2007 Şubat Sayı - xn--sevgiyaynlar
Transkript
2007 Şubat Sayı - xn--sevgiyaynlar
2007-02 ÞUBAT SAYI: 458 FÝYAT: 3.5 YTL Bu dünyada bir nesneye, Yanar içim göynür özüm Yiðit iken ölenlere, Gök ekini biçmiþ gibi. Yunus Emre PSÝKOMETRÝNÝN ÝZAHI NE MUTLU KALBÝ TEMÝZ OLANLARA EÐÝTÝMLE ÝNSAN, ÝNSAN OLUR ÝÇÝNDEKÝLER Aylýk Kültürel ve Siyasi Dergi Cilt: 39 Sayý: 458 Þubat 2007 Sevgi Yayýnlarý Tic.Ltd.Þti. adýna Sahibi ve Genel Yayýn Müdürü: Dr. Refet Kayserilioðlu Yazý Ýþleri Müdürü: Güngör Özyiðit Yayýn Kurulu: Güngör Özyiðit Nelda Bayraktar Özenç Kayserilioðlu Hale Ürkmezgil Haberleþme Sorumlusu ve Okur/Abone Ýliþkileri: Kazým Erdemoðlu 0212 252 85 85 Faks: 02122491828 Yönetim Yeri: Oba Sok. Sýlla Ap. No: 7/1 Cihangir/Ýstanbul Baský: Ýnkýlap Kitabevi San. Tic. A.Þ. 100. Yýl Matbaacýlar Sitesi 4.Cad. No: 38 Baðcýlar/Ýstanbul Fiyatý: 3.5 YTL Yýllýk Abone: 40 YTL Yurt Dýþý: 50 YTL Psikometri Hadiselerinin Ýzahý ............................... 2 Dr. Refet Kayserilioðlu Ne mutlu Kalbi Temiz OlanIara ........... 7 Ahmet Kayserilioðlu Son Bir Kez ....................................... 19 John Edwards Çocuklarýn geçmiþ yaþamlarý ............ 23 Carol Bowman Kanserin Penceresinden Bir Yaþam Sentezi - II ........................ 28 Özer Baysaling Simonton Metodu .............................. 36 Söyleþi .......... .................................... 38 Nihal Gürsoy Eðitimle Ýnsan, Ýnsan Olur ................. 45 Güngör Özyiðit SEVGÝ DÜNYASI Sevgili Dostlar Bu dünyada bir nesneye Yanar içim göynür özüm Yiðit iken ölenlere Gök ekini biçmiþ gibi. Yunus Emre Evet, aslan gibi bir yiðit daha öldürüldü bu ülkede; adýný bildiðimiz ya da bilmediðimiz, haberini duyduðumuz ya da duymadýðýmýz niceleri gibi. Akýllý, yaptýðý, söylediði her þeye inançlý, can gibi yemyeþil, geniþ bir yüreði vardý. Attýðý adýmlarda taraf tutmaktan çok, gerçeðin ortaya çýkmasýný istediðine, doðrunun ve hakkýn peþinde olduðuna, samimiyetine, insanlarý seven, saðduyulu herkesi inandýrmýþtý. Çocukluk yýllarýnda içine düþtüðü sevgisizlik ve yalnýzlýk ortamý bile onu katýlaþtýrýp dondurmamýþ, sýcacýk kalbine iþleyememiþti. Hangi þart altýnda olursa olsun, sosyalliðini, insancýllýðýný, sevecenliðini yitirmeyen nadir, örnek insanlardandý o. Hrant Dink, Ermeni kardeþ, güzel vatandaþ… Þehadet mevkiinin sadece Müslümanlara ait bir kat olduðunu zannedenler, sýrf bu ayrýlýklarýn, ikiliklerin üstünde düþünemedikleri için bile olsa, belki de fena halde yanýlmaktadýrlar. Bizim ülkemiz gibi insan kýyýmýnýn, can almanýn çok kolay gerçekleþtiði ülkelerde bunun için gösterilecek, ileri sürülecek her neden zayýf, basit ve önemsiz kalmaktadýr. Çünkü asýl önemli olmasý gereken, insanýn kendisidir. Bütün insanlar Hepimizi Sevgisinden Vareden'in kullarýdýrlar. Ve insan, insana farksýzdýr. Sevgili dostlarýmýz, matbaamýzýn taþýnmasý, dergimizin çýkýþ zamanýna rastladýðýndan ve yeni geçilen yerde düzenin tam kurulmasý epey zaman aldýðýndan Ocak sayýmýz çok geç yayýmlanmýþtýr. Elimizde olmayan bu nedenden ötürü üzgünüz. Ocak sayýmýzý almak isteyenler adreslerine teslim için dergimizi arayabilirler. En Derin Sevgilerimizle SEVGÝ DÜNYASI 1 ÖZDEN ÝLE ERDEM KONUÞUYOR Aslýnda hepimizin bedeni kendi ruhumuzun kendini belli etme, ortaya koyma aracý deðil midir? Özden ile Erdem’in diyologlarýndan oluþan dizimizin bu bölümünde ana tema olan Psikometri olayý ile ruhun varlýðýnýn kanýtlarýný incelemeye devam ediyoruz... Dr. Refet Kayserilioðlu PSIKOMETRI HADÝSELERÝNÝN ÝZAHI SEVGÝ DÜNYASI Erdem- Psikometri hadiselerinden bahsediliyor. Bunda medyum olan þahýs, bir kimsenin eþyasýna dokunup onun karakteri, ruh hali, þimdiki durumu, hattâ geçmiþi hakkýnda bilgi verebiliyormuþ. Bu nasýl olabilir? Özden- Bu yapýlmakta bulunan bir hadisedir. Bunu yapan þahýs bir medyumdur. Yani onda alýcý bir takým antenler çok geliþmiþtir. Normal insanlarýn alamadýklarý bir takým ince tesirleri bu medyumlar almaktadýrlar. Erdem- Peki ama dostum, bir eþyadan ne tesiri alacak? Elektrikî bir tesir desek bu yok. Manyetik tesir desek, bu da deðil, radyumdan çýkan alfa, beta, gama þualarýna benzer bir takým tesirler desek, bu hiç olamaz. Çünkü bir mektup, bir kravat veya bir kalemde radyo aktivite ne gezer? Öyleyse bu nasýl bir tesirdir? Özden- Bu tesir tanýdýðýmýz maddi tesir- 3 ler cinsinden deðildir. Onun için ölçü aletlerimizle tespit edememekteyiz. Bu tesirler insanlardan çýkýp eþyalara sindiði için hayati tesirlerdir. Yani yapýlarý itibariyle daha ince ve daha üstün ve kompleks (birleþik) tesirlerdir. Bunlarý da ancak onlarla uyuþabilen canlý varlýklar alabilmektedirler. Erdem- Madem ki medyumlarýn aldýðý bu tesirler ince ve üstün tesirlerdir diyorsunuz, bunlar kaba maddelerin içinde nasýl tutunabilmektedir? Kaba maddenin atomlarý ile o ince tesirin titreþimleri uyuþamazlar ki... Esasen bu ikisinin tâbi olduklarý kanunlarýn da baþka baþka olmasý icap etmez mi? Özden- Evet, gayet doðru söylüyorsunuz. O üstün tesirin titreþimleri ile atomun tesirleri uyuþamazlar ve aralarýnda bir bað kura- SEVGÝ DÜNYASI 4 mazlar. Fakat bu, o tesirlerin madde içinde tutulmalarýna mâni deðildir. Bunun benzerini biz günlük hayattan biliyoruz. Ses alma makinelerinde bir manyetik þeride bir deðil, birçok sesler ve tesirler kaydoluyor. Hattâ bir þeridin gidiþ istikametine ayrý ayrý iki yol halinde konuþmalar, geliþ istikametine de keza iki ayrý yol halinde konuþmalar veya müzik zaptediliyor. Böylece 1 santimden daha dar bir þeridin her milimetresine dört ayrý konuþma sýðýyor ve bunlar ayný þahsýn konuþmalarý bile olsalar katiyen birbirine karýþmýyorlar. Erdem- Evet ama, ses makinelerinde elektromanyetik bir saha (alan) hasýl ediliyor ve ses adeta elektriðe çevrilerek orada tutuluyor. Halbuki kaba maddede böyle elektro-manyetik sahayý hasýl edecek bir tertip (mekanizma) yoktur. Özden- Benim size ses makinesi misalini veriþim, bir takým tesir- lerin madde içinde, madde ile birleþmeden tutulabildiðini göstermek içindir. Burada ses veya elektro-manyetik tesir, atom aralýklarýnda veya atom sahalarý içinde tutuluyor. Ýþte buna benzer (ayný deðil) bir mekanizma ile insanlardan çýkan bir takým hayati tesirler de onlarýn kullandýklarý eþyalara siniyor ve bu sinmiþ tesirlerle bütünleþen yani bir anlaþma köprüsü kuran þahýslar da o tesirleri eþyadan almaya ve okumaya veya mahiyeti hakkýnda bilgi sahibi olmaya baþlýyorlar. Erdem -Yani bu tesirler ses bantlarýnda olduðu gibi atom aralýklarýnda tutulur diyorsunuz. Peki bu tesir yýllarca orada bozulmadan nasýl kalabilir? O madde etraftan daima birçok tesirleri alýp durmakta deðil midir? Öyleyse bu tesirler birbirlerini bozmazlar mý? Özden- Bu tesirler yalnýz atom aralýklarýnda deðil, atomlarýn kendi sahalarý içinde de tutulabilir. Mesele orada kendisini tutacak bir ortam hasýl etmektedir. Yýllarca bozulmadan kalmasýna gelince, bir SEVGÝ DÜNYASI tesirin karakterinin deðiþmesi için ona tesir edebilecek vasýfta veya yakýn frekanslarda tesirlerin ayný ortama ulaþabilmesi icap eder. Bu olursa tesir kýsmen veya tamamen bozulabilir. Olmadýðý taktirde yýllarca deðil, asýrlarca da kalabilir. Erdem- Ayný þahsýn yýllarca taþýdýðý eþyaya kendi tesirleri devamlý olarak geçip durmaktadýr. Bu tesirler ayný þahýstan çýktýðýna göre birbirini bozmazlar mý? Özden- Ayný þahýstan da hep ayný karakterde tesir çýkýp durmaz. Þahsýn ruh hallerine göre deðiþen ve belli frekans hudutlarý arasýnda bulunan çeþitli tesirler çýkabilir. Bunlardan birbirine uyanlarýn birbirlerini bozup silecekleri gayet tabiidir. Erdem- O halde bir psikometri medyumu eþyasýný eline aldýðý bir þahsýn bütün geçmiþini ve karakterlerini nasýl söyleyebilir? Bunlarýn bir kýsmýnýn silinmiþ olmasý icap etmez mi? Özden- Psikometri 5 medyumu ancak irtibat kurduðu tesirleri alýp söyleyebilecektir. Almadýklarýný söyleyemez. Erdem- Peki ama böyle medyumlarýn þahýstan senelerce önce ayrýlmýþ bir eþyayý tutarak onun bugünkü durumu hakkýnda da bilgi verebildiði söyleniyor. Eþyada adamýn bugünkü durumunu gösterecek bir tesir yoktur. Bu nasýl olur? Özden- Bu sorduðunuz husus bugünkü spirit ilim adamlarýnýn çözemediði bir husustur. Ben Meþale isimli büyük bedensiz varlýðýn bu konuda verdiði bilgilerden faydalanarak sorunuzu cevaplandýracaðým. Burada psikometri medyumu elinde tuttuðu eþyadaki hayati tesirleri alýrken, onlarýn sahibi olan þahýsla da derhal ve otomatik bir irtibat kurmaktadýr. Bu irtibat ruhi bir irtibat olduðundan þahýs nerede bulunursa bulunsun, ister sað olsun, ister ölmüþ bulunsun. Ýster uykuda olsun, ister uyanýk bulunsun süratle olmaktadýr. Bundan da irtibatta bulunulan þahsýn beyin þuuru habersiz kalmaktadýr. Çünkü bu ruhi bir irtibattýr. Ruhi irtibattan beyin þuuru en son safhasýnda haberdar olur. Bu izahattan ve burada verilen bilgiler yardýmýyla psikometrinin bütün tezahürlerini kolaylýkla izah edebiliriz. Mesela ölmüþ bir adamýn ölüsünün nerede olduðunu söyleyen, ölen þahsýn kendi cesedine de sinmiþ olan tesirlerle irtibata geçmekte ve böylece cesedin durumu, yeri hakkýnda ruhi bir görüyle cevap vermektedir. Eðer medyum ölen þahsýn kimler tarafýndan ve nasýl öldürüldüðünü de SEVGÝ DÜNYASI 6 söyleyebiliyorsa bu takdirde ayný zamanda ölenin ruhundan bilgiler almaktadýr. Ölenin ruh âlemindeki durumunu bildirebiliyorsa bu ruhi irtibat daha kuvvetli demektir. Erdem- Evet þimdi mesele daha iyi aydýnlanmýþ oluyor. Demek ki burada ayný zamanda eþyanýn sahibi ile ruhi bir irtibat oluyor. O halde psikometri medyumluðu entüvitif (sezgisel) medyumlukla karýþýk halde bulunuyor. Özden- Esasen birçok medyumluk þekilleri arasýnda daima geçiþler ve iþtirakler vardýr. Hattâ hipnotizma ile medyumluðun münasebeti vardýr. Ondan dolayý bütün ruhi olaylar "Metapsiþik" tabiri altýnda toplanmýþ bir haldedir. Þunu da ilâve etmek isterim, psikometri medyumluðunda eþyasý ele alýnýp geçmiþi hakkýnda bilgi verilen þahýs toplantýda bulu-nursa daha iyi netice alýnýr. Bunun sebebinin medyumla o þahýs arasýndaki ruhi irtibat olduðu aþikârdýr. SEVGÝ DÜNYASI NE MUTLU KALBÝ TEMÝZ OLANLARA Psikolog Ahmet Kayserilioðlu 8 Çok yaþlanmýþ, elleri ve bacaklarý titremeye baþlamýþ ihtiyar adam, durumuna aldýrýþ etmeden habire çalýþýp durmaktaydý. Bahçesinin topraðýnda yer yer çukurlar kazýyor, deðiþik meyve fidanlarýný itinayla yerleþtirip, çukurlarý dolduruyordu. Bir kenarda, aðaçlarýn serin gölgesinde tembel tembel oturan delikanlý sonunda dayanamadý: - Hey babalýk, fidanlar geliþip büyüyecek meyveye duracak ve sen de onlarý afiyetle yiyeceksin, öyle mi sanýyorsun? Kaç yýllýk ömrün kalmýþ ki þurada?!.. Ýhtiyar sükûnetle cevap verdi: - Evlâdým, seninle ayný fikirdeyim. Zaten bunlarý kendim için deðil, sizler için dikiyorum. Nasýl ki bizden öncekilerin yetiþtirip bizlere býraktýklarýný afiyetle yiyip bu günlere gelmiþsem, onlara minnet borcumu, aynýsýný sizler için yaparak ödüyorum. Delikanlý itirazýný baþka alana kaydýrdý: - Ýyi ama, þu kurumuþ meyve aðaçlarýný da mý görmüyorsun. Boþuna uðraþýyor, tatlý canýný üzüp duruyorsun. Bunlar da kuruyup gidecek sonunda. Ýhtiyar, yaptýðýndan emin, ayný sükûnetle konuþtu: - Doðru söylüyorsun ama bir noktayý unutuyorsun delikanlý. O aðaçlar kuruyuncaya kadar kaç nesil o güzelim meyveleri keyifle yiyip Rablerine Þükretti, yetiþtirenleri hayýrla andý. Arkamdan edilecek dualar, meyvelerden daha çok tat verecek bana öte tarafta. Bundan kuþkum yok. Delikanlýnýn bir atýmlýk barutu SEVGÝ DÜNYASI tükenmiþ, itiraza mecali kalmamýþtý. Derin düþünceler içinde oradan uzaklaþtý. HER GECEYÝ KADÝR BÝL HER GÖRDÜÐÜNÜ HIZIR BÝL Yýllar önce Caddebostan Kültür Merkezi'nde Derneðimizce "Türkiye'nin Eðitim Sorunlarý" konulu baþarýlý bir panel düzenlenmiþ, soru ve cevaplarla çok yararlý saatler geçirmiþtik. Fikirlerimizi doðrudan öðrencilerle paylaþabilmek için bu defa Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Merkezi'ne bir okulu davet etmiþtik. Panel saati çok yaklaþmýþken salona girdiðimde bayaðý þaþýrmýþtým. Sadece birkaç dinleyici vardý, okuldan eser yoktu. Birazdan panelist arkadaþlarýmdan bir hanýmla karþýlaþtým. Yüzü allak bullaktý. Özene bezene hazýrlandýklarý paneli bu kadar az kiþiyle mi paylaþacaklardý?!.. "Bakýn" dedim. "Salonu iyice inceledim. O bir avuç kiþinin içinde biri