Koç Üniversitesi`nde 2 Nisan`da işten çıkarılan ve
Transkript
Koç Üniversitesi`nde 2 Nisan`da işten çıkarılan ve
8 Koç Üniversitesi’nde 2 Nisan’da iþten çýkarýlan ve bir haftayý aþan süredir direniþte bulunan taþeron iþçilerin mücadelesi kazanýmla sonuçlandý. Ýstanbul Sarýyer'deki üniversitenin kampüsü önünde öðrencilerin ve akademisyenler desteðiyle 1 haftadýr direnen 161 iþçi, üniversite yönetimine sunduklarý 22 maddelik protokol kabul edilince, direniþlerini sonlandýrdý. Ýþçiler pazartesi günü iþbaþý yapacak. Ýþçiler gelen zaferin direniþin ve dayanýþmanýn bir ürünü olduðunu söyledi. BirGün’e konuþan Kenan Yýldýrým “Koç Üniversitesi’ne karþý büyük bir zafer kazandýk. Bizi yaka paça dýþarý atanlar, þimdi taleplerimizi kabul etmek zorunda kaldý” dedi. Yýldýrým “Daha önceden bana dokunmayan yýlan bin yaþasýn mantýðýyla hareket ediyorduk. Ancak birlik olunca, gücümüzü birleþtirince karþýmýza çýkan hiçbir güçlük bizi yýldýramadý. 2 Nisan’da bizi iþten çýkarýrlarken yaptýklarý onur kýrýcý davranýþlara karþý mücadele ettik ve kazandýk” þeklinde konuþtu. Ankara 13. Aðýr Ceza Mahkemesi’nde bu sabah saat: 11:00’de baþlayan ve akþam saat : 20:00’ye kadar süren 22’si tutuklu 72 KESK’linin yargýlandýðý davada, mahkeme heyeti tutuklu 22 kiþinin tahliyesine karar verdi. Yargýlanan KESK’liler gerçekleþtirdikleri savunmada, hiçbir tanýk ve belgeye dayanmayan asýlsýz suçlamalarý reddederek, sendikal çalýþmalarýndan ötürü yargýlandýklarýný dile getirdiler. KESK’lilerin bir kýsmýnýn anadilinde yaptýðý savunma sýrasýnda, Kürtçe yazým hatalarý da uyarýyla birlikte kayýtlara düzeltilerek geçti. Mahkeme baþkanýnýn karþýsýnda sanýk, hükümetin listesinde ‘Akil Ýnsan’ olarak kayýtlara geçen KESK Genel Baþkaný Lami ÖZGEN, yaþanan bu yaman çeliþkiye dikkat çekti. KESK’lilerin avukatlarý, iddianamenin 2011 yýlýna ait 9 sayfalýk bir fezlekeden ibaret olduðunu, delillerin hukuksuz toplandýðýný, iddianamenin bilinçli olarak ... Nevþehir Ýl Gýda, Tarým ve Hayvancýlýk Müdürlüðü öncülüðünde Ýl/Ýlçe Müdürlüðü teknik personellerine ve bilhassa Ürgüp Ýlçesi ve Köylerinde Ceviz Yetiþtiriciliði ile uðraþan çiftçilere yönelik olarak Ürgüp Ticaret ve Sanayi Odasý Toplantý salonunda 08 Nisan 2013 tarihinde 1 günlük "Ceviz Yetiþtiriciliði" eðitimi verildi. Ceviz Yetiþtiriciliði Eðitimine; 300'ün üzerinde sinemacý Pazar günü Emek Sinemasý yürüyüþünde yaþanan polis þiddetini kýnayan ve Emek Sinemasý’nýn yýkýlmadan varolan yerinde restore edilerek korunmasý ile ilgili taleplerini içeren bir mektup yayýnladý. Sinemacýlar, Emek Sinemasý’nýn yýkýlmadan varolan yerinde restore edilerek korunmasýný talep etti, Kültür ve Turizm Bakaný Ömer Çelik, Nevþehir Üniversitesi (NEÜ) Ürgüp Sebahat Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakaný Faruk Çelik ve Beyoðlu Belediye ve Erol Toksöz Meslek Yüksekokulu (USET) Otel, Lokanta ve Ýkram Hizmetleri Bölümü Aþçýlýk Baþkaný Ahmet Misbah Demircan’ý göreve çaðýrdý. ve Ýkram Hizmetleri Programlarý öðrencileri “Sevgi Emek’tir” baþlýklý açýklama Fethiye´de yapýlan "Þef Mavi Ulusal Yemek Yarýþmasý"nda 10 madalya 1 kupa, TAF (Türkiye þöyle: Emek Sinemasý’nýn 2009 yýlýnda Aþçýlar Federasyonu) Milli Takým ... Nevþehir Ýl Gýda, Tarým ve Hayvancýlýk Müdürü Okan YILMAZ, Ürgüp Ýlçe Müdürü Hüsnü ÖZSOY, Koordinasyon ve Tarýmsal Veriler Þube Müdürü Recep EROÐLU, Merkez Ýlçe Ýle birlikte 7 Ýlçe Müdürlüðünde görevli Ziraat Mühendisleri, Köy ve Kasabalarda görevli Ziraat Mühendisi TARGEL Personeli ve çok sayýda Ürgüplü çiftçi katýldý. kapatýlmasýndan ve yýkýmýný içeren projenin kamuoyu ile paylaþýlmasýndan bu yana sürdürülen protesto eylemlerine biz de bu ülkenin sinemacýlarý olarak destek verdik. Ýstanbul’un en eski ve görkemli salonu olan Emek Sinemasý’nýn bir kültür mirasý olduðunu ve mevcut haliyle restore edilerek korunmasý gerektiðini her platformda... “Akil Ýnsanlar” denilen topluluða bakýldýðýnda görülecektir ki, komisyon özellikle ve bilinçli bir þekilde Ýslamcý teologlar,ideologlar, liberaller ve bir kýsým “yetmez, ama evetçi” eski solculardan (bir iki isim hariç) oluþturulmuþ. umut nakýþladýk çeliðe su verir gibi sevdanýn potasýnda eridik aþkýn küresinde piþtik ne Kerem’i sattýk, ne ihanet ettik Ferhad’a yalým yangýn çöllerden geçtik Yunus gibi susadýk da hak uðruna içmedik namert tasýndan bir tek damla(*) Sözde barýþ görüþmelerinin hemen ardýndan Baþbakan R.T.Erdoðan 63 kiþiden oluþan adýna da “Akil Ýnsanlar” dediði bir komisyon belirledi. Bu akil insanlar topluluðuna bakýldýðýnda görülecektir ki, bu komisyon özellikle ve bilinçli bir þekilde Ýslamcý ideologlar, teologlar, liberaller ve bir kýsým “yetmez, ama evetçi” eski solculardan (bir iki isim hariç) oluþturulmuþ. Böyle olunca da, toplumun genelinin algýladýðý, beklediði bir heyet olma özelliklerinden de uzak görünüyor. Peki, nedir böyle bir heyetten beklenti, ya da algýlama? Bu beklenti, toplumsal barýþ koþullarýnýn saðlanmasý, bu süreçte yaþanabilecek olasý çatýþma ve gerginliklerin azaltýlmasý, tüm ülkede barýþa muhalefet edecek olanlarýn ikna edilmesi, barýþ saðlandýktan sonra da hem toplumun, hem ülkenin karþýlaþýlacaðý olumlu havanýn ve durumun ne olacaðýnýn kitlelere anlatýlmasý, bu faaliyetlerin kalýcý olmasýnýn çeþitli rapor ve sonuç bildirgeleriyle hazýrlanmasýdýr. Ancak bölgelere gidecek bu heyetlerin gidecekleri ortamlarda söyleyecekleri pek fazla bir þey de yok. Ýnsanlar bu süreç sonrasýnda karþýlaþabilecekleri sonuçlarla ilgili hem kendilerinin, hem ülkenin karþýlaþacaðý fayda ve sonuçlarla ilgili beklentilerine yanýt almak isteyeceklerdir. “Barýþ görüþmeleri sonunda neler olacak, neler deðiþecektir?” “Barýþýn kitlelere ve ülkeye siyasal, kültürel ve ekonomik ne gibi katkýlarý olacaktýr gibi.. ” Ancak bu sorularýn yanýtlanmasý ise mümkün görünmemektedir. Neden? Çünkü Baþbakan Erdoðan, Dolmabahçe’de bu 63 kiþiyle yaptýðý toplantýda kendisine sorulan bazý sorulara karþýlýk “söyleyecekleriniz sizin bileceðiniz iþtir, içeriði kendiniz doldurunuz” ve dünkü “Biz, çözüm sürecinden umutluyuz” demesiyle, kendisinin ve hükümetinin hiçbir çözüm önerisi, planý, programý ve projesi olmadýðýný itiraf etmiþtir. Barýþ görüþmelerinde birinci muhatap olmasý gereken BDP’nin bile bu komisyonda devredýþý býrakýldýðý göz önüne alýndýðýnda anlaþýlmaktadýr ki, bu komisyonun amacý, ancak bilerek ya da bilmeyerek; isteyerek ya da istemeyerek AKP hükümetine ve Baþbakan Erdoðan’a hizmet etmek olacaktýr. Komisyondakiler gidecekleri yedi bölgede, sözde toplumu sürece hazýrlamak adýna Erdoðan’ýn ‘nasýl da barýþtan yana birisi’ olduðunu, ‘nasýl fedakarca barýþ için çabaladýðýný’ anlatacaklar ve de muhalefet eden kiþi ya da kesimleri ikan edip AKP saflarýna yönlendireceklerdir. Öte yandan bir de bu iþin Alevilerle ilgili kýsmý da vardýr ki, bu sözde barýþ görüþmelerini topluma anlatacak “akil insanlar” heyetine kadim Anadolu ve Mezopotamya topraklarýnda binlerce yýldýr barýþ içinde yaþamak için her tür çabayý göstermiþ, baskýlardan, savaþlardan ve katliamlardan çok etkilenmiþ–zarar görmüþ Alevilerden kimse yok. Yani Aleviler bir kez daha görmezden gelinmiþ, yok sayýlmýþ ve inkâr edilmiþlerdir. Alevilerin yok sayýldýðý, Alevi örgütlerinden, kanaat önderlerinden kimsenin dahil edilmediði bir topluluðun da akla uygun seçildiðini söylemek mümkün müdür? Bu soruya “evet” diye yanýt verenler ya art niyetlidir, ya da akýl ve vicdanla ilgili bir sorunlarý vardýr. Sözkonusu heyette yer alan Ýzzettin Doðan, Alevileri asla temsil edemez. Onun yapabileceði en iyi þey, olsa olsa babasý ve kendisinin de yýllarca yaptýðý gibi Aleviliði Ýslama yamamak, Alevileri de devlete teslim etmektir, bundan sonra da öyle olacaktýr. Toplumsal dinamiklerden, demokratik kitle örgütlerinden, meslek örgütlerinden, aydýn ve demokratlardan, siyasal oluþumlarla toplumda temsiliyet becerileri olan kiþilerden oluþturulmayan bir heyet asla yeterli bir heyet olmayacaktýr. Oluþturulmuþ olan heyetin iþlevinin olmadýðý, olmayacaðý kýsa sürede anlaþýlacaktýr. Özünde Baþbakan Erdoðan’ýn Cumhurbaþkanlýðýna ve AKP’nin iktidarýnýn sürmesine iliþkin bir çeþit reklam ve propaganda hizmeti için kurulan bu komisyona Alevilerden kimsenin alýnmamýþ olmasý, asla Alevi toplumunda ve örgütlerinde bir karamsarlýk, þaþkýnlýk ve hayal kýrýklýðý yaratmamalýdýr. Alevi toplumunun öncüsü Demokratik Alevi Hareketi kendi gücünün farkýnda olarak, demokrasiden yana güçlerle birlikte özgürleþme ve barýþ yolunda mücadelesine ödünsüz bir þekilde devam etmelidir. Son sözüm de “helalleþme” tanýmlamasýna iliþkin olacaktýr. Baþbakan Erdoðan bilmelidir ki, 1000 Ýslam Bayraðý altýnda sayýsýz defalar katliamlara uðramýþ, "Kýzýlbaþlarýn caný da, malý da, namusu da caizdir" ya da "Alevi Kýzýlbaþ öldürenler cennete gider" fetvalarýyla; Maraþ'ta, Çorum’da, Sivas’ta,, Madýmak’ta, Gazi’de “yakýn ula yakýn” naralarýyla katledilen Aleviler, devletle bir hesaplaþma ve yüzleþme gerçekleþtirmeden asla helalleþmeyeceklerdir. Bu zulümleri, katliamlarý unutmak, olmamýþ gibi davranmak her þeyden önce yitirdiklerimize, yitirdiðimiz canlarýn yakýnlarýna saygýsýzlýktýr. Hepsinden de önemlisi insanlýða karþý suç ve saygýsýzlýktýr. Ve unutmak, unutturmak insanlýða ihanettir. Biz bu ihanetin içinde olmayacaðýz. 