Untitled - Petinfo Dergi
Transkript
Untitled - Petinfo Dergi
İÇİNDEKİLER 8 > DÜNYADAN VE TÜRKİYE’DEN SON HABERLER Veteriner hekimlik mesleğinin ve pet dünyasının tüm güncel haberlerinin en doğru adresi olan Petinfo Dergi’de bu ay da ilgi çekici bilgiler paylaşıyoruz. 20 > Hill’s ile Mopsan’ın başarılı işbirliği 20 senedir zirvede Hill’s Pet Nutrition Avrupa Satış Direktörü Luca Bussolati 21 - 22 Temmuz tarihleri arasında Mopsan’a konuk oldu. İş ortaklıklarını sürdürme memnuniyetleriniifade eden iki büyük şirketin buluşmasına Petinfo Dergisi de katıldı. 26 > ADVANTIX; Dirofilaria immitis’e karşı korumada doğru tercih Kliniklerde antiparaziter uygulamalar sıklıkla yapılmaktadır. Bu yüzden de kullanacağımız ürünler çok önemlidir. Dr. Bayer hem hayvanları hem de veteriner hekimleri düşünerek, dirofilariasis gibi zor hastalıklara karşı da çözüm sunar. sayfa 26 28 > YANGISAL HASTALIKLARIN BELİRLENMESİ: “BAND” TRENİNE ATLAYALIM Günümüzde yeni nesil hematoloji cihazlarının band nötrofil sayı artışını tespit edilme özelliği veteriner hekimlikte hasta açısından birçok konuda büyük ilerleme sağlamıştır. IDEXX ProCyte Dx, band nötrolfil sayısını tam olarak veren klinik içi tek hemogram cihazıdır. 30 > KEDİ VE KÖPEKTE EKLEM SAĞLIĞI VE BESLENME Champion’un destekleriyle; Kedi ve köpeklerde hareket sisteminin kemikler, kaslar ve tendolarla birlikte en önemli oluşumları şüphesiz eklemlerdir. 52 > Acar Ecza Grup, sektörle büyümeye devam ediyor Kurulduğu 1988 yılından itibaren sektörün önemli bir halkası olan Acar Ecza Grup, yeni yönetim binasını görkemli bir açılışla hizmete sundu. 54> KEDİ – KÖPEK MAMASI SEKTÖRÜ, DÜNYA ORTALAMASINDAN ÜÇ KAT HIZLI BÜYÜYOR Türkiye’nin ilk, en büyük ve lider mama üreticisi, premium Champion ve ekonomik Goody mamalarının sahibi Tropikal Pet’in CEO’su İzzet Saban, kedi ve köpek maması pazarı hakkında dergimize ayrıntılı bilgiler sunmaktadır. sayfa 30 36 > Türkiye pet sektörünün lider firması Pet Garden Gelişimlere bağlı sürekli yenilikçi bir tedarikçi firma olan Pet Garden, ithal ettiği çeşitli ürünleri ve her ihtiyacı karşılayan sağlıklı mamaları ile Türkiye sektörünün yönünü çizmektedir. Faaliyetlerini tam hızla sürdüren ve gelişen pet sektörüne ayak uydurup veteriner hekimler ile hayvan severleri yeni dünya markalarıyla tanıştıran firmayı Ankara’daki merkezinde ziyaret edip, keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. 40 > TÜRKİYE’DE İLK KEZ ETKENLERİ KÜLTÜRDE ÜRETİLEN İNSAN LYME HASTALIĞI OLGULARI İNERHAS TEKNİK SERVİSİ KATKILARIYLA; Türkiye’de serolojik testlere ek olarak kültürü pozitif olarak sonuçlanan üç adet insan Lyme hastalıgı olgusu. Lyme hastalıgının keneler aracılıgı ile insanlarda da bulasabilen zoonoz bir hastalıgın ciddi önlem arz ettiginin kanıtıdır. 42 > KAPAK; Hayvanlara acil yardım- Deprem Depremde binaların altında kalan kedi, köpeklere ilk ve acil yardımın doğru yapılması canları kurtaracaktır. Mesleki olarak kendinizi hazır hissediyor musunuz? PETİNFO 2015/08 04-05 58> KLİNİK YÖNETİMİ; NE GİYERSEN O OLURSUN Beşeri hekimler, beyaz önlük giydikleri zaman hastaları ile daha kolay iletişime geçebildiklerini bildirdiler. Hastaların geri bildirimi sonucu, beyaz önlük giyen doktorların daha hijyenik, profesyonel ve bilgili görünüşe sahip oldukları bilinmektedir. Veteriner hekimlerde de bu durum farklı değildir. 64> KÖPEK EĞİTİMİ; Yavru Köpeklerde İstenmeyen Davranışların Engellenmesi Dr. Gürbüz Ertürk tarafından hazırlanan Yavru Köpek Eğitimi bölümümüzün bu sayısında yavru köpeklerde istenmeyen davranışların engellenmesi ve bazı temel komutların öğretilmesi hakkında bilgi sahibi olabiliriz. sayfa 58 EDİTÖR 17. Ağustos 1999 03:02 unutmadık, unutamayacağız Kendinizi hazırlıklı hissediyor musunuz? 17 Ağustos 1999’da merkez üssü Gölcük olan ve resmi kaynaklara göre 17,480 insanın hayatını kaybettiği Marmara Depremi’nin yıl dönümünde deprem gerçeğine bizim veteriner hekimlerin de hazırlıklı olmasını hatırlatmak istedik. Bu konuda Vet. Hekim İsmail Serdar Sayar’ın katkılarıyla size ayrıntılı bilgiler aktarıyoruz. Bu sıcak havalarda gezmeyi de unutmadık tabi; bize desteklerini esirgemeyen iki büyük firmayı ziyaret edip çalışmaları ile ilgili ayrıntılı bilgiler aldık. Hill’s Pet Nutrition Avrupa satış direktörü Luca Bussolati Mopsan’a konuk oldu. Tabi bu heyecanlı günde dergimiz de onları yalnız bırakmadı. Gelişen pet sektörüne ayak uydurup veteriner hekimler ile hayvan severleri yeni dünya markalarıyla tanıştıran Pet Garden Ankara’daki merkezinde ziyaret edip keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. petinfo Ağustos / Sayı: 78 Pet Sağlığı Dergisi Ayda bir yayımlanır. YAYIN TÜRÜ SÜRELİ YEREL SAHİBİ Mat Medya Tanıtım Hizmetleri Tic. Ltd. Şti. MEHMET AKTOP GENEL KOORDİNATÖR BARIŞ KOLGU [email protected] Veteriner Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU Destekçi firmalarımızın katkısıyla Ağustos sayısının hastalık yelpazesi de geniştir; MVM ile “Band” trenine atlayın ve band nötrolfil sayısını tam olarak veren klinik içi tek hemogram cihazı, IDEXX ProCyte Dx ile tanışın. Tropikal Pet’in CEO’su İzzet Saban kedi-köpek mama sektörünün güncel durumunu anlatırken Tropikal Pet Champion, kedi ve köpeklerin eklem sağlığı ile ilgili bilgiler paylaşmaktadır. Dr. Bayer ise Dirofilaria immitis’e karşı korumada doğru tercih yapmamıza yardımcı olmaktadır. Bu yazıyı okurken ne giyiyorsunuz? “Ne giyersen o olursun” başlıklı yazımızı okuduktan sonra önlükler hakkındaki düşünceleriniz merak ederiz. Bizi Petinfo Dergisi kapalı facebook gurubumuzda ziyaret edip fikrinizi paylaşır mısınız? Hazırlıklı olun, sağlıcakla kalın Saygılarımla Veteriner Hekim Gizem Kutun GENEL YAYIN YÖNETMENİ VE YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Vet. Hekim YAĞMUR AĞCAOĞLU [email protected] ART DİREKTÖR EBRU DERELİ [email protected] GRAFİK TASARIM EMEL VURAL [email protected] YAZI İŞLERİ SORUMLUSU VET. HEKİM GİZEM KUTUN [email protected] KATKIDA BULUNANLAR Dr. Gürbüz Ertürk veteriner hekim ENİKÖ KIRALY vet.hekim ismail serdar sayar DANIŞMA KURULU PROF. DR. AHMET ERGÜN PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ PROF. DR. TAMER DODURKA Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin Dr. Banu Dokuzeylül VET. HEKİM RAHŞAN EROL > syf 40 BASKI Gezegen Basım San. Ve Tic. Ltd. Şti. 100 YIL MAHallesi MASSİT MATBAACILAR SİTESİ 2. CADDE GEZEGEN BİNASI NO: 202/A BAĞCILAR/İST Sertifika No: 12002 ADRES YAYINCILAR SK. 10/4 34414 SEYRANTEPE - İSTANBUL TEL: 0212 324 50 56 - 324 50 59 www.matmedya.com ABONE BANU SAYINÇ [email protected] Dergimizde yayınlanan röportaj ve ilanların sorumluluğu sahiplerine aittir. Fotoğraflar izinsiz kullanılamaz. Petinfo Dergisi veteriner hekimlere ve ecza depolarına yönelik bilimsel içerikli, mesleki, ücretsiz, sektörel bir yayındır. PETİNFO 2015/08 06-07 Türkiye’de ilk kez pozitif olarak sonuçlanan Lyme olguları İnterhas Hayvan Sağlığı tarafından, Türkiye’de ilk kez olmak üzere serolojik testlere ek olarak kültürü pozitif olarak sonuçlanan üç Lyme hastalığı olgusu sunulmaktadır. Bu veriler ülkemizde Lyme hastalığının varlığını kanıtlamakta ve bu olguların çok farklı klinik şekillerde ortaya çıkabileceğini göstermektedir. sunuz? Farkı biliyor mu çeşitli alanları er hekimliğin iye Gelişen veterin rapi özel bir ilg müzde fizik te nü gü in ab da rıl ın ay as e ar tegoriy davi, 3 farklı ka te k zi Fi as ir. lit pt bi hi ha sa on ve re n, prehabilitasy ? lir; habilitasyo liyor musunuz bi ı ın rin anlam t olcu ev m yon. Bu terimle zaman : Canlıda hiçbir rnek Ö . tir ek Habilitasyon getirm siyon meydana ez ot pr a mayan bir fonk hastay u eksik doğmuş ini olarak Bir uzuv luyla yürümes yo iz rs aj ve egze yerleştirip, mas sosağlamaktır. a veya hastalık on: Yaralanm etiiy al fa in Rehabilitasy lgeler ybetmiş olan bö nucu işlevini ka ırılmasıdır. nin geri kazand cerrahi tedavile yon: Tıbbi ya da em nt yö n Prehabilitas na için uygula ak ırm tt ar ı ın için rinin başarıs cesi kilo kaybı ak; ameliyat ön lerin m le ek ı dir. Örnek olar sonras ya da ameliyat nu cu nu so yapılan masaj rı p başa ale ile iyileştiri cerrahi müdah ı. pılmas akupunktur ya arttırmak için sizin için kIsa bir kuiz hazırladık 1. Kör doğan bir hayvana belli seslerin belli aktiviteler ile ilişkilendirilmesini öğretmektir. Bu uygulama; A. Habilitasyon B. Rehabilitasyon C. Prehabilitasyon 2. Tedavinin gidişatına hangi noktalara bakarak karar veririz? A. Hastanın yaşı ve ırkı B. Hastaya uyguladığımız habilitasyon ya da rehabilitasyon yöntemleri C. Hepsi 3. Hayvanın vücut skoru (BCS) 5/5 olunca, cerrahın ona yapılacak olan total kalça replasmanını reddetmesi mantıklı mı? A. Evet B. Hayır 4. Aşağıdakilerden hangisi prehabilitasyonun bir parçası değildir? A. Tıbbi veya cerrahi girişimlerin başarı oranının arttırılması B.Kullanılması gereken cerrahi aletlerin hazırlanması C. Hasta sahiplerinin ayrıntılı bilgilendirilmesi 5. Kas güçlendirme ve eklem hareket açığının arttırılması için veteriner hekimler tarafından kullanılan en iyi yöntem; A. Masaj B. Hidroterapi C. Akupunktur Doğru cevaplar: 1A, 2C, 3A, 4B, 5B NOTLAR Akut faz proteini denediniz mi? Akut faz proteini (APP) düzeyinin ölçülmesi hastaların durumunun bir göstergesi olarak kullanılmaktadır. Japon veteriner hekimler tarafından rutin olarak kullanılan, tedavilerin gidişatını önemli ölçüde belirleyebilmektedir. APP, internal yangı tespitinde kullanılmaktadır. Herhangi bakteriel ya da viral enfeksiyon durumunda, hatta tarafımızdan uyandırılan bir yangıda da testler pozitif çıkmaktadır. Bu sebeplerden dolayı testlerin kullanışsız olduklarını düşünebiliriz. Fakat beşeri tıpta bu test diagnostik amaçla kullanılmamaktadır; mevcut olan PETİNFO 2015/08 10-11 bir hastalığın gidişatının takip edilmesinde uygulanmaktadır. APP, ilk numune takibi için bir referans noktası olarak hizmet vermektedir. Özellikle hekimlerin tedavide kullanılan uygun antibiyotiklerin belirlenmesinde APP seviyesinin tespit edilmesinde fayda vardır. Doğru antibiyotik tedavisi sırasında vücut içindeki etkenlerin azalması ile APP düzeyi de düşmektedir, Cevap alınamayan antibiyotik tedavisinde ise APP seviyesi ya değişmez ya da yükseliş göstermektedir. Tedavide kullandığımız antibiyotikleri ise kesinlikle kontrol altında tutmalıyız. NOTLAR 6 geçti, 24 kaldı FARKLI bir ülkeye gidip veteriner hekimlik mesleğini sürdürebilmemiz için çeşitli sınavlardan geçmek zorunda kalabiliriz. Özellikle İngiltere’de Royal College of Veterinary Surgeons’un aralarına katılmak için ağır bir yol kat etmemiz gerekir. Bu sene katılan 30 aday klinik bilgilerini yazılı, sözlü ve uygulamalı olarak İngiliz meslektaşlarına sergilediler. Fakat sadece 6’sı başarılı oldu. Şili, Hindistan, Rusya, İran, Güney Kore ve Kolombiya’dan diploma alan vatandaşlar, çalışmaya hak kazandılar. Sınava katılmış ve katılacak olan veteriner hekimlere başarılar dileriz. Annelerinden erken ayrılan kediler ‘strese giriyor’ Hollanda, kedi yavrularının annelerinden 16 haftadan önce ayrılmaması konusunda yasal düzenlemeye hazırlanıyor. Hollanda yasalarına göre çiftlikler ve evcil hayvan satan dükkanlarda kediler 7 haftalıkken annelerinden ayrılıyor. Hollanda Kedi Davranışı Danışma Bürosu, bunun kedilerde davranış ve sağlık sorunlarına yol açtığını belirtiyor. Büro, yıllardır havyan ve davranış bilimleri eğitimi alan öğrencilerin araştırmalarına önderlik ediyor. Yapılan bu araştırmalarda kedi yavruları gruplar halinde ayrı ayrı inceleniyor. Buna göre, kedi yavruları anneden ne kadar erken ayrılırsa o denli davranış sorunu yaşıyor. Anneden erken ayrılma sonucu ortaya çıkan hastalıklar da grip, hapşırma, obezite ve cilt sorunları olarak sıralanıyor. Kedi Davranışı Danışma Bürosu’na göre bütün bu sorunların temelinde “stres” var. Çok hassas hayvanlar olan kediler, erken yaşta anneden ayrılması nedeniyle strese giriyor. Büro, bu tür sıkıntıların görüldüğü kedilerin doğrudan hayvan barınaklarına bırakılmasını kaygı verici buluyor. MİNYON MANİA Onları sevebilirsiniz, onlardan nefret edebilirsiniz ama minyonlar her yerde! Kliniklerine biraz eğlence katmaya çalışan veteriner