sinopspor`da - Gerze Meslek Yüksekokulu
Transkript
sinopspor`da - Gerze Meslek Yüksekokulu
SİNOPSPOR’DA T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ YÜKSEKOKULUMUZDA AFET BİLİNCİ KONULU SERTİFİKA EĞİTİMİ DÜZENLENDİ HEDEF 3.LİG Sinop’un futbolda- Yüksekokulumuz Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonunda gerçekleşen eğitimde, Sinop Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde görev yapan Endüstri Yüksek Mühendisi Özge ÖZBEK; afet bilinci, afetlere hazırlık aşamasında yapılacaklar, yapısal olmayan risklerle bu risklerin yaşadığımız ve çalıştığımız mekanlarda azaltılması konularında bilgiler verdi. SAYFA : 3 SAYFA : 8 ki baş temsilcilerinden, 1970 yılında kurulan ve bugün hala varlığını koruyan Sinopspor’u geçmişi ve bugünüyle daha yakından tanımak ve mevcut durumunu sizlere aktarabilmek maksadıyla Sinopspor Kulüp Başkanı Ayhan ÖZHAN ile bir röportaj gerçekleştirdik. GENÇDURUS T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU SAYI : 1 16 KASIM 2015 PAZARTESİ BİLİMSEL VE AHLAKİ DEĞERLERLE DONANMIŞ ÖRNEK ÖĞRENCİ YETİŞTİRMEK İSTİYORUZ SİNOP NEDEN MUTLU? Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı Yaşam Memnuniyeti Araştırmasına göre Sinoplular’ın yüzde 77,7’si ‘mutluyum’ cevabını vermiş. Biz de araştırma sonucunun peşine düştük ve Sinoplu’nun gerçekten mutlu olup olmadığını, eğer öyle ise de mutluluğun sırrını araştırdık. SAYFA : 6 Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat DALGIN, Gerze Meslek Yüksekokuluna düzenlediği ziyaret kapsamında gazetemizin konuğu oldu. Prof. Dr. Nihat DALGIN, üniversiteye dair ile ilgili çalışmalar hakkında bilgi verdi. Yüksekokulumuzu ziyaret eden Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Nihat DALGIN’a, Gerze Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK, Müdür Yardımcıları Funda İNCE ve Mehmet KESKİN ile akademik ve idari personelimiz eşlik etti. Gerze Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK’tan yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Rektörümüz, yeni ve modern binası ile yüksekokulun ilçeye değer kattığını ifade etti. Yüksekokulda incelemelerde bulunan Rektör Prof. Dr. DALGIN, gazetemiz muhabirlerinden Tuğçe Nur SEMİZ’in sorularını yanıtladı. Röportaj aracılığıyla kendisini daha yakından tanıdığımız Rektör Prof. Dr. DALGIN, üniversite ile ilgili devam eden projeler ve ileriye dönük çalışmalar hakkında da önemli bilgiler verdi. Üniversitemizin öğrencilerimize sağlamış olduğu imkânların, öğrencilerimiz tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Rektör Prof. Dr. DALGIN, ara eleman yetiştirme anlamında yüksekokullarımıza büyük sorumluluk düştüğünü ve burada donanımlı bir eğitim alan öğrencilerin, alanlarındaki boşluğu en iyi şekilde dolduracağına inandığını belirtti. Rektör Prof. Dr. Rektör Prof. Dr. DALGIN ile 8 yıllık bir geçmişi olan Sinop Üniversitesinin gösterdiği hızlı gelişim, yeni kampüs çalışmaları, açılan yeni programlar, uluslararası ilişkiler ve akademik çalışmalar hakkında gerçekleştirdiğimiz samimi röportajı sizlere aktarıyoruz. SAYFA : 2 BAŞLARKEN Günlük hayatımızda, başlayan ve biten olayların döngüsü yaşanmaktadır. Bitenler yeni başlangıçları, başlangıçlar da bitişleri içinde barındıran olaylardır. Bir işe başlamak; dirilmenin, inşa etmenin ve harekete geçmenin yansımasıdır. Dolayısıyla, bitişin muhakkak olduğu bir dünyada başlamaların anlamı ve fevkalade önem arz etmekte ve heyecan vermektedir. SAYFA : 3 Sinop Üniversitesi Öğrencileri Şehitlerini Unutmadı Hakkari’nin Yüksekova Bölgesinde 4 Kasım günü terör örgütü ile girdiği çatışmada şehit düşen Sinoplu Piyade Uzman Çavuş Sadık Aparangil ve Cumhuriyet tarihinden bugüne şehit düşen askerlerimiz, Sinop Üniversitesi Gerze Meslek Yüksekokulunca hazırlanan 4 saatlik özel radyo programı ile anıldı. SAYFA : 3 2 T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ REKTÖRÜMÜZ PROF.DR. NİHAT DALGIN: “4 YIL İÇERİSİNDE KAPASİTEMİZİ 12 BİN ÖĞRENCİYE ÇIKARMAYI PLANLIYORUZ” Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat DALGIN, Gerze Meslek Yüksekokuluna düzenlediği ziyaret kapsamında gazetemizin konuğu oldu. Prof. Dr. Nihat DALGIN, üniversiteye dair ile ilgili çalışmalar hakkında bilgi verdi. Yüksekokulumuzu ziyaret eden Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Nihat DALGIN’a, Gerze Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK, Müdür Yardımcıları Funda İNCE ve Mehmet KESKİN ile akademik ve idari personelimiz eşlik etti. Gerze Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK’tan yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan Rektörümüz, yeni ve modern binası ile yüksekokulun ilçeye değer kattığını ifade etti. Yüksekokulda incelemelerde bulunan Rektör Prof. Dr. DALGIN, gazetemiz muhabirlerinden Tuğçe Nur Semiz’in sorularını yanıtladı. Röportaj aracılığıyla kendisini daha yakından tanıdığımız Rektör Prof. Dr. DALGIN, üniversite ile ilgili devam eden projeler ve ileriye dönük çalışmalar hakkında da önemli bilgiler verdi. Üniversitemizin öğrencilerimize sağlamış olduğu imkânların, öğrencilerimiz tarafından iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirten Rektör Prof. Dr. DALGIN, ara eleman yetiştirme anlamında yüksekokullarımıza büyük sorumluluk düştüğünü ve burada donanımlı bir eğitim alan öğrencilerin, alanlarındaki boşluğu en iyi şekilde dolduracağına inandığını belirtti. Rektör Prof. Dr. Rektör Prof. Dr. DALGIN ile 8 yıllık bir geçmişi olan Sinop Üniversitesinin gösterdiği hızlı gelişim, yeni kampüs çalışmaları, açılan yeni programlar, uluslararası ilişkiler ve akademik çalışmalar hakkında gerçekleştirdiğimiz samimi röportajı sizlere aktarıyoruz. Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat DALGIN kimdir? Kısaca sizi tanıyabilir miyiz? Samsun Ladik doğumluyum. Orta ve lise tahsilimi Samsun’da yaptım. Üniversite tahsilimi de Samsun 19 Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde tamamladım. Yüksek lisansımı Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde, doktoramı ise yine Samsun 19 Mayıs Üniversitesinde gerçekleştirdim. Doktora döneminde Rize’de İlahiyat Fakültesi’nin kuruluşunda görev aldım, akabinde Trabzon İlahiyat Meslek Yüksekokulunun kuruluşunda bulundum ve müdürlük yaptım. Dolayısıyla 1993-1997 arası KTÜ’DE çalıştım. 1997’de tekrar Samsun’a döndüm ve burada göreve başladım. Devamında 2009 yılında Dekan Yardımcısı oldum. 3 yıl De- 16 KASIM 2015 PAZARTESİ kan yardımcılığının ardından 2012’de de Sinop Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin Kurucu Dekanı olarak görevlendirildim. 2 yıl burada dekanlık yaptıktan sonra 3 ay kadar öncesinde Sinop Üniversitesine Rektör olarak atandım ve şu an Rektörlük görevime devam ediyorum. Genç bir üniversiteyi devraldınız. Önümüzdeki 4 yıllık yönetim süreciniz için Sinop Üniversitesine dair projeleriniz nelerdir? Dediğiniz gibi genç bir üniversite. Bizim tabirimizle güçlülüğünü yeni ispat eden, 8 yıllık geçmişi olan bir üniversite. Üniversiteler 25 yılda tam bir üniversite olur denir. 