Hangar Dergisi - Ege Meslek Yüksekokulu
Transkript
YENİ BİR YIL Öğr.Gör. Alperen DOĞRU Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Uçak Teknolojisi Programı Öğretim Elemanı Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Adına Sahibi Prof.Dr. Semih GÜNEŞ / Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü Sorumlu Müdür Yrd.Doç.Dr. Mehmet Necdet Yıldız / Uçak Teknolojisi Programı Koordinatörü Değerli Hangar Dergisi okuyucuları; Yayına Hazırlayan Uçak Teknolojisi Programı Hangar Ekibinin hazırlamış olduğu dergimizin bu sayısında yine ilginizi çekecek birçok yazıyı Uzun seneler sonra İzmir’e düşen kar tanelerinin verdiği mutlulukla 2011 yılını bitirip 2012 semalarına doğru kalkışa bu günlerde, hangarımız, atölye ve laboratuvarlarımızın geliştirilmesi çalışmaları hızla devam etmekte olup yeni yıla yoğun bir çalışma temposu ile giriyoruz. 2011 yılı son çeyreğine göz atacak olursak; Havacılık ve Uzay Kümelenmesi ve Türk Hava Yolları Teknisyenler Derneği ile organize Yayın Ekibi Başkanı Mesut Can ULUSAN bulacaksınız. geçtiğimiz Alperen DOĞRU / Öğretim Görevlisi ettiğimiz “Türkiye’de ve Dünyada Havacılık Endüstrisindeki Gelişmeler” konulu çalıştay, İzmirli havacıları bir YAYIN Ekibi Barış TUNALI Emircan TIRAMPAOĞLU Burak ATİK Feruz ALTAY Ceyhun VARDARLI Kemal BAŞIGÜL Emre MERT Kapak Tasarımı Serap Sönmez GÜNDEM Grafik Tasarım Mesut Can ULUSAN araya getirmiş ve üniversitemizin Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ile imzalandığı “Tahribatsız Muayene Protokolü” ile sektörel iş birliklerimize bir yenisini daha eklemiş bulunmaktayız. Daha detaylı bilgileri dergimizin içerisinde bulacaksınız. Biz UTEK ekibi (Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Uçak Teknolojisi Programı Yönetici ve İdarecileri, Öğretim Elemanları ve Öğrencileri) olarak daima yeninin, bilimin ve teknolojini peşinde olacağız. Zaten en iyiyi yaratmak veya olağanın dışına çıkmak, var olan ile yetinmeyip hayallerin peşinden gitmek ile gerçekleştirilebilir. Güvenilir Mühendislik üzerine çalışan Muphy’nin dediği gibi "Çözülen her problem yeni problemler yaratır." Bu yüzden yeni problemleri çözme gücü olan insanlar ancak yaratıcı olabilirler. Tüm okurlara güzel bir yıl ve başarı dileklerimle, HANGAR Dergisi İletişim Bilgileri Tel: 0 232 311 14 74 Fax: 0 232 388 75 99 AHMET EROĞLU EĞİTİM TESİSİ Fatih Mahallesi 1099. Sokak No: 114 Sarnıç-Gaziemir/İZMIR uç[email protected] Ocak 2012 Çok Değerli Hangar Okurları ve Sevgili Öğrenciler Hangar Dergisi bu sayısında tüm Ege MYO öğrencileri ve Uçak Teknolojisi Programımız öğrencilerine iyi bir eğitim öğretim yılı dilemek istiyorum. Eğitim-öğretim faaliyetlerini Gaziemir, “Ahmet Eroğlu Eğitim Tesisleri”nde sürdüren programımıza, Hava Teknik Okullar Komutanlığının ve Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneğinin katkıları kesintisiz olarak sürmektedir. Bunun yanı sıra Savunma Sanayi Müsteşarlığının destekleri ve TUSAŞ ın katkılarının da okulumuzdaki öğrencilerimizin yetiştirilmesindeki önemini ve verilen katkılara tekrar teşekkür etmek isterim. Havacılık Uzay Kümelenmesi Derneğinin bursları öğrencilerimizin eğitimlerinde önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca HUKD ni olarak gerek eğitim desteği ve gerekse dernek üyesi kurum ve kuruluşlar ile dernek de görev alan eğitim gönüllüleri dostlarımızın katkıları içinde kurumum adına teşekkür etmek istiyorum. 2012-2013 eğitim öğretim yılında YÖK tarafından açılmasına onay verilen Sivil Hava Ulaştırma İşletmeciliği Programımıza gelecek yıl öğrenci alınması için gerekli çalışmaların sürdürüldüğünü ifade etmek istiyorum. Ülkemiz havacılık sektöründe mezunlarımızın nitelikli iş gücü olarak yer alması bizleri mutlu etmektedir. Sevgiyle kalın. Prof.Dr. H.Semih GÜNEŞ 06 Ocak 2012 Ege Meslek Yüksekokulu İÇİNDEKİLER Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Uçak Teknolojisi Programı Havacılık Çalıştayı Türk Hava Yollarında Ege Üniversitesi Seferi HD-19’ a Ne oldu? Uçak ve Füzelere Yerli Motor Atatürk Ve Havacılık 01 Ege Üniversitesi Uçak Teknolojisi Programı Çalıştayı 02 Türk Hava Yollarında Ege Üniversitesi Seferi 04 HD-19’a Ne Oldu? 05 Gaz Türbinli Motorlar 06 Kül Bulutları Tehdit Olmaktan Çıkabilir 08 NASA’ dan Kiralık 09 Uçak ve Füzelere Yerli Motor 10 Ordu-Giresun Havaalanında Yer Yok! 11 Teknoloji Uçak Gürültüsünü Engelliyor 12 Uzaya Kargo ve Yolcu Taşıyacaklar 13 787 Devrim Mi Yoksa Hayal Kırıklığı mı? 14 Türk Hava Yolları 15 Özgür Olmak - OSHO 18 600 Işık Yılı Uzaklıktaki “Kardeş” 19 Selçuk 20 Derin Ven Trombozu 22 Antartika’nın Gizli Yüzü Ortaya Çıkıyor 23 Yusufçuk 24 Uyurken Beynimizde Neler Oluyor? 25 ATATÜRK VE HAVACILIK 1 İYİ BİR FİKİR Emekli hava Tümgeneral Sadi Atikkan, Atatürk 'e ait bir anısını şöyle anlatır: 1935 yılında, Ankara Palas'taki Cumhuriyet balosunda Atatürk, her zamanki gibi bizlerden bir gurubu, yarım daire şeklinde karşısına almış neşeli bir şekilde sohbet ediyordu. Sorular soruyor, tatmin olmazsa kişisel fikirlerini söylüyordu. Konu, ilk kadın pilotumuz Sabiha Gökçen'di. Kadın pilot konusunda düşüncelerimizi öğrenmek istiyordu. Sohbetin ardından, etrafında oluşturduğumuz yarım çemberi, benim bulunduğum yerden geçmek üzere yürüdü. İşte bu anda, birden ağzımdan şöyle bir söz çıktı: "- Sayın Atatürk'üm, Sabiha Gökçen'i İzmir'e göndermenizi istirham..." Atatürk, sözümü kesti ve o, insana dehşet veren mavi gözlerini, gözlerime dikerek biraz da sertçe sordu: "-Ne yapacaksın Gökçen'i İzmir'de?" Açık söylemek gerekirse, o an dizlerim tir tir titriyordu. Ürkek bir sesle sorularını cevapladım: "-Sayın Atatürk'üm, İzmir'de halk arasında Sabiha Gökçen'in yalnız uçmadığı, uçuşlarında daima yanında bizlerden biri bulunduğu şeklinde yaygın bir kanı var. Halbuki, İzmir'e gelip ve İzmir Türk Hava Kurumu'nun, Seydiköy (Gaziemir) Hava Alanı'na davet edilerek halk ve öğrenciler önünde yapılacak bir gösteri uçuşu ile, arz ettiğim bu yanlış kanı, ortadan kalkmış olur." dedim. Konuşmamın ortalarına doğru, Atatürk'ün yüzündeki asabî çizgiler silinmiş, her zamanki o sakin halini almıştı: "-Haklısın. İyi bir fikir. Göndereyim, göndereyim!" dedi. Ve bir süre sonra, Sabiha Gökçen'in Türkiye ve Balkan turlarına tanık olduk. Bizim dünyamız - bilirsiniz - topraktan, sudan ve havadan oluşmuştur. Hayatın da, esas unsurları, bunlar değil midir? Bu unsurlardan birinin eksikliği, yalnız eksikliği değil, sadece bozukluğu, hayatı imkansız kılar. Hayatı, hele ulusal hayatı seven, onu korumak isteyen; yurdunun topraklarına, denizlerine olduğu gibi, havasına da ilgisini, her gün biraz daha çoğaltılmalıdır. Mustafa Kemal ATATÜRK "Göreceksiniz çocuklar gelecekte her şey havadan olacak.Tüm savaşlar tüm uygarlıklar havadan.Bu nedenle havacılığa daha çok önem vermeliyiz." Mustafa Kemal ATATÜRK MESUT CAN ULUSAN Kaynak: www.bilginozkaynak.com/ BİZDEN HABERLER 2 Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu’na bağlı olarak 2010-2011 öğretim yılında faaliyete başlayan Uçak Teknolojisi Programının eğitim-öğretimini sürdürmekte olduğu, Ahmet Eroğlu Eğitim Tesislerinde, Ege Üniversitesi, Ege Meslek Yüksekokulu, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği ve Türk