile ilgili detaylı etki mekanizmaları tanımlanmıştır. Ozon terapisinin teröpatik etkinliği kısmen ozon ile birkaç biyolojik bileşenlerin reaksiyonundan oluşan düzenli ve kontrollü oksidatif strese bağlı olabilir. Ağır oksidatif stres nükleer transkripsiyonel faktör kappa B`yi (NFκB) aktive eder; bu durum COX2, PGE2 ve sitokinler aracılığı ile inflamatuar cevap ve doku hasarı ile sonuçlanır. Fakat orta oksidatif stres başka bir nuclear transkripsiyonel faktör’ü olan nükleer factör-eritroid 2-ilişikili factor 2`yi (Nrf2) aktive eder. Nrf2 daha sonra antioksidant cevap elementlerinin (ARE) üretimini indükler. ARE’nin transkripsiyonu; SOD, GPx, glutatyon-s-transferaz(GSTr), katalaz (CAT), hemeoksijenaz-1 (HO-1), NADPH-kinin-oksidoredüktaz (NQO-1), ilaç metabolizmasında faz II enzimleri and heat shock proteinleri (HSP) gibi birçok antioksidant enzimin üretimiyle sonuçlanır. Hem serbest antioksidanlar hem de antioksidan enzimler sadece hücreleri oksidasyondan ve inflamasyondan korumakla kalmaz, kronik oksidatif stresi de geriletebilir. Bu gözlemlere dayanarak ozon orta seviyede oksidatif stres yaparak Nrf2 aktivasyonu yapabilir ve NFκB ve inflamatuar cevabı baskılayabilir. Ek olarak, Nrf2 aktivasyonunun Alzheimer ve Parkinson hastalıkları gibi nörodejeneretif hastalıklara koruma etkisi olabilir. Düşük immün cevaplar aktive T-hücrelerinin nükleer faktörü (NFAT) ve aktive protein-1 gibi diğer nükleer transkripsiyonel faktörler aracılığıyla indüklenmektedir. Ek olarak ozon terapisinin vasküler hastalıklardaki etkinliği orta düzeyde oksidatif stres ile de indüklen başka bir nükleer transkripsiyonel faktörün aktivasyonu ile açıklanabilir, hipoksi indüklenebilir faktör-1a (HIF-1a). Yakın zamanda bu konseptler yaygın olarak kabul edilmiştir (5). Ozon Terapi Endikasyonları Literatürde farklı kanıt düzeyleri ile veya vaka sunumları olarak ozon terapinin uygulandığı durumlar Tablo 2`de özetlenmiştir (8). Ozon Terapi Kontrendikasyonları Ozon terapi, tedavinin uygun olmadığı hastalarda ve yanlış uygulama tekniği sonucu birçok komplikasyona neden olabilir. Ozon terapinin uygulanmaması gerektiği bildirilen durumlar Tablo 3`de özetlenmiştir (9). Ozon Terapi Uygulama Yolları Ozon terapi farklı şekillerde uygulanabilmekle beraber (Tablo 3) en sık kullanılan üç uygulama şekli majör otohemoterapi, minör otohemoterapi ve rektal insuflasyondur (10). 23 Ozon Terapi Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Integr Tıp Derg 2014;2(2):19-26. Tablo 2. Ozon terapi endikasyonları Ozon terapinin uygulandığı durumlar • Genel kullanım alanları Arteriyal dolaşım problemleri İmmunyetmezlik ve immun dengesizlikler - karsinom hastalarında ek tedavi - virus kaynaklı hastalıklar (özellikle hepatit C) İnflamatuar durumlar Romatizmal hastalıklar Eksternal ülserler ve cilt lezyonları Diş hekimliği • Major otohemoterapi Arteryel dolaşım hastalıkları İmmunomodülasyon Romatid artrit ve ilişki problemler • Rektal insuflasyon Proktit Kolit Major otohemoterapi için olan tüm endikasyonlar • Minör otohemoterapi Allerjiler Akne, fronkül Kanser destek terapisi •Lokal ozon terapi Dekübit ülserleri Kötü iyileşen yaralar Diabetik gangren Yanıklar • İntraartiküler enjeksiyon Gonartroz Diğer eklemlerin artrozu Romatoid artritde destek tedavisi • Subkutan, intrakutan ve intramusküler enjeksiyon İntraartiküler enjeksiyon Miyotravmatik sendromu Miyojelozis 24 Ozon Terapi Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Integr Tıp Derg 2014;2(2):19-26. Tablo 3. Ozon terapi kontrendikasyonları Hamilelik Glukoz-6-fosfat-dehidrogenaz eksikliği (favism) Hipertriodizm Ağır anemi Ağır miyasteni Akut alkol intoksikasyonu Yakın miyokord iskemisi Herhangi bir organda hemoraji Ozon allerjisi Tablo 4. Ozon terapi uygulama şekilleri Ozon terapide kullanılan uygulamalar farklı modifikasyonlar ile birlikte aşağıdaki şekillerde olabilir. • Direk IV infüzyonu – Ozon bir ana damara yavaşca uygulanır. • Major oto-hemoterapi – Antikoagule kan ozonla karıştırılmıştır ve bir damara infüze edilir. • Rektal/vajinal insuflasyon – Nemlendirilmiş ozon kateter ile uygulanır. • Minor otohemoterapi – Kanla karıştırılmış ozon intramusküler olarak injekte edilir. • Uzuv ya da vücüt kaplama –Vücüt ya da uzuv bir kısmı nemlendirilmiş ozonda banyo edilir. • Ozonlu su • Salinde ozon (topikal ya da IV verilir) • İntraartiküler uygulama • Prolo/Skleroterapi • Akupunktur – ozon ile • Ozonlu zeytin yağı • İnhalasyon • Subkonjunktival enjeksiyon– Keratitis sicca ve ülserler için. • Gingival and diş apeks enjeksiyonu • Üriner mesane insuflasyon – Kronik inflamasyon için. • Disk taşmaları – Proloterapi, interspinous boşluğa ve fasetlerin etrafına injekte edilebilir, eklemleri stabilize edip ve iyileşmeyi hızlandırır. • Auricular 25 Ozon Terapi Yıldız S, Duruhan S, Biçer B, Çelik N, Çatal T. Integr Tıp Derg 2014;2(2):19-26. Sonuç 1840’da tanınmasından bu yana, ozon terapisi hastalar için büyük yararları olan yeni bir terapotik metot olduğunu kanıtlamaktadır. Ozonun potent antimikrobiyal etkisi yanı sıra dolaşım sistemini sitümule etmesi ve immun sistemi module etmesi, 260’dan fazla medikal patolojide terapötik ajan olarak kullanımı sağlamaktadır. Bu patolojiler arasında Hepatit, Herpes simplex, Herpes zoster, dolaşım sistemi disfonksiyonları, immun hastalıklar ve diğer birçok hastalık yer almaktadır (4,11). Mevcut literatürde ozon terapinin birçok hastalıkta yaygın olarak kullanılabileceği yönünde bilgiler bulunmakla birlikte, taraflılık riski bulunmayan, metodolojisi güçlü, geniş bir örneklemi kapsayan ve sonuçlar ile ilgili güçlü kanıtlar sunan çalışma sayısı sınırlıdır. Güncel çalışmalar ozon terapinin belirli endikasyonlarda kanıt düzeyi ve muhtemel etki mekanizmaları üzerine yoğunlaşmalıdır. Kaynaklar 1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9. 10. 11. Ozone, Medical Subject Headings (MeSH) http://www.ncbi.nlm.nih.gov/mesh/68010126 Ozone, CAMEO Chemicals. http://cameochemicals.noaa.gov/chemical/5102 Oxygen, CAMEO Chemicals. http://cameochemicals.noaa.gov/chemical/8967 Nogales CG, Ferrari PA, Kantorovich EO, Lage-Marques JL. Ozone therapy in medicine and dentistry. J Contemp Dent Pract 2008;9(4):75-84. Sagai M, Bocci V. Mechanisms of Action Involved in Ozone Therapy: Is healing induced via a mild oxidative stress? Med Gas Res. 2011;1:29. Wolff HH: Die Behandlung peripherer Durchbutungsstorungen mit Ozon. Erfahr Hk 1974, 23:181-184. Mandhare MN, Jagdale DM, Gaikwad PL, Gandhi PS, Kadam VJ. Miracle of ozone therapy as an alternative medicine. IJPCBS 2012;2(1):63-71 Medical Society for Ozone Application. Applications and Indications of Medical Ozone. Ozone Seminar Congress, Munich, 2003. Maiya A. Applications of ozone ın dentistry. IJCDS 2011;2(3):23-27. Shoemaker JM. Ozone Therapy - History, Physiology, Indications, Results. www.judithshoemaker.com, 2005. Bocci V. Oxygen-Ozone Therapy, A Critical Evaluation. Springer Science & Business Media, 2002. 26 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE REVIEW / DERLEME 1 2 3 4 5 Sedat Yıldız , Serhat Duruhan , Zarife Koç , Gülsemin Ertürk Çelik , Mehmet Sıddık Tuncay , Mehmet Uyar 1 2 6 İntegratif Tıp Derneği, Isparta Muayenehane, Beyin Ve Sinir Cerrahisi, Denizli 3 Özel Kuantum Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Merkezi, Ankara 4 Lokman Hekim Sincan Hastanesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Ankara 5 Cumhuriyet Üniversitesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Sivas 6 Ümran Tıp Merkezi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, İstanbul OBEZİTE VE HİPNOZ Özet Obezite, başta kardiovasküler ve endokrin sistem olmak üzere vücudun tüm organ ve sistemlerini etkileyerek çeşitli bozukluklara ve hatta ölümlere yol açabilen önemli bir sağlık problemidir. Bu derlemede obezitede kullanılan hipnoterapi uygulamaları özetlenmiştir. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):27-31. Anahtar kelimeler: Hipnoz, obezite, telkin OBESITY AND HYPNOSIS Abstract Obesity is a major health problem that can lead to death and affects all organs and systems of the body primarily cardiovascular and endocrine system. This review summarizes hypnotherapy interventions for obesity. Turk J Integr Med. 2014;2(2):27-31. Keywords: Hypnosis, obesity, suggestion Yıldız S, Duruhan S, Koç Z, Çelik GE, Tuncay MS, Uyar M. Obezite ve hipnoz. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):27-31. Yazışma Adresi: İntegratif Tıp Derneği, Yayla M. Fatih Çarşısı, 2/118, Isparta – Türkiye E posta: [email protected] Kabul/Yayın Tarihi: 19 Eylül 2014 Obezite ve Hipnoz Yıldız S, Duruhan S, Koç Z, Çelik GE, Tuncay MS, Uyar M. Integr Tıp Derg 2014;2(2):27-31. Obezite Obezite, vücuda besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artması ile karakterize olan kronik bir hastalıktır. Obezite, başta kardiovasküler ve endokrin sistem olmak üzere vücudun tüm organ ve sistemlerini etkileyerek çeşitli bozukluklara ve hatta ölümlere yol açabilen önemli bir sağlık problemidir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından en riskli 10 hastalıktan biri olarak kabul edilen obezitenin son araştırmalarda kanserle yakın ilgisi olduğu da belirlenmiştir (1). Obezitenin tedavisinde ise diyet (tıbbi-sağlıklı beslenme) tedavisi, fiziksel aktivite (egzersiz), davranış tedavisi (beslenme modeli), ilaç tedavisi, kombine tedavi ve cerrahi tedavi gibi çeşitli tipte tedavi yöntemleri uygulanmaktadır (2). Obezitede Hipnoz Literatürde kilo kontrolü amacı ile hipnoz ve davranışçı terapilerin birlikte kullanıldığı birey ve grup tedavileri üzerine çok sayıda klinik ve deneysel çalışma bulunmaktadır (3). Kilo kaybı üzerine 6 çalışmanın incelendiği bir meta-analizde kognitif davranışçı tedavi ile kognitif davranışçı tedaviye ilave olarak uygulanan hipnoz karşılaştırılmış; tedaviye hipnoz eklenmesinin tedavi sonuçlarını iyileştirdiği belirtilmiştir (4). Hipnoz kullanılarak uygulanan bir kilo verme programında başarı ve hipnoz edilebilirlik objektif olarak Stanford Hipnotik Yatkınlık Skalası ile ölçülmüş; 30 hasta 8 haftalık bireyselleştirilmiş tedavi ile 12 haftalık takip süresini tamamlamıştır. Bütün hastalara kendi kendini hipnoz öğretilmiş ve tedavi sonrası uygulamaya bu şekilde devam edilmiştir. Ortalama kilo kaybı 9,18kg olarak tespit edilirken hipnoza yatkınlık ile kilo kaybındaki başarı arasında anlamlı pozitif ilişki gösterilmiştir. Yüksek oranda hipnoz olabilen hastaların hipnoza orta veya düşük yatkınlık gösteren hastalara göre kilo kaybı konusunda daha başarılı olduğu bildirilmiştir (5). Hipnozun kilo kontrolü üzerine etkisini değerlendiren bir başka çalışmada 45 hasta hipnoza yatkınlık skoru açısından kör olan araştırmacılar tarafından değerlendirilmiş; hastalara basit bir öz-yönetim tekniği ve Spiegel & Spiegel (1978) hipnoz yaklaşımı özel gıdalara isteksizlik ile ilgili modifikasyon içerecek şekilde uygulanmış ve 3 aylık izlemde sadece basit özyönetim tekniği uygulanan hastalara göre daha fazla kilo kaybı elde edildiği bildirilmiştir. Programda yer verilen özgün hipnoz uygulamaları ile kilo kaybı ve Stanford Hipnotik Yatkınlık Skalası skoru arasında anlamlı ilişki gözlenmiştir (3). 