17 Mart 2004 - KAHVE MOLASI
Transkript
17 Mart 2004 - KAHVE MOLASI
Yazýlan, Okunan, Kopyalanan, Ýletilen, Saklanýlan, Adrese Teslim Günlük E-Gazete - Yýl: 2 Sayý: 463 17 Mart 2004 - Fincanýn Ýçindekiler ■ ■ ISSN: 1303-8923 ■ Arkadaþlarýnýza önermek ister misiniz? ■ ■ ■ KISAYOLLAR ■ ■ Fala Ýnan, Falsýz Kalma! ... Özlem Özdemir Düþlerimden Çýkýp Sana Sýðýnmak Ýstiyorum ... Deniz Umut Dereli Loþ Bir Odada ... Ahmet Öztürk MERAK ETME ... Ceren Vardar BÝR SEVDA MASALI ... Serkan Demirci Neredesin FÝRUZE ... Hakan Güler GEZÝ ... Lütfiye Öztaþ Sahip olduklarýmýz ve yitirdiklerimiz ... Kemal Türkmen SON BASKI kahvemolasi.com Arþivimiz Yazarlarýmýz Manilerimiz Forum Alaný Ýletiþim Platformu Sohbet Odasý E-Kart Servisi Sizden Yorumlar Kütüphane Kahverengi Sayfalar FÝNCAN/SÝPARÝÞ Medya Ýletiþim Reklam Gizlilik Ýlkeleri ■ ■ Milenyumun Mandalý...Sait Haþmetoðlu Dost Meclisi, Tadýmlýk Þiirler, Biraz Gülümseyin, Ýþe Yarar Kýsayollar Editör'den : Beni mazur görün lütfen!.. Merhabalar, Hay Allah!.. Beynim durdu, parmaklarým uyuþtu. Ekrana bakýyorum ama aklým baþka yerlerde. Bugünü de beni mazur gördüðünüz günlere ekleyelim izninizle. Hepinize güzel bir gün diliyorum. Bir sonraki sayýda buluþuncaya kadar bulunduðunuz yerden bir adým öne çýkýn. Sevgiyle... Cem Özbatur Kim Bu Editor? Yukarý KAPI KOMÞULARIMIZ Ucundan Kenarýndan : Özlem Özdemir Fala Ýnan, Falsýz Kalma! Yýllardýr girip çýktýðým þu eve hiç bu denli heyecanlý gelmemiþtim. Eve yaklaþtýkça, sýrasýný beklemeden aklýma girip duran binlerce düþünce de artýyor. Ya duymak istemediðim bir þey söylerse? Ya piþman olursam baktýrdýðýma? Allahým gücüne gitmiyor deðil mi? Bir yandan bu düþüncelerle cebelleþirken, diðer yandan hýzýmý yavaþlattým gidip gitmemek arasýnda bocalýyordum ki, çalan telefonla, gün kaçýnýlmaz sona sürüklendi. Geç kalmýþým!!! Arkadaþýmýn Moda'daki evinden içeri girdiðimde, doktor muayenehanelerinde erken gelip bekleyen hasta maskesini takmýþ 3-5 bayan, dudaklarýnýn kenarýna yerleþtirdiklerini hafif alaycý gülümsemeyle karþýladýlar beni. Sanki kendileri ABD'nin ''Büyük Orta Doðu Projesi''ni tartýþmaya gelen delegeler de bir ben fal baktýrmaya gelen enayi.... Hepimiz ayný amaç için oradayýz. Bütün Ýstanbul'un tanýdýðý, bilmem kimin falcýsý, her dediði çýkan, meþhur, ..... Hn.'dan zor alýnan randevuya dahil edilme þansýna nail olmuþ topu topu beþ kiþiyiz iþte. Malum Ýstanbul trafiði ile muhabbete girip ''Korktum, az kalsýn vazgeçiyordum'' düþüncesini tamamen kafamdan silerek, gelen bol köpüklü kahvemle olaya ben de dahil oldum. Benden önce gelenler kahvelerini bitirmiþ kapatmýþ, beni ve falcý teyzeyi bekliyorlardý. Beni diyorum çünkü gelmeden önce arkadaþýma þartýmý söylemiþtim. Ýlk baktýrýrsam gelirim, aksi takdirde ben dayanamam baktýrýp çýkan kadýnlarý dinlemeye. Kahvemi mümkün olduðu kadar bol telve býrakmaya çalýþarak içtim. Arkasýndan, arkadaþýmýn direktifleri doðrultusunda, sol elimle fincaný, saat yönünde 2-3 tur attýrýp, kalbime doðru kapattým. Allah rast getirsin. Biz meþhur falcý teyzemizi beklerken, daha önce ayný bayana fal baktýranlar ilk kez gelenlere baþladýlar anlatmaya.... Ne dediyse olmuþ! Bundan 2 yýl önce kocanýn iþleri bozulacak ama üzülme sen daha iyi birisini bulup evleneceksin demiþ, Vallaha hepsi çýkmýþ.. Adamýn iþler topu atmýþ, bayan boþanmýþ, altý ay geçmeden þimdiki kocasýný tanýmýþ ve çok mutluymuþ....Peki niye geldin þimdi? Denilmiyor tabi. Diðeri aðzýndan lafý aldý. Buna da geçen sene bakmýþ, ablan yurt dýþýnda bir iþte çalýþacak ve gayrý meþru çocuðu olacak demiþ, þimdi ablasý Kanada'da çalýþýyormuþ...Eeeee. Gayrý meþru çocuk? Daha olmamýþ!!!!!!! Bütün bunlarý dinleyip, elimi çantama atmýþtým ki, kapý çaldý. Evet evet var bunda bir iþ, ikidir vazgeçiyorum bir þeyler çalýyor, hadi hayýrlýsý. Gelen, beklenen falcý bayan. Aaaa bu bildiðimiz, dosdoðru bir kadýn. Annem gibi, teyzem gibi bir kadýn. Gayet temiz yüzlü, kendi halinde, öyle elinde küresi, baþýnda