var ki ilerde Atatürkümüz’ün yaptýðý gibi çaðýna ve geleceðine damgasýný basacak, toplumumuza büyük atýlýmlar yaptýracak." Hanýmýn yüzü aydýnlandý: "Mesajýnýzý çok iyi anladým Ahmet Bey" dedi. "Hiç merak etmeyin, salon týkabasa dolmuþ gibi ayný heyecanla vereceðim paneli." Zaten bu ilâve motivasyona da gerek kalmadý. Gecikmeli de olsa öðrenciler akýn akýn her yeri doldurdu. Aðaç diken ihtiyar, panel veren konuþmacý gibi, günün getirecekle- SEVGÝ DÜNYASI rine deðil, geleceðin verimine gözümüzü dikebilsek hepimiz, dünyamýz ne kadar baþka olabilir. Mevlâna Hazretleri 700 yýl öncesinden bunu ne coþkuyla dile getirir: “Ýyi insanlarýn þarkýlarý ta yukarýlardan aþaðýlara güneþin ýþýklarý gibi iniyor. Ýyi insanlar yaðmur demiyor, kar demiyor, ortalýk kýþ kýyamet, kollarý sývamýþlar taze yaz meyveleri yetiþtiriyorlar.” CANA CAN KATAN GÜZEL ÖRNEKLER Ne mutlu bizlere ki, Atatürkümüz gibi bir örneðimiz var önümüzde; kýsa hayatý içinde baþardýklarýnýn, hepimizin yaþamýna ne deðerler kattýðýný her geçen gün gittikçe artan bir idrak ve minnetle görüp durduðumuz!.. Ve dualarým onu yetiþtiren, geliþtiren nice hayýrlý insanlar için de... Annesi, öðretmenleri, Harp Okulu'ndaki arkadaþlarýnýn ilim irfan yuvalarý, Yusuf Akçuralar, Tevfik Fikretler, Ziya Gökalpler... Ayrýca yolunda ona destek olan Ýsmet Ýnönüler, Kâzým Karabekirler, Fevzi Çakmaklar ve daha niceleri... Benim bir baþka þansým da Dr. Bedri Ruhselman ve Dr.Refet Kayserilioðlu gibi iki yýlmaz ve yýkýlmaz öncüyü, yol açýcý buldozeri yakýndan tanýmam oldu. Batýnýn 100 9 yýllýk parapsikoloji birikimini, özgün fikirleri, yorumlarý ve tezleriyle bizlere dur durak bilmeden aktaran Ruhselman'ý; Psikiyatrý Profesörü Dr. Recep Doksat ne güzel tanýmlamýþtý: "Üstadým siz Ülkemizde alfabesi olmayan bir konunun felsefesini yaptýnýz." Üç yýl sonra, aralýksýz yayýmlanarak 50. yýlýný dolduracak, rekora koþacak dergimizin, ilk olarak "Ruh ve Madde" adýyla yayýmlanmasý öncesinde, aðabeyim Dr.Refet Kayserilioðlu'nun coþku ve heyecanýný bir görseydiniz. Metapsiþik Derneði lokalinde "Dergimiz, þöyle olacak, böyle olacak..." diye hayallerini kendinden geçmiþçesine dile getiren aðabeyimi; hepimizin büyüðü Ýktisatçý Ziya Aðabeyim ikide bir: "Para Nerede?!.." diye sorarak gerçeklere çaðýrýyor, mesleðinin gereðini yerine getiriyordu. Ama bu sorular da Doktor Aðabeyimin coþkusunu kösteklemiyor, ya duymuyor, ya da duymamazlýða gelerek hayallerini anlatmayý sürdürüyordu. Birkaç "Para Nerede?!.." sorusundan sonra, dayanamadý, son noktayý koydu: "Ben yürürüm, para arkadan gelir Ziya Aðabey!!!.." Aynen böyle oldu. 47 yýl boyunca para, arkadan, önden, yukarýdan, aþaðýdan bir yerlerden geldi ve geliyor. Ama Doktor Bey'in ne üstün gayretleri ve özverileriyle bugüne gelindi, bunun en yakýn tanýklarýndan biriyim. Peki boþuna mý oldu, Ruhselman'ýn, Kayserilioðlu'nun gayretleri?.. Türkiye'de alfabesi olmayan konunun bugün Akaþa, Dharma, Ruh ve Madde gibi yayýnev- SEVGÝ DÜNYASI 10 lerince piyasaya sürülen ruhsal kaynaklý kitaplarý, üst üste baskýlar yapýyor ve Türk insaný gittikçe aydýnlanýyorsa, iþte onlarýn en büyük ödülleri bu. Bir de ülkemizin gelecekte dünya barýþýna, bilimine, çevre ve enerji sorunlarýna yapacaðý katkýlarda, onlar da pay sahibi olmanýn övüncünü duyacaklar. MÝLYARLARCA YILLIK MUHTEÞEM MAZÝMÝZ Kuþkusuz ki dünyamýzda öncü, önder, yol açýcý üstün yetenekli, yüce gönüllü insanlar çok azýnlýkta. Onlarýn yanýsýra, kendisinden, insanlardan, gelecekten, dünyadan ve Yaratan'dan ümidini kesmiþ milyarlar yaþýyor aramýzda. Toplum da maþal- lah yangýna körükle gitmekten bir an geri durmuyor. Ýnsan zaten kendini kötü, yararsýz ve geleceksiz görüp, için için çürürken, çevresinden de bombardýmanlar halinde eleþtiriler yaðýp duruyor: "Ýþe yaramazsýn, tembelsin, aksisin, öfkelisin, adam olmazsýn!!!.." Böylece kolu kanadý kýrýlmýþ, özgüveni dibe vurmuþ insan, kendini geliþtirmek, gönlünü arýtmak; iyi, doðru, çalýþkan, bilgili ve sevgi dolu olmak gücünü, motivasyonunu nereden bulacak? Kimse sadece insan olarak yeryüzünde doðmuþ olmasýnýn büyük baþarýsýndan; þimdi kendini hiçbir þeye yaramaz görmesine raðmen onun ruh olarak nice evrenlerden, nice galaksilerden, milyarlarca yýl boyunca, süzüle süzüle bugüne geldiðinden söz etmeyecek mi?!.. S A K L A N A C A K Y A Z I L A R BENÝM GÜZEL ALLAH'IM Ahmet Altan (22 Ekim 2006 Hürriyet Pazar Eki) Ey siz, huzursuz ruhlar... Ey siz, binlerce yýldýr kendi ihtirasýnýn dikenleriyle kanayanlar... Ey siz, fýtrattan eksikli yaratýlmýþ olanlar... Dinleyin. Fýrtýna kuþlarý gibi içinde uçtuðunuz sert rüzgârlarla yorgunsunuz, günahlarýnýzla, hiç bitmeyen hýrslarýnýzla yorgunsunuz, kavgalarla, düþmanlýklarla, kýzgýnlýklarla yorgunsunuz, avucunuzda sýktýðýnýz bir ustura gibi sizi yaralayan bencilliklerinizle yorgunsunuz. Rüzgârýn dinmesini özlediniz. Sessizliði ve sükûneti özlediniz. Düþmanlarýnýzla ve kendinizle barýþmayý özlediniz. Daha doðduðunuz gün bir hapishane gibi kapýlarý üstünüze kapanan hayatýn daðdaðasýndan kurtulmayý özlediniz. Bir lahzalýk bir huzur için yakarýyorsunuz. Ýçinizdeki öfkeli çýðlýklar sussun, dýþýnýzdaki insafsýz dövüþ naralarý kesilsin istiyorsunuz. Kasýrgalardan çýkýp sakin bir vahaya konmak istiyorsunuz. Rüzgâr uðultusun- SEVGÝ DÜNYASI Bizim Celselerimiz'de Rehber Varlýk bunu sýklýkla dile getirir: * Her yer bir insanýn, her insan bir yerin malýdýr Ýnsanlar!.. Yerlerinizi ve deðerlerinizi biliniz!.. * Her insan O'nun Sevgisinden Yaratýlmýþ yüce bir deðer, eþsiz bir varlýktýr! Öyleyse þimdi biz evrenin baþlangýcýndan, hattâ daha önceki evrenlerden geliþe geliþe bugüne ulaþmýþ her bir insan kardeþimizin o yüce deðerini ortaya koymak için hýzlý çevrilmiþ bir film gibi süratle mazide bir geziye çýkalým. Bu gezide bize Kutsal Kitaplar, Rehberler, Büyük Yol Göstericiler eþlik edecek. Onlarýn bildirilerinden, sözlerinden yararlanacaðýz. Aradaki boþluklarý ancak tezlerle doldurabilirim. 11 Sonradan sizlerden antitez ve sentezler gelince en çok sevineceklerden biri ben olacaðým. Yüce deðerini anlamýþ, muhteþem mazisindeki gerçeklerin üzerine basarak özgüvenini kazanmýþ kardeþlerimiz, gelecek sayýda "Gönlümüzü arýtmak" için ileriye süreceðimiz yöntemleri uygulama þevkini, motivasyonunu bulacaklardýr kuþkusuz. Bundan eminim. NASIL ÝNSAN OLDUK Büyük Ýslâm ulu'su Mevlâna, madde, bitki, hayvan aþamalarýndan bir bir geçerek insanlýða ulaþtýðýmýzý, sonrasýnda bizi bekleyenin meleklik ve hattâ daha ötesi olduðunu Mesnevi 3.cilt s:319 da açýklýkla dile getirir. Sadeleþtirerek aynen aktarýyorum: dan baþka sesler de duymak, gözlerinize dolan o karmaþýk karaltýlardan baþka þeyler de görmek, sükûnetin tadýný çýkarmak, soluklanýp gücünüzü yeniden toplamak istiyorsunuz. Ve, Tanrý isteklerinize cevap verdi. Ve, bayramlar baðýþladý size, kendinizden ve kavgalarýnýzdan kurtulun diye. Ve dedi ki, "bugün durun, bugün barýþýn, bugün düþmanlýklarýnýzý, hýrslarýnýzý unutun, bugün kendi eksiðinizi baþkalarýnýn eksiklerini severek tamamlayýn." Ve, ben, Rabbimin eksikli kullarý, o günlerde mükemmeliyete eriþip düþmanlarýný sevdikleri, ruhlarýný hýrpalayan kasýrgalardan kurtulduklarý için bayramlara iman ettim. Ve dedim ki, "hiddetine deðil imaným ama þefkatine iman ediyorum." O, benim güzel Allah'ým. O, eksik yarattýðý kullarýný eksikleriyle sevecek kudrete sahip olan. O, kasýrgalarý ve vahalarý yaratan. O, imanýný kaybetmiþ bir adamýn çocukluðunda kýldýðý teravih namazlarýnda söylenen "salavat-ý þerif"e sesini veren. Bayramlar, benim inançsýzlýðýmýn durduðu, dinlendiði, huzurlu vahalar. Bayramlar, benim kaybettiðim Tanrýmý bulduðum büyük ve huzurlu mabetler. Ey siz, binlerce yýldýr kendi ihtiraslarýyla kanayanlar, sizlersiniz bana bayramlarda Tanrýmý bulduran. Düþmanýnýza gösterdiðiniz merhamet, yoksula gösterdiðiniz þefkat, muhtaca gösgöterdiðiniz rikkat, bana Tanrý’nýn varlýðýný gösteren. 12 * Ben bitki öncesi hayatýmdaydým. Öldüm, yetiþip geliþen bir varlýk, bir bitki oldum. Bitkiyken öldüm hayvan görünüþünde ortaya çýktým. Hayvanlýktan da geçtim, hayvanken de insan oldum. Artýk ölüp de yok olmaktan ne korkayým? Bir hamle daha edeyim, insanken öleyim de melekler âlemine geçip kol kanat açayým. Melek olduktan sonra da ýrmaðý atlamak, melek sýfatýný da terketmek gerek. Her þey geçicidir, yok olur. Ancak O'nun gerçeði ebediyen kalýcýdýr!.. Yanlýþ anlaþýlmasýn. Mevlâna Darwin kuramýnda sözü edilen SEVGÝ DÜNYASI bedensel tekâmülden deðil, ruhun insan ve insanüstüne ulaþabilmesi için yaþadýðý dünya öncesi hayatlardan bahsetmektedir. Yani þu gördüðümüz bitki ve hayvanlar deðildir kastettiði. Aslýnda 3 milyar yýl diye bildiðimiz dünyadaki yaþam süresi hiç de yeterli deðildir, ruhumuzun bu kalýptan kalýba geçerek olgunlaþmasýna. Bu tekâmül, bu olgunlaþma þu içinde yaþadýðýmýz evrene bile sýðmadýðýndan, önceki big-bang'lerle baþlayýp sona eren evrenlere kadar uzanmaktadýr, bu muhteþem serüvenimiz. Bunu birazdan daha net göreceðiz. Ancak þimdiden bir gerçeðin altýný çizmeden geçemeyeceðim. Mevlâna'ya büyük saygýsý olan, Yurdumuzdan ve dünyanýn dört bir tarafýndan kýþ kýyamette Konya'ya Ruhunuzu saran huzur, sizdeki huzurla o müthiþ kasýrganýn ani duruþu, hepimizi kucaklayan hoþgörülü sevecenlik, o temizlik kokusu beni inanmadýðýma inandýran. Bayramlar, benim Tanrýmýn sizin mükemmeliyetinizde ortaya çýktýðý muhteþem duraklar. Ve dedi ki benim Allah'ým, "kendiniz için deðil düþmanýnýz için dua edin." Ve dedi ki, "kendiniz için deðil düþmanýnýz için þefaat isteyin." Ve dedi ki, "sizi birbirinize emanet ettim, emanetinize hýyanet etmeyin." Ve dedi ki, "düþmanlarýnýzý da benim yarattýðýmý unutmayýn." Ve dedi ki, "bu menzilde öyle yüce bir merhamet gösterin ki bana inanmayanlar sizin merhametinizin ýþýðýnda görsünler beni." Bayramlar, dünyadaki imtihanlarý en zorlu geçenlerin, yoksullarýn, kimsesizlerin, çocuðuna portakal alamayan iþsizlerin, daðda ölümü bekleyenlerin, nöbet yerinde hasret çekenlerin, hastalarýn, gurbete çýkanlarýn, hapistekilerin, kaderin kendilerine daha iyi davrandýðý insanlar tarafýndan tevazuuyla, aðýrbaþlýlýkla, þefkatle kucaklandýðý duraklar. Kendimizden yýkandýðýmýz, kendi öfkelerimizden arýndýðýmýz, menfaatlerimize sýrtýmýzý döndüðümüz kutsal yunaklar. Bir ihtiyarýn elini öpen genç, bir çocuðun baþýný okþayan adam, bir yoksulu sevindiren zengin, bu huzurlu vahanýn çiçeklerini dikenler. O davranýþlarýn her birinde ben kendi Tanrýmýn tebessümünü görürüm. Kullarýnýn merhametinden sevinir benim Tanrým. Hayatýn kasýrgasýný bunun için durdurur. SEVGÝ DÜNYASI koþan kardeþlerimiz, en azýndan onlar, bu sözler üzerinde derinliðine düþünsünler. Ne büyük planlar, düzenler, organizasyonlarla evrenleri, galaksileri, plânetleri aþarak insan olma onuruna ulaþtýðýmýzý ve bizleri daha ne yüceliklerin beklemekte olduðunu bir an bile düþününce; içimizi kasýp kavuran, aþýlmaz sandýðýmýz dertlerimiz, korkularýmýz, kuruntularýmýz, öfkelerimiz, kýskançlýklarýmýz, kýrgýnlýklarýmýz ne kadar hafifleyecek bu muhteþem mazimizin yanýnda. O zaman þu söz yeniden anlamýný tam bulacak: * Her insan O'nun Sevgisinden Yaratýlmýþ yüce bir deðer eþsiz bir varlýktýr. 