Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı`ndan Şili-Brezilya
Transkript
Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı`ndan Şili-Brezilya
Içindekiler 10 12 14 16 18 24 26 42 46 52 58 60 Türkiye’den Kısa Kısa Dünyadan Kısa Kısa Endüstriyel Mineraller Kısa Kısa Türkiye’nin İlk Madencilik Dergisi Nisan, Mayıs, Haziran 2014 Sayı 51 Yayın Türü Yaygın Süreli YÖNETİM İmtiyaz Sahibi: YMGV adına Prof. Dr. Güven ÖNAL Teknolojinin Nimetleri YMGV Yönetim Kurulu Prof.Dr. Güven Önal (Başkan), Prof.Dr. Işık Özpeker (Bşk.Yrd.), Murat Turan (Genel Sekreter) Selçuk Buyurgan (Muhasip Üye), Alp Gürkan (Üye), Prof.Dr. Erdoğan Yüzer (Üye), Nijat Gürsoy (Üye), Doç.Dr. Sami Demirbilek (Üye), İsmet Sivrioğlu (Üye) Soma Özel Dosyası Denetim Kurulu Dr.Dündar Renda, Günaydin Yirmibeşoğlu, Özer Altay Röportaj: Ali Kahyaoğlu YMGV Mütevelli Heyeti Tüzel Kişiler Altın Madencileri Derneği, MTA, Eti Bakır A.Ş., TKİ, Eti Maden, TTK, İTÜ Maden Fakültesi, Tümmer, MİGEM, Türkiye Maden İşçileri Sendikası, Maden Müh. Odası, Türkiye Madenciler Derneği YMGV’den Haberler Maden Tarihi Makale: Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU Makale: Dr. A. Vedat OYGÜR YMGV Mütevelli Heyeti Gerçek Kişiler Abdullah Mısırlıoğlu Ali Erguvanlı Ali Türkoğlu Alp Gürkan Antony Caouki Atılgan Sökmen Behçet Süleymanoğlu Cemil Ökten Dündar Ergünalp Dündar Renda Ekrem Yüce Enver Erdoğan Erdoğan Yüzer Gülhan Özbayoğlu Günaydın Yirmibeşoğlu Güngör Tuncer Güven Önal H.Nijat Gürsoy Halil İbrahim Kırşan Halim Demirel Hayrettin Elmas Işık Özpeker İ.Hakkı Arslan İlhami Tezcan İsmet Kasapoğlu İsmet Sivrioğlu Lütfi Çallı Mahir Vardar Melih Turhan Metin Balıbey Mevlüt Kemal Murat Dedeman Murat Turan Mustafa Sönmez Necati Kurmel Nizamettin Çoban Oktar Kızılsencer Ömer Yenel Özer Altay Rıfat Kont Sabri Karahan Sadrettin Alpan Sami Demirbilek Selahaddin Anaç Selçuk Buyurgan Selim Çiçek Senai Saltoğlu Taşkın Akdeniz Tolga Yalçın Tuğrul Erkin Yener Cander Yüceer Göver Zeki Doğan ZekiYavuztürk Metal Borsası Yönetim Yeri Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Cumhuriyet Cad.No.179/5, Daire:10 Harbiye –İSTANBUL Tel.: 0212.246 20 81 Fax: 0212.247 51 11 e-posta: [email protected] www.ymgv.org.tr Endüstriyel Mineral Fiyatları YAYIN YÖNETİM STANDART LAB ANAGOLD MADENCİLİK IDC SONDAJ ÖN KAPAK İÇİ ARKA KAPAK İÇİ ARKA KAPAK ÇOLAKOĞLU DAMA MÜHENDİSLİK MADEN TÜRKIYE 2014 FUARI ALEX STEWART ANT GROUP META-MAK ETİ BAKIR A.Ş 1 3 4 6 7 8 9 METEK MAD. VE ENERJİ TEK. 33 TÜPRAG METAL MADENLERİ 39 KİREMİTÇİLER MADENCİLİK 45 PARK ELEKTRİK ÜRETİM A.Ş. 51 ÇAYELİ BAKIR İŞLETMELERİ 61 REMAS MAK.SAN.AŞ 65 ÜNAL MÜHENDİSLİK 67 TÜFEKÇİOĞLU MAK.VE MAD. SAN 68 AYDIN LİNYİT 69 DBC 70 ADG71 MAK. EKİPMAN TANITIM KATALOĞU 72 Yazı İşleri Müdürü: Prof.Dr. Işık Özpeker Yayın Koordinatörü: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp Yayın Kurulu: Mad. Yük. Müh. Dündar Ergunalp, Doç. Dr. Sami Demirbilek, Mad. Yük. Müh. Murat Turan Reklam Sorumlusu: Gülseren Koçer - [email protected] Grafik Tasarım: Özge Öztürkoğlu - [email protected] BASKI-CİLT Karakter Color Matbaası A.Ş. 100. Yıl Mah. Massit 3. Cadde No: 200 Bağcılar / İstanbul Tel: 0 212 432 30 01 Faks: 0 212 628 95 65 Sertifika No: 12799 SEKTÖRMADEN DERGİSİ YURT MADENCİLİĞİNİ GELİŞTİRME VAKFI TARAFINDAN 5680 SAYILI BASIN KANUNUN 9/2 MADDESİ GEREĞİNCE İSTANBUL VALİLİĞİNE BEYANNAME VERİLEREK AYNI KANUNUN 9.MADDESİNE GÖRE TANZİM EDİLEN 04.04.2003 TARİHLİ İZİNLE ULUSAL GAYRİ SİYASİ VE YAYGIN SÜRELİ TÜRÜNDE 3 AYDA BİR YAYINLANMAKTADIR. SEKTÖRMADEN DERGİSİ ABONELERİNE DAĞITILMAKTADIR. DERGİYE GÖNDERİLEN YAZILAR VE FOTOĞRAFLAR GERİ İADE EDİLMEZ. YAYINLANMASI İSE YAYIMCININ KARARINA BAĞLIDIR. YAYINLANAN YAZI VE FOTOĞRAFLARIN SORUMLULUĞU YAZARINA AİTTİR. KAYNAK GÖSTERİLEREK ALINTI YAPILABİLİR. www.sektormadendergisi.com Başkandan Değerli Okuyucular, Soma’da yaşanan faciadan sonra, elim kaleme gitmedi. Uzun bir süre bu Önsöz’ü yazamadım. Hatta sonsöz adı altında yazmayı bile düşündüm. Soma faciasının madenciliğin, özellikle Kömür Madenciliğinin, aleyhine kullanılan bir slogan haline getirilmesi ve bunun ülkenin çıkarlarına aykırılığı beni uyandırdı. Ülkemiz doğal kaynaklarının özellikle kömürün işletilmesinin, ülke ekonomisi ve gerçek kalkınma için zorunlu olduğunu tekrar hatırlatma gereğini duydum. Türkiye’nin en önemli ve vazgeçilmez öz enerji kaynağı kömürdür. Ayrıca, cari açığının %85’i, enerji hammaddeleri ile maden ürün, yan ürün ve metallerinin, dış alımından kaynaklanmaktadır. Sevgili Okuyucular, Soma faciasının ülkemiz için bir milat olmasını diliyorum. Yani, tüm görevli ve sorumlular, yasama, yürütme organları, kamu kurumları, üniversiteler, sendikalar, STK’lar, özel sektör kuruluşları, idareciler, mühendisler ve tüm çalışanlar, öz eleştiri yapıp kendilerini yenilemeli ve bundan böyle bu tür faciaların olmaması sağlanmalıdır. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın projesi olan “Uygulamalı Madencilik Eğitim Merkezi”nin bir an önce tamamlanması için kamu ve özel sektörün desteklerine ihtiyaç duyulmaktadır. Böyle bir eğitim merkezinin devreye girmesi halinde ülkemizde maden kazası riskinde büyük oranda azalma olacaktır. Soma faciasında hayatını yitiren vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, aile ve yakınlarına, Türk milletine başsağlığı ve sabır diler, böyle faciaların tekrar yaşanmaması gerektiğini vurgularım. Sağlıcakla kalınız Prof. Dr. Güven Önal Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı HAZİRAN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 7 Türkiye’den Doç. Dr. Sami Demirbilek’i kaybettik Aynı zamanda YMGV Yönetim Kurulu Üyesi de olan Enerji Bakanlığı eski Müsteşarı ve Ciner Holding Maden ve Enerji Grubu Başkanı Doç. Dr. Sami Demirbilek geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. Gerek akademisyen, gerek bürokrat gerekse de özel sektördeki yönetici olarak ülkemiz madenciliğine büyük katkılar sağlamış olan Sami Demirbilek’i Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ve Sektörmaden Dergisi olarak saygı ve rahmetle anıyor, ailesine dostlarına ve madencilik camiamıza baş sağlığı diliyoruz. Sami Demirbilek kimdir? Türkiye Madenciler Derneği Genel Kurulu yapıldı Dünya madencileri İstanbul’da buluştu 3. Avrasya MENA Madencilik Zirvesi, 21-22 Nisan 2014 tarihlerinde, İstanbul Sheraton Ataköy Otel’de gerçekleştirildi. EBY International Summit ve Türkiye Madenciler Derneği işbirliği ile organize edilen zirvenin açılışı Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mustafa Sönmez tarafından yapılırken Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bakan Yardımcısı Doç. Dr. H. Murat Mercan da açılışa katılarak bir konuşma yaptı. Madencilik, finans, enerji, teknloji ve lojistik şirketlerini bir araya getirerek kaynakların etkin ve verimli kullanı- 1959 yılında Ankara Beypazarı’nda doğan Sami Demirbilek Ankara Atatürk Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi’nden mezun oldu (1980). Aynı okuldan Yüksek Lisans derecesi aldı. (1982). Bu arada Anadolu Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi olarak görev yaptı. İngiltere’de Oxford Lake School’da İngilizce eğitimi, arkasından Nottingham Üniversitesi Maden bölümünden Doktora derecesi aldı (1986). TKİ, DPT gibi çeşitli Devlet kurumlarında Mühendis olarak görev aldıktan sonra 1990 yılında Doçent oldu. Ankara Üniversitesinde Öğretim Üyesi, Yem Sanayi ve Ticaret AŞ.’de Genel Müdür Yardımcısı (1992 – 1996), Sivas Demir Çelik İşletmeleri AŞ’de Genel Müdür Vekili(1996), K.T.Ü Mühendislik Fak.de Öğretim Üyesi (1997), Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nda Proje Yöneticisi(1998), Polatlı, Edirne ve Urfa Ticaret Borsalarında Danışman (1999-2003), Gemlik Gübre San. (1999) ve EBK’da (1999) Yön. Kur. Üyeliği, Sektörel Ve Bölgesel Politikalar Daire Başkanı (2001), Başbakanlık Müşaviri (1996 – 2003), Petrol İşleri Genel Müdürü (2003) olarak görev yaptı. 2003-2007 yılları arasında Enerji Bakanlığı Müsteşarlığı yapan Demirbilek emekli olduktan sonra özel sek- törde üst düzey görevlerde yer aldı. mına, sektörün finansman sorunun çözümüne katkıda bulunmaya, geniş bir coğrafyada yeni yatırım, üretim ve pazarlama ihtiyaçlarını sağlamaya yardımcı bir platform olarak düzenlenen Avrasya MENA Madencilik Zirvesi bu yıl 30’a yakın ülkeden 500’e yakın katılımcıya ev sahipliği yaptı. Türkiye Madenciler Derneği’nin 54. Olağan Genel Kurulu 24 Mayıs 2014 tarihinde İstanbul’da yapıldı. Genel Kurulda kararlaştırılan yeni Yönetim Kurulu şu isimlerden oluşuyor: M. Atılgan Sökmen (Başkan), Ali Emiroğlu, Y. Suha Nizamoğlu, B. Benjamen Pinto, Mustafa Kerpişçi, Ali can Akpınar, Sabri Altınoluk, G. Şeyda Çağlayan, Savaş Şahin. den ömrümüzü uzatarak ve bulmayı umduğumuz ek rezervlerle birlikte üretim kapasitemizi artırmayı hedefliyoruz. Ayrıca şu anda “Blue Sky” adını verdiğimiz bir proje üzerinde çalışıyoruz. Bu projenin amacı, madenin ilk zamanlarında çıkartılamayan ve ürüne dönüştürülemeyen cevherin değerlendirilmesidir. Bu sayede madenin ömrünü yaklaşık 2 yıl daha uzatabileceğimizi ümit ediyoruz.” dedi. İMİB’de Başkan Ali Kahyaoğlu Sektörmaden Dergisi olarak Türkiye Madenciler Derneği’nin yeni yönetimine başarılı çalışmalar diliyoruz. Çayeli Bakır deneyimlerini paylaştı Uluslararası madencilik firmalarının temsilcileri, finans sektörü yetkilileri ile tedarikçilerin bir araya geldiği zirvede Çayeli Bakır Genel Müdürü Ian Anderson da bir sunum yaptı. Çayeli Bakır’ın faaliyetleriyle ilgili bilgi veren Anderson, yılda 1,3 milyon ton ham bakır ve çinko cevheri üreten Çayeli Bakır’ın 30 yıllık başarısını şirketin çalışma kültürüne entegre edilmiş ‘sürekli gelişim’ 12 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} ilkesine ve çalışanlarına borçlu olduklarını ifade etti. Anderson, bu ilke doğrultusunda uyguladıkları “Yenilikçi Operasyon” adı verilen sürekli gelişim projesinin maliyet ve verimlilik gibi konulara olumlu etkilerini ve bu konudaki deneyimlerini sektörle paylaştı. Sunumunda 2019 yılında Çayeli Bakır’ın maden ömrünün tamamlanacağını belirten Anderson, “Ma- İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Genel Kurulu 27 Nisan 2014 tarihinde İstambul’da yapıldı. Genel Kurulda Ali Kahyaoğlu, iki yıl aradan sonra tekrar başkan seçildi. Seçimlerin ardından konuşan Kahyaoğlu, bundan sonra “biz yokuz, hepimiz varız” mantığının hakim olacağını belirterek, yeni dönemde çevreyle barışık bir madencilik anlayışını yaygınlaştıracaklarını söyledi. Kahyaoğlu, yabancı yatırımcıya karşı olmadıklarını vurgulayarak, “Ama maden sahalarımızın da yabancıya bedavaya gitmesine karşı çıkacağız. Petrol zenginliği 20-30 yıl sonra bitecek ama maden zenginliğimiz sürecek. O nedenle madenlerimizin kıymetini bileceğiz. Bizim 2023 hedefimiz 23 milyar dolardır. Bu hiç de hayalci bir söz değil” değerlendirmesinde bulundu. Ali Kahyaoğlu ile birlikte yeni Yönetim Kurulu Bilger Güneş, Hasan Ayvacı, Mahmut Çevik, Beyazıt Özgan, Mustafa Mermerci, Raif Türk, Ahmet Oğuz ve Ali Ertan’dan oluştu. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 13 Centerra Gold Öksüt altın yatağında ön değerlendirmesini tamamladı Dünyadan Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP Kömür tozu ölçümünde son karar Artan pnömokonyos vakaları karşısında MSHA (ABD Maden Emniyeti ve Sağlığı Kurumu) kömür madenlerinde solunabilir toz sınır değerlerini düşürdü. Nihai karara göre daha önce 2 mg/m3 olan sınır değer 1.5 mg/m3 olarak revize edildi. Diğer bir değişiklik ise toz numunelerinin maden %80 kapasite ile çalışırken alınması oldu. Önceki uygulamada bu işlem maden %50 kapasite çalışırken yapılabiliyordu ancak MSHA bunun temsili numune olmadığına kanaat getirmiş. Yeni kurallara göre ölçümlerin her vardiyada yetkili uzmanca kontrol edilip, sınır değerinin aşılması durumunda acil müdahelede bulunulması da gerekiyor. Uzmanlar pnömokonyosa ilaveten artan amfizem vakalarından da endişeli. Rio Tinto’da güvenlik kadınlara emanet Rio Tinto’nun Bunder elmas projesi Hindistan’ın en büyüğü, dünya’da ise ilk ona girecek çapta. 2004’de bulunmasını takip eden beş yıl içinde çalışmalar 34.2 milyon karat elmas içeren, 53.7 milyon tonluk bir Kimberlit yatağı ortaya çıkardı. Halen 7 milyon dolarlık bir modüler pilot tesis çalışmakta. Akabinde ise 500 milyon dolarlık bir yatırım yapılacak. Bonanza tabir edilen bu zenginlik, kadın hakları ihlalleriyle sık sık haberlere konu olan ülkenin en geri kalmış eyaletlerinden Madhya Pradesh’te. Kadınların %55’inin okuma yazma bilmediği eyalette geçen yıl sadece rapor edilen kadınlara saldırı vakası adedi 3406. Madenin etrafında her birinin nüfusu 15.000 civarında 15 köy var. Bölgedeki feodal yapı Rio Tinto’yu başlangıçta oldukça zorlamışsa da bir toplantıda kadınlarının çoğunun sürücü olma isteklerini farkedince bu konuda çalışma başlatmış. Dört aylık bir sürücü kursunun ardından ilk etapta yaşları 18 ile 35 arasında bir düzine kadın hafif araçlarda çalışmaya başlamış. Akabinde benzer bir çalışma güvenlik görevlileri için de yapılmış ve halen madende giriş çıkışlar kadınların kontrolünde. (E&MJ Mart, s. 66) 14 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Centerra Gold’un Öksüt altın yatağında yaptığı değerlendirmede konvansiyonel açık işletme ve yığın liçi öngörülüyor. Buna göre işletme günde azami 11,000 ton istihsal yapacak. Çalışmada altın fiyatı olarak 1300 $/oz öngörülmüş. Madenin ömrü, 2016 - 2027 arası, 11 yıl olacak ve bu sürede 893,000oz altın üretilecek. Toplam yatırım 166 milyon $ ve bunun 4.5 yılda geri kazanılacağı hesaplanıyor. Vergiler hariç üretim maliyeti 914 $/oz. Öksüt projesi Keltepe ve Güneytepe yataklarından oluşuyor. Çalışmaya göre Keltepe yatağında 29 milyon ton 1.2g/ton tenörlü muhtemel kaynak, Güneytepe’de ise 4.7 milyon ton 0. 9 g/ton tenörlü mümkün kaynak bulunmakta. Üretim iki açık ocaktan taşeron marifetiyle yapılacak. Maden üretimi maliyeti 2.77 $/ton, proses maliyeti 4 $/ ton, idari giderler ise yılda 9 milyon $ olarak hesaplanıyor. Maden randımanı %95, proses randımanı ise %77 olarak öngörülüyor. (E&MJ, Mart, s. 20) Okunası kitaplar CSIRO yayınevi 2009 yılında LOP (Large Open Pit) uluslararası araştırma geliştirme projesi çerçevesinde açık işletme madenciliğinde şev stabilitesi üzerine esaslı bir çalışma yayınlamıştı: Guidelines for Open Pit Slope Design (Read & Stacey). Bu kitapta yer alan hidrojeolojik modelleme bölümün devamı niteliğinde sayılabilecek “Guidelines for evaluating water in pit slope stability” tam da isminin ifade ettiğini yerine getirir nitelikte, bir çeşit açık işletmelerde suyla başa çıkma kılavuzu. Kitap hidrojeolojik çalışmalarda en iyi uygulamalar ve son teknolojinin bir araya derlendiği altı bölümden oluşuyor; şev stabilitesinde suyun etkisini değerlendirmek için yapılması gereken çerçeve çalışma, sahada su basıncı nasıl ölçülür, hidrojeolojik model konsepti nasıl oluşturulur, su basınçları sayısal olarak nasıl modellenir, şevlerde su basıncı nasıl düşürülür ve son olarak basıncı düşürme çalışmasının şev tasarımına uygunluğu nasıl takip edilir. Kitap maden, jeoteknik, mühendislik jeolojisi, hidrojeoloji ve inşaat mühendisliği alanlarında çalışanlara açık işletmelerde su basıncını nasıl kontrol altına alabileceklerine dair bir yol haritası niteliğinde. 616 sayfalık kitabın fiyatı 195 Avustralya Doları (ISBN: 9780643108356) Yurdışından bakınca Türkiye’nin maden yatırımcısına cazibesi Her yıl yayınlanan Fraser Enstitüsü maden raporuna göre maden yatırımları için dünyanın en cazip yeri 2013 yılı itibarıyla Batı Avustralya. 112 ülkenin değerlendirildiği çalışmada Türkiye madencilik politikaları açısından 37., mevcut uygulamalar çerçevesinde mineral potansiyeli açısından 27., madene yatırım çekiciliği açısından 29. sırada yeralıyor. Çalışma hukuk sistemi, vergi rejimi, altyapı, güvenlik, ticaret sınırlamaları, jeolojik veritabanı kalitesi, iş kanunu gibi pekçok parametre açısından ülkeleri değerlendiriyor. Çalışmanın tamamına bakılınca genel olarak geçtiğimiz yıllara göre Türkiye’nin ilerleme kaydettiği söylenebilir. Raporun tamamı www. fraserinstitute. org sitesinden temin edilebilir. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 15 Endüstriyel Mineraller Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP Tesla’nın kuracağı “giga” akü tesisi lityum ve grafit üreticilerini heyecanlandırdı ABD’li elektrikli oto üreticisi Tesla 5 milyar Dolarlık bir yatırımla 2020 yılında yılda 500.000 adet lityumlu akü üretecek bir giga-tesis kuracağını açıkladı. Tesla’nın projesinin arkasındaki gerçek elektrikli araçlarının maliyetinin yarısını akülerinin meydana getirmesi. Bu yatırımla akü maliyetlerini, dolayısıyla da araç maliyetlerini düşürmeyi planlayan Tesla halen global lityum akülerinin üçte birini tüketiyor. Tesla’nın tesisi bugünkü üretimin üzerine 25.000 ton/yıl daha fazla lityum, ya da %50 büyüme anlamına geliyor. Akülerin katodunu oluşturan lityum kadar anodunu oluşturan grafit de bu yatırımdan nasibini alacak. Akülerde kullanılan grafit, lityum miktarının 6 ile 15 misli olabiliyor. Ancak uzmanlar kullanılacak grafitin doğal mı yoksa sentetik mi olacağı konusunda henüz hemfikir değil. Tahminler giga tesisin yılda 93.000 ton doğal grafite eşdeğer küresel grafit tüketeceğini gösteriyor. Birçok firma neodymium’un katalist olarak kullanıldığı polibutadien denen sentetik lastiğin üretimine hazırlanıyor. Neodymium halen lastiklerde katalist olarak kullanılan titanyum ve lityumdan üstün özelliklere sahip. Alman üretici Lanxess şimdiden Michelin gibi üreticilere polibutadien lastik satıyor. Firma neodymiumlu lastiklerin sürtünme direncinin daha az olduğunu, daha dayanıklı olduklarını ve aracın frenleme mesafesini düşürdüğünü söylüyor. Rakamlarla ifade edildiğinde ortalama bir binek aracının yakıt tüketimini %7, 40 tonluk bir kamyonunkininse %8. 5 düşürdüğü söyleniyor. Lanxess halen Singapur’da 324 milyon Dolarlık bir yatırımla 140. 000 ton/yıl kapasiteli Dünya’nın en büyük poibutadien lastik tesisini kuruyor. Lastik Üreticileri Birliğine göre Dünyada kullanılan lastiğin %70’i sentetik ve bu da 26 milyon tona denk geliyor. Endüstriyel mineral raporlamada JORC 2012 Asteroid madenciliği yeraltı madenciliğinden daha cazip olabilir Planetary Resources firmasına göre teknik sorunların üstesinden gelinirse 5 yıl içinde asteroid madenciliği başlayabilir. Firma yeryüzünde kaynakalar azaldıkça daha derinlere inmektense uzayda çapları yüzlerce kilometreyi bulan yüzbinlerce asteroide ulaşmanın daha rasyonel olacağını savunuyor. Aramalara hız veren firma Nasa ile işbirliğine giderek, Mart ayında asteroidleri tanımaya yardımcı olacak algoritmaları geliştirenler arasında 35. 000 $ ödüllü bir yarışma düzenledi. Kullanılacak teknolojinin yeni olmayacağı, mevcut teknolojinin adapte edileceği söyleniyor. Firmaya destek olan milyonerler arasında en dikkat çekici isim bilimkurgu filmleri yapımcısı James Cameron. Firma öncelikle uzay çalışmalarının ihtiyaçlarını karşılayacak mineralleri hedef alıyor, bunları dünyaya getirmeden doğrudan uzayda kullanıcısına sunmayı hedefliyor. 