Halklarımızı Sevmeyenler Defolsun Gitsin!
Transkript
Halklarımızı Sevmeyenler Defolsun Gitsin!
HALK Bayraklar Havadayken Elleri CEbimizde insanca bir yaþam yolunda NÝ LTE BÜ Sf: 3 SAÐLIK VE SOSYAL GÜVENLÝKTE NELER OLUYOR? Birleþen halk yenilmez! Biz Buradayýz ve Bir Yere Gitmiyoruz... Halklarýmýzý Sevmeyenler Defolsun Gitsin! Sf: 5 BÝR MAHKEME KARARI VE BÝR YÜREK SIZISI... KAÐITHANE HALK KÜLTÜR MERKEZÝ Tel: 0212 321 18 43 e-mail: [email protected] sa 1 4 yý 2 Türk milliyetçiliði Amerikan malýdýr! Türk milliyetçiliði, CIA tarafýndan örgüt- sosyalist barikat 25 Ya sev ya terk et! Son günlerde en çok duyduðumuz laf bu! Ya sev ya terk et! Birileri kendisini ülkenin sahibi ilan etmiþ; istediðini vatandaþ yapýyor, istemediðini memleketten gönderiyor! Meðer bu memleketin ne kadar çok sahibi varmýþ? Ne kadar çok severlermiþ ülkelerini? Amerikan emperyalizmine karþý mücadele edenleri idam sehpalarýna çýkaranlar, köþe baþlarýndan yüzlerce, binlerce devrimciyi, sendikacýyý, aydýný sorgusuz sual- Sf: 9 siz katledenler meðer ne kadar anti-emperyalistmiþler? Kim bunlar? Kim bu vatanýný-milletini çok seven, çok sevdiði için de bu topraklarda yaþayanlarýn kanýný içen þu milliyetçiler? Bu ülke bir baþtan bir baþa, ekonomisinden politikasýna kültürüne dek Amerikan emperyalizminin sömürgesi yapýlýrken neredeymiþ bu aslan parçalarý? 1968’lerde Amerikan 6. Filosu Dolmabahçe’ye demirlediðinde protesto eden gençlerin üzerine kurþun sýkanlar kimlerdi? Ayný günlerde Kanlý Pazar’da Amerikayý protesto eden iþçilerin gençlerin üzerine sopalar ve býçaklarla saldýrýp kan akýtanlar kimlerdi? Deniz Gezmiþ idam sahpasýndan “kahrolsun Amerikan emperyalizmi” diye haykýrýrken bunlar kimin sofralarýnýn mezesiydi? Devrimciler onca yýldýr IMF’den NATO’dan derhal çýkýlmasý gerekiðini söylerken bu “vatansever”ler kimin safýndaydý, kimin sopasýný sallýyorlardý? Ýþbirlikçi hükümetler IMF ile Dünya Bankasý ile yýllardýr yüzlerce anlaþma imzalarken, tarýmdan sanayiye her alanda ülkeyi soyanlarýn elini rahatlatýrken neredeymiþ bu milliyetçiler? sosyalist barikat 26 lenmiþ, Amerikan dolarýyla beslenmiþ bir halk düþmanlýðýdýr. 1940’larda Hitler’den etkilenerek yayýlan Turancý görüþler, 1960’lardan itibaren CIA’nýn güdümüne girmiþ, bütün ülkelerde olduðu gibi Türkiye’de de, iþçi grevlerine, devrimci öðrencilere saldýrmak için bir çete olarak örgütlenmiþtir. Bu amaçla komando kamplarý kurulmuþ, CIA yetiþtirmesi MÝT ajanlarý tarafýndan bu kamplarda eðitim verilmiþ, devletin kol kanat gerdiði ortamlarda tam bir cinayet þebekesi örgütlenmiþtir. Bu çetenin 1960’lar, 1970’ler boyunca en büyük marifeti, sendikacýlarý, aydýnlarý, devrimci gençleri öldürmek, Amerikan çýkarlarýna çomak sokan her kim varsa onu hedef ilan etmektir. Bu ülkenin onurlu evlatlarý sokaklarda, daðlarda Amerikan emperyalizmine karþý canýný ortaya koyarak savaþýrken, bu çete, dolarla büyütülmüþ, memleketin baþýna bela edilmiþtir. Grev çadýrlarýný kurþunlayýp iþçileri öldürenler bunlardýr. Patronlarýn çýkarý için, patronlarý parasýyla fabrikalarý cehenneme çevirenler bunlardýr. Üniversite önlerinde katliam düzenleyip, evleri basýp öðrencileri öldürenler bunlardýr. Maraþ’ta, Çorum’da yüzlerce insaný sýrf alevi ve ilerici olduklarý için çoluk çocuk katledenler de bunlardýr. Þimdiki görevleri ise Kürt düþmanlýðýdýr, bu topraklarda yaþayan emekçi insanlarý birbirine düþman etmektir. Evlat acýsý nedir bilmeyen, kaybedilmiþ bir oðulun acýsýný hiçbir zaman yüreklerinde hissetmeyen bu ýrkçý sürü, yýllardýr asker cenazelerinde boy gösteriyor, nerede bir cenaze olsa hemen yerden biter gibi ortaya çýkýp insanlarý acýsýný sömürüyor. Böylece yaptýklarý þey, insanlarýn çektiði acý üzerinden kirli siyasettir. Böylece yaptýklarý þey, Kürtlere karþý nefreti kýþkýrtarak ülkeyi kan gölüne çevirecek fitilleri ateþlemektir. Bu milliyetçilik, Amerikan malýdýr! Bu milliyetçilik, Türkiye’yi çok sevmekten kaynaklanan saf bir duygu deðil, patronlara hizmet eden uþaklarýn ruh halidir. Bu milliyetçiliðin sözde Amerikan karþýtý laflarý da boþ laflardýr! Yýllardýr uþaklýk ettikleri Amerika’ya karþý onlar aðýzlarýný açýp bir laf bile edemezler! Onlarýn bütün derdi, halký yoksul Kürt emekçilerine karþý kýþkýrtmak, saðda solda devletin himayesi altýnda linç gösterileri örgütlemektir. Bunu da haraç ve uyuþturucu ticaretinden zaman bulabildikçe yaparlar! Sözde “linç” diye gösterilen olaylara bir bakýn... Hepsi de polisin organize ettiði saldýrý olaylarýdýr. Bu olaylarýn hiçbiri, o anda, kendiliðinden geliþmemektedir. Önce polisten Ülkü Ocaklarý gibi kurumlara haber uçurulmakta, sonra da polis “son anda” yetiþip kurtarýcý pozuna girmektedir. Polis doðrudan göz yummasa vedesteklemese bir tek kürdün, bir tek devrimcinin üze- sa rine yürüyebilecek cesaretleri de yoktur! Ve iþte bu katil çeteleri þimdi de ellerii kaldýrýp bize “ya sev ya terk et” diyorlar! Sanki bu memleketi sevmek-sevmemek onlarýn tekelindeymiþ gibi. Devrimciler, bu ülkenin baðýmsýzlýðý ve özgürlüðü için, insanca bir yaþam için bu topraklara kanlarýný akýttýlar. CIA çetelerinin ne haddine düþmüþtür onlarý ve bu topraklarýn en eski sahiplerinden olan Kürtleri kovmak? Biz, buradayýz ve bu topraklarý, bu topraklar üzerinde namusuyla yaþayan, alýnteriyle geçinen, hýrsýzlýk, hortumculuk yapmadan onurlu bir yaþam sürdürmek isteyen bütün emekçileri seviyoruz. Burasý bizim topraðýmýz; hiçbir eþkiya bozuntusunun, hiçbir Amerikan uþaðýnýn tapulu malý deðil! Biz buradayýz ve topraðýmýzý seviyoruz. Biz buradayýz ve bu topraklar üzerinde yaþayan Kürt, Ermeni, Laz, Arap kim varsa onlarla kardeþiz, onlarla eþit, özgür ve kardeþçe bir yaþam sürdürmek istiyoruz. Herkesin demokratik haklarýna, ulusal-dinsel özgürlüklerine sahip olduðu bir ülke istiyoruz ve öyle bir ülke için savaþýyoruz. Kim bu topraklardaki emekçilerin bir bölümünü Kürt olduðu için, Arap, Ermeni, Süryani olduðu için, kökeninden ve dininden ötürü sevmiyorsa, onlarý burada zorla tutan yok! Defolup gidebilirler! Bu ýrkçý çete, þu ana kadar Türkiye’de taþ üstüne taþ koymamýþ, bu topraklara þu kadarcýk bir katkýda bulunmamýþtýr. Bu çetenin Türkiye’deki tek marifeti, cinayet, cinayet ve yine cinayettir! Defolup gitsinler! Demokratik ve özgür bir Türkiye’nin, halklarýn kardeþçe, eþit ve barýþ içinde yaþadýðý bir Türkiye’nin onlarýn varlýklarýna ihtiyacý yok. Uyuþturucudan beslenen kan tüccarlarý olmadan da bu topraklarda yaþayabiliriz. Defolup gitsinler ve Miami’deki Küba’dan kaçmýþ kokain tüccarlarýnýn yanýnda yaþasýnlar. Onlara yakýþan orasýdýr. Biz buradayýz; bin yýldýr buradayýz; kýyamete kadar buradayýz! Kardeþçe, insan gibi, sömürülmeden, aç kalmadan aç býrakmadan, özgür bir ülkede yaþayacaðýz. Bunu baþaracaðýz, mutlaka ama mutlaka baþaracaðýz. 