Cenk Demir - Tilkinin Dilinden
Transkript
Cenk Demir - Tilkinin Dilinden
2 Ubuntu Türkiye E-Dergisi Sudo 15. Sayı 15 Ocak 2010 www.ubuntu.org.tr [email protected] Editörden: Yusuf Sansarkan Vlc Player: Ayhan Aktaş Açık/Kapalı Kaynak Yazılım Tartışmaları: Cenk Demir Testdisk: Levent Altunöz Rail Aliev Röportajı (Debian Gel.): Ayhan Aktaş Crunchbang Linux: Utku Demir Bilgisayarın Geçmişi: Ayfer Kaya Alien Arena: Veli Tezel Takvimleri Hazırlayan: Hüseyin Sarıgül Kapak Mus'ab Sansarkan Tasarım Ertan Erbek Mizanpaj Yusuf Sansarkan Sudo, Creative Commons (CC) bync-nd ile lisanslanmıştır. Sudo, tamamen özgür tasarım araçları kullanılarak hazırlanmıştır. Yazılardan yazarları sorumludur. EDİTÖRDEN 2010'un ilk sayısından merhaba! Kocaman bir yılı geride bıraktık, yeni bir yıla girdik. Her yıl olduğu gibi bu yıl da herkes yeni yıldan barış, mutluluk ve huzur diledi. Her nedense yıllardır dilenen bu dilekler ne dünyaya barış, ne bize mutluluk ne de evlerimize huzur getirdi. Sakın bunun nedeni, bu dileklerin kuru bir dudak veya parmak hareketinden ileri geçmemesi olmasın? Evet değerli özgürlük sevdalıları, dilemek kolay yapmak zordur. Barış dileyip savaş başlatırsan, mutluluk dileyip kendini bir ekrana hapsedersen, elinde bir yılbaşı gecesindeki sahte eğlencelerden başkası kalmayacaktır. Belki şimdi bunların yerine, Linux alemine bir şeyler dilemeliydim ama ben gerçekçi olmayı daha uygun görüyorum. Bence dileklerimizi dilemeden önce şunlara cevap vermeliyiz: Bir yıl, yani üç yüz altmış ben gün, yani sekiz bin yedi yüz altmış altı saat... Bu zamanın ne kadarını faydalı bir iş için harcadık? Ne kadarını gözlerimizin ve beynimizin düşmanı oyunlarla geçirdik? Ne kadarını ailemize, eşimize, çocuğumuza ayırdık? Ne kadarını özgür yazılım çorbasına biraz tuz atmak için kullandık? Eski yıllarda yaptığımız hataları görüp yeni yıllarda bunları tekrarlamamamız dileğiyle; özgürlük dolu mutlu yıllar dilerim. Bu ay da yazarlarımız ve okurlarımız sizler için birbirinden güzel yazılar yazdılar. Yeni yılın bereketinden midir nedir, bu ay bize yayımlamak istediğimizden daha fazla yazı geldi. Biz de siz değerli okurlarımızı sıkmamak için tümünü yayımlamadık. Yazılarını yayımlamadığımız yazarlarımız ve okurlarımız umarım bizi affederler. Eğer siz de Sudo'ya yazmak isterseniz, en geç ayın onuna kadar yazılarınızı e-posta adresimize gönderebilirsiniz. Ayrıca yeni yıl nedeniyle size bir sürprizimiz var: Değerli arkadaşımız Hüseyin Sarıgül, sizler için birbirinden güzel dört adet takvim hazırladı. Ayrıca takvim ebatında oldukları için isteyen gidip bir matbaada bastırabilir. 4 VLC PLAYER Herkese yeni bir sayıda tekrardan merhaba! video dosyası var ise diskten açar. Ağ aç, bir siteden veya video dosyasını player ile açmak için kullanılır. televizyonda bir görüntüyü yakalayıp kayıt yapmaya Kaydet ise video veya ses dosyalarımızın uzantılarını çevirmek için yardımcı olur. Çıkış, Vlc player'ı kapatır. Bu yazımızda sizler ile beraber Vlc Player'ı ve ayarlarını inceleyeceğiz. İlk önce Vlc Player'ı tanıyalım. Vlc Player'ın tam adı Video Lan Client Media Player'dır. Açık kaynaklı ve bir çok kodeği içinde barındırmaktadır. Bir çoğumuz, oynatamadığımız video veya ses Ayhan Aktaş [email protected] dosyalarımızdan yakınırız. Onun için ya kodek yüklemeye çalışırız ya da ona uygun oynatıcı ararız. Vlc Player bu sorunlarımızı ortadan kaldıran bir oynatıdır. Basit arayüze sahip ama yapıtığı işler çok büyük olan bu oynatıcıyı bilgisayarımıza kurmak için “Terminal” e gelip sudo apt-get install vlc dememiz yeterli olucaktır. Hem gerekli kodekleri yükleyecektir hem de oynatıcıyı kuracaktır. Kurulum işlemi bittikten sonra Vlc Player'ı Uygulamalar > Ses ve Video sekmelerini takip ederek başlatabilirsiniz. Vlc Player'ı başlattıktan sonra bizi şöyle sade bir görüntü ile karşılayacaktır. İlk olarak “Medya” sekmesini inceleyelim: Medya sekmesinde Dosya Aç, Klasör Aç, Disk Aç, Ağ aç, Yakalama Aygıtı Aç, Çevir / Kaydet ve Çıkış bölümleri bulunmaktadır. Dosya aç, müzik ve video dosyalarımızı açmak için kullanılır. Ses veya video dosyasının yolunu bulup aç dememiz yeterli olucaktır. Klasör aç ise müzik veya video dosyalarını klasör şeklinde hepsini birden eklememize yardımcı olur. Disk aç ise eğer cd sürümüzde ses veya müzik dosyasını Yakalama aygıtı, yarıyor. Çevir / başka uzantılara Ses sekmesinde ise ses veya video dosyamızın ses ayarlarını yapmak için kullanılan yerdir. Geniş bir anlatım yapmaya gerek yok. Ses sekmesi, ses izi sesi açıp kapatmak için kullanılır, ses aygıtı ile ses çıkışını stereo ve mono seklinde vermeye yarar, ses kanalları ses çıkışını hangi taraftan vermek istiyorsanız onu seçmeniz için yardımcı olur, görsel öğeler ise video veya ses oynatımı yaparken ayrı bir pencerede görsel öğeler oynatmak için kullanılır. Video sekmesindeki ilk özellik video izidir. Video izi, video da ki görüntüyü kapatır ama sesini kapatmaz. Alt yazı izi video'ya alt yazı ekler. Büyütme, video boyutunu büyütür. Taramasız video görüntüsünün kalitesini ile oynama yapmak için kullanılır. En- Boy oranı videonun enini ve boyunu ayarlamak için kullanılır. Krpma videonun boyutunu kırpmaya yarar. Tam ekran görüntüyü tam ekran yapar, her zaman üstte ise görüntüyü her zaman üstte tutar. Oynatımda sadece zamana git özelliği açık olur o da video veya ses dosyasının hangi dakikasına gitmek istiyorsanız o dakikada oynatmaya yarar. Oynatma listesinde ilk özellik ek kaynaklardır. Bu özellik orada belirtilmiş kanallardan dinleme özelliğine yarar. Listeyi göster özelliği oynatma listesini yani video ve ses dosyalarımızın olduğu bölümdür. Listeyi dosyadan yükle, özelliği daha önceden hazırlanmış bir playlisti oynatmaya yarar. Listeyi dosyaya kaydet özelliği ise oynatma listemizi kaydetmek için kullanılır. Araçlar sekmesinde uzun bir özellik listesi bulunmaktadır. İlki oynatma 5 listesidir, bunu anlatmaya gerek yok. Diğer özellik detaylı