PDF olarak indir
Transkript
PDF olarak indir
NOV-DEC ‘14 08 1 katkıda bulunanlar contributors Merhaba! Hello! Hamit Hamutcu [email protected] Eylül’de baslayan hızlı tempo aynen devam ediyor ve gene bir fuar ayı Kasım. Art International’a paralel açılan Moving Image fuarında Sırma Doruk’un bir video çalışması ile yer aldıktan sonra bu sefer 9 sanatçı ile yer alacağımız ve İstanbul’un en kapsamlı sanat fuarı olan Contemporary İstanbul var sırada. Berkay Buğdanoğlu ve Egemen Tuncer gibi geçen sene katılan sanatçıların yanısıra Ozan Türkkan ve Alican Leblebici gibi yeni sanatçılarımız da var. LK602 numaralı standımıza mutlaka bekleriz. Following a fast season start in September, November quickly rolls in with another art fair in the city. After participating in Moving Image, a video art fair run in parallel to Art International, with Sırma Doruk’s video, Mixer will take its place at Contemporary Istanbul with 9 artists, including artists from last year such as Berkay Buğdanoğlu and Egemen Tuncer, as well as new ones such as Ozan Türkkan and Alican Leblebici. Please come see us at booth LK602. KURUCU FOUNDER Bengü Gün [email protected] DİREKTÖR DIRECTOR Mehmet Kahraman [email protected] SANATÇI İLİŞKİLERİ ARTIST RELATIONS Serhat Cacekli [email protected] MIXER EDITIONS KOORDİNATÖRÜ MIXER EDITIONS COORDINATOR Müjde Metin İÇERİK SORUMLUSU CONTENT MANAGER Elvin Vural [email protected] ETKİNLİKLER SORUMLUSU EVENTS COORDINATOR Sezen Bakar, Zeynep Bolat, Ayşegül Papila STAJYER INTERN Seçil Ofset 100. yıl mahallesi massit matbaacılar sitesi 4. cadde no:77 bağcılar, istanbul BASKI PRINT Baskı Tarihi Printing Date 17.11.2014 Joshua Abelow yes=no #16 (2008) keten üzerine yağlıboya oil on linen 40.6 cm x 30.5 cm Bir diğer önemli haber Berkay Buğdanoğlu’nun Mixer’deki ikinci solo sergisinin açılışı. Metal, kağıt gibi farklı malzemelerle çalışan genç ressam Chaoskampf isimli bu sergisinde kaos ve düzen arasındaki mitolojik savaşı yıkıntılar, azgın dalgalar ve onunla savaşan kahramanlar ile anlatıyor. Derginin bu sayısında Açık Depo’da işleriyle yer alan Sabo ve Arda Yorgancılar ile Mixer Editions’a mimari fotoğraflarıyla katılan Dilara Sezgin’i ve havadan çekilmiş şehir ve doğa manzaralarını görebileceğiniz fotoğraflarıyla katılan Jakob Wagner’i daha yakından tanıyabilirsiniz. Bu vesileyle Editions’ın Mixer içinde yeni bir evi olduğunu ve daha geniş bir portföyü burada sergileyebildiğimizi de söylemiş olalım. Tabii ki tüm koleksiyona mixerarts.com’daki Editions sekmesinden ulaşıp 100 TL’den başlayan fiyatlarla orijinal, sertifikalı ve özenle seçilmiş sanat eserlerine sahip olabilirsiniz. Mixer Kasım ayında 2. Istanbul Tasarım Bienali’nin bir paralel sergisi ve etkinlikler serisine de ev sahipliği yapıyor. Aralık’ta ise Açık Depo’da portfoyümüze katılan yeni sanatçılarla tanışabilirsiniz. KAPAK COVER Bu sayıdaki koleksiyoner röportajımıza katılan Cem Erciyes’e teşekkür ediyor, herkese sağlıklı bir kış diliyoruz. Another exciting news is the opening of Berkay Buğdanoglu’s second solo exhibition at Mixer. Working with a variety of media such as metal and paper, the young painter focuses on the mythological war between the chaos and order through ruins, furious waves and the heroes fighting with them in this exhibition titled Chaoskampf. In the following pages you can get to know Sabo and Arda Yorgancılar at Mixer’s Open Space as well as Dilara Sezgin and Jakob Wagner who just joined our portfolio at Mixer Editions with their architectural and aeriel city landscape photographs. Let me take this opportunity to also say that we have a new home for Editions within Mixer where we can show a larger selection of works. Of course you can find the entire catalogue at mixerarts.com Editions tab, where you can buy original and carefully curated art works starting at 100 TL. In November Mixer is hosting an exhibition and a series of events running in parallel to the 2. Istanbul Design Biennial and you can see brand new additions to the Open Space in December. Special thanks to Cem Erciyes for participating in the collectors pages. Wishing everyone a healthy winter. Hamit Hamutcu 2 3 sergi / exhibition Chaoskampf Berkay Buğdanoğlu 07.11.2014 - 14.12.2014 şafağa doğru unto dawn I,II,III (2014) çelik üzerine yağlıboya oil on steel 125 cm x 62.5 cm her biri each detay detail 4 SERGİ / EXHIBITION Dilek Öztürk Abidevi Monumental (2014) C-print 66 cm x 100 cm Uygarlığın varoluş mücadelesi, birçok kültür ve gelenekte hem doğa güçlerine hem de insanoğlunun karanlık tarafına karşı ebedi bir savaş olarak tasvir edilmiştir. Kaosa karşı duran kahraman motifleri, dönem ve kültür çerçevesinde şekillenip, insanoğlunun evrensel kaygı ve gayelerini taşıyan formlarda karşımıza çıkmıştır. “Chaoskampf” kavramı, dini, mitsel ve efsanevi metinler içerisinde, mevcut sistemin yapısını bozan bir ‘kaos canavarı’dır. Uygarlık tarihi içerisinde toplumların düzeni temsil ettiği kahramanları olduğu gibi, karmaşa çıkaran figürleri de vardır. Düzeni bozan bu geleneksel figür, genellikle bir yılan veya bir ejderha olarak görselleştirilmiştir. Throughout cultures and traditions, human’s struggle for existence has been described as a battle against not only the powers in nature but also the dark side residing in his own self. As being shaped with and around