eti soda a.ş türkiye`de bir ilk trona üzerinde çözelti madenciliği eti
Transkript
eti soda a.ş türkiye`de bir ilk trona üzerinde çözelti madenciliği eti
Y U R T M A D E N C I L I Ğ I N I G E L I Ş T I R M E Y I L 1 0 S AY I 3 9 2 . S AY I 2 0 1 1 Y I L D A 4 S AY I YAY I N L A N I R . T Ü R Ü YAYG I N S Ü R E L İ 2011 YILI 2. SAYI ETİ SODA A.Ş TÜRKİYE’DE BİR İLK TRONA ÜZERİNDE ÇÖZELTİ MADENCİLİĞİ Eti Bakır Cumhuriyet Tarihinde Bir İlke İmza Attı... V A K F I İÇİNDEKİLER “Türk maden sektörünün en yüksek tirajl› dergisi” OCAK, SUBAT, MART 2011, Y›l: 10 Say›: 38 Yay›n Türü: Yayg›n, Süreli YURT MADENC‹L‹⁄‹N‹ GEL‹ST‹RME VAKFI, Ad›na SAH‹B‹: Prof. Dr. GÜVEN ÖNAL, Sorumlu Müdür : Prof Dr. IS›k Özpeker YAYIN KURULU Prof Dr.IS›k Özpeker, Prof Dr. ErdoGan Yüzer, Yüksek Mühendis Murat Turan, Yüksek Mühendis Selçuk Buyurgan, Yüksek Mühendis Dündar Ergunalp YMGV YÖNET‹M KURULU BaSkan Siyanür her kimyasal gibi, sadece iş güvenliği denetimi altında kullanılması gerekli bir maddedir. Prof. Dr. GÜVEN ÖNAL Baskan Yard›mc›s›: Prof Dr. IS›k ÖZPEKER, Genel Sekreter: Murat Turan Sayman Üye: DÜNDAR ERGÜNALP Üyeler: Selçuk BUYURGAN, Prof. Dr. ErdoGan YÜZER, Murat TURAN, Alp GÜRKAN, AL‹ TÜRKO⁄LU, Nijat Gürsoy Halkla ‹liskiler: GÜLSEREN KOÇER DENET‹M KURULU GÜNAYDIN Y‹RM‹BESO⁄LU, ÖZER ALTAY, DÜNDAR RENDA YMGV MÜTEVELL‹ HEYET‹ ÜYELER‹ / GERÇEK K‹S‹LER ABDULLAH MISIRLIO⁄LU, AL‹ ERGUVANLI, A. EKREM YÜCE, At›lgan Sökmen, ALP GÜRKAN, AL‹ TÜRKO⁄LU, BEHÇET SÜLEYMANO⁄LU, CEM‹L ÖKTEN, DÜNDAR RENDA, DÜNDAR ERGÜNALP, ENVER ERDO⁄AN, ERDO⁄AN YÜZER, GÜVEN ÖNAL, GÜLHAN ÖZBAYO⁄LU, GÜNAYDIN Y‹RM‹BESO⁄LU, GÜNGÖR TUNCER, HAYRETT‹N ELMAS, HAL‹M DEM‹REL, ISIK ÖZPEKER, ‹smail Hakk› ARSLAN, ‹LHAM‹ TEZCAN, ‹SMET KASAPO⁄LU, Kemal Y›ld›r›m, LÜTF‹ ÇALLI, MET‹N BALIBEY, MURAT DEDEMAN, MURAT TURAN, Mustafa Sönmez, MEL‹H TURHAN, MAH‹R VARDAR, MEVLÜT KEMAL, Necati Kurmel, N‹JAT GÜRSOY, N‹ZAMETT‹N ÇOBAN, ÖMER YENEL, ÖZER ALTAY, RIFAT KONT, Sadrettin ALPAN, SABR‹ KARAHAN, SEL‹M Ç‹ÇEK, SENA‹ SALTO⁄LU, Oktar K›z›lsencer, SELÇUK BUYURGAN, TaSk›n AKDEN‹Z, TU⁄RUL ERK‹N, YENER CANDER, YÜCEER GÖVER, ZEK‹ DO⁄AN, ZEK‹ YAVUZTÜRK, YMGV MÜTEVELL‹ Heyeti ÜYELER‹ TÜZEL K‹s‹LER Alt›n madencileri dernegi, TÜMMER, ‹TÜ MADEN FAKÜLTES‹, MADEN TEtk‹K ARAMA, ET‹ MADEN ‹sLETMELER‹ TK‹ GENEL MÜDÜRLÜ⁄Ü, JEOF‹Z‹K MÜHEND‹SLER‹ ODASI, TÜRK‹YE MADEN ‹sÇ‹LER‹ SEND‹KASI, TTK GENEL MÜDÜRLÜ⁄Ü, GENEL MADEN ‹s SEND‹KASI, MADEN MÜHEND‹SLER‹ ODASI, MADEN ‹sLER‹ GENEL MÜDÜRLÜ⁄Ü, TÜRK‹YE MADENC‹LER DERNE⁄‹ YAYIMLAYAN YAYINA HAZIRLAYAN BASILAN MATBAA HARB‹YE, CUMHUR‹YET CADDES‹ 179/5 S‹SL‹ 34367 ‹STANBUL TÜRK‹YE Telefonlar: Banka Hesap NumarASI VAKIFLAR BANKASI OSMANBEY SUBESI/ISTANBUL IBAN: TR 030.001.500.158.007.285.379.664 HALK BANKASI ELMADAG GIRISIMCI SUBESI/ISTANBUL IBAN: TR 84 0.001.200.975.100.016.003.041 10 MINEX FUARI Maden Sektörü İzmir’de buluştu... 12 YMGV ÇEVREYE DUYARLI ENERJİ PANELİ Çevreye Duyarlı Enerji konulu panel 13 Mayıs, 2011 tarihinde, İTÜ Maden Fakültesi İhsan Ketin Konferans salonunda gerçekleştirildi. 14 YMGV MÜTEVELLİ HEYETİ 28 Mayıs 2011 Tarihlerinde İTÜ Maçka Sosyal Tesislerinde Yapıldı. 17 ATTİLA YALÇIN SONDAJ 31 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecektir. POSTA ADRES‹ WEBS‹TE www.ymgv.org.tr EPOSTA [email protected] Bardağımızdaki suyu güvenle içebilmek için analiz yaptırsaydık siyanür oranı ne kadar olurdu? “Siyanürün kullanımı gerçekten nasıl, sağlığa zararlı etkileri var mı ve tehlike ne boyutta?” Gibi güncel haberlerden sonra kafamıza takılan soruların cevabı var mı? ÇALIŞTAYI YURT MADENC‹L‹⁄‹N‹ GEL‹sT‹RME VAKFI +90 212 246 2 081 +90 212 230 5 632 Faks: +90 212 247 5 111 KÜTAHYA’DA NELER OLDU syf.26 ardıçlı form kagıtçılık mAtbaacılık ımç 5. blok arkası n0: 42 unkapanı - ıstanbul S‹MURG F‹LM YAPIM HABER MERKEZ‹ özlem tuna GRAF‹K TASARIM ÖZGE ULUSOY E-POSTA [email protected] Telefon: +90 212 512 16 31 pbx YURTTAN HABERLER 06 • TTK Atıl Kömür Sahalarını Kiralayacak • Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği • Kocaeli’de Taşocakları Organize Sanayi Bölgesi Çalışmaları • Kastamonu’da Maden Sahaları Rehabilite Ediliyor DÜNYADAN HABERLER 08 • Dünya Bu Elementlerin Peşinde... • Dünya’nın En Büyük Uranyum Yatağı Hindistan’da Bulundu... • Hindistan Merkezli Ruia Gurup... • Arcelormittal, Kuzey Kutup Dairesi’nde Demir Cevheri • Çin’de Maden Kazası Dünyanın En Büyük İkinci Trona Cevheri Yatağı Eti Soda Tarafından İşletilmektedir. ETİ SODA SÖYLEŞİ syf.20 Trona üretimi konusunda başarılı bir model olacak olan işletme hakkında, Eti Soda A.Ş ile Ciner Grubuyla olan ortaklığı konusunun yanında Trona üretiminde Ciner Grup sonrasında nasıl gelişmeler yaşandı? 18 AVUSTURALYA MADENCİLİK FİRMALARI TİCARİ HEYETİ TOPLANTISI 10 Mayıs, 2011 tarihinde İstanbul’da yapıldı... 30 NÜKLÜER SANTRAL YAKITI YOZGAT’TAN Türkiye’de kurulması planlanan nüklüer enerji santrallerinin yakıtı Yozgat’tan karşılanacak... 34 MTA MADENCİLİK MÜZESİ 1935 yılında Atatürk’ün emri ile kurulan MTA Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi , 24 Mayıs, 2011 tarihinde yeniden ziyaretçilere açıldı. 42 14. BALKAN CEVHER HAZIRLAMA KONGRESİ 14. Balkan Cevher Hazırlama Kongresi Bosna-Hersek’in Tuzla kentinde 14-15 Haziran 2011 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. 44 ETİ BAKIR CUMHURİYET TARİHİNDE BİR İLKE İMZA ATTI Eti bakır yılda 750 milyon dolar ithalat yapılan katot bakırı, üreterek bu üretimdeki dışa bağımlılığımızı sona erdiriyor. 46 KONGRE 22. Dünya Madencilik Kongresi, 11-16 Eylül 2011 tarihlerinde İstanbul’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonlarında gerçekleştirilecek. 47 ANILAR Öğrencilik Yılları Hatıralarım... 49 SON RESİM Madencilik sektörünün sembolü, “MADENCİ HEYKELİ” de eserleri arasında yer alan , Neş’e önal Anısına, 20-24 Haziran tarihleri arasında Macka Milli Reasurans Sanat Galerisinde “Son Resim“ Resim Sergisi Düzenlendi. 50 MAKALE Madencilik Sektöründe Proje Şirketlerinin Kurulmasının Önemi 52 ARAŞTIRMA Madenler Diyarı Karadeniz. Osmanlı’nın 100 yıl önceden işletmeye açtığı madenler... ANDAÇ.......................57 DIŞ SATIM TABLOSU...58 BORSA.......................60 SİNEMA......................62 SEKTÖRMADEN DERGİSİ YURT MADENCİLİĞİNİ GELŞTİRME VAKFI TARAFINDAN 5680 SAYILI BASIN KANUNUN 9/2 MADDESİ GEREĞİNCE İSTANBUL VALİLİĞİNE BEYANNAME VERİLEREK AYNI KANUNUN 9. MADDESİNE GÖRE TANZİM EDİLEN 04.04.2003 TARİHLİ İZİNLE ULUSAL GAYRİ SIYASI VE YAYGIN SÜRELI TÜRÜNDE 3 AYDA BIR YAYINLANMAKTADIR. SEKTÖRMADEN DERGISI ABONELERINE DAĞITILMAKTADIR. DERGİYE GÖNDERİLEN YAZILAR VE FOTOĞRAFLAR GERİ İADE EDİLMEZ. YAYINLANMASI İSE YAYIMCININ KARARINA BAĞLIDIR. YAYINLANAN YAZI VE FOTOĞRAFLARIN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR. KAYNAK GÖSTERİLEREK ALINTI YAPILABILIR. ÖNSÖZ Değerli Okuyucular Yaz tatilinin başladığı bu günlerde, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın faaliyetleri hızla devam ediyor. 13-19 Haziran 2011 tarihleri arasında 35 kişinin katılımı ile gerçekleştirilen Bosna – Hersek ve Sırbistan teknik inceleme gezisi, 14. Balkan Cevher Hazırlama Kongresine katılım ve maden ziyaretlerini kapsayarak, başarı ile tamamlandı. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı meslek içi eğitim seminerlerine ek olarak, iş güvenliği konusunda, TKI için düzenlenen seminerleri, tüm madencilere yaymayı planlamaktadır. 61. T.C. hükümetini kutluyor, madenciliğin geliştirilmesi için önemli atılımlar yapacağından emin olarak, başarılar diliyoruz. Ayrıca, milletvekili seçilen meslektaşlarımızı kutluyor, madencilik konusunda yapacakları çalışmalara, her türlü desteği sağlayacağımızı belirtmek istiyoruz. Sağlıcakla Kalınız Prof. Dr. Güven ÖNAL YMGV Başkanı Yurttan HABERLER TTK Atıl Kömür Sahalarını Kiralayacak Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Genel Müdürü Burhan İnan, ‘’Kurumun atıl durumdaki maden sahalarının rödevans karşılığı işletmeye verilmesine yönelik çalışmalar yapıyoruz’’ dedi. Inan, yaptığı açıklamada, kuruma ait 28 taş kömürü ve 3 kuvars sahasının özel sektör tarafından işletildiğini, atıl durumdaki madenlerden, üretim karşılığında TTK’nın kira payı aldığını söyledi. ‘’Kuruma ait Çakmakkaya ocağı olarak bilinen TTK Kozlu Müessese Müdürlüğündeki K-2 taş kömürü sahasını rödevans (kira bedeli) karşılığı işletmeye vereceğiz. Alanın ihalesi 26 Temmuzda açık ihale usulü gerçekleştirilecek. Saha 10 yıl süreyle kiralanacak. Burası rahatsız edici oranda kaçakçıların uğrak yerleri arasında yer alıyor. Sahadaki üretimi yasal hale getirmek, kurumun çıkarlarını korumak ve üretilen kömür oranında bedel almak için ihaleyi yapıyoruz. Böylece muhatabımız olacağı gibi devletin kaybı da engellenecek. Kurumun diğer atıl durumdaki maden sahalarının rödevans karşılığı işletmeye verilmesine yönelik çalışmalar yapıyoruz. TTK’nın verimsiz bulduğu ocakları özel işletmelerin çalıştırmasıyla yer altı zenginliklerimiz değerlendirilmiş oluyor.’’ Inan, özel kömür işletmelerinin sözleşme hükümlerine uymaması durumunda yaptırımlar uygulayabildiklerini, kurumun çıkarlarını Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği Çimento Sektöründe Dünya Lideri Çin İle İşbirliği Belgesi İmzaladı. Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği,(TÇMB) Arap Çimento ve Yapı Malzemeleri Birliği’nden sonra Çin Çimento Birliği ile de işbirliğine giderek Işbirliği Belgesi imzaladı. 14 Nisan 2011 tarihinde Çin’in Pekin kentinde bir araya gelen Çin Çimento Birliğinden Başkan Prof.Lei Qian zhi, Genel Sekreter Kong Xiangzhong, Genel Sekreter Yardımcısı Wang Yutao, ile Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği’nden Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Iğnebekçili, Genel Koordinatör Oğuz Tezmen ve Eğitim ve Değerlendirme Müdürü Çağlan Becan’ın düzenlenen toplantıda Işbirliği Belgesi imzalamaya karar verdi; ve nihayetinde Çin Çimento Birliği ile Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği arasında yapılan çeşitli müzakereler sonrasında Mayıs ayı sonunda Işbirliği Belgesi imzalandı. TÇMB Genel Koordinatörü Oğuz Tezmen, imzalanan Işbirliği Belgesinin, çimento üretiminde dünya lideri Çin ile ilişkilerin gelişmesinde önemli bir başlangıç oluşturarak yeni işbirliklerine kapılar açacağı noktasının altını çizdi. Tezmen yaptığı açıklamada ‘’ TÇMB olarak Türk ekonomisine ve çimento sektörüne yaptığımız hizmetler çerçevesinde sektörde söz sahibi olmuş ve lider ülkelerin birlikleriyle yaptığımız işbirliklerine bir yenisini ekledik. Çimento üretim ve satışında dünya lideri Çin ile imzalanan bu anlaşmanın Türk şirketlerinin global faaliyetlerinin artmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz.’’ dedi. Kocaeli’de Taşocakları Organize Sanayi Bölgesi Çalışmaları... Kocaeli Valisi Ercan Topaca, 54 taş, kireç ve kum ocağının faaliyet gösterdiği Kocaeli’de Taşocakları Organize Sanayi Bölgesi kurulması için yer arayışında olduklarını bildirdi. Kocaeli Valiliği 100. Yıl Toplantı salonunda, kentte faaliyet gösteren taş, kireç ve kum ocağı sahipleri ve temsilcileriyle düzenlenen toplantıda konuşan Topaca, kentte sorun olarak görülen konularla ilgili çeşitli toplantılar gerçekleştirdiklerini söyledi. Maden ocaklarının bulunduğu yerlerle ilgili düzenleme çalışması içinde olduklarını ifade eden Topaca, “Düzenlemeyi tek taraflı yapmak değil, sektörün temsilcilerinin görüşlerini de alarak yapmak istiyoruz” dedi. Ortak sorunları tespit ederek Mahalli Çevre Kurulu kararı çıkarmayı planladıklarına işaret eden Topaca, Kocaeli Valiliği olarak sektörün sorunlarını bildiklerini, bu amaçla toplantı gerçekleştirdiklerini kaydetti. Topaca, şöyle konuştu: “Sektörle ilgili bizi rahatsız eden sorunlar var. Bunların başında da ruhsatsız çalışmalar geliyor. Herkesin ruhsatı var gibi gözüküyor ama ruhsat alanlarının dışına taşan, izin alınmadan ve belli bir alan için alınan iznin dışına taşmış ya da ruhsatı iptal olmasına rağmen faaliyetin sürdüğünü tespit ettik. İzin alınan konuların dışında imalat yapıldığını gördük. Taş veya kireç ocağı ruhsatı alınmış fakat eleme yıkama tesisi ve kireç fabrikası kurulmuş... Bu gibi konularla karşılaştık. Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda uyulmayan Çin Çimento Birliği Başkanı Prof.Lei Qian Zhi ise, Türkiye ile işbirliğinin her açıdan çok önemli ve şart olduğunu söyledi. Gelecek dönemler için de TÇMB’nin tecrübelerinden yararlanmak istediklerini belirten Lei Qian Zhi bu protokolle birlikte oluşacak işbirliğinden, iki birlik açısından da çok yararlı sonuçlar çıkacağını umduğunu kaydetti. Ilk Işbirliği 11. TÇMB Teknik Seminer Programında olacak. Çin Çimento Birliği imzalanan iyi niyet anlaşması çerçevesinde TÇMB tarafından 11-14 Ekim 2011 tarihleri arasında Izmir’de düzenlenecek olan 11. Teknik Semineri’ne katılacak. Çin Çimento Birliği ile birlikte çimento sektörüne çeşitli konular iş yapan birçok Çin firması da Teknik Seminer çerçevesinde düzenlenen sergide stant açacak ve teknik sunumda bulunacak. 11. TÇMB Teknik Seminer çerçevesinde Türkiye’de ve Çin’de çimento sektörüne hizmet veren şirketlerinin tanıtımlarının da yapıldığı özel bir katalog da hazırlanacak. faaliyetler olduğunu gözlemledik. Bu konularda ruhsatta ne yazıyorsa bizim için önemli olan o faaliyetin yapılmasıdır. Ruhsatta olmayan bir faaliyetin o alanda yapılması mümkün değildir. “ SEKTÖRÜN YARATTIĞI SIKINTILAR ÇED raporlarında taahhüt edilen çevrenin tozlanması konusuna dikkat edilmediğini vurgulayan Topaca, şöyle devam etti: “Maden ocaklarında çevreye zarar veren tozlanmalar aşırı derecede var. Çevreyi rahatsız eden taşımadan tutun da çalışma şekli ve patlatma gibi sorunlar mevcut. Bazı maden ocaklarının emisyon izinleri yok. Bu konuda sıkıntımız var. Kamyonlarda taşınan malzemelerde tonaj aşımı olmasından dolayı karayollarında tahripler başladı. Denetimleri artırarak tonaj aşımlarına müsaade etmeyeceğiz. Maden ocaklarında yüklenen malzemeler kamyonet kasalarında açık İŞBİRLİĞİ BELGESİ’NİN KAPSADIKLARI • Gelecekte yapılacak olan faaliyetlerin planlanması ve gerçekleştirilmesinde, çalışma grupları oluşturarak, tarafların etkili iletişim ağını kurmaya çalışmak, Tarafların yararı gözetilerek; • Eğitim, • Sempozyum, seminer, teknik çalışma turları gibi alanlarda karşılıklı iş birliği çerçevesinde uluslararası organizasyonlar düzenlemek, • Tarafların mevcut laboratuar faaliyetlerinde Ar-Ge uzmanlarının değişimi konularında işbirliği yapmak, • Tarafların üretim, tüketim, nakliye, standartlar, enerji ve diğer ilgili alanlara ait dönemsel ekonomik istatistikî veri paylaşımlarını geliştirmek, • Taraflar arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi adına, her iki taraf da, diğer kuruluşça düzenlenen faaliyetleri desteklemek üzere çaba gösterecektir.(Kaynak TÇMB) olarak taşınıyor. Bundan sonra buna müsaade etmeyeceğiz. Herkesin kamyonunun kasasında branda olacak. Çalışması biten maden sahalarının rehabilitasyonunun yapılmasını istiyoruz. Taş ocaklarının yerleşim yerlerine yakın olduğunu ve orada yaşayan vatandaşların rahatsız olduğu yönünde şikayetler geldi. Bununla ilgili ortak bir konuda buluşmak istiyoruz. İlimizde 54 taş, kireç ve kum ocağı faaliyet gösteriyor, bu nedenle Taşocakları Organize Sanayi Bölgesi kurmak için alan araştırması yapıyoruz. “ Kastamonu’da Maden Sahaları Rehabilite Ediliyor Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğünde maden işletme faaliyeti sona eren sahalarda rehabilitasyon çalışmaları devam ediyor. Küre Orman İşletme Müdürlüğünde maden işletme faaliyeti sona erdikten sonra Eti Bakır Şirketince Kastamonu Orman Bölge Müdürlğüne teslim edilen sahalarda, önceki yıllarda başlayıp devam eden rehabilitasyon çalışmaları Kastamonu Orman Bölge Müdürü Ahmet Sırrı BEŞEL ile beraberindeki heyet tarafından yerinde incelendi. İncelemelere Silvikültür Şube Müdürü Rüknettin TEKDEMİR, Kadastro ve Mülkiyet Şube Müdürü Rıza GÜLEÇ’in de katıldığı çalışmaların seyri hakkında Küre Orman İşletme Müdürü İlhan GENÇ ve İşletme şefi Hüseyin ERGÜL’ den bilgi alındı. KÜREDE BULUNAN ESKİ MADEN GALERİLERİ VE ALETLER BİZANS DÖNEMİNDE DE MADENLERİN İŞLETİLDİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR Kürede bulunan eski maden galerileri ve aletler Bizans döneminde de madenlerin işletildiğini göstermektedir. Fatih Sultan Mehmet in İstanbul un fethinde kullandığı topların bakırı Küre den gitmiştir. Bu gün İstanbul un değişik yerlerinde sergilenen topların bir kısmında Küre-i Nühas adı okunmaktadır. Küre-i Nühas Osmanlıca Bakır ocağı anlamına gelmektedir (Küre=ocak Nühas=bakır) İlçenin bugünkü ismi de buradan gelmektedir. Eti Bakır Şirketinin Genel Müdürü Ahmet TEZCAN; devam eden madencilik faaliyetleri konusunda bilgi verdikten sonra, Eti Bakır Şirketince de rehabilitasyon çalışmaları konusunda desteklerinin süreceğini ifade ettiler. Dünyadan HABERLER Arcelormittal, Kuzey Kutup Dairesi’nde Demir Cevheri Üretmeyi Planlıyor Dünya Bu Elementlerin Peşinde... Nadir toprak elementleri olarak adlandırılan 17 çeşit madene sahip olan Cin ihracatı kısıtlamasıyla birlikte dünya ülkelerini kaygıya düşürdü. Dünyada söz konusu elementlere yönelik talebin arttığının farkında olan Çin yönetiminin ihracatı kısıtlaması Batılı ülkelerde kaygıya neden oluyor. Nadir toprak elementleri olarak adlandırılan 17 çeşit maden var olmasaydı ne bilgisayar ya da güçlü akülere sahip olur ne de rüzgâr tribünleri inşa edebilirdik. 