16 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Yeni kuşak “yeşil” oto lastikleri neodymiume talebi arttıracak Son dönemlerde ilgi odağı haline gelen grafit, lityum gibi endüstriyel mineral kaynaklarının “en büyük”, “dünya çapında” gibi tariflerle raporlanması herkesi olduğu kadar JORC komitesini de rahatsız etmiş olmalı ki, komite 2012 standartlarında endüstriyel minerallerin pazar ilintili özelliklerle tarif edilmesini gerektiren değişiklikler yaptı. JORC 2004 ile 2012 versiyonları arasındaki temel fark 49. maddede yazılı. Buna göre ürün özellikleri ile tarif edilen mineralleri raporlarken, sözkonusu özellikler de belirtilmeli. Buna ilaveten pazara yakınlık, ürünün satılabilirliği de gözönüne alınmalı. Şayet birden fazla uygulaması olabilen bir mineral sözkonusu ise bunlar ayrı ayrı veya toplamın yüzdesi olarak ifade edilmeli. Aksi takdirde meydana gelen karmaşaya pek çok örnek vermek mümkün ama ülkemizde yagın bentonit yatakları en kolay anlaşılır olanı. Bunları sadece montmorillonit içeriği olarak raporlamak muhtemel pazarına dair hiçbir bilgi vermez. Aynı montmorillonit içeriğine sahip bentonitler döküm ya da sondaj uygulamasında tamamen farklı performans gösterebilir. Bentonit kalitesi bozunmanın yoğunluğuna bağlı olarak da değişir. Örneğin, mavi bentonit sığ derinliklerde oksidasyona uğrayarak sararır ki bu da sondaj performansını arttırır. Dolayısıyla, yatak JORC standartlarına göre raporlanacaksa ne kadarı sondajlık bentonit, ne kadarı döküme uygun ya da pelletlemeye uygun ayrı ayrı ifade edilmeli. Refrakter sanayinde andalusite talep artıyor Andalusit, kyanit ve silimanit Al2O3 içeriği %63 ile %40 arası, silika içeriği de %37 civarında olan mineraller. Kimyasal içerikleri aynı da olsa yapıları ve fiziksel özellikleri farklı olan bu mineraller %72 Al2O3 içeren mullite dönüştürülünce ideal birer refrakter malzeme haline gelmekte. Andalusit bazlı refrakterler hammaddenin olduğu yerlerde şamot ve boksite tercih edilmekte. 1300-1550 derecelerde andalusit mullite dönüşmekte. Kyanit ve sillimanitin aksine ön kalsinasyon gerektirmeyen andalusitin enerji tasarrufu açısından da avantajı var. 2013 yılında Güney Afrika Maden ve Metallurji Kurumunun yaptığı karşılaştırmalı bir çalışmada refrakter uygulamaları açısından andalusitin boksite göre avantajları yüksek kimyasal saflık, kimyasal korozyona dayanım ve termal şok dayanımı. Son 25 yıldır andalusit G. Afrika ve Avrupa’da yaygın kullanılmakta, pazarın yüzde 70’i Imerys SA tarafından kontrol edilmekte. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 17 Teknolojinin Nimetleri Susuzlaştırmadan kaçış yok Hazırlayan Mad. Yük. Müh. Dündar ERGUNALP Kepçesinde kırıcı olan yükleyici Allu Finland iş makinalarına takılan ilave aparatlar yapan bir firma. M serisi kepçeleri aynı zamanda kırıcı vazifesi de görüyor. 50mm’den 150mm’ye kadar nispeten sert olamayan parçaları kıracak şekilde tasarlanmış. 8.5m3 kadar hacimli herhangi bir lastikli kepçeye takılabilmekte, ki bu durumda azami kapasitesi 450ton/saat olarak ifade edilmekte. Ekskavatörler için ise en fazla 200 tonluk makinalara, ya da 6m3 kepçe hacmine kadar takılabilecek ebatta kırıcılı kepçeleri var. (www.allu.net) Block-Buster Bu tabiri daha çok Amerikalılar gişe rekoru kıran filmler için mecazi anlamda kullanır. Ancak Flexicon firmasının ürünü tam da isminin ifade ettiği işi yapıyor: torbaların içinde katılaşmış, blok haline gelmiş malzemeleri dağıtıyor. Madenlerde kullanılan jumbo ya da 25/50 kg’lık torbalarda stoklanmış malzemelerin zamanla kaskatı olduğunu biliriz. Block-Buster bu torbaları hidrolik sisitemiyle adeta hoplatıp, zıplatıp çevirerek içindeki malzemeyi tekrar akışkan hale getiriyor. İki yıl önceki maden fuarını ziyaret edenler LKAB Wassara’nın hidrolik gücünü yağ yerine su ile temin eden sondaj teknolojisini hatırlayacaklardır. Firma Dünyada gövde yüksekliği 15m üzerinde olan 48.000 baraj olduğunu ve bunların sızıntıyı önlemek için enjeksiyon yapmaya ihtiyacı olduğunu tespit etmiş. Bu işi etrafına zarar vermeden yapabilecek iki çeşit enjeksiyon sondajı tekniği var; rotari sondaj ve su kullanan DTH vurmalı sondaj. Firma her iki teknolojiyi karşılıklı test için Chicago’da, 130m derinlikte 128 adet sondajın yapıldığı bir baraj perdeleme projesinde kullanmış. Sonuçlar Wassara’nın teknolojisinin avantajlarını ortaya koyuyor. ABD ordu mühendislik birimi tarafından hazırlanan çalışma raporunu Wassara’dan temin etmek mümkün. (E&MJ Mayıs, s.108) (www.Flexicon.com) Putzmeister’den küçük madencilere yeraltı çimentolama aracı Geçen yıl fuarlarda tanıtımı yapılan Mixkret 5’e ilaveten Putzmeister karıştırıcı hacmı 4m3 olan yeni modelini de sundu: Mixkret 4. Bu iş makinasının boyu 6.5m, eni 2.2, yüksekliği ise 2.5m, dönüş çapı ise 5.7m. Araçla 9 ton kadar çimento taşınabiliyor. %30 eğimli yokuşa tırmanabilen aracın motoru 6 silindirli 130 kW gücünde. (www.putzmeister.com) 18 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Gücünü sudan alan sondaj Ülkemizde gıda sektöründe çok yaygın kullanılan ayıklayıcılar maden sektöründe 1970’lerde optik ayırıcılar olarak kullanılmaya başlandı. Bugün teknoloji optik ayırıcılara ilaveten pek çok seçenek sunuyor: kızıl ötesi, röntgen transmisyon (XRT), indüktif algılayıcılar, analiz yapabilen röntgen (XRF), radyometrik algılayıcılar, mor ötesi (UV). Uygulamada optik ayırıcıların renk farkına dayalı hemen hemen her türlü minerali, XRT sistemlerinin şelit, volfram, kömür, demir, elmas ayırmada başarılı oldu- Atık yönetmeliğinin de gereği olarak bu konu çok önem kazandı. Çökeltme tanklarında en iyi şartlarda atıktaki suyun %80 - %90 kadarını ayırsak da alt çamurun hala taşınabilir halde olmadığını tesis çalıştıranlar bilir. Bu çamur eskiden havuzlarda dinlendirilirdi, ama büyüyen kapasiteler ve çevre mevzuatları artık buna elvermiyor. Ülkemizde pekçok firmanın bu sulu atıklara acil çözüm bulmaya ihtiyacı var. Çare filtre kullanmakta. Bu konuda Japon Ishigaki diğerlerinden bir adım önde gözüküyor. Firmanın Lasta MC adını verdiği filtre presler nemi atıkta %14, konsantrede %8’e düşürüyor. 20 yıldır bu filtreleri üreten firmanın halen 100’ün üzerinde filtresi çalışıyor. Filtrede iddialı isimlerden biri de FLSmidth. Firma Colossal adını verdiği yeni tasarımıyla eşdeğer filtre alanında diğerlerinden daha fazla suyu ayırdığını iddia ediyor. Avusturya’lı Andritz Separation’ın hiperbarik filtreleri özellikle ince kömürü susuzlaştırmada dikkati çekiyor. ABD de 50’li yıllardan beri kömürcülerin favorisi Peterson Filter Corp. imalatı olan vakumlu filtreler. Eskiden adı Diemme olan Bilfinger Water Technologies 2010’da Dünyanın en büyük filtre presini imal etti. Hindistan’da çelik fabrikasında çalışan filtre saatte 200 ton %5 ile %9 arası nemli filtre keki yapıyor. Çok çeşitli filtre imal etmekle birlikte Fransız Gaudfrin dikey yaprak filtreleriyle öne çıkıyor. 25 ülkede 300 adet patentli Diastar filtresi kullanılmakta. (E&MJ Mart, s.46-51) ğu, indüktif ayırıcıların daha ziyade sülfürlü cevherlerde kullanıldığını, XRF’in nikel, bakır, çinko, altın, kromit, mangan, boksit için, radyometrik ayırıcıların ise uranyum cevherlerinde kullanıldığını görüyoruz. Geçen yıl Commodas Ultrasort ile birleşen Tomra önde gelen üreticilerden. Halen 2 mm ile 300 mm arası parça boyutunda çalışan 200’ün üzerinde ayıklayıcısı var. Firmanın özellikle bakırın hem sülfürlü, hem de oksitli minerallerini ayrıştırabilen 300 t/ saate kadar kapasiteye sahip cihazı dikkat çekici. Tomra ön zenginleştirmede kullanılan cihazlarıyla %15 kadar enerji tasarrufu yapılacağını savunuyor. Norveç menşeli Comex yeni ve iddialı firma. Geliştirdiği karmaşık görüntü algılama teknolojisi sayesinde ayıklayıcılarının %95-99 arasında randımanla çalıştığını iddia ediyor. Bu konuda çalışan bir Alman firması da Steinert Elektromagnetbau. Cihazı Avustralya’da tungsten/bizmut/molibden madeninde deneniyor. (E&MJ Nisan, s.46-50) Soma Özel Dosyası İş güvenliğinde karanlık tablo Türkiye’deki bir kömür işçisinin bir maden kazasında ölme olasılığı Amerikalı bir işçiden 36, Çinli bir işçiden ise 6 kat yüksek. Hazırlayan Sektörmaden 3 01 madencimizin yaşamını yitirdiği, yüzlercesinin de yaralandığı Soma’daki büyük maden faciasının ardından siyasetçisinden bilim dünyasına, sendikalardan sivil toplum kuruluşlarına, işçisinden işverenine bütün toplumun dikkati bir kez daha ve son derece güçlü bir şekilde bir konu üzerinde toplandı: İşçi sağlığı ve iş güvenliği. Meydana gelen kaza ve can kayıplarından kimin sorumlu olduğu meselesi bir tarafa, istatistikler ülkemizin bu konudaki karnesinin çok zayıf olduğunu gösteriyor. Ülkemizde madencilikten inşaat sektörüne, gemi inşa sektöründen tarıma kadar hemen bütün iş kollarında meydana gelen kazalarda her gün ortalama 3 işçi yaşamını yitiriyor. Bu konudaki kayıtların tutulmaya başlandığı 1946 yılından 2010 yılına kadar iş kazaları sonucu ölen işçilerin sayısı tam 59.300. Yani son 55 yılda her yıl 9226 yurttaşımızı iş kazalarında kaybetmişiz. Son on yılın toplamı ise 10.723 can kaybı, yılda ortalama 1072 işçimiz iş kazalarında ölüyor demek. Bu rakamlara Soma faciasında ve son üç yılda meydana gelen diğer iş kazalarındaki can kayıplarının dahil olmadığını da ekleyelim. Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünyada her yıl 250 milyon kişi iş kazasına uğruyor. 20 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} 160 milyon kişi ise meslek hastalığına yakalanıyor. 1.200.000 kişi iş kazası ve meslek hastalığı sonucu yaşamını yitiriyor. Ülkemizde ise sadece 2010 yılında meydana gelen 63 bin iş kazasında 1444 işçi hayatını kaybetmiş. 2013 yılında ise bu rakam ‘5 Soma faciası’ kadar. Yine ILO’nun istatistiklerine göre, son 10 yılda dünya genelinde iş kazalarında ölüm oranları düşerken, Türkiye’de yükselmeye devam ediyor. Ülkemiz ölümlü iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya üçüncüsü. ILO’nun 82 ülkeyi kapsayan verilerine göre Türkiye’de ölümle sonuçlanan iş kazalarının oranı ‘100 binde 20.5’ iken bu oran Avrupa Birliği geneli için ‘100 binde 2.5’, Norveç, İsveç, İsviçre ve Danimarka gibi gelişmiş ülkelerde ‘100 binde 2’ seviyesinde. Yani Türkiye’deki bir işçinin bir iş kazasında ölme riski Avrupa’lı bir işçiden 8 kat yüksek. Bu rakamlar, iş kazalarının ve ölümlerin işin doğasında olduğu iddiasını çürütür nitelikte. Madenler daha da karanlık Bu iç karartıcı tablo, madencilik sektörüne gelindiğinde daha da karanlık bir hal alıyor. 1991-2008 döneminde kömür sektöründe iş kazaları ve meslek hastalığı nedeniyle toplam 2 bin 554 kişi yaşamını yitirdiği Türkiye bu rakamlarla dünyada ilk sırada bulunuyor. ILO’nun verilerine göre, 100 bin maden işçisinden iş kazalarında ölen Çin’de 106 iken, Türkiye’de bu sayının 133 olduğu belirtiliyor. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) yaptığı çalışmaya göre, 100 milyon ton kömür üretimi başına düşen ölüm sayısı ABD’de 1 ile 6 arasında değişirken, Türkiye’de bu sayı yıllara göre 900’ü dahi aşıyor. Buna göre, 100 milyon ton kömür üretimi başına en az ölüm 256 kişi ile 2006 yılında oldu. Türkiye’de 100 milyon ton üretimde 2000 yılında 710 kişi ölürken, bu rakam 2003 yılında 923, 2008 yılında ise 722 olarak gerçekleşti. Bu dönemde dünyanın en büyük kömür üreticileri ABD ve Çin’deki 100 milyon ton kömür üretimi başına düşen ölüm oranları Türkiye’nin çok gerisinde kaldı. 2008 yılında ülkemizin 100 milyon ton kömür üretimi başına düşen ölüm oranı 722 iken, bu oran ABD’de 20 oldu. Geçmişte büyük çaplı maden kazaları ile gündeme gelen dünyanın en büyük kömür üreticisi Çin ise son yıllarda aldığı tedbirlerle bu rakamı 2008 yılında 127’ye düşürmeyi başardı. Yani Türkiye’deki bir kömür işçisinin bir maden kazasında ölme olasılığı Amerikalı bir işçiden 36, Çinli bir işçiden ise 6 kat yüksek. Yanan bizdik, siz kömür sandınız Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi tarafından düzenlenen 19. Türkiye Kömür Kongresi’nin ana gündemini Soma’da yaşanan facia ve madenlerdeki iş güvenliği sorunları oluşturdu. 1 978 yılından bu tarafa 2 yılda bir düzenlenen Türkiye Kömür Kongresi’nin 19.’su, 21–23 Mayıs 2014 tarihleri arasında 395 delegenin katılımıyla Zonguldak`ta gerçekleştirildi. Maden Mühendisleri Odası Zonguldak Şubesi tarafından düzenlenin kongrenin bu yılki ana temaları “Kömür Madenciliğinde Mekanizasyon” ve “Termik Santraller” olarak belirlenmiş olmasına rağmen, programda yapılan değişiklikle Soma`da yaşanan facia ve madenlerde iş güvenliği konusu özel bir sunumla değerlendirildi ve kongre süresince her oturum içinde çeşitli yönleriyle ele alındı. bildirgesinde, madenlerde iş güvenliği sorunlarının çözümüne yönelik öneriler de dile getirildi. Zonguldak ve Soma gibi büyük bir havza geneline yayılmış kömür damarlarının işletilmesinde teknik açıdan “Havza Madenciliği”nin uygulanması gerektiği dile getirilen bildiride, “kömür havzaları bir bütün olarak değerlendirilmeli, havalandırma, nakliyat, işçi sağlığı ve iş güvenliği yatırımları havza bütünü ele alınarak projelendirilmelidir,” denildi. Madenlerde taşeron, rödövans, hizmet alımı işlem- leri ve özelleştirmelerin durdurulması gerektiği ifade edildi. İş güvenliği konusunda etkin bir denetimin önemine de dikkat çekilen sonuç bildirgesinde, siyasi iradeden bağımsız bir İş Teftiş Sistemi kurulması ve yeteri sayıda ve yeterli donanıma sahip uzman kadroların tahsis edilmesi gerektiği vurgulandı. Bildirgede ayrıca, “Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi” adıyla anılan 176 sayılı sözleşme olmak üzere, bekleyen bütün ILO sözleşmelerinin geciktirilmeden onaylanması gerektiği ifade edildi. 21 Yılın acı blançosu: Kongre süresince, bilimsel kurul tarafından seçilmiş ve bildiriler kitabında da yer almış olan 8’i çağrılı, 3’ü yabancı olmak üzere toplam 43 adet bildiri, 2 farklı salonda gerçekleştirilen teknik oturumlarda sunuldu. TTK/ Armutçuk/kömür 7 Mart 1983 Grizu patlaması (103 Ölü) Kongre süresince açık tutulan “Maden Makineleri ve Donanımı Sergisi”nde ise kamu ve özel sektörden 31 katılımcı ürün ve hizmetlerini tanıttı. TTK/ Kozlu/kömür 3 Mart 1992 Grizu patlaması (263 Ölü) 30 yılda 956 can kaybı Kongre’nin ardından yayınlanan sonuç bildirgesinde ele alınan temel konu da yine Soma Faciası ve madenlerdeki iş güvenliği sorunları idi. “Ölen bizdik siz kömür sandınız” başlıklı sonuç bildirgesinde, 1983 yılından bu yana ülkemizdeki kömür madenlerinde meydana gelen iş kazaları ve can kayıpları sıralanarak iş güvenliği konusundaki vicdan yaralayan tablo ortaya konuldu ve çözüm önerileri sıralandı.Kongre’nin sonuç TTK/ Kozlu/kömür 10 Nisan 1983 Grizu patlaması (10 Ölü) Yeniçeltek/Amasya/kömür 14 Temmuz 1983 Grizu patlaması (5 Ölü) TTK/ Kozlu/kömür 31 Ocak 1987 Göçük ( 8 Ölü) TTK/ Amasra/kömür 31 Ocak 1990 Grizu patlaması (5 Ölü) Yeni Çeltek/Amasya/kömür 7 Şubat 1990 grizu patlaması (68 Ölü) Yozgat/Sorgun/kömür 26 Mart 1995 Grizu patlaması (37 Ölü) Erzurum/ Aşkale/kömür 8 Ağustos 2003 Grizu patlaması (8 Ölü) Karaman/Ermenek/kömür 22 Kasım 2003 Grizu patlaması (10 Ölü) Çorum/ Bayat/kömür 9 Ağustos 2004 Grizu patlaması (3 Ölü) Kastamonu/ Küre/metal 8 Eylül 2004 Yangın (19 Ölü) Kütahya/ Gediz/kömür 21 Nisan 2005 Grizu patlaması (18 Ölü) Balıkesir/Dursunbey/kömür 2 Haziran 2006 Grizu patlaması (17 Ölü) Bursa/Mustafakemalpaşa/kömür 10 Aralık 2009 Grizu patlaması (19 Ölü) Balıkesir/ Dursunbey /kömür 23 Şubat 2010 Grizu patlaması (13 Ölü) TTK/ Karadon/kömür 17 Mayıs 2010 Grizu patlaması (30 Ölü) Kahramanmaraş/Afşin/Kömür 6 ve 10 Şubat 2011 Şev kayması (11 Ölü) TTK/ Kozlu/kömür 07 Ocak 2013 Degaj (8 Ölü) Soma/ Soma/kömür 13 Mayıs 2014 Yangın (301 Ölü) {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 21 Soma Özel Dosyası Neden oldu? Ne yapmalı? İşte aldığımız yanıtlar: Sektörü teknokratlar değil siyasiler yönetiyor Bir maden sahasının nasıl ruhsata bağlanıp izinlerinin nasıl alınacağı yasayla düzenlenmiş ve yetkiler Enerji, Orman, Çevre ve Çalışma Bakanlığı bürokrat ve teknokratlarına verilmişken bu yetkilerin tümünün Başbakanlık makamında toplanması düşündürücüdür. Murat Turan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Genel Sekreteri S oma’da meydana gelen faciayı anlamak ve topluma anlatabilmek aşağıdaki temel noktalara dikkat çekmek gerekir. Öncelikle, ne yazık ki sektörü teknokratlar değil siyasiler yönetip yönlendirmektedir. Normalde, maden sahaları ile ilgili her türlü düzenlemeyi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı adına Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün yapması gerekirken Soma’da ne bu kurumu ne de yetkililerini göremedik. Sadece Bakan vardı. İkinci olarak, bir maden sahasının nasıl ruhsata bağlanıp izinlerinin nasıl alınacağı (işletme ruhsatı, Orman izni, çevre ile ilgili izinler) yasayla düzenlenmiş ve yetkiler Enerji, Orman, Çevre ve Çalışma Bakanlığı bürokrat ve teknokratlarına verilmişken bu yetkilerin tümünün Başbakanlık makamında toplanması da manidar ve bir o kadar da düşündürücüdür. 22 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Soma’da meydana gelen ve 301 madencinin hayatını kaybettiği, yüzlercesinin de yaralandığı ülkemiz tarihinin en büyük maden faciasının ardından bütün toplumun dikkati madenlerdeki iş güvenliği sorunlarına odaklandı. Biz de Sektörmaden Dergisi olarak madencilik camiasının önde gelen isimlerine bu felaketin nedenleri ve çözüm önerilerine ilişkin görüşlerini sorduk. Madencilikle ilgili yasa ve yönetmeliklerin tüm sektörde gerçekten ve etkili bir şekilde uygulandığını ne yazık ki söyleyemiyoruz. Kaldı ki, bu yasa ve yönetmelikleri uygulamakta yükümlü kurumlar, ne yeterli personele, ne de bu sorumluluğu taşıyacak yeterli uzmanlığa sahip değiller. Yürürlükte olan iş güvenliği, işçi sağlığı yönetmeliğine baktığımızda işin vahametini görebiliriz. Bir diğer önemli konu da fenni nezaretçilerin durumudur. Maden Kanunu ruhsat sahasından sorumlu bir fenni nezaretçinin bulunmasını şart koşar, ancak bir mühendise kâğıt üzerinde verilen yetki pratikte işlememektedir. Fenni nezaretçi ruhsat sahibine bağlı onun personeli konumundadır. Enerji Bakanı, “Fenni Nezaretçi isterse ocağı kapatır,” diyor. Böyle bir uygulamayı yapan mühendis anında kendini kapı dışında bulur. 1970’li yıllardan bu yana ısrarla dile getirilen fenni nezaretçilerin patronun işçisi konumundan çıkarılarak ücretini bakanlıktan alan görevliler konumuna getirilmesi talepleri yazık ki dikkate alınmamıştır. En önemli konulardan biri de çalışan personelin eğitimi sorunudur. Özellikle yer altı işçisi hiçbir eğitime tabi tutulmaksızın yeraltına indirilmekte bu da kazalara davetiye çıkarmaktadır. Hepimiz sorumluyuz Bu tür facialarla tekrar karşılaşmamak için öncelikle toplum bilincinin yeniden oluşması gerekir. Hepimiz erdemli bir insanın sahip olması gereken değerlere sahip olduğumuz zaman bu ülkede herkes mutlu olur ve kazalar kader olmaktan çıkar. Bu kadar büyük boyutta kazalar değil ama riskler mesleğin doğasında vardır. Ancak bu risklerin ölümlü iş kazası ile neticelenmesinin işin fıtratı ile doğrudan ilgisi yoktur. Kazaların ölümle sonuçlanmasının nedeni ihmal, kusur ve sorumsuzluktur. Tabii ki yapılan iş çok risklidir. Ancak kaza mutlaka yaşanmak zorunda olmadığı gibi mutlaka ölümle sonuçlanması da gerekmez. Alınacak tedbirlerle kaza riski minimize edilebilir. Kaza istem dışı, tüm önlemler alınmasına rağmen meydana gelen olaylara denir. Bu tip felaketlerin sorumlusu önceki felaketlerden gereken dersi çıkarmayan herkestir. Madencilik İş güvenliği plan ve programı çerçevesinde gerekli adımlar atılmamış, ihmal ve sorumsuzluk bir politika olarak süregelmiştir. İktidarlar da eksik devraldığı sistemi sistemsiz olarak devam ettirdiği kötüleştirdiği, Vergi affı, SGK affı, paralı askerlik, 2 B yasası, imar affı, genel af, mali af gibi af yasaları çıkartarak yasalara aykırı davrananlara yasalara uyanlar karşısında üstünlük sağladığı için, toplumun yasalar karşısında duyarsızlaşmasına yol açtığı için sorumludur. Proje peşinde koşmaktan öğrencisini eğitemeyen, hiç maden ocağı görmemiş mühendis yetiştiren üniversiteler sorumludur. Sırf ticari kaygılarla, kâr öncelikli düşünerek alması gereken önlemleri eksik alan, kaza riskini maksimize eden işletmeci ile buna göz yuman sendikalar da sorumludur. Denetlemeyi yapmayan denetim görevlisi ile işe ve paraya ihtiyacı olsa dahi, denetim gelince bunun üstünü örten mühendis ve işçi de sorumludur. Toplumun aleyhine salt Cemil Ökten Genç Maden İşletmecileri Derneği Başkanı kişisel maddi varlığını artırma gayreti içinde olanları sırf sahip oldukları varlık ve statü nedeni ile toplum nezdinde yücelten ve örnek insanın tanımını niteliksiz hale getiren medya da sorumludur. Toplumsal sorunlara eğilmeyen, kendi toplumsallığından kopuk sanat camiası da sorumludur. İçinde yasadığı toplumu önemseyen, insanlara değer veren yasalara saygılı yurttaşlar bile bu tip olumsuzluklar karşısında, haklarını aramadıkları boyun eğdikleri için maalesef sorumludur. Kabul etmek gerekir ki Hepimiz bu suçun belli oranda ortaklarıyız. Kimse kendinden başka sorumlu aramasın. Bu tür facialarla tekrar karşılaşmamak için öncelikle toplum bilincinin yeniden oluşması gerekir. Ahlak erdem gibi sahip olunması gereken insani özelliklerin içinde yaşadığımız toplum nezdinde yeniden tanımlanması gerekir. Topluma rağmen var olma eğilimi yerine kalkınan ve refah düzeyi artan toplumun içinde bir fert olarak zenginleşebilmenin en doğru ye kalıcı yol olduğu hepimiz tarafından yeniden anlaşılmalıdır. Sonuç olarak hepimiz erdemli bir insanın sahip olması gereken değerlere sahip olduğumuz zaman bu ülkede herkes mutlu olur ve kazalar kader olmaktan çıkar. Ancak o zaman, bizler bu faciada hakkın rahmetine kavuşan 301 yiğit insanını kaybeden 432 çocuk ve ailesinin yüzüne utanmadan bakabiliriz. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 23 Soma Özel Dosyası Madencilikten vazgeçmek bağımsızlıktan vazgeçmektir Soma faciası ülkemizin eğitim, öğretim, istihdam, iş güvenliği, üretim ve verimlilik politikalarındaki açmazların, ihmallerin ve vurdumduymazlıkların sonucudur. Madencilik sektörümüzde bir daha bu nevi faciaların yaşanmaması için alınması gereken önlemlerden başlıcaları şunlardır: Prof. Dr. Ali Kahriman Okan Üniversitesi Öğretim Üyesi Ü lkelerin gelişmişlik seviyelerini belirleyici en önemli unsur, yer altı varlıklarını katma değere dönüştürmeleridir. Stratejik planlamalara dayanan üretim politikaları geliştirilmeksizin, günü birlik yaşanan olumsuzluklardan hareketle bu kaynaklarımızın üretiminden vazgeçmek; egemenliğimizden, özgürlüğümüzden, bağımsızlılığımızdan vazgeçmekle eşanlamlıdır. Tüm dünyada, bir yandan iş sağlığı ve güvenliği önlem ve ekipmanına yatırım yapılırken, öte yandan da üretim yöntemlerinde ileri teknoloji ürünlerine, yeraltında insansız robotik sistemlere geçilmiştir. Bunun sonucunda da, ağır ve tehlikeli işler kapsamında olan yeraltı işletmeciliğindeki iş kazalarında da üretim değerlerine göre önemli azalmalar olmuştur. Fakat bu gelişmeler ne yazık ki ülkemizde karşılığını bulamamıştır. Ülkemizde son 30 yılda uygulanan ekonomik politikalar sonucunda bir yandan devlet madencilik alanından çekilirken öte yandan özel girişimlerin bu sektörün gerektirdiği kapasiteye uygun olarak madenciliğe girişi sağlanamamıştır. Bu da, eğitim – öğretim - istihdam - iş güvenliği, üretim ve verimlilik politikalarımızda önemli açmazlar, ihmaller ve vurdumduymazlıklara yol açmıştır. Soma Faciasını bu sürecin bir sonucu olarak değerlendirebiliriz. 24 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Tüm kömür havzaları, üretim yöntemi seçiminden teknoloji ve kapasite seçimine kadar bir mastır plan bağlamında ele alınmalıdır. Maden yasasında gerekli düzenlemeler yapılarak finansman sorunu olmayan kuruluşların sektöre kazandırılması sağlanmalıdır. İşletmelerde çalıştırılan tüm personel, mesleki yeterlilikler çerçevesinde yapılacak iş analizi, iş gerekleri ve iş kimliği tariflerine uygun olarak hizmet içi eğitim programlarına tabi tutularak sertifikalandırılmalıdır. Maden yeraltı işletmelerinde örgüt kültürü ve örgütsel davranış modelinin oluşmasını engelleyen taşeronluk gibi geçici modellerden kaçınılmalıdır. Merkezi denetim sistemi gözden geçirilmeli, uzman maden mühendislerinden oluşan bölgesel modele geçilmelidir. Sendikalara iş güvenliği uygulamaları konusunda denetimi de kapsayan yetki ve kaynaklar sağlanmalıdır. İş sağlığı ve güvenliği önlemlerini teşvik eden mali düzenlemeler yapılmalıdır Gelinen bu noktada teknik, ekonomik ve güvenlik yönünden yeterlilik arz edecek olan, usulüne uygun, kayırma anlayışından uzak, hiyerarşik ayrıcalıkların olmadığı bir özelleştirme ya da sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde gerçekleştirilecek bir özerkleştirme; yıllardır kaderine terk edilmiş, dışa bağımlı enerji politikalarımızın alternatifi olan kömür varlığımız başta olmak üzere tüm yer altı kaynaklarımız için bir çıkış olacaktır. Çözüm bilimsel, güvenli madencilikte Facianın sorumluları mevcut sistem ve onun yürütücüleridir. Çözüm ise madencilikten vazgeçmekte değil, bilimsel, güvenli madenciliği hayata geçirmektedir. Bunu yapabilecek bilim insanları ve mühendisler ülkemizde mevcuttur. Y aşadığımız olayda yapılan tespitler gösteriyor ki, hepimizin yakından bildiği önlemler alınsaydı şu anda 301 emekçimiz bizler gibi nefes alıyor olacaktı. Sonuçta “kaza” yaşananlar için doğru tanımlama değildir. Kaza öngörülemeyen vakalar için kullanılan bir kavramdır, bilim ve teknolojinin gelişimi öngörülemeyenleri minimize eder ve öngörülen risklere karşı, mekanizasyonun arttırılması, iş güvenliği önlemlerinin alınması ve iş güvenliği ekipmanlarının layıkıyla kullanımı gerçekleştirildiğinde risk ortadan kalkar. Son yılarda sıkça kullanılan “iş cinayeti” kavramı çok acımasız gibi görünse de bu söylem kişileri değil mevcut zihniyeti, daha fazla kar, daha fazla üretim odaklı sistemi hedef almaktadır. Bu facianın sorumluları ilk başta mevcut sistem ve onun yürütücüleridir. Taşeronlaşma ve özelleştirme politikalarıdır. İş kazalarında ilgili Bakanlıklar ve tabii ki Çalışma Bakanlığı konunun baş sorumlularıdır. Madencilik sektöründe de Enerji Bakanlığı ve MİGEM, madenin ruhsat sahibi ve elbette işveren de asli sorumlulardır. Öncelikle taşeronlaştırma, özelleştirme politikasından vazgeçilmelidir. Denetleme mekanizmaları iyi çalışmalı, yeterli sayıda eğitimli, tecrübeli denetçiler olmalıdır. Arama, proje, üretim, her aşamada gerekli denetim harfiyen uygulanmalı ve caydırıcı yaptırımlar olmalıdır. Konu işverenin inisiyatifine ve vicdanına bırakılamaz. Kamu adına denetleme yapan teknik nezaretçilerle ilgili bir düzenlemeye gidilerek işveren ile organik bağı kesilmeli, denetim süreçleri bağımsızlaştırılmalıdır. Denetim süreçlerine meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları dahil edilmelidir. Çalışanların iş güvenliği konusundaki eğitimlerine gereken önem mutlaka verilmelidir. Eğitim, asla bir formalite ya da zaman kaybı değildir. Sendikal örgütlenme ve faaliyetler önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Sendikalar işçinin iş yerindeki tüm koşullarını iyileştirme mücadelesi için vardır. Madencilikle Nedret Durukan Maden Müh. Odası İstanbul Şube Başkanı ilgili yasal mevzuatın oluşturulmasında konunun tüm taraflarının katılımı sağlanmalı, doğru bir madencilik politikası konunun tüm tarafları ile birlikte ele alınmalıdır. Mevcut ocaklarda hızla iyileştirme çalışmaları yapılmalı, risk taşıyan ocaklarda üretim geçici olarak durdurularak acil önlemler alınmalı, teknoloji ve iş güvenliğine yatırım yapılmalıdır. TKİ ve TTK gibi tecrübe barındıran, madencilikte bir okul haline gelmiş kurumlar asli görevlerine dönmelidir. Havza madenciliğine dönülmeli, konu tekrar tartışılmalıdır. Üniversiteler de gözden geçirilmelidir. Üniversiteler sadece eğitim yapıp öğrenci mezun etmeye çalışan kurumlar değil, sektörün çözümlerini üretecek olan bilimsel yapılardır. Alt yapısı yetersiz maden mühendisliği bölümleri kapatılmalı koşulları görece iyi olanlarla birleştirilerek bölüm sayısı ve kontenjan azaltılmalıdır. İhtiyacın çok üzerinde maden mühendisi mezun edilmesinin bir sonucu da işsizliğin artması ve işsizlik tehdidi altındaki meslektaşlarımızın, iş yaşamının geldiği kölelik düzeninde, bağımsızlığını yitirmesine neden olmaktadır. Çözüm madencilikten vazgeçmekte değil bilimsel, güvenli madenciliği hayata geçirmektedir. Bunu yapabilecek bilim insanları ve mühendisler ülkemizde mevcuttur. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 25 Röportaj re giderek pazarlara yerinde ulaşıp, müşteriyle birebir temas kuracağını anlatan Kahyaoğlu, böylece ödeneklerin de çok daha verimli kullanılmış olacağının altını çizdi. Ülkenin madene ihtiyacı var Siyasete değil madene ihtiyaç var İhracatçı Birliğinin “benim kanunumda ocağın yolu yazmıyor’’ diyerek madenleri görmezden gelemeyeceğini kaydeden Kahyaoğlu, ‘’Türkiye’nin siyasete ihtiyacı yok. Türkiye’nin sektöre ihtiyacı var. Hatta maden sektörüne ihtiyacı var. Ormanda bize kiraya verilen yerin metrekaresine göre, o alanı satın alsak vereceğimiz para daha az olurdu’’ diyerek devlete ödedikleri kira giderlerinin çok yüksek olduğunu vurguladı. Maden ihracatçısının “benim kanunumda ocağın yolu yazmıyor’’ diyerek madenleri görmezden gelmesi söz konusu olamaz. Türkiye’nin siyasete ihtiyacı yok. Türkiye’nin sektöre ihtiyacı var. Hatta maden sektörüne ihtiyacı var. Devletin, madencileri sadece para kaynağı olarak görmemesi gerektiğini ifade eden Kayhaoğlu, konudaki sitemini de şu sözlerle aktardı: ‘’Ki- raladığımız yerlerde ben devletle mücadele vermekteyim. Köylülerin en fazla şikâyet ettiği ocaklar; mıcır yapılan ocaklardır. Madenciler köye ekonomi ve para götürür. Camiyi okulu tamir eder. Köye hizmet anlamında para verilir. Köylü arabalarımızdan rahatsız olabilir, zira madenci araçları toz kaldırmaktadır. Sulama ile bu sorun çözülebilir. Ama köylü ‘bu dağlarda biz de oturmaktayız, bizi de ortak et’ gibi yaklaşımda bulunmaktadır. Köylüler bazı insanlar tarafından kışkırtılmaktadır. Bu ülkede madencilik yapılmak zorundadır. İnsanların kullandıkları ve yaşam için gereken malzemeler madenlerden faydalanıyorsa kapatalım madencilik yapmayalım gibi yaklaşımlar yanlıştır.’’ Madenciliği bilmeyen ahkâm kesmesin Ali Kahyaoğlu Röportaj: Recep Erçin İstanbul Maden İhracatçılar Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kahyaoğlu ile sektörün durumunu ve Soma’da yaşanan maden faciasını konuştuk. Nisan ayında yapılan İMİB seçimlerini kazanan Kahyaoğlu söyleşimiz esnasında, özellikle Soma faciası ve madencilikle ilgili yasal düzenlemelere ilişkin sert söylemlerde bulundu. Mermer sektörü bakımından, Türkiye’nin en büyük alıcısının blok ürünlerde Çin, kesilmiş ürünlerde ABD olduğunu kaydeden Kahyaoğlu, Irak’ın ihracatımızda ön sıralarda yer aldığı bilgisini verdi. Blok satışların sanılanın aksine ucuz olmadığını mesela bazı blok satılan mermerlerin kesilmiş ürünlerden çok daha fazla fiyata gittiğini ifade etti. çok önemli şeyler. Eğer bunların altı dolu değilse yapılan tasarım’ın bir anlamı kalmamaktadır. Tasarım mücevher için gereklidir ve ses getirir. Projeye şekil verebilecek, ürün sunabilecek insanlar seçilmeli ve üretim yapılan ürünler pazarlanmalı. Farklı ülkelerde okuyan çok fazla öğrenciler var ve onların bu sektör içerisinde keşfedilmesi lazım.’’ Maden İhracatçıları Birliğinin geçen yılki ihracatının 5 milyar 42 milyon dolar olduğunu belirten Kahyaoğlu, bunun yaklaşık yarıya yakınının mermer kalan kısmının da diğer madenlerden oluştuğunu söyledi. Kahyaoğlu’na sektörde inovasyona verilen önemi ve özellikle Avrupa pazarına daha kaliteli ürünlerin nasıl satılacağını sorduğumuzda da görüşlerini şöyle paylaştı: ‘’Kelime anlamına bakılırsa inovasyon ve Ar-Ge Başkan Kahyaoğlu, fuarlar için harcanan yüksek miktarlardaki paraları eleştirerek, sektörde yetişmiş gençlerden oluşan bir şirket kurmayı planladığını da açıkladı. Bu gençlerin birer ihracatçı olarak, hedef ülkele- 26 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Manisa Soma’da yaşanan felaket sonrası sektöre ilişkin yapılan yayınlara değinen Kayhaoğlu, ‘’Kazanın şokunu atlatmaya çalışan ülkede biz de bundan en fazla etkilenen grubuz. Kara propagandalarla karşı karşıyayız. Sosyal medyada yazılan saçma bir yoruma binlerce insan kapılmaktadır. İnsanlar yorum yaparken detayına inmeden karalama yapıyorlar. Madenciler, sanki çevreyi katleden insanlarmış gibi bir izlenim var kamuoyunda’’ diye konuştu. Kahyaoğlu, zihinlerde oluşan bu olumsuz algının silinmesinin ise maalesef çok zor olduğunu sözlerine ekledi. Devletin sektör temsilcileriyle beraber masaya oturarak gerekli düzenlemeleri yapmasını isteyen Kahyaoğlu, ayrıca ilgili bakanlık ve kuruluşların da iş güvenliği konusunda sektörde ne yapılması gerektiğine ilişkin toplantı yapılmasını önerdi. belki evlenebilirler ama kalan çocuklar babalarını nasıl ne zaman geri getirecekler? Kahyaoğlu, Manisa Soma’da yaşanan ve 301 madencimizin yaşamını yitirdiği elim kazaya ilişkin görüşlerini de şöyle aktardı: ‘’İnceleme yapan birimlerin suistimali varsa, ki var gibi görünüyor, bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır. Trafik levhası olmadığı için çukura düşen insanın ölümüne sebebiyet vermekle müfettişin gerektiği gibi incelememesi de aynı şeydir. Başbakan, ulusal yas ilan etmeden biz 9’u 20 geçe başsağlığı çektik, ama insanlar direk karalamaya başladılar. İnsanlar çok gaddarlar ve acımasızlar. Hiç madenciyi sabah tertemiz giysileriyle akşam kapkara giysileriyle görmediyseniz, siz barlarda oturduğunuz yerlerde ahkâm kesmeyeceksiniz. Bizim kurtarma ekibimiz yok, benim reklama ihtiyacım yok. Oradaki insanların o gün kurtarma çalışmasına ihtiyacı var. İnsanlar öldü kim getirecek onları? Dul kalan geç kadınlar Bu ocakta etrafı teneke olan konteynır içerisine hortum sallansa ve jeneratör konsa, çok ilkel bir çözümden bahsediyorum ama bu bile akla getirilmemiş. Gene insanlar ölebilirdi ama 300 kişi değil en fazla 50 kişi olurdu kayıp sayısı. Eğitimsizlik değil vurdumduymazlık buradaki sorun. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 27 YMGV’den Haberler 54. Danışma Kurulu Toplantısı yapıldı Prof. Dr. Erdoğan Yüzer’in açış konuşmasıyla başlayan toplantıda bir önceki toplantı tutanağının özetlenmesinin ardından Prof. Dr. Işık Özpeker Vakfın 2013 Kasım – 2014 Nisan dönemi faaliyetleri ile ilgili bir sunum yaptı. Sunumda, Vakfın ve İktisadi İşletmenin 2013 yılı Aralık sonu itibariyle gelir-gider durumunun yanı sıra gerçekleştirilen etkinlikler, yapılmış, katılınmış veya desteklenmiş toplantı, tanıtım (TV programı), sempozyum, seminer, basılmış kitap ve teknik geziler hakkında bilgiler verildi. Prof. Dr. Mustafa Topaloğlu yeni Orman Yönetmeliği ile ilgili sunumunda, yönetmelikte ön izin adı altında yeni bir kavramın ortaya çıkarıldığını belirterek bu maddede yer alan tutarsızlıkların, çit ile sahanın çevrilmesi, toprak dolgu izni, bedellerin tespiti ve tahsili ile getirilen katsayıların, ön izin bedelleri ve teminatlar konularının irdelenmesi gerektiğini ve bazı hususların dava konusu olabileceğini ifade etti. Madencilikle ilgili yeni mevzuat çalışmaları ve uygulamaları konusunda güncel gelişmeler ile ilgili sunum MİGEM Daire Başkanı Mehmet Tombul tarafından yapıldı. Tombul, Başbakanlık genelgesi uygulamasının devam ettiğini, bu sürecin iyi yönetilmesinin madenciliğe yararı olabileceğini, yaşanan bazı sıkıntıların aşılmaya başlandığını söyledi. Prof. Dr. Caner Zanbak sürdürülebilir madencilik ve çevre sorunları ile ilgili yaptığı sunumda, zeytincilik konusunda hukuki sorunun devam ettiğini, ÇED süreci ile ilgili bir gelişme olmadığını, Maden Atıkları Yönetimi yeni taslağı ile ilgili gelişmelerin beklendiğini belirtti. Toplantıda son olarak söz alan İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Haluk Eyidoğan Başbakanlık genelgesi ile verilen izinlerin yüzde 68’den yüzde 20’ye düştüğünü hatırlatarak, bunun istihdamı azaltarak büyük kentlere göçü arttıracağı konusunda uyarılarda bulundu. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın 54. Danışma Kurulu Toplantısı 26 Nisan 2014 tarihinde, İTÜ Vakfı Sosyal Tesislerinde 51 Danışma Kurulu üyesinin katılımı ile gerçekleştirildi. Balya’ya öğrenci gezisi Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı ile İTÜ Maden Fakültesi Cevher Hazırlama Mühendisliği Kulübü’nün işbirliğinde Balya’da bulunan Esan Yeraltı Kurşun-Çinko İşletmesi ve cevher zenginleştirme tesisine bir teknik inceleme gezisi gerçekleştirdi. Cevher Hazırlama Mühendisliği öğrencilerinin madencilik uygulamalarını yerinde görmesi ve bilgilerini arttırılması amacıyla organize edilen ve 23 Nisan 2014 tarihinde gerçekleştirilen geziye Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Mütevelli Üyesi ve İTÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ekrem Yüce ve Maden Yük. Müh. Ayşe Koç’un liderliğinde İTÜ Cevher Hazırlama Mühendisliği Bölümü’nden 34 öğrenci katıldı. 1 günlük teknik inceleme gezisinde Esan Eczacıbaşı yetkilileri tarafından öğrencilere Kurşun-Çinko madeni ve cevher zenginleştirme tesisi hakkında bilgi verildikten sonra, yeraltı ocağı ve tesisler gezildi. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı iş güvenliği uzman ekibi oluşturacak Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’ndan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu’nun 20 Mayıs 2014 tarihinde yaptığı toplantıda önemli kararlar alındı. Prof. Dr. Güven Önal’ın başkanlığında yapılan toplantının gündem maddeleri arasında, Soma’da meydana gelen maden faciası da vardı. Toplantıda, madenlerde çalışma güvenliği ve işçi sağlığı konularının önemine dikkat çekilerek bu konuda özel bir ekibin oluşturulmasına karar verildi. Yönetim Kurulunun aldığı karar uyarınca, Vakıf bünyesinde madenlerdeki proje, üretim planı, çalış- Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, amaçları doğrultusunda, her yıl Dünyadaki başlıca maden ve tesislere teknik inceleme gezileri düzenlemektedir. Bu gezilerde incelenen yeni teknolojiler madencilerin bilgi ve görgüsünü arttırmaktadır. Kazanılan bilgilerin ülkemizde uygulanması, kaliteyi arttırma ve maliyeti düşürme sonuçları 28 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} ma emniyeti ve işçi sağlığı konularında maden yönetimine yardımcı olacak uzman bir ekip oluşturulacak. Faaliyette olan madenlere birer yazı gönderilerek emniyet konusunda inceleme yapılması önerilecek ve bu inceleme için maden işletmecisinden yalnızca inceleme yapacak ekibin zorunlu masrafları talep edilecek. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu, ayrıca maden yasası ve işçi sağlığı ile ilgili mevzuat düzenlemelerine Vakıf olarak müdahil olunup katkı sağlanmasını da karar altına aldı. Şili-Brezilya-Arjantin Teknik İnceleme Gezisi doğurduğundan ülke madenciliğinin gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu yıl, 19 Ekim – 1 Kasım 2014 tarihleri arasında, Şili, Brezilya ve Arjantin’e düzenlenen teknik inceleme gezisi sırasında, Bakır, Kurşun, Çinko, Altın ve Kömür maden ve tesisleri ile Brezilya M.T.A’sı CETEM ziyaret edilecek, Şili’nin Santiago kentinde düzenlenen Uluslararası Cevher Hazırlama Kongresine katılınacaktır. Maden ve tesislerin ziyaretinde elde edilecek teknik bilgi ve görgülerin yanı sıra, Santiago, Rio de Jenario, Porto Allegre, Brasilia, Iquasu Şelaleleri ve Bounes Aires kentleri tarihsel ve külterel açıdan incelenecektir. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 29 YMGV’den Haberler 59. Mütevelliler Toplantısı yapıldı “Bilim ve teknolojinin ışığında her türlü güvenlik önlemleri alınarak yapılacak madenciliğin, ülkemiz yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi açısından vazgeçilmezliği bilinen bir gerçektir. Başka bir deyişle, ülkemizin öz varlığı olan madenlerimizin işletilmemesi asla çözüm değildir.” Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın 59. Mütevelliler Toplantısı 24 Mayıs 2014 tarihinde İTÜ Maçka Sosyal Tesislerinde yapıldı. Tuğrul Erkin’in Divan Başkanlığında yapılan toplantıya 36 mütevelli heyet üyesi katıldı. YMGV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güven Önal’ın yaptığı açılış konuşması ve Soma’da meydana gelen faciada yitirdiğimiz madenciler anısına bir dakikalık saygı duruşu ile başlayan toplantıda, Divan Başkanı Tuğrul Erkin, gündeme geçmeden önce, Soma’da şehit düşen madenciler anısına bir bildiri yayınlanmasını önerdi ve bu öneri oy birliğiyle kabul edildi. Prof. Dr. Güven Önal Vakfın 2013 yılı faaliyetleriyle ilgili bir sunum yaptı. Önal, Madencilik Ana Planı, Kömür Konseyi ve eğitim seminerleri gibi faaliyetler hakkında bilgi vererek, teknik incelenme ve eğitim gezileri ile basın toplantıları gerçekleştirildiğini ve “Sektörmaden” dergisinin 4 sayısının basıldığını bildirdi. Sunumda ayrıca Vakfın 2013 yılı gelir-gider durumu ve bilançosu ile ilgili bilgiler de verilerek Vakfa destek verenlere teşekkür edildi. Madencilikle ilgili yeni mevzuat çalışmaları, uygulamaları ve gelişmeler konusunda Yener Cander mütevellilerine bilgi verdi. Cander Soma kazasının ardından madencilik mevzuatı ile ilgili çalışmaların hız kazandığını ifade etti. Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mustafa Sönmez de, Soma faciasından sonra yapılacak yasal düzenlemelere madenciliğin bütün bileşenlerinin katılması gerektiğini belirtti. Prof. Dr. Işık Özpeker’in madencilik sektörünün temsilcilerinin katılacağı sektörün sorunlarının ve çözüm önerilerinin saptanacağı detaylı bir çalışmanın yapılabilmesi yönünde madencilikle ilgili sivil toplum örgütlerinin toplantıya çağrılması için Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kuruluna yetki verilmesi önerisi oybirliği ile kabul edildi. Soma faciası üzerine Eğitim Semineri: Maden, Çevre ve Orman Mevzuatı Toplantıda oluşturulan komisyonca kaleme alınan ve Mütevellilerin oy birliği ile kabul edilen açıklama şöyle: Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, madencilik sektöründeki profesyonellerin bilgi ve yetkinliklerinin arttırılması amacıyla gerçekleştirdiği eğitim çalışmaları çerçevesinde “Maden, Çevre ve Orman Mevzuatında Yenilikler, Uygulamalar ve Öneriler” konulu bir eğitim semineri düzenledi. 29–30 Mayıs 2014 tarihlerinde Ankara’da, TKİ Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen iki günlük eğitim seminerine 57 madenci katıldı. “ Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Mütevellilerinin 24 Mayıs 2014 tarihinde yaptığı olağan toplantıda, Manisa-Soma’da yaşanan elim olay, ayrıntılı olarak tartışılmış ve aşağıdaki hususların kamu oyu ile paylaşılması kararlaştırılmıştır. Bilim ve teknolojinin ışığında her türlü güvenlik önlemleri alınarak yapılacak madenciliğin, ülkemiz yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi açısından vazgeçilmezliği bilinen bir gerçektir. Başka bir deyişle, ülkemizin öz varlığı olan madenlerimizin işletilmemesi asla çözüm değildir. Bu olayda bir kez daha tüm çıplaklığı ile ortaya çıktığı üzere, ilk okuldan başlayacak eğitim ve her düzeydeki iş güvenliği bilincinin kazandırılması sürecinin ısrarla uygulanması ve izlenmesi, özellikle yüksek risk taşıyan sektörümüz için gereklidir. Bundan sonra acilen yapılacak çalışmalara ve yasal düzenlemelere, sektörün tüm bileşenlerinin katılımı zorunlu görülmektedir. Açılış konuşmalarını MİGEM Genel Müdürü Mehmet Hamdi Yıldırım, TKİ Genel Müdürü Mustafa Aktaş ve YMGV Başkanı Prof. Dr. Güven Önal’ın yaptığı “Maden, Çevre ve Orman Mevzuatında Yenilikler, Uygulamalar ve Öneriler” başlıklı eğitim seminerinin ilk günü, MİGEM Genel Müdürü Mehmet Hamdi Yıldırım’ın “Madencilikte Genel Politikalar” başlıklı sunumu ile başladı. Yıldırım’ın ardından MİGEM Metalik Maden ve Enerji Hammadde- leri Daire Başkanı Mehmet Tombul “Maden Mevzuatındaki Yenilikler, Uygulamadaki Sorunlar ve Öneriler” başlıklı kapsamlı bir sunum yaparak katılımcılara maden mevzuatına ve bunun uygulanmasına ilişkin ayrıntılı bilgiler verdi, ve seminer katılımcılarının sorularını yanıtladı. Seminerin ikinci günü öğleden önceki oturumda Mad. Müh. M. Oğuz Güner “Madencilikte Çevre Mezuatı, Yenilikler, Uygulamadaki Sorunlar ve Öneriler” başlıklı sunumu gerçekleştirirken, öğleden sonraki oturumda ise, T.C. Orman ve Su İşleri Bakanlığı, İzin ve İrtifak Dairesi Başkanı İzzeddin Yurtoğlu madencilikle ilgili orman mevzuatı konusunda “Madencilikte Orman Mevzuatı, Yenilikler, Uygulamadaki Sorunlar ve Öneriler” başlıklı bir sunum yaptı. Seminer süresince yapılan sunumların ardından gerçekleştirilen soru-cevap bölümleri katılımcıların konuları her yönü ile kavramalarına yardımcı oldu. Bu elim olayın benzerlerinin tekrarlanmaması içten dileği ile yaşamlarını yitiren madenci kardeşlerimizi rahmetle anıyor, yakınlarının ve çalışma arkadaşlarının acılarını içten paylaşıyoruz. Ülkemizin başı sağ olsun.” 30 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 31 YMGV’den Haberler Çalıştay başarıyla gerçekleşti Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın düzenlediği “Kömür Gazlaştırma, Kömürden Sıvı Yakıt Üretimi ve Kaya Gazı” başlıklı Çalıştayda kömürden gaz üretimi, kömürden doğrudan akaryakıt üretimi, gazdan akaryakıt üretimi, kaya gazı ve üretim teknolojileri konuları işlendi. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, yerli enerji kaynaklarımızın verimli bir şekilde ekonomiye kazandırılması hedefi çerçevesinde düzenlediği “Kömür Gazlaştırma, Kömürden Sıvı Yakıt Üretimi ve Kaya Gazı” başlıklı Çalıştay 8-9 Mayıs 2014 tarihlerinde, Antalya Papillon Ayscha Otel’de gerçekleştirildi. Kömür ve enerji sektörüne yönelik olarak düzenlenen ve 81 kişilik bir katılımla gerçekleşen iki günlük çalıştayda konularında uzman konuşmacıların yaptığı sunumlarla, kömürden gaz üretimi, kömürden doğrudan akaryakıt üretimi, gazdan akaryakıt üretimi, kaya gazı ve üretim teknolojileri konuları işlendi. Çalıştayın ilk günü sabah oturumunda, ABD’nin kömür gazlaştırma konusunda sayılı şirketlerinden biri olan Synthesis Energy Systems’in Tek- noloji Bölüm Başkanı Francis Lau, kömür gazlaştırma konusunda ayrıntılı bir sunum yaptı. Lau sunumunda kömür gazlaştırma prosesinin teknik ayrıntılarından ve bunun Dünyada uygulanan örneklerinden bahsederken aynı zamanda Türkiye kömürlerinin gazlaştırma proseslerine uygunluğu konusunda da ayrıntılı bilgiler verdi. Öğleden sonraki oturumda ise ABD’li bilim adamı Kent Perry kaya gazı konusunda bir sunum yaptı. Kaya gazının ne olduğunu ve dünya enerji piyasaları açısından önemini anlatan Perry bunun çıkarılmasındaki kilit teknolojiler olan yatay sondaj ve hidrolik çatlatma konularında ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Sunumda ayrıca, Dünyada ve Türkiye’deki kaya gazı rezervleri konusunda da bilgiler verildi. Çalıştayın ikinci günü ise kömürden doğrudan ve dolaylı akaryakıt üreti- mi konuları mercek altına alındı. Sabah oturumunda, Çin Ulusal Temiz Enerji Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Wenhua Li kömürden doğrudan akaryakıt üretim prosesini ayrıntılı olarak anlattı ve dünyadaki uygulamalarından örnekler verdi. Öğleden sonraki oturumda ise, ABD Pittsburg Üniversitesi Kimya ve Petrol Mühendisliği Profesörü Dr. Badie Morsi kömür gazlaştırma ve kömürden dolaylı akaryakıt üretimi tekniği olan Fisher-Tropsch sentezi prosesi konusunda bir sunum yaptı. Konuyla ilgili ayrıntılı teknik bilgiler veren Prof. Morsi bunun Dünyadaki uygulamalarından da bahsetti. İkinci gün akşamı tüm katılımcılarla birlikte yenen gala yemeği ile sona eren Çalıştayın ardından, Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, katılımcılara sunumların yer aldığı CD’ler ile birer teşekkür yazısı göndedi. İTÜ’de panel: Madencilik ve Yerbilimlerinde İş Olanakları Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı (YMGV), 31. Vakıflar Haftası etkinlikleri çerçevesinde, İTÜ Maden Fakültesi ile işbirliği içerisinde “Madencilik ve Yerbilimlerinde İş Olanakları” konulu bir açık oturum düzenledi. 6 Mayıs 2014 tarihinde İTÜ Maden Fakültesi İhsan Ketin Konferans Salonunda düzenlenen panelin oturum başkanlığını, Maden Fakültesi Dekanı ve Maden Fakültesi Vakfı Başkanı Prof. Dr. Fatma Arslan yaparken, Ciner Grubu Enerji ve Maden Bölümü Başkanı Doç. Dr. Sami Demirbilek, Soma Holding Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan, Koza Altın İşletmeleri Genel Müdürü İsmet Sivrioğlu, Metek Madencilik ve Enerji Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Maden Yük. Müh. Selçuk Buyurgan da panelde konuşmacı olarak yer aldılar. Büyük ilgi gören panelin katılımcıları arasında, İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Sabri Çelik, Maden Fakültesi Bölüm Başkanları, öğretim üyeleri, asistanları ve öğrencilerinin yanı sıra İÜ Maden Mühendisliği Bölümü Öğretim üye ve öğrencileri, YMGV yönetim kurulu üyeleri ve madencilik ile ilgili şirketlerin temsilcileri yer aldı. Panelde Maden Fakültesi mezunlarının iş bulma konusunda karşılaştıkları sorunlar, şirketlerin işe alma politikaları, mezuniyet sonrası iş konusunda ilgili alandaki mühendislerin karar verme süreçleri ve benzeri konular öğrencilerle de soru cevap halinde masaya yatırıldı ve bu tür toplantıların daha sık yapılmasının faydalı olacağı sonucuna varıldı. Panel sonunda YMGV Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güven Önal tarafından panelistlere birer teşekkür plaketi sunuldu. Vakıf bursiyerleri ile buluştu Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı burs verdiği öğrenciler ve mühendis adayları ile bir araya geldi. 22 Mart 2014 tarihinde İTÜ Maçka Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen ve Prof. Dr. Güven Önal’ın başkanlık ettiği toplantıya Vakıf Yönetim Kurulu üyeleri Murat Turan ve Dr. Nijat Gürsoy, İTÜ.’den Doç. Dr. Ekrem Yüce, İÜ.’den Doç. Dr. İlgin Kurşun, Maden Yük. Müh. Ayşe Koç ile İÜ. ve İTÜ.’den toplam 33 mühendis adayı katıldı. 32 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} {Nisan, {Ocak, Mayıs, Şubat,Mart} Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 33 YMGV’den Haberler Maden Türkiye 2014’te yerinizi alın Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı işbirliği ile düzenlenen Maden Türkiye 2014 6. Uluslararası Madencilik, Maden Makine ve Ekipmanları, İş Makineleri Fuarı 27-30 Kasım 2014’te, İstanbul’da Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde açılıyor. Maden Türkiye Fuarı, madencilik sektöründe faaliyet gösteren üretici firmalar, tedarikçiler, makine üreticileri, hizmet sağlayıcılar, ithalatçılar, dış ticaret firmaları, eğitim ve danışmanlık firmaları, sektörel sivil toplum kuruluşlarının katılımı ile hazırlanıyor. Ülkemiz maden ve doğal taş zenginliği açısından dünya genelinde çok güçlü bir konuma sahip. Her geçen yıl büyüyerek madencilik sektörünün gelişimine destek olan Maden Türkiye Fuarı da istikrarlı büyümesi ve yıldan yıla artan katılımcı ve ziyaretçi sayısı ile, 2013 yılı itibarıyla “uluslararası” unvanını almış bulunuyor. Bu özelliği ile, Maden Türkiye 2014 Fuarı, Avrasya bölgesinde düzenlenen en kapsamlı ticari etkinliğe ev sahipliği yapıyor ve ülkemiz ekonomisine katkı sağlıyor. KOSGEB tarafından desteklenen yurtiçi fuarlar kapsamına da alınan Maden Türkiye 2014 Fuarı daha şimdiden satışlarının %90’ını tamamlamış bulunuyor. Sektörün tüm paydaşları ile aynı ortamda olarak pazar araştırması, sektör analizi yapmak ve bu sayede pazarın değişen talep ve beklentilerini yakından takip edebilmek, yeni ürün ve hizmetler sayesinde daha fazla iş bağlantısı, müşteri ve daha fazla fırsat yakalamak adına sizleri Maden Türkiye 2014’e katılmaya davet ediyoruz. Ayrıntılı bilgi için: www.madenturkiyefuari.com [email protected] Kömür Broşürü güncellenerek yeniden basıldı Ülkemizin enerjideki dışa bağımlılığını azaltmak ve yerli kaynakların kullanımını geliştirmek amacıyla uzun yıllardır çalışmalar yapmakta olan Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı, bu çalışmaları kapsamında vazgeçilmez bir enerji hammaddesi olan kömür ile ilgili stratejileri geliştirmek amacıyla, kamu ile başlıca özel sektör kömür üreticilerinden oluşan bir “Kömür Konseyi” kuruluşuna ön ayak oldu. Kömür Konseyi’nin başarıyla gerçekleştirdiği çalışmalardan biri de daha önce hazırlanarak yayınlanmış olan Kömür Broşürünün güncellenerek tekrar basılması oldu. Broşür, kömürün kimyasından iktisadına, üretim tekniklerinden kullanım alanlarına kadar kömüre ilişkin pek çok bilgi ve veriyi bir araya getiriyor. 34 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} YMGV’den Haberler Teknik geziler devam ediyor Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’nın madencilerin madencilik uygulamalarını yerinde görmesi, bilgi ve görgülerinin arttırılması amacıyla düzenlediği teknik inceleme gezilerinin bu seferki adresi Beypazarı Trona Tesisleri ile Çayırhan Yeraltı Kömür İşletmesi ve Termik Santrali idi. 12-13 Nisan 2014 tarihlerinde yapılan geziye Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’ndan Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güven Önal, Eğitim Koordinatörü Lütfi Çallı, Ayşe Koç, Taner Dileklen, Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nden Mehmet Tombul, Erdal Kaçmaz, İTÜ Maden Fakültesinden Doç. Dr. Ekrem Yüce, TTK’dan Ferhat Kazaz, Mehmet Kuduz, Melih Başören, Özcan Yaralı, Mevlüt Kaya, Sami Ören, Ercan Madencilikten Emin Ünal, Ali Altuntaş, Tuğrul Vedat Akyürek, Kumyol A.Ş.’de Mithat Kumyol, Meltem Kumyol, Şen Madencilikten Mustafa Aydın, Hattat Enerji ve Maden’den Eren Soyer, Erol Özakça, Yılmaz Madencilikten Kadir Yılmaz, Standart Laboratuvar’dan Şeniz Kızıldağ ve Tolga Kızıldağ olmak üzere toplam 24 kişi katıldı. Dünyanın en büyük çözelti madeni: Eti Soda Beypazarı Trona Madeni Tamamen çözelti madenciliği yöntemi ile işletilen Beypazarı Trona madeni, yönlü sondaj teknolojisinin ülkemizde bir madencilik çalışmasında kullanıldığı ilk işletme olmanın yanında, eşzamanlı işletilen kuyu/ünite sayısı ile dünyanın en büyük çözelti madenidir. 2 günlük teknik inceleme gezisinin ilk günü ziyaret edilen Beypazarı-Trona tesislerinde Eti Soda yetkilileri tarafından katılımcılara çözelti madenciliği ve trona hakkında bilgi verildikten sonra, tesisler gezildi. Maden Müdürü, Maden Yük. Müh. Güray Çakmakçı gezi katılımcılarına yaptığı sunumda şu bilgileri verdi: Eti Soda A.Ş. tarafından işletilmekte olan Beypazarı Trona Çözelti Madeni 1979 yılında MTA tarafından bulunan Beypazarı trona yatağını ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla 1998–2009 yılları arasında süren araştırma, projelendirme, montaj ve devreye alma çalışmalarının ardından 2009 yılı Nisan ayında ticari soda külü ve rafine sodyum bikarbonat üretimine başlayan bir işletmedir. Bu işletmenin en önemli özelliği, burada kullanılan “yerinde çözelti madenciliği” (in-site solution mining) yöntemidir. Beypazarı Trona Çözelti Madeni bu yanıyla dünya ma- 36 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} dencilik literatüründe önemli bir yer tutmaktfyru. Madenin en önemli özellikleri şu şekilde sıralanabilir: (1) Tamamen çözelti madenciliği yöntemi ile işletilen dünyanın en büyük madenidir; (2) Eşzamanlı işletilen kuyu/ünite sayısı ile dünyanın en büyük çözelti madenlerinden birisidir; (3) Yerüstü teşkilatı (yol, boru ve otomasyon ağı) ile dünyanın en büyük çözelti madenciliği sistemine sahiptir; (4) Petrol endüstrisi kökenli yönlü sondaj teknolojisinin ülkemizde bir madencilik çalışmasında kullanıldığı ilk işletmedir. Trona nedir? Trona cevheri, tabiatta doğal olarak bulunan soda minerallerinden en yaygın olanıdır. Doğal Soda Külü üretiminde kullanılan temel hammaddedir. ‘Sodyum seskikarbonat’ veya ‘Tabii Soda’ olarak da adlandırılır. Trona esas olarak ticari alanda bazı yöntemler ve proseslerden geçirildikten sonra farklı dökme yoğunluklarında ‘Doğal Soda Külü’ne yani sodyum karbonata dönüştürülür. Soda Külü başta cam sanayi olmak üzere, deterjan ve kimya sanayinde ve daha pek çok alanda kullanılmaktadır. Soda külü standart camların miktar olarak ikinci maliyet olarak birinci büyük girdisidir. Yine bir ana ürün olan rafine sodyum bikarbonat (yemek sodası) ise gıda, yem ve ilaç sanayinde sıklıkla kullanılmaktadır. Beypazarı neojen havzası içinde yer alan trona yatağı orta Miyosen yaşlı olup, playa-göl ortamında çökelmiştir. Evaporit tipi yatağın yayılım alanı yaklaşık 8.0km2’dir. Genel olarak ince-orta kalınlıkta (0.8-3.5m) 12 adet bağımsız trona damarından meydana gelen çok damarlı bir karaktere sahiptir. Trona yatağının altında Çayırhan Linyit Havzasının uzantısı olan üçüncü linyit damarı gözlenmektedir. Trona cevher derinliği 220m ile 480m arasında değişmektedir. Karotlu arama sondajlarında toplam 33 adet damar tespit edilmiş olmasına karşın, bunlar özellikle yeraltı madenciliği yöntemleri ile işletilebilirliği yönünden değerlendirilmiş ve 12 damar seçilerek kodlanmıştır. Fosil tipi bir doğal soda kaynağı olan trona yatağı, doğal olarak yeraltı su dolaşımından tamamen izole bir yapıdadır. Damarların ortalama trona tenörü yüzde 84, soda külü eşdeğer tenörü ise &%59’dur. Trona suda çözünebilen bir mineraldir. Bu özellik, yerinde çözelti madenciliği metodunun seçiminde göz önüne alınmıştır. Çözelti madenciliğinin avantajları şu şekilde sıralanabilir:(1) Yeraltı suyu yönetimi daha güvenlidir; (2) Gaz ve doğal salamura risklerine karşı daha güvenlidir; (3) Yatırım ve işlet- me maliyetleri düşüktür; (4) İş güvenliği ve çevreye duyarlılığı yüksektir; (4) İşletme yönetimi kolaydır. rektirmesidir. Bu gereklilikler tavizsiz yerine getirilmeli, insan kaynağı, malzeme ve ekipman uygun şekilde seçilmelidir. Beypazarı çözelti madeninde trona çıkarımı çok kuyulu çözelti madenciliği tekniği ile yapılmaktadır. Yöntemin en basit uygulaması bir dik ve bir yatay kuyudan meydana gelen kuyu çiftleridir. Lokal şartlara bağlı olarak farklı kuyu kombinasyonları da uygulanmaktadır. Ünitenin bir ucundaki kuyudan seyreltik soda çözeltisi çözücü olarak basılmakta, cevher yeraltı boşluğunda (kaverna) çözündürülmekte ve %16 soda içerikli konsantre çözelti ünitenin diğer ucunda yeryüzüne alınmaktadır. Bu yöntemin zayıf yönleri ise, hidrolik (borular, pompalar) , termodinamik, elektrik, otomasyon ve kontrol mühendisliği, yüzey ve kuyu jeofiziği, hidrojeoloji, jeomatik, sondaj, petrol ve doğal mühendisliği gibi birçok disiplini gerektirmesi ve etkin bir izleme altyapısı oluşturabilmek için dolaylı metotlar ve yüksek teknolojili ekipman ge{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 37 YMGV’den Haberler Yönlü sondaj ve yerinde liçleme Yönlü sondaj, bir sondajı düşey konumdan saptırarak belirlenen bir rota doğrultusunda ilerletip yine önceden belirlenmiş bir derinlik ve mesafedeki hedef noktasını bulma tekniğidir Yönlü sondaj, kırıklı (belli bir açı ile bükülmüş) bir muhafaza içine yerleştirilmiş çamur motoru (PDM: positive displacement motor) yardımıyla, matkabın açılı kısmın işaret ettiği yönde saptırılması ile gerçekleştirilir. Yönlendirme, mevcut doğrultu ve eğim verilerinin kontrolünü sağlayan MWD (Measure While Drilling) sisteminden alınan verilere bağlı olarak önceden yapılan delgi tasarımı dahilinde gerçekleştirilir. MWD sistemi ile delik içinden izlenen sondaj dizisi konumu ve rota verileri, sondörün görüp değerlendirebilmesi amacıyla sinyaller halinde yeryüzüne iletilir. Beypazarı Trona Çözelti Madeninde farklı kaverna uygulamaları ve kuyu kombinasyonları bulunmaktadır. 