savunan adam
Transkript
savunan adam
01-15 MART 2016 \\ www.212haber.com // Yıl:6 Sayı: 96 SENİ ÇOK ÖZLEDİK SAVUNAN ADAM Fiyatı: 1 ‘İman varsa imkânda vardır’ Vefatının 5. sene-i devriyesinde Milli Görüş Lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızı rahmet ve minnetle anıyoruz. Mekânı cennet olsun. 68%$7 ‘Postmodern darbe 28 Şubat’ Başakşehir Belediyesi’nin düzenlediği panelde tartışıldı. Prof. Dr. Şefik Dursun şunları kaydetti: “28 Şubat tehlikesi kıyamete kadar sürecek. Bu Hak ile batılın mücadelesidir. Buda bize sorumluluklar yüklüyor. Hak yolundan ayrılırsak başımıza büyük felaketlerin geleceğini de bilmeliyiz. Aslında ne zaman millet olarak kendimize gelmeye başladıysak, ne zaman onurlu bir millet olarak yaşamaya başladıysak o zaman dış güçler Türkiye’deki maşalarını kullanmaya başladı.” FIRSAT BULDUKÇA BÜYÜYEN CANAVAR <$ĝ,1'$ idam ile yargılanan Yazar Yakup Köse ise süreci şu cümlelerle anlattı: “Bugün Mısır’da 28 Şubat başarılı olmuştur, bugün Suriye’de 28 Şubat başarılı olmuştur. O zaman 28 Şubat dediğimiz bu şey kendini sürekli yenileyen, fırsat buldukça da büyüyen bir canavardır. Bizim 28 Şubat’a küresel manada bakmamız lazım. İşte bu yüzden yeni anayasa ve büyük Türkiye diyoruz.” Î19’DA ‘Aziz öğretmen Necmettin Erbakan’ '1<$<,doğup büyüdüğümüz köyün dışına taşıdığın dersin heyecanla sürüyor. Dünya ve İslam kelimelerini birleştirdiğin, bize ‘İslam’ın dünyası, Hakk’ın gücü’ dediğin, kim kimdir diyerek başladığın, büyütülmüş küçükleri, küçük tutulmuş büyükleri teşhir ettiğin, cebimize, cüzdanımıza sızmış yılanları, beyinlerimizi kemiren mikropları bize gösterdiğin dersin sürüyor. Î 8 NUREDDİN YILDIZ’IN YAZISI Türkiye’nin ilk milli ve yerli karakteri Necmettin’in Dünyası +.0(7ï1 Başbakanı ve Mil- li Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın çocukluğu, vefatının beşinci yılında hikâyeleştirildi. “Necmettin’in Dünyası” çocuk hikâyeleri serisi, Erbakan’ın hayatından gerçek bilgiler doğrultusunda kurgulandı. Î 2 Erbakan’ı doğru anlamak +$<$7$çılgınca baktığım lise çağlarımda Naim Abi’yle Erbakan Hoca’nın İslam Dünyası’ndaki konumunu tartışırdık. O beni Erbakan Hoca’nın tüm dünya liderliğine ikna etmeye çalışırken ben ise Hoca’nın basit cümlelerine takılmıştım. Î 4 HALİT BEKİROĞLU YAZDI Gazihalep direnirken <$./$ĝ,. 5000 yıllık tarihiyle dünyanın en kadim şehirlerinden biri olan Halep 2011’de başlayan iç savaşla birlikte büyük bir yıkıma uğradı. Hergün şehre yönelik onlarca hava saldırısı, şehrin tarihi dokusunu biraz daha eritirken yüzbinleri aşan can kayıplarına yenilerini ekliyor. *(7ïÝï0ï= haftalarda, belgesel-haber çalışması için gittiğim Halep’te direnişin çok zor şartlar altında da olsa devam ettiğine şahit oldum. Esasında 2012’den 2015 Ekim’ine kadar Halep’te -acımasız hava saldırıları- dışında durum bu kadar kötü değildi. Î 21 IOSB Meslek Lisesi’nden güreşte büyük başarı YENİ ŞAFAK MUHABİRİ CİHAT ARPACIK GAZETEMİZ İÇİN YAZDI 1 milyon metrekarelik Î 20 yaşam vadisi %$57,1Ȃ'$ düzenlenen 1516 yaş Okullarası Türkiye Gençler Grekoromen Güreş Turnuvası’nda İBBSK Başakşehir Güreş’in pehlivanlarının eğitim gördüğü İOSB Meslek Lisesi takım halinde Türkiye Şampiyonu oldu. 45 ilden 225 sporcunun katıldığı şampiyonada pehlivanlar 10 sıklette 2 altın, 1 gümüş ve 4 bronz madalya kazanarak okullarını başarıyla temsil ettiler. 2 01-15 MART 2016 G Ü N DEM www.212haber.com Necmettin Erbakan’ın çocukluğu hikâyeleştirildi Necmettin’in Dünyası 5 +.0(7ï1 Başbakanı ve Milli Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın çocukluğu hikâyeleştirildi. Vefatının beşinci yılında çıkan “Necmettin'in Dünyası” çocuk hikâyeleri serisi, Erbakan'ın hayatından gerçek bilgiler doğrultusunda kurgulandı. Seride, “Necmettin ve Mestan”, “Necmettin ve Hediye Koç”, “Necmettin Otomobil Yapıyor”, “Bahçede Kurulan Devlet” başlıklı hikayeler yer alıyor. Her biri 16 sayfadan oluşan hikâyelerin son bölümlerinde ise çocukları bilgilendirecek ve eğlendirecek boyama, fark bulmaca, labirentler yer alıyor. “Türkiye'nin ilk milli ve yerli karakteri” sloganıyla satışa sunulan hikâyelerde, mücadele azmi, çalışkanlık, dürüstlük, milli ve manevi değerlere vurgu yapıldı. 54. Hükümetin Başbakanı ve Milli Görüş lideri merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın çocukluğu, vefatının beşinci yılında hikâyeleştirildi. “Necmettin'in Dünyası” çocuk hikâyeleri serisi, Erbakan'ın hayatından gerçek bilgiler doğrultusunda kurgulandı. MİLLİ GAZETE ANKARA BÜROSU’NDAN TEMİN EDİLEBİLECEK Kitapların tanıtımı için www.necmettinindunyasi.com isimli internet sitesi hazırlandı. İnternet sitesinde, hikâye özetlerinin yanı sıra oyunlar, boyamalar ve videolara da yer verildi. Kitapları okuyan çocukların yorumlarına da sitede yer verildi. Çocukların, “Otomobil hikâyesini çok sevdim”, “Ben de otomobil yapacağım”, “Babam bana 'en kısa sürede beraber bir otomobil yapalım' dedi” şeklindeki yorumları dikkati çekti. Kitap almak isteyen okuyucular için sitede online satış bölümü de yer aldı. Toplu satışlar içinse kitaplar, Milli Gazete Ankara Bürosu’ndan temin edilebilecek. TÜRKİYE'NİN İLK MİLLİ VE YERLİ KARAKTERİ 4 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com Öğrenci yurdunda Erbakan'ı doğru anlamak trafo yangını korkuttu HALİT BEKİROĞLU halitbekiroğ[email protected] doğru anlamıș olmayız. Erbakansız Ak Parti’yi de doğru anlamıș olmayız. Ve Erbakansız Tunus-Mısır ve Ortadoğu’daki gelișmeleri de eksik anlamıș oluruz… Hayata çılgınca baktığım lise çağlarımda Naim Abi’yle Erbakan Hoca’nın İslam Dünyası’ndaki konumunu tartıșırdık. O beni Erbakan Hoca’nın tüm dünya liderliğine ikna etmeye çalıșırken ben ise Hoca’nın basit cümlelerine takılmıștım. Kitaplar deviriyordum ve kitaplardaki güzel cümlelerle Hoca’nın espriye boğulmuș konușmaları arasında bir türlü uzlașı sağlayamıyordum… Lise son sınıfta Faik Abi girdi devreye ve yolumuz Balgat’ta tipik pansiyon formatında düzenlenmiș Eğitim Merkezi’nde kesiști Erbakan Hoca’yla. Çılgın bir adamla tanıștım o gün. Olabildiğince otoriter, olabildiğince devrimci… “Bir numara olacaksınız! Her ne iș yapıyorsanız yapın ve her ne iș yapacaksanız yapın bulunduğunuz ortamın dominantı olacaksınız! Dağdaysanız çoban, köydeyseniz muhtar, okuldaysanız sınıf bașkanı…” “Sağlık için günde șu kadar saat uyumalı…” direktifleriyle tanıșmamıștık, deli kanımızla çılgınlar gibi bütün dünya (hem de yarından da yakın) bizim olacakmıșçasına oradan oraya koșturuyorduk. Hem büyüklerimizin hem de bizim kușağın fitilini ateșliyordu Erbakan Hoca… Hoca sadece mücadele fitilini ateșlemekle kalmayıp tüm yașamımızın programını olușturmaya çalıștı. Belki birileri bunu bir tür mühendislik olarak değerlendirecek ama insafla 30-40 yıl öncesinin konjonktürüne dönülebilse, sesini çıkartamayan ve kendini gizlemek için kırk takla atan bir kitleye verilen mesajın büyüklüğüyle karșılașılacak… İlmi salt rızık endișesiyle öğrenen Babam, bir gün șehre gelen “Erbakan isimli zat”ı dinleyerek hayatını anlamlandırmıștır. Cumhuriyetle sindirilmiș sessiz çoğunluğun ses vermesini sağlayandır Erbakan. Bugünlerde özgürce Gazze için Mısır için ses verebilen toplulukların mimarıdır O… Adalet hakkı teslim etmekse; en büyük adaletsizlik de bir sürecin kurucularını es geçmektir. Veya bir bașka açıdan bakarsak; birkaç eksiklik üzerinden bir değeri yok saymaktır. Erbakansız Türkiye’deki İslamcıların/dindarların siyasi-sosyal-ekonomik mücadelelerini En son birkaç yıl önce görüștüğümüzde de Hoca’dan yine Balgat’ta dillendirdiği cümleleri duydum. “Cihad bir vakitle sınırlı değildir! Ömrün sonuna kadar verilmesi gereken bir mücadeledir! Ve cihad, artık/boș zamanlarda verilmesi gereken bir uğraș değil, en verimli vakitlerimizdeki çabalarımızdır…” Küreselleșen çağı önceden öngörmüșçesine her bir organizasyona sınırlar aștırandır Hoca. Kırgızistan’da ilk adil düzen uygulamalarını, Pakistan’la, Mısır’la tecrübe paylașımını böyle okumalı. Avusturya’ya, Kanada’ya, Güney Afrika’ya uzanmayı böyle görmeli, son on yıldaki daralmaya rağmen… Hoca’da hiçbir șey değișmedi yașı dıșında. Değișimin tabulaștırıldığı bir çağda O ısrarla ve inatla değișmiyordu. Değișime kapalı olmak bir eleștiri sebebiyse savunularında sebat etmek de bir kararlılık göstergesiydi. Hoca kırk yılı așkın mücadelesinde fiziksel ve fikirsel anlamda yalnızlığıyla imtihan olurken biz de tarihe yön veren bir mücadele adamına hakkını teslim edip etmemekle imtihan oluyoruz. Birçok kıymet, yitirildikten sonra anlașılır. Erbakan’ın yanlıșlıkları O’nun hakkını teslim etme haksızlığına sürüklememeli bizi. %$+(/ï(9/(5 '( özel bir okulun bahçesinde bulunan trafoda yangın çıktı. Okulun yurdunda bulunan öğrenciler tahliye edildi. Yangın, Yenibosna Çobançeşme Mahallesi, Fatih Caddesi üzerinde bulunan özel bir okulda meydana geldi. Görgü tanıklarının ifadesine göre, okulun yurt bölümünün bahçesinde bulunan trafoda patlama oldu. Patlamanın ardından trafodan dumanlar yükselmeye başladı. Yetkililerin ihbarı üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Yangın nedeniyle elektrikleri kesilen yurttaki 350 öğrenci hemen tahliye edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yanan trafoya müdahale etti. Olay yerinde bir ambulans da hazır bekletildi. Yangını kontrol altına alan itfaiye ekipleri soğutma çalışması yaptı. Yangının söndürülmesinin ardından öğrenciler tekrar yurda alındı. Yangınla ilgili soruşturma başlatıldı. // Bir gün gelecek hepimiz O’nun için “çığırlar açan idealist bir insandı!” diyeceğiz, son tahlilde… • ÖNDER Genel Bașkanı Halit Bekiroğlu’nun Erbakan Hoca'nın vefatından 10 gün önce 17.02.2011 tarihinde Moskova Havaalanı’nda kaleme aldığı ve Timeturk sitesinde yayınlanan yazısı… Bu kadarına da pes dedirten hırsızlık %(</ï.'= 1'( bir marketler zincirinin şubesine giden kadın, başka bir şubeden görevlendirildiğini söyleyerek kasaya oturdu. Çalışanların dikkatsizliğinden faydalanan kadın, 4 saat çalıştığı marketin kasasından bin 800 TL'yi çalıp kayıplara karıştı. Güvenlik kameralarına yansıyan görüntülerde, şüpheli bir süre markette kasiyer gibi çalışıyor. Ürünleri kasadan geçiriyor, müşterilere para üstü veriyor. Sürekli etrafı kontrol eden kadın, marketteki yoğunluk azaldığı sırada kasadaki paraları toplayıp cebine koyuyor ve dışarı çıkıyor.// www.212haber.com G Ü N DEM Etiyopya’ya İHH’dan acil yardım Kuraklıktan en fazla etkilenen bölgelerinin başında gelen Etiyopya’nın Afar bölgesi ve Somali genelinde 10 milyondan fazla insanı etkileyen kuraklık nedeniyle İHH bölgeye acil yardım ulaştırdı. K 85$./,.7$1 en fazla etkilenen bölgelerinin başında gelen Etiyopya’nın Afar bölgesi ve Somali genelinde 10 milyondan fazla insanı etkileyen kuraklık nedeniyle İHH bölgeye acil yardım ulaştırdı. Bu kapsamda Etiyopya’nın Somali bölgesinin başkenti Jigjiga’ya bağlı Awroble Köyü’nde ilk etap çalışmaları kapsamında 400 aileye gıda yardımları yapılarak ailelerin bir aylık gıda ihtiyacı karşılandı. İçinde 5 litre yağ, 25 kg. un ve 25 kg. pirinçten oluşan gıda paketleri İHH ekibi ve İHH’nın yerel partner kurumu OWDA tarafından ailelere ulaştırıldı. Yetersiz yağışlar nedeniyle hasat mevsiminin kötü geçtiği bazı bölgelerde, halkın gıda krizi ile karşı karşıya kaldığı Etiyopya ve Somali’ye giden İHH ekipleri bölgelerde incelemerde bulundu. Yetersiz yağışlar nedeniyle kuraklık görülen bölgelerde göletler ve kuyular kururken halkın suya ulaşımı da zorlaşmış durumda. Geneli hayvancılıkla geçinen bölgelerde susuzluk hayvan stoklarının azalmasına ve hasat döneminin de de verimsiz geçmesine sebep oluyor. Yaşanan kuraklığın halkı gıda krizi ile karşıkarşıya bıraktığı Etiyopya’da durum kritik seviyeye gelirken beklenen yağışların düşmemesi halinde durumun daha da kötüleşmesinden endişe ediliyor. Bölgeye ulaşan İHH ekipleri kuraklıkla ilgili bölgede çalışmaya ve durum tespiti yapmaya devam ediyor. İlgili ekibimizin raporları doğrultusunda bölgelerde yardım çalışmaları devam edecek. // 01-15 MART 2016 5 6 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com 15 yeni trafoyla kesintisiz enerjiye kavuştu Kendileri minik başarıları büyük oldu Türkiye Güreş Federasyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından organize edilen okullar arası 11-12 yaş grekoromen güreş İstanbul İl Şampiyonası'nda Çatalca İstanbul Ticaret Odası Ortaokulu birinci olurken, İBB Başakşehir güreş antrenörlerinden Cemal Bakır, Fatih Bakır, Serkan Özden ve Sadin Bakır’ın çalıştırdığı Şair Erdem Beyazıt Ortaokulu ise ikinciliği elde etti. T 5.ï<( Güreş Federasyonu ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından organize edilen okullar arası 11-12 yaş grekoromen güreş İstanbul İl şampiyonası Bağcılar Olimpik Spor Salonu'nda yapıldı. İstanbul'da bulunan 22 okuldan 100 sporcunun katıldığı şampiyonada Başakşehir güreş antrenörlerinden Cemal Bakır, Fatih Bakır, Serkan Özden ve Sadin Bakır’ın çalıştırdığı güreşçiler şampiyon olmak için minderde kıran kırana güreştiler. 10 sıklette 4 altın, 3 gümüş ve 7 bronz madalya kazanarak okullarını başarıyla temsil ettiler. Dereceye giren sporculara madalyaları, antrenörleri, beden eğitimi öğretmenleri ve sporcu aileleri tarafından verildi. Şampiyonada 24 puan toplayan İBB Şair Erdem Beyazıt Ortaokulu ikinci oldu. İkincilik kupası Türkiye Güreş Federasyonu İstanbul İl Temsilcisi Halil İbrahim Oktay tarafından okul adına antrenör Cemal Bakır’a verildi. Madalya kazanan güreşçiler ise şöyle: ALTIN Dokka Zourbekov Berat Keskin Ömer Faruk Çağlayan Akraman Ahmedoğlu GÜMÜŞ Mikail Göksu Sefa Soylu Ahmet Berat Kulaz BRONZ Eren Kozarva Gökhan Dincel Hasan Abdulsamedov Nurettin Koç Çağrı Kulaç Muhammet Emin Koç Salih Özgün OKUL SIRALAMASI Çatalca İstanbul Ticaret Odası Ortaokulu İBB Şair Erdem Bayazıt Ortaokulu Evliya Çelebi Ortaokulu %(</ï.'=Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.(BEDAŞ) ile birlikte çalışarak, 4 ay içerisinde ilçenin enerji sorununa büyük ölçüde çözüm getirdi. Vatandaşların gündelik yaşamda, mağdur olmadan sağlıklı enerji kullanımını sağlamak adına hızla çalışmalar gerçekleştiren ekipler, ilçeye 15’in üzerinde trafo merkez tesisi kazandırdı. Alt yapı yatırımlarına ilk olarak Gürpınar ve Dereağzı Mahalleleri’nden başlandı. Trafolara bağlı olmak üzere kablolar tesis edildi. 500’ün üzerinde sokak aydınlatma direği dikilerek devreye alındı, geceleri karanlık olan mekânlar ışıl ışıl oldu. VOLTAJLAR YÜKSELDİ BEDAŞ ekipleriyle birlikte belediye bünyesinde oluşturulan elektrik büro çalışanları koordineli olarak çalışmaları yürüttü ve elektrik kesintisini sık sık yaşayan bölgeler öncelikli olarak sağlıklı enerjiye kavuşturuldu. Dereağzı Mahallesi’nde Halaskargazi ve Onurlu Sokak, Gürpınar Mahallesi’nde Görgü Sokak, Kavaklı Mahallesi’nde İstanbul Caddesi, Ayazma Caddesi, Demokrasi Caddesi ve Sahil Mahallesi’nde Kocatepe Caddesi’nde 7 adet trafo merkez tesisi devreye alındı. Bu bölgelerde voltaj düşüklüğü tamamen ortadan kalktı.