4 yıl içerisinde hem öğrenci sayısını arttırmayı hem kaliteden ödün vermemeyi hem yerel hem yöresel olarak yöreye katma değer üretmeyi bir bütün olarak düşünüyorum. Ekibimizle beraber bu amacı hedefliyor ve bu doğrultuda planlama yapıyoruz. Şu an da 7000-8000 kadar öğrencimiz var. Bu 4 yıl içerisinde 12 bin öğrenciye ulaşmayı planlıyoruz. Mevcut 8 fakültemizin ikisi öğrenci almadı. Bu süreçte henüz öğrenci almayan Spor Bilimleri ve Güzel Sanatlar Fakültelerine de öğrenci almayı hedefliyoruz. Biri merkezde olmak üzere, Gerze, Boyabat ve Ayancık ilçelerimizde Meslek Yüksekokullarımız bulunuyor. Merkezde fakültelerimiz ağırlığı oluşturuyor. İlçelerimizde ise yüksekokullarımızın hem kalitesini yükseltmek hem öğrenci sayısını artırmak hem de gerekirse yeni bölümler açmayı planlıyoruz. 4 yıl sonrasını hayal ettiğimde; fakültelerde yeni bölümler açılmış, yeteri kadar öğrencisi olan ve her fakültesinde bir ya da birkaç bölüm ve programın Türkiye genelinde söz sahibi olduğu bir üniversite görüyorum. Sinop Üniversitesini eğitim anlayışı ve sunduğu olanaklar noktasında diğer üniversitelerden farklı kılan yanı nedir? Üniversitenizde eğitim gören öğrencilere aşılamak istediğiniz değerler nelerdir? Sorunun son kısmından başlarsak; gençliğimizin milli ve manevi değerlerini bilerek yetişmeleri gerekir. Bunun için elimizden geleni yaptık, yapıyoruz ve yapacağız. Zaten tahsilli insan, kültürlü insan demektir. Önce kendine, sonra çevresine yararlı olan insan demektir. Dolayısıyla kültürünüz, tahsiliniz arttıkça insani değerlerinizin de artması gerekir. Erdemli bir duruş sergilemek lazım. Bunları öğrencilerimize aşılamaya çalışıyoruz. Bu amaçla gençlerimize elimizden gelen tüm imkanları sunacağız. Bunun yanında bilimsel anlamda donanımın da eksik olmaması gerekir. Ben her zaman söylerim; bilim adamı iki kanatlıdır. Yani hem bilimsel donanımı olmalı hem ahlaki donanımı. Ahlaki donanımı çok iyi, fakat bilimsel donanımı eksikse o bilim adamı değildir. Bilimsel donanım iyi, fakat ahlaki donanım eksikse insani erdemlerden yoksunsun demektir. Dolayısıyla her iki taraftan da gerekli deneyimi sarf etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda gençliğimizi yetiştirmeyi düşünüyoruz. Bir şehri besleyen, geliştiren en temel değerlerden biridir üniversite. Bu doğrultuda şehirle üniversite arasındaki ilişki ne boyutta? Bu ilişkiyi geliştirmek için neler yapılmalıdır? Evet, doğru ifade ettiniz, şehirle bütünleşmek önemli. Tabi ilçelerimizde yüksekokullarımız şehrin ortasında bulundukları için fiziksel anlamda şehirle bütünleşmiş şekilde ama bunun yanında bir takım etkinlik programlarıyla da şehirle bütünleşmeleri, şehrin ihtiyaçlarına cevap vermeleri, şehrin sorunlarıyla ilgilenmeleri önemli. Aslında Sinop merkez ve ilçeleriyle bütünleşmiş bir üniversiteyiz diyemeyiz. Bazı eksikliklerimiz var. Bu anlamda Sinop merkezinde özellikle şehirle fiziksel anlamda bütünleşmeyi düşünüyoruz. Yani şehrin içerisinde birkaç tane merkez kurmayı planlıyoruz. Orada halkımıza hitaben çeşitli etkinlikler düzenleyerek halkımızla bütünleşmeyi hedefliyoruz ve bunun yanında üniversite olarak bölgemizin sorunlarıyla ilgili araştırmalar yaptırmayı ve araştırmalarımızda bölgemizi ön plana çekmeyi istiyoruz. Bu anlamda merkeziyle ilçeleriyle halkıyla bütünleşmiş bir üniversite olmayı hedefliyoruz. T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ Bir Meslek Yüksekokulu öğrencisi olarak Meslek Yüksekokullarına dair öncelikli hedeflerinizi öğrenebilir miyim? Doğrusu gerek Meslek Yüksekokullarımız için gerekse Fakültelerimiz için Rektörlük olarak üzerimize düşen her ne ise yapacağımızdan emin olabilirsiniz. Yeter ki sonuca ulaşan, devlete ve millete faydalı olacak projeler ortaya koyun. Biz imkanlarımız ölçüsünde her zaman yanınızda oluruz. Yüksekokul öğrencilerimiz tabi daha çok ara eleman ihtiyacını karşılıyorlar. Yani onların daha çok pratiğe, uygulamaya ihtiyaçları var. Bu anlamda yüksekokullarımızın uygulama safhasında ihtiyaç duyduklarını almaya ve sunmaya hazırız. Uygulama gerektiren bir alanda eğitim görüyorsa uygulamayı okul bitince yaparsın demek doğru bir yaklaşım değil. Tam tersi öğrenci ihtiyacı olan uygulamanın %70-80’ini okulda yapmalı, her türlü eksiğini, hatasını görmeli, karşı karşıya kalabileceği sorunları tespit edebilmelidir. Bu anlamda biz üniversite olarak ihtiyaçlara anında cevap vermeye hazırız. Son olarak Sinop Üniversitesi öğrencilerine ne söylemek istersiniz? Kendinizi donanımlı hale getirin. Üniversitenin size sunduğu, sunacağı imkanları ayağınızla tepmeyin, yani onları fırsat bilin. Vaktinizi çok iyi değerlendirin, çünkü ileride hayata atılınca burada geçireceğiniz zamanı geri döndüremezsiniz. Vakit nakittir, hatta nakitten de ötedir. Nakit bazen ödünç ya da borç alınır ama vakit alınamaz. Bu nedenle vakit fukarası olmasın arkadaşlar. Vakitlerini iyi değerlendirsinler. Ben üniversiteyi okurken aynı zamanda çalıştığım için ikiye bölünüyordum, şimdi düşünüyorum şu aklım olsa sadece okurdum ve daha dolu dolu vaktimi geçirirdim. Diğer taraftan hocalarından istifade etmeye çalışsınlar, yani siyasi görüşü ne olursa olsun ayırt etmeksizin hocalarının peşinde olsunlar. Çünkü her hocadan çok farklı doneler yakalayacaklardır, bu gözle baksınlar. Ders, derste öğrenilir, üniversite de durum budur, yani ders kitaptan zor anlaşılır. Onun için dersleri kaçırmasınlar. Devamsızlık haktır ama mümkün mertebe çok olağan sorunlarda kullanılabilecek bir haktır. Fakat öğrencilerimiz genellikle “benim devamsızlık hakkım var, sonuna kadar kullanırım” mantığı güdüyorlar. Bunun doğru bir tutum olmadığını hatırlatmak isterim, yani yarın bugünler aranacaktır. Dolayısıyla hem bilimsel hem de ahlaki olarak donanımlı yetişmek adına tam alandır, tam zamandır, mekandır diye düşünüyorum üniversite tahsili için. Kısaca; okusunlar, okusunlar, okusunlar. Tuğçenur SEMİZ- Radyo ve Tv Programcılığı Ertan ÖZKÜK- Radyo ve Tv Programcılığı 3 Sinop Üniversitesi Öğrencileri Şehitlerini Unutmadı BAŞLARKEN Günlük hayatımızda, başlayan ve biten olayların döngüsü yaşanmaktadır. Bitenler yeni başlangıçları, başlangıçlar da bitişleri içinde barındıran vakıalardır. Bir işe başlamak; dirilmenin, inşa etmenin ve harekete geçmenin yansımasıdır. Dolayısıyla, bitişin muhakkak olduğu bir dünyada başlamaların anlamı fevkalade önem arz etmekte ve heyecan vermektedir. Üniversitemiz açısından 22 Temmuz 2015, Gerze Meslek Yüksekokulu için ise 17 Ağustos 2015 yeniden inşa sürecinin başladığı tarihleri ifade etmektedir. 