malar devam ediyor. XX. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongre
Transkript
malar devam ediyor. XX. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongre
Içindekiler 6 10 14 20 22 26 32 38 44 46 60 62 Türkiye’den Kısa Kısa Türkiye’nin İlk Madencilik Dergisi Maden Ocağında Piknik Temmuz, Ağustos, Eylül 2014 Sayı 52 Yayın Türü Yaygın Süreli YÖNETİM İmtiyaz Sahibi: YMGV adına Prof. Dr. Güven ÖNAL Röportaj: Merta Makina YMGV Yönetim Kurulu Prof.Dr. Güven Önal (Başkan), Prof.Dr. Işık Özpeker (Bşk.Yrd.), Murat Turan (Genel Sekreter) Selçuk Buyurgan (Muhasip Üye), Alp Gürkan (Üye), Prof.Dr. Erdoğan Yüzer (Üye), Nijat Gürsoy (Üye), Doç.Dr. Sami Demirbilek (Üye), İsmet Sivrioğlu (Üye) Dünyadan Kısa Kısa Dünyanın Gündemi İş Güvenliği Denetim Kurulu Dr.Dündar Renda, Günaydin Yirmibeşoğlu, Özer Altay Endüstriyel Mineraller Kısa Kısa YMGV Mütevelli Heyeti Tüzel Kişiler Altın Madencileri Derneği, MTA, Eti Bakır A.Ş., TKİ, Eti Maden, TTK, İTÜ Maden Fakültesi, Tümmer, MİGEM, Türkiye Maden İşçileri Sendikası, Maden Müh. Odası, Türkiye Madenciler Derneği YMGV Mütevelli Heyeti Gerçek Kişiler Teknolojinin Nimetleri Abdullah Mısırlıoğlu Ali Erguvanlı Ali Tü Alp Gürkan rkoğlu Antony Caouki Atılgan Sökmen Behçet Süleymanoğlu Caner Zanbak Cemil Ökten Dündar Ergunalp Dündar Renda Ekrem Yüce Enver Erdoğan Erdoğan Yüzer Gülhan Özbayoğlu Günaydın Yirmibeşoğlu Güngör Tuncer Güven Önal Halil Köse Halim Demirel Torba Yasa Değişiklikler ve Yenilikler Röportaj: Hekimhan Madencilik A.Ş. Madencilik Tarihi: Balya Metal Borsası YAYIN YÖNETİM ÖN KAPAK İÇİ ARKA KAPAK İÇİ ARKA KAPAK ÇOLAKOĞLU MÜHENDİSLİK DAMA MÜHENDİSLİK A.Ş. MATEL A.Ş. KİREMİTÇİLER MADENCİLİK ALEX STEWART ANALİZ HİZMETLERİ METEK MAD.VE ENERJİ TEK. A.Ş ANT GROUP LTD.ŞTİ. Oktar Kızılsencer Ömer Yenel Özer Altay Rıfat Kont Sabri Karahan Sadrettin Alpan Selahaddin Anaç Selçuk Buyurgan Selim Çiçek Senai Saltoğlu Suat Sarısoy Şeyda Çağlayan Taşkın Akdeniz Tolga Yalçın Tuğrul Erkin Ümit Akdur Yener Cander Yüceer Göver Zeki Doğan Zeki Yavuztürk Yönetim Yeri Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Cumhuriyet Cad.No.179/5, Daire:10 Harbiye –İSTANBUL Tel.: 0212.246 20 81 Fax: 0212.247 51 11 e-posta: [email protected] www.ymgv.org.tr Endüstriyel Mineral Fiyatları STANDART LAB. ANAGOLD MADENCİLİK IDC SONDAJ Hayrettin Elmas Işık Özpeker İbrahim Halil Kırşan İlgin Kurşun İlhami Tezcan İsmail Hakkı Arslan İsmet Kasapoğlu İsmet Sivrioğlu Lütfi Çallı Mahir Vardar Melih Tur Metin Balıbey han Mevlüt Kemal Murat Dedeman Murat Turan Mustafa Sönmez Necati Kurmel Necret Durukan Nijat Gürsoy Nizamettin Çoban 1 3 4 9 13 17 19 SECURITAS GÜVENLİK HİZ. A.Ş. TÜPRAG MET. MAD.SAN. VE TİC.AŞ. ETİ BAKIR A.Ş. MADEN TÜRKİYE FUARI CİNER GROUP META-MAK METALÜRJİ MAK. REMAS MAKİNA A.Ş. ÇAYELİ BAKIR İŞLETMELERİ A.Ş. ÜNAL MÜHENDİSLİK TÜFEKÇİOĞLU KAUÇUK MAK. MAD. AYDIN LİNYİT LTD.ŞTİ. KOZA ALTIN İŞLETMELERİ A.Ş. 25 31 37 43 51 55 57 61 65 66 67 68 Yazı İşleri Müdürü: Prof.Dr. Işık Özpeker Yayın Koordinatörü: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp Yayın Kurulu: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp, Doç. Dr. Sami Demirbilek, Mad. Yük. Müh. Murat Turan Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - [email protected] Grafik Tasarım: Özge Öztürkoğlu - [email protected] BASKI-CİLT Karakter Color Matbaası A.Ş. 100. Yıl Mah. Massit 3. Cadde No: 200 Bağcılar / İstanbul Tel: 0 212 432 30 01 Faks: 0 212 628 95 65 Sertifika No: 12799 SEKTÖRMADEN DERGİSİ YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI TARAFINDAN 5680 SAYILI BASIN KANUNUN 9/2 MADDESİ GEREĞİNCE İSTANBUL VALİLİĞİNE BEYANNAME VERİLEREK AYNI KANUNUN 9.MADDESİNE GÖRE TANZİM EDİLEN 04.04.2003 TARİHLİ İZİNLE ULUSAL GAYRİ SİYASİ VE YAYGIN SÜRELİ TÜRÜNDE 3 AYDA BİR YAYINLANMAKTADIR. SEKTÖRMADEN DERGİSİ ABONELERİNE DAĞITILMAKTADIR. DERGİYE GÖNDERİLEN YAZILAR VE FOTOĞRAFLAR GERİ İADE EDİLMEZ. YAYINLANMASI İSE YAYIMCININ KARARINA BAĞLIDIR. YAYINLANAN YAZI VE FOTOĞRAFLARIN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR. KAYNAK GÖSTERİLEREK ALINTI YAPILABİLİR. www.sektormadendergisi.com 4 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Başkandan Değerli Okuyucular, Soma faciasının ardından, yaz gelip geçti, tatil rehavetinden torba yasanın madencilikle ilgili maddeleri ile uyandık. Yasadaki, yer altı madencilerinin ücret artışı ve maden emniyeti konularının düzenlenmesini olumlu karşılamaktayız. Ancak yer altı çalışma süresinin açıklığa kavuşması gerekir, 6 saat fiili yer altı çalışma süresi midir? Yoksa vardiya süresi mi 6 saattir? 6 saatlik vardiya Dünyada çok nadir hallerde kullanılmaktadır. Örneğin, ABD’de genel olarak yer altı madenlerinde vardiya süresi 12 saattir. Vardiya süresinin 6 saat olması verimliliği büyük ölçüde düşüreceğinden, maliyet artışlarına neden olacaktır. Çözüm olarak işçi sayısını azaltmaya gidileceğinden, ülkemizde, zaten yüksek olan işsizlik oranı, daha da artacaktır. Torba yasada yer alan 6 saatlik sürenin hızla açıklığa kavuşturulması gerekir. Aksi halde, madencilik, özellikle, kömür madenciliği açısından önemli sakıncalar ortaya çıkacak, sonuçta, kömür ithalatı artacaktır. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, kömürün ülkelerin enerji ihtiyacı ve yaşamında ne denli önemli olduğunu vurgulayan, “Vazgeçilmez Enerji Kaynağı Kömür” isimli bir kitapçık yayınladı. İlgili Bakanlıklara ve TBMM Komisyonlarına dağıttı. Bu kitapçığın, okullar, yöresel idareciler gibi yerlere dağıtılması gerekir. Bu nedenle, madenci şirketlerimizin bu kitapçıktan temin ederek, madenleri civarındaki okul ve idarecilere dağıtılmasını sağlamaları son derece yararlı olacaktır. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ve Tüyap’ın ortaklaşa düzenledikleri “Maden Türkiye 2014” Uluslararası Fuarı 27-30 Kasım 2014 tarihlerinde İstanbul Tüyap Fuar Merkezinde gerçekleştiriliyor. Tüm madencilerimizi fuara katılıp yeni teknolojileri izlemeye davet ediyorum. Sağlıcakla kalınız. PRoF. DR. GüVEN ÖNAL YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI EKİM 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül}} 2014 SEKTÖRMADEN 5 Türkiye’den 3M’den iş güvenliği oyunu P ost-it adlı yapışkan not kâğıtları başta olmak üzere daha çok ofis ve kırtasiye ürünleri ile tanıdığımız 3M firması aynı zamanda iş güvenliği ürünleriyle de her sektörde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanmasına önemli katkıda bulunuyor. 3M Kişisel Koruyucu Donanım ürün grubunda, toz ve gaz maskeleri, motorlu ve hava beslemeli sistemler, işitme koruyucular, iletişim çözümleri, göz koruyucular, kaynak dumanı ve diğer zararlı etkilerden koruyan siperlik ve solunum sistemleri, ölçüm cihazları, vizörler, koruyucu tulumlar ve baretler gibi üç binin üzerinde farklı ürün bulunuyor. Şimdilerde “Takmazsan Kaybedersin” adlı bir bilinçlendirme kampanyası yürüten 3M, ayrıca İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda farkındalığı artırmak için, kişisel koruyucu donanımların nasıl çalıştığını anlatan bir de oyun geliştirdi. İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda farkındalığı artırmak için, kişisel koruyucu donanımların farklı çalışma ortamlarında nasıl kullanıldığını anlatan bir oyunda, kömür tesisi, dökümhane, kaynak atölyesi ve petrokimya tesisi olmak üzere dört farklı senaryodan birini seçen oyuncuların, çalışana maksimum güvenlik sağlayan ve sağlıklı kalmasına yardımcı olan doğru 3M kişisel koruyucu donanımı seçmesi gerekiyor. Çalışana doğru kişisel koruyucu donanım giydirildiğinde sertifika kazanılıyor, yanlış giydirildiğinde ise ambulans gelerek sağlığı riske atılan çalışanı alıp götürüyor. Oyunda, ayrıca dört farklı senaryoda, sektörlere özel olarak kullanılması gereken ürünlerle ilgili bilgi veriliyor. Oyuncular, kömür tesisinde, dökümhanesi, kaynak atölyesinde ve petrokimya tesisi olmak üzere dört farklı modulde hangi kişisel koruyucu donanımları kullanmaları gerektiği deneyimleyerek öğreniyorlar. Dünya Madenciler Gününde İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı İ ş Sağlığı ve Güvenliği, çok tehlikeli risk grubunda yer alan ve dolayısıyla bilgi, deneyim ve uzmanlık gerektiren madencilik sektörü için en öncelikli konudur. Ülkemizde bu konudaki farkındalığın arttırılması 6 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} ve standartların yükseltilmesi için çalışmalarını sürdüren Türkiye Madenciler Derneği, İş Sağlığı ve Güvenliği konusundaki ulusal ve uluslararası deneyim ve birikimlerin paylaşımının sağlanmasına yönelik bir konferans düzenliyor. 4 Aralık Dünya Madenciler Günü etkinliklerinin bir parçası olarak düzenlenen “Uluslararası Madenlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı ve Sergisi” 4-5 Aralık 2014 tarihlerinde İstanbul Haliç Kongre Merkezinde gerçekleştirilecek. Tünelcilik sektörü fuarda buluştu Tünel Yapım Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı “Tunnel Expo Turkey” ile Altyapı ve Kazısız Teknolojiler İhtisas Fuarı NO DIG TURKEY Fuarı eş zamanlı olarak düzenlendi. T ürkiye’de son yıllarda büyük yatırımlar yapılan karayolu ve metro tünellerinin planlaması, inşası ve kullanımında gerekli olan her türlü makine, teçhizat ve ekipmanın sergilendiği “Tunnel Expo Turkey” Fuarı 28-31 Ağustos 2014, tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezinde gerçekleştirildi. Türkiye’de ilk kez düzenlenen fuarın açılışı Tünelcilik Derneği (TUNELDER) Başkanı Prof. Dr. Nuh Bilgin, Altyapı ve Kazısız Teknolojiler Derneği (AKATED) Başkanı Yasin Torun ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürü Cumali Kınacı’nın katılımlarıyla yapıldı. Fuarda kazısız altyapı teknolojileri başta olmak üzere sivil ve askeri uygulamalarda kullanılan beton kumaş ürünleri ile ömrü bitmiş, sızdırmazlığını kaybetmiş, depreme, yer altı hareketlerine karşı güçlendirilmesi gereken boru hatlarını, kazı yapmadan onaran teknik CIPP sistemi profesyonel ziyaretçilerin ilgisine sunuldu. Katılımcılar ne dedi? Serdar Tiryaki Maden Yüksek Mühendisi TTS Mühendislik Fatih Özgür Dikmen Satış ve Proje Yöneticisi Kayahan Hidrolik Yalçın Kırabalı Ürün Grup Müdürü Rothenberger Group Türkiye’de Tünelcilik anlamında ciddi bir yatırım söz konusudur. Şu an sadece benim bildiğim ve takip ettiğim kadarıyla gelecek 10 yıl içerisinde, 1000 km’ye yakın karayolu tüneli imalatından bahsedilmektedir. Sadece karayolu tüneli değil, İstanbul’da da 500 km’ye yakın metro inşaatı planlanmaktadır. Bu noktada sektör, bırakın herhangi bir şekilde küçülmeyi tam tersine kat ve kat artarak büyümeye devam etmektedir. Tünel ana hatlarının projelendirilmesinin, mühendislik firmalarına uygun bir iş alanı oluşturduğunu düşünüyorum. Katılımcıların tamamı konularında uzman ne aradığını bilen insanlardan oluşuyor. Herkes buraya belirli bir problemini çözüme kavuşturmak için gelmiş ve bağlantılarını oluşturmaya çalıştıklarını görüyorum. Biz de beklentilerimi fazlasıyla karşılamış durumdayız. Biz firma olarak maden direkleri üretiyoruz. Tünel konusunda PBM’lerin ileriye hareketlerini sağlayan hidroliklerini yapıyoruz. Tünelle doğrudan ilişkili olmasa da kullanılan ekipmanlar için parça üretimi yapıyoruz. Fuarda, ilk defa yapılıyor olmasından kaynaklı olarak aşırı bir yoğunluk yoktu. İlerleyen yıllarda katılımcı sayısının artacağını düşünüyorum. Bütün firmalar yeni iş bağlantıları kurmak, müşteri ve tedarikçi bulmak için geldiler fuara. Daha önce içinde olmadığımız bir sektör olduğu için fuara gelmeyi tercih ettik. Beklentilerimizi de karşıladığını söyleyebilirim. Kazısız teknolojilerin, genel anlamda bakarsak alt yapı kanalizasyonları hatlarının, yeni otobanların yapılması ve diğer tüm alt yapıları düşündüğünüz zaman işlemlerin daha kısa sürede bitmesi ve çevre kirliliğinin önlenmesi bakımından son derece faydalı olacağını düşünüyorum. Fuar beklediğimiz gibi oldu. İlk defa yapıldığı için fazla bir yoğunluk olmadı fakat ilerleyen yıllarda çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Biz firma olarak esasen hatların tespiti, yapılmış olan kanalizasyon hatların içme suyu tesisatların hatların genel kontrolü ve temizliği konularıyla ilgili faaliyet yürütüyoruz. Dolayısıyla Kazısız Teknolojiler ile doğrudan bir ilgimiz yok. Fakat bu teknolojinin altyapı projelerini kolaylaştıracağını, daha hızlı ve daha temiz bir hale getireceğini söyleyebiliriz. Türkiye’de ilk defa yapılan bir fuar ve esas hedef kitlesini belediyeler oluşturuyor. Bizim faaliyet alanımızla, yani kanalizasyon görüntüleme ve temizleme alanıyla ilgili bir yoğunluk yaşandı fuarda, bundan memnunuz, daha yoğun olsa daha da memnun ayrılacaktık. {Temmuz, Ağustos, Eylül}} 2014 SEKTÖRMADEN 7 ERDEMİR finansal verileriyle parlıyor 2014 yılı ilk altı ayında toplam 4 milyon ton nihai mamul satışı gerçekleştiren ERDEMİR’in net kârı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde19 artarak, 777 milyon TL oldu. T oplam varlıkları bakımından Türkiye’nin en büyük sanayi şirketlerinden biri olan ERDEMİR Grubu, 2014 yılı ilk yarıyıl finansal sonuçlarını açıkladı. Aktif büyüklüğü 15 milyar TL (7 milyar USD) olan ERDEMİR Grubu yılın ilk altı ayında toplam 4 milyon ton nihai mamul satış miktarı gerçekleştirirken, yassı çelik satış miktarını geçen yılın aynı dönemine göre %6 artırarak, 3,4 milyon tona yükseltti. Bu dönemde ERDEMİR Grubu’nun net karı, önceki yılın aynı dönemine göre %19 artarak, 777 milyon TL (359 milyon USD) oldu. ERDEMİR Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Pandır, ERDEMİR Grubu’nun sağladığı istihdam, modern teknolojiye sahip tesisleri ve yarattığı katma değer ile sadece ülkemiz demir çelik sektörünün değil bölgemizin en büyük kuruluşları arasında yer aldığını, ve daha da büyüyerek dünya klasında şirket olma yolunda ilerlemeye devam ettiklerini dile getirdi. Pandır, yılın ilk altı aylık dönemine ilişkin finansal sonuçların geçen yılın verilerinin üzerinde olduğunu, bu pozitif sonuçlarda en temel faktörün birinci çeyrekte olduğu gibi ikinci çeyrekte de düşük seyreden hammadde fiyatlarıyla birlikte güçlü iş hacmi olduğunu ifade ederek “Türkiye’de ürettiğimiz çeliği dünyadaki diğer ülkelerin sanayisine de kazandırmayı hedefliyoruz. Bu nedenle farklı ülkelerde satış ofisleri açmayı sürdürüyoruz. 2014 yılının ilk altı aylık döneminde Peru’dan Tayland’a, Senegal’den Kanada’ya kadar pek çok ülkeye toplam 491 bin ton ihracat gerçekleştirdik,” şeklinde konuştu. Kırmataş Sempozyumu İstanbul’da yapılacak düzeyde oluşan gelişmelerin ilgili sektör temsilcileriyle ve diğer katılımcılarla tartışılacağı bilimsel bir platform olarak düzenlenen ve iki gün sürecek sempozyumda şu konular ele alınacak: T MMOB Maden Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen 7. Ulusal Kırmataş Sempozyumu 5-6 Mart 2015 tarihlerinde İstanbul Sheraton Maslak Otel’de yapılacak. Sektörün mevcut sorunlarının gözden geçirilerek bunların çözümüne yönelik bilimsel ve teknolojik 8 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} • Mevzuat • Ulusal ve Uluslararası Ürün Standartları, • Kırmataş Üretiminde Kalite Yönetim Sistemi, • Kırmataş Hammadde Kaynakları ve Mühendislik Özellikleri, • Arama, Planlama, Fizibilite, • Kırmataş Üretiminin Sürdürülebilirliğinde Yerüstü ve Yeraltı Taş Ocağı İşletmeciliği, • Kırmataş Ocaklarının Kazı ve Teknolojisi, • Delme-Patlatma Tasarımı ve Uygulamaları, •Yerüstü ve Yeraltı Kırmataş Ocaklarının Jeomekanik ve Jeoteknik Analizi, • Hammadde Hazırlama ve Teknolojisi, • Beton, Asfalt ve Balast Agregaları, • Yüksek Dayanımlı ve Kendiliğinden Yerleşen Beton Tasarımında Kırmataş, • Betonda Alkali-Agrega Reaksiyonu, • Dolgu ve Drenaj Malzemeleri Olarak Kırmataşın Kullanımı, • İnce Taneli Zeminlerin İyileştirilmesinde Kırmataş Tozlarının Kullanımı , • Geri Dönüşümlü Agrega ve Teknolojileri, • Endüstriyel Uygulamalar, • Alternatif Hammadde Kaynakları, • İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği. • Kırmataş Ocak İşletmeciliğinin Çevresel Etkileri ve Sürdürülebilirlikleri, • Üretimi Sona Ermiş Kırmataş Ocaklarının Doğaya Yeniden Kazandırma Çalışmaları Haber Maden ocagında piknik İMİB madenciliğin çevreyle barışık yapılabileceğini gösterebilmek amacıyla İstanbul’da ağaçlandırılarak çevreye kazandırılan eski bir kömür ocağı olan Milten Park’ta basın mensuplarına bir piknik düzenledi. