28. sayı - Akyaka Kültür ve Sanat Derneği
Transkript
28. sayı - Akyaka Kültür ve Sanat Derneği
Derneğimize bağışlarınız için: İŞ Bankası Muğla Şubesi 3600 1036210 [email protected] Yıl: 7 Sayı: 28 Nisan 2014 Ücretsizdir “Karatepe'nin anası” toprağa verildi Uluslararası Ağahan Mimarlık Ödülü'nün sahibi Nail Çakırhan'ın eşi Arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel, Akyaka’da eşinin yanında sonsuzluğa uğurlandı. “Karatepe'nin anası” yazısı ile Hitit alfabesinden şekillerin bulunduğu halı, Çambel'in tabutunun üzerine konuldu. İstanbul'daki evinde 3 gün önce 98 yaşında vefat eden, Türkiye'nin ilk açık hava müzesinin kurucusu, dünyanın en saygın mimarlık ödüllerinden olan Uluslararası Ağa Han Mimarlık Ödülü'nün sahibi mimar Nail Çakırhan'ın eşi, Osmaniye'deki Karatepe kalıntılarının ortaya çıkarılması ve Hitit dilinin çözülmesinde büyük katkısı olan Arkeolog Prof. Dr. Halet Çambel'in cenazesi, Muğla'nın Ula ilçesine bağlı Akyaka beldesinde defnedildi. Çambel için dün ilk olarak saat 13.30'da Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ)'nde bir anma töreni düzenlendi. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) D Salonunda düzenlenen törene, Muğla Belediye Başkan Yardımcısı Yavuz Kayı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Işıloğlu, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Ula Belediye Başkanı Nadi Şenkal, Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca, İl Kültür Turizm Müdür Vekili Kaan Erge, Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Tabur, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ünal Türkeş, Yücelen Yönetim Kurulu Başkanı İşadamı Hamdi Yücel Gürsoy, CHP Menteşe Belediye Başkan Adayı Bahattin Gümüş, AK Parti Menteşe Belediye Başkan Adayı Mestan Yayman, akademisyenler, arkeologlar ve öğrenciler katıldı. Buradaki törende bir konuşma yapan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Diler, hayattaki tek büyük gerçeğin ölüm olduğuna değinerek, “Ancak ölüm biz arkeologların bakış açısıyla başka bir yere geçiştir. İnsanları ölümsüz yapan onların bıraktıklarıdır. Halet Çambel, Türkiye'de ve Anadolu'da arkeoloji biliminin yaygınlaşmasına öncülük etmiştir. Arkeoloji biliminin nasıl yapılması gerektiğini göstermiştir. Karatepe'deki çalışmalar bunlara en güzel örnektir. Kültür varlıklarının korunması yönünde büyük çabaları vardır. Bizim için Halet Çambel büyük bir önderdir” dedi. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, “Türkiye yükseköğretimi ve bilim dünyasının başı sağ olsun” diyerek başladığı konuşmasında efsane bir hocayı kaybettiklerini belirtti. Rektör Barbarosoğlu, “Halet hoca çok önemli çalışmalar yapmış, dünya çapında bir bilim insanı ve bir görev insanıydı. Çok önemli ilkler başlatmıştır. Etik değerler, insani değerler ve demokratik değerlerin savunucusuydu. Doğaldı, samimiydi, cesurdu, adam gibi kadındı. Hepimiz için simge olmuş bir kadın ve bilim insanıydı. Bundan sonra bize düşen, onun savunduğu değerleri bundan sonraki nesillere taşımak ve kendisini minnetle anmaya devam etmektir” dedi. İşadamı Hamdi Yücel Gürsoy konuşmasında dünya çapında bir bilim insanını kaybettiklerini dile getirerek, “Büyük bir üzüntü içindeyim. Çünkü son 30-35 yılımı onlarla birlikte geçirdim. O zamana kadar ticaret yapan bir tüccardım ve her şeyi bildiğimi sanırdım. Oysaki birçok eksiğim olduğunu onların yanında anladım. Onların okulunda okudum. O güçlü insanlar çok şey yaptılar. Devamı sayfa 2'de KÜTÜPHANELER HAFTASI Her yıl Mart ayının son haftasında kutlanan “ KÜTÜPHANELER HAFTASI ”, bu yıl, Yerel Yönetim Seçimleri nedeniyle 31 Mart – 6 Nisan tarihleri arasında bütün yurtta olduğu gibi Ula'da ve Akyaka Belkıs Güneyman İlköğretim Okulunda değişik etkinliklerle gerçekleştirildi. 50. kez kutlanmakta olan “ Kütüphaneler Haftası ”nın bu yılki sloganı olarak “ Hayat Boyu Kütüphaneler ” seçilmişti. Çünkü uygarlık yapısının temeli kitaplardır ve gerçek bilgi kaynaklarımız da her konuda kitapların topluca bulunduğu “ Kütüphaneler “'dir. Her yıl olduğu gibi bu yıl da, Sayın Ula Kaymakamı Ali YILMAZ'ın da desteği ile, Akyaka Cahit Belkıs Güneyman İlköğretim Okulu Müdürlüğünden, okulda yapılacak etkinliklere ek olarak, öğrenciler arasında “ Kütüphaneler ” konulu kompozisyon ve resim yarışması düzenlenmesini rica ettik. Öğretmenlerce seçilecek çalışmaların Ula İlçesinde sergileneceğini; öğrencilerin Ula'ya götürülüp getirilmelerinin Derneğimizce sağlanacağını da ayrıca belirttik. Öğretmenlerce seçilen 3 kompozisyon ve 7 resim Ula Kaymakamlığı'na 14 Mart'ta teslim edildi. Ula Kaymakamlığı'nın düzenlediği kutlama etkinliği programına göre 2 Nisan Çarşamba günü Okulumuzun 3.,4.,5.,6. ve 7. sınıflarından seçilen 15 öğrenci, başlarında resim öğretmenleri Meral Hanım ve Derneğimizden Nilgün Hanım ve Aydın Bey olmak üzere, Ula'ya heyecanlı ve neşeli bir şekilde hareket ettiler. Ula'daki bütün İlkokul, Ortaokul ve Liselerden seçilmiş öğrenciler Atatürk İlkokulu Bahçesinde toplanmışlardı. Bu gruba Okulumuz öğrencileri de katıldılar. Okul bahçesi içindeki, İlçe Halk Kütüphanesi önünde sergilenen resimler arasında Okulumuzun resimlerini ve kompozisyonlarını görmeleri öğrencilerimizi de sevindirdi ve mutlu etti.Sayın Kaymakamımızın ve Muğla İl Halk Kütüphanesi Müdiresi Rüveyda GÜLER'in de gelmesinden, öğretmenlerin yerlerini almasından, saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasından sonra programa geçildi. Program, Rüveyda Hanımın, günün anlam ve önemini belirten konuşmasını yapması ve Ulalı küçük öğrencilerin kütüphane konulu şiirlerini heyecanlı bir şekilde okumaları ile başladı. Karagöz – Hacivat tiplerinin karşılıklı, okul, okuma, kitap, kütüphane, kütüphanelerde nasıl hareket edilmeli, öğretmenler, temizlik gibi konularda öğretici, eğitici, açıklayıcı, öğrencilerin ilgisini çekecek ve neşelendirecek atışmaları ile devam etti. Daha sonra, İlçe Halk Kütüphanesinden en çok kitap okuyan öğrenciler ile “ Kütüphane Haftası ” konulu yarışmalarda dereceye giren öğrencilerin ödülleri verildi. Ne yazık ki bizim öğrencilerimiz, bu kez, dereceye giremedi. Ama resim ve kompozisyonları sergilenen öğrencilerin çalışmaları Akyaka Cahit Belkıs Güneyman İlköğretim Okulunda sergilenince, öğrencilerimize Derneğimizce birer ödül verilmesini kararlaştırdık. Okul bahçesinde düzenlenen kitap okuma etkinliği ve bir yarışmadan sonra etkinlik sona erdi. Bu yarışmada, Okulumuz öğrencilerinden Yaren Bayram, Emirhan Sarıoğlu, Yaren Koca ve Aslı Özcan birer kitap kazandılar. Bu güzel etkinlik de öğrencilerimiz için bu şekilde sonlanmış oldu.Bilindiği gibi, her öğretim dönemi sonunda, Derneğimiz kütüphanesinden en çok kitap alan ve okuyan öğrencilere birer armağan verilmektedir. 2013-2014 öğretim yılı birinci dönemi sonunda da: Meral ÖNER, Elif Işıl ARSLAN, Eda TÜRKMEN, Atalay BALTIRAK, Bengisu ÖZDEMİR, Nisa Nur HİRA, İrem TOP, Mine Tuana CANGÜZEL, Sudenaz KARAHAN, Büşra KESKİN, Sinan HIZLI isimli öğrencilerimize, ödül olarak, Prof. Dr. Halet ÇAMBEL'in derlediği “ KARATEPELİ FIKRALAR ” adlı kitap verilmiştir. Ayrıca, ana sınıf öğrencileri Doğa GÜVENÇ, Meral ÖNER ve Robin BOQUET'e de Boyama kitabı, kuru boya ve kalemlik hediye edilmiştir. Kitapsever öğrencilerimizi ikinci dönem sonunda da ödüllendirmeye devam edeceğiz. AKSD KÜTÜPHANEMİZ KURUCUSU OKTAY AKBAL’IN DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLAR, SAĞLIKLI ÖMÜRLER DİLERİZ... AKSD Sayfa 2 AKS ETKİNLİKLERİ Halet Çambel'in bilimsel yaşamından kesitler “Karatepe'nin anası” Baraj gölünün suları altında kalacağı anlaşılan Halet Çambel'in gençlik yılları Türkiye toprağa verildi Cumhuriyeti'nin büyük dönüşümler geçirdiği Haçlılara ait Kumkale'nin kurtarma kazısını dönemde ülkenin büyük ümitler bağladığı yeni neslin bir ferdi olarak yaşanılan modern çağa ulaşmak ve her gencin seçtiği dalda en iyiyi ülkede var edebilme mücadelesine adanmış bir ortamda geçmiştir. Bu bağlamda Arkeolojiye lise yıllarında, sanat tarihi öğretmeninin İstanbul'un tarihi ve arkeolojik alanlarına düzenlediği geziler sayesinde ilgi duymaya başlamış, yurtdışındaki üniversite eğitimini de bu alanda seçmiştir. 1935-1939 yılları arasında, Fransız hükümetinin bursu ile Paris'te, Sorbonne'da okuyan Halet Çambel, bu süreçte alanlarında dünyaca ünlü hocalardan dersler almıştır. Bunlar içinde, Charles Picard (1883-1965) klasik arkeoloji ve Helen sanat tarihi, M. Louis Delaporte (18741944) Hititçe, Rend Labat Asurca, Eduard P. Dhorme (1881-1966) İbranice, Georges Contenau (1877-1964) Önasya arkeolojisi sayılabilir. École Pratique des Hautes Études, Institut (Université) Catholique ve École du Louvre'daki eğitimini de tamamlayarak 1938-39'da doktora çalışmasına başlamış, ancak II. Dünya Savaşı nedeniyle Türkiye'ye dönmek zorunda kalmıştır. Paris'te okurken, 1936 yılı Berlin Olimpiyatları'na eskrim takımında ilk Türk kadın sporcularından biri olarak katılmıştır. 