mart-eylül 2012 - Sivas İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği
Transkript
mart-eylül 2012 - Sivas İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği
MART-EYLÜL 2012 ı.ıll>.\\1 ·t'l\_\l\_ "1.~\1 \ Sivas 2012 editörden Değerli yetiştiricilerimiz Sivas ili Damızlı k Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği olarak sizler için faydalı olacağına inandığımız bilgilerle dolu bir daha yayınlıyoruz. Dergimizi dolayısıyla sizleri önemseyen ve branşlarında sizlere katkı sağlamaya çalışan kıymetli yazarlarımız Ia birlikte Milli Savunma Bakanı m ız Sayın ismet YILMAZ bizlere konuk olmuştur. Bakanımızın bu sektöre olan yakın ilgisi ve geçmişte başta babası olmak üzere aile büyüklerinin de bu kutsal mesleği yapmış olmaları bizleri sevindirmiştir. Sayın bakanımızın yoğun çalışmaları arasında bizlere vakit ayırması Sivas'ımıza dolayısıyla siz değerli yetiştiricilerimize verdiği önemi göstermektedir. Bu nedenle de Sayın Bakanımıza ayrıca teşekkür ediyoruz. Uzunyayla dergisi olarak sizlere Sayın Bakanımızın görüş ve duygularını yansıtmada aracı olduğumuz için mutlu olduğumuzu belirtmek isteriz. sayımızı Dergimize katkı sağlayan kurum müdürlerimiz, Profesörlerimiz ve bilgilerinin yanında, ilçelerimizin dolayısıy diğeryazarlarımızın değerli la Sivas'ımızın tanıtımına katkı sağlaması bakımından geçmiş sayıla rımızda tanıttığımız Gürün, Yıldızeli ilçelerimizin yanında bu sayımız da da bir başka ilçemiz olan Ulaş'ın tanıtımını yapmaya çalıştık. Dergim izi Sivas dışındaki ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara göndermeye gayret ederek ilimize ait güzelliklerin daha fazla tanıtılmasına da katkı sağla maya çalışıyoruz. Bu sayımızda TiGEM ile birliğimiz ortaklığında ilimiz ve bölgemizin Damızlık Koyun ihtiyacının sağlanacağı tesisin yapılması. ligili kamu kurumlarımızın Tarım ve Hayvancılığa maddi katkılarının yanında, sürdürülebilir Koyun Keçi Yetiştiriciliği nasıl olmalıdır. Koç katımının uygun zamanına ilişkin hangi aylarda avantaj ve dezavantajları vardır. Koyunların çeşitli özelliklerinin yanında özellikle Sivas'ımızda koyunculuğun var olmasında olmazsa olmazı olan Kangal köpeklerinin eğiti mi. Hayvancılık girdilerinde önemli bir yere sahip olan korunga ve fiğ yetiştiriciliği. Koyunlara ilişkin önemli bilgilerle birlikte Küçükbaş Hayvancılıkta koruyucu hekimliğin önemi, Koyunculukta kuzunun, koyun sütünün ve sağırnın yeri ve önemiyle birlikte üyeleri m izi çeşitli konularda bilgilendirerek dikkat etmeleri gereken şeylerle ilgili hatırlatmalarda bulunmaya çalıştık. Dergimize katkı sağlayan tüm yazarlarımıza ayrı ayrı teşekkür ederek bu sayımızın da siz değerli Küçükbaş Hayvan Yetiştiricilerimize ve şehrimize faydalı olması temennisiyle bol ve bereketli kazançlar dileriz. SIVAS ILI DAMIZLIK KOYUN KEÇI YETIŞTIRiCiLERi BiRLicli YAYINIDIR İmtiyaz Sahibi EthemDOÖAN Editör Hilal YÜKSEK Genel Yayın Yönetmeni Atilla DOÖAN Yazı ݧleri Müdürii Baktay ÖZDENOÖLU Yayın Kurulu Prof. Dr. Behiç COŞKUN Doç. Dr. Orkun DEMiRAL Yrd. Doç. Dr. Yusu~_ZiY,a OÖRAK Zekeriya GULUM Ziraat Mühendisi Bülent TOPÇUOÖLU Zooteknist Necip KILIÇ Hukuk Danışmanı İsmail Hakkı KONAR Fotoğraf Editörii İsmet HAVSUT Sinem KARTALCI Graf'ık & Tasanm & Baskı Gürler Matbaacılık Tesviyeciler Cad. Simtes İşhanı 7/6 Ankara/İskitler 0.312 341 33 85 web: www.sivasdkkyb.com e-mail: info@sivasdkkyb [email protected] Adres: Bankalar Cd. 1. Park Sk. Orhan İş Merkezi B Blok Kat:1 No: 16-17 Sivas İrtibat Telefon: +90 346 223 78 40 Faks: +90 346 224 91 81 Gönderilen yazılann yayımianmasına yayın kurulu karar verir- Yayımlarunayan yazılar iade edilmez -Yayımlanan yazılara telif ücreti ödenın ez - Sorumluluk yazara aittir Uzunyayla Dergisi basın meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder - Uzunyayla ismi belirtilerek alıntı yapılabilir... Şjvas'ta Sürü Bozuklugu Gedlriliyor: Odünç Koç Projesi Ili 4- Ethem Doğan 6- ismet Yılmaz B- TiGEM Mehmet Halis Bilden 54- Kuzunun Yeri ve Önemi 56- Koyun Sütünün Önemi Ahmet Serbest Mikail Atmaca 52- Koruyucu Hekimliğin Önemi Necip Kılıç 48- Koyun Y. Önemi Mevlüt Dinler 44- Korunga ve Fiğ Yetiştiriciliği Bülent Topçuoğlu 10- Ödünç Koç Projesi ihsan Aslan COŞKUN ----;:.~,.:::::.:::--= Prof.Dr. Behiç \ 12- TKDK Bilal Zeytin 14- G. Artırıcı Uyg. Yeteriimi 16- Koç Katım Zamanı Prof. Dr. Orhan Karaca Prof. Dr. Behiç Coşkun 58- Koyunculukta Sağım 24- Saklanan Sır Prof. Dr. Mustafa Tekerli 26- Ulaş Ali Altınkaynak 30- Ulaş ismail Koçak 40- Değerli Yetiştiricilerimiz Baktay Özdenoğlu 34- Kangal Köpeklerinin Eğitimi Mustafa Koçkaya - Y. Ziya Oğrak Ethem Doğan Sivas ili Damızlı k Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ziraat Mühendisi • Zooteknist Saygıdeğer kardeşlerim; yeniden sizlerle buluşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Ülkemizin önemli değerlerinden biri olan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin ilimizde ki gelişimini zaman tünelinde geleceğe taşıyan dergi miz; geleceğe önemli notlar d üşmeye devam etmektedir. Bugüne kadar çıkan dergimizin her sayısında küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile ilgili olarak bilim adamlarının yayınlarını paylaşmaya gayret gösterdik. Hayvancılığın teknik kısmını yetiştiricilerimize ulaştırmayı ve bu sayede değişimin zaruretini bilimsel olarak izah etmeye çalıştık. Halk Elinde Islah projesiyle birlikte bir nevi modern yetiştiriciliği üyelerimizia buluş turduk. Sonuç itibarıyla ilimizde önemli bir gelişim oldu. Özellikle ıslah alanlarında önemli verim artışlarının yanında geleneksel hayvan yetiş tiriciliğinden modern hayvancılığa doğru bir geçişin olduğunu görüyoruz. Daha da önemlisi bilim adamlarının sahada yetiştiricilerimizle beraber pratik olarak uygulama yapıyor olması; yetiştiriciliğin sorunlarının bilim adamlarınca bilinerek sorunların çözümüne katkı sağlayacağı sonucunu doğuracaktır. Tabi bu çalışmalar yetiştiricilerimizi umitlendirmektedir. Ancak küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin temel problemleri hala çözülemedi. Köklü çözüme yönelik adımların acilen atılması gerekmektedir. Aksi durumda pamuk ipliğine bağlı bu ilerleme kısa zaman da tersine dönebilir. Bunun için devletimizin, ıs lahta yaptığı isabetli adımlara benzer adımları da atması gerekir. Özellikle destekleme sisteminin tekrar gözden geçirerek; yeniden guncellenmesi gerekir. Yetersiz gibi gözüken devlet desteklerinin arttırılma sı kadar amacına uygun desteklenmenin yapılması daha elzemdir. Nakit para desteğiyle birlikte özellikle koruyucu hekimliğin planlı ve programlı olarak tüm ülkeye yayılması yetiştiricilik açısından çok önemli bir durumdur. Bununla beraber yine bu hükümet döneminde kurulan Damızlık Yetiştiricileri Birlikleri'nin bundan sonra ki süreçte önemli bir rol aynaması hedeflenmiştir. Umarım hükümetin attığı bu önemli adımı birlikleri yöneten insanlar da doğru algılar ve kendilerine verilen görevleri yerine getirerek hayvancılığa katkı sağlarlar. Aksi durumda yeni bir STK faciası yaşanmakla kalmaz ciddi bir zaman ve verim kaybı yaşanır. Ayrıca bu birliklerin henüz yapısal eksikliklerinin olduğu gerçeği ortada iken; birlikler üzerinde ki baskıların da olması birliklerin kuruluş amacına uygun çalışamamasının önünde ki önemli tehditlerdir. Yıllardırgörevlerini yerine getirerneyen ve önemli kaynakları yok eden STK'lar hala aynı çalışma larını sürdürürken, görevlerini neden yapamadıkları yada yapmadıkları gibi sorular ortada iken; yeni kurulan bu biriikiere baskı kurulması manidardır. Acaba Şimdiki Hükümetin kurduğu ve bugünkü Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın M. Mehti EKER'in bizzat ilgilendiği ve önemsediği bu Birlikleri birileri neden baltalıyor? Anlamakla güçlük çekiyoruz. Oysaki birlik fidanı yavaş yavaşta olsa meyvelerini vermeye başladı. Bakınız 2006 da ilimizde 11 ilde yaklaşık 75.000 hayvanla başlayan ISLAH çalışmaları 62 ilimizde 882.000 hayvanla Birliklerin çatısı altında devam etmektedir. Ilimizde Türkiye'nin ilk modeli olan Devlet (TiGEM)- Birlik ortaklığıyla elit sürü ve koç bankası oluşturuldu. Bu ortaklıkla Ilimizin ve bölgemizin Damızlık Koyun ihtiyacı karşı lanacak. Projeye destek veren ve bize güvenen TiGEM Genel Müdürümüz Sayın M. Halis BiLDEN ve ekibine yetiştiricilerimiz adına şükranlarımızı bildirmeyi bir borç biliriz. Yine birliklerimizin yaptığı Dam ızlı k Hayvan tespitlerinin, önceki yıllara göre daha isabetli yapıldığını söylemek yanlış olmaz. Demem o ki biraz sabır ve tahammül gerekiyor. Bunu birliklerden esirgemeyin. O zaman göreceksiniz ki her şey yerine oturacak ve verimli çalışmalarda birlikler yerini alacaktır. Bunları söylerken Birlikleri yöneten kardeşleri min de daha dikkatli davranmalarını ve birliklerin kuruluş amacına uygun çalışmalar yapmalarını bekliyorum. Bu hizmet Birlik Başkanlığı'nın ötesinde Milli veAhlaki birsorumluluktur. Şahsen ben, butun birlik başkanlarının en az benim kadar hassas olduğunun bilincini taşıyorum. Saygıdeğer kardeşlerim; sonuç olarak bu sayı da ki yazıma son verirken bir şeyi vurgulamak istiyorum. Kurulduğumuz 2006'dan bugüne kadar yetişti ricilerimize bir çok söz verdim. Birçok projeyi yapacağımızı buradan yani dergimiz aracılığı ile beyan ettim. Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla Allah'a şükrediyorum ki sizlere mahcup olmadım. 2006 da Kangal llçemizde başladığımız ISLAH projesini Merkez, Gürün, Ulaş, Altınyayla, Şarkışla, Gemerek ve Yıldızeli ilçelerine yaydık. 50.400 hayvan ve 8 projeyle Ülkemizin en çok ISLAH yapan iliyiz. Yine Türkiye'nin kendi öz sermayesi ile üretim çiftliği kuran ve Devlet- Birlik ortak üretimini gerçekleştiren tek Model Birliğiz. Yine ilimizde bugüne kadar 2.000.000 (iki milyon) doz aşı uygulayan ve bu anlamda hastalık ve zararlılarla da mücadele eden bir birliğiz. Uyguladığımız AB eğitim projesiyle yine alanında proje yapan ve uygulayan ilk il Birliğiyiz. Tabii ki bu yaptıklarımız benim siz kıymetli yetiştinci kardeşlerime verdiğim sözlerin tamamı değil. Yapamadığımız daha birçok proje var. Inşallah çok yakın zamanda onları da yapmayı Allah bizlere nasip eder. Ben insana yapılan hizmetin en kutsal hizmet olduğuna inanıyorum ve bu bilinçle de çalışmaya gayret ediyorum. Bu çalışmaları yaparken desteklerini esirgemeyen 'Siz değerli yetiştirici kardeşlerim'. Hepinizi en içten duygularımla selamlıyor, bugüne kadar verdiğiniz destek ve katkılarınızdan dolayı teşekkürü birborç biliyorum. Allah'aemanetolun. Dam1zlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ''UZUNYAYLA'' Her ne kadar Türkiye'nin her köşesi aynı değerde olsa da, Uzunyayla'nın bir ucunda bulunan baba ocağının benim için ayrı biryeri vardır. Hayvancılık ile uğraşan hemşerilerimin his ve düşünce dünyasına tercüman olan bu derginin Uzunyayla adıyla yayımlanması da çok anlamlıdır. Türkiye coğrafyası hayvancılığın yapılabileceği iklim ve bitki örtüsüne sahiptir. Küçükbaş hayvancılık Türkiye'nin vazgeçemeyeceği, vazgeçmarnesi gereken bir alandır. Kentleşmenin ve köyden kente göçün en fazla zarar verdiği alanların başında küçükbaş hayvancılığı gelmektedir. Bizim coğrafyamızda küçükbaş hayvan yetiştiriciliği sadece üretim ve gelir kaynağı olarak değil, çevre dengesi, erozyonla mücadele açısından da önem taşır. Sivas'lı hemşerileri mAllah'ın lütfu olan bu imkanı değerlendirmiş, kendi ihtiyacının üzerinde bir üretimi ülkemiz için yıllarca gerçekleştirmiştir. Başta babam olmak üzere aile büyükleri m küçükbaş hayvancılık ile yıllarca geçimini temin etmişlerdir. Zor ve meşakkatli olan bu mesleğin kazancının helal olduğundan kimsenin şüphesi de yoktur. Hükümet olarak, tarım ve hayvancılığı ülkemizin olmazsa olmaz sektörleri arasında görüyor ve buna göre gereken tedbirleri alıyoruz. Ülkemiz son on yılda tarım ve hayvancılık konusunda önemli adımlar atmıştır. 2002 yılında 4 milyar dolar olan tarımsal ihracatı m ız 2011 yılında 15 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Bu on sene zarfında hayvancılığa verilen tarımsal desteğin payı, tüm tarımsal destekler arasında %4'ten %2B'e yükselmiştir. 2002 yılında devletten toplam 2 milyar 160 milyon lira destek alan hayvan yetiştiricilerimiz, 2012 yılında 7,6 milyar lira destek alacaklardır. Bu sektörü daha iyiye taşımak bizim vazifemizdir. Ilimizin Damızlı k Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliğinin yayını olan Uzunyayla bu alanda faaliyet gösteren hemşerilerimin taleplerini duyurmakgibi önemli birvazifeyi ifa etmektedir. Yetiştiricilerimi zin bilinçlenmesi konusunda ki emekleri için başta birlik başkanı olmak üzere tüm yayın kuruluna teşekkür ederim. Çiftçilerimizin sorunlarının doğru aksettirilmesi konusunda önemli bir görevi üstleneceğine inandığı m derginize yayı m hayatında başarılar dilerim. ismet Yilmaz Milli Savunma Bakanı Mehmet Halis Bilden Tarım işletmeleri Genel Müdürü TiGEM'in Ülkemiz Koyunculuğuna Desteği Devam Etmektedir Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğü (TiGEM); tarım ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyacı olan her türlü mal ve hizmetleri üreten bir iktisadi Devlet Teşekkülüdür. Türkiye'nin bitkisel ve hayvansal üretimini arttırmak, çeşitlendirrnek ve ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla yetiştirmiş olduğu damızlık hayvan, tohumluk, fidan, fide gibi girdileri yetiştiricilere intikal ettirmek, bitkisel ve hayvansal üretim, yetiştirme ve ıslahı konularında çevre çiftçilere öncülük ve öğreticilik yapmak TiGEM'in en başta gelen görevidir. Koyunculuk faaliyetlerimiz, 9 işietmemizde (Ceylanpınar, Karacabey, Kazımkarabekir, Ulaş, Gözlü, Gökhöyük, Malya, Altınova, Anadolu) toplam 50.000 ana baş ile sürdürülmektedir. Akkaraman, Morkaraman, Kıvırcık, ivesi ve Merinos gibi saf ırklar yetiştirilmekte, çalışmalarımızdayerli ırkların saf olarak yetiştirilmesi ve seleksiyonla verim düzeylerinin yükseltilmesi esas alınmaktadır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile yapılan ortak çalışmalar sonucu ülkemizdeki damızlık talebi artırılmış, Kurumumuzun dağıtımlarında da buna paralel artışlar yaşanmıştır. Ülkemiz yetiştiricilerine 2009 yılında 16.500 baş damızlık koyun dağıtımı ile 2008'e göre %198 artış, 2010 yılında 24.500 baş damızlık koyun dağıtımı ile 2008'e göre %347 artış sağlayan TiGEM, ana kadromuzun artırılması yönündeki çalışmaları nedeni ile 2011 yılındaki damızlık koyun dağıtımını 15 bin baş ile sınırlı tutmuştur. Yapılan çalışmalar ve geliştirilen projeler sonucunda, 2012 yılı itibariyle koyunculuk faaliyetlerimizin karlılığı 2009 yılına göre 7 kat artırılmıştır. Sahip olduğu üstün vasıflı damızlık hayvan mevcudu ile Türkiye'de son derece önemli bir yere sahip olan TIGEM, ülkemiz genelinde hayvan kalitesinin ve veriminin arttırılması amacıyla çeşitli kurum ve kuruluşlarla pek çok ortak proje yürütmektedir. Bu kapsamda öncelikle Bafra ve Polatlıırkı koyunların tescilleri yapılmıştır. Iç Anadolu Işletmelerimizden Gözlü'de 2011 yılında başiattığımız ve Ankara Üniversitesi ile ortak yürüttüğümüz "Akkaraman lrkı Koyunların Saf Yetiştirme ve Melezlema lle ıslahı" Projesi kapsamında, bölge koyunculuğuna farklı bir geliştirme tekniği ile üstün özelliklere sahip genetik materyal kazandırmayı hedeflemekteyiz. Ortak projelerimizin en önemlilerinden birisi olan ve Sivas Ili Damızlı k Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ile imzalanan protokol kapsamında başiattığımız "Kangal TipiAkkaraman lrkı Koyunlarının Halk Elinde Islah ı Projesi" ile Kangal tipi Akkaraman ırkı damızlı k koç ve koyun yetiştirilmesini ve 1500 baş koç altı koyun kapasiteli bir elit sürü oluşturulmasını planlanmaktayız. Projede kullanılacak hayvan materyali, Sivas ili'ne bağlı Kangal, Gürün, Ulaş ve Altınyayla Ilçelerini kapsayan bölgede koyunculuk yapan ve toplam 180 aile işletmesinde yetiştirilen 30.000 baş koç altı koyun ve 1.500 baş koç ile bunların kuzuları arasından seçilecektir. Sivas ilinde bulunan Ulaş Işietmemizde özel şartlarda bakım ve beslerneye tabi tutulacak hayvanlar, damızlık olarak kullanılmak üzere yetiştiricilere dağıtılacaktır. Yılda en az 1.000 baş damızlı k kuzu ortaküretim tesislerine getirilecektir. TIGEM; Akkaraman lrkı Koyunlarının Halk Elinde lslahı Projesi kapsamındaki ortak sürüye, 250- 500 baş (dişi veya erkek) arasında damızlık koyun ile destek verecektir. Tl GEM olarak ülkemiz koyunculuğuna verdiğimiz destek, Hükümetimizin öncülüğündeki projelere yaptığımız katkılarla da devam etmektedir. Bu çerçevede 2011 yılı nda Van'da meydana gelen depremde zarar gören çiftçilere destek olmak amacıyla Hükümetimizin aldığı karar doğrultusunda Kurumumuz tarafından 700 baş Morkaraman ırkı koyun dağıtılmıştır. Genel Müdürlüğümüz ile GAP Idaresi arasında 14.09.2010 tarihinde imzalanan "GAP Kırsal Kalkınma Projelerini Destekleme Programı Kapsamında Hazırlanan işbirliği Protokolü" çerçevesinde, Kurumumuz tarafından çeşitli illerde yaklaşık 550 çiftçiye toplam 10.502 baş damızlı k koyun dağıtılmıştır. Söz konusu Protokol kapsamında TiGEM tarafından uzman kişilerden oluşturulan bir komisyon, dağıtılan koyunların yetiştirildikleri yerlerde hayvanların sağlığı, yetişme şartları ve döl verimlerini düzenli olarak kontrol etmiştir. Gözlemler neticesinde tüm koyunların yavrulamış olduğu ve mevcut koyun sayısının 23.05.2012 tarihi itibariyle 30 bin başa ulaştığı görülmüştür. Yapılan görüşmelerde çiftçiler, kendilerine verilen teknik bilgilerden oldukça faydalandıklarını ve gösterilen ilgiden duydukları memnuniyeti ifade etmişlerdir. TIGEM koyunculuktaki bu çalışmalarıyla Türkiye'nin en büyük ıslahçıkuruluşu durumundadır. Genel Müdürlüğümüzün 2012-2015 yıllarını