Dergi özetini görmek için tıklayınız.
Transkript
Dergi özetini görmek için tıklayınız.
ISSN: 1303-9210 LEGAL Hukuk Dergisi LEGAL JOURNAL OF LAW Cilt: 14/Sayı: 162 Volume: 14/Issue: 162 Yıl/Year: 2016 YARGITAY, DANIŞTAY VE DİĞER YÜKSEK MAHKEME KARARLARI, HUKUK HABERLERİ, HUKUKÎ MAKALELER, GÜNCEL MEVZUAT, RESMÎ GAZETE ÖZETLERİ, ÖNEMLİ BİLGİLER DECISION OF THE COURT OF CASSATION, THE COUNCIL OF STATE, AND OTHER COURTS OF APPEALS' DECISIONS, LEGAL NEWS, LEGAL ARTICLES, CURRENT LEGISLATION, ABSTRACTS OF THE OFFICIAL GAZETTE, MAJOR INFORMATION TR Dizin Hukuk Veri Tabanında Dizinlenmektedir Legal Hukuk Dergisi Legal Journal of Law “Hakemli Dergidir”/“Peer reviewed Journal” Cilt: 14/Sayı: 162 Volume: 14/Issue: 162 Yıl/Year: 2016 Yayın Sahibi/Publisher: Legal Yayıncılık A. Ş. adına Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni/On Behalf of Legal Yayıncılık INC. Publisher and Executive Editor Av./Aal. Lütfürrahman BAŞÖZ (Sertifika No./Certificate No.27563) Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Responsible Manager: Av./Atty. Ramazan ÇAKMAKCI Yayımcının Adı/Name of Publishing Legal Yayıncılık A.Ş. Company: (Sertifika No./Certificate No. 27563) Tel.: 0 216 449 04 86 Basım ve Cilt/Printing and Volume: Mimoza Matbaacılık San. ve Tic. A.Ş. (Sertifika No./Certificate No.: 33198) Tel.: 0212 482 99 10 Faks/Fax: 0212 482 99 78 Basıldığı Yer/Place of Publication: Davutpaşa Cad. No: 123, Kat:1-3 Topkapı/İstanbul Basıldığı Tarih/Publication Date: Haziran/June 2016 Yönetim Yeri/Place of Management: Bahariye Cad. No: 63/5 Kadıköy/İstanbul Tel.0216 449 04 86 Faks/Fax: 0216 449 04 87 E-posta/E-mail: [email protected] URL: www.legal.com.tr Yayın Dili/Published on Language: Türkçe/İngilizce Yayın Türü/Type of Publication: Uluslararası, Süreli, Aylık Hukuk Dergisi/This journal is a peer reviewed international law journal published per month Yurt Dışı Temsilciliği Legal Publishing Albania Shpk Rruga Sami Frasheri, pallati 14, hyrja 11, ap. 8 ne Tirane/Albania www.legalalbania.com [email protected] ISSN: 1303-9210 Dergiye yapılan atıflarda “LHD” kısaltması kullanılmalıdır. For citations please use the abbreviation: “LHD” Katkıda bulunmak isteyenler için iletişim bilgileri/ All correspondence concerning articles and other submissions should be addressed to: E-mail: akademi@legal. com. tr Telefon/Phone: 0 216 449 04 85 Faks/Fax: 0 216 449 04 87 Posta Adresi/Postal Address: Bahariye Cad. Çam Apt. No: 63 D.5 Kadıköy – İstanbul Bu dergide yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlara aittir. Articles published in this journal represent only the views of the contributors. Copyright © 2016 Bu derginin tüm yayın hakları LEGAL YAYINCILIK A. Ş. ’ye aittir. Yayınevinin izni alınmadan eğitim ve tanıtım amaçlı kısmi alıntılar hariç olmak üzere hiçbir şekilde kopya edilemez, çoğaltılamaz ve yayınlanamaz. All rights reserved. No part of this publication may be copied, reproduced, stored in a retrieval system, or transmitted, in any form or by means, without the prior expressed permission in writing of the LEGAL YAYINCILIK A. S. LEGAL HUKUK DERGİSİ Bahariye Cad. Çam Apt. No: 63 D.5 Kadıköy – İstanbul Tel: (216) 449 04 85 – 449 04 86 Faks: (216) 449 04 87 İnternet adresi: www. legal. com. tr E-mail: legal@legal. com. tr EDİTÖRLER KURULU/EDITORIAL BOARD Prof. Dr. Ali Cem BUDAK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Muharrem KILIÇ Akdeniz Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saba ÖZMEN Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Prof. Dr. Hasan PULAŞLI Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Sultan ÜZELTÜRK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Ahmet Caner YENİDÜNYA Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doç. Dr. Özlem YENERER ÇAKMUT Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Doç. Dr. Ebru CEYLAN İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi TEMSİLCİ/REPRESENTATIVE Mersin Temsilcisi/ Mersin Representative Av. H. Hulki ÖZEL YAYIN ve DANIŞMA KURULU EDITORIAL and ADVISORY BOARD Prof. Dr. Faruk ACAR Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Prof. Dr. Pınar AKAN Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Murat ALIŞKAN Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Gökhan ANTALYA Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Prof. Dr. Abdülkadir ARPACI Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mehmet Emin ARTUK Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı (Eski) Prof. Dr. Oğuz ATALAY Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra-İflâs Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Cevdet ATAY Prof. Dr. Mehmet BAHTİYAR Yeditepe Üniv. Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Süheyl BATUM Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Prof. Dr. Ali Cem BUDAK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Erdoğan BÜLBÜL Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Osman CAN Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Özlem YENERER ÇAKMUT Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Mustafa ÇEKER Çukurova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Gürsel ÇETİN İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Prof. Dr. Osman DOĞRU Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Genel Kamu Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer EKMEKÇİ İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Nuray EKŞİ Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Nüvit GEREK Eskişehir Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tevfik GÜLSOY Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Alper GÜMÜŞ İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anabilim Dalı Prof. Dr. Pelin GÜVEN Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sibel İNCEOĞLU Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Turgut KALPSÜZ Prof. Dr. Eser KARAKAŞ Bahçeşehir Üniversitesi AB İlişkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Işıl KARAKAŞ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Üyesi - Devletler Umumi Hukuku Prof. Dr. Mahmut KOCA İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Prof. Dr. Mustafa KOÇAK Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı – Anayasa Hukuku Prof. Dr. Muharrem KILIÇ Akdeniz Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serap Keskin KİZİROĞLU Okan Üniversitesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tekin MEMİŞ İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Ali Necip ORTAN İstanbul Kültür Üniversitesi Fikri Haklar Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hayrettin ÖKÇESİZ Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Prof. Dr. Ayhan ÖNDER Ceza ve Ceza Usul Hukuku Prof. Dr. Selçuk ÖZTEK Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer ÖZKAN İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Ana Bilim Dalı Prof. Dr. Saba ÖZMEN Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Prof. Dr. Bahri ÖZTÜRK İstanbul Kültür Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hasan PULAŞLI İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Adem SÖZÜER İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Cumhur ŞAHİN Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükran ŞIPKA İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kürşat Turanboy Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Güzin ÜÇIŞIK Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Samim ÜNAN Galatasaray Üniversitesi Ticaret Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Hakan ÜZELTÜRK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Vergi Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Sultan ÜZELTÜRK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Serap YAZICI Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Ahmet Caner YENİDÜNYA Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Hamdi YILMAZ Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Prof. Dr. Sevtap YOKUŞ Kocaeli Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Müslüm AKINCI Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çetin ARSLAN Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Doç. Dr. Mustafa Erdem CAN Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ebru CEYLAN İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet ERDEM Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet M. GÜNEŞ Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doç. Dr. Şafak NARBAY Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhan YILMAZ Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Yard. Doç. Dr. Taner AYANOĞLU İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Anabilim Dalı Yard. Doç. Dr. Sinan BAYINDIR Doğuş Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Sevi BAKIM Okan Üniversitesi Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Fatma KARAKAŞ DOĞAN Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Nuri ERDEM TC. İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı, Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Muzaffer EROĞLU Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Yard. Doç. Dr. Birgül SOPACI Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Yard. Doç. Dr. Varol KARAASLAN Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usul ve İcra İflasHukuku Anabilim Dalı Yard. Doç. Dr. Nur KAMAN Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Yard. Doç. Dr. A. Kürşat TANGÜN Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Deniz Ticareti Hukuku Anabilim Dalı Dr. İsmet Nezih ABANOZ Uludağ Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Cengiz APAYDIN İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Savcısı Haşmet Sırrı AKŞENER İstanbul 10. Ticaret Mahkemesi E. Başkanı Hasan ÖZKAN Em. İstanbul Hukuk Hâkimi İzzet DOĞAN Em. İstanbul Hukuk Hâkimi Araş. Gör. Mustafa ÜNLÜTEPE Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Av. Atilla COŞKUN, Av. Süleyman ÇETİN, Av. İbrahim Murat HAZNEDAR, Av. Recep KAHRAMAN, Av. Dr. Filiz KESKİN, Av. Fikret İLKİZ, Av. Hasan KÖROĞLU, Av. Mehmet UÇUM, Av. Talih UYAR HAKEMLER/REFEREES Prof. Dr. Ali Cem BUDAK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Seyithan DELİDUMAN Yalova Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Ömer EKMEKÇİ İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Nuray EKŞİ Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Mahmut KOCA İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku Prof. Dr. Muharrem KILIÇ Akdeniz Üniversitesi Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Saba ÖZMEN Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Prof. Dr. Hasan PULAŞLI Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Kürşat TURANBOY Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Prof. Dr. Güzin ÜÇIŞIK Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sultan ÜZELTÜRK Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Prof. Dr. Ahmet Caner YENİDÜNYA Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Doç. Dr. Müslüm AKINCI Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem YENERER ÇAKMUT Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı Doç. Dr. Ebru CEYLAN İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şafak NARBAY Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Sinan BAYINDIR İstanbul Aydın Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Sevi BAKIM Okan Üniversitesi Üniversitesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Muzaffer EROĞLU Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı Dr. Cengiz APAYDIN İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Savcısı LEGAL HUKUK DERGİSİ YAYIN İLKELERİ PUBLICATION AND SUBMISSION REQUIREMENTS OF LEGAL JOURNAL OF LAW 1. Legal Hukuk Dergisi (LHD), ayda bir yayımlanan hakemli bir dergidir. Legal Journal of Law is a peer reviewed journal published per month. 2. Dergi’de yayımlanabilecek yazılar, hukuk alanını ilgilendiren içerikte her türlü makale, karar incelemesi ve kitap incelemesi ile çevirilerdir. Yazıların dili, Türkçe veya diğer Avrupa dilleridir. This is a journal of law focusing on legal issues concerning law. Articles, case notes and comments, discussions of legislative development, book reviews and other similar type of papers which are written in Turkish and in other European languages are welcome. 3. Dergi’de yayımlanmak üzere gönderilen yazılar başka bir yerde yayımlanmamış ya da yayımlanmak üzere gönderilmemiş olmalıdır. Articles that will be sent to the editor should not be published elsewhere, nor be submitted to other journals simultaneously. 4. Yazılar Microsoft Word (Microsoft Office 98 ve üzeri versiyonlar) formatında (. doc veya. docx dosya uzantılı olarak) yazılmış olmalıdır. Ayrıca yazılar, aşağıdaki şekil şartlarına uygun olarak kaleme alınmış olmalıdır: Kağıt boyutu: A4 Üst: 2, 5 cm; Alt: 2, 5 cm; Sol: 2 cm; Sağ: 2 cm Metin: Times New Roman, 12 punto, 1.5 satır aralığı, iki yana yaslı Dipnotlar: Sayfa altında, Times New Roman, 10 punto, 1 satır aralığı, iki yana yaslı Articles should be submitted as Microsoft Word (either with. doc or. docx file extensions) documents (Microsoft Office 1998 or higher versions). Articles should be written according to the following style guidelines: Paper size: A4 Top: 2.5 cm; Bottom: 2.5 cm; Left: 2 cm; Right: 2 cm Text body: Times New Roman, 12 points, at 1.5 line spacing, justified Footnotes: Times New Roman, 10 points, at 1 line spacing, justified 5. Her yazı, kaydedildiği bir CD ile ya da elektronik posta yolu ile Microsoft Word formatında editöre teslim edilmelidir. Yazının basılı olarak teslimi gerekmemektedir. Softcopy of the article either on a CD or as an attached Microsoft Word Document via e-mail should be submitted to the editor. There is no need to submit any hardcopy of the article. 6. Yazıyla birlikte yazarın (veya yazarların) adına, unvanına, çalıştığı kuruma, açık adresine, kolay ulaşım sağlanabilecek telefon numaralarına ve elektronik posta adreslerine ilişkin bilgiler de editöre ulaştırılmalıdır. The name (s), formal position (s), institutional affiliation (s) and contact details (especially e-mail (s)) of the author (s) must be clearly included with the submission to the editor. 7. Dergi’ye gönderilen makaleler Türkçe ve İngilizce başlık ile hem İngilizce hem de Türkçe özet kısmı içermelidir. Each submission should contain a Turkish and an English Title, as well as an Abstract part in Turkish and English. 8. Dergi’ye gönderilen makalelerde, ilgili makaledeki konuyu tanımlayan Türkçe ve İngilizce uygun anahtar kelimeler bulunmalıdır. All articles should be accompanied by a sufficient number of keywords in Turkish and English that reflect the content of the article. 9. Dergi’ye gönderilen makalelerde kullanılan kaynaklar, makale sonunda kaynakça olarak alfabetik sırada verilmiş olmalı ve kullanılan kaynaklar dipnotunda veya metin içerisinde kısa olarak yer almalıdır. All references cited in the text should be numbered in the order of mention in the text and should be given in abbreviated form in footnotes. They should be listed in full form at the end of the article in an alphabetically arranged bibliography as well. 10. Dergi’ye gönderilen makalelerin yazım bakımından son denetimlerinin yapılmış olduğu ve basılmaya hazır olarak verildiği kabul edilir. All submissions are regarded as ready to publish and already proofread by the author himself. 11. Yayım Kurulu’nda ilk değerlendirilmesi yapılan makaleler, anonim olarak hakeme gönderilecek, hakemden gelen rapor doğrultusunda makalenin yayımlanmasına, hakemden gelen rapor çerçevesinde düzeltme istenmesine ya da yayımlanmamasına karar verilecek ve yazar durumdan en kısa zamanda ve genellikle e-posta yolu ile haberdar edilecektir. Tamamlanmış veya düzeltilmiş yazı, Yayım Kurulu’nca, tekrar hakeme gönderilebilir. Initial assessment of the articles will be done by the editorial board. After the assessment is completed, the articles will be sent to an anonymous peer reviewer. In accordance with reviewer’s report, amendments may be done or the article may be decided not to be published. After the amendments are completed, the article may be sent to peer reviewer again, by the editorial board. 12. Dergi, hakemin yazarı bilmemesi esasına (kör hakemlik) dayanır. Hakeme gönderilecek makalelerde de yazarın kimliğine ilişkin bilgilerin gizliliği sağlanır. All articles submitted are subject to a blind peer review. The identity of the author (s) and reviewer (s) will not be revealed to the other party. 13. Tüm Hakem Raporları, ULAKBİM (Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi) Hukuk Veri Tabanı Komitesi tarafından denetlenmesine olanak verecek şekilde 5 yıl saklanır. All reviewers’ evaluation reports will be kept for at least five years after publication and copies of these reports will be sent to the ULAKBİM (Turkish Akademic Network and Information Center) Law Database Committee whenever required. 14. Dergi’ye ait yeni sayı yayımlandıkça, bu sayı tek bir PDF kopyası şeklinde ULAKBİM Online Dergi Takip Sistemine (ODİS) yüklenir. Ayrıca Dergi’nin 2 adet basılı kopyası da ULAKBİM’e kargo ile ulaştırılır. Each Publisher issue of the Journal will be uplouded as a PDF file to the Online Journal Watch System of ULAKBİM (ODİS). Also two copies of the published issue will be delivered to ULAKBİM by cargo. 15. Dergi basıldıktan sonra ilgili sayının yazarlarına ve bu sayıda hakemlik yapmış olanlara ücretsiz olarak gönderilir. Free copies of the published issue will be sent both to the author (s) and to the reviewer (s). Dergimiz Hakkında/About Our Journal Legal Hukuk Dergisi (LHD), ayda bir yayımlanan hakemli bir dergidir.2003 yılından beri yayın hayatını sürdürmekte olan dergide hakem denetiminden geçmiş makaleler, karar tahlilleri, içtihat ve mevzuat kronikleri ile eser incelemelerine yer verilmektedir. Her sayıda Türk ve yabancı akademisyenler ve hukuk uygulamacıları tarafından kaleme alınan, hukuk ile ilgili değerli eserler yayımlanmaktadır. Okuyucularımızın göndereceği hukuk alanına ilişkin makaleler ve diğer türdeki eserlerle (karar tahlilleri, eser incelemeleri vb.), dergimizin daha da zenginleşeceğine inanıyoruz. Legal Journal of Law (LHD) is a peer reviewed journal published per month, concentrating on issues of law and considers for publication articles, case notes and comments, discussions of legislative developments and book reviews. It has been in publication since 2003. Each issue contains scholarly works concerning law bulletin/journal, authored by scholars and practitioners around the globe. We welcome your contributions in the form of articles, notes, comments or reviews on topics reflecting a broad range of perspectives on law; with your contributions and support our journal will progress. EDİTÖRDEN…/FROM THE EDITOR… Değerli abonelerimiz, 2016 yılının altıncı sayısıyla sizlerle birlikte olmanın mutluluğu içindeyiz. Dergimizin makaleler kısmında Doç. Dr. Azra ARKAN SERİM’in “Vasiyetnameden Dönme”, Yard. Doç. Dr. Hediye Bahar SAYIN’ın “Tüzel Kişiler ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ticari Temsilci Olarak Atanabilir mi?”, Dr. Özge AKIN’ın “Avrupa Birliği, Topluluk Markalarına Reform Getirebildi mi?” ve Öğr. Gör. Ferhat YILDIRIM’ın “Arabuluculuk Eğitimine İlişkin Türk ve Mukayeseli Hukuk Düzenlemeleri” isimli makaleleri yer almaktadır. Dergimizin uzman görüşleri kısmında Av. Talih UYAR’ın “Bir Eşin, Diğer Eşin Onayı Olmadan “Aile Konutunu Başkasına Devredemeyeceği”ne ya da “Aile Konutu Üzerinde İpotek Kuramayacağı”na Dair TMK. m.194/I’deki Kısıtlama (Yasak), Cebri İcra Yolu ile (İİK. m.148 vd.) Yapılan İhaleleri (İİK.m.134) de Kapsar mı? (TMK m.194/I)”, Soner ALTAŞ’ın “Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Bağlı Oda ve Borsaları Şirketler Topluluğu Hükümlerine Tabi midir?” ve Yavuz AKBULAK’ın “Şirketlerde Tür Değiştirme” isimli yazıları yer almaktadır. Uygulamaya İlişkin Bilgiler kısmında “Gerçek Kişiler (Şahıs Firması)” ve “Kollektif Şirketler” başlıklı yazılar yer almaktadır. Dergilerimizin 2016 yılı abonelik yenileme dönemi devam etmektedir. Her biri alanında uzman hukukçulardan oluşan yayın ve danışma kurullarının hukuka katkı amacıyla gönüllü olarak çalıştığı zengin içeriğe sahip hukuk dergilerimiz sadece sizlerin abonelikleri ile yayın hayatına devam etmektedir. Dergilerimize abone olarak verdiğiniz destek ile hukukun gelişmesine ve yaygınlaşmasına yapmış olduğunuz katkıların bu yıl da devam etmesini beklemekteyiz. Legalbank elektronik hukuk programımız sizlerin değerli desteği ile güçlenerek ve abone sayısını hızla arttırarak yoluna devam etmektedir. Legalbank sitemizden ücretsiz 3 günlük tam kullanım imkanı devam etmektedir. Programımızı denememiş abonelerimizin www.legalbank.net internet adresinden sitemizi ziyaret etmelerini beklemekteyiz. Legal Yayıncılık tarafından hazırlanan online kitap, online dergi, e-dergi ve e-kitaplar satışa sunulmuştur. Online Kitap/Dergi aboneliği ile hukuk kitap ve dergilerine, internetin olduğu her yerden anında erişebilme imkanı sağlanmıştır. Online kitap ve dergilerle online kütüphanenizi oluşturabilir, kütüphaneniz içinde yer alan tüm dökümanlar içinde istediğiniz konularda kolay ve hızlı arama yapma imkanına sahip olabilirsiniz. Ayrıca e-kitap ve e-dergilere elektronik cihazlarınıza indirerek her an ulaşma imkanı sağlanmıştır. Online ve elektronik dergi ve kitaplara www.legal.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Editör/Editor LEGAL HUKUK DERGİSİ Cilt: 14/Sayı: 162 Yıl: 2016 İÇİNDEKİLER Yüksek Mahkeme Kararları Kısa Özetleri .......................................................... 