hekimler, aralarında en güzel minyon bandajı yarışmayı başlattılar. Facebook sitelerinde ise “Hayvanınızı bize getirirseniz evinize bir minyonla dönmeye hazır olun!” sloganıyla eğlenceli mi eğlenceli birbirinden güzel bandaj resimleri paylaştılar. PETİNFO 2015/08 12-13 NOTLAR Hepimize örnek olsun Köpek kanser tedavisindeki umut ışığı İnsanların lenfoma tedavisinde, monoklonal antikorlar kullanılmaktadır. Yeni araştırmalar sayesinde bu tedavi yöntemi artık köpekler için de yeni bir umut ışığı olmaktadır. Monoklonal antikorlar kanser hücrelerine bağlanmak için tasarlanmıştır. Bu birimler vücudun bağışıklık sisteminin bir tepkisi olarak da üretilip mikroplara karşı savaşmaktadır. Bunları geleneksel kemoterapik yöntemlerle beraber kullanarak tedavi sırasının kısalacağına inanılmaktadır. Bu yeni tedavi yöntemi, hastalarda 12 ay boyunca uygulanmaktadır; bu süre zarfında kemoterapi yöntemi ile öldürülen kanser hücrelerine karşı, antikorlar tarafından uyandırılan vücudun immun sistemi çok etkili bir şekilde savaşmaktadır. Yöntem her zaman tam bir tedavi sağlamazsa bile, hayvanlara daha kaliteli ve uzun bir hayat verebilir. Davetli konuşmacıları tanıyın Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği’nin 06 Kasım - 07 Kasım 2015 tarihleri arasında Grand Cevahir Hotel & Convetion Center’de gerçekleştireceği 10. Sürekli Eğitim Kongresi’ne hala kayıt yaptırmadınız mı? khvhd2015. org sitesini ziyaret ederek Davetli konuşmacılara baktıktan sonra fikriniz kesin değişecektir. Türk ve uluslararası uzman veteriner hekimlerden oluşan kadronun sunumlarını dinlemek için bu fırsatı kaçırmayın! ABD, Topeka şehrinde yönetici veteriner hekim olarak çalışan Dr. Leon Connor, kafa travması ve birkaç kırık kemik ile atlattığı araba kazasından sonra altı ay yatak istirahatine alındı. Ortağı da tam doğum iznine ayrıldığı için kliniği yönetecek kimse kalmadı. Kliniğin ekonomik olarak böyle bir aksamaya hazır olmadığından dolayı Dr. Connor kesinlikle iflas edeceğini düşünürken hiç beklemediği bir şey oldu; ona meslektaşları yardım eli uzattı. Connor “12 meslektaşım beni ziyaret edip boş zamanlarında kliniğimde gönüllü olarak çalışacaklarını söylediler. Şaşkınlıktan ve mutluluktan ne diyeceğimi bilmeden hüngür hüngür ağlamaya başladım” dedi. Bölgedeki rekabetçi veteriner kliniklerin çalışanlarını da kapsayan gönüllüler, boş zamanlarını feda ederek günde dörder saat nöbet tutup, kliniğe hareket ve eğlence kattılar. İyileşip kliniğine geri dönen hekimin dediğine göre kliniği hiçbir zaman bu kadar iyi çalışmamış. “Bana destek veren meslektaşlarım olmadan, bugün burada olamazdım, onlara hayatımın sonuna kadar minnettarım. Burada yaşamaktan ve veteriner hekim olmaktan çok mutluyum.” NOTLAR İpin ucunu yakalayalım CPR bilgilerinzi taze tutun Kardiyopulmoner resusitasyonu (CPR) gerçekleştirmek için iyi aletlerin yanı sıra iyi bir ekibe de ihtiyacımız vardır. Beşeri tıpta çalışanlar, CPR konusunda başarı oranlarını artırmak için sürekli eğitime katılırlar, fakat veteriner hekimlikte böyle bir standart söz konusu olmadığı için mesleğimizde acil vakaların müdahalesindeki başarılı oran düşük düzeydedir. Bu olayın farkına varan Veteriner CPR Araştırma Derneği (RECOVER)’e göre 2012’den beri hayvanların kardiyopulmoner resusitasyonu hakkında veteriner hekimlere bilgi ve eğitim sağlamaktadır. Derneğin raporuna göre iyi bir CPR’ın gerçekleştirilmesi için kliniğin sürekli hazır, çalışanların ise eğitimli olması gerekmektedir. Sürekli tatbikatlar yaparak hem boş zamanınızı değerlendirebilirsiniz hem de acil durumlara hazırlıksız yakalanmayacaksınız. 34. Dünya Veteriner Hekimliği Kongresi EYLÜL ayında düzenlenecek olan 32. Dünya Veteriner Hekimliği Kongresi’ne günler kaldı. Dünyanın değişik ülkelerinden veteriner hekim, bilim insanları, sektöre hizmet veren ulusal ve uluslararası firmalar ile OIE, FAO, WHO ve EFSA gibi kuruluşların katılacağı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın destekleriyle yapılacak olan Dünya Veteriner Hekimliği Kongresi; veteriner hekimliği alanında yeni gelişmelere ışık tutacağına ve meslektaşlarımız arasındaki bilgi alışverişine olanak sağlayacak. PETİNFO 2015/08 16-17 Son zamanlarda idrar kesesindeki kistotomi sırasında kullanılan ters ve apozisyon sütürlerinin karşılaştırmaları gündemdedir. Son NAVC konferansındaki sunumlar ise, tamamen ikinci yöntemin doğruluğunu desteklemiştir. Yavaş iyileşme dönemi, mesane hacmindeki azalma, granulasyon doku oluşumu gibi ters sütüründe meydana gelen olumsuz etkiler dolayısıyla, bu yöntemin tamamen arda bırakmılası gerektiğinden bahsedildi. İkinci önemli sorun ise ip seçimidir; 3 veya 4 numaralı emilebilir ipin kullanılması gerektiği herkes tarafından kabul edilmekte, fakat bu iplerin arasından hangisi seçilmelidir? Mesane, iyileştikten sonra gerilme direncini %100 geri kazanabilen tek organdır. Bunu ise inanılmaz hızlı bir şekilde, yaklaşık 21 günde yapmaktadır. Örneğin 10 gün içinde gerilme direncinin %80’ini geri kazanan idrar kesesi ile kıyasla linea alba, gerilme derecesinin yarısını 90 gün içerisinde geri kazanmaktadır. Bu kadar hızlı iyileşen bir organ için uzun süren iplerin kullanımı daha çok komplikasyona neden olmaktadır. Amacımız, 10-14 gün içinde geri emilebilen monofil bir ipin kullanılması olmalı. Hidroliz yüzünden idrar ile temasa geçen iplerin geri emilimi hızlanabilir ve böylece hiçbir komplikasyon meydana gelmemektedir. SÖYLEŞİ Hill’s Pet Nutrition Avrupa Satış Direktörü Luca BussolatI, Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu Bölgesi İş Geliştirme Müdürü Cenk Demiral, Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu Bölgesi Direktörü Yakub OmarjI, Mopsan Genel Müdürü Alican İngeç (soldan sağa) Hill’s ile Mopsan’ın başarılı işbirliği 22 yıldır zirvede Hill’s Pet Nutrion Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu bölgesi yönetici kadrosundan Yakub Omarji ve Luca Bussolati İstanbul’u ziyaret edip, Türkiye evcil hayvan mama pazarını değerlendirdi. İş ortaklıklarını sürdürme memnuniyetlerini ifade eden iki büyük şirketin buluşmasına dergimiz de konuk oldu. Hill’s Pet Nutrition Avrupa Satış Direktörü Luca Bussolati 21 - 22 Temmuz tarihleri arasında Mopsan’a konuk oldu. Bussolati’ye bu ziyaretinde Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu Bölgesi Direktörü Yakub Omarji, Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu Bölgesi İş Geliştirme Müdürü Cenk Demiral, Mopsan’ın kurucusu Veteriner Hekim Cafer İngeç ve Mopsan’ın Genel Müdürü Alican İngeç eşlik etti. Mopsan ofisinde gerçekleştirilen strateji toplantısının ardından Luca Bussolati bir dizi saha ziyaretinde bulundu. Ardından kendisiyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. PETİNFO 2015/08 20-21 Hill’s evcil hayvan sağlığına verdiği önem ile bilinen bir marka, Hill’s’in hikayesinden bahseder misiniz? Hill’s, sıradışı bir veteriner hekim olan Dr. Mark Morris tarafından kuruldu. Dr. Morris evcil hayvan sağlığını en az insan sağlığı kadar önemsememiz gerektiğine Hill’s Pet Nutrition Avrupa Satış Direktörü Luca BussolatI; İstanbul’da olmak bizim için büyük bir mutluluk inanmaktaydı. Evcil hayvanlarda kötü beslenme ve hastalıklar arasındaki bağlantıyı keşfeden Dr Mark Morris pazardaki rakip ürünlerden çok daha üstün bir mama geliştirdi. Görme engelli Morris Frank ve onun rehber köpeği Buddy’le tanışması Dr. Morris için bir dönüm noktası oldu. Morris Frank, Dr. Morris’e başvurduğunda köpeği Buddy böbrek rahatsızlığı yaşıyordu. Dr. Morris piyasadaki ticari mamaların büyük çoğunluğunun daha lezzetli olması için yüksek düzeylerde fosfor ve protein içerdiği ve bu durumun böbrek rahatsızlıklarına yol açtığının farkındaydı. Bu yüzden Dr Morris besin değeri yüksek, lezzetli ve tuz oranı düşük bir mama geliştirmeye karar verdi. Daha sonradan Hill’s Prescription Diet k/d olarak adlandırılacak bu ürün Hill’s’in ilk ticari maması olarak bilinmektedir. Bu mama Morris ve Buddy’nin beraber uzun yıllar mutlulukla yaşamasına yardımcı olmuştur. Bu yüzden Buddy, Hill’s’in ilk evcil hayvanı olarak anılmaktadır. Hill’s’in dünyadaki bugünkü yapılanması hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz? Hill’s 80 yıldır bu felsefeye bağlı kalarak hasta ve sağlıklı evcil hayvanlar için özel besin içerikleri üretmeye devam etmektedir. Hill’s Pet Nutrition bugün Colgate Palmolive çatısı altında global bir markadır. Şirketin merkezi A.B.D’de Kansas, Topeka bölgesinde yer almaktadır. Hill’s insanlarla evcil hayvanları arasındaki özel bağın güçlenmesine ve daha uzun süreli olmasına yardımcı olmayı kendine misyon edinmiştir. Hill’s bugün 7 kıtada 70’den fazla pazarda faaliyetlerine devam eden ve profesyonel tavsiye ile satılan dünya devi bir markadır. Ürünler şirketin A.B.D. ve Avrupa’daki fabrikalarından pazara sunulmaktadır. Hill’s’in Avrupa ve Orta doğu bölgesi iş biriminin merkezi Türkiye, Hill’s Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu Bölgesi Direktörü Yakub OmarjI tarafından yönetilen 18 ülkeden biridir. Çek Cumhuriyeti, Prag’da yer almaktadır. Aynı zamanda Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Doğu bölge yönetimi yine Prag’da yer almakta ve Yakub Omarji tarafından yönetilmektedir. Türkiye bu bölgedeki 18 ülkeden biridir. Evcil hayvan maması sektöründe Hill’s olarak kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? Evcil hayvan sahipleri her geçen gün beslenmenin önemini daha fazla kavramakta ve evcil hayvanları için en iyi beslenme çözümünü aramaktadır. Bu yüzden Hill’s uzman pet shoplar ve veteriner klinikleri TÜM DÜNYADAKİ EVCİL HAYVAN MAMA PAZARININ ÜST SEGMENTİNİ YÖNLENDİREN HILL’S 80 YILDIR ÜRETTİĞİ ÖZEL BESİN İÇERİKLİ MAMALARI İLE HASTA VE SAĞLIKLI EVCİL HAYVANLARA YARDIMCI OLMAYI MİSYON EDİNMİŞTİR. Mopsan’ın kurucusu Veteriner Hekim Cafer İngeç, 1993 yılından beri Hill’s ile başarılı bir işbirliği yürütmektedir. aracılığı ile eşsiz lezzeti ile yüksek besin değerlerine sahip evcil hayvan mamaları sunmaktadır. Vizyonumuz, evcil hayvanlar için sağlıklı beslenme alanında bir dünya lideri olarak yer aldığımız konum aracılığıyla, tüm dünyadaki evcil hayvan pazarının üst segmentini yönlendirmektir. Bir başka deyişle, kurucumuz Dr. Mark Morris Sr. gibi biz de, beslenmenin, evcil hayvanların uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz. Hill’s Pet mamalarının, bir evcil hayvan sahibinin satın alabileceği en iyi mama markası olduğunu tüm dünyanın bilmesini istiyoruz. Türkiye Pazarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye, Avrupa’nın 3. en kalabalık nüfusuyla hızla artan kişi başına düşen milli geliri ile yüksek bir büyüme trendi ve ekonomiye sahiptir. Olumlu pazar dinamikleri ve trendleri göz önüne alındığında, evcil hayvan sahipliği ve besleme oranlarının Batı Avrupa seviyelerine yaklaşması Türkiye’yi Hill’s için çok önemli bir pazar konumuna getirmektedir. Hill’s Türkiye operasyonu hakkında neler düşünüyorsunuz? Hill’s’in Türkiye operasyonu distribütörlük anlaşması çerçevesinde 20 yılı aşkın süredir bünyesinde birçok veteriner hekim barındıran Mopsan tarafından başarıyla yürütülmektedir. Türkiye evcil hayvan maması sektöründe büyük öneme sahip gelişmekte olan bir pazardır. Mopsan Lider yöneticiler, verimli günlerini Genel Koordinatörümüz Barış Kolgu ile paylaştılar. 