2 kilometrekarelik kuyu sahasında 69 dik ve 51 yatay kuyu, 45 liçleme ünitesi ve sağlanabilecek çözelti bakımından değerlendirildiğinde 55 adet birim ünite yer almaktadır. Kuyu sahasındaki toplam kuyu sayısı ise 120’dir. Tüm kuyular API sınıfı petrol/gaz boruları ile teçhiz edilmektedir. İç içe iki çelik boru dizisi API sınıfı çimento şerbeti ile zemine bağlanmaktadır. Böylece madencilik faaliyeti dış ortamdan izole edilmektedir. Yatay kuyular en az iki dik kuyuyu birleştirerek düşük basınçlı bir akış koridoru oluşturmak amacıyla delinmiştir. Bir yatay kuyu akifer seviyelerinin altına inilinceye kadar dik pozisyonda ve konvansiyonel şekilde delinmiş, daha sonra yönlü sondaj sistemi ile bu seviyeden (Kick-off Point) saptırmaya başlanmıştır. Hedef damar içine girildiğinde kuyunun pozisyonu tamamen yatay pozisyona geçmiş ve kuyu bu noktaya kadar teçhiz edilmiştir. Kuyunun kalan kısmı damar tabanını takip edecek şekilde yaklaşık yatay pozisyonda devam ettirilmiş ve diğer uçtaki dik kuyuyla kesiştirilerek bağlantısı sağlanmıştır. Birleştirme işleminin eksenin en ucunda yer alan dik kuyu ile sağlanmasının ardından kule sökülerek yatay kuyu başı yerleştirilir ve oluşturulan akış koridorunun (sondaj deliği) göçerek kapanmaması için kısa süre içinde çözücü enjeksiyonuna başlanır. Çözünme sonucu kesiti genişleyen koridorun boyutuna bağlı olarak diğer uçtan (dik kuyu çıkışı) alınan çözeltinin soda içeriği zaman içinde artış göstermektedir. Olgunlaştırma dönemi olarak anılan süreç sonunda ünite istenen konsantrasyon ve debide trona çözeltisini vermeye hazır duruma gelmektedir. Beypazarı Trona Çözelti Madeninde bulunan 55 birim ünitenin ortalama çözelti performansı 23 m3/saattir. Dolayısıyla madeninin nominal çözelti besi kapasitesi yaklaşık 1287m3/sa olarak verilmektedir. Nihai kapasitede 38 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Çayırhan Termik Santrali ve Linyit İşletmesi Çayırhan Linyit İşletmesindeki tam mekanize yeraltı ocaklarından çıkarılan düşük kalorili linyitler, Çayırhan Termik Santralinde yakılarak elektrik üretimi yapılmaktadır. Burası yeraltından çıkardığı linyit kömürünü ana yakıt olarak kullanan ülkemizdeki tek santraldir. işletilen proses tesisinin çözelti ihtiyacı ise, 900-930m3/ sa civarındadır. Sahada enjeksiyon kuyusu ve çözelti çıkarım kuyusu olarak kullanılan kuyuların işlevi sabit olmayıp her bir kuyu her iki pozisyonda da işletilebilmektedir; dönemsel olarak ünitelerde enjeksiyon yönleri değiştirilmektedir. Kuyu enjeksiyonları merkezi bir pompa istasyonundan sağlanmaktadır. Liçleme ünitelerine %3-5 eşdeğer sodyum karbonat içeriğine sahip 65-80oC sıcaklıkta seyreltik bir alkali çözelti enjekte edilmektedir. Çözücü olarak adlandırılan bu çözelti, yeraltındaki özütleme sonucu daha yüksek konsantrasyonlara ulaşmakta, aynı zamanda ortam kayaçlarına ısı transferi sonucunda daha soğuk bir çözelti şeklinde diğer kuyudan yeryüzüne çıkmaktadır. Kuyu sahasında çözücünün ve çözeltinin iletildiği ısıl izolasyonlu boru hatları yerüstünde mesnetler üzerine yerleştirilmiştir ve pompaj aktivitesi kapalı bir devredir, başka bir deyişle dış ortama tamamen kapalı şekilde sağlanmaktadır. Pompaj merkezinden çıkan ve dönen boru hatları ile her bir kuyu başındaki akış parametrelerinin takibi için yüksek teknolojili izleme cihazları kullanılmaktadır. Sahadaki izleme cihazlarının tümü merkezi bir otomasyon sistemine bağlıdır ve akış parametreleri (debi, yoğunluk, basınç, sıcaklık, toplam geçen kütle) maden işletme merkezindeki operatörler tarafından izlenebilmekte, kontrol edilebilmektedir. Kuyu sahasından alınan %15-17 eşdeğer soda içerikli çözelti soda külü tesisine gönderilerek soda külü ve rafine sodyum bikarbonat (yemek sodası) üretmek üzere işlenir. Trona cevher bir yarı mamul sayılabileceği için oldukça yalın bir proses mevcuttur. MVR destekli buhar kompresyonu özelliği içeren evaporasyon, yaş kalsinasyon ve kristalizasyon işlemlerinin ardından doygunluğa ulaştırılarak kristalize edilen çözelti daha sonra, bölümünde 3 adet sepetli tip (pusher) santrifüj vasıtasıyla susuzlaştırılıp akışkan yataklı kurutucuda kurutularak ağır soda külü mamul haline getirilmekte ve piyasaya sunulmaktadır. Gezinin ikinci günü ise Çayırhan yeraltı kömür işletmesinin tam mekanize üretim yapılan yeraltı kömür ocakları, kömür zenginleştirme tesisi ve Termik Santral gezildi ve şirket yetkililerinden bilgiler alındı. Park Termik A.Ş. Çayırhan İşletme Müdürü Bülent Taşkın ve İSG Müdürü Cemalettin Sığırcı gezi katılımcılarına şu bilgileri verdiler: Park Termik A.Ş. Çayırhan Termik Santrali, Ankara’ ya 120 km, Beypazarı’ na 22 km ve Nallıhan’a 37 km mesafededir. Santralin yeri, kömür kaynağına yakın seçildiği gibi soğutma suyunun sağlanacağı Sarıyar Baraj Gölüne de yakın seçilmiştir. Ayrıca, santralden çıkacak çok miktardaki artık küllerin çevreyi rahatsız etmeden santralden uzaklaştırılma ve depolama imkânı; karayolu ulaşımının kolaylığı, enerji iletim hatlarına bağlantı kolaylığı, rüzgar yönü, rutubet, yağış gibi meteorolojik koşulların santral tekniği ve çevre kirlenmesi yönünden uygunluğu gibi koşullar da yer seçiminde dikkate alınmıştır. Yıllık 5-5,5 milyon ton kömür üretiminin yapıldığı Çayırhan Linyit İşletmesinin kömür damarları yeryüzünden 150-250 m derinlikte bulunmaktadır. Havzada bulunan kömür genellikle koyu kahve ve siyah renge sahiptir. Kömür düzensiz bantlı, yarı parlak ve parlak cinstedir. Sertliği bakımından orta-sert kömür grubuna girmektedir. Yeryüzüne çıkarıldığında su kaybı nedeni ile kısa zamanda çatlamakta ve donuk bir hal almaktadır. Kalori değeri 2700-3200 kcal/kg ve kükürt içeriği % 3-5 arasındadır. Kömürün yoğunluğu 1,4–1,5 g/cm3 arasında değişmektedir. Kömürün üretimi İşletmede yeraltından kömür üretimi dönümlü göçertmeli tam mekanize uzun ayak yöntemi ile gerçekleştirilmektedir. Mevcut durumda, 6 adet yeraltı sahasında madencilik faaliyetleri yürütülmektedir. İşletmede maden yatağının modellenmesinde, 3D modelleme bilgisayar programı (micromine) kullanılmaktadır. Ocakların projelendirilmesinde; taban yolu ihtiyacını en aza indirmek, rezervlerin daha etkin kullanılmasını sağlamak, kömürün kendiliğinden yanma riskini azaltmak, vb. hususlar göz önünde bulundurularak panoların alt taban yolları bir sonraki panonun üst taban yolu olacak şekilde projelendirilmiştir. Hazırlık çalışmaları, kollu galeri açma makinelerinin (Dosco Mk2A, Dosco Mk2B ve Pk9R) ve bunlara uygun kazı nakliyat sistemlerinin kullanılması ile gerçekleştirilmektedir. Hazırlık kazıları ile projeye uygun şekilde panolar oluşturulmaktadır. Hazırlık galerilerine insan ve malzeme nakliyatı tekkars sistemi (monoray) ile sağlanmaktadır Hazırlık galerilerinin havalandırmasında üfleyici tali vantilatörler kullanılmaktadır. Üretim çalışmalarında; kesici-yükleyici makineler (Eickhoff SL–300 ve Eickhoff SL–500) kullanılarak ayaktan kömürün kazısı yapılmaktadır. Kazılan kömür ayak içi zincirli konveyörlerden, taban yolu zincirli konveyörlerine (aktarma konveyörü) aktarılmaktadır. Aktarma konveyörü üzerinde iken kırıcıdan geçirilmek suretiyle, bant konveyör nakliyatına uygun boyuta getirilmiş olan mal{Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 39 YMGV’den Haberler zeme bant konveyörler ile yeryüzüne (karo sahasına), buradan da kömür teslim noktasına (lavvar) ulaştırılmaktadır Ayak tahkimatında kalkan tipi yürüyen tahkimatlar (shield) kullanılmaktadır. Ayak ilerledikçe, ayak arkası kendiliğinden göçmektedir. Üretim panolarının ayak başlarına dolgu alınarak (ramble); taban yollarında bulunan mevcut tahkimat sistemine destek olması sağlanmaktadır. Üretim bölgelerine malzeme ve insan nakliyatı yerkars ve tekkars sistemi (monoray ve kulikar) ile sağlanmaktadır. Bütün çalışmalarda tozu kaynağında bastırmak için çeşitli toz önleyici/bastırıcı sistemler kullanılmaktadır. İşletme bünyesinde kurulmuş bulunan kumanda kontrol merkezi ile sürekli olarak ocak havasının kalitesi izlenebilmekte ve kayıt altına alınabilmektedir. İşyerinde, güncel İSG mevzuatına uygun olarak çalışmalarına devam eden İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimi bulunmaktadır. İSGB birimi teknik elemanlarınca; çalışma ortamı gözetimleri, çalışanların sağlık gözetimleri, çalışma ortamına ilişkin risk değerlendirmelerinin yapılması, çalışanların iş güvenliği ve mesleki eğitimlerinin düzenlenmesi, acil durum planlarının hazırlanması, vb. çalışmalar yürütülmektedir. ºC sıcaklıkta ve 38 bar basınçta tekrar kızdırılmış buhar elde edilir. zırlama ünitesi, yıkayıcı kule ve alçıtaşı su giderme ünitesi olmak üzere 3 ana bölümden oluşmaktadır. Kömürden elektriğe Linyit İşletmesindeki tam mekanize yeraltı ocaklarından çıkarılan düşük kalorili linyitler, Çayırhan Termik Santralinde yakılarak elektrik üretimi yapılmaktadır. Burası yeraltından çıkardığı linyit kömürünü ana yakıt olarak kullanan tek santraldir. Ocaklardan çıkartılan düşük kalorili linyit, kömür yıkama tesislerinde zenginleştirildikten sonra, taşıyıcı bantlarla park sahasına getirilir. Burada bulunan 5 adet park makinesi kömürü sahada stok eder ve taşıyıcı bantlarla kömür bunkerlerine iletimini sağlar. Bunkerler, her ünite için 6 adet olup 300 ton/h kapasitededir. Bunkerlerden transportlarla değirmenlere aktarılan kömür pulverize hale getirilerek yanmak üzere kazana püskürtülür. Bünyesindeki dört ünite ile toplam 620 MW kapasiteye sahip olan santralde ana yakıt olarak linyit, yardımcı yakıt olarak da fuel oil ve motorin kullanılmaktadır. Çayırhan Termik Santralindeki kazan, tabii sirkülasyonlu, su borulu, domlu, çift geçişli pulverize kömür tip bir kazandır. 82 m yükseklikte ve 11 m genişliğindedir. Her ünite için bir kazan mevcuttur. Her bir kazanda 5 adet kızdırıcı, 2 adet tekrar kızdırıcı ve 2 adet ekonomizer paketi vardır. Kazanın dört tarafı ekran boruları denilen boru paketleriyle çevrilidir. Kazan tam yükte çalıştırıldığında 480 ton/saat debide, 538 ºC sıcaklıkta ve 138 bar basınçta taze buhar, 362 ton/saat debide, 538 40 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Sistemin su ihtiyacı Sarıyar baraj gölünden sağlanır. Su, arıtma işleminden geçirildikten sonra kazana verilir. Kazanda yanma sonucunda oluşan ısı ile buhar elde edilir. Türbine verilen buharın türbini döndürmesi ile hareket enerjisi elde edilir. Hareket enerjisi de jeneratörde elektrik enerjisine çevrilir. Türbinde kullanılan buhar, soğutma suyu yardımı ile kondenserde yoğunlaştırılır ve kazan besleme pompaları ile tekrar kazana verilir. Çevrim bu şekilde tamamlanır. Baca gazı kükürt arıtma tesisi, atık gazın içerisinde bulunan kükürt oksitlerin (SO2) tutulması amacıyla kurulmuştur. Çayırhan Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi; kireçtaşı çözeltisi ha- Elektrofiltreden çıkan baca gazı, beton baca öncesinde bulunan damper vasıtasıyla gaz kanalına yönlendirilir. Gaz kanalından gelen gaz 1-2. ünitelerde booster fan yardımıyla yıkayıcı kuleye gönderilmektedir. Diğer ünitelerde ise yardımcı fan yoktur. Yıkayıcı kule SO2 arıtımının gerçekleştiği ortamdır. Her bir kazan için bir adet olan yıkayıcı kulede, baca gazı aşağıdan yukarı doğru yükselirken, aynı zamanda yukarıdan aşağıya doğru püskürtülen kireçsütü reaksiyon çözeltisi ile karşılaşmakta ve baca gazındaki kükürt oksitleri, resirküle eden çözelti vasıtasıyla absorplanarak alçıtaşı (CaSO4. 2H2O) çözeltisi elde edilmektedir. Tanıtım ALEX STEWART ALEX STEWART Denetim Ve Analiz Hizmetleri Ltd. Şti. Zaman ve yer farketmez … A lex Stewart Denetim ve Analiz Hizmetleri Ltd.Şti., 1982 yılında İngiltere’de kurulan ve 30 yılı aşkın bir süredir bağımsız olarak çalışan, bütün endüstride deneyimlerine saygı duyulan özel ve bağımsız şirket Alex Stewart International’ın TÜRKİYE ve ROMANYA‘daki tek mümessil firmasıdır. Şirketimiz, T.C.Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Dış Ticarette Standardizasyon Genel Müdürlüğü tarafından, 2006/21 sayılı Dış Ticarette Standardizasyon Tebliği’nde öngörülen şartları sağlayarak, “Uluslararası Gözetim Şirketi” statüsünü almaya hak kazanmıştır. Alex Stewart Denetim ve Analiz Hizmetleri Ltd.Şti., ilgili tüm taraflar için tam entegre, tamamen tarafsız, profesyonel ve bağımsız hizmet veren, bir gözetim firması olup, TURKAK TS EN ISO/IEC 17020 : 2012 akreditasyonuna sahip ve tüm gözetim boyunca bu akreditasyonun gereği olan prosedürlere uyan, kullanılan ekipmanlara hakim personeliyle, müşterilerinin taleplerini karşılayan bir kuruluştur. Alex Stewart Denetim ve Analiz Hizmetleri Ltd.Şti, 20.06.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında, bünyesinde C sınıfı İş Güvenliği Uzmanı çalıştırmakta olup, tüm personele gerekli eğitimler verilmesi ve ilgili kanunun şartlarının yerine getirilmesi konusunda hassas davranmaktadır. Kadrosunda tecrübeli gözetmenler bulunduran şirketimiz, tüm personeline, ihtiyaç halinde ve ya sektördeki gelişmeler dahilinde, ehil kişi ve kuruluşlar tarafından, şirket içi ve şirket dışı eğitimler aldırarak, çalışanların kaliteli hizmet vermelerini sağlamaktadır. Çalışanlarımız, uluslararası olarak kabul edilen, denetim, muayene ve numune alım prosedürlerine tam olarak hakimdir. Firmamız, üretimin en önemli ve katma değeri en yüksek sektörlerinden biri olan madencilik konusundaki, gözetim hizmetlerine katkı sağlayacak her türlü gelişmeyi yakından takip edip, birincil endüstrilerin başında gelen madenciliğe çok önem vermektedir. Ekonomik büyümenin öncü gücü olarak değerlendirilen madencilik sektöründe talep edilen, numune alma, numune hazırlama, yüklemeye/tahliyeye nezaret, boyut analizi, stoktaki malzemenin kontrolü, rutubet testi ve tartım kontrolleri gibi gözetim hizmetleri, tecrübeli çalışanlarımız tarafından yapılmakta olup, müşterilerimize tam bağımsız gözetim hizmeti sunulmaktadır. Maden gözetimlerinin en önemli safhası olan numune alma işlemleri, uluslararası kabul görmüş standartlara göre yapılmakta olup, mümkün olan en homojen numunenin elde edilmesi sağlanmaktadır. Elde edilen homojen numune, çeşitli işlemlerden geçirilerek, mühürlenip analiz edilmek üzere müşterinin tercih ettiği laboratuvara gönderilir. Tüm numune alma ve hazırlama işlemleri aşama aşama resimlenerek raporlanır ve müşteri bilgilendirilir. Şirketin 40’ı aşkın ülkede mevcudiyeti, hızlı, esnek ve kapsamlı sonuçların alınmasını sağlamaktadır. 42 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Çelik endüstrisine yönelik denetim hizmetlerimiz, sıcak ve soğuk haddeden geçmiş çelik bobinlerin ve nihai ve yarı mamul çelik ürünlerinin yüklenmesi ve tahliyesine yönelik kapsamlı ve güvenli tam bir denetim hizmetini içermektedir. Denetim hizmetleriyle tartım, numune alımı, test, ölçüm veya görsel gözlem suretiyle çelik ürünlerinin kalitesi ve miktarı kontrol edilmektedir. Sözleşmenin hüküm ve şartlarına bağlı olmak üzere, denetim hizmetleri arasında, ayrıca yükleme ve tahliye noktalarında ağırlık tespiti (kantar kontrolü veya draft survey ile), görsel denetim, puantaj ve sınıflandırma da bulunmaktadır. Alex Stewart Denetim ve Analiz Hizmetleri Ltd. Şti. demir, demir dışı, elektronik veya plastik hurda malzemelere yönelik olarak miktar ve kalite sertifikasyonu sağlayabilmektedir. Bu sertifikasyon, bütün sözleşme hüküm ve şartlara ve ISRI / GOST gibi uluslararası yönetmeliklere uygundur. Bütün sevkiyat öncesi denetimler dahil, hurda metal denetimlerinde, yükleme sırasında ve konteynırların mühürlenmesi esnasında dijital fotoğrafik kanıtlar sunarak denetim hizmetleri verilmektedir. Tehlikeli maddelerin mevcudiyetinin kontrol edilmesi ve test edilmesine yönelik radyoaktivite testi sizlerin gereksiz masraflardan ve çevreyle ilgili davalardan korunmanıza yardımcı olacaktır. Profesyonel ve teknik açıdan bilgili olan ekibimiz, kendisini, metal endüstrisi, madencilik şirketleri, tüccarlar, metal üreticileri ve rafineriler, devlet kuruluşları, bankalar, finansal kurumlar ve genel kamuoyunun spesifik gereksinimlerini karşılamak üzere son derece yüksek kaliteli bir hizmet anlayışına adamış bulunmaktadır. {Ocak, Şubat,Mart} 2014 SEKTÖRMADEN 43 Maden Tarihi Soma’da kömürün tarihçesi ve Osman Aga Soma’daki kömür işletmeciliği bu yıl 100. yılını tamamladı ama tarihçilere göre bu bölgede linyitin ilk keşfedilişi 1863 – 1864 yıllarına dayanmaktadır. 20. yüzyılın başlarında kömür bakımından İngiltere’ye bağımlı olan Osmanlı İmparatorluğu sürekli savaş halinde olduğu bu ülkeden kömür temininde çok büyük güçlükler çekiyordu. Daha önceki yıllarda Padişah 2. Mahmut’un ülkede kömür aranması yönündeki talimatıyla, Uzun Mehmet 1829’da Zonguldak’ta taş kömürünü bulmuştu. Soma’da da kömürün yüzeysel olarak keşfinin ardından Osmanlı Hükümeti, bunun maden kömürü olabileceği düşüncesiyle Soma’ya bir araştırma ekibi gönderdi. Fakat yapılan inceleme sonucunda bu kömürün istenen maden kömürü olmadığı belirlendi. Yapılan tespitlere göre, buradaki kömür toprak yüzeyinde bulunmakta idi ve muhtemelen linyit idi. Osmanlı hükümetinin o dönemde maden kömürüne öncelikle önem vermekte olduğu anlaşılıyor. Zira ilk etapta fazla önem verilmeyen Soma Kömürü keşfedildikten sonra bir yıllığına oradaki pamuk fabrikalarında kullanılmak üzere açık artırmayla fabrika sahiplerine bırakıldı. Bu 1 yıl aynı zamanda deneme süresi idi ve bu sürenin ardından gereği düşünülecekti. Belgelerden öğrendiğimize göre, Soma’daki kömür bir süre hükümet tarafından yüzeysel olarak işletildikten sonra, geçici olarak, İzmirli Yanako Efendi’ye ihale edildi. Osman Ağa, kömürü kadınların büyük çoğunluğunu oluşturduğu 20–25 kadar işçisiyle birlikte, zaman zaman kendisi de ocağa inerek çıkarıyordu. Asıl adı Hatice Çoban olan Berber Ana’nın ustabaşılığında Göllü Abla, Keskinlerin Fatma Abla ve Akile Abla kadın işçilerden başlıcaları idi. Yazı ve Fotoğraflar: Mustafa Küçükkayapalı‘nın Soma Madeni kitabından özetlenmiştir. Yanako Efendi’nin işletme tarihleri kesin değil ve işletmenin toplama şeklinde olduğu tahmin ediliyor. Soma Kömürü 1890 tarihinde İzmirli ailelerden Hacı Raşid ve Mehmet Nuri Efendilere ihale edildi. Ancak bunlar da yeraltı işletmesi şeklinde değil bir nevi yüzeysel toplama şeklinde faaliyet gösteriyordu. Kâşif değil, ilk işletmeci Prof. Dr. Şerife Yorulmaz “Türkiye’de Kömürün Keşfi ve Kömür İşletme İmtiyazları 1829–1937” adlı eserinde yeraltı işletmesi olarak kömür üretiminin 1912 yılında başladığını belirtmektedir. Yorulmaz, Soma’nın Tarhala Köyü’nde keşfedilen linyitin imtiyazı 1914 tarihli Sultan Mehmet Reşat fermanıyla 99 yıllığına Osman Efendi ve ortaklarına verildiğini yazmaktadır. İmtiyazı verilen kömür sahasının günümüz Soma’sında Sarıkaya, Menteşe ve Hacı Yusuf Köyleri arasını ve civarlarını kapsayan geniş bir bölgeyi kapsadığı tahmin edilmektedir. Nitekim bu geniş alanın içinde yüzeysel olarak toplanan kömürün ilk olarak yeraltı ocağı yöntemiyle çıkarılması işi, 1912–1914 yılları arasında Osman Ağa tarafından yapılmıştır. Soma havzasındaki linyit kömürünü ilk bulan kişi olarak ünlenen ancak gerçekte ilk yeraltı işletmecisi olan Emin oğlu Osman Ağa 1876, yılında Soma’nın Darkale (Eski adıyla Tarhala) Köyünde doğdu. Tam anlamıyla bir kömür sevdalısı ve cesur bir girişimci olan Osman Ağa kömür arama işine çok önemli paralar yatırıp yıllarını vermiş ve kendi işletmesini açabilmek için engellemelere rağmen bu arayışından vazgeçmemiştir. Osman Ağa’nın bu çabaları sonunda meyvelerini vermiş, Darkale Köyünün Karderesi mevkiinde aradığı kömürü bulmuştur. Yaklaşık 13–15 m. derinlikte kuyu şeklindeki ilk yeraltı işletmesi de burada kurulmuştur. Berber Ana, Göllü Abla, Fatma Abla: Yer altı kömür işçileri Osman Ağa, kömürü savaşlar nedeniyle erkek nüfusu az olduğu için kadınların büyük çoğunluğunu oluşturduğu 20–25 kadar işçisiyle birlikte, zaman zaman kendisi de ocağa inerek çıkarıyordu. İşçilerin başında haliyle kadın emekçiler vardı. Asıl adı Hatice Çoban olan Berber Ana’nın baş ustalığında Göllü Abla (Atike Göllü), Keskinlerin Fatma Abla (Fatma Keskin veya Fe’me Nene), Akile Abla (Akile Keskin) kadın işçilerden başlıcalarıdır. İşletmenin ilk nezaretçisi (ustabaşı veya amele başı) diyebileceğimiz Berber Ana, 1. Dünya Savaşı ve ardından Kurtuluş Savaşı sürecinde kömür üretimindeki önemli göre- vinin yanı sıra, bazen kendisi, bazen de diğer kadınlarla birlikte Soma Kuvayı Milliye Heyetinin toplantılarını izleyerek burada da önemli görevler üstlenmiştir. Osman Ağa yanında çalıştırdığı işçilerine gündeliklerini anında ve her gün vermesine rağmen yeraltında çalışmanın tehlikesini kavrayan kimi işçiler zaman zaman değişir. Berber Ana’nın liderliğindeki bu işçiler gaz ölçümlerini; kanarya, serçe, bülbül Maden Tarihi gibi küçük kafes kuşlarını kullanarak yapmışlardır. Bu kuşların çok daha narin yapıları nedeniyle gaza dayanamayarak baygınlık geçirmeleri gaz yoğunluğunun yüksekliğini göstermektedir. Bu zorlu ve ilkel koşullarda çıkarılan kömürün önemli bir bölümü ordunun gereksinimi için, develerle ve katırlarla İstasyona taşınmış ve trenlerle çeşitli yerlere nakledilmiş, bir kısmı da Kırkağaç ’ta bulunan Karekin Efendi’nin çırçır fabrikasına satılmıştır. Soma ‘da kömürü bulunca ününü ve servetini daha da çoğaltan Osman Ağa bu yıllarda kravat takar, yeleğiyle tamamladığı ütülü takım elbisesini ve boyalı ayakkabılarını giyer ve İzmir’in en ünlü fotoğrafçısı Hamza Rüstem Bey’e gidip 1914 yılında fotoğraf bile çektirir. Bu arada, Osman Ağa Yunus Nadi’ye Merkez Mumya Dağı civarını göstererek “Bence burada çok kömür var, benim gücüm yok istersen sen ara “ diyor. Ayrıca Akhisarlı Ragıp ve Çimeris Bey’leri, Merkez Mumya denilen mevkide, linyit kömür yatırımı konusunda ikna ediyor. Nitekim bu işletmeciler bu esnada belirtilen Mumya dağında kömür işine girince yanılmadıklarını anlarlar. Maden işletmecisi, Kuva-i Milliye şehidi İşgal yıllarında direniş hareketlerini destekleyen Osman Ağa, Müdafaa-i Hukuk cemiyetinin Soma’daki şubesinin “sandık emaneti” görevini üstlenmiştir, zira o günün koşullarına göre tahsilli ve hesap bilen bir tüccardır. Derhal çalışmaya başlayan Soma heyeti Müslüman halkın da gizlice ve imece usulü katılımıyla, asıl adı Emir Hıdır Bey camisi olan Çarşı Camii avlusunda, Damgacı camiinde ve Taş Mahalle’de (Samsacı) mütevazı atölyeler kurar. Birinci dünya savaşından ve Çanakkale’den kalan silahlar onarılmaya başlanır. Yusuf İzzet Paşa’nın talimatlarıyla Soma’ya gelen Kurmay Yüzbaşı Kemal Bey yeni yeni oluşturulan Cinge Cephesi’nin başına geçer. Soma’daki gizli atölyelerde onarılan silahlar ve mühimmatlar da bu cephede savaşan direnişçilerin hizmetine sunulur. İşgalin Soma’ya ulaşmasından birkaç gün önce Osman Ağa emanetindeki paraları Batı Cephesi Karargâhı’na teslim etmek üzere Balıkesir’e doğru yola çıkar. Yolda konakladığı evin sahibi Dimitri Hacı lakabıyla bilinen bir Türk, Kuva-i Milliye’ye ait parayı gasp eder ve Osman Ağa’yı da öldürür. Soma’nın ilk yeraltı kömür işletmecisi ve bir Kuva-yi Milliye direnişçisi olan Osman Ağa böylelikle şehit olur. Mezarının yeri bugün bilinmemektedir. 