ULUSLARARASI KOOPERATİFLER BİRLİĞİNDEN (ICA) MESAJ VAR
Transkript
ULUSLARARASI KOOPERATİFLER BİRLİĞİNDEN (ICA) MESAJ VAR
TEMMUZ 2012 Yıl:1 Sayı:9 ULUSLARARASI KOOPERATİFLER BİRLİĞİNDEN (ICA) MESAJ VAR »»90’ıncı ICA Uluslararası Kooperatifler Günü, 18’ inci BM Uluslararası Kooperatifler Günü, 7 Temmuz 2012 2012 yılının Birleşmiş Milletler Uluslararası Kooperatifler Yılına denk gelmesi nedeniyle 2012 yılı Kooperatifler Günü olağanüstü öneme haiz bir gündür. Bu özel duruma uygun olarak Uluslararası Yıl teması olan; ‘Kooperatif İşletmeler Daha İyi Bir Dünya Kurar’ aynı zamanda Uluslararası Günün teması olarak da kabul edilmiştir. Uluslararası Kooperatifler Yılı kooperatif hikayesini daha geniş bir dinleyici kitlesine anlatma zamanıdır. Bu sadece bireylerin zor ekonomik koşullarda kaynaklarını güçlendirmek, piyasalara erişmek ve fiyat pazarlıklarında dengeyi sağlamak üzere biraraya gelmelerine ilişkin geçmiş bir başarı hikayesi değildir. Kooperatif işletme modelinin esnekliği ve istikrarı da bugün için bir mesaj teşkil etmektedir. Kooperatifler 21. Yüzyıl ekonomisi için izlenecek yolun önemli bir parçasıdır. Son yıllarda, dünyada çok daha fazla çeşitlilik gösteren bir küresel ekonomiye olan acil ihtiyaç ortaya koyulmuştur. distan ve Afrika'da, nüfusun yaklaşık % 15’i bir kooperatifin ortağı-sahibi iken % 4’ünden azı hisse sahibidir. Kenya'da kooperatifler, GSYİH'nın % 45’i oranında katkıda bulunurken Yeni Zelanda’da % 22 katkı sağlamaktadırlar. Amerika Birleşik Devletleri'nde, 30.000 kooperatif iki milyon kişiyi istihdam etmekte ve en büyükleri Fortune dergisinin “çalışılacak en iyi 100 işyeri” listesinde düzenli olarak yer almaktadır. Kooperatifler bu çeşitlendirmeye çok daha büyük bir şekilde katkıda bulunma ölçeğine sahiptirler. Bugün bile, ICA tarafından hazırlanan Global300 Raporu, dünyanın en büyük 300 kooperatifinin toplam yıllık cirosunun 1.6 trilyon ABD Doları olduğunu ve bunun birçok büyük ülkenin GSYİH’sına eşit olduğunu göstermektedir. Bu kooperatifler dünya çapında 100 milyonun üzerinde iş imkanı sağlamaktadır. Brezilya, Rusya, Hin- Kooperatifler değerlere dayalı işletmelerdir. Kooperatifler tüm büyük işletme modelleri arasında en yüksek derecede katılımcı yönetime sahiptir. Çünkü ortakların görevlendirilmesi nedeniyle kooperatifler toplumunun değerlerini yansıtır. İlk günlerinden bu yana, mallarının nasıl üretildiği ve hizmetlerinin nasıl verildiği konusuyla ilgilenmişlerdir. Sürdürülebilirliğe olan bağlılık, 100 ülkede bulunan ICA üyelerinin bir kooperatif tanımlamak için mutabık kalmış oldukları yedi ilkeden biridir. » Syf 5’de Gen Bankasında 30 Bin Bitki Tohumuna Özel Koruma Bursa'da 2012 Şeftali Yılı Paneli Yapıldı »»Bitki genetik kaynaklarını muhafaza etmek için harekete geçen Türkiye, kurduğu gen bankasında 30 bin bitki tohumunu korumaya aldı. »»2012 Yılının Domates - Biber, Şeftali Yılı İlan Edilmesi Münasebetiyle Gürsu'da Şeftali Paneli Yapıldı Dünya’nın önde gelen gen bankaları arasında yer alan Türkiye Tohum Gen Bankası, bitkileri gerek tarımsal üretim sistemlerindeki değişimlerden gerekse doğal yaşam alanlarının tahribi sonucu kaybolma tehlikesinden koruyor. Türkiye Tohum Gen Bankası ayrıca tarımda, endüstride ve çeşitli çevre kirliliği sorunlarının çözümünde kullanılabilecek virüs, bakteri, mantarları da oluşturup korumaya alacak. » Syf 8’de T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kooperatifçilik Genel Müdür Vekili İsmail KALENDER, 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı ve Kooperatifçilik Strateji Belgesi Hakkındaki Sorularımızı Yanıtladı. “Kooperatiflerimize Müdahaleci Değil, Rehber Olmayı Hedefliyoruz” Röportaj » Syf 12’de Uludağ İhracatçılar Birliği toplantı salonunda 11 Haziran 2012 tarihinde yapılan değerlendirme toplantısında 2012 yılının Domates - Biber, Şeftali yılı ilan edilmesi münasebetiyle yıl içinde gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında Gürsu İlçesinde şeftali paneli yapıldı. 18 Temmuz 2012 tarihinde Gürsu Belediyesi toplantı salonunda yapılan Panelde; Köy-Koop Bursa Birlik Başkanı Erdoğan Yıldız, “Şeftali Üreticisinin Örgütlenmesi” konulu sunum yaptı. » Syf 5’de 2012 Yılı Çiğ Süt Desteği Tebliği Yayımlandı »»Çiğ Sütün Değerlendirilmesine Yönelik Destekleme Uygulama Esasları Tebliği Resmi Gazete’de Yayımlandı. Tebliği belirli dönemlerde çiğ sütün değerlendirilmesi, süt üretiminin geliştirilmesi, kayıt altına alınması ve çiğ süt fiyatlarında istikrarın oluşturulması amacıyla Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ihracat yapan imalatçı, imalatçı-ihracatçı firmaların ihtiyaç duydukları süt tozunun tamamının yurt içinde üretilmesi ve temin edilmesine yönelik süt tozu üretiminin desteklenmesi ile ilgili usul ve esasları kapsıyor. » Syf 15’de Böcekler, Genleri ve Böcek Moleküler Biyolojisi Laboratuvarında Bir Gün! »»Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü “Böcek Moleküler Biyolojisi Laboratuvarı”nda önemli araştırmalar yapılmakta. Ülkemizde bugüne kadar böceklerle tarımsal mücadelede başta kimyasal mücadele olmak üzere pek çok strateji denendi. Kimyasal mücadele hiç kuşkusuz bunlar arasında en başarılı olanı gibi gözükse de neden olduğu çevre kirliliği, tüketicilere kalıntı yoluyla bu kimyasalların ulaşması, hedef alınmayan organizmaların ölmesi ve zararlılarda ortaya çıkan direnç gibi pek çok olumsuzluk ortada. » Syf 10’da Hadi İLBAŞ Dr. Hilal TUNCA Dr. Umut TOPRAK Dünden Bugüne Kooperatifçilik -9» Syf 2’de Biyolojik Mücadele Etmeni Bracon Hebetor » Syf 6’da Bir Uğur Böceğinin Günlüğü » Syf 9’da Prof.Dr. MUSTAFA KAYMAKÇI Mehmet VAROL Bir Ağa On Köyü Neden Yer? Prof.Dr. Numan AKMAN » Syf 4’de 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı! » Syf 5’de Türkiye’de Kırmızı Et Üretimi » Syf 18’de Erol AKAR Nurettin DİNGAZ Melih ÜLGEN Kooperatiflerde Veri Tabanı Oluşturulmasının Önemi » Syf 13’de Tarımı Gözden Çıkarmak Ülkeyi Gözden Çıkartmaktır » Syf 7’de Her Köye Bir KOBİ! » Syf 19’da KOOPERATİFÇİLİK V E D İ Ğ E R TA R MA IN 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’na göre kurulan KöyKoop Merkez Birliği; Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatiflerin merkezi kuruluşudur. Tarıma ait farklı çalışma alanlarında (Hayvancılık-Süt üretimi ve işlenmesi, seracılık, halı–kilim üretimi, zeytin ve zeytinyağı işlenmesi, bal, çeltik üretimi ve işlenmesi, çiçekçilik, fidan, salça, reçel, konserve üretimi v.b.) etkinlik gösterir. YAYIN KURULU • Prof.Dr. Lütfü ÇAKMAKÇI • Dr. Bediha DEMİRÖZÜ • Dr. Caner KOÇ • Dr. Tuba ŞANLI • Dr. Güray AKDOĞAN • Dr. Levent DOĞANKAYA • Dr. Yener ATASEVEN • Dr. Hilal TUNCA • Dr. Özdal KÖKSAL • Dr. Alper Serdar ANLI • Dr. Umut TOPRAK SA M LA AÇLI KOO PE RI M Gazetemizin Yayın Kurulu Üyeleri Fahri Olarak Görev Yapmaktadırlar. R BİR V E D İ Ğ E R TA F K RK IN MA LİKLERİ M E KA L “Şu Ciso’nın Ahırı” Köy-Koop Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin kurucu Mahmut Türkmenoğlu , tek tek kooperatiflerin başarılı olamayacağının bilincindeydi. İzmir Köy Koop Birliği’nin kuruculuğunu, 10 yıl başkanlığını, İzmir ve Ege Bölgesinde kooperatifçiliğin fikirsel ve coğrafi olarak yaygınlaşmasının da önderliğini yapmıştı. 1971’de ülke düzeyinde Köy Koop Merkez Birliği’nin de kuruluşunda aktif görev üslenmişti. Türkmenoğlu, 1960’lı yıllarda Türkiye’nin ve dünyanın gündeminde olan “toplum kalkınması modeli”nin yerel bir önderiydi. Bademler deneyiminin Türkiye düzeyinde sergilenmesine yol açmıştır. Türkmenoğlu siyasal etkinliğe kavuştuğu sıralarda “Şu Ciso’nın Ahırı” denilen yere küçük bir göletin yapılmasını sağlayarak Bademler’i tam anlamıyla “Susuz Yaz”dan sulu tarıma taşımıştır. Seracılığın yanı sıra Bademler’in kuru tarıma bağlı tarımsal üretim sistemi tamamiyle değişmiştir. “Kooperatifler Bankası” kurulması konusunda büyük çaba sarfetmişti. Köy-Koop olarak düşünceleri ve önder kişiliği her zaman yolumuzu aydınlatacaktır. Ayrılığın 20. yıldönümünde saygı ile anıyoruz. KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ İ AT »»Köy-Koop Merkez Birliği; Köy-Koop İzmir Birliği v e S.S. Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kurucusu; Eski Gümrük ve Tekel Bakanları’ndan Mahmut Türkmenoğlu, ölümünün 20. yılında Bademler Köyü’nde anıldı. 26 Temmuz 2012 tarihinde ilk anma etkinliği köy mezarlığındaki kabri başında ve kurucusu olduğu Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tesislerinde gerçekleşti. Törene yeni ve eski milletvekilleri, belediye başkanları, ailesi, gazeteciler, köylüleri ve yakınları katıldı. Ev sahibi olarak konuklarını ağırlayan Bademler Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatif Başkanı Mehmet Sever “köylü önderimiz ve kooperatifimizin önderi Mahmut Türkmenoğlu’nun fikirlerini ve hizmetlerini yaşatmak için var gücümüzle çalışacağız” diye konuştu. Eşi Filiz Türkmenoğlu ise gelenlere ayrı ayrı teşekkür etti. Mezarı başında konuşmalar ve çiçek sunumu ardından Kooperatif tesislerinde Türkmenoğlu sevenleri değişik yönlerini anlattı. İl Genel Meclis üyesi Seyfettin Şen’in sunumunu yaptığı anılarla Türkmenoğlu programında duygusal anlar yaşandı. Türkiye’deki Tüm Ortak Kooperatiflerimize ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı mensuplarına %20 İndirim Uygulanmaktadır. Ğİ • KÖY Mahmut Türkmenoğlu’nu Saygıyla Anıyoruz SI Kuşadası-Güzelçamlı mevkiinde, Milli Parka 1 km mesafede yer alan tesisimiz, 60 yatak kapasitesine sahiptir. RLİ Kooperatif 1965 yılına Mahmut Türkmenoğlu başkanlığında girdi. Yönetim Kurulunu diğer üyeleri ise, Halil Hilmi Oral, Hüseyin Savran, Hamza Eryılmaz ve Mustafa Dikmen’di. O zamana kadar da kaçan kaçmış, yedi kurucu ortağın dışında kooperatifte iki kişi ancak kalmıştı.Hüseyin Savran ve Türkmenoğlu’nun amcası Halil Tükenmez. - sürecek - EĞİTİM VE DİNLENME TESİSLERİ 0256 646 13 43 Bİ Atatürkçü, ilerici ve çalışkan aydınların yönetimindeki Bademler köyü bugünkü olumlu yolunda başarıyla yürüyecek, köy kalkınmasında ve dolayısıyla Türkiye’nin kalkınmasın- Mahmut Türkmenoğlu Başkan OTEL REZERVASYON Z “Arkadaşlar, köylülerim, bu seçimde sorumluluğunuz çok büyük. Bademler tek başına köy değil artık. Bademlarin muhtarı, azası senin kadar bütün Türk aydınlarını da ilgilendiriyor. Bütün gözler üzerimizde. Bizden ileriye doğru atılışımızın devamını ve tüm Türkiye’ye örnek olarak sunulacak oluklu sonucu bekliyorlar. Bir gün, işte bir köy ki, çevrenin en fakir, an hakir köyü iken sadece birlik ve beraberlik içinde sevgi ve saygıyla yılmadan çalışma sayesinde bugünkü kalkınmış, modern haline gelebilmiştir, diyebilmeyi en az bizim kadar heyecanla bekliyorlar. KÖY-KOOP Güzelçamlı E Türkmenoğlu bir mektup hazırlayarak seçmenleri uyarıyor LK Ülkede demokrasiye dönülmesi yolunda pek gerekli görülen bu seçimler 17 Kasm 1963 günü yapılacaktı. Bademlerde de muhtar ve ihtiyar heyeti seçimi vardı. KA 27 Mayıs ihtilali ile birlikte yurt çapında yerel yöneticilerin haman hapsi işten uzaklaştırılmıştı. Aradan üçbuçuk yıl geçtikten sorma seçimlere ancak sıra gelmişti. Ğİ • KÖY Köyde kimilerinin onu hor görmesi önemli değildi. Türkmenoğlu Bademler’de yavaş yavaş liderliğe soyunuyordu. Onun çocukluğundan beri kafasının işlediği biliniyordu. Sokak satıcılığından mühendisliğe fırlayışını henüz içine sindiremeyenler vardı. Onlar arasında b u tutumlarını Türkmenoğlu’nun ölümüne değin sürdürenler bulunacaktı, ne kadar yazık! A KUŞADA Dağılmanın Eşiğinde Kuruluşu üzerinden henüz dokuz ayı geçmişti ki , ilk fireyi verdiler. 1 Ekim 1963 ortaklıktan çıktığını bildirdi. Dağ fare doğurmuştu. Öğretmen Ali Baran da kendisi gibi okumuş biriyle meğer pusudaymış. verdiler. Onlar da çarçabuk gittiler. Bu çözülmenin üstünden dört ay geçmeden yirmi üç kişi daha, hem de bir günde ayrıldı. Dağılmayı Mahmut Türkmenoğlu da durduramıyordu. Gün günden daha kötü geliyordu. 1964 Şubatında Türkmenoğlu başkanlıktan da, Yönetim Kurulu Üyeliğinden de ayrıldı. Kooperatif batıyordu. Hiç değilse onun başkanlığı da batmasındı. Şimdi başkan Halil Yakıcıoğlu idi. Yeni yönetim “Burunsuz Çiftliğini” satın alma konusunu kooperatifin amacı olmaktan çıkarmakla işe başladı. Bu anlamsız amaç zarar getirmişti Olmayacak duaya amin demeye kalkışmışlardı. Bu da insanları kaçırmıştı. Yeni yöneticiler yeni bir hedef belirlemeye çalışıyorlardı ki, en büyük depremi yaşadılar O yılın Kasım ayı biterken kırk bir kişi daha ortaklıktan çekilmişti. Böylece hedefe medefe gerek kalmadı. Gemi artık karaya oturmuştu. Bademler’in umut balonu sönmüştü. RLİ Burunsuz Çiftliğini satın almaya çalışmak. Bİ Kooperatif yönetim kurulu ise işe hızlı başlamış, çabuk yorulmuştu. Başlangıçta pek hevesli ve pek ateşli iken, giderek durulmuş, sonunda da durmuşlardı. Mahmut Türkmenoğlu 4 Mayıs. 1963 günü yönetim kurulu üyeliğinden çekildiğini açıkladı: “Kurulmasına elimden geldiği kadar gayret ettiğim ve kurulmasıyla büyük bir sevinç ve gurur duyarak Bademler’in geleceği bakımından umut bağladığım kooperatifimizin yönetim kurulu üyeliği görevinden istifa ediyorum.” Beş aydır zaman kaybedildiği, yönetim kurulunun üç aydır toplanamadığı gibi konuları istifasına gerekçe gösteriyor ve. Bu tarz bir çalışmayla bir netice alınamıyacağana inanmış bir kimse olarak daha fazla sorumluluğa katlanamayacağını bildiriyordu. Kooperatif Eylüle değin böyle gitti. Ortaklar Türkmenoğlu olmadan işin yürümeyeceğini anlamışlardı. Olağanüstü genel kurul ile onu başa getirdiler. Ancak geç kalınmıştı. Bu aşamada pek bir şey yapılamazdı. Dibindeki koca delikten su alan gemide tam bir panik yaşanırken kaptan değiştirmeniz ne işe yarardı? Köy-Koop Eski Genel Başkanı Z Mehmet Hadi İLBAŞ 8 Ocak 1963 günü , yani kuruluştan sadece oniki gün sonra toplanan birinci genel kuruldan bir de tavsiye kararı çıkmıştı. R RK Köyde Halil Hilmi Oral muhtar seçilmişti. Mahmut Türkmenoğlu her ne kadar mühendis çıktıysa da köyde pek çok kişi ona hala Kel Murat’ın Topal Mahmut gözüyle bakıyordu. Oysa, eskisi gibi sakat değildi. Üstelik İzmirde işi vardı. Bunun en çarpıcı örneği, kuruluşu izleyen ilk genel kurulda yaşandı. Yönetim kurulu için yapılan gizli oylamada Hüseyin Kaya 25, Remzi Atar 19 oy alırken Mahmut Türkmenoğlu ancak 16 oy alabilmişti.Ve böylece, kooperatif başkanlığına Murat Baran, ikinci başkanlığa Halil Yakıcıoğlu getirilmişti. Türkmenoğlu sıradan bir yönetim kurulu üyesiydi. PE LİKLERİ M E Bademler köyünden olmanın verdiği gurur ve övünç içinde hepinize başarılar dilerim.” “Yirmidört Liraya kahvaltı mı olurmuş,” bağıran bağıranaydı. Neden sonra bu konu genel kurulda gündeme gelecek ve Mahmut Türkmenoğlu ile Halil Hilmi Oral parayı geri ödeyerek insanların dilinden kurtulabileceklerdi. AÇLI KOO BİR da üstüne düşen tarihi görevi yerine getirmenin mutluluğuna ulaşacaktır. Köyişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Celalettin Çubukçu onlara kapıyı gösterdi. Köye döndüklerinde ise kıyamet koptu. Bakanlıktan kredi alamadıkları için mi? Hayır. Trende kahvaltıya ödenen para için millet ayaklanmıştı. M LA F »“Yirmi » dört liraya kahvaltı mı olurmuş!” Bu ara bu kuşkuyu körüklemek isteyenlerin eline bir de fırsat geçmişti. Kooperatif için Türkmenoğlu ile Halil Hilmi Oral Ankara’ya giderken kendilerine verilen yolluğun üzerine biraz para da ceplerinden katıp İstanbul’a uğramışlardı. Ankara’daki hükümeti , kredi vermediği için gazetelerin köşe yazarlarına şikayet etmiş, oradan başkente geçmişlerdi. Trende kahvaltı 24 Lira tutmuştu. SA Tİ IM DÜNDEN BUGÜNE KOOPERATİFÇİLİK -9- E 2 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği İmtiyaz Sahibi ve Yayınlayan: S.S. Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği KÖY-KOOP Adına Yakup YILDIZ Sorumlu Yazıişleri Müdürü: Mehmet VAROL Genel Yayın Yönetmeni: Emel TUĞRUL Haber Müdürü: Turgay SOLMAZ Haber Koordinatörü: Ayhan ELMALIPINAR Reklam Müdürü: Yasemin ACAR Merkez Adres: Paris Cad. 24/7 Kavaklıdere-Ankara Tel: 0312.419 63 95-96 Faks: 0312. 419 63 95-96 Web: www.koy-koop.org • E-posta: [email protected] Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın Ağustos 2012 ANKARA Baskı: Atalay Matbaacılık Ltd. Şti. Elif Sk. Sütçü Kemal İşhanı No:7/236-237 İskitler - ANKARA Tel: 0312. 384 41 82 Yazıların Sorumluluğu yazarlara, ilanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir. ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği BİRLİKLERDEN HABER 3 Köy-Koop Zonguldak Birliği Olağan Genel Kurul Toplantısını Yaptı Köy-Koop Muğla Birliği 38. Olağan Genel Kurul Toplantısını Yaptı » Çaycuma’da Zonguldak Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği Genel Kurulu Gerçekleşti »»Köy-Koop Muğla Birliği, 38. Olağan Genel Kurulu’nu 14.07.2012 tarihinde Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Toplantı Salonunda Yaptı. Zonguldak İli Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği Başkanlığı ve ona bağlı bulunan kooperatiflerle birlikte 2011 yılı olağan genel kurul toplantısını 30 Haziran 2012 tarihinde yaptı. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin toplantı salonunda yapılan toplantıda, Divan Başkanlığı seçimi ve saygı duruşunun ardından gündem maddeleri görüşüldü. Yapılan seçimde Ertan Aydoğan Divan Başkanı seçildi. Bayram Cura ise tekrar Yönetim Kurulu Başkanlığına getirildi. Zonguldak Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Nemci Çelik yaptığı konuşmada şu düşüncelere yer verdi; “Ülkemiz gerçekten bir cennet. Ben Zonguldak’a ilk defa geldim ama Ereğli’ye çok geldim. Zonguldak’a genel olarak baktığımızda tabiat olarak çok güzel, %67’si orman. Orman demek tarım olmaz demek değildir. Siz imdi çok büyük bir fedakârlık yapıyorsunuz, olmayan bir tarım arazisi üzerinde hayvancılık yapıyorsunuz. Bu da maliyetlerinizi yükseltiyor. Çiftçilerimiz bankalarla ÇKS sistemi ile tanıştı. Bu sistem de 2001 yılında başlamıştır. 2001 yılına kadar biz ülke olarak kaç çiftçiye sahip olduğumuzu bilmiyorduk, ne kadar tarım arazisi var bilmiyorduk. Rakamların denetlenebilirliği yoktu. Oysa şimdi herkesin işletmesinde kaç tane hayvan var bilinmektedir. Bunun için de mutlaka işletme kayıt numaralarının alınması gerekmektedir. Bu hastalıklarda, çiftçiye yapılan desteklemelerde, her şeyde çok önemlidir. Ben şu anda ilimizi tanımaya çalışıyorum. Herkesin desteğini bekliyorum. Ben koltukta oturmayı fazla sevmem. Ben her Zaman geleceğim, herkese de kapımız açıktır.” İzmir Köy-Koop Birliği 41.Yılında 40. Olağan Genel Kurulunu Yaptı »»1971 yılında kurulan İzmir Köy-Koop Birliği 41. Kuruluş yıl dönümünde 40. Olağan Genel Kurul Toplantısını gerçekleştirdi. 28 Temmuz 2012 Cumartesi Günü Bornova Belediyesi Büyükpark Uğur Mumcu Kültür Merkezinde Saat 11.00 ’de başlayan toplantıya KöyKoop Genel Başkanı Yakup Yıldız, Genel Başkan Vekili Mehmet Varol, Or-Koop Proje Danışmanı Yalçın Doğaner, Bornova Belediye başkanı Kamil Okyay Sındır, Karaburun Belediye başkanı Serdar Yasa, Çiftçi Plat Dönem Sözcüsü Mustafa Kaymakçı, Denizbank Batı Anadolu Böle Müdürü Hasan Özer Orhan ve Denizbank Şube Müdürleri, Ankara Köy-Koop Birlik Başkanı Yurdaer Uçar, Eski Köy-Koop Birlik Müdürü Kızlarağası Han Müdürü Nazım Güngör, İzmir Köy-Koop Biriliğine bağlı bulunan birim kooperatif yönetim kurulu başkan ve temsilcileri ile yerel basının katılımıyla yapıldı. Birlik başkanı Muhittin Akbulut’un yaptığı açılış konuşmasının ardından divan oluşturuldu. Divan Başkanlığına Köy-Koop Genel Başkanı Yakup Yıldız, Başkan Yardımcısı Ahmet Erdem, Katip Üye Hasan Şengül, Oy tasnifçiliğine Abdi Martoğlu ve Fehmi Uğur divana seçildikten sonra gündem maddelerine geçildi. Köy-Koop kurucusu (Eski Gümrük ve Tekel Bakanı) Mahmut Türkmenoğlu, şehitlerimiz ve Mustafa Kemal ATATÜRK anısına, saygı duruşunda bulunuldu. İstiklal Marşı’nın ardından söz almak isteyen misafirlere sırayla söz verildi. Yapılan seçimlerinde; Yönetim Asil Üyeliklere: Muhittin Akbulut, Mustafa Sepetçi, Mehmet Sever, Mustafa Gerçek, Mustafa Uysal, Süleyman Top, Osman Türkön, Denetleme Kurulu Üyeliklerine: Mahmut Yılmazer, Hüseyin Yalçın, Mutlu Soykan seçilmişlerdir. Birleşmiş Milletler’in “2012 Uluslararası Kooperatifçilik Yılı” ilan edilmesi, İzmir Köy-Koop Birliğinin 41. Kuruluş yıl dönümü olması sebebiyle; Köy-Koop İzmir Birliği tarafından, bakır işlemeciliğine destek olmak amacıyla, gelen misafirlerine ve ortaklarına bakır işlemeli duvar saati hediye edildi. Genel Kurul; Köy-Koop Genel Başkanı Yakup YILDIZ, Köy-Koop Genel Bşk. Vekili Mehmet VAROL, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Muğla İl Müdürü Temsilcisi olarak Müdür Yardımcısı Mustafa YEŞİLKAYA ve tarımla ilgili sivil toplum örgütlerinin katılımlarıyla gerçekleşti. Köy-Koop Muğla Birlik Başkanı Eray ÇİÇEK yaptığı açılış konuşmasında, ülke genelinde ki ve il düzeyindeki kooperatifçilikle ilgili fırsatlardan bahsederek, kooperatifçilik yılı, kooperatifçilik strateji belgesi, yeni ana yasa yapımından, il düzeyinde Vali’nin ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürünün destekleme kökenli olması, il hıfzıssıhha kararı ve Muğla’nın Büyükşehir olmasıyla Belediyelerle çalışma ortamının daha kolay olacağı hususunda konuştu. Bu yılı Birleşmiş Milletlerin Kooperatifçilik Yılı ilan edilmesi nedeniyle bir dizi etkinlik düzenlendi. Bu etkinlikler kapsamında davetlilere ve kooperatifçilikte 10. Yılını doldurmuş kooperatifçilere plaket verildi. Başkan Eray ÇİÇEK önceki yıllarda: 30*10 Toplu Süt Sığırcılığı Projesi örnek çalışmalarını uygulamış olan ve bu sırada trafik kazası geçirerek hayatını kaybeden yol arkadaşı S.S Kayadibi Tar. Kalk. Koop. Başkanı Recep ÖZBEK’i unutmadı ve ailesine anısına plaket verdi. Divan Başkanlığını Yakup YILDIZ’IN yaptığı Genel Kurul sonucunda Eray ÇİÇEK, Cemal ÇELİK, Nevzat KARA, Azer ÖZSOY, Tuncay DEMİRTAŞ yönetim kuruluna, denetim kuruluna Yusuf TEKE, Mustafa ÇELEBİ,İbrahim MEŞE’den oluşan blok liste katılan temsilcilerin tam desteğiyle seçildi. Köy-Koop Manisa Birliği Olağan Genel Kurul Toplantısını Yaptı »»Manisa İli S.S. Köy-Koop Manisa Birliği 2011 Yılı Faaliyetlerinin görüşüldüğü Olağan Genel Kurul Toplantısını Yaptı. Genel Kurul Toplantısı 17.07.2012 tarihinde, saat:10.00’da Manisa Güzelköy girişindeki Köy-Koop Showroom’unda gerçeleşti. Açılış ve yoklamanın ardından, Divan Başkanlığı seçimine geçildi. Divan Başkanlığına Köy-Koop Genel Bşk. Vekili Mehmet VAROL, Divan Bşk. Yardımcılığına Salih TÜCCAR, Katip Üyeliklerine Mahmut ERTAN ve Hulusi GÖKHAN, Oy Tasnifçiliklerine Fahri KAYHAN ve Hasan DEVRİK oy birliği ile seçildiler. Divan yerini aldıktan sonra, Köy-Koop Manisa Birlik Başkanı Nurettin DİNGAZ birliğin çalışmaları hakkında geniş kapsamlı konuşma yaptı. Ayrıca Genel Kurul Toplantısı’na katılan konukların konuşmalarının ardından gündem maddelerinin görüşülmesi ile mevzuat ve anasözleşme hükümlerine uygun olarak yapıldı. Yapılan Genel Kurul Toplantısında görev süresi dolan Denetleme Kurulu Üye seçimleri yapıldı. Yapılan oylama sonucu yeni Denetleme Kurulu Üyeliğine; Bahattin US, Sedat TÜRKERİ, Cavit ÇALIŞIR seçilmişlerdir. Or-Koop 15. Olağan Genel Kurul Toplantısını Yaptı »»Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği OR-KOOP, 27 Temmuz 2012 tarihinde 15. Olağan Genel Kurul Toplantısını yaptı. Genel Kurul Toplantısı, Ankara Swiss Otel’de Saat:13.30’de, tarımla ilgili sivil toplum örgütlerinin katılımlarıyla gerçekleşti. Yapılan Genel Kurul Toplantısında; Divan Başkanlığına Milli Kooperatifler Birliği Genel Başkanı Muammer Niksarlı, Divan Başkan Yardımcılığına Sedat Özcan Özdemir, Katip Üyeliklere Mehmet Ören ve İsmail Yakalı, Oy Tasnifçiliklerine Cemil Özdemir ve Mehmet Gölge oy birliği ile seçilmişlerdir. Toplantıya katılan konukların konuşmalarının ardından yapılan Yönetim ve Denetim Kurulu seçimlerinde; Yönetim Kurulu Üyeliklerine, Cafer Yüksel, Sabri Özgün, İdris Şenel, Hasan Yaşar, Erol Akar, Ahmet Çetiner, Abdullah Aydın, Hikmet Yılmaz ve Hamdi Kaplan, Denetleme Kurulu üyeliklerine; Orman Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kurtulmuşoğlu, Nurettin Dingaz ve Fikri Çamoğlu seçilmişlerdir. 