1980’li yıllara kadar ABD, en büyük nadir toprak elementleri üreticisiydi. Ancak Amerikalılar daha sonra üretimi büyük oranda durdurdu. Çünkü maden ve mineralleri Çin’den çok daha ucuz fiyatlara satın alabiliyorlardı. “Nadir toprak elementleri“, kısa bir süre öncesine kadar Batı dünyasında pek fazla dikkat edilmeyen bir kavramdı. Çinliler ise ellerindeki hazinenin değerinin farkında. Şanghay’daki Teknik Üniversite Ekonomi Enstitüsü’nden Guo Yu, “Biz Çinliler, nadir elementlere çok değer veriyoruz. Ekonomide önemli reformlara imza atan Deng Şiaoping’in ünlü bir sözü akıllardadır: Ortadoğu’nun petrolü, Çin’in ise nadir elementleri var” diyor. Dünya genelinde bu değerli hammaddelerin üretiminin neredeyse yüzde 97’si Çin’in tekelinde, 1990’lı yıllarda diğer ülkeler nadir toprak elementleri üretimini büyük oranda durdurdu. Nadir toprak elementleri yüksek teknolojinin vazgeçilmez bir parçası. Örneğin seryum, katalizatör ve petrol rafinelerinde kullanılırken, neodyum bilgisayar belleklerindeki mıknatıslarda, itriyum ise lazer teknolojisinde kullanılıyor. The Times of India Gazetesi, Temmuz 2011 Dünya’nın En Büyük Uranyum Yatağı Hindistan’da Bulundu... Hindistan’ın güney doğusundaki Andhra-Pradesh eyaletinde yaklaşık 49 bin ton uranyum rezervine sahip maden bulunduğu bildirildi. Yetkililer, yatağın dünyanın en büyük uranyum rezervi olabileceğini ifade etti. The Times of İndia gazetesinin haberine göre, Hindistan Atom Enerjisi Komisyonundan yapılan açıklamada, büyük rezerve sahip uranyum yatağı bulunduğu bildirildi. Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı Shrikumar Banerjee, Araştırmalarımız devam ediyor. İlk bulgulara göre 49 bin tonluk bir rezerve ulaştık. Fakat elimizdeki bulgular bu rakamın kesin olmamakla birlikte 3 kat daha artabileceğini gösteriyor dedi. 49 BİN TONLUK REZERV BULUNDU Nükleer enerjinin hammaddesi olarak kabul edilen uranyum, bugün dünyanın en büyük enerji kaynaklarından birisi sayılıyor. Nükleer enerji üreten ülkelerden birisi olan Hindistan daha önce uranyum ihtiyacını başka ülkelerden karşılıyordu. Küresel çelik devi ArcelorMittal’ın sahibi Lakshmi Mittal, Kuzey Kutup Dairesi’nde 21 milyar $ değerinde bir açık ocak demir cevheri madeni inşa etmeyi planlıyor. Mittal, Çin ve Hindistan’daki talebin artmasıyla değeri iki katına çıkan bu ham maddeden fayda sağlamak istediğini söyledi. İngiliz gazetesi Guardian’ın haberine göre, proje, 150 km’lik demiryolu ve iki yeni liman yapımını da içerecek. planlarının STK’lar, hükümetler ve bireyler tarafından incelemeye açık olduğunu belirtti. World Wildlife Fund (WWF), projenin, doğal hayatı koruma açısından hassas bir şekilde yürütülmesini istiyor. WWF, ArcelorMittal’ın maden gelişiminde çok temkinli ilerlemesini talep ederken, maden inşaatına tamamen karşı olmadıklarını da belirtti. POSChrome’dan da yılda 60.000 24 köprü, yol, liman ve altyapı inşaatını içerecek projede, 2000’den fazla kişi çalışacak. Demiryolu inşaatının dört yıl sürmesi bekleniyor.ArcelorMittal, projenin şu an çevresel değerlendirme sürecinde olduğunu, şirketin Hindistan Merkezli Ruia Gurup, Yatırımlarına Madencilik, Enerji ve Metal Sektörleriyle Devam Edecek... İSTANBUL- Otomotiv yan sanayi üreticisi, Hindistan merkezli Ruia Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Pawan K. Ruia, Türkiye’nin, yatırımlarında öncelikli ülke olduğunu belirterek, “Standard Profil ile ilk adımı attık. Yeni yatırım hedefimiz madencilik, enerji ve metal sektörleri” dedi. Otomotiv sektörü için sızdırmazlık profilleri üreten Standard Profil’i satın alarak, Türkiye pazarına giren Ruia Group, İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında, Türkiye’deki yeni yatırım hedeflerini açıkladı. Pawan K. Ruia, toplantıda yaptığı konuşmada, 180 milyon avro büyüklüğündeki Standard Profil’i satın almasının, Grubun, dünya liderliği hedefleri doğrultusunda alınmış önemli ve stratejik bir karar olduğunu belirterek, “Standart Profil bizim için çok şey ifade ediyor. Dünya liderliğimiz açısından stratejik bir önemi var” dedi. Ruia, dünya otomotiv yan sanayisinde faaliyet gösterdikleri sızdırmazlık segmentindeki Avrupa birinciliklerini, Standard Profil’in gücü ve başarılı performansıyla “dünya liderliğine” daha hızlı taşımayı planladıklarını ifade ederek, “Türkiye, yatırımlarımızda öncelikli ülke. Standard Profil ile ilk adımı attık. Yeni yatırım hedefimiz madencilik, enerji ve metal sektörleri” şeklinde konuştu. Türkiye’nin, politik ve ekonomik açıdan proaktif tavrı, potansiyeli ve lojistik avantajlarıyla sadece kendileri için değil, pek çok yabancı yatırımcı için büyük fırsatlar vaat ettiğini dile getiSadece otomotiv sektörü, 2011’in ilk çeyreğinde yüzde 18’lik büyüme gösterdi. Böyle bir potansiyel karşısında planımız, diğer ülkelerdeki tesislerimizi buraya kaydırmak değil, ileri teknoloji kabiliyeti olan Türkiye dışı şirketlerimizin bu gücünü, Türkiye’de kuracağımız ek üretim tesisleriyle birleştirip yeni istihdam alanı yaratmak, yeni ve daha yüksek ekonomik değer üretmektir.” NEGATİF ALIP POZİTİFE ÇEVİRECEK Standart Profil gibi üretim ve finansal performansı güçlü bir şirket satın almış olmalarına karşın, Ruia Group’un genel stratejisinin, negatif pozisyondaki şirketleri satın alarak onları yeniden ayağa kaldırmak olduğunu belirten Ruia, Türkiye’de de bazı bankalar ve finans kuruluşlarıyla yeni fırsat ve yatırımlar konusunda görüşmeler yapmakta olduklarını bildirdi. Ruia, “Türkiye gibi büyüme odaklı bir pazara girdiğimiz için heyecan duyuyoruz. Standard Profil, Türkiye pazarına attığımız ilk adımdır. Yeni ve öncelikli yatırım hedeflerimiz, metal, madencilik ve enerji sektörleri olacak. Fikren, özelleştirme süreçlerinde de yer almayı benimsiyoruz. Verilen bilgiye göre, 1993 yılında kurulan ve 1,5 milyar dolar büyüklüğe sahip Ruia Group, 9 bin kişilik istihdam gücü ile merkez üssü Kolkata olmak üzere, Ingiltere (Londra), ABD (New York), Malezya (Kuala Lumpur), Singapur ve Çin’de faaliyet gösteriyor. Çin’de Maden Kazası İki ayrı maden kazasında 42 işçi mahsur kaldı... Çin’in güneyindeki Guangşi Cuang Özerk Bölgesi ve Guicou eyaletinde su basan iki ayrı madenin göçmesi sonucu 42 işçi mahsur kaldı. Ulusal basındaki haberlere göre, her iki madende de arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü, Guangşi’deki madende mahsur kalan 19 işçinin yerin 390 metre altında olduğu kaydedildi. Kaza sırasında madende 71 işçi olduğu, bunlardan 49’unun kaçmayı başardığı belirtilirken, 3 kişinin hayatını kaybettiği kaydedildi. Yetkililer, bu madende yüksek oranda patlayıcı gaz nedeniyle kurtarma çalışmalarının hızlı ilerlemediğini belirtti. Öte yandan Guicou eyaletinde başka bir madenin de aynı nedenle göçmesi sonucu 23 işçi mahsur kaldı. Bugün Gazetesi, Temmuz 2011 Pasifik Okyanusu’nda Nadir Toprak Metalleri Keşfedildi Ingiltere merkezli Nature Geoscience online portal’ında yayımlanan rapora göre, Tokyo Üniversitesi’nden doçent doktor Ho Tai Kato önderliğindeki araştırma takımı, Pasifik Okyanusu’nun orta ve güneydoğu kısımlarında yer alan 3,500-6,000 m derinliklerindeki deniz yatağı çamurunun çok sayıda nadir maden kaynağı içerdiğini keşfetti.Hibrid otomobiller ve yüksek teknoloji ürünlerde nadir maden kaynaklarına ihtiyaç duyulmasıyla birlikte, nadir maden kaynaklarına yönelik küresel talebin daha da artması bekleniyor. Tüm dünyada, karada bulunan nadir maden kaynaklarının 110 milyon mt olduğu varsayılırken, Çin’de yer alan kaynaklar bu miktarın %90’nını oluşturuyor. MINEX FUARI Minex Fuarı ve Maden Makinaları Sempozyumu Yapıldı İ İZFAŞ ve Maden Mühendisleri Odası tarafından, 129 firmanın katılımıyla 4’üncüsü düzenlenen MINEX Fuarının açılış töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürü Mehmet Hamdi Yıldırım, madenciliğin devlet politikaları içinde özel bir öneminin bulunduğunu, GSMH’ye oranla bakıldığında sektörün ülkenin büyüme hızına ayak uyduran bir performans sergilediğinin görüleceğini dile getirdi. DEVLET POLİTİKALARI Sektör içinde 15 yılda ihracatını 60 kat artıran mermer gibi çok başarılı alt sektörler olmasına rağmen genelinde böyle bir oluşum sergilenemediğini söyleyen Yıldırım, bu alandaki yerli girişimlerin ETİ’ye bağlı işletmelerin özelleştirmesi sonrası uzmanlaşmaya başladıklarını, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayenin ise daha ciddi faaliyetlerinin bulunduğunu söyledi. Yabancı sermayenin ülkeye katkı sunduğu, bilgi ve teknoloji getirdiği sürece desteklenmesi gerektiğini ifade eden Yıldırım, yerli firmaların son yıllardaki gelişim hızının ise memnuniyet verici olduğunu söyledi. YENİ TEKNOLOJİLER Yıldırım, “Sektörde sermayesi yüksek yerli girişimci sayısının artması bizleri sevindiriyor. Bu girişimlerle doğru bir üretim tarzı yakalarsak çok yakında sadece Türkiye’de değil dünyanın değişik yerlerinde adından söz ettiren bir madencilik sektörümüzün olacağından şüphemiz yok” dedi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sırrı Aydoğan ise madencilerle, sivil toplum örgütlerinin ve belediyelerin arasının genelde iyi olmadığını, bunun madencilikte kullanılan teknolojilerin kamuoyunda yeteri kadar bilinmemesinden kaynaklandığını söyledi. Aydoğan, madenciliğin yeni teknolojilerle ilerlemesi gerektiğini de kaydetti. Maden Sektörü İzmir’de Buluştu İZFAŞ tarafından TMMOB Maden Mühendisleri Odası’nın desteğiyle düzenlenen MINEX-4. Madencilik, Doğal Kaynaklar ve Teknolojileri Fuarı ve 3. Maden Makinaları Sempozyumu İzmir Uluslararası Fuar Alanı’nda başladı. 129 firmanın katıldığı MINEX 2011, 5-7 Mayıs 2011 tarihlerinde gerçekleştirildi. 129 firmanın katıldığı fuara bu yıl maden makinaları sektörünün ilgisi önemli ölçüde arttı. MINEX Fuarı, bir öncekine oranla düzenlenme alanı bakımından yüzde 50 büyüyerek yaklaşık 5 bin 500 metrekarelik büyüklüğüne ulaştı. İspanya, Polonya, Almanya, İngiltere ve Çin’den firmaların katıldığı fuara Azerbaycan, İran, Irak, Mısır, Bulgaristan, Polonya ve Rusya başta olmak üzere çeşitli ülkelerden profesyonel ziyaretçiler geldi. 3 gün süren MINEX 2011’de sergilenen ürün grupları ise şunlar: Metalik madenler, endüstriyel hammaddeler, kimyasal sanayi hammaddeleri, gübre sanayi hammaddeleri, seramik reflaktör cam sanayi hammaddeleri, çimento hammaddeleri ve yapı malzemeleri, enerji hammaddeleri, kıymetli taşlar, prokspeksiyon, maden işletme makinaları ve ekipmanları, sondaj makina ve ekipmanları, cevher hazırlama ve zenginleştirme makina ve ekipmanları, yardımcı makina ve techizatlar, işyeri sağlığı ve güvenlik malzemeleri. MINEX Fuarı ile birlikte TMMOB Maden Mühendisleri Odası tarafından 5-6 Mayıs tarihlerinde düzenlenen 3. Maden Makinaları Sempozyumu ile de Türkiye’ de çeşitli sektörlerde kullanılmakta olan maden makinalarının kullanıcıya aktarılması, verimliliklerinin ve ekonomiye katkılarının araştırılması, bu alandaki teknik ve bilimsel gelişmelerin ilgili çevrelere aktarılması, araştırmacı, işletmeci, imalatçı, firma temsilcisi ve yöneticilerin aynı platformda buluşturuldu. Y M G V Ç E V R E Y E D U YA R L I E N E R J İ P A N E L İ YMGV Çevreye Duyarlı Enerji Paneli İTÜ MADEN FAKÜLTESİ VE YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI İŞBİRLİĞİ İLE, 28. VAKIFLAR HAFTASI ETKİNLİKLERİ KAPSAMINDA DÜZENLENEN “ÇEVREYE DUYARLI ENERJİ” KONULU PANEL 13 MAYIS, 2011 TARİHİNDE, İTÜ MADEN FAKÜLTESİ İHSAN KETİN KONFERANS SALONUNDA GERÇEKLEŞTİRİLDİ. P anelin başlangıcında, Prof. Dr. Erdoğan YÜZER, yer yuvarımızın canlı barındıran ortamları (atmosfer, hidrosfer, litosfer, biyosfer) bu ortamların oluşturduğu ve ‘kendiliğinden yaratılan varlıkların bütünü ve bunları içeren yasalar’ olarak tanımlanan ‘Yaşam Ortamı’, başka bir deyişle ‘Doğa’nın kısa bir açıklamasını yaptı. Bu arada Doğanın insana sunduğu nimetler arasında yer alan ‘Doğal Kaynaklar’ içindeki madenlerin işletilmesine ilişkin olarak son günlerde belirli çevrelerce geliştirilen ve gerçeklerle bağdaşmayan yaklaşımların kamuoyunda yarattığı olumsuzluklar üzerinde duruldu ve Yurt Madenciliği Geliştirme Vakfınca yürütülen bilinçlendirme çalışmaları vurgulandı. 3 saat süren panel sonunda konuşmacılara, İTÜ Maden Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sn. İlyas ÇAĞLAR ve Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Sn. Güven ÖNAL tarafından teşekkür belgesi ve plaketi takdim edildi. PANELDE ANA ÇİZGİLERİ İLE; • Türkiye’nin Bugünkü Enerji Görünümü ve Dünyadaki Yeri, • Kullanılan Enerji Kaynakları, özellikle ithal enerji bağımlılığı, • Türkiye’nin yerli enerji kaynakları içinde kömürün önemi, • Yakın geleceğin enerji kaynakları, • Enerji kaynaklarının devreye sokulması sırasında ortaya çıkan ve ‘Ekonomi-Ekoloji’ ikilemi şeklinde özetlenen çevreye ilişkin sorunların çözümü için geliştirilen öneriler, • Doğada hammadde üretimi sırasında yapılan girişimlerin ‘doğaya rağmen değil, doğayla birlikte’ de yapılabileceği, Konuları işlendi ve tartışmaya açıldı. Prof. Dr Erdoğan Yüzer YMGV 53. MÜTEVELLİ HEYETİ TOPLANTISI YMGV 53. Mütevelli Heyeti ve 48. Danışma Kurulu Toplantısı Yapıldı Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı 53.Mütevelli Heyet ve 48.Danışma Kurulu Toplantıları 28 Mayıs 2011 tarihlerinde İTÜ Maçka Sosyal Tesislerinde gerçekleştirildi. A çılış ve saygı duruşunun ardından başkanlık divanı secimi yapıldı. Secilen divana toplantı tutanağı için gerekli olan imza yetkisi verildikten sonra, gecen yıl yapılmış olan Mütevelli Heyeti toplantısının tutanağı okundu ve onaylandı.2010 yılında gerçekleştirilen faaliyetler ile ilgili ayrıntılı değerlendirmenin yapıldığı toplantı da yine 2010 yılı gelir gider durumu ve bilanco ile ilgili bilgilendirme sunumu yapıldı. 22.Dunya madencilik kongresinin de geniş yer bulduğu toplantı gündemi ma- denciliğin genel sorunları ve çözümleri üzerinde görüşmeler yapıldı. Attila Yalcın Sondaj Calıştayı hakkında değerlendirmelerde bulunuldu. Yılda iki kere toplanan Danışma Kurulu’nun 48.toplantısında Prof. Dr. Erdoğan Yüzer’in başkanlığında Turkiye’nin madencilik sorunları tartışıldı. Prof. Dr. Guven Onal 2010 faaliyetleri hakkında bilgi verdi, Danışma Kurulu Toplantısı’nda da; 2010 yılı faaliyetleri ile ilgili bilgi sunumu yapıldı. Madenciliğin genel sorunları görüşüldü ve Atilla Yalcın Sondaj Calıştayı hakkın- AT T İ L A YA L Ç I N S O N D A J Ç A L I Ş T A Y I 31 EKİM-2 KASIM TARİHLERİ ARASINDA YAPILACAK OLAN “ATTİLA YALÇIN SONDAJ ÇALIŞTAYI”, MESLEK YAŞAMININ BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜ YURDUMUZDA SONDAJ UYGULAMALARINA, SONDAJCILIĞIN GELİŞMESİNE VE EĞİTİMİNE ADAYAN MADEN YÜKSEK MÜHENDİSİ ATTİLA YALÇIN ANISINA DÜZENLENMEKTEDİR. Attila Yalçın Sondaj Çalıştayı B u çalıştay, sondaj yöntemlerindeki yenilikleri ve sondajlardan elde edilen verilerin değerlendirilmesi gibi konularda meslektaşların karşılıklı bilgi alışverişini amaçlamaktadır. Attila YALÇIN, kendisinin sondaj ile ilgili yaptığı çalışmaları en güzel kendi kitabı olan “Sondaj Yöntemleri ve Uygulamaları”nın Önsöz kısmında anlatmıştır. İTÜ Maden Fakültesinden mezuniyeti sonrası, DSİ’de önce Erzurum Bölgesi’nde ve Ankara’da Yeraltısuları Dairesinde görev yapmıştır. Devlet Su İşleri tarafından, akademik AID bursu ile yeraltısuyu ve sondaj mühendisliği öğrenimi görmek üzere gönderildiği ABD’den 1965 yılı sonlarında dönmüştür. Dönüşünde kendisine DSİ Yeraltısuları Dairesinde Sondaj Fen Heyeti Müdürlüğü görevi verilmiştir. DSİ’de ilk defa işletme sondajları çalışmalarını Kayseri Sarımsaklı Ovası’nda başlatmış ve bunu izleyen safhada “İstihsal Kuyusu İnşasının Esasları” adlı kitapçığı çıkarmış ve bu kitapçık sonradan DSİ talimatı olarak işleme konulmuştur. Yetersiz olan DSİ sondaj makina parkına sondaj makinası alımı için yeni teknik şartnameyi ve ardından “Sondaj Mekaniği” adlı kitapçığı çıkartmıştır. Bu arada sondör yetiştirme kurslarında ders kitabı olarak kullanılmak üzere “Rotari Sondaj Tekniği” ve sondaj şantiyelerinde çalışan arkadaşlarına iş başında kullanmak üzere “Yeraltısuyu Hidroliği ve Yeraltısuyu Sondajları İçin Lüzumlu Formül, Cetvel ve Kritik Değerler” adlı el kitabını yayınlamış ve bu kitap iç yayını olarak teşkilata dağıtılmıştır. 1968 yılında DSİ Yeraltısuları Dairesinde Başkan Yardımcılığı görevine terfi etmiştir. 167 sayılı Yeraltısuları Yasası ile ilgili “Yeraltısuları Yönetmeliği” taslağını hazırlamıştır. 1970 yılında özel sektörde çalışmaya başlamıştır. Yurt dışında iş yapan ilk Türk firması olarak deneyimlerini arttırmıştır. Yazdığı “Sondaj Yöntemleri ve Uygulamaları” kitabı 20 yılı aşkın deneyimleri ile ortaya çıkmıştır. 1986 ile 1998 yılları arası İTÜ Maden Fakültesi’nde ve yaklaşık 2000 yılından vefatına kadar İÜ Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümünde “Sondaj Tekniği” dersini büyük bir zevk ve fedakarlıkla vererek yüzlerce öğrencinin yetişmesinde katkısı olmuştur. Çok az kişiye nasip olacak şekilde iki oğlu, bir gelini ve iki yeğeni aynı mesleğin mensupları olmuşlardır. YER Istanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Ihsan Ketin Konferans Salonu Ayazağa Yerleşkesi Maslak - Istanbul DIL Çalıştay’ın resmi dili Türkçe’dir. DAVETLI KONUŞMACILAR Akedemisyenler, uygulamada görev alanmühendisler ve yöneticilerin birikimleri ile çalıştay katkı sağlamaları hedeflenmektedir. ÇALIŞTAY KONULARI Su Sondajları Jeoteknik Amaçlı Sondajlar (Tünel, Metro, Ankraj, Zemin) Enerji Amaçlı Sondajlar (Petrol, Doğalgaz, Jeotermal, Kömür) Sondaj Plan laması ve Hazırlık Çalışmaları Endüstriyel Hammadde Araştırma Sondajları Sondajcılıkta Yeni Yöntem ve Ileri Teknolojiler Sondajcılıkta Karşılaşılan Sorunlar ve Çözüm Önerileri (Panel) TİCARİ HEYETİ TOPLANTISI Avusturalya Madencilik Firmaları Ticari Heyeti Toplantısı 10 Mayıs, 2011 Tarihinde İstanbul’da Yapıldı >>> A vustralya Konsolosluğuna bağlı olarak çalışan Austrade (Avustralya Ticaret Ataşeliği) tarafından düzenlenen Avustralya Madencilik Firmaları Ticari Heyeti toplantısı 10 Mayıs 2011 tarihinde, Grand Hyatt Hotel İstanbul’da yapıldı. Türkiye’den çok sayıda kamu ve özel sektör madencilerinin de katıldığı toplantıda, Avusturalya Başkonsolosu’nun hoş geldiniz konuşmasının ardından; Avustralya Büyükelçisi Ian Biggs açılış konuşması yaptı. Büyükelçi konuşmasında; Avusturalya ve Türkiye ilişkilerinden ve ülkesindeki Türklerin 3000 kişilik okullara sahip olduğunu, vize alımındaki kolaylıklardan bahsetti. Avusturalya Madencilik Firmaları Ticareti Heyeti toplantısında konuşan, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi; Dr. Nijat Gürsoy’da; Ülkemizin dünya bor rezervinin % 70’ini, zeolit rezervinin % 7’sini ve pomza rezervinin % 60’ını elinde bulundurarak, dünyada birinci sırada olduğunu, bu mineraller ardından nadir toprak elementlerinde % 12, toryumda % 10, trona’da % 8, profillitte de % 7’lik rakamlarla yine dünyada çok önemli bir yerde olduğumuz üzerinde durdu. Yıllık 14 milyar USD olan üretim rakamımızın, 1,7 milyar USD’lik kısmının ihraç edildiğini ve yapılacak yatırımların ardından ülkemizin yıllık yaklaşık 15 milyar USD’lik ihracat potansiyeli olduğunu belirtti. Toplantıda konuşma yapan Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mustafa Sönmez de, ülkemizin sorunları ve Avustralya ile olan ilişkilerinden bahsetti. MUSTAFA SÖNMEZ TMD Başkanı AVUSTURALYA MADENCİLERİ Konuşmaların ardından, Avustralyalı şirketler katılımcılara; • Jeolojik Bilgi Yönetimi Çözümleri, : • Maden işletmecileri için modüler dolgu tesisleri temini ve mühendisliği, • Madencilik sektörü için iş güvenliği ve maden kurtarma eğitimi uzmanlığı, • Enerji projeleri geliştirme ve yer altı kömür gazlaştırma işlemi konusunda uzmanlık, • Titreşimli elekler, besleyiciler, santrifüjler, siklonlar ve suya dayanıklı malzemeler, • Vulcan, I-Site, MineSuite yazılımları ile birlikte profesyonel jeolojik modelleme, maden tasarımı ve maden planlama servisleri, • Vargel (Dragline) ve Kepçe (Shovel) gözlemleme sistemleri uzmanlığı ve • Maden izleme sistemleri. Konularında sunumlarını yaptılar. ETİ SODA SÖYLEŞİ Dünyanın En Büyük İkinci Trona Cevheri Yatağı Eti Soda Tarafından İşletilmektedir T ETİ SODA A.