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kahyaoğlu, son zamanlarda yaşanan talihsiz olaylar nedeniyle, madencilerin tek suçlu olarak gösterilmesini eleştirdi. Ne çevreden ne de madenlerden vazgeçilemeyeceğini belirten Kahyaoğlu, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi “Çevreci Madencilik” yapmak için devleti, üniversiteleri ve çevrecileri sektörle işbirliği yapmaya çağırdı. İstanbul’da Kilyos ile Arnavutköy arasında eski bir kömür madeninin ağaçlandırılarak çevreye kazandırıldığı Milten Park’ta basın mensuplarına bir piknik düzenleyen İMİB Başkanı Ali Kahyaoğlu, “sektörün yapısı gereği maden cevherinin bulunduğu bölgede ocak açmak zorun10 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} dayız. Yerin altındaki cevheri çıkarabilmek için doğal yapıyı mecburen bozuyoruz. Ancak bu kalıcı bir bozulma olmamalı. Cevher bittiğinde bu alanların tekrar eski haline dönüştürmek mümkün. Sayıları fazla olmasa da ülkemizde bunu yapan firmalar var. Yasal olarak zorunlu olmamalarına rağmen güçleri ve sorumlulukları ölçüsünde yapıyorlar,” dedi. Eleştirilerin çoğu doğru ve samimi değil Madencilerin sanıldığı gibi eline baltayı alıp ağaçları kesmediğini belirten Ali Kahyaoğlu “Kesilecek ağaçları Orman İdaresi belirliyor ve kendisi kesiyor. Madencilerden ise başka alanlara dikim yapmak için kesilen her bir ağaç için çok yüksek ağaç bedeli alıyor. Ayrıca metrekare değeri 1 TL olan arazi için 2-3 katı kira bedeli ödüyoruz,” şeklinde konuştu. Madencilerin ekonomik ömrü biten ocakların olduğu gibi bırakılmasının çok eleştirildiğine değinen Kahyaoğlu, “Yasalara göre bu sorumluluk devlete ait. Biz sadece o bölgeyi ağaçlandırmaya uygun hale getirmekle yükümlüyüz. Bu sistem işlemiyorsa suçlusu biz değiliz. Devlet bizden bundan böyle ağaç parası almasın. Üzerimizdeki gereksiz mali yükleri kaldırsın. Kesilen her ağaç için başka bir alana 10 ağaç dikme zorunluluğu getirsin ve bunu da ciddi bir şekilde denetlesin. Yapmayanı da cezalandırsın. Ayrıca maden ocakları ekonomik ömürlerini tamamladığında da orayı yeniden ağaçlandırma şartı getirsin. Bugün Türkiye’de bunu yapan firmalar var. Ancak sayıları 10 taneyi bile bulmaz. Çünkü yapılan iş çok maliyetli. Ancak gücü olan firmalar yapıyorlar. Engeller kaldırılırsa tüm firmalarımız bunu canı gönülden yapar,” dedi. Ali Kahyaoğlu, madenciliğin insanlık ve uygarlık için olmazsa olmaz bir sektör olduğunu da vurgulayarak, bazı çevrecilerin maden karşıtı tutumunu eleştirdi. Kahyaoğlu, “O zaman bırakın elinizdeki cep telefonunu, otomobile filan binmeyin. Bir otomobilin üretilebilmesi için 7 ton maden kullanıldığını kimse biliyor mu? Çatal kaşıkla yemek yemeyin veya elektrik kullanmayın. Bunların hepsinin hammaddesini madenciler çıkarıyor. Kimse bunlardan vazgeçmiyor. Sonra çıkıp o madenleri çıkaranları ‘kötü’ ilan ediyorlar. Burada bir samimiyetsizlik var. Madenler olmazsa insanlık Adem ile Havva dönemine döner,” şeklinde konuştu. Kamyonlar ve iş makineleri gitti ağaçlar ve yaban hayvanları geldi İMİB basın pikniğinin düzenlendiği alan 1950’li yıllardan bu yana Kilyos ile Karaburun arasındaki 40 kilometre sahil hattında faaliyette bulunan kömür ocağıydı. Bundan 25 yıl önce ocağın ekonomik ömrünü tamamlayan bölümünü ağaçlandırmaya başlayan ve bugüne kadar 2 milyonun üzerinde ağaç dikimi yapan Mil-Ten Grubu, kendi imkânlarıyla bir orman oluşturdu. Öyle ki, bir zamanlar kömür kamyonlarının ve iş makinelerinin cirit attığı alan artık, karacalar, geyikler, yaban domuzları gibi çeşitli yaban hayvanlarına ev sahipliği yapıyor. Sıkı koruma altında bulunan ve avlanmanın yasak olduğu ormanın ortasındaki gölette, balıklar rahatça yaşamlarını sürdürüyorlar. Mil-Ten Holding Yönetim Kurulu ve Genç Madenciler Derneği (GEMAD) Başkanı Cemil Ökten, ülkemizde de maden alanlarının geri dönüştürülebileceğinin görülmesi ve kamuoyundaki madencilere yönelik yanlış algının kırılabilmesi için bu ormanı oluşturduklarını söyledi. Ökten, “Bu çok kolay bir iş değil, yüksek maliyetine karşın getirisi olmayan bir iş. Yine de yaptığımızdan çok memnunuz,” diye konuştu. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 11 Maden Türkiye Fuarı Madencilik sektörünün cazibe merkezi: Uluslararası Maden Türkiye 2014 Maden Türkiye 2014 6. Uluslararası Madencilik, Maden Makine ve Ekipmanları, İş Makineleri Fuarı 27-30 Kasım 2014’te Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece/ İstanbul’da maden sektörünün tüm paydaşlarına 6. kez ev sahipliği yapıyor. Düzenlenmeye başladığı 2004 yılından bu yana gösterdiği muazzam büyüme ile bugün madencilik sektörümüz için bir çekim merkezi haline gelen Maden Türkiye Fuarı’nın geçmişi, başarıları, amaç ve hedefleri ile ilgili sorularımızı Tüyap Fuarcılık Grubu Genel Müdür Yardımcısı Hakan Mirgün’e yönelttik. İşte aldığımız yanıtlar: “Maden Türkiye Fuarı, madencilik sektöründe faaliyet gösteren üretici firmalar, tedarikçiler, makine üreticileri, hizmet sağlayıcılar, ithalatçılar, dış ticaret firmaları, eğitim ve danışmanlık firmaları, sektörel sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile düzenlenmektedir. Kapsamı itibari ile maden sektörüne yönelik hazırlanan tek fuar olma özelliği taşıyan Maden Türkiye, aynı zamanda Avrasya coğrafyasında düzenlenen en kapsamlı fuardır.” “Düzenlenmeye başlandığı 2004 yılından itibaren her fuarın ardından başarılarına yenisini ekleyen Maden Türkiye Fuarı, bugüne kadar 40.000 metrekare alanda 1.165 katılımcı ve 21.573 profesyonel ziyaretçiye ev sahipliği yapmıştır. 2014 yılı itiba12 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} riyle de “Uluslararası” unvanını almıştır. Yıllar itibariyle %100 büyüme ile güvenin ve inancın eseri olan Maden Türkiye Fuarı, 2012 yılında %80 katılımcı artışı ve %30 ziyareti artışı sağlayarak maden dünyasının cazibe merkezi olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.” “Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı işbirliği ile gerçekleşen Maden Türkiye, ulusal ve uluslararası sektör duayenleri tarafından hazırlanan etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır. Türkiye’nin en önemli madencilik etkinliği olan fuara kamu yetkilileri, sivil toplum kuruluşlar ve sektör liderleri de yoğun ilgi göstermektedir.” “Sektörün geleneksel buluşması olan Maden Türkiye öte yandan yeniliklere de ev saipliği yapmaktadır. Son gelişmeler ve trendler konusunda yerli ve yabancı büyük bir kitleye ulaşmaktadır. Sektörde izlenen politikalar ve son gelişmeler fuar esnasında ilk ağızdan ilgililere aktarılmaktadır.” “Sektörün tüm paydaşları ile aynı ortamda bulunmak, sektördeki son teknolojileri görmek ve incelemek isteyenler, Maden Türkiye Fuarı’nın web adresini ziyaret ederek ücretsiz online davetiye alabilir ve katılımcı firma yetkililerinden bire bir görüşme talep edebilirler. İşte web adresimiz: www.madenturkiyefuari.com “ Röportaj Merta Makina Zenginleştirme işinde uzman kuruluş: MERTA MAKINE 14 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Merta Maden Makineleri hakkında bilgi verir misiniz? üretim merkeziniz, çalışan sayınız, üretim, satış ve varsa ihracat rakamlarınızla ilgili bilgiler verir misiniz? Türkiye’de Cevher zenginleştirme makine imalatı çok zordur, çünkü müşteri talepleri dönemsel olurken giderleriniz süreklidir. Üretim merkezimiz Bursa olup 40 kadar çalışanımız mevcuttur. Üretim, satış ve finansman ekibi deneyimli ve tam bir uyum halinde çalışmaktadır. Satışlarımız yıllara göre değişkenlik arz etmektedir. Madencilik sektörüne yönelik ürünlerinizden bahseder misiniz? (Hangi işlere yönelik olarak ne gibi ürünler üretiyorsunuz?) Bizim ihtisaslaştığımız alan tesislerin zenginleştirme kısımlarıdır. Yani kırılmış cevherin öğütülmesi, elenmesi, pompalanması, sınıflandırılması, masa ile zenginleştirilmesi ve nihai ürünün stoklanması işlerini kapsamaktadır. Son dönemlerde “Anahtar Teslim Projeleri” yürütmekteyiz. Yani kırma-eleme , zenginleştirme, arıtma ve bunların elektrik, otomasyon ,montaj, borulama işlerini komple gerçekleştiriyoruz. Tesislerde kapasite ve verimliliği sağlamak için projelendirme ve komple yapım işleri daha bir önem kazanmaktadır , böylece kapasite uyumu ve yatırım süreci hızlanmaktadır. Bugüne kadar birçoğu Kromit zenginleştirme tesisi olmak üzere 44 firmaya makine satışı yaparken, 12 tanesine de komple tesis kuruluşu işi gerçekleştirdik. Makine üretim ve pazarlamasında en önemli konulardan biri de satış sonrası servis ve müşteri memnuniyetidir. Şirketinizin bu konudaki politikasından ve verdiğiniz hizmetlerden bahseder misiniz? Biz kurulmuş olduğumuz dönemden beri servisi çok önemsemekteyiz ve işletmelerle sürekli diyalog halindeyiz. Ürettiğimiz makinenin sorunsuz ve verimli çalışması bizim için çok önemli. Bu nedenle satış sonrası servis konusunda bugüne kadar hiçbir işletmeden servis ücreti talep etmediğimizi söyleyebilirim. Röportaj Merta Makina İhtiyaca göre proje Madencilikte esas katma değerin topraktan çıkarılan ürünün işlenerek ara veya son ürüne dönüştürülmesiyle yaratıldığı hepimizin malumu. Aynı şekilde, kalite ve iş güvenliği standartlarının yükseltilmesinde de teknoloji son derece önemli. Bu da esasen sizin gibi şirketlerin bilim ve teknolojiyi sektöre aktarabilmesine bağlı. Bu konudaki faaliyetlerinizden, bilim ve teknolojiyle ilişkilerinizden ve varsa Ar-Ge çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Türkiye’de Cevher zenginleştirme makine imalatına mühendislik ithal ürün olarak girmiştir, ancak bu durum hızla değişmektedir. Öte yandan da kurumsallaşma sürecini henüz tamamlamamıştır. Günümüzde Kromit, Altın ve Kurşun - Çinko vb. tesislerde işlenecek düşük tenörlü cevherlerin çokluğu yanı sıra, zenginleştirme ve verimliliğin birim karlılığa büyük etkisi makine yatırımının önemini arttırmıştır. Bu da zenginleştirme testleri, proje dizaynlarının önemini ortaya koymuştur. Dolayısıyla imalatçı firmalar da kalite ve Ar-Ge’sini güçlendirmek zorundadır. Günümüzde iş aldıktan sonra eleman alarak üretim yapılamaz, yetişmiş ve cevhere göre proje üretebilen, referansları güçlü firmalar tesisler yapabilir. Zaten yatırımın karlılığı buna bağlıdır ve yatırımcılar da buna çok önem vermektedir. Merta Maden Makineleri olarak sahip olduğunuz kalite belgesi ve sertifikalarınız var mı? Nelerdir? ISO9001:2008, CE ve TÜV belgelerimiz mevcuttur ve iş güvenliği en öncelikli konumuzdur. Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Madencilik firmalarına en önemli tevsiyemiz anahtar teslim tesisler kurdurabiliyorlarsa kurdurmalarıdır. 5-10 makine diyerek çok basit görünen bu işletmelerin maalesef devreye alındığında istenilen verime ulaşması çok zaman almaktadır. İşletmede devreye alma sürecinde üretim yapılamamakta bu durum yatırım maliyetini diğer maliyetlerin çok üstünde olmasına sebep olmaktadır. Oysa deneme sonrası tesisi teslim almak çok daha karlıdır. Nasıl ki piyano, keman, gitar gibi enstrümanların varlığı kolay şarkı yapılabileceği anlamına gelmiyorsa tesis yatırımlarında da da bilinçli ve uyumlu bir ekiple çalışılmadığında oradan verim almak, yani şarkı yapmak çok zordur. Nasıl ki piyano, keman, gitar gibi enstrümanların varlığı kolay şarkı yapılabileceği anlamına gelmiyorsa tesis yatırımlarında da bilinçli ve uyumlu bir ekiple çalışılmadığında oradan verim almak, yani şarkı yapmak çok zordur. YMGV Yayınlar Madenin ne olduğunu ve nerelerde kullanıldığını öğretmek, bilinçlendirmek ve kamuoyu yaratmak amacı ile çocuklarımızın yararlanabileceği ilkokul çağındaki çocuklara hitabeden bir kitaptır. Kömür Broşürü güncellenerek yeniden basıldı Ülkemizin enerjideki dışa bağımlılığını azaltmak ve yerli kaynakların kullanımını geliştirmek amacıyla uzun yıllardır çalışmalar yapmakta olan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, bu çalışmaları kapsamında vazgeçilmez bir enerji hammaddesi olan kömür ile ilgili stratejileri geliştirmek amacıyla, kamu ile başlıca özel sektör kömür üreticilerinden oluşan bir “Kömür Konseyi” kuruluşuna ön ayak oldu. Kömür Konseyi’nin başarıyla gerçekleştirdiği çalışmalardan biri de daha önce hazırlanarak yayınlanmış olan Kömür Broşürünün güncellenerek tekrar basılması oldu. Broşür, kömürün kimyasından iktisadına, üretim tekniklerinden kullanım alanlarına kadar kömüre ilişkin pek çok bilgi ve veriyi bir araya getiriyor. Yayınları, “[email protected]” ile iletişim kurarak temin edebilirsiniz 18 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Dünyadan Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP Madencilikte kadın farkı Deprem madencileri rahatsız etti 5 Ağustos’ta Güney Afrika Vaal River bölgesinde meydana gelen, merkezi 10 km derindeki deprem Dünyanın en derin madenlerinden olan Great Noligwa ve Moab Khotsong madenlerinin geçici olarak kapanmasına sebep oldu. AngloGold firması kuyuların ve yeraltı altyapısının tamamen kontrol edildikten sonra madenlere girilebileceğini duyurmuştu. 11 Ağustos’ta çalışmaların tekrar başladığı duyuruldu. AngloGold’un bu süreçteki kaybının 30.000 oz altın olduğu tahmin ediliyor. Deprem meydana geldiği sırada yeraltında 3300 kişi çalışmaktaydı ve bunların tamamı 7 saat içinde güvenli bir şekilde dışarı çıkarıldı. 28 kişinin hafif yaralanmalardan dolayı tedavi gördüğü rapor edildi. AngloGold Ashanti 10 ülkede 20 altın işletmesi olan bir firma. 2013 yılında firma 4.1 milyon oz altın üretti. Depremden etkilenen iki maden, firmanın üretiminin %7’sini gerçekleştirmekteydi. Women in Mining adlı organizasyon PwC ile ortak hazırladığı “Mining for Talent 2014” raporunda kadınların sektörde nerede olduğunu araştırmış. Buna göre Dünya’da borsaya açık 500 maden firmasındaki bütün direktörlerin sadece %7’si kadın. Aynı zamanda bu 500 firmada sadece 7 adet kadın CEO var. Gene rapora göre yönetim kurullarındaki kadın sayısı geçen yıla göre %2 artmış. Geçen yıl ilk 100 maden firmasının % 46’sında en az bir kadın yönetim kurulu üyesi varken, bu oran 2014’de %58. Bu artış hızıyla yönetim kurullarındaki kadın sayısının %30’u bulması 2033 yılında mümkün. İlk 500 firmaya bakınca en çok yönetici pozisyonunda kadının Güney Afrika’da olduğu görülüyor: %21.4. İkinci sırada %15.1 ile Hong-Kong, sonra Kanada %13.7, İngiltere %10.5, ABD %9.4 ve Çin %9.1 ile sıralanmış. Çalışmanın en mühim kısmı yönetim kurulunda kadınların çoğalması ile kazanç arasında doğrudan ilişki kurması, buna göre net gelirin toplam varlıklara oranı ile ölçüldüğünde ilk 500 firmada tamamen erkeklerin olduğu yönetim kurullarının olduğu firmalar -2.85 oranıyla çalışırken iki veya daha fazla kadının olduğu yönetim kurullarınca yönetilen firmalarda bu oran 6.39, bu sonuca göre maden firmalarından hisse alırken yönetim kurulundaki erkek/kadın oranına bakmakta fayda var. İlk 100 firma sürdürülebilirlik açısından da incelenmiş. Çevre, sosyal ve yönetimsel açıdan iki veya daha fazla kadının yönetim kurullarında olduğu şirketlerin skoru 39.61 iken, tamamen erkeklerin olduğu yönetim kurullarınca idare edilen şirketlerin skoru 25.25. Kadınların yönetim kurulunda olduğu şirketlerde sosyal etkinlik projeleri, tamamen erkeklerin idaresinde olan şirketlere göre 5 misli daha fazla. Kanada’da maden barajı kazası British British Columbia’da Columbia’da 1997’den 1997’den beri beri çalışmakta çalışmakta olan olan ve ve 2025’e 2025’e kadar kadar çalışacağı çalışacağı öngörülen öngörülen ImImperial perial Metals’ın Metals’ın Cu/Au/Ag Cu/Au/Ag madeni madeni atık atık barajı barajı 44 Ağustos Ağustos günü günü patladı. patladı. Tahmini Tahmini olarak olarak çevreçevredeki deki akarsulara akarsulara ve ve Quesnel Quesnel gölüne gölüne 10 10 milyon milyon m3 m3 su su ve ve 4.5 4.5 milyon milyon m3 m3 çamur çamur yayıldı. yayıldı. Atık Atık sularının sularının asidik asidik olmaması olmaması sayesinde sayesinde 12 12 AğusAğustos’ta tos’ta eyalet eyalet gölün gölün ve ve akarsuların akarsuların insan insan sağlığısağlığına na zararı zararı olmadığını olmadığını duyurdu. duyurdu. Fakat Fakat temizleme temizleme çalışmalarının çalışmalarının maliyetinin maliyetinin şirketi şirketi batırabileceği batırabileceği dahi dahi tahmin tahmin edilmekte. edilmekte. Olayın Olayın akabinde akabinde eyaleteyaletteki teki bütün bütün maden maden atık atık barajları barajları mercek mercek altına altına alınırken, alınırken, maden maden müfettişlerinin müfettişlerinin olayda olayda yeteryetersizliğini sizliğini araştırmak araştırmak üzere üzere kurulan kurulan komisyonun komisyonun da da 15 15 Eylül’de Eylül’de raporunu raporunu sunması sunması bekleniyor. bekleniyor. Barrick ve Ma’aden ortak bakır projesi Barrick Gold ve Ma’aden Te m m u z ortasında Medine’nin 120 km kuzeyindeki Jabal Sayid bakır madenini işletmek üzere % 50/50 bir ortaklık kurdu. Barrick 2011’de Equinox Minerals’ı satın aldığında madene sahip olmuştu. Ma’aden 210 milyon dolar nakit karşılığında projenin %50‘sine sahip oldu. Jabal Sayid’in 2015 sonunda üretime geçmesi bekleniyor. Öngörülen kapasite ilk beş yılda 50.000 ile 65.000 ton/yıl bakır konsantresi. Madenin 15 yıl çalışması bekleniyor. Ma’aden firması halen fosfata ilaveten, alüminyum, altın ve endüstriyel mineraller işletiyor. Foresight yangını söndürdü Foresight firması Deer Run kömür madeninde Temmuz ayında 28 kişilik müfettişler heyetinin yaptığı incelemenin ardından, düşük karbon monoksit seviyelerinin devam ettiğini ve yangını söndürme çalışmalarının başarılı olduğunu ilan etti. Madene tekrar girebilmek için ikinci adım suyun dışarı pompalanmaya başlaması oldu. Yeteri kadar su pompalanınca bir gözlem süreci başlayacak. Maden 15 Temmuz’da yüksek karbon monoksit seviyeleri gözlenince yangın ihtimaline karşı boşaltılmıştı. Şüphelenilen bölgeye iki sondaj delinmiş ve içeri su pompalanmıştı. Deer Run madeni ayda 500.000 ton kömür üretmekteydi. Suudi fosfat projesine 5 milyar finansman Ma’aden Wa’ad Al-Shamal Phosphate Co. (MWSPC), 20 finansal kuruluşun katıldığı bir anlaşma çerçevesinde Kuzey Suudi Arabistan’da bulunan Wa’ad Al-Shamal fosfat yataklarının ve mevcut Ras Al Khair endüstriyel şehrinin geliştirilmesi için 5 milyar dolarlık bir proje başlattı. MWSPC çoğunluğu Suudi Maden şirketinin olan bir ortaklık. Buna göre, ortaklığın %60’ı Ma’aden, %25’i The Mosaic Company, %15’i Saudi Basic Industries Corp’a (Sabic) ait. Wa’ad Al-Shamal tesislerinin yıllık kapasitesi 16 milyon ton olacak. Yeni endüstriyel kompleks Dünyanın en büyük fosfat işletmesi olmaya aday. Bununla Ma’aden mevcut fosfat kapasitesini ikiye katlayacak ve ürün portföyüne yeni ürünler ilave olacak. Al-Shamal ve Ras Al-Khair Kuzey-Güney Suudi demiryollarına bağlanacak. Üretimin 2016 da başlaması bekleniyor. {Temmuz, Ağustos, Eylül}} 2014 SEKTÖRMADEN 21 Haber Dünyanın gündemi iş güvenliği İş kazaları ve meslek hastalıklarının yarattığı doğrudan ve dolaylı insani ve ekonomik kayıpların en aza indirilmesi için çalışmalar devam ediyor. XX. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi 2014 Almanya’nın Frankfurt şehrinde 24-27 Ağustos tarihlerinde yapıldı. İş sağlığı ve güvenliği konusu tüm dünyanın gündemindeki önemli yerini koruyor. ILO’nun yayınladığı rakamlara göre dünyada her yıl 2 milyon 300 bin insan iş kazası ya da meslek hastalıklarına bağlı olarak yaşamını kaybediyor. Tüm dünyada her gün en az bir işçinin yaralanmasıyla sonuçlanan 860 bin iş kazası meydana geliyor. İş kazaları ve meslek hastalıklarının dünya ekonomisine yüklediği doğrudan ve dolaylı maliyetlerin 2.8 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. İşte böylesi bir ortamda, iş kazaları ve meslek hastalıklarının yarattığı doğrudan ve dolaylı insani ve ekonomik kayıpların en aza indirilmesi için çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Bu çalışmaların bel- ki de en önemlisi olan 20. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi 2014 dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan Almanya’nın Frankfurt şehrinde 24-27 Ağustos tarihlerinde yapıldı. Alman İş Güvenliği Kurumu (DGUV)’nun Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Uluslararası Sosyal Güvenlik Teşkilatı (ISSA)’nın işbirliği ile gerçekleştirdiği Kongre’ye Dünyanın dört bir yanından, aralarında Avrupa Birliği ve çeşitli ülkelerin konu ile ilgili Bakan ve üst düzey bürokratları, konu ile ilgili Uluslararası örgütlerin başkan ve yöneticileri, ulusal ve Uluslar arası pek çok işçi ve işveren örgütünden temsilciler, seçkin akademisyenler ve özel sektör üst düzey yöneticileri katıldı. Çeşitlilik, güvenlik kültürü, sıfır kaza vizyonu Modern çalışma yaşamının arz ettiği muazzam çeşitlilik Kongrenin ana konularından biri idi. Böylesi bir çeşitlilik karşısında, iş kazalarını önlemeye yönelik nasıl bir kültür oluşturulabilir, dünyanın çeşitli yerlerinde birbirinden çok farklı koşullarda çalışanların iş güvenliği optimal bir biçimde nasıl sağlanabilir gibi pek çok sorunun yanıtını bulmaya yönelik kapsamlı tartışmalar yapıldı, deneyimler paylaşıldı, global düzeyde interaktif bir diyalog ortamı yaratıldı. Bunda amaç global ölçekte bir kaza önleme kültürünün yaratabilmesi idi. “İş güvenliği konusunda bir kültürün oluşturulması durağan bir şey değildir. Bu zaman içinde olgunlaşacak bir süreçtir. Sabırlı çabalar gerektirir, inişler ve çıkışlar olacaktır,” diyen Kongre Başkanı Dr. Walter Eichendorf, “Önemli olan bir yerden başlamaktır. Biz adım atmazsak böylesi bir kültür kendiliğinden oluşmayacaktır,” şeklinde konuştu. Gelişmiş ülkelerde mesele işçilerin çalışma ve yaşam standartlarının na- sıl daha da yükseltilebileceği üzerine odaklanırken, dünyanın başka yerlerinde binlerce çalışan halen en temel güvenlik önlemlerinden yoksun bir şekilde çalışıyor. ILO Genel Sekreteri Guy Ryder, Kongre’de yaptığı konuşmada bu dengesizliğe dikkat çekerek dünyada her gün 6300 kişinin iş kazası ve meslek hastalığı sonucu yaşamını kaybettiğini vurguladı. Kongrenin temel hedeflerinden biri de kamu otoritelerinin işverenlerin ve işçilerin bu konudaki çabalarının ortaklaştırılması idi. Öte yandan, Kongre’de dikkat çekilen konulardan biri de iş kazaları ve meslek hastalıklarının yol açtığı ekonomik kayıplar idi. ILO’nun tahminlerine göre iş kazaları ve meslek hastalıklarının dünya ekonomisine yüklediği doğrudan ve dolaylı maliyetler yıllık 2.8 trilyon doları buluyor. Kongrede, iş güvenliği önlemlerine yapılacak yatırımın, sanılanın aksine ölü bir yatırım değil, uzun vadede kayıpları azaltarak karlılığı arttıracak bir yatırım olduğu vurgulandı. İş sağlığı ve güvenliği konusunun yalnızca çalışanların yaşam ve bedensel bütünlüğü ile değil ekonomik sürdürülebilirlik ile de doğrudan bağlantılı olduğunun altı çizildi. 143 ülke, 3980 katılımcı, 1300 bildiri İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili en yakıcı sorunların çözümüne yönelik olarak dünyanın dört bir yanından gelen iş güvenliği uzmanları, politikacılar, bilim insanları ile sivil toplum örgütlerinden ve iş dünyasından temsilcilerin tartışmalar yürütecekleri, görüş ve deneyimlerini paylaşacakları ve çözümler üretecekleri bir platform olma iddiasıyla düzenlenen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi 2014 kapsamında düzenlenen sempozyum, teknik oturumlar, siyasi forumlar gibi etkinliklerde dünyanın çeşitli yerlerinden 400’ün üzerinde konuşmacı sunum gerçekleştirildi. Böylesi bir etkinlikte ilk defa olmak üzere çok geniş katılımlı interaktif bir foruma da ev sahipliği yapan Kongreye toplamda 1300’ü aşkın bildiri sunuldu. Kongre kapsamında gerçekleştirilen bir diğer etkinlik ise “İş Kazalarının Önlenmesi için Uluslararası Medya Festivali” başlığı altında yapılan Uluslararası iş güvenliği filmleri yarışması idi. Uluslararası bir jüri tarafından değerlendirmeye alınan filmlerden dereceye girenler ödüllendirildi. Türkiye’den katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü Kasım Özer’in Kongrenin web sitesinin ana sayfasında da yer bulan şu sözleri adeta Kongre’nin amacını özetliyordu: “İş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi için atılacak en önemli adım iş güvenliği kültürünün yerleştirilmesidir.” Türkiye’den geniş katılım Daha güvenli ve bilinçli madencilik faaliyetlerinin sürdürülebilmesi ve bu konuda özel sektöre de rehberlik edilebilmesi amacıyla, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın öncülüğünde dünyadaki madencilik çalışmaları, teknoloji, mevzuat ve iş güvenliği yönünden inceleniyor, konuyla ilgili yabancı ülkelerde bir dizi teknik incelemeler yapılıyor, kongre, çalıştay ve benzeri etkinliklere katılım sağlanıyor. Bu kapsamda 24-27 Ağustos 2014 tarihleri arasında Almanya Frankfurt’ta gerçekleştirilen 20. İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin ardından 28 Ağustos - 3 Eylül 2014 tarihleri arasında yapılan ISSA Mining Çalıştayı’na da geniş katılım sağlandı. Söz konusu çalıştaya Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nevzat Kavaklı, TKİ Genel Müdürü Mustafa Aktaş, TTK Genel Müdürü Burhan İnan, ÇSGB İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Mü- dürü Kasım Özer, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Asistanı Maden Mühendisi Serdar Çulha’nın yanı sıra TKİ’den Genel Md. Yrd. Ömer Sezgin, İş Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanı Mehmet Uygun, Genel Müdür Danışmanı Metin Aktan , Behçet Akyol, Necat Bağcı, ve Mustafa Mert Ayaz katıldılar. 20 farklı ülkeden 40’a yakın temsilcinin katıldığı Çalıştay süresince katılımcılar ülkelerindeki İş Sağlığı ve Güvenliği konularına ilişkin sunumlar yaptılar ve sıfır kaza yaklaşımına ilişkin 7 kural üzerinde bilgi ve tecrübe paylaşımında bulundular. Ayrıca yaklaşık 40 bin kişinin çalıştığı kimya alanında faaliyet gösteren BASF Şirketi’ne, Alman Yol Güvenlik Konseyi’ne, Limburg Kireçtaşı Açık Ocağına ve RAG Prosper Haniel yeraltı maden ocağına teknik geziler gerçekleştirildi ve buralarda uygulanan İş Salığı ve Güvenliği konularında bilgi alındı. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 23 G lobal bilgi birikimi ve yerel tecrübesiyle güvenlikte bilgi lideri olan ve toplam 52 ülkede, 310.000 çalışanıyla faaliyet gösteren Securitas, bu tecrübesini madencilik sektörüne de taşıyor ve madenciliğe özel güvenlik çözümleri sunuyor. Güvenlik madene iniyor Uzman güvenlik görevlileri ile nokta görevi: Sabit veya seyyar kontrol noktalarında özel olarak eğitim almış uzman güvenlik görevlileri ile araç ve maden sahasında çalışan personelin giriş ve çıkışları kayıt altına alınıyor. Güvenlik teknolojileri ile destekli çözümler: Kamera ve CCTV sistemleri, x-ray cihazı, kapı detektörü, turnike ve araç plaka okuma sistemleri gibi teknolojilerle tüm görüntüler kayıt altına alınıyor, uzaktan izleme ve sanal devriye gibi hizmetler sunuluyor. Araç takip, hız ölçümü ve alkol testi: Uydudan takip sistemleri yardımıyla maden sahası içinde ve dışında görev yapan tüm iş makineleri ve diğer araçların rölanti takibi yapılarak önemli bir oranda yakıt tasarrufu sağlanıyor ve yetkisiz araç kullanımının önüne geçiliyor. Ayrıca araç ve iş makinelerinin periyodik bakım ve servis zamanları, yakıt kullanımı, araçların güvenli sürüş takipleri ve rota dışına çıkan araçların takibi yapılıyor. Uydu araç takip sistemi olmayan işletmelerde el radarı ile düzenli ve düzensiz aralıklarla araçların hız ölçümü yapılarak rapolanıyor. Ayrıca işletme sahası girişlerinde veya çalışılan bölgelerde düzenli ve düzensiz olarak alkol testi yapılarak iş emniyetine katkıda bulunuluyor. İtfaiye hizmetleri: Bünyesinde itfaiye teşkilatı olmayan veya itfaiye hizmeti alınmasının güç olduğu işletmelerde güvenlik hizmeti veren personele yangına ilk müdahale eğitimleri verilirken büyük işletmelerde itfaiye araç ve ekipman desteği sağlanıyor ve yangın önleme ve söndür24 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Securitas Proje ve Risk Koordinatörü Hasan Ali Yalçın, adenlerde güvenlik sistemi planlamasını en önemli öncelik olduğunu ve bu nedenle yatırım kararının hemen ardından planlamanın başlaması gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor; “Yatırım kararı ya da madenin açılışından itibaren sürece dahil olmak bizim için çok önemli. Böylece en doğru ve en efektif çözümleri işletmecilere sunuyoruz. Her madeni ayrı bir proje olarak nitelendirip, ihtiyaçlarına özel güvenlik çözümleri sunuyoruz.” Securitas’ın madencilere sunduğu güvenlik çözümlerinden bazıları şunlar: me hizmetleri için Multiro personeller yetiştiriliyor. Danışmanlık: Maden işletme içerisindeki ana giriş kontrol noktaları, ADR, patlayıcı madde deposu, liç sahaları, galeri girişleri, depolar, makine parkları gibi hassas noktalar için giriş&çıkış prosedürleri hazırlanıyor, sondaj, inşaat ve üretim aşamalarında risk analizlerinin yapılmasında danışmalık hizmetleri sunuluyor. Arazi araçlı devriye: İşletme sahası içerisinde, belirlenen aralıklarla devriye hizmeti veriliyor. Böylelikle çevre fiziki duvar/tel örgü sisteminin, bina ve tesislerin, yakıt tanklarının, açık ve kapalı depoların, araç park sahalarının, yangın söndürme cihazlarının kontrolü yapılarak, olumsuzlukların raporlanması sağlanıyor. Kıymetli malzeme nakli: Securitas bünyesinde hizmet veren taşımacılık filosu ile, üretim sonucu elde edilen ve uzun mesafelere nakli gereken dore halindeki kıymetli malzemelerin emniyetli bir şekilde nakli sağlanıyor. Patlama bölgesi trafik düzenlemesi: Maden sahasında patlatma bölgesine giriş ve çıkışların emniyete alınması maksadıyla trafik düzenlemesi ve bölge emniyeti kontrol altına alınıyor. Smart PDA el cihazı ile raporlama: İşletme sahalarında 7/24 saat esasına göre, gerek fiziki ve elektronik güvenlik alanında ve gerekse iş güvenlik konularında tespit edilen aksaklıklar anında ilgili makamlara raporlanıyor. Endüstriyel Mineraller Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP Kilden alumina üretilecek AMMG killerden yüksek saflıkta alumina üreteceğini açıkladı. Australian Mining Minerals Group (AMMG) kaolenden düşük maliyetli, %99.99 saflıkta alumina (HPA) üreteceğini açıkladı. English China Clay tarafından 1980’lerde geliştirilen hidroklorik asit liç prosesinin özellikle kalsiyum, potasyum, magnezyum, demir, titanyum gibi safsızlıkları çok az olan kaolen yataklarından alumina üretmekte, geleneksel boksitten alumina üretimine göre avantajları olduğu bilinmekte. AMMG’nin alüminyumlu killeri tipik olarak % 30.5 Al2O3, % 56.5 SiO2, % 0.7 Fe2O3 içermekte. Firma silisin solüsyona geçmediği için rahatlıkla filtre edilerek ayrıldığını ifade etmekte. Artan enerji maliyetleri soda tesislerini kapatıyor Yılın ilk yarısında Tata Chemicals’ın İngiltere’deki, Solvay’in Portekiz’deki soda tesislerinin kapanması, Avrupa’da soda arzını ve fiyatını daha sağlam zemine oturttu. Avrupa dışında Tata Chemicals’ın Kenya ve Avustralya’da Penrice Soda Holdings tesislerinin kapanması da piyasadan 1.5 milyon ton kapasitenin çekilmesine sebep oldu. Artan talebe karşılık Solvay, Green River, Wyoming tesislerinde %12 (150.000 ton/yıl) kapasite artışına gideceğini açıkladı. IHS danışmanlık firmasına göre soda pazarı 2014 e kadar yılda % 3.1 büyüyecek, halen Eti Soda Batı Avrupa pazarının %75’ini karşılamakta. Firmanın 1.5 milyon ton/yıl kapasiteye 2018 de ulaşması bekleniyor. Halen exworks soda fiyatları 456-462 $/ton arasında. Ebola maden kapatıyor Sierra Rutile Ltd. hükümetin çağrısına uyarak Ebola virüsünün yayılmasını önlemek amacıyla 18-21 Eylül tarihleri arasında üretimi durdurma kararı aldı. Her ne kadar firma işletmelerinin Ebola’dan etkilenmediğini ilan etse de özellikle Batı Afrika ülkelerinden kuru yük taşıyıcıları durumdan tedirgin. Son olarak Eylül ayında Gine’nin Kamsar limanından Hindistan’a boksit taşıyacak iki geminin seferleri iptal edildi. Son istatistiklere göre virüs bulaşanlarda ölüm oranının %90 olması beklenirken şimdiki salgında bu oranın %55 olduğu açıklandı. Döküm kromitinde fiyatlar düşüşte Dökümcüler döküm kumu geri kazanımına yatırım yaptıkça talep azalmakta. +%47 Cr2O3 tenörlü döküm kumu fob G. Afrika fiyatı yılın başında 330-360 $/T iken halen 250-330 $/T seviyelerinde seyrediyor. %46’lık kimyasal kalite kromit fiyatı da 220-250 $/T seviyelerine gerilemiş durumda. Kaya Gazına su engeli mi? WRI kıt su kaynaklarının Kaya Gazı rezervlerini geliştirmeye engel olabileceğini duyurdu Minerallerin coğrafi kaynağı da önemli olabilir Avrupa Komisyonu gıda dışı hammaddelerin nereden geldiklerinin belirtilmesi yönünde talepler üzerine araştırma başlattı. Bunun sonuçları seramik, doğal taş gibi tüketim maddelerini de etkileyebilir. 15 Temmuz’da başlayıp, 28 Ekim’e kadar devam edecek olan araştırmada tüketiciler, dağıtımcılar, yerel makamların fikirlerine başvurulacak. Şayet bir bölgeye mahsus olan ürünün farklı bir bölgeden aynı isim altında gelmesi orjinal ürüne zarar verici nitelikteyse Komisyon bunu engelleyici tedbirler alabilir. Örneklemek gerekirse, “Botticino Royal” ya da “The new Botticino” adı altında Avrupa’da satılan Türk mermerlerinin isim değiştirmeleri gerekebilir. Dünya Kaynakları Enstitüsü (WRI) “Global Shale Gas Development: Water Availability and Business Risks” adıyla yayınladığı raporda petrolü kıt ama en büyük kaya gazı kaynaklarına sahip 20 ülkenin % 40’ının bu kaynakları geliştirmekte zorlanacağını yazdı. Çin, Meksika ve Güney Afrika gibi geniş kaya gazı rezervleri olan, aynı zamanda da hızla büyüyen ekonomi ve nüfusları olan ülkelerde suyun tarımsal amaçlı kullanımının öncelikli olduğuna dikkat çekildi. Hidrolik çatlatma olarak tabir edilen kaya gazı üretim sisteminde her bir kuyu için 25 milyon litre taze su ihtiyacı oluyor. İngiltere’de Populus kamuoyu araştırma şirketinin 4000 kişiyle yaptığı bir araştırmada katılanların sadece %16’sının kaya gazının üretimine karşı olduğu açıklandı, ancak WRI’nin raporunda sözkonusu ettiği su stresi altında olan ülkelerdeki 386 milyon kişinin İngiltere’de yaşayanlardan farklı düşüneceği öngörülebilir. Borik asit ‘tehlikeli’ oluyor ECHA tehlikeli kimyasallar listesine borik asidi ilave etmeye hazırlanıyor Avrupa Kimyasallar Ajansı (ECHA) borik asit ile beraber 22 adet kimyasalın daha üretim ve kullanımını kendi yetki alanına almaya hazırlanıyor. Borik aside ilaveten 3 bor kimyasalı daha listede disodyum tetraborat, diboron trioksit ve tetraboron disodyum heptaoksit. Borik asit ve disodyum tetraboratlar tüketim maddelerinde limitlerin üzerinde kullanılıyorsa yerine farklı maddelerin ikame edilmesi veya pazardan çekilmesi istenmekte. 2012 yılından beri konsantrasyonları % 3.1 ile % 8.5 arasında olan bazı boratların arzına sınırlamalar getirildi. ECHA Kasım ayında ilgili tarafların yorumlarını alıp, REACH kimyasalların kontrolü istemine entegre edilmek üzere, Avrupa Komisyonuna tavsiyelerini sunmaya hazırlanıyor. Röportaj Incolab Bağımsız, tarafsız ve bilimsel: Incolab Grubu “Ben bu mesleğe hiç ama hiç hile katmadım. Onu daima en etkin, en verimli ve en modern şekilde icra etmeğe gayret ettim. En geniş ölçekli modern teknik alt yapıyı kurdum, korudum ve halen bunu sürdürmekteyim. “ Incolab ve Standartlab’ı bünyesinde barındıran Grubun yetkilisi Şeniz Kızıldağ bunları söylüyor. Kendisiyle sundukları gözetim, analiz ve belgelendirme hizmetlerini ve madencilik sektörümüzde bilim ve teknoloji kullanımını konuştuk. zın öncelikli olarak dış ticaretlerinde ithalat ve ihracat alanlarında ihtiyaç duydukları tarafsız ve bağımsız muayene (gözetme)/ deney (fiziksel ve kimyasal analizler) ve belgelendirme hizmetlerini hem yurt içinde hem de yurt dışında akredite olarak sunuyoruz. Bu alandaki hizmetlerimizi hem birbirinden bağımsız hem de entegre olarak gerçekleştiriyoruz. Bünyemizde şu kurumlar bulunuyor: S-Lab: Bünyemizde akredite olarak Grubunuz bünyesindeki ku- hizmet veren deney laboratuarımız rumlar hakkında bilgi verir 1996 yılında kurulmuş, 2002 yılında misiniz? Standart Laboratuarlar İşletmeciliği Bünyemizde sanayici ve tüccarımı28 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Ltd. Şti. adı altında bağımsız statüde üçüncü şahıslara (üretici, sanayici ve tüccarlara) hizmet vermeye başlamıştır. 