Şubat 2012 - Bilişim Uzmanları Derneği
Transkript
Şubat 2012 - Bilişim Uzmanları Derneği
Bilişim Uzmanları Bülteni BTK 2012 ĠĢ Planı Teknoloji ve Toplum ġiir KöĢesi: Ferdalar, Günaydın, ġikayetin ġiiri Fütürizm ve Yanımızdaki Fütüristler Ayın Konuğu: Deniz YANIK Bu sayıda: Kayak Sezonu Açılıyor 2 Steve Jobs 4 Elektromanyetik GiriĢim 5 GeçmiĢten Geleceğe 7 Kahvesi Ġçilir Olmak 8 KıĢ 9 10 Dinlenme Ġnternet Güvenliği Bağlantısı Emre‟nin Rotası 12 AB Veri Saklama Düzenlemeleri 13 Vizyondaki Filmlerden: Çizmeli Kedi 17 Çektiklerimiz 20 Bakıp Geçtiklerimiz 21 Cilt 1, Sayı 9 3 ġubat 2012 Sunuş 2012‟nin ikinci sayısıyla merhaba, müzdeki sayıdan itibaren sevgili Yavuz Göktaylar ile yolumuza devam edeceğiz. Oldukça karlı ve yağıĢlı bir Ocak ayından sonra, ġubat ayına ve dokuzuncu sayımıza ulaĢmıĢ bulunuyoruz. Bu ay içerisinde, 6. promosyon uzman yardımcılarımız göreve baĢladılar, kendilerini tebrik ediyor, hayırlı olmasını diliyorum. Biz dernek olarak yeni baĢlayan 29 arkadaĢımızla tanıĢtık, sağolsun onlar da ilk günler derneğimizin üyesi oldular. Böylelikle üye sayımız 193‟e ulaĢtı. Ġlk kurulduğumuzda, 100‟üncü üyeye ne zaman ulaĢırız, bu üye kim olur diye düĢünürken, bugün itibariyle sayımızın 200‟e yaklaĢmıĢ olması çok gurur verici. Artan sayımızla birlikte derneğimizin bir cazibe merkezi haline geldiğini de gözlemliyoruz. Bu aĢamaya gelmemizde emeği geçen tüm arkadaĢlarıma teĢekkürü bir borç bilirim. Bu ay, sevgili editörümüz Dr. Nur Saygı ile son sayımızı çıkartıyoruz. Nur bey, bu bül- Elif ÖZDEMĠR, BiliĢim Uzmanları Derneği BaĢkanı ten için çok emek verdi sağolsun. Çoğu zaman tecrübesi ve sakinliği ile benim acemi ve panik hallerimi dengeledi. Ġki satır yazıyı yazabilmek için uğraĢtığım günlerde, sabırla bülteni bekletti. Her sayıda birbirinden ilginç yazılar yazdı, röportaj sorularını hazırladı, röportajlara katıldı, gelen yazılarda Ģekilsel düzeltmeler yaptı, bültenimizin yolunu çizdi. Görev yeri değiĢikliği sebebiyle bundan sonra bültenimize yeterli vakit ayıramayacağını ifade edip, ayrılmak istedi. Biz de önü- Bu sayıda yine birbirinden ilginç yazılarımız var, Kayak sezonu, Steve Jobs kitabı değerlendirmesi ve Emre‟nin Rotası–Brezilya devam ediyor. Teknoloji ve Toplum yazı dizisine baĢlarken, Elektromanyetik GiriĢim‟in son kısmını yayınlıyoruz. Bültenimize Ali Nazmi Uzun ve Mesut Tekkoyun Ģiirleriyle, Emin Öztürk ise fotoğraflarıyla katkı sağladılar bu ay. Konuğumuz ise Kurum BaĢkan Yardımcısı Sayın Deniz Yanık. Kendisine misafirperverliği ve sıcak sohbeti için çok teĢekkür ediyoruz. Son olarak sim isim zikredemesem de Bültenimize yazılarıyla katkı sağlayan tüm arkadaĢlarımıza teĢekkür etmek istiyorum. Bir sonraki ay Mart. Baharla birlikte umutlarımız da yeĢerecek, inanın. BTK 2012 İş Planı BTK, 2012 yılında yürüteceği çalıĢmalara iliĢkin iĢ planını yayımlayarak kamuoyu ile paylaĢtı. Her zaman olduğu gibi bu yılın iĢ planı da BTK Stratejik Planında yer alan ana amaçlar ile paralel biçimde belirlenmiĢ bulunmaktadır. ĠĢ planından, sektör temsilcilerini ve tüketicileri ilgilendiren bir çok konuda bilgilendirme amaçlı olarak çeĢitli raporların yayımlan- masına devam edileceği görülmektedir. ĠĢ planında, elektronik haberleĢme sektöründeki cihaz ve teçhizatın gerekli standartları sağlamalarına yönelik faaliyetler de dikkat çekmektedir. Ayrıca sektörde denetim çalıĢmalarına ağırlık verilmesi ve hizmet tercihlerini kolaylaĢtıracak olanaklar sunulması yoluyla tüketici menfaatlerinin korunmasına çalıĢılacaktır. Sektördeki rekabet seviyesinin arttırılmasına yönelik çalıĢmalar yanında Kurumsal yapının güçlendirmesine yönelik faaliyetlere bu dönemde de ağırlık verileceği görülmektedir. Sayfa 2 BiliĢim Uzmanları Bülteni Kayak Sezonu Açılıyor - 2 Günübirlik Gezi Emin ÖZTÜRK BiliĢim Uzmanı PGM, BTK Orman içindeki yolda ilerlerken kar ve çam ağaçlarının oluşturduğu muhteşem manzarayı izleyebilirsiniz. Önceki yazımızda kayak sporunun ruhumuzda estirdiği fırtınaya değinerek ailece yapılabilecek ender aktivitelerden biri olduğunu belirtmiĢtik. ġimdi kayak ile tanıĢmanın zamanı. Birçok turizm Ģirketi günübirlik kayak turu düzenlemektedir. Ancak, kendi aracınızla ailece ya da arkadaĢ grubunuzla günübirlik gezi yapmanız mümkündür. Bu amaçla sabah erkenden saat 5:00- 6:00 gibi yola çıkılır. Aracınızda kar lastikleri ve zincir olması gerekir. Otobandan Bolu‟ya doğru yapılacak 1,5-2 saatlik yolculuk sonrası Kartalkaya yol ayrımında otoyoldan çıkılır ve yaklaĢık 28 km‟lik dağ yolculuğu baĢlar. Bir kaç km sonra etraf beyaz örtü ile kaplanmaya, Ġçinizdeki heyecan artmaya baĢlar. Yol kenarında küçük moteller ve kahvaltı salonları bulunmaktadır. Bir tanesinde durup mola verebilirsiniz. Tavsiyem kısa bir mola vermenizdir. Köy ürünlerinden oluĢan mükemmel bir kahvaltı yapabilirsiniz. ġömine baĢında KızarmıĢ ekmek ve sucuklu yumurta da çok güzel bir tercih olabilir. Kahvaltı sonrası kayak malzemelerinizi de kiralayabilirsiniz. Aynı malzemeleri otelden de temin edebilirsiniz. Ancak, kayak malzemelerinin kira bedeli buralarda daha uygun olmaktadır. Tercih size ve cebinize kalmaktadır. Size gerekli olanlar; kayak botları, kayaklar, pantolon, mont, eldiven, bere ve gözlüktür. Unutmayın, zirvede karın tadını çıkarmak için mutlaka kayak için özel olarak üretilmiĢ bu malzemeleri kullanmalısınız. Yola yeniden koyuluyoruz. Orman içindeki yolda ilerlerken kar ve çam ağaçlarının oluĢturduğu muhteĢem manzarayı izleyebilirsiniz. Yol kenarında çok sayıda zincir takan köylü göreceksiniz. Kar lastikleriniz olsa da zincir taktırmanızı tavsiye ederim. Özellikle dönüĢte zincirlere daha çok ihtiyaç duyulmaktadır. Zirveye yaklaĢtıkça birçok motel göreceksiniz. Zirvedeki otellerde yer bulamadığınız zaman ya da daha hesaplı bir tatil istediğinizde buralarda konaklamak mümkündür. Ve zirveye gelip aracınızı park ettiğinizde manzaraya hayran kalacaksınız. Muhtemelen 5-10 dakika etrafı seyredeceksiniz. Kayak pistlerindeki teleferik ve telesiyej‟den faydalanmak için skipass bileti aldıktan sonra kayak ve karla kaplı doğa ile baĢ baĢa kalırsınız. Öğlen olup da acıktığınızda ise karlar üzerinde yanan mangaldan sucuk-ekmeğinizi alıp yiyebilirsiniz. Saat 16:00 dan sonra pistler kapanmaya baĢlar ve otelde kalanlar odalarına, günübirlikçiler ise araçlarına yönelirler. Yorgun ama mutlu bir Ģekilde Ankara‟ya dönüĢ baĢlar. Kayak merkezlerindeki kar kalınlıkları 21.01.2011 tarihi itibarıyla örnek olarak verilmiĢtir. Güncel bilgiler http://www.dmi.gov.tr/sondurum/kar-kalinliklari.aspx adresinden görülebilir. (Not: Ġki güzel Kartalkaya manzarasını “çektiklerimiz” sayfasında görebilirsiniz.) Uludağ 175 cm Kartalkaya 200 cm Saklıkent Ilgaz 150 cm 120 cm Erciyes 73 cm SarıkamıĢ 120 cm Palandöken 60 cm Davraz Kartepe 170 cm 80 cm Ladik 30 cm Bozdağ Elmadağ 120 cm 30 cm Hazarbaba 42 cm Kayak Federasyonu ve kayak ile ilgili bilgilere http://www.kayak.org.tr/ adresinden ulaĢabilirsiniz. Kayak malzemeleri konusunda oldukça dikkatli davranmalıyız. Bu malzemeler özel olarak üretilmiĢ ve pahalı malzemelerdir. Örnek olarak ortalama bir kayak montu 750TL, eldiven ise 75TL civarındadır. Çok özel bir indirimde değil ise düĢük fiyatlı malzemeler genellikle amaca uygun değildir. Renk ve görünüm olarak benzese de kayak için kullanılması uygun değildir. Unutmayalım sağlıklı ve zevkli bir kayak için kaliteli malzeme, uluslar arası standartlarda kayak pisti ve iyi bir kayak hocasından eğitim alınması tavsiye olunur. Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 3 Teknoloji ve Toplum (1/4) Merhabalar, Bir önceki sayıda Ahmet Emin arkadaĢımızın Steve Jobs‟un biyografisini konu eden yazısını okuduktan sonra bu yazıyı sizlerle paylaĢmak istedim. Özellikle de “beĢeri ilimlerle teknolojinin kesiĢtiği yer” ifadesi benim de epey zamandan beri merak edip ilgi duyduğum bir alan olduğundan, yeni iletiĢim teknolojilerinin piyasaya sunulması ve tüketilmesinde hangi faktörlerin önemli olduğu konusunda yaptığım okumaların bir özetini çıkardım aĢağıya. Teknoloji ve toplum arasındaki iliĢkiyi anlamak ve incelemek için kullanılan iki temel ve birbirine zıt yaklaĢım mevcuttur. Bunlar „teknolojik determinizm‟ ve „sosyal biçimleme‟ (veya „ekonomik biçimleme‟) olarak bilinirler. Teknolojik determinizmin en önemli iddiası, yeni teknolojilerin uygulaması olan televizyon, internet gibi sistemlerin teknik çalıĢmalar ve deneylerin sonucunda ortaya çıktığıdır. Bu yaklaĢımda, yeni teknolojilerin, özerk olarak görülen bilimsel çalıĢmaların belirli alanlarına dayalı olduğu ve sosyal ve ekonomik yaklaĢımlardan bağımsız olduğu kabul edilir. Genel bir yaklaĢımla sınıflandırılacak olursa, teknolojik determinizm, teknolojik geliĢmelerin özerk olduğu, toplumsal geliĢim veya tarihin teknoloji tarafından belirlendiği, teknolojik geliĢimlerin, uygulamaların ve kullanımlarının doğrusal veya tahmin edilebilir olduğu Ģeklindeki üç temel fikir üzerine kurulmuĢtur. Sosyal biçimleme yaklaĢımı, teknolojik determinizm tarafından ileri sürülen fikirleri temelden reddeder ve teknolojik geliĢmelerin tüm iĢ ve iĢlemlerinin büyük bir ölçüde sosyal faktörler tarafından belirlendiğini savunur. Bu yaklaĢım, teknolojik değiĢimleri, teknolojinin kendi hangi aĢamada olursa olsun, yeni teknolojilerin ortaya çıkmasını ve kullanılmasını etkileyen faktörlerin sosyo-ekonomik veya kültürel faktörler olduğunu iddia eder. Sosyal biçimleme yaklaĢımı, yeni teknolojilerin haricen ortaya çıkmadığını, bunların belirli sosyoekonomik, kurumsal ve kültürel bağlamda ürünler olarak anlaĢılması gerektiğini vurgular. Ayrıca, yeni teknolojilerin kaynaklarının, tasarımlarının ve kullanılmalarının büyük ölçüde sosyal iliĢkilerle ve iĢlemlerle ilgili olduğunu ve bunların birbirinden ayrılamayacağını ve kendi kendilerine belirli bir etkilerinin olamayacağını ileri sürer. Teknoloji ve toplum arasındaki iliĢkiyi yansıtmak için sosyal yaklaĢımları çerçeve olarak alan ve iletiĢim alanındaki değiĢim iĢlemlerini ve geliĢmeleri teknoloji ve bilimin (sosyal bilimlerin) kesiĢtiği bir alan olarak ifade eden bir model kullanılmaktadır. Bu model temel olarak 6 ana baĢlıktan oluĢmaktadır: Bilimsel araĢtırmalar ve sonuçlar; icat fikirleri (ve yenilikçilik); prototiplerin üretilmesi; patent alınması; sosyal değiĢimler ve yayılım (diffusion); ürünün tüketiciler tarafından kabul edilmesi veya mevcut piyasa oyuncuları tarafından itirazlar. Bu model yeni teknolojilerinin piyasaya sunulması ve tüketilmesinde önemli olan faktörlerin incelenmesindeki temel sorgulamalara taban teĢkil etmektedir. ĠletiĢim alanında yeni teknoloji türlerinin oluĢturulması için yeni fikirler bilimsel araĢtırmalardaki deneylerde test edilmektedir ve bu araĢtırmalar daha sonra nihai ürüne dönüĢecek olan prototiplerin üretilmesi için sonuçlar ortaya koyar. Bu bilimsel araĢtırmalar genellikle Ģirketlerin araĢtırma-geliĢtirme bölümlerinde ve çoğunlukla üniversiteler ve araĢtırma enstitüleri ile iĢbirliği içinde yürütülmektedir. Ġlk iletiĢim teknolojilerinin baĢlangıcından beri, toplumun ihtiyaçlarının daha hızlı, daha verimli ve daha ekonomik yoldan karĢılanabilmesi için bir çok yeni ürün ve yöntem keĢfedilmiĢtir. Yenilikçilik, teknolojik tartıĢmaları, teknolojik kullanım üzerine yapılan araĢtırmaları, sosyal kullanım alanları ile ilgili itilafları ve ürünün pazarlanması ile ilgili hususları içermektedir. Bir kısım akademisyen, yenilikçilik iĢlemlerinin, genel olarak, toplumun ihtiyaçları iĢe ĢekillenmiĢ olan sosyal kuvvetler tarafından belirlendiğini savunmaktadır. Toplumun ihtiyaçları noktasında da herhangi bir sınırlamanın olmadığı, bir anlamda insan ihtiyaçlarının sonsuz olduğu kabul edilmektedir. Bu ihtiyaçlar, bir teknolojinin baĢka bir teknolojinin geliĢmesini tetiklemesi gibi değiĢen sosyal faktörlerin neticesinde ortaya çıkan nesnel ihtiyaçlardan, var olan bir teknolojiye rakip olmaya çalıĢmak gibi öznel amaçları içeren ihtiyaçlara kadar değiĢiklik gösterebilmektedir. Buradan hareketle, iletiĢim teknolojilerindeki icatların ve yenilikçiliğin bu alanda yeni teknolojilerin ortaya çıkmasına öncülük ettiği sonucuna varılabilir. Örneğin, pil alanındaki hızlı geliĢmeler mobil haberleĢme teknolojilerinin yaygınlaĢmasının bir sonucudur. Diğer örnek, gerek radyokomünikasyon alanındaki yenilikçi teknolojiler (biliĢsel radyolar gibi) gerekse giderek artan mobil bilgisayar kullanımı nedeniyle çok amaçlı mikroiĢleyicilerdeki artan ar-ge çalıĢmalarıdır. (...Yazının devamını bültenin diğer sayılarımızda bulabilirsiniz...) Yusuf Korhan SELEK BiliĢim BaĢuzmanı, SYD, BTK Teknoloji ve toplum arasındaki ilişkiyi yansıtmak için sosyal yaklaşımları çerçeve olarak alan ve iletişim alanındaki değişim işlemlerini ve gelişmeleri teknoloji ve bilimin (sosyal bilimlerin) Sayfa 4 BiliĢim Uzmanları Bülteni Steve Jobs (2/3) Alexander Graham Bell telefonu icat etmeden önce pazar araĢtırması mı yapmıĢtı? Ahmet Emin Turgut BiliĢim BaĢuzmanı, ETD, BTK Atari tecrübesi akabinde Hindistan köylerinde geçirilen aylar ve Zen felsefesi ile daha da şekillenen sadelik anlayışının neredeyse tüm Apple ürünlerinin geliştirilmesinde ana fikir olduğunu görebiliyoruz. Efendim Ģimdi kitaba geçebiliriz. W. Isaacson, Jobs‟un doğumu ve akabinde evlatlık verilmesi süreciyle baĢlayan çocukluk dönemini öncelikle gözler önüne seriyor. Evlatlık verilmenin Jobs‟ta yarattığı travma ve evlat edinen Paul ve Clara Jobs‟ın Steve Jobs‟un kiĢiliğinin geliĢimine olan katkıları ile tüm yaĢamını nasıl Ģekillendirdiğine iliĢkin ilk ipuçları baĢlangıçtaki iki bölümde veriliyor. Örneğin bir ürünün gözle görülmeyen iç aksamının bile görünen kısımları kadar mükemmel ve özenle üretilmiĢ olması gerektiğinin bir tekniker ve tamirci olan baba Paul Jobs tarafından Steve‟e daha çocuk yaĢta aĢılandığını görüyoruz ki bu kaygının Jobs‟ın ürün tasarım süreçlerine doğrudan müdahil olması ve tasarımı daima üretimin önünde tutmasıyla çığrından çıktığını ve maliyet odaklı çalıĢan mühendislere saç baĢ yoldurduğunu öğreniyoruz. Öyle ki bilgisayar kabinlerinin sadece teknik servis elemanlarınca görülecek iç kısımlarının bile özel olarak boyanması ve kabin bileĢenlerinin pahalı vidalar ile monte edilmesi Jobs‟ın görünenin ötesindeki detaylara verdiği önemi göstermekte. Çocukluk ve ilk gençlik yılları sonrasında Jobs‟ın üniversite yılları ve okulu terk ediĢi ile kariyerinin ilk dönemi ve Hindistan‟a olan spiritüel yolculuğu ele alınmakta. Reed Üniversitesi‟nden terk sonrası Atari‟de iĢe baĢlayan Jobs‟un meyve ağırlıklı diyetin kötü vücut kokusunu önleyeceği teorisine olan saplantılı bağlılığı nedeniyle yıkanmaması, yalın ayak dolaĢması ve kokması nedeniyle gece vardiyasında çalıĢtırılması; bunun yanında diğer çalıĢanlara küstahça davranması Jobs‟ın gençlik yıllarının ilk dönemine iliĢkin yer yer tebessüm ettiren detaylar. Bunun yanında Atari, Jobs‟ın ilerleyen yıllarda kuracağı Apple‟da tasarlanacak ürünlerde saplantı derecesinde sadeliğe olan düĢkünlüğünün bir anlamda temellerinin atıldığı yer olacaktı. Atari‟nin çıkardığı oyunların kullanım kılavuzları yoktu ve Jobs‟ın kendi ifadesiyle üniversite ilk sınıfta okuyan esrar çekmiĢ bir öğrencinin çözebileceği kadar basit olmaları gerekiyordu. Atari tecrübesi akabinde Hindistan köylerinde geçirilen aylar ve Zen felsefesi ile daha da Ģekillenen sadelik anlayıĢının neredeyse tüm Apple ürünlerinin geliĢtirilmesinde ana fikir olduğunu görebiliyoruz. Jobs‟ın ifadesi ile “sadeliğin karmaĢıklığın zirvesi olduğu” ve Jobs‟ın favori çalıĢanı, Apple baĢ tasarımcısı J. Ive‟nin bu söze dayanarak “sadeliğin, elektronik bir cihazı daha ilk ele alıĢta insanın hükmedebileceği izlenimi yaratmak üzere karmaĢıklığın derinine yapılan meĢakkatli bir yolculuk olduğu” Ģeklinde özetlenebilecek görüĢü, Jobs‟ın tasarımda sadeliğe olan tutkusunu göstermekte. Kitabın