Hava Yolları Teknisyenler Derneği katkılarıyla “Türkiye’de ve Dünya’da Havacılık Sektöründeki Gelişmeler” konulu çalıştay büyük bir katılımla gerçekleştirilmiştir. Çalıştaya, Gaziemir Belediyesi Başkanı, Ege Üniversitesi Öğretim Elemanları, Hava Teknik Okullar Komutanlığı Öğretim Elemanları, 3. Kara Havacılık Alay Komutanlığı Personeli, Türk Hava Kurumu Üniversitesi Öğretim Elemanları yanı sıra Türk Hava Kurumu, TAI, SunExpress Hava Yolları, HAVAŞ, İzair Havayolları, Seabird Havayolları, İzmir Model Uçak Kulübü, Betaz Havacılık, Yavrukuş Uçuş Okulu, EnTr Enerji, Gühring Türkiye, Rota Filo Savunma ve Havacılık, İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Ege Ajans gibi pek çok kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütünden üst düzey temsilciler katılmışlardır. Çalıştayda, Ege Meslek Yüksekokulu Müdürü ve Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği Başkanı Prof. Dr. H. Semih GÜNEŞ açılış konuşmasını yapmış, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği ve faaliyetleri hakkında bilgi aktarmıştır. Gaziemir Belediye Başkanı Sayın H. İbrahim ŞENOL tarafından Gaziemir’deki havacılık çalışmalarının bölgeye olan katkıları ve gelecek ile ilgili projelerini ifade etmişlerdir. Daha sonra Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu Uçak Teknolojisi Programı koordinatörü Yrd.Doç.Dr. M. Necdet YILDIZ program kuruluşu, gelişimi ve faaliyetleri ile ilgili bilgi aktarmıştır. Ardından çalıştayın panel bölümüne geçilmiştir. Oturum Başkanı Sayın Ali Emre AKGÜNEŞ, Dünya’da ve ülkemizdeki havacılık sektöründeki gelişmeler hakkında giriş konuşması yaparak sözü ilk konuşmacı olan Uluslararası Uçak Mühendisleri Derneği (AEI) Genel Sekreteri Sayın Fred Bruggman’a vermiştir. BİZDEN HABERLER 3 Sayın Fred Bruggman, dünyada gelişen havacılık sektöründe, hava aracı sayısındaki artış ile birlikte havacılık insan kaynakları ihtiyacının önemli ölçüde artış göstereceğini, ayrıca teknolojideki hızlı değişim ile mevcut insan kaynaklarının bu değişime ayak uydurması gerektiğini, hava aracı bakım personelinin niteliklerinin, bilgi donanımlarının ve kabiliyetlerinin çağa uygun olması gerektiği vurgulamıştır. Ayrıca dünyada insanların niçin havacılık sektöründe yer almak istedikleri hakkında bilgi vermiştir. İkinci konuşmacı olarak AIRBUS Tedarik Zincirleri Kalite Direktörü Sayın Mustafa BAYSAN; sivil havacılık sektöründe AIRBUS şirketinin konumu, şirketin yapısını, sektördeki teknolojik gelişmeleri ve sektördeki arz - talep dengesinin imalatçı firmalar açısından talepleri karşılamada yetersiz kaldığını vurgulamıştır. Bu arz-talep dengesinin karşılanmasında gerekli yatırımların yapılarak Türkiye’nin de kendi yerli uçağını yapması gerektiğini belirtmiştir. Bu yerli uçağın kapasitesinin dünyadaki büyük yolcu uçakları sınıfında olması gerektiği ve yapılacak uçağın geniş bir yan sanayiye sahip olması hakkında önerilerde bulunmuştur. Son konuşmacı olarak Türk Hava Yolları Teknisyenler Derneği Başkanı Sayın Yavuz GÜVER, Türkiye’de havacılık eğitimi veren kurum ve kuruluşların iş birliği içerisinde hareket etmeleri ve bu konuda standartların oluşturulması gerekliliğini belirtmiştir. Havacılık dilinin İngilizce olduğunu ve havacılık eğitimi alan her personelin, çok iyi yabancı dil bilgisine sahip olması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca Türkiye ve Avrupa’daki Hava aracı bakım personelinin lisanslandırılmasıyla ilgili gelişmeler hakkında bilgi vermiştir. Çalıştay; Panelistlere, katılımcılar tarafından havacılık sektörü hakkında cevaplandırılmasının ardından ikram ve eğitim tesisleri gezisi ile sona ermiştir. yöneltilen soruların BİZDEN HABERLER 4 TÜRK HAVA YOLLARINDA EGE ÜNİVERSİTESİ SEFERİ Türk Hava Yolları (THY) Teknik A.Ş ve Ege Üniversitesi arasında EÜ Rektörlüğü Senato Salonunda protokol imzalandı. Tören Ege Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Candeğer Yılmaz, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Genel Müdürü Doç. Dr. İsmail Demir ve Ege Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof.Dr. H. Semih Güneş’in katımıyla gerçekleştirildi. Protokol, Ege Bölgesi Tahribatsız Muayene; eğitim, uygulama ve danışmanlık merkezinin oluşturulması amacını taşıyor. Rektörümüz Prof.Dr. Candeğer Yılmaz, "Tahribatsız muayenenin ihtisaslaşmaya ihtiyacı var. Bu birliktelik böyle bir ihtisaslaşmayla bölgeye, ülkeye daha farklı boyutlarda yararlı olmamızı sağlayacaktır" diyerek protokole verdiği önemi vurguladı. THY Teknik A.Ş Genel Müdürü Doç.Dr. İsmail Demir; belediye, sivil toplum kuruluşları ve üniversite bir arada aile olarak gençler için bu protokolle ileriye doğru bir adım atıldığını söyledi. Tahribatsız muayenenin her türlü endüstriyel ürünü oluşturan malzemenin içindeki kusurları tespit etmek amacıyla kullanılan yöntem olarak tanımlayan Doç.Dr. Demir, “Genç nüfusun iyi bir eğitime ve umuda ihtiyacı var. Bu yüzden öğrencileri kabiliyetlerine göre yönlendirmek ve bölgesel anlamda uzmanlık alanları oluşturmak için şirket olarak çeşitli çalışmalarda bulunuyoruz. Aynı zamanda bu tür faaliyetleri desteklemekten mutluluk duyuyoruz” diye konuştu. HAVACILIK TARİHİ 5 HD-19’ A NE OLDU?!(Deniz Karakol Uçağı Olabilirdi) Tamamen tasarımı Türkler tarafından yapılan bir uçak projesi olan HD-19 a ne oldu? Türkiye ye 1930’lu yıllardan sonra kendi ilk uçağını kazandıracak 1993 yılında planlaması, ön tasarımı ise 1995 yılında başlatılan HD-19 hava dolmuşu bölgesel yolcu uçağı projesi vardı. Bu uçak projesi sayesinde; Uçak tasarımı , geliştirilmesi ve modifikasyonu gibi stratejik kabiliyetler türk havacılık sanayine kazandırılacak, ülkenin bu konularda dışa bağımlılığı azalacak, iş imkanları artacak ve A-400M ve F-35 gibi projelerle sağlanan uluslar arası prestij çok daha önceleri kazanılabilecekti. Şu anda Türkiye nin üç aşamalı, ilk iki aşaması gerçekleştirilen keşif, arama kurtarma ve deniz karakol uçağı projesi CN-235M (9 adet) ve alınan kararla son basamak için ATR-72 deniz karakol uçağı (10 adet) seçilen projede özellikle ATR-72 uçağı HD-19 ile aynı sınıftadır . Yani eğer HD-19 gerçekleştirilmiş olsaydı şu anda ATR-72 yerine tamamen (görev ekipmanlarının da yerli yapılabileceği düşüncesiyle) yerli yapım deniz karakol uçaklarımız olabilirdi. Bu uçakların kullanım alanları ve teknik özellikleri ise şu şekildedir; HD-19 uçulması, büyük uçaklarla ekonomik olmayan, küçük yerleşim bölgeleri üzerine adından anlaşılacağı gibi hava dolmuşluğu yapabilecek, daha az kapasiteli ve daha kısa menzilli uçak ihtiyaçlarında hem kargo hem yolcu taşıyabilecek ya da deniz karakol, arama kurtarma , denizaltı savunma harbi, keşif, elektronik harp hatta AWACS görevlerini yapabilecek bir uçaktır. Teknik Özellikleri HD-19 kabin basınçlı (böylece yüksek irtifalarda uçarak hava koşullarından en az şekilde etkilenecek), kısa mesafe iniş kalkış (STOL) özellikli , yarı hazırlanmış pistlere inip kalkabilecek, büyük uçaklardaki konfora sahip , benzerler ile rekabet edebilmesi için ekonomik (yakıt tüketimi az), gürültüsü , çevreye zararı az turboprob PT6F-3 motorlu bir uçak olacaktı. HD-19’ un Özellikleri Genişlik: 20.00 metre Maksimum hız:560 km/s Gövde