2977 Hukukî Makaleler ................................................................................................... 2991 Vasiyetnameden Dönme Doç. Dr. Azra ARKAN SERİM ..................................................................... 2993 Tüzel Kişiler ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ticari Temsilci Olarak Atanabilir mi? Yard. Doç. Dr. Hediye Bahar SAYIN ............................................................ 3005 Avrupa Birliği, Topluluk Markalarına Reform Getirebildi mi? Dr. Özge AKIN .............................................................................................. 3033 Arabuluculuk Eğitimine İlişkin Türk ve Mukayeseli Hukuk Düzenlemeleri Öğr. Gör. Ferhat YILDIRIM .......................................................................... 3059 Uzman Görüşleri ..................................................................................................... 3087 Bir Eşin, Diğer Eşin Onayı Olmadan “Aile Konutunu Başkasına Devredemeyeceği”ne ya da “Aile Konutu Üzerinde İpotek Kuramayacağı”na Dair TMK. m.194/I’deki Kısıtlama (Yasak), Cebri İcra Yolu ile (İİK. m.148 vd.) Yapılan İhaleleri (İİK.m.134) de Kapsar mı? (TMK m.194/I) Av. Talih UYAR ............................................................................................ 3089 Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Bağlı Oda ve Borsaları Şirketler Topluluğu Hükümlerine Tabi midir? Soner ALTAŞ (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi) ............ 3099 Şirketlerde Tür Değiştirme Yavuz AKBULAK (SPK Başuzmanı) ........................................................... 3111 Hukuk Haberleri ..................................................................................................... 3135 Yargıtay Hukuk Kararları ..................................................................................... 3179 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları ........................................................ 3181 Yargıtay Hukuk Daire Kararları..................................................................... 3206 Yargıtay Ceza Kararları ........................................................................................ 3287 Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı ............................................................... 3289 Yargıtay Ceza Daire Kararları........................................................................ 3293 Danıştay Kararları.................................................................................................. 3333 Danıştay Daire Kararları ................................................................................ 3335 Anayasa Mahkemesi Kararları ............................................................................. 3341 2974 Uygulamaya İlişkin Bilgiler ................................................................................... 3355 Gerçek Kişiler (Şahıs Firması) ....................................................................... 3357 Kollektif Şirketler .......................................................................................... 3371 Güncel Mevzuat ...................................................................................................... 3385 Kanunlar ......................................................................................................... 3387 Resmî Gazete Özetleri.................................................................................... 3423 Önemli Bilgiler ........................................................................................................ 3433 Yüksek Mahkeme Kararları Arama Dizinleri ..................................................... 3489 Kavramlara Göre Arama Dizini..................................................................... 3491 Kanun Maddelerine Göre Arama Dizini ........................................................ 3497 LEGAL YAYINCILIK TÜM YILLAR DERGİ FİYAT LİSTESİ (BASILI, ONLINE SÜRELİ-SÜRESİZ VE E-DERGİ) ............................................... 3501 LEGAL HUKUK DERGİLERİ SİPARİŞ FORMU ...................................... 3505 LEGALBANK ABONELİK FORMU .......................................................... 3507 LEGAL JOURNAL OF LAW Volume: 14/Issue: 162 Year: 2016 CONTENTS Plot Summary of Supreme Court Decisions ......................................................... 2977 Legal Articles .......................................................................................................... 2991 Revocation of the Testament Assoc. Prof. Dr. Azra ARKAN SERİM ........................................................ 2993 Is that Legal Persons and the Board of Directors can be Appointed as Commercial Representatives? Asst. Prof. Dr. Hediye Bahar SAYIN ............................................................ 3005 Could the European Union Introduce Reform in Community Trademarks? Dr. Özge AKIN ............................................................................................. 3033 Turkish and Comparative Law Regulations on the Mediatorship Training Assoc. Member Ferhat YILDIRIM ............................................................... 3059 Expert Opinions ...................................................................................................... 3087 Would a Restriction (A Prohibition) under the Turkish Civil Code Art. 194/1 on “The Assignment of a Homestead, or the Establishment of a Lien on a Homestead Without a Spousal Approval”, be Also Applicable (TCiv.C Art. 194/1) to Foreclosed Property (Execution and Bankruptcy Code Art. 148, and the Following) Auctions (Execution and Bankruptcy Code Art. 134)? Atty. Talih UYAR ......................................................................................... 3089 Are Conglomerate Clauses Enforceable upon the Union of Chambers & Commodity Exchanges of Turkey and Its Affiliated Trade Chambers and Commodity Exchanges? Soner ALTAŞ (Ministry of Science, Industry and Technology Chief Inspector).................. 3099 Changing the Type of Company Yavuz AKBULAK (Chief Expert of Capital Markets Board of Turkey) ...... 3111 Legal News............................................................................................................... 3135 Court of Cassation Civil Chamber Decisions ....................................................... 3179 Court of Cassation Assembly of Civil Chambers Decisions ......................... 3181 Court of Cassation Civil Chambers Decisions .............................................. 3206 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions ................................................ 3287 Court of Appeal Assembly of Criminal Chambers Decision ......................... 3289 Court of Appeal Criminal Chamber Decisions .............................................. 3293 2976 Council of State Decisions ...................................................................................... 3333 Council of State Chamber Decisions ............................................................. 3335 Turkish Constitutional Court Decisions ............................................................... 3341 Practical Informations ............................................................................................ 3355 Natural Persons (Sole Proprietorship) ........................................................... 3357 General Partnerships) .................................................................................... 3371 Current Legislation................................................................................................. 3385 Law Codes ..................................................................................................... 3387 Abstracts of Official Gazette ......................................................................... 3423 Major Informations ................................................................................................ 3433 Index of Supreme Court Decisions ........................................................................ 3489 Index of Related Legal Terms ....................................................................... 3491 Index of Related Law Code Articles ............................................................. 3497 LEGAL PUBLISHING'S PRICE LIST COVERING ALL THE YEARS (PRINTED-ON LINE-PERIODIC- NON-PERIODIC, AND E-JOURNAL 3501 ORDERING FORM FOR THE LEGAL LAW JOURNALS ....................... 3505 SUBSCRIPTION FORM FOR THE LEGALBANK LEGAL DATABASE 3506 YÜKSEK MAHKEME KARARLARI KISA ÖZETLERİ PLOT SUMMARY OF SUPREME COURT DECISIONS AİLE HUKUKU Velayette Görevli Mahkeme- Velayet altında bırakılmalarına karar verilen çocuklar ve bunların malları hakkındaki uyuşmazlıklarda velayet hükümleri uygulanacaktır. Bu hükümleri uygulayacak görevli mahkeme ise 4787 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir........................... 3263 AVUKATLIK HUKUKU Dava Dilekçesinde Gösterilen Değer Üzerinden Vekalet Ücreti- İptal ve tescile konu taşınmazların keşfen belirlenen değerleri üzerinden tamamlama harcı alınmamış olması sebebi ile dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden davacı taraf yararına vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile keşfen belirlenen değer üzerinden fazla vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru değildir. ....................................................................................................................... 3206 Hakkın Kötüye Kullanılması- Kötüniyetli olmasa da alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamaz..................................................................................... 3181 BANKACILIK HUKUKU Dövizle Kredi Kullanma- Kredi sözleşmesinden dolayı 11 taksit ödenmesinden sonra kredinin erken kapamasının yapılmış olması da nazara alındığında, sözleşmenin davacı tarafından benimsendiğinin kabulü gerektiği dava konusu olayda uyarlama ve sözleşmeye müdahale koşullarının bulunmadığı, sözleşme gereğince ödeme anındaki döviz kuru üzerinden hesaplama yapılması gerekir. ................................................................... 3248 Genel Kredi Sözleşmesinde Asıl Borçlu Ve Kefile Rücu İstemiDavacının ödeme yaptığı genel kredi sözleşmesiyle ilgili alacaklı bankadan kullandırılan kredi, varsa icra takip dosyası, banka kayıt ve belgeleri getirtilerek, ayrıca bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve defterleri yerinde incelenmek suretiyle, davalıların rapora karşı yaptığı itirazlar da dikkate alınarak düzenlenecek bilirkişi raporuna göre bir karar verilmesi gerekir.................................................... 3266 Bütün kararlar bu şekilde özetli olarak dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz HUKUKÎ MAKALELER LEGAL ARTICLES * Vasiyetnameden Dönme Revocation of the Testament Doç. Dr./Assoc. Prof. Dr. Azra ARKAN SERİM * Tüzel Kişiler ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ticari Temsilci Olarak Atanabilir mi? Is that Legal Persons and the Board of Directors can be Appointed as Commercial Representatives? Yard. Doç. Dr./Asst. Prof. Dr. Hediye Bahar SAYIN * Avrupa Birliği, Topluluk Markalarına Reform Getirebildi mi? Could the European Union Introduce Reform in Community Trademarks? Dr. Özge AKIN * Arabuluculuk Eğitimine İlişkin Türk ve Mukayeseli Hukuk Düzenlemeleri Turkish and Comparative Law Regulations on the Mediatorship Training Öğr. Gör./Assoc. Member Ferhat YILDIRIM H VASİYETNAMEDEN DÖNME* (REVOCATION OF THE TESTAMENT) Doç. Dr./Assoc. Prof. Dr. Azra ARKAN SERİM** ÖZ Vasiyetname tek taraflı ölüme bağlı bir tasarruf olup, mirasbırakanın son arzularını içerir. Vasiyetçinin ölümüne kadar geçecek sürede bu konudaki arzuları her zaman değişebilir. Bu kapsamda vasiyetname, vasiyetçi tarafından onun ölümüne kadar her zaman geri alınabilir. Türk Medeni Kanunu m. 542 vd. hükümlerinde düzenlenen “Vasiyetnameden Dönme” çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. Vasiyetnameden dönme, vasiyetçinin yeni ölüme bağlı tasarruf yapmasıyla veya vasiyetnemeyi yok etmesiyle ya da vasiyet konusu şeyde sağlararası tasarrufta bulunmasıyla mümkün olabilir. Türk Medeni Kanunu m. 542 kapsamında vasiyetçi yeni bir ölüme bağlı tasarruf ile önceki vasiyetnamesinden dönebilir. Bu ölüme bağlı tasarrufun mutlaka dönülen (geri alınan) vasiyetname ile aynı şekilde yapılmış olmasına gerek bulunmamaktadır. Dönme, Türk Medeni Kanunu m. 542/2’de ifade edildiği üzere tamamen veya kısmen olabilir. Yine vasiyetname açık şekilde geri alınabileceği gibi örtülü olarak da geri alınmış olabilir. Türk Medeni Kanunu m. 544/1’de mirasbırakanın önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yapması durumunda, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde önceki vasiyetnameyi tamamlamadığı anlaşılmadıkça, sonraki vasiyetnamenin onun yerini alacağı hükme bağlanmıştır. Türk Medeni Kanunu m.543/1’e göre vasiyetnamenin yok edilerek geri alınması mümkündür. Bunun için vasiyetçinin kastının bu yönde olması gerekir. H Hakem denetiminden geçmiştir. Bu makale 10.05.2016 tarihinde Yayınevimize ulaşmış olup, 24.05.2016 tarihinde hakem onayından geçmiştir. ** İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi. * 2982 Vasiyetnameden Dönme Son olarak Türk Medeni Kanunu m. 544/2 kapsamında, vasiyetçi, vasiyet konusunda, sağlararası tasarrufta bulunmak suretiyle de vasiyetten dönebilir. Bu bakımdan sağlararası tasarrufun ivazlı ya da ivazsız olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Vasiyetnameden dönme, vasiyetname, vasiyetçi, dönme, ölüme bağlı tasarruf ABSTRACT The testament is a kind of testamentary disposition that contains the last desires of the testator. The desires of the testator may show changes at any time on the subject matter pertaining thereto within the period of time that may elapse until the death of the testator. Within this scope, the testament may always be revoked by a testator until his/her death. “Revocation of the Testament” that is regulated in the provisions of Article 542 and subsequent articles of the Turkish Civil Code constitutes the subject matter of our study. The revocation of the testament may be possible by the disposition of subject to a new death of the testator or destruction of the testament or making a disposition between the alive ones on the matter forming the subject matter of the testament. The testator may always revoke his/her former testament by a new disposition subject to a new death within the scope of Article 542 of the Turkish Civil Code. There is not any requirement to make such disposition depending on death to be made in the same way with the revoked testament. The revocation may either be partially or totally as is indicated in Article 542/2 of the Turkish Civil Code. Likewise, it is possible for the testament to be revoked clearly. It is adjudged in Article 544/1 of the Turkish Civil Code that in case the testator issues or makes a new testament without revocation of his/her previous testament, the subsequent testament shall replace it unless she/he does not complete his/her previous testament. It is also possible to revoke a testament by the destruction of it according to the provision of Article 543/1 of the Turkish Civil Code. For this, the intention of the testator has to be in this direction. Finally, the testator may revoke the testament by making disposition between the alive parties on the testament within the scope of Article 544/2 of the Turkish Civil Code. In this respect, there is not any imLHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Doç. Dr. Azra ARKAN SERİM 2983 portance whether the disposition between the alive parties is onerous or gratuitous. Keywords: Revocation of the testament, testament, testator, revocation, testamentary disposition *** … Vasiyetname tek taraflı ölüme bağlı bir tasarruf olup, mirasbırakanın son arzularını içerir. Vasiyetçinin ölümüne kadar geçecek sürede bu konudaki arzuları her zaman değişebilir. Bu kapsamda vasiyetname, vasiyetçi tarafından onun ölümüne kadar her zaman geri alınabilir. TMK. m. 542 vd. hükümlerinde düzenlenen “Vasiyetnameden Dönme” çalışmamızın konusunu oluşturmaktadır. … Mirasbırakanın son arzularını içeren vasiyetname yapıldıktan sonra, vasiyetçinin son isteklerinin, ölümüne kadar her zaman değişebileceğini kabul eden yasakoyucu, vasiyetnameden dönülmesine cevaz vermiştir. Vasiyetnameden dönme, vasiyetçinin yeni ölüme bağlı tasarruf yapmasıyla veya vasiyetnemeyi yok etmesiyle ya da vasiyet konusu şeyde sağlararası tasarrufta bulunmasıyla mümkün olabilir. Gerçekten de vasiyetçi yeni bir ölüme bağlı tasarruf ile önceki vasiyetnamesini geri alabilir. Bu ölüme bağlı tasarrufun mutlaka geri alınan vasiyetname ile aynı şekilde yapılmış olmasına gerek bulunmamaktadır. Geri alma TMK. m. 542/2’de ifade edildiği üzere tamamen veya kısmen olabilir. Yine vasiyetname açık şekilde geri alınabileceği gibi örtülü olarak da geri alınmış olabilir. TMK. m. 544/1’de mirasbırakanın önceki vasiyetnamesini ortadan kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer bırakmayacak şekilde önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça sonraki vasiyetnamenin onun yerini alacağı hükme bağlanmıştır. Vasiyetnamelerin birlikte uygulanabilmesi sonrakinin öncekini tamamladığının açıkça anlaşılmasına bağlıdır TMK. m.543/1’e göre “Mirasbırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden dönebilir”. Bu hüküm 4721 sayılı TMK ile yürürlüğe girmiştir. 743 sayılı MK zamanında bu yönde açık bir düzenleme bulunmamasına rağmen gerek doktrin gerekse Yargıtay’ın bu imkanın mevcudiyetini kabul ettiği ifade edilmelidir. Vasiyetnamenin yok edilerek geri alınması için vasiyetçinin kastının bu yönde olması gerekir. Bir başka deyişle vasiyetçi, vasiyetnamesiLHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 Vasiyetnameden Dönme 2984 ni kazara yok ederse TMK. m. 543’ün birinci değil ikinci fıkrası hükmü uygulama alanı bulacaktır. Son olarak, TMK. m. 544/2 kapsamında, vasiyetçi, vasiyet konusunda, sağlararası tasarrufta bulunmak suretiyle de vasiyetten dönebilir. Bu bakımdan sağlararası tasarrufun ivazlı ya da ivazsız olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Makalenin devamına, dergimizin dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 H TÜZEL KİŞİLER VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ TİCARİ TEMSİLCİ OLARAK ATANABİLİR Mİ? * (IS THAT LEGAL PERSONS AND THE BOARD OF DIRECTORS CAN BE APPOINTED AS COMMERCIAL REPRESENTATIVES?) Yard. Doç. Dr./Asst. Prof. Dr. Hediye Bahar SAYIN** ÖZ Tacirin ticari iş ve işlemlerini tek başına yapması, ticari işlemlerin çeşitliliği ve ticari yaşamın dinamizmi gereği mümkün olamamaktadır. Bu nedenle tacir, ticari işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerde başka kişilerin - ki bu kişilere tacir yardımcısı adı verilir- emek ve mesaisine ihtiyaç duyar. Tacir yardımcıları tacire bağlı olanlar (ticari temsilci, ticari vekil, pazarlamacı) ve olmayanlar (acente, komisyoncu, simsar) olmak üzere ikiye ayrılabilir. Tacirin emir, talimat ve denetimi doğrultusunda hareket eden yardımcılara bağımlı tacir yardımcısı adı verilir. Bağımlı tacir yardımcıları taciri temsil yetkisine sahip olup, bu yardımcılara ilişkin hükümler BK’da yer almaktadır. Taciri temsil konusunda en geniş yetkilere sahip olan bağımlı tacir yardımcısı ticari temsilci olup, konu BK 547 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anonim şirketler ise tüzel kişi tacir olup, iradelerini organları aracılığı ile dışarı aktarmaktadır. Anonim şirketlerin genel kurul ve yönetim kurulu olmak üzere iki zorunlu organı vardır. Yönetim kurulu, anonim şirketin yönetim ve temsil organıdır. Bu organ kural olarak kurul halinde şirketi yönetir ve temsil eder. Yönetim kurulu belirli sayıda üyeden oluşup, sürekli faaliyet gösteren bir organdır. Şirketi temsil açısından yönetim kurulu üyeleri ticari temsilci ile benzerlik göstermektedir. Hem ticari temsilcilerin hem de yönetim kurulu üyelerinin kişilikleri, anonim şirketin ticari faaliyetlerini sürdürmesinde, üçüncü kişilerle H Hakem denetiminden geçmiştir. Bu makale tarihinde 18.05.2016 Yayınevimize ulaşmış olup, 31.06.2016 tarihinde hakem onayından geçmiştir. ** Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim Dalı öğretim üyesi * 2986 Tüzel Kişiler ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ticari Temsilci Olarak Atanabilir mi? iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesinde büyük önem arz etmektedir. Ticari temsilcinin yetkileri oldukça geniş olup, birlikte temsil ve şube işleri haricinde yetkinin sınırlandırılması mümkün değildir. Yönetim kurulu üyeleri ise sahip oldukları temsil yetkisi nedeni ile işletme sahibine benzer konumdadırlar. Yetkileri de ancak ticari temsilcilere benzer şekilde sınırlandırılabilir. Bu çalışmada bir yönetim kurulu üyesinin/ticari temsilcinin aynı zamanda ticari temsilci/yönetim kululu üyesi olarak şirkette faaliyette bulunup bulunamayacağı hususunun incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede öncelikle ticari temsilci ve yönetim kurulu üyelerinin özellikleri çalışma kapsamı açısından incelenecek; ardından bir şahsın aynı zamanda söz konusu iki sıfatı kendi şahsında taşımasına fiili bir ihtiyaç olup olmadığı değerlendirilecek, daha sonra bir şahsın söz konusu sıfatları aynı anda taşımasında hukuki bir engel olup olmadığı tartışılacaktır. Bu tartışmalar anonim şirketin iş ve işlem yaptığı üçüncü şahısların ticari temsilci/yönetim kurulu üyesi şahısla girdiği hukuki ilişkilerde yetki karmaşası yaşanması riski nedeniyle önem arz etmektedir. Ayrıca tüzel