11 Aralýk 2007 Halk Kültür Merkezleri 2 4 yý 2 ESENLER HALK KÜLTÜR MERKEZÝ Tel: 0212 629 31 36 e-mail: [email protected] BAYRAKLAR HAVADAYKEN... ELLERÝ ÇUKUROVA HALK KÜLTÜR MERKEZÝ Tel: 0322 363 18 37 e-mail: [email protected] sa 3 4 yý 2 CEBÝMÝZDE! sosyalist barikat 27 Þovenizm halklara düþmanlýktýr ve ýrkçýlýkla beslenir. Þovenizm diðer etnik kimliklerin aþaðýlanmasý, ezilmesi üzerinden bir etnik kimliðin “yüceltilmesidir”. Lafý hiç dolandýrmadan en baþta söylemek gerekir ki devrimci sosyalistler net ve tereddütsüz bir biçimde þovenizme karþýdýrlar. Ve bu konuda hiçbir “özel durum”, “istisna” kabul etmezler. Emperyalizmin neo-liberal politikalarý ile halklara yeniden pompalanan ‘milliyetçilik’ ve yükseltilen þovenizm, aslýnda emperyalizmin çýkarlarý doðrultusunda mazlum halklarýn bilinçli olarak birbirine kýrdýrýlmasýdýr. Ve emekçiler böylesine konularla “uðraþýrken” emperyalizm emekçi halklarýn sömürüsü üzerinden kendi yaþam alanlarýný rahatlatmaktadýr. Son aylarda coðrafyamýzda tanýk olduðumuz olaylar bu açýdan önemlidir. Bir yandan “birileri” ellerinde bayraklarla sokaklarda “Türklük” yarýþtýrarak “ya sev ya terk et” sesleri arasýnda “vatan savunmasý” yaparken; bir yandan da her akþam televizyon haberlerinde “harekat hazýrlýklarý” an be an anlatýlýrken, aslýnda en büyük “operasyon” halkýn cebine yapýlmýþtýr. Maaþlar ve yevmiyeler bir kuruþ bile artmazken zam üstüne zamlar yapýlmýþtýr. Bayraklar Kadýköy sokaklarýnda havada iken ilk zam ulaþýma yapýldý. Aslýnda üstü örtülü gizli bir zamdý bu ve konuya iliþkin resmi bir açýklama yapýlmamýþtý. Emekçiler iþlerine yetiþme telaþý içerisinde, akbillerini kullandýklarýnda fark ettiler ‘aktarma’nýn artýk olmadýðýný. Ýstanbul gibi bir kentte en kýsa mesafenin bile iki araçla yapýldýðý düþünüldüðünde emekçilerin yani bizlerin bütçesinin nasýl zora girdiði/gireceði açýktýr. Ve bayraklar Taksim’de havadayken cebimize yapýlan operasyon son hýzý ile sürmeye devam etti. Birçoðumuzun acýktýðýmýzda yediði “ucuz simit” artýk ucuz deðil, iki ekmek parasýna denk olan bir fiyatla bizlere satýlmaya baþlandý. Bayraklar Samsun sokaklarýnda havada iken ÝSKÝ basýn açýklamasý yapýyordu: “Suya zam yapmak kaçýnýlmaz olmuþtur”. Neden kaçýnýlmaz olduðunu anlamak ise mümkün deðildir. Zaten 2007 yýlý içerisinde suya 3 kez zam yapýlmýþtýr. Aylýk yaklaþýk 120 milyon YTL geliri ve 1,8 milyar bütçesi olan ÝSKÝ için böyle bir zorunluluðun olmadýðý aþikardýr. Kaldý ki ‘tasarruf’ adý altýnda musluktan akýtmadýklarý suyun zam almasý da ayrýca deðerlendirilmesi gereken bir diðer konudur. Bayraklar Manisa sokaklarýnda havada iken “yetkili aðýzlar” açýklamalarýna devam ediyordu. “Petrolün fiyatý yükselmiþtir ve yeni zamlar kaçýnýlmaz olarak kapýdadýr”. Ýlk elden elektrik ve doðalgaza zam yapýlacaðý açýktýr. Zira temel ihtiyaç olan bir dizi mal ve hizmetteki fiyat artýþý ile (ÖTV ile KDV ile ZAM ile) yoksulluk sýnýrýnýn çok altýnda yaþamaya mahkum ettirilen emekçilerin zaten kötü olan yaþam koþullarý bilinçli olarak daha da kötüleþtirilmiþtir. Þüphesiz bununla da yetinmeyeceklerdir. Zira ülkemizi ziyaret eden IMF heyeti düzenlemeleri “yeterli” bulmamýþ ve yeni düzenlemeler yapýlmasýný istemiþtir. Yeni düzenlemelerden kastedilen þeyin yeni zamlar olduðu açýktýr. Emekçiler daha çok zam ve sömürü, daha çok yoksulluk ve iþsizlik ile karþý karþýya býrakýlmaktadýr. Emperyalizm ve onun iþbirlikçi uþaklarý kendi düzenlerini korumak için en temel ihtiyaçlara zam üstüne zam yapmakta ve bu soyguna da düzenleme, istikrar programý gibi isimler vermektedir. Ve bu “istikrar” politikalarýyla bugün dünyadaki yoksulluk ve açlýk neo-liberal politikalarla 20 yýl öncesine göre iki kat artmýþtýr. Emperyalizmin sömürgeci kurumlarý IMF ve Dünya Bankasý girdiði her ülkede iþbirlikçileriyle halklarýn iliðini kurutmuþtur ve kurutmaya devam etmektedir. Son söz olarak; biz emekçiler, kendimiz ve çocuklarýmýz için, halklarýn ihtiyaçlarýnýn temel alýndýðý, halklarýn kardeþçe, dayanýþma içerisinde birlikte yaþadýðý özgür bir ülkede insanca yaþamak istiyoruz. Biliyoruz ki halklar birbirine düþman deðildir; iþsizlik ve yoksulluk ortak derdimizdir. . . Kapat Þu Televizyonu Anne! sosyalist barikat 28 Beynini Yiyorlar! Türk medyasý son birkaç aydýr, rezilliðin ve ýrkçýlýðýn en dip noktasýnda yaþýyor. Emir-komutayla gazetecilik yapanlar iþi iyice azýttýlar, kraldan çok kralcý, askerden çok asker olmak artýk genel bir davranýþ haline geldi. Evet, yalan patronlarýn medyasýnýn en önemli aracýdýr, bunu bilmiyor deðiliz ama her þeyin de bir ölçüsü var. Þu son bir aya þöyle bir bakalým: z Önce, yurtdýþýndan, Kolombiya’dan bir haber… Sabah Gazetesi’nde. Kolombiya Devrimci Halk Ordusu’nun elinde tutsak olarak tuttuðu CIA ajanlarý ve Kolombiyalý politikacýlarýn görüntüleri yayýnlanmýþ. Þöyle diyor gazete: “Ayrýlýkçý FARC örgütü…” Nereden çýkýyor þimdi bu? FARC, Kolombiya’daki iktidarý deðiþtirerek demokratik ve sosyalist bir ülke kurmak isteyen bir örgüt; yani ülkenin bir parçasýný “ayýrmak” filan istemiyor, yani klasik tabirle “ayrýlýkçý” deðil. Peki kim uyduruyor bu lafý? Tabii ki gazetenin yazý iþleri servisi; adamlarýn dili bir defa alýþmýþ! z Ayný gün, ayný gazetede bir baþka haber: “Venezuela halký komünizme hayýr dedi!” Bu, bir miting haberi… Peki Venezuela’daki tek miting bu mu? Ertesi gün Chavez taraftarlarýnýn yaptýðý daha büyük mitingin haberi ayný gazetede var mý? Ertesi gün ayný gazete “Venezuela halký komünizme evet dedi” diye manþet atýyor mu? Tabii ki hayýr! Ýnsanýn kýlavuzu CIA haber ajanslarý olunca, böyle oluyor iþte! z Sonra bir baþka haber… “PKK’nin eroini yakalandý!” Manþet böyle. Haberi okuyoruz. Kapýkule’de 241 kilo eroin yakalanmýþ, vs. vs… Ancak ilginç bir þey; manþet dýþýnda hiçbir yerde PKK’nin ne adý geçiyor, ne de bu doðrultuda en küçük bir ayrýntý var! Peki ertesi gün? Daha ertesi gün? Yok, yine yok. Ama olsun, Türk medyasýnda “sallamak” serbest; uysa da uymasa da… z Sonra þu malum Süryani papazý haberi… Ýlk gün televizyonlar PKK ile yatýp PKK ile kalktýlar. “Terör örgütünden þüpheleniliyor” cümlelerini art arda dizdiler. Peki sonuç… “Papazý kaçýranlar” yakalandý ve bazýlarýnýn devletin anlý þanlý ve maaþlý korucularý olduðu ortaya çýktý! Dedik ya, Türk medyasýnda “sallamak” serbest! z Daha dün, Ankara’daki “örgüt evi operasyonu” haberi… ATV muhabiri olay yerinden bilgi veriyor: “Evdekilerin suç dosyalarý da hayli kabarýk. Biri cezaevinde yattýktan sonra mahkeme tarafýndan býrakýlmýþ, diðeri ise Uþak Cezaevi’nde kendini yakmýþ ve ölüm orucu yapmýþ…” Müthiþ deðil mi? “Suç dosyalarý kabarýk”mýþ teröristlerin! z Ve tabii en iyisi de þu dehþetengiz “uçak düþmesi” olayý… Meðer ne çok düþmanýmýz varmýþ bizim? Nükleer fizikçilerimizi öldürmek için nasýl da hain bir plan kurulmuþ? Yani siyasi yatýrým için uyduruk havaalaný yapýldýðýndan, otomatik indirici sistemler olmadýðýndan düþmemiþ uçak; terörist bir komplo sonucunda düþürülmüþ! Özellikle nükleer fizikçi profesör, “Atlas” isimli “çok önemli bir proje” üzerinde uðraþýrken haince yok edilmiþ! “Atlas” projesi, bütün dünyada 2 binden fazla bilim insanýnýn katýldýðý büyük bir ortak proje aslýnda ve öyle esrarlý bir yaný da yok. Ama olsun, bilmiyorsanýz yersiniz bütün bu komplo teorilerini… Ýþte böyle Mehmetçik medyamýz… Yalan-dolan sahtekarlýk… Atýþ serbest! HALK KÜLTÜR MERKEZÝ DERNEÐÝ sa 4 4 yý 2 Tel: 0212 244 01 91 e-mail: [email protected] Milliyetçilik Fýrtýnalarý Estirilirken SAÐLIKTA VE SOSYAL GÜVENLÝKTE NELER OLUYOR? Hazýr ortalýk tam da kýrmýzý-beyaz renklerle donanmýþken, hükümet IMF programlarýný hayata geçirmeye devam ediyor. Her gün yeni bir proje gündeme geliyor, her gün tekellere hizmet eden yeni bir yasa kaþla göz arasýnda çýkarýlýyor. 