uzunluğu:17.00 metre Seyir hızı:500 km/s Kabin uzunluğu:9.25 metre Kalkış Mesafesi:560 metre Yükseklik :5.70 metre İniş mesafesi:400 metre Kabin Yüksekliği:1.95 metre Menzil:1377 km Maksimum kalkış ağırlığı:8544 kg Motor: 2 adet pratt& whitney 1800 beygir EMRE MERT Kaynak: www.gencucus26.blogcu.com HAVACILIK TEMEL BİLGİSİ 6 GAZ TÜRBİNLİ MOTORLAR Bu sayımızda sizlere uçak motorları hakkında çok genel bir bilgi aktarımı yapacağız. Motor çeşitleri en genel olarak 2 ye ayrılırlar. Bunlar; 1)Pistonlu Motorlar (içten yanmalı) 2)Gaz Türbinli Motorlar (dıştan yanmalı) Biz bu sayımızda gaz türbinli motorlardan en yaygın olarak yolcu uçaklarında kullanılan Turbofan motor tipinden bahsedeceğiz. Dıştan yanmalı olarak sınıflandırılan bu motor tipi fan, kompresör, yanma odası, türbin ve egzoz kısımlarından oluşur. Bu kısımları tek tek açıklayacak olursak; Gaz Türbinli Motorun Modül Olarak Ayrımı FAN KOMPRESSÖR YANMA ODASI TÜRBİN MİXER NOZZLE FAN: Turbofan tipi motorlarda motorun en önünde yer alır. Dönen büyük fan sayesinde çok miktarda hava alır, bu havayı hızlandırır ve motora alınacak havanın düzenli bir akışla alınmasını sağlar. Fanın aldığı hava 2 ye ayrılır. Havanın bir kısmı motorun merkezinden (core engine) ilerlerken, bir kısmı ise doğrudan motorun etrafından geçip (by-pass yaparak) motorun arkasına ulaşır. Bu hava motorun içinden gelen sıcak ve basınçlı hava ile karışarak motorun daha sessiz olmasını sağlar ,motoru soğutmaya yardımcı olur ve by-pass havası ile itkiyi artırır. Turbofan motorlarda by-pass oranı çok önemlidir, motorun sıkıştırdığı hava, itkiyi sağlayan kısım bu ikincil hava kısmıdır. KOMPRESSÖR: Çok palleri olan pervanelerden oluşan ve bir mile bağlı olan bir fandır. Kompresörün görevi havayı sıkıştırmaktır. Hava sıkışarak daha küçük hacimde daha yüksek basınçta bulunur. Bu sıkıştırılmış, yüksek basınçlı hava yanma odasına aktarılır. Kompresör havayı orijinalinin 3 ila 12 kat fazla basınca ulaştırır. Kademeli olarak imal edilirler. Kademe sayısı tasarıma uçağın büyüklüğüne ağırlığına ve istenilen itki miktarına göre artırılır veya azaltılır. Uçak motorunun tasarımındaki şaft sayısına göre gruplandırılır. Yolcu uçaklarının Turbofan motorlarında eksenel kompresörler kullanılır. HAVACILIK TEMEL BİLGİSİ 7 YANMA ODASI: Yanma odasında yakıt hava ile karışır ve ateşlenir. Yakıt oksijenle yanarak çok sıcak ve genişleyen gaz açığa çıkar. Yanma odası duvarları yüksek sıcaklığa dayanıklı seramik malzemeden yapılır. Yanma odasında az miktarda yakıt hava ile buluşur, oran olarak tipik bir jet motorunda 100 lb/sec hava ile 2 lb/sec karışır. Yanma odasında sıcaklık 1800 ila 2000oC ’ye ulaşır. TÜRBİN: Yanma odasından çıkan yüksek enerjili gaz, türbine gelerek türbinin (ya da türbin grubunun) dönmesini sağlar. Türbin grupları Turbofan motorlarda tasarıma göre 2 veya 3 ayrı şafttaki türbinden oluşmuş olabilir. Ama en basit olarak 2 şafttan oluşur. N2 denilen şaft yanma odasından çıkan basınçlı havaya maruz kalan en öndeki türbin grubudur ve bu türbin bir şaftla kompresöre bağlıdır. N1 denilen şaft ise N2’nin arkasında bulunur ve N2‘ ya göre daha düşük basınçlı havaya maruz kalır ve bu türbin bir şaft ile kompresör ve Fan’a bağlıdır. MİXER ve NOZZLE: Nozzle, egzos gazının çıktığı ve motor çekirdeğinden gelen yüksek sıcaklıktaki ve hızdaki yanmış gazın itme gücüne çevrildiği bölümdür. Yanmış gazlar ve motorun çevresinden gelen by-pass yapmış daha düşük sıcaklıktaki havanın karıştığı bir karıştırıcı bölümü bulunabilir. Karıştırıcı, ses (gürültü) azaltılmasını sağlar. Sıcak ve yüksek hızlı hava karışımı öne doğru bir itme gücü vererek egzostan motoru terk eder. Not: Motora gelen hava kesintisiz ve laminal akışta olmalıdır. Amaç yanmayı sürekli olarak sağlamaktır ve istenen basınçta düzenli bir itki sağlamaktır. EMİRCAN TIRAMPAOĞLU HAVACILIK TEKNOLOJİSİ 8 KÜL BULUTLARI TEHDİT OLMAKTAN ÇIKABİLİR Geçen yıl İzlanda'da meydana gelen yanardağ patlaması sırasında, 10 milyon yolcu aksamalar sonucu perişan oldu, yapılamayan uçuşların maliyeti havayolu şirketlerine ağır bir darbe indirdi. Bilim adamları ve sektör yöneticileri bir sonraki yanardağ patlamasında, aynı tablonun ortaya çıkmamasına çalışıyor. Gökyüzüne yükselen küllerin etkisinin sis gibi, elverişsiz ama olağan bir hava olayı ile sınırlı kalmasını hedefliyor. Bunun için geliştirilen son çözüm, kül bulutlarını uzaktan tespit edebilen bir sistem. Kül, motoru durdurabiliyor Volkanik kül, jet motorları açısından hayati risk oluşturuyor. Aşırı ısınmış kül zerreleri motora girdiğinde cama dönüşüyor ve motoru durduruyor. Dolayısıyla, hava sahalarının idarecileri, püskürme yaşandığında uçakları oluşan bulutlardan uzak tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Zira henüz külden hiç etkilenmeyecek bir motor geliştirilmiş değil. Geçen yıl Mayıs'ta İzlanda'daki Eyjafjallajokull yanardağı faaliyete geçtiğinde, Avrupa'nın hava sahasının büyük bölümünün kapanması da yayılan kül bulutlarından kaynaklanıyordu. Uluslararası Hava Ulaşımı Derneği'ne göre oluşan krizden 10 milyonu aşkın yolcu etkilendi ve 100 bin sefer iptal edildi. Bu durum havayollarına 1,7 milyar dolara mal oldu. Bu nedenle, havayolu şirketlerinin de bir sonraki yanardağ patlaması sırasında (ki bir gün muhakkak olacağı tahmin ediliyor) aksamaları en aza indirmenin yollarını bulmak için seferberliğe girişmesi şaşırtıcı olmasa gerek. Örneğin Easyjet şirketi, Norveç Hava Araştırmaları Enstitüsü'nden (NILU) Dr. Fred Prata'nın çalışmalarına kaynak sağlamayı seçti. Prata, ekibiyle külün belli bölgelerde ne kadar yoğunlukta olduğunu tespit etmek için özel bir kızılötesi kamera geliştirdi. Kameraya, Havadan Volkanik Nesne Görüntüleme Dedektörü (Airborn Volcanic Object Imaging Detector) adı verildi. Kısaltması ise, 'kaçınma' anlamına gelen AVOID sözcüğünü oluşturuyor. Dr. Prata, AVOID bir uçağa yerleştirildiğinde, pilotun 50 bin fite (15240 m) kadar uçuş irtifasında, 100 ile 300 kilometre ötedeki kül bulutlarını görebildiğini söylüyor. AVOID kül bulutunun yoğunluğunu da ölçüyor ve farklı yoğunluktaki kül tabakaları arasından olası geçiş koridorları belirliyor. Prata, "Bu cihaz taktik amaçla, pilotun tehlikeyi görüp bunun etrafından emniyetli şekilde uçmasını sağlamak üzere kullanılabilir" diyor. Prata, cihaz yerleştirilen uçakların topladığı verilerin bir ağda birleştirilmesi ve bunun SEVIRI uydusundan alınan meteorolojik verilerle birleştirilmesi durumunda, kül bulutunun nereye yönleneceğini, hangi bölümlerinin içinden geçmeye uygun olduğunu gösteren bir harita oluşturabileceklerini düşünüyor. BURAK ATİK Kaynak: www.bbc.co.uk HAVACILIK HABERLERİ 9 NASA'DAN KİRALIK! Bütçesi daralan NASA, 50 yıllık uzay merkezinin bazı bölümlerini kiralayacak. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), John F. Kennedy uzay merkezinin giderlerini karşılayamadığı için merkezdeki bazı bölümlerini kiralamak istiyor. Uzay merkezinin direktörü Robert Cabana Washington Post gazetesine yaptığı açıklamada, 50. yılını deviren uzay merkezinde NASA’nın ihtiyacı kalmayan birçok tesis bulunduğunu belirterek, bunları ellerinde tutacak veya kurtulmalarını sağlayacak paraları olmadığını söyledi. Gazeteye göre, uzay merkezinin kiralık tesisleri arasında, az kullanılmış bir uzay mekiği fırlatma rampası, dev bir roket taşıyıcı, iki mekik bakım hangarı, dünyanın en uzunlarından 4,5 km beton pist, dört roket montaj bölümüyle 52 katlı Araç Montaj Binası bulunuyor. En yoğun zamanlarında 18 bin, şimdiyse 7 bin 500 kişinin çalıştığı uzay merkezinin yöneticileri, hükümetin mali desteğiyle buranın özel şirketlerin bir gün uzay aracı imal edip fırlatacakları bir üs olmasını umuyorlar. CEYHUN VARDARLI Kaynak : www.ucuskeyfi.net HAVACILIK HABERLERİ 10 UÇAK VE FÜZELERE YERLİ MOTOR! Kale Havacılık, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile devrim niteliğindeki 'Turbojet Motorların Geliştirmesi Projesi'ne imza attı. 1989 yılında Stinger füzelerinin parçalarının üretimi ile savunma sanayiine giren Kale Havacılık, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile devrim niteliğindeki 'Turbojet Motorların Geliştirmesi Projesi'ne imza attı. Yüzde 100 yerli imkânlar kullanılarak tasarlanıp geliştirilecek olan motorlar, güdümlü füzelerin sevk sistemi olarak kullanılacak. Toplam 48 ayda tamamlanması hedeflenen projeyle üretilecek turbojet motorlar, füzelere ve uçaklara yüksek güvenilirlik ve verim sağlayacak. Ayrıca hızlı egzozt gazlarının oluşturduğu itki ile sevk ettikleri platformu daha yüksek hızlarda uçuş kabiliyeti sunuyor. Projenin imza töreninde konuşan Kale Grubu Teknik Bölüm Başkanı Osman Okyay, "Bugün dünyanın en önemli savunma ve havacılık markaları Boeing, Lockheed Martin, PFW-Airbus, Northrop Grumman ve Pratt and Whitney gibi markalara ayrı ayrı üretimler yapıyoruz. Türk havacılık tarihinde sadece yerli imkânlar kullanılarak bir ilke imza atılmak suretiyle bu proje kapsamında tasarlanarak geliştirilmesi planlanan turbojet motoru, güdümlü füzelerin sevk sistemi olarak görev yapacaktır. Ayrıca küçük modifikasyonlarla insansız hava araçlarının ve küçük sınıf hava araçlarının da sevk sistemi olarak kullanılması hedeflenmektedir." dedi. Kale Grubu Onursal Başkanı İbrahim Bodur da projenin, maddî değer olarak mütevazı fakat mana olarak çok büyük önem taşıdığını vurguladı. 'Turbojet Motorlarını Geliştirme Projesi'nin, Türkiye'de atılacak yeni ve önemli bir adımın başlangıcı olacağının altını çizen Bodur, bu projenin, tamamen yerli sermayeye sahip Kale Havacılık şirketi tarafından geliştirileceğini ve böylece ilk millî jet motorunu geliştirme şerefinin de kendilerine nasip olacağını kaydetti. Konuşmaların ardından Turbojet Motorların Geliştirilmesi Projesi protokolü imzalandı. CEYHUN VARDARLI Kaynak : www.ucuskeyfi.net HAVACILIK HABERLERİ 11 ORDU-GİRESUN HAVALİMANI'NDA YER YOK! Türkiye'nin denize kurulacak ilk havaalanı olma niteliğini taşıyan Ordu-Giresun Havaalanı'nın yapılacağı bölgeye yatırım yapmak için birçok değişik sektör, Gülyalı Kaymakamlığı ve belediyeye müracaatta bulunurken, bölgede kamuya ait arazinin bulunmaması dikkat çekiyor. Türkiye'nin denize kurulacak ilk havaalanı olma niteliğini taşıyan Ordu-Giresun Havaalanı'nın deniz dolgu işlemleri tüm hızıyla sürürken, bölgenin cazibe merkezi olacağını düşünen bir çok yatırımcı, Gülyalı Kaymakamlığı ile belediyesinin kapısını çalmaya başladı. Ordu Vali Yardımcısı ve Gülyalı Kaymakamı Yemen Bayrak,, proje faaliyetlerinin başlamasının ardından hemen her gün bir yatırımcıyla karşılaştıklarını söyledi. Bu durumun hem kendileri, hem Ordu, hem de ilçe halkı için oldukça sevindirici bir durumun olduğunu ifade eden Bayrak, şunları kaydetti: “Havaalanı projesinin ilçemizde hayata geçirilecek olması yöre halkında ayrı bir heyecan yarattı. Bu durum burada yaşamak isteyen, hayatının bir bölümünü, tatilini burada geçirmek isteyen ya da burada oluşacak ekonomik potansiyelden istifade etmek isteyenleri bölgeye çekmeye başladı. Bölgeye yatırım yapmak isteyen ciddi bir potansiyel var. Girişimci işadamları ile her gün karşılaşmaya başladık. Ancak bu insanlara yer tahsisi yapmakta zorlanıyoruz.” Daha bir kaç gün önce 50 dönüm arazi talebiyle müracaat eden bir yatırımcıyla karşılaştığını vurgulayan Bayrak, “Ancak yer sıkıntısı var. Şu an Turnasuyu Köyü'nde iki firmaya yer tahsisi yapma şansı bulduk. Orada tekstil ve üretim ile alakalı güzel bir fabrika kurulacak. Buradaki yatırımcımız kısa sürede 300-500 kişilik bir kapasiteyle hizmet vermeye başlayacak diye tahmin ediyoruz. Daha fazlası için arayışlarımız devam ediyor” dedi. Yatırımcı var, yer yok Gülyalı Belediye Başkanı Talip Şen ise, ilçeye yatırım yapmak isteyenlerin olduğunu, ancak kendilerine yer gösterebilecek kamu arazisinin olmadığını söyledi. Gülyalı ilçesindeki arazilerinin hemen hemen tamamının şahıslara ait arazi olduğunu belirten Şen, “İlçeye yatırım girişimde bulunan işadamları olduğunu biliyoruz. Bu konuda bizlerle de görüşmeler oluyor, ancak kendilerine yatırım için yer gösteremiyoruz. Açıkçası yatırımcı var, yer yok diyebiliriz” diye konuştu. İlçe arazisinin tamamının şahıslara ait olduğunu bu durum karşısında kendilerininde elleri ve kollarının bağlı olduğunu ifade eden Şen, şöyle devam etti: “3 bin 400 nüfusa sahip ilçemiz, havaalanı inşaatının başlamasıyla bir anda dikkatleri üzerine çekti. İlçemiz Karadeniz Sahil Yolu'na sıfır noktasında bir yerde. Engebeli arazi ise ağırlıkta. Arazilerin hemen hemen tamamı şahısların. Bölgede kamu arazisi hiç yok denecek kadar az. Durum böyle olunca da ilçeye yatırım yapmak isteyen girişimcilere yer göstermekte sorun yaşıyoruz. Bu konuda yaşanan sıkıntıları girişimcilere iletiyoruz. Mecburen bu girişimciler şahıslardan arazi almak koşuluyla yatırım yapabilirler. Aksi durumda kendilerine yer gösterebilecek kamu arazisi yok. İlçemize bundan sonrada yatırım yapmak isteyen girişimciler bu durumu göz önünde bulundurmalı. Gülyalı İlçesi'nin durumu ortadadır.” MESUT CAN ULUSAN Kaynak: http://www.airporthaber.com HAVACILIK HABERLERİ 12 TEKNOLOJİ UÇAK GÜRÜLTÜSÜNÜ ENGELLİYOR Devletler ve havacılık otoriteleri ise uçak gürültüsünün aşağıya çekilmesi için uçak ve motor üreticilerine ciddi baskı yapıyor. Havalimanlarındaki 60 desibellik gürültü etki alanları giderek daha da küçülüyor. Artık şehrin merkezindeki havalimanlarına son teknoloji ürünü motorlarla iniş-kalkış yapan yeni nesil uçaklar, gürültü limitlerinin altında uçabiliyor. Londra havalimanlarının kota sayma sınıflandırmasında düşük değerler elde eden en büyük yolcu uçağı Airbus A380'i yeni nesil Rolls-Royce Trent 900 motoru uçuruyor. (Kota sayma sistemi: Londra'nın üç havalimanında 23.30 ve 09.30 arası uçak trafiğinden kaynaklanan gürültüyü kısıtlayan sistem.) QC1 (Kota Sayımı 1) iniş ve QC2 kalkış gürültü seviyesi limitlerinden geçmesi için ve 3'üncü fazın 24 (EPNdB'sindenduyulan etkili gürültü desibelinden) daha fazlasını başarabilmek için tasarlandı. Artan uçak sayısına rağmen, dünya filosunun her yıl ürettiği toplam gürültü seviyesi de aşağı çekiliyor. Bu çerçevede Boeing 787 ve Airbus A350 XWB için geliştirilen Trent motorları ise Rolls-Royce'un şu ana kadar tasarladığı en çok yakıt tasarruflu motorlar olacak. Motor üreticileri ise halihazırda 20 yaş üzerindeki bin adet uçağın başta gürültü olmak üzere diğer nedenlerden servis dışı kalması nedeniyle pazarlarının daha da büyümesinden ümitliler. Berlin'de Rolls-Royce'a ait Sivil Orta ve Küçük Ölçekli Motorlar Merkezi'ndeki brifinglerde özellikle gürültü konusu dikkatimi çekti. Uçak motoru üretiminin üç aşaması var. Berlin Teknik Üniversitesi'nde işin araştırma tarafı, Rolls-Royce'da (RR) çalışmaların kullanılabilir teknolojiye dönüştürülüp geliştirmesi ve üretilmesi, Anecom AeroTest ünitelerinde ise üretilen motorların her yönüyle test geçirilme aşamasını görünce, sloganla uçak üretmek üzere yola çıkanlar için üzüldüm. Mesela üniversitede geliştirilen bir türbin bıçağının endüstriye ne zaman kazandırabileceğini sordum: "Tahminen 10 yıl sonra" cevabını aldım. Gerisini siz düşünün. BÜYÜK UÇAK MOTORLARININ PAZAR LİDERİ RR, sivil havacılıkta yüzde 45, savunmada yüzde 20, denizde yüzde 24 ve enerjide yüzde 11 pazar payına sahip. 