PDF olarak indir
Transkript
yıs Sa ı e Sp ci I al ss ue 1 13 05 -4 B1 el Öz NOV-DEC‘15 katkıda bulunanlar contributors Hamit Hamutcu [email protected] KURUCU FOUNDER Bengü Gün [email protected] DİREKTÖR DIRECTOR Selin Turam [email protected] SANATÇI İLİŞKİLERİ ARTIST RELATIONS Serhat Cacekli [email protected] SANATÇI İLİŞKİLERİ ARTIST RELATIONS Görkem Dikel [email protected] İÇERİK YÖNETİCİSİ CONTENT MANAGER Hülya Avtan [email protected] İLETİŞİM YÖNETİCİSİ COMMUNICATIONS MANAGER Efe Özmen [email protected] GALERİ ASİSTANI GALLERY ASSISTANT Elif Deneç [email protected] GALERİ ASİSTANI GALLERY ASSISTANT Chiara Mignani, Maria Montoya, Elif Gözlüklü, Esen Saba, Beste Naz Özkan STAJYERLER INTERNS Seçil Ofset 100. yıl mahallesi massit matbaacılar sitesi 4. cadde no:77 bağcılar, istanbul BASKI PRINT Baskı Tarihi, Adedi Printing Date, Amount of Copies 20.11.2015 | 2000 adet 2000 copies Berkay Buğdanoğlu DJIA/DJUA/NASDAQ detay detail (2015) tuval üzeri yağlı boya oil on canvas 100 x 160 cm KAPAK COVER Mixer Tophane Tomtom mah. Boğazkesen cad. no:45/A Bodrum kat, 34433 Beyoğlu, İstanbul 0212 243 54 43 | www.mixerarts.com | [email protected] Mixer Taksim Sıraselviler cad. Taksim Sitesi, no:35, 2. Bodrum Kat, 34433 Beyoğlu, İstanbul 2 Merhaba! Hello! 23 Kasım 2012’de ‘Bağlantısızlar’ sergisi ile Tophane’deki ilk açılışımızdan bu yana üç yıl geçmiş... Zaman hızla akıp giderken değişim de kaçınılmaz oluyor tabi. Mixer’i üç yıldır ilgiyle takip eden ziyaretçilerimize 3. yaşımızda yepyeni bir mekâna gireceğimizi haber vermek de bana nasip oldu. Mixer’e üç yıldır ev sahipliği yapan Tophane bizim için hala çok değerli ama maalesef kentsel dönüşümden o da payını alıyor. Biz de tebdil-i mekanda ferahlık vardır diye düşünerek Sıraselviler’e taşınma kararı aldık. Mekânın ve yeni mekânımızdaki ilk serginin açılışını 3 Aralık’ta ‘Non-Linear Future’ isimli sergi ile yapacağız, hepinizi bekleriz. Sergide yer alan sanatçılar: Bedia Ekiz, Çağrı Saray, Sümer Sayın, Viron Erol Mert. It has been three years since Mixer’s first exhibition ‘Non-aligneds’ opened on 23 November 2012... Time is running so fast and change is inevitable. It has been my pleasure to announce our relocation in our 3rd year of existance. Tophane, which has been home to Mixer, will always be special to us. However, it has also been affected by urban transformation. So, thinking that change is good, we have decided to move to Sıraselviler. We are marking the opening of the new space with an exhibition called ‘Non-Linear Future’ on the 3rd of December. The artists included in this exhibition are Bedia Ekiz, Çağrı Saray, Sümer Sayın and Viron Erol Mert. Taşınmadan önce Mixer’in Tophane’deki galeri alanında Mixer’in Açık Depo’sundan sizler için oluşturduğumuz güzel seçkiyi ziyaret edebilirsiniz. Yepyeni sanatçıların da aramıza katıldığını özellikle belirtmek isterim. Ayrıca Mixer Karaköy’de İngiliz sanatçı Marc Quinn’den bir seçki sizleri bekliyor olacak. Mixer Karaköy, Aralık ayının sonunda da ‘Young Photographers Award’ yarışmasında ön elemeyi geçmiş sanatçıların fotoğraflarının gösterildiği sergiyi ağırlıyor olacak. Mixer aynı zamanda yerinde duramayıp Kasım ayında Maslak’a doğru uzanıyor. 42 Maslak Art!SPACE’de Mixer sanatçılarından sizler için güzel bir seçki hazırladık, 5 Kasım’dan itibaren ziyaret edebilirsiniz. Kasım ayının en önemli sanat etkinliği olan Contemporary İstanbul’a bu sene de yeni işleri ile farklı disiplinlerde işler üreten genç sanatçılarla katılıyoruz. B1-405 No’lu standımızda işlerini görebileceğiniz sanatçılar: Arda Yorgancılar, Bedia Ekiz, Berkay Buğdanoğlu, Can Dağarslanı, Eda Gecikmez, Gülşah Bayraktar, Julie Nymann, Kaan Bağcı, Melike Kılıç, Murat Han Er, Nazlı Erdemirel. Güzel bir kış dileğiyle, Before we move from our beloved space in Tophane, we prepared a group show from Mixer Open Space’s current and new artists. On the other hand, Mixer Karaköy is hosting an exhibition of the printed works by the British artist Marc Quinn. You wouldn’t want to miss them. Mixer Karaköy is also hosting an exhibition of the works of young photographers who are selected in the ‘Young Photographers Award’. In addition, we are also reaching to Maslak in November. Mixer will be featuring artists at 42 Maslak Art!SPACE, and the exhibition can be visited from the 5th of November. The most attractive art event in November is Contemporary İstanbul, and it is Mixer’s 3rd year participating to the fair. You can visit us at booth number B1-405 to see the new works of Arda Yorgancılar, Bedia Ekiz, Berkay Buğdanoğlu, Can Dağarslanı, Eda Gecikmez, Gülşah Bayraktar, Julie Nymann, Kaan Bağcı, Melike Kılıç, Murat Han Er and Nazlı Erdemirel. Wishing you a lovely winter, Bengü Gün 3 Sanatsal Sanat Ürünleri ve ORG. TİC. LTD. ŞTİ | Tomtom mah. Boğazkesen cad. No:45/A Bodrum Kat, Beyoğlu, İstanbul, 34433 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Contemporary Istanbul ‘15 Kaan Bağcı Gülşah Bayraktar Berkay Buğdanoğlu Can Dağarslanı Bedia Ekiz Murat Han Er Nazlı Erdemirel Eda Gecikmez Melike Kılıç Julie Nymann Arda Yorgancılar B1-405 4 Eda Gecikmez Teşhis ve Muhafaza (2015) tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 140 x 180 cm Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com 5 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Mixer, Contemporary İstanbul Sanat Fuarı kapsamında geçmişten bugüne birlikte çalıştığı sanatçıların işlerini bir araya getiriyor. Mixer’in genç ve dinamik yapısına paralel farklı medyumların iç içe geçtiği bir deneyim imkânı sunan çalışmaların her birinde, hem tarz hem de fikirsel anlamda yenilikçi işler izleyicisiyle buluşuyor. Contemporary İstanbul Sanat Fuarı’na özel gerçekleştirilen seçkide Berkay Buğdanoğlu, paslanmış metal üzerine karışık teknik uygulayarak hazırladığı çalışmalarında, birey ve toplum ilişkisi üzerinden bireyin konumunu tartışmaya açıyor. Eda Gecikmez, bilinçaltı ve rüyalardan etkilenerek yarattığı tekinsiz dünyada cinsiyet ve beden politikalarına meydan okuyor. Mdf üzerine akrilik çalışmasında Gülşah Bayraktar, alışkın olduğumuz küçük ebatlı işlerinin aksine bu kez daha büyük boyuttaki çalışmalarıyla bir ilki de gerçekleştiriyor. 6 Mixer brings together artists working together from past to present as part of Contemporary Istanbul Art Fair. In each of artists’ works which are related to Mixer’s young and dynamic structure it is presented as an experience that differentiates in mediums engaged. The works which meet with the audience are innovative in their style and their intellectual attitude. In the group show which is chosen for the art fair, Berkay Buğdanoğlu opens the individual’s position from the society and individual’s relationship point of view in his works with his own mixed technique on rusted metal. Eda Gecikmez challenges the audience with gender and body policies with her uncanny world that she creates as an effect of the unconscious and dreams. Gülşah Bayraktar, with her acrylic works on mdf, breaks new ground with her larger scale works. Kaan Bağcı İsimsiz Untitled (2015) kağıt üzerine kurşun kalem graphite on paper 32 x 49.5 cm Julie Nymann, sürreal iktidar ilişkileri ve insan düşlemini odağına aldığı video çalışmasında yine kendine has oyunbaz diliyle izleyici karşısına çıkıyor. Kaan Bağcı, kâğıt üzerine karakalem işlerinde fütüristik ögeleri bir araya getiriyor. Bedia Ekiz, çalışmalarında kentte ve doğada insan olma durumunu irdeliyor. Arda Yorgancılar, farklı duygu ve pozları, farklı ışıkla bir araya getiriyor. Melike Kılıç kendine özgü lirik anlatımıyla izleyicisini yalnızlaştırdığı düşsel bir dünya kuruyor. Can Dağarslanı, “Kimlikler” başlıklı fotoğraf serisinden çalışmalarında insan hislerini dışavurumcu renklerle harmanlıyor. Nazlı Erdemirel, yeni fotoğraf serisinde bireyin doğumundan beri içsel dünyasında yaşadığı kaygıları görselleştiriyor. Murat Han Er ise çalışmalarında dijital ve alternatif fotoğraf metotlarını harmanlıyor. Julie Nymann appears with her unique playful genre again, in her video works which are focused on surreal power of relationships and human fantasies. Kaan Bağcı brings futuristic elements together with his charcoal drawings. Bedia Ekiz digs for the concept of being human in nature and the issue of the city in her works. Arda Yorgancılar merges different emotions and poses with different colors. Melike Kılıç establishes a new world with her idiocratical lyric expression. Can Dağarslanı immingles human emotions with expressive colors in his photography series “Identities”. Nazlı Erdemirel visu-alizes the anxiety in the inner world of people since their birth in her new photography series. Murat Han Er interlocks digital and alternative methods in his works. Fuar için seçilmiş tüm eserler yağlı boyadan videoya, sanatçılarının kendine has yorumları ve dinamik bakış açısıyla herkesin beğenisine hitap ediyor. All works from oil paintings to video which are selected for the art fair bound everyone’s taste with artists’ idiosyncratic and dynamic remarks. 