Ş TRONA ÜZERİNE ÇÖZELTİ MADENCİLİĞİ Trona, tabiatta doğal olarak bulunan suda çok kolay eridiği için tabiatta mostra vermeyen, genç Tersiyer havzalarında bulunabilen soda minerallerinden en yaygın olanıdır. İlk Trona minerali ABD (Wyoming) de petrol sondajları yapılırken bulunmuştur. Ülkemizde ise MTA kömür arama çalışmaları sırasında bulunmuş olan Trona, 1980 yılında başlayan etütlerde 23 050 m sondaj yapılarak dünyanın bilinen ikinci büyük trona yatağı olmuştur. Madenin çıkartılıp, işletilmesi ve ekonomiye kazandırılması maksadıyla 1998 yılında ETİ SODA A.Ş. kurulmuştur. Soda Külü üretiminde kullanılan Trona üretimi ülkemizde; Cam Sanayi, Tekstil Sanayi, Sabun, deterjan ve temizlik maddeleri, Kağıt Sanayi, Fiberglas ve Seramik, Yiyecek ve İlaç Sanayi, Deri Sanayi, Yem Sanayii’nde kullanılmaktadır. DENİZ ÇETİNER’İN HABERİ rona üretimi konusunda başarılı bir model olacak olan işletme hakkında, Eti Soda A.Ş ile Ciner Grubuyla olan ortaklığı konusunun yanında Trona üretiminde Ciner Grup sonrasında nasıl gelişmeler yaşandı, bundan sonraki gelişmeler ne yönde olacak konusunda bilgi aldık. 250 milyon dolar ihracat yapılacağı açıklanan 1500 kişiye istihdam yaratacak olan Eti Maden İşletmeleri Ciner Grup ortaklığından sonra ne gibi gelişmeler oldu? Ankara Beypazarı bölgesinde, 1979 yılında kömür sondajı çalışmaları sırasında varlığı tespit edilen tronanın arama çalışmalarına devam edilip bulunan sahalar Etibank’a devrediliyor. 1990 yıllarda uzunayak yöntemi ile arama izni çıkartan Eti Bank çalışmalara başlıyor. Sahanın işletme hakkı Ciner Grup ortaklığında kurulan ETİ SODA AŞ’ye veriliyor. Daha sonra sahanın işletme hakkı Eti Maden İşletmeleri ve Ciner Grup ortaklığında kurulan ETİ SODA A.Ş.’ye veriliyor. Ancak, yer altı madenciliği ile madenin işletilmesi teknik ve ekonomik bakımdan uygun olmadığına yönelik bulgulara erişilmesi ile çözelti madenciliği bir alternatif olarak değerlendirilmeye alınıyor. 2003 yılının sonunda sondaj kuyuları açılarak test ünitesi 2004 yılının başlarında devreye alındı. Test ünitesinden sağlanan veriler ışığında buradaki tasarım süreçleri gelişti ve nihayetinde Türkiye’de çözelti madenciliği trona üzerinde bir ilk olarak uygulanmaya başlanıyor. 2004 yılının sonlarında üretim kuyuları planlanarak sondajlara başlandı. O dönem 29 ünite planlandı. Ünite başına iki kuyu üzerinden 58 tane kuyu açıldı. 2008’in sonlarına doğru da 30 ünite tamamen faaliyete geçti. Daha sonraki yıllarda ünite sayısı 55’e çıkarılarak yıllık 1.000.000 ton ağır soda kulu ve 100,000 ton rafine sodyum bikarbonat üretimine başlandı. 55 adet ünitede toplam 120 kuyu yer almaktadır. Sahada, iki, üç hatta altı kuyudan oluşan üniteler bulunmaktadır. Bu şekilde üretime devam ediyoruz. Bir ünite en az bir yatay ve bir adet dik kuyulardan meydana gelmektedir. Genel olarak yatay kuyulardan enjeksiyon yapıyoruz, dik kuyulardan da yer altındaki tronayı çözündürerek çözelti halinde yeryüzüne çıkarıyoruz. Tamamen dış ortama kapalı bir sistem. Dünyada çözelti madenciliği ilk olarak 1950’li yıllarda kaya tuzunda (halit) uygulanmaya başlamış. Bizdeyse yeni uygulanmaya başlayan bir madencilik yöntemi. Soda Minerallerinden en önemlilerinden bir tanesi olan tronayı yer altından çıkarırken hangi teknik yöntemleri uygulamaktasınız? Trona mineralini yer altında çözündürdükten sonra yeryüzüne çıkarma esasına dayanarak çıkarıyoruz. Trona minerali, kimyasal adı sodyum seskikarbonat olan bir bileşiktir ve Na2CO3+NaHCO3+2H2O molekülünden oluşmaktadır. Doğada bu şekilde bulunuyor. Trona tabii soda minerallerinden bir tanesi ve hatta en önemlisidir. Bizim maden sahamız tronanın yoğun olarak cökeldiği, biriktiği eski bir gölsel havzadır. Yaklaşık 8 kilometre karelik bir alanda çökelim göstermiş olup bunun şu anda iki kilometre karelik bir alanında kuyularımızı inşa etmiş bulunmaktayız. Daha sonraki yıllarda diğer böl ETİ SODA SÖYLEŞİ gelerde de kuyularımızı açacağız. Teknik olarak, yeraltına pompalarla enjekte edeceğimiz ve belli özelliklerde olması gereken çözücülerimizi hazırladıktan sonra, tronayı yeraltında sağlıklı bir şekilde çözündürüp yeryüzüne çıkarmak için yüksek sıcaklıkta bir çözünürlük kullanmak gereklidir ve üretim prosesine uygun olması gerekmektedir. Oluşan kondensat (yoğuşmuş ve suya donuşmuş buhar), porcten (atık çözelti) ve ham besi suyundan yararlanılır ve böylece %3-%5 toplam alkaliniteye (eşdeğer sodyum karbonat içeriğine) sahip ve 65-70 Cº sıcaklıkta çözücü hazırlanır. Çözücü tanklarında hazırlanan çözücüyü, enjeksiyon pompaları vasıtasıyla yeraltına enjekte edilir Yeraltında bu çözücü tronayı çözündürüyor ve %15’lik toplam alkali niteye sahip trona çözeltisi yeryüzüne çıkarılıyor. jeksiyon yapmışız ve ne kadar çözelti elde etmişiz, bizim için önemli bir konudur. Biz olması gereken süreçlerin hepsinin düzgün bir şekilde takip edebilmek için bilgisayar ortamından faydalanıyoruz. DCS adını verdiğimiz modern bir otomasyon sistemimiz mevcut. Kuyuya giren ve çıkan malzemeye ait özelliklerin tamamını kontrol altında tutarak gözlemleyebiliyoruz. Otomatik kontrol sistemiyle sahaya çıkmadan kuyuların debilerini ayarlayabiliyoruz. Kuyu ile ilgili bütün verileri (debi, toplam miktar, sıcaklık ve basınç) kayıt altına alıyoruz. Her bir ünite için hesaplamalar yapıyoruz. Her madencilikte olduğu gibi bu yer altı kaynağının da bir miktarı yani ömrü var, bunun için gerekli bütün hesaplamaları yapmaktayız ve elde ettiğimiz verilere göre yol ve yöntemler belirlemekteyiz. Tronayı yeraltından sağlıklı bir şekilde çözündürüp yeryüzüne çıkarabilmek için yüksek sıcaklıkta bir çözücü kullanmanız gerekli olduğunu söylüyorsunuz. Bütün bu süreçte kontrol nasıl sağlanıyor? Bu önemli bir soru, çünkü ne kadar en- Wyoming’deki (Vayoming-ABD) Trona yataklarından sonra Beypazarı Trona Yatağı’nın dünyada ikinci olduğunu biliyoruz. Buradaki trona yataklarının ömrü ne kadardır? Türkiye, Ankara yakınlarındaki Beypa- Yeraltı madenciliği ile madenin işletilmesi teknik ve ekonomik bakımdan uygun olmadığına yönelik bulgulara erişilmesi ile çözelti madenciliğinin bir alternatif olarak değerlendirilmeye alındığını ve uyguladığınızı söylediniz, bunu maliyet yönünden bir avantajı var mı ve Tronayı, yeraltı madenciliği yöntemleri ile çıkarmanın dezevanjları nelerdir? Normal yeraltı yöntemiyle madeni aldığınızda bunu zenginleştirmeniz gerekir. Bizim kullandığımız çözelti madeniciliği yönteminde bir bakıma cevheri zenginleşmiş olarak çıkartıyoruz yeryüzüne. Normal mekanik kazı yöntemiyle cevheri aldığınızda onu yer üstündeki tesislerde bir şekilde işlemeniz gerekir. Biz bunu yeraltında gerçekleştiriyoruz. Yeraltına su enjeksiyonu yapıyoruz ve buradan sadece trona mineralini çözündürüp yeryüzüne çıkartıyoruz. Geriye kalan çözünmeyen nitelikteki pasanın hemen hemen tamamı yeraltında kalıyor. Dolayısıyla zenginleşmiş bir şekilde yeryüzüne çıkıyor. Onun için ekstra bir tesis kurmanıza gerek yok. Yeraltı madenciliği kullanmadığımız için on eritme, on çözündürme ve büyük filtrasyon işlemlerine gerek kalmıyor. Yeraltı madenciliğinde ise ilk önce çıkan tuvenan cevheri bünyesindeki yan kayaçları ile tanklarda çözündürüp, filtre ederek oradan tesise pompalamanız gerekiyor. Çözelti madenciliğinin yapılmasının sebebi de daha ekonomik olması. Ayrıca çözelti madenciliği cevherden arta kalan pasanın (işe yaramayan yan kayaç malzemesinin) de yeraltında kalmasına olanak sağlıyor. Bu yönüyle çevreyle dost bir karaktere sahip. Çözelti madeni işletmeciliğinde çok daha az personelle çalışıyorsunuz. Toplam 28 kişilik bir personelle yıllık 2 milyon ton tuvenan cevhere eşdeğer bir çıkarım yapılabiliyor. Bu sahada geçmişte yer altı madenciliği yapılması amacıyla faaliyetlere de başlanmış. zarı ilçesindeki yaklaşık 250 milyon ton rezerv ile dünyadaki en büyük ikinci trona rezervine sahiptir. Sahada 12 tane işletilebilir özelliklere sahip damarımız var. İki seri ve her biri altışar damardan oluşuyor. Cevherli zonun toplam kalınlığı 80 metre civarında. İki damar serisi arasında yaklaşık 25 metrelik steril (boş) bir zonumuz var. Bunun belirli bir kısmını işletebilirsiniz. Dolayısıyla her bir kuyunun, her bir ünitenin belirli bir ömrü var. Tahminen 30-40 sene işlenebilecek bir rezerv olduğu biliniyor. Madenden çıkartılan trona cevherlerinin işlendiği tesis aynı zamanda elektriğin bir kısmını kendi üretiyor Trona, tabiatta doğal olarak bulunan suda çok kolay eridiği için tabiatta mostra vermeyen, genç tersiyer havzalarında bulunabilen soda minerallerinden en yaygın olanıdır. Avrupa’nın En büyük trona rezervi Beypazarı’nda, bu madenin kullanım alanları nelerdir? Türkiye, Ankara yakınlarındaki Beypazarı ilçesindeki yaklaşık 250 milyon ton rezerv ile dünyadaki en büyük ikinci trona rezervine sahiptir. Dolayısıyla Avrupa’nın en büyük rezervi ülkemizdedir. Kullanım alanı oldukça geniş bir madendir. Cam, kimya, gıda, ilaç sanayinde, deterjan yapımında ve ısı yalıtımında kullanabiliyorsunuz. Ama ağırlıklı olarak kullanıldığı alanın cam üretimi olduğunu söyleyebiliriz. Soda kulu, toplamda 120’ye yakın kimyasal maddenin üretiminde de girdi olarak kullanılmaktadır. Tronayı, yeraltı madenciliği yöntemleri ile çıkarmanın dezevanjları nelerdir? Günümüz şartlarında yeraltı yöntemiyle tronayı derinlerden yeryü züne çıkarmak bu sahada ekonomik değil. Bir de yeraltı madenciliğinde öngöremediğiniz problemlerle karşılaşabiliyorsunuz. Burada da öyle problemler yaşanmış başlarda. Örneğin yeraltında ilerlerken birtakım fosil salamura kapanlarıyla karşılaşma riski yüksek. Çözelti madenciliğinde yeraltı madenciliğinin doğasında olan problemlerle karşılaşma olasılığınız yok. Bunların hepsini değerlendirdiğinizde ve yeraltında çalıştıracağınız personel sayısının yerüstü işletmeciliğinde çalıştıracağınız personel sayısından kat be kat fazla olduğunu düşünürsek çözelti madenciliğinin çok daha ekonomik olduğu ortada. Burada maden sahası, kuyuların inşasında çalışan personeli saymazsak 28 kişilik bir personelle işletiliyor. Yeraltı madenciliği yapılsaydı burada yüzlerce kişinin yeraltında çalışması gerekecekti. Dolayısıyla çok çok ekonomik bir yöntem. Ayrıca burada iş güvenliği acısından çok daha güvenli bir ortamda çalışıyoruz. Madencilik acısından değerlendirdiğimizde hemen hemen sıfır riskle çalışılır burada. ETİ SODA SÖYLEŞİ Hedeflediğiniz ürün kapasitesine ulaşıyor musunuz, yurt dışına ihracat yapıyor musunuz? Yılda toplam 1.100.000 ton. Bunun 100,000 tonu NaHCO3 (Rafine Sodyum Bikarbonat) yani gıda sektöründe bolca kullanılan yemek sodası, 1.000.000 tonu da Na2CO3 (ağır soda kulu) diğer sektörlerde hammadde olarak kullanılmak üzere üretim hedefleniyor. Burada 24 saat üç vardiya şeklinde çalışmalar sürdürülüyor, şu anda hedeflediğimiz üretim kapasitesini gerçekleştiriyoruz. Neredeyse yok satıyoruz diyebiliriz. Satışlarımızın, %95 oranında ihracata gönderiyoruz. Ürun, buradan silobaslarla dökme şekilde veya paketli urun şeklinde tırlarla Derince Limanı’na naklediliyor. Oradan da gemilerle taşınması gerçekleştiriliyor. Maden üretimi konusunda çevreye verilen zararlar ve atıklar konusunda çevresel denetimler var ve çevre; maden aramaları konusuna büyük bir etkisi olan Soda kulu haline getirilebilmesi için basit fakat belli aşamalardan geçmesi gerekiyor. Ilk önce çözeltinin filtrasyondan geçmesi gerekiyor. Sonra kaynatılarak yoğunlaştırılması gerekiyor. Belirli bir yoğunluğa gelen ve kristalizasyon aşamasında doygunluğa ulaşan çözeltide sodyum karbonat monohidrat kristalleri gelişiyor. Kristaller susuzlaştırılarak (santrifujleme) belli bir serbest nem düzeyine ulaşılıyor. En son olarak da kurutmaya gönderiliyor, kurutmadan sonra da dökme veya paketli olarak pazara sunuluyor Çözeltiyi kaynatmak ve suyu buharlaştırarak yoğunluğunu arttırmak için yüksek miktarda ısı enerjisine dolayısıyla buhara ihtiyaç var. Buhar kojenerasyon ünitemizde üretiliyor. Bu buharı üretmek icin burada linyit kömürü kullanılıyor. Kullanılan kazanlar tam dolaşımlı akışkan yataklı tipte ve temiz teknolojiye sahip ayrıca baca çıkışında çok gelişmiş bir filtreleme sistemi var. Akışkan yataklı tipte bir kazan olduğu için kömür- konudur. Peki, trona madenciliği çevre ile barışık mıdır? Ayrıca maden üretimleri sırasında kimyasal madde kullanımını nasıl gerçekleştiriyorsunuz? Biz madencilik faaliyetlerimizi gerçekleştirirken kapalı bir sistem ile ça- lışmaktayız. Yer altına kurduğumuz boru hatları ile ulaşıyoruz ve eldelerimizi de boru hatları ile sağlamaktayız. Bu demektir ki dışarıya herhangi bir atık bırakmamaktayız. Aynı zamanda çözdürme için kullandığımız madde su bazlı bir maddedir ve kimyasal bir le birlikte kireçtaşı kullanıyorlar ve atmosfere atılacak atık gazlar kazan içinde absorbe ederek hava kirliliğini önlüyorlar. Özetleyecek olursak burası, maden ve kimya sektörünün birlikte çalıştığı ileri teknolojiyle çevreye zarar vermeden kapalı sistemle madencilik yapılan bir tesis. tarafından kuruldu. Tabii kurulurken yabancılardan da danışmanlık ve hizmet alımı da yapıldı. Geleneksel yöntemlerden çok farklı olduğu için Türkiye de bir ilktir. Benzersiz bir yöntem olduğu için maden fakültelerinden araştırma yapmak üzere gelen çok sayıda teknik heyetler oluyor. Hacettepe, ODTU ve ITÜ’yü bunlara örnek verebiliriz. Maden sahası, üretim miktarı ve maden işletmesinin sağladığı istihdam hakkında sizden bilgi alabilir miyiz? Sadece üretim alanında 400 kişiye istihdam sağlıyoruz. Bunun dışında çalışanların yakınları, taşeron firmalarının çalışılanları, nakliye ve malzeme sağlayan firmaları da düşünürsek bu çok daha büyük sayılara ulaşmaktadır. Madende kullanılan teknolojinin hazırlanmasında kimlerden faydalanıldı? Tesisin temel tasarımı ve konsept yaklaşımları tamamen Türk bir ekip Ankara Kazan’da yeni bir maden yatağının bulunduğunu biliyoruz. Bu maden yatağındaki çalışmaları kim yürütmektedir ve çalışmalar şu anda hangi aşamada bulunmaktadır? Evet, bu doğru bir tespit, Ankara Kazan da bir rezerv daha bulundu. Çalışmaları Ciner Grubu yürütmektedir. Şuanda sahada etüt ve fizibilite çalışmaları devam ediyor. Çözelti test kuyuları acılıyor ve biri faaliyete geçti. Kuyu şu anda geliştirme aşamasında iken diğer kuyular da açılma aşamasındadır. Orası şu anda Beypazarı içeriği bulunmamaktadır. Yüze 96 su kalanı da soda olan çözücüyü kullanmaktayız. Sahaya çıktığınızda hem köylülerin hem de işletmemizin ekmiş olduğu üzüm bağlarını göreceksiniz. Burada doğal hayat devam ediyor. Sonuçta tronayı çözündürüyorsunuz. Sonuçta yüksek konsantrasyona sahip bir çözeltiniz oluyor. Yüksek konsantrasyondaki bir çözeltiyi doğaya serbest şekilde verirseniz tabii ki zarar verirsiniz. Ama biz burada tamamen kapalı devre bir sistemle çalışıyoruz. Dolayısıyla doğaya bir zarar vermiyoruz. Sızıntı olma riskine karşı kuyularımızı devamlı kontrol altında tutuyoruz. Olası bir kotu senaryo için de, eğitilmiş özel müdahale ekiplerimizle derhal müdahale etme şansına sahibiz. Burada çözelti madenciliğinin yanı sıra ana proses tesisimiz var, lojistik tesislerimiz var bir de kojenarasyon ünitemiz var. Şimdi kojenarasyon ünitesinde ne yapıyoruz. Proses aşamasında, yani çözeltiyi yeraltından çıkartıp ondan sonra üretim aşamasına gönderiyoruz. Üretim aşamasında bizim yeraltından çıkardığımız o çözelti urun (soda kulu ve bikarbonat) haline getiriliyor. Yani ağır soda kulu dediğimiz urun haline getiriliyor. sahasının 2003-2004 yılındaki halinde diyebiliriz. Beypazarı’nda maden çalışmaları dışında sosyal anlamda çalışmalarınız var mı? Ciner Grubu’nun tarihi Beypazarı evleri restorasyon çalışmalarında yaptığı önemli katkıların yanı sıra, grup olarak mesleki eğitim veriyoruz. Ayrıca işletmenin olduğu bu bölge eskiden mücavir alan değildi. Sonradan buralar mücavir alan olarak ilan edildi. Mücavir alan bir şehrin gelişmesi bakımından gerekli görüldüğünde kullanılabilecek olan belediye sınırlarına komşu alan demektir. Buradan çıkartılan trona cevherinin bedelinin belirli bir oranını yasal olarak belediyeye vermek zorundasınız. Dolayısıyla buradan çıkartılan cevherden ve üretilen üründen Beypazarı ve yakın çevresi faydalanıyor. Bir de tabii buranın yarattığı ciddi bir ticaret hacmi de var Beypazarı esnafı için. Işletmenin Beypazarı’nda bulunması, yöre halkına dolaylı olarak hatırı sayılır bir ekonomik girdi sağlıyor. 