Olmamız gereken şeyi, olduğumuz gibi kalarak olamayız. Max De
Transkript
Olmamız gereken şeyi, olduğumuz gibi kalarak olamayız. Max De
Olmamız gereken şeyi, olduğumuz gibi kalarak olamayız. Max De PREE KAHRAMAN “Alice Harikalar Diyarında” adlı kitabın henüz başında, Alice’in yukarıdan düştükten sonra karşılaştığı tavşana, hangi yoldan gideceğini sorduğu soruya tavşanın verdiği yanıt, günümüz koşullarında insan yönetiminde “lider” kavramının temel eksikliklerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır: “Nereye gideceğini bilmiyorsan, hangi yoldan gideceğinin hiçbir önemi yok.” Hedefsizlik; bugünlerde hangi kurum söz konusu olursa olsun, ulaşmak istediğimiz noktaya olan yolculuğumuzu engelleyen en temel faktörlerden biridir. Neden mi? Çünkü ne yaparsak yapalım, nasıl yaparsak yapalım, neden yaptığımızı unuttuğumuz sürece bir anlam ifade etmemektedir. Eylemin gerçekleşmesinde ya nitelik kaybına ya da zaman kaybına neden olmaktadır. İşte tam da bu durumun ortaya çıkardığı bir ihtiyaç olarak kurumunu, hedeflerini, özniteliklerini, çalışanların niteliklerini ve şartları iyi analiz eden bir kişi olgusu vücut aramaktadır: Lider. Romalılarda lider kelimesinin karşılığı, “dux” kelimesi olarak göze çarpmaktadır. Bu kelimenin anlamı “yol” olarak betimlendiğinden1, aralarında etkileşim kurduğumuzda günümüzde liderin bize yolu ya da amacı gösteren kişi olduğu anlamını çıkarabiliriz. Lider sözcüğünün ilk kullanımı, 1755 yılında Samuel Johnson’un yazdığı sözlükte “kaptan, kumandan, önde giden kimse” olarak tanımlanmıştır.2 Liderlik sözcüğü ise ilk olarak 1828 yılında Webster Amerikan Sözlüğü’nde yer almış, “liderin durumları, koşulları” karşılığıyla kendine literatürde yer edinmiştir. İlerleyen çalışmalara göz attığımızda, Taylor ve arkadaşları lideri, “grup davranışı ve inançları üzerinde en etkili olan kişi” olarak tanımlamışlardır.3 Bu tanımdan yola çıktığımızda, kaybolan hedeflerin ortaya konulması ya da var olan hedeflerin kaybolmaması için her kurumda “etkili bir lider”, kurumun ya da kurum ürünlerinin devamlılığı için olmazsa olmaz ihtiyaçların başlarında gelmektedir. Lider nitelikleri, bu konuda yapılmış araştırmalara dayandırılarak incelenebilir. Birtakım teorisyenler tarafından yapılan çalışmalar neticesinde, liderlikle ilgili teoriler dört gruba ayrılmıştır. 1. 2. 3. 4. 1 Özellikler Teorisi Davranışsal teori Durumsal Teori Modern Teoriler ALDAİR, 2005:66; İBİCİOĞLU, Hasan, ÖZMEN, İbrahim, TAŞ, Sebahattin, 2009, Liderlik Davranışı ve Toplumsal Norm İlişkisi: Ampirik Bir Çalışma, S.D.Ü., İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.14, S.2, S.1-23 2 İBİCİOĞLU ve ark., a.g.m., s.2 3 TAYLOR, E.T., PEPLAU, L.A., SEARS, D.O., 2007, Sosyal Psikoloji, İmge Yayınları, Ankara, s.335 Özellikler teorisi, amaca hizmet eden ve sonuç odaklı olan her türlü liderlik etkileşimini, liderin sahip olduğu kişisel karakteristikler açısından incelemektedir.4 Bu yaklaşım genel itibariyle liderleri “Büyük Adam” olarak niteler. Ne var ki, bu yaklaşımda nasıl lider olunur sorusuna yeterli bir cevap alınamamaktadır. Dolayısıyla akademisyenler yeni arayışlar içerisine girmiş ve yeni sorularla liderin sahip olduğu niteliklere ve söz konusu niteliklere sahip olma şekillerine cevap aramışlardır. Bu alanda yapılan araştırmalar sonucunda, Hellriegel ve Slocum (2006), liderin özelliklerinden ziyade davranışlarının bağlı olduğu kurumun üyelerinden farklı olduğu sonucuna varmışlardır. 