28 Obezite ve Hipnoz Yıldız S, Duruhan S, Koç Z, Çelik GE, Tuncay MS, Uyar M. Integr Tıp Derg 2014;2(2):27-31. Bellanti tarafından tanımlanan 35 yaşında bir hastada imgeleme, görselleştirme ve direkt telkin yöntemleri kullanılmış ve kilo kaybı sağlanmıştır. Ancak hipnoz altında kazanılan motivasyonun davranış değişikliği oluşturmada birinci etken olduğu düşünülmüştür (6). Obezite ve yeme bozukluklarında hipnozun etkinliği ile ilgili literatürde bazı sonuçlar çelişkili olarak bulunmuştur. Bu durum yeme bozukluğu olan insanların karakteristik özellikler ile hipnoz fenomeni arasındaki etkileşime bağlanmıştır. Bu duruma ek olarak birçok yazar hipnoz araştırmalarındaki metodolojik sınırlılıkların tedavi etkinliğini değerlendirmede zorluklara neden olduğunu bildirmiştir. Birçok çalışmada hipnotik müdahalelerin tekrarlanabilirliği ile ilgili bilgilerin yetersiz olduğu vurgulanmıştır (7). Bir davranışsal kilo kontrol programına hipnoz eklenmesinin kısa ve uzun dönem kilo değişimine etkisini inceleyen bir çalışmada; 17-67 yaş arası 109 hasta dahil edilmiş, 9 haftalık bir programın sonunda her iki yaklaşım da anlamlı kilo kaybı ile sonuçlanmıştır. Bununla birlikte, 8.ay ve 2. Yıl izlemlerinde hipnoz grubu hastaları sadece kognitif tedavi uygulanan gruptaki hastalara göre anlamlı olarak daha fazla ilave kilo kaybı elde etmişler, hipnoz kullanan hastalar daha yüksek oranlarda hedef kilolarına ulaşmış ve korumuşlardır (8). Cochrane ve Friesen kadınlarda kilo verilmesi amacıyla uygulanan hipnozun etkisini araştırmışlar; en az %20 fazla kilosu olan ve başka bir tedavi programına devam etmeyen 60 kadını dahil etmişlerdir. Hipnoza yatkınlık, aile kökeninin özellikleri, obezite başlangıcı ve sosyoekonomik değişkenler ile kilo kaybı arasındaki ilişki incelenmiş; teyp kasetleri ile birlikte ve teyp kasetleri olmadan hipnoz grubunun 6 aylık izleminde hipnozun kilo verme üzerine etkili olduğu ancak teyp kasetlerinin incelenen değişkenler üzerine herhangi bir anlamlı fark oluşturmadığı gösterilmiştir (9). Obezitede Hipnoterapi Uygulamasında Örnek Prosedür (10) Obezitede hipnoz uygulamalarında standart bir indüksiyon protokolü yoktur. Gözler kapandığında derinleşme ve ego güçlendirme telkinleri duyusal imgeleme ile birlikte kullanılır. Pelletier tarafında tanımlanan tipik olarak imgeleme güzel bir adada başlar. Özne denizin uzak noktalarını görebilecek şekilde ayakta durmaktadır. Bu uzak noktalar “bütün endişe ve sıkıntılarını bırakacağı uzak nokta” dır. Baharda ağaçların ve güzel çiçeklerin arasında yürümektedir. Orada yaşlı ve güçlü bir ağaç bulunmaktadır ve dalları gökyüzüne kollarıymış gibi uzanmaktadır. Her hangi bir fırtınaya kolaylıkla dayanabilecek bu ağacın köklerinin beslenmek için toprağın derinliklerine doğru ilerlediği hayal edilir. Şimdi her yönü görebileceği bir tepeye doğru yürümektedir. Uzaklarda göller, ormanlar dağlar ve bu dağların arkasında gözünün alabildiği uzaklıklara kadar başka dağlar görünmektedir. Hava saf, temiz ve ferahlatıcıdır. 29 Obezite ve Hipnoz Yıldız S, Duruhan S, Koç Z, Çelik GE, Tuncay MS, Uyar M. Integr Tıp Derg 2014;2(2):27-31. Daha sonra Gorman`nın indirekt ego güçlendirme telkinleri kullanılarak birey “sağlık”, “başarı” ve “motivasyon” kelimelerinin anlamını ve anlamlılığını düşünmeye davet edilir. Standart ego güçlendirme telkinleri de Hartland`a göre uygulanır. İlk hipnoz seansında engellenmiş duyguların dışa vurulmasına teşvik edilir. Bu noktada ortaya çıkan herhangi bir spesifik konu takip edilir. Öznelerin çoğuna gözü duvarda bir noktaya sabitlerken on derin nefes sayılarak uygulanan kendi kendine hipnoz yöntemi öğretilir. Özellikle motorlu araçlarda kendi kendine hipnozu engellemek için spesifik telkinler verilir. Hastalara bu uygulamayı günde 30 dakika yapması önerilir. Başarının imgelenmesi, davranışsal değişiklikler, doğrudan komutlar ve yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi kullanılan diğer spesifik prosedürlerdir. Kişinin kilo verebileceğini hayal etmesi ve bu düşünceyle uyanması, bütün yiyeceklerin olduğu bir yemek masasının etrafında otururken yiyeceklerin “istenmeyen, doğal, sağlıklı, lezzetli vb” şekilde sınıflanması, bazı gıdaların yenilmemesi gerektiği ile ilgili direkt komutların verilmesi, yiyeceklerin yavaş ve ağız içinde dolaştırılarak yenilmesi, her yemeğin özel olarak planlanması ve televizyon izlemek gibi diğer aktiviteler ile ilişkilendirilmemesi, belirli zamanda ve yerde yemek yenilmesi, istenmeyen belirli bir yiyecek yenildiğinde bulantı gibi subjektif duyguların oluşması kullanılan örnek yaklaşımlardır (10). Obezite ve hipnoz ile ilgili özetlenen literatüre göre anoreksia nervosa ve bulimiya nevroza gibi yeme bozuklukları ile ilgili daha az klinik çalışma bulunmaktadır. Özellikle yeme bozuklukları üzerine veriler çelişkilidir. Yeme bozukluğu olan insanların karakteristik özellikleri ve hipnoz fenomeni arasındaki etkileşim ve metodolojik sınırlılıklar çoğunlukla hipnozun etkinliğinin değerlendirildiği araştırmalarda çeşitli güçlüklere neden olmaktadır. Birçok çalışmada uygulanan hipnoterapi yaklaşımı net olarak tanımlanmamış ve klinik etkinlik net olarak gösterilememiştir (7). Yeme bozukluklarında hipnoterapinin kullanımını destekleyecek yeterli kanıt yoktur. Yeme bozukluğu olan hastalar genellikle hipnoz gibi kolay çözümler arar. Yeme bozuklukları ciddi tıbbi riskler içiren ciddi mental sorunlardır (11). Obezite ve yeme bozuklukları alanında uzmanlaşmış hekim, psikolog ve diyetisyenin önerilerine ek olarak tedavide kullanılacak tamamlayıcı tıp uygulamalarının etkinliği ile ilgili ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. 30 Obezite ve Hipnoz Yıldız S, Duruhan S, Koç Z, Çelik GE, Tuncay MS, Uyar M. Integr Tıp Derg 2014;2(2):27-31. Kaynaklar 1. Altunkaynak BZ, Özbek E. Van Tıp Dergisi, 2006;13(4):138-142. 2. A Kaya. Obezite Tedavi Kılavuzu Ve Yaşam Tarzı Önerileri. Türk Endokrinoloji ve Metabolizma Deneği, 2009. 3. Barabasz, M, Spiegel, D. Hypnotizability and weight loss in obese subjects. International lournal of Eating Disorders, 1989; 8(3);335-341. 4. Allison DB, Faith MS. Hypnosis as an adjunct to cognitive-behavioral psychotherapy for obesity: a meta-analytic reappraisal. J Consult Clin Psychol. 1996;64(3):513-6. 5. Andersen MS. Hypnotizability as a factor in the hypnotic treatment of obesity. Int J Clin Exp Hypn. 1985;33(2):150-9. 6. Bellanti, A. Hypnosis for weight loss: A case history. Australian Journal of Clinical Hypnotherapy & Hypnosis, 1997;18: 55-59. 7. Barabasz M. Efficacy of hypnotherapy in the treatment of eating disorders. Int J Clin Exp Hypn. 2007;55(3):318-35. 8. Bolocofsky DN, Spinler D, Coulthard-Morris L. Effectiveness of hypnosis as an adjunct to behavioral weight management. J Clin Psychol. 1985;41(1):35-41. 9. Cochrane G, Friesen J. Hypnotherapy in weight loss treatment. J Consult Clin Psychol. 1986;54(4):489-92. 10. Inglis, S. Hypnotic treatment of obesity in a general practice. Australian Journal of Clinical and Experimental Hypnosis, 1982;10:35-42. 11. Muhlheim L. Uzman Görüşü. http://www.mirror-mirror.org/ 31 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE REVIEW / DERLEME 1 2 3 4 5 Serhat Duruhan , Bilgehan Biçer , Mehmet Sıddık Tuncay , Mehmet Uyar , Selçuk Güzel 1 Muayenehane, Beyin Ve Sinir Cerrahisi, Denizli 2 Özel Kuantum Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Merkezi, Ankara 3 Cumhuriyet Üniversitesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Sivas 4 Ümran Tıp Merkezi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, İstanbul 5 Özel Diafiz Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon Merkezi, Ankara TRAVMA VE PLASTİK CERRAHİ OPERASYONLARI SONRASI SÜLÜK UYGULAMALARI Özet Sülükler doku flep rekonstrüksiyon, şiddetli yumuşak doku yaralanması ve cerrahi replantasyon sonrası ile kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve metastaz, diabetes mellitus ve komplikasyonları, bulaşıcı hastalıklar ve artrit gibi ağrılı durumlar sonrasında klinik kullanım alanı bulmuştur. Bu derleme literatürde hirudoterapinin doku flep rekonstrüksiyon, şiddetli yumuşak doku yaralanması ve cerrahi replantasyon sonrası klinik kullanımı hakkında mevcut verileri özetlemeyi amaçlamaktadır. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):32-37. Anahtar kelimeler: Endikasyonlar, flep rekonstrüksiyonu, Hirudo medicinalis, hirudoterapi, replantasyon, sülük tedavisi HIRUDOTHERAPY FOLLOWING TRAUMA AND PLASTIC SURGERY PROCEDURES Abstract Leeches have been used for a variety of clinical conditions as after tissue flap reconstructions, severe soft tissue injury and surgical replantation, cardiovascular diseases, cancer and metastasis, diabetes mellitus and its complications, infectious diseases and pain conditions as arthritis. This review aims to summarize available literatüre data about clinical use of hirudotherapy in after tissue flap reconstructions, severe soft tissue injury and surgical replantation. Turk J Integr Med. 2014;2(2):32-37. Keywords: Indications, flap reconstructions, Hirudo medicinalis, hirudotherapy, replantation, leech therapy Duruhan S, Biçer B, Tuncay MS, Uyar M, Güzel S. Travma ve plastik cerrahi operasyonları sonrası sülük uygulamaları. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):32-37. Yazışma Adresi: Serhat Duruhan Kliniği, Saltak M. 44/6. Denizli E posta: [email protected] Kabul/Yayın Tarihi: 19 Eylül 2014 Travma Sonrası Sülük uygulamaları Duruhan S, Biçer B, Tuncay MS, Uyar M, Güzel S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):32-37. Sülükler doku flep rekonstrüksiyon, şiddetli yumuşak doku yaralanması ve cerrahi replantasyon sonrası ile kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve metastaz, diabetes mellitus ve komplikasyonları, bulaşıcı hastalıklar ve artrit gibi ağrılı durumlar sonrasında klinik kullanım alanı bulmuştur. Bu kullanım alanlarına ek olarak birçok yeni ve tartışmalı alanda da sülük tedavisinin etkinliği araştırılmaktadır (Tablo 1) (1-3). Tablo 1. Sülük uygulamasının kullanıldığı durumlar Hastalıklar İnflamatuvar reaksiyonlar Pasif konjesyon Plastik ve rekonstrüktif cerrahi Kardiyovasküler hastalıklar Hipertansiyon Variköz venler Hemoroid Artoz, osteoartrit, periartrit ve romatoid artrit Tromboflebit, tromboz ve emboli Dış kulak yolu ve kronik kulak enfeksiyonları Katarakt, glokom, travmatik yaralanma ve inflamasyon gibi göz hastalıkları Gingivit, paradontit ve gingival ödem gibi diş hastalıkları Omurganın ağrılı sendromları Hepatit, kolesistit, pankreatit, mide ülserleri Dermatit, psöriasis ve kronik ülser gibi cilt hastalıkları Astım ve akut rinofarenjit gibi solunum yolu hastalıkları Erkek ve kadın infertilitesi, endometriosis ve mastit benzeri kadın hastalıkları Flep rekonstrüksiyonu Mevcut sağlam dokunun boyutuna bağlı olarak lokal veya serbest flepler doku defektlerinin tamirinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Tıbbi sülükler ve kullanıldıkları tedavi modalitesi olan hirudoterapi plastik ve rekonstrüktif cerrahi alanında venöz konjesyonu azaltmak ve fleplerin mikrorevaskülarizasyonunu geliştirmek için kullanılmıştır. Halen birçok ülkede doğal sülükler temin edilerek antibiyotik tedavisi ile birlikte kullanılmaktadır. Literatürde flep rekonstrüksiyonu sonrası gelişen klinik durumlarda sülük uygulamasının tedavi edici etkisi ile ilgili birçok yayın bulunmaktadır. Bu yayınlar çoğunlukla vaka sunumu veya vaka serileri şeklindedir. 