1000 civarında öğrenci, 34 öğretim elemanı, idari ve hizmetli kadrosuyla büyük bir aileyi içinde barındıran Gerze Meslek Yüksekokulumuzun istenilen noktada yerini alması için gecemizi gündüzümüze katarak çalışmaya devam ediyoruz. Söz konusu çalışmalarımızı ise özellikle öğrencilerimizin arzu edilen seviyede eğitim almaları noktasında yoğunlaştırmış bulunmaktayız. Üniversite demek, sadece öğrenci-hoca ilişkisi demek değildir. Bunlara ilaveten, sosyalleşmelerin yaşandığı, farklı alanlarda temayüz eden şahısların birikiminden faydalanıldığı ve araştırmaların yapıldığı mekânlardır. Bu çerçevede bizler de, öğrencilerimizin bilgi ve birikimine katkı sağlaması açısından her iki haftaya bir olmak üzere çeşitli faaliyetler ve programlar yapmaya çalışmaktayız. Şu ana kadar gerçekleştirdiğimiz 3 program, yüksek katılımlı, öğrenciler açısından ise fevkalade bilgilendirici geçmiştir. Üniversitemizin radyo ve televizyon üniteleri yüksekokulumuzda bulunmaktadır. Radyo-Tv ve Basım-Yayın programları öğrencilerimizin uygulama alanı olması açısından radyo ve televizyonumuzu 24 saat yayına çıkarmaya çalışıyoruz. Bu hafta itibariyle radyomuz, yakın bir zaman da ise televizyonumuz 7/24 yayına başlayacaktır. Burada hem öğrencilerimiz kendilerini geliştirecekler, hem de üniversitemizin söz konusu alanda ismini duyurmuş olacaklardır. Ülkemizde basın-yayın etkin bir güç olma bakımından fevkalade önemli bir yere sahiptir. Yaklaşık 4 milyon civarında bir tirajla toplumumuzun önemli bir kısmı haberlere gazeteler vasıtasıyla ulaşmaktadır. Bu çerçevede, Basım–Yayın programını içinde barındıran bir kurum olarak haftalık bir gazete çıkarmanın yerinde bir faaliyet olacağını düşündük. Bu vesileyle gazetemizin ilk sayısını dikkatlerinize sunmayı istedik. Bu haftadan itibaren haftalık olarak gazetemizi yayımlamaya çalışacağız. İnternet medyası karşısında özel haberleriyle temayüz eden gazetecilik anlayışıyla bizler de özel haberlerle okuyucularımızın dikkatlerini çekmeyi hedeflemekteyiz. Hayırlı olmasını diliyorum. Faaliyetin yeni başlaması hasebiyle, Peygamberimizin “Besmeleyle başlamayan her iş bereketsizdir” sözü fehvasınca “Haydi Bismillah” diyerek yola koyuluyoruz. Rabbimin yardımı, dostlarımızın duasıyla bu işin altından alnımızın akıyla kalkacağız inşallah. Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK Gerze MYO Müdürü Hakkari’nin Yüksekova Bölgesinde 4 Kasım günü terör örgütü ile girdiği çatışmada şehit düşen Sinoplu Piyade Uzman Çavuş Sadık Aparangil ve Cumhuriyet tarihinden bugüne şehit düşen askerlerimiz, Sinop Üniversitesi Gerze Meslek Yüksekokulunca hazırlanan 4 saatlik özel radyo programı ile anıldı. Sinop Üniversitesi Gerze Meslek Yüksekokulu Radyo Stüdyosunda gerçekleştirilen canlı yayının sunuculuğunu Radyo ve Televizyon Programcılığı Bölümü Öğrencisi Ömer ÇAKICI yaptı. Program Gerze Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencilerinden Abdullah COŞKUN’un şehitler için okuduğu Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlarken, programda ÇAKICI’nın ilk konuğu Şehit Yakınları ve Gaziler Öğrenci Kulübü Akademik Danışmanı Okutman Sabri BOZTEPE oldu. Boztepe programda, kulüp faaliyetleri ve şehitlerimizin anılması ile alakalı yürüttükleri çalışmalardan bahsederken, Cumhuriyet tarihinden bugüne şehit düşen Sinoplu askerlerin listesini dinleyicilerle paylaştı. Ardından programa konuk olan Gerze İmam Hatip Lisesi Müdürü Zeki SAĞIR ise, şehitlik makamını ve İslam’da şehitliğin yerini anlattı. Allah yolunda canını feda eden bir Müslüman’ın şehit olarak anıldığını ifade eden SAĞIR: “Ahrette en büyük rütbenin peygamberlikten sonra şehitlik olduğu belirtilmiştir. Bunun içindir ki, şehitlerin bütün günah ve kusurları Allah tarafından affedilmektedir. Müslümanları, düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri “Ölürsem şehidim, kalırsam gazi!..” inancıdır. Bu durum, ayette “iki güzelden biridir” şeklinde ifade edilmiştir. “ şeklinde konuştu. Programda daha sonra söz alan Gerze Meslek Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK ise şehitlik makamının son yıllarda bir algı kayması yaşadığını belirtti. Herkesin şehit sayılamayacağını dile getiren ÖZTOPRAK: “Şehit olmak veya şehitlik sevabına kavuşabilmek için Müslüman olmak şarttır. Ne yaparsa yapsın, nerede, nasıl ölürse ölsün veya öldürülsün Müslüman olmayan şehit olmaz.” ifadelerine yer verdi. Programa konuk olarak katılan Sinop Müftüsü Mustafa ERKAN ise, şehit dü- yolda öldürülenler şehit olarak anılabilinir. Bu kişiler insanlar nezdinde şehit olarak bilinirler, şehitlik muamelesi görürler, yani yıkanmazlar, kanlı elbiseleri ile defnedilirler.” dedi. Programda, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Melih KELEŞ ise şehit yakınları ve gaziler için devletin sağlamış olduğu imkanlardan bahsetti. Şehit yakınlarını topluma yeniden sağlıklı bir şekilde kazandırmak adına yoğun bir çalışma yürüttüklerini dile getiren KELEŞ, görevlerinin şehit yakınları ve gazilere yönelik sosyal hizmet faaliyetlerini yürütmek ve koordine etmek olduğunu belirtirken, bunun yanında şehit yakınları ve gazilerin hakları ile onlara yönelik yardım, hizmet ve muafiyetlere ilişkin ulusal politika ve stratejilerin belirlenmesine yönelik çalışmaları koordine etmek, uygulama anlamında projeler geliştirmek olduğunu da dile getirdi. Radyo Programı Gerze İlçe Vaizi Hasan ÇAKIROĞLU’nun duası ile sona ererken, yayın 12.00 -16.00 saatleri arası www.uni57.com.tr adresinden canlı olarak yayınlandı. Ömer ÇAKICI Radyo ve Tv Programcılığı şen Sinoplu Piyade Uzman Çavuş Sadık APARANGİL’in cenaze törenini anlatarak duygularını dile getirirken, şehitliğin ve toplumda şehitlik algısının yanı sıra İslam tarihinde şehitliği de ele aldı. Müftü ERKAN: “Şehitler ölü değildirler. Bu müjde bizlere Kur’an-ı Kerim’in müjdesidir. Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Doğrusu onlar diridirler. Fakat siz farkına varmazsınız. Allah için cihat edenler ve bu YÜKSEKOKULUMUZDA “AFET BİLİNCİ” KONULU SERTİFİKA EĞİTİMİ DÜZENLENDİ Sinop Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından Yüksekokulumuzda “Afet Bilinci” konulu sertifika eğitimi düzenlendi. Yüksekokulumuz Hoca Ahmet Yesevi Konferans Salonunda gerçekleşen eğitimde, Sinop Valiliği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde görev yapan Endüstri Yüksek Mühendisi Özge ÖZBEK; afet bilinci, afetlere hazırlık aşamasında yapılacaklar, yapısal olmayan risklerle bu risklerin yaşadığımız ve çalıştığımız mekanlarda azaltılması konularında bilgiler verdi. Akademik personelimiz ile çok sayıda öğrencimizin katıldığı programda Eğitimci Özge ÖZBEK, afet öncesi alınması gereken tedbirler, afet sırasında hangi doğru davranış modellerinin uygulanacağı ve afet sonrasında ilk anda neler yapılması gerektiği hakkında katılımcılara bilgiler vererek hayatımız boyunca karşılaşabileceğimiz afetlere karşı her zaman hazır bireyler olmamız gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Yaser TOPRAK Radyo ve Tv Programcılığı 16 KASIM 2015 PAZARTESİ 4 T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ KÖŞE YAZISI BÜYÜK DÜŞÜN, BÜYÜK YAŞA! Dünya hızla dönmeye devam