5 Bu bakış açısını önceden mihenk alan Hersey ve Blanchard (1982), liderin göreve veya kişiye odaklanmasına bağlı olarak 3 farklı davranış şekli izlediğini ortaya koymuştur. Bunlar; 1. Otokratik Davranış 2. Demokratik Davranış 3. Serbesiyetçi Davranış olarak sınıflandırılmıştır.6 Bu sınıflandırmaya konu olan lider davranışları Çizelge 1’de gösterilmiştir. Çizelge 1: Liderlik Davranış Tarzları Tarzlar Otokratik Demokratik Amaç Belirleme Lider Takipçilerin görüşü alınır Karar Alma Takipçilerin katılımı yok İletişim Yukarıdan aşağıya Takipçilere danışılır, görüşleri alınır Yukarıdan aşağıya, aşağıdan yukarıya Serbesiyetçi Eylemler Motivasyon Cezalandırıcı Türü Yetki Devri Yok Kaynak: Özsalmanlı, 2005:139 İlgili herkesin görüşü alınır Takipçilerin katılımı sağlanır Çok yönlü Ödüllendirici Pozitif ödüllendirici Kısmen Fazla Buna göre otokratik lider karar sürecinin tek hâkimidir ve gücü tekelinde bulundurur. Takipçilerini motive etmede çoğunlukla yasal, zorlayıcı ve cezalandırıcı gücünü kullanmaktadır. Toplumumuzda, otokratik lider örnekleri sıklıkla görülmektedir. Bu tarz yapılarda kurum elemanları liderin her sorunun yanıtını bilmesini beklemekte, “bilmiyorum” ya da “işin içinden çıkamıyorum” demesi hoş karşılanmamaktadır.7 Demokratik liderlikte tekel otoriteden bahsedilemez. Kurum içinde lider ve elemanlar sosyal bir grup oluşturmaktadır. Baskı unsuru olmadan tüm elemanlar işi 4 HODGETS, 1997, s.318; İBİCİOĞLU ve ark., a.g.m., s.4 a.g.m. 6 MARTIN, 2005, s.351-352 7 SARGUT, S., 2001, Kültürler Arası Farklılaşma ve Yönetim, İmge Yayınları, İstanbul, s.234 5 etkileyen durumlardan haberdar yüreklendirilmektedirler.8 edilerek, fikir paylaşımı için lider tarafından Serbesiyetçi liderlikte ise lider karar alma sürecine aktif olarak katılmaz, kararı takipçilerin almasını sağlar ve unsurların karar alma mekanizmasının işleyebilmesi için gerekli ortamın oluşmasına yardım eder. Bu açıdan tam serbesti tanıyan lider, güç ve sorumluluktan kaçmaktadır. Takipçilerine bağımlıdır ve unsurlar kendi kendilerini motive ederek lideri yönlendirmektedir.9 Zaman içerisinde farklı kişilik özelik taşıyan liderlerin, benzer durumlarda farklı davranışlar sergilediği gözlemlenmiştir. Bu da aynı davranışların her şart altında geçerli olmadığı, lider davranışlarının içinde bulunulan duruma göre farklılaştığı sonucunu yansıtan pek çok akademik çalışmaya konu olmuştur. (Fiedler, 1976; Hersey ve Blanchard, 1982; Reddin, 1971; Vroom ve Yetton, 1973). Stogdill, lider niteliklerinin durumlara göre şekillendiği görüşünün korunması gerektiğini öne sürerek, durumsallığın dört ayrı başlık altında incelenmesinin doğru olacağını ileri sürmektedir10: 1. 2. 3. 