Kömür madeninde geçmişe yolculuk
Transkript
İçindekiler 8 12 22 32 36 40 42 44 50 54 56 66 Dünyadan Haberler Türkiye’nin İlk Madencilik Dergisi INERMA Zirvesi Temmuz, Ağustos, Eylül 2015 Sayı 56 Yayın Türü: Yaygın Süreli YÖNETİM İmtiyaz Sahibi: YMGV adına Prof. Dr. Güven ÖNAL Türk madenciler Güney Afrika’da YMGV Yönetim Kurulu Prof. Dr. Güven Önal (Başkan), Prof. Dr. Işık Özpeker (Bşk. Yrd.), Murat Turan (Genel Sekreter), Alp Gürkan (Muhasip Üye), Dr. Nijat Gürsoy (Üye), Cevdet Özçevik (Üye), Prof. Dr. Erdoğan Yüzer (Üye), İsmet Sivrioğlu (Üye) Kömür memleket meselesi Denetim Kurulu Dr. Dündar Renda, Günaydin Yirmibeşoğlu, Özer Altay Teknolojinin Nimetleri YMGV Mütevelli Heyeti Tüzel Kişiler Altın Madencileri Derneği, MTA, Eti Bakır A.Ş., TKİ, Eti Maden, TTK, İTÜ Maden Fakültesi, Tümmer, MİGEM, Türkiye Maden İşçileri Sendikası, Maden Müh. Odası, Türkiye Madenciler Derneği Krom neye yarar? YMGV Mütevelli Heyeti Gerçek Kişiler Endüstriyel Mineral Haberleri Abdullah Mısırlıoğlu Ali Erguvanlı Ali Türkoğlu Alp Gürkan Antony Caouki Atılgan Sökmen Behçet Süleymanoğlu Caner Zanbak Cemil Ökten Dündar Ergunalp Dündar Renda Ekrem Yüce Enver Erdoğan Erdoğan Yüzer Gülhan Özbayoğlu Günaydın Yirmibeşoğlu Güngör Tuncer Güven Önal Halil Köse Halim Demirel Röportaj: Çayeli Bakır İşletmeleri Türkiye’den Haberler Kömür madeninde geçmişe yolculuk Metal Borsası ANAGOLD MADENCİLİK YAYIN YÖNETİM ÖN KAPAK İÇİ ANT GROUP A.Ş. 35 ARKA KAPAK İÇİ AYDIN LİNYİT LTD.ŞTİ. 39 ARKA KAPAK PULLUKÇU KÖMÜR 41 49 ETİ BAKIR A.Ş. Ömer Yenel Özer Altay Rıfat Kont Sabri Karahan Sadrettin Alpan Selahaddin Anaç Selçuk Buyurgan Selim Çiçek Senai Saltoğlu Suat Sarısoy Şeyda Çağlayan Taşkın Akdeniz Tolga Yalçın Tuğrul Erkin Ümit Akdur Yener Cander Yüceer Göver Zeki Doğan Zeki Yavuztürk Yönetim Yeri Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Cumhuriyet Cad.No.179/5, Daire:10 Harbiye –İSTANBUL Tel.: 0212.246 20 81 Fax: 0212.247 51 11 e-posta: [email protected] web: www.ymgv.org.tr Röportaj: Granitaş SANDVIK Hayrettin Elmas Işık Özpeker Halil İbrahim Kırşan İlgin Kurşun İlhami Tezcan İsmail Hakkı Arslan İsmet Kasapoğlu İsmet Sivrioğlu Lütfi Çallı Mahir Vardar Melih Turhan Metin Balıbey Mevlüt Kemal Murat Dedeman Murat Turan Mustafa Sönmez Necati Kurmel Nijat Gürsoy Nizamettin Çoban Oktar Kızılsencer HES SU YAP. DENETİM HİZ. LTD. ŞTI. 1 REMAS MAKİNA A.Ş. DAMA MÜHENDİSLİK 3 TÜFEKÇİOĞLU KAUÇUK MAK. MAD. 59 ÇAYELİ BAKIR İŞLETMELERİ A.Ş 4 TÜPRAG A.Ş. 61 ECS KİMYA LTD. ŞTİ 6 ÜNAL MÜHENDİSLİK 65 POLİMETAL MADENCİLİK 7 MADEN TÜRKİYE FUARI 2016 69 KUMYOL 21 KİREMİTÇİLER MADENCİLİK 71 CİNER GROUP 31 AKSA MAGNET A.Ş. 72 Yazı İşleri Müdürü: Prof.Dr. Işık Özpeker Yayın Koordinatörü: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp Yayın Kurulu: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp, Mad. Yük. Müh. Murat Turan Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - [email protected] Grafik Tasarım: Özge Öztürkoğlu - [email protected] BASKI-CİLT Karakter Color Matbaası A.Ş. 100. Yıl Mah. Massit 3. Cadde No: 200 Bağcılar / İstanbul Tel: 0 212 432 30 01 Faks: 0 212 628 95 65 Sertifika No: 12799 SEKTÖRMADEN DERGİSİ YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI TARAFINDAN 5680 SAYILI BASIN KANUNUN 9/2 MADDESİ GEREĞİNCE İSTANBUL VALİLİĞİNE BEYANNAME VERİLEREK AYNI KANUNUN 9.MADDESİNE GÖRE TANZİM EDİLEN 04.04.2003 TARİHLİ İZİNLE ULUSAL GAYRİ SİYASİ VE YAYGIN SÜRELİ TÜRÜNDE 3 AYDA BİR YAYINLANMAKTADIR. SEKTÖRMADEN DERGİSİ ABONELERİNE DAĞITILMAKTADIR. DERGİYE GÖNDERİLEN YAZILAR VE FOTOĞRAFLAR GERİ İADE EDİLMEZ. YAYINLANMASI İSE YAYIMCININ KARARINA BAĞLIDIR. YAYINLANAN YAZI VE FOTOĞRAFLARIN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR. KAYNAK GÖSTERİLEREK ALINTI YAPILABİLİR. www.sektormadendergisi.com 4 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Başkandan Değerli Okuyucular, Ülkemizin içine düştüğü durum, Ankara’daki insanlık dışı bombalama ve tırmanan terör olayları, yitirilen canlar gözümün önünde uçuşurken, madencilikle ilgili yazı yazmanın ne kadar zor olduğunu takdir edersiniz. Her şeye rağmen karamsar olmamak ve ülkemizin birlik, beraberlik içinde geleceği için proje üretmek ve çok çalışmak zorundayız. Bu bağlamda, kalkınmanın lokomotifi olan maden üretiminin arttırılması için devlete ve madencilere büyük görev düşmektedir. Bütün olumsuz gelişmelere, maden üretim ve ihracatının gerilemesine, yatırımların, neredeyse durma noktasına gelmesine neden olan, maden ruhsatları, ruhsat devirleri ve orman izinlerini, Başbakanlık iznine bağlayan 2012 Haziran tarihli genelgenin, halen yürürlükte kalmasını anlamakta zorlanıyor ve bunu madencinin prangaya vurulması olarak değerlendiriyoruz. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, amaçları doğrultusundaki faaliyetlerine devam ederek, 4 – 14 Eylül 2015 tarihleri arasında Güney Afrika Cumhuriyeti’ne teknik inceleme gezisi düzenledi. Gezide, altın, nikel-bakır, elmas, platin-krom ve kömür madenleri ile Multotec maden makinaları üretim tesisi ziyaret edilerek, geziye katılan 25 madencinin, bilgilerine katkı sağlandı. Ayrıca, 1 – 3 Ekim 2015 tarihleri arasında, İstanbul Hilton Kongre merkezinde, dünyada ilk kez “I. Uluslararası Enerji Hammaddeleri ve Enerji” (INERMA) Zirvesi düzenlendi. Yerli ve yabancı 200’ün üzerinde delegenin katıldığı Zirvede, kamu, özel sektör ve bilim adamı üçlüsünün temsilcileri konuşmacı olarak yer aldılar. Zirvenin, gerçekleşmesine olan destek ve katkıları nedeni ile, başta, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğü ve Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü olmak üzere, tüm destekçi ve sponsorlara içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ülkemize aydınlık yarınlar diliyorum. Sağlıcakla kalınız Prof. Dr. Güven Önal Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı EKİM 2015 Dünyadan Haberler Eldorado Yunanistan ve Romanya projelerinde ilerliyor Olympias projesinin üçüncü aşaması için planlamalar şimdiden yapılmaya başlanmış. Buna göre, yeni bir konsantratör kurulacak ve Olympias cevner yatağının dibine inilecek. Bu aşamada tesisin cevher işleme hacminin 800.000 ton/yıl olması öngörülüyor. Yakınlarda tamamlanan fizibilite çalışmasına göre, Certej projesinde açık ocak ve yüksek basınçlı oksidasyon tesisi ile, dore metal olarak ortalama 140,000 oz/yıl altın ve 830,000 oz/yıl gümüş üretimi öngörülüyor. Günlük ortalama 8.000 ton cevher işlemesi planlanan tesisin ömrünün ise 15 yıl olacağı tahmin ediliyor. Certej sahasında, 1.69 g/t altın ve 10.9 g/ton gümüş içerikli cevher halinde kanıtlanmış ve muhtemel 2.4 million oz altın ve 7 million oz gümüş rezervi bulunuyor. Projenin toplam ilk yatırım maliyeti de 449 milyon dolar olarak hesaplanıyor. Certej cevherinin refrakter özelliğinin üstesinden gelmek için çeşitli yöntemleri değerlendiren Eldorado sonuçta yüksek basınçlı oksidasyon prosesinin en uygun ve verimli yöntem olduğunda karar kılmış. Şirket, fizibilite çalışmaları kapsamında yatırım maliyetini minimize etmek için prosese ilişkin çeşitli optimizasyon ve basitleştirme yollarını da test etmiş. Certej cevheri kırıcılarda ufalandıktan sonra SAG ve bilyalı değirmenlerde öğütülecek. Daha sonra altın içerikli sülfid kısmının ana kayaç olan andezitten ayrılması için basit flotasyona tabi tutulacak. Flotasyon konsantresi daha sonra yüksek basınçlı oksidasyon prosesine alınacak ve okside olan katı madde, gümüş kazanımını kolaylaştırmak üzere, yüksek sıcaklıkta kireç ve kireçtaşı ile işlenecek. Son olarak da geleneksel bir değerli metal kazanım yöntemi olarak siyanür liçi, karbon sıyırma ve elektrolitik çıkarma prosesi ile altın ve gümüş kazanılacak. Wolf Minerals tungsten-kalay tesisinde üretime başlıyor Eldorado Gold yüzde 95’ine sahip olduğu Yunanistan’daki Olympian ve yüzde 80.5’ine sahip olduğu Batı Romanya’daki Certej projelerinin yeniden geliştirilmesinde ilerleme kaydediyor. Daha önce Goldfields’ın sahip olduğu ve madencilik faaliyetlerine başlanmış bulunan projeler bu şirketi satın almasının ardından Eldorado’ya geçmişti. Eldorado Olympias’ın yeniden geliştirilmesi projesini üç aşamalı olarak yürütüyor. Halihazırda devrede olan birinci aşama daha önce depolanmış atıkların mevcut bir konsantratörde yeniden prosese alınarak altın konsantresi kazanımını içeriyor. Şirket bu aşamanın 2015 yılı sonunda tamamlanmasını öngörüyor. İkinci aşamada daha önce kazılan yeraltı operasyonlarının rehabilitasyonu ile birlikte konsantratörün diferansiyel flotasyona dönüştürülerek ayrı ayrı kurşun, çinko ve altın konsantresi üretilmesi planlanıyor. Tesiste yılda 385.000 ton cevher işlenmesi öngörülüyor. İlk dört yılda tesiste üretilecek metal konsantreleri ortalama 60,725 oz/yıl altın, 1.1 milyon oz/yıl gümüş, 12,200 ton/yıl kurşun ve 12,900 ton/yıl çinko olacak. 10 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Tesisin tam kapasiteyle çalışmaya başlamasının ardından ilk dört yılda da 60,725 oz/yıl altın, 1.1 million oz/yıl gümüş, 12,200 ton/yıl kurşun ve 12,900 ton/yıl çinko konsantresi üretimi öngörülüyor. İkinci aşamaya hazırlık çalışmaları kapsamında konsantratör devre dışı bırakılacak ve üç adet flotasyon devresi kurulacak. Konsantratörün devre dışı bırakılmasından önce, kırma tesislerinin yenilenmesi, thickener ve filtrasyon devrelerinin modifiye edilmesi ve yeni bir bilyalı değirmenin kurulması da dahil bir dizi alanda rehabilitasyon çalışmaları yürütülecek. İkinci aşamanın tamamlanması için 45.6 milyon dolar yatırım yapılması öngörülüyor. Yeraltı ocağında uygulanacak en verimli yöntem olarak pasta dolgulu kazı yöntemi belirlenmiş. Rehabilitasyon ve geliştirme çalışmaları planlandığı şekilde giderse yeraltı üretimine 2016 yılının ikinci çeyreginde başlanması ve giderek hacmin arttırılması planlanıyor. İkinci aşamanın altı ila sekiz yıl süreceği öngörülüyor. Wolf Minerals Ltd. İngiltere’nin güneybatısındaki Hemerdon tungsten-kalay projesinde geçtiğimiz Haziran ayında devreye aldığı cevher işleme tesisinden ilk konsantresini Eylül sonunda almayı bekliyor. Projeye göre 3 milyon ton/yıl cevher işleme kapasitesine sahip tesiste ayrı konsatreler halinde 3,450 ton/ yıl WO3 ve 460 ton/yıl kalay üretimi hedefleniyor. Güneybatı İngiltere’de, Plymouth şehrinin 10 km Kuzeydoğusunda yer alan Hemerdon madeni Britanya’da 45 yıldan bu yana açılan ilk metal madeni. Açık ocak yöntemiyle çıkarılan cevher kırma, eleme, ovalama, ağır ortam seperasyon prosesi, yıkama ve ağırlık seperasyonu prosesleriyle zenginleştiriliyor. Projenin kanıtlanmış ve muhtemel rezervi %0.18% WO3 ve %0.03 kalay içerikli 35.7 million ton. Bileşik ölçülmüş, muhtemel, mümkün ve anlaşılmış mineral kaynakları ise %0.15 WO3 ve %0.02 kalay içerikli 145.2 milyon ton.Wolf, üreteceği tungstan konsantresinin yüzde 80’ini GTP Global Tungsten and Powders Corp. ve Wolfram Bergbau ve Hütten AG’ye satmak üzere anlaşmalarını yapmış. Kalay konsantresini de global metal ve mineral pazarlama şirketi Traxys’e satacak. Global WO3 talebi şu anda yaklaşık 90,000 mt/y seviyesinde ve giderek yükseliyor. Hemerdon 2016 yılı için tahmin edilen ünya talebinin yüzde 3.5’ini karşılayacak. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 11 uranyuma ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor. 2014 yılı uranyum talebinin 56.250 ton olduğu düşünülürse bu artışın büyüklüğü daha iyi görülüyor. Raporda, dünya piyasasında ikincil uranyum kaynaklarının rolünün giderek azalmakta olduğu fakat yine de 2025 yılına kadar önemini tamamen kaybetmeyeceği belirtiliyor. Dünyanın bilinen uranyum kaynakları 2035 ve sonrasına ilişkin öngörülen enerji üretimini karşılamaya yetiyor da artıyor bile, fakat uranyum fiyatlarının üzerindeki baskı arama çalışmalarını ve yeni madenlerin açılmasını sekteye uğratmış ve kimi aktif madenlerde faaliyeti durdurmuş halde. Nükleer enerji tekrar yükselişte Dünya Nükleer Enerji Birliği’nin yayınladığı yeni rapora göre nükleer enerji üretimi önümüzdeki 20 yıl içinde yüzde 45 artacak ve 2025’ten sonra yeni uranyum kaynaklarının bulunması gerekecek. Birliğin iki yılda bir yayınladığı Nükleer Yakıt Raporu 2015’e göre, global nükleer kapasite, bugünkü dünya elektrik üretiminin yüzde 11’ine denk gelen 379 gigawat seviyesinden 2035 yılında 552 gigawat seviyesine çıkacak. Raporda, dünyada nükleer enerjiye bakışın Japonyadaki Fukuşima nükleer faciasına kadar yükselişte olduğu vurgulanırken, bu facianın yarattığı olumsuzluğa rağmen bugün pek çok ülkenin enerji tedarik stratejilerinde çevre ve güvenliğe özel bir vurgu yaptıklarını bunun da tabii ki nükleer enerjiyi doğru alternatif olarak öne çıkardığı belirtiliyor. Çin, Hindistan ve Kore’nin yanı sıra bir dizi AB ve Ortadoğu ülkesinde yapılması planlanan nükleer reaktörler nükleer enerjinin geleceği açısından iyiye işaret ancak hali hazırda 12 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} nükleer enerji santrallerinin yerleşik olduğu ülkelerde elektrik talebindeki artış yavaş ilerliyor. 1975’te Uranyum Enstitüsü olarak kurulan Birliğin yöneticisi Agneta Rising “Nükleer enerji üretimi önümüzdeki beş yılda, ardımızda bıraktığımız 20 yıla kıyasla daha hızlı artacak,” şeklinde konuşuyor. Rapora göre, küresel kapasitedeki bu artışı besleyebilmek için 2035 yılında 103.000 ton elemental Raporun sonuç bölümünde, başta Çin olmak üzere bir dizi ülkede hızla artan uranyum talebine ikincil kaynakların kısıtlılığı da eklenince ilave uranyum üretiminin gerekliliği ortaya çıkıyor. Yine de, mevcut durumda,2025 yılına kadar talep yeterli seviyede karşılanabilir durumda, tabii planlanan ve geliştirme aşamasında olan madenler öngörüldükleri zamanda açılırlarsa. Bununla birlikte, 2025 sonrası için yeni uranyum kaynaklarının devreye girmesi zorunlu görünüyor. BHP’nin karı düşüyor BHP Biliton 2015 yılı raporunda, devam eden operasyanlarının net karının 2015 mali yılında yüzde 86.2 azalarak 4.1 milyar dolara düştüğünü açıkladı. Şirket bu dönemde yatırım ve arama harcamalarını yüzde 24 azaltarak 11 milyar dolara indirdi. Bu rakamın 2016 yılında 8.5 milyon dolara kadar gerilemesi bekleniyor. nin artacağına olan umutlarını koruduklarını belirtiyor. Mackenzie, Çin’in 2020’lerin ortalarındaki çelik talebine ilişkin yaptıkları 985 milyon ton/yıl tahminini 935 milyon olarak revize ettiklerini ve bu düşüşün büyük ölçekli ve dolayısıyla düşük maliyetli üreticilerin işine yarayacağını söylüyor. BHP Biliton’un CEO’su Andrew Mackenzie kısa vadede Çin’deki ekonomik reformların pazardaki dalgalanmayı arttırmasını beklediklerini ifade ederek uzun vadede gelişmekte olan ülkelerdeki kentleşme ve sanayileşme eğilimine paralel olarak emtia talebi- Mackenzie, “İşin önemli tarafı, kendimizi büyütmek için geçmişteki kadar yatırım yapmamız gerekmiyor. Verimlilikteki artış sayesinde, üretim hacmimizi arttırıp maliyetlerimizi düşürmemiz mümkün,” şeklinde konuşuyor. Kömürün kritik önemi kabul edilmeli Dünya Kömür Birliği (World Coal Association - WCA) Dünya Bankası’na kömürün gelişmekte olan ülkelerdeki insanlara elektrik sağlamada oynadığı hayati rolü tanıma çağrısında bulundu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (International Energy Agency - IEA) tahminlerine göre kömürden enerji üretimi 2040 yılına kadar yüzde 33 artacak. Sadece Güneydoğu Asya’da kömüre olan talebin 2035 yılına kadar her yıl yüzde 4.8 artacağı öngörülüyor. WCA’nın baş yöneticisi Benjamin Sporton kömürün öneminin artmasının sebebinin karşılanması gereken büyük enerji ihtiyacı olduğunu belirterek şunları ifade ediyor: “Dünya üzerinde 1.3 milyar insan enerji fakiri. 2.7 milyar insan yemek pişirkem için hala tezek ve odun kullanıyor. Kömür az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki, özellikle Asya’daki yüz milyonlarca insana ucuz erişilebilir ve güvenilir enerji sağlamada kritik bir öneme sahip. Dünya Bankası, fosil yakıtlara cephe almayı bırakıp 21. Yüzyıl kömür teknolojilerinin yani, kömürden yüksek verimli, düşük emisyonlu, enerji üretimi ve karbon tutulumu, kullanımı ve depolanması teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve için çalışmalı.” YMGV’den Haberler İstanbul’da Uluslararası Enerji Hammaddeleri ve Enerji Zirvesi E nerji Hammaddeleri ve Enerji konusunda, dünyada ilk defa düzenlenen INERMA Uluslararası Enerji Hammaddeleri ve Enerji Zirvesi, enerji sektöründe dünyanın önde gelen isimleriyle, akademi ve iş dünyasını İstanbul’da buluşturdu. Enerji hammaddeleri ve enerji konusunda, dünyada ilk defa düzenlenen Uluslararası Enerji Hammaddeleri ve Enerji Zirvesi, 1-3 Ekim 2015 tarihleri arasında, İstanbul Hilton Bosphorus Convention Center’da gerçekleştirildi. Enerji sektöründe dünyanın önde gelen isimleriyle, akademi ve iş dünyasını bir araya getirerek ulusal ve uluslarara- sı ölçekte enerji ve enerji hammaddeleri konularının tüm yönleriyle ele alındığı INERMA Zirvesi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın himayesinde, İstanbul Teknik Üniversitesi, İTÜ Maden Fakültesi, İTÜ Enerji Enstitüsü, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ve Clarion Events Türkiye işbirliği ile gerçekleştirildi. Açılışta önemli mesajlar INERMA Zirvesinin açılışı 1 Ekim günü, Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığından Müsteşar Yardımcısı Dr. Nevzat 14 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Kavaklı’nın yanı sıra kamu, özel sektör ve akademisyen temsilciler ile uluslararası konukların da katılımıyla yapıldı. INERMA iki yılda bir tekrarlanacak YMGV Başkanı Prof. Dr. Güven Önal Zirvenin açılış konuşmasına, sponsorlara ve destek olan İTÜ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve diğer kuruluşlara teşekkür ederek başladı. Zirvenin değerli destekçileri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcıları Dr. Nevzat Kavaklı ve Zafer Benli ile TKİ Genel Müdürü Mustafa Aktaş’a özel teşekkürlerini sunan Önal, kongrenin mutfağında yer alan İTÜ Maden Fakültesi ve Enerji Enstitüsün’nün ve Bilim Kurulunda yer alan bilim insanlarının katkılarının önemini de vurguladı. Prof. Önal, ilki yapılan INERMA Zirvesinin iki yılda bir tekrarlanmasının planlandığını da sözlerine ekledi. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 15 200’ü aşkın katılımcı, 60 bildiri Enerji İthalatımız 55 milyar dolar INERMA Zirvesi’nin açılışında Enerji ve Tabii Kaynakları Bakanlığı’nı temsilen kürsüye gelen Dr. Nevzat Kavaklı ise konuşmasında Enerjinin jeopolitik yanına dikkat çekerek, uluslararası siyasetin en önemli belirleyenlerinden biri olduğunu ve bu anlamda, bölgemizde yaşanan sıkıntıların da en önemli sebebi olduğunu belirtti. Türkiye’nin 14 milyar tonluk linyit, 1.3 milyar tonluk taşkömürü ve 1000 megavatlık jeotermal kaynaklarıyla önemli bir enerji potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Kavaklı, ne yazık ki bu kaynaklarımızı yeterince değerlendiremediğimizi belirtti. Dr. Kavaklı Türkiye’de yerli kömürün enerji üretiminde payının giderek azaldığına dikkat çekerek doğalgazla üretilen elektriğin dışa bağımlılık konusunda ciddi bir etkiye sahip olduğunu vurguladı. Kavaklı sözlerini söyle sürdürdü: “Türkiye olarak enerji ithalatına 55 milyar dolar ödüyoruz. Yerli kaynaklarımızı, özellikle yerli kömürü devreye sokabilirsek bu rakamı çok aşağılara çekmemiz mümkün. Bakanlığımızın enerji arzı planlamalarında 2023’e kadar ülkemizin linyit, taş kömürü, petrol ve doğalgaz potansiyelinin tamamının ortaya çıkarılması he- defleniyor. Elektrik üretiminde yerli kaynakların kullanımı temel önceliğimiz. Bunun için kömür üretimini ve kömüre dayalı santral inşaatlarını teşvik ediyoruz. Bu zirvede oluşacak ortak akıl umuyorum ve inanıyorum ki kamuoyunda kömüre karşı oluşan olumsuz algının kırılmasında ve olumluya doğru bir dönüşüm gerçekleştirmede büyük katkısı olacaktır. 3 gün süren Enerji zirvesinde, Dünyada ve Türkiye’de Enerji ve Enerji Stratejileri, Enerji Hammaddeleri, Kömür ve Enerji, Petrol ve Enerji, Doğalgaz ve Enerji, Kaya Gazı ve Enerji, Hidroelektrik Enerji, Nükleer Hammadde ve Enerji, Jeotermal Enerji, Biyoyakıt Teknolojileri, Güneş ve Rüzgâr Enerjisi gibi pek çok konu uzmanlarca ele alındı. Ayrıca, bakanlık uzmanları ile yerli otoritelerin katıldığı “Dünya’da ve Türkiye’de Enerji Projeksiyonu” konulu açık oturumda da, fosil yakıtlar, yenilenebilir, nükleer enerji ve biyokütle/ biyoyakıt konuları etraflıca ele alındı. Enerji verimliliği ve sürdürülebilirliği gibi ekonomik kalkınmayı yakından ilgilendiren konuların enine boyuna tartışıldığı Enerji zirvesinde ülkemizin gerek birincil enerji ihtiyacının gerekse elektrik üretiminin çok büyük oranda dışa bağımlılığı en fazla dillendirilen konu oldu. Bu sorunun çözümü ile ilgili olarak da kömür ve temiz kömür teknolojilerine olan ihtiyacımız kadar, yenilenebilir enerji, biyokütle ve nükleer enerjinin önemi öne çıktı. Ayrıca, ülkemiz denizlerinde petrol ve doğalgaz aramaları ile kömürden akaryakıt üretimi konusundaki çalışmalar da zirvede özellikle üzerinde durulan diğer konulardı. INERMA Zirvesi, ilk defa düzenleniyor olmasına rağmen önemli bir katılıma sahne oldu. Zirve’ye 10 ülkeden 200’ü aşkın delege katıldı. Ayrıca 22’si çağrılı bildiri olmak üzere 10 farklı ülkeden toplam 60 bildiri sunuldu. 10’a yakın poster sergilendi. Sunulan bildirilerin yarıya yakınının özel sektörden, diğer yarısının da üniversitelerden olması Zirve’yi başarılı kılan bir diğer faktördü. Gerek Yurt Madenciliğini Geliştirme Vak- Enerji sorunu bilimle çözülecek Açık Oturum ve çağrılı bildiriler İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, İTÜ’nün bu organizasyonda aldığı rol sebebiyle gurur duyduğunu ifade etti. Enerji sorununun 300 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu bugün de hem ülkemizin hem de dünyanın en önemli sorunu olduğunu söyleyen Karaca, İTÜ’nün gerek 60 yıllık bir geçmişe sahip Maden Fakültesi, gerekse de Enerji Enstitüsü ile Türkiye’nin yaşadığı enerji probleminin çözümüne yönelik çalışmalardaki önemini vurguladı. Karaca, INERMA gibi toplantıların da enerji sorunlarının çözümündeki önemine dikkat çekerek düzenleyicilere teşekkür etti. INERMA Uluslararası Enerji Hammaddeleri ve Enerji Zirvesinin en fazla ilgiyle izlenen bölümleri gerçekleştirilen açık oturum ve çağrılı sunumlar oldu. Oturum başkanlığını Enerjide sorunlar uluslararası işbirliğiyle çözülür Zirvenin yabancı katılımcıları adına kürsüye gelen Avustralyalı akademisyen Prof. Dr. Robin J. Batterham ise konuşmasında enerji sektörünün uluslararası alanda yaşadığı ortak sıkıntılara dikkat çekerek uluslararası işbirliğinin geliştirilmesi açısından bu tür toplantıların önemini vurguladı. Batterham sektörde yenilik arayışlarının risk almaya dayalı olduğunu belirterek, Zirvenin amaçlarından birinin bu gelişimde öncü olmak isteyenlerin bir araya getirilmesi, fikir alışverişinde bulunulması ve işbirliğinin geliştirilmesi olduğunu söyledi. Prof. Dr. Hasancan Okutan’ın yaptığı “Dünyada ve Türkiye’de Enerji Projeksiyonu” konulu açık oturumda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan Zafer Demircan, TKİ Genel fı’nın bugüne kadar gerçekleştirdiği etkinlikler, gerekse İstanbul Teknik Üniversitesi’nin dünyada ve Türkiye’deki önemli bilimsel çalışmaları, dünyada ilk defa yapılan, bu etkinliğin başarısını sağlayan etkenlerdi. Enerji Hammaddeleri ve Enerji Zirvesi, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İTÜ Maden Fakültesi ve İTÜ Enerji Enstitüsü tarafından desteklenirken TKİ, TP, EÜAŞ, EPDK, BOREN, MTA, TTK ve ETİMADEN İşletmeleri Genel Müdürlüğü de zirveye katılan kamu kurumlarıydı. TKİ Genel Müdürlüğü, Ciner Grup, Eti Bakır A.Ş., Ercan Şirketler Topluluğu, İmbat Madencilik, Hidro-Gen A.Ş. ve Akköy Enerji A.Ş.’nin ana sponsor olarak desteklediği Inerma Zirvesi’nin diğer sporsorları arasında Çelikler Holding A.Ş., Adularya Enerji A.Ş. ve İpek Enerji A.Ş. bunuluyordu. Müdürü Mustafa Aktaş, İstanbul bilgi Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden Ali Nezihi Bilge ve DB Agroenergy şirketinden Selçuk Borovalı panelist olarak yer aldılar. Inerma’da yapılan çağrılı sunumlar Türkiye’de Kömürün Önemi ve TKİ’nin Rolü Mustafa AKTAŞ, Daire Başkanı, EPDK Elektrik Piyasası Daire Başkanlığı Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürü • 40 yıl önce nihai enerji tüketimimizin % 45’ini petrol, % 22’sini kömür oluştururken, bugün petrolün payı % 34’e gerilemiş, kömür yerini koruyarak yaklaşık % 19 olmuş, 1987 yılından itibaren kitlesel olarak kullanılmaya başlanan doğal gaz ile hidro elektrik %20’şerlik paylara ulaşmıştır. • Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre dünya kömür rezervi; 1,05 trilyon ton olup, bunun 769 milyon tonu taş kömürüdür. • MTA’nın son bulduğu rezervlerle birlikte 15,4 milyar tona ulaşan kömür rezervimizin 14,1 milyar tonu linyit kömürü olup, kalan 1,3 milyar tonu ise taş kömürü niteliğindedir. • 1970’li yıllarda 2.234 MW olan Türkiye Elektrik Üretimi Kurulu gücü, son 43 yılda tam 32 kat artarak Ağustos 2015 itibariyle 71.908 MW’a ulaşmıştır. • Ülkemizde 2014 yılında yaklaşık 56,4 milyon ton olarak üretilen kömürlerin, %85’i termik santrallerde, % 7,4’ü sanayide ve % 7,6’sı da konutlarda kullanılmıştır. • TKİ 1957 yılında 6974 sayılı Kanun ile kurulmuştur. 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerine göre de faaliyet gösteren bir Kamu İktisadi Teşebbüsüdür. • Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşudur. • Kurumun sermayesi 1 Milyar TL olup, 800 Milyon TL’si ödenmiştir. • TKİ, 14,1 milyar tonluk linyit rezervinin 3,7 milyar tonuna sahiptir. • Türkiye Kömür İşletmelerinin 2 Müessese Müdürlüğü ve bunlara bağlı 2 adet de İşletme Müdürlüğü vardır. Ayrıca Genel Müdürlüğe bağlı 5 adet Kontrol Müdürlüğü ile faaliyetlerini sürdürmektedir. TKİ, yaklaşık 5 bin 500 kişilik doğrudan personeliyle birlikte, özel sektörden hizmet alım modeliyle de 11 bin kişi olmak üzere toplamda 16 bin 500 kişiye istihdam sağlamaktadır. • TKİ 2013 yılı rakamlarıyla 2,5 milyar TL ciro ve 178 milyon TL kar gerçekleştirmiştir. Faaliyetlerinin %75’ini özel sektörden hizmet alarak yerine getirmektedir. TKİ, İSO 500 sanayi kuruluşu arasında karlılıkta Kamuda 4’üncü, istihdamda 5’inci, ciroda ise 5’inci sırada yer almaktadır. • Ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için, 2009 yılında Yüksek Planlama Kurulu Kararı ile uygulamaya konulan “Elektrik Enerjisi Piyasası Arz Güvenliği Strateji Belgesi” ile 2023 yılına kadar, tüm yerli kömür potansiyelimizin ekonomimize kazandırılması kararlaştırılmış ve bu kapsamda elektrik enerjisi üretim kapasi18 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Türkiye Enerji Piyasası Serbestleştirme ve Gelişmeler Ertuğrul Yıldız, temizin 100.000 MW’a, yerli kömürden elektrik üretimi kapasitesinin de 30.000 MW’a çıkarılması hedeflenmiştir. • Sanayi tesislerimiz ise, 3 ana enerji kaynağı üzerine kurulu bulunmaktadır, kömür, elektrik ve doğal gaz. • Kömür talebimizin % 55’i ithalatla karşılanmaktadır. • Enerji politikamızın esasları şunlardır: • Bu kapsamda TKİ, elinde bulundurduğu kömür sahalarını yeni bir yaklaşımla, “kömürden üretilen birim elektrik enerjisi üretiminden pay almak (rödövans)” şeklinde özetlenebilecek bir yöntemle, termik santral kurma şartıyla özel sektör kullanımına açmıştır. • Türkiye enerji piyasası OECD ülkeleri içinde en hızlı büyüyen piyasa konumunu sürdürmektedir. • Yerli ve yenilenebilir enerji payının artırılması • Enerji verimliliğinin artırılması • Elektrik ve doğal gazdaki talep artış hızı; Asya-Pasifik bölgesi düzeyinde olup, Avrupa Birliği’nin yaklaşık iki buçuk katı hızla büyümektedir. • Nükleer enerjinin sisteme dahil edilmesi • Kaynak ve güzergâh çeşitlendirmesi • Yapılan ve yapılacak ihalelerde uygulanan ve yukarıda kısaca “Kömürden üretilen birim elektrik enerjisi üzerinden pay almak” şeklinde belirtilen bu yeni yöntemde; yatırımcının kullanımına verilen kömür sahaları için herhangi bir ücret alınmadan, yatırımcıya santral kurmak şartıyla 6 yıllık bir süre verilecek, bu sürenin sonunda işletmeye alınacak termik santralde üretilecek birim elektrik enerjisi karşılığında (kWh) pay alınacaktır. • Diğer taraftan, kişi başına enerji tüketimi hâlihazırda Avrupa Birliği ve OECD’nin çok gerisinde bulunmaktadır. • Transit ülke rolümüzün güçlendirilmesi • Avrupa’nın enerji güvenliğine katkıda bulunulması • Böylece TKİ Kurumu, mevcut durumda kömür temin etmiş olduğu EÜAŞ’a ait olan 1.719 MW kapasiteli santrallere ilave olarak, toplamda 6.200 MW kapasiteli yeni ek ünitelerle birlikte yaklaşık 7.919 MW’lık kapasiteye ulaşacak olan termik santrallere, doğrudan kömür temin etmiş olacaktır. • Yerli linyit ve asfaltit kömürüne dayalı kurulacak tüm santraller, günümüzün son teknolojisine uygun yani diğer bir ifadeyle emisyon değerleri itibariyle de çevreye duyarlı olacaktır. • Dünyada temiz kömür teknolojileri alanında ortaya çıkan olumlu gelişmeler (kömür yakma teknolojileri, kömür gazlaştırma ve kömür madenciliğindeki teknolojik gelişmeler v.b. gibi) yakından takip edilerek kömür kaynaklarımızın, fosil yakıtlar içinde; “ÖNCELİKLİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ ZORUNLU KAYNAK” olduğu gerçeği göz önünde bulundurulmalıdır. Nitekim ülkemizin zengin linyit rezervlerine sahip olması ve yapılacak aramalar ile yeni kömür yataklarının bulunup geliştirilmesi fırsatları düşünüldüğünde, gelecekte kömürden elektrik üretiminden azami bir şekilde yararlanılmasının kaçınılmaz olduğu da görülecektir. Türkiye’de Enerji ve Enerji Politikaları Necdet Pamir, TMMOB Petrol Mühendisleri Odası Enerji Politikaları Çalışma Grubu Başkanı, Bilkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi • 2014 yılı sonunda, Türkiye’nin (elektrik) toplam kurulu gücü 69.516 MW. •Kurulu gücün % 30,9’u (21.476 MW), elektrik üretiminin ise % 48,7’si doğal gazla karşılanmış. • EPDK’nın kurulduğu tarihten (19 Kasım 2001) bu yana, devreye giren özel sektör elektrik üretim santralleri içinde, 24 santral ve kurulu güçte % 44,1’lik payla doğal gaz birinci sırada yer alıyor. • Onu HES’ler ve 3. sırada da ithal kömür santralleri izliyor. • “İthal kömür santrallerinin, 2014 yılı sonunda, kurulu güçlerinin toplamı 6.027 MW’tır. • Yatırım aşamasındaki ithal kömür santrali projeleri toplamı 6.176 MW’dır. • ‘İnceleme değerlendirme’ aşamasındaki 13 adet projenin kurulu güç toplamı 9.390 MW, ‘başvuru’ aşamasındaki 13 projenin kurulu güç toplamı ise 14.332 MW’dir. • Bu denli yüksek kapasitede ithal kömür santraline ihtiyaç olup olmadığının, ek olarak da, birçok projenin aynı dar sahil şeritlerinde kurulmak istenmesinin yaratacağı sorunların düşünülmesi gerekir. • %98 dışa bağımlı olduğumuz doğal gaz ve tamamı “ithal” olan ithal kömür santrallerine, Türkiye’nin mevcut kurulu gücünün %66’sı kadar YENİ lisans vererek, enerjide dışa bağımlılık ve elektrikte ithal kaynak ağırlığı nasıl azaltılacak? {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 19 Türkiye’nin Petrol Üretimi ve Geleceği Besim ŞİŞMAN, Türkiye Petrolleri Genel Müdürü Kömür Gazlaştırma Francis Lau, Synthesis Energy Systems, ABD Türkiye İçin Yerden Isıtma Teknolojileri Prof. Dr. Altuğ Şişman, İTÜ Enerji Enstitüsü Müdürü EÜAŞ’ın Elektrik Üretimi ve Gelecek Planları Halil Alış, EÜAŞ Genel Müdürü Maden Kaynak ve Rezervlerinin Sınıflandırılmasında UNFC-2009 Sistemi Prof. Dr. Marinela Panayotova, Maden ve Jeoloji Üniversitesi, Bulgaristan Alışılmadık kaynaklardan Uranyum Bio-Ekstraksiyonu Luis Sobral, CETEM/MCT, Brezilya Türkiye’nin Enerji Hammaddeleri Potansiyeli Yusuf Ziya Coşar, MTA Yerli kömür ve yenilenebilir kaynaklar öne çıktı INERMA Zirvesinin Bilim Kurulu Başkanı Pof. Dr. Hasancan Okutan Zirve’nin amacı, sonuçları, ve Zirvede öne çıkan konularla ilgili Sektörmaden’e açıklamalarda bulundu: Kömür ve Dogalgazdan Çevreci Akaryakıt Üretimi Prof. Dr. Badie I. Morsi, Pittsburg Üniversitesi, Kimya ve Petrol Mühendisliği, ABD Türkiye’nin Enerji Güvenliğinde Güneş ve Rüzgâr Enerjilerinin Prof. Dr. Ekrem Ekinci T Dinamik Enerji yatırım Şirketi Almanya’nın Enerji Politikası ve Uygulamaları Dr. Manfred Rumberger, ER-Consult GmbH, Almanya Kanada’da Petrollü Kum Kaynaklarından Petrol Üretimi: Tehditler ve Fırsatlar Prof.Dr. Xenghe Xu, Alberta Üniversitesi Kimya ve Metalürji Fakültesi, Kanada Türkiye Elektrik Sektöründe Özelleştirme Çalışmaları İbrahim Halil Kırşan, Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkan Yardımcısı Planlar ve Kritik Metaller Prof.Dr. Vladko Panayotov, Maden ve Jeoloji Üniversitesi, Bulgaristan Türkiye’nin Enerji Görünümü: Tehditler ve Fırsatlar Düzenleyici bir Perspektif Alparslan Bayraktar, International Confederation of Energy Regulators (ICER) Jeotermal Enerjinin Geleceği Prof.Dr. Rolf Bracke, GZB – Uluslararası Jeotermal Merkezi, Almanya Nişastalı Tarım Ürünlerinden Etanol Yakıt Üretimi Prof.Dr. James L. Hendrix, Nevada Reno Üniversitesi Maden Mühendisliği Fakültesi, BD Ufalamada Yeni Aşama, Ultra Ince Kırma Prof. Dr. Robin J. Batterham, Melbourne Üniversitesi, Australia Bulgaristan Kömür Endüstrisine Bakış Prof. Dr. Ivan Nishkov, St. Ivan Rilski Maden ve Jeoloji Üniversitesi, Bulgaristan Kömür Madeninde Güvenlik ve Kömürün Kendiliğinden Yanmasını Önleme Prof.Dr. Ahmet Arısoy, İTÜ Makine Fakültesi 20 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} “INERMA Enerji Zirvesinin temel amacı, yurt içi ve yurt dışından enerji hammaddeleri ve enerji konularında kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve bilim dünyasından bürokrat, uzman ve bilim insanlarının bir araya getirilmesi ve dünyada ve Türkiye’ de enerji hammaddeleri ve enerji sektöründeki son gelişmelerin tartışılması idi.” “Zirvede Türkiye, ABD, Çin, Brezilya, Avustralya, Kanada, Fransa, Şili ve Bulgaristan olmak üzere 10 ülkeden 200 ‘ü aşkın katılımcı bir araya geldi. Konularında uzman on biri yabancı on biri de Türk olmak üzere yirmi iki çağrılı konuşmacı başta kömür, petrol, doğal gaz, elektrik üretimi, güneş, rüzgar, jeotermal ve nükleer enerji ,biyokütle ve enerji politikaları olmak üzere enerji hammaddeleri ve enerji konularında en güncel bilgileri içeren sunumlar yaptılar. Türkiye’de ilk defa düzenlenen bu uluslararası toplantıya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız en üst düzeyde destek verirken, TKİ, TPAO, EÜAŞ, MTA, EPDK, TETAŞ, Enerji İşleri Genel Müdürlüğü gibi ülkemizin enerji sektörünün kamu tarafındaki en önemli kurumlarının genel müdürleri, diğer üst düzey yönetici ve bürokratları Zirvede bizzat çağrılı sunumlar yaptılar. Zirvede 4 ayrı oturumda 28 sözlü sunum yapılırken, “Dünyada ve Türkiye’de Enerji Projeksiyonu” konulu bir de panel düzenlendi ve fosil yakıtlar, yenilenebilir, nükleer enerji ve biyokütle/biyoyakıt konuları etraflıca ele alındı. Ülkemizde yaşanan ve giderek tırmanan terör olayları nedeniyle Zirveye yurtdışından katılım beklentimizin biraz altında olsa da, Zirvede gerek enerji hammaddeleri gerekse enerji konularının tümü derinlemesine tartışıldı, yapılan çağrılı konuşmaların, sözlü ve poster sunumlarının bilimsel düzeyi ve içeriği son darace tatmin ediciydi. Bu nedenle Bilim Kurulu Başkanı olarak Zirvenin başarılı bir şekilde hedeflenen amaçlarına ulaştığını ve beklentilerimizi tam olarak karşıladığını söyleyebilirim.”