4 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği TARIM Güdül’de Enginar Yetiştiriciliği Yaygınlaşıyor »»Başta hububat olmak üzere birçok tarımsal üründe önemli bir yere sahip Ankara’da alternatif tarım ürünleri de Ankaralı çiftçilerden yoğun ilgi görüyor. Prof.Dr. Mustafa KAYMAKÇI Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi [email protected] Bir Ağa On Köyü Neden Yer! »»Güzelim Türkiye’mizde on binlerce topraksız Güneydoğulu yurttaşımız , yılın 8-10 ayında tarım işçisi olarak çalışmak üzere yollara düşer. Suyun, tuvaletin olmadığı derme çatma çadırlarda, neredeyse karın tokluğuna çalışır. Günlükleri 20 25 lira arasında değişir. Çoluk çocuklarıyla sefaleti yaşarlar. Güneydoğulu Yurttaşımız , Neden Yollara Düşer? Nedeni basittir. Toprak mülkiyeti, aşiret örgütlenmesi altında toprak ağalarının denetimindedir. Ağalara ait topraklarda yoksul Güneydoğulu ya da Kürt köylüsü, yarı aç, yarı tok varlığını sürdürmeye çalışır. Kimi zamanlar ağanın toprakları ile satılır ya da pazarlanır. Sanayici ve ticaret erbapları da benzer sınıfsal yapıdadır. Kürt köylülerinin kimileri de toprağa bağlı olmaksızın hayvancılık yaparlar. Ancak bunların bir kesimi, güvenlik nedeniyle hayvancılığı bırakmak zorunda kalmıştır. -Geçtiğimiz Haziran 2012’de Hakkari’ ye bir toplantı için gittiğimde, meraların boşalmış olduğunu bir kez daha tanık olmuştum. - Kentlere gelen yığınlar, sanayi ve hizmet sektörünün yeterince gelişememesi nedeniyle işsizdir. Daha açıkçası ağalık düzeni onlara yeterince iş olanağı yaratamıyor. Bununla birlikte ağalık düzeninin tasfiyesi,genellikle siyasal iktidarların işine gelmez. Siyasi partilerin çoğu da, milletvekilleri aday listelerine toprak ağalarını ya da tarikat liderlerini koyarlar. Seçimi kazanan ağalık düzeninin temsilcileri de elbette kendilerini var eden sisteme karşı tavır göstermezler.Bütün bunlar bölgenin sorunlarını giderek derinleştirir. Bu bağlamda adını ister Kürt Sorunu, ister Güneydoğu Sorunu deyin, sorunun temelde çözümü, dirlik sorunun çözümünden, bir başka deyişle ağalık düzeninin yok edilmesinden geçecektir. Dirlik Sorununun Çözümünde Yol Haritası • Feodaliteyi tasfiye edecek şekilde toprak reformu yapılmalı. Ancak toprak reformu, teknik ve ekonomik örgütlenmeyle uygulanmalı, • Devlet, Güneydoğu Anadolu’da doğrudan sanayi kuruluşlarını gerçekleştirmeli. Teşviklerden hayır gelmediğini görmeli, • Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tarım Kooperatifleri Birliği kurulmalı. Birliğin kuruluşu ve geliştirilmesi devlet eliyle yapılmalı. Daha sonra köylülere devredilebilir, • Desteklemeler kooperatifleşme temelinde doğrudan aile işletmelerine, yani köye ve köylüye yönelik olmalı, • Kooperatifler, kamu kuruluşları ile ortak yatırımlar yapmalı, • Kooperatifler, başta Ziraat Bankası olmak üzere finans kuruluşları, yem ve süt sanayi kuruluşlarıyla sıkı bir işbirliğine girmeli. Bu amaçla bölgede kamu girişimli Yem Sanayi ve Süt Sanayi yeniden kurulmalı, Et-Balık Kurumu güçlü bir duruma getirilmeli. Kooperatifler deri işleme konusunda da etkinlik yapmalı. Kısaca, “bir ağa on köyü neden yer?” sorusunun cevabı ya da terörü besleyen işsizlik ve yoksulluğun nedeni, bölgenin ağalık düzeninin sonucudur. Çözümü de, Planlı Karma Ekonomi temelinde bölgedeki ağalığın tasfiyesinden geçer. Çözüm, liberal ekonominin eline bırakılamaz. Tarım İlaçlarına Düzenleme »»Tarım ürünlerinde kullanılan kimyasallara yeni ayar geliyor. Avrupa'ya ihraç edilen tarım ürünlerinin, ilaç kalıntıları nedeniyle geri gönderilmesi üzerine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çalışma başlattı. Tarımsal ilaçların listesini güncellemeye hazırlanan Bakanlık, pek çok ilacı yasaklamayı ve Avrupa standartlarını yakalamayı hedefliyor. İhraç edilen tarım ürünlerinin kimyasal ilaç kalıntısı nedeniyle geri gönderildiği haberleri üzerine bakanlık çalışma başlattı. Tartışmaları sonlandırmak için tarlada, serada, bahçede denetimlere başlayan bakanlık, tarımsal ilaçların listesini güncellemeye hazırlanıyor. Ağustos ayı başında uygulamaya geçmesi planan düzenlemeyle, eczanelerde satılan tarım ilaçlarının etiketlenerek içeriğinin ayrıntılı biçimde belirtilmesi planlanıyor. İlaçları tek tek inceleyerek, bir kısmını yasaklamayı planlayan bakanlık bu uygulamyla Avrupa standartlarını yakalamayı hedefliyor. Ziraat Mühendisleri Odası ise kimyasalların riskine dikkat çekiyor ama uygulamayı olumlu bir gelişme olarak tanımlıyor. Türkiye, Avrupa birliğinden 2008’de 308, 2009’da 278 ve 2010’da 255 adet olumsuz bildirim aldı. Türkiye , tarım ihracatında Çin’den sonra en fazla uyarı alan ülke. Sebze ve meyve üretimi açısından önemli bir potansiyele sahip Güdül ilçesinde Ankara’da üretim sahası geniş olmayan enginar yetiştiriciliği gün geçtikçe yaygınlaşıyor. Daha fazla gelir getiren ürün arayışında olan Karacaörenli çiftçiler TARGEL personeli Şevket UZER’in destekleriyle enginar üretimine yönelmiş durumda. Üretimine 4 yıl önce başlanan enginar, Karacaörenli çiftçiler için aslında hiç de yabancı bir ürün değil. Batı bölgelerinde enginar soyma işinde çalışan köylüler bu ürünü kendi köylerinde yetiştirmeye karar vererek, enginar üretimine başlamışlar. Beypazarı’na kadar uzanan bölgede üretimi yapılan ve şu anda 15 çiftçinin enginar üretimi yaptığı köyde, üretilen enginarlar İstanbul ve Ankara pazarlarında alıcı buluyor. Güdül Enginarı adıyla da kolay olması ve daha fazla gelir getirmesi nedeniyle domates üretiminden vazgeçip bu ürünü ürettiklerini kaydetti. bir marka olma yolunda hızla ilerliyor. Daha şimdiden Ankara pazarlarında Güdül enginarı aranan bir ürün oldu. Karacaörenli yetiştiriciler enginar üretimiyle sınırlı kalmayıp, enginar fidesi de yetiştirip satıyorlar. Köyde 4 yıldır enginar üretimi yapan Mustafa UÇAR adlı çiftçi, iklim ve toprak yapısı dolayısıyla zaman zaman sıkıntı yaşasalar da enginar üretimine devam ettiklerini belirterek, batı bölgelerindeki kadar olmasa da üretimden memnun olduklarını ve ürettikleri enginarları pazar sıkıntısı yaşamadan rahatlıkla satabildiklerini söyledi. Enginar üretimi konusunda fazla tecrübelerinin olmadığını ancak bölgedeki TARGEL personeli Şevket UZAR’dan bilgi ve teknik yardım aldıklarını ifade eden Mustafa UÇAR, enginar üretiminin daha TARGEL personeli Şevket UZAR da görev yaptığı bölgede çiftçilere bilgi ve tecrübelerini aktararak yardımcı olmaya çalıştığını vurgulayarak, 4 yıl önce bir çiftçinin başladığı ve bugün 15’e ulaşan, çiftçiler için alternatif bir ürün haline gelen enginar yetiştiriciliğinin başarıyla devam etmesinin sevindirici olduğunu söyledi. Bölgede üretilen enginarın pazarlama sıkıntısının olmadığını ve Güdül Enginarı ismiyle markalaşmaya doğru gittiğini kaydeden Şevket UZAR, damla sulama sistemiyle ürün yetiştirilen köyde kendisinin de çiftçilere hastalıklar ve enginarın bakımı konusunda teknik destek sağladığını sözlerine ekledi. Balıkesir'de 17 Köy Şap Sebebiyle Karantinaya Alındı »»Balıkesir Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Engin Sancı, bazı köylerde görülen şap hastalığı sebebiyle 17 köyün karantinaya alındığını duyurdu. Balıkesir Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Engin Sancı, bazı köylerde görülen şap hastalığı sebebiyle 17 köyün karantinaya alındığını duyurdu. Sancı, 'Hastalığın daha fazla yayılmaması için tüm tedbirler alındı. Köylerdeki hayvanların şap aşısı, hastalık ihbarı alınır alınmaz başarıyla uygulandı. Ayrıca koruma bölgesinde kalan hayvan pazarı, bir süre daha kapalı kalmaya devam edecek.' dedi. Şap sebebiyle gelişmiş ülkelerin dahi tedirginlik duyduğunu ve her an maruz kalacaklarmış gibi tedbirler aldığını vurgulayan İl Müdürü Sancı, hastalığın ülkeler arası politik, stratejik ve ticari önemi olduğunu söyledi. Şapın 2012 yılının ilk aylarında Afyonkarahisar, Uşak, Kütahya, İzmir ve Manisa ile Balıkesir'in bazı ilçelerinde, İran menşeli Asia-1 tipinin şeklinde ortaya çıktığını ve hızla yayılmaya başladığını hatırlattı. Balıkesir'de daha fazla yayılmaması için bütün tedbirlerin alındığını belirten Engin Sancı, 'Köylerdeki hayvanların aşılama çalışmaları, hastalık ihbarı alınır alınmaz hastalık çıkan mihrak ve çevresinde başarıyla uygulandı. Çalışmalar sonucunda hastalığın yayılması durmuş ve sönüş eğilimine girmiştir. Şu an itibarıyla ilimiz merkezinde beş mihrak kalmış bulunmaktadır. Buna bağlı olarak çevresindeki 17 köy, koruma bölgesinde kaldığından dolayı karantina altındadır. İlimiz hayvan pazarı, şu an hastalık devam eden Yakupköy köyünün koruma bölgesinde olduğundan bir süre daha kapalı kalmaya devam edecektir.” dedi. Kekik Beldenin Kaderini Değiştirdi »»Denizli merkeze bağlı Gözler Beldesi’nde yaşayan ve çevresinde ’Tenekeci Memet’ diye tanınan 67 yaşındaki Mehmet Aksoy, 20 yıl önce bahçesinin bir bölümüne deneme amacıyla kekik dikti. Aksoy’un verim alması üzerine bölge insanı da kekik dikti ve kalkınmalarına katkıda bulunup, Türkiye’nin kekik ihracatının önünü açtı. Yöre halkı Aksoy’a şimdi ’Kekik baba’ diyor. Gözler Beldesi ile çevre köy ve ilçelerinin sulanamayan kıraç toprakların umudu kekik oldu. Beldede tenekecilik yapan Mehmet Aksoy, yaklaşık 20 yıl önce dağdan kopardığı kekiği deneme amaçlı bahçesinin bir metrekarelik bölümüne dikti. Diktiği kekikler yetişince Mehmet Aksoy, 1993 yılında dağlardan topladığı tohumları 5 dönümlük arazisine ekti. Kekikler çıktı ve hasada başladı. Mehmet Aksoy, kekik satışından iyi gelir elde ettiğini belirtip, "Çevremdeki bütün insanların kekik ekmesi tavsiyesinde bulundum. Bizim yöremizin toprakları sulanmıyor, her taraf kıraç tarlalarla dolu. Türkiye’de tarlaya kekik dikimini ilk kez ben yaptım. Benden sonra çevre köyler ve ilçeler kekik ekimine başladı. Zamanla Türkiye kekik dikimini öğrendi. Şimdi ülkemiz kekik ihracatı bile yapıyor. Çok mutluyum" dedi. En Önemli Gelir Kaynak Kekik Tıbbi ve aromatik bitki olan kekiğin iç piyasada fazla tüketilmediğini, üretimin yüzde 80’ninin ihraç edildiğini kaydeden Gözler Belediye Başkanı CHP’li Ali Akkaya bölgenin en önemli gelir kaynağının kekik olduğunu belirtti. Başkan Akkaya, "Kekik, yöre insanımızın en önemli gelir kaynağı oldu. Kış dönemi çok soğuk geçtiği için bu yıl rekolte düşük olacak. Kekik yetiştiricileri Türk ihracatının da önemli destekçilerinden ama devletimiz bu ürünü üreten çiftçiye destekleme primi vermiyor. Kekik üreticileri primle desteklenmelidir. Türkiye’de tarlada ilk kekik üretimi 1993 yılında Gözler Beldesi’nde tenekeci Memet’in girişimleriyle başladı. Verimi düşük, sulanmayan kıraç tarım arazilerine sahip olan Gözler ve çevresindeki belde ile köyler, kekiği keşfettikten sonra binlerce dönüm arazilerine kekik ekimi yaptı. Bir kere ekimi yapıldıktan sonra her yıl Temmuz ayında hasadına başlanan kekik 20 yıl boyunca ekim yapılmadan ürün veriyor. Kekik bitkisinin yurt içindeki tüketimi fazla değil. Çiftçinin ürettiği kekiğin çoğu ihracata gidiyor. Bölgemizde yıllık ortalama 6-7 bin ton kekik üretimi yapılıyor. Bu yıl rekolte düşük olacak. Çünkü, kış dönemi çok soğuk geçti. Hoş kokusuyla kekik bölgemizin de havasına olumlu katkı sağlıyor" diye konuştu. ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği GÜNDEM 5 Bursa'da 2012 Şeftali Yılı Paneli Yapıldı 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı...! »»2012 Yılının Domates - Biber, Şeftali Yılı İlan Edilmesi Münasebetiyle Gürsu'da Şeftali Paneli Yapıldı »»2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı, Kooperatiflerin yılı. Neden? Çünkü Kooperatifler; Az olan güçleri bir araya getirerek, güç olmayı, güçlü olmayı, vahşi kapitalizmin karşısında dik durmayı, tekelci güçlerin karşısında ayakta kalmayı sağlayan iktisadi kuruluşlardır. Uludağ İhracatçılar Birliği toplantı salonunda 11 Haziran 2012 tarihinde yapılan değerlendirme toplantısında 2012 yılının Domates - Biber, Şeftali yılı ilan edilmesi münasebetiyle yıl içinde gerçekleştirilecek etkinlikler kapsamında Gürsu İlçesinde şeftali paneli yapıldı. 18 Temmuz 2012 tarihinde Gürsu Belediyesi toplantı salonunda yapılan panele Bursa Valisi Şahabettin Harput'ta katıldı. Vali Yardımcısı Hüseyin EREN, Gürsu Belediye Başkanı Orhan ÖZCÜ, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ömer ÇELİK, Köy-Koop Bursa Birlik Başkanı Erdoğan YILDIZ, Kestel Kaymakamı Erhan ÖZDEMİR ve Gıda kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Harun SEÇKİN' in de hazır bulunduğu paneli İlçe Müdürleri, Şube Müdürleri, Ziraat Odası Başkanları, STK temsilcileri, çalışanlar ve çok sayıda üretici izledi. İnsanın Karnını Makine Doyurmaz Toprak Doyurur Açılış konuşmasını yapan Bursa Valisi Şahabettin HARPUT, programın düzenlenmesinde ve gerçekleşmesinde emeği geçen herkese ve katılımcılara teşekkür etti. Bursa'nın öteden beri bir tarım şehri olarak biline geldiğini ifade eden Vali Harput, Bursa'nın tarımsal zenginliği tartışılmaz dedi. Konuşmasında Bursa'nın tarım kenti olmaktan sanayi kenti olmaya geçiş sürecine de değinen Vali Harput, sanayi elbette ki gereklidir. Ancak unutmamalıyız ki insanın karnını makine doyurmaz, toprak doyurur dedi. Vali olduğu günden beri sembol ürünleri ele aldığını ve bu kapsamda her yılı bir sembol ürün yılı ilan ettiğini belirten Vali Şahabettin Harput, 2012 yılının da bu doğrultuda Domates - Biber, Şeftali yılı ilan edildiğine işaret etti. Tarım Stratejik Bir Sektördür İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ömer Çelik konuşmasında; tarımın insanoğlu ile birlikte var olduğu, tarımın stratejik önemi haiz bir sektör konumunda bulunduğunu belirten İl Müdürü Ömer Çelik, konuşmasını, stratejik bir sektör olan tarımın önemi her geçen gün artmaktadır. İnsanlar artık tükettikleri gıdanın albenisi ile değil, sağlık için yararlı olup olmadığı ile ilgileniyorlar. Biz de insanımız için sağlıklı ürünlerin üre- tilmesi adına her türlü çalışmayı yapıyoruz diye sonuçlandırdı. Şeftali Her Yönüyle Masada Gürsu Belediyesi toplantı salonunda saat 14.30.da başlayan "2012 Bursa'da Şeftali Yılı" panelinin moderatörlüğünü U.Ü.Ziraat Fakültesi öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümran Ertürk yaptı. Panelde Köy-Koop Bursa Birlik Başkanı Erdoğan Yıldız, "Şeftali Üreticisinin Örgütlenmesi" konulu sunumunda; tarımsal örgütlenmede kooparatiflerin en iyi örgütlenme modeli olduğunu belirtti. Koopartiflerin ortaklarına ekonomik ve sosyal acıdan büyük katkı sağladığını, örgütlenmedeki yaşanan aksaklıklara rağmen koopartifler asli görevlerini yaparak, üreticiye ucuz girdi sağlamaktadır. Yaş sebze ve meyve de depolama-pazarlama konusunda Bursa’nın önemli yere sahip olduğunu, toplam soğuk hava tesislerinin yüzde atmışının koopartiflerin mülkiyetinde, tarımsal ekonomiye büyük katkı sağlarken devletimize de katma değer yarattığını söyledi. Ayrıca koopartiflerin krizlere karşı en sağlam örgütlenme modeli olduğu en kısa zamanda mutlaka bir kooparatif bankasının kurulması gerekliliğini vurguladı. Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünden Meyvecilik Uzmanı Dr. Zeynep Özdemir Eroğlu, "Şeftali Yetiştiriciliği" U.Ü.Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Çelik, "Şeftali Yetiştirciliğinde Bitki Beslemenin Önemi" U.Ü.Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Hasan Vural, "Şeftali Üretiminin Ekonomik Analizi" Gürsu Ziraat Odası Başkanı Kamil Dönmez, "Şeftali Üreticisinin Sorunları" Uludağ Yaş Sebze Meyve İhracatcıları Birliği Başkan Yardımcısı Cafer Aşkar, "Şeftalinin Pazarlanması ve İhracat Sorunları" konularında sunumlar yaptılar. Panel izleyicilerin sorularıyla son buldu. Uluslararası Kooperatifler Birliğinden (Ica) Mesaj Var Bu ilkeler; eşitlik, katılımcılık, sürdürülebilirlik kooperatifleri saygın bir iş için canlı ve başarılı yerler yapmak üzere bir araya gelirler. Tarım, balıkçılık ve ormancılıktan kooperatif bankacılığı ve Kredi Birliklerine, konut ve sağlık hizmetinden karşılıklı sigorta ve kooperatif sigortaya kadar tüm sektörlerde ve özellikle çalışanlar tarafından oluşturulan kooperatiflerde kooperatifler saygın işler yaratmakta, tüketiciler arasında daha fazla güvenilir olmakta ve diğer işletme türlerinden daha uzun süre faaliyetlerini sürdürmektedirler. Bunlar daha iyi bir dünya oluşturmaktadırlar. ICA kooperatif modelini geliştirmek üzere 1985 yılında kurulmuştur. Kooperatif kalkınmayı teşvik etmek için hükümetler arası örgütler ve sivil toplum örgütleri ile, kooperatiflerin gelişmesi amacıyla kendilerine özgü ve belirgin olan ihtiyaçları gözönüne alan bir yasal ve düzenleyici çerçeveyi savunmak için ülkelerle ve bünye içi işbirliğini teşvik etmek için üyeleri ile birlikte çalışır. ICA tüm dünyadaki ortaklarını bu özel yıldaki Uluslararası Kooperatifler Günü vesilesiyle kooperatif hikayelerini burada anlatmaya davet etmektedir. Bu hikayeler www.stories.coop. adresinden temin edilebilir. Uluslararası Kooperatifler Gününü kutlamak için, ICA 'kooperatif işletmelerin nasıl daha iyi bir dünya oluşturduklarını' göstermek amacıyla Global News Merkezi ile işbirliği ihalinde bir eKitap dizisi lanse etmiştir. Sözkonusu eKitaplar Ekim 2012 yılında Manchester kentinde yapılacak Uluslararası Kooperatifler Yılı küresel sonlandırma etkinliği olan Birleşik Kooperatifler sanal etkinliği esnasında yayınlanacaktır. Sanal etkinlik hakkında daha fazla bilgi almak için buraya kaydolunuz veya Manchester ziyareti için yerinizi ayırtmak üzere www.manchester2012.coop. sitesini ziyaret ediniz. Bu arada, kooperatiflerin yarattığı farkı görmek üzere www.thenews.coop/virtual adresinden ITC eKitaplarını indiriniz Bu hizmet 5 Temmuz 2012 tarihinden itibaren verilmektedir. Kooperatiflerde, gönüllülük esas rağmen, Çok Amaçlı Kooperatiflerin oluşturduğu, Hay-Koop Birlikleri, olduğu gibi, imece ve Ahilik külTar-Koop Birlikleri, Köy-Koop’a ortak türü ve dayanışma egemendir. olmaları en büyük suç. Aynı BirlikOnun içindir ki; 2009 yılında ler, Or-Koop’a ortak olabilirler, TarDünyada yaşanan ekonomik krizKoop’a ortak olabilirler, Hay-Koop’a den en az etkilenenler, Tarımsal ortak olabilirler, Tus-Koop’a ortak ekonomisini, kooperatifler araolabilirler. Yeter ki; Köy-Koop’a ortak cılığı ile yöneten ülkeler olduğu Mehmet VAROL gibi, ekonomik krizden en az et- Köy-Koop Genel Başkan Vekili olmasınlar. Neden? Efendim, Hay-Koop’lar ihtisas kilenen bankalar da, Kooperatif Birliği, Or-Koop’lar ihtisas Birliği, Tar-Koop’lar Bankaları olmuştur. ihtisas Birliği, Çay-Koop’lar ihtisas Birliği, onun Bu tespit, benim tespitim değil, Birleşmiş Milletiçindir ki; çok amaçlı Merkez Birliği, Köy-Koop’a lerin tespiti. Onun içindir ki; Birleşmiş Milletler ortak olamazlar. 2012 yılını, Uluslararası Kooperatifler Yılı ilan etti. Suçtur, hem de en büyük suçtur. Başta bizim ülkemiz olmak üzere, dünya milletleAynı ihtisas Birlikleri, Or-Koop’a ortak olabilirler, rine, dünya haklarına hayırlı, uğurlu olsun. Tar-Koop’a ortak olabilirler, Hay-Koop’a ortak Hayırlı olsun da, bizim ülkemizde nasıl oluyor? olabilirler, hatta; Tus-Koop’a da ortak olabilirler, Eskiden, örgüt ya da örgütlenme denildiğinde çok ama Köy-Koop’a asla. korkuyorduk, örgütlenmeden değil de adından Neden? Nedeni açık, Köy-Koop, tanımlanan ihtikorkuyorduk. sas Birliği değildir. Ve de, “Vatan hainidir”...! Baktık, gördük ki, bunlardan bir şey olmuyor, ne Köy-Koop’un yöneticileri de, Vatan hainidir. Vatan kadar çoğalırlar ise, güçleri azalıyor, baktık, görhainleri hakkında yapılacak tek işlem vardır, Andük, korkuyu yendik. kara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda Her yerde, her alanda örgütler kurarak, örgüt çöpbulunmak. Aslında, bu da yetmez. Bunlar, adı üslüğüne döndürdük güzelim ülkemizi. tünde Örgüt. Bunları Silivri’ye göndermek lazım...! Bir yanda, 1163 sayılı kanun ile kurulmasına izin Bakanlığımız, yeni bir ihtisas Merkez Birliği’nin verilen tarımsal örgütler, bir yandan da 5996 saTar-Koop’un kurulmasına izin veriyor. yılı kanun ile, kurulmuş ıslah amaçlı örgütler, bir Kurucu Birliklere bir bakın, Köy-Koop Merkez yandan, 5200 sayılı kanun ile kurulmuş, üretici Birliği’nden ayrılan, Köy-Koop Birlikleri var, Hayörgütleri, her ne kadar, kanun ile kurulmuş olsalar Koop Birlikleri var, Tar-Koop Birlikleri var. Ve da, görev tanımlaması yok. Herkes, her işte görevde, Meyve ve Sebze Üretici Birlikleri var. Vatan’a, li, her işten sınırsız sorumlu. Hele mevcut siyasi Millet’e hayırlı olsun, Allah sahibine bağışlasın. iktidara siyaseten yakın iseniz, mevcut iktidara Bunlar yetmiyor gibi, nur topu gibi bir başka Örgütyağcılık, yalakalık yapabiliyor iseniz, en başta siz lenme yapısı doğuyor. Kooperatiflerimiz, bir başka varsınız, kuruluş kanunu ve ana sözleşmelere bakBirlik yada, ihtisas Birliklerine evlatlık oluyor. madan. Bakanlığımız, yayımladığı Tebliğlerde, Örgütlü Gerçekten örgüt kirliliği var bu ülkede. Bunu, dün üreticiliği, şöyle tanımlıyor. “Bakanlıkça kuruluşubiz söyler iken, bugün ilgili Bakanlıklarımız da na izin verilen Merkez Birliklerine ortak olan Üstsöylüyor. birlik ortağı, Kooperatif ortağıdır” Söylüyorlar da, neler yapıyorlar? Peki, o zaman şunu sormak istiyorum, Bir köyde, Tabanda var olan, Tarımsal Kalkınma KooperatifKasabada, 1163 sayılı kanun ile, kurulmuş olan, leri, çok amaçlı kooperatifler. İki şeyi yapamazlar; Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, 5200 sayılı Süt 1. Defin ruhsatı düzenleyemezler. 2. Nikah kıyaÜreticileri Birliği’ne üye olunca, yada aynı Koopemazlar. Bunun dışında, genel kurullarının verdiği ratif 5996 sayılı kanun ile kurulmuş, ıslah Birliği’ne yetki doğrultusunda, tarımsal, bitkisel, hayvansal DSYB’ye üye olunca, Örgütlülüğünü tamamlamış üretim ve pazarlamanın yanı sıra, taşımacılıktan oluyor mu? Örgütlülüğünü tamamlıyor ise, tarımsal turizim’e her şeyi yapabilirler. Örgütlü Üretici tanımı ne için yapılıyor? TamamTarımsal Amaçlı Kooperatifler, çok amaçlı olmasılamıyor ise, neden buna göz yumuluyor? na, tabanda ihtisas kooperatifleri olmamasına rağTarım Kooperatifleri Merkez Birliği anasözleşmemen; Hay-Koop, Tar-Koop, Or-Koop, Çay-Koop sine bakıldığında, Hayvancılık faaliyeti yok olmagibi ihtisas birliklerinin ayrı ayrı oluşturulmasısına rağmen, Hayvancılık ve Süt Desteklemelerinna izin veriliyor, yetmiyor. Hay-Koop’un Merkez den nasıl? Kimin himayesinde yararlandırılıyor? Birliği oluşturuluyor, Or-Koop’un Merkez Birliği Bu söylediklerim, 2012 Türkiye’sinde oluyor. oluşturuluyor, Çay-Koop’un Merkez Birliği oluş2012 Uluslararası Kooperatifçilik Yılı, hepimize, turuluyor, Köy-Koop Merkez Birliği oluşturuluyor, hepinize hayırlı uğurlu olsun! Köy-Koop’un çok amaçlı Merkez Birliği olmasına Canlı Hayvan Gümrük Vergisi Yüzde 30'a Yükseltildi »»Bakanlar Kurulu, geçen yıl Ramazan ayından önce yüzde 15'e düşürdüğü canlı hayvan ithalatındaki gümrük vergisi yükümlülüğünü yüzde 30'a yükseltti. Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı'na göre 0102.29.91.00.11 Gümrük Tarife Pozisyonlu ağırlığı 400 kg'ı geçen erkek danalar ile 0104.10.30.00.00 GTİP'li 1 yaşından küçük kuzuların ithalatında gümrük vergisi yüzde 30 olarak uygulanacak. Et ve Balık Kurumu'nun gümrüksüz ithalat yapabildiği canlı hayvanlar için özel sektör 8 Temmuz tarihinden itibaren yüzde 30 vergi ile ithalat yapabilecek. Ancak yerli besiciler, vergi artışının Mart ayından bu yana gündemde olduğuna dikkat çekerek, artış olacağı haber alan ithalatçıların aradan geçen aylar boyunca binlerce hayvan için ithalat başvurusu yaptığını belirtirken, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi yine büyük sıkıntıya gireceklerini bildirdiler. 