46 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Makale MADEN KAZALARI KARŞISINDA MADEN RUHSAT SAHİBİNİN VE RÖDOVANSÇININ HUKUKİ DURUMU Prof. Dr. Mustafa TOPALOĞLU Avukat – YMM “ Son derece karmaşık ve onbinlerce işçinin istihdam edildiği rödovanslı çalışma ilişkilerinin ayrı ve özel olarak bir yasa ile düzenlenmesi gereği hepimizin yüreğini kanatan Soma faciasından sonra bir kez daha ortaya çıkmıştır. ” Soma’da ruhsat hukuku Türkiye Kömür İşletmeleri Anonim Şirketine ait rödovansla işletilen maden sahasında 301 maden emekçisinin öldüğü ve 486’sının da yaralandığı büyük bir maden kazası yaşanmıştır. Türk sanayi tarihinin en büyük iş kazalarından olan bu elim kazadan sonra rödovans sözleşmesi kavramı Türk kamuoyunda bir kez daha gündeme gelmiştir. Maden ruhsat sahibi ile üçüncü kişiler arasında 03.02.2005 tarihinden sonra akdedilecek rödovans sözleşmelerine MİGEM’in hiçbir suretle muhatap olma durumu kalmamıştır. Bu tür sözleşmeler taraflar arasında borçlar-ticaret hukuku kurallarına göre yönetilmekteydi. Milli servet sayılan madenlerin rödovansla da olsa işletmesine Devletin hiçbir şekilde düzenleme getirmemesi tartışılabilir. Aslında kendine özgü niteliği olan rödovans sözleşmesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkları hâsılat kirasına ilişkin borçlar hukuku dizgesine göre çözmek her zaman adil sonuçlar vermemektedir. Rödovans veya maden kirası sözleşmesi, ne Maden Kanununda ne de başka bir kanunda 2010 yılına kadar, özel olarak düzenlenmiş değildi. Ancak 3213 sayılı Maden Kanunu’nun 5177 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılan 28. Maddesinin gerekçesinde dolaylı da olsa rödovans sözleşmesine işaret edilmekteydi. Bu nedenle rödovans sözleşmesinin kanun hükmüyle ayrıca düzenlenmesinde yarar vardır. Ne var ki, 3213 sayılı Maden Kanununa eklenen Ek 7. madde ile rödovans sözleşmesinden bahseden sadece bir maddelik özel düzenleme getirilmiştir. Maden Kanununun Ek 7.madde hükmü şu şekildedir: Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin Tanımlar ve Kısaltmalar başlıklı 4/rr maddesinde “Rödovans Sözleşmesi; Ruhsat sahalarındaki madenlerin üretilerek değerlendirilmesi amacıyla üçüncü kişilere veya kuruluşlara tasarruf hakkı sağlamak üzere ruhsat sahasının tamamı ya da bir kısmı için ruhsat sahiplerinin bu kişilerle yapmış oldukları sözleşmeleri ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin Rödovans İşlemleri başlıklı 100. maddesinde “Maden işletme ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmı veya tamamı için üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmeleri ve bu sözleşmelerde yapılan değişiklikler, tarafların talebi halinde devir ve intikal işlemlerinde bilgilendirme amacıyla maden siciline şerh edilir. Tarafların birlikte rödövans sözleşmesinin iptalini talep etmeleri halinde de bu kayıtlar terkin edilir. Genel Müdürlük hiçbir şekilde rödövans sözleşmelerine taraf değildir.” hükmüne yer verilmiştir. Yürürlükten kaldırılan 1985 tarihli Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 32. maddesine 1990 yılında eklenen hükme göre, üçüncü kişi ve kuruluşların rödovans, kira, taşeron ve benzeri sözleşmelere dayanarak ruhsat sahasında madencilik faaliyetinde bulunabilmeleri, MİGEM’in iznine bağlıydı. Ancak 2005 Tarihli Maden Kanunu Uygulama Yönetmeliği, rödovans sözleşmesiyle ilgili Bakanlığın (MİGEM’)in bu yetkisini kaldırmıştır. ”Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.” Bakanlar Kurulu tarafından 30 Mayıs 2014 tarihinde “İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” TBMM’ye sunulmuştur. Tasarıda alt işveren veya taşeronlaşmaya ilişkin Soma’da yaşanan elim kazaya tepki olarak yeni bir takım hükümler öngörülmüş fakat 3213 sayılı Maden Kanunun Ek-7. maddesindeki özel düzenlemeden hiç söz edilmemiştir. 1.RÖDOVANS SÖZLEŞMESİ İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER 48 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} 2.RÖDAVANSLI SAHALARDA 5995 SAYILI KANUN’DAN ÖNCEKİ HUKUKİ SORUMLULUK a) Rödovansla İşletilen Maden Sahalarında İş Hukukuna Göre İşverenin Belirlenmesi Rödovans sözleşmeleri ismini maden ruhsatının kullanım hakkının bırakılması karşılığı maden ruhsat sahibine ödenen rödovans adlı kullanım bedelinden alır. Uygulamada rödovans bedelinin ödeme şekline ve tarafların iradelerine göre çeşitli türleri ortaya çıkmıştır. Maden hukuku uygulamasında, kullanılan birinci tip rödovans sözleşmesinde, maden ruhsatı devredilmeden rödovansçı denilen işletmeci, karşı taraf olan maden ruhsat sahibine rödovans bedeli ödemektedir. Bu türde hakkın kendisi değil, kullanılması devredildiğinden hâsılat kirasına benzer özellikler göstermektedir. Hatta Yargıtay kararlarında rödovans sözleşmeleri hâsılat kirasının bir türü olarak nitelendirilmektedir. İkinci tür rödovans türünde ise maden ruhsatı işletmeciye devredilmekte, ancak devreden önceki ruhsat sahibine de rödovans bedeli denilen kira bedeli ödenmektedir. Bazı durumlarda rödovans bedeline ilaveten başlangıçta peşin veya taksitli olarak devir bedeli de ödenmektedir. Bu türde rödovans sözleşmesiyle maden ruhsatını devir alanın maden ruhsatını temellük kastı bulunmayıp, aslında ruhsat üzerindeki hakkın kullanılması devir alınmaktadır. Yargıtay ve doktrinde bu tür lisans devri niteliğindeki rödovans sözleşmeleri de hâsılat kirası sayılmaktadır. Ancak ikinci tür rödovans sözleşmelerinde maden hukuku ve çalışma hukukuyla ilgili bütün tasarruflar, rödovans ödemekle borçlu ruhsatı devralan yeni ruhsat sahibi tarafından yerine getirilmektedir. Dolayısıyla maden ruhsatını devreden rödovans alacaklısının maden sahasında meydana gelen kazadan dolayı sorumlu olması düşünülemez. Maden kazaları bakımından asıl önemli olan rödovans sözleşmeleri, rödovansçı veya rödovans ödeme borçlusunun maden ruhsatını uhdesine almadığı birinci tip rödovans sözleşmeleridir. Bu tür rödovans sözleşmesi, hâsılat kirasına benzer özellikler gösterse bile bazı hususlarda hâsılat kirasından farklı değerlendirmeler yapılmasını gerekli kılmaktadır. Zira maden sahasının rödovansla işletmesi tamamen devredilse bile, 3213 sayılı Maden Kanunu’na göre teknik nezaretçi atamak ve diğer güvenlik önlemlerini almak yükümlülüğü ruhsat sahibine aittir. Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 111/c maddesinde teknik nezaretçinin belirttiği eksiklikleri yerine getirmeyen ruhsat sahibinin sorumlu olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu bakımdan ruhsat sahibi, maden sahasının tamamını ihaleye çıkarıp rödovansla devrederek rödovansçı ile kendisi arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi bulunmasa bile, meydana gelen iş kazasından sorumlu tutulmaktadır. Bu anlamda ruhsat sahibinin söz konusu maden sahasında işçi çalıştırıp, çalıştırmaması da önemli değildir. Ancak ruhsat sahibinin rödovansla işletilen maden sahasına sadece teknik nezaretçi ataması onu asıl işveren sayarak iş kazalarından dolayı rödovansçı ile müteselsilen sorumlu tutulması için yeterli değildir. Zira teknik nezaretçinin görevi işçi sağlığı ve iş güvenliğinden ziyade madenin teknik olarak işletilmesini denetlemeye yöneliktir. Böyle bir durumda ruhsat sahibi maden sahasını kiraya veren ihale makamı konumundadır. Kendisi teknik nezaretçiden başka kiraya verdiği sahaya ilişkin işçi çalıştırmadığı için işveren sıfatına da sahip değildir. Hemen hemen rödovans sözleşmelerinin tamamına yakınında, rödovansçının gösterdiği kişi ruhsat sahibi tarafından teknik nezaretçi olarak atanmaktadır. Resmi bordrolarda ruhsat sahibinin işçisi olarak gözüken atanan bu teknik nezaretçinin ücreti bile rödovansçı tarafından karşılanmaktadır. Benzer şekilde, ruhsat sahipleri bazen maden ruhsat sahasının bir kısmında kendi çalışırken diğer kısmını hasılat kirasıyla diğer bir kişi yada şirkete rödovans olarak vermektedir. Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinin 131.(4) maddesi “Teknik nezaretçinin, ruhsat sahasının tamamına yapılan bir atamadan sonraki bir tarihte ruhsatta belirli bir alan ve gerekirse kot belirtilerek başka bir işletmeciye/rödövansçıya verilen bir alan için işletmeci/rödövansçı adı belirtilmek suretiyle, atama ruhsat alanındaki işletmeler için yenilenebilir.” demek suretiyle bu duruma işaret etmiştir. Ruhsat sahibi ile rödovansçı arasında teknik nezaretçi atamadan başka bir ilişki yok ise ve her iki taraf bağımsızlığını koruyor ise asıl işveren alt işveren ilişkisi doğmaz. Hatta ruhsat sahibinin teknik nezaretçiden başka rödovans bedelini esas üretimi tespit etmek için bir denetçi elaman görevlendirmesi halinde de durum değişmez. Buna karşılık bazı durumlarda rödovans sözleşmesinde sadece teknik nezaretçi ataması yapılmamakta aynı zamanda ruhsat sahibi işin yönetimi ve denetimi hakkında da yetkili kılınmaktadır. Böyle bir durumda alt işveren asıl işveren ilişkisinin doğduğu tereddütsüz bir şekilde kabul edilmektedir. Bu hususta Yargıtay sözleşme ile oluşturulan hukuki ilişkinin araştırılmasını istemektedir. Eğer bu ilişkide rödovansçının bağımsız hareket etme imkanı kısıtlanmış ve ruhsat sahibinin üretime müdahale bulunma imkanı varsa bu durumda asıl işveren alt ilişkisinin varlığından söz edilir. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 49 Makale Maden işletmelerinde asıl işveren - alt işveren ilişkisi kurulması ancak yardımcı işler bakımından söz konusu olabilir. Yardımcı işler de maden üretim faaliyetlerinin dışındaki yemek, temizlik ve ulaşım gibi iş ve hizmetlerdir. Bu yardımcı iş ve hizmetlerin görülmesine ilişkin hizmetler de, iş, vekâlet ve istisna sözleşmelerinin konusu olup, hâsılat kirasının dışındadır. Asıl işle ilgili olarak yapılan rödovans sözleşmelerinde asıl işveren alt işveren ilişkisi için gerekli olan “işletmenin ve işin gerekli kılması veya tekno- lojik nedenlerle uzmanlık gerektiren iş olması” unsurları da çoğu zaman gerçekleşmemektedir. Zira Yargıtay’ın emsal kararlarında alt işveren ilişkisi için sadece teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren iş unsurunun varlığını aramakta, işletmenin ve işin gerekli kılması unsurunu göz ardı etmektedir. Bu bakımdan, olan hukuk açısından teknoloji gerektiren bir maden işletmesi ile normal bir maden işletmesinin ikisinin bir arada ve aynı anda bulun- ması pek mümkün gözükmemektedir. Yine de bir maden sahasında ruhsat sahibinin yüksek teknoloji gerektiren altın işletmeciliğini rödovansla yaptırtıp, kalkeri kendisinin işletmesi gibi ayrık bir durumda asıl işveren – alt işveren ilişkisi mevcut olabilir. 4857 sayılı İş Kanununun 2.maddesinin 6. fıkrasına göre, asıl işveren konumundaki ruhsat sahibi, rödovansçının işçilerinin uğradığı iş kazaları ve meslek hastalığından doğan tazminat alacaklarından alt işveren konumundaki rödovansçı ile birlikte müteselsilen sorumludur. b) Muvazaalı Rödovans Sözleşmesi Özellikle maden işletmelerinde ruhsat sahipleri maden çıkarma ve üretme işlerini rödovans sözleşmesi akdettikleri kişilere devretmekte ve fakat rödovansçı maden üretim işini tamamen ruhsat sahibinin emir ve talimatlarına göre gerçekleştirmektedir. Hatta yeterli teknik donanıma sahip olmayan rödovansçı, ruhsat sahibine ait araç ve makinaları kullanmaktadır. Burada rödovansçı bağımsız olmadığından, asıl amaç hizmet temini değil, işçi teminidir. Böyle bir durumda da muvazaalı iş ilişkisinden söz edilir ve çalışan işçiler baştan beri ruhsat sahibinin işçisi olarak değerlendirilir. Rödovanslı sahalarda alt işveren asıl işveren ilişkisinin kurulması zor olduğundan, işyerinde bu şekilde bir örgütlenmenin kurulması muvazaa görüntüsü yaratmaktadır. Bu nedenle alt işveren konumundaki rödovançının işinde çalışan işçiler doğrudan üst işveren ruhsat sahibinin işçileri sayılır. Bunun sonucu olarak söz konusu işçiler ruhsat sahibinin işçilerinin sahip olduğu işçilik haklarından ve özellikle sendikal güvencelerden yararlanırlar. İşçilik haklarının içerisinde rödovansçının işçilerinin iş kazası ve meslek hastalığından doğan alacakları da söz konusu olabilmektedir. Yargıtay, rödovans sözleşmesi ile işletilen bir sahayı rödovansçı şirketin ortakların bir kısmı ya da tamamı aynı başka bir şirkete devredilmesi halinde işletme bütünlüğü-kardeş şirket ilişkisi oluştuğunu ve devralan ikinci şirketle birinci şirket arasındaki tüzel kişilik perdesi kaldırılarak devralan ikinci şirketin devreden birinci şirketin işçilerinin işçilik haklarından sorumlu olduğuna karar vermiştir. c) Rödovanslı Sahalarda Kaçak Üretim Yine Yargıtay TKİ Genel Müdürlüğünün rödovansla devrettiği bir maden sahasında kaçak kömür üretimi sırasında meydana gelen iş kazasından dolayı rödovansçı ile birlikte sorumlu olduğuna hükmetmiştir. Yargıtay’a göre maden sahasında yapılacak her türlü kömür üretiminin denetim ve kontrolünü yapmak ruhsat sahibinin yükümlülüğündedir. Bu yükümlülü- ğün gereği gibi yapılmayarak sahanın işgal edilerek kaçak üretime uygun ortam sağlamasından dolayı ruhsat sahibi sorumludur. d) Sosyal Güvenlik Hukuku Bakımından Rödavanslı Çalışma İlişkileri 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’a göre, SSK Başkanlığı, maden işletmesinin işverenin kasti ya da işçi sağlığı veya iş güvenliğine aykırı kusurlu davranışı nedeniyle meydana gelen iş kazası nedeniyle sigortalı işçi ya da hak sahiplerine ödediği bedel ile ileride ödeyeceği geliri işverenden açacağı rücu davası ile talep etme hakkına sahiptir. 5510 sayılı Yasanın 21.maddesinde işverene 50 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} karşı açılacak rücu davalarında “kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır” hükmüne yer verilmiştir. Kaçınılmazlık, işyerinde mevzuatın öngördüğü bütün önlemler alınsa bile önlenmesi mümkün bulunmayan hal ve sonuçlar olarak tanımlanmaktadır. Ancak kaçınılmazlık konusunda Yargıtay’ın iki yüksek dairesinin görüş ve kararları farklıdır. Yargıtay 21.Hukuk Dairesi rücu davalarında kaçınılmazlık var ise işvereni %60 oranında sorumlu tutmaktadır. Yargıtay 10.Hukuk Dairesi ise, kaçınılmazlık olgusunun bulunduğu rücu davalarında işvereni tamamen sorumluluktan kurtarmaktadır. Bize göre Yüksek 10.Hukuk Dairesinin yaklaşımı daha isabetli görünmektedir. Önemli olan iş ortamını korumaktır. Ayrıca bu sonucun işvereni iş güvenliği ve işçi sağlığı önlemlerini almaya daha da teşvik edici olacağını düşünmekteyiz. 3. RÖDOVANSLI SAHALARDA 5995 SAYILI KANUN EK 7.MADDEYLE GETİRİLEN DÜZENLEMEDEN SONRAKİ DURUM Türkiye’de her trajik olaydan sonra hemen bir tepki yasası yapmak gelenek haline gelmiştir. Bundan dört yıl önce, 18 Mayıs 2010 ‘da meydana gelen ve 30 maden işçisinin göçük altında kaldığı elim maden kazasından sonra Türk kamuoyunda büyük tepkiler ortaya çıkmıştır. Bu sırada kanunlaşmak üzere olan 5995 sayılı Kanun’a da iş sağlığı ve işgüvenliği ile ilgili birçok hüküm 3213 sayılı Maden Kanunu’na eklenmiştir. Bu hükümlerden birisi olan Ek 7.madde hükmünde “Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. “ denilmektedir. Bu hüküm özellikle rödavansla maden sahalarını işlettiren kamu kurumlarını korumak için çıkarılmış gibi gözükmektedir. Ek 7. madde hükmü, maden ruhsat sahasının tamamında veya bir kısmında çalışan rödovansçıya işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili bütün önlemleri alma yükümlülüğü yüklemektedir. Ruhsat sahibi bu hüküm sayesinde işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili önlem alma yükümünden kurtulmuş olacaktır. Halen Kanunun 31. maddesine göre teknik ve daimi nezaretçiyi atama ve istihdam etme görevi ruhsat sahibine aittir. Hukuk doktrininde Ek. 7. madde yeterince değerlendirilememiştir. Hatta ruhsat sahibinin rödovansla işletilen bir maden sahasında asıl işveren konumundan çıkarıldığı, maden kazalarından dolayı işçilere ve hak sahiplerine karşı ruhsat sahibinin sorumluluğunun kalmadığı ve bütün sorumluluğun rödavansçıya yüklendiği konusuna dikkat edilmemiştir. Henüz Ek 7.maddenin yürürlüğe girdiği 24.06.2010 tarihinden sonra meydana gelen bir maden kazasıyla ilgili bir yargı kararına rastlanılmamıştır. Bir rödovans sözleşmesinin Ek 7. maddenin kapsamına girebilmesi için muvazaalı olmaması gerekir. Ruhsat sahibi ile üçüncü kişiler arasında yapılan sözleşmeyi taraflar rödovans sözleşmesi olarak ifade etmelerine rağmen rödovansçı tamamen ruhsat sahibinin emir ve talimatıyla bağlı ve ruhsat sahibinin organizasyonu çerçevesinde hareket edebilirler. Böyle bir durumda tarafların gerçek iradesi gerçekte rödovans sözleşmesi yapmak olmayıp sırf Ek.7. maddeden yararlanmak için görünüşte bir işlem yapmaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 19.maddesine göre görünüşte rödovans sözleşmesi olarak gözüken sözleşme muvazaalı olduğu için geçerli olmadığından 3213 sayılı Maden Kanunun Ek 7. maddesi kapsamında değerlendirilemez. Muvazaalı sayılan rödovans sözleşmelerinde ruhsat sahibi, Ek 7. maddeye göre işveren sayılmanın sonuçlarından kurtulamayacağından maden kazasından dolayı zarara uğrayan işçiler ve hak sahiplerine karşı işveren olarak sorumludur. Ek 7. maddede rödovansla işletilen maden sahalarında iş hukukundan kaynaklanan bütün sorumluluk rödovansçıya bırakılmıştır. Kanun yukarıda açıkladığımız doktrin ve yargı kararlarına göre rödovansla işletilen sahalarda rödovansçının işçilerine karşı ruhsat sahibinin asıl işveren olma sıfatını ortadan kaldırmıştır. Bundan böyle ruhsat sahibi, asıl işveren olmayacağı için rödovansçının işçilerinin ücret, ikramiye, yıllık ücretli izin v.s. gibi iş kanunlarında düzenlenen işçilik haklarından sorumlu olmayacaktır. Her şeyden önemlisi, Ek 7. madde ile ruhsat sahibi rödovansla işletilen maden sahalarındaki işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili her türlü idari mali ve hukuki sorumluluktan kurtarılmıştır. Bu yeni düzenlemeden sonra maden ocaklarında grizü, toprak kayması ve her türlü iş kazası ve meslek hastalığından dolayı ruhsat sahibi sorumlu tutulamaz. Ek madde 7 ile getirilen düzenlemeye göre ruhsat sahibi işveren konumundan çıkarıldığı için, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’a göre de sorumlu olmaktan çıkacaktır. Ruhsat sahibinin rödovansla sahalarda iş hukukundan ve işçi sağlığı ve iş güvenliği hukukundan doğan sorumluluktan kurtarılmaları bir güvence yaratacaktır. Ruhsat sahipleri böyle bir sorumluluktan kurtulmuş olmaları nedeniyle rödovans uygulamasına daha olumlu bakacaklardır. Bu suretle daha fazla maden sahası işletmeye açılacak, katma değer yaratılacağı gibi, bölgenin istihdamına olumlu katkı sağlayacaktır. Ancak, işçi tarafından bakıldığında durum hiç de öyle parlak değildir. Herşeyden önce ülkemiz uygulamasında rödovansçıların işçi sağlığı ve iş güvenliğine yeterli önem verdiği söylenemez. Sorumluluktan tamamen kurtulan ruhsat sahibi, bu önlemlerin alınması konusunda artık rödovansçıyı denetlemeyecektir. Özellikle iş kazaları meydana geldiğinde ruhsat sahibinin rödovançıyla birlikte müteselsilen sorumluluğu ortadan kaldırıldığında, mağdur işçi ya da hak sahipleri sadece rödovansçıyı muhatap almak zorundadırlar. Büyük boyutlara ulaşan tazminat alacaklarının çoğu zaman ruhsat sahibine göre ekonomik olarak daha {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 51 Makale güçsüz olan rödovansçıdan tahsil edilebilmesi mümkün olmayabilir. Bu nedenlerle, Ek 7. madde hükmü iş hukuku ile işçi sağlığı ve iş güvenliği hukukunun bugünkü ulaştığı sevi- 4. SONUÇ Rödovans sözleşmeleriyle işletilen maden sahalarında 5995 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 24.06.2010 tarihinden itibaren meydana gelen maden kazalarından dolayı muvazaalı olanlar hariç olmak üzere ruhsat yeden çok geri bir düzenlemedir. Bu düzenlemenin Anayasanın çalışma hakkı ve ödevi ile ilgili “Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışma- yı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.