Nisan 2012 - Bilişim Uzmanları Derneği
Transkript
Bilişim Uzmanları Bülteni Cilt 1, Sayı 11 Ġnternetin Sosyal ve Ekonomik Hayata Etkileri Konferansı Sunuş Teknoloji ve Toplum 2012‟nin dördüncü sayısından merhaba, Engelsiz EriĢim Ayın Konuğu: Yasin BAKIRCI Nihayet Nisan ayına kavuĢtuk. Cemreler sırayla düĢtü, havalar giderek ısınıyor. Bu sayıda: 8 Mart Dünya Kadınlar Günü 2 Teknoloji ve Toplum 3 Kurumumuz Yeni Hizmet Binasına KavuĢuyor 4 Engelsiz EriĢim 6 18 Mart ġehitler Günü 8 ġiir: Bahar Beste- 9 si Amerikan Toplumuna Dair 10 Doyuyor (mu) yuz? 12 Trafik Kültürümüz 13 yada Kültürsüzlüğümüz Emre‟nin Rotası 14 Elektronik Haber- 16 leĢme Sektörünün Geleceği Bu Ay Doğan Canlarımız 17 Fotoğraf 18 Ayın Konuğu 19 Çektiklerimiz 22 Durup Baktıklarımız 23 Bu sayıda sizler için yine dopdolu bir içerik hazırlamaya çalıĢtık. Mesut Tekkoyun baharı Ģiiriyle anlatacak. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile 18 Mart Çanakkale Zaferi ve ġehitler Gününe özel yazılarımız var. Ayrıca Bilal Ünver ve Ahmet Darıcı‟nın hayata dair önemli tespitlerini okuyabilirsiniz. Mustafa GüneĢ, uzmanlık alanı olan “ekmek” konusuna giriyor bu ay, iĢtah açıcı görüntüler eĢliğinde. Sevgili Tuncay Sürücü ve Gönül Güler ise, “engelsiz eriĢim”le tanıĢtırıyorlar bizi. Bayram Aslan, Kurumumuzun yeni binasını tanıtıyor. Bu yazıyla merak ettiğiniz pek çok soruya cevap bulabileceğinizi düĢünüyorum. Y. Korhan Selek, teknoloji konusu- 3 Nisan 2012 Elif ÖZDEMĠR, BiliĢim Uzmanları Derneği BaĢkanı na devam ederken, Y. Emre Gülersoy Brezilyanın keĢfedilmemiĢ yerlerine götürüyor bizi. Bu ay doğan sevgili Gökçe‟nin de doğum gününü tebrik ediyorum. KardeĢi Ayça‟ya çok güzel ablalık yaptığı için de kocaman bir “aferin” diyorum. Bu ay doğum günü olan Duygu‟nun da yeni yaĢını tebrik ederim. O doğuĢtan bir prenses, görünce siz de bana hak vereceksiniz. Fotoğraf desteği sağlayan A. Emin Turgut ve Ahmet Darıcı‟ya da bu konudaki tecrübelerini paylaĢtıkları için teĢekkür ediyorum. Bu ayki konuğumuz ise, Derneğimizin kurucu Yönetim Kurulu üyesi, değerli meslektaĢım Yasin Bakırcı. Siirt kültürüne bağlılığını ve kızlarına gösterdiği hassasiyeti bizimle paylaĢtığı için çok teĢekkür ederiz. Röportaj boyunca ben de bir Siirt gelini olarak Kitel konusundaki tecrübelerimi paylaĢtım, tahmin edilebileceği gibi yapım değil ama yeme aĢamasını. Bu arada en büyük teĢekkür yine en büyük emek sahibi olan sevgili editörümüz Yavuz Göktaylar‟a. Bu ay Yasin beyin “en beğendiğiniz araba?” sorusuna verdiği cevapla bitirelim; “benimse, o dünyanın en güzelidir.” Bize ait olan her Ģeyin aslında en iyisi, en güzeli olduğunu unutmamamız dileğiyle. İnternetin Ekonomi ve Sosyal Hayata Etkileri Konferansı Ġnternet Kurulu tarafından 30 Mart 2012 tarihinde Ġstanbul The Ritz Carlton Otel‟de Ġnternetin Ekonomi ve Sosyal Hayata Etkileri adlı konferans düzenlendi. Konferansa UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Binali Yıldırım, Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu (BTK) BaĢkanı Dr. Tayfun Acarer, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) genel sekreteri Dr. Hamadoun Touré, ve Ġnternet Kurulu BaĢkanı Serhat Özeren katıldı. Panelin oturum BaĢkanlığını ise BTK ikinci BaĢkanı Dr. Turgut Ayhan Beydoğan yaptı. UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanı Binali Yıldırım konuĢmasında insanların bilgisayar okur-yazarı haline getirilmesinin önemine dikkati çekerken, bilgiye nasıl ulaĢılacağının, bilginin ekonomik faydaya nasıl dönüĢtürüleceğinin öğretilmesinin taĢıdığı önemi vurguladı. Sayfa 2 BiliĢim Uzmanları Bülteni Dünya Kadınlar Günü Cavidan CAN Çiğdem BAKAR Nadide ERĠġ YED, BTK Dünyada ve ülkemizde 8 Mart olarak kutlanan Dünya Kadınlar Günü‟nün geçmiĢi oldukça eskilere dayanmaktadır. ABD'de sosyalist bir gün olarak ortaya çıkan Kadınlar Günü ilk kez 28 ġubat 1909'da kutlandı. Ġlerleyen yıllarda birçok ülkeye yayılan günün tarihinde zamanla değiĢiklikler oldu. Rusya'da 1917'deki ġubat devriminden sonra, Kadınlar Günü ġubat ayının son pazar gününde kutlandı. Benzer Ģekilde, Avrupa da ġubat ayının son pazar gününü Kadın Günü olarak kutladı. Fakat bu zamanlardaki kutlamalarda örgütleĢme söz konusu olmadığı gibi herhangi bir kimse veya kurum tarafından belirli bir gün Kadınlar Günü olarak kabul edilmiĢ değildi. Kadınlar Günü‟nün tüm dünyada aynı tarihte kutlanması hemen gerçekleĢmedi. Farklı ülkelerde genelde bahar aylarında kutlanan kadınlar günü 1921‟de Moskova‟da gerçekleĢtirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı‟nda 8 Mart „Dünya Emekçi Kadınlar Günü‟ olarak kabul edildi. Birinci ve Ġkinci Dünya SavaĢı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika BirleĢik Devletleri‟nin de kutlamaya baĢlamasıyla daha güçlü bir Ģekilde gündeme geldi. Yangından kaçamayan çoğunluğu kadın 129 işçinin ölümünden bugüne 8 Mart. 1975 yılı Uluslararası Kadınlar Yılı ilan edildi. Bu yıl etkinlikleri içerisinde, BirleĢmiĢ Milletler 8 Mart gününü Dünya Kadın Günü olarak kutlamaya baĢladı. Ġki yıl sonra 1977‟de, BirleĢmiĢ Milletler genel toplantısında 8 Mart „Kadın Hakları Uluslararası BarıĢ Günü‟ olarak kabul edildi. Peki, Neden 8 Mart? 8 Mart‟ın öyküsü trajik bir olaya dayanmaktadır. 8 Mart 1857 yılında New York da kötü çalıĢma koĢulları sebebiyle greve giden tekstil iĢçilerine polis müdahale etmiĢ ardından çıkan yangında fabrikada kilitli kalan çoğunluğu kadın 129 iĢçi hayatını kaybetmiĢtir. Bu olay iĢçilerin hak arama mücadelesinde bir dönüm noktası olmuĢtur. Türkiye’de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Türkiye de ilk kez 1921 yılında gündeme gelen Dünya Kadınlar Günü 1975 yılında yaygın ve toplu olarak kutlanmaya baĢlandı. 1975 yılında sonra kapalı yerlerdeki etkinlikler kitlesel olarak sokaklara taĢındı. Türkiye‟de 1980 askeri darbesinden sonra bir süre kutlanılmayan Dünya Kadınlar Günü 1984 yılından sonra düzenli olarak her yıl kutlanmıĢ ve kutlanmaya devam edilmektedir. BirleĢmiĢ Milletler tarafından yapılan bir araĢtırmaya göre; dünyadaki iĢlerin %66‟sı kadınlar tarafından görülüyor. Buna karĢın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak %10‟una sahipler. Dünya‟daki malvarlığının ise % 1‟ine sahipler. Sonuçta, iĢlerin % 34‟ü erkekler tarafından görülüyor ama erkekler toplam gelirin % 90‟ına ve toplam mal varlığının % 99‟una sahipler. Amerika BirleĢik Devletleri‟nin New York kentinde 8 Mart 1857‟de kadın tekstil iĢçileri çalıĢma Ģartlarının iyileĢtirilmesi, günlük çalıĢma saatlerinin 10 saat ile sınırlanması ve erkeklerle eĢit haklar talebiyle yürüyüĢ yaptılar. Polisin yürüyüĢe müdahale etmesi sonucu çıkan kargaĢada 129 kiĢi fabrika da yanarak hayatını kaybetti. Yandaki fotoğrafta bu tarihten 51 yıl sonra 8 Mart 1908‟de bu günü onurlandırmak, seçimlerde oy hakkı ve çocukların iĢçi olarak çalıĢtırılmalarının engellenmesi talebiyle kadınların New York‟ta yaptıkları yürüyüĢ görülüyor. Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 3 Teknoloji ve Toplum (3/4) (Devam) Buna ilave olarak, aĢağıdaki Ģekil de, bir yeni bir teknolojinin yayılımının zaman üzerinden tüketiciler tarafından kabul edilme durumlarını göstermektedir. Yusuf Korhan SELEK BiliĢim BaĢuzmanı, SYD, BTK … hangi teknolojilerin ġekil - Yeni bir teknolojinin yayılımının zaman üzerinden tüketiciler tarafından kabul edilme durumu kabul edileceği hangi teknolojilerin ise Yukarıda bahsedilen modelden baĢkaca, yeni teknolojileri etkileyen ve Ģekillendiren baĢkaca faktörler de vardır. Örneğin, bazı akademisyenler teknolojinin, sosyal gücün ABCsi olarak tanımlanan sınırlı sayıdaki sosyal elitleri temsil edilen güç simsarları tarafından yapılan belirli seçimler sonucunda geliĢtirildiğini savunmaktadırlar. Bu güç simsarları sırasıyla [A]silahlı kuvvetler, [B]bürokrasi ve [C]Ģirketler olarak ifade edilmektedir. Bu bağlamda, teknolojinin geliĢtikçe, kendisine sponsor olan elitlerin önceliklerini ve ABC‟nin teknolojik ar-ge çalıĢmaları sırasında takip ettikleri çıkarlardan kazandıkları politik ve ekonomik güçle kazandıkları avantajları temsil ettiği kabul edilmektedir. Ekonomik açıdan bakıldığında, çokuluslu Ģirketlerin teknolojik geliĢmelerden en fazla faydayı gören kesim olduğu görülmektedir. Finansal piyasaların, medya Ģirketlerinin ve diğer çokuluslu Ģirketlerin geliĢimi, serbest pazar ekonomisi içindeki büyük oyuncuların tamamının yurtdıĢı bağlantılarının olduğu ve iletiĢim teknolojilerine ihtiyaç duyduğu bilinmektedir. Elektronik iletiĢim küresel çapta vazgeçilmez bir ihtiyaç haline gelmiĢtir ve küresel çaptaki sosyal değiĢimler, iletiĢim bağlamındaki teknolojik değiĢimlerde sebep-sonuç iliĢkisini belirler hale gelmiĢtir. BaĢlangıçta bahsettiğimiz teknoloji ve toplum arasındaki iliĢkiyi anlamak ve incelemek için kullanılan iki temel ve birbirine zıt yaklaĢıma dönecek olursak; bilimsel teknolojik geliĢmelerin sosyal çevreyle ilgili olduğu noktasında yapılan çalıĢmalar (Edison‟un ampulünden, kiĢisel bilgisayarlara kadar) hangi teknolojilerin kabul edileceği hangi teknolojilerin ise baĢarısız olacağı hususunda temel belirleyicinin sosyal koĢullar olduğunu göstermektedir. Buradaki „sosyal koĢullar‟ ifadesi, ekonomiyi, politikayı ve var olan teknolojik altyapıyı içermektedir. Dolayısıyla, bir kısım akademisyen, geliĢen teknolojilerin neden o Ģekilde geliĢtiğini belirleyen nedenlerin teknolojik değil sosyal olduğunu savunmaktadır. Teknolojinin sosyal biçimlenmesi, teknolojilerin tasarımı ve uygulanmasını belirleyen örgütsel, politik, ekonomik ve kültürel faktörleri de içeren çeĢitli faktörler olduğunu göstermiĢtir. Hatta, sosyal değiĢim olmadan teknolojik değiĢimlerin olamayacağını savunan akademisyenler de mevcuttur. (...Yazının devamını bültenin diğer sayılarında bulabilirsiniz...) baĢarısız olacağı hususunda temel belirleyicinin sosyal koĢullar olduğunu göstermektedir. Sayfa 4 BiliĢim Uzmanları Bülteni Kurumumuz Yeni Hizmet Binasına Kavuşuyor - 1 Bayram ASLAN Daire BaĢkanı DHD, BTK Elektronik HaberleĢme sektörünü düzenleme ve denetleme fonksiyonunun bağımsız bir idari otorite tarafından yürütülmesi amacıyla 2813 sayılı Telsiz Kanununda değiĢiklik yapan 27.01.2000 tarihli ve 4502 sayılı Kanunla kurulan Telekomünikasyon Kurumu, 10.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik HaberleĢme Kanunu ile yeni bir düzenlemeye tabi olmuĢ ve adı Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu olarak değiĢtirilmiĢtir. Kurumumuz kurulduğu günden bugüne kadar Çankaya ilçesi sınırları içerisinde Demirtepe semtinde bulunan binada hizmetlerini sürdürmeye devam etmiĢtir. Elektronik HaberleĢme sektörünün geliĢmesine ve büyümesine paralel olarak Kurumumuza da düĢen sorumluklar artmıĢ ve bu artıĢın tabi neticesi olarak da personel sayısı yıllar itibariyle artıĢ göstermiĢtir. Mevcut binamızın personel sayısının artması sonucu ihtiyacı karĢılayamaması, kiralık olması ve sürekli tadilat gerektirmesi gibi nedenlerden dolayı yeni bir hizmet binasına ihtiyaç duyulmuĢtur. Yeni hizmet binası, her ne kadar geleneksel kültürümüzün değerlerini taşımaktaysa da, aynı zamanda esinlendiği Bu bağlamda, Kurumumuz için yeni bir hizmet binasının yapılmasına karar verilmiĢ ve Toplu Konut Ġdaresi (TOKĠ) ile 27.04.2011 tarihinde yapılan protokol çerçevesinde gerekli adımlar atılmıĢtır. Yoğun bir projelendirme, etüt ve değerlendirme çalıĢmalarının sonucunda, pek çok kamu binasının yapılmaya baĢlandığı ve bir cazibe merkezi haline gelen EskiĢehir yolunda yapılması planlanan Yeni Hizmet Binamızın ihalesine TOKĠ tarafından içinde bulunduğumuz günler içerisinde çıkılmak üzeredir. Ġhale sürecinin herhangi bir kesintiye uğramadan tamamlanması halinde, Yeni Hizmet Binamızın 2014 yılı sonlarında kullanıma hazır hale geleceği öngörülmektedir. değerlerden günümüz modern anlayışa doğru beraberinde taşıdığı özgün nitelikleriyle de benzerlerinden oldukça faklı bir noktada bulunacağa benzemektedir . Peki, yeni hizmet binamızda neler olacak ve biz çalıĢanlara hangi imkânları sunacak? Ġsterseniz yeni hizmet binamızda bulunması öngörülen gerek mimari özelliklere gerekse bize sunacağı imkânlara kısaca değinelim: Form OluĢumu Yapının ana kurgusu kültürümüzün önemli öğeleri olan "Taç Kapı" ve "Avlu" dan esinlenerek oluĢturulmuĢtur. "Taç Kapı" yapının ön yüzünde, "Avlu" ise "Taç Kapı"nın arkasında yardımcı konumundaki iĢlevlerin organize edilmesini sağlamaktadır. Avlunun ortasında ise endemik bitki türlerini içeren "Botanik Bahçe" yer almaktadır. Yapının ön yüzünü oluĢturan "Taç Kapı" formu EskiĢehir yoluna dönük olarak konumlandırılmıĢtır. Temellerini kültürel değerlerimizden alan yalın formu ile “Yeni Hizmet Binamız”, Ankara'nın sembol yapılarından biri olacağı konusunda oldukça iddialıdır. Yeni yapı her ne kadar geleneksel kültürümüzün değerlerini taĢımaktaysa da, aynı zamanda esinlendiği değerlerden günümüz modern anlayıĢa doğru beraberinde taĢıdığı özgün nitelikleriyle de benzerlerinden oldukça faklı bir noktada bulunacağa benzemektedir. Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 5 Kurumumuz Yeni Hizmet Binasına Kavuşuyor - 1 Bayram ASLAN Daire BaĢkanı DHD, BTK Akıllı GiriĢ, ÇıkıĢ ve Sirkülasyon Tasarımı Akıllı mekân organizasyonu sayesinde yapıya yaklaĢımlarda ve giriĢlerinde her birim için gerekli olan imkânlar sağlanarak hiyerarĢi kurgulanmıĢtır. Her birimin protokol sırasına göre yapıya yaklaĢma önceliği sağlanmıĢtır. Bu bağlamda üst yöneticiler, personel ve ziyaretçiler için farklı giriĢ alanları ve asansörler oluĢturulmuĢtur. Kongre Kültür Merkezine, Spor Merkezine ve Ġnanç Merkezine gelenler ise bu birimlerin sahip oldukları giriĢlere dıĢarıdan ayrıca ulaĢabilmektedirler. Akıllı asansör ve Ģaft sistemi tasarlanmıĢtır. Bu sistemde VĠP Asansörleri, Personel Asansörleri, Servis Asansörleri ve atık malzemelerin atılmasında kullanılacak Ģaftlar yer almaktadır. Bu tasarım sayesinde Personel asansörlerinden personel ile birlikte eĢya ve diğer ihtiyaçlar taĢınmak zorunda kalınmayacaktır. Yine sadece VĠP kullanımına açık yedekli asansörlerin tasarlanması sayesinde hem VĠP bölümü personel için ayrılmıĢ asansörleri kullanmak zorunda kalmayacaktır, hem de personel böyle bir kullanımın doğurabileceği yavaĢlamadan etkilenmeyecektir. Çift Cephe Sistemi Yapının tamamında çift cephe sistemi tasarlanmıĢtır. Çift cephe sistemi aĢağıdaki avantajları sağlayacaktır: Yapının genel olarak ısı performansı benzerlerinin çok üstünde olacaktır. Soğuk dönemlerde çok düĢük maliyetle ısınacaktır. Sıcak dönemlerde de soğutma giderleri son derece düĢük olacaktır. Yapının akustik performansı benzerlerinin çok üstünde olacaktır. Yapı sahip olacağı çift cephe sistemi sayesinde iç mekânına yine benzerlerinden çok daha az miktarda trafik gürültüsü alacaktır. Son derece sessiz iç mekâna sahip olacaktır. Yapının doğal yollarla taze hava ile beslenebilmesi sağlanmıĢtır. Yapıda benzerlerinde son derece sıkıntılı olan iç mekânın taze hava ile beslenmesi problemi sıfıra indirilmiĢtir. Kulenin son katı dâhil olmak üzere bütün yıl boyunca taze hava iç mekâna konforlu bir biçimde alınacaktır. KıĢ mevsiminde iç mekâna alınan hava doğal yollarla bir miktar ısıtılarak alınacaktır. Yaz aylarında ise tam tersi bir biçimde iç mekâna alınan hava yine doğal yolla bir miktar soğutularak alınacaktır. Modern mimari anlayışı, son teknolojisiyle kurulmuş altyapısı, insan unsurunu öne çıkaran akıllı bina tasarımı, geniş ve ferah çalışma ofisleri, sosyal donatıları, kalite, güvenlik ve konforu ön planda tutan yaklaşımıyla yeni hizmet binamız, çalışma hayatımızda verimliliği önemli ölçüde arttırmasının yanında kurumumuzun dışa dönük imajına da hiç şüphesiz çok büyük katkı sağlayacaktır . Sayfa 6 BiliĢim Uzmanları Bülteni Engelsiz Erişime Doğru Tuncay SÜRÜCÜ BiliĢim Uzmanı THD, BTK Günümüz toplumlarının, bilgi ve iletiĢim teknolojilerindeki geliĢmelerle birlikte dünyayı değiĢtirecek biçimde yeniden Ģekillenmesi sonucunda „bilgi toplumu‟na dönüĢüm sürecine girmesi, doğal olarak bilgi ve eriĢim teknolojilerinin sağladığı olanaklardan toplumun bütün kesimlerince eĢit olarak yararlanılabilmesine yönelik politika, yaklaĢım ve çözümlerin tartıĢılmasına zemin oluĢturmaktadır. Bireyin bir parçası olduğu toplumla tam ve uyumlu bir „kaynaĢma/bütünleĢme‟ içinde olabilmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını talep etmesi ise doğal ve bireysel bir hak olarak kabul görmektedir. „Bilgiye eriĢim‟in temel insani ihtiyaç haline geldiği içinde bulunduğumuz bilgi çağında, internet dahil, teknolojinin sunduğu bilgi ve iletiĢim olanaklarından/ fırsatlarından eĢit koĢullarda yararlanabilme ilkesi „marjinal‟ kabul edilen ve diğer kesimlere göre daha savunmasız/daha desteksiz görülen toplum kesimlerine özel bir önem ve ilgi gösterilmesi ve bu kesimler arasında addedilen engelli ve yaĢlı kesimin özel ihtiyaçlarının dikkate alınması gibi bir yaklaĢımı öne çıkarmaktadır. Gönül GÜLER Ġdari Uzman, THD, BTK „Engelli‟ kategorisinde yer alan kişilerin bilgiye erişiminde engel oluşturan her türden olumsuzluğu ve sınırlamayı ortadan kaldırmaya yönelik yaklaşımlar ... Bilindiği üzere, görme, duyma, konuĢma, fiziksel ve zihinsel aktivitede bulunma gibi baĢlıca yaĢamsal yetileri kısıtlanmıĢ ve özel gereksinimlerini karĢılamada kısmen ya da tümüyle diğer bir kiĢinin yardımına ihtiyaç duyan kiĢiler „engelli‟ olarak tanımlanmaktadır. „Engelli‟ kategorisinde yer alan kiĢilerin bilgiye eriĢiminde engel oluĢturan her türden olumsuzluğu ve sınırlamayı ortadan kaldırmaya yönelik yaklaĢımlar “herkese eriĢim” ve “herkes için tasarım” baĢlıkları altında toplanabilmektedir. BirleĢmiĢ Milletler Engelli Hakları SözleĢmesi metninde “..Taraf Devletler, engellilerin bağımsız yaşamalarının ve toplumun tüm alanlarına tam katılımının sağlanması ve engellilerin diğerleriyle eşit bir şekilde fiziksel çevreye, ulaşıma bilgi ve iletişime, hem kırsal hem de kentsel bölgelerde halka açık olan veya halka sunulan diğer tesislere ve hizmetlere erişiminin sağlanması için uygun tedbirleri almalıdır.” denilmek suretiyle „herkese eriĢim‟in sağlanması ve uygun politik/düzenleyici araçlarla yardım ve destek sunumunun özendirilmesine yönelik geniĢ bir düzenleme alanına vurgu yapıldığı görülmektedir. „Herkes için tasarım‟ kapsamında ise özellikle bilgisayar kullanımına yönelik olarak bilgi ve iletiĢim teknolojilerinin engelli bireylerin kullanımına uyarlanması söz konusudur. Belirtilen bağlamda bilgisayar arabirimleri, ergonomik klavyeler, taĢınabilir donanımlar, ses tanıma sistemleri vb. yer almaktadır. Avrupa Birliği müktesebatı açısından da engellilerin eriĢimine verilen önem dolayısıyla Evrensel Hizmet Direktifi‟nde değiĢiklik yapan ve Aralık 2009‟da yayımlanan 2009/136/EC sayılı Direktif ile, engelli son kullanıcılara eĢit Ģartlarda eriĢim ve seçenek sağlanması ve engellilerin kullanımına yönelik cihazların yaygınlaĢmasının teĢviki bağlamında üye ülkelerin uyum sağlaması gereken hususlar belirlenmiĢtir. Ülkemizde Elektronik HaberleĢme Kanununda yer alan “Teknolojik yeniliklerin kullanılması da dahil olmak üzere özürlü, yaşlı ve sosyal açıdan korunmaya muhtaç diğer kesimlerin özel ihtiyaçlarının dikkate alınması” Ģeklindeki ilkesel hüküm ile engellilerin hem eĢit eriĢim koĢulları açısından hem gerekli cihazların yaygınlaĢtırılması bağlamında desteklenebilmeleri için yasal çatı hazırlanmıĢtır. Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 7 Engelsiz Erişime Doğru 25.05.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiĢ bulunan 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanununun da yer alan; “Düşük gelirliler, özürlüler ve sosyal desteğe ihtiyacı olan grupların da evrensel hizmetten yararlanabilmesi için uygun fiyatlandırma ve teknoloji seçeneklerinin uygulanabilmesine yönelik tedbirler alınır.” ve daha sonra yapılan değiĢiklikle Evrensel Hizmet kapsamına ilave edilen; “Teknolojik gelişmelerden yararlanmak suretiyle özürlü vatandaşların yaşam şartlarının kolaylaştırılması amacıyla haberleşme ihtiyaçlarının karşılanmasını teminen haberleşme ve benzeri cihaz alınması ve ihtiyaç sahibi kullanıcılara dağıtmak üzere ilgili kurum ve kuruluşa bedelsiz olarak belirlenen süre şart aranmadan devredilmesi.” Tuncay SÜRÜCÜ BiliĢim Uzmanı THD, BTK Ģeklindeki hükümler de söz konusu yasal çerçeveyi tamamlayıcı niteliktedir. Yukarıda anılan yasal çerçevenin engelli tüketicilerin hayatına nasıl yansıdığına bakılacak olursa Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu tarafından hazırlanan Elektronik