1970’li yýllarla birlikte zedelenmeye baþlayan sosyal devlet olgusu 24 Ocak kararlarý ile ciddi zarar görmüþ, 12 Eylül darbesi ile emekçilerin tüm haklarý gasp edilmiþ ve Özal dönemiyle memleketimiz satýþa çýkarýlmýþtýr. O günden beri hükümetler ülkeyi sata sata bitirememiþ, bu konuda en iyi performansý gösteren AKP, sosyal güvenlikle ilgili son noktayý koymaya karar vermiþtir. Bugün elimizden alýnmaya çalýþýlan nedir? Bugün elimizden alýnmaya çalýþýlan, insanlýk tarihinin yüzyýllardýr verdiði mücadelelerle kazandýðý haklardýr. Bugün elimizden alýnmaya çalýþýlan, Fransýz Devrimi’nde barikatlarda savaþanlarýn kazandýðý “hak” kavramýdýr. Bugün elimizden alýnmaya çalýþýlan, sanayi devrimiyle yeryüzüne çýkan, “kapitalizmin mezar kazýcýsý” iþçi sýnýfýnýn direniþlerle elde ettikleridir. Bugün elimizden alýnmaya çalýþýlan, Almanya’da dolaþan Marksizm hayaletinin zorladýðý Bismark tarafýndan, 1880’li yýllarda iþçi sýnýfýna verilmek zorunda kalýnan hastalýk, kaza ve emeklilik sigortasýdýr. Bugün elimizden alýnmaya çalýþýlan, 1917 yýlýnda tüm dünyaya iþçi sýnýfý iktidarýný gösteren Ekim Devrimi’nin kazandýrdýklarýdýr. Bugün elimizden alýnmaya çalýþýlan, 1923’de zorla çalýþtýrmayý yasaklayan, çalýþma süresini 8 saat, çalýþma yaþýný 18 ile sýnýrlayan, asgari ücret talebi için iþçi-iþveren ve devlet arasýnda bir komisyon kurulmasýný kararlaþtýran düzenlemelerdir. Bugün getirilmeye çalýþýlan ise, artýk tarihin o çok eski dönemlerinden bile daha geri uygulamalardýr. Çünkü mevcut sosyal güvenlik sistemi, iktisadi geliþme ve toplumsal barýþ önünde büyük bir tehdit oluþturmaktadýr (Dünya Bankasý sosyal güvenlikte reform metninde bu biçimde ifade edilmektedir). Saðlýk sistemi ihtiyaca cevap vermiyor ve sosyal güvenlik kurumlarý verimsiz. Çözüm; saðlýkta reform, yani özelleþtirme. Peki saðlýk sistemi neden çöktü? * Saðlýða genel bütçeden yeterli pay ayrýlmadý (Son 20 yýlda ortalama %3). * Kamu saðlýk kuruluþlarýna yatýrým yapýlmadý. * Teknik, týbbi, fiziki altyapý ve personel istihdamý ihtiyaçlar doðrultusunda donatýlmadý. Saðlýða ayrýlan bütçenin %60’ýnýn özel saðlýk kuruluþlarýna ‘’teþvik’’ adý altýnda aktarýmý saðlandý. * Döner sermaye uygulamalarýna geçildi. MALTEPE HALK KÜLTÜR MERKEZÝ * Bunun sorumlusu devletin kendisidir. Tel: 0216 441 75 44 Bütçeyi halk için kullanmayanlar özel kurue-mail: [email protected] sa 5 4 yý 2 sosyalist barikat 29 Sosyal Güvenlik Sistemi Çöktü mü? Peki Ama Neden? sosyalist barikat 30 luþlara peþkeþ çekmeye gelince oldukça cüretkar olabiliyorlar Yalan Söylüyorlar; Gözümüzün Ýçine Baka Baka! Emeklilik yaþý 68 olacak! Deniyor ki bu ülkede herkes çok genç yaþta emekli oluyor. Deniyor ki emekliler ek iþlerde çalýþýyor ve bu kayýt dýþý ekonomiyi körüklüyor. Yalan, koca bir yalan! Kayýt dýþýlýk görülmek isteniyorsa, merdiven altý çalýþan atölyelere, kaçak çalýþtýrýlan göçmen iþçilere, hortumculara, batýk bankalara baksýnlar. Aldýðý emekli maaþýyla evinin kirasýný bile veremeyen Ahmet Bey’in cebine deðil! Emeklilerin aylýk baðlanma oranlarý düþecek! Anayasa Mahkemesi yasayý bozdu. Neden mi, memurlarýn kazanýlmýþ haklarý gasp ediliyor diye. Peki haklarý gasp edilen iþçiler ve Bað-Kur’lular ne olacak? Onlarý eþitler içinde görmedi bu ülkenin en yüksek yargý organlarýndan biri. Týpký devletin tüm erkleri gibi… Herkes (?) sosyal güvenceye sahip olacak! Herkes, ama prim öderse. Aylýk geliri asgari ücretin 1/3’ünden fazla olan her vatandaþ prim ödemek zorunda. Yani aylýk geliri 140 YTL olan biri prim ödeyecek ve bu yaklaþýk 73 YTL olacak. Aylýk geliri daha az ise primini devlet ödeyecek. Ama hastaneye gittiðinde cebinde parasý olmak zorunda. Çünkü ödemeyi kiþi kendisi yapacak, sonra devletten parasýný geri alacak. Prim ödeyenlerin en az 90 gün prim ödemiþ olmasý ve son 30 güne ait borcu bulunmamasý gerek. Bu da yeterli deðil; muayene için 2 YTL, laboratuar, protez, ilaç için de en az %10 katký payý ödeyecek. Ýsteyen istediði saðlýk kurumuna gidebilir! Yani herkes özel hastanelere gidebilir. Evet, ama o kadar kolay deðil. Hastaneye farklý kapýlardan girmek ve yine kuyruklarda beklemek var. Ayrýca cebinizde fark ücretlerini ödeyecek kadar paranýz olmalý. Çünkü doktorun sizden ne kadar tahlil ya da kaç tane film isteyeceði belli olmaz. Kamu hastane birlikleri kuruluyor! Kamuya ait yaklaþýk 400 hastane birlik adý altýnda toplanacak. Birlik kaynaklarýný kendisi bulacak, içinde ticaret odasý temsilcisinin de olduðu atanmýþ yöneticileri tarafýndan yönetilecek. Bu hastane birliklerini satmak, kiralamak, devir ve takas iþlemlerini yürütmek tamamen bu yönetim grubunun elinde olacak. Burada gelin birkaç soru soralým ve cevabýný bulalým: * Birlikler kaynaklarýný nereden bulacak? Devlet kaynak aktarmadýðýna göre hastalardan… * Yöneticilerden biri neden ticaret odasýndan gelecek? Hastaneleri piyasa koþullarýna daha uyumlu hale getirmek için… * Bu birlik yöneticilerinin isterlerse satabilecekleri, devir ya da takas edebilecekleri hastaneler kimindir? Halkýn… * Amaçlanan nedir? Hastaneleri piyasanýn kurallarýna göre iþleyen, kâr etme hedefi olan þirketlere dönüþtürmek, vatandaþý piyasanýn vahþi kurallarýyla baþ baþa ve çaresiz býrakmak… Herkesin aile doktoru olacak! Aile doktoruna gidebilmek için yukarýda sözü edilen þartlarýn hepsi geçerli. Ancak ailenizin doktoru (!) her sorununuzla ilgilenmeyecek. Mesela çocuklarýnýzýn aþýsý, hamilelerin takibi yapýlmayacak. Çünkü devlet artýk koruyucu saðlýk hizmetlerini önemsemiyor. Çünkü bunlar para kazandýran iþler deðil. Çünkü herkes kim bilir hangi kan emici ilaç þirketinin ürettiði aþýyý alýp kendi yaptýracak. Çünkü doktorunuzun iþi baþýndan aþkýn olacak…Doktorunuz kiþi baþýna para alacaðý için, kira ve personel maaþlarýný çýkarabilmek, kayýtlarýný tutmak, hastalarýný ve saðlýk bakanlýðýný memnun etmekle uðraþacak. Çünkü sözleþmesi yýllýk yapýlacak ve eðer memnuniyet olmazsa sözleþme de olmayacak. Anlayacaðýnýz hiçbir þey Almancý eþ dostun anlattýðý gibi olmayacak. Ha bu arada…Almanya’da da artýk iþler deðiþmiþ, orada da hastalar cepten ödemelere baþlamýþlar. Demek ki sistem her yerde deðiþiyor. Parababalarýnýn kar hýrsý her yerde emekçinin cebine, hatta gýrtlaðýna uzanýyor. Saðlýkta ve sosyal güvenlikte bizi bekleyenler bunlar. Bize ya uzayan SSK kuyruklarýný ya da özel hastaneleri iþaret ediyorlar. Paran kadar saðlýk, mezarda emeklilik, düþük emekli maaþý diyorlar. Bunlara razý olacak mýyýz? Yoksa tarihsel deneyimlerde olduðu gibi “baþka bir dünya mümkün” diyerek; eþit, ücretsiz, ulaþýlabilir saðlýk hizmeti için mücadele mi edeceðiz?Ne dersiniz, sizce hala kaybedeKALAN HALK KÜLTÜR MERKEZÝ ceðimiz bir þey kaldý mý?… sa 6 4 yý 2 Tel:Tel: 0428 212 26 85 e-mail: [email protected] 25 Kasým Kadýna Yönelik Þiddetle Mücadele ve Dayanýþma Günü Sanýldýðýnýn aksine insanlýk, bütün tarihi boyunca erkeklerin egemen olduðu bir dünyada yaþamadý. Ýlkçaðlarda sýnýflar yoktu, toplumsal iþ bölümü farklýydý ve anaerkil bir düzen vardý. Kadýnlar ellerinde bulundurduklarý gücü sýnýflý toplumlarýn ortaya çýkmasýyla birlikte kaybettiler. Özel mülkiyetin ortaya çýkmasý ve mirasýn babadan oðula devri, toplumsal yaþamýn ataerkil olarak devam etmesine neden oldu. Sýnýflý toplum, Ortaçað’da kadýný cadýlýkla, eksik eteklikle suçladý, özgürleþmesini engelledi, mutfak, din ve çocuk arasýna sýkýþtýrdý. Kadýný ucuz iþ gücü olarak gören burjuvazi ise, kadýnýn feodal baskýdan kurtulmasýný savunurken, ona emeðini sömürebilmek için “fabrikaya getirecek kadar özgürlük” tanýdý. Kapitalizm, sanayi devrimiyle yükselirken, temel harcýna kadýn ve çocuklarýn da kanýný kattý. Çýkarýlan yasalarda kadýnýn eþitliði kabul edildi; ancak bu hiçbir zaman gerçek bir eþitlik olmadý. Olamazdý da; çünkü kapitalizmin özü eþitsizlik üzerinedir. Eþitlik, özgürlük demagojilerinin altýnda, eþitsizlik, ikinci sýnýf vatandaþlýk, horlanma, aþaðýlanma, cinsel meta olarak görülme devam etti. Kendini modern bir þiddet toplumu olarak örgütleyen kapitalizm, kadýn emeðine daha az ücret öderken yaratýcý gücünü, üretken olmayan, yýpratýcý, köreltici bir çalýþmada boþa harcattý. Kadýný, servetini, mirasýný devredeceði çocuklarýný doðuran bir araç olarak gördü. Bugün yoksulluk sýnýrýnýn altýnda yaþayan nüfusun % 66’sýný kadýnlar oluþturuyor. Kadýnlarýn payýna, erkeklere göre daha düþük ücretle çalýþma, ilk önce iþten çýkarýlma, eðitim sürecinden dýþlanma, daha fazla þiddet ve baský düþüyor. Þiddet, kadýnlara yönelik bir iktidar aracý olarak kullanýlýrken, ekonomik kriz, mutsuzluk, baþarýsýzlýk gibi çeþitli kýlýflarýn altýna saklanmaya çalýþýlýyor. Kadýnlarýn bedenlerine, onurlarýna ve özgürlüklerine indirilen darbeler, görünmez kýlýnarak mevcut