“Zirvede fosil yakıtlar (kömür, petrol, doğalgaz, kaya gazı) hidro, yenilenebilir (jeotermal, güneş ,rüzgar), nükleer enerji ve biyokütle/ biyoyakıtlar olmak üzere tüm enerji türleri ve enerji kaynakları kapsamlı bir şekilde ele alındı, dünyada ve özellikle Türkiye’de arz güvenliği konusu tartışıldı. INERMA Enerji Zirvesi’nde ülkemizin gerek birincil enerji ihtiyacının gerekse elektrik üretiminin çok büyük oranda dışa bağımlılığı ve enerji ithalatının ülkemizin en büyük cari açık kalemini oluşturduğu, bu sebeple de başta elektrik üretimi olmak üzere enerji ihtiyacımızın karşılanmasında en önemli kaynağın linyit rezervlerimizin olduğu hususu önce çıkan ve çokça tartışılan konuların başında geldi. Zirvede kömürün önemi ve temiz kömür teknolojilerine olan ihtiyacımız kadar, yenilenebilir enerji, biyokütle ve nükleer enerjinin de ülkemiz açısından önemli olduğu, bunların paylarının mutlaka arttırılmasının gerektiği ve bu konularda teknolojik AR-GE çalışmaları ile beraber ticari ölçek uygulamalarının artmasının gerekliliği hususunda da genel bir kabul oluştu. Ayrıca ülkemizin sınırları içinde ve denizlerimizde petrol ve doğalgaz aramalarının önemi ile birlikte bitümlü şist rezervlerimizin sıvı yakıt üretmek üzere değerlendirilmesinin de önemli olduğu konusunda hemfikir olundu.” Zirve’den kareler INERMA Uluslararası Enerji Hamaddeleri ve Enerji Zirvesi pek çok kamu kurumu ve özel kuruluş ile akademi dünyasından isimlerin katkı ve destekleriyle gerçekleşti. Zirvenin hazırlanmasında ve başarıya ulaşmasında bu katkı ve desteklerin öneminin bilincinde olan Zirvenin düzenleyicisi Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, minnettarlığını sunduğu teşekkür plaketleriyle gösterdi. 22 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Türk madenciler Güney Afrika’da Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı tarafından 4-14 Eylül 2015 tarihlerinde Güney Afrika Cumhuriyeti’ne düzenlenen teknik inceleme gezisinde, madenciler bu ülkedeki platin, krom, altın, nikel, elmas ve kömür maden ve tesislerini ziyaret ederek incelemelerde bulundular. Hazırlayan: Maden Yük. Müh. Engin Doğan Anglo American Platinum Limited Platinyum Grubu Metaller (PGMs) ve Krom (CRP) Tesisleri Anglo American Platinum Limited, Anglo American plc Grup’un bir parçasıdır ve dünyanın en büyük platin grubu metalleri üreticisidir. Yıllık küresel üretimin yaklaşık %38’ini karşılamaktadır. Şirketin operasyonlarının çoğunluğu Johannesburg’un kuzeybatısı ve kuzeydoğusunda, özellikle krom, vanadyum, titanlı manyetit ve platin grubu metaller dahil bir dizi mineral ürün içeren Bushveld bölgesinde gerçekleşmektedir. Şirketin sahip olduğu ve işlettiği 8 adet maden sahası vardır. Bunlar Bathopele, Dishaba, Unki, Mogalakwena, Siphumelele, Thembelani, Tumela and Union mines. Ayrıca, Twickenham Platinyum madeni geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Mogalakwena’da açık işletme yöntemi, diğer madenlerde ise yeraltı üretim yöntemleri ile üretim yapılmaktadır. Kendi ocaklarından üretilen ve dışarıdan satın alınan cevherlerden toplam rafine üretim 2014 Bir madencilik devi: Güney Afrika Cumhuriyeti Afrika Kıtasının güney ucunda 1.219.000 kilometrekare yüzölçümüne ve yaklaşık 50 milyon nüfusa sahip Güney Afrika Cumhuriyeti Dünyanın gerek rezerv gerekse de üretim bakımından en önemli madencilik ülkelerinden biridir. Dünya altın rezervlerinin yüzde 41’ine sahip olan Güney Afrika dünyanın ikinci büyük altın üreticisi ve en büyük platin üreticisidir. Ülke ayrıca, baz metaller ve kömür üretiminde de önde gelen üreticilerdendir ve bu çerçevede hem dünya üretimi hem de dünya rezervlerinin önemli bir bölümüne sahiptir. Güney Afrika, yüksek kaliteli mineral ve mineral ürünlerin tedarikinde dünya sıralamasında ön sırada yer almaktadır. Ülke, dünyanın en büyük elmas, altın, platin grubu ve manganez cevheri rezervlerine sahip olmakla kalmayıp, aynı zamanda değerli metaller ve mi- neraller, kromit ve enerji mineralleri, demir dışı metaller ve mineraller, demir mineralleri ve endüstriyel mineral rezervlerine de sahiptir. Güney Afrika’nın yüksek kalite teknik ve üretim uzmanlığının yanı sıra aynı zamanda kapsamlı araştırma ve geliştirme faaliyetleri bulunmaktadır. Güney Afrika ayrıca, elmas, altın, platin, karbon çelik, paslanmaz çelik ve alüminyum için dünya çapında birincil işleme tesislerine sahiptir. Son yıllarda, Güney Afrikalı maden şirketleri küresel madencilik devleri arasına adını yazdırmaya başlamıştır. Bunların içerisinde Anglo Platinum, Anglo Gold, De Beers, Implats ve Iscor bulunmaktadır. Ayrıca, kömür ve doğalgazdan akaryakıt ve petrokimya ürünleri üreten Sasol şirketi de ülkenin en önemli kuruluşları arasındadır. 2013 2012 2011 Platin (x1000 oz) 1,889.5 2,379.5 2,378.6 2,530.1 Paladyum (x1000 oz) 1,225.4 1,380.8 1,395.9 1,430.7 Rodyum (x1000 oz) 229.4 294.7 310.7 337.6 Altın (x1000 oz) 95.6 100.0 105.2 105.1 PGMs (x1000 oz) 3,734.8 4,564.9 4,640.6 4,887.4 Nikel-Rafine (x1000 ton) 20.5 16.8 17.7 20.3 Nikel Matı (x1000 ton) 7.7 5.8 - - Bakır–Rafine (x1000ton) 12.5 8.3 11.4 12.8 Bakır Matı (x1000 ton) 6.2 5.8 - - Krom (x1000 ton) 289.2 399.5 352.4 352.0 Gezi kapsamında ziyaret edilen tesis bir cevher hazırlama tesisidir. Bu tesiste platinyum grubu değerli madenler flotasyonla zenginleştirilir ve izabe ve rafine işlemleri için başka tesislere gönderilir. Flotasyon grubunun atığı ise yine aynı alanda bulunan krom zenginleştirme tesisine gönderilerek krom konsantresi elde edilir. Tesisin aylık kapasitesi 450.000 ton tüvenandır. 1 ton tüvenan içeriğinde 2,8-3,2 gr/ton Platinyum, altın, paladyum, iridyum, nikel, bakır ve rodyum ile %14-16 civarında kromit bulunmaktadır. 2,8-3,2 gr/ton’luk değerli metal içeriğinin 1,5 gr/ton’u platinyumdur. Tesiste kırıcı bulunmamaktadır. Kırma işlemi tesisin dışında, cevherin üretildiği madenlerde gerçekleştirilmektedir. Cevher tesise kilometrelerce uzunluğunda bant konveyörler ile taşınmaktadır. Cevherin tesise girdiği boyut 16 mm altıdır. Tesise beslenen 16 mm altı tüvenan cevher öncelikle 1. değirmene sonrasında 2. değirmene ve son olarak Isa değirmenine beslenerek %90’ı 75 mikronun altına indirilmektedir. 2. değirmen safhasından sonra giren malzemenin %74’ü 75 mikronun altına düşse de bu yeterli görülmemiş 4,5mm seramik bilye kullanan 3. bir değirmen gurubu da sisteme eklenmiştir. %90’ı 75 mikronun altına geçen tüvenan cevher flotasyon selüllerine beslenmektedir. Tesiste 44 adet 300 ve 150 m3’lük flotasyon selülü bulunmaktadır. Temizleme devresi için 2 adet 140 m3’lük kolon flotasyonu kullanılmaktadır. Tüm bu işlemlerden sonra platinyum konsantresi 130135 gr/ton’a izabe tesisine gönderilmektedir. Tesis verimi %84.25-85,3’tür. Bu şekilde ayda 22.000 Ons platinyum elde edilmektedir. Platinyum ons fiyatı 980 $’dır. Konsantre tesisinin atığı krom zenginleştirme tesisine beslenmektedir. Krom zenginleştirme tesisi girişinde 1 adet Thickener bulunmaktadır. Thickener üst taşarı flotasyan tesisine kullanım suyu olarak geri dönmektedir. Alt akım ise ikiye ayrılmaktadır. Krom zenginleştirmede 2 adet 220.000 ton/ay kapasiteli zenginleştirme gurubu bulunmaktadır. Her bir gurupta 5 adet siklon 308 ön zenginleştirme spirali ve 64 adet temizleme spirali bulunmaktadır. Krom tesisinin verimi %60,57’dir. Spirallerin orta akımından zenginleşmiş kromit alınırken daha hafif olan silisyum oksit spiral çevre akımından atık olarak alınmaktadır. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 25 Johennesburg’un 80 km kadar Batısında bulunan madende 7000 personel çalışmaktadır. Mponeng madeni VCR diye tabir edilen (Ventersdorp Contact Reef) altın damarında çalışmaktadır. Damar Kuzey’den Güney’e doğru 27o eğimle dalmaktadır. Altta bulunan CL (Carbon Leader Reef)’de ise henüz çalışma planlanmamıştır. CL damarında daha üst seviyelerde Tautona madeni çalışmaktadır. Mponeng madeninin yeryüzü ile 2 adet bağlantısı bulunmaktadır. Madende bulunan tüm kuyular 8 metre çapındadır. Yeryüzünde ağzı bulunan iki kuyudan 1 tanesi nakliye amaçlı diğeri ise servis ve personel taşıma amaçlıdır. Her iki kuyuda ilk etapta 2200 metre derinliğe ulaşmaktadır. Nakliye kuyusu 4 kompartımana ayrılmış ve her bir kompartımanda 1’er adet skip bulunmaktadır. Hava girişi de nakliye kuyusundan olmaktadır. Servis kuyusu kesitinin yarısı havalandırma amaçlı kullanılmaktadır. Servis kuyusunun başında 2 adet 1500 kW’lık emici havalandırma fanı bulunmaktadır. Servis kuyusunun geri kalan yarısı ise personel taşıma amaçlı iki adet 4 er katlı kafesle donatılmıştır. Her bir kafes katında 25 personel taşınabilmektedir. Tek seferde 100 personel aşağıya inebilmektedir. Kafes hızı 15 m/sn’dir . 2200 metreye personelin taşınma süresi yaklaşık 3 dakikadır. Anglo Gold Ashanti Altın Madeni ve Tesisi Anglo Gold Limited 1998 yılında kurulmuştur. AngloGold Ashanti, 2004 yılında Anglo Gold Limited (AngloGold) ile Ashanti Goldfields Company Limited (Ashanti)’in birleşmesi ile oluşmuştur. Dünyanın üçüncü büyük altın üreticisidir. Şirketin 10 ülkede (Arjantin, Avustralya, Brezilya, Gana, Gine, Mali, Kongo Cumhuriyeti, Güney Afrika, Tanzanya ve ABD) 20 işletmesi vardır ve arama faaliyetlerine devam etmektedir. 2014 yılında 4.4 milyon ons altın üreten AngloGold Ashanti’nin altın rezervi 57.5 milyon ons olup, ayrıca 232 M ton maden kaynağı vardır. 2014 yılında üretimin %28’i Güney Afrika’da, % 72’si diğerlerinde gerçekleştirmiştir. Güney Afrika’daki üretimin % 45’i West Wits, %37’si Vaal River ve %18’i Yerüstü işletmelerinden gerçekleştirilmiştir. Birim 2014 2013 2012 Cevher üretimi Mt 38.4 39.2 22.2 Altın içeriği oz/t 0.239 0.204 0.219 g/t 8.19 7.00 7.50 000oz 1,223 1,302 1,212 Altın üretimi Anglo Gold Ashanti’nin, Güney Afrika’da 5 adet yeraltı madeni ve yerüstü üretim tesislerini içeren faaliyetleri 3 bölgede yapılmaktadır: Vaal River, West Wits ve yerüstü faaliyetleri. Vaal River madencilik faaliyetleri; Johannesburg’a 170-180 km uzaklıkta bulunan üç ocakta (Great Noligwa, Kopanang Moab Khotsong) gerçekleşmektedir. Bu üç ocaktan üretilen madenler ortak zenginleştirme tesislerine getirilmektedir. Great Noligwa ocağı ömrünü neredeyse tamamlamak üzeredir. Bitişiğinde Kopanang ve Moab Khotsong ocakları vardır. Moab Khotsong ocağında Maden 26 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} ortalama 2100m derinlikten ikiz kuyu sistemi ile üretilmektedir. Kopanang ocağında altın öncelikli ürün olarak, uranyum oksit ise, yan ürün olarak üretilir. Cevher, tek kuyu sistemi ile 2600 m derinden üretilir. Moab Khotsong ise şirketin Güney Afrika’daki en yeni altın madenidir. West Wits sahasındaki madencilik faaliyetleri Johannesburg’un güney batısında bulunmaktadır. İki ocakta (Mponeng ve TauTona) faaliyet vardır. Mponeng dünyanın en derin altın madeni ve şirketin en iyi ocağıdır. İkiz kuyu sistemi ile 2400 m ile 3900 m arasındaki derinliklerde üretim yapılmaktadır. Cevher zenginleştirilir ve izabe edilir. TauTona’da sekonder ve tersiyer kuyu açma ile desteklenen üçlü kuyu sistemi ile 1.850 m ile 3.450 m arasındaki derinliklerde üretim yapılmaktadır. Yerüstü faaliyetleri kapsamında Vaal River ve West Wits tesisleri ile yüzeyde bulunan marjinal cevher atıkları ile eski atık barajlarından altın kazanılır. Yerüstü faaliyetleri ayrıca, bağımsız olarak işletilen Mine Waste Solution (MWS) ve çeşitli atık depolama tesislerinde oluşan hidrolik çamur malzeme proseslerini de içerir. Uranyum yan ürün olarak, yeraltı madenciliğinde dolgu malzemesi olarak kullanılan malzemeden üretilmektedir. Gezi kapsamında ziyaret edilen Mponeng madeni 3900 metre derinliği ile dünyanın en derin madenidir. 1981’da kuyu açma çalışmaları başlamış ve ilk olarak 1986 senesinde altın dökümü gerçekleştirilmiştir. Tahmini ömrünün 2060 yılına kadar süreceği öngörülmektedir. Mponeng madeninde 8 katta üretim yapılmaktadır. İlk etapta 2200 metre seviyesine indirilen yüzey kuyuları, bu seviyeden 3 farklı dahili kuyu ile 3900 metre derinliğe kadar ulaşmaktadır. Kuyular cevher damarını kesmektedir. Bu nedenle üst kotlarda cevhere tavan taşından ulaşılırken alt seviyelerde taban taşından ulaşılmaktadır. Cevherin taban taşında volkanikler, tavan taşında ise kuvarsit kayacı bulunmaktadır. Üretim yöntemleri Uzun ayak yönteminin metal madenlerdeki uygulamasıdır. Buna göre cevhere Kuzeye doğru galeriler sürülerek her 180 metrede bir giriş yapıldıktan sonra bir üst kata başyukarı (fere) ile bağlantı yapılır ve akabinde Doğu-Batı yönlü açılarak üretim gerçekleştirilir. Üretilen boşluklar, kabak direk, domuz damları, çimentolu dolgu ile tahkim edilmektedir. Cevher girişinden Doğu ve Batı’ya doğru 75’er metre üretim yapılmakta ve geride kalan 30 metrenin tamamı topuk olarak bırakılmaktadır. Damar kalınlığı 75 cm’ye kadar düşse de genelde 1,5 metre kalınlıkta üretim yapılmaktadır. Cevher içerisinde üretim delme patlatma yöntemleri kullanılarak yapılmaktadır. Buna göre ortalama 1,5 metre kalınlığı olan damarlarda uzun ayak kömür üretimi gibi sehpalı tabancalar ile arına delikler delinerek patlatılmak sureti ile üretim sağlanmaktadır. Patlatılan cevher ise scraper denilen halatlı küreyiciler ile ana nakliye yoluna çekilmekte buradan da raylı sistemler kullanılarak kuyulara nakledilmektedir. Damar kalınlığının düşük olması işçiliklerin artmasına sebep olmuştur. Mponeng madeninin yeraltı üretim kapasitesi 4000 ton/gündür. Ortalama altın tenörleri ise 9 gr/ton’dur. Şubat 2014’ten beri yaşanan havalandırma ve sismik problemlerden ötürü yılın ilk 6 ayında üretimleri 237.000 ton olarak gerçekleştirilmiştir. Yılın ilk 6 ayındaki ortalama geri kazanımlı tenörleri 8,34 gr/ton dur. Bu süre içinde 59.000 ons altın üretimi gerçekleştirilmiştir. Ziyaret sırasında 1. Servis kuyusu ile ilk etapta 2200 metre derinliğe daha sonra 2. Servis kuyusunu kullanarak 2500 metre seviyesine kadar inildi. Bu seviyede Mponeng madeninde eğitim amaçlı kullanılan eski üretim yerleri gezildi. Mponeng madeninin aylık elektrik sarfiyatının 53 Milyon Kw olduğu bilgisi verildi. Toplam kurulu güçlerinin ise kullanımın 2 katı yani 106 Milyon Kw olduğu söylendi. Yılda 1.5 Milyon ton üretim yapan Balya madeninin aylık elektrik tüketiminin 7,6 milyon Kw olduğu düşünülürse, aradaki farkın oldukça büyük olduğu anlaşılacaktır. Madenin sıcaklığı 60oC’yi bulmaktadır. Bu nedenle madeni soğutma ihtiyacı duyulmuştur. Servis kuyusu başında 1 tanesi yedek olmak üzere 3 adet 1500 kW emici fan bulunmaktadır. Hava sıcaklığı ise 28oC’ye kadar düşürülmektedir. Bunun için yerüstüne toplam 9000 kW’lık bir buz üretim tesisi kurulmuştur. 9 üniteden oluşan tesisin her bir ünitesi saatte 30 ton buz üretebilmektedir. Tesiste üretilen buz bant konveyörler ile havanın giriş yaptığı nakliye kuyusuna sevk edilmekte, burada bulunan 2 adet 50 cm’lik boruya buz dökülmektedir. Yeraltında belli noktalarda buz barajları oluşturularak, barajlardan alınan soğuk su tüm ocağa borular vasıtası ile dağıtılmakta bu su ayrıca tali fanlara verilerek bir serinlik yaratılmaktadır. Ayrıca, madene emilen hava da 15o’ye kadar soğutulmaktadır. Nkomati Nikel –Bakır Maden ve Tesisi Nkomati şirketi, Johannesburg’un 300 km doğusundadır. African Rainbow Minerals (ARM)’i oluşturan Platin bölümünden biri olan Nkomati’de küçük ve orta büyüklükte baz metal işletmesi, üretim kompleksi, yüksek tenörlü nikel, bakır, kobalt ve platin metal rezervleri vardır. 280 Milyon Tonluk rezervin içeriğinde %0,35 Ni, %0,13 Cu, %0,02 Co, 0,95 gr/ton Au, Pt, Pd ve %6,38 Cr2O3 bulunmaktadır. 280 Milyon tonluk rezervin 114 Milyon tonu görünür ve muhtemel, 164 Milyon tonu mümkün rezervdir. 1972’de keşfedilen maden için ilerleyen yıllarda sondajlarla desteklenen arama çalışmaları ile birlikte yatırım kararı alınmış ve 2003 yılında ilk Nikel üretimi gerçekleştirilmiştir. Nkomati üretimleri (%50 bazda) Satılabilir metal 2011 Nikel (metrik ton) 5,000 1,000 3,005 2,642 2,072 Bakır (metrik ton) 2,000 1,000 1,436 1,347 1,195 Platin (x1000 ons) 19 7 3 5 5 Paladyum (x1000 ons) 6 2 11 13 14 2010 2009 2008 2007 2 adet dikey kuyu ile girilen, ileri mekanize, raysız ekipman vasıtasıyla 2 büyük düşük tenörlü Ni-Sülfür cevher yatağından ayda 40 bin ton üretim yapılmaktadır. 2,5 km uzunluğunda, 800 m genişliğinde ve 240 m derinliğinde olan ve aylık 640 bin ton üretim yapılan açık ocak, bir gün Güney Afrika’nın en büyüklerinden biri olacaktır. Nkomati sahasında birkaç cevher oluşumu bulunmaktadır. Ana oluşum sülfür ve cevher kütlesi ve ana mineralizasyon zonu’dur. Sahada ayrıca, ana mineralizasyon zonuyla karşılaştırıldığında düşük metal konsantrasyonlu kromit ve peridodit-kromit cevherleşmesi bulunmaktadır. MSB cevheri üretilmiş ve bitmiştir. MMZ, PCMZ e göre daha yüksek tenörlere sahiptir. MMZ cevheri yeraltından ve açık ocaktan üretilir. PCMZ cevheri ise MMZ cevherinin hemen üstünde yataklanmıştır. Her iki cevher oluşumunun kalınlığı 30-40 metre civarındadır. PCMZ cevherinin krom içeriği %10’un üzerindeyken MMZ cevherinin krom içeriği %2’nin altındadır. Cevher içeriğinde Asbestte bulunmaktadır. Üretilen Nikel konsantresi Nikel, Bakır, Kobalt, Paladium, Platinyum ve Altın içermektedir. Nkomati Nikel madeninde 2000 civarında personel görev yapmaktadır. PCMZ cevheri sadece açık ocaktan üretilmektedir. Her iki cevher oluşumu için farklı flotasyon tesisleri kurulmuştur. Maden ömrünün 2025 yılına kadar devam edeceği öngörülmektedir. Cullinan Elmas Madeni Cullinan elmas madeni Johannesburg’un 100 km Kuzey Doğusu’nda bulunmaktadır. 2007 yılına kadar Dünyanın en büyük elmas üreticisi De Beers’a ait olan bu tarihi elmas madeni bu tarihten itibaren Petra Diamonds Cullinan Konsorsiyum çatısı altında faaliyetini sürdürmektedir. Gezide Cullinan elmas madeni müzesi, tesisler ve yerüstü kimberlit bacası üretim açıklığı ziyaret edilmiştir. rak elmasa dönüşmüştür. Bir volkan kraterine yerleşen kimberlit kayacı ile birlikte hareket eden elmas taneleri yeryüzüne kadar ulaşmıştır. 