İçindekile BOZKIR YELKENCİLERİ
Transkript
BOZKIR YELKENCİLERİ O C A K 2 0 11 , Y I L : 1 , S AY I : 4 BOZKIR YELKENCİLERİ Ankara Yelken Kulübü Üyeleri için haberleşme forumudur. İki ayda bir elektronik ortamda yayınlanır. Para ile satılmaz. Sahibi Ankara Yelken Kulübü adına Adnan Özaslan Tanıtım, Reklam, Sponsorluk Kurulu Sermurat KÜÇÜKGÜL (Başkan) Tanju AKTUĞ Hadi ATALAY Miray BAKIR Himmet BİROL Cenk CENKÇİ Mehmet ÖZÇETİN Murat ÖZDEN Seçgün ÖZTÜRK Yeşim TURAN GÜREL Zafer TÜRKYILMAZ Ali YETKİN Bülten Komisyonu Editör: Tanju Aktuğ Redaktör: Yeşim Turan Gürel Miray Bakır Mehmet Özçetin Seçgün Öztürk Ali Yetkin İçindekiler Sekreterimizden AYK bir hikaye anlatır AYK Sekreteri Sayın Servet Gürel kulüp ve eğitim kurulu ile ilgili gelişmeleri bizimle paylaştı. Servet Gürel Lokalimize Kavuştuk Kulüp merkezimiz taşındı ve artık kulübümüzün de bir lokali var. Açılıştan anılar sayfalarımızda Tanju Aktuğ Bir Fotoğraf ve Öyküsü Bodrum'da bir Ankaralı Bir Ankaralının Bodrum'daki ilk günü, ya da Bodrumlu olmak için bir çok nedenden bazıları. Saner Gülsöken 2012 AYK BAYK Kupası Anılarım Kulübümüz ve BAYK'ın ortaklaşa düzenlediği yarışa katılan bir kulüp üyemizin izlenimleri Hülya Kefkir Akın Özbekligil ile söyleştik Yelkenciliği kadar birçok alandaki etkinlikleri ile tanınan Sayın Özbekligil, yelken yarıçılığı yönü öncelikli olarak konuğumuzdu. Miray Bakır 1/2 3/4 5/6 7/8 9/10 Mehmet Özçetin 11/12 Havuzluğu Nerede? 1 Yelkenli tekneleri yakından tanımaya devam ediyoruz. Tanju Aktuğ 13/14 Pirat Kulübümüzün de ağırlıklı olarak temsil edildiği Pirat sınıfını tanıyoruz. Bulmaca Deniz ve yelken bulmacalarımız sürüyor. Tanju Aktuğ 15 Yelken Yarışçılığının Temelleri 4 Bölüm çevirisi: Tanju Aktuğ 16/17 Kibritçi Kız ve Orsa Seyri 18 Yeni yıla girerken hüzünlenir misiniz? Tanju Aktuğ Editörden Yeni yıla merhaba derken, yeni bir sayı ile sizleri selamlıyoruz. Bu sayımız kapağı ve içeriği ile Ankara Yelken Kulübünün yeni yerini de selamlıyor. Kulübümüz 2012 yılına yeni yeri ve yeni olanakları ile merhaba dedi. Bu sayıda diğer bir yeniliğimiz aramıza katılan değerli bir yazar. Sayın Saner Gülsöken'i daha önce fotoğrafçı kimliği ile tanıyorduk. Başta Bodrum ve Marmaris yarışları olmak üzere yelken olan her köşeden güzel fotoğrafları bizlere ulaştırıyordu. Yelken yarışlarından sonra www.sailfoto.com adresini heyecanla tıklıyor, yarıştan kareleri büyük bir zevkle izliyor yarı yeniden yaşıyorduk. 2011 yılında Sayın Gülsöken kulübümüz bünyesinde Ankamall salonlarında gerçekleştirilen sergiye de eserleri ile katılmıştı. Kendisi her sayımızda unutamadığı bir fotoğrafını ve bu fotoğrafın öyküsünü bizler ile paylaşacak. Sizlere sunacağımız bir diğer yenilik ise kulübümüz etkinliklerine katılan üyelerimiz ve diğer katılımcılar tarafından yazılan yazılar ile o etkinlin tanıtımı olacak. Geçen sayımızda gerçekleştiremediğimiz bu hayalimizi değerli üyemiz Hülya Kefkir katıldığı AYK – BAYK yarışını bizlere aktaran yazısı ile yaşama geçirdi. Sayın Kefkir'e çok teşekkür ederiz. Bu yazıya eşlik eden fotoğraflar da etkinliğe katılan bir başka üyemiz Sayın Sermurat Küçükgül'den. Gelecekteki etkinlik katılımcılarına örnek olacak katkılarından dolayı bir kez daha ikisine de teşekkür ederiz. Bu sayıda Ankara Yelken'den köşemiz yerine lokalimiz ile ilgili bol fotoğraflı bir sunumu ve lokalin gerçekleştirilmesinde büyük emeği geçen sekreterimizin geniş yazısını sizlere sunacağız. Kulübümüzden diğer haberler için sizleri biraz bekleteceğimiz için özür dileriz. Taşınma kargaşasına vermeniz dileği ile mutlu, sağlıklı, huzurlu yıllar dileriz. Tanju Aktuğ Sekreterimizden AYK bir hikaye anlatır.Her satırında bir anlam vardır... 2000 yılında 11 kurucu tarafından hayata geçirilen Ankara'da bir Yelken Kulübü yaratma projesi, adeta 5 yıllık kalkınma planları uygulanıyormuşcasına, her geçen gün yeni atılımlar ile ülkemizin saygın yelken kulüpleri arasına kulübümüzü yerleştirdi. Daha dün (15 Ocak 2012) iki tekne dolusu yeni kursiyer ile karakışın ortasında başarılı bir uygulamalı eğitimden döndük. Yılda yaklaşık 350 deniz tutkununa ADB ve KMT belgesi alma yolunu açan seminerlerimizin birisini daha tamamladık. Yarın teorik eğitimlerini tamamlayan yaklaşık 30 kaptan adayı sınava girecekler ve umarim tamamına yakını da başarılı olacak. İki hafta sonra başlayacak bir diğer seminere de yine yüksek bir katılım olacağa benziyor. Gelecek hafta kardeş kulübümüz BAYK'ın 2012 Kış Trofesi başlıyor. Hiç yabana atılmayacak bir katılımla yelkenci üye ve dostlarımız AYK adına trofe boyunca başarılarını sergileyecekler. Yelken dünyası ile ilgili yayınların tüm sayılarında AYK ile ilgili yazılar, haberler, görsellerle karşılaşmamanız mümkün değil. Üye başvurularında sistemli artış her geçen gün daha göze çarpıyor. Asıl konuya gelmek için kısa kısa başlıklarla satır aralarındaki anlamlara değindim. Bir özlem, bir ideal daha AYK için gerçekleşti. Tıpkı bundan tam 7 sene önce olduğu gibi. 2005 yılı idi; Elimizde sadece birkaç klasör vardı. Her defasında Yönetim Kurulu üyelerinden birisinin ofisinde toplanıyorduk. Hepimiz de biliyorduk bu durumun AYK'a hiç yakışmadığını. Ancak koşullar zordu. Yeni bir yer oluşturmak hepimizin arzusuydu. Ancak bu arzu bir büyük belirsizliği de beraberinde taşıyordu. Denemeden belirsizliğin belirginleşmesi de mümkün değildi. Denemek zorundaydık, denedik. Öngörümüzün doğruluğu bizleri yeni ufuklara taşıyacaktı. 