ederken insanlar da hayatı anlama yolculuğuna devam ediyorlar. Belirlenen hedefler, hayaller ve beraberinde yaşanan sorunlar bu yolculuğun birer parçası durumundalar. Sahip olduğumuz karakterimizin yaşamsal standartlarımıza ne denli bir katkısının olduğu su götürmez bir gerçek. Fakat düşünce tarzımızın bu duruma etken oluşturduğunu da unutmamalıyız. Burada sormamız gereken kritik soru şu: “Neyi düşünüyoruz? Nasıl düşünüyoruz?” Başarının yolları üzerine yazılan kitaplar düşünmenin öneminden söz eder. Neyin ne kadar olduğu ise insanın kendisine kalmış bir durumdur. Siz küçük bir kasabada şirin bir ev hayal edebilirsiniz ya da biraz abartıp (gerçekçi abartma) lüks bir villada olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ancak atladığınız ayrıntıların kararlarınızla doğru orantılı bir etkisinin olduğunu da belirtmemiz gerekir sanırım. Mental açıdan fark yaratma güdüsü sadece büyük düşünmekle gerçekleşir. Seviyenizi arttırmanıza yardımcı olur ve hayatınızda olumlu gelişmelerin yaşanmasını sağlar. Elbette büyük fikirler, maddi imkanların zorlanmasını da gündeme getirir, fakat vizyon kelimesinin altının en iyi şekilde doldurulmasına ön ayaktır (Buradan parası olmayanın vizyonu da yoktur gibi saçma sapan bir şey anlaşılmasın). Sadeleştirilmiş bir zihnin bu tarz tavırlar içinde olmasını beklemeniz hata olacağı gibi gelecek adına da kaybedilmiş bir savaş olarak nitelendirilebilir. Her zaman söylediğim ve benimsediğim çok güzel bir söz geldi bunları yazarken aklıma. “Küçük yol yoktur, küçük aktör vardır.” İşte sizin de atmanız gereken daha doğrusu atıp da duvarı parçalamanız gereken adım tam olarak bu. Kesinlikle ve kesinlikle sınırlarınızı zorlamalı, bulunduğunuz noktayla yetinmemelisiniz. Bahsettiklerimiz dışında bir diğer önem arz eden unsur tabiki de hayal gücü. Sınırlarınızı zorlamanızın cesaret anahtarıdır kendisi. Siz onu ne kadar kullanırsanız o kadar parlar, aksi halini ise siz tahmin edin artık. Fikirlerinizin ne kadar uçuk olduğunun bir önemi yok, uzanabildiğiniz yıldıza ulaşmaya çalışın. Bununla ilgii söylenen en güzel söz kanımca William Russell’dan gelmiştir: “Büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır.” Hayalleriniz, sizin yürek gücünüzü gösterir. Bir insanın yüreğinin gücünü anlamak için sadece yaptıklarına değil, yapmayı istediklerine de bakmak gerekir. “Hayaller bizim kim olduğumuzun aynasıdır.” der Barbara Sher. Esaret altındaki insan özgürlüğü hayal etmeli ki yüreğinde şahlanış gülleri açsın. Aç insan ekmeği olmayan değil, ekmeğin hayalini kuramayan insandır aslında. Bunu birçok durum için genelleyebiliriz. Yazıyı sonlandırmaya yakın bazı hatırlatmalarda da bulunmak sanırım konuyu özetlemek açısından çok güzel bir yöntem olabilir diye düşünüyorum. İlk olarak elinize bir kağıt alın ve oraya büyük küçük ne kadar hedefiniz varsa not alın. İkincisi, hedeflerinizi olabildiğince ama abartmadan uçuklaştırın, yani hayal gücünüzü kullanın. Bunları söylerken beyninizden gerçeklik kelimesini silmeyin tabi. Size sunulan değerlerin yine sizin ve sevdiklerinizin olacağını hatırlayarak düşünce gücünüzü geliştirmeye odaklanın. Siz kendiniz olun, büyük düşünün ve beraberinde büyük yaşayın. Alican Alvin Çelik Radyo ve Tv Programcılığı 16 KASIM 2015 PAZARTESİ BAŞARILI TARİHÇİ ALKAN’IN ANLATIMIYLA “BİLİNMEYEN YÖNLERİ İLE CUMHURİYETİN İLANI” İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet ALKAN, yüksekokulumuzda “Bilinmeyen Yönleri ile Cumhuriyet’in İlanı Konulu” bir konferans verdi. Tarih alanındaki başarılı çalışmalarıyla tanınan ve son dönemde de iki ulusal kanalda tarih programı yapan Doç. Dr. Mehmet ALKAN, Cumhuriyet kurulmadan hemen önceki dönemi ve Cumhuriyet’in nasıl ilan edildiğine dair süreci konuklara aktardı. Açılış konuşmasını yapan Yüksekokul Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK, imkânlar dâhilinde her ay en az iki bilgilendirici seminer ve konferans ile öğrencileri tarih kadar sosyal ve ilmi konularda da bilgilendirmeyi amaçladıklarını belirtti. Yüksekokul Müdürümüz Yrd. Doç. Dr. Mustafa ÖZTOPRAK’ın açılış konuşmalarının ardından, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet ALKAN, katılan öğrencilere Cumhuriyet’in ilanının öncesinde ve ilan sürecinde meydana gelen dikkat çekici konuları aktardı. KÖŞE YAZISI HAYATI TAHRİBATIN TELAFİSİ YOK ŞİİR ÖLME Ölme, sen ölmeden önce karanlığın düşer yatağıma. Sus ve beni dinle! Aç ellerini yalvar tanrıya, Yalvar ki tekrar seveyim seni. Açtığın ellerinin içindeki bir fidan olayım Gözünden aksın yaşlar Yeter ki ben açayım avuçlarında. olduğunu kaydeden ALKAN, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu bağlamda devrimci bir kişiliğe sahip olduğunu ve kuracağı rejimi çok önceden aklında tasarladığını da katılımcılarla paylaştı. Doç. Dr. Mehmet ALKAN konuşmasının sonunda katılımcılardan gelen soruları yanıtlayarak konuya açıklık getirdi. Konferansın ardından Doç. Dr. Mehmet ALKAN’a teşekkür plaketini Sinop Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kamil DEMİRCİ takdim etti. Ertan ÖZKÜK Radyo ve Tv Programcılığı MUTLU YAŞAMANIN 9 KÜÇÜK SIRRI Yaşam çizgisine mutluluk eklemek isteyen insanların arasına bilim adamları da katıldı. Yapılan araştırmaların ışığında, mutluluğu elde etmenin dokuz küçük sırrı belirlendi. Bir yerde bir söz görmüştüm “Dünya güzel yerde insanlar var.” diyordu. Fazla kırıcı ama gerçek tam olarak bu. Hiç dünyanın biz insanlar olmadan daha güzel bir yer olacağını düşündüğünüz olmuyor mu? Ne kazandırdık ki dünyaya bu zamana kadar? Tüm güzellikleri yok etmekten başka ne yaptık? Hepimiz suçluyuz. Sigarasını umarsızca etrafa fırlatanlar, yediği çikolatanın ambalajını çöp kutusuna taşıyamayacak kadar ağır bulanla, yanına yaklaşan bir köpeğe bu dünya sadece bizimmiş gibi tekme atanlar, kimyasal atıkları cinayet işlercesine çevreye gelişigüzel bırakanlar. Kabul edelim ki biz bu dünyada yaşamaya mecburuz. Arkamızdan başka bir nesil gelmeye devam ediyor. Peki hiç mi umurumuzda değil bir sonraki nesil? Bize bırakıldığı gibi mi bırakmalıyız onlara bu emaneti? Bencil olmak bu kadar tatlı gelemez, gelmemeli. Evet dünya güzel, daha da güzel olabilir ama biz o güzellikleri yok etmezsek. Çağdaş KUMLU Basım-Yayın Teknolojileri Programı Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i siyasi bir yöntemle kurduğunu belirten ALKAN, Cumhuriyet’in ilanının çok kısa bir sürede gerçekleşmesine rağmen, yapılan devrimlerin geniş bir zamana yayıldığını ifade etti. Doç. Dr. ALKAN, Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün mücadele sürecini başlattıktan sonra gerçekleştirmiş oldukları özel toplantıları ve kurulma aşamasına kadarki sosyal tutumlarını da katılan konuklara anlattı. Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’i bir gecede ilan ettiği iddialarının doğru 5 T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ Sevdan kör bir kurşuna saplanmış şekilde, İçimde cız eden kurşun gözlerin kör halde, Ölme Ölme Sen ölme Sen ölürsen ben kendimi nasıl dirilteceğim. Ruhunun geride bırakmış olduğu bedenindeki idam masasında mı yoksa? Mehmet BAŞ Radyo ve Tv Programcılığı HİKAYE Akreple Dans Bugün, vampirlerin bayram günüydü, bir kurtuluş günüydü. Çünkü bugün, lanetin son düğümünün çözülme günüydü. Vampir Kralı’nın sağ kolu olan Kel Norris haberi alır almaz Kralı’na koştu. Saatler öğleden sonra iki civarıydı. Yer altı sarayının loş koridorunda arkasındaki kara pelerinini uçuşturarak topallayan yürüyüşüyle Norris, Kral’ın bulunduğu ana salona giriş yapar yapmaz dilinden dökmek istediği kelimeleri hiç beklemeden sundu. Belirlenen mutluluk sırlarını biz de sizin için derledik. 1.Kendinizi Sevin: Mutluluğa doğru giden yolda en büyük engel, kişinin kendi dış görünüşünden memnun olmaması olarak belirtiliyor. Kişinin kendi dış görünüşüyle barışık olması, mutluluğa giden en kolay yollardan biri. Eğer mutlu olmak istiyorsanız, kendinize küsmeyi bırakıp, hemen kendinize sarılın. 2.Parayı Değersizleştirin: Mutluluğa doğru atılan ikinci önemli adım, parayı değersizleştirmek. Paranın gerekli ihtiyaçların sağlanması için var olduğunu, mutlu olmak için paranın bir etkisi olmadığını belirten bilim adamları, maddiyata fazla değer vermemeyi mutluluğun küçük sırlarının önemli bir adımı olarak gösteriyor. Para mutluluğu satın alamaz, ama parayı bir kenara bıraktığınızda siz, mutluluğun kapısını aralayabilirsiniz. 3. Küçük Hedefler Belirleyin: Kişi kendine ulaşamayacağı hedefler belirlediğinde ve devamında bu hedeflere ulaşamadığında, mutsuzluğun çanları çalıyor. Araştırmacı Dr. Alex Michalos: “Kendine daha ulaşabilir hedefler belirleyen insanlar, daha mutlu oluyor.” diyor. Bunun doğrultusunda, eğer mutluluğun daimi bir üyesi olmak istiyorsanız, size gülümseyen hedeflere yönelmelisiniz. 4.Zekânızı Karşılaştırmayın: Zekâ da tıpkı para gibi mutluluğun üzerinde etkili olmayan faktörlerden biri. Mutlu olmak için, zekânızı başka insanlarınkiyle kıyaslamayı bırakın. Sizi mutlu edecek olan zekânız değil, hayata bakış açınızdır. 5.Güçlü Olun: Yaşadığınız olaylara bakış açınız, mutluluğunuzu etkiliyor. Kötü bir olay sonrasında, gücünü yitiren kişilerin mutsuzlukla bir anlaşma yapması olası. Eğer mutluluk elde edebilmeniz için orada duruyorsa, olaylara bakış açınızı değiştirin. 6.Yalnızlığı Tercih Etmeyin: Bu konuda yapılan incelemelere göre, çiftlerin yalnızlardan daha mutlu olduğu tespit edildi. Yalnızlık, kişinin kendi düşüncelerini karamsarlık yönünde değiştirmesini sağlayan bir tetikleyici. Etrafınızda değer verdiğiniz insanların olması, sizi mutlu edecek öğelerden biri olarak kabul ediliyor. 7.İnançlı Olun: Mutluluğun küçük sırlarından biri de Tanrı’ya inanmak. Amerika’da Duke Üniversitesinde çalışmalarına devam eden Harold Koening: “Özellikle yoğun stres altındayken insanların kendilerinden daha güçlü olan Tanrı’ya inanması onların kendilerini daha iyi hissetmelerini ve daha mutlu olmalarını sağlıyor.” diyor. Kişi kendini mutsuzluğa sürüklediğinde, dua etmesi mutsuzluğun önünde bir bariyer olarak beliriyor. 8. Başkalarını düşünün: Bilim adamla- VİZYONDAKİ FİLMLER ALİ BABA VE YEDİ CÜCELER Yapım : 2015 Türkiye Tür : Komedi,Macera Yönetmen : Cem Yılmaz Senaryo : Cem Yılmaz Yapımcı : Cem Yılmaz Oyuncular : Cem Yılmaz, İrina İvkina, Zafer Algöz, Çetin Altay, Fevzi Gökçe Vizyon : 13 Kasım 2015 Yorum : Cem Yılmaz’ın yazıp yöneterek başrolü oynadığı 4. film olma özelliğini taşıyan yapım absürd komedidir. Cem Yılmaz’ın önceki filmlerinde de yer alan isimlerin bazıları yeni filmde de yer mevcut. Kadroya yeni isimlerin de katılmasıyla başarı yükseltilmeye çalışılmış. THE PACK Yapım :2015 Avustralya Tür : Korku-Gerilim VizyonTarihi:13 Kasım 2015 Yönetmen : Nick Robertson Oyuncular : Anna Lise Phillips , Jack Campbell , Charles Mayer , Kieran Thomas McNamara , Hamish Phillips Senaryo : Evan Randall Green Yapımcı : Elliott D. Yancey Konu : Gözlerden uzak bir çiftlikte ailesiyle birlikte yaşayan bir çiftçi olan Adam Wilson, ağılındaki küçükbaş hayvanların korkunç bir şekilde öldürülmeye başladığını farkeder. rının çalışmaları, başkalarını düşünen ve onlar için çabalayan insanların hayatlarından daha büyük zevk aldığını ortaya koyuyor. Vanderbilt Üniversitesinde üç binden fazla kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre, yardım kuruluşlarında çalışan insanlar çalışmayanlara göre daha mutlu. Kişinin kendi yaşamı haricinde, bir başkasının yaşamını yaşanabilir kılması, mutluluğun sessiz sırlarından biri. Etrafınıza bakın, mutlu olabilmek için önce başkalarını mutlu etmeyi öğrenin. 9. Yaşlanmaktan korkmayın: Mutluluğun sizinle paylaştığı son sırrı ise, yılların getirdiği yaşlılık… Stanford Üniversitesinde yapılan araştırmalar, insanların yaşları arttıkça zor durumlarla daha iyi savaşabildiğini ve bunun getirisiyle daha mutlu olduklarını gösteriyor. Yaşlanmaktan korkmayın, sizi mutlu edebilecek küçük adımlardan biri de yılların kamçılamasıyla daha güçlü ve daha mutlu biri olabileceğinizi bilmek. Sanem OLGUN Radyo ve Tv Programcılığı SPECTRE Yapım : İngiltere Tür : Aksiyon, Casusluk, Macera, Suç Yönetmen : Sam Mendes Oyuncular : Daniel Craig , Ralph Fiennes , Monica Bellucci , Ben Whishaw , Christoph Waltz Senaryo : Ian Fleming , John Logan ,Barbara Broccoli , Michael G. Wilson Yapımcı : Barbara Broccoli , Michael G. Wilson, Collum McDaugall Geçmişten gelen şifreli bir mesaj James Bond’u Mexico City’ye ve sonunda, kötü şöhretli bir suçlunun, yasaklı dulu, güzel Lucia Sciarra ile tanışacağı Roma’ya sürükler Ilgın UZUNOĞLURabia DEMİRPOLAT Basım ve Yayın Teknolojileri Programı “Efendimiz! Beklediğimiz çocuk doğu yor! Sonunda kurtuluş gününüz geldi!’’ Konuşurken çiçek bozuğu yüzündeki solgun ifade son derece neşeli, koyu kahve yuvarlak gözleri parlak ve dudakları gergindi. Yamuk dişleri bile ayrı ayrı gülümsüyordu sanki. Genç Kral’ın karşısında kambur haliyle olabildiğince dik durmaya çalışıyordu. Uzun bir aradan sonra yer altı Krallığı’na yayılan bu neşe Kral’ın yüzünü de aydınlatmıştı, elindeki kan kadehi ile yavaşça bir dönüş yaparken yeşil gözlerindeki ifade tam anlamıyla coşkuyu belirtiyordu. Buğulu sesi salona yayıldığında Norris daha da çok gülümsedi, çünkü Kral da gülümsemeye başlamıştı. “Bebeği canlı istiyorum Norris, onu bana getir.” Duvarlarda parlayan şamdandaki mumların alevleri ikisinin de gözlerinde çılgın bir ışıkla oynaşıyor,sonunda zaferin tadını ufaktan almaya başlayışlarının haberini veriyordu. Norris eğilip bükülerek reveranslar yapıp çıkışa döndü. Yalpalayarak koşan halinde bile neşe ve sabırsızlık vardı. Geçtiği duvarlara bir hareketlilik katıyor, dar koridorlardan geçerken mumların alevlerini titreştirerek arkasında dans eden gölgeler bırakıyordu. Sonunda vampirler sonsuz yaşamlarına kavuşabileceklerdi. Vampir Kral’ı Joceline bu günü bayram ilan etmeyi düşünüyordu. Vampirlerin