7 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Kaan Bağcı 1986 senesinde İzmir’de doğdu. Kaan Bağcı was born in Izmir, in 1986. İngiliz sanatçı ve direktör Gail Deayton, Kaan Bağcı’nın çalışmalarından bahsederken şöyle diyor “Kaan Bağcı’nın eserini tam olarak sınıflandırmak zordur. Grafiği ve illüstrasyonu, kavramsal elementlerle harmanladığı çalışmalarında kaz, balık, böcek gibi ‘hayvan’ kolajlarını, tarafsız ve detaylı bir biçimde görselleştirmektedir. Dikkatli bir şekilde seçip yerleştirdiği elementlerin bütünlüğü ve harmonisi çizimlerinin detaylarında da göze çarpar”. Çalışmalarının pek çoğunda dijital baskı tekniğini uygulayan sanatçı, Contemporary İstanbul kapsamında daha az aşina olduğumuz çalışmalarıyla karşımıza çıkıyor. Fuar kapsamında kağıt üzerine karakalem işleriyle yer alacak Bağcı, fütüristik ve modern huzursuzluğun yansımalarını sunuyor. “It’s hard to rate exactly Kaan Bağcı’s creation. He represents unprejudiced and elaborate graphic and illustration collages of animals like fish or insects in his commixture works with conceptual elements. The unity and harmony of the elements he picked up carefully, greet the details of his designs” says the British artist and director Gail Deayton about Kaan Bağcı’s works. He usually follows digital printing techniques. For Contemporary İstanbul, he reveals himself with new works - his drawings submit the reflection of modern and futuristic embarrassments. Bağcı, 2014 senesinde ‘Kırık’ isimli kişisel sergisini İzmir Edit Galeri’de gerçekleştirdi. 2015 senesinde Mixer’in ‘Son Çıkış’ ve ‘Çizgi’ adlı karma sergilerinde de yer alan sanatçı, 2013’te Hollanda’da Kallenbach Gallery’deki ‘Works on Paper II’ya da katılmıştı. Sanatçı İzmir’de yaşıyor ve üretiyor. 8 Kaan Bağcı had a solo show entitled “Broken” in İzmir Edit Galeri, in 2014. The artist that took place at the group shows like ‘Last Exit’ and ‘Line’ at Mixer, also took place in “Works on Paper II” at Kallenbach Gallery in 2013, in Holland. He lives and works in Izmir. Kaan Bağcı İsimsiz Untitled (2015) kağıt üzerine kurşun kalem graphite on paper 100 x 50 cm 9 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Gülşah Bayraktar 1979 yılında İzmir’de doğan Gülşah Bayraktar, Dokuz Eylül Üniversitesi Resim Bölümü’nde tamamladığı lisans eğitiminin ardından Marmara Üniversitesi Resim Bölümü’nde yüksek lisans ve Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü’nde doktora yaptı. Born in 1979, İzmir, Gülşah Bayraktar has graduated from Painting, Dokuz Eylül University. She continued her postgraduate studies in Marmara University, Painting Department and after that completed her DFA in Hacettepe University in Visual Arts Department. Çalışmalarında eski fotoğraflar ve nesnelerle kurduğu sahiplenme, bunlarla yakınlık ve akrabalık kurma dürtüsünden beslenen sanatçı, arşivlemekten ve biriktirmekten usanmayacağı fotoğrafları kendisinin kurguladığı öznel bir yapının parçalarına dönüştürüyor. Yeni bir hafızanın kodlarıyla işlediği ahşap parça üzerindeki imgeyi, görsel bir titizlikle ve hassas bir biçimde ele alan Bayraktar, arşiv parçalarıyla akrabalık düzeyini arttıran da bir süreç kurguluyor. Gülşah Bayraktar strives to build a close relationship with old photographs and objects through a strong desire of ownership. Being the inventory of a gro-wing visual pile that she would never abandon, photographs act as the fragments of an exceptionally subjective collection. 2015’te Mixer’de gerçekleştirdiği kişisel sergisi ‘kendine yakın’ın yanı sıra 2013 yılında Siemens Sanat’ta gerçekleştirilen ‘Sınırlar Yörüngeler’, 2012 senesinde CDA Projects kapsamında gerçekleştirilen ‘Genç Yeni Farklı 3’ gibi pek çok karma sergiye de katıldı. Bayraktar Trabzon’da ve İzmir’de yaşıyor ve üretmeyi sürdürüyor. The artist handles the images on the wooden canvases meticulously, which she engraves with the codes of a new memory, where it becomes part of the process that strengthens the links between the elements of this personal archive. Her works have been exhibited in many group exhibitions such as ‘Young Fresh Different 3’ at CDA Projects in 2012, ‘Borders Orbits’ at Siemens Sanat in 2013 and also had a solo show titled ‘close to self’ at Mixer in 2015. Bayraktar continues her work in Trabzon and İzmir. 10 Gülşah Bayraktar Hafifleyen Belleğimdeki Mesafeler (2015) mdf üzeri akrilik acrylic on mdf 22 x 22 cm 11 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Berkay Buğdanoğlu 1986 senesinde İstanbul’da doğan Berkay Buğdanoğlu, Amerika’da Maryland Institute College of Art, İlüstrasyon Bölümü’nden mezun oldu. Berkay Buğdanoğlu was born in 1986, İstanbul. He graduated from the Department of Illustration, Maryland Institute College of Art, USA. Paslanmaya bıraktığı metal üzerine kendi tekniğini uygulayarak çalışan sanatçı, çalışmalarında pasifleştiren toplum içerisinde gitgide hareketsizleşip homojen bir yapıya dönüşen bireye odaklanıyor. “Küçük reaksiyonlar ile bu edilgen yapı değiştirilmeye çalışılsa da kemikleşmiş sistem yüzünden hareket etmek zordur” diyen Buğdanoğlu, mekânın belirsizliği ekseninde yörüngesini de yitiren ve varoluş yolunu arayan bireye odaklanıyor. He rests metal plates to oxidize and on those rusty metal sheets, he performs his own technique. It’s his unique process of ‘painting’. In his works, he focuses on the disabled structure of society that increasingly transforms people into inactive homogeneous characters. “With minor reactions, this massive society is impersonalized by passive transmutation. In this ossified system, it is hard to move” He focuses on personas that have lost their way in space’s hazy axis and looking for a new way of existence. Sanatçı, 2014 yılında ‘Chaoskampf’ ve 2013’te ‘Grigori’ isimleriyle Mixer’de gerçekleştirilen kişisel sergilerinin yanında, New York The Abrazo Interno Gallery’de gerçekleştirilen ‘Things That Count, Things That Don’t’ ve C.A.M. Galeri’de ‘Mass Hallucination / III Education’ gibi pek çok karma sergiye de katıldı. Buğdanoğlu, İstanbul’da yaşıyor ve üretmeye devam ediyor. Berkay Buğdanoğlu had two solo shows at Mixer which were titled ‘Grigori’ (2013) and ‘Chaoskampf’ (2014). In addition to these two solo exhibitions, he participated in many group shows including “Things That Count, Things That Don’t” in New York, at the Abrazo Interno Gallery and ‘Mass Hallucination / III Education’ in C.A.M. Gallery, İstanbul. Buğdanoğlu lives and works in İstanbul. 12 Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com Berkay Buğdanoğlu Indra’nın Karşısında Facing Indra (2015) çelik üzerine yağlı boya oil on steel 165 x 225 cm 13 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Can Dağarslanı 1984, Zonguldak doğumlu Can Dağarslanı, lisans eğitimini Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde tamamladı. “İnsanlar, gerçekliğin sınırlarını zorlamayı tercih ediyor. Bense gerçekliği koruyarak da sıradanlıktan kaçınabileceğime ve izleyiciyi şaşırtabileceğime inanıyorum” diyen Dağarslanı, “Kimlikler” ve “Tersyüz” serilerinde, mimari öğeleri de kullanarak iki farklı kişiyi birbirinin ayrılmaz parçası kılıyor. İzleyiciye bakan senkronize iki yüzün alışılmadık hissiyatı; bu iki karakterin birbirine benzemediğini fark etmeden önce, izleyiciyi aralarındaki fiziksel benzerlikleri bulmaya teşvik ediyor. Sanatçı, 2014’te Almanya’da IGNANT Galeri’de gerçekleştirilen ‘A Living Room ‘, 2015’te Seattle’da ‘Mixt Photography Show’ ve Mixer’de ‘Son Çıkış’ pek çok sergiye katıldı. Bunların yanı sıra İsveçli yayınevi Malmö Yayınları’nın ‘The New Heroes and the Pioneers’ sersisinden çıkan ‘French Kiss’ ve ‘Share’ gibi kitapları da bulunan Dağarslanı İstanbul’da yaşıyor ve üretiyor. 