Transfer Çalımları Glasgow - Celtic Trabzonspor
Transkript
Transfer Çalımları Glasgow - Celtic Trabzonspor
ȱ,ÍÍ Trabzonspor Glasgow - Celtic Lefter k¢ȱ ÍÍȱ <ȱȁŗŚȱȦȱDZȱŖř ¢Íȱȱȱ Ayll k interak interaktif ktiff futbol dergisi dergisii Merhabalar, Üçüncü kez merhaba diyebilmenin mutluluğunu yaşıyoruz siz kıymetli okurlarımıza. Dünya Kupası'nın bir ay süren hengâmesi, sürprizleri, müthiş maçları, sıkıcı maçları derken, hepsi geride kaldı. Sadece Markaj’a değil, pek çok derginin analizlerine de göz attıysanız, onların değerlendirmelerinin çoğunun da çuvalladığını görürsünüz. İspanya, Portekiz, İngiltere ve İtalya’nın erkenden evlerine döneceğini kim tahmin edebilirdi ki? Öyle ya da böyle sürprizlere açık ve bol gollü bir turnuva izledik. Biz de sizlere dolu dolu bir Dünya Kupası değerlendirmesi hazırladık bu sayıda. Ayrıca sansasyonel transfer çalımları, dünyanın büyük derbilerinden Glasgow – Celtic derbisine dair her şey, para uğruna Arap ülkeleri ve Amerika'ya giden futbolcular, ligimizdeki üç büyük egemenliğine son veren Trabzonspor’un tarihine yolculuk, Fenerbahçe’nin efsane ismi Lefter’in hayatına dair her şey ve daha pek çok dosya, bu sayımızda beğenilerinize sunuluyor. Şimdiden 2014 – 2015 sezonunun tüm takımlar için güzel geçmesini diliyor, gerçekten mücadele eden, taraftar–takım bütünlüğünü en iyi yaşayan camianın şampiyon olmasını diliyorum. Sevgiler... Markaj Ayl k interaktif futbol dergisi Editör 2014 Brezilya Ersin Demirel Transfer Çalımları Geçmiş Zaman Olur Ki: Trabzonspor Yazarlar Satılık Kalpler Glasgow - Celtic Unutulmayanlar: Lefter Transfer Dosyası Şampiyonluklara Davet Kemal Sunal Muhsin E. Kömek Mobil Uygulama: www.multimob.com.tr www.markajdergi.com facebook.com/markajdergi [email protected] Markaj 2014 BREZİLYA Dünyanın en büyük futbol organizasyonu olan Dünya Kupası, adeta rüzgâr gibi geçti. Hayal kırıklıklarıyla, mucizeleriyle, sevinciyle, üzüntüsüyle geçen 2014 Dünya Kupası'nı, Markaj olarak değerlendirmeye aldık. Beklentiler Turnuva öncesinde çoğunluğun beklentisi, bu kupayı tam beş kez kazanarak zirvede bulunan Brezilya'nın, ev sahibi olmanın da verdiği avantajla altıncı zafere ulaşması yönündeydi. Brezilya'nın ardından Almanya, İspanya, Hollanda ve Arjantin; onların ardından da turnuvanın gizli favorisi olarak nitelendirilen Belçika'nın kupayı kazanma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyordu futbolseverler. Çok az bir kesim ise Uruguay'ın, 1950'de Brezilya'da yaptığı sürprizi yine yapabileceğini düşünenler arasındaydı. Brezilya hazır! Ev sahibi Brezilya'da Ronaldinho, Kaka, Coutinho, Filipe Luis, Lucas gibi isimleri kadroya almayan Scolari, ileri uca Fred'i koyarak 4-2-3-1 dizilişini tercih etti. Neymar'ın bireysel yeteneğinden, Oscar'ın tekniğinden ve öldürücü paslarından, Hulk'un da mesafe tanımaksızın çektiği müthiş şutlardan faydalanmak isteyen Scolari, ön bölgede yaptığı pres ile rakibi boğan, kaptığı toplarla hızlı çıkarak yıldızlarıyla sonuca Markaj giden bir ekip oluşturmayı amaçlıyordu. Yalnız bazı futbolseverlerin dikkatini çeken bir şey vardı, hücumdaki dört isim, geçmiş Brezilya kadrolarına göre biraz daha cılız kalıyordu sanki. Savunmada ise Marcelo, David Luiz, Thiago Silva ve Alves dörtlüsüyle, turnuvanın en iyi savunmacılarının onlarda olduğu bariz belli oluyordu. Hırvatistan'ı hakem Yuichi Nishimura'nın yardımıyla geçmeyi başaran ve bununla beraber turnuvaya hızlı bir başlangıç yapan ev sahibi ekip, gruptan pek sorun yaşamadan lider olarak çıkmayı başardı. Şili'yi yine berbat bir oyunla penaltılarla geçen Brezilya, çeyrek finale gelindiğinde ise herkesin zor geçmesini beklediği Kolombiya karşısında güzel bir oyunla rahat bir galibiyet alarak yarı finale yükselmeyi başardı; ama belki de takımın en büyük yıldızı olan Neymar'ın bu maçtaki sakatlığı, ev sahibinin bu kupayı unutması gerektiği anlamına geliyordu. Yarı finalde Almanya'ya karşı da önde basan, prese ve hücuma dayalı bir oyun stiliyle oynayan Scolari'nin ekibi, bunun faturasını ağır ödedi. Almanları hafife alan ev sahibi, sahadan belki de tarihinin en acı verici yenilgisi olan skoru alarak ayrıldı. Almanlar, ev sahibi Brezilya'yı, Brezilya'da 7-1 ile geçmiş ve finale adını yazdırmıştı. ''Her zaman 7-1 mağlup olan bir takımın hocası olarak hatırlanacağım.'' diyordu Scolari, haksız da sayılmazdı; çünkü Almanya'ya karşı böyle bir oyun sistemi ile oynamak, alkollü araba kullanıp kaza yapmayacağından emin olmak kadar hayalperest görünüyordu. Sonuç olarak Brezilya, bu alışılagelmişin dışında kalitesiz ayaklarıyla turnuvayı dördüncü olarak bitirdi, daha fazlası da beklenemezdi zaten. Markaj Tiki-takanın hazin sonu Turnuvanın favorileri arasında gösterilen İspanya'da ise Guardiola'nın, Barcelona'ya monte ettiği düşük tempo ve kısa paslara dayalı oyun sistemi görülüyordu. Son şampiyon olmanın verdiği bir rehavet midir, yoksa tatile erken çıkma isteği midir bilinmez; ama İspanya'nın bu turnuvada kendi ülkesi başta olmak üzere bütün dünyayı şaşkına uğrattığı bir gerçekti. Bu turnuvada da anlaşıldı ki İspanya'nın, futbol yaşamının sonlarına doğru ilerleyen futbolculardan kurtulup, yeni bir jenerasyon yakalaması şart. Gizli favori Belçika Hazard, Lukaku, Mirallas, Fellaini, Kompany gibi yıldız isimlerle tarihinin en iyi jenerasyonunu yakalayan Belçika ise, iyi başladığı turnuvada tecrübesizliğinin kurbanı oldu. Gruptan üçte üç yaparak çıkan, sonraki turda Tim Howard'ın devleştiği maçta belki de turnuvanın en iyi oyununu oynayarak ABD'yi eleyen Wilmots'un ekibi, çeyrek finalde Arjantin'in rakibi