ayarlardır, buradan ses dosyasına bazı ince ayarlar yapmak için kullanılır. Açtığımızda şöyle bir pencere açılacaktır. Detaylı ayarlar özelliğini bitirdiğimize göre sıradaki arayüz ekle özelliğini kısaca anlatalım. Arayüz ekleme özelliği ise oynatıcıya konsol, telnet, web, hata ayıklama, fare hareketleri arayüzleri ekler. Diğer arayüzler ise basit görünüm ve tam ekran arayüzleridir. Gelişmiş denetimler kutucuğunu işaretlediğimiz zaman oynatımız üzerinden iki tane simge oluşacaktır. İlk simge ses veya video dosyamızın bir noktasında bir noktasına oynatımı sürekli yapar yani seçtiğimiz a noktası ile b noktası arasında dosyamız oynatılır. İkinci simge ise izlediğimiz videoda anlık görüntüleri çeker. Mesajlar özelliği oynatıcıda oluşmuş olan hata mesajlarını ve kullandığı modülleri gösterir. Media ve kodek bilgisi dosyamızın genel bilgisini ve kodek bilgisini gösterir. Yer imlerim özelliği oynattığımız videoyu yer imlerine ekler. Vlc yapılandırmasının adından da belli olduğu gibi oynatıcıyı yapılandırırmak için kullanılır. Ses efektleri sekmesi altında, grafik ekolayzer, ses dosyamızın ses ayarlarını yapmak içindir bildiğimiz ekoloyzar ayarlarıdır. Spatializer ise buda bir ekolayzerdır ses ayarlarını yapmak için kullanılır. Video efektleri video görüntüsü ayarlarının yapıldığı bölümdür burada fazla ayrıntıya girmeden anlatım yapıcam. Oynattığınız videonun görüntüsünü, parlaklığını vs. ayarlarını değiştirmek için kullanılacak alandır. Senkronizasyon sekmesinde üç tane güzel bir özellik bulunmaktadır. Bunlar sesin videoya göre ileride veya geride kalmsı ayarı, Alt yazının videoya göre ileride veya geride kalsı ayarı ve alt yazı hızıdır. V4l2 kontrolleri ise televizyondan görüntü alırken kullanılan alandır. Araçlar sekmesindeki en son özellik ise tercihlerdir. Tercihlere tıkladığımızda şöyle bir görüntü ile karşılaşacağız. Tercihler bölümü vlc player'ımızın gelişmiş ayarlarını yapmamıza yardımcı olur. Ayar yapmayı sağlayan bölümler ise resimde görüldüğü gibi Arayüz, Ses, Video, Altyazı & OSD, Girdi & Kodek'ler ve Kısayollardır. Arayüz, oynatıcımızın arayüz ayar bölümüdür buradan Vlc Player'ın temasını değiştirebiliriz. Temaları vlc'nin veya gnome-look gibi tema üzerine kurulu olan sitelerden bulabilirsiniz. Örnek vlc temalarını http://www.videolan.org/vlc/skins.php adresinden ulaşabilirsiniz. İndirdiğiniz temayı /usr/share/vlc/skins2 altındaki klasöre gönderip oynatıcıdan arayüz > dış görünüş bölümünden temayı seçip aktif edebilirsiniz. Ses bölümünde sesin seviyesini, çıktı türünün ayarı, ses efektleri ve last fm aboneliği ayarları yapılmaktadır. 6 Video sekmesinde ise video enstantaneleri ayarı ve ekran gösterimi ayarları bulunmaktadır. Altyazı ve OSD, videolarımızın altyazı ayarlarını ve görüntü ayarlarını yaptığımız yer. Girdi ve Kodek bölümü, kodek ayarları, disk aygıtı ayarları, ses erişim ayarları gibi ayarları yapmamıza olanak sağlar. Son bölümümüz oynatıcıda kullanabileceğimiz kısayol tuşlarıdır. Herhangi bir kısa yol tuşunu değiştirmek istiyorsanız üzerine çift tıklayıp atamak istediğiniz harfi tuşlayıp kaydet demeniz yeterli olucaktır. Vlc Player o kadar geniş özelliklere sahip bir program ki, ayrıntılı bir şekilde anlatmaya kalksaydım tüm dergiyi işgal etmek zorunda kalacaktım. Bu nedenle kısa bir tanıtım yapmayı uygun gördüm. 7 YAZILIM NASIL OLMALI? Açık/Kapalı Kaynak Yazılım Tartışmaları Özgür yazılım kavramının oluştuğu dönemden bugünlere değin açık ve kapalı kaynak yazılımlar arasında hep bir gerginlik söz konusuydu. Özgür ve özgür olmayan yazılımlar birbirlerinden kalın çizgilerle ayrılıyorlar ve her iki tarafın C e n k De m i r kullanıcıları hararetli tartışmalar [email protected] yürütüyorlardı. Günümüzde ise yazılımların karşılıklı duruşlarında belirgin bir farklılaşma olduğu görülüyor. Bu farklılaşmanın nedenlerini ve nasıl bir süreç içinde geliştiğini görmek için son dönemlerde yaşanan gelişmelere bakmakta fayda var. Ekonomi, yaşamın her alanını olduğu gibi yazılım dünyasını da biçimlendiren unsurlardan biri. Büyük olasılıkla son dönemlerde duymuş olduğunuz bir kaç habere bakalım: Microsft, Linux çekirdeği için donanım sürücüleri hazırlıyor. Yine Microsoft, Suse ile işletim sistemleri pazarında sağlam bir yer edinen Novell firmasıyla antlaşma yapıyor. Antlaşmanın içeriği bir hayli kapsamlı; Linux isteyen müşterilere Suse verilmesi, uyum sorunlarının giderilmesi, patent davalarında karşılıklı antlaşma vd... Haberler bunlarla da sınırlı değil, sektörel bazda türlü işbirliği antlaşmaları satır aralarında yakalanabiliyor. Tüm bu gelişmeleri ve belki ileride yaşanacak süreci şekillendiren, öyle görünüyor ki Linux'un gelişim sürecinde yakaladığı pazar payı... Her ne kadar farklı kurumlardan gelen tartışmalı veriler olsa da, bilgiler genel olarak Linux işletim sistemi ve açık kaynak yazılımların, kullanım oranında %1'i geçtiğini hatta %2'lik dilimi yakaladığını ve istikrarlı bir şekilde yükselişte olduğunu gösteriyor. Söz konusu olan ekonomik gelişmeler ve pazar payı olduğu vakit büyük yazılım firmalarının gelişmelere felsefi ya da ahlaki boyutta yaklaşmayacağı bir gerçek. Yine tartışmalı veriler olsa da araştırmalar büyük firmaların özellikle ana makinelerde Linux işletim sistemlerini tercih ettiğini gösteriyor. Bir çok firma Windows ve Linux işletim sistemlerini birlikte kullanıyor. Hal böyle olunca şirketlerin beklentileri her yazılımın birbiriyle uyum içinde çalışması. Her iki taraf da büyük müşterilerin bu tür beklentilerine kayıtsız kalamayacağının farkında. Dolayısıyla uyum sorunlarının giderilmesi her iki tarafın da işbirliği içinde olmasını gerektiriyor. Elbette bu ihtiyaç Linux'un pazar payı geliştikçe daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Açık ve kapalı kaynak yazılımlar arasındaki başta bahsettiğimiz gerginlik bu açıdan değerlendirildiğinde iki tarafın karlılık ya da yaygınlık stratejilerinde bazı ortak kararlar alması