konisi olmayan, atmýþ beþ-yetmiþ yaþlarýnda bir kadýncaðýz. Tek dikkatimi çeken þey, dudaklarý biraz Arap Bacý misali. O kadar. Kadýncaðýz biraz nefes almak için geldi yanýmýza oturdu, arkadaþým ona da bir kahve yaptý, teyzem baþladý anlatmaya. Malum Ýstanbul trafiði diye baþlayýnca ben hafiften huylansam da, ne olur ne olmaz, altýncý his bu anlar manlar, rezil olmayalým hesabýna hemen kafamý yere eðip göz göze gelmemeye çalýþtým. Sakin olmaya çalýþýyorum ama kalbimin atýþýný size anlatmam imkansýz. Sanki birisi gökten elinde benim alýnyazýmýn kaleme alýndýðý bir kitapla yere indi ve az sonra sonuçlar açýklanacak....Amaaaan altý üstü bir fal saçmalama Özlem diyerek kendimi sakinleþtirmiþtim ki, ismim okundu.... Teyzem önde ben arkada içeri odaya doðru baþladýk yürümeye. Allahým lütfen mutlu çýkayým þu odadan. Neden bu kadar büyüttüm sanki ben bu olayý. Karþýlýklý geçtik oturduk, teyzem fincaný eline alýp, gözlerini kapattý ve bildiði ne kadar dua varsa okumaya baþladý. 1,3, 5 dualar bitmek bilmiyor. Bence bu fasýl Allah ile kadýn arasýndaki günah çýkarma seansý idi. Allah'ým iþine karýþýyorum ama kusura bakma, beni affet tarzý bir dua okumuþ olmalý. Daha sonra usulca fincanýmý aralayýp baþladý anlatmaya. Aman Allahým, bir aðýzdan bir bal bu kadar mý süne süne damlar? Bir aðýz böyle mi güzel laf yapar da böyle mi güler bir insana þans? Bu gelecek gerçekten bana mý ait? Lütfen, lütfen hepsi doðru olsun. Teyze hakkýnda düþündüðüm her þey için özür diliyorum. Severim ben onun güzel güzel anlatan küçücük kiraz aðzýný......teyzem bir tane. O Ýstanbul'un en ünlü hem de en güzel falcýsý ve ne olur her dediði çýkan falcýsý olsun. Fal bitip de teyzem kafasýný kaldýrdýðýnda, ben bir yandan beþ odalý evi döþerken, bir yandan çýkacaðým seyahat için çantamý topluyor, bir yandan da iþte geleceðim mevkii ye göre oda beðenirken, Aslý'nýn yurt dýþýnda okumasýna dayanabilir miyim diye düþünüyordum. Muhteþem, muhteþem, muhteþem. Lütfen çýksýn, lütfen mevcut atasözünü ''Fala mutlak suretle inan ve falsýz kalma'' olarak deðiþtirmek için bir þeyler yapalým...... Fal baktýrmak, yýllardan beri insanlarýn baþvurduðu bir çeþit haber alma yöntemi. Cahiliye Dönemindeki Araplardan tutun da , Osmanlý Dönemine oradan günümüze kadar pek çok insan baþvurmuþ fala. Gelecekten haber almak, aþk yolunda sevgiliden haber almak, kaybolan kýymetli bir eþyayý bulabilmek için fal baktýrýyor pek çok insan. Cahiliye Döneminde Araplar geleceði öðrenmek için fal oklarý kullanýrlarmýþ. Birinin üzerinde ''Rabbim buyurdu'', ikincinin üzerinde ''Rabbim yasakladý''yazar, üçüncünün üzerinde ise hiç bir þey yazmazmýþ. Bir iþe niyetlenen Cahiliye Araplarý bu oklarý atar, hedefe hangisi isabet ederse ona göre davranýrlarmýþ. Osmanlý Döneminde kitap falý en çok baþvurulan yöntem olmuþ. Bu amaçla yazýlmýþ pek çok kitap var, Mevlana'nýn Mesnevi'si, Yazýcýzade Mehmed'in ''Muhammediye'', Ahmet Mürþidi'nin ''Ahmediye'' gibi pek çok kitabý daha ziyade dini nitelikli olup, gelecekten haber veriyor. Osmanlý'nýn baþvurduðu bir diðer yöntem de Kuran'dan gelecek tayin etme. Herhangi bir sayfa açýlýp yedi sayfa geriye gidiliyor ve yazan ayetten bir anlam çýkartýlmaya çalýþýlýyor. Yukarýda bahsettiðim kitap yöntemine Kurtuluþ Savaþý döneminde baþvurulduðu yazýyor bazý kitaplarda, Kurtuluþ Savaþýnýn sonucunu tayin etmek için, Fuzuli Divanýndan açýlan sayfada, ''Kemal'' kelimesi geçen bir beyit ile karþýlaþýlýyor. Yaptýðým fal araþtýrmasý içinde ilginç olanlardan biri de, dünyanýn en büyük kahve falcýsý olarak bilinen Darüþþefeka'nýn Resim Hocalarýndan Agah Bey'in baþýna gelenler. Agah Bey, deli gibi aþýk olduðu bir kýz için baktýrdýðý fallarýn tamamýndaki þekilleri bir deftere kaydeder. Kendince çýkardýðý hükümleri, çýkan sonuçlarý da þekillerin yanýna aldýðý ufak notlar ile belirtip, dünyanýn en büyük fal arþivini oluþturmasý. Bu çok kýymetli eser, þu an sanatçýnýn torunlarýnýn elinde bulunuyormuþ. En ilginç