2004 yılında AB-0011-t sicil numarası ile TÜRKAK’dan akredite olmuştur. Incolab: 1995 yılı sonlarında sanayici ve tüccarımızın maden cevherleri, kömür, çimento ve yapı malzemelerinin ithalat ve ihracatlarında ihtiyaç duyduğu gözetme ve sörvey hizmetlerini gelişmiş ülkelerdeki hizmet kalitesiyle eş olarak sunmak için kurulmuştur. Kuruluşundan beri ülkemizin en üst kalitede teknik donanımına sahip gözetme firması olarak hızlı bir büyüme kaydetmiştir. Incolab 2005 yılında AB-0016-m sicil numarası ile TÜRKAK’dan akredite olmuştur. CPC Belgelendirme: 2012 yılında kalite yönetim sistemi ve ürün belgelendirme hizmetlerini vermek üzere kuruldu. TS EN ISO/IEC 17021’e göre sistem belgelendirme kuruluşu olarak akredite edilmiş, AB Komisyonu tarafından yapı malzemeleri yönetmeliği kapsamında onaylanmış kuruluş olarak atanmıştır. CPC’nin temel politikası, müşterilerine tarafsız bir belgelendirme hizmeti sunmaktır. oreinspect: 2001 yılında kurulan firmamız sadece yurtdışında gözetme ve sörvey hizmetleri vermek için kurulmuştur. Türkiye’deki aktif faaliyeti 2014 yılı sonlarında Batı Akdeniz merkezli olarak başlatılacaktır. Şirketlerinizin gerçekleştirdiği faaliyetler ve sunduğu hizmetlerden bahseder misiniz? Firmalarımız iç ve dış ticaret sahasında talep edilen akredite gözetme, sörvey, analiz ve belgelendirme hizmetlerini bağımsız ve/veya entegre olarak sunmaktadır. Uzmanlık alanlarımız ile ilgili ürünlerin, hammadde kontrollerinden başlayarak üretim, lojistik ve kullanım süreç- lerini de kapsayan geniş bir alanda servis verebilme yeteneğine sahibiz. Örnek olarak bir maden cevherinin, arama sondajı sürecinden başlayarak son ürün olan metal haline gelme sürecine kadar olan tüm aşamalarda ihtiyaç duyulan muayene, deney, sörvey ve belgelendirme hizmetlerini eksiksiz olarak sunabilmekteyiz. Teknoloji önündeki engeller aşılmalı Esas olarak gözetim, bilimsel test, analiz ve arge faaliyetlerine odaklanmış bir şirket olarak, madencilikte bilimsel yöntemlerin ve teknolojinin kullanımı konusunda neler söylersiniz? Madenciler neden sizinle çalışmalı? Ülkemizde, bilim ve teknolojinin önünde maalesef büyük engeller bulunmaktadır. Buzdağına benzeyen bu engeller, özellikle denizcilik ve madencilik sektörlerinin önünde neredeyse eğilmez bir biçimde duruyor. Kaldı ki bu iki sektörde yerli malı diyebileceğimiz teknolojimiz neredeyse hiç yoktur. Dahası, özgün teknolojimizin gelişmesi adına bir şeyler yapmak için çalışan çırpınan değerlerimiz destekleneceğine kösteklenmektedirler. Daha da ötesinde cezalandırılmaktadırlar. Bu nedenle denizcilik ve madencilik alanlarında teknoloji kullanmak için ödenecek bedel normalin çok ama çok üzerindedir. Aslında basit bir ‘sıfır gümrük’ uygulaması ve/veya 2. el ekipman ithal izni tanınsa dengeler yerli girişimcimiz lehine anında değişecektir. Bizler, işte ters esen bu rüzgârlarda kürek çekerek akıntıya karşı ilerleme başarısı gösterebilen bir grubuz. Tüm hizmetlerimizi bağımsız, tarafsız ve müşterilerimize tam bir şeffaflık içerisinde sunabilme gücüne sahibiz. Madencilik sektörü ile ilgili neredeyse tüm fuar, sempozyum, konferans ve kongrelere katılmamıza rağmen maalesef ülkemizde faaliyet gösteren madencilerin ve üniversitelerin yüzde 5’ i haricinde kalan büyük kısmı ne tesislerimizi ziyaret et {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 29 Röportaj Incolab mişler ne de bir numune gönderip test etmişlerdir. Buna karşılık binlerce numuneyi hiç bilmedikleri, test etmedikleri, Türkiye açısından izlenebilirliği olmayan yabancı ülkelere birçok sakıncaları olmasına rağmen göndermekten kaçınmamışlardır. Birçok hatalı ve/veya taraflı sonuçlarla karşılaştıkları da malumumuzdur. Bu hususta hiçbir yaptırım güçleri de bulunmamaktadır. Onların bu tutumu bizleri bir hayli üzmektedir. Gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında, Türkiye’deki madencilik sektöründe, bilim ve teknoloji kullanımı sizce yeterli düzeyde midir? Değilse bunun sebepleri ve sonuçları konusunda neler söylemek istersiniz? Bir iki maden işletmesi hariç neredeyse tamamı gelişmiş ülkeler ile mukayese dahi edilemeyecek durumdadır. Maalesef bu acı gerçek hem sektör hem de yetkililerce iyi bir şekilde bilinmektedir. Sebepleri icraat politikalarıdır. Mevcut pahalı yakıt, enerji ve teknik donanım ile mevzuatın getirdiği yüktür. Şirketlerinizin, sahip olduğunuz sertifika ve akreditasyonlar nelerdir? Şirketlerimizin tamamı iştigal konularında TÜRKAK akreditasyon sertifikalarına sahiptir. ASTM (American Society for Testing and Materials) organizasyon üyesi sertifikasına da sahibiz. Ayrıca, ulusal ve uluslararası birçok Round Robins programına (karşılaştırma testleri) üyeyiz. Bunlardan bazıları Interlab-USA, SABS-S Africa, Geochem-Australia, QAI-Canada gibi uluslararası geçerliliği olan programlardır. Firmalarımızın her ikisi GAFTA (Grain&Feed Trade Association) üyesidir. Laboratuarımız aynı zamanda TSE’den de yeterlilik Belgesine sahiptir. Incolab A.Ş. TAPPI “Technological Association of the Pulp and Paper Industry” üyesidir. Laboratuvarımız Çevre Bakanlığı Yeterlilik Belgesine sahiptir. Tüm sanayi tesislerinin atık su analizleri, çalışma ortamı hava kalitesi analizleri, baca gazı analizleri, gürültü, termal konfor, titreşim ve ortamda bulunan O²+CO+CO²+H²S ve CAT EX 125 LEL ölçümleri akredite bir şekilde yapılmaktadır. Son olarak, eklemek istediğiniz başka bir şey var mı? Madencilere neler söylemek istersiniz? Madencilerimizin öncelikle yapacakları ve/veya yaptıkları madencilik faaliyeti ile ilgili yurt içi ve yurt dışındaki benzer tesisleri, o tesislerdeki uygulamaları, gelişim süreçlerini çok iyi incelemelerinde büyük fayda var. Bu tesislere personellerini göndermeleri, edinilen bilgi ve tecrübeleri ellerinden geldiğince en iyi mesleki teknik uygulamalarla Türkiye şartlarında pratiğe dökmeye çalışmalılar. Personelin mesleki uygulamalı eğitimleri için, modern ekipman temini için mutlaka bütçe ayırmaları gerek. Bu yapıldığı takdirde hangi şart altında olursa olsun başarı mutlaka gelecektir. Son olarak bizler gibi ülkemiz madenciliği adına doğru ve yararlı birşeyler yapan kurum ve kuruluşlarla daha fazla temas kurmaları, karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunmaları da son derece yararlı olacaktır. Bizlere en ufak bir iş vererek destek olmaları halinde bunun karşılığında kat be kat kazanımları olacağını garanti ediyoruz. 30 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Teknolojinin Nimetleri Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP Karıştırıcı teknolojisi Geleneksel pervaneli karıştırıcılar tesis çalıştıranların sık sık başını ağrıtır. Duruşlarda karıştırıcının dibine malzeme oturması, aşınmalar, mekanik arızalar, kimyasalların çökelip kabuklaşması en sık görülen problemler. Avustralya’da Queensland Alümina Ltd ve CSIRO enstitüsü, birkaç yıllık ortak çalışma sonucunda adını Swirl Flow Technology koydukları bir sistem geliştirdi. Bu sistemde tanktaki su/ katı karışımının üst seviyelerine yerleştirilen bir rotor, karışımı yukarı çekip rotorla tank cidarına savurarak tekrar tankın dibine yollamakta. Sistemin prensibi bugünlerde sık karşılaştığımız hortum oluşumuna çok benziyor. Bu karıştırıcıların kısa bir mili var, rotorlarının çevresel hızı klasik pervaneden düşük olduğundan aşınma daha az, en önemlisi rotor yukarıda olduğundan duruşlarda malzemenin altında kalmıyor ve kalkışta zorlanmaya sebep olmuyor. Klasik sistemlerde kalkışta sorun olmaması için katı oranı %40-50 arasında tutulur, oysa Swirl Flow %75 katı ile çalışmayı tolere ediyor. Bu özellikle düşük tenörlü cevher çalışanların tank hacmini küçültebilmesine olanak sağlıyor. Sistem pervaneli, dalgakıranlı sistemlerdeki gibi direnç yaratmadığından enerji tüketimi daha az. Tankın iç cidarında yaratılan akış ise kimyasal çökelme/kabuklaşmayı önleyerek tankı temizlemek için duruşlara gerek bırakmıyor. Su kıtlığına çareler Maden projelerinde risk değerlendirmesi yapılırken su kaynakları ana başlıklardan biri haline geldi. Su temini sadece yatırımı arttıran bir faktör olmaktan çıktı, sosyal bir problem olmaya da başladı. Yakın zamanda yayınlanan bir çalışmaya göre büyük maden projelerinin %70’i su stresi yaşanan, yani herkese yeterli su olmayan, bölgelerde. Madencilik sektörü bir bakıma şanslı çünkü kullandığı su içilebilir kalite olmasa da kullanabiliyor. Örneğin Suudi Arabistan Jabal Sayid bakır projesinde 350 km uzaktaki Jidde şehrinin arıtılmış atık suyu kullanılmakta. Arjantin Veladora’da her gün 700 m3 maden şantiyesinin atık suyu 4 km uzaktaki liç işlemine pompalanmakta. Şili Zaldivar bakır madeni her yıl 46.000 m3 atık suyu mikro organizmalar ile arıtarak geri kazanmakta. Pahalı da olsa bazıları çareyi tuzlu suyu arıtmakta buluyor; Escondida bakır madeni 3.4 milyar dolarlık tuzlu su arıtma tesisi kurmakta. Konunun aciliyeti ve ölçeği bu konuda pek çok teknolojik çalışmanın yapılmasına yol açtı. CSIRO Virtual Curtain (Sanal Perde) adını verdiği bir sistemi başarıyla denedi. Bu teknoloji mide asidine karşı kullandığımız hidrotalsitleri kullanmakta. Bunlar arsenik, kadmiyum, demir gibi pek çok zararlı maddeyi temizleyebilmekte. Bu sistemde magnezyum ve alüminyum konsantrasyonu arttırılarak suyun pH sı arttırılıyor. Bu sırada oluşan hidrotalsit kristalleri zararlı elementleri de bünyelerine hapsederek ortamdan uzaklaştırmakta. Bu konuda bir yenilik de General Electric tarafından geliştirilen Membran Bio Reaktör. Sistem bünyesinde kimyasal oksijen ihtiyacı, fenoller ve zehirli maddelere ilaveten mikro organizmalar yok edilmekte. Güney Afrikalı Veolia Water Technologies ihtiyaca göre modüler bir yaklaşımı tercih etmekte. 40ft. konteynerler içinde gelen modüller saate 42.5 m3 su arıtmakta. İhtiyaç buhar kazanı içinse ayrı, içme suyu ise ayrı modüller kullanılmakta. Örneğin, içme suyu modülü filtrelere ilaveten aktif karbon ve UV dezenfeksiyon üniteleri barındırmakta. Katı/sıvı ayrımında gelişmeler Cevher hazırlamada ince taneleri sıvıdan ayırmak her zaman zordur. Teknolojinin buna çaresi flokulan adını verdiğimiz polimerler kullanarak taneleri salkım haline getirip çökeltmek suretiyle ayırmak olmuştur. Tikinerlerde flokulan kullanımı Türkiye’de de yaygın. Susuzlandırmanın randımanı doğrudan tane boyu dağılımı, polimer tipi, dozajı, salkımların dayanıklılığı, porpzitesi gibi bir dizi faktöre bağlı. Mineral taneleri ve polimer oranının değişkenliği sürekli az veya çok dozajlamaya sebep olur. Bu durumda da ya salkımlaşma olmaz ya da istenenin tam tersine dispersion olur ve çökelme gerçekleşmez. Bu durumu kontrol edebilmeyi amaçlayan cevher hazırlamacılar FBRM (Focused Beam Reflectance Measurement) ya da PVM (Particle Vision and Measurement) adı verilen çevrimiçi sistemleri kullanarak flokülasyonu tam randımanlı yapmayı başarabilmekte. Bu sistemler %70 veya üzerinde katı oranı olan karışımlarda dahi, 0.5 mikrondan 2000 mikrona kadar tanelerin davranışlarını kontrol edebilmekte ve flokülasyon kinetiğini gerçek zamanlı takip edebilmekte. Bu sayede polimer tipi, dozajı, tane boyu, katı/sıvı oranı ve akış debileri ayarlanarak flokülasyon optimize edilebilmekte. Atlas Copco’nun en sessiz delicisi Atlas Copco HRD 100 adını verdiği yeni hidrolik delicisinin en güçlü ve sessiz delici olduğunu iddia ediyor. Eşdeğer havalı tabancalardan %50 daha sessiz olan delici aynı zamanda artık her yerde görmeye alıştığımız “akıllı” aletlerden biri. Tabancanın yumuşak kalkış fonksiyonu delik ağzını açmayı kolaylaştırıcı. Rotasyon başlığı çok kolay değiştirilebiliyor. Tabancanın yağ akışı ve ısısında meydana gelebilecek anormalliklere karşı koruması var. Sistem aynı zamanda yağ basıncını düşürmeden 45 dereceye kadar başyukarı çalışmaya izin veriyor. Su debisi ihtiyaca göre 5 kademeli ayarlanabiliyor. Bu da sıkışan matkapları kurtarmada faydalı olabilir. Patlatma artık daha emniyetli Delme patlatma madenciliğin olmazsa olmazı. Teknolojik yenilikler bu konuda iş emniyetine öncelik vermekte. Rothenbuhler Mühendislik tarafından geliştirilen 1673 Uzaktan Ateşleme Cihazı bunlardan biri. Cihaz elektrikli veya değil 8’li gruplar halinde 64 uzaktan kumandayı kontrol edebilmekte. En az 350 Volt ile uzaktan kumandalar 75 kapsülü seri patlatabilmekte. Cihaz tekrar şarj gerektirmeden 10 ile 14 saat arası beklemede kalabiliyor. Cihaz patlatmayla ilgili bilgileri hafızasında saklıyor. Algılayıcı vasıtasıyla patlatma sonrası oluşan sismik hareket tespit ediliyor ve beklenen hareket olup olmadığı kontrol ediliyor. Sıralı ateşleme fonksiyonu ile her bir uzaktan kumanda arasına 0-2 saniye aralık koymak mümkün. 3GSM adlı Avusturya firması ShapeMetrix ve BlastMetrix adlı iki sistemle yüzey görüntülerini irdeleyerek patlatma tasarımı yapmayı vadediyor. Firma sistemleri herkesin rahatlıkla kullanabileceği şekilde geliştirmiş. 2013 de AEL Mining Services Kumbo Iron Ores firmasının Kolomela madeninde DigiShot Plus kapsülleri ile bir seferde tam 4786 kapsül patlatarak Afrika rekorunu kırdı (Dünya rekoru 5118). Bu çalışmayı 10 kişilik bir ekip 14 günde gerçekleştirdi. Firmanın geliştirdiği bir diğer sistem de bağlantıları kontrol etmekte kullanılan CE4 Tagger. Bununla amaç kötü bağlantılardan dolayı patlamayan devreler önlemek. CAE Mining yakın zamanda Aegis adını verdiği iki modüllü bir paket geliştirdi; Aegis Designer yeraltı delme patlatma tasarımı yapmakta, Aegis Analyzer ise patlatma randımanı, cevhere yantaş karışması gibi olasılıklara dair tahminler yapabilmekte. Bu arada Missouri University of Science and Technology Patlatma mühendisliğinde ABD de ilk doktora veren Üniversite oldu. Bugüne kadar 150 patlatma mühendisi mezun eden üniversite 2010 da başladığı Master kurslarından da 18 mezun verdi. Bu konuyla ilgilenenler explosives.mst.edu sitesini ziyaret edebilir. {Temmuz, Ağustos, Eylül}} 2014 SEKTÖRMADEN 33 Tanıtım Demirden kroma ve ötesine Hekimhan Madencilik A.Ş. Madencilik faaliyetlerini, elde edilen ham cevheri doğrudan pazarlama anlayışı ile sınırlandırmayan Hekimhan Madencilik maden arama, zenginleştirme konularının yanı sıra, ürün çeşitliliğinin ve sağlayacağı katma değerin arttırılması için araştırma-geliştirme alanlarına sürekli yatırımlar yapmaktadır. Kolin Şirketler Grubu bünyesindeki Hekimhan Madencilik, 2007 yılında Deveci demir madeninin işletilmesi amacıyla kurulmuştur. Kurulduğu günden bu yana istikrarlı bir biçimde büyüyen Hekimhan Madencilik, verimli bir şekilde yürüttüğü demir madenciliğine ek olarak başta Erzurum’daki krom yatağına yönelik arama faaliyetleri olmak üzere, Türkiye ve komşu ülkelerdeki yeni maden sahalarına yönelik çalışmalarına devam etmektedir. Madencilik faaliyetlerini, elde edilen ham cevheri doğrudan pazarlama anlayışı ile sınırlandırmayan Hekimhan Madencilik maden arama, zenginleştirme konularının yanı sıra, ürün çeşitliliğinin ve sağlayacağı katma değerin arttırılması için araştırma-geliştirme alanlarına sürekli yatırımlar yapmaktadır. Yeraltındaki değerlerin gün yüzüne çıkarılması amacıyla yapılacak arama, üretim ve zenginleştirme çalışmalarını profesyonelce ve en uygun mühendislik yöntemleri kullanarak yerine getirme vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Hekimhan Madencilik, bu vizyon doğrultusunda, siderit demir cevherinin kalsinasyon ile zenginleştirilmesine yönelik olarak 75 Milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştirmiştir ve aynı anlayışla oluşturulmuş güçlü ekibiyle maden arama faaliyetlerini sürdürmeye ve yeni maden sahalarına yatırımlarına devam edecektir. Deveci / Hekimhan Demir Madeni 50 milyon tonun üzerinde demir rezervi bulunan yatağın ana minerali siderittir ve buna eşlik eden sınır34 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} lı miktarda limonit bulunmaktadır. Cevherin yüksek mangan içeriği ve saha rezervinin büyüklüğü ile Deveci Demir Madeni, Türkiye’nin en büyük manganlı demir madeni olarak değerlendirilmektedir. Hekimhan Madencilik tarafından açık işletme metodu ile işletilmekte olan sahadan elde edilen siderit cevheri, kırma-eleme gibi ön zenginleştirme işlemleri sonrası müşterilere sunulmaktadır. Kuruluşundan bugüne 8 milyon tona yakın üretim yapılmış olan maden sahasını, 2 Milyon ton/yıl üretim kapasitesi ile işletmekte olan Hekimhan Madencilik’in yıllık satış bağlantısı 1 Milyon tonun üzerine çıkmıştır. Düşük tenörlü bir cevher olmasına rağmen, cevherin yüksek mangan içeriği, sinter performansı ve sahanın verimli bir şekilde işletilmesi sayesinde bu miktarlara ulaşılmıştır. Bu miktarların daha da arttırılması, katma değeri yüksek ürün elde edilmesi amacıyla, demir madeni zenginleştirme alanında Türkiye’de yapılmış en büyük yatırımlardan biri gerçekleştirilerek yıllık 1 milyon ton üretim kapasitesine sahip kalsinasyon tesisi kurulmuştur. Kısa bir süre içerisinde deneme üretimine başlayacak olan bu tesisin devreye girmesi sonrası, iç pazarda öngörülen talep artışının artarak devam edeceği ve dış pazara yapılacak satışlar da göz önüne alındığında, önümüzdeki yıllarda işletmenin tam kapasite ile çalışması ve kapasite artışına gidilmesi gündeme gelecektir. Erzurum KoP Krom Projesi Hekimhan Madencilik yeni yatırımlar gerçekleştirme amacıyla, krom aramacılığında önde gelen metalojenik provenslerden Kop Dağları bölgesinde üç adet metalik maden arama ruhsatı edinmiş ve bu ruhsat sahalarında krom arama çalışmalarına başlamıştır. Çalışmalar sırasında yapılan yeni keşifler ile ruhsat sahalarındaki muhtemel rezerv miktarındaki artış ile rezerv miktarının kesinleştirilmesi adına yapılmakta olan sondaj çalışmalarının 2015 yılı içerisinde tamamlanması hedeflenmiştir. Saha çalışmaları ile eş zamanlı olarak üretim ve zenginleştirme tesis kurulumu ile ilgili fizibilite çalışmaları da başlatılmıştır. Mümkün olan en kısa sürede ruhsat sahaları içerisindeki rezervlerin saptanıp, üretim ve zenginleştirme proseslerine geçilmesi hedeflenmektedir. Demir üretimi ve Krom arama çalışmaları dışında Hekimhan Madencilik Türkiye ve çevre ülkelerde maden arama ve geliştirme projeleriyle ilgilenmektedir. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 35 Makale 6552 SAYILI TORBA YASADA MADEN İŞ HUKUKU BAKIMINDAN GETİRİLEN DEĞİŞİKLİK VE YENİLİKLER “ 6552 sayılı yasada çalışma ilişkilerinde özellikle alt işverenlik kurumunu düzenlemek için yola çıkılmıştır. Ancak Soma faciasından sonra maden işletmelerine yönelik ek düzenlemeler de yapılmıştır. ” Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU Avukat – YMM Abbas BİLGİLİ Avukat 1.GENEL GİRİŞ Maden işletmelerinde sık sık iş kazalarının yaşanması doğal olarak bu konudaki önlemlerin ne kadar etkili ve önleyici olduğunu gündeme getirmektedir. Kamuoyunda büyük tepki uyandıran bu iş kazaları hukuki ve teknik açıdan sorgulandığında ocak ve işletmelerde alınan önlemlerin yetersiz olduğu ve geliştirilmesi gerektiği görülmektedir. İstatistikler, iş kazası açısından Türkiye’yi ön sıralarda göstermektedir. Özellikle maden ocakları, inşaat ve tersanelerdeki çok sık iş kazaları yaşanmaktadır. Türkiye’de ortalama olarak yılda 900 işçi hayatını kaybetmekte iken, 2014 yılının ilk 8 ayında ortalamanın hayli üstüne çıkarak şu ana kadar 1270 işçi hayatını kaybetmiş durumdadır. En son olarak 13 Mayıs 2014 günü Soma’da yaşanan fe- laketten sonra konu yeniden gündeme gelmiş ve bazı önlemlerin acilen alınması ve kazada hayatını kaybedenlerin yakınları için yapılabilecekler konusunda bir takım düzenlemelerin gerekliliği gündeme gelmiştir. Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen 6552 Sayılı İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun 11 Eylül 2014 günlü Resmi Gazete’nin mükerrer nüshasında yayınlanmıştır. Bu Yasada maden ocaklarında çalışan işçilerle ilgili düzenlemeler yapılarak bazı hakların sağlandığı ve çalışma koşullarında düzenlemeler yapıldığı görülmektedir. 2.ALT İŞVERENLİK VE TAŞERoNLUKLA İLGİLİ DüZENLEMELER 6552 sayılı Yasada çalışma ilişkilerinde özellikle alt işverenlik kurumunu düzenlemek için yola çıkılmıştır. Ancak Soma faciasından sonra maden işletmelerine yönelik ek düzenlemeler de yapılmıştır. 2.1. Alt İşverenlik ve Muvazaa Alt işverenlik veya taşeronluk ilişkisinde muvazaa, iş hukukunun en önemli sorunlardan biridir. 4857 sayılı İş Kanununun 2.maddesindeki koşullar oluşmadığı halde sırf iş hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerden kurtulmak için görünüşte alt işverenlik ilişkisinin kurulması halinde muvazaa söz konusu olur. Muvazaalı iş ilişkisinin kurulduğunun müfettişler tarafından tespiti halinde tespit raporu işverenlere tebliğ edilir. İşverenlerin kendilerine tebliğ edilen tespit raporuna itiraz hakları vardır. Söz konusu itiraz için öngörülen 4857 sayılı İş Kanu36 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} nu’nun 3. Maddesinin 2. Fıkrasındaki “altı işgünlük” itiraz süresi Torba Yasa ile “otuz iş gününe” çıkarılmıştır. Bu düzenleme sadece maden işletmelerine özgü olmayıp, tüm alt işveren ilişkisinin bulunduğu işletmelerle ilgilidir. Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin bulunduğu işyerlerinde müfettişlerin bu ilişkinin muvazaalı olduğuna dair düzenleyecekleri raporun işverene tebliğinden itibaren, yargı nezdinde yapılacak itirazların süresi altı iş günüden 30 iş gününe çıkartılmıştır. Yine aynı maddede yapılan yeni değişiklikte, “İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi hâlinde Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idare- lerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulması zorunludur” hükmü getirilmiştir. Yasanın eski halinde, itiraz halinde yerel mahkemelerin vermiş olduğu kararlar kesin idi, yani Yargıtay yolu kapanmıştı. Öğretide altı iş günlük sürelerin çık kısa olduğu ve temyiz yolunun kapalı olması eleştiri konusu olduğundan, yeni düzenlemenin isabetli olduğu söylenebilir. mekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hak edişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlüdür” şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme de sadece maden işyerleri için değil, alt işverenlik ilişkisinin bulunduğu tüm işyerlerini kapsamaktadır. Ayrıca Kamu İhale Kanunu’na eklenen düzenleme ile temyiz etmeyenlere idari para cezası getirilmiştir. Bu düzenleme de şu şekildedir; İş Kanunu’nun 2. maddesine göre, alt işveren işçilerinin ödenmeyen parasal haklarından asıl işveren de sorumludur. Ancak bu sorumluluk mutlak anlamda olmayıp, alt işverene rücu hakkını da içeren bir sorumluluktur. Yeni düzenleme ile İş Kanunu’nun 112. maddesine eklenen fıkra ile Kamu İhale Yasası’nın 62. Maddesinin 1. Fıkrasının (e) bendi kapsamında alt işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin kıdem tazminatını asıl işveren durumunda olan kamu kuruluşu ödeyecektir. “4857 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen itiraz veya diğer kanun yollarına başvurmayan kişilere ise her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dâhil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarında idari para cezası uygulanır.” 2.2. Alt İşverenin İşçilerinin Ücretinden Sorumluluk Asıl işveren – alt işveren ilişkisinin bulunduğu durumda, alt işverenin işçilerinin parasal haklarından alt işverenle birlikte asıl işveren de sorumludur (İş Kn. Md. 2). Kamu işyerleri için İş Kanunu’nun 36. maddesinin 5. fıkrası “İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde, bunların işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol et- “ 2.3.Kıdem Tazminatından Asıl İşverenin Sorumluluğu Bu düzenleme ile kamu işyerlerindeki alt işveren işçilerinin kıdem tazminatları kamu kuruluşunun garantisi kapsamına alınmış olmaktadır. Ancak, kamu kuruluşu için getirilen bu yükümlülüğün, alt işverenin kıdem tazminatından doğan sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı problemini de beraberinde getirmektedir. Kanımızca alt işverenin sorumluluğu ortadan kalkmamaktadır ve ödemeyi yapan kamu kuruluşunun alt işverene rücu hakkı da devam etmektedir. Yeni düzenlemede sadece zorunlu ve olağanüstü nedenlerle yapılan fazla çalışmaların 36 saati aşması halinde yüzde yüzden az olmamak üzere zamlı ücretten bahsedilmektedir. Bu iki istisnai halin dışında da 36 saatten fazla çalışılmış olması halinde ne kadar zamlı ödeme yapılacağı konusu boşlukta kalmış görünüyor. 3.YER ALTI İŞLERİNDE FAZLA ÇALIŞMA ” Fazla çalışma süresi konusunda da yer altı işlerinde çalışan işçiler açısından önemli bir değişiklik yapılmıştır. 4857 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin sekizinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. şına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödenir.” 4857 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir. “Bu Kanunun 42. ve 43. maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz. “Yer altı maden işlerinde çalışan işçiler için yer altındaki çalışma süresi; haftada en çok otuz altı saat olup günlük altı saatten fazla olamaz.” Yer altında maden işlerinde çalışan işçilere, bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâllerde haftalık otuz altı saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret, normal çalışma ücretinin saat ba- İş Yasası’nda haftalık çalışma süresi 45 saat ile sınırlanmış iken, yeni düzenleme ile yer altında çalışan işçiler için bu sürenin haftada 36 saate indirildiği görülmektedir. İş Yasası’nın 42. maddesi (zorunlu nedenlerle fazla çalışma yap {Temmuz, Ağustos, Eylül}} 2014 SEKTÖRMADEN 37 Makale ma) ve 43. maddesindeki (olağanüstü hallerde fazla çalışma yapma) halleri dışında fazla çalışma yapılması yer altı işlerinde yasaklanmıştır. Şayet bu hallerde fazla çalışma yapılırsa, 36 saati aşan sürenin ücreti de yüzde yüzden az olmamak üzere zamlı ödenecektir. Oysa diğer işçilerde fazla çalışma ücreti yüzde elli fazlası ile ödenmektedir (İş Kn. Md. 41/2) Yer altı işlerindeki fazla çalışmayı düzenleyen bu hükümlerin bazı sorunlar doğuracağı kanısındayız. Şöyle ki, yeni düzenlemede sadece zorunlu nedenlerle ve olağan üstü nedenlerle yapılan fazla çalışmaların 36 saati aşması halinde yüzde yüzden az olmamak üzere zamlı ücretten bahsedilmektedir. Bu iki istisnai halin dışında da 36 saatten fazla çalışılmış olması halinde ne kadar zamlı ödeme yapılacağı konusu boşlukta kalmış görünüyor. Bu durumda da yüzde yüz zamlı ücret mi ödeneceği, ya da diğer işçilere uygulanan yüzde elli oranındaki zammın mı uygulanacağı net olarak anlaşılamamaktadır. “ Bir anda ücretlerin ikiye katlanmasının işverenleri sıkıntıya düşüreceği tartışmasızdır. Hiç şüphesiz ki, bu tür düzenlemelerin uygulamada yaratacağı sosyal sonuçlarını da hesaba katmak gerekir. Nitekim bu düzenleme nedeniyle Zonguldak’ta özel sektöre ait çok sayı da ocağın kapandığı ve işçilerin işsiz kaldığı haberi basında yer almıştır.. 4.YERALTINDA ÇALIŞAN İŞÇİLERİN YILLIK İZİN SüRELERİ 4857 sayılı İş Kanunu’nun 53. maddesinde işçilerin yıllık izin süreleri düzenlenmiştir. Eski düzenlemede yer altı işleri için ayrı bir düzenleme yapılmadığından, yasa kapsamındaki tüm işçiler aynı süreler geçerli idi. Ancak yeni düzenlemede 53. maddeye “Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır” cümlesi eklenmiştir. Bu durumda maden işletmeleri de dahil her türlü yer altı işlerinde çalışan işçiler, diğer işçilere göre 4 gün fazla yıllık izin hakkına sahip olacaktır. Yeni düzenlemeye göre yer altı işçileri; • 1-5 yıl arasında (5 yıl dahil) çalışmaları varsa 18 gün, • 5 yıldan fazla, 15 yıldan az çalışmışlarsa 24 gün, • 15 yıldan fazla (15 yıl dahil) çalışmışlarsa 30 günden az olmamak üzere yıllık izin kullanacaklardır. • 50 ve daha yukarı yaşı olan yeraltı işçilerine her halükarda 24 günden aşağı izin kullandırılamayacaktır Yıllık izin uygulaması ile ilgili bir diğer yeni hüküm ise alt işverenlik uygulamasına dairdir. Şöyle ki, 4857 sayılı ” Kanunun 56 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “Alt işveren işçilerinden, alt işvereni değiştiği hâlde aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süresi, aynı işyerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanır. Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde kullanılmasını sağlamakla, alt işveren ise altıncı fıkraya göre tutmak zorunda olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle yükümlüdür.” Buradaki düzenleme, Yargıtay kararlarındaki istikrar kazanmış görüşün yasa maddesi haline getirilmesinden ibarettir. İşyerinde alt işverenlerin değişmesi halinde işçiler çalışmaya devam ediyor ise, Yargıtay bu durumu iş akdinin sona ermesi olarak değil, işyeri devri olarak değerlendiriyordu. Yeni düzenleme ile de bu uygulama yasal çerçeveye oturtulmuş görünüyor. Ancak asıl işverenlere de alt işverenin işçilerinin yıllık izinle ilgili haklarını ve uygulamayı sıkı kontrol etmesi yönünde yetki verilmektedir. 5.LİNYİT VE TAŞKÖMüRü oCAKLARINDA İŞÇİ üCRETİ ARTIŞI Yeni düzenleme ücretin miktarı konusunda oldukça önemli ve sorunlara da neden olabilecek bir yenilik içermektedir. Şöyle ki, 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir. 38 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} “EK MADDE 9 – Bu Kanunun 2 nci maddesinde sayılan 4. Grup madenlerden “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde, yer altında çalışan işçilere ödenecek ücret miktarı 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi uyarınca belirlenen asgari ücretin iki katından az olamaz.” Düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, Maden Kanunu’nun 2. maddesinde sayılan 4. Grup madenlerden “linyit” ve “taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışanların ücreti asgari ücretin 2 katından az olamayacaktır. Burada ilk akla gelen husus, yer altı işlerinde linyit ve taşkömüründe çalışanlara ayrıcalık tanınmış olmasıdır. Diğer yer altı işçilerinin “eşitlik” ilkesi bağlamında durumlarını dile getir- meleri muhtemeldir. Diğer bir husus ise, bir anda ücretlerin ikiye katlanmasının işverenleri sıkıntıya düşüreceği tartışmasızdır. Hiç şüphesiz ki, bu tür düzenlemelerin uygulamada yaratacağı sosyal sonuçlarını da hesaba katmak gerekir. Nitekim bu düzenleme nedeniyle Zonguldak’ta özel sektöre ait çok sayıda ocağın kapandığı ve iş- çilerin işsiz kaldığı haberi basında yer almıştır. Esasen sorun, sadece ücretin artmış olması değildir. İşçilerin kıdem tazminatları, ihbar tazminatları ve kullanılmamış yıllık izinlerin ücretleri fesihle birlikte son ücret üzerinden ödeneceği için, ücret artışının bu ödemem kalemlerini de ikiye katlamış olduğu göz ardı edilmemelidir. 6. YERLTI İŞÇİLERİ İÇİN İŞE İADE DAVALARI AÇISINDAN GETİRİLEN KoLAYLIK 10.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Yasası’nın 18, 19, 20 ve 21. maddelerinde düzenlenmiş olan işe iade davasını açabilmek için bazı koşulların varlığı aranmaktadır. İşçinin aynı iş kolunda 30 veya daha fazla işçi istihdam eden bir işyerinde çalışıyor olması, en az 6 aylık kıdeminin olma- “ sı ve üst düzey yönetici konumunda olmaması gerekir. İşçinin toplam çalışma süresinin (kıdeminin) 6 aydan az olmaması İş Kanunu, md. 18/1’de düzenlenmiştir. Yeni düzenleme ile 4857 sayılı Kanunun 18. maddesinin 1. fıkrasına “Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz” hükmü eklenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, yer altında çalışan işçiler açısından pozitif ayrımcılık yapılarak, 6 aylık kıdem koşulu kaldırılmıştır. Yer altında çalışan işçilerin şayet diğer koşullar mevcutsa, toplam çalışma süresi 1 gün dahi olsa işe iade davası açması mümkün olacaktır. Kanunlar çıkarılırken ilgili taraf menfaatlerini adil bir şekilde dengelemeye özen gösterilmelidir. Bu açıdan bakıldığında özelikle kömür işletmelerindeki ücret ve buna dayalı kıdem tazminatı gibi diğer işçilik ücretlerinde yapılan aşırı yükseltmeler ile çalışma sürele cccrinde ve işe iade koşullarında yapılan değişiklikler taraf dengesini maden işletmeleri aley hine bozmuştur. ” 7.SoMA’DA ÖLEN İŞÇİLERE SAĞLANAN SoSYAL GüVENLİK HAKLARI 13 Mayıs 2014 günü Soma’daki iş kazasında ölen işçilerle ilgili bazı sosyal güvenlik hakları sağlanmıştır. Bu konuda 5510 sayılı İş sağlığı ve Güvenliği Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. Her ne kadar bu düzeneleme hayatını kaybeden işçiyi geri getiremezse de yakınları açısından bir nebze de olsun sosyal güvenlik açısından iyileştirmeler yapılarak acının izleri silinmeye çalışılmıştır. Bu konuyu düzenleyen Torba Yasanın Geçici 59.maddesi hükmü şu şekildedir: “GEÇİCİ MADDE 59 – 13/5/2014 tarihinde Manisa ilinin Soma ilçesinde meydana gelen maden kazası sonucunda ölen sigortalının; Kuru- ma olan her türlü borçları terkin edilir ve hak sahiplerine 32 nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde öngörülen şartlar aranmaksızın bu Kanun hükümlerine göre aylık bağlanır. Bu Kanunda öngörülen primlerin eksik olan kısmı Maliye Bakanlığınca Kuruma ödenir. Ölen sigortalının anne ve babasına gelir ve aylık bağlanmasında, 34 üncü maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde belirtilen her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve diğer çocuklarından hak kazanılan gelir ve aylıklar hariç olmak üzere gelir ve/veya aylık bağlanmamış olması şartları aranmaz. Birinci fıkrada belirtilen nedenlerden dolayı ölen sigortalının eş ve çocuklarından birisi, eşi ve çocuğu yoksa kardeşlerinden birisi olmak üzere toplam bir kişi hakkında 3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesindeki istihdama ilişkin hükümler ayrıca uygulanır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.” {Temmuz, Ağustos, Eylül}} 2014 SEKTÖRMADEN 39 Makale 8.