“ hükmünü içeren 49.madde hükmüne aykırı olduğu düşünülmektedir. sahiplerini sorumlu tutmak imkânı kalmamıştır. Kanun koyucu 3213 sayılı Kanunun Ek 7. Maddesini düzenlerken özellikle maden sahalarını rödovansla işlettiren kamu kurumlarını hukuki sorumluluktan kurtarmak için bir madde koymak yoluna gitmiştir. Oysa rödovans sözleşmeleri bir maddeyle düzenlenebilecek kadar basit bir hukuki kurum değildir. Ek 7.maddeye göre ruhsat sahibinin sorumlu olup olamayacağını bile belirlemek öyle kolay olmamaktadır. Böylesine karmaşık ve onbinlerce işçinin istihdam edildiği rödovanslı çalışma ilişkilerinin ayrı ve özel olarak bir yasa ile düzenlenme gereği hepimizin yüreğini kanatan Soma faciasından sonra bir kez daha ortaya çıkmıştır. Madenin ne olduğunu ve nerelerde kullanıldığını öğretmek, bilinçlendirmek ve kamuoyu yaratmak amacı ile çocuklarımızın yararlanabileceği ilkokul çağındaki çocuklara hitabeden bir kitaptır. Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı’ndan temin edebilirsiniz. Makale MADENCİLİĞİ İLGİLENDİREN MEVZUAT DEĞİŞİKLİKLERİ Dr. A. Vedat OYGÜR - Maden Jeologları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı G eçtiğimiz yıllar içerisinde, madencilik sektörünü yakından ilgilendiren mevzuat değişiklikleri olmuştur. Bazısının kurgusunda taşlar tam yerine oturmadığından uygulamada sıkıntı görülmesi üzerine birkaç yılda bir değişiklik yapılır hale gelmiştir. Oysaki madencilik, diğer sanayi sektörlerinden farklı olarak, kısa sürede yatırımı tamamlanarak geri dönüşü sağlanan bir sektör değildir. Fizibilitenin yapıldığı tarihte geçerli olan koşullar kısa bir süre sonra, yatırımın geri alınması sağlanmadan değiştirildiği takdirde ya maden işletmesinin çalışması durdurulacak ya da zararına çalışmak zorunda kalacaktır. Özellikle madencilik vergilerindeki ve çalışma şartlarındaki sık görülen bu mevzuat değişiklikleri nedeniyle madencilik sektörüne yatırım yapmak çok çekici olmamaktadır. I- 2014 Yılında Yapılan Mevzuat Değişiklikleri BAŞBAKANLIK GENELGESİ 16.6.2012 tarihinde yayımlanan 2012/15 sayılı Başbakanlık genelgesi ile “kamu kurum ve kuruluşları (Belediyeler ve il özel idareleri hariç) ile sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait şirketlerin, kendi mülkiyetlerinde veya tasarruflarında bulunan taşınmazlarıyla ilgili gerçek veya tüzel kişilere satış, kira, irtifak, takas, tahsis, devir vb. her türlü tasarrufa yönelik işlemleri için Başbakanlıktan izin” alacağı belirtilmiştir. Başbakanlık, orman arazilerindeki izinler ile ilgili olarak 22.4.2014 tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığına gönderdiği bir yazıyla bu genelgeye bir açıklama getirmiştir. Bu yazıda, 2012/15 sayılı genelge kapsamında Başbakanlıktan uygun görüş alınmak suretiyle MİGEM tarafından verilmiş olan yeni maden ruhsatlarına ilişkin orman izinleri için Genelge kapsamında muafiyet tanınmıştır. MADEN MEVZUATI Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği 7/1/2014 tarihinde ve 28875 sayılı Resmi Gazete’de Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik yayımlanmıştır. Yönetmelikte belirtilen değişikliklere göre; 1. Bakanlığın, İl Tarım Müdürlüğüne mera tahsis amacının değiştirilmesi talebinde bulunabilmesi için maden ruhsat sahibinin Bakanlığa müracaatı gereklidir. Yönetmeliğin ilgili maddesine “Bakanlık söz konusu müracaatı, müracaat tarihinden itibaren en geç bir ay içinde sonuçlandırması gerekmektedir” ibaresi eklenmiştir. 2. İmar planı bulunmayan alanlardaki madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmaz. İşletme ruhsatları ve ruhsat sahası mücavirindeki bu geçici tesisler hakkında mevcut Yönetmelikte “çevre düzeni ve imar planları notuna işlenir” şeklinde yer alan ibare “Genel Müdürlük 54 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} tarafından Çevre ve Şehircilik Bakanlığına gönderilir ve çevre düzeni planları veri tabanına işlenir” olarak değiştirilmiştir. 3. Tarım arazilerinde yapılacak madencilik faaliyetleri için bir ek madde Yönetmeliğe eklenmiştir. Buna göre, tarım arazilerinde madencilik faaliyetleri yapılabilmesi için 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’nun 13 üncü maddesi gereğince Bakanlıkça kamu yararı kararı alınması için işletme ruhsat sahibinin Bakanlığa başvuruda bulunması gerekir. Yönetmelikte belirtilen prosedüre uyularak dosyanın tamamlanmasının ardından Bakanlık, kamu yararı kararı alınması talebini değerlendirmeye aldığı tarihten itibaren en geç iki ay içinde sonuçlandırır. Öte yandan, arama döneminin peşinden yapılan işletme ruhsatı başvurusu sırasında da bir dilekçe ile Bakanlıktan, işletme ruhsatı için incelemede bulunacak Bakanlık heyetinin araziyi kamu yararı kararı alınması açısından da incelemesi talep edilebilir. ÇEVRE MEVZUATI Maden Arama Faaliyetleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından 1/3/2014 tarihinde yayımlanan bir genelge ile maden arama faaliyetlerine ilişkin uygulama talimatı bildirilmiştir. ÇED Yönetmeliğinin 26 ncı maddesi kapsamındaki maden arama projeleri (sondaj, yarma, vb) için gereken ÇED Gereklidir veya Gerekli Değildir kararını alma yetkisi Valiliklere devredilmiştir. Bu genelgeye göre, daha önce ÇED Olumlu veya ÇED Gerekli Değildir kararı verilen projeler kapsamında gerçekleştirilecek maden arama sondajları için Proje Tanıtım Dosyası (PTD) hazırlanmasına gerek görülmemektedir. Yine bu genelgeye göre, maden sondajları için yürütülen EK-I veya EK-II kapsamındaki ÇED sürecinde yer görme prosedürüne gerek olmadığı belirtilmektedir. Genel Müdürlüğün bu açık talimatına karşın, bazı İl Müdürlükleri yer görme prosedürünü de yerine getirmektedir. Genelgede, ruhsat sahibinin aynı olması koşuluyla birbirine mücavir birden fazla ruhsat için bir dosyanın hazırlanması uygun görülmektedir. Proje sahası birden fazla ili ilgilendiriyor ise sahanın büyük kısmının bulunduğu ilden işlemler yürütülecektir. Maden arama sondajlarına ilişkin PTD baş- vuru dosyasının formatı da genelgede verilmiştir. Medya tarafından bu genelge yanlış değerlendirilerek sanki bütün madencilik faaliyetleri için ÇED Gereklidir veya Gerekli Değildir kararını alma yetkisinin Valiliklere devredildiği kamuoyuna aktarılmıştır. Çevre Yönetim Birimi 6/5/2014 tarihinde ve 28992 sayılı Resmi Gazete’de Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi Ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik yayımlanmıştır. Eski yönetmelikte yer alan, EK-1 ve EK-2 listelerinde yer almasına rağmen çevre izninden muaf olduğuna ilişkin görüş verilen işletmelerin çevre görevlisi bulundurmalarının zorunlu olmadığına ilişkin Yönetmeliğin 5 inci maddesinin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. Çevre görevlilerinin çalıştıkları işletme ve firma dışında ikinci bir işyerinde çalışamayacağı ve çevre görevlilerinin işletme bünyesinde başka iş ve işlemlerde çalıştırılamayacaklarına ilişkin eski yönetmeliğin 8 ve 9 uncu fıkraları da yürürlükten kaldırılmıştır. ORMAN MEVZUATI Orman Kanunu’nun 16’cı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından, 18.04.2014 tarihli ve 28976 sayılı Resmi Gazete’de Orman Kanunu’nun 16’ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliği yayımlanmış ve eski uygulama yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. İlk başvuru sırasında istenen evraklar arasında ÇED Belgesi de bulunmaktadır. Sektörün, ÇED Belgesinin ilk başvuruda istenmemesi ve kesin izin işlemleri tamamlanıp da izin verilmesi aşamasında istenmesi yönündeki talebi idare tarafından uygun görülmemiştir. izinlerde ruhsat sahibinin talebi halinde bu Yönetmelik hükümleri uygulanır ve buna uygun yeni taahhüt senedi alınır. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce ruhsata dayanılarak izin verilmiş ve bu Yönetmeliğin tesis ve altyapı tesis tanımları içerisinde bulunmayan madencilik yapılarına ruhsat süresi sonuna kadar izin verilebilir. Hammadde üretim, maden işletme, pasa döküm alanı, atık barajı, liç, atık kazanma ve atık bertaraf tesis izin taleplerinde, eskiden olduğu gibi, rehabilitasyon projesi veya yeni olarak kademeli kapatma planı istenmektedir. Bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce verilmiş izinlerdeki arazi izin bedellerinin arttırılması için uygulanan “Deflâtör” veya “ÜFE” artış oranı yerine “BAK” (Bedel Artış Katsayısı) artış oranı uygulanır ve bildirime gerek kalmaksızın izin başlangıç tarihinde defaten tahsil edilir. Ancak bu fıkradaki artış oranı 1.1.2015 tarihinden itibaren tahakkuk edecek bedellerin artırılması için uygulanır. Kesin izinde istenen belgelerin hazırlanması için sahada herhangi bir çalışma yapılmaması şartıyla verilen “Ön izin” eklenmiştir. Uygun görülen taleplere yirmi dört aya kadar ön izin verilebilir. Mevcut izinler ile ilgili olarak bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce verilen izinlerin süre uzatımında ve devirlerinde, ayrıca devam eden Bu yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce verilmiş izinlerden bu Yönetmeliğe göre izin verilemeyecek olanların süreleri, yenilenmiş ruhsat süresi dikkate alınarak uzatılabilir. Bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce yapılan ancak değerlendirilmemiş olan talepler ile iznin iptal edildiği yerlerde bu Yönetmelik hükümleri uygulanır. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 55 Makale Alınacak bedeller konusunda; maden arama, işletme, tesis ve altyapı tesis ön izinlerinde ön izin bedeli; kesin izinlerde ise ağaçlandırma bedeli ve arazi izin bedeli alınır. Bunların hesaplanma yöntemleri yeniden düzenlenmiştir: a) Ağaçlandırma bedeli: Eski yönetmeliğe göre bu bedeli hesaplamak için bir günlük brüt işçi ücretinin çarpılacağı katsayı ibreli ormanlar için 1615 saat/hektar ve yapraklı ormanlar için 1748 saat/hektar iken; yeni yönetmelikte 294 gün/hektar (294 gün*8 saat= 2352 saat) olmaktadır. b) Arazi izin bedeli: Eski yönetmeliğe göre bu bedel, bölge müdürlüğünce tespit edilecek birim kullanma bedelinin toplamının izin alanı ile çarpımı sonucu bulunmaktadır. Yeni yönetmelikte ise izin alanının metrekaresi, cari yıl ağaçlandırma birim metrekare bedeli, bu Yönetmeliğin ekinde yer alan izin türü katsayısı Ek–1 (0,3-1,5 arasında), ekolojik denge katsayısı Ek-2 (1-2 arasında) ve il katsayısının Ek-3 (1,2-3 arasında) çarpımlarının sonucu alınacak bedeldir. c) Ön izin bedeli: İzin alanının metrekaresi ile cari yıl ağaçlandırma birim metrekare bedelinin 30 hektara kadar olan ön izinlerde 1/10’u, 30 hektar dâhil daha büyük olan ön izinlerde ise 1/5’i ile çarpımı sonucu bulunacak bedel olup bir defaya mahsus alınır. Süre uzatımlarında ayrıca bedel alınmaz. Bu bedeller sonucunda maden ruhsatı için ödenecek orman izin bedeli miktarının 3-4 kat kadar artacağı tahmin edilmektedir. Eski yönetmeliğe göre Teminat her yıl Genel Müdürlükçe belirlenen değerdir. Yeni yönetmelikte ise bir hektar için cari yıl ağaçlandırma bedelinden az olmamak kaydıyla, cari yıl ağaçlandırma bedelinin onda biri ile izin alanının çarpımı sonucu bulunur. “Yönetmeliğin yayımından önce bedel borcu bulunanlara bir defaya mahsus olmak üzere iki yıl süre tanınabilir” ifadesi eklenmiştir. Rehabilitasyon konusunda; İzin sahibi her yıl Eylül ayının sonuna kadar uygulama takvimine göre madencilik faaliyeti yaptığı alandaki rehabilite işleminin safahatı hakkında bölge müdürlüğüne, ormancılık bürosu ya da bünyelerinde çalışan orman mühendisi ve/veya orman yüksek mühendisi tarafından hazırlanan teknik raporu verir. Yeni verilen izinlerde iznin verildiği yıl içerisinde, teknik rapor istenmez. İşletme sahasının tümünde faaliyetin tamamlanmasından sonraki bir yıl içinde izin sahibi tarafından rehabilitasyon projesinde belirtilen şekilde faaliyet sonrası kullanıma uygun hâle getirilir. Rehabilitenin bitirilmesini takiben üç yıllık takip süresi sonunda veya madenin cinsine göre rehabilitasyon projesinde verilen takip süreleri 56 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} esas alınarak, rehabilitasyon projesi kapsamında taahhüt edilen hususların sağlanıp sağlanamadığı heyet tarafından tespit edilir. Söz konusu hususların sağlandığı tespit edilirse izin sahibinin madencilik faaliyeti yaptığı alan ile ilgili sorumluluğu sona erer. • İçme suyu havzasına ilişkin özel hükümler getirilinceye kadar içme ve kullanma suyu mutlak ve kısa mesafeli koruma alanlarında. Ekosistemi Koruma Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesi Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 3.3.2014 tarihinde yayımlanan 2014/1 sayılı genelge ile “Bakanlığın uhdesinde bulunan alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinin doğaya yönelik etkilerinin kontrol altına alınabilmesi” amacıyla mevzuattaki eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Yürütülen ÇED sürecinde ilgili kurum müdahil olduğundan ÇED Yönetmeliğinin EK-1 listesinde yer alan faaliyetler genelgenin kapsamında değildir. Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 11.2.2014 tarih ve 28910 sayılı Resmi Gazete’de Yüzeysel Sular ve Yeraltı Sularının İzlenmesine Dair Yönetmelik yayımlanmıştır. Yönetmeliğin amacı yüzeysel sular ve yeraltı sularının ekosistem bütünlüğünü esas alan bir yaklaşımla izlenmesidir. EK–1 olarak “Yüzeysel Sularda İzlenmesi Gereken Kalite Elementleri” listesi yayımlanmıştır. Bu durumda, periyodik yüzey suyu numunesi alımında ve sonuçlarını ilgili kuruma iletmede bu listeyi dikkate almak gerekecektir. Ek-1’de yer alan parametreler için uyum süresi bu Yönetmelik yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıldır. “Korunan alanlarda ve korunan alan etki alanlarında kalan ve ÇED Yönetmeliği EK-1 listesinde yer almayan madencilik faaliyetleri” için “biyolojik çeşitliliği, yaban hayatını, sulak alanları, korunan alanları, tehdit ve tehlike altında olan endemik ve nadir türleri etkilemesi muhtemel olmakla beraber, alınacak önleyici ve telafi edici tedbirlerle etkinin en aza indirileceğinin” bir bilimsel rapor ile gösterilmesi ve bu tedbirlerin faaliyet sahibi tarafından taahhüt edilmesi koşuluyla izin verilecektir. Söz konusu Ekosistem Değerlendirme Raporunun hangi esaslara göre hazırlanacağı Genelge ekinde (EK–1) verilmektedir. Bu rapor, 4.4.2014 tarih ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde de geçmektedir. Bununla birlikte “biyolojik çeşitliliği, yaban hayatını, sulak alanları, korunan alanları, tehdit ve tehlike altında olan endemik ve nadir türleri doğrudan etkilemesi” sebebiyle aşağıdaki madencilik faaliyetlerine ilişkin başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır: • Korunan alanların mutlak koruma bölgelerinde, • Planı yapılmamış veya planlama süreci devam eden korunan alanlarda, • Türlerin korunması için ayrılan ve coğrafi sınırları belirlenmiş olan alanlarda, • Plan ve projesi mevcut olan baraj veya gölet gövdelerinin inşa edileceği alanlarda, • Mevcut baraj ve gölet yapılarının güvenliğini tehlikeye atacak mesafedeki alanlarda, • İşletmeye alınmış mevcut baraj ve göletlerin işletme ve rezervuar alanlarında, • Koruma alanları ilan edilen içme suyu temin maksatlı kuyu, pınar, kaynak, kaptaj, tünel, galeri vb. yapıların mutlak koruma alanlarında (50-100m) ve birinci derece koruma alanlarında, Bunların dışında I. Grup, II(a) ve (b) Grubu ile III ve IV. Grup madencilik faaliyetlerinin değerlendirmeye alınmayacağı alanlar ile ilgili uzun bir liste de vardır. SULAR İLE İLGİLİ MEVZUATI Sulak Alanların Korunması Orman ve Su işleri Bakanlığı tarafından 4.4.2014 tari- hinde ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği yayımlanmıştır. Kuru derelerde bu Yönetmelik hükümlerinin uygulanmayacağı ifadesinin girmesiyle tartışma yaratan bir konu ortadan kalkmıştır. Yönetmelikte kuru dere, “yağış anlarında akışı olan diğer zamanlarda akışı bulunmayan arazi üzerindeki düşük kotların oluşturduğu vadi” şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca yönetmeliğe Hassas Koruma, Sürdürülebilir Kullanım ve Kontrollü Kullanım bölgesi tanımları ile Ekosistem Değerlendirme Raporu eklenmiştir. Kontrollü kullanım bölgesi olarak belirlenen alanlar içinde gerçekleştirilecek Ek-1’de yer alan faaliyetler için Ekosistem Değerlendirme Raporu hazırlanacaktır. EK–2 faaliyetleri için rapor hazırlanıp hazırlanmayacağına Bakanlık tarafından karar verileceği belirtilmiştir. II- Halen Devam Eden Mevzuat Değişiklikleri Çalışmaları MADEN MEVZUATI Maden Kanunu Mayıs ayı başında ETKB, sektör temsilcilerine Maden Kanunu taslağını göndererek görüş istemiştir. ETKB üst düzey yetkilileri ile sektör temsilcileri arasında yapılan toplantıda taslak tartışılmıştır. Daha sonra 21 Mayıs günü Bakanlar Kurulu gündemine alınmış fakat Soma’da yaşanan kömür madeni kazası nedeniyle sonlandırılamamıştır. Son taslak metinde yer alan yeni düzenlemeler ana hatlarıyla şöyledir: 1- Mevcut Maden Kanunu’ndaki ruhsat harcı, ruhsat teminatı ve çevre uyum teminatı birleştirilerek RUHSAT BEDELİ getirilmekte ve onlarca kat artırılmaktadır. Arama ruhsatlarında ruhsat taban bedeli 5.000 TL ve işletme ruhsatlarında ruhsat taban bedeli 10.000 TL’dir. Bu bedel her yıl 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca belirlenen yeniden değerleme oranı nispetinde arttırılır. Ruhsat bedeli, taslaktaki EK–1 tablosunda gösterildiği şekilde, taban bedelinin maden grubu ve alan büyüklüklerine göre belirlenen katsayılarla çarpılmasıyla hesaplanır. a) Örneğin 2000 hektar büyüklüğündeki ve 7 yıl çalışıla- cak bir saha için Arama Ruhsatı toplam bedeli; • Mevcut Kanun’da: 20.962 TL • Taslak Kanun’da: 280.000 TL b) Örneğin 2000 hektar büyüklüğündeki ve 10 yıl çalışılacak bir metal madeni için İşletme Ruhsatı toplam bedeli; • Mevcut Kanun’da: 193.600 TL • Taslak Kanun’da: 600.000 TL c) Örneğin 2000 hektar büyüklüğündeki ve 10 yıl çalışılacak bir altın madeni için İşletme Ruhsatı toplam bedeli; • Mevcut Kanun’da: 193.600 TL • Taslak Kanun’da: 800.000 TL Dünya madencilik istatistiklerine göre, madencilik faaliyetleri sırasında her 100 arama sahasından 1 tanesi üretim sahasına dönüşebilmektedir. Şu halde ne kadar çok arama yapılır ise işletme sahası bu oranda artacaktır. Henüz 1000 metreden daha derindeki büyük cevherleşmeler için arama yapamadığımızı düşünürsek ülke madenciliğinin gelişmesi için aramaların teşvik edilmesi ve arama sahalarının çoğaltılması gerekmektedir. Bu bakımdan, taslak kanunda belirtilen arama ruhsatı taban bedeli çok yüksektir. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 57 Makale Bu yaklaşımı dikkate alarak arama ruhsatı taban bedeli işletme ruhsatı taban bedelinin yarısı değil de onda biri olarak düşünülebilir. 2- Maden ruhsatlarının devrinde, devir edildiği tarihteki ruhsat bedelinin iki katı tutarında devir bedeli alınarak Bakan onayı ile devredilebileceği getirilmektedir. Arama ruhsatlarının devir bedeli ile işletme ruhsatlarının devir bedelinin aynı olmamasının daha uygun olacağı düşünülmektedir. Buradaki Bakan onayının da bürokrasiyi artıracağı ve farklı uygulamalara yol açabileceği izlenimini yaratmaktadır. 