kişilerin ticari temsilci olarak atanmasının mümkün olup olmadığı hususu da değerlendirilecektir. Bu değerlendirmelerde konuya ilişkin mehaz İsviçre Borçlar Kanunu kapsamındaki doktrinsel tartışmalara ve EBKeTK hükümlerine de yer verilecektir. Anahtar Kelimeler: Tüzel Kişi, Yönetim Kurulu, Ticari Temsilci ABSTRACT It’s not possible for a merchant to carry out all commercial business and transactions on his own because of the variety of commercial transactions and dynamism of the commercial life. So, the merchant needs labour and work of other individuals regarding the transactions of his commercial enterprise – these individuals are called as deputy merchants. Deputy merchants can be divided into two as affiliated to the merchant (Commercial representative, commercial agent, marketing staff) and not affiliated to the merchant (agent, commission merchant, broker). Dependent deputy merchants are the assistants who act in accordance with the orders, instructions and audit of the merchants. Dependent deputy merchants have the authority of representation and the relevant provisions are available in Turkish Code of Obligations (TBK). Commercial representative is a dependent deputy merchant having the LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Yard. Doç. Dr. Hediye Bahar SAYIN 2987 largest area of authority in terms of representing the merchant and this issue was arranged in accordance with the 547th Article of Code of Obligations. Incorporated companies are legal entity merchants and they transfer their wills outside through their bodies. Incorporated companies have two compulsory bodies as general assembly and board of directors. Board of directors is the management and representative body of an incorporated company. This body manages and represents the company in a plenum as a rule. Board of directors is a body which constantly operates and is composed of a specific number of members. Board members have similarities with the commercial representative in terms of representing the company. Personalities of both commercial representatives and board members are of high importance for an incorporated company to carry out its commercial activities as well as transactions with third parties. Commercial representative have very broad authorities, but it is not possible to limit this authority except for representation and branch works. Board members are in a position which is similar to the employer because of their authority of representation. In this study, it is aimed to analyze whether or not a board member/commercial representative can also carry out activities under the title of commercial representative/board member in a company. Within this framework, characteristics of commercial representatives and board members will firstly be analyzed within the scope of this study and then it will be evaluated whether or not there is an actual need for an individual to have both titles at the same time, and finally it will be evaluated whether or not there is a legal obstacle for an individual to have these titles at the same time. These discussions are of high importance for an incorporated company not to have any authority convergence in legal relationships between the third parties and commercial representatives/board members with whom it carries out transactions. The issue of whether it is possible appointment as commercial representative of separate legal entities will be assessed Doctrinal discussions which are within Switzerland Code of Obligations and PTOL, PTTL provisions will also be referred in these evaluations. Keywords: Legal Person, Board Of Director, Commercial Representative *** LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 2988 Tüzel Kişiler ve Yönetim Kurulu Üyeleri Ticari Temsilci Olarak Atanabilir mi? … Ticari yaşamın hızlanması, gün geçtikçe büyümesi ve karmaşıklaşması ticari işletmelerin yönetiminde tacire yardımcı olacak şahıslara ihtiyacı artırmıştır. Ticari yaşamın bu hızı nedeni ile yardımcı şahısların her an tacirden talimat alma imkanı bazen mümkün olamayacağından, tacir yardımcısı şahsın işletmenin yararına olan kararların alınmasında geniş hareket serbestisinin olması ihtiyacı gündeme gelmektedir1. Ticaret hukuku alanında meydana gelen sosyal ve ekonomik gelişmeler ticari işletmelerin bu hukuk dalında ön plana çıkmasına sebep olmuştur. Ticari işletmelerin verimli şekilde işletilmesi için ilgili konularda uzman sevk ve idarecilere ihtiyaç vardır. Bu uzmanlık ihtiyacı ticari temsilcinin önemini azaltmamakta, aksine üçüncü kişilere karşı kapsamı kural olarak sınırlandırılamayan bir temsil yetkisine olan ihtiyaç günümüz ticari yaşamında giderek artmaktadır2. Ticaret şirketlerinde de ticari temsilci atanmasında bir artış söz konusudur. Özellikle anonim şirketlerde her ne kadar yönetim kurulu şirketin yasal temsilcisi ise de şirkete sınırları kanunla çizilmiş iradi temsilci atanması sıklıkla gündeme gelir. Bu durumda yönetim kurulu üyelerinin de ticari temsilci olarak atanması söz konusu olabilir. Aynı şahsın aynı zamanda ticari temsilci ve yönetim kurulu üyeliği sıfatına sahip olması bazen tacir tarafından çeşitli sebeplerle tercih edilmek istenebilir. Bu çalışmada bir şahsın bünyesinde bu iki kurumun varlığının mümkün olup olmadığı İsviçre hukuku da dikkate alınarak incelenmesi ve ayrıca tüzel kişillerin ticari temsilci olup olamayacağı hususunun incelenmesi amaçlanmıştır. Konuya ilişkin eTK döneminde elbetteki tartışmalar mevcuttur. TTK’nın çalışma konularına ilişkin getirmiş olduğu yeni bir düzenleme olup olmadığı hususu bu kapsamda değerlendirilecektir. … TTK ve BK’nın getirdiği yeni sistemde eTK ve eBK döneminde tartışmalı olan tüzel kişilerin ve yönetim kurulu üyelerinin ticari temsilci olarak atanması hususunda bir açıklık yoktur. Getirilen yeni sistemde yönetim kuruluna tüzel kişi üyenin atanabilmesi eTTK ile karşılaştırıldığında ilgili kurumlara ilişkin en önemli yeniliktir. Mevcut durum karşısında tüzel kişilerin ve yönetim kurulu üyelerinin ticari temsilci olarak atanıp atanamayacağı konusu farklı görüşler ileri sürülerek yeni TTK ve BK döneminde de tartışmalı olmayı sürdürecek gibi gözükmektedir. Makalenin devamına, dergimizin dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz 1 2 İsmail Kırca, Ticari Mümessillik, Ankara 1996, s. 36. İlhan Ulusan, “İsviçre Hukuku ile Karşılaştırmalı Olarak Alman Hukukunda Prokurist”, Halil Arslanlı’nın Anısına Armağan, İstanbul 1978, s. 632 vd. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 H AVRUPA BİRLİĞİ, TOPLULUK MARKALARINA REFORM GETİREBİLDİ Mİ? * (COULD THE EUROPEAN UNION INTRODUCE REFORM IN COMMUNITY TRADEMARKS?) Dr. Özge AKIN** ÖZ Kurucu antlaşmaların malların serbest dolaşımı ilkesini öngörmesi ve bu ilkenin markanın sahibine verdiği tekel hakkı ile çatışması nedeniyle, AB’de marka hukuku konusunda müdahalede bulunmak gerekli görülmüştür. Bu doğrultuda, ulusal marka düzenlemelerinin maddî hukuk hükümlerinin uyumlaştırılması için Marka Direktifi kabul edilmiştir. Ancak, bu düzenlemenin markanın ülkeselliği ilkesini tamamen bertaraf edememesi, Topluluk Markası Tüzüğü’nün kabulünü zorunlu kılmıştır. Bir Konsey Tüzüğü’nden kaynaklanan Topluluk Markası, yeknesak bir sınai mülkiyet türüdür. Bu nedenle, günümüze kadar kabul edilmiş uluslararası sözleşmeleri aşarak üniter etkisiyle dikkat çekmektedir. Böylece, tek dil kullanılarak, tek merkezden (OHIM) yapılan tek başvuru ile Üye Devletlerin tümünde geçerli olan tek bir hak elde edilmektedir. Aradan geçen 22 yıl sonra, AB’nin iki bileşenli marka mevzuatında reform niteliğinde değişiklikler yapılması gerekmiş, bu nedenle Aralık 2015’te Tadil Tüzüğü ve Tadil Direktifi kabul edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği, Topluluk Markası, Tadil Tüzüğü, Marka Direktifi, üniter hak, serbest dolaşım ABSTRACT In the EU, it was deemed necessary to intervene with respect to trademark law, owing to the principle of free movement of goods stipuH Hakem denetiminden geçmiştir. Bu makale 13.05.2016 tarihinde Yayınevimize ulaşmış olup,28.065.2016 tarihinde hakem onayından geçmiştir. ** Öğr. Gör. Dr., Atılım Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü Öğretim Görevlisi, [email protected] * 2990 Avrupa Birliği, Topluluk Markalarına Reform Getirebildi mi? lated in the founding treaties and the conflict of this principle with the monopoly right granted to the proprietor of the trademark. Therefore, the Trademark Directive was adopted for the harmonization of the substantive law provisions of the national trademark legislation. However, the failure of the Directive to succeed to totally eliminate the principle of territoriality necessitated the adoption of the Community Trademark Regulation. The Community Trademark, which is based on a Council Regulation, is a uniform type of industrial property right. Thus, it attracts attention with its unitary effect by going beyond the international agreements adopted up-to-date. Accordingly, a single right effective in all of the Member States can be obtained through a single application to a single Office (OHIM), using a single language. After 22 years, reformatory amendments were essential for the EU’s two-component trademark legislation, thus the Amending Regulation and the Amending Directive were adopted in December 2015. Keywords: European Union, Community Trademark, Amending Regulation, Trademark Directive, unitary right, free movement *** … Marka hukuku, bir iç hukuk dalı gibi gözükse de, ülkesellik ilkesinin yol açtığı farklı koruma kapsamlarının ve usulî işlemlerin uyumlaştırılması için akdedilen uluslararası düzenlemeler sonucunda bir uluslararası hukuk dalı haline de dönüşmüştür. Bunun yanında, düzenlemelerin hiçbiri, taraf devletlerde yeknesak şekilde korunan tek bir marka hakkının doğumunu öngörmemektedir. Böylece, bir ülkede tescilli marka ile aynı veya benzer markası olan kişi, paralel ithalatı durdurarak bulunduğu ülkede markadan yararlanılmasını yasaklayabilecektir. Oysaki AB’de kurucu antlaşmalarda öngörülen temel hedef, iç pazarın gerçekleştirilmesi ve üretim faktörlerinin bu iç pazarda hiçbir engelle karşılaşmaksızın serbestçe dolaşabilmesidir. Dolayısıyla, sahibine inhisarî haklar tanıyarak iç pazarı bölmeyi sağlayan marka hakkı, kural olarak malların serbest dolaşımı ilkesi ve iç pazarın gerçekleştirilmesi hedefi ile uyuşmamaktadır. Bir başka deyişle, ülkesellik ilkesi ile malların serbest dolaşımı arasındaki çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. Üye Devletlerinin ve kendisinin örgüt olarak taraf olduğu uluslararası düzenlemelere karşın, Avrupa Topluluğu ülkesellik ilkesini AB hukukundaki malların serbest dolaşımı ilkesi ile uyumlu hale getirebilmek LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Dr. Özge AKIN 2991 için birtakım müdahalelerde bulunmuştur. Bunlardan ilki, Marka Direktifi’dir. Ancak, Marka Direktifi’ne rağmen ülkesellik ilkesi devam ettiği için, söz konusu müdahale Üye Devletlerde yeknesak bir hukukun ve marka hakkının yaratılmasını sağlayamamıştır. Üye Devletlerin tümünde korumadan yararlanan bir Topluluk Markası’nın yaratılması amacı, Topluluk Markası Tüzüğü ile gerçekleştirilmiştir. Bu müdahale, kurucu antlaşmalara uygun olarak iç pazarın gerçekleştirilmesi ve malların serbest dolaşımı hedeflerine hizmet etmiştir. Kendi hukukunu yaratan hak itibariyle dünyada eşine rastlanmayan Topluluk Markası, AB’nin tümünde geçerli olan, maddî hukuk ve usul hukuku bakımından ulusal hukuk hükümlerinden ziyade AB düzenlemelerine tabi olan ve Üye Devletlerin markaları ile bir arada bulunan bir sınaî mülkiyet hakkıdır. Topluluk Markası Tüzüğü’nün yürürlüğe girmesinden tam 22 yıl sonra yeni kabul edilen Tadil Tüzüğü, ücretler konusundaki eleştirilere cevap niteliğinde olacak şekilde tek sınıf için başvuru yapan küçük ve orta büyüklükte işletmeler için daha avantajlı hükümler getirerek, sınıf başlıkları ile ilgili kafa karışıklıklarını gidererek, işaretin çizimle ifade edilmesi şartını ortadan kaldırıp geleneksel olmayan markaların yolunu açarak ve bazı ülkelerde mevcut olan sertifikasyon markasını AB Markası’nın yeni bir türü olarak öngörerek ve terminolojiyi Lizbon Antlaşması ile tutarlı hale getirerek kuşkusuz esaslı değişiklikler yapmıştır. Terminoloji haricinde, bu değişikliklerin 1994’te yürürlüğe giren tüzüğe daha önce getirilen değişikliklere kıyasla reform niteliğinde olduğu söylenebilir. Ancak, bu hükümlerin faydaları ve sakıncaları, EUIPO’nun Tadil Tüzüğü ile uyumlu olarak kabul edeceği yeni Komisyon tüzüğünden ve Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın kararlarından sonra anlaşılacaktır. Makalenin devamına, dergimizin dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 H ARABULUCULUK EĞİTİMİNE İLİŞKİN TÜRK VE MUKAYESELİ HUKUK DÜZENLEMELERİ* (TURKISH AND COMPARATIVE LAW REGULATIONS ON THE MEDIATORSHIP TRAINING) Öğr. Gör./Assoc. Member Ferhat YILDIRIM** ÖZ Arabuluculuk, 2012 yılında 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile hayatımıza girmiş, kısa sürede geniş kitlelere yayılarak, uygulamada da kendisini göstermeye başlamıştır. Her ne kadar arabuluculuğun amaçlarından biri yargı üzerindeki yükü azaltmak olsa da, bunun dışında en önemli misyonu farkındalık yaratmak, taraflara üzerlerine sorumluluk alarak çözümlerini kendilerinin bulmalarını sağlamak ve tüm bunların yanında barışçıl bir ortamı tesis etmektir. Bu denli önemli bir kurum için yetişecek arabuluculara yönelik verilen eğitimin, hedeflenen amaca hizmet edecek kalitede olması kaçınılmazdır. İş bu çalışma ile Türkiye’de gerçekleştirilen arabuluculuk sertifika eğitimlerine mukayeseli hukuk –özellikle Avusturya Hukuku- açısından bakılacak, eleştiri ve öneriler sunulacaktır. Anahtar Kelimeler: Arabuluculuk eğitimi, sertifika, 6325 sayılı kanun, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ABSTRACT Mediation has entered our lives in 2012 with the Law of Mediation in Legal Disputes numbered 6325, and has gained wide publicity in short time and has also started to manifest itself in practice. Although H Hakem denetiminden geçmiştir. Bu makale tarihinde 11.05.2016 Yayınevimize ulaşmış olup, 23.05.2016 tarihinde hakem onayından geçmiştir. ** İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Görevlisi, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi, Viyana Üniversitesi, Hukuk Fakültesi Özel Hukuk Doktora Öğrencisi, [email protected] * 2994 Arabuluculuk Eğitimine İlişkin Türk ve Mukayeseli Hukuk Düzenlemeleri one of the purposes of mediation is to lower the burden on the litigation, the most important mission thereof apart from this is to raise awareness, and procure that the parties assume responsibility and find their own solutions by themselves, and moreover to establish an amicable setting. It is essential that the training to be given to mediators who will be trained to work for such an important institution is of a quality that will serve the aimed purpose. With this study, the mediatorship certificate trainings held in Turkey will be evaluated according to comparative law –especially Austrian Law, and critics and proposals will be presented. Keywords: Mediatorship training, certificate, Law of Mediation in Legal Disputes numbered 6325 *** … Çalışma genelinde ele aldığımız ve vurguladığımız üzere, arabuluculuk sisteminin iyi işleyebilmesi için donanımlı arabulucuların faaliyet göstermesi gerekmektedir. Belirli kalitede ve donanımda arabulucuların yetişmesi de kuşkusuz iyi, kaliteli bir eğitimden geçecektir. Yasanın getirdiği düzenlemeler ile bu sağlanmaya çalışılsa da, mevcut eksikliklerin varlığı gözden kaçmamaktadır. Çalışmada Türkiye’deki arabuluculuk kurumları, kurumların işleyişleri, yükümlülükleri, müfredatları ile birlikte, mukayeseli hukuktaki sistem ele alınmış, karşılaştırılmıştır. Bu kıyaslama, bizlere mevcut sistemin aksayan yönelerinin neler olduğunu daha iyi farkedebilme, eleştirebilme ve bu eksikliklere karşın öneride bulunma imkanı da sağlamaktadır. Çalışma genelinde kaleme alınan açıklamalar neticesinde varılan öneri, eleştiri ve tespitlerden birkaçı şöyledir; • Öncelikle iyi bir arabuluculuk sisteminin varlığı için iyi arabuluculara ihtiyaç bulunmakta, bunun için de iyi işleyen bir eğitim sisteminin varlığı aranmaktadır. İyi bir arabulucu alacağı eğitimin yanında deneyimleri ile de bu özelliğini perçinleyeceğinden, bu noktada eğitim kadar kişisel beceri ve yetenekler de önem arz etmektedir. • Arabuluculuk eğitimine dair yapılabilecek en yoğun eleştiri, eğitim süresinin yetersizliğidir. HUAK, HUAKY’da da ele alındığı üzere, arabuluculuk eğitimi hali hazırda 48 saat olup, bunun 36 saati teorik, 12 saati ise uygulamaya yöneliktir. Mukayeseli sistemlerde ise, eğitim sürelerinin çok daha uzun olduğu, neredeyse yüksek lisans eğitimi seviyesinde verildiği görülmektedir. Bu bağlamda eğitim süresinin uzatılması, hatta uygulamaya yönelik saatlerin de teorik süreye yakın bir süre şekLHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Öğr. Gör. Ferhat YILDIRIM 2995 linde uzatılması gerekmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere, iyi bir arabulucu olmak teorik bilginin alınmasının yanında, pratik yaparak kazanılacak deneyimle mümkün olabilecektir. • Eğitime yönelik bir diğer dikkat çeken husus, eğitim verecek kuruluşların sayısının gün geçtikçe artması. Bu olumlu bir durum olarak değerlendirilebilir. Nitekim Türkiye’nin her bölgesine bu eğitimin yaygınlaşması, eğitim izni olan kurumların sayısının artması ile mümkün olabilmektedir. Ancak burada eğitim kurumlarının ücret konusundaki politikalarının belirlenmesinde (belirli bir fiyat aralığı gibi) ve bir standartizasyona gidilmesi eğitim kalitesi anlamında yarar getireceği tartışmasızdır. • Yurt dışında özellikle Almanya’da olduğu gibi eğitmenlerin de ister akademisyen ister avukat ister başka bir meslekten olsun, arabulucu olması verilen eğitimin kalitesini arttırabilecek bir diğer unsudur. Özellikle uygulamadan gelen arabulucuların pratik/uygulamalı dersleri üstlenmeleri, edindikleri deneyimleri aktarmaları, arabulucu adayları için oldukça yararlı olacaktır. • Önem taşıyan ve uygulama da sıkça rastlanılan arabuluculuk eğitimi sonrasında alınan belgenin geçerlilik süresi hakkında sorunun çözülmesi, yasadaki boşluğun, getirilecek bir hüküm ile doldurulması gerektiği kanısındayız. • Bir diğer önem arz eden husus ise, arabuluculuk eğitiminin hukuk fakültelerinde zorunlu bir ders olması ve müfredatlarına dahil edilmesi kanımızca isabetli olacaktır1. Fakülte öğrencisi, henüz mezun olmadan uyuşmazlık çözümü, toplantı teknikleri, analiz kabiliyeti gibi donanımlarla mezun olabilecek, meslek hayatında bu edinimleri kullanabilecektir. Makalenin devamına, dergimizin dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz 1 “Arabuluculuk Hukuku” dersi 2014/2015 Eğitim-Öğretim döneminden bu yana Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesinde ve İstanbul Kemerburgaz Üniversitesinde seçimlik ders olarak okutulmaktadır. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 UZMAN GÖRÜŞLERİ EXPERT OPINIONS * Bir Eşin, Diğer Eşin Onayı Olmadan “Aile Konutunu Başkasına Devredemeyeceği”ne ya da “Aile Konutu Üzerinde İpotek Kuramayacağı”na Dair TMK. m.194/I’deki Kısıtlama (Yasak), Cebri İcra Yolu ile (İİK. m.148 vd.) Yapılan İhaleleri (İİK.m.134) de Kapsar mı? (TMK m.194/I) Would a Restriction (A Prohibition) under the Turkish Civil Code Art. 194/1 on “The Assignment of a Homestead, or the Establishment of a Lien on a Homestead Without a Spousal Approval”, be Also Applicable (TCiv.C Art. 194/1) to Foreclosed Property (Execution and Bankruptcy Code Art. 148, and the Following) Auctions (Execution and Bankruptcy Code Art. 134)? Av./Atty. Talih UYAR * Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Bağlı Oda ve Borsaları Şirketler Topluluğu Hükümlerine Tabi midir? Are Conglomerate Clauses Enforceable upon the Union of Chambers & Commodity Exchanges of Turkey and Its Affiliated Trade Chambers and Commodity Exchanges? Soner ALTAŞ (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi/ Ministry of Science, Industry and Technology Chief Inspector) * Şirketlerde Tür Değiştirme Changing the Type of Company Yavuz AKBULAK (SPK Başuzmanı/Chief Expert of Capital Markets Board of Turkey) BİR EŞİN, DİĞER EŞİN ONAYI OLMADAN “AİLE KONUTUNU BAŞKASINA DEVREDEMEYECEĞİ”NE YA DA “AİLE KONUTU ÜZERİNDE İPOTEK KURAMAYACAĞI”NA DAİR TMK. m.194/I’DEKİ KISITLAMA (YASAK), CEBRİ İCRA YOLU İLE (İİK. m.148 vd.) YAPILAN İHALELERİ (İİK.m.134) DE KAPSAR MI? (TMK m.194/I) (WOULD A RESTRICTION (A PROHIBITION) UNDER THE TURKISH CIVIL CODE Art. 194/1 ON “THE ASSIGNMENT OF A HOMESTEAD, OR THE ESTABLISHMENT OF A LIEN ON A HOMESTEAD WITHOUT A SPOUSAL APPROVAL”, BE ALSO APPLICABLE (TCiv.C Art. 194/1) TO FORECLOSED PROPERTY (EXECUTION AND BANKRUPTCY CODE Art. 148, AND THE FOLLOWING) AUCTIONS (EXECUTION AND BANKRUPTCY CODE Art. 134)?) Av./Atty. Talih UYAR* Bilindiği gibi; 743 sayılı -önceki- Türk Kanunu Medenisinde yer almayan aile konutu kavramı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile yaşantımıza girmiş bulunmaktadır. “Aile konutu”na ilişkin TMK. m.194 hükmü emredici bir kuraldır.1 … Dosyanın incelenmesinde; a) 17.03.2016 tarihli “Adli Tıp ve Belge İnceleme Uzmanı” tarafından düzenlenmiş BİLİRKİŞİ RAPORU’nda; “13.05.2008 ve 06.01.2010 tarihli D… A.Ş. İzmir Şube Müdürlüğüne hitaben düzenlenmiş ‘Muvafakatname’ başlıklı belge altındaki imzaların davacı S. A.’nun eli ürünü olmadığı”nın belirtilmiş olduğu görülmüştür. b) Bu dosyada bahsedilen dava konusu “aile konutu”nun … 2. İcra Müdürlüğünün … Talimat sayılı dosyasından 24.02.2014 tarihinde yapılan ihalenin feshi hakkında, davacılar S. A. ve N. A. tarafından * İzmir Barosu Avukatlarından.