14 Can Dağarslanı was born in Zonguldak in 1984. He studied Architecture at Mimar Sinan University of Fine Arts. Dağarslanı says “People prefer to force reality’s boundaries, but I believe that when I produce the reality, I can amaze the spectator and I can beat the banality of reality itself”. In the series of “Identities” and “Inside-Out”, he investigates the architectural elements that form an integral part between two different people. His photographs carry an unfamiliar feeling of two synchronized faces that gaze upon the viewer, and the viewer is encouraged to find the physical similarities between the two figures in the photographs, before realizing that these two people are not alike at all. The artist has showed his works in many group shows, ‘A Living Room‘ at IGNANT Gallery in Germany in 2014, ‘Mixt Photography Show’ in Seattle and ‘Last Exit’ at Mixer. He has also published two books named ‘French Kiss’ and ‘Share’. They are in the series of ‘The New Heroes and the Pioneers’. Can Dağarslanı lives and works in İstanbul. Can Dağarslanı ‘Tersyüz’ serisinden from ‘Inside Out’ series (2015) taranmış negatif film, fine art kağıda baskı scanned negative film, print on fine art paper 80 x 120 cm edisyon edition 5+1 AP 15 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Bedia Ekiz 1987 senesinde Osmaniye’de doğan Bedia Ekiz, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’ndeki lisans eğitiminin ardından, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Plastik Sanatlar Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Düşünsel olarak kentte ve doğada insan olma durumlarını irdeleyen sanatçı, kendini doğada yenileyebilen insanın, kentsel dönüşümle uğradığı erozyona odaklanıyor. Çalışmalarında topografyadan dışarı taşan mimari yapıların üretilme hallerini görüyoruz. Üretimleriyle, tüketilen bir özne haline gelen doğanın nasıl parçalara ayrıldığına dair fikir vermek isteyen Ekiz, desen çalışmalarında kullandığı koyu ve açık tonlar arasındaki geçişlilik ile coğrafyanın tanımlanışına gönderme yapıyor. En son 2015’te Mixer Art Gallery’de düzenlenen Son Çıkış sergisinde eserleri sergilenen Ekiz, 2014’te Ekavart Gallery’de gerçekleştirilen “Yeditepe’de Zaman IV ‘Çok Sesli Yaklaşımlar’” gibi pek çok grup sergisine katıldı. Sanatçı, İstanbul’da yaşıyor ve üretiyor. 16 Bedia Ekiz was born in 1987, Osmaniye. She completed her BA in Arts, Marmara University, Atatürk Teachers College, Art Teaching Department, and continued her post-graduate studies in Plastic Arts Department at Yeditepe University. Her works investigate the human conditions in relation to the city and nature. She focuses on the ability of the human being to adapt as well as denude by urban regeneration. In her works, we can see architectural structures, production stages and how they are effused from topography. Ekiz seeks to give an idea about nature, which is becoming a depleted subject with construction and how it’s falling to pieces. Through these thoughts she passes between dark and light shades in her works, referring to Geography’s definition. Ekiz’s works have been shown in Mixer’s exhibition ‘Last Exit’ in 2015, “Time” at Yeditepe IV, “Multiple Approaches Exhibition’’ at Ekavart Gallery in 2014 as well as in many group exhibitions. The artist continues to live and work in İstanbul. Bedia Ekiz Wall Street (2015) tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 125 x 200 cm Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com 17 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Murat Han Er 1981 Erzurum doğumlu Murat Han Er, Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’ndeki lisans eğitimin ardından aynı üniversitede Fotoğraf Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fotoğraf Bölümü’ndeki sanatta yeterlilik eğitimini sürdürmektedir. Born in 1981, Erzurum, Murat Han Er completed his undergraduate in Atatürk University Graphics Department, his postgraduate degree in Photography Department in the same university. He is currently continuing his DFA in Mimar Sinan Fine Arts University, Photography Department. Eserlerinde dijital fotoğraf ve alternatif fotoğraf baskı tekniklerini kullanan Murat Han Er; oluşturduğu fotoğraf düzlemini günlük, sıradan malzemelerle buluşturarak içerik ve biçim arasında ısrarcı anlamlar oluşturmaktadır. The artist uses video, digital photography and alternative photographic printing techniques in his works; brings everyday-ordinary materials into photographic notion, making up persistent meanings between content and form. 2013 senesi Plovdiv Uluslararası Fotoğraf Festivali, 2012 3. Uluslararası Antakya Bienali gibi sergilerin yanı sıra 2013’te Kuzey Carolina, Castell Photography’de gerçekleştirilen Galeri Next New Photographic Visions ve Mamut Art Project gibi jüri seçkili sergilere de katılmıştır. Sanatçı aynı zamanda 2014 ABD Uluslararası Sanat Festivali kapsamında Onursal Mansiyon Ödülü’ne layık görülmüştür. Sanatçı İstanbul’da yaşıyor ve üretiyor. Besides exhibitions such as Plovdiv International Photography Festival (2013), International Biennial of Antakya, he joined juried exhibitions such as ‘Next New Photographic Visions’ in Castell Photography Gallery in North Carolina (2013) and Mamut Art Project in Istanbul. At the same time he was deemed worthy to honorable mention in USA International Art Festival (2014). Artist lives and works in Istanbul. 18 Murat Han Er ‘İçsel Yara’ serisinden from ‘Inner Wound’ series (2013) yara bandı üzerine cyanotype baskı cyanotype print on plasters 106 x 90 cm Murat Han Er ‘İçsel Yara’ serisinden from ‘Inner Wound’series (2013) yara bandı üzerine cyanotype baskı cyanotype print on plasters 106 x 90 cm 19 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Nazlı Erdemirel 1982 senesinde Van’da doğan Nazlı Erdemirel, lisans eğitimini Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Fotoğraf Bölümü’nde tamamladı. Nazlı Erdemirel was born in 1982, Van. She completed her graduate degree in Photography Department in Dokuz Eylül Fine Arts University. Bir var olma biçimi olan kaygıyı algı ve bilinç yoluyla izleyen sanatçı, kendi varoluşsal kaygılarının aktarımını aynalar aracılığı ile yansıtıyor. Doğumdan itibaren dışa atılmayla başlayan ölümün kaçınılmazlığı, yalnızlık, yalıtılmışlık, kişisel bağlar ve anlam sorunsalı gibi konular, sanatçının öz portresinde bütünleşiyor. Bu bütünleşme kaygının nedensiz ve nesnesizliğine bağlı olarak korkuların bir yansımasını tanımlıyor. Erdemirel’e göre kaygı, günümüz toplumuyla aynı anda nefes alan bir kavram. Bu yüzden söz konusu son çalışmasında sanatçı, ‘kaygı’ halinin kendisindeki yansımasını izleyiciye sunarken, kendine ait kaygı gerçekliğini de ortaya koyuyor. Erdemirel strives to follow and depict a conscious way to anxiety and its possible definitions. She reflects her anxiety about her existence through mirrors. She seeks to elaborate on existential notions, such as the moment of birth and the future encounter with one’s own unavoidable death, loneliness, isolation, personal relationships, all through artist’s selfportraits. According to Erdemirel, the anxiety is an act similar to breathing – like an act of essence to everyday life. It creates the reflection of fear in people. This reflection of fear is making people feel disturbed or irrational and this surface where the fear is reflected on becomes her work space. 2014 senesinde Galeri Zilberman’ın ‘Genç Yeni Farklı’ sergisine katılan Erdemirel İstanbul’da yaşıyor ve üretiyor. In 2014 Nazlı Erdemirel’s works were shown in a group exhibition, ‘Young Fresh Different’ at Gallery Zilberman. She lives and works in İstanbul. 20 Nazlı Erdemirel ‘Kaygı’ serisinden (2015) from ‘Anxiety’ series c-print 75 x 50 cm edisyon edition 5+1 AP 21 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Eda Gecikmez İstanbul doğumlu sanatçı Eda Gecikmez, Valencia Politeknik Üniversitesi, San Carlos Güzel Sanatlar Fakültesi ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Anasanat Dalı’nda yüksek lisansını halen sürdürüyor. Çalışmalarında toplum ve iktidarın dayattığı cinsiyet ve beden politikalarının dilini görsel anlamda bozmaya çabalayan sanatçı, dinamik ve henüz oluşum halinde bir duruş sergileyen figürler üretir. Çalışmalarında yabancısı olduğumuz ama aynı zamanda yakınlık duyduğumuz tekinsiz bir alan yaratan Gecikmez’in işlerindeki söz konusu yakınlığın kaynağını bilinçaltı ve rüyaların zenginliği oluşturmaktadır. 2013 senesinde Amerikan Hastanesi Sanat Galerisi’ndeki kişisel sergisi ‘Ödünç Alınmış Birliktelik’in yanı sıra, 2015 senesi 3. Mardin Bienali, DEPO’da gerçekleştirilen ‘Stay with me’ ve 2014 senesinde KUAD Galeri’nin ev sahipliğini yaptığı ‘Küçük Güzeldir’ gibi pek çok grup sergisine de katılan Gecikmez, İstanbul’da yaşıyor ve üretiyor. 22 Born in İstanbul, Eda Gecikmez graduated from Universitat Politècnica de València, San Carlos Academy of Fine Arts as well as Mimar Sinan Fine Arts University Painting Department. She continues her post-graduate degree in Art and Design Department at Yıldız Technical University. She seeks to subvert the politic language of gender and body that thay are built by society and governments. Her works cause this foreign and familiar compulsion of an uncanny area, which the affinity comes from the plenty of dreams and subconscious itself at the same time. She had a solo show at the American Hospital in İstanbul in 2013, titled ‘Borrowed Togetherherness’ and also has been exhibited in group shows such as ‘Small is Beautiful’ at KUAD Gallery in 2014, ‘Stay With Me’ at DEPO in 2015, and the 3rd Mardin Biennale in 2015. She lives and works in Istanbul. Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com Eda Gecikmez Dilenci The Beggar (2015) tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 150 x 145 cm 23 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Melike Kılıç 1982 senesinde İstanbul’da doğan Melike Kılıç, lisans eğitimini Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde tamamladıktan sonra, yüksek lisansını Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’nde yaptı. Üretim esnasında kullandığı lirik anlatımla kendini bir masalcı, şifacı ve rüya gezer olarak konumlandıran Melike Kılıç, kelimelerin açık olmayan ifadeleri aracılığıyla, şehrin yalnızlaştırdığı izleyiciyi, gece masalları ve gündüz düşlerine götürüyor. Sanatçıya göre gidilen yer, çizgiler ve ışık aracılığıyla erişilen alternatif bir gerçeklik. Kılıç’ın kâğıt, mürekkep, cam gibi farklı türden materyalleri bir araya getirdiği çalışmalarında, her bir ağaç birim olarak bir sözcüğe eşitlenirken, her çizgi bir akıl acısına işaret ediyor. İstanbul’da yaşayan ve üreten sanatçı, 2015 senesinde KUAD Galeri’de gerçekleştirilen ‘İnce Ayarlı ve Çoğul’, Mixer Art Gallery’de gerçekleştirilen ‘Çizgi’ ve 2014’te Berlin’de gerçekleştirilen Apartment Project’in ‘Stay with Me’ gibi pek çok grup sergisine katıldı. 24 Born in 1982, Istanbul, Melike Kılıç completed her undergraduate studies at Marmara University, Painting Department, and her postgraduate studies at Fine Arts Academy of Vienna. Describing herself as a storyteller, a healer and a dreamtraveller in her own production process, Melike Kılıç brings the viewer to the nocturnal tales and day dreams of the city that isolates us by utilizing the indirect description of the words. According to her, the destination is an alternative reality that can be reached through the lines and the light. Every tree, as a unit, comes up to a word and every line points out to a pain in mind. The artist lives and produces in Istanbul and has joined in numerous group exhibitions such as ‘Fine Tuned and Multiple’ at KUAD Gallery (2015), ‘Line’at Mixer (2015) and ‘Stay with Me’ with Apartment Project in Berlin (2014). Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com Melike Kılıç Rüzgarlı Tepe Windy Hill (2015) kraft kağıdı üzerine karışık teknik mixed media on craft paper 82 x 106 cm 25 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Julie Nymann 1987 New York doğumlu Julie Nymann, New York International Center of Photography ve Kopenhag Fatamorgana The Danish School of Art Photography programlarından sertifika aldı. Julie Nymann was born in 1987, New York, got her program certificates from both New York International Center of Photography and Kopenhag Fatamorgana The Danish School of Art Photography. Gündelik hayata dair objelerdeki unutulmuş detaylardan ve mekânlardan etkilenen Nymann, jestlerin dolaysızlığını kullanarak, kimlik ve benlik algısının tuhaf, gülünç ve karanlık duygular etrafında nasıl inşa edildiğine dair optik yanılsamalar düzenliyor. Kendisinin sıklıkla göründüğü video sekansları ile bir diyalog içerisindeki sanatçı, edimsel hareketleri, içselleşmiş bir şiirselliği keşfetmede kullanıyor. İşlerinin çıkış noktası sahip olduğu disleksi rahatsızlığından gelmekle beraber, bu durum onu aynı zamanda sözel olan bir görsel dil kullanmaya teşvik ediyor. Being affected by the forgotten details of the everyday life and venues, Nymann plays on optical illusions turning the focus on how identity and self-understanding can be constructed and perceived through weird, funny and dark emotions. Using the immediacy of body gestures, Nymann uses performative actions to explore the internal lyrics, in dialogue with video-manipulated sequences. Nymann often appears in her own works. In the use of expression Nymann’s point of departure comes from her dyslexia, this has fostered a search to develop a verbal visual language. 2015 senesinde Kopenhag Fotografisk Center’da gerçekleştirilen ‘Young Danish 15’ ve Bronx Sanat Müzesi’nde ‘Bronx Calling: The Third AIM Biennial’ gibi pek çok grup sergisine katılan sanatçı, 2012 senesinde Bilbao’da gerçekleştirilen Uluslararası Deneysel Film ve Video Festivali’nde ‘Walking in the Mind’ ödülüne layık görüldü. 26 The artist has joined numerous group exhibitions such as ‘Young Danish 15’ in Kopenhag Fotografisk Center (2015) and ’Bronx Calling: The Third AIM Biennial’, she deemed worthy of ‘Walking in the Mind’ prize in the International Experimental Film and Video Festival in Bilbao (2012). Julie Nymann Kys | Kiss (2012) 00:02:58 16:9 HD video sessiz silent döngüsel loop 27 sergi /fuarı sanat exhibition / art fair Arda Yorgancılar 1988 senesi İzmir doğumlu Arda Yorgancılar, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun oldu. “Bir olmak için iki olmak gerekir. Olasılıklar seçimleri yaratır, seçimler de başka olasılıkları. Soğuk olmadan sıcak, gece olmadan gündüz olmaz, sen olmadan da ben olmam” diyen Yorgancılar, farklı hissiyat ve anların, farklı renk ve pozlarla ile iç içe, bir arada ve aynı anda bulunduklarında yarattığı bütünlüğün ahenkli dansı inceliyor. Resimlerinin taslağını dijital ortamda hazırlayan Yorgancılar, eserlerinde çeşitli tekniklerle tezat renkleri bir araya getiriyor. 2013 senesi 13. İstanbul Bienali kapsamında Jorge Mendez Blake’in asistanlığını yapan Yorgancılar, ‘Günce’ adlı ilk kişisel sergisini 2010 senesinde Hush Galeri’de gerçekleştirdi. Armaggan Art Gallery’de gerçekleştirilen ‘Maddenin Halleri vol.2’ başlıklı karma sergi gibi pek çok sergiye de katılan sanatçı, 2013’te İpek Ahmet Merey Resim ve Heykel Yarışması Sanat Ödülleri’nde birincilik ödülü almıştı. 28 Born in 1988, İzmir, Arda Yorgancılar has graduated from Mimar Sinan Fine Arts University, Painting Department. “Being one requires two to be. Possibilities create choices, and choices create other possibilities. There is no cold without hot, no day without night, and no me without you” says Yorgancılar, searching a unity that beholds various moments and sensations in time, where different colors and poses are intertwined within each other as he examines the harmonious dance in this unity. Preparing the base of his paintings using digital techniques, the artist brings together a rich contrasting color palette in his work. Yorgancılar has worked as an assistant to Jorge Mendez Blake during the 13th Istanbul Biennale in 2013, and had his first solo Show ’Diary’ in 2010 at Hush Gallery, Istanbul. His group shows include the exhibition ‘States of Material vol.2’ at Armaggan Art Gallery, and Yorgancılar has won the first prize in İpek Ahmet Merey Art Awards in 2013. Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com Arda Yorgancılar Kırmızı Red (2015) tuval üzeri yağlı boya oil on canvas 120 cm 29 açık depo / open space Açık Depo Seçkisi Open Space Selection 21.10.2015 - 22.11.2015 Anıl Aydın Sedat Ayhan Berkay Buğdanoğlu İrem Çetinor İrfan Dönmez Bedia Ekiz Işıl Arısoy Kaya Deniz Köse Elif Özen Armando Rabadán 30 İrfan Dönmez İsimsiz Untitled (2014) tuval üzeri akrilik acrylic on canvas 150 x 150 cm 6.500 tl Mixer Açık Depo yeni seçkilerle karşınıza çıkmaya devam ediyor. A new selection from Open Space artworks are now on view at Mixer! Açık Depo adıyla gerçekleştirdiği son seçkisinde Mixer, farklı medyumları kullanarak çalışan on sanatçıyı bir araya getiriyor. Eserlerin her birinde bütünün kendisinin yanı sıra parçaları ve katmanları da ön plana çıkarken, sergi mikro düzeyde yeni bir sorgulama alanı da yaratıyor. In this last Open Space selection, Mixer brings together ten artists who work with different mediums. Besides their entirety, the divisions and many layers also become prominent in each artwork, while creating a new ground for dazzling questions on a micro level. 