oldu. Henüz maçın başında Higuain'in golüne engel olamayan Belçika, hücum yapmayı 88. dakikada aklıma getirince süre yeterli olmadı ve büyük umutlarda geldiği Brezilya'dan çeyrek finalde elenerek ayrıldı. Peki bu turnuvada Marc Wilmots'un yerine başka bir hoca olsaydı Belçika yarı finali görür müydü, orası gerçekten tartışılır. Ne olursa olsun Belçika çok iyi yolda ve Belçika halkı geleceğe umutla bakıyor. Markaj ''Yine olmadı oğlum.'' Van Gaal'in ekibi Hollanda, benimsediği 5-3-2 sistemiyle turnuvaya renk katan takım- ların başında geliyordu. Savunmayı geride kuran, alan savunmasını çok iyi uygulayan Portakallar, Sneijder-Robben-Van Persie üçlüsüyle sonuca gidiyor, taraftarına 2010 finalini unutturmak istiyordu. Son şampiyon İspanya'yı daha ilk maçta 5-1'lik skorla bozguna uğratan Hollanda için, yarı finale kadar her şey yolunda gitse de, Sabella'nın Arjantin'i çok kontrollü geçen kısır bir maç sonucunda penaltılarla Portakalları elemeyi başarmıştı. ''Yine olmadı oğlum.'' diyordu Arjen Robben, tribünde ağlayan oğluna... Kupa var dediler geldik Turnuva takımı denildiğinde aklınıza hangi ülke gelir? Almanya dediğinizi duyar gibiyim, evet ta kendisi! Finallerin takımı olan, hiçbir zaman disiplini elden bırakmayıp hırsını kaybetmeyen Almanlar, Dünya Kupası'nda sekiz kez final oynayarak bu alanda rekor kıran takım olarak tarihe geçti. Sekiz finalin dördünde kupaya ulaşan Panzerler, Dünya Kupası'nı en çok kazanan ikinci takım olma ünvanını İtalya ile paylaşıyor. Bu turnuvaya gelirken de kemik kadroyu bozmayan Joachim Löw, tıpkı Brezilya gibi 4-2-3-1 sistemini uygulayarak turnuvaya güzel bir başlangıç yaptı. Tıpkı Guardiola'nın, Bayern Münih'te uyguladığ gibi Lahm'ı orta alana çeken Löw, ileriki maçlarda sağ bekte inanılmaz boşluklar verince doğru yolu buldu ve Lahm'ı daha verimli olduğu bölgeye çekti. İstikrar abidesi olan Panzerler, grupta sorun yaşamadan liderliği ele aldı ve bir üst tura yükselmeyi başardı. Önceki turnuvalara göre biraz daha ağır tempo ve kontrollü bir oyun sergileyen Almanya, son 16'da Cezayir'i, çeyrek finalde Fransa'yı Markaj ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ³ȱ ¢Íȱ ęȱ ȱ ȱ £¢ȇÍȱ ȱ ¢Íȱ óÍǯȱ ȱ ęȱ Âȱ ȱ ³ȱȱ¢Íȱȱ ȱ ÍÍȱ ȱ ¢ȱ ȱ ȱ ó¢ȱ £ǰȱȇȱû¢ûȱÍÍȱěȱȱ£¢ȇ¢ÍȱŝȬŗȱȱ³ȱȱ£Ȭ ȱÂĴÍǯȱ£¢ȇȱÍȱûûȱÍȱã£ȱȱȱȱ¢ÍÍǰȱę£ȱ ûûûǰȱûȱȱÍÍȱÍ¢Íǰȱȱȱȱȱ¢ÍǷ ȱ¢Íȱ¢ Mǰȱ ûǰȱ ǯǯǯȱ ȱ ŚȬřȬřȱ ȱ ûóûûȱ ȱ ûȱ ĴÍȱ ȱ û³ûȱ óǯȱ Góȱ ȇÍȱ ȱ ã¢ȱ ȱ ûȱ ûûȱ Íǯȱ Âȱ £ȱ ã¢ȱ ȱ ûȱĴÍȱǰȱÍ£ȱȱûȱ¢ȱ¢ÂÍÍ£ȱȱó¢ȱ¢Íȱ ûȱÍȱÍǰȱÍÍÍ£Íȱûȱ¢ÍÍ£ȱȱǯȱȱȱȬ ȱ¢ȱȱ¢Íǰȱȱȱȱȇȱȱǯȱû¢ȱȱ ȱȱÍóÍȱÍÂÍȱȱ¢ȱ¢ȱDzȱȱãȱȱ£ȱȱȱ ÍÍȱ ȱ ¢Íȱ ǰȱ £ȱ ȱ ȱ ȱ £ȱ ȱ ÍÍȱ óÍÍȱ Íȱ³ȱȱȱ¢ǯȱȱû³ȱû³ȱ¢ȱ³ÍǰȱȱŗŜȇȱG³ȇ¢ǰȱ ³¢ȱęȱ³ȇ¢Íǰȱ¢ÍȱęȱȱÍȱ ȇ¢Íȱ¢ȱǰȱęȱ ¢ȇÍȱȱ¢ÍȱóÍǯȱÍȱ¢ȱȱ³Íȱȱŗȱȱȱ ¢óȱǰȱȱȱȱÂȱȱ³ȱ¢ÍóÍȱȱÍȱȱȱȬ ȱÍȱÍóÍȱȱȱû£¢ǯǯǯ Markaj Messi çok yaklaşmıştı Bir yanda Messi gibi bir dünya yıldızına sahip olan Arjantin, diğer yanda ise turnuva takımı olarak nitelendirilen istikrar abidesi olan Avrupa'nın devi Almanya... Topa hükmetmeye çalışan bir Almanya, hızlı hücumcularını iyi kullanarak, özellikle ağır kalan Höwedes'in üzerine oynayan, kontraya iyi çıkan bir Arjantin izliyorduk ilk yarıda. Messi-Höwedes eşleşmesi komik görüntülere sahne oluyor ve Almanya için tehlike çanları çalmaya başlıyordu. Higuain'in yararlanamadığı net gol pozisyonu Arjantinlileri kahrediyor, Almanya'yı ise kendine getiriyordu. Kaliteli takımlar karşısında yakaladığınızı atamazsanız, en ufak bir hatanızda cezayı keserler. Nitekim böyle oldu ve ikinci uzatmanın sonlarında Arjantin savunmasının bir anlık hatasını affetmeyen Mario Götze, attığı golle Almanya'ya dördüncü yıldızı takmayı başardı. Atamayana atarlar sözü 2014 Dünya Kupası Finali'nde de güncelliğini korurken, takım oyunu yine bireyselliğin önünde zafere ulaşan olgu olmayı başardı. Turnuvanın enleri Hayal kırıklığı: İspanya Sürprizi: Kosta Rika Yıldızı: James Rodriguez Takımı: Almanya Teknik direktörü: Joachim Löw Samet Çayır twitter.com/Sametcayir Markaj Futbol tutkunlarını liglere ara verildiği zamanlarda en az bir futbol maçı kadar heyecanlandırır transfer haberleri. Öyle ya gönül verdikleri takımda kimler forma giyecek, kimlerle başarılı olmaya çalışacak, kimlerin gollerine sevineceklerdir? Kendi takımının transferi kadar rakiplerinin tranferleriyle de igilenir futbol tutkunları. Rakipleri kimleri aldı? Gücüne güç mü kattı? Hep merak eder, durur. Ancak bir futbol tutkununu, transfer döneminde en az derbi maçta atılan gol kadar sevindirense rakiplerinin elinden kapılan oyuncu ya da kadrosundan yapılan transferdir. Bir başka deyişle de transfer çalımlarıdır. Markaj, transfer piyasasının sıcak geçtiği bu günlerde, sizler için ligimizin unutulmaz transfer çalımlarını derledi. Keyifli okumalar... 20 - MUSTAFA PEKTEMEK / BEŞİKTAŞ Listemiz 2011 yazından iki ayaklı bir transferle başlıyor. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım'ın, Gençlerbirliği'nin genç ve başarılı forveti Mustafa Pektemek'i istediklerini kameralara açıklamasının üzerinden sadece bir kaç saat geçmişti ki, Mustafa kendini Beşiktaşlı yapan imzayı atıyordu. Bu transferin ikinci adamıysa 19 numarada kendine yer bulacak. 19- ORHAN ŞAM / FENERBAHÇE Fenerbahçe'nin Mustafa'yı istiyoruz açıklamasını yapmasından saatler sonra oyuncunun Beşiktaş'a imza atmasıyla, siyah-beyazlılar o transfer dönemi için ezeli rakipleri karşısında 1-0 öne geçseler de bu üstünlükleri sadece 1 gün sürdü ve Fenerbahçe durumu Orhan Şam'la eşitledi. Beşiktaşlı yöneticiler de Gençlerbirliği'nin o sezon Mustafa'yla dikkat çeken bir diğer ismi Orhan'ı istediklerini açıklamıştı ancak bu kez parayı bastırıp, transferi bitiren Fenerbahçe oluyordu. Markaj 18 - NESİM ÖZGÜR / İSTANBULSPOR Transfer piyasasında bir oyuncuya büyük kulüplerden ikisi talipse, küçük kulüplerin devreye girmesi çılgınlık olur. Nesim Özgür'ü farklı kılan da yapılan bu çılgınlık. Fenerbahçe ve Galatasaray'ın peşinde koştuğu Nesim'i renklerine bağlayan İstanbulspor, o dönem büyük yankı uyandırmıştı. 