1903 yılında keşfedilen madenden bugüne kadar 353 Milyon ton tüvenan kimberlit üretimi yapılmıştır. 110 km derinden gelen magma yüzeye yaklaştığında bir karbon oluşumu ile karşılaşmış, karbonun bir kısmı yüksek sıcaklık ve basınç altında sıkışa- 100 tonda 10 gr elmas ihtiva eden kimberlit bacasının üretimi tamamen yeraltından gerçekleştirilmektedir. Block caving yöntemi kullanılarak üretilen kimberlit yerüstüne kuyu vasıtası ile çıkarılmaktadır. Yeryüzünden 760 metre derinde çalışan madenin hedefi 28 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Madenin ilk keşfinden bir kaç yıl sonra yüzeyden 9 metre derinde bu güne kadar keşfedilen en büyük elmas parçasına ulaşılmıştır. Cullinan elması olarak adlandırılan elmasın büyüklüğü 3106 karattır. 1050 metreye kadar üretim yapmaktır. Günde 9000 ton tüvenan cevher üreten maden haftada 5 gün çalışarak ayda 180.000 ton tüvenan cevher üretimi yapabilmektedir. Yeraltında şimdiye kadar 487 km tünel açılmıştır. Yeryüzüne skip ile çıkarılan cevher iki kırıcıdan geçirilerek 6 mm’ye kadar düşürülmektedir. Elmasın yoğunluğu 3,6 gr/cm3 ve kimberlit yoğunluğu ise 2,7 gr/cm3’tür. Bu yoğunluk farkını kullanarak elmas kazanılmaktadır. Gravite ayırmasından sonra ince boyut elmas x-ışını sorting ile ayrılmaktadır. Cullinan madeninde elde edilen elmasın %20’si kuyumculuk sektöründe %80’i ise sanayi amaçlı kullanılmaktadır. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 29 Anglo American New Vaal Colliery Kömür Madeni Anglo Amerikan şirketine ait olan kömür madeni Johannesburg’un 75 km Güneybatısında bulunmaktadır. Açık ocak olarak işletilen New Vaal Colliery madeni, Eskom’un 3 600 MW’lık Lethabo termik santraline kömür sağlamak için kurulmuştur ve yerli enerjide kullanılmak üzere 1985’lerden beri santrale kömür tedarik etmektedir. New Vaal’da düşük kaliteli buhar kömürü üretilmekte ve Eskom’da yakılmaktadır. Bu düşük kalorifik değerli, yüksek kül içerikli kömürün yakılması için, özellikle dizayn edilmiş kazanı olan Lethabo termik santraline gönderilmektedir. Bu haliyle santral Güney Afrika Cumhuriyetinin elektrik ihtiyacının %10’unu karşılamaktadır. Santral ekonomik yaşını 2030 senesinde dolduracaktır. Yeraltı Nikel içeriği %0,48’dir. Yeraltında MZ cevheri üretimi yapılmaktadır. Üretim oda topuk yöntemi ile yapılmaktadır. Aylık yeraltı üretimi 40.000 ton olarak gerçekleşmektedir. Cevher nakli, personel nakli ve havalandırma amaçlı 3 adet kuyu bulunmaktadır. Kuyuların derinliği 400 metredir. Cevher yeraltında bulunan çeneli kırıcıda kırılıp 120 mm altına indirildikten sonra yerüstüne nakledilmektedir. Açık ocakta, üst tarafta bulunan PCMZ cevher zonu ve MMZ cevher zonları üretilmektedir. Açık ocağın derinliği 160 metredir. 200 metreye kadar indirilmesi için plan yapılmıştır. Açık ocak basamak genişlikleri 10 metre olarak belirlenmiştir. Açık ocaktan çıkarılan cevher stok sahasına 30 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} getirilmekte ve burada bulunan kırıcıya beslenmektedir. MMZ cevheri 170 mm altına düşürülürken PCMZ cevherleri bu kırıcıda 150 mm altına düşürülmektedir. Cevherler, tesise bant konveyörle taşınmaktadır. Nkomati madeninde iki farklı cevher zenginleştirme tesisi bulunmaktadır. İki farklı cevherin Krom içerikleri farklı olduğu için MMZ cevheri zenginleştirme tesisinde ilk etapta otojen öğütme yapılmaktadır. 2 adet 5,2 MW motoru bulunan 5,34x10,5 metre ebatlarında değirmene saatte 580-670 ton arası cevher beslenebilmektedir. Buradan çıkan cevher ikincil bilyeli değirmene beslenmektedir. Bu değirmen 7,01x9,45m ebatlarında 2 adet 5,2 MW motor gücü olan bir değirmendir. %68-75’i 75 mikronun altına öğütülen cevher flotasyon devresine beslenmektedir. Sırası ile kaba flotasyon, süpürme, temizleme ve tekrar temizleme ünitelerinden geçirilen cevher konsantre olarak elde edilmektedir. Flotasyon atık barajına gönderilmektedir. PCMZ cevheri tesisinde de otojen öğütme yapılmamaktadır. Stok alanından alınan cevher çeneli kırıcı ve konik kırıcıda kırıldıktan sonra, sırası ile 2 farklı bilyeli değirmenden geçirilip flotasyon devrelerine beslenmektedir. Kaba flotasyon atığı krom zenginleştirme tesisine beslenmekte ve burada %42 Cr2O3 içerikli krom konsantresi elde edilmektedir. Tesiste krom kazanım verimi %16-20 civarındadır. İki tesisin de Nikel kazanım verimi %78’ler civarındadır. 1 ton nikel konsantresinde %10-11 Nikel, %4-6 Bakır, %0,5-0,6 Kobalt, 4-6 gr/ ton Platinyum, 10-16 gr/ton Paladyum ve 0,7-1,1 gr/ton altın bulunmaktadır. Elde edilen konsantreler kara yolu ile limana taşınmakta, buradan da deniz yolu ile ileri işleme tabi tutulmak üzere Finlandiya ve Botswana’daki tesislere gönderilmektedir. Kömür sahası Vereeniging – Sasolburg kömür sahası olarak bilinmektedir. Kömür, 230 milyon yıl önce ve Karoo kumtaşı, silt taşı ve şeyllerinde oluşmuştur Kömür yüzeyden 40 metre sonra başlamaktadır. Sırasıyla ortalama 10 metre, 7 metre ve 6 metre kalınlığında 3 farklı kömür yataklanması mevcuttur. Toplam rezerv 702 Milyon tondur. Rezervin büyük bir kısmı üretilmiş ve 256 Milyon tonluk bir kömür rezervi kalmıştır. 3 farklı kömür damarı da aynı anda üretilip santrale beslenmektedir. Yılda 17,8 Milyon ton kömür üretimi yapılmakta ve 17,4 milyon ton kömür santralde yakılmaktadır. 3 kömür damarının ortalama kalorifik değeri 3725 kilokaloridir. Kömürler ortalama %10 nem oranına sahiptir. Açık ocak üretiminde kullanılan ekipman arasında 3 adet 1570W Bucyrus dragline, 6 adet P&H 2300 electric face shovels, 3 adet Demag H285 hidrolik shovel, 1 adet CAT 994 FEL, 1 adet KOMATSU PC1000 ve 20 adet Euclid R170 devirme kasalı kamyon filosu ve 1 adet küreme tekerli ekskavatör bulunmaktadır. Yardımcı filoda ise, 11 adet Komatsu D375 paletli dozer, 3 adet Komatsu WD 600 tekerlekli dozer, 3 adet GD 70 elektrikli yerüstü sondaj makinesi, 3 adet D25K Drilltech kömür sondaj makinası ve çeşitli küçük kazı makinaları bulunmaktadır. Madende toplam 1028 kişi çalışmaktadır. Kömür hazırlama ve zenginleştirme tesisinde kırma ve eleme işlemleri yapılmaktadır. Gerektiğinde ise, kömür, 7 m çaplı 2 adet büyük Drewboy’a (Ağır-ortam) gönderilir. Kömürün bir kısmı için yıkama tesisi mevcuttur. Toplam üretilen kömürün %12’si yıkama ünitesinden geçirilmektedir. Santralin çevrim verimi %40 civarıdır. Tesisin toplam çalışma saati verimliliği ise %78’dir. Kömürün %40 kül içeriği bulunmaktadır. Multotec Multotec, 40 yılı aşkın süredir, madencilik, cevher hazırlama, petrokimya ve enerji sanayilerinin faaliyetlerini en iyi hale getirmek için, yüksek kaliteli, uygulamaya özel proses ekipmanı ve çözümler geliştiren ve üreten bir kuruluştur. Şirketin ürünleri arasında ayırma makinaları (spiral, siklon, manyetik, wedge wire ve panel elekler), cevher hazırlama ekipmanı, numune alma ekipmanı, yıpranma çözümleri, değirmen ve kauçuk astar, katı/sıvı ayrım ekipmanı, karıştırma sistemleri ve zırh koruma ürünleri bulunmaktadır. Multotec’e gerçekleştirilen ziyaret sırasında üretim süreçleri yerinde incelenmiş ve bilgiler alınmıştır. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 31 Güney Afrika’ya düzenlenen teknik gezi kapsanında, Aslan Parkı, Pilanesberg Safari Parkı, Ümit Burnu ve Masa Dağı’nı da içeren kültürel turlar da gerçekleştirildi. Prof. Dr. Güven Önal danışmanlığında, Ayşe Koç’un başkanlığında gerçekleştirilen geziye şu isimler katıldı: Abdulkadir Tanrıverdi (Verdi Dış Tic.), Ali Türkistanlı (Esan), Ata Önuçak (AntGrup), Ayşe Koç (YMGV), Cem Güven Önal, Çiğdem Yenel, Emre Soydemir (TKİ), Engin Doğan (Esan), Ercan İpek (TKİ),Erdoğan Karaman 32 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} (Aselmak), Ertaç Işık (Yurt Çimento), Hayrettin Elmas (Elmas Yapı), İbrahim Uçar (Esan), Kenan Emiralioğlu (TKİ), Mehmet Bahattin Aydın (Akelsan), Mehmet Tombul (MİGEM), Meltem Kumyol (Kumyol), Mustafa Kemal Coşkun (CSK Mermer), Mustafa Yiğit (TKİ), Neşe Emiralioğlu, Nuray Yalçın (TKİ), Saim Birkan (Penka Mad), Selime Aysun Soydemir, Sevinç Aktaş, Zekeriya Keskin (Park Elektrik). Yorum Kömür memleket meselesi E nerjide Rus doğalgazına bağımlılığımız yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda ulusal bağımsızlığımız ve güvenliğimiz açısından da büyük bir risk. Bu sorunun çözümü ise belli: Yerli kömür kaynaklarımızın kullanılması. Bilkent Üniversitesi öğretim görevlisi Necdet Pamir’in INERMA Zirvesinde yaptığı sunumda verdiği bilgilere göre, Türkiye elektrik ihtiyacının neredeyse yarısını doğalgaz santrallerinden karşılıyor. Doğalgazın yüzde % 98’ini ise başta Rusya ve İran gibi sorunlu olduğumuz ülkeler olmak üzere, dışarıdan alıyoruz. Kömür santrallerimizde kullandığımız kömürün de yine önemli bir kısmını ithal ediyoruz. Toplam kömür talebimizin yüzde 55’ini ithalatla sağlıyoruz. Kurulu elektrik üretim gücümüzün yüzde 66’sını doğalgaz ve ithal kömür santralleri oluşturuyor. Bu tablo tam bir bağımlılık tablosudur. Enerjide dışa bağım- lılık ise ulusal güvenliğimiz açısından büyük riskler doğurmakta, ülkenin elini kolunu bağlamaktadır. Bu hayati sorunun çözümü kuşkusuz kendi enerji kaynaklarımızı kullanmaktan geçiyor. En önemli yerli enerji kaynağımız ise kömür. Yapılan hesaplamalara göre Türkiye’nin kömür rezervleri önümüzdeki 100 yıl boyunca enerji ihtiyacımızı karşılayabilecek düzeyde. Peki, bu zenginliğimizi ekonomiye kazandırmak, kendi kaynaklarımızı devreye almak için gereken şeyleri yapıyor muyuz? Yalnızca kömür madenciliğimizin mevcut durumu bile bu konuda ne kadar yetersiz kaldığımızı ortaya koyuyor. Grafikler Necdet Pamir’in Uluslararası Enerji Hammaddeleri Zirvesindeki Sunumundan alınmıştır. Mevcut durumda sürdürülebilir madencilik mümkün değil Genelde madencilik sektörümüz özelde de kömür madenciliğimiz çok büyük sorunlarla karşı karşıya. Mevzuattaki, ruhsatlandırmadaki ve bürokrasideki sorun ve engellerin yanı sıra son dönemde yaşanan kazaların ardından oluşan negatif kamuoyu da kömür üreticilerimizin üzerine kâbus gibi çökmüş durumda. Bir de iş güvenliği konusunda getirilen yeni standart ve uygulama zorunlulukları Suriye’de yaşanan krize Rusya’nın fiili olarak müdahalesi ve Türkiye ile karşı karşıya gelmesi çok önemli bir gerçeği tüm çıplaklığıyla bir kez daha gösterdi: Enerjide Rus doğalgazına bağımlıyız ve bu durum yalnızca ekonomik olarak değil, ulusal bağımsızlığımız ve güvenliğimiz açısından da büyük bir risk teşkil ediyor. Bir süredir dillerden düşmeyen “Gaz vanası kapanırsa kışı çıkaramayız” sözü afaki bir öngörü olmaktan çıkıp gerçek ve yakın bir ihtimal olarak dikiliyor karşımıza. sektörü neredeyse durma noktasına getirmiş. Son dönemde çok zor zamanlar geçiren kömür üreticileri sorunlarını gündeme getirmek ve çözüm aramak için Kömür Üreticileri Derneği adı altında bir sivil toplum örgütü kurdular. Yaklaşık 1 yıl kadar önce kurulan dernek Türkiye’nin büyük yeraltı kaynaklarına sahip olmasına rağmen bu alanlarda ithalatçı olduğuna dikkat çekiyor ve öz kaynaktan üretime öncelik vermek gerektiğini savunuyor. Fakat mevcut mevzuat ve uygulamalarla sürdürülebilir bir madenciliğin mümkün olmadığını da ekliyor. Şu anda madencilik sektörünün yatırım yapılabilir durumda olmadığını savunan Derneğin Başkanı Muzaffer Polat bir yatırım için tam 26 ayrı yerden izin alınması gerektiğini vur- gulayarak şunları söylüyor: “Maden sektörünün her noktasında sorunlar vardır. Madencilik yapılacaksa dünya ölçeklerinde uygulanabilir, sürdürülebilir, ölümlerin olmadığı, işçinin de madencinin de mutlu olduğu bir ortam yaratılması için sadece madencilik faaliyetleri açısından Maden Bakanlığı kurulması gerekmektedir.” Kömür madenciliğinin diğer madencilik faaliyetlerinden ayrılması gerektiğini savunan Kömür Üreticileri Derneği, kömür sektörü için, Devletin de kömür işçisinin de işverenin de haklarını ve üzerlerine düşen yükümlülüklerin ayrıntılı tarif edildiği bir yasanın yapılmasını istiyor ve gelişmiş dünya ülkelerinde, örneğin Avusturalya ve Amerika’da kömür madenciliğinin özel yasalarla takip edildiğini belirtiyor. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 35 Dernek, enerjide dışa bağımlılığın azaltılması için yerli kömürün desteklenmesi gerektiğini belirterek şunları ifade ediyor: “Döviz ödenerek alınan ithal kömürle, üretilen enerji ile yerli madenlerimizden istihdam yaratarak, katma değer yaratılarak üretilen enerji, aynı kefeye konmamalıdır. Yerli kömürden üretilen enerji için teşvik verilmeli, alım garantisi getirilmelidir. Yerli madenlerin içinden drene edilecek her türlü gazla ve yer altında işlem yapılarak üretilecek enerjiye en yüksek fiyattan alım garantisi getirildiğinde, iş kazalarının önüne geçilmiş olacak ve ekonomiye kazandırılacaktır.” İş güvenliği ve üretim karşı karşıya gelmemeli Kömür Üreticileri Derneği Başkanı Muzaffer Polat, yatırımcılar olarak işçi sağlığı ve güvenliği konusunda her şeyi yapmaya hazır olduklarını dile getiriyor ve yasa ve yönetmeliklerin Türkiye’de uygulanabilir olmasının en önemli talepleri olduğunu ifade ediyor. Maden işçilerinin daha fazla maddi kazanç sağlamasını istediklerini söyleyen Polat, “İşçi ve sendikalar torba yasa avantajıyla birçok şey istiyor. Günlük altı saat mesai ile bir ocak çalışmaz. Maden işçisi diğer işçilerden fazla kazanmalı. Bu bir meslek. Doğru, riski var ama her alanda risk vardır. Bunun yanı sıra müfettişler iki ay önce yaptıkları teftişten sorumlu tutulabiliyorlar ancak madende işler on dakika içerisinde değişebilir. Bu yüzden müfettişler, mahkemeye verilme korkusuyla birçok madeni kapatma yönünde karar alabiliyor. Ancak şu unutulmamalı ki müfettişler daimi denetçi olarak algılanmamalıdır” diye konuşuyor. Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Taner Yıldız da “Madencilikte yaşanan kazaların ardından aldığımız bir kısım sıkı tedbirlerin üretimi etkilediğini biliyoruz. Madencilikte iş sağlığı ve iş güvenliği üretimin önüne geçti. Hem işveren hem de işçilerin çıkarlarını dengeleyecek bir yapının kurulması gerek,” şeklinde konuşmuştu. 196 kömür madeninin 126’sı kapandı Polat, AB Parlayıcı ve Patlayıcı Ortamlarda Güvenlik Sertifikası (ATEX) alma zorunluluğunun çok kısa sürede uygulamaya geçtiğini, ancak sektörün buna hazır olmadığını belirtiyor. ATEX standardının uygulanabilmesi için tüm sistemin değişmesi gerektiğini savunan Polat, “En basit örnek olarak; kullandığımız kabloların ve motorların bu standarda uygun olması gerekiyor. Bunun için de neredeyse tüm sistem değişmeli. Biz Çin malı anti-grizu damgalı ürün- leri getirdik ama kabul edilmiyor. Doğu Avrupa’dan 4-5 misli ücretle ithal etmemiz gerekiyor” diyor. Polat, “Biz ‘bu standardı uygulamayız, yapmayız’ demiyoruz ancak olabilecek şeylerin istenmesini rica ediyoruz. İngiltere, ATEX’in uygulanması için 9 senelik geçiş süresini kabul ettirmişken bizim direkt uygulamaya geçmemiz bekleniyor. Bu durum nedeniyle Soma maden faciasından bugüne kadar 192 yeraltı kömür işletmesinden yaklaşık 126 tanesi kapalı durumda ve 40 tanesi de rölantide çalışıyor” şeklinde konuşuyor. M aden Türkiye Fuarı, 2014 yılında ortaya koyduğu başarılı performans sonrasında kapsamına eklenen tünelcilik ile güçlenerek tüm katılımcılarının yeni ürünlerini sergileyebilecekleri ve genişleyen ziyaretçi profili ile yeni iş bağlantıları kurabilecekleri uluslararası bir organizasyon olmaya 2016 yılında da devam edecektir. Teknolojinin Nimetleri Kişisel ışıklandırmada yenilikler Koehler WHEAT Gen II Baş Lambası: Koehler Aydınlatma tarafından üretilen WHEAT Gen II kablosuz baş lambası madencilerin görüş kapasitesini arttırarak iş ortamındaki nesne ve risklerin daha iyi farkedilmesini sağlıyor. Bu yanıyla iş güvenliğine katkı sağlayan ürün sadece 0.14 kg ağırlığıyla da madencilere yük olmuyor. Tam şarj ile kesintisiz 15 saat aydınlatma sağlayabilen WHEAT Gen II’de tek butonla yüksek (%100) ve düşük (%25) ışık seçim özelliği bulunuyor. Şarj seviyesi belli bir sınırın altına indiğinde kendiliğinden düşük ışık moduna geçen sistem ayrıca dakikada bir defa yanıp sönerek kullanıcıyı uyarıyor. 65 lumenlik lamba azami 6.000 kandela ışık yoğunluğu ile 140 metreye kadar aydınlatma menziline sahip. NightStick’ten güvenli aydınlatma çözümleri Bayco Products tarafından üretilen NightStick serisi kalem tipi fener, el feneri ve baş lambaları sağlam, güvenli ve güçlü aydınlatma sağlıyor. NightStick XPP-5410G şarj edilemez kalem tipi fener küçük ve ince yapısının aksine dar alanlarda kuvvetli bir aydınlatma sağlıyor. AAA pille çalışan fener tek set pil ile 18 saat kullanım sunuyor. 