düzenin devamý hedefleniyor. Burjuva toplumunda þiddet, devlet tarafýndan uygulanýrsa kurumsal bir hak, birey tarafýndan uygulanýrsa suç sayýlmaktadýr. Ýçinde yaþadýðýmýz toplumsal sistem, tüm kurumlarýný bu þiddet erkine göre düzenlemekte, hapishanelerde, hastanelerde, okullarda ve aile içinde tüm bireylerin karþýsýna çýkarmaktadýr. Þiddet, toplumun tamamýna dayatýlýr, karþý konulmaz ve kabul edilebilir bir korku örgütler. Aile içi þiddet, bu korkunun sürekli yenilendiði bir ortamdýr. Aile içi þiddet, modern þiddet toplumu olan kapitalizmin en çarpýcý ve sýklýkla rastlanan görüntülerinden biridir. Büyük bir oranla kadýn ve çocuklara yöneliktir ve bu þiddeti gerçekleþtiren kiþi de erkektir. Kendini þiddet temelinde devam ettiren baskýcý toplumsal sistemlerde aile, þiddetin en örtülü uygulama alanýdýr. Aile içinde yaþanan, öðretilmiþ, öðütlenen, saklý tutulan ve gelenekselleþtirilen bir þiddettir. NorKADINLAR, SOKAÐA, EYLEME mal, kabul edilebilir oÖZGÜRLEÞMEYE larak benimsetilmesi sa 7 4 yý 2 sosyalist barikat 31 KAPÝTALÝZM MODERN ÞÝDDET TOPLUMUDUR! nedeniyle de þiddetin en konsantre uygulandýðý alanlardan birisidir. Aile içinde yaþanan þiddet, gizli kalmakta, özel hayat olarak kabul edilmekte, çoðu kez de olaðan karþýlanmaktadýr. Toplumsal ahlak, gelenek ve görenekler buna göre düzenlenmiþtir. Evlerin dört duvarý arasýnda, gizli gizli yaþandýðýndan, toplumun deðer yargýlarý bunlara, “aile meselesidir, karýþýlmaz” gözüyle baktýðýndan, önleyici yasal yaptýrýmlar yetersiz olduðundan, þiddete ve istismara uðrayan kiþilerin utanma, korkma nedeniyle bildirimde bulunmamalarýndan ve gerçekleri inkar etmelerinden, yaþanan olaylar saklý kalmaktadýr. Bu durum þiddete uðrayan kiþilerde yalnýzlýk, dýþlanma duygusu uyandýrmakta, özellikle çocuklar üzerinde ciddi olumsuzluklar yaratmaktadýr. Þiddet olaðanlaþmaya baþladýðýndan, sadece aile içinde deðil kamuya ait hemen her alanda yaþanabilmektedir. Çeþitli biçimlerde ortaya çýkabilen þiddet, sadece uðranýlan bir fiziksel zor ya da baský deðildir. Açlýk, sefalet, yoksulluk, savaþlar, göç; saðlýk, eðitim, barýnma ve kaliteli yaþam koþullarýndan mahrum kalma da þiddettir. Sosyal güvencesi olmadýðý için hastaneye gidemeyen anneye, iþ bulamayan babaya, parasýzlýktan okula gidemeyen çocuða dayatýlan þiddettir. Unutulmamalýdýr ki; yaþananlar, denetim dýþý veya münferit deðildir, kesinlikle sistemin varlýk koþuludur. Kapitalizm hiç durmadan korkuyu örgütler ve tüm þiddet araçlarýný kullanarak toplumlar üzerinde baský ve yýlgýnlýk yaratmaya çalýþýr. Bu iþleyiþi için gereklidir. Bütün bu baský ve yýlgýnlýða raðmen kadýnlar, tarihte yerlerini aldýlar. Evlerinden çýkýp, sosyal, siyasal olaylara katýlmaya baþladýlar. Kendilerine sunulan ve dayatýlanlarý geri iterek, özgürlük alanlarýný geniþleterek, kendilerinin ve tarihin kaderine el attýlar, direndiler. Çalýþma saatlerinin kýsaltýlmasýný, mesleki eðitimi, atölyede eþit hiyerarþiyi, eþit ücreti, kreþ hakkýný, siyasal örgütlenme ve dernek kurma hakkýný talep ettiler. Ve kadýnlar “en cesur ve en amansýz devrimciler” halini aldýlar; Ýngiliz iþçi hareketine, Fransa’daki barikat savaþlarýna katýldýlar. Oy hakký için attýklarý ilk adým, yasal kürtaj hakký için, eþit iþe eþit ücret için, özgür bir ülke ve insanca yaþam için devam etti, mücadele ettiler, direndiler ve kazandýlar. Sovyetler Birliði’nde, Bulgaristan’da, Nikaragua’da, Vietnam’da, Küba’da en ön saflarda mücadele ettiler. Aþaðýlanmanýn, dýþlanmanýn, sömürülmenin kaderleri olduðunu kabul etmediler, tarihteki þanlý yerlerini aldýlar. Kadýnýn kurtuluþu, sýnýflý toplumlarýn olmadýðý, sevginin, aþkýn, paylaþmanýn gerçek anlamda yaþam bulduðu bir toplumda mümkündür. Bu toplumu kurmak için, bugünden yarýna býrakýlamayacak bir mücadeleyi örmek ise, bütün kadýnlarýn görevidir. sosyalist barikat 32 ADANA'DA 25 KASIM ETKÝNLÝÐÝ ÇHKM Kadýn Komisyonu'nun organize ettiði "25 Kasým Dünya Kadýna Yönelik Þiddetle Mücadele ve Dayanýþma Günü" etkinliði, 25 Kasým Pazar günü saat 13.00'te baþladý. Dünyada ve ülkemizde, devrim ve sosyalizm mücadelesinde þehit düþen tüm kadýnlar için saygý duruþu ile baþlayan etkinlikte ilk olarak 25 Kasým gününün ortaya çýkmasýna neden olan Dominik Cumhuriyetindeki üç kýz kardeþin katledilmesi anlatýldýktan sonra kadýna yönelik þiddetin kaynaklarý, nedenleri ve ortaya çýkan toplumsal tablo özetlendi. Çeþitli rakamlarla desteklenen bilgilerden sonra etkinliðin söyleþi bölümüne geçildi. Bu bölümde çeþitli sorularla katýlým saðlanmaya çalýþýldý ve oldukça bilgilendirici, konunun deðiþik yönlerine vurgu yapan konuþmalar yapýldý. Müzik dinletisinin de sunulduðu etkinlikte çoðunluðu Mersin Üniversitesi öðrencilerinden oluþan grubun dinletisi, halaylarla sona erdi. Daha sonra gösterilen "Tek Baþýna" filmi ile etkinliðimiz sona erdi. Etkinliðe Mersin ve Antakya'dan da KADINLARIN ÖZGÜRLÜÐÜ katýlým saðlandý. sa 8 4 yý 2 ÝÇÝN DEVRÝM VE SOSYALÝZM “bir çatýþma olmamasýna raðmen...” BÝR MAHKEME KARARI VE BÝR YÜREK SIZISI... "... Bu durumda, operasyon sýrasýnda güvenlik güçleri ile karþýlýklý çatýþmaya girdiði veya eylemci grubun yanýnda yer aldýðý yönünde hiçbir tespit bulunmayan davacýlar yakýný Alp Ata Akçayöz'ün ölümünün, dosyada mevcut bilgi ve belgelere göre, operasyon bittikten sonra cezaevinden tutuklu ve hükümlülerin çýkarýldýðý sýrada güvenlik güçlerinin bir çatýþma olmamasýna raðmen ateþ açmalarý sonucunda meydana geldiði, olayda idarenin aðýr hizmet kusuru bulunduðu ve oluþan zararýn tazmini gerektiði sonucuna ulaþýlmaktadýr." Yukarýdaki satýrlar, Danýþtay 10. Dairesi'nin 19.6.2007 tarihli kararýndan alýnmýþtýr... Danýþtay, böylece Ýstanbul Ýdare Mahkemesi'nin verdiði "tazminat" kararýna itiraz eden Ýçiþleri ve Adalet Bakanlýðý'nýn istemini reddediyor ve kararý onaylýyor... Ne zaman? 19 Aralýk katliamýndan 7 yýl sonra... Açýk açýk yazýyor karar; Alp Ata Akçayöz, düpedüz kurþuna dizilmiþtir! Neden? Cezaeevlerinde huzur ve güven saðlamak ve tutuklularý "hayata" döndürmek için! Alp Ata Akçayöz, iþte böyle "hayata" döndürüldü; kurþunarak... Üstelik ortada tek bir çatýþmanýn olmadýðý, tutsaklarýn tek tek dýþarýya çýkmaya baþladýklarý bir sýrada... Peki, tazminatý anladýk; katil nerede? Kimdir Ata'nýn katili? Kimdir durup dururken tetiðe basýp Ata'yý duvarýn dibinde kurþunlayan? Kim emir verdi ona? Emir önemli deðil; kim onun kafasýný tutsaklarýn tümünü öldürmek gerektiði fikriyle doldurdu? Dipçiði omuzuna dayayýp istediði caný alabileceðini kim ona öðretti? Bütün bu kirli operasyonun kararýný alan, katliamcýlarýn zincirlerini salan kimdir? sa Aradan 7 yýl geçti...Alp Ata'nýn anýsý kesik bir kol gibi 7 yýldýr yanýbaþýmýzda... 7 yýlda biz hep Ata'ya layýk olmak için, onun özlediklerini yapmak için çaba gösterdik. Yapabildiklerimiz, ona armaðandýr... Yapamadýklarýmýz, yüzümüzün karasýdýr... Soðuk mahkeme kararlarýnýn resmi dili, onun ölümünü anlatýr bize. Ama onun nasýl yaþadýðýný anlatamaz. Nasýl bir yürek durdu o gün, onu bir biz biliyoruz, bir de tarih... Ne tarih unutacak Ata'yý, ne de biz... Katilleri de... Katillerin arkasýndaki katilleri de... Bütün katillerin en arkasýnda duran katilleri de... Unutmak yok... Unutmak, kalbimizin yarýsýný unutmaktýr... Unutmak, ihanettir... 9 4 yý 2 sosyalist barikat 33 19 ARALIK KATLÝAMINI UNUTMADIK, UNUTMAYACAÐIZ ALP ATA AKÇAYÖZ Telekom Direniþinin Ardýndan... Türkiye’nin önemli grevlerinden birini daha geride býraktýk. Kendi alanýnda bir ilk olma özelliðini taþýyan Telekom grevi, burjuva medyanýn ve Ogerlerin yoðun baskýsýna karþýn belirli kazanýmlarla sonlandý. Telekom Grevi þovenist dalganýn arasýnda istenilen düzeyde ses getirmese de, grev boyunca haberleþme alanýnda yaþanan aksaklýklar, Telekom iþçilerinin ülke için ne kadar önemli bir yerde durduðunu gösterdi. 