ilerleyen bölümlerinde Apple‟ın kuruluĢ öyküsü, ilk kiĢisel bilgisayarlar Apple I, II ve III ile Lisa ve efsane Macintosh‟un doğuĢuna tanıklık ediyoruz. Jobs‟ın huysuzluğu nedeniyle Apple‟dan kovuluĢu akabinde baĢka bir bilgisayar Ģirketini, NeXT‟i, kurması ve animasyon film sektöründe çığır açacak Pixar‟ı kurması ile “Oyuncak Hikayesi (Toy Story)”nin hazırlanıĢı baĢlı baĢına ayrı birer öykü. Kariyerinde Jobs ile sık sık yolları kesiĢen ve kiĢisel bilgisayar denince akla ilk gelen isimlerden Bill Gates de biyografide sıkça zikredilen isimlerden; hatta baĢlı baĢına bir bölüm de Jobs ile Gates arasındaki rekabetçi ve iniĢli-çıkıĢlı iliĢkiye ayrılmıĢ. Jobs ve Gates, astronomideki ikili yıldız sistemlerine benzetilerek, “1955 doğumlu ve üniversiteden terk olan iki enejik adamın 1970‟lerin sonlarında baĢlayan kiĢisel bilgisayar döneminin ilk otuz yılının belirleyici iki ismi olduğu” Ģeklinde taltif edilmekte. Jobs‟ın, ergenlik ve gençlik döneminin baĢında, uzun mesafe telefon görüĢmelerini bedava yapmak ve telefon Ģirketlerini dolandırmak için gerekli teknolojiyi, daha sonra Apple‟ı birlikte kuracağı ortağı ve dostu S. Wozniak ile tasarlayıp satan, LSD kullanmıĢ, asi, hippi ve spiritüel arayıĢçı bir karĢı kültür üyesi olduğu; Gates‟in ise ergenlik döneminde yeteneğini, beğendiği kızlarda aynı derslere girebilmek için öğrencilerin ders saatlerini ayarlayan bir program yazmak veya yerel trafik mühendisleri için araba sayım programı yazmak gibi daha olumlu iĢler için kullandığı belirtilerek karakterlerindeki zıtlıklar ortaya konmakta. Jobs‟ın kiĢiliğine iliĢkin olarak tüm kitaba yayılan ve dikkat çekici olan tespit, onun, insanlara yıkıcı, incitici gözlerle bakabilmesi, gerçekliği ustaca çarpıtabilmesi, düĢüncelerini herhangi bir süzgeçten geçirmeden olduğu gibi yansıtması ve bu nedenle insan iliĢkilerinde baĢının sık sık derde girmesi. Hatta Jobs için insanların sadece iki kategoriye ayrıldığını öğreniyoruz: “.ok kafalılar/dahi olanlar”. Gates ise bazen göz teması kurmakta zorlanan ama temelde insancıl yapıya sahip bir kiĢi olarak tanıtılıyor. (...Yazının devamını bültenin diğer sayılarımızda bulabilirsiniz...) Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 5 Elektromanyetik Girişim (EMG) – (4/4) Ġntermodülasyon Elektromanyetik GiriĢimi (Devam) Güçlü sinyaller alıcıda bazı devreleri aĢırı yükleyerek güçlü harmoniklerin oluĢmasına neden olurlar. Bu harmonikler alıcıda karıĢarak veya birleĢerek yeni bir frekans Ģeklinde ortaya çıkar bu frekans alıcının giriĢinde mevcut değildir. Bu yeni frekans intermodülasyon ürünü olarak isimlendirilir. Ġntermodülasyon ürünleri aĢağıdaki gibi formülize edilebilir. fintermodülasyon = mf1 + nf2 m ve n tam sayıdır ve intermodülasyon ürünlerinin sırasını gösterir. Bahsedilen bu durum aĢağıdaki Ģekilde gösterilmektedir. Enver TEMEL BiliĢim Uzmanı, PGM BTK Ali Rıza ÖZDEMĠR BiliĢim Uzmanı, SĠD BTK Örneğin, 200.050 Mhz ve 210.450 MHz‟ de iki telsiz sinyali olsun. TV 12. kanalı 205.250 MHz‟de yayın yapmakta olsun. TV vericisi güçlü olduğundan, 200.050 deki telsiz 12. kanalın resim taĢıyıcısı tarafından hafifçe yüklenecektir ve alıcının RF yükseltecinde 410.050 MHz de harmonik oluĢturacaktır. Bu harmonik 210.450 MHz deki sinyalle karıĢarak aĢağıdaki durum oluĢacaktır. 410.500 MHz - 210.450 MHz 200.050 MHz Ġkinci harmonik Kanal 12 resim taĢıyıcısı Telsiz vericisi Birinci telsiz vericisinin frekansı Bu durumda, 200.050 MHz‟deki telsiz sistemi etkilenecektir. Tersi durumda söz konusudur. 410.500 - 200.050 = 210.450 MHz. Yukarıdaki örnekte, gerçekte TV taĢıyıcısının 410.500 MHz‟deki harmoniğinin alıcının giriĢinde olmamasına dikkat etmek gerekmektedir. Bunu alıcının kendisi oluĢturmuĢtur. Alıcıdaki RF filtrelemenin kaliteli olması, elektromanyetik giriĢim sinyal seviyesinin azalmasına sebep olacağından ve de intermodülasyon ürününü azaltacağından önemli bir etkidir. Alıcının aĢırı yük kapasitesindeki küçük iyileĢtirmeler ve filtreleme intermodülasyon performansını etkileyecektir. RF ön yükselteçler veya aktif splitterler önemli intermodülasyon kaynaklarıdır. Bu cihazlarda intermodülasyon bir kez oluĢtuğunda zarar oluĢur ve alıcı elektromanyetik giriĢime karĢı koyamaz. Bu nedenle, telsiz vericilerini RF ön yükseltecin aĢırı yüklenmesinden kaçınmak için alıcı antenlerden uzak tutmak gereklidir. DüĢük kayıplı koaksiyel kablo ve yüksek performanslı anten kullanıldığında RF ön yükselteçlerini en iyi Ģekilde korumak mümkündür. (Yazının diğer bölümlerini bültenin önceki sayılarında bulabilirsiz) Alıcının aşırı yük kapasitesindeki küçük iyileştirmeler ve filtreleme intermodülasyo n performansını etkileyecektir. Sayfa 6 BiliĢim Uzmanları Bülteni Ferdalar Mesut TEKKOYUN Bil.Uzm.Yrd., SYD BTK GüneĢin gurûbunda gizlidir ferdalar… Narin bilekleri koparır elvedalar. Gecelere renk verir kördüğüm sevdalar, GözyaĢlarına mendildir Ģeb-i yeldalar. GüneĢin gurûbunda gizlidir ferdalar… Bebek gözlerinde ıĢıldayan ferdalar… Nazlı gülücüklerinde ceylan edalar. Anaların dili berrak ninniler okur, Ve Ģefkat Ģefkat sıcacık kucaklar dokur. Bebek gözlerinde ıĢıldayan ferdalar… Hazan yapraklarını süpüren ferdalar… Duvarlarında yalnızlık tüten odalar, Bahar hülyası, hüzünlü kalbi yaralar. Cemreler perdeyi nisan nisan aralar. Hazan yapraklarını süpüren ferdalar… Çöl gecelerinde dalgalanır ferdalar… GümüĢ kubbelerde yankılanır nidalar, Yanık türküler yakar leyli gözlü kızlar. Issız çölü titretir yaralı avazlar. Çöl gecelerinde dalgalanır ferdalar… Leyla ile kavuĢma ümidi ferdalar… AĢk balına pervane mecnunlar, Ģeydalar, ġirin uğruna dağları deler Ferhatlar. Dört nala sevgiliye koĢar doru atlar. Leyla ile kavuĢma ümidi ferdalar… Firkatten vuslata giden yoldur ferdalar… Dağ gibi adamları, tüy eder cüdalar, Ana sinesini tutamaz Ģuh diyarlar. Vuslat arzusuyla aĢılır dipsiz yarlar. Firkatten vuslata giden yoldur ferdalar… GüneĢin gurûbunda gizlidir ferdalar… Narin bilekleri koparır elvedalar. Gecelere renk verir kördüğüm sevdalar, GözyaĢlarına mendildir Ģeb-i yeldalar. GüneĢin gurûbunda gizlidir ferdalar… Mesut TEKKOYUN Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 7 Geçmişten Geleceğe Hayatımıza yön verirken çoğu kez dönemeçleri almakta ve vereceğimiz kritik kararlarda dayanak noktası bulmakta zorlanırız. Bu zorlukların, uçsuz bucaksız arzularımız, Ģahsî hırs ve ihtiraslarımız ve toplumdaki dağınık ve rotasız heyecanların ağına düĢmemiz yanında; çok gerilerde olan ve dikkat edilmezse ciddi yarıklara sebebiyet verebilecek tarihî fay hatlarımıza ilgisizliğimizden kaynaklandığını da belirtmek gerekir. Gelecek merdivenlerini tırmanırken geçmiĢe uzanan köklerini unutan, kaç kez sarsıntı ve kırılma yaĢamıĢ olsa da madeninde gizli duran hazineleri bilmeyen bir milletiz desek mübalağa olmaz sanırım. Bu milletin fertleri olarak; bilinçli olmasak da içimizdeki “biz”, bize geçmiĢin, tarihî ve eskimiĢ bilgilerden, kimi zaman ulaĢılmaz değer ve figürlerden, bazen de “eski toprak” insanlardan ibaret olduğunu hatırlatır. Gerçekçi bir tahlil yaptığımızda geçmiĢin eriĢilmezliğinin gelecek merdivenlerini çıkarken belleğimizde önemli bir bariyer teĢkil ettiğini daha iyi anlarız. EriĢilmeze eriĢmektense onun büyüsü, efsunu ve bazı ritüellerle kendisini hissettirmesi bize yetmekte ve böylece geçmiĢle bağımız kurulmuĢ olmaktadır. GeçmiĢi “folklorik kültür” diyebileceğimiz geleneklerde yaĢadığımız için geçmiĢin bize vaat ettiklerini, hatırlattıklarını ve bu geniĢ havuzdan alabileceğimiz dersleri, öğütleri çoğu zaman ihmal ederiz. Geriye bizde kalan ise geçmiĢin yemekleri, mekanları, özü unutulmuĢ adetlerinden ibarettir. Diğer taraftan, bir topluma asıl kimliğini veren, onu kökten saran ve yeni filizler vermesine zemin hazırlayan bazı değerler vardır ki bunlar günümüzde bahse konu fay kırıklarından nasibini fazlasıyla almıĢ ve günümüzde, mazide kalmıĢ tarih levhalarını, menkıbeleri ve