1939 yılında Fransız Arkeoloji Enstitüsü'nün Afyon Yazılıkaya/Midas şehri kazısına katılmış ve sonrasında da kazı başkanı Dr. Emilie Haspels ile İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde çalışmayı sürdürmüştür. Bu süreçte İstanbul Üniversitesi'nde görev yapan Prof. Dr. H. Th. Bossert'ten asistanlık teklifi almış ve 1940 yılında geçici olarak kabul ettiği bu görevle başladığı İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ndeki akademik yaşamı emekli olana dek sürmüştür. 1939'da evlendiği Nail Çakırhan (1910-2008) gazeteci, şair, 1983 Ağa Han Mimarlık Ödülü sahibi, Gökova Akyaka'daki eserleriyle geleneksel ahşap mimariyi başarıyla sürdürmüş bir büyük bir ustadır. 1946'da H. Th. Bossert ve Adana Müzesi Müdürü Naci Kum ile birlikte Toroslar'da araştırma yaparlarken Kadirli yakınlarında orman içinde bir tepe üzerinde Karatepe Aslantaş ören yerini b u l m u ş l a r d ı r. Ç a m b e l , 1947'den itibaren Toroslar'ın o dönemde ulaşılması zor bu köşesindeki görkemli Geç Hitit merkezindeki zor şartlar altında yapılan kazıları Th. Bossert ve U. Bahadır Alkım ile birlikte yürütmüş, onların ayrılmasından sonra buradaki çalışmaları 1952'den ölümüne değin kesintisiz olarak büyük bir özveriyle sürdürmüştür. 1952-54 yılları arasında Türk Tarih Kurumu adına, İstanbul Üniversitesi öğretim üyelerinden A. M. Mansel, K. Bittel ile birlikte Fikirtepe Höyüğünde ilk arkeolojik kazıyı yapmıştır. Bu kazıda tümü yaklaşık 70x140 m'lik bir kısımda 480 metrekarelik bir alanı kapsayan 6 adet açma açılmış, İstanbul'un tarih öncesine ait önemli bulgular elde edilmiştir. Halet Çambel, Karatepe'nin yanı sıra yörenin tarihi ve doğal değerleriyle de ilgilenmiş, antik adı Flaviopolis olan Kadirli'deki “Alacami” olarak bilinen Geç Antik Çağ bazilikasında 1961'de bir asistan öğrenci kazısı gerçekleştirerek mozaik döşemelerin ortaya çıkarılmasını, yapının etrafında geniş bir alanın gecekondulardan arındırılarak bir çevre (ihata) duvarı içine alınmasını, 1967'de ise acil onarım işlerinin yapılmasını sağlamıştır. 1961'de Kadirli Kaymakamı Mehmet Can ve Adana Valisi Mukadder Öztekin'in sağladıkları olanaklarla Halet Çambel İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya, Arkeoloji ve Sanat Tarihi kürsülerinden oluşturduğu bir öğrenci ekibiyle, öncelikle kent içindeki yüzlerce mimari parça, yazıt, sütun, sütun başlığı, mezar taşı vs gibi antik kalıntıları tarayıp, belgeleyip, fişledikten sonra bulundukları yerleri kent haritasına işlemiştir. Aynı ekip, Halet Çambel'in yönetiminde Kadirli'nin taranması suretiyle antik kalıntıları fişleyip kent planına işleyerek olası bir yerel müzenin ön olanaklarını da hazırlamıştır. Bölgede Arslantaş Barajı'nın yapımı gündeme geldiğinde baraj alanının taranması, tarihi ve doğal değerlerin saptanması, resimlendirilmesi, fişlenmesi ve 1/25.000'lik haritalara geçirilmesini sağlamıştır. gerçekleştirmiş ve ODTÜ uzmanları tarafından da fotogrametrik rölövesinin yapılmasına önayak olmuştur. Karatepe kazılarında ortaya çıkan binlerce parça yazıt ve heykeltıraşî eserlerinin birleştirilme ve onarım işlerini Roma Merkezi Restorasyon Enstitüsü'nden sağladığı uzmanlarla birlikte üstlenmiştir. Uzun yıllar süren bu çabalar sayesinde ortaya çıkan eserlerin öz ortamında sergilendiği ve korunduğu ülkemizdeki kendi türündeki ilk açık hava müzesi kurulabilmiştir. Bunun yanı sıra ören yerini çevreleyen 7.715 hektarlık ormanlık alan da milli park ilan edilerek koruma altına alınması sağlanmıştır. Prof. Çambel'in 1963'te Chicago Üniversitesi Doğu Bilimleri Enstitüsü (Oriental Institute) ile geliştirdiği işbirliği sonunda kurulan İstanbul Chicago Üniversiteleri Güneydoğu Anadolu Tarihöncesi Araştırmaları Karma Projesi çerçevesinde önce Siirt, Diyarbakır, Urfa illerinde öğrenci ekipleriyle büyük ve kapsamlı bir yüzey araştırması gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde yaşamış olan tarihöncesi insan topluluklarının avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine dayalı yerleşik düzene geçişini araştırmayı amaçlayan projenin merkezini oluşturan Ergani Çayönü Tepesi'ndeki arkeolojik kazılar 1964'te başlamış, belirli bir süre için projeye katılan Karlsruhe Üniversitesi Technische Hochschule'nin de katılımıyla devam etmiş, 1991'den itibaren de kazı çalışmalarına ara verilerek ağırlık yayın çalışmalarına kaydırılmıştır. 1965-1966 yıllarında İller Bankası Adana Nâzım Planı yarışma hazırlıkları sırasında kendisine başvurulması üzerine, Prof. Halet Çambel Adana kentinin taranarak sivil mimari ve arkeolojik değerlerin saptanması, resimlerinin çekilmesi, kent haritalarına işlenmesi işlerini, oluşturduğu bir öğrenci ekibiyle yapmış, böylece bu değerlerin nâzım plan yoluyla korunmasını sağlamıştır. Aynı dönemde (1966-1971 yılları), Prof. Dr. Halet Çambel Devlet Planlama Teşkilatı ve İmar İskân Bakanlığı Çukurova Bölge Planlama Projesi Müdürlüğü ile geliştirdiği işbirliği çerçevesinde oluşturduğu öğrenci ekipleri ile Adana, Hatay ve İçel illerinde kapsamlı bir eski eser taraması yapmış, fotoğraf, plan ve bilimsel raporlarını hazırlamış, özellikle MersinAnamur sahil şeridindeki ören yerlerini (koruma zonunu da gözeterek) 1/25.000'lik haritalara işleyerek eski eser alanlarının bakanlıkça belediyelerin “mücavir sahası” ilan ettirilmesini ve bu suretle koruma önlemlerinin alınabilmesini sağlamıştır. 1967'de Halet Çambel Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ndeki ilgililerle işbirliği yaparak ODTÜ Keban Bölgesi Tarihi Eserleri Kurtarma ve Değerlendirme Projesi'nin kuruluşuna katılmış, Yönetim Kurulu'nun üyesi olarak yıllarca çalışmalara destek vermiş ve Keban'ın devamı olarak 1974'te kurulan Aşağı Fırat Projesi'ne de aynı şekilde katılmıştır. ODTÜ, Çukurova ve Hacettepe üniversitelerinde görevli bazı fizikçi ve kimyacılarla işbirliği yaparak İstanbul, İstanbul Teknik ve Boğaziçi üniversitelerindeki ilgili uzmanların da katılımıyla 1976'da TÜBİTAK'a bağlı bir Arkeometri Ünitesi'nin kurulup faaliyete geçmesinde de faal bir rol oynamıştır. Köşesine çekilmeden önce 2007-2008'de Osmaniye il merkezinin 12 km kuzeyinde yer alan antik Hierapolis Kastabala kenti yakınlarında bir Çimento Fabrikası kurulmak istendiğinde, içinde Kastabala kutsal kenti, Kırmıtlı Kuş Cenneti ve Ortaçağ kalelerinin bulunduğu Kastabala Vadisini kurtarabilmek için tüm dostlarını seferber edip büyük bir mücadele vermiş ve fabrika yapımının hukuken durdurulmasını sağlamıştır. Yukarıda ana hatlarıyla vermeye çalıştığımız bilim yaşamı boyunca Halet Çambel arkeoloji bilimini, toplumdan ve çevresinden soyutlanmış bir uğraş olarak görmemiş, Bilim adına yaptığı tüm çalışmalarda araştırmadan uygulamaya kadar her aşamada toplumun ve ülkenin yararını her şeyin üzerinde tutmuştur. Halet Çambel, “Arkeoloji alanında yaptıkları çalışmalar ve arkeoloji bilimine üstün katkılarından dolayı” 2010 yılı Kültür Sanat Büyük Ödülü'ne Prof. Dr. Nimet Özgüç'le birlikte layık görülerek devletin en üst makamlarının katıldığı bir törenle onurlandırılmıştır. Nezih Başgelen - Cumhuriyet Gazetesi Bilim Teknik Dergisi 24 Ocak2014 Sayfa 1'den devam Halet hanım, Ulalı Nail Çakırhan'ın eşiydi, yani yengemizdi. Hep güzellikler gösterdi bize ve o yaşlarda hala üretiyorlardı. Çift olarak örnek alınacak insanlardı. Bundan böyle Akyaka'da yan yana yatan iki insan olarak onları çocuklarımıza çok iyi anlatmamız lazım. Değerlerimize sahip çıkalım” diye konuştu. Daha sonra ise Osmaniye Valisi Dr. Mehmet Oduncu adına Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Tabur bir konuşma yaptı. Tabur, Halet Çambel'in Osmaniye ve Kadirli'deki hizmetlerini asla unutmayacaklarını belirterek, Çambel'in aynı saatlerde Osmaniye'de adını taşıyan okulda öğrenciler tarafından anıldığını belirtti ve Osmaniye Valisi Dr. Mehmet Oduncu'nun mesajını katılımcılarla paylaştı. ÇAMBEL'İN EVİ ÖNÜNDE TÖREN DÜZENLENDİ Konuşmaların ardından Atatürk Kültür Merkezi önünden uğurlanan Çambel'in naaşı Akyaka'ya götürüldü. Çambel için Akyaka beldesindeki evinin önünde tören düzenlendi. Törende, Prof. Dr. Çambel'in Türk bayrağına sarılı cenazesi, evinin önünde bulunan katafalka konuldu. Cenazenin yanına, Çambel'in fotoğrafı ve üzerinde "Karatepe'nin anası" yazısı ile Hitit alfabesinden şekillerin bulunduğu halı konuldu. Düzenlenen törene Çambel'in yakınları ile Devlet eski Bakanı Erman Şahin, Muğla Vali Yardımcısı Ahmet Ertürk, Ula Kaymakamı Ali Yılmaz, MSKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Işıloğlu, Muğla Belediye Başkan Yardımcısı Yavuz Kayı, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay Barbarosoğlu, Ula Belediye Başkanı Nadi Şenkal, Akyaka Belediye Başkanı Ahmet Çalca, İl Kültür Turizm Müdür Vekili Kaan Erge, İşadamı Hamdi Yücel Gürsoy ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Buradaki törende Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ünal