17 - ÖNDER TURACI / FENERBAHÇE Fenerbahçe, İbrahim Toraman'ı istemiş ancak imzayı attıran Beşiktaş olmuştu. Bu transfer gerçekleşmeyip planlar suya düşünce, bu kez rota Galatasaray'ın neredeyse bitirmek üzere olduğu Önder Turacı'ya dönmüştü. Rahmetli başkan Özhan Canaydın, yöneticisi Ergun Gürsoy'u Belçika'ya Standart Liege ile görüşmeye gönderdiyse de artık iş işten geçmiş ve gazeteler ''Fener'den Aslan'a gol'' manşetini atmışlardı bile. 16 - KAZIM KAZIM / FENERBAHÇE Son 25 yılda Türk kulüplerini en çok zorlayan kuşkusuz yabancı kısıtlaması olmuştur. Hal böyle olunca da kulüpler yurt dışında yetişmiş, Türk pasaportuna sahip oyunculara rotayı çevirirler. Bahsedeceğimiz transferin kahramanı Kazım Kazım... 2007 yazında önce Fenerbahçe'nin ilgilendiği Sheffield United oyuncusuna Beşiktaş'ta kancayı atmış, Türk basını günlerce bu transfer yarışına sayfalarında yer verdikten sonra mutlu sona ulaşıp, genç futbolcuya imza attıran Fenerbahçe olmuştu. 15 - AYHAN AKMAN / BEŞİKTAŞ Beşiktaş'ın efsane başkanı Süleyman Seba yöneticiliği boyunca kulübü gereksiz hiç bir borca sokmamış, Kara Kartal'ı kendi ayakları üzerinde duran bir kulüp haline getirip, transferde de hep hesaplı-kitaplı davranmıştır. Seba'nın bu 'ayağını yorganına göre uzat' politikası sadece iki oyuncu için bozuldu. Bunlardan biri olan Ayhan Akman için Galalatasaray ile girilen savaşta gözünü bu- daktan sakınmayan Seba, 8.750.000 Dolar karşılığında Ayhan Akman'ı Beşiktaş'a kazandırmış ve herkesi şaşırtmıştı. Markaj 14 - MIROSLAV STOCH / FENERBAHÇE 2010 Dünya Kupası pek çok futbolseverin aklında vuvuzela zulmüyle kalacak olsa da, o kupa öncesi Slovakya Milli takımının bir oyuncusu, iki ezeli rakip Galatasaray ve Fenerbahçe'yi bir kez daha karşı karşıya getirmişti. Adı ilk olarak Galatasaray ile anılan Stoch için Fenerbahçe de devreye girmiş, gazeteler 'bir gün Fener, bir gün Cimbom' diye başlık atmıştı. Neticede bu transferde mutlu sona ulaşan Fenerbahçe oluyor; Stoch, sarı-lacivertli formayı giyiyordu. 13 - TARIK DAŞGÜN / FENERBAHÇE Türk futbolunun en son oyuncu kaçırma olayının kahramanıydı Tarık Daşgün. Gençlerbirliği'nin 22 yaşındaki orta saha oyuncusu, 1995 yazında tüm büyük kulüpleri peşinden koşturuyordu. Aslında devre arasında Fenerbahçe'yle sözlü olarak anlaşan Tarık, diğer büyük kulüpler de etkili biçimde transferini kovalamaya başlayınca, 15-20 gün ortalıktan kayboluyor ve sonuçta sarı-lacivertli kulüple sözleşme imzalamak üzere tekrar meydana çıkarak, onu isteyen diğer kulüpleri bu şekilde atlatıyordu. 12 - ERSAN GÜLÜM / BEŞİKTAŞ Ezeli rakipler Beşiktaş ile Galatasaray, bir alt ligde mücadele veren Adanaspor'un stoperi için karşı kaşıya geldiler. İki büyüğün dikkatini çeken genç stoper Ersan Gülüm'den başkası değildi. Bu transfer hikayesinin kilit ismiyse, Adanaspor Başkanı Bayram Akgül'dü. Bayram Başkan, Ersan için önce Galatasaray'a yeşil ışık yaksa da devreye Beşiktaş'ın girmesiyle işler arap saçına döndü. Son karar ise yerden 10.000 feet yüksekte bir özel uçağın içinde veriliyor, Ersan Gülüm Beşiktaş'ın oyuncusu oluyordu. 11- RIDVAN DİLMEN / FENERBAHÇE Sahada erbabı olduğu çalımlardan birini transferde atan bir başka oyuncu da Rıdvan Dilmen'di hiç kuşku yok ki. 1987 yazında Ergun Gürsoy'un teklifini kabul edip, Galatasaray'la anlaşma aşamasına gelen 'şeytan' lakaplı futbolcu; sonrasında çocukluğundan beri hayallerini kurduğu Fenerbahçe'den daha iyi bir teklif gelince, o yaz şampiyonluk kutlamaları yapan Galatasaraylı yöneticilerin keyfini kaçırıyor ve efsaneleşeceği sarı-lacivertli kulüple yollarını buluşturuyordu. Markaj 10 - ERTUĞRUL SAĞLAM / BEŞİKTAŞ Dönemin Samsunspor Başkanı İsmail 'Uyanık', üç büyüklerinde talip olduğu Ertuğrul Sağlam'ı parayı en çok veren takıma satmayı kafasına koymuştu. Fenerbahçe'nin İsmail Başkan'ın kafasındakinin çok altında teklif yapıp yükseltmeye yanaşmaması üzerine Galatasaray'la Beşiktaş arasında geçen yarış, rekor bir bonservis bedeliyle Beşiktaş'ın üstünlüğü ile sonuçlanıyordu. 14 numaralı transfer çalımında de- diğimiz ''Seba'nın bu 'ayağını yorganına göre uzat' politikası sadece iki oyuncu için bozuldu. '' cümlesindeki diğer kahraman Ertuğrul Sağlam'dan başkası değildi. 9 - TÜMER METİN / FENERBAHÇE Beşiktaş'ın 2000'li yıllarda en önemli oyuncularından biri olan ve her Fenerbahçe maçında performansı en üst düzeyde olan Tümer, o sezon Türkiye Kupası Finali'nde de iki gol atarak, 3-2 biten maçın başkahramanı olmuştu. Beşiktaş taraftarının henüz Türkiye Kupası şampiyonluğu kutlamaları bitmemişti ki, Tümer Metin kendini Fenerbahçeli yapan imzayı atıyordu. 8 - YUSUF ŞİMŞEK / BEŞİKTAŞ 2008 yılında Bursaspor'da forma giyen Yusuf Şimşek'e; devre arasında Trabzonspor talip olmuş, talip olmakla kalmamış, Yusuf'u Antalya'da kamp yaptığı otele kadar getirmişti. Ne olduysa orada oldu! Trabzonspor'a gidiyor denilen Yusuf, apar-topar İstanbul'a gelip Beşiktaş'a imzayı attı. Sonrasında Yusuf, ligin ikinci yarısında gösterdiği performansla, Beşiktaş'ın lig ve kupa zaferlerinin baş mimarlarından oluyordu. 