bayramı olarak kesinlikle tarihe geçmeliydi. Lanetin son zincirini taşıyan bebek, ilk aldığı nefesin ardından kalbine saplanan hançerle ölecek ve vampirlere sonsuz yaşamı bahşedecekti. Bölüm I Himluna kasabasında dokuz ay önce neredeyse tüm halkın unutamayacağı bir olay olmuştu. Ilık bir ekim ayıydı. Öğlen vakti, çocuklar öğrenim yerinden çıkar çıkmaz sokaklara oyun oynamak için dağılırlardı. Yine o öğle saatlerinden biriydi. Çocuklar kasaba meydanında saklambaç oynuyorlardı. Hepsi neredeyse aynı yaştaydılar; sekiz, dokuz... Bryce her zamanki saklandığı yere, bahçesinde çok güzel gülleri olan küçük evin duvarına yaslanarak güllerin arasına çöktü. Hiçbir arkadaşı buraya gelip bakmaya cesaret edemiyordu. Bu evde yaşayan kadından korktuklarını belirtip oradan hemen uzaklaşıyorlardı. Bryce anlamıyordu. Kadının korkunç bir tarafı yoktu aslında. Sadece biraz ürkünç bakışları vardı o kadar. Bu Bryce’i korkutmaya yetmezdi. Evet, Bryce bir kız olabilirdi. Kızlar doğal olarak daha korkak olurlardı, ama Bryce diğer kızlar gibi değildi. Tıpkı büyükannesinin dediği gibi kalbi iyi ve fazlasıyla da cesaretliydi. ARKASI HAFTAYA… Müzeyyen Yalçın Radyo ve Tv Programcılığı 16 KASIM 2015 PAZARTESİ 6 T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ GİZLİ CENNET “SİNOP’’ Sinop... Huzuru birkaç günde bulabileceğiniz bir yer… İsminin sadece Cezaevi ile anıldığı kuzeyin gizlenmiş cenneti. Gerek doğası gerekse denizi birbirinden güzel ilçeleri…Her mevsimin güzelliğini, deniz ile doğanın birleştiğini ve karadeniz insanının bütün samimiyet ve sıcaklığını burada görebilirsiniz. Kışları bazen şehrin sessizliğinden kor kabiliyor insan.Özellikle İstanbul gibi büyük bir şehirden gelmişseniz, trafik ve insan fazlalığı hayatınızın bir parçası haline dönüşmüşse. Büyük şehirlerin ve büyük kalabalıkların içinde yalnız kalmışsanız Sinop sizin için ideal bir yer. Karadenizin hırçın dalgaları rüzgara karışır ve siz sahilde yürüyüş yaparken yüzünüze vurur. İşte ben bu hissi bu şehirde öğrendim. Dalgalara karışan rüzgar yüzünüzü okşarken, muhteşem manzaraya dalıp nefesiniz kesiliyor adeta. Günümüzde büyük şehirlerde yalnızlık bile özlenecek hale gelmişken, kalabalıklardan sıkıldığınız bir kış mevsiminde buraya mutlaka uğramalısınız. Yaz aylarında ise durum bambaşka. Plajlar dopdolu görüyorsunuz. Gecenin geç saatlerine kadar sahilde gezip eğle- nen gençleri, sahil boyu uzanan seyyar kafeleri, pamuk şeker, mısır, oyuncak satıcıları, dalgaların sesine katılan çocuk sesleri, muhteşem havası ve manzarasıyla adeta şehir müthiş bir şekilde başkalaşıyor. Sinop’ta deniz mevsimi iki ay sürdüğünden birkaç günde bir yağan yağmurlarla sürekli nemli olan coğrafyada bu parıldayan güzel güneşi ve çarşaf gibi uzanan masmavi denizin güzelliğini görenler bu fırsatı hiç kaçırmıyorlar ve kendilerini denize bırakıyorlar. Sinop Türkiye’nin en kuzeyinde yer alıyor. Bu yüzden bile başlı başına ilginç bir şehir. Tam karadan yarım adaya uzanan yolda, Tarihi Sinop Cezaevi’ne henüz gelmeden önce yolda yürürken sağınızda ve solunuzda boylu boyunca denizin uzandığını görüyorsunuz. Her iki tarafınızda da o müthiş masmavi suların olduğunu Türkiye İstatistik Kurumunun yaptığı Yaşam Memnuniyeti Araştırmasına göre Sinoplular’ın yüzde 77,7’si “mutluyum” cevabını vermiş. Biz de araştırma sonucunun peşine düştük ve Sinoplu’nun gerçekten mutlu olup olmadığını, eğer öyle ise de mutluluğunun sırrını araştırdık. Ecemnur ERGİN-Ramazan GÜNEY- Mahmut OLGAR Radyo ve Tv Programcılığı 16 KASIM 2015 PAZARTESİ bilmek, adeta denizin kucağındaymış gibi hissettiyor. Aynı hissi Sinop ince burunda da tadabilirsiniz. Hamsilos fiyordu var bir de. Sinop’ta görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Karanın içlerine kadar giren deniz, adeta ufak bir göl olusturmuş burada. Denizle buluşan çam ağaçları ve doğal ortamıyla fotoğraf çekenlere hemen hemen her fırsatta keyifli görüntüler sunuyor. Oldukça sessiz sakin ve gün boyu doğayla baş başa kalabileceğiniz bir yer. Sahilde bulunmakta olan Sinop kalesi çevresinde yer alan çay bahçeleri de , Sinop sakinlerinin yaz akşamları buluştuğu yerlerin başında geliyor. Balıkçı limanı ise, daha çok sabahları hareketli oluyor. Burada avdan dönen balıkçı teknelerini ağlarını temizlerken izleyebilme şansınız var. Sinop halkı ise oldukça cana yakın. Şehir çok fazla turist çekmediğinden doğallığı- nı ve benliğini kaybetmemiş. Doğallığını kaybetmeyen bu şehrin insanları da haliyle doğal ve cana yakın oluyorlar. Bu güzel şehrin deniz kokan insanları özgürlüklerine de pek bir düşkün. Özellikle kadınlarda görüyorum bunu. Gerçekleştirdiğimiz küçük çaplı muhabbetlerde bile kadın haklarına ve özgürlüklerine değinmeden geçmiyorlar. Tarihi Sinop Cezaevi, Balatlar kilisesi, Alaaddin Keykubat Camii, Sinop Arkeoloji Müzesi’de Tarihe meraklı misafirlere ev sahipliği yapıyor bu mavi ve yeşilin bütünleştiği şehirde.. Bu izlenimlerimiz sadece Sinop’un genel görünümüydü. Öyle birkaç satır yazı ile anlatılmaz burası. Gelip görmeden bu mutluluğa ortak olmakta imkansız. Size bir tavsiye de bulunmak isterim; birkaç günlüğüne de olsun gelin SİNOP’a ve bu huzura sizde ortak olun. Cihan ÇETİN - İskender YILDIZ - Radyo ve Tv Programcılığı SİNOP NEDEN MUTLU? Sinop harikulade doğal güzelliklere sahip, yeşil ve mavinin ahenkle dans ettiği bir şehir. Karakum, Akliman, İnceburun gibi şaheser değerinde doğal güzelliğe sahip. İnsanlığın buhran içinde olduğu, her an her şeyden şikayet ettiği bir dönemde yaşıyoruz, ancak Sinop gibi bir şehirde yaşıyorsak eğer, insanın içinin huzurla dolmaması neredeyse imkansız. Temiz ve bol oksijenli havası ile tam bir huzur deposu. Sinop’un çevresindeki şehirlere oranla daha etkin bir sosyal hayatı var, insanları çok aydın. Türkiye’de kadına gereken önem ve saygı gösterilmiyor ve maalesef ki kadına şiddetin arttığı bir ülkede yaşıyoruz, ancak Sinop’ta dikkati çeken bir başka unsur ise burada kadınların günün her saati sosyal hayat içerişinde rahatlıkla var olabilmeleri. Modern ve birbirlerine her yönüyle saygıyla yaklaşan insanlar yaşıyor bu şehirde. Tüm bunların yanı sıra bildiğimiz üzere Sinop bir mantı cenneti. Neredeyse adım başı bir mantıcı ile karşı karşıya kalıyoruz, hal böyle olunca da düzenli yürüyüş kaçınılmaz hale geliyor. Genci, yaşlısı spor ayakkabısını ayağına takan herkes sahilde yürümeye başlıyor. Spor ve doğanın içiçe olduğu bu şehirde işte mutluluk. Bu şehirde insanların stresle yüklenme- mesinin bir sebebi de trafiğin yoğun olmaması. Hepimiz biliriz ki trafik denildiği anda sinirler tavan yapar, ancak Sinoplu böyle bir duruma maruz kalmıyor. Trafik lambası yok, korna ve havada uçuşan küfür sesleri yok, çünkü trafik diye bir sorun yok. Sinop halkı neredeyse her yere yürüyerek ulaşabiliyor. Sinop’ta nüfusun geneli emeklilerden oluşuyor, burası yaşamak için ideal bir yer. Bu da Sinop’u sessiz, sakin ve huzurlu bir şehir kılıyor. Bu şehirde ev kiraları, yeme içme ve yaşam oldukça uygun. İnsanlar arasında sınıf farkı neredeyse yok. Burada yaşayan insanların geneli ekonomik yönden çok da sıkıntı yaşamıyor. Sinop’ta yaşayan nüfusun geneli çok büyük ekonomik sıkıntılara maruz kalmadığı için de stres faktörü daha da azalıyor. Sinop’a bir tablo olarak baktığımızda sahilde gün batımını izleyen çiftler, parklarda ve kafelerde muhabbet eden gençler, iskelede balık tutanlar… Gökyüzünde uçuşan martılarla ve doğal güzellikleriyle bize görsel bir şölen sunan bu şehir orada yaşayanlara ve bizlere kucak dolusu mutluluk vadediyor. 