kapsayan Yeniden Yapılanma Programı kapsamında, damızlık koyun yetiştiriciliği ana kapasitemizi 50.000 baştan 112.000 başa ve damızlık koyun dağıtımımızı da 30.000 başa çıkarmayı; bununla birlikte Saanen ırkı keçi yetiştinciliğine başlamayı hedeflemekteyiz. Dünya'nın birçok ülkesinde önemli bir üretim alanı olan koyun yetiştiriciliği, kurak iklim şartlarına sahip bölgelerde halkın geçiminin önemli bir kısmını sağlamaktadır. Türkiye'de iklim şartları, arazi yapısı, meraların geniş ve genelde düşük kaliteli olması, hayvancılık faaliyetleri içinde koyun yetiştiriciliğinin önemini artırmaktadır. Dolayısıyla Türkiye ekonomisi için de koyun yetiştiriciliği önemli bir yere sahiptir. Türkiye'de koyun yetiştiriciliği önemli bir hayvancılık kolu olmasına rağmen yetiştiriciliği yapılan ırklar verimleri düşük yerli koyun ırklarıdır. Koyun yetiştiriciliğinde verimleri yüksek genetipierin geliştirilmesi ve yetiştirilmesinin yaygınlaştırılması önem taşımaktadır. Genel Müdürlüğümüzün her yıl dağıttığı üstün vasıflı damızlık koyunlana birlikte, halk elinde bulunan hayvanların ıslah edilmesi, koyunculukta verim artışının daha kısa sürede sağlanacağını göstermektedir. Uygulamaya konulan bu proje ve çalışmalarla döl, süt ve et verimleri yüksek yeni saf ve melez tipierin geliştirilmesi amaçlanmaktad ır. Bu anlamda; Türkiye Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği ile ortak yürütülen bu projenin, ülkemiz hayvancılığının gelişmesine ve yüksek verimli ırkların sürüye kazandırılmasına olan inancımla, ülkemiz hayvancılığına hayırlı olmasını diliyorum. • lhsan Aslan il Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ş!vas'ta Sürü Bozukluğu Gideriliyor: Odünç Koç Projesi Son yıllarda artan enerji ve işgücü maliyetleri sonucunda küçükbaş giderek azalmakta diğer taraftan küreselleşen dünyada ülke pazarları her konuda olduğu gibi tüm gıda ürünlerinde de tüm ülkelere açık hale gelmektedir. Dünya pazarında yer bulabilmemiz veya ülke pazarına yerli üretimimizle var olmamız için mutlaka ürünü ucuza mal edip uygun fıyatla pazara sunmak gerekmektedir. il Müdürlüğümüz tarafından il Özel idareye sunulan bu proje ile ilimizde uygulanan Halk Elinde Islah Projesi sonucu elde edilen damızlık koç (erkek kuzu)adaylarından 400 baş 5-6 aylık erkek kuzuların seçilerek, Sivas ilinde sürü bozukluğu olan bölgelere kan değişimi sağlamak amacı ile 5 yıl süreyle verilmesiyle daha yüksek verimli ve kaliteli sürü elde edilmesi hedeflenmektedir. Sivas'ta işletmelerde toplam 470.894 adet küçükbaş hayvan bulunmaktadır. Akrabalı yetiştirilen bu sürüleri daha ari duruma getirerek, verimlerinin ve elde edilecek yavru sayısının artırılması amaçlanan projede dağıtılacak hayvanların seçimi yapılırken Sivas ili Kangal Ilçesinde "Halk Elinde Islah Projesi" sonucunda elde edilen koçlardan, yeni doğan kuzuların doğum ağırlığı alınır. 90-100 günlüğünü tamamlamış kuzuların doğum ağırlığı alınarak aradaki canlı ağırlıkartışı tespit edilir. En iyi sütçü annelerin yavruları ve ikizlik oranı yüksek olan annelerin yavruları değerlendirilmeye alınır. 100 günlüğünü hayvancılık tamamlamış kuzulara gelişim tespitleri yapılarak değerlendirilmesi, günlük canlı ağırlık artışı ve tip puanlamasının yapılarak 5 üzerinden 4-5 puan alan hayvanların seleksiyona tabi tutularak morfolojik muayenelerinin yapılması sonucunda belirlenen 100 küçükbaş hayvanın sürü bozukluğu olan ilçelerimizin koyun üreticilerine dağıtılacaktır. Irk seçiminde Kangal Akkaraman ırkının seçilmesinin ana nedeni erkeklerde ergin canlı ağırlık 90-100 kg, dişilerde 68-72 kg, merada canlı ağırlık artışı erkeklerde 280 gr/gün, dişilerde 260 gr/gün verilerek 7493 koyun ıslah edilmeye çalışılmıştır. 2011 yılında 147 koçluk adayı 55 işletmeye verilerek 9535 koyun ıslahı yapılmıştır. 2012 yılında ise 66 koçluk adayı 31 işletmeye verilerek 5855 koyun ıslahı yapılmış olup çalışmalar devam etmektedir. 52.200 TL'si Müdürlüğümüz tarafından karşılanacak olan projenin hayvan bedelleri il Özel idare Müdürlüğü tarafından karşılanması beklenmektedir. Projenin toplam bütçesi 452.200 TL' dir. ilimiz Damızlı k Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğince olmasıdır. Sürü bozukluğu olan işletmelerde bu artış 210-240 gr/gün arasındadır. Bunun yanında bu ırkın laktasyon süresi diğer ırkiara göre daha uzun olup 150 gündür. Süt verimi ise laktasyonda 70-130 kg'dır. Sürü bozukluğu olan işletmelerde laktasyondaki süt verimi 40-60 kg de desteklenen bu projenin sonunda koyunculukta, kahtım derecesi koyuna göre daha yüksek olan bu nedenle iyi nitelikteki erkek damızlıklarla; sürülerde gebelik ve kuzulama oranının yükseltilmesi, ikizlik, yaşama gücü ve verimlerin arttırılarak genetik ilerleme ve gelişim sağlanması, seleksiyon ve sürülerde çekirdek gruplarda çiftleştirme yapılarak gelişim sağlanması, sürüdeki damızlık koç sıkıntısı nın giderilmesi, kan tazelema ile sürülerdeki olumsuzlukların giderilmesi beklenen etkiler arasındadır. Bunun yanında sürü bozukluğu olan yerlerde belirli zaman içerisinde sürü bozukluklarında iyileşme görülmesi beklenmektedir. arasındadır. Tüm bunlar değerlendirildiğinde işletmede ıyı verim artışı, güçlü janerasyonlar oluşacağı için işletmecinin maliyeti azalacak ve geliri artacaktır. Halk elinde Islah projesi kapsamında 2010 yılından bu yana koçluk adayları dağıtılmaktadır. Bu güne kadar 201 Oyılında 100 koçluk adayı 33 işletmeye • Bilal ZEYTIN il Koordinatörü TKDK "Sivas yat1r1mcllarla buluştu ve TKDK tarafindan onaylanan projeler uygulamaya geçti." Tarım ve Kırsal kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) kuruluş amacı; Avrupa Birliği ve uluslararası kuruluşlardan sağlanan kaynakların, ülkemizde kırsal kalkınma programlarının uygulanmasına yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi, tarım sektörünün gelişmişlik düzeyinin yükseltilmesi ve Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyumunun sağlanması hedeflenmektedir. Bu amaç ile TKDK Avrupa Komisyonundan Haziran 2011' de "akreditasyonu" alarak proje kabullerine resmi olarak başlamıştır. TKDK 2012 yılı içerisinde 7 başvuru çağrı ilanına çıkmıştır. Proje kabullerine başlamış uygulamaya başlamıştır. Bu çerçevede; TKDK Sivas çok sayıda proje kabulü gerçekleştirmiştir. Ancak uygulanabilirliği olabilen proje sahipleri ile 2012 yılında sözleşme imzaladı aynı yıl içinde proje sahipleri yatırımlarını gerçekleşti ve ödeme talep işlemleri başi ad ı. 1. 2012 yılında sözleşmesi imzalan 26 proje karşılığında proje yatırım tutarı 21.3 milyon TL yatırım tamamladı ve proje sahipleri ödeme talep paketlerini hazırlayıp Sivas il koordinatörlüğüne sunmaya başladılar. işlemleri tamamlanan projelerin ödeme işlemleri başi ad ı. 2. 2012 yılında sözleşmesi imzalan 6 projeden bir kısmı yatırıma başladı bir kısmı inşaat yatırımları 2013 yılına sarktı. Söz konusu projelerin toplam yatırım tutarı 5.3 milyon TL. 3. 2012 yılında Sivas il koordinatörlüğü tarafından onaylanan ve kurum merkezinde onayda bekleyen ve 2013 yılı nda yatırıma başlayacak 5 proje karşılığında 9.5 milyon TL yatırım gerçekleşecektir. Burada önemli olan rakamlardan ziyade ne yapmak istediğimizi ortaya koymak olup, bu sebeple aşağıdaki konular önem arz etmektedir. Rekabet gücü yüksek, sürdürebilir işletme, halkhayvan sağlığını dikkate alan, üretimde hijyen ve kaliteye önem veren çevreye uyumlu üretim tekniklerini ortaya koymaktır. Ayrıca işletmeleri AB standartlarına çıkarmaktır. Sivas'ın işlenmesiyle et-süt üretiminde ve ürünlerinin markalaşmasını sağlamak ve marka şehirolmasına katkıda bulunmaktır. TKDK olarak elbette ki bizim Sivas'ın tarım sektörünün yapısal tüm problemlerini çözmemiz imkansız. Ayrıca kurum olarak böyle bir misyonumuzda bulunmamaktadır. Ne yapmak istiyoruz? Ülkemizin AB' ne tam adayiiğı yolunda ortak tarım politikasını uygulayabilmesi için gerekli örnek işletmeleri hibe vermek suretiyle teşekkül etti rm ek. Zihniyet değişimi gerçekleştirmek, yatırımcı kültürünü geliştirmek ve neyi niçin istediğini ortaya koyan proje li yaşama geçmek, Doğru yatırımcı, doğru yer, uygun zamanda gerekli yatırımı yapmak, Yaptığı işi meslek olarak gören, yaptığı işten mutlu olan yatırımcı profıli oluşturmak, Bu vesileyle, Sivas il Koordinatörü olarak kurumumadına bize inanan ve zorlu bir süreçte proje hazırlayan öncü, vizyon sahibi yatırımcılarımıza sonsuz teşekkür ederiz. Amacımız 2013 yılında 50 milyon TL. yatırım hedefine çıkmaktır. Bu bir hayal değildir. Bunun olması için kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri, Sivaslı yatırımcıların bizim çağrılarımızı takip etmeleri ve bizlerle birlikte çalışmaları yeterli olacaktır. PROJE SUNMAK ISTEYEN YATIRIMCILARI HALEN AÇIK OLAN 17 ARALIK 2012- 15 OCAK 2013 TARiHLERi ARASINDA KURUMA PROJE SUNABiLiRLER AYRlCA 2013 YILI iÇERSiNDE ÇAGRI iLANLARI DEVAM EDECEKTiR. Prof. Dr. Orhan KARACA Sürdürülebilir Koyun Keçi Yetiştiriciliği için Gelir Artt1r1c1 Uygulamalar Yeterli mi? Anadolu'da koyun ya da keçi yetiştiricililerinin gelirlerini arttırtıcı tedbirlerin tamamı koyunculuğu teşvik edeceği, özendireceği açık bir gerçektir. Yaklaşık son on yıl öncesine kadar, neredeyse tamamen kaderine terk edilmiş olan sektör, giderek ilgi çekmeye ve sorunlarını güncelleştirmeye başladı. Kamu desteklerinin yapılandırılması ve örgütlenme süreçlerinin işletilmesi adına yapılan hizmetler, birçok eksiklik ve aksaklığa rağmen olumlu gelişmelerdir. Koyun ve keçi yetiştiriciliğinde gelir arttırıcı uygulamalarının bir ucu kısa vadelidir. Bu uçtaki uygulamaların ürün fıyat politikaları, destekler, teşvikler bakımından kamu ayağı ile ürün ve girdi avantajları ortaya koyabilecek yetiştirici örgütleri ayağından oluşur. Kısa vadeli uygulamalar kapsamında ne kadar başarı elde edilirse edilsin eksik kalacaktır. Anılan bu süreçler mutlaka üretimin temel aracı olan hayvan materyalinin ıslahını kapsamalı dır. O da diğer uzun vadeli uçtur. Uygun bir genetik değişim programının işletilmesi olan bu uç, uzun vadede ancak gelir arttırıcı olabilse de telafisi mümkün olmayan, olmasa olmaziardand ır. Ne yazık ki Genetik Islah programları, zaman ister, yoğun emek ister ve güçlü koordinasyon ister. Dahası belki de en önemlisi çok güçlü yetiştiricinin bile bir başına yapamayacağı ve korkarım çok kişinin bildiğini sandığı bu programlar, sürekli ve kesintisiz bilimsel araştırma desteğine muhtaçtır. Bütüncül ve kısa bir cümle ile ifade edersek, ıslah programları çok güçlü profesyonel kamu destekleri olmadan işletilemez. öngörülerinin yerine geldiğini küçüksektörünün mevcut durumundan daha karlı hale geldiğini bir an düşünelim. Sürdürülebilir üretim için bu yeterli midir? Sorusuna benim kişisel cevabım hayırdır. Koyun ve keçi yetiştiriciliği için sadece sürdürülebilir üretimin temel şartları yerine getirilmiş olur. Oysa sürdürülebilir üretimin bütün gerekleri bakımından bakılırsa özde etkili olan ve üretimin geleneksel yapısından kaynaklanan mağduriyetler ortadan kalkmaz. Çünkü geliri ne olursa olsun çağdaş hayatın insanlara sunduğu ve giderek gelişen konfordan Gelir artışı baş hayvancılık faydalanmak konusunda en çok mağdur kesimi temsil etme olgusundan kurtulmak mümkün değildir. Mera ya da otlatma alanları olmadan ve çobanlık olmadan başarılı koyun ve keçi yetiriciliği olamayacağı na göre mevcut üretim sisteminin çilesi de bitmeyecektir. Yetiştiriciliğin özellikle çobanlık hizmetinin gerektirdiği emek ve özveriyi hangi gelir dengeleyebilir? Cevap hiçbirdir. Ülkemizde örnekleri yaşanmış ve yaşanmaktadır. Çok astronomik ücretiere rağmen nitelikli çobanlık hizmeti alabilmek mümkün değildir. Zorluklarını ve yarattığı mağduriyetleri gidermeden, çobanlığın sosyal ve kültürel statüsü yükseltilemez. Mevcut statü de sektörün gelişimi ve sürdürülebilir üretimin önündeki en büyük engel olarak kalmaya devam edecektir. Madem sürdürülebilir koyun keçi yetiştiriciliği için sadece gelirlerin artışı yetmiyor, hangi önlemler alınmalıdır? Başta otlatma olmak üzere yetiştirme uygulamaları birçok cevabı nasıl kolaylaştırılabilir? Sorularının var. Bu cevaplar yörelere göre çok değişebileceği gibi çözüm yolları da farklı yöntemlere dayandı rı labilir. Özünde geleneksel ve yerel alışkan lıkları boşa çıkarmayan mera ya da otlatma alanların dan kolay yararlanmayı öne çıkaran bütün uygulamalar geçerli olabilir. Sanırım konuya sektörle ilgili herkesin kafa yarması gerekir. Özellikle araştırıcıların yerel özellik ve özgünlüklere göre alternatif üretim modelleri üzerinde yoğunlaşmaları ve bilimsel veriler ortaya koyması, sağlıklı yaklaşımiara ışık tutulabilecektir. Prof.Dr. Behiç COŞKUN Kangal Akkaraman ı Koyununun Halk Elinde Islah ı Projesi Lideri Selçuk Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, KONYA Koç Katlm Zaman1n Beslenme Maliyetleri Üzerine Etkisi Süt, yapağı ve gübre geliri büyük ölçüde göz ardı edilen koyunculukta başlıca gelir kaynağı kuzu verim id ir. ikizliğin düşük olduğu ve yılda bir defa doğumun hedeflendiği işletmelerde kısırlık ve kuzu kayıplarını da dikkate aldığımızda, kuzu pazarlama aşamasında, koyun başına bir kuzunun bile düşmediğ i görülmektedir. Bu durumda karlı bir yetiştiricilik için, yetiştirme maliyetleri içerisinde en büyük paya sahip olan beslenme maliyetlerini en aza indirmek için çaba sarf etme gerekliliği ön plana çıkmaktadır. Koyunculukta beslenme maliyetlerini en aza indirebilmek için meraları etkin şekilde kullanmak gereklidir. Ülkemizin bazı yörelerinde meraların daralması ve hayvan sayısının artmasından kaynaklanan bazı sorunlar olsa da Sivas'ta olduğu gibi ülkemizin bir çok yöresinde mevcut koyun sayısına göre çok geniş meralar bulunmaktadır. Nitekim 1980 yılında, yaklaşık 70 milyon olan küçükbaş hayvan varlığını (DIE, 1981) dayuran meralarımızda, şu anda bu sayının, yarısı kadar hayvan bile bulunmamaktadır. Bu durumda milli varlığımız olan ve yaklaşık 15 milyon hektarlık bir alana sahip olan, meralarımızın değerlendi ril ip, hayvansal protein üretiminde etkin şekilde kullanılması milli ekonomimiz açısından da çok önemlidir. Ülkemizde aynı anda çok farklı mevsimler yaşanmaktadır. Bu nedenle bundan sonra ifade edilecek mera otlatması ile ilgili bilgiler Sivas ili ve benzer iklimi yaşayan diğer illerimiz için geçerli olacaktır. Sivas ilinde meralar kar ve soğuk hava şartları nedeniyle Aralık, Ocak, Şubat ve Mart ayları olmak üzere yılda 4 ay otlatmaya müsait gözükmemektedir. içinde bulunduğumuz 2012 yılında olduğu gibi bazı yıllarda daha uzun otlatma süreleri gerçekleşebilmektedir. Ancak, meraların çok geç ve çok erken atlatılması mera kalitesi üzerinde olumsuz etki yarattığını da belirtmekte yarar vardır. Damızlık koyunların besin madde ihtiyaçları üreme dönemlerine ve kuzu sayısına göre önemli farklılıklar göstermektedir. Aşağıdaki Tablo 1'de 70 kg canlı ağırlıkta bir damızlı k koyunun farklı dönem- Tablo 1 . 70 kg canlı ağırlığında, tek ve ikiz kuzulu enerji ve protein ihtiyaçları. Koyun Tek Kuzu lu ikiz Kuzu lu Ihtiyaç Kuru Madde Tüketimi,kg Eneji ihtiyacı, ME, Mealigün Ham Protein ihtiyacı glgün Kuru Madde Tüketimi,kg Eneji ihtiyacı, ME, Mealigün Ham Protein ihtiyacı glgün 1,174 2,248 86,7 1,174 2,248 86,7 enerji ve protein miktarları ark (2007), iki yaş üzeri damızlı k Kangal Akkaraman ı koyunlarının ortalama canlı ağırlıklarını 70,66 kg olarak bildirmiş lerdir. Tablo 1 den ve Şekil2,3 ve 4'ten de rahatlıkla izlenebileceği gibi ileri gebe ve laktasyon dönemlerinde ihtiyaçlarönemli ölçüde artmaktadır. Koyunun ikiz yavruya sahip olması da ihtiyaçları önemli ölçüde değiştirmektedir. Bu rakamlara bakarak ekonomik bir besleme stratejisi için, ihtiyaçların yükseldiği bu dönemlerde, hayvanların merada olmasını sağlamak gerekir. Başka bir ifade ile koç katım tarihini belirlerken önemle ele alınması gereken kriterlerden biri de kış yemlernesi maliyeti olmalıdır. lerde ihtiyaç duyduğu Yaşama Payı verilmiştir (NRC,2007). Yılmaz ve Koyunların mevsime bağlı olarak kızgınlık gösterdiği döl verimi aktivitelerinin gün ışığının azalmaya başladığı sonbahar aylarında yoğunlaştığı bilinmektedir. Şekil 1. de (Menzies, 2012) kuzey yarım küre için geçerli farklı aylarda gece ve gündüz uzunlukları ile koyunların döl verim aktiviteleri gösterilmiştir. Bu şekle göre, Eylül-Ocak ayları arası beş aylık süre, çiftleşme sezonu içerisinde gözükmektedir. Yani bu aylarda hayvanlar doğal olarak kızgınlık göstermekte ve gebe kalabilmektedirler. Temmuz ve Ağustos ayları geçiş dönemi olarak ifade edilmiştir. Bu iki ayda ise sürüdeki bir kısım hayvanlarda kızgınlık görülebilmektedir. Şubat- Mayıs aylarında ise dışarıdan hormonal bir etki olmadığı taktirde koyunlarda kesinlikle kızgınlık belirtileri görülme- koyunların farklı Flushing 1,289 2,474 101,5 1,289 2,474 101,5 dönemlerde kuru madde tüketimi ile Erken ileri Gebelik Gebelik 1,806 1,464 2,801 3,447 117,2 152,1 1,673 1,937 3,203 4,350 139,6 190,6 Erken Orta Lakt Lakt 1,954 1,746 3,726 3,345 221,4 184,4 1,954 2,133 4,730 4,075 297,1 250,4 Geç Lakt 1,598 3,050 146,5 1,997 3,811 196,4 mektedir. Ancak bu süreler yani çiftleşme sezonu uzunluğu, koyunun ırkı, yaşı ve beslenmesine bağlı olarak da değişebilmektedir. Şekil1. Koyunlarda çiftleşme sezonu ve gece-gündüz uzunlukları 24 20 1ii gı 16 ::; ·gı 12 "'2 ::J ~ 8 ı:: C3 4 o Haz Tem Aus Eyı Eki Kas Ara Oca Şub Mar Nis May Haz Iç Anadolu bölgesinde koç katımı yo~un olarak Eylül ve Ekim aylarında yapılmaktadır. Sivas yöresinde ise geleneksel koç katı m tarihi 13 Kasım'dır. Ancak son yıllarda çoğu yetiştirici lerde, bu tarihi öne çekerek Ekim, hatta Eylül ve Ağustos aylarında koç katma çabası gözlenmektedir. Şekil 2.de Sivas ili Kangal, Ulaş, Gürün veAitınyayla ilçelerinde yürüyen ·Kangal Akkaraman Koyununun Halk Elinde lslahı" projesi kapsamında, 2011 yılında 159 ve 2012 yılında 169 yetiştiricinin gerçekleştirdikleri koç katım tarihleri ile ilgili bilgi bulunmaktadır. Bu verilerin incelemesinden de anlaşılacağı gibi, Sivas'ta koç katımı tarihleri, 2011 ve 2012 yılları arasında önemli farklılık göstermektedir. Her iki yılda da yoğunluk ekim ayındadır, 2011 yılında sürülerin %72'si, 2012 yılında ise %68, 7'si ekim ayında koç katmışlardır. 