HaberleĢme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliğinde yer alan “Görme engellilerin abonelik sözleşmelerini ve faturalarını kendilerinin faydalanabilecekleri şekilde talep etme hakkı” hükmü uyarınca iĢletmeciler tarafından, görme engelli abonelerin abonelik sözleĢmelerini ve faturalarını braille alfabesi ile düzenlenmiĢ olarak ya da sesli yanıt sistemi (IVR) aracılığıyla bilgilerin kendilerine sesli olarak okunması yoluyla almaları sağlanmaktadır. Diğer yandan UlaĢtırma, Denizcilik ve HaberleĢme Bakanlığı tarafından görme engellilerin kolay ve hızlı bir kullanım ile gitmek istedikleri yerlere sesli komutlar yardımıyla yürüyerek ve/veya otobüs, metro gibi toplu taĢım araçlarını kullanarak ulaĢabilmeleri amacıyla “Gören Göz Projesi” kapsamında dağıtımı öngörülen Gören Göz Cihazlarının; ilk aĢamada pilot uygulama olarak, sonrasında ise ülke genelinde dağıtımının planlandığı bilinmektedir. Engelli kullanıcılar için sağlanan diğer bir olanak da Evrensel Hizmet Yönetmeliğinin “Ankesörlü telefon hizmetini, kamu kullanımına açık yerlerde özürlülerin de kullanımına uygun şekilde tasarlar.” hükmü gereğince yükümlü iĢletmeci Türk Telekom tarafından 37 ilde 210 noktada fiziksel engelliler için tasarlanmıĢ olarak hizmete sunulan ankesörlü telefonlardır. Ġçinde bulunduğumuz süreçte ise toplumumuzun sayısal olarak da önemli bir kesimini oluĢturan engelli tüketicilerin elektronik haberleĢme alanındaki özgün taleplerinin tespit edilebilmesi ve olası düzenlemelerde dikkate alınmasını sağlamak üzere bir çalıĢma baĢlatılmıĢ olup; “Engelsiz EriĢim” baĢlığı altında sürdürülen söz konusu çalıĢma kapsamında konunun tarafları olan ĠĢletmecilerle, daha sonra da bazı akademisyenler ile engellilere yönelik hizmet veren kamu kurumları ve, sivil toplum kuruluĢlarının temsilcileriyle toplantılar yapılmıĢ ve bu toplantılar sonucunda “Engelsiz EriĢim ÇalıĢma Grubu” oluĢturulmuĢtur. Elektronik haberleĢme sektöründen hizmet alma durumundaki engelli kullanıcılar açısından mevcut olanakları -sunulan hizmetler ve yararlanılan teknolojiler bağlamında- daha iyi bir noktaya getirebilmek amacıyla “Engelsiz EriĢim” perspektifiyle yola çıkan ÇalıĢma Grubu oluĢturacağı kapsamlı Raporun hazırlıkları içerisinde faaliyetini sürdürmektedir. Her Ģey “engelsiz eriĢim” için… Engelsiz bir yaĢam dileğiyle… Gönül GÜLER Ġdari Uzman THD, BTK … toplumumuzun sayısal olarak da önemli bir kesimini oluşturan engelli tüketicilerin ... Sayfa 8 BiliĢim Uzmanları Bülteni 18 Mart Şehitler Günü YÜZBAġI MEHMET TEVFĠK’ĠN SON MEKTUBU “Sebebi hayatım, feyz-ü refikim,(EĢim) Arıburnu'nda 19’ncu Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Esat PaĢa ve diğer komutanlar Yapılan fedakarlığı daha iyi anlatan başka ne olabilir ki? Hazırlayan: Editör Sevgili babacığım,valideciğim, Arıburnu'nda ilk girdiğim müthiĢ muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurĢun geçti, hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağımdan ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere Ģu yazılarımı yazıyorum. Hamdü senalar olsun Cenab-ı Hakka beni bu rütbeye kadar isal etti.Yine mukadderatı ilahiye olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiĢtirmek mümkün ise öylece yetiĢtirdiniz. Sebeb-i Feyz-ü refikim ve hayatım oldunuz.Cenab-ı Hakk'a ve sizlere çok teĢekkürler ederim. ġimdiye kadar milletin bana verdiği parayı hak etmek zamanıdır. Vazife-i mukaddese-i vataniyeyi ifaya cehdediyorum. Rütbe-i Ģehadete suudedersem Cenab-ı Hakk'ınen sevimli kulu olduğuma kanaat edeceğim. Asker olduğum için bu her zaman bana pek yakındır, sevgili babacığım ve valideciğim. Göz bebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezih'ciğimi evvele Cenab-ı Hakk'ın saniyen sizin himayenize tevdi ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız. Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen sayediniz. Servetimizin olmadığı malumdur. Mümkün olandan fazla birĢeyi isteyemem, istesem de pek beyhudedir. Refikama hitaben yazdığım matuf mektubu lütfen kendi eline veriniz. Fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü izale edecek vechile veriniz. Ağlayacak üzülecek tabi teselli ediniz. Mukadderat-ı ilahiye böyleymiĢ. Malumat ve düyunatın hakkında refikam mektubunda laf ettiğim deftere ehemmiyet veriniz. Münevver'in hafızasında ve yahut kendi defterinde mukayyet düyunat da doğrudur. Münevver'e yazdığım mektubum daha mufassaldır, kendisinden sorunuz. Sevgili baba ve valideciğim , Belki bilmeyerek size karĢı birçok kusurlarda bulunmuĢumdur. Beni affediniz,hakkınızı helal ediniz,ruhumu Ģadediniz,iĢlerimizi tavsiyesinde refikama muavenet ediniz ve muin olunuz. Sevgili HemĢirem Lütfiye'ciğim, Bilirsiniz ki sizi çok severdim. Sizin için vesayemin yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karĢı da kusur etmiĢimdir,beni affet ,mukadderatı ilahiye böyle imiĢ hakkını helal et ruhumu Ģadet , yengeniz Münevver hanımla oğlum Nezih'e sen de yardım et , sizi de Cenab-ı Hakk'ın lütuf ve himayesine tevdi ediyorum. Ey akraba ve ehibba ve evda , cümlenize elveda , cümleniz hakkınızı helal ediniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun. Elveda , elveda..Cümlenizi Cenab-ı Hakk'a tevdi ve emanet ediyorum.. Ebediyen Allah'a ısmarladım. Sevgili Babacığım ve Valideciğim.... Oğlunuz Mehmet Tevfik” Siperlerde DüĢman Gözetleyen Mehmetçikler Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 9 Bahar Geldi BAHAR BESTESİ Süveyda kuşları göç mevsiminde gelince, Kara-beyza perdeler açılır birer birer. Yağmur süzülür gurbet ufku gibi ipince, Ummanın nefesi tohumun kalbine girer. Gözyaşı ıslatır âb-ı leziz bergüzarı, Güneş sırrını nisan yağmurlarına açar. Güneşin özü katre katre besler gülzarı, Nisan incileri rengarenk çiçekler saçar. Visal deminde toprağın ıtırı duyulur, Serin gülücükleri içer rüveyda rüzgar. Umut rıhtımında tılsımlı ritme doyulur, Yağmurlu ufuklarda bestelenmekte bahar. Mesut TEKKOYUN BiliĢim Uzman Yrd. SYD, BTK Sayfa 10 BiliĢim Uzmanları Bülteni Amerikan Toplumuna Dair: “İki Haberin Çağrıştırdıkları” M. Bilal ÜNVER Daire BaĢkanı SRD, BTK Pek çok zaman okuduğumuz gazeteler veya internet sitelerinde aslında hayatın gidiĢatına yön veren önemli ipuçlarını atlar, pek çok haberi satır baĢlarıyla okumakla yetinir, hatta çoğu zaman es geçeriz. Bu türden okuyup geçtiğimiz haberlerden birine rastladığımda kahvaltı yapıyor ve gözümü gazete sütunlarında dolaĢtırıyordum. Sıradan hale gelen Wall Street eylemleriyle ilgili söz konusu haber, Amerikan BaĢkanı Barack Obama‟nın Bir Amerikan kolej basketbol ligi (NCAA) maçında ABD'yi ziyaret eden Ġngiltere BaĢbakanı David Cameron'a ısmarladığı sosisli sandviç haberiyle yan yana konunca benim için önemli ve can alıcı bir hale geliverdi. Zira, en fazla bir hafta öncesine ait bahsettiğim diğer haberde