kaçınılmaz görünüyor. Meselenin diğer bir boyutu özgür yazılım kavramını temel alan ancak zaman içinde hayli farklılaşan ve daha da farklılaşacağı tahmin edilen açık kaynak yazılımların gelişim süreci. Çoğumuzun bildiği üzere başlangıçta açık kaynak yazılımların merkezi konumunda olan Gnu projesinden zaman içinde bir işletim sistemi orataya çıktı ve tartışmalara bağlı olarak buna kimi zaman Linux kimi zaman Gnu-Linux dendi. Zaman içinde kapalı kodlar kullanan farklı Linux dağıtımları çıkmaya başladı ve sizlerin de tahmin edeceği üzere bu açık kaynak cephesinde de bir tartışma konusu. Kapalı kaynak yazılımların kullanıldığı sözü geçen dağıtımların olduğu bir gerçek, dolayısıyla Linux cephesinde yaşanan bu süreci doğru şekilde analiz etmek önem arz ediyor. Bu hususta söylenecek her düşüncenin bir şekilde tartışmada taraf olacağı sıkıntısını bir kenara bırakarak şunu söyleyebiliriz; açık kaynak dünyasını ideal bir düşünce birliği ya da bir dünya görüşü olarak değerlendirmek tek başına yeterli olmuyor. Linux tarafında yaşanan gelişmelerin, değişimlerin temel nedenlerinden birinin pazar payını artırmak olduğu göz önüne alınmalı. Bu durumda Linux tarafından gelecek ekonomik girişim ve atılımlara alışmak gerekiyor. Bu değerlendirme haliyle açık ve kapalı kaynak yazılımlar arasındaki başta belirttiğimiz keskin çizgiyi, farklılığı değiştiriyor, ortak bir paydaya taşıyor. Bu ortak payda olabildiğince fazla kullanıcıya daha fazla kar ve daha fazla pazar payı amaçlarıyla ulaşabilmek. Elbette buradaki değerlendirmede açık kaynak yazılımın tanıdık yüzü olan Linux'u göz önüne almak gerek yoksa tek başına Gnu için aynı gelişim sürecinden bahsetmek pek doğru olmayabilir. Açık ve kapalı kaynak yazılımlar 8 arasındaki gerginliğin beslendiği düşüncelerden bir diğeri müdahale edilebilir, değiştirilebilir yazılım fikriydi. Tartışmanın taraflarından birini belirleyen kullanıcı dostu yazılımdan kasıt, herhangi bir değiştirme, özelleştirmeye gerek duyulmaksızın her ihtiyaca cevap verebilecek yazılım fikriydi. Diğer tarafı belirleyen değiştirilebilir yazılım düşüncesinden kasıt ise, temel unsurlarıyla gelen ve kullanıcının ihtiyaçlarına bağlı olarak kendisinin özelleştirebileceği yazılım düşüncesiydi. Bu farklılığın da Linux un gelişim süreciyle değiştiği söylenebilir. Kullanıcı dostu yazılım mı yoksa müdahale edilebilir yazılım mı sorusuyla belirginleşen tartışmalar aslında büyük oranda kullanıcıların yazılımdan ne beklediğini de sorguluyor. Bu anlamda kapalı kaynak yazılım taraflarının beklentileri pratik kullanımla özetlenebilir, çünkü kapalı kaynak yazılımlar kullanıcılar tarafından yapılacak herhangi bir değişikliğe müsaade etmiyor. Bu noktada açık kaynak yazılım kullanıcılarına ait beklentilerin daha detaylı bir cevaba dönüşmesi gerekirdi. Oysa son kullanıcının yazılıma müdahale etmekten ziyade pratik olarak faydalanmak istediği açık kaynak tarafında da dile getiriliyor ve öyle görünüyor ki bu düşünce Linux cephesinde her geçen gün daha da benimseniyor. Son kullanıcının açık kaynak yazılımdan beklentim nedir sorusuna verdiği yanıt kapalı kaynak kullancısının verdiği yanıttan belirgin bir şekilde ayrışmadığından olsa gerek Linux dağıtımlarında, özellikle Linux'un yenilikçi yüzü olan Ubuntu'da daha az müdahale edilebilir yazılım düşüncesi ön plana çıkmaya başlıyor. Bu düşünce kah müdahaleye gerek göstermeyen tüm ihtiyaçlara cevap verme niyetinde olan yazılımlarda kah müdahale etmesi giderek zorlaşan yazılımlarda görülebiliyor. Aslında bu hayli tartışmalı bir konu çünkü açık ve kapalı kaynak yazılımların temel ayrımını bulanıklaştırıyor. Dolayısıyla başlangıçta belirttiğimiz açık kaynak, kapalı kaynak yazılımlar arasındaki farklar bu noktada eski gücünü yitirmeye başlıyor. Ancak son kullanıcının açık kaynak yazılımdan beklentisi nedir sorusunu sadece bu kadarla sorgulamak yeterli olmayacaktır; sorgulamamızı farklı bir açıdan daha yapalım. Yukarıda bahsettiğimiz son kullanıcının açık kaynak yazılımdan beklentisi nedir sorusunun cevap bulduğu, en çok destek aldığı bir başka yanıt; herkesin katkısına, desteğine izin vermesi. Bu sayede yazılım dünyasında hayli önem taşıyan güvenlik daha etkin sağlanabiliyor, değişen koşullara göre yazılım da değişebiliyor ve en önemlisi düzeltilebilirlik sayesinde kendi topluluğunu oluşturabiliyor; etkin, katılımcı ve taraf bir topluluk. Tam bu noktada kapalı kaynak yazlımın en büyük temsilcisi Micrsoft'ta da bir değişim söz konusu. Pek çoğunuzun hatırlayacağı üzere Microsoft, dijital ortamda sunulan, dünyanın en kapsamlı ansiklopedilerinden biri olan Encarte projesini sonlandırdı. Her ne kadar açıklamalarında “...insanların günümüzde bilgiyi geçtiğimiz döneme göre çok daha farklı şekillerde yaratması.” yüzünden projeyi sonlandırdıklarını söyleseler de Wikipedia karşısında yetersiz kaldıkları söyleniyor. Açık kaynak yazılım taraflarının en sağlam argümanlarından olan katılımcı yazılım düşüncesi hatırlandığında ve Wikipedia'nın bu düşünceyle günümüze geldiği akla geldiğinde kapalı kaynak cephesinde yaşanan bu gelişmenin belirgin bir değişimin habercisi olabileceği düşünülebilir. Açık ve kapalı kaynak yazılım tartışmasında çeşitli yönleriyle ele almaya çalıştığımız gelişmeler öyle gösteriyor ki farklıllıları bir parça da olsa gidermiş. Doğruluğu tartışılır değerlendirmelerimiz değişen yaşam ve ekonomik koşullara bağlı olarak yıllar boyu yaşanan tartışmaların da değiştiğine işaret ediyor. Kim bilir, belki ileride yaşayacağımız gelişmeler iki taraf arasındaki husumeti daha da belirginleştiren farklılıkları ortaya çıkarır. Ancak son zamanlarda sıkça duymaya başladığımız haberler ve yukarıdaki özetlemeye çalıştığımız tartışmalar farklılaşmadan ziyade benzeşmelerin ön plana çıkacağını düşündürüyor. Nihayetinde şu bir gerçek; bundan sonrasında yaşayacağımız süreçte açık-kapalı kaynak yazılım cephesinde neler olacağını kestirmek zor olsa da her iki