cultures and periods, these hero motifs in this eternal war have fronted us with forms carrying humanbeing’s universal concerns and aims. The term “Chaoskampf”, based on religious and mythological texts, relates with the idea of a monster of chaos ruining the existing order in structure, constantly being opposed by these heroes. This traditional and monstrous motif destroying order has generally been visualized as a huge snake or a dragon. SERGİ / EXHIBITION 5 sergi / exhibition tiamat (2014) aluminyum kompozit üzerine akrilik acrylic on aluminum composite panel 125 cm x 222 cm Buğdanoğlu’nun son dönem çalışmaları, kaos ve karşısında duranlar üzerine eğilen resimsel bir kurgu etrafında şekilleniyor. Yeni bakış açıları ve tekniklerle kurgulanan bu eserler, sanatçının deneysel arayışlarını görünür kılıyor. Resimlerindeki farklı tonların iç içe geçmesiyle, yüzey üzerinde kaos ile düzenin çarpıştığını görmemiz mümkünken, desen ve baskı çalışmalarında ise bu kahramanlara dair figüratif izlenimler yer alıyor. Berkay Buğdanoğlu, sanat eğitimini Maryland Institute College of Art’ta David Jacobs ve C.V. Starr bursları ile tamamladı. 6 Buğdanoğlu’s recent works are shaped with a pictorial setting focusing on the Chaos and the ones standing against it. Reflecting on new perspectives and produced by renewed techniques, these art works reveal the artist’s experimental seeking. As it becomes possible to see the clash of chaos and order on the surface in his paintings through intertwining tones of color, his drawings and prints contain more of figurative impressions about this opposition. 2007-2011 yılları arasında A.B.D. ve Doğu Avrupa’yı serbest olarak animasyon ve illüstrasyon yaparak dolaştı. “01; Ante Bellum” adlı ilk kişisel sergisini Mayıs 2012’de Mim Art & Antiques’de açtı. İkinci kişisel sergisi “Grigori”yi 2013 yılında Mixer’de açan sanatçı, 2014 yılında ise C.A.M Galeri’de Murat Durusoy’la birlikte “MHIE” adlı projeyi gerçekleştirdi. of Art with David Jacobs and C. V. Starr scholarships. Between 2007 – 2011, he traveled in and around the USA and Eastern Europe as making freelance animation and illustration. He opened his first solo show “01; Ante Bellum” in May 2012 at Mim Art & Antiques. His second solo show “Grigori” was at Mixer in 2013. In 2014, he realized “MHIE” project with Murat Durusoy at C.A.M. Gallery. Berkay Buğdanoğlu has received his BA degree from Maryland Institute College 7 Mixer Contemporary İstanbul’da! Mixer is at Contemporary İstanbul! Booth LK 602 Bu yıl 9. kez düzenlenen Contemporary İstanbul’da Mixer de ikinci kez yer alıyor. Fuarın bu seneki program direktörlüğünü Marcus Graf yapıyor. 12 Kasım’da ön izlemesi yapılacak fuar bu sene 13-16 Kasım tarihlerinde her zamanki gibi Lütfi Kırdar ve İstanbul Kongre Merkezi’nde ziyaretçilere açık olacak. Bu sene ise mekan tasarımı Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından yapılıyor. Mixer bu sene fuara Alican Leblebici, Berkay Buğdanoğlu, Cins, Dilek Öztürk, Egemen Tuncer, Giuseppe Lo Schiavo, Gülşah Bayraktar, Joshua Abelow ve Ozan Türkkan ile katılıyor. Fakat yine geçen seneki gibi Mixer’de yer alan tüm sanatçıların işlerini standımızda yer alan bilgisayarda, www.mixerarts.com dan online olarak da inceleyebileceksiniz. Lütfi Kırdar’ın alt katında yer alan LK 602 no’lu standımızda görüşmek üzere. 8 Mixer is participating to the 9th edition of Contemporary Istanbul this year for the second time. This year’s fair program is directed by Marcus Graf. The fair will be located at Lütfi Kırdar and Istanbul Congress Centre like previous years and the design is made by Tabanlıoğlu Architects and will take place from November 13th to 16th, 2014. Mixer is participating the fair with Alican Leblebici, Berkay Buğdanoğlu, Cins, Dilek Öztürk, Egemen Tuncer, Guiseppe Lo Schiavo, Gülşah Bayraktar, Joshua Abelow and Ozan Türkkan. Also, as we did last year, you can check out the works of the artists who work with Mixer online from the computer at our stand. Looking forward to meeting you at our stand in the basement floor of Lütfi Kırdar, booth no LK 602. alican leblebici kendilik temsiliyeti (2014) tuval üzerine yağlıboya oil on canvas 165 cm x 130 cm 9 sergi / exhibition egemen tuncer shutter #1 (2014) c-print on metallic paper mounted on diasec 124 cm x 200 cm, edition 1/3+1 6000 TL 10 11 açık depo / open space Sabo Plastiğin de kendine ait bir öyküsü var. Sabo’nun resimlerinde her ne kadar figürler öne çıksa da, çalışmalarında en az figürler kadar, mekan ve onu çevreleyen atmosferdeki öğeler de bir şeyler anlatma derdine giriyor. Her şey, her nesne hikayenin tamamlayıcı, zenginleştirici bir parçası oluyor. Bu resimler fantastik, kurgusal, öykücü ve hatta oyuncu: Önce figürler bizi öyküye davet ediyor, içeri girdiğimizde ise, mekan ve objelerle örülü güçlü bir anlatım içerisinde yol almaya başlıyoruz. Bu yolculuk tek boyutlu değil; yolculuğa çıkan her izleyicinin hayal dünyasından besleniyor ve alternatif yollara sapıyor, böylece oluşturduğu ve gözlerimizin önüne serdiği plastik kurgu zenginleşiyor. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Resim bölümünden mezun olan Sabo, işleriyle İstanbul’da düzenlenen pek çok karma sergide yer aldı; çalışmalarına İstanbul’da devam ediyor. 