4. Kültür ve Çevre Kişilerarası Farklılıklar Örgütlerarası Farklılıklar Görevlerarası Farklılıklar 20. yüzyılın son çeyreğinde kurum koşullarının değişmesiyle, bireylerle birlikte örgütler ve ihtiyaçlar da değişime uğramıştır. Çağdaşlaşma çabası gösteren kurumlar, yapıları ve çalışma usullerinde sık sık değişikliğe gitme zorunluluğu hissetmişlerdir.11 Bu değişimlere bağlı olarak da lider davranışlarında dönüşümler sergilenmekte ve liderlik kavramını açıklayıcı yeni teoriler ortaya atılmaktadır. Bahse konu yeni teorilerde transformasyonel liderlik, karizmatik liderlik, kültürel liderlik, e-liderlik, akademik liderlik, stratejik liderlik, hizmet eden liderlik gibi kavramlardan sıklıkla söz edilmektedir. Genel itibariyle liderin ilk bakışta en çok göze çarpan özelliği karizmasıdır. Karizma, hem liderin kendine olan güveninin pekiştiğinin en açık göstergesi, hem de elemanların liderin kim olduğunu sürekli hatırlamasını sağlayan resimdir. Ancak bu özelliğe bugüne dek yapılan araştırmalarda ve yazılan yayımlarda sıklıkla değinildiğinden, yeni nesil lider yaklaşımlarında gözden kaçan diğer noktalara temas etmenin önemi büyüktür. Yukarıda açıklanan kavramlar ışığında var olan konjonktür artık tek tip liderlerin başarıyı yakalamasına imkan vermemektedir. Bu durum aranan lider tipinde önemli değişiklikler ortaya çıkmasına, çıtanın yükselmesine neden olmaktadır. Yeni oluşumlarda liderlerin otoriter yerine filozof gibi bilge, yıllarını sanatına vermiş gibi usta, gerçekleri 8 İBİCİOĞLU ve ark., a.g.m., s.6 TÜRKMEN, İ., 1999, Yönetsel Zaman ve Yetki Devri Açısından Yönetimde Verimlilik, MPM Yayınları, No.519, Ankara, s.63 10 ZEL, U., 2001, Kişilik ve Liderlik, Evrensel Boyutlarıyla Yönetsel Açıdan Araştırmalar, Teoriler ve Yorumlar, Seçkin Yayınları, Ankara, s.113-114. 11 JACOBSEN, C., HOUSE, R.J., 2001, Dynamics of Charismatic Leadership: A Process Theory, Simulation Model and Tests, The Leadership Quarterly, Vol.10, No.1, p.75 9 gözden kaçırmayarak var olan hedeflerinin hepsine kısa zamanda ulaşabilecek kadar idealist, bir öğrenci gibi meraklı ve bir politikacı gibi motivatör olması istenmektedir. Gerektiğinde hikâyeleriyle ikna edici, tutkulu ve takım oyuncusu olması da yine aranan özellikler arasında yerini bulmaktadır.12 Bu haliyle lider içinde bulunduğu kurumda başarının kahramanı haline gelmektedir. Günümüz koşullarında güçlü temel etik değerlere ve ilkelere sahip olmak yeni nesil liderliğin en önemli özelliklerinden biridir. Uzmanlar da, liderlerin bir filozof gibi bilge olması gerektiği konusunda hemfikir durumdadır. Nonaka bu durumu, “filozof liderin vizyonu daha yüksek hedefler içermeli”13 şeklinde yorumlamaktadır. Toyota’nın kurucu başkanı Eiji Toyoda, çalışanlarına, “sadece inandığınız şeyleri yapın” tavsiyesinde bulunarak kendini diğer liderlerden ayırmaktadır. Uzmanlar iş etiğinde felsefenin önemini vurgulamanın dışında, liderin usta olmasının öneminin de altını çizmektedir. Midillili, usta lider profilini baskı altında çalışmayı seven kişiler olarak tarif etmektedir. Ona göre bu tip liderler çalışanlarına sadece ne yapacaklarını söylememekte, onlara sorumluluk verip önlerine çıkabilecek engelleri nasıl aşacakları konusunda da destek olmaktadırlar. Özaydınlı’ya göre, yoğun rekabet dinamizmi körüklemekte, böylesine bir ortamda kurumların farklılık yaratmak için değişim içinde olmaları şart haline gelmektedir.14 Modern liderin önemli unsurlarından biri de idealist olmasıdır. İdealist