// www.212haber.com G Ü N DEM 01-15 MART 2016 7 Kenya’da 6 güne 59 ameliyat sığdırdı Kenya’ya 6 günlük şifa yolcuğuna çıkan Yeryüzü Doktorları, gece-gündüz görev yaparak çoğu ağır vakalardan oluşan 59 ameliyatı başarıyla gerçekleştirip, 249 hastayı da muayene ettiler. K (1<$Ȃ<$uzman ürologlardan oluşan, aralarında Prof. Dr. İhsan Karaman’ın da bulunduğu 7 kişilik Gönüllü Sağlık Ekibi ile giden Yeryüzü Doktorları, 308 hastayı daha sağlığına kavuşturdular. Yeryüzü Doktorları, Tawfiq ve Seyyidah Fatıma Hastanelerinde, üroloji alanında komplike ve ağır vakalar olarak kabul edilen 59 ameliyatı sabah saatlerinde başlayıp gece geç saatlere kadar ameliyathanede kalarak gerçekleştirdiler. Yeryüzü Doktorlarının Üroloji Sağlık Kampı kapsamında ameliyat edilen çoğu yoksul Kenyalı hastaların tümü taburcu edildi. Personel yetersizliğinden dolayı yeterli sayıda ürolog bulunmayan Kenya’da yaşayan üroloji hastaları için Sağlık Kampı düzenleyen Yeryüzü Doktorları, sağlık kampı boyunca günde 10 hastayı ameliyat edip, her biri saatlerce süren 59 komplike ameliyatı başarıyla tamamladılar. Yeryüzü Doktorları Gönüllüsü Prof. Dr. İhsan Karaman’ın başkanlığında Malindi ve Mombassa’da üçer gün görev yapan gönüllü doktorlar, muayene ve ameliyatların yanında; aynı zamanda yerel sağlık personeline de çeşitli uygulamalı eğitimler verdiler. 4 Ürolog, 1 anestezi uzmanı, bir hemşire ve bir proje yöneticisinden oluşan 7 kişilik gönüllü ekibin, uzun ve aktarmalı yolculuktan sonra ulaştıkları Kenya’da, iki saatlik dinlenmeden sonra ameliyatlara başladıklarını kaydeden Prof. Dr. İhsan Karaman; 6 güne 59 önemli ameliyat sığdırdıklarını, sabah 9 da girdikleri ameliyatları akşam saat 22.00’da sonlandırdıklarını belirtti. Komplike ve ağır vakalar olarak kabul edilen ameliyatların hepsinin de başarılı geçtiğini vurgulayan Karaman, tüm hastaların taburcu edildiğini söyledi. Prof. Dr. Karaman, ekibin çok yorulduğunu, Kenya basınının kendilerine yoğun ilgi gösterdiğini de belirterek “Yorulduk ama halkın teşekkürleri ile uğurlanmamız, 59 hastanın sağlığına kavuşması yorgunluğumuza değdi. Yolculuğumuzdan mutlu döndük.” dedi. YERYÜZÜ DOKTORLARI VE TİKA’DAN AMELİYAT CİHAZI Gönüllü Sağlık Ekibi, Kenya Sağlık Kampı sırasında, Yeryüzü Doktorları ve TİKA tarafından alınan üroloji ameliyat cihazını da Tawfig Hastanesi’ne hediye etti. Ayrıca hastanede görev yapan ürolog ve cerraha da cihazın kullanımı hakkında eğitim verildi. Yeryüzü Doktorları ve TİKA, 2011 yılında Mombassa’daki Seyyidah Fatıma Hastanesine de bir endoskopik üroloji cihazı hediye etmişti. 8 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com ‘Aziz öğretmen Necmettin Erbakan Türkiye'nin önde gelen alim ve davetçilerinden Nureddin Yıldız, vefatının 5. Sene-i devriyesinde rahmet ve özlemle andığımız Milli Görüş Lideri merhum Prof.Dr.Necmettin Erbakan hocamızı böyle anlattı. A ]L]¶ÞUHWPHQ Başlattığın ders sürüyor; sen önceki öğretmenlerin diyarında olsan da dersin sürüyor. Dünyayı, doğup büyüdüğümüz köyün dışına taşıdığın dersin heyecanla sürüyor. Dünya ve İslam kelimelerini birleştirdiğin, bize ‘İslam'ın dünyası, Hakk'ın gücü' dediğin, kim kimdir diyerek başladığın, büyütülmüş küçükleri, küçük tutulmuş büyükleri teşhir ettiğin, cebimize, cüzdanımıza sızmış yılanları, beyinlerimizi kemiren mikropları bize gösterdiğin dersin sürüyor. Sen, önceki öğretmenlerin diyarında olsan da dersin sürüyor… Hocalığın ebedileşti senin… Asırlar boyunca asırda bir gelenler gibi, ümmilere kitap okutma hırsıyla gecesini gündüz yapanlar gibi, büyük yaşayıp büyük ölmek için zahmette rahmet görenler gibi, kayaları oyup yazıyı nakışlaştıranlar gibi, kendisine iş olarak ‘yapılamaz/yapılmasın' denen işleri seçenler gibi; bir Hızırlık görülüp anlamsız/desteksiz bakışlar arasında iş gören, gördüğü işi sadece Rabbine göstermekle yetinenler gibi sen de derin dersler verdin… Sen önceki öğretmenler diyarında olsan da dersin sürüyor… Sen tektin, tek yaşadın, tek anılacaksın inşallah. Elinde tebeşirle yolları aşındıran öğretmen… Kalabalığı da heyecanı da kendinden öğretmen… İşi kadar sabır üreten, zamana zaman katan öğretmen… Sen aziz yaşadın, aziz kalacaksın. Kürsülerden söylenemeyeni söyleyerek, faize, zulme, Siyonizm'e, sömürüye, BM'ye, AB'ye, asıl anlamlarını yükleyerek gafleti gidermeyi vazife edindin; mazluma güç, sömürülene basiret kazandırdın. Dünyayı henüz köyleşmeden köy gibi gördün. Köyün suni ağalarını köylerinin meydanında dolaşamaz hâle getirdin. Seni anlayan var mı yok mu ona bile aldırmadan yürüdün, yürümenin yetmediği yerde koştun. Yürüyerek, koşarak ders yapan öğretmen oldun… Çocuklarınıza müşteriniz gibi davranın! Yazının bașlığı sanırım her șeyi anlatıyor. Fazla söze çok hacet yok. Ama yinede biraz daha akılda kalıcı olsun diye ayrıntıya gireceğim. Bu yazımızda müșterilerimizden ve çocuklarımızdan bahsedeceğim. Müșterilerimiz kurumumuzun veli nimetidir. Bașka bir bakıșla aslında kurumun ortağıdır; iș ortağı. Ve müșterileri kazanmak zordur. Reklam ve tanıtım yaparsınız, kuruma girmesini sağlarsınız, hizmetinizi anlatırsınız, ikna edersiniz ve müșteriniz olurlar… Müșterinin devamlılığını sağlamak bir o kadar zordur. Hizmette kusur etmemeye çalıșırsınız, verdiğiniz sözleri tutarsınız, sözleșme șartlarını yerine getirirsiniz. Ve süreç karșılıklı memnuniyet olduğu sürece devam eder. Çünkü müșteri kurumun devamlılığı ve geleceği için önemlidir… Müșteri için de kurum. Sen umut dersi verdin. Olmazları olduran, kölelik elbisesi giydirilmişlere efendilik cübbesi giydiren, işçilere patronluk yolu açan, hocaları imamlaştıran, köyleri şehirleştiren, dağıtılmışları birleştiren, ülkeciklerden ülke kurduran, düşünmeyi, yürümeyi, koşmayı öğreten bir öğretmen oldun… Peki ya çocuklarımız! En değerli varlıklarımız, geleceğimiz ve her șeyimiz. Onlar bizim evlerimizdeki misafirlerimizdir. Üniversite, bazen lise ya da evlilik ile bașlar ayrılık ve bir ömür boyu devam eder. En devamlı misafirlerimiz, aynı zamanda hayat ortaklarımızdır. Bu ortaklık doğum ile bașlar ve ölünceye kadar devam eder. Çünkü bu ortaklık ilk gönülde bașlar. Sen mücahit bir öğretmensin; her mücahit gibi sen de kıskanıldın ama haset seni eritmedi. Anne ve babalıktan istifa etmek ve ayrılmak gibi bir șansınız yoktur. Onlar sizin kader ortağınız ve aynı zamanda size bahședilmiș bir emanettir. Emanet diyince zaten söz biter bizde… Bize emanet edilmiș ve bizim kader ortağımız olan bu misafirlerimize, ișyerlerimizde müșterilerimize gösterdiğimiz sabrı ve ilgiyi gösteriyor muyuz? Aziz öğretmen! Sen, ilk öğretmenlerin diyarında ol. Yesrib'i Medineleştirenlerin yanında ol. Sen, mazlumlarla, miskinlerle haşrol. Sen tek başına bir ümmet olanlarla ol. Ayıplayanın ayıplamasından yılmayanlarla, Allah'ı yanında bildiği için dik duranlarla ol. Sen orada onlarla ol… BAŞKAN AYDIN KAMERA KARŞISINA GEÇTİ [email protected] Uzun yıllardır özel sektörde, kendi ișimizde çalıșıyorum, eğitim sektöründe. Kurumun içerisine giren her kiși misafirimiz olduğu için gelenek ve göreneklerimizden öğrendiğimiz hassasiyeti onlara hissettirmeye çalıșmıșızdır. İster velimiz olsun, ister olmasın. Cihadı sen koymadın; senden önce de cihat vardı elbette. İlk mücahit değilsin. Ama yaşadığı çağın cihadını ilan eden sen oldun. Cihadı bildin, öğrettin, yaşattın, cihat ettin. Mala cihat ettirdin, fabrikaya cihat ettirdin. Oteller cihatla tanıştı senin zamanında. Sahillerde cihat, salonlarda cihat konuşuldu. Seyit Çavuş'un güllesini kaldırırken sen, cihadı Seyit Çavuş'la bitirip gömmüş olanlar seni anlamadı ama sen yine de cihat bilen bir kuşağın önündeki öğretmen oldun… Dersin sürecek, ekolün ölmeyecektir. MUSTAFA TEZCAN NUREDDİN YILDIZ • Kurumunuzu tercih etsinler diye telefonda ya da yüz yüze döktüğümüz dilleri onlara da kullanıyor muyuz? • Geçiștirmeden ayırdığımız uzun vakitlerden onlarda nasibini alıyor mu? • Randevu verip, hatta telefonun takvimine yazıp, randevu saatini kaçırmayıp, görüșmeye önceden hazırlanıp gidiyoruz. Aynı planlama ve hassasiyeti onlarda hissedebiliyor mu? • Kurumunuzdaki iç müșteriler (çalıșanlar), ya da dıș müșterilerle yașadığınız bir takım sıkıntı ve gerginliklerin faturasını onlar mı ödüyor yoksa? • Aramızda yaptığımız sözleșme maddelerine uymuyor muyuz yoksa? Annelik ve babalık sözleșmesi. Bu sözleșme karșılıklı elbette, her iki tarafında uyması gerekenler var. Çocuk penceresinden; hayırlı, faydalı bir evlat; anne baba tarafından ise iyi bir eğitim fırsatı, ahlaki açıdan örnek bir ebeveyn… ‘Kendimi oynadım’ =(<7ï1%8518 Belediyesi Gençlik Merkezi’nin (ZEYGEM) yaz kampı ile ödüllendirdiği öğrenciler, bir araya gelerek onlarca kısa filme imza attı. Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın da, senaryosunu ve çekimlerini liseli öğrencilerin üstlendiği kısa filmlerden birinde rol alarak gençlere destek vermeyi ihmal etmedi. Gençlerin sosyal farkındalık oluşturup çevre duyarlılığını arttırmak ve seslerini daha geniş kitlelere duyurmak için hazırladıkları kısa filmde kendisini oynayan Aydın, gençlerle birlikte çevre sorumluluğuna dikkat çekti. Gençlerden teklif geldiğinde tereddüt etmeden kabul ettiğini ifade eden Aydın, “Bizlere de ilham kaynağı oldular, İnşallah Çanakkale’de her sene kamp yapmaya devam edeceğiz. Bizim amacımız; gençlere hizmet etmek ve onları yarınlara hazırlayabilmek. Gençlerden teklif getirdiler. Ben de oynadım. Ama kendimi oynadım bu kısa film farklı bir duygu oldu benim için. Aslına sinemaya ilgiliyim ama daha çok oynamaya değil güzel oynayanları izlemeye” diye konuştu.// Hayatta her șey bizim kontrolümüzde değil. Yavrularımız henüz bizde misafir iken onlara müșterilerimiz gibi davranmayı ihmal etmeyelim lütfen… www.212haber.com İMTİYAZ SAHİBİ Erne Gazetecilik ve Matbaacılık Ltd. Şti. GENEL MÜDÜR Halil Gölve GENEL KOORDİNATÖR Erol Çakır YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Abidin Koçoğlu YAYIN DANIŞMANI Necmettin Çakmak Emre Ustaosmanoğlu Metin Öztürk HUKUK DANIŞMANLARI Av. Adem Yıldırım Av. Ömer Geyik GÖRSEL YÖNETMEN Ümit Atıcı BÖLGESEL SÜRELİ YAYIN Adres: Deposite AVM A-1 Blok Kat: 3 No: 304 Başakşehir/İstanbul • Telefon: (0 212) 486 39 36 Web: www.212haber.com • e-mail: [email protected] Baskı: İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. Merkez Mah. 29 Ekim Cd. İhlas Plaza No: 11/A41 Yenibosna-Bahçelievler/İSTANBUL Tel: (212) 454 30 00 Gazetemiz basın ve meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir. Yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur. Reklamların sorumluluğu reklam verene aittir. GAZETEMİZ ÜCRETSİZ OLARAK DAĞITILMAKTADIR 10 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com ‘Idealist olursanız başarılı olursunuz’ BİHADER’in organize ettiği ‘ Kariyer Buluşmaları’ kapsamında Emin Saraç Kültür Merkezi’nde düzenlenen programın konuğu ÖNDER Genel Başkanı Halit Bekiroğlu oldu. Gençlerle deneyimlerini paylaşan ve idealist olmalarını söyleyen Bekiroğlu, “ İdealist olursanız başarılı olursunuz. Bir zamanlar simit satan ve ayakkabı boyayan öğrenci bugün Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığını yapıyor.” dedi. B MERVE KALAYCI ï+$'(5Ȃï1 organize ettiği ‘ Kariyer Buluşmaları’ kapsamında Emin Saraç Kültür Merkezi’nde düzenlenen programın konuğu Önder Genel Başkanı Halit Bekiroğlu oldu. Gençlerle deneyimlerini paylaşan ve idealist olmalarını söyleyen Bekiroğlu, “ İdealist olursanız başarılı olursunuz. Bir zamanlar simit satan ve ayakkabı boyayan öğrenci bugün Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığını yapıyor.” dedi. BİHADER Genel Başkanı Kamber Çal, 212 Haber Gazetesi Yayın Danışmanı Necmettin Çakmak ve Mehmet Emin Saraç İHL Okul Müdürü Vedat Karabayır’ın katıldığı söyleşide Bekiroğlu, hayatta başarılı olmanın ipuçlarını öğrenciler ile paylaştı. Öğrencilere en az bir dil bilmelerini tavsiye eden Bekiroğlu, bunun yetmeyeceğinin de altını çizdi. Bir derdi olduğunu ifade eden Bekirolu şunları söyledi; “Bu rahatlığı bir daha asla göremeyeceksiniz. Lisedeki hayatınızı üniversite ortamında özleyeceksiniz. Üniversite bittikten sonrada üniversite yıllarınızı özleyeceksiniz. Keşke dil problemini halletseydim diyeceksiniz. Derdim var söylüyorum ve söylediklerimin önemsenmesini isterim. Bunları yaşayan bir ağabeyiniz olarak söylüyorum. Keşke ben doğu batı klasiklerinin hepsini lisede bitirseydim diye- ceksiniz. Sizin yapmanız gereken derslerinizde çok iyi olmak, çok iyi Arapça öğrenmek, çok iyi İngilizce öğrenmek. Mutlaka kitap okuyun. Ders kitaplarından bahsetmiyorum onları zaten okuyorsunuz. Kitap okursanız zihniniz açılır, büyük düşünürsünüz.” “BEŞİKTEN MEZARA KADAR İLİM ÖĞRENİNİZ” Bingöl İmam Hatip’te eğitim gördüğü dönemlerde duvarda okuduğu iki cümleden bahseden Halit Bekiroğlu, bütün yazıların Mustafa Kemal Atatürk’ e ait olduğunu düşündüğünü söyledi. Bekiroğlu, “Duvarda bulunan iki cümle… Biri, ‘ Kitap en iyi dosttur.’ Ama itiraf etmeliyim o zaman bana saçma geliyordu. Tacikistan’a gittim. Dil bilmiyorum, çevrem yok. Orada kitabın en iyi dost olduğunu gördüm. İkinci yazı, ‘Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz… Bu yazının altında kime ait olduğu yazmıyordu. Bende bütün yazıların Mustafa Kemal Atatürk’e ait olduğunu düşünüyordum. Sonra medresede okurken bir hadis kitabında bu yazıyı gördüm. Kariyer olarak neyi seçersek seçelim. Beşikten mezara kadar ilimle meşgul olmak zorundayız. Bu yüzden bugünlerimizden pişmanlık duymayacağımız şekilde yaşayalım. Okuyalım, yazalım, şiir denemeleri yapalım.”dedi. Kayaşehir Kapalı Pazar kuraları çekildi Küçük erkekler %$ĝ$.ĝ(+ï5 Belediyesi’nin her mahalleye bir kapalı Pazar projesi kapsamında hayata geçirilen Kayaşehir Fuar ve Sergi Alanının stant kuraları çekildi. Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde gerçekleşen kura çekimine çok sayıda Başakşehirli katıldı. İstanbul 17.Noter huzurunda çekilen kurada Fuar ve Sergi Alanındaki 348 adet Gıda-408 adet Tekstil standının hak sahipleri belli oldu. 33.352,17 m2’lik alanda kurulan kapalı pazar ilçe sakinlerine modern, konforlu bir alışveriş sunacak. Market arabaları, deneme kabinleri, mescit, asansör, yürüyen merdiven ve 63 araçlık esnaf otoparkının da yer alacağı kapalı pazarda ısıtma sistemi de yer alıyor.// ‘Başkanlık Kupası’ başladı! *$=ï260$13$ĝ$ Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Başkanlık Kupası’ Futbol Turnuvası Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Bekir Servet Bakırcı’nın da katıldığı bir törenle Gaziosmanpaşa Stadyumu’nda başladı. İlçedeki 20 ortaokulun 5. ve 6. sınıflarında eğitim gören öğrencilerinden oluşan toplam 20 takımdan oluşan ekipler turnuvada mücadele edeceği turnuvanın açılışına katılan Başkan Usta, öğrencilerle şakalaşarak sohbet etti. Başkan Usta turnuvanın ilk maçına çıkan öğrencilere başarı dileklerinde bulunurken, karşılaşmaların centilmenlik ve sporun ruhuna yakışır bir mücadele atmosferinde geçmesi temennisinde bulundu. Bir süre maçları da izleyen Başkan Usta, öğrencilerin aileleriyle de sohbet etti.