yaĢanmaz hatıraları süslemektedir. Tarih bizim için Ģanlı olduğu kadar talihsizdir de. Çünkü onu derinlemesine analiz edecek, orijinal ve dinamik yorumlarla mevcut sorunlar için projektöre çevirecek ve çağdaĢ formüller eĢliğinde yeni sentezlere kapı aralayacak arayıĢların mevcut olduğunu söylemek zor. En azından bu yol ve yöntemin esaslı bir toplumsal tercih olduğunu söyleyebilmemiz gerçekten güç. Sadece bir örnek vermek gerekirse; tarihimizde bin yıllık mazisi olan “vakıf” müessesesinin anlamını ve eski Selçuklu-Osmanlı toplumlarındaki canlılığı, kuĢatıcılığı, ilerlemeyi tetikleyen yönünü pek çoğumuz bilmeyiz. Bu durumun özünde, tarihimize ve kültürümüze yabancı kalmak kadar kendi öz değerlerimizden kopma, ilacı-merhemi attar yerine baytarda arama sürecinin de etkili olduğunu söylemek mümkün. Denebilir ki; bin senelik tarihî değerlerimize baĢvurmak yerine devayı dıĢta arayarak, kendinden, birikiminden, potansiyelinden habersiz yolumuza devam ediyoruz. Tarihî tecrübelerimizle yüzleĢmenin daha da önem arz ettiği günümüzde “tersliklere, gayrinizami geliĢmelere, olumsuzluklara alıĢtırılmıĢ” bir toplum edası ve refleksiyle çoğunlukla kendi potansiyelimizi mahvediyoruz. Çoğu kez birbirimizden nefret ediyor, birbirimizin kuyusunu kazıyor ve tarihî müktesebatımızı bir hiç yerine koyuyoruz. Ya Batıdan gelen rüzgarların etkisi ve göz kamaĢtırıcılığıyla “Bizden hayır gelmez” demeyi ya da marjinal bir tutumla “Bize bizden baĢka dost yok” diye söylenmeyi tercih ediyoruz. Tarih köklerimize yönelik giderek artan farkındalıklar bir teselli olsa da ruh ufkumuzu saran puslu havanın dağılması ve kendimize gelmemiz için alınacak mesafenin çok olduğu bir gerçek. Bu gerçeği hatırlatırken Yahya Kemal‟in “Ne harabiyim, ne harabatiyim... Kökü mazide olan atîyim!” beytinin de altını çizmek ve Ģairin haykırıĢını biraz durup düĢünmek lazım. Mevcudiyetimizi devam ettirebilmek için kendi kendine ayakta duramayan ve kendi dıĢında dayanak arayan bir millet olma zavallılığını terk etmek, daha önemlisi de kendi potansiyel gücümüzü tarihî dinamiklere bakan bütün yönleriyle ortaya çıkarmak mecburiyetindeyiz. Gelecek yolundaki sorunlarımızı geçmiĢten gelen engin tecrübe ve perspektifle çözebileceğimize inanmamız, yeni fay kırılmalarına sebebiyet vermeden derinlerdeki köklerimizle barıĢık ve dik durmamız, ancak bu potansiyel gücü ve bu irtibatı yeniden gözden geçirmemize bağlıdır. Bilal ÜNVER Daire BaĢkanı SRD, BTK Gelecek merdivenlerini tırmanırken geçmişe uzanan köklerini unutan, kaç kez sarsıntı ve kırılma yaşamış olsa da madeninde gizli duran hazineleri bilmeyen bir milletiz desek mübalağa olmaz sanırım. Sayfa 8 BiliĢim Uzmanları Bülteni Kahvesi İçilir Olmak… 1543 Yılında Ġstanbul‟a getirilen ve kendimize özgü piĢirme metoduyla o eĢsiz lezzet ve aromasına kavuĢan kahve, 1554 yılından itibaren Tahtakale‟de açılan Kahvehanelerle önce Ġstanbul‟a, sonra Avrupa‟ya Türk kahvesi yayılmıĢtır. Mustafa GÜNEġ Müdür PGM, BTK Kahve, hayatımıza o denli girmiĢtir ki, kültürümüzün bir parçası haline gelmiĢ, “Acı bir kahvenin 40 yıl hatırı” olduğu gibi, “kahvesi içilir olmak” da bir ayrıcalığa dönüĢmüĢ, “bir kahveni içerim” ise dostluk ifadesi olmuĢtur. Ailenin baĢlangıcı kız isteme, kahve ile taçlandırılmıĢ, kahveyi yapmak ve sunmak neredeyse bir seremoniye dönüĢmüĢ, kahve falları muhabbetlerin uzamasına yol açmıĢtır. KiĢiye özel yapılan, telvesi ile sunulan, arkasından yeniden içer misiniz diye sorulmayan, günlük içimi sınırlı olan ve faydaları zamanla ortaya çıkan kahveyi kıvamında ve lezzetinde yapmak ustalık ister. AĢağıda arkadaĢlarımızın talebi üzerine “fincan kahvesi”nin yapımı fotoğraflarla kısaca anlatılacaktır. AlıĢkanlık yaptığı için dikkatle ve özenle uygulamanızı öneririz. Fincan kahvesi; kalın ve koyu köpüğü, cezve kahvesinde yakalanamayan aroma ve kokusu, uzun Sırrı; porselen, taze çekilmiĢ iki çay kaĢığı kahve, el yakmayacak su, kısık ateĢ… süreli sıcak kalabilmesi ile hemen kendini fark ettirmektedir. Önemli; Üç taĢım kaynatılır, az olursa pütürlü ve çiğ, çok olursa kavruk olur… Özenle sunulur. Dikkat, sıcak fincan dudak yakacaktır, uyarmayı unutmayın… Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 9 Kış Son yıllarda kıĢ kıĢlığını yapmak konusunda oldukça nazlıydı ama bu yıl yapacağını yaptı, o eski kıĢları hiç aratmadı. Duvarlara öfkeyle saldıran rüzgârın çıkardığı uğultu ve soğuğun ardından beklenen misafirin nazlı bir gelin edasıyla beyazlara bürünerek gelmesidir kar‟ın teĢrifi. Hele bir de kıĢın lapa lapa yağan kar‟ın evlerin camlarından seyrediliĢi vardır; içeride ateĢini gizleyemeyip dıĢına aksettiren kor gibi soba, dıĢarıda içinizi donduran kar ve bu tezadın ortasında siz. Kar kristalleri salına salına inerken yere değil de sanki ruhunuza, kalbinize üĢüĢür. AkĢamları bir taraftan sokak lambalarının altından süzülerek düĢen kar‟ı izlerken, öte yandan aynı lambaların rehberliği altındaki seyyar satıcıların ekmek kavgasına tanık olduğumuz günleri özledim… Zaman kaydırağında çocukluğumuza gidelim, iĢte manzara: Sobanın devamlı müĢterisi kaynayan güğümler, çaydanlıktaki ıhlamurlar, kestane kokuları, kartopu oynadığımız kardan adam yaptığımız ve üĢüyen ellerimizi sobaya yetiĢtirdiğimiz günler... Elleri ısıttığı gibi kalpleri de ısıtan bir efsunu vardı sobanın. KuĢ avlamak için kurulan tuzaklar ve o tuzaklardan kaçamayan sığırcıklar, buz sarkıtlarının çatıların kenarından tehditkâr bakıĢları, dört gözle beklenen pazar sabahı kovboy filmleri. Bulduğu en küçük tepeciği kayma fırsatına dönüĢtüren, yüzleri soğuktan kızarmıĢ elleri donmuĢ çocuklar. Bazı annelerin; “Hastalanacaksın her tarafın ıslanmıĢ gel artık” sözlerine “Bir kere daha kayayım” diye cevap veren boğuk sesler. Evlerimizin baĢ köĢesinde yılların çizgilerle bezediği yüzleri, ellerinde tespihleri, acı ve umut dolu bakıĢlarıyla ninelerimiz… Karne tatilinde bazen köy‟e amcamlara giderdik. Herkes evinin üzerinde biriken kar‟ları temizledikten sonra köylüler yol açmak için bir araya gelir ve çalıĢırdı. Avcıların saatlerce dolaĢtıktan sonra yorgun argın evlerine dönüĢlerini izlemeyi, akĢama kadar oyun oynamaktan yorulup yemeği yer yemez uykuya dalmayı, soba üzerinde ekmek kızartarak yağ ve peynir sürmeyi, uzun kıĢ gecelerinde komĢuların bir evde toplandığı sohbet gecelerini, gece örtüsünü çekip uykusuna daldığında köyün altından geçen öz‟ün sessizliği delen sesini, evi sallarcasına esen ve karanlığı yırtan fırtınaları özledim… Sokak kedi-köpeklerinin parklarda, çöp konteynırları civarında titrek kalpli, duyarlı birinin getireceği yiyeceği beklemeleri -- Yabani hayvanları bile besleyen bir neslin torunları olarak gerçekten üzülüyor insan, o hayvanların çaresiz bırakılmalarına. Onların çöp konteynırlarındaki poşetleri tırmalayan pençeleri sizin de yüreğinizi tırmalamıyor mu ? -- kabanlarına paltolarına sıkıca sarılan insanlar, yolda kalan araçlar, bacalardan zikzak çizerek yükselen dumanlar, hıĢımla esen rüzgâr, oraya buraya tünemiĢ kuĢlar, ansızın çöküveren akĢamlarda loĢ ıĢıklı tenha sokaklar, kartopu oynayan çocukların kar bayramı, çarĢı pazarda seyyar satıcıların soğuğa rağmen hayat mücadeleleri… iĢte kıĢın değiĢmez manzaraları. Kar, kendisine beyaz kabus diyen televizyoncuları habercileri mahcup etmek ister: Barajlarımızı doldurur, mikropları kırar, susayan tarlaları bahçeleri suya kandırır, hayata hayat olur. Canlara can katar. Kar‟la birlikte zirvelerde soğuğa meydan okuyan kardelen çiçekleri hayata meydan okumayı bir kere daha öğütler bizlere. Kar, ağaçları beyaza bürüdüğünde dalından kopmamak için direnen yapraklara bakar biz de hayata öyle tutunuruz, bir kere daha alırız dersimizi doğadan ve doğallıktan, ilahi muĢtudan. Kar yağdığında içimde derinlerde duran ben‟e verdiğim sözü tutacak, bu sefer o Ģöleni kaçırmayacak ve kendimi sokaklara salıp dolaĢarak keyfini çıkarmaya çalıĢacağım. Tipi gözlerime hücum etse, vakit