lider, organizasyonlarının amaçlarını net bir şekilde tanımlayıp, yarattıkları faydayı ortaya koymaktadır. Nonaka, idealist liderin toplumla kurum arasında bağ oluşturduğuna dikkat çekmektedir.15 Dolayısıyla günümüz liderlerinden sadece kendi çalışanları ve kurumları için değil, toplum için de büyük ideallerin peşinden koşmaları beklenmektedir. Liderin olması beklenen yapıcı özelliklerinden biri de, iyi iletişim kurmasıdır. İyi iletişim, liderin hayallerini hayata geçirebilmesi için kritik öneme haizdir. Ancak iletişimi güçlü kılan birtakım faktörler de mevcuttur. İletişimi hikaye, metafor ve diğer mecazi dillerden yararlanarak yapanlar, son dönemde göze çarpan liderler olmaktadır. Bu şekilde konunun özünü en iyi şekilde anlatıp, daha fazla kişiye ulaşmayı başarabilmektedirler. Bunun sebebi ise mecazların, insanın hayal gücünü çalıştırmasından dolayı daha çok ilgi çekmesidir. Çalışanlar ile iletişim kurarken liderin kendi deneyimlerinden veya yaşanmış başka deneyimlerden örnekler vermesi konunun anlaşılması açısından oldukça önemli ve pozitif değer taşımaktadır. Dikkat edilmesi gereken bir husus da liderin bu iletişimi sağlarken mümkün olan tüm iletişim kanallarını açık tutması gerekliliğidir. İletişim kanallarını açık tutabilmek için alıcının kaynaklardan gelecek tüm gönderilere dikkat etmesi gerekmektedir. Bu da kişiler ve kurumlar bazında ciddi köprüler sağlanması anlamına gelmektedir. Günümüzde usta liderlerin politik güçlerini kullanmasının önemi göz ardı edilmemelidir. Hatta politik olmanın çalışanları motive etmek için önemli bir silah olduğu 12 NONAKA, Ikujiro, 2007, The Knowledge-Creating Company, Harvard Business Review, July-August Issue. NONAKA, a.g.m. 14 Capital, 2011, Yeni Nesil Liderlik Kriterleri, Ağustos 15 NONAKA, a.g.m. 13 da bilinen bir gerçektir. Uzmanlara göre bu tip liderlerin ortak noktaları sonuç odaklı olmalarıdır. Çalışanlarını daha yüksek performansa yönelik motive etmeleriyle de dikkat çekmektedirler. Bunu yaparken çalışanlarının sözlü ya da sözsüz davranışlarından faydalanmaktadırlar. Bu tip liderler, insanların hem duygusal hem de mantıklı olduklarına, bu yüzden her fırsatta çalışanlarla sağlam diyaloglar geliştirmenin önemine inanmaktadırlar. Bununla birlikte diyalog kurarken asıl dikkat edilmesi gereken hususun adaletli davranmak ve değer vermek olduğunu bilmektedirler.16 Kavramları farklı bir açıdan ele almak istersek, günümüzün çarpıcı liderlik eğitmenlerinden biri olan Bill George konuya “otantiklik” adı verilen bir yaklaşım getirmektedir. Otantiklik, sahici olmak, gerçekten içine sinen şekilde davranmaktır. Çevrenizde, içi dışı bir insan diye tabir ettiğiniz, kendinizi onların yanında daha rahat hissettiğiniz insanlar bu tarz insanlardır. George eğitimlerinde, “…kendinize bir bakın. Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz, gerçekte içte olan sizi dışarıya yansıtıyor musunuz, geliştirmek istediğiniz alanlarınız neler, daha iyi bir insan olmak, daha iyi bir lider olmak için nelere ihtiyacınız var ve açık vermemek için hangi yönlerinizi geliştirmeniz gerektiğini kendinize itiraf etmeye çekiniyorsunuz? Elinize bir kağıt kalem alın, kendinizi yeniden tarif etmeye başlayın. Hiçbir şey için geç değil” şeklinde telkinlerde bulunmaktadır.17 Belki de birçoklarının yanında bu bakış açısıyla otantiklik önem sıralamasında öne çıkmaktadır. Çünkü yalnızca lider olma ihtiyacı bulunanların değil, insanların kendileriyle baş başa kalmaları durumunda da temel eksiklik kendini tarif etme ya da kendinin farkında olma eksikliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Elbette kendinin farkına varmak, özellikle bir lider için, empati kurma yeteneğinin de gelişmesine yardımcı olacaktır. Psikolog Carl Rogers empatiyi, “bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve durumu ona iletmesi süreci” olarak tanımlamaktadır.18 Rogers’a göre empatinin tam olarak gerçekleşmesinin üç kuralı vardır19; 1. Bir insanın kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak, olaylara onun bakış açısıyla bakmak, 2. Karşısındakinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamak ve hissetmek, 3. O kişiyi anladığını ona ifade etmek. Bunun için de sürekli kendimizle bağlantıda olmak ve kendimize şefkat göstermek çok önemlidir. Çünkü kendini anlamayan insan başkalarını anlayamaz. Şefkat, kendisinin ve başkalarının içinde bulunduğu duygu durumunu anlamaktır. Şefkat besleyebilmek için duygularımız ve içinde bulunulan an ile bağlantıda bulunmak gerekir ki çoğunlukla iş alanlarındaki talepkâr ortamlarda kendimizle ya da çevremizle 16 Capital, a.g.m. GEORGE, Bill, 2003, Authentic Leadership: Rediscovering the Secrets to Creating Lasting Value, JosseyBass Pub., USA s.11-14 18 YETİŞ, Nilgün, 2015, Yeni Nesil Liderlik Anlayışı, İletişim, Liderlik, Kariyer Online İş Marka Yönetimi, 11 Kasım 19 a.g.m. 17 doğru dürüst bağlantımız yoktur. Bu nedenle şefkat çoğunlukla olumsuz bir durumda gösterilecek bir tepki, koruma güdüsü ya da gösterilmesi gereken sempati sanılır. Genel itibariyle şefkat unsurunun çevreye karşı gösterilmesi gerektiği yönünde yanlış bir algı vardır. Bu da çoğunlukla bizi fedakâr duruma getirir ve bir süre sonra yaşam enerjinizdeki yok oluş gerçeğiyle baş başa kalırsınız. Oysa sağlıklı olan bunun tek yönlü olmamasıdır. Gerçek anlamda şefkat gösterebilmek için öncelikle insanın kendisine, daha sonra çevresine şefkat göstermeyi öğrenmesi gerekmektedir. Kendine karşı şefkat gösterme yeteneği, kişinin pozitif eleştiri yaparak, yargılayıcı ve sert olmaktansa kendine karşı anlayışlı olma eğilimidir. Bu açıdan kendini suçlayıcı ya da destekleyici olup olmadığı sorularına yanıt vererek, bulunduğu durumu ne azaltarak ne de abartarak, olması gerektiği gibi objektif görerek, aklından geçenleri eyleme dökmek adına kendisine bir yol çizen bireyler, liderlik yetenekleri karşılaştırıldığında diğerlerinden çok daha öne çıkacaklardır. Tüm bunların yanında bir de genel geçer bakış açılarında sürekli yapılan hatalardan biri olan yöneticiyi lider sanmak yanılgısından kurtulabilmek adına ikisi arasındaki ayrımı da net açıklamak gerekmektedir. Her ne kadar, daha önce değindiğimiz gibi, liderliğin prensip ve çeşitleri olsa da hiç kuşkusuz genetik ve çevreye dayalı etkin bir altyapısı bulunmaktadır. Bunu açıklayabilmek için genetik yapının etkilerini incelemek biraz daha detaylı bilim içeriğine bağlıdır ancak çevreye dayalı etkilerini