6 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği AB - KOOPERATİFÇİLİK Biyolojik Mücadele Etmeni Bracon Hebetor Dr. Hilal TUNCA Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü »»Günümüzde tarımsal üretimde gündem sadece verimlilik artışı üzerinde değil, gıda güvenliği üzerine de yoğunlaşmıştır. Tarımda gelişmiş ülkeler tarımsal verimlilik konusunu önemli ölçüde çözmüştür. Dolayısıyla bu ülkelerde tarımsal üretimde yoğunlaşma daha çok gıda güvenliği konusundadır. Ülkemizde ise tarımla ilgili tüm kesimler bir yandan verimlilik artışına odaklanırken diğer yandan da gıda güvenliği sorununu aşmaya çalışmaktadır. Artık tarımsal üretimde zararlılarla mücadelede sentetik kökenli pestisitlerin olumsuz etkileri (gıdalarda kalıntı problemi, zararlı böceklerde direnç problemi, bal arıları ve diğer hedef alınmayan organizmalar üzerindeki zararlı etkiler vb) nedeniyle çevreyle uyumlu mücadele yöntemleri daha da önem kazanmaktadır. Bu yöntemlerden biri de ‘Biyolojik Mücadele’dir. Biyolojik mücadele etmenleri parazitoitler, predatörler ve mikrobiyal etmenlerdir. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Entomoloji Anabilimdalı tarafından kurulan Böcek Üretim Merkezi’nde (BÖCÜM) biyolojik mücadele etmeni doğal düşman böcekler (parazitoit ve predatör) üzerinde teorik ve uygulama anlamında bir- Bracon hebetor’un pupaları çok çalışma yürütülmektedir. BÖCÜM’de üretilen faydalı böceklerden birisi de bir arıcık olan Bracon hebetor isimli parazitoittir. B. hebetor isimli arıcık yaşamını zararlı böcek üzerinde beslenerek geçirmekte ve zararlı böceği tüketerek yeni faydalı arıcıklar üretmektedir. Bu arıcık yumurta bırakmadan önce zararlı böcek tırtılına bir zehir enjekte ederek tırtılın felç olmasına neden olur. Felç olan tırtıl beslenemez ve hareket edemez. Yumurtayı zararlı böceğe bırakan dişi arıcıktır. Erkek arıcığın ise çiftleşmede rolü bulunmaktadır. B. hebetor’un bir tırtıl üzerine en fazla 20 yumurta bıraktığı yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. Ayrıca, dişi arıcık tarafından yapılan her yumurtlamada 1 ile 5 arasında Bracon hebetor’un zararlı tırtıl yumurta bırakıldığı belirlen- üzerinde beslenen larvaları miştir. B. hebetor isimli arıcık BÖCÜM laboratuarlarında 12 yıldır yetiştirilmektedir. Bu arıcık biyolojik mücadele kapsamında birçok zararlının önlenmesinde kullanılmaktadır. Bu zararlı böceklerden bazıları domates güvesi, elma içkurdu, tütün güvesi, balmumu güvesi, doğumeyve güvesi, pembe kurt, arpa güvesi, un güvesi, incir güvesi ve kurumeyve güvesi’dir Bu arıcık günümüzde tarımda gelişmiş bazı ülkelerde ticari olarak satılmakta ve biyolojik mücadele uygulamalarında başarıyla kullanılmaktadır. Doğaya karşı saygılı, çevre bilinci yüksek ve gıda güvenliğine önem veren ülkelerde tarımsal ürünlerde zararlı bö- Dişi Bracon hebetor’un zararlı ceklere karşı doğal düşman tırtıl üzerindeki yumurtaları olan bu arıcık ve diğer biyolojik mücadele etmenleri etkili bir şekilde kullanılmaktadır. Ülkemizde ise çiftçiler tarafından zararlı böceklerle mücadelede bu arıcıkları kullanmak yerine genellikle kimyasal ilaçlar tercih edilmektedir. Artık 21. yüzyılda ülkemizde de tarımsal üretimde verimlilik artışıyla birlikte gıda güvenliği konusuna odaklanarak daha çevreci yöntemleri uygulamaya yönelik ciddi adımlar atmanın zamanı gelmiştir. Bu konuda başarı için ziraat fakülteleri, ilgili bakanlık, üreticiler, özel firmalar ve sivil toplum örgütleri geliştirilecek ortak bir stratejik plan ile etkili yöntemler geliştirmelidir. Kaynaklar • Benson, J. F. 1973. Intraspecific competition in the population dynamics of Bracon hebetor Say • (Hymenoptera:Braconidae). Journal of Animal Ecology, 62: 105-124. • Kılınçer, N. 1976. Dibrachys cavus (Walk.) (Hymenoptera – Pteromalidae), Bracon hebetor Say (Hymenoptera – Braconidae ) ve Galleria mellonella L. (Lepidoptera- Galleridae) arasındaki bazı biyolojik ve fizyolojik ilişkiler üzerinde araştırmalar. Doçentlik tezi. Ankara. p 141. • Özkan, C. 2002. Organik ürünlerde zararlı böcek yönetimi. Ziraat Mühendisliği Dergisi, 338/339:20-27. KOOPERATİF »»İspanyol meslektaşlarınızın selamı var... Sevgili Kooperatifçi Dostlar, Bu sayıda sizler ile, Haziran ayı içinde İspanya’ya gerçekleştirdiğimiz çalışma ziyaretinde edindiğim bilgileri paylaşmak istiyorum. Avrupa Birliği’nin Genişleme Genel Müdürlüğü’ne bağlı Teknik Destek ve Bilgi Değişimi Kurumu (TAIEX) aracılığıyla düzenlenen ziyaretin amacı, su ürünleri konusunda faaliyette bulunan üretici örgütlerini ve faaliyetlerini yerinde görmekti. Büyük ekonomik buhran içinde olan İspanya’da her yerde, “bedava kiralık” ilanları bizi çok şaşırttı. Sıkıntı o kadar artmış ki insanlar iş yerlerini, aidatlarını ödemeleri kaydıyla bedava kiralamaya başlamışlar. Bu baskı altında Avrupa Birliği mevzuatı gereğince oluşturulan ve Üretici Örgütü (Producer Organisation) olarak adlandırılan balıkçı örgütleri ile tanıştık. Kendilerinden şikayet ve felaket haberleri duyacağımızı sanıyorduk. Fakat gayet güler yüzlü, mutlu insanlar ile karşılaştık. Öğrendik ki; ekonomik sıkıntıdan etkilenmemişler. Avrupa Birliği’ndeki diğer ülkelerde olduğu gibi İspanya’da da kooperatifler, özellikle tarım sektöründe küresel krizden zarar görmemişler. Onlar asıl sıkıntıyı Avrupa Birliği kurallarına uyum sağlarken yaşamışlar. Bu gün, o zamanlar sistem kurulurken çekilen sıkıntının sefasını sürüyorlarmış. İspanya’da Üretici Örgütü adı altında birleşmiş bir kooperatif İspanya’da, her limanda, 150 yıllık geçmişi olan “cofradia de pescarodes” adı verilen sosyal amaçlı bir tür balıkçı dayanışma kooperatifi var. Bunlar uzun yıllar balıkçının yanında olmuş ve sorunlarını çözmeye çalışmış. Fakat Avrupa Birliği Komisyonu, bütün Avrupa’da balıkçılık ile ilgili ortak bir politika oluşturma kararı alınca işler değişmiş. İspanya daha Avrupa Birliği üyesi olmadan önce, 1957 yılında Avrupa Topluluğu’nda balıkçılık sanayine getirilen ortak kurallar, 1983 yılında çeşitli balık türlerinin stoklarının korunması ve sürdürülebilir kılınması için geliştirilmiş ve bugün Ortak Balıkçılık Politikası adı verilen mecburi kurallara dönüşmüş. İspanya ve Portekiz’in 1986 yılındaki üyeliği ile balıkçılık alanında sorunlar arttırmış. Örneğin, tüketim iki misli artmış ve stoklar üzerindeki av baskısı planlandığı gibi azaltılamamış. Bu durum gittikçe kötüleşmiş ve Ortak Balıkçılık Politikası şartları da aynı şekilde ağırlaşmış. Ortak Balıkçılık Politikasının uygulanabilmesi için, Ortak Piyasa Düzeni adı verilen sistem uygulanmaya başlamış. Üretimin planlanması, kayıt altına alınması, desteklerin verilmesi, piyasaya müdahale edilmesi, standartların belirlenmesi ve tüketicinin bilgilendirilmesi bile bu yolla yapılmaya başlanmış. Bunların yapılması ile ilgili sorumluluk doğal olarak İspanya devletine ait olmakla beraber İspanyollar da diğer üye ülkelerde olduğu gibi bu sorumluluğu üretici örgütlerine devretmek istemişler. Fakat bu hiç kolay olmamış !.. Başlangıçta Avrupa Birliği mevzuatının gerektirdiği şartlara uygun temsil kabiliyetinde ve güçte örgüt bulamamışlar. Bu durumda balıkçılar, bir yandan Avrupa Birliği’nin kısıtlamaları ve kotaları getirirken ezilirken, diğer yandan da Avrupa Birliği’nin üretici örgütleri üzerinden verdiği desteklerden faydalanamamışlar. İşte bu noktada İspanyol balıkçılar geçte olsa uyum çalışmalarına başlamışlar. Tek başlarına Avrupa Birliği’nin tanınma kriterleri olarak adlandırılan şartlarını yerine getiremeyen cofradia denilen kooperatifler, birleşmek zorunda kalmışlar. En az 3-4 tane- si birleşerek, Üretici Örgütü (Producer Organisation) denilen Avrupa Birliği mevzuatında belirtilen tipte örgütleri kurmuşlar. Halen ülkede, 5 balıkçının bir araya gelerek kurduğu 200’den fazla cofradia bulunmasına karşın, avcılıkta 28 ve yetiştiricilikte 12 olmak üzere, toplam 40 adet Üretici Örgütü bulunmakta. Temelde birer kooperatif olan bu örgütler, sektörü kontrol altına almış ve İspanyol Tarım Bakanlığının en önemli ortağı haline gelmişler. Öncelikle bu örgütler, bölgelerinde bulunan balıkçıların ve üretimlerinin bütün kayıtlarını tutmaktalar. Balık denizde tutulduktan ya da kafeste üretildikten sofraya gelinceye kadar bir kayıt ve takip altında izlenmekteler. Bu sistemin işletimi ve idaresi örgütlerde, denetimi ise tarım bakanlığında bulunmakta. Bu kayıtlara istinaden örgütler, bölgelerindeki kotanın ne olacağına, bunun nasıl dağıtılacağına, üretimin ne zaman, ne kadar yapılacağına ilişkin bir işletim programı (operational programme ) hazırlamaktadırlar. Bu program, sayesinde piyasanın talep ettiği miktarda, kalitede ve standartta balığı piyasaya sürülmekteler. Böylece fiyat, balıkçı lehine oluşmakta. Eğer piyasada beklenmeyen bir durum olursa yine programda öngörülen şekilde örgüt piyasaya müdahale edebilmekte ve balıkçının çıkarlarını koruyabilmekteler. Dr. Erhan EKMEN Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Teşkilatlanma Daire Başkanlığı Projeler ve Dış İlişkiler Çalışma Grubu Sorumlusu zisyon yakalamışlar. Bu nedenle artık hiç kimsenin yardımına da ihtiyacı kalmamış. Seyahatimiz boyunca karşılaştığımız üretici örgüt yöneticileri, Türkiye’deki balıkçılık kooperatiflerindeki meslektaşlarına ısrarla bir an evvel benzer sistemleri kurmalarını tavsiye ettiler ve kendi yaşadıkları sıkıntıları ülkemiz kooperatiflerinin de yaşamaması için uyarılarda bulundular. Başlangıçta sistemin oluşturulması ve av çabasının kısıtlanması ciddi yatırım gerektirdiği ve bu yatırım gereksiz bir ilave ekonomik bir yük olarak görüldüğü için balıkçılar tarafından hoş karşılanmamış, itiraz edenler ve direnenler olmuş. Fakat zamanla sistem düzenli çalışmaya başlayınca faydaları görülmeye başlamış. Bu ziyaretin bize gösterdiği gerçek; kooperatiflerin Avrupa Birliği’ne uyum açısından çok büyük önemi var. Fakat bunun için kooperatiflerin kendi üzerlerine düşen görevi yerine getirmeleri gerekli. Peki bu şartlar neler: 1. Kooperatifler ortaklarının ve üretimlerinin her türlü kaydını yapabilmeli, bunun veri tabanını oluşturabilmelidir. 2. Ortakları tarafından üretilen ürünlerin arzını talebe bağlı olarak, kalite, standart ve miktar açısından planlayabilmeli, bölgelerinde üretimi yönlendirebilmelidir. Denia bölgesinde bir Üretici Örgütünün satış dükkanı Balığın piyasada aracılar elinde pahalanmasını engellemek amacıyla, örgütler limanlarda kendi mezat satış yerlerini, mezat saati diye adlandırılan satış sistemlerini ve kendi satış dükkânlarını bile kurmuş durumdalar. Balıkçı denize ava çıktığında, mezat yerine de alıcılar toplanmakta. Alıcıların genel temayülü, denizdeki balıkçıya bildirilerek avlanacak balık, balıkçı daha denizdeyken belirlenmekte. Balıkçı ona göre av bölgesi seçmekte ve tahmini talebe göre aşırı avcılığa kaçmadan limana geri dönmekte. Limanda balıklar, boy ve tazelik kriterlerine göre sınıflandırıldıktan sonra, mezat saati sistemine sahip satış yerine getiriliyor. Burada balıkların kayıt altında satışı gerçekleştiriliyor. Balıklar ya doğrudan tüketiciye sunulmak üzere bölgedeki perakendeci, lokantacı veya oteller tarafından ya da nihai satıcıya ulaştırılmak üzere balık halindeki firmalar tarafından satın alınıyor. Bu arada örgütün mezat yerinin hemen yanında kendi satış yeri var ve buradan da tüketiciye anında doğrudan satış yapabilmekteler. Burada komisyoncuların ara kademede sayıları azaldığı için balıkçının geliri artarken, tüketici de daha uygun fiyatla balık bulabilmekte. Ayrıca örgüt, Avrupa Birliği’nden ve devletten gelen yardımları üyelerine dağıtmak ve yardımın hedeflenen şekilde uygulanması ile de sorumluğu var. Böylece Avrupa Birliği tarafından ağır şartlar ile verilen yardımlar kolaylıkla hak edilmekte ve balıkçıya ulaşmakta. Görüldüğü üzere, balıkçılık üretici örgütleri, sektörde hem balıkçı, hem tüketici, hem de tarım bakanlığı adına iyi işler yapmaktalar. Bu işler karşılığında aldıkları komisyon ile de güçlü bir po- 3. Ürünlerin piyasaya satışını sözleşmeler yaparak düzenleyebilmeli, piyasada fiyat istikrarını sağlayıcı müdahalelerde bulunabilmelidir. 4. Depolama, girdi gibi yardımlarının ve desteklerin dağıtılmasında aktif rol almalıdır. 5. Gelecekte sürdürülebilirlik adına, faaliyetlerinde güvenilir gıda üretimine yönelik tedbirlerin alınmasında ve çevreyi koruyucu tekniklerin uygulanmasında yenilikçi yaklaşımlara bir an evvel başlamalıdır. İspanya örneğinden hareket ederek, nasıl bir yol haritası izlemeliyiz: Öncelikle Avrupa Birliği müktesebatı ve uygulamalarına ilişkin kurallar ve standartlar net olarak belirlenmelidir. Ortak Balıkçılık Politikasında şu günlerde yapılmakta olan reform kapsamda değişiklikler iyi takip edilmeli ve gelecekte oluşacak durumlara göre şimdiden tedbirler geliştirilmelidir. Kooperatif ortaklarına muhtemel sorunlar, etkileri ve yapılması gerekenler çok iyi anlatılmalıdır. Bunun için toplantılar, eğitimler hatta geziler düzenlenmelidir. Uyum için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı önderliğinde tüm paydaşlarla birlikte çözüm üretilmelidir. Bunun için mevcut yapıyı nasıl geliştirebiliriz, ne gibi zorluklar olacak, nasıl çözebiliriz gibi soruların cevapları aranmalıdır. Bu amaçla yürütülecek bir pilot proje faydalı olacaktır. Sadece balıkçılar açısından değil, tarım bütün kesimlerinde bulunan üreticiler, ülkemiz tam üye olunca kurallara uymak zorunda olacak. Durun bekleyin diyemeyiz. Eğer dersek İspanyollar gibi daha başlangıçta kaybederiz. Bu nedenle ortak hedefimiz; sektörde bir farkındalık oluşturarak şimdiden hazırlıklara başlamak olmalıdır. Yaklaşan büyük bir güç var. Ya bu gücü kullanabilecek şekilde hazırlanacağız, ya da bu gücün altında ezileceğiz… ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği TARIM TARIMI GÖZDEN ÇIKARMAK ÜLKEYİ GÖZDEN ÇIKARMAKTIR »»Bu gün dünya da 7 milyara yakın insan yaşamaktadır. Bu insanlardan -çoğu Afrika da olmak üzere- 850 milyonu açlıkla karşı karşıyadır. sul insanı kırsal kesimden Buna karşılık bir buçuk milyar insan da obezite tedavisi alarak sanayi ve planlı üregörmektedir. Bunların hartimlerle yoksulluktan kurcadığı paralar bu aç insanlatardıklarını ve belli yaşam rı doyuracak değerlerin çok seviyesine çıkardıklarını, üstünde olduğu çeşitli platbunu yaparken; ne Amerika, formlarda söylenmektedir. ne de Rusya’nın ekonomik modellerini almadıklarını, Dünyada gıda üretimi dünNurettin DİNGAZ kendi modellerini yarattıklayada yaşayan insanlara Köy-Koop Manisa Birlik Başkanı rını ve böyle başarılı olduklayetecek miktardadır. Ama rını söylüyordu. buna rağmen fiyatlar yükselmekte ve kıtlık yaşanmaktadır. Bunun Tarımdan bir kısım insanları sanayi çeker temel nedeni enerji ve petrol fiyatlarında iken, tarımdan çekilmediklerini, yeni tameydana gelen anormal yükselmelerdir. rım politikaları ile tarımdaki insanların da Petrol fiyatlarının yüksek olması alternatif gelirlerini yükselttiklerini, tarım da üretiyakıt olan Bio dizel ve etonol gibi yakıt üremide arttırdıklarını söyledi. timlerinin artmasını sağlamıştır. Üretilen Ülkemiz, kim ne derse desin bir tarım ülkebuğday, mısır gibi ürünler daha fazla gelir si. İnsanlarımızın çoğu tarımda çalışmasa elde etmek için etonol üretimine, yağlı toda tarımdan besleniyor. Ulusal bir tarım humlar da bio dizel, bio enerji ye gitmiş ve politikası oluşturmamız şart. Bunu başarır bunun sonucunda gıda fiyatları yükselmeisek dünyada önemli tarımsal ürün ve gıda ye geçmiştir. Bazı ülkeler etonol’le çalışan üreten ihraç eden ülkeler arasında yer alaaraçlara ithalat izni vermektedirler. Sonuç biliriz. Bu kısa, orta ve uzun vade hedefleri olarak enerji fiyatları yükseldikçe gıda fiolan bir tarım programı ile olabilir ancak. yatları da yükselecektir. Ama ülkemizde biri yapıyor, birileri gelip onu bozuyor. Olan da tarımımıza, üreticiTarım temel sektördür. lerimize oluyor. Tarım olmadan sanayi olamaz. Tarım desteklenmelidir. Destekler daha da arttırılmalıdır. Geleceğin tarımda olduğu Bu nedenle dünyanın en gelişmiş ülkeleri görülmelidir. Yanlış politikalarla köylümübile tarımlarını sürekli destekleyerek ayakzü, çiftçimizi üretemez hale getirmek, bu ta tutmuşlardır. ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür. Son yıllarda çok söz edilen Çin ve güney Son dönemde et ithalatının açılması Asya ülkeleri de gelişmelerini sağlarken, Türk hayvancılığının gözden çıkarılması tarımı terk etmemişler, bilakis tarımlarını anlamına mı gelecek acaba? geliştirmişlerdir. Geçen yıl katıldığım bir Sonuç olarak diyoruz ki; Tarımını Göztoplantıda konuşmacı olan Çin’li Andrew den Çıkaran Ülkesini Gözden Çıkarır. K.P. Leung konuşmasında 350 milyon yok- “Tarım ve İnsan” Konulu 4. Ulusal Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı »»Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Denizbank sponsorluğunda bu yıl dördüncüsünü gerçekleştirdiği “Tarım ve İnsan” konulu Ulusal Fotoğraf Yarışmasının sonuçları bakanlık merkez binada düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Fotoğraf severlerin büyük ilgi gösterdiği yarışmaya 7’den 70’e hemen her yaş ve meslek grubundan katılım oldu. Bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen ve geleneksel hale getirilen “Tarım ve İnsan” konulu yarışmada, 717 katılımcının 3 bin 127 eseri jüri tarafından değerlendirildi. Üç gün süren titiz bir çalışmayla “Genel, Çiftçi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı çalışanları, Öğrenci ve Denizbank çalışanları” olmak üzere 5 ayrı kategoride dereceye giren isimler belirlendi. Birbirinden deneyimli isimlerin yer aldığı jüri ayrıca Ulusal Fotoğraf Yarışması Kataloğunda yer alacak ve bir yıl boyunca sergilenecek fotoğrafların seçimini de yaptı. 91 Kişiye ait 159 eser sergilenmeye layık görülürken 19’u da ödül aldı. Ekim ayı içerisinde yapılacak ödül töreninde dereceye giren eser sahiplerine toplamda 15 bin lira verilecek. “Tarım ve İnsan” fotoğraf yarışmasında genel kategoride birinciliği Konya’dan Öğretim Görevlisi Eyüp Karakuş ile Kocaeli’den Fotoğrafçı Hüsna Altın, ikinciliği Ankara’dan Ressam Orhan Köse ile İstanbul’dan Sebahattin Özveren, üçüncülüğü ise, Konya’dan Celal Gezici ve Mustafa Zengin paylaştı. Çiftçi Özel Ödülü kategorsinde Aydın’dan Özgün Atilla ile Trabzon’dan Sabri Altın dereceye girdi. Öğrenci özel Ödülünü Trabzon’dan Aytaç Özcan ile Aydın’dan Hakan Yaralı paylaştı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Özel Ödülünü Diyarbakır’dan Songül Acar ile İstanbul’dan Kadir Çivici kazandı. Denizbank Çalışanları Özel Ödülü ise İstanbul’dan Nursen Kaçan ile Muğla’dan yeşim Eralp Dağdelen paylaştı. Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanı Recep Tezgel, “Tarım ve İnsan” temalı fotoğraf yarışmasına bu yıl yoğun ilgi olduğunu belirterek, yarışmanın artık bir marka haline geldiğini emeği geçen herkese teşekkür etti. 7 Gıda için Arpa dönemi... »»Türkiye'de yalnızca hayvan yemi ve malt endüstrisinde kullanılan arpa, artık insan gıdasında da kullanılabilecek. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nce kavuzsuz (çıplak, taneyi dıştan kaplayan tabakasız), gıda ürünlerinde de kullanılabilecek özel bir arpa çeşidi geliştirildi. Enstitü tarafından "Özen" adıyla tescil ettirilen arpa çeşidi, çiftçinin hizmetine sunuldu. Geliştirilen yeni çeşitle taneleri vitamin ve minerallerle beta-glukan açısından zengin arpanın, Türkiye'de ekmek, makarna, erişte gibi gıda maddelerine farklı oranlarda karıştırılarak kullanılması, kahvaltılık tahıl karışımlarına, çorpa, lapa gibi diğer ürünlerinde de tüketimi söz konusu olabilecek. Türkiye'de kavuzlu arpa üretimi yapılırken, harman sırasında tohum kabuğu ve kavuzun birbirine yapışık kalması, kavuzun ayrılamaması nedeniyle arpa, sadece hayvan beslenmesinde ve bira sektörü gibi malt endüstrisinde kullanılıyordu. Mevcut durumda, Avrupa'nın bazı ülkelerinde, Avustralya, Kanada, Japonya gibi bir çok ülkede arpa, insan gıdasında da tüketiliyor. Kışlık kavuzsuz arpa da tescil için sırada bekliyor Dünyada arpanın insan gıdası olarak kullanımına ilginin son zamanlarda artmasıyla kavuzsuz arpa önem kazanmaya başladı. Son yıllarda kavuzsuz arpanın ıslahı, üretimi ve gıda yem ve diğer endüstriyel uygulamalarda kullanılmasıyla ilgili yoğun araştırmalar yapılıyor. Bu çerçevede birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de 1997 yılında dünyanın farklı ülkelerinden getirilen kavuzsuz arpalar melezleme programına alınarak ıslah çalışmalarına, yazlık ve kışlık olarak başlandı. Melezleme sonunda elde edilen kavuzsuz çeşit adayları verim ve bölge verim denemelerinde değerlendirilirken, yazlık çeşit adayları içerisinden öne çıkan, verim ve kalite yönüyle üstün performans gösteren çeşit, Özen ismiyle tescil ettirildi. Kışa dayanıklılığı iyi olan, kışlık ekime uygun iki çeşit adayın ise tescil başvurusu yapıldı. Öte yandan, kavuzsuz arpanın ilk etapta, belli oranda buğday ununa katılarak ekmekte kullanılması yönünde çalışmalar devam ediyor. Bakanlığın Logosu Değişti »»Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, yeni logoyu geniş katılımlı toplantıyla kamuoyuna açıkladı. Bakanlığın “Yeniden Yapılanma, Yeni Logo, Kurumsal Kimlik ve Yeni Web Sayfası” çalışmalarını, İstanbul’da düzenlenen sivil toplum örgütleri ve sektör temsilcilerinin de yer aldığı toplantıda konuşan Bakan Eker, evrensel değerlerle tarımın işlevini anlatacak yeni bir logo tasarlandığını belirterek, yeni logonun tanıtımını yaptı. Bakan Eker, logodaki açık mavinin gökyüzünü, güneş ve başakların gıda ile tarımı, turuncu çemberin Bakanlığın geçmişten bu yana gıda tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmalarını, logonun alt kısmındakı yeşil rengin ülkemizdeki verimli tarım alanlarını, mavi rengin ise deniz ürünlerini sembolize ettiğini söyledi. 8 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği TARIM Gen Bankasında 30 Bin Bitki Tohumuna Özel Koruma »»Bitki genetik kaynaklarını muhafaza etmek için harekete geçen Türkiye, kurduğu gen bankasında 30 bin bitki tohumunu korumaya aldı. Dünya’nın önde gelen gen bankaları arasında yer alan Türkiye Tohum Gen Bankası, bitkileri gerek tarımsal üretim sistemlerindeki değişimlerden gerekse doğal yaşam alanlarının tahribi sonucu kaybolma tehlikesinden koruyor. Türkiye Tohum Gen Bankası ayrıca tarımda, endüstride ve çeşitli çevre kirliliği sorunlarının çözümünde kullanılabilecek virüs, bakteri, mantarları da oluşturup korumaya alacak. Gıda, yağ, ilaç, giyim gibi sanayiinin vazgeçilmez hammaddesi olan bitki tohumları, tarımsal üretim sistemlerindeki değişimler ve doğal yaşam alanlarının tahribi sonucu kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya bulunuyor. Biyolojik çeşitliliğin kullanılması ve gelecek nesillere kaybolmadan aktarılması büyük önem taşıyor. İki Yılda 30 Bin Bitki Tohumu Koruma Altına Aldı Zengin biyolojik çeşitlilikle dikkat çeken Türkiye, 12 bin civarında tohumlu ve to- humsuz bitki tür ve alt türünü korumak için harekete geçti. Yaklaşık 4 bini endemik özellik taşıyan bu bitkiler için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2010 yılında kurulan Türkiye Tohum Gen Bankası, iki yıl gibi kısa bir süre içerisinde 30 bin bitki tohumunu koruma altına aldı. Tamamen milli sermaye ile kurulan Türkiye Tohum Gen Bankası altyapı, muhafaza kapasitesi ve donanım olarak dünyanın sayılı gen bankaları arasında yer alıyor. Türkiye Tohum Gen Bankası; ülke genelinde yerel çeşitler başta olmak üzere genetik materyalin toplanması, kayıt altına alınması ve muhafazası, uluslararası kuruluşlarda bulunan genetik materyalin introdüksiyonu, Türkiye’deki bitki genetik kaynakları materyalinin bitki ıslahında kullanılmak üzere saklanması ve çeşit geliştirme çalışmalarında kullanımı, genetik kaynakların kayıt altına alınması, doğal kaynaklarla ilgili veri tabanı oluşturulması, muhafazaya alınan materyalin ülke içindeki üniversiteler, araştırma enstitüleri ve ilgili diğer kuruluşlar ile işbirliği içerisinde karakterizasyonu, yerel çeşitlerin koruma altına alınması ve gerektiğinde üreticilerle paylaşılması çalışmalarını yürütmek, toplumu bitki genetik kaynaklarının muhafazası ve önemi konularında bilinçlendirme çalışmaları yapmak ve bunların sonucu olarak gıda güvenliğine katkıda bulunmak ve garanti altına almak için çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı'yı Ziyaret Etti. »»Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Genel Başkanı Muammer Niksarlı ve beraberindeki heyet Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’yı ziyaret etti. Niksarlı, Haziran ayında birliğin genel kurulunu gerçekleştirdiklerini belirterek, yeni seçilen yönetim kurulu adına bu ziyareti gerçekleştirdiklerini belirtti. Görüşmede, Türkiye Milli Kooperatifler Birliği Başkanı Muammer Niksarlı, üretici ve tüketici arasındaki makasın daralması gerektiğini söyleyerek, “Biz genel kurulumuzda birkaç temel karar aldık. Bunlardan bir tanesi yerli malı kullanmaktır. Yerli malı haftasının hatırlanmasında, anlamının tekrar hatırlanması konusunda bir öncülük yapma kararı aldık” dedi. Niksarlı, üç alanda kooperatifçilik olarak geri kaldıklarını, bu alanların; eğitim, sağlık ve hizmet olduğunu ve sağlık alanında kooperatifleşme kararı aldıklarını açıkladı. Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, yeni yönetim kuruluna başarılar diledi. Kooperatiflere ilişkin algının toplumda beklenen düzeyde olmadığını, BM’nin 2012 yılını Dünya Kooperatifler Yılı olarak ilan ettiğini, bu çerçevede toplumsal bilincin artırılması için kendilerinin de bir dizi etkinlikler düzenlediklerini anlattı. »»Uluslararası Zeytin Konseyi’nin(UZK) 18. Olağanüstü Oturumu kapsamında; Danışma Komitesi, Ekonomi Komitesi, Teknik Komite, Mali Komite, Tanıtım Komitesi, Delegasyon Başkanları ve Genel Kurul toplantıları 2-6 Temmuz 2012 tarihleri arasında Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirildi. Türkiye Tohum Gen Bankası ayrıca, değişik amaçlarla tarımda, endüstride ve çeşitli çevre kirliliği sorunlarının çözümünde kullanılabilecek virüs, bakteri, mantar gibi oluşturulup saklanma alanlarında da çalışıyor. Türkiye’de tarımsal amaçlı kullanılabilecek ve Türkiye’ye ait mikroorganizmaların kültür koleksiyonları da Türkiye Tohum Gen Bankası bünyesinde koruma altına alınacak. Yazıcı, Türkiye’de 26 çeşit toplam 84 bin 232 kooperatif ortak sayısının ise 8 milyon 109 bin 225 kişi olduğunu kaydetti. Böylesine geniş bir kitleyi çok önemsediklerini uzun süredir üzerinde çalıştıkları Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı’nın yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacağını söyledi. Konseye EZZİB adına katılan Yönetim Kurulu Üyesi ve ZZTK Başkanı Metin Ölken toplantıya katılan özellikle üretici ülkelerde genel olarak bu sezon sonu stok devir rakamlarının yüksek olacağının beklendiğini belirterek devam etti:”Fiyatların genel olarak düşük olmasından dolayı sektördeki tedarik zincirinin genelinde bir memnuniyetsizlik var. Bunun yanısıra özellikle zeytinyağındaki kalite kriterlerinin yükseltilmesi ve kontrollerin daha sağlıklı yapılmasını teminen bazı kimyasal değerler ile ilgili çalışmalar yapılıyor. Sofralık zeytin için de uluslararası normlar ile duyusal analizlerin yürürlüğe girme çalışmaları hızla devam ediyor.” Biyolojik Çeşitliliğin Kaybedilmesinin Önüne Geçilecek İnsan faaliyetleri sonucu oluşan kirlilik kadar, doğal kaynakların sürekli ve yanlış kullanımı nedeniyle küresel biyolojik çeşitliliğin 2020 yılına kadar yüzde 20’sinin kaybedilmesi beklenirken, Türkiye Tohum Gen Bankası bu kayıpların önüne geçmeyi hedefliyor. Bandırma Limanı Canlı Hayvan İthalat ve İhracatına Kapatıldı »»Balıkesir'in Bandırma ilçesinde bulunan Bandırma Limanı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından canlı hayvan ithalat ve ihracatına kapatıldı. Balıkesir'in Bandırma ilçesinde bulunan Bandırma Limanı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından canlı hayvan ithalat ve ihracatına kapatıldı. Bandırma Tarım İlçe Müdürü Sefa Uyar'ın verdiği bilgiye göre, Bandırma'nın Doğanpınar ve Dutliman köylerinde görülen şap hastalığı sebebiyle, bölge karantinaya alındı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Bandırma Limanı ikinci bir emre kadar canlı hayvan ithalat ve ihracatına kapatıldı. ''Çay Demleme Yarışması'' »»Rize Ticaret Borsası, Türk çayının marka değerini artırma çalışmaları kapsamında ''Çay Demleme Yarışması'' düzenledi. Akıllarda Türk çayıyla ilgili yazdığı kitapla yer edinen ABD'li yazar Katharine Branning de, yarışmada jüri üyeliği yaptı. Rize Sahil Parkı'nda gerçekleştirilen yarışmada, 11 ilçede yaklaşık 100 kişinin katıldığı ön elemeler sonrası finale kalan 6 kişi yarıştı. 6 finalistin çay demleme konusunda bilgi ve becerileri ile sunum yeteneklerinin değerlendirildiği yarışmada, her yarışmacıya 200 gram çay ve su verildi. Yarışmacılar kendi isteklerine göre sıcak veya soğuk su kullanarak çaylarını hazırladı. Yarışmacılar hazırladıkları 12 bardak çayı, 6 juri üyesinin tadımına sundu. Jüri üyeleri, çayın dem rengi, tadı, servis öncesi hazırlık, sunum ve servis yeteneği konularını dikkate alarak 100 puan üzerinden puanlama yaptı. Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı Yakın Zamanda Açıklanacak Zeytin Ve Zeytinyağı Tanıtımı Hız Kesmiyor ''Bir Çay Daha Lütfen'' kitabının yazarı Katharine Branning’in de jüri üyesi olarak bulunduğu yarışmada, Murat Alhan birinci olurken, Servet Turanlı ikinciliği, Şenol Sandıkçı ise üçüncülüğü elde etti. Birinciye bir ton kuru çay hediye edildi. Yarışma sonrası Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, Katharine Branning'e Belediye Meclisi tarafından onaylanan fahri hemşehrilik beratı verdi. Branning, fahri hemşehrilik beratından duyduğu mutluluğu dile getirdi. “ZZTK Olarak Tanıtım Faaliyetlerini Ülkemiz Adına Gerçekleştirmeye Devam Edeceğiz” Uluslararası Zeytin Konseyi (UZK) tanıtım faaliyetlerinin ABD, Kanada, Japonya, Brezilya ve Çin’de devam ettiğini belirten Ölken bu ülkelerdeki medya mensuplarından oluşacak bir medya turunun bu sene ülkemizde düzenleneceğini ifade etti. Ölken,”UZK, tanıtım faaliyetlerine ABD, Kanada, Japonya, Brezilya ve Çin’de devam ediyor. Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi (ZZTK) olarak da söz konusu ülkelerin hepsinde tanıtım çalışmalarını ülkemiz adına gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bu çerçevede ZZTK olarak 15-17 Temmuz tarihlerinde Çin’in Tianjin şehrinde düzenlenen Çin 2012 yılı Yağlı Tohumlar ve Yağ Sanayi Zirvesi’ne ülkemiz zeytinyağı sektörü ve durumu ile ilgili bir sunum yapmak üzere davet edildik. Bu gibi organizasyonlar sayesinde ülkemizdeki zeytin ve zeytinyağının kalitesinin anlaşılacağı kanısındayız” dedi. Ölken, Zeytin Ve Zeytinyağı Rakamları Hakkında Değerlendirmelerde Bulundu Dünya çapındaki sofralık zeytin ve zeytinyağı stokları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Metin Ölken,”Dünya’daki sofralık zeytin ihracatı 2010/11 sezonunda 656 bin ton iken, bu rakamın 683,5 bin tona yükselmesi bekleniyor. Dünya çapında zeytinyağı ihracat rakamlarına baktığımızda ise 2010/11 sezonunda 697.5 bin ton olan değerin 2011/12 sezonunda 779.5 bin tona ulaşacağı tahmin ediliyor. Dünya genelindeki sofralık zeytin ithalatına bakarsak 2010/11 sezonunda 567.5 bin ton olan rakamın, 2011/12 döneminde 605 bin tona ulaşabileceği, 2010/11 sezonundaki 676 ton olan zeytinyağı ithalatının ise 680.5 ton olabileceği öngörülüyor. Zeytinyağının dünyadaki yıl sonu stoklarının 2010/11 döneminde 747.5 bin ton olan miktarın 2011/12 sezonunda 863 bin tona çıkacağı tahmin ediliyor” bilgisini verdi. Türkiye’deki zeytin ve zeytinyağı ihracatı rakamları hakkında da bilgi veren Ölken,”Ülkemizin zeytinyağı ihracat rakamları 01.11.2011-30.06.2012 tarihi itibariyle bir önceki sezonun aynı dönemine kıyasla miktar bazında yüzde 47, değer olarak ise yüzde 23 oranında artarak 12 bin 229 ton ve 42 milyon427 bin dolar olarak gerçekleşti. Siyah zeytin ihracatımız ise 01.10.2011-30.06.2012 döneminde miktar bazında yüzde 2 artarken, değer olarak yüzde 1 oranında düşüş göstererek 45 bin 811 ton ve 75 milyon 334 bin dolar oldu.Yine aynı dönemde yeşil zeytin ihracatımız miktar bazında yüzde 3, değer olarak ise yüzde 2 oranında gerilemekle beraber 9 bin 654 ton ve 18 milyon 849 bin dolar olarak gerçekleşti” dedi. ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği TARIM Fark Ödemesi Desteği »»Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre 2012 Yılı Ürünü Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat ve Baklagil Fark Ödemesi Desteğine İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2012/42) 27 Haziran 2012 tarih ve 28336 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 16 Nisan 2012 tarih ve 2012/3106 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve 2012/42 nolu Tebliğ gereği; 2012 yılı ürünü kütlü pamuk (yurt içerisinde üretilip sertifıkalandırılan tohumları kullananlar), yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola, dane mısır, aspir, zeytinyağı, buğday, arpa, çavdar, tritikale, yulaf, çeltik, kuru fasulye, nohut ve mercimek üreticilerine fark desteği ödemesi yapılacaktır. Fark desteğinden yararlanmak isteyen üreticilerin; 1. 2012 yılına dair ÇKS (Çiftçi Kayıt Sistemi) kayıtlarını, zeytinyağı dışında desteğe tabi ürüne ilişkin II Prim Uygulama Komisyonunca belirlenen tarihlerden önce yapmaları gerekmektedir. 2. Fark desteğinden yararlanmak isteyen üreticilerin başvuru başlangıç tarihi 01/10/2012 olup, son başvuru tarihi ise kütlü pamuk(yurt içerisinde üretilen sertifikalı tohumları kullananlar), yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola ve aspir için 01/04/2013, dane mısır, buğday, arpa, çavdar, tritikale, yulaf, çeltik, kuru fasulye, nohut ve mercimek için 30/04/2013, zeytinyağı üreticilerinin tasiriye faturaları ile yapacakları son başvuru tarihi 03/06/2013, bu tarihten sonra satılan zeytinyağlarına ait alım satım belgelerinin son teslim tarihi ise 01/10/2013 'dir. Bu tarihten sonraki başvurular kesinlikle kabul edilmeyecektir. 3. Fark ödemesi desteğinden yararlanacak zeytinyağı üreticilerinin, tasiriye faturaları ile zeytinyağı satış faturalarının, Vergi Usul Kanunu'nun 231 inci maddesi 5 inci fıkrasında yer alan hükme uygun olarak düzenlenmiş olması gerekmektedir. 4. 2012 yılı ÇKS kayıtlarını ilan edilen süre içerisinde yaptırmayan üreticiler, pamuk sezonu içerisinde faaliyetini sürdürerek, desteklemeye konu kütlü pamuğu (yurt içerisinde üretilen sertifikalı tohumları kullananlar) işleyecek olan çırçır prese fabrikası işletmecisi olmayan tüccarlara satış yapan üreticiler fark desteğinden yararlanamayacaklardır. Üreticilerimizin; konu ile ilgili başvuru ve detaylı bilgi için bulundukları yerdeki İl / İlçe Müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir. Fark Desteği İçin Gerekli Belgeler 1-Başvuru dilekçesi 2- Üretim sezonuna ilişkin hasat tarihi ile son başvuru tarihi arasındaki süreyi içeren alım satım belgesi (müstahsil makbuzu veya fatura) ve desteklemeye tabi ürüne yönelik borsa tescil beyannamesi. 3- Kütlü pamuk (yurt içerisinde üretilen sertifikalı tohumları kullananlar), fark ödemesi desteği müracaatında bulunana üreticilerden, adına düzenlenmiş sertifikalı tohumluk satış faturasının aslı ile tohumluk sertifika belgesi. 4- Zeytinyağı üreticileri için tasiriye faturası (faturanın tarihi, hasat başlangıç tarihi ile son başvuru tarihi arasında olmalıdır). 2012 Yılı Ürünü Fark Ödemesi Desteği Kilogram Başına; Yağlık ayçiçeği için 24 Kr, soya fasulyesi için 50 Kr , kanola için 40 Kr, dane mısır için 4 Kr, aspir için 40 Kr, zeytinyağı için 50 Kr, buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale için 5 kr, çeltik, kuru fasulye, mercimek ve nohut için 10 kr olarak belirlenmiştir. Çalışma Takvimi Bu çalışma takvimi Türkiye Tarım Havzaları Üretim Ve Destekleme Modeline Göre 2012 Yılı Ürünü Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat Ve Baklagil Fark Ödemesi Desteğine İlişkin Bakanlar Kurulu Karan Uygulama Tebliği gereğince hazırlanmıştır (Tebliğ No: 2012/42). Arazi Tespitleri: Tebliğde belirtilen ürünlerin Köy bazlı toplam arazi kontrolleri ve örnekleme usulü ürün bazlı arazi tespit çalışmaları, ürün hasat tarihleri dikkate alınarak İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü personeli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında 4/A ve 4/B statüsünde çalışan sözleşmeli personel tarafından yapılacaktır. ÇKS Başvuruları: 2012 yılı ürünü Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat ve Baklagil Fark Desteğinden yararlanmak isteyen üreticilerin İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine başvurarak Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) bilgilerini güncellemeleri için son başvuru tarihleri hasat tarihleri de dikkate alınarak aşağıda belirtilmiştir. Ürün Kanola Arpa Çavdar Tritikale Yulaf Mercimek Nohut Buğday Aspir Soya Fasulyesi Yağlık Ayçiceği Kütlü Pamuk Kuru Fasuyle Çeltik Dane Mısır ÇKS Son Güncelleme 30.07.2012 30.07.2012 30.07.2012 30.07.2012 30.07.2012 15.08.2012 15.08.2012 30.08.2012 30.09.2012 30.09.2012 30.10.2012 30.11.2012 30.11.2012 30.11.2012 31.11.2012 Destekleme Başvuru Başlangıç Tarihi: Fark Ödemesi Desteğinden yararlanmak isteyen üreticilerin tebliğde belirtilen belgelerle birlikte İl / İlçe Müdürlüklerine başvuru başlangıç tarihi 01/10/2012'di. Son Başvuru Tarihleri: Kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola ve aspir için 1/4/2013, dane mısır, buğday, arpa, çavdar, tritikale, yulaf, çeltik, kuru fasulye, nohut ve mercimek için 30/04/2013, zeytinyağı üreticilerinin, tasiriye faturaları ile yapılacak son başvuru tarihi 03/6/2013, bu tarihten sonra satılan zeytinyağlarına ait alım satım belgelerinin son teslim tarihi ise 01/10/2013 olarak belirlenmiştir. Bu tarihlerden sonraki başvurular kesinlikle kabul edilmeyecektir. İcmallerin Askıya Çıkarılması: 1. Kütlü pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi, kanola ve aspir için 1/4/2013 tarihinden sonra, ÇKS'den alman icmaller her bir ürün için köy ve ilçelerde askıya çıkarılır. ÇKS'den alman ve İlçelerden gelen icmaller karşılaştırılır ve il icmali hazırlanır. 2. Dane mısır, buğday, arpa, çavdar, tritikale, yulaf, çeltik, kuru fasulye, nohut ve mercimek için 30/4/2013 tarihinden sonra, ÇKS'den alınan icmaller her bir ürün için köy ve ilçelerde askıya çıkarılır. ÇKS'den alınan ve İlçelerden gelen icmaller karşılaştırılır ve il icmali hazırlanır. 3. Zeytinyağı için 01/10/2013 tarihinden sonra, ÇKS'den alman icmaller her bir ürün için köy ve ilçelerde askıya çıkarılır. ÇKS'den alınan ve ilçelerden gelen icmaller karşılaştırılır ve il icmali hazırlanır. Askı İcmalleri ve ödemeye esas kesin icmaller tebliğde belirtildiği şekilde yapılacaktır. İl/İlçe Komisyonlarının toplanarak karar alması gereken diğer durumlar ile tereddütlerinin hasıl olduğu durumlarda önceden belirlenen tarihlerde komisyon toplanarak karar alınacaktır. 9 Bir Uğur Böceğinin Günlüğü Merhaba ben Uğur Böceği Dobi! Yaprak biti gibi zararlılarla beslenen faydalı avcı bir aileden geliyorum. Mayıs ayının son haftasında doğdum, 400 kardeş doğmuşuz. Annem kışı dalların korunaklı bir yerinde geçirdikten sonra zor koşullarda bizleri doğurmuş. bitlerinin bizleri görünce dağılmaYumurtadan ilk çıktığımız zalarını sağlayan bir koku salgılaman çok küçüktük, birkaç mm dıklarını söyledi. Bu arada yaprak kadardık. İlk günler biraz zorbitlerinin olduğu yerde arıların kudu ve yumurta kabuğumuzu zeni olan bir sürü de karınca göryedik ama sonra annem bize düm. Yaprak bitlerini yiyoruz diye avlanmayı öğretmeye başladı. karıncalar da biraz bize kızgın, Kardeşlerim ve benim üzerinde onlar da yaprak bitleriyle iyi arkaturuncu siyah bantlar var, bizi daşmış. Yaprak bitlerinin çıkardığı herkes kolayca böyle tanıyor. Dr. Umut TOPRAK şekerli sıvıları çok seviyorlarmış. Ama annem gibi pek yuvarlak değiliz! Annem büyüdükçe ona Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi 17 Haziran Pazar: benzeyeceğimizi söyledi. Şu an Bitki Koruma Bölümü Bugün pamuk tarlasına giden bazı larva dönemindeymişiz, sonra [email protected] büyüklerimiz 1 saat sonra geri pupa olacakmışız. Pupa olacadöndüler. İnsanlar oraya tarım ilağımız günü merakla bekliyorum ama annem bucı uygulamış, onun için kimse oraya gitmesin dinun için çok yaprak biti yememiz gerektiğini söyyorlar bir süre. Ben zaten gidemem ki, küçük bir lüyor. İşte pupa olduktan sonra da annemiz gibi larvayım! Ama işin açığı çok gitmek isterdim! Şu olacakmışız. Neyse sizlere biraz tuttuğum günlükinsanları bir görebilsem! ten bahsedeyim: 18 Haziran Pazartesi: 12 Haziran Salı: Bugün tekrar deri değiştirdim, ve tartıldım 1.2 gr Bugün erken kalktım, arkaolmuşum! Büyüdüğümü fark ediyorum, baya ağırdaşlarımla birlikte 50 cm lık kazandım. Annem yakında pupa dönemi için uzaktaki soya fasülyesi bitbizi uyutacağını söyledi. Ergin olacağım ve uçacakisine gittik, orada biraz oyğım, çok heyecanlıyım. nadık. Uçmayı çok istiyorum 19 Haziran Salı: ama daha küçük bir larvayım, bunun için çok büyüVücudumda değişiklikler fark etmeye başladım. mem lazım! İyice kilo aldım. Ve uyumak istiyorum! 13 Haziran Çarşamba: 20 Haziran Çarşamba-30 Haziran Cumartesi: Doğa çok güzel bir yer. Her gün yeni böcek ve diPupa dönemi ğer canlılarla tanışıyorum. Ne kadar çok canlı var 1 Temmuz Pazar bu doğada! Ama annem bize herkesle konuşmaVe sonunda artık bir erginim! Yuvarlak küre gibi yın diyor. Biraz daha büyüyünceye kadar mısır bir şey oldum! Turuncu kanatlarım üzerinde siyah bitkisi evimizin önünden ayrılmamamız gerekisiyah benekler var. Uçmak bu arada süper bir şey. yor ama ben çok merak ediyorum diğer yerleri. İlk olarak evin önünde uçtum, uçtum durdum. Alt Çok uzaklarda bir pamuk tarlası varmış, orası çok zarımsı kanatlarımla havada kalırken üst kitin kagüzelmiş. 5 metre ötede bir yerde diyorlar, anca natlarımla uçmama yön vermeyi öğrendim. Sonbüyüyünce uçarak gidebileceğim bir yer orası. ra kardeşlerimle o uzaktaki pamuk tarlasına iki 14 Haziran Perşembe: dakikada gittik, orada bir sürü yaprak biti yedik. Annem bugün yemekte yaprak biti olduğunu söyBu arada dönerken ilk defa bir insan yavrusu görledi, et yemeyi çok seviyorum! Ne kadar çok yerdüm, elini uzattı bana doğru, ben de gittim eline sem o kadar çabuk büyürmüşüm. Aslında şu anki kondum, beni sevdi ve uçurmaya çalıştı. elbiseme sığmamaya başladım. Annem büyüdük2 Temmuz Pazartesi çe deri değiştireceğimizi ve daha büyük elbiseleHavadan doğayı görmek çok güzel. Ama insanlarimiz olacağını söylüyor. Biz etçil böcekleriz, ama rın tarım ilacı adı verilen zehirleri sürekli bitkileot yiyen böcekler de olduğunu öğrendim. Annem, rin üzerine sıktığını üzülerek görüyorum. Bundan insanlar onları pek sevmez dedi. Neyse ki bizleri bitkiler de aslında pek hoşnut değil. İlaç sıkılan seviyorlarmış, hatta bizi görünce dilek tutan çoyerlerde ne var ne yoksa etkileniyor. Bu arada çok cuklar varmış, acaba ilk ne zaman bir insan göda kötü kokuyor bu ilaç denen şeyler. Antenlerimreceğim? le o kokuyu aldığım zaman hemen oradan uzakla15 Haziran Cuma: şıyorum. Ayrıca bu ilaçlardan dolayı bir sürü canlı Bugün tüm aile babamın arkadaşı olan arı ambu alanlardan göç etmek zorunda kalıyor. Geçencalara misafirliğe gittik. Onların evi bizimkinden lerde bir kaplumbağa ailesi de mısır tarlasından çok farklı, bir sürü odası var ve evlerine kovan diayrılmaya hazırlanıyordu. Bu arada babam da yorlar. Ama bizim evimiz onlarınkinden daha güorganik tarım adı verilen bir uygulamanın yapılzel! Ne de olsa açık havada uyumak gibi güzel bir dığı ve bu zehirlerin kullanılmadığı bir tarlada iş şey yok. Neyse kovanda bir sürü arı ile tanıştım bulduğunu söyledi. Hem yakında insanlar mısır ama kovanın her yerine girmemize izin vermedievimizi de ilaçlayabilirmiş. Yani çocukluğumun ler. Arı Maya adındaki çocukları da tam benim geçtiği mısır evimizden ayrılmak zorunda kalacagibi daha küçücük bir larvaymış ama biz gittiğiğız. Aslında hem evimizden ayrılacağıma üzüldüm mizde uyuyordu. Anne arı, çocukları Maya’nın da hem de merak ediyorum bu organik tarım yapılan uçmayı sabırsızlıkla beklediğini söyledi. Bize yeyeri. Babam orada pek çok böceğin ve başka canmekte biraz polen armağan ettiler, tadı onun da lıların da olduğunu söyledi. Ve biz de tarlada çagüzeldi ama yine de ben yaprak biti yemeyi daha lışacakmışız! Bu hafta sonu taşınıyoruz. Organik çok seviyorum! tarladaki yeni yaşantımızı, orada tanışacağım yeni böcek kardeşlerimi ve birlikte neler yapacağımızı 16 Haziran Cumartesi: şimdiden çok merak ediyorum! Bugün tüm aile avlanmaya gittik, bir sürü yaprak Gelecek sayıda Uğur Böceği Dobi’nin organik biti yedik. İşin açığı bu yaprak bitleri bizi görünce tarladaki yeni hayatı, arkadaşları ve yaptıklarıyla bir kaçıyorlar. Bütün kardeşlerim yaprak üzeringünlüğü kaldığı yerden devam edecek! de ne var ne yoksa sildik süpürdük. Babam yaprak www.marking.com.tr teknolojidegisimyenilikbilgiçözümfaydastratejigelecekeglenceodaktasarımdeger 10 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği A.Ü. ZİRAAT FAKÜLTESİ Böcekler, Genleri ve Böcek Moleküler Biyolojisi Laboratuvarında Bir Gün! »»Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü bünyesinde faaliyetini sürdüren “Böcek Moleküler Biyolojisi Laboratuvarı”’nda ülkemizin önemli zararlılarıyla ilişkili genetik çalışmalar ve yeni bitki koruma stratejileri üzerinde önemli araştırmalar yapılmakta! Ülkemizde bugüne kadar böceklerle tarımsal mücadelede başta kimyasal mücadele olmak üzere pek çok strateji denendi. Kimyasal mücadele hiç kuşkusuz bunlar arasında en başarılı olanı gibi gözükse de neden olduğu çevre kirliliği, tüketicilere kalıntı yoluyla bu kimyasalların ulaşması, hedef alınmayan organizmaların ölmesi ve zararlılarda ortaya çıkan direnç gibi pek çok olumsuzluk ortada. Moleküler tekniklerin gelişimine bağlı olarak dünyada genetik ve moleküler biyolojinin önemli bir ivme kazandığı 21. yüzyılda, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi (A.