Obama ve Cameron'ın ülkenin en önemli spor etkinliklerinden biri olan (Ohio eyaletinde Western Kentucky ile Mississippi Valley State arasındaki) turnuva maçı için Dayton'a seyahatinin siyasi anlamından ziyade bu seyahatin önemli (!) bir parçası olan sosisli sandviç ve yanındaki meĢrubatın Obama tarafından ödenmesi söz konusuydu. Evet, yanlıĢ okumadınız; bu ödeme Amerikan halkı tarafından kınama konusu yapılmıĢtı ve böylesi bir ısmarlamanın alın teriyle kazandıklarından verdikleri vergilerle karĢılandığının farkında olan halk bu duruma itiraz etmiĢti. Yani iki dünya devinden birisinin diğerinin liderine yaptığı sosisli sandviç jestinin faturasının ağır olduğu belliydi, en azından Amerikan halkının nezdinde. Bu haberi ilk okuduğumda gülüp geçtiğimi hatırlıyorum. Ancak, bir süre sonra gözüme çarpan “Wall Street eylemcilerine gözaltı” haberinde “Wall Street‟i iĢgal et” hareketlerinin 6. ayını kutlamak için Zucutti Park‟ta bir araya gelen bir topluluğun yaptığı taĢkınlık ve sloganların ağır faturasıyla sosisli sandviç faturası birbirine nispet Amerikan halkını anlatıyordu. Birincisinde BaĢkanına kendi vergilerinden ödeyerek ısmarladığı sosisli sandviçin hesabını soran halk, ikincisinde de gelir dağılımı eĢitsizliği, zengini koruyan fakiri ezen ekonomi politikaları ve iĢsizliği protesto için sokaklara dökülüyordu. Birincisindeki isyan, aslında Amerikan halkının sosisli sandviç üzerinden kendi parasına nasıl sahip çıktığını gösteren ve ilk bakıĢta en ufak bir savurganlığa tahammülsüzlük kokan anlamlı bir tepki iken bu tepki Wall Street olayında toplumdaki genel savurganlığın, sınıflar arasındaki dengesizliğin ve giderek çarpıklaĢan gelir dağılımının faturasını bizzat ödeyen veya ödemek zorunda kalan Amerikan halkının kendine isyanından baĢkası değildi. Yani kendi mevkidaĢı olan David Cameron‟a basketbol maçını izlerken asgari bir nezaket gösterisi olarak sandviç ve meĢrubat ısmarlayan Obama‟ya öfkelenen halk, aslında Wall Street‟te kendi nabzını tutuyor ve yükselen tansiyonuna çare arıyordu. Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 11 Amerikan Toplumuna Dair: “İki Haberin Çağrıştırdıkları” Wall Street‟te nükseden tansiyon hastalığı, bizzat sosisli sandviçe olan tepkide gizliydi, ancak bunu Amerikan halkına ifade etmek nafileydi. Zira, onlara göre herkes sahip olduğunu tasarruf edebilirdi, kazandığını harcayabilirdi ve bu konforunu artırmak için canla baĢla çalıĢmalıydı. Yani devletin herhangi bir sosyal müdahalesine yer ve olanak yoktu ve herkes birey olarak kendinden sorumluydu. Bu anlayıĢın bir tezahürü olan alınan vergilerin bir kuruĢunun dahi halkın onaylamadığı yere gitmemesine kimsenin itirazı olamaz. Ancak, Wall Street‟teki olaylar bahsettiğim „bireysel‟ temalı anlayıĢın bizzat kendisiyle çarpıĢması değil midir? Yani, öyle bir toplum düĢünün ki herkes gelirine göre konuĢuyor, tartılıyor, biçiliyor ve bu durum kredi borçlanmaları ile ayyuka çıkan 2007 yılındaki finansal kriz ve bunu takip eden devlet müdahaleleri, toplumsal travmalar ve gelir-gider dengesizlikleri ile bir noktadan sonra duvara tosluyordu. Duvara toslayan Amerikan halkının soluğu Wall Street‟te alması aslında bugüne kadarki toplumsal reflekslerine yönelik bir özeleĢtiri olarak yorumlanamaz mı? Nitekim bu refleksin Devlet BaĢkanı‟nın ısmarladığı bir sosisli sandviçe yönelen bir savurganlık ithamına dönüĢebilmekte olduğunu görüyoruz. Yani ABD BaĢkanının belki de devlet siyasetinin bir parçası olan (iki liderin bu spor etkinliğinde buluĢmasının iki transatlantik müttefik arasındaki “özel iliĢkinin” altını çizme amacını taĢıdığı, haberlere konu olmuĢtur) bu tutumuna sırf sandviçin parasını kendi yatırdığı vergilerden ödediği gerekçesiyle tahammülsüzlük gösteren bir halkın aslında öncelikle kendisiyle yüzleĢmesi gerekmez mi? Rekabetin dayandığı sınırda namluyu farkına varmadan kendine çeviren böylesine bir canavarı aslında bu toplum kendisi meydana getirmedi mi? Bahsettiğim canavar, havayollarından, parklardan, otobanlara kadar her alanda kapitalin hayata yön verdiği ve değerler üstü bir hal aldığı, sınıflar arası farklılıkları her geçen gün artırdığı bir anlayıĢın sahibi ve pazarlayıcısı değil mi? ġimdi bu toplumun dünyaya getirdiği canavarın kendi sosyal ve insanî taleplerine cevap vermediğinin anlaĢılmasından ibaret değil mi Wall Street‟teki bağırmalar, çağırmalar… Aslında bu toplum isyan etmiyor mu kendi ahlakî ve temel değerlerindeki yozlaĢmanın aslında bireysellik kisvesi altında kendini ezdiğine… Veya bu ayaklanma görünürde ABD Senatosuna veya Temsilciler Meclisi‟ne yönelik olsa da toplumsal reflekslerini sosisli sandviç olayında da dıĢan vuran Amerikan toplumunun bir iç hesaplaĢması değil mi esas itibariyle..? Tabiri diğerle, bu toplumun zamanla baĢkalaĢan genetiğinin, aslında insanın doğal genetiğiyle tam örtüĢmediği, insanın temel ve sosyal iliĢkiler ağında birbiriyle olan münasebetlerini dikkate almadığını göstermiyor mu bu yaĢananlar… Atomlardan meydana gelen moleküller dahi bu durumun eĢyanın tabiatına aykırı olduğunu ortaya koyarken her bireyin toplumun bir parçası ve aslında kendi olmaktan çıkması değil midir, bu sosyal patlamalara sebebiyet veren asıl hadise… Kısaca yukarıda paylaĢmaya çalıĢtığım Amerikan toplumuna dair gözlemlerimi bir sosisli sandviç haberine borçlu olmam kaderin garip bir cilvesi. Ama Ģunu söyleyebilirim ki her sosisli sandviç paylaĢılınca ve paylaĢıldıkça damakta bıraktığı tatta güzeldir. Umarım bizler de hayatın güzelliklerini yeri geldiğinde bir sandviçte bulabilir, paylaĢmayla yaĢananın aslında bir eksilme olmadığını yeniden hatırlarız. M. Bilal ÜNVER Daire BaĢkanı SRD, BTK Sayfa 12 BiliĢim Uzmanları Bülteni Doyuyor (muy) uz (2) ? Peki, temel gıdamız olan ekmek konusunda biz ne yapmalıyız? Yapabileceklerimizi en genel haliyle üç seçenekte toplayabiliriz. 1. İmkânınız varsa kendi buğdayını öğüterek köy fırınında pişiren birilerinden ekmeğinizi temin etmeniz. Ekmeği kurudukça ıslatıp ısıtarak taze gibi tüketmek mümkün olacaktır. Mustafa GÜNEġ Müdür PGM, BTK Solda ekmekler fırında pişerken, ortada (rahmetli) fırıncımız Ayşe ablamız ve sağda tipik ekmek kesiti… Doymak için ekmeğimizi bilinçli 2. İşinizi görebilecek şekilde seçilmiş uygun bir ekmek yapma makinesi (EYM) ile elinizi unahamura bulaştırmadan arzu ettiğiniz zamanda, canınızın çektiği tarifleri uygulayarak ekmeklerinizi yapabilirsiniz. seçmeliyiz. İçeriğini bilmediğimiz, katkılarını tahmin edemediğimiz, elimize ulaşana kadar hangi şartlardan geçtiğini göremediğimiz, yedikçe acıktıran ekmekler yerine her Solda EYM kazanı içinde pişmiş ekmek, ortada kazandan dışarı alınmış ve sağda da kesiti... Tarif; süzme yoğurtlu tam buğday ekmeği uygulamasıdır. 