22. ULUSLARARASI MADENCİLİK KONGRESİ Ülkemizde ve dünyada madencilik sorunlarının incelenmesi ve tartışılması, bilimsel - teknik gelişmelerin ve uygulamalarının geniş kitlelere aktarılması, araştırmacılar, işletmeciler ve yöneticiler arasında yakın bir iletişimin sağlanması amacıyla, 11-13 Mayıs 2011 tarihleri arasında Ankara’da düzenlenen Türkiye 22. Uluslararası Madencilik Kongresinde 103 yerli ve yabancı bildiri sunulmuştur. 15 ülkeden 500 delegenin takip ettiği Kongrenin 2. günü “Madenlerde Işçi Sağlığı ve Iş Güvenliği” konulu bir panel düzenlenmiştir. Kongre kapsamında Beypazarı trona madenine teknik gezi gerçekleştirilmiştir. Kongre süresince açık tutulan sergide 24 firma ürünlerini sergilemiştir. Üç gün süren Kongre’de dile getirilen görüş ve önerilerin bazıları şöyledir: • Ülkemiz, doğal Kaynaklar açısından önemli bir potansiyel taşımaktadır. Ancak ülke ekonomisinde madenciliğin önemli bir yeri olduğu söylenemez. Sektörün, GSMH içindeki payı % 1.5 dolayındadır. Oysa bu oran pek çok gelişmiş ülkede daha yüksek rakamlardadır. • Madencilikte en önemli politikamız, ülkemizi hammadde üretip satan bir ülke olmaktan çıkarıp, katma değeri yüksek nihai ürünlerde söz sahibi bir ülke konumuna getirmek olmalıdır. • Madencilik sektörüne gereken önemin verilmesi için Madencilik Bakanlığı kurulmalıdır. • Uzun, orta ve kısa vadeli stratejilerin belirlenmesi amacıyla tüm tarafların katılacağı Madencilik Şurası toplanmalıdır. • Iş Güvenliği Yasası ve Iş Güvenliği Mühendisliği Yönetmeliği, meslek odalarının da görüşleri dikkate alınarak ETİ GÜMÜŞ SİYANÜR KÜTAHYA’DA NELER OLDU? Bardağımızdaki suyu güvenle içebilmek için analiz yaptırsaydık siyanür oranı ne kadar olurdu? “Siyanürün kullanımı gerçekten nasıl, sağlığa zararlı etkileri var mı ve tehlike ne boyutta?” Gibi güncel haberlerden sonra kafamıza takılan soruların cevabı var mı? Siyanürün ne işe yaradığından, nasıl kullanıldığına ve çok yakın zamanda meydana gelen Kütahya’daki Gümüş Madeninde Atık Barajı iç setlerinin çökmesi ile ilgili haberden sonra konu ile ilgili uzmanların yaptıkları açıklamalar, sağlık tehdidi altında olduğunu düşünen Türk insanının kafasındaki birçok soruya cevap verici niteliktedir. ECE ŞAHİN’İN HABERİ T Siyanür her kimyasal gibi, sadece iş güvenliği denetimi altında kullanılması gerekli bir maddedir. ürkiye’de siyanürün kullanımı ve Kütahya’da gümüş üretimi ve yakın zamanda meydana gelen gelişmelere bir mercek uzatılırsa, atık barajı iç setlerinin çökmesiyle oluşan kamuoyu nasıl bir boyuta gelecek. Öldürücü olduğunu düşündüğümüz maden kazasına daha ayrıntılarıyla değinmeden önce siyanürü daha yakından tanımak gerek. Öldürücü bir madde olarak algılanan ve madencilik sektöründe kullanılan siyanür altın ve gümüş üretiminde kullanım zorunluluğu olan bir kimyasaldır. Siyanür üretim amaçlı kullanılıp sulu ortamda altın ve gümüşün çözünmesini sağlar. Madencilikte, siyanürün %01.01-0.05 arasındaki seyreltik çözeltileri kullanılır. Burada kullanılan Sodyum Siyanür (NaCN) çevrecilerin endişelendiği gibi kalıcı değildir. Havaya veya diğer oksitleyicilere maruz kalınca oksitlenir, bozunur ve kalıcı olmaz. Yeterince yüksek dozda alındığında öldürücü bir zehir olmakla beraber, düşük konsantrasyonlarda alındığında kronik sağlık veya çevre sorunlarına yol açmamaktadır. Gerek kimya sanayi ve gerekse madencilik sektöründe, siyanürü kullananlar belli kurallar doğrultusunda üretim yapmakta, siyanür kullanımından kaynaklanan tehlikeyi önlemek için, sıkı risk yönetimi sistemlerini kullanmaktadırlar. Madencilikle ilgili çözeltilerdeki siyanür, içindeki altın alındıktan sonra ya tesise geri gönderilmekte ya da imha edilmektedir. Siyanürün ortama salıverilme ihtimalini azaltmak ve önlemek için, siyanürün kullanımı ile ilgili risklerin yönetimi, uygun mühendislik, dikkatli izleme ve iyi yönetim uygulamalarını gerektirmektedir. ETİ GÜMÜŞ S İ YA N Ü R Siyanür Gerçeği Tarih;7 Mayıs 2011 Yer; Kütahya… Merkeze 34 km uzaklıktaki Gümüş Madeninde bulunan siyanür barajındaki setlerden birinci setin çökmesiyle ikinci sete karışan siyanür miktarı konusunda endişeler oluştu. 1985 yılında, yapılan ve 1987 yılından bu yana kullanılan baraj 25 milyon metreküp kapasiteye sahiptir. PEKİ, ETİ GÜMÜŞ A.Ş’ DE YAŞANAN KAZANIN SİYANÜR TEHLİKESİ NE İDİ VE ARAŞTIRMALAR NASIL SONUÇLANDI? ti Gümüş AŞ. nin Genel Müdürü Ergün Kılıç, bu konu hakkında yaptığı şu açıklama ile bir tehlikenin olmadığını gerekli tedbirlerin alındığını vurgulamıştı. E ETİ GÜMÜŞ’ÜN ÇEVRE KONUSUNDAKİ YAPILAN DENETLEMELERİ YILDIZLAR SSS HOLDİNG ÇEVRE ETKİ DEĞERLENDİRME (ÇED) GRUP BAŞKANI SERTAÇ NURİ GÜCÜYENER AÇIKLADI. Ç evre ve Orman Bakanlığı’nca belirlenen kuruluşlarca yapılan denetlemeler yapıldı. Kütahya, termal turizm kaynakları bakımından gelişmiş bir ilimiz. Tesisimizdeki olay kullanılarak Kütahya’daki termal turizm baltalanmak istenmek- Kılıç:“Tesisimizde herhangi bir şekilde çevreye siyanürlü su sızmamıştır. Devletin ve kendi şirketimizin çevredeki köylerde yapmış olduğu düzenli ölçümler sonunda alınan numunede siyanür miktarının normalden 40 kat fazla olduğu yönündeki bilgilerin yanlış olduğu ortaya çıkmıştır.Bilgi aktarımıyla ilgili yasal haklarımızı kullanacağız” şeklinde konuştu. Kütahya Hilton Garden Inn Otel’de düzenledikleri basın toplantısında konuşan Ergün Kılıç, barajın yıkılmasıyla ikinci havuzdaki suyun yüzde üçünün üçüncü havuza aktığını ve çevreye herhangi bir bulaşma olmadığını açıkladı. Yetkilinin açıklamalarından çıkan so- tedir. Kütahya halkı, yer altı ve yer üstü zenginliklerinin farkında olan, çevresel açıdan bilinçli bir halktır. Bilimsel ve teknik çalışmalardan uzak, halkın huzurunu ve kamu düzenini bozmaya yönelik bir tehlike söz konusudur. Buna halkımızın itibar etmeyeceğine inanıyoruz. Çevre Mühendisleri Odası, Greenpeace üyelerinin aldığı su numunelerini akredite olmuş laboratuvarda analiz ettirdiğini iddia ediyor, ancak bu laboratuvarın ismini veremiyor. Çevre ve Orman Bakanlığı ise ’Ben bu numuneleri alıyorum, analiz ettiriyorum’ diyerek, akredite olan laboratuvarın adını veriyor. Akredite olan laboratuvarın ismini veremeyen ve bu konuda provokatif açıklamalar yapanların ifadeleri halkımıza inandırıcı gelmiyor. Bunun ispat edilebilmesi için numunelerin şahitler huzurunda alınıp değerlendirilmesi lazım.” nuçlara göre, yıkılmanın ardından olay yerine incelemelere gelen uzman ekiplerin hazırladığı rapora göre, çevreye herhangi bir siyanürlü bulaşma olmamış, yıkılma sonucunda üç önemli önlem alınmıştır. İlk önce fabrikada üretim durdurulmuş, ocak ayında ODTÜ heyetinin barajda yaptığı incelemeler sonucu oluşturulan ve 9 Mayısta iletilen rapora göre, birinci set ve diğer yerlerdeki güçlendirme çalışmaları yapılmış. Şu andaki yırtılma sebebiyle çalışmaları hızlandırılarak, üçüncü önlem olan ’5’inci havuz’ projesi yüzde 90 oranında bitmiş ve fiili olarak çalıştırılmaya başlanacak. YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI YÖNETİM KURULU BAŞKANI PROF. DR. GÜVEN ÖNAL İSE, zellikle son dönemde gümüş fiyatlarının artması nedeniyle daha fazla üretim yapan firmanın, kapasiteden fazla atık çıkardığını ve atık havuzunun da taşıyamayacağı kadar yüklendiğini belirtti: Tesisten dışarıya siyanür sızıntısının meydana gelmesi için barajın en son kademesinin çökmesi gerektiğini söyledi. Önal “Oysa buradaki çökme Ö İÇME SUYUNA GERÇEKTEN SİYANÜR KARIŞTI MI? ETİ GÜMÜŞ BUNDAN SONRA NASIL HAREKET EDECEK? Köprüören köyündeki suya siyanür karıştı iddialarına cevap veren Genel Müdür Ergün Kılıç, “12 Mayıs’ta Köprüören’den alınan numunelerde devlet tarafından yapılan analizlerde sonuç 0,010 un altında elde edilmiştir. Türk Standartları’nda kabul edilen sudaki siyanür değeri litrede 0.050 miligramdır Buna göre suda siyanür oranı normal değerlerin bile çok çok altındadır. ( 5 kat daha az)” açıklamasında bulunduktan sonra kendi laboratuvarlarında da bu sonuçlara yakın sonuçları aldıklarını ve yanlış raporlara karşı da yasal haklarını arayacaklarını belirtti. Dünyadaki gümüş üretiminin yüzde 1,7’sini Eti Gümüş’ün karşıladığını belirten Kılıç, sadece geçe yıl 356 ton gümüş ürettiklerini, şu anda, bir ay boyunca üretimin durdurulması ile atık barajının iç kademelerinde, yani ara kademede yaşandı” diye konuştu. Önal, “Çevredeki sulara bulaşması söz konusu olamaz çünkü dışarıya sızma ya da akma yok. Bütün olay atık barajı alanında olmuş. ‘Şurada bu kadar siyanür var, dışarı sızdı’ şeklindeki açıklamalar tamamen spekülasyon, çevreye bir tehlike arz etmesi söz konusu değil’’ dedi. Prof. Dr. Güven Önal, siyanürün havaya karışması için belli şartların oluşması, yani havadaki hidrojen iyonu konsantrasyonunun çok düşmesi veya OH konsantrasyonunun artması gerektiğini ifade ederek, dolayısıyla havaya siyanür buharının çıkması işinin özel bir asit işlemi olduğunu, durup dururken havaya karışması gibi maliyetin 25 milyon dolar olduğunu, bununda ülkemiz için zarar olduğunu söyledi. Eti Gümüş A.Ş.’nin 2004 yılında özelleştirildiğini ifade eden Kılıç, yıllık üretimi 90 tondan 356 tona çıkardıklarını söyledi. Kılıç, 220 milyon dolar yatırım yapıldığını belirterek, “Türkiye’de 2004’te 265 ton gümüş ithalatı yapılırken, geçen yıl sadece 5 ton ithalat yapılmıştır. 2004’te çalışan sayımız 356 iken, şu anda 900’e yaklaşmıştır” dedi. RİSK DEĞERLENDİRMELERİ Sadece halka etkilere değil, aynı zamanda belirli bir sahadaki işçiler gibi tehlikeye maruz kalması en çok muhtemel kişilere etkilere de hitap eder. Sodyum siyanür briketlerinin tesise gelişi, boşaltılması, taşınması ve ambarlanması sırasında işçilerin siyanürle temas ihtimali bulunmaktadır. İşçilerin, havadan gelmesi muhtemel tehlikelere karşı solunum koruyu- bir olayın yaşanmayacağını bildirdi. Önal, ‘’Atık barajına gelen siyanür güneş ışınlarıyla bozuşuyor. Böylece sudaki siyanür oranı devamlı düşüyor’’ diye konuştu. Prof. Dr. Güven Önal, Eti Gümüş AŞ’nin 25 yıldır faaliyette olduğunu hatırlatarak ‘’Eğer son set çöküp de çevreye bu çamur ve siyanürlü sular gitseydi o zaman başkaydı. Ama şu anda hiçbir şekilde çevreyi etkileyecek bir şey yoktur, 25 yıldır nasılsa şimdi de öyledir’’ diye konuştu. Prof. Dr. Önal siyanürün altın aramada değil, üretiminde kullanıldığını, Türkiye’de kullanılan siyanürün yüzde 1’inin, yani yılda 3 bin tonunun madencilikte kullanıldığını ifade ederek şunları söyledi: ‘’Geri kalan 300 bin Özellikle son dönemde gümüş fiyatlarının artması nedeniyle daha fazla üretim yapan firmanın, kapasiteden fazla atık çıkardığını ve atık havuzunun da taşıyamayacağı kadar yüklendiğini belirtti cu teçhizat kullanmaları zorunludur. Söz konusu teçhizatın uyarlanması, kullanımı ve denenmesi şirket sağlık ve güvenlik prosedürleri içinde yer almaktadır. Modern maden işletmelerinde, HCN gazının bulunabileceği kapalı mekânlarda söz konusu gazın bulunması halinde alarm veren HCN gaz detektörleri vardır. İnsanların çoğu, sağlık için tehlikeli olabilecek konsantrasyonların altındaki hidrojen siyanür gazının kokusunun (acı badem kokusunu andıran) farkına varabilmektedirler. Zararlı maddeler sadece insanları değil ekolojik alıcıları da etkilerler. Madencilik ortamlarında üç ekolojik veya çevresel alıcı grubu kaygı konusudur: memeliler, sürüngenler ve amfibianlar; kuşlar; balıklar ve diğer ton siyanür elyaf sanayinden tutun da fotoğrafçılığa, metal sanayine, eczacılığa kadar çok sayıda alanda kullanılıyor. SİYANÜR BASINA YANSIDIĞI GİBİ TEHLİKELİ Mİ VE ÇEVRE BUNDAN ZARAR GÖRDÜ MÜ? Tüm yönleri ile siyanür irdelenirse, Gerek kimya sanayi ve gerekse madencilik sektöründeki sorumluluğunun bilincinde olan şirketler, siyanür kullanımından kaynaklanan zarar ve ziyanı önlemek için sıkı risk yönetimi sistemlerini kullanmaktadırlar. Madencilikle ilgili çözeltilerdeki siyanür, içindeki altın alındıktan sonra ya tesise geri gönderilmekte ya da imha edilmektedir. Siyanürün ortama salıverilme ihtimalini azaltmak ve önlemek için siyanürün kullanımı ile ilgili risklerin yönetimi, uygun mühendislik, dikkatli izleme ve iyi yönetim uygulamalarını gerektirmektedir. NÜKLEER SANTRAL Nükleer Santral Yakıtı Yozgat’tan TÜRKİYE’DE KURULMASI PLANLANAN NÜKLEER ENERJİ SANTRALLERİNİN YAKITI YOZGAT’TAN KARŞILANACAK. Türkiye’de iki ayrı yerde nükleer enerji santrali kurulmasının gündeme gelmesinden sonra önemi artan uranyum madeni için Sorgun ilçesinde rezerv araştırma çalışmaları başladı. MTA tarafından 1980’li yıllarda Mehmetbeyli, Temrezli ve Akkoluk köylerinde açılan 507 sondaj kuyusunda yeniden rezerv araştırmaları başlatıldı. T ürkiye’de belirlenen uranyum madeni rezervinin yarısının Sorgun ilçesinde bulduğu tahmin edilirken, Dur Madencilik MTA tarafından açılan sondaj kuyularında çalışmalarını sürdürüyor. Dur Madencilik Proje Müdürü Koray Kiriş, daha önce MTA tarafından yapılan araştırma ve açılan sondaj kuyularındaki verilerin doğrulunun tespiti için kendilerinin de sondaj yaptıklarını belirterek, “Geçen yıl başladığımız çalışmaları bu yıl da sürdürüyoruz. Bugüne kadar 32 sondaj yapıldı, veriler toplandı ve halen çalışmalarımız sürüyor” dedi. Türkiye’deki uranyum madeni rezervinin yarısının Sorgun ilçesinde olduğu tahmin edildiğini ifade eden Kiriş, “Sorgun ilçesinde yaklaşık 4 bin ton uranyum olduğu bilinmektedir. Biz de bunu kanıtlamak için çalışıyoruz. Yapılan çalışmalarla elde edilen veriler doğrultusunda doğaya zarar vermeden yerinde çıkarım yapılıp uranyum madeni çıkarılacak” ifadelerini kullandı. Uranyum madeninin Türkiye’de çıkartılmasının nükleer enerji santralleri kuruduğunda dışa bağımlılığı azaltacağına değinen Kiriş, “Sorgun ilçesinde yapılan araştırmalar tamamlandıktan sonra Şefaatli ilçesinde de bir çalışma ya- pılması planlanmaktadır. İnşallah umduğumuzun üzerinde bir uranyum rezervi ile karşılaşırız” diye konuştu. M TA M A D E N C İ L İ K M Ü Z E S İ K onu ile ilgili ayrıntıları, MTA, Anadolu Madencilik Tarihi Birim Yöneticisi Selma Kaya ile görüştük. Sorularımızı net ve bilgilendirici bir şekilde cevaplayan Selma Kaya ziyarete açılan bu müze hakkındaki açıklamalarının yanı sıra okuyucularımız için madencilik tarihi konusunda aydınlatıcı cevaplar verdi. Tabiat ve Madencilik Tarihi Müzesi Ziyaretçilere Açıldı MTA madencilik tarihi ile madenin ilk keşfinden günümüze kadar madenciliğin tarihsel gelişimini gözler önüne seren Müze 24 Mayıs 2011 tarihinde yeniden ziyaretçilere açıldı. Müzede, yer bilimlerinin tüm evrelerine ait her türde materyal bulunuyor. MTA’nın jeolojik, mineralojik, paleontolojik araştırma ve çalışmaların yanı sıra fakültelerin yer bilimleri ile ilgili bölümlerinin yaptığı bilimsel ve teknik araştırmalarda toplanan materyaller de teşhirde sergileniyor. MTA Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi’nde Türkiye’den ve Dünya’nın çeşitli yerlerinden yaklaşık olarak 2.000 adet mineral ve kayaç örneği ayrı bölümler halinde sergilenmektedir. Bunlar; Sistematik Mineraloji, Kayaçlar, EvaporitlerDekoratif Mineraller ve Süs taşları ile Türkiye Yeraltı Kaynakları Bölümü ve Türkiye Madencilik Tarihi Bölümlülerinden oluşmakta. MTA Genel Müdürlüğü’nün, maden araştırmaları sırasında ele geçen eski madenciliğe ait bulgular eski madencilik faaliyetleri bölümün oluşmasına neden olmuştur. Serginin önemi büyük ve sergilenen maden ve mineraller gerçekten etkileyici. Bu malzemeler nasıl biraraya getirildi ve çalışmalar sırasında kimlerle beraber çalışıldı, bu gibi konuları okuyucularımız mutlaka merak edecektir. Bu konu hakkında sizden bilgi alabilirmiyiz? Eserlerin büyük bir çoğunluğu, neredeyse yüzde 95’i MTA’nın arazi araştırmalarında elde edilen ve müzeye getirilen malzemelerdir. Bir kısmı yabancı müzelerden hediye olarak geldi ve değiş tokuş yoluyla getirildi. Bir kısmı da, özellikle mineraller, satın alma yoluyla müzeye kazandırıldı. Arkeolog olduğum için ağız alışkanlığından dolayı eser diyorum ama esasen bu malzemelere mineral, maden ya da örnek demek daha doğru olur. Bunlar, özellikle paleontolojik malzemenin çoğunluğu araştırmalar sırasında, kömür ararken, petrol ararken, yani tamamen jeolojik ortamlarda bulunmuş fosillerdir. Bu malzemeler ne zamandan beri toplanmaya başlamış ve toplanan malzemelerin sergilenmesine nasıl karar verilmiştir? 