3- Devlet Hakkı, mevcut Kanun’da olduğu gibi, ocak başı satış fiyatı üzerinden alınacaktır. Ancak bir ekleme yapılarak “Devlet hakkına esas olan emsal ocak başı satış fiyatı, bölgeler de dikkate alınarak her maden için ayrı ayrı uygulandığı yıla girmeden Bakan onayı ile belirlenerek Genel Müdürlükçe ilan edilir. Ocak başı satış bedeli, ilan edilen fiyattan daha düşük olamaz” denilmektedir. Yani her bir maden için ayrı emsal fiyat belirleneceği gibi bir işletmenin faturasındaki satış fiyatı değil de MİGEM’in belirleyeceği emsal fiyat hesaplamalara esas alınacaktır. Bu durumun, bazı işletmelerde mağduriyet yaratması mümkündür. Devlet hakkı miktarı, son taslakta, madenlerin çoğunda değiştirilmemiş iken radyoaktif minerallerde %8 ve değerli metallerde %14 olarak öngörülmektedir. Ayrıca, mevcut Kanun’da bulunan “IV. Grup (c) bendi madenlerin yurt içinde ve kendi entegre tesisinde kullanılarak metal hale getirilmesi halinde ödenmesi gereken Devlet hakkının % 50’si alınmaz” ifadesi taslakta yer almamaktadır. 4- Daha önceki taslakta yer alan ve yetkililer tarafından da telaffuz edilmiş olan “ruhsat sahibinin ilgili kamu kurum ve kuruluşuna usulüne uygun olarak müracaat etmesine rağmen ilgili kamu kurum ve kuruluşunun işlem tesis etmemesinden kaynaklanan gecikmeler” için bir istisna maddesi son taslakta yer almamaktadır. Bu durumda, mevzuatın gerektirdiği koşul ve işlemleri yerine getirdiği halde elinde olmayan nedenler ile iznini alamamış olan madenciler tam anlamıyla mağdur olacaklardır. Arama çalışmaları sırasında düzenli olarak yapılması gereken sondaj ve yarma çalışmaları için de ilgili kamu kurum ve kuruluşundan alınması gereken izinlerin çoğu zamanında alınamadığından arama çalışmaları, Kanun’da belirtilen arama dönemlerine ait süreler içerisinde gerçekleştirilememektedir. Bu nedenle benzer bir istisna durumunun arama ruhsatları için de getirilmesi arama çalışmalarını rahatlatacak ve mağduriyeti önleyecektir. 58 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} 5- İptal durumundaki ruhsatların izinleri için taslağa bir Geçici Madde eklenerek “Kanunun 7’nci maddesine göre alınması gerekli olan izinler ile Genel Müdürlüğün kayıtlarına işlenmiş alanlar ile ilgili diğer izinlerin süresi içinde alınamaması nedeniyle 25.06.2011 tarihinden sonra iptal durumuna gelen ya da iptal edilen ruhsatlar için bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içinde gerekli izinleri aldığını belgeleyerek tam olarak Genel Müdürlüğe vermeleri halinde ruhsat hukukları yürütülür. Aksi takdirde ruhsat iptal edilir” hükmü getirilmektedir. Maden Kanunu taslağının son halini içeren tasarı Bakanlar Kurulu tarafından TBMM Sanayi Komisyonu’na sevk edildikten sonra yeniden görüş belirtilmesi mümkün olabilecektir. Madenlerde Kaynak ve Rezerv Güvenilirliği Kanun Tasarısı Dokuzuncu Kalkınma Planı’nda da belirtildiği gibi, Maden Kanunu, Arama Faaliyet Raporları’nın formatını belirlemekle birlikte kriterler ve standartlar konusuna açıklık getirmemiştir. Özellikle, rezerv bilgisinin hangi faaliyetlere dayalı olarak üretileceği, uyulacak standartlar, kullanılacak sınıflandırma ve terminoloji hususlarında herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Bu durum, raporların güvenilirlikleri bakımından önemli ölçüde sorun oluşturmaktadır. MİGEM’e verilen arama raporlarının uluslararası standartlara uyması ve maden ekonomisinin temel şartlarını sağlaması için Rezerv ve Kaynak kavramları ve güvenilirliği yeniden tanımlanmalıdır. Kaynak/Rezerv raporlarının ekonominin talep ettiği seviyeye yükselmesi amacıyla teknik standartlar ve uluslararası prensiplere uygun şartlar oluşturulmalıdır. Böylece, sektörün yıllardır sıkıntısını çektiği banka kredileri için ruhsata konu olan cevherleşmenin teminat olarak gösterilmesi sağlanabilmiş olacaktır. Diğer taraftan saha devirlerinde ortaya çıkan kaynak ve rezerv bilgilerinin güvenilirliği sorununun da önüne geçilmesi mümkün olabilecektir. Bu yaklaşım çerçevesinde, MİGEM tarafından taslağı hazırlanmış olan Kaynak ve Rezerv Güvenilirliği Kanunu’nun amacı; madencilik çalışmaları sonucunda elde edilen her türlü verinin açıklık, güvenilirlik, yeterlilik, etik, uygulanabilirlik, bilimsel ve teknik esaslara dayalı bir biçimde yapılması ve raporlanması yoluyla rezerv-kaynak güvenilirliğinin sağlanması, şirketler tarafından yapılacak tüm bilimsel veya teknik bilgi içeren açıklamaların yetkin kişi (competent/qualified person) tarafından veya bu kişinin gözetimi altında hazırlanmış olan bilgiyi esas almasının sağlanması, borsa ve finans faaliyetlerinden etkin bir şekilde yararlanılmasının sağlanması, madencilikle ilgili firmalar arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin güvenilirliğinin sağlanmasıdır. Kanun, madencilik faaliyetlerine ilişkin raporlama standartlarının belirlenmesini, bu raporların mesleki etik kurallarına uyan deneyimli ve yetkin kişiler tarafından hazırlanmasının sağlanması, madencilik faaliyetleri ile ilgili üretilen proje ve danışmanlık hizmetlerinin yapılması standartlarının gerçekleştirilmesini kapsar. MADEN MEVZUATI Atık Yönetimi Yönetmeliği Atıkların oluşumundan bertarafına kadar çevre ve insan sağlığına zarar vermeden yönetiminin sağlanması amacıyla 2007 yılında başlatılan bir çerçeve yönetmelik çalışmasının 2014 yılı içerisinde bitirilmesi planlanmaktadır. Böylece, daha önce her atık türü için ayrı olan yönetmelikler bir araya toplanmış olacaktır. Madencilik faaliyetleri sonucu oluşan kazı-örtü malzemesi, pasa ve proses atıkları bu yönetmelik kapsamında değerlendirilmemektedir. Madencilik faaliyeti ile doğrudan ilgisi bulunmayan fakat maden işletmelerinde üretilen ambalaj, batarya, lastik, demir hurda, vb atıklar bu kapsama girmektedir. Maden Atıkları Yönetmeliği Maden atıklarının nasıl yönetileceğinin belirlenmesi amacıyla 2003 yılında başlatılan çalışmalar neredeyse son aşamasına gelmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından madencilik sektörüne yönetmelik taslağı gönderildikten sonra sektörün temsilcileri 5–6 Mayıs tarihlerinde, Afyon’da Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü Maden Atık- Sizden gelenler ları Şube Müdürlüğünün yetkilileri ile bir araya gelerek taslağı tartışmıştır. Bu toplantıda ve ardından yazılı olarak sektör temsilcileri tarafından, maden atıkları özel işleme tabi atıklar sınıfına girdiğinden halen taslak halindeki Atık Yönetimi Yönetmeliği’ne (mevcut Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ne ve Atıkların Düzenli Depolanmasına İlişkin Yönetmelik’e) atıf yapılmamasının uygun olacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda olmak üzere, maden atıklarının sınıflandırılmasında “inert atık”, “tehlikeli atık” ve “tehlikeli olmayan atık” tanımlarının yerine maden atıklarının “inert atık” ve “inert olmayan atık” olarak iki grupta sınıflandırılması uygun olacaktır. Maden atıklarının tanımında işlem görmüş (prosese tabi olmuş) maden atıkları ile herhangi bir işlem görmeden sadece kazı çalışmaları ile ortaya çıkan pasanın ayrımının daha açık yapılması gerektiği de vurgulanmıştır. Taslak ile getirilmek istenen “mali teminat” için Maden Kanunu’nda belirtildiği üzere ruhsat sahiplerinden alınan “Çevreye Uyum Teminatı” ile karşılanmasının daha uygun olacağı belirtilmiştir. Gönderen Dündar Ergünalp KIRKA, SARIKAYA 1964, Babam Falih Ergunalp ve eniştem Melih Turhan ile bugünkü açık işletmenin olduğu yerde çekilen fotoğrafta arka planda görülen kuyunun hayli orjinal bir yanı vardı. Türk Boraks Ltd.in planı yeraltı madenciliği yapmaktı. Kuyu doğrudan cevherin içine açılmıştı. Boraks minerali atmosferle temas edince suyunu kaybederek hacım değiştirdiğinden kuyu tabana oturtulamamış, kasaları askıdaydı. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 59 LONDRA METAL BORSASI ALTIN 1 YILLIK ALUMİNYUM 1 YILLIK KOBALT 1 YILLIK KURŞUN 1 YILLIK 31.50x1000 USD/t 27 Jun ‘14 2,138.48 USD/t 27 Jun ‘14 ÇİNKO 1 YILLIK MOLİBDEN 1 YILLIK PLATİN 1 YILLIK 2,182.58 USD/t 27 Jun ‘14 33x1000USD/t 27 Jun ‘14 1,488.50 USD/oz 1 Jul ‘14 GÜMÜŞ 1 YILLIK TERMAL KÖMÜR 1 YILLIK TOZ DEMİR 1 YILLIK 1,326.77 USD/oz 1 Jul ‘14 1,849.90 USD/t 27 Jun ‘14 BAKIR 1 YILLIK 6,976.09 USD/t 27 jun ‘14 FEROKROM 1 YILLIK 128.93 USD/t 31 May ‘14 60 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} 21.16 USD/ozt 1 Jul ‘14 67.79 USD/t 24 Jun ‘14 128.93 USD/t 31 May ‘14 {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 61 Endüstriyel Mineral Fiyatları MİNERAL TİP/KALİTE ÖZELLİKLER FİYAT ALUMİNA Kalsine Öğütülmüğ, %98.5-99.5 Al2O3, Dökme, Fob ABD 750-850 $/t ANTİMUAN Trioksit %99,5 Sb2O3, 5 Tonluk Lotlar, Cif Antwerp 8650-8750 $/t Sondajlık OCMA/API, s.g.4.20, Torbalı, Fob Türkiye 150-155 $/t BARİT BOKSİT BENTONİT BORLAR KALSİT SELESTİT KROMİT DİATOMİT Na-FELSPAT FLORİT Sondajlık OCMA/API, s.g.4.10, Dökme, Fob Çin 109-113 $/t Kimyasal Kalite Çin Menşeli, Cif Meksika körfezi 161-180 $/t Refrakter Çin Menşeli, 0-25mm, 85 Al2O3/1,8 Fe2O3,Fob Xingang 310-320 $/t Aşındırıcı Çin Menşeli, Fob Zhanjiang 335-350 $/t IOP Ham, Dökme, Wyoming İşletmede 68-72 $ /t Ocma/Döküm Ham, Kurutulmuş, Dökme, Fob Milos 65-75 €/t Kolemanit 40–42 B2O3, Ögütülmüş, Torbalı, Fob Arjantin, 630-690 $/t Uleksit %46–48 B2O3, Fob Lima 650-710 $/t Borik Asit Fob Buenos Aires 620-900 $/t 3 mikron Fob ABD 179-195 $/t 1 mikron Stearat Kaplı, Fob ABD 285-420 $/t Konsantre Asgari %96 Sr2SO4, Fob İskenderun 90-100 $/t Kimyasal %46 Cr2O3 , Dökme, Fob G.Afrika 230-280 $/t Refrakter %46 Cr2O3, Dökme, Fob G.Afrika 300-330 $/t Metalürjik %40 konsantre, Fob G.Afrika 165-200 $/t Kalsine Filtrasyon Kalitesi, ABD Tesiste 605-670 $/t Ham - 10mm Dökme, Fob Güllük 22-23 $/t Flote -150 Mikron, Torbalı, Fob Güllük 53-55 $/t Asit Çin Menşeli,Yaş, Fob Çin 310-340 $/t Metalürjik Çin Menşeli, Asgari %85 CaF2, Cif Rotterdam 290-310 $/t Amorf Toz, %80-85 C, Çin Menşeli, Avrupa’da Teslim 500-550 $/t Kristal %85-87 C,100-80 Meş, Cif Avrupa Limanı 700-800 $/t İLMENİT Konsantre Asgari %54 TiO2, Dökme, Fob Avustralya 175-200 $/t İYODİN Kristal Asgari %99,5 Varilde, Spot 39-48 $/kg Kızıl tip 130 % 90 Fe2O3, Torbalı, Fob Çin 1.434-1.637$/t GRAFİT DEMİR OKSİT KAOLİN Kağıt kaplama 1 no, Georgia Tesiste 130-180 $/t KYANİT Ham %54-56 Al2O3, ABD Fabrikada Teslim 224-320 $/t LİTYUM MANYEZİT MİKA OLİVİN PERLİT NADİR TOPRAK MİNERALLERİ RUTİL SİLİS KUMU SODA KÜLÜ Konsantre %56,5-57,5 LiOH, Çin Menşeli, Torbalı, Avrupa’da Teslim 7-7.2 $/kg Spodumen %5 Li2O Konsantre, Cif Avrupa 440-490 $/t “Dead-Burned” Parça, %90 MgO, Fob Çin 255-270 $/t Kalsine % 90-92% MgO, Parça, Fob Çin 255-280 $/t Ergimiş %96 MgO, Parça, Fob Çin 600-630 $/t Öğütülmüş Hint Menşeli,Yaş, Cif Avrupa 600-900 $/t Refrakter Dökme, ABD Tesiste 75-150 $/t Ham Kırılmış, Dökme, Fob Türkiye 95-100 $/t Cerium oksit Asgari %99, Fob Çin 4.65-4.9 $/kg Europium oksit Asgari %99, Fob Çin 800-950 $/kg Neodimiyum oksit Asgari %99, Fob Çin 65-70 $/kg Konsantre Asgari % 95, Fob Avustralya 850-950 $/t Cam Konteynerde, ABD Tesiste 20-26 $/t Sentetik Ağır ve Hafif, Fob Çin 190-200 $/t Doğal Fob Wyoming 330-335 $/t 62 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} DALLAS NABC ŞAMPİYONASINDAN BİR EL ♠ ♥ ARQ ♦ AQ1064 ♣ R8732 ♠ RQ7653 ♥ 764 ♦ R7 ♣ V6 Cayne W 2 Pik Pas Pas 3-11 Mayıs 2014 tarihleri arasında Antalya’da yapılan Türkiye Şampiyonalarının Sonuçları Seaman E Kontur Pas Pas Yılmaz S 4 Trefl 4 Trefl BOARD A MATCH SONUÇLARI Jimmy Cayne pik atak etti ve yerden çakıldı. 1. SQUARA ANGELİNİ : 252,5 puan Lorenzo Lauria, Mustafa Cem Tokay, Alfredo Versace, Antonio Sementa, Leonardo Eıma, Valerio Gıvblıo. 1. VALİO: 90,50 puan Valio Kovachev, Uladı Isparski, Victor Aranov, Ahu Zobu Türk Milli takım oyuncularından Gökhan Yılmaz yerden küçük trefl oynadı. Elden trefl damı ile kazanınca karo valesini oynadı. Rua konuldu, yerden As ile alındı ve oynayan yerden küçük terfl oynadı. 2. YILANKIRAN: 234,4 Puan Salim Yılankıran, Süleyman Kolata, İsmail Kandemir, Okay Gür, Gökhan Yılmaz, Mehmet Sırıklıoğlu 3. VALİO: 234,2 puan Valio Kovochev, Vlodi Isparski, Victor Aronov, Ahu Zobu 2014 Türkiye Kadın Takımlar Şampiyonası: 1. VAHABOĞLU: 235,61 puan Güler Vahaboğlu, Özlem Öymen , Berrak Erkan, Tuna Elmas, Güler Uyanık, Arzum Demirbilek Kaptan : Haldun Vahaboğlu 2. MERSİN: 231,95 puan Şükriye Merze, Ümran Semerci, Merih Tokcan, Dilek Yavaş, Gaye İnal Kaptan : Ahu Zobu 3. HOŞGÖRÜ: 228,71 puan Ferda Balcıoğlu, Sırma Sanus, Nilgün Kotan , Rejin Assael, Şebnem Kökbudak, Nilüfer Sungur. Kaptan : Süleyman Kolata 64 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} 3. YILANKIRAN: 83,80 puan Salim Yılankıran, Süleyman Kolata, Mehmet Sırıklıoğlu, Gökhan Yılmaz, Okay Gür Doğu trefl As alıp tekrar trefl oynayamıyor. Mecburen trefl 10’lu koydu, eli vale ile alan Batının artık yapabileceği bir şey kalmamıştı. Durum şöyle idi: 2014 GÜVEN ERKAYA AÇIK İKİLİ GENEL SONUÇLAR 1. Mesut Karadeniz –Adnan Musaoğlu 2. İlker Çubukçu-Soner Çubukçu 3. Hasan Güner-Selahattin Ayhan 4. Murat Erkel-Burak Başkan 5. Nazlı Yiğit-Kudret Metin 6. Orhan Ekinci-Mehmet Ali İnce 7. Süleyman Kolata-İsmail Kandemir 8. Valio Kovochev-Vladi Isporski 9. Kenan Erdoğan-Ümit Tarhan 10. Tufan Köse-Mehmet Akkoyun %60,965 %59,864 %57,976 %57,146 %57,001 %56,871 %56,587 %56,521 %56,456 %56,081 Karışık: Işın Kandemir-Berrak Erkan %55,900 Kadın: Güler Uyanık-Arzum Demirbilek %53,600 Senyör: Yılmaz Bumin-Yakup Özçam %56,48 Genç: İbrahim Önder-Emre Can Akaya %43,87 ♠ A754 ♥ Q105 ♦ AR98 ♣ 32 ♠ R109 ♥7 ♦ Q732 ♣ A QV94 ♠ Q3 ♥ A862 ♦ V1065 ♣ 875 2014 Türkiye Açık Takımlar Şampiyonası 2. PEKŞEN: 85,80 puan Enver Köksoy, Ziya Atilla, Mehmet Şakirler, Tuğbars Bozkurt, Hakan Pekşen, Osman Özcan ♠ V862 ♥ RV943 ♦4 ♣ R106 El No: 11 Dağıtan: Güney ♠ A2 ♥ V1093 ♦ 9853 ♣ A105 ♠ V10984 ♥ 852 ♦ V2 ♣ Q94 Gür N 3 Pik 4 Pik Pas Güven Erkaya Açık İkili Eleme 2.Seans ♠ ♥ ARD ♦ Q1064 ♣ R87 ♠ Q7653 ♥ 764 ♦7 ♣V ♠A ♥ V1093 ♦ 985 ♣ A10 ♠ V1098 ♥ 852 ♦2 ♣ 94 Eğer Doğu daha önce Yılmaz’ın trefl damının altına valeyi vermiş olsaydı bile, bu sefer yılmaz üçüncü karoya 9’lu ile çakarak, oyunu yine yapabiliyordu. İlker Çubukçu W 1♢ 3 Pik Pas Yavuz İzdeş N 1 Kör Pas Pas Soner Çubukçu E 3 Kör 4 Pik Burhanettin Koca S Pas Pas Kör atak geldi ve kör devamına İlker Çubukçu yerden çaktı. Karo ası ile ele gelip tekrar karo çaktı ve pik ruayı oynadı. Sonra karo oynanınca Ruaya Yavuz İzdeş çaktı ve tekrar kör oynadı. Elden çakıldı ve pik as çekildi.Dışarıda bir koz ve kendisinde bir koz kalmıştı. Trefl empası ile yere geçti ve karo damını oynadı. Durum şöyle idi: ♠V ♥3 ♦♣ R10 ♠4 ♥♦ 98 ♣2 ♠♥♦ V10 ♣ 87 ♠♥♦ Q7 ♣ AQ Karo damına çakarsa, oynayan son köre çakıp trefl empası atarak 10 löveye ulaşır. Çakmaz da kör atarsa, oynayan trefl As çekip, diğer trefle çakarak 10 löveye ulaşır. Çakmaz da trefl atarsa oynayan yerden trefl as ve damı oynar(elden karo kaçar) , yine 10 löveye ulaşır. Çubukçu kardeşler bu elden 100 üzerinden 81 maç puanı kazandılar. {Nisan, Mayıs, Haziran} 2014 SEKTÖRMADEN 65 Soldan Sağa 3. Bir cevher yatağında cevherle birlikte bulunabilen ve ekonomik değeri olmayan madde. 5. Dik ve meyilli kuyuların dip ve basları ile ara katlardaki manevra yerleri ve bunlarla ilgili diğer yerlerin tamamı. 7. Maden ruhsat sahası alalarının maden yasasına göre küçültülmesi. 8. Yeraltı isletmelerinde yangın, su, zararlı gazlar veya infilakin baska panolara (isyerlerine) yayılmasını, galerilerden hava, gaz ve su geçirmesini önlemek için yapılan sızdırmaz engel. 11. Temel civatası. 12. Çürümeye karsı korumak için maden direklerine ilaç emdirilmesi 13. Uzun ayak isletme metodunda, bir isçinin bir vardiyada yaptığı tavan tahkimatı ile emniyete aldığı tavanın, metrekare olarak ifadesi. 17. Kristalin kuars. 19. Ocak havalandırma sistemi içerisinde, bir yoldan giden havanın diğer bir hava akımına karısmaksızın kendi normal akımı istikametinde gitmesini sağlayan, galeri üst geçidi. 20. Kalsine edilmis dolomit. 22. N 23. Kireç tasları içinde, bacaya benzeyen 30m ya da daha çok derinlikte, genel olarak altında bir yeraltı mağarası (ini) bulunan tabii kuyu. Yukarıdan Aşağıya 1. Katı Karbondioksit 2. Graben 4. Kömür veya yan kayaçtan gelen ve uzun bir süre devam eden gaz çıkısı. 5. Korund 6. Direğin zemine batmasını önlemek, iyi yük almasını ve iyi çalısmasını sağlamak amacı ile kullanılır. 9. Bilyeli Yatak 10. Kömür ocaklarında kömürün kazılarak çıkarıldığı yer veya kara tumba metodu ile çalısılan panolarda sürülen kılavuz ve basyukarılar. 14. Sülfürlü maden yataklarının, üst kesiminde oksidasyon zonunda olusan limonit örtü 66 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran} Hazırlayan: Maden Mühendi̇ si̇ Erkan KEKLİK 15. Genellikle sedimanter olarak tesekkül etmis, düzlem seklinde uzanımı kalınlığına göre çok fazla olan kayaç, kömür veya cevher yatağı. 16. Kelebe veya iç kuyu. 17. Maden ocağı, galeri, kuyu ve borularda havanın bir yerden baska bir yere akısını sağlayan kuvvet. 18. Tabiatta saf olarak bulunan metalleri nitelendirmek için kullanılan sıfat 21. Öngörülmeyen. Cevap B U L M A C A Andaç Türkiye’de Tünel Yapım Teknolojileri ve Ekipmanları Fuarı 28 - 31 AĞUSTOS 2014 /İstanbul Fuar Merkezi - Yeşilköy http://www.tunnelexpoturkey.com/ 30. Uluslararası Alkalen, Kimberlit ve Karbonatit Magmatizması ve Cevher Potansiyeli 29 Eylül–02 Ekim 2014/Antalya http://icerik.akdeniz.edu.tr/ 14. Uluslararası Cevher Hazırlama Sempozyumu ve Sergisi 15 – 17 Ekim, 2014/Kuşadası - http://www.imps2014.org Globalstone 2014, Dünya Doğaltaş Kongresi 22–25 Ekim 2014/Antalya - http://www.globalstone2014.org Maden Türkiye 2014 6. Uluslararası Madencilik Fuarı 27 – 30 Kasım 2014/Tüyap Fuarcılık-İstanbul - http://www.tuyap.com.tr/webpages/madenturkiye Türkiye 24. Uluslararası Madencilik Kongresi ve Sergisi 14-17 Nisan 2015 Antalya - http://imcet.org.tr/ Dünya’da 3rd Annual Water Management in Mining 28–30 Temmuz 2014 Denver, USA - http://www.watermanagementinmining.com/ Coal Industry and Market Fundamentals Masterclass 29- 30 Temmuz, 2014 Brisbane, Australia - http://www.iired.com.au/training/mining-energy-and-natural-resources-training/ Mining For Non Technical Miners 24–25, Temmuz, 2014 Johannesburg, South Africa - http://www.machineryautomation.com.au/mining 10th IMVC 2014 - International Mine Ventilation Congress. 02-08 Ağustos 2014 Sun City, South Africa - http://imvc2014.org/ Kalimantan Coal Conference 02- 03 Eylül, 2014 Indonesia - http://www.immevents.com/mining-conference/ Geosynthetics Mining Solutions 2014 08-11 Eylül 2014 Vancouver, Canada - http://www.geosyntheticssolutions.com/ ExpoMina 2014 10,-12, Eylül, 2014 Lima, Peru - http://www.expomin.cl/ 9th Annual EU Iron Ore Conference 01–02, Ekim 2014 Prague, Czech Republic - http://www.immevents.com/mining-conference/eu-iron-ore-conference International Mineral Processing Congress IMPC 2014 Uluslararası Cevher Hazırlama Kongresi IMPC 2014 20-24 Ekim 2014 Santiago, Şili - http://www.impc2014.org/english/ China Mining Conference and Exhibition 2014 20-23, Ekim 2014 Tianjin, China - http://www.chinaminingtj.org/en/ Mine Countermeasures 2014 17–9 Kasım 2014 United Kingdom - http://www.minecountermeasures.com/ Introduction to Geosynthetics in Mining 08 Eylül 2014 Vancouver, Canada - http://www.sciencedirect.com/science/article/ FEM 2015 -10th Fennoscandian Exploration and Mining 3–5 Kasım 2015 Levi, Finland - http://www.minefocus.com/2013/11/exclusive-summary-of-fem-for-minefocus-readers 68 SEKTÖRMADEN 2014 {Nisan, Mayıs, Haziran}
Benzer belgeler
Türkiye`den Haberler - Sektörmaden Dergisi | Anasayfa
(Bşk.Yrd.), Murat Turan (Genel Sekreter) Selçuk Buyurgan (Muhasip Üye), Alp Gürkan (Üye), Prof.Dr. Erdoğan
Yüzer (Üye), Nijat Gürsoy (Üye), Doç.Dr. Sami Demirbilek (Üye), İsmet Sivrioğlu (Üye)
YIL 2012, SaYI - Sektörmaden Dergisi | Anasayfa
Antony Caouki
Atılgan Sökmen
Behçet Süleymanoğlu
Cemil Ökten
Dündar Ergünalp
Dündar Renda
Ekrem Yüce
Enver Erdoğan
Erdoğan Yüzer
Gülhan Özbayoğlu
Günaydın Yirmibeşoğlu
Güngör Tuncer
Güven Önal
H.Ni...
volfram volfram - Sektörmaden Dergisi | Anasayfa
Antony Caouki
Atılgan Sökmen
Behçet Süleymanoğlu
Cemil Ökten
Dündar Ergünalp
Dündar Renda
Ekrem Yüce
Enver Erdoğan
Erdoğan Yüzer
Gülhan Özbayoğlu
Günaydın Yirmibeşoğlu
Güngör Tuncer
Güven Önal
H.Ni...