1993 YILINDA CAFER İNGEÇ TARAFINDAN KURULAN MOPSAN, TÜRKİYE GENELİNDE YAYGIN AĞI VE KALİTELİ HİZMET ANLAYIŞI İLE HILL’S MARKASINI PROFESYONEL SEGMENTTE VETERİNER KLİNİKLERİ VE PETSHOPLAR ARACIĞIYLA SUNMAYA DEVAM ETMEKTEDİR. PETİNFO 2015/08 22-23 bizlere büyüme planlarımıza devam etme fırsatı sunmaktadır. Mopsan ziyaretiniz ile ilgili izlenimleriniz ve Hill’s, Mopsan işbirliği hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? İstanbul’da bulunmak ve uzun süreli iş ortağımız Mopsan’ı ziyaret etmek bizler için büyük bir mutluluk. Buradaki profesyonel organizasyon yapısından ve Mopsan’ın Hill’s ile olan iş ortaklığını sürdürüyor olmasından çok mutluyum. Evcil hayvan sahiplerine, veteriner hekimlere ve uzman pet shoplara hizmet sunma konusunda köklü bir geçmişe sahip olan Hill’s uzun yıllar boyunca Türkiye’de bulunmaya ve Mopsan ile işbirliğine devam edecek. Sektörümüze faydalı olacak nice güzel işlere birlikte imza atabilmek dileğiyle… Enfeksiyonun gidişatı parazitlerin sayısına ve köpeklerin bireysel aktivitelerine bağlıdır. PETİNFO 2015/08 24-25 ADVANTIX Dirofilaria immitis’e karşı korumada doğru tercih Kliniklerde antiparaziter uygulamalar sıklıkla yapılmaktadır. Bu yüzden de kullanacağımız ürünler çok önemlidir. Dr. Bayer hem hayvanları hem de veteriner hekimleri düşünerek, dirofilariasis gibi zor hastalıklara karşı da çözüm sunar. Köpeklerde, dirofilia ailesine ait çeşitli parazitler mevcuttur. Kalp dirofiliosisi, yani kalp kurdu olan Dirofilaria immitis Türkiye’de de yaygındır; Rodrigo Morchon’un 2012 yılında yayınladığı Heartworm Disease (Dirofilaria immitis) and Their Vectors in Europe adlı araştırmasında, Türkiye’deki prevalansın %1 ve %27 arasında olduğunu belirtti(Her enfekte hayvan tespit edilemediğinden dolayı bu oran daha da yüksek olabilir). Son yirmi yıl içerisinde Dirofilariasis’ in insidansında görülen artış, bu enfeksiyonun zoonozlar listesinde yer almasına neden olmuştur. Hastalığın en önemli vektörü sivrisineklerdir. Hastalığın taşıyıcısı olabilen 70’ten fazla sivrisinek türü mevcuttur, Türkiye’de en çok yaşayanlar ise; Culex, Aedes, Anopheles, Armigens, Myzorhynchus ve Taeniorhynchus’tur. Vektörlere bağlı olarak hastalık sulak bölgelerde, ormanlarda gezen yetişkin köpeklerde daha sık rastlanır ama uygun koruma altında olmayan her yaştaki köpek için tehlikeye sahiptir. Vektör tarafından alınmış parazitin tamamen gelişmesi ve yeni bir son konağı enfeste etmesi için ortam sıcaklığının en az 14 °C olması gerekmektedir. Sivrisinek sezonu Türkiye’de NisanKasım arasındadır ama küresel ısınmadan dolayı parazitler için ideal olan dönemler uzamaktadır. Yani önümüzdeki senelerde Dirofilariasis’in prevalansında yükseliş beklenmektedir. Dirofilariasis, en çok kalbe verdiği zararlarla bilinmesine rağmen, ilk zarar verdiği dokular pulmoner arterlerdir. Bu arter, kanı sağ kalp odağından akciğerlere göndermekle görevlidir. Ortalama büyüklükteki bir köpekte parazitlerin sayısı 50’ye ulaştığı zaman kalbin sağ ventrikülü de parazitlerle dolmaya başlar. Bunu takiben sırasıyla sağ atriyum ve Vena cava dolmaya başlar. Dayanıklı kalp kasında ve arterlerde biriken parazitler uzun süre boyunca klinik belirtiye sebep olmazlar, fakat Vena cava’nın tam tıkanması sonucu ani ölümler de meydana gelebilir. Dirofilarialar vücudun immun sistemi tarafından zor fark edilir ve nadiren immun reaksiyona sebep olurlar. Primer yerleşim yerlerine- yani pulmoner arterlerine –mekanik olarak hasar verirler; irritasyon, enflamasyon ve arterlerin daralmasına sebep olurlar. Parazitler bu bölgede ne kadar uzun kalırsa, oluşan hasarlar da o kadar büyük olur; damar duvarları kalınlaşır ve tromboembolizm sonucu pulmoner arterler tıkanır. Pulmoner dolaşımda basınç yükseldikçe kalpte hipertrofi ve ventriküler dilatasyon meydana gelir. Enfekte köpeklerde klinik gelişim çoğunlukla kronik seyreder. Enfeksiyonun gidişatı parazitlerin sayısına ve köpeklerin bireysel aktivitelerine bağlıdır (egzersiz yapan köpeklerde arterial hasar daha fazladır). İlk belirti olarak kronik öksürük başlar. Bu genellikle hastalığın ilk ve en belirgin belirtisidir. Dirofilaria immitis’e karşı nasıl koruma sağlayabiliriz? Köpekleri korumanın en etkili yolu vektör kontrolüdür. Advantix geniş spektrumlu kovucu ve öldürücü özelliği sayesinde vektör kontrolünde mükemmel bir çözüm ortağıdır. Advantix’in sivrisineklerin yanı sıra kene ve pire gibi vektörlere karşı etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Semptomlar ve diagnoz doğrultusunda fark edilen dirofilariasis’in sağaltımı için genellikle çok geç olur. Sağaltım kolay değildir ve genellikle tam sonuç vermemektedir. Semptomatik tedavileri takiben parazitlerin eliminasyonu için iki yöntem denenebilir. İlk yöntem olarak arsenik bazlı preparatlar kullanılabilir. Bu yöntem ile erkek parazitlerin % 90’ı, dişi parazitlerin %10’u elimine edilebilir. Fakat kalp içinde 40 cm’ye bile ulaşabilen parazitlerin ölü halleri en az canlı parazitler kadar zararlıdır. Ölü parazitlerden dolayı meydana gelen tromboembolizm’in klinik bulgularını kontrol altında tutmak için hayvan 30 ile 40 gün arası kafes istirahatinde gözetim altında tutulmalıdır. Yüksek parazit yükü bulunduğunda ve aniden şiddetli semptomlar belirdiğinde ise ikinci yöntem olarak cerrahi müdahale önerilmektedir. Bu yöntemde, aligatör pens yardımıyla genel anestezi altında olan hastanın jugular PETİNFO 2015/08 26-27 veninden kalbe yaklaşılır ve parazitler mekanik olarak çıkartılır. Müdahale ardından ise yine ilaç tedavisi gerekmektedir. Sağaltımı hem hasta hem de veteriner hekim için zor bir mücadeledir ve çoğu zaman kesin sonuç verme garantisi de yoktur. Hayvanın bu kritik duruma ulaşmasını önlemek amacıyla düzenli koruyucu tedavi şarttır. Advantix nasıl etki eder? Advantix kloronikotinil grubundan imidakloprit ve sentetik pretroit sınıfından permethrin etken maddelerini içermektedir. Bu kombinasyon insektisit, akarisit ve repellent (kovucu) olarak etki eder. Köpeklerde ektoparaziter mücadele amacıyla kullanılan topikal damlatma çözeltisidir. Advantix köpeklerin derisine damlatıldıktan sonra çözelti hızlı bir şekilde vücut yüzeyine dağılarak etki eder. Her iki aktif madde de, hayvanın deri ve tüylerinde 4 hafta boyunca aktif olarak kalır. Kaynaklara editörün arşivinden ulaşabilirsiniz. MVM MEDİKAL Yangısal hastalıkların belirlenmesi: “Band” trenine atlayın! Günümüzde yeni nesil hematoloji cihazlarının band nötrofil sayı artışını tespit edilme özelliği veteriner hekimlikte hasta açısından birçok konuda büyük ilerleme sağlamıştır. IDEXX ProCyte Dx, band nötrolfil sayısını tam olarak veren klinik içi tek hemogram cihazıdır. Nötrofiller; özellikle erişkin segmentli nötrofiller, kedi ve köpeklerin yanı sıra çoğu memeli hayvanın dolaşımında en çok bulunan lökosittir. Hafif ya da orta düzeyde segmentli nötrofil artışı kedi ve köpeklerin tam kan tahlillerinde sıkça görülür. Bu hayvanların çoğu hasta olmakla birlikte, diğerlerine sadece önlem amacıyla ya da anestezi öncesi kontrol yapılmaktadır. Stres, heyecan veya yangısal hastalıklar nötrofillerde artışa sebep olabilir. Peki asıl artışa sebep olan neden nedir? Veteriner hekimlere göre bu cevaplanması PETİNFO 2015/08 28-29 gereken önemli bir sorudur. Nötrofiller, farklı tipte fizyolojik ve patolojik süreçlere dahil olur bu nedenle kesin olarak tespiti oldukça önemlidir. Lökositlerin 5 farklı gruba ayrımı ve lökosit model varyasyon artışı ya da azalışı nötrofilinin altında yatan sebebin tespiti için önemlidir. Ancak, bir hücre vardır ki; yangısal hastalıkların teşhisinde kritik önem taşır: erişkin olmayan “band” nötrofil. Band, sağlıklı hayvanların periferal kan dolaşımında son derece nadir, tipik olarak 300 bands/mikrolitre’den daha az olarak görülür. Ancak sayıdaki artış enflamasyon varlığının göstergesi olarak düşünülmektedir. Yakın zamana kadar band nötrofillerin tespiti güvenilir ve otomatik sistem ile çalışan referans laboratuvarlar cihazları ile bile oldukça zor olmuştur ve bugüne kadar band nötrofil tespiti için tek yöntem kan frotisinin mikroskobik incelemesiydi. Enflamasyon durumlarının büyük çoğunluğunda toplam nötrofil sayısı hafif düzeyde artış gösterir. Enflamasyona bağlı orta dereceli nötrofili çoğu zaman glukokortikoid etkisi (stres) ve epinefrin etkisi (heyecan durumu) ile oluşan diğer nötrofili durumlarından ayırt edilemez. Stres tek başına 30,000/ mikrolitre ve üzeri nötrofil sayısına neden olabilir. Bu yüzden çoğu durumda tek başına nötrofil sayısı artışı ile yorum yapmak zordur ve band nötrofil sayısındaki artış enflamasyon varlığı ve şiddetinin tespiti için tek işaretçidir. Band nötrofiller nelerdir? Band nötrofiller kemik iliğinde, erişkin segmentli nötrofillerden önceki gelişim evresidir. Erişkin nötrofillerin belirgin çekirdek kontrastı ve segmentasyonuna kıyasla band nötrofiller daha az yoğun ve paralel kenar çekirdek membranlı, at nalı şeklinde, hafif düzeyde girintili çekirdeğe sahiptir. Band nötrofil sitoplazması erişkin nötrofillere kıyasla daha koyu mavi renklidir. Sola kayma ve toksisite nedir? Dolaşımdaki band nötrofil sayısı genellikle “sola kayma” olarak adlandırılır, enflamasyon gidişatının şiddeti hakkında bilgi verir. Band nötrofilerdeki sayı artışı ne kadar fazla ise sola kayma o kadar şiddetlidir. Hafif düzeyli enflamasyonda kemik iliği nötrofil gerekliliğini yeteri miktarda karşılayabilir; ancak, daha şiddetli enflamasyon tablosunda kemik iliği havuzundaki erişkin nötrofiller yeterli olmayabilir ve erişkin Idexx Laboratuvarları’nın veteriner hekimlere sunmuş olduğu ProCyte Dx, 3 farklı teknolojiyi bir arada kullanarak en güvenilir şekilde ölçüm yapıyor ve bu özelliği ile dünyada ‘altın standart’ olarak sınıflandırılıyor. ProCyte, veteriner sahada en kapsamlı raporları sunan hemogram cihazı olma özelliğini taşıyor. Sonuç Dolaşımdaki band nötrofil topluluğunun tanımlanması ve karakterizasyonu lökosit anormalliklerinin doğru şekilde yorumlanması için gereklidir; nötrofil sayısı tek başına yeterli değildir. Şunu anlamak gerekir ki, veteriner hematolojisinde band nötrofil varlığını tespit edebilme yeteneği hasta açısından önemli bir ilerleme sağlamıştır. Bu durum kan froti analizi yapılması gerekliliğinin yerini alamaz. Band nötrofil varlığı kan froti analizi yapılması gerekliliğini güçlendirir ve her zaman ek laboratuvar diagnostik yöntemleri ve görüntüleme çalışmaları gibi ileri düzeyde incelemeyi garanti eder. Daha önce de belirtildiği üzere, band nötrofilleri tespit edebilen otomatik hematoloji analiz cihazları, lökogramda belirgin olarak görülmeyen birçok önemli hastalık sürecinin gözden kaçmasını engeller. Bu yüzden enfeksiyöz hastalıklarda “band” trenini kaçırmayın! olmayan formlar dolaşıma katılmaya zorlanır. Aşırı şiddetli enflamasyon durumlarında özellikle bakteriyel hastalıklarda, dolaşımda sadece band nötrofiller değil daha öncü formda nötrofiller de görülebilir. Tam kan sayımında band ve öncü formdaki nötrofil sayısı, erişkin nötrofillerden fazla ise bu “dejeneratif sola kayma” olarak adlandırılır. Sola kayma durumuna ilave olarak, “toksisite” olarak adlandırılan sitoplazmik bazofili ve süngerimsi görüntü gibi morfolojik anormallikler sıkça band nötrofil varlığı ile birlikte görülür. Artmış toksisite daha şiddetli enflamasyon ve altında potansiyel bir bakteriyel etiyolojisi olduğunu gösterir. TALAT GÜLBAY ANLATIYOR KEDİ VE KÖPEKLERDE BESLENME VE SAĞLIK DENKLEMİ Kedi ve köpeklerde eklem sağlığı ve beslenme Kedi ve köpeklerde hareket sisteminin kemikler, kaslar ve tendolarla birlikte en önemli oluşumları şüphesiz eklemlerdir. K emik yapının sağlamlığı ve kasların güçlü olması kadar eklemlerin de sağlıklı çalışması ve yapısal olarak güçlü ve etkin olmaları evcil hayvanlarda hareket sisteminin temel dinamiklerinin fizyolojik olarak devam edebilmesi için son derece önemlidir. Kedilerde genellikle beslenme hataları ve yetersizlikleri, yaşlılık ve/veya obesiteye bağlı olarak ortaya çıkan eklem problemleri, köpeklerde de yine aynı sebeplerle görülmenin yanı sıra özellikle büyük ırk köpeklerde büyüme ve gelişme döneminde doğuştan yatkın oldukları kalça displazisi veya dirsek hastalıkların ortaya çıkması ve belirginleşmesi ile de görülebilmektedir. Obezite sonucu eklemlere binen ağırlık yükünün artması ve bunun eklemlerde oluşturduğu baskı ile oluşan eklem hastalıklarında beslenme yöntemi ile ilgili düzeltmeler ve düzenlemeler en önemli tedavi edici ve koruyucu yaklaşımdır. Dengeli ve yeterli bir besinsel içeriğin yanı sıra kalori düzeyi kedi ve köpeğin fizyolojik ihtiyaçlarına, yaşam koşullarına ve fiziksel aktivitesine göre detaylı bir şekilde düzenlenmiş kaliteli bir M. TALAT GÜLBAY, Veteriner Hekim beslenme yöntemi obezitenin tedavisi ve önlenmesinde etkili olarak aynı zamanda eklem hastalıklarından da korunmada temel unsurları oluşturmaktadır. Metabolize olabilir enerji açısından kalori içeriği fizyolojik ihtiyaçlara göre düzenlenmiş, mineral madde içeriği kemik, kas ve eklem sağlığı için dengeli ve yeterli, protein içeriği ve biyo-değerliliği yüksek kaliteli bir beslenme imkanı sunabilmek eklem hastalıklarının gerek önlenmesinde gerekse tedavisi sırasında destek olacak en önemli besinsel yaklaşımdır. Dengeli ve kalori düzeyi uygun bir beslenmenin yanı sıra özellikle eklem sağlığı açısından çok faydalı olan ve eklem hastalıklarının korunma ve sağaltımında son derece etkili sonuçlar veren kondiroitin sülfat ve glikozamin günümüzde etkin olarak kaliteli kedi ve köpek mamalarında içerik olarak yerini almıştır. Sindirim sistemi ve deri hastalıklarının tedavisinde de olumlu etkileri olan bu iki besin maddesi glikozamin ve kondroitin sülfat günümüzde gerek insan da gerekse evcil hayvanlarda en yaygın olarak eklem hastalıklarının tedavi ve korunmasında kullanılmaktadır. Özellikle büyük ırk köpeklerin büyüme ve gençlik dönemlerinde kalıtsal yatkınlıkların da etkisiyle ortaya çıkan kalça displazisi, omuz ve dirsek hastalıkları, genellikle kemiklerin eklem içinde yüzeylerini koruyan ve eklem hareketlerinin sağlıklı işlemesinde en önemli yapılardan olan kıkırdak dokuların azalması, hasar görmesi ve yapısal bozuklukları sonucu ortaya çıkmaktadır. Benzer şekilde CHAMPION'UN DESTEKLERİYLE HAZIRLANMIŞTIR. 