PDF olarak indir
Transkript
PDF olarak indir
MAR-APR‘16 15 1 Hamit Hamutcu [email protected] KURUCU I FOUNDER Bengü Gün [email protected] DİREKTÖR I DIRECTOR Serhat Cacekli [email protected] SANATÇI İLİŞKİLERİ KOORDİNATÖRÜ | HEAD ARTIST LIAISON Selin Turam [email protected] SANATÇI İLİŞKİLERİ | ARTIST LIAISON Hülya Avtan [email protected] İLETİŞİM YÖNETİCİSİ | COMMUNICATIONS MANAGER Efe Özmen [email protected] GALERİ ASİSTANI | GALLERY ASSISTANT Elif Deneç [email protected] GALERİ ASİSTAN | GALLERY ASSISTANT Hazal Altun [email protected] PROJE SORUMLUSU | PROJECT MANAGER Chiara Mignani, Elif Gözlüklü, Esen Saba, Ecem Akca, Ecem Erinanç, Tuna Pektaş, Asya Asyalı, Müjde Potas, Elvan Çevik STAJYERLER | INTERNS Michelle Joubert Hi! Ocak ayı sonunda Mixer olarak “Art Stage Singapore”a katıldık. İlk yurtdışı fuar tecrübemiz müthiş olumluydu. Berkay Buğdanoğlu’nun “Typhon” serisinden işlerin olduğu solo proje alanımız çok büyük ilgi çekti, Asya’nın ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen birçok sanatsever ve koleksiyoner ile tanıştık. “Sanat Borsayla Buluşuyor” temasıyla sunulan işler hem kullanılan yöntem hem de ortaya çıkan estetik açısından fuardaki diğer stantlardan çok farklıydı. Finans ve borsa gibi son derece soğuk ve mekanik sistemleri altyapı olarak kullanan, bunları dünyadaki çalkantılar perspektifinde inceleyen ve bu fikri nihayetinde çok usta bir şekilde tuvale yansıtan Berkay, Mixer olarak edindiğimiz misyonun niye bu kadar heyecanlı olduğunu bir kere daha bize anımsattı. We participated at Art Stage Singapore at the end of January, our first experience in an international art fair and it was a great one. We had works from Berkay Buğdanoğlu’s “Waves” series in our solo project booth and it attracted tremendous attention. We met many art lovers and collectors from around Asia and the world. The selection was presented with the theme “Art Meets Stock Exchange” and it was unique both in the way the artist approached the process as well as the resulting aesthetic. Berkay has used the systems of financial markets and stock exchanges, which are quite mechanical and ‘cold’, as the basis of his approach, looked at them from the perspective of turbulences in the world and finally transferred that to the canvas in a beautiful way. He once again reminded us why our mission at Mixer is so exciting. Fuarla ilgili genel gözlemlere gelecek olursak, öncelikle bahsedilmesi gereken Art Stage’in çok renkli ve uluslararası niteliği. Bu fuar Asya’nın Hong Kong ile birlikte ana iki sanat merkezi haline getirmiş Singapur’u ve içinde bulunduğu geniş coğrafyanın çeşitliliğini çok iyi yansıtıyor. Ayrıca mekân ve organizasyon dört dörtlük, büyük ama gezilmesi zevkli ve rahat bir ortam sunuyor. Bir de Singapur Türk Büyükelçiliği fuara katılan Mixer ve x-ist için özel bir davet verince keyfimiz daha da arttı. Tüm Büyükelçilik ekibine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Sırada Mayıs’ta katılacağımız Almanya’daki “Stroke Art Fair” var. Karakter olarak çok farklı bir tecrübe olacak bizim için, biraz daha zıpır ve eğlenceli. Amacımız çok farklı şekillerde sanatçılarımıza görünürlük ve tecrübe kazandırmak dünyanın neresinde olursa olsun. İNGİLİZCE REDAKSİYON | ENGLISH PROOF READ Seçil Ofset 100. yıl mahallesi matbaacılar sitesi 4. cadde no:77 bağcılar, istanbul BASKI PRINT Hiperaktif Mixer dünyasının detayları ilerleyen sayfalarda, Sıraselviler’deki yeni mekânımızda ya da www.mixerarts.com’da görüşmek üzere. Horasan kıyma bana! dont waste me! (2015) karışık teknik mixed media 103 x 70 x 70 cm KAPAK COVER Sanata desteği için JOTUN’a teşekkürler Thanks to JOTUN for their support to art 2 Merhaba! As far as general observations about the fair go, the most obvious one is its truly colorful international character. The fair has turned Singapore into one of the two centers for contemporary art in Asia along with Hong Kong and does a great job in representing the diversity of the large geography that it is a part of. It is located at a great facility and the organization was superb. It all got even better with the private reception the Turkish Embassy gave in honor of Mixer and x-ist, the two Turkish galleries that participated. Our sincere thanks go to the entire team at the Embassy in Singapore. Next up in Stroke Art Fair in Germany. It will be a significantly different experience, a bit more playful and fun. Our goal remains to gain exposure for our artists, anywhere in the world. You can find the details of the hyper-active world of Mixer in the following pages. Hope to see you at our new location on Sıraselviler or www.mixerarts.com. Hamit Hamutcu 1 sergi / exhibition Masturbation sanatçı kolektifi sergisi artist collective exhibition 19.02.2016 - 27.03.2016 Bora Akıncıtürk • Turan Aksoy • Ferzan Aktaş • Burak Ata • Basako Damla Baş • Zeynep Beler • Antonio Cosentino • Cemal Demir • Ali Elmacı Tarık Gök • Şakir Gökçebağ • Horasan • Hüseyin Işık • Burak İşseven • Merve Morkoç Ali İbrahim Öcal • İrfan Önürmen • Ferhat Özgür • Burcu Perçin • Sabo Meltem Sarıkaya • Nejat Satı • Erinç Seymen • Tunca • Tolga Tüzün Selahattin Yıldırım • Erdoğan Zümrütoğlu Mixer’in Sıraselviler’deki yeni adresinde gerçekleştirdiği yeni sergisi “Masturbation” farklı disiplinlerden kalabalık bir sanatçı grubunu bir araya getiriyor. Sergide mastürbasyon kelimesinin ilk anlamı ile sanatçıların üretim sürecinde aldıkları haz arasındaki denklik durumu, tek kişilik bir eylemi kolektif bir duruma dönüştürüyor. Sanatçılarının şimdiye dek çalıştıkları medyumlardan farklı alanlarda ürettiği yeni çalışmalarıyla izleyici karşısına çıktıkları sergi, resimden videoya, performanstan desene kadar uzanan multidisipliner bir deneyim imkânı sunuyor. 2 The new exhibition that is at Mixer’s new location in Sıraselviler, brings a diverse artist group from different disciplines. When one thinks about the act of “Masturbation”, the pleasure that artists are having during the creation process, it’s a reference in its own as an act, to the meaning of this word. It can also be seen as an act of converting a solo action to a collective situation. “Masturbation” generally requests artists to work with different mediums than their usual medium; hence the exhibition is of a multidisciplinary experience. 