// Başakşehir Zabıtasından Taekwondo’da büyük başarı %$ĝ$.ĝ(+ï5Belediyesi Zabıta Müdürlüğü personeli, Osman Karadağ, TURKISH OPEN 2016 / Uluslararası Türkiye Açık Taekwondo Turnuvası’nda Bronz madalya kazandı. Türkiye Taekwondo Federasyonu tarafından Antalya’da düzenlenen müsabakalara 70 ülkenin yaklaşık 1800 sporcu katıldı. 3.TURKISH OPEN uluslararası Taekwondo Turnuvas’ında rakiplerini yenerek finale kalan Başakşehir Zabıta personeli Karadağ, final müsabakalarında da başarı elde ederek üçüncü oldu. Başakşehir’e bronz madalya ile dönen Karadağ’ın hedefi Dünya Şampiyonluğu, “12 yılı aşkın süredir Taekwondo ile ilgileniyorum. Başakşehir’de Zabıta Müdürlüğündeki işim bittikten sonra akşamları iki üç saat bir kulüpte çalışıyorum. Bu turnuva için üç aydır hazırlanıyorum. İlçeme ve Başakşehir Belediyesine böyle bir başarı kazandırdığım için mutluyum. Amacım Milli bir sporcu olarak ülkemi Avrupa ve Dünya’da temsil ederek, başarılara imza atmaktır.”// ‘NAMAZ KILMAYAN İMAM HATİPLİ, İMAM HATİPLİ DEĞİLDİR’ Öğrencilere idealist olmaları gerektiğini söyleyen Halit Bekiroğlu, hayatta başarılı olmanın ipuçlarını verdi. Bekiroğlu “ Bir; idealist olacağız. Büyük düşüneceğiz ve hangi işi seviyorsak o işin en iyisi olmak yolunda gayret edeceğiz. Simit satan, ayakkabı boyayan, sizin yaşlarınızda İmam Hatip’te okuyan bir öğrenci, bugün bu ülkede Cumhurbaşkanlığı yapıyor. Ama sizin yaşlarınızdayken bir ideali vardı o Cumhurbaşkanının. İki; kitap okuyacağız. İmam Hatipli ruhuna ve kimliğine sahip olmak için çok okumak gerekiyor. Üç; her birimiz bir sanat dalıyla uğraşacağız. Gerekirse idarecileri zorlayacağız. Bağlama, Ney, resim, fotoğraf… Muhakkak biriyle ilgileneceğiz. Dört; bir spor dalıyla uğraşacağız. Beş; namaz… Dinin direği namazdır. Namaz kılmayan İmam hatipli İmam hatipli değildir.”şeklinde konuştu. www.212haber.com ï<. / 1 ï 7 6 ï / ï ) ' '$1 $ ï = , 5 $ = <$ ,5$1 ' 1 $ / 8 * '8< 0(6$- 01-15 MART 2016 11 ‘Şehit olan çocuklarımız en büyük öykümüzdür’ Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Öykü Festivaline katılan Filistinli öykü yazarı Ziad Khaddash, Filistin'deki çatışmalarda hayatını kaybeden çocuklar için duygulandıran bir mesaj vererek, "Şehit olan çocuklarımız aslında en büyük öykümüzdür ve bu öyküyü yazmaya devam edeceğiz."dedi. = G Ü N DEM (<7ï1%8518Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Öykü Festivali kapsamında Türkiye'den ve dünyadan birçok ünlü öykücü Zeytinburnu'nda bir araya geldi. 16-20 Şubat tarihleri arasında düzenlenen festivalin kapanışı Zeytinburnu Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türkiye'de bir ilk olarak gösterilen festival boyunca okur-yazar buluşmaları, öykü tiyatrosu, öykü okumaları, hayal kurma atölyesi ve öykü yarışmaları gerçekleştirildi. Festivalde, İngiltere, İran, Bosna Hersek, Ürdün, Bulgaristan, Filistin, Azerbaycan ve Makedonya’dan gelen konuk yazarlar, Türkiye’den okuryazarlarla buluşma fırsatını yakaladı. Festivalin kapanış programında Öykü Yarışması’nda dereceye girenlere, ödülleri Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın ve konuklar tarafından verildi. Ülkesinde Arapça öğretmenliği yaptığını söyleyen Filistinli öykücü Ziad Khaddash, Filistin'deki öğrencilerinin de öyküler yazdığını ifade ederek, “Filistin'de 50 öğrencim var ama oradaki olaylardan dolayı 30 öğrencim kaldı hayatta. Şehit olan çocuklarımız aslında en büyük öykümüzdür ve bu öykümüzü yazmaya devam edeceğiz. Filistin'de hayatta kalan öğrencilerime İstanbul'dan kucak dolusu selamlar götüreceğim. Filistin'de hayatını kaybeden şehitlerimizi ise öyküler anlatarak, onların destanlarını yazarak ölümsüzleştireceğiz.”dedi. Metrelerce yüksekte tamirat 6ï/ï95ïȂ'( özel bir sitede yaşanan olayda, kopan su giderini tamir etmek için 10 katlı binanın çatısından iple aşağı sarkan 2 işçi yürekleri ağza getirdi. Güvenlik tedbirlerinin alınmasına rağmen işçilerin metrelerce yükseklikte çalışmaları korkuttu. Yalnızca çatıya bağlı olan ipleriyle havada kalan işçilerin ölümle dansı görenleri şaşkına çevirdi.// 12 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com Tarlabaşı değil Kayabaşı! TOKİ'nin Kayabaşı'nda satışa çıkardığı iki arsanın ihalesini de Makro İnşaat kazandı. Şirket, 2.3 milyar liraya iki arsayı da aldı. Başakşehir bölgesinde uzun yıllardır proje geliştirdiklerini söyleyen Makro İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Uyan, bölgede ilk defa TOKİ ihalesini aldıklarını söyledi. Uyan, “Bölgede çok ciddi bir müşteri portföyümüz var. Her iki araziyle ilgili de güzel projeler geliştirdik.” dedi. B yor. Arazi Kayabaşı'nda 3'üncü Köprü bağlantı yolu güzergâhında, Atatürk Havalimanı'na 17, yeni havalimanına 20 kilometre uzaklıkta. Ayrıca projenin uygulanacağı alan Olimpiyat Stadı, Şehir Hastanesi ve Başakşehir'e komşu. 51 bin metrekarelik alanda, kişi başına 36 metrekare yeşil alan sunulacak proje depreme dayanıklı inşa edilecek. Günlük enerji ve ısı ihtiyacının büyük bir kısmı güneş enerjisinden elde edilecek biçimde tasarlanacak. $ĝ%$.$1/,. Toplu Konut İdaresi (TOKİ), İstanbul Başakşehir Kayabaşı 876 ada 1 ve 2 parselde 'Arsa Satış Karşılığı Gelir Paylaşımı' modeliyle satışa sunduğu iki arsa ihalesinin ikinci oturumu tamamlandı. Her iki parsel için çıkılan ihalede en yüksek teklif Makro İnşaat'tan geldi. Sabah'ın haberine göre: İlk ihalede 1 milyar 285 milyon lira teklif eden şirket, dün yapılan ikinci ihale için ise 1 milyar 20 bin lira önerdi. Toplam 2.3 milyar liraya ihaleyi kazanan şirket İdare payı geliri olarak da yaklaşık 500 milyon lira teklif etti. İKİNCİ OTURUMDA FİYAT ARTTI İstanbul Başakşehir Kayabaşı 876 ada 1 parselde satışa sunulan arsanın ihalesinin ilk oturumuna 11 firma katılmış ve toplam gelirde en yüksek teklif 281 milyon TL olmuştu. İhalenin ikinci oturumda ise firmalar ihaleyi alabilmek için tekliflerini arttırdı. İkinci parselde yer alan 50 bin metrekarelik arsanın ilk oturumuna 13 firma BÖLGEYİ İYİ BİLİYORUZ Başakşehir bölgesinde uzun yıllardır proje geliştirdiklerini söyleyen Makro İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Uyan, bölgede ilk defa TOKİ ihalesini aldıklarını söyledi. Uyan, "Bölgede çok ciddi bir müşteri portföyümüz var. Her iki araziyle ilgili de güzel projeler geliştirdik" dedi. Yaşanabilir projeler yaptıklarını dile getiren Uyan, yeni projelerin de karma olacağını söyledi. ARİS GRAND TOWER’DA ÖN TALEP DÖNEMİ BAŞLADI 110 milyon tl’lik yatırım $5ï63$5. projesinin ardından, Esenyurt’taki ikinci projesini hayata geçiren Zerka İnşaat, Kaymakçı İnşaat, Nihal İnşaat ve Gürboğan İnşaat Ortak Girişimi, Aris Grand Tower ile bölgeye nitelikli bir proje daha kazandırıyor. 310 konut ve 18 ticari üniteden oluşan Aris Grand Tower’ın mimarisinde Çamoğlu Mimarlık’ın imzası bulunuyor. 44 bin metrekare inşaat alanına sahip proje 110 milyon TL’lik yatırımla hayata geçiriliyor. 4 bin metrekaresi sosyal donatı ve peyzaj alanlarına ayrılarak ferah bir yaşam alanı oluşturulan projede, kapalı yüzme havuzu, fitness merkezi, sauna ve sosyal donatı alanları yer alıyor. Farklı büyüklüklerde, alternatif daire seçeneklerinin yer aldığı projede 1+1, 2+1 ve 3+1’den oluşan üç tip daire seçeneği sunuluyor. Projede 1+1 daireler 70 metrekareden 84 metrekareye, 2+1 daireler 106 metrekareden 125 metrekareye kadar değişiklik gösterirken, 3+1 daireler 170 metrekare genişliğe sahip. ÖN TALEP AVANTAJINA EK 0 FAİZLİ 36 AY VADE FIRSATI Aris Grand Tower’da 229.000 TL’den başlayan cazip fiyatlarla daire sahibi olunurken, alternatif ödeme planlarıyla da ödeme kolaylığı sağlanıyor. Anlaşmalı bankalar aracılığıyla uygun oranlarla kredi kullanılabilen projede ayrıca; yüzde 25 peşinat ile proje bünyesinde de sıfır faizle 36 aya kadar vadelendirme fırsatı sunuluyor. İnşa çalışmalarının başladığı projede teslimler ise 2018 yılının Mayıs ayında yapılacak.. // katılırken, ikinci oturumda firma sayısı 7'ye düştü. En yüksek idare payı geliri ise 306 milyon TL ile Makro İnşaat'tan geldi. EN BÜYÜK UYDUKENT PROJESİ İhale alanı Türkiye'nin en büyük uydukent projesi olarak dikkat çeki- Bahçekent’in yeni yüzü Evalpark Istanbul Evalpark İstanbul, Bahçekent bölgesinde hayata geçiyor. İnşa çalışmalarının başladığı projede Eval İnşaat, Mart ayında düzenlenecek lansman öncesi ön talep toplanmaya başladı. (9$/ï1ĝ$$7 şimdi de Bahçeşehir’e komşu Bahçekent bölgesinde ‘‘Evalpark İstanbul’’ projesini hayata geçiriyor. Eval İnşaat, tüm hazırlıklarını tamamladığı Evalpark İstanbul projesini Mart ayı içerisinde lanse edecek. İki etaptan oluşan ve ilk etabında 382 konut ve 12 ticari ünitenin yer alacağı proje, bölgenin en büyük yatırımları arasında öne çıkıyor. TEM Otoyolu’nun yanı başında yer alan ve merkezi lokasyonuyla yatırımcısına kolay ulaşım imkânı sunan proje, yüzde 70’i yeşile ayrılmış yaşam alanlarıyla dikkat çekiyor. 1+1 2+1 ve 3+1 olmak üzere üç farklı daire tipinin yer aldığı Evalpark İstanbul’da konut alıcıları için alternatifli seçenekler sunuluyor. Projede daireler 72 metrekareden başlayıp 160 metrekareye kadar çıkıyor. İki etaptan oluşan projenin ilk etabında 382 residence daire ve 11 adet cadde mağazalarından oluşmaktadır. YÜKSEK STANDARTLARDA BİR YAŞAM Eval İnşaat Proje Satış Koordinatörü Asım Arvas, “Evalpark İstanbul projemiz için yoğun bir çalışma temposuna girdik ve her detayı için özenle çalıştık. Tasarımı ve mimarisiyle beklentileri tam anlamıyla karşılayacağımız projemizde birinci sınıf malzeme kullanılıyor. Projeyi Bahçeşehir’e komşu Bahçekent’in en değerli noktalarından birinde geliştirdik ve bu proje bölgeye katma değer katacak. Her gün değer kazanan bir bölgede yer alan projemizde konut alanlar bugünün ve yarının kazananı olacak. Projenin yüz- de 70’ini sosyal donatı ve peyzaj alanlarına ayırarak ferah bir yaşam alanı oluşturuyoruz. Şuan ön talep toplama sürecinde olduğumuz projemizi Mart ayında satışa sunacağız.” dedi. CAZİP FİYATLAR, ALTERNATİFLİ ÖDEME SEÇENEKLERİ Evalpark İstanbul’da 219.600 TL’den başlayan cazip fiyatlarla daire sahibi olunurken, alternatif ödeme planlarıyla da ödeme kolaylığı sağlanıyor. Yüzde 35 peşinat ile Eval İnşaat bünyesinde 36 aya kadar da vadelendirme yapılabiliyor. // İSPARK Portekiz’e çıkarma yaptı '1<$kentlerine model olan İSPARK, otopark alanında gelişen teknolojileri yerinde inceleyerek hizmet kalitesini artırmaya devam ediyor. İSPARK, otopark sistemlerini incelemek üzere EMPARK şirketinin davetlisi olarak Portekiz’in Lizbon kentine ziyaret gerçekleştirdi. Genel Müdür Nurettin Korkut, İBB İştirakler Koordinasyon Müdürü Hasan Yılmaz ve İSPARK yetkilileri ile birlikte yapılan ziyarette, otopark işletmeciliğinde kullanılan teknolojiler, parkomat uygulamaları ve Lizbon kentinin ulaşım altyapısı konusunda incelemeler yapılarak EMPARK yetkilileri ile fikir alışverişinde bulunuldu. LİZBON BELEDİYE BAŞKANINA ZİYARET Portekiz’e yapılan ziyarette Lizbon Belediye Başkanı Fernando Medina İSPARK heyetini makamında kabul etti. Yapılan görüşmede İstanbul’da İSPARK tarafından uygulanan model ile ilgili Medina’ya bilgi veren Genel Müdür Nurettin Korkut; Güvenle Park Güler Yüzle Hizmet sloganı ile 2005 yılından bu yana İstanbul’da otopark hizmeti veriyoruz. Yeni teknolojileri ve sektörde yaşanan gelişmeleri İstanbul’da hayata geçirdiğimiz projeler ile halkımıza sunuyoruz. Uyguladığımız sistem Türkiye’de ve Dünya’da birçok belediye için model oldu. Dedi. Başkan Medina İstanbul’a sık sık geldiğini ve harika bir şehir olduğunu ifade ederken, Lizbon ile İstanbul’un birbirine çok benzediğini belirtti. Lizbon’a ait parklanma stratejilerini paylaşan Medina daha sonra İSPARK yetkililerine tarihi belediye binasını gezdirdi. İSPARK’ın Lizbon’da otopark uygulamalarını incelemek üzere gerçekleştirdiği ziyaret Portekiz basınında da yer aldı. Diário de Notícias gazetesinde yer alan haberde İSPARK’ın İstanbul’da uyguladığı model ve gerçekleştirdiği Portekiz ziyaretine yer verildi. www.212haber.com G Ü N DEM 01-15 MART 2016 13 EMİN BATUR [email protected] Benim evim egenin karanlık sularıdır Sen akșam evine dönerken Ben akșam evimden uzaklașıyorum Dünyanın en büyük et restoranı açıldı Dünyanın en büyük et restoranı olan Nevada Steakhouse, Başakşehir'de hizmet vermeye başladı. Restoran etin özelliklerinin yanında bünyesinde barındırdığı ilklerle de dikkat çekiyor. , ĝ$'$0, Uysal Canal’ın sahibi olduğu Başakşehir'de 6 bin 500 metrekarelik alana kurulan Nevada Steakhouse dünyanın en büyük et restoranı ünvanını elinde bulunduruyor . Ayrıca restoran içerisinde bulunan, özel olarak biberonla beslenen Japon koi balıkları, cuma günleri mescitte cuma namazı kılma imkanı, bayan müşteriler için Türkiye’de ilk defa uygulanan bayan vale hizmeti, barbekü için özel olarak tasarlanan localarıyla, kendi ürettikleri ve satışa çıkardıkları birçok özel ürün ve uygulamalarla dikkat çekiyor. Restoran koordinatörü ve şefi Şevki Güdücü, ''15 milyon TL’ye yakın bir yatırımımız oldu. Yaklaşık 110 personelimiz çalışıyor. Salonumuz 3 katlı ve 6 bin 500 m2'lik alana sahip. Alanımızda Guinness Rekorlar Kitabı’na başvurduk ve sonucunu bekliyoruz. Etin kalitesinde ve lezzetinde iddialıyız. Ette sınır yok, her çeşit eti misafirlerimize sunuyoruz. Muhteşem lezzetlerimizle herkesi bekliyoruz. Steakhouse dışında zeytinyağlılarımız, şarküterimiz, taze hazırlanan tatlılarımız, salata çeşitlerimiz bulunuyor ve kendi ekmeğimizi kendimiz burada üretiyoruz'' dedi. Türkiye'de bir ilk olarak bayan müşteriler için bayan valenin hizmet verildiğini vurgulayan Güdücü, "Türkiye'de ilk ve sadece bizde bulunan bayanlara özel bayan vale hizmetimiz var. Bayan müşterilerimiz Kankey Otomotiv bünyesindeki bayan vale görevlilerimiz tarafından karşılanıyor ve araçlarını park etmelerinde yardımcı olunuyor. Bu özelliklerimizin yanı sıra müşterilerimizin salonda gezmesi için İstanbul konsepti kapsamında Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, Boğaziçi Köprüsü, Anadolu ve Avrupa yakası gibi kısımlarımız var'' dedi. Güdücü, ilginç tasarımıyla dikkat çeken restoranda bulunan balıkları ise özel olarak biberonla beslediklerini ve bu durumun misafirlerin çok ilgisini çektiğini sözlerine ekledi. mücadelesi Turnuvada Esenler'de eğitim gören, 9-16 yaş grubundan toplam 150 sporcu kıyasıya yarıştı. Rakipleri karşısında başarı elde etmek isteyen tüm öğrenciler, zorlu mücadeleler verdi. Rakiplerini bir bir eleyenler çeyrek final, yarı final ve final heyecanı yaşadılar. Turnuvada aileleri de çocuklarını yalnız bırakmadı ve heyecanlarına ortak oldular. "Okullar Arası Satranç Turnuvası"nın sonunda dereceye giren sporculara kupa ve madalyalarının yanı sıra çeşitli hediyeler de verildi. Turnuva sonunda şampiyon Ayvalıdere İlkoukulu'ndan, ikinci Kemer İlkokulu'ndan, üçüncü ise Yunus Emre İlkokulu'ndan çıktı.