2005 yılında açılan ofisimizde yedi yıla yakın bir süre idare ettik. 1 AYK marka değerini iyiden iyiye yükseltmişti. Bulunduğu mekan ve ortam AYK ismi için dar geliyordu artık. Yine yönetim olarak uzun zamandır bunun sıkıntısını yaşıyorduk. Neredeyse gündeme gelmediği toplantı yoktu. Eylül-Ekim 2011 toplantıları bu konu üzerinde iyice yoğunlaşıldı ve sonuca yönelik karar alınarak yeni bir mekan yapılmasına yönelik adım atıldı. AYK yaklaşık 4 ay süren bir çalışmanın sonucunda dersliğinin yenilendiği, çok amaçlı salonunun ve okuma köşesinin bulunduğu, leziz tadlara sahip restaurantı ve sayılı restaurantın sahip olduğu mutfağı ve ekipleri ile toplamda 500 m2 alana sahip iki katlı yeni mekanına kavuştu. Bir ayı geçkin bir süredir hizmet veren yeni AYK mekanı gelen tüm üye ve konuklar tarafından büyük bir beğeni topladı. Deneyimli gurmeler tarafından yapılan tadımlarda tam nota yakın puanlar aldı. İki büyük firma yemekli şirket toplantılarında AYK'ı tercih ettiler. Yeni yıl kutlaması için AYK'ı seçen değerli üyelerimiz ve konukları kapasiteyi sonuna kadar zorladılar. Evet, bir özlem mutlulukla sona erdi. Artık AYK üyeleri, konukları, deniz sevdalıları aynı mekanda daha keyifli anları paylaşıyorlar. Yaşanan mutluluklar çok daha büyük mutluluklara gebe kalıyor her defasında. Yeni projeler üretmek, yeni başlangıçlar dizi dizi duruyor yapılan her işin ardında. Çok kısa süre sonra yeni projeler yeni kazanımlara dönüşecek AYK için. Siz değerli üyelerin ve deniz tutkunlarının desteği yapılan işlerde en büyük güç. Hiç azalmayan, aksine katlanarak artan bu güç olduğu sürece AYK hakettiği yere çok kısa bir sürede ulaşacaktır. Buradan hepinize teşekkür eder, arkadaşlarım adına da saygı ve sevgilerimizi sunarım. Servet GÜREL AYK Genel Sekreteri Eğitim Kurulu Başkanı 2 Lokalimize Kavuştuk Ankara Yelken Kulübü yıllardır hayal edilen lokaline kavuştu. Hem kulübümüz kendine yakışan bir salona, hem de üyelerimiz güzel bir lokale kavuşmanın heyecanını yaşadılar. Deniz ve yelken objeleri ile gerçekleştirilen dekorasyon sunulanları daha bir lezzetli yapıyor. Bozkırda yelken ve deniz özlemimizi gidermemize yardımcı oluyor. Yeni yerimizin giriş katında eğitimlerin sürdürüleceği, toplantıların gerçekleştirileceği çok amaçlı bir salonumuz var. Salonun hemen bitişiğinde ise sekreterimizin yer aldığı büromuz bulunuyor. Açılışın mutluluğu, yollardır özlenen lokale kavuşmanın neşesi tüm yüzlere yansımıştı. Üst kat restoran olarak hizmet vermek üzere düzenlendi. AYK deniz mahsulleri ağırlıklı bir menü ile daha ilk açıldığı günden başlayarak takdir topladı. 3 Dostlar bir arada olmak için önceden sözleşmeye gerek olmadan açacakları bir kapı olduğunu biliyorlardı artık. Daha ilk günden heyecanlı kucaklaşmalar, neşeli sohbetler gerçekleştirildi. AYK mutfağının ürünü deniz mahsululleri, tatlı ve meyve ikramları genç katılımcıların beğenisi ile ilk günden geçer not aldılar. Konu deniz ve yelken olur da, konuşmalar orada yaşanan heyecanları yansıtmaz mı? Üye l e r i m i z i n ço c u k l a r ı ve k ü ç ü k sporcularımız da bu olanaktan ilk günden başlayarak yararlanmaya başladılar. Girişteki tarihi pusula ne gösterirse göstersin, biz deniz ve yelken sevdalıları için dostlara kavuşacağımız sıcak bir mekanı gösterecek hep. Tanıdıklar yanı sıra, aynı zevk ler i paylaşan, deniz ve yelken sözcüklerini duyunca kalbi bir başka atmaya başlayan yeni yüzler ile karşılaşacağımız, yepyeni dostluklar kuracağımız, kendimizi bulacağımız rotayı gösterecek. Kulübümüze, üyelerimize, dostlarımıza ve dost olacaklarımıza hayırlı, uğurlu olsun… Tanju Aktuğ 4 Bodrum’da Bir Ankaralı... Merhaba, Bırakın eski bir Ankaralı olmamı; yaptıkları, duruşu, deniz sevgisi ile dolu yönetici ve üyeleri ile gönülden desteklediğim AYK bülteninde “bir fotoğraf ve öyküsü” başlığı ile bir köşe hazırlamamı istemeleri beni gerçekten mutlu etti. Tanju ağabeyin fırtınalı teklifi (ki fırtına teklifte değil havadaydı) aksi bir zamana denk gelip, hem fotoğraflarımdan uzak, hem de zaman kısıtlı olunca eski defterleri karıştırdım. Aşağıda okuyacağınız metini, 'İki çay bir simit' başlığı ile Bodrum'a ilk göçtüğüm 2004 yılında yazmıştım, rastlantı mı desem yine Ocak ayının ortalarında. Şehirli bir yabancının, Bodrum'da ilk hissettikleriydi bunlar... Adımlarım hızlandı kendiliğinden, nereye götürüyor ayaklarım beni. Telaşlı yaşamlara kapalı kentte bu acele niye. İnsanlar var etrafımda, biri hemen yanımda bir diğeri biraz ötede. Hepsi bir olmuş bana bakıyor. Bana mı ? Niye, ne diye? Bana mı öyle geliyor. Bir yabancıyım bu kentte, diğerleri tanıdık birbirlerine. Yabancılığın ürkekliği üzerimde ve bilinmezliğin gerginliği. Ya ayaklarım nereye götürecek bu kimsesiz bedeni. Etrafımdaki insanların sayıca azlığı duyulan korkuları azaltıyor. Kimse görmüyor beni, kimse görmüyor kentteki bu yeni yüzü. Arabalara yakın ve saçak altından yürümeli. Görmesin diye insanlar gölgeni. Şiirsel gelirken düşünceler ardı ardına, köpekler bile düştü ardıma. Köşedeki ayakkabı boyacısına yaklaşıyorum, yaklaşıyorum, yaklaştım, geldim. Eyvah! “Oooo hoş gelmişsin yabancı, eski ayakkabılarının bendedir ilacı” Korkulan