31 açık depo / open space Simgesel düzenin kurucu öncülüğünden kaçmayı hedefleyen Sedat Ayhan, resimlerinde deforme olmuş yüzlerle bir tür hafıza oyunu yaratıyor. Berkay Buğdanoğlu, kendine has paslandırma tekniğiyle borsadaki dalgalanma verilerini resmine aktarırken, önceki çalışmalarından aşina olduğumuz mekana dair belirsizlik hissini, farklı bir yorumla bu kez bir ekonomi grafiği üzerinden sunuyor. Deniz Köse, linol baskı işlerinde algının kapılarını irdeliyor. Katmanlı yapıdaki ve bütünün parçalarının özerkliğini koruduğu çalışmalarında Köse, renk varyasyonlarını kullanarak izleyiciyi sınırın dışına çıkarıp öteki bölgeye geçirebilmeyi hedefliyor. Mürekkep ve yağlı boyayı bir araya getiren Elif Özen, fotoğrafı andıran işlerinde mekâna hükmeden boşlukla yeni bir nefes alanı yaratırken, boşluğun getirdiği bilinmezlikle bir tür tekinsizlik duygusu da uyandırıyor. Dijital fotoğraf makinasıyla çalışan Işıl Arısoy Kaya’nın amacı çalışmalarındaki etkileşime izleyiciyi de doğrudan katmak. Sanatçı, kimliksiz bir metropol üzerinden yeni bir çevre yaratırken, fotoğrafı görmenin yeni yollarını da tanımlıyor. Kentte ve doğada insan olma durumlarını inceleyen Bedia Ekiz, çalışmalarında kentsel dönüşümün birey üzerinde nasıl bir erozyon yarattığını irdeliyor. Şeylerin ardındaki görünmeyenin peşine düşen Armando Rabadán, yağlı boya çalışmalarında renkler ve kareler aracılığıyla pikseli andıran, farklı türden bir görüngü yaratarak yeni bir evren çiziyor. Soyut dışavurumculuk akımından etkilenen Anıl Aydın, hareket kabiliyetinin 32 With a will to avoid the constituent lead of the symbolic order, Sedat Ayhan, creates a sort of a memory game through deformed faces. Berkay Buğdanoğlu, whilst transferring the stock market data to his painting with his original rusting technic, presents a sense of uncertainty about the place we’re familiar from his recent works, but this time through a different interpretation, which is a diagram of economy. Deniz Köse, scrutinise the doors of perception in her linocut works. By creating color variations she intends to reach the viewer beyond the boundaries. In her works that bring oil color and ink together, Elif Özen awakens a sense of eeriness brought by an obscurity that is caused by emptiness, while making room to breathe through these venues which insinuate as photographs. The focus of Işıl Arısoy Kaya’s digital photographs is to engage the viewer her works. Thus she describes new ways of seeing the image while creating a new environment out of a metropolis lacking a certain identity. In the meantime, Bedia Ekiz investigates the survival conditions of humans in nature and scrutinises the erosion of the individual caused by the urban transformation. Armando Rabadán tries to pursue what cannot be seen –the things lie behind the things. He describes a brand new universe by creating different types of phenomena, which seem to be the pixels through colors and squares in his oil painted works. Anıl Aydın, with the influence of abstract expressionism, investigates the ability to move through deformed forms. İrfan İrem Çetinor Break (2015) akrilik, cam, pamuk, mdf acrylic, glass, cotton, mdf 87 x 123 cm 4.500 tl Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com sürekliliğini deforme edilmiş formlar üzerinden araştırıyor. İrfan Dönmez, kimliğe dair herhangi bir görsel haline dönüşen ve yapısal anlamından uzaklaşan yüzü, söz konusu durumdan yola çıkarak derinliksiz ve uçucu bir tür yüzeye dönüştürüyor. Çeşitli akrilik boyalarla cam yüzeye uyguladığı çalışmalarını kumaşa transfer ederek malzemelerin geçirgenliğini, derinliğini ve geleneksel yüzey üzerindeki etkilerini araştıran İrem Çetinor, geleneksel tuval formunu sorguluyor. Dönmez turns human faces into volatile surfaces which fall apart from their structural meaning. İrem Çetinor investigates the permeability, depth and the effects of the materials on the traditional surface by transferring her works made on glass into fabric, while questioning the traditional forms of two-dimensional painterly surface. 33 sergi / exhibition Shuffle ‘Gallery Spotlight’, 42 Maslak Art!SPACE 05.11.2015 – 11.12.2015 Anna Bak, Armando Rabadán, Berkay Buğdanoğlu Egemen Tuncer, Elif Özen, Gülşah Bayraktar Güneş Bulut Yılmaz, Joachim Romain, Julie Nymann Kürşat Bayhan, Sultan Burcu Demir, CİNS 42 Maslak Art!SPACE, ‘Gallery Spotlight’ etkinliklerinin ilkinde Mixer’i ağırlıyor. Mixer’in dinamik yapısını ve gelecek vaat eden genç sanatçılarını ön plana çıkaran ‘Shuffle’ seçkisi 5 Kasım – 11 Aralık tarihleri arasında izlenilebilecek. Kendine özgü teknikle metal plakalar üzerinde pasın yarattığı tahribatı soyutlanmış manzaralara dönüştüren Berkay Buğdanoğlu, küçük boyutlu ahşap yüzeylere yaptığı nostaljik aile portreleriyle Gülşah Bayraktar, sokağın klişelerinin çekiciliğini ikonik fotoğraflarla birleştiren Joachim Romain ve Kürşat Bayhan’ın IŞİD’den kaçan Yezidi’lerin yolculukları esnasında taşıdıkları son yaşam kaynağı olan su şişelerini fotoğrafladığı serisi 42 Maslak Art!SPACE’in alt katında yer alacak. 34 42 Maslak Art!SPACE is hosting Mixer as the first gallery in the upcoming series of ‘Gallery Spotlight’ events. ‘Shuffle’, being the first of the series at Art!SPACE, is an exhibition of artists that are promising, up and coming, as well as reflecting the dynamic structure of Mixer. The show will be on view between the dates 5 November – 11 December. The lower floor gallery of 42 Maslak Art!SPACE will be hosting works by Berkay Buğdanoğlu, who has mastered his technique with rust and paint on metal boards, creates abstract platforms that transform into landscapes, Gülşah Bayraktar, meticulously depicts nostalgic family portraits on small wooden surfaces, Joachim Romain, merges tempting street cliches with iconic imagery in his Armando Rabadán N/T No.94 (2015) tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 160 x 120 cm Sergi mekânın giriş katında ise Sultan Burcu Demir’in kesik kağıtları birbirine yapıştırarak oluşturduğu ‘Filozoflar’ serisinden portreler, Anna Bak’ın çizimleriyle eski fotoğrafları bir araya getirdiği kolajları ve Elif Özen’in mürekkep ve yağlı boya kullanarak, kağıt üzerinde yarattığı fotorealistik iç mekânlardan yalnız manzaralar izleyicileri bekliyor olacak. Armando Rabadán’ın tuval üzerinde yarattığı soyut pikselleri, Egemen Tuncer’in fotoğrafladığı pikselleri dijital ortamda çoğaltarak oluşturduğu dükkan kepenkleri, Güneş Bulut Yılmaz’ın bitki ve insan portresi formları arasında gidip gelen karakalem desenleri, Julie Nymann’ın gündelik hayatta göze çarpmayan nesnelerin kendi bedeniyle kurduğu rutin dışı ilişkileri inceleyen videosu ve sokak sanatçısı CİNS’in tuval üzerine yaptığı çalışması ise seçkide yer alacak diğer işlerden. Fotoğraf | Photography: CHROMA | www.ch-roma.com photographs and Kürşat Bayhan, creates a series of photographs with the water bottles that the Yezidis use while on the run from ISIS, symbolized as life sources. The ground floor of the exhibition space will be hosting Sultan Burcu Demir’s series of portraits, entitled ‘Philosophers’, that are made of paper cuts glued together, Anna Bak’s collages where she brings together old photographs with drawings, and Elif Özen’s photorealistic views depicted with ink and oil paint on paper, creating lonesome sceneries. Armando Rabadán’s abstract painted pixels on canvas, Egemen Tuncer’s digitally manipulated photographs, Güneş Bulut Yılmaz’s intermittent drawings of plants and human portraits, Julie Nymann’s video work that examines the relations of gestures and bodies in an off-routine manner and CİNS’s acrylic paintings on canvas will be on view. 35 Mixer Karaköy Marc Quinn - Prints 23.10.2015 – 08.11.2015 sağda right Marc Quinn Eye of History (2013) gravür etching edisyon edition 50 90.5 x 89.5 cm solda left Marc Quinn Labyrinth CD (2014) ahşap baskı woodcut print edisyon edition 35 82.7 x 57.5 cm 36 Mixer Karaköy, yerleşik güzellik anlayışına dair sınırların ötesine geçip, estetik kavramını baştan tanımlayan Marc Quinn’in çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Mixer Karaköy is proud to show Marc Quinn’s work that transcends the boundaries of pre-shaped concepts of aesthetics, redefining the notion of aesthetics itself. İngiltere çağdaş sanatının rönesansını gerçekleştiren Young British Artist ekolünden gelen Marc Quinn’in edisyonlu işlerinden oluşan sergisiyle Mixer, sanatçının farklı türden işlerini de görme imkânı sunuyor. His works often deal with the relationship we have with our bodies, highlighting the conflict between the “natural” and “cultural” and how they have a grip on the contemporary psyche. Other key subjects include cycles of growth and evolution 37 Marc Quinn Eye of History II (2013) gravür etching edisyon edition 50 90.5 89.5 cm Son dönem eserlerinde insan vücudu üzerine eğilen sanatçı; çalışmalarında yaşam döngüleri, DNA mutasyonları sonucunda oluşan evrimsel değişiklikler, ölüm ve kimlik temalarını konu edinir. Bu anlamda ‘Arte Povera’ ve II. Dünya Savaşı sonrası çıkan akımlara çokça göndermeler yapan sanatçının, geleneksel ve yeni birçok farklı malzemeyi bir araya getirdiği işlerinde maddesellik, hem elemental kompozisyonun hem de dış görünümün önemiyle ön plana çıkıyor. “Bilim cevapların peşindedir, sanatsa soruların” diyen sanatçı gerçek ve fiziksel olana dair farklı türden bir sorgulama üretiyor. Standartlaştırılmış estetik normlarını tersine çeviren, dünyadaki enerji tüketimini eleştiren ve dünyaya dair öğretilmiş olanın sınırlarını yeniden çizen Quinn’in çalışmalarından oluşan seçkiyi ziyaret edebilirsiniz. 