1935 ten beri toplanan ve depolarda biriktirilen malzemelerin sergilenmesi fikri geniş bir ufka sahip olan engin görüşlü Donemin Genel Müdürü Sadrettin Alpan’a ait ve onun girişimleri ile hayata geçirilen müzenin ilk kadın müdürü Amerika da eğitim almış olan Sehavet Mersinlioğludur. Burası yaz mevsimlerinde uzun sureler arazide çalışan MTA personeli için bir kampus olarak tasarlanmış ve farklı bir bakış acısıyla, çalışanlar araziye, yeşil alanlara alışıktır, burada kendilerini sıkışmış hissetmesinler diye düşünülerek özellikle geniş, yeşil bir mekan olarak yapılmış, kreşinden, dinlenme alanlarına gerçekten son derece rahat bir tesistir. Müze kurulduğundan beri bu kompleks içindemiydi? Evet, ama bu binada değildi. Önceden Genel Müdürlük binasının alt katında idi. Bina 2004 yılında açıldıktan sonra malzemenin çoğu buraya taşındı ama orada da hala belli başlı bazı parçalar duruyor. Müzenin ilk kuruluşunun oldukça güzel bir hikâyesi var. Nostaljik fotoğraflarımızın bulunduğu albümde de görülecektir. Müzenin ilk kuruluşu sırasında insanlar büyük bir heves ve özveri ile kümes telinden tuvalet kâğıdına kadar pek çok malzemeyi evlerinden getirerek bu müzeyi adeta yoktan var etmişler. Bu fedakârlık şimdiki kuşakta hiç olmayan bir şey olduğu için bu hikâye beni çok etkilemişti. O eski fotoğraflara baktığımızda insanların yüzlerinde başka türlü bir ışık, başka türlü bir heyecan var, artık olmayan bir şey bu. Müze ilk kurulduğunda o zamana kadar araştırmaları yapılmış ve bulunmuş olan mevcut malzemeler vardı ve onlar sergilenmeye başlandı. Ya şimdiki çalışmalarınızı nasıl yapıyorsunuz, yani arazi çalışmalarında karşılaştığınız bulgular hangi süreçlerle müzeye getiriliyor ve bununla ilgili bir ekip hazırladınız mı? Bizim arazi çalışmalarımız zaten projelerle yapılıyor. Jeoloji dairesi sürekli olarak jeolojik harita çıkarmaya yönelik projeler üzerinde çalışıyor. Yılın altı ayı arazide çalışma yapıyorlar. Bu çalışmalar sırasında bulunan bütün malzemeler derleniyor ve müzeye konulmaya değer malzemeler buraya getiriliyor. Zaten onların pek çok malzemesi de bizim depolarımızda muhafaza ediliyor. Tabii o malzemenin hepsini sergileyemiyoruz. Şu anda elimizdeki 100 binden fazla sayıdaki materyalin ancak 5 bin kadarı sergileniyor. M TA M A D E N C İ L İ K M Ü Z E S İ Tabiat Tarihi Müzesinin görme engelli vatandaşlarımız için hazırlanan bölümünde, görme engelli vatandaşlar sandıkların içinde sergilenen eserlere dokunarak tanıyabiliyorlar. Aynı zamanda eserler hakkında Braille (Görme engelliler için alfabe) alfabesi ile hazırlanmış bilgilere de ulaşabiliyorlar Peki, bu malzemeler sergilenirken dönemlere göre mi sınıflandırılıp düzenleniyor? Malzemeleri sergilemek için birçok bölüm oluşturuldu. Örneğin müzenin giriş katında meteor ve ay taşı gibi dünya dışından malzemelerin sergilendiği güneş sistemi bölümü var. Birinci katta omurgalı ve omurgasız fosillerin sergilendiği bölüm ile doldurulmuş hayvanların sergilendiği bir bölüm var. En üst katta da mineraller ve kayaçlar bölümü ile madencilik tarihi bölümü bulunuyor. Hangi dönemler olduğu da kronolojik bir düzenleme içerisinde ayrıca belirtiliyor. MTA Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi’nde Türkiye’den ve Dünya’nın çeşitli yerlerinden yaklaşık olarak 2.000 adet mineral ve kayaç örneği ayrı bölümler halinde sergilenmektedir. Bunlar; Sistematik Mineraloji, Kayaçlar, Evaporitler-Dekoratif Mineraller ve Süs taşları ile Türkiye Yeraltı Kaynakları bölümü ve Türkiye Madencilik Tarihi bölümlerinden oluşmaktadır. Müze bünyesinde maden konusunda eğitim çalışmaları yapılıyor mu? Bünyemizde eğitimi verilmek üzere planlanmış çeşitli çalışmalarımız var. Eğitim bölümünce hazırlanmış çocuklara yönelik bir eğitim mekânımız var Daha çok okul öncesi ve ilkokulun ilk dönemindeki çocuklara yönelik bir mekân. Burası çeşitli maket ve oyuncakların bulunduğu, çocukların boyama faaliyetleri yapabilecekleri, oyun oynarken öğrenebilecekleri bir alandır. Bunun dışında video ve film gösterimlerinin yapılacağı bir alanımız mevcut. Yeni dönemde bu alanları da faaliyete sokacağız. Şimdilik daha çok kişisel ziyaretleri kabul ediyoruz ama bu alanların faaliyete geçmesiyle grup ziyaretlerini de kabul edebileceğiz. Şimdilik özellikle çocuk ziyaretçilere bir rehberlik hizmeti veremiyoruz, daha çok öğretmenlerine düşüyor bu görev fakat önümüzdeki dönemde bu konuda da ilerleme kaydedeceğiz. Çeşitli eğitim programları hazırlamayı planlıyoruz. Çocukların ilgisini çekecek oyuncaklar, küçük eğlenceli bilgi kitapçıkları ya da kartpostallar gibi materyaller de hazırlıyoruz. Çocukların küçük alcı heykeller yaparak yanlarında götürebilecekleri bir alan ile maden bulmanın heyecanını yaşayabilecekleri bir kum havuzu alanımız da var. Müzede en fazla öne çıkan, en çok ilgi gören parça hangisidir? Bana göre buradaki en nadide ve en önemli örnek 13.000 yıl öncesine ait insan ayak izidir. 1985 yılında MTA’nın uranyum aramaları sırasında Manisa, Kula’da bulunmuş. Dünyada bu tür örnekten dört adet var ve bizdeki bunların en ilgincidir. Volkanik bir patlamanın ardından ya- ğan yağmur ile tüfler çamur haline geliyor, insan bu çamura basıyor ve ayak izi çıkıyor. Ardından volkan tekrar patlıyor ve bu izlerin üzeri lavlarla örtülüyor. Adeta fırında pişirilmiş seramik gibi bugüne kadar geliyor. Yani, jeolojik oluşumu bakımından dünyadaki en ilginç örnek bizde bulunmaktadır. Bunun dışında, Anadolu’nun dinozoru diyebileceğimiz ve en büyük kara memelisi olan Baluchiterium fosili müzemizde bulunuyor. Bununla ilgili hali hazırda yürüyen bir proje çalışmamız da var. Şu anda paleontolog arkadaşlar arazide araştırmalara devam ediyorlar ve bu Baluchiterium’un en büyük kemiklerini buldular. Bunların dışında, 3500 yıl öncesine ait Kahramanmaraş fili kalıntısı, 2002’de Adana Yumurtalık sahiline vurmuş olan 11 metre boyunda bir uzun balina, çeşitli endemik bitkiler, nesli tükenmekte olan kelaynak kuşu, caretta carettalar var müzede. Bana dünyanın en güzel mermeri olarak görünen muhteşem bir mermer örneği var. Dinozorun aslı yok ama en az aslı kadar ilginç birebir tıpkı kopyası var, Anadolu’da geçmişte kullanılmış paleontik aletler var. Prehistoria bölümünde çeşitli tablolar var ki bunlar, Kars Kağızman’daki asıllarının birebir kopyalarıdır. Asıllarının üzerleri zaman içinde doğal nedenlerle kapanmış. Bunların eskizleri 1965’lerde Işın Yalcınkaya hocamız tarafından yapılmış. Müzede daha önce madencilik tarihi bölümü yoktu. Hâlbuki uygarlıkların gelişimi acısından madencilik çok önemli bir faaliyettir. Biz de mutlaka böyle bir bölümümüz olması gerektiğini düşündük ve bu bölümü açtık. yapıldığını biliyoruz. Ama ilk işlenen maden bakır ve M.Ö. 2000’de Cayonu ve Elazığ Maden’de işlenmeye başlanıyor. Müzede bu işleme sürecinin canlandırması var. Bakırı önce döverek inceltiyorlar, vurdukça maden şekil alıyor fakat çok incelttiklerinde de kırılmalar, kopmalar başlıyor. Sonra ısıyla işlemeye başlıyorlar. Isıyla madene akışkanlık kazandırıyorlar, kalıp ve döküm devreye giriyor. Bunu daha sağlam ve dayanıklı hale getirmek için kalay katıyorlar. Bizim ‘Geçmişten Günümüze Anadolu Madenciliği’ adlı jeoarkeolojik bir projemiz var. Bu projeyi Bochum Bergbau Müzesiyle birlikte yürütüyoruz. Orada hocalık yapan ve madencilik üzerine çalışan Profesör Ünsal Yalcın ile birlikte araziye çıkıyoruz. Mesela Gümüşhacıköy’e gittik. Cürufların analizini yaparak ne kadar yüksek ısıda işlem yaptıklarını ve dolayısıyla ne kadar kaliteli maden elde ettiklerini tespit etmeye çalışıyoruz. Örneğin demiri işlerken oldukça yüksek ısılarda çalışmışlar, ısıyı korumak için fırınlar yapmışlar, içine kuvars katmışlar… Yani cürufların analiziyle pek çok bilgiye ulaşa MTA Tabiat Tarihi ve Madencilik Müzesi’de Türkiye’den ve Dünya’nın çeşitli yerlerinden yaklaşık olarak 2.000 adet mineral ve kayaç örneği ayrı bölümler halinde sergilenmek- Anadolu Coğrafyasında bilinen en eski madencilik faaliyeti ne zaman ve nerede yapılmış? M.Ö. 2000 yıllarına denk geliyor ama aslına bakarsanız bunun hazırlık aşamaları M.Ö. 4000-4500’lere kadar giriyor. Malzemeyi olduğu gibi kullanma prehistorik dönemlerde var, boncuk, olta, hamak ipi gibi materyallerin M TA M A D E N C İ L İ K M Ü Z E S İ biliyoruz. Bu çalışmalar üzerinden bir Türkiye envanteri oluşturmaya çalışıyoruz. Projenin amaçlarından biri de bu cüruflardaki malzemeleri tespit ederek tekrar ülke ekonomisine kazandırmak. Hatta bunun uygulaması da başlamış, örneğin Kastamonu Cozoğlu’ndaki cüruflardan değerli malzeme çıkarma işini Fransızlar almışlar. cevher zenginleştirmede kullanılan taş aletler var. Eski metalürjiye ait cüruflar da bulunmaktadır. Eski Metalürjiye ait buluntular konusunu daha ayrıntılı bir biçimde açıklayabilirmisiniz? Örneğin Cüruf nedir? Cüruf; Cevher içerisindeki metali ayırıp elde edebilmek için, cevherin ısıtılarak Tarih boyunca yapılan ergitilmesi sonucunda ortamaden işleme teknikleri ya çıkan odun kömürü, kül, hakkında araştırmalar silis ve cevher karışımından yaptınız mı? oluşan atıklardır. CüruflarElbette bunları da tespit etda izlenen ve bal peteğimeye çalışıyoruz. Mesela ne benzeyen gözenekler, M.O. 2000’li yıllarda kullanılan ahşap küreklerle tipo- Madenin bilinçli olarak alet ve silah yapımında kullanıl- cevherin ergitilmesindeki lojisiyle Osmanlı döneminde ması insanın en önemli buluşlarından birisidir. Böylece reaksiyon sırasında oluinsan hem yeni bir hammadde ile tanıştı hem de bu hamşan çeşitli gazların, açığa kullanılanların tipolojilerinin maddeyi işlemek için ilk defa ısıdan yararlandı. Bu yeni çıkan cüruflarda bıraktığı birbirinden farklı olduğunu yaratıcı buluşla toplumların gelişmesinde en önemli etşekillerdir. Eski Anadolu gördük. Madenlerin galeri kenlerden biri olan madenciliğin temeli atılmış. Metalürjisine ait en önemli içinden dışarıya çıkarılması merkezlerden biri Amasbazı yerlerde oluklar vasıtaya, Gümüşhacıköy Gümüş sıyla yapılmış ve o oluğun içihakkında genel bir bilgi aldık. ne girebilecek kürekler kullanılmış, kı- Madencilik Tarihi Bölümünü beldesindeki cüruf birikimleri, uzun rılmayı önlemek için ahşaplar genelde bize detaylı bir şekilde anlatabi- süreçli madenciliğin kalıntılarıdır. Yüz binlerce ton cüruf kurşun ergitmesiyle dikey kullanılmış. Bu küreklerin yapıl- lirmisinz? dığı ağaçların cinsini ve yaşını da tes- Bu bölümdeki asıl amacımız, adından oluşan atıklardır. Eski dönemlere ait pit ediyoruz, dolayısıyla o dönemdeki da anlaşılacağı gibi madenlerin ilk yüzlerce maden cürufu deposu vardır. bitki örtüsü konusunda da bulgulara bulunmasından ve işletilmeye başlan- Bu cüruf birikimleri bakır, kurşun, güulaşmış oluyoruz. Tane iriliğini belirle- masından beri süregelen teknik an- müş ve demir metalürjisine ait kalınmek için neler yapıldığı, ne tur taşıma lamdaki gelişmelerin araştırmalarını tılardır. Halit (Kaya Tuzu) NaCI, Jips kapları ve potalar kullanıldığı gibi so- yapmak ve bulunan örnekleri sergile- CaSO42H2O, Kolemanit Ca2B6Orulara da yanıtlar bulmaya çalışıyoruz. mektir. Maden araştırmaları sırasında 115H2O, Kuvars SiO2, Obsidiyen evaTabii bu araştırma faaliyetlerinde esas ele geçen eski bulgular kronolojik dü- poritler, dekoratif mineraller ve süsolarak laboratuar olanakları gibi kü- zenlemeleri ile bilgilendirilerek 164 ör- taşları örnekleridir. tüphane gibi işin mutfağı diyebilece- nek sergilenmekte ve bakır madeninin ğimiz kısım son derece önemli. Elbette nasıl işlendiğini gösteren canlandırma Biraz da Osmanlı Döneminde yapılan madencilik hakkında bizi sunum ve görünüm de çok önemli ama bulunmaktadır. bilgilendirebilirmisiniz? mutfak iyi olmazsa sunum ve gösterim de kötü olur. Bu anlamda, MTA’nın Bu bölümde sergilenen malzeme- Osmanlı’da son derece gelişmiş bir kütüphanesi son derece zengin özel- lerden örnekler verebilirmisiniz? madencilik faaliyeti var. Genelde gaylikle jeoloji konusunda bulamayacağı- Meşale ve kandiller gibi basit aydınlat- rimüslim nüfusun bu işle ilgilendiğini nız eser yok,1600’lü 1800’lu yıllara ait ma araçlarının yanı sıra, çabuk kırıl- görüyoruz. Osmanlıda bulunan madenlerin kaynaklar bile bulunabiliyor. Labora- mayan ahşaptan yapılmış madenci kütuar konusunda da İstanbul Üniversi- rekleri, madenci kazmaları ve cevher toprak sahibinde kalması ilkesi vardı. tesinin laboratuarlarıyla çalışmak için taşıma tekneleri bulunmuştur. Günü- Anadolu ya da Rumeli’de maden bugirişimlerimiz sürüyor. müzde kullanılan kırıcıların yerine Yü- lunduğu öğrenilince maden incelenir, zeyden toplanan veya yer altı maden- işletmeye değer ise işletmeye açılmasıGelelim madencilik tarihi bö- ciliğinden elde edilen metalik maden na karar verilirdi. lümüne... Şimdiye kadar müze cevherinin metalürjiye hazırlanması, Madencilik Tarihi Vitrinlerinde Sergilenen Örneklerden Bazıları >>> AYDINLATMA ARAÇLARI T arihsel gelişim içinde, aydınlatma araçlarının, ihtiyaçlar doğrultusunda, gözlem ve deneylerle, yani deneme yanılma yöntemiyle geliştiği düşünülmektedir. Böylece en basit aydınlatma aracı olan meşaleden sonra karşımıza kandiller çıkar. Kandil kullanımı Erken Paleolitik Çağa kadar inmektedir. Bu dönemin kandilleri taştan yapılmıştır. M.Ö. 8000-6000 lerde ise deniz kabukları da kandil olarak kullanılmıştır. Pişmiş toprak kandiller, erken dönemlerde elle şekillendirilmişlerdir. Çömlekçi çarkının bulunmasıyla çark yapımı kandiller görülmeye başlanmış ve M.Ö. 6. yy.dan sonra çarkla kandil yapımı yaygınlaşmıştır. Zaman içerisinde bu araçlar yerlerini modern madenci lambalarına bırakmışlardır >>> ESKİ MADEN ARAÇ VE GEREÇLERİ KANDİL - DÖNEM: 14. yy. Selçuklu kurşun çinko antik madengalerisi içiden bulunmuştur Görgü Köyü-Yeşilyurt-Malatya E ski yer altı maden galerilerinde, ahsaptan yapılmış madenci kürekleri, madenci kazmaları ve cevher taşıma tekneleri ele geçmiştir. Antik madenci küreklerinde, ağacın yaş halkaları küreklerde enine gelecek şekildeoyularak-yontularak yapıldığı gözlenmiştir. KANDİL - DÖNEM: Osmanlı Dönemi 18-19. yy. Suluca Ova Köyü-Tekneli Çamardı-Niğde >>> ESKİ CEVHER ZENGİNLEŞTİRME ALETLERİ Y üzeyden toplanan veya yer altı madenciliğinden elde edilen metalik maden cevherinin metalurjiye hazırlanması, cevher zenginleştirmede kullanılan taş aletler sayesinde olmuştur. Cevherin içerisindeki metal içeren minerali, metalsiz kısmından ayırıp metalürjiye hazır duruma ge- KIRMA ALETLERİ: (havan-el taşı-öğütme aleti) Antik maden galerisi girişinde insitu durumda bulunmuştur. DÖNEM : M.S.2.yy. Aktepe Madeni Gümüşköy-Kütahya tiren işlemler topluluğuna “cevher zenginleştirme” denir, Eski Anadolu madencilerine ait çok sayıda ele geçen taş havanlar ile el taşlarından olan aletler, kırma-ezme ve öğütmede kullanılan taş aletler, günümüz tesislerinde kullanılan kırıcıların prototipi sayılırlar. CEVHER ZENGİNLEŞTİRME TAŞI: Göltepe mevkii-Celaller Çamardı-Niğde Üzerinde altı adet çukur bulunmaktadır. Cevher kırma ve öğütme işleminde kullanılmıştır. Aktepe Madeni Gümüşköy-Kütahya AHŞAP MADENCİ KÜREĞİ DÖNEM: 19.yy. Maden-Elazığ Sarıçam (Pinus Silvestris)’ ağacından oyularak yapılmıştır. Ezik zonda bulunan ufalanmış cevher için kullanıldığı düşünülmektedir. AHŞAP MADENCİ KÜREĞİ DÖNEM: M.S. 836±70 LOKASYON : Sulucadere Mevkii Bolkardağ-Niğde Karaçam (Pinus nigra Arnold) ağacından yapılmıştır. Eski maden galerisinde bulunmuştur. M TA M A D E N C İ L İ K M Ü Z E S İ Metalurjinin Doğuşu Y eryüzünde bulunan metalik ve diğer hammaddelerle eski çağ insanlarının ilk uğraşları ve sonradan yarattıkları teknoloji daha çok tesadüfen ve deneysel olarak kazanılmış bir olgudur. Bu olgu ateşle başlamış olmalıdır. Eski çağ insanlarının ateşe olan hakimiyeti paleolitik devirlerden itibaren başlamıştır. Çanak çömleksiz dönemlerde nabit bakır ısıtılarak,dövülerek şekillendirilmiştir. Daha sonra seramik üretiminin getirdiği uzun de- İSİM : KÜLÇE DÖKÜM KALIBI DÖNEM : 19.yy. Osmanlı Dönemi Gümüş Bucağı-Gümüşhacıköy- Amasya Demirden yapılmış, 66kg. ağırlığında cürufların üst seviyesinden bulunmuştur. Üç farklı ağırlıkta döküm yapılmıştır. neyimler sonunda cevherden metal ergitilmeye başlanmıştır. Ergitmesi yapılan ilk metalik maden,bakırdı. Zengin ve çeşitli maden kaynaklarına sahip Anadolu’da, bakır madenlerinin işletilerek bakır cevherlerinin ergitilmesi sonucunda elde edilen bakır külçelerin, yeniden döküm yoluyla işlenmesi ya da çeşitli alaşımlar yapılarak, çağın teknik koşullarına göre, gereksinimi karşılayacak materyallerin üretiminde kullanılmış olmaları, binlerce yıl öncesine değin uzanmaktadır ÜFLEC DÖNEM : M.Ö. 1887 Subaşı Mevkii-Büklüce köyü Merzifon-Amasya >>> ESKİ METALURJİYE AİT BULGULAR C üruf; Cevher içerisindeki metali ayırıp elde edebilmek için, cevherin ısıtılarak ergitilmesi sonucunda ortaya çıkan odun kömürü, kül, silis ve cevher karışımından oluşan atıklardır. Cüruflarda izlenen ve bal peteğine benzeyen gözenekler, cevherin ergitilmesindeki reaksiyon sırasında oluşan çeşitli gazların, açığa çıkan cüruflarda bıraktığı şekillerdir. Eski Anadolu Metalurjisine ait en önemli merkezlerden biri Amasya, Gümüşhacıköy Gümüş beldesindeki cüruf birikimleri, uzun süreçli madenciliğin kalıntılarıdır. Yüzbinlerce ton cüruf kurşun ergitmesiyle oluşan atıklardır. Eski dönemlere ait yüzlerce maden cürufu deposu vardır. Bu cüruf birikimleri bakır,kurşun, gümüş ve demir metalürjisine ait kalıntılardır. KURŞUN CÜRUFU DÖNEM : M.Ö.1.bin Gümüşbucağı Mevkii Gümüşhacıköy-Amasya BAKIR CÜRUFLU FIRIN TABANI DÖNEM : M.Ö. 539 - M.S. 85 Subaşı Mevkii-Büklüce Köyü Merzifon-Amasya 14. BALKAN CEVHER HAZIRLAMA KONGRESİ 14. Balkan Cevher Hazırlama Kongresi ve Teknik İnceleme Gezisi 14.BALKAN CEVHER HAZIRLAMA KONGRESİ BOSNA-HERSEK TUZLA KENTİNDE 14-15 HAZİRAN TARİHLERİ ARASINDA GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR. >>> 90 bildirinin sunulduğu kongreye kayıtlı olarak 120 katılım oldu. Katılımda 40 kişi ve bu civarda da bildiri ile Türkiye en başta yer aldı. Türkiye’yi, Bulgaristan, Sırbistan, Bosna-Hersek, Arnavutluk, ABD, Rusya, Almanya, Romanya, Güney Afrika, Çek Cumhuriyeti v.s. gibi ülkeler izledi. Kongre sonrası Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın düzenlediği Teknik İnceleme Gezisi, 28 kişinin katılımı ile, Bosna-Hersek’te, tuz ve kömür madenleri ile Termik santral ziyareti, Sırbistan’da bakır maden ve tesis ziyaretleri ile devam edildi. Y üzyıllardır önemli bir tuz madeni olarak çalışan Tuzla madeni günümüzde çözelti madenciliği yöntemi ile üretim yapmaktadır. Çapı 250 mm, olan kuyuda iç içe iki boru bulunmaktadır. İçte bulunan borudan su basılmakta, dıştaki borudan ise, tuzlu su alınmaktadır. Çözeltideki tuz miktarı 320-360 g/lt’dir. Çözelti fabrikaya, 30 km uzunluğunda ki boru hattı ile gönderilmektedir. Yıllık üretim 1.5 milyon ton’dur. Üretilen tuz, iç tüketimde kullanılmakta ve ihraç edilmektedir. 800 mw gücündeki kömür yakan enerji santralı ziyaret edilmiştir. İnceleme sırasında santralde çevrim verimini arttırmak üzere yapılan rehabilitasyon çalışmalar dikkat çekmiştir. Bosna-Hersek kömür rezervleri 3 milyar ton olup, yıllık üretim 3 milyon ton civarındadır. Kömürler, linyit türünde olup ortalama ısıl değerleri 4.200 kkal/kg ve kükürt içeriği % 1’in altındadır. Üretilen kömürün % 90’ı enerji santrallerinde yakıt olarak kullanılmaktadır. Kömür üretimi açık ocak ve yer altı olarak yapılmakta olup, üretim ve zenginleştirmede oldukça geri, eski teknolojilerin kullanıldığı görülmüştür. Sırbistan’ın doğusundaki Bor şehrinde yer alan Veliki Krivilej bakır madeni, açık ocak yöntemi ile üretilmekte, cevher % 0.2 cu içermektedir. Yıllık üretim 8.500.000 ton olup, flotasyon tesisinde, 24.000 ton/gün cevher işletilmektedir. Bor dolum izabe tesisinde 30.000 ton/yıl bakır, 1 ton/yıl altın üretilmektedir. 