gerçekleşti, korktuğum başıma geldi. Yabancılığım belgelendi. Arttırdı ayaklarım hızlarını, boyacıyı bir an önce geçmek için. “Kaçtığın anlaşılmayacak ama bir an önce uzaklaşacaksın oradan” hızıyla uzaklaştım, oyacının yanından. Gülümsememin ve ağzımda gevelediğin sözcüklerin kızgınlığının ayrımına varmış olmalı, pek iyi konuşmadı arkamdan -gün ortasında nefesi alkol kokan- boyacı. Ne zaman varacağım gittiğim yere. İnsan ne zaman varır gideceği yere? Her yolun sonu aslında bir diğerinin başlangıcı. Ruhumun aynası (mı) bedenim, uzaklar (mı) çekiyor beni? Kaçamak bakışlarla tanıdık bir yüz arıyorum, umutsuzca. Sığınacak bir liman olacak bu küçük sandala. Hiç kimsenin işi yok mu bu kentte? Herkes dışarıda, beni mi gözlüyor? Yabancılığım mı dolanıyor dillerde? Peki o satıcı bana mı gülüyor? Niye varamıyorum gideceğim yere? Hızını azalttı ayaklarım, küçüldü adımlarım. Yaklaşmış olmalıyım. Evet işte orada, kentin küçük gözdesi. Denizciler Kahvehanesi. 5 Çekinerek çektim iskemleyi –olabildiğince dikkatli- ses çıkmasın, lütfen! Çıkmadı. Tavla sesleri de kesilmedi. Kahvedekiler dikmedi gözlerini üzerime. “Abi hoş geldin, nasılsın?” cümlesiyle irkildim, sol yanımdan gelen. Bana mı söylüyorsun gibisinden baktım kahvecinin yüzüne. Şaşkın! “Nasıl mıyım”? Tanıyor(muy)du beni, hatırımı soruyordu. - Sağ olasın iyiyim, işler nasıl, bir çay bir simit, küçük olsun çay. Bir çırpıda çıkartıverdim sonunda sözcükleriı ağzımdan. İkinci çayım geldiğinde simidim bitmemişti henüz ve sandalyede ayak ayak üstüne atmıştım bile. Yan masadan, günün tek sigarası için, ateş istediğimde nezaket kelimeleri dolaştı ağızlarda. Kentin kahvehanesi, Denizciler Kahvehanesi İki çay bir simit Bir nefes sigara... İyi gün dilekleri ve “görüşmek üzere” lerle ödedim hesabı. Neredeydi kentliler? Niye sokaklar boştu? O günden bu güne geçen yıllar çabucacık “Bodrumlu” yapıverdi beni. Ne şahane ki, artık sokaklarında “selamsız” yürümediğim bir kentte yaşıyorum. Bodrum'da yaşamak pek güzeldir, Gördüğünüz fotoğraf da bunun delilidir... Saner Gülsöken İstanbul, 13.01.2012 [email protected] 6 2012 AYK BAYK Kupası Anılarım Sevgili deniz ve yelken dostları, bir AYK-BAYK kupasını daha ardımızda bırakarak, güzel anılarımızı paketleyip Ankara'ya döndük. Yedi yıldır yinelenen, artık gelenekselleşmiş olan AYK-BAYK Kupası Yarışı'na Ankaralı yelkencilerin katılımı her yıl artarak devam etmekte. Yarışa katılım yelken sporuna yeni başlayan dostlarımız için güzel bir eğitim fırsatı olmasının yanı sıra, hepimize yarışın o benzersiz heyecanını yaşatan harika seyirler yaptığımız, dostluklarımızı pekiştirdiğimiz, hafta sonu ile sınırlı olsa da hayata 'mola' dediğimiz güzel bir olanak. Gecenin serinliğinde teknede üşüyen dostlarımızın olduğunu duysam da, Bodrum bize yazdan kalma iki güzel gün armağan etti. Yağışın olmadığı, havanın hemen hemen hiç kalmadığı, eğitici, eğlenceli ve heyecanlı yarışlar yaptık. Birinci gün erkenden kalkarak tekneleri yarışa hazırladık. Teknedeki fazlalıklar bir bir karaya bırakıldı. Teknemiz yarış için özel kevlar yelkenleri ile donatıldı ve sınıf bayrağı toka edildi. Yarış brifinginden dönen kaptanımızı tekneyi yarışa hazır karşılamanın gururunu yaşadık. Yarış için bilgilendirme ve görev dağılımı sonrası palamarlarımızı çözüp, rakiplerimiz ile birlikte marinadan ayrıldık. Ya r ı ş ı n b a ş l a y a c a ğ ı s t a r t h a t t ı n a yaklaştığımızda ana yelkenden başlayarak yelkenlerin basılması daha yarış başlamadan heyecanımızı da doruklara çıkardı. Cumartesi günü ilk ayak şamandıra rotası olarak gerçekleştirildi. Startta birçok teknenin yakın seyri yarış adrenalinini arttırsa da, ilk şamandıra dönüşünde havanın kalmasıyla çok daha yakın seyirler ve birbirine değecek gibi seyreden pek çok yelkenlinin ilginç görüntüleri starttan daha heyecanlı ve zevkli idi. Cumartesi akşamı yelkenci dostlarımızla Bodrum'un taze balıklarından oluşan menümüzle güzel bir gece yaşadık, kaybettiğimiz dostları andık, şarkılar, türküler söyledik. 7 Pazar günü ekip tekneye, tekne ekibe biraz daha alışmıştı. Bir gün öncekinden daha çabuk hazır olup, marinadan ayrılarak Offshore rotasını için start hattına doğru yol aldık. Yol biraz uzun olunca arada antrenman yapma fırsatı bile bulduk. Önce gezi grubu tekneleri start aldı. Bu sırada iyi bir başlangıç yapmak isteyen IRC 1 ve 2 yarış grubu teknelerinin start hattı çe v re s i n d e k ö p e k b a l ı k l a r ı gi b i gezinmesi hep ilginç gelmiştir bana. Pupa startı alınacağından tekneler balonlarını basmak üzere hazırlanmıştı. Kronometreler geriye doğru sayarken start düdüğünün çalmasına saniyeler kala balonlar basılmıştı bile. Offshore rotasında tekneler çok yakın seyretmiyorlar, ancak Kargı adası dönüşünde birbirine yaklaşan tekneler heyecanlı anlar yaşanmasına neden oldu. Kontra değiştirmeden, trim ve trapez yapılarak finiş hattına doğru yol alındı. Rüzgarın kolayımıza olması sonucu çok yorucu olmayan bu seyirde fotoğraf çekme ve hatta bir şeyler atıştırma fırsatımız oldu. Finiş yapan diğer yarış tekneleri gibi marinaya ulaştığımızda yelkenler değiştirildi, balonlar ellendi, karaya bırakılan malzemeler tekneye geri taşındı. Son olarak da tekne yıkanıp, temizlendi. Marina Yatch Clup'ta yapılan ödül töreninde dereceye giren tekneler kupalarını kaldırdılar. Tüm