44 gün grev sonunda 23 bin 400 iþçi adýna toplu sözleþme imzalayan Haber-Ýþ sendikasý ile Türk Telekom arasýnda imzalanan anlaþmada, iþçilere 112 gün üzerinden ikramiye ödenecek, sosyal yardýmlar ise ücret zammý oranýnda arttýrýlacak. Taraflar arasýnda varýlan anlaþmaya göre, iþçilerin ücretlerine birinci yýl yüzde 10, ikinci yýl yüzde 6.5 artý enflasyon oranýnda zam yapýlacak. Sendikanýn talebi doðrultusunda 2008 yýlý Mart ayý itibarýyla ücret dengesizliklerinin giderilmesi için 25 milyon YTL’lik kaynak kullanýlacak. Bu kaynaðýn yeterli olmamasý halinde 1 Eylül 2008’den itibaren de 5 milyon YTL’lik ilave bir kaynak denkleþtirmede kullanýlacak. Böylelikle denkleþtirme için kullanýlacak toplam kaynak 30 milyon YTL’yi bulacak. Sendikanýn grevde geçen süreler için istediði ödeme ise Kurban Bayramý öncesinde bir defaya mahsus olmak üzere 200 YTL olarak ödenecek. Grev süresince iþten çýkarýlan iþçiler de iþbaþý yapacak. Mahkemeye giden konularda ise dava sonucu beklenecek. Beraat eden iþçiler de iþ baþý yapacak. Taraflar arasýndaki önemli anlaþmazlýk konularýndan olan kapsam maddesi, idari görevlileri kapsam dýþýnda býrakacak þekilde düzenlenecek. Patronun denkleþtirme çalýþmalarý yapýlmasý talebi ise kabul görmedi. Ýþçilerin 5 gün 45 saat olan çalýþma süreleri mevcut haliyle korunacak. Çalýþma süresinin 6 gün 45 saat olarak uygulanmasý halinde iþçilere aylýk 200 YTL ilave ödeme yapýlacak. MALTEPE’DE GREVCÝ ÝÞÇÝLERLE RÖPORTAJ YAPTIK Greve çýkma nedenleriniz nedir? Greve çýkmamýzýn nedeni sadece ücretler deðil. Ýlkokul mezunu olmayýp 20 yýldýr çalýþan iþçilerin, iþten çýkarýlmasý ise alýnacak yeni elemanlarýn sözleþmeli olarak alýnýp sendikasýzlaþtýrýlmaya çalýþýlmasýdýr. Bir diðer nedende bizden sonra ki nesillere, daha iyi çalýþma koþullarý ve daha iyi haklar býrakmaktýr. Birlikteliði, dayanýþmayý, ve haklarýmýzý almanýn bir aracý olan grevin gerekliliðini göstermektedir. Bilinçli iþçi yaratmak, grev eylemiyle ilgili kendimizi, sendikamýzý ve halkýmýzý bilinçlendirmek, gerekliliðini ortaya koymaktýr. Eylem karþýtý giriþimler oluyor mu? Bu iþ alanýnda sendikalaþma sadece Türkiye’de var. Bu sendikalaþmada her yönden sýkýþtýrýlarak bitirilmeye çalýþýlmakta. Valilik onayýyla taþeron þirketler yeni baðlantýlar kurarak grev kýrýcýlýðýna neden olmakta. KabloKur taþeron þirketlerine kopartýlarak biz grev eylemini sürdürmekte olan iþçilerin üstüne atýlarak karalamaya çalýþýlmakta. Telekom Medya, grev eyleminin içeriðiyle ilgili açýklama yapýlýyor mu? Toplumun çoðunluðu tamamen bu hak arama eyleminden habersiz. Medya grevle ilgili sadece 5-6 saniyelik açýklamadan baþka bilgilendirici bir açýklama yapmamakta. Haberdar olan halkýn bir kýsmý duyarlý ve bizleri birçok bölgemizde ziyaret etmekte. sosyalist barikat 34 Grev yöntem olarak etkin mi? Sistem iþlevliliðini devam ettirmekte. Ankalarýn onarýlmasý, yeni baðlantýlarýn yapýlmamasý dýþýnda. Biz grevin yöntem olarak pasif kaldýðýný düþünüyoruz. Grevin tam anlamýyla grev olmasý, hak arama eylemimizin duyulmasý için þartellerin indirilerek tamamen sistemin durdurulmasýndan yanayýz. Ýþçilerin direnci nasýl? Baþarýlý olacaðýnýza dair umutlarýnýz ne oranda? Bizim yerelde iyi olduðumuzu söylemek istiyorum. Ama bazý bölgelerde kýrýlmalar ve iþe baþlamalar olmuþ. Örneðin Bursa’da 70 kiþi iþbaþý yapmýþ durumda. Bunun en önemli nedeni sendikanýn grev konusunda tecrübesizliðidir. Bu grev de þuana kadar ki ilk grev deneyimimiz. Bu grevin baþarýyla sonuçlanmamasý halinde sendikanýn sonu olacaktýr. Umudumuz örgütlülüðün, dayanýþmanýn geliþmesi oranýnda artacaðýna inanýyoruz. Halk Kültür Merkezleri Ýþçi Kolektifi’ne ara ara bir çok bölgemizdeki ziyaretlerinden, dayanýþmanýn örneðini temsil ettiklerinden dolayý tekrardan teþekkür ederiz. 10 sa 4 yý 2 Emekçilerine Bölge Bölge Ziyaretler HKM Ýþçi Kolektifi, haftalardýr süren Türk Telekom Grevi'nde emekçilerin haklý taleplerini desteklemek amacýyla Osmanbey'de, Ayazaða Köyü'nde, Esenler'de, Kaðýthane'de, Kartal Maltepe'de grevdeki iþçileri ziyaret etti. Medyanýn arka haberlerinde yer alan grevi, iþveren (Oger - Türk Telekom) aralýksýz olarak sabote etme giriþimlerini sürdürüyor. Arýzalarý gidermedikleri iddia edilen iþçileri grev kapsamý dýþýna çýkarýyor. Þirketle, iþbirlikçi hükümetlerin (T.C. Suudi Arabistan, Ürdün, Romanya, Portekiz, Lübnan, Güney Afrika) ortaklaþa yürüttükleri grev kýrýcýlýðý bu haklý direniþin ateþini söndüremeyecektir. HKM Ýþçi Kolektifi olarak Telekom iþçilerinin sendikal mücadelesinde öne çýkarýlmasý gereken taleplerini, çalýþma koþullarýný, grev süreci boyunca yaþadýklarýný görüþerek, sýnýf dayanýþmasýnýn onurunu yaþadýk. YAÞASIN ÝÞÇÝLERÝN BÝRLÝÐÝ HALKLARIN KARDEÞLÝÐÝ HABERLER Zamlara Karþý HKM Eylemi Bütün Türkiye bir þovenizm dalgasý içinde çalkalanýrken ve ýrkçýlýk her yanda kýþkýrtýlýrken hükümet tarafýndan baþlatýlan zam dalgasý Halk Kültür Merkezleri tarafýndan bir eylemle protesto edildi. 17 Kasým 2007 günü saat 13.00'te Taksim tramvay duraðýnda bir araya gelen HKM'liler sloganlarla baþladýklarý eylemlerini bir basýn açýklamasýyla sona erdirdiler. "Zamlar Geri Çekilsin-Özgür Ülke Ýnsanca Yaþam Ýstiyoruzi" pankartýyla yapýlan eylemde "Kurtuluþ Yok Tek Baþýna, Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz", "Özgür Ülke Ýnsanca Yaþam Ýstiyoruz", "Zamlar Geri Çekilsin" gibi dövizler taþýnýrken ayný istemler sloganlara da yansýdý. BASINA VE KAMUOYUNA ZAMLAR GERÝ ÇEKÝLSÝN, YENÝ ZAMLAR ÝSTEMÝYORUZ ZAM, ZULÜM VE SOYGUN DÜZENÝNE HAYIR ÖZGÜR BÝR ÜLKE VE ÝNSANCA YAÞAM ÝSTÝYORUZ ÝSTÝKRAR ÝÇÝNDE SOYGUN DEÐÝL, ÝNSANCA YAÞAM ÝSTÝYORUZ HALK KÜLTÜR MERKEZLERÝ 11 sa 4 yý 2 sosyalist barikat 35 Her ortamý fýrsat bilen emperyalistler ve yerli iþbirlikçileri, hükümeti ve sözde muhalefeti ve IMF'nin dayattýðý bir istikrar aldatmacasý ile iþçilerin, emekçilerin, yoksullarýn deðil patronlarýn kasalarýný dolduran ve onlarý koruyan düzenlemelerine devam ediyor. Ve AKP hükümeti savaþ ekonomisini oluþturmak için emekçilerin en temel ihtiyaçlarýna zam üstüne zam yapýyor. Bunun adýna da istikrar diyor. Ulaþýmda toplu taþýma ücretlerine, suya, ekmeðe, simite yapýlan zamlar, zaten var olan durumda ÖTVsi, KDVsi ile emekçilerin bütün temel ihtiyaçlarýnýn çeþitlendirilmiþ vergilendirmelerle yaþayamaz hale getirildiði koþullarý daha da aðýrlaþtýrarak sürdürüyor. Benzinde ÖTV artýþýyla birlikte tüm mal ve hizmetlerde fiyat artýþý olacaðý, öncelikle doðalgaz ve elektriðe de zammýn kapýda olduðu da açýktýr. Temel ihtiyaçlara yapýlan bu zamlar devletin istatistik raporlarýnda belirlediði açlýk ve yoksulluk sýnýrýnýn çok altýnda yaþayan yoksullarýn yaþama hakkýnýn gasp edilmesidir. Ýnsanca ve saðlýklý yaþamanýn belirleyici haklarýndan olan yeme, içme, yýkanma, temizlik, ýsýnma, barýnma, ulaþýma öncelikle yapýlan zamlar ayný zamanda insanca yaþam için temel hak ve özgürlüklere yapýlan saldýrýlardan farklý deðildir. Bugün en büyük operasyon halkýn cebine yapýlmýþtýr. Özellikle son aylarda halklarý birbirine kýrdýrmak için bilinçli olarak ýrkçý ve þoven dalgayý yükselterek özelleþtirmelerle beraber zamlarý birbiri ardýna sýralýyorlar. Bu durum iþçilerin, emekçilerin, yoksullarýn zor ve aðýr yaþam koþullarýný daha da aðýrlaþtýrmaktadýr. ÝSKÝ su zamlarýna iliþkin basýn açýklamasý yapýyor. "Su kaynaklarý arayýþý ve içme suyuna yatýrým yapma ihtiyacý zaruri hale geldi. Bu da yeni düzenlemeleri gerekli kýldý." Yani yeni düzenleri, yeni zamlarý. Yalan söylüyorlar. Bunun sorumlusu biz deðiliz. Bunun tasarrufu ve çaresi de suyu az kullanmak ve zam deðil. Zamlarýn gerekçesi olarak gösterilen küresel ýsýnmaya baðlý olarak yaþanan iklim deðiþikliklerinden olumsuz