olan hikaye ise, Üsküdarlý Halk Þairi Þýh Razi'nin, daha doðrusu Þýh Razi'nin akrabasýnýn haþýna gelen. Genç yaþta dul kalan genç akraba, daha sonra kocasý olacak þahsý, adým adým Þýh Razi'nin fallarý ile bulmuþ. Yani; Kahve falý doðru çýkabiliyor. Cumartesi gününden beri aðzým, sýnýrlarýný kulaklarýmda son bulacak þekilde çizdi. Gayet tabi inanmýyorum, inanmak istesem de inanmýyorum, daha doðrusu bel baðlamýyorum. Aklýmda hoþ bir Cumartesi anýsý olarak kalacak. Çýkmasa bile iki günlük bu mutluluk bana yeter. Ama lütfen çýksýn....... Özlem Özdemir [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden : Deniz Umut Dereli Düþlerimden Çýkýp Sana Sýðýnmak Ýstiyorum Öyle bir sabah olduki bugün , gözlerim kan kýrmýzý, ateþim ellerime inmiþ, bir bunalým sorma. Yanlýzlýðýma koþtum yalýn ayak deliler gibi. Nereye gittiðimi bilmiyorum ey gözleri karam , ey bende derin izleri olan. Susuzluðuma koþuyorum belki , dövülmüþ , hor görülmüþ gözleri boyalý bir yosma misali koþuyorum sadece. Ne yer var gözümde , ne gök , ne de insanlar. O gülmenle siman , acý acý bakýyor ve gülüyor bana. Koþtukça hem uzaðým sana hemde yakýn. Tutsak ilde mülteci ümitlerim , ayaklarýnla çiðnediðin bahçemin çitlerinden uzaðým artýk. Yoksun bir çocuk , naçar avuçlarýyla sana kucak açmýþcasýna, gözleri dolu bir Ýstanbul sabahý , yada hüznü havasýna vurmuþ demli bir Beyoðlu akþamý gibi hasret doluyum þimdi. Çeliþkilerimle , hayatýmla sýfýr noktasýndayým. Gidiyorum ,koþuyorum,çarpýyorum ,düþüyorum , inan sensiz bu çaresizlikle çok üþüyorum. Terkediliþ dizeleri dizdi beni mermilere sen bilmeden ve aklýmý vurdular üst üste kalleþce. Çok yýllar geçti sandým herþey bittiðinde. Esen rüzgarýn çizdiði yüzümüz solgundu,kullanýlmýþtý artýk. Koþuyorum o sensiz yerlerden , sensizliði ve huzur sandýðým sessizliðe. Düþlerimle , hayat iç içe artýk.Bunalým saatlerindeyim nöbet nöbet. Korkuyorum kendimden. Ve deli bir aþkla sarýlýyorum sensiz düþlerime. O ilkel acýsýn sen , kanýma kýn gibi karýþmýþ ve dizelerle bana aðlar örmüþ, ömrümün kanseri desem hangi türüsün bilemiyorum.Desemde sana kýyamýyorum. Ben bir hayat akþamýyým sensiz , Ýstanbul gibi neþe , ümit ve gizliden gizliye hüzün sahiliyim. Rüzgara yelken vermiþ gemi kamaralarý kadar bilinmez , otel odalarýnda buluþan sevgililer gibi periþan. Bir uçuruma koþuyorum hiç yorulmadan. En tepeye , en yükseðe. Zirve sensin sanýyorum ama deðilsin bunuda içten içe bilip kendimi kandýrýyorum.Sonunda zirvesindeyim bu hayat yokuþunun. Sen yoksun! . Ellerimi açýyorum sana , hayalin bir adým ötede , beyaz bir duaksýn bir melek , gel diyorsun bana hiç konuþmadan. Sana uzanmak demek , o yokuþa býrakmak kendini. Ellerimi açmýþým iki yana , mermi yerde düþer gibi, insan dev gövdesiyle. Aþksa bu ölümüne, sevmekse senin gittiðin her yere.Biliyorum delice ama.Yokluðun daha kötü. Güncem deli deli , her saniyem gibi sen dolu aslýnda. Hayat ya bu gözü karam , sýkýldýkça düþler görür oldum.Gözlerim hep o beni hapsettiðin zindan kiriþte. Biliyormusun ne istiyorum? Gittiðin yerde sana sarýlmak, Unutmak bu hayatý , Birtek seni anýmsamak. Düþlerimden çýkýp sana sarýlmak. Deniz Umut Dereli [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Arthur'un Atelyesi : Ahmet Öztürk Loþ Bir Odada Pastel Renkli Kabarýk Bir Koltukta Bir Ýhtiyar Günün sonunda daracýk bir odada dinlenen bir ihtiyar hayal edelim. Yýllar, yýllar ne kadar da keyifle canlanýr gözünde. Kederli anlarý bile hatýrlarken kendi sürdüðü ömrü yad etmek keyiflidir iþte. Dekor eksik mi kaldý acaba? O da hazýr. Yýldýzlar her gece asýlý duracaklar bulutlar perdeleri indirmediði sürece. Varsayalým ki perdeler indi. Yaðmurlarla beraber inen bir perde de can alýcý bir dekor parçasý deðil mi? Nedendir bilinmez belki de ama eski ve hatýralar kokan bir apartman odasý. Ama ille de loþ olmalý. Kabarýk ve pastel renkte bir koltuk ortamý kotarýr. Yýllarýn yorduðu renklerle bir girdap düzensiz dönmeye baþlasýn. Kemikleri