Türkeş, Devlet eski Bakanı Erman Şahin ve Muğla Sanatseverler Derneği Başkanı Sadettin Özbek birer konuşma yaparak üzüntülerini dile getirdi. Çambel'in cenazesi, daha sonra Akyaka Camii'ne götürüldü. Devrim Gazetesi - Süleyman Akbulut Cengiz Bektaş’ın Halet Abla’ya Vedası Akyaka Kültür ve Sanat Derneği Bültenidir. Yayınlanan yazılardan yazarları sorumludur. Akyaka Kültür ve Sanat Derneği (48 011 019) Adına Sahibi Dernek Başkanı : Aydın Turunç Yayın Kurulu Başkanı :Hüseyin Arslan Yayın Kurulu :Devrim Bayar, Ömer Şimşek Çeri, Mustafa Koyuncu, Oruç Özkan Vergi No : Ula 043 033 73 54 Adres :Kaya Sokak No:4/2 Akyaka Ula/MUĞLA E-mail : [email protected] Web : http ://www.akyakakultursanat.com Tel : 0 252 243 41 16 Baskı : Devrim Gazetesi ve Matbaası / MUĞLA Sayfa 3 AKS ETKİNLİKLERİ KARATEPENİN ANASI – AKYAKANIN HALET ABLASI 12 Ocak Pazar sabahı vefatını öğrendiğimiz Türk arkeologlarının duayenlerinden Prof. Dr. Arkeolog Halet ÇAMBEL'i 15 Ocak Çarşamba günü toprağa verdik. Cenazesinin Muğla'nın Akyaka Beldesine naklinden önce ilk tören, 14 Ocak Salı günü; Asistanlık, Doçentlik, Profesörlük ve Öğretmenlik hayatının geçtiği İstanbul Üniversitesi şeref holünde ve Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümünün kurucusu olduğu, Prehistorya laboratuarı önünde seçkin bir kalabalığın katılımı ile yapıldı. Katılımcılar ve konuşmacılar arasında: İst. Üni. Rektör Vekili Prof. Dr. Mahmut AKIN, Edebiyat Fak. Dekanı Prof. Dr. Mustafa ÖZKAN, Boğaziçi Üni. Eski Rektörü Prof. Dr. Ayşe SOYSAN ve yeni Rektörü Prof. Dr. Gülay BARBAROSOĞLU, “Halet Abla Destanı” adlı kitabın yazarı Merkez Valisi İsa KÜÇÜK, Alman Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Felix PİRSON, öğrencisi ve meslektaşı Arkeolog Prof. Dr. Mehmet ÖZDOĞAN, Kültür ve Turizm Müsteşarı Özgür ÖZASLAN, Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet TABUR Başkanlığında altı kişilik heyet, ailenin temsilcisi olarak Yük. Mimar Melih GÜNEŞ, yakın dostları Arkeolog Nezih BAŞGELEN, İşadamı Hamdi Yücel GÜRSOY, Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR göze çarpıyordu. İkinci tören ise, 15 Ocak Çarşamba günü Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezinin (D) salonunu dolduran katılımcılar ile gerçekleştirildi. Gelenler arasında, başta Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Gülay BARBAROSOĞLU, Muğla Vali Yardımcısı Ahmet ERTÜRK, MSKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa IŞILOĞLU, Ula Kaymakamı Ali YILMAZ, İl Kültür ve Turizm Md. Vekili Kaan ERGE, Osmaniye İl Kültür ve Turizm Md. Ahmet TABUR, töreni hazırlayan, Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adnan DİLER, Mimar Melih GÜNEŞ, Hamdi Yücel GÜRSOY, Belediye Başkanları Yavuz KAYI, Nadi ŞENKAL, Ahmet ÇALCA, Gazeteci Ünal TÜRKEŞ dikkati çekiyordu. Cumhurbaşkanını ise Ankara'dan gönderilen ve Cumhurbaşkanlığı forsunu taşıyan güzel bir çelenk temsil etmekteydi. Tören, saygı duruşundan sonra, Halet Hanımın özgeçmişinin, bir sunum eşliğinde, okunması ve Prof. Dr. Adnan Beyin konuşması ile başladı. Prof. Dr. Gülay Hanım çok özlü konuşmasında, özellikle arkeoloji dünyasında bir simge olan Halet hocanın: etik, insani, demokratik değerlerin savunucusu; doğal, samimi, cesur, paylaşımcı adam gibi bir kadın olduğunu vurguladı. Hamdi Bey ise, 90 yaşını geçmiş Halet Hanım ile eşi Nail Beyin hâla nasıl üretken olduklarını belirterek gençlerin onları örnek almaları gerektiğini belirtti ve bütün Türkiye'nin ayağa kalktığı bu ölüm olayına Muğlalıların ilgisizliğinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Osmaniye'den gelen heyetten İl Kültür ve Turizm Md. Ahmet Bey, 48 yıldır tanıdığı Halet Hanımın Osmaniye ve Kadirlililer için önemini anlattıktan sonra Osmaniye Valisi Dr. Mehmet ODUNCU'nun mesajını okudu. Mimar Melih Bey ise, Halet hanımın Amerika'da yaşayan 90 yaşındaki kardeşinin ve yeğenlerinin gönderdiği duygusal mesajı aile adına okudu. Bu sıralarda, naaş da AKM avlusuna getirilmişti. Cenaze ile beraber bütün katılımcılar konvoy halinde Akyaka'ya hareket etti. Akyaka'daki tören, Prof. Dr. Halet Çambel'in Türk Bayrağına sarılı cenazesinin, evlerinin önünde hazırlanan katafalka konulması ile başladı. Tabutun üzerinde Karatepeli kadınların dokuduğu, Hitit alfabesinden karakterler ve “Prof. Dr. Halet Çambel – Karatepenin Anası” yazısı okunan ufak bir kilim bulunuyordu. Muğla'dan gelen katılımcılar ve Akyakalıların bulunduğu topluluk önünde konuşmaları Hamdi Bey ve Ünal Bey yaptılar; Musander Başkanı Sadettin ÖZBEK de, “Halet Abla Destanı”ndan iki şiir okudu. Son sözü alan Arkeolog Nezih Bey sözlerini, “ölülerin arkasından yapılan tören onları anmaktan çok onların yaptıklarını genç nesillere hatırlatmak ve örnek almalarını sağlamak için olmalıdır” şeklindeki bir İskit deyişi ile bitirdi… Evinin önündeki helalleşmeden sonra Akyaka Merkez Camisine gidildi. İkindiden sonra kılınan cenaze namazının ardından Halet Hanımı, gene büyük bir kalabalık eşliğinde Akyaka Mezarlığında çok sevdiği hayat arkadaşı ve yoldaşı Nail Çakırhan'ın yanına defnettik. Mekanı cennet başarıları gençlerimize örnek olsun. AKSD Osmaniye Valisi Dr. Mehmet Oduncu’nun Halet Abla’ya Mesajı 1946 yılında genç bir asistan olarak ilimiz Osmaniye'ye gelerek, Karatepe kazı bölgesinde 2800 yıl öncesine ait Erken Hitit dönemi eserlerinin ortaya çıkarılması için çalışmalar yürüten Alman profesör Bossert başkanlığındaki kazı heyetinde görev alan rahmetli Prof. Dr. Halet Çambel. 1952 yılından itibaren kazı heyetinin başkanı olmuş ve 68 yılını vakfederek ilimizdeki Arkeolojik çalışmaların öncüsü olmuştur. Karatepe Kazı alanı bölgesinde oluşturulan Açık Hava Müzesindeki eserlerin ortaya çıkarılmasında ve Bölgenin Milli park olarak ilan edilmesinde üstün hizmet ve gayretleri bulunmaktadır, Karatepe yöremizde, okuma yazma ve eğitim kursları yanında Karatepe kilimlerinin tanıtılması ve yaşatılması için Karatepe Kilim Kooperatifinin kurulması; orman, çevre ve tabiatın korunması amacıyla keçi yerine koyun ve büyükbaş hayvan yetiştiriciliğini teşvik ederek, yöre halkının kalkınmasına da öncülük yapmış; eğitim, kültür ve ekonomik alanda yöremizin ilerlemesine önemli katkıları olmuştur. Sevgili Halet ÇAMBEL, Osmaniye Valiliği olarak İlimize yapmış olduğunuz bu hizmetlerin unutulmayacağını ve yerinizi doldurmanın asla mümkün olmayacağını biliyoruz. Halet ÇAMBEL Hanımefendinin ismi ve eserleri Osmaniye de her zaman minnet ve şükranla anılacaktır. Bu duygularla kendisini ebedi yolculuğa uğurlarken, Merhume hocamıza Allah'tan rahmet, tüm sevenlerine ve dostlarına da başsağlığı diliyorum. Dr. Mehmet ODUNCU Osmaniye Valisi Not: Çarşamba günü, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesindeki törenin yapıldığı saatte, Osmaniye'de de anma töreni yapılmış ve bir İlköğretim Okuluna “Halet Çambel İlköğretim Okulu” adı verilmiştir. HALET ÇAMBEL Muhteşem diye anacağım onu, büyük bir devrimci, bir cumhuriyetçi, bir aydınlanmacıyı yitirdik. 98 yaşında idi ama böyle yüce insanlar için her yaş ölüm için erkendir. O kuşkusuz yaptıkları yarattıkları ile yaşayacaktır. Daha birkaç gün önce Kırmızı köşkte (konak,yalı) ziyaret etmiştim. Masa başında uzunca sohbet ettik. Unutkanlıkları düzelmişti, her şeyden konuştuk. Nail beyi, Akyaka'yı andık, Hamdi Gürsoy'u, Yüceleni, Sevim İşgüderi, Oktay Akbal'ı.Her zamanki gibi tevazu içinde idi, hep öyle yaşadı. Hiç şov yaptığını, gösteriş yaptığını, övündüğünü görmedik. Karatepe'deki kazılara ömrünü verdi, 95' inde bile orada idi bir de benzersiz bir öğrenci Almanya'dan kalkıp gelen Murat Akman. Halet hanımı yıllar önce ziyaret etmiş Karatepe'de iki gün geçirmiştim, barakamsı bir yerde kalıyordu, bana kurduğu açık hava müzesini gezdirdi sonra da müze binasını. Prehistoriya ve Hitit uygarlığı, Keban barajı alanlarında yaptıklarını övmeyi değerlendirmeyi kendimi yetkili bulmadığım için konunun uzmanlarına bırakıyorum. Ama doğum yerim Urfa'da bulunan 12 bin yıllık Göbekli Tepe kazılarında da 1963 yılında hazırlanan Güneydoğu Anadolu Bölgesi Araştırma Projesi yolu ile önemli bir payı olduğunu öğrenerek seviniyorum. Tabii yine Urfa'da iyi ok atsınlar diye tek memeli Amazon kadınlarının mozaiklerinin bulunuşunu da bakın geçmişimizde neler var diye onunla konuşmuştum. Onun ününü elbette biliyordum 147'ler adı ile üniversiteden çıkarılanlar arasında idi, Mina Urgan'la birlikte, Aşık Veysel, Yaşar Kemal, Ruhi Su,Vedat Günyol da yakın dostları arasında. Onun akranlarından, çevresinde bu güzel kadının çok sayıda ünlü yazar, sanatçı erkek hayranları olduğunu dinlemiştim. 