7 Nisan 2013 (*) Meral Vurgun - “Bizim Öykümüz” þiirinden Can BURSALI Koç Üniversitesi’nde 2 Nisan’da iþten çýkarýlan ve bir haftayý aþan süredir direniþte bulunan taþeron iþçilerin mücadelesi kazanýmla sonuçlandý. Ýstanbul Sarýyer'deki üniversitenin kampüsü önünde öðrencilerin ve akademisyenler desteðiyle 1 haftadýr direnen 161 iþçi, üniversite yönetimine sunduklarý 22 maddelik protokol kabul edilince, direniþlerini sonlandýrdý. Ýþçiler pazartesi günü iþbaþý yapacak. Ýþçiler gelen zaferin direniþin ve dayanýþmanýn bir ürünü olduðunu söyledi. BirGün’e konuþan Kenan Yýldýrým “Koç Üniversitesi’ne karþý büyük bir zafer kazandýk. Bizi yaka paça dýþarý atanlar, þimdi taleplerimizi kabul etmek zorunda kaldý” dedi. Yýldýrým “Daha önceden bana dokunmayan yýlan bin yaþasýn mantýðýyla hareket ediyorduk. Ancak birlik olunca, gücümüzü birleþtirince karþýmýza çýkan hiçbir güçlük bizi yýldýramadý. 2 Nisan’da bizi iþten çýkarýrlarken yaptýklarý onur kýrýcý davranýþlara karþý mücadele ettik ve kazandýk” þeklinde konuþtu. ÖRGÜTLÜ MÜCADELENÝN ZAFERÝ Direniþçi kadýn iþçilerden Elif Gündüz, zafer kazandýklarý için çok mutlu olduklarýný söyledi ve ekledi: “Mücadelemiz henüz bitmiþ deðil. Okul tarafýndan reddedilen 3 maddeyi de kabul ettirene kadar mücadelemiz devam edecek. Elde ettiðimiz bu zaferle örgütlü mücadelenin önemi bir kez daha anlaþýlmýþ oldu.” ‘2 NÝSAN BÝR UYANIÞ VE DÝRENÝÞ GÜNÜDÜR’ Ýþçiler tarafýndan yapýlan açýklamada "Biz Koç Üniversitesi emekçileri 2 Nisan’ý hiç unutmayacaðýz. Ýþ güvencesi ve emeðe saygý hedefiyle yürüttüðümüz mücadelede 2 Nisan’ý bir kalkýþ noktasý olarak hatýrlayacaðýz. Bundan böyle 2 Nisan bizim için bir uyanýþ ve direniþ günüdür. Sadece kendi gücümüzü hatýrlamak için deðil ayný zamanda bugünkü ve yarýnki iþçi direniþlerine umut taþýmak için" denildi. AV. UYSAL: BÜYÜK KAZANIMLAR ELDE EDÝLDÝ Ýþçilerin avukatlarýndan Ceren Uysal, Koç Üniversitesi'nin önceki gün sözlü olarak kabul ettiði protokolün koþullarýnýn bir kýsmýný taþeron firmalara devrederek yükümlülüklerini azatlýðýný, buna raðmen direniþin büyük kazanýmlarla sonuçlandýðýný söyledi. Ýþçilerin daha önce baðlý olduklarý taþeron firma ISS'den tazminatlarýný almaya baþladýklarýný belirten Uysal, 22 maddelik protokolün 19 maddesini kabul ettirdiklerini, 8 maddenin Koç Üniversitesi tarafýndan, geri kalan 11 maddenin ise taþeron 2 firma tarafýndan güvence altýna alýndýðýný kaydetti. KOÇ’UN KABUL ETTÝÐÝ 8 MADDE Koç Üniversitesi'nin güvence altýna aldýðý maddeler: *Öðretim elemanlarý, öðrenciler ve iþçilerin temsilcilerinden oluþan Taþeron Ýzleme Kurulu kurulacak. *Koç Üniversitesi yönetimi, taþeron firma ISS döneminde mevcut iþ yükünü gözden geçirecek ve iþ yükünün azaltýlmasýný saðlayacak. *Koç Üniversitesi personeli ve öðrenci dýþýndaki kiþilerin gelip katýlabilecekleri tüm etkinliklere taþeron firma çalýþanlarý da katýlabilecek. *Üniversite bünyesinde yapýlan sosyal sorumluluk kapsamýnda gerçekleþtirilen etkinliklerden taþeron iþçilerin çocuklarý da faydalanabilecek. *Ýþçilerin istirahat saatlerinde dinlenebilecekleri alanlar oluþturulacak. *Yeni taþeron firmalarýn iþçilere vereceði iþ giysilerinin nitelikli ve mevsim koþullarýna uygun olmasý konusunda Koç Üniversitesi gerekli uyarýlarý yapacak. *iþçilerin kendi görüþ ve sýkýntýlarýný duyurabilmek için Öðrenci Merkezi'ndeki panolardan biri iþçilere tahsis edilecektir. *Ýþçilere yönelik herhangi bir taciz, hakaret ve kötü muamele durumunda iþçiler ilk þikayetlerini 'Taþeron Ýzleme Kurulu'na bildirecek. TAÞERON FÝRMALARIN KABUL ETTÝKLERÝ Taþeron firmalar Mavi Yaka ve Euroserve tarafýndan garanti altýna alýnan maddeler ise þöyle: *Yeni taþeron firmalar, ISS'yle iliþiði kesilen iþçilerin 12 Nisan Cuma gününe kadar baþvurmalarý halinde iþe alýnmalarý saðlayacak. *Ýþçilerin tamamý, haklý fesihin koþullarýnýn oluþmasý haricinde ilk 6 ay boyunca iþten çýkarýlamayacaklar. *Yeni firmalarýn sözleþme bitiminde Koç Üniversitesi'yle anlaþamamasý durumunda, iþçiler yeni taþeron firmayla çalýþmaya devam edecekler. *Ýþçiler taþeron firmanýn iþ yaptýðý diðer kurumlara nakledilemeyecek. *Ýþçilerin önceki taþeron firma tarafýndan iþten çýkarýlýþ tarihindeki tüm sosyal ve mali haklarý yeni firmalar tarafýndan korunacak. *Ýþçilerin yýllýk izin ve ihbar süreleri, önceki taþeron firmada iþe giriþ tarihleri göz önüne alýnarak hesaplanýlacak. *Yeni taþeron firmalar puantaj kontrolünü saðlamak için parmak izi, avuç izi, retina taramasý gibi yöntemler yerine farklý alternatifler üretecek. *Hava koþullarý nedeniyle üniversite yönetiminin duyurduðu idari tatiller taþeron iþçilerini de kapsayacak. *Ýþçilerin istirahat saatlerinde dinlenebilecekleri alanlara iliþkin ihtiyaç tespiti yapýlacak ve bu ihtiyaçlar giderilecek. *Yeni taþeron firmalar, iþçilere verilecek yeni iþ giysilerinin nitelikli ve mevsim koþullarýna uygun olmasýna dikkat edilecek. *Önceki taþeron bünyesinde çalýþýrken iþten çýkarýlan ancak üniversite bünyesinde çalýþmak isteyen 10 iþçi tekrar iþe alýnacak. KABUL EDÝLMEYEN MADDELER Ýþçilerin üniversite yönetime verdiði 22 maddelik talepler listesindeki 19 madde kabul edildi. Kabul edilmeyen 3 madde ise þunlar: * Ýþçilerin iki hafta içinde okulda düzenleyecekleri barýþçýl bir etkinliðin duyurusunu okul idaresinin yapýlmasý, * Ýþçilerin maaþlarýnýn en az bin Türk Lirasý olmasý, * Ýþçilerin üniversitenin spor salonu ve kütüphanesinden faydalanmasýna izin verilmesi. Kaynak:BirGün Alevi - Bektaþi inanç yolunda adlarý saygýyla anýlan( yol büyüklerinin )baþýnda on iki imamlar gelir. 13’üncü yüzyýldan günümüze kadar, Alevi - Bektaþi þairleri söylemiþ olduklarý (düvaz imamlarda), (nefeslerde) hep onlardan bahsetmiþler, adlarýný saygýyla anmýþlardýr. Bu günde yapýlan (cem) törenlerinde aþýklar mutlaka düvaz-imam okurlar, 12 imamlarýn adlarýný saygýyla ve sevgiyle tek tek anarlar. Bu cem'lere katýlanlar da ellerini kalplerinin üzerine koyarak onlarýn adlarý anýldýkça saygýyla eðilirler. Zamanýmýzdan yüzlerce yýl önce yaþamýþ olan bu insanlar kimdir? Ne yapmýþlar, insanlýða ne gibi hizmetlerde bulunmuþlardýr ki, aradan geçen bu kadar zamana raðmen hiç unutulmamýþlar; adlarý hep saygýyla, sevgiyle anýlmýþtýr? Zaman zaman hepimiz duyuyoruz, okuyoruz: Bazýlarýna göre Alevi - Bektaþi inanç yolunun hiç bir din ile ilgisi yoktur. Bazýlarýna göre bu yol yalnýzca bir yaþama biçimidir, dini inançla ilgilenmez. Bazýlarýna göre de bu inanç yolunun kaynaðý Ýslamiyet deðil, eski orta Asya ve eski Anadolu dinleridir. Bu nedenlerle de Arap ulusundan olan bu insanlara saygý göstermek gereksizdir, yersizdir. Eðer bu görüþler doðru olsaydý, yüz yýllardýr çalan, söyleyen tüm Alevi-Bektaþi aþýklarý, þairleri neden hep (Allah, Muhammet, Ali) adlarýný saygýyla ana gelmiþlerdir? Neden tüm düvaz-imamlarda bu 12 imamlarýn adlarýný saygý ve sevgi dolu duygularla anmak gereðini duymuþlardýr? Neden yapýlan tüm cem törenlerinde Kuran'dan ayetler okunur, yapýlan dualarda Allah'a sýðýnýlýr? Peygamber'den Ali'den ve 12 imamlardan yardým, þefaat istenilir? Tüm bunlar Alevi- Bektaþi inanç yolunun gerçek kaynaðýný göstermez de baþka neyi anlatýr? Bunlarýn cevabý basittir: Alevi - Bektaþi yolunun kaynaðý Müslümanlýktýr. Bir Alevi mezhep olan ve 12 imamlarýn altýncýsý Ýmam Cafer Sadýk hazretlerinin temelini koyduðu Þiiliðin, Anadolu’ya has bir uygulanýþ biçimidir. Bu da Hacý Bektaþ Veli'nin hem Ýslamiyet’i hem de Þiiliði; Anadolu insanýnýn anlayýþ, zevk ve kültür düzeyine uygun olarak yeniden yorumlayýþý ile meydana gelmiþtir. Zaten( Alevi) adý, Ali'ye baðlý olan, onun yolundan giden anlamýndadýr. Hz. Ali ise Ýslamiyet’i en iyi anlayan, yorumlayan, uygulayan zamanýnýn en üstün bir bilginiydi, bir Ýslam büyüðü idi. Hz. Ali, Peygamberi herkesten çok severdi, ona herkesten çok baðlýydý. Hz. Peygamberin en büyük yardýmcýsýydý . Hz. Peygamber biricik kýzý Hz. Fatýma'ya ''Seni Arap ulusunun en deðerli olanýyla, Ýslamiyet’in en seçkini ile evlendireceðim'' diyerek onu Hz. Ali ile evlendirmiþti. Hz. Ali yalnýz bir bilgin deðildi. O, üstün bir komutan, yiðit bir savaþçý, mertlik ve doðruluðunda adeta bir sembolüydü. Yoksul denilecek kadar son derecede basit bir yaþantýsý vardý. Adildi, cömertti, yardýmseverdi. Asla zalim olmamýþtý. Kin gütmezdi, intikam peþinde koþmazdý, son derce merhametliydi. Bir savaþta kýlýcý elinden düþen bir hasmýna: ''Ya Ýslamiyet’i kabul et, ya da ölüme hazýr ol,'' deyince, hasmý Hz. Ali'nin yüzüne tükürür. Bunun üzerine Hz Ali: ''Haydi git, gözüme bir daha görünme!'' der adama. Bu duruma þaþýran hasmý: ''Müslümanlýðý kabul etmediðim gibi senin yüzüne de tükürdüm. Daha çok öfkelenip beni hemen öldüreceðin yerde býrakýyorsun. Þaþýrdým doðrusu.'' Deyince, Hz. Ali þu cevabý verir: ''Sizler Ýslamiyet’i ortadan kaldýrmak için Müslümanlara saldýrýyorsunuz. Bizim sizlerle savaþmamýz, dinimizi korumak içindir. Ama þimdi sen benim yüzüme tükürmekle bana hakaret etmiþ oldun. Ben þahsýmý ilgilendiren bir konu için adam öldürmem. Biraz önce Allah için savaþýyordum. Þimdi öfkeme yenilip seni öldürürsem ben Ýslamiyet’ten uzaklaþmýþ olurum.'' Hz. Ali'nin bu sözlerini iþiten adam, Hz. Ali'nin elini öperek Ýslamiyet’i kabul eder. Hz. Hasan