İŞLETMELERE SINIRLI VE ÖZEL YETKİLİ İŞ GüVENLİĞİ SoRUMLUSU ATANMA oLANAĞI Uygulamada özellikle çok şubeli veya ayrı işletmeleri olan şirketler ayrı bir işyeri güvenliği sorumlusu ve görevlisi atayarak iş kazaları ile ilgili bütün sorumluluğu devretmek istemekteydiler. Ancak 6172 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 371(3). maddesinde “(3) Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak, temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ve ilan edilen sınırlamalar geçerlidir.” hükmü nedeniyle yönetim kurulunun sadece iş güvenliği konusunda bir kişiye verdiği sınırlı yetkiyi ticaret sicil müdürlükleri geçerli görmemekte ve tescil etmemekteydi. Zira limited ve anonim şirketlerde temsil yetkisi ancak şube ve merkezin bütün işlemleri veya birlikte imza koşulu getirilerek sınırlanabiliyordu. Ancak bu konuda yaşanan sıkıntılar ve haklı şikayetler nedeniyle Torba Yasa ile 6012 sayılı Kanuna ekleme yapıldı. Yeni eklenen 6012 sayılı TTK m.371 (7) hükmü “(7) (Ek fıkra: 10.09.2014 - 6552 S.K./131. md.) Yönetim kurulu, yukarıda belirtilen temsilciler dışında, temsile yetkili olmayan yönetim kurulu üyelerini veya şirkete hizmet akdi ile bağlı olanları sınırlı yetkiye sahip ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları olarak atayabilir. Bu şekilde atanacak olanların görev ve yetkileri, 367 nci maddeye göre hazırlanacak iç yönergede açıkça belirlenir. Bu durumda iç yönergenin tescil ve ilanı zorunludur. İç yönerge ile ticari vekil ve diğer tacir yardımcıları atanamaz. Bu fıkra uyarınca yetkilendirilen ticari vekil veya diğer tacir yardımcıları da ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur.” şeklindedir. Buna göre , sadece iş güvenliği konusunda sınırlı yetkili Kanunun “tacir yardımcısı” olarak nitelediği bu iş güvenliği yetkilisi, yönetim kurulu kararı ile atanabilir ve bu karar bundan böyle ticaret siciline tescil edilebilir. Torba Yasa ile TTK m.371’ eklenen bu hükmün TBMM görüşmeleri sırasında özellikle Soma gibi olaylarda işverenlerin sorumluluktan kurulmasına zemin hazırlamak için konulduğu gerekçesiyle muhalefet tarafından yoğun eleştirilere konu olmuştu. Bu eleştirileri hafifletmek için TTK 371 (7) maddesine “Bu kişilerin, şirkete ve üçüncü kişilere verecekleri her tür zarardan dolayı yönetim kurulu müteselsilen sorumludur.” hükmü eklenmiştir. Buna göre, atanan iş güvenliği yetkilisinin eylem ve işlemlerinden yönetim kurulu üyeleri Türk Ticaret Kanununun müteselsil sorumluluk ilkelerine göre hukuken sorumlu olacaklardır. TTK m. 371 (7) hükmü böyle bir atamanın yapılması için ayrı bir şirket iç yönergesi veya yönetmeliği yapılmasını ve ticaret siciline tescilini zorunlu kılmaktadır. Şirket iç yönergesi 6102 sayılı TTK m.367.maddesine göre hazırlanacak, idare ve temsil yetkisi devrine ilişkin düzenlemeler ve şirketin örgüt şeması bu yönergede yer alacaktır. Şirketin bir bakıma ticari sırlarını da içeren iç yönergenin tamamının üçüncü kişilerin incelmesine açık ticaret siciline tescili haklı olarak eleştirilmektedir. Buna karşılık TTK 371 (7)’de öngörülen müteselsil sorumluluk hükmünün meydana gelen bir iş kazasında cezai sorumluluk bakımından bir etkisi olamaz. Ceza hukukunda geçerli olan şahsi sorumluluk ilkesi nedeniyle iş kazasından dolayı cezai sorumluluğun iş güvenliği yetkilisine ait olacağını; işveren durumundaki yönetim kurulu üyeleri ile üst yöneticilerin ancak adı geçen iş güvenliği yetkilisi tarafından belirtilen teknik eksiklikleri gidermemeleri halinde cezai sorumluluklarının söz konusu olacağını belirmek gerekir. Bu açıdan bakıldığında özelikle kömür işletmelerindeki ücret ve buna dayalı kıdem tazminatı gibi diğer işçilik ücretlerinde yapılan aşırı yükseltmeler ile çalışma sürelerinde ve işe iade koşullarında yapılan değişiklikler bu bakımdan taraf dengesini maden işletmeleri aleyhine bozmuş- tur. Basından izlediğimiz kadarıyla birçok kömür işletmesi işe son vererek işletmeyi kapatmıştır. Aslında işletmeyi de göz ardı etmeyerek korumak gerekir. Zira ortada çalışan işletme kalmaz ise hakları korunacak işçinin de kalmayacağı gözden uzak tutulmamalıdır. 9.SoNUÇ Kanunların genel, soyut ve objektif olması gerekir. Özellikle yeterli bir şekilde tartışılmadan ve değerlendirilmede çıkarılan tepki kanunları uzun dönemde büyük sorunlar yaratmaktadır. Kanunlar çıkarılırken ilgili taraf menfaatlerini adil bir şekilde dengelemeye özen gösterilmelidir. 40 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Röportaj Argetest Zenginleştirme, Analiz, Ar-Ge: ARGETEST ARGETEST, cevher zenginleştirme, maden analiz ve Ar-Ge konusunda ülkemizin önde gelen laboratuvarlarından biri. Genel Müdür Emin Ulu, Hacettepe Üniversitesi Maden Mühendisliği Bölümü mezunu ve ODTÜ Maden Mühendisliği Bölümünden cevher hazırlama alanında Master derecesi sahibi bir mühendis. MTA ve özel sektörde pek çok değişik pozisyonda ülkemiz madenciliğine hizmet etmiş. “36 yıllık tecrübe ve birikimi kurumsal bir çatı altında madencilik sektörüyle paylaşmak istedik,” diye anlatıyor ARGETEST’in kuruluşunu. İşte kendisiyle söyleşimiz: Argetest şirketi hakkında bilgi verir misiniz? Müşterilerine kaliteli hizmet sunmak temel prensibi olan firmamız Genel Müdür Emin Ulu, Laboratuvar Müdürü Abdullah Buhur ve Ar-Ge Müdürü Burak Köse öncülüğünde Kasım 2012’de kuruldu. Bünyemizde Cevher Zenginleştirme Laboratuvarı, Ar-Ge Laboratuvarı ve Maden analiz laboratuvarı bulunuyor. Türkiye’de ilk, dünyada az sayıda özel cevher 42 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} zenginleştirme ve AR-GE çalışmasını yapan laboratuvarlar arasında yer alıyoruz. Şirketinizin gerçekleştirdiği faaliyetler ve sunduğu hizmetlerden bahseder misiniz? Laboratuvarımız esas olarak üç ana birimden oluşmaktadır. Bunlar Cevher Zenginleştirme Laboratuvarı, Maden Analiz Laboratuvarı ve AR-GE laboratuvarıdır. Cevher Zenginleştirme Laboratuvarlarımızda Cevher zenginleştirme yönteminin seçimine esas cevher yapısı ve karakteri belirlendikten sonra bu yapıya ve karaktere uygun proses seçeneklerinin değerlendirmesi, seçilen proses ya da proseslerin özelliklerinin tespiti ile laboratuvar ve pilot çalışmalarla kullanılacak cihaz, ekipman, reaktif cinsi ile sarfiyatlarının belirlenmesi ve optimizasyonu yapılmaktadır. Bu şekilde oluşturulan proseslerin tesis şartlarına uyarlanması ve hali hazırda çalışan tesislerin revizyonu da yerinde inceleme ve müdahale (on-site services) hizmeti ile sağlanmaktadır. Ancak bu şekilde yüksek randımanla çalışan, yüksek tenörlü konsantre üreten ve ilk yatırım maliyetleri düşürülmüş tesisler yapılabilir. Halen çalışmakta olan tesislere yönelik yapılacak bu tür çalışmaların getirisi daha az hammadde, reaktif ve enerji tüketimi ile daha fazla ürün geliri olacaktır. Ancak bu çalışmalar ile piyasada istenilen yüksek kaliteli ve yüksek satış fiyatlı ürün elde etmekte mümkün olacaktır. Maden analiz laboratuvarımızda yetmişin üzerinde elementin analizi kantitatif olarak yapılabilmekte olup; ICP, AAS, UV, Volumetrik-Gravimetrik analiz metotlarının beraberinde Fire Assay (kupelasyon) ile altın, gümüş ve platin grubu elementlerinin analizleri de uluslararası standartlar uygulanarak yapılmaktadır. Uluslararası cevher normları göz önüne alınarak oluşturulan analiz paketleri ile jeokimyasal analizler, sondaj numuneleri analizleri, ithalat ve ihracat numune analizleri, değerli metal analizleri, endüstriyel hammadde analizleri beraberinde müşterilerin talepleri doğrultusunda oluşturulacak analiz paketleri ile ekonomik ve hızlı bir şekilde sektörün ihtiyaçlarına cevap vermektedir. licate-duplucate) ile sistematik olarak kontrol edilmektedir. Bilindiği üzere analiz sonucunun doğruluğu o cevher yapısına uygulanacak analiz metodunun doğruluğuna bağlıdır. Bu durumda bir metodu bütün cevherlere uygulamak yerine farklı matrislere farklı metodların uygulanması gerekliliği ortaya çıkar. Bu uygulamanın başarısını kısa zamanda müşteri memnuniyeti doğrulamalarıyla aldık. Laboratuvarımızda yapılan bütün analizlerin doğruluğu sertifikalı standart malzemeler (CRM), blanklar ve paralel çalışmalar ( rep- AR-GE laboratuvarımız ise yeni reaktiflerin ve reaktif kombinasyonlarının denenmesi, uluslararası standartlara bağlı analizlerin hızlandırılması ve geliştirilmesi, cevher tiplerine göre zenginleştirme düzenlerinin oluşturulması üzerinde çalışmalarına devam etmektedir. AR-GE laboratuvarımızın esas amacı Türkiye de mevcut olan sorunlu cevherlerin ekonomiye bir katma değer olarak kazandırılmasıdır ve bu konuda çalışmalarına devam etmektedir. Zenginleştirme önem kazanıyor Esas olarak bilimsel test, analiz ve Ar-Ge faaliyetlerine odaklanmış bir şirket olarak, madencilikte bilimsel yöntemlerin ve teknolojinin kullanımı konusunda neler söylersiniz? Madenciler neden sizinle çalışmalı? Madencilik dünyada da , Türkiye’de de artık otomasyon sistemine geçmektedir ve otomasyon sistemi için gerekli olan verilerde ancak bilimsel çalışmaların ışığında üretilebilmek- tedir. Üretilen bu bilimsel veriler; ileri teknoloji, hızlı ve kesin analizler ve tecrübe ile ortaya çıkmaktadır. Bilinmelidir ki Türkiye’de ve dünyada yüksek tenörlü cevherleşmeler tükenmek üzeredir. Bu sebeple düşük tenörlü cevherlerin, endüstriyel hammaddelerin, eski teknoloji ile işlenmiş madenlerin atık ve pasalarının kazanılması zorunlu hale gelmektedir. Bu tip cevherlerin kullanılması ancak cevher zenginleştirme üzerine kurulacak tesisler ile mümkündür. Yapılacak bu zen- ginleştirme işleminin ekonomik ve doğru prosesle yapılması zorunlu hale gelmiştir ve her cevher ayrı proses ihtiyacı duyduğu için muhakkak ön çalışma yapılması gerekmektedir. Uygun yöntemin tesis çapında belirlenmesi ekonomik olmayacağı gibi aynı zamanda kurulacak bir tesisin yanlış bir akım şeması ile hiç çalışamaması anlamına da gelebilir. Cevher zenginleştirme testleri ile doğru bir akım şeması oluşturulması veya mevcut tesis akım şemasındaki iyileştirmeler yapmak üreticiye çok büyük kazançlar sağlayabilir. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 43 Röportaj Argetest Madencilik sahadan prosese bir bütündür. Bir maden yatağının ortaya çıkması ve ekonomiye kazandırılması, birçok birimin bir arada çalışarak bilimsel veriler üretmesi ile mümkündür. Özellikle belirtmek isterim ki derin sondajlar beraberinde yapılan jeofizik çalışmaları ile rezerv tespiti yapılması; o sahanın gelişmesi için ve de olası kurulacak tesisin günlük kapasitesinin belirlenmesi için önem arz etmektedir. Yapılacak bu çalışmalar ekonomik gider olarak gözükse dahi ilerleyen safhalarda madenciye getirisi çok daha büyük olacaktır. Ülkemizde yeni ve ileri düzey de teknolojiyi kullanan tesislerin yanı sıra birçok eski tesis mevcuttur ve bu tesislerin daha ileri seviyelere gelmesi için revize edilmesi gerekmektedir. Bu revizyonlar sadece makine ve ekipman ile değil aynı zamanda çalışma prensipleri için optimum şartların tespiti ile mümkündür. Gelişmiş ülkeler ile aynı seviyelere gelmek istiyorsak ArGe çalışmalarına daha çok önem vermemiz gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki Türkiye her bölgesi ile farklı jeolojik oluşumları içermektedir ve her farklı cevher farklı tesis şartları gerektirir. Dolayısıyla kopya prosesler oldukça fazla zaman, para ve emek kaybettirir. Argetest olarak, sahip olduğunuz sertifika ve akreditasyonlar nelerdir? Bu zenginleştirme çalışmalarının ilk olarak prototip ölçekte denenmesi ve bu ölçekte yapılacak testlerle akım şemasının oluşturulması ya da düzeltilmesi ekonomiktir. Bizim ARGETEST olarak amacımız madencilerimiz ile ortak hareket ederek onları en doğru metoda en hızlı süreçle ulaştırmaktır, ki bu konuda da detaylı çalışmalarımız devam etmektedir. Son çalışmalarımıza bir örnek verecek olursak; online olarak analiz sonuçlarının görüntülenmesi ve online olarak analiz sürecinin takip edilmesidir. Şu anda deneme sürümü kullanıma başlanmıştır ve bu yıl sonuna kadar müşterilerimizin hizmetine sunmak için özverili çalışmalarımıza devam edeceğiz. Kurulduğu günden itibaren esas prensibi kalite olan analiz laboratuvarımız TS EN ISO/IEC 17025 Deney ve Kalibrasyon Laboratuvarı Akreditasyon Belgesine sahiptir. Ayrıca başarılı çalışmalarımız sonucu Cevher Zenginleştirme, Ar-Ge ve Analiz Laboratuvarlarımız ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Belgesi, ISO 14001:2004 Çevre Yönetim Sistemi Belgesi, OHSAS 18001:2007 İş Sağlığı ve Güvenliği Belgesi ile belgelendirilmiştir. Son olarak, eklemek istediğiniz başka bir şey var mı? Madencilere neler söylemek istersiniz? Gelişmiş ülkeler ile karşılaştırıldığında, Türkiye’deki madencilik sektöründe, bilim ve teknoloji kullanımı sizce yeterli düzeyde midir? Değilse bunun sebepleri ve sonuçları konusunda neler söylemek istersiniz? Türk Madencilerinin ve madenciliğe hizmet eden makine ve cihaz üreticileri ile arama ve fizibilite çalışmaları yapan firmaların Türkiye ve dünyada yaptığı başarılı hizmet ve açılımlar takdire değer duruma gelmiştir. Biz de ARGETEST olarak proje ve analiz hizmetleri kapsamında hem Türkiye de hem de uluslararası alanda çalışmalar yapmaktayız. 90’ lı yıllara oranla Türkiye madencilik sektöründe bilim ve teknolojiyi kullanma ve uygulamada ilerlemeler kaydedilse de istenilen seviyelere ulaşılamadığı görülmektedir. Sektörde yukarıda sözünü ettiğimiz kuruluşlar ile daha fazla ortak ve birlikte iş yapmaya devam edeceğimizin bilinmesini isteriz. 44 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Madencilik Tarihi Tanzimat’tan Cumhuriyet’e bir maden şehri: BALYA Madencilik tarihimizden sayfalar sunmaya devam ediyoruz. Bu sayımızda, ülkemizin en eski maden şehirlerinden olan Balya’daki madenciliğin tarihi üzerine Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Arslan’ın yaptığı çalışmayı kısaltarak yayınlıyoruz. İyi okumalar. Kocagümüş Köyü’nden Balya Şehrine Marmara Bölgesi’nin Güney Marmara bölümünde Balıkesir ili sınırları içerisinde yer alan Balya’da madencilik faaliyetlerinin ne zaman başladığı kesin olarak bilinmemekle birlikte; buradaki maden işletmeciliğinin Romalılar dönemine kadar uzandığı ve o dönemdeki adının Cristian madenleri olduğu, Balya çevresinde maden ihracatıyla ünlenmiş Pericharaxis isminde bir yerleşim yeri bulunduğu ve madenin çıkarıldığı bölgeye de Ergasteria denildiği günümüze kadar gelen bilgiler arasındadır. 19. yüzyıla kadar olan Osmanlı arşiv belgelerinde Kocagümüş köyü olarak geçen Balya ile ilgili Osmanlı dönemine ait en eski kayıtlar 1544 tarihine kadar gitmektedir. Bursa şer’iye sicillerinde rastlanan bir belgeye göre padişah Balya’daki madenlerde çalışmak üzere Bursa, Edremit ve Balıkesir’den yirmi beşer kişinin kazıcı olarak tayin ettiği belirtilmektedir. Balya kadısına yazılan 1651 tarihli mektuptan, madenin Hazine-i Hassa adına işletilmekte olduğu ve Bali Bey adında bir kişinin mültezimlik yaptığı anlaşılmaktadır. 1647 tarihli merkezden gönderilmiş bir fermandan, Balya madeninden top güllesi imal edildiğini ve bu dönemde yılda yaklaşık olarak bin kantar gülle üretildiğini de öğrenmekteyiz. Balya madenleri XVII. yüzyılın ikinci yarısında Bandırma İskelesi yoluyla İstanbul’a sevk edilmektedir. Şer’iye sicillerindeki mevcut kayıtlardan Balya-Kemer-Edremit arasında bir yolun mevcut olduğu anlaşılmaktadır. 1752 yılında madenin gelirine göz diken kişilerce gerçekleştirildiği sanılan bir baskın yapılmış ve maden soyulmuştur. III. Selim döneminde Balya kazasında nüfusun azalması ve bunun paralelinde üretimin düşmesi üzerine hemen yakındaki Gönen ve çevre köylerinden madende çalışmak üzere işçi bulunmuştur. Bu döneme gelinceye kadar işleyişi neredeyse hiç aksamayan Balya madeni, XIX. yüzyıl başlarında artan talebi karşılayamayacak duruma gelmiş ve bazı yakın kazaların madene ilhakı bile düşünülmüştür. 1807 yılında ise, maden işletme tesislerinin yetersizliği gerekçesiyle iki ayrı fırının daha yapılması planlanmıştır. 1808 yılında gönderilen fermanla, 1796 yılından beri Balya madenlerinin işletme hakkını elinde bulunduran maden emini Yakup Ağa’nın eminlik süresi uzatılmış ve kendisinden daha fazla kurşun ve gümüş çıkartarak üretimi arttırması istenmiştir. İlk yabancı sermaye Avrupa’da Sanayi İnkılâbı’nın gerçekleştirilmesi ve ardından artan hammadde ihtiyacı madenlerin önemini bir kat daha arttırmıştır. Bu süreçte Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat’ın ilanıyla birlikte madencilik alanında başlayan yeni girişimler ve yayımlanan nizamnameler Osmanlı madenciliğine yeni bir ivme kazandırmıştır. Balya madenlerinin yabancı sermaye ile birlikte anılması da Tanzimat dönemine denk gelmektedir. 1868 yılında Alman uyruklu Raiser, Balya madenlerini işletme hakkını almış ve daha sonra Lourium Fransız-Türk ortak şirketine devretmiştir. 1876 yılında Balya madeninin işletme hakkını 99 yıllığına Fransız Royil şirketine veren Osmanlı Devleti, sadece simli kurşun madeninin ihracının ihalesini yapmış, diğer madenlerin ihracını engellemiştir. 1892’de Kocagümüş, Karaaydın ve Balya bölgesindeki simli kurşun madenini işletmek amacıyla ve 4.500.000 Frank sermaye ile “Balya Karaaydın Madenleri Osmanlı Anonim Şirketi” kurulmuştur. Fransızlar bölgeye geçici yatırımlarla yerleşmeye başlamıştır. Osmanlı-Fransız işbirliğiyle kurulmuş olan bu şirket Balya’da kurşun, çinko ve gümüş madenlerinden başka Mancılık’ta kömür, Patlak’ta kurşun, çinko ve manganez madenlerinin işletme hakkını da almıştır. Şirket 1901 yılında Mancılık’taki kömür madeninde bir elektrik merkezi kurmuş ve elektriği Balya’ya getirmiştir. Maden işletmesinin ihtiyacından fazla üretilen elektrik, yerel yönetime verilerek çevrenin aydınlatılması için kullanılmıştır. Böylece Balya, Anadolu’da Tarsus, İstanbul ve Trabzon ile birlikte elektriğin yerleşim yerlerinin aydınlatılmasında kullanıldığı ilk şehirlerden biri olmuştur. 