30.000 ton bakırın 22.000 tonu bordan, 8.000 tonu ise Maydanpek’den sağlanmaktadır. Tesislerde, rehabilitasyon devam etmekte olup, izabe de flash sistemine geçilmek üzere, yatırım planlanmaktadır. ETİ BAKIR K AT O T B A K I R I Eti Bakır Cumhuriyet Tarihinde Bir İlke İmza Attı... E ti bakır yılda 750 milyon dolar ithalat yapılan katot bakırı, üreterek bu üretimdeki dışa bağımlılığımızı sona erdiriyor. Küre Kastamonu ve Murgul Artvin tesislerinde bakır madenciliği işletmeciliği, Samsun’daki tesislerde de bakır izabe fabrikaları işletmeciliği yapan Eti Bakır’ın 2004 yılında özelleştirilerek Cengiz Holding bünyesine girmesinden sonra yapılan ilave yatırımlarla hamle niteliğindeki Katot Bakır üretimi artık ithalata son verecek. 43 yıl önce kamu işletmesi olarak kurulan Eti Bakır şu anda modern bir elektroliz tesisi kurarak yıllık 75 bin ton kapasiteli katot üretimi için kolları sıvadı. Samsun İzabe Tesislerine Konsantre Bakır temin eden tesisin 30 milyon dolarlık yatırımıyla katot bakır üretiminde artık rahat bir nefes alacak. ECE ŞAHİN’İN HABERİ KATOT BAKIR’DA %90 DIŞA BAĞIMLI OLAN TÜRKİYE’DE 500 BİN TON KATOT BAKIR TÜKETİRKEN 150 BİN TON KATOT BAKIR ÜRETİYOR 39 yıldan bu yana bakır sektöründe görev yapan Eti Bakır İşletme Müdürü Ahmet Özden, yüzde 90 yurt dışından ithal edilen bu metalin bu günkü LME değeriyle yaklaşık 750 milyon doların yurt dışına gitmesinin engelleneceğini belirtti. “Öncelikli hedefimiz yurt içi. Ancak, ihracata da lojistik maliyetler ölçüsünde sıcak bakıyoruz” diyen Özden cevherden üretim gerçekleştiren ilk firma olduklarını kaydetti. Özelleştirme sürecinden sonraki yaşanan gelişmelerin olumlu ve gurur verici olduğunu belirten Ahmet Özden, şirketin özelleştirmeden önce yılı 28 milyon lira zararla kapattığını ama şimdi üretimin artan bir şekilde ilerlediğini açıkladı. “Üretim, özelleştirildikten sonra 45-50 bin ton bakır üretecek duruma geldi. Hızla yenilenme ve modernleşme çalışmaları gerçekleştirildi. Kendi elemanlarımızın bilgi ve çabalarıyla, 30 milyon dolarlık ilave yatırımla elektroliz tesisleri kuruldu. Eğer bu yatırımı yabancılar yapsaydı, inanın bunun maliyeti 70-80 milyon doları bulurdu. Gerek bakırda gerekse yan ürün sülfürik asidin üretim bazında büyük aşama kaydettik. Günde 300-350 ton asist yaparken bunu 800 tona çıkardık” dedi. Çevreye Yönelik Çalışmaları Olan Tesis, Baca Gazlarını Arıtarak Gübre Elde Etmeyi De Planlıyor. Tüvenan Bakır Cevheri, Bakır Konsantresi, Pirit Konsantresi, katot bakır üreten tesis bu yatırımların yanında anot üretimi kurmuş durumda ve günde 140 ton anot üretilmektedir. Son 7 yıllık süreç içerisinde, izabe, asit ve özellikle çevreye yönelik yapılan yatırımların tutarı 50 milyon dolar iken Cengiz Holding’in sadece Samsun bakır tesislerine yaptığı toplam yatırımın 80 milyon doları bulduğunu kaydeden Özden, “Tesisler ayağa kalktı, dünya ölçeğinde bir tesis haline gelecek. Önümüzdeki süreçte ise, baca gazlarının arıtılması ve asidin değerlendirilmesi ile yılda 250 bin ton amonyum sülfat gübresi üretilmeyi planlıyoruz” dedi. TÜRKİYE’DE İŞ ADAMLARI GENEL PROFİLİNDE BİR İYİLEŞME VAR VE YENİ NESİL ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYUYOR Eti Bakır İşletmeleri Genel Müdürü Ahmet özden Türk iş adamlarının profilinde genel bir iyileşme olduğunu ve başarılı sanayicilerin temelinde mutlaka madenciliğin bulunduğunun altını çizdi. Dünya genelinde de durumun böyle olduğunu ABD, Almanya ve Japonya’daki önemli sanayicilerinin hepsinin metalden diğer endüstriyel kollara, sonra otomobil, buzdolabı gibi üretim çeşitlerine sıçradıklarını ve temellerinin madencilikten geldiğini belirtti. Ülkemizde ise durum tamamen farklı gelişmiştir. Öncelikle ticaret yapılmış daha sonra da imalata geçilmiş. Fakat son 20–30 yıldaki sanayileşmedeki nesil madencilik üzerine daha fazla yoğunlaşmışlardır. Klasik bir laf var ‘elini taşın altına koymak’ diye. Bence yeni nesil ellerinin haricinde, gövdelerini de taşın altına koyuyor. Bu da övünülecek bir durum. Geleceğe daha güvenli bakmamızı sağlıyor” değerlendirmesini yapıyor. D Ü N YA M A D E N C İ L İ K K O N G R E S İ ANILAR Doç.Dr. SADRETTİN ALPAN RIFAT KONT WMC Türk Milli Komitesi Başkanı TÜRKİYE DÜNYA MADENCİLİĞİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK... Dünya Madencilik Kongresi’nin 22 ncisi, 11-16 Eylül 2011 tarihlerinde İstanbul’da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonlarında gerçekleştirilecek. D ünya Madencilik Kongresi’ nin 22 ncisi, 11-16 Eylül 2011 tarihlerinde İstanbul’ da Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Salonlarında gerçekleştirilecek. Türkiye 22. Dünya Madencilik Kongresi nedeniyle 60 ülkeye ev sahipliği yapacak. Madencilikteki gelişmelerin ele alınacağı kongrede özellikle 2003 yılından bu yana enerji ve metal fiyatlarında yaşanan fiyat artışlarının nedenleri ve madencilikte bozulan arz-talep dengesinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin ekonomileri üzerinde yaratacağı etkiler kongreye katılacak uzmanlarca ele alınacaktır. Önümüzdeki yıllarda enerji ve metal fiyatlarındaki artış eğiliminin devam edeceği tahmin edilmektedir. Yükse fiyat artışlarına rağmen bu gün için parası olan ülkeler petrol veya doğalgaz temin edebilmektedirler, ancak önümüzdeki süreçte paranız olsa bile enerji temininde ciddi sıkıntıların yaşanabileceği bir döneme girildiğini görüyoruz. Türkiye hızla artan enerji, hammadde ve ara mal ihtiyacını kendi kaynaklarından karşılamakta yetersiz kaldığı için, bu alanda her geçen yıl daha fazla dışa bağımlı hale gelmektedir. Sanayimizin enerji, hammadde ve ara mal ihtiyacını kendi kaynaklarımızdan sağlanabilmesi için ülkemizde madencilik yatırımlarının arttırılması gerekmektedir. Türkiye’deki Madencilik yatırımlarına baktığımızda sanayimizin ihtiyaçını karşılamaktan çok uzakta olduğu görülmektedir. Kullandığımız enerji, maden ve mineralleri her yıl artan ölçülerde daha fazla bedel ödeyerek ithal etmek yerine, MTA’yı güçlendirerek maden arama ve işletme faaliyetlerini teşvik ederek kendi yeraltı zenginliklerimizden karşılayabiliriz. Kendi coğrafyamızın ve kıta sahanlığımızın derinliklerinde gömülü yeraltı zenginliklerini araştırmak için harcadığımız para (risk sermayesi) ve keşfedilen yeraltı zenginliklerini üretime dönüştürmemiz ne kadar artarsa enerji, hammmadde, ara mal ithalatımız da o oranda azalacaktır.. Öğrencilik Yılları Hatıralarım... Mesleğimde 63 yılı tamamladıktan sonra öğrenci ve yeni mezun genç meslektaşlarıma belki faydalı olur düşüncesi ile bazı madencilik hayatımın hatıralarını yazmaya karar verdim. Hatıralarımın bir kısmı “Hizmet Biter Mi?” başlıklı kitabımda ve başka yerlerde basılmış olmasına karşılık birçok genç meslektaşlarım için ilk olabileceğini düşündüm. Corwall-Geevor Kalay Madeni(1945) 1942 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü Genel Direktörlüğü (MTA)’nın açtığı Devlet İmtihanını kazanarak 6 öğrenci 1943 yılında harp içerisinde İngiltere ye gönderildik. 6 öğrenciden birisi Münir Tanyeloğlu(Eski Etibank Genel Müdürü) elektrik Mühendisliğine geçti Mancheste’a gitti. Öğrencilerden biri geri döndü. Dördümüz: Prof.Dr. Zeki Doğan, Prof. Dr. Mehmet Dizioğlu, Senih Gürel ve Ben 1944 yılında Birmingham Üniversitesinde Maden Mühendisliği eğitimine başladık. İlk yılsonu 1945’de staj için Cornwall’a gönderildik. Mehmet Dizioğlu ve Zeki Doğan Penzance şehrinin doğusunda South Crofty Kalay madenine, Senih Gürel ve Ben Penzance şehrinin kuzeyinde Geevor kalay madeninde çalışmaya başladık. Bu madenler iptidai zor şartlar altında çalışmak lazım dediler. Senih Gürel ve Ben maden ocağına otobüsle takriben bir saatte gidip hemen elbisemizi değiştirip sabahleyin saat 05.00’te kuyu başında oluyorduk. Gecikirsek kuyuya indirmiyorlar. İnsan yerine maden çıkarıyorlardı. Bu nedenle her gece saat:03.00’de kalkıyorduk. Sabah 05.00’te bizi yeraltına indiriyorlardı. Saat: 14.00’e kadar yeraltında çalıştıktan sonra yukarıya çıkıyor temizleniyor üstümüzü değiştirip otobüsle evimize gelinceye kadar Saat:17.00 oluyordu. Saat:18.00’de ev sahibi bize yemek veriyordu. Saat: 21.00 civarında yatıyorduk. Gece yarısından sonra 03.00’de kalktığımıza göre her gece 6 saat uyuyorduk. Galeriler karanlık ve asitli çamur içerisinde kilometrelerle yürüyüş yaparak çalışmaya başladık. Saat:10-10.30 arası yemek zamanı, yeraltına inmeden evvel sipariş ettiğimiz “Gornısh Pastry” takriben 15 cm uzunluğunda kayık şeklinde içi et dolu ekmek geliyor. Yemek tatilinde şapkalardaki lambalar sönüyor, her yer karanlık, çamur içinde oturup Biz Cornısh Pastry’mizi, işçilerde getirdikleri yiyecekleri yiyorlar. Her taraf karanlık ve sessizlik içerisinde yarım saat sonra maden şapkalarındaki lambalar yakılıyor ve faaliyet başlıyor. Senih maden ocağının bir yerinde ben başka bir tarafta çalışıyoruz. Bir gün ayna’da delik açıp dinamit, kapsül ve fitili takip ateşliyoruz, kırılan cevheri vagonlara doldurup iterek bir yere taşıyor ve boşluğa boşaltıp dönüyoruz. Başka bir gün merdiven şeklinde basamaklarda delik açıp dinamit, kapsül ve fitili takıp ateşleyerek basamaklardan çıkıp galeriye çıkıyor ve koşup kaçıyoruz. Cevher parçalanınca gürültüyle bir boşluğa dökülüyor, basamaklarda çalışırken ayak bir kayarsa boşluğa yuvarlanıp düşme tehlikesi var. İşçi bana heyecanlanma kâfi zaman var dikkatli çık basamakları diyor. Bir defasında ayağım kaydı işçi hemen kolumdan yakaladı çekti. Diğer bir gün tavan’a 10 metrelik bacalar açıyoruz. Tavana demir zincir merdivenlere çıkıp bir platform üzerine çıkarak tavanda delikler açıp çalışarak tavana açıp dinamit kapsül ve fitili takıp ateşliyor ve acele zincir merdivenle inip galeriye girip kaçıyoruz. İşçi korkma fitilleri daha uzun ayarlıyorum, Vaktimiz var. Tavan üstümüze göçmeden inip kaçabiliriz diyor. Bazen kuyu açıyoruz., bu defa , kuyu tabanında delikleri açıp ateşledikten sonra zincirli merdivenle tırmanıp yukarı galeriye çıkıyor ve ka- Bir ay daha maden ocaklarında staçıyoruz. jımıza devam ettik. Bu arada cevher Kısacası karanlık asitli çamur içeri- yeryüzüne çıkarıldıktan sonra ne olusinde, delikleri açarken toz içerisinde, yor öğrenmek istedik ve yeryüzünde dinamitleri ateşledikten sonra kaçmak de birkaç gün çalıştık. Cevherin sırası çok zor fakat heyecanlı farklı ilginç bir ile kırıldığını, ögütüldüğünü, flotasyon hayat. İlk günlerin birinde Senih ile dahil çeşitli metotlarla zenginleştirilbana dinamit ve kapsül kutularını ver- diğini gördük. Artık kendimize göre diler galeride çalışan işçilere götürün cevherin yeraltında nasıl işletiliyor, dediler. Elimizde kapsüller ve dinamit yeryüzüne çıkartılıyor, zenginleştiriligaleride karanlık içinde biraz yürüdük. yor anladık. Aniden karşımıza birisi çıktı bize “Ne Üniversiteye dönen her öğrenci staj bunlar siz nasıl dinamit ve kapsülle- esnasında neler öğrendiğini şekiller ile ri beraber taşırsınız, siz kimsiniz diye beraber bir rapor hazırlayarak vermekızgın kızgın bağırdı. O bir “Mine ye mecbur idi. Senih Gürel’in resim Safety Inspector”ü yani Güvenlik Mü- kabiliyeti çok iyi idi, Onun hazırladığı fettişi imiş. Gelip madenleri kontrol rapor maden bölümünün bütün sınıfederlermiş. Tam da bize rastladı. Biz ları arasında en iyi olarak seçildi. Bu de “Öğrenciyiz, yeni staja geldik” de- da bizim maden işletme konusunu iyi yince “ Bu yaptığınız yasak, bu defa sizi anladığımızı gösterdi. Geevor kalay affediyorum bir daha madeninde çalışıryaparsanız sizi burada ken Mayıs 1945’te Geevor Kalay madeçalıştırmam dedi. Biz de bir gün sabahleyin ninde yaptığımız çahayatımızın ilk maden saat: 10 civarında lışma neticesi olarak herkes yeryüzüne çıemniyeti dersini almış olduk. kacak bu gün çalışma ben madencilik ne Akşamları evde ye- kadar zor ve ne kadar yok dediler. 2.200 mekten sonra 19-21 tehlikeli olursa olsun ft (takriben 700m) arası gözlerimiz kapanderinlikte yer altı daha madeni ilk defa karanlığından yermaya başlayıncaya kadar, hayatımız ilk defa görmeme rağmen ma- yüzüne çıktık. Bize gördüğümüz bir maden Almanların teslim denciliği sevdim. ocağında henüz maden olduğunu Avrupa’da işletme derslerini almaharbin bittiğini VEdan galeri, kuyu baca ve basamaklar- ay Vıctory Over Europe (zafer günü) da yapılan çalışmalar, kırılan cevherin ilan edilmiş ve kutlamalar başlamış. vagonlarla bir dökülmesini konuşup Tabii Bizde sevindik “Bu gün Cornısh bu faaliyetlerin birbiri ile ilgisi ne, iş- Pastry’imizi karanlık galeride değil letmenin hangi safhası, boşluga dö- yeryüzünde temiz havada yiyeceğiz külen cevher ne oluyor, cevher nasıl diye düşündük, sevindik. Dağ başında toparlanıp yeryüzüne çıkartılıyor an- Atlas Okyanusuna bakarak Cornısh lamaya çalışıyor, bağlantı kurup ma- Pastry’mizi yemeğe başladık. Bir de ne den işletme metodunu çözmek için görelim harp zamanı ekmeğin içine etaramızda tartışıyorduk. Biz işçilerle ten başka her şey sinir yağ koymuşlar. çalışıyoruz, yöneticiler bize hiçbir bilgi İştahımızı hemen kaybettik. Karanlıkta vermiyorlar. Bir aylık bir çalışmadan zevkle yediğimiz Cornısh Pastry’i attık sonra diğer madende çalışan Zeki Do- ve bir daha da yemedik. Geevor Kalay ğan ve Mehmet Dizioğlu ile bir Pazar madeninde yaptığımız çalışma neticegünü buluşup görüşmeye karar verdik. si olarak ben madencilik ne kadar zor Penzance7da dört arkadaş buluştuk. ve ne kadar tehlikeli olursa olsun daha Her birimiz görüşlerimizi bildirerek madeni ilk defa görmeme rağmen maetraflıca konuştuk. Neticede maden denciliği sevdim. Bütün hayatımca mühendislini beğendiğimizi, çalışma- sevdim hala da seviyorum. Yer altına ya devam edeceğimizi ve mesleğimizi inince zevk alıyorum. İşte madencili değiştirmeye teşebbüs etmemeye ka- ve madencileri sevmek böyle o zaman rar verdik. başladı ve böylece devam ediyor. SON RESİM N E Ş E Ö N A L’ I N A N I S I N A “SON RESİM” RESSAM VE HEYKELTRAŞ NEŞ’E ÖNAL ANISINA RESİM SERGİSİ DÜZENLENDİ Madencilik sektörünün sembolü, “MADENCİ HEYKELİ” de eserleri arasında yer alan , Neş’e önal Anısına, 20-24 Haziran tarihleri arasında Macka Milli Reasurans Sanat Galerisinde “Son Resim“ Resim Sergisi Düzenlendi. NEŞ’E ÖNAL KİMDİR? Neş’e Önal, 16 Haziran 1941 yılında İstanbul’da doğdu. Öğrenimini Işık Lisesi ve Notre Dame de Sion’da tamamladı. 1968 yılında Güven Önal ile evlendi. İTÜ Maden Fakültesi öğretim üyesi ve halen Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Başkanlığını yürütmekte olan Prof. Dr. Güven Önal’ın, İTÜ Vakfı Genel Sekreterliğini yaptığı dönemde, İTÜ Vakfı Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi’nin 1988 yılında ilk temellerinin atılmasında ve kuruluşunda rol oynayarak, 23 yıl boyunca üye sıfatı ile gönüllü ve özverili desteğini sürdürdü. Bu çerçevede, temel amacı İTÜ öğrencilerinin barınma ve eğitim sorunlarına çözüm için destek sağlamak olan Komite’nin, Kız Öğrenci Yurdu Organizasyon Komitesi, Defile Düzenleme Komitesi, Konser Organizasyon Komitesi ve Resim Sergisi Organizasyon Komitesi’nde görev aldı. Diğer taraftan, 20 yılı aşkın süredir sanatsal çalışmalar yürüten Neş’e Önal, çamur ve form üzerine seramik atölyelerinde ve meslek okullarında çalışmalar yaptı. Heykeltıraş Şermin Güner’den uzun yıllar desen ve heykel dersleri alarak, bu süre zarfında çok sayıda eser üretti. Madencilik sektöründe verilmekte olan en önemli ödüllerden Türkiye Madencilik Ödülü’nü somutlaştırdığı “Madenci Heykeli” de Önal’ın eserleri arasında yer alıyor. Genellikle figüratif formlardan oluşan heykel çalışmaları İMKB, Taksim Sanat Galerisi, Ankara Atatürk Kültür Merkezi’nde ve İTÜ Mustafa İnan Kütüphanesi’nde sergilendi. Sanatsal çalışmalarını 2002’den itibaren İTÜ Vakfı Sosyal ve Kültürel Hizmetler Komitesi bünyesinde eğitmen ve ressam Sevgi Kadıoğlu ile yürütmeye başlayan Neş’e Önal, bu süreçte peyzaj, natürmort ve soyut resim çalışmaları da yaptı. Resim çalışmaları farklı yıllarda İTÜ Vakfı Sosyal Tesisleri ile İTÜ Vakfı Vakıftepe’de açılan karma sergilerde yer aldı. İki erkek çocuk ve iki erkek torun sahibi Neş’e Önal, 5 Nisan 2011’de aramızdan ayrıldı. .................................................................................................................................................................................................................................................................................................. MAKALE M Mehmet UTKAN İstanbul Üniversitesi Maden Mühendisliği Kulübü Başkanı ühendislik hedeflenen üretimin günün ekonomik koşulları altında minimum riskle optimum kalitede ve maksimum kazanç sağlayacak şekilde tasarlanmasıdır. Bir üretim sisteminin bu özelliklere sahip olması da o sistemin önce iyi bir proje hazırlama ve daha sonra iyi bir proje yönetimi süreçlerinden geçmesi ile sağlanır. Madencilik Sektöründe Proje Şirketlerinin Kurulmasının Önemi Maden projelerinin proje hazırlama şirketlerince yapılması madenciliği kumar olmaktan çıkarıp rasyonelleştirecek ayrıca ülke ekonomisinin beklenmedik bir anda kapanan maden işletmeleri yüzünden zarar görmesini engelleyecektir. Madencilik projeleri gibi gerek ekonomik gerekse teknik olarak oldukça riskli olan projelerin sağlıklı sonuçlanması için profesyonel proje hazırlayacıları tarafından hazırlanması gerekir. Madencilik projeleride diğer projeler gibi amaçlarına göre yeni yatırım projeleri, tesisin üretim kapasitesini arttırmaya yönelik genişletici tevsii projeleri ve tesisi tamamlayıcı-modernize edici projeler olmak üzere üç gruba ayrılır. Yazıda geçen proje hazırlama kavramından kastımız özellikle ilk yatırım projeleridir. Bu tür riskli projeleri sağlıklı kılacak olan projelendirmenin üretimden önce, hertürlü parametreyi iyi bir öngörü ile hesaplayabilecek deneyimde insanlar tarafından yapılmasıdır. Ancak ülkemizde bu durum pek de olması gerektiği gibi değildir. Ülkemizde madencilik projeleri çoğunlukla iyi bir pazar araştırması yapılmadan, sağlam öngörülerden uzak, teknik detaylara boğulmuş ve devlet kurum- larının istediği şablonlara uydurulmaya çalışılarak yapılmakta, en önemlisi projeyi hazırlayanın deneyim sahibi mühendisler olması gerekirken bu projeler üretimde