// (6(1/(5 '( eğitim gören 150 öğrenci, "Okullar Arası Satranç Turnuvası"nda mücadele etti. Dereceye girenler, kupa ve madalyaya uzandılar. "Spor ile Hayata İlk Adım" projesi kapsamında düzenlenen satranç turnuvası ile çocukların küçük yaşta spora ilgilerinin arttırılması amaçlanıyor. Proje kapsamında Esenler Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren Esenler Spor Kompleksi ve Yüzme Havuzu'nda "Okullar Arası Satranç Turnuvası" düzenlendi. Bu akșam așabilecek miyiz? Sıkıntılarımızı Kavușabilecek miyiz? Sen çocuklarına Ben meçhule Kurtarabilecek miyiz? kör trafikten Sen arabanı karanlık sulardan Ben çocuklarımı Biliyor musun? Ben de senin gibiydim Trafikte Akșam eve dönerken Ağzım zehir gibi küfür dolardı Șam’da Bağdat’ta Halep’te BAYANLARA ÖZEL BAYAN VALE HİZMETİ Okulların satranç Senin derdin trafik Benim derdim Ege’nin karanlık suları… Arkadașlarla bir araya gelip Kahkahalar eșliğinde bacağım büyüklüğündeki balığı Yemeğe çalıșır bitiremezdik Yarısı çöpe giderdi Garson Arta kalan ekmeğin içiyle Masamızı silerdi. Uzay mekiği gibi zabıta aracı %(<2Ý/8 Belediyesi tarafından İstiklal Caddesi’nde kullanılmak üzere alınan elektrikli zabıta aracı vatandaşların yoğun ilgisini gördü. Araca binmek isteyen bir öğrenci ise "Bana bunu verseler Formula’yı kazanırım" dedi. Daha önce İstiklal Caddesi’nde tek tekerle görev yapan zabıta ekipleri, şimdi adeta uzay mekiğine benzeyen elektrikli araçla İstiklal Caddesi’nde görev yapıyor. Şarj edildiğinde 100 km gidebilen, saatte 80 km hıza çıkabilen araç, 2,3 m uzunluğa, 1,19 m genişliğe sahip, aracın kapıları ise yukarı doğru açılıyor. İstiklal Caddesi’nde görev yapan zabıta ekipleri, vatandaşın yoğun ilgili karşısında caddede güçlükle ilerliyor. Vatandaşların tepkisi ise zabıta ekiplerini şaşkına çeviriyor. Turistler araçla fotoğraf çektirmek için adeta yarışırken, Seyhan Özkır isimli vatandaş, "Beyoğlu’na yakışır bir araç olmuş. Çok beğendik. Beyoğlu Belediyesi güzel hizmetler yapıyor" dedi. Araca binip gezmek isteyen bir öğrenci ise "Bana bunu verseler Formula’yı kazanırım" diye konuştu. // Ve bunu biz normal görürdük Sizinkiler bazen itiraz eder: ‘’Yapmayın! Yazıktır! Günahtır!’’ Derlerdi ‘’Nimettir bu!’’ derlerdi Hakkınızı yemeyelim ‘’Sizinkiler’’ yere düșen ekmeği öper bașına koyar bize sitem ederdi Siz ‘’Yapmayın!’’ dedikçe bizim garson bir yandan ekmekle masayı siler Bir yandan laf yetiștirirdi ‘’Bir çuval un ne kadar biliyor musun?’’ !!!... ‘’İki dinar hacı iki…’’ !!!... Șimdi anlıyoruz o nimeti neden öpüp bașınıza koyduğunuzu Var mı faydası bilmiyorum Bilin kıymetini Vatanınızın Ekmeğinizin O kör trafiğinizin Çocuklarınızın Akșam eve kavușma sevincinizin Ele güne muhtaç olmayıșınızın ‘‘Nan-ı Azizinizin’’ 14 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 Tuvalet eğitimine erken başlamak kabızlık nedeni olabilir OYUNU BIRAKMAMA İSTEĞİ ÇOCUĞU KABIZ YAPIYOR Çocuklarda kronik kabızlık çok sık görülen problemlerden biridir. Kabızlık; dıșkılama sıklığında azalma, sert veya ağrılı dıșkılama (barsak hareketi) olarak tanımlanır. 1-4 yaș arasındaki çocuklar genellikle günde 1-2 kez ve yüzde 90’ından fazlası en geç günașırı dıșkılar. Çocuktaki kabızlık sorununu gidermek için kronik kabızlığın nasıl geliștiğini anlamak gerekir. Çünkü çocuklarda kabızlığa birçok faktör neden olabilir. Ama genellikle geçici olmakla birlikte görülen en sık nedenler erken tuvalet eğitimi ( her çocuğun tuvalet eğitimi yașı farklıdır. Çocuğun kendini hazır hissetmeden tuvalet eğitimine bașlanmamalıdır) ve diyet değișiklikleridir. KRONİK KABIZLIK BAȘKA SORUNLAR DOĞURABİLİR • Çocuklarda kabızlık genellikle geçici ve önemsiz bir durum olarak görülür. Ancak kronik kabızlık bașka sorunları doğurabilir( anal fisür, kanama, kaka kaçırma vb) veya altta yatan bașka bir hastalığın belirtisi( metabolik hastalıklar, barsağın sinir hücrelerinin bulunmaması, barsak tıkanıklığı vb.) olabilir. Bu nedenle iki haftayı geçen kabızlığa ateș, kusma, dıșkıda kan, karın șișliği, kilo kaybı, anüs (makat) çevresinde ağrılı yırtıklar, barsağın anüsden dıșarı çıkması gibi bașka bulgular da eșlik ediyorsa, doktora bașvurmak gerekir. AĞRI ÇEKMEMEK İÇİN KAKASINI TUTABİLİR • Kronik kabızlığın ilk nedeni ağrılı barsak hareketleridir. Böyle durumlarda çocuk, ağrıyı yașamamak için kakasını tutmayı öğrenir. Acele bir barsak hareketi olduğunda birkaç dakika kaslarımızı sıkarak acil durum geçene kadar bunu erteleyebiliriz. Erișkinler uygunsuz her durumda barsak hareketini engelleyebilirler ancak erișkinler durum uygun olduğunda en kısa zamanda tuvalet gereksinimlerini tamamlamak gerektiğini anlayabilirler. Ağrı korkusu nedeniyle barsak hareketini engelleyen bir çocuk bunu tekrar tekrar yaparak dıșkılamayı engeller. Dıșkılamayı engellemek için bacaklarını çaprazlar, kalçalarını sıkar ve yüz ifadesi değișir. Bunun dıșında çocuklar birçok nedenle dıșkılamayı geciktirirler. Oyunu bırakmak ve evden farklı bir yerde tuvalete gitmek istememe gibi nedenler, bunların arasında yer alabilir. TUVALET KONTROLÜ OLMAYAN ÇOCUĞU CEZALANDIRMAYIN • Dıșkılamayı geciktirme durumlarında; çok miktarda sert gaita rektumda birikir. Zaman içinde rektum genișler ve gerilmeye daha az duyarlı hale gelir. Dıșkı parçaları ayrılır ve çocuk farkında olmadan çamașırına geçer. Bu farkında olmadan dıșkı kaçırma nedeni ile iç çamașırının lekelenmesi durumudur. Bazen kolon kasıldığında, sıvı gaita rektumdaki sert gaita çevresinden fıșkırılarak kabızlığı olan çocuğun ishali olduğu izlenimini verir. Kabızlık ve sonrasında gelișen gaita kaçırmada çocukların kaka kontrolü yoktur, bunun için suçlanıp cezalandırılmamaları gerekir. Bu nedenle utanırlar, kirli çamașırlarını saklamaya çalıșırlar ve koku diğer aile fertlerini rahatsız ettiği halde iç çamașırlarını değiștirmek istemezler. Bașka çocukların alay etmesi nedeniyle veya utandıkları için okula gitmek de istemezler. BESLENME ȘEKLİ KABIZLIĞI ETKİLİYOR • Kabızlığın birçok nedeni bulunuyor. Bunlardan biri erken tuvalet eğitimi. Bu dönem, çocukla anne-baba arasında bir savaș haline gelebilir. İstemli tutma giderek istemsiz bir alıșkanlığa dönüșebilir. Beslenme șekli de kabızlığı etkileyen durumlar arasında görülüyor. Diyetteki değișiklikler, lif bakımından zengin gıdaların tüketilmemesi, tam sıvı diyetten katı gıda içerikli rejime Çocuk Cerrahi Uzmanı Dr. Pelin Nigar Oğuzkurt Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kabızlık bebeklik ve çocukluk çağının da en sık görülen sorunlarından biri. Çocuğun oyunu bırakmama isteğinden, strese, yanlış beslenmeden erken tuvalet eğitimine kadar birçok sebebi bulunuyor. Lif bakımından zengin yiyecekleri tüketmek gerektiğini belirten Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Dr. Pelin Nigar Oğuzkurt, “Kabızlığın önüne geçmek için çocuğun tuvalette oturması sağlanmalı. Ilık bir banyo ya da içecekler dışkılama hissini arttırır. Kabızlık sonrasında da çocuk istemsiz olarak kakasını kaçırabilir. Böyle durumlarda çocuğun cezalandırılmaması lazım” dedi ve bilinmesi gerekenleri şöyle sıraladı: geçilmesi kabızlığın nedenleri arasında gösterilebilir. Öte yandan yolculuk, stres gibi rutin değișiklikler, ilaçlar, inek sütü alerjisi ve aile öyküsü de kabızlıkla ilișkili olabilir. Neden ne olursa olsun ayrıntılı bir öykü taraması gerekir. Kabızlığın ne zaman bașladığı, günlük aktiviteleri, önceki ve șimdiki tuvalet www.212haber.com alıșkanlığı, dıșkılama sıklığı, dıșkının șekli, kanama olup olmadığı, kullandığı ilaçlar, diyetinin ayrıntıları öğrenilmelidir. Muayenede karında șișlik, kitle veya yumru, makatın yerleșimi, çatlak olup olmadığı görülür. Buna ek olarak makattan muayene yapılarak kanama olup olmadığı kontrol edilir. Karının radyolojik görüntülenmesi, tıkanıklık durumu ve dıșkının yerleșimi ve miktarı hakkında bilgi verir. Bu bulgulara göre daha ileri tetkikler ve incelemeler gerekip gerekmediğine karar verilir. KABIZLIĞIN TEDAVİ ȘEKİLLERİ Rektumu Boșaltmak: Bağırsaktaki büyük sert dıșkı yumușatılıp küçültülerek atılması sağlanır. Ağızdan alınan dıșkı yumușatıcılar dıșkıya su çekerek ișlev görürler ve alıșkanlık yapmazlar. Kana geçmezler ve bağırsakta uzun süre kalmazlar. Nadir olarak aynı zamanda lavman veya fitil kullanılabilir. Bunlar sadece kalın bağırsağın alt kısmındaki dıșkıyı yumușatarak temizlenmesini sağlar. Çocuk çok șiddetli kabızsa kısa süreyle hastaneye yatırılması ve özel boșaltıcı lavmanların yapılması gerekebilir. Rektumu Boș Tutmak Her ne kadar 2-3 günde bir barsak hareketi olması normal sayılsa da kronik kabızlığı olan çocukların tedavisi için amaç bu değildir. Bu çocukların günlük dıșkılamaları olması, rektumda tekrar dıșkı kütlesi birikmemesi açısından dıșkılamanın günlük, yumușak ve ağrısız olması gerekir. Günlük barsak hareketlerinin olması rektumda tekrar dıșkı birikmesini önler, kalın bağırsağın normal șekle ve kas tonuna gelmesini sağlar. Bağırsak çalıștırıcılarla amaçlanan hedef, yakalanmaya çalıșılır. Bu çalıștırıcıların dozu her çocuğa göre farklıdır yakın izlemle çocuk için doğru ve yeterli doz ayarlanabilir. Amaç günde bir veya iki yumușak dıșkılamayı sağlamaktır. Çalıștırıcıların alımını kolaylaștırmak içim meyve suyu ile karıștırılabilir. Kabızlığı yenmek için tedavi alan çocukların ailelerinin yaptığı en büyük hata bunları hızlı azaltmak veya kesmektir. Sorun kalmadığında, çalıștırıcının dozu 1-2 haftada bir yüzde 25i azaltılır. Eğer tekrar ağrısı olursa veya günlük dıșkılama durursa daha önceki doza dönülür. MUSTAFA SABRİ BEȘER [email protected] facebook.com/msbeser twitter.com/msbeser Sancı sadece panellerde mi? Karakterimizi bașkalarının belirlediği bir dünyada, kendimiz olamayacağımıza göre elbette ki onu belirleyen insanlar olmadan da yapamayız. İnsan olmanın ve İslam olmanın bedelsiz olmayacağını idrak etmeliyiz artık Daha öncede söylemiștim; 15 sene geriye gidelim, meydanlardaki ahlaksızlık bu kadar diz boyu değildi. Meydanlar, kafeler, eğlence yerleri Müslüman’ca yașamayanlarındı. Birileri bunu fark etti. Sonra İngiliz Lordunun dediğini yapmaya karar verdiler. “Türklerin ellerinden Kur'an-ı Kerim'i alın kadınlarının da bașlarını açın, bakın nasıl çözülüyorlar ve bizim istediğimiz hamur șekline dönüyorlar…” Önce biz Müslümanların cebine para koydular. Meydanlara, cebimizdeki paranın vermiș olduğu özgüven ile çıkmaya bașladık. Sonra güzel ülkeme Dünyaca ünlü kafe markalarını getirip “sözde yatırım”la cadde bașlarına ve en güzel yerlere açtılar. Önce sadece mağaza görünümünde olan bu kafeler sonrasında sokaklara tașmaya bașladı, yeni akım bistro algısı ile. Sebebi yoldan geçenler görsünler ve imrensinlerimrendirsinler diye. Artık genç Müslüman yeni bir kültüre kapı açtı. Gençlerimiz kafeleri doldurmaya bașladı. Özellikle benim yașadığım ilçe de Müslümanların yașantıları da gençliği de farklı bir kültür ekolünün içerisinde boğulmakta. Boğulmakta lakin “heyhat ki ne heyhat” ilçemizin büyükleri hiç hayıflanmamakta. Bașakșehir ciddi manada yozlașma içerisinde. Ve maalesef bizler seyirciyiz. 28 Șubat hassasiyeti açısından Belediyemiz güzel bir panel sundu bizlere lakin salonun ancak 3/1’i doluydu. Ve neredeyse genç nesil hiç yok denecek kadar azdı. Oysa bu panelin muhatapları 28 Șubatı yașamıșlar değil yeni nesil gençlik olmalıydı. Bașta tabi biz ebeveynlere iș düșüyor ama Belediyemiz bu konuda afiș, resim ve reklam haricinde bir eylem yapmadı nedense. Oysa bir hafta öncesinden en azından bu zengin ilçenin zengin gençliği üzerine çok daha cezp edici çalıșmalar yapılarak katılımcı hedefinin gençler olması için gayret göstermeliydiler. Belediyedeki büyüklerimize inșallah bir daha ki sefer için hatırlatma olsun bu yazımız. Başakşehir Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Haluk Dikbaş bey’in ILIK BALLI SU İÇİRİN * Tuvalet eğitimi almıș çocukların tuvalette oturması sağlanmalı. * Yemeklerden ve özellikle de sabah kahvaltısından sonra tuvalet eğitimi veya oturma için en iyi zamandır. Çünkü dolu mide çoğu insanda dıșkılama ihtiyacı hissettirir * Ilık içecekler bağırsak hareketlerini artırır. Ilık ballı su verilebilir. * Ilık bir banyo sonrası tuvalette oturmak dıșkılama hissini arttırır. * Küçük çocukların tuvalette rahat oturmaları için ayaklarının altına küçük bir tabure veya yükseltici koyulması ve dizlerinin kalçadan hafif yukarda olması yararlıdır. * Çok küçük çocukların lazımlık kullanması veya tuvalette yüzlerini duvara dönmeleri daha rahat oturmalarını sağlar. Birkaç yazımda daha önce yazdığım, birçok yerde de dile getirdiğim bir hocamın sözünü yeniden buraya almak mecbur bırakıyor beni; “Batı meyhanelerde vakit geçirdiği zaman İslam alemindeki gençler kütüphanelerde sayfalarla hașır neșirdi. Șimdi Müslüman gençler kahvehaneler ve lüks kafelerde ama batı laboratuar ve kütüphanelerde.! “ Bașakșehirde ki her bir kafe nerdeyse gecenin ilerleyen saatlerine kadar kızlı erkekli gruplarla dolu. Diyet Yapmak Kabızlık yapan yiyecek yoktur. Lif bakımından zengin ve fakir yiyecekler vardır. Bu nedenle yeterli lif miktarı olan besinlerin verilmesi gerekir. Lif en çok meyvelerde, sebzelerde ve arpa, buğday ve mısır gibi tahıllarda bulunur. Erișkinler günde 25-30 gr lif almalıdır, çocuklarda lif gereksinimi yașa göre değișir. Çocuğun lif gereksinimi yıl olarak yașına 5 eklenerek gram cinsinden bulunur. Bir diğer önemli noktada ise yeterli sıvı almayı sağlamaktır. Diyet alıșkanlığı sağlıklı ve hayat boyu kullanılacak bir alıșkanlık olmalı. Bașakșehir gençliği hayatlarını biraz daha hızlı tüketiyorlar. ismini verdikleri 4. evlatlarının dünyaya teşrif ettiğini büyük bir mutlulukla öğrenmiş bulunmaktayız. Yavrumuza bereketli ömür diliyoruz. Rabbimiz merhametini üzerinden esirgemesin. Salih kullardan eylesin. Annesine-babasına, milletimize ve ümmete hizmet edecek hayırlı evlat olmayı nasip etsin. Bu vesileyle Dikbaş ailesini tebrik ediyor, Cenab-ı Hak’tan bol çocuklu, bol torunlu sağlıklı günler diliyoruz. Öyle zannediyorum ki bu gençlerimiz farklı ilçelerden gelen gençler değil. Varsa misafirler hariç hepsi bu güzide ilçenin gençliği. Kendi adıma da Müslüman gençlik adına da üzülmemek elde değil. Nasihati sevmeyen ve nasihatten kaçan bir toplum haline geldik. Nasihat hatalarımızın devam etmemesi için uyarılar. Hataları kabullenemeyen toplum olarak nasihatten ve hayretten uzak yașantı içindeyiz. Ama bașarı istiyoruz, mutluluk istiyoruz, huzur istiyoruz. Manevi rehberlik yoksunluğu yașayarak ve talip olduğumuza talebe olmaksızın açlık doyurulmaz. Âdem dünyaya sıkıntılı, bezgin, moralsiz ve cezaya muhatap olarak gelmiștir. Nasihate kulak vermediği için. Talibi olmuștur cennetin ve talebesi olmuștur kirli dünyanın. “Allah'ın kadrini gereği gibi bilemediler.” Zümer/67 “( Ey Muhammed!) Kullarıma benim çok bağıșlayan çok merhamet eden olduğumu, azabımın da elem dolu azap olduğunu bildir.” Hicr/49-50 Șimdi olsa idi 28 Șubat'ta yapılanlar, o zaman verilen mücadelenin yanına dahi yaklașamaz șimdiki gençlik. Panellerimiz gençliğe yönelik olabilmesi için genç çağrıșımlar yapılmalı www.212haber.com G Ü N DEM 01-15 MART 2016 ‘Yazacak bir hikâyemiz var’ dediler, yazdılar Zeytinburnu Belediyesi tarafından düzenlenen ve 8'i yurtdışından olmak üzere 34 öykücünün katıldığı "Uluslararası Zeytinburnu Öykü Festivali" Öykü Yarışması'nın Ödül Töreni ile sona erdi. Festival Onursal Başkanı öykücü Rasim Özdenören, festivali düzenleyen Zeytinburnu Belediyesine teşekkür etti. = (<7ï1%8518 Kültür ve Sanat Merkezinde gerçekleşen kapanış programında konuşan, 2015 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi, Festival Onursal Başkanı öykücü Rasim Özdenören, festivali düzenleyen Zeytinburnu Belediyesine teşekkür etti. Emre'yi, Fuzuli'yi, Baki'yi orijinalinden okuyamıyoruz ancak aktarıldığı şekilde okuyoruz. Buna rağmen oradaki o kültür birikimini, yazar olma hakkını verebilen kimselerin bütün o kültürel maziye kendi zihninde tevarüs etmiş olduğunu görüyorum. Kırılma noktalarına rağmen bu böyledir. Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın da festivale katılan yerli ve yabancı öykücülere teşekkür ederek, "Bütün öykücülerimizi muhabbetle selamlıyorum. Rabbime şükrediyorum böylesine güzel bir organizasyonu gerçekleştirmeyi bize bahşetti. Zeytinburnu halkına da çok teşekkür ediyorum bu işleri yapma yetkisini dördüncü kez bizlere sundu. Organizasyonda görev alan, emeği, düşüncesi olan herkese canı gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. Aydın, festival kapanışında bu yıl ikincisi düzenlenen "Bilgi Evleri Öykü Yarışması"nın da ödül töreninin gerçekleşeceğini vurgulayarak, yarışmaya ilk, orta, lise ve yetişkin kategorilerinde bin 500 kişinin katıldığını söyledi. Bilgi Evleri 2. Öykü Yarışmasında ise Akın Çokuğurluel, Zehra Begüm Yıldız, İdris Mert birincilik, Kıvılcım Zafer Ar, Beyzagül Bekçi, Şeyma Korkmaz ikincilik ödülü, Ali Akif Sivrikaya, Murat Avcu, Zeren Küçükcan üçüncülük ödülüne layık görüldü. Ödüllerini Başkan Murat Aydın’ın ellerinden alan bilgi evi üyeleri teşekkür konuşması yapmayı ihmal etmedi. Dereceye giren öykülerle oluşturulan bir kitap ise tüm misafirlere hediye edildi. Etkinlikte, Rasim Özdenören'in "Sedir Yaprağı" öyküsü ise metin dramatizas- Başarı nedir? Uzmanlar televizyon programlarına çıkarak, birkaç bașarı hikâyesi anlattıktan sonra hedef odaklı bașarı hayali sunarlar. Klasik bir cümle gelir peși sıra:” Önce hedef koymakla ișe bașlamalısınız.” Peki, nedir hedef? Taș bina hayali mi? Gelecek mi? Benim zamanımda bizler TEOG, SBS, OKS nedir bilmezdik. Anamız bizi İmam Hatip Ortaokuluna yazdırdıysa lisesinden mezun olmuș olurduk. Allah’tan da öyle olmuș. Okul yüzü görmemiș annem, benim çocuğuma yaptığım gibi “Oğlum kalk ders çalıș, bak filanca șu kadar net yapıyor, sen hala yerinde sayıyorsun” demedi ve hiçbir zaman bugün kaç net yaptın baskısı altında ders çalıșmadım. Bir kaygım vardı, o da karne. İlkokul öğretmenime inat her yıl teșekkür veya takdir alıyordum. Çocuk yașta çocukluğumu yașıyordum kısacası. Betonarme binaların arasında sıkıșmıș, eve hapsolmuș, internet, televizyon bağımlısı, hayattan tat alamayan, psikolojisi bozulmuș; stres, sıkıntı ve boșluk içinde durmadan ayılıp bayılan bir çocukluğum olmadı șükürler olsun. Ağaçlara çıkıyor, dalında meyve koparıyor, oyun oynuyordum. Hayatı cep telefonu ve tabletten değil; hayatın kendisinden öğreniyordum. Dertlerimiz, sıkıntılarımız yok muydu? Tabii ki vardı; ama dertlerimizi psikologa değil, dostlarımıza anlatıp rahatlıyorduk. Ve hedefe giden yol: “Günde kaç saat çalıșmalısınız? Nasıl çalıșmalısınız? Günde kaç soru çözmelisiniz?” Uzmanlar hedefe giden yolu bir de klasik görüntülerle resmederler. Hedef tahtası ve ona saplanmıș bir ok, yukarı doğru çıkan merdiven üzerinde bir çocuk, oklar arasında karar vermek için bașını kașıyan bir genç, doğa manzarasında gülümseyen insanlar. İște bu resimler akar, gider. Bașarı ve kariyer nasıl özetlenir o zaman? Mutluluktan uçan, hoplayarak sevinen birkaç kiși; kürsüye çıkan birinci, ikinci ve üçüncün olduğu ve birincinin kupayı kaldırdığı fotoğraf ve gökyüzüne doğru kollarını açıp gülümseyen bir insan. (6(1/(5Belediyesi Sanat Evi (ESEV) tarafından düzenlenen Şehitler Gecesi, Dr. Kadir Topbaş Kültür Sanat Merkezi'nde yapıldı. Dünyanın farklı coğrafyalarında şehit olanların dualarla anıldığı programa; Mavi Marmara saldırısında şehit olan İbrahim Bilgen'in oğlu İsmail Bilgen ve Mavi Marmara gazisi Yavuz Baysan'ın yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. yonu tekniği ile teatral olarak sahnelendi. Festival kapanış programında Aykut Ertuğrul, Akif Hasan Kaya, Handan Acar Yıldız, Abdullah Harmancı, Filip Mürsel Begoviç, Nenad Joldeski, Ziad Khaddash ve Mustafa Mestur öykülerini okudu. Bir de benim hikâyem var tabii ki. İlkokul öğretmeninin, “Bu çocuğu alın, kaportacıya verin, bana küfür ettirmeyin” dediği bașarısız bir öğrenci. Kaportacıya verilmeyip Kur’an kursuna yazdırılan, orada da barınamayan yaramaz bir çocuk. Son çare adam olur diye İmam Hatip Ortaokuluna gönderilmiș daha sonra kendine gelmiș bir çocuk. şehit oldu Geceye katılan Mavi Marmara gazisi Yavuz Baysan ise konuklara Gazze yolculuklarını ve 10 kişinin şehit olduğu operasyonun detaylarını anlattı. Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya sahip çıkmayı imanın gereği olarak gördüğünü ifade eden Baysan, "Mavi Marmara'da, şehit gibi yaşayanlar şehit oldu. Normalde bir seste dahi ürperen ve kilolu birisiyim. Ama İsrail askerilerinin operasyonu sırasında herhangi bir korkuya kapılmadım. Allah-u Teala insana güç veriyor. Orada içimizdeki korkuyu aldı, İsrail askerlerine verdi. Ellerinde silahları olanlar, bizim tekbirlerimiz karşısında titriyordu" diye konuştu. "Onlar 'Yazacak bir hikâyemiz var' dediler, yazdılar ve gelecekte inşallah yazdıkları okunmaya devam edecek. Hepsini yürekten tebrik ediyorum" diyen Aydın, festivalin ve yarışmanın ileriki yıllarda da sürdürüleceğini kaydetti. Bu yıl olduğu gibi her yıl okullar bazında bașarı listeleri yayımlanır. Okullar, TEOG veya ÖSYM bașarılarını, koca koca pankartlar hazırlayarak ilan ederler. Özel okullar biraz daha ileri gidip caddelerin, sokakların ilan panolarında dereceye giren öğrencilerinin listelerini ifșa ederler. Broșürler hazırlanır, kitapçıklar dağıtılır, vesaire vesaire… Şehit gibi yaşayanlar Şehitler Gecesi'nde ilk olarak ESEV Koordinatörü Abdülbaki Kömür konuştu. Ankara ve Diyarbakır'daki terör saldırılarında hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı dileyen Kömür, "Bizler, şehitlerimizle gurur duyduk ve duymaya devam edeceğiz. Zira onlar Cenab-ı Allah’ın övgüsüne mazhar olmuş müstesna kimselerdir. Cenab-ı Allah, (Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz) buyurmaktadır. Şehitlik bu yüzden en yüce makamlardan biridir. Allah-u Teala, tüm şehitlerimize rahmet eylesin, cümlesinin mekanı Cennet olsun" diye konuştu. Özdenören, "Zeytinburnu Belediye Başkanımız Murat Aydın Türkiye'nin en önde gelen başkanlarından ve aynı zamanda entelektüel de bir belediye başkanı. Böyle bir festival tertiplemiş olduğu için kendisini tebrik ediyorum. Bilebildiğim kadarıyla Türkiye'de ilk defa uluslararası bir öykü programı ile karşılaşmış olduk" dedi. Şiir, roman gibi edebiyat alanlarında birçok festival yapıldığını fakat uzun yıllardan bu yana emek verdiği öykü konusunda ilk kez böyle geniş bir kapsamlı etkinliğe şahit olduğunu, festivale davet edildiğinde diğer işlerini bir tarafa bıraktığını aktaran Özdenören, şunları kaydetti: "Festivale dinleyici olarak iştirak ettim ve muhtelif alanlarda çok başarılı programlar düzenlendi. Bilindiği gibi Türkiye diğer İslam ülkelerden farklı olarak çok keskin kırılma noktalarından geçti. Tanzimat da bunlardan birisidir. Birinci ve ikinci Meşrutiyet önemli kırılma noktalarının diğerleri. Cumhuriyet dönemi de üçüncü bir kırılma noktası olarak önem taşıyor. Bu kırılma noktalarının her biri kendine özgü edebiyatını meydana getirmiş oluyor ama en önemli kırılma noktası Cumhuriyetle olmuştur. Cumhuriyetle yetişen yazarlar kuşağı bir bakıma kendi mazisinden koparılmış bir nesil olarak ortaya çıkıyor. Bir yazar kendi edebiyat ve tarih mazisinin tamamını zihninde tevarüs etmiş olarak bugüne gelir. Biz Mevlana'yı, Yunus 15 kapitalist, tertipçi gençler okula gitmediler mi? AHMET ÇOȘKUN İlk soruyla tekrar devam edelim. Bașarı nedir? Ders durumu iyi öğrencileri alıp üniversite hedefine ulaștırmak mıdır bașarı? Bașkasını geçmek için hedefe giden her yolu mübah gören anlayıș mıdır? Yoksa zengin olmak mı? Nedir bașarı ? Son zamanlarda Milli Eğitim Bakanlığı yetkilileri müfredat değișikliği konusunda açıklamalar yapıyor. Müfredatla beraber aslında zihniyet değișimi de yapmanın vakti gelmiștir. Her ne kadar Darvinizm müfredattan kaldırılsa da zihinlerde hala saklı. Tarihten siyasete hayatımızın bir parçası haline gelmiș aslında. Büyük balığın küçük balığı yuttuğu dünya anlayıșı, hedefe giden her yolu mübah gören sapkın fikir, insanı insanın kurdu gören akıl tutulması, tüm benliğimizi sarmıșken bașarıdan bahsetmek ne kadar anlamlıdır sizce. Günlük hayatta amacının ne olduğunu dahi kavrayamadığımız Hz. Mevlana’ya dahi atfederek süslediğimiz Tanrı’yı göğe, insanı merkeze çeken Hümanizma denilen zihniyetten kurtulma vakti gelmiștir. Sağcı-Solcu, Alevi-Sünni, Türk-Kürt kavgalarıyla cedelleșen üniversite gençliği, bașarı ve hedef odaklı okullarımızda yetișmedi mi? Nerede medeniyetimizin merhamet adlı çınarı? Yıllardır Batı’ya karșı hayran gözlerle bakan, bilim ve teknikte geri kalmıșlığının nedenini İslam’da arayan köhnemiș zihniyetin dayatması olan sekülerizm belasından kurtarmak zorundayız gençlerimizi. Beș vakit yönünü kıbleye çevirmiș tespih tanelerini sayarak cennete kavușma özlemiyle yașayan bireyselleșmiș seküler Müslümanları da unutmayalım. “Ey iman edenler, Müslüman olarak ölünüz; Ey iman edenler, iman ediniz” ilahi emirlerini kulaklarda çınlatmalıyız. İllegal örgütlere kaptırdığımız küçücük çocuklar, bizim okullarımızın sıralarından geçmedi mi? Özgürlük naraları atıp farklılașmayı hayat tarzı haline getirmiș küresel Eğitim, okullara bırakılmayacak kadar önemli bir iștir. Toplumun her kesimi eğitimin bizatihi içinde olmalıdır. Aileden meslek örgütlerine, gençlik teșkilatların- Șayet bașarı test sorularına cevap verip üniversite kazanmaksa, elinde molotof olan üniversite gençleri ne anlama geliyor? İsmail BİLGİN Yavuz BAYSAN BABAMIN DUALARI KABUL OLDU Mavi Marmara saldırısında şehit olan İbrahim Bilgen'in oğlu İsmail Bilgen de, babasının Gazze yolculuğu öncesinde yaşadıklarını anlattı. Babasının hayatı boyunca Allah rızası gözeterek yaşadığını belirten İsmail Bilgen, "Şehit gibi yaşamadan şehit olunmayacağını babamdan öğrendim. Haksızlığa karşı sessiz kalmazdı, cevval bir insandı. Mavi Marmara'ya bindiğinde babamın gazi veya şehit olarak döneceğini düşünüyordum. Şehit olmak için hep dua ederdi. Ve Allah, dualarını kabul etti. İsrail, ahmakça bir saldırı ile Mavi Marmara'ya saldırdı. O saldırıda babam şehit düştü. Tüm şehitlerimizin ruhları şâd olsun" dedi.// dan yașlılar meclisine, sivil toplum örgütlerinden basın ve medyaya kadar her kiși, kurum ve kuruluș ahlaklı birey yetiștirmek için üzerine düșen görevi yerine getirmek zorundadır. Haz ve hız âlemine dalmıș genç zihinleri, köleleștiğinin bile farkına varmadan özgür olduğunu, hissettiği internet bağımlılığından ve uyușturucu denen illetten kurtarmak üniversite bașarısından daha önemli değil midir sizce? Beș șıkkın dıșında hiçbir șey düșünemeyen boșaltılmıș beyinler; dünya anlayıșı, felsefesi olmayan bireyselleșmiș dimağlar; aileden ve toplumdan uzak, sorunlu bir gençlikle karșı karșıyayız. Gençleri kendisinin dahi farkına varamadığı gizli tuzaktan kurtarmak, öncelikle eğitim camiası olmak üzere herkesin borcudur. Gençlik teșkilatlarıyla eğitim öncelenmelidir. Lakin son zamanlardaki gibi gençlik teșkilatları ile yol almak da mümkün değildir. Dernekler kurup kartvizit dağıtmakla sorunlar çözülmez. Dokunmak, hissetmek ve tașın altına elini değil vücudunu koymakla; yani imanla, așkla ve ihlasla kurulmuș yapılara ihtiyacımız var. Bașarı, milli ve manevi değerlerine bağlı gençleri topluma kazandırmaktır. Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’ın dediği gibi önce ahlak ve maneviyat. Milli Eğitim Bakanlığı, sınav bașarısını öncelemek yerine insanı ve eğitimi öncelemelidir. Bu anlamda sadece projelerden ibaret kalan değerler eğitimi, eğitimin vazgeçilmez bir unsuru haline getirilmelidir. 16 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com ‘Asla eğilmedik’ Bağcılar Belediyesi’nin düzenlediği “Adanmış Ömürler” söyleşi programının bu ayki konuğu Yeni Akit Yayın Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu oldu. B $Ý&,/$5Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen Demet Tezcan’ın moderatörlüğünü yaptığı programda konuşan Yeni Akit Yayın Grubu İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, mesleki tecrübeleri ile anılarını paylaştı. 28 Şubat sürecinde inananların büyük zulümlere maruz bırakıldığının altını çizen, ancak tüm bunlara rağmen dik durduklarını asla eğilmediklerini ifade eden Karahasanoğlu, her zaman haklı olanın kazandığına inancını hiç kaybetmediğini ifade etti. Karahasanoğlu, “Yapılan tüm zulümlere ve hakaretlere rağmen inancımızı koruduk. ‘Bin yıl sürecek’ denilen 28 Şubat sürecinde her zaman dik durduk ve zalimlerin karşısında asla eğilmedik. Çünkü her zaman inananların dualarını ve desteğini yanımızda bulduk.” şeklinde konuştu. Bir süre önce Akit'e yapılan saldırıyı da hatırlatan Karahasanoğlu, saldırıyı bir terör örgütünün üstlendiğini ifade etti. Karahasanoğlu, “Meyve veren ağaç taşlanır” dedi. Postmodern darbe tiyatro sahnesinde anlatıldı MÜSLÜMAN’IN MÜSLÜMAN’A ZULÜM YAPMASI ÜZÜCÜ *(7ïÝï0ï= sezon Başakşehir’de sahnelenen ‘Bir Şubat Evi’ tiyatrosu yoğun ilgi üzerine yeniden sahne aldı. ‘28 Şubat’ sürecinin insan ve toplum yaşamında ortaya koyduğu travmayı anlatan oyun ikinci gösteriminde de yoğun ilgi gördü. Katılımın ücretsiz olduğu oyun Başakşehir Emin Saraç Kültür Merkezi’nde sahnelendi. İki perde olarak sahnelenen tiyatro oyununu Yakup Er yazıp yönetti. Gözde Kaya, Özge Balçın, Akif Kuru, Ufuk Tuncer, Ferhat Kanat, Can Bıçak ve Hüseyin Akgün’ün rol aldığı eserde oyuncuların performansı beğeni topladı. Yaptığı konuşmada Karahasanoğlu’na teşekkür eden Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı da, toplumun büyük bir kesiminin onun engin bilgi, birikim ve tecrübesinden yararlandığını ifade etti. Son yıllarda İslam coğrafyasındaki zulümlere de değinen Çağırıcı, “Bu zulümler dünya durduğu sürece olacak. Ama üzücü olan, acı olan Müslüman'ın Müslüman'a zulüm yapması İnşallah Rabbim onları da son buldursun" dedi. TÜGVA Gençlik Külliyesi’nin temelleri atıldı şare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, Esenler Kaymakamı Yüksel Ünal, Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, Esenler Müftüsü Halil Şekerci, AK Parti İstanbul Gençlik Kolları Başkanı Taha Ayhan, TÜGVA Başkanı İsmail Emanet ile Esenler Belediye Başkan Yardımcıları ve vatandaşlar katıldı. MAYASINDA ŞEFKAT VE MERHAMET VAR (6(1/(5 Tekstilkent TÜGVA Gençlik Külliyesi'nin temeli, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan ve Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu'nun katıldığı bir törenle atıldı. Esenler'de gençlerin kendi gelecekleri ile dünya ve İslâm âlemine katkı sağlamaları amacıyla bir külliyenin inşaatına daha başlandı. Esenler Belediyesi ve Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA)'nın katkılarıyla hizmete girecek Esenler Tekstilkent TÜGVA Gençlik Külliyesi'nin temel atma törenine; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Kayseri Milletvekili Mehmet Özhaseki, AK Parti İstanbul Milletvekili Nureddin Nebati, İstanbul Valisi Vasip Şahin, TÜGVA Yüksek İsti- “Bir Şubat Evi” isimli kara komedi, İmam Hatipli öğretmen ve öğrencilerin maruz kaldığı baskıları, başörtülü kızlara uygulanan akıl almaz oyunları ve ikna odalarını örnek bir aile üzerinden izleyicilere aktardı. Postmodern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecini ve dönemin olaylarını belgesel tadında sahneye taşıyan oyun, dramatik yapısı, mizahi vurguları ve hicivleri itibariyle de izleyicinin ilgisini sıcak tutmayı başardı.