38 through topical issues such as genetics and the manipulation of DNA. In this sense, his works are full of allusions to ‘Arte Povera’ movement, and the movements that emerged after the Second World War. His works gather a range of various techniques both traditional and unconventional, where materiality comes into prominence through the importance of elemental composition and physical appeal. “Science seeks answers, whereas Art seeks questions” says the renowned artist, creating space for a different type of questioning regarding the physical and the real. Reverting the standardized norms of aesthetics, criticizing ways of energy consumption as well as crossing out all pre-emptive boundaries regarding our perception of the world, this outstanding selection of Marc Quinn’s print works can be seen at Mixer Karaköy. röportaj / interview Can Dağarslanı Hülya Avtan Mixer dergisinin 13. Sayısı için Contemporary İstanbul kapsamında oluşturduğumuz seçkide yer alan Can Dağarslanı ile bir araya geldik. Renklere ve gün ışığına zaafı olduğunu söyleyen sanatçıyla çalışmalarından, nelerden etkilendiğinden, günlük rutininden bahsettiği bir konuşma gerçekleştirdik. H. A: Mimari ile fotoğraf arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz? Mekânın çalışmalarınızdaki önemi nedir? C. D: Her ikisi de üretim üzerine kurulu. Bu da benim en çok ilgimi çeken nokta. Bir mekanın algısı, perspektifleri, derinliği ve katmanları benim icin bir hikayeye dönüşüyor ve komposizyonlarımı oluşturmamda kolaylık sağlıyor. Şimdiye kadarki fotoğraf serilerinizin adlarından yola çıkarak; size göre şehir ve insan arasında ne türden bir ilişki söz konusu? Kentler ve yaşayanları arasında birbirlerini biçimlendirmeye dayalı kuvvetli bir bağ var. Kent bir alan; insanlar içine girmeli, dolanmalı, belki kendini kaybetmeli, ama belli bir noktada bir çıkış hatta birçok çıkış bulmalı. Ait olmadığım şehirlerde gezerken her ikisinin nasıl bütünleştiğini dışarıdan For Mixer magazine’s 13th edition, we came together with the artist who says colors and daylight are his weak spots: Can Dağarslanı, who is in our Contemporary Istanbul selection. We discussed about his works, the things that inspire him, and his daily routines. H. A: How can you relate architecture and photography? What is the importance of “place” in your works? C. D: Both concepts are based on production. This is the point I find most interesting. Certainly, my architectural knowledge has an important role about analyzing space-object relationships when I create my photographic series. Perception, perspectives, depth and layers of the place transforms the story for me and provides convenience for compositions. Referring on how you named your photography series until today, in your own opinion, what kind of a relationship exists between the city and its people? There is a strong bond between cities and their citizens: one structures the other. City is a space, people must get within, walk around, eventually lose themself, but, at some point, it is necessary to find 39 röportaj / interview 40 Can Dağarslanı ‘Tersyüz’ serisinden from ‘Inside Out’ series (2015) taranmış negatif film, fine art kağıda baskı scanned negative film, print on fine art paper 80 x 120 cm edisyon edition 5+1 AP 41 bir göz olarak incelemek ilgimi çekiyor. Bana maddeleşmiş bir resim hissiyatı veriyor. Onları fotoğraflayarak kendimi özgür kılabileceğimi hissediyorum. Analog makine kullanmayı tercih etme sebebiniz nedir? an exit even more than one. When I walk in a city that I don’t belong, I’m interested in viewing how people and the city become integrated as I become an external eye. It gives me a sensation of an objectified photography. At that moment, I feel that I can become free if I photograph them. Sanırım hakimiyetin bende olmasına karşı bir bağımlılığım var. Sezgilerim ve iç dünyamı analog yöntemlerle açığa çıkarma fikri hoşuma gidiyor. Bu yalnızca kameraya dayalı bir method değil, çekimlerim sırasında her detayın bu paralelde olmasına özen gösteriyorum. Why do you prefer using analog camera? Model-mekân-renkler arasında nasıl bir ilişki var? Canlı renkler, desenler ve ışık işlerinizin önemli bir parçası, buna dair nasıl bir yorumda bulunursunuz? What is the relation between modelsplaces-colors in your works? It seems like vivid colors, patterns and light are crucial to your works? Bu ögeler bir bağlamda serilerimin başlangıç noktası olup bütünü için bir ipucu oluşturuyor. Dosyalarım vardır. Şehirler için bir dosyam var, materyaller için, dört mevsim için, beş duyu için. Birer dosya da renk, mekan ve modellerle ilgili var. Bu dosyalar tıka basa dolduğu zaman, ondan nasıl bir bütün çıkarırım diye düşünüyorum. Basit bir yöntem, zaten öyle olmasını seviyorum. Aralarındaki ilişki bazen soyutlaştırmaya bazense bütünleştirmeye dayalı oluyor. Bu bağ üzerinde düşünüyor ve en iyi şekilde nasıl yansıtabileceğimi araştırıyorum. Bazen model mekanla bir bütün haline geliyor, bazense renkler mekanla zıtlaşıyor. Renklere ve gün ışığına karşı zaafım var. İşlerimi tamamladığını düşünüyorum, kişiliğimi de yansıtıyorlar bir yandan. The entire mentioned above are starting points for my series, and also they constitute a clue about the whole idea. I have several folders. One folder is for cities, another one is for materials, another one is for four seasons, and another one is for five senses. The other folders are for colors, places and models. When these folders are packed like sardines, I wonder what I can create with all of these. It is a simple method and I like that. The relationship between them is sometimes predicated on abstraction, sometimes predicated on integration. I think about the possible bonds, and I try to investigate reflecting which would be the best way. Sometimes the model and the place become a whole; sometimes colors and space are contrasted. I have a weak spot for colors and daylight. I consider that they complete my works and reflect my character, as well. Günlük hayatta nelerden besleniyorsunuz, hangi duygu, fikir ya da durumlar sizi etkiliyor? Gündüzleri mimarlık ofisimde, akşamları ise atölyemde geçen bir hayatım var. Bu 42 I think I’m addicted to control. I like the idea of disclosing my intuitions and internal world using analog methods. This doesn’t only concern the work with camera; I care for every detail during my filming. What’s your daily nourishment? Which emotions, ideas or situations affect you? I spend my mornings at the architecture röportaj / interview Can Dağarslanı ‘Kimlikler’ serisinden from ‘Identities’ series (2014) taranmış negatif film, fine art kağıda baskı scanned negative film, print on fine art paper 80 x 120 cm edisyon edition 4+1 AP süreçte çalışma arkadaşlarımdan çok şey öğreniyorum. Dışarı çıktığım zaman göz önündeki gerçekle, yine göz önündeki kurgulardan besleniyorum. Bazen yıldızlı bir gökyüzüne, bazense çöplüğe benzer duygulara kapılıyorum. Her ikisi de beni pozitif yönde etkiliyor. Çalışmalarınızın sinemasal bir yanı da var her zaman, sinemayla kurduğunuz ilişkiye dair ne söyleyebilirsiniz? Fotoğrafa başlangıç dönemimde sinemanın üzerimdeki etkisi çok güçlü olmuştur. Özellikle yeni dalga akımı filmlerinden office and in the evenings I’m usually in my studio. This routine made me learn a lot from my colleagues. Also, whenever I’m outside, I’m nourished by the reality in sight, as well as by the fiction in sight. Sometimes, I have the same feelings for a starry night and a garbage dump; both of them affect me in a positive way. Your works have always been cinematographically engaged, what could you tell about your relationship with cinema? Cinema’s effect on me was quite powerful during my initial years with photography. 43 röportaj / interview Can Dağarslanı ‘Kimlikler’ serisinden from ‘Identities’ series (2014) taranmış negatif film, fine art kağıda baskı scanned negative film, print on fine art paper 80 x 120 cm, edisyon edition 4+1 AP çok ilham aldım. Yeni Dalga akımının ‘kuralsızlık’ özelliği üzerinde durmak isterim. O güne kadar sinematografik anlatımlarda göremeyeceğiniz şekilde, yönetmenler filmlerinde sadece kendi dünyalarını ve karakterlerini ortaya koymuşlar. Öznel perspektiflerin ortaya çıktığı bu akım dolaylı olarak beni de etkilemiştir. Fakat akımların bulunduğu dönemi yansıttığına inanan biri olarak, bugün içerisinde yeni dalga akımından etkilenmekten çok, onu kavramsal olarak analiz etmeyi tercih ediyorum. Sonuç olarak fotoğraf sanatının bilinen doğruları peşinde olmak yerine tamamen kendi oluşturduğum bir yapıda işlerimi üretiyorum. 