59.2 milyar frank değerinde siparişi var. 39 bin işçinin çalıştığı motor üreticisi 50 ülkede hizmet veriyor. GÜRÜLTÜ 2020'DE YÜZDE 50 AZALACAK RR, çevresel problemleri çözmeyi amaçlayarak, Avrupa Hava Deniz Araştırmaları Danışma Konseyi (ACARE) kararları kapsamında, karbondioksit emisyonlarını 2020'ye kadar yüzde 50, 2050'ye kadar yüzde 75; nitrojen azot oksitlerinin emisyonunu 2020'ye kadar yüzde 80 ve 2050'ye kadar yüzde 90 azaltmayı, duyulan uçak gürültüsünü ise 2020'ye kadar yüzde 50 ve 2050'ye kadar yüzde 65 azaltmayı hedefliyor. FERUZ ALTAY Kaynak: www.siwep.com HAVACILIK HABERLERİ 13 UZAYA KARGO VE YOLCU TAŞIYACAKLAR Microsoft'un kurucu ortağı ünlü iş adamı Paul Allen ile havacık sektörü öncülerinden Burt Rutan, yeni nesil uzay taşımacılığı için dünya üzerindeki en büyük uçağı inşa edeceklerini açıkladı. 6 adet Boeing 747 motoru takılacak olan 544 ton ağırlığındaki uçak, uzaya uydu, kargo ve insan taşıyacak. Allen ve Rutan'ın kurduğu yeni şirketleri Stratolaunch Systems'tan yapılan açıklamaya göre, 'Stratolaunch' adı verilen devasa uçak iki büyük gövdeden oluşacak. Uçağın kanat açıklığı 116 metre olacak ve 14 bin 805 kilometre boyunca havada kalabilecek. Futbol sahasından daha uzun olan kanatları sayesinde kalkış için yeterli gücü sağlayan bir roketi taşıyabilecek olan hava aracı, yüksek irtifalara çıktığında bu roketi boşluğa bırakacak. Böylece Stratolaunch'un bir fırlatma rampasını ve fırlatmada ihtiyaç duyulacak ekstra roketleri kullanmasına gerek kalmayacak. Ancak uçağın iniş ve kalkışı için 3.6 kilometre uzunluğunda bir pist gerekecek. Uçağın gövdesinin altında, kendisine ait itici roketi olan bir uzay kapsülü de yerleştirilebilecek. Stratolaunch, gerekli yüksekliğe çıktığında kapsül uçaktan ayrılabilecek ve kendi roketini ateşleyip yörüngeye doğru tırmanabilecek. ABD'nin Alabama eyaletindeki Huntsville şehrinde kurulan Stratolaunch Systems, üretilecek dev uçakla ilgili bir animasyon yayınladı. İlk insansız testlerin 2016 yılında yapılacağı bildirildi. 2021'e kadar da insanlı yolculukların başlaması planlanıyor. Microsoft'tan 1983'te ayrılan Paul Allen ile Burt Rutan, en son 2004 yılında deneysel SpaceShipOne uzay aracının üretilmesinde bir araya gelmişti. SpaceShipOne, devlet yardımı olmadan ve tamamen özel sektör desteği ile ilk kez uzaya yolcu taşınmasını sağlamıştı. İkili bu araç sayesinde 10 milyon dolarlık Ansari X Ödülü'nü kazanmıştı. FERUZ ALTAY Kaynak: www.siwep.com HAVACILIK HABERLERİ 14 787 DEVRİM Mİ YOKSA HAYAL KIRIKLIĞI MI? Pek çok Boeing yetkilisine göre, havacılıkta devrim yaratacak kadar iddialı olan model, yolcular gözüyle pek de büyük fark yaratabilmiş değil. Ticari uçuşlara başlamadan evvel yolculara vaat edilen daha az baş ağrısı, daha az jet-lag etkisi ve hatta bebek yolcuların uçuş esnasında daha az ağlaması gibi hususlar kısmen başarılmış olsa da iddia edilen büyük beklentilerin altında kalınmış gibi... En azından ilk izlenimler böyle. Dünya havacılığının, ağırlıklı olarak kompozit alaşımdan üretilen ilk uçağı olan Boeing 787, şu ana kadar rekor sayıda sipariş almış durumda. Havayolları, özellikle işletme maliyetlerini azaltması, yakıt tasarrufu, uçuş menzili ve ideal koltuk sayısı (200-280 civarı) nedeniyle modele büyük ilgi gösteriyorlar. Kompozit alaşım -en basit tercümeyle 'süper kuvvetli plastik'- nedeniyle yolculara sunulan kabin içi konforun göreceli olarak daha fazla olması bekleniyor. Bildiğiniz gibi sık ve uzun mesafeli uçuş yapan yolcuların en önemli şikayetleri, yolculuk sonrasında aşırı yorgunluk hissi, ciltte kuruma, baş ağrısı ve değişen saat dilimlerinden kaynaklanan jet-lag etkisidir. Boeing 787'nin kabinlerinde yapılan ölçümlere göre rutubet oranı yüzde 10-15 civarındayken diğer uçak modellerinde yüzde 4-7 arasında. Alışılagelmiş nem oranı iki misline çıkarılmış dahi olsa durum henüz beklentileri karşılayabilmiş değil. Yeni modelin sunduğu bir diğer avantajsa daha geniş çaplı pencereler ve ışıklandırma düzeni. Bu sayede yolcuların uzun seyahatler esnasında yaşayabileceği mide bulantısının azaltılması ve jet-lag etkisinin asgariye indirilmesi hedeflenmiş durumda. Şu ana kadar 59 havayolundan toplam 870 adetlik sipariş almış olan modelle ilgili olarak yolculardan gelen ilk tepkilere Boeing'in yazılı cevabı 'Yolcu konforuyla ilgili sağladığımız gelişme tartışmalı olsa dahi, yeni bir modelde bu kadar yenilik kombinasyonun başarılmış olması kanımızca bir devrim niteliğindedir' şeklinde oldu. 787 Dreamliner modelinin uzun süre gecikmesi ya da çok iddialı olması yolcular nazarında beklentileri artırmış olabilir. Ancak modelin havayolları için sunduğu avantajlar sayesinde tercih edilmeye devam edeceği de kesin. Şu ana kadar THY dahil olmak üzere hiçbir havayolumuz bu modelden sipariş vermedi. Piyasada Dreamliner, tercüme etmek gerekirse rüyaların havayolu olarak anılan bu model özellikleri, menzili, yolcu konforu, işletme maliyetleri avantajlarıyla henüz devrim yaratmamış olsa da bir evrim yaratacak gibi gözüküyor. MESUT CAN ULUSAN Kaynak: http://www.airporthaber.com HAVACILIKTAN TANITIM 15 Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı ya da kısaca THY, Türkiye'nin ulusal havayolu şirketi yani bayrak taşıyıcı firması. 20 Mayıs 1933 tarihli 2186 sayılı kanunla kurulan ve ilk adı Havayolları Devlet İşletme İdaresi olan THY, 1935 yılına kadar Millî Savunma Bakanlığı'na bağlı kaldıktan sonra 2744 sayılı kanunla, Bayındırlık Bakanlığı'na bağlanmıştır. O zamanlardaki ismiyle Devlet Hava Yolları İşletmesi, şimdiki adıyla THY, beş uçak ve 23 koltuk kapasitesi ile Ağustos 1933 tarihinde seferlere başlamıştır. İlk genel yönetim merkezi Ankara'dadır. İdarenin adı, 03.06.1938 tarih ve 3424 sayılı kanunla, Devlet Hava Yolları Umum Müdürlüğü'ne çevrilmiş ve katma bütçeli bir idare olarak Ulaştırma Bakanlığı'na bağlanmıştır. Nihayet 21 Mayıs 1955 tarihli ve 6623 sayılı kanunla Devlet Hava Yolları Umum Müdürlüğü kaldırılmış, Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı adı ile her nevî hava nakliyatı ve buna müteferri yapmak ve hususî hukuk hükümlerine göre idare edilmek üzere Hükûmete bir Anonim Ortaklık kurma yetkisi verilmiştir. 