// Kuran-ı Kerim tilaveti ile başlayan temel atma töreninde ilk olarak projeye katkı sağlayan kurum ve kuruluşların temsilcileri söz aldı. Garanti Barter Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Ergün, Garanti Koza Yönetim Kurulu Üyesi Ergül Hacım ve Tekstilkent Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Kulak, külliyenin hayırlı olmasını dilediler. Gelenek ve geleceğin bir arada yoğrulduğu yeni bir nesil için pek çok yatarım ve hizmet yaptıklarını ifade eden TÜGVA Başkanı İsmail Emanet, gençlerin bir araya geleceği, fikir alışverişinde bulunacağı külliyenin mayasında şefkat ve merhamet olacağını söyledi. Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu da, "Gençlerimiz, bir araya gelecekleri mekânlara ihtiyaç duyuyor. Bizlerde yerel yönetimler olarak gençlerimize mekân üretmemiz gerekiyor. Üretmediğimiz takdirde, bugünlerde çocuklarımızın kurda, kuşa nasıl yem olduklarını görüyoruz. Bunun için çocuklarımıza sahip çıkmalıyız. Esenler'de her bir köşede mihmandarhanelerle birlikte gençlik merkezleri inşa ediyoruz. Ama bunlar yeterli değil. Üniversiteli öğrencilerimizi misafir edeceğimiz yurtlara ihtiyaç var. Bugüne kadar 3 tane yurt açtık. Bugün yeni bir projenin temelini atıyoruz" dedi. ÖĞRENCİ YURTLARININ SAYISI 7'YE YÜKSELECEK ‘TÜGVA Gençlik Külliyesi'nde; 5 bin kişi kapasiteli bir cami, 210 kişi kapasiteli 2 öğrenci yurdu, Kur'an kursu, spor tarihin çöplüğüne gönderecektir. Bu vesileyle Ankara ve Diyarbakır'daki hain saldırılarda hayatını kaybeden şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum" diye konuştu. BU TOPRAKLARA YÜZYILLARDIR SALDIRIYORLAR salonları, konferans salonları ve aşevi bulunacağını belirten Göksu, "Yakın zamanda temellerini atacağımız yeni külliyelerle birlikte Esenler'de öğrenci yurtlarımızın sayısını 7'ye çıkaracağız. Bu gençlik merkezlerine ihtiyacımız var. Buralarda yetişecek gençlerimiz, insanlığın vicdanı olacaklardır. Üzerimize düşen görevi bihakkın yerine getirmek zorundayız. Bu ülke üzerinde kumpas kuranlar şunu iyi bilmelidir ki; ne yaparsanız yapın bu milletin inancı, imanı ve vicdanı asla diz çökmeye müsaade etmeyecektir. Bu gençler, o kumpasçıları TÜGVA Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan da, sözlerine Ankara ve Diyarbakır'da şehit olanlara Allah'tan rahmet dileyerek başladı. Terörü ve arkasındaki güçleri lanetleyen Erdoğan, "Türkiye üzerinde oynanan oyunlar, bugün buradaki yapılan işin ne kadar önemli olduğunu bizlere hatırlatıyor. Burada inşa edilecek caminin kubbesi, tevhid anlayışının simgesi. O kubbenin haşmeti gibi, dimdik ve hep birlikte ayakta durmanın simgesi. Bu topraklara sadece dün, bugün değil yüzyıllardır saldırıyorlar. Bir olmayı, beraber olmayı başarabilirsek ben inanıyorum ki, bu topraklardaki bu Müslüman millet, bu mücadeleden alnın akıyla çıkacaktır. Dünyaya yeniden barış ve huzur aşılayacaktır" dedi.// Fun Run Series Başakşehir’den start alacak ï67$1%8/Büyükşehir Belediyesi Spor A.Ş.'nin ilgili İlçe Belediyeleri ile işbirliği ile organize ettiği Türkiye'deki yol yarışı katılımcılarına alternatif yarış imkanı sunabilmek ve Türk koşucu sayılarını arttırabilmek amacıyla planladığı 6 etaplık Fun Run Series (Yol Yarışı Serisi) Başakşehir’den start alacak. 13 Mart, Pazar günü Başakşehir Olimpiyat Stadı’ndan başlayacak yarışma 30 Ekim’de koşulacak etapla son bulacak. 2016 yılında koşulacak olan 6 ayrı yarış serisinden oluşan projede Üsküdar Belediyesi, Pendik Belediyesi ve Başakşehir Belediyesi ile işbirliği yapılıyor. Fun Run Series’in 1. Etabı olan Başakşehir etabı 13 Mart’ta başlayacak. Yarışmanın 1. Etabı için kayıtları başladı. Başakşehir ayağı kayıtları www.funrunseries.org adresinden online olarak gerçekleşti- rilebilecek. 1Yarışmanın son başvuru tarihi ise 29 Şubat. 5K - 10K arası çeşitli mesafelerde koşulacak her bir yarışa en az 1000, en fazla 3500 koşucunun katılması planlanıyor. Yarışlar Elektronik Zamanlama Çipleri ile ölçülecek. Her bir yarış sonrasında ilk 3'e giren kadın ve erkek koşucular ödüllendirilecek olup her bir yarış etabını tamamlayan koşuculara parçalı madalyaları verilecek. Sporcular 6 yarışı da tamamlamaları halinde özel tasarımlı "Fun Run Series 2016" madalyalarını birleştirmeye hak kazanmış olacak. Ayrıca 6 yarış sonrasında en iyi derecelere sahip olup en fazla puanı toplayarak ilk 3 sırayı alan kadın ve erkek sporculara özel ödül verilecek. Koşucuların yarışlarda alacak olduğu puanlar; 1. 25 puan,2. 15 puan, 3. 10 puan şeklinde sıralanacak.// Fıtrata uygun hukuk özgürlüktür (6(1/(5Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğü'ne bağlı Şehir Düşünce Merkezi'nin düzenlediği Şehir Dersleri programında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Avukat Özlem Zengin "Şehri Kuşatan Hukuk" konulu seminer verdi. İtaat ve rıza kavramlarının farkına değinen Özlem Zengin, "Hayatta bir şeyi zorla yapmak kadar kötü bir şey yok. En güzel şey ikna olarak ve rızayla yapmaktır. Hukuk sistemimizde ve aile yapımızda 'itaat' kavramı kullanılır. İtaat kavramının rahatsız edici bir kavram olduğunu düşünüyorum. Allah ile kul arasındaki asıl mesele de rıza ile teslim olmaktır" diye konuştu. İnsanın hukuk anlayışından bahseden Zengin şöyle konuştu: "İnsanın hukuk anlayışı ideal insan arayışıdır. Ne zaman insanlar fıtratına uygun hukuk yapabilmişlerse gerçek manada bir hukuktan ve adaletten bahsedebiliyoruz. İnsanların fıtratına uygun bir hukuk sistemi daha özgürdür. Hukuk arayışı aynı zamanda da insanın demokrasi arayışıdır."// www.212haber.com G Ü N DEM 01-15 MART 2016 Beylikdüzü’nün yerel hafızasını ağırladı Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilçenin belde olduğu dönemdeki eski belediye başkanlarını ve Beylikdüzü’nün ilk ilçe belediye başkanını kahvaltıda ağırladı. B (</ï.'= Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, ilçenin belde olduğu dönemdeki eski belediye başkanlarını ve Beylikdüzü’nün ilk ilçe belediye başkanını kahvaltıda ağırladı. İlçenin ilerleyişi, gelişimiyle ilgili bilgiler veren ve eski başkanların fikirlerini alan İmamoğlu, başkanların Beylikdüzü’nün oluşumunun en canlı şahitleri olduğuna dikkat çekerek fikirlerinden her zaman faydalanmak istediğinin altını çizdi. YUSUF YALÇIN [email protected] Eğitim’e Dair… Merhaba; Değerli okurlar, eğitim felsefemizin zeminine tüm yaradılıș özellikleriyle insanı oturmaktan bahsetmiștik ve bu özellikleri bu yazımızda açalım istemiștik. Kıymetli okurlarım, insanın yaradılıș özelliklerine verdiğimiz isim bildiğiniz üzere “fıtrat”tır. Fıtrat kelimesinin sözlük anlamı; ilk yaradılıș hali, temiz ve asli tabiattır. Genel itibariyle insana yaradılıșla beraber verilen özellikleri ifade eder ve Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de sadece Rum Suresi 30. Ayette geçer. Özetle; beșeri varlığın, Allah’ın (c.c) yaratma fiili sonucunda ortaya çıkan saf ve asli halini ifade eden, ahlak ve psikoloji ile ilgili bir terimdir ve dolayısıyla her insan bir fıtrat üzere yaratılmıștır. Kur’an-ı Kerim’de ve Efendimizin (salât ve selam O’na olsun) hadislerinde, insan kișiliğinin çevre etkilerinden bağımsız olarak var olan özünü ve gelișim kapasitesini belirtmek üzere kullanılmıștır. Her bir insanın geliștirmiș olduğu “kișilik özellikleri” bu fıtrattan beslenir. Beylikdüzü’nün 3 belde olduğu dönemden bugüne seçilen tüm belediye başkanları aynı masada buluştu. Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Eski Gürpınar Belde Belediye Başkanları Mustafa Göçküncü ve Velittin Küçük’ü, Kavaklı ve Beylikdüzü Belde Belediye Başkanları Orhan Tıraşoğlu ve Vehbi Orakçı’yı, Yakuplu Belde Belediye Başkanı Şanver Çolak ve Beylikdüzü beldesinin ilçe oluşunun ardından seçilen ilk Belediye Başkanı Yusuf Uzun’u kahvaltıda ağırladı. Yakuplu Beldesi Eski Belediye Başkanı Cemal Karaman'ın farklı bir şehirde yaşadığı için görüşmeye katılamadığı buluşmada, İmamoğlu yapımı devam eden ve yapılacak projelerin detaylarının olduğu sunumu konuklarına anlattı. Toplantıda makama her zaman saygı duyduğunu, seçimle göreve gelmiş ve belediye başkanlığı yapmış eski başkanların Beylikdüzü’nün yerel hafızası olduklarını vurgulayan İmamoğlu, "Sizler Beylikdüzü'nün oluşumunun canlı şahitlerisiniz. Birikimleriniz bizim için çok kıymetli. Bu nedenle süreci birlikte istişare ederek yaptığımız ve yapacağımız çalışmaları sizlere sunmak istedim. 17 Eğitimin zeminine insanı oturttuğumuzda da onu en sağlıklı bir șekilde planlamak ve bu planı yine en sağlıklı bir șekilde uygulamak için “insanın fıtri özellikleri”ni iyi bilmek ve bunu bir anlığına bile unutmamak esastır. Eğitim süreçlerinin tamamında, eğitim yöntemlerinde ve hatta eğitim faaliyetlerinin organize edileceği mekânlarda fıtratı dikkate almak zorunluluktur. Peki, bütün insanlar aynı özelliklere mi sahiptir? Bu sorunun tabii olarak cevabı “hayır”. Âlemlerin Yabbi (c.c) Ademoğlunu temelde birçok ortak özellikle yaratmıștır lakin Ademoğluna verilen bașka bir özellik de “yegâneliktir. Her insanın yegâneliğinin bir sonucu olarak olarak kendine has özellikleri vardır. Bu özellikler de O’nu “biricik” kılar. Sizleri ağırlamaktan dolayı büyük mutluluk duydum.Geldiğiniz için teşekkür ediyorum” diye konuştu. 2014 yerel seçimlerinin ardından göreve gelmesiy- le birlikte ilk icraatlarından biri olarak geçmiş belde ve ilçe belediye başkanları resimlerinin başkanlık katında oluşturulan bir alana da astıran Başkan İma- moğlu, buluşma sonunda başkanların fotoğraflarının ve bilgilerinin yer aldığı pano önünde günün anısına plaket takdiminde bulundu. Efendim ortak yani fıtri özeliklere geri dönecek olursak-ki bu özellikleri bundan sonraki yazılılarımda sizlerle detaylıca paylașacağım- sırasıyla; üstünlük (eșrefi mahlûkat), özgürlük, halife, biricik, irade, temyiz, muhakeme, natık, akıl, ortak duygu ve adaptasyonu söyleyebiliriz. Bu özelliklerden bahsedeceğimiz diğer yazımızda bulușmak üzere hepinizi Allah’a emanet ediyorum. Sağlıcakla kalın. 18 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com Side’nin ilk Alternatif Turizm Oteli Side’nin ilk alternatif turizm oteli olan Ottoman, kum plajı, bayanlara özel sektörün en büyük aqua havuzu, Türk aile yapısının hassasiyetlerine göre geliştirilmiş hizmet kalitesi ile sektörün parlayan yıldızı olmaya aday. 6 ï'(Ȃ'( alternatif turizmin öncü ismi, bayanlar kompleksinde sektörün en büyük aqua havuzuna sahip Ottoman Otel, havaalanına 40, Antalya merkeze ise 55 km kilometre mesafede konumlandırılmış. Side’nin tek Alternatif Turizm Oteli olan Ottoman Family Hotel, misafirlerine Türk ve dünya mutfağından lezzetler de sunuyor. Toplam 1200 metrekarelik kapasiteye sahip toplantı salonları, bin kişilik ağırlama kapasitesiyle bölgenin önemli toplantı merkezlerinden olan otel, konuklarına her türlü toplantı, konferans, workshop ve yönetim seminerleri imakanı sunuyor. Ottoman Otel her şey dahil sistemde hizmet veriyor bu kapsamda misafirlerine sunduğu diğer öneriler ise şöyle; Sabah, öğle ve akşam yemekleri açık büfe, gün boyu kapaksız içecekler. Şezlong –Şemsiye –Plaj Havlusu, Hotel genelinde Wİ-Fİ hizmeti. SİDE’NİN İLK ALTERNATİF TATİL MERKEZİ Ottoman Otel’in Side’nin ilk Alternatif Turizm Oteli olduğunun altını çizen Ottoman Otel Satış Pazarlama Müdürü Yaşar Danışman, “ Misafirlerimiz tatillerinde doyasıya eğlensinler, dinlensinler ve dolu dolu bir tatil geçirsinler diye, tesisimizde sağladığımız her imkânı farklı alternatifleriyle sunmayı şiar edinerek hizmet veriyoruz. 6 adet farklı havuzla- rımızı da bu düşünceler ile tasarladık. Side’nin en büyük bayanlar kompleksine ve aquaparkına sahip otelimizde, bayan misafirlerimiz çocukları güven içinde eğlenirken kendilerine doyasıya vakit ayırabilecekler. Side’nin tertemiz havasını teneffüs ederek, gökyüzünün ve serin suların keyfini çıkarabilecekleri 3 bin metre kare alan üzerine kurulu bayanlar açık havuzumuzda gözlerden uzak bir şekilde doyasıya yüzebilirler. Alternatif turizmin en büyük bayanlara özel SPA merkezinde, yılın yorgunluğunu atarken ister Türk Hamamı ve sauna gibi farklı alternatiflerin keyfini çıkarabilir ister masaj ile yorgunluklarından kurtulabilirler. SPA merkezimizde 2 adet vip hamam, 1 büyük hamam, 4 sauna, 1 buhar odası 26 adet masaj odası bulunuyor. Konuklarımız Side’nin bayanlara özel en büyük SPA merkezinde yılın stresini ve yorgunluğunu atabilirler. SPA merkezini ailecek kullanmak isteyen misafirlerimiz için özel olarak hazırlanan mix alanlarda ailelerinden ayrılmadan SPA’nın tadını çıkarma imkânı da sunuyoruz. Bayan misafirlerimiz, kendilerine özel ayrılmış kumsalların tadını çıkarabilir, güneşin, Akdeniz’in ve metrelerce devam eden kumsalların üzerinde anın mutluluğunu yaşayabilirler. Ayrıca havuz alanından hiç ayrılmadan sadece bayanlara özel olarak hazırlanmış mescidimizde misafirlerimiz ibadetlerini de yerine getirebilirler.” şeklinde konuştu.// Ihlas sakinleri yeşil alanlardan daha fazla yararlanacak %(</ï.'= Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, uzun yıllardır belediye eli değmemiş İhlas bölgesine göreve geldiğinden bu yana birçok hizmet getirdi, yenilikler kazandırdı. İmamoğlu, son olarak bölgeye yapılacak yeni çalışmaları istişare etmek amacıyla İhlas Marmara Evleri 2. Kısım yönetimini ziyaret etti. Site içerisinde yapılması gereken peyzaj düzenlemeleri, tamir, bakım ve onarım işleri istişare edildi, talepler dinlendi. Site Başkanı Muzaffer İşcan ile birlikte siteyi gezen İmamoğlu, "Bölgede sosyal yaşamın aktif kılınması adına yönetimle ortak çalışmalar yapacağız. Spor okullarından farklı etkinliklere varıncaya dek site sakinlerinin yeşil alanlardan daha fazla fayda sağlayabilmesi için yine yöne- timle ortak etkinlikler düzenleyeceğiz. Bütün bu çalışmalarla İhlas bölgesi yıllar sonra nefes alacak" diye konuştu. Gezi sırasında İhlas Marmara Evleri 2. Kısım site içerisindeki çocuk oyun gruplarının, futbol sahalarının çevre ve zemin düzenlemesinin yapılması, süs havuzlarının çevre düzenlemesi, bakımı boya ve tamirat işlerinin yapılmasına ve kent mobilyalarının bakımlarının yapılarak kötü durumda olanların da değiştirilmesi gibi konular değerlendirildi. Ziyarette, özellikle İhlas Marmara Evleri 2.Kısım sakinlerinin yoğun kullandığı Yaşar Cimilli Camii ve çevresi için ne gibi düzenlemeler yapılabileceği de görüşüldü. Başkan İmamoğlu, site ziyaretin ardından İhlas Marmara Evleri 1. Kısım sakini emekli müftü Mehmet Kaya'yı da ziyaret etti.