Ü.Z.F.) Bitki Koruma Bölümü bünyesinde bulunan “Böcek Moleküler Biyolojisi Laboratuvarı” ise bu küçük canlıların genlerini ve bu genlerin işleyişini aydınlatmak üzere pek çok çalışmada bulunuyor. Nihai hedef ise bu genler arasında önemli işlevlere sahip olanları saptayarak nokta atışı mekanizmalarını hedefleyen çevre dostu akıllı yeni böcek mücadele stratejileri geliştirmek. Laboratuvarın kurucusu, Prof.Dr. M. Oktay Gürkan, Böcek Moleküler Biyolojisi Laboratuvarında Toksikoloji’den Fizyoloji’ye, Biyokimya’dan Patoloji’ye kadar pek çok konunun moleküler biyoloji perspektifiyle çalışıldığını belirtiyor. Spesifik olarak ta böceklerin insektisitlere karşı geliştirdiği direncin moleküler mekanizmaları, böcek genom ve proteom çalışmaları, ve böcek patojenleri kullanılarak yapılan biyolojik mücadele ve formülasyon denemelerinin ilgi odakları olduğunu vurguluyor. Prof. Gürkan, Ar-Ge çalışmalarının günümüzde artık Ziraat Fakültelerinde de oldukça önemli olması gerektiğini ve amaçlarının laboratuvarda üretilen bilginin sahaya taşınması olduğunu vurguluyor. Böcek Moleküler Biyoloji Laboratuvarındaki araştırıcılarından Dr. Umut Toprak, mide genomu ve proteomu ile böcek patojeni mikroorganizmalardan bakulovirüslerin formülasyonu ve kitle üretimi üzerinde çalışıyor. Mide genomu ve proteomu üzerine yapılan çalışmalarda amaç böceklerle mücadelede yeni hedef yerlerinin geliştirilmesi ve mide genleri bu açından oldukça cazip bir hedef yerini oluşturuyor. Çünkü midedeki hedef yerlerine ulaşım, beslenme yoluyla mümkün. Özellikle Dr. Toprak’ın amacı RNA interferans gibi moleküler metotlarla midedeki genleri etkisiz hale getirmek ve böcek fizyolojisini sekteye uğratmak. Toprak, gen susturmalarına dayalı RNA interferans konseptinin 2006 yılında Nobel Ödülü aldığına dikkat çekerek fonksiyonel gen ve böcek mücadele çalışmalarında bu metodun oldukça ümit var olduğunu belirtiyor. Toprak, bu konuda Tübitak’a yaptıkları proje başvurusunun geçtiğimiz günlerde olumlu sonuçlandığını belirterek çalışmalarının büyük bir ivme yakalayacağına inandığını söylüyor. Toprak’ın ilgi alanındaki diğer bir konu ise mide yoluyla giriş yaparak böcekleri öldüren biyolojik mücadele ajanlarından bakulovirüsler. Dr. Toprak bu etmenlerin tüm dünyada yaygın olarak kullanıldığına dikkat çekerek Brezilya’da 1.8 milyon ha soya fasülyesi alanının sadece bakulovirüslerle kontrol edildiğini vurguluyor. Grup tarafından daha önceden keşfedilen Türkiye’nin ilk bakulovirüs izolatı olan Spodoptera littoralis nucleopolyhedrovirus TR1 izolatı’nin formülasyonu ve kitle üretim tesisinin kurulmasına yönelik hedef ekibin öncelikleri arasında. Dr. Toprak, ilgili izolatın formülasyon, kitle üretim, ve arazi uygulamalarına yönelik bir projenin de geçtiğimiz günlerde Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından destekleme kapsamına alındığını müjdeliyor. Grubun amacı en kısa sürede formülasyon ve kitle üretim çalışmalarına başlayarak bu biyopreparatı ülkemiz üreticilerinin hizmetine sunmak. Toprak, Türkiye’de ilk defa böyle bir biyopreparatın kitle üretiminin gerçekleştirileceğini ve bu ürünün özellikle organik tarım çalışmalarından klasik tarımdaki kimyasal tarım ilacı kullanımının azaltılmasına kadar birçok alanda yeni ufuklar açacağına inandıklarını belirtiyor. proteini üretiyor. Diğer ilginç olan bir konu ise kışlama esnasında süne hiç beslenmediği için yaşamına devam edecek enerjiyi bulmasıyla ilişkili. Dr. Güz, burada çeşitli yağ parçalayıcı enzimlerle ve perilipin adın verilen bir grup proteinin sünenin biriktirdiği yağı enerjiye dönüştürdüklerini düşündüklerini belirtiyor. Dr. Güz, projede elde edilecek gen bilgilerinin bir ilki oluşturduğunu ve bilim dünyasına da önemli katkılarının olacağını söylüyor. Grup, gelecek ay Güney Kore’de yapılacak olan Dünya Entomoloji Kongresinde ilgili genleri ilk defa dünya kamuoyuyla paylaşacak. Böcek Moleküler Biyoloji Laboratuvarındaki diğer bir araştırıcı olan Dr. Nurper Güz ise “Süne’de faydalı genlerin bulunması” konulu Tübitak tarafından desteklenen projeye liderlik ediyor. Proje kapsamında şu ana kadar süne’nin hem kışlayan hem de yazlayan bireylerinden birer yağ dokusu gen kütüphanesi yapılmış durumda. Süne araştırma grubu bu iki fizyolojik dönemler arasındaki genetik farklılıkları bularak bir mücadele stratejisi geliştirilip geliştirilmeyeceğini araştırıyor. Grup, bugüne kadar sünenin kışlamasında rol oynayan bazı genleri bulmuş durumda. Bunlardan bir tanesi sünenin kışlamasında soğuğa dayanıklılıkta rol oynadığı düşünülen donmayı engelleyici-Anti-Friz proteinlerini kodlayan genler. Nitekim süne kışlama öncesinde bu genini aktive ederek bol miktarda bu Süne araştırma ekibi süne ile mücadelede Simbiyont olarak adlandırılan bakterilerin de kullanılabileceğine dikkat çekiyor. Nitekim son yıllarda özellikle sıtma, Kırım Kongo kanamalı ateşi, uyku hastalığı gibi ölümcül hastalıkları taşıyan böceklerle mücadelede bu bakterilerden yararlanılabiliyor. Dr. Güz, araştırmalarında süne ya da diğer tarımsal zararlılar ile mücadelede bu tür bakterilerden nasıl faydalanabiliriz sorusuna yanıt arıyor. Dr. Güz, böcek simbiyont ilişkisinin detaylı araştırılması amacıyla TAGEM ve 7. Çerçeve Programı tarafından desteklenen yeni bir Avrupa Birliği Projesine imza attıklarını belirtiyor. Geçtiğimiz günlerde bu proje kapsamında Polonya’da gerçekleştirilen başlangıç toplantısına katılan Dr. Güz ve Prof. Gürkan, böceklerle mücadelede bu bakterilerin kullanımı yönündeki araştırmalara başlamış durumda. Projede Türkiye’nin yanı sıra ABD, İsrail, İtalya, İspanya, Fransa ve Yunanistan’dan konunun uzmanı pek çok bilim insanı yer almakta. Dr. Güz, ayrıca böcek fizyolojisi çalışmaları kapsamında böceklerde bağışıklık sistemini araştırıyor. Yapılan çalışmaların hedefi yine böceklerle mücadele ancak bu defa böceklerin bağışıklık sistemini çökerterek bunu nasıl başarabiliriz sorusuna yanıt bulmak. Dr. Güz, bu yöndeki çalışmalara önce model böceklerle başlayarak böceklerdeki bağışıklık sisteminin mekanizmasını çözmeyi hedefliyor. Sonrasında elde edilecek verileri kullanarak böcekleri doğada savunmasız hale getirmeyi hedefliyor. Böcek Moleküler Biyoloji Laboratuvarında temel moleküler biyolojik çalışmaların yapılabileceği her türlü alt yapı mevcut. Bu anlamda DNA izolasyonundan, protein analizlerine, gen analizlerinden biyokimyasal testlere kadar pek çok moleküler analiz ekipmanı, özel böcek yetiştirme odaları, seralar, iklimlendirme kabinleri, bakulovirüs üretim çalışmalarının yapılacağı üretim birimleri mevcut. Önümüzdeki aylarda pestisit kalıntı analizlerine de başlayacaklarını belirten Prof. Gürkan, bu konuda da her türlü alt yapıya sahip olduklarını vurguluyor. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarı pek çok uluslararası laboratuvar ile de işbirliği içerisinde. Kanada Saskatchewan Üniversitesinden Prof. Dwayne Hegedus, Amerika Yale Üniversitesinden Prof. Serap Aksoy, Almanya Bonn Üniversitesinden Prof. Boran Altınçiçek, Yunanistan Crete Üniversitesinden Prof. John Vontas ve İngiltere Rothamsted Research Araştırma Enstitüsünden Dr. Graham Moores işbirliği yapılan araştırmacılardan sadece birkaçı. Böcek Moleküler Biyoloji Laboratuvarında lisans ve lisansüstü araştırma ya da staj yapan pek çok öğrenci bulunmakta. İlgili öğrenciler böcek yetiştirmeden moleküler analizlere, bakulovirüs izolasyonu ve uygulamasından toksikoloji testlerine kadar pek çok araştırmada görev alıyorlar. Laboratuvarda böcek yetiştirme odalarında Trips, Beyaz sinek, Yaprak biti, Kırmızı örümcek, Domates güvesi, Pamuk yaprak kurdu, Yeşil kurt gibi pek çok zararlı tür yetiştirilmekte. Laboratuvarda her gün böceklerin bakımı ve beslenmesi gibi rutin işlerle başlıyor. Ardından serada yetiştirilen bitkiler kontrol ediliyor ve gerekli yeni ekimler yapılıyor. Bu işler sonrası kahveler ve çaylar içiliyor! Ardından ofis işleri ya da kurulacak denemelerin planlaması, denemelerin kurulması, ya da dataların alınması gibi işlerle gün yoğun bir şekilde geçiyor. Akşam serinliğinde ise arazideki bitkilerin bakımı ve sulanması gerçekleştiriliyor. Eğer saatli bir deneme ya da özel bir deneme yoksa ekip ertesi gün görüşmek üzere evlerin yolunu tutuyor! ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği TARIM Böcek moleküler biyolojisi laboratuvar ekibi Oktay Gürkan: Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarının kurucusu. Akademik hayatının önemli bir bölümünü A.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümünde geçirdi. İngiltere’de Rothamsted Research Araştırma Enstitüsünde 1.5 yılı aşkın çalıştı. Pek çok uluslararası kongre ve makaleye imza attı. Pestisitlerde direnç, toksikoloji ve böcek biyokimyası konularında çalışıyor. Umut Toprak: Akademik kariyerine A.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak başladı. Almanya’da Christian Albrechts Üniversitesi, A.B.D.’de Iowa State ve Pennsylvania State Üniversitelerinde çalıştı. Doktorasını ise Kanada Saskatchewan Üniversitesi Biyoloji Bölümünde yaptı. Böcek moleküler biyolojisi, fizyolojisi ve biyokimyası konularında çalışıyor. Nurper Güz: Master ve doktorasını A.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümünde yaptı. Doktorası esnasında A.B.D. Yale Üniversitesinde 2 yıl süreyle çalıştı. Böcek moleküler genetiği, immünitesi, ve moleküler taksonomi konularında çalışıyor. Sümeyye Erdoğmuş: Barış Ciğer: A.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümü 2. Sınıf öğrencisi. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarında temel entomoloji, böcek-patojen-bitki tritrofik ilişkileri ve spesifik olarak bakulovirüs ekolojisi konularında çalışıyor. Laboratuvarın gece çalışmalarının daimi elemanı! Böcekleri ve laboratuvar hayatını çok sevdiğini söylüyor. Tripslere ayrı bir ilgisi olduğunu ve trips genomunu çalışmak istediğini de belirtmeden geçemiyor! Aslı Dağeri: Selçuk Üniversitesi Biyoloji Bölümünde lisansını ve yüksek lisansını yaptı. Bu esnada Almanya’da Münster Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsünde çalıştı. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarında Süne’de faydalı genlerin bulunması konulu proje kapsamında doktorasını yapıyor. Üreme fizyolojisinde rol alan vitellogenin proteinleri ve RNA interferans ilgi alanı. Abdollah Dinipour: Lisans ve yüksek lisansımı İran'da yaptı. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarında doktorasına devam ediyor. Yeşil kurt ve pamuk yaprak kurdu gibi zararlılarda pyrethroidli tarım ilaçlarına karşı geliştirilen direncin moleküler karakterizasyonu üzerinde çalışıyor. Burcu Efe: Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi Biyoloji 4. Sınıf öğrencisi. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarında gönüllü olarak 11 Haziran 2012 den bu yana çalışmakta. Daha önce KTÜ Farabi Hastanesine bağlı Tıbbi biyoloji ve sitogenetik laboratuvarında insan kromozom yapısı anomalileri ve mikronükleus yönteminin kullanılabilirliği konusunda çalıştı. Gelecekte akademik kariyerinde entomoloji biliminin ön planda olacağını düşünüyor. Esengül Erdem: A.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümünü yeni bitirdi. Küçüklüğünden beri böceklere ve genlere olan ilgisinden dolayı Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarında bulmuş kendisini. Böcek sindirim biyokimyası konusunda yüksek lisansını yapmak istiyor. Böcek gözüne de özel bir ilgisi var. Tam bir doğa ve doğa sporları tutkunu. A.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümü 4. sınıf öğrencisi. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarında çalışarak kendini bu alanda yetiştirmek ve buluşlar yapmak istiyor. Mezun olduktan sonra araştırıcı olarak üniversite de kalmak istiyor. Aslı Şehriban Fazlıoğlu: Gazi Üniversitesi Biyoloji Bölümünde lisansını yaptı ve Ankara Üniversitesi Biyoteknoloji Enstitüsün’de yüksek lisansına devam etmekte. Grubun yeni üyelerinden; süne’de faydalı genlerin bulunması konulu proje kapsamında grupta doktorasını yapmayı planlıyor. Biyoinformatik ve stres fizyolojisi ilgi alanları. Mozghan Mousevi: Lisans ve yüksek lisansını İran’da yaptı. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarında doktorasına devam ediyor. Süne’de faydalı genlerin bulunması konulu proje kapsamında soğuğa dayanımı sağlayan antifriz proteinleri üzerinde çalışıyor. Doktorası esnasında Crete Üniversitesinde araştırmalarda bulundu. Şu an doktorası kapsamında Kanada Saskatchewan Üniversitesi Moleküler Genetik laboratuvarında araştırmalarına devam ediyor. H. Emre Palaoğlu: 11 Sera Atıklarından Elektrik, Sıcak Su ve Organik Gübre Üretilecek »»BAKA 2011 yılı Ar-ge ve Yeniliğin Geliştirilmesi Mali Destek Programı Kapsamında Sera Atıklarında Entegre (Elektrik- Isı Enerji ve Gübre) Enerji Üretim Tesis Kurulumu projesinin imza töreni Alanya İlçesi Toslak köyünde 30 Haziran 2012 tarihinde yapıldı. Protokole göre, Toslak- Hacıkerimler- Yeniköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi tarafından 15 bin metrekare alana 'Sera Atıklarından Entegre Enerji Üretim Tesisi' kurulacak. Temmuz ayında kooperatif tarafından alt yapı çalışmaları başlatılan tesisin kurulması ise Ağustos ayında yapılacak ihaleden sonra başlayacak. 8 ayda tamamlanması planlanan tesisten yılda 2 milyon kilovat saat elektrik enerjisi, 2 milyon 340 bin kilovat saat ısı enerjisi ve 3 bin 261 ton granül gübre ile 20 bin 30 ton sıvı gübre elde edilecek. Tesis sayesinde aynı zamanda hasat dönemi sonunda seralardan atılan tarımsal atıkların çevreye zarar vermesinin de önlenmesi hedefleniyor. Toslak- Hacıkerimler- Yeniköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Özen, bölgedeki köylerde yaklaşık 15 bin dekar alanda üretim yapılan seralardan hasat dönemi sonunda yaklaşık 40 bin ton atığın dere kenarlarına dökülerek çevre kirliliğine neden olduğunu kaydetti. Derelere dökülen atığın kış aylarında sel suları ile taşınarak denizi ve sahili kirlettiğini ifade eden Özen, bunun için çevreye zarar vermemek için bu projeyi geliştirdiklerini, proje sayesinde hem enerji elde ederek ekonomiye katkı sağlayacaklarını, hem de tarımsal atıkların çevreye zarar vermesini engelleyeceklerini kaydetti. Bu tesisin Alanya tarımına yeni bir ivme kazandıracağını ifade eden Özen, "Bölgede domates ve salatalık seraları yaygın. Bu seraların atıkları tesiste toplanacak. İlk etapta biyogaz elde edilecek. Daha sonra da elde edilen biyogaz tesiste elektrik enerjisi üretilecek. Tesiste toplanan katı atık ise organik gübre olarak seralarda kullanılacak." dedi. Bu tür projelere destek verdiklerini belirten BAKA Antalya Koordinatörü Alaaddin Özyürek, proje'nin Alanya ve bölge ekonomisine büyük bir katkı sağlayacağını, biyogaz tesisinin çevre açısından da çok önemli olduğunu vurguladı. Projenin Toslak Alanya ve Antalya’ya hayırlı olmasını dileyen Bedrullah Erçin, “Bildiğiniz gibi sera atıkları sadece içerisindeki organik atıklardan oluşmuyor. Seradaki atıklar 3 başlık altında toplanıyor. Organik atıklar, plastik atıklar ve kimyasal atıklar. Bu proje ile organik atıkları halletmiş olacağız”. Bakanlığın Antalya’da köylere kadar teşkilatlandığını vurgulayan Erçin, “Geçtiğimiz yıl 16 çiftçimiz İyi Tarım Uygulamaları Sertifikası aldı, yine makine ekipman yatırımlarından 26 üreticimiz 200 bin Tl. destek aldı. Yine burada 3 tane AB projesinin Toslak’ta uygulandı.” dedi. Konuşmaların ardından konuyla ilgili protokol, BAKA Antalya Koordinatörü Alaaddin Özyürek ile Toslak- Hacıkerimler- Yeniköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mustafa Özen tarafından imzalandı. Birikim ve deneyimden doğan büyük güç. Pamuk küspesi üretiminde lider kuruluş. A.Ü.Z.F. Bitki Koruma Bölümü 2. Sınıf öğrencisi. Ekibin, sorduğu ilginç sorularıyla düşündüren, düşündürürken güldüren simalarından. Laboratuvarın gece çalışmalarının diğer bir daimi elemanı! Ayrıca ekibin Doğu Akdeniz Bölgesine yaptığı Arazi gezilerinin neşeli ve itici gücü! Bakulovirüs aktivitesini etkileyen faktörler ilgi alanında. Arzu Sakallı: Ege üniversitesi Biyokimya bölümünü bitirdi. Gülhane Askeri Tıp Akademisi Biyokimya Ana bilim dalında çalıştı. Böcek moleküler biyolojisi laboratuvarına daha yeni katıldı ve yüksek lisansını Böcek fizyolojisi ve biyokimyası üzerinde yapmak istiyor. Merve Nur Şahin: Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü 4.sınıf öğrencisi. Böcek Moleküler Biyoloji Laboratuvarın da böcek yetiştirme ve bakulovirüs ekolojisi üzerinde çalışıyor. Mezun olduktan sonra da üniversitede Araştırma görevlisi olarak kalıp böcek moleküler biyolojisi ve bakuloviroloji konularında kendisini geliştirmek istiyor. 322 4591212 www.serinler.com 12 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği RÖPORTAJ “Kooperatiflerimize Müdahaleci Değil Rehber Olmayı Hedefliyoruz” Köy-KoopHaber Emel Tuğrul Turgay Solmaz »»T.C. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kooperatifçilik Genel Müdür Vekili İsmail KALENDER, 2012 Uluslararası Kooperatifler Yılı ve Kooperatifçilik Strateji Belgesi Hakkındaki Sorularımızı Yanıtladı. Köy-Koop Haber 1- Kooperatifçiliği nasıl tanımlıyorsunuz? Kooperatif kelime olarak, belirli bir amacı gerçekleştirmek için işbirliği yapma anlamında kullanılmaktadır. Ama Kooperatifçilik; temelinde eşitlik anlayışını barındıran, her hangi bir yapıdan destek almadan tasarruf sağlamak amacıyla ticari faaliyette bulunan gönüllü ortakların oluşturduğu işbirliği ruhuna sahip bir organizasyonudur. Bu yapı içerisinde ortaklar kendi işinin hem çalışanı hem de patronudur. Bugün kooperatifler ortaklarının sadece ekonomik menfaatlerini değil aynı zamanda sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla da kurulmaktadır. Mevzuatımızı da bu yönde güncelleyeceğiz. mız gereken adımlar var. K.K. - Kooperatifçiliğimizin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Bakanlık olarak yapılan çalışmalarda Türk kooperatifçiliğini en iyi seviyelere ulaştırmak için çalışıyoruz. Bu sene yayınlanacak olan Kooperatifçilik stratejisi ve eylem planı bu konuda bizim yol haritamız olacak. “Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi”nin kabulü ve Eylem Planında yer alan adımların atılması ile üreticilerimiz, tüketicilerimiz, esnafımız ve dezavantajlı gruplar gibi geniş toplum kesimleri için ilgili sektörlerde önemli iyileşmeler beklenmektedir. Bu nedenle 84 bini aşkın kooperatif ve sekiz milyondan fazla kooperatif ortağını doğrudan ilgilendiren son derece önemli bir belgedir. İlkeleri olan, değerlerin rehberlik ettiği ortaklık türüdür. Bu özellikleri kooperatifleri diğer şirket türlerinden ayıran en önemli unsurdur. Biz kooperatifçiliği kendi kültürümüzün bir kurumu olarak görüyoruz. Kültürümüzde var olan yardımlaşma ve dayanışma ile çalışan İMECE, bugün modern anlamda kooperatifçilik olarak karşımıza çıkmıştır. Kooperatiflerin sosyal ve ekonomik kalkınmaya olan katkıları konusunda farkındalığın arttırarak, kuruluş ve gelişimlerinin ilerletilmesini amaçlıyoruz. Bu hedefe ulaşabilmek için hazırladığımız 44 maddelik eylem planını uygulamaya geçirdik. K.K. - Kooperatifçiliğimizin bugün içinde bulunduğu konumu ve durumu/imajı nasıl değerlendiriyorsunuz? Küreselleşme sonucu yaşanan gelişmeler ile özelleştirmeler artarak kamu sektörü küçülmektedir. Bunun sonucu toplumun karşılanamayan ekonomik ve sosyal gereksinimlerini en iyi biçimde gideren oluşumlara olan ihtiyaç artırmıştır. Bu gelişmeler, toplumsal sorumluluğu, sivil toplum değerlerini, demokratik yönetim ilkelerini, hür teşebbüs yaklaşımını bünyelerinde birleştiren, ekonomik dayanışmanın en güzel örneğini teşkil eden; KOOPERATİFLER’i yeniden gündeme taşımıştır. Bu açıdan, son dönemlerde uluslararası kuruluşlar ve bölgesel entegrasyonlar tarafından “devletlerin kooperatiflere olan yaklaşımları” konusunda yapılan çalışmalar da hız ve önem kazanmıştır. Ülkemizdeki kooperatifçilik imaj sorununu başlattığımız önemli değişim dönüşüm projeleri ile çok kısa sürede aşacağımızı düşündüğümü ifade etmek isterim. K.K. - Kooperatifçilik Genel Müdürlüğünün kuruluş gerekçesini açıklar mısınız? Genel Müdürlüğünüzce kooperatiflere yönelik çalışmalarınız konusunda bilgi verebilir misiniz? Kooperatifler özellikleri nedeniyle özel ortaklıklardır. Bu ortaklık modeline kamu hizmet sunumunun da buna göre yapılanması gerekirdi. Kooperatifçilikle ilgili politika ve strateji üretecek bir otorite boşluğu Genel Müdürlüğümüzün kurulmasıyla giderildi. Kamu tarafından kooperatiflere sunulacak yeni hizmetlerin sunacak kurumsal yapı ihtiyacı karşılanmış oldu. Bakanımız Sayın Hayati YAZICI’nın ifadesiyle kooperatifçiliğe verilen önemin bir gereği olarak Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü kurulmuştur. 640 sayılı KHK ile Genel müdürlüğümüze yeni ve önemli görev ve fonksiyonlar verilmiştir. Genel Müdürlük olarak kooperatifçiliğin imajını değiştirmek ve gelişmiş ülkelerde çığır açan bu organizasyon yapısının ülkemizde de etkinliğini arttırmak için çalışıyoruz. Bu kapsamda gerçekleştirilecek çalışmalarımıza yol haritası teşkil edecek bir stratejiyi ilgili tarafların katkıları ile hazırladık. Strateji, uluslararası düzenlemeler ile başarılı gelişmiş ülke uygulamaları da dikkate alınarak hazırlanmıştır. 2012 Yılı Programında yer alan 21 no’lu tedbir gereğince Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı Bakanlığımız koordinasyonunda hazırlanarak Yüksek Planlama Kuruluna sunulmuştur. Şimdiye kadar alanında yapılan ilk çalışma olması nedeniyle ayrıca önem arz etmektedir. Strateji ile kooperatifçilik vizyonu; “Güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler niteliğini kazanmış bir kooperatifçilik yapısına ulaşmak” olarak belirlenerek, yedi stratejik hedef ortaya konulmuştur. 1. Kamu teşkilatlanması ve kooperatiflere hizmet sunum biçimi yeniden yapılandırılacaktır. 2. Eğitim, Bilgilendirme ve AR-GE faaliyetleri geliştirilecektir. K.K. - BM’nin 2012 yılını Kooperatifler Yılı ilan etmesini nasıl açıklayabilirsiniz? 3. Örgütlenme kapasitesi ve kooperatifler arası işbirliği imkânları arttırılacaktır. 4. Sermaye yapısı ile kredi ve finansmana erişim imkânları güçlendirilecektir. 5. İç ve dış denetim sistemleri tümüyle revize edilecektir. 6. Kurumsal ve profesyonel yönetim kapasitesi arttırılacaktır. 7. Mevzuat altyapısı uluslararası esaslara ve ihtiyaçlara göre geliştirilecektir. Bu hedeflerin gerçekleşmesini sağlayacak otuz altı eylem belirlenmiştir. Kooperatiflerin örgütlenme, yönetim, denetim ve sermaye yapıları yeniden düzenlenecek, teknik ve mali destek gibi alanlarda yeni ve sektör için çok önemli eylemlere yer verilmektedir. Başbakanımızın imzasını müteakip resmi gazetede yayınlandıktan sonra sektörün tüm taraflarının katılacağı bir törenle detayları kamuoyuna açıklanacaktır. K.K. - Türkiye’deki kooperatifçilik ile yurt dışındaki kooperatifçilik arasında yapısal farklar nelerdir? Bu konuda sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için gelişmiş ülkeler ile ülkemiz kooperatifçiliğini karşılaştırma yaparak artı ve eksilerimizi görebiliriz. Birleşmiş Milletlerin tahminine göre bugün dünyada 750 binden fazla kooperatif, bir milyardan fazla da kooperatif ortağı bulunmaktadır. Dünyada kooperatifçilik yaşanan ekonomik krizler sonucunda diğer şirket türlerine nazaran sağlam yapısı nedeniyle son derece güvenilir bir imaja sahip olmuştur. Böylece kooperatifler Dünyada çok küçük işletmelerden yer yer “Global Player” olarak adlandırılan ve milyar dolarlık satışlar yapan büyük işletmelere kadar oldukça geniş bir yelpazede faaliyetlerini sürdürmektedirler. ABD, İngiltere, Almanya, Fransa ve Japonya gibi gelişmiş ekonomilerin en önemli aktörleri arasında kooperatifler yer alıyor. Bankacılıktan sigortaya, sağlıktan, enerjiye kadar bulundukları sektörlerde önde gelen kuruluşlar olmayı başarmışlardır. Ülkemiz kooperatifçiliği değerlendirildiğinde, kooperatifçilik alanında sahip olduğumuz 150 yıllık geçmişimize rağmen bugün istediğimiz yerde olduğumuzu söyleyemeyiz. 