3 sergi / exhibition “Sevgili izleyici; “Dear audience; Bu sergide göreceğin yapıtlar, yaratıcının kendi için bir dünya kurma meselesinin bir kurgusudur. Biraz çoğalma ve biraz var olma duygusudur. Her sanatçı kendi kurgusuyla ve yaratım süreciyle dâhil olmuştur bu sergiye. Her türlü dayatmadan uzak, kendi içinde yaşadığı ve yaşattığı bu halin bilinmesini ve azıcık duyumsanmasını ister. Dünyada varlığının anlaşılması için çabalar.” Horasan The pieces you’ll see in this exhibition are projections of the creator’s process of constructing a world of his/ her own. It’s a feeling of reproduction and existing. Each artist attends this exhibition with their own fiction and creative process, trying to make sure that this process is known and sensed - without any imposition - struggling to contour that state of existence in this world.” İzleyicisi için hem muzip bir karşılaşma hem de bir tür yüzleşme anı yaratma niyetindeki sergi, sanatçının kendi algısında olduğu kadar izleyicisinin algısında da kendi başına kalma halinin, güvenliliği ve güvensizliği, huzuru ve huzursuzluğu gibi ikilemlerini aynı anda hissettirmeyi amaçlıyor. The show includes a wide range of artworks; varying from painting to video and performance. The exhibition aims to create a farceur encounter and some kind of a facedown moment. It also aims to sense one’s state of loneliness’ and dilemmas like safety and unsafety, tranquility and uneasiness simultaneously. Sanatçının üretim sürecinde kendisiyle baş başa kalma ve dışarıdan soyutlanma durumu –her şeyden ve tam anlamıyla olmasa da– bir tür başkaldırı anı demektir. Söz konusu zaman dilimindeki yalnızlaşma kendi kendiyle hesaplaşmadır aynı zamanda. Bu hesaplaşmayı bir açık isyana dönüştürmenin mümkün olup olmadığının yanıt arayan "Masturbation" sergisi, sanatçının üretim sürecindeki yalnızlığı ile mastürbasyon pratiği arasındaki paralellikten hareket ederek bu tekilliği çoğul bir düzlemde izleyicinin önüne koymayı amaçlıyor. The Artist’s lonely existence during the creation process and isolation from the outer world-although not absolutelyis some kind of a rebellion moment. “Masturbation” is looking for answers as if this reckoning can be converted to a rebellious act. It determines to exhibit this singularity on a plural platform with the help of the parallelism between the artist at the creation process and the act of masturbation. Ali Elmacı silahlar çekilince gölgeler büyür (2015) tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 200 x 160 cm Sabo (EVE) Virüsü (EVE) Virus (2015) heykel sculpture 40 x 26 x 10 cm 4 5 sergi / exhibition Alex T r o c hu t B ina ry Pri nts M u sic Portraits 19.02.2016 19.0 3. 2016 Alex Trochut John Talabot (2016) serigrafi screen print 91 x 60 cm 6 Mixer, Katalan sanatçı Alex Trochut’un “Binary Prints – Music Portraits” sergisine ev sahipliği yapıyor. Kendi yarattığı tekniği kullanarak hazırladığı baskılarda, hem görsel hem işitsel tabiat temalarını tartışan Trochut, müzisyenlerin işlerini ve kimliklerini yansıtan “Music Portraits”teki portreler karanlıkta “uyanarak”, DJ’lerin ve dinleyicilerinin gece “canlanan” karakterlerine bir gönderme yapıyor. Mixer is hosting Catalan artist Alex Trochut’s exhibition “Binary Prints – Music Portraits”. Using his own techniques, by discussing themes that are both visual and auditory in natures, Trochut created portraits that reflect the musician’s vision of their own work and identity. These nocturnal portraits “wake up” in the dark: just as the DJs “come alive” at night, as do audiences under the spell of their music. Proje ve manifestosunu içeren “More is More” monografisinin ardından, aynı baskı üzerinde sunulan iki boyutlu düalite üzerine araştırmalar yapmaya başlayan Trochut, tek bir baskıda iki farklı imgenin yer aldığı, ışığa göre farklılaşan kendine has bir baskı tekniği kullanıyor. Bu sayede aynı baskı, ışıkta farklı, karanlıkta farklı bir görsel sunuyor. Following the publication of “More is More,” Trochut became interested in the duality that could be represented in two dimensional work on paper. He invented a process through which two completely separate images could be shown on one surface – one which appears in light, and one which appears only in the dark. Trochut, elektronik müzik dünyasının duayenleri ile yaptığı işbirliğiyle, “Music Portraits” serisinde James Murphy, Caribou, Four Tet, Damian Lazarus, Acid Pauli, John Talabot ve Lucy gibi müzisyen ve prodüktörler ile müziğin arkasındaki kişiliklerini inceliyor. Seride sanatçıların gece karakterlerini ortaya çıkaran, onları anonim kişiliklerinden müzik ve ses ikonu olmaya taşıyan ve odak haline getiren bir görsel tercüme yapılıyor. Canlı müzik deneyiminin özünde olduğu gibi, bu portreler de evrenseli, kişisel olanla birleştiriyor. What followed was a collaboration with some of the premiere electronic musicians of our time. Trochut called on James Murphy, Caribou, Four Tet, Damian Lazarus, Acid Pauli, John Talabot, Lucy and others to create a series of portraits that explore the people behind the music. There is a literal translation of the inverted blinking eye, which shows the artists emerging into their nocturnal personas, bringing them into focus, from an anonymous being to an icon of music and sound. Like the experiential discovery inherent in live music, these portraits create layers for the viewer to feel and pull apart, combining the universal with the personal. 7 Alex Trochut Caribou (2016) serigrafi screen print 91 x 60 cm sergi / exhibition Alex Trochut hakkında About Alex Trochut Alex Trochut geometrik ve organik formlarıyla bilinen bir illüstratör, tasarımcı ve tipografi sanatçısı. İşlerinde her zaman basit bir kelime veya sembolü kavramsal bir sanat eseri seviyesine taşımayı hedefleyen sanatçı, tasarımları ve izleyici arasındaki dinamik alışverişin, işlediği görsel metaforlara, referanslara ve kelime oyunlarına dayalı bir diyalogdan ortaya çıktığına inanıyor. Alex Trochut is an illustrator, designer and typographer known for his geometrically precise yet fluid, sensual forms. His work is sought after for its ability to elevate a simple word or symbol into a piece of inspiring conceptual art. There is a dynamic exchange that occurs between his designs and the viewer, as they engage in a conversation based upon visual metaphor, puns and references that require a cultural viewfinder. Kariyerine freelancer olarak başlayan Trochut, 2007’de Barselona’da kendi tasarım stüdyosunu kurdu. Şu anda zamanını Brooklyn ve Barselona arasında bölüştüren Trochut’un müşterileri arasında Coca-Cola, Nike, Pepsi, Adidas, Puma, the Rolling Stones, The New York Times ve Absolut yer alıyor. Sanat ve tasarım konusunda verdiği konferanslarla konuşmacı olarak dünyayı dolaşmaya devam eden Trochut’un işleri sayısız yayında yer aldı ve eserleri küresel ölçekte sergilendi. 