tarafın da yaşamda ve ekonomik koşullarda oluşan değişimlere ne denli adapte olacağı aynı zamanda ne denli başarılı olacaklarının da ölçütü olacaktır. Makalede geçen bazı haber ve verilerin kaynakları: http://www.ntvmsnbc.com/id/24952582/ http://www.microsoft.com/turkiye/basinodasi/2009/pr0727001.mspx http://www.novell.com/fr-fr/news/press/microsoft-and-novell-providerenault-with-interoperability http://www.redhat.com/promo/svvp/ 9 TESTDİSK Testdisk ile Veri Kurtarma Bu yazıda Testdisk ile, bölümleme tablosu bozulmuş bir dahili diskin nasıl eski haline getirileceğine bakacağız. Terminalde testdisk komutunu vererek programı çalıştırdığımızda şöyle bir ekranla karşılaşıyoruz. L e v e n t A l t u n öz [email protected] Ben bu safhada canlı cd ile çalıştığım için /dev/sr0 ismiyle bağlı görünüyor sisteme. /dev/sdb ise testdisk işlemleri sırasında çektiğim resimlerin kaydedilmesi için bağladığım usb belleğe ait. Burada hedef bölüm /dev/sda olan harddisk. Onun bölüm tablosu şu an için bozulmuş durumda ve Gparted ile tek bir ayrılmamış disk olarak görünüyor. Oysa ki içinde Linux, Windows ve ntfs depo bölümleri olan bir diskti. Yukarı aşağı ok tuşlarını seçerek bu bölüm üzerine geliyorum ve aşağı menüde Proceed ve Quit arasından Proceed'i seçiyorum ve devam ediyorum. Bu ekranda Create seçeneğini seçerek geçiyoruz. Bu bir log dosyası oluşturuyor. Bu adımda karşımıza sisteme bağlı diskler çıkıyor. 10 Bu aşamada makine sistemiyle ilgili bir seçim yapıyoruz. Genellikle bu Intel'dir. Diğer seçenekler tanıdık değilse Intel ile devam ediyoruz. Bu aşamanın sonuna kadar bekliyorum ama yukarıdakilerden başka bir bölüm bulamıyor. Yani detaylı bir aramaya ihtiyacım var. Stop ile arama sonlandırılabilir ama bunu istemiyorum. Bu aşamada bölümleme yapısını incelemesi ve kayıp bölümleri bulmasını sağlamak için Analyse seçeneğini seçiyorum ki zaten varsayılan olarak geliyor ve devam ediyorum. Görüldüğü izere sonuç pek umduğum gibi çıkmadı. Sadece bir Linux bölümü gösteriliyor. Aşağıdaki Quick search ile hızlı ve baştan savma bir arama yapacağını söylüyor. Ne yazık ki burada detaylı arama seçeneği aktif değil şu anda. Bu aşamada Vista altında yaratılan diskleri de arasın mı Testdisk diye bir soru soruyor. “Y” ile devam ediyorum. Quick search seçeneğini seçtiğimde de olumlu bir sonuç çıkmıyor ve halen kayıp bölümler var. Sizde sonuç olumlu çıkarsa Birkaç adım sonrasına, yani deeper search yaptığımız kısımdan sonraki işleme devam edebilirsiniz. “Q” tuşu ile çıkıyorum bu ekrandan. Dediğim gibi sizde sonuç istediğiniz gibi çıkarsa birkaç adım sonrasına atlayabilirsiniz. Çıkış yapınca karşımıza gelen ekrandan “Deeper Search” seçeneğini seçip derin bir arama yaptırıyorum. 11 Bu aşamada resimde sadece Linux bölümü görünüyor çünkü ben Quich Search kısmında Stop ile durdurup çıktım. Daha önce bu arama sonuç vermemişti. Neyse derin araştırmanın sonucunda şu şekilde bir disk yapısıyla karşı karşıyayım. Sağ ve sol ok tuşlarını kullanarak bu harfi ya “P” (primary=birincil) ya “L” (logical=mantıksal) Ya da “*” (Bootable ) haline getiriyoruz. Burada önemli olan nokta seçtiğimiz simgenin kırmızı bir hata mesajı vermemesi ve 4 ten fazla birincil diske sahip olamayacağımızı hatırlamamız olacak. Bende sonuç şu şekilde oluyor: Görüldüğü gibi durum pek iç açıcı değil. Tüm disk bölümleri silinmiş. Başlarındaki “D” harfi “Deleted” kelimesini simgeliyor. Her bir diskin üstünde iken “P” tuşuna basarsak diskin içindeki dosyaları listelemiş oluruz. Eğer listelemiyorsa disk başka bir satırdakiyle çakışıyor olabilir. Bu disklere hiç dokunmaya gerek yok. Listelenen diskler bizim işimize yarayacak. Listelenen dosyaları “c” tuşu ile kopyalayabiliriz. Listelendiğini görünce “q” ile çıkış yapabiliriz bir önceki ekrana. Bir ntfs diski “P” ile listeliyorum ve şu şekilde görünüyor: Bu şekilde disklerimin bir kısmını kurtardım. Enter ile devam ediyorum. Eğer hatasız yaptıysanız bu aşamada disk tablosunu yazıp yazmayacağını soruyor. “write” seçeneğini seçerek yazdırıyoruz ve diskimiz eski haline dönüyor. Bu aşamada yeniden grub kurulumuyla sistemi boot ediyorum ve cd olmadan disk içinden Ubuntu'yu çalıştırıyorum. Cd üzerinden geri kazanamadığım depo alanını da sistem içinden çalıştırdığım Testdisk ile benzer adımlarla kurtarıyorum ve sorunsuz bir geri dönüşüm yapmış oluyorum. 12 RÖPORTAJ Debian Geliştiricisi Rail Aliev ile Röportaj Bizlere kısaca kendinizi mısınız? tanıtır 35 yaşındayım. Şu anda özgür yazılım bazlı danışmanlık hizmetleri sunan bir şirkette çalışıyorum. En çok karşılaştığım konular arasında Ayhan Aktaş platformlar arası çalışan yazılım ve [email protected] Linux bazlı çözümler oluyor. Katkıda bulunduğum projeler arasında OpenOffice.org, Mozilla, Translate Toolkit, Debian, Ubuntu, Zemberek... İş hayatınızda da bir Linux dağıtımı kullanıyor musunuz? İş yerimizde çalışanların %80'i Linux kullanıyor. Maalesef iş bir dağıtımla bitmiyor, özellikle iş testlere gelince... Sanallaştırmanın getirdiği kolaylıklarından yaralanarak 20'den fazla platformda test yapma olanağımız var. Linux ile ilk tanışmanız nasıl oldu, anlatır mısınız? Yanlış hatırlamıyorsam ilk Linux deneyimim bir dergi ile birlikte gelen Slackware 3.5 ile başlamıştı. Daha sonra uzun bir süre RPM bazlı dağıtımlar kullandım (RedHat ve Mandrake). Bir zamanlar Gelecek Linux projesinde görev aldım (en çok apt-rpm entegrasyonu ile ilgilendim). 