33 Travma Sonrası Sülük uygulamaları Duruhan S, Biçer B, Tuncay MS, Uyar M, Güzel S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):32-37. Plantar bölgedeki doku defektlerinin onarımı için medial sural arter perforatör flebi kullanılan bir seride bir vakada operasyon sonrası gelişen venöz yetmezlik sülük uygulaması ile başarılı olarak tedavi edilmiştir (4). Kronik venöz ülseri olan hastalarda alt ekstremitenin distal bölgelerinde gelişen yumuşak doku defektlerinin distal sural flep ile onarımını inceleyen bir çalışmada bütün hastalarda flep uygulaması başarılı olurken, sadece bir hastada gelişen distal venöz konjesyon sülükler ile başarıyla tedavi edilmiştir (5). Doku rekonstrüksiyonu için posterior interosseöz flep cerrahisi sonrası gelişen venöz yetmezlik de yine uygun sülük tedavisi ile gerilemiştir (6). Baş ve boyun bölgesinde tam flep ile serbest doku transferi uygulaması sonrası cerrahi ve trombolitik tedavi ile giderilemeyen venöz tıkanıklık gözlenen 8 vakalık bir seride sülük tedavisi uygulanmıştır. Uygulana protokol ile tüm vakalarda başarılı sonuç elde edilmiş, hasta başına ortalama 215 sülük kullanılmış, ortalama tedavi süresi 6.6 gün, ortalama yoğun bakımda kalma süresi 9.6 gün olarak tespit edilmiştir. En sık görülen morbiditeler yoğun bakım asidozu, prerenal azotemi ve büyük transfüzyon gereksinimleri (hasta başına 13 ünite kırmızı kan hücresi) olmuştur (7). Benzer olarak venöz geri dönüşün sağlanamadığı ve cerrahinin başarısız olduğu venöz konjesyon gelişmiş mikrovasküler serbest fleplerinde sülük uygulanan bir vaka serisinde, ortalama tedavi süresi 9 gün (4-14 gün) ve median en düşük hemoglobin düzeyi 8.0g/dl (5.49.3g/dl) olarak tespit edilmiştir. Tüm vakalar kan transfüzyonuna ihtiyaç duymu, hasta başına ortalama transfüzyon yapılan kırmızı kan hücresi miktarı 13.5 ünite (4-29 ünite) olmuştur. Bir hastada anemiye bağlı minor senkop atağı gelişirken herhangi bir enfeksiyon veya farklı komplikasyon bildirilmemiş, bütün hastaların tedavisi başarılı olmuştur (8). Burun bölgesinden alınan doku biyopsisinde bazal hücreli karsinom tespit edilen 61 yaşında bir kadın hastada, geçirilen cerrahi ve komposit flep operasyonu sonrası gelişen konjesyonun tedavisi için sülük uygulanmış, riskli bir bölgede yapılan bu uygulama için yeni bir metodoloji tanımlanmış ve olumlu klinik sonuçlar elde edilmiştir (9). Kritik bölgelerde kısmi avulsiyonlar sonrası sülük uygulamasının etkilerini inceleyen bir vaka serisinde dış kulak, burun, dudak ve skalp bölgelerinde belirgin venöz geri dönüş bozukluğu yaşanan hastalarda akut olarak uygulanan sülükler ile başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu durum, akut ve cerrahi rekonstrüksiyonun zor olduğu kulak, burun, dudak ve göz kapağı gibi bölgelerde yeterli arteriyel akımın olduğu ancak venöz akımın yetersiz olduğu vakalarda tıbbi sülüklerin tedavide önemli rol oynayacağı şeklinde yorumlanmıştır (10). 34 Travma Sonrası Sülük uygulamaları Duruhan S, Biçer B, Tuncay MS, Uyar M, Güzel S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):32-37. Yumuşak doku yaralanması Literatürde yumuşak doku travmalarında sülük uygulaması ile ilgili veriler de mevcuttur. Trafik kazası sonrası dilinde hava yolunu tıkamayacak düzeyde orta derecede şişlik gelişen bir hastada kötüleşen klinik nedeniyle entübasyon yapılmış, uygulanan medikal tedaviler ile başarılı sonuç elde edilememesi üzerine 8 saat sonra sülük tedavisi kullanılmış, elde edilen olumlu sonuçlar ile 30 saat sonra ekstübasyon sağlanmış ve 48 saat sonra hasta taburcu edilmiştir (11). Benzer şekilde travma sonrası gelişen sublingual hematomun 2 gün ve günde 2 kez sülük uygulaması ile gerilediği 34 yaşında bir hasta da bildirilmiştir (12). Heckman ve arkadaşları sülük uygulaması ile tedavi edilen bir kompartman sendromu tanımlamışlardır. Radial arter kateterizasyonu sonrası antikoagülan alan bir hasta ellerinde motor ve duyusal defisit ile önkolda şişlik, kızarıklık ve sertleşme tanımlamış, hasta önkolun volar yüzüne uygulanan 13 sülük ile başarılı olarak tedavi edilmiş, 3 aylık izlemde hiçbir nörolojik bulgu izlenmemiştir (13). Bu vaka ile ilgili Schenker ve arkadaşlarından, kompartman sendromunun tanısının interkompartman basıncının ölçümü ile konabileceği, kompartman sendromunun gecikmeye müsaade edilmeden akut cerrahi gerektiren bir durum olduğu belirtilerek Heckmann ve arakadaşlarının interkompartman basıncı ölçmedikleri için muhtemel bir tanı hatasına düştükleri ve şikayetlerin spontan olarak gerilemiş olabileceği yönünde bir eleştiri gelmiştir (14). Cerrahi replantasyon Sülük tedavisinin başarılı olarak kullanıldığı erişkin kulak reimplantasyonu, çocuk nazal replantasyonu, kulak avülsiyonu, kulak replantasyonu ve penil replantasyon gibi cerrahi replantasyon vakaları bildirilmiştir (15-17). Flep rekonstrüksiyonu, yumuşak doku yaralanması ve cerrahi replantasyon sonrası gelişen başta venöz konjesyon olmak üzere birçok klinik durumda sülük uygulaması ile ilgili çok sayıda vaka sunumu vardır. Ancak bu alanda elde edilen olumlu sonuçların genel klinik uygulamalara rehberlik edebilmesi için iyi planlanmış randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. 35 Travma Sonrası Sülük uygulamaları Duruhan S, Biçer B, Tuncay MS, Uyar M, Güzel S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):32-37. Kaynaklar 1. Porshinsky BS, Saha S, Grossman MD, Beery Ii PR, Stawicki SP. Clinical uses of the medicinal leech: a practical review. J Postgrad Med. 2011;57(1):65-71. 2. Abdullah S, Dar LM, Rashid A. Tewari A. Hirudotherapy /leech therapy: applications and indications in surgery. Arch Clin Exp Surg.2012;1(3):172-180. 3. Abdualkader AM, Ghawi AM, Alaama M, Awang M, Merzouk A. Leech therapeutic applications. Indian J Pharm Sci. 2013;75(2):127-37. 4. Kim ES, Hwang JH, Kim KS, Lee SY. Plantar reconstruction using the medial sural artery perforator free flap. Ann Plast Surg. 2009;62(6):679-84. 5. Top H, Benlier E, Aygit AC, Kiyak M. Distally based sural flap in treatment of chronic venous ulcers. Ann Plast Surg. 2005;55(2):160-5; discussion 166-8. 6. Aydin A, Nazik H, Kuvat SV, Gurler N, Ongen B, Tuncer S, Hocaoglu E, Kesim SN. External decontamination of wild leeches with hypochloric acid. BMC Infect Dis. 2004;4:28. 7. Chepeha DB, Nussenbaum B, Bradford CR, Teknos TN. Leech therapy for patients with surgically unsalvageable venous obstruction after revascularized free tissue transfer. Arch Otolaryngol Head Neck Surg. 2002;128(8):960-5. 8. Koch CA, Olsen SM, Moore EJ. Use of the medicinal leech for salvage of venous congested microvascular free flaps of the head and neck. Am J Otolaryngol. 2012;33(1):26-30. 9. Bank J, Zilinsky Y, Haik J, Winkler E, Goldan O. Medicinal leech fixation in precarious locations. J Reconstr Microsurg. 2008;24(1):67-8. 10. Frodel JL Jr, Barth P, Wagner J. Salvage of partial facial soft tissue avulsions with medicinal leeches. Otolaryngol Head Neck Surg. 2004;131(6):934-9. 11. Grossman MD, Karlovitz A. Lingual trauma: the use of medicinal leeches in the treatment of massive lingual hematoma. J Trauma. 1998;44(6):1083-5. 12. Lee NJ, Peckitt NS. Treatment of a sublingual hematoma with medicinal leeches: report of case. J Oral Maxillofac Surg. 1996;54(1):101-3. 13. Heckmann JG, Dütsch M, Neundörfer B, Dütsch F, Hartung U. Leech therapy in the treatment of median nerve compression due to forearm haematoma. J Neurol Neurosurg Psychiatry. 2005;76(10):1465. 14. Schenker M, Murray A, Kay SP. Leech therapy in the treatment of median nerve compression due to forearm haematoma. J Neurol Neurosurg Psychiatry. 2006;77(6):799; author reply 799800. 36 Travma Sonrası Sülük uygulamaları Duruhan S, Biçer B, Tuncay MS, Uyar M, Güzel S. Integr Tıp Derg 2014;2(2):32-37. 15. Hullett JS, Spinnato GG, Ziccardi V. Treatment of an ear laceration with adjunctive leech therapy: a case report. J Oral Maxillofac Surg. 2007;65(10):2112-4. 16. Miller PJ, Hertler C, Alexiades G, Cook TA. Replantation of the amputated nose. Arch Otolaryngol Head Neck Surg. 1998;124(8):907-10. 17. Mineo M, Jolley T, Rodriguez G. Leech therapy in penile replantation: a case of recurrent penile self-amputation. Urology. 2004;63(5):981-3. 37 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE REVIEW / DERLEME 1 2 3 4 5 6 Turgay Altınbilek , Elif Kaya , Mehmet Uyar , Mehmet Sıddık Tuncay , Önder Taylan Çifçi , Gamze Yılmaz , Sedat Yıldız 7 1 Haliç Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, İstanbul 2 Muayenehane, İstanbul 3 Ümran Tıp Merkezi, İstanbul 4 Cumhuriyet Üniversitesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Sivas 5 Türkiye Proloterapi Ve Ağrı Klinği, İstanbul 6 Medicana Hastanesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Konya 7 İntegratif Tıp Derneği, Isparta LOMBER DİSK HERNİSİ TEDAVİSİNDE OZON TERAPİ UYGULAMALARI Özet Ozon-oksijen terapisi lomber disk hernilerinin tedavisinde kullanılan minimal invaziv bir yöntemdir. İntradiskal, periradiküler veya periganglionik ozon-oksijen infiltrasyon tedavisi komplikasyonsuz olarak ve düşük maliyet ile olumlu sonuçlar sağlayan değerli bir tekniktir. Ozon terapi, lomber disk hernilerinin tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olabilir, ancak hasta seçimi, doz, teknik ve izlem dikkat edilmesi gereken konular arasındadır. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):38-43. Anahtar kelimeler: İntradiskal tedavi, lomber disk hernisi, ozon tedavisi OZONE THERAPY FOR TREATMENT OF LUMBAR DISC HERNIATION Abstract Oxygen-ozone therapy is a minimally invasive treatment for lumbar disk herniation. Intradiscal, periradicular or periganglionic oxygen-ozone infiltration therapy seems to be valuable technique that provides positive results at low cost and without complications. Despite ozone therapy should provide a complementary method for lumbar disc herniation; patient selection, dose, technique and follow up are still important issues to be considered. Turk J Integr Med. 2014;2(2):38-43. Keywords: Intradiscal therapy, lumbar disc herniation, ozone therapy Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G, Yıldız S. Lomber disk hernisi tedavisinde ozon terapi uygulamaları. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):38-43. Yazışma Adresi: İntegratif Tıp Derneği, Yayla M, Fatih Çarşısı, 2/118, Isparta – Türkiye E posta: [email protected] Kabul/Yayın Tarihi: 19 Eylül 2014 Lomber Disk Hernisi ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G, Yıldız S. Lomber Integr Tıp Derg 2014;2(2):38-43. Giriş Ozon terapisi alternatif medikal yaklaşım olarak uzun bir süre kullanılmış olsa da, ortodoks tıbbı tarafından reddedilmese de şüpheyle karşılanmıştır. Tarihte ozon terapisi sıklıkla mantıklı bir tabanı olmadan ya da uygun kontrol yapılmadan kullanıldığı için bu önyargını haksız olduğu düşünülebilir. Hassas medikal ozon jeneratörlerinin gelişmesiyle, artık etki mekanizmaları ve olası toksisiteyi değerlendirmek mümkündür. Solunum yollarının aksine, insan kanı uygun ozon konsantrasyonuna maruz kaldığında güçlü oksidatif özelliklerine dayanabilmektedir ve ozonlu otohemoterapi ile tedavi edilen hastalarda kronik ya da akut yan etkiler görülmemiştir (1). Lomber Disk Hernisi ve Ozon Terapi Distal ve radiküler patolojilere lomber radiküler disfonksiyon vakalarında, klasik cerrahi tedavi olan açık cerrahinin yüksek oranda komplikasyon ya da başarısızlık ihtimali vardır. Uzun yıllardır beyin ve sinir cerrahları çok sayıda hasta için ağrı veya disfonksiyon oluşturan hernileşmiş diskin küçültülmesi için bir metot aramaktalardı. Diskal dokunun yok edilmesi veya küçültülmesi amacıyla invaziv olmayan peruktan teknikler geliştirildi. Bu tekniklerin temel prensibi spinal kanala girmeden doğrudan diskal dokuya etki etmesidir. Bu uygulamalardaki temel amaç sinir dokusunun hareketli kemiklere yapışmasına ve sıkışmasına sebep olan epidural boşluktaki skar doku oluşumu olasılığını engellemektir. Lateral disk yaklaşımları kondrolitik enzimler, hidrokortizon, papain, kollojenaz veya aprotinin enjeksiyonuna imkan sağlamıştır. Bu yöntemlerin her biri belirli dönemlerde sıklıkla kullanılmış olmakla birlikte yetersiz sonuçlar ve majör yan etkiler izlenmiştir (2,3). Disk patolojisinin farklı açıları ve olası çözümleri ile ilgili birçok araştırma yapılmış; bu patolojiden kaynaklanan ağrılar üzerine yapılan çalışmalar ağrının sinirin asit intoksikasyonuna sebep olan biyokimyasal mekanizmaların sonucu olabileceğini göstermiştir; mekanik problemden bağımsız, ama asidik bir ortam doğuran kronik enflamatuvar cevap üreten otoimmün reaksiyonla veya iskemi ile ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Bu problemler cerrahi ihtiyacını azaltacak şekilde biyokimyasal tedaviler ile çözülebilir. İntradiskal oksijenozon kemonükleolizis taşmış disk hastalığı ya da hernileşmiş disk nedeniyle sinir kökü basısı ile oluşan ağrının bilinen etkin tedavilerinden birisidir. En yaygın olarak kullanılan terapötik kombinasyon intradiskal O2-O3 karışımı injeksiyonu (kemonükleolizis), sonrasında periradikular O2-O3 injeksiyonu, anti-inflamatuar ve analjezi etkisini arttırmak için streoid ve lokal anestezik şeklindedir. Bu tedavi motor güçsüzlüğü olmayan hastalarda ağrıyı önlemek için uygulanır. Sinir kökü basısına bağlı akut paralizi olan hastalar ise nörolojik yetersizliğin başlamasından 24-48 saat içinde cerrahi ile müdahale edilmektedir (3,4). 39 Lomber Disk Hernisi ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G, Yıldız S. Lomber Integr Tıp Derg 2014;2(2):38-43. O2-O3 uygulamasının terapötik etkisi birçok çalışmada bildirilmiştir. Sinir kökü basısı vakalarında bu tedavi, taşmış ya da hernileşmiş disk dokusunun dehidratasyonu ile sinir kökü basının kaybolmasına veya azalmasına, anti inflamatuar etkiye, artmış doku oksijenasyonuna ve algojenik maddelerin oksidasyonuna yol açmaktadır. Bugüne kadar, çalışmalar güçlü oksidan olan ozonun enjeksiyonunun yoğun reaktif oksijen türlerini oluşumunu nötralize eden antioksidan enzimlerin aşırı-üretimini indüklediği hipotezi üzerine kurulmuştur. Birçok araştırma ılımlı tekrarlanan ozon tedavisinin süperoksit dismutaz, katalaz ve antioksidan savunma için diğer enzimlerin aktivitesinin artışına sebep olduğunu göstermiştir. İntradiskal injesiyondan sonra ozon, dejenere nükleus pulposusda proteoglikanların bozunmasını hızlandırabilir ve sinir kökü basısına sebep olan hernileşmiş materyalin azalmasına neden olan reabsorpsiyon ve dehidratasyona yol açabilir (1,4,5). İntra diskal ozon terapisinin etkinliğini açıklamak için öne sürülen ana etki mekanizmaları (6): 1. Ozonun araşidonik asitten inflamatuar prostaglandinlere yıkımını değiştirerek inflamatuar kaskada etkisi vardır. İnflamatuvar bileşenlerin azalması ile ağrıda kademeli bir azalma izlenir. 2. Herniasyon, ilgili alanın ciddi hipoksisine yol açan flebostaz ve arteriostenoza neden olacak şekilde venöz ve arterial akımda azalmaya neden olabilir. Bu durum direkt ve indirekt mekanizmalar ile ortaya çıkan ağrıyı azaltır. 3. Bu etki mekanizması hızlı ve güçlü bir oksitleyici ajan olan ozonun direk etkisidir. Ozon molekülü nükleus pulposusda glikozaminoglikan zincirlerinin bazılarını yıkmakta, bu yapıların su tutma yeteneğini azaltmakta ve böylece herniasyonun boyutunu küçülterek ağrıyı azaltmaktadır. 4. Ozonun fibroblastik aktiviteyi stimülasyonu, kollajen birikimi sitümulasyonu ile tamir sürecinin başlaması ile sonuçlanmaktadır. Alexandre ve arkadaşları disk patolojilerinde ozon-oksijen karışımının intradiskal enjeksiyonu tedavi ettikleri 6665 hastanın verilerini paylaşmışlardır. Ağrı ve radiküler disfonksiyon üzerine etkisinin dramatik olduğu, tedavinin klinik bulgulara ek olarak patolojik tetkik ile de değerlendirildiği bildirilmiştir (3). Magalhaes ve arkadaşları tarafından yapılan bir meta-analize dört randomize çalışma dahil (861 hasta) edilmiştir. Çalışmalar metodolojik değerlendirme ölçütleri ile yapılan analizde 56 ile 84 puan arasında skorlanmıştır. En sık sınırlılıklar uygun olmayan randomizasyon, %20’den fazlasında takip görüşmesinin olmaması, plasebo kontrolün olmaması ve tedavi 40 Lomber Disk Hernisi ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G, Yıldız S. Lomber Integr Tıp Derg 2014;2(2):38-43. amaçlı analizin olmamasıdır. Karşılaştırma grupları lokal anestezik ile veya tek başına steroid veya sham enjeksiyondan oluşmaktaydı. Ağrı/disabilite farklı ölçütler kullanılarak ölçülmüştü. Ozon terapi uygulamaları altıncı ayda ağrıda kontrol gruplarına göre daha fazla azalma ile ilişkilendirilmiştir. Aynı meta-analize 8 gözlemsel çalışma da dahil edilmiş, çalışmalar metodolojik değerlendirme ölçütleri ile yapılan analizde 100 puan üzerinden 50 ile 72 arasında skorlanmıştır. Hiçbir çalışmada karşılaştırma grubu olmadığı ve hasta grupları, takip periodları ve sonuç ölçümlerinde çalışmalar arasında farklılıklar olduğu vurgulanmıştır (7). Zhang ve arkadaşları çalışmalarında (8), bel ve radiküler ağrısı olan 172 yetişkin hastayı randomize olarak 2 grubu bölmüştür. 90 hastaya (grup A) intradiskal ve intraforaminal ozon enjeksiyonu yapılmıştır ve 82 hastaya (grup B) aynı tedaviye ek olarak 1 ml betametazon bileşiği enjeksiyonu yapılmıştır. Görsel analog skala ve Japon Ortopedik Cemiyetinin bel ağrısı sendromu değerlendirme sistemi (JOA skoru) tedaviden önce, 3. haftada, 6.ayda ve 12.aydaki takip periyodunda klinik sonuçları değerlendirmek için uygulanmıştır. Bu çalışmanın sonucunda her iki grupta da tatmin edici klinik sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın başından sonuna kadar VAS skorundaki düşüş grup A’da 7,68’den 2.17`e ve grup B’de 7,49’dan 2,23`e olarak gözlemlenmiştir. Her iki grubun bütün takiplerinde ortalama JOA skorunda ve iyileşme oranında dikkat çekici gelişmeler vardır. Ek olarak 3.haftadaki takiplerde JOA iyileşme oranı grup B’de grup A’dan daha yüksek olarak görülmüştür. Ancak 6. ve 12. aylarda iki grup arasında anlamlı bir farklılık yoktur. Elde edilen sonuçlar ile araştırmacılar oksijen-ozon nükleolizisin konservatif tedaviye yanıt vermeyen hernileşmiş disk hastalarının çoğunda mükemmel ağrı rahatlaması sağladığı sonucuna ulaşmışlardır. Sadece ozon ve ozon ile kombine steroid injeksiyonu arasında 6. ve 12. aydaki takiplerde istatistiksel bir farklılık görülmemiştir. Bu nedenle, O2-O3`ün ağrı kontrolünde rol oynadığı; cerrahiden önce veya cerrahinin mümkün olmadığı durumlarda epidural streoid infiltrasyonu gerekmeden O2-O3 karışımının uygulanmasının ilk tercih olması önerilmiştir (8). Gautam ve arkadaşlarının (9), lomber disk hernisinin tedavisinde sadece ozon-oksijen tedavisi ve ozon-oksijen tedavisi ile perkutan intradiskal radyofrekans termokoagülasyon (PİRFT) yöntemlerinin birlikte kullanıldığı hastaları değerlendirdikleri çalışmasında ozon grubu intradiskal oksijen-ozon terapisi (4 ile 7 mL oksijen-ozon karışımı) alırken, ozon-PİRFT grubu oksijen-ozon terapisi ile kombine PİRFT (360 sn’de 80°C’de lezyonlaşan radyofrekans) tedavisi almaktadır. Ağrı skorları ve disabilite indeksleri hem ozon hem de ozon-PIRFT grubunda bazal değerler ile karşılaştırıldığında takibin her noktasında belirgin bir şekilde azalmıştır. Fakat, izlemin 2.haftası, 1.ayı, 3.ayı, 6.ayı ve 1.yılı ozon-PIRFT ile sadece ozon grubu karşılaştırıldığında ağrı skorları ve disabilite indekslerinde ozon-PIRFT ile daha fazla belirgin bir düşme sağlamıştır. Ozon-PIRFT ayrıca takibin her noktasında sekonder ölçütlerde ozon grubu ile karşılaştırıldığında anlamlı bir farklılık göstermiştir. Bu sonuçlara göre yazarlar ozon-PİRFT’in ağrı skorlarını düşürmede, analjezik tüketiminin azaltmada ve 41 Lomber Disk Hernisi ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G, Yıldız S. Lomber Integr Tıp Derg 2014;2(2):38-43. fonksiyonel sonuçları iyileştirmede ve lomber disk herniasyonu olanı hastaları tatmin etmede tek başına ozondan daha etkili olduğunu bildirmiştir (9). Lehnert ve arkadaşları (10), lomber disk hernisinin tedavisi için bilgisayarlı tomografi (BT) eşliğinde intradiskal ve periganglionik ozon-oksijen enjeksiyonu öncesi ve sonrası disk hacmini değerlendirdikleri bir çalışmada toplamda 283 lumbar radikulopatili hastaya bir intradiskal (3 mL) ve periganglionik (7 mL) oksijen-ozon karışımı (oran, 3:97; ozon konsantrasyonu, 30 μg/mL) injeksiyonu yapıldı. BT eşliğinde, 22-gauge spinal iğne ile extraspinal lateral yaklaşım ile intradiskal ve periganglionik injeksiyon yapıldı. İşlemden sonraki 6.ayda tüm disk hacim değişikleri BT ile değerlendirildi. İntradiskal medikal ozonun uygulanması ile lomber disk hernisi olan disk hacminde istatistiksel olarak anlamlı azalma izlenmiştir. Ozonun hacim düşürücü etkisi hasta yaşı ile negatif ve başlangıç disk hacmi ile pozitif olarak ilişkilidir (10). Muto ve arkadaşları tarafından (11), hernileşmiş diske bağlı bel ağrısı ya da siyatiği olan intradiskal ve intraforaminal oksijen-ozon injeksiyonu ile tedavi edilen 2200 hasta ile tecrübeleri raporlanmış; hastaların tedaviden önce en az 2 ay medikal ve fizik tedavi aldıkları; konuş ve kauda sendromu olanlar ile hiperaljezik siyatik hastalarının çalışmanın dışında tutulduğu belirtilmiş; BT ile disk ve epidural boşlukta gaz dağılımının monitörizasyonunu sağlamışlardır. Bu değerlendirmede uzun ve kısa dönem yan etkilere rastlanmazken klinik değerlendirme ölçeklerine göre 6 aylık izlemde %80 başarı oranı (1750 hasta), 18 aylık izlemde ise %75 başarı oranı (1400 hasta) bildirilmiştir. Bilgisayarlı tomografi ile izlenen hastaların (400 hasta) %63`ünde hernileşmiş dikin boyutunda küçülme izlenmiştir. Uygulamanın en sık başarısız olduğu durumlar kalsifiye herniler, spinal kanal stenozu, epidural fibrozis ile birlikte tekrarlayan herniler, lateral çıkışlara yakın küçük hernileşmiş diskler idi (11). İntradiskal ve periganglionik medikal ozon injeksiyonu ve periganglionik steroid injeksiyonu kombinasyonunun disk herninasyonun sebep olduğu ağrı tedavisinin genel sonuçlarını iyileştiren kümülatif etkisi vardır. Oksijen-ozon terapisi konservatif tedaviler ile cevap vermeyen lomber herniyasyonda kullanışlı bir tedavidir (12). Tedavi hızlı olması, farklı serilerdeki vakalarda %70-90 etkinlik ve düşük maliyeti gibi bir çok avantaj sağlamaktadır. Yan etkiler veya komplikasyonlar <%0.1 olarak tahmin edilmiştir (13,14). Sonuç olarak ozon-oksijen terapisi lomber disk hernilerinin tedavisinde minimal invaziv bir yöntemdir. Uygun teknik, doz, hasta grubu, birlikte uygulanacak diğer enjeksiyonlar ve takip süresi ve etki mekanizması ile ilgili güncel araştırmalar ile bu yöntemin konservatif tedaviye dirençli hastalarda cerrahiden önce kullanımı yaygınlaşacaktır. 