13 DÜNYA YOKKEN "KALÛ BELÂ" DA BAÞLAYAN HAYATIMIZ Çocukluðumuzda birbirimizi imtihan ederken: "Ne zamandan beri Müslümansýn?.." " Kalû Belâ'dan beri Müslüman'ým!.." cevabýný almadan arkadaþýmýzýn yakasýný býrakmazdýk. Ne soran, ne cevaplayan bunun gerçek anlamýný idrak ederdi ama, olsun, biz neler de bildiðimizi sanarak övünürdük ya, bu bize yeterdi. Mevlâna Hazretlerinin dile getirdiði ruhumuzun insan öncesi yaþamlarýný bir yana býrakarak, bir gözümüzü insan olma hüviyetine, onuruna ulaþtýðýmýz; gelmiþ geçmiþ ve gelecek En huzursuzumuz bile böyle günlerde huzur bulur. Bir baþkasýna merhametle, þefkatle, tevazuuyla uzanan her elde Tanrý’nýn eli vardýr ve o el deðdiði her yere huzur ve güç verir. O huzuru herkesle birlikte duyarým. Ruhum sakinleþir. Her gülümseyen yüzle birlikte hafiflediðimi, zincirlerimin çözüldüðünü, ihtiraslarýn ve öfkelerin hapishanesinden azat edildiðimi hissederim. Ve, iman ederim kendi Tanrýma. Ve, her gülümseyen yüze, her sevecen sese minnet duyarým. Onlardýr benim Tanrýmýn dünyadaki yansýmasý. Onlardýr beni inandýran. Ben her bayram iman ederim. Ey siz, huzursuz ruhlar... Ey siz, binlerce yýldýr kendi ihtirasýnýn dikenleriyle kanayanlar... Ey siz, fýtrattan eksikli yaratýlmýþ olanlar... Dinleyin. Sizsiniz beni Allah'a yaklaþtýran. Kendi eksikliðinizi baþkalarýnýn eksikliðini severek tamamladýðýnýzý görmek inandýrýr beni Tanrýnýn varlýðýna. Ve derim ki, "hiddetinden korkmuyorum ey Rabbim, þefkatin titretiyor dizlerimi." Ve derim ki, "bana varlýðýný kullarýnýn merhametinde göster." Ve derim ki, "sen olmasaydýn da onlar böyle kötü olabilirlerdi ama sensiz iyi olamazlardý, onlarýn iyiliklerini göster bana." Ve derim ki, "senin adýna kötülük edenler varken nasýl inanacaðým sana." Ve derim ki, "Senin cennetini istemiyorum ey Tanrým, bütün istediðim seni tebessüm ettirecek bir iyilik yapma gücü, onu ver bana." 14 tüm insanlarýn, topluca Rabbimizin önünde secde ettiðimiz o emsalsiz ilk güne, "Kalû Belâ" gününe çevirelim. Henüz dünya oluþmamýþken evrenin baþlangýcýnda, þimdi bilmediðimiz bir yerde hep beraber bedenli olarak yaþadýðýmýz o günü Kur'aný Kerim þöyle anlatýr: * Rabbin Âdem Oðullarýndan, onlarýn bellerinden tüm nesillerini ortaya çýkarmýþ ve onlarý kendi kendilerine tanýk ederek: "Ben sizin Rabbiniz deðil miyim?" (demiþti). "Evet (bunun) tanýðýyýz" dediler. Kýyamet günü "Biz bundan habersizdik" demeyesiniz (diye idi bu) (Arâf-172) Hz. Muhammed "Kalû Belâ" âyetlerini açýklarken: "Allah kýyamete kadar doðacaklarý ruh olarak topladý, sonra onlarý þekil- SEVGÝ DÜNYASI lendirdi" konuþturdu. Onlardan söz ve ahid aldý" diyerek konuya açýklýk getirmektedir. Yine Hz. Muhammed'in: "Adem ruh ile toprak arasýndayken ben Peygamberdim" sözünden dünya hayatýmýzdan önceki o ilk yerde eðitilirken onun yol gösterici olarak görev yaptýðýný anlamaktayýz. O'nun Yaratýcýmýz, Rabbimiz (yetiþtiricimiz, terbiyecimiz) olduðunu dilimizle topluca onayladýðýmýz o Kalû Belâ (Evet, dediler) gününden "Bizim Celselerimiz"de þöyle bahsedilir: * "O, baþlangýçta, önce yedi rengi varetti hayrýnýza gördüðünüz. O, baþlangýçta bir ses varetti hayrýnýza, duyduðunuz. O, baþlangýçta suya "OL" dedi. Sýra ile ard arda oldular. Ve, bayramlarda benim Tanrým bana kullarýnýn iyi yanlarýný gösterir. Birbirine sarýlan her düþmanla ben imana doðru bir adým atarým. Huzur bulan her ruhla biraz daha inanýrým. Sizi, bir mükemmeliyete doðru yürüyün, ruhunuzun eksikliðini kendiniz tamamlayýn ve böylece O'nun kendi baþýna mükemmeliyete ulaþabilecek canlýlar yaratabildiðini gösterin diye eksik yaratan Tanrý, bu ýstýraplý yürüyüþte durup dinlenebileceðiniz menziller yaptý size. O menzillerde durun. Durun ve eksik yanlarýnýzýn tamamlanmasýný bekleyin. Sahip olduklarýnýz, sizin eksikleriniz. Öfkeleriniz, düþmanlýklarýnýz, hýrslarýnýz, kýskançlýklarýnýz, hasetleriniz, böbürlenmeleriniz. Onlardan kurtuldukça tamamlanacaksýnýz. Ve, bayramlar tamamlanma vakitleri. Ey siz inananlar... Tanrýnýzýn yarattýklarýna düþmanlýk mý besleyeceksiniz? Öldürecek misiniz onlarý? Yoksul mu býrakacaksýnýz? Acýlarýna sýrtýnýzý mý döneceksiniz? Sadece kendi kavminiz için mi þefaat dileneceksiniz? Kendinizi ayýracak mýsýnýz Rabbinizin yarattýðý diðer kullardan? Dininizle, ýrkýnýzla böbürlenecek misiniz? O'nun yarattýðý kullarý sevmeden Tanrýnýzý nasýl seveceksiniz? O benim güzel Allah'ým. Görür içinizdeki kötülükleri. Düþmanlýklarýnýzý görür. Bir kulunun bir kuluna ettiði kötülük üzmez mi onu? Ey siz inananlar... Siz korkmaz mýsýnýz onu üzmekten? Onun üzülmesinden üzülmez misiniz? Bayramlar, sadece birbirinizi deðil, Tanrýnýzý da sevindirme vakitleri. O'nu sevindirdiðinizde, O'nun da tebessüm ettiðini imanla görürüm. Ve der ki, "hepinizi eksikli yarattým, birbirinizin eksiðini hor görmeyin." Ve der ki, "hepiniz benimsiniz, benim olana kötülük etmeyin." SEVGÝ DÜNYASI Sýra ile ard arda bir yerde durdular. Secde ettiler. Hayrýnýz için, hayýrla baþladýlar yollarýna. Önce O'nun öz sözü ile özünüzü aldýlar ele. Sizin için olanlarý, olacaklarý sýra ile getirdiler dile. Yaptýlar. Emir aldýlar. Yaptýlar. Oldu emredilen ve oldunuz." "Ýþte siz, o günde de böyle bir yerde toplu secde edip durdunuz. Ýþte sizin için hayýr, iþte sizin için þer o günden baþladý, böyle son güne kadar. Ve O'nun öz sözünden sizin için varedilmiþ, gerçekten bir hayýr, size ikisini bir etmeyi öðretecek ve siz hayrýn þerden ayrýldýðý yerde O'nu göreceksiniz þüphesiz. O günü þimdiden bildiðinizden, o günün haberini aldýðýnýzdan, böyle sorumlu, böyle yüklüsünüz. O güne kadar Ve der ki, "her bir kulum eksiðini, bir baþka kulumun eksiðini hoþ görerek tamamlar." Ve der ki, "düþmanlarýnýz da benim kullarým, onlar için dua edin." Ve der ki, "merhametim hiddetimden fazladýr, sizin de merhametiniz hiddetinizden fazla olsun." Ve bayramlar eksikli kullarýn merhametle huzur bulduðu zamanlardýr. O huzurda görürüm ben O'nu. Benim güzel Allah'ým. Öyle kullar yaratýr ki, inançsýzlarý merhametleriyle inandýrýrlar. Ben her bayram inanýrým. O'nun yarattýðý kullarýn þefkati beni yaklaþtýrýr O'na. Ve derim ki, "hiddetinden korkmuyorum ey Tanrým, þefkatin titretiyor dizlerimi." Ve derim ki, "Sana her bayram inanýyorsam ey Tanrým, bu, her bayram senin kullarýnýn þefkatine inandýðýmdandýr." 15 yapacaðýnýz çok. O güne yakýnsýnýz. Gözünüzü güzelliðe açýp, gönlünüzü gönlünüze veriniz de, artýk durmadan O'nun yolunda, O'nun emrine uyup, O'na gidiniz" Kur'andaki aþaðýdaki âyetten bu ilk yerdeki eðitimimiz sona erdikten sonra eðitime uzunca bir süre ara verilerek, insan ruhlarýnýn devirler boyunca uykuda tutulduðu, sonra da uyandýrýlarak dünyadaki eðitimin baþladýðý anlaþýlmaktadýr: * Ýnsanýn üzerinden, henüz kendisinin anýlan bir þey olmadýðý uzun bir süre geçmedi mi? (Ýnsan-1) Kur'andan, Hz. Muhammed'den, Mevlâna'dan, Rehber Varlýklarýn bildirilerinden yararlanarak insanlýðýn milyarlarca yýl öncesine uzanan o muhteþem serüveninden haberdar olabiliyoruz. Sadece pozitif bilimlere deðer verenler haklý olarak þöyle konuþacaklar: "Bilincimizde ya da bilinçaltýmýzda þu anlattýklarýnýzdan en ufak bir iz olmadýðýndan hiçbir þey hatýrlamýyoruz; bilimimiz de bu konuda zerre kadar ipucu vermiyor. Öyleyse bunlara inanmamýzý nasýl umabilirsiniz?!.." Hatýrlayamama konusunda cevabýmýz çok kolay. Anne karnýndakini de, üç yaþýna kadarki çocukluðumuzu da hatýrlamýyoruz ama yaþadýðýmýz kesin. Ya da bellek kaybýna uðrayanlarýn geçmiþlerini hiç hatýrlayamamalarý yaþamadýklarý anlamýna gelmez ki!.. Bu büyük mazimizin bilincimizde olmadýðý muhakkak. Ama bilinçaltýmýz için o kadar kesin konuþamayýz. Kendilerini en ateist (Tanrý tanýmaz) ya da agnostik (bilinemezci) tanýtanlar bile ani 16 tehlike karþýsýnda ilk ön Allah'ý yardýma çaðýrmazlar mý? Ya da iç dünyalarýna derince daldýklarý meditasyon anlarýnda O'nun varlýðýný ve sevgisini ruhlarýnýn en dibindeki katmanlarýnda tüm içtenlikleriyle duymazlar mý? Ahmet Altan'ýn bayramlarda, seyranlarda da olsa Hepimizi Sevgisinden Vareden O Yüce'yi nasýl da tüm benliðiyle, hayranlýk ve coþku ile andýðýný, bu sayýmýzda aktardýðýmýz "Benim Güzel Allah'ým" yazýsýnda eminim sizler de benim gibi içiniz sevgiyle kabararak okuyacaksýnýz. Demem o ki "Evet Rabbimiz Sensin" diye topluca haykýrýp ahid verdiðimiz o "Kalû Belâ" gününün o "Elest Bezmi"nin anýlarý hepimizin bilinçaltýna kazýnmýþ öylece duruyor. Sýra pozitif bilimlere gelince yine söyleyecek sözümüz var. Derin hipnoza sokulmuþ süjelerde geçmiþte yaþadýðý olaylarý tarihiyle ve saatiyle aynen tekrar yaþatabiliyoruz. Parapsikolojide "Ekminezi" dediðimiz bu olguya ben bizzat deðiþik süjelerde birçok defa þahit oldum. Pozitif bilimler açýsýndan geçmiþi yaþama olayý o kadar objektif ki, derin hipnozda uyumakta olay süjenin refleksleri bile indirildiði yaþa göre tepki veriyor. Birkaç aylýk bebeklerin ayak tabanlarýný bir iðne ile hafifçe gýdýklarsanýz parmaklarý geriye doðru kývrýlýr. Büyüdüðü zaman ise öne kývrýlýr. Buna týpta "Babinski Refleksi" diyorlar. Örneðin yirmili yaþlarýndaki bir süjeyi derin hipnozda telkinle on yaþýna indirdiðinizde Babinski Refleksi deneyini yaparsanýz parmaklarý öne SEVGÝ DÜNYASI kývrýlýrken, ayný kiþiyi birkaç aylýk bebeklik yaþamýna indirdiðinizde bu defa parmaklar geriye doðru kývrýlýyor. Bunu deðiþik deneylerde bizzat gözlemledim. Hattâ bir defasýnda davetlimiz rahmetli Psikiyatrý Profesörü Dr.Ayhan Songar Bey, ekminezi uygulanan derin hipnozdaki süjemize bu deneyi hepimizin önünde yapmýþtý. Babinski Refleksi indirilen yaþa uygun þekilde gerçekleþmiþti. Gýdýklanmaktan dolayý süjenin ayaklarýný zor zapteden Sayýn Doktor, telkinle doðum öncesi spatyom (ahiret) hayatýna indirilen süjede ayný deneyi yapýnca ne ayaklar, ne parmaklar bir milim yerinden oynamamýþ, bacaðý hiçbir tepki vermemiþti. Deney sonrasýnda profesör: "Bu süjeye bunlarý önceden öðretseniz bile, rol icabý bunu baþaramaz. Çünkü refleksine kumanda edemez" demiþti. Ekminezi ile doðumdan önceki hayatýna indirilen ve baþka ülkelerde, baþka þehirlerde yaþamýþ olan süjelerle, sonradan doðrulanmýþ önemli kanýtlar elde edilmiþtir. 1964 yýlýnda Çetin Altan'ýn eþi ve bir arkadaþýyla konuðumuz olduðu bir ekminezi deneyinde bulunmuþtuk. Geçmiþ hayatýnda, þimdikinden farklý bir þehirde, Bursa'da yaþayan süjemiz, sayýn yazarýmýzýn sorusu üzerine Bursa'da 1930'lu yýllarda Setbaþý'ndaki dondurmacý Þaban'dan ve inþa edilmekte olan bir sinema binasýndan bahsedince, Bursa'nýn o yýllarýný iyi bilen Çetin Altan çok etkilenmiþti. Nitekim daha sonralarý Güneþ Gazetesi'ndeki köþe yazýsýnda bu deneyden söz ederek, bilimin dar alanda sýkýþýp kalmaktan kurtul- SEVGÝ DÜNYASI masýný, araþtýrma sahasýný geniþleterek parapsikolojik olgularý da incelemesi gerektiðini önermiþti. Kimbilir, belki ileride Yaradan'ýn izniyle ekminezi deneyinde o "Kalû Belâ" gününe kadar geriye gidilir de, O'nun önündeki büyük ahdimiz yinelenir, kimbilir. Çok büyük bir hayal olduðunu bilmiyor deðilim. Ancak tüm yaþamlarýmýz saniyesi saniyesine teyp bantlarýnda olduðu gibi ruhumuza kaydedilmiþ. Ekminezi ile zaten o kayýtlara ulaþýyoruz. Kur'anda boþuna mý sorgu gününde hiçbir tanýða gerek olmadan, her þeyi bülbül gibi þakýyacaðýmýz ifade ediliyor. Hepimiz; kaþýmýzdan, gözümüzden, þu andaki durumumuzdan çok yukardayýz. Çok özenle yetiþtirilmiþ, nice emekler verilmiþ, türlü yeteneklerle donatýlmýþ ruhlarýmýz var. Kendimizle ve insan kardeþlerimizle öðünmemiz, iftihar etmemiz, potansiyel ve kinetik deðerlerimizi bilmemiz ve daha yukarýlara hep birlikte hamle yapmamýz bekleniyor bugünlerde hepimizden!!!.. Söze Mevlâna ile baþlamýþtýk. O, ruhsal yaþamýmýzýn bitki öncesi düzeylere kadar geriye gittiðini söylüyordu Mesnevi'sinde. Ýnsan yaþamý evrenin baþlangýcýna kadar uzandýðýna göre o ilkel seviyedeki tekâmül süreçlerini 17 bu evrende deðil, önceki evrenlerde geçirdiðimiz anlaþýlýyor. "Bizim Celselerimiz"de insandan bir önceki insanýmsý diyebileceðimiz "aklýmýzý geliþtirme" aþamasý kýsaca þöyle anlatýlýyor: * O sizi her þeyinizle tam yarattý, yalnýz þaþmadan doðruda olasýnýz diye. Ve iþte kendinizi böyle yoklayýp, yerinizi bulmak için size akýl verdi. Ve AKLINIZI ÖYLE GELÝÞTÝRÝP serbest býraktý. Yalnýz ayrý olduðunuz yer O'ndan, iþte buradandýr. Þimdi evren öncesine kadar uzanan o büyük mazimizi bir kenara býrakýp, aslýnda bunun yanýnda oransal olarak çok küçük yüzdede kalan insanýn dünyadaki serüvenine hýzlý bir göz atalým. Bizler tarih biliminde ancak birkaç bin yýllýk geçmiþimize gidebiliyoruz ama, fosil biliminden anlýyoruz ki, geçmiþimiz yüz binlerce yýl geriye uzanýyor. Bazý arkeolojik bulgularla da þaþkýna dönüyoruz. Ýþte birkaç örnek: "Mýsýr ve Irak'ta eski çaðlardan kalma kesilmiþ kristal mercekler bulunmuþtur. Bunlarý bugün yapabilmek için elektro kimyasal iþlemler gerekmektedir." "Peru plâtosunda plâtinden yapýlmýþ süs eþyalarýna rastlanmýþtýr." "Çin'de bir mezardan alüminyumdan yapýlmýþ kemer parçalarý çýkarýlmýþtýr" Örnekleri çoðaltabiliriz. Anlaþýlýyor ki birkaç yüz bin yýllýk insan hayatý lineer, doðru bir yükseliþ trendi izlemiyor. Uygarlýkta geliþtiðimiz halde, ahlâkta ilerlemediðimiz, aksine gerilediðimizden eðitim fonksiyonu 18 dumura uðrayan dünya okulunun birçok defa kapatýlarak yeni baþtan düzenlendiðini bilirsek yukarýdaki örneklerden þaþkýnlýk duymayýz. Bu arkeolojik bulgularýn önceki dünya