7 - ALY FARID MONDRAGON / GALATASARAY Beşiktaş, 2002 Mayıs'ında, o sezon Galatasaray'ın kalesini kiralık olarak koruyan ve yaptığı kurtarışlarla şampiyonlukta önemli rol oynayan Mondragon'u aldığını belirtiyor, Türk basını bu müthiş gelişmeyi kamuoyuna duyuruyordu. Siyah-beyazlı kulüp, Mondragon'un kulübü Metz'le anlaşmış ama oyuncuyu ikna etmek gibi önemli bir detayı atlamıştı. Bunun üzerine Galatasaray'a gitme konusunda kulübü Metz'i ikna eden Mondragon, takım değiştirmeden unutulmaz bir transfer çalımı atıyordu. Markaj 6 - ALPER POTUK / FENERBAHÇE Altıncı sırada listemizdeki en yakın tarihli transfer çalımı var. 2012-13 sezonunda peş peşe ikinci şampiyonluğunu kazanan Galatasaray, transferde de elini çabuk tutmak istiyor, borsanın en gözde oyuncularından Alper Potuk'la görüşmelere başlandığını KAP'a bildiriyordu. Ancak tam bu sırada devreye giren Fenerbahçe, genç orta saha oyuncusunu Boğaz'ın Asya yakasına gelmeye ikna ediyor, bu haber Türk basınında adeta bomba etkisi yaratıyordu. 5 - ARİF KOCABIYIK / GALATASARAY 1981'de Fenerbahçe'ye gelen ünlü futbolcu, 1984'te kulüpten ayrılmaya ve Galatasaray'a gitmeye karar verir. Ancak kulübün kendisini bırakmaya, hele de Galatasaray'a transferine izin vermeye hiç mi hiç niyeti yoktur. Bunun üzerine Arif, kulübüne yurt dışından bir takımla anlaştım diyerek, takım arkadaşlarından aldığı borç paralarla bonservis bedelini kendi öder. Arif'in yurt dışından bir takımla anlaştığını düşünen Fenerbahçeli yöneticiler, transferin gerçek boyutunu ise ertesi gün gazetelerden okur: Arif artık Galatasaray'ın futbolcusudur! 4 - TANJU ÇOLAK / FENERBAHÇE 'Transfer çalımları' listemizin dört numarasında, ikinci sayımızda 'İhaneti Sende Gördüm' köşemizde yer verdiğimiz Tanju Çolak var. Tanju, Galatasaray taraftarlarının göz bebeğiyken, 1991 yazında yeni sözleşme vakti geldiğinde hiç beklenmeyen bir şey oldu ve sarı-kırmızılı yöneticilerle ters düşüp, ezeli rakip Fenerbahçe'ye tarihi imzayı attı. Bu transfer, o dönemde ülke gündeminden uzun süre düşmemişti. 3 - OKAN KOÇ / BEŞİKTAŞ Listemizin üçüncü sırasında Türk futbol tarihinin belki de dakika dakika canlı yayında yaşanan tek transfer çalımı var. Kahramanımız, İlhan Cavcav'ın Gençlerbirliği'nde yıldızını parlatıp, üç büyüklere pazarladığı Okan Koç. 5 Haziran 2003 sabahı gazeteler, ''Okan Koç Galatasaray'da!'' manşetiyle çıkıyordu. Ve aynı günün akşamı Lig Tv izleyicileri, Fenerbahçe konulu bir programda, Galatasaray'la Beşiktaş arasındaki transfer çalımını canlı canlı takip ettiler. Her ne kadar Okan Koç canlı yayına bağlanıp ''Galatasaray'a sözüm var. İlhan başkanım anlayış göstersin.'' dese de, yıldız oyuncu sonraki sezon siyah-beyazlı formayı giyecekti. Markaj 2 - HASAN VEZİR / GALATASARAY 1988-89 sezonununda Rizespor'dan kiralanıp, attığı gollerle hem şampiyonluğa hem de 103 gollük rekora katkıda bulunan Hasan Vezir, o yaz için Fenerbahçe'nin transferdeki en önemli hedefiydi. Ancak Fenerbahçeli yönetim, oyuncunun istediği miktarı fazla buluyor ve görüşmeler olumsuz sonuçlanıyordu. Belki kulüp daha zamanında olduğunu düşünüyordu fakat Hasan Vezir, Fenerbahçe'nin Beşiktaş'la oynayacağı kupa finaline çıkmadan, kendi rızasıyla Galatasaray tarafından kaçırılarak, dönemin en büyük transfer çalımlarından birinin baş kahramanı oluyordu. 1 - MEHMET TOPUZ / FENERBAHÇE Kayserispor'un yükselen yıldızı Mehmet Topuz, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin takibine girmiş ve sezon biter bitmez de iki kulüp, oyuncu için Kayserispor'un kapısını çalmıştı. Fenerbahçe, transferi kulüple görüşüyor; Beşiktaş, oyuncuyla temaslarını sıklaştırıyordu. Fenerbahçe ''Ben Kayseri'yle anlaştım. Transferi bitirdim!'' dedi; Mehmet Topuz ise ''Ben Beşiktaş'ı istiyorum!'' açıklamasıyla ortalıktan kayboldu. Beşiktaşlılar ''Oyuncu bizi istiyor, zorla Fenerbahçe alamaz!' derken; Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ''Ben Mehmet'le bir görüşeyim, bize gelir.'' diye, kendinden emin açıklamalar yapıyordu. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım dediğini yaparak, bir gece yarısı operasyonuyla Kayseri'ye gidiyor ve Mehmet Topuz'u alıp İstanbul'a dönüyordu. Hayrettin Sancar twitter.com/5HayrettinSancr *Transfer çalımları, Lig Tv'nin '21' adlı programından alınmştır. Markaj ,GkȱȱȱGDZȱ ǻ£ȇȱŗşŝśȬŝŜȱ£ȱDZ ¢DZȱǯǰȱȱ£ǰȱ¢ǰȱǰȱǰȱ û¢ǰȱȱ¢ǯ ȱ ÍDZȱ Gǰȱ ǰȱ kȱ ȱ ǻóǼǰȱ ȱ ȱ [£¢£ÍÍȱ ǻȱ ãǼǰȱ [£ȱ ûȱ ǻãǼǰȱ¢ǰȱǯ DZȱȱ£ÍÍȱǻ£Ǽǰȱkǰȱǰȱȱǰȱǰȱǯ DZȱkǰȱǼ ȇȱÍÍǰȱûȱŗŖŝŗȱ£ȱóÍȇ¢ȱ³Íȱǰȱ ȇȱ ȇȱ ŗşŝŖȇȱ £ȇȱ óȱ û£ǯȱ Gȇȱ ³ȱ ÍÍÍȱ ȱ û¢ȱ ȱ ó¢Âǰȱ řȱ û¢ûȱ ȱ ãûȱ ¢Íȱ óÍȱ ȇ£ȱ ÍÍÍȇǯȱ ¢£ǰȱŗşŝŖȇȱȱŞŖȇȱ¢ÍȱÍÍȱȱ£ȇȱ ȱǯȱ¢Ěȱǯ ȱȱû¢ȇȱȱóóǰȱ³ȱȱ¢ȇȱȱÂȱ¢ǵȱȬȱ £ǰȱÍÍ£DzȱÍÍǰȱȱȱÍͣ͢ȱóȱȱ¢ûÂǰȱ ¢ȱ ¢£Íȱ ȱ û³ȱ ȱ Âȱ Í£ȱ óȱ óȱ ȱ ó¢ȱ Íóȱ Í¢Íȱ ŗşŝŖȇȱǵȱGȱÍÍȱÂȱ¢ȱȇ¢ȱûǵ ȱ ȱ řȱ û¢ûȱ Íǰȱ £ȇȱ ȱ Ȭȱ ÍÍȱ ȱ Ƿȱ ŗşŘŖȱ¢ÍÍȱóȱ£ȇȱǰȱŗşŜŝȇȱãǯ ȱŗşŜŝȱǰȱȱǯǯǯ Markaj ''Kurulduğu tarihten itibaren sırrını saklamaz Trabzon kimselerden, koca bir takım kurar şehrinden. Futbolla bağlanırlar yazgısına, tam 90'dan tutulurlar yaşama! Futbolun ışığıyla uyanır kent her sabah uykusundan. Gece bordo-mavili formalarla örter üstlerini şevkatle, ümitle ve biraz da emanet duran bir neşeyle..''1 Bundan sonraki kısmı okumaya başlamadan önce, varsa bilgisayarınız, telefonunuz ya da mp3 çalarınız, Kazım Koyuncu'nun ''Hayde Trabzon Marşı'nı'' açıp, yazının geri kalan kısmını o marş eşliğinde okumanız önemle tavsiye edilir. ''N'aptun be uşağum? Ne arar biz de o dediğun zımbirtular?'' diyorsanız eğer, evinizde 80'lerden kalma bir kaset çalar teyp mutlaka vardır sevgili amcalarım - teyzelerim. bunu kafasına, başka yol yoktur! Ezilmişliği, çaresizliği çalımlayıp, getirir ilk şampiyonluğu Anadolu'ya bordo-mavi fırtına! Başlamıştır Türk futbolunda ''Anadolu ihtilali''. Artık Karadeniz uşakları çalar kemençeyi, Türkiye sallanır horonla. (Suat Özyazıcı, Şenol Güneş, Kaptan Necati) 1975-76, 1976-77, 1978-79, 1979-80, 1980-81 yıllarında Türkiye'de şampiyonluğu bırakmaz kimselere Trabzonspor. 