incelemek için gözlemlerden faydalanmak yeterli olacaktır. Öyle ki, bireyin ailesinde ya da yetiştiği çevrede liderlik özelliği sergileyen, öğrenmeye ve öğretmeye açık ve etkili iletişim becerileri yüksek bireyler bulunması, küçüklükten itibaren kendini yetiştirebilmesine ve içinde yaşadığımız dünyayı anlayabilmesine ortam hazırlayacaktır. Aldığı eğitimlerin iyi kullanılması durumunda da sıklıkla dile getirdiğimiz analitik düşünme yeteneği ile birlikte her durum ve koşulda sonuç odaklı, yapıcı ve arzu edilen başarıya yönelik eylemleri hayata geçirme konusunda daha yürekli ve yüreklendirici olacaktır. Günümüz şartlarında atanmış liderle karşılaşmak oldukça nadir bir durumdur. Çünkü lider, liderlik kavramı ön plana çıktığı için saygı duyulan, elde tutulmak istenen kişidir. Bu durum liderin bağlı bulunduğu kuruma kendini ait hissetmesini de sağlamaktadır. Ancak kurumları makro düzeyde incelediğimizde, özellikle devlet kurumlarında ya da ulusal-uluslararası büyük şirketler ölçeğinde, lider özelliği taşıyan bireylerin, çok daha ileri koşullar ya da üst düzey şahsi tatmin oluşturarak atandıklarını görmek mümkündür. Bu durumun, liderin atandıkları yerdeki yapılanmanın arzu edilen seviyelere çıkabilmesi için gerçekleştiğini unutmamak gerekir. Çünkü lider, nerede olursa olsun, şartları, üretim seviyesini ve ürünü iyileştirmek için yapılan çalışmaları başarıyla idare etmesi beklenen kişidir. Elbette ki bu kadar akademik çalışma ve tasarım, liderliğin perspektifine açıklık getirmek amacıyla yapılmaktadır. Ne var ki temel sorunlardan birisi de bahsedilen kavramların uygulanabilirliğindedir. Dünyanın dört bir yanında yapılan çalışmalar günümüz eğitmenleri, yöneticileri ya da çalışanları tarafından takip edilmektedir. Ancak gerek bireysel, gerek ekonomik, gerek sosyo-kültürel ve gerekse de coğrafi sebeplerden dolayı istenen her nitelik, her bireyde farklı sonuçlar doğurabilmektedir. Bu durum da insanın yapı itibariyle duygu odaklı olmasından kaynaklanmaktadır. İşte bu sebeple de, insanın aslında yalnızca bulunduğu çevrenin ya da koşulların bireyi değil, dünya bireyi olması gereksinimini bizlere sunmaktadır. Yöneticilik ile liderlik bakış açılarını en iyi bilmesi istenen birimler, kurumların “İnsan Kaynakları” birimleridir. Bu birimlerin öncelikli ihtiyaç değerlendirmelerine bakıldığında göze çarpan bir ayrım mevcuttur. Verilen, planlanan ya da amaçlanan bir işin gerçekleşmesinde icra makamı, başka bir deyişle “saha elemanı” işi yapan kişi unsuru; işin yapılması konusunda gerekli organizasyon ve koordinasyonu sağlayan kişi yönetici unsuru; işi planlayan, amaca hizmet edip etmediğini ortaya koyan, amaca hizmet etmeyen unsurlarına müdahale eden ve gerekli motivasyonu sağlayan ya da en azından motivasyon için ortam sağlayan unsur ise lider unsurudur. Bu açıdan çalışanların oryantasyon süreçleri tamamlandığında aralarından sıyrılanlar yavaş yavaş kurumları temsil etmeye başlarlar. Bu temsil süreci içerisine girenler yönetici niteliği kazanmış olurlar. Bu açıdan yönetici ile elemanları birbirinden ayıran fark, farkındalık düzeyleri ve koordinasyon becerileridir. Her çalışma sürecinde beklenen ya da beklenmeyen sorunlarla karşılaşılacaktır. Bu