2011 yılında çalışmalarının felsefesini yansıtan tasarım ve illüstrasyonlarını içeren monografisi “More is More”u yayınladı. Sanatçının projelerini ve manifestosunu içeren “More is More”, tasarım ve sanat çevrelerinden olumlu eleştiriler aldı. 8 Beginning as a freelance designer, Trochut established his Barcelona-based design studio in 2007. Now dividing his time between Brooklyn and Barcelona, his client list includes Coca-Cola, Nike, Pepsi, Adidas, Puma, the Rolling Stones, The New York Times and Absolut. As a speaker, he has travelled worldwide to lecture on various art and design topics. Trochut’s works have appeared in countless publications, and his art has been exhibited globally. In 2011, Trochut published his monograph, “More is More”, reflecting hiswork philosophy that results in his constantly evolving body of illustrations and designs. Showcasing his commercial and personal projects, “More is More” was met with critical acclaim by the art and design community. Alex Trochut James Murphy (2016) serigrafi screen print 91 x 60 cm 9 İrem Çetinor break (2015) akrilik, cam, koton, mdf acrylic, glass, cotton, mdf 90 x 57 cm açık depo / open space İrem Çetinor 1990 yılında İstanbul’da doğan İrem Çetinor, 2013 senesinde Maryland Institute College of Art, Güzel Sanatlar Fakültesi’nden mezun oldu. Çalışmalarında renk ve form üzerinde yoğunlaşan İrem Çetinor, kendi sanal gerçekliğini hem analog hem dijital üretim süreçleriyle birleştirerek, iki boyut ve üç boyut arasında bir bağ kuruyor. Renklerini parlak, malzemesini akışkan ve katmanlı kullanarak izleyiciyi resim düzleminin içine davet ediyor. Alışılagelmiş tuvali organik veya geometrik hareketlerle kırarak, resmin bulunduğu alanla ilişkisini sorguluyor. Geleneksel soyut resim anlayışını, dijital manipülasyon ve reprodüksiyon teknikleri kullanarak çağımıza taşıyor. İrem Çetinor #4 (2015) akrilik, cam, koton, mdf acrylic, glass, cotton, mdf 90 x 120 cm 10 Sanatçı şimdiye dek 2015 senesinde Mixer’de gerçekleştirilen Açık Depo seçkisi, 2013’te Area 405 Galeri’de “On Formality” ve 2009’da Jordan Faye Contemporary kapsamındaki “Elements of Visual Thinking” sergilerinde yer aldı. İrem Çetinor was born in 1990 in İstanbul, graduated from Maryland Institute College of Art, Fine Arts. Her intention is to create pieces that are both planar and sculptural. Layers, depth and three-dimensionality inform her decisions. She breaks the conventional rectangle surface and recreate the picture plane as a source of invitation for the viewer to ponder upon the fluidity and transience of images in the digital era. Interested in contrariness, she experiment with both analog and digital processes meanwhile questioning the authenticity of digital reproductions. Abstract forms meet deliberate digital manipulation and reproduction resulting in a flexible expression that overcomes traditional boundaries. So far, İrem Çetinor participated at several exhibitions like Mixer’s Open Space selection in 2015, Area 405 Gallery’s “On Formality” in 2013 and “Elements of Visual Thinking” exhibition by Jordan Faye Contemporary. 11 açık depo / open space Elena Lyakir Elena Lyakir deconstruction (2010) fotoğraf photograph 76.2 x 114.3 cm Elena Lyakir the unexpected. lincoln park, chicago,IL (2015) fotoğraf photograph 76.2 x 203.2 cm 1975 yılında Ukrayna’da doğan Elena Lyakir, Boston’daki Museum School of Fine Arts’ta Film, Fotoğraf ve Doğu Felsefesi üzerine yaptığı yüksek lisansını 2000 yılında tamamlamıştır. Elena Lyakir was born in Ukraine in 1975. She obtained her Master’s degree in Film Studies, Photography and Eastern Philosophy from The School of the Museum of Fine Arts, Boston in 2000. Fotoğraf ve farklı disiplinler arasındaki ilişki ile ilgilenen sanatçı, doğanın elementlerini konu alarak, fotografik medyumların sınırlarını zorlar ve bundan yola çıkan resimsel soyutlama ve lekeler ortaya çıkarır. Sanatçının çalışmalarında, doğal tasvirler canlı kalırken, görüntüler bulanık ve solgundur. Lyakir is interested in the relationship between photography and other disciplines. Using natural elements as her subject matter, she pushes the limits of the photographic medium to suggest drawings and painterly abstractions. Whilst the natural depictions remain vivid, the images blur and fade along the edges, almost as if the centrifugal forces of her own displacement punctuate every interpretation of her surroundings. Sanatçı yaşamını ve çalışmalarını New York’ta sürdürmektedir. The artist lives in New York where she continues to create. 12 13 röportaj / interview Begüm Yamanlar röportaj interview H ü lya Avtan “İmgeyle” sergisinde izleyiciyle buluşan Begüm Yamanlar, “Manzaraya bakmak da fotoğraflarla kolajlar yaparak var olmayan manzaralar yapmakla geçen zaman da bir şekilde kendimle en çok iletişim kurduğumu hissettiren, belki de tam tersi kendimden en çok koptuğum, zamanlar oluyor.” diyor. Mixer Dergi’nin 15. sayısı için sanatçıyla bir araya geldik. 14 Begüm Yamanlar who became visible to the art audience at the exhibition “imagestill” states “Elapsing time with looking at landscape or creating nonexistent landscapes by making photo-collages becomes the time which makes me feel that I mostly make contact with myself, maybe quite the opposite I break off myself." We have come together with the artist for the 15th issue of Mixer Magazine. Fotoğraf ve video eğitimi aldın, biraz bundan bahsedebilir miyiz, senin için yeri nedir? You studied photography and video. Can we talk a bit about that and its role for you? Evet, önce Fotoğraf ve Video okudum sonra da Görsel Sanatlar üzerine yüksek lisans yaptım. Sonradan devam etmek istemeyeceğim bir bölümde okumuş olmak yerine gerçekten üzerine okumaktan, düşünmekten zevk aldığım konular etrafında dönen ve kendimi az çok ifade edebileceğim bir dil yaratmama olanak sağlayan bir eğitim aldığım için şanslı hissediyorum açıkçası. Okulda olduğum süre boyunca teoriyle pratiğin birbirini nasıl beslediğini iyice görmüş oldum, belki bu yüzden bir taraftan üretmeye bir taraftan da okulda kalıp doktoraya devam etmek istiyorum. Yes, firstly I studied photography and video and then I did my master’s degree on visual arts. Quite simply I feel lucky for that I took education, which makes me enjoy reading, and thinking on it and which provides opportunity to create a language that I quite express myself instead of a department that I would not continue later. During my school life, I have seen how theory and practice is maintaining each other. Maybe just because of this in on the one hand I want to continue to produce and on the other hand I want to stay at school and do PHD. Manzara temasının işlerinde önemli yer tuttuğunu biliyorum. Senin için ne ifade ediyor? Doğayla kurduğum ilişki aslında fiziksel olarak o kadar kısıtlı ki, sanırım o yüzden manzara özellikle de doğa manzaraları bu kadar ilgimi çekiyor. Doğa ve doğada meydana gelen olaylarla, ruhta meydana gelen olaylar arasındaki benzerlikler üzerine yazılar okuduktan sonra daha da anlamlı hale geldi aslında. Manzaraya bakmak da fotoğraflarla kolajlar yaparak var olmayan manzaralar yapmakla geçen zaman da bir şekilde kendimle en çok iletişim kurduğumu hissettiren -belki de tam tersi kendimden en çok koptuğum- zamanlar oluyor. I know that landscape theme has an important place in your works. What does it signify for you? In fact my relation with the nature physically is very limited. Therefore landscapeespecially natural landscape- excites my attention. Indeed it became more meaningful for me after reading articles about similarities between nature, natural events and psychological events. Elapsing time with looking at landscape or creating nonexistent landscapes by making photo-collages with photographs becomes the time which makes me feel that I mostly make contact with myself- maybe quite the opposite I break off myself-. 