1969 yılında Ankara’da doğan M.Talat GÜLBAY, 1983 yılında girdiği Kuleli Askeri Lisesi’nden 1987 yılında mezun olmuş ve İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde eğitimine devam etmiştir. Lisans ve yüksek lisans eğitimlerinin sonrasında 1993 yılında Veteriner Hekim olarak mezun olmuştur. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları ana bilim dalında Doktora eğitimine başlamış ve 1995 yılında yeterlilik sınavını başarı ile tamamlayarak kedi ve köpeklerde obezite problemlerinin düzeltilmesi, kilo kontrolü ve kilo vermeye yardımcı doğal beslenme ilaveleri ve yöntemleri konusunda doktora çalışmasına başlamıştır. 1993 yılında kurduğu veteriner kliniğinde profesyonel iş yaşantısını başlatmış ve 1994 yılında kliniğin işletmesini de kapsayan Patiş Veteriner Hizmetleri Limited şirketini hayata geçirmiştir. Gülbay, 1994 yılında akademik çalışmalarını sürdürürken yerli ve yabancı birçok firmaya teknik danışmanlık yapmış ve özellikle hasta hayvanların beslenmesi konusunda hazırladığı aylık bültenler ve özel reçete diyetlerin evcil hayvan sağlığında kullanımı konusunda hem firmalara ve sektöre bilimsel desteklerde bulunmuştur. 1999 yılında ülkemizde Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği’nin kuruluşunda bulunmuş ve ilk başkanı olarak 2000 yılında WSAVA (Dünya Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği)’ya üye olunmasını sağlamıştır. Amsterdam’da gerçekleşen bu başarı ile birlikte 4 yıl süre ile WSAVA Ulusal Temsilciği ve Uluslararası Genel Kurul Üyeliği görevlerini sürdürmüştür. Bu süre zarfında birçok ulusal ve uluslararası bilimsel konferans ve seminerler düzenlemiş ve birçok konferansta katılımcı olarak yer almıştır. 2001 ve 2005 yılında dünyada en başarılı ve prestijli mesleki konferanslardan birisi olan Kuzey Amerika Veteriner Konferansı’na (The North American Veterinary Conference) Avrupa veteriner hekimlerini temsilen Özel Konuk olarak katılmıştır. Çeşitli dergi yazıları ve akademik makaleleri bulunmaktadır. Örneğin Doğan Yayın Grubu’nda Hürriyet Gazetesi “Pako’nun Sayfasında” kendisine ait köşesinde haftalık olarak evcil hayvan sahiplerine yönelik bilimsel yazılar yayınlamaya başlamıştır. National Geografic Kids Türkiye Dergisi’nin evcil hayvanlarla ilgili olarak hazırladığı ve çocukların gönderdiği evcil hayvanlarla ilgili soruların yanıtları ve merak ettikleri konulardaki yazıları ile çocukların bilgi ve birikimlerine katkıda bulunmaya başlamıştır. Türkiye’nin ilk spesifik kuru kedi ve köpek maması, Premium Champion ve Goody markalarının sahibi Tropikal Pet’in fabrikasının kuruluş aşamasında bünyesine katılmış ve tüm ürünlerin tasarım, formülasyon ve üretimlerini gerçekleştirerek ulusal pet sektörüne tamamen yerli ve yüksek kaliteli ürünlerle büyük bir başarı ile katkıda bulunmuştur. Tropikal Pet teknik danışmanlık görevini de devam ettirmektedir. KEDİ VE KÖPEKLERDE BESLENME VE SAĞLIK DENKLEMİ yaşlılık ve obezitede de kıkırdak dokudaki yapısal bozukluklar eklem hastalıklarının en önemli sebebi olarak görülmektedir. Eklem sağlığının korunmasında önemli olan glikozamin ve kondroitin sülfat normalde kedi ve köpeklerin kıkırdak dokularında yüksek oranlarda bulunmaktadır. Yaşlılık döneminde ve eklemin hasar gördüğü durumlarda bu maddelerin vücut tarafından üretilen miktarları çoğunlukla yeterli olmamakta ve dışarıdan besin maddeleri ile birlikte alınmaları gerekmektedir. Glikozamin en çok kabuklu canlıların kabuklarında bulunan kitin maddesinin hidrolizi yoluyla elde edilen 2-aminli bir glikoz bileşiği olarak eklemlere yönelik besin katkısı tarzında yaygın biçimde kullanılmaktadır. Kondroitin hayvansal kıkırdak dokularında bol miktarda bulunmaktadır. Özellikle sığır gibi büyük baş hayvanların kıkırdaklarından elde edilen kondroitinin önemli diğer kaynakları da köpek balığı ve balinalardan elde edilen kıkırdak dokulardır. Kedi ve köpeklerde diğer memelilerde olduğu gibi kıkırdakların üretiminden, kıkırdak yapının önemli hücrelerinden olun kondrositler sorumludur. Kalıtsal eklem hastalıkları ve yaşlılık ya da obeziteye bağlı eklem problemlerinde normalden daha fazla kıkırdak yapı üretimine ihtiyaç duyulmakta ve kondrositler bu açıdan yetersiz kalabilmektedirler. Bu açıdan glikozaminin en önemli fonksiyonu yapı taşı olarak yeniden kıkırdak dokuların üretimini sağlamasıdır. Glikozaminoglikan adı verilen maddelerin üretiminde yapıtaşı olarak glikozaminler rol almaktadır. Glikozaminoglikanlar da hyaluronik asit ile birleşerek proteoglikan adı verilen yapı taşlarını oluştururlar. Oluşan bu proteoglikan ve kollagen maddeler kıkırdak dokunun ana yapılarıdır. Benzer şekilde kondroitinler de glikozaminoglikanların sentezinde görev alan bir diğer önemli yapı taşlarıdır. Bundan daha önemli olarak kondroitinler ayrıca eklemlerin hasarı sırasında miktarı artan ve eklemleri harabiyete uğratan enzimlerin ve diğer yıkıcı maddelerin nötralize edilmesini sağlamaktadırlar. Glikozamin ve kondroitin sülfat tedavi ve koruyucu amaçla doğrudan tablet, jel, sıvı gibi formlarda kedi ve köpeklere verilebildiği gibi ilave olarak veya tek başına gerek reçete diyetler gerekse ırk ve fizyolojik ihtiyaçlara göre detaylı olarak formüle edilmiş yüksek kaliteli kedi köpek mamaları ile de sağlanabilir. Özellikle eklem hastalıklarının tedavisine yönelik hazırlanmış reçete diyetlerde yüksek düzeyde glikozamin ve kondroitin sülfat bulunmaktadır. Bunun yanı sıra bu hastalıklardan korunmada yardımcı olmak ve eklem sağlığını desteklemek için büyük ırk yavru ve yetişkin köpek mamalarında, yine yaşlılığa bağlı oluşabilecek eklem harabiyetlerini önlemek için de özellikle yaşlılık dönemine uygun kedi ve köpek mamalarında glikozamin ve kondroitin sülfat yaygın olarak formüllere ilave edilmekte ve kullanılmaktadır. Champiyon mamaları eklemlerinin korunmasını sağlayan EPA, kondrotin sülfat ve glikozamin içermektedir. Türkiye pet sektörünün öncü firmasından Pet Garden Gelişimlere bağlı sürekli yenilikçi bir tedarikçi firma olan Pet Garden, ithal ettiği çeşitli ürünleri ve her ihtiyacı karşılayan sağlıklı mamaları ile Türkiye pet sektörünün yönünü çizmektedir. GELİŞEN pet sektöründeki öncü faliyetlerine ilk günki heycanıyla devam ederek sektöre yön veren, veteriner hekimler ile hayvan severleri yeni dünya markalarıyla tanıştıran Pet Garden firmasını Ankara’daki merkezinde ziyaret edip, Pet Garden Genel Müdürü Hasan Taylan Eroğlu ile Pet Garden ve mamaları hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Röportaj sırasında bize katılan Veteriner Hekim Süheyla Öztürk, Affinity Ürün Sorumlusu olarak bize Affinity markasından ve yaz döneminde Türkiye’de sık karşılaşabileceğimiz Leishmania hastalığından bahsetti. Pet Garden 1993 yılında kurulduğu günden bu yana ülkemizin pet sektörünün ihtiyaçlarına yönelik etkin çözümler üretmektedir. Sizden kısaca bir değerlendirme alabilir miyiz? Vizyon ve misyonunuz nedir? Bundan 22 yıl önce iki girişimci ortağın hayali ile doğarak yola çıkan Pet Garden, pazardaki konumunu her PETİNFO 2015/08 36-37 geçen yıl daha da güçlendirerek bugün ki haklı yerine ulaşmış ve sektörünün lider firmalarından biri haline gelmiştir. Müşterilerine en iyi hizmeti sunmayı ilke edinmiş firmamız sektöründe en çok tercih edilen lider tedarikçi firması olma hedefine, personel, bilgi teknolojileri ve ekipman yatırımlarıyla, sektörün ihtiyaçlarına yönelik doğru, çağdaş ve yenilikçi çözümler üreterek tesadüflere dayalı olmadan tamamen gerçekçi ve kararlı bir şekilde devam etmektedir. Bu yolda kendini geliştirmeyi bir ilke olarak benimsemiş Firma, dünyanın 10 farklıülkesinden 32 farklı markanın distribütörlüğünü yapmaktadır. olan firmamız ISO 9001 kalite yönetimi sertifikasına da sahiptir. Vizyonumuz: Evcil hayvan sektöründe, gerek sektörün ihtiyaçlarına yönelik gerekse de yenilikçi ürünlerin müşterilerimize hizmet odaklı sunumu ile Türkiye’nin pet sektöründe marka bilinirliği en yüksek ve en çok tercih edilen satış ve dağıtım şirketi olmaya devam etmek. Misyonumuz: Sektörde bulunduğumuz konumun gereksinimleri ve beklentileri doğrultusunda gelişimi ve yenilenmeyi ilke edinmiş, her müşterimize en yüksek kalitede hizmet sunarak, uzun vadeli ilişkiler inşa ediyor ve kurulan bu bağı, her geçen gün daha da güçlendirecek adımlar atmaya devam ediyoruz. İthal ettiğiniz markaları hangi kriterlere göre seçiyorsunuz? İthal ettiğimiz ürünleri öncelikle sosyal çevre, hayvan sever ve evcil hayvan sağlığını dikkate alarak seçiyoruz. Yurt dışında çalıştığımız firmalardan ürün ithal ederken ürün performansı en yüksek tüketiciye maksimum faydayı sağlayacak ürünleri ithal ederek piyasaya arz etmeyi hedefliyoruz. Sektördeki gelişime bağlı ihtiyaç duyulan yenilikçi ve gerek evcil hayvanın gerekse de hayvan sever müşterimizin hayatını kolaylaştıracak aralarındaki bağı güçlendirecek ürünleri seçmeye çalışıyoruz. Pet Garden Genel Müdürü Hasan Taylan Eroğlu Affinity Ürün Sorumlusu Veteriner Hekim Süheyla Öztürk Affintiy markası altındaki Advance ve Brekkies markalarını neden Türkiye’ye getirme kararı verdiniz: Pet sektöründeki hızlı gelişim ve değişime bağlı olarak kurulduğu günden beri Sektörde en çok çeşidi bulunduran firmamız Süper Premium ve Premium mamada yenilebilirlik oranı yüksek, içerik olarak kaliteli bir ürün arayışının sonucunda ürünleri Avrupada ilk üç içeresinde olan İspanya merkezli köklü bir geçmişi olan Affinity Firmasının Türkiye distribütörlüğünü alarak, Süper Premium markası Advance ve Premium markası Brekkies’i Türkiye pet sektörüne kazandırma kararını almamızda etkili olmuştur. Şu dönemlerde veteriner hekimlere büyük dert açan Leishmania hastalarında kullanılan Advance Veteriner Diets Canine Leishmaniasis Management ürününüz hakkında biraz bahseder misiniz? Mama, hastalığın iyileşme sürecine nasıl destek sağlar? Canine Leishmaniasis hücre içi bir parazitin sebep olduğu, Akdeniz bölgesine özgü bir hastalıktır. Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde başta olmak üzere nem oranın yüksek olduğu bölgelerde de hastalıkla karşılaşılmaktadır.1990’ların sonunda doğal olarak bu hastalığa yakalanan 150’den fazla hayvandaki genel belirtilerin ve laboratuar anormalliklerinim incelendiği, geçmişe yönelik birçok çalışma yayınlanmıştır. Bu çalışmaların sonuçları birbirine çok benzerdi ve genel belirtilerin lenfadenopati, soluk mukoza zarı, deri iltihabı, kilo kaybı ve iştahsızlık olduğu görülmüştü. Bu sonuçlar dikkate alınarak Advance yeni bir çalışma yaptı. Bu çalışmanın amacı, leishmaniasis hastalığının klinik belirtilerinin bariz bir şekilde gösteren ve buna göre ilaç verilip, özel olarak bu hastalık için hazırlanmış ADVANCE VETERINARY DIETS CANINE LEISHMANIASIS MANAGEMENT mamasını tüketen köpeklerin klinik ve analitik gelişmelerini belirlemekti ve sonuçlar diyetin yararlarını tam 45 seneden fazla tecrübe ile Advance markasını piyasaya süren İSPANYOL AFFİNİTY PETCARE şirketi ile Pet Garden’in işbirliği sonucu, Türkiye pet sektörü yüksek kaliteli ve sağlıklı ürünler kazanmaktadır. PETİNFO 2015/08 38-39 olarak ortaya koydu. Advance Veteriner Diyet Canine Leishmaniasis Manegement diyetinin ana besin öğeleri ve iyileşme sürecindeki etkilerini şu şekilde sıralayabilirim; Yüksek sindirilebilirlik ve lezzeti sayesinde besinden faydalanmayı en üst seviyeye çıkartarak kiloyu kazanmaya yardımcı olur ve gastrointestinal sistemi rahatlatır. Düşük pürin seviyesi sayesinde allopurinol tedavisi nedeniyle oluşan ksantin taşlarının oluşmasını engeller. Yüksek biyolojik değere sahip protein kaynakları ve optimum amino asit profili ile protein katabolizmasına bağlı kalıntıların atılmasına yardımcı olarak kasların sağlıklı kalmasını ve etkili bir bağışıklık sisteminin oluşmasını sağlar. Linoleik asit, biyotin ve optimum omega 3 ve omega 6 yağ asidi oranı ile enflamatuar tepkinin özellikle de deri seviyesinde azalmasını sağlayarak derinin ve tüylerin sağlıklı olmasına yardımcı olur ve hızlı bir iyileşme sağlar. Ekstra C Vitamini kaynağı sayesinde göz sorunlarının önlenmesine yardımcı olur. Düşük fosfor seviyesi sayesinde de glomerular fonksiyonel bozukluğun engellenmesine yardımcı olur. Ürünler ile ilgili gelecekteki hedefleriniz nedir? Mevcutta çalıştığımız firmalarımızın Türkiye pazarına sunmuş olduğumuz ürün gruplarında Türkiye pazarının ihtiyaçları ve tüketici beklentileri doğrultusunda tedarikçi firmalarımızı sürekli bir biçimde bilgilendirerek ürün gelişimlerine katkı sağlarken daha önce getirmediğimiz ürün gruplarını da gelişen pet sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda getirme kararı almış bulunuyoruz. Gelecekte sektöre kazandıracağınız yeni markalar var mı? Her geçen gün büyüyen ve beklentilerin arttığı pet sektörünün ihtiyaçlarına yönelik olarak öncelikle çevre ve canlı sağlığını dikkate alarak hayvan severler ile evcil hayvanlar arasındaki bağı arttıran yeni, fonksiyonel ve kullanışlı ürünleri ürün portföyümüze eklemek için firmalarla görüşmelerimiz devam etmektedir. Organizasyonunuz ve satış dağıtım ağınız hakkında bilgi verir misiniz? Dünyanın saygın markalarının Türkiye distribütörü olan firmamız yurtiçi ve yurtdışı firmalardan tedarik ettiği 6300 kalem ürünü Türkiye’nin her köşesine en iyi hizmeti vererek sunan güçlü bir satış, pazarlama ve dağıtım organizasyona da sahiptir. Genel merkezimiz Ankara’da, 5.500m2 merkez depomuz, çalışma ofislerimiz ve tüm ürün portföyümüzün sergilendiği showroom alanımız bulunmaktadır. Marmara Bölgesine Veteriner hekimler bu ürünü nasıl kullanmalı? Advance Veteriner Diyet Canine Leishmaniasis Manegement diyetini veteriner hekimlerimiz hastalığı teşhis ettikten sonra hastalarında kullanmaya başlayabilirler. Diyet, renal bozuklukları olan hastalara uygun olmadığından böbrek yetmezliğinin gelişmediği Leishmaniasis hastalarında kullanılmalıdır. Hastada; hücresel bağışıklığı artırmak için, ksantin taşlarını önlemede, ileri derecede yangılı deri lezyonlarının olduğu evreler diyetin diğer endikasyonlarıdır. Bu diyeti sadece leishmaniasis hastalığında kullanmak çok yazık olur. Çünkü mama içeriği ve özelliği bakımından bağışıklık sistemi zayıf hastalarda, operasyon sonrası zayıf düşen köpeklerde de kullanılabilmektedir. Sadece böbrek yetmezliği durumlarında özenle dikkat edilmesi gerekmektedir. hizmet sunduğumuz, İstanbul Anadolu yakasında bulunan Bölge müdürlüğümüz toplamda 1.200m2 depo, showroom ve yönetim alanına sahiptir. Ege bölgesine hizmet sunduğumuz İzmir Bölge müdürlüğümüzün de toplamda 800m2 depo, showroom ve yönetim alanı bulunmaktadır. Bu bölgelerde müşterilerimiz rut düzeni ile belirlenmiş periyotlarda satış ekiplerimizce düzenli olarak ziyaret edilmekte ve alınan siparişler sevkiyat araçlarımız ile müşterilerimize ulaştırılmaktadır. Ağırlıklı yapılanmamız üç büyük şehirde olmakla birlikte Antalya merkez ve ilçeleri için satış temsilciliği yapılanmamız bulunmaktadır. Türkiye’nin kalan diğer illerine de dört satış aracımızla düzenli olarak hizmet götürmekteyiz. Organizasyon yapılanmamızı kısaca belirtirsem; Genel müdür liderliğinde satış direktörlüğü, finans direktörlüğü ve depo müdürlüğü şeklindedir. Satış direktörlüğü bünyesinde personel sayımız 28 kişi, diğer bölümlerde çalışan 37 kişi ile birlikte toplam 65 kişilik bir personel istihdamımız bulunmaktadır. Son olarak bizimle paylaşmak istediğiniz bir şey var mı? Pet Garden ailesi olarak çok hızlı değişen, yenilenen ve büyüyen pet sektörüne karşı kendimizi yenilemeye ve bu sektöre kaliteli katkılar sağlayarak sektörde öncü olmaya devam edeceğiz. interhas Türkiye’de Lyme hastalığının varlığını verilen olgular, kanıtlamakta ve etkenin çok farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini göstermektedir. Türkiye’de ilk kez etkenleri kültürde üretilen insan Lyme hastalığı olguları Türkiye’de serolojik testlere ek olarak kültürü pozitif olarak sonuçlanan 3 adet insan Lyme hastalığı olgusu, Lyme hastalığının keneler aracılığı ile insanlara da bulaşabilen zoonoz bir hastalık olduğunun ve ciddi önem arz ettiğinin kanıtıdır. Hazırlayan: İnterhas Teknik Servisi PETİNFO 2015/08 40-41 L yme hastalığı, bir spiroket olan Borrelia burgdorferi’nin neden olduğu, deri, eklemler, kalp ve santral sinir sistemi gibi çok sayıda sistemi tutan, geç komplikasyonları ile kronik inflamatuvar yanıta yol açabilen bir zoonozdur. Ülkemizde ilk Lyme olguları 1990 yılından sonra bildirilmeye başlanmış ve vektör olan kene türlerinden etkenin izolasyonu gerçekleştirilmiştir. Bu raporda, Türkiye’de ilk kez olmak üzere serolojik testlere ek olarak klinik örneklerinden BarbourStoenner-Kelly besiyerlerinde kültürü pozitif olarak sonuçlanan üç Lyme hastalığı olgusu sunulmaktadır. Bu olgulardan ikisi İstanbul’da yaşayan yerli olgular iken, birisi enfeksiyonu Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde kazanmış olan bir olgudur. ile Leptospira IgM ve Borrelia IgM antikor pozitifliği saptanmış; kan örneğinin her iki spiroketal etkene yönelik olarak yapılan kültürlerden de her iki etken üretilmiştir. Bu olguya leptospiroz koenfeksiyonlu Lyme hastalığı tanısı konulmuştur. İkinci olgu 32 yaşında bir kadın olup, son 15 gündür fasiyal paralizi yakınması mevcuttur. Kraniyal manyetik rezonans görüntüleme tetkikinde globus pallidusta nodüler bir lezyon tespit edilmiş ve kene ısırığı öyküsünün olması nedeniyle ileri tetkikler yapılmıştır. Hastanın serumunda Borrelia IgM ve IgG antikorları negatif bulunmuş; ancak beyin omurilik sıvısı örneğinin kültüründen Borrelia izolasyonu gerçekleştirilmiştir. Üçüncü olgu olan 68 yaşındaki kadın hasta, bulantıkusma, miyalji ve eritema kronikum migrans ile uyumlu cilt lezyonları yakınmalarıyla hastaneye başvurmuş ve hastanın ABD’deki gezisinden yeni dönmüş olduğu ve orada kene tarafından ısırılma öyküsü olduğu belirlenmiştir. Bu hastanın da cilt lezyonlarından alınan örnekten 14 gün sonra Borrelia izolasyonu yapılmıştır. Bilgilerimize göre bu hastalar, Türkiye’de B.burgdorferi, B.garini ve B.afzelii’nin izole edilmesi sonucu tanısı konulan ilk olgulardır. Bu veriler ülkemizde Lyme hastalığının varlığını kanıtlamakta ve bu olguların çok farklı klinik şekillerde ortaya çıkabileceğini göstermektedir. İlk olgular İlk olgu, hastaneye diyare, üşüme-titreme, bulantı-kusma, öksürük, balgam ve yaygın miyalji şikayetleri ile başvuran 46 yaşında bir erkek hastadır. Alkolik olan ve sık olarak ormanlık bölgelerde bulunduğu belirlenen hastanın laboratuvar testleri, hepatonefrit benzeri bir tabloyu ve aynı zamanda akciğer tutulumunun varlığını ortaya koymuştur. Hasta serumunda ELISA Hastalığın etiyolojisi Borrelia burgdorferi türü spiroketin neden olduğu Lyme hastalığının etkeni ilk olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde Dr. Willy Burgdorferi tarafından 1982 yılında Ixodes dammini türü kenelerden ayrılmıştır. Borrelia, 0.2-0.5 μm çapında, 3-20 μm uzunluğunda 3-10 arasında değişen sayıda gevşek kıvrıma sahiptir. Bu bakterilerin potansiyel vektörü Ixodes cinsi kenelerdir. Baranton ve arkadaşları 1992 yılında, Canica ve arkadaşları 1993 yılında ve Postic ve arkadaşları 1994 yılında Lyme hastalığına neden olan Borrelia türlerini, B.burgdorferi sensu lato, Borrelia garini ve Borrelia afzelii olarak sınıflandırmışlardır. Kuzey Amerika’da Lyme hastalığı etkeni olarak yalnızca B.burgdorferi sensu lato/stricto genomik türleri görülmekte ve bu türler daha çok eklem ve sinir sistemlerini tutmaktadır. Buna karşılık Avrupa ve Asya’da Lyme hastalığı etkeni olarak B.garini ve B.afzelii genomik türleri görülmekte, B.garini nöroborelyoz (meningopolinörit) şeklinde ortaya çıkarken, B.afzelii ise daha çok artrit ve cilt lezyonları (acrodermatitis chronica atrophans) şeklinde kronik seyirli tablolara neden olmaktadır. KEDİ&KÖPEK e r p e d Deprem gerçeği insanları ilgilendirdiği kadar evcil hayvanlarımız için de bir tehlikedir. Depremde binaların altında kalan kedi, köpeklere ilk ve acil yardımın doğru yapılması canları kurtaracaktır. Mesleki olarak kendinizi hazır hissediyor musunuz? Ülkemizin yüz ölçümünün %42’si birinci derece deprem kuşağı üzerindedir m e Y ım d r a y l aci a r a l n Hayva apılan istatistiki çalışmalar Türkiye’de yaklaşık olarak her iki yılda bir yıkıcı deprem, her üç yılda bir de pek çok yıkıcı deprem olduğunu göstermektedir. 2011 Ekimde meydana gelen Van Depremi ya da 1999 Ağustos ayında onca can alan Marmara Depremi çoğumuzun hatırasında sonsuz bir yara bıraktı. Yaşayan acı olayların 16. yıldönümünün anısına 78. Sayımızın ana konusu olarak depremi seçtik. Yaşanmış olaylarda insanların yanı sıra birçok hayvan da acil ilk yardıma ihtiyaç duydu. Türkiye’nin deprem ülkesi olduğu bilinmektedir, yani özellikle riskli bölgelerde olabilecek bir duruma hazırlıklı olmalıyız. Şehirde yaşayan veteriner hekimlerin nasıl durumlarla karşılaşabileceğini ve hastaları kliniklere ulaştırmadan önce ilk olarak nasıl bir müdahale yapabilecekleri konusunda Veteriner Hekim İsmail Serdar Sayar’ın katkılarıyla size ayrıntılı bilgiler aktarıyoruz; Genel olarak deprem sonucunda göçük altında kalma, travmaya uğrama, kırık, çıkık, eklem ve doku hasarı, rabdomiyoliz, yanma, şok, kanama görülebilir. RABDOMİYOLİZ- CRUSH SENDROMU Rabdomiyoliz, veteriner hekimlik mesleğinde çokça bilinen bir olgu değildir. Marmara depreminden sonra beşeri hekimlikte daha fazla araştırılma alanı bulmuştur. Rabdomiyoliz ve komplikasyonları bomba ve deprem gibi felaketler geçirmiş insanlar için büyük problemdir. Depremlerde, travma sonrası en sık ölüm nedeni yaşamsal organların zarar görmesi ve fonksiyonlarını KAPAK DEPREM GERÇEĞİNE HAZIR OLMALIYIZ HAZIRLANMANIN EN ÖNEMLİ UNSURU MESLEK İÇİ EĞİTİMDİR Veteriner Hekim İsmail Serdar Sayar’ın katkılarıyla hazırlanmıştır. Veteriner Hekim İsmail Serdar Sayar Adana Denizpet Veteriner Kliniği’nde yönetici olarak çalışan Veteriner Hekim İsmail Serdar Sayar, ulusal ve uluslararası başarılar elde ederek veteriner hekimlik mesleğinin toplumda tanınmasına katkı sağlamıştır. Hekimlik yanında sanatta da başarılı olunacağını göstermiş olması sebebi ile “2015 yılı TVHB Hizmet Ödül” üne layık görülmüştür. yapamamaları, penetral ve küt travmalardır. Enkaz altından saatler veya günler sonra canlı çıkarılan kedi, köpek gibi evcil hayvanların daha sonra ölüm nedeni ezilme (crush) sendromudur. Ezilme sendromu, kas travmasına bağlı rabdomiyoliz sonrasında ortaya çıkar. Rabdomiyoliz: Çizgili kasların hasara uğraması, erimesi; içeriğinin dolaşıma çıkması. Ezilme biçiminde yaralanma, uzun süreli sıkışma ve hareketsizlik sonucunda ortaya çıkar. Belirgin doku zedelenmesi ve kas nekrozu vardır. Kasların aşırı derecede ezilmesi, hızlı ve etkili bir tedavi uygulanmadığı durumlarda ölümle sonuçlanabilecek bir sürece ilerleyebilir. Crush Sendromu’nda ölüm nedeni ileri derecede hipovolemik şok, hiperkalemi, hipokalemi, metabolik asidoz, akut miyoglobulinürik böbrek yetmezliği ve kompartman sendromudur. Şokun temel nedeni hücre dışı sıvının büyük bölümünün zedelenen kaslarda