çalıştırılmak istenen mühendislere yaptırılmaktadır. Ülkemizde pek çok yatırımcı maliyetleri kısmak için işe aldığı mühendislerde birbirinden oldukça bağımsız kriterler aramakta, proje hazırlama işini (mühendisleri yetkinlik derecesine göre ayırmayıp) az maaş alacak ve projenin aksaması durumunda muhasebeye gönderebileceği ya da olası bir iş kazasında savcının karşısına çıkarabileceği, işsiz kalma korkusuyla buyunduruk altında olan mühendislere yıkmaktadır. Ancak burada uzun vadede çözüm yatırımcıyı bir maden projesini işin ehli proje şirketlerine yönlendirecek bilinçlendirme faaliyetleri olsada esas köklü tedbir kanunlarla madencilik projelerinin yapılması işini bağımsız ,denetleyici yetkiye sahip proje şirketlerine devretmek ve bunun için yaptırımlar getirmektir.Peki proje hazırlamanın proje şirketlerine yaptırılması ne gibi faydalar sağlar ; bunları bilmek için öncelikle sektörde görülen bu eksikliğin doğurduğu tehlikeleri ve zayıflıkları incelemek gerekir. Öncelikle şunu bilmek gerekir ki cevherin tekni parametreleri özellikle arama teknolojilerinin ilerlemesi sonucu üretilen karar destek araçları ve yazılımlarla ekonomik sınırlarda kalan hata paylarıyla tahmin edilebilmektedir. Üretimin projelendirilmesi pazarın koşullarını ve geleceğini iyi okuyabilen mühendislerin yapacağı üretim planlamasıdır aslında. Bu sebeple proje hazırlanırken dikkat edilmesi gereken faktörler teknik faktörlerden çok ekonomik faktörlerdir ve bunlarda sürekli değiştiği için madencilikte piyasa ve pazar koşullarını bilmek ayrı bir uzmanlık alanı yaratmaktadır. Projeyi yönetecek mühendisin teknik yeterlilik dışında ekonomik etkenlerede uzmanlık derecesinde hakim olmasını beklemek büyük bir risk doğurur. Günümüz teknolojisinde madencilik projelerinin hazırlanmasında en önemli kısım doğru bir üretim ve satış planlaması yapmak daha sonra çevresel faktörleri içeren atık yönetimi için bir kılavuz sunmak ve sosyal faktörleri içeren iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almak, toplumun bilgilendirilmesi gibi faaliyetleri yaparak proje yöneticilerine engelsiz bir yol çizmektir. Sözü edilen bu yetiler ayrı bir uzmanlık gerektirip işletmede çalışan bir vardiya mühendisinden yaptığı işe ek bir sorumluluk olarak yüklenmesi işletme ve çevre için bir tehdit oluşturur. Üretimde bulunacak vardiya mühendislerinin görevi projenin gösterdiği şekilde üretimi gerçekleştirmek, projenin herhangi bir teknik yada mali sorununda bu krizi yönetebilmek , işletmedeki prosesleri istatistiksel olarak kontrol etmek ve işçiler arasında koordinasyon sağlayarak istenen üretimi yapmaktadır. Bu da projenin zamana bağlı veriminin artmasına engel teşkil eder. Şurası kesindir ki ülkemizde serbest rekabet ruhu hayatımızın her alanına girmektedir buna madencilikde dahildir. Sektörümüzde en küçük işletme birimleri içinde dahi rekabet artmakta daha iyi ve daha profesyonel bir madencilik anlayışı bu rekabet sonucu doğmaktadır. Bilgisinin ve yeterliliğin sınırlarını bilen, kendini belli bir konuda uzmanlaştıran mühendis aranan mühendis olacak, heralanda çalıştırılan ancak bunların herbirinde bilgi ve yeterliliği sınırlı olan mühendis safdışı kalacaktır. Bu sonuç kaçınılmazdır. Ve yine proje hazırlayan mühendisle projeyi uygulayan mühendis ayrımını yaparak kurumsallaşmanın ilk adımını atacak olan işletmeler ayakta kalacak, diğerleri ise yüksek maliyetler ve beklenmedik sürprizlerle uygulama hataları veya proje hatalarından ötürü zayıflayacak, küçüleceklerdir. Madencilik sektöründe proje şirketlerinin olmaması yada yatırımcı tarafından tercih edilmemesi günümüz koşullarında ülkemiz madenciliği için bir zayıflık olsada bugünkü yerli maden şirketlerinin gelecekte kapanması veya kurumsallaşamaması sonucunda projecilik kültürünü benimsemiş yabancı yatırımcılar sektörümüzde daha baskın olacaktır bu da ülkemiz için bir tehlikedir. Madencilik projelerinin proje şirketlerince hazırlanmasın faydalarını sıralayacak olursak: • Öncelikle üretim yöntemini ve sürecini belirleyen bu projeler uzmanlık alanı salt bu konu olan şirketler tarafından yapılacak ve projenin sağlıklı olması sağlanacaktır. • Maden projelerinin profesyonel şirketlerce hazırlanması bir yasa ile zorunlu hale getirilirse yeni iş kolları doğacak ve sektörümüzde projecilik kavramı tam olarak oturacak, bu konuda yeni bilimsel faaliyetler başlayacaktır. • Projecilik şirketlerinin kurulması sektörde istihdam edilecek maden mühendislerinin sayısını arttıracak, üstelik projecilik işinin gereği olarak maden mühendisi çoğunlukla girişimci konumunda olacak ve sektör canlılık kazanacaktır. • Proje şirketlerinin kurulması aynı zamanda yatırımcının projeyi hazırlayan üzerindeki yaptırımlarını kısıtladığından, yapılacak projelerin çevreyle barışık olmasına dikkat edilecek ve üretimi biten alanının rekreasyonu için gerekli masrafları optimum miktarda olacak şekilde projede belirtilecek, ayrıca işçilerin çalışma koşullarını ve yöre halkının huzurunu azami derecede gözeten projeler ortaya çıkacak, sürdürülebilir madencilik kavramı gelişecektir. • Devletimiz kanuni zorunluluk getirmese dahi yatırımcılara finansman sağlayan kuruluşlar veya bankaların böyle bir zorunluluk getirmesi projelerin mali risklerinide düşürecektir. Öneriler: Burada ilk olarak yatırımcılara önerilerim olacaktır. Öncelikle hedefinizi proje bazlı görmeli, üretime başlamadan önce madenin tüm parametrelerini araştırarak yatırım kararı almalısınız, bunları yapmadan önce muhakkak profesyonel proje şirketlerinden destek alınız. İkinci önerim yeni mezun meslektaşlarıma olacaktır; madenciliğin en önemli faktörü olan riskleri paylaşmak her ne kadar yetkilerinizi olacaktır. Lütfen sadece uzman olduğunuz ve uzman olmak istediğiniz alanlarda çalışınız yoksa aldığınız risklerin sonuçları en fazla sizleri etkileyecektir. İlk yatırım projelerinin bağımsız ve denetleme yetkilerine sahip kuruluşlarca yapılması demek; sosyal, ekonomik ve çevresel riskleri en az olan madencilik projelerinin yapılması demektir. Dünyada buna benzer bir zorunluluk Ekvator Pren- Ayrıca bir projeyi hazırlayan ve uygulayanın aynı kişi yada kişiler olması o projenin denetlenebilirliğini ve ikincil kişiler ya da ekipler tarafından tetkik edilmesini ve içerisindeki hataların gözlemlenmesini engeller, en büyük tehlikelerden biride budur. sınırlayacak gibi görünsede sorumluluklarınızıda aynı nispette azaltacak ve sizlere daha sağlıklı çalışma koşulları sunacaktır. Bunun sonucu olarak işinizde uzmanlaşacak, alanınızda aranan insanlar olacaksınız. Bilgisine ve tecrübesine güvenen ve bu bilgiyi rekabet ortamında test edebilecek derecede kendinden emin, tecrübeli meslektaşlarıma da proje şirketi kurmalarını öneririm. Diğer bir önerimde hem projeyi hazırlamaya çalışan hem de uygulamada zorlanan ve yaptığı işlere şüpheyle bakan üretim mühendisi arkadaşlarıma sipleri olarak bazı bankalar tarafından kabul edilmiş ve yatırımcılara projenin sosyal ve çevresel risklerini azaltmaları için bazı yaptırımlar getirmiştir. Bankaların ve kurumların profesyonel şirketlerce yapılmış projeler karşılığında kaynak sağlaması ve üretim izinlerini vermesi; bankalar için verilen kredilerin en az riskle geri dönmesini sağlayacak, devlet için ise istihdam edilen personelin işsiz kalması riskini azaltacak, her şey projede belirtilen vadelerde, minimum risklerle yürütülecektir. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................... ................. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................... ...................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................... ARAŞTIRMA Madenler Diyarı Karadeniz OSMANLI’NIN 100 YIL ÖNCEDEN İŞLETMEYE AÇTIĞI MADENLER Vasilaki Yuvanidi ve ortağı Vasilaki Serakyoni ile Hacı Molla oğlu Ali ile Yahya oğlu Mesut Efendiler bundan 90 sene evvel Mapavri’ye bağlı Latom (Madenköy) köyünde madencilik yapıyorlardı. Yıllık üretimleri biner tondan ikibin tondu. Darülaceze’ye varıncaya kadar pek çok yerlere vergi, harç ve bağış veriyorlardı. Bu iki maden ocaklarından birinin alanı 142 dönüm diğenin alanı ise 598 dönümden ibaretti. u yazı kaleme alındığı sırada Türk yazılı ve görsel medyası kamuoyunu şu haberle aydınlatıyordu(!): “Güney Afrika Cumhuriyeti’ne ait olan dünyanın en uzun pastası rekoru Alanya’da kırıldı. Alanyalı aşçılar 2.710 metre uzunluğundaki pastaları ile Guinness rekorlar kitabına girmeye hak kazandılar!..” Oysa siz bu yazıyı okurken Türkiye’nin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının tamamının tespiti yapılmıştır. Biz kahvede oyunumuzu oynayalım, mevsimi geliyor, atmacacılıkla ilgili hazırlıklarımızı yapalım! Yani gözümüzü Afrikalıların kırdıkları rekorlara dikmişiz. Çünkü modern ve çağdaş ülkelerin teknolojik buluşları bizleri ilgilendirmiyor! Ben de sizlere memleketi kurtaracağım diye Osmanlı’da madencilikle ilgili bilgi vermenin telaşına düşmüşüm. Boşuna heves ya! “Bir iyilik yap denize at, balık bilmezse Halık (Allah) bilir!..” Karadenizle ilgili en eski anonim kitaplarla seyahatnameler ve bu bölge ile ilgili olarak kaleme alınan eski eserlerin tamamında zengin maden yataklarının varlığından sözedilir. Bu bilgiler Mahmut Goloğlu’nun “Türkün Milli Devleti Pontus” ve Mehmet Bilgin’in “Sürmene Tarihi” ve “Doğu Karadeniz Tarih, İnsan, Kültür” adlı eserlerinde kapsamlı olarak ele alınmıştır. Bu bilgilerden çıkan ilk sonuç, MÖ. 2000 yıllarında Anadolu’da varlıklarını sürdüren Etilerin demir çelik ihtiyaçlarının Trabzon taraflarından karşılandığı şeklindedir. Yani Karadeniz’de 4.000 seneden beri madencilik vardır ve dahası madencilik yapılmaktadır. Doğu Karadeniz bölgesinde 72 metalik maden, 33 endüstriyel hammadde ve 3 enerji hammadde yatağı bulunduğu bilinmektedir. Bunların ekonomiye kazandırılmaları durumunda ülke ekonomisine katkılarının rezerv itibariyle 100 milyar doların üzerinde olduğu hesaplanmıştır. (Biz Senegalliler gibi, Kenyalılar gibi, Hindistanlılar gibi yağmur çamur demeden çay toplayalım. Bu kadar para bize çok gelir. Para değil mi, adamı şaşırtır, Allah korusun... Nene gerek yüz milyar dolar? Sahi hükümet bu sene çaya kaç kuruş verecek acaba?) Uydu fotoğraflarının çözümlenmesi sonucunda da bölgede bilinen madenler olan bakır, çinko ve bentonit dışında altın ve uranyum yatakları da bulunduğu belirlenmiştir. Ordu’nun Ünye ve Ulubey, Giresun’un Görele ilçelerinde altın damarları tespit edi- lirken yine Giresun’un Şebinkarahisar ilçesi sahasında da uranyuma rastlanmıştır. Çayeli’ndeki bakır yataklarında çinko ile karışık olarak altın madeninin de bulunduğu bilinmektedir. Efsanevi olsa da bazı bilgiler bunları doğrulamaktadır. Eski kitaplarda seyyahların anlattıkları söylentiler ve bazen da eski coğrafyacıların verdikleri bilgilere göre, daha İstanbul boğazı oluşmadan ve Karadeniz’in suları taşıp da Marmara’ya akmadığı zamanlarda Karadeniz’in sular o kadar yüksekmiş ki, bugünkü küçük dağ tepebaşlarına kadar çıkıyormuş. Gemilerle ta iç kesimlere kadar girilebiliyormuş. 1800’lü yıllarda bile bugünkü coğrafyanın oldukça farklı bir hali olduğu buraları ziyaret edenlerin eserlerinde anlatılmaktadır. Dağ ve tepebaşlarında veya bazen da iç kesimlerde görülen gemi halat bağlama yerleri ile demirci ve madenci artıkları ve kalıntıları olarak tahmin edilen bulguların, buraları ziyarete ve daha doğrusu talan etmeye gelen gemicilerin gemilerini bağladıkları yerler ve maden alışverişi yaptıkları mahaller oldukları kuvvetle tahmin edilmektedir. Her ne kadar geçmişe dönmek niyetinde değilsek de vakıa şudur ki, bölgemiz oldukça zengin doğal kaynaklara sahiptir. Günümüzde daha tam manasıyla ve yeteri düzeyde işlenmeyen yeraltı zenginliklerimizi gözardı etmememiz gerekmektedir. OSMANLI DÖNEMİNDE ÇAYELİ’NDE MADENCİLİK Çok önceden, 1999 senesinde elde ettiğim ve halen bende olan bir belge beni hep meşgul etmiştir. Mapavri’nin Latom köyündeki bakır ve çinko madeninin işletmesinin 99 yıllığına Vasilaki Yuvanidi ve ortağına verildiğinden bahsediyordu bu belge. Haritası bile vardı. Isırlık tepesi, Mezarlık tepesi, İlya’nın evi, Düz tepe gibi haritada bugünkü yerler bulunmaktaydı. Şimdiki madenin topografik bir çizimiydi. 142 dönümlük bir alanı kaplıyordu bu imtiyaz. BAŞMİMAR VASİLAKİ YUVANİDİ EFENDİ Evet. Vasilaki Yuvanidi diye birisine 1898 yılında tanzim edilen bir harita- da belirtilen yerde faaliyet göstermek üzere 99 yıllığına maden imtiyazı verildiğine dair belgeler dikkatimizi çekmişti. Biraz araştırma yapınca Vasilaki Yuvanidi’nin oldukça itibarli bir saray mimarı olduğunu öğrendik. “Vasilaki Kalfa (1821-1903), tersane başmimarlığı ile II. Abdülhamid’in başmimarlığını yapmıştır. Dedelerinden çoğu da tersanede görev almıştı. Abdülhamit’in kızlarının saraylarıyla, Yıldız sarayında pekçok yapının inşaatını ve tamiratını üstlenmiştir. Abdülhamit nezdinde önemli bir kalfaydı, bu sebeple padişah tarafından bir çok kez çalışmaları karşılığında nişanla ödüllendirilmiştir. Oğlu Yanko ile birlikte bazı inşaat işlerini birlikte yapmaktaydılar. Yanko da II. Abdülhamit’in mimarıydı. Her ikisi de Beyoğlu’nda ikamet ediyorlardı.” Ortağı Vasilaki Serakyoni ile birlikte Trabzon vilayeti dahilinde Rize kazasına bağlı Latom (Madenköy) köyünde arama sonucunda buldukları Bakır ve Çinko madenini, Vasilaki Yuvanidi’nin vefatıyla ortağı ile mirasçıları arasında taksim edilmiştir. Bu paylaşım sonucunda madenin yarısı eşi Dimitri kızı İbrato, oğlu Yanko, diğer oğlu Yuvanidi, kızları Artemisya, Marika ve Potimya ile diğer yarısı da ortağı Vasilaki Serakyoni’ye olmak üzere verilmiştir. Darülaceze’ye bile pay verilmektedir. Madenden çıkartılan cevherin miktarına göre ölçeklendirilmek suretiyle Gümrük İhracat Vergisi ile İstanbul Teshilat Sandığı, Askeriye, Darülaceze, Hicaz Demiryolu, Muhacir İskan Komisyonu ve Ziraat Mektebi vergilerinin de verildiğini görüyoruz (ŞD. 537/4). Tarih 1906. Ruhsatın 1893 senesinde verildiğinden bahseden aynı tarihli belgenin ilavesi olan Şura-yı Devlet (Danıştay) kararında maden arama ve çıkarma işlemlerinin Moruç ova deresi, Büyükdere İzlik (Isırlık) Tepesi ile Mapavri tarafındaki deniz ile sınırlı olduğu yazmaktadır. Vasilaki Serakyoni tarafından yapılan müracaat üzerine Trabzon vilayeti Fenni Heyet raporu ile Madenler Bakanlığının Fenni Heyeti tarafından düzenlenen mazbatada maden işletme ile ilgili safhalar uzun uzun anlatılmaktadır. Bütün formalitelerin tamamlanmasından sonra kesinleşen sınırları ile maden ruhsatı verilen yer şöyle tarif edilmektedir: VASILAKA’NIN MADENİNİN YERİ Kuzeyden Mezarlık tepesinden başlayarak İlya’nın (veya İlyas’ın) hanesinden devam ederek Mese (veya Meşe) tepesi arasında kırılan bir hat ile ve doğudan Mezarlık tepesinden başlayarak Isırlık tepesi arasında düz bir hat ile ve güneyden yine zikrolunan tepeden Atamak (veya Asamak) tepesi arasında düz bir hat ile ve batıdan zikredilen tepeden başlayarak Düz tepe’den geçerek sınırın başlangıç noktası olan Mezarlık tepesi arasında kırılan bir çizgi ile çevrili arazinin miktarı 142 dönümden ibarettir. ARAŞTIRMA HACI MOLLOĞLU ALİ VE HACI YAHYAOĞLU MESUT EFENDİLER 2001 senesinden beri Hacı Mollaoğlu Ali ile Hacı Yahya oğlu Mesut Efendilerin çocuklarını veya torunlarını arıyorum. Gezmediğim kahve oturmadığım kayve kalmadı, bulamadım! Adamlar zamanında çok büyük bir girişimcilik yapmışlar ve herkesin unuttuğu bir alana 90 sene öncesinden bir kenar mahalle Türkü olmalarına rağmen atılmışlardır. Biri nahiye müdürlüğünde memurmuş, diğeri de Nahiye Meclis Üyesi imiş. Sıradan bir adam değiller hani. Ancak bu adamların çocuklarının veya torunlarının izine rastlayamadım. Vasilaki Kalfa’nın ailesi Yunanistan’da, ama bizim ‘komşumuzun’ nerde olduğu belli değil. Yaşasın boş vermişlik, vurdumduymazlık!.. Adamlar 598 dönümlük bir alanda madencilik yapmışlar. Çayeli hatta Rize tarihi için, belki de Türkiye madencilik tarihi için bu büyük bir husustur. Fakat ortalıkta hiç bir izleri yok. Demekki, para, ticaret, zenginlik yetmiyor. Soyluluk, asillik, asilzadelik gerekiyor. MADEN ÇEŞİTLERİ Burada bulunan madenler yüzde iki küsür bakırla karışık çinko olarak zikredilmektedir. Toplam 1790 Osmanlı altını peşin vergi olmak üzere hasılatından yukarıda zikredilen kurumlara belirli oranlarda pay verilmesi de sözleşmeye madde olarak konulmuştur. 1906 senesinden itibaren, madenin damar halinde bulunmasından ötürü 99 yıllığına Vasilaki Yuvanidi varisleri ile Vasilaki Serakyoni’ye ihale edildiği karara bağlanmıştır. SENEDE BİN TON MADEN CEVHERİ İÇİN AKIL ALMAZ MÜCADELE Tahmini çıkartılması düşünülen bir yıllık maden miktarının 1000 ton olduğu ve bunun için her türlü sihhi ve teknik önlemin alındığı da Orman Bakanlığı’nın izni ile tayin edilmiştir. Madenin işletilmesi işlemlerinin serian bitirilmesi için işletmecilerin ard arda yaptıkları ısrarlı müracaatları neticesinde Orman ve Madenler Bakanı ile Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın pek çok kez yazı ile padişahtan bu konuda ferman buyurması istirhamlarına şahit oluyoruz. Sahiplerinin saraya yakınlıklarından ötürü bu derece ısrarlı ve üst düzey temasla bu madene tahil olmaları bugün bile düşündürücüdür. Buradaki maden öyle küçük ve dikkate alınmayacak kadar minicik bir imtiyaz hadisesi değildir. Şartname Maddeleri LATOMLULAR MADENİ BASIYOR! MADEN ARTIK ÜRETİME GİRMİŞTİR “Para basmaktadır.” O zamanki maden nizamnamesine göre maden çıkartılan bölgeye işletmeciler belirli katkıları sağlamak zorundadırlar. Yöre halkı bunu bekliyor. Normal hayatın bütün cilveleri burada da karşımıza çıkmaktadır. Mapavri henüz nahiyedir. Belediye teşkilatı kurulmamıştır. Jandarma sayısı oldukça azdır. Madenin çıkartıldığı Latom köyü, yani bugünkü Madenli oldukça uzaktadır. Güvenlik ihmal edilmiştir. Buradaki maden ocağına ve işletmesine etraftan saldırılar olmuş ve çevredekiler tarafından zarar(!) İmtiyazın verilmesinden sonra düzenlenen şartname maddeleri şu başlıklar altında özetlenebilir: 1. Rize kazası Latom köyündeki Bakır ve Çinko madeni 99 yıllığına Vasilaki Yuvanidi ile Vasilaki Serakyoni uhdesine verilmiştir. 