uygarlýklarýndan arta kalanlar olduðu sonucuna varýrýz. Dünya çapýndaki kýyametlerle birçok defa sona eren insanlýk yaþamýndan bir tek erkeðin kurtarýlarak, yalnýz baþýna bir sonraki döneme aktarýlýp, o dönemin Ademi olarak insan yaþamýný baþlattýðýný 5000 yýllýk Gýlgamýþ Destaný'nda okuyoruz: "... Aralarýnda olmayan TEK TANRI ulu bilgeliðin temsilcisi Ea, insan soyundan HÝÇ DEÐÝLSE BÝRÝNÝN bu felâketten KURTULMASINI SAÐLIYOR... (Gýlgamýþ Destaný- Hürriyet Yayýnlarý s:45) "Bizim Celselerimiz"de insanlýðýn 12 defa kýyametlerle yeryüzünden silindiði, her defasýnda tek bir erkeðin kurtarýlarak yalnýzca onun bir sonraki döneme "artakaldýðý" ve ondan eþinin varedilmesiyle insanlarýn çoðalmalarýnýn saðlandýðý anlatýlmaktadýr. Bizler þu anda 13. dönemi yaþamaktayýz ve sonuna çok yaklaþmýþ durumdayýz. Hz. Muhammed'in bir soru üzerine karþýsýndakine: "Hangi Âdem'den bahsediyorsunuz, bizimkinden mi, önceki Âdem'den mi?" diye karþý bir soru yöneltmesinin sebebi aþaðýdaki bildiriyi okuyunca daha iyi anlaþýlýyor: "O, "ol" der ve her þey öylesine olur. O, "dur" der ve her þey olduðu gibi kalýr. Siz yalnýz olmasý için dilekte ve oldukça þükürde bulununuz. O, þimdi hani üzerinde SEVGÝ DÜNYASI rahatça dolaþýp da, baþýndan beri aðýrlýðýndan kaybetmeyene, hayrýnýza on üç defa "OL" dedi ve siz iþte bu on üçüncüden gelenlersiniz. Elbet ki bir zamanda, sizden olup da tek baþýna dolaþanýn varlýðýna inanmanýz gerekir. Çünkü her oluþun baþýnda, önce bir tek vardý ve ondan nesli devam edecek ikinciler geldi. Bu on üç kere deðiþmeden ayný oldu böylece... Ýþte bunda size çok hikmetler, iþte çözeceðiniz çok gerçekler vardýr. O'nun deðiþtirmediði yalnýz yedi renk ve yalnýz yedi sestir belli olan... O, ondan sonrasýný, öyle bir düzenle kurar ki, her defasýnda her þey aynen baþýndan baþlayýp, sonuna kadar gider. Her defasýnda yalnýz artakalan, bir öncekinden daha fazla çok bilen, daha önce geliþen, zamaný anlayan, ona deðer verendir. Ýþte aradaki tek fark bu. Öyle ise, kýymet vereceðinizi bilip, onun üzerinde durunuz. Ve her þeyi, her yapýyý sevgi ile kurunuz. Çünkü O sizi sevgisinden varetti..." Görülüyor ki insanoðlu dünyada da boþ býrakýlmamýþ, eðitilmesi, geliþmesi için 13 defa emrine yeni okullar tahsis edilmiþ. Bizlerden istenen ise sadece 5 dersten geçer not almamýzdýr: doðruluk, Ýyilik, Çalýþmak, Bilgi, Sevgi. Gelecek Sayýda: "Ne mutlu kalbi temiz olanlara" Hz.Ýsa'nýn "Daðdaki Vaaz"ýnýn bu altýncý bildirisiyle ilgili Kryon yorumlarý ve "Gönül Avutma" yöntemleri üzerinde duracaðýz. SEVGÝ DÜNYASI 19 Psiþik Medyum, öte alemdeki sevdiklerimizle konuþuyor SON BÝR KEZ John Edwards/Çeviri: Arýn Ýnan Geçen ay, medyumumuz John Edwards, yaptýðý bir trans okumasý sýrasýnda annesinin ölümüne yetiþemediði için yýllarca suçluluk duygusu duyan bir muhabirin duygularýnýn açýða çýkmasýna neden olmuþtu. Böyle bir þeyin açýða çýkmasýndan aslýnda hoþlanmadýðýný ama gelen varlýðýn bu konunun altýný ýsrarla çizdiðini vurgulamýþtý. Yine geçen ay, kanser hastasý olan genç bir arkadaþýnýn kemoterapi alýp almamasý konusunda kendisinden yardým istediðinde, ona medyum olarak deðil de yakýn bir arkadaþ olarak yardým etmeye çalýþtýðýný ve mutlaka 20 SEVGÝ DÜNYASI kemoterapi almasý gerektiðini söylediðinden bahis etmiþti. Bu arkadaþýný kaybeden medyum, bundan büyük bir üzüntü duysa bile elinden geleni yapmýþ olduðu için kendisinden memnun olmuþtu. Geçen ayýn ilginç konularýndan birisi de medyumun arabasýyla giderken bir hanýma çarptýðýný görmesi ama arabadan çýkýp baktýðýnda böyle birisinin olmadýðýný fark etmesiydi. Ancak bu kiþiyle ilgili aklýna bir isim ve soyad gelmiþ, hayali olarak çarptýðý kiþinin liseden arkadaþý olan bir kýzýn annesi olduðunu öðrenmiþti. Daha sonra öðrendiði gerçek onu iyice þaþýrtacaktý çünkü kadýn bir gün önce kanserden ölmüþtü. Bu ay konumuza kaldýðýmýz yerden devam ediyoruz. Demek ki, Stacey Sullivan'ýn annesi kýzýyla böyle irtibat kurmak istemiþti. Ayný þeyi vaftiz babam Glenn ile de yaþamýþtým. Bir yaz mevsimi, evinin yakýnlarýnda araba kullanýrken onun annesine benzeyen bir kadýn görmüþtüm. Ancak vaftiz babamýn annesinin hayatta olmadýðýný biliyordum. Gördüðüm kadýnýn üzerinde kýrmýzý renkte, kalýn ve uzun bir palto vardý. Sonra aynen Stacey Sullivan'ýn annesi gibi gözden kayboldu. Hemen Glenn'i aradým ve ona annesinin kýrmýzý bir paltosu olup olmadýðýný sordum. Gerçekten de bu hanýmýn her zaman giydiði bir kýrmýzý paltosunun olduðunu öðrendim. Bu tarz üzücü olaylarla her gün karþýlaþýyorum aslýnda. Ne yazýk ki, bu trajik vakalar arasýnda bir çoðu araba kazasýnda, cinayet neticesinde ya da intihar sonucunda doðal yoldan gerçekleþmeyen ölümler de vardýr. Bir trans okumasýnda bir varlýk gelerek korkunç ve garip bir þekilde öldüðünü söylemiþti. Bu bir intihar vakasý idi ve çok acýlý gerçekleþmiþti. Bana, ormanlýk alandaki küçük bir pikap kamyonunun görüntüsünü göndererek, öldüðü noktayý iþaret etmiþti. Oradaki aðacý görünce kendisini buraya asýp asmadýðýný merak ettim. Ama bana aðrý hissi gönderince (þükürler olsun ki gerçek acý kadar yoðun deðildi) kol ve bacak derimin soyulduðunu hissettim. Hemen ardýndan ise hiç alakasýz bir þekilde gözümün önüne Bugs Bunny ve Daffy Duck çizgi filmleri geliverdi. Çizgi film kahramanlarý birbirlerinin üzerine çýkmaya çalýþýyorlar ve sonunda Daffy Duck karakteri kendini benzinle yakýyordu. Bunun ne anlama geldiðini anladýðým zaman kusacak gibi oldum. Ailesi de onun kendisini bu þekilde öldürdüðünü kanýtladý. Karþýma birçok faili meçhul cinayet vakasý da çýktý. Vakalardan birinde bir kadýn trans okumasý için geldiðinde ergenlik çaðýndaki kýzýnýn ruhu bizi ziyaret etmiþti. Ona: "Jessica boðularak öldürüldüðünü söylüyor" dedim. Kýz bana bir çok imajlar göstererek ana detaylarý vermeye çalýþtý. Ölü bedeni cinayetin iþlendiði yerden uzaða götürülmüþtü ve cesedi bir okulun yanýndaki bir evin çitleri önünde bir polis köpeði tarafýndan bulunmuþtu. Üzerinde hiçbir giysi yoktu. Jessica'nýn annesi bu bilgileri doðruladý. Gerçekten de cesedi okulun yanýndaki bir komþu evinin çitlerinin yanýnda bulunmuþtu. Kýz, o gün okuldan çýkmýþ evine doðru giderken birisinin saldýrýsýna uðramýþtý. Bedeni bir polis köpeði tarafýndan bulunduðunda SEVGÝ DÜNYASI üzerinde sadece çoraplarýnýn olduðu görülmüþtü. Trans okumasý boyunca, Jessica güçlü sevgi mesajlarý göndererek, iyi durumda olduðunu bildirmiþti. Trajik ölümüne raðmen öte tarafta oldukça mutluydu. Annesinin bunlarý duymaya ihtiyacý vardý ama kýzýnýn söylediklerine iyice kani olmasý için biraz daha zamanýn geçmesi gerekiyordu. Kýzýnýn ölümünden beri bir yýl geçmesine raðmen derin bir karamsarlýk içersindeydi. Bunun nedenlerinden birisi- Jessica'nýn söylediðine göre- katilinin henüz yakalanmamýþ olmasýydý. Bu vakanýn çözülmesi uzun zaman alacaktý. Duyduklarýmý hemen annesine ilettim. Söylediklerim sanýrým onun içini biraz daha rahatlatmýþtý. Trans okumasý bitmiþti ama, hikayenin geri kalanýný duymak için sabýrsýzlanýyordum. Jessica'nýn ölümünün hemen ardýndan on altý yaþýndaki gülümseyen fotoðrafý her yere daðýtýlmýþtý. Yerel gazetelerde bu konuyla ilgili pek çok haber çýkmýþtý. O anda zihnimde bir þimþek çaktý. "Þimdi anladým bana neden kýrtasiye dükkaný Staples'i gösterdiðini. Ta baþýndan beri Jessica bana bu dükkaný gösterip duruyordu. Þimdi neden olduðunu biliyorum. Ben de oraya sürekli olarak giderim ve Jessica'nýn posterinin burada da asýlý olduðunu hatýrlýyorum. O posteri gördüðüm her seferde bu kýzla irtibat kurabilir miyim diye düþünmüþtüm" dedim. Jessica'nýn annesine her hangi bir sorusu olup olmadýðýný sordum. Hiçbir sorusu yoktu ama kendisiyle birlikte gelmiþ olan kýzkardeþinin vardý. Soru, katilin kimliði ile ilgili her hangi bir bilgi alýp 21 almadýðýmla ilgiliydi. Gerçekten insanýn sinirlerini etkileyecek bir soruydu bu. Genellikle psiþik polis rolü oynamaktan kaçýnmýþýmdýr. Bunun esas nedeni baþýmdan geçen bir olayýn kötü þekilde neticelenmiþ olmasýydý. Bir keresinde bilinmeyen bir katili teþhis etmem istenmiþti. Benim de gözümün önünde Michael ismi belirmiþti. Kurbanýn Michael adýndaki birisi ile bir tanýþýklýðý vardý ama bunun cinayetle kesin bir ilgisi olup olmadýðýndan emin deðildim. Sadece ciddi bir þüpheli olabilirdi. Daha sonra polis yanlýþ adama baktýklarýný yani yanlýþ Michael'ý aradýklarýný söyledi. Cinayeti Michael adýnda birisi iþlemiþti ama bu Michael, kurbanýn tanýþ olduðu Michael deðildi. Masum birinden boþ yere þüphelenilmesine neden olduðum için üzgündüm. Neyse ki daha fazla zarar olmadan gerçek suçlu yakalanmýþtý. Bu olaydan sonra katilleri teþhis etmem konusunda bir teklif geldiðinde geri çevirmeyi tercih ediyorum. Ýþte bu nedenle Jessica'nýn trans okumasý sýrasýnda bana gelen minik bir bilgiyi kendime saklamayý tercih etmiþtim. Bu katil olabileceðini düþündüðüm bir adamýn imajý idi. Daha sonra ailenin ne kadar sýkýntý içinde olduðunu gördüðüm için bunu söylemeye karar verdim ve: "Kýsa saçlý, sakallý, uzun boylu ve zayýf bir adamýn imajý gösteriliyor. Galiba bir ayaðý aksýyor çünkü garip bir þekilde yürüyor" dedim. Jessica'nýn annesiyle kýzkardeþi baþlarýný salladýlar ve: "Siz esas þüpheliyi tarif ettiniz. Bizim de bu konuda kesin bir fikrimiz var ama polis o kiþiyle ilgili kesin bir kanýt bulamýyor" dediler. Ýçim 22 SEVGÝ DÜNYASI rahatlamýþtý. En azýndan onlara sonradan piþmanlýðýný yaþayacaðým ve hiç bilmedikleri bir þeyi söylememiþtim. Yaklaþýk olarak bir yýl sonra, bu vakayla ilgili bir gazete haberine rastladým. Jessica'nýn katilinin hala yakalanamadýðýný söylüyordu. Bu tarz hikayeleri görünce benim nasýl olup da bu tarz acýlý insanlarla trans okumasý yaptýðýmý merak ediyor olabilirsiniz. Birincisi iþimin, kanserli hücreyle hastasýndan önce tanýþan bir onkologunki kadar kötü olmamasýdýr. Onlar her gün bir çok hastanýn öldüðüne þahit oluyorlar. Benim en azýndan onlarla aramda bir mesafe var. Ýkincisi, ben bu tarz olaylarla, her þey olup bittikten sonra karþý karþýya geliyorum. Böylece insanlar en üzüntülü günlerini zaten geride býrakmýþ oluyorlar. Olumlu ýþýðý her zaman olumsuz olandan daha fazla görmeye çalýþýrým. Bir ruhsal varlýkla irtibat kurduðum zaman, acýlara ya da kayýplara konsantre olmam. Geride kalanlarýn üzüntülerini elbet ki anlarým ve paylaþýrým ama benim iþim onlara öte tarafta olup bitenleri göstermek ve sevdiklerinin aslýnda onlarý terk etmediðini anlatmak ve onlara: "Öte taraftakiler de týpký sizler gibi yalnýz deðillerdir" demektir. (Gelecek Ay: "Bu Dünyada Yaþamak") ÇOCUKLARIN GEÇMÝÞ YAÞAMLARI Geçmiþ Yaþam Anýlarý Çocuklarý Nasýl Etkilemektedir? Carol Bowman'ýn, "Children's Past Lives" Kitabýndan Çeviren: Nelda Bayraktar SEVGÝ DÜNYASI 24 Hatýrlayacaðýnýz gibi, geçen ay, yazarýmýz Carol Bowman, bir önceki kýþ geçirdiði akciðer rahatsýzlýðý üzerinde derin düþüncelere dalmýþtý. Artýk havanýn soðukluðunu, mis gibi kokusunu ciðerlerine rahatça çekebildiði için Tanrý'ya þükrediyordu. Geçmiþ hayatlarý hakkýnda ayrýntýlý bilgi sahibi olmasý bu hayatýnýn kýymetini daha da bilmesine neden olmuþ, dahasý cevaplanamayan sorularýna cevap bulmuþtu. Carol oyun alanýnda oðlu Chase'in arkadaþlarýný izlerken birdenbire hayaller ile oyunlar arasýnda aslýnda geçiþlerin olabileceðini düþünmeye baþlamýþtý. Böylece geçmiþ hayattan getirilebilecek deneyimler çocuklarýn oyunlarýnýn birer parçasý haline gelmiþ olabilirlerdi. Bu ay "Düþünceler Zihnime Akýn Ediyor" baþlýðý ile konumuza devam ediyoruz. DÜÞÜNCELER ZÝHNÝME AKIN EDÝYOR Birkaç gün sonra arkadaþým Cathy Sky ile beraber bir öðlen yemeði yedik. Bir anaokulunda öðretmenlik yapan Cathy'nin üç tane çocuðu vardý. Ayný zamanda bir müzisyen ve yazardý. Hastalýðým sýrasýnda sýcak çorbasýyla evimize gelmiþ ve çocuklarýmla ilgilenmiþti. Norman ile beraber yaþadýðýmýz regresyon deneyiminden haberdar olmasýnýn dýþýnda, mucizevi þekilde þifa bulmamý da baþtan sona kadar takip etmiþti. Bu yemekte onunla son olaylarý konuþacak ve kafamda dans eden düþüncelerden biraz olsun kurtulacaktým. Sonunda konuþmam bittiðinde yarým saat geçmiþ olduðunu fark ettim. Cathy yemeðini bitirdiði halde ben azýcýk yiyebilmiþtim. En çok ben konuþmuþtum. Cathy neredeyse tek bir kelime bile etmeden beni dinlemiþti. Bu nedenle bana: "Peki güvenli