sorunlara yerinde ve zamanında müdahaleler gerekecektir. Beklenilen özellikte ürün ortaya koyamayan birimlerin potansiyel ya da kinetik olarak geliştirilmesinin sağlandığı nokta lider ile yöneticiyi birbirinden ayıran noktadır. Bahse konu noktada lideri yöneticiden ayıran nitelikler ise amaca odaklılık, kuruma adanmışlık ve yetenek yönetimidir. Bu açıdan kurumlar bazında değerlendirildiğinde, hiyerarşik yapının oluşturulabilmesi adına oldukça ciddi değerlendirmelerde bulunmak, ön görüntünün hatalı olabileceği gerçeğinden yola çıkarak detaylara önem vermek ya da başka bir değişle sadece şekli değil aynı zamanda fikir bütünlüğünü de ele alarak, kontrolün güvene mani olmamasını her durumdan şüphe etmek olarak anlamayan, takip edilmesi gereken noktaları iyi bilen ve analiz eden bireyler, lider saygınlığını elde etmiş yöneticiler olarak ön plana çıkacaklardır. İçinde bulunduğumuz kurum olan Türk Silahlı Kuvvetleri özelinde; komutanlar, lider ve yönetici niteliklerini tek vücutta toplamış bireylerdir. Komutanlık makamına uygun görülenler, bu niteliklerden herhangi birini tek başına uygulamaya kalktıklarında başarısız olacaklardır. Diğer bir deyişle yalnızca yönetici olan komutanlar, personelinin lider arayışlarına cevap veremeyecek, yalnızca lider olma çabası gösterenler ise yerine getirilmesi gereken vazifelerin işleyişinde sektelerle karşı karşıya kalacaklardır. Bu açıdan bakıldığında hem yönetici hem de lider olmayı başarabilen komutanlar, mikro düzeyde kendisine bağlı olan birliği, makro düzeyde ise Türk Silahlı Kuvvetlerini ve hatta duruma göre devleti başarıyla temsil edebileceklerdir. Bir komutan, emrinde çalışan tüm personelin gözünün üzerinde olmadığı bir an bile bulunmadığı düsturuyla hareket etme mecburiyetindedir. Çünkü personel, aklındaki yapılması gereken davranış veya sahip olunması gereken bakış açısı boşluğunu en yakınındaki liderden başlayarak doldurma eğilimi gösterecektir. Elbette ki yalnızca bu açıdan değerlendirmek de nitelik tanımlamalarında eksik kalacaktır. Astlar, liderler için her durumda vazifeyi başarabiliyor mu, problemi yönetebiliyor mu, beni koruyabiliyor mu şeklinde sorular sorarlar. Bu soruların her birine ayrı ayrı olumlu cevap alınması durumunda komutanlar himaye ve emrindeki personelin söylem ve davranışlarının kendilerinin istediği tarzda şekillendiğini, görevlerin olması gerektiği gibi yerine getirildiğini ve aidiyet duygusunun üst seviyelerde yaşanmaya başladığını gözlemleyebilirler. Bu durum her kurumun sahip olmayı arzu ettiği birlik ve beraberlik duygusunu da pekiştirecektir. Günümüzde iyi eğitim almasının yanında kendisini de geliştirmiş ve geliştirmeye devam eden, meraklı, öğrenmeye ve paylaşıma açık, şartlar ne kadar rahat olursa olsun saygıyı ve seviyeyi kaybetmeyen, konuşurken seçtiği ifadelerde dikkatli ve doğru olduğunu düşündüğü noktalara çekinmeden temas eden, adil ve yapıcı özelliklere sahip komutanlar, sahip olduğu nezaketin parlayan güzelliğinin yanında personelin saygısını kazanmanın verdiği hazzı da yaşayacaklardır. Sonuç olarak, yeni nesil lideri dediğimiz kavram aslında daha önce ortaya konulmuş olan yani bilinen liderlik özelliklerinde eksik kalan unsurların görünür hale