Hz. Ali'nin büyük oðludur. Hz. Hasan son derecede dedesi Muhammet'e benzerdi. Zamanýnýn bilginlerindendi. Mücadele etmekten, kavgadan hoþlanmazdý. Yumuþak bir huya sahipti. Merhametli ve cömertti. Emevi halifesi Muaviye Hz. Hasan'ýn halk arasýndaki saygýnlýðýný ve gördüðü sevgiyi, kendisi için bir tehlike gördüðü için Hz. Hasan'ýn karýsý Cude'yi türlü vaatlerle kandýrarak kocasýný zehirletti. Hz. Hüseyin, Emevi halifesi Yezit'in türlü rezilliklerle dolu zulme ve haksýzlýða dayalý yönetimine karþý baþ kaldýrmýþtý. Hayatý boyunca insan haklarýnýn nasýl savunulacaðýný, mertliðin ne olduðunu, haksýzlýða ve zulme karþý yiðitçe direniþin nasýl yapýlmasý gerektiðini, gerçek cesaretin ve özverinin ne anlama geldiðini gelecek nesillere örnekleri ile gösteren bir fazilet abidesidir. Ýmam Zeyn'el Abidin Hz. Hüseyin'in oðludur. Kerbela soykýrýmýnda hasta oluþu ve halasý Hz. Zeynep'in olaðan üstü çabasý sonucu kurtulabilmiþti. Bütün hayatýný, insanlýðýn her alanda yücelmesi için çaba göstermeye harcamýþtý. Çok güzel ve etkili konuþurdu. Pek çok konuda geniþ bilgi alanýna sahipti. Onun sohbetlerinden yararlanmak için zamanýn bilginleri bir birleriyle yarýþýrlardý. Çok cömert ve yardýmseverdi. Her fýrsatta köle ve cariyelerini azat eder ve onlara þöyle derdi: ''Ben sizlerin bana karþý iþlemiþ olduðunuz hatalý davranýþlarýnýzý baðýþlýyorum. Sizlerde benim sizlere karþý yapmýþ olduðum hatalarý affediniz.'' Bu söz, o günlerin þartlarý içinde büyük bir faziletin göstergesi idi. Ýmam Bakýr, Zeyn'el Abidin'in oðludur. O da büyük bir bilgi birikimine sahipti. Günümüzde birer mezhep olarak kabul edilen Hanefilik, Þafilik, Malikilik, Hambelilik gibi Sünni mezheplerin kurucularý imam Bakýr'dan ders almýþlar, onun geniþ bilgi alanýndan yararlanmýþlardýr. Bunlarýn hepside Ýmam Bakýr'a büyük saygý beslerlerdi. Bir gün imam Bakýr'ý sýcak bir günde Medine dýþýnda birkaç yakýný ile dolaþýrken gören biri: ''Ya Ýmam! Böyle sýcak bir günde kan - ter içinde dünya malý için neden koþturup duruyorsun?'' der. Ýmam Bakýr þöyle cevap verir: ''Ben dünya malý hýrsý uðrunda koþturmuyorum. Ailemin nafakasýný temin için çalýþýyorum. Beni en çok korkutan þey; tembel tembel otururken, ya da Yüce Allah'ýn kullarýndan beklemediði bir davranýþta bulunurken ölmektir.'' diye cevap verir. Altýncý Ehlibeyt imamý Cafer Sadýk hazretleridir. Þii mezhebi'nin temelini koyan bu imam, Ýmam Bakýr'ýn oðludur. Anadolu Aleviliði de Ýmam Cafer'in temelini koyduðu Þiiliðin bir Anadolu uzantýsý ve uygulama biçimidir. Anadolu Aleviliðini biçimlendiren, Anadolu Ýnsanýna özgü bir inanç yolu haline getiren de Hünkâr Hacý Bektaþ Veli hazretleridir. Ýmam Cafer Sadýk yalnýz Ýslami bilimlerinde deðil týp, astronomi, matematik, kimya gibi müsbet bilim dallarýnda kapsamlý bilgilere sahipti. Evi adeta bir okulu andýrýrdý. Dört Sünni mezhebin kurucularý dahil, zamanýn pek çok bilim adamý sohbetlerini dinlemek için sýk sýk onu ziyarete gelirler, kendisine son derecede saygý beslerlerdi. Bu kiþiler her fýrsatta Ýmam Cafer'in üstünlüðünü överler, kendisinden nasýl yararlandýklarýný gururla anlatýrlardý. Yedinci Ýmam Musa Kazým hazretleridir. Cafer Sadýk'ýn oðludur. Abbasi halifesi Harun Reþit zamanýnda yaþamýþtýr. O da babasý gibi büyük bir bilgindi. Onun da evi bir okulu andýrýrdý. Cömert ve yardým severdi. Dul, yetim ve yoksul babasý olarak tanýnýrdý. Onlarý her zaman kollar, yardým eder ve dertleriyle ilgilenirdi. Yardýmlarýný daima geceleri gizli olarak yapardý. Her türlü imkana sahip olduðu halde son derece gösteriþsiz ve sade bir hayatý vardý. Ýmam Ali Rýza hazretleri ise sekizinci imam olup Musa Kazýmýn oðludur. Ýmam Rýza, olgun ve üstün niteliklerle donanmýþ bulunan bir insanýn tüm özelliklerine sahip, bilge kiþiydi. Çok duygusal ince bir gönle sahipti. Karþýsýndaki ister bir bilgin olsun, ister bir köle olsun konuþmalarý, davranýþlarý asla deðiþmezdi. Kendisine hizmet edenlerin bile yanlarýnda ayaðýný uzatarak oturduðu hiç görülmemiþti. O gün konuðu yoksa sofrasýna kölelerini ve hizmetçilerini alýr, onlarla sohbet ederek, yemeðini beraber yerlerdi. Cömert ve yardým severdi. Muhammet Takî, Ýmam Rýza'nýn oðlu olup dokuzuncu Ehlibeyt imamýdýr. Ýmam Takî de bilgili, ahlak yüceliðinin doruklarýna ulaþmýþ, sevecen, yardýmsever, alçak gönüllü ve özveri sahibi bir kiþiydi. Zamanýn bilginleri ve kadýlarý ile yapmýþ olduðu tartýþmalarda daima üstün gelir, görüþlerini herkese kabul ettirirdi. Halk kendisini çok sever, büyük saygý duyarlardý. Bir gün Abbasi halifesi El-Mut'asým'ýn huzurunda, hýrsýzlýk yapanýn elinin nasýl kesilmesi gerektiði konusunda bir tartýþma açýlmýþtý. Devrin ''kadýlar kadýsý'' unvanýna sahip bilgini, elin bilekten kesilmesi gerektiðini, bazýlarý da dirsekten kesilmesinin daha doðru olacaðýný savunurlar. Halife, bu konuda ne düþündüðünü Ýmam Takî 'den de sorar. Ýmam þu cevabý verir: ''Allah'a secde yedi uzuvla ( organ) yapýlýr. Bu uzuvlardan birsi de el avuçlarýdýr. Secde esnasýnda avuçlarýn mutlaka tere deðmesi gerekir. Ýki avuç da yere deðmezse secde tam olmaz. Bu nedenle elin kesilmesi doðru deðildir. Bir iþaret býrakmak için belki, bir parmaðýnýn ucundan biraz kesilebilir.'' diye cevap verir. Halife ise, diðerlerinin görüþlerini bir yana býrakarak, Ýmam Takî Hazretlerinin düþüncesine göre davranýlmasýný emreder. Zaten Hz. Ali de bu konuda kendisine sorulan bir soruya þöyle bir cevap vermiþti: ''Kendisinin ve ailesinin rýzkýný bir insan elleri ile temin eder. Rýzkýn kazanýlmasýna yardýmcý olan uzvu, hangi sebeple olursa olsun kesip atmaktan Allah'a sýðýnýrým. Onuncu imam Muhammet Takî'nin oðlu Ali Nakî'dir. O da babasý ve tüm atalarý gibi büyük bir bilgindi. Her konuda herkese örnek olabilecek bir kiþiliðe sahipti. Bu niteliði dolayýsýyla, devrin halifesinin çevresinde bulunanlar kendisini kýskanýrlardý. Ve her fýrsatta Ýmam Nakî 'yi Halifenin gözünden düþürmeye çalýþýrlardý. Bir gün halifeye, Ýmam Nakî 'nin bir isyan baþlatmak üzere halktan para ve silah toplatýp evine depo ettiðini, bu kiþiler haber verirler. Halife de bir adamýný, yapýlan ihbarýn doðru olup olmadýðýný anlamak üzere, gizlice Ali Nakî 'nin evine girip bakmasý için görevlendirir. Adam gece gizlice Ali Nakî 'nin evine girer. Ancak Ýmam Nakî henüz uyumamýþtýr. Gelen kiþinin de maksadýný bilmektedir. ''Dur yabancý, mumu yakayým da etrafýný iyice gör.'' der ve ýþýðý yakar. Adam korkar ve kaçmak ister. Adamý yatýþtýrarak her tarafý iyice araþtýrmasýný ister. Adam her yaný didik didik arar. Ancak iki kese içinde bir miktar altýndan baþka bir þey bulamaz. Onlarý alarak gitmek üzere kapýya yöneldiðinde Ýmam Nakî: ''Bak, silah olarak kýlýcým var. Onu da al ve sana verilen emre gereðince uymuþ ol.'' diyerek kýlýcýný da adama teslim eder. Bu iki keseden biri bir süre önce halifenin anasý tarafýndan Ýmam Nakî'ye bir adak nedeniyle gönderilmiþti. Henüz üzerindeki mühür de sökülmemiþti. Arama yapmak üzere görevlendirile kiþi keseleri halifeye teslim edip durumu anlatýr. Halife bir kesenin üzerinde anasýnýn mührünü görünce çok utanýr ve Ýmam Nakî 'den özür dileyerek adamýnýn getirdiklerini iade eder. On birinci Ýmam da Hasan Askeri'dir. Babasý ise Ali Nakî'dir. O da tüm soyu gibi üstün insanlýk nitelikleriyle donanmýþ bir bilgindi. Baðdat’ta, halifenin muhafýzlýðýný yapan Türk askerlerinin bulunduðu bölgede yaþadýðý ve Türk askerleri tarafýndan sevilip saygý gördüðü için kendisine ''Askeri'' lakabý verilmiþtir. Ýmam Hasan Askeri Türkçe, Rumca ve Farsça bilirdi. Onun evi de bir okulu andýrýrdý. Ýmam Askeri'nin þu sözü çok meþhurdu: “Yeryüzünde iyi ve güzel olarak bilinen ne varsa, tüm bunlarý toplayýp bir lokma yapsam. Bu lokmayý alýp bilgili, gönlü tüm sevgilere açýk, iyiliði ve yardým severliði kendisine ilke edinmiþ bulunan bir kiþiye versem. Yine de onun hakkýný gereðince ödeyememiþ olmaktan korkarým. Ama zalim, kibirli, acýmasýz, cimri, gönlü sevgilere kapalý birine de bir yudum su versem o suyu israf etmiþ olmaktan korkarým.” On ikinci Ýmam Mehdi, bilinmeyen bir nedenle yakýn ailesinden ve az sayýdaki bazý dostlarýndan baþka kimseye göstermemiþ, gerçek adýnýn anýlmasýný da yasaklamýþtýr. Hz. Peygamber'in bir hadisinde : “Soyumdan gelecek 12’nci Ehlibeyt Ýmamýnýn kendi ismini taþýyacaðýný, Kýyamet günü tekrar dünyaya gelerek insanlýðý doðru yola yönlendireceðini,” haber verdiðine inanýlýr. Günümüzde Anadolu'da yaþayan insanlar türlü etnik köklerden gelmiþlerdir. Türlü dinlere ve inanç yollarýna baðlýdýrlar. Bu nedenle Alevi ve Bektaþi toplumun içinde türlü etnik kökenden insanlar vardýr. Alevi - Bektaþi toplumu, Türkiye nüfusunun bu gün için hiç yoksa beþte birini oluþturmaktadýr. Bu inanç yolu yedi-sekiz yüzyýldýr Anadolu'da vardýr, bugün de varlýðýný sürdürmektedir. Bir inanç yolunun varlýðýný bu kadar uzun süre koruyabilmesinin elbette bir nedeni olmalýdýr. Bunu biz büyük ölçüde Ehlibeyt'in ve Ehlibeyt Ýmamlarýnýn, daha sonra da Hünkâr Hacý Bektaþ Veli'nin öðretilerine, onlarýn yüce kiþiliklerine baðlýyoruz. Çünkü onlar tüm yaþantýlarý boyunca kiþisel zevkleri ve çýkarlarý peþinde deðil; tüm insanlara iyi, doðru ve yararlý þeyleri anlatýp öðretmenin çabalarý içinde olmuþlardýr. Tüm yaþantýlarý ile davranýþlarý ile bilgileri ile yüzyýllar boyunca insanlara örnek olmuþlardýr. Bir kiþinin gerçek insan olabilmesi için neler yapmasý nasýl düþünmesi, nasýl yaþamasý, ne gibi davranýþlar sergilemesi, kiþilerle ve içinde yaþadýðý toplumla olan iliþkilerini nasýl düzenlemesi gerektiðini anlatarak ve kendi yaþantýlarý ile de bizzat göstererek öðretmenin gayretini taþýmýþlardýr. Her zaman da haksýzlýklarýn, zulmün, ahlaksýzlýklarýn, çirkinliklerin karþýsýnda olmuþlar; onlarla mücadele yapmayý hayatlarýnýn baþlýca amacý saymýþlardýr. Onlar, iþte bu nitelikleriyle inanç önderleri olmuþlar; iyiden, doðrudan, hakça bir düzenden, insanlýk onurundan, sevmekten yana onanlar da bu üstün yaradýlýþlý insanlarýn yolundan, izinden yüzlerce yýldýr ayrýlmamýþlardýr. Ruhi Alp YALÇIN Davacýnýn iþyerinin hangi tarihlerde ve hangi sýklýkta deðiþtirildiði belirlenerek mobbing unsurlarýný taþýyýp taþýmadýðýnýn” araþtýrýlmasý istenmektedir (Yargýtay 9. HD. 10.05.2009 T., E.2008/10408, K.2009/26968).