mi?" diye bir soru sorduðunda þaþýrdýðýmý itiraf etmeliyim. Güvenli? Bu soru zihnimden bir kez olsun bile geçmemiþti. Norman'ýn çocuklarýmla yaptýðý regresyon denemeleri öylesine nazik ve öylesine doðal bir þekilde geçmiþti ki bunun tehlikeli olabileceði aklýmýn ucundan bile geçmemiþti. Sarah ve Chase geçmiþ yaþamlarýyla ilgili anýlara girip, rahatlýkla da çýkmýþlardý. Regresyon denemesinin hemen ardýndan ise mutlu bir þekilde oyunlarýna devam ettikleri gibi geçmiþ yaþam deneyimlerini mevcut realiteleriyle asla karýþtýrmamýþlardý. Özellikle Sarah, geçmiþ hayatýnda yaþadýklarýyla ilgili oldukça aklý baþýn SEVGÝ DÜNYASI daydý. Cathy'ye: "Ýþin gerçeði, çocuklarýmýn hayatlarý þimdi çok daha iyi. Korkularý tümüyle kayboldu ve dahasý Chase'in egzamasý iyileþti" dedim. Cathy ne demek istediðimi anlamýþtý. Tatlýlarýmýzý yedikten sonra Cathy ile beraber, fobileri olan ve her ikimizin de tanýdýðý çocuklar üzerinde konuþtuk. Annesinin bir türlü yüzmeye götüremediði 25 sudan korkan bir küçük çocuk vardý. Acaba geçmiþ hayatýnda suda boðularak mý ölmüþtü? Bu çocuk geçmiþ yaþamýný hatýrladýðý taktirde bu korkusundan da kurtulabilir miydi? Bu þekilde düþününce içimi bir heyecan kaplamaya baþlamýþtý. Sadece korkular deðil fakat bazý davranýþ biçimleri de geçmiþ yaþamlarýn bir sonucu olabilirdi. Sonra da üstün yetenekli çocuklarý, garip ilgi alanlarý olan çocuklarý ve anne ve babalarýný tuhaf davranýþlarýyla þaþýrtan bazý çocuklarý konuþtuk. Cathy, öðrencisi olduðu üç yaþýndaki bir kýzýn oyun alanýnda kazmýþ olduðu ufak çukurun üzerine yapraklar örttükten sonra hýçkýra hýçkýra nasýl aðladýðýný anlattý. Çocuða ne olduðunu sorduðunda, minicik kýz: "Selde ölen çocuklarým için aðlýyorum" demiþ. Cathy, bu konuyla ilgili kýzýn anne ve babasýyla konuþmaya gitmiþ ama onlar da kýzlarýnýn bu davranýþýna bir açýklama getirememiþler. Cathy ve ben olasýlýklarý gözden geçirerek bir düþünceden diðerine atlýyorduk. Anne ve babalarýndan ve birbirlerinden tümüyle farklý olduklarý belli olan çocuklara ne kadar sýklýkla rastlayabilirdik? Çocuklarýmýzý ilk kucaðýmýza aldýðýmýz an onlarýn çok özel olduklarýný ve þahsiyetlerine ait tohumlarýn doðumlarýndan itibaren ruhlarýnda olduðunu hissetmiþtik. Belki de bu özellikleri yalnýzca anne ve babalarýnýn genlerinden almamýþlardý. Bunlar belki de geçmiþ yaþamlarýndaki SEVGÝ DÜNYASI 26 þahsiyetlerinin izleri veya geçmiþ yaþamlarýna ait özelliklerdi. Belki de çocuklarýmýz bilimin bunca yýldýr inanmamýzý saðladýðý gibi, bu hayatlarýnda yaþayacaklarý deneyimlerle dolduracaklarý boþ bir kaðýt olarak elimize verilmemiþlerdi. Tam bu sýrada Cathy geç kalmakta olduðunu söyleyerek masadan hýzla kalktý. Beni, kafamdaki yüzlerce düþünceyle kahvemi yudumlarken yalnýz býrakmýþtý. lerini fark etmiþtim. Serin kanlýlýkla benim yanýlmýþ olabileceðimi ima ederek, olan bitenlerle ilgili daha farklý açýklamalarýn olmasý gerektiðini ifade etmiþlerdi. Diðerleri için ise ben mantýk sýnýrýný aþan birisi idim. Onlar için reenkarnasyon doða üstü bir þey olup tümüyle soru iþaretiydi. Hele çocuklarýmý buna dahil etmek! Bu arkadaþlarýmdan birisi daha da ileri giderek: "Kýzým, sen tehlikeli bir bölgeye giriyorsun. daha fazla inandýrmaya çalýþmanýn bir anlamý olamazdý. Bunun için de bir daha konuyu açmama kararý aldým. Ancak, bu direnç ve eleþtiri karþýsýnda daha somut ve daha elle tutulur kaynaklardan kanýtlar toplamam gerekiyordu. Kendi deneyimlerimi destekleyebilecek bilimsel araþtýrmalardan faydalandýðým taktirde arkadaþlarýmýn bu konuyu daha kolay kabul edebileceklerini düþünüyordum. Bu konuda gerçekten TEHLÝKELÝ BÖLGE Hiç kimse bu düþüncelerle Cathy kadar heyecanlanmamýþtý. Geçmiþ yaþam regresyonlarýyla ilgili deneyimlerimi anlattýðým diðer arkadaþlarým onun kadar alýcý olamamýþlardý. Bazýlarý enkarnasyonun mümkün olabileceði düþüncesinden hoþlanmýþ ve yaþamdaki eþitsizliklerin en iyi açýklamasýnýn karma teorisi olduðuna dair hemfikir olduklarýný söylemiþlerdi. Ancak, geçmiþ yaþamdan getirdiðim rahatsýzlýklarýmý nasýl tedavi ettiðimi ve özellikle çocuklarýmýn da dahil olduðu bazý olaylarý þüphecilikle dinledik- Dr. Wambach bir baþka zamanda ve bir baþka bedende olmanýn þaþmaz duygusunu yaþadýðý o gün, derin bir þekilde sarsýlmýþ ve etkilenmiþti. Oradan geri dönemeyebilirsin de. Aman dikkat et!" diye beni uyarmýþtý. Bu kiþilere, ilgilendiðim konunun benim için gerçekten bir anlam ifade ettiðini ve hayatým boyunca sormuþ olduðum sorulara cevap verdiðini söylemeye çalýþtým. Sonra da: "Dahasý, ben kendimi daha iyi hissediyorum ve çocuklarým da artýk çok iyi" dedim. Bu arkadaþýmý bana yardýmcý olabilecek bilimsel bir kitaba ihtiyacým vardý. Çocuklarýn geçmiþ hayatlarýyla ilgili mutlaka birkaç kitap vardýr diye düþünüyordum. Üniversite dereceleri olan kiþiler, yaþadýðým olaylarla ilgili yaptýðým keþifler üzerinde düþünmüþ, araþtýrmýþ ve yazmýþ olmalýydýlar. Bunlar kimdiler ve ben onlarý nasýl bulacaktým? SEVGÝ DÜNYASI DÖRDÜNCÜ BÖLÜM ÖLÜM ANI Bitirilmemiþ Ýþler Anýlarý Hýzlandýrýr Araþtýrmama, Steve'in bir yýl önce benim için gittiði yerel kütüphanenin din ve felsefe raflarýný inceleyerek baþladým. Ancak bu eski yayýnlara göz atmak, oldukça sýkýcý ve sonuçsuz geldiði gibi raflarda biriken tozlar yüzünden sürekli hapþýrmak zorunda kaldým. Geçmiþ hayatlarý hatýrlamanýn bu hayattaki rahatsýzlýklarý tedavi edebildiðine dair hiçbir bilimsel yayýna rastlamamýþtým. Belki de daha yeni yazýlmýþ olan bir kitap imdadýma yetiþebilirdi. Ertesi gün, Chase'i de yanýma alarak Asheville'in merkezindeki eklektik kitaplar satan bir kitapçýya gittim. Chase kitapçýnýn çocuklar bölümünde oturmayý kabul edince, Astroloji ve Budizm arasýnda bir yere sýkýþmýþ olan reenkarnasyon ve mistisisizm hakkýndaki kitaplarýn içine daldým. Fiore, Sutphen, Wambach ve Moody tarafýndan yazýlmýþ olan kitaplara þöyle bir göz gezdirdim. 27 Bu arada Chase'in oturmaktan sýkýldýðý için küçük bir kýzla raflarýn arasýnda saklambaç oynadýðýný fark ettim. Heyecanlý seslerini ve koþuþturmalarýný iþitmemle bir þeylerin yere düþüp kýrýldýðýný görmem arasýnda en fazla bir kaç saniye geçmiþti. Bu nedenle Fiore, Wambach ve Moody'nin kitaplarýndan hangilerini bulduysam satýn alarak hemen eve dönmek üzere yola koyulduk. Dr. Wambach ve Dört Diþli Çatalýn Hikayesi Dr. Helen Wambach'in: "Geçmiþ Yaþamlarý Yeniden Yaþamak" isimli kitabý, aradýðým tüm objektif kanýtlarýn bulunduðu bir kitap olmuþtu benim için. Yazar, geçmiþ yaþam anýlarýnýn gerçek olduklarýný kanýtlayabilmek için ustaca bir deney geliþtirmiþti. Ancak Dr. Helen Wambach bir geçmiþ yaþam araþtýrmacýsý olarak yola koyulmamýþtý. Klasik psikoloji okumuþ bir bilim kadýnýydý. Bu olaðanüstü konuyla ilgilenmesi New Jersey'deki Quaker Müzesini ziyareti sýrasýnda aniden yaþadýðý bir Deja Vu deneyimine cevaplar aramasýyla baþlamýþtý. Bu eski binanýn merdivenlerini týrmanýrken, kendisinin baþka bir zamanda ve baþka yerde olduðuna dair belirgin bir his yaþamýþtý. Yazar bu deneyimini þöyle anlatýyordu: "Küçük kütüphane odasýna girdim ve otomatik olarak kitap raflarýna doðru yönlendim. Belli bir kitabý arýyordum ve nitekim de onu buldum ve aldým. Bunun kendi kitabým olduðunu biliyordum. Ve sayfalara bakarken içsel gözümün önüne bir sahne geldi. Bir katýrýn üzerinde yol alýyordum. Bu kitap, eðerin üzerinde, önümde duruyordu. Güneþ sýrtýmý yakýyordu ve giysilerim beni kaþýndýrýyordu. Eðerin üzerinde otururken katýrýn hareket ettiðini hissediyordum. Önümde açýlmýþ olan kitaba dalmýþtým. Sayfalarý çevirmeden içinde neler yazýlý olduðunu önceden biliyordum sanki." Dr. Wambach bir baþka zamanda ve bir baþka bedende olmanýn þaþmaz duygusunu yaþadýðý o gün, derin bir þekilde sarsýlmýþ ve etkilenmiþti. (Gelecek Ay: Konumuza kaldýðýmýz yerden devam edeceðiz) 28 SEVGÝ DÜNYASI kanserin penceresinden bir yaþam sentezi - II geçmiþle baðlantýlar Av. Özer Baysaling. Sayýn Sevgi Dünyasý Okurlarý, Deðerli dostum Sayýn Ahmet Kayserilioðlu Beyefendi geçirdiðim kanser hastalýðý sebebiyle, bu konudaki duygu ve deneyimlerimi dergide tefrika halinde, bütün açýklýðýyla yazmamý ve bunlarý sizlerle paylaþmamý önerdi. Ben de layýk olabilirsem, bu teklifi onur kabul ettim. Yaþamýn acý gerçekleri arasýnda olan böylesine bir hastalýðý hiç kimsenin yaþamamasýný dilerim. Ancak sadece kanserliler deðil, onlara bakanlar veya empati ile yaklaþanlar açýsýndan okuyanlara bir nebze olsun faydalý olabilirsem amaca ulaþmýþ olacaðým. Bu vesileyle, tüm okurlara saðlýklý günler dilerim, sevgi ve saygýlarýmla. SEVGÝ DÜNYASI Sene 1967. Bir gece aðabeyimin Göztepe'de tren yolu kenarýndaki evinde, babamla konuþuyorduk. Benim Nejla Ateþ'le seneler süren beraberliðimi tasvip etmiyordu. Nejla'nýn benden on dört yaþ büyük oluþu, Amerika'daki hiçbir Türk sanatçýsýnýn ulaþamadýðý ününe raðmen, dans sanatçýsý olmasý babamý çok rahatsýz ediyordu. Ben alttan almama raðmen babam gittikçe sinirlenerek aðýr sözler söylüyordu. "Ayrýlmazsan o kadýný öldüreceðim, bu güne kadar kim bilir kimlerle!?.. vs..." diyerek, yüklendikçe yükleniyordu. Benim için kahredici bir durumdu. Kalkýp kaçarcasýna evden dýþarý çýktým. Tren yolu kenarýnda yürüyordum. Her yer zifiri karanlýktý. Nejla'yla oturduðumuz ev tahta tren yolu köprüsünün öteki tarafýndaydý. Arka odada ýþýk yanýyordu. Nejla olanlardan habersiz dikiþ dikiyordu... Neden iliþkimiz bu kadar aþaðýlanýyordu? Dayanacak halim kalmamýþtý... O an ölmek istiyordum... O sýrada karþýdan karanlýklarý ve sessizliði yara yara kara tren geliyordu. Bilinçsize raylarýn üstüne çýktým. Ayaðýmýn altýndaki raylarýn gittikçe artan titreþimlerinden trenin daha da yaklaþtýðýný hissediyordum. Bir anda... evet bir anda her þey bitecekti... Trenle aramýzdaki mesafe gittikçe kýsalýyordu... Saniyeler kalmýþtý. O an aniden simsiyah, koca bir köpek müthiþ bir havlamayla üstüme 29 saldýrdý. Gene bilinçsizce ve gayri ihtiyari köpekten kurtulmak isterken, tekme salladým. Bu arada insiyaki olarak kendimi rayýn diðer tarafýna atmýþým. Her þey bir anlýktý... Kara tren büyük bir hýzla ve gümbürtüyle, çok yakýnýmdan geçti, rüzgarýný yüzümde hissettim... Vücudum adrenalin çýkarmýþ kendime gelmiþtim. Ne garip, yaþam ve ölüm saliselere baðlýydý. Tren geçtikten sonra, birkaç adým daha çekilip karþýya baktým... Kara köpek de bana bakýyor ama artýk havlamýyordu!.. Demek bu ve buna benzer durumlarda ölümü arzuladýðýmýz anlar da oluyordu. Peki þimdi bu periþanlýðým nedendi. Ayrýca bir saniye sonramýzýn bile güvencesi yokken!.. Ne kadar ümidimi yitirmemeye çalýþsam da, Nejla'nýn karaciðer ve baðýrsak kanserinden çektiði 30 ýstýraplarý ve adým adým ölüme gidiþini çok yakýndan yaþamýþ olmam beni olumsuz yönde etkiliyordu. Ben de onun gibi mi ölecektim. Ölüm böyleyse, çok acýydý. O günleri çok iyi hatýrlýyordum: ÝLK EÞÝMÝN KANSERDEN ÖLÜME GÝDÝÞÝ Nejla gün be gün çöküyor, acýlar içinde kývranýyordu. Eskiden bir kuðu gibi süzülen, yýlan gibi kývrýlan vücudundaki, bugün hangi damara girilse, dokunan iðne damarý patlatýyordu. Kan sevki almak için önce Okmeydaný'na, oradan Beyoðlu'ndaki yazýhaneme, sonra da Çapa'daki "Kan Merkezi"ne gidiyordum. Ekseriya da makattan gelen kanamayla, getirdiðim kan bir anda yok olup gidiyordu. Tam bir fasit daire. Herkesin danslarýnda hayran kaldýðý göbeði ise, eski bir bavulun fermuarlý yüzü gibi paramparça ameliyat izlerini taþýyordu. Nejla'yý, durumu kötüleþtikçe, eskimiþ bir sepet gibi Göztepe SSK'ya taþýyorum. Hastane bir rezalet. Anababa günü gibi kalabalýk, pislik içindeki sedyelerde yatýyor. Gözümün içine bakýyor. Medet arar gibi yalvarýrcasýna... Taþýyamýyorum o bakýþlardaki hüznü. Hep kaçýrýyorum gözlerimi, pýnarlarýnda dolan yaþlarla, ümitsizliðimi ona hissettirmemek için... Nerede o, Kazablanka Gazinosunda SEVGÝ DÜNYASI ilk karþýlaþtýðýmýz gün, rastlaþan bakýþlarýmýzdaki, lazer gibi keskin, ýþýk huzmeleri... Nerede o heyecan... Sedyedeki bu bedende mi tattým ben, aþkýn yüce duygularýný ve heyecaný!.. Hey gidi fani dünya!.. Kör talih korkunç karanlýðýyla çökmüþtü üzerimize. Acýlý bir güçtü hayat. Ölüm ise; bazen hiç beklemediðin anda gelip biten, bazen geleceðini bildiðin halde, bekleten, zalim bir bilinmez. Ýçimizi de kavuran acý bir yaz geçirdik. Sonbahar bütün hüznüyle geldi çattý. Kasvetli yazýn kuruttuðu yapraklar dökülüyordu. 