2003 yılından itibaren Debian kullanıcı ordusuna geçtim. Ubuntu çıktığında sıcak karşıladım ve masaüstü ortamlarda en çok kullandığım dağıtım oldu. Ubuntu ve Debian için hangi projelerde görev aldınız? Ubuntu ve Debian projelerine daha çok paketleme yolu ile katkıda bulunuyorum. İlk başta gelen görevler arasında Türkçe imlâ denetimi desteği idi. Zemberek ve Pardüs projeleri sayesinde KDE, GNOME ve OpenOffice.org gibi uygulamalar zaten destekleniyordu. Sadece Firefox eklentisi ve Debian kalitesine uygun paketler hazırlamak kalıyordu. Debian geliştiricisi olan arkadaşımız Recai Oktaş sayesinde bu iş bayağı hızlandı ve ilgili paketler Debian üzerinden Ubuntu'ya da girmiş oldu. Paketlerin Ubuntu'ya Debian üzerinden girmesinde birkaç avantajı var. Birinci avantaj, paket Debian'da varsa Ubuntu'da da otomatik olacaktır. Ubuntu takımının işi azalıyor. İkincisi, paketin her iki dağıtımda da olması. Üçüncüsü de, paketler daha çok platformda test ediliyor, dolayısıyla paket kalitesi de bundan yararlanıyor. Debian'da olan son gelişmeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bütün gelişmeleri bir söyleşide özetlemek zor olacaktır. Sadece en çok sevindiğim konuyu ele alayım. Kısa bir süre önce dak (Debian paket arşivi yazılımı) artık kaynak paketlerinin 3.0 sürümünü destekliyor. Bu gelişme sayesinde paketlerin desteği, sürümden sürüme geçişi, bazı işlemleri otomatik hale sokmak çok daha kolay olacaktır. En sevdiğiniz İlk 5 Linux dağıtımı hangileridir? Sevdiğim dağıtımları saymak yerine en önemli dağıtımları ve nedenlerini saymak daha anlamlı olacaktır. Bir dağıtımla bütün istekleri kapatmak çok zor oluyor, bu yüzden kullanım şartlarına göre dağıtım seçimi de değişecektir. 1.Ubuntu, kullanıcı dostu olduğu için 2.Debian, sunduğu paket kalitesi için 3.RedHat, sunduğu kurumsal güven için 4.Gentoo, sunduğu esneklik için 5.Pardus, sunduğu Türkçe desteği için Dergimiz hakkındaki görüşleriniz nelerdir? Her sayıyı büyük bir zevkle okuyorum, özellikle “Güldürü” kısmını. Öneriler arasında: “Olmazsa olmaz” tarzı, ufak tefek tüyoları ve programları anlatan bir konunun her sayıda olması beni çok mutlu ederdi. 13 CRUNCHBANG LINUX Crunchbang Linux Dağıtım İncelemesi Merhaba SUDO okuyucuları. Bu ay dağıtım incelemesi olarak bir Ubuntu türevi olan Crunchbang Linux'u tanıtacağız: Crunchbang Linux, Ubuntu tabanlı hafif bir dağıtımdır. Sitesine göre Ut k u D e m i r tam olarak: "Crunchbang Linux [email protected] hızın, tarzın ve sağlamlığın mükemmel bir birleşimini sunan Ubuntu tabanlı bir dağıtımdır. Hızlı Openbox pencere yöneticisini kullanarak performanstan ödün vermeden; yüksek derecede kişiselleştirilebilir, modern ve özellikleri tam bir GNU/Linux sistemi sağlar." Sistemi büyük masaüstü ortamlarının ağırlığını çekemeyen veya hız isteyen kullanıcılara bire birdir. Crunchbang Linux, aynı Ubuntu gibi i686 ve amd64 işlemci mimarileri için kurulabilir Live CD halinde dağıtılmaktadır. Ayrıca Standart ve Lite olmak üzere iki sürümü vardır. İki sürüm de Openbox ile gelmesine rağmen, Lite sürümde sadece terminal programları ve internet tarayıcı, dosya tarayıcı, belge görüntüleyici gibi temel bir sistem için gereken paketler gelmekte iken, Standart sürümde torrent istemcisi, anlık mesajlaşma programları, mail ve haber okuyucuları gibi ekstra programlar da gelmektedir. Kurulumdan sonra her şeyiyle tam bir sistem isteyenler Standart sürüm kurmalıdır, ancak sistemini ağırlaştırmak istemeyen veya sadece kendi istediği programların kurulu olmasını isteyen kullanıcılar için Lite sürümü idealdir. Sitesinden (www.crunchbanglinux.org) size uygun sürümü indirebiliirsiniz. İmajı indirip güvenli bir hızda yazdığınız CD ile sistemi başlattığınızda Ubuntu kurulumundan farklı olarak ne yapmanız gerektiğini söylemenizi isteyen bir ekranla karşılaşırsınız. Ekranda da yazdığı gibi, eğer Live CD ile CD'yi açmak istiyorsanız boşluğa "live" girip basmanız yeterlidir. Kısa sürede masaüstünüzde olacaksınız. LiveCD kullanarak Openbox masaüstünü deneyebilirsiniz. Bu halde bile size hızlı gelen bir sistem, bilgisayarınıza kurulunca çok daha hızlanacaktır. Bilgisayarınıza kurmak için, masaüstünün herhangi bir kısmına sağ tıklayıp "Install" yolunu izleyerek aşina olduğunuz Ubuntu kurulumunu aynen kullanabilirsiniz. Crunchbang'te, başlangıçta varsayılan olarak Openbox üzerinde tint2 paneli, ve conky yazılımı gelir. Ekranda programların olduğu bir menü görmemek sizi şaşırtmasın, Openbox üzerinde masaüstünün herhangi bir yerine sağ tıklayarak ana Openbox menünüze ulaşabilirsiniz. Üstelik menüde bulacağınız "GUI menu editor" sayesinde menünüzü grafik arayüzde düzenleyebilir veya "~/.config/openbox/menu.xml" dosyasını herhangi bir metin düzenleyici kullanarak düzenleyebilirsiniz. Buradan da anladığınız gibi, ayar dosyaları menüden "Preferances" yolu ile veya doğrudan ulaşılabilmektedir. Openbox ile ilgili bir ayarı değiştirdikten sonra menüden "Openbox Config/Reconfigure" ile ayarlarınızı anında geçerli kılabilirsiniz. Masaüstünüzle ilgili en sık kullancağınız ayar dosyaları aşağıdadır, herhangi bir metin düzenleyici ile düzenleyebilirsiniz: 14 Openbox menüsü "~/.config/openbox/menu.xml" Openbox ayarları "~/.config/openbox/rc.xml" Başlangıç betiği "~/.config/openbox/autostart.sh" Tint2 panel ayarları "~/.config/tint2/tint2rc" Conky ayarları "~/.conkyrc" İpucu: "tint2rc" dosyasının sonunda bulacağınız "MOUSE ACTION ON TASK" kısmını düzenleyerek görev çubuğundaki düğmelere belirli davranışlar atayabilirsiniz. Örneğin: #--------------------------------------------- # MOUSE ACTION ON TASK #--------------------------------------------mouse_middle = none mouse_right = close mouse_scroll_up = toggle mouse_scroll_down = iconify İpucu: Crunchbang Linux varsayılan olarak masaüstünde bir klasör içeriği göstermemektedir. Eğer bu özelliği arıyorsanız, varsayılan dosya yöneticisi olan PCManFM'e bu işi verebilirsiniz. Bunun için dosya yöneticisini açtıktan sonra "Düzen > Tercihler > Masaüstü" yolunu izleyerek "Manage the desktop and show file icons" seçeneğini işaretleyebilirsiniz. "Show menus provided by WM when desktop is clicked" seçeneği de masaüstünüzden Openbox menüsüne ulaşmanızı sağlar. Aynı zamanda buradan duvar kağıdınızı da seçebilirsiniz. Dosya yöneticisinin başlangıçta çalışması için "autostart.sh" dosyasına "pcmanfm &" içeren bir satır eklemeniz gerekmektedir. Crunchbang Linux'u CD imajı halinde indirip kurabileceğiniz