// G Ü N DEM www.212haber.com 01-15 MART 2016 19 ‘28 Şubat tehlikesi kıyamete kadar sürecek’ ‘Postmodern darbe 28 Şubat’ Başakşehir Belediyesi’nin düzenlediği panelde tartışıldı. Dönemin tanıkları süreci yaşanan hak ihlallerinden örneklerle anlattı. Prof. Dr. Şefik Dursun şunları kaydetti: “28 Şubat tehlikesi kıyamete kadar sürecek. Bu Hak ile batılın mücadelesidir. Bu da bize sorumluluklar yüklüyor. Hak yolundan ayrılırsak başımıza büyük felaketlerin geleceğini de bilmeliyiz.” B $ĝ$.ĝ(+ï5 Emin Saraç Kültür Merkezi’nde gerekçeleşen programa Prof. Dr. Şefik Dursun, Yazar Yakup Köse, Nuray Canan Bezirgan konuşmacı olarak katıldı. Moderatörlüğünü Yazar Demet Tezcan’ın yaptığı panele ilçe sakinleri yoğun katılım gösterdi. Programın ev sahipliğini Başakşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Haluk Dikbaş yaptı. 28 Şubat sürecinin anlatıldığı sinevizyon gösterisi ile başlayan programın açılış konuşmasını yapan Yazar Demet Tezcan, “28 Şubat süreci milletin değer yargılarına inanç yargılarına azmetmiş bir dönemdir. 19 yılı geride bıraktık maalesef. Bizler 28 Şubatlar bir daha yaşanmasın diye unutturmayacağız. 28 Şubat binyıl sürmedi, ama bu günlerinde bin yıl sürmeyeceğini bilerek hazır ve uyanık olarak durmalıyız. Hafızasız bir nesil olursak, gençlerimize bu döneme unutmayın demek çok mantıklı olmaz. 28 Şubat Postmodern bir darbeydi, sahnede görünen aktörleri askerlerdi ama bir de onu destekleyen bir kadro vardı. O dönem yargı mensuplarının brifing aldığı bir dönemdi. Bu brifingleri alan her şahıs da 28 Şubat sürecine destek verdi. 28 Şubat sadece memur kesimine yapılmadı, sadece öğrencilere yapılmadı. Topyekun milletin değer yargılarına anlayışına inancına yapıldı. Allah'a şükürler olsun bugün onların yargı karşısında olduğunu görüyoruz. 28 Şubat sadece mağduriyet dönemi değildir, aynı zamanda şanlı bir direnişin dönemidir” dedi. Prof. Dr. Şefik Dursun yaptığı konuşmada şunları kaydetti, “28 Şubat tehlikesi kıyamete kadar sürecek. Bu Hak ile batılın mücadelesidir. Buda bize sorumluluklar yüklüyor. Hak yolundan ayrılırsak başımıza büyük felaketlerin geleceğini de bilmeliyiz. Aslında ne zaman millet olarak kendimize gelmeye başladıysak, ne zaman onurlu bir millet olarak yaşamaya başladıysak o zaman dış güçler Türkiye'deki maşalarını kullanmaya başladı. Hepimiz biliyoruz ki başörtüsü yasağı darbelerin hemen arkasından gelen yasaklar olmuştur. Kenan Evren'in getirdiği başörtü yasağına rahmetli Özal durabilmiştir. 2547 sayılı yasaya 23 üncü madde diye çok önemli bir madde koydurmuştur. Bunun için de çok mücadele vermiştir.” 28 Şubat sürecinde öğrenci olan Nuray Canan Bezirgan konuşmasında şunları dile getirdi,“Postmodern darbe olarak adlandırılan 28 Şubat sürecinin tekrarlanmaması için o dönemde bize reva görülen mağduriyetleri anlatmak için buradayız. O dönem 19-20 yaşlarındaydım, İstanbul Üniversitesi Sağlık Meslek Yüksek Okulu ikinci sınıfta okuyordum. Okulum ilk başörtü yasağı uygulamasının yapıldığı yer oldu. Ben kendimi başörtüsü mağduru olarak görmüyorum. Sonuna kadar direndik, onlara boyun eğmedik. Sınıfımı polisler bastığında başörtülü tek bayan bendim. Öğretmenime bana sınav kağıdı vermesi konusunda ısrar ettiğim için sınıfa Polisler geldi ve beni sürükleyerek karakola götürdüler, çekilen bu görüntüler günlerce televizyonda yayınlandı. Bu, eğer direnirseniz başınıza bunlar gelirin göstergesiydi. Hakkımda dava açıldı. Başörtü eylemleri dinmeye başladığı zaman Vezneciler de arkadaşımı beklerken polis beni gözal- tına aldı, ikiz çocuklarıma hamileydim, polis otosu çok havasızdı. Bir polise pencereyi açmasını rica ettim. Polis bana size bu ülkede hava almak bile haram, dedi. Bu süreçte çocuklarından birini kaybettim” ‘28 ŞUBAT’A KÜRESEL MANADA BAKMAMIZ LAZIM’ 14 yaşında idam ile yargılanan Yazar Yakup Köse ise süreci şu cümlelerle anlattı, “28 Şubat sürecine tanıklık etmiş olan bizler sizlere bir şeyler verebilirsek ne mutlu bize. Bugün Mısır'da 28 Şubat başarılı olmuştur, bugün Suriye'de 28 Şubat başarılı olmuştur. O zaman 28 Şubat dediğimiz bu şey kendini sürekli yenileyen, fırsat buldukça da büyüyen bir canavardır. Bizim 28 Şubat’a küresel manada bakmamız lazım. Hep karşımıza darbeci anlayış çıkıyor. 28 Şubat sürecinde İmam Hatip öğrencisi olduğum için 14 yaşında tutuklandım. Yedi gün terörle mücadelede sorgulandım, ailem Antalya'da olmasına rağmen ben Aydın Nazilli E Tipi cezaevine sevk edildim ve ailem 3 ay benden haber alamadı. İdam sehpasından inen ben İslam sevdası ve büyük Türkiye davası için yeniden bu sehpaya çıkmaya hazırım. Genç yaşamayı sevdiği kadar ahrete de meraklı olmadığı sürece biz bu ülkede hiçbir şey kazanamayız. Bugün başörtüsü yasağı kalktı, bu bizim için bir onurdur. Ama unuttuğumuz bir şey var, sistem değişmediği sürece darbeci anayasa değişmediği sürece o kürsüye başörtülü oturur yine mevcut darbeci kanunlarla idam cezası verir. İşte bu yüzden yeni anayasa ve büyük Türkiye diyoruz.” ‘BU SÜREÇ BUGÜN BAŞLAYAN VE BUGÜN BİTECEK BİR ÇİZGİ DEĞİLDİR’ Başakşehir Belediyesi Başkan Yardımcısı Haluk Dikbaş, konuşmacılara teşekkür ederek, katılımlarından dolayı çiçek takdim etti. Başkan Yardımcısı Dikbaş yaptığı selamlama konuşmasında, “Benzetilmeye çalışılan şeye benzemediğimiz için Tanzimat’tan beri İttihat Terakki ile başlayan Abdülhamit'in tahttan indirilmesi, Vahdettin'in tahttan uzaklaştırılması, Hilafetin kaldırılması, Harf devrimi, Kılık kıyafet devrimi, ardından bir Başbakanın % 50’den fazla oy almasına rağmen darağacına götürülmesi, Kuranı Kerim'in okutulamaz hale getirilme- si, Ezanın 10 seneden fazla bir şekilde halkın istememesine rağmen Türkçe okutulması, ardından bitmek bilmeyen darbelerin gelmesi ve 28 Şubat süreci bugün başlayan ve bugün bitebilecek bir çizgi değildir. Hocamın dediği gibi hak ve batıl mücadelesi kıyamete kadar sürecek. Biz kendimizin farkına varmaz isek, biz evlatlarımıza bu bilinci kazandırmak isek bazen tahttan indirilen bazen Gezi Parkı olup karşımıza çıkarlar. Bazen de içimizdeki hainlere bizi teslim etmeye çalışırlar. Ben panelimize katılarak bizleri aydınlatan, tüm konuşmacılarımıza ve bugün aramızda bulunamasa da mesajları ile yanımızda olan Av. Fatma Benli kardeşimize Belediye Başkanımız Mevlüt Uysal ve sizlerin adınıza çok teşekkür ediyorum.” ‘Kaç Müslümanlardan sığın Müslümanlara’ Başakşehir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nin organize ettiği ‘Güzel Müslüman nasıl olunur’ başlıklı söyleşiye Gazeteci-Yazar Ahmet Taşgetiren konuşmacı olarak katıldı. Taşgetiren, Muhammed İkbal’in ‘Kaç bu Müslüman’lardan sığın Müslüman’lara’ sözünü hatırlatarak güzel Müslüman olmanın önemine dikkat çekti. MERVE KALAYCI MEHMET Emin Saraç Kültür Merkezi’nde düzenlenen söyleşinin organizatörlüğünü üstlenen Başakşehir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri programa yoğun katılım gerçekleştirdi. Okul Müdüresi Fatma Gezici’nin açılış konuşmasının ardından öğrencilerle buluşan Ahmet Taşgetiren, “Güzel Müslüman olmak meselesini neden önemsemeliyiz? Çünkü İslam güzel bir dindir. Toplumu güzelleştirir. Allah Güzeldir ve güzel olanı sever. Ben Müslüman’ım diyenden daha güzel sözlü kim vardır. İslam ile buluşmak her daim güzelliklerle buluşmak demektir.”dedi. Son zamanlarda özellikle İslam’ın teröristlerle bir arada anılmak istenmesinden duyduğu rahatsızlığı dile getiren Taşgetiren, terör Müslüman denkleminin Avrupa’da Müslümanlığın arttığı dönemlerde, insanları İslam’dan uzaklaştırmak için kurulduğunu söyledi. Mehmet Akif Ersoy’un, ‘ Kaç hakiki Müslüman gördümse hep makberdedir, Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir.’ mısralarını hatırlatan Taşgetiren,” Akif ’e biz varız diyebilmeliyiz.” şeklinde konuştu. Bir kutlu doğum programı yapmanın biz Peygamber’imize ne kadar benziyoruz demek olduğunu söyleyen Ahmet Taşgetiren, “Müslüman Müslüman’ın elinden, dilinden salim olduğu, emin olduğu kişidir.”diye konuştu. Taşgetiren sözlerine şunları ekledi; “ Dünyada Müslümanlar Işid ile gündeme getirilmeye çalışılıyor. İslam Alemi’nde kanın gövdeyi götürdüğü bir manzara gösteriliyor. Kuş evleri yapan bir toplumuz. Yetimin başını okşamayı ödev edindiren bir Peygamberin ümmetiyiz. Hayvanlara dövmeyi, sövmeyi yasaklayan, ağır yük yüklememeyi söyleyen bir din İslam. Böyle bir dinin mensubu terörist olabilir mi?” hafta sonu kurslarında yaptıkları 45 resimde sergilendi. Resim öğretmeni Berna Yılmaz özverili çalışmaları ve emekleri için öğrencilerine teşekkür etti.// ‘YETİŞMİŞ İNSAN AÇIĞIMIZ VAR’ İslam Âlemi’nin en büyük sorunlarından birinin yetişmiş insan olduğunu söyleyen Taşgetiren, bu açığın Osmanlı’dan beri kapatılamadığını ifade etti. Taşgetiren, “Osmanlı’da buna adam kıtlığı denilirdi. Hayat meydan okuma alanıdır. Aziz Sancar Mardin’den çıktı. Bugüne kadar İslam Coğrafyası’ndan Nobel ödülünü alan kişi sayısı 4’tür.72 Yahudi Nobel ödülü aldı. Bizim neyimiz eksik.”dedi. Programda, Başakşehir Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi 9 ile 10. Sınıf öğrencilerinin ders içi-ders dışı etkinlikleri ve 20 G Ü N DEM 01-15 MART 2016 www.212haber.com 1 milyon metrekarelik Yaşam Vadisi’ni tasarlayacaklar M. BAYRAM AYAZ [email protected] twitter.com/mubaay Derdinmi var etiketin mi? Depresyonluyum” ya da “anksiyetem var” gibi yakınmalar gün geçtikçe artıyor. Gerçekte bu tür bir bozukluğun olup olmadığı ayrı bir sorun. Fakat bir uzmanın, psikolojik süreçten geçen kișinin yüzüne "sende șu hastalık var" șeklinde tanı koymasının, sağaltım üzerinde ne tür yararı var, pek anlașılır değil. Dünyaca ünlü psikiyatr Yalom, Divan adlı kitabında bu konuya değinir. ‘Bence teșhisin yeri nedir? Ah, ben bu yeni mezunları bilmez miyim? Bütün ilaç sektörü ilaçtan ekmek yiyor tabii. Psikiyatri yayınları teșhisteki nüanslara dair anlamsız tartıșmalarla dolu; geleceğin enkazı.’ ‘Hiç șunu düșündün mü, bir hastayı ilk gördüğünde teșhis koymak kolay olur ama onu daha iyi tanıdıkça zorlașır. Bir bașka deyișle kesinlik (teșhiste kesin yargıya varmak), bilgi ile ters orantılıdır.’ Beylikdüzü Belediyesi, ilçenin neredeyse tamamını kapsayacak Yaşam Vadisi’nin tasarlanması için Yaşam Vadisi Uluslararası Fikir Yarışması’nı başlattı. İlk etabı tamamlanan yarışmanın 2 gün süren jüri çalışmaları sonucu 46 takımından 5 ekip, ön seçim etabını geçti ve 1 milyon metrekarelik Yaşam Vadisi tasarımı için proje yarışmasına katılmaya hak kazandı. B (</ï.'= Belediyesi’nin başlattığı Yaşam Vadisi Uluslararası Fikir Yarışması’nın ilk etabı tamamlandı. Yarışmanın Jüri başkanlığını Fuensanta Nieto (Nieto Sobejano Arquitectos) yaparken, Profesör Zekai Görgülü (YTÜ), Belemir Dalokay (Dalokay Design Studio), Lodewijk Baljon(Lodewijk Baljon Landschapsarchitecten) ve Sasa Begovic (3LHD) diğer jüri üyelerini oluşturdu. 2 gün süren jüri çalışmaları sonucu 46 takımdan 5 ekip, ön seçim etabını geçti. Belirlenen 5 ekibin arasında: Jinhua’da yapılan “Yanweizhou Parkı” projesi ile 2015 senesinde Dünya Mimarlık Festivali’nde dünyanın en iyi peyzaj projesi ödülü alan ve “The Red Ribbon” projesi ile 2007 ASLA Onur Ödülü alan TURENSCAPE işbirliğinde yarışmaya katılan daha önce Beylikdüzü Köprü Yarışması’nda mansiyon ödülüne hak kazanan SALON ARCHITECTS yer alıyor. Benidorm Kıyısı Kentsel Tasarım Projesi ile 2008 Uluslararası Mimarlık Ödülünü alan OFFICE OF ARCHITECTURE IN BARCELONA (OAB) yer alıyor. Ayrıca ekibin diğer katılımcıları arasında Uluslararası birçok ödülü olan ve 2013 senesinde “ULI Küresel Mükemmeliyet Ödülü’nü de kazanmış olan Hollanda’dan KCAP ile işbirliği yaparak yarışmaya katılan “Bişkek 2040 Kentsel Gelişim Fikir Yarışması”nda ödül alan ABOUTBLANK ekibi; 2015 senesinde Uluslararası Mimarlık Ödülü’nü alan GRUPO ARANEA ile işbirliği içerisinde katılan Green Good Tasarım ödüllü, Sagrera Lineal Parkı ile ödül alan ALDAYJOVER bulunuyor. Ruhsal sorunlar tıp bilimlerine dahil olduktan sonra, içi daralan, üzülen, gerilim yașayan insanlar, hastane, doktor ve ilaçlara muhatap oldu. Yaklașık bir asır öncesine kadar insanlar bu tür imkanlardan mahrum bir șekilde dertleriyle hemhal olurlardı! Doğrusu danıșanlarımı ‘psikolojik bozukluk’ tanılarıyla etiketlemediğimi söylemeliyim. Bunu bir ilke ve duyarlık olarak görürüm. Kaygı ve takıntılarla kalbi çalkalanan bir insanın duygularını kontrol etmesi zordur. Bunun üzerine bir hastalık tanısı yapmak sorunlu kișiyi kaygısını artırır. Ruhsal sorununu geçici bir durum sayan kișiye kalıcı bir yafta ile yașamasına neden olabilirsiniz. Kanser hastaları direncini kaybetmesin diye yüzüne teșhis yapılmaz. Fakat ölüm riski az olan fiziksel hastalıklarda yapılan teșhisin hastaya söylenmesinde fayda vardır. Örneğin bir doktor hastasına; "bulgular sonucu ülser ortaya çıktı" dediğinde, hastanın mutlaka bilmesi gereken bir bilgiyi paylașmıș olur. Hasta böylece hastalığı tedavi sürecine girer, koruyucu sağlık tedbirleri alır, diyet uygular. Tedavi sürecini fiziği üzerinden açık ve anlașılır bir șekilde takip eder. Kaygı ve takıntı geliștirmediği müddetçe hastalığa direnç gösterir. Yaşam Vadisi projesine çok değer verdiğini belirten Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ilk elemeyi geçen ünlü birçok ekibin yanı sıra katılımcı olan her ekibin çok değerli olduğunu ve uluslararası katılımın bu denli fazla olmasının Beylikdüzü için çok büyük bir şans olduğunu dile getirdi. Hastalığının seyrini ağrı ve ișlev bozukluğu gibi uyaranlarla kontrol eder. Ruh sağlığı yerinde olduğundan, hastalığı ile ilgili yorumları afaki değil, eldeki veriler üzerinden olur. Ancak psikolojik sorunlu kișinin geçirdiği süreçte ruhsal yapısı çalkantılıdır. Uzmanın yaptığı tanının danıșana faydası olmadığı gibi hayat boyu etiketlemesine yol açabilir. Ruhsal bozukluğun uzman tarafından danıșanla paylașılması, kaygıyı artırabilir. Halbuki tanı paylașılmadığında, danıșan ne kadar kaygı yașıyor olsa da yıkıcı bir etki altına girmez. Evlilik yıldönümünü özel kılmak isteyen çiftler Teșhisi paylașmamanın bir sakıncası șu olabilir. Bazen kiși uzmanın yaptığı analizleri ve içgörü kazandırma sürecine direnir. Örneğin narsisist kișiliğe sahip bir kiși üzerine toz kondurmayabilir. Bu durumda farkındalık olușturmanın bașka yolu kalmaz. 