1911 yılında şirkette 175 müstahdem ve 1.165 işçi çalışmıştır. İşçi sayısıyla ilgili bu rakamlardan başka madende asansör sisteminin ve elektriğin kullanılıyor olması işletmenin büyüklüğü ve kullanılan teknolojinin seviyesi hakkında bir fikir vermektedir. Balya madenlerinin nakliyesi daha önceden deve, katır veya arabalarla yapılmaktadır. Balya Karaaydın Madenleri Osmanlı Anonim Şirketi, Balya’dan Palamutluk mevkiine kadar 62 km uzunluğunda ve 60 cm genişliğinde bir {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 47 Madencilik Tarihi dekvovil hattı döşenmiştir. Palamutluk’a kadar hayvanlarla çekilen dekovillerle nakledilen madenler buradan Akçay iskelesine arabalarla nakledilmiştir. Daha sonra maden naklini hızlandırmak isteyen şirket, Palamutluk-Akçay arasına bir demiryolu hattı döşeyerek çıkarılan madeni, Akçay Limanı’na ulaştırmıştır. Maden işletildiği dönemde bölgede yaklaşık 200 km’lik demiryolu ağı kuran Fransızlar, bu yolu Çanakkale Boğazı’na kadar uzatmışlardır. Savaş yıllarında bir müddet faaliyetini durduran şirket, 1920’de yeniden madeni işletmeyi başladı. 1923’ten sonra şirket adını Balya Karaydın Maden Şirketi-Türk diye değiştirdi. 1925 yılından sonra kurşun üretiminin azalması, 1930 dünya ekonomik bunalımı sebebiyle kurşun fiyatlarındaki düşüş Balya maden işletmesini olumsuz yönde etkilemiştir. Bunun üzerine zor duruma düşen şirket 1931 yılında çalışmalarını durdurmuştur. Şirketin çalışmalarını durdurmasındaki diğer bir neden de, 1927 yılında Arı Mağarasının asansöründe meydana gelen yangındır. Bu yangın sebebiyle şirket 500.000 liralık maddi zarara uğramıştır. Bu olay sonrasında zaten ekonomik bunalım içinde olan şirketin finansal durumu daha da zorlaşmıştır. 1931 yılına kadar beş bin işçi çalışırken sonraları bu sayı beş yüzlere kadar düşmüştür. İşçi çıkarma yoluna giden şirkete destek olmak amacıyla çıkarılan bir kanunla, 48 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} madenlerde kullandığı malzemeleri gümrüksüz getirmesi sağlanmışsa da bu tedbirler şirketin durumunu düzeltmek için yeterli olmamıştır. Balya Karaydın Madenleri Anonim Şirketi’nin görevinin bitmesinden sonra 10 Eylül 1931 yılında Charles Heurteau, H. Pajezi, A. Mali, M. Roben ve Reşit Osman bir araya gelerek Balya Karaydın Madenlerini Kiralama ve İşletme Türk Anonim Şirketi’ni kurarlar. İdare merkezi İstanbul ve işletme merkezi Balya olan bu şirketin kuruluş sermayesi bir milyon Türk lirasıdır. Şirket, 1933–1934 yıllarında üretimini üç katı arttırmasına karşın kurşun fiyatlarının dünya piyasasında düşmesi üzerine faaliyetine 1939 yılında son vermek zorunda kalırlar. Maden, 8 Şubat 1940’ta Bakanlar Kurulu kararıyla devletleştirilir. Böylece Koca Gümüş köyünden Balya kasabasına ve madencilik faaliyetlerindeki artışla şehir haline gelerek ilerleyen Balya, 1940’da madenin devletleştirilmesiyle birlikte önemini yitirmiş ve zamanla gelişimi durarak küçülmüştür. Sosyo-ekonomik dönüşüm Madencilik faaliyetlerinin yoğun olduğu XIX. yüzyılda Kocagümüş köyü, Balya kasabasına dönüşmüştür. Madenin sağladığı istihdam imkânları, Balya’nın çevresindeki köylerin yanı sıra uzak yerlerden de göç almasına sebep olmuştur. Osmanlı İmpara- torluğu’nda modern anlamda 1831’de yapılan ilk nüfus sayımında Balya’da 11.984 kişi yaşamaktayken; madencilik faaliyetlerinin yoğunlaşmasıyla birlikte nüfus artmaya başlamıştır. Buna göre 1887’de 21.509 olan Balya nüfusu, yirmi yıl sonra 1907’de iki katından daha fazla bir artışla 52.689’a çıkmıştır. Demografik verileri elimizde bulunan 1898’deki nüfus cetveline göre ise Balya şehir merkezinin Müslüman ve gayr-i müslim nüfusunun genel toplamı 7.347’dir. Balya’da yaşayan gayr-i müslim Rum ve Bulgarlar, madeni işleten şirket tarafından hayatlarını kazanmak üzere dışarıdan getirilip istihdam edilen genellikle işçi ve teknik elemanlardan oluşmaktadır. Buna göre madencilik faaliyetleri, Balya’nın nüfusunu hem etnik hem de dini bakımdan etkilediği gibi, hayatını kazanmak üzere madende çalışmaya gelenler düşünüldüğünde Balya’yı bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Balya, tarihsel süreç içerisinde gelişimini madencilik faaliyetlerine borçludur. Roma İmparatorluğu’ndan bu yana madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirildiği Balya, madencilik bakımından en yoğun dönemini XIX. ve XX. yüzyıllarda yaşamıştır. Bu süreçte bir köy konumundaki Balya, madencilik faaliyetlerinin de etkisiyle, sosyo-ekonomik ve demografik bakımdan gelişerek XX. yüzyıl başlarında ilk önce kaza daha sonrasında ise bir şehir haline gelmiştir. Bu süreçte Balya, -Anadolu örneğinde- şehirciliğin gelişimi adına bazı ilklerin de yaşandığı bir yer olmuştur. Buna göre ilk yabancı sermayenin girdiği, ilk defa elektriğin üretilerek şehir yaşamında kullanıldığı ve ilk hava kirliliğinin yaşandığı yerlerden biridir. Bunların dışında II. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra daha iyi ücret ve çalışma şartlarına kavuşma isteyen işçilerin başlattığı bir dizi grevlerden biri yine Balya’da gerçekleşmiştir. Madencilik faaliyetleri ve madenciliğin sağladığı iş imkânı Balya’da halkın sosyo-ekonomik durumunu da olumlu yönde etkilemiştir. Dışarıdan madende çalışmak için gelen işçiler ve aileleri Balya’da yeni barınma, beslenme, alış-veriş, eğitim, ibadet alanlarının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu bağlamda XX. yüzyılın ilk çeyreğinde Balya; camiden kiliseye, handan otele, mektepten fabrikaya, gazinodan lokantaya, dükkândan mağazaya, eczaneden hastaneye, hatta sinemaya varana kadar pek çok yapıyı içinde barındıran gelişmiş bir şehre dönüşmüştür. Yirmi beş yataklı bir hastane ve onun yanında beş yataklı frengi pavyonundan başka; fabrikaların, lokantaların, gazinoların ve sinemanın varlığı bile Balya madenlerinde istihdam edilen işçilerin sosyal yaşamlarının canlılığını açıklamak için yeterlidir. 1930’larda 30 bin nüfusun yaşadığı Balya 1940’ta madenin devletleştirilmesiyle birlikte önceki parlak halinden çok şeyler kaybetmiş ve günümüzde adliyesinin bile yakınındaki ilçe İvrindi’ye taşındığı, 2.084 kişinin yaşadığı büyükçe bir köy haline dönüşmüştür. Sonuç olarak, 19. yüzyıl başlarında Kocagümüş köyünden ilk önce kasabaya ve 20. yüzyıl başlarında ise bir maden şehrine dönüşen Balya, XXI. yüzyıl başlarında tekrar büyükçe bir köy haline dönüşerek kendi yaşadığı tarihsel süreci içerisinde başladığı noktaya dönmüş görünmektedir. Yosun tutmayan kiremitler Madencilik faaliyetleri bir yandan Balya’ya çok şey kazandırırken, diğer yandan olumsuz etkileri de olmuştur. Balya, aynı zamanda hava kirliliğinin ilk defa yaşandığı şehirler arasındadır. 1926 yılı Akşam gazetesinin sütunlarına yansıyan bir habere göre Balya halkı, simli kurşun madenini işleten şirketin fabrikalarından çıkan zehirli gazların giderilmesi için en basit önlemleri almaması, Balya dağlarındaki ormanların yok olması, arazilerin veriminin düşmesi, halkın ve özellikle küçük çocukların yaşamı tehlikeye girmiş olması sebebiyle şirket aleyhine dava açmıştır. Bu dava üzerine Balya’da fabrika bacasından çıkan zehirli gazların civarı yaşamsal olarak etkileyip etkilemediğini araştırmak üzere dört kişilik bir komisyon kurulmuş ve inceleme sonucunda bu komisyonun hazırladığı raporda; maden şirketinin müessese ve teşkilat donanımının geri bir teknoloji olduğuna, madende çalışan amelenin sağlık durumlarının son derece ihmal edilmiş olduğuna, madenden çıkan cüruf ve küllerin köylünün ekip-biçtiği arazi üzerine terk edildiğine ve bunların rüzgârlar ve sular vasıtasıyla etrafa yayılarak toprakları kirlettiğine karar verilmiştir. Rapor şu ilginç tespitle son bulmaktadır: “Bugün Balya’ya girildiği zaman evvela insanın nazarı dikkatini celbeden şey kiremitlerin sanki yepyeni konulmuş gibi kıpkırmızı durmalarıdır. Buna sebep olan şey zehirli havadan kiremitlerin yosun tutmamasıdır. Hatta bir kanarya, bir bülbül Balya civarında iki-üç günden fazla yaşamamaktadır.” Akşam gazetesindeki haberde şu satırlar dikkat çekicidir: “Senelerden beri Balya ve civarını zehirleyen katil baca” başlığıyla çıkan haberde söyle deniliyordu: “Senelerden beri toprağımızda çalışıp etekler dolusu para kazanan bu şirketin işlettiği ocakların bacalarından çıkan zehirli dumanlar araziyi çırıl çıplak bir hale getirmiş, ağaçlar kurumuş, topraklarda yaprak açmaz olmuş, insanların hemen hepsi kurşunlu havayı yuta yuta zehirlenmeye başlamışlardır.” Balya’da 85 kuruş yevmiye ile 13 yıl flotasyonda çalışan madencilerden biri olan 93 yaşındaki Neşet Esen ise madenden kaynaklanan hava kirliliği ve madenin idarecileri hakkında şunları söylemektedir: “Fransızlar bizden ayrı yaşıyorlardı. Onlar sadece idareciydi. Çiftlik evlerinde yaşıyorlardı. Dökümhanedeki fırınlar çalıştığında dumanı bacayla tepenin üzerinden veriyorlardı. Duman, çevredeki hayvanlara zararlıydı. Koyunlar sakat doğum yapıyordu. Şikâyet eden ileri gelen ailelere duman parası ödediler. Fransızların aşağıda özel eğlence mekânları vardı. Leşke diyorlardı ve Fransa’dan revüler geliyordu. Türkler ve Fransızlar ayrı eğleniyorlardı.” Bu bilgiler ışığında da görülmektedir ki; maden işçilerinin yaşadığı evler muhtemelen rüzgârın yönüne göre sağlık şartları açısından uygun bir konumda değildir. Rüzgâr zehirli dumanları bu istikamete götürmektedir. Buna karşın Fransız olan fabrika müdürü ve mühendisleri sırtın arka tarafındaki çiftlik evlerinde kalmaktadır. Dolayısıyla rüzgârın sürüklediği zehirli atıklardan uzak bir mahalde ikamet etmektedirler. Öte yandan halktan veya ileri gelenlerden bazı kişiler şirketi zehirli duman sebebiyle şikâyet ettiklerinde, fabrika bacasından çıkan zehirli atıklar için kalıcı sağlık tedbirleri alacağı yerde; şikâyetçilere bir sus payı olarak duman parası adı altında ücret ödedikleri görülmektedir. Bu durum maden şirketinin bazen kanuni boşlukları kullanarak bazen de duman parası adı altında açıkça Balya’da halkın sağlığını önemsemediğini göstermektedir. Madencilik Tarihi Maden işçileri baş kaldırıyor Balya-Karaaydın Maden Şirketinde Balya ve çevresindeki köylerde yaşayan Müslümanların dışında imparatorluğun değişik yerlerinden hayatını kazanmak için gelen gayri Müslimler de bulunuyordu. Bunlardan başka Balya’da Fransızlar başta olmak üzere, Alman, Romen, İtalyan gibi değişik milletlerden işçiler de çalışmıştır. Özellikle I. Dünya Savaşı yıllarında şirketin kontrolü Almanlara geçince, Almanlar burada Romanyalı ve İtalyan esirleri çalıştırmışlardır. Sayıları az olmakla birlikte, savaş öncesi dönemde Balya’da Alman işçilerin varlığı da söz konusudur. Osmanlı İmparatorluğu’nda 1908 öncesi grevlerin ortak noktası, ekonomik kaygılar yani ücret konusu üzerine odaklanmaktadır. 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet’in ilanından hemen sonra başlayan büyük grev dalgasının arkasındaki ana neden de işçilerin daha iyi ücret ve çalışma şartlarına kavuşma isteğidir. Ancak İttihat ve Terakki Partisi ve işverenler için grevciler imkânsızı istemekteydiler. 1908 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun genelinde görülmeye başlanan grevlerden biri de Balya maden işçilerinin gerçekleştirdiği grevdir. İmparatorlukta gerçekleşen daha önceki grevler gibi Balya’daki maden işçilerinin grevinin de temel sebepleri; ücretlerin yetersizliği, iş güvenliğinin olmayışı ve çok uzun olan iş saatlerinin 8 saate indirilmesidir. Sayıları üç bini geçen Balya maden işçileri ücretlerinin arttırılmasını talep etmişler, bu talebin kabul edilmemesi üzerine işçiler greve gideceklerini bildirmişlerdir. Bunun üzerine şirket işçiler üzerinde baskısını arttırmış ve “başka amele bulur çalıştırırız” diyerek işçileri tehdit etmişlerdir. Hatta şirket grevi önlemek için tamamı esnaf, kır bekçisi, kolcu ve bahçıvanlardan 50–60 kişilik bir yedek işçi grubu oluşturarak maden çıkarma işine devam etmek istemiştir. Şirketin bu inatçı tutumu karşısında maden işçileri, yeni bulunanların işçi olmadıklarını, madende çalışmaya haklarının olmadığını ileri sürerek 14 Eylül 1908 tarihinde greve başlamışlardır. Maden şirketi durumu telgrafla Bab-ı Âli’ye bildirince hükümet Gönen ve Balıkesir redif taburlarından birer bölük asker Balya’ya gönderilmiştir. Bu sırada tüm kuyularda, galerilerde, flotasyon fabrikasında, tathiranede üretim ve demiryollarında ulaşım durdurulmuştur. İşçiler sadece madenin su basmasını önlemek için su pompalarını çalıştırılmıştır. Provokasyonlara ve grev yapan işçilere herhangi bir saldırıya yol açmamak için maden çevresinde nöbet tutulmuştur. Böyle bir grevi beklemeyen hükümet olayları sükûnetle halletmek istemiş, fakat işçilerin yatıştırılması mümkün olmamıştır. Bu sırada işçiler binlerce imza toplayarak Selanik’teki Osmanlı Sosyalist İşçi Partisi ve İttihat ve Terakki Partisine telgraflar çekerek haklarının savunulmasını ve genel merkezden birilerinin gönderilmesini iste50 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} mişlerdir. İttihat ve Terakki Partisi tarafından milletvekili Sudi Bey işçilerin haklarını korumak ve şirketle aralarını bulmak üzere Balya’ya gönderilmiştir. Mutasarrıf Mehmed Ali Ayni ve milletvekili Sudi Bey’in gayretleriyle grev çözülmüş ve taraflar arasında uzlaşma sağlanmıştır. Bu arada Balya’ya, İttihat ve Terakki Partisi’nin bir şubesi de bu vesileyle açılmıştır. Balya’da gerçekleşen bu grev, temelde Osmanlı İmparatorluğu’nun genelinde 1908 Ağustos ayında başlayıp Eylül ortalarına dek devam eden grevler zincirinin bir parçası olup; hükümet bu grevler karşısında sert önlemler almıştır. Maden şirketi işçilerin ücretlerinden bir süre sonra artış yapmış olmasına rağmen, işçileri bir ay yerine yirmi gün çalıştırarak ücret artışından kaynaklanan zararını gidermeye çalışmıştır. Mağdur durumdaki işçiler bunu devlet merkezine bir dilekçeyle bildirmişlerdir. Sunulan bu dilekçede ayrıca; bir işçi nizamnamesinin hazırlanmasını, kaza geçiren ya da ölen işçilere tazminat ödenmesi gerektiği, emeklilere emekli maaşı ve çalışanlara ikramiye verilmesini, işçilerin bazı günler on iki-on üç saat çalıştırıldıkları ve hak ettikleri ücreti alamadıkları, bu yüzden 1500’e yakın işçinin ve ailesinin perişan oldukları belirtilmiştir. Buna göre işçiler hükümetten; ücretlerin arttırılmasını, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, çalışma süresinin sekiz saate indirilmesi, hastaların ücretsiz tedavisi, malullerin geleceğinin garanti altına alınması, ölenlerin ailelerine tazminat ödenmesi, aracıların lav edilmesi, şirket mühendisi ve başçavuşlarının yerine işi bilen kişilerin tayini ve maden bölgesi dışından işçi alımının yasaklanmasını istemektedirler. Sonuç olarak işçilerin taleplerine hükümetten beklenen cevap alınamamıştır. Bunun üzerine işçiler, iş gücünün on iki saatten sekiz saate indirilmesi ve ücretlerin artırılması istekleriyle 1911 yılında tekrar greve girmişlerdir. Grevi madenin en ağır işlerinde çalışanlar başlattılar. Makine başında ve hafif işlerde çalışan işçiler de sonradan greve katıldılar. İşçilerin kararlı, bilinçli ve örgütlü eylemi şirket yetkililerini geriletmiş ve işçilerin bütün istekleri olduğu gibi kabul ederler. İşgünü 8 saat olarak belirlenir ve işçilerin ücretleri arttırılır. Tanıtım Nakil bantlarındaki çözüm ortağınız Güvenli, kaliteli ve yenilikçi bir hizmet anlayışını benimseyen Batıbant nakil bantların ve diğer ekipmanların kullanıldığı tüm alanların ihtiyaçlarını karşılama konusunda ülke çapında aranılan bir marka olma hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor. M alzeme naklinde konveyör bant ve benzeri ekipmanların kullanıldığı tüm alanlara yönelik ürün ve hizmet çözümleri sunan Batıbant, kurulduğu 2000 yılında bu yana endüstriyel sanayi ürünlerinin üretim, satış ve servis faaliyetlerini sürdürüyor. Koşulsuz müşteri memnuniyeti esasına göre çalışan Batıbant, ürün ve hizmet yelpazesini müşteri talepleri doğrultusunda sürekli genişletirken kaliteden de ödün vermiyor. Güvenli, kaliteli ve yenilikçi bir hizmet anlayışını benimseyen Batıbant 52 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} nakil bantların ve diğer ekipmanların kullanıldığı tüm alanların ihtiyaçlarını karşılama konusunda ülke çapında aranılan bir marka olma hedefine doğru emin adımlarla ilerliyor. ile birlikte sunan şirket, güvenilir satış kadrosu, ustalıkları tescilli teknik servis elemanları ve deneyimli personeli ile müşterilerinin çözüm ortağı olma vizyonunu benimsiyor. Batıbant endüstride kaynakların etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde kullanımına yönelik ürün ve hizmetlerini müşterilerine hızlı, temiz, güvenli, zamanında ve kesintisiz olarak sunuyor. Süreç analizleri ve geliştirme projelerinden başlayarak, doğru ürünü, uygun fiyatın yanı sıra satış öncesi ve sonrası kaliteli hizmet Uluslararası firmalarla işbirliği içerisinde olan Batıbant verdiği hizmetle tüm dünyaya kalitesini ve güvenilirliğini kanıtlıyor. Hem endüstriyel hem de ticari alanda ulusal ve uluslararası yasal mevzuat ve düzenlemelere ve tabii sözleşme şartlarına harfiyen riayet etmeyi ilke edinen Batıbant müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkarırken insanlığa, çevreye ve evrensel değerlere olan sorumluluklarını da yerine getirmeye gayret ediyor. Batıbant özel çözümleri Merkezi Çanakkale üretim tesisleri İzmir’de bulunan Batıbant, Balıkesir ve İstanbul’da bulunan satış temsilcilikleriyle de müşteri taleplerini karşılıyor. Batıbant, bantla taşıma çözümleri çerçevesinde desenli, düz ve PVC bantlar, konveyör ruloları, metal ve poliüretan elekler, tambur ve kaplamalar, elektrik motorları ve redüktörlerin yanı sıra çok amaçlı kullanıma uygun lastik levhalar da dahil olmak üzere çok geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Bunlar arasında, 70 derece açıya kadar verimli bir şekilde çalışabilen yüksek paletli taşıyıcı bantların tasarım ve imalatı Batıbant tarafından yapılıyor. Yer altı madenciliğinde kullanılan vagon sistemine alternatif olarak geliştirilen bu bantlar ana nakliye sistemlerinde kullanılabiliyor ve bu sayede işletmenin üretim kapasitesinin artmasına katkıda bulunuyor. 