1979 da bir grupla Rusya'ya gittik. Nail beyin orada yaşayan oğlunun bulunması için çaba harcadı ve başardı o genç çocukta bizimle oldu Rusya'da. Bu seyahat grubu ile bir kahpe kurşunla Leningrad yakınlarında tedavi gören bacakları felçli bir büyük yürek Server Tanilli'yi görmeye gidişimiz canlı anılarım arasında yer alır. Daha sonraki yıllarda dünya cenneti Akyaka'da birlikte olduk. Nail Çakırhan'la orada yaşıyorlardı. O bölge için ne büyük şans. Çakırhan Akyaka'yı ahşap iki katlı Ula evleri ile donattı ve bu güzelim beldeyi betonlaşmadan korudu. Biz eşimle yıllardır bu korumadan yararlananlar arasındayız. Sahildeki o güzel Yücelen otelinin sahibi dostumuz Hamdi bey bize “eğer Nail bey olmasa idi biz buraya betonu dökmüştük bizi bu cinayetten kurtaran odur “ demişti. Şimdi o otel Nail Çakırhan imzasını taşıyor ve girişte onun büstü ile karşılaşıyoruz. Büstün açılışını yakında çok erken kaybettiğimiz ve bu muhteşem çiftin çok yakın dostu Oktay Ekinci organize etmişti. Onların ta çocukluğundan bu yana dostu ve hayranı olan bir başka insan da dünyanın en güzel badem ezmelerini yapan Sevim İşgüder'dir. Halet Çambel, 1936 yılında genç bir sporcu eskrimci olarak ve Türkiye'yi temsilen olimpiyatlara katıldı. Henüz 20 yaşında idi ve Hitlerin tanışma davetini kabul etmedi. Bu genç kızdaki bilince bakar mısınız? 1936 'da Hitler de faşizm de yeterince tanınmıyordu. Halet Çambel, İstanbul Üniversitesinde çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Onlar da ünlü arkeologlar oldular. Ünlü çift 1820'lerde II Mahmut zamanında yapılmış ve 1930'lardan beri içinde yaşadıkları konağı (köşk, yalı) geniş arazisi ile birlikte Boğaziçi Üniversitesine bağışladılar. Umarız Üniversite bu çok değerli bağışı en iyi şekilde kullanacaktır. Yılmaz yorulmaz yılgınlığa düşmez bir büyük sanatçı Heykeltıraş Mehmet Aksoy da üniversite ile anlaşarak yeni bir ikizlerin yanı sıra Halet Çambel'in heykelini oraya dikecektir. Prof.Dr.Coşkun Özdemir Sayfa 4 AKS ETKİNLİKLERİ 23 Nisan Çelenk Töreni im ... Biz müz zü ö s 23 NİSAN Aydın Turunç “23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE Ç O C U K B AY R A M I ” n ı k u t l a m a y a hazırlandığımız bu günün, acaba “ Bir Milli Bayram ” olarak anlam ve önemi nedir? Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK neden bugünü Türk ve Dünya çocuklarına armağan etmiştir? Bence, çocuklarımıza bunları anlatmadan, açıklamadan yapılan kutlamalar sadece bir biçimcilikten ibarettir. Bu gün: Yurdumuzun işgal, kargaşa ve parçalanma sürecinde olduğu bir dönemde, Mustafa Kemal Paşa'nın, hayalindeki Cumhuriyeti gerçekleştirmeye ilk adım olarak, Sivas ve Erzurum Kongrelerinden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisini topladığı ve Büyük Millet Meclisi Hükümetini kurduğu; bu şekilde “Kurtuluş ve Kuruluşun” ilk adımının atılmış olduğu gündür. Atatürk, 15 Ekim 1927'de Ankara'da Cumhuriyet Halk Fırkası'nın Kurultayı'nda, altı günde okuduğu Nutkun sonundaki “Gençliğe Hitabı” ile Türkiye Cumhuriyeti Devletini emanet ettiği Türk Gençliğini, daha ilkokul çağlarında kurtuluş ve kuruluşu bilerek yetişmeleri gereğini mutlaka öngörmüştü. Bunun için de, TBMM meclisinin açılışının birinci yılında kutlanmaya başlanan 23 Nisan Milli Bayramı ile 1 Kasım 1922'de saltanatın kaldırılmasıyla kutlanmaya başlanan Hakimiyet-i Milliye Bayramı ve 1927'de Himaye-i Etfal cemiyetinin düzenlediği Çocuk Bayramı birleştirilmiş ve ilk olarak da 1935'de Atatürk'ün himayesinde, 1980 yılında adı resmi olarak “23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adını alacak olan Çocuk Bayramı kutlanmıştır. Kutlanmaya da devam etmektedir. Bu Bayramın tamamlayıcısı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni emanet edilen gençliğin bayramı olarak da, 20 Haziran 1938'de resmi adı “Gençlik ve Spor Bayramı” olan bayram, 19 Mayıs günleri kutlanmaya başlanılmıştır. Bu gibi bayramlar ile şehir ve kasabaların kurtuluş günlerini artık gereksiz bulanlar olduğunu üzülerek görmekteyiz. Ama her şeyini kopya etmeye çalıştığımız A.B.D'de, bundan 150 yıl önce yapılan “İç Savaşın” önemli muharebelerini aynı tarihlerde, çarpışmaların geçtiği yerlerde vatandaşlar hâla o günün kıyafet ve silahları ile canlandırmakta ve çocuklarda tarih bilinci yerleştirilirken anılar canlı tutulmaktadır. Özellikle öğretmenlerimizin ve bizlerin Milli Bayram Günlerini çocuklarımıza ve gençlerimize zorunlu bir formalite gereği olarak değil, bilinçli bir anlatımla sevdirip Kuruluş ve Kurtuluşumuzu canlı tutmamız gerekmektir. 23 Nisan Ulusal ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. AKSD Arkadaşımın kardeşi var, bu sene başladı okula. Dün geldi yanıma o kadar heyecanlı ki şiirini ezberlemiş, her mısra sonunda kendinden emin bir tavırla “Cumhuriyet Yaşayacak” diyor. Onu alkışladım, sevincine ortak oldum ama söyleyemedim ona bu kutlamanın eskisi gibi olmayacağını. Sadece bir iki şiirle unutulacağını açıklayamadım ona. Bir Cumhuriyet genci Atatürk evladı olarak kendime bile veremezken cevabını nasıl söylerim ona T.C.Devletinin olan toprakların, kurumların, bize miras bırakılanların başkalarına verildiğini. Anlatın bana anlatın, gençlere okuduğum gazetelerde açıklama yapmaya çalışan gençlerin mahkemelerde yargılandığını yazıyor, dinlediğim haber etme uğruna verilen canı, fikirleri uğruna yanan ana yüreklerini söylüyor. Bize barış öğretildi, bize kalp kırmamak öğretildi, bize Atatürk gençleri olarak bu ülke emanet edildi. Korumaya çalışınca silahların hedefi olacağımızı söylemediler. Burası benim ülkem derken korkuyorum, artık her karış toprağında Kurtuluş Savaşı Şehitlerimizin kanları var demeye korkuyorum. Artık daha fazla kan dökülmesinden korkuyorum. Bu emirleri verenleri nasıl başa geldiğini anlatamazken, ben o küçük çocuğa ülkemde demokrasi var demeye korkuyorum artık. 50. KÜTÜPHANE HAFTASI Sayın Kaymakamım, Sayın Belediye Başkanım, Sayın Daire Amirlerim, Basınımızın Değerli Mensupları, Sevgili Öğrenciler ve Saygı Değer Misafirler; 50. Kütüphane Haftası açılış törenine hoş geldiniz. 50. Kütüphane Haftasının teması “Hayat Boyu Kütüphaneler” olarak belirlenmiştir. İnsanlık tarihi incelendiğinde kitap ve kütüphanecilik alanındaki yazının icadı, matbaanın bulunması gibi değişim ve dönüşümler çağların değişmesine yol açmış ve insanlığın yaşamını derinden etkilemiştir. Matbaanın icadıyla kitapların sayısının artmasını bu durum da kütüphanelerin çoğalmasıyla bilginin tabana yayılmasını sağlamıştır. Türkiye'de kütüphanecilik hizmetleri yaygın olarak Halk Kütüphaneleri aracılığı ile yürütülmektedir. Halk Kütüphaneleri; okuma ve araştırma alışkanlığını geliştiren, düşünce ve bilgi ürünlerinin insanlar arasında paylaşılmasını sağlayan, düşünce özgürlüğünün kaynağını oluşturan kuruluşlar olması sebebiyle halkın üniversiteleridir. Ayrıca her yaşta, dilde, eğitim derecesinde, politik ve dini görüşte, ırkta, ücretsiz ve serbestçe yararlandığı; toplumun sosyal kalkınmasına yardımcı olan kültürel, eğitici, dinlendirici, eğlendirici etkinliklerin yapıldığı merkezlerdir. Ula kütüphanesinin kitap sayısı 11.332'dir. 321 üyesi olup 2447 adet kitap ödünç alınmış ve 4445 kişi kütüphaneyi kullanmıştır. Halk kütüphanelerinin en önemli görevlerinden olan eğitim, internet ortamında da önemini korumaktadır. Bilgiye duyulan ihtiyacın artması ve iletişim teknolojisindeki gelişmelerden, kütüphaneler de etkilenmiştir. Bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, kütüphanedeki bilgi-belge kullanımını, saklanmasını ve erişim hızını değiştirmiştir. İnternet kullanımı ile kütüphaneyi dünyaya, dünyayı kütüphaneye taşıma imkânı sağlanmıştır. Kütüphaneler geçmişte olduğu gibi gelecekte de kültüre değer veren insanların hayatında yerini korumaya devam edecektir. 50. Kütüphane Haftası hepimize kutlu olsun. Rüveyda GÜLER Ama biz Atatürk gençleriyiz bize bıraktığı koskoca bir mektup var Atamın. Eğer bir gün İstiklal ve Cumhuriyetimi müdafaa mecburiyetine düşersem, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağım vaziyeti, imkanı ve şeraitini düşünmeyeceğim. Korkmadan dalgalanacak bu bayrak, korkmadan okunacak İstiklal Marşım. Kalpleri heyecan dolu bütün çocukların, Atatürk Gençleri ve evlatlarının Ulusal Egemenlik ve Çocuk Sümeray Ezgi Ayan Bayramı Kutlu olsun. İKİ ŞEY Giordano Bruno (16. asır İtalyan düşünürü) 16. asır Latin düşünürü Giordano Bruno. ARALIK 1548 İtalya doğumlu bilim adamı, rahip, filozof. Kilisenin dogmatik görüşlerine karşı bilimi savunduğu için (Kopernik'in "evren sonsuzdur" anlayışı) rahiplik mesleğinden ayrılmak zorunda kalmıştır. Rahiplik mesleğinden ayrılması sonrasında İtalya'dan da ayrılmak zorunda kalınca Avrupa'yı dolaşıp bazı üniversitelerde kürsülerin başına geçmiş, eğitim vermiştir. Ama hem İtalya'daki geçmişi, hem de üniversitelerin bile onun görüşlerine hazır olmayışı sebebiyle belli bir yerde kalamamış, sonuçta tüm Avrupa'yı dolaşmak zorunda bırakılmıştır. 1592'de döndüğü İtalya da bir soylunun suçlaması üzerine (İsa’ya hakaret ettiğine ilişkin bir suçlama bu) engizisyon mahkemesince yargılanıp hapse atılmıştır. Tam sekiz yıl boyunca engizisyon Mahkemesi'nin türlü işkencelerine maruz kalmış, yine de görüşlerini ve kitaplarını reddederek engizisyonca bağışlanmayı kabul etmemiştir. 