42 Lomber Disk Hernisi ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G, Yıldız S. Lomber Integr Tıp Derg 2014;2(2):38-43. Kaynaklar 1. Bocci V. Biological and clinical effects of ozone. Has ozone therapy a future in medicine? Br J Biomed Sci. 1999;56(4):270-9. 2. Vaquero J, Martinez R, Saucedo G, Brasa J, Bujan J. Intradiscal aprotinin in lumbar disk bulging. Surg Neurol. 1989;31(3):245. 3. Intradiscal Injection of O2-O3 to Treat Lumbar Disc Herniations. Alexandre A, Buric J, Paradiso R, Saldago H, Murga M, Cor L, Albarreal A, Scopetta S, Giocoli H, Marin F. Rivista Italiana di Ossigeno-Ozonoterapia 2002;1:165-169. 4. Dall'Olio M, Princiotta C, Cirillo L, Budai C, de Santis F, Bartolini S, Serchi E, Leonardi M. Oxygen-ozone therapy for herniated lumbar disc in patients with subacute partial motor weakness due to nerve root compression. Interv Neuroradiol. 2014;20(5):547-54. 5. Borrelli E. Mechanism of action of oxygen ozone therapy in the treatment of disc herniation and low back pain. Acta Neurochir Suppl. 2011;108:123-5. 6. Rahimi-Movaghar V, Eslami V. The major efficient mechanisms of ozone therapy are obtained in intradiscal procedures. Pain Physician. 2012;15(6):E1007-8. 7. Magalhaes FN, Dotta L, Sasse A, Teixera MJ, Fonoff ET. Ozone therapy as a treatment for low back pain secondary to herniated disc: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials. Pain Physician. 2012;15(2):E115-29. 8. Zhang Y, Ma Y, Jiang J, Ding T, Wang J. Treatment of the lumbar disc herniation with intradiscal and intraforaminal injection of oxygen-ozone. J Back Musculoskelet Rehabil. 2013;26(3):317-22. 9. Gautam S, Rastogi V, Jain A, Singh AP. Comparative evaluation of oxygen-ozone therapy and combined use of oxygen-ozone therapy with percutaneous intradiscal radiofrequency thermocoagulation for the treatment of lumbar disc herniation. Pain Pract. 2011;11(2):160-6. 10. Lehnert T, Naguib NN, Wutzler S, Nour-Eldin NE, Bauer RW, Kerl JM, Vogl TJ, Balzer JO. Analysis of disk volume before and after CT-guided intradiscal and periganglionic ozoneoxygen injection for the treatment of lumbar disk herniation. J Vasc Interv Radiol. 2012;23(11):1430-6. 11. Muto M, Andreula C, Leonardi M. Treatment of herniated lumbar disc by intradiscal and intraforaminal oxygen-ozone (O2-O3) injection. J Neuroradiol. 2004;31(3):183-9. 12. Andreula CF, Simonetti L, De Santis F, Agati R, Ricci R, Leonardi M. Minimally invasive oxygen-ozone therapy for lumbar disk herniation. AJNR Am J Neuroradiol. 2003;24(5):9961000. 13. Leonardi M, Albini Riccioli L, Battaglia S, De Santis F, Cenni P, Raffi L, Simonetti L. Oxygen-ozone chemonucleolysis for herniated disc with sciatica. A comparison of treatments in patients with subacute and chronic symptoms. Rivista Italiana di Ossigeno-Ozonoterapia. 2006;5:33–36. 14. Muto M, Ambrosanio G, Guarnieri G. Low back pain and sciatica: treatment with intradiscalintraforaminal O2-O3 injection. Our experience. Radiol Med. 2008;113:695–706. 43 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE REVIEW / DERLEME 1 2 3 4 5 6 Turgay Altınbilek , Elif Kaya , Mehmet Uyar , Mehmet Sıddık Tuncay , Önder Taylan Çifçi , Gamze Yılmaz , 1 Haliç Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, İstanbul 2 Muayenehane, İstanbul 3 Ümran Tıp Merkezi, İstanbul 4 Cumhuriyet Üniversitesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Sivas 5 Türkiye Proloterapi Ve Ağrı Klinği, İstanbul 6 Medicana Hastanesi, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, Konya YARALANMALARDA OZON TERAPİ UYGULAMALARI Özet Ozon terapinin yaralanmalarda kullanımı yumuşak doku travmaları ve diyabetik ayak olmak üzere iki temel alanda incelenebilir. Ancak uygulama sıklıkla diyabet gibi iyileşmeyen kronik yaralara neden olan, periferal vasküler hastalık, radyasyon yaralanması, basınç yaralanması ve venöz staz gibi birçok durumda kullanılır. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):44-48. Anahtar kelimeler: Yara, ozon tedavisi, ülser OZONE THERAPY FOR TREATMENT OF WOUNDS Abstract Ozone therapy is widely used for treatment of soft tissue trauma and diabetic foot. Ozone therapy should be used in conditions leading chronic wound such as diabetes, peripheral vascular disease, radiation injury, pressure injury and venous stasis. Turk J Integr Med. 2014;2(2):44-48. Keywords: Wound, ozone therapy, ulcer Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G. Yaralanmalarda ozon terapi uygulamaları. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):44-48. Yazışma Adresi: Haliç Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Yüksekokulu, Fiziksel Tıp Ve Rehabilitasyon, İstanbul – Türkiye E posta: [email protected] Kabul/Yayın Tarihi: 19 Eylül 2014 Yaralar ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G. Integr Tıp Derg 2014;2(2):44-48. Giriş Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir moleküldür. Ozon terapi ise belirli oranlarda ozon oksijen karışımının dolaşıma veya vücut boşluklarına uygulanmasına verilen isimdir. Ozon plazmada antioksidanları aktive eder. Oluşan hidrojen peroksit ozonun biyolojik ve tedavi edici etkilerinden sorumludur. Bu etkilerin sonucunda antioksidan enzim ekspresyonu başta olmak üzere bazı savunma sistemleri uyarılır. Bu yolla oksidan sürece direnç artar. Ozonun tedavi edici etkilerinden sorumlu moleküllerden olan hidrojen peroksit hemoglobin-oksijen dissosiasyon eğrisini sağa kaydır ve kırmızı kan hücrelerinde 2,3-difosfogiserat seviyesini arttırarak dokulara oksijenin kolayca salınımını sağlar (1). Ozon terapi diyabet, romatoid artrit, Alzheimer hastalığı ve HIV gibi çok geniş bir hastalık yelpazesinde kullanılır. Son dönemde ozon terapisinin etki mekanizmaları ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşılabilmekle birlikte ozonun uygun olmayan kullanımı ve toksisitesi halen önemli bir sorundur. Terapötik dozların üzerinde uygulanan ozon toksik etkilere neden olur. Ozon uygulamasının otohemoterapi, intramusküler, intraartiküler ve paravertebral enjeksiyonlar, rektal veya vajinal insuflasyonlar ve topikal uygulama gibi birçok farklı uygulama yolu vardır (2). Ozon terapinin yaralanmalarda kullanımı yumuşak doku travmaları ve diyabetik ayak olmak üzere iki temel alanda incelenebilir. Yumuşak doku travması olan hastalar şişlik, hareket kısıtlılığı ve ağrı gibi şikayetler ile doktora başvururlar. Fizik muayene ve görüntüleme yöntemleri ile diğer patolojilerin dışlandığı hastalarda birçok farklı tedavi yaklaşımı vardır. Yaralanma alanının alçı, atel ve sargılar ile desteklenmesi, elevasyon, soğuk uygulama, topikal steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar, vasküler dilatörler, pıhtı çözücü ilaçlar ve antioksidanlar yumuşak doku ödemi, iskemi ve inflamasyon için yaygın olarak kullanılan tedavilerdir (1). Diyabetik ayak ise alt ekstremite farklı seviyelerde periferal arter hastalığı ve nörolojik anormalliklere bağlı olarak enfeksiyon, ülserasyon ve derin dokularda hasar olarak tanımlanabilir. Kronik yara iyileşmesinin yaranın özelliklerine göre beklenen makul bir süre içinde tamamlanması gerekmektedir. Ancak kronik, iyileşmeyen yaralar yaygın olarak görülür ve tedavide zorluklar ile karşılaşılır. Diyabet, periferal vasküler hastalık, radyasyon yaralanması, basınç yaralanması ve venöz staz gibi birçok durum kronik yaraların oluşumu ve sürmesinden sorumludur (3). Diyabetik ayak hastalarında ozonun tedavi edici etkisi üzerine yapılan bir çalışmada ozon ile tedavi edilen (lokal ve rektal insuflasyon) ve topikal/sistemik antibiyotik ile tedavi edilen gruplar oluşturulmuştur. Ozon tedavisinin kontrol grubuna göre glisemik kontrolü iyileştirdiği, oksidatif strese karşı koruyucu olduğu, organik peroksitlerin seviyesini normale getirdiği ve süperoksid dismutazı aktive ettiği bildirilmiştir. Süperoksidin diyabet patolojisi ve komplikasyonları ile ilgili birçok metabolik yol ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Nöroinfeksiyöz diyabetik ayak tedavisinde ozon tedavisinin farmakodinamik etkisi süperoksidlerin yok edilmesine bağlanabilir. Aynı çalışmada lezyonların daha iyi 45 Yaralar ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G. Integr Tıp Derg 2014;2(2):44-48. iyileşmesinin yanında ozon terapi grubunda daha düşük oranda ampütasyona ihtiyaç olduğu, herhangi bir yan etki gözlenmediği, bu nedenle medikal ozon tedavisinin diyabet ve komplikasyonlarının tedavisinde alternatif bir yol olabileceği vurgulanmıştır (4). Diyabetik ayak ülserlerinde ozon-oksijen bileşiklerinin etkinliğinin araştırıldığı bir çalışmada ozon grubunun tedavi etkinliği kontrol grubuna göre anlamlı olarak daha yüksek bulunurken, yara boyutu ozon grubunda daha hızlı azalmıştır. Tedavi sonrası vasküler endotelyal büyüme faktörü, transforming growth faktör- β ve platelet-derive growth faktör (PDGF) proteinlerinin ekspresyonu ozon grubunda anlamlı olarak artarken, bu proteinlerin indüksiyonu yoluyle ozon terapinin diyabetik ayak ülserlerinin tedavisinde etkili olabileceği bildirilmiştir (5). Bir hayvan modelinde topikal ozonlu zeytin yağının akut kutanöz yara iyileşmesi üzerine etkilerinin değerlendirildiği bir çalışmada ozon grubunda yara iyileşmesinin daha iyi olduğu, izlemin 5. gününde ozon grubunda kontrol grubuna göre daha küçük bir yara boyu izlendiği bildirilmiştir (6). Ozon terapinin yara iyileşmesini arttırdığı, immün sistemi modüle ettiği ve antibakteriyel etkilerinin olduğu bilinmektedir. Ozon kana geçtiğinde reaktif oksijen türleri ve lipit oksidasyon ürünlerine ayrışır. Lipid oksidasyon ürünleri endotel üzerine etki ederek, prostasiklinlerin, interlökin-8`in ve nitrik oksidin salınımına neden olarak vazodilatasyona neden olur. Reaktif oksijen türleri ise yara iyileşmesinde önemli rol oynayan platelet agregasyonuna ve PDGF, interlökin-8 salınımına neden olur. Özellikle ozon otohemoterapinin iskemik dokulara oksijen taşınmasını arttırdığı bildirilmiştir. Ozon otohemoterapi ile oluşan terapötik oksidatif stres, hücre içi antioksidan enzimlerin regülasyonu ile yara iyileşmesinde önemli bir etken olan dokunun iskemi/reperfüzyon hasarından ve inflamasyondan korunmasını sağlayan heme-oksidaz-1 ve ısı şok proteini-70 üretimine neden olur (7). Nöroinfeksiyöz diyabetik ayakta ortaya çıkan hiperglisemiye bağlı vasküler hasar, sıklıkla ampütasyon ihtiyacını gündeme getiren ülser ve enfeksiyonlara neden olur. Bu durumun engellenmesi ve tedavisi için hem antibiyotikler hem de ozon terapi kullanılabilir. Ozon terapi diyabet mekanizması üzerine olası etkileri ve hücresel redoks dengesini koruması ile antibiyotik tedavisine üstün olabilir. Bununla birlikte her iki tedavi yaklaşımının da antimikrobiyal özelliği vardır (4). Yara iyileşmesinde ozon terapi uygulamaları ile ilgili yan etki ve komplikasyonlar net olarak tanımlanmamakla birlikte ozon uygulamaları geleneksel yara bakımı uygulamasının geç kalmasına neden olabilir. Yara bakımında geleneksel yöntemler ile tamamlayıcı tıp uygulamalarının birlikte kullanımı ile geliştirilen bütüncül bir modele ihtiyaç vardır. Bu modelin oluşturulabilmesi için yumuşak doku yaralanmalarından açık yaralara geniş bir yelpazede ozon terapinin etkileri ile ilgili nitelikli çalışmalara ihtiyaç vardır. 