(Dokuz Eylül Ünv. Huk. Fak. E. Ögr. Görv.) Bu yazı, bir dosyaya “hukuki mütalâa” olarak sunulmuştur. 1 GENÇCAN,Ö.U. Aile Konutu; Kavramı, Şerhi ve Üzerindeki Haklar (İstanbul Barosu Dergisi Aile Hukuku Özel Sayısı, s.19) “Mart/2007”- GENÇCAN,Ö.U. Türk Medeni Kanunu Yorumu, Cilt:2, 2015, s.1122 vd. 3000 Bir Eşin, Diğer Eşin Onayı Olmadan “Aile Konutunu Başkasına Devredemeyeceği”ne ya da “Aile Konutu Üzerinde İpotek Kuramayacağı”na Dair TMK. m.194/I’deki Kısıtlama(Yasak), Cebri İcra Yolu ile (İİK. m.148 vd.) Yapılan İhaleleri (İİK.m.134) de Kapsar mı? (TMK m.194/I) 03.03.2014 tarihinde açılan ‘ihalenin feshi’ davasının, fesih sebeplerini yerinde görmeyen … 2. İcra Hukuk Mahkemesince 10.04.2014 tarihinde E:.., K:.. sayılı kararla ret edildiği, bu kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 16.10.2014 tarih ve E:…, K:… sayılı kararla yerinde görülerek onandığı ve daha sonra da davacıların “karar düzeltme” taleplerinin, aynı Dairece 21.04.2015 tarih ve E: …, K: … sayılı kararla ret edilerek “ihalenin feshi” konusunda verilmiş kararın kesinleştiği görülmüştür. Yukarıda ayrıntılı olarak araz ve izah ettiğimiz gibi; “kamu düzeni” ile ilgili ve “emredici” bir hüküm olan TMK. m.194/I uyarınca “eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” ise de, bu hüküm ancak ve ancak cebri icra satışları dışında uygulanabileceğinden2; mütalâa (ve dava) konusu uyuşmazlıkta ise … ili, … ilçesi, … mahallesi, … sokak, … blok, … nolu bağımsız bölümde bulunan ve tapuda … ili, … ilçesi, … mahallesi … ada,. parsel, … cilt no ve … sayfa’da kayıtlı bulunan “aile konutu” niteliğindeki taşınmaz davalı-borçlu N. A.’nun diğer davalı-alacaklı … A.Ş.’ye olan ipotekli borcundan dolayı … 10.İcra Müdürlüğünün … sayılı icra dosyasından yapılan takip sonucunda yazılan talimat üzerine … 1.İcra Müdürlüğünün … Talimat sayılı dosyasından 24.02.2014 tarihinde yapılan ihale ile fer’i müdahil G. Y. PAZ. SAN. ve TİC LTD. ŞTİ.’ne satılmış olduğundan, yukarıda fotokopilerini sunduğumuz içtihatlar doğrultusunda –TMK. m.194/I’deki kısıtlamanın cebri icra yolu ile yapılan satışları kapsamaması nedeniyle- mahkemece “açılmış olan davanın konusu kalmadığından, karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilmesi gerekecektir. Yazının devamına, dergimizin dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz 2 Bknz: Yuk. Dipn. 15 civarı LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ İLE BAĞLI ODA VE BORSALARI ŞİRKETLER TOPLULUĞU HÜKÜMLERİNE TABİ MİDİR?∗ (ARE CONGLOMERATE CLAUSES ENFORCEABLE UPON THE UNION OF CHAMBERS & COMMODITY EXCHANGES OF TURKEY AND ITS AFFILIATED TRADE CHAMBERS AND COMMODITY EXCHANGES?) Soner ALTAŞ (Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Başmüfettişi/ Ministry of Science, Industry and Technology Chief Inspector) … Şirketler topluluğuna dair kurallar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiştir. Kanunda şirketler topluluğunun genel kural olarak ticaret şirketleri arasında kurulabileceği öngörülmüş olmakla birlikte, bu konuda bir istisnaya da yer verilmiş ve şirketler topluluğunun tepesinde bir teşebbüsün yer alması halinde de topluluğa ilişkin kuralların uygulanacağı belirtilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, ticaret odaları ve borsaları ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin şirketleri ile birlikte şirketler topluluğu oluşturup oluşturmadığı, uygulamada üzerinde durulmayan bir konudur. İşte bu çalışmada, TTK’nın şirketler topluluğuna ilişkin hükümlerinin ticaret odaları ve borsaları ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin iştirak ettikleri şirketleri uygulanıp uygulanamayacağı ele alınmaktadır. Yazının devamına, dergimizin dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz ∗ Bu çalışmada belirtilen görüşler yazarına ait olup, çalıştığı Kurumunu bağlamaz. ŞİRKETLERDE TÜR DEĞİŞTİRME∗ (CHANGING THE TYPE OF COMPANY) Yavuz AKBULAK (SPK Başuzmanı/Chief Expert of Capital Markets Board of Turkey) … İşletmelerin ekonomik, örgütsel ve sermaye yapısına bağlı olarak tür değiştirmeleri hep gündemde olmuştur. İlk kuruluşta kolaylıklar nedeniyle basit şirket türleri yeğlenirken, ilerleyen zamanlarda daha komplike olan, ancak güven veren ve karşılaştırıldığı zaman daha avantajlı şirket türleri tercih edilmektedir. Bu tercih mevcut hukuki türden başka bir hukuki türe dönüşmeyi gerektirmektedir. Bir ticari organizasyonun başka bir ticari organizasyona dönüşmesi tür değişikliği olarak tanımlanmaktadır. Ticaret şirketleri sermaye şirketlerine dönüştürülürken sermaye şirketlerinin de birbirine dönüşmesi söz konusu olmaktadır. Şirketlerin tür değiştirmesi kanunda gösterilen bir hukuki yapıdan başka bir hukuki yapıya dönüştürülmesi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Yazının devamına, dergimizin dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz ∗ Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir. İşbu yazı, 21.03.2016 tarihi itibariyle geçerli mevzuat hükümleri dikkate alınarak hazırlanmıştır. HUKUK HABERLERİ LEGAL NEWS * Tüketici Ürünlerinin Güvenlik Risklerinin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ Değiştirildi * Bazı Tüketici Ürünlerinde Uygunluk Denetimi Tebliği Yayınlandı * Karayolu Taşıma Yönetmeliği Değiştirildi * Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesine Ek Denetleyici Makamlar ve Sınıraşan Veri Akışına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu Yayınlandı * Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Çocuk Nafakası ve Diğer Aile Nafaka Türlerinin Uluslararası Tahsiline İlişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesine İkinci Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Üçüncü Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Dördüncü Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik Değiştirildi * Orman Kanununun 17/3 ve 18 İnci Maddelerinin Uygulama Yönetmeliği Değiştirildi * Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Yayınlandı * Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Birliği Arasında İzinsiz İkamet Eden Kişilerin Geri Kabulüne İlişkin Anlaşma ile Oluşturulan Ortak Geri Kabul Komitesinin 2/2016 Sayılı Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanunu Değiştirildi * Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Belçika Fransız Toplumu Hükümeti, Valonya Hükümeti ve BrükselBaşkent Bölgesi Fransız Toplumu Komisyonu Heyeti Arasında Kültür, Eğitim ve Bilimsel Araştırma Alanında İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Yayınlandı * Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Birleşmiş Milletler İnsani İşler Eşgüdüm Ofisi Arasında Türkiyede Bir Ülke Ofisi Kurulmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Yayınlandı * Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik Değiştirildi * Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği Değiştirildi * Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Tarife ve Talimatı Yürürlükten Kaldırıldı * Sosyal Güvenlik Kurumu Asgari İşçilik Tespit Komisyonunun Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik Değiştirildi * Sigorta ve Reasürans Şirketleri ile Emeklilik Şirketlerinin Finansal Raporlamaları Hakkında Yönetmelik Değiştirildi * Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği Değiştirildi Hukuk haberlerinin tamamına Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz YARGITAY HUKUK KARARLARI COURT OF CASSATION CIVIL CHAMBER DECISIONS * Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları Court of Cassation Assembly of Civil Chambers Decisions * Yargıtay Hukuk Daire Kararları Court of Cassation Civil Chambers Decisions YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARLARI COURT OF CASSATION ASSEMBLY OF CIVIL CHAMBERS DECISIONS YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2014/611 Karar No. 2016/492 Tarihi: 06.04.2016 İlgili Kanun/Madde 2709 s. AY/36 6098 s. TBK/77 • SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME • HAKKIN KÖTÜYE KULLANILMASI • DÜRÜSTLÜK KURALINA AYKIRILIK ÖZETİ: Kötüniyetli olmasa da alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak bir ilamdaki haklar için ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde fazladan avukatlık ücreti talep edilmesi hakkın kötüye kullanılmasıdır ve hukuk düzeni tarafından korunamaz. İlam bir bütün olmasına rağmen yasal ve geçerli bir neden olmaksızın alacaklının ayrı ayrı takip başlatması yasalarda belirtilen dürüstlük kuralına uymamaktadır. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2015/532 Karar No. 2016/135 Tarihi: 10.02.2016 İlgili Kanun/Madde 4721 s. TMK/6, 19, 26 5510 s. SSGSSK/56 • YETİM AYLIĞI ÖZETİ: Davalı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, görev yapan anılan mahalle/köy muhtar ve azalarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır gerekçesiyle bozulmuştur. Yargıtay Hukuk Kararları 3008 YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2015/58 Karar No. 2016/134 Tarihi: 10.02.2016 İlgili Kanun/Madde 4721 s. TMK/6, 19, 20 5510 s. SSGSSK/56 • BOŞANMA DAVASI SONUCU BAĞLANAN ÖLÜM AYLIĞININ TAHSİLİ İSTEMİ • BOŞANILAN EŞLE EYLEMLİ OLARAK BİRLİKTE YAŞAMA OLGUSU • GELİR VE AYLIK BAĞLANMAYACAK HALLER ÖZETİ: Hak sahibi ile boşandığı eşinin fiili beraberliğinin ortaya konulmasına ilişkin olarak yargılamada ortaya çıkan çelişki ve belirsizliğin giderilmesi için, davacı ve eski eşinin boşandıkları tarihten sonra ve düzenlenen Kurum Rapor’u öncesi dönem yönünden adreslerle ilgili gerekli kolluk araştırması yapılmalı, anılan yerlerde görev yapmış/yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davalı ve boşandığı eşinin talep konusu dönemde verdikleri medula sisteminde kayıtlarda görülen adresleri ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri tarihleriyle birlikte sorulmalı, kontrol memuru raporunun aksinin ispat edilip edilmediği hususu araştırılmalı, böylelikle boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2015/5-3627 Karar No. 2016/21 Tarihi: 20.01.2016 İlgili Kanun/Madde 2709 s. AY/46 2942 s. KamulaştırmaK/2, 3 4721 s. TMK/999 • KAMULAŞTIRMASIZ EL ATILAN TAŞINMAZ BEDELİNİN TAHSİLİ • TAŞINMAZIN KISMEN İŞGALİ • HUSUMET LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3009 ÖZETİ: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Davalı Belediyenin Kamulaştırma Kanunu'na uygun hareket etmeden, taşınmazı kısmen işgal ederek hukuka aykırı, kanunsuz bir harekette bulunduğu açıktır. Davacılara ait olan taşınmaza dava tarihi itibariyle kamulaştırmasız el atma eylemi davalı Belediye tarafından gerçekleştirildiğine göre, taşınmazın cephe aldığı yol ana arter iken yargılama sırasında ana arter olmaktan çıkartılmış olsa bile bu durum davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; aksi halde yargılama sırasında taşınmazın cephesinin bulunduğu yolun ana arter olup olmadığı hakkında alınacak kararlar ile husumet yine değişecek, bu durum keyfilik ve istikrarsızlık yaratacaktır. Bu bakımdan davalı Belediyeye husumet yöneltilebileceğine ilişkin, Yerel Mahkemenin belirlemesi yerindedir. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2014/13-104 Karar No. 2016/15 Tarihi: 20.01.2016 İlgili Kanun/Madde 6100 s. HMK/17 • SATIN ALMA SÖZLEŞMESİ • CEZA TAYİNİ • SAĞLIK HİZMETLERİ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞACAK UYUŞMAZLIKLAR • YETKİSİZLİK KARARI ÖZETİ: Somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki 15.01.2009 tarihli sağlık hizmetleri sözleşmesinin 8. maddesinde sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda Ankara mahkemelerinin yetkili olduğu belirtilmiştir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesinde tacirler veya kamu tüzel kişilerinin aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar hakkında sözleşme ile mahkemeleri yetkili kılabilecekleri aksi kararlaştırılmadıkça davanın sadece sözleşme ile belirtilen mahkemede açılacağı, aynı Kanun'un 448. maddesi gereğince kanun hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağı belirtildiğinden Yerel Mahkemece bir tarafın kamu tüzel kişisi diğer tarafın tacir olduğu, sözleşme ile yetkili mahkeme olarak Ankara mahkemelerini yetkili kıldıkları, genel yetkili mahkemeyi kararlaştırmadıkları gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3010 YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2014/12-187 Karar No. 2016/14 Tarihi: 20.01.2016 Yargıtay Hukuk Kararları İlgili Kanun/Madde 7201 s. TebligatK/10, 35 • USULSÜZ TEBLİGAT • ŞİRKETİN ADRESİNİ DEĞİŞTİRMESİ HALİNDE ADRES DEĞİŞİKLİĞİNİ TİCARET SİCİL MEMURLUĞUNA BİLDİRMESİ GEREĞİ ÖZETİ: Alacaklı tarafından şikayet eden borçlu aleyhine takip başlatıldığı, takip talebindeki adrese gönderilen tebligatın bila tebliğ dönmesi üzerine borçlu taraf şirket olduğundan Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak şirketin son sicil adresinin bildirilmesinin istendiği, Ticaret Sicil Memurluğunun bildirdiği adresin bila tebliğ dönen adres olduğunun anlaşılması üzerine aynı adrese tebligat yapıldığı, şirketin adresini değiştirmesi halinde adres değişikliğini Ticaret Sicil Memurluğuna bildirmesi gerektiği, böyle bir değişiklik bildirimi de olmadığından ticaret sicilinde kayıtlı adrese yapılan tebligatın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla şikayetin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2014/4-110 Karar No. 2015/2600 Tarihi: 11.11.2015 İlgili Kanun/Madde 2709 s. AY/129, 137 657 s. DevletMemurlarıK/13 • KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI NEDENİ İLE MANEVİ TAZMİNAT • KAMU GÖREVLİLERİNİN YETKİLERİNİ KULLANIRKEN MEYDANA GELEN ZARARLARA DAİR DAVALAR ÖZETİ: Dava, psikolojik baskı ve bezdiri uygulandığı gerekçesi ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, kendisine karşı psikolojik baskı ve bezdiri uygulandığı gerekçesi ile manevi tazminat isteminde bulunduğundan davacının istemini dayandırdığı bu maddi olgulardan, davalı dekanın göreviyle ilgili bir eylemine değil, salt kişisel kusuruna dayanıldığı anlaşılmaktadır. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken meydana gelen zararlara dair davaların idare aleyhine dava açılabilmesinin, eylemin hizmet kusurundan kaynaklanmış olması koşuluna bağlı bulunması karşısında; dava dilekçesinde sıralanan maddi olgularda davalının salt kişisel kusuruna dayanılması sebebiyle davanın adli yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions YARGITAY HUKUK GENEL KURULU Esas No. 2014/224 Karar No. 2015/2354 Tarihi: 23.10.2015 3011 İlgili Kanun/Madde 6098 s. TBK/350 • REŞİT OLAN BİR KİMSENİN AYRI MESKENDE OTURMA HAKKI • KONUT İHTİYACI NEDENİYLE KİRALANANIN TAHLİYESİ ÖZETİ: Dava, konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. Kararların tamamuna dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 YARGITAY HUKUK DAİRE KARARLARI COURT OF CASSATION CIVIL CHAMBERS DECISIONS YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/11626 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/15280 1136 s. AvK/164 Tarihi: 30.12.2015 • İPTAL VE TESCİLE KONU TAŞINMAZLARIN KEŞFEN BELİRLENEN DEĞERLERİ ÜZERİNDEN TAMAMLAMA HARCI ALINMAMIŞ OLMASI • DAVA DİLEKÇESİNDE GÖSTERİLEN DEĞER ÜZERİNDEN VEKALET ÜCRETİNİN HÜKÜM ALTINA ALINMASI GEREĞİ • TAPU İPTAL VE TESCİL TALEBİ • TENKİS TALEBİ ÖZETİ: Dava, tapu iptal ve tescil olmazsa tenkis isteğine ilişkin olup, mahkemece, iptal tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir. İptal ve tescile konu taşınmazların keşfen belirlenen değerleri üzerinden tamamlama harcı alınmamış olması sebebi ile dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden davacı taraf yararına vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile keşfen belirlenen değer üzerinden fazla vekalet ücretine karar verilmiş olması doğru değildir.Ancak; anılan bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün sekizinci maddesinde yeralan Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 5.526,26 TL'nin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine; Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 1.200,00- TL'nin vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine ibaresinin eklenmesine, davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle düzeltilerek onanması gerekmiştir. Court of Cassation Civil Chamber Decisions YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/12994 Karar No. 2015/15266 Tarihi: 29.12.2015 3013 İlgili Kanun/Madde 4721 s. TMK/718 7201 s. TebligatK/21 • ÇAPLI TAŞINMAZA DİREK DİKMEK VE ELEKTRİK NAKİL HATTI GEÇİRMEK • ELATMANIN ÖNLENMESİ VE YIKIM DAVASI ÖZETİ: Dava, çaplı taşınmaza direk dikmek ve elektrik nakil hattı geçirmek suretiyle yapılan elatmanın önlenmesi ve yıkım istemlerine ilişkindir. Davacı taşınmazlarına direk dikilip, enerji nakil hattı geçirildiği sabittir. Bilirkişi raporunda hattın........ tarafından geçirildiği bildirilmiş, davalının da temyizinde bu hususu dile getirmiştir. Ancak mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Hâl böyle olunca, davacı taşınmazlarındaki elektrik direklerinin kim tarafından dikildiği, enerji nakil hattının kim tarafından geçirildiğinin saptanması; gerçekten direkler ve havai hat şirkete aitse, davalı İsmail'in şirket müdürü olduğu, kişisel olarak sorumlu olamayacağının gözetilmesi, yıkım konusunda da bu belirleme doğrultusunda bir karar verilmesi gerekir. YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/17220 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/14654 4721 s. TMK/1027 Tarihi: 15.12.2015 6100 s. HMK/382 • TAPU KAYDINA YANLIŞ YAZILAN KİMLİK BİLGİLERİNİN DÜZELTİLMESİ İSTEĞİ • ÖNCELİKLE TAPU MÜDÜRLÜĞÜNE BAŞVURMA ZORUNLULUĞU ÖZETİ: Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir. Yeni Tapu Sicili Tüzüğünün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiği 17.8.2013 tarihinden sonra, davacının, mahkemeye müracaat etmeden, öncelikle ilgili tapu müdürlüğüne yukarıda açıklanan prosedüre uygun şekilde başvurması, eğer bu talebinde istediği sonucu alamazsa daha sonra mahkemeye başvurması gerekir. Hâl böyle olunca, Tapu Sicili Tüzüğü gereğince öncelikle tapu müdürlüğüne başvurma zorunluluğu getiren yasal prosedür izlenmeden doğrudan dava açıldığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3014 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/12460 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2831 4721 s. TMK/4, 166, 174 Tarihi: 17.02.2016 • BOŞANMA DAVASI • MANEVİ TAZMİNATIN AMACI • BOŞANMA DAVASINDA MANEVİ TAZMİNATIN BELİRLENMESİ • KUSUR DERECESİ ÖZETİ: Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı erkek yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekir. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/12193 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2789 4721 s. TMK/174 Tarihi: 17.02.2016 4787 s. AileMahK/5 • BOŞANMA DAVASINDA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ • ERKEĞİN DAVACI KADINA ORANLA DAHA FAZLA KUSURLU OLMASI • VELAYET HAKKINDA İDRAK ÇAĞINDA BULUNAN ÇOCUKLARIN DİNLENİLMESİ GEREĞİ LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3015 ÖZETİ: Müşterek çocuklardan 2000,. 2002 doğumlu olup idrak çağındadırlar. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12, Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesinin 3 ve 6. maddelerine göre idrak çağında bulunan çocukların dinlenilmesi ve onların ifade edeceği görüşlere de önem verilip gerekirse 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanununun 5.maddesi uyarınca uzman veya uzmanlardan rapor alınıp, delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/19441 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1191 4721 s. TMK/182, 330, 331 Tarihi: 08.02.2016 • İŞTİRAK NAFAKASININ ARTTIRILMASI DAVASI ÖZETİ: Somut olayda; davalı tarafından hali hazırda 340 TL iştirak nafakası ödendiği tarafların kabulünde olmakla birlikte, Cide Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 2011/377 Esas ve 2012/116 Karar sayılı ilamı ile müşterek çocuk için 290 TL iştirak nafakasına hükmolunduğu, çocuğun yaşının büyümesi, eğitiminin devam etmesi, ihtiyaçlarının artması dikkate alınarak, babayı ödemede zorlamayacak, onu zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesine göre annenin katkısı da düşünülerek dengeyi sağlayacak bir miktar iştirak nafakası artışına karar verilmesi gerekir iken yasal bağlayıcılığı olmayan davalı tarafından ödenen 340 TL nafaka üzerinden yanılgılı değerlendirme ile iştirak nafakasının artırılması talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/16169 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/539 4721 s. TMK/331 Tarihi: 25.01.2016 • YOKSULLUK NAFAKASININ ARTTIRIMI İSTEMİ • NAFAKANIN TAKDİR EDİLDİĞİ TARİHE GÖRE OLAĞANÜSTÜ BİR DEĞİŞİKLİK OLMADIĞI TAKDİRDE YOKSULLUK NAFAKASI TÜİK’İN YAYINLADIĞI ÜFE ORANINDA ARTIRILMALIDIR LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3016 Yargıtay Hukuk Kararları ÖZETİ: Dava; yoksulluk nafakasının artırılması istemine ilişkindir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre; nafaka alacaklısı kadının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir ve giderinde, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Taraflar Tavas Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/64 Esas ve 2011/187 Karar sayılı, 16.05.2011 tarihli ilamıyla boşanmışlar, boşanma ilamı 20.03.2013 günü kesinleşmiş, boşanma ilamıyla davacı lehine aylık 100,00 TL yoksulluk nafakasına ve velayeti davacıya bırakılan müşterek çocuk için 100,00 TL iştirak nafakasına hükmedilmiş, eldeki artırım davası 28.01.2015 tarihinde açılmıştır. Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, önceki nafaka tarihinden itibaren 4 yıl geçmiş olması, nafakanın niteliği, ekonomik göstergelerdeki değişiklikler ve ÜFE artış oranları dikkate alındığında davacı lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı fazladır. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/2705 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2287 3095 s. FaizK/3 Tarihi: 23.02.2016 • KURUM ZARARININ ÖDETİLMESİ İSTEMİ • KURUM ALACAĞINDA FAİZ BORCU • FAİZ BORCUNA FAİZ YÜRÜTÜLEMEYECEĞİ ÖZETİ: Dava, kurum zararının ödetilmesi istemine ilişkindir. Dava ve olay tarihinde yürürlükte bulunan kanununda, hiçbir tereddüte yer vermeyecek bir açıklıkla, geçmiş günler faizinin ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı, faiz borcuna ayrıca faiz yürütülemeyeceğini öngörmektedir. Bu hükmün anlamı, para borcunu ödemede temerrüde düşen borçlunun, geçmiş günler faizine mahkum olduktan sonra, geçmiş günler faizini ödemekte de temerrüde düşmesi halinde, bunlar için tekrar temerrüt faizi yürütülemeyeceğidir. Yasal faiz ve temerrüt faizinin hesaplanmasında mürekkep faiz yürütülemeyeceğine ilişkin kural da, hükmüne paralel ve bir bakıma onu açıklayıcı niteliktedir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3017 YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/3141 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1917 6098 s. TBK/58 Tarihi: 18.02.2016 • SADAKAT YÜKÜMLÜĞÜNÜN İHLALİ SEBEBİYLE BOŞANMA DAVASI • ALDATILAN EŞİN ALDATAN DİĞER KİŞİDEN MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ ÖZETİ: Müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, söz konusu haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir. Açıklanan nedenlerle, davalının eylemi, davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, davacının manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekir. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/25713 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/5257 3402 s. KadastroK/16 Tarihi: 16.03.2016 • KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZIN HAZİNE ADINA TESCİLİ • KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZLARIN BARAJ GÖLÜ İÇİNDE KALMASI • MAKTU VEKALET ÜCRETİ ÖZETİ: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10.maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın Hazine adına tescili istemine ilişkindir. Kamulaştırılan taşınmazlar baraj gölü içinde kaldığından, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/C maddesi uyarınca tapudan terkinine karar verilmesi gerekir. YARGITAY 5. HUKUK DAİRESİ LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3018 Yargıtay Hukuk Kararları Esas No. Karar No. Tarihi: 2015/15367 İlgili Kanun/Madde 2016/4858 2942 s. KamulaştırmaK/10 10.03.2016 • KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ VE KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZIN DAVACI İDARE ADINA TESCİLİ • TAŞINMAZIN DAVACI İDARE ADINA TESCİLİ İLE YETİNİLMESİ GEREĞİ ÖZETİ: Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. Taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüz ölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılarak, alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, kabule göre de; dava konusu taşınmazda bulunan 30 m2 lik dükkanın asansörlü ya da kaloriferli olmadığının tespiti halinde 3/A grubu yapı sınıfına dahil olacağından, bu husus araştırılıp bilirkişi kurulundan ek rapor alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması, Faiz başlangıç tarihi 11.05.2015 olması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi, dava konusu taşınmazın davacı idare adına tescili ile yetinilmesi gerekir. YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/2654 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/894 2004 s. İİK/67 Tarihi: 11.02.2016 6098 s. TBK/343 • KİRA BORCUNUN TAHSİLİNDE İTİRAZIN İPTALİ İSTEMİ • TAKİP TARİHİNDEN SONRA YAPILAN ÖDEME NEDENİYLE TAKİP MASRAFLARI, VEKALET ÜCRETLERİ VE FERİ ALACAKLARININ TAHSİLİ YÖNÜNDEN İTİRAZIN İPTALİ LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3019 ÖZETİ: Dava, kira borcunun ödenmemesi sebebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yazılı kira sözleşmesine dayanarak davalı hakkında 16.02.2012 tarihinde üç ayrı icra takibi başlatarak toplam 91.575,88-TL nin tahsilini istemiş, davalı 17.02.2012 tarihinde davacı hesabına toplam 91.743-TL ödemede bulunmuştur. Her üç takipte de ödeme emri davalıya 23.02.2012 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı 27.02.2012 tarihinde her üç takip için ayrı ayrı borcu kabul etmediğini, alacaklının banka hesabına ödendiğini belirterek itiraz etmiştir. Davacı vekili tarafından itirazların iptali istemiyle açılan davada her ne kadar Mahkemece, davalının takibe konu alacağı ödediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davalı borçlu tarafından takip tarihinden sonra yapılan ödeme nedeniyle takip masrafları, vekalet ücretleri ve feri alacaklarının tahsili yönünden itirazın iptaline karar vermek gerekir. YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/8495 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/885 4721 s. TMK/994, 995 Tarihi: 11.02.2016 • KİRACILIK SIFATININ KANITLANMASI • FUZULİ ŞAGİL OLARAK TAŞINMAZDA BULUNDUĞUNUN VE İYİNİYETLİ SAYILAMAYACAĞININ KABULÜ ÖZETİ: Dava; haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Davacının taşınmazda hangi nedenle bina yaparak ticari faaliyette bulunduğu belirlenerek buna göre davalıdan TMK’nun 994 ve 995. maddeleri uyarınca talep edebileceği hakları olup olmadığı, varsa davacının neleri talep edip neleri edemeyeceği belirlenip hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, bozma kararı gerekleri yerine getirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir gerekçesiyle hükmün tekrar bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan mahkemece bu defa davacının beyanı alınmakla yetinilerek, davacının faaliyetini önceki maliklerin bilgileri ve rızaları doğrultusunda sürdürdüğü dolayısıyla da iyiniyetli olduğu gerekçesiyle bir önceki hüküm doğrultusunda dolgu bedeli düşülerek davanın kısmen kabulü ile 18.319,34 TL nin yasal faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Her ne kadar davacı bozma ilamı sonrası alınan beyanında ısrarla kira ilişkisine dayanarak taşınmazda bulunduğunu belirtmiş ise de; gerek mahkemenin gerekçesinde gerek bozma ilamında davacının kira ilişkisini ispatlayamadığı açıkça kabul edilmiştir. Bu durumda taşınmazda bulunma nedenini kanıtlayamayan davacının fuzuli şagil olarak taşınmazda bulunduğunun ve TMK’nun 994.maddesi gereği iyiniyetli sayılamayacağının kabulü gerekir. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3020 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/5342 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/587 4857 s. İşK/32 Tarihi: 21.01.2016 • İŞÇİNİN ÜCRET ALACAĞININ TESPİTİ • BAKİYE ÜCRET ALACAĞININ HESAPLANMASI GEREĞİ ÖZETİ: Somut olayda, alınan hesap raporunda davacının talep edilenden daha fazla ücret alacağı olduğu anlaşılmıştır. Ancak bu belirlemeye rağmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının banka hesabına yatırılan ücret alacağı hesaplanan ücret alacağından değil talep edilen ücret alacağından mahsup edilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu usule aykırıdır. Mahkemece davacının bankaya yatırılan ücret alacağının hesap edilen toplam ücret alacağından mahsup edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Davacı dava dilekçesinde ücretinin 2500,00 TL olduğunu ileri sürmüştür. Dosya içinde bulunan imzalı ücret bordrolarında ise Mart ve Nisan 2010 ayları için asgari ücret ödemesi bulunmaktadır. Davacıya ait banka hesap dökümünde ücret olarak davacının talebinden daha yüksek bir miktarda ödeme yapıldığı görülmektedir. Uzmanlığına başvurulan bilirkişi davacının talebi ve asgari ücret alması durumları için ayrı ayrı hesaplama yapmış, ancak imzalı bordrolar ile ödendiği kanıtlanan iki ay ücretini hesaplama dışı bırakmıştır. Mahkemece davacının 2.500,00 TL ücret aldığı kabul edilerek bakiye ücret alacağına hükmedilmiştir. Bu durumda davacının imzalı 2010 MartNisan aylarına ait bordrolar ile ücretinin bir kısmını aldığının kabulü ile bu aylara ait bakiye ücret alacağının da hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/5217 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/99 6100 s. HMK/26 Tarihi: 18.01.2016 • FAZLA ÇALIŞMA TESPİTİ VE ÜCRET ALACAKLARININ HÜKÜM ALTINA ALINMASI • TALEPLE BAĞLILIK • FAZLA ÇALIŞMA ÜCRET ALACAĞINDAN YAPILAN İNDİRİM LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3021 ÖZETİ: Olağan dışı fazla çalışma iddiası yönünden davacı taraf tanıklarından B. H. E. çalışma saatleri hakkında net bir beyanda bulunmamış, diğer tanık ise 06:00-02:00 saatleri arasında çalıştığını beyan etmiştir. Tanık beyanları dışında başkaca bir delil sunulmamıştır. Ağır vasıta şoförlerinin günlük fiili araç kullanma süresinin 9 saati geçemeyeceği yönündeki düzenlemesi göz önüne alınarak fazla çalışma ücretinin hesaplanması gerekirken soyut tanık beyanlarına göre hesaplama yapan bilirkişi raporuna itibarla ilgili alacağın hüküm altına alınmasının hatalı olduğu, Fazla çalışma ücreti tanık beyanlarına göre hesaplanmış olup hükmedilen alacak miktarları gözetilerek makul oranda hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken bu husus dikkate alınmadan fazla çalışma ücreti alacağından 2/3 oranında indirime gidilmesinin hatalı olduğu, Davacı vekili dava dilekçesinde tahsilini talep ettiği alacaklara faiz yürütülmesini istemediği, ıslah dilekçesinde ise ilgili alacakların yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği halde, talep aşılarak fazla mesai ve ücret alacaklarının dava ve ıslah tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir. YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2014/20592 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/3443 4721 s. TMK/684, 722, 724, 729 Tarihi: 26.02.2016 6100 s. HMK/106, 114, 115 • MUHDESAT AİDİYETİNİN TESPİTİ DAVASI • HUKUKİ YARAR • DAVA ŞARTI ÖZETİ: Muhdesatın tespiti istenen dava konusu... parsel sayılı taşınmaz, orman niteliği ile... adına tescillidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde muhdesatın tespitini istemekte davacının hukuki yararı bulunmamaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca bir dava şartı olarak kabul edilen hukuki yararın varlığı mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden araştırılması gereken bir husustur. Söz konusu bu maddeler gereğince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3022 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/23669 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2579 3095 s. FaizK/4 Tarihi: 18.02.2016 • YABANCI PARA BORCUNDA FAİZ • ÖDEME EMRİNDEKİ ALACAĞA İTİRAZ ÖZETİ: Takip dayanağı... 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... tarih,... sayılı ilamında "36.900 EURO'nun 30/11/2009 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nca dövize uygulanan faiz oranı ile davalıdan tahsiline" şeklinde hüküm kurulmuştur. Takip konusu ilamda açıkça Merkez Bankası'nca bu yabancı para alacağına uygulanan faizin uygulanmasına karar verilmiştir. Yabancı para borcunun faizinde, Devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizin esas alınması gerekmektedir. Ancak Merkez Bankası'nın da bizzat mevduat kabulü söz konusu olmayıp, böylece yabancı para alacağına uyguladığı bir faiz oranı bulunmadığından, hükmün aynen infazı ilkesi gereği, ilamın faiz yönünden infazının kabil olmadığının kabulü gerekir. Bu durumda icra takibinin, yabancı para alacağının faizine ilişkin kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir. YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2016/3861 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/4687 4857 s. İşK/18, 20, 21 Tarihi: 03.03.2016 • İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI • İŞE İADE DAVASI • SENDİKAL NEDENLE İŞE BAŞLATMAMA ÖZETİ: Davacı işçinin davalıya ait işyerinde 5 yıldan fazla çalıştığı, işverence gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesi isabetlidir. Ancak davacı işçinin kıdemine ve fesih nedenine göre mahkemece işe başlatmama tazminatının davacının 4 aylık ücreti tutarında belirlenmesi doğru bulunmamıştır. Bu tazminatın davacının 6 aylık ücreti oranında belirlenmesi dosya içeriğine uygun düşecektir. Davacının yasal süre içerisinde başvurusuna rağmen işverenin süresi içerisinde işe başlatmaması halinde, ödenmesi gereken tazminat miktarının takdiren davacının 6 aylık brüt ücreti tutarı olarak belirlenmesi, Davacının işe iadesi için işverene süre içerisinde müracaatı halinde kazanacak olduğu, ve kararın kesinleştiği tarihe kadar gerçekleşen en çok 4 aya kadar ki ücretin ve diğer hakların davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiğinin tespiti gerekir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3023 YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/34359 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2011 4857 s. İşK/32 Tarihi: 26.01.2016 • EMEKLİLİK NEDENİ İLE İŞ AKDİNİN SONA ERMESİ • KIDEM TAZMİNATI VE YILLIK İZİN ÜCRETİ • DİNİ BAYRAMLAR HARİCİNDE KALAN GENEL TATİLLERDE ÇALIŞMA ÖZETİ: Bir kısım işyeri kayıtlarında davacının fazla mesai ve hafta tatili çalışması gözlenmekte olup işyeri kayıtlarında gözlemlenen tahakkukların ödenip ödenmediği araştırılarak, bu tahakkukların karşılığının davacıya ödendiğinin kanıtlanamaması halinde, anılan tahakkukların karşılığının hüküm altına alınması gerekirken hatalı rapora göre hüküm tesisi ve ayrıca, Bölge Çalışma Müdürlüğü raporu ve bir kısım davalı şahidi beyanı ile davacının dini bayramlar haricinde kalan genel tatillerde çalıştığı sabit olup, hesaplamanın bu sübut bulan duruma göre yapılması gerektiğinin ve bordrolar da gözetilerek, genel tatil tahakkuku yapılan bordrodaki meblağın ödendiğinin ispatı halinde, bu ödeme miktarının mahsup edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup, hükmün bu yönlerden bozulmasına karar vermek gerekmiştir YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2016/429 Karar No. 2016/2021 Tarihi: 16.02.2016 İlgili Kanun/Madde 5502 s. SGKK/36 5521 s. İşMahK/7 6100 s. HMK/323, 326, 332, Gç3 • HİZMET TESPİTİ İSTEMİ • YARGILANMANIN YENİLENMESİ ÖZETİ: Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Hizmet tespiti davalarında Kurumun feri müdahilliğine ilişkin hükmün geçmişe yürütüleceği yönündeki düzenlemenin kanun koyucu tarafından benimsenmemiş olması, ayrıca ve özellikle yukarıda değinilen 448. madde kapsamında, Kurum bakımından taraf oluşumu gerçekleştiğinden tamamlanmamış işlemden söz edilemeyeceğinin de belirgin bulunması karşısında 5521 sayılı Kanunun 7. maddesine eklenen 4. fıkranın 11.09.2014 tarihinden önce açılan davalarda uygulanamayacağı açık olmakla inceleme konusu davada, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu gerekçeli karar başlığında, Fer'i Müdahil olarak belirtilen Kurumun, ‘davalı’ olarak gösterilmesi gerektiği hususunun, mahkemece göz önünde bulundurulmaması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3024 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2016/2077 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2270 2004 s. İİK/45, 257 Tarihi: 02.03.2016 • İHTİYATİ HACİZ İSTEMİ • REHİNİN PARAYA ÇEVRİLMESİ YOLUYLA TAKİP ÖZETİ: Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkindir. İİK'nın 257/1. maddesi gereğince rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehnin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebilir. Belirtilen yasa maddeleri uyarınca ihtiyati hacze karar verilebilmesi için gerekli koşullardan biri de alacağın rehinle temin edilmemiş olması ise de, rehin tutarının borcu ödemeye yetmediği durumlarda bu kısım için ihtiyati haciz talebinde bulunulabilmesi de mümkündür. YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2016/1291 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1787 2004 s. İİK/265 Tarihi: 22.02.2016 • ÇEK HAKKINDA ÖDEME YASAĞI KONULMASI • MENFİ TESPİT DAVASI ÖZETİ: İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin İİK'nın 265. maddesinde tahdidi olarak gösterildiğini, itiraz eden borçlu tarafından ileri sürülen sebeplerin bunlar arasında olmadığını, müvekkilinin temlik cirosu yoluyla çeki devralan iyi niyetli hamil konumunda bulunduğunu, çekin üzerinde rehin veya tahsil amacıyla devrolunduğuna dair bir kaydın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, İİK'nın 265. maddesinde ihtiyati hacze itiraz sebeplerinin tahdidi olarak sayıldığı, çek hakkında ödeme yasağı konulması ve menfi tespit davası açılmasının ihtiyati hacze engel teşkil etmediği, itiraz eden borçlu şirket tarafından keşide edilen çekte yer alan ciroda rehin cirosu olduğuna dair bir kaydın bulunmadığı, cironun temlik cirosu mahiyetinde olduğu, yetkili ve meşru hamil olan alacaklı bankanın çeke dayalı tüm hakları kullanabileceği, itiraz eden borçlu vekilince ileri sürülen sebeplerin yargılamayı gerektirir nitelikte olduğu gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3025 YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/34445 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/6278 2004 s. İİK/126 Tarihi: 03.03.2016 • TAŞINMAZ İHALELERİNDE ARTIRMA İLAMI • İHALENİN GEÇERSİZLİĞİ ÖZETİ: Şikayete konu taşınmaz ile ilgili olarak satış kararında I. artırmanın 04.05.2015 tarihinde, 10.30-10.35 saatleri arasında, 2. artırmanın da 04.06.2015 tarihinde aynı saatler arasında yapılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. İhale tutanağında ise, ihale tarihine ilişkin herhangi bir kayıt yer almamakta olup, ihalenin yukarıda açıklanan yasal koşullara uygun yapılmadığı, varlığı şekli koşul olan ihale tarihinin ihale tutanağında bulunmadığı açıktır ve sonuçta bu durum ihalenin geçersizliği sonucunu doğurmaktadır. O halde mahkemece, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekir. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/5334 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2721 4721 s. TMK/2 Tarihi: 03.02.2016 6098 s. TBK/138 • SÖZLEŞMEYE BAĞLILIK İLKESİ • SERBEST İRADE İLE KREDİ TÜRÜNÜN BELİRLENMESİ • İŞLEM TEMELİNİN ÇÖKMESİ • DÖVİZLE KREDİ KULLANMA ÖZETİ: Dava konusu olayda, davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken TL yerine döviz bazında kredi kullandığı, bir başka deyişle serbest iradesiyle kredi türünü belirlediği, ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı da toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgu olduğu, davacının, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen dövizle kredi kullanma yolunu tercih etmiş bulunduğu, buna göre işlem temelinin çökmesinden bahsetmenin olanaklı olmadığı, bununla birlikte kredi sözleşmesinden dolayı 11 taksit ödenmesinden sonra kredinin erken kapamasının yapılmış olması da nazara alındığında, sözleşmenin davacı tarafından benimsendiğinin kabulü gerektiği, yukarıda belirtilen tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama ve sözleşmeye müdahale koşullarının bulunmadığı, sözleşme gereğince ödeme anındaki döviz kuru üzerinden hesaplama yapılması gerektiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3026 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/37038 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/35353 6100 s. HMK/107, 297 Tarihi: 03.12.2015 • BELİRSİZ ALACAK DAVASI • TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ KARARININ İPTALİ ÖZETİ: Mahkemece, alacak miktarının 4.016,17 TL olduğu, bu nedenle tüketici hakem heyetinin görevli olmadığı, tüketici hakem heyeti kararının sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; davacı tüketici hakem heyeti kararının iptali ile birlikte alacağın tespiti ile alacak miktarı belirlendiğinde artırılmak üzere 1 TL'nin tahsilini de istemiştir. Davacının tüketici hakem heyetine başvuru dilekçesinde asgari bir miktarı belirtmemesi nedeniyle tüketici hakem heyeti kararının iptaline yönelik istemin reddine karar verilmesi doğru ise de, davacının yapılan kesintilerin tespit edilerek davalıdan tahsiline yönelik istemi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken alacak istemine yönelik olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebinin kabulü gerekmiştir. YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/204 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/10986 6100 s. HMK/307, 308, 309, 310 Tarihi: 30.11.2015 • PAYDAŞLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASINDA FERAGAT • İZALE-İ ŞUYU DAVASINDA FERAGAT ÖZETİ: Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Feragat, kati bir hükmün hukuki neticelerini doğurur. Hem davadan hem temyiz isteminden feragat edilmesi halinde öncelikle davadan feragat hususunun değerlendirilmesi gerekir. Paydaşlığın giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının paydaşlığın satış suretiyle giderilmesini istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez. Davacı davasından feragat etse bile davalının davaya devam etmek istemesi halinde mahkemece davaya devam edilerek işin esası hakkında karar verilmelidir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3027 YARGITAY 14. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/13232 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/10860 4721 s. TMK/698 Tarihi: 26.11.2015 6100 s. HMK/27 • PAYDAŞLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI • SATIŞIN GENEL AÇIK ARTTIRMA YOLUYLA YAPILMASI GEREĞİ ÖZETİ: Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Paydaşlığın giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları içi benzer sonuçlar doğuran davalardır. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. Davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Paydaşlığın giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. YARGITAY 15. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/2245 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/4246 6098 s. TBK/470 Tarihi: 09.09.2015 • ESER SÖZLEŞMESİ • SÖZLEŞMENİN FESHİ • MENFİ ZARAR KAPSAMINDA TAZMİNAT TALEBİ ÖZETİ: 11.02.2013 tarihinde imzalanan eser sözleşmesi davacı tarafından gönderilen 27.03.2013 tarihli ihtarname ile feshedilmiştir. Sözleşmenin feshi halinde iş sahibi ancak menfi zarar kapsamında tazminat isteminde bulunabilir. İş sahibiyle yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesinin 4. maddesinde yer alan bütün işlerin 20.03.2013 tarihinde bitirileceği, gecikilen her gün için 250,00 TL gecikme cezası ödeneceğine dair düzenleme uyarınca öngörülen ifaya ekli olup müspet zarar kapsamında olduğundan, sözleşmede de aksine düzenleme olmadığından, karar altına alınması mümkün değildir. Mahkemece bu konuda yanılgıya düşülerek gecikme cezasına ilişkin 1.750,00 TL'lik istemin reddine karar verilmesi gerekir LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3028 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/20831 Karar No. 2016/122 Tarihi: 25.01.2016 İlgili Kanun/Madde 3402 s. KadastroK/Ek2 6292 s. OrmanKöylüKalK/9 6831 s. OrmanK/2 • KULLANIM ŞERHİNİN İPTALİ • HUKUKA AYKIRILIK ÖZETİ: Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davalıların kullanımında olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmaz üzerinde, Kadastro Müdürlüğünce 3402 sayılı Yasa'nın Ek-4. maddesi gereği kullanım kadastrosu yapılmıştır. Dava tarihinden önce 26.04.2012 tarihli 28275 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. bendi ile; "bu kanuna göre yapılacak işlemler sonuçlanıncaya kadar 2/B alanları hakkında Hazine tarafından kişiler aleyhine açılması gereken davalar açılmaz, açılmış ve devam eden davalar durdurulur" hükmü getirilmiştir. Somut olayda; davacı Hazine, 6292 sayılı Kanun'un yürürlüğünden sonra 10.07.2014 tarihinde taşınmazın davalı yanın kullanımında olmadığını, bu nedenle davalı lehine kullanım şerhi verilmesinin hukuka aykırı olduğunu öne sürerek kullanım şerhinin iptali istemiyle dava açmış olduğuna göre Mahkemece 6292 sayılı Kanun'un 9/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/9067 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/77 2918 s. KTK/3, 20, 85 Tarihi: 11.01.2016 • TRAFİK KAZASI NEDENİYLE OLUŞAN MADDİ ZARAR • RÜCUEN TAZMİNAT DAVASI • ARAÇ ÜZERİNDE FİİLİ HAKİMİYET VE EKONOMİK YARARLANMA UNSURLARI • FİİLİ HAKİMİYETİN UZUN SÜRELİ OLMASI LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3029 ÖZETİ: Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan maddi zararı sigortalısına ödeyen sigortacının, araç sürücüsü ve araç işleteninden rücuen tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece, dava konusu trafik kazasına karışan ve dahili davalıların murisi...'nın işleteni olduğu aracın, kazadan önce diğer davalı sürücü...'a haricen satılmış olması nedeniyle, dahili davalılar ile murislerinin işleten sıfatının kalmadığı gerekçesiyle dahili davalılar hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmiştir. Yukarıda anılan 2918 sayılı KTK'nun 3. maddesi ve 20/d maddesi birlikte göz önünde bulundurulduğunda, kazaya karışan aracın dahili davalıların murisi... adına tescilli bulunması, aracın maliki olan bu kişi tarafından aracın kanunen aranan resmi şekle uygun olarak diğer davalıya satışının yapıldığını gösterir herhangi bir kaydın bulunmaması, dahili davalıların da bu yönde herhangi bir savunmalarının bulunmaması, haricen satım hususunu kabulün 3. kişi konumunda bulunan davacı sigortacıya karşı ileri sürülmesinin mümkün olmaması gözetilerek; araç işleteni sıfatı devam eden...'nın mirasçısı olan dahili davalıların da zarardan sorumlu olduğu gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeyle husumetten red kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 17. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/14562 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/15067 4721 s. TMK/4, 599 Tarihi: 25.12.2015 6098 s. TBK/47, 56 • TRAFİK KAZASINDAN KAYNAKLANAN ÖLÜM NEDENİYLE MANEVİ TAZMİNAT • MİRASÇILARIN MURİSİN ÖLMEDEN ÖNCE AÇMIŞ OLDUĞU DAVALARA DEVAM ETMESİ ÖZETİ: Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mirasbırakanın alacakları, hakları ve malları mirasçılara geçtiğinden mirasçıların mirasbırakanın açmış olduğu davalara devam edebilmelerinin mümkün olmasına; hükmolunan manevi tazminatın takdirinde kanundaki özel haller dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre, davacı için hükmolunan manevi tazminata ilişkin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3030 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/5774 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1096 4721 s. TMK/335, 342, 363, 419, 462 Tarihi: 25.01.2016 4787 s. AileMahK/4 • ÖZÜRLÜ ÇOCUĞU ADINA ÖTV’DEN MUAFİYET KAPSAMINDA OTOMOBİL ALINMASI • VASİ TARAFINDAN KISITLI ADINA ARAÇ ALINMASI İÇİN İZİN VERİLMESİ TALEBİ • VELAYETTE GÖREVLİ MAHKEME ÖZETİ: Velayet altında bırakılmalarına karar verilen çocuklar ve bunların malları hakkındaki uyuşmazlıklarda "velayet" hükümleri uygulanacaktır. Bu hükümleri uygulayacak görevli mahkeme ise 4787 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca aile mahkemesidir. Görev kuralları kamu düzeniyle ilgili olduğundan yargılamanın her aşamasında tüm mahkemelerce kendiliğinden uygulanmak zorundadır. Bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerekir. YARGITAY 18. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/19653 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/19060 2942 s. KamulaştırmaK/10, 11 Tarihi: 23.12.2015 • TAŞINMAZIN KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA NEDENİNE DAYALI OLARAK BEDELİNİN TAHSİLİ • EMLAK VERGİ DEĞERLERİNİN DE DAVA KONUSU TAŞINMAZIN EMSALLE KARŞILAŞTIRILMASINDA GÖZÖNÜNDE TUTULMASI GEREĞİ ÖZETİ: 2942 sayılı Yasa'nın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi gereği emlak vergi değerlerinin de dava konusu taşınmazın emsalle karşılaştırılmasında gözönünde tutulması gerekir. Buna göre dava konusu taşınmaz ve emsallerin emlak vergisine esas tutulan asgari m² değerlerinin ilgili belediye başkanlığından 2012 yılı itibarıyla getirtilerek karşılaştırılması ve değerlendirmeye esas alınan oranlar fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişkinin giderilmiş olması gerekir. Dava konusu taşınmazda el atılan kısım dışında kalan 112,20 metrekarelik kısmın inşaat yapılması için yeterli olup olmadığının belediyeden sorulup alınacak cevaptan sonra değerlendirme yapılması gerektiğinin düşünülmemesi Doğru görülmemiştir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3031 YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/9831 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/17391 6100 s. HMK/266 Tarihi: 22.12.2015 • GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİNDE ASIL BORÇLU VE KEFİLE RÜCU İSTEMİ • BANKA KAYIT VE DEFTERLERİNİN YERİNDE İNCELENMESİ GEREKTİĞİ ÖZETİ: Dava, genel kredi sözleşmesinde kefil olan davacının alacaklıya yaptığı ödeme nedeniyle yapılan ödemelerle ilgili asıl borçlu ve kefile rücu istemine ilişkindir. Davacının, davadışı alacaklı bankaya hangi kredi borcuna ilişkin ödeme yaptığı, bankanın alacak miktarı ve davalıların sorumlu olduğu miktarlar araştırılmaksızın, bankacılık konusunda uzman olmayan bir bilirkişi tarafından verilen rapor esas alınarak hüküm kurulması doğru değildir. Mahkemece, davacının ödeme yaptığı genel kredi sözleşmesiyle ilgili alacaklı bankadan kullandırılan kredi, varsa icra takip dosyası, banka kayıt ve belgeleri getirtilerek, ayrıca bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve defterleri yerinde incelenmek suretiyle, davalıların rapora karşı yaptığı itirazlar da dikkate alınarak düzenlenecek bilirkişi raporuna göre bir karar verilmesi gerekir. YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/5405 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/16508 6098 s. TBK/581 Tarihi: 09.12.2015 6102 s. TTK/7 • ÇERÇEVE SÖZLEŞME • GENEL KREDİ SÖZLEŞMESİ • KEFALET LİMİTİ ÖZETİ: Davacı banka ile davalı borçlu U.E.E.T. Ltd Şti arasında düzenlenen 04.10.2005 tarihli sözleşmenin kefilleri K.U., İ.U. ve L.R.U. olup kefalet limiti 165.000 TL’dir. Çerçeve sözleşme niteliğinde olan genel kredi sözleşmesinin 02.06.2006, 18.09.2008, 25.11.2008 tarihlerinde limit artışları yapıldığı görülmektedir. Limit artışları ayrı bir sözleşme niteliğinde olmayıp mevcut çerçeve sözleşme kapsamındadır. Bu durumda davalı kefillerin limit artışında imzaları mevcut ise sözleşmedeki limitin arttığının kabulü gerekir. Bu durumda Mahkemece açıklanan husus ve davacı vekilinin bilirkişi raporuna yapmış olduğu itirazlar dikkate alınarak konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle hükmün davacı banka yararına bozulmasına karar verilmiştir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3032 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/17169 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2841 6100 s. HMK/21, 22, 23 Tarihi: 08.03.2016 • TAPU İPTAL VE TESCİL DAVASI • BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ • GÖREVLİ VEYA YETKİLİ MAHKEME ÖZETİ: Dava,... adına orman niteliğiyle tespit edilen 127 ada 1 parsel ile ham toprak olarak... adına tespit edilen 500 ada 41 sayılı parselin kaydının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 23/2. maddesinde "Bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca verilen yargı yeri belirlenmesi ile kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar." hükmüne yer verilmiştir.Aynı dosyayla ilgili olarak daha önce Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 24.04.2014 tarih ve... E. -... K. sayılı kararı ile kadastro mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle bozma kararı verildiğinden ve HMK m. 23/2. gereği Yargıtayca verilen kanun yolu incelemesi sonucunda kesinleşen göreve veya yetkiye ilişkin kararlar, davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlayacağından uyuşmazlığın Elazığ Kadastro Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. YARGITAY 20. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/5654 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2437 3402 s. KadastroK/12, Gç10 Tarihi: 29.02.2016 • KADASTRO TESPİTİ ÖZETİ: Dava, 2859 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan paftanın yenilenmesi çalışması ile oluşan tapu kaydının iptaline ve tesciline ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1953 yılında... Devlet Ormanının sınırlaması seri usûlüyle yapılıp, ilân edilip, dava tarihinden önce kesinleşmiştir. Mahkemece, çekişmeli parselin kadastro tespitinin askı suretiyle ilânını takiben, hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ve çekişmeli parselin kadastro tespitlerinin kesinleşmesinden sonra hak düşürücü süreler geçmişse de, 14/03/2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Kanunun 2. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen "Bu hüküm, iddianın ve taşınmazın niteliği ile devlet ya da diğer kamu tüzel kişilikleri olsa dahi, tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" hükmü ve 5841 sayılı Kanunun 3. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen geçici 10. maddesindeki hükmü, Anayasa Mahkemesinin kararı ile iptal edildiği, gerekçeli iptal kararının 23 Temmuz 2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiğine göre, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3033 YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/8940 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/3087 6098 s. TBK/56 Tarihi: 29.02.2016 • İŞ KAZASINDA MANEVİ TAZMİNAT İSTEMİ • İŞ KAZASINDA MALULİYETİN BULUNMAMASI ÖZETİ: Dava, 16.06.2006 tarihindeki iş kazasında yaralanan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir. Maluliyet oranı % “0” olsa dahi, davacının iş kazası neticesinde yaralandığı ve vücut bütünlüğünün zarara uğramış olduğu anlaşılmakla B.K.'nun 56.maddesinde belirtilen bedensel bütünlüğünün zedelenmesi koşulunun somut olayda gerçekleştiği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, sigortalının manevi yönden zarara uğradığı kanıtlanamadığı gerekçesi ile eldeki manevi tazminat davasının reddolunmasının hatalı olduğu açıktır. Yapılacak iş, davacının yaralanmasının niteliğine, olay tarihine, tarafların kusur derecelerine ve sosyal ekonomik durumlarına göre davacı lehine uygun bir miktarda manevi tazminata karar verilmesinden ibarettir. YARGITAY 21. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/9018 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/3065 5510 s. SSGSSK/4, 32 Tarihi: 29.02.2016 • ÖLÜM AYLIĞINA HAK KAZANMA • ASKERLİK HİZMETİNİ BORÇLANARAK ÖLÜM AYLIĞI BAĞLANMASI İSTEMİ ÖZETİ: Dava, davacıya vefat eden eşinden dolayı askerlik hizmetini borçlanarak ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Davacının eşi 07/05/2010 tarihinde vefat etmiş olup, bu tarihte 5510 sayılı Yasa yürürlüktedir. 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra artık askerlik borçlanmasının prim gün sayısına dahil edilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla her türlü borçlanma süreleri hariç 900 gün prim ödeme şartı gerçekleşmediği halde, davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3034 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2016/4616 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/5779 2429 s. TatilK/2 Tarihi: 29.02.2016 6356 s. SendikalarTopluİşK/41, 42, 43 • OLUMLU YETKİ TESPİTİNİN İPTALİ İSTEMİ ÖZETİ: Dava, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan olumlu yetki tespitinin iptali istemine ilişkindir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan olumlu yetki tespiti, davacıya 18.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, dava ise 29.09.2015 tarihinde açılmıştır. 19 ve 20 Eylül 2015 tarihleri hafta tatili günleri, 24-25-26-27 Eylül 2015 günleri ise Kurban Bayramı tatili olması sebebiyle iş günü olarak hesaba katılamaz. Bu itibarla, altı iş günlük kanuni süre içerisinde olmak üzere ve itiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirilerek usulüne uygun olarak dava açılmıştır. Şu halde, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddi hatalıdır. YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/33820 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/3291 6100 s. HMK/114, 124 Tarihi: 09.02.2016 • İNTİBAK ÜCRETİ, HAFTA TATİLİ, İKRAMİYE İLE ÜCRET KESİNTİSİ ALACAKLARI • HUSUMET LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Civil Chamber Decisions 3035 ÖZETİ: Dava intibak ücreti, hafta tatili, ikramiye ile ücret kesintisi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesine ilişkindir. Somut olayda, yargılama devam ederken 6360 sayılı Kanun gereğince Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten sonraki ilk yerel seçimlere kadar tüzel kişiliği devam eden davalı İl Özel İdaresinin tüzel kişiliği sona ermiştir. Diğer taraftan 6360 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasına göre, “...Söz konusu il özel idarelerinin mahkemelerde süren davaları ile il özel idaresi olarak faaliyet gösterdikleri dönem ve yapılan işlemlere ilişkin olarak açılacak davalarda muhatap, devir işleminin yapıldığı ilgili kurum ve kuruluştur” denilerek yeni açılacak veya devam eden davalarda valilik devir, tasfiye ve paylaştırma komisyonu kararı uyarınca devir işleminin yapıldığı kurum ve kuruluşun taraf olacağı hükme bağlanmıştır. Dosya içerisinde bulunan komisyon kararına göre tüzel kişiliği sona eren Malatya İl Özel İdaresi işçilerinin açıkça davalı kuruma devredildiğine dair bir düzenlemeye rastlanmamaktadır. Bu durumda husumetin İçişleri Bakanlığına yöneltilmesi gerekmektedir. Mahkemece, 6100 sayılı Kanun'un 124. maddesi gereğince husumetin doğru tarafa yöneltilmesi için davacıya mehil verilerek, İçişleri Bakanlığına dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilip davaya iştiraki sağlanmalı, bu davalının göstereceği deliller de gözetilerek, sonucuna göre karar verilmelidir. YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/2185 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/8333 2004 s. İİK/67, 150 Tarihi: 21.12.2015 • İCRA İNKAR TAZMİNATI • HİZMET BEDELİNİN TAHSİLİ İÇİN BAŞLATILAN İCRA TAKİBİNE VAKİ İTİRAZIN İPTALİ • ELEKTRİK İŞÇİLİĞİ HİZMETLERİ İÇİN İŞÇİLİK TEMİNİ HİZMET SÖZLEŞMESİ • LİKİD OLMAYAN ALACAK TAKİBİ ÖZETİ: Dava, hizmet bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece taraflara dosyadaki operasyon raporları hakkında açıklama yaptırılıp, raporlarda belirtilen çalışma saatlerinin neye istinaden düzenlendiğinin tespit edilmesi, bu arada raporlar altındaki davalı yetkilisi olarak ismi yazılı olan ve imzası bulunan kişilerin firma yetkilisi olup olmadıkları ve mevcut belegelerle veya daha önceden düzenlenmiş başka belgelerle davalı şirketi temsil edip etmedikleri araştırılıp, buna göre dosyadaki faturalarla iritbatın tespit edilmesi zorunludur. Keza, yanlar arasındaki sözleşmede vade farkına ilişkin herhangi bir madde bulunmadığı gözden kaçırılmadan, aralarında uygulama haline gelmiş bir vade farkı anlaşması bulunup bulunmadığı denetlenerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3036 Yargıtay Hukuk Kararları YARGITAY 23. HUKUK DAİRESİ Esas No. 2015/1286 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/8341 6098 s. TBK/125 Tarihi: 22.12.2015 • GECİKME TAZMİNATI TALEBİ • SEÇİMLİK HAK • ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN UYUŞMAZLIKLAR ÖZETİ: Arsa sahipleri kanunda ifade edilen seçimlik haklarından, ifa yerine geçen olumlu zararları kapsamında kendilerine ait olacağı kararlaştırılan 2 adet bağımsız bölüm bedelinin ödetilmesini talep etmişlerdir. Bu durumda davacı arsa sahiplerinin bu zararların tazminini istemeleri halinde, bunun yanında ayrıca gecikme tazminatı talep etmeleri mümkün değildir. Mahkemece daire bedellerinin yanında ayrıca gecikme tazminatına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, bunun yanında dairelerin değerlerinin arsa sahiplerine ödetme kararı karşısında, arsa sahipleri sözleşme ile bekledikleri yararı bedel olarak elde etmiş olduklarından, dosyada mevcut tapu kayıtlarından anlaşıldığı üzere 17 parsel sayılı taşınmazda halen davacı arsa sahiplerine ait tüm payların da bu hususta bir talep olmasa bile mahkemece re'sen dikkate alınarak yüklenici davalı adına tescili gerekirken, bu yön gözden kaçırılarak davalı aleyhine sebepsiz zenginleşmeye yol açacak şekilde karar verilmesinde de ayrıca isabet görülmemiştir. Kararların tamamuna dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 YARGITAY CEZA KARARLARI COURT OF CASSATION CRIMINAL CHAMBER DECISIONS * Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı Court of Appeal Assembly of Criminal Chambers Decision * Yargıtay Ceza Daire Kararları Court of Appeal Criminal Chamber Decisions YARGITAY CEZA GENEL KURULU KARARI COURT OF APPEAL ASSEMBLY OF CRIMINAL CHAMBERS DECISION YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas No. 2015/1-827 Karar No. 2016/44 Tarihi: 09.02.2016 İlgili Kanun/Madde 5237 s. TCK/37, 53, 62, 63, 81 • KASTEN ADAM ÖLDÜRME SUÇU • DNA PROFİLİ ÖZETİ: Yapılan tespitte maktule ait DNA profilinin tespit edildiği,...'ın sol el yüzük parmağı tırnak numunesinde maktule ait DNA profili bulunduğu,...'ın da sağ el serçe parmak arasında maktule ait DNA profili bulunduğu, Sanık...'ın yer göstermesi üzerine ele geçirilen suç aleti bıçak üzerinde maktul...'ye ait DNA profilinin bulunduğu, belirtilmiş olduğundan, sanık...'ın TCK 37. madde kapsamında sanık H. U. ile birlikte kasten adam öldürme suçunu işlediği açıkça delillerle ve beyanlarla anlatılmış olduğu" biçiminde, bozma ilamında tartışılması istenen, ilk hükümde yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçeyle beraat kararı verilmiştir. Bu itibarla, mahalli mahkemenin son kararı, direnme niteliğinde bulunmayıp, bozma ilamında tartışılması gerektiği belirtilen hususlar tartışıldıktan sonra "eylemli uyma neticesi verilen yeni hüküm" olduğundan, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir. Kararların tamamuna dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz YARGITAY CEZA DAİRE KARARLARI COURT OF APPEAL CRIMINAL CHAMBER DECISIONS YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/2712 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1155 5271 s. CMK/150 Tarihi: 10.03.2016 • ZORUNLU MÜDAFİİ YARDIMINDAN ÜCRETSİZ OLARAK FAYDALANMA HAKKI • VEKALET ÜCRET • KASTEN YARALAMA SUÇU • HAKSIZ FİİL ÖZETİ: 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. ve 2015/85 K. sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin delaleti ile Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c. maddesi gereğince, ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, anılan maddede yer alan ücretsiz müdafii yardımından yararlanma koşullarından “adaletin selametinin gerektirmesi” kıstası ile ilgili yerleşmiş içtihatları dikkate alınarak; mali durumunun iyi olmadığı dosyaya yansıyan sanık.5271 sayılı CMK'nun 150/3. maddesi gereğince kendisine atanan zorunlu müdafii yardımından ücretsiz olarak faydalanma hakkı bulunduğu halde, müdafii ücretinin yargılama giderleri arasında gösterilmesi duruşmalarda kendilerini vekilleri ile temsil ettiren katılanlar.,.,.,., ile katılan sıfatı bulunan.,., lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin, sanıklar.,.,., müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, sanık. yönünden CMUK'nun 326/son. maddesi saklı kalmak kaydıyla hükümlerin tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak bozulmasına karar verildi. YARGITAY 2. CEZA DAİRESİ Esas No. 2014/20459 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/385 5271 s. CMK/231 Tarihi: 14.01.2016 • HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI • DENETİM SÜRESİ İÇİNDE DAVA ZAMANAŞIMININ DURACAĞI • DURAN ZAMANAŞIMININ YENİDEN İŞLEMEYE BAŞLAMASI 3042 Yargıtay Ceza Kararları ÖZETİ: Hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde, denetim süresi içinde dava zamanaşımının duracağı ve denetim süresi içinde kasten yeni suç işlenmesi halinde mahkemece hükmün açıklanacağı düzenlenmiş olup, duran zamanaşımının, denetim süresi içinde işlenen suçtan dolayı verilen hükümlülük kararının kesinleşmesi koşuluyla suçun işlendiği tarihte yeniden işlemeye başlayacağı kabul edilerek yapılan incelemede; suça sürüklenen çocuk hakkında 08/04/2009 tarihli karar ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, hükmün 19/06/2009 tarihinde kesinleşmesinden sonra denetim süresi içerisinde 02/05/2010 tarihinde yeni suç işlendiği ve bu suçtan mahkumiyetinin kesinleştiği belirlenerek;Suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesinde belirtilen suç için öngörülen cezanın türü ve yukarı sınırına göre, aynı Yasanın 66/1-e, 66/2, 67/4 maddelerinde öngörülen 7 yıl 12 aylık zamanaşımının suç tarihi olan 23/01/2007 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunduğu Bozmayı gerektirir. YARGITAY 3. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/21814 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1311 5237 s. TCK/29 Tarihi: 21.01.2016 • KASTEN YARALAMA SUÇU • LEHİNE HAKSIZ TAHRİK HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI GEREĞİ ÖZETİ: Olayda sanıkların da yaralandığının anlaşılması karşısında ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halin sanıklar lehine 5237 sayılı TCK'nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanmasını gerektirdiği halde bu hususun karar yerinde tartışılmaması bozmayı gerektirmiştir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions 3043 YARGITAY 4. CEZA DAİRESİ Esas No. 2013/36482 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1907 5237 s. TCK/32, 53 Tarihi: 08.02.2016 • AKIL HASTALIĞI NEDENİYLE İŞLENEN FİİLİN HUKUKÎ ANLAM VE SONUÇLARINI ALGILAYIP ALGILAYAMADIĞI • BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA ÖZETİ: Sanığın, psikolojik sorunları olduğunu, geçmişte buna yönelik tedavi gördüğünü savunması, mağdurların da beyanlarında sanığın tedavi görmesini istediklerini belirtmeleri karşısında, suç tarihi itibariyle TCK'nın 32. maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış ya da önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda usulünce sağlık kurulu raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik kovuşturmayla hüküm kurulması, Hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi bozmayı gerektirmiş. YARGITAY 5. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/11064 Karar No. 2015/17944 Tarihi: 29.12.2015 • • • • İlgili Kanun/Madde 1163 s. KooperatiflerK/Ek2 5237 s. TCK/7 5320 s. CMKYürK/8 DENETİM GÖREVİNİN İHMALİ 1163 SAYILI KANUNA MUHALEFET GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA VE GÖREVİ İHMAL SUÇLARI YENİDEN YARGILAMAYI GEREKTİRMEYEN DURUMLAR LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3044 Yargıtay Ceza Kararları ÖZETİ: Sanıklar F.. B.., Ş.. O.., Ş.. M.., Ş.. B.., İ.. Ö.., R.. A.. ve T.. B.. hakkında denetim görevinin ihmali, 1163 sayılı Kanuna muhalefet, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde ise; Sanıklar F.. B.., Ş.. O.., Ş.. M.., Ş.. B.., İ.. Ö.., R.. A.. ve T.. B..'nın işlediği iddia edilen suçların; 765 sayılı TCK'nın 203, 230, 240 ve 1163 sayılı Kanunun Ek 2. maddesinde öngörülen cezalarının üst sınırı itibariyle aynı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, F.. B.. ve İ.. Ö.. için Kooperatifte görevlerinin sona erdiği 2003 yılı, Ş.. M.., Ş.. B.., T.. B.., R.. A.., Ş.. O.. için ise son suç tarihi olan 2004 yılı ile inceleme günü arasında zamanaşımı sürelerinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davaların zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE, karar verilmiştir. YARGITAY 7. CEZA DAİRESİ Esas No. 2014/6021 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2625 5237 s. TCK/50 Tarihi: 29.02.2016 • TOPLU KAÇAKÇILIK SUÇU • LEHE OLAN YASANIN UYGULANMASI GEREĞİ • KAÇAKÇILIĞA KONU EŞYANIN DEĞERİNİN FAHİŞ OLMASI ÖZETİ: Suç tarihinde yürürlükte bulunan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun ilgili bütün hükümleri uygulanarak elde edilecek sonuçların birbiriyle karşılaştırılması, tartışılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, Toplu kaçakçılık suçunu işlediği anlaşılan sanıklar hakkında dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 4,5 katı üzerinden müteselsilen sorumlu olmak üzere tek bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmesi, Sanıklar hakkında belirlenen temel cezanın önce suçun toplu olarak işlenmesi nedeniyle arttırıma tabi tutulması, sonrasında bulunan cezanın eşyanın değerinin pek fahiş olması nedeniyle arttırılması gerektiği gözetilmeden yazılı yekilde uygulama yapılması bozmayı gerektirmiştir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions 3045 YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/4455 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1071 5237 s. TCK/53, 231, 288 Tarihi: 03.02.2016 5271 s. CMK/231 • SEÇME VE SEÇİLME EHLİYETİNDEN VE DİĞER SİYASİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA • ADLİ PARA CEZASI VEYA SEÇENEK TEDBİRLERDEN BİRİNE ÇEVRİLMESİ ZORUNLULUĞU • SANIĞIN YENİDEN SUÇ İŞLEYİP İŞLEMEYECEĞİ HUSUSUNUN TARTIŞILMASI GEREĞİ ÖZETİ: Sanığın adli sicil kaydında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı mahkumiyet hükmü niteliğinde olmayıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına CMK.nun 231/6-a maddesinin (b) bendi uyarınca sanığın kişilik özellikleri ile duruşmalardaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususu tartışılarak karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, şartları oluşmadığından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK.nun 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına hükmolunması, daha önce hapis cezasına mahkum edilmemiş olan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK.nun 228/1. maddesi uyarınca verilen 30 gün erteli hapis cezasının TCK.nun 50/3. maddesi uyarınca, TCK.nun 50/1. maddesinde belirtilen adli para cezası veya seçenek tedbirlerden birine çevrilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre de; 5237 sayılı TCK.nun 53. maddesindeki hak yoksunlukları ile ilgili olarak, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gözetilerek yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması yasaya aykırıdır. YARGITAY 9. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/9714 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/327 5237 s. TCK/191 Tarihi: 25.01.2016 • ERTELEME SÜRESİ • KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇU • HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI KARARININ AÇIKLANIP AÇIKLANMAYACAĞI LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3046 Yargıtay Ceza Kararları ÖZETİ: Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanmasına sebebiyet veren mahkumiyet hükmü, TCK'nın 191/1. maddesi gereğince kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 21.11.2013 tarihinde verilen 6 bin TL para cezasına ilişkin olup, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında, erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz şeklinde düzenleme getirmesi ayrıca aynı Kanunla 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesi uyarınca koşulları oluştuğu takdirde davanın düşmesi ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması seçeneklerine de yer verilmesi nedeniyle, lehe olan bu düzenleme ve TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca sözü edilen karar hakkında uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı belirlenerek sonucuna göre; sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanıp açıklanmayacağının belirlenmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 10. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/4093 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/33491 5237 s. TCK/31 Tarihi: 29.12.2015 • KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMA SUÇU • TEDAVİ VE DENETİMLİ SERBESTLİK TEDBİRİNE UYULMAMASI ÖZETİ: Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kurulan 06.06.2014 tarihli tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın 15.07.2014 tarihinde kesinleşmesinden sonra, infaz için gönderildiği Konya Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezi Şube Müdürlüğü'nce tedbirin yerine getirilmesi için sanığa gönderilen çağrı davetiyesine ilişkin tebligatın Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliğinin 40. maddesi meşruhatını içermediği anlaşıldığından, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine yönelik kararın infazının devamına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kabule göre; sanığın tekerrüre esas alınan Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 10.01.2012 gün 2011/329 esas ve 2012/3 karar sayılı ilamı ile verilen hükümlülüğünün, suç tarihinde 18 yaşından küçük olduğu için 5237 sayılı TCK'nın 31/3. maddesinin uygulanması nedeniyle tekerrür oluşturmadığı gözetilmesi gerekir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions 3047 YARGITAY 11. CEZA DAİRESİ Esas No. 2014/10939 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/979 5237 s. TCK/53, 206 Tarihi: 11.02.2016 • YALAN BEYAN SUÇU • SUÇ VASFININ TAYİNİNDE HATAYA DÜŞÜLMESİ • RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK SUÇU ÖZETİ: Sanığın, idari para cezası yaptırımı gerektiren kabahat niteliğinde olan eylemi nedeniyle 12.07.2012 tarihli Trafik İdari Para Cezası Karar Tutanağının düzenlemesi sırasında E.. K.. kimlik bilgilerini verip, bu bilgiler ile tutanağı imzalamaktan ibaret eyleminin, 5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde hataya düşülerek, yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,5237 sayılı TCK’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, yasaya aykırıdır. YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/6105 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2833 5237 s. TCK/50, 53 Tarihi: 24.02.2016 5271 s. CMK/231 • TRAFİK GÜVENLİĞİNİ TEHLİKEYE SOKMA • ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMA • ADLİ SİCİL KAYDI • LEHE OLAN YASA HÜKÜMLERİNİN UYGULANMASI ÖZETİ: Sanığın, “...Beraatimi talep ediyorum, eğer cezalandırılacaksam lehe olan haklarımdan yararlanmayı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılma müessesesinin de uygulanmasını istiyorum.” şeklindeki savunmasına göre, mahkumiyet kararı verilmesi halinde, lehe olan yasa hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği halde, hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adli para cezasına veya seçenek tedbirlere çevrilmesi talebini de kapsayan bu istek hakkında bir karar verilmemesi, kanuna aykırı, Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, iptal kararının gözetilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiştir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3048 YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/2589 Karar No. 2016/3823 Tarihi: 08.03.2016 Yargıtay Ceza Kararları İlgili Kanun/Madde 2709 s. AY/141 5271 s. CMK/34, 116, 142, 143, 230, 289 6183 s. AATUHK/106 • KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ SUÇU • HIRSIZLIK SUÇU • KARARIN ÇELİŞKİLİ OLMASI ÖZETİ: Anayasanın 141 ve 5271 sayılı CMK'nın 34, 230 ve 289 maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetimine imkan verecek şekilde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde mevcut delillerin tartışılması, değerlendirilmesi, reddedilen veya kanıtlama yönünden üstün tutulan delilerin neler olduğu ve nedenlerinin gösterilmesi, delillerle sonuç arasında bağ kurulması, bir başka deyişle eldeki delillerle neden bu sonuca varıldığının anlatılması gerektiği, tüm bunların ışığında ulaşılan kanaat, sanıkların suç oluşturduğu kabul edilen eylemleri, bunun yasal unsurları ve nitelendirmesi, uygulanacak kanun maddesi ve CMK’nın 230. maddesinde belirtilen diğer unsurların bulunması gerektiği gözetilmeden gerekçesiz hüküm kurulması, 2-Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre; müstakilen barınaklarda, sürüde veya açık yerlerde bulunan büyük veya küçükbaş hayvanlar hakkında işlenen hırsızlık suçunun TCK'nın 142/2-g maddesine uyduğu, suçun bina ya da eklentilerinden işlenmesi halinde ise TCK'nın 142/1-b maddesinde düzenlenen hırsızlık suçu ile birlikte aynı kanunun 116. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun da oluştuğu gözetilerek, bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; müştekinin hazırlık aşamasında alınan 31.10.2011 tarihli ifadesinde, suça konu evinde kurbanlık olarak beslediğini, keçinin evinden çalındığını söylediği, ancak mahkemede alınan 22.05.2012 tarihli beyanında, keçinin kapısı kilitli olmayan ahırından çalındığını belirttiğinin anlaşılması karşısında, hırsızlığın nereden yapıldığı dahi belirlenmeden eylemin ne suretle 5237 sayılı TCK'nın 142/2-g maddesine uyduğunun karar yerinde tartışılmaması bozmayı gerektirmiştir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions 3049 YARGITAY 13. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/2588 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/3935 3213 s. MadenK/12 Tarihi: 08.03.2016 5271 s. CMK/223 • MÜHÜR BOZMA SUÇU • HIRSIZLIĞA TEŞEBBÜS SUÇU ÖZETİ: Sanık...... hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan kurulan hükmün incelenmesinde Sanık hakkında hırsızlığa teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; 10.06.20105995/6 sayılı Kanun'la değişik 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/5. maddesi uyarınca, sanığın eyleminin suç olmaktan çıkıp sadece idari yaptırımı gerektirir nitelikte kabahat fiilini oluşturduğunun anlaşılması karşısında; YCGK'nın Dairemizce de benimsenen 21.01.2014 günlü, 2012/1516 esas ve 2014/21 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a ve 5236 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 27/7. maddeleri uyarınca sanık hakkında hırsızlık suçundan açılan dava ile ilgili beraat kararı verilip, 10.06.2010-5995/6 sayılı Kanun'la değişik 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/5. maddesi uyarınca idari para cezası gerektiren ve bir kabahat olan fiilinden dolayı idari para cezası verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 14. CEZA DAİRESİ Esas No. 2014/1794 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/12299 5237 s. TCK/234 Tarihi: 30.12.2015 • ÇOCUĞUN KAÇIRILMASI VE ALIKONULMASI SUÇU • ÖN KOŞUL • VELAYET KONUSUNDA KESİNLEŞMİŞ BİR MAHKEME İLAMI BULUNMAMASI ÖZETİ: 5237 sayılı TCK'nın 234/1. maddesindeki suçun oluşabilmesi için velâyet yetkisi bulunan sanığın bu yetkisinin mahkeme kararıyla elinden alınmış olmasının ön koşul niteliği taşıması karşısında, sanık ile katılan arasında boşanma davası açıldığı, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtaya gittiği, taraflar arasında velayet konusunda kesinleşmiş bir mahkeme ilamı bulunmadığı tüm dosya içeriğinden anlaşıldığından, sanığın velâyet yetkisi elinden alınan kişi sayılmadığı göz önüne alındığında, atılı suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı nazara alınarak beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması kanuna aykırıdır. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3050 Yargıtay Ceza Kararları YARGITAY 15. CEZA DAİRESİ Esas No. 2013/30965 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2183 5237 s. TCK/43, 52, 168 Tarihi: 29.02.2016 • NİTELİKLİ DOLANDIRICILIK SUÇU • HER İKİ KREDİ İÇİN TEK BİR İPOTEK KONULMASI • ZİNCİRLEME SUÇ • BANKANIN ARAŞTIRMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN OLUP OLMADIĞI ÖZETİ: İpotek konulan taşınmaz ve bu taşınmazlara komşu parsellere ait kayıtların tamamının getirtilmesinden sonra; refakate ziraat, fen ve banka bilirkişisinin alınarak, ipotek konulan taşınmazın, gerçek değerinin ne olduğu, emsallere göre, değerinin bariz bir şekilde düşük belirlenip belirlenmediği, eksperin ihmal veya kastının bulunup bulunmadığı hususlarında rapor tanzim ettirilmesi, ipotek konulan taşınmazın kime ait olduğu, taşınmaz, başkasına aitse, başkasına ait bir taşınmazın, ipotek konusu olup olamayacağı, bankaya sunulan çap örneğinin fotokopi olup olmadığı, ne şekilde sahte olduğu ve eksper olan sanık M. Y.'in, kasten mi suça iştirak ettiği, yoksa yeterli araştırma yapmadan mı, rapor tanzim ettiği hususunun kesin olarak belirlenmesi suretiyle ne şekilde diğer sanıklarla birlikte hareket ettiğinin karar yerinde tartışılması, söz konusu mahalde, daha önce düzenlenen eksper raporlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bankanın kredi tahsisi sırasında söz konusu taşınmazın nerede olduğu, değerinin ne olduğu hususlarında araştırma yapmasının gerekip gerekmediği, eksper raporuyla mutlak bağlı olup olmadığı, somut olayda, bankanın araştırma yükümlülüğünün olup olmadığı ve ne şekilde yanıltıldığı hususlarının araştırılmasından sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekir. YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/6270 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/243 5275 s. CezaİnfazK/106 Tarihi: 21.01.2016 • ADLİ PARA CEZALARININ ÖDENMEMESİ • İNFAZ YETKİSİNİ KISITLAYACAK ŞEKİLDE PARA CEZASININ ÖDENMEMESİ LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions 3051 ÖZETİ: Sanığın, katılan banka ile imzalanan kredi sözleşmesinde borçlu şirket ile müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, borç nedeniyle haczedilen ve sanığa yediemin sıfatıyla teslim edilen makinelerin bir kısmının daha sonra gidildiğinde fabrikada bulunmadığı; sanığın aşamalarda, borcun kendisine ait olduğu, sel nedeniyle haczedilen makinelerin zarar gördüğü, tamir ettirmek için gönderdiği ancak bir kısım makineyi geri alamadığını, temyiz dilekçesinde ise fabrikayı tahliye ederken makinelerin bir kısmını tahliye ücreti olarak verdiğini beyan etmesi karşısında, bu hususların araştırılıp hacze konu malların sanığa mı, ortağı olduğu şirkete mi ait olup olmadıklarının belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, kabul ve uygulamaya göre de 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceği de gözetilerek hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezasının ödenmemesi halinde kalan cezanın hapse çevrilmesine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı bozulması gerekir. YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/25716 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1121 5237 s. TCK/53, 150 Tarihi: 28.01.2016 • HIRSIZLIK SUÇU • HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK KESİN VE İNANDIRICI DELİL • ŞÜPHEDEN SANIK YARARLANIR İLKESİ • HIRSIZLIK EYLEMİNİN TEŞEBBÜS AŞAMASINDA KALMASI • KONUT DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL SUÇU • MALA ZARAR VERME SUÇU LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3052 Yargıtay Ceza Kararları ÖZETİ: Olayın öncesinde yapılan bu iki görüşmenin sanığın atılı suça iştirak ettiğinin kesin delili olmadığı, zira görüşmelerin gerçekleştirilmesi planlanan başka olay veya olaylara ilişkin olabileceği, söz konusu tape kayıtlarının suçu sübut bulan diğer sanıklarda olduğu gibi başkaca delillerle desteklenmediği anlaşılmakla; 26/12/2014 tarihli eyleme iştirak ettiğine dair şüpheden uzak delil bulunmayan sanığın üzerine atılı hırsızlık ve mala zarar verme suçlarını işlediği yönünde sanığın savunmasının aksini ispat edecek şekilde yüklenen suçtan mahkumiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince beraat kararı verilerek aynı mağdura karşı işlediği sabit olan 22/12/2014 tarihinde işlenen hırsızlık suçu açısından 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanamayacağının ve hırsızlık eyleminin teşebbüs aşamasında kalmasından dolayı aynı Yasanın 35. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. YARGITAY 17. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/8328 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1099 5237 s. TCK/141, 155 Tarihi: 28.01.2016 • SUÇ VASFINDA YANILGIYA DÜŞÜLMESİ • HIRSIZLIK SUÇU • GÜVENİ KÖTÜYE KULLANMA SUÇU ÖZETİ: Suça konu cep telefonunun sanığa teslim edildiğine veya zilyetliğinin devredildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadığı, katılan kurum tarafından sunulan bilgilere göre telefonun Kayseri iline vardığı ancak sonrasında nerede ve ne şekilde kaybolduğunun belirlenemediğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin kamu kurum veya kuruluşlarında bulunan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğu halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions 3053 YARGITAY 18. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/13240 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/12242 5237 s. TCK/53 Tarihi: 30.11.2015 5271 s. CMK/230 • ŞİKAYET ŞARTI • İŞ VE ÇALIŞMA HÜRRİYETİNİN İHLALİ • HAK YOKSUNLUĞU • TARTIŞMA SIRASINDA ÇIKAN KAVGADA YARALANILMASI ÖZETİ: TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması, Bozmayı gerektirmiş ise de bu aykırılık yeniden duruşma yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle hükümlerin düzeltilerek onanmasına, sanık Ş.. Y.. hakkında kurulan hükme yönelik temyize gelince, Ancak; oluşa göre, sanığın, birkaç kez ücret ödememesi nedeniyle, yemek yediği yeri işleten mağdurlarla tartıştığı ve bu tartışma sırasında çıkan kavgada yaralandığı, o günün ardından mağdurlarla diğer sanıklar arasında yaşanan olaylara katılmaması karşısında, diğer sanıkların gerçekleştirdikleri eylemlere ne şekilde katkısı bulunduğuna ilişkin kanıtların nelerden ibaret olduğu açıklanmadan hükümlülük kararı verilerek, CMK'nın 230/1-b maddesinin ihlal edilmesi, Kabule göre ise, TCK'nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun, uygulanmasına ilişkin hükmün, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkmış olması, Bozmayı gerektirmiş ve sanık Ş.. Y..'