3. Köy ve EYM ekmeği yerine evinizde kullandığınız solo ya da ankastre fırına ilaveten birkaç malzeme temini ve basit bir eğitim ile kendi ekmeğinizi arzu ettiğiniz şekil, içerik ve yöntem ile ihtiyaç duyduğunuz zamanda hazırlayabilirsiniz. Seçimler size kaldığı için ortaya çıkan ürün doğrudan sizin beceri ve isteğinizi yansıtmaktadır. yönüyle izlenebilirliğe sahip ekmekleri tercih etmeliyiz. Muhtelif el emeği ekmek uygulamaları… Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 13 Trafik Kültürümüz ya da Kültürsüzlüğümüz Hafta sonu internette karĢılaĢtığım bir haber Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan ve çoğunluğu üniversite mezunu olanların katıldığı bir çalıĢmanın sonuçlarından bahsediyordu. ÇalıĢmanın sonuç bölümünde ülkemizde trafik kültürünün toplumsal bir yara olduğu, eğitimli kesimin dahi trafikte olumsuz, saldırgan, ihmalkâr, bir davranıĢ sergilediği ve iyi durumda olmadığı, davranıĢ değiĢikliğini sağlamanın ve alıĢkanlıkları değiĢtirmenin zor olduğu, ancak kurumların yeterli denetimi, eğitim, medya kampanyaları ve yeterli altyapı yatırımları ile değiĢtirilmesinin mümkün olduğu ifadelerine yer verilmiĢ. Ahmet DARICI Daire BaĢkanı, ETD, BTK ÇalıĢma kapsamında eğitimli kesimle ilgili sonuca dikkat çekilmesini bir anlamda ilginç buldum. Bu bakıĢın nedeni, eğitimli insanlara bilimsel gerekçesini anlayabildikleri için trafik kurallarına en çok uyması gereken kesim olarak bakılmasından kaynaklanıyor sanırım. Halbuki bizim ve trafikteki diğer insanların hayatı temel alınarak belirlenen kurallara uymak için bilimsel dayanaklarını bilmeye gerek var mı? Veya kurala uymak için kendi akıl ve mantığımızla kuralın gerekli olduğuna ikna olmamıza gerek var mı? Ya da kurala uymamız için gözümüzün içine bakan bir polise gerek var mı? GiriĢte bahsettiğim çalıĢmanın sonucunda uzmanların geliĢtirilmesini önerdiği „trafik kültürüne‟ sahip olan birisi için bunların hiçbirine ihtiyaç olmadığını düĢünüyorum. IĢık ihlali yaptığı için kendisine ceza kesen polisin “IĢığı görmedin mi?” sorusuna “IĢığı gördüm de sizi görmedim.” cevabını veren sürücü, tüm toplumu temsil etmese de, trafik kültürü anlamında durumumuza ıĢık tutuyor. Peki, nasıl yerleĢtireceğiz trafik kültürünü toplumda? Bunun için, sadece trafikte değil hayatımızın tüm alanlarında gerekli olan baĢkalarının hakkına, hukukuna değer verme ve saygı gösterme kültürüne sahip olmak yeterli bence. Bu anlayıĢa sahip olunduğunda trafik kültürü de az bir trafik eğitimiyle kendiliğinden geliĢir. Yoksa trafik kurallarını herkese satır satır ezberletsek de tek baĢına fayda edeceğini sanmıyorum. ġerit değiĢtirmeye baĢladıktan sonra usulen sinyal verenlerin durumu, kurallara iliĢkin Ģöyle ya da böyle bilinç olduğunu ancak trafikteki diğer insanların hakkına saygı gösterme konusunda büyük eksiklik olduğunu gösteriyor bana göre. Ülkemizde ehliyet alabilmek için teorik ve pratik sınavın yanında sürücü kurslarında eğitime katılma Ģartı aranmasına rağmen sürücü kursu Ģartının olmadığı geliĢmiĢ çoğu ülkenin trafik kültürü noktasında bizden daha iyi konumda olmasının da bu fikrimi desteklediğini düĢünüyorum. Bu ülkelerin baĢarısının ardında düzgün denetimle trafik kurallarının ve caydırıcı cezaların çok iyi uygulanmasının da önemli bir yeri var tabi ki. Sorunun çözümünde öncelikli olarak, trafikte bizim dıĢımızdakilerin rakibimiz olmadığının ve gözü açıklık olarak gördüğümüz kural tanımaz davranıĢlarımızla aslında diğer insanların hakkını gasp ettiğimizin farkına varmamız gerekiyor. Diğerlerinin hakkını gözetme, gerekli saygıyı gösterme ve müsamahalı davranma kültürünün en baĢta aile ortamında edinilebileceğini ve yetiĢtireceğimiz evlatlarımıza küçükten bu erdemi kazandırarak gelecek nesiller için adım atabileceğimizi düĢünüyorum. Herkes bu konuda adım attığında trafik cezalarına fazla iĢ düĢmeyecektir zaten. Polisin yollara astığı “Trafik kültürü kurallarla değil saygıyla geliĢir.” sloganı ile de kastedilen bu galiba. Geleceği böyle kurtaralım da bizim durumumuz ne olacak? Trafik cezalarını etkin bir denetimle gereği gibi uygulasak acaba kısa vadede çözüm olmaz mı? BaĢka bir deyiĢle trafikteki yanlıĢ alıĢkanlıklarımızı doğrularıyla değiĢtirmek için duygusal faktörleri kullansak biraz. Mal canın yongası oldukça, bu yöntem etkili sonuç verir diye düĢünüyorum. Bu durumda yukarıdaki sloganda “Trafik kültürü kurallarla değil saygıyla ama saygısızlıkta ısrar edenlerin de cezalandırılmasıyla geliĢir.” Ģeklinde ufak bir revize fena olmaz. Bu da olmazsa kurallara uymayanları görüntüleyip televizyon veya internet ortamında yayınlamak gibi ilginç fikirler de var ama onlara hiç girmeden yazıyı burada noktalayıp herkese trafikte kazasız sağlıklı sürüĢler dileyelim. Işık ihlali yaptığı için kendisine ceza kesen polisin “Işığı görmedin mi?” sorusuna “Işığı gördüm de sizi görmedim.” cevabını veren sürücü, tüm toplumu temsil etmese de, trafik kültürü anlamında durumumuza ışık tutuyor. Sayfa 14 BiliĢim Uzmanları Bülteni Emre’nin Rotası: Marajo Adası (6), Brezilya Yahya Emre GÜLERSOY, BiliĢim Uzmanı, PGM, BTK Marajo adasına ulaşmanın tek yolu teknelerle Belem şehri Brezilya‟ya gidecek meraklı gezginler için bir rehber olması amacıyla hazırladığım yazılarımda, elimden geldiğince çok bilgi vermeye çalıĢıyorum. Bu sayıda, Amazon nehrini ve civarını tanımaya kaldığımız yerden devam ediyoruz. Belem‟den sonra Ģimdi de Marajo Adası‟ndayız. Bir tane ada diyerek geçmeyin, bu ada Ġsviçre‟nin yüzölçümünden büyük ve tam Amazon nehrinin Atlas Okyanusu‟na döküldüğü deltada. Marajo adası, sıcak insanları, farklı kültürü, seramik sanatı ve özellikle buffalolarıyla Brezilya ekonomisinde önemli bir yere sahip ve ulaĢım zorluğundan dolayı Brezilya‟nın bakir kalmıĢ güzel bir adası. Bu adaya uçakla ulaĢım ne yazıkki yok ve teknelerle seyahat edilebiliyor. Ekvator kuĢağındaki Ģehirlerde 12 saat gece, 12 saat gündüz durumu olduğundan dolayı, tekneler hep sabahın ilk ıĢıklarıyla yola çıkıyorlar. Marajo adasına ulaĢmanın tek yolu teknelerle Belem Ģehri üzerinden. Bunun için sabah 04:30‟da rıhtıma gittiğimizi belirtmem gerekiyor, sabah 05:30‟da ise hava aydınlanmaya baĢlıyor. Marajo için uzun bir kuyruk bekledikten sonra tekneye biniyoruz. 