2011 yılında Ekim ayının ilk yarısı ve Eylül ve öncesine olan yönelişin, 2012 yılında ekim ayının ikinci yarısı ve Kasım ayına do~ru olduğu göze çarpmaktadır. Bunun iki ana sebebi vardır. Ilki 2012 yılı kış mevsimi uzamış ve hayvanlar meraya çok geç çıkartılmak zorunda kalmıştır. Bazı yetiştiricilerde yem sıkıntısı olmuş ve tedbir olarak daha geç katmışlardır. Ikincisi ise, yine uygun olmayan iklim şartıarı nedeniyle, kış yernlemesi için yeteri kadar kaba yem ve tane yem ayıramamışlarve zorunlu olarak daha geç birtarihte koç katmışlardır. Bir kısım yetiştiricilerde, tutanda kuzu elde etme ya da normal kuzu satış sezonunda çevredekilere görünüş ya da ağırlık bakımından fark atma düşüncesi ön plana çıkmaktadır. Ancak, Kangal Koyununun Halk Elinde lslahı Projesi kapsamında yapılan çalışmalarda erken doğan kuzularda ölüm oranı ve canlı ağırlık artışı bakımından önemli olumsuzluklar görülmektedir. Olumsuzlukların en önemli sebebinin, erken doğum yapan koyunların Tablo 1'de verilen ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde beslenememeleri ve kötü barınak şartlarıdır. .Bunlarla ilgili sorun olmadığı takdirde, pazarlamada avantaj görülüyor ise erken koç katımında sakınca bulunmamaktadır. Önümüzdeki 5-6 yıl boyunca koç katım tarihinin belirlenmesinde Kurban bayramının en önemli faktör olacağı görülmektedir. Türkiye'de her yıl kurban bayramlarında yaklaşık 2 milyon küçükbaş hayvanın kesildiği tahmin edilmektedir. Bu nedenle koyun yada kuzuların pazarlanmasında kurban bayramı önemli bir yer tutmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda, uzunca bir süredir, normal sezonda koç katımı yapmanın, kuzuların kurban edilmesine yönelik bir olumsuzluğu olmamaktaydı. Ancak bayramın giderek yaz ayiarına yaklaşması nedeniyle bu yıl, bazı kuzular kurban edilemeyecektir. Bu yüzden, bundan sonraki Şekil2. Kangal Akkaraman Koyununun Halk Elinde Islah ı Projesi kapsamında yer alan ve 2012 yıllarında koç katı m tarihleri,% yetiştiricilerin 2011 50,0 • 2012 • 2011 yıllarda kurbanlık kuzu pazarlayan yetiştiriciler için kurban bayramı, koç katım tarihi için belirleyici olacaktır. Koç katımında Kurban Bayramına göre hareket edilirse önümüzdeki altı yıl içerisinde koç katımında için uygun tarihler Tablo 2'de verilmiştir. Bu tarihler belirlenirken kuzuların kurban bayramında en az 6 aylık yaşta olması ve 150 günlük gebelik süresi ve ilk üç haftalık koç katım süresi hesaba katılmıştır. Koç katımının ilk üç haftasında koyunların yaklaşık %90'ı gebe kalabilmektedir. Tablodan da izlenebileceği gibi önümüzdeki beş yıl içerisinde çiftleşme sezonu içerisinde koç katılan kuzular kurban edilebilmektedir. Ancak, 2013 yılı için geleneksel koç katım ayı olan Kasım'da koç katılan koyunlardan doğan kuzular bu yıl kurban edilemeyecektir. Takip eden yıllarda da koç katım tarihini sürekli daha öne çekmek gerekecektir. Koç Katım Tarihi Doğum Tarihi Kurban performansında düşme görülecektir. • Koyun ve kuzular hiç meraya çıkmadan iki ay süreyle ağılda kalacaklarından uygun ortamların oluşturulabilmesi, aydınlatma ve sıcaklık, altlık açısından havalandırma, uygun konfor sağlanabilmelidir. • Kuzu la ra mutlaka ek yem le me yapmak gerekir. DEZAVANTAJLARI • Ağustos ayı anız otlatması açısından en iyi zamandır. Dolaysıyla koç katım öncesi yemleme (flushing) için ek bir masrafa gerek kalmaz. • Anne sütünün yeterli olması ve uygun bir kuzu besleme metodu uygulanması halinde erken kuzu pazarlanabilmesi önemli biravantajdır. • iki aylık yaşa gelmiş ve işkembesi tam olarak gelişmiş kuzuların meraların en kuwetli olduğu Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında otlatılarak ek yemierne yapmaksızın pazarlama şansıda vardır. Bayramı 29.10.2012 28.03.2013 15.10.2013 18.10.2013 17.03.2014 04.10.2014 07.10.2014 06.03.2015 23.09.2015 26.09.2015 23.02.2016 11.09.2016 14.09.2016 11.02.2017 31.08.2017 03.09.2017 31.01.2018 20.08.2018 Ne Zaman Koç Katmalı? Makalenin bu bölümünde ise koç katım zamanını belirlemede etkili olan diğer faktörleri bir tarafa bırakarak sadece çiftleşme sezonunun hangi ayında koç katıldığında, kış yemleme maliyetini ne ölçüde etkileyeceği üzerinde durulacaktır ve her bir ay için ayrı değerlendirme yapılacaktır. Koç Katımı: AVANTAJLARI • Doğumlar Şubat ayında gerçekleştiğinden besin maddesine en çok ihtiyaç duyulan ileri gebe dönem ve laktasyonun ilk iki ayında kış yemlernesi yapılmak zorundadır. Bu durum kış yemlernesi maliyetlerini önemli ölçüde artırır. • Bu dönemlerde koyunlara ihtiyacı karşılayacak kadar yem verilmediğinde koyunların süt verimi azalacağı ndan, kuzuların yaşama gücü ve büyüme Şekil 2. Eylül ayında koç katılan, tek ya da ikiz kuzu dönemlerde enerji ve protein ihtiyaçlarının yaşama payı (YP) ihtiyacı ile karşılaştırılması (YP=1) doğuran koyunların farklı KIŞ YEMLEMESI 3,50 • Tek· Enerj i 3,00 • ikiz-Enerji KALiTELi MERA • Tek-Protei n 2,50 • ikiz-Prote in t' 2,00 1,50 1,00 0,50 0,00 EylülAyında EkimAyında Koç Katımı: AVANTAJLARI Doğumlar Mart ayında gerçekleştiğinden besin maddesine en çok ihtiyaç duyulan ileri gebe dönem ve laktasyonun ilk bir ayında kış yemlernesi yapılmak zorundadır. • Bu dönemlerde koyunlara ihtiyacı karşıla yacak kadaryem verilmediğinde koyunların süt verimi azalacağından kuzuların yaşama gücü ve büyüme performansında düşme görülecektir. • Koyun ve kuzular hiç meraya çıkmadan bir ay süreyle ağ ılda kalacaklarından uygun ortamların oluşturulabilmesi, sıcaklık, havalandırma, aydınlatma ve altlık açısından görülecektir. • Kuzulara ek yemierne yapma ihtiyacı oldukça azdır. DEZAVANTAJLARI • Koç katım öncesi yemlerneye ihtiyaç duyulabilir. • Nisan ayında meraların yeterli olmaması halinde ek yemlerneye gerek duyulabilir. uygun konfor sağlanabilmelidir DEZAVANTAJLARI. • Mart ve Nisan aylarında kuzulara ek yemIerne yapılmalıdır. • Iki aylık yaşa gelmiş ve işkembesi tam olarak gelişmiş kuzuların meraların en kuwetli olduğu Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında otlatılarak ek yem le me yapmaksızın pazarlama şansıda vardır. Şekil4. Kasım ayında koç katılan, tek ya da ikiz kuzu doğuran koyunların farklı dönemlerde enerji ve protein ihtiyaçlarının yaşama payı (YP) ihtiyacı ile karşılaştırılması (YP=1) K IŞ 3,50 • Tek· Enerji 3,00 • ikiz-Enerji YEMLEMESI KALITELI M ERA • Tek-Protein • Ikiz-Protein 2,50 2,00 r 1,50 Şekil 3. Ekim ayında koç katılan, tek ya da ikiz kuzu doğuran koyunların farklı dönemlerde enerji ve protein ihtiyaçlarının yaşama payı (YP) ihtiyacı ile karşılaştırılması (YP=1) K I Ş YEMLEMESi 3,50 0,50 0,00 Yapnılı ..,. Flu1hlng Erklin Orta ~1belllı G1belllı CO.belllı CO.belllı ~Id Erlıwı Ertıen Orbı ~ Llld LMt Llld Erken lı.rt Eıbn EYL EKI : : ARAOCA ŞUB MAR Nıs KATIM KALiTELi ME RA Erbn AY HAZTEM A~U DOGUM • Tek· rrntfji • 3,00 2,50 1,00 Tek· Proteın • i kiı.Pfolein t' 2,00 1,50 1,00 0,50 0,00 Yqam• Payı Flushlng Erbn Gebelik Erbn Gebelik Erbn Gebelik Erbn Gebelik .. ı rı Gebelik ŞUBI A~U Erbn Lakt Erbn Lakt MAR INıs Ortıı Orta Lakt Llıkt G.ç Lakt MAV HAZ TEM DOGUM AralıkAyında KasımAyında Koç Katımı AVANTAJLARI • Sadece gebeliğin son bir ayında verilecek yem miktarında bir miktar artış görülür. Kış yemlernesi maliyetleri düşüktür. Doğumlarla birlikte hayvanlar kaliteli meralara çıkabildiğin den süt veriminde dolaysıyla kuzuların yaşama gücü ve büyüme performanslarında artış Koç Katımı: AVANTAJLARI • Kış yemlernesi maliyeti en düşük düzeydedir. • Meraların iyileşmeye başladığı nisan ayı gebeliğin son ayına rastlamaktadır. Ek bir yemierne yapılmaksızın bu dönemdeki ihtiyaçlar fazlası ile meradan karşılanabilir ve doğum ağırlığı ve yaşama gücü yüksek kuzular elde edilebilir. en kuwetli olduğu Mayıs ve Haziran ayları ise besin madde ihtiyacının en yüksek olduğu laktasyonun ilk iki ayına denk gelmektedir. Böylece hayvanların ihtiyacı ile meraların verimliliği örtüşmüş olur. o Kuzular ağıl ve çevre şartlarının iyi olduğu mayıs ayında doğarlar, annelerinin süt verimi Meraların o Şekil S. Aralık ayında koç katılan, tek ya da ikiz kuzu dönemlerde enerji ve protein ihtiyaçlarının yaşama payı (YP) ihtiyacı ile karşılaştırılması (YP=1) doğuran koyunların farklı KIŞ YEMLEMESI 3,50 3,00 2,50 KALiTELi MERA • Tek- Enerj i • Tek-Prot ein r• iklz·Enerji • Ikiz-Pro tein 2,00 _r - 1,50 1,00 DEZAVANTAJLARI Koç katım öncesi çok düşük düzeyde ek yemierne yapılmalıdır. o Çiftleşme sezonu bitimine az bir süre kaldığından gebelikoranlarında düşme gözlenebilir. o Alışılagelmiş kuzu pazarlama döneminde kuzular küçük olduğu için pazarlama sorunu görülebilir. Kış Yemlemesinin Maliyeti: Kış yemiernesinin maliyetini ortaya koyabilmek için Tablo 1'de verilen ihtiyaçları karşılayabi lecek örnek rasyonlar hazırlanmıştır {Tablo 3). Bu örnek rasyonları çok çeşitlendirmek, maliyetlerini ve içeriğini değiştirebilmek mümkündür, burada her yerde temin edilebilecek yem maddelerinin kullanılmasına özen gösterilmiştir. 2012 yılında yem ham maddeleri fıyatlarında görülen inanılmaz artış nedeniyle daha makul olan 2011 yılı fıyatları ile de ayrıca hesaplama yapılmıştır. Tek ve ikiz kuzuya sahip hayvanlarda ihtiyaçlar önemli ölçüde farklılık gösterdiği için ayrı hesaplamalar yapılmıştır. o 0,50 0,00 için yaşama gücü ve büyüme performansları oldukça yüksek olacaktır. o Kuzulara ek yemierne yapmaya gerek yüksek olacağı duyulmamaktadır. Tablo 3. Kış yemlernesi maliyetlerinin tahmini için VERiLECEK YEMLER Saman Cavır Kuru Otu Kuru Yonca Aroa . Buödav Kovun Süt Yemi Pamuk Tohumu Küsoesi.%28 2011 Yılı Maliyeti kovun 2012 Yılı Maliyeti kovun 2011 2012 yılı yılı farklı dönemlerde bulunan koyunlara verilecek rasyon örnekleri. TEK KUZULU KOYUNLAR iKiZ KUZULU KOYUNLAR Fiyatı Fiyatı Yaş. krs 20 35 45 50 60 75 krs 50 60 60 72 75 95 Pavı 50 Krş 70 1 gün 1 Krş 1 gün 1 0.7 0.7 Flush ina 0.5 0.7 Erken Geblk 0.6 1.05 ileri Geblk 0.75 1 0.2 Erken La kts 0.4 0.7 0.5 Orta La k ts 0.4 0.7 0.6 0.2 0.65 0.3 Geç Lakts 0.5 0.9 0.42 0.3 ileri Geblk 0.4 0.75 0.3 0.2 0.2 0.35 Erken Lakts 0.2 0.5 0.3 0.2 0.2 0.4 Orta Lakts 0.7 0.7 0.5 Geç Lakts 0.7 0.75 0.5 0.15 0.15 0.5 0.35 0.15 39 50 49 74 104 82 60 96 117 93 83 77 89 93 129 154 127 104 146 160 146 135 Tablo 4. Farklı aylarda koç katılan koyunların kış TEKKUZULU KOYUNLAR Koç yemierne maliyetleri iKiZ KUZULU KOYUNLAR 2011 yılı fiyatları ile 2012 yılı fiyatları ile 2011 yılı fiyatları ile 2012 yılı fiyatları ile Ayı TL TL TL TL Eylül Ekim 99,08 158,70 113,63 167,84 82,58 140,48 93,15 147,62 Kasım 66,08 122,25 72,68 127,40 Aralık 58,50 111,60 58,50 111,60 katı m Tablo 4'te farklı zamanlarda koç katılan sürülerde kış yemlernesi maliyetleri verilmiştir. Hesaplamada Aralık, Ocak, Şubat ve Mart aylarında hayvanların meraya çıkmadıkları ve içeride Tablo 3'te verilen rasyonlarla beslendikieri varsayımı ile hareket edilmiştir. Tablonun incelemesinden de anlaşılabileceği gibi, koyunlara ihtiyaç duydukları miktarda yem verilmesi durumunda, kış yemlernesi maliyetleri, koç katım tarihine göre önemli ölçüde değişmektedir. Aralık yerine Eylül ayında koç katılması, kış yemlernesi maliyetlerini koyun başına 40,51 56,24 TL kadar daha yükseltmektedir. Kuzulara yapılacak olan ek yemiernenin maliyeti de hesaba katılacak olursa, bu fark daha da artacaktır. Ayrıca erken koç katılan koyunlardan doğan kuzuların yaşama gücü ve büyüme performansındaki düşüklük te dikkate alınması gereken önemli bir konudur. Bu nedenle pazarlama kaygısı ile erken koç katan yetiştiricilerimi zin, kış yemlernesi için gerekli kaba ve konsantre yemlerini temin etmeleri önemlidir. Bu değerlendirmelere göre, koç katımı için acele edilmemesi gerektiği ve Sivas yöresi için geçerli olan geleneksel koç katım tarihi olan 13 Kasım'ın çok uygun bir tarih olduğu anlaşılmaktadır. Hatta hiç uygulanmayan ve alışılmamış bir tarih olan, 1 Aralık'ta koç katımının başlatılmasının, tavsiye edilebilir olduğu görülmektedir. Ancak Kangal Akkaraman ı koyunlarında Aralık ayında koç katmanın gebelik oranları üzerinde bir çalışmaya rastlanmadığı için, tavsiye edilmeden önce, bu konuda araştı- rı ma yapılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca geç kuzu doğumlarının pazarlamada getirebileceği sorunları da akıldan çıkarmamak gerekir. Bütün bunların yanı sıra, karlı bir koyunculuk yapabilmek için bir taraftan masrafları asgariye indirmeye çalışırken, diğer yandan da başlıca gelir kaynağı olan kuzu sayısını, ikizlik oranını ve kuzulama sıklığını değiştirerek artırmaya çalışmanın, yetiştiricilerimiz açısından daha önemli olduğunu da vurgulamak isterim. KAYNAKLAR DiE (1981) Tarım istatistikleri Özeti 1980, DiE yayınları, Ankara, Menzies,P. (2012) http://www.cansheep.ca/User/Docs/CANSH EEPBreeding%20Section%208_EC 1. pdf NRC(National Research Council)(2007) Nutrient Requirements of Smail Ruminants: Sheep, Goats, Cervids, and New World Camelids, National Academies Press, Washington DC. Yılmaz,A., Çağlayan,T., Garip, M., Akmaz,A., Tekin, M .E., Tepeli,C., Polat,E.P., Coşkun, B. (2007). Kangal Tipi Akkaraman Koyunlarda Canlı Ağırlık ve Bazı Vücut Ölçüleri. S. Ulusal Zootekni Bilim Kongresi, 5-8 Eylül 2007, Van. Prof. Dr. Mustafa TEKERLi Afyon Kocatepe Üniversitesi Veteriner Fakültesi Zooteni Anabilim [email protected] Koyunun Dalı Yağli Kuyruğunda Saklanan S1r Asya'nın, Ortadoğu'nun ve Kuzey Afrika'nın sokum veya kuyruk bölgesindeki yoğun yağ bikrimi ile kendini diğerlerinden ayırt ettiren ırkları dünya koyun nüfusunun %25'ini oluşturmaktadır. Bu yağ birikintisi onları kurak şartlara dayanıklı hale getirmektedir. Türkiye'de Akkaraman, Morkaraman, ivesi ve Dağlıç ırkları binlerce yıllık zorlu bir geçmişin günümüzdeki temsilcileri olarak hala ayakta durmaktadırlar. Sümerlerin kurduğu Uru k şehrinde bulunan taş kaplar ve mozaikler üzerinde 2400- 3000 yıl öncesine ait yağlı kuyruklu koyun tasvirleri yer almaktadır. Ayrıca lncil'de de adaklarda bu koyunların kullanıldığı bildirilmektedir. Bu ırklar uzun bir süre boyunca Arap ve Fars mutfaklarının en güzel yemeklerinde kullanılan kuyruk yağının yegane tek tedarikçisi olarak yetiştirilmiş ancak son yıllarda diğer katı ve sıvı yağların artan popülaritesine Ortadoğu mutfaklarında da yenik düşmeye başlamıştır. Bununla beraber bölgenin güçlü ve zorlu çöl ve kurak iklim şartlarıyla mücadele edebilecek yegane ırklar olarak yerlerini korumaktadırlar. Eğer iyi beslenirler ve paraziller ile bir sıkıntı da söz konusu olmazsa hızla gelişip irileşebilir ve oldukça kaliteli bir karkas verebilirler. Kuyruk sokumu ve kuyruk üzerindeki yağ 27 kg gelen bir karkasta 4,5 kg düzeyinde biryere sahip olabilmektedir. Türkiye'nin yağlı kuyruklu ırkları iç batı Anadolu'dan başlayarak i ran sınırına kadaryayılırlar. Anadolu'nun kurak ve sert şartlarına yağlı Resim 1: Afganistan'nın da bir bölgesinde çoban ve yağlı kuyruklu bir koç. Kaynak:http://en.wikipedia. org/wiki/File:Afghanistan 12.jpg dağlık kuyrukları sayesinde uyum sağlamışlardır. Bu dünya genelinde kaba, karışık ve genellikle renkli liflere sahiptir. Bu nedenle ticari piyasalardaki değeri sınırlıdır. Ancak halı ve kilim yapımın da kullanılmaktadır. Dağlıç yapağılarından dokunan ve üretimi günümüze kadar gelmiş Bayat kilimlerinin ünü Frigya döneminde Atina'ya kadar duyulmuştu. Mısır'da Bedevi kadınlar çöldeki hayatı bu yünlerle yapılan kilim ve battaniyelere işiernekte ve turistlere satarak kazanç elde etmektedirler. Genellikle yağsız ince kuyruklu ırkların yetiştirildi ği Amerika Birleşik Devletlerinde yaygın olan yağlı kuyruklu ırk kuzularının derilerinden yapılan meşhur astragan kürkleriyle ünlenmiş Karagül koyunlarıdır. Son yıllarda bu ülkede yağlı kuyruklu koyun etine karşı da giderek yükselen bir etnik talep oluşmaktadır. Bu talep kuzey Amerika'da kuzu piyasasında en hızlı büyüyen kesimi oluşturmaktadır. ırklarda yapağı Resim2: Karagül (http://davisfarmla nd.blogspot.com/ 201 0/07/karakulsheep-originatedin-asiatic.html) internet sitesinden lu ırk olan ivesiler ise Ortadoğu'nun en sütlü koyunlandır. Yine bu ırkların en çok yetiştirildiği bir ülke olan Iran'daki isimleri Beluci, Gezel, Lori Bahtiyari, Megani, Zandi ve Mehrabani gibidir. Mehraban koyunları özellikle et üretimi için yetiştirilir. Çoklu doğumları, döl verimleri ve yaşama güçleri yüksektir. Azerbaycan'ın Nahcivan vilayetinde yetiştirilen Balbas koyunlarında bir dağuma düşen kuzu sayısı 1,25 olup, laktasyon süt verimleri 125 ila 135 kg arası ndad ır. Bugün özellikle kurak şartlara dayanıklı yeni koyun tipleri elde edileceği zaman başvurulan önemli bir kaynak bu binlerce yıllık geçmişi olan yağlı kuyruklu ırklar olmaktadır. Güney Afrika'nın meşhur etçi ırkı Darper Darsetler ve yağlı kuyruklu bir ırk olan Siyah başlı Pers koyunlarının melezlenmesi ile elde edilmiş tir. Kırgızisıanın sert koşullarına uyumlu ve ince yapağı veren Tonkorunnaya ırkı Kafkasya merinosu, Sibirya Rambulyesi, Württenberg, Prekoz ve Avustralya merinoslarının yerli yağlı kuyruklu ırkla melezlenmesiyle geliştirilmiştir. Ermenistan Aragats koyunları Rambulye ve Linkoln ırkları ile bölgenin yağlı kuruklı ırkı Balbas arasında yapılan melezierne çalışmaları ile bugünkü düzeyine gelmiştir. Türkiye'nin Anadolu ve Konya Merinoslarındaki Akkaraman esintisi de onları Anadolu'da yaşatan tek gerçektir. Görüldüğü üzere tarihin derinliklerinden gelen yağlı kuyruklu ırklar insanoğlunun koyunculuk macerasının belki de en eski şahitleri olarak nesiller boyu genlerinde biriktirdikleri tecrübelerini bizlerin kullanı mına sunuyor. Sağlleakla kalın ız. alınmıştır. Bugün ise özellikle Damara isimli ırk Avustralya ve Yeni Zelanda'da yaygın bir şekilde yetiştirilmeye başlanmıştır. Yapağısı farklı ve güzel renklerde fakat kısadır. Eti ise bir miktar mermerleşmeyle beraber oldukça yağsız ancak kolesterol değerleriyle problemleri olan kişiler için son derece ideald ir. Avustralya ve Yeni Zelanda bu ırkı özellikle Ortadoğu'dan gelen talebi karşılamak için yetiştirmektedir. Yine yağlı kuyruklı bir ırk olan Damara ırkına karşı bizim Akkaramanlarımızın bu piyasada rekabet edebileceği açıktır. Ortadoğu'da işlenmiş ve dondurulmuş et piyasası bu pazara en uygun koyun ırkiarına sahip Türkiye için çokcazip birortam oluşturmaktadır. Bir başka yağlı kuyruklu koyun ırkı olan Altay ırkı da Çin'in kurak ve dağlık bölgelerinde başarıyla yetiş tirilmektedir. Yine Kırgızistan'da Tacikistan ve Özbekistan'ın Hisar bölgesinden köken alan Hissar ırkı ortalama 120-140 kg gelen koçları ve 75-80 kg ağırlığın daki koyunları ile bölgenin dayanıklı, hızlı gelişen ve kaliteli et üretimiyle aranan bir koyun ırkıdır. Bir diğer yağlı kuyruklu ırkta Mısır'ın çöl şartlarına uyum sağla mış Barki'dir. Bu ırkın özelliği de 300 günlük uzun bir tohumlama mevsiminin olmasıdır. Ayrıca oldukça gelişmiş biranalıkyeteneği vardır. Birdiğeryağlı kuyruk- Kaynaklar 1. Aytuğ C. N., Alaçam E., Özkoç 0., Yalçın B.C., Türker H., Gökçen H., "Koyun-Keçi Hastalıkları ve Yetiştiriciliği", Tüm Vey Hayvancılık Hizmetleri yayın no:2, 381, Istanbul, 1990. 