etkilenen su kaynaklarýnýn kýtlýðýnýn sorumlusu emekçi halk deðildir. Bu zamlarla emekçiler uluslar arasý deðerlerin altýnda su tüketmeye zorlanmaktadýr. Kaldý ki 2007 yýlý içinde suya üç defa zam yapýlmýþtýr. Ayrýca 2007 yýlýnda aylýk yaklaþýk 120 milyon YTL geliri ve 1,8 milyar YTL bütçesi olan ÝSKÝ'nin gelirleri giderlerini karþýlamaktadýr. Hangi zammýn arka planýna, gerçek yüzüne baksak baþka bir yalan, baþka bir soygun görmek mümkün. Bugün dünyadaki yoksulluk ve açlýk emperyalizmin neoliberal politikalarýyla 20 yýl öncesine göre iki kat artmýþtýr. Her yýl yüz binlerce çocuk açlýktan ve önlenebilecek hastalýklardan ölmektedir. Doðayý nükleer denemelerle yok etme tehdidiyle karþý karþýya getiren kapitalizm insaný da doðayý da öldürüyor. Emperyalizmin sömürgeci kurumlarý IMF, Dünya Bankasý girdiði her ülkede iþbirlikçileriyle halklarýn iliðini kurutuyor. Yoksulluk, iþsizlik ve açlýða mahkum ediyor. Hükümetler de koro halinde ayný þeyleri söylüyor. Aman IMF'nin istikrarýný bozmayýn. Ücretlere gelince, zam isteyemezsiniz, istikrar bozulur. Grev yapmayýn, yaparsanýz, istikrar bozulur. Ýstikrar markalý bir ekmek biçimi var da biz mi bilmiyoruz. Asýl bizden istedikleri bu soygun düzeninin çarklarýný bozmamamýzdýr. Biz emekçiler halklarýn ihtiyaçlarýnýn belirlediði bir istikrar istiyoruz. Kendimiz ve çocuklarýmýz için insanca bir yaþam istiyoruz. rli Zehi lar am Kavr üðü z ö S l Stratejik Ortaklýk sosyalist barikat 36 “Stratejik Ortaklýk” kavramý, son yýllarda zihnimizi en çok zehirleyen kavramlardan biridir. Nereden çýktýðý, nasýl icat edildiði tam olarak bilinmiyor ama 1990’lardan beri Amerika Birleþik Devletleri ile Türkiye arasýndaki iliþkileri arasýndaki baðýmlýlýk iliþkisini tanýmlamak ve durumu “kibarlaþtýrmak” için resmi dilde bu uyduruk kavram kullanýlýyor. Kavram, sözlük anlamýyla “stratejik”, yani uzun vadeli politikalar anlamýnda ABD ile Türkiye’nin “ortak” olduðunu ifade ediyor. Ve tabii doðal olarak “ortak” sözü, taraflar arasýnda bir eþitlik olduðu varsayýmýný öne çýkarýyor. Sanki iki eþit taraf varmýþ da bunlar tamamen kendi özgür iradeleriyle bir araya gelip belli konularda görüþ birliðine varmýþlar gibi… Aslýnda burada Türkiye’ye örneðin Ýngiltere’ye benzer bir hayali konum biçme çabasý var; yani ABD ile Ýngiltere arasýnda bugün mevcut olan emperyalist ortaklýk iliþkisinin aynýsýnýn ABD ile Türkiye arasýnda da mevcut olduðu yalaný bu kavramýn özünü oluþturuyor. Oysa, ABD ile Ýngiltere arasýndaki iliþkinin bile eþit olmamasý bir yana, Türkiye-ABD iliþkilerinde böyle bir durum söz konusu bile deðildir. Bu iliþki, düpedüz bir yeni-sömürge iliþkisidir; Türkiye ekonomisinden politikasýna, kültürüne dek bütün alanlarda emperyalizme baðýmlý bir ülkedir. “Stratejik Ortaklýk” adý altýnda yumuþatýlarak kibarlaþtýrýlan iliþki de bir uþak-efendi iliþkisinden baþka bir þey deðildir. Nedir bu “ortaklýk” dedikleri? Örneðin, Kore savaþýnda Anadolu’dan toparlanýn baðýmsýzlýk savaþý veren Kore halkýnýn üzerine gönderilen emekçi çocuklarýnýn kýrdýrýlmasýdýr! Örneðin, üslerle ve açýk-gizli yüzlerce anlaþmayla Türkiye’nin ABD emperyalizmin bütün Ortadoðu’ya saldýrý noktasý haline getirilmesidir. Örneðin, ABD’nýn Ortadoðu’daki en kanlý uþaklarý olan Siyonist Ýsrail ile (geçmiþte de Ýran Þahý ya da Pakistan diktatörü Ziya ül Hak gibileriyle) açýk-gizli anlaþmalarýn imzalanmasý ve en kirli suçlara ortak olunmasýdýr. Örneðin, emperyalizmle iþbirliði içinde emekçilerin kanýný içerek semirmiþ olan bir avuç iþbirlikçi tekelcinin ve ortaklarýnýn bu ülkeyi emperyalist çýkarlara göre yönetmesidir. Örneðin, IMF ve Dünya Bankasý ile en onursuz kölelik anlaþmalarýnýn imzalanmasý, emperyalist çýkarlar doðrultusunda ülke ekonomisinin ve tarýmýn tamamen soygun ve talanaý açýlmasýdýr. Örneðin, Dünya Ticaret Örgütü ve MAI gibi anlaþmalarla yabancý sermayenin önündeki tüm engellerin ortadan kaldýrýlmasý, bir gecede çýkarýlan yasalarla bu topraklarda neyin ekilip neyin biçileceðinin kontrolünün emperyalistlerin insafýna býrakýlmasýdýr. Ýþte böyle bir þeydir “stratejik ortaklýk” dedikleri! Emperyalizme uþaklýk etmenin parlatýlmýþ, cilalanmýþ þeklidir. Ve cilalar bir kez dökülmeye baþladýðýnda ortaya her zaman yalýn gerçek çýkar: Kölelik! Bugüne dek, ABD emperyalizminin hiçbir yeni-sömürge ile ortak olduðuna tanýk olunmamýþtýr ama her kukla yönetici de kendisini “ortak” gibi göstermeye bayýlýr! Afganistan’da þu anda kendini “hükümet” zanneden CIA ajaný Karzai “ortak”týr örneðin, ABD ordusu olmasa üç gün dayanamayacak kukla Irak hükümeti de “ortak”týr! Geçmiþte Vietnam’ýn iþbirlikçi haini Diem de kendini ABD’nin “ortaðý” zannederdi. Ýran’ýn en büyük hýrsýzý Þah Pehlevi ailesi de “ortak” olduðu iddiasýndaydý. Sonuç olarak kavram, tam bir sahtekarlýk örneðidir; gerçeði yansýtmak bir yana tümüyle yalan üzerine kuruludur. Ve elbette gerçek bir “stratejik ortaklýk”tan söz edeceksek eðer, onu iþbirlikçilerin dünyasýnda deðil, ezilen emekçi halklarýn dünyasýnda aramak gereklidir. Gerçekten de Ortadoðu’nun bütün emekçi halklarý kardeþtir ve ortaktýr; çünkü düþmanlarý ortaktýr: Emperyalizm! KAHROLSUN EMPERYALÝZM 12 sa 4 yý 2 YAÞASIN DEVRÝM VE SOSYALÝZM DÜN Y A H A L A R IN D A N LK Martin Caballero Dünya Halklarýnýn Mücadelesinde Yaþayacak FARC'ýn komutanlarýndan Martin Caballero, 25 Ekim 2007 günü, Montes de Maria yakýnlarýnda Kolombiya ordusu ile girdiði çatýþmada 19 gerilla ile birlikte þehit düþtü. Martin Caballero, devrimciliðe Komünist Gençlik Örgütü'nde baþlamýþ ve son yirmi yýldýr FARC'ýn verdiði silahlý savaþýmda devrimci mücadelesini sürdürmüþtü. ABD emperyalizmi tarafýndan da aranan Martin Caballero, 2000 yýlýnda Kolombiya'nýn þimdiki dýþiþleri bakaný Fernando Araújo'nun kaçýrýlmasý operasyonunu düzenleyenler arasýnda yeralmýþtý. Martín Caballero barýþ görüþmelerinin yoðunlaþtýðý son aylarda öldürülen FARC komutanlarýndan üçüncüsü oldu. Yine geçtiðimiz aylarda FARC'ýn önde gelen komutanlarýndan olan JJ ( Milton Sierra Gómez) vurulmuþ, ardýndan da yine FARC'ýn lojistik ve malî iþlerinden sorumlu olduðu belirtilen Negro Acacio öldürülmüþtü. Martin Caballero’nun ölümü ile FARC’ýn yaptýðý açýklamayý, Atýlým Gazetesinin yaptýðý çevirinin öneminden dolayý sizlerle paylaþýyoruz. ... FARC-E EP Genelkurmayý Karayip Blok'u* FARC Genelkurmayý Karayýp Blok'u, Kolombiya Kuzey Kýyýsý (Costa Norte) halkýna, tüm ülkeye, Amerika'mýzýn halklarýna ve dünyaya, yoksullarýn sevgilisi ve kahraman gerillalarýndan biri olan komutan Caballero'nun, Bolivar yakýnlarýndaki Carmen'de bir savaþta, onu daima karakterize eden en deðerli devrimcilerin saðlamlýðýyla þehit düþtüðünü duyurur. Maria Daðlarý'nda (Montes de María -ç.n.) ABD hükümetinin teknik destek saðladýðý Uribe'nin narko-askeri rejiminin silahlý kuvvetlerinden 6 bin kiþilik it sürüsüyle yaþanan, bir gerillaya 300 asker, aðýr silahlar ve hava desteðinin düþtüðü çarpýþmada, FARC'a baðlý 20 yiðit savaþçý þehit düþmüþtür. Halkýn davasýna kendini adayan cesur savaþçýlara þan olsun! Onlar, yýllar boyunca Centro de Bolivar'ýn, Sucre'nin, Maria Daðlarý'nýn köylülerini, devlet paramilitarizminin katil sürülerine karþý savundular. Bu sürülerin baþýný Mancuso, Jorge 40, Diego Vecino, Chepe Barrera, La Gata ve baþkalarý çekmektedir. Bunlar; Guerra Tulena ve Spriella, þiþman García, Salvador Arana, Miguel Nule, Jairo Merlano, Eric Morris, Muriel Benito-Revollo, Salomón Feris, Dáger Chadid, Visbal Martelo gibi, Baþkan Uribe'nin seçim zaferinin ve köylü nüfusun terör ve ölüm yoluyla zorla göç ettirilmesinin sefasýný süren "parapolitikacýlar" tarafýndan beslenmektedir. Þan olsun o gerillalara! Onlar, taburlarýn ve deniz piyadelerinin korumasý altýnda Palmar'daki çiftliðinde binden