12 Plastic also has its own story. Even though the figures are prominent in Sabo’s painting(s), the poignant place, along with each element around it, has something to tell. Everything, every object enriches the atmosphere of the story, and makes a great contribution to the plot. These paintings are fictional, fantastic; they serve as a storyteller and even as a player. In the beginning, the figures invite us to the story and we simply get absorbed in the plot and go on a journey in the place where the effective expression knitted with different objects fascinate us. This journey is not one-dimensional; it is nourished by the imagination of the every spectator on this journey thus leading to alternative ways. So in the end, the plastic fiction that the artist builds and displays get enriched and gains more meanings. Sabo’s works took part in several group exhibitions held in İstanbul. Sabo has studied painting at Mimar Sinan Fine Arts University. He still lives and works in İstanbul. “b+a” (2014) tuval üzerine yağlıboya ve kolaj oil paint and collage on canvas 60 cm x 46 cm 2750 TL 13 açık depo / open space Arda Yorgancılar Arda Yorgancılar, 1988 yılında İzmir’de doğdu, 2002-2005 yılları arasında Ressam Seba Uğurtan’ın atölyesinde temel desen eğitimi aldı ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü’nde öğrenim gördü. Resimlerinin taslağını dijital ortamda hazırlayan sanatçı farklı duyguları farklı pozlarla, farklı anları da farklı renklerle bir arada işlemektedir. Kırmızı veya mavi filtreli ışıkta incelendiğinde bu anlar ayrı ayrı gözlemlenebilmektedir. Arda Yorgancilar was born in 1987 in İzmir, he took a basic pattern design course in the studio of the painter Seba Uğurtan and studied painting at Mimar Sinan Fine Arts University. He prepares and arranges his source material in a digital process and then transfers it into an oil on canvas painting. Various different positions, colors and state of emotions are reflected and brought on the subsurface simultaneously. The moments can be observed when you scope them with the red or blue filtered light. başak (2014) tuval üzerine akrilik acrylic on canvas 150 cm x 200 cm 9000 TL 14 15 mixer editions Dilara Sezgin 1988, İzmir doğumlu Dilara Sezgin İstanbul’da yaşamakta ve çalışmakta. Bahçeşehir Üniversitesi’nde tamamladığı mimarlık lisansını takiben Bilgi Üniversitesi’nde Mimari Tasarım programında yüksek lisansını bitirdi. Profesyonel hayat itibarı ile çeşitli mimarlık bürolarının konsept projelerinde ve yayın hazırlıklarında çalıştı. 2014 başından beri Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri’nin bir parçası. Dilara Sezgin, born in 1988 İzmir, is an architect currently living and working in İstanbul. Following her graduation with a Bachelor of Architecture from Bahçeşehir University in 2010, she completed the Graduate Program in Architectural Design in İstanbul Bilgi University. She has worked on architectural concept projects and publication designs for offices. Since the beginning of 2014, she has been part of Nevzat Sayın Mimarlık Hizmetleri. Bu seneki Mamut Art Project’te mimari fotoğraflarıyla yer aldı; şehrin ve insanın rutinini belgelemeye devam ediyor. Müzik, öykü, kırtasiye, grafik ve kahvaltı meraklısı. In April, she participated in Mamut Art Project ‘14 with her thirteen architectural photos & still continues to document the routine of people and the cities. Interested in graphic design, stories of people&places and breakfast. sol sayfa left page manevra 40 cm x 60 cm, edition 3/3+1, -1000 TL yukarı above white II 20 cm x 30 cm, edition of 30, -150 TL 30 cm x 45 cm, edition of 20, -300 TL 40 cm x 60 cm, edition of 10, -600 TL sol left façade as ground, façade as figure 40 cm x 40 cm, edition 2/3+1, -1500 TL *belirtilen fiyatlara kdv dahil değildir prices listed above don’t include tax 16 17 mixer editions Jakob Wagner 1985 yılında Herdecke, Almanya’da doğan Jakob Wagner, üç yıl süren fotoğrafçılık eğitimini 2008 yılında tamamladı. Daha sonraki yıllarda birçok fotoğrafçının asistanlığını yapan Wagner, aerial, şehir ve endüstriyel manzara fotoğrafçılığında özelleştiği kariyerine başladı. Siemens, Victorinox, Emirates, Audi, INQ Mobile, Jim Beam, Occhio, Stern, Jetgala, Wired Magazine gibi markalara iş yapan sanatçı, ticari projelerde çalışmadığı zamanlar kendi sanatsal projelerine yoğunlaşıyor. Wagner’in fotoğraflarına birçok uluslar arası sanat dergisinde, kitabında ve blogunda yer verildi. Küçük yaşlardan beri sanata ilgi duyan Jakob, kendi öyküsünü şöyle anlatıyor: “Kendimi yaratıcı yollarla ifade etmeye erken yaşlarda başladım. 12 yaşında çizim yapmaya, iki sene sonra ise grafitiyle tanışarak çalışmalarımı kamusal alanlara taşımaya başladım. Sipariş 18 Jakob Wagner was born in 1985 in Herdecke, Germany. In summer 2008, he successfully completed his three-year apprenticeship as a photographer. After five more years as a photo assistant for a few renowned photographers he starts his own carrier specialized in landscape, aerial, cityscape, industrial and fine art photography. He has worked already for clients like Siemens, Victorinox, Emirates, Audi, INQ Mobile, Jim Beam, Occhio, Stern, Jetgala, Wired magazine and some more. When Jakob Wagner is not at work on commissioned assignments, he devotes much of his time and passion to his personal photography projects, which were featured already in many art magazines, books and blogs worldwide. projeler üzerinde çalışırken benim ve arkadaşlarımın büyük boyutlu işlerini belgelemek için bir fotoğraf makinesi aldım. Kısa zamanda fotoğrafın ne kadar büyük bir potansiyeli olduğunu görerek onu sanatsal bir ifade aracı olarak kullanmaya başladım. 