6 yılda 5 şampiyonluk elde eder, 1976 yılında kazandığı Lig şampiyonluğu, Türkiye Kupası, Cumhurbaşkanlığı Kupası ve Başbakanlık Kupası'yla tarihe geçer! Trabzonspor'un kurulmasından sadece yedi yıl sonra 1.Lig'e gelişiyle üç büyükler için hesaplar alt-üst olur, tarih değişir. 1974-75 yılında ilk kez mücadele ettiği Türkiye 1. Futbol Ligi'ni, 30 puanla 9.sırada sırada tamamlar Karadeniz'in hırçın dalgası. Aynı yıl Türkiye Kupası'nda finale kadar yükselirler. Aslında bu, önümüzdeki 10 yıl boyunca hiç durmadan devam edecek fırtınanın habercisidir. 1975-76 sezonunda artık takım daha tecrübelidir, daha inatçıdır ve daha da inanmıştır. Şampiyonluğu İstanbul dışına çıkaracaktır Trabzon, koymuştur (1 Okay Karacan, Lig Tv-Trabzonspor Belgeseli) Markaj Şenol Güneşler, Ali Kemaller, Necmiler, Bekirler, İlyaslar, Faruklar, Turgaylar... Fırtına yüzlü çocuklardı onlar, bir şehir doğmuştu efsanelerinden. Necati'nin babası Yeşil Osman, tribünden ''Pırlantama ilişmeyun, vurmayun ula!'' diye haykırırdı maçlarda; pırlanta gibi takımdı Trabzonspor. Artık milli takımın bel kemiği de bordo- maviydi, bir şehir büyümüş Türkiye olmuştu! Şükrü Ersoy, Özkan Sümer ve Suat Özyazıcı gibi teknik adamları dört gözle arar oldu Karadeniz insanları. Bu kahraman isimler bir daha takımın başına geçemeyecek, ama biliyoruz ki; kahramanlar ölmez, sadece şekilleri değişir! Yeni kahramanlarla, yeni fırtınalar estirmen dileğiyle Karadeniz'in hırçın dalgası! (Şenol Güneş) (Ali Kemal ve Beckenbauer) Türkiye 1.Futbol Ligi'ne çıktığı 1974 yılından itibaren 9 sezon içinde 6 şampiyonluk, 3 ikincilik yaşar Karadeniz'in uşakları. Müzesine tam 22 tane kupa koyar bu kısa süre içinde. (Ahmet Suat Özyacı) Hayrettin Sancar twitter.com/5HayrettinSancr Markaj ȱȱȱDzȱ£ÍÍȱ³ȱȱǰȱ£ÍÍȱ³ȱȱȱ£ȱȱ£ÍÍȱ ³ȱ ¢ȱ ȱ ã¢ûûȱ Ĵǯȱ ȱ ȱ ȱ Âȱ ³ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ÂÍȱ ȱ û£ȱ ¢ȱ ȱ ¢ûȱ ¢ÍÍȱ óǯȱ Íȱ ȱ ȱ ȱÍÍȱȱȱȱȱ³ȱȱȱ ³ȱûûȱȱ¢ȱȱǰȱȱû£ȱ¢ȱ¢ȱÂóȱ ȱÍÍȱȱȱã£ȱÍǯ ȱȱãȱÂȱȱȱȱÍȱͳȱã£ȱĴȬȱ ¢ȱȱǯȱȱãȱȱûȱȱȱ ȱ ȱ Ȃȱ ȱ óȱ ³ȱ ¢ȱ ȱãǰȱȱû£Âȱȱȱȱ ã¢ȱ³¢ǯ ȱȱóȱG¢ȱ Ȃȱȱȱ¢¢Íȱȱȱȱȱȱȱ¢ÍȱÍȱȱȱ óȱ ¢ǰȱ ¢ȱ Íȱ óȱ ¢óÍȱ ȱ ȱ ãȱ ȱ³óȱ¢ǯȱȱȱ¢¢ÍȱȱȱÍȱȱ¢£ȱ ȱ £¢ȱ ȱ £Íȱ ¢Íȱ ã¢ȱ ȱ ȱ ȱ ¢ÍȱÍÍȱȱóȱû£Âȱȱȱȱ£ÍȱȱȱÍ¢ȱ ³óǯ Markaj ȱûóûûȱ ŗȱ £ȱ ŘŖŖŝȱ ¢ÍÍȱ ȱ ȱ ÍÍȱ ȱ ȱ ¡¢Ȃȱ ȱ ȱ ȱ ǰȱ ȱ ¢ȱ ¢ȱ ȱ ãȱ ¢Íȱ ³ȱȱãûûȱóǯȱû¢ûȱȱȱ ȱÂȱȱǰȱȂȱ³ȱûȱ ³ȱȱ£ÍóÍǯ ȱûȱ¢ȱ ¢ȱ ¢ȱ ¢ǰȱ ȱ Íȱ óÍȱ ȁûȱ Ȃȱ ¢ǯȱ ûȱ ȱ Ȃȱ ó¢ȱ ¢ȱ ÍÍ¢ȱ ǰȱ ȱ ȱ Ȃȱ ȱ ¢ǯȱ ã¢ȱ ûȱ ȱ ¢ȱȱȱ ¢ǰȱ¢ȱȱȱ ȱ ÍÍȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ¢ûȱ ¢ȱ ȱ ã£óȱ £Íóȱ ȱ ȱ ³ÍÍȱ óǯ G¢ȂÍȱÂȱȱ Ȃȱȱãǰȱȱȱ¢ÍÍ£ȱÂȱȱÍȱ£ȱȱȱ ÍȱȱȂȱó¢Âȱóȱǯȱȱȱ¢ȱȱ¢ÍÍ£ȱǰȱ ȱ ¢ȱ Íȱ ȱ Í¢ȱ ȱ Âȱ Íȱ û£Âȱǰȱ³Â£ȱûȱȱȱÍÍȱ ȱȱ¢ȱȱ ÍÍȱȱã£óȱ£Íǯ Markaj Íȱ ȱȱȱ¢ÍÍȱ¢óȱ ãȱ ȱ ȱ Íȱ ȱ ȱ ÍÍ¢ȱ ¢ȱ ãȱ ǰȱÍȱÍȱȱ ȱ ûûȱ ¢ȱ ¢£ȱ ȱ ȱ ȱ ÍÍȱ ãȱ ȱ ûȱ Íȱ ǯȱ ȱ ȱ ȱ ûûȱ ¢¢ȱ £¢Íȱ ¢ÍÍ£ǰȱ ³Íȱ £³ȱ ȱ ȱ ȱ Ȃȱ ¢ȱ ÍÍȱ ȱ ¢ȱ ȱ ã£óȱ£Íǯ ȱȁȂȱǰȱȱȱÍÍ£ ȱȱȱÍÍȂÍȱȱã£ȱÍ¢ÍÍȱȱȱûȱȱǰȱȱ¢Íȱ ȱ³ȱû¢ûȱãȱ¢ȱȱ³¢ǯȱȂÍȱû¢ȱÍÍȱŞŖǯȱ Íȱȱȱû³ûȱȱ£ȱûǰȱûûȱȱ¢ÍÍ£ÍÍȱȱóÂȱȬȱ ¢ȱûȱ¢ǯ ȱȱÍȱÍȱȱȱ£¢ǰȱȱȱȱ¢ȱȱ¢ȱȱȱÍȱȱȱȱãȱÍǰȱã£ȱ ȱã£ȱȱȱȱȱĴȱȱû³ȱÂǯ Markaj Los Blancos Raul Gonzalez Real Madrid efsanesi golcü oyuncu, kariyerinin sonlarına doğru bir macera olarak Schalke 04 forması ile ter dökmüştür. Futbol yaşantısına burada son vereceği düşünülen futbolcu, herkesi şaşırtarak biraz daha fazla para için Al-Sadd takımında futbol hayatını noktalamıştır. Frikik Ustası Juninho Juninho Pernambucano, frikikleri ile tanıdığımız Lyon efsanesi futboldan umudunu keserek Al-Gharafa takımı ile sözleşme imzalayıp, kariyerinin sonunu ise New York Red Bulls klubünde noktalamıştır. Koca bir Lyon kariyerini çöpe atmıştır fakat bolca parası bulunmaktadır. Genç Yetenek Nilmar Belki de saydığımız futbolcular arasında en ilginç olanı Nilmar, kendisi henüz kariyerinin çıkış noktasında ve gayet formda olmasına rağmen Katar’ın yolunu tutan futbolcular arasında yer almaktadır. Genç yaşında geleceğin yıldızı olarak adlandırılan Nilmar’ın şu sıralar neredeyse isminin unutulması bile mümkün. Nilmar 27 yaşında Villarreal takımından Katar’ın Al-Rayyan takımı ile sözleşme imzalamış ve kariyerine bu takımda devam etmektedir. Emre Saraç twitter.com/Mr_Sirac Markaj İNANÇ DERBİSİ Markaj’ın derbi yürüyüşü devam ediyor… Sıradaki durak dünyanın tek dini rekabet temelli derbisi Celtic - Rangers maçı. İşte iki farklı inanışın mücadelesi hakkında merak edilenler... Old Firm'in öyküsü Bir tarafta Katolikler, diğer tarafta Protestanlar. Bir tarafta Birleşik Krallık yanlısı Rangerslılar, diğer tarafta tam bağımsız İskoçya yanlısı Celticliler. Belkide rekabetin en kısa özeti bu. İki takımın birbirininden bu kadar nefret etmesinin en büyük sebebi dini ve siyasi mücadele. Peki bu nefret nasıl başladı? Celtic 1888’de Glasgow şehrinin doğusunda İrlanda nüfusunun yüksek olduğu ve Katolik vakıflarına bolca bağış yapılan bölgede kuruldu. Bölgede yer alan İrlandalılar’ın büyük bir çoğunluğu gece kondularda ve kenar mahallelerde yaşarken yabancı muamelesi gördükleri dönemde çok düşük maaşlara çalışmayı kabul ettiler. Bu durum Katolikler'in, Protestanlar'a nazaran çok daha düşük bir yaşam kalitesi içinde yaşamasına yol açtı. Büyük bir taraftar desteğini arkasına alan ve Edinburgh’daki Hibernian kulübünden de birçok Katolik oyuncu tranfer eden Celtic kısa sürede oldukça iyi durumda olan ve Govan’da kendisinden önce kurulmuş olan Rangers’ın ezeli rakibi oldu. Rangers sadece Protestanlar'a açık bir kulüp olarak başlarken Celtic de rakibi gibi ilk zamanlarda sadece Katolik oyunculara sahada şans tanıdı. Zamanla Katolikler