deniz dostları bir yandan yarışın kritiğini yaparken bir yandan da sonraki yarışlar için planlar yaptılar. Ankara'lı yelkenciler için veda vakti yaklaşmıştı. Çok sevdiğimiz denizden ayrılmanın hüznüne, Ankara'da bıraktığımız sevdiklerimize kavuşacak olmanın coşkusunu katarak karmaşık duygular içerisinde buruk dönüş yolculuğumuza başladık. Başta bu güzel yarışı düzenleyen Ankara Yelken Kulübü ile Bodrum Açıkdeniz Yelken Kulübü yetkililerine ve yarışın güzel geçmesini sağlayan tüm katılımcılara teşekkürler. Bir başka AYK etkinliğinde buluşmak üzere… Hülya KEFKİR 8 Akın Özbekligil ile Söyleştik Çok yönlü bir doğa sporcusu olan; yat ve gemi kaptanı, dalgıç, sualtı fotoğrafçısı, planör pilotu ve paraşütçü, Judo Milli Takımı antrenörü ve Atış Milli Takımı'nda yer almış Akın Özbekligil ile söyleştik. Yelkene ne zaman başladınız? Yelkene lise yıllarında İzmir Karşıyaka Yelken Kulübü'nde ahşaptan yapılmış olimpik sınıftan piratlarla başladım. Göztepe- Karşıyaka arasında yarışlara katılırdık. Babam da denizci olduğu için bana üzerinde piyade yelken olan 5,5 metrelik bir tekne vermişti. Arkadaşımla birlikte denizde geziniyorduk, hatta bir keresinde fırtınada dümenimiz kırıldı,10 gün kaybolduk, o zaman bütün gazeteler yazmış. Biz Yunanistan'a geldik zannederken Bozburun'a çıkmışız. 3–4 gün jandarmada tutuklu kalmıştık. Bizim için unutması zor büyük bir olay olmuştu. Amatör denizcilik belgemi 1970 senesinde İzmir'de aldım, daha sonra yakınyol gemi kaptanlığı, süvari 2. kaptanlık belgelerimi tamamladım. 2000 yıllarında MNG grubuna ait WOW oteller grubunun Su Sporları Koordinatörlüğü'nü yaptım. Alman yetkililerden (VDWS Yelken ve Sörf okulu) Laser ve Katamaran eğitmenliği belgesini aldım, daha sonra kendi elemanlarımı yetiştirdim. 3 sene üst üste Bodrum WOW Cup yarışları organize ettim. Aynı zamanda 3 yıldız dalış eğitmenliğiniz, su altı fotoğrafçılığınız da var. İzmir'de ilk dalışlarımı yaptım, İzmir'in popüler fotoğrafçılarından Mustafa Kapkın ile 60'lı yıllarda su altı fotoğrafçılığına başladım. 1969 yılında da THK'da paraşütçülüğe, sonrasında planör pilotluğu ve öğretmenliği ve ardından da 1983 yılında balon pilotluğuna başladım. 1984 yılında Kapodokya'da ilk balon uçuşlarını başlattım. Planör ve balon pilotluğundan sonra da motorlu uçak pilotluğuna başladım. Şu anda ticari pilot (CPL) aletli uçuş lisansı ve dispatch belgelerine sahibim. 1988 de pilotluğu bırakıp tekrar denize döndüm. İlk teknem 20 metrelik 5 kabinli bir ketch tekneydi. Daha sonra 25 metrelik 7 kabinli bir tekne daha alarak charter işine devam ettim. 9 Şimdiye kadar hangi yarışları kazandınız? Türkiye'nin en çok katılımcısı olan yarışları Marmaris Uluslararası Yarış Haftası'dır. 4 sene bu Marmaris yarışlarında 1. olduk, en kötü derecemiz 3.lük olmuştur. Teknemiz Pupa Yatçılık adına yarışan 20 yaş üzeri Beneteau First 38 modeldi. Çok iyi bir yarış teknesidir. Bizi geçemeyenler daha sonra keramet teknede deyip teknemizi kiraladılar, bu yüzden 2010 yarışlarına katılamadık. Ekibinizi nasıl oluşturdunuz? Başarınızda ekibin rolü neydi? Bence bir yarışın kazanılmasında ekibin başarısı ve teknenin özellikleri yarı yarıya etkilidir. Ekibimiz İzmir Karşıyaka-Foça Yelken Kulübü ve Marmarisli yarışçılardan oluşuyordu. 8 kişilik ekibin 6 kişisi hep aynıydı, ancak katılamayanların yerine değişiklik oluyordu. Yarış sırasında teknede tüm ekibin yeri bellidir. Skipper, piyanocu, baloncu, ana yelkenci ve cenovacıların hepsi de konularına çok hakimdiler. Yarış esnasında gerekmedikçe konuşulmaz ve yarışın tüm ciddiyeti korunur. Yarıştan birkaç gün önce mutlaka bir araya gelir, teknik ve taktik çalışmaları yaparız. Yarış sonrası, özellikle GPS kullandığımız zaman, monitörde izleyip nerelerde hata yaptığımızı analiz ederiz. Yarışların devam ettiği 5 gün boyunca aynı otelde kalıyoruz, hep birlikte yemek yiyoruz, her gün ödül törenine katılıyoruz. Birlikte hareket etmenin takım ruhunu güçlendirmek açısından çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Ekibin birbiriyle uyumlu olması başarıyı yakalamak açısından şart, yarış sırasında herkes fikrini belirtebilir ama sonunda kaptanın dediği olur. Yarış startta kazanılır, startta kaybedilir. İyi bir start yarışın temelidir. İyi yarışçılar start hattı kurulduktan sonra birkaç kez içinden geçmeye çalışırlar ki çıkış noktası iyi belirlenebilsin. Bölgeyi bilenler her zaman avantajlıdır. Rüzgarın durumunu (sağnakları, dirise ettiği noktaları v.s.) ve tabiatıyla diğer tekneleri de takip etmek ayrı bir önem taşır. Marmaris Yarış Haftası'nda 3 gün inshore, 2 gün offshore olmak üzere 5 gün yarış yapılır. Bana göre esas yelkenci offshore yarışlarında belli olur. Çünkü hava şartları çok daha zordur, yarış rotası daha uzundur, bazen yarışın sabaha karşı bittiği olur. Deniz kadın gibidir kızdırmamak lazım, suyuna gideceksin! İyi bir yarışçı olmak için literatürü de takip etmek, iyi bilenlerle görüş alışverişi yapmak lazım. Aynı hataları tekrarlamamak açısından eleştirmekten de korkmamak gerekiyor. Unutamadığınız bir anınız var mı? Uzun bacaklı bir offshore yarışında Marmaris'e dönüyoruz, daha 3 saatlik yolumuz var. Hava çok sert ve soğuk, sancak tarafında trapeze çıkmış, ayaklarımızı teknenin bordasından dışarı sarkıtmışız. Çok sıkıştım, tuvalete