gibi CD indirmeden minimal Ubuntu CLI kurulumu üzerine de kurmanız mümkündür. Bunu yapmak için, öncelikle Ubuntu Minimal CD https://help.ubuntu.com/community/Installation/MinimalCD Jaunty sürümünü indirip sadece temel paketleri kuruyoruz. Ardından sırayla aşağıdaki komutları veriyoruz: wget http://crunchbanglinux.org/build-scripts/crunchbanginstaller-9.04.01.sh chmod +x crunchbang-installer-9.04.01.sh sudo ./crunchbang-installer-9.04.01.sh Ardından ekrana gelen talimatlara göre kurulumu tamamlıyoruz. Sonunda kurulumumuz Crunchbang'e dönüyor. Crunchbang Linux, Ubuntu tabanından hiç bir şey kaybetmemiştir. Gnome spesifik olmayan bütün komutları kullanabilirsiniz Crunchbang'de. Ubuntu'nun yüksek donanım tanıma gücü, apt-get ile geniş bir program desteği bulunmaktadır. Sonuç olarak Crunchbang size hızlı, kullanışlı ve şık bir masaüstü ortamı sunuyor. Linux'e ilk başlamak için pek uygun olmasa da, biraz deneyim kazandıktan sonra çok rahat kullanılabilir. Tabii ki dezavantajları da var. Dezavantajlarına, belge ve destek eksikliği (bağımsız bir forumu yok, ama Openbox ve Ubuntu forumları yardımcı oluyor) ve Türkçe çevirilerinin tam olmaması söylenebilir. Ancak, getirdiklerinin yanında küçük eksiklikler bunlar, en azından denenmesi gereken bir dağıtım. İyi eğlenceler. Ubuntu'dan farkları Aşağıda, Crunchbang'in varsayılan masaüstü dışında Ubuntu'dan değiştirdikleri bulunmaktadır. 15 BİLGİSAYARIN GEÇMİŞİ Bilgisayar Tarihi Bilgisayar tarihinin derinliklerine yelken açmadan evvel dilerseniz önce bu kelimenin dilimize nasıl girdiğine bakalım. Bilgisayar kelimesinin fikir babası Aydın Köksal; Türkiye'deki ilk bilgisayar mühendislerinden. O zamanlar Türkiye'de en fazla 50 bilgisayar bulunmakta. Bilgisayara elektronik beyin, kompütır, kompüter, Ayfer Kaya gompütür, elektronik hesap makinesi ve hatta elektronik dimağ diyenlerin bulunduğunu belirten Köksal, Türkçe konuşulan bir ülkede Türkçe isim kullanılması gerektiğini düşünerek, dilimize aslı Fransızca'dan gelen ve ordinatör (düzenleyici) anlamındaki computer'e; saymanın bir çok anlam barındırabileceğini düşünerek, 'bilgi + sayar' kelimesini türetir. Tabii kelime hemen kullanılmaya başlanmaz hatta birçok yerden tepkiler alır. 1980'den sonra IBM'in kişisel bilgisayar fabrikası açmasıyla da hızlıca bir gelişim gösterir. Yine işletim, yazılım, donanım, bilişim, günlemek, bellek de Aydın Köksal'ın dilimize kazandırdığı kelimelerdendir. İlk Bilgisayarlar, Abaküs: Bilgisayar tarihi yaklaşık olarak M.Ö 2500 yıllarında abaküsün icadı ile uzun serüvenine başlar. Abaküs basit toplama, çıkarma daha sonra da bölme ve çarpma işlemleri için kullanılan, boncuklardan ya da çakıl taşlarından yapılan bir hesaplama aracıdır. Çin'de geliştirilen abaküs kısa sürede bütün medeniyetlerde, medeniyetlerin kendi sayı sistemlerine göre yerini alır. Hâlen okullarda çocukların Matematik zekasını geliştirmek amacıyla kullanılan abaküs; İngilizlerin İndependent gazetesinin gerçekleştirdiği hayatımızı değiştiren 101 icat araştırmasında birinci sıradaki yerini alan ilk bilgisayardır. Buradan hareketle bilgisayarın basit olarak 'matematik işlemleri' temeline dayandığını söyleyebiliriz, tabii aynı zamanda matematik'in gelişmesiyle birlikte geliştiğini söylemek de yanlış olmayacaktır. Bu tanımı günümüze; kullanıcının girdiği bilgilere göre aritmetik ve mantıksal işlemleri yapıp, elde ettiği sonuçları saklayarak; istediğimizde, çok büyük bir hızla bize sunması olarak çevirebiliriz. Geçmişte Bilgisayar Tarihi Bilgisayarlar çok kısa bir sürede büyük değişikliklerle hızlı bir gelişim geçirdiler. Kısaca değinirsek; -1642 yıllarında, Fransız bir vergi tahsildarının 18 yaşındaki oğlu Blaise Pascal (1623-1662), babasına işine yarayacak Pascalin adında bir tip hesap makinası geliştirir. Bu araç 10'luk tabanına göre işlemlerde başarı ile kullanılır yalnız Pascalin sadece toplama yapabilmektedir. -1694 yılında Alman matematikçisi ve filozofu Gottfried Wilhem von Leibniz (1646-1716), çarpma ve bölme işlemlerinde de kullanılabilecek Pascalin'i yapmayı başarır. Wilhelm'e göre değerli insanlar, tıpkı esirler gibi hesaplama işinde saatler kaybetmeye layık değillerdir. -1830'larda Charles Babbage, başarılı sonuçlar elde edememesine rağmen bilgisayara temel teşkil eden fark makinesi ve analitik makineyi yaparak hesaplama işlerini elektro mekanik araçlara yaptıracak sonuçların elde edilmesi fikrini açığa çıkarır. -1850 yılında George Boole kendi adıyla anılan, 0 ve 1 rakamlarının kullanıldığı Boole Cebiri sistemini bularak, bilgisayarların gelişimi üzerinde çok önemli rol oynar. 16 -1890'da Herman Hollerith delikli kartlara bilgilerin yüklenilip üzerinde toplama işlemlerinin yapılabildiği elektro-mekanik araç geliştirir. Mark I adı verilen ve saniyede 5 işlem yapabilen bu makine, 18 m uzunluğunda ve 2,5 m yüksekliğindedir. Mark I insan müdahalesi olmadan sürekli olarak, hazırlanan programı yürütebilen ilk bilgisayar olmasına karşın elektronik bir bilgisayar değildir. -1931 yılında İlk analog bilgisayar Vannevar Bush tarafından gerçekleştirilir. -1939'da ilk sayısal bilgisayarı George Stibiz New York’taki Bell Laboratuvarında üretir. Stibiz ikili sistemi bu makinaya uygulayarak komplex sayılarla aritmetik işlemler yapılmasını sağlar. Bilgisayar konusundaki gelişmelerin çok hızlı yaşandığı bir başka dönem II. Dünya Savaşı zamanlarıdır. Bu, tabii ki bir tesadüf değildir. II. Dünya Savaşı'nın gelmesiyle devletler bilgisayarın potansiyel-stratejik önemi nedeniyle bu alandaki çalışmalarına hız verirler. -1941'de Alman mühendis Konrad Zuse uçak ve roketler için Z3 olarak adlandırılan bir bilgisayar geliştirir. Buna karşın, diğer devletler de bu yöndeki çalışmalarını arttırırlar. -1944'te ingilizler Almanların mesajlarını çözmek için Colossus adlı gizli kodları kırmayı başaran bir bilgisayar üretirler. II. Dünya Savaşı sırasında ABD'li bilimadamları tarafından inşa edilen ve elektronik verileri işleyebilen ilk bilgisayar ENIAC, yaklaşık olarak 167 m²'lik bir alan işgal edip ağırlığı 30 tondur. Mühendisler herhangi bir problem için tam 6000 kabloyu fişe elle takarak ENIAC'ı çalıştırırlar. ENIAC'ın yapım amacı daha az isabet hatalı uzun menzilli top ve füzelerin hesaplamalarında kullanılmasıdır. Bilim adamları tarafından 4 yılda tamamlanmış olup maliyeti 500.000 dolardır. En büyük özelliği; elektron tüpleri (yani bugünkü çiplerin atası) ve RAM bellek kullanılmasıdır. Deneme çalışmalarına 1945'te başlayan ENIAC, gerçek anlamda 1947'de kullanılmaya başlanılmış, basına da bu tarihten sonra tanıtılmıştır. 