birikmesidir. Şok gelişimi; zedelenen kaslardaki azot oksite bağlı damar genişlemesi, hiperkalemi ya da hipokalemi ile hızlanarak tüm dolaşım sistemini olumsuz etkiler. Rabdomiyolizde miyosit içinde bulunan laktik asit, tromboplastin, kreatinin, kinaz, nükleik asitler, fosfat, kreatinin, miyoglobin ve potasyum gibi maddeler kan dolaşımına geçer; PETİNFO 2015/08 44-45 kalsiyum, su ve sodyum gibi maddeler ise kas hücresi içine girer. Bu olaylar ezilme sendromuna ve bu tablonun en önemli elemanlarından biri olan akut böbrek yetersizliğine zemin hazırlar. Rabdomiyolizin en sık rastlanılan klinik bulgularından biri kompartman sendromudur.Kompartman sendromu kasların içinde yer aldığı, rijid fasyalar ile çevrelenmiş kapalı alanların (kompartmanların) normalde çok düşük olan (0-15 mm Hg) basıncının artmasına verilen isimdir. Bu sendromun en basit ve etkili tedavisi cerrahi olarak fasyaların açılması operasyonudur (fasyotomi). Tedaviye mümkün olduğu kadar erken başlamalı Ağırlığına göre köpeklerde 0.2-1 L /saat izotonik NaCl, kedilerde ise 0.05-0.3L/saat izotonik NaCl serum verilebilir. Kliniğe veya hastaneye gidene kadar hem kediye hem de köpeğe mannitol-alkali solüsyonu; 0.05-0.3 cc %0.045 NaCl/%5 Dextroz +1 ampul NaHCO3 ve 0.05-0.1 ml %20 Mannitol uygulanır. İdrar yanıtı alınan hastalara günde ortalama 0.05-1 litre sıvı verilir. Hiç idrar çıkaramayan hastalara mannitol verilmez. Kurtarma sırasında sıvı verilmesine devam edilmeli. Verilecek sıvı miktarı: 0,02-1 L/gün çıkarılınca idrar kontrol edilir. Potasyum içeren solüsyonlar asla kullanılmaz. Depremzedelerde hiperpotasemiye bağlı aritmiye ve ölüme sebep olur. Aynı şekilde hipokalsemi de aritmi ve ölüm sebebidir. Enkaz altında, sahada, hayvanlar enkazdan kurtarıldıktan sonra, veteriner kliniğine götürülürken ölebilir. Kliniğe ulaşıp kapsamlı bir tedavi yapmadan önce, ani kan kaybı, travmatik yaralanmalar, kırık, çıkık, eklem ve doku hasarlarında ilk yardım olarak yapabileceklerimiz nelerdir? ŞOK Şok, kan akışında ve iç organlara giden oksijende ortaya çıkan değişikliğe vücudun karşılık KAPAK veteriner hekim ve TEKNİSYENLERİN BİRLİKTE ÇALIŞMASI KRİTİK DURUMDAKİ HASTALARIN DOĞRU DEĞERLENDİRİLMESİNİ SAĞLAMAKTADIR vermesidir. Ani kan kaybı, tramvatik yaralanma, kalp yetmezliği, anafilaktik şok, organ hastalığı, vücutta dolaşan bir enfeksiyon sonucu meydana gelebilir. İlk yardımda olabilecek kanamayı kontrol edin, termal bir battaniye kullanarak hayvanı sıcak tutun, battaniyeyi hayvanın vücuduna sarın (bel kırığını değerlendirin). KANAMA Yara düzenli bir şekilde kan fışkırtıyorsa, bu arterlerin kanadığını gösterebilir. Arter kanaması, durdurulması daha zor olandır, daha hızlı kanar ve bir damarın kanamasından daha çok kan kaybına sebep olur. Kan daha yavaş sızmaz ise bir damarın kanadığını gösterir ki bu durdurması daha kolay ve daha az tehlikelidir. Lateks eldivenler giyerek; sargı bezi, havlu veya başka bir kumaşı kanayan bölgenin üzerine koyun ve direk basınç uygulayın. Eğer kumaş batarsa, kaldırmayın; pıhtıya zarar verebilirsiniz ki bu vücudun kanamayı durdurmadaki girişimidir. Direk basınç hayvan hastanesine ulaşana kadar, kanamayı durdurmanın en güvenli yoludur. Kanama durmadıysa ve kan fışkırıyorsa, yaranın üzerine direk basınç uygulamanın yanı sıra, elinizle bölgeyi yaranın üzerinde (yani daha yükseğinde) tutun (böylelikle bölgeye giden kan damarının yolunu kapatmış olursunuz). Kan yoğun bir şekilde akıyor ancak fışkırmıyorsa, kan damarlarının yolunu kapatmak PETİNFO 2015/08 46-47 için bölgeyi kanamanın olduğu yerin hemen altında tutun. Eğer yaranın üzerinde veya aşağısında tutmak kanamayı durdurmazsa, basınç bandajını uygulayın; sargı bezini veya başka bir yumuşak kumaş parçasını kanamayı durdurmaya yetecek sıklıkta yaranın etrafına sarın. Bir bant ile kapatın. Bunu çok sıkı yapmayın. Bir uzuv üzerinde çalışıyorsanız, sürekli olarak ayak parmaklarının şişmesini veya soğuyan parmakları kontrol edin. Bunlar bandajınızın çok sıkı olduğunu gösterir ki bu durumda onu gevşetmeniz gerekecektir. Eğer uzuv kırık değilse, direk basınç uygulamaya devam ederken, uzvu kalp seviyesinin üstüne doğru yükseltin. Üstteki tekniklerin hiçbiri işe yaramazsa, basınç noktalarına elbasınç uygulamasına başvurun. BURKULMALAR VE İNCİNMELER Burkulma, bağları (kemikleri kemiklere veya kemikleri kaslara bağlayan doku) içeren bir hasardır. İncinme ise kasta meydana gelen hasardır. Belirtileri: Şişme, topallama (Uzuvla tam olarak yere basamama veya uzva daha az ağırlık yükleme), bölgeye dokunulduğunda ağrı, duyarlılık. İlkyardım: Günde 3 veya 4 kere, her defasında 5 ila 15 dakika kadar, zarar görmüş bölgeye soğuk basınç (buz kütlesi veya kimyasal soğuk kütle) ya da ılık basınç uygulayın. Bir uygulamada ılık diğer uygulamada soğuk basınç kullanarak, soğuk ve ılık basınç arasında değişim yapın. KAPAK KLİNİKLERE GÖTÜRÜLEN ACİL VAKALARIN KURTULMA ŞANSININ %5 OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUNUZ? Basınç materyali ve deri arasına bir havlu yerleştirin. Hareketleri kısıtlayın. Hayvanı küçük kapalı bir yerde tutun. Sadece dışkı ve idrar yapacağı zaman kayışı takılı olarak yürütün. KEMİK KIRIKLARI Kırıklar, kemikteki kırılmalardır. Tekil olarak yani kemiğin bir kısmında görülebilir veya kemikte ya da birden fazla kemikte çok kısımlı kırılmalar olabilir. Kırıkların düz (pürüzsüz), temiz yüzeyleri olabildiği gibi kıymıklar ve kırık parçalarıda bulunabilir. Kırıklar, ciddiyet açısından aşağıdakilere bağlı olarak değerlendirilir: > Kırığın yeri. > Temiz bir kırık olup olmadığı. (Küçük parçalar ya da kıymıklar) > Kırığın düz olup olmadığı. > Bir eklemin dahil olup olmadığı. > Yavruların durumunda, gelişim bölgelerinin etkilenip etkilenmediği. > Kırık bölgesinin kapalı veya açık (kemiğin deriye saplanıp kalması) olup olmadığı. Belirtileri: Şekilsizlik (uzvun anormal olarak konumlanmış gibi görünür), aksama (uzvun tüm kuvvetini vermeme), morarma (kılın altından görülmesi zor olabilen), kemiğin parçasının deriye saplanıp kalması. İlk yardım; Hayvanı mümkün PETİNFO 2015/08 48-49 olduğunca sessiz ve sakin tutun. Eğer kemiğin bir parçası kırık bölgesinden dışarı çıkıyorsa, bölgeyi su ile veya tuzlu su ile (1 litreye yakın ılık suya bir çay kaşığı tuz ekleyin) yıkayın. Açık kırık bölgesini birkaç santim geçecek şekilde uzatarak, yaranın üzerine gevşek bir şekilde bir sargı yerleştirin. Tercihen yapışmayan pet (bandaj) ya da sargı bezi süngeri gibi steril sargı kullanın veya temiz bir bez parçası kullanın. Sargıyı bant ile sarın. Açık bölgeyi birkaç santim geçecek şekilde bandı uzatın. Kemiklere zarar vermediğinizden veya sargıyı çok sıkı sarmadığınızda emin olun. Hayvanı bir kutu ve taşıyıcı veya bir kafese taşıyamıyorsanız o halde hayvanı tamamen sabit tutun, kırık bölgeyi, kırık tahtası ile bağlamayı deneyebilirsiniz. Kırık tahtaları, daha fazla hasarı önlemek amacıyla kırığı hareketsiz tutmak için kullanılır. Ancak yanlış yerleştirilmiş bir kırık tahtası yarardan çok zarar getirebilir. Kırığı doğru bir şekilde hareketsizleştirmek için, kırık bölgesinin üstündeki ve altındaki eklemlerle kırık tahtasına dahil edilmelidir. Bölgeyi yıkayıp sardıktan sonra, uzvu bulduğunuz pozisyonda kırık tahtasıyla bağlayın. Kırılmış uzvun her iki yanı boyunca sert bir yapı yerleştirin. Rulo haline getirilmiş gazete, çubuklar, dil baskıları veya kalemler (kediler ve küçük köpekler için) kullanabilirsiniz. Kırık tahtasını, tahtayı ve uzvu çevreleyen, çok kısımlı bölgelerde yerleştirilmiş bant ile veya çok kısımlı noktalarda uzuv ve kırık tahtası etrafında bağlanmış ve sarılmış bez şeritleri ile yerinde tutun. Eğer sert bir madde yoksa yaralı olmayan bacak kırık tahtası görevi görebilir. Kırık ve kırık olmayan bacakları yapıştırın veya bağlayın ve mümkünse ikisinin arasına ince bir katman pamuk ya da bez yerleştirin. Dolaşımı kesecek kadar çok sıkı bağlamadığınızdan emin olun. Bunu anlayabilmek için şerit veya kumaş ile uzuv arasına her zaman iki parmağınızı yerleştirebildiğinizden emin olun(yani iki parmağınızı şerit KAPAK KLİNİĞE ULAŞANA KADAR FİZİKSEL MUAYENE BELİRLİ ARALIKLARLA TEKRARLANIP PARAMETRELER GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR ile uzuv arasına yerleştirerek çok sıkı olup olmadığını kontrol edebilirsiniz). Küçük köpek ya da kediyi, küçük bir taşıyıcıya ya da kutuya yerleştirin. KEMİĞİN EKLEMDEN ÇIKMASI Çıkığa uğrayabilecek en bilinen iki eklem dirsek ve kalçadır. Dirsekteki belirtileri: Dirsek bükülmesi, vücuttan uzak veya vücuda doğru pozisyon almış alt bacak, bölgeye dokunduğunuzda hayvanın acı hissetmesi, ayak yere ulaşmaz. Kalçadaki belirtiler: Bölgeye dokunduğunuzda hayvanın acı hissetmesi. Hayvan ayakta durduğunda, yerinden çıkmış olan bacaktaki ayak yere ulaşmaz. Hayvanın şokta olup olmadığını kontrol edin. Dirsek çıkığı durumunda, uzvu bulduğunuz pozisyonda kırık tahtası ile bağlayabilirsiniz. YANIKLAR ACİL DURUM VE Fiziksel muayene ABCD’si A: aIrway (havayolu) Solunumda hırıltı, anormal sesler, solunum yolunda tıkanma B: breath (solunum) Apne, dispne, taşipne, zor solunum C: cIrculatIon (dolaşım) Nabız ve kalp atışının kalitesi, kapiller dolum zamanı, uzuvların ısısı D: dIsabIlIty (nörolojik anomali) Mental ve sinirsel aktivite, pupillalar, omur kırıkları, tepkiler Yanıklar ciddiyetine göre sınıflandırılırlar: Yanığın ciddiyeti, yanığın ne kadar derin olduğuna ve yanan vücudun boyutuna bağlıdır. Ciddi yanıklar şoka yol açabilir. İlk yardım olarak yapılması gerekenler; Derin veya geniş yanıklarda şok belirtilerini kontrol edin. Mümkün olduğunca çabuk soğuk su uygulanmalı. Bu acıyı dindirir ve ısının dokuların içine daha da penetre olmasını (yayılmasını) azaltabilir. Yanık, vücudun sadece bir kısmını kapsıyorsa, hayvanı soğuk bir suya daldırabilirsiniz. Vücudun birden çok PETİNFO 2015/08 50-51 bölümü etkilenmişse, hayvanı soğuk suya batırmayın. Bunun yerine, yanık bölgelere soğuk suyu direk olarak tutun veya o bölgeler üzerine soğuk basınçlar yerleştirin. Geniş yanıkları olan bir hayvanı suya daldırmak deriyi çok çabuk soğutabilir ve şoka neden olabilir. Bölgeyi temiz tutmak için yanan bölge üzerine, yapışmayan steril bir ped, bandaj veya temiz nemli bir bez yerleştirin. Elinizde uygun malzeme yoksa yanıklar üzerine herhangi bir merhem, yağ veya vazelin kesinlikle sürmeyin. FİZİKSEL MUAYENE Fiziksel muayene acil müdahalenin en önemli araçlarından biridir. Düşündüğümüz ilk şey, hayvanı neyin öldürebileceği olmalıdır. Bir hayvan nasıl gözükürse gözüksün, kapsamlı bir fiziksel muayene yapmaksızın durumu değerlendiremeyiz. Hayvanın gözüken ne kadar yarası olursa olsun, yaralar nadiren ölüme yol açabilir, ama bir iç kanama ya da ağır beyin travması ani bir ölümle sonuçlanabilir. Fiziksel muayene için her zaman kullanılan, klasik ABCD yöntemi kullanılmalıdır. ABCD, İngilizceden gelme bir kısaltma olup airway (havayolu), breath (solunum), circulation (dolaşım) ve disability (nörolojik anomaliler) olarak tanımlanır. Kliniğe ulaşana kadar fiziksel muayene belirli aralıklarla tekrarlanıp, parametreler tekrar gözden geçirilmelidir. KEDİ&KÖPEK Acar Ecza Grup, sektörle büyümeye devam ediyor Açılış konuşmasından sonra yeni binayı gezdiren Mustafa Acar, Seyman Ecza Deposu ve idari birimler hakkında bilgiler verdi. Kurulduğu 1988 yılından itibaren sektörün önemli bir halkası olan Acar Ecza Grup, yeni yönetim binasını görkemli bir açılışla hizmete sundu. Açılış töreninde konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Acar, sektörde geçen 27 yıllık deneyim ve güven sayesinde veteriner hekimlerin en büyük destekçileri olduklarını ve olmaya devam edeceklerini söyledi; yaptıkları yatırımın sektör için hayırlı olmasını diledi. Yeni yönetim binasının açılışına ilgi büyüktü; ilaç ve aşı firmalarının temsilcilerinin yanı sıra bakanlık yetkilileri, veteriner hekimler ve basın mensupları görkemli açılışta yerlerini aldılar. Sektörden tam destek Acar Ecza Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Acar, yatırımlarla sektörün büyümesine kendilerinin de katmalarının, bugün haklı gururunun yaşadıklarını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti. ‘’Yeni