16 yaşıma geldiğimde fotoğrafçı olmak istediğimden emindim. Uzun bir deneysel süreçten sonra geceleyin uzun pozlamayla çektiğim fotoğraflarda aydınlıkta çıplak gözle görülemeyen objelerin ortaya çıktığını keşfettim. Bu beni adeta büyüledi ve ‘Nightscapes’ adlı fotoğraf serisini yapmaya başladım.” Jakob Wagner has been producing artworks since he was just a child. He said: “My interest in creative expression started early. At 12 I started to draw and two years 20 cm x 30 cm, edition of 30, -200 TL 40 cm x 60 cm, edition of 15, -550 TL 80 cm x 120 cm, edition of 5, -1100 TL sol left winterscapes #1 sağ right above the ruhr #31 later I discovered graffiti, I started with nightly lettering in public urban areas and improved my graffiti skills right up to large scale commissions. I lent a camera, to take photos of the art works of my friends and mine, to be documented as a graffiti artist. I quickly realized what great potential the photography had and I started to use it as an new artistic form of expression. At 16 I was then beginning to realize that I wanted to be a photographer. During a long period of experimenting I found that with long exposure at night, things you can not see with the naked eye, could be visualized. That fascinated me and I started my “Nightscapes” series.” His photographs are available in signed and limited editions. *belirtilen fiyatlara kdv dahil değildir prices listed above don’t include tax 19 röportaj / interview Cem Erciyes Mixer Editions’dan aldığınız “Lonely Skater”ı, görseli hiç görmemiş birine nasıl anlatırdınız? Bir patenci karlı ağaçların önünde kayıp gidiyor. Resmin solunda o hıza ve gidişe uygun bir boşluk var, hani kadrajdan çıkıp gitmeden önceki gibi. Dijital baskı bir iş, dolayısıyla resim duygusundan çok daha grafik bir çalışma, neredeyse bir animasyon gibi görünüyor. Renkleri ve figürün yüzünün fark edemeyeceğimiz kadar küçük olması nedeniyle, bende o adındaki ‘yalnızlık’ duygusu fazla uyanmıyor. Gölün ve ormanın kapladığı alandan kaynaklanan bir ‘tekinsizlik’ hali daha baskın çıkıyor. Ve ilk bakışta sevimli, baktıkça tedirgin edici resmi, bu haliyle seviyorum. Daha önce edisyon bir çalışma edinmiş miydiniz? Hayır edinmemiştim. Birkaç özgün baskım var. Zaten başka da bir sanat eseri yok evimde. Edisyonlar insanların evlerine röprodüksiyonlar, afişler vs. yerine gerçek How would you describe the artwork “Lonely Skater” that you bought from Mixer Editions to someone who has never seen it? A skater is passing through the snowy trees. On the left of the picture, there is a space coherent with that speed and going, just like before it goes out of the frame. It is a digital print; therefore, rather than the painting affect, it’s more likely to be graphical. It almost looks like an animation. Because of the colours and the indiscernible face of the figure, it does not arouse that ‘loneliness’ feeling for me. The spooky feeling arising from the area of the lake and forest predominates the lonely sense. And I like the painting as it is: at the first glance cute, then after distressing. Did you get an edition work before? No, I did not. I have some authentic prints. Besides that, I don’t have any artworks at my home. For people, to hang on the wall as real artworks at their homes, editions seem to be better than reproductions, 21 sanat eserleri asmaları için çok iyi bir yol gibi geliyor bana. Hem hiç değilse binlerce değiller. İyi kötü sanatın ‘biricikliği’ne yakın bir durumu var edisyonların ve parası da doğrudan sanatçıya gidiyor. Ben bu resmi karıma hediye olarak aldım. Ona küçük bir hediye almak istiyordum ve giysi miysi, takı makı yerine çok güzel bir resim almış oldum. posters and so on. At least there are not dozens of them. More or less, editions have closeness to the dearie of art; and the earnings go straightly to the artists. I bought this picture as a gift to my wife. I wanted to buy her a small gift, but rather than buying her clothes or jewelry, I bought her a beautiful picture. Sanat size ne ifade ediyor? Tutku, iş alanı, bağımlılık veya yatırımın bir alternatif formu? Veya başka nedir? What does art mean to you? Is it a passion, workspace, addiction or an alternative investment? Or anything else? Güzel bir sergiden çıktığımda kendimi iyi hissederim. Biraz kafamı zorlamış olmak, benden daha yaratıcı insanların çabalarına tanık olmak ve sanatın temelinde yer alan o ‘güzel ve aşkın’ hali yaşamış olmak. Sanırım ilk gençlik yıllarımdan beri beni sanata, sanatçılara doğru iten şey, bu duygu ve düşüncelerin içinde bir yerlerde yatıyor. Tabii ben sadece bir sanatsever değilim. Eski tabirle ‘sanat dünyası’nın, şimdilerde öyle mi değil mi bilmesek de pek sevdiğimiz ‘kültür endüstrisi’nin, aktörlerinden biriyim. Uzun yıllardır kültür sanat gazeteciliği yapıyorum ve tek işim hep bu oldu. Dolayısıyla o çok sevdiğim sergiler, eserler, kitaplar, film ve tiyatro oyunları benim için boş ve dolu zamanımın hepsini kaplayan