1995 senesi 19 Eylül sabaha doðru, birden ezan sesiyle uyandým... Yatak odasýndan günlerdir iþittiðim inilti sesi gelmiyordu... Kendimi ebedi bir sessizliðe gömülmüþ gibi hissettim. Korku ve endiþeyle fýrlayýp hýzla içeriye koþtum. Her þey bitmiþti... Günlerdir ve bütün gece, ýstýraplar içinde kývranmýþtý. Ýnliyor ve dalmadan önce alýnan son derin nefes gibi fýsýltýyla, "Hakkýný helal et" diyordu. Hafif çekik, Tatar güzeli gözlerindeki pýrýltý, artýk yok olmuþ, yüzünü, baþka hiçbir umudu olmadan ölümü aramaya giden birinin acý ümitsizliði sarmýþtý. Gene de bekley- SEVGÝ DÜNYASI Küçükken, Cerrahpaþa Hastanesinin gasilhanesine (ölülerin konduðu yer) bakan konakta otururken, her gün sayýsýz cenaze geçerdi önümüzden. Çoðu zaman da arsada oyun oynarken, ölü yýkayýcýsý bizi çaðýrýr ve yýkanan cesetleri, cenaze arabasýna taþýmamýzý isterdi. O küçük yaþlarýmýzda gasilhanenin içine girerdik. Ýçeride taþlar üzerinde bekletilen ölülerin, cansýz yatan, renkleri sarýya, mora kaçmýþ cesetlerini görürdük. Hareketsiz ve sabit bakýþlarla öylece yatarlardý. Dokunduðumuz zaman soðumuþ bedenlerinin cansýzlýðýný hissederdik.. Bu yüzden, daha o küçücük çocukluk yýllarýmda, ölümün acýsýný yakýndan tanýr, ölümün anlamsýzlýklarýný yaþardým. Bu yaþamýn, sadece ölümlü olduðunu, sevgi ve insanlýktan baþka hiçbir þeyin deðeri olmadýðýný, daha o yaþlarda farkýnda olmadan öðreniyordum. Ayrýca, semtimiz eski mezarlýklarla doluydu. Tanrýya uzanan eller gibi, göðe yükselen taþlar, aðaçlar, kabirler, etraftaki camiler, bütün eskimiþlikler, gizli bir bütünlük içinde, duyamadýðým ilahi bir fýsýltý ile konuþuyorlar gibi gelirdi bana. Bu yüzden, ölümün fýsýltýsýný hayatým boyunca hep hissettim. 31 erek, bir türlü gelmeyen ölüm, beklemeden gelenden çok daha beter gibiydi. 1995 senesi 19 Eylül sabaha doðru, birden ezan sesiyle uyandým... Yatak odasýndan günlerdir iþittiðim inilti sesi gelmiyordu... Kendimi ebedi bir sessizliðe gömülmüþ gibi hissettim. Korku ve endiþeyle fýrlayýp hýzla içeriye koþtum. Her þey bitmiþti... Bana ait sevgisini ve benden evvelki yaþamýnýn sýrlarýný birlikte götürerek artýk sessiz ve ebedi bir uykuya dalmýþ ve bir daha hiç uyanmayacaktý!.. Demek böyleydi ölüm!!. "Sevgi miydi devrilen, sönmüþ volkanýn içine?" Neruda böyle açýklar gidiþleri. Simsiyah aðzýný açmýþ mezara girip, onu çukurun dibine yatýrarak, üstünü toprakla örttüm. Allahým insanlar nereden geliyor, nerelere gidiyorlardý? Onunla otuz sene sonsuz okyanuslara açýlmýþ, yaþamýn musikisini, beraber dinlemiþtik. Doðumdan sonraki, ölümden önceki farklýlýðý birlikte hissetmiþtik. Ölümünden sonraki musikiyi dinlemek ise þimdi bana kalmýþtý... Ýliklerimi ürperten müthiþ bir yalnýzlýk hissi içinde eve döndüm. Sanki görünmez bir ruh halinde, duvarlardan süzülüp geçtiðini, etrafýmda dolaþtýðýný hissediyordum. Baþka alemden, gittiði yerden, bana sesleniyor gibi, gaipten sesler alýyordum. 32 Zaten ölümünün hazin gölgesi hep üstümde olacak, ruhu hep etrafýmda dolaþacaktý. Yaþadýðým sürece, bulunduðum her yerde, o kederli ruhu taþýyacaktým. Ürkerek yatak odasýna girdim. Açýk duran sandýktaki, ona ait mecmua, gazete ve resimler, yaþanýp yok olmuþ bir hayatýn, fýrlatýlýp atýlmýþlýðý gibi, sararmýþ yapraklar halinde, tozlu küf kokusuyla darmadaðýnýk duruyor ve canlýymýþçasýna gülümseyerek bana bakýyorlardý sanki. Masanýn üstünde, içinde ikimizin resmi olan "Kur’an" lý kolyesi duruyordu. Onu ölünceye dek hep boynunda taþýmýþtý. Þimdi ise o kolye; okyanuslarda yol alýrken, fýrtýnaya tutulup, batýp yok olan geminin, sahildeki kayalýklara vurmuþ pusulasý gibi, bana ölümün acý yönünü gösteriyordu. Gece bütün kasvetiyle çöküyordu. Uyuyabilmek için, etkili dozlarda uyku haplarý aldým. Birlikte yattýðýmýz ve bir gece evvel de ruhunu teslim ettiði yataða baktým. O yataða ya þimdi girecek, ya da hiç giremeyecektim... Periþan ve bitkin bir vaziyette, son kalan gücümle yataða uzandým ve kendimden geçtim... Belki ölüm de böyle uyur gibi kendinden geçmeydi esasýnda!.. Kanserle ilgili baþýmdan geçen eski deneyimler bende olumsuz etki yapýyor ve psikolojik sýkýntýlarýmýn mislilerce katlanmasýna neden oluyordu. Ben de benzer periþanlýklar ve SEVGÝ DÜNYASI Günseliyle birlikteliðimiz tam beþ sene oldu. Ama sanki tüm ömrümüz boyunca birlikte gibiyiz. Ýki sene evvel, büyük ümitlerle cennet Turgutreis'te bir yazlýk aldýk. Birlikte orada nice yýllar geçireceðimizin hayallerini kurduk. Bahçeye barfiks yapmýþ, halterlerimi götürmüþtüm. Allahým bahçede spor yapmak ne güzeldi. Ýþe gitmeden günü geçirmek. Bol bol kitap okuyor, denize girip güneþleniyorduk. El ele tutuþup sahilde dolaþýyor, balýkçý kahvelerinde çay içiyorduk. Önümüzde kuðu gibi süzülen yelkenlerin yarýþlarýný seyrediyorduk. Bodrum'daki yaz konserlerine gidiyorduk. Gece balkondan, karþýmýzdaki "Kos" adasýnýn ýþýklarýna bakarak hayallere dalýyorduk. Ay ýþýðýnda þarkýlar söylüyorduk. SEVGÝ DÜNYASI acýlardan sonra, etrafýma da eziyetler vererek öyle mi ebedi yolculuða çýkacaðým? Onca insaný, üzüntüyü, olayý taþýyan bedenimle bu defa etrafa yük getirmek... Ölümden de beter... Yoksa yaþam kýsýr bir döngü müydü? Yoksa bir karma mý? Sebep sonuç iliþkisi mi? Þimdi ayni acýlarý ve sýkýntýlarý ben de eþim Günseli'ye mi çektireceðim?!.. Benim baþýmda da fedakar bir eþ olarak Günseli'nin bulunmasý, onun da benim için çýrpýnacak olmasý Tanrýnýn bana sunduðu bir nimetti þüphesiz... Hasta yakýnýnýn ve özellikle eþin, hastaya karþý tutumu apayrý bir olaydý. Derin bir kültür, sabýr, bilgi ve gayret gerektiriyordu. Hastalýðýn mahiyetini öðrenmek, paylaþým, dinlemek, empati ile yaklaþým, sevgi, gerçeði olduðu gibi karþýlamak vs. ve bütün bunlarýn arasýnda aðýr koþuþturmalar kolay iþ deðildi. 33 lim içinde birçok þeye daðýlarak çalýþýp koþuþturmalar, insanlara çok önem vererek "acaba ne derler" endiþesiyle yaþamak, aþýrý duygusallýðým, bunun sonucu da beklentilerden doðan kýrýlganlýðým olarak özetlenebilir. Aþk, sevgi ve arzular gibi acýlar da insaný geliþtiriyor. Hatta en etkilisi. NEDEN ARAYIÞLARI Kanser neden baþýma gelmiþti!? Çoðu zaman "Neden ben" diye düþünürken, dostlarýmýn þüpheyle bana yönelttiði "Doping ilaçlarý kullandýnýz mý?" sorularýndan da çok rahatsýz oluyordum. Ancak ben kesinlikle doping türü ilaçlar kullanmadým. Diðer taraftan bana yaþamýmda en çok yük getiren þeyler arasýnda geri- Ýnsan acý çekerken daha iyi görüyor ve idraki açýlýyor. Bu yüzden acýlarýmý içime atýp, hep sessiz çekmeyi yeðledim. Kanserde bile. Böylece içsel geliþmemi en derinden SEVGÝ DÜNYASI hissettim. Bu acýlarýn iyi ve rahat taþýndýðý anlamýna gelmemeli. Acýlarýn ruhsal geliþme saðlamasýna karþý, vücudun kimyasýný da bozduðu ve saðlýðý olumsuz yönde etkilediði bir gerçek. Esasýnda "Yaþama Sanatýný" çok az biliyoruz. Ancak burada, deðinmeden geçemeyeceðim bir ayrýntý da, yaþamým boyunca bedenimde taþýdýðým yüksek enerji ve potansiyelin bana büyük yükler getirmiþ olmasýdýr. Onu bastýrmak için sporu çok aðýr dozlarda yaptým ve günlük hayatýmda bilinçsiz þekilde kendimi hýrpalayarak bu kudreti gereksiz þekilde dengelemeye çalýþtým. Bu güç, sanki bedenimde yüzlerce hassas anten ve aletler varmýþçasýna kainatýn derinliklerine kadar ve bütün her þeyde ayrýntýlarý algýlayabilme farklýlýðý saðladýysa da, en ufak bir arýzada tüm sistemimi çökertecek kadar olumsuzluklara da neden oluyordu. Bunun da beni çok yorduðunu zannediyorum. Halbuki bu enerjimi ve duygularýmý kendime yük getirecek þekilde deðil, yaþamýn itici gücü olarak kullanabilirdim. Bu arada hayatýmda incir çekirdeðini doldurmayacak ne çok þeye üzüldüðümü, hatta ne boþ þeyler peþinde koþtuðumu þimdi hayýfla- narak düþünüyorum. Tefekkür yaptýðýmý zannederken, fani yaþamýn ölümlü olduðunu ve tanrýsal mesajlarýn ibret verici hatýrlatýcýlýðýný gözden kaçýrýp ne gereksiz þeyler yapmýþým. Buna raðmen sporun getirdiði bilinçlenmenin de yardýmýyla, saðlýðýma ve beslenmeme dikkat etmeye çalýþtým. Hiç sigara içmedim. Ýçkiyi makul ölçülerde aldým... Gerçi gençlik yýllarýnda saðlýðý pek düþünmeden neler yapýyor insan. Son senelerde ise tam tersi, her þeyi abartarak dikkatli yaþamaya çalýþtým. "Onu yeme zararlý, bunu yapma öldürür, þunlar kalp yapar.." kabilinden, bilimsel tavsiyelerinde etkisinde kalarak saðlýðýma özen gösterdim. Sonunda kansere yakalandým!.. Halbuki çok aþýrýya kaçmamak þartýyla, insanýn birçok þeyden kendini kýsýtlamasý da yaþamýný baþka bir esarete sokuyormuþ. Þimdi zararlý da olsa birçok þeyi arada sýrada yiyebilmenin ve yapabilmenin özlemini çekiyorum. Kanser hastalýðý son derece güçlü bir öðretici tecrübe. Ancak bazen öðretici tecrübeler ölümle de son bulabiliyor... Sonuçta, kanserin kesin nedenini bilmeye imkan yok... Esasýnda kullanýlabildiði taktirde beynimizde müthiþ bir sistem oluþuyor. Bir yandan ölümden korkarken, diðer taraftan bu koruyucu sistem öne geçip size hiç ölmeyecekmiþ gibi bir yaþam gücü de veriyor... SEVGÝ DÜNYASI ÝLK ETEPTA NE YAPABÝLÝRÝM? Bu durumda ne yapabilirim diye düþünüyorum. Öncelikle meþguliyet bana en etkili oyalayýcý ve tedavi unsuru oluyor. Hastalýðý bir an için ya unutturuyor, ya da yaþamýmýn odak noktasý olmaktan çýkarýyor. Her an etrafýmý gözlemlemek de beni meþgul ediyor. Saðlýklý olanlar, gördüðüm ayrýntýlara þaþýrýyorlar. Güçlüyü oynamak deðil, güçlü olmaya çalýþýyorum. Kanser üzerinde düþündükçe, görünmez bir ruh gibi sinsice, yirmi dört saatinizi ele geçirip sizi esir alýyor. Buna meydan vermemek gerekiyor. Korkuyla beklemenin anlamý yok. Yýkýlmadan inanarak sabýr çok þeyi yeniyor ve dayanma gücü veriyor. Sabrý ataletle 35 karýþtýrmamak lazým. Direndikçe korku daha da artýyor. Kabullendikçe korku azalýyor. Bunun için de; paylaþým, kendine güven, sevgi, ümit, meþguliyet, iyimserlik, baþkalarýyla ilgilenmek, anýnýza yoðunlaþmak, tatlý hayaller vs. çok önemli unsurlar. Durum el verdiðince bunlara yönelerek, olumlu gücünden faydalanmak gerekiyor. Son senelerde geliþen týp bu kötü hastalýðý yenenlerin örnekleriyle dolu... Ben de, benden daha kötü durumda olanlarý düþünüp kendime teselli paylarý çýkarmaya çalýþýrken, bu tür hastalýðý yenenleri örnek alýp mücadele edeceðim... En kötü durumlarda bile belirli ölçüde yaþamý uzatan tedaviler geliþti. Kurbaný oynamak ve teslim olmak en kolay yol. Ben zoru oynayacaðým. Gelecek ay: Tedaviye baþlama ve kitap yazm SEVGÝ DÜNYASI 36 ameliyat, kemoterapi ve radyasyon tedavilerinin dýþýnda kansere karþý kullanýlan bir metod Simonton Metodu Dr. O. Carl Simonton, psikolojik onkoloji alanýnda yaptýðý araþtýrmalar ve baþkalarýna da yol gösteren içgörüleriyle uluslararasý düzeyde tanýnmýþ bir onkolog, yazar ve konuþmacýdýr. Oregon Týp Okulundan mezun olduktan sonra radyasyon onkolojisi dalýnda üç yýl ihtisas yapmýþtýr. Bu zaman zarfýnda kanser hastalarýna duygusal destek saðlayabilmek amacýyla bir yöntem geliþtirmiþtir. Dr. Simonton'un bu yaklaþýmýna göre, kiþinin zihinsel durumu kanseri yenebilmesinde etken rol oynamaktadýr. Dr. Simonton bu yöntemi ilk kez, Travis Hava Kuvvetleri Üssünde Radyasyon Terapisi gören hastalar üzerinde uygulamýþtýr. Bu, kanser tedavisinde kullanýlan ilk sistematik soyut müdahale olup, 1973 yýlýnda Amerikan Halk Saðlýðý Hizmet kurumunca da onaylanmýþtýr. Dr. Simonton'un 1974-81 yýllarý arasýnda yürüttüðü bir pilot proje, bu tarz bir tedavi neticesinde hayatta kalma süresinin arttýðýný ve hayat kalitesinin yükseldiðini göstermiþtir. Simonton Simonton’un çalýþmalarýný topladýðý "Yeniden Ýyileþmek" "Þifa Yolculuðu" adlý iki kitabý "Ýyi Olmak Ýçin Kendinize Yapacaðýnýz Telkinler" konulu video filmi vardýr. SEVGÝ DÜNYASI yaptýðý çalýþmalarý: "Yeniden Ýyileþmek" ve "Þifa Yolculuðu" isimli iki önemli kitapta toplamýþtýr. Dr. Simonton, Kaliforniya'da kendi adýný taþýyan bir merkezin müdürlüðünü yapmaktadýr. Burada kanser hastalarýna sevdikleriyle beraber iyileþme programlarý uygulanmaktadýr. Simonton'un uyguladýðý bu metod son zamanlarda Almanya, Polonya, Japonya ve Ýsviçre'de de kabul görmeye baþlamýþtýr. Simonton bu ülkelere ziyaret yaparak, oradaki hekimlere eðitici kurslar vermektedir. Dr. Simonton, Touchstar tarafýndan hazýrlanan "Ýyi Olmak Ýçin Kendinize Yapacaðýnýz Telkinler" konulu video filmiyle, 1997 