gitmeme imkan yok, yerimden kıpırdayamıyorum, 80 kiloluk ağırlık yapıyorum. Utana sıkıla dalgıçların ısınmak için yaptığını yapmak zorunda kaldım, sonuçta faydası da oldu tabii ki. Sonradan bazı arkadaşların da aynı durumda kaldıklarını öğrendiğimde çok güldüm… Deniz tutkusu bana çok sevdiğim ve senelerimi verdiğim havacılığımı bile ikinci plana attırdı. Denizi olmayan şehirlerimizde bile denizciliğe olan ilginin gittikçe artması beni çok mutlu ediyor. Miray Bakır 10 Pirat Yelken sporu adrenalin, anı yönetme, altıncı his, stratejik düşünme, takım ruhu ve özgüvenin bir karışımı ise, her yönü ile bu sporu doya doya yaşayacağınız yelkenli sınıfı pirattır. Pirat sınıfı yelkenli Almanya'da gençler arasında birlik ve beraberliği sağlamak, denizcilik ve yelken sporunu sevdirmek amacıyla Carl Martens tarafından 1938 yılında tasarlanmış ve sonrasında geliştirilmiş iki kişilik teknedir. Pirat yelkenlisi zaman içinde Almanya, Danimarka, İsviçre, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Şili, Türkiye ve Po l o ny a'd a ye re l Pi r a t B i r l i k l e r i o l a r a k örgütlenmiştir. 1977 yılında yerel pirat birlikleri, Türkiye'nin de katılımı ile, Uluslararası Pirat Birliği'ni (IPA) oluşturmuştur. 1950 yılında Türkiye'ye ilk kez giren Pirat sınıfı yelkenli, 1953 yılında Cami altı tersanelerinde Usto Emilyo tarafından çoğaltılarak Marmara ve Ege denizlerinde yelkenciliğin yayılmasında büyük rol oynamıştır. Sonradan eski canlılığını yitirmiş, 1966 yılında Pirat'cılığı yeniden ateşlemek için, dönemin Türkiye Yelken Federasyonu başkanı, sayın Erciyas Sipahioğlu'nun desteği ile Türk Pirat Birliği kurulmuştur. (Pirattürk) 2000'li yıllar ve sonrasında Türkiye Yelken Federasyonu Pirat Sınıf Sekreterliğinin aktif ve organize çalışmaları ile Türkiye'de Pirat sınıfı daha da yayılmış ve hareketli salma (Center board) yarışlarındaki yerini almıştır. Uluslararası Pirat Birliği yönetim kurulu üyeliğini de sürdüren, Türkiye Pirat sınıfında da yurtdışındaki standartları izlemekte ve uluslararası yarışlara katılmaktadır. Pirat, gerçek yelken keyfi yaşamak isteyenlerin tercih ettiği bir yelken sınıfıdır. En önemli özeliklerinden birisi kendi boyutundaki diğer sınıflara göre ana yelkeni, floğu, balonu, yeke dümeni, makara sistemi, salmasıyla arma ve donanımı tamdır. Dizaynı ile tam bir yarışçı ve denizcidir. Seyir sırasında rüzgarı hissetmenizi sağlayarak, adeta rüzgarı içselleştirmenize aracı olur. Bu da size anı yönetmeyi, rüzgârla sevişmeyi öğretir. Orsa seyrinde adrenalin sizden bir adım öndedir. İki kişilik bir ekiple yarışılır, başarı takım çalışmasının temelini oluşturur. 5m boyunda, 10m2 yelken alanına sahip, 170 kg ağırlığında olan piratın yeke dümeni ile tüm kontrolü sizin elinizdedir. Her yaşta yelken ve deniz severin rahatlıkla kullanabileceği bir sınıf yelkenlisidir. 11 Pirat Türkiye'de ilgili kişilerin, firmaların ve yelken kulüplerinin aracılığı ile çeşitli yöntemler ile üretilmiştir. 2010 yılı itibariyle, Pirat Sınıf Komitesinin önerisi ve Federasyonun onayı ile Pirat sınıfı teknelerin standartları ilan edilerek tek tip olarak üretilebilmesi için belgelendirme çalışmaları başlatılmıştır. Diğer taraftan Pirat Sınıf Komitesi 2010 yılında başlattığı çalışmayla, var olan piratların saptanması ve dökümünün oluşturulması, yapılan ölçümlerle de yarış, eğitim ve gezi Piratı olarak kendi içinde tescillerinin yapılması işlemlerini yürütmektedir. Bu çalışmalar aracılığı ile mevcut piratlar belgelendirilmektedir. Kulübümüz Mogan tesislerinde 4 adet ahşap yarış, 3 adet fiber eğitim yelkenlisi olmak üzere 7 adet Pirat sınıfı yelkenli bulunmaktadır. Ankara Yelken Kulübü, Pirat sınıfında en çok yelkenli tekneye sahip olma özelliğini taşımaktadır. Yetişkinlerin ve geleceğimiz olan gençlerin her zaman rahatlıkla kullanabileceği bir yelkenli sınıfı olan Pirat sınıfı tekneler, kurulduğu günden beri birçok ilkleri gerçekleştiren kulübümüz aracılığıyla Mogan Gölünde sizleri beklemektedir. 1956' da Avusturya' da yarışan Istanbul Yelken Kulübü'nden Oktay Ereş, Umur Kaya, Taylan Sağnak, Nusret Söyke, Emre Gönensay ve Ilban Onur' dan kurulu Pirat ekibi 5 ülke arasında 2 nci olmuşur. Yine 1957'de Avusturya da yapılan Mondsee Pokal Pirat sınıfı yarışında Nusret Söyke- Ertugrul Aray ekibi 1incilik ve bunu 1958'de elde edilen 2 ncilik izlemiştir. Ülkemizde Pirat tarihine işaret etmek amacıyla verilen bu güzel örnekler yanı sıra günümüzde de Pirat sınıfı canlı çalışmalarını sürdürmektedir. Bu yıl Ankara Yelken Kulübü tarafından Mogan Gölü tesislerinde ülkemizde ilk kez Pirat Kadınlar Yarışı düzenlenmiştir. 2012 yılında Kulübümüz öncülüğünde Ankara da yapılacak olan Üniversiteler Arası Pirat Şampiyonası da Türkiye de yapılacak ilk yarışlardan biri olma özelliğini taşımaktadır. Pirat sınıfında birçok yarış yapılmaktadır, aşağıda belirtilen yarışlar Rank (puanlama sistemi) yarışları olup, bu yarışlarda aldıkları sonuçlar ile sporcular ülkemizi Dünya ve Avrupa Şampiyonalarında temsil etmektedir. Tasarım:Carl Martens, 1938 Uzunluk: 5 m Genişlik: 1,6 m Ağırlık: 170 Kg Draft: 0,2 -1,05 m Yelken Alanı:10 m2 Ana Yelken:10 m2 Malzeme: Ağaç ve fiberKişi:2 Dünya Pirat Şampiyonası Avrupa Pirat Şampiyonası Türkiye Pirat Birinciliği Açık Pirat İl Birincilikleri İYK Donanma Kupası TYF- İYK Altın Balta Yarışı İYK Altınkilit Kupası Kaynak: Pirattürk web sitesi (piratturk.org.tr) Mehmet ÖZÇETİN 12 Havuzluğu Nerede? 