bir şey. Sizin sorunuzdaki seçeneklere göre lafı toparlamaya çalışırsam; evet biraz eprimiş bir söz olmakla birlikte duruma uygun olduğu için ‘tutku’ ve ayan beyan ‘iş’… I feel great when I step out of a good exhibition: Overthinking more than I do usually, witnessing the efforts of more creative people than me, and living the state of art of ‘beauty and love’. I think the thing that pushes me to arts and artists since my youth lies beneath somewhere under these sentiments and notion. Of course I am not just an art-lover. I am one of the actors at the much loved ‘culture industry’ (we don’t know if it is real) or as its old saying, ‘the art world’. I am an arts and culture journalist for a long time and this has been my one and only job. Hence, all those exhibitions, artworks, books, films and plays that I love deeply, have been taking up my entire spare and work time. In sum, according to your options in the question, I may prefer “passion” although it is timeworn but fits, and definitely “work.” Bir sanat eserinin sanatçısıyla tanışmak sizce önemli mi? Şimdi bu konuda çok uzun konuşabilirim. Sanat gazetecisi arkadaşlarımla aramızda bir şaka vardır, emekli olunca el birliğiyle yazacağımız bir kitap hakkında: Eser ve Şahsiyet. Tabii sanıyorum bu kitap hiç yazılmayacak ve zaten yazılsaydı da görsel sanatlardan çok edebiyat bakımından ilginç veriler içerirdi. Sanatçıyla tanışmak çağdaş sanatta eserlerini daha iyi anlamak, onun dünyasına daha iyi nüfuz edebilmek imkanı 22 In your opinion, how important it is to meet the artist of an artwork? I would like to talk on this matter lengthly. My colleagues and I have an inside joke about the book we would write collectively when we retire: Artwork and Personage. Surely, this book will never be written and even if it would, it will contain interesting information about literature more than visual arts. Meeting with the artist is good for contemporary art because it helps you to read his/her works better and to penetrate his/her world more. Mostly, artists like to William Kentridge’in “Aya Seyahat”i bende olsa her kahve yaptığımda onu seyredip hayallere dalsam, duvarlarıma ise Yüksel Arslan, René Magritte tablolarıyla Goya’nın “Kaprisler”inden birkaçını ve büyük boy bir Elina Brotherus fotoğrafı assam ne güzel olurdu... asander yalnız buz patenci lonely skater 21 cm x 29,7 cm, edition of 100, -100 TL 29,7 cm x 42 cm, edition of 50, -200 TL 42 cm x 59,4 cm, edition of 20, -500 TL 59,4 cm x 84,1 cm, edition of 10, -1000 TL 84,1 cm x 118,9 cm, edition of 5, -1750 TL *belirtilen fiyatlara kdv dahil değildir prices listed above don’t include tax 23 röportaj / interview verdiği için iyi oluyor. Sanatçılar çoğunlukla eserleri üstüne konuşmayı severler ve bir bakışta göremediğiniz pek çok şeyi onlardan öğrenebilirsiniz. Bu gazeteciler, sanat yazarları, küratörler vs. için iyi. Ama ya izleyici, koleksiyoner? O ille de o işi anlayıp sevmek zorunda mı? Belki resimle izleyicinin arasına sanatçının hiç girmemesi en iyisi. Bir de hayran olduğunuz bir sanatçı varsa eğer, tanışma fırsatını değerlendirmeden önce iki kez düşünün, ne olur ne olmaz… Sanat koleksiyonunuza eklemeyi hayal ettiğiniz bir çalışma var mı? It would be nice to daydream while drinking my coffee and gazing at William Kentridge’s “Journey to the Moon” or to hang paintings of Yüksel Arslan and René Magritte on my walls; or some “Los Caprichos” of Goya and a large sized photograph of Elina Brotherus… 24 talk about their works and thus you can see the things you did not notice at first. This is good for journalists, art writers, curators and so on. But what about the audience, collectioner? Do they necessarily have to comprehend the artwork and love it? Maybe it is the best when the artists do not intervene between the audience and artwork. And in case there is an artist you admire, think twice if you have the chance to meet them. Is there any artwork that you would love to have it in your collection? Bir koleksiyonum yok. Ama hayali koleksiyon fikri herkes için kışkırtıcı bir oyun. İmkan olsa evimdeki tek röprodüksiyonu aslıyla değiştirmek isterdim mesela. (Aslında Egon Schiele’nin o resminin Viyana’daki müzede durması daha adil bir şey.) William Kentridge’in Aya Seyahat’i bende olsa her kahve yaptığımda onu seyredip hayallere dalsam, duvarlarıma ise Yüksel Arslan, René Magritte tablolarıyla Goya’nın Kaprisler’inden birkaçını ve büyük boy bir Elina Brotherus fotoğrafı assam ne güzel olurdu... I do not have a collection. But imaginary collection idea is a tempting game. For instance, if I would find a chance, I would replace the only replica in my house with the original one. (Actually, it is more fair to locate the Egon Schiele’s picture at the museum in Vienna.) It would be nice to daydream while drinking my coffee and gazing at William Kentridge’s Journey to the Moon; or to hang paintings of Yüksel Arslan and René Magritte on my walls; or some Los Caprichos of Goya and a large sized photograph of Elina Brotherus… Dünyada gezip gördüğünüz hangi müzenin koleksiyonunu en çok beğendiniz, aklınızda nasıl kaldı? Which is your favorite museum collection and throughout these years, how did it remain in your mind? Bu yaşla ilgili bir şey. 20’li yaşlarımın başında, hayran olduğum Fransız empresyonistleri