15 röportaj / interview Değişim ve döngüyü manzara teması üzerinden gösteriyorsun aynı zamanda. Bu kavramlara dair bakışın nedir? Değişim ya da döngü diyince de aklıma doğadaki ve çoğunlukla sahip olduğumuz duyularla algılayamadığımız ölçekte olanlar geliyor. Belki çok romantik gelecek kulağa ama birbirinin zıttı, takipçisi, tamamlayıcısı olan gece gündüz, yer gök gibi doğaya ait ikiliklere, onların oluşturduğu akışa odaklanmak ancak evrenin, her şeyin aslında ne kadar büyüleyici olduğunu hatırlatıyor. Bu durum gündelik hayatta pek hatırladığımız bir şey olmadığı için, belki de hep buna odaklanıp hatırlamak istiyorum. Gündelik hayatta nelerden etkileniyorsun? Net bir şey söylemem çok zor. Her an herhangi bir şey olabiliyor sanırım. Yolda yürürken gelen bir anlık bir ışık hüzmesi, duyduğum bir cümle, bir koku, yeni keşfettiğim bir albüm. Şimdi düşününce hemen hepsinin beklenmedik şekilde karşıma çıkan ve gündelik rutinin, uyuşukluğun, iç burkan ve çaresiz hissettiren gündemin içinden sıyıran, başka türlü bir hayat da olabilir diye düşündüren kısacık parlak anlar olduğunu fark ediyorum. Görsel açıdan çok katmanlı işler üretiyorsun. Bu durumu biraz açıklayabilir misin? Fotoğraf da video da yapıları gereği gözün gördüğünü yani fiziksel olan gerçekliği taklit ya da temsil etmek gibi bir yük taşıyor. Hâlbuki benim odaklanmak ve yeniden üretmek istediğim şeyler gözün gördüğü 16 You also illustrate change and transformation through the landscape theme. What is your perspective on these concepts? When we say change or transformation, things that we can’t usually perceive with our five sense in nature come to my mind. Maybe it sounds very romantic but focusing on the dichotomies in nature and their flowing such as day and night, ground and sky, which are opposite, follower, complementary of each other remembers how much everything is in fact fascinating. Maybe because this is not a thing that we remember very much in our daily life, I want to focus on and remember this. What affects you in daily life? It is hard to say a specific thing. It can be anything in any moment I think. A light beam that comes when I am walking on the road, a sentence I heard, scent of something, an album that I only just discovered… On second thoughts, I realize that nearly all of them are very short brilliant moments which confront on me unexpectedly and survive me from daily routine, apathy, soul-shattering and desperate agenda and makes me think that another life is possible. Begüm Yamanlar ada island (2015) video yerleştirme video installation 76.2 x 114.3 cm You produce works that are multi-layered on a visual level. Can you explain this a bit? Photograph or video has the responsibility of imitation or representation of the physical reality by their structure. Whereas the things I want to focus on and reproduce are not that 17 değil, daha sezgisel olarak algıladıklarım, hafızamda kalanlar, hayal ettiklerim daha çok. Var olan ve duyularla deneyim ettiğiniz gerçekliklerin ötesinde sezdiğimiz haller. Dolayısıyla perspektifi, zaman-mekân tutarlılığı olmayan, hatta çoklu zaman ve mekânların bir arada olduğu alanlar yaratmak için farklı şekillerde katmanları bir araya getirerek çalışıyorum çoğunlukla. our eyes can see. They are mostly the things that I perceive intuitionally, dream or the things in my memory. They are states that we intuit beyond existent and experienced reality. Accordingly I usually use perspective to create spaces in which there is no consistency of time-space, even there is multi time and space together by gathering different shaped layers. Nasıl bir çalışma disiplinin var? “İmgeyle” sergisindeki çalışman üzerine konuşacak olursak, nasıl bir teknik uyguladın? How would you describe your work discipline? If we talk about your work in the "Image Still" exhibition, what kind of technique did you apply? Son zamanlarda fotoğraf ve video arasındaki sınırda, yani sabit ve hareketli görüntü arasında durarak nasıl bir dil yaratılabilir diye denemeler yapmaya başladım. Ve son iki çalışmada da -Toprak ve Ada-da var olmayan, çeşitli fotoğraf parçalarının bir araya getirilmesiyle oluşturduğum hayali yerler ve onların aslında sahip olduğumuz algıyla farkına varamayacağımız zaman akışları içerisindeki dönüşümleri var. Videolardaki bakış açıları da sürekli bir değişim halinde, özellikle Ada’da. Daha mikro bir şekilde yeryüzüne bakarken makroya dönüp evrene, uzaya dönüyor bakış. Laguna’da da gene çeşitli zaman ve mekânlara ait fotoğraf parçalarının birleşimiyle oluşmuş bir manzara var, kompozit bir görüntü de diyebiliriz. Videodaki gibi manzara arkadan bir ışıkla aydınlatılıyor, ama görüntü sabit, zaman akışı bakan kişiye ait, hayali. Begüm Yamanlar laguna (2016) ışıklı kutu içerisinde duratrans baskı backlit durable transparency print Ø 70 cm 18 Recently I started to try out how standing on the line between photography and video can create a language, in other words still and moving image. There are imaginary places -which I form by gathering nonexistent, several parts of photos- and their transformation in a time flow which we can’t perceive with our five senses in last two works- Toprak and Ada. Perspectives in videos are continuously changing, too, especially in ‘Ada’. View transforms from micro looking through the earth to macro, cosmos and space. In Laguna there is a landscape, which is formed by combining photograph pieces belonging to various time and places, too. We can say it is composite image. Landscape is illuminated by video like a rare light, but image is fixed, and time flow belongs to the viewer - it is imaginary. Takip ettiğin sanatçılar kimler? Which artists do you follow? Matt Collishaw var işlerine gerçekten hayran olduğum ve çok etkilendiğim. Gregory Crewdson da öyle. Hale Tenger, Şakir Gökçebağ, Selim Birsel geliyor aklıma. Onun dışında daha yakın çevreden Cemil Batur Gökçeer, Neslihan Koyuncu…Ve daha bir sürü isim var tabi şu an aklıma gelmeyen. Matt Collishaw, whose works I really admire and who impressed me very much. There is also Gregory Crewdson. Hale Tenger, Şakir Gökçebağ, Selim Birsel come to my mind. Except for these, there are Cemil Batur Gökçer and Neslihan Oyuncu from my immediate environment…And there are many names that don’t come to mind right now. 19 röportaj / interview Horasan röportaj interview H ü lya Avtan 19 Şubat tarihinde Mixer’de açılan “Masturbation” sergisi farklı medyumlarla çalışan kalabalık bir sanatçı grubunu bir araya getiriyor. Sanatçının üretim sürecinde kendi bilinci ve üretim süreciyle hesaplaşmasını merkezine alan serginin gerçekleştirilmesine ön ayak olan Horasan ile bir araya geldik. 