4 yılda bir denk gelen 29 Şubat'ta hayatlarını birleştirmek isteyen Gaziosmanpaşalı genç çiftler, evlendirme dairesinin yolunu tuttu. Evliliklerini farklı bir tarihe denk getirmek isteyen çiftler, birlikte yaşlanmak için birbirlerine 'evet' dedi. Modern insan, sağlığı bozulduğunda șu kavramsal șablona uymak zorundadır: Hastane, doktor, hasta, tahlil, görüntüleme cihazı, tanı ve ilaç reçetesi. Hasta reçeteyi eline alır ve adı konulmuș hastalığı ile görevini deruhte etmenin rahatlığını yașar. 29 Şubat’ı tercih etti *$=ï260$13$ĝ$ Belediyesi Nikah Dairesi, 4 yılda bir denk gelen özel bir güne ve özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Artık yıl uygulamasıyla Şubat ayının 4 yılda bir 29 çektiği güne nikah tarihlerini denk getirmek isteyen bazı çiftler, Gaziosmanpaşa Belediyesi'ne başvuru yaptı. Birçok çift bu günde nikah kıymak istemezken ilçedeki 7 çift, hayatlarını birleştirmek için daha ilginç bir yönteme başvurarak 29 Şubat'ta evlendi. Genç çiftlerin nikahını Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta kıydı. Özel tarihte nikah kıymak için evlendirme dairesine gelen heyecanlı çiftler, karşılarında Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta'yı buldu. Gençlere sürpriz yapan Başkan Usta, çiftlerin nikahını kıydı. Nikah defterine imza atan çiftlere evlilik yolunda öneri ve tavsiyelerde bulunan Hasan Tahsin Usta, evlilik cüzdanını gelinlere verdi. HERKESTEN FARKLI KUTLAYALIM DİYE DÜŞÜNDÜK Sevda Dalbudak ve Ümit Şahin çifti de 29 Şubat'ta evlenmek için belediyeye başvuran isimler arasındaydı. Heyecanla nikah masasına oturan çiftler bir ömrü birlikte geçirmek için birbirlerine 'Evet' dedi. Evliliklerinin daha anlamlı olması için bu tarihi seçtiklerini belirten Ümit Şahin, "Planlı değildi ama özellikle seçtik. Yani 4 yılda bir olsun farklı olsun, herkesten farklı kutlayalım diye düşündük. Bizim için değerli bir gün olsun istedik. O nedenle de bugünü seçtik. Aşk sevgi daha önemli, evlendiğim için daha karlıyım. Sonuçta her ay kutlamak ya da 4 yılda bir kutlamak önemli değil, onunla her gün olduğum için daha karlıyım" dedi.// Suriyeli mültecilere 400 bin TL’lik yardım *$=ï260$13$ĝ$ Belediyesi, ülkelerinde yaklaşık 5 yıldır devam iç savaştan kaçarak ilçeye yerleşen Suriyeli mülteciler ile ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza yönelik yardımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda bağışçılardan tedarik edilen 400 bin TL değerindeki bebek maması ve devam sütünden oluşan yardım ihtiyaç sahiplerine ve Suriyeli mültecilere dağıtılmak amacıyla Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Yardımcısı Zekeriya Eroğlu tarafından teslim alındı.// Kendilik bilincini kaybetmeyen ruhsal sorun yașayanların, teșhisin ne olduğunu öğrenmeleri fayda sağlamaz. Uzmanın tanısı ile kendini etiketleyen kiși, her insanın bașına gelen sorunu kendisi için bir hastalık semptomu olarak sayar. Tanısı yüzüne söylendiği halde kendini etiketlemeyenler de elbette vardır. Etiketleme riskine karșı bu duyarlığı iki tarafında geliștirmesi gerekir. Derdi olanın derman bulması mümkündür. En azından rahatsızlıklar zaman karșısında etkisini yitirir. Kendini ruhsal hastalıkla etiketleyen kiși ise birlikte yașayacağı bir takıntı edinmiș olur. G Ü N DEM www.212haber.com 01-15 MART 2016 21 Gazihalep direnirken… Yaklaşık 5000 yıllık tarihiyle dünyanın en kadim şehirlerinden biri olan Halep 2011’de başlayan iç savaşla birlikte büyük bir yıkıma uğradı. Her gün şehre yönelik onlarca hava saldırısı, şehrin tarihi dokusunu biraz daha eritirken yüzbinleri aşan can kayıplarına yenilerini ekliyor. Esed rejimine bağlı uçak ve helikopterler ile Rus savaş jetleri Halep’in sivil alanlarına tonlarca ağırlıkta bombalar yağdırıyor. Y CİHAT ARPACIK $./$ĝ,.5000 yıllık tarihiyle dünyanın en kadim şehirlerinden biri olan Halep 2011’de başlayan iç savaşla birlikte büyük bir yıkıma uğradı. Hergün şehre yönelik onlarca hava saldırısı, şehrin tarihi dokusunu biraz daha eritirken yüzbinleri aşan can kayıplarına yenilerini ekliyor. Esed rejimine bağlı uçak ve helikopterler ile Rus savaş jetleri Halep’in sivil alanlarına tonlarca ağırlıkta bombalar yağdırıyor. Münih’te ABD ile Rusya arasında varılan ateşkesle bu saldırılar görece azalsa da pamuk ipliğine bağlı olan “saldırmazlık anlaşmasının” yakın bir zamanda bozulacağının öngörülmesi, sivil katliamlarının bu tarz acımasız yöntemlerle devam edeceğini bize söylüyor. Geçtiğimiz haftalarda, belgesel-haber çalışması için gittiğim Halep’te direnişin çok zor şartlar altında da olsa devam ettiğine şahit oldum. Esasında 2012’den 2015 Ekim’ine kadar Halep’te -acımasız hava saldırıları- dışında durum bu kadar kötü değildi. 2011’in Mart ayında başlayan Suriye direnişine yaklaşık 1 yıl boyunca tepki vermeyen ve Suriye’nin devrimci güçlerinin eleştirilerinin hedefi olan Halep, 2012’nin yaz mevsiminde ayaklanmaya katıldı. Esed rejimi Halep’i kaybetmemek için tüm hatlarıyla savunmaya geçse de şehrin yarısının kontrolü muhaliflerin eline geçti. Esasında Türkiye için İstanbul neyse, Suriye için de Halep aynı manaya geliyor. Ülkenin ticaret, sanayi, kültür ve turizm merkezi olan Halep’in büyük bölümünün muhaliflerce kontrol edilmesi Suriye İç Savaşı’nın dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor. O süreçten sonra “Devrimin Başkenti” diye anılan Halep’in muhalif kontrolünde kalması bazı siyasi ve stratejik nedenlerin dışında psikolojik açıdan da oldukça önemli. 30 Eylül 2015’de Rus savaş uçaklarının IŞİD adı altında Suriye silahlı muhalefetini bombalamaya başlaması savaşın dengelerini kökünden sarstı. Bu tarihten önce Halep’in tamamını kontrol altına almak isteyen muhalifler ortak operasyon odası şemsiyesi altında operasyonlara başlamış, Fetih Ordusu adı altındaki askeri koasliyon Cisr eş Şuur ve strejik önemdeki İdlip kentlerini ele geçirip rejimin kalesi olarak nitelendirilen ve Beşşar Esed’in de memleketi olan Lazkiye önlerine kadar gelmişti. İran’ın dünyanın dört bir yanından devşirip ülkeye getirdiği Şii lejyonerler, bu koalisyon karşısında oldukça başarısız bir grafik çiziyordu. Muhaliflerin tek handikapı, hava bombardımanlarına karşı savunmasız bir pozisyonda olmalarıydı. Suriye rejiminin elindeki eski MİG tipi uçaklara karşı hareket kabiliyeti olan muhalifler, Moskova’nın Suriye semalarına yönlendirdiği SU tipi gelişmiş savaş aletlerini bertaraf edecek konvansiyonel donanımdan mahrumdu. Rusya bu konvansiyonel üstünlüğü çok iyi kullandı ve önce Bayır Bucak (Türkmendağı) olarak bilinen Lazkiye kırsalında hakimiyetin Esed-İran güçlerine geçmesini sağladı, böylece Akdeniz kıyısını güvenlik altına almış oldu. Aynı şekilde PKK’nın Suriye’deki kolu PYD’nin silahlı yapılanması YPG militanlarına da hava desteği vererek kuzey bölgelerde ilerlemelerini sağlayan Rusya’nın öncelikli hedeflerinden biri de Suriye savaşının kilidi Halep oldu. Rusya-Esed-İran askeri koalisyonun Halep bölgesindeki ilk hareketlenmeleri, şehri kuşatma altına alma isteklerini de ortaya çıkardı. Muhaliflerin uzun bir süredir kuşatma altında tuttukları rejim yanlısı iki kasaba, Nubul ve Zehra yönünde rejimin kara birlikleri hareket etmeden Rus uçakları binlerce füze ve bombayla bölgeyi büyük bir ateş topuna çevirdi. Nihayetinde rejimin kara güçleri iki kasabaya ulaşınca Nubul-Zehra koridoru kapandı ve Halep’in kuzey kırsalı ile kent merkezindeki irtibat kopmuş oldu. Aynı zamanda Halep ile Türkiye bağlantısını sağlayan Azez-Halep hattı da kesildi. Tüm dünyadaki insani yardım kuruluşlarının yardım yolu olarak kullandığı bu hattın dünya ile bağlantısı koparıldı. Halep’in Türkiye ile daha doğrusu dış dünya ile bağlantı kurduğu sadece iki yoldan birinin kapanması Halep’te Madaya benzeri bir muhasara ihtimalinin güçlenmesine zemin hazırladı. Halep’in dünya ile bağlantısı şu an sadece Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan Halep’e ulaşan yol vasıtasıyla kuruluyor. İşte bu hattan Halep’e doğru yola çıkarken savaşın dehşetini iliklerimize kadar hissediyoruz. Bombardıman nedeniyle dümdüz olan binalar, otobüs iskeletleri ve eşyalarını, umutlarını ve ülkelerini küçük arabalarının tavanlarına iplerle sıkı sıkıya bağlayarak bilinmezliğie mülteci olmak için yola çıkan Suriyelilerle karşılaşıyoruz. Suriye’nin Hatay’a açılan sınır kapısı olan Bab’ül Hava’da bizi karşılayan Türkmen Savaşçı Mahir Kemal, Halep’e ulaşmak için seyahat ettiğimiz 2 saat boyunca Halep’i ve savaşı anlatıyor: “Halep’in durumu çok kötü. Ama Allah’a güveniyoruz. Biz zulme karşı çıktık. Askeri olarak bir denge kalmadı, adam saatte iki bin füze kadar atıyor, bunun karşısında sadece Allah’a güvenen bir insan durabilir. Bizim elimizde uçaksavar yok.” Mahir Kemal’i, bütün bu teslimiyetine rağmen Halep’in sivil halkının durumu tedirgin ediyor. Bu tedirginlik dudaklarından, “Belki bir Madaya daha yaşanacak” sözleriyle dökülüyor. Halep’in muhaliflerce kontrol edilen alanlarında şu an 500 bine yakın insan yaşıyor. Bu 500 bin insan, şehri baştan sona yıkıntıya uğratan hava saldırılarına rağmen Halep’i terk etmemekte inat etti. Eğer bir kuşatma olursa tüm dünyanın gözü önünde büyük bir açlık krizi başgösterecek. En temel insani yaşam malzemelerinden mahrum kalacak olan halk parça parça eriyecek. Tabii doğal olarak bu krizi ilk olarak çocukları vuracak. Teknik teçhizat ve mühimmat eksikliğine rağmen yıllardır şehri savunan muhalif savaşçıları şu an kara kara düşündürten işte bu korkunç ihtimal! Şehrin kimi mahalleleri tamamen haritadan silinmiş durumda. Siviller şehri terk etsin diye yapılan bombardıman kimi semtlerde tek bir sağlam bina kalmayana kadar sürmüş. Savaş sadece binaları değil binlerce yıllık tarihi dokuyu da katletmeye devam ediyor. Savaştan bir yıl önce turistik bir gezi münasebetiyle gittiğim ve görür görmek hayran kaldığım Emevi Camii ve Külliyesi, Kapalı Çarşı, Osmanlı döneminden kalma Adliyye Camii şu an tanınmaz halde. Tarihi eser kaçakçılardan kurtarılan eserler muhaliflerin denetiminde koruma altına alınmış. Emevi Camii avlusundaki taş yerinden oynatılamadığı için çevresine duvar ören muhalifler bu taşı da böyle korumaya çalışıyor. Halep’te her ne kadar yakıcı bir savaş sürse de şehirde hala canlı bir hayat var. Çarşı ve pazarda mallarını satmak için bağıran esnafın seslerine her an bir bomba gürültüsü karışıyor. Bu durum artık Halep’in rutini haline gelmiş durumda. Savaş insanlara bir tür genel kültür de kazandırmış durumda; artık sıradan bir Halepli, patlamanın sesinden bombanın cinsini anlayabilecek kıvama gelmiş. Gariptir, Halep sokaklarında somurtan bir tek insana dahi rastlamadım. Röportaj için durdurduğumuz Kürt kızı Nesrin, “Hayat nasıl gidiyor” sorusuna uzaklardan patlayan bir bomba eşliğinde esprili bir şekilde cevap veriyor mesela, “gördüğün gibi çok normal.” Türkmen teyze Amine, “Giden gitsin ben şehrimi terk etmeyeceğim, evimi, sokağımı neden onlara bırakayım” diyerek meydan okuyor. Arap ayakkabıcı Muhammed, “Korkan gitsin, vallahi Halep’te öleceğim, bir yere gitmeyeceğim” diyerek şehri terk etmeyeceğine dair yemin ediyor. Şu an askeri gerginlik, Halep’in tek çıkış yolunu şehrin merkezine bağlayan Kastillo ve Kastillo’yu tutan Handerat’ta yoğunlaşmış durumda. Bu yol Halep’in (dolayısıyla Suriye devriminin) can damarı. Kastillo’yu savunan Mustafa Abbud yola tacizlerini sürdüren YPG’lilere oldukça kızgın olsa da temkini elden bırakmıyor: “Bizim Kürtlerle hiçbir sorunumuz yok. Onlar bizim kardeşlerimiz. Aramızda Kürt mücahidler var. Bizim derdimiz Rusya ve Esed ile bizi arkamızdan hançerleyen PYD-YPG ile” diyerek o ince çizgiyi muhafaza peşinde. Savaştan önce oldukça sade bir yaşantısı olan Mustafa, sıradan insnaların nasıl birer devrimciye dönüştüğünü şu sözlerle anlatıyor: “Her insanın isteyeceği şeyi, özgürlüğümüzü istedik ama maalesef rejim bunu kabul etmedi. Bizi silahla vurmaya başladı, gösterileri ve devrimi bastırmak için her şeyi kullanmaya başladı ama biz devam ettik. Bütün sloganlarımız özgürlük içindi ve hepsi barışçıl gösterilerdi. Silah kullanmadık ve niyetimizde silah kullanmak yoktu. Allah böyle takdir etti. Çocuk, yaşlı, kadınd demeden herkesi vurdular, bizi silah kullanmaya mecbur bıraktılar. Biz silah kullanınca onlar bize tank ve uçakla saldırdılar. Zorba Esed dünyanın her tarafından kiralık katiller getirdi. Uçaklar, bombalar, füzeler, kurşunlar ve milyonlarca şehid… Biz halkız, ben hayatımda hiç silah kullanmayı düşünmemiştim.” 22 01-15 MART 2016 G Ü N DEM www.212haber.com Merkezefendi Anadolu İHL’de “kariyer günleri” başladı Zeytinburnu Merkezefendi Anadolu İmam Hatip Lisesi, daha önce çeşitli üniversitelerle eğitimde işbirliği protokolü imzalayarak üniversiteyi okula taşımak suretiyle akademisyenleri öğrencilerle buluşturduktan sonra şimdi de İmam Hatip Lisesi mezunu, çeşitli alanlarda kariyer yapmış bireyleri okula davet ederek öğrencilerine yol gösteren söyleşiler düzenliyor. = (<7ï1%8518 Merkezefendi Anadolu İmam Hatip Lisesi, daha önce çeşitli üniversitelerle eğitimde işbirliği protokolü imzalayarak üniversiteyi okula taşımak suretiyle akademisyenleri öğrencilerle buluşturduktan sonra şimdi de İmam Hatip Lisesi mezunu, çeşitli alanlarda kariyer yapmış bireyleri okula davet ederek öğrencilerine yol gösteren söyleşiler düzenliyor. Zeytinburnu Merkezefendi Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürü Ahmet Çoşkun, 11.sınıf öğrencilerine yönelik olarak okul rehber öğretmenleri tarafından planlanan kariyer günlerinin çeşitli meslek gruplarından kişilerin davet edilmesiyle yıl içerisinde etkinliğin devam edeceğini söyledi. Okulun hedefinin öğrencilerini hayata ve üniversiteye hazırlamak olduğunu dile getiren Ahmet Çoşkun, “her alanda soran, sorgulayan; sorun değil çözüm üreten, milli ve manevi değerlerine bağlı münevver nesiller yetiştirmek için yola çıktıklarını” ifade etti. Kariyer günleri kapsamında, Zeytinburnu İmam Hatip Lisesi’nden mezun olan İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Av. Osman Gökçebaş, ZİHMENDER Başkanı Av. Faruk Koç ve THY Houston Müdürü Âdem Ekmekçi okula davet edilerek mesleki başarı hikâyelerini ve ideal bir imam hatip neslinin niteliklerine dair görüşlerini aktarmaları sağlandı. Kariyer günleri kapsamında, imam hatip liselerimizden mezun olmuş ve farklı yükseköğrenim programlarını bitirerek mesleklerini başarıyla yürüten davetliler; öğrencilerle buluşarak onların sorularını cevaplamak suretiyle bilgi ve tecrübelerini onlara aktarıyor. Böylelikle öğrencilere, meslek seçiminin önemi farklı tekniklerle vurgulanmış, örnek şahsiyetlerin okula davet edilmesi ile öğrencilerin tercihlerini daha bilinçli yapmalarına yönelik bir altyapı sağlanmış oluyor.
Benzer belgeler
Zehirleniyoruz
Halep’te direnişin çok zor şartlar
altında da olsa devam ettiğine şahit oldum. Esasında 2012’den 2015
Ekim’ine kadar Halep’te -acımasız
hava saldırıları- dışında durum bu
kadar kötü değildi. Î 21
Başakşehir sevdamız
görülen bölgelerde göletler ve kuyular kururken halkın suya ulaşımı da
zorlaşmış durumda. Geneli hayvancılıkla geçinen bölgelerde susuzluk
hayvan stoklarının azalmasına ve hasat
döneminin de de ver...