1 Yelkenli tekne tiplerine değişik bir başlangıç yaptıktan sonra, bu kez yelkenli yatlar için bir sınıflandırmadan söz ederek devam edeceğiz. Yelkenli yat almak isteyen veya isteyecek üyelerimize iki tip tekne tasarımının yararlı ve sorunlu yönlerinden söz ederek, seçimlerine yardımcı olmak, üyelerimizin yelkenlileri bu yönleri ile daha yakından tanımalarını sağlamak ana amacımız. Yelkenli teknelerde dümenin bulunduğu, teknenin güvertedeki oturma alanını da içeren bölgeye İngilizce'de “cockpit”, Türkçe'de “havuzluk” veya yabancı sözcük kullanılarak “kokpit” denilmektedir. İngilizce “cockpit” sözcüğünün diğer bir anlamı “horozların dövüştürüldüğü alandır”. Eski denizciler gıdalarını buzdolabında saklayamadıkları için, teknelerde canlı hayvanlar taşırlardı. Her halde taşınan kümes hay vanlar ının seyir sırasında yaptık lar ı kavgalardan dolayı güvertedeki yaşam alanına bu ad verildi. Acaba tekneyi idare eden kaptan “horoza” benzetilerek, onun alanı olduğu için mi bu ad verildi diye de düşünmeden edemiyor insan. Denizcilikten yola çıkılarak hava taşıtlarında da taşıtın sevk ve idare edildiği alan aynı isim ile anılmaktadır. Yelkenlilerdeki Türkçe karşılığı olarak “havuzluk” sözcüğü alanı daha güzel betimliyor. Bu alan genelde çevresi daha yüksek, ortası alçak olan, havuza benzer, bir biçimdedir. Ayrıca bu alana gelen yağmur suyu veya dalgalardan gelen deniz suyu, alanın boşaltıcı kanalları iyi çalışmıyor ise, içini havuz gibi doldurabilir. Bu nedenle “havuzluk” sözcüğü alanı tanımlayan hoş bir isimdir. Yelkenli tekneler havuzluğun teknede yer aldığı bölüme göre ikiye ayrılırlar. Havuzluk arkada (kıçta) yer alıyor ise arka havuzluklu (aft cockpit) denir. Havuzluk teknenin ortasında ise merkez havuzluklu (center cockpit) olarak anılırlar. 50 feet ve üzeri teknelerde merkez havuzluk ile arka havuzluk arasında fark o denli büyük değildir. Ancak 40 feet dolaylarındaki teknelerde tartışılacak farklar daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bazı farklar tüm boylar için geçerli olsa da, tekne boyu büyüdükçe merkez havuzluklu teknelerin en çok vurgulanan özelliği olan “güzel arka kamara” arka havuzluklu teknelerde de benzer güzelliğe kavuşmaya başlar. Merkez havuzluklu teknelerde havuzluk teknenin başına ve arkasına yakındır. Oralara gitmek için daha az yol kat edilir. Arka havuzluklu teknede başa gitmek, tekneyi boydan boya yürümeyi gerektirir. Benzer biçimde gösterge ve motor kontrol donanımı merkez havuzluğa daha kısa ve daha az karmaşık biçimde ulaşır. Arka havuzluklu teknelerde ise daha karmaşık bir kablo düzeni gerekir. Merkez havuzluklu teknelerde motor yerleşimi daha ortadadır ve motora ulaşım genellikle daha rahattır. Bazılarında motorun çevresinde yürüyebileceğiniz “motor dairesi” bile bulunabilir. Ek olarak motor çalışırken havuzluğa egsoz gazı gelme olasılığı çok daha azdır. 13 Tekne iç planları, üstte merkez, altta arka havuzluklu tekne iç yerleşimi Havuzlukların görünümü Arka havuzluk daha geniş ve denize daha yakın Arka kamara merkez havuzlukta oldukça geniş ve rahat Koridor biçimi mutfak arka kamara ulaşımı da buradan, arka havuzluklu- da açık mutfak (altta) Eğer tekne keç armalı, yani arkada daha küçük ikinci bir direği var ise, bu direk havuzlukta değil, havuzluğun arkasındadır. Tüm yelken kontrolleri havuzlukta toplanmış ve birbirine yakındır. Dümen de aynı alanda olduğu için kısıtlı mürettebat ile seyirlerde kolaylık sağlar. Kumanda yerinin öne yakın olması mercan kayalıklarına yaklaşırken yardımcıdır. Kayalıkların yerleri daha rahat görülür. Tekneyi tek kişinin gözlem yaparak kumanda etme olanağı vardır. Özellikle arkadan gelen dalgalarda merkez havuzlukta daha az etkilenilir. Okyanus geçişi gibi uzun seyirlerin hava penceresi kollanarak, genellikle pupa seyir ile gerçekleştirilmesi, özellikle bu amaç için tasarlanan teknelerin genellikle merkez havuzluklu olmaları ile sonuçlanır. Merkez havuzluklu teknelerin içi mekanlarına bakıldığında teknenin en az sallanan, en istikrarlı yeri olan arka tarafta, iki tarafından da yaklaşılabilen, giderek daralmayan geniş bir yatak içeren, aydınlık, havadar, büyük bir kamaraları olduğunu görürüz. Arka havuzluğun zemini ve dolap yerleri nedeni ile basık, yatakları genellikle tüpe benzeyen kamaraların yanında beş yıldızlı otel odası sayılabilecek bir kamaradır. Ayrıca ön ve arka kamaralar birbirinden daha ayrılmış oldukları için özel yaşamın korunması açısından da daha iyidir. Madem merkez havuzluk bu denli iyi neden yelkenlilerin çoğu arka havuzluklu? Öncelikle arka havuzluğun çok daha geleneksel olduğunu söyleyelim. Yüzyılların deneyiminin sonucu oluşan bu tasarımın o denli boş olmayacağı açık…Havuzluğun yerinin avantaj ve dezavantajlarını tartıştığımız yazımız gelecek sayımızda arka havuzluğun avantajları ile sürecek. Resimler ile ilgili genel açıklama Yazıda kullanılan resimler aynı firmaya ait , ikisi de 36 feet uzunluğunda merkez ve arka havuzluklu teknelerin resimleridir. Küçük teknelerdeki durumu yansıtmaları ve tam bir karşılaştırma sağlamaları amacı ile seçilmişlerdir. Her iki tekne tipini de resimleme olanağımız olmadığı için, satılık teknelerin internet sitelerindeki resimlerinden yararlanılmıştır. Merke navuzluklu tekne resimleri üstte kullanılmıştır. 