20 "Masturbation", which opened on 19 February at Mixer, brings together a wide group of artists working with different materials. We met up with Horasan who pioneered this show focussing on the consciousness of the artist and artist’s revenge with his production process. Cemal Demir isimsiz untitled (2015) tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 170 x 125 cm “Masturbation” sergisi fikri nasıl ortaya çıktı? How did the idea of the show ‘Masturbation’ emerge? Aslında “Masturbation” sergisinin fikri, sanatçı arkadaşlarımızla yan yana geldiğimizde konuşmalarımız sohbetlerimiz sonucunda ortaya çıktı. Gelinen noktayla ilgili açmazları, sıkıntıları, sanatçının üretim sürecinin değersizleşmesi gibi sistemden oluşan sorunları yan yana getirdiğimizde; bizim aslında kendi içimizde bir araya gelmemizin önemli olduğu ve bu konuda küçük çaplı bir dayanışma sergisi olması gerektiği fikri doğdu. Bu benim aklımda epeydir vardı ama arkadaşlara bu konuyu açtığımda da çok olumlu dönüşler aldım, ben katılırım, ben de desteklerim gibi. As a matter of fact, the idea of the show "Masturbation" came out of our talks and discussions taking place between artist friends during our get-togethers. When we juxtaposed all dilemmas, troubles and the problems caused by the system, like revalorization of the creation process of artists, the idea of the importance of uniting among ourselves and a need for housing a small exhibition of solidarity arose. I carried this idea around for a long time, and when I brought up the subject among the friends, the feedback I received was affirmative: “I am in, I can join you, I support you”. “Masturbation” iddialı bir isim, bunun üzerine konuşabilir miyiz? "Masturbation" is an assertive name. Could we talk a bit about this? Bir konsept olarak bahsetmiyorum ama “Masturbation” kavramsal bir sergi değil açıkçası. Bir başlığı olan, aslında biraz da izleyiciyi bu başlıkla sergiye çekmeye çalışan bir sergi. Bu başlık biraz da kurnazca konmuş, izleyicinin ilgisini manipüle eden ve belki geldiği zaman hayal kırıklığına uğrayacağı, belki de uğramayacağı bir başlık. Tabi bu başlığın açılımında biz sanatçının kendi atölyesinde, kendi kendine oluşturduğu süreçte bu işi yaparkenki duygusunda oluşan arzuyu da anlatmaya çalışıyoruz. Diğer Apart from the title being an overall theme, "Masturbation" is not a conceptual exhibition. It is a show with a title, and what is more, it is a show that aims to attract people through its name. Quirkily named so that it manipulates the interest of the audience, and probably disappoints them when they visit - or maybe not. In the expansion of the title of the show, we also intend to express the desire that the passionate artist carries in the process created by himself, in his studio. On the other hand, masturbation is an individual act, a 21 Tarık Gök beyond (2012) arşivsel pigment baskı archival pigment print değişken boyutlarda variable dimensions röportaj / interview Ali İbrahim Öcal el-bilir II / otoportre (2016) panel üzerine 5928 gül dikeni 5928 rose thorns on board Ø 110 cm yandan aslında mastürbasyon hepimiz için tekil, biricik olan ve bu tekil anın arzulu anın yansıtılması. Yani bu iki bakış açısında da; sanatçı buradan kendine yeni bir bakış üreterek ancak kendisiyle yeni bir şey getirebilir. Önemli bir şey daha burada bir seçki oluşturulmadı. Her sanatçı kendi seçkisiyle kendi katılmak istedi; sadece benim yazdığım bir metin vardı, o metin de konuşuldu arkadaşlarımızla. Sergi hazırlık süresince kimseye müdahale edilmedi. Bir takım fikir alışverişleri oldu ama bu bir direktif ya da küratörlü sergi değil. Sizinle beraber 28 sanatçı var, bu isimlere karar verme noktasında nasıl hareket edildi? Bir kere dirsek temasında bulunduğumuz sanatçılar her biri. Atölyesine girip çıktığım, sohbet edebildiğim insanlar. Aslında çok daha fazla isim var ama mekânı da düşünerek hareket etmek gerekti. Yoksa bu sayı 50 de olabilirdi. Şu an aklımda keşke şu isim de olsaydı, bu isim de olsaydı diye bir sürü 22 reflection of a desirous moment, which is particular, unique and singular for all of us. In both points of view, the artist could bring something brand new with himself by creating a new point of view for himself. One more thing, a selection was not specifically created. Each artist joined with their own selection, invented by themselves. Initially there was only a text written by me, which was also discussed in the group. During the creation process, there was no intervention. There had been some sort of brainstorming, but this was not meant to be a brief, and it is not a curated exhibition. There are 28 artists exhibiting with you. How did you decide on these participants? I am in close contact with all of them. I always visit their studios, and I have conversations with them. Actually, there are more people, but we have to consider the space and make decisions accordingly. Otherwise this number could be 50. Now, there are a lot of people in isim daha var, onları da tenzih ediyorum. Bazıları sadece kafamda uzun süredir vardı, bazıları uzun süredir konuştuğum insanlardı, yani böyle bir egom yok. Bazı sitem eden arkadaşlarım da var. Hakikaten kusura bakmasınlar. Erkek sanatçıların ağırlıkta olduğu bir seçki olması durumu da eleştirildi şakayla karışık, Sevil Tunaboylu’nun böyle bir yorumu oldu. Bunu sizin yanıtlamanız daha doğru olacaktır belki. Sevil benim arkadaşım, hatta komşum. Biz erkekler çok olsun kadınlar çok olsun şeklinde taraflı bir yaklaşım içinde değiliz. Dikkat edilebilirdi, belki daha çok kadın da olabilirdi. Antonio Cosentino’nun eleştirisi üzerine buna dikkat etmeye çalıştım ben, ama bunun üzerine çok fazla kafa yormadık açıkçası. Tabi şöyle bir şey çıkıyor mastürbasyon diyince bizim toplumumuzda erkekle ilgili bir şeyden bahsediyormuşuz gibi bir algı çıkıyor. Ondan dolayı bir erkek sergisi yanılsaması var. Mastürbasyon kelimesinin my mind that I wish could have joined us in this exhibition, which I have excluded. Some of the artists partaking in this exhibition have been in my mind for a long time. I have known some of them for a long time. I do not have an ego. Some of my friends criticized me. I sincerely apologize. The exhibition is jokingly criticized because of having predominantly male artists in its selection, for example Sevil Tunaboylu provided this critique in their review. This is a question that requires a more accurate answer from you. Sevil is my friend, even my neighbour. We do not have a biased gender approach deliberately including more males or females. It could be considered, it could be more women. I tried to be careful about this after Antonio Cosentino’s critique. But to be honest, we did not ponder on the issue very much. On the other hand, something like masturbation is socially perceived as something which is primarily related to men in our society. 