[32]Bir baþka kararda “daha önce pantolon bölümünde çalýþýrken þefi tarafýndan hakarete uðradýðý, psikolojik taciz – mobbinge uðradýðý ve bu nedenle ceket bölümüne naklinin yapýldýðý anlaþýlmaktadýr” denilerek iþçinin haklý nedenle iþten ayrýlmýþ olduðu, bu nedenle de kýdem tazminatýnýn kabulüne, ihbar tazminatýnýn reddine karar verilmiþtir (Yargýtay 9. HD.02.06.2009 T., E.2008/375, K.2009/15531).[33] Davacý iþçinin iþyerinde darp edildiði, bu nedenle rapor aldýðý ve bu sebeple iþten ayrýldýðý bir olayla ilgili davada Yargýtay mobbing konusunu yabancý mahkeme kararlarýndan da alýntý yaparak izah ederek sonuca ulaþmýþtýr. Karar þu þekildedir; “Ýþyerinde psikolojik taciz (mobbing) çaðdaþ hukukun son zamanlarda mahkeme kararlarýnda ve öðretide dile getirdiði bir hukuk kurumudur. Örneðin Alman Federal Ýþ Mahkemesi bir kararýnda iþçilerin birbirine sistematik olarak düþmanlýk belsemsi, kasden güçlük çýkarmasý, eziyet etmesi veya bu eylemlerin iþçinin baþta iþveren olmak üzere amirleri tarafýndan gerçekleþtirilmesi olarak tanýmlanmýþtýr. (BAG, 15.01.1997, NZA. 1997) Görüleceði üzere iþçi bir taraftan diðer iþçiye, diðer taraftan iþverene karþý korunmaktadýr. Ýþçinin anlattýðý mobbing teþkil eden olaylarýn tutarlýk teþkil etmesi, kuvvetli bir emarenin bulunmasý gerekmektedir. Kiþilik haklarý ve saðlýðýn aðýr saldýrýya uðramasý mobbingin varlýðýný tartýþmasýz kabulünü doðurur. Öte yandan ispat kurallarýnýn zorlanan sýnýrlarý usul hukukunda yeni arayýþlara yol açmýþtýr. Emare iþte bu anlayýþýn bir sonucudur. Olaylarýn tipik akýþý, tecrübe kurallarý göz önüne alýndýðýnda verilecek sonuçla ispat gerçekleþir. Baþka bir anlatýmla bu ilk görünüþ ispatýdýr. (Üstündað, Saim; Medeni Yargýlama Hukuku B. 6, Ýstanbul 1997; sh. 622) Somut olayda davacý iþçi dövülmüþ, rapor sonrasý iþe geldiðinde huzursuz edilmiþtir. Davacýnýn dövülmesinden sonra iþyerinde huzursuz edildiði, davacý tanýðý ve olaylarýn tipik akýþý göstermektedir. Ýþçi psikolojik taciz sonucunda istifa etmiþtir. Bu konuda yeterli emare bulunmaktadýr. Kýdem tazminatýnýn hüküm altýna alýnmasý gerekirken reddi bozmayý gerektirmiþtir (Yargýtay 9. HD. 14.03.2008 T., E.2008/3122, K.2008/4922).[34]Bu kararda mobbing maðduru iþçinin haklý sebeple iþten ayrýlabileceði açýkça belirtilmekte ve mobbingin ispatýnda “emare” üzerinden gidilerek iþçi lehine ispat kolaylýðý saðlandýðý da gözlenmektedir. Süreklilik arzeden cinsel tacizin mobbinge dönüþtüðünden bahseden çok yeni bir Yargýtay kararýndaki olayda, “genel müdürün iþ toplantýlarýnda asistaný olan kadýn iþçiden cinsel taleplerde bulunduðu, kadýnýn bu isteklere olumsuz yanýt vermesi üzerine kötü davranýþa ve küçük düþürücü hareketlere maruz kaldýðý, performansýnýn düþük gösterilerek istifaya zorlandýðý, olaylarýn iþyerine aksetmesi üzerine ücretsiz izne ayrýldýðý, dedikodularýn yayýldýðý, bölümünün deðiþtirilmesine karþýn yemekhaneye dahi inemez duruma geldiði, baskýlara dayanamayarak sinir krizleri geçirdiði, depresyon teþhisi konulduðu, çalýþamayacaðýný anlayýnca haklý sebeple iþten ayrýldýðý” olayda davalý iþverenin “feshin 6 iþ günü geçtikten sonra yapýldýðý” þeklindeki savunmasý için de “tacizin etki ve sonuçlarýnýn temadi etmekte olduðu ve bir nevi mobbinge dönüþtüðü, bu nedenle 6 iþgününün geçmemiþ olduðu” belirtilerek kadýn iþçinin feshinin haklý olduðu sonucuna varýlmýþtýr. Yargýtay’ýn bu karada cinsel taciz ve mobbing maðdurlarý için ispat kolaylýðý saðladýðý da gözlenmektedir. Þöyle ki, kararda “davacýnýn olaylarý yer ve zaman belirterek ayrýntýlý biçimde anlatarak kendi iffetini herhangi bir sebep yokken ortaya koymasý yaþamýn olaðan akýþýna aykýrýdýr” denilerek somut olaydaki ispat zorluðunun bu þekilde kolaylaþtýrýldýðý da anlaþýlmaktadýr (Yargýtay 9. HD: 04.11.2010 T., E.2008/37500, K.2010/31544).[35] Sonuç Mobbing eyleminin kiþilik haklarýna saldýrý niteliðinde bir hareket olmasý nedeniyle, maðdurlarýn Medeni Yasa ve Borçlar Yasasý’ndaki genel hükümler ve özellikle de TBK, md. 417 çerçevesinde kiþilik haklarý ihlaline dayanarak koruma davalarý ve maddi/manevi tazminat davalarý yoluyla hak aramalarýnýn önünde engel yoktur. Ýþ Yasasý’nda da mobbing konusuna doðrudan deðinen hüküm olmamakla birlikte, maðdurlarýn ayrýmcýlýk nedeniyle yargýya gidebilecekleri kanýsýndayýz. Ayrýca, mobbingin Ýþ Yasasý’nýn 24/II ve 25/II maddelerindeki ahlak ve iyi niyet kurallarýna uymayan haller ve benzerleri kapsamýnda bir eylem olduðunda kuþku yoktur. Bu nedenle 24/II ve 25/II’deki hukuksal sonuçlar mobbing için de geçerlidir. Nitekim Yargýtay kararlarý da bu yöndedir. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüðe giren Borçlar Yasasý’na mobbingle ilgili hüküm konmuþ olmasý olumlu bir geliþmedir. Ancak duraksamalarý gidermek ve konuya açýklýk getirmek amacýyla Ýþ Yasasý’nýn 24/II ve 25/II. maddelerine de mobbingle ilgili ilave yapýlmasýnda yarar vardýr. YARARLANILAN KAYNAKLAR Akipek, Jale G. – Akýntürk, Turgut, Türk Medeni Hukuku Baþlangýç Hükümleri ve Kiþiler Hukuku, Beta Basým Yayým Daðýtým A.Þ., 6. Baský, Ýstanbul 2007 Aydýn, Ufuk, Ýþ Hukukunda Ýþçinin Kiþilik Haklarý, Eskiþehir 2002 Bakýrcý, Kadriye, Ýþ Hukuku Açýsýndan Ýþyerinde Cinsel Taciz, Yasa Yayýncýlýk, Ýstanbul 2000 Baþöz, Lütfü – Çakmakçý, Ramazan, Yeni Türk Borçlar Kanunu, Legal Yayýncýlýk, Birinci baský, Ýstanbul 2011 Bayram, Fuat, “Türk Ýþ Hukuku Açýsýndan Ýþyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)”, Legal Ýþ Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, Sayý: 2007/14 Bayram, Fuat, “Ýþyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)”, Legal Ýþ Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukukuna Ýliþkin Yargý Kararlarý ve Ýncelemeleri Dergisi, Sayý: 3/2007 Bilgili, Abbas, Ýþ Hukuku Açýsýndan Ýþyerinde Cinsel Taciz, Karahan Yayýnevi, Adana 2010 Çelik, Cemile Ýþyerinde Fiziksel Saldýrý (Bullying), Nobel Kitabevi, Adana Çil, Þahin, Ýþ Hukuku Yargýtay Ýlke Kararlarý, 2. Baský, Turhan Kitabevi, Ankara 2010 Çobanoðlu, Þaban, Mobbing Ýþyerinde Duygusal Saldýrý ve Mücadele Yöntemleri, Timaþ Yayýnevi, Ýstanbul 2005; Demir, Fevzi, Yargýtay Kararlarý Iþýðýnda Ýþ Hukuku ve Uygulamasý, 3. baský, Ýzmir 2003 Eren, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Basým Yayým Daðýtým A.Þ., Ýstanbul 2003 Evren, Öcal Kemal, “Ýþ Hukukunda Cinsel Taciz”, Terazi Aylýk Hukuk Dergisi, Sayý: 28, Aralýk 2008 Eyrenci – Taþkent – Ulucan, Bireysel Ýþ Hukuku, Legal Yayýnevi, Ýstanbul 2004 Gökçe, Asiye Toker, Mobbing: Ýþyerinde Yýldýrma Nedenleri ve Baþa Çýkma Yöntemleri, 1. Baský, Ankara 2008 Güzel, Ali – Ertan, Emre, “Ýþyeri Sendika Temsilcisine Yönelik Psikolojik Taciz ve Kötüniyet Tazminatý (Karar Ýncelemesi)”, Çalýþma ve Toplum Dergisi, Sayý: 16 (2008/1) Güzel, Ali, - Ertan, Emre, “Ýþyerinde Psikolojik Tacize (Mobbinge) Hukuksal Bakýþ: Avrupa Hukuku ve Karþýlaþtýrmalý Hukuk”, Legal Ýþ Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Dergisi, Sayý: 2007/14 Helvacý, Serap, Gerçek Kiþiler, Arýkan Basým Yayým daðýtým Ltd. þti. Ýstanbul 2006 MESS Akýllý Kitap Mollamahmutoðlu, Hamdi, Ýþ Hukuku, Turhan Kitabevi, Ankara 2004 Oðuzman, M. Kemal – Seliçi, Özer – Oktay/Özdemir, Saibe, Kiþiler Hukuku, Filiz Kitabevi, 9. Baský, Ýstanbul 2009 Öztan, Bilge, Þahsýn Hukuku Hakiki Þahýslar, Turhan Kitabevi, 7. Baský, Ankara 1977 Savaþ, Fatma Burcu, Ýþyerinde Manevi Taciz, Beta Basým Yayýn daðýtým A.Þ., Ýstanbul 2007 Sutton, Robert I, Ýþyerinde Pisliklere Hayýr Kuralý, Remzi Kitabevi, 1. Baský, Ankara 2008 Süzek, Sarper, Ýþ Hukuku, Beta Basým Yayým Daðýtým A.Þ., Geniþletilmiþ 4. baský, Ýstanbul 2008, sh. 346; Týnaz, Pýnar, Ýþyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), Beta Basýn Yayýn Daðýtým A.Þ., 1. Baský, Ýstanbul 2006 Týnaz, Pýnar – Bayram, Fuat – Ergin, Hediye, Çalýþma Psikolojisi ve Hukuki Boyutlarýyla Ýþyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing), Beta Basýn Yayýn Daðýtým A.