sýzlarken bulanýk bir þekillenme bir genç kýzla onu, cývýl cývýl bir caddede yýllar sonra bile þimdiki gibi gülümsetebilecek bir yürüyüþün ortasýna býraksýn. Ne kadar da utangaç. Ve o her gördüðünde gözlerinde defalarca yolunu kaybettiði kýz ne kadar da bilmezden geliyor olsun, onun açýlamadýkça onu öldürecek gibi olan aþkýný. Dalgalar ve puslanmalar onu hatýrladýkça daðýlýyor sanki. Yüreði ne kadar da titrekti þimdi attýðýný bile zor hissettiði bu yürek o muydu? Ne güzel gülüyordu onu kahretmek istercesine. Boðaza tam tepeden bakan bir yer bulmuþlardý. Yeþilçam bile geç kalmýþtý burayý keþfetmek için. Aþkýný ilk orada açmýþtý. Ellerinin, ayaklarýnýn onu terkedip gittiðini hissetmiþti. Sayfalarca þiirler yazdýðý o güzel yüzü ne kadar da mahcuptu o ilk aþký sarmaladýðý kadýnýn. Aylar geçmiþ ama o tepede zaman geçmemiþti. Birden ürperdi. Oda soðumuþtu iyice ve yaðmur baþlamýþtý. Perdeleri yýllarýn savrukluðu gibi bir saða bir sola atan hafif ve soðuk bir rüzgar açýk pencereden saldýrýyordu. Kalktý, camdan dýþarýya bakarak pencereyi kapattý. Yaðmur iyiden iyiye hýzlanýyordu. Yorgun renklerin girdabý birden dönmeye baþladý tekrar. O sðuk ve yaðmurlu gece canlanmaya baþladý. Tek bir zerreyi atom bombasý gibi infilak ettirebilecek aþkla baðlandýðý kadýný evinin sokaðýna býrakýrkenki konuþmalarý hatýrýna teker teker geliyordu. Ailecek Aydýn'a gideceklermiþ. Kalmasý için yalvaracaktý ama nasýl? "Olsun" dedi sevdiði kadýn. Olsundu... mektup yazacakmýþ hep ona. Ve okulu bitince onu istemeye gelmesini öðütlüyordu. Yaðmur hýrsla dövüyordu baþtan ayaða. Gözlerini çok zor açýyordu. Ama asýl anlayamadýðý yanaklarýndaki ýslaklýk yaðmur mu gözyaþlarý mýydý? Korkular dalga dalga ilk defa bu kadar üstüne geliyordu. Akþamlarý gizli gizli yazdýðý þiirlerinden artýk mektuplar için vakit çalýyordu. Her gün, daha sonralarý haftada iki-üç ve sonra haftada, ayda bire kadar azaldý. Peki bu kör aþk neydi de azalmýyordu? Altý üstü bir sene kalmýþtý okulu bitirmeye. Sonra en azýndan bir muharrir olarak bir gazetede iþe baþlayabilirdi mesela. Ve gidip Aydýn'daki kalbinin en büyük hazinesini alabilirdi. Oda yaðmur sesiyle inliyordu. Gözleri o geceki gibi dolmuþtu yýllar sonra. Tekrar kalktý o pastel renkli kabarýk koltuðundan. Tahta bir kutuyla odaya geri döndü. Elleri titreyerek bir mektubu seçti kutudaki onca mektubun arasýndan. "Evleniyorum" yazýyordu. Þimdi bile o günkü inanamamazlýðýný hissedebiliyordu. Olamazdý, olmamalýydý. Bir çýkýþ yolu olmalýydý. Çünkü aþk, her þeyi kapsayacak cesarete sahipti. Bir çýkýþ yolu olmamýþtý. Evlenmiþti. Okulu üç yýl sonra bitirebilmiþti. "Bir kere yenildiniz mi ayaða kalkmak aþkýn takdirindedir" yazmýþtý bir yazýsýnda. Titreyen elleri tahta kutuya bir daha uzandý ve sapsarý bþr gazete küprünü çýkardý. Bir ailenin trafik kazasýnda can verdiðini anlatýyordu. Biri bir-buçuk diðeri üç yaþýnda iki çocuk, babalarý ve anneleri ölmüþtü. Çalýþtýðý gazetenin küpürüydü ve ilk orada öðrenmiþti ilk aþkýnýn öldüðünü. Sararmýþ gazete küpürüne inci tanesi bir damla düþtü ilk okuduðu günkü gibi. Gözleri acýdý birden ve aðýrlaþtý. Elleri ve ayaklarý uyuþmaya baþladý. Uyumalýydý artýk. Gözleri kapandý ve yaðmur sesini kesmeden pastel renkli koltuðunda uyudu. Sabah zil ýsrarla çalýyordu. Genç kadýn çantasýndan savaþ vererek zar zor anahtarýný çýkardý, kapýyý açtý. Loþ odaya gitti. Dayýsýný uyuya kaldýðý yerden kaldýrmak istedi her sabahki gibi. Fakat bu sefer kaldýramadý ebedi uykusundan. Perde indi ve son dekorumuz: ýslak sokak, tahta bir kutu, loþ oda, pastel renkli kabarýk bir koltukta elinde bir damla ýslaklýðýyla duran sararmýþ gazete küpürü. Ahmet Öztürk Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Misafir Kahveci : Ceren Vardar MERAK ETME Hiç bitmeyecek gibi baþlamýþtýk seninle... Biz vardýk ,yaþýyorduk, aþk ,sevgi o duygular her neyse.Soyutlamýþtým seni dünyadan . Sen bendin, ben de sen. Þimdi hiç birþeyden emin deðilim