23 röportaj / interview argo anlamlarına da baktık, erkek kavramları çıkıyor hep. Belki böyle bir yanılsama ondan da çıkıyor. Bir erkek sergisi gibi anlaşılıyor, aslında evet daha fazla kadın sanatçı olmalıydı. Sevil haklı belki de. İsmiyle ters köşe yapan bir sergi de aynı zamanda. Evet kesinlikle, direkt mastürbasyonı anlatan bir sergi değil. Mastürbasyonu birçok anlamıyla ele alan, sanatçının kendi ürettiği anlamla ortaya çıkan bir sergi. Tarık Gök fotoğraf sanatçısı mesela onun dağ fotoğrafı var. Dağ resmiyle ‘masturbation’ı temsil ediyor. Ki dağ konseptini mastürbasyonla özdeşleştiren üç farklı iş var bu sergide. Aynı zamanda şöyle bir şey var, kendi kulvarı dışında üretimini mastürbasyon olarak tarif eden işler de gördüm ben bu sergide. Bu da işin sürprizli ve güzel tarafı. Sergide yer alan sanatçıların bir kısmı da normalde çalıştıkları medyumun dışında işler ürettiler, bu da serginin amaçlarından biri miydi? Aslında öyle kesin bir dilimiz yoktu. Sadece bazı arkadaşlarımız farklı bir şeyler denemek istediler. Bu yüzden bu sergi onlar için de bir fırsat anlamında, mesela Ali İbrahim Öcal performans yapmak istedi, Basako farklı bir şey denemek istediğini söyledi. Bu aynı zamanda eleştiri içeren bir sergi de diyebiliriz değil mi? Therefore there exists the illusion that it is a male exhibition. We also investigated the slang meanings of the word masturbation, and was always met with male concepts. It leads to that understanding of it as being a male exhibition. Actually yes, more female artists should be included in the exhibition. Maybe Sevil is right. The name of the exhibition throws a curve at the same time. Yes, absolutely, the exhibition does not directly describe masturbation. It addresses many meanings related to the word masturbation, and emerges with the artist’s own definition and understanding. For example, Tarık Gök is a photographer who took a photo of a mountain. He represents masturbation with the image of a mountain. There are three different works representing masturbation with the image of a mountain in this exhibition. On the other hand, in this exhibition there are works which are out of the artists’ usual medium, and which are defined as masturbation the creators precisely because of this fact. This is the surprising and beautiful side of the work. Zeynep Beler andromeda (2014) tuval üzerine yağlı boya oil on canvas 50 x 50 cm Some of the artists in the exhibition have produced works with mediums that differ from their usual mediums for this exhibition. Was this one of the aims of the exhibition? Sanat sistemi içinde yaratıcının geldiği noktayla ilgili hepimizin sıkıntıları var. Bunu pek çok sanatçı hissediyor. Bir başkaldırı sergisi değil bu ama bunların farkındayız demek için bir yöntem belki. In fact, we did not have a precise discussion around this. Some of our friends wanted to try something different. Therefore, this exhibition is a kind of opportunity for them. For example, Ali İbrahim Öcal wanted to produce a performance, and Basako said that she wanted to try something different. İzleyiciye aktarmak istediğiniz şeylerden biri de bu mu peki? Is it true that a magazine has published a critique of this exhibition? İzleyicinin burada okuması gereken şey şu mesela, sanatçıların bir araya geldiklerinde aslında ne kadar büyük bir sinerji ve enerji yaratabildiklerini anlaması gerekiyor. Aynı All of us have issues with the art system. Many artists feel this. This exhibition is not a rebellion, but maybe a kind of way to say that we are aware of these issues. 24 Merve Morkoç isimsiz untitled (2016) kağıt üzerine aquarel ve pastel aquarel and pastel on paper 45 x 35 cm 25 röportaj / interview zamanda sanatçılar da galeriden bağımsız, küratörden bağımsız - hatta bu mekân biraz gençlere açık olduğu için biz buradayız bütün bunlardan bağımsız olarak iyi bir şeyler yapabilirler demek. Kalabalık bir gruptan bahsediyoruz, bunun koordinasyonunu nasıl sağladınız? Güvenle ilgili bir durum bu. Onların emeğine duyduğum saygıyı, onlara yaklaşımımı, onlarla kurduğum ilişkiyi bildikleri için sanırım bana fazlasıyla güveniyorlar. Ben de onlara güveniyorum. Bu serginin küratörü olmadığınızın altını çiziyoruz ama. Meltem Sarıkaya isimsiz untitled (2015) tuval üzerine yağlıboya oil on canvas 60 x 80 cm Evet küratörü değilim, organizatörüyüm bu serginin. Asla küratörü değilim, bu işleri yapmak için bir tutkala ihtiyaç vardı ben de o tutkalım sadece. Bu sürekliliği olan bir kolektif değil aslında, değil mi? Evet, ‘bir sanatçı kolektifi sergisi’ derken bu rakamsal anlamda bir demek aslında. Bundan sonrası belki fişeklenir başka arkadaşlar buna devam etmek isteyebilir, ben de belki iki sene sonra bununla ilgili bir şeyler yapmak istiyorum derim. Hoşumuza gidebilir, çok da keyif verebilir, onu zaman gösterecek. Son olarak, bu serginin sizin için önemi nedir? Bireysel anlamda benim için önemi, sanatçıların bir araya gelip bir arada olabilme duygusunun altını çizmek. Çünkü sistemin içinde dağıldığımızı düşünüyorum. Fakat bir şekilde bir araya araya toplanmak duygusunu ve durumunu önemsiyorum. Bu benim hoşuma giden bir şey. Herkesin buradan kendi hanesine bir şeyler çıkaracağını düşünüyorum. Burak İşseven sekizlesizm (2016) arşivsel pigment baskı archival pigment print 42 x 51 cm 26 Is this one of the things that you want to transfer to the audience? For example, the audience should read that artists can create a big synergy and energy when they come together. At the same time, artists can do something independently from a gallery and a curator – we are here, because this place is open to young people – that means, we can do something good independent from all of these. It is a large group. How did you ensure coordination? It is about confidence. They know that I respect their exertions, my approach to them and the relationship that I have built with them, therefore they trust me deeply, and I trust them, too. But we highlight that you are not curator of the exhibition. Yes, I am not the curator. I am the organizer of this exhibition. I am never curator of this exhibition, there was a need for glue to achieve all of these, and I am only the glue. This is not a collective which has continuity, is it? Yes. The meaning of ‘an’ in the title ‘an artist collective exhibition’ is actually numerically one. Thereafter, maybe some friends would want to continue this. Maybe after two years, I can say that I want to do something which is related to this. We can take pleasure; cheer up; only time will tell. Finally, what is the significance of this exhibition for you? On an individual basis, the importance of this exhibition is highlighting the emotion of the coalescence of artists, because I think that we get dispersed in the system. But in a way, I care about the emotion and situation linked to the coming together. I like this. I think everyone will take something home from the experience. 27 etkinlik / event etkinlik / event Red Bull Music Academy presents : Beyond The Noise Canlı Performans: Ah! Kosmos 16.02.2016 28 Canlı Performans: Ah! Kosmos Live Performance: Ah! Kosmos İstanbul doğumlu Ah! Kosmos, diğer ismiyle Başak Günak, 2013 Mayıs ayında “Flesh” adlı EP’sini Müzik Hayvanı etiketiyle yayınladı, 2015 Nisan ayında ilk LP’si “BASTARDS”ı Denovali Records’tan yayınlayan Ah! Kosmos,geçtiğimiz yıllarda Sonar Festival Barcelona, Venedik ElectroFestival, Tokyo Electronic Music of Arts Festival, Dubai Meet D3 Festival, CitySonic Festival Mons, Brüksel Piknik Elektronik ve Budapeşte Punkurica Festival gibi önemli festivallerde performans sergiledi. 