fazla köylünün vücudunu parçalara ayýran ve gömen paramiliter Rodrigo Cadena gibi, ya da El Hacha'daki çiftliðinde kurbanlarýný canlý canlý timsahlarýn aðzýna atan narko-paramiliter Miky Ramirez gibi halkýn katillerine karþý çarpýþtýlar. Öyle anlaþýlýyor ki; Chambacu faresi mühürdar Fernando Araújo Perdomo, bu çatýþmada Caballero ve onun Bolivarcý gerillalarýnýn ölmesine sevinmiþ. O da ayný zindanýn hamamböceðidir. Halk bizi sevdiði sürece, bizi hiç bir þey durduramaz. Yoldaþlarýmýzýn, Yeni Kolombiya'yý, Büyük Vatan'ý (Patria Grande: Latin Amerika -ç.n.) ve sosyalizmi düþleyerek þehit düþmesinden gurur duyuyoruz. Karayýp halkýna ve þehitlerin ailelerine en yürekten baþsaðlýðý diliyoruz. Bütün kamplarýmýzda þehit gerillalar anýlmaktadýr. Bakan Santos, FARC'tan tehditlerini esirgemeyebilir. Açýktýr ki, silahlý bir toplumsal çatýþmada dövüþenler daima aranacaktýr. Bize, "Özgürlük için dövüþen halklar, sonunda zalimleri yenerler" diyen Kurtarýcý'nýn (Simon Bolivar -çn) kesinliðiyle, Karayipler halkýný ve Kolombiya halkýný mücadeleyi sürdürmeye çaðýrýyoruz. Caballero ölmedi; çok yakýnda, FARC gerillalarýnýn Maria Daðlarý'ndan Barranquilla yönünde Cartagena ve Sincelejo'ya doðru ilerleyeceðini, toplumsal ve siyasal deðiþimci örgütlerle birleþip, halklara mümkün olan en büyük mutluluðu saðlayacak olan yeni Bolivarcý hükümete katýldýðýný göreceðiz. YAÞASIN PROLETARYA ENTERNASYONALÝZMÝ YAÞASIN DEVRÝM 13 sa 4 yý 2 * Kolombiya Devrimci Silahlý KuvvetleriHalk Ordusu Genelkurmayý Karayýp Blok'u tarafýndan kaleme alýnmýþtýr. sosyalist barikat 37 Halkýn Davasýna Kendini Adayan Cesur Savaþçýlara Þan Olsun A H A L KL Chavez: Baþaramadýk ama "Þimdilik" D A N. . . IN R YA N Ü Venezüella Ulusal Seçim Konseyi, Baþkan'ýn anayasa reformu taslaðýnýn %49.3 Evet oyuna karþýlýk %50.7 Hayýr oyuyla reddedildiðni açýkladý. %45 çekimser kaldý. Chavez, reform öne risini "þimdilik" kaybettiðini söyledi. Oylama iki grup maddeden oluþuyordu. Birinci grupta, Chavez'in 33 deðiþiklik maddesi yer alýyordu. Ýkinci grupta yer alan 33 öneri ise Yasama Meclisi tarafýndan kararlaþtýrýlan maddelerdi. Ýkinci grupta yer alan maddelere ve rilen hayýr oylarý biraz daha yüksek çýktý. Bu gruptaki maddelere %49 Evet oyuna karþýlýk %51 Hayýr oyu verildi. Chavez anayasa konusunda ýsrarcý olduðunu vurgularken "taslaðýn tek bir virgülünü bile deðiþtirmeyeceðim, bu taslak yaþamaya devam ede- XEðitim Emekçileri Yunanistan’da Grevdeydi Ücretlere yapýlan zamlarýn düþük olduðu gerekçecek" dedi. siyle Yunanistan'da öðretim üyeleri ve öðretmenler greve giti. Atina, Selanik baþta olmak üzere ülkenin bir çok yerinde soaða çýkan Yunanlý eðitim emekçilerine, eðitime verilen önemin de artýrýlmasý için öðrenciler de greve katýlarak destek sundular. Grev Artýk kulaklarýmýzýn maalesef alýþtýðý bir acý süresince yaklaþýk 24 saat eðitim verilmezken, haber , Çin'de maden kazalarý. 24 Ekim'de ilköðretim ve orta öðretim kurumlarý da grev boyunÇin'de kömür madeni tünelinin çökmesi ca açýlmadý. sonucu meydana gelen kazada 12 iþçi yaþamýný yitirdi. Yaþanan kazada maden tünelinin çökmesi sonucu 12 kiþinin öldüðü, XFransa’da Öðrenciler Eylemde! 1 kiþinin kaybolduðu ve 2 kiþinin de yaraFransa'da, Ekim ayýnda eylemlerine baþlayan öðrenlandýðý bildirildi. ciler hükümetin yasalarýna karþý sokaklara çýkmaya Resmi Xinhua Haber Ajansý'nýn haberinde, devam ediyor. Son olarak Fransa'da 7 Aralýk 2007 kazanýn iþçilerin kuzeydeki Shanxi eyaletine günü üniversitelere özerklik kazandýran yasa probaðlý Yangquan þehrinde 85 metre uzunjesini protesto etmek için bir çok kentte binlerce luðundaki tüneli onarmasý esnasýnda oluþöðrenci yine sokaklardaydý. Paris'te 5 bin öðrenci tuðunu duyurdu. Halkýn yaþadýðý konutlarýn yasaya karþý miting düzenledi. altýnda bulunan Yinying madenindeki kaza Ulusal Öðrenci Koordinasyonunun çaðrýsý üzerine nedeniyle 5 evin de çöktüðü belirtildi. Çin'de Marsilya kentinde 4 bin genç, Grenoble'da 500, maden kazalarý nedeniyle günde ortalama Lyon'da 800, Angers'de 800, Perpignan'da 700 ve olarak 13 emekçi yaþamýný yitiriyor, gerçekRennes'de 200 kiþi gösteri yaptý. leþen maden kazalarýnýn nedeniyse maden sahiplerinin yeterli güvenlik önlemi almaXABD yine 'yanlýþlýkla' sivil vurdu masý. Yalnýzca 2007Ocak-Eylül aylarýnda meydana gelen maden kazalar sonucu 3bin Irak, ABD emperyalizminin eli kanlý katil ordusu, 69 iþçi yaþamýný yitirirken, bildirilmeyen, Irak'ta "yanlýþlýkla" can almaya devam ediyor. yani resmileþmeyen kazalar sonucu ölümGeçtiðimiz günlerde, El-Kaide militanlarýna yönelik lerin yýlda 20 binden fazla olduðu idiaa operasyon sýrasýnda 4 Iraklý sivilin vurulduðu ve bu ediliyor. vurulanlardan birinin öldüðü bildirildi. Irak iþgalinin Bir emekçiye atýlan tokatlardan en acýsý, baþladýðý günden bu yana, sürekli "yanlýþlýkla" insan ölüm saçan çalýþma koþullarý sonucu öldüren ABD ordusu, bu olaydan kýsa bir süre önce yaþanan iþ cinayetleridir, kar hýrsý, iki kuruþ de 5 Iraklýyý yanlýþlýkla öldürmüþtü. Bu Iraklýlardan fazla kazanmak derdinde olan patronlarýn birisi de çocuktu. ten rengi deðiþse bile anlayýþlarý deðiþmi- yor, bizlere düþense emekçilere KAHROLSUN EMPERYALÝZM atýlan her tokadý yüzümüzde duymaktýr. YAÞASIN DEVRÝMCÝ KURTULUÞ D sosyalist barikat 38 Çin’de Maden Kazalarý 14 sa 4 yý 2 Birinci AÐIZDAN NÝKARAGUa DEVRÝMÝ... dizginsiz bir sabýrla HALKLARIN TARÝHÝNÝ ÖÐRENELÝM 15 sa 4 yý 2 sosyalist barikat 39 YAZAR:TOMAS BORGE YAYINEVÝ: ÝLETÝÞÝM YAYINLARI Devrim dediðimizde "halkýn baðrýnda kök salmak" deyimi akla gelmesi gereken olgulardan biridir. Dünya devrim tarihinin geçmiþi de bizi haklý çýkaracak birçok örneklerle doludur. Tanýtýmýný yapacaðýmýz kitap olan "Dizginsiz Bir Sabýrla" isimli eser de bir ülkede söz sahibi olmanýn öyküsünü bizlere sunmaktadýr. Nikaragua'da Sandinist Ulusal Kurtuluþ Cephesi'nin baþarý, yenilgi, doðru ve yanlýþlarýný iþleyen ve FSLN'nin kurucularýndan Carlos Fonseca'nýn hayatýndan kesitler sunan "Dizginsiz Bir Sabýrla"nýn her paragrafý adeta bir eðitim çalýþmasý gibidir. Bilindiði gibi, Nikaragua'da devrim 1979 yýlýnda, FSLN'nin öncülüðünde baþarýya ulaþmýþtýr. Nikaragua halkýnýn düþmaný Somoza, devrim sonrasýnda kaçarak canýný kurtarmýþtýr. 1854 yýlýnda Amerika ülkeyi bombalamaya baþlar. 1900'ler ile birlikte Amerikan iþgaline karþý baþlayan direniþ Nikaragua halkýnýn önderi olan Sandino tarafýndan doruða çýkarýlýr. "Ya Özgür Vatan Ya Ölüm" sloganý dünya halklarýnýn faþizme karþý mücadelesinde beyinlere kazýnýr. Somoza tarafýndan katledilen Sandino, Nikaragua halkýnýn gönlünde sarsýlmaz bir yer edinir. Sandino'nun iþgalcilere karþý açtýðý bayrak, kitapta yer alan þu cümlelerle önemini koruyor; "Gerek düþüncesi, gerekse de uygulamadaki eylemleri açýsýndan Sandinizm yorumumuz sanki bir iptilaymýþ gibi olmalýydý yoksa hiçbir iþe yaramazdý. Köklerimiz, Sandino'nun tarihi örneðini oluþturduðu köklerimiz, inatçýlýk olmadan, gücü ve hatalarý ölçmeyi bilen uzmanca bir çalýþma olmadan araþtýrýlamazdý. Ulusal muhafýzlara karþý sürdürdüðümüz gerilla savaþý, Sandino'nun küçük çýlgýn ordusunun alçaklar ve Yanki iþgalcilerinden oluþan sürüsüne karþý sürdürdüðü savaþýn bir devamý olarak görülmezse anlamsýzlaþýrdý. Biz de buna göre davrandýk." Dizginsiz Bir Sabýrla adlý eserde iki önemli yan ortaya çýkýyor. Birincisi FSLN'nin geçirdiði çeþitli evreler, ikinci ise FSLN'nin komutanlarýndan Carlos Fonseca hakkýnda çeþitli bilgiler sunmasýdýr. Çocukluðunda çok zor günler geçiren Carlos Fonseca, ayný yoksulluðu Nikaragua halkýnýn yaþamamasý için kendisini adamýþtýr. Nikaragua sokaklarý Fonseca'nýn çýplak ayaklarýyla þekerleme, gazete satmasýna, gazcýlýk yapmasýna þahittir. Özellikle gerilla savaþýnýn Nikaragua'nýn geleceðini