14 Bulmaca Sitemizden bulmacanın etkileşimli çözülebilecek biçimine ulaşabilirsiniz. Tanju Aktuğ 15 Yelken Yarışçılığının Temelleri Mark Johnson [copyright 1/19/95] Kısım 4 Hafif rüzgar Havanın yavaş hızla aktığında hızlı olduğundaki gibi yüksek enerjisi olmadığını anlamak zor olmamalı. Hafif rüzgar yelkenlere geldiğinde olabildiğince yelkenin çevresinden akmaya çalışır, ancak yelken derinliği fazla ise erkenden yüzeyi terk eder. Yelkeni düz tutmak hafif rüzgarın yelkenden geçişine yardımcı olur. Civarnalarda derin yelkeni olanların sizi geçebildiğini göreceksiniz. Ancak hava akımının yeterli derecede sabit olması, hiç olmaz ise orsa seyrinde, sizin uzun erimde daha hızlı olmanızı sağlayacaktır. Ilımlı rüzgarlar Ilımlı rüzgarlarda seyirde şu kuralı izleyebilirsiniz: "Daha fazla derinlik, daha yüksek güç – daha az derinlik daha yüksek hız.” Yarıştan önce ve yarış günü kendi deneyiminizi de göz önüne alarak yelkenleri nasıl düzenleyeceğinize karar verin. Eğer seyirde hızınızı uygun buluyor, ancak tekneniz çevredeki diğerleri gibi hızlanmıyor ise aşağıda anlatılacak yöntemleri kullanarak yelkeni “torbalandırın”, yani derinliğini arttırın. Hızlanmanız iyi ama rüzgara doğru en yüksek hızınıza ulaşamıyorsanız yelkenleri düzleştirin. Kuvvetli rüzgarlar Kuvvetli rüzgarlarda yelken üzerinde aşırı güç olacaktır. Sonradan göreceğiniz gibi, tekne çok fazla yatmaya başlar ise çeşitli kötü şeyler olabilir. Şiddetli rüzgarlar ve büyük bir derinlik teknenin çok fazla yatmasını kolaylaştırır, engellemek için gereksiz aşırı güç yelkenler düzleştirilerek dışarı "sağılır." Elde bol güç olduğu için tekneyi hızlandırmak zor olmayacaktır. Unutmayın ki, çevrenizdekilerin de daha düz yelkenleri olacaktır. Bitişik Akım Çekim gücü yelkenin çevresindeki hava akımının ürünüdür, bu akım ise bitişik ve ayrılmış olarak sınıflandırılabilir. Bitişik akım havanın yelken yüzeyini "yalayarak" düzgün akışıdır. Ayrılmış akıma göre çok daha fazla güç üreteceği için özellikle rüzgara karşı seyirlerde vaz geçilmezdir. Ayrılmış akım içindeki küçük girdaplar sonucu yelkenin tüm alanı çalışamaz hale gelir. Gerçekte rüzgarın yelken yüzeyindeki eylemini doğrudan göremezsiniz, ancak bu akımın yüzeye bitişik olmasını sağlamak için yapabileceğiniz şeyler vardır. Örneğin, rüzgar hafif olduğu zaman çok fazla derinlik var ise akım yelkenden ayrılır. Yelkeni düzleştirme akımı bitişik tutar ve daha çok güç üretir. Genel olarak ayrılma, derinliğin fazla olmasında olduğu gibi, akımın keskin dönüş yaptığı durumlarda oluşur. Yelken kontrolü ile düzeltilebilecek, ayrılmaya neden olan diğer durumlar aşağıda anlatılacaktır. Yelkenlerin çevresindeki hava akımının bir diğer ürünü ise tekneyi yavaşlatacak dirençtir. 16 Direnç Temelde yelkenci için önemli olan iki tür direnç vardır. Tekneyi yavaşlatan bu güçler kısmen azaltılabilir. Etkisini azaltmak için, direncin nasıl oluştuğunu anlamak önemlidir. Sürtünme ve Biçim Direnci Sürtünme direnci, hareket ile ilgili olarak “direnç” sözcüğünü duyan herkesin aklına gelen şeydir. Düz yolda yere koyup, iterek ilerletmeye çalıştığınız eşya kutusunun size gösterdiği zorluktur. Bu nedenle araba motorlarında yağ kullanılır. Sürtünme direncini tüm yan yüzeyler, yelkendeki dikiş ve kırışıklıklar, hatta tekne kaptanı ve mürettebatı da oluşturur. Bu gücü tekne ve mürettebatın tüm elemanlarının sürtünmesinin olarak düşünebilirsiniz. Uyarılan direnç Bulutun içinde uçan bir uçağı gösteren filmlere dikkat edin. Uçağın kanadının uçlarında dönen büyük sis girdaplarını kolayca görebilirsiniz. Olan şey düşük ve yüksek basınç alanlarının kanatların ucunda birbiri ile karşılaşmasıdır. Büyük miktarda hava ve sis yüksek basınç tarafından (rüzgarüstü tarafından), düşük basınç tarafına aniden “kaçıp”, büyük girdaplar oluşturur. Bu girdapları oluşturmak için ciddi enerji gerekir ki bu enerjinin uçağın uçurulması ya da teknenin ileri itilmesinde kullanılması çok daha yararlıdır. Uçak kanat uçlarına eklenen küçük dikey kanatçıklar gibi bu etkiyi azaltma amaçlı çeşitli çözümler vardır. Bir teknede bu kaçak iki yerde oluşur: yelkenin tepesi (çördek köşesi) ve alt yakası. 1900'lerin başlarında America's Cup yarışlarına katılan bir Amerikan yatı 4 ayak genişliğinde bir bumba kullanıyordu, boyutundan dolayı "Park Avenue Bumbası" adlı verilmişti. Amacı yüksek basınç tarafı gelen akımın alçak basınç tarafına kaçışını yavaşlatmaktı. Böylelikle uyarılan direnç azaltılıyordu. Bu sorun için başka, daha makul çözümler vardır. Örneğin, modern rüzgar sörflerinde yelken yüksek hızlarda geriye dek tüm gövdeye yaslanacak biçimde yapılır. Uçak gövdesinin kanat için yaptığı gibi, board ile yelken arasındaki açıklık kapatılarak alt yakadaki kaçak durdurulur. Bu amaçla alt yakanın kapatılmasının bir diğer örneği, alt yaka boyunca tekne güvertesine yakın durmak üzere kesilmiş, "güverte süpürücü" olarak da anılan, genova yelken tasarımıdır. Güverte süpürücü genova modern sloop armalı yelkenli teknelerde çok sık kullanılmaktadır. Ne var ki bu çözümler yelken tepesindeki kaçak sorununa yardımcı olmazlar. Şimdiye dek bu kaçağı önlemek için bir çözüm bulunamamıştır. Yelkenin