2. "Fat-tailed sheep" (http:/len.wikipedia.org/wiki/Fat-tailed_sheep#mwhead) internet sitesi. Erişim tarihi:06.01.2013 3. "Sheep with Fat-tails" (http:/lwww.infobarrel.com/FatTaii_Sheep_Breeds) internet sitesi. Erişim tarihi:06.01.2013 4. "Fat-tailed Sheep The Damara" (http:/lwww.infobarrel.com/Sheep_Breeds_-_ The_Damara) internet sitesi. Erişim Tarihi:06.01.2013. 5. Schoenian S., "Raising sheep in South Kazakhstan", (http:/lwww.sheepandgoat.com/articles/kazakh.html) internet sitesi. Erişim Tarihi:06.01.2013. 6. "KYRGYZSTAN Ruminant livestock production systems, histarical background" (http:/lwww.fao.org/ag/AGP/AGPC/doc/Counprof/kyrgi.htm#4.1) internet sitesi. Erişim tarihi: 06.01.2013. 7. "i ranian domestic sheep breeds" (http:/lwww.iranzoo.byethost33.com/sheep/sheep.html) Erişim tarihi: 06.01.2013. 8. "Bazar imformasiya ve kommersiya merkezi " (http:/lwww.agrobusiness.az/en/animals.php?dir-141) internet sitesi. Erişim tarihi:06.01.2013. Ali ALTINKAYNAK Ulaş Kaymakamı Ulaş Sunuş Tarihi çağlardan günümüze kadar, kuzey ülkelerinden gelen tacirler yolun her bakımdan uygun olması dolayısıyla Sivas' ı milletler arası bir ticaret merkezi haline getirmek başarısını göstermiştir. Sivas ilinin küçük ilçesi Ulaş, eski ticaret yolu olarak bilinen ve sonradan da Kral Yolu olarak meşhur olan Anadolu ile Mezapotamya arasındaki irtibatı sağlayan Batı-Doğu yolunun en önemli geçit merkezlerinden birisini oluşturmaktaydı. Kervan yolunun fiziki engellerle dolu olması, bu yolda can güvenliğinin olmaması, yerleşim yeri olarak daha güvenli olan Ulaş'a biran önce ulaşmayı isteyen ticari karvanlar için sığınma yeri olarak bilinmekteydi. Ulaş, Osmanlılar döneminde de, gerek doğuya yapılan seferlerde ve gerekse iç isyanların bastırılmasında ordunun geçtiği ana yolların üzerinde bulunması nedeniyle önemli bir konumdaydı. Her durumda, bu yere ulaşılması, bir an önce varılması, sığınılması zorunlu bir yer olarak kabul edilmiş olması nedeniyle ilçemizin Ulaş ismini almış olduğu tahmin edilmektedir. Yerleşim yeri olarak çok eski medaniyetiere ev sahipliği yapmış olan Ulaş, 1990 tarihinde ilçe statüsü kazanmıştır. Ulaş ilçesi, coğrafi olarak, Sivas ili'nin güneyinde Sivas'a 30 km mesafede yer alır. Tecer Dağının eteğinde, Sivas-Malatya, Karayolu üzerinde yüzölçümü 1169 km2 denizden ortalama yüksekliği 1320 metredir. 2 Belde, 37 Köy ve 19 mezrası bulunmaktadır. 2013 yılı TÜiK verilerine göre göre Ulaş ilçe merkezi nüfusu 2845 dır. Ulaş ilçesine bağlı belde ve köylerin nüfusu 7230 ve toplam nüfus ise 10075'dir. kurulmuş, ULAŞ Ulaş'ın 1990 yılında ilçe statüsü kazanmasının 1997 yılında yapılan hükümet konağımı zın günümüz şartlarında yeterli ihtiyacı karşılaya maması ve ilçe halkımıza daha iyi hizmet verebilmek için 2011 yılında temelleri atılan ve yapımı tamamlanan yeni hükümet konağımız 2013 yılında hizmete açılacaktır. Halen yapımı devam etmekte olan ve ilçemizin kalkınması ve gelişmesinde önemli yer tutan ve 12 derslik ve 12 laboratuvardan oluşan Çok Programlı Lise binamız 2013 yılında, bunun yanı sıra yine yapımı devam eden 121ojmanlı ilçe EmniyetArnirliği binamız 2014 yılında hizmete açılacaktır. Şuanda proje aşamasında olan ve en kı sa zamanda yapımına başlanacak olan Kapalı Spor Salonu ve halı sahamız ilçemize yapılacak önemli yatırımlar arasında yer almaktadır. Ulaş'ımızın doğal güzelliklerinden olan ve Tecer dağının eteğinde ulaşımızın gizli bahcesi olarak yer alan Ulaş ve Tecer Göllerimizde zamanınızı iyi değerlendirerek pikni k yapabileceğiniz ve balık tutabileceğiniz mesire alanları ile ilçemize ayrı bir atmosfer katmaktadı r. Sivas Ili topraklarının Fırat Havzası'na giren bölümünde yer alan Ulaş'da Doğu Anadolu iklimi hakimdir. ilçede kış ayları soğuk ve sert olup bol kar ardından yağışlı, yaz ayları ise sıcak ve kurak geçer. Yaz mevsüreli olup, kış ve yaz mevsimleri arasında sıcaklık farkı büyük olduğu gibi gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkı da büyüktür. Bu nedenle bitkisel üretimde ürün deseni sınırlı olup, daha çok hayvancılık için uygun bir bölgedir. Bitkisel üretim hayvancılığı destekleyecek yönde geliştirilmektedir. ilçede ortalama yıllık yağış miktarı 456,8 mm olup Sivas il merkezinden 87,9 mm daha fazla olmasına rağmen yıllık ortalama sıcaklık 0.6 CO düşüktür Ulaş ilçesi coğrafi yapısı, iklimsel özellikleri ve bitki örtüsü itibariyle değerlendirildiğinde hayvancı lığa çok elverişli bir konumdadır. Çünkü ilçemizde yüksek platolar, bozkırların oluşturduğu uzun bir arazi yapısı ve mükemmel otlatma alanları mevcuttur. ilçeye bağlı köylerde arazi yapısı hayvan barın ması ve yetiştirilmesi açısından çok verimli bir durumdadır. Ayrıca çayır ve meraların yaygınlığı olumlu etkileyerek Ulaş ilçesinde hayvancılığı temel uğ raş haline getirmiştir. 2012 yılında ilçe Gıda ve Haysimi kısa vancılık Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarla oluşturulan kayıtlara göre, Ulaş ilçe genelinde 1915 adet küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık işletme sinde büyükbaş hayvan sayısının 13252, küçükbaş hayvan sayısının ise 16813 olduğu belirlenmiştir. Ulaş'da hayvansal üretim çok yaygın bir geçim kaynağıdır, buna karşılık işletmeler daha çok küçük aile işletmesi olup, küçükbaş işletmelerde kuzu büyükbaş işletmelerde buzağı üretimi yapılıp satılarak gelir elde edilmektedir. Genel olarak Ilçede hayvancılık ile ilgili geçmiş yıllara ait kayıtlara bakıldığında, uzun yıllardır özellikle koyunculuğun Ulaş için çok önemli bir üretim alanı olduğu görülmektedir. Bu özelliğinden dolayı ilçemizde, 2010 yılın dan itibaren Kangal Tipi Akkaraman lrkı Koyunlarının Halk Elinde Islah Projesi kapsamında çalışmalar başlatılarak devam etmektedir. Ülkemiz hayvancılığının son yıllardaki içinde bulunduğu darboğaz düşünüldüğünde, hayvancılığın özellikle küçükbaş hayvancılığın korunması ve yaygınlaştırılması yönündeki çalış maların çok büyük önem taşıdığı bilinmektedir. Türkiye geneline bakıldığında, mera alanları yerini tarım alanlarına, tarım alanları da hızla yerleşim alanlarına ve çeşitli sanayi alanlarına bırakmaktadır. Bu nedenle dolayısıyla hayvancılık ve özellikle koyunculuk ekime elverişli olmayan dağlık ya da çorak bölgelere doğru kaymakta ve lokalize olmaktadır. ilçemizde mera arazisi alanlarının tarım arazisine oranla, daha fazla olduğu bilinmektedir. Koyunculukta çok önem oluşturan geniş mera alanlarının varlığı Ulaş için çok önemli artı değerdir. Koyunlar kanaatkar hayvaniard ır, yılın çoğu zamanların da mera ile yetinirler, meraya çıktıkları dönemde ek bir yemleme istemezler, günümüz hayvancılığının temel sorunu olan yem maliyetleri açısından bu durum üretimi olumlu yönlendiren önemli bir unsurdur. Ayrıca son yıllarda Gıda Tarım ve Hayvancılık ilçe Müdürlüğünce yürütülmekte olan yem bitkisi destekleme projesi kapsamında ilçemizde ki yem bitkisi (yonca, korunga, fiğ, silajlık mısır, tritikale) ekiliş alanları hububattan sonra ikinci sırada gelmektedir. Bu durumda hayvancılığın geliştirilmesi, merada besleme dönemleri dışında kalan kış aylarında üretimin artırılması konusunda oldukça önemsenmektedir. tamamlanan Karacalar Barajı ilçesinin merkez ve yedi köyüne ait 42.000 dekar arazi sulamaya açılmıştır. Bu alandaki sulama faaliyetleri Karacalar Sulama Birliği tarafından yürütülmektedir. 2012 yılı itibariyle baraj havzasındaki bu köylere ait arazilerin toplulaştırma çalışmaları da tamamlanmış olup, 16.000 dekar arazide fiilen baraj gölünden sulama yapılarak ürün yetiştirilmektedir. 2013 yılında itibaren hububat ekimi yapılan arazilerde de sulamanın başla ması ile birlikte fiilen sulanan arazi miktarının 25.000 dekarı bulması beklenmektedir. Ulaş ilçesinde ürün deseni sınırlı olmakla birlikte, sulanan bu arazilerde Ilçenin ekonomik değeri en yüksek olan ürünleri olan şeker pancarı (14.850 dekar, ortalama verimi dekara 4.5 ton), patates (2000 dekar, ortalama verimi dekara 2.5 ton) ve Silajlık mısır (1500 dekar, ortalama verimi dekara 4.5 ton) üretimi yapılmaktadır. Sulanabilir baraj havzası arazilerinde, şeker pancarı ve patatesle birlikte, hububat ve yem bitkileri üretiminin ekim nöbeti uygulanarak bilinçli bir şekilde geliştirilmesi sonrasında ürün değerlerinin her yıl artırılması çalışmaları devam etmektedir. ilçemizin iklim ve toprak yapısı meyveciliğe uygun olmasına rağmen meyvecilik yaygın değildir. Meyveciliğin gelişmesi amacı ile "mikro havza bazlı meyvecilik projesi" kapsamında çiftçilere 2012 yılında 3245 adet meyve fidanı dağıtımı yapılmıştır. Önceki yıllarda da buna benzer meyveciliği geliştirme uygulamaları yapılmış, sertifıkalı fidan desteği ile karma meyve bahçeleri tesis edilmiş olup izlemeleri devam etmektedir. Ulaş ilçesinde meyve 2010 yılında sonrasında Ulaş bahçeleri genellikle karışık meyve türlerinden meyvecilik daha çok küçük aile bahçeleri şeklinde oluşturulmuştur. Armut, elma, erik, kayısı, kiraz, vişne, badem ağaçlarından oluşan bu bahçelerin toplam üretim alanı 209 dekar olup geliştirme çalışmaları devam etmektedir. 2009 yılından sonra Ulaş ilçesinde bazı köylerde ve ilçe merkezinde yüksek tünel yazlık seralar yaygınlaşmaya başlamıştır. BTC boru hattı kapsamında faaliyet yürüten Sürkal Derneği çalışmalarıyla başlayan ve sonrasında il ve ilçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükle-ri ile il Özel idaresi ve ilçe Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ortak çalışmaları projeler üretilmiş ve uygulanmıştır. 2012 yılı itibariyle toplam 9 dekar alanda seracılık yapılmakta, bu seralarda daha çok domates, salatalık, biber, patlıcan üretilmektedir. Ayrıca bu seraların organik ürün sertifıkaları da mevcut olup, Ulaş halkı bu seralarda üretilen temiz ve lezzetli yaz sebzelerini tüketmektedir. Yine seracılığın yaygın olduğu bu yerlerde 500 m2'1ik alanlarda kurulan çilek bahçeleri her geçen yıl yaygın-laşarak devam etmektedir. 2012 yılında toplam 1O dekar çilek bahçesinde ortalama 4 ton çilek üretimi yapılarak Ulaş ve Sivasda oluşmaktadır, pazarlanmakdadır. Ulaş ilçesi sahip olduğu doğal bitki örtüsü ve bitkisel üretim kapasitesi açısından önemli bir arıcılık florasına da sahiptir. Yapılan teknik inceleme ve hesaplamalara göre Ulaş ilçe merkezi ve köylerinde 16350 kovan arı kapasitesi bulunmaktadır. ilçede yerli arıcılık yaygın ama 1-2 kovanla küçük çaplı yapılmaktadır. 30 kovan ve üzeri 20 arıcılık işletmesi mevcut olup bunların toplam kovan sayısı 1726 adet, üretilen bal miktarı 62050 kg, üretilen balmumu miktarı 1240 kg, üretilen ana arı sayısı 990 adettir. Buna karşılık 2012 yılında llçemizde 13 adet gezginci arıcı konaklatılmış olup bu arıcıların kovan sayısı 3355, üretilen bal miktarı 141900 kg, üretilen balmumu miktarı 2650 kg, üretilen polen miktarı 275 kg, üretilen ana arı sayısı 1975 adet olarak tespit yapılmıştır. Bu durumda ilçemiz arıcılık potansiyelinin% 65'i kullanılamamaktadır. Aneılığın yaygınlaştırılması için çalışmalar devam etmektedir. Ulaş ilçesinde yaklaşık 1944 yılından bugüne faaliyet gösteren Ulaş Tarım işletmesi Müdürlüğü tarım ve hayvancılık konusunda bölge halkına öncülük yapmaktadır. Tarım Işletmeleri Genel Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan işletme, tarım ve tarıma dayalı sanayinin ihtiyacı olan mal ve hizmetleri üreten bir iktisadi devlet teşekkülüdür. işletme bulunduğu bölgenin iklim ve toprak yapısına göre üretici isteklerini de dikkate alarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak amacıyla tohum ve damızlık üretimi yapmak, aynı zamanda tarımsal faaliyetlerde ileri teknolojileri kullanarak üreticilere örnek olmak amacıyla kurulmuştur. Bitkisel üretim ve hayvansal üretim olmak üzere iki ana faaliyet alanı vardır. Bitkisel üretimde bölgenin ihtiyacı olan kaliteli ve verimli sertifikalı tohum üretmektedir. işletmemiz buğday, arpa, tiritikale ve korunga tohumu olarak yılda ortalama 2.500 ton tohum üretimi ve dağıtımı yapmaktadır. Ayrıca hayvancılık şubesinin sap ve ot ihtiyacını karşılamaktadır. Ulaş Tarım işletmesinde, yıllardır tarımsal faaliyetlerde kullanılan traktör, alet ve ekipmanlar, yeni tarım tekniklerinin uygulamasının genişletilme si çalışmaları kapsamında yenilenmiştir. Bu kapsamda 2012 yılında, 2 adet 365 beygir, 7 adet 80 beygir, 8 adet 11 O beygir ve 1 adet 60 beygir gücünde toplam 18 adet traktör alınmıştır. Bir adet 30 metre iz genişliğinde kendi yürür ilaçlama makinesi ve bu traktörlere uygun alet ve ekipman alımları gerçekleşmiştir. Ülkemizin patates tohumundaki ihtiyacı karşıla mak, dışa bağımlılığını kaldırmak amacıyla 2012 yı lında Doğa TohumculukA.Ş ve Ulaş Tarım işletmesi Müdürlüğü arasında yapılan sözleşme ile patates tohumu üretimine başlanmıştır. 2012 yılında, 380 dekar alanda yüksek kademeli virüslerden ari sertifı kalı patates tohumu üretilmiştir. 2013 yılında sulama alanlarının artırılmasıyla tohumluk patates üretiminin 1500 dekar alana çıkarılması hedeflenmektedir. isınail KOÇAK Ulaş Belediye Başkanı Ulaş Ulaş Belediyesi 1968 yılında kurulmuş olup kuruluş tarihinden bugüne kadar aralıksız olarak ilçe sakinlerinin mahalli mahiyetieki müşterek ve medeni ihtiyaçlarını karşılamaktadır. ilçe halkının gelecek yıllardaki içme suyu, kanalizasyon, arıtma tesisi, ilçe iç yolları, yeşil alanları olan, günlük temizliği yapılan modern, çağdaş bir ilçede refah ve huzur içerisinde yaşamaları belediyemizin misyon udur. Ulaş ilçesi önümüzdeki 4 yıl içerisinde nüfusunu SOOO'in üzerine çıkararak ilçenin enerji sorununu yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ( Rüzgar Enerji Santralleri ) kurarak çözmek, ilçenin önünde set gibi duran D.D.Y'nin ilçenin önünden kaldırılması, Belediyemizin Merkezi idarenin sırtında kambur olarak kalmasının önlenmesi için Belediye sürekli gelir getirecek karlı bir sistemin kurulması ( Su şişelema Fabrikası, Hayvansal veya Tarımsal Organize Sanayi) bunun için Ulaş Tigem'den faydalanılması, Cumhuriyet Üniversitesinin bir bölümünün Ulaş'ta açılması belediyemizin vizyonudur. Bunların yanında Beşgözler bölgesindeki kaynağa küçük bir Hidroelektrik Santrali (HES) kurulması planlanmaktadır. Faaliyet ve Proje Bilgileri • 1968 yılında kurulan belediyemiz kuruluşundan 2009 yılına kadar Festival ve Kültürel etkinlik yapılmamıştır. ilçenin kültürel faaliyetlerinin tanıtılması, ilçe halkının kaynaşması, iç turizmin geliştirilmesi için 2009 yılında çok geniş katılımil 1. Ulaş Kültür Festivali düzenlenmiş ve 2013 yılı Temmuz ayında 4. Ulaş Kültür Festivali yapılması planlanmıştır. Gölü Belediyemiz tarafından 2004 yılında yapılmış olup, çevre düzenleme ve peyzaj projesi olarak Ulaş'ın gelişmesinde motor görevi yapmak üzere dizayn edilmeye çalışılmaktadır. Göl çevresinde yapılan ve yapımı devam eden projeye uygun olarak, park içi yollar parke ile kaplan m ış, 2530 yaşlı çarnlardan Çevre ve Orman Müdürlüğ'nün izni alınarak göl kenarına nakledilmiştir. Yeşil alan, festival alanı ve yazlık düğün salonu olarak çok amaçlı planlanan bölgeye sulama sistemi de kurulmuştur. Bu kapsamda 17000 m2 '1ik kısmı parkbahçe, çocuk oyun alanları olarak dizenlenmiştir. Yine Gölün mezarlık tarafında bulunan bataklık alana 5000 m3 'lük dolgu yapılmış ve 10 dönümlük biralan kazanılmıştır. • Bölgesel kalkınma planlarında ilçemiz Turizimle kalkınacak bölgeler arasında olduğundan, Ulaş- Tecer Göllerine ilave sular bağlanmış sulak alanların yeniden hayat bulması sağlanmıştır. Ulaş Gölünün Ulaş'ı Turizm açısından kalkındıracak hale getirilmesi, Sivas ilinin en yakın ilçesi olması nedeniyle Ulaş Gölü çevresinin Sivas'ın eğlence, dinlenme ve Turizm merkezi haline getirilmesi, balıkçılık yapılan, kuş gözetierne kulelerinde kuşların izlendiği, insanların yeme içme, tatil yapmasına imkan sağlandığı biralan olması için Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından • Ulaş projelendirilmiştir. • Göl ayağı ve Atık su Arıtma