Þ., Ýstanbul 2008 Týnaz, Pýnar, “Moobbing : Ýþyerinde Psikolojik Taciz”, Çalýþma ve Toplum Dergisi, Sayý: 10 (2006/3) Týnaz, Pýnar, “Ýþyerinde Psikolojik Taciz (Mobbing)”, Çalýma ve Toplum Dergisi, Sayý: 11 (2006/4) Tutar, Hasan, Ýþyerinde Psikolojik Þiddet, Platin Yayýnevi, 3. baský, Ankara 2004 von Tuhr, Andreas, Borçlar Hukukunun Umumi Kýsmý, Çeviren Cevat Edege, Cilt: 1- 2, Yargýtay Yayýnlarý No: 15, Ankara 1983 Yaman, Erkan, Yönetim Psikolojisi Açýsýndan Ýþyerinde Psikoþiddet – MobbingNobel Yayýn Daðýtým, Ankara 2009 (Not: Bu makale Ýstanbul Barosu Dergisi’nin 2011/4. Sayýsýnda, Adana Barosu Dergisi’nin 2013/Mart (8) sayýsýnda yayýnlanmýþtýr) -------------------------------[32] Çil, Þahin, Ýþ Hukuku Yargýtay Ýlke Kararlarý, 2. Baský, Turhan Kitabevi, Ankara 2010, sh. 475, 476 [33] Çil, 476, 477 [34] Çil, 477, 478 [35] Karar kiþisel arþivimizdedir. Kaynak:BÝA Haber Merkezi 300'ün üzerinde sinemacý Pazar günü Emek Sinemasý yürüyüþünde yaþanan polis þiddetini kýnayan ve Emek Sinemasý’nýn yýkýlmadan varolan yerinde restore edilerek korunmasý ile ilgili taleplerini içeren bir mektup yayýnladý. Sinemacýlar, Emek Sinemasý’nýn yýkýlmadan varolan yerinde restore edilerek korunmasýný talep etti, Kültür ve Turizm Bakaný Ömer Çelik, Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakaný Faruk Çelik ve Beyoðlu Belediye Baþkaný Ahmet Misbah Demircan’ý göreve çaðýrdý. “Sevgi Emek’tir” baþlýklý açýklama þöyle: Emek Sinemasý’nýn 2009 yýlýnda kapatýlmasýndan ve yýkýmýný içeren projenin kamuoyu ile paylaþýlmasýndan bu yana sürdürülen protesto eylemlerine biz de bu ülkenin sinemacýlarý olarak destek verdik. Ýstanbul’un en eski ve görkemli salonu olan Emek Sinemasý’nýn bir kültür mirasý olduðunu ve mevcut haliyle restore edilerek korunmasý gerektiðini her platformda barýþçý yöntemlerle savunduk. Aslen bir kamu mülkü olan Emek Sinemasý ile ilgili yaþanan süreçte, Emek’in asýl sahipleri olan bizlerin, kamunun görüþleri yok sayýldý. Emek Sinemasý’nýn yýkýmýný öngören proje, sadece tek bir kültür varlýðýnýn deðil ‘kültür’ün ve ‘sinema tarihinin’ de yýkýmý anlamýna geliyor. Emek Sinemasý’nýn yýkýlmayacaðý, varolan haliyle yeni yapýlacak alýþveriþ merkezinin üst katýna ‘aynen’ taþýnacaðý iddiasý hem Kültür ve Turizm Bakaný hem Beyoðlu Belediye Baþkaný hem de proje sahibi Kamer Ýnþaat yetkilileri tarafýndan defalarca tekrarlandý. Ancak, 31 Mart Pazar günü gerçekleþtirilen protestoda Emek Sinemasý’nýn içine giren tanýklarýn çektiði fotoðraf ve videolarla sinemanýn yýkýlmaya baþlandýðý kayýt altýna alýndý. Bu durum, Ýstanbul Film Festivali’nin de devam ettiði bu günlerde, 7 Nisan Pazar günü gerçekleþtirilen geniþ katýlýmlý bir yürüyüþte aralarýnda Costa Gavras, Erden Kýral, Derya Alabora, Serra Yýlmaz, Ahmet Mümtaz Taylan, Cem Davran, Tuncel Kurtiz, Onur Ünlü, Erden Kýral, Özcan Alper, Emin Alper, Aslý Özge, Seren Yüce, Derya Alabora, Serra Yýlmaz, Defne Halman ve Hazal Kaya pek çok deðerli sinemacý tarafýndan barýþçý bir þekilde protesto edildi. Emek Sinemasý’nýn olduðu gibi muhafaza edilmesi talebimizi yenilediðimiz bu yürüyüþte, Ýstanbul Film Festivali’nin birçok deðerli yabancý konuðuyla birlikte, polis þiddetine maruz kaldýk. Yönetmen, oyuncu, sinema emekçisi arkadaþlarýmýz ve Emek Sinemasý için mücadele eden emekseverler, polisin biber gazý ve tazyikli su içeren müdahalesinin maðdurlarý arasýnda yer aldý. Bu barýþçýl protestonun sebepsiz bir þiddetle bastýrýlmasýnda sorumluluðu olan tüm kiþi ve kurumlarý hesap vermeye çaðýrýyoruz. “Biz bu ülkenin sinemacýlarý olarak, Emek Sinemasý’nýn yýkýlmadan varolan yerinde restore edilerek korunmasý ile ilgili talebimizi ýsrarla yineliyoruz. Baþta Kültür ve Turizm Bakaný Ömer Çelik ve Beyoðlu Belediye Baþkaný Ahmet Misbah Demircan olmak üzere, Emek Sinemasý'nýn mülkiyetini elinde tutan SGK'nýn baðlý olduðu Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakaný Faruk Çelik'in de dahil olduðu siyasi iradeyi kamuoyu adýna göreve çaðýrýyoruz.” Ýmzacýlar: A. Fuat Onan, Ahmet Boyacýoðlu, Ahmet Katýksýz, Ahmet Kural, Ahmet Mekin, Ahmet Mümtaz Taylan, Ahmet Rýfat Þungar, Ahmet Ümit, Ali Aga, Ali Aydýn , Ali Taner Baltacý, Ali Vatansever, Alican Yücesoy, Alisa Lebow, Arzu Açýkgöz, Arzu Gamze Kýlýnç, Aslý Filiz, Aslý Özge, Aslý Tandoðan, Ata Demirer, Atalay Taþdiken, Atýl Ýnaç, Atilla Engin, Ayça Damgacý, Ayçin Ýnci, Aydýn Bulut, Aydýn Sayman, Ayhan Ergürsel, Aykut Akdere, Ayþegül Beyazdað, Azize Tan, Bahar Kerimoðlu, Bahtiyar Engin, Banu Fotocan, Baran Seyhan, Barýþ Özbiçer, Bartu Küçükçaðlayan, Baþak Emre, Baþak Ýlker, Belçim Bilgin Erdoðan, Belgin Baþ, Belma Baþ, Belmin Söylemez, Berk Hakman, Berke Baþ, Berna Küçülmez, Berna Tunalý, Betül Esener, Bikem Saya, Birol Akbaba, Budak Akalýn, Burcu Hallacoðlu, Burcu Kutluk, Bülent Pelit, Büþra Pekin, Can Candan, Can Dündar, Can Kýlcýoðlu, Can Þýkyýldýz, Can Yýlmaz, Canan Ergüder, Cem Davran, Cem Yýlmaz, Cenker Kokten, Ceren Moray, Ceyda Düvenci, Cüneyt Yalaz, Çetin Karakul, Çiçek Kahraman, Defne Halman, Deniz Eyüboðlu Aydýn, Dersu Yavuz Altun, Derviþ Zaim, Derya Alabora, Derya Durmaz, Derya Tarým, Devrim Akkaya, Devrim Yakut, Dilde Mahalli, Dilek Gökçin, Dilek Yorulmaz, Doða Kýlcýoðlu, Durul Taylan, Ebru Köktürk Koralý, Efe Öztezdoðan, Ege Yýldýrým, Elif Refið, Elif Taþçýoðlu, Elifcan Ongurlar, Emin Alper, Emine Emel Balcý, Emine Yýldýrým, Emre Akay, Emre Erkmen, Emre Yeksan, Engin Günaydýn, Engin Özkaya, Enis Köstepen, Ercan Kesal, Erdem Tepegöz, Erden Kýral, Eriþ Akman, Erkan Can, Erkan Kurtuluþ, Ersan Çongar, Ersoy Güler, Ertunç Þenkay, Esme Madra, Esra Bezen Bilgin, Evren Luþ, Eyüp Boz, Ezel Akay, Ezgi Baltaþ, Ezgi Mola, Feride Çiçekoðlu, Feridun Koç, Ferzan Özpetek, Feyza Suyuak, Figen Aydýntaþbaþ, Fikret Kuþkan, Füsun Demirel, Gaye Boralýoðlu, Gizem Erdem, Gizem Erden, Gizem Soysaldý, Gonca Vuslateri, Gökçay Yýldýz, Gökçe Iþýl Tuna, Gökhan Atýlmýþ, Gökhan Tiryaki, Görkem Mertsöz, Görkem Yeltan, Gül Bursa, Güliz Gençoðlu, Güliz Kaptan, Güner Koralý, Güven Çatak, Güven Kýraç, Hakan Kurtaþ, Hakký Kurtuluþ, Haktan Pak, Haluk Bilginer, Handan Ýpekçi, Harika Uygur, Harun Tekin, Hasan Özgen, Haþmet Topaloðlu, Hatice Yakar, Hazal Dut, Hazal Kaya, Hazar Ergüçlü, Hilal Sönmez, Hilmi Etikan, Hülya Uçansu, Hüseyin Karabey, Ilgaz Küren, Ýbrahim Selim, Ýlksen Baþarýr, Ýnan Temelkuran, Ýpek Türktan Kaynak, Ýrem Altuð, Ýsmail Güneþ, Jülide Kar, Kaan Çakýr, Kaan Ege, Kadir Çermik, Kazým Öz, Kemal Ural, Kenan Ýmirzalýoðlu, Kerem Ayan, Koray Çalýþkan, Korhan Herduran, Laçin Ceylan, Lale Mansur, Lesli Karavil, Lusin Dink, M. Cem Öztüfekçi, Mahmut Fazýl Coþkun, Mediha Didem Türemen, Mehmet Aksýn, Mehmet Ali Arslan, Mehmet Altýoklar, Mehmet Aslantuð, Mehmet Eryýlmaz, Mehmet Günsür, Mehmet Ibrahimhakkýoðlu, Mehmet Zengin, Mehtap Köroðlu, Melik Saraçoðlu, Melis Birder, Melisa Önel, Melisa Sözen, Menderes Samancýlar, Mert Fýrat, Merve Atýlmýþ, Merve Hacýoðlu, Merve Kayan, Merve Pekar, Meryem Yavuz, Muhammet Uzuner, Murad Çobanoðlu, Murat Cemcir, Murat Daltaban, Murat Düzgünoðlu, Murat Gürvardar, Murat Saraçoðlu, Murat Þeker, Murat Þenöy, Murat Tuncel, Mustafa Dok, Mustafa Þevki Doðan, Mustafa Uzunyýlmaz, Müge Boz, Müge Turalý, Müjde Ar, Nadir Öperli, Nadir Sarýbacak, Nalan Kurucim, Nazan Kesal, Necati Sönmez, Nejat Ýþler, Nejla Arslan, Nergis Öztürk, Nesimi Yetik, Nesrin Cavadzade, Nida Karabol, Nihat Ýleri, Nilay Erdönmez, Nurettin Þen, Nurgül Yeþilçay, Nurhayat Erdil, Nuri Bilge Ceylan, Nursen Çetin Köreken, Oðuz Kaynak, Okan Yalabýk, Olgun Þimþek, Onur Dikmen, Onur Saylak, Onur Ünlü, Onur Ünsal, Orhan Erkal, Orhan Eskiköy, Osman Taþçý, Ozan Bilen, Ömer Atay, Ömür Atay, Önder Çakar, Özcan Alper, Özgür Baltalýoðlu, Özgür Doðan, Özgür Eken, Pelin Esmer, Pýnar Evrenosoðlu, Pýnar Töre, Ramin Matin, Raþit Çelikezer, Reha Erdem, Reha Özcan, Reis Çelik, Reyan Tuvi, Rezzan Yeþilbaþ, Rýza Akýn, Rýza Kocaoðlu, Rýza Sönmez, Rutkay Aziz, Rüçhan Çalýþkur, Sadi Celil Cengiz, Sadullah Þentürk, Sedat Yýlmaz, Selçuk Aydemir, Selda Alkor, Selen Uçer, Selim Atakan, Selim Bahar, Selim Demirdelen, Selim Erdoðan, Selim Evci, Selin Vatansever, Semih Kaplanoðlu, Semir Aslanyürek, Senem Tüzen, Sercan Badur, Serdar Akar, Serdar Temizkan, Seren Yüce, Serkan Acar, Serkan Altunorak, Serkan Çakarer, Serkan Ercan, Serkan Keskin, Serra Ciliv, Serra Yýlmaz, Settar Tanrýöðen, Sevil Demirci, Seyfettin Tokmak, Seyhan Kaya, Sezgi Mengi, Sezin Bozacý, Sýrma Aksüyek, Süreyya Güzel, Þive Erdoðan, Þükran Ovalý, Taner Birsel, Tansu Biçer, Tarýk Tufan, Tarkan Karlýdað, Tayfun Pirselimoðlu, Teoman Kumbaracýbaþý, Timuçin Esen, Tolga Karaçelik, Tomris Giritlioðlu, Tuðçe Altuð, Tuðrul Tülek, Tuna Kýrlý, Tunç Baþaran, Tunç Þahin, Turgut Yasalar, Tülin Özen, Türkan Derya, Türker Korkmaz, Türkü Turan, Uður Ýçbak, Uður Yücel, Ulaþ Cihan Þimþek, Ulaþ Tuna Astepe, Ümit Ünal, Vahide Gördüm, Veli Kahraman, Veysel Diker, Volkan Severcan, Yaðmur Taylan, Yamaç Okur, Yasin Ali Türkeri, Yavuz Özkan, Yekta Kopan, Yeþim Büber, Yeþim Ustaoðlu, Yonca Ertürk, Yusuf Aslanyürek, Yüksel Aksu, Zafer Algöz, Zerrin Tekindor, Zeynep Berkiþ, Zeynep Beþerler, Zeynep Çelen, Zeynep Dadak, Zeynep Özbatur Atakan, Zülfü Livaneli, Zümrüt Burul. Kaynak:Evrensel Sulucakarahöyük/ÜRGÜP Hasan KANKAL Nevþehir Ýl Gýda, Tarým ve Hayvancýlýk Sulucakarahöyük/NEVÞEHÝR Hasan KANKAL Nevþehir Üniversitesi (NEÜ) Ürgüp Sebahat ve Erol Toksöz Meslek Yüksekokulu (USET) Otel, Lokanta ve Müdürlüðü öncülüðünde Ýl/Ýlçe Müdürlüðü teknik personellerine ve bilhassa Ürgüp Ýlçesi ve Köylerinde