gördüğüm Prag’daki sanat müzesi bence dünyanın en şahane müzesiydi. Yine o yıllar gezdiğim Köln’deki Ludwig Müzesi’ne bayılmıştım. Çünkü ilk kez bu kadar çok pop-art sanatçısını ve ünlü resimlerini bir arada görüyordum; Fluxus’çular da işin cabası olmuştu. Tabii ki kimse New York ve Paris müzelerinin eline su dökemez ama neyse ki onları çok sonra gördüm ve mesela Musee d’Orsay benim için sadece Dünyanın Merkezi (L’origin du monde/G. Courbet), MoMA ise Avignonlu Kadınlar demek… This is about age. In my early twenties, the art museum in Prague that I encountered with French impressionists was the most magnificent museum of the world. Again around same years, I adored the Ludwig Museum of Köln. Because for the first time I attained this much pop-art artists and their famous paintings; not the mention the Fluxus artists. Needless to say, no museum is a patch on museums in New York and Paris but luckily I visited those later and for example, for me, Musee d’Orsay is the Origin of the World (L’origin du monde/ G. Courbet), MoMA is the Young Ladies of Avignon… Fotoğraf kredisi: Muhsin Akgün Photo credits:Muhsin Akgün 25 röportaj / interview Gülşah Bayraktaroğlu ile röportaj Interview with Gülşah Bayraktaroğlu Gülşah Bayraktar’la, onu sanatçı olmaya iten faktörlerden, zaman içinde değişen prensiplerine kadar uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik. röportaj / interview Gülşah Bayraktar Seni sanatçı olmaya iten faktörler neler? Bu yolda çelişki yaşadığın oldu mu hiç? solmayan çiçekler (2014) mdf üzerine akrilik acrylic on mdf 10,5 cm x 5 cm 5000 TL 26 RÖPORTAJ / INTERVIEW En büyük faktör, sanırım, kendine ait bir dünya kurmanın özgürlüğüne sahip olma lüksü. Bunun yanı sıra, “Dert edindiğim şeyleri nasıl anlatabilirim?” heyecanını, her çalışmanın başına geçtiğimde hissediyor oluşum... Üretirken tutku ve aşkla yaklaşmak ve hayatınızın kaynağının sanat olduğunu bilmeniz en önemli etken. Bu sırada çelişkiden öte kaygılarım oldu. Bu yola çıkarken, endişe ettiğiniz durumlar veya anlar olabiliyor ancak bunlara odaklanarak üretiminizi yapılandırmanız mümkün değil. Odak noktam her zaman için çalışmalarımın kendisi ve katettiği mesafe oldu. Bunun dışında gelişen her şeyi değerlendirip, yine üreterek yola devam ediyorum. What are the reasons that made you want to become an artist? Did you have any hesitations about this path you took? I think, the biggest reason was having the luxury of the freedom of creating a world of your own. Also feeling the excitement of ‘’How can i express my concerns?’’ everytime i head into a new work. To know that art is a huge part of our lives and taking a passionate and loving approach to it while producing a new work is the most important reason. I had worries rather than hesitations. Quite often, when you take this path, you have moments of fear and things that concern you but, it is impossible to structure your work while focusing on those matters. My focus has always been on my work, and how far they have gone. Other than that, I evaluate 27 Bize biraz üretim sürecinden bahseder misin? İlk başladığın zamandan bu yana sanat prensiplerinde değişiklikler yaşadın mı? Materyal arayışı içinde olduğum bir dönem siyah beyaz fotoğraflara merak sardım. Yavaş yavaş çalışmalarımın merkezinde nostaljik imgenin duygusallığı ön plana çıkarken, zamanla da detaycı bir üslup görünürlük kazanmaya başladı. İlk çalışmaların yan yana gelmesiyle birlikte, fotoğraflarla daha empatik bir ilişki kurmaya başladığım bir süreç ortaya çıktı. Böylece fotoğrafla aramdaki mesafe daralıp detayları işlemeye yönelik bir plastik dil gelişti. Üretirken genelde kendime sınırlar koymamaya çalışırım. Bakışımı ve düşüncelerimi çalıştığım konuya odakladığımda, izlediğim, gördüğüm ve okuduğum şeylerde aynı olasılıkları, anları ve detayları yakalamayı, ortaklık kurmayı seviyorum. Ortaya çıkacak çalışmanın öncelikle beni memnun etmesini önemsiyorum çünkü beni tatmin etmeyen everything that I come across and keep on moving while I keep producing more work. Can you tell us a little bit about your production process? Did you have changes in your art principles since you first started your journey? I got hooked on black and white photography while I was on the hunt for some material. Slowly, the emotional element of the nostalgic images started to come forward and in time, and I started to pay more attention to the details. When the first works came together, a process where I had an emphatic relationship with the photographs began. Therefore, the distance between me and the photograph decreased and a plastic lingo devoted to engrave the details flourished. I often try to be without limits while I’m producing my work. I like to associate things, capture moments and details, the same possibilities in the things I watch, see and read when I focus my babam için (2013) mdf üzerine akrilik acrylic on mdf 8 cm x 6 cm bir çalışmayı izleyici karşısına çıkarmak pek etik gelmiyor. Sergi boyunca birlikte çalıştığım kişilerle yakın ve güvene dayalı bir iletişim kurmanın üretimin önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum çünkü bu samimiyet ve karşılıklı anlaşılmayı gerektiren bir süreç. Genel olarak bu konularda en başından itibaren ilkeli davranmaya gayret etmişimdir. Bunlar dışında gelişen her şey ise sürpriz ve genellikle yorumlanmaya, şekil almaya açık tepkiler yaratıyor. Yarın Yapayalnız sergisinde yer alan işlerine baktığımızda ağırlıklı olarak nostaljiden yola çıkmayı tercih ediyorsun... Bu nostalji merakı işlerinde ne zaman başladı? 