Tesisi Projesine uygun olarak tamamlanarak 5000 kişilik Arıtma Tesisi inşaatı bitirilmiştir. Makine ve malzemeleri alınmış olup, montaj ı yapılacaktır. • Belediyemiz Benzinliği yanında bulunan ve stratejik önem taşıyan 8000 m2 '1ik arsa 14.000,00TL ödenerek TiGEM'den satın alınmıştır. Ulaş Belediye Benzinliği'ne LPG tesisi kurulmuştur. • Ulaş kanalizasyon sistemi yenileme projesi tamamlanmıştır. iller Bankası ve Belediyemiz ortaklığı ile alt yapımız yenilenecektir. ilçemiz meskun mahallinin içerisinde kalan ilçemiz Hayvan Pazarınınmahal dı şına çıkarılması il Tarım, Gıda ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından projesi hazırlanmakta olup, Proje bitiminde Karaşar Köyü yolu üzerinde bulunan ve mülkiyeti hazineye ait olan yaklaşık 33000 m2 'lik alana taşınacaktır. • Tecer Deresi taşkın koruma çalış malarına devam edilerek panel çitle kaplama çalışmaları DSI tarafından bitirilmiştir. IlçeSuyu ilçemizin içme suyu ihtiyacı Tecer Dağı içme suyu kaynaklarından temin edilmekte olup, ilçeye 24 saat kesintisiz içme suyu verilmektedir. Ka nalizasyon llçemizde Kanalizasyon Projesi tamamlanmış olup, kanalizasyon yenileme çalışması SUKAP kapsamında 2013'te yapılacaktır. ULAŞ 34 Kangal Köpeklerinin Eğitimi Geleneksel küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yörelerde, Kangal köpeklerine yönelik özel bir eğitimin verilmediği bilinmektedir. Bu uygulamadaki en büyük faktör, Kangalların mükemmel yürüttükleri sürü koruma görevlerini, kimseden herhangi bir eğitim almadan yapabilmeleridir. Ancak, Kangalların artık yaygın oranda şehirlerde de yetiştirilmeye başlandığı son yıllarda, diğer köpek ırkları gibi yoğun eğilimlerle tanıştığı görülmektedir. Gerek şehirde, gerekse kırsalda Kangalların eğitiminin önemini vurgulamak, bu konudaki sınırlı bilgilerin ele alınarak yeni araştırmaların gerekliliğini ortaya koymak amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kangal köpeği, köpek eğitimi, sürü koruma. KÖPEKLERDE EGiTiM Ciddi disiplin ve tecrübe gerektiren bir iş olan köpek eğiliminde, eğiticinin tavır ve davranışlarındaki olumlu ve olumsuzluklar köpeğin eğitimine olduğu gibi yansır. Eğitilebilecek köpek sayısının genelde oran olarak çok düşük olması ve eğitim performansının sıcaklık, nem gibi çevre şartlarından önemli düzeyde etkilenmesi ve her bir köpek ile birebir çalışma zorunluluğu köpek eğitiminin önündeki önemli zorluklardandır. Köpek eğitmenlerinin davranışları ve kabiliyetleri, eğitimin başarısını yakından de eğiticinin sahip olması etkiler. Köpek eğitimin gereken önemli özellikler şunlardır: a) Köpeklere karşı dostça davranış; Köpeğin etkileyen en önemli özellik eğiticinin köpeğine karşı sevgi ve bağlılığıdır. Köpeğe yaklaşamayan, ona el sürmek istemeyen kişilerin köpek eğiticisi olabilmesi imkansızdır. b) Zeka; en azından orta derecede zekaya sahip olmayanlar köpek bakım ve eğitimine uygun değil dirler. c) Sabır ve azim; Orta derecede zekaya sahip bir köpeğe aynı hareketi başarıyla yapıncaya kadar ortalama 30 tekrar yaptırmak gerektiği düşünülürse köpek eğitiminin ne derece sabır isteyen bir iş performansını olduğu anlaşılır. d) Zihni ve bedeni koordinasyon; Eğitici isteklerini köpeğine hem vücut hareketleri ile, hem de ses tonu ile anlatabilmelidir. Bunun için; düşünce ve hareket beraberliğinin ahengi zorunludur. Ses ve hareket birbirini tamamlayacak şekilde olmalıdır. e) Vücut sağlamlığı ve tahammülü; Eğiticinin zihin ve hareket beraberliği kadar, vücut ve zihninin yorgunluklara uzun süre dayanması gerekir. Eğitimde köpeklerden daha önce yorulmamalıdır. f) Çare buluculuk ve becerikli olma; Eğitici beklenmeyen durumlarda uygun çareler bulabilmelidir. (4) Köpek Eğitim Yöntemleri: Köpek eğitiminde temel olarak iki yöntem kullanılır. Bunlar ll ödül ll ve ll düzeltme ll yöntemidir. Her iki yöntem de prensip olarak ödülü n iyi performansa, d üzeitmenin ise kötü performansa verilmesi ilkesine dayanır. Ödül eğitimi köpeğin doğruyu yanlıştan ayırma önemli bir araçtır. Bunun yeterli miktarda uygulanması öğrenmeyi hızlandırır. Köpek eğitiminde kullanılan ödül yöntemleri; 1) Sözlü ödüllendirme; Köpeğin kendisine söylenen veya gösterilen uygulamayı başarıyla tamamlamasından sonra, komut sesi tonunda olmayan, övücü ve yumuşak bir ses tonunda söylenen "AFERiN, AFERiN OGLUM {KlZlM), GÜZEL, BRAVO " gibi kelimelerin ifade edilmesi şeklinde uygulanır. 2) Fiziki ödüllendirme; Başarılı bir hareket sonucunda köpeğin boyun, göğüs, omuz ve göğüs kafesi bölgeleriyle yanak ve alın bölgelerini tek veya sını sağlayan çift elle yumuşak bir biçimde dokunup okşayarak, bazen de hafifçe vurup veya sıvazlayarak yapılan ödüllendirme yöntemidir. 3) Top veya oyuncakla ödüllendirme; Başarılı köpeklertop veya oyuncakla ödüllendirilir. 4) Yiyecek Yöntemi; Yiyecek yönteminin esası köpeğin yiyeceğini (ödülünü) ancak görevini yaptığında alacağıdır. Bu yöntem köpeğe nasıl davranılması gerektiğini, uyarıya nasıl cevap vermesi gerektiğini öğreten bir yöntemdir. Köpek görevini yaptığı zaman yiyeceği alacağını bilir. Düzeltme; eğitimde bir yönlendirme biçimi olup, cezalandırmayla ilgili değildir. Köpek verilen bir komuta itaat etmediğinde sözlü komut daha yüksek ve kararlı bir ses tonuyla tekrar edilirken, komutu n gerektirdiği fiziki yönlendirme sevk kayışı veya elle yapılır. Köpek bu yönlendirmelere itaat edip istenilen hareketi tamamlayınca uygun birödülle ödüllendirilir.(4) Köpek Eğitiminin Temel Kuralları: Köpek eğitilirken uyulması gereken temel kurallarözetle şu şekilde sıralanabilir: 1) Köpeğe, verilen komutu n ne anlama geldiği işaret edilerek, gösterilerek, yaptı rı larak anlayabileceği şekilde açıklanmalıdır. 2) Komutlar; kısa, açık ve kesin olmalıdır. Daima ses tonuyla, aynı biçimde verilmeli; tek veya en fazla iki heceli olmalıdır. 3)Komutlar, uygun bir hareketle desteklenmelidir. 4) Komutların iyice öğrenebilmesi için sürekli tekrar yapılmalıdır. Çünkü bazen köpek, öğretilmek istenen yaptırımı anlamakta güçlük çeker. Bu gibi durumlarda bıkmadan tekrarlamak ve köpeğin istenen davranışı yapmasını beklemek gerekir. 5) Eğitimin süresi köpeğin ilgisine bağlı olarak belirlenmeli ve bu süre genellikle 10-20 dakika araaynı sında olmalıdır. 6) Başarılı hareketlerden sonra köpek ödüllendirilmelidir. 7) Eğitici, her başarılı davranıştan sonra köpeği adıyla çağırarak sevgiyle okşarsa, köpek istenileni yapmak için daha büyük çaba gösterir. 8) Köpeğin hoşlanmayacağı her türlü davranış onun için bircezadır. istenmeyen yanlış birdavranış üzerine sertçe söylenen bir hayır kelimesi, köpeğe o davranışı yapmaması gerektiğini anlatır. (2) KANGAL KÖPEKLERINDE EGITIM Yavruların Temel Eğitimi: Bazı temel eğitimleri Kangal yavrularına vermenin birçok yararı olacaktır. Eğitim gören yavrular, zehirlenme, yabancı cisim yutma, obezite gibi sağlık sorunları ile trafik kazaları ve boğuşma sonucu yaralanmalara daha az maruz kalırlar. Yavrulara temel eğitim verilmeye başlanması için en uygun yaş 7-12. haftalar arasıdır. Bu yaşta yavru ile sahibi arasında kuwetli bağlar oluşmaya başlar. Yedinci haftaya kadaryavru annesine bağlı bir hayat sürmektedir. Yedinci haftadan sonra yavru, ihtiyaçlarını yavaş yavaş sahibinin yardımıyla gidermeye başlar. Hayvan sahibi her geçen gün yavruya daha çok ilgi göstererek adeta hayatının büyük bölümünü paylaşır. Yavru ne kadar çok ilgi ve sevgi görürse o kadar çok sahibine bağlanır, onu sever; mutlu etmek ve beğenisini kazanmak için çaba sarf eder. işte tam bu dönemde yavrunun eğitimine başlanmalıdır. Ona ismini; gel, kal, otur ve hayır gibi basit komutları öğretme zamanı gelmiştir.(2) Yavrunun eğitimi tek kişi tarafından verilmelidir. yavruyla en çok zaman geçiren kişi olmalıdır. Bu yaşlarda verilen eğitim disipline dayanmamalı daha çok oyun şeklinde olmalıdır. Çünkü bu yaştaki yavrular, çok küçük olduklarından, çabucak korkar ve şaşırırlar. Eğitimi veren kişi yavrunun tüm reflekslerini gözüyle izlemelidir. Köpekler gözleriyle, yüz ifadeleriyle, vücut ve kuyruk hareketleriyle konuşurlar. Yavrunun yaptığı değişik bir hareket ile ne hissettiği bilinmelidir. Yavruyu yakın gözlema alan dikkatli bir eğitimeinin birkaç hafta içerisinde yavruyla aynı dili konuşması içten bile değildir. Yavru köpeklerverilen komutları, komutların seslerini birçok tekrardan sonra öğrenirler. Bu nedenle eğitimeinin çıkardığı ses tonuyla vücut hareketi her tekrarda aynı olmalıdır. Ses tonu etkili ve ikna edici olmalıdır. Komut aynı şekilde yavru öğrenene kadar tekrarlanmalıdır. Eğitimci işini gerektiği gibi yaparsa basit komutların öğretilmesi işlemi 10-20 dakika Eğitimi yaptıracak kişi arasında tamamlanır.(3) On ikinci haftadan sonra yavru eğitiminde disiplin uygulaması başlar. Bu yaştan sonra yavru sahibini mutlu etmek için büyük çaba harcar. Bu dönemde yaptığı yaramaz davranışları engellemek için " hayır" komutunu kullanmak yeterli olacaktır. Bazen hayır kelimesiyle birlikte vücuduna fiziksel temas etmekte gerekebilir.(3) Bazı Temel Komutların Öğretilmesi: Yavru köpekler genellikle üç aylık oldukları zaman söylenen sözlerin % 75-88'ini anlar ve manasını değerlendirir. ilk iş olarak köpeğe tek kelimeden oluşan emirler ve bunların anlamı öğretilmelidir. Bu nedenle gel, git, bak, yat, kalk vb. gibi sözcükleröğretilir. Gel sözcüğünün öğretilmesi: Yavru normal islirahat durumunda iken veya uzakta herhangi bir şeyle uğraşırken sert birses tonu ve ismi ile "gel" diye seslenilmelidir. Bu esnada iki el birbirine vurularak veya sağ el bacağa vurularak ses çıkartılır. Çünkü her sözcük veya her emir mutlaka bir hareketle yapılmalıdır.(1) Bak sözcüğünün öğretilmesi: Bak emri köpeğin dikkatini çekmek için verilir. Bak emri ile beraber baş ve orta parmaklarla birşıksesi çıkartılır.(1) Hayır, sözcüğünün öğretilmesi: Hayır sözcüğü köpeğin istenmeyen davranışları sonunda sert bir ses tonu ve ciddi bir tavır içinde kullanılmalı ve bu esnada işaret parmağı ileride gereken hareket yapılmalıdır.(?) izle sözcüğünün öğretilmesi: Köpek sol tarafa omuzu eğiticinin sağ dizi ile aynı hizaya gelecek şekilde yürümesi veya oturması sağlanır. Köpek ileri veya geri kaldığı anda eğitici öne veya arkaya çıkarak ya da köpeği öne veya arkaya çekerek ve her düzeltmede izle (takip) sözcüğünü kullanarak emri tekrarlar.(?) Kal sözcüğünün öğretilmesi: Yavru köpeğe KAL kelimesinin anlamını öğretmek için avuç içi köpeğin burun hizasına gelecek şekilde tek bir hareketle bu emir verilir. Kalemrini alan köpek, bulunduğu pozisyonu ikinci bir emre kadar bozmamalıdır. Kal emri her pozisyonda verilebilir.(6) Yat sözcüğünün öğretilmesi: Köpeğin vücudu sahibinin veya eğiticinin vücuduna paralel ve sağ omuzu sol ayakla aynı hizada olacak pozisyonda köpeğin yatmasını sağladıktan sonra yat komutu tekrarlanır. Ayağa kalkmak için hamle yapmak istediğinde eğer kalkmasını istemiyorsak hayır komutunu tekrarlamalıyız. Bu komutla beraber kalk komutunu da öğretebiliriz.(6) Otur sözcüğünün öğretilmesi: Burada yapılacak iş otur komutunu verirken elin ayasıyla köpeğin vücudunun arka kısmını ileri ve aşağıya doğru hafifçe bastırmaktır. Bu işlem aynı ses tonu kullanılarak tekalınır. Köpeğin sağ rarlanır.(?) Ara-Bul sözcüğünün öğretilmesi: bulması istenen nesne gösterilir ve koklatılır daha sonra saklanarak bulması istenil ir. Sevdiği oyuncak ile oyun oynar gibi yapılırsa eğitim daha kolay ve zevkli hale gelir.(1) Tut sözcüğünün öğretilmesi; köpeğe saidırma yeteneğini kazandırmak için bu emir öğretilir. Köpekler hareketli her maddeye karşı büyük bir ilgi duydukları için bu uygulamanın önce top ile yapıl ması uygun olur.(1) Sürü Koruma Eğitimi: Sürülerini koruma amacıyla Kangal köpeği yetiş tirenierin genel görüşüne göre, bu köpeklerin mükemmel yürüttükleri sürü koruma becerileri ile ilgili verilecek herhangi bir eğitime yoktur. Onlar işlerini, tecrübeli diğer köpeklerden kendileri öğrenirler (5). Yavrular doğal olarak ağıla yakın doğup büyüdüklerinden ana ve babalarının davranışlarını gözleyerek içgüdüsel olan sürü koruma davranışlarını geliştirirler. Ancak anne ve babalar arasında sürüyü sahipsiz bırakmak gibi istenmeyen davranışlar sergileyen olursa, yavrular onları örnek alacağından ileride iyi bir sürü koruma köpeği olmayabilirler. Yavrular her zaman koyunları görüp onların kokusunu alacakları bir yerde büyümelidirler. Yaşları üç ay olduktan sonrada koyunların içine karışıp onları koklayarak bir süre koyunlarla beraber olmalarına izin verilmelidir. Sürü çiftlik civarında olacaksafazla yorulmamak şartıyla yavrular kısa bir süre sürüyle beraber dolaştırılabilir. Bu dönemde yavruların koyunlar tarafından hırpalanmalarına dikkat edilmelidir. Yavrular bir yaşında olduklarında sürekli olarak sürüyle gitmelidirler. Daha erken yaşlarda sürüye giden yavruların diğer köpeklerden veya kurtlardan alacağı bir darbe telafi edilemez davranış bozukluklarına sebep olabilir. Sürüye yeni giren yavruların eğitiminde çobanlar da büyük rol oynar. Çoban, sürüye yeni katılan genç kangalları kollamalı, onları ezdirmemelidir. Olumsuz davranışlarda bulundukları zaman da hemen uyarmalı ve o davranışları alışkanlık haline getirmelerini engellemelidir. üretim çiftliklerinde sürü koruma için yetiştirilen yavrulara, köy ortamında olduğu gibi çeşitli evcil hayvanlarla tanışma ve onlara alışma fırsatı verilmelidir. Bu tür köpek çiftliklerinde 15-20 koyundan oluşan küçük bir grubunun bulundurulması yavruların eğitimi için yararlı olacaktır (2). SONUÇ Kangal köpeklerinin eğitilebilirlikleri ile ilgili yapı lacak bilimsel çalışmalara ihtiyaç olduğu, kırsalda yetiştirilenler için de eğitim konusunda bilgilendirilmelerin yapılması gerekliliği açıkça görülmektedir. sahipleri tarafından ihtiyaçları KAYNAKÇA 1. Anonim. Kangal Çoban Köpeklerinde Eğitim. http://www.mihav.com/forum/kopek-egitimi-vepsikolojisi/kangal-coban-kopeginin-egitimi-11819. Erişim Tarihi:03.01.2013 2. Atasoy F, Kanlı 0.,2005: Türk Çoban Köpeği Kangal. Medisan Yayınları. Ankara. 3. Migliorini M., 1989: Kennel Bulding and Management. Third Printing. Howell book house ınc. New York. 4. Petek M.: Köpek Üretim ve Eğitimi. http://www20.uludag.edu.tr/-petek/KOPEK%20URETIM%20V E%20EGITIMI.pdf. Erişim Tarihi:03.01.2013 5. Tahtakılıç L. ve Mellor M., 2009: The Kangal Dog of Turkey. MPG Boks Group, UK. 6. Taylor D., 1986: You and Your dog. Dorling kindersley limited-London. 7. Taylor D., 1990: Altimade Dog Book. Simon and Schuster. Hong Kong. ISLAHTA TÜRKiYE LiDERi 8 PROJE 50AOO KOYUN Baktay ÖZDENOGLU Birlik Müdürü Değerli Yetiştiricilerimiz; Birliğimizin misyonu üyelerimizi bilgilendirmek ve bilinçli yetiştirici sayısını arttırmaktır. ilimize özgü kaybolmaya yüz tutmuş küçükbaş hayvan ırklarının korunmasını ve çoğalmasını sağlamak, Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini geliştirmek ve güçlendirmek, Birliğimizi Sivil toplum kuruluşları arasında en iyi ve düzeyli seviyeye çıkarmaktır. Birinci önceliğimiz olan siz değerli yetiştiricilerimizi her zaman hayvancılık adına bir adım daha öne taşımak için hizmetleri mizi devam ettirmekteyiz. Öncelikle 2006 yılından bu yana devam etmekte olan Kangal Akkaraman Koyunu lslahı Projesiyle ilgili yeni gelişmeler olduğundan bahsetmek isterim. 17 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 2012/54 sayılı "HAYVAN GENETIK KAYNAKLARI YERINDE KORUMA VE GELIŞTIRME DESTEKLEMELERI HAKKINDA UYGULAMA ESASLARI TEBLIGI" ile Sivas Ilinde Prof. Dr. Behiç COŞKUN hocamız ile beraberyürütülen Halk Elinde Ülkesel Küçükbaş Hayvan lslahı projesi Kangal, Ulaş, Altınyayla ve Gürün ilçelerinde uygulanmakta olan toplam 31.500 baş küçükbaş hayvan kapasitesi artırılmış. Şarkışla, Gemerek, Yıldızeli ve Sivas Merkez ilçede dahil edilerek ıslahı yapılacak olan küçükbaş hayvan sayısı 50.400 başa çıkartılmıştır. Şarkışla ve Gemerek ilçelerinde uygulanacak olan ıslah projesinden sorumlu hocamız Doç. Dr. Orkun DEMi RAL, Yıldızeli ve Merkez ilçelerde uygulanacak olan ıslah projesinden sorumlu hocamız ise Yrd. Doç. Dr. Yusuf Ziya OGRAK 'la birlikte çalışmaktayız. Şuanda 50.400 baş kapasite ile Türkiye'de en yüksek kapasiteli ıslah projesinin Sivas'ta yapıldığını ayrıca belirtmek isterim. 2013 yılından itibaren uygulanmaya başlayacak olan bu yeni ıslah projesi öncelikle tüm yetiştiricilerimize hayırlı olmasını dileriz. Birlik olarak amacımız bu projenin Sivas'ın tamamını kapsamasıdır. Hocalarımız ve proje teknik yürütücülerimizle başarılı işler yaparak bu hedefi mize daha kısa sürede ulaşacağımıza inanıyoruz. Diğer bir önemli husus ise; 2012 yılına ait destekleme dönemidir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 15 Haziran 2012 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 2012/49 numaralı "Hayvancılık Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği"nde 2012 yılı anaç koyun-keçi desteklemelerinin ve güncelleme-destekleme işlemlerinin nasıl yapılacağı hakkında bilgiler verilmiştir. ( Resmi Gazete 2012/49 - Madde 7) 2012 yılına ait destekleme miktarı 18 TL/baş olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra geçen sene "Dişi kuzu ve oğlaklar2011 yılı içerisinde 3-6 aylık yaşta iken Bruceila Rev-1 aşısı ile aşılanmış olmalıdır." zorunluluğu bu sene kaldırılmıştır. Yani bu sene destekleme almak için Bruceila Rev-1 aşısının yaptınlma zorunluluğu yoktur. Ayrıca diğer bir uyarımızda usulüne uygun olmayan hayvan alım satımlarında alım satımı bildirmeyen işletmeler ile ilgilidir. 