2. Maden için 142 dönüm arazi tahsis edilmiştir. 3. Yukarıda sıralandığı üzere gerekli yerlere gerekli vergi ve harçlar yatırılmıştır. 4. Bakır ve Çinko madeninden başka maden çıkarsa bunlarda işletmecilerin hakkı olmayacaktır. 5. 142 dönümlük arazi sadece maden işletme için tahsis edilmiştir. 6. Madenden çıkartılacak cevherden Askeriyye, Ziraat Mektebi’ne belirli oranda vergi verilecektir. verilmiştir. Maden sahipleri olayı direkt İstanbul’daki İçişleri Bakanlığı’na iletmişlerdir. Bakanlığın sıcak ve seri takibi sonucunda müesseseye zarar verenler adına köylüden tazmin edilen para ile madencilerin zararları karşılanmıştır. KATRİNE HANIMA KÖYLÜDEN 12 LİRA TAZMİNAT Katrine Serakyoni ve Yanko Yuvanidi adlı maden işletmecisi iki ortak bu konuda oldukça girişimcidirler. İçişleri Bakanlığı’nı devreye sokarak zararları karşılığı köylüden aldıkları para on iki liradır. Bu paranın madenin amele başısına verildiğini Trabzon Vali Vekili Ömer Fevzi’nin 1913 tarihli ve DH.İD. 105-2/41 numaralı belgesinden öğreni7. Maden iki yıl içinde işletmeye açılmak zorundadır. Açılmazsa ihalesi fesih edilecektir. 8. Belirlenen bedellerin ödenmemesi durumunda faiz işletilecektir. Bir defaya mahsus olmak üzere yurdışından maden çıkartmak için getirtilecek alet ve edevattan gümrük vergisi alınmayacaktır. 9. Madenin belirlenen vergileri ve harçları ferman çıktığı anda ödenecektir. 10. İşletmeciler Osmanlı devleti kanun ve nizamlarına harfiyyen uyarak maden çıkartma işini yürüteceklerdir. 11. Hangi sınıfa ait ise o sınıfın Patent Vergisi’ni de ödemek zorundadır. 12. İşletmeciler, madenin ihracı esnasında ödemekle yükümlü oldukları paraların ödenmesi esnasında Darülaceze ve Ziraat Mektebi vergilerini de beraber ödeyeceklerdir. yoruz. Köylüye katkı sağlayacaklarına eşkiyanın vaki saldırısının bedelini onlardan tahsil ediyor. Tarihte asla değişen bir durum yoktur.Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivi’ndeki bir belgede de bu madenin 1910 ve 1925 senelerinde de işletildiğini dair bilgileri görüyoruz. Özel Madde: İşletme sahipleri, askeri amaçlı olarak maden üzerinde veya civarında veyahutta bacalar etrafında mağaralar, yollar yapılması gibi her türlü inşaattan ötürü bir tazminat talebinde bulunamayacaklardır. Bundan sonra bu maddeleri genişçe ele alan ve ilave takviye maddelerin bulunduğu teknik şartnamenin bulunduğu belge gelmektedir. Bu belge de elimizdedir.Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın 1907 ve 1908 senelerindeki maden hakkındaki fermanın verilmesi yolundaki başvurularından sonra faaliyete başlayan Çayeli Bakır ve Çinko madeni işletmesi rutin üretime geçmiştir. Bu yıllar Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetim buhranı yaşadığı dönemlerdir. İttihat ve Terakki’nin II. Abdülhamit’i alaşağı etmek istediği en hararetli senelerdir. HACI MOLLAZADE ALİ VE HACI YAHYAOĞLU MESUT EFENDİLERİN MADENİ “Trabzon vilayeti dahilinde Rize’nin Mapavri nahiyesindeki Latom (Madenköy) ve Aytoroz (Kaptanpaşa) köylerindeki Çinko ve Manganez madeni 99 seneliğine şartları dahilinde Hacı Mollaoğlu Ali ve Hacı Yahya oğlu Mesut Efendilerin uhdelerine Şura-yı Devlet (Danıştay) kararı ile ihale edilmiştir.” Padişah olarak altındaki mühür Sultan Mehmet Reşad’ındır. II. Abdülhamit gitmiştir. Yerine Mehmet Reşat çıkmıştır. Kararın detayında Ali Efendi’nin Nahiye Belediye memuru ve Mesut Efendi’nin de Nahiye İdare Meclisi azası olduğundan bahsetmektedir. Bu iki Türk ortağın madendeki komşuları olan Vasilaki Serakyoni ve Vasilaki Yuvanidi varisleri tarafından şiddetle itiraza uğradıklarını görmekteyiz. İtirazlardan birisi de maden komşularının kendilerine zarar verebilecekleri noktasıdır. Daha sonra bu iki kişinin haklarındaki iddialar sonucunda görevlerinden istifa etmişler ve yukarıda anlatılan uzun uzadıya prosedürleri yerine getirerek imtiyaz hakkını elde etmişlerdir. KENDİLERİNE VERİLEN YER HARİTA GÖSTERİLMEKLE BİRLİKTE ŞÖYLE TARİF EDİLMEKTEDİR. MADEN ALANININ SINIRLARI Kuzeyden Latom köyü camii mevkiinden başlayarak Andonlu tepesine düz bir hat ile, doğudan zikredilen tepeden başlayarak Kirazlık Irmağıyla Latom deresinin kavuşma noktasına doğru düz bir çizgi ile, güneyden zikredilen noktadan başlayarak Isırlık ve Meşe tepeleriyle İlya’nın hanesi mevkiinden geçerek Mezarlık tepesine kırılan bir hat ile, batıdan zikredilen tepeden başlayarak başlangıç hududu olan Latom köyü camii mevkiine düz bir çizgi ile sınırlı 598 dönümlük alanı kapsar. Bunlardan da aynı vergiler tahsil edilmektedir. Şartnameleri ve sözleşmeleri o zamanki diğerleri gibi standart maddeleri içermektedir.Tarihi ve doğal güzellik ve zenginliklere sahip olan yöremizin bu “Allah vergisi” nimetlerinden yine yöremizin ve yurdumuzun insanlarının yararlanmasını diliyorum. Kaynak: Muhammet Safi Başbakanlık Osmanlı Arşivi Uzmanı [email protected] NE ZAMAN NEREDE 22. Dünya Madencilik Kongresi ve Fuarı 11-16 Eylül 2011 Istanbul SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE Uluslararası Bor Içerikli Malzemeler Sempozyumu FUAR 11-17 Eylül 2011 NE ZAMAN Istanbul NEREDE Uluslararası Pittsburgh Kömür Konferansı 12-15 Eylül 2011 Istanbul SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE Ulusal Su Mühendisliği Sempozyumu 12-16 Eylül 2011 Istanbul SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE 6. Ulusal Kırmataş Sempozyumu 06-07 Ekim 2011 Sivas SEMINER NE ZAMAN NEREDE Türkiye Çimento Müstahsilleri Bir. 11.Teknik Seminer 11-14 Ekim 2011 Izmir SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE E K İ M 6.Ulusal Kırmataş Sempozyumu 20-21 Ekim 2011 Sivas SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE 6.Ulusal Kırmataş Sempozyumu 20-21 Ekim 2011 Sivas SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE Mpt-2011 20-22 Ekim 2011 Hindistan SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE Attila Yalçın Sondaj Çalıştayı 31 Ekim 2 Kasım 2011 Istanbul FUAR NE ZAMAN NEREDE 8.uluslararası Mermer, Doğal Taş Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı-Natural Stone2011 27-30 Ekim 2011 Istanbul SEMINER NE ZAMAN NEREDE 4.Uluslararası Madencilik Stratejik ve Taktiksel Yaklaşımlar Semineri 09-11 Kasım 2011 Istanbul FUAR NE ZAMAN NEREDE Flotasyon 11(Flotation 11) Cape Town 14-17 Kasım 2011 Güney Afrika SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE EXPOMINER 11-13 Kasım 2011 Fira de Barcelona SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE BAUSTEIN 11-13 Kasım 2011 MVK - International SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE MARBRE EXPO 16-19 Kasım 2011 Sogéfoires Internati SEMPOZYUM NE ZAMAN NEREDE Maden Işletmelerinde Işçi Sağlığı veIş Güvenliği 2011 24-25 Kasım 2011 Maden Mühendisleri Odası KASIM KASIM KASIM E K İ M E K İ M E YLÜL E YLÜ L KONGRE E K İ M ANDAÇ Yayına hazırlayan: Selçuk Buyurgan sizde bu sayfada yayınlanmısını istediğiniz duyurularınızı: info@sektörmaden.com’ a gönderiniz. İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BİRLİĞİ (TÜRKİYE GENELİ) ÜRÜN GURUBU İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BİRLİĞİ (TÜRKİYE GENELİ) 2010 2011 DEĞİŞİM US $ US $ (%) ÜRÜN GURUBU 2010 2011 DEĞİŞİM US $ US $ (%) 3.164.286,34 18.362.286,60 480,30 İNŞAATA ELVERİŞLİ DİĞER İŞLENMİŞ TAŞLAR 2.147.143,38 3.731.401,86 73,78 0 0 100,00 KAYAĞAN TAŞI - İŞLENMİŞ 580.660,00 361.982,34 -37,66 285.801,17 482.662,91 68,88 TABİİ TAŞLARDAN KALDIRIM VE DÖŞEME TAŞL. 194.222,00 536.813,36 176,39 198,5 0 -100,00 TABİ TAŞLARDAN KARO,RANÜL,PARÇA VE TOZLA 771.402,50 1.589.425,30 106,04 3.887.400,97 4.957.171,26 27,52 183.606.821,61 197.833.072,68 7,75 322.307,10 59.304,15 -81,60 269.732,71 913.078,36 238,51 3.559.286,88 6.770.132,94 90,21 TOPLAM 238,51 397.372,80 508.819,40 28,05 FERRO KROM 2.534,61 64.095,20 2.428,80 3.301.381,50 3.168.955,90 -4,01 882.842,80 19.966,95 -97,74 1.710.430,09 1.560.159,97 -8,79 ZIMPARA VE DİĞER TABİİ AŞINDIRICILAR 445.319,84 610.116,00 DOLOMİT 258.092,21 TUZ KAVRULMAMIŞ DEMİR PİRİTLERİ KÜKÜRT GRAFİT KUVARS,KUVARZİT KAOLİN VE KAOLİNLİ KİLLER BENTONİT DİĞER KİLLER TABİİ KALSİYUM FOSFATLAR BARİT,WHİTHERİT TOPLAM MİNERAL YAKITLAR DİĞER FERRO ALAŞIMLAR DİĞER - (MADEN) 269.732,71 913.078,36 14.882.235,98 15.386.192,88 3,39 3.086.614,11 3.906.496,24 26,56 49.525,81 43.144,45 -12,88 18.018.375,90 19.335.833,57 7,31 DOĞAL VE YAPAY AŞINDIRICI TOZ,KAUÇUK 3.910.388,64 4.073.422,87 4,17 37,01 CÜRUF YÜNÜ;KAYA YÜNÜ;VB MİNERAL YÜNLER; 2.705.731,10 2.910.609,29 7,57 238.199,14 -7,71 İŞLENMİŞ MİKA VE MİKADAN EŞYA 54.272,42 40.295,27 -25,75 12.143.789,25 14.558.893,48 19,89 DİĞER TAŞ VE MİNERALLERDEN EŞYA 1.730.029,36 4.924.348,68 184,64 7.242.467,34 7.111.223,64 -1,81 TOPLAM 8.400.421,52 11.948.676,11 42,24 41,73 0 -100,00 TOPLAM 473.147.257,86 526.893.330,91 11,36 MİKA 27.785,06 71.630,78 157,80 TABİİ STEATİT,TALK 54.499,24 129.338,31 137,32 TABİİ KRİOLİT VE SİOLİT 54.563,60 38.205,84 -29,98 TABİİ BORATLAR VE KONSANTRELERİ 24.072.910,16 19.384.962,43 -19,47 FELDSPAT 13.189.124,30 19.554.604,82 48,26 2.084.841,03 2.511.611,84 20,47 0 116,1 100,00 TOPRAK BOYALAR VE MİKALI TABİİ DEMİR OKS 34.255,55 18.291,28 -46,60 LÜLE TAŞI 11.910,56 0 -100,00 -100,00 SİLİSLİ FOSİL UNLARI,SİLİSLİ TOPRAKLARI POMZA MANYEZİT ALÇI TAŞI, ALÇILAR AMYANT PERLİT TABİİ MAGNEZYUM SÜLFATLAR SELESTİN DİĞER MİNERAL MADDELER TOPLAM 738 0 4.285.420,77 4.117.240,38 -3,92 81.419.601,40 104.297.989,32 28,10 0 1.830.007,54 100,00 704.790,63 2.614.039,17 270,90 BAKIR CEVHERLERİ 82.012.154,16 55.218.961,93 -32,67 NİKEL CEVHERLERİ 834.101,98 3.140.850,00 276,55 DEMİR CEVHERLERİ MANGANEZ CEVHERLERİ 92,6 0 -100,00 ALÜMİNYUM CEVHERLERİ 1.475.942,13 885.198,40 -40,02 KURŞUN CEVHERLERİ 4.343.548,25 6.113.932,32 40,76 ÇİNKO CEVHERLERİ 27.614.045,74 25.217.318,79 -8,68 KROM CEVHERLERİ 61.257.202,92 89.164.059,01 45,56 791.037,40 0 -100,00 16.900,00 0 -100,00 0 0 100,00 69.843,20 15.123,15 -78,35 1.684.149,34 4.177.091,50 148,02 KOBALT CEVHERLERİ MOLİBDEN CEVHERLERİ TUNGSTEN,URANYUM,TORYUM VE TİTANYUM CEVH ZİRKONYUM,NİOBYUM,TANTALYUM,VANADYUM CEV KIYMETLİ METAL CEVH.(ALTIN,GÜMÜŞ,PLATİN) ANTİMUAN CEVHERLERİ 32,36 116.449,20 359.755,38 GRANÜLE CURUF VE DÖKÜNTÜLER 290.242,82 2.971.748,06 923,88 METAL KÜL VE KALINTILARI 254.092,40 1.099.901,80 332,87 84.128,79 0 -100,00 181.432.304,72 192.564.680,87 6,14 6.243,22 279.464,22 4.376,28 45.290.892,95 37.558.778,21 -17,07 37.776,74 17.347,41 -54,08 601.369,46 1.293.752,61 115,13 MERMER - TRAVERTEN YARI İŞLENMİŞ 24.672.016,72 48.717.395,18 97,46 İŞLENMİŞ MERMER 87.926.643,69 76.166.203,87 -13,38 İŞLENMİŞ TRAVERTEN 19.277.091,24 25.943.199,41 34,58 2.101.359,71 1.637.308,91 -22,08 KALAY CEVHERLERİ DİĞER CÜRUF VE KÜLLER TOPLAM GRANİT HAM BLOK MERMER - TRAVERTEN HAM BLOK KAYAĞAN TAŞI - HAM BLOK GRANİT YARI İŞLENMİŞ İŞLENMİŞ GRANİT TOPLAM MADEN NEDİR Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı tarafından hazırlanan ve madenciliği konu alan “Maden Nedir” isimli boyama kitabından temin ederek, Işletmelerinizin civarındaki il, ilçe ve köy ilköğretim okullarına dağıtabilir ve küçük yaştan itibaren madenciliğe ilgi çekilmesini sağlayabilirsiniz. LONDRA BORSASI METAL FİYATLARI SON 30 GÜN FİYATLARI SON 5 YIL FİYATLARI ALÜMİNYUM (USD/TON) ÇİNKO (USD/TON) BAKIR (USD/TON) KALAY (USD/TON) KURŞUN (USD/TON) ALTIN (USD/TROY OZ) NİKEL (USD/TON) PLATINYUM (USD/TROY OZ) S Gösterimdekiler ULTRA MEGA KAHRAMAN Yönetmen: Leon Ford Leon Ford Oyuncular: Ryan Kwanten, Anthony Phelan, Maeve Dermody, Andy Minh Trieu, Chan Griffin, Çiğdem Sarıhan, Film Türü: Dram. Komedi Konu: Gündüzleri sıradan bir ofiste çalışan Griff, geceleri süper kahraman kimliğine bürünür. Kendini masum ve savunmasız insanları karanlık sokakların kötülüklerinden korumaya adamış bir Ultra Mega Süper Kahraman’dır. Griff’in giderek tuhaflaşan davranışları karşısında endişelenen abisi onu, Melody ile tanıştırır. Melody, Griff’e aşık olur. Griff sıradan dünyanın gerçekleriyle boğuşurken, onu kurtarma görevi de Melody’ye düşer. KARA BÜĞÜ İYİ GÜNDE KÖTÜ GÜNDE Yönetmen: John V. Soto Oyuncular: Michael Dorman, Ben Mendelsohn, Jane Badler, Jessica Marais, Tahyna Tozzi, John Jarratt, Travis Fimmel Film Türü: Dram, Gerilim, Gizem, Korku Yönetmen: Dermot Mulroney Oyuncular: Kellan Lutz, Mandy Moore, Jessica Szohr, Michael Weston, Jane Seymour, Blythe Danner, James Brolin Film Türü: Komedi, Romantik Konu: Christine bir ev kredisi uzmanıdır. Esrarengiz görünümlü Bayan Ganush’un aldığı konut kredisinin vadesinin uzatılması için bankaya gelişine kadar hayatı normaldir. Christine, borcuna karşılık evden tahliye edilmesi için talimatı verince Bayan Ganush zor durumda kalır. İntikam hırsına kapılan yaşlı kadın Christine’ye çok güçlü bir büyü yapar. Christine’in başvurduğu kâhin, büyüyü tersine çevirecek bir süreç başlatır. Konu: Evlilik danışmanı olan Ava’nın hayatı, hiç beklemediği bir anda anne ve babasının boşanma haberini alarak altüst olur. Kendi düğünün üzerinden çok az bir vakit geçmişken, henüz “cicim ayları”ndayken ve anne-babasının evliliklerinin 30. yılı şerefine bir davet vermek üzereyken, yaşanan bu gelişme tüm planları mahvedecektir. Fakat Ava engel tanımayacaktır. Ne yapıp edip bu evliliği kurtaracaktır. Ava’nın çabaları başarıya ulaşmasını sağlayacak mıdır yoksa hem kariyeri hem de kendi evliliği tehlike altında mı kalacaktır? Sinema AŞKIN SESSİZLİĞİ KAZANANLAR KULÜBÜ AKILALMAZ RUHLAR KASABASI ANNELER GÜNÜ İMKANSIZIN ŞARKISI YAŞAMIN RİTMİ Konu: 15 yaşındaki kızı Irina ve anarşist kardeşi Luigi ile aynı apartman dairesinde yaşayan Alessandro, Strasbourg Üniversitesi’nde müzikoloji öğretmenidir. Ayrıca hastanelerde gönüllü olarak hastalara kitap okumaktadır. Alessandro için hayat her zaman güllük gülistanlık değildir. Herşeyden önce eşini kaybetmiştir ve bunu hiçbir zaman atlatamamıştır. Kardeşi, asla bir işe yaramayan asalağın tekidir. Kendini yakın gördüğü tek varlık kızı İrina ise gün geçtikçe büyümekte ve karakteri değişmektedir. Konu: Mike, banliyöde yaşayan, iyi bir koca, baba ve arkadaş olmak isteyen bir avukattır. Bir lisede gönüllü olarak güreş koçluğu yapmaktadır. Ailesine destek olmak üzere giriştiği bir davada çok yetenekli bir güreşçiyle yolları kesişir. Bu iş tam bütün arzularının gerçekleşmesini sağlayacakken, güreşçinin uyuşturucu tedavisi gören annesi beş kuruşsuz halde ortaya çıkar. Konu: Henry, görevi Amerika’nın ulusal güvenliğini tehdit edebilecek teröristleri sorgulamak olan bir ajandır. Helen ise FBI’ın gözbebeği ajanlarından biridir. Her iki ajan bu sefer birlikte çalışmak zorundadırlar. Arap kökenli bir Amerikan vatandaşı olan Steven, istedikleri yapılmazsa üç A.B.D. eyaletini havaya uçurmakla tehdit eder. Steven çok kısa sürede yakalanmalıdır Konu: Bir grup arkadaş hafta sonu tatili için arabayla yola koyulurlar. Arabaları bozulduğunda yardım almak için yakındaki kasabaya giderler. Kasaba geçmişten kalan ruhlar tarafından ele geçirilmiştir. Gençler ıssız kasabada hiç ummadıkları korkutucu olaylar yaşarlar. Konu: Kötü sonuçlanan bir banka soygunundan sonra eve dönen 3 kardeş annelerinin evi haciz yüzünden kaybettiğini öğrenir. Bir gece, yeni ev sahipleri ve misafirleri doğum günü partisi için bir araya gelmişlerdir. Evdekiler habersiz şekilde 3 kardeşin rehinesi olmuştur ve onları kötü bir doğum günü partisi beklemektedir. Konu: Watanebe’nin karmaşık, depresif, ölüme yakın hayatı Midori ile tanışmasıyla değişim sancısı içine giriyor. Beatles’ın şarkısı kadar melankoli dolu filmin görselliği de en az hikayesi kadar etkileyici. Konu: Polis memuru Amadeus Warnebring sonunda çılgınlığın pençesine mi düşmüştür, yoksa dünyanın geri kalanı kesin olarak delirmiş midir? Warnebring kariyerinin en zor vakasıyla, müzikal bir soruşturmayla karşı karşıyadır: Şehri orkestra olarak kullanan ve müzikal bir kıyamet “çalan” altı eylemci davulcudan oluşan, ele avuca sığmaz bir çete. Bu vaka müzikten nefret eden kahramanımız için bir işkencedir; ancak son görevi kardeşinin konserini bu ses teröristlerinden kurtarmak olacaktır. Yönetmen: Philippe Claudel Oyuncular: Stefano Accorsi, Anouk Aimee, Clotilde Courau, Maëlle Poesy-guichard, Neri Emilie Gavois-kahn Film Türü: Komedi Yönetmen: Thomas Mccarthy Oyuncular: Paul Giamatti, Amy Ryan, Melanie Lynskey, Burt Young, Bobby Cannavale, Amy Landecker Film Türü: Dram, Komedi Yönetmen: Gregor Jordan Oyuncular: Samuel L. Jackson, Carrie-Anne Moss, Michael Sheen, Brandon Routh, Austin Nichols, Gil Bellows Film Türü: Aksiyon, Dram, Gerilim Yönetmen: Fouad Benhammou Oyuncular: Bárbara Goenaga, Ariane Aggiage, Axel Kiener, Christa Theret, Cyrille Thouvenin, Fabrice Josso Film Türü: Fantastik, Gerilim, Gizem, Korku Yönetmen: Darren Lynn Bousman Oyuncular: Briana Evigan, Jaime King, Shawn Ashmore, Alexa Vega, Deborah Ann Woll, Patrick Flueger Film Türü: Gerilim, Korku, Suç Yönetmen: Anh Hung Tran Oyuncular: Rinko Kikuchi, Ken’ichi Matsuyama, Tetsuji Tamayama, Eriko Hatsune, Haruomi Hosono, Kengo Kora Film Türü: Dram, Romantik Yönetmen: Ola Simonsson Oyuncular: Anders Vestergard, Anders Jansson, Bengt Nilsson, Björn Granath, Dag Malmberg, David Wiberg, Film Türü: Dram, Komedi
Benzer belgeler
Avustralya`da Madencilik ve Metal Kazanımı (Mining and Metal
• Sempozyum, seminer, teknik
çalışma turları gibi alanlarda karşılıklı
iş birliği çerçevesinde uluslararası
organizasyonlar düzenlemek,
• Tarafların mevcut laboratuar faaliyetlerinde Ar-Ge uzmanlar...
malar devam ediyor. XX. Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Kongre
SEKTÖRMADEN DERGİSİ YURT MADENCİLİĞİNİ GELŞTİRME VAKFI TARAFINDAN 5680 SAYILI BASIN KANUNUN 9/2 MADDESİ GEREĞİNCE İSTANBUL VALİLİĞİNE BEYANNAME VERİLEREK AYNI KANUNUN 9.
MADDESİNE GÖRE TANZİM EDİLE...
Kömür madeninde geçmişe yolculuk
ait 28 taş kömürü ve 3 kuvars sahasının özel sektör tarafından işletildiğini, atıl durumdaki madenlerden, üretim karşılığında TTK’nın