Ceviz Yetiþtiriciliði ile uðraþan çiftçilere yönelik olarak Ürgüp Ticaret ve Sanayi Odasý Toplantý salonunda 08 Nisan 2013 tarihinde 1 günlük "Ceviz Yetiþtiriciliði" eðitimi verildi. Ceviz Yetiþtiriciliði Eðitimine; Nevþehir Ýl Gýda, Tarým ve Hayvancýlýk Müdürü Okan YILMAZ, Ürgüp Ýlçe Müdürü Hüsnü ÖZSOY, Koordinasyon ve Tarýmsal Veriler Þube Müdürü Recep EROÐLU, Merkez Ýlçe Ýle birlikte 7 Ýlçe Müdürlüðünde görevli Ziraat Mühendisleri, Köy ve Kasabalarda görevli Ziraat Mühendisi TARGEL Personeli ve çok sayýda Ürgüplü çiftçi katýldý. Eðitim öncesinde açýlýþ konuþmasý yapan Ýl Müdürü Okan YILMAZ, þunlarý söyledi: "Ýlimizde Alternatif ürün arayýþlarýna destek olmak, mevcut ceviz yetiþtiriciliði ile uðraþan kiþilerin bilgi birikimlerini artýrmak, baþka ülkelerde ve ülkemizde ceviz yetiþtiriciliði ile ilgili son teknolojik geliþmeleri üreticilerimizle paylaþmak amacýyla Ýl Müdürlüðümüz öncülüðünde Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araþtýrma Enstitüsü Müdürlüðünde görevli konu uzmaný Erdal ORMAN'ý Ýl/Ýlçe Müdürlüðümüzde çalýþan teknik personel ve çiftçilerimizle buluþturduk. Ceviz çok uzun ömürlü ve verimli bir bitkidir. Dededen toruna asýrlarca ömür sürmektedir. Verilen eðitimin Ýlimize ve siz deðerli üreticilerimize hayýrlý ve uðurlu olmasýný diler katýlýmlarýnýzdan dolayý hepinize teþekkür ederim." Dedi. Eðitim Kapsamýnda; Yurt dýþýnda ceviz yetiþtiriciliðinin durumu, yurt Ýçinde ceviz yetiþtiriciliðinin durumu, yerli ve yabancý ceviz çeþitleri, cevizin iklim, toprak ve su isteði, bitkisel özellikleri, hastalýk, zararlýlarý ve mücadelesi, bakým özelliði, aþýlama ve budama yöntemleri konusunda power-point eþliðinde sunumu yapýldýktan sonra, ceviz bitkisinde bilhassa aþýlama konusunda dikkat edilecek hususlar anlatýlarak, eðitim salonuna getirilen ceviz anacý ve kalemleri üzerinde aþýlama yöntemleri gösterildi. Verilen teorik eðitimden sonra, Ürgüp Ýlçesi Yeþilöz Köyü'nde özel giriþimci bir þahsýn ceviz bahçesine gidilerek, burada üretilen ceviz fidanlarý, yapýlan aþýlamalar ve diðer yetiþmiþ ceviz aðaçlarý bizzat yerinde gösterildi. Ayrýca, Ceviz yetiþtiriciliði eðitimine katýlanlara Ýl Müdürlüðünce "Katýlým Belgesi" verilecek. Ýkram Hizmetleri Bölümü Aþçýlýk ve Ýkram Hizmetleri Programlarý öðrencileri Fethiye´de yapýlan "Þef Mavi Ulusal Yemek Yarýþmasý"nda 10 madalya 1 kupa, TAF (Türkiye Aþçýlar Federasyonu) Milli Takým Üyeliði ve Katýlým Teþekkür Belgesi almaya hak kazandý. Yarýþmada; Aþçýlýk Programý 1. Sýnýf öðrencisi Muhittin Can Danacý, `Þefler Tavuk´ kategorisinde Birincilik (Altýn Madalya ile Þampiyonluk Kupasý), `Þefler Balýk´ kategorisinde Ýkincilik (Gümüþ Madalya) ve `Yýlýn Fethiye Altýn Ekibi´ kategorisinde Ýkincilik (Gümüþ Madalya) kazanarak TAF (Türkiye Aþçýlar Federasyonu) Milli Takýmýna Seçilme hakký kazandý. Aþçýlýk Programý 1. Sýnýf öðrencisi Erdinç Aksak, `Yýlýn Fethiye Altýn Ekibi´ kategorisinde Ýkincilik (Gümüþ Madalya), Ýkram Hizmetleri 1. Sýnýf öðrencisi Hasan Kaba, `Yýlýn Fethiye Altýn Ekibi´ kategorisinde Ýkincilik (Gümüþ Madalya), Aþçýlýk Programý 2. Sýnýf öðrencisi Aslý Kartal, `Öðrenci Kuzu Yemeði´ kategorisinde Ýkincilik (Gümüþ Madalya), Ýkram Hizmetleri 1. Sýnýf öðrencisi Ezgi Sivrikaya, `Öðrenci Tavuk´ kategorisinde Ýkincilik (Gümüþ Madalya), Aþçýlýk Programý 2. Sýnýf öðrencisi Gülhan Kurnaz, `Öðrenci Tavuk´ kategorisinde Üçüncülük (Bronz Madalya), Ýkram Hizmetleri 1. Sýnýf öðrencisi Ferhat Sontaþ, `Öðrenci Tavuk´ kategorisinde Üçüncülük (Bronz Madalya) ve Aþçýlýk Programý 1. Sýnýf öðrencisi Erdinç Aksak `Þefler Balýk´ kategorisinde Üçüncülük (Bronz Madalya) kazanarak toplamda 1 kupa, 1 altýn, 6 gümüþ ve 3 bronz madalya elde etti. Öðrencilerinin baþarýsýndan duyduðu memnuniyeti dile getiren NEÜ USET-MYO Müdürü Doç. Dr. Tuncay Bülbül yaptýðý açýklamada, "Öðrencilerimizin kazandýðý bu büyük baþarýdan dolayý çok mutluyuz, çok gururluyuz. Yönetim olarak bizler öðrencilerimize gerek akademik gerekse sosyal alanlarda elimizden gelen her türlü desteði vermekteyiz. Öðrencilerimizin daha nice baþarýlara imza atacaklarýna gönülden inanýyorum. Bu baþarý, Nevþehir Üniversitesinin geldiði düzeyi göstermesi bakýmýndan çok anlamlýdýr. Nevþehir Ýlimize ve Üniversitemize hayýrlý ve uðurlu olsun." dedi. Sulucakarahöyük/NEVÞEHÝR Cuma Onur ÞAHÝN Nevþehir 1.Amatör Küme B grubunun lideri olan Nevþehir Üniversitesi (NEÜ) Futbol Takýmý, Play-Off Müsabakalarýnda mücadele edecek. NEÜ Beden Eðitim Bölüm Baþkaný Yrd. Doç. Dr. Alparslan Ýnce´nin koordinatörlüðü ve Teknik Direktör Tarkan Güney´in gözetiminde 1. Amatör Kümede mücadele eden NEÜ Futbol Takýmýnýn da arasýnda bulunduðu Play-Off müsabakalarý için kura çekiliþi yapýldý. Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu binasýnda ASKF yönetimi ve kulüp baþkanlarý huzurunda gerçekleþtirilen çekiliþle NEÜ Futbol Takýmý; 14 Nisan 2013 günü saat 13:00´da Kapadokya Göreme Spor ile 2 Nolu Çim Sahada, 21 Nisan 2013 günü saat 15:00´da Göre Spor ile 3 Nolu Çim Sahada ve 28 Nisan 2013 günü saat 14:00´da ise Kapadokya Nevþehir Spor ile 2 Nolu Çim Sahada karþýlaþacak. Yapýlan çekiliþin tüm takýmlara hayýrlý olmasý dileðinde bulunan NEÜ Gençlik ve Spor Kulübü Baþkaný Yrd. Doç. Dr. Özden Taþðýn, "Nevþehir Üniversitesi olarak Nevþehir´de spor kültürünün yerleþmesi ve tüm dallarda sportif faaliyetlerin gerçekleþtirilmesi için mücadele ettik. Bunun sonucu olarak artýk ilimizin adý sporda elde edilen baþarýlarla da duyulmaya baþlandý. Bu bizleri çok mutlu ediyor. Ýnþallah halkýmýzýn ve özellikle sporseverlerin de desteði ile daha büyük baþarýlara imza atacaðýmýza inanýyorum" diye konuþtu. Zalim bir deyimdir ‘bir taþla birkaç kuþ vurmak’! ‘Bir hamlede birçok hedefe ulaþmayý baþarmak’ anlamýnda, çok sýk kullanýlýr. Akýllýlýktan çok hesapçýlýk çaðrýþtýrýr ama, hesapçý bir aklýn hesapsýzca kanat çýrpanlarý kurban etmesi, nedense övgüye layýk bulunur. Çocukluðumdan beri hiç sevmem bu deyimi, hep ölen kuþlara takýlýr aklým. Gýdasý küçük kuþlar olan bir aklýn pervasýz övüncü çok itici, sonucu ise, nerden baksanýz kuþ katliamýdýr. Þimdi en büyük korkum, Kürtler ile barýþ rüyasýnýn fazlaca hesaba kitaba dayandýrýlarak kabusa dönüþme tehlikesi. ‘Siyasette rüyalara yer yok’, ‘ilkeler yok çýkarlar var’, ‘iþ bilenin kýlýç kuþananýn’ demeyin hemen! Ýnsanlýk bu günlere gerçeklere teslim olarak deðil, rüyalarýn, hayallerin peþinde koþarak geldi. Hesaplar gündelik hayatý kurtarýr, tarih hesaplar kadar hesapsýzlýklar üzerine inþa edildi. Hesapsýzlýðý hesaba katmadan gidilecek yol, sanýldýðý kadar akýllýca olmayabilir her zaman, çok hesap bozabilir çok hesapçýlýk. Tümüyle hesapsýzlýk üzerine kurulu olan sadece cennet olabilirdi, dünya öyle bir yer deðil, ama dünya sanýldýðý kadar hesap üzerine kurulu da deðil. Türklerin hesabýný bozan, Kürtlerin hesapsýzlýðý oldu, bunu unutmayalým. Ama hesapsýzlýkta ýsrarýn bedeli çok aðýr, artýk bu bedelden kurtulsun Kürtler, gönlümüz bundan yana. Keþke, bu bedellerin yüzü suyu hürmetine Türkler de hesapsýz bir barýþa gönül verseydiler. Olmadý, Türkler adaletli bir barýþmadan, böylesi bir kucaklaþmadan ‘ortak sevinç’ mayalamaya niyetli deðil. Günün sonunda onlarý barýþmaya razý eden, ne yazýk ki, sonuçta daha da ‘güçlenmek’, daha da ‘büyümek’ hýrsý. Sözkonusu olan, barýþmanýn gönül ferahlýðýndan güç bulmak hayali deðil, güçlenmek hýrsý adýna barýþmaya razý olmak. Ýkisi arasýndaki fark o kadar büyük ki, yazmayla bitmez! Besbelli artýk Suriye üzerine pazarlýk, Kürtler ile barýþýn en belirleyici konusu haline gelmiþ. Aslýnda, Suriye’de Kürtleri muhalefete katýlmaya zorlayan sadece Türkiye deðil. Ama belli ki, bu hesap Türkiye’nin çok iþine geliyor, zira Türkiye’nin Esad sonrasý Suriye’de, Kürtleri denklem dýþý býraktýrma çabalarý sonuç vermedi, dahasý bu anlamsýz ýsrar Türkiye’nin Batýlý müttefikleri ile arasýný bozdu. Kürtlerin Suriye’deki kazanýmlarýna yeþil ýþýk yakmak Türkiye’yi rahatlatacak. Ama Türkiye bir taþla bir kuþ vurmakla yetinmiyor, Türkiye’nin Kürt çözümünü de, Kürtlerin Suriye’deki kazanýmlarýna karþýlýk masaya sürüyor. Bu pazarlýk tutarsa bir taþla çok kuþ vurmuþ olacak. Ama bu pazarlýk devreye girince, Kürtlerde Suriye’deki kirli savaþýn doðrudan tarafý olacakmýþ, orada yaþayan Kürtler de Esad rejiminin hedefi olacakmýþ kimin umurunda. Onlar da atýlan taþla vurulan kuþlar hükmünde, bir büyük hesabýn küçük kurbanlarý olacaklar. Daha þimdiden, çoluk çocuk Halep’de rejimin hedefi oldular Mezarlarý, ‘bir diktatörle mücadelenin onuru’ ile sulanýr, olur biter. Kürtlerin iþi zor; kimse onlardan Suriye’deki kazanýmlarý tehlikeye atmalarýný veya muhtemel kazanýmlarý göz ardý etmelerini beklememeli. Kürt meselesi sadece Türkiye meselesi deðil, dört parçaya parçalanmýþ, dört parçada paralanan bir halkýn geleceði meselesi. Kimse onlara hesapsýzlýða devam edebiyatý yapamaz, böylesi bir tavýr da, sonu zalimliðe varan bir anlayýþsýzlýða ilkesel soyluluk kýlýfý uydurmak olur. Ama, sol demokratlara tereddütsüz sürece katký çaðrýsý yapan Kürtlerde kabul etsin, en azýndan artýk kimsenin caný yanmasýn diye gölge etmemeye özen gösterenlerin, bir ‘kuþ katliamý’nýn seyircisi olmayý içlerine sindirmesi de zor, hem de çok zor. Kaynak: BirGün