binamızla birlikte sektöre daha iyi hizmet etmeyi, daha modern, daha kaliteli hizmet anlayışıyla çalışmalarımıza hız vermeyi kendimize görev edindik. Edirne’den Kars’a, Sinop’tan Mersin’e Türkiye’nin her bölgesinde var olmaya, veteriner hekimlerimizin çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Kaliteli hizmet ve güven büyümemizin odak noktasıdır.” Toplamda 1952 m2 alana sahip yeni binanın alt katında soğuk hava deposu ve mal kabul alanı bulunuyor. Giriş katı sevkiyat bölümü, birinci kat ise idari birimleri olarak düzenlendi. Binanın ikinci katında ise Acar Ecza Grup yönetim bölümleri ve genel müdürlük bulunuyor. PETİNFO 2015/08 52-53 SÖYLEŞİ Mama sektörü hızlı büyüyor Dünyada senelik ortalama % 3 büyüyen pet maması sektörü, Türkiye’de % 8 oranında hacim artışı yaşıyor. Dünya ortalamasına göre sektörün çizdiği bu grafik, yerli üretici için umut kaynağı olsa da ihracat teşviki konusunda yaşanan sıkıntılar yüzlere gölge düşürüyor. Tropikal Pet’in CEO’su İzzet Saban; tüm dünyada ve Türkiye’de pet sektörü gözde konumda Türkiye’nin ilk, en büyük ve lider mama üreticisi, premium Champion ve ekonomik Goody mamalarının sahibi Tropikal Pet’in CEO’su İzzet Saban, birçok sektörde son bir yılda ithalata karşı ciddi vergiler geldiğini anlatıyor. Saban, “Premium Champion ve Goody markalarımızla her sene milyonlarca evcil hayvanın beslenme ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Türkiye’de şu anda yılda 38 bin ton mama tüketiliyor. Oysa ülkedeki yerli üreticilerin toplam mama üretim kapasitesi 65 bin ton civarında seyrediyor. Rakamlara bakıldığında ihracata teşvik ve yerli üreticiyi koruma büyük önem taşıyor. Birçok sektörde ithalata karşı vergiler konmasına rağmen sektörümüzde % 50 kapasite ile çalışan fabrikaları korumak için ithalata karşı hiçbir önlem alınmamakta. Tam tersine verilen bazı ithal lisansları ile ithalat teşvik edilmekte” diyor. Saban, “Tüm dünyada ve Türkiye’de pet sektörü şu anda gözde konumda. Dünya’da yıllık % 3 büyüme yaşanırken, Türkiye’de ortalama % 8 civarında büyüme kaydediliyor. Sektörün dinamiklerine baktığımızda PETİNFO 2015/08 54-55 ekonomik mamalara ciddi oranda bir kayma olduğunu görüyoruz. Nitekim yerli üretim sektörün adetsel bazda neredeyse % 70’ini oluşturuyor. Teşvikler ile kedi ve köpek maması üreticileri için ihracatın önü açılırsa % 100 büyürüz. Bu konuda devletten beklentimiz büyük. İhracat pazarında ciddi büyüme potansiyeli olmasına rağmen yerli üretici ihracata hiç teşvik edilmemekte. Şu anda üretimde de hiçbir ithal hammadde kullanılmıyor. Kapasitesinin sadece yarısını kullanan üreticiler doğru teşviklerle çok hızlı şekilde ihracatta önemli bir başarıya sahip olabilirler” dedi. Pazarın önü açık… Türkiye’de kedi ve köpek maması pazarının büyüklüğünün yaklaşık olarak 360 milyon TL’ye ulaştığını anlatan Saban, “Ancak Türkiye hala bu rakam ile Avrupa ülkelerinin gerisinde. Dünyada sektör büyüklüğü 71 milyar dolar civarında. Pazar büyüklüğü Fransa’da 4 milyar Euro, ABD’de 20 milyar Dolar. Ülkemizde evcil hayvanları besleme alışkanlığına bakıldığında ise köpeklerin % 11’i, kedilerin ise % 23’ü hazır mama ile besleniyor. Ülkemizde pet sahiplik oranı % 8 Avrupa’da ise % 26 oranında. Avrupa ülkelerinde mama ile besleme oranı ise % 70 civarında. Evcil hayvan sahipliği oranı giderek artıyor ve tüketim alışkanlıkları da lehimize değişiyor. 1999’dan bugüne pazarın inanılmaz bir ivme ile büyüdüğünü ve geliştiğini gördük. Önümüzdeki dönemde de pazarın önünün açık olduğunu söyleyebiliriz” diyor. Seçim ekonomisinin hakim olduğu bir dönemde yılın ilk altı ayını % 15 gibi bir büyüme ile kapattıklarını anlatan Saban, “Üretimden gelen satış, ciromuzun % 90’ını oluşturuyor. Bu sene adetsel bazdan çok, değersel bazda büyümeyi seçtik. Üretimde % 10 gibi bir büyüme gerçekleştirdik. Sektörümüz için zor bir yıl oluyor. Yaşanan fiyat yükselişleri özellikle ithal süper premium mamalarda paket fiyatlarını çok ciddi artırdı. TÜRKİYE’NİN İLK KURU KEDİ VE KÖPEK MAMA FABRIKASINI KURAN TROPİKAL PET, 1999 YILINDAN GÜNÜMÜZE, TÜRK MARKALARINI TÜM DÜNYA PİYASASINDA LİDER KONUMA GETİRMEYİ BAŞARDI. Ekonomik segment ve yerli mamalarla aradaki fiyat farkı ciddi şekilde açıldı. Yerli üreticiler olarak tavuk unu temini ve tahıl fiyatları konusunda sıkıntılar yaşıyoruz. Öte yandan devletten bu konuda hiçbir destek gelmemesi ve ihracata yönelik hiçbir teşvikin olmaması bizleri zorluyor. Ayrıca evcil dostların beslenmesinde hem tüketici hem üretici için vergiler çok yüksek; kedi-köpek maması lüks tüketim ürünü statüsünde. Gıdada % 8 olan KDV oranının evcil hayvanlara yönelik mamalarda % 18 olması sektörün belini büken diğer önemli bir etmen” diyor. 16 ülkeye ihracat yapıyoruz Tropikal Pet olarak ihracat alanında yaşanan tüm sıkıntılara rağmen premium Champion ve ekonomik Goody markalarıyla 16 ülkede hayvan severlerle buluştuklarını anlatan Saban, “2005 yılında ilk ihracatımızı gerçekleştirmiştik. O dönemde ihracatımızın boyutu binde birlerin altında iken bu yıl ciromuzun % 10’unu oluşturuyor. Bugün itibarı ile üç kıtaya ihracat yapıyoruz. Son olarak Malezya, Pakistan, Libya ile çalışmaya başladık. Öte yandan Lübnan, Hırvatistan, Gürcistan gibi pazarlarda hızlı büyüyoruz. Hedef pazarımız Ortadoğu ülkeleri” diyor. Türkiye’de evcil hayvanların sağlıklı beslenmesinin yanı sıra sosyalleşmesi için de büyük çaba sarf ettiklerini anlata Saban, “Evcil hayvanların sağlıklı bir yaşam sürmesi için çalışıyoruz. Beslenmenin yanı sıra sosyalleşme de çok önemli. Sahipleriyle birlikte şehir yaşamında kaliteli zaman geçirmek ve sosyalleşmek konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan köpeklerin, hem sosyal yaşama adapte olmaları hem de daha sağlıklı bir ömür sürmeleri için gerekli olan spor faaliyetlerinin Türkiye’deki en önemli temsilcisi olan Champion Agility & Frisbee Team oluşumu ile pek çok sosyal ve sportif aktiviteye imza atıyoruz. Bu kapsamda son olarak İstanbul’da düzenlenen uluslararası USDDN Dünya Şampiyonası’na ana sponsor olduk. Şampiyonanın birincisi aynı zamanda Champion Agility & Frisbee Team köpek eğitmeni Uğur Kurşun yakında köpeği Pepper ile bizi yurt dışında temsil edecek” dedi. Premium Champion ve ekonomik Goody markalarının sahibi, Türkiye’nin ilk yerli kuru mama üreticisi Tropikal Pet hakkında daha ayrıntılı bilgi almak için www.tropikalpet.com.tr adresi ziyaret edilebilir. Ne giyersen o olursun Beşeri hekimler, beyaz önlük giydikleri zaman hastaları ile daha kolay iletişime geçebildiklerini bildirdiler. Hastaların geri bildirimi sonucu, beyaz önlük giyen doktorların daha hijyenik, profesyonel ve bilgili görünüşe sahip oldukları bilinmektedir. Veteriner hekimlerde de bu durum farklı değildir. Dünyanın en iyi veteriner hekimi olsanız bile hayvan sahiplerinin gözünde eksik bir puanla başlamayınız. S izce bir veteriner hekimin nasıl bir görünüşe sahip olması gerekir? Bir klinik hayal edin; hastasından daha yeni vedalaşan Vet. Hekim Ahmet’ten muayenenin nasıl geçtiğini soralım. Vet. Hek. Ahmet yeni aldığı hırkasından hayvan tüylerini temizlemeye çalışırken “Ben bu insanları hiç anlayamıyorum, Paşa’nın kulağıyla aylardır uğraşıyorum, kültür yapmadan bu sorunu çözmem imkansız. Ve hayvanın dişlerini de görsen… Berbat. Sahibiyle ne zaman prosedürler hakkında konuşmaya çalışsam bana sadece tuhaf bir şekilde bakıyor, sanki Türkçe bilmiyor.” Bu sırada dışardaki arabaya binen kadına, endişeli kocası “ Paşa nasıl, iyileşecek mi?” diye soruyor. “Hayatım gerçekten hiçbir fikrim yok” diye cevap verir kadın. ” O çocuğun dediğinin yarısını anlayamıyorum. Ne yaptığını bildiğinden de pek emin değilim. Zaten hekimi kuaförle de sürekli karıştırıyorum.” Bu kargaşayı önleyen ucuz ve pratik bir çözüm önerebiliriz; Siz de, bir hekim gibi görünün. Beyaz önlüklerin tarihi 19. yüzyıla kadar dayanır. Bu dönemde bilim adamları araştırmalarıyla tıbbın temel taşlarını koymakla, kocakarılar ve şarlatanlar ise insanları ve hayvanları bir şekilde iyileştirmekle meşguldü. Doktorlara sadece ihtiyaç varken, bilim adamlarına büyük saygı duyuldu. İnsanları ve hayvanları iyileştirmeye yeltenenler önlük giymedi, bilim adamları giydi. Gerçek doktorlar, mesleklerini uygularken yeni bilimsel metotları da kullanmaya başladılar. Bilimin ve ilerlemenin simgesi olan beyaz önlük, gerçek bilimi benimseyen doktorların yeni giyimi oldu. Beyaz önlüğün verdiği mesaj ise, doktorların işi hastaların iyi bakımıyla bitmez, hastalara özen vermek gerektiğini de vurgulamaktadır. Bazı literatürlerde beyaz önlük, merhametin, sevginin ve şefkatin simgesi olarak tanınmaktadır. Beyaz, her kültürde saflığı ve temizliği çağrıştırır. Temiz beyaz bir önlük enfeksiyonlardan aridir, sağlıklıdır ve hekimliğin amacının göstergesidir. Yani elimizde tarihin en güçlü sembolik anlamına sahip giyimi mevcuttur. Yıllarımızı verdiğimiz emeğin, bilginin ve mesleğimizin ciddiyetini gösteren, saygı uyandıran böyle bir parçayı kim istemez ki? Aslında hiçbir veteriner hekim… Etrafımıza baktığımız zaman birçok hekim giyimine pek önem vermemektedir. Bu durumdan dolayı hastaların ilk izlenimi “Bu insan kendisine bile özen göstermezken bana karşı nasıl özen gösterebilir ki?” olabilir. Dünyanın en iyi veteriner hekimi olsanız bile, neden hayvan sahiplerine karşı eksi bir puanla başlamak isteyesiniz ki? Beyaz önlük ne zaman demode oldu? Yirminci yüzyılın başında sosyologların bir grubu beyaz önlüğe ve üniformalara karşı sert eleştirilerle dolu makaleler yayınladı. Söylediklerine göre beyaz önlük, hastalar ve doktorları arasına mesafe koyar. Bu felsefeyi temel alan ‘modern’ HER ŞEYDEN ÖNCE KENDİMİZİ RAHAT HİSSETMELİYİZ Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ YDÜ Veteriner Fakültesi Tıpta önlük, temizliğin ve hijyenin simgesi aslında. Önemli olan renkten çok temiz ve düzenli olması giydiklerimizin. Renk seçimi biraz da kişisel yaklaşımlar ile ilgili sanırım. Ben beyaz önlüğün bir mesafe koyduğu görüşündeyim hasta ve hasta sahibi ile aramıza. Bu nedenle renkli iş giysilerini tercih ediyorum, renkli giysilerin hasta ve hasta sahibine yaklaşımda avantaj sağladığına inananlardanım, kaldı ki kendimi de daha rahat hissediyorum renkli iş giysileri ile. Hasta sahibi ile aramızda saygılı bir iletişim sağlanabilmesi için de doğru insani ve medikal yaklaşımlar getirilmesinin yeterli olduğunu düşünüyorum. Bu yaklaşım, her zaman mesleğimize duyduğumuz sevgi ve verdiğimiz önemi hissettirecektir, önlük rengi bence ikincil. yönetim sistemi ise hastanelerden ve polikliniklerden önlüğü çıkarttı yerine de sandaletleri, kısa şortları getirdi. Bu durumdan doktorların çoğu memnundu, artık istedikleri gibi giyindiler. Sosyologlar da çok memnundu, sonuçta istedikleri “hekimlerin sağlıkta partner” imajını yaratmış oldular. Ama nasıl olduysa, hastaların bu konudaki fikirlerini sormayı unuttular. Beyazın değeri Yapılan anketlere göre hastaların yarısından fazlası karşısında beyaz önlüklü doktor görmeyi tercih eder. Sadece hastaların %15’i önlüksüz bir doktorun yanında kendisini daha iyi hisseder, geri kalanı için ise fark etmez. Ama bu ilgisiz kısmın yorumu da araştırmaya büyük önem katar; “önlük olmadan doktoru temizlikçi ile karıştırıyorum”. Başka bir çalışmada, katılımcıların önüne aynı doktorun iki farklı resmi koyuldu. Birisinde doktor beyaz önlük giymiş, diğerinde ise sokak kıyafetini. Katılımcıların çoğu beyaz önlüklü doktorun resmini seçmiş. Bu da insanların görsel algılarının düşündüğümüzden daha büyük önem taşıdığının göstergesidir. İyi bir ilk izlenim için asla ikinci bir şansımız olmayacaktır ve bu fırsat küçümsenmemelidir. İlginç bir nokta olarak, çocuklarla yapılan anketler de aynı sonucu göstermektedir. ‘British Medical Journal’ da yayınlanan bir makaleye göre çocuklar bile beyaz önlüğün farkını anlar, yetkinlik ve uzmanlık anlamına geldiğini bilir. Yani beyaz önlük hem erişkinlerden hem de çocuklardan daha yüksek puan aldı. Ama insanların davranışı bu kıyafeti gördüğünde nasıl değişir? Müşterilerin bizi daha iyi dinlemesine ve tavsiyelere uymalarına yardımcı olabilir mi? Bunun cevabı yine