30 lumenlik fenerin aydınlatma menzili 40 metreye kadar çıkabiliyor. Fenerin kimyasal maddelere dayanıklı ve kaymaz malzemeden yapılmış gövdesinde kemere veya cebe takmak için bir klips de bulunuyor. Bayco’nun Nightstick XPP-5422B/G el feneri de şarj edilemez AA pille çalışıyor. Fenerin led lambası 140 lumen ışık üretirken derin parabolik reflektör sayesinde aydınlatma menzili 180 metreye kadar çıkabiliyor. Sürekli, yanıp sönen ve karma ışık fonksiyonları gövdede bulunan tek butondan kontrol erilebiliyor. XPP-5458G baş lambası, çift huzme modunda 175 lumen, spot modunda 100 lumen ve kızıl ışık modunda 18 lumen ışık üretiyor. Üç adet şarj edilemez AA pil ile çalışan baş lambası tek set pil ile 18 saate kadar kullanım sunuyor. IP-X7 koruma standardına sahip lamba, ratchet tilt bağlantısı ve kaymaz lastik bantlar ile baret üzerinde de kullanılabiliyor. NLT Genesis Baş Lambası: Northern Light Technologies’in ikinci kuşak kablosuz baş lambası Genesis batarya ve lambayı aynı cihazda birleştirmesinin yanı sıra mevcut madenci takip etiketlerini de ihtiva edebiliyor. Firmanın bir önceki modeli Polaris’in modern tasarımını temel alan ve onun gibi bütün NLT lambalarıyla uyumlu olan Genesis grünüm olarak da Polaris’e benziyor fakat muhafazası takip etiketini de taşıyacak şekilde biraz daha derinleştirilmiş. Lambaya entegre edilebilen çok çeşitli RFID veya Wi-Fi tabanlı takip etiketleri de aynı bataryadan güç alıyor. Genesis’in özellikleri arasında, 10 saatlik şarj süresi, tek şarjla ana LED ile 12 saatin üzerinde ve yardımcı led ile de 40 saatten fazla aydınlatma, acil durumlar için beş saniyede bir yanıp sönme, en az 4000 ve ortalama 5500 lux ışık gücü bulunuyor. Genesis’in koruma standardı IP65 seviyesinde. Streamlight el fenerleri Streamlight’ın 3C Propolymer HAZ-LO ürünü, üç adet C pil ile çalışan, güvenli ve yüksek performanslı led lambalar ile yüksek aydınlatma sağlıyor. Gövdesi, darbeye dayanıklı, anti statik, yalıtkan ve hafif polimer malzemeden mamul 150 lumenlik lamba maksimum 7.000 kandela ışık üretebiliyor ve aydınlatma menzili de 167 metreye kadar çıkabiliyor. Hafif pürüzlü parabolik reflektörü sayesinde yumuşak, düzenli ışığı ile optimum çevresel aydınlatma sağlıyor. Yüksek görünürlükteki sarı ve turuncu renklerde üretilen lambanın gövdesi 24 cm uzunluğunda ve 3.7 cm çapında, ağırlığı ise 193 gr. Streamlight Kalınkafa HAZ-LO ise, 360 derece dönebilen eklemli kafası ile, hafif, şarj edilebilir ve güvenli bir el feneri. Güvenli bir şekilde taşıma için kuvvetli bir mıknatısla donatılmış bu lambanın diğer özellikleri arasında LED teknolojisi, mikroişlemci kontrollü yüksek ve düşük ışık modu, acil durum flash kullanımı ve ayışığı modu da bulunuyor. Spot ve sürekli ışık modellerinde ayrıca entegre asma kancası veya klips bulunuyor. 135 lb çekme kuvvetine sahip çıkarılabilir mıknatısı değiştirilebilir lastik bir muhafaza içinde bulunuyor. Lambanın darbeye dayanıklı nylon malzemeden üretilmiş gövdesi, tabanı ve batarya muhafazası yüksek dayanıklılık sağlarken, bütün açılır kapanır bölümleri de hava geçirmez contalarla izole edilmiş. 38 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Portatif ışık kaynağı Merkezi Avustralya’da bulunan Smith Light şirketi tarafından sunulan açılabilir portatif ışıklandırma üniteleri sonderece dayanıklı ABS747 malzemesinden mamul ve kendinden emniyetli olarak sınıflandırılıyor. Darbe emici lastik bir tabana sahip EX90L T2/T4 ışıklandırma ünitesi kapağındaki koruyucu sıkı lastik conta ile de IP65 UV koruma standardında ve tuzlu suya dayanıklı olarak sınıflandırılıyor. 3.5 kilogram ağırlığındaki ünite öne ve arkaya 60° eğilebilen çift taraflı lambaya sahip. Ayrıca lambanın ısı üretiminin sıfıra yakın olması da rahat bir çalışma ortamı sağlıyor. EX90L T2/T4’ün yüksekliği açıldığında 888 mm, kapalı halde ise 600 mm. 334 mm. genişlik ve 220 mm derinliğindeki ünite 230-240V veya 12V enerji ile çalışıyor. Maksimum çalışma süresi ise 12 saat. Xerebrus Flare-XM-1 Baş Lambası: Kablosuz ve son derece hafif olan Flare-XM-1’in son teknoloji lityum batarya ile beslenen LED lambaları normal aydınlatma ve acil durum aydınlatması olmak üzere iki moda ayarlanabiliyor. 3500 lux’un üzerinde ışık çıkışı sağlayan Flare-XM-1, darbeşe ve suya dayanıklı yapısıyla hemen bütün madencilik faliyetlerine uygun. Lambanın özellikleri arasında, iki kademeli (normal kullanım ve acil durum kullanımı) buton, döner baret bağlantısı, geliştirilmiş spot lambası, radyo dalgalarından etkilenmeme, değiştirilebilir güç anahtarı ve geliştirilmiş şarj sistemi bulunuyor. 7 saatin altında bir sürede tam şarj edilebilen lamba tek şarjla normal kullanımda 14, acil durum kullanımında 36 saatten uzun süre çalışabiliyor. Xerebrus Flare-XM-1 sadece 130 gram ağırlığında. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 39 Roobuck’tan ayarlanabilir bağlantı braketi: Australyalı Roobuck firmasının ürettiği ayarlanabilir baş lambası bağalantı braketi sayesinde barete sabit bir lamba yönü ayarlanabilir bir ışık kaynağına dönüşüyor, böylelikle kullanıcılar lambayı baretten çıkarmadan yönünü istedikleri şekilde ayarlayabiliyorlar. Barete sabit baş lambalarında ışığın yönü baş hareketi olmaksızın değiştirilemezken, Roobuck Baş Lambası Bağlantı Braketi sayesinde kullanıcılar lambayı başlarından çıkarmadan, bağlantı braketinden yukarı-aşağı hareket ettirerek ışığı yerdeki veya yüksekteki bir noktaya çevirebiliyorlar. Braketin ayar mesafesi, kullanıcının gövdesine paralel olarak yere çevirilebilecek kadar geniş. İhtiyaç duyulmadığında braket katlanarak normal bir sabit baş lambası bağlantısına dönüşüyor. Şirket ürününe o kadar güveniyor ki, talep edilen iş yerlerine ücretsiz deneme imkanı sağlıyor. Peristaltic Hortum Pompa ile su tasarrufu Madencilerin karşılaştığı en büyük zorluklardan birisi su kullanımıyla ilgilidir. Erişimi ister kolay ister zor olsun, yeni suyu şartlandırmak ve kullanılmış suyu tekrar kullanılabilir hale getirmek hayli maliyetlidir. Suyun geri kazanılması prosesi genellikle büyük thickenerlerin, ve çeşit çeşit pompa sistemlerinin kullanılmasını gerektirir. Peristaltik hortum pompa da bu prosesin vazgeçilmezlerinden biridir. Flowrox şirketi suyun transferi, dozajlaması ve ölçümünde kullanılan bu peristaltik pompaları üretiyor. Şirketin iddiasına göre ürettikleri peristaltik pompalar içeriğinde yüzde 60-80 oranında katı madde bulunduran çamurları bile pompalayabiliyor. Normal bir sanrifüj pompasının en fazla yüzde 30 katı içerikli çamurları pompalayabildiği düşünüldüğünde bu madenciler için önemli bir avantaj. Peristaltik pompaların bir diğer avantajı da bu pompalarda sadece tek bir hortumun pompalanan çürütücü ve aşındırıcı malzemeyle temasa girmesi. Yenilerde İsveç’teki bir demir cevheri madeninde kullanılmaya başlanan 100 mm’lik peristaltik pompanın thickener altından gelen yüzde 60 katı çamuru sorunsuz bir şekilde pompaladığı belirtiliyor ki daha önce kullanılan santrifüj pompa yalnızca yüzde 35 katı maddeli çamuru pompalayabiliyordu. Meksika’daki yeni bir tesiste de bir eğimsiz pasta thickenerine üç adet 65 mm’lik Flowrox Peristaltik Hortum Pompa bağlanmış ve sorunsuz çalışıyor. Onarım gerektiren tek parçası hortumu olan pompalar yüzde 70 katı içerikli pastayı pompalıyor. Portatif yakıt bulaşması ölçüm cihazı Q6000 Serisi Yakıt Bulaşması Ölçüm Cihazı (Fuel Dilution Meter - FDM) gerek laboratuvarda gerekse de sahada motor yağına yakıt bulaşması seviyesini hızlı ve güvenilir bir şekilde ölçülebiliyor. Bilindiği üzere, yağlama yağına yakıt karışması ciddi motor arızalarına neden olabiliyor. Örneğin dizel motor karterinde, yağa yakıt karışması rölantide aşırı uzun çalışma, hasarlı enjektörler veya gevşek bağlantılardan kaynaklanabiliyor. Q6000 ‘azı dişi’ benzeri bir tasarımı kullanan bir numune alma metodu kullanıyor. Numune alma, yüzde 15 yakıt içeriğine kadar <+5% RSD yinelenebilirliğe sahip bir üst katman sistemi kullanılarak gerçekleşiyor. Üstkatman buhardan numune alma sistemi solvent kullanımı gerektirmiyor ve yakıt bulaşmış yağın ısıtılması ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Krom Makale neye yarar? Şüphesiz bu soruya hemen herkes paslanmaz çelik diyecektir, ki krom üretiminin %85 i bu amaçla kullanıldığı düşünülürse cevap da yanlış sayılmaz. Bu yazının konusu ise kromun az bilinen diğer kullanımları. Dündar ERGUNALP / Maden Yüksek Mühendisi 1 798 de Fransız kimyacı Vauquelin ilk krom metalini elde ederken, kromun bileşenlerinin oluşturduğu renklerin etkisiyle olsa gerek, bu metale Yunanca renk anlamına gelen “chroma” adını vermiş.Krom bazlı malzemelerin canlı renkleri bugüne kadar insanları etkileyegelmiş. ABD deki okul otobüsleri, ya da neredeyse dünyanın heryerindeki posta arabaları, taksiler, iş makinaları kurşun kromat (PbCrO4) kullanılan sarı boya ile boyanmakta.Bu boyaların tercih edilme sebebi ise kolay kolay solmamasından ve kolay farkedilir olmasından kaynaklanıyor olsa gerek. Deri, krom tuzu içeren sıvıya batırıldığı zaman, Cr3+ iyonları kolajen lifleriyle birleşir, derinin moleküler yapısını istikrarlı hale getirir, atmosferik etkilere karşı daha dayanıklı yapar ve elastik bir yapıya kavuşmasını sağlar. Bu şekilde dabaklanmış bir deri %4-5 kadar krom içerir. Krom kaplama modernizm işareti olarak algılansa da Çin’de bulunan, 2000 yıl öncesine ait Kin krallığının mezarlarındaki Terracota askerlerin silahlarında da krom kaplama görmek mümkün. Ancak bunun bilinçli olarak kullanılan bir üretim tekniğinden ziyade metal yapımında kullanılan cevherden geldiğini düşünmek doğru olur. Gas ve Electric firmasına karşı açılan ve 1996 da 333 milyon dolarlık bir anlaşmayla sonuçlanan davada görüldü. Kaliforniya, Hinkley’de doğal gaz sıvılaştırma tesisine sahip firma, gazın basınç altında sıkıştırılması sırasında ortaya çıkan ısıyı suyla düşürmek ve ekipmanlarda paslanmayı önlemek amacıyla 1952 ve 1966 yılları arasında suya altı değerlikli krom karıştırır. Takip eden yıllarda çevreyi temizlemek için 700 milyon dolar harcanmasına rağmen, 2013 yılında kromun 10 km uzağa kadar yayıldığı ve bölgenin yaşam için yeniden güvenli hale gelmesinin 40 yıl süreceği anlaşıldı. Bunu duyunca Özal döneminde Elazığ’da kurulan, hiç çalıştırılmayıp kaderine terkedilen bikromat tesisini hatırlamadan edemiyor insan. Kromun en çok karşılaşılan şekli üç değerlikli Cr3+ ve altı değerlikli Cr6+ . İnsan açısından ikisinin arasındaki fark ölümle hayat arasındaki fark gibi. Üç değerlikli krom insan için zararsız görünüyor. Her ne kadar Avrupa Gıda Güvenliği kurumu 2014 de kromu insan için gerekli temel elementler listesinden çıkardıysa da, bazıları hala kromun diabet, kilo kaybı, kanda lipit düşüklüğüne iyi geldiğinde ısrarlı. Kromun altı değerlikli formu ise kesinlikle ölümcül. Kana karıştığı zaman karaciğer ve böbreklerde kanamaya sebep oluyor. Kromun sebep oduğu en büyük zehirlenme vakası ABD de Pacific Aluminyum oksit minerali olan korundun Al3+ iyonlarının yerine iz miktarda Cr3+ yerleştirilince kristal yakut kırmızısı rengini alır.Korundun bu rengi vermesi Cr3+ iyonlarını çevreleyen elektronların gelen ışığın mor ve sarı-yeşil renklerini tutup, sadece kırmızı ve birazda mavi ışığı geçirmesinden kaynaklanıyor.İyonların yer değiştirmesi doğal olarak olabileceği gibi, sentetik olarak laboratuarda da gerçekleştirilebiliyor. 1960 da gerçekleştirilen ilk lazer için de böyle bir kristalin içindeki krom iyonlarının fotonları kullanıldı. Kırmızı, turuncu ve sarı renklere ilaveten, krom oksitleri cam ve seramik üretiminde yeşil renkler elde etmek için de kullanılır. Askeri araçları, uçakları görünmez yapan da, kızılötesi ışığı yansıtmada yeşil yapraklarla aynı özelliğe sahip olan bu boyalar havadaki oksijen metal yüzeyinde, spinel yapısında ve birkaç atom kalınlığında bir tabaka oluşturarak kromu pasifleştirir. Bu tabaka 42 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} oksijenin metalin daha derinlerine nüfuz etmesini önler, hatta demir ve nikelin aksine kromun hidrojen tarafından parçalanmasına mani olur. Hepimizin bildiği parlak otomobil tamponları işte kromun bu özelliği sayesinde yapılabiliyor. En gözalıcı uygulamasını belki de Harley Davidson motorsikletlerinin egsoz ve motorlarında görmek mümkün. Kromu sadece motorsikletin metal kaplamasında değil arkadaki deri çantalarında bulmak da mümkün. Krom tuzları deri dabaklamada kullanılır. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 43 Titanyum bakterilere geçit vermiyor Endüstriyel Mineral Haberleri Hazırlayan: Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP REACH 31, Mayıs, 2018 de yürürlüğe girecek olan Reach yönetmeliğinin üçüncü kademesinde her firmadan yılda 1 tonun üzerinde kullandığı kimyasalları sicile kaydettirmesi isteniyor Bugüne kadar yılda 1 ile 100 ton arasında tüketilen 1000 kadar kimyasal kayda geçti. 2018 yılına kadar 25.000 kimyasal için 70.000 kayıt yaptırılması bekleniyor. 2010 ve 2013 yılındaki ilk iki kademede yıllık 1.000 ve 100 ton tüketimlerin kayda geçirilmesi istenmişti. İthal ettikleri mineralleri Avrupa’da rafine eden, kimyasallarla işleyen pek çok işletmenin 2018 de işlerini Avrupa dışına taşıma ihtimali fazla. Doğal hali kimyasal olarak değiştirilmeyen mineraller Reach kapsamına girmiyor Tek bir bakteri hücresinden 24 saatten az bir sürede 8 milyondan fazla hücre içeren bir koloni oluşabiliyor. Her sene kuş gribi, domuz gribi, ebola, E. coli gibi bakterilerle ilgili haberler eksik olmuyor. Sağlık kuruluşları da bize bakterilerden korunmak için sürekli ellerimizi yıkamamızı tavsiye ediyor. 17 yaşında iki Çinli genç nihayet pratik bir çözüm sundu. Geçen yıl Pittsburgh Bilim ve Mühendislik fuarında buluşları için 1500 Dolarlık ödülü kazanan gençlerin buluşlarına insanların tuvalet kapılarını tutmak istememelerini farketmeleri sebep olmuş. Gençler aktif Titanyum dioksitin bakterileri %99,8 oranında öldürdüğünü tespit etmiş. Yaptıkları şeffaf silindirik kapı kulpunun içine mor ötesi ışığı veren iki LED ampul yerleştiren genç mucitler, bunların enerjisini kapının açılması sırasında oluşan mekanik enerjiden elde ediyorlar. Yapılacak endüstriyel mineral toplantıları • Fluorspar 2015 / 6 - 8 Ekim 2015 / Four Seasons Resort / Marakeş, Fas • 5th Asian Bauxite & Alumina Conference / 22 - 23 Ekim 2015 / Singapur Marriott Tang Plaza Hotel / Singapur Forntarnauite: Yeni mineral • 5th Graphite & Graphene Conference / 8 - 9 Aralık 2015 / Waldorf Hilton / Londra, İngiltere 9 Eylül’den Cahit Helvacı ve Barselona Üniversitesinden Federico Orti önderliğindeki araştırmacılar potasyum ve kalsiyum içeren bir çifte sodyum ve stronsiyum tuzu keşfetti. 2007 de vefat eden Ramon Fontarnau’ya ithafen adı Fontarnauite konan mineral bugüne kadar keşfedilen sekizinci sulfat-borat minerali. Renksiz ve hafif kahverengi kristalleri olan yeni mineral Doğanlar’dan elde edilen sondaj karotlarında bulundu. • Industrial Minerals International Congress and Exhibition 2016 / 1 - 3 Nisan 2016 / İstanbul, Türkiye Gilsonit ya da Uintaite, namıdiğer Asfaltit Petrol sondajı kuyularında betonlama yaparken yoğunluk düşürmek için içi boş boncuklar kullanılır. American Gilsonit firmasının yeni çalışmaları gilsonitin bu işi %20 daha hesaplı yapabileceğini gösteriyor. Betonlama kuyuyu terk ederken kullanıldığı gibi sondaj sırasında da kuyuyu istenmeyen yeraltı akışkanlarından korumak, sirkülasyon kaybını önlemek gibi amaçlar için de kullanılmakta. Iran Gilsonit firması ise ürünlerinin daha çok yol inşaatında kullanıldığını ifade ediyor. Gilsonit ayrıca basım ve kalıp işlerinde de kullanılmakta. Iran Gilsonit yılda 100.000 ton 45 mikrona kadar değişik boyutlarda öğütülmüş ürünler satmakta. Halen gilsonit fiyatları 150 $/T ile 375 $/T arasında değişmekte. Süveyş Kanalı kapasitesini ikiye katladı 6 Ağustos’ta 146 yıllık Süveyş Kanalının kapasitesi %100 arttı. Kanalda iki yönlü trafik mümkün hale geldi. Kanal sadece genişletilmekle kalmadı, derinliği de 24m oldu. Mısır önümüzdeki yıllarda bugünkü 46 gemi/gün olan geçiş adedinin 97 olacağını öngörüyor. Geçiş için bekleme saatlerinin de 11’den 3’e düşeceği tahmin ediliyor. Geçen yıl kanaldan 33,1 milyon ton cevher ve metal, 18,4 milyon ton gübre, 18,7 milyon ton kimyasal geçişi olmuş. Artan kapasite ile Uzakdoğu’dan Avrupa’ya hammadde ithalatı artacağı gibi, geri dönüşe yük arayan hatların Uzakdoğu’ya navlunları aşağı çekmesi de bekleniyor. Andalusit Latin Resources şirketi kuzey Peru’daki 15 milyon ton/yıl kapasiteli andalusit yatırımına devam ediyor. Mücevher taşı olarak da bilinen bu alumino silikat minerali son zamanlarda döküm kumu olarak tercih edilmeye başlandı. Ergime derecesi 1850oC olan mineral döküm kumu uygulamasında olivin ve kromite rakip olacak gibi gözüküyor. Mineral bazı kaynaklarda Kerphalit olarak da anılıyor.Güney Afrika global üretimin %64 ünü gerçekleştiriyor. Fransa, Çin ve G.Afrika’daki operasyonlarıyla Dünya pazarının %67 isini de Imerys elinde tutuyor. Röportaj Çayeli Bakır İşletmeleri: İş güvenliği ve çevreye yatırım üretim artışı olarak geri dönüyor Keşifle ilgili geniş çaplı bir yatırımın teşvik edilmesi konusunda benim stratejim, keşif lisanslarının güçlendirilmesi ve devletin jeolojik bilgilerine erişimin kolaylaştırılması oldurdu. Iain Anderson Öncelikle kendinizi tanıtır mısınız? Adım Iain Anderson. Avusturalya doğumluyum ve mekanik mühendisiyim. Türkiye’ye ilk kez 2001 yılında Bergama’daki Ovacık Altın Madeni’nin kurulum aşamasında geldim ve bir süre orada çalıştım. 2009 yılında Çayeli Bakır İşletmeleri’nde çalışmaya başladım ve şu anki Genel Müdürlük görevimi ise 2010 yılınından beri yürütüyorum. Rize’de yaşayıp bu doğayı tanıdığım ve bölgenin güzelliğini yaşadığım için kendimi şanslı hissediyorum. Yakın zamanda Türk vatandaşı oldum ve gerçekten burayı kendi ülkem olarak benimsediğimi söyleyebilirim. Çayeli Bakır İşletmeleri hakkında bilgi verir misiniz? Ü lkemizin en önemli bakır üreticisi olan Çayeli Bakır İşletmeleri 1994 yılından beri faaliyetlerini sürdürüyor. 2013 yılından bu yana First Quantum Minerals çatısı altında bulunan ve bugün ülkenin bakır madeni üretiminin üçte birini tek başına gerçekleştiren Çayeli Bakır gerek üretim rakamları gerekse de iş güvenliği ve çevre konusundaki uygulamalarıyla madencilik sektörümüzün öncü kuruluşlarından biri. Şirketin Genel Müdürü Iain Anderson 2001 yılından bu yana Türkiye madencilik sektöründe çalışıyor. Kendisiyle yaptığımız söyleşide Çayeli Bakır, Türkiye’de madenciliğin sorunları ve çözüm yolları, çevre ve iş güvenliği sorunları gibi pek çok konuyu konuştuk… Çayeli Bakır İşletmeleri, Rize’nin Çayeli ilçesi Madenli Beldesi’nde 1994 yılından bu yana operasyonlarını sürdürüyor. Yaklaşık 20 yıldır bakır ve çinko cevheri üreten işletmemiz, yılda 1.3 milyon ton cevher üretme ve işleme kapasitesine sahip. Türkiye’nin bakır madeni üretiminin yaklaşık üçte birini karşılayan Çayeli Bakır, 25,2 milyon dolar vergi ile Türkiye’de en çok kurumlar vergisi ödeyen firmalar sıralamasında 57’nci sırada. 