ın temyiz nedenleri yerinde olduğundan, tebliğnameye uygun olarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir. YARGITAY 19. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/21109 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/9702 213 s. VUK/367 Tarihi: 30.12.2015 • VERGİ CEZASININ KESİLMESİ, ÖDENMESİ VE KALKMASI • KAÇAKÇILIK SUÇLARI • VERGİ RAPORU LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3054 Yargıtay Ceza Kararları ÖZETİ: 01.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren, 23.07.2010 gün ve 6009 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesinin 1. fıkrasında bulunan Yaptıkları inceleme sırasında 359 uncu maddede yazılı suçların işlendiğini tespit eden Vergi Müfettişleri ve Vergi Müfettiş Yardımcıları tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla doğrudan doğruya ve vergi incelemesine yetkili olan diğer memurlar tarafından ilgili rapor değerlendirme komisyonunun mütalaasıyla vergi dairesi başkanlığı veya defterdarlık tarafından keyfiyetin Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmesi mecburidir hükmü karşısında; sanıkla ilgili olarak Vergi Dairesi Başkanlığının 19.10.2011 gün ve 8931 sayılı yazısı ile düzenlendiği anlaşılan 09.10.2011 tarih ve VDKI/689 sayılı Rapor Değerlendirme Komisyonu mütalaası dosya içine konulmadan, Vergi Dairesi Başkanlığının 19.10.2011 tarihli mütalaası ile yetinilerek davaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi, Yargıtay denetimine esas olması ve defter ile belgelerin hangi amaçla istendiğinin tespiti bakımından, sanık hakkında, düzenlenen vergi raporuna dayanak teşkil eden ve var olduğu anlaşılan defter ve belge isteme yazısının dosya içine konulması gerektiğinin gözetilmemesi,Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak hükmün sair yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. YARGITAY 20. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/5885 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1383 5237 s. TCK/191 Tarihi: 08.03.2016 5271 s. CMK/223 • KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU VEYA UYARICI MADDE BULUNDURMA SUÇU • KOVUŞTURMA ŞARTININ ORTADAN KALKMASI NEDENİYLE DAVANIN DÜŞMESİ ÖZETİ: Sanık işlediği suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca davanın düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 Court of Cassation Criminal Chamber Decisions 3055 YARGITAY 21. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/13222 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/2537 5237 s. TCK/7, 9, 53 Tarihi: 17.03.2016 5320 s. CMKYürK/8 • DOLANDIRICILIK SUÇU • OLAĞANÜSTÜ DAVA ZAMANAŞIMI • LEHE OLAN HÜKMÜN UYGULANMASI • SAHTE ÇEK DÜZENLEMEK SURETİYLE RESMİ BELGEDE SAHTECİLİK ÖZETİ: Sahte çek düzenlemek suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılan sanık hakkında UYAP sistemi üzerinden yapılan inceleme ve dosya kapsamından, benzer suçlardan başka dosyalarının bulunduğunun anlaşılması karşısında, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun kararında açıklandığı üzere, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve fiil tarihleri de dikkate alınarak; sanığın eylemlerinin her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünü kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun değerlendirilmesi açısından, sanık hakkında sahte çek düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan ilgili diğer dava dosyalarının araştırılıp celbi sağlanarak, mümkünse davaların birleştirilmeleri, aksi halde bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örnekleri dosya içerisine konulup sonucuna göre diğer sahtecilik suçlarının tarihleri de nazara alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekir. YARGITAY 22. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/10765 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2016/1495 5237 s. TCK/31, 66, 142 Tarihi: 10.02.2016 • MALA ZARAR VERME SUÇU • 12-15 YAŞ GRUBUNDA OLAN SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK • HIRSIZLIK SUÇU • DAVA ZAMANAŞIMI SÜRESİ ÖZETİ: Suç tarihinde 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuğun eylemine uyan TCK’nın 142/1-b, 31/2. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre aynı Kanunun 66/1-e ve 66/2. maddelerinde öngörülen 4 yıllık dava zamanaşımı süresinin karar tarihi olan 05/10/2011 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması bozmayı gerektirmiştir. LHD - Volume: 14/Issue: 162/Year: 2016 3056 Yargıtay Ceza Kararları YARGITAY 23. CEZA DAİRESİ Esas No. 2015/19174 İlgili Kanun/Madde Karar No. 2015/7358 5237 s. TCK/53 Tarihi: 30.11.2015 • ÖZEL BELGEDE SAHTECİLİK VE DOLANDIRICILIK SUÇU • 5237 SAYILI TCK'NIN 53/1. MADDESİNDE DÜZENLENEN HAK YOKSUNLUKLARI ÖZETİ: 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının, Anayasa Mahkemesi'nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E, 2015/85 sayılı iptal kararı doğrultusunda infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmekle beraber, maddenin (b) fıkrasında yer alan "ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" şeklindeki ibarenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle bu husus, bozmayı gerektirmiştir. Ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı Kanun'un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK'nın 53/1. maddesinin (b) bendinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasında yer alan "ve diğer siyasi hakları kullanmaktan" ibaresinin tamamen çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Kararların tamamuna dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 DANIŞTAY KARARLARI COUNCIL OF STATE DECISIONS * Danıştay Daire Kararları Council of State Chamber Decisions DANIŞTAY DAİRE KARARLARI COUNCIL OF STATE CHAMBER DECISIONS DANIŞTAY 5. DAİRE Esas No. 2013/3576 İlgili Kanun/Madde 2577 s. İYUK/49 Karar No. 2016/1095 Tarihi: 02.03.2016 • İDARE VE VERGİ MAHKEMELERİ TARAFINDAN VERİLEN KARARLARIN TEMYİZİ • DENGE TAZMİNATI ÖZETİ: İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlıdır. İzmir 2. İdare Mahkemesince verilen 14/11/2012 günlü, E:2012/972; K:2012/2008 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden de bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına; temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 02.03.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 3060 Danıştay Kararları DANIŞTAY 14. DAİRE Esas No. 2015/3716 İlgili Kanun/Madde 2577 s. İYUK/8 Karar No. 2016/669 Tarihi: 04.02.2016 2872 s. ÇevreK/25 • ÖZEL DAVA AÇMA SÜRESİ • 2872 SAYILI ÇEVRE KANUNUNUN 20/F MADDESİNE MUHALEFET ETME SUÇU ÖZETİ: Dava; taş kırma, eleme, yıkama faaliyetiyle iştigal eden davacı şirkete, 2872 sayılı Çevre Kanununun 20/f maddesine muhalefet ettiğinden bahisle, 101.595,00 TL idari para cezası verilmesine ilişkindir. Uyuşmazlıkta; dava konusu işlemin, davacı şirkete 30.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği, söz konusu işlemde, 2872 sayılı Kanunun 25. maddesinde düzenlenmiş olan özel dava açma süresinin, yani işlemin tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılabileceğinin açıkça belirtildiği, anılan Yasa hükmünde, 2577 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer verilen genel kuralın aksine, dava açma süresinin, işlemin tebliğ tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başladığı yönünde bir düzenlemeye ise yer verilmediği dikkate alındığında, otuz günlük özel dava açma süresinin hesabında, işlemin tebliğ edildiği günün de dikkate alınması gerekmektedir. Bu durumda; davacı şirkete 30.05.2013 tarihinde tebliğ edilen ve içeriğinde özel dava açma süresi de açıkça belirtilmiş olan dava konusu işleme karşı, bu tarihten başlamak üzere 30 gün içinde ve en son 28.06.2013 (Cuma) tarihi mesai bitimine kadar dava açılması gerekirken, bu süre dolduktan sonra, 01.07.2013 (Pazartesi) tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğundan, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen Mahkeme kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Kararların tamamuna dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz LHD - Cilt: 14/Sayı: 162/Yıl: 2016 ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI TURKISH CONSTITUTIONAL COURT DECISIONS ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI TURKISH CONSTITUTIONAL COURT DECISIONS Resmi Gazete Tarihi: 31.05.2016 Resmi Gazete Sayısı: 29728 Esas Numarası: 2015/98 Karar Numarası: 2016/35 Karar Tarihi: 05.05.2016 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURANLAR: 1- Erzurum 2. İdare Mahkemesi (E.2015/98) 2- Tokat İdare Mahkemesi (E.2015/99) İTİRAZLARIN KONUSU: 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle eklenen geçici 41. maddenin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinin, Anayasa’nın 13. ve 41. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talepleridir. V-HÜKÜM 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 12.7.2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle eklenen geçici 41. maddenin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ’nin karşıoyları ve OYÇOKLUGUYLA, 5.5.2016 tarihinde karar verildi. Resmi Gazete Tarihi: 24.05.2016 Resmi Gazete Sayısı: 29721 Esas Numarası: 2016/35 Karar Numarası: 2016/31 Karar Tarihi: 05.05.2016 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Danıştay Onbirinci Dairesi İTİRAZIN KONUSU: 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye 11.10.2011 tarihli ve 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle eklenen ek 9. maddenin dokuzuncu fıkrasında yer alan “...çeşitli statülerde istihdam edilen sözleşmeli personele,...’’ ibaresinin, 5393 sayılı Kanun’un 49. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca çalışan sözleşmeli personel yönünden Anayasa’nın 91. maddesine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir. Anayasa Mahkemesi kararlarının tam metinlerine dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz UYGULAMAYA İLİŞKİN BİLGİLER PRACTICAL INFORMATIONS GERÇEK KİŞİLER* (ŞAHIS FİRMASI) (NATURAL PERSONS (SOLE PROPRIETORSHIP)) Tacir; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye denir. (TTK m.12) Gerçek kişi tacirin ticaret unvanı kısaltılmadan yazılan ad ve soyadından meydana gelir. Ad ve soyadına TTK.nın 46. maddesine uygun ekler yapılabilir. Unvanda; ortaklık bulunduğu izlenimini yaratacak çoğul ekler, başka kişilerin adları ve yabancı kelimeler kullanılmamalıdır. İşletme sahibinin velayet veya vesayet altında bulunması veyahut kendisine bir yasal danışman atanmış olması gibi ehliyeti ilgilendiren hallerde bu durum ve veli, vasi veya yasal danışmanın kimler olduğu tescil edilir. Bu durumların sonradan meydana gelmesi halinde de aynı hüküm uygulanır. A- KAYIT 1- Yeni Kayıt Talep Dilekçesi1 2- Tescil talepnamesi (Ünvan Talepnamesi) Tescil talepnamesi (Ünvan Talepnamesi) ile Mersis üzerinden doldurulan taahhütnamenin bilgileri aynı olmalıdır. Mersisten doldurulan taahhütnamenin çıktısı noter tarafından ilgilinin üç imzası alınarak tasdik edilebilir VEYA aynı bilgileri içeren işletme ünvanı altında düzenlenmiş tescil talepnamesi (unvan talepnamesi) de Tasdik edilmiş olarak müdürlüğe verilebilir. Tescil talepnamesi (unvan talepnamesi) noter onaylı ibraz edildiği durumda ayrıca noter onayı olmaksızın MERSİS sisteminde hazırlanan taahhütnamenin de çıktısı yetkili tarafından imzalı şekilde Müdürlüğümüze ibraz edilecektir. Uygulamaya İlişkin Bilgilerin devamına dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz * Gerçek kişilerin ticaret sicile kayıt ve tescil prosedürleri ile ilgili bu çalışma İTO (İstanbul Ticaret Odası)’nın usulü ve yayınları temel alınarak derlenmiştir. 1 Gerçek Kişiler Dilekçe – Ek 1’e bakınız. KOLLEKTİF ŞİRKETLER* (GENERAL PARTNERSHIPS) Kollektif şirket; ticari işletmeyi bir ticaret unvanı altında işletmek amacıyla gerçek kişiler arasında kurulan ve ortaklardan hiçbirisinin sorumluluğu şirket alacaklılarına karşı sınırlandırılmamış şirkettir. Kollektif şirket sözleşmesi yazılı şekle tabidir, sözleşmedeki imzaların noterce tasdiki şarttır. Kollektif şirket sözleşmesinde bulunması zorunlu hususlar şunlardır; • Ortakların ad ve soyadları, ikametgah ve uyrukları ile T.C. Kimlik numaraları (yabancı uyrukluların vergi numarası veya yabancılara mahsus kimlik numarası) belirtilecek • Şirketin kollektif olduğu • Ticaret unvanı ve merkezi • Çalışma konusu • Her ortağın sermaye olarak koymayı taahhüt ettiği sermaye türü, tutarı • Şirketi temsile yetkililer ve temsil şekli * Kollektif şirketin ticaret unvanı bütün ortakların veya ortaklardan birinin ad ve soyadıyla şirket nevini gösterecek bir ibareyi ihtiva etmelidir. ** Vergi numarası bulunmayan firmaların vergi levhası fotokopisini tescil evrakı ekinde verilmesi zorunludur, verilmemesi halinde tescil başvurusu kabul edilmeyecektir. A- KURULUŞ Kuruluş işlemlerinde potansiyel vergi numarası Mersis sistemi üzerinden otomatik olarak oluşturulmaktadır. Bu doğrultuda; Müracaat evrakları arasına Potansiyel Vergi numarasını gösteren Mersis ekran çıktısının veya İnternet vergi dairesinden potansiyel vergi numarasını gösteren ekran çıktısının ibraz edilmesi gerekmektedir. Uygulamaya İlişkin Bilgilerin devamına dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz * Kollektif Şirketlerin ticaret sicile kayıt ve tescil prosedürleri ile ilgili bu çalışma İTO (İstanbul Ticaret Odası)’nın usulü ve yayınları temel alınarak derlenmiştir. GÜNCEL MEVZUAT CURRENT LEGISLATION * Kanunlar Law Codes * Resmî Gazete Özetleri Abstracts of Official Gazette KANUNLAR LAW CODES * KİŞİSEL VERİLERİN OTOMATİK İŞLEME TABİ TUTULMASI KARŞISINDA BİREYLERİN KORUNMASI SÖZLEŞMESİNE EK DENETLEYİCİ MAKAMLAR VE SINIRAŞAN VERİ AKIŞINA İLİŞKİN PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN * CEZAÎ KONULARDA ULUSLARARASI ADLÎ İŞ BİRLİĞİ KANUNU * VELAYET SORUMLULUĞU VE ÇOCUKLARIN KORUNMASI HAKKINDA TEDBİRLER YÖNÜNDEN YETKİ, UYGULANACAK HUKUK, TANIMA, TENFİZ VE İŞBİRLİĞİNE DAİR SÖZLEŞMEYE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN * ÇOCUK NAFAKASI VE DİĞER AİLE NAFAKA TÜRLERİNİN ULUSLARARASI TAHSİLİNE İLİŞKİN SÖZLEŞMEYE KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN * SUÇLULARIN İADESİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİNE EK PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN * CEZA İŞLERİNDE KARŞILIKLI ADLİ YARDIM AVRUPA SÖZLEŞMESİNE İKİNCİ EK PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN * SUÇLULARIN İADESİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİNE EK ÜÇÜNCÜ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN * SUÇLULARIN İADESİNE İLİŞKİN AVRUPA SÖZLEŞMESİNE EK DÖRDÜNCÜ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN * TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE BELÇİKA FRANSIZ TOPLUMU HÜKÜMETİ, VALONYA HÜKÜMETİ VE BRÜKSEL-BAŞKENT BÖLGESİ FRANSIZ TOPLUMU KOMİSYONU HEYETİ ARASINDA KÜLTÜR, EĞİTİM VE BİLİMSEL ARAŞTIRMA ALANINDA İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞU HAKKINDA KANUN * İŞ KANUNU İLE TÜRKİYE İŞ KURUMU KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN * KOLLUK GÖZETİM KOMİSYONU KURULMASI HAKKINDA KANUN * TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDA İZİNSİZ İKAMET EDEN KİŞİLERİN GERİ KABULÜNE İLİŞKİN ANLAŞMA İLE OLUŞTURULAN ORTAK GERİ KABUL KOMİTESİNİN 2/2016 SAYILI KARARININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ VE BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSANİ İŞLER EŞGÜDÜM OFİSİ ARASINDA TÜRKİYEDE BİR ÜLKE OFİSİ KURULMASINA İLİŞKİN ANLAŞMANIN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN Kanunların tam metinlerine dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz RESMÎ GAZETE ÖZETLERİ ABSTRACTS OF OFFICIAL GAZETTE KANUNLAR No Adı 6705 Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesine Ek Denetleyici Makamlar ve Sınıraşan Veri Akışına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu 6706 6707 6708 6709 6710 6711 Velayet Sorumluluğu ve Çocukların Korunması Hakkında Tedbirler Yönünden Yetki, Uygulanacak Hukuk, Tanıma, Tenfiz ve İşbirliğine Dair Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Çocuk Nafakası ve Diğer Aile Nafaka Türlerinin Uluslararası Tahsiline İlişkin Sözleşmeye Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardım Avrupa Sözleşmesine İkinci Ek Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Suçluların İadesine İlişkin Avrupa Sözleşmesine Ek Üçüncü Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun R.G. Tarih - Sayı 05.05.2016 29703 05.05.2016 29703 05.05.2016 29703 05.05.2016 29703 05.05.2016 29703 05.05.2016 29703 05.05.2016 29703 Resmi gazetelerin tamamına dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz ÖNEMLİ BİLGİLER MAJOR INFORMATIONS KIDEM TAZMİNATI TAVANI ASGARİ ÜCRET YILLIK ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİ İHBAR TAZMİNATI (AKDİN FESHİNDE BİLDİRİM SÜRELERİ) İŞSİZLİK SİGORTASI PRİMİ 2016 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ 2015 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ 2014 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ 2013 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ 2012 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ 2011 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ 2010 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ 2009 YILI GELİR VERGİSİ TARİFESİ KURUMLAR VERGİSİ ORANI GEÇİCİ VERGİ ORANLARI KATMA DEĞER VERGİSİ ORANLARI YENİDEN DEĞERLEME ORANI DEĞERLİ KÂĞITLAR (2016) YASAL FAİZLER VE YÜRÜRLÜK SÜRELERİ TİCARİ TEMERRÜT (AVANS) FAİZ ORANLARI AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN’A GÖRE GECİKME ZAMMI ORANLARI DAMGA VERGİSİ (2016) HARÇ TARİFESİ (2016) Yargı Harçları (2016) Noter Harçları (2016) Vergi Yargısı Harçları (2016) Tapu ve Kadastro Harçları (2016) KİRA ARTIŞINA YARGITAY’CA UYGULANAN ENDEKSLER ENFLASYON ORANLARI (%) (TUİK Verilerine Göre) AVUKATLIK ASGARÎ ÜCRET TARİFESİ HMK BİLİRKİŞİ ÜCRET TARİFESİ HMK GİDER AVANSI TARİFESİ HMK HAKEM ÜCRET TARİFESİ HMK TANIK ÜCRET TARİFESİ PARASAL SINIRLAR (2005 - 2014) TÜRKİYE CUMHURİYET MERKEZ BANKASI DÖVİZ KURLARI Önemli Bilgilerin tamamına dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz YÜKSEK MAHKEME KARARLARI ARAMA DİZİNLERİ INDEX OF SUPREME COURT DECISIONS * Kavramlara Göre Arama Dizini Index of Related Legal Terms * Kanun Maddelerine Göre Arama Dizini Index of Related Law Code Articles KAVRAMLARA GÖRE ARAMA DİZİNİ INDEX OF RELATED LEGAL TERMS 1163 Sayılı Kanuna Muhalefet ..................................................................... 3299 12-15 Yaş Grubunda Olan Suça Sürüklenen Çocuk..................................... 3329 2872 Sayılı Çevre Kanununun 20/F Maddesine Muhalefet Etme Suçu ....... 3337 5237 Sayılı Tck'nın 53/1. Maddesinde Düzenlenen Hak Yoksunlukları ............................................................................................... 3330 A Adli Para Cezalarının Ödenmemesi ............................................................. 3316 Adli Para Cezası veya Seçenek Tedbirlerden Birine Çevrilmesi Zorunluluğu .................................................................................................. 3303 Adli Sicil Kaydı ............................................................................................ 3308 Akıl Hastalığı Nedeniyle İşlenen Fiilin Hukukî Anlam ve Sonuçlarını Algılayıp Algılayamadığı ............................................................................. 3298 Aldatılan Eşin Aldatan Diğer Kişiden Manevi Tazminat İstemi .................. 3219 Alkollü Araç Kullanma ................................................................................ 3308 Araç Üzerinde Fiili Hakimiyet ve Ekonomik Yararlanma Unsurları ........... 3258 Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Doğan Uyuşmazlıklar .............. 3283 Askerlik Hizmetini Borçlanarak Ölüm Aylığı Bağlanması İstemi ............... 3276 Yüksek Mahkeme Kararları arama dizinlerini tamamına dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz KANUN MADDELERİNE GÖRE ARAMA DİZİNİ INDEX OF RELATED LAW CODE ARTICLES Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun (4787) Madde Sayfa 4 ........................................................ 3263 5 ........................................................ 3213 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183) Madde Sayfa 106 ....................................................3309 Yüksek Mahkeme Kararları arama dizinlerini tamamına dergimizin Haziran 2016 tarihli 162. sayısından ulaşabilirsiniz LEGAL YAYINCILIK TÜM YILLAR DERGİ FİYAT LİSTESİ (BASILI, ONLINE SÜRELİ-SÜRESİZ VE E-DERGİ) LEGAL PUBLISHING'S PRICE LIST COVERING ALL THE YEARS (PRINTED-ON LINE-PERIODIC- NON-PERIODIC, AND E-JOURNAL LEGAL HUKUK DERGİLERİ SİPARİŞ FORMU ORDERING FORM FOR THE LEGAL LAW JOURNALS LEGALBANK ABONELİK FORMU SUBSCRIPTION FORM FOR THE LEGALBANK LEGAL DATABASE
Benzer belgeler
Dergi özetini görmek için tıklayınız.
Mersin Temsilcisi/
Mersin Representative
Av./Aal. H. Hulki ÖZEL
Dergi özetini görmek için tıklayınız.
kaynaklar dipnotunda veya metin içerisinde kısa olarak yer almalıdır.
All references cited in the text should be numbered in the order of
mention in the text and should be given in abbreviated form...