evettir. İnsanlar güvenmedikleri doktorlar hakkında daha fazla şikayet eder ve tavsiyelerine uymazlar. Yani, güvenilirlik imajını artırınca insanlar da veteriner hekimlerini daha ciddiye alır ve tavsiyelerine de daha sık uyar. Hatta bunun sonucu olarak Sizce ilk defa ziyaret ettiğiniz bu kliniğin baş veteriner hekimi, yardımcı veteriner hekimi ve teknikeri kimdir? Veteriner Hekim İsmail Serdar Sayar Denizpet Veteriner Kliniği BEYAZ ÖNLÜK GİYMEK AYRICALIKTIR, HER HEKİM TARAFINDAN HAK EDİLMELİ Hasta sahibiyle samimi olunmaz; hasta sahibiyle içtenlik olabilir. Beyaz önlük bu mesafeyi koruyorsa bu iyi. Ama hekimlik yönünü fazlaca geliştirememiş, samimiyetle işini yürüten esnafvari olanlar da var. Onlar beyaz önlük giymesin, rahat kıyafetler onlar için daha iyi. Vet. Hekim İlker Tülek Hastaların çoğu karşılarında beyaz önlüklü hekim görmeyi tercih eder. hem hayvanın, hem sahibinin hem de veteriner hekimin memnuniyeti de artabilir. Hikayemizin başında Vet.Hekim Ahmet de ortalama fiyatı sadece 35 TL olan bu giysiyi kullansaydı, belki Paşa çoktan iyileşmiş olacaktı. Bunlar demode fikirler, sosyologlar haklı diyen meslektaşlarımız da kesinlikle vardır. Önlük, veteriner hekimler ve hasta sahipleri arasındaki sohbeti resmileştirdiğini ve uzaklaşmaya sebep olduğunu varsayalım. Ancak müşterinizle gerçekten bu kadar samimi olmak ister miydiniz? Tabi iş hayatımızın dışında birçok arkadaşımız olabilir ve bunlar kliniğe de gelebilir. Ama klinikte biz bir arkadaştan fazlayız. Biz doktoruz. Sebebi de basittir; bir arkadaş ailenin hiçbir ferdine karşı sorumluluk sahibi değildir. Bir arkadaş, hata yaptığı zaman affedilir. Doktoru, hata yaptığı zaman kimse asla affetmez. Hiçbir hasta sahibi, hayvanının hayatını en iyi arkadaşının eline vermek istemez. Zaten söz konusu insanlar ise böyle bir durum, anlayabileceğimiz psikolojik sebeplerden dolayı tamamen yasaktır. Ve bir arkadaş olarak ölümcül bir hastalık hakkında konuşmak, ya da ötanaziye karar Medicus Veteriner Kliniği VETERİNER HEKİMLERİN BİR TIP DOKTORUNDAN DAHA ÇOK ÇALIŞTIĞI FARK EDİLMELİ vermek de zordur. Böyle bir durumda bir veteriner hekim hayvan sahibinin asla arkadaşı olamaz. Bir veteriner hekim insanların danışmanı, öğretmeni, uzmanı, çaresiz hayvanları için sahip oldukları son şanstır. Ama asla bir arkadaş değildir. Beyaz önlük bu ilişkinin sağlam sınırını çözmeye yardım etmektedir. Tabi beyaz önlük her soruna karşı çözüm değildir. Gerçek bir doktor olmak için devamlı eğitim elzemdir. Kötü bir doktoru iyi doktor yapan hiçbir giyim yoktur. Ama iyi, mesleğine özen gösteren doktor o beyaz önlüğü giyerse, veteriner hekimlik ile ilgili deneyimini ve yeteneklerini hayvan sahiplerinin gözünde kat kat arttırabilir. Çok az kişinin başarabileceği BU mesleğİN sembolünü sonuna kadar hak ediyoruz. hayvan sahipleri belki tavsiyelerimize uyacak ve bu Durum sonucu mesleğimizi daha büyük zevkle yapabileceğiz. PETİNFO 2015/08 62-63 Beyaz önlüğün önemi algısal ve geleneksel olarak yadsınamaz, ancak hekimliğimizde beyaz önlüğü kullanabilmek ne kadar mümkün? Kliniğimize gelen ve bize sevgi gösterisi yapan bir hastamız patisini göğsümüze koyduğu anda pati izi, ütülü ve yakaları kolalı beyaz önlüğümüzün görünüşünü etkileyecektir. Ya da kan alırken bir damla kanın sıçraması da aynı etkiyi gösterecektir. Çünkü tıp doktorları hastasından kan almaz, muayene dışında fiziksel temas yapmaz ve hastasına dokunmadan bitirdiği mesai saatleri mevcuttur. Bizde ise hekimin manipülasyonunu kolaylaştırmak için insan içine çıkmakta utanacağınız kıyafetler üretilmiştir. Eskiden kişiler yaptığı iş ile itibar kazanırdı, şimdi daha çok görüntüyle itibar kazanıyor. O yüzden beyaz önlüğün önemi gitgide artacak ama acaba insanlar bize giydiğimiz önlükten dolayı değil de yaptığımız işten dolayı ne zaman saygı duymaya başlayacak? EĞİTİM Köpekler algı, düşünce ve davranış açısından biz insanlardan son derece farklı canlılardır. yavru köpek eğitimi 3 istenmeyen davranışların engellenmesi PETİNFO 2015/08 64-65 Dr. Gürbüz Ertürk tarafından hazırlanan Yavru Köpek Eğitimi bölümümüzün bu sayısında yavru köpeklerde istenmeyen davranışların engellenmesi ve bazı temel komutların öğretilmesi hakkında bilgi sahibi olabiliriz. Yavru köpeklerin doğasını bozmadan, onları nasıl büyütebiliriz ve insanlara uygun bir arkadaş olmaları için nasıl bir eğitim sağlayabiliriz? Yavru köpekler; içgüdüleri ve genetik özellikleri çerçevesinde davranışlar sergilerler. Onlarla bize ait bir sosyal hayat paylaşırız. Çoğunlukla bizim yaşamımızın kuralları bir köpeğin içgüdüleri ile örtüşmez. Örneğin; yavru köpek tuvaletini yattığı, yemek yediği, oyun oynadığı yere değil bu alanların dışında bir yere yapmak ister. İçgüdüleri böyle yönlendirir. Belki de sahibinin en değerli halısı onun için tam da bu işe uygun bir yerdir. Bu durum bizim için uygun mu? Hayır. O zaman bir yavru köpek için normal davranışlar nelerdir ve bu davranışları kendi lehimize nasıl çeviririz, bilmemiz gereken nokta bu olmalı. Ancak hayvan sahipleri bunu yaparken yavru köpeğin doğasını bozmadan, onu korkutmadan ve şiddet uygulamadan yapmalıdır. Öncelikle hiç unutmamalıyız ki köpekler; algı, düşünme, davranış ve fizyolojik özellikleri açısından biz insanlardan son derece farklı canlılardır. Her yavru köpek çok şirin ve sevimlidir ama insan yavrusundan farklıdır. Burada ince bir sınır var ve bilinçli bir hekim olarak bu sınırı hep korumak zorundayız. Köpek yavruları; zıplayarak üzerimize atlayabilir, kemirir, eşeler, havlar, yalnız kalmak istemezler. Yavru köpeklerde kemirme tamamen doğal bir davranıştır. ÖDÜLLENDİRİLMEYEN, İLGİLENİLMEYEN KÖTÜ DAVRANIŞLARIN YAVRULAR TARAFINDAN PEKİŞTİRİLMEDİKLERİNDEN DOLAYI ZAMANLA GERİLeMESİ VE TAMAMEN KAYBOLMASI GÖRÜLMEKTEDİR. Bu davranışların hepsi onların dünyasında normal davranışlardır. Öncelikle bunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Bir insan yaşamına bir köpeği sokmaya karar verdiğinde ona bir yaşam alanı oluşturmalı, gereksinimlerini karşılamalı ve mutlaka köpeğin de anlayabileceği kurallar ve sınırlar koymalıdır. Yavrulara yaklaşım Karşılaşma ve veda anları mutlaka sakin olmalı. Unutmalıdır ki, köpekler birbirleri ile karşılaştıklarında çığlık atıp abartılı sevgi gösterisinde bulunmazlar. Bu, insanlara özgü selamlaşma ve veda biçimidir. Oysaki köpekler; karşılaşma anlarında birbirlerini sakince koklarlar. Biri diğerini koklarken koklanan hareketsiz kalır. Koklama işlemi bitince diğeri koklamaya başlar ve böylece tanışma, karşılaşma işlemi tamamlanmış olur. Yavru köpeğe eve getirildiği ilk günden sahibi ile ilişki kurmanın yolunun sakin olmasından geçtiğini öğretilmeli. Örnek olarak; sakin durursa yemeği verilmeli, sakin durursa oyuna başlanmalı. Kliniğe gelen, heyecanlı bir köpek üzerinize zıpladığında önce arkanızı dönün ve sakin kalıp atlamayı keserse çömelerek sevin. Baktınız bu işe PETİNFO 2015/08 66-67 yaramadı zıplamaya devam ediyor o zaman onu muayene salonunda yalnız bırakıp ortamdan uzaklaşın. İlişki kurmayın. Bu davranışınızın anlamını hayvan sahiplerine de ayrıntılı anlatın ve bu davranış şeklini onlara da önerin. İnsanlar evde yokken veya hayvan odasında yalnızken sıkılmaması, diş kaşıntılarının rahatlatılması için ona kemirebileceği oyuncaklar, kemikler verilmeli. Çünkü köpekler için yalnız kalmak başlı başına bir sorundur. Ayrıca kemirme doğal bir davranış. Evdeki eşyaları korumak için onun oyalanmasını sağlayacak sürprizler hazırlanabilir. Çevresel zenginleştirmeler yapılabilir. Bütün bu önlemlere karşın yine de evin özel bir eşyası kemirildi ise; kemirilen yere limon kolonyası veya bu iş için özel üretilmiş uzaklaştırıcı spreyler sıkmasını önerilebilirsiniz. Ayrıca eşyaların yakınlarına oyuncak ve/veya yiyecek konulmalı. Köpeğin, eşyaları tekrar kemirmek için o bölgeye yöneldiğinde dikkatini dağıtıp başka bir durumla meşgul ederek bu davranışı engellemiş olunur. Oyun ve saldırı arasındaki ince çizgi Köpekler ağızlarını tutma organı olarak da kullanırlar ve yavru köpekler insanların elini tutma, ısırma eğiliminde olabilirler. Çoğunlukla da ne yazık ki bu durum sahipler tarafından teşvik edilir. Buna izin vermemeliyiz. El ısırmaları daha çok oyun anlarında meydana gelir. Oyunlar elin ısırılma anına kadar uzatılmamalı. Isırma gerçekleştiği an canımız yanmış gibi ses çıkararak oyunu bırakalım. Elimize limon kolonyası sürerek kötü bir tat oluşturup köpeği tuzaklayabiliriz. Bunlara ek olarak paçanıza da saldırabilir. Böyle bir durumda yavruya dokunmadan (anımsayalım, dokunma bir ödüldür) tasmasından tutarak “hayır ”diyerek uzaklaştırmaya çalışın. Bazı köpekler bu durumda daha da hırsla gelip saldırabiliyorlar. Böyle ise yapılması EĞİTİM gereken şey; onu ortamda yalnız bırakmak olmalı. Duruma göre birkaç kez bu deneyimi yaşatmalı. Görecek ki davranışının sonuçları onun hoşuna gitmeyen duruma neden oluyor ve böylece bu davranıştan vazgeçecek. Yavru köpekler; keşfetmek, oynamak, sıcak havalarda serinlemek ve “kıt günler için” bir şeyler saklamak amacıyla bahçeyi eşelerler. Biz insanların, dünya üzerinde kocaman çukurlar açtığımızı düşünürsek köpeklerin bu duygularının da ne kadar masum olduğunu anlayabiliriz sanırım. Ancak bütün bir bahçeyi mahvetmeleri bizi mutsuz kılar. Oysaki bu yavru insanları mutlu etmek için geldi. O halde sahipleri bahçenin bir kenarında köpeğin eşeleyebileceği, içgüdülerine göre davranabileceği bir kum havuzu yaparak orta bir yol bulabilirler. Köpek yavruları; eve ilk geldiklerinde havlarlar, ağlarlar. Onların bulundukları ortama alışmaları ve yalnız kalabilmeyi öğrenmeleri için ses çıkardıkları zaman yanlarına gitmemek gerekir. Eğer havlayan bir köpeğin yanına gidilirse; insanlara ulaşmak veya isteklerini yaptırmak için havlamak gerekiyor gibi son derece sakıncalı bir davranışı öğretmiş olunur. Bu nedenle onunla ilişki kurmak için havlamadığı bir anı seçilmeli. Kapı çaldığında onun sahibinden önce kapıya koşmasına izin verilmemeli, kapı ziline havlama veya oralardan geçen birine havlama davranışının oluşumuna engel olmuş olunur. Özetle, yavrularda istemediğimiz davranışları kontrol etmek için; onlarla ilişki kurarken sakin anlarını beklenmeli ve bu dönemleri ödüllendirilmeli. İstenmeyen davranışı düzeltme olanağı varsa (3 saniye içerisinde) düzeltilmeli. Benim fikrim; istenmeyen durumları görmezden gelin, iyi davranışları hep ödüllendirin ve geliştirin. İyi davranışlar arttıkça kötü davranışlar zaten olmayacak; ilgilenilmeyen, ödüllendirilmeyen yani pekiştirilmeyen davranışlar geriler, söner. Çoğunlukla bizim yaşamımızın kuralları bir köpeğin iç güdüsü ile örtüşmez. KÖPEKLERİN YAVRUYKEN ŞİRİN GÖZÜKEN AMA ZAMAN İLERLEDİKÇE İNSANLAR TARAFINDAN TAHAMÜL EDİLMEYEN DAVRANIŞLARI NE YAZIK Kİ ÇOĞUNLUKLA SAHİPLERİ TARAFINDAN TEŞVİK EDİLİR. Veteriner Hekim Dr. Gürbüz Ertürk 1988’den bu yana pet sağlığı, köpek eğitimi ve davranışları ile ilgilenen Veteriner Hekim Dr. Gürbüz Ertürk köpek eğitimi ve rehabilitasyonu konusunda Macaristan İş Köpeği Spor Kulübü, T.C. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı gibi kurumlardan aldığı diplomaları ile profesyonel olarak köpek eğitmekte ve kurslar düzenlemektedir. Çeşitli meslek Gürbüz Ertürk, örgütlerinde yöneticilik de yapan Dr. Ertürk, FCI üyesi Romanya Köpek Türk Köpek Eğitim Eğitim Kulübü’nün kurucu onursal üyesidir. Köpek Sağlığı ve Eğitimi Derneği kurucusu üzerine bir kitabı bulunmaktadır. ve başkanıdır. PETİNFO 2015/08 68
Benzer belgeler
aralik-2015 - Petinfo Dergi
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Banu Dokuzeylül
VET. HEKİM RAHŞAN EROL
CavalIer KIng Charles spanIel
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Banu Dokuzeylül
VET. HEKİM RAHŞAN EROL
Temmuz-2014 - Petinfo Dergi
PROF. DR. AHMET ERGÜN
PROF. DR. NİLÜFER AYTUĞ
PROF. DR. TAMER DODURKA
Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin
Dr. Banu Dokuzeylül
VET. HEKİM RAHŞAN EROL
mayis-2016 - Petinfo Dergi
Prof. Dr. Nilüfer Aytuğ, Prof. Dr. Tamer Dodurka, Yrd. Doç. Dr. Özlem Şengöz Şirin, Dr. Banu Dokuzeylül BASKI Gezegen Basım San. Ve Tic. Ltd. Şti. 100 Yıl Mahallesi Massit Matbaacılar
Sitesi 2. Cad...