gelmesiyle ortaya çıkmış bütünleşik bir kavramdır. İdare ve yönetimde planlama ve organizasyon becerilerinin yanında; olması gereken insani nitelikleri tek bünyede toplamış, anlayışlı ama adalet mevhumunu göz ardı etmeyen, güçlü görünümlü ama kendisine ve çevresine göstermesi gereken şefkati kaybetmemiş, her duruma kendisini kolayca adapte edebilmeyi başarabilen, dinleyen, çözüm arayan ve çözüm yollarını gösteren, engelleri tek başına ortadan kaldırmaya çalışmayıp oluşturduğu teşkilatlanmalarla aşmayı başarabilen, destekleyici, motive edici ve eğitici nitelikleri de sergileyebilen bireylerdir. İşaret ettiği yeniliklere karşı olan inancı, içinde bulunduğu şartlar ve bu şartların sonuçları ne olursa tükenmeyen başarma azmi ve kendine olan güveni konusunda örnek teşkil edebilecek seviyede olan kişilerdir. Ülkemizde liderlerin, tüm bu niteliklere sahip olabilmek konusunda kendilerine alabilecekleri örnek de aslında çok da uzakta değildir. Yukarıda bahsedilen tüm liderlik tiplerini tek vücutta toplamayı başarmış ulu önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün gösterdiği yolun üzerindeki ışıkları takip etmek bile hem aydınlanmanın, hem de insanları aydınlatmanın temel taşıdır. Yeri geldiğinde tam bir demokrat, katı bir otokrat, cesaret veren serbesiyetçi bir lider olabilmiş, hem asker hem de sivil olarak, milletinin geleceğini kendisinin hedefi olarak benimseyerek, bir ulusa yepyeni bir çağın kapılarını açmıştır. O’nu anlayabilme arayışının sonunda, tüm zamanların lider arayışı için bilinmeyen hiçbir nitelik kalmayacaktır. Bu kadar pürüzsüz bir örneğe bakarak denilebilir ki, kahraman olabilmek, kahramanlara benzemekle değil, kendini onların kahraman olmalarını sağlayan fikirleriyle bezemekle mümkün olacaktır. KAYNAKÇA: Capital, 2011, Yeni Nesil Liderlik Kriterleri, Ağustos GEORGE, Bill, 2003, Authentic Leadership: Rediscovering the Secrets to Creating Lasting Value, Jossey-Bass Pub., USA İBİCİOĞLU, Hasan, ÖZMEN, İbrahim, TAŞ, Sebahattin, 2009, Liderlik Davranışı ve Toplumsal Norm İlişkisi: Ampirik Bir Çalışma, S.D.Ü., İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C.14, S.2 JACOBSEN, C., HOUSE, R.J., 2001, Dynamics of Charismatic Leadership: A Process Theory, Simulation Model and Tests, The Leadership Quarterly, Vol.10, No.1 NONAKA, Ikujiro, 2007, The Knowledge-Creating Company, Harvard Business Review, July-August Issue SARGUT, S., 2001, Kültürler Arası Farklılaşma ve Yönetim, İmge Yayınları, İstanbul TAYLOR, E.T., PEPLAU, L.A., SEARS, D.O., 2007, Sosyal Psikoloji, İmge Yayınları, Ankara TÜRKMEN, İ., 1999, Yönetsel Zaman ve Yetki Devri Açısından Yönetimde Verimlilik, MPM Yayınları, No.519, Ankara YETİŞ, Nilgün, 2015, Yeni Nesil Liderlik Anlayışı, İletişim, Liderlik, Kariyer Online İş Marka Yönetimi, 11 Kasım ZEL, U., 2001, Kişilik ve Liderlik, Evrensel Boyutlarıyla Yönetsel Açıdan Araştırmalar, Teoriler ve Yorumlar, Seçkin Yayınları, Ankara
Benzer belgeler
İlgili dosyayı indirmek için tıklayın
SARGUT, S., 2001, Kültürler Arası Farklılaşma ve Yönetim, İmge Yayınları, İstanbul, s.234
1 ASKERİ İTTİFAK VE KOALİSYONLARDA
TAYLOR, E.T., PEPLAU, L.A., SEARS, D.O., 2007, Sosyal Psikoloji, İmge Yayınları, Ankara, s.335