sevgili. Kendimden bile. Ne sen bensin ne de ben senim artýk. Mesafeler ,yol deðil düzen öldürdü sevgimizi. Yaþamýn kendi rutini bitirdi iliþkimizi ama biliyorum ki ben böyle yaþýyorken aþký içimde senin de içinde kendikendine yaþadýðýn birþeyler var. Bilmeseydim çekilmezdi bu hayat, bilmeseydim yaþayamazdým senin bir baþkasýyla olduðunu bilmeme raðmen ,bilmeseydim geriye dönüp bakmak zorunda kalýrdým . Seninle olmayacaðýný kavradým artýk yanýmda olamazsýn.Herzaman gerçekçi, dürüst cevaplar verdiðini de unutmadým. Statüm dedin, hayatým dedin, çocuklarým dedin eyvallah. Ben de ikinci olmayý haketmedim zaten hiçbir zaman. Gerçekçi cevaplarýnýn anlamýný yeni yeni kavrýyorum ben oysaki .. Gittin , geride ne kaldýðýný düþünmüyorsun artýk. Ben her saniye deli gibi çalýþýyorsam bu kendimle yaþadýðým çeliþkiden deðil. Seni unutmak için çalýþýyorum, ancak çalýþtýðýmda gelmiyorsun aklýma ve sana layýk olmak için kazanýyorum belki de senin statüne yetiþmek için.. Garip ama para para olduðu için deðil, sana ulaþabilmek için bir araç olduðundan anlamlý geliyor sadece. Yine bir ondört þubat yine anýlarýnýn anlamlý yükleriyle dolu geceler yaþayacaðým ben, artýk sevmediðim biri yanýmda ,ama sen aklýmda olacaksýn. Þunu bil ki sevgili sen þu an evinde çocuklarýn ve eþinle mutlusun benim ise hayata tutunacak iþim var sadece... Unutma sevgili aþk var , aslýnda aþk var.. Acý verse de bazen, belki de sonunda hayallerden uyandýrýp bizi sert düþüþler yaþatsa da yine bu duygunun güzelliðidir bizi silkeleyip kendimize getiren .. Yaþama herkes ayný þeyler için baðlanmaz, kimisi kýyýsýndan tutunur, kimileri anýlarýyla yaþar, ben hangi kümede olacaðým sence yaþam liginde..? Bundan sonra öperim gözlerinden, arkamý döner, çeker giderim sonra , gözümde yaþ da olsa sen görme diye .. Unutmadan nasýlsýn diye sormuþtun ya bana... Kýsa bir cümleyle cevap vereyim sana : HERÞEY YOLUNDA MERAK ETME! Ceren Vardar Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Misafir Kahveci : Serkan Demirci BÝR SEVDA MASALI Zamanýn içinde geçmiþin kendisinde biraz kýzgýn biraz yorgun bir çoban varmýþ. Yine bir gün koyunlarýyla beraber daðlarda gezerken güneþin bunaltýcý sýcaðý ve dað tepe gezmenin verdiði yorgunlukla bir söðüdün altýna oturur ve baþlar kavalýna çalmaya. Kavalýndan dökülen nameler ilerde büyük bir sanat eserinin öncülüðünü etmektedir. Kavalýný çalarken uykusu iyice bastýrmýþtýr ama uyursa kuzularýn baþýna bir hal geleceðinden korktuðu için uyuyamamaktadýr. Uyuyamasa da hayal kurmaya baþladýðý sýrada sýcaðýn ve yorgunluða dayanamayýp uyuyakalmýþtýr. Daha sonra rüyasýnda beyazlar içinde bir kýz görür ve aþýk olur. Günler birbirini kovalar ancak kýzla konuþma cesaretini bir türlü gösteremez. Her geçen gün iyiden iyiye baðlanmaktadýr. Ama kimse bu derdine ortak olmamaktadýr her ne kadar kendi derdini kendi çözen biride olsa ilk defa omzunu dayayacak bir dost aramaktadýr. Maalesef yine yalnýzdýr. Ona her gün mektuplar, þiirler, þarkýlar yazar rüyasýnda ama çoðunu beðenmeyip yýrtar atar. Bu süreç böyle devam edip gider ama artýk dayanacak takati kalmamýþtýr. Bir gün yanýna gider ama birde ne görsün parmaðýnda bir alyans. Beyninden vurulmuþa döner ve bu iþin aslýný öðrenmek için kadýya gider. Kadýnýn kapýsýný çalar ve içeri girer: "Selamýn aleyküm"der çoban "Aleyküm selam"der Kadý "Sizin engin bilgilerinize dayanarak bir þey sormak istiyorum" "Tabi evladým" "Ben deliler gibi bir kýz vurgunum" "Ne kadar güzel bir þey bu, sorun nedir?" "Sorun, onun parmaðýnda bir yüzük gördüm ve buna gerçekten çok üzüldüm" "Nasýl bir yüzüktü?" "Gümüþ, fazla iþlemesi olmayan sade bir yüzüktü" "Peki hangi elinin parmaðýnda takalýydý" "Sað elinin yüzük parmaðýnda efendim" "Sana bir þey söyleyeyim oðul! Yüzük vardýr kelepçe gibidir bu yüzüðü takan insanlar birbirinden hiçbir zaman kopmaz, yüzük vardýr sadece formalite icabý takýlýr sorun onu takmak deðil taþýmaktýr. Onun için sana bir nasihat "Gördüðün her þeyi