2014 Ekim ayında Tokyo’da gerçekleşen Red Bull Music Academy 2014’te katılımcı olarak yer aldı. Başak Günak aka AH! KOSMOS released her debut EP “Flesh” under the Muzik Hayvanı label in May 2013 and her debut LP “BASTARDS” was released by Denovali Records in April 2015. She performed in at the Sonar Festival, Venice ElectroFestival, Dubai Meet D3 Festival, Rock’n Coke 2013, Budapest Punkurica Festival, Tokyo Electronic Music of Arts Festival, CitySonic Festival in Mons, and Piknik Elektronik in Brussels. In October 2014 she participated in the Red Bull Music Academy 2014 in Tokyo. 29 etkinlik / event etkinlik / event Betonart Yazar Buluşmaları II Betonart Author’s Meeting II 2 Nisan | 2 April – 19:00 @ Mixer! Fotoğraf sanatçıları: Christelle De Castro, Dan Wilton, Gianfranco Tripodo, Lauren Gesswein, Jacob Khrist, Maria Jose Govea, Pere Masramon, Sarah Bastin Photography artists: Christelle De Castro, Dan Wilton, Gianfranco Tripodo, Lauren Gesswein, Jacob Khrist, Maria Jose Govea, Pere Masramon, Sarah Bastin Sanatçıların sahne arkasında geçirdikleri zaman aslında sahnedeki performans süresinin çok daha fazlasıdır. Ancak ne tuhaftır ki, müzisyenlerin karakterlerini hep sahne önünde parlak ışıkların altında, coşkulu kalabalıkların arasında geçirdikleri performans anlarında çekilen fotoğraflar tanımlıyor. Peki ya konserden önce, seyircinin heyecan katsayısının her geçen dakika şiddetle arttığı, izleyici arasındaki huzursuzlukla karışık o tarifsiz beklentinin çığ gibi büyüdüğü anlarda, sahnede henüz gözle görülür hiçbir hareketlenme yokken sahne arkasında neler oluyor? Beyond The Noise; performans öncesi ve sonrası geçip giden tüm o farklı hallere, hızlı geçişli duygu durumlarına tanıklık ediyor. Adrenalin, kaygı, artan gerginlik, yükseliş ve rahatlama. Tüm bu süreçleri göz kamaştırıcı detaylarla birlikte en saf haliyle ortaya çıkaran sergi; müzisyenlerin müdahale edilmemiş anlarını hayranlarına alışılagelmişin çok dışında bir bakış açısıyla sunuyor. Nadir beliren yüz ifadeleri, rahatlamayla oluşan tuhaf beden hareketleri, coşku ve gerginlik, odalardaki benzersiz detaylar samimi ve merak uyandırıcı bir görsellikle gün yüzüne çıkarılıyor. Beyond The Noise sergisindeki seçki; New York’da gerçekleşen Red Bull Music Academy Festival, Barselona’daki Sonardôme ve 2015 yılında Red Bull Music Academy Paris sırasında çekilen fotoğraflardan oluşuyor. Artists spend more time offstage than on. However, it’s a peculiar inversion that their personalities are defined by snapshots of these fleeting moments under bright lights and in front of loud crowds, preserving the performer but not necessarily the person. What happens before the show, behind the curtain, as the audience bustles with anticipation? What happens once the last machine is switched off, and the last piece of trash swept away? Beyond The Noise captures these precious personal moments from before and after the show: the adrenaline, the nervous tension, the ecstasy and the release. Distilling these moments in their purest state and most vivid detail, the exhibition presents an undisturbed and authentic look at a side most fans never get to see: rare facial expressions and relaxed antics, exhilaration and fear, ripped-up green rooms and beads of sweat dripping down the wall... In collaboration with a team of talented local photographers, the shots are intimate and gripping – with close ups of interesting details conveying the uniqueness of each location. All selections were shot during the RBMA Festival in New York City, at the Sonardôme in Barcelona and throughout the 2015 Academy in Paris. 30 31 koleksiyoner / collector koleksiyoner / collector Melis Ergin röportaj interview H ü lya Avtan Mixer Dergi’nin 15. sayısında bir farklılık yaptık ve bir koleksiyonerle de buluştuk. Sanat eseri koleksiyoneri olmayı uzun yıllardır planlayan Melis Ergin, Şener Soysal’ın "#09"u ile bu yolculuğuna başladı. Ergin ile satın aldığı ilk eser ve geleceğe dair planları hakkında konuştuk. We did something different for the Mixer Mag’s 15th issue and had an interview with an art collector. For many years Melis Ergin planned to be an art collector, and she began her journey with Şener Soysal’s “#09”. We talked about the first work she purchased and her future plans. Biraz sizi tanıyabilir miyiz? Could you tell us a little bit about yourself? Mimar Sinan GSU Sosyoloji Bölümü mezunuyum. "Youth Republic" isimli gençlik odaklı reklam ajansında deneyim tasarımı, marka aktivasyonu ve etkinlik departmanı direktörüyüm. Dünyayı gezmek ve başka kültürleri tanımak tutkum diyebilirim. Tek başıma geziyorum ve tamamen oranın yerlileriyle o kültürü deneyimlemeyi seviyorum. Dekorasyon tasarım işleriyle de ilgileniyorum. Hayatın renklerini kişiliğimle harmanlayıp özel anlar yakalamak için yaşıyorum diyebilirim. I graduated from the Department of Sociology, Mimar Sinan Fine Art Academy. I’m a director of experience design, brand activation and event departments at a youth focused advertising agency named "Youth Republic". I would describe my passion as travelling the world and exploring new cultures. I travel alone and I love to experience different cultures with local people. I am also interested in decoration design. I live to capture special moments with the colors of life blending with my personality. 32 İlk sanat eserinizi satın almaya nasıl karar verdiniz? How did you decide on buying your first artwork? 11 sene önce iş hayatına başladığım zamanlarda ufak çaplı bir koleksiyoner olan kuzenim Yelda İpekli ile konuşuyorduk. Koleksiyonundaki eserler hep ilgimi çekmişti. Kişiyi ve dünyaya bakışını yansıttığını düşünmüştüm. Sayısız seçenek içinde bir tarzı beğeniyor ve bir araya getiriyorsunuz. Muhteşem bir şey bu. Kuzenimde Remzi İren’in bir işini gördüğümde çok heyecanlanmıştım. Beni kendine almış, sanatın hayal gücünü somutlaştıran bir araç olduğunu fark etmemi sağlamıştı. O yaşlarda önceliğimin dünyayı gezmek olması kararını verdim ve 30 yaşında ilk eserimi alma hedefi koydum kendime. Mixer’in Sıraselviler’deki yeni mekânının açılışında fotoğrafı gördüğüm an benim ilk işim olmalı dedim. When I stepped into working life 11 years ago, I was discussing collecting with my cousin, Yelda İpekli, who is a minor art collector. I have always been attracted to the pieces in her art collection. I thought that the collection reflects the person’s identity and view of life. Once you like a style, you can combine it with endless options. It’s amazing. I was so excited when I saw Remzi İren’s artwork in my cousin’s art collection. It attracted me and made me realize that art is the proof of imagination. At that age I decided to prioritize traveling the world and I aimed to buy my first artwork at the age of 30. I said that piece (Şener Soysal - #09) would be mine at the opening of Mixer’s new place in Sıraselviler. Neden Şener Soysal’ın işini almak istediniz? Açık konuşmak gerekirse sanatçıyı özel olarak takip etmiyordum. Eser alma hedefim olan 30 yaşımın içindeydim. Hayranı olduğum ve ruhumun ait olduğunu hissettiğim ülke Brezilya’dan yeni dönmüştüm. Rio’daki favelaların ne kadar hayat dolu olabileceği beni şaşırtmıştı. Bu kültür beni oldukça etkilemişti. Mixer’e girdiğimde gördüğüm bu fotoğraf kendi şehrimdeki benzerlikleri yansıtması ve kentsel doönüşümü anlatması ile beni içine aldı. O fotoğrafta kültürel