2014 yılı itibarıyla 219 milyon dolar ihracatla madencilik sektörü ihracat sıralamasında 2. konumdadır. Varsa yeni projeleriniz ile rezerv geliştirme çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Çayeli Bakır İşletmeleri olarak öncelikli hedefimiz, güvenli bir şekilde faaliyetlerimizi devam ettirmek ve var olan üretim oranlarımızı korumak. Diğer bir önceliğimiz ise madenimizin ömrünü 2019’un ötesine taşımak. Çabalarımızla birlikte Türkiye’nin 2023 stratejik hedefleri arasında yer alan “500 milyar dolar ihracat hedefi”ne katkı sağlamayı umuyoruz. Madencilikte esas katma değerin topraktan çıkarılan ürünün işlenerek ara veya son ürüne dönüştürülmesiyle yaratıldığı hepimizin malumu. Şirketinizin bu konudaki durumunu anlatır mısınız? Türkiye madenciliğinin daha yüksek artı değer üretir hale gelmesi, yani çıkarılan cevherin son ürüne kadar işlenmesi hususunda gerek sektörün gerekse de devletin yapması gerekenler sizce nelerdir? Çayeli Bakır ürettiği bütün konsantreleri ihraç etmektedir ve bu durum, genel olarak algılananın aksine, ülkeye katma değer sağlamadığımız anlamına gelmez. Çayeli Bakır’ın kazancının %70’e yakını royalti, vergi, yerel tedarik, sosyal fonlar ve diğer başka harcamalar ile Türkiye ekonomisine eklenmektedir. Bununla birlikte, Çayeli Bakır bünyesinde yıllar içinde yetiştirilen, eğitilen ve geliştirilen çok sayıda çalışan başka şirketlerde üst düzey konumlarda görevlendirildi ve bu sayede gerçekleşen bilgi transferi kişilere, sektörümüze ve Türkiye’ye fayda sağladı. İhtiyaçlarımızı karşılamak ve Rize’de katma değerli ürün üretebilmek için Türkiye’de izabe ocağı inşa etmek amacıyla yakın zamanda bir araştırma yaptık. İzabe ve arıtma işlerinin oldukça rekabetçi ve bu sektördeki kar marjlarının düşük olduğunu ve ürün fiyat dalgalanmalarıyla karşı karşıya kaldığını anladık. Yapılan herhangi bir yatırımın 20 yılın üzerinde bir zaman dilimi boyunca herhangi bir getiri sağlayabilmesi için şu andaki maden kapasitemizin 5 katı büyüklüğünde bir izabe ocağı inşa etmemiz gerekiyor. Tabi ki de ülkede hâlihazırda var olan daha küçük bir izabe ocağı inşa etmek mümkün olmasına rağmen yatırım getirisi yaratmak için devlet desteği olmadan özel sektörün bu tip tesisleri inşa etme riskine girip girmeyeceği belirsizdir. Şu anda işletilen izabe ocaklarının yıllık üretim kapasitesi 100.000 ton metalin üzerindedir. Türkiye’de hala daha büyük bir izabe ocağının inşa edilebileceğini düşünmeme rağmen bunun benzer kapasitedeki büyük bir maden tarafından desteklenmesi gerektiği veya yatırımı teşvik etmek üzere verilen devlet desteğine ihtiyacı olduğunu düşünmekteyim. Devlet teşvikleri, ülkenin kaynakları üzerine yapılan masraflardır ve artı değer üretmezler. Benim geliştireceğim strateji, şirketleri kaynaklar vasıtasıyla teşvik ederek ve bu tip bir kaynak için uzman görüşü sunarak büyük çaplı bir madencilik projesinin oluşturulması ve geliştirilmesi oldurdu. Maden aramalarıyla ilgili geniş çaplı bir yatırımın teşvik edilmesi konusunda benim stratejim, maden arama lisanslarının güçlendirilmesi ve devletin jeoloji alanındaki bilgilerine erişimin kolaylaştırılması oldurdu. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 47 Madencilik ileri teknoloji gerektiren bir faaliyettir Madencilik sektörünün gelişmesinde kamu otoritesinin yaklaşımı, mevzuat ve uygulamaları da belirleyici bir önem arz ediyor. Başka ülkelerdeki deneyimleri de bilen bir kişi ve şirket olarak Türkiye’deki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Tespit ettiğiniz aksaklıklar ve çözüm önerileriniz nelerdir? Madencilik endüstrisinin Türkiye’de genel olarak negatif olarak algılandığını söyleyebiliriz. Bu, sektörümüzün gelişiminin önündeki en büyük engellerden biridir. Geçen sene sektör olarak oldukça acı deneyimler yaşadık. Çayeli Bakır olarak, bu bağlamda oluşabilecek riskler doğrultusunda kararlar alınmasının ve özellikle kendimizi sadece yasal gereksinimlerle sınırlamadan hareket etmenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu ifade, mevcut mevzuatın yetersiz olduğu anlamına gelmemektedir. Madencilik sektöründe öngörülemeyen risklerin var olması ve her maden sahasının kendine özgü riskler taşıması sebebiyle bu yaklaşımı benimsiyoruz. Madencilik, üçüncü dünya ülkelerine ait ve uzun vadeli çevresel zarara neden olan düşük teknolojili bir endüstri olarak görülmektedir. Aslında madencilik, inanılandan çok daha teknolojiktir. Madencilik birçok profesyonel disiplinin bir ekip olarak bir arada çalışmasını gerektiren bir sektör olup, madencilik sektöründe bilgisayar, otomasyon ve artan bir şekilde robot teknolojisi kullanılmaktadır. Çalışanlarımızı aktif bir şekilde bizimle yakın ilişki kurmaları ve bize meydan okumaları konusunda aktif olarak teşvik ederiz. “Güvenliğin sağlanamadığı durumda üretim yapmayız” gibi kimi yol gösterici felsefelerimiz vardır ve çalışanlarımıza kendilerine farkında olmadan verilen tehlikeli işleri reddetme zorunlulukları olduğunu söyleriz. Bu bir sorumluluktan öte bir zorunluluktur. Güvenlik ve çevreye ilişkin endişeler gerçek birer olgudur, sektörümüzün bunlara cevap vermesi ve bu sorunların üzerine gitme konusunda daha iyiye gitmesi gerekmektedir. Madencilik sektörünü geliştiren temel nedenin hammaddeye olan talep olduğunu ve telefonlarımızda, bilgisayarlarımızda ve televizyonlarımızda kullanılan bakırın aslında Çayeli Bakır gibi bir madenden çıkarıldığını ve hayat kalitemizi arttıran birçok unsur için madenciliğin gerekli olduğunu anlamamız gerekir. Madenciliğin çevresel etkilerinin olduğu konusunda herhangi bir şüphe olmamasına rağmen iyi maden şirketleri, madenin işletilmesi sırasında ve maden kapatıldıktan sonra bu etkileri azalmak veya ortadan kaldırmak için gereken çevresel yükümlülüklerini yerine getirmektedir. Maden şirketlerinin çevresel mükemmelliği hedeflemesi, şirket dışı tarafların denetimlerine açık olması ve madenin işletiminden önce maddi anlamda eksiksiz bir biçimde desteklenmiş bir maden kapatma ve rehabilitasyon planının olması gerekmektedir. Madencilikte teknoloji kullanımı gerek verimlilik gerekse de iş ve çevre güvenliği bakımından belirleyici önemde. Bu konuda Çayeli Bakır İşletmelerini benzerlerinden ayıran şeyler nelerdir? Çayeli Bakır, birçok kuruma benzer bir şekilde teknolojiden faydalanmaktadır. Çayeli Bakır’ı diğer kuruluşlardan ayıran unsurun yaptığımız şeyi sürekli geliştirme çabası olduğunu düşünüyorum. Şirketimizin çalışmaya başladığı ilk günden itibaren sürekli gelişim kültürü şirketimizin DNA’sına işlenmiştir. Çayeli Bakır’ın faaliyetlerini yürüttüğü 20 yıl içerisinde kullandığımız teknoloji belirgin bir biçimde gelişme kaydetmiştir. Şu anda, şirket ilk kurulduğunda mevcut olmayan yazılım ve ekipmanları kullanmaktayız. İş sağlığı ve güvenliği kurumsal kültürün bir parçasıdır nızdan bahseder misiniz? Örnek bir kurum olarak, iş güvenliği standartlarının yükseltilmesi konusunda sektördeki diğer kuruluşlara ne gibi önerilerde bulunursunuz? Çayeli Bakır, birçok kuruma benzer bir şekilde teknolojiden faydalanmaktadır. Çayeli Bakır’ı diğer kuruluşlardan ayıran unsurun yaptığımız şeyi sürekli geliştirme çabası olduğunu düşünüyorum. Şirketimizin çalışmaya başladığı ilk günden itibaren sürekli gelişim kültürü şirketimizin DNA’sına işlenmiştir. Yeni şeyler keşfetmeye ve öğrenmeye her zaman açığız Teşekkür ederim ancak örnek bir kurum olarak etiketlenmekten pek hoşlanmıyorum çünkü kendini beğenme ve rehavet gibi duygulara neden olabilir. Çayeli Bakır ve çalışanları kusursuz değildir ve biz de hata yaparız. Yakın zamanda, oldukça zor zemin şartlarında çalışılan bir yeraltı madeninde ‘Kayıp Zamanlı’ kaza olmadan 570’den fazla gün geçirdik. Çalışanların ölmesine ve yaralanmasına neden olabilecek tehlikelerin her zaman var olduğu koşullarda bu performansı sürdürmek için gerçekçi olmak ve dikkatimizi sürdürmek zorundayız. Şirketinizin iş güvenliği konusundaki standartları ile öne çıktığını biliyoruz. Bu konudaki uygulamaları- Çayeli Bakır’ın sağlık ve güvenlik programına yaklaşımı oldukça basittir ve felsefelerimiz başka yerlerde de uygulamaya konulabilir. İş güvenliği programımız yıllar içinde gelişti. Başlangıçta sadece düzenlemelere uymaya odaklanmıştık ve daha sonra program, belirlenen risklerin ve tehlikeli koşulları kapsayacak şekilde geliştirildi. Yaklaşık 5 sene önce kaza oranlarımızın durağan bir noktaya geldiğini anladık ve kaza oranlarımızın olabilecek en düşük seviyeye indirgenmesi için farklı bir yaklaşım geliştirmemiz gerekmekteydi. En büyük tehlikeler belirlendikten, ortadan kaldırıldıktan veya kontrol altına alındıktan sonra kaynaklarımızın, zamanımızın ve çabamızın daha fazlasını çalışanlarımızı buna uygun bir şekilde dav- ve sektördeki son teknolojik ilerlemeleri araştırıyoruz. Ancak, Çayeli Bakır kullanacağı teknolojiyi titizlikle seçmekte ve teknolojiyi sadece var olduğu için kullanmamaktadır. Örneğin yakın zamanda sadece, güvenliği ve üretkenliği geliştirmek için ekipman operatörleri için simülatörlerin kullanımına baktık. Bir mühendis olarak aşırı derecede uygulamaya koymak istediğim ilginç bir teknoloji olmasına rağmen madenin geriye kalan kullanım ömründe bu yatırımın herhangi bir getirisinin olmayacağını düşündük. Çayeli Bakır’ın tüm gelişim çabalarının olumlu bir sonucunun ve bir getirisinin olması gerekir. ranmaya teşvik etmek amacıyla kullandık. Çayeli Bakır, ekip çalışmasının ve iş güvenliğiyle ilgili daha işbirlikçi bir yaklaşımın teşvik edilmesi için havacılık sektöründeki teknikleri benimsemektedir. Bu, çalışanların sorgulamasını ve katılımcılığını teşvik etmek için liderlerin yeni bir yaklaşımı benimsemesini gerektirmektedir. Bir kuruluşun yönetim veya lider kadrosu, işyerinde uygun davranışların tanıtılmasında çok önemli bir rol oynar. Yöneticilerin nasıl iletişim kurduğu, davrandığı ve verdiği kararlar çalışanlar tarafından yorumlanır. Yöneticilerin söyledikleri ve davranışları arasındaki herhangi bir tutarsızlık, çalışanlar tarafından iş güvenliği uygulamalarımıza bağlılık eksikliği olarak yorumlanır ve çalışanlarımız bizim gerçekten iş güvenliği kurallarımıza bağlı olmadığımıza inanırsa kaza ve yaralanma oranlarını arttıracak şekilde davranmaya başlarlar. Yöneticilerin iş güvenliği uygulama ve prosedürlerine uymadığı veya istediği zaman bunların değişmesine izin vermesi halinde çalışanların bunlara uygun davranmasını nasıl bekleyebiliriz? Sadece sonuca odaklanıp ekipman, sistem ve insan üzerinde yatırım yapmadan çalışanlarımızın güvenli çalışmasını nasıl bekleyebiliriz? Bazı işyerlerinde yönetim kadroları çalışanlarıyla çok az iletişim kurar veya iletişim kurduklarında genellikle performanslarının yeterli olmadığını, üretim hedeflerine ulaşılmadığını ve maliyetlerin çok yüksek olduğunu söylerler. Çayeli Bakır yönetimi, çalışanlarla sık bir şekilde yüz {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 49 yaklaşımı benimseyen yöneticiler, çalışanların verdikleri kararlara meydan okumasından veya üretim sürecini durdurmasından rahatsızlık duyabilirler. Asıl liderler egolarını bir kenara koyarak çalışanlara kendilerinin normalde erişemeyecekleri sonuçlara ulaşmalarına izin verecek şekilde ilham verirler. Dürüst olmak gerekirse, bazı işyeri sahibi ve yöneticilerin neden iş güvenliği meselelerine daha fazla zaman ve çaba sarf etmediklerini anlamıyorum. İş güvenliği konusunda Çayeli Bakır’da yapılan herhangi bir yatırımın karşılığını defalarca aldık. Son 5 sene içerisinde madenimiz her bir sene rekor üretim oranlarına ulaştı ve bu dönem boyunca çalışanlarımız kendilerini daha önce olmadığı kadar güvenli ve mutlu hissetti. Madenciliğin doğal ve toplumsal çevreye etkileri son dönem sıkça gündeme gelen konular. Gerek doğal çevrenin korunması gerekse de toplumsal çevreye katkı ve sosyal sorumluluk noktalarında, şirketinizin politikası, uygulamaları ve varsa bunların sonuçlarından bahseder misiniz? Dürüst olmak gerekirse, bazı işyeri sahibi ve yöneticilerin neden güvenlik meselelerine daha fazla zaman ve çaba sarf etmediklerini anlamıyorum. Güvenlik konularında Çayeli Bakır’da yapılan herhangi bir yatırımın karşılığını çok defalar aldık. Son 5 sene içerisinde madenimiz her bir sene rekor üretim oranlarına ulaştı ve bu dönem boyunca çalışanlarımız kendilerini daha önce olmadığı kadar güvenli ve mutlu hissetti. yüze iletişim kurar ve bu etkileşimlerin büyük bir kısmının sebebi iş güvenliğinin arttırılması konusudur. Çalışanlarımızı aktif bir şekilde bizimle yakın iletişim kurmaları ve bize meydan okumaları konusunda aktif olarak teşvik ederiz. “İş güvenliğinin sağlanamadığı durumda üretim yapmayız” gibi kimi yol gösterici felsefelerimiz vardır ve çalışanlarımıza kendilerine farkında olmadan verilen tehlikeli işleri reddetme yükümlülükleri olduğunu söyleriz. Bu bir sorumluluktan öte bir zorunluluktur. Çalışanlarımız, devam etmenin güvenli olmadığına inandıkları herhangi bir üretim sürecini herhangi bir anda durdurmak konusunda kendilerini yetkili hissederler. Yönetim olarak üretim sürecini durdurdukları için çalışanlarımızı cezalandırmak veya onları azarlamak yerine bunun tam tersini yapmaktayız. Güvenli olmayan işleri durdurdukları için çalışanlarımıza veya yüklenicilerimize ufak ödüller verdiğimiz bir çok durum vardır. Çayeli Bakır’da iş güvenliği, sadece İş Güvenliği Departmanının veya İSG uzmanlarımızın değil Çayeli Bakır ailesinin her üyesinin sorumluluğudur. Tabi ki yönetim ve liderlik konularında daha geleneksel bir 50 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Yerel kalkınmaya özen gösteren bir firma olarak, mavi yaka çalışanlarımızın yaklaşık yüzde 95’ini, beyaz yaka çalışanların yüzde 65’ini bulunduğumuz yöreden istihdam ediyoruz. Ayrıca her yıl 10-20 işsiz gence temel madencilik eğitimi vererek bölgenin mesleki kapasitesinin gelişimine katkıda bulunuyoruz. Firmamızın sosyal fonlarının geniş kesimlerin yararına harcanması sürecinde daha katılımcı bir yönetişim modeli geliştirilmek amacıyla 2011 yılında Toplum Danışma Kurulu ve bir Bağış Değerlendirme Komitesi oluşturduk. Bu komiteler kadın temsilcisi, kaymakamlık, belediye, STK’lar gibi grupları temsil eden 8 üyeden oluşuyor. Tüm bağış talepleri Bağış Değerlendirme Komitesi’ne sunuluyor, sosyal fonların nereye harcanacağına onlar karar veriyor. Bu komitede Çayeli Bakır’dan ise sadece bir üye bulunuyor. Böylece yörenin kalkınmasını destekleyecek çok sayıda projeye destek veriyoruz. Sağlık tesisleri, sağlık ekipmanları, eğitim araç ve ekipmanları, burs programları, gelir getirici kırsal kalkınma projeleri bu kapsamdaki çalışmalar arasında yer alıyor. Bir diğer çalışmamız ise Toplum Kapasitesi Geliştirme Programı adı altında verdiğimiz mesleki eğitimler projesi. Bu çalışma sadece Rize için değil ülkemiz madencilik sektörü için de oldukça değerli bir proje. Her yıl madencilik hakkında temel eğitimler ve 4 farklı operatörlük lisansı alan yaklaşık 20 kursiyer gördükleri 3 aylık teorik ve iş başı uygulamalı eğitimde başarı göstererek sertifika sahibi oluyor. Bu eğitimi alan kursiyerlerin madencilik alanı dışında, diğer ağır sanayi sektörlerinde de iş bulabildiğini zaman zaman duyuyor ve mutlu oluyoruz. Türkiye’den Haberler Natural Stone 2015 global oyuncuları buluşturuyor Bakan da hemfikir: Madencilik Bakanlığı kurulmalı Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun, Türkiye’de madenciliğin geliştirilmesi için Maden Bakanlığı ya da Başbakanlığa bağlı konuyla ilgili bir müsteşarlık kurulması gerektiğini söyledi. yapılacak yatırımların artırılması için de teşviklerin gerekli olduğunu ifade etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Ali Rıza Alaboyun Kömür Üreticileri Derneği temsilcileriyle yaptığı görüşmede sektörü yakından ilgilendiren konularla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Madencilikte yerli kaynakların yalnızca yüzde 12’sinin kullanıldığını, elektrik üretiminde ise doğalgazın oranının azaltılması gerektiğini söyleyen Bakan Alaboyun, iş sağlığı ve güvenliğinin de öne çıkarıldığı yeni bir madencilik yasası için çalışmalara başlanacağını dile getirdi. Alaboyun, yerli kömür kaynaklarından elektrik üretiminin artırılmasının daha doğru olduğunu, madenlere Bakan Alaboyun ile yapılan görüşmede sektörün sorunlarını dile getiren Kömür Üreticileri Derneği Başkanı Muzaffer Polat da “Madencilik yapılacaksa dünya ölçeklerinde uygulanabilir, sürdürülebilir, ölümlerin olmadığı, işçinin de madencinin de mutlu olduğu bir ortam yaratılması için sadece madencilik faaliyetleri ile ilgilenen bir Maden Bakanlığı kurulmalı” şeklinde konuştu. silcilerinden mevzuatı uygulayanlara, madencilikte tecrübeli firma temsilcilerinden onları denetleyen teftiş ekiplerine, öğretim üyelerinden yurt dışında madencilik sektöründe marka olmuş Türk vatandaşlarına kadar geniş bir katılım olmalı.” Kömür diğer madenlerden ayrılmalı “Bir çalışma ekibi oluşturulmalı ve bu ekipte sivil toplum örgütleri tem- Kömür Üreticileri Derneği Başkanı Muzaffer Polat, kömür madenciliğinin diğer madencilik faaliyetlerinden ayrı olduğunu, bu nedenle devletin de kömür işçisinin de işverenin de hak ve yükümlülüklerini ayrıntılı olarak tarif eden bir düzenlemenin gereğini vurgulayarak Avustralya ve Amerika’da kömür madenciliğinin ayrı bir yasa ile düzenlendiğine dikkat çekti. Polat, yerli kömürden enerji üretiminin