gerçek sanma ama gerçek deðil deyip de aldýrmazlýk yapma"der kadý ve çoban yanýndan teþekkürlerini sunarak ayrýlýr. Çoban, kadýnýn yanýndan ayrýldýktan sonra aþýðýný tanýyan birilerini bulmak için yola koyulur, kasabaya gelir. Sorar soruþturur ve onu tanýyan birine rastlar ancak o hiçbir þey bilmemektedir sevdalýsý hakkýnda. Ýyice çýkmaza giren çoban artýk kaybedecek hiçbir þeyinin olmadýðýný düþünerek sevdalýsýyla konuþmaya karar verir. Ancak konuþmak için bir türlü ortam bulamamaktadýr. Düþünür taþýnýr ve bir name yazar yazdýðý nameyi kapýsýnýn önüne býrakýr ve kaçar. Ondan sonra beklemeye koyulur. Aradan kýsa bir zaman geçtikten sonra bir name gelir, hemen mahfazayý yýrtarak açar, içinde yazýlý olanlarý okuduktan sonra sevinçten çýlgýna döner. Tam o sýrada çok þiddetli bir fýrtýnayý hisseder ve gözlerini açtýðýnda her þeyin bir rüya olduðunu anladýktan sonra büyük bir üzüntü yaþar ve bu üzüntü bununla sýnýrla kalmamaktadýr kafasýný kaldýrýp etrafýna baktýðýnda ona emanet edilen yüzlerce koyunun kurtlar tarafýndan talan edildiðini görür. Ama rüyasýnda gördüðü kýzýn her þeyi kaybedecek kadar deðerli olduðu gelir aklýna ve kafasýný yerden kaldýrdýðýnda o nur yüzlü sevgili tam karþýsýndadýr, hiçbir þey söylemez alýr kavalý eline rüyadan önce çaldýðý nameyi çalar ve üzerine þu sözleri yazar: Eski bir gelinliðe Bir bakýr bileziðe Annemden kalan bu yüzüðe RAZIYSAN GEL BENÝMLE Bir tanrým var bir gitarým Þu dünyada yapyalnýzým Yarýnýmdan umutsuzum RAZIYSAN GEL BENÝMLE Bazen aç bazen susuzluk RAZIYSAN GEL BENÝMLE Bir lokma ekmeðe Bir yudum su içmeye Yine de þükretmeye RAZIYSAN GEL BENÝMLE Bir tanrým var bir gitarým Þu dünyada yapyalnýzým Yarýnýmdan umutsuzum RAZIYSAN GEL BENÝMLE Bazen aç bazen susuzluk RAZIYSAN GEL BENÝMLE Gelir misin benimle? ...Seni Çok Seviyorum... Serkan Demirci Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Poplu-yorum : Hakan Güler Neredesin FÝRUZE Film; adeta bir görsel bir þölen... Özellikle son dönem Türk sinemasýnýn yüz aklarýndan biri. Aromasý bol bir kahve tadýnda, Hani nasýl derler; En uygun tabirle; Can YÜCEL'in meþhur þiiri gibi; "RENGAHENK" ............ Filmin müzikleri de ayný güzellik ve keyifte... Hiç bitmesin arzusu uyandýrýyor insanda. Þarkýlar müthiþ! Yorumcular süper! Düzenlemeler mükemmel! Albümde kimler yok ki ? Sýralama yapmak bile zor. Özellikle Özlem TEKÝN; "Kara Sevda" CÝGULÝ; Sabýr ve Müslüm GÜRSES "Sensiz Olmaz"ý tek kelimeyle mükemmel yorumlamýþlar. Ama albümde öyle bir þarký var ki, Tabir_i caizse "damardan bir þarký" "Beni Affet"... Özcan DENÝZ ve Ragýp SAVAÞ düeti, Mükemmel bir þarký... Dinleyin... Aslýnda albümde hiçbir þarkýyý ayýramýyor insan. BULUTSUZLUK ÖZLEMÝ'nden; "Törki Törki" ve Erol BÜYÜKBURÇ' tan "Ýnleyen Naðmeler" benim için bitter çikolata tadýnda ... yani; harikulade ! ...................... Neredesin FÝRUZE; Dedim ya aslýnda müthiþ bir emek... Müthiþ bir proje. Özellikle tüm bu þarkýlarýn düzenlemelerindeki baþarýsý için Sunay ÖZGÜR ve Ender AKAY'ý tebrik ediyorum. Müthiþ bir iþ kotarmýþlar. Ellerine saðlýk. ....................... Durun albüm daha bitmiyor.... Iþýn KARACA "Ayný Cemin Bülbülüyüm", Burcu GÜNEÞ "Gaip Yol"u çok güzel yorumlamýþ. Albüm kendi içinde daha bir çok sürprizi barýndýrýyor. Orhan GENCEBAY'ýn "Ya Evde Yoksan" bestesini, siz bir de, bu albümde; Haluk BÝLGÝNER, Özcan DENÝZ, Cem ÖZER, Ruhi SARI ve Ragýp SAVAÞ'tan, dinleyin bakalým. Tüm bunlar sizi hala kesmedi mi (?) O halde bir Ýbrahim TATLISES klasiði; Burhan BAYAR bestesi "Yalnýzým Dostlarým"ý Ragýp SAVAÞ ve JANSET yorumuyla dinleyin bakalým. Nasýl ama (?) Haaa bu arada çok ama çok önemli bir ismi finale sakladým; Ata DEMÝRER tam dört þarkýyla bu albümde... Özellikle; "YENÝ TÜRKÜ"nün "Maskeli Balo"sunu ve MÝRKELAM'ýn "Tavla"sýný bir de O'nun yorumundan dinleyin. Tek kelimeyle harika ! Evet... Neredesin FÝRUZE; Filmiyle olduðu kadar, Müzik albümüyle de mükemmel bir sunu. Özel bir çalýþma; Ýnanýlmaz bir