2011’in başlarında sahafları dolaşıp siyah beyaz fotoğrafların peşine düşmemle başladı her şey. Sahaf sahaf gezmem bende mevcut olan ancak bu süreçte fark ettiğim bazı ilgi 28 RÖPORTAJ MIXER’DEN/HABERLER INTERVIEW/ NEWS FROM MIXER view and thoughts to the subject. I want the finished product to please me before anyone else, because it doesn’t feel ethical to share a work that doesn’t satisfy me with the audience. I think that having an intimate and trustworthy relationship with the artists during the exhibition is an important part of the production process, because this is a process of sincerity and mutual agreement. Since the beginning, mainly on these, I tried to act by my principles. Apart from that, everything gets responses that evolves, are surprising and open to evaluation. When we look at your works at the exhibition ‘’Tomorrow All Alone’’, we see that you mainly like to base your work on nostalgia. When did this interest in nostalgia started in your works? It all started at the beginning of 2011 MIXER’DEN HABERLER / NEWS FROM MIXER 29 yola çıkarak ürettiğimi söyleyemem ancak zaman zaman bazı figürlerin veya mekanın öznel belleğimdeki anılarla çakıştığını hissediyorum. Bir başkasının belleğine ilişkin imgelerin görsel kaydını plastik bir dille tutmaktan keyif alıyorum. Ötekinin hafızasına ortak olmak onun hikayesini paylaşmak anlamına geliyor benim için; işlerimdeki samimiyeti de bu şekilde yakaladığımı düşünüyorum. Sonraki işlerinde daha farklı konular işlemeyi düşünür müsün? trendeki genç bayan (2012) mdf üzerine akrilik acrylic on mdf 9 cm x 6 cm alanlarımın ortaya çıkmasına ve üretimime yansımasına olanak sağladı. Anne ve babamın aslında sürekli topladıkları eşyalarla aynı evi paylaşıyor olmam ve bunlarla büyümem de etkili oldu diye düşünüyorum. İçten içe bende eski objelere ve anı imgelerine sempati besleyerek büyümüşüm. Resimlerimde hep bir nostaljik detay olmasını buna bağlıyorum. Yaşanmışlık ve hikayeler... İşlerinde baskın olan nostaljik figürlerin kendi yaşamınla bir bağlantısı var mı? Kendinden ve anılarından yola çıkarak mı üretiyorsun yoksa hiç bilmediğin hayatları işlerinde konu edinmeyi mi seviyorsun? Fotoğrafın bende bıraktığı etki daha çok tercihimi belirliyor. Birebir kendi anılarımdan 30 when started to hunt down black and white photographs in bookstores. Wandering in one bookstore after another, made me realize the interests that I had, but had no idea that they existed, and these reflected on my production. I also feel like, the fact that I was sharing the same house with my parents and growing in that environment, full of all the things they collected. Deep inside, I grew up with a sympathy towards old things and memorable images. I think that’s the reason that there is always a nostalgic detail in my work. Experiences and stories… Is there a connection between you and the nostalgic figures that are dominant in your works? Do you base them on the lives you Sonraki çalışmaların alt kurgusunda bir süre daha nostaljik etkiler olacak. Nostaljik imgelerin birbiriyle olan benzerliklerini işlemeye devam etmeyi sonrasında günümüzle ilişkilendirerek bugüne ait imajlardaki çeşitli benzerlikleri işlemeyi düşünüyorum. İleri dönemde yapacağım çalışmalarda günümüzde nesneye duyduğumuz ihtiyacın sosyal kimliğimizi ve toplum içindeki yerimizi belirleyen bir olgu olarak belirmesi üzerine üretmeyi düşünüyorum. Kültürel ve sosyal kimliğimizin var olma ve kendini ifade etme biçiminin kanıtı nesneyle kurulan ilişkide saklı. Bu bağlamda çalışmayı planladığım bir dönem beni bekliyor. Yarın Yapayalnız sergisinde yer alan işleri küçük boyutlu tercih etmenin özel bir sebebi var mıydı? İşlerimin özelliği genel olarak küçük boyutta olması. Çalışmalarımdaki nostaljik atmosferin sıcaklığının çalışmanın ölçüleriyle de ilişkili olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle ölçülerde şimdilik bir değişikliğe gitmeyi planlamıyorum. Sergideki “Halet-i Ruhiye” çalışması şimdiye kadar ürettiğim çalışmalardan ayrı olarak farklı bir forma ve daha büyük bir yüzeye sahip. Belki bu çalışma biraz daha diğerlerinden bahsettiğimiz anlamda ayrı tutulabilir. are not familiar with or do you base them on you and your memories in the production process? The effect that the photography gave me is what determines my decisions. I can’t say that I base them on my exact memories, but time to time, I feel like these collide with some figures and spaces in my experiences. I like to keep the visual records of someone else’s experiences in a plastic lingo. To me, participating in someone else’s memory, means sharing that person’s story. It seems to me that I achieve the sincerity in my works by doing this. Are you considering to discuss different subjects in your upcoming works? There will be more nostalgic influences in my upcoming work, for now at least. I’m thinking of continuing to work on the resemblance of nostalgic images with each other, and afterwards relate those to the present images that are similar to them. I would like to produce my next work on how we