5996 sayılı " Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" e bendine göre e) 7. nci madde gereği Bakaniıkça belirlenen esaslara uygun olarak hayvanlarını tanımlatmayan, işletmelerini ve ANAÇ KOYUN VE KEÇi DESTEKLEMELERi hayvanlarını kayıt altına aldırmayan, gerekli bildirimlerde bulunmayan, kayıt tutmayan hayvan sahiplerine 500 TL MADDE? idari para cezası verilir. Tüm yetiştiricilerimiz hayvan (1) Koyun ve keçi yetiştiriciliği yapan, damızlık aldığında-satlığında il-ilçe tarım müd. ve Sivas ili Damızlı k koyun-keçi yetiştiricileri birliklerine üye, hayvanları Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğine bildirmelidirler. Bu sizleri Koyun Keçi Kayıt Sistemi (KKKS) ve Koyun-Keçi Bilgi ilgilendiren önemli birhusustur. Sistemine (KKBS) kayıtlı yetiştiriciler, anaç hayvan başına yılda bir kez olmak üzere desteklemeden yararlandırılırlar. (2) Müracaat yeri, şekli ve zamanı; a)Anaç koyun ve keçi desteklemesinden yararlanmak isteyen yetiştiriciler, üyesi bulunduğu örgüte ekinde, hayvanlarının kulak numaraları listesi bulunan dilekçe ile 1.9.2012-15.10.2012 tarihleri arasında başvurur. b} Damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birlikleri, 16.10.2012 ile 30.11.2012 tarihleri arasında illiiçe müdürlüklerine müracaat eder. c) Müracaatta eksiklikler bulunması halinde, il/ilçe müdürlükleri birlikleri yazılı olarak uyararak on gün içerisinde tamamlanmasını ister. ç) Hayvan kayıtları 30.11.2012 tarihine kadar KKKS ve KKBS'ne kaydedilir. (3) istenecek belgeler; a) Damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birliklerince düzenlenmiş ekinde desteklemeden yararlanmak için müracaat eden üyelerinin isim listesi bulunan dilekçe ve CD/DVD' ye kayıtlı birliğe üye yetiştiricilerin başvuruda Yukarıda kısaca belirttiğim konuların yanında anaç vermiş oldukları hayvanlarının kulak numarası listesi, koyun ve keçi desteklemelerine ilişkin tebliğin bazı b} Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği maddelerini belirterek tüm yetiştiricilerimize bereketli bir üyeliğine kabul belgesi, yıl ve ürettikleri ürünün karşılığını almalarını temenni (4) Desteklenecek anaç koyun-keçilerde aranacak ederim. şartlar; a) Anaç koyun-keçilerin aynı ırktan olma şartı aranmaz. b) Anaç koyun-keçiler 30.11.2012 tarihinde en az 15 aylık yaşta olmalıdır. c) Destekleme, il/ilçe müdürlüklerince işletme kontrollerinin yapıldığı tarihteki hayvan sayısı esas alınarak yapılır. ç) Destekleme ödemesi anaç koyun-keçinin 30.11.2012 tarihinde KKKS ve KKBS'de aynı işletmede kayıtlı olması şartıyla bulunduğu işletmeye yapılır. Hayvanların, müdürlüğünün yapacağı 30.11.2012 ile illiiçe yerinde kontrol tarihine kadar geçen süre içerisinde aynı işletmede bulunması zorunludur. Desteklemeye esas hayvan sayısı, yetiştiricinin müracaatında beyan etmiş olduğu sayıdan fazla olamaz. (5) icmallerin hazırlanması öncesinde il/ilçe müdürlüklerince yapılacak işlemler; a) Anaç koyun keçi desteklemesinde; işletmenin anaç koyun keçi mevcudu ve desteklemeye esas bilgileri KKKS ve KKBS'den alır ve gerekli kontrolleri yapar. b) Hayvanların, işletmede bulunduğuna ilişkin bilgileri KKKS ve KKBS üzerinden ve kayıtlı oldukları işletmede yerinde kontrol eder. c) Müracaat listelerinde adı bulunan yetiştiricilerin sahip olduğu hayvanların KKBS üzerinden destekleme kaydının yapılmasını sağlar. ç) işletme kontrol ve denetimlerini tamamladıktan sonra sistemden aldıkları icmal-1'1eri askıya çıkarır, itirazları değerlendirir. icmal-2, icmal-3 listelerini KKBS'den alarak hazırlar. (6) Destekleme ödemesine esas çalışmalar; a) KKBS veri tabanından yararlanılarak, bu Tebliğ'de yer alan kriterler doğrultusunda veri tabanından icmal-1 (askı listesi) yayınlanır ve aynı tarihte il/ilçe müdürlükleri tarafından kontrol edilerek on gün süreyle askıya çıkarılır. b) Anaç koyun ve keçilerin ölüm, kesim, satış ile desteklemeye esas kayıtlarının KKKS ve KKBS veri tabaniarına işlenmesi için gerekli bilgilerin bildirilmesinden hayvan sahibi sorumludur. c) Destekleme ile ilgili kayıtların düzenli olarak işlenmesi, güncellenmesi ve işletmelerdeki tüm koyunkeçiler ile ilgili verilerin KKBS'ye girilmesinden birlikler sorumludur. Birliklerce, KKKS'de kaydadilmemiş işletme ve hayvanlar için KKBS'de hiçbir işlem yapılamaz. ç) Belgelerin düzenlenmesi, ilgili yerlere iletilmesi ve veri girişlerinin vaktinde zamanında onaylanır ve en geç iki iş günü içinde il müdürlüğüne gönderilir. Bu işlemler merkez ilçelerde il müdürlüklerince yapılır. b) ilçelerden gelen onaylanmış icmal-2'1er, il müdürlükleri tarafından beş iş günü içinde KKBS'den kontrol edilip icmal-3 şeklinde düzenlenerek onaylanır ve beş iş günü içinde ödemeye esas olmak üzere HAYGEM'e gönderilir. (9) Desteklemede kullanılacak başvuru dilekçeleri, üye başvuru tablosu, icmal örnekleri KKBS üzerinden yayınlanır. (10) Göçer yetiştiricilere ait hayvanların tespiti ve kontrolleri; a) Göçer yetiştiriciler, bulundukları illiiçe müdürlüklerinden alacakları hayvan sevklerine mahsus yurt içi veteriner sağlık raporu ile gittikleri yerin illiiçe müdürlüklerine müracaat ederek desteklemeye esas tespitlerinin yapılmasını sağlari ar. b) Anaç koyun-keçiler kayıtlı olduğu il sınırları dışında ise; 30.11.2012 tarihi ile icmal-1 askı tarihleri arasında; yapılmasından görevli kişiler ve kuruluşlar sorumludur. d) Askı başlangıç tarihi tatil gününe rastlarsa takip eden iş günü askıya çıkarılır. Askıya çıkarma tarihi ve saati ile askıdan indirme tarihi ve saati ilçe müdürlüğü ile üretici örgütü temsilcilerince tutanağa bağlanır ve güncel tarihle imzalanması sağlanır. Askı süresince herhangi bir itiraz olmaz ise doğru kabul edilir. Daha sonra yapılacak itirazlar değerlendirmeye alınmaz ve herhangi bir hak doğurmaz. e) Destekleme icmallerinin hazırlanması, askıya çıkartılması, gönderilmesi ve ödeme ile ilgili çalışma takvimi HAYGEM'ce belirlenir. (7) Itiraz etme ve itirazların değerlendirilmesi; a) Askı süresince herhangi bir itiraz olmaz ise, kamu aleyhine olan haller hariç, icmal-1'deki bilgiler doğru kabul edilir. Daha sonra yapılacak itirazlar değerlendirmeye alınmaz. b) Askı süresinde icmal-1 için yapılan itirazlar, sürenin bitiminden itibaren en geç on gün içerisinde il/ilçe müdürlükleri tarafından değerlendirilerek KKKS ve KKBS üzerinde gerekli düzelimeler yapılarak sonuçlandırılır. (8) lemallerin gönderilmesi; a) KKBS'den alınan listeler icmal-2 şeklinde düzenlenip iki işgününde ilçe müdürlüklerince - Göçer yetiştiricilerin, gittikleri yerlerdeki anaç koyun ve keçilerin tespitini yapan il/ilçe müdürlükleri tespit tutanaklarını ve hayvanların sevk raporlarını kayıtlı olduğu illiiçe müdürlüklerine gönderir. Hayvan sevklerine dair Veteriner Sağlık Raporu ile nakledilmeyen yetiştiricilerin hayvan tespitleri yapılmaz. - Göçer yetiştiricilerin hayvanlarının kayıtlı olduğu il/ilçe müdürlükleri kendilerine ulaşan tespit tutanaklarını KKKS ve KKBS sistemleri üzerinden kontrol ederek desteklemeyle ilgili işve işlemleri yerine getirir. - Göçer yetiştiriciler, ikamet ettikleri ildeki il birliği dışındaki biriikiere kayıt yaptıramazlar, şeklinde yayınlanmıştır. Korunga ve Fiğ Yetiştiriciliği Ziraat Mühendisi Tarımsal Yapılar ve Sulama Önemi Korunga; geniş bir adaptasyon kabiliyetine sahip olması, yüksek kaliteli ot hasıletmesi ve kullanım alanlarının fazla olmasından dolayı çok önemli bir yem bitkisidir. Korunganın önemli olmasını sağlayan özellikler şunlardır; -Özellikle fakir ve kıraç topraklarda korunganın ot verimi yonca ve üçgüllere göre daha yüksektir. -Korunga otunun besleme değeri yüksektir. - Korunga bir baklagil olmasına rağmen çiftlik hayvanlarında şişme yapmayan e nder bitkilerden birisidir. -Kışa ve kurağa dayanıklı bir bitkidir. -Derine giden kökleri ile toprak ıslahında çok önemli bir bitkidir. -Korunga diğer yem bitkilerine göre çok iyi bir balözü bitkisidir. Toprak isteği ve Hazırlığı Fakir, kıraç ve kalkerli topraklarda yetişebilmektedir. Toprakta kalsiyum miktarı arttıkça, korunganın ot verimi de o nispette artar. Korunga kireç içeren her toprakta yetişir. Ancak en iyi gelişmesini derin, drenajı düzenli ve kireç içeren topraklarda yapar. Korunga yaş, asit karakterde ve killi toprakları sevmez ve bu gibi topraklarda yetişmez. EkimZamanı En iyi ekim zamanı erken ilkbahardır. Kışlık olarak da ekilebilir. Ancak kar örtüsünün olmaması halinde kıştan çok büyükzarargörür. YalnızveyaKarışıkEkim Korunga kıraç şartlarda yalnız ekildiği gibi hububatla karışık olarak da ekilebilir. Karışık ekimde her iki bitkinin ayrı tohum miktarı yalnız ekimlere göre daha düşük tutulmalıdır. Korunga; kılçıksız brom, otlak ayrığı, mavi ayrık gibi buğdaygillerle ikili karışımlar halinde ekilebilirler. En iyi karışı m korunga+ otlakayrığıdır. dir. özellikle süt inekleri için uygun bir yemdir. Adi fiğin taneleri kırılarak hayvaniara yedirilmektedir. özellikle kurak ve kıraç bölgelerimizde vazgeçilmez bir münavebe bitkisidir. EkimMetodu Yoncada olduğu gibi ya serpme ya da sıraya ekilebilirler. Yalnız ya da buğdaygillerle karışım halinde ekildiğinde 20 cm. sıra aralığı tavsiye edilmektedir. Ekim Derinliği Korunganın baklası kendiliğinden açılmadığı için baklanın tohumlarından ayrılması çok zordur. Bu bakımdan korungada ekim baklası ile olur. Korunga tohumu yonca tohumundan 5--6 kez büyük olup en uygun ekim derinliği 3-4 cm' dir. Ekilecek Tohum Miktarı Tohum üretimi için dekara 8-10 kg. ot üretimi için 10-12 kg. meyve (bakla) mibzerle ekilir. Aşılama Yoncada olduğu gibi bakteri için önemlidir. aşılaması korunga Gübreleme öncelikle korunga yetiştirilecek toprağın analizi bitki besin elementleri miktarı belirlenmelidir. Korungaya dekara 10-12 kg. Fosfor uygulanmalıdır. yapılarak elverişli Korunganın Biçim Zamanı En uygun biçim zamanı çiçeklenme başlangıcı dır. Korunganın Kullanımı Korunga şu amaçlar için yetiştirilir; -Kuru ot üretimi, -Mera bitkisi, -Toprak ıslahı, -Münavebe bitkisi, -Bal özü bitkisi olarak, FiG YETiŞTiRiCiLiGi Önemi Fiğler tek yıllık olmaları, yazlık ve kışlık olarak ekilebilrneleri nedeniyle memleketimizde ekim alanı artmaktadır. Fiğin otu çok lezzetli ve besleyici- iklim ve Toprak istekleri Fiğler en iyi gelişmeleri serin iklimlerde yaparlar. Bu nedenle kışları ılıman geçen bölgelerde fiğler kışlık olarak yetiştirilirler. Gelişmelerini sonbahar, kış ve ilkbaharda gerçekleştirerek geç ilkbahar ya da yaz başlangıcında olgunlaşırlar. Kışları sert geçen yerlerde ise ilkbaharda ekilirler ve bu mevsimde büyürler yaz ortası veya sonunda olgunlaşırlar. Adi fiğ soğuklara fazla dayanıklı olmadığı için her yerde kışlık olarak ekilmezler. Ancak macar fiği ve tüylü fiğ türleri ise kışlık yeşertme olarak yetiştirilebilmektedir. Kışları çok sert geçen Erzurum şartlarında kışlık olarak ekilen Macarfiği ve tüylü fığlerden çok iyi sonuçlar alınmış bazı Macar fiği çeşitlerinden 500 kg'a varan ot verimleri elde edilmiştir. Tüylü fiğ de bu şartlarda yetiştirilmiş, ancak kar örtüsünün çok iyi olması halinde verimi daha fazla olmuş ve Macar fiğine göre soğuklara daha az dayanıklı olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu iki fiğ türünün kışları sert geçen yörelerinde kışlık olarak ekilebileceği görülmüştür. Fiğler diğer türlerde olduğu gibi hemen hemen her türlü toprakta yetiştirilebilir. Ancak verim kalkerli, killi ve verimli topraklarda daha yüksek olmaktadır. Kıraç şartlarda da sulu şartlarda yetiştirilebilen bir baklagildir. Ekim Adi kışları fiğ türü kışları sert geçen yerlerde yazlık ve ılıman geçen yörelerimizde ise kışlık olarak yetiştirilebilir. Macar ve tüylü fiğ türleri ise hem kışlık hem de yazlık olarak eki lebilir. Özellikle su problemi bulunan ve erken ilkbaharın bol yağışlarından Fiğlerde gövdeler zayıftır. Habitüs olarak dik olarak gelişmelerine rağmen, gelişme devresi ilerledikçe kendi ağırlığını taşıyamadığından yatar. Bu yatma olayı fığ üretiminde bazı problemleri ortaya çıkarır. Yatan bitkilerde hasat güçleşir, çürümeler olur, hastalıklar yayılır ve gölgelerne olur. Tüm bunlar verimin ve kalitenin çok düşmesine neden olur. Fiğlerde yatma problemi çözmek için mutlaka küçük taneli hububatlardan birisi ile karışık ekilmesi gerekir. Bu gaye ile daha ziyade arpa ve yulafbitkileri kullanılır. SiLAJ VE SiLAJ YAPIMI yararlanmak istendiğinden Macar ve tüylü fiğler mutlaka kışlık olarak ekilmelidir. Bu iki fiğ türü kışlık olarak ekilmesi halinde verimi ilkbahar ekiminden önemli oranda fazla olmaktadır. Fiğde ekimi serpme ve sıraya mibzerle yapılabilir. Sıraya ekimde sıra aralığı 15-30 cm olmalıdır. Ağır topraklarda tohumlar 3-4 cm, hafif topraklarda ise 6-7 cm derinliğe ekim yapılmalıdır. Aşılama ve Gübreleme verim ve kaliteyi olumlu yönde etkileyecektir. Eğerfiğde aşılama yapılırsa dekara 3 kg, aşılama yapılmaz ise dekara 4,5 kg azot verilmelidir. Ot verimi için dekara 4 kg, tohum üretimi için ise 6-8 kg fosfor uygulanması gerekir. Fiğin aşılanması Otve Tohum Hasadı Fiğler, alttaki ilk baklaların oluştuğu ve tam olarak dolduğu dönemde biçilmelidir. Fiğde aynı bitkide baklalar farklı zamanlarda oluştukları için baklalar farklı zamanda olgunlaşmaktadır. Eğer üstteki baklaların olgunlaşması beklenirse attaki baklalarda açılmalar olmakta ve tohum dökülmektedir. Bu nedenle fığlerde alttaki baklaların kahverengi renk alıp açılmaya hazır oldukları devredetohum için hasat yapılmalıdır. Fiğierin Tahıllarla KarışıkYetiştirilmeleri Ülkemizde yem bitkileri üretimi yetersizdir. Bu durumda son yıllarda sayıları önemli boyutlara ulaşan kültür ırkı sığırlarımızın besin madde ihtiyaçlarının karşılanmasında, dolayısıyla onlardan beklenen verim potansiyelinin ortaya çıkmasında önemli sorunlarla karşılaşılmaktadır. işte bu koşullar altında hayvancılık işletmelerinin bol, ucuz ve kaliteli kaba yem ihtiyacının kısa sürede ve yeterince karşılanmasında silo yemleri ve silaj başvurulacak en önemli bir seçenek olarak ortaya çıkmaktadır. Kaba yemierin besin değeri kaybı en az olacak şekilde saklamanın en iyi yolu silaj yapmaktır. SiLAJ NEDiR? Hayvanların yediği hertürlü ot ve yem bitkilerinin hava ile ilişkisini keserek, besin değerinde hiçbir kayıp vermeden, hatta turşulaşma (fermantasyon) sırasında besin değerini artırarak, yeşil yemierin mevsimlerde kullanılmak üzere saklanmasına silolama, siloda saklanan yemiere de silaj denir. En kısa tanımıyla, yeşil yemierin bulunmadığı turşulaştırılmasıdır. Silajın Yararları *Yeşil ve sulu yemierin bulunmadığı dönemleryem özelliğinde, sindirimi kolay ve besin değeri yüksek bir sulu yem sağlanmış olur. * Silolama ve yapay kurutma dışındaki, diğer ot kurutma yöntemlerine göre çok daha az besin maddesi kaybı olmaktadır. Otların kurulularak saklanmasında % 15-20 civarında besin madde kaybı olur, silaj yapılarak saklanan atiarda bu miktar % 9-10'dur. * Silaj, iştah açıcı ve sindirim derecesi yüksek bir yemdir. Sığırlar tarafından sevilerek yenir, yu muşa tıcı biretkiye sahiptir. Kabızlığı önler. * Silajla beslenen hayvanlarda iç parazit sorunu, otla beslenen hayvanlardan daha az görülür. *Et ve süt maliyetlerindeki yem girdisinin payını % 70'1erden, % 28'e kadar düşürür. Et ve süt fıyatlarının yeterli olmadığı dönemlerde işletmede sadece silaj yedirilerek 12-131t'ye kadar süt veren sığırlar ile günlük canlı ağırlık artışı 650-750 grama kadarolan besi sığırları yemlenebilir. *Besin değeri olarak (ham protein açısından); 1) 3 kg mısırsilajı = 1 kg karma yem, 2) 1 kg mısırsilajı maliyeti= Karmayemin 1/15'i, 3) 1 kg mısır silajı maliyeti =Yonca kuru otunun maliyetinin 1/3'ü, 4) 1 kg mısırsilajı maliyeti= Samanın maliyetinin 1/5'i kadardır. 5) 1 kg mısır silajı maliyeti = Arpa danesinin maliyetinin 1/12si kadardır. * Ot depolama sorunu ve depo masraflarını en aza indirir. * Silajlık bitkiler tarlayı erken boşaltırlar, diğer ürünlerin ekimi için uygun birzaman kalır. * Hububat sonrası ve pamuk öncesi ekilebilen silajlık bitkiler araziden, ana ürün yanında değerli bir hayvan yemi elde edilmesini sağlar. * Silo yemleri, açılmadıkça yıllarca bozulmadan kalabilirler. * Yabani ot tohumları, silo içerisinde ölür ve gübre ile tekrar tarlaya taşınıp zararlı olma özelliği yitirir. de, yeşil * Kuruduğu zaman sertleşerek hayvanların severek yiyemeyeceği birçok bitki, silolandığında hayvanlartarafından iştahla yenir. *Yeşil olarak yedirildiğinde, zararlı etkilere sahip bazı yemler, silaj haline getirildiğinde zararlı etkilerini yitirir. * Silaj, sindirimi kolay, besin değeri yüksek bir yem dir. * Hayvanın yediği her türlü ot, yem bitkileri ve gıda sanayi yan ürünlerinden yapılabilir. * Silajda, otları kurulurken meydana gelen yağmur çürümesi, balyalama zaiyatı, taşıma zaiyatı gibi kayıplar yoktur. * Silaj yapılırken havasız ortam esas olduğun dan, zararlı küfler çoğalamaz. Süt asidi bakterileri ise havasız ortamda kolayca çağalırlar ve hayvanlar yaralı ve temiz biryem yemiş olurlar. *Si lo yemleri az yer kaplar.( 1m3 silaj: 500-900 kg) * Silaj ile beslenen hayvanlar sağlıklı, tüyleri parlak olur. *Kuru ot gibi yangın tehlikesi yoktur. * Silajın olgunlaşması sırasında yeşil otlara melas, hububat kırması gibi katkı maddeleri katıldı ğı gibi laktobasil ve streptokok bakterilerinin etkisi ile süt asidi oluşmakta, bu da otları n hem yem değerini hem de sindiril me kabiliyellerini yükseltmektedir. * Yıl boyunca yedirilen silaj en az 7-8 ay önceden stoklandığı için üreticiyi enflasyon baskıla rından korur. Kısacası silaj, ekonomik kriz dönemlerinin sigortasıdır. 