proje. Naim DÝLMENER ve KALAN MÜZÝK yine arþivlik bir çalýþmayý bize hediye etmiþler. Bu proje dahilinde emeði geçen herkese bir kez daha teþekkürler... Bu albümü dinleyin... Hatta, albümü mutlaka alýn ve arþivinize katýn... Benden söylemesi... Ve son söz; Her zaman ki gibi; Kulaðýnýzdan ve dilinizden müzik eksik olmasýn. Hakan Güler [email protected] Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden : Lütfiye Öztaþ GEZÝ Ahhh bu gezi de çok güzel geçti... Konforlu midibüsümüzle Mersin'e çok rahat ulaþtýk. Kýsa bir dinlenmeden sonra Silifke'ye doðru hareket ettik. Mezitli, Davultepe, Çeþmeli, Arpaçbahþiþ, Erdemli yolunda giderken portakal - limon bahçelerini, dalýnda turunçlarý, malta eriði aðaçlarýný görünce artýk tam Akdeniz'in kalbindeydik. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü mensuplarýna da gönülden selamlarýmýzý ilettik. Silifke kalesine çýkmadan doðru Uzuncaburç harabelerine ulaþmak üzere çam aðaçlarýyla kaplý dað yoluna vurduk ki bitmek bilmeyen bir yoldu adeta ama her kilometresinde güzelliði deðiþiveren bir yol... Diocaesarea harabeleri, tarihi tapýnaklar, surlar, þehir kalýntýlar gezildi. Dokunarak taþlarýn içinden önceki yaþayan insanlara ulaþtýk adeta, dilek kuyusuna para attýk... Çok gizemli, etkileyiciydi bu tarihi mekanlar ama Neslihan, Gökhan ve Funda'nýn heyecanlarý daha da farklýydý.. Cennet Cehennem Maðaralarýný gezdikten sonra Narlýkuyu koyunda yemek yerken de ben "allahým ben neredeyim, bu ne doða harikasý bir yer" diyordum. Mersin'e dönerken Ýçel Erdemli Kýz Kalesini gözledik, yanýna gidip, tarihi yapýsýna dokunmayý bir daha ki sefere býrakarak.. Ama o bize pek sýk gelemese de bizim ona bu gezi vesilesiyle ulaþabildiðimiz Ressam Ahmet Yeþil'in Yaþam-Sanat Evi'ne gittik.... Ayný anda üç tuval üzerinde çalýþarak Ressam Ahmet Yeþil tekerlekli iskemlesinde öylesine yaratýcý, verimli, dolu bir hayat yaþýyor ki Mersin þehrinde hayran olduk. Keþke biraz daha kalýp çocuk resimleri organizasyonunu görebilseydik. Mersin'in kazandýðý bir büyük sanatçý da Murat Göksu. Yýllarýn opera sanatçýsý artýk eserler sahneliyor ve bunlardan biri de Tosca Operasý. Mersin Kültür Merkezinde, Mersin Operasý'nýn Tosca temsilini çok büyük zevkle izledik, kapýda karþýlanýp, onur konuklarý olarak yer almamýz bizleri çok mutlu etti. Burçin, Funda ve Zeynep , Ýçel Sanat Kulübünde tüm sanatçýlarla temsil sonrasý da tanýþma fýrsatý bulabildi... Gezimizin ikinci günü sabahý fotoðraflarla bezenmiþ Mersin Atatürk Evi'ni gezdik, Gazi Mustafa Kemal Atatürk de meðerse tarihi ören yerlerinde sütunlara dokunur, taþlarý avucunda hissedermiþ, Mersin halký ona da mandalina ikram etmiþ, ve O büyük deha daha o zamanlarda "Mersin ticaret þehri olarak geliþmelidir" fikrini ifade etmiþ... Tarsus'a doðru yola çýktýðýmýzda þehrin çaðlar boyunca pek çok dinler merkezi olduðunu anladýk. Tarsus bir dünya dinleri, kültürleri þehriydi.. Bilal-i Habeþ, St.Paul Kilisesi, Eshab-ý Keyf (yedi uyurlar) hep Tarsus'un tarihi hazineleriydi.. Þelale ise doðanýn sunduðu, görülmesi gereken muazzam bir güzellikti. Tarsus Þelalesi gezinti yollarýnýn üzerinde büyüyüvermiþ bir yasemin aðacýnýn kokusunu duymalýydýnýz.... Adana Arkeoloji Müzesi ve Adana Mýsýr Çarþýsý bize bambaþka izlenimle daha yarattý.. Toroslarýn kalbinden kaynayýp gelen Þeker Pýnarý suyunun da tadý damaðýmýzda kaldý... Daha nice güzel gezilere, güzel yurdumuz Türkiye'de... Lütfiye Öztaþ Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Kahvecigillerden : Kemal Türkmen Sahip olduklarýmýz ve yitirdiklerimiz Çocukluðumun en güzel anýlarýna sevgili babamla yaptýðýmýz köy gezilerinde sahip oldum diyebilirim . Gün bitimlerinde eve dönüþümüzün alacakaranlýðýnda, yol boyu baþýmý cama yaslar, mavi sislere bürünen daðlara bakar hayal kurardým. Güneþin kýzýla boyadýðý göðün mavisi anlatýlamaz bir güzellikle laciverde dönerken, koca bir gün karanlýklara doðru akar giderdi. Sanki o an herkes , her þey, birlikte