46 Yaralar ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G. Integr Tıp Derg 2014;2(2):44-48. EK 1: Yara İyileşmesinde Topikal Uygulama Önerileri (8,9) Endikasyon Dekübit ülser, yara temizliği sonrası Diyabetik gangren, yara temizliği sonrası Ulcus kruris, yara temizlemesi Yara iyileşmesi Evre 1 veya 2 yanıklar Ozon konsantrasyonu 80–100µg/ml başlangıçta 20–30µg/ml 80–100µg/ml başlangıçta 20–30µg/ml 80–100µg/ml beginning 20–30µg/ml 20–30µg/ml Uygulama Süre Sıklık Düşük basınçlı kupa 2–10 dk Başta günlük, sonra haftada 2 kez Düşük basınçlı plastik torba 10–20 dk Başta günlük, sonra haftada 2 kez Plastik torba (düşük basınçlı değil) Kompres ve ozonlu su ile durulama Plastik torba, kompres ve ozonlu su ile durulama 10–20 dk Başta günlük, sonra haftada 2 kez Günde birkaç kez 1–5 dk 10-20 dk 1–5 dk Başta günlük 1-2, sonra günde birkaç kez * Güncel bilimsel çalışmalar ışığında uygulama ile ilgili bilgiler değişiklik gösterebilir. Kaynaklar 1. Yıldırım AO, Eryılmaz M, Kaldırım U, Eyi YE, Tuncer SK, Eroğlu M, Durusu M, Topal T, Kurt B, Dilmen S, Bilgiç S, Serdar M. Effectiveness of hyperbaric oxygen and ozone applications in tissue healing in generated soft tissue trauma model in rats: an experimental study. Ulus Travma Acil Cerrahi Derg. 2014;20(3):167-75. 2. Mutluoglu M, Karabacak E, Karagöz H, Uzun G, Ay H. Topical ozone and chronic wounds: improper use of therapeutic tools may delay wound healing. N Am J Med Sci. 2012;4(11):615-6. 3. Ahmed M. Fathi , Mohamed N. Mawsouf & Renate Viebahn-Hänsler. zone Therapy in Diabetic Foot and Chronic, Nonhealing Wounds, Ozone: Science&Engineering 2012;34(6):438-450. 4. Martínez-Sánchez G, Al-Dalain SM, Menéndez S, Re L, Giuliani A, Candelario-Jalil E, Alvarez H, Fernández-Montequín JI, León OS. Therapeutic efficacy of ozone in patients with diabetic foot. Eur J Pharmacol. 2005;523(1-3):151-61. 5. Zhang J, Guan M, Xie C, Luo X, Zhang Q, Xue Y. Increased growth factors play a role in wound healing promoted by noninvasive oxygen-ozone therapy in diabetic patients with foot ulcers. Oxid Med Cell Longev. 2014;2014:273475. 47 Yaralar ve Ozon Terapi Altınbilek T, Kaya E, Uyar M, Tuncay MS, Çifçi ÖT, Yılmaz G. Integr Tıp Derg 2014;2(2):44-48. 6. Kim HS, Noh SU, Han YW, Kim KM, Kang H, Kim HO, Park YM. Therapeutic effects of topical application of ozone on acute cutaneous wound healing. J Korean Med Sci. 2009;24(3):368-74. 7. Shah P, Shyam AK, Shah S. Adjuvant combined ozone therapy for extensive wound over tibia. Indian J Orthop. 2011;45(4):376-9. 8. Ministry Of Health Service Of The Russian Federation The State Medical Academy Of Nizhny Novgorod. Ozone Therapy In Practice. Health Manual, 2008. 9. Wound Healing. http://drsozone.com/procedures/wound-healing/ 48 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE ORIGINAL ABSTRACT / ORJİNAL ÖZET METİN 1 2 1 1 Ayhan Esmer , Pınar Borman , Barış Nacır , Mehmet Akif Güler , Aynur Karagöz 1 1 Department of Physical Medicine and Rehabilitation, Ankara Training and Research Hospital, Ankara, Turkey 2 Department of Physical Medicine and Rehabilitation, Hacettepe University Faculty of Medicine Hospital, Ankara, Turkey KİNESYO BANTLAMA, LOKAL STEROİD ENJEKSİYONU VE DÜŞÜK DOZ LAZER TEDAVİSİNİN LATERAL EPİKONDİLİTLİ HASTALARDA ETKİNLİĞİNİN KARŞILAŞTIRILMASI Esmer A, Borman P, Nacır B, Güler MA, Karagöz A. Kinesyo bantlama, lokal steroid enjeksiyonu ve düşük doz lazer tedavisinin lateral epikondilitli hastalarda etkinliğinin karşılaştırılması. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):49-50. Giriş ve Amaç Lateral epikondilit, aşırı kullanıma bağlı ortaya çıkan dirseğin dış kısmında hassasiyet, yanma ve zayıf kavrama gücü ile karakterize ağrılı bir durumdur ve tedavisi, hasta eğitimi, dirsek istirahati, aktivite modifikasyonları, splint kullanımı, kinezyo bantlama, kortikosteroid enjeksiyonları ve fiziksel terapiyi içermektedir. Bu çalışmada amacımız, KT, lokal steroid/anestezi enjeksiyonunun ve lazer terapisinin etkinliğini karşılaştırmalı olarak değerlendirmektir. Materyal- Metod Ankara Eğitim Araştırma ve Eğitim Hastanesi, Fiziksel tedavi ve rehabilitasyon kliniğine Haziran 2013 ve Mayıs 2014 tarihleri arasında başvurmuş 90 lateral epikodilit tanılı hasta bu çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların demografik özellikleri; yaş, meslek, cinsiyet, komorbitide, eğitim durumunu içermektedir. Ağrı yoğunluğu vizüel ağrı skalası(VAS(0-10) ile istirahat, hareket ve ağrıları olarak değerlendirilmiştir. Tedavi öncesi ve tedaviden 1 ay sonrasında, EHA(eklem hareket açıklığı) değerleri 4 farklı dirsek hareketine yönelik olarak tüm gruplar için kaydedilmiştir(fleksiyon, ekstansiyon, supinasyon ve pronasyon). Maudley testinin(dirençli orta parmak ekstansiyonu), Cozen testi(dirençli el bileği ekstansiyonu) ve millis testi( pasif ön kol pronasyonu,el bileği fleksiyonu ve dirsek ekstansiyonunda ağrı hissetmek) ile fonksiyonel durumu belirlemek için PRTEE(hasta kaynaklı tenisçi dirseği değerlendirmesi) tüm hastalarda kaydedilmiştir. Hastalar randomize olarak 3 farklı gruba ayrılmıştır; Kinezyo bantlama(n=30) (grup 1), lokal steroid enjeksiyonu(n=30)(grup 2) ve düşük doz lazer tedavisi (n=30) (grup 3). Hastaların tedavi öncesi yapılan değerlendirmeleri tedavi sonrası 3.haftada tekrarlanmıştır. Kinesyo bantlama, lokal steroid enjeksiyonu ve düşük doz lazer tedavisinin lateral epikondilitli hastalarda etkinliğinin karşılaştırılması Esmer A, Borman P, Nacır B, Güler MA, Karagöz A. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):49-50. Sonuçlar 68 kadın ve 22 erkek yaş ortalaması 47.53 olan hastalar çalışmaya katılmıştır. Tüm gruplarda dinlenme, hareket ve gece VAS skorlarının ortalaması tedavi sonrasında azalmıştır (p<0.05). Tedaviden önceki Cozen's test, Maudley test ve Mills testinin pozitf değeri ve VAS ağrı skorları açısından gruplar arasında önemli bir fark olmadığı göserilmiştir. Tedaviden sonra 1. Ay değerlendirilmesinde , dinlenme ağrısı, gece ağrısı ve PRTEE ağrı skorları ve PRTEE fonksiyonel skorları tüm gruplarda tedavi öncesi skorlardan daha iyi olarak bulunmuştur(p<0.05). PRTEE skorları tüm gruplarda tedavi öncesi ve sonrasında artmıştır. İlave olarak, Maudley test, Cozen's test ve Mills testi pozitif bulgusutüm gruplarda önemli derece azalmıştır ( p<0.05). LokaL steroid enjekte edilen grupta, fonksiyonel durumu gösteren PRTEE günlük aktivitelerinin subgrubu skorlarının gelişimi, kinesio bandaj ve düşük doz lazer tedavi grubundan önemli derecede daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Bu bulgular kinesio bandaj, lokal steroid enjeksiyonu ve düşük doz lazer uygulamasının, tedavi sonrası 1. Ayda benzer etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Ancak, fonksiyon açısından lokal steroid enjekte edilen grupta daha iyi gelişmelerin olduğu kaydedilmiştir. Sonuç olarak, lokal steroid enjeksiyon, kinesio bandaj ve uygun doz ve yöntemle uygulanan düşük doz lazer terapisinin, lateral epikondilitte semptomların azalmasında benzer etkiler oluşturduğu gösterilmiştir fakat birinci aydan sonra lokal steroid enjeksiyon tedavisinde ağrı ve fonksiyonel gelişimde daha iyi sonuç olduğu gösterilmiştir. 50 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE ORIGINAL ABSTRACT / ORJİNAL ÖZET METİN 1 Fatma Dilek Turan , Ayşegül İşler 2 1 Akdeniz Üniversitesi Antalya Sağlık Yüksekokulu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Antalya 2 Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Antalya ÇOCUKLUK ÇAĞI EPİLEPSİSİ VE TAMAMLAYICI ALTERNATİF YAKLAŞIMLAR Turan FD, İşler A. Çocukluk çağı epilepsisi ve tamamlayıcı alternatif yaklaşımlar. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):51-53. Anahtar Kelimeler: Epilepsi, çocuk, ebeveyn, tamamlayıcı alternatif yaklaşım, hemşire Giriş: Epilepsi tekrarlayan nöbetlerle karakterize, çocukluk döneminde en yaygın görülen kronik hastalıklarından biridir. Epilepsinin tahmin edilemeyen doğası ve seyri hem çocuğun hem de ailenin fiziksel ve psikolojik işlevlerini önemli ölçüde olumsuz etkilemektedir. Tedavide amaç, nöbetleri tümüyle durdurmaktır. Tıbbi tedavilere rağmen epilepsi hastalarının bir kısmında nöbetler kontrol altına alınamamaktadır. Bu durum, hasta ve yakınlarını tamamlayıcı alternatif yaklaşımlara yönlendirmektedir. Amaç: Bu derlemenin amacı, literatürde yer alan çocukluk çağı epilepsisinde ebeveynler tarafından kullanılan tamamlayıcı alternatif yaklaşımları ve olumlu-olumsuz etkilerini belirlemektir. Yöntem: Tamamlayıcı alternatif tedavilerin yararlarına ilişkin bilimsel kanıtlar çok az olmasına karşın, çocuklarda tamamlayıcı alternatif tedavilerin kullanımındaki artış dikkati çekmektedir. Ülkemizde yetişkinlerde tamamlayıcı alternatif tedavi kullanım oranı %22-84 arasında değişmekte iken çocuklarda bu oranın %0.8-68 arasında olduğu belirtilmiştir. Bu tedaviler kronik hastalığa sahip ve özel bakım ihtiyacı olan çocuklarda daha fazla kullanılmaktadır. Çocukluk çağı epilepsisi ve tamamlayıcı alternatif yaklaşımlar Turan FD, İşler A. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):51-53. Bulgular: Tarihsel olarak bakıldığında epilepsi yönetimi tek yönlü tedavi anlayışından uzaklaşmış, tamamlayıcı alternatif yaklaşımlar ile bütüncül bir anlayışa kavuşmuştur. Literatürde tamamlayıcı alternatif yaklaşımlar arasında yer alan; bitkiler, akupunktur, yoga gibi beden zihin tedavileri, ayurveda, homeopati, özel diyetler ve yüksek doz vitaminlerin epilepsi yönetimine katkı sağladığı belirtilmektedir. İşler ve ark. (2014) çalışmalarında ebeveynlerin tamamının (n=304) epilepsi hastalığı olan çocuğu için tamamlayıcı alternatif yaklaşımlardan yararlandığını, en sık uyguladıkları yaklaşımların; dua etme (%99,3), çocuğunu sigaradan uzak tutma (%79,8), çocuğuna ceviz (%79,6), tereyağ (%59,2), kemik iliği yedirme (%58,6), kaliteli uyku sağlama (%58,6) ve oyun oynatma (%51) olduğunu belirlemişlerdir. Bununla birlikte çocuklarda tamamlayıcı ve alternatif yaklaşımların kullanımının yaygınlaşması ile birlikte bu tür tedavilere bağlı yan etkilerin görülme oranında da artış olduğu özellikle bitkisel terapilere bağlı yan etkiler görüldüğünü belirten çalışmalar da yer almaktadır. Çalışmalarda epilepsi için kullanılan bitkisel bir ürünün, kan fenitoin düzeyini düşürdüğü ve bu nedenle epileptik nöbetleri tetiklediği, alternatif diyetler nedeni ile yenidoğanlarda ciddi beslenme bozukluklarının, D vitamini yetersizliğinin geliştiği gösterilmiştir. Diyet desteklerinin kullanımı ve buna bağlı yan etkilerin görülmesi de pediatride sık rastlanan sorunlardandır. Sonuç ve Öneriler: Epilepsi hastalığı olan çocuklarda epilepsi yönetimi güç bir süreçtir. Çocuklar gelişimsel olarak epilepsiyi yönetme becerisine sahip değillerdir. Bu durumda en büyük sorumluluk ebeveynlere düşmektedir. Ebeveynler çocuklarının epilepsi yönetimi için çoğu kez sağlık personeline danışmadan antiepileptik ilaçların yanı sıra tamamlayıcı ve alternatif yaklaşımlara başvurabilmektedir. Bu da istenmeyen sonuçlara neden olabilmektedir. Epilepsi hastalığına sahip çocukların epilepsi yönetiminde ebeveynlerin kullandığı tamamlayıcı alternatif yaklaşımlara yönelik az sayıda çalışma yer almaktadır. Epilepsi yönetiminde ilaçların yanı sıra kullanılan tamamlayıcı alternatif yaklaşımların belirlenmesi hastalığın tedavisi ve hemşirelik bakımını yönlendirmesi açısından oldukça önemlidir. Ebeveynlerin epilepsi hastalığına sahip çocuklarının hastalıklarını yönetme amacıyla uyguladıkları olumlu ya da olumsuz yaklaşımlarının belirlenmesinin, hemşirelerin epilepsi yönetimi ile ilgili eğitimlerine yön vereceği düşünülmektedir. Epilepsi 52 Çocukluk çağı epilepsisi ve tamamlayıcı alternatif yaklaşımlar Turan FD, İşler A. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):51-53. hastalığı olan çocuk ve ailesine bakım veren hemşireler, kanıtı olmayan ya da zarar verme potansiyeli olan tamamlayıcı alternatif yaklaşımlar konusunda ebeveynleri bilgilendirip, tıbbi tedaviyi destekleyen yaklaşımlara teşvik edebilirler. 53 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE ORIGINAL ABSTRACT / ORJİNAL ÖZET METİN 1 Duygu Yıldız Kemer , Ayşegül İşler 2 1 Akdeniz Üniversitesi Antalya Sağlık Yüksekokulu, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Antalya 2 Akdeniz Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Antalya PEDİATRİK ONKOLOJİ HASTALARINDA KULLANILAN TAMAMLAYICI SAĞLIK YAKLAŞIMLARI: SİSTEMATİK DERLEME Kemer DY, İşler A. Pediatrik onkoloji hastalarında kullanılan tamamlayıcı sağlık yaklaşımları: sistematik derleme. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):54-55. Anahtar Kelimeler: Tamamlayıcı sağlık yaklaşımı, pediatrik onkoloji, çocuk, kanser, sistematik derleme Giriş: Kanser tedavisi ve semptomların azaltılması amacıyla pediatrik onkoloji hastalarında tamamlayıcı sağlık yaklaşımı kullanımı giderek artmaktadır. Bu konu ile ilgili çeşitli kaynaklarda “tamamlayıcı ve alternatif tıp”, “tamamlayıcı tıp”, “alternatif tıp” ve “integratif (bütünleştirici/bütüncül) tıp” gibi kavramlar kullanılmaktadır. Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi (National Center for Complementary and Alternative Medicine), tüm bu kavramlar yerine son yıllarda “tamamlayıcı sağlık yaklaşımları” (comlementary health approaches) ifadesini tercih etmektedir. Bu sistematik derlemede de “tamamlayıcı sağlık yaklaşımları” ifadesi kullanılmıştır. Amaç: Bu sistematik derlemede literatürde yer alan pediatrik onkoloji hastalarında kullanılan tamamlayıcı sağlık yaklaşımları, prevalansı ve kullanım nedenlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yöntem: “Medline, PubMed, EBSCOHOST” veri tabanlarından 2004-2014 yılları arasında pediatrik onkoloji hastalarında kullanılan tamamlayıcı sağlık yaklaşımları ile ilgili ulusal ve uluslararası toplam 590 yayın taranmış olup, araştırma kriterlerine uyan 22 yayın incelenmiştir. Pediatrik onkoloji hastalarında kullanılan tamamlayıcı sağlık yaklaşımları: sistematik derleme Kemer DY, İşler A. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):54-55. Bulgular: İncelenen çalışmalarda çocukların ilk sırada (%28-76.4) lösemi tanısı ile izlendiği saptanmıştır. Çalışmalarda tamamlayıcı sağlık yaklaşımı kullanım sıklığı %12.497.3 arasında değişmekte olup, kullanım sıklığı ortalaması %53.7’dir. Çalışmalarda en sık kullanılan (%52.6-95.5) tamamlayıcı sağlık yaklaşım yönteminin Ulusal Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp Merkezi’nin son sınıflandırmasına göre; doğal bitkisel ürünler (bitkiler, vitamin ve mineraller vb.) olduğu, bunu zihin-beden uygulamalarının (homeopati, dua etme, masaj vb.) izlediği belirlenmiştir. Çalışmalarda ebeveynler sıklıkla bağışıklık sistemini güçlendirmek, yan etkileri azaltmak ve hastalığı iyileştirmek amacıyla tamamlayıcı sağlık yaklaşım yöntemlerini kullandıklarını belirtmişlerdir. Ebeveynlerin çoğunluğu (%36.7-86) tamamlayıcı sağlık yaklaşım yöntemlerini faydalı gördüğü ve herhangi bir yan etki yaşamadığını ifade etmişlerdir. Ebeveynlerin büyük çoğunluğunun bu yöntemlere aile, akraba ya da arkadaş önerisiyle başvurdukları ve bu yöntemleri kullanan ailelerin çoğunluğunun sağlık personeline bilgi vermediği saptanmıştır. Sonuç: Dünya’da ve Türkiye’de kanser hastalığı olan çocuklarda tamamlayıcı sağlık yaklaşımlarının kullanımı hızlı bir artış göstermesine karşın, çocuklarda tamamlayıcı sağlık yaklaşımları kullanımı sonucu ortaya çıkabilecek fiziksel ya da psikolojik potansiyel riskler konusunda yapılan araştırmalar sınırlı sayıdadır. Gelecekte yapılacak araştırmalar ile tamamlayıcı sağlık yaklaşımlarının kanser hastalığı olan çocuklarda kullanımın etkinliğini, yararlarını, olası yan etkilerini ve güvenliğini değerlendirmeye yönelik bilimsel çalışmaların yapılmasının ve ebeveynlere yönelik danışmanlık hizmetlerinin öncelikli olarak ele alınmasına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. . 55 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE ORIGINAL ABSTRACT / ORJİNAL ÖZET METİN 1 İsmail Dede 1 Etimesgut Asker hastanesi, FTR Kliniği OMUZ AĞRILI BİR OLGUDA NÖRALTERAPİ YAKLAŞIMI Dede İ. Omuz ağrılı bir olguda nöralterapi yaklaşımı. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):56-57. GİRİŞ Nöralterapi(NT), çeşitli hastalıkların ve özellikle ağrının lokal anestezikler kullanılarak periferik ve santral vegetatif sinir sistemi(VSS) yoluyla tedavi edilmesidir. NT lokal etkilerin yanısıra, kibernetik etkileşim ile birlikte sinirsel, hormonal, hücresel ve psişik düzenleme sistemleri ile etki etmektedir. NT’de amaç çeşitli alanlarda bozulmuş olan süreçlerin normale döndürülmesidir. OLGU 39 yaşında bayan hasta 16 yıldır devam eden sol omuz ağrısı yakınmasıyla başvurdu. Kondroblastoma öntanısı düşünülen hastanın 1998 yılında yapılan tam kan, rutin biyokimya, tümör markırları, röntgen ve omuz MRİ tetkikleri normal olarak değerlendirilmiş. Hastaya herhangi bir tanı konulamamış. Hastanın özgeçmişinde bir sezaryen, nazal deviasyon, 2 adet diş çekim operasyonu ve polikistik overe (PKO) bağlı hirsutizm tanısıyla 2 yıl süresince diane 35 tb kullanma öyküsü mevcuttu. Sol omuz ağrısı yıllarca aynı karekter ve şiddette devam etmiş. Ağrı haftada bir sıklıkta 8-10 saat süresince devam eden uyumayı güçleştiren, uyuduktan sonra uyandırmayan nitelikteymiş. Yorgunluk, stres durumlarında ve mens dönemi öncesinde ağrı şiddetinde artış olmakta ve ardışık 2-3 gün süresince devam etmekteymiş. Hasta ağrı kesiciler kullanmış ama ağrıda bir değişiklik olmamış, başka bir tedavi yöntemi uygulanmamış. Hastanın muayenesinde kipler testi ve omuz muayenesi normal sınırlardaydı. Adler-langer noktalarından C1 bilateral, C2 bilateral, C3 solda hassas olarak tespit edildi. Hastanın tüm laboratuar tetkikleri normal olarak değerlendirildi. Sol omuz röntgeninde Omuz ağrılı bir olguda nöralterapi yaklaşımı Dede İ. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):56-57. patolojik bir bulgu yoktu (Resim 1). Sol omuz ultrasonografide subskapular kas ve tendon posteriorundaki humerus korteksinde litik lezyonlar ve bisipital tendinit (Resim 2) izlendi. Resim 1 Resim2 Hastanın sol omuzuna lokal, servikal ve üst torakal bölgeye segmental tedavi uygulandı. Hastanın sol omuzunda 3 gün süresince ağrı şiddetinde artış oldu. Reaksiyon fenomeni olarak değerlendirilerek bozucu alan araştırıldı. Adler-langer C2 bilateral hassasiyet nedeniyle 28 numaralı gömülü dişe ve 18 numaralı çekilmiş diş alanına, C3 solda hassasiyet nedeniyle 48 numaralı gömülü dişe ve 46 numaralı çekilmiş diş alanına %0,4’lük lidokain enjeksiyonu uygulandı. Ağrı şikayetinde bir değişiklik olmadı. Şikayetin mens ile ilişkisi ve PKO öyküsü nedeniyle jinekolojik bölge bozucu alan (BA) düşünülerek hormonal eksen(hipofiz, tiroid, uterovaginal pleksus) enjeksiyonu uygulandı. Ağrı 15 günde bir ve 1-2 saat süren duruma geriledi. 1 ay sonra şikayetin kısmi artışla devam etmesi nedeniyle sol omuzda 2 adet aşı skarı, göbek, sezaryen kesi skarı ve hormonal eksen enjeksiyonu uygulandı. Enjeksiyon öncesi omuzdaki ağrı orta şiddette iken saniyeler içerisinde minimal düzeye geriledi. 24 saat sonra ağrı yakınması tamamen geçti. 6 ay sonra yapılan hastanın klinik değerlendirmesinde sol omuzda ağrı yakınmasının olmadığı görüldü. TARTIŞMA Günümüzde teşhis edilen rahatsızlıkların önemli bir bölümü BA’lar tarafından meydana getirilmektedir. Hastamızda omuz ağrısının jinekolojik bölge kaynaklı olabileceği düşünülerek enjeksiyon uygulanmış ve gecikmiş sekunden fenomeni yanıtı alınmıştır. NT uygulamalarında jinekolojik bölgede bozucu alan olarak göz önünde tutulmalıdır. 57 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE ORIGINAL ABSTRACT / ORJİNAL ÖZET METİN 1 2 Selma Kahraman , Yasemin Ekinci , Esra Karacaçiftçi 1 Harran Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu 2 Zirve Üniversitesi Hemşirelik Bölümü 2 HAMAM OTU KULLANAN ERGENLERDE GENİTAL HİJYEN DURUMU Kahraman S, Ekinci Y, Karacaçiftçi E. Hamam otu kullanan ergenlerde genital hijyen durumu. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):58-59. Anahtar kelimeler; Ergen, hamam otu, genital bölge, genital hijyen, sağlık Giriş Hamam otunun asıl adı zırnık otudur. Zırnık Sarı renkli tabii arsenik sülfür minerali çok zehirli bir maddedir. Sanayide en çok deriden kılları ayırmak için kıl dökücü olarak kullanılır. Şanlıurfa bölgesinde ise özellikle kadınlarda genital hijyen tüylerini dökmek için kullanılır. Gereç ve Yöntem Bu araştırma hamam otu kullanan ergenlerde genital hijyen durumu belirlemek amacıyla tanımlayıcı yapılmıştır. Araştırmanın örneklemi genital bölge tüyleri için hamam otu kullanan 34 kişidir. Araştırmanın verileri anket formu ile doldurulmuş, SPSS paket programında tanımlayıcı istatistik ve lojistik regresyon yapılmıştır. Bulgular Hamam otu kullanan kızların % 61,8’i 14-16 yaş arasındadır. Bu kızların ebeveynlerin yarıdan fazlasının eğitim durumu düşüktür. % 41,2’si genital hijyen ile ilgili bilgi almamıştır. Kızların % 52,9’u genital hijyen bölgeyi bilmediğini ifade etmiştir. Kızların % 47,1’i genital bölge temizliğinde kimyasal madde içeren maddeler kullandığını, temizleme yöntemi olarak % 41,2’sinin gelişigüzel ya da arkadan öne doğru temizlediğini belirtmiştir. Kızların % 41,2’sinin hamam otunu annesinden öğrendiğini genital bölgenin temiz kalmasını istediğini için kullandığını söylemiştir. Kızların % 55,9 kıl çıktıkça Hamam otu kullanan ergenlerde genital hijyen durumu Kahraman S, Ekinci Y, Karacaçiftçi E. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):58-59. hamam otunu kullandığını belirtmiştir. Hamam otu kullanan genç kızların % 60,9’u 12 yaşında ya da daha önce adet olmuştur. Hamam otu kullanan kişilerin % 70,6’sının vajinal akıntısı normal olmadığı ve vajinal kaşıntıyı artırdığı görülmektedir. Sonuç Hamam otu kullanan genç kızlarda genital bölge ile ilgili sağlığı olumsuz etkilediği saptamıştır. 