20 Şubat 1956 tarihinde Esas Mukavelenâmesi'nin Bakanlar Kurulu'nca tasdik edilmesi, Ticaret Sicili'ne kayıt ve ilan olunması ile Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı kurulmuş ve 1 Mart 1956 tarihinde faaliyete geçmiştir. İlk uluslararası sefer 12.02.1947 tarihinde Atina'ya yapılmış, yolculuk toplam 2 saat 40 dakika sürmüştür. THY, 1984 yılında 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 60 milyar TL sermaye ile Kamu İktisadi Teşebbüsü statüsüne geçmiştir. 1985 yılında A310 uçaklarının filoya katılması ile, ilk uluslararası uçuştan yaklaşık 40 yıl sonra Uzak Doğu ve Atlantik ötesi uçuşlar başlamış, 1990 yılına gelindiğinde 700 milyar TL sermayeye ulaşan THY, Kamu Ortaklığı İdaresi'ne bağlanmıştır. Günümüzde T.C. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na bağlı olan THY'nin sermaye yapısı, Mayıs 2006'da yapılan yeni bir halka arz ile yeniden değişmiş ve hisselerin %53,57'lik kısmı IMKB'de işlem görür hale gelmiştir. Geri kalan %46,43'lük pay ise halen T.C. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na aittir. THY'nin bakım ünitesi, 2006 yılında THY Teknik Anonim Şirketi adı altında ve %100 sermayesi THY A.O.'ya ait olmak üzere ayrı bir yapıya kavuşmuştur. THY AO ile Teknik AŞ toplamda yaklaşık 14.000 kişilik bir işgücüne sahiptir. Ayrıca Antalya merkezli SunExpress havayolunda Lufthansa ile %50-%50 ortaklığı ve Saraybosna merkezli B&H havayollarında ise %49 ortaklığı vardır. Ankara merkezli AnadoluJet havayolu markasının da sahibidir. 1933 yılında 2 adet King Bird (5 koltuklu),2 adet Junkers F-13 (4 koltuklu),1 adet Tupolev ANT-9 (10 koltuklu) filo, 24 personel ve 180 bin lirayla kurulan, sadece üç kente sefer düzenleyebilen THY, günümüzde 180 uçağı, 15.000’in üzerindeki personeli ve 93 farklı ülkede 234 noktaya uçuş düzenleyen bunların yanı sıra bakım tesisleri ve eğitim bölümleri olan dünyada bir yılda 25 milyondan fazla yolcu taşıyan köklü bir şirket halini almıştır. Daha fazla büyüyerek Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen faal hava yolu şirketi olacaktır. KEMAL BAŞIGÜL Kaynak: www.turkishairlines.com/tr-tr/ FELSEFE & BİLİM 16 ÖZGÜR OLMAK – OSHO Asla Başkalarının senin ne olduğun hakkında söylediklerine kulak asma, daima nasıl olmak istediğin hakkında kendi iç sesini dinle. Aksi takdirde bütün hayatını boşa harcarsın. Unutma iç sesine karşı doğru ol. Seni tehlikeye atabilir, git tehlikeye atıl, ama iç sesine karşı doğru kal. İşte o zaman içsel doyumla dans edebileceğin gün gelebilir. Daima bak; ilk şey varlığındır ve başkalarının senin etkilemesine ve kontrol etmesine izin verme. Bunu yapmak isteyecek çok kişi vardır; Herkes seni kontrol etmeye hazırdır, herkes seni değiştirmeye hazırdır, herkes sana istemediğin bir yön vermeye hazırdır. Herkes sana bir hayat rehberi verir. Ama bu rehber senin içinde vardır; sen onun mavi kopyasını taşıyorsun. Özgür olmak, kendine karşı doğru olmaktır. Özgür olmak çok çok tehlikeli bir fenomendir. Çok az insan bunu yapabilir. Ama insanlar bunu ne zaman yapsalar, başarırlar. Öyle büyük bir güzelliğe, öyle bir lutüf, öyle bir tatmine ulaşırlar ki, hayal bile edemezler. Daima iç sesini dinle; başka hiç kimseyi dinleme. Etrafında seni baştan çıkartacak binlerce şey vardır, çünkü elindekileri satmak için kapı kapı dolaşan insanlar vardır. Dünya bir süpermarkettir ve herkes sana elindekileri satmak ister. Herkes bir satıcıdır. Çok fazla satıcı dinlersen, çıldırırsın. Hiç kimseye kulak asma, sadece gözlerini kapat ve iç sesini dinle. Meditasyonun özü budur; iç sesini dinlemek. Özgür olmak için ilk yapılması gereken budur. Sonra ikincisi gelir- ama ikincisi ancak birincisini yaptıysan mümkün olabilir. Asla maske taşımamak. Kızgınsan kızgın ol. Çok risklidir, ama gülümseme, çünkü bu doğru değildir. Sana kızgınken gülümsemeyi öğrettiler; ama o zaman gülümsemen sahte olur, bir maske olur. Hımmm…? sadece bir dudak alıştırması, hepsi bu. Kalbin öfkeyle, zehirle doluyken gülümsemek- sahte bir fenomendir. İşte o zaman tam tersi de olur; Gülümsemek istediğinde, gülümseyemezsin. Bütün mekanizman alt üst olmuştur, çünkü öfkelenmek istediğinde, öfkelenmedin, nefret etmek istediğinde, nefret etmedin. Şimdi sevmek istiyorsun, ama aniden mekanizmanın çalışmadığını fark ediyorsun. Şimdi gülümsemek istiyorsun ve bunu zorlayarak yapmak zorunda kalıyorsun. Kalbinin içi gerçekten de gülümseme ile dolu ve kahkaha atmak istiyorsun, ama gülemiyorsun; kalbine birşeyler tıkanıyor; boğazına birşeyler tıkanıyor. Gülümsemen ortaya çıkmıyor ya da çıkıyorsa bile, çok sönük ve ölü bir gülümseme olarak geliyor. Seni mutlu etmiyor. Onunla için kaynamaya başlamıyor. Etrafında bir parlaklık yaratmıyor. Özgürlük hakkında hatırlanması gereken üçüncü şey; Daima şimdiki zamanda kal- Çünkü bütün sahtelikler ya geçmişten ya da gelecekten gelir. Geçmiş geçmiştir- buna kafanı yorma. Ve onu bir yük gibi sırtında taşıma, aksi takdirde şimdiki zamanda özgür olamana izin vermeyecektir. Ve henüz gelmemiş olan gelecek gelmemiştir- gelecek hakkında da gereksiz yere kafanı yorma, aksi takdirde gelecek şimdiki zamana akacak ve şimdiki zamanı yok edecektir. Şimdi zamana karşı doğru ol ki, özgün olasın. Şimdi ve burada olmaktır özgünlük. Geçmiş yok, gelecek yok. Sadece şimdiki an, sonsuzluğundur. Bu üç şeye dikkat edersen, Patanjali Usta’nın “doğruluk” dediği şeye ulaşırsın. O zaman ne dersen de doğru olacaktır. Genelde doğruyu söylemek için tetikte olman gerektiğini düşünürsün. Ben bunu söylemiyorum. Ben diyorum ki; Özgünlük yaratıyorsun- ne dersen de doğru olacaktır. Özgün bir insan yalan söylemez. Söylediği ne olursa olsun, doğru olacaktır. Doğruluk, özgünlük, doğru olmak, yanlış olmamak- maske kullanmamak anlamına gelir. Gerçek yüzün neyse onu göster…Ne pahasına olursa olsun. MESUT CAN ULUSAN Kaynak: holyharmony.wordpress.com FELSEFE & BİLİM 17 600 IŞIK YILI UZAKLIKTAKİ ‘KARDEŞ’ Kepler 22-b adı verilen gezegen, dünyanın yaklaşık 2,4 katı büyüklüğünde ve ortalama sıcaklığı 22 derece. Bugüne değin evrende keşfedilen gezegenler arasında, dünyaya en çok benzeyenin Kepler 22-b olduğu söyleniyor. Fakat araştırmacılar, Kepler 22-b'nin yapısını henüz çözebilmiş değil. Yeni gezegenin kaya, gaz ya da sıvı yumağından meydana gelmiş olabileceği düşünülüyor. Güneş sistemimizdekine benzer bir yıldızın etrafında dönen Kepler 22-b, gökbilimcilerin ''yaşanabilir bölge'' diye adlandırdığı koşullara sahip bir ortamda yer alıyor. Kepler teleskobu tarafından keşfedilen gezegen, kendi güneşi etrafında dönüşünü 290 günde tamamlıyor. Dünyaya kıyasla, etrafında döndüğü güneşe daha yakın mesafede yer alıyor. Fakat daha az ışık saçan bir yıldız sözkonusu. Dolayısıyla Kepler'in sıcaklığı ile dünyanın sıcaklığı aşağı yukarı aynı seviyede. Bugüne değin bulunan diğer gezegenler dünyanın sıcaklığına kıyasla ya aşırı derecede sıcak ya da çok soğuk oluyordu. Kepler 22-b'nin iklimi ise ortalama 22 derecelik sıcaklığı ile gökbilimcileri heyecanlandırdı. Araştırmacılar, bu ılık ortamın sıvı suyun olası varlığına işaret ettiğini belirtiyor. Kepler ekibi, teleskobun ayrıca 1094 adet ''gezegen adayının'' varlığını saptadığını açıkladı. Bunların birer gezegen olduğunun doğrulanması için daha çok araştırma yapılması gerek. Kepler Teleskobu, adını Alman gökbilim, fizik, matematik bilgini Johannes Kepler'den alıyor. BURAK ATİK Kaynak: www.bbc.co.uk İZMİR 18 SELÇUK Selçuk, İzmir'in tarih dolu, turistik ilçesi. İzmir’in güneyinde, İzmir-Aydın karayolu üzerinde yer alan Selçuk’un kuzeyinde Torbalı, kuzeybatısında Menderes, kuzeydoğusunda Tire doğusunda Germencik ve güneyinde Kuşadası vardır. İzmir'e 74 km. mesafede bulunan Selçuk, yüzölçümü 295 km²’dir. 1 beldesi (Belevi) ve 8 köyü bulunmaktadır. 