tarafından Katolik takımı olarak görülmeye başlanan Celtic karşısında yer alan Rangers ise Markaj Protestanlar’ın desteğiyle anti-Katalolik bir kulüp oldu. İşte bu durum sonuç olarak futbolda mezhep savaşlarını doğurdu. Günümüzde bile Katolik Protestan kavgalarının eskisine nazaran daha nadir de olsa sürdüğü Britanya'da; bu iki kulüpten Rangers Protestanlar'ı, Celtic ise Katolikleri temsil eder. Dini mücadelenin yanı sıra Direnişçiler ile İngiliz yandaşları arasında yapılan maçlar olarak da tanımalayabiliriz Celtic-Rangers maçlarını. Zira Celtic her zaman bağımsız bir İskoçya isterken, Rangers İskoçya'nın İngiltere ile birleşmesini savunmuştur. Ülkede Celtic - Rangers maçları ''Celticli bir babanın asla Rangerslı oğlu olamaz, tıpkı Rangerslı bir babanın Celticli oğlu olamayacağı gibi'' bu söz iki takım taraftarları arasında sıkça kullanılır. 126 yıldır süregelen Celtic-Glasgow Rangers derbisi İskoçya'da hayatın akışını belirleyen önemli unsurlardan bir tanesi. Hayatı belirler derken "Nasıl yani?" diyebilirsiniz. Şöyle söyleyelim, yılda 4 kez karşılaşan bu iki takımın maçlarını yapacakları gün ülkede hayat durur. Eğer bir patron seyahate gidecekse iptal eder veya bir çocuk dershaneye gidecekse dershaneyi eker. Fikstür çekildiği andan itibaren herkes planını maça göre yapar. Yani 365 günlük bir yılda İskoçya için 4 gün çok önemlidir. Markaj Taraftar Profilleri İki takım taraftarları birbirilerinden ölümüne nefret eder ve rakip takım taraftarlarını görmeye dahi tahammülleri yoktur. Karşılaştıklarında ise sıklıkça şiddet görülür. Kayıtlara geçen ilk ölümlü şiddet olayında; 1997 yılında 16 yaşındaki bir Celtic taraftarı, Celtic atkısı ile okula gitmiş ancak bir Rangerslı tarafından öldürülmüştü. Bu ölüm Celtic'in dünya üzerinde daha fazla sempatizanı olmasını sağlıyor diyebiliriz. Taraftarlar arasındaki öfke kendi aralarında sınırlı kalmaz ve futbolculara da yönelir. Eski Celticli Japon oyuncu Nakamura'ya Rangers taraftarları bir maçta; Nakamura, duran topları her kullandığında kollarını iki yana açarak 2. Dünya Savaşı'nda Japonya'nın Amerika'dan yediği darbeleri Nakamura'ya hatırlatmak istemişlerdi. BESTE SAVAŞLARI Celtic ve Rangers arasında bir de marş rekabeti bulunmakta. Rangers taraftarları, arkasında çok fazla siyasi olayın yattığı "Billy Boys" marşını kendilerine uygun görerek söylemeye başladılar. Hatta bu marş UEFA ve İskoçya Futbol Federasyonu tarafından yasaklanmasına rağmen söylenmeye devam edilerek adeta bir başkaldırışı gösterildi. Zira Rangers Bill Boys'u söylediği için UEFA'dan sürekli ceza almaktaydı. Celtic ise Rangers'ın Billy Boys'una karşılık olarak Liverpool'daki meşhur "You'll Never Walk Alone" şarkısını kendilerine marş olarak seçti. You'll Never Walk Alone'un yanısıra Bağımsızlık Marşlarınıda söyledikleri çok fazla görülür Celtic taraftarının. Sportif Sonuçlar İlk defa 28 Mayıs 1888'de karşı karşıya gelen ezeli rakiplerin aralarında 395 karşılaşma oynandı. Rangers 157, Celtic ise 143 kez güldü. Sezer Yıldız twitter.com/SezerYLdz1905 Markaj Unutulmayanlar: Lefter Bȱ³ȱȱȱȱû¢ûȇȱǰȱ¢ȱ¢Íȱȱ³ȱ Âȱȱóȱ³ȇ¢ȱȱÍǯȱȱ¢ȱ Ŝŗśȱ³ȱŚŘřȱȱǰȱȱȱȱÍÍÍȱ¢ǰȱȱȱȱ³Âȱ¢ȱÍã¢ȇûȱÍȱǯȱȱȱǰȱÍȱȇȱ¢ȱǯȱŘŗȱ Íȱ ŗşŚŝȇȱ ¢ȇȱ ȱ ûûȱ ȱ ¢Âȱ Íȱ ÂÍÍȱDZȱȇȇȱȇȱ¢£ȱǷ'' Ȉǰȱ ǰȱ ǰȱ ǯǯǯȱ ȱ ȱ ȱ ǯǯǯȈȱ ¢ȱ óÍ¢ȱ ³ȇȱȱóÍǯȱó£ȱȱȱ³ǰȱȱóȱȱ³ȱ££ȱȱ¢ȱÍDzȱȱȱȱȱȱǰȱ£ȱȱȱ££Íȱȱãȱȱ¢ȱÂȱȱ£¢Í£ǯ ÇALIM ÜSTADI LEFTER LǰȱóÍȱȱ¢ÍȱŘŘȱÍȱŗşŘśȇȱ ȱȱû¢û- ȱ Gȇȱ óÍǯȱ ȱ ŘŖǯ¢û£¢ÍÍȱ óÍȱ ȇȱ ã³ȱȱȱãȱȱ¢ǯȱȱ ȱȱȱȱ¢ȱû¢ûȱÍȱȱ³ȱȱ£ȱÂÍÍȱ ¢ÍÂÍȱ ȱ ó¢ȱ û³û¢ǰȱ ȱ ³ȱ óȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ûûȇȱ óǯȱ ȱ ûûȇȱ ¢Íȱ ȱ ȱ ãȱ ³ȱ ¢Íȇȱ ȱ ǰȱŚȱ¢Íȱ¢ȱãȱÍȱȱ¢óǰȱȱÍȱ ³ȱóǯȱȱãûóûȱȇȱãûȱȱ³ȱ¢ãȱȱÂÍȇÍȱę¢ȱȱ³ȱ¢ȱ ȱã£ó¢ȱ£ȱÍóÍǯȱȱ Markaj O £ȱ³ȱȱÍÍȱȱ³ÍȱǰȱȱȱÍȱ ȱ ûûȇ¢ȱóÍȱãȱȱÍóÍDzȱȱȱȱ£ȱãÂȱȱû³û¢ǰȱÍȱóȱȱȱû¢ûȇÍȱ¢ȱóǯȱȇȱŗŖȱ ûȱ û¢ȱ ȱ ÍÍóǰȱ ŗŖȱ ûûȱ ȱ ³ȱ ¢ãȱ ȱ óÍóȱȱûȱóǯȱȱ£ȱĴÂȱȱDZȱȇȂ¢ȱ ȱ ³Íȱ Śȱ ȱ ĴÍǰȱ ȱ ¢û£ȱ Íȱ ȱ ǯȱ ¢Íȱ ¢ȇȱȱ¢ȱȱóóȇȱkûûȱ¢ȱȱȱǰȱȱ £ȱȱ¢ȱÍÍ¢ǯȇȇȱ¢ȱÍÍȱȱȱȱ£ȱÂȱã¢ǯȱ ȱû£ȱûóûȱÂÂȱ¢ȱ¢ȱȱȇȱȱÍÍȱ³ȱÍÍȱ ȱ ȱ ¢ǯȱ ȱ ȱ ǰȱ ÍÍȱ ¢Íȱ ȱ ¢ȱ ȱ ¢ûÂȱû¢ûȱóȱã£ȱã¢û¢DZȱȇȇ,ȱóûȱǰȱȱȱÍȱ ³ȱ ÍÍȱ ³ȇ¢ȱ £ÍÂÍȱ ȱ ȱ óęȱ û£ȱ ¢ȱ ǯȇȇȱȱÍȱȱ³ȇ¢ǯȱĴÂȱ¢ȱȱȱ³ȇ¢ȱȱ¢Íȱ ȱȱ£ÍȱȱȱÍȱãûûȱ£ȱÍȱȇȇȱȇȇȱ Íǯȱȱ VER LEFTERE YAZ DEFTERE! ȱ óȱ Âǰȱ ÍÂÍǰȱ ȱ Âȱ ¢ȱ ȱã£Âȱȱȇȇȱȇȱ¢£ÍȱǷȇȇȱ ÍÍȱ ÂÍȱ ¢Íȱ óȱ ȱ ³ȱ ȱûûȱóÍÍȱ¢ȱȱ£ȱ Í¢ȱ ȱ Íȱ ȱ ȇȇ¢ûȇȇȱ ÍÍȱÍóÍǯ Íȱȱ£ȱ³ȱȱû¢ȇȱȱȱ ȱ óȱ ǯȱ ȱ ȱ ȱ û¢ȱ ȱ ȱ ÍóÍȱ ǰȱ ȱ ££ȱ ¢Âȱȱ³ȱã£ûȱóǯŗşśŗȱ ¢ÍÍȱ ȇ¢ȱ ŘŖŖŖŖȱ ȇ¢ȱ ȱ ǰȱ ȱ £ȱ ȱ ¢ȱ ȇ¢ȱ ȱ ȱȱ¢ǯȱŘȱ¢Íȱȇȱ¢Íȱ ȱ ȱ Âȱ ¢ǰȱ ³Ȃȱ ãû¢ǯȱȱȱÍǰȱȱȱ£ȱȬ óóȱǰȱȱȱ¢ÍóÍǯȱÂȱȱ³ȱȱÍóȱȱȬ Íȱȱȱȱ¢¢ǯ ȱ û¢ȱ Íȱ ȇȱ ¢ȱ ûDZȱ ȇȇûȱ ûǷȇȇȱ ¢ȱ óȱ ǯȱ ȱ ¢Íȱ ¢ȱ ȇȱ óÍȱȱÍóÍǯȱGóȱã¢ȱȱȱÍ£ÍÂÍȱÍÍȱ¢£ȱ ȱȱ¢Íȱ£ǯǯǯȱŗşśśȇȱû¢ûȇȱȱȱ³ǰȱȱó¢Íȱȇȇȱóȱȇȇȱ¢ȱÂÍÍóǯȱȱȱ ȱȱȱȱÍȱóǯȱȱ¢Íȱ¢ȱ ³ǰȱ ¢ȱ ȱ ³ÍÍóȱ ȱ ûȱ ȇȱ ȱ óǯȱ ¢ǰȱ ûȱ ǰȱ ûûȱ ȱ ǰȱ ȱóÂȱãȱ³ȱȱóǯ Markaj Ƹ³ȱÍÍȱ£ȱ¢Íȱ¢ȱãûûȱȱûȱȱÍÍȱÍǵȱȱ ȱȱ¢ǯȱȈ[ȱǷȱÍȱȱȱȱÍÍÍȱÍÍȈȱÂȱȱǵȱ ȬGǰȱÂÍȱşȱ¢Íȱ¢ȱȱû£ȱÍȱ¢ȱ³ȱȱǵȱ ȱ ³ȱ ÍÍȱ ÍÍȱ Âǰȱ óÍȱ óÍÍǯȱ ³ȱ ÍÍȱ ȱ £ȱȈÍȱ£ȱãûȱȈȱóÍȱȱ¢ÍóÍȱ³ȱ¢ǯȱ Ƹȱ³ÍóÍÂÍȱãȱ¢ȱ¢ȱ¢Íȱȱȱ³ÍȱȱÂȱȱĴǵȱ ȬȂȱȱ¢ȱȱóȱ³ÍǯȱÂȱȱûóȱãÂǯȱȱ óÍÍȱ G¢ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ û¢ȱ ¢ȱ ȱ ȱ ¢Íǯȱ ȱ Ȭȱ ³Íȱ ȱ ÍÂÍÍȱ ãǰȱ ȱ Íȱ ãûûȱÍȱȱȱȱȱûȱȱ¢¢ȱ³ÂÍÍǯȱȱȱĴȱȱÍǯȱȱŜȱÍȱóȱȱȱ³ÍÍȱǯȱȱȱóȱ ȱ ȱ óȱ ȱ ȱ ¢ÍÍǯȱ ȱ ÍóÍÍȱ ȱ ȱ óȱ ûȱ ȱ ³ȱǯǯǯȱȈ£ȇȇȱDZȱȈóȱȱȱãȱûȱȱȱ³ȱȱ ¢ûÂȱȱ³ȱȱȂȱȱȱȱÍǯȈȱ Ƹ ³ȱÍÍȱÂÍÂÍȱ³ȱȱǵȱ Ȭ,ǯǯǯȱȱ㣢óÍȱãȱ¢ȱȱȱȱã£ǯȱ Markaj k ³ȱÍ¢ȱŜŗśȱ³ȱŚŘřȱǰȱȱÍÍȱÍ¢ȱŚŜȱ³ȱŘŖȱȱĴÍȱȱŞȱ £ȱÍȱ¢ÍǯȱȱÍȱÍ¢ȱĴÍÂÍȱŘŗȱȱȱȱ³ȱȱȱȱ¢ȱ ÍÍȱȱřřȱ¢Íȱ¢ȱǯȱȱ ȇÍȱ ȱ ęȱ Âȱ ȱ ÍÍȱ óǰȱ ¢Ȭ¢ÍÍ£Íȱ ¢Íȱ ãÂûóǯȱȱȱÍÍȱśŖȱ£ȱȱ¢ȱȱȱȱÍȱ¢ȱ ȱãûȱȱ¢ȱǯȱȱ ȱ ǰȱ û¢ȱ ûȱ ȇȱ ȱ Íȱ ûûȱ ȱ ȱ ȱ ȱ £ȱ ȱ£ÍÍǯȱȱ ŗşśŚȱû¢ȱÍȇȱȱȱŚŖŖǯȱûûȱȱȱ³ǯ ȱ Íȱ Íȱ ȱ û¢ûȱ óÍÍÍȱ ȱ Gȱ ȇȱ Řǯȱ ŗǯȱ ³Íȱ£Íǯ GGtȇtȱtGGȱȱ řȱ £ȱ ŗşŜŚȇȱ ³Ȭóóȱ Íȱ ¢ȱ ûȱ ³Í¢ǰȱ ȱ ȱ óȱ ǯȱ ȱ ³ȱ ȱ ¢Íȱ ȱ Íȱ ûȱ û£ȱ ȱ ȱ ǯȱȱÍÍÂÍȱ¢ȱÍÍÂÍȱȱŞşŜȱȱÍȱȇǰȱ¢Íȱ£Ȭ ȱȱȱû¢ûȱȱ³ȱȱÍÍǯ Markaj 1947'de olacaklardan habersiz Fenerbahçe ÍÍȱ ¢ǰȱ ŗşŜŚȇȱ ȱ ȱ ³ǯȱȱ³ȱÂȱŗŖȱÍȱÍÍȱ £¢ȱȱĴǯȱŚŘȱ¢Íȱȱȱ ǰȱ ȱ £ȱ ¢ȱ kÍȇÍȱ ¢Âȱ ŗŖȱ Íȱ ¢Íȱ Íǰȱ Íǰȱ ãûǯǯǯȱ ȱ ȱ¢ȱÍǯȱȱ ŘŖŖŖȇȱ ȱ û¢ûȇȱ ȱ ¢óÍÍÍȱûû¢Dzȱȱȱ³ȱǰȱ ȱȱȱ³ȇ¢ȱóǯȱ£Íȱ ¢ûÂȱ ȱ óȱ ¢ȱ ³ȱ ǰȱ ȱ ãûȱ £Íȱ ȱ ǯȱȱȇ¢ȱȱȱ³ÍÍȱÍÍÍȱÍ¢ȱû¢ûȱǯȱŘŖŖřȦŖŚȱ£ȱȱ³Íȱ ȱ¢ȱ³ÍȱȱãûûȱÍ¢ȱû³û¢ǯȱ ³ȱ ȱ ȱ ÍÍȱ ȱ £ȱ ȱ ãȱ û¢ûȱ ȱ ¢ȱ kûûȱ ³Âȱ Íȇȱ ȱ ³ȱ Íȇȱ óǯȱ 㣢óÍÍȱ ÍóÍȱ ǰȱ û¢ûȱȱȱȱȱ³ǯȱŘŖŖşȱ £ȱ ¢Íȱ £Íȱ ȱ Ȃȱ ȱ ȱ Ȉ£Íȱȱû³û¢ȱȈȱȱȱÂóǯȱ ALLAHIMDAN SONRA FENERBAHÇE! ³ȱ ûȱ ã¢Âȱ Ȉȱ ÂÍȱ ȱ ȱ ȱ ã£ûû£ȱ ³ǷȈȱ ã¢ȱ ãûȱ ¢óÍÂÍȱ £ȱȱ£ȱȱ££ȱÍÍÍȇȱ ¢£ÍÂÍȱ óȱ ȱ ȱ ȱ ³ȱ ȇȱ ¢ÍóÍ¢DZȱ ȃGȱãȱȱû³ǰȱȱȱÍȱ¢ǯȱ ³Ȃ¢ȱ ȱ ȱ Í£Íȱ ¢ÍÍÂÍÍȱûóûû¢ǯȱÍȱ¢Íȱ ȱ 㢢ȱ Dzȱ ȱ ȱ £ȱ¢ǯȱÍȱȱÂȱȱ ȱȱóȱȱȱȱ³ǯȱ³ȱ³ȱÂȱȱ ȱDzȱȱ£ȱ¢ȱȱǯȱ ȱ¢Íȱ¢ȱ£ȱĴȱ³Ȃ¢ǯȱȱȱóȱȱÍ£ȱóȱ óÍǯȱȱã£ȱãûǯȱȱ¢ÂÍȱ³ȱóȱǯȱûȱã¢û¢ȱ ȱ¢Íǯȱȱ£ȱÍǯȱãû¢ȱǰȱȱȱȱǯȱ³ȱ ûȱȱȱ¢ǯȱãûȱȱȱ¢ȱǯȱ Markaj ȱ¢ÍÍȱ¢£Í¢ǰȱ¢ÍȱÍǯȱȱȱ³ȱÍȱ¢£ȱȱȱ³ȱ ǯȱÍȱ¢Dzȱȱȱȱ[£Ȃȱȱȱȱȱã¢ǯȱȱ³ȱ¢ÍÍÍȱȱǯȱȱȱãûȱÍȱǯȱ ÍÍȱȱȱ¢ȱȱ³ǯȱ GȱGȱȱ ŗřȱ ȱ ŘŖŗŘȇȱ û¢ûȱ ¢ȱ ¢Ĵǯȱ Íȱ ȱ ȱ ¢ȱ ȱ ȱ û³û¢ȱȱȱ³ȱĴǯȱȱÍ£ȱ¢DzȱȱãȱÍȱȱ Íȱ Íȱ ÍÍóÍȱ Íǯȱ £ȱ ȱ ȱ Íȱ ęȱ ûûȬȱ ǯǯǯ ¢ȱÍ ĴǯȦ¢ Markaj TRANSFERLER Markaj, transfer gündeminin nabzını tutmaya devam ediyor. Şimdiye kadar ülkemizde ve dünya futbolunda yapılan önemli transferleri sizler için derledik... DİEGO RİBAS Atletico Madrid --> Fenerbahçe Bedelsiz Yaş: 29 Boy: 1.75 Mevkii: Orta Saha DEMBA BA Chelsea --> Beşiktaş 6 Milyon € Yaş: 29 Boy: 1.89 Mevkii: Hücum OLCAN ADIN Trabzonspor --> Galatasaray 4 Milyon € Yaş: 28 Boy: 1.76 Mevkii: Orta Saha SALİH UÇAN Fenerbahçe --> Roma Kiralık Yaş: 20 Boy: 1.83 Mevkii: Orta Saha Markaj HAKAN ÇALHANOĞLU Hamburg --> Bayer Leverkusen 14.5 Milyon € Yaş: 20 Boy: 1.76 Mevkii: Orta Saha EMRE CAN Bayer Leverkusen --> Liverpool 12 Milyon € Yaş: 20 Boy: 1.84 Mevkii: Orta Saha SEMİH ŞENTÜRK Antalyaspor --> İst. Başakşehirspor Bedelsiz Yaş: 31 Boy: 1.82 Mevkii: Forvet Markaj SİNAN BOLAT Porto --> Galatasaray Kiralık Boy: 1.90 Yaş: 25 Mevkii: Kaleci DJALMA CAMPOS Porto --> Konyaspor Kiralık Yaş: 27 Boy: 1.75 Mevkii: Hücum SALİH DURSUN Galatasaray --> Trabzonspor Kiralık Yaş: 23 Boy: 1.88 Mevkii: Defans İZET HAJROVİC Galatasaray --> Werder Bremen Bedelsiz Yaş: 22 Boy: 1.77 Mevkii: Orta Saha Markaj ROGELİO FUNES MORİ Benfica --> Eskişehirspor Kiralık Yaş: 23 Boy: 1.85 Mevkii: Hücum LUİS SUAREZ Liverpool --> Barcelona 81 Milyon € Yaş: 27 Boy: 1.81 Mevkii: Hücum JAMES RODRİGUEZ Monaco --> Real Madrid 80 Milyon € Yaş: 23 Boy: 1.80 Mevkii: Orta Saha DİEGO COSTA Atletico Madrid --> Chelsea 38 Milyon € Yaş: 25 Boy: 1.88 Mevkii: Hücum Markaj ALEXİS SANCHEZ Barcelona --> Arsenal 37.80 Milyon € Yaş: 25 Boy: 1.69 Mevkii: Hücum LUKE SHAW Southampton --> Manchester United 37.50 Milyon € Yaş: 19 Boy: 1.85 Mevkii: Defans ADAM LALLANA Southamptom --> Liverpool 31 Milyon € Yaş: 26 Boy: 1.73 Mevkii: Orta Saha TONİ KROOS Bayern Münih --> Real Madrid 30 Milyon € Yaş: 24 Boy: 1.82 Mevkii: Orta Saha Markaj MARİO MANDZUKİC Bayern Münih --> Atletico Madrid 22 Milyon € Yaş: 28 Boy: 1.87 FİLİPE LUİS Atletico Madrid --> Chelsea 20 Milyon € Yaş: 28 Boy: 1.83 Mevkii: Defans ALVARO MORATA Real Madrid --> Juventus 20 Milyon € Yaş: 21 Boy: 1.90 Mevkii: Hücum FERNANDO REGES Porto --> Manchester City 15 Miyon € Yaş: 26 Boy: 1.83 Mevkii: Orta Saha ADRİAN LOPEZ Atletico Madrid --> Porto 11 Milyon € Yaş: 26 Boy: 1.83 Mevkii: Hücum Markaj ALBERTO GİLARDİNO Genoa --> Guangzhou 5 Milyon € Yaş: 32 Boy: 1.84 Mevkii: Hücum ADİL RAMİ Valencia --> Milan 4.25 Milyon € Yaş: 28 Boy: 1.90 Mevkii: Defans PATRİCE EVRA Manchester United --> Juventus 1.50 Milyon € Yaş: 33 Boy: 1.72 Mevkii: Defans ASHLEY COLE Chelsea --> Roma Bedelsiz Yaş: 33 Boy: 1.76 Mevkii: Defans Hayrettin Sancar twitter.com/5HayrettinSancr Markaj Avrupa Ligi, Şampiyonlar Ligi, Avrupa Futbol Şampiyonası ve Dünya Kupası şampiyonlukları mutlaka görmüşsünüzdür. O kupayı kazanan da, turnuvaya bilek gücüyle gelmeyi hak etmiş takımlardan biridir. Peki sizlere davet üzerine katılıp, turnuvanın en büyüğü olmuş takımların da olduğunu söylesek, ne düşünürdünüz? Markaj ekibi, dünya futbol tarihinin en ilginç iki şampiyonluk hikayesini sizler için kaleme aldı. Buyurun… PLAJLARDAN, AVRUPA ŞAMPİYONLUĞUNA: DANİMARKA 1992 Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine katılacak takımların belirlenmesi için yapılan eleme aşamasında, 4. grupta dönemin en güçlü ekiplerinden biri olan Yugoslavya ile aynı gruba düşen Danimarka; grubu Yugoslavya'nın 1 puan gerisinde 2. sırada tamamlayarak, şampiyonaya katılma şansını elde edememişti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 31 Mayıs 1992'de almış olduğu 757 No'lu karar sonucunda, iç savaşla mücadele eden Yugoslavya'ya yaptırımlar uygulanması kararlaştırıldı. Finallere katılamayacak duruma gelen Yugoslavya'nın yerine turnuvaya grubu ikinci sırada tamamlayan Danimarka çağrıldı. Şampiyonanın başlamasına 10 gün kala alınan bu kararın üzerine Danimarkalı futbolcular, deyim yerindeyse plajlardan toplanarak turnuvaya katıldılar. Markaj O dönem Avrupa Futbol Şampiyonası statüsü gereği 8 takım finallere katılabiliyordu. Ev sahibi İsveç ile elemelerden gelen 7 takımın katılımıyla gerçekleşen turnuvada, takımlar dörder olmak üzere iki gruba ayrılıyor ve gruplarını ilk iki sırada bitiren ülkeler yarı finale çıkmayı hak kazanıyorlardı. (Moller Nielsen) Kadrosunda Manchester United'in efsane kalecisi Peter Schmeichel, Michael Laudrup'un kardeşi Brian Laudrup ile Trabzonspor'un defans oyuncusu Lars Olsen gibi tanıdık yüzleri barındıran Danimarka'nın antrenörlüğünü ise efsane teknik adam Richard Moller-Nielsen yapmaktaydı. Turnuvada, ev sahibi İsveç, İngiltere ve Fransa ile aynı gruba düşen Danimarka'ya otoriteler pek şans tanımıyorlardı. Gruptaki