yýlýnýn Kasým ayýnda Amerikan Týp Birliði tarafýndan onurlandýrýlmýþtýr. Bu video filmi Amerika'daki her hastanede kullanýlmaktadýr. Dr. Simonton orijinal çalýþmalarýný daha da ileriye götürerek hayatlarýnýn farklý noktalarýna gelmiþ olan bireylerin ihtiyaçlarýný karþýlayabilecek programlar geliþtirmektedir. Pediatrinin uygulama alanlarýnda ve düþkünlerevinde kullanýlmak üzere temel öðretilerini konu alan çalýþmalarýna devam etmektedir. Kanser programýnýn bir parçasý olarak, müziðin þifa verici tesirlerini de kullanmayý arzu eden Dr. Simonton, davul çalmanýn psikonörüimmunolojik etkilerini test etmek üzere yapýlan bir araþtýrmada (fonla desteklenen bir araþtýrma) yardýmcý olma görevini de üstlenmiþtir. Dünya çapýnda yaptýðý sayýsýz sunum ve medyanýn önde gelen kuruluþlarýyla yaptýðý röportajlarla hastalarýn þifa yolculuklarýný ümit ve ilhamla yapmalarýný saðlayarak onlarýn fiziksel güçlerini arttýrmalarýna yardýmcý olmaktadýr. Simonton'un öncü yaklaþýmý ameliyat, kemoterapi ve radyasyon tedavilerinin dýþýnda kansere karþý kullandýðýmýz dördüncü metod haline gelmiþtir. SEVGÝ DÜNYASI 38 Simonton Metodu ile Düþünce Kontrolü Ýrem Ayral ile söyleþi Nihal Gürsoy Hasta Programý Simonton Kanser Hastasý Programý, kanser hastalarýnýn tedavilerinde Dr.Simonton'un öncülük yaparak baþarýyla uyguladýðý duygusal müdahale ve destek modeli üzerine kurulmuþtur. Bu yaklaþým, inançlarýn, duygularýn, tutumlarýn ve yaþam tarzlarýnýn saðlýðý etkileyen önemli faktörler olduklarý görüþünden türemiþtir. Program, hasta ve refakatçisi için, 5 gün süren eðitsel nitelikli psikoterapi seanslarýndan oluþmaktadýr. Bu seanslar, öðrenmeye ve olumlu bir deðiþim yaratmaya son derece uygun bir destekleyici ve güvenli atmosfer içersinde yapýlmaktadýr. Program, inançlarýn ve inanç sistemlerinin etkileri üzerinde odaklanmaktadýr. Katýlýmcýlar saðlýklarýný geliþtirmek amacýyla hayatlarýný zenginleþtirecek teknikleri öðrenmenin dýþýnda, danýþmanlýk hizmeti almakta ve gevþeme ve zihinsel imgeleme (yaratýcý düþünce) egzersizleri yapmaktadýrlar. Bunlara ilaveten, hastalanmalarýna neden olan kýrýlganlýk, stres ve diðer faktörlerin önemini araþtýrmaktadýrlar. Hastalýðýn yeniden nüksetmesi ve ölüm konularý da ayrýca incelenmektedir. Bu konularý, gruplar içinde yaptýklarý çalýþmalarla inceleyen hastalar öðrendikleri yöntemleri günlük hayatlarýnda kullanabilir hale gelmektedirler. SEVGÝ DÜNYASI Nihal Gürsoy- Ýrem Haným, Psikonöroimunoloji'ye dayalý Simonton Metodu'nun Türkiye'de tanýnýp yayýlmasý için çalýþtýðýnýzý söylüyorsunuz. Bu metod hakkýnda bizi bilgilendirebilir misiniz? Ýrem Ayral - Ýlk olarak, Robert Ader ve Nicholas Cohen tarafýndan Rochester Üniversitesi'nde 1975 yýlýnda 39 Zihnin vücudu, vücudun zihni etkilediði artýk herkes tarafýndan bilinmektedir. Kiþiliðimizin ve davranýþlarýmýzýn saðlýðýmýz ve kendimizi iyi hissetmemizle doðrudan iliþkili olduðu bilim tarafýndan da kanýtlanmýþtýr. Doktorlar, hastalar üzerinde ki gözlem ve araþtýrmalarý ile onlarýn zihinsel tutum ve düþüncelerinin Zihnin vücudu, vücudun zihni etkilediði artýk herkes tarafýndan bilinmektedir. Kiþiliðimizin ve davranýþlarýmýzýn saðlýðýmýz ve kendimizi iyi hissetmemizle doðrudan iliþkili olduðu bilim tarafýndan da kanýtlanmýþtýr. ortaya konulan bir metod. Hayatta kalmamýzýn tek nedeni, çok çeþitli durumlara uyum göstererek tepkiler vermemizi saðlayan biyolojik ve psikolojik program ve mekanizmalarla donatýlmýþ olmamýzdýr. Bu uyum öyle güçlüdür ki risk her zaman hastalýkla sonuçlanmaz bile. hastalýðýn gidiþatýyla yakýndan ilgili olduðunu vurgulamaktadýrlar. Bizde sýkýntýya ve strese neden olan; olaylar deðil, bizim onlara bakýþ açýmýzdýr. Bir olayý iki ayrý insan tamamen farklý algýlayabilir. Günlük yaþantýmýzda gösterdiðimiz reaksiyonlarýn, kendimize içimizde yaptýðýmýz yýkýmlarýn, çektiðimiz acýlarýn tek sorumlusu bize bu hisleri yaþatan salgýlarýn aktive olmasýný saðlayan düþünce kalýplarýmýzdýr. Salgýlar, olaylar karþýsýndaki algýlamalarýmýzýn bir sonucudur. Vücut kimyasýndaki deðiþiklikler ise bizim ruh halimizi oluþturur. Keyifli anlar yaþayan kiþilerden alýnan kan örneklerinde; kendimizi iyi hissetmemize neden olan beta-endorfin grubu nöropeptidlerin daha yüksek çýktýðý, baðýþýklýk sistemimizi güçlendiren büyüme hormonunun da yükselmiþ olduðu, stres sýrasýnda salgýlarýn cortisol ve epinephrine seviyelerinin düþtüðü gözlemlenmiþtir. Ýnançlarýmýzýn biyolojimizi salgýlar yolu ve nöropeptidler aracýlýðýyla etkilediðine artýk aþinayýz. Ancak önemli olan bu inançlarýmýzý kendi saðlýk ve mutluluðumuzu öne alarak deðiþtirmeyi saðlamaktýr. Bunu baþarmak SEVGÝ DÜNYASI 40 mümkündür. Fransa bisiklet þampiyonu Lance Armstrong gibi çok aðýr hattâ ümitsiz gibi görünen hastalarýn, hastalýklarýný bu sayede tamamen yendiklerini biliyoruz. NG - Yaþamý seven, pozitif düþünen insanlarýn hastalýklarý daha kolay yenebildiðine kimi zaman hepimiz þahit olabiliyoruz. Bunun bir tesadüf olmadýðý yapýlan klinik çalýþmalarla da ispat edilmiþ durumda. Psikonöroimunoloji alanýndaki araþtýrmalar, farklý duygusal deneyimler esnasýnda farklý kimyasal maddelerin salgýlandýðýný ortaya koyuyor. Bu kimyasal maddeler baðýþýklýk hücresinin yüzeyindeki alýcýlara baðlanarak hücrenin bünyeyi koruma kabiliyetini artýrma ya da azaltma yeteneðine sahip. Bu sebeple yýkýcý duygular baðýþýklýk sistemini zayýflatýrken, yapýcý duygular bunu güçlendiriyor. Depresif reaksiyonla ve hayatýmýzdaki deðiþikliklere verilen olumsuz tepkilerin ise hücre etkinliðini düþürdüðü "San ÝREM AYRAL KÝMDÝR? 1953 yýlýnda Ýstanbul'da doðdu. Orta ve lise öðrenimini English High School'da, yüksek öðrenimini Fransa Grenoble Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirdi. 1976-1995 yýllarý arasýnda çeþitli firmalarda (American Express Bank, Manufacturer's, Hanover Bank) yöneticilik yaptý. Bu arada 1990 yýlýnda tamamlayýcý tedavi yöntemleri ve insan saðlýðýný etkileyen faktörler ile ilgili araþtýrmalara baþladý. Fransa'ya taþýnmasýyla tamamen bu konulara odaklandý. 1999 yýlýnda Dr. Claude Sabbah'ýn öðrencisi oldu. Dr. Christine Dieutegard ve Patrick Brastain ile de çalýþmalarýna devam ederken yeniçað týbbýnýn Fransa'daki yayýcýlarýndan olan Dr. Gerard Athias, Dr. Salamon Sellam, Chiristian Fleche ve Jacques Martel'in çalýþmalarýna eþlik etti. Halen Fransa'da bilimsel týp ve psikolojisinin birleþtirilerek týp fakültelerince de ders kapsamýna alýnan yeni ve 21 yy'ýn týbbý olarak kabul edilen "kendi kendini tedavi yöntemleri ve insan saðlýðýnýn temelleri ile biyolojik çözümleme" üzerine çalýþmalarýný sürdürüyor. Hastalýklarýn oluþumlarýný içeren konularda týp uzmanlarý, hasta ve yakýnlarý ile bu konuda bilinçlenmek isteyen kiþilere Türkiye'de seminerler ve konferanslar veriyor. Ayrýca teþhis konmuþ vakalarda hastalýðýn aþýlmasýnda en önemli faktörlerden biri olarak kabul edilen "hastanýn kendine ve bedenine olan inancýnýn kuvvetlendirilmesi" için bireysel terapi seanslarý veriyor. Dünya çapýnda ünlü, yaptýðý araþtýrmalarla Amerikan kanser cemiyetinin ödülünü alan Amerikalý onkolog Dr. Carl Simonton'un öðrencisi oldu. Psikonöroimunoloji'ye dayalý Simonton Metodu'nun Türkiye'de tanýnýp yayýlmasý için çalýþmaktadýr. SEVGÝ DÜNYASI Diego VAME'den Micheal Irusin'in" araþtýrma sonuçlarýnda yer alýyor. Lee Berk ve Stanley Tan'ýn araþtýrmalarý ise olumlu ve uyumlu bir ruh halinin doðal öldürücü hücrelerin sayýsýný ve etkinliðini artýrdýðýný ortaya çýkarmýþtýr. Böyle olunca, geriye bu ruh durumunu ve davranýþ etkinliðini nasýl baþaracaðýmýz konusu gündeme geliyor. Siz, bu konuda hangi metotlarý öneriyorsunuz? ÝA -Varlýðýnýn farkýnda olmayan, kapasitesinin farkýnda olmayan kiþi varlýðýný kaybetme endiþesi duyar. Öncelikle hastaya veya sorunu olan bireye kendi varlýðýný ve varlýðýnýn gücünü tanýtmak gerekiyor. Kendi bedenimizin ve bio kimyamýzýn mükemmelliðinin farkýna varmamýz nasýl bir teknolojinin üzerinde oturduðumuzu bilmemiz ve kullanmamýz gerekiyor. Bunun için önemli 41 basamaklardan biri, kendimize odaklanmak, dýþarýdaki baþka herhangi bir þeye deðil. Kendimizden ve gücümüzden yararlanmayý talep etmek. Paradigmalarýmýzý ve sýnýrlý inançlarýmýzý deðiþtirmek gerekiyor. Kendimizi birtakým kalýplar içine sokarsak önümüze sýnýr koyarýz ve akýþkan olamayýz. Çözüme odaklanarak ve inanarak eylem içinde olmalýyýz. NG - Bu "kendimize odaklanmak" cümlesini biraz açýklayabilir misiniz? Yöntem olarak nasýl kullanýyorsunuz? ÝA - Dýþarýdan içeriye doðru, merkeze kadar varabilmek. Kiþinin kendini tanýyabilmesi ve kendi güçlerini devreye sokabilmesi için gerekli olan süreç. Herkesin kendinin merkezi ve kendinden sorumlu olduðunu ama bütüne karþý da misyonunu yerine getirmek durumunda olduðunu öðrendiði bir süreç ve daha sonrasýnda da bir yaþama biçimi. Dýþýmýzda ve içimizde büyük bir düzen var, uyum içinde iþleyen bir düzen. Eðer içimizdeki düzenle, içinde olduðumuz düzen arasýnda bir uyumsuzluk veya çatýþma varsa hastalýk meydana geliyor. Kendinizi düþünün, hücrelerinizi; hepsi birbiriyle uyum içinde çalýþarak bütünü ayakta tutuyorlar. Biri veya bir grup hücre uyumsuz olarak çalýþmaya baþladýðýnda, doktorlar o hücreleri sizin genel saðlýðýnýz için almak zorundadýrlar. Çünkü bütünün akýþýný bozarlar. Bizler de, içinde bulunduðumuz evrenin bir parçasý olarak o SEVGÝ DÜNYASI 42 Her þey, her an oluþan yeni deðerlere göre yeniden þekillenir. Hiçbir þey sabit ve deterministlik kurallarla belirlenemez, deðiþim yeni kurallarý oluþturur. evrenin düzeniyle uyum içinde olmak zorundayýz. Evrenin de bedenimiz gibi muhteþem bir düzeni vardýr. Bizim fizik yasalar dediðimiz, bu ritim ve düzenin ta kendisidir. Doða olgularý arasýnda gözle görülmeyen ancak analizci ve bilimsel metot- larla fark edilebilen bir iletiþimdir bu. Bu mekanizma doðal bir hiyerarþi içinde iþlev görür. Amaç bozulan düzeni tekrar eski haline getirip týkanýklýðý açmaktýr, yani doðal akýþý ve iþlerliði tekrar saðlamaktýr. Aksi takdirde "kaos" olurdu ne evren, ne de bizler olamazdýk. Ýþe öncelikle bu bütünü ve bütünün birliðini anlatýp þuuru SEVGÝ DÜNYASI yükselterek, içinde bulunduðu sistemi idrak ettirerek baþlamak lâzým. Kuantum fizik bilinci, bugün bilim dünyasýna eski kalýplara baðlý bilincin yerine esnek, düzensizlik içinde bir düzen olduðunun ve hiçbir þeyin sabit olmadýðýnýn bilgisini getirmiþti. Her þey, her an oluþan yeni deðerlere göre yeniden þekillenir. Hiçbir þey sabit ve deterministlik kurallarla belirlenemez, deðiþim yeni kurallarý oluþturur. Bazý insanlar evrenin kurallarýna karþý sürekli direniyorlar. Kendi paradigmalarý doðrultusunda hareket ediyorlar. Kendi sistemlerini ve düzeni bozuyorlar. Ýþte o zaman hastalýk onlara bir þeylerin ters gittiðini ve düzelmesi gerektiðini anlatmaya çalýþýyor. Burada yeni bir þuur ve bilinçle deðiþim gerekiyor. Akýntýya karþý yüzmemek, evrenin akýþýyla birlikte yol almak gerekiyor. Evren bizim de deðiþimimiz ve 43 tekâmülümüz için sürekli olaylar hazýrlar. Ama bu olaylarý okuyabilmek çok önemli. Mevlâna'nýn çok güzel bir sözü vardýr. "Cahilin aynada gördüðünü, bilge kerpiçte görür" der. Bizler de hastaya bütün olarak bakmaya çalýþýyoruz. "Holistik Týp" veya "Global Bakýþ Açýsý" diyorlar laþabilmek için. Ama bunu karþýnýzdaki kiþinin durumuna göre uygun bir biçimde verebilmeniz gerekir. Tabii bu gerçeði tam olarak alabilecek durumdaysa. Kendisi için çok yararlý olur ama deðilse, deðiþim veya geliþiminin gereði bir biçimde anlatýlabilir. NG - Anladýðým Mevlâna'nýn çok güzel bir sözü vardýr. "Cahilin aynada gördüðünü, bilge kerpiçte görür" der. Bizler de hastaya bütün olarak bakmaya çalýþýyoruz. "Holistik Týp" veya "Global Bakýþ Açýsý" diyorlar buna. buna, aslýnda ruhun ve bedenin ihtiyaçlarýný tam olarak görebilmek için bakmak var burada. Sonra kiþiye özel tedaviyi bulabilmeniz ve uygulamanýz gerekir. NG - Öyleyse, Reenkarnasyon ve Tekâmül bilgisinin de devreye girdiðini anlýyorum sözlerinizden. ÝA - Elbette. Her þey geliþebilmek ve olgun- kadarýyla kiþiyi bütün olarak ele alabilmek için, yoðun ve derin bir iliþki gerekiyor. Bu her zaman saðlanabiliyor mu? ÝA - Öncelikle kiþinin, sizin dinlediðinizden ve onu anlayabildiðinizden emin olmasý size inancý ve güvencinin oluþmasý