ve ekonomik farklılığı gördüm ama hala hayatin renkleri oradaydı. Bu arada hep pentür alacağımı düşünmüşken bir fotoğraf almış oldum. Koleksiyonunuzun ilk eseri fotoğraf, bundan sonra da fotoğraf üzerine mi ilerlemeyi düşünüyorsunuz? Ben renklerin, zevklerin, hayallerin karışımından doğan güzelliğe inanan biriyim. Hiçbir ekole ya da hiçbir rutine bağlı kalmadan, içimden geldiği gibi felsefesiyle Why did you want to buy Şener Soysal’s work? To be honest, I didn’t follow the artist specially. I was 30 – my goal age for buying an artwork. I just returned from Brazil, the country that my soul belongs to. Rio’s favelas have amazed me with their liveliness and vibrancy. This culture deeply attracts me. When I entered Mixer, the photo touched me with a reflection of my own city through unplanned urbanisation. In that photo there were cultural and economic differences, but there were also the colors of life. By the way I always thought that I would buy a painting, but I bought a photograph. The first artwork of your collection is a photograph. Will you continue collecting photographs after this? I believe in the beauty that grows from colors, dreams and joy. I live in the moment, free from any routine and education. That’s why my next artwork will be the one that amazes me the first time I see it, free from any school of thought and artist. The only thing that I am sure about is that my next artwork will be a painting or photograph with an ethnic and 33 koleksiyoner / collector Şener Soysal #09 (2016) fotoğraf photograph 25 x 25 cm yaşıyorum sanırım. Bu sebeple bir sonraki eserim yine girdiğim gibi gördüğümde beni harekete geçirecek, heyecanlandıracak bir eser olacak ama sanatçı ve ekolden bağımsız olacak. Emin olduğum şey ise canlı detayların olduğu ve otantik, etnik ögelerin bulunduğu bir tablo ya da fotoğraf yine tercihim olacak. Hatta belki de bir obje... Sınırsız seçme şansınız olsa hangi sanat eserinin koleksiyonunuzun bir parçası olmasını isterdiniz? Daha çok çağdaş sanatçılar ile ilgileniyorum. Japon çağdaş sanatı ilgimi çekiyor. Bununla beraber Slinkachu’yu da takip ediyorum. En çok istediğim eser ise geçtiğimiz seneki Contemporary İstanbul’daki bir eserdi. Ama maalesef satıldı. Hayal etmek sınırsız demiştiniz değil mi, o zaman Salvador Dali’nin ‘Eriyen Saatler’ eseri kesinlikle en büyük hayalim. Şunu da eklemek isterim, Remzi İren’in beni ilk gördüğümde büyüleyen bir kadın portresini almayı çok istiyorum. Hangi sanatçıları takip ediyorsunuz? Slinkachu’yu takip ediyorum. Galerileri gezerek işleri inceliyorum. Daha çok opsiyon sunması sebebiyle fuarlardaki işleri incelemeyi seviyorum. Beni çok çeken ve bütçeme uyacak işleri alarak devam edeceğimi düşünüyorum. 34 oriental theme and with vibrant details. Maybe an object… If you have the chance to choose any artwork in the world for your art collection, which work would it be? I am mostly interested in contemporary artists. Japanese contemporary art particularly attracts me. I also follow Slinkachu. The artwork I have wanted is the one that was exhibited at Contemporary Istanbul last year. Unfortunately it was sold. But you said that there is no limit to the imagination, right? So my biggest dream is to own Salvador Dali’s “The Persistence of Memory”. I would also like to add that I would love to buy one of Remzi İren’s portraits of a woman, as it fascinated me at the very first sight. Which artists do you follow? I follow Slinkachu. I explore the art pieces through visiting galleries. I like to visit art fairs because they offer more variety. I will continue to collect artworks that attract me and that are affordable. Mixer, Jotun ile Renkleniyor Jotun colours Mixer, Sanatın her dalı kendi dokusunu barındırır. Mixer, bu dokuyu Jotun renkleriyle öne çıkarıyor. Norveçli boya markası Jotun, dünyada birçok yapıyı korurken renkleriyle sanata da destek veriyor. Each branch of the arts has its own unique character. Mixer highlights this characteristic variety with Jotun colors. Norwegian paint brand Jotun protects many buildings around the world whilst supporting the arts with it’s colors. 2016 yılında Mixer’de gerçekleşecek tüm sergiler Jotun’un boya sponsorluğunda gerçekleşecek. Galeri, her sergi öncesi özenle seçilen renkler ve ürünlerle boyanarak yenilenecek. 5 kıtada 90’dan fazla ülkede temsil edilen Jotun, özel yapıları ve güzel evleri koruyor. Eyfel Kulesi, Burj Khalifa, Petronas Kuleleri ve Palm Jumeirah gibi dünyanın en bilinen yapılarının yanı sıra Zorlu Center, Varyap Meridian, Atatürk Olimpiyat Stadı, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Boğaziçi Köprüsü de Jotun’la korunuyor. Jotun, renkleri ve kaliteli ürünleriyle dekoratif boyalar, endüstri boyaları, toz boyalar ve deniz boyaları segmentlerinde hizmet veriyor. İç cephe, dış cephe ve ahşap boyalarıyla en güzel evleri renklendiriyor. Endüstri boyalarıyla enerji, santral, köprü ve offshore gibi konseptlere hitap ederken toz boya segmentiyle mobilya, beyaz eşya, bina bileşenlerini boyuyor. Denizcilik sektörüne yönelik ise farklı özelliklere sahip yat ve gemilere hizmet veriyor. With Jotun’s sponsorship, Mixer’s exhibition area will be renewed for each exhibition. The gallery will be repainted specifically for every new exhibition, using carefully selected Jotun colors. Jotun is available in more than 90 countries on 5 different continents. The paint brand is used to beautify homes and protect iconic structures around the globe. In addition to the Eiffel Tower, Burj Khalifa, Petronas Towers and Palm Jumeriah, Jotun also protects the Zorlu Center, the Varyap Meridian, Atatürk Olimpic Stadium, the Fatih Sultan Mehmet Bridge and the Bosphorus Bridge. Jotun’s product range includes colorful, high quality decorative, industrial, powder and marine paint products. It offers special paints for interior walls, exterior walls and wood used to beautify homes. While it provides industrial paint products to energy, station, bridge and offshore concepts, it is also used to paint furniture, white goods and structural components with powdered paints. Jotun also provides various specialised products to marine segment with their range of products suitable for yachts and ships. 35 masturbation & binary prints açılıştan kareler shoots from the opening 36 37 sıraselviler cad. no:35, 2. bodrum kat, beyoğlu istanbul +90 212 243 54 43 | www.mixerarts.com | [email protected] 38
Benzer belgeler
PDF olarak indir
Seçil Ofset
100. yıl mahallesi matbaacılar sitesi
4. cadde no:77 bağcılar, istanbul
BASKI PRINT
PDF olarak indir
Seçil Ofset
100. yıl mahallesi matbaacılar sitesi
4. cadde no:77 bağcılar, istanbul
BASKI PRINT
june-october
medyumlardan farklı alanlarda ürettiği yeni
çalışmalarıyla izleyici karşısına çıktıkları
sergi, resimden videoya, performanstan
desene kadar uzanan multidisipliner bir
deneyim imkânı sunuyor.
PDF olarak indir
Süter, Bedia Ekiz, Buşra Tunç, Çağrı Saray, Sümer Sayın
ve Viron Erol Vert’in işlerine yer veren sergi Ütopya
ve distopya arasında gidip gelen gelecek kurgularını,
mekânsallık üzerinden inceliyor.