gece yarısını vurmuĢ bile olsa bir kahvehanede çay içmeden, bir lokantada sıcak çorbayı yudumlamadan, bir dizi fotoğraf çekmeden evin yolunu tutmayacağım. Abdurrahman Er BiliĢim Uzmanı, SDD, BTK Duvarlara öfkeyle saldıran rüzgârın çıkardığı uğultu ve soğuğun ardından beklenen misafirin nazlı bir gelin edasıyla beyazlara bürünerek gelmesidir kar’ın teşrifi. Sayfa 10 BiliĢim Uzmanları Bülteni Dinlenme - İnternet Güvenliği Bağlantısı Yusuf Özcan CANDEMĠR Mühendis, PGM BTK Dinlenmediği ortaya çıkanların oranı %95’ler seviyesindedir. Dinleniyorum paranoyası yüzünden birçok kiĢi, hatta kuruluĢ, jammer (karıĢtırıcı cihazlar) veya baĢka yöntemler kullanarak dinlenmeyi önlemeye çalıĢmakta, bu çabaları ve düĢünceleri sonucunda da huzursuz bir yaĢam sürmektedirler. Hatta bu düĢünceler insanların çeĢitli psikolojik hastalıklara yakalanmalarına bile neden olmaktadır. Ayrıca, yeterli bilgiden yoksun bu çabaların; (varsa) dinlemeyi ne kadar engellediği de tartıĢma konusudur. Halbuki, dinlemenin tam olarak ne boyutta olduğunu kimse bilemediği gibi, bu konuda resmi veya bilimsel veriler bulunmamakta olup, ancak teknik bilgilerimizle çıkarımlar yapabilmekteyiz. Bu tespitlerle, resmi dinlemelerin teknik imkanlar ve sınırlı personel sayısı nedeniyle; herkesin fiilen aynı zamanda dinlenmesini imkansız kılmakta, çok sınırlandırmakta ve bütün halkın dinlendiğine iliĢkin iddiaları da yalanlamakta olduğunu söyleyebiliriz. Güvenlik birimlerinin yasadıĢı dinleme yaptıkları Ģeklindeki söylemlerin, güvenlik birimlerini toplum önünde hedef durumuna getireceği ve suçla mücadelede olumsuz etkileyeceği de bir gerçektir. Dinlendiği yönünde ciddi bulguları ve Ģüpheleri olan, dinlendiği iddiasıyla mahkemelere baĢvuran kiĢilerin, büyük bir çoğunluğunun da resmi olarak dinlenmediği ortaya çıkıyor. Bu tür davalara bakan avukatlar, dinlenmediği ortaya çıkanların oranının %95‟ ler seviyesinde olduğunu ifade etmektedirler. Yetkili resmi makamlarca belirli koĢullarda dinlemelerin yapıldığı gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Basit ama yaygın olarak kullanılan birinci yasa dıĢı dinlemenin nasıl gerçekleĢtiğini kısaca izah edecek olursak; telefon görüĢmelerini dinlemeye olanak sağlayan gizli casus yazılımlar ve donanımlar kullanılıyor ve bunlar birkaç yolla kullanıcılara ulaĢtırılıyor. Tedbir alabileceğimiz en basit ilk yöntem, gizli casus yazılımı veya donanımı içeren geliĢmiĢ bir cep telefonunu veya bir Laptopu, hatta klavyeyi kullanıcıya hediye etmek. Hele bir de size bazı faydalı programları da yüklediğini söylüyorsa ve ambalajı açık bir Ģekilde veriyorsa kullanıcının bu hediyeyi kabul etmesi durumunda büyük risk alacaktır. Bu nedenle hediye de olsa, satın da alıyor olsanız ambalajı açılmıĢ bir ürünü kesinlikle almamanız gerekir. Her ne kadar tedbirler alsak da dinlenmemizi engelleyemeyeceğimiz, uzmanların geliĢmiĢ diğer teknik cihazlar ile yaptıkları dinlemeler bahsimizin dıĢındadır. Ġkincisi, cep telefonuna tamirat sırasında ya da kullanıcının haberi olmadan casus yazılımın yüklenmesi. Üçüncü yöntem ise, kullanıcıya casus yazılım içeren müzik, resim, görüntü, oyun gibi dosyalar gönderilmesi veya program yüklü CD, flash bellek veya diğer belleklerin kullanıcın bilgisayarına takılmasıdır. Ġnsanlara dinlendiği izlenimini veren ve hatta daha ciddi tesirleri olan diğer bir yöntemin de; insanların kiĢisel bilgilerine ulaĢmak amacıyla, kullanıcı adları ile Ģifrelerini ele geçirmek olduğu anlaĢılıyor. Kullanıcı adı ve parolanızın kötü niyetlilerin eline geçtiğinde ise, bu bilgilerin en baĢta banka hesaplarınızın kullanılması ve kiĢisel özel sırlarınızın ifĢa olarak her türlü kötü amaçlar için kullanılabilmesi ihtimaller dahilindedir. Maalesef bilgileri ele geçirilen kiĢiler bunun farkında olamayabiliyorlar ve dinlendiği izlenimini veren bazı geliĢmeler olması sonucunda da, yanlıĢ teĢhis koyarak telefonlarının dinlendiğine inanabilmektedirler. Profesyonel sanal korsanlar kadar, bu konuda belirli bir bilgi seviyesine sahip normal insanlar, hatta çocuklar bile, Ģaka yapma amacından tutun, merak, rekabet, kıskançlık, hırs, kin, aĢk, kendini ispat etme düĢüncesine kadar, çok çeĢitli amaçlarla insanların kiĢisel bilgilerini ele geçirebiliyorlar. Fakat korkmaya gerek yok, basit tedbirlerle olası zararlardan korunmaya çalıĢabiliriz. Normalde insanlar kendilerine yapılabilecek bu tür bir saldırının muhtemelen zararlı bir yazılımdan geleceğini düĢünürler. Ancak istatistiklere göre, basit bir parola saldırısından ziyade kendi tedbirsizliklerimiz ve basit hatalarımız sonucunda bilgilerimiz baĢkalarının eline geçiyor. Kullanıcı adını ve Ģifreyi bir baĢkasına vermek, baĢkalarının ulaĢabileceği bir yere yazmak ve parolayı girerken bir baĢkasının görüp kaydetmesi hataların en sık karĢılaĢılanlarıdır. Bu hatalarımıza ilave olarak dikkat etmemiz gereken ve sıkça kullanılan yöntemlerden bazıları ise aĢağıdaki gibi sıralanabilir: Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 11 Dinlenme - İnternet Güvenliği Bağlantısı 1- Sık kullanılan parolaları deneme: „‟Adınız, Ģifre, 1234‟‟ gibi tahmin edilmesi ve tespit edilmesi çok kolay olan sadece rakam veya anlamlı tek bir kelimeden oluĢan parolalar ile „‟süpermen‟‟, „‟canavar‟‟ gibi çok yaygın olarak kullanılan parolalar hemen çözülüyor. Tavsiyemiz parolanızın sadece bir kelimeden, sıkça kullanılan kelime ve cümlelerden veya basit birleĢimlerden oluĢmamasıdır. Bu tip Ģifrelerin kullanımından kaçınmanızı tavsiye ediyoruz. 2- Sosyal paylaĢım siteleri: Facebook, twitter gibi arkadaĢlık sitelerinden; doğum yeriniz ve tarihiniz, bitirdiğiniz okullar, aile fertleriniz, iĢiniz ve ikametiniz gibi Ģifre olarak kullanılan bir çok bilginin kolayca elde edilebilmesi mümkün olmaktadır. Hatta bazı tedbirsiz kiĢiler dayısıyla çekilmiĢ fotoğrafını internete koymakta ve dahası dayısının soyadını da yazmakta, dolayısıyla da kiĢinin anne kızlık soyadı ortaya saçılmıĢ olmaktadır. Çünkü, Ģifremi unuttum yoluyla Ģifrenin tekrar elde edilmesi iĢleminde en yaygın olarak kullanılan gizli soru „‟annenizin kızlık soyadı‟‟ tercih edildiği bilinmektedir. Bunlara önlem olarak sosyal ağınızı sadece arkadaĢlarınıza açabilirsiniz, bilmediğiniz sitelere üye olmayabilirsiniz. Bunlara ilaveten kiĢisel hayatınızla ilgisi olmayan parolalar da seçebilirsiniz. Yusuf Özcan CANDEMĠR Mühendis, PGM BTK 3- KiĢisel bilgilerinizin bilinmesi: Parolanız; çocuğunuzun veya eĢinizin ismi, doğum tarihiniz, cep-iĢ-ev telefonunuz, memleketiniz, bir hayvanınızın adı, favori Ģarkıcı ve artistiniz veya tuttuğunuz takım adından oluĢuyor olabilir. 4- Mail göndermek: Parolanızı girmeniz veya güncellemeniz gerektiğini söyleyen, gerçek gibi görünen sahte bir e-posta gönderilebilir. 5- En zayıf halka: Birçok kullanıcı, farklı sitelerde aynı parolayı kullanmaktadır. Sanal korsanlar, birçok sitenin zayıf bir güvenliğe sahip olduğunu da bilmektedirler. Her web sitesi için aynı parolayı kullanmamanızı önerebiliriz. En azından e-posta hesabı gibi önemli hesaplarınız için farklı parolalar kullanın veya bir parola yöneticisi yazılımından veya bir uzmandan destek alın. 6- Wi-Fi paketlerini izlemek: ġifresiz Wi-Fi ağları büyük bir güvenlik riski oluĢturabilir. Bu ağlardan gönderilen veriler, ağın sinyalinin alınabildiği her yerden izlenebilir. Buna SSL üzerinden gönderilmeyen parolalar da dahildir. Bu nedenle Ģifresiz Wi-Fi bağlantısının kullanılmaması, özellikle evimizde kullandığımız kablosuz modemlerde mutlaka Ģifre kullanılması, güvenlik derecesi olarak da en üst güvenliğin tercih edilmesi önemlidir. KiĢisel kritik hesaplarınıza internet kafe ve benzeri güvensiz yerlerden giriĢ yapılmaması önemli bir koruma sağlayacaktır. Mümkün olduğunca da https bağlantısını tercih etmeniz önerilir. 7- Keylogging: Sanal korsan, parolanızı elde etmek için size iyi niyetli gibi görünen ancak aslında bir keylogger taĢıyan e-posta gönderebilir. Bu araç yüklendikten sonra parolalarınızı girdiğinizde onları kayıt altına almaktadır. Ücretsiz güvenlik yazılımları bile keylogger' lara karĢı etkili bir güvenlik sunuyor. Bu tür yazılımları kullanmamanız için ise hiç bir neden yok. Teknolojiyi kullanan herkesin; alınan tüm tedbirlere rağmen, hiçbir önlemin sakıncaları engellemede %100 güvenliğimizi sağlayamayacağı, teknolojinin faydalarının yanında insan yaĢamında (özellikle mahremiyetini de içine alan Ģahsi hayatında) sakıncalı durumlara sebep olabileceğini bilmesi, kabullenmesi ve bilinçli olarak davranması gerekmektedir. Gerekli tedbirleri aldınız ve hala endiĢe taĢıyorsanız asla unutmamalısınız ki; yasa dıĢı bir faaliyetiniz yoksa, neden sizi dinlesinler, ayrıca suçlu olduğunu bilmediğiniz bir kiĢi ile bir telefon görüĢmeniz oldu ve diyelim ki dinlemeye de takıldı, suçsuz olduğunuz için sizin dinlenmeniz sonucunda resmi makamların ellerine sizi suçlu duruma düĢürebilecek hiç bir Ģey geçemeyecektir. Dolayısıyla masum vatandaĢların dinleniyorum diye korkuya kapılmasına ailesini ve çevresini olumsuz etkilemesine ve güzel hayatını da zindana çevirmesine hiç gerek yoktur. Paranoya içerisinde gezinmeye gerek yok, sizce de öyle değil mi? Kaynaklar:1-Elektrik Mühendisleri Odası Elektronik Gözaltı 2009 raporu, 2-TBMM Ġnsan Hakları Ġnceleme Komisyonu 2008 Telekulak Raporu Yasa dışı bir faaliyetiniz yoksa, neden sizi dinlesinler? Sayfa 12 BiliĢim Uzmanları Bülteni Emre’nin Rotası: Rio de Janeiro-2(4), Brezilya Geçen sayıda Rio‟daki Sugarloaf tepesini ve diğer bazı ilginç yerlerini anlatmaya çalıĢmıĢtım. Bu sayıda da Rio‟nun diğer güzelliklerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. Yahya Emre GÜLERSOY, BiliĢim Uzmanı, PGM, BTK Öncelikle Rio‟nun Sugarloaf‟tan sonraki diğer olmazsa olmazı olan Ġsa heykeline gidiyoruz. Ġsa heykelinin bulunduğu tepenin ismi Corcovado Tepesi. Bu tepeye çıkmak için buraya özel Tramvay hattını kullanmak ve Tijuca Ulusal Parkı‟nın içinden geçmek gerekiyor. Tramvay hattı yükselerek, muhteĢem bir manzarayla Corcovado tepesinin 700 m‟lik yüksekliğine çıkıyor. Tramvayla yola devam ederken, maymunlar ve farklı hayvanları gözlemlemek için ara ara duruyoruz, fotoğraflar çekip yola devam ediyoruz. Bu tepeye Ġsa heykeli yapılması 1850‟lerden itibaren sürekli gündeme gelmiĢ ve Brezilya Katoliklerince barıĢı sembolize eden kolları açık Ġsa heykelinin yapılması önerilmiĢ ve 9 yıl süren yapım çalıĢmaları sonucunda 1931 yılında heykel tamamlanmıĢtır. Yüksekliği 39.6 metre olan heykel, Ģu anda dünyadaki 5nci büyük Ġsa heykelidir. Heykelin bulunduğu yerden Rio‟nun muhteĢem manzarasını izlemek oldukça keyifli. Rio‟ya gelenler mutlaka buraya çıkmalılar. Tramvay hattı yükselerek, muhteşem bir manzarayla Corcovado tepesinin Corcovado Tepesine tramvayla çıkıĢ Ġsa Heykeli 700 m’lik yüksekliğine çıkıyor. Ġzleme Terasından Ġsa Heykeli Ġzleme Terasından Rio Rio‟dayken eğer Karnaval zamanı gelemediyseniz, yine de benzerini izleme Ģansınız var. “Plataforma show” adında her akĢam karnaval tadında düzenlenen bu Ģov Güney Amerika ve de özellikle Brezilya‟ya ait dans ve gösterileri izlemek isteyenler için mükemmel diyebilirim. ġov, diğer Güney Amerika ülke dansları ile baĢlıyor, daha sonra futbol gösterisi ile devam ediyor, sonrasında Brezilya‟nın geleneksel dövüĢ dansı Capoeira ile devam ederek, Samba gösterisi ve Karnaval geçiĢi ile son buluyor. Karnaval GeçiĢi-Plataforma Show Bahia Dansları-Plataforma Show Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 13 Emre’nin Rotası: Rio de Janeiro-2(4), Brezilya Latin Bando Grubu-Plataforma Show Bayraklı final-Plataforma Show Capoeira ve Samba, Brezilya ile özdeĢleĢmiĢ iki dans. Capoeira‟yı plajlarda yapan insanlara çokça rastladık. Samba ise her müzik tınısının duyulduğu yerde rastlayabileceğiniz bir dans. Karnaval geçiĢinde rengarenk kabarık kıyafetli dansçıların geçiĢleri oldukça görkemli. Karnaval geçiĢi sonunda ise bütün dansçılar sırayla sahneye çıkıyor ve bütün dünya ülke bayraklarını dalgalandırarak Ģovu bitiriyorlar. ġov bittiğinde bir animatör gösteriyi izlemeye gelen turistlerin ülkelerini sayıyor ve her ülkeye ait bir Ģarkı söyleyerek teĢekkür ederek Ģovu kapatıyor. Türkiye‟den katılan sadece biz vardık ve ülkemizden çok uzakta “Üsküdar’a gider iken” parçasını duymak bizi oldukça mutlu etti. Karnaval zamanı Brezilya‟ya gidemediyseniz, mutlaka bu Ģova gidin. Churrascaria Restorantta yemek sunumu Churrascaria Restorantta yemek kartları Brezilya‟lıların özellikle dana, koyun etine düĢkünlüğünü önceki yazılarımda belirtmiĢtim. Brezilya‟ya has sunumla lezzetli etlerinin tadına varmak istiyorsanız mutlaka bir “Churrascaria” restorantına gitmelisiniz. Bu restorantlarda size bir tarafı yeĢil, diğer tarafı kırmızı bir kart veriliyor. Masaya oturduğunuz anda bu kartı kullanmak size kalıyor. Kartın yeĢil kısmı açık ise yemek istiyorum manasına geliyor. Garsonlar size mangalda kızarmıĢ farklı farklı etleri sırayla getiriyorlar. Etlerin çeĢidini saymak oldukça zor, o kadar çok ki. Sadece bir çeĢit domuz eti vardı, sanırım o da Avrupalı turistler içindi, çünkü Brezilyalılar domuz etini sevmiyor. Kartınız yeĢil ise garsonlar sürekli değiĢik etler getiriyor. Artık yeter veya ara vermek istiyorum diyorsanız da kartın kırmızı yönünü çeviriyorsunuz ve garsonlar bu iĢareti görünce size uğramıyor artık. Ama o kadar farklı lezzetteki etleri yemek Rio‟da önemli bir atraksiyon. Mutlaka bir churrascaria restorantını deneyin. Tropik Adalar turundan manzara Tropik Adalar turunda botanik çeĢitlilik Rio‟da yapılabilecek diğer bir tur da Tropik ortamı yaĢamak istiyorsanız tam günlük “Tropik Adalar Turu”. Bu turda Rio‟nun yaklaĢık 1,5 saat dıĢındaki Itacuruca Kasabasına gidiyorsunuz. Buradan bir tekneye binerek, Sepetiba körfezi bölgesinde palmiyeler ve değiĢik bitkilerle dolu üç adayı ziyaret ediyorsunuz. Bu adalardan birinde açık büfe yemek yiyorsunuz. Denize girme olanağınız oluyor. Bu ortamı keyifle yaĢamak isteyenlere önerebileceğim bir tur. Böylece Rio de Janeiro turumuzu bitirmiĢ oluyoruz, sonraki sayıda Amazon bölgesinde olacağız. Sayfa 14 BiliĢim Uzmanları Bülteni AB Veri Saklama Düzenlemeleri Dr. Nur SAYGI, BiliĢim Uzmanı, SAD BTK Verilerin minimum altı ay ve maksimum iki yıl saklanması gerekmektedir. Avrupa Birliği‟nin, veri saklama yükümlülüğünün etkilerinin değerlendirilmesi ve direktif kapsamının daraltılması yönündeki çalıĢmaları devam etmektedir. 2006/24/ EC nolu Direktif kamu haberleĢme Ģebekeleri veya kamu haberleĢme hizmetleri ile ilgili olarak üretilen ve iĢlenen verilerin saklanmasına iliĢkin hususları düzenlemektedir. Direktif, ciddi suçların soruĢturulması, ortaya çıkarılması veya önlenmesini teminen verilerin (internet, sabit ve mobil verilerin) saklanması hususunda ulusal kuralların uyumlaĢtırılmasını hedeflemektedir. Direktif hükümleri gereğince verilerin minimum altı ay ve maksimum iki yıl saklanması gerekmektedir. Direktifin değerlendirilmesi esnasında ortaya çıkan bir baĢka konu da veri saklama maliyetinin kimin tarafından karĢılanacağı hususudur. Direktifin ulusal mevzuata aktarılması için tanınan süre dolmuĢ olmasına rağmen, Yunanistan, Ġrlanda, Ġsveç ve Avusturya baĢta olmak üzere dokuz üye devlet henüz bunu tam olarak tamamlamamıĢlardır. 