belirlemesinde Carlos Fonseca'nýn mücadelesi oldukça önemlidir. Bu anlayýþ kurtuluþun silahlý mücadeleden geçtiðini belirten Carlos Fonseca'nýn yazdýðý yemin metninde hayat bulur; "Beynim ve kalbimle ölümsüz yurtseverlik timsali Augusto Cesar Sandino ve Ernosto Che Gueverayý örnek alarak, Latin Amerika ve tüm insanlýðýn özgürlüðü için çarpýþmýþ tüm kahraman ve þehitlerin anýlarý ve tarih önünde elimi kýrmýzý ve siyah bayraða koyuyorum, ki o bayraðýn anlamý; özgür vatan ya da ölümdür. Silah elimde anavatanýmýn renklerini koruyacaðýma, Nikaragua'da ve dünyada sömürülenlerin ve ezilenlerin kurtuluþu için savaþacaðýma yemin ederim. Bu yemini yerine getirirsem Nikaragua'nýn kurtuluþu ödülüm, tutmazsam rezil bir ölüm ve unutulmak cezam olsun" Kitabýn bir baþka önemli özelliði ise, yazarýnýn kendisi Tomas Borge'dir. Tomas Borge'nin þiirsel bir anlatýmla yazdýðý kitap Nikaragua ve dünya devrimci hareketi için önemli bir miras anlamýný taþýmaktadýr. Ýþçi ve köylülerin örgütlenmesi çalýþmalarýnýn yaný sýra gençlik örgütlenmesi de gerillaya akan ýrmaðý beslemektedir. Özellikle Carlos Fonseca'nýn Nikaragua halk þairi Ruben Dario sevgisi, okuyucunun kültürel belleðine önemli tohumlar ekmektedir. "Dizginsiz Bir Sabýrla", tüm bunlarýn yanýnda 1972 depremini, Küba'daki gerilla eðitimlerini, Che'nin deyimiyle halkýn yansýmasý olan Camilio Cienfuegos'u, FSLN gerillalarýnýn cezaevinden kaçýrýlmasýný vb. bir çok olayý, canlý tanýðýn aðzýndan damýtarak bize ulaþtýrmaktadýr. Carlos Fonseca'nýn gerilla birliðinin önünde yaptýðý konuþmayý günümüzde önemini koruduðu için yer vermeden kitap tanýtýmýmýzý bitirmek istemiyoruz; "Zor durumda olduðunuzda, iþiniz bittiðinde, üzgün olduðunuzda, aðlamak, kaçmak istediðinizde aklýnýza gelebilecek olandan çok daha kötü duruma düþtüðünüzde FSLN'yi düþünün. Ayaklarýna geçirecek ayakkabýlarý olmayan ve üstlerine ancak paçavralar giyebilen binlerce çocuðu, kadýný, erkeði ve yaþlýyý düþünün. Biz onlarýn umudu, alternatifiyiz. Tüm bunlarýn bilincinde olduðunuzda, devam edecek gücü bulmuþsunuz demektir."… DEVRÝMCÝ KÜLTÜR ÝÇÝN dünden yarýna mektuplar... sosyalist barikat 40 Herkes Uzman Olunca... Bugünlerde herkes uzman! Bugünlerde medya dünyasýnda herkesin kafasýnda miðfer, ayaðýnda postal, elinde de harekat planlarý… Akýllar, fikirler, bilgiçlikler, ukalalýklar… Düþün ki dostum, zaman zaman Genelkurmay’ýn bile sabrý taþýyor. O kadar ki, özel olarak bildiri yayýnlayýp, genelge çýkarýp emekli askerlere ve “strateji uzmaný” gazetecilere “çenenizi kapatýn” uyarýsý yapýyor. Yani düþün, bu psikolojik harekatý bizzat yönetenler bile hýzýný alamayan “Mehmetçik köþe yazarlarý”na durun demek zorunda kalýyor. Azý karar çoðu zarar! Söyler misin bana dostum: Dünyanýn baþka bir ülkesinde bu kadar þahsiyetsiz, bu kadar dalkavuk ve bu kadar savaþ delisi bir medya var mýdýr? Geçen gün bir tartýþma programý izliyorum. Masanýn ortalarýna bir yere çökmüþ yeni yetme köþe yazarlarýndan biri, bir kadýn, hop oturup hop kalkýyor, kim PKK’den söz ederken örneðin askeri bir deyim kullansa hemen çýðlýk çýðlýða baðýrýyor: “PKK’ya meþrutiyet kazandýrmayýn! Onlar çapulcu sürüsüdür!” “Meþruiyet” sözcüðü ile “meþrutiyet” arasýndaki farký bilmeyecek kadar cahil olmasý önemli deðil; zaten Türkiye’de köþe yazarý olmak için Türkçe bilmek gerekmiyor ama bu çýðýrtkanlýk neyin nesi? PKK’nin ne olduðunu, nasýl örgütlenmiþ olduðunu biliyor mu bu hanýmefendi? Kendisi Gabar denilen yeri bilir mi? Cudi denilen yer Etiler’de bir bar filan mýdýr acaba? Bu yýllardýr böyledir. Örneðin bir hatýrla istersen, Türk milli futbol takýmý ne zaman Ýzlanda, Malta, vb. gibi bir takýmla maç yapmaya gitse ukalalar korosu, özellikle de futbol gazeteleri baþlar yazýp çizmeye: “Yahu bunlar balýkçý, belediye iþçisi…” Sonra, o “belediye iþçisi ve balýkçýlar” bizimkilerin defterini dürüp geri gönderdiklerinde de, “kansýzlar” derler: “balýkçýlara bile yenildiniz!” Oysa futbol oyunu 11’er kiþiyle oynanýr ve top denilen þeyi o üç direðin arasýndan geçirirseniz gol olur. Her þey bu kadar basittir; balýkçý ya da baþka bir þey olun, bunu yaparsanýz maçý kazanýrsýnýz; yapamazsanýz sizi bir güzel yenip evinize gönderirler! PKK konusu da aynen böyle. Genelkurmay’dan aldýklarý psikolojik savaþ görevini abarttýkça abartan bir dizi köþe yazarýna göre PKK, askeri bilgisi olmayan, baský, tehdit ve parayla bir araya getirilmiþ, kalleþ ve hain, ama bir yandan da korkudan üç buçuk atan bir çapulcular alayýdýr. Yanýlýp da bunlardan “gerilla” ya da “askeri birlik” diye söz ederseniz bittiniz! Hemen tepenize çullanýrlar ve “vatana ihanet”le suçlarlar sizi. “Yahu durun, bakýn bu adamlar da asker, hem de araziyi iyi bilen, usta asker- ler” demeye kalktýðýnýzda ise artýk asýlmak için direklerden direk beðenin! Yalnýzca köþe yazarlarý deðil, bir bütün olarak medyanýn halka verdiði bilgi bu doðrultudadýr. Ama daha sonra, o “çapulcular sürüsü”, bir askeri birliði basýp ciddi zararlar verince, bir kargaþadýr baþlar. Bu kez de efendiler kendilerine hedef olarak tutup gariban askerleri seçerler: “Türk askeri böyle mi olur? Niye öldünüz bakalým, hesap verin!” Peki bu PKK’liler, aradan geçen 23 yýlda hiçbir þey öðrenmemiþler mi? 23 yýl kasabýn önüne kedi koysan meslek öðrenir, bunca yýlda bu adamlar hiç mi askerlik öðrenmemiþler? Bunlar rasgele bir araya toplanan, komutaný, taktiði, vb. olmayan basit topluluklar mý? Gabar gibi her askerin pür dikkat kesildiði bir yerde bir komando taburunu basýp bu kadar kayýp verdirmek, þu kadar askeri de alýp gitmek azýcýk da olsa savaþ bilgisi gerektirmez mi? Çok bildiðini zanneden varsa gidip bir denesin bakalým Hakkari’de bir askeri birliðe yüz metre yaklaþabiliyor mu? Yani iðrenç bir þey yapýyorlar dostum. Ýðrenç ve alçakça bir þey… Önce karþý tarafý karikatür gibi göstermek, sonra da 20 yaþýnda ölümle karþý karþýya gelen genç insanlarý hainlikle suçlamak… Ne utanmalarý var, ne de ahlaklarý… Askerlik bilmiyorlar, askerden çok harekat planý yapýyorlar! Ölüm nedir bilmiyorlar, ölenlerin sýrtýna basýyorlar, ölmeyeni lanetliyorlar! Evlat acýsý nedir bilmiyorlar, oðullarý ölmüþ insanlarýn damarlarýna zehir enjekte ediyorlar! Ýðrenç bir þey yapýyorlar; halka düpedüz yalan söylüyorlar. Halký kandýrýyorlar, PKK’yi ezmeyi kolay bir iþmiþ gibi gösteriyorlar, “çapulcular” edebiyatýný abarttýkça abartýyorlar, daha sonra da bu tablo gerçeðe uymadýðýnda oðullarýný yitirmiþ acýlý insanlarýn karþýsýna çýkýp “vatan millet” edebiyatý yapýyorlar. Ve bütün bunlarý yaparken de sevgili dostum, plazalardaki sýcak odalarýndan dýþarýya burunlarýný bile uzatmýyorlar! Yeter artýk! Yeter! Savaþan insanlar, yani askerler, bir þey söylüyorlarsa söylesinler, ona bir diyeceðim yok. Sonuçta bu bir savaþ; savaþýn da taraflarý var; bunu anlamak zor deðil. Ama elini sýcak sudan soðuk suya sokmayan plaza güzelleri de susmasýný bilsinler biraz; bilmemek ayýp deðildir; cahillik de öyle. Ama her þeyin de bir adabý vardýr; savaþýn bile… Ben artýk okumuyorum bunlarý dostum; sana da tavsiyem bu. Kafaný doldurup durma bu saçmalýklarla. Ýyice sýktýlar artýk… Kendine iyi bak, umudunu diri tut. Gelecek, sen nasýl istiyorsan öyle gelecek… 16 sa 4 yý 2 Sosyalist BARÝKAT/Aylýk Sosyalist Dergi Sayý:56/ Aralýk 2007 Anka Yayýncýlýk Adýna Sahibi ve Sorumlu Yazýiþleri Müdürü:Evrim Opuz Yönetim Yeri: Çakýraða Mah. Abdüllatif Paþa Sk. No: 4/5 Aksaray/Ýstanbul Tel/Fax: 0212 632 23 19Baský: Ser Matbaacýlýk Fazýlpaþa cad. 4.Zer sanayi sitesi 16/26 Topkapý/ÝST. Tel:565 17 74
Benzer belgeler
halk bülten pdf 45 için tıklayınız
içerisinde birlikte yaþadýðý özgür bir ülkede insanca yaþamak istiyoruz.
Biliyoruz ki halklar birbirine düþman deðildir; iþsizlik ve yoksulluk ortak
derdimizdir. . .