48 KOYUNLARDAVÜCUT KONDÜSYON PUANLAMASI VE KOYUN YETiŞTiRiCiLiGiNDE ÖNEMi Hayvancılık birçok bölgesinde tarımın bir sektörü birçok ülkede küçükbaş hayvancılık sektörü süt, et, yapağı, kıl, deri ve gübre üretimi bakımından tüm hayvancılık dalları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Türkiye'de Koyun yetiştiriciliği 1980'1i yıllardan başlayarak günümüze kadar azalan bir eğilim izlemiştir. Türkiye koyun varlığı, 1990 yılı verilerine göre 40 milyon baş iken, 2011 yılı verilerine göre ise 25 milyon baştır (Anonim, 2011). Koyun yetiştiriciliğinin, Türkiye sosyo-ekonomik yapısında özel bir önemi olup, üretim geleneksel çerçevede gerçekleşmektedir. Ülkemizde toplam et üretiminin %10'u (Anonim, 2012), toplam süt üretiminin %6'sı koyunlardan sağlanmaktadır (Anonim, 2011 ). Türkiye'nin iklim koşulları ve coğrafi yapısı yurdun birçok yerinde koyun yetiştiriciliğine olanak sağlamaktadır. Ülkemizde koyun yetiştiriciliği büyükbaş hayvanlar tarafından değerlendirilemeyen, yerleşim yerlerinden uzak, dağlık ve engebeli alanların seyrek ve kısa otlarının değerlendirilmesi bakımından da önem kazanmaktadır. Kaldı ki ülkemiz meraları daha ziyade koyunların yararlanabileceği kısa ve seyrek otlardan oluşmaktadır. Koyun yetiştiriciliği yapılan bölgeleri mizkonumundadır. dünyanın Bu bağlamda de koyunlardan elde edilen ürünler yöre insanları nın geçiminde önemli bir paya sahiptir. Ancak son yıllarda çeşitli sebeplerden dolayı üreticiler bu faaliyetten vazgeçme eğilimine girmişlerdir. Türkiye'de koyunlardan hayvan başına elde edilen verim düzeyi ne yazık ki düşüktür. üreticilerin yeterli düzeydeverim alamamalarının birinci nedeni mevcut yerli ırklarımızın genetik yapılarının yetersiz olması, diğeri de bakım-besleme gibi çevresel koşulların yeterince sağlanamamasıdır. Ülkemizde koyunlardan elde edilen verimler miktar ve kalite olarak oldukça düşüktür. Bunlar yerli ırkiara özgü olarak düşük verime sahip hayvanlardır. Ülkemiz koşullarında koyunculuk geleneksel olarak yapılmaktadır. Üreticilerin yetersiz donanımlı ve teknolojik olanaklardan ve gelişme lerden mahrum oluşu gibi birçok faktör genetik yapı yetersizliği ile bir araya gelince ülke koşullarına uygun ekstansif bir üretim biçimi ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de koyun yetiştiriciliğinin en önde gelen sorunlarından birisi beslenmedir. Koyun yetiştirici liği genellikle meraya dayalı olup mera olarak tanımlanan alanlar, zamansız ve aşırı otlatma baskı sı altında büyük oranda mera vasfını yitirmiştir. Ülkemiz koyun populasyonunun büyük bir bölümü düşük verim potansiyeline sahip olmasına karşın koç katım döneminde kondüsyon puanına göre yapılacak besleme ile verim düzeyleri önemli oranda artırılabilecektir. Ekonomik verimler ele alındığında döl verimi açısından hayvanın vücudundaki yağ doku rezervleri önem arz etmektedir. Çiftlik hayvanlarında maliyeti önemli düzeyde etkileyen döl verimini maksimum düzeyde tutmak için hayvanların optimum bir vücut kondüsyon puanına sahip olmaları gerekmektedir. Iyileştirme çalışmaları vücut kondüsyon puanı ( Body Condition Score) ile birlikte ele alınıp verim artınimaya çalışılmalıdır. Böylece döl verimi bakımından yapılacak çalışmalarda seleksiyon ve vücut kondüsyon puanı birlikte ele alındığında rantabilite yükselecektir. Sürülerde genetik iyileştir meler yanında manejmanla ilgili denetimler çerçevesinde verimin artırılması olasıdır. Doğumda ki elde edilecek kuzu sayısının maksimum düzeyde olması ekonomik verimliliğin artırılmasına neden olan önemli bir faktördür. Bu verimliliği sağlama açısından anaç koyunların koç katımı öncesindeki vücut kondüsyonlarının saptanması gerekmektedir. Çünkü sütten kesilmiş kuzu sayısı ile kondüsyon puanı arasında önemli bir ilişki söz konusudur. Bir yılı kapsayan yetiştirme takvimi sürecinde tüm çiftlik hayvanlarında olduğu gibi koyunlarında içinde bulundukları fizyolojik evreler dikkate alına rak rasyonel bir beslenme programı çerçevesinde yem kaynaklarının daha etkin kullanılması ekonomik yönden büyük önem taşımaktadır. Canlı ağırlık artışı ve kondüsyon, farklı fizyolojik evrelerde uygulanan manejman ve beslenme rejimi ile yakından ilgilidir. Vücut kondüsyonunun bilinmesi ile hayvanın dış görünüşünden fark edilmesi güç olan değişikliklerin ve kondüsyonda ki ani kayıpların vakit kaybedilmeden tespit edilmesi mümkün olabilmektedir. Ayrıca sürünün besin madde ihtiyacının bilinmesi hayvanın gelişme ve döl verim gücü hakkında da ipuçları vermektedir. Koyunlarda vücut kondüsyonu ile döl verimi arasında yüksek düzeyde pozitif ilişki vardır. Koç katımında iyi kondüsyon puanına (3-3.5) sahip hayvanlar döl verim özellikleri bakımından diğerlerine nazaran daha yüksek bir performans göstermektedir. Buna göre sürüdeki koyunlarda vucut kondusyonunun saptanması ve koyunların koç katımında kondOsyon bakımından optimum seviyeye getirilmesi sayısal olarak kuzu veriminde artışsağlamaktadır (Biçer, 1991 ). Bunun için koyunlara koç katımından 8 hafta önce kondüsyon puanlaması yapılmalı hayvanlar gruplara ayrılmalı, kondusyonu zayıf hayvaniara enerji bakımından zengin teşvik yemlamesi (Fiushing) uygulanarak uygun puana (3-3.5) getirilmeli ve puanlamada 4 puandan yuksek olan hayvaniara enerjice düşük yemler verilerek bunların optimum (3-3.5) puan düzeyine ulaşmaları sağlanmalıdır. Konuya ilişkin olarak yüksek döl verimi sağlanması için koyunlarda koç katımı öncesinde, gebeliğin ortasında ve sonunda yapılacak vücut kondüsyon puanlaması uygulaması sonuçları teorik olarak hedeflenen puaniara yakın olmalıdır. örneğin, Ingiliz Tarım Bakanlığının katımdan 8 hafta önce hedeflediği puanlar 3-3.5; gebeliğin ortasında 3; gebeliğin sonunda ise 3-3.5'tur. Bu uygulamalar sonucunda surüdeki kısırlık oranı minimize edilmekte, ikizlik oranı artmaktadır. Kısacası sürü bazında döl verimi yükselmektedir. Bu uygulama ülke bazında gerçekleştiğinde, döl veriminin artması Olke ekonomisine önemli katkılar getirecektir. Kondüsyon puanlaması yapılmazsa sürü içerisinde zayıf koyunlar ile (2 puandan düşük), aşırı yağlanmış anaçlarda (4 puandan yüksek) döl verimi yönünden sorunlar yaşanmakta bu da ekonomik yönden olumsuzluklara neden olmaktadır. Ülkemizde pratik olarak küçükbaş hayvanlarda vücut kondüsyon puanlaması uygulamasına geçilmeli, koyunlarda ikizliğin artırılmasına yönelik bilimsel çalışmalara başlanması gerekmektedir. Yeni bilimsel gelişmeler koyun yetiştiricilerine ulaştırıl malıdır. Ülkemizde koyun ve keçi sürülerinde vücut kondüsyon puanlaması uygulamasına yerverilmesi ile verimliliğin en az %25-30 artabileceği yadsına maz bir gerçektir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili birimlerinde küçükbaş hayvanlarda, vücut kondüsyon puanlaması eğitimi uygulamalı olarak verilmeli, bu konuda mutlaka bölgesel yerli ırklarımız üzerinde bilimsel araştırmalar yapılmalı dır. Kondüsyon puanlaması uygulaması sonucunda üreticilerin ürettiği kuzu sayısı artacak ve dolayısıyla ekstansif sistemde rantabilite yükselecektir. Büyüme döneminde olan hayvanda gelişmesini en son tamamlayan vücut bölgesi bel parçasıdır. Vücut kondüsyon puan uygulaması için O dan 5'e kadar bir puanlama yapılır. Bu sistemde subjektif olarak vücut kondüsyon puanlaması bel bölgesinde son kaburga kemiğinin hemen arkasında yer alan omurun etrafı ve üzerindeki kas ve yağ dokusuna deri üzerinden dokunarak ve parmak uçlarının anı lan bölgede gezdirilmesi (handling) ile yapılmakta om ur çıkıntılarının altına kolaylıkla sokulabilir ve kemiklerin arası kolaylıkla hissedilebilir. Göz kası çok zayıftır ve üzerinde yağ örtüsü yoktur. Deri çok ince olup, iyi yönetilen sürülerde hayvanlar hiçbir zaman bu kondüsyon düzeyine düşmemektedir. PUAN 1 " :.~-=------- Şekil4.1. Kondüsyon Puanı Puan 1 (Zayıf Kondüsyon): Kondüsyon bakımın dan 1 puanla değerlendirilen hayvanlar çok zayıf durumdadır. Bel kası zayıf ve yağ birikimi söz konusu değildir. Bel bölgesindeki her kemik parçası kolaylıkla hissedilebilmektedir. Omurga çıkıntısı ve yatay çıkıntılar keskin olarak hissedilir ve parmaklar göz kası alınmalıdır. PUAN2 omurga "- -- - yağ tabakası kısa kaburga hayvanlarda vücut kondüsyon puanlaması 6 sınıfta ineelenmekle birlikte bunlardan pratikte 5 tanesi önem taşımaktadır. Kondüsyon puanlamasına temel oluşturan sınıflar ve puanlamaya ilişkin ayrıntılar her bir puan sınıfı bazında aşağıda oluşmaktadır. kaburga Puan 2 (Orta Kondüsyon}: Bu kondüsyondaki hayvanlarda sırt kemiği belirgin olmakla beraber kas birikimi başlamıştır, omurga çıkıntısı yumuşaktır. Yatay çıkıntılar yumuşak ve yuvarlak olup çıkıntıların alt tarafına parmakla bastırmak mümkündür. Kemikler arasındaki boşluklar hissedilebilir, ancak henüz yumuşak bir yapıdadır. Göz kası orta derinliktedir ve çok az miktarda yağ doku ile örtülüdür. Deri bu hayvanlarda da çok incedir. Bu kondüsyondaki hayvanlar zaman kaybetmeksizin beslenme açısından iyi koşullara Küçükbaş Puan 0: Deri ve kemik arası boş olup et ve yağ dokusu hiç yoktur. Hayvan ölüm durumundadır. Bu durum hastalık ve yetersiz besleme koşullarında kısa 1 dır. verilmiştir. omurga yağ tabakası göz Şekil4.1. Kondüsyon Puanı kası 1 Puan 3 (iyi Kondüsyon}: Sırt kemiğinin üzeri etle örtülmüş olup yumuşaktır. Parmakla bastırıldığında kemikler zorlukla hissedilirler. Omurga yumuşak ve yuvarlaktır. Yatay çıkıntılar yumuşak ve yuvarlaktır. Kaslar dolu ve yağ tabakası vardır. Göz kası orta kalınlıkta yağ tabakası ile kaplıdır deri orta kalınlıktadır. Damızlı k koyunlar ve gelişmekte olan genç hayvanların bu kondüsyonda olması söz konusudur PUAN3 PUAN5 ~----....,----- Şekil4.3. Kondüsyon Puanı omurga ~---....,----- omurga yağ tabakası yağ tabakası kısa kısa kaburga Şekil 3 4.5. Kondüsyon Puanı kaburga 5 Puan 4 (Yağlı Kondüsyon): Omurga çizgi gibi hissedilmektedir. Yatay çıkıntılar kalın bir et tabakası ile kaplı olduğu için bastırmakla dahi hissedilmez. Bel kasları dolgun olup kalın bir yağ tabakası hissedilir. Başka bir ifadeyle göz kası kalın bir yağ tabakası ile örtülü ve deri kalın olarak hissedilir. Gebeliğin ileri dönemindeki hayvanlar genellikle bu kondüsyondadır. Gelişmekte olan genç hayvanların ilkbahardaki kondüsyonlarının 4 olması istenir. PUAN4 - ----=:::........,.....---- omurga yağ tabakası kısa göz Şekil4.4. Kondüsyon Puanı kaburga kası 4 Puan 5 (Çok Yağlı Kondüsyon ): Palpasyon pozisyonunda emurlar basınçla dahi hissedilmeyebilir. Omurganın olması gereken yerde çukur vardır. Yatay çıkıntıların uçları yağ ile örtülü olduğu için hissedilmez. Bel kasları çok dolgun ve kalın yağ tabakası vardır. Göz kası kalın bir yağ tabakası ile örtülüdür. Deri oldukça kalındır. Bu kondüsyon sağlıksız ve yem tüketimi bakımından istenmeyen bir durumdur. Gebeliğin ileri dönemindeki hayvanlar bu kondüsyona ulaştıklarında, vücutta aşırı yağ depolanması sonucu yem alım kapasitesi önemli ölçüde düşmektedir. Bu kondüsyona sahip gebe koyunlarda gebelik zehirlenmesi ve güç doğum gibi problemlerle karşılaşmak olasıdır. KAYNAKLAR ANONiM., 2011. Türkiye istatistik Kurumu (TÜ iK). Web Sitesi (URL: http://www.tüik.gov.tr). ANONiM., 2012. Türkiye istatistik Kurumu (TÜ iK). Web Sitesi (URL: http://www.tüik.gov.tr). ANONYMOUS, 1984. Leaflet 787.Ministry of Agriculture, Fisheries and Food. Printed in UK. BiÇER, 0., 1991. Koyunlarda Vücut Kondüsyon Puanlaması ve Koyun Yetiştiriciliğinde önemi. Ç.Ü. Ziraat Fak. Derg. 6, (4): 81-88 DiNLER, M., 2005. Melez Sütçü Keçilerde Vücut Kondüsyon Puanı ile Canlı Ağırlık ve Döl Verimi Arasındaki ilişkilerin Belirlenmesi üzerine Bir Araştırma. Ç.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Adana. GÜNEY, 0., 2009. Süt Keçilerinde Dış Yapıya Göre Değerlendirmenin Önemi, Gereği, ilkeleri ve Uygulamaları. 6. Zootekni Bilim Kongresi, 24-26 Haziran, Erzurum. KÜÇÜKBAŞ HAYVAN YETiŞTiRiCiLiGiNDE KORUYUCU HEKiMLiGiN ÖNEMi Nec ip KILIÇ Zooteknist Kangai-Akkaraman Halk Elinde Küçükbaş Hay. Islah ı Projesi Yürütücüsü Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde istenilen verimlilik seviyesine ve karlı bir üretime ulaşmak için, yüksek verim kapasitesine sahip hayvaniara sahip olmak, bilinçli bakım-besleme ve temelini koruyucu hekimliğin oluşturduğu sürü sağlığı konusunda bilinçli bir yetiştiriciliği n yapılması en önemli unsurlardan birisidir. Ister insan, ister hayvan olsun bir canlının yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürabilmesi için koruyucu hekimlik önemli bir faktördür. Canlının yaşamını tehlikeye sokabilecek veya kalıcı marazlar oluşturabilecek bazı hastalıkları daha ortaya çıkmadan önlemek, bu hastalıkların oluştuktan sonraki tedavisinden daha fazla önem taşımakla birlikte hem sürü sağlığı ve hem de ekonomiklik açısından hayati bir öneme sahiptir. Koruyucu sağlık hizmeti diğer bir ifade ile koruyucu hekimlik tehlikenin kendisine karşı bir mücadele şeklidir. Bulaşıcı hastalıkların kontrol altında alınabilmesi, gerekli aradikasyon (yok etme , temizleme) programlarının uygulanabilmesi, kaliteli damızlık materyalin sağlanabilmesi, düzenli kayıtların tutulabilmesi, ilaç ve tedavi giderlerinin azaltılması için hayvancılığın bilinçli bir şekilde yapılması ve hastalığın tedavi edilmesi veya ettiril- mesinden çok hastalıkların mevcut işletmeye gelmemesi için gerekli tedbirlerin alınması küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde hayati öneme sahip bir unsurdur. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde, hayvanları hastalıklardan korumanın en sağlıklı, en ekonomik ve en pratik yolu koruyucu hekimlik uygulamalarıdır. Koruyucu hekimlik hizmetleri, hayvancılık alanında uygun besleme tekniklerini bilmekle hijyen, antiparaziter ilaç uygulamaları ve aşı uygulamalarından oluşur. Birçok viral veya bakteriyel hastalığa karşı geliştirilen aşılar çok uzun zamandır koruyucu hekimlikte kullanılmaktadır. Bu nedenle aşı lar, koruyucu hekimlik için en önemli silahlardandır. Vazgeçilmezdir. Örneğin bir zamanlar en önemli ve tehlikeli hastalıklardan biri olan kuduz, bugün koruyucu hekimlik ve kuduza karşı geliştirilen aşılar sayesinde önemini yitirmiştir. Şu da unutulmamalıdır ki ; hasta hayvanlar elbette tedavi edilmelidir. Ancak asıl hedef, hastalığa yol açan sebepleri ortadan kaldır mak olmalıdır. Koruyucu hekimlik diğer hayvan yetiştiriciliklerinde olduğu gibi küçükbaş baş hayvan yetiştiriciliğinde de hayvan sağlam iken koruyan ve hasta etmeyen esasları ve prensipleri ortaya koyar. Bugün ülkemizde koruyucu hekimliğin anlam ve önemi noktasında yetiştiricilerimizin yeterli bilgi, bilinç ve deneyime sahip olmamakla birlikte her geçen gün bu konuda hizmet veren Koyun Keçi Yetiştiricileri Birlikleri sayesinde yetiştiricilik her geçen gün biraz daha bilimsel yapılmaktadır. Ancak her ne kadar Koyun Keçi Yetiştiricileri Birlikleri , Üniversiteler, Bakanlığa bağlı ilgili kurum ve kuruluşlar tarafından takdir edilecek hizmetler verilse de Ülkemiz küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde istenilen seviyelerden çok geride olduğumuz acı bir gerçektir. Hani bir atasözümüz vardır: "Bir musibet bin nasihatten iyidir" derler. Acaba yetiştiricimizin koruyucu hekimlik bilincinin oluşması, yerleşmesi için illaki hayvanlarının hastalanması ve dolayısıyla yüklü tedavi giderlerini sırtlanması ya da imkanı yoksa en basiti amprik( deneme-yanılma metodu) tedavilerle tedavi etmeye kalkışması nihayet hayvanlarının ölümünü beklernesi mi gerekiyor? Ayrıca, yetiştirici, bir hayvan, iki hayvan için belki bu maliyete hiç gereği yokken katlanabilir, ancak bu sürü tedavisi için hem aile hem de milli ekonomi için milyarlarca serveti n yoktan heba olması demek değil midir? Bu manada hijyen ve çok cüzi bir ücretle (aşı, anti paraziter uygulaması) büyük bir felaketin önüne geçilecek, hayvancılık ve hayvansal üretim artış gösterecektir. Sonuç olarak; mutlak ve mutlak suretle koruyucu hekimliğin anlam ve önemi köylerde, aşılama çalış malarında, çiftçi toplantılarında, sahada görevli teknik elamanlarca yetiştiricilerimize anlatılmalıdır. Bu hususta illerde mevcut Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliklerine, Üniversitelere, Bakanlığa bağlık ilgili kurum ve kuruluşlara, Zooteknistlere ve serbest klinik yapan veteriner hekimlere büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. 