17 Şubat 1600'de campo dei fiori de (çiçekler meydanı) önce dili kesilmiş, ardından da yakılarak öldürülmüştür. Onun günümüze kadar gelen “İKİ ŞEY” hakkındaki sözleri değerlerinden hiçbir şey kaybetmemiştir! *İki şey 'Kalitesiz İnsan'ın özelliğidir: 1- Şikayetçilik 2- Dedikodu *İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 1- Bakış açısını değiştirmek 2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek *İki şey yanlış yapmanı engeller: 1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek 2- Hak yememek *İki şey kişiyi gözden düşürür: 1- Demagoji (Laf kalabalığı) 2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek) *İki şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar: 1- İradeye hakim olmak 2- Uyumlu Olmak *İki şey 'Ekstra Değer' katar: 1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek. *İki şey geri bırakır: 1- Kararsızlık 2- Cesaretsizlik *İki şey kaşif yapar: 1- Nitelikli çevre 2- Biraz delilik *İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 1- Baskın yeteneği bulmak 2- Sevdiğin işi yapmak * İki şey başarının sırrıdır: 1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 2- Kendini güncellemek *İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 1- Niyetin saf olması 2- Ruhsal farkındalık *İki şey milyonlarca insandan ayırır: 1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek *İki şey gelişmeyi engeller: 1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat) 2- Felakete odaklanmış olmak *İki şey çözüm getirir: 1- Tebessüm (gülümseme) 2-Sükut (susmak) *İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır: 1- Anne 2- Baba *İki şey geri alınmaz: 1- Geçen zaman 2- Söylenen söz *İki şey ulaşmaya değerdir: 1- Sevgi 2- Bilgi *İki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir: 1- Nefes alabilmek 2- Nefes verebilmek Sayfa 5 ÇOCUK - GENÇ 50. KÜTÜPHANE HAFTASI ETKİNLİĞİNE ESERLERİYLE KATILAN ÇOCUKLARIMIZ KÜTÜPHANE BENİM KÜTÜPHANEM EN BÜYÜK MİRAS; KÜTÜPHANELER Kütüphaneler, bilgi yuvasıdır. Kütüphane, araştırmacılara, öğrencilere ve daha büyük-küçük bütün insanlara açıktır. Kimi insan boş vakitlerini kitap okuyarak, kimi insan da teknolojik araçlar ile zamanını geçiriyor. Romanlar, hikayeler, öyküler, şiirler insanı sonsuz düşlere daldırır. Her zaman kitaplar, bilimin ve sanatın temelidir derler. Bu kitapların sayfalarında ne hayatlar vardır. Ne dersler veriyorlardır insanlara. Kitapları seven, insanları ve diğer tüm canlıları sever. Eskiden insanlar araştıracakları kelimeleri kütüphaneden araştırırken, şimdi ise bilgisayardan araştırıyorlar. Ülkemiz diğer ülkelere göre daha az kitap okuyor. Küçük çocukların şimdiden kitap okuma isteği biz toplumumuzu duygulandırıyor. Eğer kitap okursanız hayata bilgili bir insan olarak bakarsınız. Çiçeksiz bir bahçeyi düşünün? Eğer kütüphanede kitapsız olsaydı kötü olurdu. Yazarlarımız sayesinde kitaplarımız artıyor. Kitabın pahalı olduğunu söyleyen insanların, kitabın bedava olduğu kütüphanelere gitmediğini görüyoruz. Eski çağlardan beri insanların hizmetlerinde olan insanlar, her toplum için önemli olmuştur. Kütüphanelerden her zaman yararlanın. Yeni kuşaklara da öğretin. Çünkü kütüphaneler tüm dünyanındır. Yağmur BANİ Akyaka CBG Ortaokulu 7/A / 130 Ben daha çok küçükken bir kitabım vardı. Kitabın adı Kibritçi Kız'dı. Ben okuma yazma bilmezdim o zamanlar, annem babam okurdu. Ben de sessizce onları dinlerdim, kılım bile kıpırdamazdı. Böyle böyle annemden daha fazla kitap istemeye başladım. Annem de bana hikaye kitapları almaya başladı. Bana, okula başlayana kadar hep annem, babam kitap, hikaye, masal okudu. Okula başlayınca kendim okumaya başladım. Kitap okumak çok eğlenceli bence; resimlere bakmak, kitabın konusunu anlamak çok güzel şeyler bunlar. Yani en azından bana göre öyle. İnsan kitaplarını, evinde, kendine ait bir kitaplığa koymalı, yoksa bir anlamı kalmıyor kitap okumanın. Kitaplığında kitaplarını düzenlemeli ama hepsini kendine göre yapmalı; onları sıraya koymalı, istediği kitabı her an için bulabilmeli. İşte benim kütüphanem de bunun gibi düzenli, istediğim kitabı her zaman için bulabiliyorum. Kütüphanemi çok seviyorum. İşte artık kendi kitaplarımı kendim seçip, kendim okuyabiliyorum. Damla Kaya Akyaka CBG Ortaokulu 7-A /119 Yıllar, asırlar evvel yazı bulunmuş. İnsanlar bir bilgilendirme çabasına girmiş. Yazmış da yazmış. Yazıyla ilgili sanatlar bile ortaya çıkmış, “Hat” yazısı buna güzel bir örnek. Sanat, kültür, spor, gündem her alanda bir sürü kitap çıkıyor artık. Ama şu an ne değeri kaldı ki? Kaç kişi vardır Atatürk kadar? 5? 10? Milyonlarca insan çevresine kör, elindekilere kör. Tek gördükleri bilgisayar, internet, tablet. Eline bir kitap almaktan aciz insanlarla dolu bir toplumuz. Kitaptan bir iki dakikada bulabileceğimiz bir bilgiyi, saatlerce internetten araştırıyoruz. Eskiden herkes merak ettiklerini araştırmaya gitmek için, akın akın kütüphaneye doluşurdu. Şimdi adımını atan yok. Çoğumuz belki de kitaplardan haberdarsak bile kütüphanelerin varlığından haberdar bile değiliz. Çoğumuz belki de sandığımız kadar bilgili değiliz. Okumuş insan zaten kendini belli etmez mi? Farkındaysanız artık eskisi gibi fazla kütüphane açılmıyor. Onun yerine internet evleri kuruluyor. Eskisi gibi kitap fuarları da açılmıyor. Bu ülkede artık yazarlıkla ekmek parası bile kazanılmıyor. Sanatçıların değeri yok. İnsanların yaptığı tek şey saatlerce bilgisayar başında fotoğraf paylaşmak, “naber?” yazmak. Belki de biz, birer kitap sayfası bile olamayacak kadar bilgisiz bir toplumum. Belki de biz sanattan anlar gibi yapmaya çalışan ama asla rol yapamayan bir milletiz. Katre Su Sevim Akyaka CBG Ortaokulu 7-A / 124 Sudenaz Karakan Irmak Balcı Eylül Oktan Atalay Baltırak Yaren Bayram Kübra Afşin Dilara Demircan Dilara Şahin Sevgi Godaş Rahmi Daşdelen Sayfa 6 BELDEMİZ Yesari Asım Arsoy Anıldı Bahar Kahvaltısı 22 Mart Cumartesi günü, güzel güneşli bir bahar sabahında, derneğimiz üyeleri ve gönüllüleri ile Akyaka'mızın en güzel yerlerinden Çınar Plajına kahvaltıya gitmek üzere toplandık. Kış döneminin yorgunluğunu atmak, bahara merhaba demek, bir araya gelmek için güzel bir fırsattı. Çınar Plajı'na gittiğimizde denizin kıyısına hazırlanmış güzel bir sofra bizi bekliyordu. Ülkemizin ünlü sanatçılarından bestekâr Yesari Asım Arsoy Akyaka Musiki Derneğince düzenlenen bir etkinlikle anıldı. Akyaka Musiki Derneği Türk Sanat Müziği Korosu Hukukçu Ali Sami Arlı'nın yönetiminde Yücelen Otelde sahne aldı. Koro Yücelen Otelinde gerçekleştirdiği müzik şöleniyle Yesari Asım Arsoy'un en ünlü bestelerini ve çok söylenen güzel şarkılarını günümüze getirdi. Akyaka Musiki Derneği Korosu Koru Şefi Ali Sami Arlı'nın yönetiminde Segâh, Hicâz, Nihavend, Uşşak, Hüzzam ve Rast makamındaki şarkıları büyük beceriyle ve coşkuyla dinlendirdi. Gecenin sunuculuğunu Devrim Bayar yaptı. Koro kemanda Muammer Özgün, Erhan İşseveroğlu ,İsmet Kanavuzlar, Kanunda Demet Eltez Doğruöz, Udda Halil Aykıl, Ney'de Mustafa Kemal Güngör, Ritimde Ahmet Dağdeviren'den oluşan kadrosuyla büyük beğeni topladı. Solist Melek Arslan Uşşak Makamında, Solist Kemal Yıldırım aynı makamda, Solist Hüsniye Yenikeçeci Rast makamında, Solist Perihan Gökbul Hüzzam makamında, Solist Nadide Arlı Hüzzam makamında, Solist Aygün Özen Nihavend makamında okudukları eserleri ile anma etkinliğine katılan 200 dinleyicinin ayakta alkışlarını alarak onurlandılar. Yesari Asım Arsoy'un anma gecesine Muğla Vali Yardımcısı Salih Gürhan ve eşi Muğla Vali Yardımcısı Ahmet Ertürk ve eşi, Muğla Vali Yardımcısı Fethi Özdemir ve eşi, Ula Belediye Başkanı Ümit Karaarslan, önceki Muğla Milletvekili Fikret Uzunhasan ve eşi Neriman Uzunhasan ile Muğla'dan, Ula'dan ve yöreden katılan çok sayıda müziksever katıldılar. Devrim Gazetesi MEVLANA'NIN ÇAĞRISI 30 kişilik bir grupla izlemeye katıldığımız Can Atilla'nın müziklerini yaptığı ve koreografisini Mehmet Balkan'ın üstlendiği 'Mevlana'nın Çağrısı´, 28 Aralıkta Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi'nde sahneye konuldu. Eserin libretisti Şefik Kahramankaptan, sahneye koyan Lale Balkan, Dekor Tayfun Cebi, Kostüm Funda Cebi, Isık Tarı Deniz ve Video Projeksiyonu Safak Türkel'in. Eser, Mevlana Celaleddin Rûmî'nin evrensel bir kişiliğe dönüşümünde köşetaşı sayılabilecek olaylar, özgün müzik ve vücut dili kullanılarak anlatılmaktadır. Mevlana düşüncesinin toplumda kabul görmesi, Şems-i Tebrizî ile karşılaşma, semânın doğuşu, yaygınlaşarak bir rituel haline gelmesi, Şems'in kayboluşu, Mevlana´nın yedi öğüdü ve çağrısı, cenazesi, tek bölümden oluşan balenin önemli ögelerini oluşturmaktadır. Evrenin en temel hareketi olan “dönme” özellikle vurgulanmakta, dünyamızın kendi etrafından dönüşüyle semâ arasındaki ilişki sergilenirken, yüzyıllar içinde Mevlana düşüncesi