1930’lu yıllarda Atatürk ile başlayan hızlı kooperatifleşme çalışmaları 80’li yıllardan sonra duraklama sürecine girmiştir. Ancak son yıllarda global gelişmelere paralel olarak yapılan çalışmalar sayesinde kooperatifçilik önemini tekrar kazanmaya başlamıştır. Bakanlık olarak dünyada son derece büyük öneme sahip olan bu şirket türünü ekonomik kalkınmaya daha güçlü destek sağlayabilmesi için ilgili tarafların katkılarıyla kooperatifçilik politika ve stratejileri yeniden belirleyerek ülke kooperatifçiliğini hak ettiği konuma taşıyacağız. Bugün ülkemizde 30’a yakı farklı türde 84 binden fazla kooperatif sekiz milyondan fazla insanımızın güçlerini birleştirerek ekonomik faaliyetlerin içine dahil etme başarısını göstermiştir. Ancak işletme büyüklükleri açısından yeterli olduğumuzu söyleyemeyiz. Ölçek ekonomilerinin sağladığı avantajlardan yeterli ölçüde yararlanılması noktasında atma- Dünyada meydana gelen kamu yönetimi anlayışındaki değişimlere paralel olarak, devletler ekonomik ve sosyal alandaki rollerini azaltmakta, idari, politik ve ekonomik yapıları serbestleştirmekte, farklı ekonomik sektörlerin gelişimini dengelemeye doğru yönelmektedirler. Bu doğrultuda, temelinde işbirliği anlayışı bulunan, bireylerin ve toplumun ekonomik ve sosyal kalkınması açısından büyük önem taşıyan kooperatifler, zaman içerisinde değişen ihtiyaç ve şartlara göre ilke ve değerlerini yenileyen ve birçok ülkede başarıyla uygulanan bir işletme modeli haline gelmiştir. Bunların yanı sıra Kooperatiflerin yoksulluğun azaltılmasına, gelirin adil dağılımına ve ülkelerin kalkınmasına sağlamış oldukları göz ardı edilemez katkıları sayesinde Kooperatifçilik sisteminin geliştirilmesi ve yeni kooperatif işletmelerinin kurulması, uluslararası kuruluşlar ve AB tarafından yayımlanan temel dokümanlar ile özellikle teşvik edilmektedir. Birleşmiş Milletler tarafından 2012 yılının tüm dünyada “Uluslararası Kooperatifler Yılı” ilan edilmesindeki başlıca amaç bu düşünceye dayanmaktadır. K.K. - BM’ce 2012 yılını Kooperatifler Yılının ülkemize ve dünyaya katkısı ne olacaktır? Öncelikle sosyal devlet niteliğine sahip bir ülke olduğumuz için kooperatifler bizim için önemli girişim modelleri arasında yer almaktadır. Zira kooperatiflerin gelirin adil paylaşımı, sermayenin tabana yayılması, sosyal devlet ilkesinin hayata geçirilmesi noktasında çok ciddi fonksiyonlar üstlenmesi, sosyal devletin gerekleri ile birebir örtüşmektedir. Dolayısıyla Dünya genelinde 2012 yılının Kooperatifler Yılı olarak ilan edilmesi böyle önemli bir alanda dünya ile paralel olarak çalışmalar yürütmemize ve ortak çalışmalar içerisinde yer alarak ülke kooperatifçiliğinin dünya standartlarına yükseltmemize imkân sağlamıştır. Bu nedenle 2012 yılını en iyi şekilde değerlendirmek için yoğun çalışıyoruz. Yıl içinde yapılacak olan faaliyetler ile Ülkemizdeki eski kooperatif anlayışını silip, kooperatiflerin sosyal ve ekonomik kalkınmaya olan katkıları konusunda farkındalığın arttırarak, kuruluş ve gelişimlerinin ilerletilmesini amaçlıyoruz. Bu hedefe ulaşabilmek için hazırladığımız 44 maddelik eylem planını uygulamaya geçirdik. Yılsonunda eylem planında yer alan tüm eylemler gerçekleştirildiğinde dünya ile paralel olarak ülkemize yeni bir kooperatifçilik vizyonu kazandırılmış olacaktır. K.K. - Bu yılda kooperatiflere ve kooperatifçilere mesajınız nedir? Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak kooperatiflerimizin gelişmesi ve ilerlemesi için gerekli olan mevzuat altyapısını oluşturmaya, düzenlemeler yapmaya ve teşvik edici destekleri sağlamaya devam edeceğiz. Piyasa ekonomilerde devletler yol haritasını belirler ancak o haritayı okuyarak yolunu bulacak olan kişilerin kendileridir. Kooperatiflerimiz özel hukuk tüzel kişiliği olan ticaret şirketi türlerinden biridir. Bu sebeple bir kamu otoritesi kooperatiflerimiz için müdahaleci değil rehber olmayı hedefliyoruz. Kooperatif işletmeler ile daha iyi bir Türkiye’nin inşasına katkı sağlamak adına birlikte sürekli daha çok çalışacağız. ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği KOOPERATİFÇİLİK KOOPERATİFLERDE VERİ TABANI OLUŞTURULMASININ ÖNEMİ? Erol AKAR Köy-Koop Kastamonu Birlik Başkanı »» 1960 lı yıllardan bu tarafa ciddi manada oluşmaya başlayan tarımsal amaçlı kooperatiflerin bu gün geldiğimiz noktada gerçek işlevlerini yerine getirebilen yapılar olduğunu söylemek mümkün değildir. Özellikle, kırsal alandaki kooperatif yapılanmayı meydana getiren kesimin bu konudaki bilgi yetersizliği, yeterli eğitimi almamış olmasının yanında, yasa ile belirlenen örgüt yapısı içerisinde, denetim, danışmanlık, eğitim ve finans kuruluşlarının birlikte mütalaa edilerek kooperatif yapıların oluşturulmamış olmasının çok önemli rolü vardır. Hatta hangi örgüt türü kurulursa kurulsun, sistem içerisinde bu mekanizmalar oluşturulmadan başarıyı yakalamaları da mümkün olamayacaktır. Öyle ki, Kooperatif yapılanması; bölge birliği, merkez birliği hatta milli birlik düzeyinde 1980 li yıllardan 2000 li yıllara kadar oluşturulamamış, kooperatifler köylerde bir tüzel kişilik olarak tek başlarına yeterli denetimden ve koordinasyondan uzak hizmet vermek durumunda kalmıştır. Çok doğaldır ki Bakanlığımızın denetim ve eğitim hizmetleri de yetersiz kalmıştır. Daha sonraki yıllarda mevcut örgüt yapılarının rehabilitasyonu yerine, Bakanlıkça örgüt çeşitliliğinin artırılması yönünde çalışma başlatılmış olup, bunun sonucu olarak da zayıf, güçsüz, yeterli hizmet potansiyelinden uzak birçok örgütün oluşumuna neden olunmuştur. Bu gün için sağlıklı bir şekilde sayısı dahi bilinmeyen, birden fazla yasa ile farklı farklı Bakanlıklarca yönetilen kooperatifler ve tarımsal örgütler hakkında yeterli veriye sahip olunmamasının sonucu, mevcut potansiyelin yeterince bilinmiyor olması nedeniyle ileriye dönük tarımsal politikaların oluşturulmasında ve örgüt yapılarının hangi hedeflere yönlendirilmesi gerektiği konularındaki belirsizlikler giderilememektedir. Hâlbuki özellikle kooperatiflerin, bölge birliklerinin ve merkez birliklerinin en alt birimdeki ortaklarının tüm verilerinin ve potansiyellerinin bilinmesi halinde yeni politikaların ve projelerin geliştirilmesi mümkün olacaktır. Merkez Birliklerimizin bu çalışmaları yapmakta maalesef geciktiğini kabul etmek gerekir. Bu tür çalışmalar bu güne kadar gerçekleştirilebilmiş olsaydı, hiç şüphesiz bilimsel çalışma ve kurumsallık adına önemli bir kazanım olacak ve politikaların belirlenmesinde Merkez Birliklerimiz daha etkin olabilecekti. Gecikilmiş olmasına rağmen bu tür çalışmalara acilen başlanılması doğru bir yaklaşım olacaktır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının program konularında önemli çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Ancak; o kadar çok ve çeşitli programlar kullanılmaktadır ki çoğu program amacına ulaşmamaktadır. Kooperatiflerde bilgilerin sürekli değişmesi, güncellenme zorunluluğu getirmektedir. Özellikle kooperatiflerle ilgili bilgilerin en azından bölge birlikleri tarafından girilmesi ve güncellenmesi programların sağlıklı işletilmesini sağlayacak, Birliklerin ve kooperatiflerin kurumsallaşması adına önemli bir kazanım olacaktır. ÇİFTÇİLER ÖRGÜTLENMELİ » Çiftçilerimizin karşılaştıkları sorunları çözümünde örgütlenmenin önemli bir unsur olduğu gerçektir. Üreticilerimiz ve çiftçilerimiz çok Tarımsal üretimin kendine özgü özelliklerinden ve tarımsal üretimde sorunla karşılaşıyor. Bu sorunların bulunan işletmelerin büyük ölçüde çözümlenmesi AB uyum sürecinde küçük olmasından kaynaklanan soüretici örgütlerinin ve üreticilerimirunlar nedeni ile tarımda istenilen zin ekonomik alanda çıkarlarının üretim ve gelir artışı sağlanamamışkorunması açısından kooperatifçitır. Tarımda üretim, gelir ve refah liğin gelişmesi ve örgütlenme çiftçilerimiz için çok önem taşımakta. M. İlhan SARIKAYA artışının sağlanabilmesi için üreticilerin etkin bir şekilde örgütlenmiş Dünyada kooperatifleşme hızla olması oldukça önemlidir. büyüdüğü yapılan istatistiklerle tespit edilirÖrgütlenme çok farklı şekilde anlaşılabilecek ken, Ülkemizde kooperatifleşme çok geride geniş bir kavramdır. Örgütlenme; ortak yaşaolduğunu görülmektedir.. Bu nedenle çiftçilema, birlikte hareket etme, işbirliği yapma ve rimizin örgütlenmesi kooperatifleşmesi kendi kurumsallaşma belli amaçları yerine getirmek ekonomik menfaatleri için gereklidir. için düzenlenmiş yapılardır.. Kooperatif konusunda geriye bakıldığında geçmişi oldukça gerilere gitmesine rağmen istenilen seviye ye gelememektedir. . Çiftçi ve üreticilerimiz bir çok sorunla karşılaşıyor. Bu sorunların çözüme kavuşturulması. için kooperatifleşilerek örgütlenmeye gidilmelidir. Tarımsal sektörün en önemli sorunlardan biri, üreticilerin örgütlü bir yapıda olmamasıdır. Tarımsal üretimde ürünlerin daha iyi değerlendirilebilmesi ve üreticilerin pazarda etkin olabilmeleri için örgütlü bir yapıda olması gerekmektedir. Tarımsal üretimde bulunan üreticilerin örgütlenme düzeyini, örgütlenmeye bakışlarını ve tarımsal örgütlerden beklentilerini belirlemek amacı ile çeşitli araştırmalarda yapılmıştır. Üreticilerin eğitim düzeyi ile tarımsal örgüte üye olmaları arasında anlamlı bir ilişki ortaya çıktığı gözlenmiştir. Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerine ortak olan üreticilerin beklentileri gerçekleşmiş iken Ziraat Odasına üye üreticilerin beklentileri gerçekleşmemiştir. Gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi, ülkemizde de kırsal alan ve kırsal nüfus ülke kalkınmasını etkileyen önemli faktörlerdendir. Kırsal kesimde yaşayan nüfusun büyük birbölümü geçimini tarımsal üretimden sağlamaktadır. Tarımsal üretimde örgütlenmenin temel amacı, tarım kesiminde verimliliği yükseltmek ve Üretimden tüketim aşamasına kadar tarımsal ürünlerin değerlendirilmesini sağlayarak üreticinin gelirini ve pazardaki konumunu yükseltmektir. Bu amacı gerçekleştiren üretici örgütleri ise diğer yandan kırsal toplumun yaşam düzeylerini iyileştirmekte, kaynakları kıt olan üreticilerin gelirini arttırmakta ve böylece tarımsal gelişmeyi sağlamaktadır. Üreticiler farklı beklenti ve nedenlerden dolayı tarımsal örgütlere veya kooperatiflere ortak olmaktadır. Üreticilerin kooperatiflere ortak olmalarının en önemli nedeni, ekonomik amaçlarını gerçekleştirmek veya finansal durumlarını daha iyi hale getirmektir. Bunların yanı sıra sosyal amaçlarını gerçekleştirmek için üreticiler kooperatiflere üye olabilmektedir. Üreticilerin sorunlarını çözebilmeleri ve rekabet edebilmeleri birlikte hareket etmelerine ve örgütlü olmalarına bağlıdır. Bu yüzden örgütlenmeye gerekli önem verilmeli ve kooperatifleşmenin ön planda değerlendirilmesi ve desteklemesi gerekmektedir. 13 Saman Fiyatlarına Derhal Müdahale Edilmeli »»Mahmut Eskiyörük, saman fiyatlarının artmasına müdahale edilmediği takdirde hayvancılığın tehlikeye gireceğini söyledi. İzmir Tarım Grubu (İTG) Başkanı Mahmut Eskiyörük, saman fiyatlarındaki artışa dikkat çekmek için basın açıklaması yaptı. Eskiyörük, "Hayvancılık sektörü, süt krizi dolayısıyla dört yıl önce büyük bir yıkıma uğradı. Süt fiyatlarının aşırı düşmesi sonucu üretici çaresizlikten hayvanına bakamaz duruma gelmiş, binlerce süt ineğimiz kesime gitmişti. Bu durumun akabinde Türkiye ithalata mahküm kalarak, krizin bedelini üreticimiz ve ülkemiz çok ağır ödemişti. Gelinen süreçte her şey normal seyrine girmişti ki bu defa başta saman olmak üzere ciddi bir yem krizi ortaya çıktı. Yem fiyatlarının bugünkü durumuyla üretimin devam ettirilmesi maalesef mümkün değildir. Saman, hayvanın sindirimini sağlayabilmesi için mutlaka kullanılması gereken bir üründür. Aksi takdirde hayvanlarda asidoz oluşarak kesilmeleri zorunlu hale gelir. Üretici, fiyat yüksekliğinden ve hastalıktan dolayı hayvanlarını kesime gönderirse artık Türkiye hayvancılığı tamamen dışa bağımlı hale gelecektir." dedi. Eskiyörük, çözüm olarak "Bakanlık bu defa piyasaya müdahale etmekte, daha önce olduğu gibi gecikmemelidir. İvedilikle duruma el koyarak acil eylem planı hazırlamalıdır. Türkiye'de saman üretiminin azlığını görerek parasıyla para kazanmak için deposunda saman stoklayanların önünü kesecek bir hamle geliştirilmelidir. Başta saman olmak üzere kaba yem fiyatlarının aşırı yükselmesi spekülatif bir durumdur. Tarım Bakanlığı, gerekirse saman ithalatı yapılacağını derhal açıklamalıdır." şeklinde konuştu. Mehmet VAROL - Köy-Koop Merkez Birliği Başkan Vekili 14 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği TARIMDA SAĞLIK PİRİNÇ SEKTÖRÜNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ »»Pirinç adının, Hindistan’da yaşayan Tamil etnik grubunun kullandığı Dravidian dilinden geldiği düşünülmektedir. Arapça dilinde ar-ruzz olarak tanımlanan pirinç, latin diline oriza ve İtalyan diline riso olarak girmiştir. Ülkemizde yer alan illerden biri olan Rize’nin adının ise yine Yunanca pirinç anlamına gelen Rhizos’tan geldiği düşünülmektedir. Pirinç, buğday ve mısırdan sonra dünyada en çok ekilen bitkidir. Bununla birlikte suyun içinde yetiştirilen tek tarımsal bitkidir. Bu nedenle çok yağış alan, nemli bölgelerde yetişir. Pirinç tarımının İ.Ö. 3000’li yıllarda Hindistan’da başladığı düşünülmektedir. Pirinç, Hindistan’da başladığı bugün neredeyse dünya nüfusunun yarısından fazlası için en önemli besin kaynağıdır. Bunun için üretilen pirinç miktarı ve dünyada oluşan fiyatları bütün ülkeler için çok büyük önem taşımaktadır. Özellikle nüfusun çok yoğun olduğu asya ülkeleri ve halkları için, her öğün masalarından eksik olmayan en önemli besin kaynağıdır. Pirincin işlenmesi ve yan ürünleri: Pirinç kabuğu: Pirinç tanesini içine alan dış kaplama veya kabuk tabakası. Kabuk yenmez. Pirinç kepeği: Pirincin üst tabakası. Tahıllarda, karışımlarda ve vitamin konsantrelerinde bir bileşendir ve pirinç kepeğinin gıda kalitesinde olmayan cinsleri hayvan yemlerinde kullanılır. Pirinç kepeği yağı: Pirinç kepeğinden çıkartılan yüksek kaliteli bir yemeklik yağdır. Kırık taneler: Bir tam tanenin dörtte üçünden küçük olan pirinç taneleri. Pirinç unu yapımında ve evcil hayvan mamalarında kullanılır. Pirinç unu: Öğütülmüş kabuksuz veya esmer pirinçtir. Alerjenik değildir ve bu da onu, glütene ve buğday unu ürünlerine karşı alerjisi bulunanlar için bir buğday alternatifi olarak çok değerli hale getirir. Pirinç hamuru, cips ve başka aperatif yiyecekler ve kahvaltı amaçlı tahıl ürünleri üretilmek üzere tabaka haline getirilebilir. Dünya nüfusunun yarısından fazlası için beslenmede büyük önem taşır. Dünya’nın en büyük pirinç üreticileri sırasıyla şu ülkelerdir: -Çin (185 milyon metrik ton) -Hindistan (129 milyon metrik ton) -Endonezya (54 milyon metrik ton) -Bangladeş (40 milyon metrik ton) -Vietnam (36 milyon metrik ton) -Tayland (27 milyon metrik ton) Türkiye’de ise 50 bin hektar alanda pirinç ekimi yapılaktadır. Toplam üretim ise yaklaşık 360 bin metrik tondur. Ülkemizde en çok, Edirne, Çorum, Samsun , Sinop, İzmir, Manisa, Balıkesir ve Kastamonu illerinde pirinç ekimi yapılmaktadır. Bu üretim ne yazık ki yeterli olmadığı için 250 bin metrik ton pirinç ithalatı yapılmaktadır. ABD, dünyanın en çok pirinç üreten ülkesi değildir ancak ürettiği 8 milyon metrik ton pirinçin yarısını ithal etmektedir. Üretimde çeşitlilik ve verimlilik pirinç üretiminde son derece önemlidir. Türkiye’de pirinç için en elverişli bölge olan Trakya’da ise sanayi tesislerinden kaynaklanan su kirliliği, gelecekteki üretimi çok ciddi bir şekilde etkilemektedir. Sulama konusunda yaşanan sıkıntıların aşılması durumunda ülkemiz, pirinç ithal etmekten kurtulabilecektir. Yaklaşık 100 milyon dolarlık ithalat harcaması Türk çiftçisinin cebinde kalacaktır. Kancalıkurtun (Ancylostoma duodenale) ya da Amerika kancalıkurdunun (Necator americanus) ince bağırsakta meydana getirdiği hastalık. Bu hastalığa en çok tropikal ve subtropikal ülkelerde rastlanır. ABD’nin bu nitelikteki bölgelerinde çok yaygındır. Toprak altındaki tünellerde çalışan maden işçileri de bu hastalığa çok yakalanırlar. PİRİNÇ ÜRETİMİNDE KARŞILAŞILAN TEHLİKELER, KAZALAR VE HASTALIKLAR Kötü ev koşulları, beslenme yetersizliği ve oldukça çok tüketilen içme sularının temiz olmaması; yorgunluğa, ishale ve barsak sorunlarına neden olmaktadır. Güneş altında kalmaktan dolayı ise güneş çarpmaları sıkça görülür. Çiftliklerde kullanılan tarım makinalarının nasıl çalıştığını bilmeyen işçiler, genellikle kazalara sunuk kalmaktadırlar. Ağırlıklar kaldırılırken, yükün fazla olması kas, kemik ve eklemlerde sakatlanmalara sebep olmaktadır. Özellikle göçmen işçiler ve çocuklar, daha çok yaralanmakta ve hatta ölmektedirler. Üretimde önemli miktarlarda kullanılan gübreler, pestisitler ve güçlü yabani ot öldürücü kimyasallar bazı tehlikelere neden olmaktadır. Özellikle ilaçlama yapılırken ya da diğer solunum risklerinin bulunduğu bu alanlarda dolaşılırken mutlaka solunum koruyucu donanımlar kullanılmalıdır. Ayrıca cilde bu kimyasalların temas etmesi ise yanmalara ve kontakt dermatit* gibi hastalıklara neden olmaktadır. Sıtma*, tetanoz*, kancalı kurt hastalığı (ankilostomiaz)*, leptospira*, saman nezlesi(alerjik rinit)*, çiftçi akciğeri*, blefarit* hastalıkları sıkça görülür. En sık görülen meslek hastalıkları, cilt sorunlarıdır. Çeltik yapraklarının dikenli olması nedeniyle kızarmalar ve su toplamalar, özellikle staphylococcus bakterisi nedeniyle ciltte mantar enfeksiyonları, çengellikurt nedeniyle kaşıntılar sıkça görülür. Organik, inorganik tozlar ve sentetik kimyasallar nedeniyle solunum yolu rahatsızlıklarıyla da karşılaşılır. Nitrat oranı yüksek olan topraklar nedeniyle gaz zehirlenmeleri olabilir. Ekonomik sorunlar, güvensizlik duygusu, sosyal destek yoksunluğu, eğitim imkanlarının yetersizliği gibi bazı stres faktörleri psikolojik travmalar yaratmaktadır. İş sağlığı ve güvenliğini geliştirmek konusunda ILO’nun aşağıdaki sözleşmeleri önemli birer yol göstericidir: Tarımda Asgari Yaş Sözleşmesi, 1921 (No.10), 14 yaşın altındaki çocuklar ister kamusal ister özel hiç bir tarım alanında özellikle okulları devam ederken çalışamaz/çalıştırılamazlar. Tarımda Çocukların ve Gençlerin Gece Çalışması Tavsiyesi, 1921 (No.14), 14 yaşın altında çocuklar gece çalışma durumlarında en az 10 saat dinlenmelidirler. Büyük Çiftlikler(Plantation) Sözleşmesi, 1958 (No.110), bütün işçiler sağlık kontrolünden düzenli olarak geçmelidirler. Burun iç yüzeyi mukoza diye de bilinen bir tabaka ile döşelidir. Bu mukoza üzerinde burundan geçen solunum havasının filtre edilmesi ve nemlendirilmesi görevini üstlenmiş hücreler vardır. Ancak bu hücreler solunum havası ve dış ortamla çok yakın ilişkileri nedeniyle allerjenlerle sık olarak karşılaşmakta ve duyarlı hale gelmektedir. Bu duyarlılaşma normal burun mukozasını değişime uğratır. Bu değişimler sonrası Allerjik nezle veya Allerjik Rinit denilen bir tablo ortaya çıkar. Bu tabloda burun kaşıntısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler gözlenir. Ayrıca bu belirtilere eşlik eden yeni bazı hastalıkların görülmesine de neden olurlar. Çiftçi Akciğeri, küflenmiş saman veya kuru ot tozlarının, çiftçilerin solunum yoluyla akciğerlerine girmesinden meydana gelen akut bir akciğer hastalığıdır. Blefaron Latincede gözkapağı anlamına gelir. Blefarit gözkapağının iltihabi bir hastalığıdır. Her iki cinsiyette, her yaşta görülebilir ve oldukça yaygındır. Blefarit süreğen bir hastalıktır, tedaviye rağmen tekrarlayabilir. Kontakt dermatit, derinin bazı maddelerle teması sonucu oluşan bir reaksiyondur. Bu reaksiyonların % 80’ i tahrişe bağlı reaksiyonlar (örneğin: bulaşık yıkama sonucu oluşan el gibi), % 20’ si de allerjik reaksiyonlardır. Reaksiyon temastan hemen sonra oluşmaz. Temas sonrası 1-3 gün sonra oluşan belirtiler genellikle 1 hafta veya daha sonra kaybolur. Deri kırmızı, kaşıntılı, iltihaplı ve kabarcıklı bir hal alır. Reaksiyon genellikle temas yerinde en yoğundur; derinin diğer bölgelerinde de olabilir. Köpeklerde görülen leptospira olgularının büyük çoğunluğu L.canicola, L.icterohaemorrhaigae, L.ponoma tarafından yapılmaktadır. Bakteri idrar yoluyla atılır ve vücuda mukozalardan veya yara bere olan deriden girer. Hastalık insanlara da bulaşabilir. Hastalık yazın daha sık olarak görülür. Vücuda giren bakteri iç organlara gider ve 4-10 gün süren çoğalma dönemine girer. Bu dönemin sonunda; böbrekler etkilenebilir ve bunun sonucunda böbrek yetmezliği oluşabilir, Karaciğer etkilenirse sarılık, akut hepatit veya kronik aktif hepatit şekillenebilir; pıhtılaşma bozuklukları ortaya çıkabilir Sıtma, hastalık yapıcı bir parazit olan plazmodiumların, dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir hastalıktır. Batı dillerinde bu hastalık için ‘Malaria’ terimi de kullanılır ki bu İtalyancada ‘kötü hava’ anlamına gelir. Hastalığın en önemli belirtisi olan titremeyle yükselen ateş, plazmodiumun çeşidine göre değişik şekillerde olur. Çok eski zamanlardan beri bilinen bu hastalığın tanısının konulması kolaydır; ayrıca tedavisi de olasıdır. Tetanoz mikrobu, genellikle toprakta, nemli ortamda, ev-ameliyathane tozlarında, tuzlu suda, özellikle gübre içerisinde ve oksijensiz ortamda yaşayabilen, ısıya dayanıklı bir mikroptur. Vücuda çok küçük yara ve kesiklerden bile kolayca girebilen Tetanoz mikrobu, salgıladığı Tetanospazmin adlı “Tetanoz zehiri” ile omuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarına rağmen hala 10 hastadan 6’sının ölümüne yol açmaktadır. www.isguvenligi.net ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği MEVZUAT 2012 Yılı Çiğ Süt Desteği Tebliği Yayımlandı »»Çiğ Sütün Değerlendirilmesine Yönelik Destekleme Uygulama Esasları Tebliği (Tebliğ No: 2012/52) 3 Temmuz 2012 Tarih Ve 28312 Sayılı Resmi Gazete’de Yayımlandı. Tebliği belirli dönemlerde çiğ sütün değerlendirilmesi, süt üretiminin geliştirilmesi, kayıt altına alınması ve çiğ süt fiyatlarında istikrarın oluşturulması amacıyla Dahilde İşleme rejimi kapsamında ihracat yapan imalatçı, imalatçı-ihracatçı firmaların ihtiyaç duydukları süt tozunun tamamının yurt içinde üretilmesi ve temin edilmesine yönelik süt tozu üretiminin desteklenmesi ile ilgili usul ve esasları kapsıyor. Buna göre, Dahilde İşleme izin belgesi kapsamında ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünün elde edilmesinde hammadde olarak kullanılan yağlı-yağsız süt tozunun tamamı yurt içinden sağlanacak. edilememiştir” kaşesi olması kaydıyla ithalat yapılmasına izin verilebilecek. Gıda işletmelerinin kayıt ve onay işlemlerine DİR kapsamnda faaliyet gösteren ve standartlara uygun olarak ürettiği veya ürettirdiği yağlıyağsız süt tozunu kendiişletmesinde kullanmak veya imalatçı-ihracatçılara belgelendirerek satmak şartıyla ton başına ödeme yapılacak. Desteklemeden yararlanmak isteyen süt tozu üreticileri müracaatlarını istenilen belgelerle birlikte süt tozu üreten veya ürettiren işletmelerin bulunduğu il/ilçe müdürlüklerine 3’er aylık dönemler halinde yapacak.Ocak-Haziran 2012 döneminde Konsey tarafından Genel Müdürlüğe bildirilen müracaatlar bu kapsamda olmayacak. Kota Miktarı Belirlenmesi Belge kapsamında süt tozu alımı, bakanlıkça süt tozu üretim kotası tahsis edilen süt tozu üreten sanayici, imalatçı, ihracatçılardan temin edilecek. Önceden ihracatının gerçekleştirildiğinin belgelendirilmesi kaydıyla belge kapsamında süt tozu üretim kotası olanlardan yurt içi alımın imkan bulunmaması halinde, ilgili ihracatçı birlikleri genelk sekreterliğinin uygun görüşü ve Ulusal Süt Konseyince “Yurt içinde temin Destekleme birim fiyatı kota tahsisi yapılan aylar için belirlenecek süt tozu üretiminde kullanılan soğutulmuş çiğ sütün, kota tahsisi yapılan ay için belirlenen referans fiyatın altında satın alınması halinde ilgili firma bu ayın desteklemesinden yararlandırılmayacak. Süt tozu üretimi için gerekli olan soğutulmuş süt üretici örgütlerinde tedarik edilecek. Doğrudan çiftlik bazında sütün tedarik edilmesi halinde üreticinin örgütlü olması ve bu durumun örgütü tarafından belgelendirimesi zorunlu olacak. Destekleme Ödemesi Desteklemeye esas olacak satış faturası ve / veya gümrük çıkış beyannamesinde gösterilen süt tozu miktarları ile belgelendirilen çiğ süt miktarı, süt tozu üretimi için gerekli olan eş değer miktarı ile uyumlu olacak 1 kg süt tozu için en az 10 litre çiğ süt esas alınacak. Ormanlarda Hayvan Otlatılmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Belirlendi »»Ormanlarda Hayvan Otlatılmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik 11 Temmuz 2012 tarih ve 28350 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. b) Doğal veya yapay olarak gençleştirmeye ayrılan alanlar, d) Toprak muhafaza tedbirleri alınan havzalar ve erozyon kontrolü çalışmaları henüz başlamamış olmakla birlikte toprak taşınmasına ve sele hassas olan dere havzaları, e) Koruya tahvil, verimli baltalık olarak işletilen ve canlandırma kesimleri ile rehabilitasyon çalışmalarına konu edilen yerlerde hayvanların zarar veremeyeceği boya ulaşmamış ve ilgili işletme şefliğince hayvanların ağaçlara zarar verebileceği tespit edilen ormanlar, f) Seçme işletmeciliği uygulanan alanlarla, devamlı orman olarak işletilen ormanlardaki gençleştirme nüveleri, g) Özel ağaçlandırma sahaları, ğ) Birinci derece arkeolojik sit alanları ile milli park ve tabiat parklarının mutlak koruma, hassas koruma bölgelerinin yanı sıra tabiatı koruma alanları ve tabiat anıtları, sulak alan mutlak koruma bölgeleri, yaban hayvanı üretme istasyonları, yaban hayatı koruma sahaları, yaban hayatı geliştirme sahalarının mutlak koruma bölgeleri ve yaban hayatı geliştirme sahalarından yönetim planlarında otlatmanın yasaklandığı diğer zonlar, »»Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı Halleri Hakkında Yönetmelik 7 Temmuz 2012 tarih ve 28346 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandı. Düzenleme, kamu ve çevre sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan bir dizi yaptırım içeriyor. Düzenlemeye göre, artık toptancı hallerinde fiyat panosu, bilgi işlem-hoparlör-aydınlatma sistemi, güvenlik kamerası, çöp toplama yeri, tuvalet ve otopark bulunması zorunlu olacak. Haller, belediyeler tarafından kurulacak, hal yöneticileri, illerde en az lisans, ilçe veya beldelerde ise en az lise mezunu olacak. Çevreyi rahatsız edecek şekilde satış yapılmayacak, alıcıya karşı sözlü veya fiili kötü muamelede bulunulmayacak. 