ilk maçında İngiltere ile 0-0 berabere kalan Danimarka, ikinci maçında ise ev sahibi İsveç'e 1-0 yenilmekten kurtulamıyordu. Son maçta Fransa'yı Larsen ve Elstrup'un golleriyle 2-1 geçen Vikingler, İngiltere'nin de İsveç'e mağlup olmasıyla, sürpriz bir şekilde adını yarı finale yazdırmayı başarmıştı. Yarı finalde Koeman, Van Basten, Bergkamp ve Rijkaard gibi dünya futbol tarihinin gelmiş-geçmiş en önemli yıldızlarını kadrosunda barından Hollanda ile eşleşen Danimarka, normal süresi 2-2 biten karşılaşmayı penaltı atışları sonu- cunda 7-6 kazanarak finale çıkan ekip oluyordu. Danimarka'nın finaldeki rakibi ise Almanya'ydı. Dönemin Avrupa'daki en güçlü futbol ülkesi olarak tabir edilen Panzerler, yarı finalde ev sahibi İsveç'i 3-2 ile geçerek finale kalmayı başarmıştı. Final maçından önce mutlak favori tabi ki Panzerlerdi; fakat hiç hesapta yokken turnuvaya katılma şansı elde edip buralara kadar gelen Danimarka'nın teslim olacağı da düşünülemezdi. Nitekim öyle de oldu! Plajdan toplanıp gelen Danimarkalı oyuncular, finalde Almanya'yı Jensen ve Vilfort'un golleriyle 2-0 yenerek, 1992 Avrupa Futbol Şampiyonası'nın şampiyonu olmayı başarıyordu. Markaj ENDÜLÜS MUCİZESİ: SEVİLLA Çeyrek finalde Quaresmalı Porto ile eşleşen Sevilla, ilk maçı 1-0 kaybetmesine rağmen; (Unai Emery) Ramon Sanchez Pizjuan'da rakibini 4-1 ile Ve tam 22 yıl sonra, yani 2014 yılına gel- geçerek yarı finalde bir başka İspanyol temdiğimizde benzer bir hikayeye tanık silcisi Valencia ile eşleşmiş oldu. olduk. Ancak bu kez peri masalının kahramanı ülke değil, bir kulüptü: Sevilla! 2012-2013 sezonunu La Liga'da 9. sırada bitiren Sevilla, Avrupa kupalarına katılma şansı elde edememişti. Fakat UEFA, katılım kriterlerine uymadıkları gerekçesiyle 7. ve 8. sırada yer alan Malaga ve Rayo Vallecano'yu Avrupa Ligi'nden men edince, katılım hakkı Sevilla'nın olmuş oldu. İlk maçı kendi evinde 2-0 kazanan Sevilla, Mestella'daki maçta seyirci desteğini de 3. ön eleme turunda Mladost Podgori- arkasına alan Valencia karşısında adeta ca'yı, play-off turunda ise Slask Wro- öldü öldü dirildi. Uzatma dakikalarına 3-0 claw'ı toplamda 9-1'lik skorlarla geçen geride giren Emery'nin öğrencileri, 90+4. İspanyol ekibi; gruplarda ise Slovan dakikada Mbia'nın attığı golle Liberec, Freiburg ve Estoril ile bir üst tura karşılaşmadan 3-1 mağlup ayrılmasına çıkma mücadelesi verdi. Aldığı 3 galibi- karşın, gol eşitliği durumunda deplasmanyet ve 3 beraberliğin sonucunda grubunu da atılan gol çokluğu kuralı sayesinde 12 puanla zirvede tamamlayan Sevilla, finale, yani Torino'ya gitmeyi hak son 32 turunda Slovenya temsilcisi Mari- kazanıyordu. bor’u eleyerek, son 16 turunda ülkesinin takımı ve ezeli rakibi Real Betis ile eşleşti. Her iki takımda deplasmandaki maçını 2-0 kazanınca, Betis'teki maç uzatmalara gitti ve karşılaşmayı penaltı atışları sonucunda Sevilla kazandı. Markaj Finale gelindiğinde ise rakip, Avrupa kupalarındaki son şampiyonluğunu 52 yıl önce kazanmış, Bela Guttmann'ın lanetinden kurtulmaya çalışan Benfica'ydı. Yarı finalde, finale ev sahipliği yapacak olan Juventus'u geçerek büyük bir başarıya imza atan Benfica, hem kupayı uzun bir adan sonra kazanmak istiyor hem de kupayı geçen yıl finalde kaybetmenin verdiği acıyı taraftarlarının hafızasından sildirmeyi amaçlıyordu. Sevilla ise davet üzerine katıldığı Avrupa Ligi'ni kazanarak, Danimarka'nın 22 yıl önce yaptığı başarıyı tekrarlamanın peşindeydi. Maçın normal ve uzatma süreleri 0-0'lık eşitlikle tamamlanınca, karşılaşmada seri penaltı atışlarına geçildi. Kaderin cilvesi mi yoksa Bela Guttmann'ın laneti mi? Tartışmaları arasında büyük bir mucizeyi gerçekleştirerek kupaya uzanan Endülüs ekibi Sevilla oluyordu. Futbol böylesine sürprizlere ve bu kadar ilginçliklere açık bir oyun olduğu için bütün dünyada kitlelere kendini izleten bir spor dalı. Ghiggia, 1950 Dünya Kupası'nda kupayı Brezilya'dan alıp Uruguay'a getirirken de iki kale bir top vardı; Türkiye, 2002 Dünya Kupası'nda destan yazarken de... Bu başarılara şans diyenler oldu. Tıpkı 2000 yılında 'Dağ Başını Duman Almış'' marşını söyleyip, herkesi dize, kupayı ülkemize getiren Galatasaray'ın başarısı için yapılan yorumlarda olduğu gibi. Bu tür başarılara şans diyebilirsiniz; ama unutulmamalıdır ki insanlar şanslarını kendileri yaratır. Sırada kim mi var? Bursaspor ve Karabükspor da bu yıl UEFA'nın daveti üzerine Avrupa Ligi'ne katılıyor. Neden olmasın? Hayrettin Sancar twitter.com/5HayrettinSancr Markaj Kemal Sunal Filmlerinde Futbol ȱ¢£ÍȱȱȂÍȱȱÍÍȱ Âȱ ¢Â£ǯȱ ûȱ ÍȂǰȱȱÂȱȱȂÍȱ ęȱ ȱ ȱ ȱ ã£ȱ ÂÍ£ǯ ȱ ŗşŜŖȂÍȱ ¢Íȱ ¢ȱ ûȱ Íȱ ȱ ȱ Íȱ ¢Âȱ ȱ óȱ ã£ȱ ǯȱ [£ûȱ ǰȱȱÍóÍǰȱȱ¢ȱǻÍȱGǼȱ ȱ ǰȱ ¢ȱ óǰȱ G¢ȱ ȱ óȱ ȱ û£ȱ ȱ ³ȱ ãûȱ ȱ óÍȱ óȱ ÂȱęȱóÍÍ£ȱ³Íǯȱ ȱ ŗşśŞȱ ¢ÍÍȱ ȱ ûȱ ȱ ûȱ [£Ȃȱ óȱ ¢ÍÂÍȱÍȱȱęǰȱȱȱÂȱȱȮȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ȱ ęǯȱ Íȱ ȱ ¢ȂÍȱ Íȱ Gȱ ęȱ ȱ û¢ȱ Ȃȱȱó¢ȱȱÂȱŗşśşȱ¢ÍÍÍȱ³ȱ Ȯȱ ¢ȱ ³ÍÍȱ ¢Âȱ ³ȱ Ȭȱ Âȱ ãûû£ǯȱ Íȱ ȱ ŜŖȱ ȱ ŝŖȂȱ ¢Íȱ ȱ Ȯȱ ȱ óȱ Í£ȱ £Íǯȱ ȱ Íȱ ȱ ³ȱ Ȯȱ ¢ȱ ȱ óóȂÍȱ ȱ ȱ ȱ ȱÍÂÍȱȱęȱ³ǯȱȱ¢ǰȱkȬǰȱ ȱȱóȱ¢ǯȱ ȱȱȱ¢Âȱȱûȱȱȱęȱȱȱ ȱ Âȱ ãû¢£ǯȱ ȱ ÍÍÍǰȱ ȱ ǰȱȱȱûȱęȱ³ȱȱÍÍǰȱȱ¢ǰȱGȱkȱȱȱ Íȱ ęȱ ¢Âȱ ȱ ³ȱ Íȱ óÍÍ£ȱ ³ÍǯȱŗşŞŜȱ¢ÍÍȱȱęȬ ȱȱȱȱóóÍ¢ÍȱÍÍȱȱǯ Markaj TûȱÍȱ¢Âȱȱ³ȱÍȱDzȱ³ûûȱŗşŞŖȂȱȱȱ ³ȱÍÍȱ¢ÍÍȱ³ȱ£ǯȱÍÍȱÍȱÍÍȱȱȱÍȱ³ÂÂȱȱȱóȱȱ³Ȃ¢ȱȱȱȱÂÍÍȱóȬȱ ǯȱ ³Íȱ ȱ Íȱ ÍÍȱ ȱ ȱ ¢ȱ ȱ Âȱ ¢ȱ óǯȱȱ¢ȱóȱȱȱ£ȱȱȱ¢ÍȱÍȱ Âǰȱȱ³ȱȱÍÍóÍǯȱǰȱȱȱȱÍÍȱÍÍȱÍȱȱ³ȱÍÍǰȱ¢ȱ¢ȱȱÍǵȱ ȱÍÍȱ¢Âdzȱȱ£ȱkȂÍdz ĴǯȦ
Benzer belgeler
Bade Birahanesi - Hayatım Futbol
Dünya Kupası'nın bir ay süren hengâmesi, sürprizleri, müthiş maçları, sıkıcı maçları
derken, hepsi geride kaldı. Sadece Markaj’a değil, pek çok derginin analizlerine de göz
attıysanız, onların değe...