ve semânın tüm insanlığa mâloluşu simgelenmektedir. “Gel ne olursan ol, gene gel …” çağrısı oyun boyunca yüksek sesle tekrarlanıyor. Mevlana, Şems, Gevher, Zerkub, 5 Şeytan, 3 Melek, 16 Kızlar ve 8 Erkekler den oluşan dansçılar eseri klasik bale ve çağdaş dansın bileşimiyle sundular. Orkestra Ney, Ut, Kudüm, Darbuka ve Tef (zilsiz) enstrümanlarını çalan dört kişilik bir gruptan oluşmuştu. Müzisyen Can Atilla elektronik New Age müziğin ülkemizde ve yurt dışındaki başarılı bir temsilcisi. “nasıl bir müzik Mevlanayi ve onun evrensel mesajlarını ifade edebilir ?" diye araştırarak yola cikmiş. KUTLAMA Derneğimiz yönetim kurulu üyemiz Mustafa Koyuncu ve eşi Rukiye Koyuncu'nun oğulları Adil Koyuncu ve gelinleri Nur Koyuncu'nun kızları İNCİ 13 Mart 2014 sabahı dünyaya merhaba diyerek, aramıza katıldı, bebeğe sağlıklı uzun ömürler diliyoruz, aileyi kutluyoruz. Akyaka Kültür Sanat Derneği Internet sayfasinda tiyatro sanatçisi Semih Sergen'in dizelerinden, bilgisinden ve dostluğundan faydalandığını de ifade ediyor değerli müzisyen. Sufi dansını güncel dansla birleştiren, solo dansıyla ilk tabloda seyircileri büyüleyen Ziya Azazi ayakta alkış topladı. Aynı duyguları yaşayabilmek icin ayağa kalkıp dönmek isteğinin birçok izleyicinin aklından geçtiğini düşünüyorum. Antakya doğumlu olan Azazi, uluslarasi projesi “Derwish in Progress” i solo dans olarak ortaya koyuyor. Dönüş üzerinde temellenen performansı zamanla SEN de GEL diyen bir çağrıya dönüşüyor. „Yeryüzünde yaşanan ve yaşanacak olan tüm ilahi aşklara“. Yalçın Akdoğan Derneğimiz üyesi olan ancak çalışma tempoları nedeniyle etkinliklerimize katılamayan, gezilerimizde aramızda göremediğimiz, özellikle Yücelen Otelde yapılan etkinliklerde emekleri ile etkinlikleri zenginleştiren, Yücelen otel personeli üyelerimiz kahvaltımıza katılarak bizleri çok mutlu ettiler. Onlar bizim etkinliklerimizin görünmeyen kahramanları, onların nezdinde katılamayan arkadaşlarımıza özellikle de bizleri her zaman koşulsuz ve karşılıksızca destekleyen Hamdi Yücel Gürsoy'a teşekkürlerimizi ilettik. Kahvaltı sonrası, arkadaşlarımız denize girerek keyif yaptılar, kahve sohbetleri ile güzel havanın tadını çıkardılar. Diğer etkinliklerde görüşmek dileğiyle birbirimizle vedalaştık. AKSD KUTLAMA KUTLAMA Derneğimiz kütüphanesi önündeki, yazar gazeteci Oktay Akbal'ın büstünün yaratıcısı ve üyemiz iç mimar, restoratör, ressam, çok yönlü sanatçı, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi eski dekan ve başkanlarından PROF. SADUN ERSİN'in öğrenciliğinden bu yana tüm mesleki çalışmalarının İzmir Ekonomi Üniversitesi güzel sanatlar bölümünde sergileneceğini öğrenmiş bulunmaktayız. Kendisini kutlar, başarılı çalışmalarının devamını dileriz. AKSD Derneğimiz üyelerinden inşaat yüksek mühendisi, araştırmacı yazar MEHMET BİLDİRİCİ'nin konusu olan Anadolu su yolları ile ilgili olarak “ Anadolu'da, Başlangıç, Hitit, Urantu, Helen ve Roma Dönemi Su Sistemleri ” konulu bir sergiyi, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul şubesi salonlarında açmış olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Kendisini kutlar başarılı çalışmalarının devamını dileriz. AKSD Sayfa 7 BELDEMİZ Akyaka Kültür Sanat Derneği Belediye Başkanlarını ziyaret etti Akyaka Kültür Sanat Derneği Yönetim Kurulu üyeleri, Yerel seçimlerden büyük başarıyla çıkan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün'ü, Ula Belediye Başkanı Ümit Karaarslan'ı ve Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş'ü ziyaret ederek yeni görevlerinde başarılar dilediler. D e r n e k B a ş k a n ı Ay d ı n Turunç yaptığı konuşmada Derneğin etkinliklerine Belediyelerinde katılımını beklediğini, birlikte daha başarılı etkinlikler yapılacağını belirtti. AKSD 15 Nisan Dünya Sanat Günü - Bir Kapanış, Bir Açılış Bu günün en önemli özelliklerinden biri, sanatın Dünya Sanat Günü olmasını sağlayan Türkiye önerisidir. Türk sanatçı ve Ulusal Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Başkanı Bedri Baykam, International Associations of Art (IAA), (Uluslararası Sanat Derneği) 2011 yılında Meksika'da yapılan genel kuruluna Türkiye temsilcisi olarak katılmıştır. Baykam, toplantıda Leonardo da Vinci'nin doğum günü olan 15 Nisan'ın Dünya Sanat Günü olarak kutlanmasını önerdi. Bu öneri çoğunluk oyu alarak, her yıl 15 Nisan tarihinde World Art Day (WAD) olarak kutlanılması kararı alındı. Yıllardır Milli ve Dini Bayramlarımızın yanı sıra bir de Sanat Bayramımız olmasını gerektiğini vurgulayan yazılar yazan benim için son derece sevindirici olan bu kararın alınmasına emeği geçen herkesi kutlar, toplumun olduğunca kısa sürede bu güzel günü içselleştirmesini, etkinliklerinden yararlanmasını dilerim. Marmaris Kalimerhaba derneği MKM Güzel Sanatlar Galerisinde 2012 ve 2013 yılında açtığımız, Karma Güzel Sanatlar Sergisi, Kitap İmza Günü, Konser, Tiyatro Gösterisi ve Sanat Söyleşileri ile kutladığımız bu özel günü bu yıl özgür ve özgün sanat etkinliklerimizin “Sanat Her Yerde Engel Tanımaz” diyerek yenilenen sloganımızla, Marmarisli Ressam Turizmci Ertan Yaylalı'ya ait Marmaris Art Gallery'de açılacak Kalimerhaba organizasyonumuzla, 15 Nisan Dünya Sanat Günü Karma Güzel Sanatlar Sergimizle sürdürüyoruz. Yıllardır Marmaris'e hizmet veren, Marmarislilerin içindeki sanat kıvılcımını parıldatmaya çalışan, Marmaris'te yılda yaklaşık 100 etkinlik yapan, 4 Uluslararası Festival düzenleyen, 9.Uluslararası Marmaris Kadın ve Sanat Festivali ile üçü Uluslararası beş Ödül kazanıp Dünya alkışını Marmaris'e taşıyan, yılda üç çocuk, bir gençlik, bir de yetişkin oyununu tamamen Marmaris insan kaynakları ile sahneleyen, çevre ilçelere, köylere turne yapan, Güzel Sanatların her konusunda kurslar düzenleyen, Her Ay Bir Tiyatro, Bir Sergi, Bir Konser sloganını “Bir Çok” yaparak hayata geçiren Kalimerhaba Derneği -Marmaris Kültür Merkezi kapılarını özellikle Marmaris yerel yönetiminin duyarsızlığı, haksız, ayırımcı davranması nedeni ile 15 Nisan Dünya Sanat Günü kapatmaktadır. Bu güne değin "Sanat Engel Tanımaz" diyerek sürdürdüğümüz çalışmalarımız, bundan sonra "Engel Tanımayan Sanat Her Yerde" sloganımızla devam edecektir. Her kapanış bir açılışın müjdecisidir iyi niyeti ile çalışmalarımızı sürdürdüğümüz “Sanat Her Yerde Engel Tanımaz” programımız içerisinde bu sezon, yıllardır önerdiğimiz şekilde, kitlesel anlamda dünyanın en yoğun kültür alışverişini gerçekleştiren, Turizm Sektöründe, çağdaş sanatçılarımızın eserlerinin sergilendiği, geleneksel El Sanatlarımızın uygulamalı atölye çalışmalarını yapıldığı, Hotel Art Corner projemizi de geçen yıl Martı Resort Hotel'de olduğu gibi programımıza destek veren yeni turistik tesislerin işbirliği ile genişleterek devam ettireceğiz. 15 – 22 Nisan ülkemizde Turizm Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu kutlamalarda, mesleki etkinliklerle Sanatın buluşması Turizm Sektörüne ayrı bir değer katacak, farklılık getirecektir. Bu günkü yazımı Tiyatro Sanatçısı Kemal Kocatürk'le yapılan bir söyleşinin son cümlesi ile bitiriyorum. SANAT DİZ ÇÖKMEZ, DİZ ÇÖKMÜŞÜN ADI DA SANATÇI OLMAZ. İşte sanatçı olmanın farkı ve bedeli bu cümlede. Her ne karşılığı olursa olsun, diz çöküp, biat edenler ise, bence değil sanatçı, henüz insan olma evrimini tamamlamamış yaratıklardır. Hoşça kalın, dostça kalın, hepinize insanca yaşayacağımız, tüm canlılara saygılı, sevgi ve sanat dolu günler dilerim. Umur Özlüer/ 14 Nisan 2014 Marmaris ULA İLÇESİNDE KISA SÜREDE YAPILMASI GEREKENLER Seçimlere kısa süre kaldı. Tüm partiler var güçleri ile yerel seçimi kazanmak için çalışıyorlar. Muğla için yeni bir dönem başlıyor. Diğer yeni büyük şehir olan iller gibi. Tüm parti yetkilileri seçimi nasıl kazanırız diye kafa yorarken, ben de seçimden sonrası için düşündüklerimi yazmayı yeğledim. Ula ve Akyaka artık Muğla'nın denize açılan kapısı bu nedenle Muğla Büyükşehir Belediyesi de, Ula ve Akyaka'yı önemsiyecektir. Yaşadığım yer olan Ula için, kısa sürede yapılması gereken işleri kendimce yazmaya çalışacağım. Bunun ilk nedeni seçimden sonra turizm mevsimine kısa süre kalıyor olması ve yıllardır bekleyen ve özellikle Akyaka'da yapılmayan veya yapılamayan işler. Azmak çıkışından başlayarak, tüm sahilin yeniden yapılandırılması, Tüm bandın temizlenmesi, onarılması, bol miktarda bank konulması, özellikle mendireğin düzenlenmesi. Sokak hayvanları konusunun acilen çözümü, büyük şehirden katkı alınarak çözüme kavuşturulması Yörenin çöp sorunu ivedilikle ele alınmalı ve kalıcı çözümler üretilmelidir. Sokaklara atılan çöpleri sokak hayvanlarının parçalamasının önüne geçilmelidir. Gecikmeden sivrisinek ve karasinek sorununun çözümü için çalışılmalıdır. Kent konseyinin seçimlerinin gecikmeden yapılması. Seçilecek konsey üyelerinin çalışma kollarını oluşturarak Ula'da ki STK'lar ile yeni oluşacak yerel yönetime olumlu katkılar sunmalarının sağlanması. Ula