2009 Yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 36.185’dir. Bu nüfusun 28.381’i merkezde, 8.014’ü belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe ayrıca Türk Hava Kurumu (THK) ’na ait birde havaalanına sahiptir. Efes Havaalanı THK tarafından verilen pilotaj, paraşüt, planör gibi havacılık eğitimlerine ev sahipliği yapmaktadır. Tarihçe: Selçuk eski adıyla Ayasuluk, 1304 yılında Aydınoğulları Beyliği'nin eline geçmiş ve 1426 yılında Osmanlı Devleti topraklarına katılmıştır. 1914’de Ayasuluk olan adı Selçuk olarak değiştirilmiş ve Kurtuluş Savaşından sonra da Akıncılar adıyla anılan Selçuk 1957 yılında İzmir İline dahil edilmiş ve ilçe olmuştur. Selçuk, Dünyanın en büyük açık hava müzelerinden birisine sahiptir. Antik Çağ'ın en önemli yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Selçuk’ta bulunan tarihi yapıların büyük bir bölümü ayaktadır. Efes ören yeri, Türkiye ve dünya turizmi açısından çok önemli bir merkezdir, Efes antik kenti her yıl yaklaşık olarak 2 milyon ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir. Efes antik kent müzesi, sahip olduğu ve sergilediği sadece yerel eserlerle Avrupa’nın en önemli ve en zengin müzelerinden birisidir. Bu etkinlikler dışında, müzede verilen konferanslar ve açılan resim sergileri kültür hayatını canlı tutmaktadır. Selçuklu sanatının en önemli eserlerinden biri olan İsa Bey Camii Selçuk’tadır. Cami, hem avlulu Türk camii tipinin, hem de Anadolu sütunlu camilerinin bilinen en eski örneğidir. Şirince köyü, popüler bir kırsal turizm merkezidir. İlk çağın en ünlü şehirlerinden biri olan Efes, Küçük Menderes Nehri'nin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulmuştur. Tarıma elverişli toprakları, Doğu’ya açılan büyük bir ticaret yolunun başında oluşu, gerek Antik Çağ'da, gerekse de Hıristiyanlık döneminde çok önemli bir dini merkez oluşu, tarihe büyük bir kent olarak geçmesini sağlamıştır. İlim ve sanat dünyasında da adını duyurmuş, ünlü kişiler yetiştirmiştir. Bunlar arasında, rüya tabircisiArtemidorus, şair Kallinos ve Hipponaks, filozof Herakleitos ressam Parrhasius, gramer bilgin Zenodotos sayılabilir. İsa Bey Camii, arkada Osmanlılar döneminde yapılan kale görülmektedir. İZMİR 19 Efes’in tarihi MÖ 6. binyıla kadar uzanmaktadır. Bu sonuca son yıllarda Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde ele geçen arkeolojik yerleşke bulgularıyla varılmıştır. Ayasuluk Tepesi’nde yapılan kazılar da burada Erken Tunç Çağı’ndan Hellenistik Çağ’a kadar kesintisiz yerleşmenin var olduğunu göstermiştir. Bu da eski Efes’in Ayasuluk Tepesi’nde olduğunu, buranın Anadolu kavimleri ve Hititler tarafından iskan edildiğini ispatlamaktadır. Ayrıca Hitit yazılı metinlerinde Apasas olarak geçen kentin bu kent olduğu da kesinleşmiştir. Strabon ve Pausanias gibi yazarlar, tarihçi Herodot, Efesli şair Kallinos gibi antik kaynaklar Efes’in Amazonlar tarafından kurulduğuna ve yerli halkın Karyalılar ve Lelegler’den oluştuğuna işaret etmektedirler. MÖ 1050'de Androklos, diğer eski Yunan kolonistleri gibi Anadolu’ya gelmiş, Efes ve civarını almıştır. Efes, MÖ 7. yüzyıl da Kimmerler’in istilasına uğrar ve Artemis Tapınağı yerlebir edilir.MÖ 560’da kent Lidyalılarca Artemision çevresine taşınır. M.Ö. 386'da akdedilen Kral Barışı’nın sonunda Efes, Büyük İskender’in gelişine dek sürecek olan Pers egemenliği altına girer. Bugün gezilen Efes, büyük ölçüde, Büyük İskender’in generallerinden Lysimakhos tarafından MÖ 300’lerde kurulmuştur. Efes, Bizans Çağı’nda tekrar yer değiştirmiş ve ilk kurulduğu Ayasuluk Tepesi’ne gelmiştir. Turizm: Pamucak Plajı, kıyı turizminin çok daha gelişeceği bir alan olarak ortaya çıkmaktadır. Şu anda 5 büyük otele, Selçuk Belediyesi'ne ait bir tesise, bir de Mocamp Tesisi'ne sahiptir. Planlanan 1 Büyük Otel, Uluslararası Karşılaşmalar için voleybol sahaları ve Efes Antik Limanı Canlandırma Projesi vardır ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Pamucak Ve Efes arasında Antik Kanal açılması planlanmaktadır. Selçuk Kalesi St. John Kilisesi ve Takip Kapısı İsabey Camii Bizans Su Kemerleri Meryemana Evi Yuvarlak Yapı ve Pollio Sukemeri BARIŞ TUNALI Kaynak: tr.wikipedia.org SAĞLIK 20 DERİN VEN TROMBOZU VEYA EKONOMİ SINIFI SENDROMU Ekonomik sınıf sendromu olarak bilinen ve kıtalar arası uzun uçuşlarda oluşan bu rahatsızlık sadece uçak yolcuları için değil, çok uzun süre hareketsiz kalarak özellikle bacaklardaki kan akımını yavaşlatan oturuş pozisyonlarında mecbur kalınan otobüs veya benzer durumlarda da söz konusudur. Buradaki esas sorun uzun süre hareketsiz kalma sonucu kan akımında yavaşlama ile pıhtının oluşması ve pıhtının hayati damarlarda tıkanıklık meydana getirerek ölümlere sebep olmasıdır. En ciddi komplikasyon Pulmoner Emboli denen ve şiddetli göğüs ağrısı, zorlu nefes, hipotansiyon ve şok ile karakterize olan akciğer damarların tıkanması halidir. Beyin damarlarının tıkanması sonucu felç, kalp damarlarının tıkanması sonucu kalp krizide olabilir. Fakat bütün bunlarının olabilmesi için bazı hazırlayıcı faktörlerin rolü söz konusudur. Bunlar şöyle özetlenebilir; Uzun süre hareketsizliğe bağlı kan akımının yavaşlaması Kandaki pıhtılaşma bozukluğu Toplar damar bütünlüğünün bozulması ve damar duvarının iç yüzeyindeki lezyonlar Bacaklarda yakın zamanlarda geçirilmiş olan travma Bazı kalp hastalıkları Hipertansiyon Diabet hastalığı Hamilelik Yaşlılık Habis gelişmeler Doğum kontrol hapı (hormon) Büyük cerrahi girişimler Şişmanlık Daha önce geçirilmiş derin ven trombozu hikayesi Dehidratasyon (susuz kalma) Pıhtının oluşmasını önlemek için şu önlemler alınabilir; 1. Vücut için gerekli olan sıvıyı yeterince almak 2. Uzun süre hareketsiz kalmamak ve oturduğu yerde bacakları ve kollan hareket ettirmek. Son zamanlarda kabin içindeki ekranlarda gösterilen hareketleri tekrar tekrar aralıklı olarak yapmak 3. Zaman zaman koridorda bir tur atmak 4. Koltukta otururken rahat pozisyonları tercih etmek ve damarların sıkıştırılmasına sebep olacak şekilde bacak bacak üstüne atarak oturmamak 5. Vücudu sıkıştıran dar elbise ve pantolonlar giymemek 6. Ailesinde bu rahatsızlık ve hazırlayıcı faktörler bulunan risk altındaki kişilerin, uzun yolculuğa çıkmadan önce doktorlarına danışmaları yararlı olur Ayrıca, yolculuğun 24 saat öncesinde kan inceltici olarak alınacak 100 mg'lık bir asprinin günde bir tane alınması da faydalı olabilir MESUT CAN ULUSAN Kaynak: www.tassa.org.tr DOĞA 21 ANTARTİKA’NIN GİZLİ YÜZÜ ORTAYA ÇIKIYOR Antarktika kıtasının buzullar olmadan nasıl görüneceğine dair kapsamlı çalışmanın sonuçları açıklandı. İngiltere Antarktika Araştırmaları Kurumu tarafından yapılan çalışmada kıtanın kaya tabanını üç boyutlu olarak gösteren bir model ortaya çıkarıldı. Antarktika üzerinde 27 milyon noktadan toplanan verilere dayanılarak