feel the need for object, appears as a feature that designates our social identity and our place in society nowadays. The proof of selfexpression and the existence of our social and cultural identitites is hidden in the relationship with the object. A period of time that I wish to work on this context awaits me. Why did you prefer to keep the size of the works small at ‘’Tomorrow All Alone’’ ? The characteristic of my work is that they are generally small in size. I think, the fact that the works I do have that warm and nostalgic atmosphere , is mainly because of the size of them. That’s the reason that I don’t think that I will do any resizing anytime soon. Apart from the other works I did, the piece of work I have called ‘’Halet-i Ruhiye’’ at the exhibition, has a different form and a larger surface. So this can be excluded from all the work that I mentioned since it has its own distinctive features. 31 sergi okuma ve eleştirisi üzerine, konunun profesyonelleriyle birlikte, dört küçük grup halinde gerçekleştirilecek derinlemesine bir pratik için Mixer’de bir araya geldik. mixer’den haberler / news from mixer ArtWriting Turkey Sanat Yazarlığı Buluşmaları Art Writing Meetings Türkiye’nin her şehrinden katılıma açık olan bu etkinlikte, farklı sanat kurumlarındaki sergilerin okunması sırasında üzerinde durulması gereken noktalar irdelendi. İstanbul Modern grubu küratör Çelenk Bafra eşliğinde Çok Sesli sergisini, Salt Beyoğlu grubu sanat tarihçi ve akademisyen Osman Erden eşliğinde Yazlık: Şehirlinin Kolonisi sergisini, ARTER grubu editör İlkay Baliç eşliğinde Göçebe Bakış sergisini ve Mixer grubu, sanat eleştirmeni ve küratör Fırat Arapoğlu eşliğinde The Built Environment sergisini ele aldı. Katılımcılar, bu derinlemesine sergi okumalarının ardından birer yazı kaleme aldılar. Bu eleştiri yazıları, Türkiye’de sanat yazımının güncel durumuna ışık tutmayı hedefleyen bir kaynakta derlenecek. ArtWriting projesinin önümüzdeki dönemde de sürecek olan etkinliklerden ve Ekim sergi turlarının derlemesinden haberdar olmak için, Mixer’in internet sitesinden ve sosyal medya hesaplarından duyuruları takip edebilirsiniz. ArtWriting 2014 Buluşmaları Meetings Mixer olarak, ArtWriting Turkey projemizin 2013 Eylül ve 2014 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilen ilk iki adımında Türkiye’de sanat yazımı ve eleştirisi ile ilgilenen kişilerin bir araya gelip birbirlerinin tecrübelerinden faydalanacakları bir platform oluşturmuştuk. Projenin üçüncü adımında, sanat yazımıyla ilgilenen, bu konuda kendini geliştirmek isteyen genç katılımcılara yönelik kapsamlı bir etkinlik planladık. 12 Ekim 2014 Pazar günü sanat yazılarının temelini oluşturan 32 32 Within the first two steps of ArtWriting project held in September 2013 and June 2014, Mixer had created a platform for people interested in art writing and criticism to get together to nourish from each other’s experiences. In the third step of the project, we had planned an extensive event for the people who are interested in art writing and willing to improve their art writing skills. As art criticism has a strong tie with exhibition reading, we got together with our participants at Mixer on 12 October 2014 Sunday to have an experience to read exhibitions with professionals within four small groups. In this event which was open to participants coming from all cities around Turkey, the moderators had dwelled into the important points essential to be taken into consideration while reading exhibitions organized by different art institutions. Istanbul Modern group was accompanied by curator Çelenk Bafra to read the Plurivocality; Salt Beyoglu by art historian and academic Osman Erden to read the Summerhomes: Claiming the Coast, ARTER group by editor İlkay Baliç to read The Roving Eye, and Mixer group by art critic and curator Fırat Arapoğlu to read The Built Environment. The participants had written texts about the exhibitions they had seen within the ArtWriting exhibition tours. These texts will be gathered together as a source aiming to shed light to the current situation of art writing in Turkey. Please follow Mixer’s website and social accounts to be informed about the coming events of ArtWriting as well as the texts of October exhibition tours. 33 jakob wagner urban zoom #10 (2011) 20 cm x 30 cm, edition of 30, -200 TL 40 cm x 60 cm, edition of 15, -550 TL 80 cm x 120 cm, edition of 5, -1100 TL 34 *belirtilen fiyatlara kdv dahil değildir prices listed above don’t include tax 35 www.mixerarts.com boğazkesen cad. no: 45 bodrum kat tophane beyoğlu istanbul +90 212 243 54 43 36 | www.mixerarts.com | [email protected]
Benzer belgeler
june-october
and dooms-day scenarios. I think this must be
the worst time to write the introduction for Mixer
magazine but these days we wake up to an even
worse situation whenever we think we hit the
bottom. T...
PDF olarak indir
Contemporary İstanbul var sırada. Berkay
Buğdanoğlu ve Egemen Tuncer gibi geçen sene
katılan sanatçıların yanısıra Ozan Türkkan ve
Alican Leblebici gibi yeni sanatçılarımız da var.
LK602 numaralı s...
PDF olarak indir
and Arda Yorgancılar at Mixer’s Open Space as
well as Dilara Sezgin and Jakob Wagner who
just joined our portfolio at Mixer Editions with
their architectural and aeriel city landscape