59 İNTEGRATİF TIP DERGİSİ TURKISH JOURNAL OF INTEGRATIVE MEDICINE ORIGINAL ABSTRACT / ORJİNAL ÖZET METİN Muammer Müslim Köse, Sena Tolu, Mustafa Yemliha Ayhan 1 Medipol Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı, İstanbul UZUN SÜRELİ ÇÖMELMEYE BAĞLI İKİ TARAFLI PERONEAL SİNİR HASARI Köse MM, Tolu S, Ayhan MY. Uzun süreli çömelmeye bağlı iki taraflı peroneal sinir hasarı. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):60-63. Anahtar kelimeler: Peroneal sinir, Düşük ayak Giriş: Peroneal sinir felci alt ekstremitede sık görülen periferik sinir lezyonlarından biridir. Travmatik olmayan nedenlerden uzun süre çömelme, bacak bacak üstüne atma sırasında postural olarak peroneal sinir felci gelişebilmektedir. Bu makalede uzun süreli çömelme sonrasında gelişen bilateral diz bölgesinde peroneal sinir tuzaklanması ve düşük ayak olgusu sunulmuştur. Olgu: 34 yaşında erkek hasta, başvurudan 2 hafta öncesinde 3 gün boyunca uzun süreli çömelme sonrasında her iki bacakta uyuşma tablosu ile başlayan iki taraflı düşük ayak tablosu ile kliniğimize geldi. Yapılan değerlendirmeler sonrasında solda belirgin bilateral diz bölgesinde peroneal sinir tuzaklanması tespit edildi. 15 seans peroneal sinir innervasyonlu kasara yönelik elektrik stimülasyonu, b vitamini takviyesi, mekanik düzeletme yöntemi ile kinezyolojik bantlama ve egzersiz ile tedavi edildi. Sonuç: Uzun süre çömelerek oturma öyküsü olan insanlarda yürüme bozukluğu ve düşük ayak şikayeti görüldüğünde peroneal sinir fonksiyonu mutlaka değerlendirilmeli ve erken tedaviye başlanılmalıdır. Travmaya, cerrahiye veya tümör basısına bağlı peroneal sinir tuzaklanması görülebilirken, postüre bağlı peroneal sinir tuzaklanması oldukça nadirdir(1). Özellikle doğu kültüründe uzun süreli çömelmeler sonrasında görülebilmektedir. Popliteal çukurda siyatik sinirden ayrılan peroneal sinir, çukurun dış tarafında gastroknemius kasının lateral başı üzerinden geçer (2). Diz altında fibula başı ve boynu civarındaki 4 cm’lik bir alanda çok yüzeyel bir seyir gösteren peroneal sinir, sadece cilt ve yüzeyel fasya ile korunur(2,3). Alt ekstremitede sık karşılaşılan peroneal sinir mononöropatisinde, sinir en çok bu 4 cm’lik yüzeyel seyir gösterdiği alanda yaralanmakta veya fibröz arkın kalınlaşıp sinirin geçtiği tüneli daraltması ile sıkışmaktadır. Uzun süreli çömelmeye bağlı iki taraflı peroneal sinir hasarı Köse MM, Tolu S, Ayhan MY. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):60-63. Bu yazıda uzun süreli çömelme sonrasında bilateral derin Peroneal sinir hasarına bağlı gelişen düşük ayak olgusu sunuldu. Olgu Sunumu 34 yaşında erkek hasta başvurudan 2 hafta öncesinde 3 gün boyunca uzun süreli çömelerek evde tamir işi yaptıktan sonra başlayan, önce solda belirgin her iki dizden aşağıda uyuşma, yaklaşık 1-2 saat sonra da ayağı kaldırmakta, yürümede güçlük şikayeti vardı. Öncesinde travma, cerrahi tariflemiyordu. Özgeçmişinde özellik yoktu. Fizik muayenesinde solda belirgin bilateral stepaj yürüyüşü mevcuttu. Bel kalça, diz ve ayak bilek eklem hareket açıklıkları normal olarak bulundu. Düz bacak kaldırma testi negatifti. Fibula başında Tinel testi negatif bulundu. Diz çevresinde herhangi bir kitle palpe edilmedi. Alt ekstremite refleks muayenesi normoaktif, patolojik refleks yoktu. Nistagmus yoktu. Sol alt ekstremite ayak bilek, ayak parmak dorsifleksiyonu 12/5 sağ alt ekstremite ayak bilek, ayak parmak dorsifleksiyonu 2/5 kuvvetindeydi. Duyu muayenesi sağ L5 dermatomunda hipoestezi olduğu tespit edildi. Diğer muayeneleri normaldi. Çekilen Emg de; Solda daha ağır olmak üzere iki yanlı derin peroneal sinirde fibula başından itibaren parsiyel aksonal hasar ile uyumluydu. İki yanlı derin peroneal sinir uyarımı ile fibula başı seviyesinde motor ileti bloğu ve ileti hızı yavaşlaması saptandı. İki yanlı süperfisiyal peroneal sinir duysal yanıtları normal latans ve amplitüdde, diğer sinir ileti çalışmaları ve h refleksi normaldi. Tibialis anterior, Eks. Hallucis longus ve Eks digit. longus kasında pozitif keskin dalgalar ve fibrilasyon potansiyelleri olup ağır nörojen tutulum tespit edildi. Solda daha ağır olmak üzere iki yanlı derin peroneal sinirde fibula başından itibaren parsiyel aksonal hasar ile uyumluydu. Hastaya peronesl sinir innervasyonlu kalsara yönelik elektrik stimlüasyonu, egzersiz programı ve haftada bir düşük ayak için mekanik düzeltme yöntemi ile kinezyolojik bantlama uygulandı. 1 ay sonraki kontrolde sol ayak bilek ve parmak dorsifleksiyonu 3-4/5, sağ ayak bilek ve parmak dorsifleksiyonu 4/5 kas kuvvetindeydi. Kontrol emg de tibialis anterior ve ekstansör digitorum longus kasında daha belirgin ekstansör hallucis longus kasında da reinnervasyon müp leri gözlendi. Hastanın tedavi ve takiplerine devam edilmektedir. 61 Uzun süreli çömelmeye bağlı iki taraflı peroneal sinir hasarı Köse MM, Tolu S, Ayhan MY. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):60-63. Tartışma Tuzak nöropatiler periferik sinirlerin anatomik gidiş yolları boyunca bası altında kalmaları sonucu oluşan kompresyon nöropatilerdir(4,5,6). Alt ekstremitedeki tuzak nöropatiler üst ekstremitedekilere oranla daha nadirdir, ancak sıklıkla gözden kaçtıkları ve tanı alamadıkları da unutulmamalıdır( 7). Alt ekstremitelerde en sık bası altında kalan sinirler lateral femoral kutanöz sinir,femoral sinir, safenöz sinir, obturator sinir, siyatik sinir, common peroneal sinir, bunun yüzeyel ve derin dallar, tibial sinir ve interdijital sinirler olarak sayılabilir(4,8). Peroneal sinir özellikle fibula başı ve boynu hizasında kompresyona uğrar veya direk travmaya maruz kalabilir(2,3). Siyatik sinirden popliteal çukurda ayrılan peroneal sinir, çukurun dış tarafında gastrocnemius kasının lateral başı üzerinden geçer(9,10,11). Ayrıca, fibula başı çok hipermobildir ve sinirde sürekli olarak mekanik bir iritasyona neden olur(12). Tibial sinire oranla daha az lif sayısına ve destek dokusuna sahip olan peroneal sinir, fibula boynunda fiksedir ve bu nedenle hem gerilmeye karşı duyarlıdır hem de aksiyel yönde gelen güçleri absorbe edemez(3,13,14). Uzun süre çömelme, bacak bacak üstüne atma ve yoga yapma sırasında postural olarak peroneal sinir felci gelişebilmektedir(15,16,17,18). Çömelme sırasında vücut ağırlığının kaslarda yarattığı kompresyon gücü ile sinir, biseps tendonu, gastroknemius kasının lateral başı ve fibula başı arasında sıkışmaktadır(16). Çömelmeye bağlı iki taraflı peroneal sinir yaralanması sadece birkaç çalışmada bildirilmiştir. Bizim olgumuzda da hastanın uzun süre çömelerek oturması sonucunda iki taraflı olarak peroneal sinirin fibula başı lokalizasyonunda basıya uğradığını saptadık. Genel olarak kabul edilen görüşe göre, 3-4 ay konservatif tedavi uygulanması önerilmektedir. Konservatif tedavide öncelikle NSAİİ, istirahat, fizik tedavi, kuvvetlendirme egzersizleri, predispoze faktörlerin ortadan kaldırılması, yürümeye yardımcı cihazlar, ortez ve tabanlıklar gibi konservatif yöntemler tercih edilir. Steroid ve lokal anestetik enjeksiyonu yapılabilir(19). Sonuç olarak, uzun süre çömelerek oturma öyküsü olan insanlarda yürüme bozukluğu ve düşük ayak şikayeti görüldüğünde peroneal sinir fonksiyonu mutlaka değerlendirilmelidir. Klinik ve elektrofizyolojik olarak sinir yaralanmasının saptandığı olgularda EMG kontrolü altında üç-dört ay konservatif tedavi uygulanmalı; ancak başarısız olunan olgularda hastaya cerrahi tedavi önerilmelidir. 62 Uzun süreli çömelmeye bağlı iki taraflı peroneal sinir hasarı Köse MM, Tolu S, Ayhan MY. Integr Tıp Derg. 2014;2(2):60-63. Kaynaklar 1-Baima J, Krivickas L : Evaluation and treatment of peroneal neuropathy. Curr Rev Musculoskelet Med 1 : 147-153, 2008 2-Watemberg N, Amsel S, Sadeh M, Lerman-Sagie T. Common peroneal neuropathy due to surfing. J Child Neurol 2000; 15:420-1. 3-Lippin Y, Shvoron A, Yaffe B, Zwas ST, Tsur H. Postburn peroneal nerve palsy: a report of two consecutive cases. Burns 1993; 19: 246-8. 4-Dumitru D, Amato A, Zwarts M. Focal peripheral neuropathies. In: Electrodiagnostic Medicine. 2nd ed. Philadelphia:Hanley & Belfus, 2002. 5-Oh SJ. Clinical Electromyography: Nevre Conduction Studies. 2nd ed. Philadelphia: Lippicott Williams & Wilkins, 2003;153-310. 6-Akarırmak Ü. Tuzak Nöropatiler. Editörler: Beyazova M, Gökçe-Kutsal Y. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon. Ankara: Güneş Kitabev, 2000; 2071-89. 7-Çeliker R, Alt Ekstremitelerde Tuzak Nöropatiler, Türk Fiz Tıp Rehab Derg 2009: 1; 30-4. 8-Stewart JD. Compression and entrapment neuropathies. In: Dyck PJ, Thomas PK, editors. Peripheral Neuropathy, 3rd ed. Philadelphia: WB Saunders Company, 1993; 961-79. 9-Bendszus M, Reiners K, Perez J, Solymosi L, Koltzenburg M. Peroneal nerve palsy caused by thrombosis of crural veins. Neurology 2002; 58: 1675-7. 10-Ramelli GP, Nagy L, Tuncdogan E, Mathis J. Ganglion cyst of the peroneal nerve: a differential diagnosis of peroneal nerve entrapment neuropathy. Eur Neurol 1999; 41: 56-8. 11-Ozturk K, Akman S, Erturer E, Ayan Ulusoy S, Aksoy B. A case of an intraneural ganglion cyst in the peroneal nerve resulting in drop foot. Acta Orthop Traumatol Turc 2000; 34: 426-9. (Article in Turkish) 12-Moller BN, Kadin S. Entrapment of the common peroneal nerve. Am J Sports Med 1987;15:90-1. 13-Thoma A, Fawcett S, Ginty M, Veltri K. Decompression of the common peroneal nerve: experience with 20 consecutive cases. Plast Reconstr Surg 2001;107:1183-9. 14-Wilkinson MC, Birch R. Repair of the common peroneal nerve. J Bone Joint Surg [Br] 1995;77:501-3. 15-Fabre T, Piton C, Andre D, Lasseur E, Durandeau A. Peroneal nerve entrapment. J Bone Joint Surg [Am] 1998;80:47-53. 16-Reif ME. Bilateral common peroneal nerve palsy secondary to prolonged squatting in natural childbirth. Birth 1988;15:100-2. 17-Brown RE, Storm BW. ÒCongenitalÓ common peroneal nerve compression. Ann Plast Surg 1994;33:326-9. 18-Toğrol E, .olak A, Kutlay M, Saraoğlu M, Akyatan N, Akın ON. Bilateral peroneal nerve palsy induced by prolonged squatting. Mil Med 2000;165:240-2. 19-Styf J, Morberg P. The superficial peroneal tunnel syndrome. Results of treatment by decompression. J Bone Joint Surg Br 1997; 79: 801-3. 63
Benzer belgeler
5.Sayı - Dr. Sedat Yıldız. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
Dergi; Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ortopedi ve Travmatoloji, Spor Hekimliği,
Romatoloji, Nöroloji, Geriatri, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Algoloji,
Endokrinoloji, Plastik Cerrahi, Psikiyatri,...
ozone therapy: myth and fact ozon terapi: mit ve gerçek
olarak sınıflanabilir (5).
Lee ve arkadaşlarının geliştirdiği sham uygulamasında başlangıçta düşük miktarda da olsa
negatif basınç oluştuğu için literatürde tanımlanan etki mekanizmaları sham uygul...
2.Sayı - Dr. Sedat Yıldız. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı
Dergi; Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Ortopedi ve Travmatoloji, Spor Hekimliği,
Romatoloji, Nöroloji, Geriatri, Anesteziyoloji ve Reanimasyon, Algoloji,
Endokrinoloji, Plastik Cerrahi, Psikiyatri,...