2012 ikinci çeyreğinde yapılacak etki değerlendirme çalıĢmalarının ardından 2012 sonuna kadar Direktifin gözden geçirilerek güncellenmesi beklenmektedir. Sabit ve mobil iĢletmeciler yanında uydu ve kablo iĢletmecileri ile internet hizmeti sağlayıcılarına ilave olarak web-posta, ani mesajlaĢma veya IP üzerinden ses hizmetleri gibi elektronik haberleĢme hizmetleri sunan tüm Ģirketler direktif kapsamında bulunmaktadır. Saklanacak veri tipleri arasında, iĢletmecilerin haberleĢme hizmetlerini sunarken ürettikleri veya iĢledikleri trafik, yer ve kiĢilerin kimlik bilgileri bulunmaktadır. Bağlantı kurulmasına rağmen görüĢmenin baĢarısız olduğu çağrılara iliĢkin veriler de saklanmak durumundadır. Bağlantının kurulamadığı çağrılara iliĢkin verilerin saklanmasına gerek bulunmamaktadır. Saklanan verilerin aĢağıdakileri unsurlarım tanımlanması ve izlenmesine olanak tanıması beklenmektedir: HaberleĢmenin baĢlangıç ve bitiĢ noktaları HaberleĢmenin tarihi, zamanı ve süresi HaberleĢmenin türü HaberleĢme için kullanılan teçhizat ve konumu Direktif ayrıca, sabit telefon ve mobil telefon hizmetleri yanında internet eriĢimi, eposta ve internet teflonu için saklanacak verilerin özelliklerini ayrıntılı olarak tanımlamaktadır. ĠĢletmecilerin verilerin saklanmasına iliĢkin yükümlülükleri arasında aĢağıdaki hususlar da bulunmaktadır: Saklanan veri, Ģebeke üzerindeki veri ile aynı kalitede ve aynı güvenlik Ģartları altında bulunmalıdır. Verilerin bozulması, kaybolması veya değiĢmesi yanında yetkisiz ve düzenlemeye aykırı depolanması, iĢlenmesi, eriĢimi veya açıklanmasına karĢı teknik ve kurumsal önlemler alınmalıdır. EriĢilen ve kullanılan veriler haricinde tüm veriler, saklanma süresinin sonunda yok edilmelidir. 2011 yılında yayımlanan veri saklama direktifine iliĢkin değerlendirilmelerin yer aldığı bir inceleme raporunda aĢağıdaki hususlara dikkat çekilmektedir: Direktifin uygulamasında farklılıklar görülmektedir. Özellikle “ciddi suç” tanımındaki farklılıklar direktif amacını kısıtlamaktadır. Veri saklama önlemleri çok iyi çalıĢmamaktadır. Veriye eriĢim taleplerinin miktarı bakımından üye devletler arasında büyük farklılıklar bulunmaktadır. ĠĢletmecilerin, özellikle de küçük ve orta ölçekli iĢletmecilerin verilerin saklanması ve kullanılması maliyetlerinin karĢılanması gerekmektedir. Raporda ayrıca daha fazla Ģeffaf olunması, verilere eriĢim izni bulunan otorite sayısının azaltılması ve daha az veri grubunun saklanması çağrısı yapılmaktadır. Kaynak: Cullen International, Trackers, January 2012 Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 15 Fütürizm ve Yanımızdaki Fütüristler Fütürizm; Tüm dünya ve ülkemizde daha iyi bir gelecek için birey, kurum ve toplumlara iliĢkin olası, olanaklı ve tercih edilen gelecek senaryolarını gerçekleĢtirmek üzere atılması gereken adımları ilkeli ve bütünsel olarak inceleyen çalıĢmalar zinciridir. 21‟inci yüzyılın fütürizmi, bilgi ve teknolojiyi kullanarak muhtelif gelecekler oluĢturulabileceğini kabul eder ve yaĢamın tüm boyutları için alternatif senaryolar ile olumlu gelecek tasarımı yapılabileceğini benimser. Bu yaklaĢım, multidisipliner, uzgörülü (uzak, uzman, uzlaĢmacı), yenilikçi, stratejik ve sürdürülebilir öneriler geliĢtirmeyi hedefler. Kazım ERBAY Fütüristler Derneği Ankara ġubesi BaĢkanı, Fütürizm, ilk kez 1909‟da, yani tam 100 yıl önce yayımlanan Fütürist Manifesto ile duyulmuĢtur. Fransa‟da Le Figaro‟nun ilk sayfasında yayınlanan, Ġtalyan Ģair Tomasso Marinetti‟nin 1909 Fütürist Manifestosu, teknoloji ve gelecek konularına vurgu yapan modernist bir sanat hareketi olarak ortaya çıkmıĢtır. Ġlk fütüristler, sadece sanat ve edebiyata baĢkaldırmıyor, araba, uçak gibi araçların ve endüstriyel geliĢmelerin insanoğlunun doğaya karĢı zaferi olduğunu belirterek, modern yaĢamın getirilerine dikkat çekiyorlardı. 21’inci yüzyıl fütüristleri; Farklı olma cesaretine sahiplerdir, Kendisi ve tüm insanlık için olumlu, ilerici, yenilikçi vizyon geliĢtirir, Ġnsanlıktan sorumlu olduğunu bilir, Geleceğin seyircisi değil, tasarımcısı olması gerektiğinin farkındadır, ÇağdaĢlık sözcüğünün günü yaĢamakla sınırlı olmadığını bilir ve davranıĢlarıyla bunu yansıtır, Geleceği uzgörür, Dünyayı kendine, kendini dünyaya ait hisseder, Dünyanın örgütlenmesinde yer almak ister, Fütürist yaklaĢımları kullanarak, kitlelerin fütürist bilinç geliĢtirmesine önderlik eder. Türkiye’de Fütüristler Derneği 2005 yılında, sosyal yaĢamın ve iĢ yaĢamının gelecekte nasıl Ģekilleneceğine dair uzgörülerde bulunmak, multidisipliner çalıĢmalar yapmak üzere kurulmuĢtur. Alphan Manas, Faruk EczacıbaĢı, IĢık Biren gibi değerli fütüristlerin kurucu üye olduğu derneğin Mayıs 2010 itibariyle Yönetim Kurulu: Ufuk Tarhan (BaĢkan), Murat ġahin (BaĢkan Yardımcısı), Dr. Mustafa Aykut (Genel Sekreter), Dr. Alper Alsan (Sayman), Betül Onat, Cem Tarık Yüksel, Çiğdem Ertem, Zafer Parlar, Zehra Öney‟den oluĢmaktadır. Fütüristler Derneği Ankara ġubesi‟nin kamuoyuna kuruluĢ tanıtımı 16 Nisan 2011‟de yapıldı. ġubemiz merkezde baĢlatılan faaliyetleri Ankara‟da da gerçekleĢtirecek olup kamu, devlet kurum, kuruluĢ ve projeleri ile iĢ-güç birliği yapacak, derneğin etki alanı ve bilinirliğini artıracak, okul ve Ģirket kulüpleri kuracaktır. Mevcut yönetim Kurulumuz; Kazım Erbay, Cenk Tezcan, Öykü Karabıyık, Ġbrahim Adıgüzel, Tevfik Gözüm, Ercan Çelik, Ali Türker‟den oluĢmaktadır. Bir sayfaya sığdıramadığımız diğer tüm çalıĢma bilgilerini www.futurizm.org sitemizde bulabilirsiniz. 21. Yüzyıl fütüristleri; “Kişi, kurum ve toplumların yararlı, etkin yol haritası oluşturmalarına yardımcı olur” Sayfa 16 BiliĢim Uzmanları Bülteni Günaydın ve Şikayetin Şiiri GÜNAYDIN GüneĢ gözlerinde doğar, gece saçlarında, Ümitsiz dertlerin Ģifasıdır ellerin Nar çiçekleri açar parmaklarında. Ali Nazmi UZUN Ankara Bölge Müdür Yardımcısı BTK Allı turnaların kanatlarından alırım selamını, Yanık uçlu mektuplar düĢer gönül postama Dudaklarımda bir hasret türküsüyle damıtırım sevdamı Issız kıyılarına bırakırım uzak okyanusların. Neyleyim, unutmayı yakıĢtıramam ne kendime ne sana ġikayetin ġiiri “Kediseven”de kedisevenler oturmuyor artık. “Karanfil”de karanfilden eser yok. Ne de “Selanik” o eski “Selanik”. “Kuğulu”da üç beĢ kuğu, Göstermelik. KalmamıĢ “Tunalı”da gençliğimin ayak izleri. ġaĢırdım günleri, Ayın kaçı bilmem ki Soğuk, ġubat kadar soğuk, Havada yağmur deli, Duru, berrak içime akar. Sana Ģikayetim var ey Ankara Ģehri, Bu kadar ruhsuzmuydu sokaklar, Caddeler dar, KeĢmekeĢ bulvar, “Panora”da incik, boncuk, Yüreğimde yangın var. Ali Nazmi Uzun Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 17 Vizyondaki Filmlerden: Çizmeli Kedi Sömestr tatiliyle birlikte, biz de her aile gibi çocukları nasıl eğlendiririz telaĢına düĢtük. Kitapçı, oyuncakçı derken, sıra sinemaya gelmiĢti. Vizyonda iki animasyon filmi vardı, Çizmeli Kedi ve NeĢeli Ayaklar 2. Her ikisinin de fragmanlarını izledik. Tercihi oğluma bıraktım. Aksi halde, “sen istediğin için bu filme geldik, hiç de beğenmedim” diyebilirdi. O da Çizmeli Kediyi beğendiğini söyledi. Ben de sevindim, çünkü Çizmeli Kedi 3 boyutlu bir film. Sonrasında seans ve sinema araĢtırmasına baĢladık. Mesaiden sonra gitmeyi planladığımız için en uygun seans Kentparkta, 19.15‟te idi. O gün öğlen bir vesile ile Kentpark‟a gidince, biletlerimizi de önceden almıĢ olduk. Bu arada Kentpark‟ta bir kampanya varmıĢ, karnesini getiren çocuklara ücretsiz sinema filmi veriliyormuĢ. Bunu öğrenince epey hayıflandım tabii, karnemiz yanımızda yok diye. Oğlumsa gayet sakin “anne, kocaman karneyi nasıl yanımda taĢıyım, nüfus cüzdanı mı bu” deyince, kendime geldim, kampanya bitmeden bir kez daha -tabi bu sefer karnemizle birlikte– geliriz diye kendimi avuttum. O gün hava oldukça soğuktu. Arabayla ilerlerken, bundan yıllar önce yine soğuk bir ocak ayında ilk defa sinemaya gittiğimi hatırladım. Ġlkokul 1‟de olmalıyım, yine sömestr tatili, annem 4 çocuğun filmde mısır da yemek isteyeceğinden hareketle, bize para vermek yerine, evde mısır patlatıp, iki büyük kesekağıdına doldurup, elimize tutuĢturmuĢtu. Kuzenimle beraber 4 çocuk yollara düĢtük, o zaman Ankara‟yı AVM‟ler basmamıĢtı. Otobüsle Akün Sinemasına gittik. O tarihlerde animasyon filmleri de yoktu maalesef. Film tercihini dörtlünün en büyüğü olarak tabii ki abim yapmıĢtı: Indiana Jones. Aslında film, 7 yaĢındaki bir kız çocuğu için hiç de doğru bir tercih değildi, tatlı olarak ikram edilen maymun beyinlerini görünce içim dıĢarı çıkmıĢ, heyecanlı sahneler yüzünden filmin büyük bir bölümünde de gözlerimi kapatmak zorunda kalmıĢtım. Bu düĢüncelerle sinemaya ulaĢtık. 