teşvik edilmesi ve alım garantisi verilmesi gerektiğini de dile getirdi. İki gün sürecek ve bilimsel oturumlar ile sergilerin yer alacağı Sempozyumda, madencilik ve inşaat sektörlerinde yaygın uygulaması bulunan delme ve patlatma konusu tüm yönleriyle ayrıntılı olarak uy- gulayıcıları ve uzmanları tarafından tartışılacak. Bu sempozyum, bilgi birikimini artırmayı, yeni yaklaşım ve teknolojileri tanıtmayı ve tartışmalarla çözüm önerileri getirmeyi hedefliyor. Polat, denetimlerin bir merkezde yapılması gerektiğini belirterek, maden işletmecisinin işlerini sürdürebilmek için 26 ayrı yerden izin almak zorunda kalabildiğini anlattı. Madencilik yasası yeniden yapılırken, sektörün görüşlerinin de alınması gerektiğini kaydeden Polat, şunları söyledi: Delme Patlatma Sempozyumu TMMOB Maden Mühendisleri Odası tarafından düzenlenecek olan 6. Delme-Patlatma Sempozyumu 1920 Kasım 2015 tarihlerinde İstanbul Steigenberger Hotel Maslak’ta gerçekleştirilecek. CNR Fuarcılık tarafından İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) ve KOSGEB desteğinde düzenlenen “Natural Stone – 12.Uluslararası Mermer, Doğal Taş Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı” dünya doğaltaş sektörünün üretici ve yatırımcılarını İstanbul’da buluşturuyor. CNR EXPO Yeşilköy’de 4-7 Kasım 2015 tarihlerinde düzenlenecek fuarda ülkemizin dört bir yanında üretilen doğal taş ürünlerinin yanı sıra sektöre yönelik makine, ekipman ve teknolojiler de ziyaretçilerle buluşacak. Uzun soluklu uluslararası iş bağlantılarına ev sahipliği yapacak Natural Stone 2015 Fuarına Çinli yatırımcıların damga vurması bekleniyor. İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, “Natural Stone Fuarı’nda en büyük pazarımız Çin’den çok sayıda profesyonel alıcıyı ağırlayacağız. Organizasyon aracılığıyla Çin’e ihracatımızın yeniden yükselmesi için çalışacağız” dedi. Maden Mühendislerinden Madencilik ve Çevre Sempozyumu TMMOB Maden Mühendisleri Odası Isparta, Antalya ve Burdur İl Temsilciliklerinin İşbirliği ile düzenlenecek olan 5. Madencilik ve Çevre Sempozyumu 26-27 Kasım 2015 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. İlk dördü farklı yerlerde gerçek- leştirilen Madencilik ve Çevre Sempozyumu, sanayi ve üniversite çevresinden artan bir ilgiye paralel olarak geleneksel hale getirildi. Sempozyum kapsamında, sanayiden gelen katılımcılarla ve sektörde gerçekleştirilmiş olan araştırma sonuçlarının sunumları ile yararlı bir bilgi ve fikir pay- laşımı sağlanması hedefleniyor. Sempozyum, sektör içerisinde yer alan kişi ve kuruluşların, çalışmalarını sergilemek, sorunlara çözüm bulmak ve bu ortamı sektör çalışanları ve bilim insanları ile paylaşmak isteyen tüm sektör paydaşlarının buluşacağı bir platform olacak. V. Uluslararası Maden Makinaları Sempozyumu Maden Mühendisleri Odası tarafından düzenlenen Türkiye V. Uluslararası Maden Makinaları Sempozyumu ve Sergisi 1-2 Ekim 2015 tarihlerinde Eskişehir‘de gerçekleştirildi. Sempozyumu düzenleyen Maden Mühendisleri Odası’nın Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Yüksel açılışta bir konuşma yaptı. Yüksel, konuşmasında ülke olarak zor bir dönemden geçtiğimizi belirterek, madenciler olarak bu zorlukların aşılmasında ellerinden gelen katkıyı yapmaya hazır olduklarını ifade etti. Ekonominin, kalkınmanın ve sanayinin tüm insanlık için olduğunu vurgulayan Ayhan Yüksel, madencilerin de bir parçası olduğu bu faaliyetlerin doğayla ve insanlıkla barışık bir şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Bu faaliyetlerin yaratacağı refah ve mutluluğun da tüm insanlıkça paylaşılması gerektiğini söyleyen Yüksel, “Sanayileşme tek başına bir amaç olamaz. Sanayileşme; toplumun tüm kesimlerini kucaklayan, ama öncelikle çalışanların sağlık, eğitim, barınma, kültür gibi temel gereksinimlerini sağlamak üzere ileri teknolojileri işsizliği de ortadan kaldıracak biçimde kullanarak gerçekleştirilen toplumsal gönencin bir aracı olarak algılanmalıdır,” şeklinde konuştu. Bu çerçevede, madencilik sektörü için üretim faaliyetleri sırasında gelişmiş teknolojik ekipmanların kullanımının önemine dikkat çeken Ayhan Yüksel, ülkemizin bu konuda maalesef istenen düzeyde olmadığını söyledi. Yüksel verimlilik ve iş kazaları konusunda yaşadığımız sorunları hatırlatarak “Bu iki sorunun çözülebilmesi için özellikle yeraltı madenciliğinde gelişmiş teknolojik ekipmanların kullanımı bir zorunluluktur,” dedi. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 53 Eti Maden’in bor ihracat hedefi 2.5 milyar dolar kapasitesini 5.5 milyon ton, ihracatını da 2.5 milyar dolar seviyesine çıkarma hedefi ile faaliyetlerine devam ediyor. Dünyadaki bor rezervlerinin yüzde 75’ine sahip olan Türkiye’nin dünya pazarındaki payı 2014 sonu itibarıyla yüzde 50’ye yükselirken, ülkemizdeki tek üretici olan Eti Maden İşletmeleri 2023’te bor kimyasalları üretim Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürü Recep Akgündüz konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu bilgileri verdi: “Geçen yıl dünya bor tüketimi 4.2 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Kuruluşumuz 2.1 milyon ton ürün satışı gerçekleştirerek pazar payını yüzde 50’ye çıkardı. 2014 yılı bor ihracat tutarı 871 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu yılın ilk 6 ayında 974 bin ton bor kimyasalı üretimi yaparken, 414 milyon dolarlık satış hasılatı gerçekleştirdik. Yılsonu itibarıyla 880 milyon dolar ihracat olmak üzere toplam 910 milyon dolar bor satış hasılatı hedefliyoruz.” Eti Maden İşletmeleri’nin geçen yılki ihracatının yüzde 57’sinin Asya ülkelerine, yüzde 23.7’sinin Avrupa’ya ve yüzde 17.5’inin de Amerika’ya yapıldığı bilgisini paylaşan Akgündüz, Asya bölgesine yapılan ihracatın yüzde 45’ini Çin’in oluşturduğunu vurguladı. Akgündüz, Güney Amerika’ya tarım sektöründe gübre amacıyla kullanılmak üzere ürünler göndermeye başladıklarını ve Afrika’dan da özel gübre ürünleri talep edildiğini belirtti. “Güney Amerika ve Afrika bizim için yeni pazarlar” diyen Akgündüz, bu pazarlarda özellikle gübre sektöründe önlerinin açık olduğunu dile getirdi. Zonguldak’ta Kömür Kongresi TMMOB Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi’nin düzenlediği Türkiye 20. Kömür Kongresi 4-6 Mayıs 2016 tarihlerinde, Zonguldak ta gerçekleştirilecek. Kongre süresince ayrıca, sektördeki teknolojik gelişmelerin sergileneceği “Maden Makinaları ve Donanımı Sergisi” de düzenlenecek. rağmen kömür madenciliğinin hemen hemen her yönü ile ilgilenen ve dünyanın her yerinden madencilerin katıldığı uluslararası bir organizasyona dönüşürken, başlangıcından bu güne kadar kömür kongrelerinde 730 adet yerli, 97 adet yabancı bildiri sunuldu. 1978 yılından beri iki yılda bir düzenlenen Türkiye Kömür Kongresi ulusal bir toplantı olarak başlamış olmasına Kömür Kongresi’ne ev sahipliği yapan Zonguldak, ülkemizin taşkömürü rezervlerine sahip tek şehri ve buradaki kömür madenciliğinin geçmişi 170 yıl öncesine dayanıyor. 2003 yılları arasında MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu (Sivas) Bölge Müdürlüğü’nde Başmühendis ve 2003-2010 yılları arasında MTA Genel Müdürlüğü Orta Anadolu (Sivas) Bölge Müdürü olarak görev yapan Topaloğlu, 2010-2015 yılları arasında da MTA Genel Müdürlüğü Ege (İzmir) Bölge Müdürü olarak çalıştı. 16 Temmuz 2015 tarihinde de MİGEM’de Genel Müdürlük görevine getirildi. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ve Sektörmaden dergisi olarak, yeni Genel Müdürümüz Murat Topaloğlu’nu tebrik ediyor, ülkemiz madenciliğine katkı sunacak çalışmalarında başarılar diliyoruz. MİGEM’e yeni Genel Müdür Geçtiğimiz yıl Mehmet Hamdi Yıldırım’dan boşalan Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MİGEM) daha önce MTA Ege Bölge Müdürü olarak görev yapan Maden Mühendisi Murat Topaloğlu atandı. 1963 Erzurum Merkez doğumlu olan Murat Topaloğlu 1986 yılında Hacettepe Üniversitesi Zonguldak Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği bölümünden mezun oldu. 1986-1987 yılları arasında Türkiye Taşkömürü Kurumunda Maden Mühendisi, 198954 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Afyon’da Maden Hukuku Sempozyumu yapıldı Haber: Dündar Ergunalp 3-4 Ekim tarihleri arasında Afyonkarahisar’da Afyon Kocatepe Üniversitesi ile Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü tarafından “Maden Hukuku Sempozyumu” düzenlendi. Prof. Dr. Ali Şafak Balı ile Prof. Dr. Bahri Ersoy’un düzenlemesini yaptığı sempozyumda 100 civarında katılımcı vardı. Çoğunluğunu hukukçuların oluşturduğu katılımcıların arasında Afyonlu mermercilerin haricinde sektörden pek az madenci vardı. Açılış, “Madencilik ve tarihsel gelişimi” konulu oturumla, Melih Turhan’ın Türkiye ve diğer ülkelerin maden hukukunu mukayese ettiği tebliğ ile başladı. İkinci oturum başlığı “Madencilik Kanunundaki güncel gelişmelerdi. Bu bölümde Mehmet Tombul’un Maden Kanunundaki son gelişmelerin gerekçelerini anlattığı, Prof. Dr. Yasin Dursun Sarı’nın Madenlerde ILO sözleşmelerinin uygulamalarını anlattığı ve Yrd. Doç. Dr. Hakan Akçın’ın madencilikte nitelikli harita yapmanın önemini irdelediği bildiriler ilgi çekti. İlk gün “Madencilik tekniği ve rödövans sözleşmeleri” başlıklı oturumla son buldu. Bu bölümde Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu’nun rödövans sözleşmelerindeki değişiklikler ve yasaklamaları aktardığı bildiri, B. Kayar’ın sunduğu rödövans sözleşmelerinin maden hukuku açısından önemi, Mad. Müh. Av. Mustafa Kula’nın Agrega işletmeciliğinin hukuk sistemindeki yerini anlattığı bildiriler dikkat çekti. “Madenciliğin temel sorunları ve çevre” ikinci günün ilk oturum başlığıydı. Bu bölümde ilk konuşmacı Oğuz Güner’in ÇED uygulamalarını, ikinci konuşmacı Mad. Müh. Ersan Değerli’nin yeterlik belgesi almış kuruluşların rolünü, Prof. Dr. Mesut Anıl’ın Zeytin yasasının madenciliğe etkisini yorumlayan konuşmaları ilgi topladı. İkinci oturumda “İş sağlığı ve güvenliği” konusu işlendi. Prof. Dr. Bahtiyar Ünver’in Soma kazasını ele aldığı bildiri, Prof. Dr. Ataç Başçetin’in yeraltı iş kazalarına karşı alınabilecek önlemleri ve Yrd. Doç. Dr. Erkan Özkan’ın iş güvenliğinde sanal gerçeklik uygulamalarını anlattığı bildiriler dikkat çekti. Öğleden sonra ilk oturumun konusu “Kamu hukuku açısından madencilik” oldu. Bu bölümde Nilüfer Özdemir’in maden kanunu kapsamındaki para cezalarını, Erhan Egemen’in 2012/15 sayılı başbakanlık genelgesini, Yrd. Doç. Dr. Fethi Kılıç’ın maden kazalarında olası kasıt ve bilinçli taksir konularını işlediği bildiriler ilgiyle dinlendi. “Özel hukuk açısından madencilik” konusunun işlendiği son oturumda Huriye Kubilay’ın zorunlu ferdi kaza sigortası, Halil Yılmaz’ın maden kazalarında işverenin hukuksal sorumluluğunu anlatan bildirileri oldukça bilgilendiriciydi. Kapanışta, madencilikte hukuksal uygulamaların sorunlu olduğu ve sorunların aşılması için ileriki yıllarda toplantılara daha da geniş katılımla devam edilmesine ihtiyaç olduğunda hemen herkes hemfikirdi. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 55 Kömür madeninde geçmişe yolculuk: Kömür madeninde geçmişe yolculuk: Tour-Ed Maden Müzesi 1 850’lerde maden nasıl çıkarılırdı, hangi aletler kullanılırdı, kazılan kömür nasıl taşınırdı, maden işçileri ne yer, ne içer, nasıl yaşarlardı gibi soruların yanıtlarını ziyaretçiler otantik bir mekanda, orijinal eşya, alet ve gereçleri görerek, onlara dokunarak, kullanarak, o havayı soluyarak öğreniyorlar. Geçmiş sayılarımızdan birinde Polonya’daki Wieliczka Tuz Madeni ile ilgili bir haber yayınlamıştık. Yüzyıllar boyunca kullanılmış bir madenin ekonomik ömrünü doldurduktan son56 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} ra nasıl rerehabilite edilebileceğinin muhteşem örneklerinden biri idi. Bu konuda bir örnek de Amerika’dan geliyor. Kömür ocaklarıyla ünlü Pittsburg’un kuzeybatısında bulunan Tour-Ed Kömür Madeni Müzesi ziyaretçilerini madencilik dünyasının geçmişine doğru etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Üretime 1850’lerde başlanan bu yeraltı madeni 1960’la- rın ortalarına kadar kömür vermiş. Rezervin tükenmesiyle ekonomik ömrünü tamamlayan maden kapısına beton dökülüp kaderine terk edilmek yerine bir maden tarihi müzesine dönüştürülmüş ve 1970’te kapılarını tekrar açmış. O tarihten beri de öğretmenleriyle gelen ilkokul çocuklarından yabancı turistlere, madencilik öğrencilerinden gezginlere kadar binlerce ziyaretçi ağırlarken, hem toplumda madencilikle ilgili bilinç ve farkındalığın yükseltilmesine katkıda bulunuyor, hem de ekonomik ömrünü tamamlamış madenlerin nasıl rehabilite edilip tekrar işlevli hale getirebileceğine dair güzel bir örnek sunuyor. Tour-Ed Maden müzesinin ana te- ması, “1850’lerde madencilik nasıl yapılıyordu?” olarak belirlenmiş. O dönemlerde maden nasıl çıkarılırdı, hangi aletler kullanılırdı, kazılan kömür nasıl taşınırdı, maden işçileri ne yer, ne içer, nasıl yaşarlardı gibi soruların yanıtlarını ziyaretçiler otantik bir mekanda orijinal eşya, alet ve gereçleri görerek, onlara dokunarak, kullanarak, o havayı soluyarak deneyimliyorlar. Müze aslını o kadar iyi yansıtıyor ki o yıllarda kömür vagonlarını çekmekte kullanılan katırlar, hatta madenlerde gaz sensörü olarak kullanılan kanaryalar bile unutulmamış. Tour-Ed Kömür Madeni Müzesinde yerin 50 metre altına kadar inen ve uzunluğu 800 metreyi bulan galerilerde yapılan turlara kendileri de tecrübeli kömür madencileri olan rehberler eşlik ediyor. Müzenin girişinde otantik madencilik gereçlerinin sergilendiği bir alan ve kazmadan barete, tişörtten madenci fenerine ve hatta kömürden yapılmış heykelciklerine kadar pek çok ürünün satıldığı bir de hediyelik eşya mağazası yer alıyor., Yolumuz oralara düşer mi bilinmez, ama bizim ülkemizde de böyle şeyler yapmak çok zor olmasa gerek. Madenciliğimizi yeni kuşaklara doğru anlatmak istiyoruz ya, bundan iyi tanıtım mı olur?... {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 57 Röportaj Granit sektörünün lideri: Granitaş 1989’da bir Borusan Grubu şirketi olarak kurulan, 1998’den beri de faaliyetlerini bağımsız olarak sürdüren Granitaş bugün ülkemizin en büyük granit ve doğaltaş üreticilerinden biri olarak doğal kaynaklarımıza değer katmaya ve ekonomik değer yaratmaya devam ediyor. Şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Suat Sarısoy ile kuruluşundan bu yana emek verdiği Granitaş ve madencilik üzerine konuştuk... gelişmelere göre bazen bitmiş ürün ithalatına da girmek zorunda kalıyoruz. Şirket olarak 450 çalışanımız var. Yıllık satışlarımız 2 milyon metrekareye kadar ulaşıyor. 2014 yılı ciromuz da 160 milyon liranın üzerinde oluşmuştur. Yeni rezerv ve ürün geliştirme projeleriniz var mı? Suat Sarısoy Kendinizi tanıtabilir misiniz? 67 yaşındayım. Toplamda 42 yıla ulaşan iş hayatımın iki bölüme ayırıyorum: Borusan grubunda 25 yıllık profesyonel hayatım ve Borusan’dan sonra kendi işimle olan 17 yıllık hayatım. İki oğlum var, eşim ve oğullarımla beraber çalışıyoruz. Aile üyeleri ve profesyonel ekip arkadaşlarımla, hep birlikte işimizi iyi yapmaya, ülkemize, çalışanlarımıza katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Granitaş hakkında bilgi verebilir misiniz? Granitaş 1989 yılında Borusan grubu tarafından doğal taş sektöründe iyi işler yapılması amacıyla kuruldu. Ancak ileriki yıllarda doğal taşın kendine has özelliği nedeniyle büyük holdinglerin işi olmadığı, daha farklı yönetilmesi gerektiği gerçeği ortaya çıkınca, 1998’den itibaren ise bizler aile şirketimiz olarak yönetimi ve şirket sahipliğini üstlendik. Halen 6 ildeki ocaklarımızda hammade üretip madencilik faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu hammadelerimizi Avrupa standartlarında üretim yapan Bilecik ve Kırşehir’deki fabrikalarımızda ürün haline dönüştürüyoruz. Ayrıca ocaklarımızın içinde de ocak artanlarını işleyip, artıkları minimize edecek önlemler aldık. Ülkemizin renk skalasında yetersiz kaldığı yerlerde de ithalat yapıyoruz. Son yıllardaki Yeni rezerv geliştirme için daima koşturuyoruz. Ocakçılık ve maden arama faaliyetlerimiz hep sürer. Bitmiş üründe de özel ürün için bir projeye başladık, devam ediyor. İnşallah gelecek yılın ilk aylarında sonuçlarını alacağız. Yeni bir ürün taşla ilgili, ülkemiz için yeni olacak. Gelecek yıl piyasaya koymuş olacağız. Mermer ve doğaltaş rezerv, üretim ve ticaretinin Dünyada ve Türkiye’deki durumu hakkında bilgi verebilir misiniz? Mermer konusunda konuşmam doğru olmaz, bizim mermer faaliyetlerimiz sınırlıdır. Granit için konuşmak gerekirse, granitte ürünleri ekonomik ürünler ve vasıflı ürünler olmak üzere ikiye ayırıyoruz. Ekonomik ürünlerde Çin, Vietnam gibi Uzakdoğu ülkeleri tahmin edileceği gibi oldukça etkin ve yüksek miktarlarda çalışıyorlar, onlarla baş edilmesi çok kolay olmuyor. Yaptıkları işler dünyaca biliniyor. Bir de vasıflı rengiyle, dokusuyla üst projelerde kullanılan ürün grubu var. Biz her iki alanda da çalışma peşindeyiz. Yani her müşteri kesitine verebilecek ürün bulunduruyoruz. Vasıflı ürünleri kendimiz işliyoruz, ekonomik ürünleri ise çoğunlukla ithal ediyoruz. En büyük sıkıntı Başbakanlık genelgesi Başta doğaltaş olmak sektörü olmak üzere, ülkemiz madenciliğinin daha ilerilere taşınmasında kamu otoritesinin tutumu, yasal mevzuat ve uygulamalarne kadar önemli? Ülkemizdeki durumu nasıl değerlendirirsiniz? Yapılması gerekenler nelerdir? Devletimiz sanayicisini korumak için yakın bir işbirliği içinde çalışıyor. Bizim 8 yıl önceki müracaatımız kabul edildi ve Çin ürünlerine karşı anti damping uygulaması başlatıldı. Birinci süreç bitip ikinci süreç başladıktan sonra da damping miktarını arttırarak devletimiz yanımızda oldu. Şimdi bazı meslektaşlarımız Vietnam