1 Ocak 2012 tarihinden önce kurulmuş toptancı hallerinin, 1 Ocak 2013 tarihine kadar belirtilen bilgi işlem sistemini kurması ve teknik donanımı sağlaması gerekecek. Toptancı hallerinde bulunan toplam işyeri sayısının en az yüzde yirmisi üretici örgütlerine kiralanmak üzere üretici örgütü yeri olarak ayrılacak. Üretici örgütü yerlerinin kiralanmasında toptancı hali ile ilgilendirilen üretici örgütlerine öncelik verilecek. Ayrılan işyerlerine yeteri kadar talep bulunmaması veya boşalan işyerlerinin doldurulamaması hâlinde diğer talep sahiplerine kiralama yapılabilecek. Ancak, diğer talep sahiplerine yapılacak kiralamanın süresi beş yılı geçmeyecek. Üreticiler, toptancı halinde yalnızca kendi ürettikleri sebze ve meyvelerin satışını yapabilecek Üretici örgütleri, toptancı halinde ortak veya üyelerine ait mallar ile faaliyet merkezinin bulunduğu yerdeki diğer üreticiler ile üretici örgütlerine ait malların alım ve satımını yapabilecek. Üreticiler ve üretici örgütleri hariç aynı toptancı halindeki diğer satıcılar, kendi aralarında mal alamyacak, satamayacak veya devir işlemi yapamayacak. Malların satışı HAL VE GİDİŞ c) Rehabilitasyon ve YARDOP kapsamında tesis edilen yangın durdurma zonlarındaki ekim ve dikim yoluyla gençleştirmeye ayrılan alanlar, ç) Ağaçlandırılmış olan sahalar, Toptancı Halleri İle İlgili Yeni Düzenleme Yürürlüğe Girdi Malların toptan alım ve satımı, toptancı hallerinde yapılacak, ancak; Toptancı haline bildirimde bulunmak kaydıyla; a) Sınaî üretimde kullanılmak üzere sanayicilerce satın alınan mallar, Yönetmeliğe göre; Otlatma izni verilmeyecek alanlar belirlendi. a) Yangın görmüş ve ormanların yenilenmesini veya erozyon tedbirlerinin alınmasını gerektiren alanlar, h) Nesli tehlike altına girmiş, endemik bitki türleri açısından, korumada öncelikli ve önemli sahalar, ı) Çam pamuklu koşnili bulunan basralı ormanlar hariç, arıcılığı desteklemek amacıyla tesis edilen ormanlık alanlar. Mülki hudutlarında Devlet ormanı bulunan köyler halkı ile orman sınırları dışında yaşayıp kadimden beri hayvancılıkla uğraşanlara tayin edilecek saha ve otlatmaya uygun bitki kapasitesi dahilinde yılı içerisinde belirlenecek sürelerde otlatma izni verilebilecek. Otlatma planının onaylanmasını takip eden bir ay içerisinde mahalli orman işletme müdürlüğünce yöredeki sürü sahipleri ile çobanların katıldığı bir toplantı düzenlenecek. Bu toplantıda otlatmaya yasak alanlar, otlatma yapılacak alanlar ve plan uygulaması ile ilgili; mahalli yöresel mevki isimleri ile ova, dere, tepe, düzlük ve benzeri yerleri belirtmek suretiyle bilgilendirme yapılacak Otlatmada çoban başına en fazla 200 adet keçi veya 250 adet koyun veya 50 adet büyükbaş hayvan hesap edilerek. 0-6 ay arası oğlak, kuzu ve buzağı bu rakamlara dahil edilmeyecek. 15 b) İhraç edilmek üzere ihracatçılarca satın alınan mallar, c) İlgili mevzuatı çerçevesinde ithalatçılarca ithal edilen mallar, ç) Toptancı hali dışında üretici örgütlerince satılan mallar, d) 1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu kapsamında organik tarım faaliyetleri esaslarına uygun olarak üretilen ham, yarı mamul veya mamul haldeki sertifikalı ürünler, e) İyi tarım uygulamaları kapsamında sertifikalandırılan ürünler toptancı hali dışında toptan alınıp satılabilecek. Hal rüsumu 1- 1/12/2004 tarihli ve 5262 sayılı Organik Tarım Kanunu kapsamında organik tarım faaliyetleri esaslarına uygun olarak üretilen ham, yarı mamul veya mamul haldeki sertifikalı ürünlerden, 2) İyi tarım uygulamaları kapsamında sertifikalandırılan ürünlerden, 3) Üreticilerce perakende olarak doğrudan tüketicilere satılan mallardan, 4) Üretici örgütlerince toptancı hali içinde ve dışında satılan mallardan, hal rüsumu alınmayacak. Gıda güvenilirliği ve kalitesi analizleri, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yetkilendirilmiş kamu laboratuvarlarında veya özel laboratuvarlarda yapıldığı belgelenen mallar üzerinden alınacak hal rüsumu, yarısı oranında alınacak. Sait MUNZUR 16 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği KOOPERATİFLERİMİZ KÖY-KOOP MANİSA BİRLİĞİ »»Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında, İzmir-İstanbul Karayolunun kuzeyinde, İzmir’e 36 km uzaklıkta bulunan Manisa, Ege Bölgesi’nin en önemli şehirlerindendir. Köy- Koop Manisa Birliği 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’na dayanılarak 1973 yılında kurumuştur. 90 Kooperatif, 14.000 kooperatif ortağı bulunan birliğimizin altı personel, bir merkez binası ve bir satış mağzası ile faaliyetini sürdürmektedir. Manisa Köy-Koop Birliği, Akhisar bölgesinde zeytin ve zeytinyağı fabrikasını hiçbir devlet desteği olmadan, kendi imkanları ile borçlanarak kurmuştur. Bu önemli görevi yaparak kooperatif ortaklarının ve diğer üreticilerin yararına büyük bir iş başarmıştır. Köy-Koop Manisa Birliği Yönetim Kurulu: Başkan Nurettin Dingaz, Başkan Yrd. Ahmet Dursun, Başkan Yrd. Mehmet Kavas, Başkan Yrd. Mehmet Ergin, Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Tekbaş Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Cavcav Manisa Köy-Koop Birliği, orman ürünlerinin değerlendirilmesi açısından önemli faaliyetleri bulunmaktadır. Köy-Koop Manisa Birlik Başkanı Nurettin Dingaz, ilk kez İspanya’ya 40 ton meşe palamudu Manisa’nın toprak, iklim ve çevre şartlarındaki farklılık bitki örtüsüne de yansır. Dağ kütlelerinin deniz etkisini kesmesi, Akdeniz iklimi ve karasal iklim bitki türlerinin iç içe bulunmasına neden olmaktadır. Manisa il topraklarının %46 sı orman ve makilerle kaplıdır. Geniş bir alanı kaplayan makiler dağların kuzey ve batı yamaçlarında yer alır. Verimli toprakları ile ülkemizin önde gelen tarım kentlerinden biri olan Manisa, gün geçtikçe artan üretim miktarıyla sadece ulusal değil, uluslararası arenada da önemli bir oyuncu haline geldi. Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre toplam bitkisel ve hayvansal üretimde Türkiye’de altıncı sırada yer alan Manisa’nın çekirdeksiz kuru üzüm, tütün, sofralık zeytin ve kiraz üretiminde ülke birincisi. Köy-Koop Manisa Birliği, örgütlü üretim modeli ile her sektörde olduğu gibi tarım sektöründe de kooperatif ortaklarına bir güç vermektedir. Bunun bilinci ile çiftçilerimize kooperatifçiliğin önemini vurgulayan eğitim çalışmaları yapılmaktadır. Köy-Koop Manisa Birliğinin faaliyetleri arasında; süt ve süt ürünleri, zeytin, zeytinyağı, meşe palamutu, pelitlerinin toplanması, ihracatı, el sanatları, halı, kilim, Manisa bezi, şal, yapma bebek ve diğer el sanatları ürünleriyle geniş bir yelpazede üretim yaparak, Manisa ve ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadır. Zeytinyağı fabrikası birliğimizin kendi bünyesinde işletilmektedir. pelidi ihraç ettiklerini, İspanya dışında Çin, Kore, Belçika, İsviçre ve Almanya gibi ülkelerden de bu konuda talebin geldiğini vurguladı. Kooperatif olarak ortaklarına fayda sağlamaya çalışmaktadır. Hedeflerinin yurt dışında pazar payı oluşturmak olduğunun altını çizen Dingaz, “Meşe Palamudu Pelidi pazarını daha fazla geliştirirsek kurutma fabrikası kurmamız gerekiyor. Kendi kurutma tesislerimiz olması gerekiyor. Daha farklı bir teknoloji kurmak istiyoruz. KöyKoop Manisa Birliği olarak önümüzdeki hedefimiz, ihracatı artırmak hem de böyle bir tesisi kurmak. Kendi imkânlarımızla faaliyetlerimizi yürütmeye çalışmak. Bu faaliyetleri yürütürken mutlaka sorunlarımız olduğu aşikardır. Bu konuda devletten destek bekliyoruz.” dedi. Yılda 15 Fuarda Manisa Tanıtılıyor Köy-Koop Manisa Birliği ürünleri satış mağzasını 2011 yılının Temmuz ayında hizmete açtı. İzmir-İstanbul karayolu üzerinde yer alan satış mağzasına sadece Manisa’dan değil, İstanbul, İzmit, Sakarya gibi illerden kooperatif ürünlerini almak için geliyorlar. Bu sayede hem Manisa’nın yöresel ürün ve el sanatları ile tanıtımı yapılmakta, hem de üreticilerin ürünlerinin pazarlanması sağlanmaktadır. Köy-Koop Manisa Birliği, kooperatif ürünlerinin yurtiçi ve yurt dışında tanıtımı, satışı için fuarlara katılmaktadır. Türkiye’nin 7 bölgesindeki, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, özel sektör fuarcılığının organizasyonlarına iştirak etmektedir. Fuarlarda yöresel el sanatları, kilim, yöresel bebeklerin yanında gıda ürünleri olarak, kooperatif ortaklarının üretmiş oldukları, zeytin ve zeytinyağı, zeytinyağlı kuru domates, Manisa’nın kuru üzümü, Mesir Macunu gibi pek çok ürünü fuar standlarında üreticiden halka satışı yapılmaktadır. ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği BİTKİ HASTALIKLARI 17 ELMA BAHÇELERİNİN ANA ZARARLILARI »»Elma İçkurdu (Cydia pomonella) Tanımı, yaşayışı ve zarar şekli Ergin gri renkli yaklaşık 10 mm uzunluğunda, her iki kanat ucunda üçgen şeklinde çukulata renginde leke bulunur. Yumurta 1-1.2 mm çapında oval şekilde, başlangıçta süt beyazı renginde ve mumumsu görünümdedir. Yumurta geliştikçe orta kısmında kırmızımsı bir halka görülür, açılmadan hemen önce ise gelişmiş larva açıklıkla izlenebilir. Yumurtadan yeni çıkan larva 1 mm uzunluğundadır. Bu dönemde iri ve yassı olan baş ve prothorax parlak siyahtır. Gelişimini tamamlayıp elmayı terkeden olgun larva 15-20 mm uzunluğunda beyazımsı pembe görünümündedir. Olgun larva elips şeklinde ve kirli beyaz renkte kokon örerek içinde pupa olmaktadır. Açık kahverengi olan pupa, 10 mm uzunluğunda ve 2.5-3 mm genişliğindedir. Ülkemizde Elma içkurdu genellikle yılda 2 döl, bazı yer ve yıllarda kısmi bir 3.'ncü döl de verebilmektedir Elma içkurdu kışı daha çok ağaç gövdesinin çatlamış kabukları arasında, kısmen de yere dökülmüş toprakta bulunan kalıntılar arasında, ambalaj ve depolama yerlerinde ördükleri kokonlar içerisinde olgun larva döneminde geçirmektedir. Kışı geçiren olgun larva mayıs başlarına doğru pupa olur. İlkbaharda ergin çıkışı genellikle mayıs ( bazı yıllar nisan ortalarında) ayında başlamakta ve bazen temmuz ortalarına kadar devam etmektedir. Ergin kısa bir preovipozisyon döneminden sonra yumurta bırakmaya başlar, ancak bunun için akşam alacakaranlık sıcaklığının üst üste iki gün 15°C' nin üzerinde olması gerekmektedir. Bir dişi 30-70 yumurta bırakır. Yumurta önceleri yapraklara, ince dallara, daha sonra meyvelere teker teker bırakılmaktadır. Yumurtadan çıkan larvalar genellikle 4-8 saat içerisinde meyveye girer. Larva meyveye çiçek çukurundan veya elmanın yan tarafı ile sapa yakın kısımlarından içeri girdikten sonra meyvenin merkezine doğru tünel açarak ilerler. Elma içkurdu larvası meyvenin çekirdekleri üzerinde de beslenir. Bu özelliği ile çekirdekler üzerinde beslenmeyen meyve içinde zararlı diğer türlerden ayrılabilmektedir. Meyve içinde 30-40 gün beslenerek olgunlaşan larva, ağaç gövdesinin çatlamış kabukları arasında veya toprakta bulunan kalıntılar arasında kokon örmek üzere meyveyi terkeder. Bu larvalar daha sonra pupa olarak ya aynı yılın yaz erginleri şeklinde çıkar veya pupa olmayıp diyapoza girerler. Elma içkurdu başta elma olmak üzere armut, ayva, ceviz ağaçlarının en önemli zararlısıdır. Doğrudan meyvede zarar yapan larvalar, meyveleri delerek içlerinde galeriler açmakta, etli kısmını ve çekirdek evini yiyerek pislikler bırakmaktadır. Bütün bunların sonucu olarak meyvelerin dökülmesine, ağaçta kalabilen kurtlu meyvelerin ise niteliğinin bozulmasına ve dolayısıyla elmanın piyasadaki değerinin düşmesine neden olmaktadır. Mücadele yapılmayan bahçelerdeki zarar % 60-100 olabilmektedir. Ülkemizde elma üretim bölgelerinin her yerinde bulunmaktadır. Doğal düşmanları Elma içkurdunun ülkemizde tespit edilen parazitoidleri aşağıda verilmiştir: Yumurta parazitoitleri: Trichogramma sp. (Hym.: Trichogrammatidae), T. evanescens Westur., T. embryophagum (Hertig.), T. Kılınçeri Kostadinov Larva ve pupa parazitoitleri: Elodia tragica Meig. (Dip.:Tachinidae ), Neoplectops vanisata Stein (Dip.: Tachinidae), Trichomma enecatör Rossi (Hym.: Ichneumonidae), Pristomerus vulnerator Panz. (Hym.: Ichneumonidae), Pimpla turionellae L. (Hym.: Ichneumonidae), Ascogaster quadridentatus Wesm. (Hym.: Braconidae), Agathis linguarius Nees (Hym.:Braconidae ), Perilampus tristis Mayr. (Hym.: Perilampidae) Elma içkurdu yumurtalarında saptanan T. embryophagum ve T. kılınçeri' nin Ankara ilinde çok yaygın oldukları ve bazı yıllarda %75 ' in üzerinde parazitlenmeye neden oldukları, T. evanescens' in Karadeniz bölgesinde %20, Trichogramma sp.' nin Marmara bölgesinde %17, Antalya' da birinci dölde %74.9'a varan oranlarda parazitlendiği saptanmıştır. Larva ve pupa parazitoitlerinin Ankara'da %15 - 27, Marmara bölgesinde ise %0.5 - 24.6 arasında parazitlenmeye neden oldukları tesbit edilmiştir. Elma içkurdunun başta kuşlar olmak üzere pekçok predatörünün bulunduğu da bilinmektedir. lerde ergin uçuş periyodu boyunca her ağaca 1 adet cinsel çekici tuzak (pherocon tipi) asılır. Tuzaklar hakim rüzgar yönünde ve yerden 1.52 m yüksekliğe asılır ve kapsüller 4-6 haftada bir değiştirilir. Bu yöntemle Elma içkurdu erginleri kitle halinde yakalanmakta ve zararlı populasyonu düşürülmektedir. Aynı bahçede birkaç yıl uygulama yapıldığında sonuç daha olumlu olmaktadır. Kimyasal mücadele Elma içkurdu mücadelesinde hedef her döle ait larva çıkışı süresince ağaçları ilaçlı bulundurarak yumurtadan çıkan larvaları meyve içine girmeden önce öldürmektir. Ancak bu mücadelede üründe %2' ye kadar zarar hoşgörü ile karşılanır. Bu nedenle zararlının populasyon seviyelerinin bilinmesi ayrı bir önem taşır. Döllere ait ilk ilaçlama zamanlarını sağlıklı bir şekilde saptamada, ilk larva çıkışlarının belirlenmesi çok önemlidir. Ancak etki şekli bakımından farklı özellik gösteren preparatlar kullanıldığında (Diflubenzuron gibi ) ilaçlama zamanı öne (yumurta dönemi) alınabilir. Bunun için kışlayan ve yazlık döllerin ergin çıkış ve uçuş süresi ile yumurtaların bırakılması ve açılışlarının izlenmesi gerekir. Bunların kesin olarak saptanması için cinsel çekici tuzaklar, etkili sıcaklıklar toplamı, 500 (25x20) meyve kontrolü ve tuzak bant yöntemlerinden yararlanılır. Bu yöntemlerden elde edilen veriler esas alınarak, Elma içkurduna karşı birinci döle 20 gün aralıklarla 2, ikinci döle karşı ise 1 olmak üzere toplam 3 ilaçlama yapılmakta ve genellikle bu uygulama yeterli olmaktadır. Mücadelesi Kültürel önlemler • Öncelikle elma bahçelerinin, elma içkurdunun diğer konukçusu olan armut, ayva ve ceviz gibi meyve ağaçları ile karışık olarak kurulmamasına özen gösterilmelidir. • Elma ağaçlarının altına dökülen meyveler toplanıp uzaklaştırılmalı, ambalaj ve depolama yerleri elma bahçelerinin kenarına kurulmamalıdır. • Bahçenin sürümüne özen gösterilmeli ve ağaç gövdelerine haziran ayı başlarında oluklu mukavvadan tuzak bantlar sarılmalı, bunlara gelen larvalar haftalık kontrollerle imha edilmelidir. Biyolojik mücadele Yumurta parazitoiti Trichogramma türleri ile larva ve pupa parazitoitleri E. ragica , T. enecatör ve A. quadridentatus Elma içkurdunun biyolojik mücadelesinde kullanılabilecek önemli faydalılardır. Ancak bu zararlının ekonomik zarar eşiği çok düşük olduğu için, sadece biyolojik mücadele etmenleri ile baskı altında tutmak mümkün olmamaktadır.Yararlı türlerden azami derecede yararlanmak için : • Zararlının doğal düşmanları iyi tanınmalıdır. • Etkili olan türler, özellikle yumurta parazitoitleri kitle halinde üretilerek veya başka yerlerden getirilerek bahçelere salınmalıdır. • İlaçlama programları yararlıları koruyacak biçimde hazırlanmalı, bu amaçla seçici ilaçlara öncelik verilmelidir. Biyoteknik mücadele Bu yöntemden Ege Bölgesi koşullarında başarılı sonuçlar alınmaktadır. Ancak, yöntem, düzenli ve izole edilen bahçeler ile populasyonun düşük olduğu (2-3 diyapoz larva / ağaç) bahçelerde etkilidir. Bu konuma sahip bahçe- ELMA KARA LEKESİ HASTALIĞI (Venturia inaequalis) Hastalık Belirtisi • Hastalığın belirtileri yaprak, meyve ve sürgünlerde görülür. • Yaprağın alt ve üst yüzünde oluşan lekeler başlangıçta yağlımsı görünüştedir. Lekeler giderek zeytin rengini alır sonra da kahverengileşir. Kadifemsi yapıdadır ve zamanla lekeli kısımdaki doku ölür, üzerinde çatlaklar ve delikler oluşur. Ağır hastalıklı yapraklar sararır ve erkenden dökülürler. • Meyvedeki lekeler yeşilimtırak olup zamanla kahverengine dönüşür. Küçük lekeler zamanla birleşerek bu kısımda meyvenin gelişmesini durdurur ve şekli bozuk meyveler oluşur. • Sürgünde lekeler oval veya yuvarlak kabarcıklar şeklindedir. Püstül denilen bu kabarcıklar ilkbaharda çatlar. Püstüller zamanla birleşerek “uyuz” veya “sıraca” denilen yaraları oluşturur. Hastalığın Görüldüğü Bitkiler: Elma - Mücadele Yöntemleri Kültürel Önlemler • Yere dökülen yapraklar sonbaharda toplanıp yakılmalı veya derince gömülmelidir. Sıracalı dallar budanarak bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Ağaçlar yapraklardaki zemin daha hızlı kuruyabilmesi için hava akımına izin verecek şekilde taçlanmalı ve uygun aralıklarla dikilmelidir. Kimyasal Mücadele İlaçlama Zamanları 1. İlaçlama: Çiçek gözleri kabardığında (dal sıracası bulunan yerlerde 3–5 gün önce) 2. İlaçlama: Pembe rozet tomurcuğu döneminde (çiçekler ayrı ayrı görüldüğünde) 3. İlaçlama: Çiçek taç yaprakları %70–80 dökülünce 4. ve diğer ilaçlamalar ise iklim koşullarının hastalığın ilerlemesi için uygun olduğu durumlarda kullanılan ilaçların etki süreleri dikkate alınarak uygulanmalıdır. Bu konuda tahmin ve Erken Uyarı Programı mevcut olup, kimyasal mücadele yapılmadan önce uyarı sisteminin bulunduğu İl ve İlçe Müdürlüklerinin uyarıları dikkate alınmalıdır. İlaçlamalarda; a) Dal sıracası bulunan yerlerde: 1. İlaçlamada, %2’lik Bordo Bulamacı veya hazır bakırlı preparatlardan birisi %0,8 dozunda 2. İlaçlamada hazır bakırlı preparatlardan birisi %0,4 dozunda veya diğer ilaçlardan birisi önerilen dozlarda kullanılmalıdır. 3. ve diğer ilaçlamalarda bakırlı ilaçlar dışındaki ilaçlardan birisi önerilen dozda kullanılmalıdır. b) Dal sıracası bulunmayan yerlerde: İlaçlama %1’lik Bordo Bulamacı veya hazır bakırlı preparatlardan birisi %0,4 dozunda kullanılmalıdır. Diğer ilaçlamalar dal sıracası bulunan yerlerde olduğu gibidir. (www.ispartatarim.gov.tr) 18 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği TARIM VE HAYVANCILIK Sigorta Kooperatifçiliği »» “Birlikten kuvvet doğar” ilkesiyle ortaklarına ait kıymetleri korumak amacıyla kurulan ve şu anda Türkiye’de faaliyette bulunan yegâne sigorta kooperatifi olan S.S. Koru Sigorta Kooperatifi Genel Müdür Vekili Hüsamettin Doğramacı ile Sigortacılık ve Sigorta Kooperatifçiliği hakkında konuştuk. Köy-Koop Haber K.K. - Kooperatif sigortacılığı nedir? İşleyişi nasıldır? Koru Sigorta'nın diğer sigorta şirketlerinden ayrımı hangi noktada Kooperatif sigortacılığında; aynı veya başlar? benzer riskleresahip bireyler veya kurumlar bir araya gelip, kooperatifçilik Kooperatif şeklinde kurulmuş sigorta şirkurallarına göre bir kooperatif kurarlar. ketleri anonim şirket olarak kurulan sigorÜlke yasalarına göre ortaklık sürecini ta şirketleri ile aynı hizmetleri vermekte, ve şartlarını belirlerler. Eşit miktarda hepsinde aynı hizmetler pazarlanmaktabir ortaklık payı ödeyerek bir özkaynak dır. oluştururlar. Daha sonra sigortacılık Farklılık, ortakların kazançlarındadır. kurallarına göre poliçe düzenleme süAnonim şirket şeklinde çalışan sigorta şirHüsamettin DOĞRAMACI reçlerini belirler ve evrensel sigortacılık ketlerinde, faaliyet dönemi sonunda eğer S.S. Koru Sigorta Kooperatifi kurallarını uygulayarak poliçe düzenlerbir bilanço kârı olursa, şirketin sahibi olan Genel Müdür Vekili ler ve risklerine göre belirlenen primlekişi veya kişilere temettü olarak ödenmekrini öderler. Ortaklardan birinin veya bir tedir. kaçının hasarı olduğunda, yine evrensel Sigortalılar sadece şirketin poliçeleri ile sigortacılık kurallarına göre bu ortaklasağladığı güvenceden ve hasar ödeme imkanlarından rına tazminatlarını öderler. yararlanırlar. Yıl sonunda toplanan ortaklık payları ve primlerKooperatif şeklinde kurulan sigorta şirketlerinde ise, den elde edilen gelirleri ödedikleri hasar ve yaptıkları sigortalılar aynı zamanda kooperatif ortağı oldukları masrafları düştükten sonra ya özkaynaklarına katarak için, yine faaliyet dönemi sonunda eğer pozitif bir gedaha da güçlenirler, ya da yine eşit olarak ortaklarına lir-gider farkı olursa, elde edilen gelir fazlasından pay dağıtırlar. alma hakkını kazanırlar. K.K. - Kooperatif sigortacılığının ortaklarına K.K. - Peki kooperatifin geliri giderinden az sağladığı imkanlar nelerdir? olursa zarara da ortak olur mu? Sigorta, modern yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. Evet. Ancak zarara ortak olmanın sınırı vardır. KoopeToplumumuzda bireylerin ekonomik güçlerinin sınırratifimizin adının başındaki S.S. yani “Sınırlı Sorumlı olması, büyük zorluklarla meydana getirdikleri mal lu” ifadesi de bunun göstergesidir. Buna göre ortaklar, varlıklarını korumalarını gerekli kılmakta, bir kayıp kooperatif borçlarına karşı sadece sermaye payları ile halinde yerine yenisinin konması kolay olmayacağınsorumlu olurlar. S.S. Koru Sigorta Kooperatifinde ordan bireylerin tedbirli olması gerekmektedir. Bu tedtakların sermaye payları 100 (yüz) TL olduğundan, olabirlerin başında sigorta yapmak gelmektedir. Ancak sı bir zararda ortaklardan en fazla 100 (yüz) TL daha yine ekonomik gerekçeler, bireylerin sigorta yapma ödemeleri istenebilir. heveslerini kırmaktadır. Bu çelişkili durum, sigorta imkanlarının sigortalılara en ekonomik düzeyde sunulK.K. - Koru Sigorta'nın getireceği yenilikler nemasını gerekli hale getirmektedir. lerdir? Sigorta kooperatifinde poliçelerin daha ucuza sunulaKoru sigorta; sigortalılarına uzun vadeli kader ortaklıbilmesi, aşağıdaki öngörülerin gerçekleşmesi ile sağğı teklif ederek Türk sigortacılığına yeni bir boyut gelanacaktır: tirmektedir. Ortaklar, sigortalılığın bir yıllık bir poliçe yaptırmakla bitmeyeceğini görecekler, ortaklık süre1. Sigorta kooperatifinde poliçe sahipleri, aynı zamansince hem güvence altında olmayı, hem de bunun mada kooperatifin ortakları olmaları bilinci ile kooperatifi liyetinin azaldığını hissedeceklerdir. Kooperatife yeni daha çok benimser, güven ve sahiplik hissi ile hareket ortak getiren kazandıran ortaklar, bu sayede de hem eder. Kooperatifin sağladığı güveni kötüye kullanmazkooperatifi güçlendirmiş olacaklar, hem de bu katkılalar. rından dolayı ayrıca bir ücret alabileceklerdir. 