Sulucakarahöyük/ANKARA Yýlmaz KIZILIRMAK 11-Nisan-2013 Ankara 13. Aðýr Ceza Mahkemesi’nde bu sabah saat: 11:00’de baþlayan ve akþam saat : 20:00’ye kadar süren 22’si tutuklu 72 KESK’linin yargýlandýðý davada, mahkeme heyeti tutuklu 22 kiþinin tahliyesine karar verdi. Yargýlanan KESK’liler gerçekleþtirdikleri savunmada, hiçbir tanýk ve belgeye dayanmayan asýlsýz suçlamalarý reddederek, sendikal çalýþmalarýndan ötürü yargýlandýklarýný dile getirdiler. KESK’lilerin bir kýsmýnýn anadilinde yaptýðý savunma sýrasýnda, Kürtçe yazým hatalarý da uyarýyla birlikte kayýtlara düzeltilerek geçti. Mahkeme baþkanýnýn karþýsýnda sanýk, hükümetin listesinde ‘Akil Ýnsan’ olarak kayýtlara geçen KESK Genel Baþkaný Lami ÖZGEN, yaþanan bu yaman çeliþkiye dikkat çekti. KESK’lilerin avukatlarý, iddianamenin 2011 yýlýna ait 9 sayfalýk bir fezlekeden ibaret olduðunu, delillerin hukuksuz toplandýðýný, iddianamenin bilinçli olarak 94 klasör ve 1144 sayfaya çýkarýldýðýný, dosyanýn þiþirilmesindeki amacýn ise mahkemeyi etkilemek ve adil yargýlanmanýn önüne geçerek, yargýlananlarýn suçsuzluklarýnýn anlaþýlmamasýný saðlamak olduðunu söylediler. Ayrýca TCK’nin 170. maddesinde ifade edildiði üzere, savcýnýn iddianameyi hazýrlarken yargýlanacak kiþilerin lehine de maddeler toplamasý gerekirken bunu yapmadýðý, ’sanýklarýn lehine olan maddeleri’ eklemeyerek objektif davranmadýðýný ifade eden avukatlar, mahkemenin, adil yargýlamayý esas almasý gerektiðini hatýrlattýlar. Sanýklar arasýnda bulunan ve duruþmada ilk savunmayý yapan KESK Genel Baþkaný Lami ÖZGEN, gözaltýna alýndýklarýnda kendilerine 115 sayfalýk soru sorulduðunu, kendisinin de ilk duruþmada 115 sayfalýk savunma yapacaðýna dair bir açýklama yaptýðýný, ancak zamanýn darlýðý ve savunmasýný yapacak arkadaþlarýnýn sayýlarýnýn fazlalýðý nedeniyle sadece 5 sayfalýk yazýlý savunmasýný okuyacaðýný bildirdi. ÖZGEN, hukuksuz uygulamalar ve hasýmane yaklaþýmlarla gözaltýna alýndýklarýný, bulunduklarý yerin biliniyor olmasýna raðmen Silvan yolunda 3 zýrhlý araçla yolu kesilerek gözaltýna alýndýðýný söyledi. Ancak sýkýyönetim ve OHAL þartlarýnda görülecek bir manzaraya maruz býrakýldýklarýný kaydeden ÖZGEN, 12 Eylül sonrasýnda bu þekilde gözaltýna alýnan ilk genel baþkan olduðunu, sendikal faaliyetlerinin yasadýþý ilan edildiðini, gizlilik kararý var denilen, kendileri ve avukatlarýna gösterilmeyen dosyanýn gözaltýna alýndýklarý ilk 4 gün boyunca basýna sirküle edildiðini ve bunun hukukla bir ilgisinin olmadýðýný ifade etti. Ýki yýl süresince telefonlarýnýn dinlendiðini ve takip edildiklerini ancak operasyonun iki ihbar elektronik mektup sonrasýnda baþladýðýný belirten ÖZGEN, bu ihbar mektuplarýnýn açýklanmadýðýný, kimin nerede nasýl bir ihbarda bulunduðunun ortaya konulmadýðýný, bu þekilde suçlanmayý doðru bulmadýklarýný kaydetti. Eylemlerinin polislerce bilindiðini, toplantýlarýnýn gizlice izlendiðini öðrendiklerini bildiren ÖZGEN, iki yýlda hangi deliller elde edilmiþse dosyada bulunmadýðýný, iddianamede sendikal görüþlerinin dýþýnda hiçbir þeyin bulunmadýðýný, savcýlýðýn 40’tan fazla teknik takip izni verdiðini, oysa görüþleri öðrenilmek isteniyorsa genel kurullarýndan, çýkardýklarý yayýnlardan, web sitelerinden rahatlýkla öðrenilebileceðini, bu yöntem yerine yasadýþý eylemlerle sendikayý ele geçirmeye çalýþtýklarýnýn iddia edildiðini söyledi. Kürt sorununa karþý duyarlýlýklarýný ifade eden ÖZGEN, inkar siyasetine karþý olduklarýný bildirdi ve Kürt sorununun çözümü için katkýlarýnýn olacaðýna inandýklarýný, Kürt siyasetinde kullanýlan kavramlarý kullanmalarýný ise dosyada delil olarak gösterildiðini, böyle bir suçlama kararýnýn olamayacaðýný belirterek þunlarý söyledi; “Kürt’üm, sendikacýyým ve de sosyalistim. Yasal mücadele yürüten Kürtler her alanda olduðu gibi sendikal mücadelede de yasadýþý bir konuma itilmek isteniyor. Bu hukuksuzluktur. Sendikacýlar hedef olmuþtur. Gazeteciler, öðrenciler, siyasiler, emekçiler bundan ötürü hedef oluyor. Kürt kimliðinden dolayý yargýlanýyoruz.” Kamu emekçisi olarak çalýþan Kürtlerin kendi kimlikleriyle sendikal mücadelede yeraldýklarýný belirten ÖZGEN, konuþmasýna þu sözlerle devam etti; “Kürtler sendikal alanda kendi kimlikleriyle yer alýyor. KCK yapýlanmasý olmadan önce 1989’dan bu yana yer alýyoruz. Kürt emekçileri sendikal mücadele yürütüyor. Savcýnýn örgüt üyeliði yaklaþýmý ise ayrýmcý, ötekileþtiricidir. KESK resmi bir kurumdur. Yuvalanma, sýzma gibi hakaret edici yaklaþým haksýzdýr. KESK’lileri zan altýnda býrakmaktadýr. Çeþitli sivil toplum örgütlerinin de yer aldýðý 34 etkinliðin ‘örgüt talimatýyla’ yapýldýðý iddia ediliyor. Hakkaniyet, bu iddialarýn dosyadan çýkarýlmasýný gerektiriyor. Suçlamalarý kabul etmiyoruz.” Yaptýklarý yürüyüþ ve mitinglerden söz eden, bu demokratik eylemlerden dolayý 2911 Sayýlý Toplantý ve Gösteri Yürüyüþleri Kanunu’na muhalefetten her hangi bir dava açýlmadýðýna iþaret eden ÖZGEN, þunlarý söyledi; “Toplantý ve çalýþtaylarýmýz yasadýþý ilan ediliyor. Bu nedenle tutuklanan arkadaþlarýmýzýn cezaevinde kalmalarý ise hakkaniyetle baðdaþmýyor. Masumiyet karinesi de yok sayýlýyor. Ýddianamenin son bölümlerinde Antep’te karakola yapýlan bombalý saldýrýnýn failinin devlet memuru olduðu ve KESK’li sendikacýlarýn zan altýnda býrakýldýðý bu ibarelerde sanki tüm emekçiler bu saldýrýyý gerçekleþtirmiþçesine bir yaklaþým var. Bir polis iþkence yapýyorsa tüm polisler suçludur bu anlayýþa göre. Hukukla ilgisi olmayan bu davada sadece KESK’liler deðil, demokrasi güçleri de yargýlanýyor.” Yürüttükleri sendikal mücadelenin yasal ve meþruluðuna dikkat çeken ÖZGEN, yazýlý savunmasýný okumayý bitirdikten sonra mahkeme baþkanýna verdi. KESK Genel Baþkaný ÖZGEN’den sonra diðer KESK’liler de yazýlý olarak savunmalarýný sundular. KESK’liler savunmalarýný yazý ile sýnýrlamadýlar ve sözlü olarak da sürdürdüler. KESK’lilerin savunmalarýnýn tamamlanmasýndan sonra savcý tutuklu bulunan 22 KESK’linin adli kontrol hükümleri uygulanmak koþuluyla tahliyelerini talep etti. KESK’lilerin avukatlarýndan Öztürk TÜRKDOÐAN, Levent KANAT ve Mehmet TÝRYAKÝ de yaptýklarý savunmalarda delillerin yasaya aykýrý olduðunu, telefon dinlemelerinin yasal olmadýðýný vurguladýlar, müvekkillerinin tutuklu kalmalarýný gerektirecek durumlarýnýn söz konusu olmadýðýný bildirerek, tahliyelerini talep ettiler. Savcý ve avukatlarýn tahliye talebinin ardýndan duruþmaya kýsa bir ara veren Mahkeme Heyeti, duruþmanýn yeniden baþlamasýyla birlikte yaptýðý açýklamada; Tarým Orkam – Sen Genel Baþkaný Metin VURANOK, Tüm Bel – Sen Genel Sekreteri Ýzzettin ALPERGÝN, Eðitim Sen Genel Kadýn Sekreteri Sakine ESEN YILMAZ, BTS Eski Genel Baþkaný KESK Yunus AKIL, KESK Genel Meclis Üyesi Belgüzar SAZAK, Tüm Bel – Sen Ankara 2 No’lu Þube Yöneticisi Yýlmaz YILDIRIMCI, SES Ankara Þube Yöneticisi Erdal TURAN, Tüm Bel – Sen Ankara 2 No’lu Þube Üyesi Ferruh ÇELÝK, Eðitim Sen Ankara 2 No’lu Þube üyesi Aykut Erhan TURGUT, Haber – Sen Genel Kadýn Sekreteri Seyran ÞIK, Tarým Orkam – Sen Ankara Þube Örgütlenme Sekreteri Mehmet Sezgin ÝBÝN, Yapý Yol – Sen Ankara Þube Baþkaný Mustafa BOZAN, Eðitim Sen Ankara 4 No’lu Þube Yöneticisi Mehmet ARDA, Eðitim Sen Ankara 1 No’lu Þube Özlük ve Hukuk Sekreteri Nihat KILINÇALP, Eðitim Sen Gebze Þube üyesi Deniz BOZBEY, Eðitim Sen Adýyaman Þube eski Baþkaný Bekir GÜRBÜZ, Eðitim Sen Malatya Þubesi eski Yönetim Kurulu Üyesi Tarýk KAYA, Eðitim Sen Ankara 5 No’lu Þube Üyesi Osman ÝÞÇÝ, Eðitim Sen Genel Sekreteri Mehmet BOZGEYÝK, Eðitim Sen Ankara 2 No’lu Þube Sekreteri Çerkez AYDEMÝR, SES Merkez Denetleme Kurulu Baþkaný Fikret ÇALAÐAN, Eðitim Sen Urfa Þubesi Siverek eski Temsilcisi Þerif ÝLDOÐAN’ýn tahliyesine karar verdiðini söyledi. 72 KESK’linin yargýlandýðý davanýn 2. duruþma tarihi ise mahkeme heyetince 8 Temmuz 2013 olarak açýklandý. Mahkeme kararýnýn Adliye önünde bekleyen kitle tarafýndan duyulmasýyla birlikte alanda sevinç gösterileri oldu. Kitle, “ZAFER DÝRENEN EMEKÇÝNÝN OLACAK – DÝRENE DÝRENE KAZANACAÐIZ – BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ” sloganlarýný haykýrdýlar. Duruþma salonundan ayrýlan KESK Genel Baþkaný Lami ÖZGEN, Adliye Sarayý önünde bekleyen kitleye yaptýðý açýklamada; emekçilere karþý dayatýlan haksýz ve hukuksuz tutumlara karþý sanýk olduklarý bir davayý kazandýklarýný, Kürt emekçileri ile emek ve demokrasi mücadelesi veren emekçilerin þahsýnda bir dönemin tarihinin yargýlandýðýný bildirdi. KESK Genel Baþkaný ÖZGEN, Tutuklu olan 22 arkadaþlarýnýn býrakýlmalarýnýn sevindirici olduðunu, önemli ve anlamlý bulduklarýný, tahliye edilen sendika yöneticilerinin yarýndan itibaren görevlerinin baþýnda olacaklarýný, ülkenin deðiþik yerlerindeki cezaevlerinde de bazý tutuklu arkadaþlarýnýn bulunduðunu hatýrlatarak mücadelelerinin süreceðini vurguladý. Saatler 20:30’da doðru ilerlerken Adliye Sarayý önündeki KESK’lilerin önemli bir kýsmý, KESK’in temin ettiði otobüslerle tahliye edilenleri cezaevi önünde karþýlamak için Sincan F Tipi Cezaevine hareket etti. 10 Nisan 2013 Tohum, bitkisel üretimin ve gýda zincirinin ilk halkasýdýr. Tohum olmazsa tarým ve gýda olmaz. Topraða gübre (organik-kimyasal) saçmazsanýz, bir miktar ürün alabilirsiniz. Ama topraða tohum saçmazsanýz