ve sessizlik içerisinde inen karanlýk geceyi dinliyor gibi gelirdi bana. Uzak belirsiz köyler, birbiri ardýna yanan ýþýklar ve artýk hiç duyamadýðým çakal sesleri . Kaygý ve hüznü ilk kez o yaþýmda duyumsadým. Bir gün giderek çöken karanlýðýn sarmaladýðý koca bir daðýn koynunda bir ýþýk dikkatimi çekti. Titrek, zayýf, tek bir ýþýk. O koca daðýn ürperten karanlýðýnýn bilinemezliði ile çevrili kopkoyu bir yalnýzlýk sanki. Kaygýlarým o an, babamýn beni saran kolunun sýcaklýðýnda eriyip yok oluverdi. Ama, Hala karanlýk bir daðýn ortasýnda yalnýz bir ýþýk gördüðümde babamý ve onun beni saran kollarýnýn sýcaklýðýný anýmsarým. Öylesi bir güven duygusunu bugüne deðin bir daha yakalayamadým. Sahip olduklarýmýz ve yitirdiklerimiz, Yaþamýn anlamýna birde bu gözle bakýn. Sevgilerimle Kemal Türkmen Arkadaþýna Öner Yorum Oku / Yaz Yukarý Milenyumun Mandalý : Sait Haþmetoðlu Editör'den Önemli Not:Sevgili Sait Haþmetoðlu'nun e-romaný görsel öðelerle süslendiðinden, aþaðýdaki adresten tek týklamayla zevkle okuyabilirsiniz. Üþenmeyin... Týklayýn... Ayrýca bugünden itibaren duygu ve görüþlerinizi yorum olarak yazabilirsiniz. http://www.kahvemolasi.com/xfiles/mandal_1.asp Devamý yok. BÝTTÝ [email protected] Yorum Oku / Yaz Yukarý Dost Meclisi Kahve Molasý, siz sevgili kahvecilerden gelen yazýlarla hayat bulmaktadýr. Her kahveci ayný zamanda bir yazar adayýdýr. Yolladýðýnýz her özgün yazý deðerlendirilecektir. Kahve Molasý bugün 4.205 kahveciye doðru yola çýkmýþtýr. Yukarý Tadýmlýk Þiirler ... Ankara'da bir kadýn Evinin balkonunda, Yýldýzlarýnýn altýnda iken Bir iç ses ile rüyasýndan uyandý "Maraþ'ýn Yahþi Dilberi Sevdiðini Çaldý!" Üzüm irisi gözlerini mi? Yoksa Yanýk teninin kokusunu mu saldý? Nasýl çaldý? Kadýn kafasýný kaldýrdý lanet... Bir yýldýz kaydý Büklüm Sokaða Temmuz'da kar yaðdý Düþündü Gerçekleþen kimin niyetiydi? Kayan kimin aþký? Yoksa kýsmetine mi gitmiþti 'Giden' Bahçesindeki ceviz aðacý Sabaha kadar susmadý, aðladý... Siren Kerman Yukarý Biraz Gülümseyin Büyüyünce ne olacak kimbilir!... Yukarý Ýþe Yarar Kýsayollar - Þef garson: Akýn Ceylan http://www.cnn.com/2004/SPORT/01/16/olympic.bids/ Ýstanbul hala Olimpiyat oyunlarý için aday olmaya devam ediyor. Sýradaki Olimpiyat faaliyeti 2012 yýlýnda gerçekleþecek. Dilerim 2012 Ýstanbul için Olimpiyat yýlý olur. Desteklemek için oylamaya katýlabilirsiniz. http://www.polibo.com/ada_1024.htm Polisan tarafýndan çocuklara yönelik hazýrlanan zevkli ve eðlenceli bir web sayfasý. Çocuðunuzun üye olmasýný saðlayarak aktivitelerden faydalandýrabilirsiniz. http://www.pokedede.com/ Çocuklar için hazýrlanan bir diðer web sayfasý daha. Pokedede çocuklar ve ebeveynleri için eðitim þart diyen bir site. "...Web sitemizin amacý, ailelere pokemon hakkýnda bilgi vererek; onlarý çocuklar ile bu konuda konuþabilmelerini saðlayarak yakýnlaþmalarýna yardýmcý olmak..." diyerek fikirlerini bizlerle paylaþýyorlar. http://www.azeri.org Azerbeycan ve Azeriler hakkýnda merak ettiðiniz birçok konu için baþvuru kaynaðýnýz ...The population of the Republic of Azerbaijan (Northern Azerbaijan) is estimated at 7.5 million. In addition, there are approximately 25-30 million Azerbaijanis living in Iran (Southern Azerbaijan). In 1920, when the Soviets came into power, Northern and Southern Azerbaijan became isolated from each other... [email protected] Yukarý http://kahvemolasi.com/sayilar/20040317.asp ISSN: 1303-8923 17 Mart 2004 - ©2002/04-kahvemolasi.com istanbullife.com Kahve Molasý MS Internet Explorer 4.0+ ve 800x600 Res. için optimize edilmiþtir. Uygulama : Cem Özbatur - Her hakký saklýdýr. Yayýn Ýlkeleri
Benzer belgeler
PDF Versiyonu - Kahve Molası
GEZÝ ... Lütfiye Öztaþ
Sahip olduklarýmýz ve yitirdiklerimiz ... Kemal Türkmen
PDF Versiyonu - Kahve Molası
GEZÝ ... Lütfiye Öztaþ
Sahip olduklarýmýz ve yitirdiklerimiz ... Kemal Türkmen
PDF Versiyonu
GEZÝ ... Lütfiye Öztaþ
Sahip olduklarýmýz ve yitirdiklerimiz ... Kemal Türkmen