8 yıl boyunca çalıştırılan ENIAC'ın masraflarının fazla olmasından dolayı 1955'te çalışmasına son verilir. EDVAC, ENIAC'tan sonra imâl edilen ilk elektronik bilgisayardır. Bu bilgisayarlarda veriler de program gibi hafızada tutulur. Bu önemli bir gelişmedir zira hafızaya depolama olayının doğmasına neden olur ve bilgisayarın belli bir noktada durdurulduktan sonra devam etmesi sağlanır. Bilgisayar programlamada çok 17 yönlülüğün artmasına neden olması da diğer bir önemli noktadır. ENIAC’tan ayıran özelliği, ondalık taban sistemini değil ikilik taban sistemini kullanmasıdır. EDVAC imâl edilirken dikkat edilen nokta; ENIAC’ın tasarımında ortaya çıkan aksaklıkların giderilmesi üzerine çalışılmasıdır. EDVAC 45.5m²’lik taban alanına ve 7850kg ağırlığa sahiptir. UNIVAC 1: iş dünyasının gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanır. ilk genel amaçlı ticari bilgisayar kabul edilen Univac 1, matematik işlemleri yapabilir, yazıcıdan çıktı alabilir, müşterileri sıralayabilir ve seçim sonuçlarını bile tahmin edebilen bir bilgisayardır. Birinci kuşak bilgisayarlarda (1945-1950) vakumlu tüpler kullanıldı. İkinci kuşak bilgisayarlarda (1960-1965) vakumların yerini transistörler aldı. 1948'de transistörlerin gelişmesi ile bilgisayarın gelişmesindeki artış da büyük ölçüde hızlanır. IBM 1401 ikinci kuşak bilgisayarlar için önemli bir örnektir. COBOL ve FORTRAN gibi yüksek seviye dillerin kullanılmaya başlanması da yine ikincil kuşak bilgisayar zamanlarında olur. Üçüncü kuşak bilgisayarlarda (1965-1970) artık entegre devreler kullanılmaya başlanır. Dördüncü Kuşak Bilgisayarlar: 1980'den sonra transistörlerin yerine mikrochiplerin kullanıldığı bilgisayarlardır. Bugün kullandığımız bilgisayarlar dördücü kuşak bilgisayarlara aittir. Yine ev bilgisayarı bu yıllarda ortaya çıkar. Beşinci Kuşak Bilgisayarın kullanılmasına henüz başlanmamasına rağmen çalışmalar büyük hızlarla devam etmektedir. Kullanılmaya başlandığında da birçok yeniliği ve değişikliği beraberinde getirilmesi beklenmektedir. İşte can alıcı birkaç nokta: gelecekte bizi neler bekliyor? PC'ye ve yazıcıya insan vücudu aracılığıyla bağlanılması yakında mümkün olacak. Klavye ve fare tarihin paslı sayfalarında yerini alacak. Bunun yerine PC'mizi el hareketleri ile kullanacağız. Artık bilgisayarlar sadece masaüstlerinde olmayacak: masanın içinde, mobilyalarda, ev eşyalarında ve aklınıza gelebilecek her yerde bilgisayar ile karşılaşmanız mümkün olacak. Gelecekte PC'lerin tasarımı da büyük ölçüde değişecek: Ele avuca sığmayan E-ball'lar bilgisayar tasarımlarını çok büyük ölçüde değiştirecek gibi gözüküyor. Bilgisayarı tamamen çevre dostu yapmaya dair çalışmalar beşinci kuşak bilgisayarlarda devam ediyor. Alınacak önlemlerden bir kaçı: -Düşük güçte geniş görüş açısı sağlayan OLED teknolojisi ile bilgisayarlar artık eskisi kadar güç harcamayacak. -Elektrikli şarj aletleri yerini güneş enerjisiyle çalışan şarj aletlerine bırakacak. -Çok güç tüketen ve gürültülü sabit diskler yerine hızlı, sessiz ve daha az güç tüketecek harici bellekler kullanılacak. Beşinci kuşak bilgisayarlarda en önemli değişiklik belki de Web 3.0 olacak. Bilgisayarlar yakın bir H a z ı r o l u n e- b a l l ' l a r g el i y o r zaman içinde kelimelerin ne anlama geldiğini bilecekler. Yani evet bilgisayarlar sizi anlayacaklar. Örneğin bir arama yaptığınızda sadece 18 sizin istediğiniz konuların sonuçlarıyla karşılaşabileceksiniz. Nasıl mı? Tabii semantik anlam kartlarıyla, yetkililer bu kartın oluşturulmasının 30 yılı aldığını söylüyor bu da demektir ki bu çalışmalara 30 yıl önceden başlanılmış!? Peki bilgisayarların bu kadar ileri gidebileceği düşünebilir bir gerçek miydi? Geçmiş tarihe baktığımızda aslında gelinen noktaların hayallerden bile geçmesinin zor olduğunu belirten örneklerle karşılaşmak içten değil: Charles H. Duell, Amerikan Patent Dairesi Başkanı: Artık yeni hiçbir şey yok. İcat edilebilecek her şey icat edildi (1899), dedi. IBM başkanı Thomas Watson: Dünya piyasası, 5 bilgisayardan fazlasını kaldıramaz (1943), dedi. Popular Mechanics Dergisi: Bilgisayarlar gelecekte belki sadece 1,5 ton ağırlığında olacaklar (1949), diye yazdı. Kenneth Olsen, bir bilgisayar firması başkanı: İnsanların evlerinde bilgisayar bulundurmaları için herhangi bir neden göremiyorum (1977), dedi. Hangi şartlar altında olursak olalım kendimizi sınırlayan bizden başkası değil aslında. Hayat var olduğu sürece yenilikler devam edecek ve hayallerden geçmesi mümkün olan her şey gerçekleşecek. Hayallerinize sınır koymayın, gerçekçi olun, mutlu kalın. ALIEN ARENA Veli Tezel [email protected] Genel Bakış Uzaylı temasının hakim olduğu, Quake III ve Unreal Tournament oyunlarının en iyi özeliklerini içeren çok güzel bir FPS oyunu... Oyun 35 harita, 8 silah, 11 karekter ve 6 oyun modundan oluşmakta. Oyunun grafik ve ses kalitesi oldukça iyi. Oyun yerel ağ veya internet te bulunan sunuculara bağlanarak oynanabiliyor. Oyunun Kontrolleri CTRL veya Fare Sol Tıklama: Ateş. Fare Sağ Tıklama: İkincil Ateş. / Tuşu: Sonraki islah. ??? (Sizin tanımlama yapmanız gerekiyor): Önceki silah. W tuşu veya Yukarı Ok tuşu: İleri hareket. 