06:00‟da hareket ile Marajo adasının Salvaterra Ģehrinin Vila de Camara limanına yol alıyoruz. VarıĢımız saat 10:00‟u buluyor. Buradan bizi otelin servisi alıyor ve otelimize yerleĢiyoruz. Marajo adası, eski bölge yerlilerinden Marajoaras‟ların yaĢadığı bir yer. Seramik sanatı, devam eden bu kültürün bir göstergesi. Bu bölge insanı ne zenci, ne Latinler gibi koyu tenli, hafif kızıl renge çalan tenleri dikkatimi çekiyor. Sokaklarda arabadan çok bisiklete rastlıyorsunuz, fazla sayıdaki su bufaloları da hemen göze çarpıyor. Açıkçası burası her yönüyle dünyanın çok farklı bir yeri, iklimi, insanları, yiyecekleri ile Marajo etkileyici bir yer. Adanın iç kesimleri tamamen ormanlarla kaplı ve ulaĢım sürekli sellerden dolayı kapanıyor.Bu arada Belem‟den para çekip gelmek lazım, çünkü burada kredi kartı ve ATM‟ler çalıĢmıyor. Biz de tedbirli davranıp yeterli miktarda Brezilya Reali çekmiĢtik. üzerinden. Mango ve Kaju Meyvesi (Üst sağ: Kajunun fıstık kısmına kastanya deniyor, bizde kaju kullanılıyor). Marajo‟da konaklama imkanları oldukça geniĢ, oteller bungalov tarzı, tek katlı verandalı ve hepsinin verandasında mutlaka bir hamak var. Bölge otellerine “pousada” deniliyor (Üst sağda: pousadamızdaki papağan Ģeklinde telefon kulübesi). Bu arada adanın en önemli özelliklerinden birisi de burada “guaras” adındaki kuĢların yaĢaması (Üst sol). Bu kuĢlar ilk doğduklarında normal renginde iken, sonraları kırmızı yengeç ile beslendiklerinden kırmızı oluyorlar. Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 15 Emre’nin Rotası: Marajo Adası (6), Brezilya Marajo dansları Polis merkezinde bufalo turu Marajo‟da Soure Ģehrini öncelikle geziyoruz. Adada nehirler yolları böldüğünden, Ģehre ulaĢım için ara ara kısa mesafe tekneler kullanıyoruz ve sonra arabayla devam ediyoruz. Soure adanın en büyük yerleĢim yeri. Her yerde olduğu gibi burada da tarihi kilisesini görüyoruz, ardından polis merkezinde buffalolara biniyoruz, polislerin kontrolünde. Marajo‟da bir ilginç özellik de polislerin buffalolara binerek asayiĢi sağlaması. Ardından Ģehir içerisindeki seramik atölyesine geçerek seramik kültürü hakkında bilgi alıyoruz. Soure‟deki diğer ziyaret noktamız ise buffalodan imal edilmiĢ ürünlerin bulunduğu hediyelik eĢya dükkanı. Gezimizin son durağı ise Marajo‟nun önemli bir ekonomik kaynağı olan buffalo yetiĢtirme çiftliği oluyor. Burada buffaloları nasıl yetiĢtirdiklerini ve peynir, krema, süt imalatlarını izliyoruz. Buffalo aslında ülkemizdeki Manda ile aynı. Ancak, burada ciddi bir turizm ve ticaret aracı olmuĢ. Son olarak buranın en güzel plajı Araruna plajına gidiyoruz. Kumluk engin bir plaj. AkĢam programımız gereği Marajolulara ait yerel dans gösterilerini izliyoruz. Denizcilik temalarının yoğun iĢlendiği bu danslar marajo ezgileri eĢliğinde. Hafif esen ılık rüzgarda, Marajo müziklerini dinlemek ve danslarını izlemek ayrı bir keyif veriyor insana. Mangrove ağaçları arasından plaja yürüyüĢ Kumluk plaj Bufalo ürünlerinin satıldığı hediyelik eĢya dükkanı Bölgeye has seramiklerin üretildiği merkez Olağan manzaralardan: iki papağan Plajdan ilginç bir enstantane Marajo‟da bol bol mango, kaju yiyebilir ve hindistan cevizi suyu içebilirsiniz. Marajo ile ilgili anlatacak çok, gösterecek çok Ģey var. Biz bu adayı çok beğendik, insanların samimiyeti ve güler yüzlülüğünden çok etkilendik. Umarım buraya tekrar gelmek kısmet olur. Gelecek sayıda Ekvator çizgisinin üzerindeki Macapa(7) Ģehrinde olacağız (Bkz.Harita, Emre‟nin Rotası, Aralık bülten, 2011). Sayfa 16 BiliĢim Uzmanları Bülteni Elektronik Haberleşme Sektörünün Geleceği Yavuz GÖKTAYLAR, BiliĢim BaĢuzmanı, SAD, BTK Özetle, internet erişim hizmetleri sunmak mobil telefon hizmetlerinden sonra perakende düzeyde elektronik haberleşme sektöründe iki numaralı ana faaliyet alanı haline geliyor. Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu 2011 yılının son çeyreğine iliĢkin 3 Aylık Pazar Verileri Raporu‟nu internet sitesinden yayımladı. Bu raporda yer alan verileri incelediğimde benim dikkatimi çeken üç geliĢme var: Birincisi, sabit telefon hizmetlerine iliĢkin abone sayısındaki azalma eğiliminin 2011 yılında da devam etmesi. Ġkincisi, mobil telefon hizmeti abone sayısındaki artıĢın durağanlaĢma eğiliminin yerini yeniden artıĢa bırakması. Üçüncüsü ve kanımca en önemlisi ise perakende geniĢbant internet eriĢimi hizmetleri pazarında görülen niteliksel dönüĢüm. Perakende sabit geniĢbant internet eriĢimi hizmetleri pazarında 2003 yılından beri hâkim olan teknoloji xDSL. 2011 verileri artık xDSL internet eriĢim hizmetine olan talebin doyum noktasına ulaĢtığını gösteriyor. 2011 yılının son çeyreğinde ilk defa xDSL abone sayısı düĢtü. YaĢanan niteliksek dönüĢümün diğer göstergeleri ise Kablo TV Ģebekesi ve fiber üzerinden sunulan geniĢbant internet eriĢimine olan talebin hızlı bir Ģekilde artması. Bu hizmetlerin abone sayısı yıllık bazda sırasıyla %68,1 ve %73,4 oranında arttı. Genele bakıldığında ise sabit geniĢbant internet eriĢimi hizmetleri abone sayısı 2011 yılında bir önceki yıla göre %6,7 arttı. Diğer bir deyiĢle, sabit geniĢbant internet eriĢimi hizmetlerine yönelik talebin artıĢ hızı bir bütün olarak azalıyor. Piyasa mevcut fiyat ve kiĢi baĢına düĢen gelir düzeyine bağlı olarak hızla olgunlaĢıyor. Teknoloji bazında baktığımızda artık xDSL hizmetlerine yönelik talepte ciddi bir artıĢ olması fiyatlarda önemli bir düĢüĢ olmadan zor. Ayrıca, potansiyel olarak xDSL‟den çok daha fazla indirme/yükleme hızına sahip olan teknolojilerin kullanıldığı eriĢim türlerini yani fiber internete ve Kablo TV altyapısı üzerinden sağlanan internete ilgi gösteren bir tüketici kitlesi var. Türkiye perakende internet eriĢimi hizmetleri piyasasının parasal büyüklüğü 2010 yılında 2,65 milyar TL‟den %24,5 artarak 2011 yılında 3,3 milyar TL olarak gerçekleĢti. Geçtiğimiz on yıl içerisinde abone sayısı ve yaratılan gelir açısından mobil sabiti geçmiĢti. Benzer Ģekilde, önümüzdeki beĢ yılın sonunda perakende internet eriĢim hizmetlerinden elde edilen toplam gelirin sabit telefon hizmetlerinden elde edilen toplam geliri aĢmasını bekliyorum. Özetle, internet eriĢim hizmetleri sunmak mobil telefon hizmetlerinden sonra perakende düzeyde elektronik haberleĢme sektöründe iki numaralı ana faaliyet alanı haline geliyor. Bu durum piyasa aktörlerinin davranıĢlarını nasıl etkileyebilir? Kanımca, bu alandaki rekabetin kızıĢacağı açık denebilir. Çünkü büyük iĢletmeciler, büyüme potansiyeline sahip bu büyüklükte bir pazarın dıĢında kalmamak için çaba göstereceklerdir. Aslında, Turkcell‟in Superonline‟ı satın alması ve bu firmanın eve kadar fiber internet hizmeti sunmak amacıyla son yıllarda yaptığı ciddi altyapı yatırımları ülkemizin haberleĢme sektörünün yarınının nasıl olacağını anlamak açısından önemli bir gösterge olduğunu düĢünüyorum. Sonuç olarak, önümüzdeki iki-üç yıl içinde fiber ve Kablo internet altyapılarında yatırıma yani bu hizmetlerin arzının artmasına bağlı olarak xDSL abonelerinin önemli bir kısmının bu hizmetlere göç etmesine tanıklık etmemiz kuvvetle muhtemel. Aslında bu geliĢme dünyada ki genel eğilimlerle de son derece uyumlu. Yüksek hızlı internet eriĢimi için seçenekler teknik açıdan kısıtlı. Evlere kadar fiber kablo döĢenmesi neredeyse tüm ülkelerin en önemli politika hedefi haline geldi. Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 17 Bu Ay Doğan Canlarımız Ġyi ki doğdun Gökçe! Bu sayfayı bu ay doğan çocuklarımızın “Bir mucize gerçekleşir, hayata yeni bir canlı gelir, yaşadığın gezegen sanki artık dünya değildir, böyle bir aşk nasıl olur, ancak anneler bilir. Ne ara büyüdün kuzucuğum, nice nice yaşlara!” Sezen YeĢil Ġyi ki doğdun Duygu! “Duygucum, doğum günün kutlu olsun.” Aysel Kandemir resimleriyle süslemeyi düşündük. Siz ne dersiniz? Sayfa 18 BiliĢim Uzmanları Bülteni Ünlü Fotoğrafçıların Eserlerinden Seçmeler - 1 Rarindra Prakarsa Endonezya’nın Büyülü Deklanşörü Hazırlayan: Ahmet E. TURGUT Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 19 Ünlü Fotoğrafçıların Eserlerinden Seçmeler - 2 Rarindra Prakarsa Endonezya’nın Büyülü Deklanşörü Hazırlayan: Ahmet E. TURGUT Sayfa 20 BiliĢim Uzmanları Bülteni Ayın Konuğu Doğup büyüdüğünüz yer Fatih/Ġstanbul Lisans derecesi aldığınız okul Ġstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yasin BAKIRCI Daire BaĢkanı SDD, BTK ġu anki mesleğinize sahip olmasaydınız tercih edeceğiniz meslek Yazılımcı Yaptığınız lisansüstü çalıĢma Ġngiltere Essex Üniversitesi Hukuk Fakültesi‟nde yüksek lisans yaptım. Halen Ġstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‟nde Kamu Hukuku alanında Doktora çalıĢmasına devam ediyorum. Burcunuz Terazi En sevdiğiniz üç yemek Bu sayımızın konuğu olduğu için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Sektörel Denetim Dairesi Başkanı Sayın Yasin BAKIRCI‟ya teşekkür ederiz. Kitel (Bir tür Ġçli Köfte) Siirt‟e özel yöresel yemeklerden Kitel (Ġçli Köfte) ve Perde Pilavı ile Ġskender Kebap Sevdiğiniz spor türü ve tuttuğunuz takım Futbol, Masa tenisi ve FENERBAHÇE Televizyondan takip ettiğiniz diziler Leyla ile Mecnun, Seksenler ve Yalan Dünya En çok izlediğiniz televizyon kanalları Haber kanalları Yaptığınız spor türleri Futbol, Masa tenisi Hobileriniz Kızlarımla oyun oynamak En çok sevdiğiniz üç tatil yöresi Abant, Amasra ve eĢimin memleketi olan Erzurum Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 21 Ayın Konuğu Arabanızın markası ve en beğendiğiniz araba Ford Fiesta. Arabam en beğendiğim arabadır. Sizin için Kurum‟un en önemli özelliği Kariyer sistemine önem verilmesi Adınıza ve adresine düzenlenmiĢ toplam biliĢim aboneliği sayısı (sabit telefon, cep telefonu, internet, televizyon vb) Elif ÖZDEMĠR BUD BaĢkanı, YED Dai. BĢk.V. BTK 2 cep telefonu aboneliği Günde telefonla ortalama görüĢme süreniz (dakika) 10 dakika En son okuduğunuz kitap Ernst Hirsch‟in “Anılarım” adlı kitabını okudum. Sevdiğiniz müzik türü (pop, musiki, halk müziği… vb.) HoĢuma giden her türlü müziği dinlerim. Sevdiğiniz film türü ve en son izlediğiniz sinema filmi Yavuz GÖKTAYLAR BiliĢim BaĢuzmanı, SAD, BTK Komedi türü filmleri severim. En son izlediğim film ise “Dost musun DüĢman mı?” Sevdiğiniz edebiyat türü ve en beğendiğiniz yazar/Ģair ġiir, Sezai Karakoç En beğendiğiniz komedyen Ali Atay (Leyla ile Mecnun dizisindeki Mecnun karakteri) Sık kullanılanlar listenizden önerebileceğiniz web siteleri http://corpus.com.tr/, http://www.resmigazete.gov.tr/default.aspx Perde Pilavı Sayfa 22 BiliĢim Uzmanları Bülteni ÇEKTİKLERİMİZ Ahmet DARICI Daire BaĢkanı ETD, BTK Sümela Manastırı Trabzon ġenyuva Köprüsü Rize Cilt 1, Sayı 11 Sayfa 23 DURUP BAKTIKLARIMIZ Zafer Akpınar, Anadolu Ajansı 2011 Yılı Serbest Fotoğrafçılık Dalında Üçüncülük Alan Fotoğraf Hazırlayan: Ahmet E. TURGUT Fırat Yurdakul, Anadolu Ajansı Somali’de Kuraklıkla Mücadele Mustafa Pekcan Özel Ödülünü Alan Fotoğraf BĠLĠġĠM UZMANLARI DERNEĞĠ BĠZ KĠMĠZ? BiliĢim Uzmanları Derneği, Bilgi Teknolojileri ve ĠletiĢim Kurumu‟nda çalıĢan biliĢim uzmanları tarafından 11 Ekim 2010 tarihinde kurulmuĢtur. YazıĢma Adresi Anadolu Bulvarı Öz Ankara Toptancılar Sitesi 1. Blok No: 41 Yenimahalle Ankara AMACIMIZ NEDĠR? Amacımız, Derneğimiz üyeleri arasında sosyal, kültürel, ekonomik ve mesleki yardımlaĢmayı sağlamak; üyelerimizin meslekî geliĢmesini teĢvik edecek faaliyetlerde bulunmak ve ülkemizde bilgi teknolojileri ve iletiĢim alanlarında farkındalığın artırılmasını sağlamaktır. Telefon 0 (312) 294 72 99 0 (312) 294 70 85 Faks 0 (312) 294 71 52 0 (312) 294 71 53 E-posta BĠLĠġĠM UZMANLARI DERNEĞĠ YÖNETĠM KURULU [email protected] Elif Özdemir bilisimuzmanlari.org Salim Ketevanlıoğlu Cengiz Eken Ahmet E. Turgut Beytullah KuĢcu Ramazan Yılmaz Mehmet Özcan Editörün Notu Teşekkürler BUD Yayıncılık Grubu Nur SAYGI Birol BAKAY Murat CANDAN Gökhan EVREN Yavuz GÖKTAYLAR AyĢe Gül MĠRZAOĞLU Ali Rıza ÖZDEMĠR Osman ġAHĠN Erdinç TEKBAġ Ayhan TÖZER BİLİŞİM UZMANLARI BÜLTENİ 2012 yılının Mart ayını geride bırakırken Bilişim Uzmanları Bülteni’nin onbirinci sayısını sizin katkılarınızla yayınlıyoruz. Dile kolay. Bir sonraki sayımızla Bülten ilk yılını doldurmuş olacak. Hepimize şimdiden hayırlı olsun diyorum. Hepinizi bu özel sayıya yazılarınızla, şiirlerinizle ve fotoğraflarınızla katkıda bulunmaya çağırıyorum. Tekrarlamakta fayda gördüğüm diğer bir konu da Bülten’in açık kapı politikası. Derneğimiz üyesi olun veya olmayın, Kurum çalışanı olun veya olmayın paylaşacak bir şeyi olan, katkıda bulunmak isteyen herkese ama herkese kapımız açık. Bugüne kadar katkı sağlayan tüm arkadaşlarımıza da buradan ayrıca teşekkür ediyorum. Yazılarınızla, şiirleriniz- le, fotoğraflarınızla ve diğer katkılarınızla Bülten’in daha da iyi bir noktaya geleceğine inanıyorum. Hedefimiz şimdiye kadar olduğu gibi ayın ilk haftası Bülten’i yayımlamak. Bunun için katkılarınızı ayın üçüncü haftası sonuna kadar bana iletmenizi istiyorum. Tabi daha önceden yazı yazma niyetinizi bana bildirmeniz Bülten’in o aya ait sayısını planlamakta çok işimize yarar. Ayrıca yazılarınızı boş bülten formatında hazırlayıp göndermeniz ciddi bir emek tasarrufu sağlar. Boş formatı e-posta ile benden talep edebilirsiniz. Son olarak özellikle Kurumun Bölge Müdürlüklerinde çalışanlara sesleniyorum. Bülten’in sayfalarında sizlere Yavuz GÖKTAYLAR BiliĢim BaĢuzmanı SAD, BTK daha fazla yer ayırmak istiyoruz. Hem kişisel hem de Bölge Müdürlüğünüzü tanıtan yazılarınızı bekliyoruz. Saygılarımla; Yavuz Göktaylar [email protected]
Benzer belgeler
Eylül 2011 - Bilişim Uzmanları Derneği
(...Yazının devamını bültenin diğer sayılarında bulabilirsiniz...)
Mayıs 2012 - Bilişim Uzmanları Derneği
Günümüz toplumlarının, bilgi ve iletiĢim teknolojilerindeki geliĢmelerle birlikte dünyayı değiĢtirecek biçimde yeniden Ģekillenmesi sonucunda „bilgi toplumu‟na dönüĢüm sürecine girmesi, doğal olara...
Şubat 2012 - Bilişim Uzmanları Derneği
Yukarıda bahsedilen modelden baĢkaca, yeni teknolojileri etkileyen ve Ģekillendiren baĢkaca faktörler
de vardır. Örneğin, bazı akademisyenler teknolojinin, sosyal gücün ABCsi olarak tanımlanan sını...
Mart 2012 - Bilişim Uzmanları Derneği
ekonomik ve kültürel faktörleri de içeren çeĢitli faktörler olduğunu göstermiĢtir. Hatta, sosyal değiĢim
olmadan teknolojik değiĢimlerin olamayacağını savunan akademisyenler de mevcuttur.
(...Yazın...