gerekmektedir. Bunun için bir egzersiz süreci olacaktýr. Deneyerek SEVGÝ DÜNYASI 44 kendisine olan yararlarýný ve faydalarýný görecek, diðer etkileþimleri algýlayacak ve karar verecek olan yine kendisidir. Bir davranýþýn veya alýþkanlýðýn deðiþmeye baþlamasý için en az üç hafta geçmesi gerekmektedir. Yerleþebilmesi için ise daha fazla. Dönüþüm zaman alýr. Bunun için önce kendinin kim olduðunu bilmesi kendisini tanýmasý gerekmektedir. Kendini tanýmayan insan, kendini dönüþtüremez. Hekim veya terapistin en önemli görevi kiþiyi okumaktýr. Kiþiyle arasýna bilgiyi sokmamalý, bilgiyi arkasýna almalýdýr. Kendisindeki kaynaðýn ve gücün farkýna varmasý bunu aktive etmesi ve kullanmayý öðrenmesi hekim veya terapisti tarafýndan saðlanmalýdýr. NG - Herhangi bir bedensel veya ruhsal rahatsýzlýðý olan kiþi ya da bir baðýmlýlýktan özgürleþmek isteyen bireyler bu tedavi sürecine Modern Týp ve yöntemlerini de katabilirler mi? ÝA - Elbette. Ben her þeyin bedenimizde yeteri kadar var olduðunu söylerken, baþka hiçbir yardým almayýn demek istemiyorum. Ancak, teþhis konmuþ vakalarda hastalýðýn aþýlmasýnda en önemli faktörlerden biri, hastanýn kendine ve bedenine olan inancýdýr diyorum. NG - Çok teþekkür ediyorum. Ýrem Haným okuyucularýmýz sizden yararlanmak isteyeceklerdir. Size nasýl ulaþabilirler? ÝA - Ben haftanýn belirli günlerinde bilgi birikimimi ve dene-yimlerimi isteyenlerle paylaþýyorum. Ayrýca bireysel terapiler de yapýyorum. Þimdi, bana ulaþmalarý için adres ve ilgili bir telefon numarasý veriyorum. Ben de çok teþekkür ediyorum. Sevgiler. Bilgi Paylaþým: Tel: 0532 / 612 85 17 Mete Cad. No:24 Kat:5 Park Apt. Taksim / ÝST. EÐÝTÝMLE ÝNSAN, ÝNSAN OLUR Güngör Özyiðit Atina Okulu, Raphael 1509 (Detay) 46 Hayvan hayvan olarak doðar, insan insan olarak doðmaz; oluþturulur. Erasmus Ankara Yenimahalle Ýlçesinde bir konfeksiyon maðazasýnda çalýþan 25 yaþýndaki Ayþegül Akkuzu, akþamüstü iþ çýkýþý minibüs duraðýna giderken, beþ gaspçýnýn saldýrýsýna uðruyor. Çantasý, cep telefonu alýndýktan sonra, bir de býçaklanýyor. Ayþegül hastaneye kaldýrýlýrken yolda ölüyor. Saldýrganlar kaçýyor ve bulunamýyor. On yedi aylýk bebek, annesinin de yataklýk etmesiyle tecavüze uðruyor. Adamýn biri kýzýnýn yardýmýyla, onun bir arkadaþýna tecavüz ediyor. Bir baþkasý, baldýzýnýn kýzý ile kendi kýzý yatakta yatarken, yanlarýna giriyor ve baldýz kýzýnýn ýrzýna geçiyor. Bir kentte kýrk ileri gelen on üç yaþýndaki kýza günlerce tecavüzde bulunuyorlar. Her yýl töre cinayetlerinde, aile mahkemesinin kararý ile onlarca kýz, gelin can veriyor. Ünlü bir profesörün eðitimli çocuklarý anne ve babalarýný en aðýr bir biçimde suçlamaktan çekinmiyor. Düðünlerde, þampiyonluk kutlamalarýnda serseri kurþunlar durmadan can alýyor. Son yýlbaþý kutlamasýnda üniversiteli bir genç Taksim'de bir maganda kurþunu ile baþýndan vurularak hayatýnýn baharýnda yaþamýný yitiriyor. Yine yýlýn son günlerinde bir turist kýz, 8 kiþi tarafýndan tecavüze uðruy- SEVGÝ DÜNYASI or, sonra yarý baygýn bir þekilde salýveriliyor. Kýz periþan ve þaþkýn bir durumda. Suçlular ise yok ortada. Halkýn can güvenliðinden sorumlu bir polis, Afyon'da eþini, çocuðunu, kayýnvalidesini, baldýzýný öldürdükten sonra, hukuk mezunu sevgilisine: "Bana cani diyecekler, sen de gurur duyacaksýn" diyor. Edremit'te bir polis, hýrsýzý yakalýyor, ellerine kelepçe takmak istiyor. Hýrsýzla boðuþan polise Pazar yerindeki esnaf yardým etmiyor. Hýrsýz kaçýyor. Polis tepkili. Halk ve esnaf umursamýyor. "Cumhuriyet"ten Hikmet Çetinkaya'nin dediði gibi boþvermiþlik sarmýþ toplumu. Herkes bana dokunmayan yýlan bin yýl yaþasýn hesabý içinde. Ýçimizdeki kötü ruh, ilkel taraf sanki bütün bir toplumu örümcek aðý gibi sarýyor. Toplumsal bir çözülme yaþanýyor. Suç iþleme oranýnda belirgin bir artýþ görülüyor. Adaletsiz ve haksýz Ecevit affý ile ilgili olarak o dönemin bir yetkilisi þunu söylüyor: "Cezaevlerini boþaltmak gerekiyordu. Çünkü artýk adam almaz hale gelmiþti." "Çocuk Pornosu" ticaretinde ve izlemesinde Türkiye'nin en önde gelmesi de Ülkemiz adýna yüzkýzartýcý bir durum. Hele bunun elebaþlarýndan birinin doktor, diðerinin öðretmen oluþu çok düþündürücü. Demek ki biz gençlere doktorluðu, öðretmenliði öðretiyoruz, SEVGÝ DÜNYASI ama insanlýðý öðretemiyoruz; yani eðitemiyoruz. Onlara bir meslek kazandýrsak bile, insan yanýný eksik býrakýyoruz. Emniyet Genel Müdürlüðü'nün açýkladýðý verilere göre Türkiye'de her iki dakikada üç cinayet iþleniyor. 2005 yýlýnda her gün 1.336 suç iþlenirken, 2006 yýlýnda her gün 2.191 suç iþlenir olmuþ. Suçla refah düzeyi arasýnda anlamlý bir baðlantý olduðu kanýtlanmýþtýr. Yani insanlarýn ekonomik düzeyi düþtükçe, iþsizlik çoðaldýkça suç iþleme oraný da o denli artmaktadýr. Okay Gönensin "Vatan"daki "Sosyal Çözülme" baþlýklý yazýsýnda, konuya iliþkin olarak þöyle bir deðerlendirmede bulunmaktadýr: "Þu anda önümüze serilen rakamlar, suç sayýsýnýn yüzde ellinin üzerinde arttýðýný gösteriyor. Bu toplumsal çözülmenin arkasýnda gelecekten umutsuzluðun yattýðýný söylemek mümkündür. Ýnsanlar düzgün bir yaþama kavuþma umudunu taþýmadýðý sürece, kendisine de baþkalarýna da deðer vermeyecek ve bugünkü suç bataðýný ortaya çýkaracaktýr." 47 Yine istatistiklerin gösterdiði vahim bir tablo: 2006 yýlýnýn ilk dokuz ayýnda iþlenen toplam suç miktarý 598 bin 388'dir. Toplumumuz dokuz ayda yarým milyon "suçlu" üretmiþ. Bu gidiþle yýl sonu bu rakam 900 bine ulaþmýþ olabilir. 70 milyonluk bir Atina Okulu, Raphael( Detay) toplumda her yýl 900 bin insanýn suç iþlemesi korkunç bir durumdur. Diðer yandan hukukun gereði gibi iþlememesi suçluya ortam hazýrlýyor. Bir bakýma suçluyu ortam yaratýyor. Cezalar, hukuktaki "suç-ceza denklil- 48 iði" ilkesine uymuyor. Suç iþleyenlerin büyük bir kýsmý yakalanmýyor. Gasp suçundan yakalananlar, bir süre sonra -yaþ nedeniyle falan- serbest býrakýlýyor. Adam öldürenler birkaç yýl hapiste yattýktan sonra, politik nedenlerle haksýz yere çýkarýlan aflarla dýþarý çýkýyor ve ellerini kollarýný sallayarak ortalýkta dolaþýyorlar. Ceza suça denk olmadýðý gibi, caydýrýcýlýk fonksiyonu da güme gidiyor. Can alýcýnýn canýna bir þey olmuyor. O nedenle idam hükmünün kaldýrýlmýþ olmasý hem suç-ceza denkliliðine ters düþüyor; hem de caydýrýcýlýk iþlevini tamamen ortadan kaldýrýyor. Bu da suç iþlemeye eðilimli insanlarý daha cüretkâr ve pervasýz bir hale getiriyor. Suç iþlemeye elveriþli böyle bir ortamýn asýl sebebi ise Sayýn Zülfü Livaneli'nin yerinde bir saptamasýyla toplumsal deðerler sisteminin çökmüþ olmasýdýr. Bir toplumdaki düzeni, görünen polisler deðil, görünmeyen etik deðerler sistemi korur. Hava, nasýl farkýnda olmadýðýmýz halde bize yaþamamýz için en büyük desteði veriyorsa, ahlâkýn yazýlý olmayan kurallarý da içinde huzurlu yaþayacaðýmýz bir güven ortamý oluþturur. Livaneli bunu, hem de Ülkemizde yaþanan somut bir örnekle açýklýða kavuþturur: "Hacýbektaþ Kasabasýna her yaz yüz binlerce insan gelip Hacý Bektaþ-ý Veli'yi anar. Bu küçük kasaba, büyük SEVGÝ DÜNYASI kalabalýklara hizmet vermeye hazýr olmadýðý için de çoðu kiþi aðaç altlarýnda yatar, çýkýnýndan çýkardýðý azýðýný yer. Ama bu büyük kalabalýkta hiç suç iþlenmez. Ne kimse kimsenin kadýnýna kýzýna ters gözle bakar, ne yankesicilik olur, ne kavga ne döðüþ. Bu kasabada hiç suç iþlenmediði için jandarma defteri boþtur. Adalet Bakanlýðý da 1995 yýlýnda, hiç suçlu olmadýðý için cezaevini kapatmýþtýr." 700 yýl öncesinde bir Anadolu ereni, Hacý Bektaþ-ý Veli, nasýl oluyor da, onun sözlerini kulaðýna küpe yapan ve onun yaþamýný kendilerine model alan bir toplumu suç iþlemekten alýkoyuyor. Ve onlarý böyle insanî bir uygarlýða ulaþtýrýyor. Ve ne yazýk ki bu konunun araþtýrýlmasý için Livaneli'nin verdiði 20 imzalý "artan þiddet eðilimini araþtýran bir komisyon kurulmasý" önergesi yanýtsýz kalýyor. Ýnsan, henüz insan deðildir. Ýnsan olma yolundadýr. Ýnsan olabilme adayýdýr. Bunun da anahtarý, sihirli sözcüðü EÐÝTÝM'dir. Ama nasýl bir eðitim? Ýnsaný, daha ÝNSAN kýlan bir eðitim. Bir hamur halindeki insan, evrensel deðerlerle biçimlendiren, onu gerçekten yaratýklarýn en onurlusu konumuna yükselten bir eðitim. Ta ki insanýn ismi gibi cismi de ÝNSAN olsun. Ýnsancýlýk akýmýnýn öncülerinden Erasmus'un dediði gibi hani "Hayvan hayvan olarak doðar, insan insan olarak doðmaz; oluþturulur." “Ah sevgili Çutaðýna eþ olmak bana verildi. Bugün çok acýlý ve onurlu olarak buradayým. Ben çocuklarým, ailem ve sizler çok acýlýyýz. Bu sessiz sevgi biraz olsun bize güç katýyor, kederli bir sevinç yaþatýyor. Ýncil'den Yuhanna 15:13'te hiç kimsede, insanýn dostlarý uðruna canýný vermesinden daha büyük bir sevgi yoktur der. Sevgili dostlar, bugün bedenimin yarsýný, sevgilimi, çocuklarýmýn babasýný, ailemizin büyüðünü, sizin kardeþinizi uðurluyoruz. Saðdakine soldakine, öndekine, arkadakine rahatsýzlýk vermeden, saygýsýzlýk yapmadan, sloganlar atmadan ve pankartlar açmadan sessiz bir saygý yürüyüþü gerçekleþtiriyoruz. Bugün sessizlik ile büyük bir ses yükselteceðiz. Yaþý kaç olursa olsun, 17 veya 27 olsun, katil kim olursa olsun bir zamanlar bebek olduðunu da biliyorum. Bir bebekten bir katil yaratmayý sorgulamadan hiçbir þey yapýlamaz kardeþlerim... Kardeþlerim, Onun doðruluða olan sevgisi, þeffaflýða olan sevgisi, dostuna olan sevgini onu buraya getirdi. Korkuya meydan okuyan sevgisi onu büyüttü. Diyorlar ki bir büyük bir adamdý. Size sorarým; "O büyük mü doðdu?" Hayýr! O da bizim gibi doðdu. O gökten deðildi, o da topraktandý. Bizim gibi çürüyen bir beden! Fakat yaþayan ruhu, yaptýðý iþ, kullandýðý üslup, gözlerindeki, yüreðindeki sevgi onu büyük yaptý. Ýnsan kendiliðinden büyük olmaz. Ýnsaný yaptýklarý büyük yapar. Evet, O büyük oldu. Çünkü büyük düþündü. Büyük söyledi. Bugün buraya gelerek hepinizi büyük düþündünüz. Sessizce büyük konuþtunuz. Siz de büyüksünüz. Bugünle kalmayýn, bu kadarla yetinmeyin. O bugün Türkiye'de milat yaptý, sizler de mührü oldunuz. onunla manþetler, onunla konuþmalar, onunla yasaklar deðiþti. Onun için "dokunulmazlar" veya "tabular" yoktu. Kelamda dediði gibi yüreðinden taþtý. Büyük bir bedel ödedi. Bedeller ödendiði gelecekler Hrantlarý severek, Hrantlara inanarak olur. Nefretle, hareketle, kaný kandan üstün tutarak olmaz. Bu yükseliþ karþýsýndakini kendin gibi görerek, kendin gibi sayarak, kendin sayarak olur. Hisus'un yardýmý ile yarattýðý ev cennetinden ayýrdýlar. Göksel ve ebedi cennete kanat açtýrdýlar. Gözleri daha yorulmadan, bedeni daha yaþlanmadan, daha hasta olmadan, sevdiklerine doymadan kanat açtýrdýlar göksel cennete. Biz de geleceðiz sevgilim, biz de geleceðiz o eþsiz cennete. Oraya yalnýz ve yalnýz sevgi girer. insanlarýn ve meleklerin dillerinden üstün olan, peygamberlikten üstün olan, bütün sýrlarý bilmekten üstün olan, daðlarý yerinden oynatacak imandan üstün olan varýný yoðunu sadaka vermekten üstün olan, bedenini yakýlmaya teslim etmekten daha üstün olan yalnýz ve yalnýz sevgi girecek o cennete. Orda gerçek sevgi bir arada ebedince yaþayacaðýz. Kimseyi kýskanmayan, öldürmeyen, aþaðýlamayan, kin tutmayan, baðýþlayan, kardeþini sayan, bir sevgi, Mesih'te bulunan sevgi... Ve bize dökülmüþ olan sevgi... Yaptýklarýný, konuþtuklarýný kim unutabilir sevgilim? Hangi karanlýk yaptýklarýný, söylediklerini unutturabilir sevgilim? Olmuþlarý, olanlarý kim unutturabilir sevgilim? Korku mu? Yaþam mý? Zulüm mü? Dünyanýn zevki safhasý mý? Yoksa ölüm mü unutturacak sevgilim? Hayýr, hiçbir karanlýk unutturamaz sevgilim. Ben de sana yazdým aþk mektubunu sevgilim! Bunlarý yazmak zor oldu Sevgilim! Bunlarý yazabilmeyi Hisusa borçluyum sevgilim. Onun da hakkýný ona verelim sevgilim. Herkesin hakkýný geri verelim sevgilim. Sevdiklerinden ayrýldýn, Çocuklarýndan, Torunlarýndan ayrýldýn. Burada seni uðurlayanlardan ayrýldýn. Kucaðýmdan ayrýldýn. Ülkenden ayrýlmadýn sevgilim..!” Rachel Dink’e tüm kalbimizle katýlýyoruz.
Benzer belgeler
2008 Temmuz Sayı - xn--sevgiyaynlar
ÝÇÝNDEKÝLER
Aylýk Kültürel ve
Siyasi Dergi
Cilt: 39 Sayý: 458 Þubat 2007
Sevgi Yayýnlarý Tic.Ltd.Þti. adýna
Sahibi ve Genel Yayýn Müdürü:
Dr. Refet Kayserilioðlu
Yazý Ýþleri Müdürü:
Güngör Özyiðit...
2007 Ekim Sayı - xn--sevgiyaynlar
Beden Ýçindeki Bedenler .................... 2
Dr. Refet Kayserilioðlu