ve mahalleleri arasında iletişimi de arttırmak için, Muğla-Akyaka Belediye otobüslerinin Ula'dan geçmesinin sağlanması ve yaz döneminde Akyaka-Akbük arasına mutlaka süreli toplu taşıma aracı sağlanması. Tüm Gökova yerleşkelerinin ortak sorunu olan kömür yakılmasının önlenmesi için, gerekli yerlerle görüşülerek gerekiyorsa tanzim satışı da yapılarak gelecek kışlarda kömür yakılmasının önlenmesi. Toplu taşıma araçları otomatikman büyükşehir belediyesine geçeceği için, yasa gereği olan 65 yaş ve üzeri vatandaşların toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanmasının sağlanması. Toplu taşıma araçlarından en az bir tanesinin engelliler için düzenlenmesi Yaz gelmeden yörede yaşayanlar için bir lokal açılması, yörenin sosyal yaşamını zenginleştirecektir, hem de yörede ki sosyal etkinlikleri çoğaltacaktır. Geçmiş yıllarda yapılan sanatsal etkinliklerden hangilerinin yapılacağına yetkililerce karar verilmesi ve Nail Çakırhan-Halet Çambel evinin bir an önce düzenlenerek, ziyarete turizm mevsimi başlamadan açılması yararlı olur. Sanat sokağının, gerçekten sanatçılar için düzenlenmesi ve ilkeli bir şekilde yaşatılması. Akyaka plajındaki yığılmayı da önlemek için, Azmaktan, Gökçe sahiline kadar uzanan Kerme plajının gerekli çalışmalar yapılarak plaj olarak açılması iyi olur. Akyaka Belediyesinin çıkardığı bültenin yeniden yapılandırarak düzenli çıkarılması. Yaz dönemi için kız ve erkek çocuklarımız için spor okulu açılması.Yukarda saydıklarım çoğaltılabilir. Ben bunları anımsadım. Bir de sosyal belediyecilik kavramı içinde her seçilen ekibin yaparsa iyi olacağını düşündüklerimi yazmaya çalıştım. Yöremiz turizm bölgesi olduğu için turizm mevsim başlamadan yapılırsa iyi olacakları yazdım. Bir de uzun sürede yapılırsa iyi olacak öneriler de var onları da sırası geldikçe yazacağız. Dilerim seçilecek yöneticiler bu önerileri dikkate alırlar. Sedat Atay /Eğitimci SEVGİMİZ VE KALBİMİZ ÇIRPINIRKEN, SEN HAYATA VEDA ETTİN. IŞIK İÇİNDE YAT, OKTAY (EKİNCİ) AĞABEYCİĞİM Oktay ağabey ile başlayan yıllar. Muğla'nın o sade sokağı Hacımemişağa sok. Sokağın çıkışında eski bir bina, büromuz hemen girişte, birkaç merdiven çıkarak. Gelen tüm dostlar anımsayacaktır. 1988'li yıllar. Kent Mimarlık ve Turizm Ltd. Şti. Eşi Zehra Ekinci her gün saatlerce süren eskizlerin üzerine çizdiği tasarımlar ve sahipleri ile bu tasarımı tartışır, karar verir, projelendirir. Oktay Ekinci imar planları üzerinde çalışır. Ve başlayan o büyük çalışmalar. Çevreci, korumacı, tarih bilinci ile önce etrafından başlar, çalışmalar. Muğla'nın eteklerine dek çevresel ve mimari korumacılık ruhu. Cumhuriyet Gazetesi'ne yazıları. Gazetenin sarsıntılı yılları. Hiç vazgeçmedi, göğüsledi Cumhuriyet'i.Aynı zamanda dedim ya 88'li yıllar Oktay ağabey, Ankara Mimarlar Odası Genel Merkezi 2. Başkanlığını yürütmeye başlar. Oktay ağabeyle çalışıyorum . Onunla çalışmak büyük keyifti. Çok zevkliydi.Ve Muğla Mimarlar Odası çalışmalarını yaygınlaştırıyor. Odayı bir kimlik ve ruh haline getiriyor. Muğla Mimarlar Odası korumacılık ve Muğla değerlerine sahip çıkıyor. O yıllarda ekiyor, Muğla'ya tüm ülkenin değerleriyle. Muğla evlerini koruma çalışmaları hız kazanıyor. Evini en iyi koruyana ödül veriyor, Muğla Mimarlar Odası. Oktay ağabeyin sekreterliğini yapıyorum. Öyle çok çalışıyor ki, bir yandan Mimarlar Odası Genel Başkanlığı yönetimi 2. Başkanlık. Muğla'dan yürütülüyor tüm çalışmalar. Ve hep seyahatlerde, toplantılarında. Türkiye Mimarlar Odası Oktay Ekinci ile demokratikleşmeye, örgütleşmeye başlıyor. Türkiye Mimarlar Odası yapısal duruşuna kavuşuyor. Kıyı korumacılığı, yağmacılığa, talana karşı duruş çizgisi, ilkeleri ile Türkiye Mimarlar Odası çalışmaları ülkenin her köşesinden odalar, mimarlar, çevreciler, gazeteciler akın akın durmaksızın, dinlenmeksizin çalışmalar sürüp gidiyor. Oktay ağabey dinlenmek için belki de gece bir saat uyuyabiliyor, ya da hiç vakit bulamıyor. Uykusuz, duraksız geçen geceler, gündüzler, mevsimler, sıcaklar, soğuklar ve Oktay Ekinci. Oktay Ekinci mi daha hızlıydı, zaman mı dersek, Oktay ağabey diyeceğim. Zaman şimdi hızlı geldi, ölüm şimdi erken geldi. Bu çalışmalardan büyük keyif aldığım yıllar. Yıl 1992. Oktay Ekinci İstanbul Mimarlar Odası Başkanlığı'na getiriliyor. İlk aylarda Muğla'dan gelip gidiyor, haftanın 3- 4 gününü orada geçirerek ve geldiğinde Muğla'dan yürüterek. O nedenle İstanbul'a taşınması gerekiyor. Toplanıyoruz büroda bir karar alıyoruz. Kent Mimarlık ve Turizm Ltd.Şti'ni, işyerimizi kapatacağız…Ancak çalışmalar ve İstanbul öyle gözüküyor ki, yapacak çok iş koruyacak İstanbul var. Talana, yağmaya karşı zarar gören en büyük kent. Öyle ya kimler gelip geçmedi? İstanbul'un değerleri, güzellikleri 49'ar yıllığına peşkeş çekiliyor. İstanbul dünya şehrinin önde gelen incisi. İstanbul'un tüm incilerini korumak için ömrünü veriyor. Büyük işler, büyük mücadeleler…Ve uygarlıkların izinde geçen ömür. Muğla'dan gittiğinde 40 yaşlarında idi, Oktay ağabey. İstanbul için geçen bir ömür. Ve sona eren hayat. Çok erken bir ölüm, çok erken bir kayıp şu ülkemiz için, gerçek bir kayıp. Bu denli ülkesini, değerlerini savunan, kendisini ülkesine ve insanlığa adayan bir eşsiz korumacı. Hukuksal, tarihsel, çevresel, kültürel. Ve büyük mücadele yılları.O denizleri, kıyıları yağmalayıp halka kapatanlara karşı duruşu sergiledi. O kentlerin kültürleri ile yaşamaları gerektiğini savundu. O gökdelenleri değil, kimlikli bir kent, halkın kendi öz yaşamını korumak istedi. O çok çalıştı. Oktay Ekinci, sadece çok çalıştı. Oktay Ekinci ülkesinin değerleri için kendi kimliğiylehep çalıştı. Çalışmaları çok özeldi. Bu ülkede görülebilecek çok özel çalışmalardı. Onu yakından tanımak, çalışmalarını özümsemek gerekti. Oktay ağabey öncelikle çok güzel, çok özel bir insandı. Duygulu, düşünceliydi. Sevgi doluydu.Şu an ne kadar duyguluyum. Anılarını şu an hayata geçiremeyecek kadar suskunum aslında. Belki bu kadar yazabildim, şu an.Daha neler var yazılacak? Konuşulacak? Ama en çok bundan sonra onun bıraktığı emaneti ülkemiz değerlerini hep görebilmek. Bir yurtsever ancak böyle olabilirdi.Hep iyileşti haberlerini alırken. Birden duyduğum haber. Yazılarına çok güvenmiştim. İyileşiyordu ve hızlı. Mevsimde gazal vardı, bugün yağmur, bir kızıl renk alıp götürdü, ölüme. Işıyıp giden Oktay Ekinci (ağabey). Kalbimin ve gözlerimdeki suskunluğun geçmediği şu anlar. Öyle suskunum, öyle zor ki duygularım Oktay ağabey hayata veda etti. Oktay Ekinci'yi kaybettik. Yakında olmamak çok zor bir duygu imiş. Bugüne dek seyahatlere, toplantılarına uğurladığımız Sevgili Oktay ağabeyi Kanlıca Mezarlığında son yolculuğuna uğurlamak...Sevgimiz ve kalbimiz çırpınırken... Sesimi duyduğunda “Nabide sesini duyduğuma sevindim” derken uzaklar bir an yakın olurdu. Işık içinde yat, Oktay ağabeyciğim, en derin sevgimle ve saygımla.Dün rüzgar o an öyle uğultulu esiyordu ki, sensiz bir gün öyle zordu ki…Bir avuç Muğla'dan bir dünyaya/Senin resmini çizelim. Yaptıklarını, yaşadıklarını/Anılarını konuşalım... Seni çok seviyoruz. Seni çok özleyeceğiz...Bir ömür...Işık içinde yat, Oktay ağabeyciğim. Nabide KILINÇ Sayfa 8 Yap Projeni Al Desteğini - Kamu yararı gözeten derneklere, proje karşılığı İçişleri Bakanlığı bütçesinden yardım yapılmasını amaçlayan toplantı Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) salonunda yapıldı. Toplantıya Vali Yardımcısı Sabahattin Kapucu, İl Dernekler Müdürü Cengiz Demirci, İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi Ömür Kara ve yaklaşık 200 dernek yöneticisi katıldı. İl Dernekler Müdürü Cengiz Demirci yaptığı konuşmada, toplantının amacının kamu yararı gözetilerek düzenlenen ve Muğla’da faaliyet gösteren derneklere yönelik yapılacak yardımlara hakkında Proje Destek Sistemi (Prodes) tanıtımı ve proje hazırlanmasına yönelik bilgiler verilmesi olduğunu söyledi. Demirci, Muğla’daki dernek sayısı hakkında bilgi verirken, Bugün itibari ile Menteşe’de 176, Bodrum’da 262, Dalaman’da 48, Datça’da 35, Fethiye’de 169, Köyceğiz’de 25, Kavaklıdere’de 11, Marmaris’te 178, Ortaca’da 39, Seydikemer’de 5, Ula’da 30 ve Yatağan’da 29 olmak üzere toplam Bin 103 adet dernek faaliyetini sürdürmektedir. Dernek sayısına göre Muğla Türkiye’de 23’üncü sıradadır. Bugün bakanlığımız dernek denetçileri tarafından İçişleri Bakanlığı bütçesinden derneklere yardım yapılması hakkındaki yönerge doğrultusunda dernekler tarafından hazırlanacak projelerin nasıl hazırlanacağı, nereye ve ne şekilde müracaat yapılacağı konusunda bilgiler verilecek. İlimizin ve ülkemizin kalkınması için proje üretilmesi konusunda herkesin çaba harcaması gerektiğine inanıyorum” dedi. İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçisi Ömer Kara, hazırlanacak projeler konusunda bilgi verirken, sosyal, ekonomik ve kültürel göstergelerin önemli olduğunu söyledi. Kara, “Başarılı bir proje için planlama çok