ürün elde edemezsiniz. Bu nedenle tohum yaþamla eþ anlamlýdýr Bitkisel üretimle hayvan yetiþtiriciliðini bir arada yapan küçük aile çiftçileri, ürettikleri bitkilerle hayvanlarýný beslerken, hayvan gübrelerini de topraða saçarak ekolojik bozulmayý bir ölçüde önlüyor ve þirket tarýmcýlýðýna karþý bir ölçüde kendilerini savunabiliyordu. Oysa yeni düzen bunu da bitirdi Sigaramýn dumanýna sarsam... Tarýmýn çökertilmesindeki adýmlardan biri de tütünle ilgiliydi. Tütün, küçük aile çiftçileri tarafýndan yapýlan bir faaliyettir: Tütüncü aile 14 aya yayýlan zaman diliminde topraðý 3-4 kez iþler. Fidesini hazýrlar. Tütünü diker çapalar, gene çapalar, dip sýyýrýr, 1 el, 2. el, 3 el, 4 el olmak üzere yapraklarý toplar, kurutur, balyalar. Yoðun ve incelik isteyen bir emek sonucu ekonomik deðeri yüksek ürün elde eder. Tütünü tütün makinesi ve traktörü olmayan yoksul çiftçiler de ekebilir ve ailesi ile birlikte bir arada çalýþabilir. Kanun çýkarýldýðý sýrada Türkiye’de sigara tüketimi 168 bin tondu. Bu da, 8.4 milyar paket sigara demekti. Yasanýn çýkarýldýðý dönemde bir paket sigaranýn ortalama fiyatýný 1 milyon kabul edersek, sigara pazarýnýn deðeri 8.4 katrilyon liraydý. Bunun yaklaþýk 6 katrilyonu vergidir. Bu hacimdeki büyük pazar küresel tütün ve sigara þirketlerinin iþtahýný kabartýyordu. Türkiye’de 2000 yýlý itibariyle 200-220 bin ton tütün üretilmekteydi. Tüketim ise 170 bin tondu. 110 bin ton da ihracat yaptýðýmýz hesaba katýldýðýnda, Türkiye’nin ihtiyacý 280 bin tondu.1 ‘Þark tütünü’ bitirildi TEKEL’in özelleþtirilmesi için, 1990 yýlýndan itibaren muhalefetteyken özelleþtirme karþýtý politika yürütenler, iktidar olduklarýnda “ülkemizde tütün yakýlmaktadýr” ifadesini dillerine pelesenk edip özelleþtirme için kamuoyu oluþturma, yanýlsama, yaratma çabasýna girdiler. Pazar hacmi, devlet kasasýna saðladýðý gelir yanýndaki yararlýlýðýnýn yaný sýra, þark tütünü daha az verimli ve meyilli arazilerde yetiþiyor. Onun yetiþtiði yerde çiftçinin baþka ürün ikame etmesi mümkün deðil. Bu arazilerde ekim yapýlamayacaðýndan yaðmur ve rüzgar erozyonu ile toprak tabakasý kaybolacak, verimli topraklar akacak, verimsiz kaya tabakalarý kalacak. Toprak üretim dýþý kalacak, doða tahrip olacak bunlarýn hepsinin bilinmesine karþýn dýþ güdümlü politikacýlar buna aldýrmadýlar. Yasanýn çýkarýldýðý dönemde Türkiye’de 5001 köyde tütün ekimi yapýlmakta, tütün üreticisi aile sayýsý ise 575.796 idi2 çoðunluðu tütün üretmeyerek kentlere göç etmek zorunda kaldý. Çiftçiler üretemez duruma geldikten sonra Jose Marti’nin deyimiyle3 “elleriyle çalýþan entelektüeller ki onlar: akademik derecelerini atölyelerden alan, hem düþüncenin hem ekmeðin tezgahýnda çalýþan tütün fabrikasýnýn iþçileri” de, iþsiz kalacaktý. Yabancý sigara üreticilerinin, nikotinin baðýmlýlýk yapýcý etkisini artýran ve insan saðlýðýna zararlý, ölümcül hastalýklara yol açan katký maddelerinin kullanýldýðý kendilerince de ikrar etmiþ olan ürünlerin piyasaya hakim olacaðý bilindiði halde buna da aldýrmadýlar. Kýsacasý, ülke ekonomisin, toprak ve doðanýn, çiftçilerin, iþçilerin ve insan saðlýðýnýn bu yasayla zarar göreceðini, küresel sigara þirketlerinin kazanacaðýný bilerek çýkardýlar bu yasayý. Çiftçi örgütleri hedefte Uygulanan bu politikalarla, üreticilerin, köylülerin, devletle baðýnýn koparýlmasý baþarýldýktan sonra sýra, çiftçilerin örgütleriyle baðýný koparmaya gelmiþti. DSP-MHP ANAP koalisyonu, IMF ve Dünya Bankasý’nýn isteðiyle; 4572 Sayýlý Tarým Satýþ Kooperatifleri ve Birlikleri Yasasý’ný (TSKB) çýkardý4. Tarým Satýþ Kooperatifleri Birlikleri ürün bazýnda kurulmuþ kooperatiflerdi, bu yasa ürün bazýnda þirketlerin egemenliðini saðlamak için çýkarýldý. Çýkarýlan yasa ile; • Yeniden Yapýlandýrma Kurullarý (YYK) oluþturuldu. Kurullar, Birlik yönetimlerin üzerinde üst bir yetkiyle donatýldý. Kooperatif arsalarýnýn satýlmasý, iþçilerin iþine son verilmesi, entegre tesislerinin þirketlere dönüþtürülmesinde YYK belirleyici hale getirildi. • Kooperatiflere ait fabrikalarýn üç yýl içerisinde þirketlere dönüþtürülmesi öngörüldü. Böylece, Birlik fabrikalarýnýn özelleþtirilmesinin önü açýldý. Þirketlere alternatif olarak ürün bazýnda kurulmuþ olan kooperatiflerin, entegre tesislerinin þirketleþtirilmesiyle bu ürünler de þirketlerin belirleyiciliðine girmiþ oldu. • Birliklerin, devlet veya diðer kamu finans kurum ve kuruluþlarýndan herhangi bir mali destek almasýna ve devlet bankalarýndan kredi saðlamasýna engel konuldu. • Birliklere banka kurma yasaðý getirildi. Sonuçta, üreticilerin birlikleriyleörgütleriyle baðýnýn koparýlmasý bu yasa ile baþarýldý. Bu kez sýra; çiftçileri çiftçilikten çýkarma aþamasýna gelmiþti. Çiftçiliði bitirmek Bilindiði üzere tohum, bitkisel üretimin ve gýda zincirinin ilk halkasýdýr. Tarým tohumun bulunmasýyla baþlamýþtýr. Tohum olmazsa tarým ve gýda olmaz. Topraða gübre (organik-kimyasal) saçmazsanýz, bitkiye ve böceðe ilaç atmazsanýz az da olsa bir miktar ürün alabilirsiniz. Ama topraða tohum saçmazsanýz ürün elde edemezsiniz. Bu nedenle üretici köylüler ve tüketiciler için tohum yaþamla eþ anlamlýdýr. Þirketlerin en büyük hayali de, çiftçiyi/köylüyü kendine baðýmlý kýlmak Tekeller kazandý Oysa kendi ürettiði ürününden tohumunu ayýrabilene çiftçi denir. Tohumculuk Kanunu ile de çiftçilerin çiftçilikle olan baðý koparýlmýþ oldu! Türkiye’nin tarýmýnda uygulanan IMFDünya Bankasý yaptýrýmlarý, DTÖ normlarýnýn yaný sýra 3 Ekim 2003’ten itibaren AB’ye kesin aday üye olmasý nedeniyle, AB Ortak Tarým Politikasý (OTP) müzakereleri de eklendi. AB’nin Maastris kriterlerinin birinci maddesi IMF-DB’nin dediklerini yapýn, sonra gelin koþulu, çiftçi oranýný yüzde 5-8’e düþürün direktifleri, Türkiyeli çiftçilerin ensesinde boza piþirmektedir. Bu yaptýrýmlar gýda egemenliðini, üretici olan çiftçiler ile tüketicilerden almakta, küresel tarým ve gýda þirketlerine devretmektedir. Tütün yasasýnýn marifetleri • Küresel sigara þirketlerinin rejinin kaldýrýlmasýndan bu yana tütün ve sigara iþini tekrar ele geçirme emelleri hep vardý. Bu kanunla emellerine kavuþmuþ oldular. • TEKEL devre dýþý býrakýldý. Tekel tütünde destekleme fiyatý ve alýmý yapmaktan çýkarýldý. TEKEL’e baðlý suma fabrikalarý, üzüm üreticisinin üzümlerini artýk almýyor. • Yaklaþýk 583 bin olan tütün üreticisi sayýsý 2010’larda 50.685’e geriledi.6 • 2000 yýlýnda 234 bin hektar alanda tütün üretiliyordu. 2011 yýlýnda tütün üretim alanlarý 40-50 bin hektara kadar geriledi. 7 • 2000 yýlýnda 208 bin ton tütün üretiliyordu. 2010 yýlýnda 53.018 ton tütün elde edildi.8 için tohumu ele geçirmektir. AKP hükümetinin 2006 yýlýnda çýkardýðý 5553 Sayýlý Tohumculuk Yasasý5 ile kamuya tohum alanýndan el çektirilmesi ve çiftçilerin ürettiði tohumlarýna sadece deðiþ tokuþ hakký tanýnmasý, satýþlarýnýn engellenmesiyle meydan tohum þirketlerine býrakýlmýþ oldu. Tohumculuk Kanunu’nun çýkarýlmasýnda IMF, Dünya Bankasý ve Avrupa Birliði’nin etkisi büyüktür. Tohum biterse çiftçilik biter Yurt içinde sadece kayýt altýna alýnmýþ çeþitlere ait tohumluklarýn ticaretine izin verildi. Çiftçilerin ürettiði tohumlarý satmalarýna engel getirildi. Sadece ürettikleri tohumlarýn kendi aralarýnda parasýz deðiþ tokuþuna izin verildi. Devlet-kamu tohum üretim alanýnýn dýþýna çýkarýldý. Kamu, tohumun sertifikalandýrma, ticaret ve denetimini þirketlere býraktý. CHP Tohumculuk Yasasý’nýn bazý maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne baþvurdu. Anayasa Mahkemesi sadece denetim yetkisinin tüzel kiþilere yani þirketlere devrini iptal etti. Þirketlerle çiftçiler arasýnda çýkacak olan anlaþmazlýklara da devleti deðil, tohum þirketlerinin oluþturduðu Tohumcular Birliði’ni yetkili kýldý. Yasa; çiftçilerin tohum ihtiyaçlarýný saðlamalarý için tek adres olarak tohum þirketlerini gösteriyor. Çiftçileri ihtiyacý olan tohumu þirketlerden karþýlamaya mecbur býrakýlýyor. • TEKEL alýmda olsaydý þu an tütünün bir kilo fiyatý 40 TL’den aþaðý belirlenmiyor olacaktý. Þu anda tütünün kilosu ortalamada 10,5 TL’ye bile ulaþamýyor.9 ********************************** DÝPNOTLAR (1) Abdullah Aysu; “Tarladan Sofraya Tarým” Su Yayýnlarý, Ýstanbul (2) Abdullah Aysu; “Tarladan Sofraya Tarým” Su Yayýnlarý, Ýstanbul (3) Detlef Bkuhm, Colombus’tan Davidoff’a “ Tütün ve Kültür” Dost Yayýnevi Eylül 2001, Ankara, Türkçesi: Zehra Aksu Yýlmazer (4) Resmi Gazete, 16 Haziran 2000, sayý 24081 (5) Bkz. Resmi Gazete, 8 Kasým 2006, sayý 26340. (6) Mustafa Seydioðullarý; Sunum: “Tütün Piyasalarý ve Talep Politikalarý”, 16 ekim 2012, Çeþme-Ýzmir. Kaynak: TEKEL ve TAPDK kayýtlarý. (7) Mustafa Seydioðullarý; Sunum: “Tütün Piyasalarý ve Talep Politikalarý”, 16 ekim 2012, Çeþme-Ýzmir. Kaynak: TEKEL ve TAPDK kayýtlarý. (8) Mustafa Seydioðullarý; Sunum: “Tütün Piyasalarý ve Talep Politikalarý”, 16 ekim 2012, Çeþme-Ýzmir. Kaynak: TEKEL ve TAPDK kayýtlarý. (9) Kaynak: Tütün Üreticileri Sendikasý (Tütün-SEN) verileri-2012 Kaynak:Özgür Gündem
Benzer belgeler
Derinkuyu Merkez Cumhuriyet İlköğretim Okulu`na
sunduklarý 22 maddelik protokol kabul edilince, direniþlerini
sonlandýrdý. Ýþçiler pazartesi günü iþbaþý yapacak.
Ýþçiler gelen zaferin direniþin ve dayanýþmanýn bir ürünü
olduðunu söyledi. BirGün’...