54 KOYUNCULUKTA KUZUNUN YERi VE ÖNEMi Ahmet SERBEST Veteriner Hekim Kangai-Akkaraman Halk Elinde Küçükbaş Hay. Islah ı Projesi Yürütücüsü Koyunculuk yapan yetiştiricilerimizin büyük çoğunluğunun da aynı fikirde olduğunu düşünüyorum; karlılık açısından, kuzunun önemi hususunda ... Hele bir de Kangal Akkaraman ırkından bahsediyorsak! Koyunculukla az çok uğraşan herkes bilir ki, koyundan alınabilecek en önemli verim kuzularıdır. Bunları yapağı(yün), süt ve süt ürünleri, kısmen de gübreleri takip etse de ekonomik anlamda büyük çaplı bir katkıları olmadığı aşikardır. Elbette bazı ırklarda yapağı veriminin, bazı ırklarda ise süt veriminin biraz daha ön plana çıktığını söylemek mümkündür. Ancak tüm ırklar için ortak ve en önemli verim kaynağı kuzu konusudur. Öyleyse bu konuyu biraz irdelemekte fayda görüyorum. Genel anlamda koyunun en önemli verim kaynağının kuzu olduğunu söyledik. O halde verimliliğimizi, yani koyun başına doğan ve sağlıklı olarak büyüyen kuzu oranını nasıl artırabiliriz? Bunun için koç katım döneminden başlayarak kuzularımızın kasaplık ya da damızlık olarak seçimine kadarki dönemleri hakkında biraz konuşalım. ilk etapta koç katılacak sürümüzün uygun kondisyonda olmasını gerekmektedir. Uygun kondisyonundan hayvanın aşırı derecede kilolu olması anlaşılmamalıdır. Kabaca tarif etmek gerekirse sağlamak hayvanların yukarıdan bakıldığında bir si lo seklinde görülecek kadar kilolu değil ancak tüm kemiklerinin sayılacağı kadar da zayıf olmaması gerekir. Yani çıkıntılı kemiklerin yerlerinin belli olması diğer kalan bölgelerin ise düzgün bir hal almasına dikkat edilmelidir. Uygun kendisyanun bize sağlayacakla rına bakarsak; ilk etapta tek aşımda gebelik oranının artması, genel manada çoklu doğumların {ikizlik, üçüzlük, vb.) artması şeklinde devam edecektir. Bunlara ilave olarak koçların bu döneme hazırlanması ve bu dönemde beslenmelerine dikkat edilmesi kısırlık oranının azalmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca koç seçiminin de önemi vardır. Çoklu doğumların kalıtsal bir etkisinin olduğu da bilinmektedir. Gebe koyunlarının beslenmeleri de çok önemli bir konudur. Ayrıca gebe koyunlara uygun dönemlerde, bazı aşılamalar yapılarak anne sütü ile kuzuları pasif bağışık yapmak ve korumak mümkündür. Bunlar bölgelere göre değişebileceği gibi şap, çiçek, anteretoksemi vb. aşılamalarla kuzuların hayata tutunmalarını arttırmak mümkündür. Doğum zamanı ise her zamankinden daha fazla bir çaba gösterilmelidir. Çünkü hayvanlar genellikle gece olmak üzere her zaman diliminde doğum yapabilirler. Özellikle ilk defa doğum yapan hayvanlar doğumlarını yalnız yapamayabilirler yani bir desteğe ihtiyaçları olabilir. Bu durumlarda tecrübeli kişiler tarafında doğum desteklenmelidir. Diğer önemli bir konu ise yine ilk doğumunu yapan hayvanlar başta olmak üzere bazıları kuzularını kabullenmeyebilir. Bu durumlar hemen fark edilmeli ve ilk 4 saat içerisinde kolostrum{ağız sütü) kuzulara verilmelidir. Daha sonra ise bu kuzuların anneleri tarafında benimsenmeleri sağlanmalıdır. Çoklu doğumlar da daha hassas davranılmalı annelere gerekirse ilave besleme yapılmalıdır. Kuzular belli dönemlerde ayrı bir bölmeye alınmalı kuzurlara temiz su ve yem verilmelidir. Anne sütünün yeterli miktarlarda verilmesi kuzu gelişiminde önemli bir yere sahiptir. Yani erken yaşlarda sütten kesilen kuzularla, annelerini yeteri kadar emmiş kuzuları kıyaslamak mümkün dahi değildir. Kuzulara doğumu takip eden ilk hafta içerisinde selenyum takviyesi yapmak her zaman yararlıdır. Annelerin aşılı olup olmayışma göre değişmekle birlikte anteretoksemi aşısının da doğumu takip eden ilk ay içerisinde yapılmasının faydası vardır. Kuzularımızın büyümesiyle birlikte artık damızlı k ve kasaplık kuzu ayrımına gidilmelidir. Fakat bütün erkekler kasaplık veya bütün dişiler damızlık değildir! Burası da dikkat edilmesi gereken bir husustur. Çünkü damızlı k bir hayvanın {erkek veya dişi olmasının çok fazla bir önemi yoktur) kasaplık olarak satılması, onun yerine kasaplık özellikte olmayan bir hayvanın damızlık olarak sürüde tutulması başta yetiştirici olmak üzere, ülkemiz ekonomisine birzarardır. Bereketli bir y1l olmasi dileğiyle .. .. 55 MiLLi SERVET Mikail ATMACA Vet.Sağ.Tek. Teknik Elemanı Proje Kangai-Akkaraman Halk Elinde Küçükbaş Hay. Islah ı Projesi Yürütücüsü KOYUN SÜTÜNÜN ÖNEMi Insan sağlığının yaşam boyu korunması için yeterli ve dengeli beslenmede süt ve süt ürünleri tüketimi büyük öneme sahiptir. Besin içeriği açısından yüksek olan süt ve süt ürünleri, hem çocukluk hem de yetişkinlik döneminde çok büyük ihtiyaçtır. Birçok çalışmada kronik hastalıklar ile süt tüketimi arasında ilişkiler gösterilmiştir. Kalsiyum gibi spesifik bir besin öğesi desteğini almak yerine besin olarak süt tüketmenin hastalık ve sağlık açısından daha etkin olduğu dikkatleri çekmektedir. Koyun sütü; protein, yağ ve mineral maddeler açısından zengindir. Bi leşimindeki protein ve yağ oranının fazlalığı ile diğer sütlerden ayırt edilmektedir. Kuru madde oranı inek sütünden %50 oranında daha fazla olup, yaklaşık %19 civarındadır. Bunun %6-%8 'i süt yağı, %4%5'i kazein( Kazein sütte bulunan bir çeşit proteindir.Memeli hayvanların sütlerindeki azotlu maddelerin temelini meydana getiren fosfoprotein grubundan bir protein li maddedir. Kazein, yağsız süttozu ile birlikte yağ yapımının yan ürünlerinden biridir.} %4,5 -%5'i laktoz, %0,5 -%1 'i albumin ve %0,9 -% 1'i tuzlardan meydana gelmektedir. Koyun sütünün titrasyon asitliği 812 SH ve yoğunluğu 1,030-1 ,045g/ml arasında değişmektedir. Koyun sütü yağının lesitin miktarı daha fazladır ve riboflavin açısından zengindir. inek sütüne göre daha fazla miktarda amino grup asit içermektedir. C vitamini ve nikotinik asit açısından inek sütüne oranla daha fakirdir. Kuru madde ve yağ oranı daha yüksek olduğundan sindirimi ine k sütüne göre daha güçtür. Rengi inek sütünden daha beyazdır. Bileşimin deki proteinli maddelerin yaklaşık %80'i kazeinden oluştuğu için, kazeinli sütler gurubuna dahildir. Kuru maddesinin yüksek olması nedeniyle sahip olduğu kaleri değeri de yüksektir. Doğal asitliği yüksektir. Koyun sütünün kendine özgü nispeten ağır bir tadı ve kokusu vardır. Koyun sütü en çok kazein oranının yüksek olmasından dolayı peynir ve yoğurt üretiminde, yağ oranının yüksek olmasından dolayı da tereyağ yapımında tercih edilmektedir. Kangal Akkaraman Koyunu Halk Elinde Islah Projesi kapsamında yapılan çalışmalar sonucunda, ülke genelinde koyun sütünün sağılmayıp mevcut kuzulara verilerek kuzuların beslenmesi ve büyümesinde kullanıldığı tespit edilmiştir. Böyle önemli bir milli servet olan koyun sütünü sadece kuzu beslenmesinde ve büyütülmesinde kullanılması ülkemiz ekonomisi ve yetişen nesil için bir eksiklik meydana getireceği göz önünde bulundurularak çalışmalar başlatılmış olup mevcut koyun yetiştiricilerine başta hocamız Prof. Dr. Behiç ÇOŞ KUN ve Sivas Ili Damızlı k Koyun ve Keçi Yetiştirici leri Birliğinin destekleri ile süt sağı m üniteleri kurularak hem koyunların sağımını kolaylaştırmış ve insan emeği çok asgari seviyeye i nd iriimiş hem de mevcut koyun sütünün kokusu ortadan kaldırmıştır. Diğer taraftan süt sağı m üniteleri kurularak milli ekonomiye ve koyun yetiştiricilerimize ciddi anlamda ekonomik destek sağlanmıştır. Halen devam eden Kangal Akkaraman Koyunu Halk Elinde Islah Projesi Sivas ve ilçelerinde çalışmalarına devam etmektedir ve her zaman yetiştiricilerimizin ve ülkemizin menfaati için çalışmalarını sürdürmektedir. KOYUNCULUKTA SAGIM Koyunculuktasağı m, mevsimsel bir iştir. Genellikle günde iki defa, Yerli koyunlarımızın tümü ve süt tipi koyunlar sağılırlar. Yerli ırklarda kuzular sütten kesildikten sonra 3-5 aylık sağım devresi vardır. Sütçü ırklarda bu süre 7-8 aya çıkabilir. Sağım işleri, önemli bir işgücüne gereksinme gösterir. Türkiye'de koyun sürülerinin büyük bir kısmı küçük sürüler halinde bulundurulur. Süt verim düzeyleri yüksek değildir. Bu nedenle sağı m, doğal olarak el ile yapılır. Buna karşılık süt koyunculuğunun geliştiği ülkelerde büyük koyun sürülerinde gerek iş gücü artırımı (tasarrufu) gerekse süt ve sağım hijyeni açısından makine ile sağım giderek belli aralıklarla yapılır. yaygınlaşmaktadır. 1. Sağı m sistemleri 1.1.EIIe sağı m El ile sağımda sıra ile şu eylemler yapılır; Süt salgısını uyarmak için, sağı m öncesi 5-1 Osaniye süreyle memeye masaj uygulanır. Bunun için sol elle meme önden karına, sağ elle de arkadan kuyruğa doğru yumuşak hareketlerle sıvazlanır. Daha sonra her iki elin baş ve işaret parmakları ile meme başları almaşıklı olarak sıkılarak ilk damlalar alınır. Sağıma bundan sonra tüm memeyi avuçları içinde tutup,sünger sı kar gibi yukarıdan aşağıya birkaç defa süt alınır. Memede arta kalan ve daha yağlı olan sütü almak için, kuzunun anasını emdiği sırada yaptığı baş vurma hareketlerini hafif el darbeleri ile taklit ederek, parmakarası sağımla işi bitirir. a. ilk eylem b .ikinci eylem c. Üçüncü eylem Koyunların elle sağımında kimi noktalara özen gösterilmelidir. Koyunlar mera dönüşü hemen sağıma alınmamalıdır. Sağım öncesi bir saatlik bir dinlenme süresi, süt verimini önemli yönde etkilemektedir. Sağım sırasında koyunları korkutmak ve sağım için gerekli diğer koşulların uygun olmaması süt salgısını geriletmektedir. Rahat bir sağım koyunun arkasından gerçekleştirilir. Tabureye oturan sağırncı ayakları arasına sağım kovasını sıkıştırmalı ve kovaya süzgeçtakmalıdır. Koyun sağımında en uygun olanı, ağ ıl içinde sauygun ayrı bir bölmenin ayrılmasıdır. Bu şe kilde süt verimi denetimlerinin yapılması kolaylaşır. Koyunların sağlık denetimleri ve sağılan sütü hijyenik koşullarda toplanması sağlanabilir. Bu gibi bölmelerde koyunlar sıkıştı rı lmadan sıralanmalıdır. istenmeyen fizyolojik tepkimalere neden olacak şe kilde korkutulmamalıdır. Burada önemli olan, koyunların kendi yerlerini nasıl alacakları ve sağım bitineeye kadar korkutulmadan tutulmalarıdır. Sağı m bölmesi yeterli büyüklükte ve genellikle sağıcının hareket ettiği yerden yukarı olmalıdır. Sağım sırasında koyunlar değişik biçimlerde ve daha çok boyunlarından ğı m için Şekil1. Koyun sağımının aşamaları Koyunlar genellikle günde iki kez sağılır. Sabah ve akşam sağımiarı arasında 10 saatlik bir süre geçmesi gerekir. Çok soğuk ve kırağılı günlerde sabah sağımı daha geç, sıcak günlerde ise daha erkene alınmalıdır. Elle sağım uzun zaman gerektirir. Alışmış usta bir sağırncı 2-2.5 saatlik bir süre içerisinde 100 koyun sağabilir. Kimi koyun ırklarında memenin sağım için yeterli özelliklere sahip olmaması, elle meme üzerine daha fazla basınç kullanılmasına neden olur. Eğer koyunlar küçük memeli ve kısa meme başına sahipse, iki ya da üç parmakla sağım daha da güçleşir. Bazen bilinçsiz yapılan elle sağı m meme üzerinde yaraya neden olur, böylece koyunlarda mastitis için ortam yaratılır. bağlan ır. Değişik ülkelerde uygulanan çok değişik yöntemler vardır. lsrail'de koyunlar yerden belirli yükseklikteki ve içinde yem bulunan bir yemlik önünde sağ ılır. Bu yöntem koyunların sağıma kadar kolay da sağlar. Hareketli bir direğin dönebileceği kadar boş bir alan bulundurulur. Sağırncı oturur ya da ayakta durabilir. Bazen de sağırncılar bir ray üzerinde kaydıniabilen oturak kullanırlar, böylece çok az bir kuwet kullanarak yer değiştirebi lirler. Koyunlar "Kotra" adı verilen ve oldukça kullanışlı özel bölümler içinde de elle sağılabilir. Kotralardaki bölme sayısı kullanılan sağırncı sayısına bağlıdır. Koyunlar kotranın arka tarafındaki bir bölme içine sürülerek, sağıcıların arka tarafından ya da yanın dan bölmeler içine alınırlar. Kotra tabanları genellikle önden arkaya. meyilli ve tımaklı bir yapıya sahiptir. Her bölmenin ön alışmalarını tarafında sağıcının kolaylıkla açıp kapayabileceği birkapı vardır. kaval ı sistem uygulanabilir. Koyunların laktasyon uzunluğu: Kısa süren sağım süresine sahip koyun ırkları için makineli sağım aygıtları kullanmak ekonomik değildir. Uzun bir laktasyon dönemine sahip koyun ırkları için makineli sağım daha uygun bir sistemdir. Koyunların süt verimi: Makineli sağım için koyunların yüksek süt vermesi gerekir. 2. Sağı m hijyeni Sağlıklı ve mikropsuz bir koyun sütü üretimi için koşulları yerine getirmekle elde edilebilir. Başlıca koşulları şunlardır; - Sağım ortamında karbondioksit, amonyak ve için yeterli altlık ve havalandırmanın sağlanması gerekir. - Kokmuş, küflenmiş, bozulmuş yemler sütün bakteriyolajik kalitesi, arama ve kokusunu bozacağından bu gibi yemler kullanılmamalıdır. - Sağıcıların hayvanlarda hastalıkyapan patojen bakterilerin taşınmaması gerekir. Ayrıca sağıcı tüm temizlik ilkelerine dikkat etmelidir. -Sağı m sırasında hayvanların meme temizliğine dikkat edilmeli, en azından meme başları bir dezenfektan ile yıkanmalı, ilk süt olası ise ayrı bir kaba alınmalıdır. Sağım kapları amaca uygun olmalı, sağırndan sonra iyice yıkanmalı ağızları kapatılmalıdır. Sağırncılar sadece sağım anında giyrnek üzere temiz ön lük kullanmalıdır. - Sağırndan sonra süt ağılda bekletilmemeli, süzme odasında hemen süzülmelidir. - Sütlerdeki sütleri n mikroorganizma çalışmasını yavaşlatmak ve bozulmasını bir dereceye kadar önlemek için soğutma gerekir. En basiti düşük dereceli su ile soğutmadır. Soğutulacak sütler soğuk su dolu havuzlar içinde güğümlere konmalı, havuzdaki su güğümlerdeki süt düzeyinde olmalıdır. Su alttan verilip üstten akıtı lmalıdır. diğer zararlı gazların bulunmaması Şekil2. Kotra yöntemiyle sağı m Koyunlar sağıldıkça kapı açılarak kotra önündeki bölmeye alınırlar. Sabit sağım katraları olduğu gibi küçük sürülere uygun taşınabilir katralarda kullanılabilir. 1.2.Makineli sağı m Koyun makineli sağımı, ticari olarak son 20-25 yıl içinde geliştirilmiştir. Bugün için Avrupa'da süt koyunculuğunun geliştiği ülkelerde makineli sağım kullanılmaktadır. Koyunlarda makineli sağırnın koşulları; Sağılacak koyun sayısı: Makineli sağı m olasılıkla 100 koyundan daha küçük sürüler için uygun değildir. Büyük sürüler için daha uygundur. Küçük sürüler için basit hareketli Kaynak: Koyun Yetiştiriciliği El Kitabı - Ziraat Fakültesi Ege Üniversitesi {Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI ) www.agr.ege.edu.tr/depo/yayinlar/Koyunetistiri ciligielkitabi.doc AFTOVAC-Oil TM Yağ Adjuvantlı Şap Aşısı Alüminyum Hidroksit ESTVAC- K Adjuvantlı Şap Aşısı Koyun ve Keçi Veba PULMOVAC™ Bulaşıcı Keçiciğer Ağrısı Aşısı TM Aşısı 6'1ı Kombine Aşı HEMOPAST-8™ inaktif Bivalan Pastörelloz Aşısı ABORVAC-R es TM Konjuktival TEYLOVAC™ (Göze Damlatılarak Uygulanan} Bruceila Melitensis Rev ı Aşısı Theileriosis Aşısı SEPTiCOL TM POXVAC TM Koyun Keçi Çiçek Aşısı - - "AYVAN SA8Lit81 A.f. Animal Health Products S.A. BAŞLAMA 6 Kasım 2012 BiTiŞ 10 Şubat 2013 FUARIN ADI KONUSU Tarım, Tarım Gaptarım Tarım, 4.Tarım Hayvancılık Fuarı Teknoloji leri, Fuarı 2013 7.Uiuslararası Tarım ve Tarımsal Tarım Teknolojileri ve Avrasya Tanm 9 Ocak 2013 12 Ocak2013 9 Ocak 2013 12 Ocak2013 Tavukçuluk ve Süt Endüstrisi 28 Mart2013 31 Mart 2013 Avrasya Tarım 6 Haziran 2013 9 Haziran 2013 Animalia Istanbul 2013 10.Hayvancılık ve Teknolojileri Mekanizasyon Fuarı Hayvancılık 2013 3.Hayvancılık, Ekipmanları, Avrasya Fuarı Hayvancılık ve Tarımsal Mekanizasyon YER OFM Ortadoğu Fuar Merkezi ŞEHiR Gaziantep Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi Istanbul Hayvancılık, Tavukçuluk Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi ve Süt Endüstrisi ile ligili Tüm Makine ve Ekipmanlan, Istanbul Fuar Aksesuarlan, Sistemleri, Merkezi Yeşilköy istanbul Tarım, Hayvancılık, Seracılık 21 Kasım 2013 28 Mart2013 23 Kasım 2013 31 Mart 2013 13 Mart 2013 16 Mart 2013 13 Mart 2013 16 Mart 2013 Fuarı2013 Istanbul Konstrüksiyonları, Tarım Ilaçları Uluslararası Fuarı FOODiST 2013 7.istanbul Gıda ve Içecek Ürünleri Fuarı KAYTARIM 2013 Kayseri ve Hayvancılık Fuarı Tarım Konya Tarım 2013 11.Uiuslararası Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarı Tarım, Tarımsal Hayvancılık 2013 Hayvancılık Ekipmanları ve Süt Endüstrisi Fuarı Konya 7.Malatya Tarım Teknolojileri Makine 11 Nisan 2013 14 Nisan 2013 Hayvancılık 5 Eylül2013 8 Eylül2013 SAM-TARIM Samsun TarımHayvancılık Zirai Donatım Fuarı 11 Nisan 2013 14 Nisan 2013 ve Yozgat 4.Tarım, Ekipmanları Fuarı Gıda Hayvancılık Fuarı ve Hayvancılık ve Teknolojileri, Süt/Besi Endüstrisi, ve Ekipman ları, Organik Süt ve Et Ürünleri Hayvansal ve Bitkisel, Yaş, Kurutulmuş, Dondurulmuş, Organik, Fonksiyonel ve Hazır Gıdalar ve Içecek Tarım ve Hayvancılık Tarım, Tarımsal Mekanizasyon ve Tarla Teknolojileri Fuarı Hayvancılık Ekipmanları ve Süt Endüstrisi Tarım Teknolojileri, Makine, Hayvancılık ve Ekipmanları Tarım, Hayvancılık, Zirai Donatımlar, Tarım, Gıda ve Hayvancılık, istanbul Fuar Merkezi Yeşilköy Istanbul Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi istanbul Kayseri Dünya Kayseri Ticaret Merkezi KTCTüyap Konya Uluslararası Fuar Merkezi Konya KTCTüyap Konya Uluslararası Fuar Merkezi Konya Mişmiş Park FuarAlanı Malatya Samsun Fuar ve Kongre Merkezi Samsun Kapalı FuarAlanı Yozgat Yozgat ' . 64 KOYUN VE KEÇi TÜRÜ HAVVANLARA AiT NAKiL BELGESi IŞLETME NO TR64 IŞLETME NO T.C. 1VERGI NO T.C. 1VERGI NO IŞLETME SAHIBI/KURULUŞ ADI/IMZA/KAŞE * ADI/IMZA/KAŞE * ADRES ADRES ÇlKlŞ TARIHI TR64 IŞLETME SAHIBI/KURULUŞ .... ./.... ./2012 VARlŞ TARIHI ** ...../ .... ./2012 C.NAKIL SORUMLUSU ı imza: ı Tarih: .... ./.... ./....... Adı Soyadı: lvaç Plaka No: HAYVAN KÜPE NUMARALARI ı) TR 2) TR 26)TR 27)TR 51) TR 52)TR 76) TR 77)TR 3) TR 28)TR 53)TR 78)TR 4) TR 29)TR 54)TR 79) TR 5) TR 6) TR 30)TR 31) TR 55)TR 56)TR 80) TR 81) TR 7) TR 32)TR 57) TR 82)TR 8) TR 9) TR 33)TR 34)TR 58) TR 59)TR 83) TR 84) TR o) TR 35)TR 60)TR 85)TR ll)TR 36)TR 61) TR 86) TR ı2) TR ı3) TR 37)TR 38)TR 62) TR 87) TR 63)TR 88)TR ı4) TR 39)TR 64)TR 89)TR ı5) TR 40)TR 65)TR 90)TR TR 7) TR 41) TR 42)TR 66)TR 67) TR 91) TR 92)TR TR 43)TR 68)TR 93)TR TR 20)TR 44)TR 45)TR 69)TR 70) TR 94)TR 95)TR TR 46)TR 71)TR 96)TR 22)TR 47)TR 72)TR 97) TR 23)TR 24)TR 48)TR 49)TR 73) TR 74) TR 98) TR 99)TR 25)TR 50)TR 75) TR 100) TR ı ı6) ı ıS) ı9) 2ı) KOYUN •..•.••.•..•..•.•..•. baş KEÇI ..•..•.•..•..•.••.•.. baş TOPLAM •..•.••.•..•..•.•..•. baş *işletme sahibi kuruluş ise kaşelenip kuruluş yetkilisi tarafından imzalanacaktır. **Hayvan varış işletmesine geldiğinde doldurulacaktır. Yukarıda tür ve miktarı yazılı koyun 1 keçilerin çıkış yaptıkları .............................................. Köy/Mahallede son bir ay içinde bulaşıcı hastalıktan dolayı herhangi bir karantina veya kısıtlama uygulanmamıştır...... ./......../2012 MU HTAR BELEDiYE BAŞKANI iMZA/ MÜHÜR ULAS GÖLÜ
Benzer belgeler
Prof. Dr. Bayram ŞENLİK
Dünya'nın birçok ülkesinde önemli bir üretim
alanı olan koyun yetiştiriciliği, kurak iklim şartlarına
sahip bölgelerde halkın geçiminin önemli bir kısmını
sağlamaktadır. Türkiye'de iklim şartları, ...
KOYUN KEÇi - AlbinaSoft Giriş Ekranı
anlamda hastalık ve zararlılarla da mücadele eden
bir birliğiz. Uyguladığımız AB eğitim projesiyle yine
alanında proje yapan ve uygulayan ilk il Birliğiyiz.
Tabii ki bu yaptıklarımız benim siz kıym...
Echinococcus ve Suş Kavramı - Türkiye Parazitoloji Dergisi
çalışmalarımızdayerli ırkların saf olarak yetiştirilmesi ve seleksiyonla
verim düzeylerinin yükseltilmesi esas alınmaktadır.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile yapılan ortak çalışmalar
sonucu...