önemli. Bunun için, nedir, ne yapmalı, nasıl yapılmalı gibi başlıklarının cevaplarını vermeniz ve projeniz için detaylı bir bütçe hazırlamanız gerekir” dedi. Toplantının soru cevap bölümünde söz alan Kalimerhaba Derneği yöneticisi Umur Özlüer, titizlikle hazırlanmış bu bilgilendirme sunumuna emek verenlere teşekkür ederek, “tamamen bilgisayar ortamında gerçekleşecek bu proje başvurularının hayata geçebilmesi için öncelikle bu gün için yaş ortalaması +50 olan derneklerin insan kaynaklarının gençleşmesi gerektiğini vurgulayarak, açıklanan rakamlara göre şu an için en sağlıklı proje “Dernekleri Koruma ve Geliştirme Derneği Projesi “ olmalıdır. Sivil toplumun gücü olan Derneklerimizin birçoğunun ne yazık ki birbirleri ile iletişimi bulunmamakta, projeler ve etkinliklerde güç birliği sağlanamamaktadır. Derneklerimizin birbiri ile iletişim kuracakları ve güç birliği sağlayacakları bir web sitesi öncelikle hayata geçirilmelidir. Toplantımızın gerçekleştiği Muğla İli ne yazık ki halen Uluslararası standartlarda bir Fuar ve Kongre Merkezi’ne sahip olmadan Turizm yapma çabasındadır. Benim geldiğim Marmaris’te ise, halen kapalı bir tiyatro ve konser salonu bulunmamaktadır, bu koşullara rağmen, Kalimerhaba Derneğimizin katkıları ile yılda 100 kültürel ve sanatsal etkinlik gerçekleştirip 4 festival düzenliyoruz. Bu yıl dokuzuncusu yapılan Uluslararası Marmaris Kadın ve Sanat Festivali uluslararası ödüller almış olmasına rağmen bu güne değin ne yerel yönetim, ne de devletten bir kuruş yardım almadan faaliyetlerini sürdürmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı bu festivali yazılı olarak destekleme sözünü de bu güne kadar tutmuş değildir. Sivil toplum için gerekli destekler zaten yerel yönetimlerin ve ilgili idarenin görevleri içerisinde yasal olarak belirlenmiştir. İş bu yasal görevlerin ihmal edilmeden duyarlılıkla ve ayırımsız olarak hayata geçirilmesinden ibarettir. Burada da iş kamu denetçiliği kurumuna düşmektedir” dedi. Toplantı kayıtlarına geçirilen bu temennilerin değerlendirileceği sözünü veren yöneticiler, projelerin süreli olduğunu belirterek gereken tüm bilgilere http://www.dernekler.gov.tr adresinden ulaşılabileceğini söyleyerek toplantıyı sonlandırdılar. BELDEMİZ Zeytinin Teri... Arabamız su kaynatmasa durmayacaktık, o sıcak yaz günü Balıkesir'in Savaştepe ilçesinde. Yola çıkmadan önce arabaya bakım yaptırmış, hararet sorunu olduğunu söylememe rağmen arıza bulamamışlardı. Dağda su kaynattıktan sonra motorun soğumasını bekleyip ancak Savaştepe'ye kadar gidebilmiştik. Birlikte yolculuk ettiğim eşim ve kızımın da canı sıkkındı. Günlerden pazardı ve her yer tatildi. Sanayi sitesinde arabaya baktıracak birilerini aradık, bulamadık. Can sıkıntısı ve çaresizlik içinde söylenirken tamirci aradığımızı duyan birileri aracılığıyla tanıştık Hüseyin amcayla. Elinde küçük bir alet çantası vardı. Yardımcı olmak istediğini söyledi. Motora yaklaştı, sesini dinledi. Kontağı kapatıp tekrar açtı. Hiçbir yere dokunmadan uzun uzun motoru ve çalışmasını izledi. "motorun soğutma sisteminde sorun görmediğinden" söz etti. Bir süre daha bakındı.. Sonra "buldum galiba" diye haykırdı. "Herşey normal görünüyor ve su kaynatıyor ise araba su eksiltiyor demektir. Muhtemelen kalorifer peteği delinmiş, su kaçırıyordur. O takdirde döşemelerin ıslak olmalı" dedi.. Gerçekten de onca uzmanın çalıştığı servisin bulamadığı sorunu kısa sürede görmüştü. Arabanın kalorifer sistemi su kaçırıyor eksilen soğutma suyu yüzünden araba hararet yapıyordu. Kalorifer sistemini devre dışı bırakıp geçici bile olsa su kaçağını önleyip sorunu çözdü, Hüseyin amca. Teşekkür edip borcumu sordum. Arabanın camındaki tıp armasını gösterdi; - Doktor musun? - Evet. - Bizim hanımın yıllardır geçmeyen ağrıları var. Gelip bakarsan ödeşiriz. Ben de hanıma doktor götürmüş, gönlünü almış olurum. Hem de çayımızı içer soluklanırsınız. Hep beraber, Hüseyin amcanın evine gittik. Tek katlı bahçeli şirin bir evdi. Hanımının şikayetlerini dinleyip, muayene ettim. Çoğu yaşlılığa ve menopoza bağlı yakınmaları için tavsiyelerde bulunup iki de ilaç yazdım. Kadıncağızın yüzü güldü. Teşekkür etti. Çay hazırlamak için izin istedi. Bu arada ilkokul çağındaki kızım boş durmuyor odaları karıştırıyordu. Bir şey kırıp dökmesin diye yanına gittiğimde evin bir odasının duvarlarının kitapla dolu olduğunu gördüm. Şaşkınlığım daha da artmıştı. Muhabbet ilerleyince, tamirci sandığım Hüseyin amcanın gerçekte emekli ilkokul öğretmeni olduğunu 39 yıl devlet hizmetinde Ege'nin köylerinde çalışıp emekli olduktan sonra Savaştepe'ye yerleştiğini anlattı. Çocuklarının okuyup büyük şehre gittiğini burada hanımıyla baş başa yaşadığından dem vurdu. - Neden buraya yerleştin? - Ben okumayı, yazmayı, hayatı burada öğrendim. Sizler bilmezsiniz, unutuldu gitti. Ben Savaştepe köy enstitüsünün ilk mezunlarındanım. Hasan Ali Yücel maarif vekili iken ilk köy enstitüsü burada açıldı. Burada öğrendim ben hayatı, bir şeyler öğretmenin nasıl mutluluk verdiğini. BU DÜNYA ÇOCUKLARIN “Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne, Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar. Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında. Dünyayı çocuklara verelim, Kocaman bir elma gibi verelim, sıcacık bir ekmek somunu gibi. Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar, Bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı. Çocuklar dünyayı alacak elimizden. Ölümsüz ağaçlar dikecekler.” Nazım HİKMET Ayrılamadım buralardan. - Peki bu tamircilik işi nereden çıktı? - Dedim ya, bilmezsiniz sizler, köy enstitüsü mezunu olmanın ne demek olduğunu? O zamanın okulları sanırsınız. Halbuki orada bu toprağın çocuklarına okuma yazmanın yanı sıra çiftçiliği, hayvancılığı, inşaat yapmayı, yemek yapmayı, bozulanları tamir etmeyi, örgü örmeyi hatta az buçuk hekimlik yapmayı bile öğrettiler. Hayatı öğrendik ve öğretmen olup hayatı öğrettik çocuklara. Herşeyi kullanmayı öğretiyorlardı. Zaten bu yüzden yaşatmadılar ya... - Yani elinizden çok iş geliyor. Bu arada çaylar geldi. Çayın yanında ekmek peynir ve zeytinden oluşan kahvaltı da hazırlamıştı Hüseyin amcanın hanımı. Emekli olduktan sonra zeytinciliğe başladığını sofradaki zeytinin de kendi ürünleri olduğundan söz etti. - Zeytinin hikmetini bilir misin? Meyveleri ile karnımızı doyurmuş, yağını çıkarmışsız. Kandillerde yakıp aydınlanmışız, odunu ile ısınmışız. Giderek ona benzemişiz. - Nasıl yani? - İnsan da doğanın meyvesi değil mi? Sofradaki zeytin çanağından aldığı zeytini ışığa doğru tutup; - Doğup büyüdüğünde zeytin tanesi gibi acı, yeşil bir meyve insan. Çoğunu sıkıp yağını çıkarıp posasını da sabun yapıyoruz. Yani heba olup gidiyor. Bir kısmını sofralık ayırıyor selede tuza yatırıp acı suyunu atmasını buruşup bu hale gelmesini sağlıyoruz. Veya salamura yapıp olduğundan daha şişkin gösterişli hale getiriyoruz. İnsanlara da böyle yapmıyor muyuz? Okullarda okutup okutup hayata hazırladığımızı sanıyor ya şişiriyor ya da buruşturup atıyoruz insanları. "Sizin köy enstitülerinde yaptığınız da böyle bir şey değil miydi" diye soracak oldum. Hanımına baktı gülüştüler. - Hurma zeytini bilir misin? - Bilmem. Hiç duymadım. - Egenin bazı yerlerinde olur. Ağaç aynı ağaçtır ama her yıl kasım ayı sonu gibi denizden karaya esen rüzgar ile zeytin ağaçlarına bir mantar bulaşır. Bu mantar zeytinin terini giderir, acısını dalında alır. Dalında olgunlaşır zeytinler. Toplandığında yemeğe hazırdır anlayacağın. - Eeee. - Köy enstitüleri de böyleydi. Dalında olgunlaşan zeytinler gibi insanları oldukları yerde yetiştirmeye, onların bilgilerini de diğer insanlara bulaştırmayı amaçlamıştı. Doğup büyüdüğü ortamda olgunlaştırıyorlardı insanı. Hayata hazırlıyorlardı. Sustuğumu görünce. Hanımından boşalan bardakları doldurmasını rica etti. "işte bu yüzden, öğrendiklerimin zekatını vermek, zeytinin terini hatırlatmak için buradayım, doktorcum, unutulsun istemiyorum" dedi. Kitaplığından çıkardığı iki kitabı kızıma hediye etti. Vedalaştık. Arkamızdan bir tas su döküp, uğurladılar. Dr. Mehmet Uhri Not: Bu yazı, emekli öğretmen Hüseyin Kocakülah ve köy enstitülerine emek verenlerin anısına ithaf olunmuştur.
Benzer belgeler
Oktay Ekinci - Akyaka Kültür ve Sanat Derneği
senelerden farklı olarak, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin
katılımı ile gerçekleşti. Toplantı, panel, sergi, söyleşi ve
dinletilerin yer aldığı etkinlikte, Nail Çakırhan'ın gündeme
taşıdığı ve A...
24. sayıııııı.cdr - Akyaka Kültür ve Sanat Derneği
Derneğimize gelen teşekkür mesajları
Sayın Aydın TURUNÇ,
Sayın Oktay Akbal'ı ilk olarak belgesel bir anı kitabı
18 SAYI - Akyaka Kültür ve Sanat Derneği
alfabesinden şekillerin bulunduğu halı,
Çambel'in tabutunun üzerine konuldu.
İstanbul'daki evinde 3 gün önce 98 yaşında vefat eden,
Türkiye'nin ilk açık hava müzesinin kurucusu, dünyanın
en saygın ...