44 Especially, the New Wave movement has profoundly inspired me. I would like to emphasize the New wave movement’s ‘lack of regularity’ features. It is a moment when finally directors started to reveal their own world and characters, in a way that you couldn’t see in cinematography before. However, as a person who believes that movements are reflective of conditions, I prefer analyzing the New wave movement as a concept. Consequently, instead of chasing up common truth of photography art, I produce in the same way that I create. röportaj / interview Nazlı Erdemirel Hülya Avtan Contemporary İstanbul’15 kapsamında seyirciyle buluşacak olan Nazlı Erdemirel, kaygı kavramının günümüz toplumuyla aynı anda nefes aldığını söylüyor. Sanatçıyla fotoğraf sanatına bakışı ve son serisinin çıkış noktası olan kaygı kavramı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Nazlı Erdemirel’s works will be on view at Contemporary Istanbul’15. She thinks of anxiety as a similar act of breathing – an act essential to everyday life. We discussed her point of view on photography and the notion of anxiety that is the starting point of her last series. H. A: Fotoğrafla nasıl bir ilişkiniz var, neden siyah-beyaz çalışmayı tercih ediyorsunuz? H. A: In which ways do you relate to photography and why do you prefer working in black and white? N. E: Farkındalıklarımı dönüştürebildiğim ve tüm kodları aktarabildiğim bir yüzey fotoğraf benim için. Özellikle siyah beyaz çalışmakla ilgili bir ısrarım yok, çalışmalara başladığım aşamada içerikle ilgili olarak ortaya çıkan bir durum bu. Fotoğraf gerçek olana dair çok güçlü bir araçken, gerçeküstü olana dair bir ifade ile karşılaşıyoruz işlerinizde. N. E: The photographic surface is a place where I can convert my awareness and transfer all of the codes on to. I don’t have any insistence on working in black and white only. It is a situation that has kept coming up when I started working. Teknik ve ifade açısından bu iki zıtlığı bir araya getiriyor olmayı nasıl yorumluyorsunuz? Kendi zihinsel gerçekliğimi aktarmada kullandığım şey fotoğrafın gerçekliği aslında. Yapısı gereği, gerçek olanı aktaran fotoğraf, benim imgelem dünyamı yaratım sürecime dâhil ettiğim anlatımla özellik kazanıyor. Photography is a powerful instrument for reality; yet we see a surreal expression in your art works. How do you combine these two contrasts in terms of technique and expression? The photographic reality is an instrument for transferring my own reality. As a matter of fact, the photograph which is transferring the reality becomes meaningful through the process with my expression. 45 röportaj / interview Gündelik yaşantınızda nelerden etkileniyorsunuz? In your daily life, what are the things that influence you? Gözlemleyebildiğim ve iletişimde bulunduğum neredeyse her şeyden diyebilirim. Everything that I can communicate with and observe. Bu seride ‘kaygı’ üzerine işlerinizi görüyoruz. Kaygı nesnesiz ve nedensiz korkular üzerinden ele alınıyor. Bunu biraz daha açıklayabilir misiniz? Kaygının günümüz toplumuyla aynı anda 46 In this series of photographs, we see a recurring theme, which is ‘anxiety’. Can you explain this a little more? I see anxiety as a similar act to breathing – like an act of essence to everyday life. It creates the reflection of fear in people. Nazlı Erdemirel ‘Leke’ serisi from ‘Stain’ series (2013) karanlık oda baskı dark room print edisyon edition 6+1 AP 18 x 24 cm 47 48 Nazlı Erdemirel ‘Kaygı’ serisinden (2015) from ‘Anxiety’ series C-print 75 x 50 cm edisyon edition 5+1 AP nefes aldığını görüyorum ve oluşan tehlike her neyse bunun korku yansımasının kişilerde ortaya çıkardığı tedirginlik veya akıl dışı korku durumuyla görünmesi benim çalışma alanımı ortaya çıkarıyor. This reflection of fear is making people feel disturbed or irrational and this surface where the fear is reflected on becomes my work space. Kaygı nasıl bir var olma biçimidir? Kierkegaard -the one who attributed the concept of anxiety to existentialismexpresses that the human mind cannot be grasped objectively. Human beings have another psychological dimension apart from their biological and rational side. He believed that anxiety was a necessary mood for humans to eliminate nothingness. Loneliness or feelings of over self-criticism are the elements which bring together the concept of anxiety itself. The moment of decision is a moment of clarity. After that stage of stage, people believe that they take responsibility of their own existence. Kaygı kavramını varoluşçuluğa kazandıran Kierkegaard, insanın nesnel olarak akılla kavranamayacağını belirtir. İnsanın biyolojik ve rasyonel yanından başka psikolojik yönünün de olduğunu ifade eder. Kaygıyı insanın hiçlikten kurtulması ve silkinmesi için gerekli olan ruh durumu olarak görür, yani silkinme adına oluşan uyarıcı güç kaygıdır. Yalnızlık duygusuyla, kendimiz olup olmadığımızı sorgularken, karar verebilme aşamasında gördüğümüz gerçeklerimiz netlik kazanır. İşte bu aşamadan sonra kişi ya kendine özgü olmayan varoluşa devam eder ya da kendi varoluşunun sorumluluğunu üstlenir. Kaygıya dair aktarımlarınızı ayna aracılığı ile gösteriyorsunuz, ayna burada ne tür bir işleve sahip? Dış gerçeklikte nesneleri yansıtma yoluyla onları dönüştüren aynadır. “Kendimi ayna yerine koymadan seni dahi göremiyorum” empatisiyle bana ait öz düşünümsel kaygı gerçekliğini temsilen seçtiğim görüntüleri, aynalar aracılığı ile yansıtmış oluyorum. Contemporary İstanbul’daki işlerinizin şimdiye kadarki çalışmalarınızdan ayrılan yanı nedir sizin için? Daha çok kendime ait olanı iletmeyi seçmiş olmam. ‘Kaygı’ dediğimiz durumun bendeki yansımasını öz portrem aracılığı ile izleyicinin deneyimlemesine sunmam, bu projeme farklılık kazandırıyor. What kind of an existing form is anxiety? In your works, you display your ideas about anxiety by the mediation of a mirror. What is the function of the mirror? The mirror acts as a converter of reflective objects to an exterior reality. ‘’I can’t even see you without replacing myself as a mirror.’’ With that sense of empathy, I can reflect the visions that I represent on to and through mirrors. What is different with the series that are exhibited at Contemporary İstanbul 2015 from your previous works? This project is different because I try to depict the situation where anxiety is the condition; and also it is the reflection of anxiety in me, through my self-portraits, that act as a vessel to the viewers’ own experience. 49 ArtWriting Turkey 2015 Panel: Dijital Ortamda Sanat Yazarlığı Art Writing in Digital Media ArtWriting Turkey’nin yeni sezonunun ilk etkinliğinde, kültür-sanat yazarlığının son yıllarda ivme kazanan dijital ortamdan nasıl etkilendiği meselesini gündeme getirdik. Etkinlik kapsamında M-est’ten Merve Ünsal, Artful Living’den Burcu Ezer, Sanatonline’dan Yasemin Elçi ve Sanatatak’tan Murat Alat ile bir araya geldik. For ArtWriting Turkey’s new season’s first event, in this issue, we bring into question the effects of digital environment on culture-art writing, which has gained momentum in the past decade. Within the scope of the event, we came together with Merve Ünsal from M-est, Burcu Ezer from Artful Living, Yasemin Elçi from Sanatonline, and Murat Alat from Sanatatak. Görsel, sıkıcı bir yazıyı okunur kılabilir An image can make a boring text readable Konuşmanın ilk başlığı güncel sanat üzerine farklı söylemler yaratmak için ortaya çıkan bu mecraların dili ve söz konusu deneyimin basılı yayıncılıktan farkı nedir sorusuydu. Bu konuda konuşmacıların hemfikir olduğu nokta; dijital ortamdaki dilin basılı yayındakine göre daha sade, daha çarpıcı ve hatta görsel açıdan daha güçlü olmak zorunda olduğu. Bunun yanında Murat Alat ve The first title of the panel was the language of digital environments which arise from different discourses about contemporary art and their differences between printed publications. The point that speakers seems to agree on is that the language used in digital environments needs to be much plainer, more impres- Panelden bir görüntü A view from the panel 50 50 Burcu Ezer basılı ile dijital arasındaki farka dair önemli bir noktaya değindi. Basılı yayının zaman içinde oluşturduğu kendine has kemik bir kitlesi varken, dijitalde buna dair analiz yapmanın çok daha zor olduğu konusuna. Basılı yayıncılığın değişime daha kapalı olan kitlenin aksine, dijital değişime çok daha açık. Daha çarpıcı başlık, daha çarpıcı ve zengin görsel kullanmak gibi pek çok faktörün etkisiyle patlamaya çok daha müsait bir alan olan dijital ortamın bu özelliği bir olumsuzluğu da beraberinde getiriyor. sive and even more powerful visually. Additionally, Murat Alat and Burcu Ezer highlighted the importance of the difference between printed and digital media. Printed publications have a specific, permanent reader mass, but the analysis of digital readers is not as easy. However, although the permanency of the mass of printed publications remains, digital media is constantly open to change. With a lot of factors like using more impressive titles and richer images, the digital dimension is more of an explosive area, but this could also be a disadvantage at the same time. Yasemin Elçi, dijitalle ortaya çıkan yeni dili dijitalin kaçınılmaz olarak bağlı olduğu sosyal medya ile ilişkilendiriyor. Basılı