3 boyutlu gözlüklerimizi alırken, “bunları her seferinde temizliyorlar mı” sorusu aklıma gelse de, pek üstünde durmadım. Yerimiz çok rahattı. Arada kolçak olmayan ortadaki ikili koltukları vermiĢlerdi. Salon 45 yaĢındaki çocuklar ve anneleriyle doluydu. Oldukça gürültülü bir film olacağını düĢünmeden edemedim. Bu kadar çocuğun, filmin sonuna kadar uslu uslu yerlerinde oturması beklenemezdi. Filme gelince, açıkçası bu filmden klasik çizmeli kedi hikayesini beklemeyin, hani çok uzun yıllar önce bir adam varmıĢ, ölünce mirasını 3 oğluna bırakmıĢ, büyük oğluna evi, ortancaya tarlası, küçüğüne ise kedisi kalmıĢ. En küçük oğlan ben bu kediyle ne yaparım diye düĢünürken, kedi konuĢmaya baĢlamıĢ… Bu filmde de Shrek serisinden tanıdığımız çapkın ve cesur çizmeli kedi baĢrolde, ama rol arkadaĢları farklı. Bu sefer çizmeli kedi baĢrolü bir diĢi kedi ve bir yumurta ile paylaĢıyor. Hikayenin özünde ise, “sihirli fasulyeler” masalı yatıyor. Filmin konusunu kısaca özetlersek; bizim çizmeli kedi ve yetimhaneden en yakın arkadaĢı yumurtanın çocukluk hayallerini süsleyen sihirli fasulyelere ulaĢma macerası diyebiliriz. Film 3 boyutlu olduğu için izlemek çok keyifli, ancak gerek verdiği mesajlar, gerekse sıklıkla baĢvurulan flashbackler, 7 yaĢın altındaki çocuklara pek hitap etmiyor. Filmin temasına gelince, temel olarak dostluk, sadakat, ihanet üçgeninde dönüyor. Filmde bolca kedi, aksiyon ve hatta Ġspanyol dansı bile var. EleĢtirilere baktığınızda da puanlaması oldukça yüksek çıkmıĢ. Açıkçası ben filmden çok zevk aldım. Filmi henüz sömestr tatili bitmeden ve vizyondan kalkmadan izlemenizi tavsiye ederim. Filmi izleyince ebeveynler olarak çocuklarınızdan daha çok zevk alacağınızı da garanti edebilirim. Ġyi seyirler. Elif ÖZDEMĠR BUD BaĢkanı, YED Dai. BĢk.V. BTK Sihirli Fasülyeler masalından esinlenen bir Çizmeli Kedi hikayesi Sayfa 18 BiliĢim Uzmanları Bülteni Ayın Konuğu Lisans derecesi aldığınız okul ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Okulunuz kaçıncı tercihinizdi Birinci tercihimdi ġu anki mesleğinize sahip olmasaydınız tercih edeceğiniz meslek Deniz YANIK Kurum BaĢkan Yardımcısı, BTK Matematik, dil bilimi veya hukuk alanında akademisyen olmak isterdim. Yüksek lisans derecesi aldığınız okul ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Burcunuz Akrep En sevdiğiniz yemek Yemek ayırt etmem ama tatlıyı çok severim. Tuttuğunuz takım Bu sayımızın konuğu olduğu için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Kurum Başkan Yardımcısı Sayın Deniz YANIK’a teşekkür ederiz. Takım tutmuyorum. Televizyondan takip ettiğiniz diziler Komedi dizileri En çok izlediğiniz televizyon kanalları Televizyon çok izlemiyorum ama evde mecburen çocuk kanalları açık oluyor. Yaptığınız spor türleri GeçmiĢte tenis oynadım, bugünlerde fırsat buldukça yürüyüĢ yapıyorum. Hobileriniz Kitap okumayı çok severim. Arabanızın markası Subaru-Legacy Cilt 1, Sayı 9 Sayfa 19 Ayın Konuğu En çok sevdiğiniz tatil yöresi Ġstanbul‟u çok seviyorum. Ayrıca Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu‟yu çok farklı buluyorum. Sizin için Kurum‟un en önemli özelliği Uzmanlığa değer veren bir kurum olması. Adınıza ve adresine düzenlenmiĢ toplam biliĢim aboneliği sayısı (sabit telefon, cep telefonu, internet, televizyon vb) 1 sabit, 1 cep, 1 uydu platform ve 1 internet olmak üzere toplam 4 adet. Elif ÖZDEMĠR BUD BaĢkanı, YED Dai. BĢk.V. BTK Günde ortalama telefonla görüĢme süreniz (dakika) YaklaĢık 15 dakika. Beslediğiniz ev hayvanı Yok. En son okuduğunuz kitap Ġstanbul‟un Fethi ve Fatih En son dinlediğiniz müzik albümü Özel olarak bir albüm dinlemedim. Türk sanat müziği dinlemeyi severim. En son izlediğiniz sinema filmi Gölge Oyunları, bir aksiyon filmiydi. En beğendiğiniz yazar/Ģair Necip Fazıl‟ı severim. En beğendiğiniz komedyen Cem Yılmaz. Sık kullanılanlar listenizden önerebileceğiniz web siteleri www.gazeteoku.com, www.tdk.gov.tr Dr. Nur SAYGI BiliĢim Uzmanı, SAD BTK Sayfa 20 BiliĢim Uzmanları Bülteni ÇEKTİKLERİMİZ Emin ÖZTÜRK BiliĢim Uzmanı PGM, BTK Kartalkaya –1 Kartalkaya –2 Cilt 1, Sayı 9 BAKIP GEÇTİKLERİMİZ Sayfa 21 BİLİŞİM UZMANLARI DERNEĞİ BĠZ KĠMĠZ? Bizler, Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu‟nda çalıĢan biliĢim uzmanlarıyız ve bir araya gelerek Derneğimizi kurduk. YazıĢma Adresi Anadolu Bulvarı Öz Ankara Toptancılar Sitesi 1. Blok No: 41 Yenimahalle Ankara Telefon 0 (312) 294 72 99 0 (312) 294 70 85 Faks 0 (312) 294 71 52 0 (312) 294 71 53 E-posta AMACIMIZ NEDĠR? Amacımız, Derneğimiz üyeleri arasında sosyal, kültürel, ekonomik ve mesleki yardımlaĢmayı sağlamak; üyelerimizin meslekî geliĢmesini teĢvik edecek faaliyetlerde bulunmak ve ülkemizde bilgi teknolojileri ve iletiĢim alanlarında farkındalığın artırılmasını sağlamaktır. KĠMLER NASIL ÜYE OLABĠLĠR? Derneğimize, Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu‟nda biliĢim baĢuzmanı, biliĢim uzmanı ve biliĢim uzman yardımcısı unvanına sahip olan personel üye olabilir. Bu unvana sahip olan ancak çeĢitli sebeplerle Kurum‟dan ayrılan veya emekli olan kiĢiler de Derneğimize üye olabilirler. BĠLĠġĠM UZMANLARI DERNEĞĠ YÖNETĠM KURULU [email protected] bilisimuzmanlari.org Elif Özdemir Salim Ketevanlıoğlu Cengiz Eken Ahmet E. Turgut Beytullah KuĢcu Ramazan Yılmaz Mehmet Özcan Editörün Notu BUD Yayıncılık Grubu Nur SAYGI Birol BAKAY Murat CANDAN Gökhan EVREN Yavuz GÖKTAYLAR AyĢe Gül MĠRZAOĞLU Ali Rıza ÖZDEMĠR Osman ġAHĠN Erdinç TEKBAġ Ayhan TÖZER BİLİŞİM UZMANLARI BÜLTENİ Veda Görev yerimin değiĢmesi nedeniyle almıĢ olduğum yeni sorumluluklar gereği bundan sonra bültenin hazırlanması aĢamasında gerekli zamanı ayıramayacağımı düĢündüğüm için editörlük görevimi bırakıyorum. Geride kalan aylarda, bu sayı ile birlikte BiliĢim Uzmanları Bülteni‟nin dokuzuncu sayısını yayımlamıĢ oluyoruz. Bu dokuz sayıda bir çok yöneticimizden, bir çok arkadaĢımızdan gerek yazı, gerek fotoğraf, gerekse değerleri görüĢleri vasıtasıyla çok önemli katkılar almıĢ bulunuyorum. Hepsine huzurlarınızda teĢekkürü bir borç bilirim. Ayrıca, bültenin yayımlanmasında teknik destek sağlayan GüneĢ Koca ve ekibine Ģükranlarımı sunarım. Elbette her türlü konuda sonsuz desteğini gördüğüm Dernek BaĢkanı Elif Özdemir baĢta Dr. Nur SAYGI BiliĢim Uzmanı, BTK olmak üzere tüm Dernek Yönetim Kurulu üyelerine de çok çok teĢekkür ederim. Geçen yıl yayın grubu olarak yaptığımız çalıĢmalarda bir çok proje arasında ön plana çıkan Bülten fikri bana en kolay uygulanabilir öneri olarak görünmüĢtü. O kadar kolay olmasa da geçen süre içinde bir bülten yayımlama geleneği oluĢturma konusunda önemli aĢamalar kaydettiğimizi düĢünüyorum. Bülten için esnek bir format oluĢturmaya çalıĢtım. Bu süreçte bazı arkadaĢlarımız ile görüĢ ayrılıklarımız oldu ve bazı arkadaĢlarımız yazılarında bir takım değiĢiklikler yapmak zorunda kaldılar, belki de hayallerinden çok farklı bir görüntüde yayımlandı yazıları. Bu veya baĢla biçimde üzdüğüm, kalbini kırdığım arkadaĢlar olduysa onlardan da özür dilerim. BaĢka platformlarda, baĢka görevlerde birlikte olmak dileğiyle tüm okuyucularımıza hürmetler eder, bültene uzun ömürler ve bundan sonra editörlük görevini yürütecek olan değerli arkadaĢımız Yavuz Göktaylar‟a baĢarılar dilerim. Kusurlarımız af ola. [email protected]
Benzer belgeler
Nisan 2012 - Bilişim Uzmanları Derneği
ekmek ve sucuklu yumurta da çok güzel bir tercih olabilir. Kahvaltı sonrası kayak
malzemelerinizi de kiralayabilirsiniz. Aynı malzemeleri otelden de temin edebilirsiniz. Ancak, kayak malzemelerinin...
Temmuz 2011 - Bilişim Uzmanları Derneği
Son olarak sim isim zikredemesem de Bültenimize yazılarıyla katkı sağlayan tüm
arkadaĢlarımıza teĢekkür
etmek istiyorum.
Bir sonraki ay Mart. Baharla
birlikte umutlarımız da yeĢerecek, inanın.