7 GERZE PAZARININ EMEKTAR KADINLARI Gerze pazarındaki emektar kadınların farkı, yağmuru tatmak kadar kısa ve derin aslında. Şehrin kirli atmosferinden uzak yağmurla büyüttükleri ürünleri, bol şebeke suyu ile dezenfekte etmekse bizim ayıbımız! Gerze’de hayat yaşanılasıdır. Çevre, yeşil ve mavi terimlerinin varlığı dışında, düşünmeye ve kendini dinlemeye bir hayli vakit bulabiliyor insan. Mesafelerin anlamını yitirdiği yerde kendini terk edenler yine kendileriyle bu şirin kasabada buluşurlar. Gerze’ye yolunuz düşerse eğer sahilde şöyle bir tur atarsınız, sokaklarının sakinliği dinamizminizi arttırır. Birbirlerine selam veren insanlar görürsünüz ve geleneksel leşmiş bu kültürün sıcaklığını iliklerinize kadar hissedersiniz. Sosyal yaşam yalnızca mahalle kültüründen ibaret değildir burada. Bir Cuma günü çarşıda lerinde bulunan mütevazı tezgâhlarıyla lisanları bilinmez öylece bekliyorlar. Bu kadar utangaç, bu kadar sessiz pazar satıcısı mı olur? Ya da şöyle sorulmalı, “Kadından pazar satıcısı mı olur?” Ne var bunda diyenler olsa da, kendi şehirlerinde de aynı tabloyla büyüyen kişiye tuhaf gelmeyen bu durum, dikkat çekici bir unsur aslında. Gerze’ye yolu düşenlerin ilk dikkatini çeken manzaralardan biri de hiç kuşkusuz pazar satıcısı emektar kadınları ve kahvehane kültürü olmalı. Farklı kültür tatlarının doyurucu etkisini bir kazanım olarak görmek, pazar kadınlarının yanlarına gidip saatlerce dinlemeye itiyor insanı. Kim bilir ne hikâyeleri var ve kim bilir hangi istilanın savurucu etkisiyle kavrulmuşlar… Zaman ve yalnızlık kavramlarının tezahürü olarak, kader yaptırımının en yoğun şekilde yansıdığı fotoğraflar bile başlı başına bir hikâye aslında. Fakat sessizliklerini, yorgunluklarını ve hikâyelerini tek kareye pay etmek saygısızlıktır. Matematik bil miyorlar belki ama matematiğin bilmediği şeyler de var; helal iki liranın haram üç liradan değerli olması gibi. Çünkü matematik bilmediği halde, bu hakikati bir an olsun aklından çıkarmıyor bu kadınlar. Caydırıcı bir yaptırımı olmamasına rağmen, toplumsal bir bildiri kadar etkili bu söz. Fedakârlık kavramına tutunan bu kadınların, başka hayatlar için sarf ettikleri her çaba toprağa gömülecek kadar önemsiz olmamalı, Halime Abla için de öyle. Varı yoğu evladı olan bu kadın da her cuma köyünde yetiştirdiği organik sebzelerle pazar yolunu tutuyor. Altı yıl önce kanserden kaybettiği eşi dört can emanet bırakmış ona. Eşinin yokluğunda iki kızını evlendirmiş olmanın avuntusu ve lise talebesi olan son göz ağrısını da kurtar- gezinme fırsatı bulursanız eğer, bu sakin kentin yerini tatlı bir telaşa bıraktığı pazar yerine mutlaka uğramalısınız. Ellerinde poşetlerle pazar yerinden dönenler arasında tanıdık yüzler göreceksiniz zaten. Pazar yerine vardığınız an kendinizi bambaşka bir yaşamın içinde bulabilirsiniz. Pazar yerinin telaşlı işleyişi içinde avazı çıktığınca bağıran pazarcı esnafından çok dikkatinizi farklı bir nokta çekecektir. Pazarın girişinde sol kısmında sırasıyla dizilen kadınlar! Bağırmıyorlar yada dikkat çekici derecede sıkı bir pazarlığa tutuşmuyorlar müşteriyle. Yan yana oturan yirmiye yakın kadın ve ön- manın gayretiyle yaşıyor. Zamanın aslını ispatladığı kelimeler, yüzündeki çizgilerle bütünleşip verilen her cevaba delil niteliği taşıyor. Onun gibi nice isimsiz kahramana ev sahipliği yapıyor Gerze Cuma Pazarı. Hayallerini başka bahara saklayan bir diğer kahramansa Selma Teyze. Gerze Cuma pazarının en yaşlılarından biri olmasına rağmen gayretini de heybesiyle birlikte taşıyor. Zor bela yürürken, gözlerindeki buğuya inat kararlı ve güçlü görünmesinin yanında, müşterilerine yönelik güler yüzlü hali günümüz esnaflarının maddesel figürlerini unutturuyor insana. El emeği ve göz nurunun satıldığı bu reyonda herkesin birbirinden kıymetli hikâyeleri var. Kimi eşini yitirmiş olmanın sorumluluğunu, kimiyse askerde harçlık bekleyen oğlunun sancısını kuşanmış. Başları önde öylece nasiplerini bekleyen kadınların serüveni, kahvelerde dirsek çürüten ihtiyar dedelerle karşılaştırılınca trajikomik bir hal alabiliyor. Kaçamak adımlarla gözlemlenen kadınların suskunluğu, yaşlılığa direnmeyi haykırırcasına can buluyor. Sustukça var olmayı, sustukça yitirmiş oldukları ömürleri başkalarının ömürlerine pay etmeyi öğütlüyorlar. Neden suskunlar? Pazar kadınları, her perşembe gecesi büyük bir titizlikle hazırladıkları mamullerle sabahın ilk ışıklarında yola düşüyorlar. Traktör sepetinin sarsıntılı seyahatiyle birlikte kül rengi gökyüzünün eşliğinde kendilerini dinle meye vakit bulabiliyorlar mı bilinmez. Çaresizlik terimi bu kadınlara asla yakıştırılamaz. Çarelerinin kutsallığı dünyanın varoluş sebebiyle paralel çünkü. Ayrıntılı gözlemlendiğinde sahip oldukları dirayete olan hayranlığınız artacaktır. İhmal edilen bir öyküye sahip oldukları için mi bu kadar suskunlar, yoksa biz mi ihmalkâr kaldığı- mızın farkında değiliz? Tüm bu olasılıkların gerçekle kesiştiği noktada merhamet ve sevgi devreye giriyor. Bu kavramlara sahip çıkmak topluma yapılan en güzel yatırımdır. Kavramlarını ve kültürlerini erozyona mahkûm eden bir toplum ne kadar vardır diye sormalı insan. Pazar geleneğini bir işleyiş mekanizmasından ziyade, bir kültürel birliktelik olarak nitelendirmek bu noktada abartı olmaz. Her cuma sabahı birlikte gerçekleştirilen ortak bir kavganın beraberliği, bu kültürün en etkili amentüsüdür. Çağdaş kavramların işgal ettiği zihinlere bu hakikat anlatılabilseydi eğer, başkalarına çağdaş olmanın ne demek olduğu kavratılabilirdi. Ruhun yapısı kredi kartlarından oluşabi lir mi? Pazar kadınlarına sorarsanız, ruh merhamet demektir. Merhameti yaşatan ise hak ve hukuk kavramıdır. Yani hakkın olanı ye, hakkın olanı gör, hakkın olanı yaşa. Üşüyen ellerini ovuştururken, kentin gereksiz telaşlarından uzak olmanın ve şehrin insanına yalnızca bir duvar portesi olarak sunulmanın yılgınlığıydı bu. Yaşayış sebeplerindeki derin farklılığı sorgulamaya vakti yoktu pazar kadınının. Ev, evlat ve rızık kelimelerinde can bulan hayatından gayrısı gevezelikti. Hayalperest dünyanın, hayallerine gömdüğü kadın! Pazarda çalışan, didinen, üşüyen ve şükreden kadın figürüne hiçbirimiz yabancı değiliz. Yanı başımızda yaşanan bir öykü bu. Hayatı hor görme çabasından uzak, hayattan bir parça sunulurcasına işitip itaat etmek. Modern hayatta birer gereksinimmiş gibi yansıtılan onca heve sin tesirinde led ekranları dost edinmek. Gerze pazarındaki emektar kadınların farkı, yağmuru tatmak kadar kısa ve derin aslında. Şehrin atmosferinde kirlenmeden ulaşan yağmurla büyüttükleri ürünleri, bol şebeke suyu ile dezenfekte etmekse bizim ayıbımız! Ömer ÇAKICI Gerze Meslek Yüksek Okulu Radyo ve Tv Programcılığı 16 KASIM 2015 PAZARTESİ 8 T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ HEDEF 3. LİG Sinop’un futboldaki baş temsilcilerinden, 1970 yılında kurulan ve bugün hala varlığını koruyan Sinopspor’u geçmişi ve bugünüyle daha yakından tanımak ve mevcut durumunu sizlere aktarabilmek maksadıyla Sinopspor Kulüp Başkanı Ayhan ÖZHAN ile bir röportaj gerçekleştirdik. Türk futboluna uzun yıllardır hizmet eden ve Sinop’un gençlerine sporu sevdiren Sinopspor’a dair bakın Ayhan Başkan neler söyledi. Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Spor, okul, iş hayatınızdan... Sinop’ta doğdum ve okul yıllarımı da Sinop’ta geçirdim. İlkokuldan itibaren futbol, basketbol gibi sporlarla ilgilendim ve hocalarımın yönlendirmesiyle basketbola ağırlık verdim. Sporcu, antrenör, teknik komiserlik, federasyon temsilciliği yaptıktan sonra basketbol il temsilciliği yaptım. 2004 yılında Amatör Spor Kulüpleri Fe derasyonu (askf) başkanlığı yaptım. Bu yıl başında ise Sinopspor Başkanlığı görevini üslendim. Aynı zamanda Gençlik Hizmet- leri Spor İl Müdürlüğünde Sporcu Kamp Eğitim Merkezinde Müdürlük yapıyorum. Bilgi birikim ve tecrübelerimle spora uzun yıllardır hizmet ediyorum. Sinopspor’un tarihinden bahsedebilir misiniz? Sinopspor 1970 yılında kurulmuş, Türk futboluna uzun yıllar hizmet etmiş ve daha uzun yıllar da hizmet edecek olan bir futbol kulübüdür. 1984 yılında profesyonel ligde mücadele eden Sinopspor tarihi itibari ile daha üst liglerde mücadele etmeyi hak eden bir kulüptür. 35 yıl önce bugünkü hükümet konağı yerinde bulunan stadı şehrin dışına aldılar. Stadyumun şehir dışında olması dolayısıyla halkın ulaşımının zor olması ve yeterli taraftar desteğini alamaması Sinopspor’un daha başarılı olmasını engelleyen faktörler. Si nop’ta yetenekli futbolcular yetişmektedir, daha önce Fenerbahçe, Galatasaray gibi takımlarda oynamış Sinoplu futbolcularımız vardır. Sinopspor’un kısa ve uzun vadedeki hedefleri nelerdir? Sinopspor, 14 ayrı branşta sporun içinde yer alıyor ve biz de Sinopspor’u sadece futbolda değil tüm spor branşlarıyla başarılı kılmak istiyoruz. Bölgesel Amatör Liginde (BAL) mücadele eden futbol takımımızı ise dört yıl içerisinde profesyonel lige taşımayı amaçlamaktayız. Bunun için de öncelikle maddi anlamda hem yönetim olarak hem de belediyemizin bize tahsis ettiği otopark geliri aracılığıyla çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmalar neticesinde de Sinopspor’u maddi anlamda iyi duruma getirmek istiyoruz. Sinopspor şu an maddi açıdan ne durumda? Sinopspor’a, yönetim kurulumuzun çabaları, belediyemizin tahsis ettiği otoparklar ve İl Özel İdaresinin vermiş olduğu Sinopspor Kafe ile gelir elde etmeye çalışıyoruz. Ayrıca, İstanbul’daki Sinoplu iş adamları ile birlikte Sinopspor gecesi tertip etmeyi düşünüyoruz Önümüzdeki yıllarda bu tür etkinlikleri artırarak Sinopspor’un sadece Sinop’ta ve çevre illerde değil tüm Türkiye’de adından söz ettirmeyi amaçlıyoruz. Sezona başlarken lig ve Türkiye Kupasındaki hedefleriniz nelerdi? Şu an ligde istediğiniz konumda mısınız? Türkiye Kupasında ilk turu geçtik, ardından Amasya Temsilcisiyle karşılaştığımız maçta yenilerek kupanın dışında kaldık ama bir tur daha atlayabilirdik, bu bize hem taraftar desteği hem de maddi anlamda kazanç sağlayabilirdi, nitekim belirli bir miktar da sağladı. Ligde ise 4 maç oynadık, 2 mağlubiyet, 1 galibiyet ve 1 beraberlik aldık. Sezona başlarken hedefimiz bu ligde tutunmaktı, futbolcularımızın ve teknik ekibimizin çabaları ligde diğer takımlardan bir eksiğimiz olmadığını gösterdi. Uzun soluklu lig maratonunda ilk devreye kadar takımımızın durumuna bakacağız ve ona göre de bir transfer politikası yürüteceğiz. Maddi anlamda diğer takımlara göre cüzi miktarlarla transfer yapıyoruz. Sezon başında yapılan transferler lig ve Türkiye Kupası hedefleri için yeterli miydi sizce? Göreve geldiğimizde zamanımız kısıtlıydı, lig ve kupa maçları başlamak üzereydi ve çok da sağlıklı bir transfer dönemi geçirmedik. Bu anlamda teknik direktörümüzün önerdiği futbolcuları transfer ettik. Geçen seneki takımımızdan sadece iki futbolcumuz takımda kaldı. Öncelikli hedefimiz iskelet bir kadro oluşturup yerinde transferlerle gelecek yıl şampiyonluk parolasıyla lige başlamak. Ayrıca diğer maçları takip etmesi için görevlendirdiğimiz bir transfer ekibimiz var. İyi futbolcuları bize bildirecekler, biz de sezon başlamadan o futbolcularla anlaşma konusunda gerekli girişimleri yapmaya çalışacağız. Sinop halkının futbola ilgisi ne ölçüde, takımlarına maddi ve manevi olarak destek veriyorlar mı? Sinop halkının beklediğimizden daha fazla ilgi gösterdiğini gördük, halkın bu ilgisi de bizim için itici bir güç oldu adeta, hatta halkın ilgisi o kadar büyük ki stada sığamayanlar ve dışarda kalanlar oluyor. Bu da bize artı bir motivasyon kazandırdı. Esnafımız da bu anlamda dükkanlarına Sinopspor bayrakları asarak, bizden forma temin ederek takımımıza destek oluyorlar. Halkımızın bu ilgisini, desteğini boşa çıkarmamak için antrenmanlarda ve maçlarda gerekli mücadeleyi gerek teknik ekibimiz gerekse futbolcularımız sahaya yansıtmak için gayret ediyorlar. Zaten biz de maçlar ve antrenmanlardan önce futbolcularımıza gerekli telkinlerde bulunu yoruz. Bildiğiniz üzere Türk futbolunun en büyük sorunu alt yapı eksikliği. Gerek tesis gerekse sporcu yetiştirme bakımından iyi bir noktada olduğumuz söylenemez. Sinopspor bu anlamda neler yapmakta ve ilerisi için ne gibi projeler geliştirmeyi amaçlamakta? Tesis anlamında yeterli değiliz, aynı zamanda sporcularımızı antrenmanlara toplama konusunda çok zorlanıyoruz. Bunun sebebi, sahanın merkeze uzak olması ve eğitim sisteminin düzensizliği. Futbolcularımız okuldan geç saatlerde çıkıyor, ardından dersle ilgili kursları başlıyor, dolayısıyla oyuncular antrenmanlara gelemiyorlar, direktörlerimiz bu durumdan oldukça dertli. Eğitim elbette önemlidir, ama spor eğitimi de çok önemlidir. Gerekli mercilerin bu konuda çare bulması gerekiyor. Bu gidişle ileriki yıllarda sporcu bulmakta zorlanabiliriz. Orta vadedeki hedeflerimiz doğrultusunda belediyemiz ve sponsorlarımızla yer tespiti yapıp Sinopspor Tesisi kurmayı planlıyoruz. Gökhan KESKİN Mustafa ÜSTÜNKAYA Radyo ve Tv Programcılığı 16 KASIM 2015 PAZARTESİ
Benzer belgeler
İncelemek için tıklayın. - Gerze Meslek Yüksekokulu
T.C. SİNOP ÜNİVERSİTESİ GERZE MESLEK YÜKSEKOKULU GAZETESİ
Bir Meslek Yüksekokulu öğrencisi olarak Meslek Yüksekokullarına dair öncelikli hedeflerinizi öğrenebilir miyim?
Doğrusu gerek Meslek Yüksek...