oluşturulan modelin adı BEDMAP 2. Araştırma ekibinden Hamish Pritchard ortaya çıkan model sayesinde dünyanın diğer coğrafi bölgelerinde görülen dağ, vadi, ova gibi coğrafi yapıların buzlar altındaki Antarktika’da da var olduklarının bir kez daha anlaşıldığını belirtti. Yüzde 1 su seviyesi üzerinde Uzun yıllardır uçaklar, uydular, gemiler ve kıta üzerinde inceleme yapan bilim adamlarının topladıkları veriler üzerinden oluşturulan modele göre Antarktika'nın kaya yapısını yalnızca yüzde 1'inin deniz seviyesinin üzerinde bulunuyor. Modelde kırmızı ve siyah olarak belirtilmiş alanlar kıtanın en yüksek noktalarını; mavi kısımlar ise kıtadaki düzlük kayaçları gösteriyor. Araştırma sonucunda ortaya çıkan modelin Antarktika'nın küresel ısınma etkisiyle yaşadığı dönüşümü yansıtma açısından büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Küresel ısınmanın etkisi gözlemlenecek Kıtanın kıyı kesimlerini oluşturan buzulların eriyerek denize karıştıkları biliniyor, ancak BEDMAP 2 modeli sayesinde gelecekte yaşanabilecek erime evrelerine dair öngörüde bulunulabilmesi mümkün olacak. Araştırma ekibinden Hamish Pritchard model sayesinde kıta civarındaki buzul hareketlerini tespit etmenin mümkün olacağını belirtiyor. Pritchard, BEDMAP 2 sayesinde ortaya çıkan Antarktika'nın topografyasının gelişmiş fizik yöntemleriyle birlikte kullanılarak buzulların gelecekteki erime sürecinin modellenebileceğini söylüyor. BURAK ATİK Kaynak: www.bbc.co.uk HAYVANLAR ALEMİ 22 YUSUFÇUK Yusufçuk (Anisoptera), odonata takımına ait, kanatlarını dinlenmeleri sırasında yanlara açık olarak yatay tutmalarıyla kızböceklerinden ayrılan bir alttakım. Büyük birleşik gözleri, güçlü saydam (Kanatları), göz alıcı renkleri ve uzunca vücutlarıyla ile tanınırlar. Vücutları kuvvetli yapıda ve hiçbirzaman düz değildir. Hareketleri daha hızlı ve devamlıdır. Bağırsak solunumuyaparlar. Göller ve durgun sularda sıkça bulunurlar. Yusufçuklar genelde sivrisinekler, tatarcıkları ve arılar, kelebekler gibi diğer küçük böcekler ile beslenirler. Çoğu zaman göllerin, akarsuların ve su birikintilerinin olduğu bölgelerde görülürler, çünkü "nemf" diye adlandırılan larvaları suda doğarlar. İnsanları normal şartlarda ısırmaz ya da sokmazlar fakat karınlarndan tutulduğu takdirde kurtulmak için ısırmayı denerler. Sivrisinekler gibi bazı zararlı canlıları yiyerek popülasyonlarını dengede tutmaları bakımından oldukça önemlidirler. Bu nedenle Kuzey Amerika'da birçok yerde yusufçuklar "sivrisinek avcıları" olarak adlandırılırlar. Özellikleri Yusufçuklar genelde güneşli havalarda uçmayı tercih ederler. Görme duyuları çok gelişmişdir. Birbirlerine birleşmiş olan petekgözleri yaklaşık 1000 ayrı "göz"den oluşur. Görme algıları harekete çok duyarlıdır ve gördükleri herşeyi ağır çekimde algılarlar. Bu nedenle öldürme konusunda çok atik ve serttirler. Kanatları gövdelerinin üst kısımlarında bulunur ve genelde saydam iki çift kanatları olur. Bilinen 500 dolayında alt türü bulunur ve en çok tropik iklimde yaşarlar. Kimilerinin uçuş hızı saatte 95 kilometreyi bulabilir. Ayrıca Yusufçuk böceklerinin dişileri çiftleştikten sonra erkek yusufçuk böceğinin kafası ile beslenirler. Bir yusufçuğun yakın çekimden başı ve gözleri Bu yüzden tüm erkek yusufçuk böcekleri sadece 1 defa çiftleşebilirler. Yusufçuk böceklerine Türkçede kız böceği, helikopter böceği de denildiği gibi gövdeleri ince olan türlere iğnecik de denir. Bazı Türler Anax imperator Aeshna isosceles Libellula quadrimaculata Erythemis vesiculosa Orthetrum coerulescens Aeshna juncea Libellula fulva Anax longipes Orthetrum cancellatum Sympetrum fonscolombii Anax junius Celithemis fasciata Libellula lydia Sympetrum striolatum Cordulia aenea Aeshna mixta Sympetrum vulgatum Aeshna multicolor Aeshna caerulea Sympetrum flaveolum Orthemis ferruginea Aeshna cyanea Libellula depressa Libellula luctuosa MESUT CAN ULUSAN Kaynak: tr.wikipedia.org MERAK KÖŞESİ 23 UYURKEN BEYNİMİZDE NELER OLUYOR? Eğer bir insanın başına 'elektroensephalograf' (ezberlemeniz gerekmez!) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede 10 kez salınım yapan 'alfa' dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, şahmını iki kez fazla olan 'beta' dalgalan yayar. Uyku sırasında ise beyin, salınımları çok daha az olan iki tür dalgayı, 'teta' ve 'delta' dalgalarını yayar. 'Teta' dalgalarının sa-lınımı saniyede 3.5 ila 7 arasında olup, 'delta' dalgalarmınki saniyede 3.5'tan azdır. İnsanın uykusu derinleştikçe, beyin dalgaları da yavaşlar. İnsanda en derin ve uyandırılmasmın en zor olduğu uyku zamanında, beyin artık 'delta' dalgaları yaymaya başlamıştır. Şimdi geldik işin en ilginç yönüne. İnsan gece uykudayken çeşitli zamanlarda beklenmeyen şeyler oluşur. İngilizce'deki 'Hızlı Göz Hareketleri' kelimelerinin baş harflerinden alınarak 'REM' uykusu da denilen ve insanların çoğunluğunda bir gecede 3-5 kez görülen bu safhada, beyin dalgaları uyanık bir insa-nınki kadar hızlanır. Bir insanı veya bir köpeği REM uykuları sırasında seyrederseniz, gözlerinin öne ve arkaya hızla titrediğini görürsünüz. REM uykusu safhasında köpeklerin çoğunda, insanların ise bir kısmında, kollarda, bacaklarda ve yüz kaslarında seğirmeler de görülebilir. Rüya REM uykusu safhasında olur. Bu safhadaki bir insanı uyandırırsanız, rüyasını çok canlı olarak hatırlar ve anlatabilir. REM safhası dışındaki uykularda insanlar genellikle rüya görmezler. Geceleri iyi bir uyku çekebilmek için, hem REM, hem de bunun dışındaki safhaların birlikte yaşanması gereklidir. REM kısmı uyku süresinin yüzde 25 kadarını kapsamalıdır. Normal uykudaki bir REM veya rüya bölümü 5 ila 30 dakika sürer. Uyku ilaçlan daha çabuk ve derin uyumanızı sağlayabilirler ama uykunuzun ve özellikle de REM kısmının kalitesini değiştirirler. Uykudan önce alınan alkol de beynin dalga yayma sistemini ve düzenini etkiler. Düzenli bir uyku için insan her zaman aynı saatte yatmalı, hafta sonlan da dahil aynı saatte uyanmalıdır. MESUT CAN ULUSAN Kaynak: www.ozmena.com
Benzer belgeler
HAVACILIK TEMEL BİLGİSİ 9 Uçak sistemleri
ilgiyle okunması ve beğenilmesi dileklerimle
saygılarımı sunarım.
ulusal havacılık ve uzay konferansı
Sohbetin ardından, etrafında oluşturduğumuz yarım çemberi, benim bulunduğum yerden geçmek üzere yürüdü. İşte bu anda, birden ağzımdan şöyle bir söz çıktı:
"- Sayın Atatürk'üm, Sabiha Gökçen'i İzmir...
Hangar Dergisi - Ege Meslek Yüksekokulu
Türk Hava Yolları Teknik A.ġ‟nin yıllar içinde kazandığı tecrübe ve kabiliyetler, nitelikli ve yetiĢmiĢ iĢgücü,
HANGAR Dergisi - Ege Meslek Yüksekokulu
yeni problemler yaratır." Bu yüzden yeni problemleri çözme
gücü olan insanlar ancak yaratıcı olabilirler.
Tüm okurlara güzel bir yıl ve başarı dileklerimle,
TEKNiK - B KAPISI
Büyük bir özveri içerisinde çıkarılan “B Kapısı” dergimizin hayırlara vesile olmasını temenni eder, dergide emeği geçenlere teşekkür eder, başarılar dilerim.
Mustafa YILMAZ
Okul Müdürü - Euroba Gen...
F-35 Lightning II
Ege Üniversitesi Ege Meslek Yüksekokulu’na bağlı olarak 2010-2011 öğretim yılında faaliyete başlayan
Uçak Teknolojisi Programının eğitim-öğretimini sürdürmekte olduğu, Ahmet Eroğlu Eğitim Tesisleri...