mecrada gözetilen dil bütünlüğünden bağımsız, çok daha fazla yazarın olduğu dijital saha, dil bakımından çeşitliliğe daha yatkın yeni bir ortam. Bu noktada Merve Ünsal’ın düşüncesi ise dijital ile basılı mecrada editöryel anlamda herhangi bir duruş farkının olmaması gerektiği yönünde. M-est için de önemli olan şeyin her zaman için geri gelen kitleyi oluşturmak olduğunun altını çiziyor. Ünsal, “Dijitalde bir hata yaptığında ilk olarak okuyucu yakalıyor” diyor. Yasemin Elçi associates new language with social media that is inevitably connected with digital environments. Digital environment is independent from language integrity, has more writers and is inclined towards language diversity. At that point, Merve Ünsal states that there should be a different standard to editing between printed material and digital material. She emphasizes that what is important for M-est is its ability to create that mass to come back. Ünsal also says that the “Reader is the first one to catch the mistakes in digital environments.” “Sözün söylendiği her yer yazı olur” “All spoken words become writings” M-est’in diğer üç yayına göre biraz daha farklı bir yazar profili var. Ünsal ve Özge Ersoy’un birlikte kurduğu oluşum, belli zevkleri ve zaafları olan arkadaşlar üzerinden ilerliyor. Bir tercih olarak çok daha organik ve biraz el yordamıyla gelişen bir işleyiş söz konusu M-est’te. Yazmasını istedikleri kişileri teşvik ediyor olmanın önemini de vurgulayan Ünsal, “Sadece dijital mecra değil sözün söylendiği ve paylaşıldığı her yer aslında yazı olur” diyor. Daha geniş ve değişken bir profili olan Sanatonline hayatında ilk defa yazacak yazarları da destekliyor. Bu konudaki kıstasları çok basit, konuya hâkim olmaları ve konunun hayatlarında da önemli yer M-est has different writer profiles than the other three publications. Merve Ünsal and Özge Ersoy established it together, and it proceeds through friends who have specific tastes and weak points. They decided to make their process more organic and improvised. Ünsal emphasizes on the importance of encouraging people who want to write, and she says that “not only for digital, but everywhere, all spoken words become writings after all. “With a more extensive and dynamic profile, Sanatonline supports writers who have never written before. The expectations are very simple, the writer candidates must be in some way interested in the topic of 51 ArtWriting Turkey 2015 Panelden bir görüntü A view from the panel tutuyor olması. Alat güncel sanat üzerine yazmak pratiğinin sosyal bilimlerden bağımsız olamayacağını ve bu konudaki eksikliğin yazarlıkta da eksikliği beraberinde getirdiği üzerinde duruyor. Konuşmanın bir diğer önemli başlığı ise eleştiri yazıyor olabilmek konusundaki sıkıntı. Elçi eleştirmenin yok etmek gibi algılanıyor oluşundan bahsediyor. Ünsal bu noktada daha farklı bir yorum getiriyor, eleştiri okuyabildiğimiz bir sanat dünyamız olduğu düşüncesinde olan Ünsal için iki ayaklı bir durum söz konusu. İlk mesele bağımlılık bağımsızlık üzerinden ilerliyor, ikinci mesele ise taleple ilintili. Alat, kurumsal ilişkilerden ziyade kişisel ilişkiler üzerinden ilerleyen sanat dünyasında eleştirinin dilinin çok 52 the specific issue that they wish to write for, regardless of the fact if they have ever written before or not- so the simple gesture of interest in their life is valid for participation.” Alat dwelled on the fact that the practice of writing contemporary art cannot be independent from social sciences. Another title of the panel is the question about writing critics. Elçi talked about how criticism is perceived as an act of destruction and how it becomes almost impossible, whereas Ünsal comments differently; saying that critics are an active part of our world and criticism is not necessarily always regarded as an act of destruction. According to her, there are two stages. First, there is the issue related to önemli olmasından söz ediyor. Sadece ‘güzel’, ‘kötü’ kavramları üzerinden düşünmekten çıkıp intikam almak için değil, analitik düşünce yoluyla yapılan eleştiri gerektiğini ifade ediyor. Salt izleyici pozisyonundan çıkın! Bağımsız kelimesini kullanmaktan bilhassa kaçınan Ünsal’a göre bağımsızlık pek çok şeyin de olmaması demek. Elçi de bir kurumun desteğinin uzun vadede daha faydalı olduğundan bahsediyor. Ezer, sponsor desteğinin faydasının altını çiziyor. Fakat dikkat çektiği konu şu sponsorun içeriğin niteliğine karışmaması. Alat, konuşmanın bu noktasında bağımlılıktan bahsederken bahsettiğimiz şeyin aslında tiraja bağımlılık olduğuna dikkat çekiyor. “Yazarken de çok kolay bir dil kullanman gerekmiyor; herkes anlasın diye popülist bir yaklaşımımız da yok. O yüzden tiraj konusunda derdim, arada yazıların kaybolup gitmesi” diyen Alat, dijitalle basılı yayın arasındaki önemli bir farktan daha bahsediyor. Yazarların bu alanda bir şeyler üretmek isteyenlere tavsiyesinin ne olacağı üzerinde durduğumuzda Alat, izleyici pozisyonundan çıkıp söz konusu işin neden orada olduğuna kafa yormaya başlamak gerektiğini söylüyor. Bunun yanında mesai şeklinde okumak ve yazmak gerektiğini vurguluyor Ezer, denemekten vazgeçmemek lazım vurgusu yapıyor. Elçi, etrafınızda sizi bu konuda besleyecek kişilerin varlığının ve onlarla yapılan sohbetlerin besleyiciliğinin öneminden bahsediyor. Ünsal ise “İlk olmaktan korkmayın, cesur olun” diyor. Fotoğraflar | Photographs: Emre Baykal independency; second there is the instance where one is confronted with demand. Murat Alat, talks about how the art world moves through personal relationships, rather than institutional relationships. Therefore, the language of critics is very important to him. Criticisms and critical writings should be the resulst of analytical thinking and, shouldn’t be guided through words only like ‘good or bad’ that are highly superficial. Don’t only be viewers! Merve Ünsal especially avoids using the word ‘independent’, because according to her; the meaning of independence is deprived of a lot of things. Elçi mentions that supporters of institutions are beneficial long term. Ezer highlights the importance of sponsors and their support, and she underlines the importance of not censoring the content in any way. Alat points out the main issue about dependency, that it is actually related to circulation. “I don’t need to use a simpler language when I write. I don’t have a populist approach, I’m not concerned by the fact if everyone understands my writings or not. Therefore, my concerns about circulation are not apparent in writings”. With his last sentence he also emphasizes again, the difference between digital and printed media. Lastly, we asked their advices to people who want to create something in this area. Alat said leaving the audience position and starting to think about ‘why that work is here’ is necessary. Besides, spending time for writing and reading are other necessities. Ezer emphasizes that being persistent is very important. Elçi talks about the importance of other people who you can talk with, of outer communications, whereas Ünsal says “don’t be afraid to be the first and be brave”. 53 (re)presenting exhibist: 2 years Açılıştan Kareler Shoots from the Opening Son Çıkış Last Exit Sergiden Görüntüler Images from the Show 54 55 ay ıs ı Sp e ci al I ss ue B1 -4 05 lS Öz e +90 212 243 54 43 56 | www.mixerarts.com | [email protected]
Benzer belgeler
PDF olarak indir
In the following pages you can get to know Sabo
and Arda Yorgancılar at Mixer’s Open Space as
well as Dilara Sezgin and Jakob Wagner who
just joined our portfolio at Mixer Editions with
their archi...
june-october
dönemli üçüncü köprü projesi Last Exit’in ilk
çıktılarıyla birlikte ve kalabalık bir grupla açtık.
6 Eylül’de Creative Çukurcuma’nın bir pop-up
projesine ev sahipliği yapacağız. Fuardan hemen
önce,...
PDF olarak indir
of young artists, it is luxury they rarely have.
Similarly, wider and higher quality coverage of art
both at mainstream media as well as specialized
art publications is critical for spreading the w...
PDF olarak indir
audience to a reading of memory through
the individual’s construction of identity.
With her unique style, Bayraktar visualizes
photo images found by coincidence and
fictionalizes them. Her works me...
PDF olarak indir
relationship with old photographs and
objects through a strong desire of
ownership. Being the inventory of a
gro-wing visual pile that she would never
abandon, photographs act as the
fragments of a...
PDF olarak indir
süreçte Tophane’deki mekanında birçok sanatçının
eserlerine, sergilere ve etkinliklere ev sahipliği yaptı.
Aralık ayı itibari ile bu etkinliklere Sıraselviler’deki yeni
mekanında devam edecek.
PDF olarak indir
katkıda bulunanlar contributors
Hamit Hamutcu
[email protected]
KURUCU FOUNDER