Güngörmez Yakası Girdapların oluşabildiği ve yelkenin enerjisini çaldığı bir başka yer ise yelken arka kenarı, güngörmez yakasıdır. Rüzgarın yelkenden çıkışı sorunsuz ve düzgün olmaz ise burada da g i r d a p l a r o l u ş a b i l i r. R ü z g a r ı ç ı k ı ş t a dalgalandırmanın iki ana nedeni vardır: 1. derinliğin çok geride yer alması, ki akımda çıkıştan önce sert bir dönüşe neden olur, 2. bumbanın aşırı ile aşağı çekilmesi sonucu iskota köşesinin içe fazla girmesi. Bölüm Çevirisi: Tanju Aktuğ 17 Kibritçi Kız ve Orsa Seyri Yılbaşlarında eğer kar yağıp da ortalık beyazlara bürünmüş ise, içimi bir hüzün kaplar. Aslında yeni bir yılın arifesi, yeni umutlar, beklentiler, o gün ile özleştirilen güzel manzaralar bir arada iken insanın neşelenmesi beklenir. Hans Christian Andersen'in tanınmış öyküsü “Kibritçi Kız” o anın ve ortamın keyfinin önüne geçi verir. Bilirsiniz yılbaşında karlar üzerinde kibritlerini satamayıp, elindeki her bir kibrit çöpünü çakışında hayallere dalan masal kahramanını. Sabah karların üzerinde yanmış kibrit çöpleri, boş bir kutu ve sahibi bulunur… Bu hüzünlü öykü orsa seyri ile bir engelle doğru giderken de aklıma gelir. Karşınızdan gelen r ü z g a r, b i r b u r u n v e y a şamandra, olabildiğince rüzgara karşı gitmedikçe geçemeyeceğiniz bir engel vardır. Zaman zaman rüzgar size oyunlar oynar. Civarnalar bir o yandan bir bu yandan gelir, tekneyi bir o yana, bir d i ğ e r i n e i t m e k i s t e r l e r. Özellikle engelin içine doğru yönlenirseniz tekneyi hızlandıracak civarnalar da bana kibritçi kızı anımsatır. Onların esintisine doğru dönüp teknenizi hızlandırabilirsiniz. Ancak bu kez hedefi tutturamama olasılığınız yükseliverir. Hızlanırsınız, ancak giderek engeli aşma şansını da azaltırsınız. O anlarda yaptığınız hızın sıcaklığı da, minik bir kibrit alevi gibi, geçici, hoş bir rüyadır ancak. Dümende o rüyanın büyüsüne kapılırsanız kendinizi o engelin içinde, elinizde hızla gidilmiş millerden arta kalan yanık kibrit çöpleri ile baş başa buluverirsiniz. Neyse ki kibritçi kızdan daha şanslısınızdır, tramolanızı atarak yeniden dışarı çıkma gibi bir olanağınız vardır. Ancak zamana karşı yarıştığınız bir durum ise, bu manevralar sonucu yitirdikleriniz size dondurucu duygular yaşatabilir. Yaşamda da sık, sık öyle anlar gelir karşımıza. Minik bir alevin bizleri ısıttığını, önümüzü aydınlattığını düşünüveririz. Ancak aslında sihir çok kısa sürelidir, o minik alev biraz sonra yitecektir. Ancak gözlerimiz o ışık ile kamaşır ve biteceğini unutarak, sanki gerçekmiş, hep sürecekmiş gibi davranırız. Alev bittiğinde kutumuzda yeni bir çöp aramaya başladığımızda kötü sona giden yolculuk başlamıştır artık. Bir daha, bir daha derken birden acı gerçek ortaya tüm çıplaklığı ile çıkar. Bize dünyamızı tozpembe gösterecek “çöpümüz” bitmiş, tramola atmadan burunu geçme şansımız kalmamıştır. Geçici hayaller bizi bir yerlere götürmediği gibi, değerli zamanımızı da yemiş, gitmiştir. Yaşamdaki orsalarınızın, yelken ile seyir gibi, en fazla yalnızca biraz zaman yitirten, yolu biraz uzatan tramolalar ile sürmesini dilerim. Umarım ki minik ateşçiklerimiz bizleri o engellere çıkaracak, seyrimizi karabasan ile bitirecek kadar hiç birimizi aldatmasın. Nice mutlu, gerçek alevler ile aydınlanmış, bol yelkenli yıllara. Tanju Aktuğ 18 milyonlarca insana ulaşmış, kalite belgesi ile standartlarını onaylatmış olmanın haklı gururunu yaşayan bir firmayız. ISO 9001 Te k n i k v e A l t y a p ı Ses ve ışık sistemi Görüntü Sistemleri Konstrüksiyon Sistemleri Özel Show ve Gösteri Ekipmanları R e k l a m v e Ta s a r ı m Grafik Tasarım Kurumsal Kimlik Uygulamaları Web Tasarımı Organizasyon Resmi Törenler Açılış / Kapanış Organizasyonları Konserler, Festivaller Spor / Fuar Organizasyonları Prodüksiyon Medya İlişkileri Film ve Müzik Prodüksiyonları Stüdyo Kayıt K o n g r e v e To p l a n t ı Uluslararası Kongre Organizasyonları Eğitim Toplantıları Bayii Toplantıları Teşvik Gezileri Lansman Toplantıları Merkez: Erciyes İşyerleri Sitesi 2. Cad. No:19 Macunköy / Ankara / Turkey t: +90 (312) 397 56 66 f: +90 (312) 397 58 88 Şube: Barbaros Mah. Uphill Court Residence A Blok D: 106 Ataşehir / İstanbul / Turkey t: +90 (216) 688 46 41 (pbx) f: +90 (216) 688 46 42 Ankara Yelken Kulübü Sancak Mah. 555 cadde No: 1/8 Çankaya / ANKARA 39° 52.010' N - 32° 52.144' E T: 312 495 36 56 F: 312 438 28 83 w w w. o r g a n i z e r. c o m . t r Biz, yaptığı organizasyonlarla
Benzer belgeler
3 - Ankara Yelken Kulübü
Siz değerli üyelerin ve deniz tutkunlarının desteği yapılan işlerde en büyük güç. Hiç
azalmayan, aksine katlanarak artan bu güç olduğu sürece AYK hakettiği yere çok kısa bir sürede
ulaşacaktır. Bur...
6 - Ankara Yelken Kulübü
BOZKIR YELKENCİLERİ
Ankara Yelken Kulübü
Üyeleri için haberleşme forumudur.
İki ayda bir elektronik ortamda
yayınlanır. Para ile satılmaz.
bozkır yelkencileri - Ankara Yelken Kulübü
AYK yaklaşık 4 ay süren bir çalışmanın sonucunda dersliğinin yenilendiği, çok amaçlı
salonunun ve okuma köşesinin bulunduğu, leziz tadlara sahip restaurantı ve sayılı restaurantın
sahip olduğu mutf...
2 - Ankara Yelken Kulübü
BOZKIR YELKENCİLERİ
Ankara Yelken Kulübü
Üyeleri için haberleşme forumudur.
İki ayda bir elektronik ortamda
yayınlanır. Para ile satılmaz.