90 derece dik açıda çalışabilen bandoburlu (fırfırlı) bantlar da büyük hacim ve kütlelerde malzemenin kolaylıkla nakliyesini sağlıyor. Bunun yanı sıra 200 dereceye kadar sıcaklıktaki klinker, kül, kireç gibi malzemenin taşınabilmesine olanak sağlayan ısıya dayanıklı bantlar ve taşınan malzemenin taşıma esnasında rüzgar, yağmur gibi dış etmenlerden korunmasını sağlayan boru tipi bantlar da Batıbant’ın sunduğu çözümler arasında. Yeni piyasaya çıkarmış olduğu bir başka ürün çelik hasır koruyuculu bant çenealtı gibi zorlu koşullarda çalışan konveyörler için inanılmaz kullanım ömrü, daha az işçilik ve uzun vadede ciddi ekonomik kazançlar elde edilmesini sağlıyor. Şirketin sunduğu hizmetler de yerinde keşif ve projelendirmeden kurulum ve satış sonrası servise kadar geniş bir yelpazeye yayılıyor. Batıbant müşterilerine satış öncesi ve sonrasında ücretsiz teknik destek de sunuyor. Batıbant ile ilgili ayrıntılı bilgi ve ücretsiz teknik destek hizmeti için www.batibant.com adresini ziyaret edebilirsiniz. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 53 Salter Cyclones Ltd, İngiltere kökenli bir firma olup maden ayrıştırma üzerine uzmanlaşmış ve Dünya çapında faaliyet göstermekte olan bir firmadır. Ekipman ve kullanılan teknolojilerde hedef daima daha iyi seperasyon işlemleri yapabilmek, kullanıcı dostu, ekonomik ve çevreye duyarlı ürünler sunabilmektir. 11-13 Eylül / September 2014 TÜYAP - İSTANBUL Hall 2 C110 Multi-gravity separatörler Azalan doğal kaynaklarla birlikte şirketler atıkların geri dönüşümü ve yüksek kapasitelerde geri kazanım sağlayabilen makinaları önemsemeye başladılar. Salter Cyclones Multi-Gravity Separatörleri ince tanelerden değerli mineral kazanımında rakipsizdir (+5 / -100 µm ) Uzun yıllardır tercih edilen SCMG2 modeli Dünya üzerinde çeşitli mineral uygulamalarında kullanılmaktadır. Kullanım alanına giren başlıca mineraller; krom, kalay, kurşun, çinko, bakır ve altındır. Devreye alındıktan sonra operatörler kolayca uygulama yapabilirler. Cihaz, kimyasal madde kullanımı gerektirmez. Multi-Gravity Separatörler Türkiyede 6 farklı noktada kromit, barit ve altın işlemede kullanılmaktadır. Hidrosiklonlar Test çalışmaları, yedek parça ve servis Hidrosiklon veMulti-Grav i t y Seperatörlerin test çalışmaları İngiltere ‘de Salter Cyclones Laboratuvarında veya bulunduğu işletmede yapılabilir. Türkiye ‘de çeşitli üniversiteler Salter Cyclones Laboratuvar ölçekli Multi-Gravity Separatörlerini kullanmaktadır. Salter Cyclones mühendisleri kurulum, devreye alma ve servis/ sorun giderme konularında daima hizmete hazırdır. Salter Cyclones Hidrosiklonları geniş bir akış hızı aralığı içerisinde, hassas kontrol ve yüksek performans kriterleri sağlar. Başlıca uygulamaları Sınıflandırma (taneleri yapısal ve boyutsal olarak ayırma), Kum Giderme, Çamur Giderme, İnce Taneleri Ayrıştırma, Katı Taneleri Ayrıştırma, Kalınlaştırma ve Su Gidermedir. 10 mm ile 10 inç arasında boyutlara sahip olan hidrosiklonlar yüksek aşınma direncine sahip olan poliüretandan üretilmektedir. En yaygın kullanım alanına 2 inç ve 1 inç boyutlarındaki hidrosiklonlar sahiptir. Cihazlar hafif ağırlığa sahiptir ve kurulduğu alanda çok az yer kaplarlar. Mantar ismi verilen bir yapıya sahiptir ve mantar şeklinde montajlanır. [email protected] 54 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} B U L M A C A Hazırlayan: Maden Mühendı̇ sı̇ Erkan KEKLİK Soldan Sağa 1. Yerüstü patlayıcı madde deposu 2. Hata faktörü 4. Kazıcı 5. İçinde foraminiferlerden nümilit fosilleri bulunan eosen kalkeri. 7. GRENA 8. Varagel ve vinçte yükü (arabaları) çeken halat. 15. Cevheri, zenginleştirmeye hazır duruma getirebilmek amacıyla yapılan kırma, öğütme, tane büyüklüğüne göre sınıflandırma gibi işlemler topluluğu. 17. Beril 20. Dışarıdan gelen etki. 21. Gökyakut 23. Cevher kontağındaki ince ve kilitli kısım. 24. Volkanik kayaç 26. Işıma 27. Sarsıntılı tabla 56 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Cevap Yukarıdan Asağıya 1. Yumusak formasyon matkap ucu 3. Bir kavrama ve kilitleme düzeni yardımıyla benzeri diğer bir sarmaya sağlanabilen sarma. 6. Dolgu 9. Çok sayıda mineral ihtiva eden cevherin (kompleks cevher) flotasyonu sırasında bir tanesinin yüzdürülerek veya çöktürülerek elde edilmesi islemi. 10. Bir arsenik minerali olan limon rengindeki orpimene (As2 S3) halk arasında verilen isim. 11. Bozulma 12. Rayları birbirine bağlamaya yarayan pabuç. 13. Bir barajın fazla suyunu bosaltmaya yarayan sistem. 14. Denizin çekilip karadan uzaklasması olayı. 16. Patlayıcı madde. 18. Kırma Tas 19. Su içindeki parçacıkların sınıflandırılması için genellikle ikizkenar yamuk kesitli tellerden yapılmıs sabit ve kavisli tabanı olan elek 22. Tabiatta saf olarak bulunan metalleri nitelendirmek için kullanılan sıfat 25. Kazı rendesi. [email protected] 52. Avrupa takım şampiyonaları 21 Haziran-1 Temmuz tarihleri arasında Hırvatistan’ın Opatija kentinde yapıldı. 3 branşta yarışan TÜRKİYE şu sonuçları almıştır : oPEN TEAM : 1- İsrail 2-Monaco 3-İngiltere 12-Türkiye T ürkiye’nin en prestijli turnuvası olarak görülen Türkiye Klüpler Takım Şampiyonası 60 takımın katılımıyla 3-8 Ağustos 2014 Tarihlerinde Van’da yapıldı. Dereceye giren takım kadroları ise şöyle : 1. Çayyolu Briç Spor Klübü- Ankara: Süleyman KOLATA, İsmail KANDEMİR, İrfan DOĞAN, Levent ÖZGÜL, Tayfun ÖZBEY, Özgür GÖKSEL, Murat AKGÜL 214.80 213.29 209.65 168.75 LADIES TEAM : 1-Hollanda 298.45 2-İngiltere 296.74 3-Fransa 294.24 7-Türkiye 259.54 SENIoRS TEAM : 1-İngiltere 132,41 2-İsveç 119.80 3-Polonya 114.75 2. Tarsus Amerikan Koleji Briç Spor Klübü- Mersin: Nuri CENGİZ, Zafer ŞENGÜLER, Tony RUSEV, Kalin KARAIVANOV, Serhan ANTALYALI, Tuğbars BOZKURT, Canan ADIGÜZEL Türkiye B grubunda 82.54 puanla 8.ci oldu. 3. Adana Büyük Şehir Belediyesi Briç Spor KlübüAdana: Erol DUMAN, Mehmet AKKOYUN, Aykut AKSU, Tufan KÖSE, Mahmut ÇOLAK, Mustafa KÖKER, Kürşad ÖZŞAHİN, Yusuf İŞİTEMİZ 19-28 tarihleri arasında Amerika’nın Las Vegas şehrinde yapılan SPINGOLD turnuvasında mücadele eden TEAM ASSAEL takımı, büyük başarı göstererek 4. olmuştur. Takım aşağıdaki oyunculardan oluşmuştu: Dereceye giren takımları tebrik eder, başarılarının devamını dileriz. Mustafa Cem Tokay, Antonio Sementa, Alexander Smirnov, Josep Piekarek. 58 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Açıklarda 36 takım, kadınlarda 23 takım, senyörlerde 26 takım katılmıştır. 52.Avrupa şampiyonası Türkiye-Polonya maçından bir el, 52.Avrupa şampiyonası Türkiye-Polonya maçından bir el daha ♠ AV42 ♥ Q6543 ♦ A7 ♣ 83 El No: 19 Dağıtan güney E/W zonsuz El No: 29 Dağıtan kuzey Herkes zonda ♠ RD5 ♥ AV ♦ R5 ♣ RD9765 ♠ 76 ♥ R10872 ♦ 62 ♣ AV102 ♠ V862 ♥ RV943 ♦4 ♣ R106 ♠ A754 ♥ Q105 ♦ AR98 ♣ 32 ♠ Q3 ♥ A862 ♦ V1065 ♣ 875 ♠ 10983 ♥9 ♦ QV109843 ♣4 Kalita W 3 Nt Pas Kandemir N 4 Karo Pas Nowosodzki E 4 Kör Kolata S 3 Karo Pas Trefl 4 lü atağını elden alan Doğu, kör as yere geçti ve yerden kör valesini oynayarak elden ruayla ezdi. Tekrar kör oynarken yerden 1 adet pik kaçtı. Kandemir bu eli almadı ve tekrar oynanan diğer körü alınca, kendisi de son körü oynadı. Bu esnada yerden hangi kağıdı atarsa atsın oyun artık 1 batmaktan kurtulamıyordu. Kandemir 1 el bekleyip, sonra alarak ve son körü de oynayarak yeri squeeze etmişti. Kartlar şöyle idi: ♠ AV42 ♥ ♦ A7 ♣3 ♠ RD ♥ ♦ R5 ♣ RD97 ♠ R109 ♥7 ♦ Q732 ♣ A QV94 ♠ 76 ♥ ♦ 62 ♣ AV2 ♠ 1098 ♥ ♦ QV98 ♣ Bu esnada 3 kişi kağıtlarını vermiş durumdadır. Yerden ne yerse yesin artık batmaktan kurtulamıyordu. Briçte zor gözüken defansın yeri squeeze ettiği ellere güzel bir örnek oldu. Kalita W Kandemir N Pas Nowosodzki Kolata E S Pas 1 Nt Pas Pas 3 Karo Pas Pas Pas 3 Nt 3 KARO = 5-5 minör, minimum zon oynayacak el demek. Kör atağını alan doğu, kör döndü. Bu eli alan Kolata karo oynayıp yerden onlu koydu. As ile alan doğu tekrar kör dönerek, bir tane kör sağladı. Bu arada oynanan körlere yerden 2 kere trefl atıldı. Eli alan dekleran karo oynayıp vale koydu. Karonun kötü dağılımını gören Kolata pik empası yaptı. Ruası ile alan batı son körü tahsil edip pik dönerek eli oynuyana teslim etti. Defans şu ana kadar 4 el almış durumda idi. Kalan eller şöyle idi ♠ ♥ ♦5 ♣ RV6 ♠ ♠ 97 ♥ ♥ ♦Q ♦ ♣ 985 ♣ Q10 ♠ A8 ♥ ♦ ♣ A7 Piki alan dekleran, karo ruasını tahsil eder ve trefl as ile ele gelerek son piki oynadığı zaman artık trefl damının yeri önemli değildir. Batı karosunu tutmak zorunda olduğu için, trefl atmak zorundadır. Oynayan artık önemi kalmayan son karoyu yerden atınca, doğu da son piki tutmak zorunda kaldığı için (daha önce trefl yemişti), as, rua trefl çekildi ve 3 NT tam oldu. Bu oyun tarzı briçte Double Squeeze diye adlandırılır. {Temmuz, Ağustos, Eylül} 2014 SEKTÖRMADEN 59 Endüstriyel Mineral Fiyatları MİNERAL TİP/KALİTE ÖZELLİKLER FİYAT ALUMİNA Kalsine Öğütülmüğ, %98.5-99.5 Al2O3, Dökme, Fob ABD 750-850 $/t ANTİMUAN Trioksit %99,5 Sb2O3, 5 Tonluk Lotlar, Cif Antwerp 7950-8050 $/t Sondajlık OCMA/API, s.g.4.20, Torbalı, Fob Türkiye 150-155 $/t BARİT BOKSİT BENTONİT BORLAR Sondajlık OCMA/API, s.g.4.10, Dökme, Fob Çin 110-125 $/t Kimyasal Kalite Çin Menşeli, Cif Meksika körfezi 161-180 $/t Refrakter Çin Menşeli, 0-25mm, 85 Al2O3/1,8 Fe2O3,Fob Xingang 310-320 $/t Aşındırıcı Çin Menşeli, Fob Zhanjiang 335-350 $/t IOP Ham, Dökme, Wyoming İşletmede 68-72 $ /t Ocma/Döküm Ham, Kurutulmuş, Dökme, Fob Milos 60-80 €/t Kolemanit 40–42 B2O3, Ögütülmüş, Torbalı, Fob Arjantin, 630-690 $/t Uleksit %46–48 B2O3, Fob Lima 675-720 $/t Borik Asit Fob Buenos Aires 620-1000 $/t 3 mikron Fob ABD 179-195 $/t 1 mikron Stearat Kaplı, Fob ABD 285-420 $/t SELESTİT Konsantre Asgari %96 Sr2SO4, Fob İskenderun 90-100 $/t Kimyasal %46 Cr2O3 , Dökme, Fob G.Afrika 220-250 $/t KROMİT Refrakter %46 Cr2O3, Dökme, Fob G.Afrika 300-330 $/t Metalürjik %40 konsantre, Fob G.Afrika 165-200 $/t Kalsine Filtrasyon Kalitesi, ABD Tesiste 605-670 $/t Ham - 10mm Dökme, Fob Güllük 22-23 $/t Flote -150 Mikron, Torbalı, Fob Güllük 53-55 $/t KALSİT DİATOMİT Na-FELSPAT FLORİT GRAFİT İLMENİT İYODİN DEMİR OKSİT Asit Çin Menşeli,Yaş, Fob Çin 280-310 $/t Metalürjik Çin Menşeli, Asgari %85 CaF2, Cif Rotterdam 290-310 $/t Amorf Toz, %80-85 C, Çin Menşeli, Avrupa’da Teslim 430-480 $/t Kristal %85-87 C,100-80 Meş, Cif Avrupa Limanı 700-800 $/t Konsantre Asgari %54 TiO2, Dökme, Fob Avustralya 155-175 $/t Kristal Asgari %99,5 Varilde, Spot 36-40 $/kg Kızıl tip 130 % 90 Fe2O3, Torbalı, Fob Çin 1.434-1.637$/t KAOLİN Kağıt kaplama 1 no, Georgia Tesiste 130-180 $/t KYANİT Ham %54-56 Al2O3, ABD Fabrikada Teslim 224-320 $/t Konsantre %56,5-57,5 LiOH, Çin Menşeli, Torbalı, Avrupa’da Teslim 7-8 $/kg Spodumen %5 Li2O Konsantre, Cif Avrupa 450-500 $/t “Dead-Burned” Parça, %90 MgO, Fob Çin 255-270 $/t LİTYUM MANYEZİT MİKA OLİVİN PERLİT NADİR TOPRAK MİNERALLERİ RUTİL SİLİS KUMU SODA KÜLÜ Kalsine % 90-92% MgO, Parça, Fob Çin 255-280 $/t Ergimiş %96 MgO, Parça, Fob Çin 600-630 $/t Öğütülmüş Hint Menşeli,Yaş, Cif Avrupa 600-900 $/t Refrakter Dökme, ABD Tesiste 75-150 $/t Ham Kırılmış, Dökme, Fob Türkiye 85-90 $/t Cerium oksit Asgari %99, Fob Çin 4.75-5.75 $/kg Europium oksit Asgari %99, Fob Çin 790-940 $/kg Neodimiyum oksit Asgari %99, Fob Çin 57-65 $/kg Konsantre Asgari % 95, Fob Avustralya 850-950 $/t Cam Konteynerde, ABD Tesiste 25-30 $/t Sentetik Ağır ve Hafif, Fob Çin 190-200 $/t Doğal Fob Wyoming 330-335 $/t 60 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} LONDRA METAL BORSASI ALTIN 1 YILLIK ALUMİNYUM 1 YILLIK 1,215.95 USD/ozt 1 Oct ‘14 1,935.00 USD/t 30 Sep ‘14 BAKIR 1 YILLIK ÇİNKO 1 YILLIK 6,736.00 USD/t 30 Sep ‘14 2,284.94 USD/t 30 Sep ‘14 FEROKROM 1 YILLIK GÜMÜŞ 1 YILLIK 2,200.00 USD/t 30 Sep ‘14 62 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} 17.28 USD/ozt 1 Oct ‘14 KOBALT 1 YILLIK KURŞUN 1 YILLIK 14.86 USD/lb 30 Sep ‘14 0.94 USD/lb 30 Sep ‘14 MOLİBDEN 1 YILLIK PLATİN 1 YILLIK 23.50x1000 USD/t 30 Sep ‘14 41.15x1000000 USD/t 1 Oct ‘14 TERMAL KÖMÜR 1 YILLIK TOZ DEMİR 1 YILLIK 56.68 USD/t 30 Sep ‘14 120.56 USD/t 31 Aug ‘14 {Temmuz, Ağustos, Eylül}} 2014 SEKTÖRMADEN 63 Türkiye’den ve Dünya’dan Etkinlik Takvimi Ekim 2014 Haziran 2015 Ekim, 20-24 IMPC 2014, Santiago, Şili Email: [email protected] Haziran, 9-10 Computational Modelling ‘15, Falmouth, İngiltere, Email: [email protected] Ekim, 21-25 International Conference 2014 Uranium Mining and Hydrogeology “UMH VII”, Freiberg, Almanya Haziran, 11-12 Physical Separation ‘15, Falmouth, İngiltere, Email: [email protected] Kasım 2014 Haziran, 14-17 PbZn 2015, Dusseldorf, Almanya Kasım,9-12 International Conference of Ion Exchange 2014, Okinawa, Japonya Japan Society of Ion Exchange, Kasım,10-13 The Second International Conference on Heap Leach Solutions, Lima, Peru, [email protected] Kasım,17-19 Process Mineralogy ‘14, Cape Town, Güney Afrika Email: [email protected] Haziran, 2015, XVI Balkan Mineral Processing Congresses (XVI BMPC) Belgrad Sırbistan www.bmpc2015.com Temmuz 2015 Temmuz, 6-8 Copper Cobalt Africa - 8th Base Metals Conference 2015, Victoria Falls Livingstone, Zambia Raymond van der Berg, Email: [email protected] Kasım,19-20 5th Conference on Industrial Fluidization (IFSA 2014), Gauteng, Güney Afrika Temmuz, 6-8 12th International Council for Applied Mineralogy Congress, Istanbul, Turkiye Email : [email protected] Aralık 2014 Ağustos 2015 Aralık,11-13 International Seminar on Mineral Processing Technology, MPT 2014, Visakhapatnam, Hindistan Ağustos,11-13 Heavy Minerals Conference 2015, Sun City, Güney Afrika Camielah Jardine, Email: [email protected] Mart 2015 Mart, 5-6, 7.Uluslararası Kırmataş Sempozyumu, İstanbul Sheraton Otel-Maslak www.kirmatas.org Mayıs 2015 Mayıs, 3-7 CHoPS 2015, Tel Aviv, Israil Prof. Haim Kalman, Email: [email protected] Mayıs, 9-13 CIM 2015 Convention, Montreal, Kanada Mayıs, 11-12 Precious Metals ‘15, Falmouth, İngiltere Email: [email protected] Mayıs, 13-14 Nickel Processing ‘15, Falmouth, İngiltere Email: [email protected] Mayıs, 23-27 37th International Symposium on the Application of Computers and Operations Research in the Mineral Industry (APCOM 2015), Fairbanks, ABD [email protected] Mayıs, 23-30 ALTA 2015 Nickel- Cobalt-Copper, Uranium-REE and Gold-Precious Metals Conference & Expo, Perth, Avustralya Allison Taylor, [email protected] 64 SEKTÖRMADEN 2014 {Temmuz, Ağustos, Eylül} Eylül 2015 Eylül, 7-8 MetPlant 2015, Perth, Avustralya Sienna Deano, Email: [email protected] Eylül, 7-10 European Symposium on Comminution and Classification, Gothenburg, İsveç Email: [email protected] Eylül, 20-24 SAG Conference 2015, Vancouver, Kanada Ekim 2015 Ekim, 1-3 Uluslararası Enerji Hammaddeleri ve Enerji Zirvesi, Hilton Bosphorus Hotel, İstanbul Ekim, 5-9 21st International Biohydrometallurgy Symposium (IBS 2015), Bali, Endonezya M.Zaki Mubarok, Email: [email protected] Ekim, 18-22 XXVI Brazilian Meeting on Mineral Processing and Extractive Metallurgy (ENTMME) 2015, Minas Gerais, Brezilya Prof. Dr. Maurício Guimarães Bergerman, Email: [email protected] Kasım 2015 Kasım, 16-19 Flotation ‘15, Cape Town, Güney Afrika Email: [email protected]
Benzer belgeler
Avustralya`da Madencilik ve Metal Kazanımı (Mining and Metal
satış miktarını geçen yılın aynı dönemine göre %6 artırarak, 3,4 milyon
tona yükseltti. Bu dönemde ERDEMİR Grubu’nun net karı, önceki yılın
aynı dönemine göre %19 artarak, 777
milyon TL (359 milyon...
Kömür madeninde geçmişe yolculuk
Yayın Koordinatörü: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp
Yayın Kurulu: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp,
Doç. Dr. Sami Demirbilek, Mad. Yük. Müh. Murat Turan
Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - gulseren@ymg...
eti soda a.ş türkiye`de bir ilk trona üzerinde çözelti madenciliği eti
Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - [email protected]
Grafik Tasarım: Özge Öztürkoğlu - [email protected]
BASKI-CİLT
Karakter Color Matbaası A.Ş.
100. Yıl Mah. Massit 3. Cadde No: 200 Bağcılar / İst...