19 20 S tuşu veya Aşağı Ok tuşu: Geri hareket. Sola Ok tuşu: Sola dönüş. Sağa Ok tuşu: Sağa dönüş. Shift tuşu: Koşmak. , veya A tuşu: Sola adım atma. . veya D tuşu: Sağa adım atma. ALT tuşu: Yam adım atma. Page Down tuşu: Yukarıya bakma. DEL tuş: Aşağıya bakma. END tuşu: Bakış açısını ortalamak. \ tuşu: Mouse ile bakış. INSERT tuşu: Klavye ile bakış. Boşluk tuşu: Yukarı / Zıplama. C tuşu: Aşağı / Çökme. ??? (Sizin tanımlamanız gerekiyor): Malzeme envanter durumu. Enter tuşu: Malzemeyi kullan. ‘ veya Silme tuşu: Malzemeyi yere bırakma. [ tuşu: Önceki malzeme. ] tuşu: Sonraki malzeme. F1 ve TAB tuşu: Skor durumu. 1 tuşu: Blaster silahı. 2 tuşu: Alien Disruptor silahı. 3 tuşu: Chaingun silahı. 4 tuşu: Flame Thrower siahı. 5 tuşu: Rocket Louncher silahı. 6 tuşu: Alien Smartgun silahı. 7 tuşu: Alien Beamgun silahı. 8 tuşu: Alien Vaporizer silahı. F tuşu: aydınlatma feneri. ??? (Sizin tanımlamanız 21 gerekiyor): Kanca ile yakalamak. T tuşu: Mesaj atma. Y tuşu: Sadece kendi takımına mesaj atma. F4 tuşu: Kontrol ayarları. F5 tuşu: Harita ayarları. F10 tuşu: Hızlı bir şekilde oyundan çıkış. Oyun Modları DEATHMATCH: CTF: ALL OUT ASSAULT: DEATHBALL: TEAM CORE ASSAULT: CATTLE PROD: Silahlar Blaster: Oyuna bu silah ile başlıyorsunuz. Atış gücü zayıf. Plazma topları atar. İkincil atışı: Güçlü ışın atışı. Rocket Launcher: En popüler ve kullanışlı silah. Roket atar. İkincil atış: Cell malzemesi ile hedefe kilitlenerek atış yapar. Alien Smartgun: Bu tip bir silahı başka Bir FPS oyununda göremezsiniz. Sonunuz geldiğini düşündüğünüzde bu silahı düşmana karşı kullanın ve düşmanın elektrik çarpılmaları 22 içinde kıvranmasını İkincil atış: Trip mines. seyredin. Chaingun: Oyundaki atış gücü en yüksek silahlardan. Onsuz oyun bitirmek imkansız gibi. Makineli tüfek. Quad Damage malzemesi ile şideti en öldürücü silahlardan biri oluyor. İkincil atış: Bir varili paramparça edecek kadar çok mermiyi tek atışta atıyor. Flame Thrower: Çılgınca bir saldırı için idealdir. Alev silahı. Dar alnlarda ve karanlıklarda kullanmak için idealdir. İkincil Atış: alev topları. Alien Disruptor: Keskin nişancı suikast silahıdır. Atış gücü yüksek değildir ancak seri atış yapar. Quad Damage ileşideti oldukça güçlenir. İkincil Atış: Dürbünden bakış ile atış yapasınız. Ancak gerçek gücünde atış için 3 defa şarj olabilir. Alien Beamgun: Seri atış ile düşmanı eriterek yok eder. İlk atıştan sonraki şarj süresi oldukça yavaştır. İkincil atış: Patlayıcı toplar atar. Alien Vaporizer: En güçlü silahtır. Düşmanın zırh veya sağlık durumu ne olursa olsun yok eder. 23 Şarj süresi uzundur. Ball Shooter / Grapple Hook: DeathBall modunda, oyuncu topu aldığı zaman şarj oluyor. Bu bir silah değil aslında. Doğru yere topu atarsanız 10 luk bir skor kazanırsınız. Malzemeler Quad Damage: Tüm silahların gücünü arttırır. Haste: İleriye hızlı atlayış gücünüzü artırır. Invulnerability: En büyük yaralanmamazlık gücü. Bunu aldığınızda hiç bir atıştan zarar görmezsiniz, ayrıca ateş ettiğiniz kişiyi buharlaştırırsınız. Oyunda seyrek bulunduğundan akıllıca kullanılması gerekir. Sproing: Havada çok yükseklere zıplamanıza yarar. Her haritada bulunmaz. Armor: Zırh. Seviye seviye harita üzerinde dağınık haldedir. Tek tek toplarsınız. Adrenaline: Sağlınızın durumu ne olursa olsun %100 e tamamlar. Small Health: Sağlınızı 2 puan artırır. Medium Health: Sağlınızı 10 puan artırır. Large Health: Sağlınızı 25 puan artırır. Ammo Box: Cephane kutuları. Renk renktir. Bunlar: mermi, pil, napalm bombası, roket ve bombalardır. Bomber: Uçan bir araçtır. Tesiri yüksek plazma bombası taşır. Cephanesi sınırsızdır. Strafer: Uçan bir araçtır. Cephane yine sınırsız ancak yakıt sınırlıdır. Hover: Nakil aracıdır.Yerden alevler saçarak harakter eder. Savaş Alanları Dynamo (DM): Oyuna başladığınız ilk haritadır. Unreal Tournament teki haritalara benzer. Silahlar: Rocket Launcher, Flame Thrower ve Cahingun. Enerji Malzemeleri: Quad Damage, Adrenealine. Chasmatic (DM): Alian Arena nın klasik haritalarından. Silahlar: Rocket Launcher, Alien Beamgun, Chaingun. Enerji Malzemeleri: Adrenalin. Omega (DM): Orta büyüklükte düzenli koridorlardan oluşan bir harita. Silahlar: Rocket Launcher, Chaingun, Alien Smartgun, Flame Thrower, Alien Vaporizer. Enerji Malzemeleri: Quad Damage, Adrenaline, Haste. Violator (DM): Teknolojik detayların bulunduğu büyük bir harita. Takım oyunları için ideal. Silahlar: Rocket Launcher, Chaingun, Alien Smartgun, Alien Beamgun, Flame Thrower. Enerji Malzemeleri: Quad Damage, Sproing. Vesuvius (DM, CTF, DB): Dolambaçlı gotik temalı bir harita. Silahlar: Rocket Launcher, Alien Beamgun (CTF, DB), Alien Disrupter, Chaingun. Enerji Malzemeleri: Quad Damage, Sproing (DM). Crucible (DM): Korku teması olan klasik bir Alien Arena haritası. Silahlar: Rocket Launcher, Chaingun, Alien Smartgun. Enerji Malzemleri: Quad Damage. Babel (DM): Lavların içinde 4 tane babil kulesinin bulunduğu bir harita. Silahlar: Rocket Launcher, Allien Vaporizer, Chaingun, Alien Bemagun. Enerji Malzemeleri: Quad Damage. Chromium (CTF, DB): Yüksek teknoloji temalı en zor harita. Silahlar: Rocket Launcher, Alien Disruptor, Chaingun, Alien Smartgun. Enerji Malzemeleri: Quad Damage, Haster. Icarus (CTF, DB): Zıplama padlerinin bol bulunduğu çok fazla hız ve mücadele gerektiren bir harita. Silahlar: Rocket Launcher, Alien Disruptor, Chaingun, Flame Thrower(CTF). Enerji Malzemeleri: Adrenaline. Morpheus (AOA): Uzayta savaştığınız son harita. Silahlar: Rocket Launcher, Chaingun, Strafer, Bomber. Enerji Malzemeleri: Quad Damage.
Benzer belgeler
Özgürlüğün sınırlarını sen belirle
Ltd. tarafından sağlanan ücretsiz CD desteği
bulunmaktadır. Türkiye'de Ubuntu kullanıcılarına
destek olarak günde yaklaşık 15 bin kişinin ziyaret
ettiği, büyük ve seviyeli bir destek platformu olan...
Ayfer KAYA - Tilkinin Dilinden
şaşırtıcı ve üzücü."
"Görünüşe göre Matt ile geliştiriciler aynı fikirde değil."
".NET platformunda özgür yazılım geliştirmek büyük bir risk. Matt'in de bu tehdidin
farkında olması sevindirici."
"M...