ürünleri için de başvuru yaptılar, o da inceleme safhasında. Onun da yakın zamanda sonuçlanacağını umut ediyoruz. Teşvikler elbette her madencilik ve sanayi faaliyeti için önemlidir. Teşviklerin kullanımı aşırı formalitelere bağlandığı için doğrusu fazla üstünde durmuyoruz, kolay kullanılanlardan bazen istifade ettiğimiz oluyor. Şu anda madencilerimizin en büyük sıkıntısı Başbakanlık Genelge- {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 59 ne getirmeli. İş kazaları sadece işverenin önlem almasıyla engellenmez, işçi arkadaşlarımıza da iş güvenliği bilincini vermek zorundayız. Bunun için uğraş veriyoruz. Çevreyi de feda edemeyiz madeni de Madencilikte doğal ve toplumsal çevreye duyarlılık en önemli konular arasında. Bu anlamda çevre ve sosyal sorumluluk alanında Granitaş’ın durumu nedir? sidir. Başbakanlık Genelgesinde ufacık şeylerden kocaman şeylere her şeyin Başbakanlık’a bağlanması bakanlıkların işlevini boşa çıkardı. Bir nevi onları yok sayıyor. Bunun hepimiz karşısındayız ama maalesef adım atılamıyor. Devletin bu konuda anlam veremediğimiz aşırı bir duyarlılığı var. Çok engelleyici faktör var. Hepimizin elini ayağını bağlayan, sektörün geleceğini tehlikeye düşüren uygulama hala sürüyor. Bugünün şartlarında da ne zaman kalkar, nasıl kalkar, kim kaldırır tarzı soruları sormayı bıraktık, hiç ümit kalmadı. Bu konuda oldukça üzüntülüyüz. Dünya piyasalarında rekabet edebilmek için yalnızca sahip olunan rezervleri çıkarıp uygun fiyata satmak yeterli midir yoksa yapılacak başka şeylerde var mıdır? Burada bütün meslektaşlarımızla her zaman, her yerde ifade ettiğimiz gibi ürünlerimize değer katmamız şarttır. Ürünlere değer katılması, ürünlerin değerinin yükseltilmesi için her firma kendince bir şeyler yapmaya gayret ediyor. Bazı meslektaşlarımız düşük katma değerli ihracatı sürdürüyorlar, belki haklı yanları da vardır, fakat önünde sonunda Türkiye sahip olduğu bu değeri daha iyi işletmek, daha çok katma değer yaratmak zorundadır. Madencilikte teknoloji kullanımı gerek verimlilik gerekse de iş ve çevre güvenliği açısından belirleyici önemde. Bu konuda Granitaş’ın durumu nedir? İş güvenliğinde yapmaya uğraştığımız şey sadece yasal prosedürleri uygulamak değil, yasanın emrettiklerininde ötesinde, işyerinde hiçbir arkadaşımızın, hiçbir yeri incinmesin diye elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Gücümüzün yettiği ölçüde iş güvenliği eğitimleri yapılıyor. Allaha şükür önemli bir iş kazasıyla da muhattap olmadık. Yakın zamanda maalesef bir işçi arkadaşımızın hatasıyla önemli bir iş kazası oldu ama arkadaşlarımız o kadar eğitime rağmen bazen göz göre göre hata yapabiliyorlar. İş kazalarında her şeyin işverene yüklenmesi doğru değil. İşçi de, işveren de herkes üstüne düşen sorumluluğu yeri60 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Madencilik sektörünün zaman zaman çevreye ilişkin sıkıntılara sebep olduğu bir gerçek. Fakat öte yandan çevreye müdahale etmeden de o maden çıkmıyor. O maden çıktıktan sonra orayı düzeltiyor musunuz, özenli çalışıyor musunuz, etrafı perişan etmek yerine düzgün çalışıyor musunuz soruları önemli. Bu konuda biz de meslektaşlarımız da gereken özen ve duyarlılığı gösteriyor, ben buna inanıyorum. Çocuklarımıza güzel, düzgün, tahrip olmamış müreffeh bir ülke bırakmak istiyoruz. Burada dengenin bulunması lazım, çevre korunacak diye madenciliğin yapılmamasında anlam yok, tam tersi olarak madencilik yapılacak diye çevreyi mahvetmenin anlamı yok. Madencilik yapılır ve çevre rehabilite edilir. Bunun yol ve yöntemleri de var. Bir çok yerde yapılmaya başlandı bile. Bu bilinç yerleşecek. Sosyal sorumluluk konusunda da, bizim mesleğimizde mermer ustalığı, mermercilik diye bir esnaflık, sanatkarlık bölümü vardır. Biz bunun eğitimini veren kurumlara mümkün olan desteği vermeye gayret ediyoruz. Makine ithal edip kredili makine sattık. Çocukların eğitimi için katkıda bulunuyoruz. Ihtiyacı olanlar bize müracaat ettiğinde, ustaların ve işçilerin çocukları, bilhassa yukarı doğru eğitimlerde, lise sonrasında çok destek vermeye gayret ediyoruz. Bir vakıf kurma niyetimiz de var, taş çalışanlarının sosyal ihtiyaçlarına destek verecek bir vakıf. Hem eğitim hem sosyal alanda sorumluluk taşıyacak bir vakıf olmasını hedefliyoruz. Şirketinizin gelecek vizyonu nedir ve son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? Şirketimiz sektörünün lideridir. Lider kalmak, lider olmak kadar zordur. Liderliğimizi sürdüreceğiz. Biz tüm çalışanlarımızla, müşterilerimizle, tedarikçilerimizle, yani tüm paydaşlarımızla uyum içinde çalışan, her tarafta itibarlı olan, adı anılınca itibarı söylenen bir şirket olmak için çabaladık hep. Bunu da başardığımızı düşünüyorum. Bundan sonra da bu itibarımızı sürdürmek, daha da yükseklere taşımak için ne gerekiyorsa yapacağız. İkili turnuvanın sonuçları : 1. Zafer Şengüler - Fikret Aydoğdu 2. Turgay Sesyılmaz - Murat Molva 3. Başak Kütük - Ömer Kızılok %63,34 %59,05 %58,33 Kontrat emniyette, fakat güney fazla lövelerin peşinde, takımına birkaç imp kazandırmaya çalışıyor. Yerden son trefli oynandığında Doğu pik verirken güney kör ruasını atar. Sıra batıda , pik atamıyor ve karoları tutmak zorunda, kör asını veriyor mecburen, ama bu kez de deklerana kör lövesi görünüyor. Batı triple squeeze ( üç renkte sıkışma ) oluyor. Böylece güney 12 löve topluyor. İkinci elimiz Eddie Kantar’dan bir el ♠ R96 ♥ D107 ♦ 987 ♣ R642 D-B Zonda Dağıtan: Batı İkili Turnuva 1.leri Zafer Şengüler – Fikret Aydoğdu ♠ D10842 ♥ V9543 ♦R ♣ 83 8. Pamukkale Briç Şenlikleri 5-6 Eylül 2015 tarihlerinde Pamukkale’de yapıldı. 2015 Türkiye Kulüplerarası Şampiyonası 22-27 Ağustos 2015 tarihlerinde Trabzon’da yapıldı. 64 takımın katılımıyla başlayan turnuvada grup ve nakavt maçlarının ardından sıralama şöyle gelişti. 1. ÇAYYOLU BRİÇ SPOR KULÜBÜ: Süleyman Kolata – İsmail Kandemir – Nafiz Zorlu– Ali Uçar – Levent Özgül – Tayfun Özbey – Özgür Göksel – Alpay Özalp 2. MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SPOR: Ahmet Kahraman – Zafer Şengüler – Karol Diyab – Tevfik Gürkan – Tuğbars Bozkurt – Serhan Antalyalı – Tony Rusev – Kalin Karaivanov – Hristo Hristov Kulüplerarası Şampiyonu ÇAYYOLU Takımı 3. VEFA SPOR KULÜBÜ: Hakan Ziya Atilla - Mehmet Şakirler – Orhan Ekinci – Osman Özcan – Enver Köksoy – Yalçın Atabey – Emre Kaya – Yusuf Kahyaoğlu – Orhan Aker 31. Mersin Briç Festivali 9-13 Eylül 2015 tarihlerinde Mersin Macit Özcan Spor Tesislerinde gerçekleştirildi. Türkiye’nin en geniş katılımlı festivallerinden olan ve 31’si düzenlenen turnuva patton takımlar turnuvası ve ikili turnuva şeklinde gerçekleşti. Patton Takımlar turnuvasına 46 takım katılırken ikili turnuvaya 156 çift katıldı. 1. YILANKIRAN: Süleyman Kolata – Salim Yılankıran – Mehmet Sırıklıoğlu – Merter Boybek – Cengiz Şeker – Fikret Ak 2. VURGUN: Tahsin Vurgun – Kutluhan Ünal – Orkunt Kesikbaş – Duran Bağlı – Neşe Serin – Mesut Tekin 64 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Ayrıca 2015 Cumhuriyet İkili Turnuvası 31 Ekim – 1 Kasım tarihlerinde yapılması planlanırken, genel seçim nedeniyle 24-25 Ekim Tarihlerinde İstanbul’da yapılacaktır. İlk elimiz Anahim’de yapılan Kuzey Amerika Şampiyonası’ndan ♠ D3 ♥ 97 D-B zonda ♦ 62 Dağıtan : Güney ♣ AR107542 ♠ V952 ♥ AD86 ♦ DV3 ♣ 83 Batı Pas Pas Kuzey Doğu 3SA Pas Batı pik 2lisini çıkar, yerden ufak, Doğu rua, asla alan dekleran bütün treflerini çeker. Son trefli çekmeden önce durum şöyleydi : Patton takımlar Turnuvasının sonuçları : 3. AYLAN KURDİ: Mehmet Karkin – Mehmet Aksu – Halil Tacir – Serhun İnal – Ali Çelik – Seyfettin Aknar 9. Akçakoca Palamut Briç Festivali 17-18 Ekim tarihlerinde yapılacaktır. Patton Takımlar 1.si Yılankıran Güney 1SA Pas K B D G ♠ R864 ♥ V52 ♦ 9754 ♣ V9 ♠ A107 ♥ R1043 ♦ AR108 ♣ D6 K B D G ♠ 107 ♥R ♦ AR10 ♣- Pas Kontur Pas B G Kuzey Doğu Güney Pas 3♠ Pas 1♦ 3♥ 2♣ 5♣ Pas D ♠ 75 ♥ R862 ♦ ADV5432 ♣- ♠ AV3 ♥A ♦ 106 ♣ ADV10975 Batı karo ruasını çıkar, doğu as ile alır, dam ve vale karoyu da çeker. Üçüncü karoyu kestiniz ve trefl asını çektiniz. İkinci ve üçüncü karolara batı bir küçük kör ve bir küçük pik attı. İlk trefle de doğu uymadı ve karo attı. Önce elleri saymamız gerekiyor. Doğunun 7 tane karosu vardır, treflisi yoktur. Eğer körü 5li olsaydı bu kadar çabuk pes etmezdi. Bu durumda 2.4.7.0 eli olması gerekiyor. Ayrıca kör ruası da elinde olmalı. Böylece batıda 5-5 majör olduğu ve majörlerden bir miktar kuvveti olduğu ortaya çıkıyor. Aksi halde negatif konturu uygulayamazdı. Bir koz daha çekip, kör asını da çekelim ve yerden kör damını oynayalım. Batı ruasını oturacaktır, kesin ve bütün kozlarınızı çekin. Son kozu çekmeden önce durum şöyledir: ♠ R96 ♥ 10 ♦♣- ♠D ♥ 97 ♦ 62 ♣2 ♠ V9 ♥A ♦ DV3 ♣- Batı K ♠ 86 ♥ V5 ♦ 97 ♣- ♠ D108 ♥V ♦♣- K B D G ♠ 75 ♥ 86 ♦♣- ♠ AV ♥♦♣7 Son koz üzerine batı mecburen pik atacaktır ve pik damının nerede olduğunu aramamıza gerek kalmayacaktır. Böylelikle basit squeze gerçekleşmiştir. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2015 SEKTÖRMADEN 65 Endüstriyel Mineral Fiyatları MİNERAL TİP/KALİTE ÖZELLİKLER FİYAT ALUMİNA Kalsine Öğütülmüş, %98.5-99.5 Al2O3, Dökme, Fob ABD ANTİMUAN Trioksit %99,5 Sb2O3, 5 Tonluk Lotlar, Cif Antwerp Sondajlık OCMA/API, s.g.4.20, Torbalı, Fob Türkiye 152-157 $/t Sondajlık OCMA/API, s.g.4.10, Dökme, Fob Çin 115-125 $/t BARİT BOKSİT BENTONİT BORLAR KALSİT SELESTİT KROMİT DİATOMİT Na-FELSPAT 755-850 $/t 6500-6600$/t Kimyasal Kalite Çin Menşeli, Cif Meksika körfezi 161-180 $/t Refrakter Çin Menşeli, 0-25mm, 85 Al2O3/1,8 Fe2O3,Fob Xingang 320-335 $/t Aşındırıcı Çin Menşeli, Fob Zhanjiang 335-350 $/t IOP Ham, Dökme, Wyoming İşletmede 50-65 $ /t Ocma/Döküm Ham, Kurutulmuş, Dökme, Fob Milos Kolemanit 40–42 B2O3, Ögütülmüş, Torbalı, Fob Arjantin, 60-80 €/t Uleksit %46–48 B2O3, Fob Lima Borik Asit Fob Buenos Aires 3 mikron Fob ABD 188-205 $/t 1 mikron Stearat Kaplı, Fob ABD 300-441 $/t Konsantre Asgari %96 Sr2SO4, Fob İskenderun 90-100 $/t Kimyasal %46 Cr2O3 , Dökme, Fob G.Afrika 140-210 $/t Refrakter %46 Cr2O3, Dökme, Fob G.Afrika 270-300 $/t 630-690 $/t 675-720 $/t 620-1000 $/t Metalürjik %40 konsantre, Fob G.Afrika 125-150 $/t Kalsine Filtrasyon Kalitesi, ABD Tesiste 635-670 $/t Ham - 10mm Dökme, Fob Güllük 22-23 $/t Flote -150 Mikron, Torbalı, Fob Güllük 53-55 $/t Asit Çin Menşeli, Yaş, Fob Çin 260-280 $/t Metalürjik Çin Menşeli, Asgari %85 CaF2, Cif Rotterdam 290-310 $/t Amorf Toz, %80-85 C, Çin Menşeli, Avrupa’da Teslim 400-430 $/t Kristal %85-87 C,100-80 Meş, Cif Avrupa Limanı 650-700 $/t İLMENİT Konsantre Asgari %54 TiO2, Dökme, Fob Avustralya 100-120 $/t İYODİN Kristal Asgari %99,5 Varilde, Spot Kızıl tip 130 % 90 Fe2O3, Torbalı, Fob Çin KAOLİN Kağıt kaplama 1 no, Georgia Tesiste 137-190 $/t KYANİT Ham %54-56 Al2O3, ABD Fabrikada Teslim 224-320 $/t Konsantre %56,5-57,5 LiOH, Çin Menşeli, Torbalı, Avrupa’da Teslim Spodumen %5 Li2O Konsantre, Cif Avrupa “Dead-Burned” Parça, %90 MgO, Fob Çin 220-250 $/t Kalsine % 90-92% MgO, Parça, Fob Çin 200-220 $/t Ergimiş %96 MgO, Parça, Fob Çin 420-500 $/t Öğütülmüş Hint Menşeli, Yaş, Cif Avrupa 600-900 $/t OLİVİN Refrakter Dökme, ABD Tesiste 75-150 $/t PERLİT Ham Kırılmış, Dökme, Fob Türkiye 85-90 $/t Cerium oksit Asgari %99, Fob Çin 2-2.5 $/kg Europium oksit Asgari %99, Fob Çin 200-225 $/kg Neodimiyum oksit Asgari %99, Fob Çin 41-46 $/kg Konsantre Asgari % 95, Fob Avustralya Cam Konteynerde, ABD Tesiste FLORİT GRAFİT DEMİR OKSİT LİTYUM MANYEZİT MİKA NADİR TOPRAK MİNERALLERİ RUTİL SİLİS KUMU 66 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} 29-32 $/kg 1435-1640 $/t 7,2-8 $/kg 450-500 $/t 800-840 $/t 27-30 $/t {Ekim, Kasım, Aralık} 2014 SEKTÖRMADEN 67 Londra Metal Borsası Ajanda Andaç EKİM 2015 EKİM 2015 • 5th Asian Bauxite & Alumina Conference 22 - 23 Ekim 2015 Singapore Marriott Tang Plaza Hotel Singapur • 29th AMM Stainless & Its Alloys 27 - 28 Ekim 2015 Sheraton O’Hare Hotel Chicago, ABD KASIM 2015 KASIM 2015 • Natural Stone 2015, 12.Uluslararası Mermer, doğal Taş Ürünleri ve Teknolojileri F uarı 04-07 Kasım2015 CNR Expo, İstanbul • 31st International Ferro-alloys Conference 8 - 10 Kasım 2015 Hilton Bomonti İstanbul, Türkiye • 3rd DRI & Mini-mills Conference 11 - 12 Kasım 2015 Hyatt Regency O’Hare Chicago, ABD • 9th Steel Scrap Conference 11 - 12 Kasım 2015 Hyatt Regency O’Hare Chicago, ABD • 23rd International Recycled Aluminium Conference 16 - 18 Kasım 2015 Melia Madrid Princesa Hotel Madrid, İspanya • 11th Asia Copper Conference 17 - 19 Kasım 2015 Grand Hyatt Shanghai / Çin • VIII. Delme - Patlatma Sempozyumu 19-20 Kasım 2015, Steigenberger Hotel Maslak, İstanbul • 5. Madencilik ve Çevre Sempozyumu 26- 27. Kasım-2015 Antalya ARALIK 2015 ARALIK 2015 • 19th Middle East Iron & Steel Conference 14 - 16 Aralık 2015 Atlantis, The Palm Dubai, B.A.E. • AMM’s 21st Mexican Steel Forum 27 - 29 Ocak 2016 InterContinental Cancun, Meksika OCAK 2016 OCAK 2016 • AMM’s 21st Mexican Steel Forum 27 - 29 Ocak 2016 InterContinental Cancun, Meksika MART 2016 MART 2016 • AMM’s 9th Steel Tube + Pipe Conference 8 - 10 Mart 2016 Doubletree Houston Greenway Plaza Hotel Houston, ABD • 8th World Lead Conference 28 - 30 Mart 2016 Hilton Grand Place Brüksel, Belçika MAYIS 2016 MAYIS 2016 • Türkiye 20. Kömür Kongresi 04-06 Mayıs 2016 Zonguldak - Türkiye HAZİRAN 2016 HAZİRAN 2016 • Steel Success Strategies XXXI 13 - 15 Haziran 2016 Sheraton New York Times Square Hotel New York, ABD 70 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Hazırlayan: Maden Yük. Müh. Dündar ERGUNALP 3 6 7 8 9 10 11 18 19 12 13 14 15 16 17 20 21 22 23 24 25 - 10) Talka benzer, ısıtınca yapraksı genleşmesinden dolayı, adı Yunanca “pyros” (ateş) ve “phyllos” (yaprak) kelimelerinden türetilmiş aluminasilikat - 12) Kum tanesi boyutlarında ve yeşil renkli olduğundan yeşil kum olarak da adlandırılan, tarımda potasyum kaynağı olarak kullanılan filosilikat - 14) Adını ilk bulunduğu İskocya’daki Strontian kasabasından alan karbonatlı mineral - 17) Bazı çeşitlerinin benzerliğinden dolayı adını latince “pomum granatum” dan alan, mücevher taşı veya aşındırıcı olarak kullanılan çeşitleri olan silikat grubu - 19) Ani ısıtmayla suyunu attığından adı Yunaca kaynatma taşı anlamına gelen ve gaz filtrasyonu, su saflaştırma gibi uygulamaları olan aluminasilikat - 20) Yeşil renkli bakır karbonat minerali - 23) Ülkemizde de bol bulunan, adı zeytin yeşili renginden gelen, magnezyumlu demir silikat R I A L S E 13 12 Cevap S V 5 B S I D Y E N T O E I L 6 R P B F 7 Y L E O N A R D I 8 U U N I A 9 M U L L I T T M E L 10 11 P K A S F A L T I I S N R U Z I T D O T I F T I T L 17 I G 18 19 T U R K U A Z R E A 22 T S P O D U M E N L A I T T A L U Z D 4 O L O M I T 1 I T 2 3 T T 72 SEKTÖRMADEN 2015 {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2 5 G L 14 S A T K 15 K R I S T O B O N 16 K Y A N I T I S T 20 I M 21 Y J A D A 23 A L 24 N A N D I K T E R I T T Yukarıdan Asağıya 1) Adını Fransız jeolog Dolomieu’dan alan, ve güney Alplere ismini veren magnezyumlu kalsiyum karbonat - 2) Yaygın Antimuan minerali - 3) Adını Almanca “kurt kaymağı” anlamına gelen sözcükten alan ve Uludağ’da madeni de bulunan metal - 5) Adını Ceres gezegeninden alan, en bol bulunan nadir toprak elemanı - 6) Demir de içeren en yaygın kükürtlü nikel minerali - 8) Adını kendini keşfeden Alman kimyacı Ulex’den alan kalsiyumlu bor minerali 1 4 O L I 25 V I I N Soldan Sağa 4) Volkanik cam- 7) Linyitin oksidasyon ürünüdür ve sondaj, tarım, hümik asit üretiminde kullanılır. - 9) Adını İskocya’da Mull adasından alan ve porselen yapımında kullanılan aluminasilikat - 11) Bir adı da gilsonit olan, daha ziyade yol yüzeyini kaplamada kullanılan, karbon - 13) Adını Latince beyaz kurşun anlamına gelen “cerussa”dan alan mineral - 15) Adını Meksika’da San Cristobal’den alan amorf kuarz - 16) Adını Yunanca lacivert anlamına gelen Kuonos’dan alan ve refrakter yapımında kullanılan aluminasilikat - 18) Avrupa’ya 17. yüzyılda Türkler tarafından tanıtıldığından adını Fransızca “turques” kelimesinden alan yarı kıymetli yeşil mavi takı taşı - 21) Adını 2006 da Sırbistan’da bulunduğu Jadar vadisinden alan ve çizgi kahramanı Supermene gücünü veren kriptonite benzerliği ile büyük medya ilgisi ceken lityumlu bor minerali - 22) Lityum elde edilen piroksen minerali - 24) Adını İspanya’nın bir bölgesinden alan, seramik ve refrakter yapımında, bazen de mücevher taşı olarak kullanılan aluminasilikat - 25) Mor ötesi ışıkta parlayan Baryum karbonat minerali
Benzer belgeler
YIL 2012, SaYI - Sektörmaden Dergisi | Anasayfa
Cemil Ökten, Dündar Ergünalp, Dündar Renda, Ekrem Yüce, Enver Erdoğan, Erdoğan Yüzer , Gülhan Özbayoğlu
Günaydın Yirmibeşoğlu, Güngör Tuncer, Güven Önal, H.Nijat Gürsoy, Halil İbrahim Kırşan, Halim...
malar devam ediyor. XX. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongre
Yayın Koordinatörü: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp
Yayın Kurulu: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp,
Doç. Dr. Sami Demirbilek, Mad. Yük. Müh. Murat Turan
Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - gulseren@ymg...
eti soda a.ş türkiye`de bir ilk trona üzerinde çözelti madenciliği eti
Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - [email protected]
Grafik Tasarım: Özge Öztürkoğlu - [email protected]
BASKI-CİLT
Karakter Color Matbaası A.Ş.
100. Yıl Mah. Massit 3. Cadde No: 200 Bağcılar / İst...
BizBize Dergisi_Ekim.indd - Çayeli Bakır İşletmeleri
Yeraltı ocağında uygulanacak en verimli yöntem olarak
pasta dolgulu kazı yöntemi belirlenmiş. Rehabilitasyon ve
geliştirme çalışmaları planlandığı şekilde giderse yeraltı
üretimine 2016 yılının iki...