2. Kooperatif de ortaklarının ihtiyaçlarına öncelik veK.K. - Kooperatif nedir? rir, aşırı risk almaktan kaçınarak çok tedbirli davranır. Uluslararası Kooperatifler Birliği’nin tanımına göre 3. Kooperatif, pazarlama ve satış statejisi olarak yük“Ortak ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları ve issek sayıda sigortalıya sahip grupları sigorta ederek ristekleri, müşterek sahip olunan ve demokratik olarak ki dağıtır. Böylece sigortacılığın büyük sayılar yasasını kontrol edilen bir işletme yoluyla karşılamak üzere, uygulayarak hasar vurma olasılığını düşürmüş olur. gönüllü olarak bir araya gelen insanların oluşturduğu K.K. - Dünyada kooperatif sigortacılığı hangi özerk bir kuruluştur” kooperatif. düzeydedir? Temelinde işbirliği anlayışı bulunan kooperatifçiliğin Sigortacılığın kooperatif şeklinde yapılması 1800’lü ilkeleri, zaman içerisinde değişen ihtiyaçlara ve şartlayıllardan bu yana önce ABD’nde daha sonra kıta Avrura göre yenilemiştir. Bugün kooperatifçilik birçok ülkepa’sında yaygınlaşan bir yöntemdir. Sigortacılığın çok de başarıyla uygulanan bir işletme modelidir. yaygın olduğu ABD’ nde Sigortacılık kooperatifleri de BM verilerine göre, dünya genelinde, 750.000’den fazoldukça yaygındır. Bu kooperatiflerin ortak ve poliçe la kooperatif ve bir milyardan fazla kooperatif ortağı sahibi sayısı 20 milyonun üzerinde, yıllık ciroları 200 bulunmaktadır. AB içerisinde ise 250.000 civarında milyar USD’ ın üzerindedir. kooperatif ile yaklaşık 163 milyon kooperatif ortağı Avrupa’da hemen hemen tüm ülkelerde kooperatif sibulunmakta ve bu kooperatifler aracılığıyla 5,4 milyon gortacılığı yapılmaktadır. Avrupa’da sigortacılık hizkişiye iş imkânı sağlanmaktadır. meti veren 6.000 sigorta şirketinin 3.300’ ü kooperatif Ülkemizde ise 2011 sonu itibarıyla 88.000 kooperatif sigortacılık yapmakta ve 150 milyon kişiye hizmet verile 8.4 milyon kooperatif ortağı mektedir. Bu şirketlerde çalışanların sayısı ise 300.000 civarındadır. K.K. - Neden kooperatif sigortacılığına ihtiyaç vardır? K.K. - Kooperatif sigortacılığının Türkiye'deki geleceği nasıldır? Sigortacılığın tarihi incelenirse, 400 sene önce kurulan ilk sigorta organizasyonlarının karşılıklı sigorta diğer Toplumumuzun büyük bölümü sigortayı “güvence, bir ifade ile kooperatif sigorta şeklinde olduğu görülür. garanti” kavramıyla özdeşleştirdiği halde, ülkemiz nüBu devirlerde, benzer riskin tehdidi altında olan kişiler fusunun yaklaşık dörtte üçünün herhangi bir sigortabirbirlerini korumak veya birlikte korunmak amacıyla sı olmaması, ülkemizin sigortacılık alanında taşıdığı prim havuzları oluşturmuşlar bu havuzdaki fonların yüksek potansiyeli göstermektedir. Buna karşılık gerek tamamı veya bir kısmı ile birbirlerine güvence sağlagüvence altında olma duygusunun henüz bir ihtiyaç mışlardır. Bu şekilde oluşturulan kooperatif sigortalar olarak algılanmaması, gerek sigortanın lüks bir tükedaha sonraki yıllarda modern yönetim akımlarının tim olarak görülmesi, insanlarımızı sigortadan uzak etkisi ile bugünkü anlamda sigorta şirketlerine dönüştutmaktadır. Bu konudaki yanlış bilgilerin giderilip, simüşse de, son 100-120 yıl içerisinde duyulan ihtiyaç gorta bilincinin oluşturulması durumunda Türkiye’de nedeniyle tekrar kooperatif oluşumları başlamıştır. sigorta potansiyeli harekete geçecektir. Kooperatif sigortacılığı ise, hem daha ucuz olması hem de karşılıkBu ihtiyaçların en önemlisi, sigorta şirketlerinin kar lısigorta özelliği dolayısı ile toplumumuzun henüz sietme amacıyla hareket etmeleri sebebiyle bazı risklere gortalanmamış kesimine de hitap ettiğinden büyük bir teminat vermemeleri veya çok yüksek primler karşılıpotansiyel yakalayacaktır. ğı poliçe satmak istemeleri olmuştur. Buna karşılık bu Bizlerle iletişim kurmak isteyen kooperatifçilerimiz risklere maruz kalan çok sayıda kişi kooperatif kurup www.korusigorta.com.tr web adresimizden bize ulaşabirbirlerinin riskine daha az ve eşit maliyetle güvencebilirler. verebilmişlerdir. Türkiye’de Kırmızı Et Üretimi (3) »»Sığır Eti Üretimine Etçi Irkların Katkısı Ne Olur? »»Sonuç ve Öneri Türkiye’nin hiç olmazsa 1.5-1.6 milyon ton kadar olması gereken kırmızı et ihtiyacını iç piyasadan karşılaması pek kolay değildir. Bu durum kırmızı et üretimindeki payı günümüzde %75 civarında olan sığır eti için de geçerlidir. Kırmızı et üretiminde sığırın katkısı bugünkü seviyesinde kalsa bile, ülkede 1.2 milyon ton civarında sığır eti üretilmesi gerekecektir. Günümüz üretiminin yaklaşık iki katı olan bu değere ulaşabilmek için kesilmesi gereken sığır sayısı, yaklaşık 4.5-5.0 milyon baştır. Bu miktar sığırın kesilmesine imkan sağlayacak sığır popülasyonu ise yaklaşık 17-18 milyon baş olarak hesaplanabilir. Türkiye süt üretiminin çok büyük bir bölümünü sığırdan sağlamaktadır ve bu durum devam edecektir. O halde 17-18 milyon başlık sığır popülasyonundan ciddi bir arz fazlası oluşturmadan süt ihtiyacının karşılanması da hedeflenmelidir. Türkiye’de pek çok tartışmaya kaynaklık eden sorun da işte bu noktada başlamaktadır. Çünkü, Türkiye’nin süt talebi için en iyimser rakam 23-24 milyon tondur ve bu miktar süt, inek başına verime bağlı olarak 3.5-5.0 milyon baş inekten elde edilebilir. Türkiye’de ısrarla sürdürülen politikalardan biri yüksek verimli, büyük ölçekli süt sığırcılığı işletmeleri kurdurmaktır. Bu politika ve öngörülen üretim sisteminin doğal sonucu inek başına süt veriminin artmasıdır. Kısa sürede inek sayısını azaltacak olan bu politika, başka bir önlem alınmazsa, sığır eti üretimini de düşürecektir. Böyle bir soruna yol açmadan, ülkenin sığır eti ve inek sütü talebini karşılayabilmek için Türkiye’de söz konusu edilebilecek seçenekler şunlardır: 1. Süt üretimini yüksek verimli sürülerden sağlayıp, sığır eti arzındaki açığı et ve/veya kasaplık-besilik sığır getirerek karşılamak, 2. Süt üretimini yüksek verimli sürülerden sağlayıp, sığır eti arzındaki açığı etçi ırk yetiştiriciliğinden sağlanacak üretimle kapatmak, 3. Süt üretimi bakımından ülke ortalamasını çok fazla yükseltmeden, ama farklı süt verim seviyelerindeki sürülerin varlığını da koruyarak, sığır sayısını ülke sığır eti ihtiyacını karşılayacak seviyeye çıkarmak. Bu önerilerin her birini önemli veya uygun bulanlar olabilir. Yalnız bu öneriler değerlendirilirken, bunların Türkiye’deki üretim sistemlerine uygunlukları, kırsal alanda yapacakları değişiklikler ve ülkeye maliyetleri yanında elde edilecek üretimin maliyeti ve niteliği üzerinde de durulmalıdır. İlk iki maddede yer alan önerilerin tek farkı, ilkinde et üretim açığını kapatacak kasaplık hayvanların ülke içerisinde yetiştirilmemesi, ikincisinde de ise ülke içerisinde yetiştirilmesidir. Yani bunlardan biri 2010 yılının Ağustos ayından bu güne uygulanmakta olan sistem, diğeri de önümüzdeki yıllar için düşünülen sistemdir. İlkinin zararları ve uygulama hataları ortadadır. Önümüzdeki yıllar için planlanan etçi ırk ye- Prof.Dr. Numan AKMAN Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü tiştiriciliğini yaygınlaştırma projesi de, en azından maliyetler açısından umulan yararı sağlamayacak ve yatırımcıların çoğu büyük olasılıkla zarar edecektir. Bu olumsuzluk kamu tarafından da bekleniyor olmalı ki, etçi ırk sığır sürüsü kuracaklara faizsiz krediye ek olarak inek başına yılda 350 TL (diğerleri için 225 ve 285 TL) destek vaat edilmektedir. Ayrıca besilik erkek sığır başına da 300 TL destek öngörülmektedir. Yani buzağı da dikkate alınırsa etçi ırktan bir ineğe bir yılda, yavrusu da beslenip satılmış ise, faizsiz krediye ek olarak 725 TL destek verilecektir. Bu kabaca 1 kg karkas üretimi için 2.5-3.0 TL destek demektir. Günümüz karkas fiyatının neredeyse %20 ’sine denk gelen bu destek miktarı pek çok yatırımcı için oldukça caziptir. Ama yatırımcılar sadece işe başlamayı özendiren destekleri değil, üretimin maliyeti ile üretimin desteksiz bir ortamda sürdürülüp sürdürülemeyeceğini de dikkate almalıdırlar. Yukarıda sıralan seçeneklerden sonuncusu temelde kırsal alanda sığır sayısını artırmayı öngörmektedir. Hayvan başına destekler denetimli biçimde sürdürülüp, özellikle bahar ve yaz aylarında sütü toplayacak veya yerinde işleyecek alt yapı hazırlandığında, Türkiye inek varlığının artması beklenmelidir. Bunun için çok fazla kamu kaynağı kullanmak gerekmeyecektir. Bu uygulama başarılırsa; sığır yetiştiriciliği belirli alanlarda toplanmayacak, bu iş için yeni yatırımcılar aranmayacak, kırsalda fakirlik artırılmayacak aksine azaltılabilecek ve ülkenin hemen her yerinde sığırların değerlendirebildiği bütün mera ve otlaklardan yararlanmak mümkün olacaktır. Bu nitelikte bir politika benimsemek kurulmuş veya kurulacak büyük ölçekli - entansif nitelikli süt sığırcılığı işletmelerini dışlamak anlamına gelmez. Önerilen bunların desteklenmesi için ayrılan kaynağın azaltılmasıdır. Türkiye tarım alanına yeni müteşebbisler transfer etmekle, mevcutları geliştirmek arasında bir tercih yapma noktasına taşınmıştır. Bugün benimsenen ve şirket tarımını öne çıkaran yeni müteşebbisler yaratma politikaları bırakılarak, var olan üreticileri daha iyi duruma taşıyacak uygulamalar benimsenmelidir. Konu sığır yetiştiriciliği olduğunda Türkiye’nin bir yanında ortalama süt verimi 6-8 ton olan sürülerden süt üretilirken diğer yanında da 1-3 ton arasında süt veren inekler yetiştiriliyor olması yadırganmamalıdır. Böyle bir kompozisyonla süt arzında bir fazlalık yaratılmadan, ülkenin sığır eti ihtiyacını da karşılayabilecek 17-18 milyon baş sığıra ulaşmak mümkün olabilir. Bu yol tercih edildiğinde sadece inek sütü ve sığır eti ihtiyacı ülke içinden karşılanmış olmayacak; üretimde tekelleşme yavaşlatılacak ve belki durdurulacak, ülkenin her yerine üretim yapılacak, kırsal alanda refah yükseltilebilecektir. Kısaca ülkenin potansiyeli harekete geçirilerek var olan imkanlar bu ülkenin insanları için kullanılmış olacaktır. ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği KIRSAL KALKINMA HER KÖYE BİR KOBİ! Melih ÜLGEN [email protected] » Kredi Garanti Fonu A.Ş.’nin 27.01.2010 tarihinde Avrupa Yatırım Fonu ile imzaladığı Protokol’ e istinaden uygulamaya koyduğu bir projedir. Proje Amacı: KOBİ’leri geliştirmek, yeni yatırımları desteklemek, kırsal kesimdeki girişimciliği artırmak, kırsal kesimdeki nüfusu yerinde tutmak ve istihdamı artırmaktır. Projeye Konu Kredi Türü: Geri ödelemeleri itfa planına bağlanmış nakdi krediler ile vadesi en az 1 yıl olan spot kredilerdir. (*Gayrinakdi krediler kapsam dışı tutulmuştur.) Kobi Başına Toplam Kredi Limiti: 625.000.-TL (Her bir proje için) Kefalet Oranı: % 80 (* % 80 oranı sabit olup, bu oran altında kefalet verilmemektedir.) PROJE RİSK PAYLAŞIMI : %40 Ayf Kontr-Garantisi %40 Kgf Kefaleti %20 Banka Payı Kredi Vadesi: 1-8 Yıl Kgf Komisyon Oranı: % 1 PROJEYE BAŞVURU SÜRESİ: 27/01/2013 tarihine kadardır. BAŞVURU KRİTERLERİ: • Daha önce de anlatıldığı üzere yıllık cirosu ve çalışan sayısına bağlı olarak; Kamuya ait vakıflar hariç olmak üzere vakıflar, birlikler, kooperatifler (inşaat, arsa, yapı kooperatifleri hariç) bu projeden yararlanabilmektedir. • Projeden herhangi bir ayrım olmaksızın il merkezi, ilçe, belde / köy gibi tüm yerleşim birimlerinde faaliyet gösteren KOBİ’ler yararlanacaktır. Ancak kırsal kesimdeki girişimciliği yaygınlaştırmak için; proje tutarının dolayısıyla Bankanıza tahsis edilen limitin % 30’luk kısmı nüfusu 1000’i geçen belde/köy gibi kırsal kesimdeki yerlerde kurulmuş ve kurulacak KOBİ’lerin kullanımına tahsis edilmiştir. • Yeni kurulan KOBİ’ler dahil olmak üzere, kuruluş tarihine bakılmaksızın bankalarca kredilendirilmesi uygun görülen KOBİ’ler projeye başvuruda bulunabileceklerdir. • AB fonlarından sağlanan desteklerden daha önce yararlanmış ve yararlanmakta olan KOBİ’ler de bu projeden yararlanabilecektir. BANKA, KREDİ VE KEFALET LİMİTLERİ: • Bu proje KGF’na ortak olan bankalar (Türkiye Halk Bankası A.Ş. - Akbank T.A.Ş. - Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş. Asya Katılım Bankası A.Ş. - Denizbank A.Ş. - Eurobank Tekfen A.Ş. - Finans Bank A.Ş. - Hsbc Bank A.Ş. - Ing Bank A.Ş. - Kuveyt Türk Katılım Bankası A.Ş. - Şekerbank T.A.Ş. - Türk Ekonomi Bankası A.Ş. – T.C. Ziraat Bankası A.Ş. - Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. - Türkiye Garanti Bankası A.Ş. - Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. - Türkiye İş Bankası A.Ş. - Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. - Yapı Ve Kredi Bankası A.Ş.) ve bu bankaların iştiraki olan finansal kiralama şirketleri ile birlikte yürütülmektedir. • Bu proje kapsamında verilecek kefalet tutarı talep edilen her bir kredi için % 80 kefalet oranı ile 500.000.-TL. ile sınırlı olup, kullandırılacak kredi tutarı 625.000.-TL’yi geçmemektedir. • Bu proje kapsamında krediler TL üzerinden kullandırılmakta olup, yabancı para üzerinden verilecek krediler için kefalet talep edilmesi halinde, kefalet TL üzerinden düzenlenecektir. TL üzerinden verilecek kefaletlerde tahsis tarihindeki TCMB döviz alış kuru esas alınmaktadır. • Bu proje kapsamında finansal kiralama işlemleri dahil olmak üzere, işletme ve yatırım amaçlı nakdi krediler verilmektedir. • Daha önce alınan ve yapılandırılacak krediler ile kredi risklerinin kapatılması veya transfer edilmesine yönelik kredilere bu Proje kapsamında kefalet verilmemektedir. • Kredilerde minimum vade 1 yıl, maksimum vade 8 yıl’dır. MALİYETLER: Bu proje kapsamında kefalet komisyon oranı kefalet riski üzerinden yıllık % 1 olarak uygulanmaktadır. Ayrıca inceleme ücreti olarak 200.-TL ve kefaletin tahsis edilmesi halinde ise 300.-TL. kefalet tahsis ücreti tahsil edilmektedir. BAŞVURU SÜRESİ VE ŞEKLİ: • Proje başvuru 27/01/2013 dür. süresinin son tarihi • Kredi riskinin %20’si bankanın uhdesinde kalmak üzere, %80 oranında da KGF’ce kefalet verilmek suretiyle risk paylaşımı esas alınmaktadır • Talepler Ortak Bankalar aracılığı ile KGF Şubeleri üzerinden yapılmaktadır. Selam ve Saygılarımla… 2012 Tarım Makine Destekleri »»K ırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Makine Ve Ekipman Alımlarının Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2012/36) Resmi Gazetede 03 Temmuz 2012 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hazırlanacak projeler doğrultusunda makine-ekipman alımlarında %50 oranında hibe desteği verilecek olup, hibeye esas yatırım tutarı gerçek kişiler için mal başına 50.000 TL ve tüzel kişiler için mal başına 100.000 TL’yi geçemeyecek. Hibe desteğinden tüm Türkiye’deki uygun şartları ve nitelikleri taşıyan tarım şirketleri ve çiftçiler faydalanabilecektir. Hibe programı kapsamında aşağıdaki makine-ekipmanların alımı için başvurular alınacaktır: a) Anıza doğrudan ekim makinesi, b) Arıcılık makine ve ekipmanı, c) Balya Makinesi, ç) Balıkçı gemilerinde soğuk depo, d) Biçer bağlar, e) Canlı balık nakil tankı, f) Çeltik fide dikim makinesi, g) El traktörü, ğ) File sisteminin kurulması, h) Gübre dağıtma makinesi, ı) Güneş kolektörü, i) Mibzer, j) Pamuk toplama makinesi, k) Pancar söküm 19 Tevfik Fikret CENGİZ Köy-Koop Merkez Birliği Proje Koordinatörü [email protected] GİRİŞİMCİLİK »»Girişimcilik son yıllarda sık telaffuz edilen bir kavram oldu. Sık kullanmanın ötesinde üzerine kitaplar yazıldı araştırmalar yapıldı, ülke bazında girişimcilik endeksleri oluşturuldu, ülkeler arası sıralamalar yapıldı. Peki daha önceki on yıllarda hatta yüzyıllarda kimse ticaret yapmadı, iş kurmadı da bu girişimcilik teorileri şimdi mi ortaya çıktı. Tabi ki hayır. Bütün sosyal teoriler gibi her şey olmuşun nasıl olduğunu, hangi bireysel ve toplumsal ve etkileşme davranış biçiminin sonucu olduğunu, sonuçlarının vs. incelenip mantıksal bir sıralama yaparak açıklanmasıdır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısından itibaren yeni paradigmalar yaratmak moda oldu. Bu da onlardan biri diyelim ve ülkemizde bu konuya nasıl bakılıyor, neler oluyor, tarım ve tarıma dayalı sanayi açısından durum nedir bir bakalım. Girişimcilik konusu önce üniversitelerde ve entellektüel kesimde tartışılmaya başlandıktan sonra kamunun da gündemine girmiş ve desteklenen konulardan biri olmuştur. Bize yıllar önce “Küçük Güzeldir” kitabını okumamızı salık veren Sn. Tamer Müftüoğlu hocamızın -Kosgeb Başkanlığı da yapmıştır- ve mutlaka bu konuda emek veren akademisyen ve STK’ların küçük işletmelerin ve girişimciliğin gelişmesinde önemli katkıları olmuştur. Dünün küçük işletmelerinden bugünün bir çok büyük işletmeleri doğmuş, bugünün küçüklerinden de gelecekte bir çok büyükler çıkacaktır. Şüphesiz hepimizin bildiği bir çok büyüme hikayesi vardır. Ancak dünyada rekabetin ve rakip aktörlerin hızla arttığı günümüzde girişimciliğin yaşamın olağan akışına bırakılması düşünülemez. Girişimci doğuştan olunur diye bakmak yerine genç insanların yeteneklerini ortaya koyabilecekleri bir ortamın hazırlanması ve temel girişimcilik eğitimleri verilerek gelişimlerinin sağlanması daha çok insana yeteneklerini sergileme imkanı sağlamaktadır. Bazı ülkelerde girişimcilik ortaokul seviyesinde ders olarak okutulmaya başlamıştır. Ülkemizde bu işin öcülüğünü KOSGEB yapmaktadır ve her yıl binlerce kişiye ‘Girişimcilik” eğitimi verilmekte, bunlardan iş planı hazırlayıp sunanların projesi uygun bulunanlara da 27.000 TL başlangıç desteği verilmektedir. Bu eğitimlerde eğitmen olarak görev yapan bir kişi olarak aşağıdaki iki konuda görüşlerimi aktarmak istiyorum. Birinci konu bu eğitimler çoğunlukla konulara her yönüyle vakıf eğitmenler tarafından verilmelidir. Üretim yönetimi, pazarlama ve özel- likle finans konularına yeterince hakim olmayan kişilerin eğitmen olmaları katılımcıların sadece sertifika almalarına vesile olmaktadır. Yani sadece verilen eğitim süresi tamamlanmış olmaktadır. Ayrıca konuların içinde doğrudan olmasa bile eğitmenin Yatırım Ortamı Analizini yapabilecek teorik bilgi ve birikime sahip olmasında yarar vardır. Bu konuda İl Özel İdareden destek alınabilir. Ticaret ve Sanayi Odalarının katkısı istenebilir. İkinci konu “Girişimcilik Eğitimleri” KOSGEB ’in görev alanı gereği imalat sanayi ve hizmet sektörü ağırlıklıdır. Tarım ve tarım ürünlerinin işlenmesi konusunda da benzer bir programın uygulanması tarımda hem yeni iş alanlarının açılmasına hem de verimlilik artışına neden olacaktır. Bu alanda bireysel organizasyondan ziyade kooperatifler bazında programlar oluşturulması daha etkili olur düşüncesindeyim. Bölgesel olarak kooperatiflerin temel üretimleri farklı olmakla birlikte girişimciliğin temel ilkeleri değişmeyecektir. Zaten bu tür bir eğitim sonucu bireysel mikro yatırımlar kooperatifin ana üretimine destek olacak bir alt yatırım olabileceği gibi olmayabilir de. Öncelikle kooperatiflerde ihtiyaç analizi çalışması yapılırsa nasıl bir girişimcilik programı uygulanacağı da ortaya çıkar. Bu konuda Köy Koop olarak yaptığımız (Kadın Kooperatifleri İhtiyaç Analizi Çalışması) bir çalışma sonucunda çok çeşitli mikro girişim konuları ortaya çıkmıştır. Gelecek sayıda bu konularda biraz daha ayrıntıya girmek istiyoruz. Özellikle kırsal kesimin, ki zaten her birisi doğal girişimci, bu tür eğitimlerden nasıl faydalanabileceği, desteklerin kurumsal yapısının oluşturulması gibi konularda tartışarak bir yön çizilmesinde ülkemiz açısından fayda vardır. Bu yazıyı ORDU ilimizde KOSGEB-TOSYÖV işbirliği, Sanayi ve Ticaret Odası’nın desteği ile üniversite mezunu gençlere yönelik yapılan “Girişimcilik Eğitimi” programı nedeniyle bulunduğum bu güzel ilimizden yazdım. Programa destek olan Sanayi ve Ticaret Odası Başkanımıza, İl Özel İdaresi Gnl.Sekreter Yrd.sı Eyüp Elmas’a, İş-Kur İl Müdürü Mehmet Döktür ve TOSYÖV Yön. Kurulu üyesi Turan Özfurat’a deneyimlerini ve birikimlerini öğrencilerle paylaşma nezaketi göstermelerinden dolayı teşekkür ediyorum. Hububat Alımında Randevulu Dönem Başladı »»Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) bu yıl ilk defa hububat alım kampanyasını randevu sistemiyle yapacak. makinesi, l) Patates söküm makinesi, m) Pülverizatör, n) Sap parçalama makinesi, o) Sap toplamalı saman makinesi, ö) Silaj makinesi, p) Sıra arası çapa makinesi, r) Su ürünlerinde buzlama makinesi, s) Su ürünleri için kuluçka dolabı, ş) Süt sağım ünitesi ve soğutma tankı, t) Tambur filtre, u) Taş toplama makinesi, ü) Yem hazırlama makinesi, v) Zeytin hasat makinesi. TMO hububat alımında randevu sistemine geçti. Randevular internet üzerinden randevu.tmo. gov.tr adresinden alınabilecek. Ofisin hububat alımında randevu sistemine geçmesiyle çiftçinin bekleme gibi bir sorunu da kalmayacak. Randevular internet üzerinden veya TMO işyerlerinden alabilecek. Yeni uygulamayla ürün sahipleri, TMO'ya ürün teslim etmek istedikleri tarihin en fazla 10 gün öncesinden randevu alabilecekler. Örneğin, ürününü 15 Temmuz'da teslim etmek isteyenler, 5 Temmuz'dan itibaren 15 Temmuz'a kadar randevu alabileceklerdir. Ürün sahipleri, randevu almak istedikleri tarihin dolu olması ihtimalini göz önünde bulundurarak, işlemini son günlere bırakmamalı. Dikkat edilecek hususlar "Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)'de belirtilen üretim miktarı kadar randevu alınabilecek.. ÇKS'de belirtilen üretim miktarına göre birden fazla randevu alınacak. Bir seferde en az 5 ton ürün için randevu alınacak. ÇKS'de kayıtlı üretim miktarı 5 tondan az ise bir defa randevu alınabilecek Alt yapısı uygun olan 16 borsada alım yapılmaya devam edilecektir. Pazar günleri hariç haftanın 6 günü alım yapılacaktır. Ürünlerini lisanslı depolara bırakan üreticiler ürün senediyle, TMO depolarına emanete bırakan üreticiler ise makbuz senediyle; TMO'dan % 30 avans alabilecek, Anlaşmalı bankalardan kredi kullanabileceklerdir. 20 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği SAĞLIK Çocukları Kanserden Koruyalım Nurgül KARAGÜL Fizyoterapist [email protected] SİYALJİ (SİYATİK AĞRISI) NEDİR? »»Siyatik hastalığı 4. ve 5. bel omurları arasında çıkıp, buradan topuklara kadar uzanan “siyatik” adı verilen sinirde oluşan ağrılı bir hastalıktır. Siyataljide; belden başlayan, kalçada ve bacağın arka kısmından aşağıya doğru inen nadiren de olsa ayaklara vuran ağrılar meydana gelir etkilenen bacakta kas güçsüzlüğü, hareket etmekte zorlanma ortaya çıkabilir. Ağrılar yürürken, öksürürken ve gerinirken daha da artar. Siyatik ağrısı bazen “bel fıtığı” ile karıştırılmaktadır. Uzman doktorun yapacağı klinik muayene sırasında iki rahatsızlık birbirinden ayırt edilerek tedavi planlanır. Omurga kireçlenmesi, omurga tümörleri, disk fıtıkları, doğumdan gelen kırık, çıkık vs. hastalığın nedenleri arasında sayılabilir. Uygulanacak tedavi şekli; siyatik sinirini etkileyen asıl faktörün ortaya çıkarılmasından sonra tespit edilir ve hastaya uygulanan medikal tedavi, fizik tedavi uygulamaları, “kinesiotaping bantlama” yöntemleri ile olumlu sonuçlar alınır. Ağaca Dokunanlar Daha Sağlıklı »»Son araştırmalar ağaçlara sarılmanın insan sağlığına iyi geldiğini kanıtladı... İlk başta kulağa garip geliyor olabilir... “Bilim tarafından kör olanlar” adlı kitabın yazarı Mathew Silverstone, insanların ağaçlara dokunması gerektiğini söylüyor. Bunun için de doğada daha çok zaman geçiren çocukların daha sağlıklı olmalarına dikkat çekiyor. Tüm bunların nedeni ise ağaçların yaydığı titreşimler. Bu titreşimlerin varlığını fizikçiler de kabul ediyorlar. İşte bu titreşimlere yakın yaşamak insan sağlığını güçlendiriyor. Özellikle, başağrısı, depresyon, dikkat eksikliği gibi sorunlar yaşayanlar için birebir. En Etkili Baharatlar Kişniş: Kişniş diyabet ve kanserin önlenmesinde harika bir bitkidir. Özellikle kolon tümörü polipleri ve meme kanserinde etkili. Vücudumuzdaki toksinlerin atılmasına yardım için 2 çay kaşığı kişnişi bir fincan sıcak suya ilave ederek tüketebilirsiniz. İçine bal, nane yağı ya da portakal kabuğu ekleyebilirsiniz. Zerdeçal: Zerdeçal DNA'nın radyasyondan meydana gelen ölümcül etkilerini azaltan çok güçlü bir baharattır. Karaciğer kanserine karşı daha çok korumacıdır ve yüzde 81 oranında tümörlerin küçülmesini sağlar. Baş boyun kanserinin büyümesine sebep olan hücre sinyallerini engellendiği belirtilmiştir. Zencefil: Günümüzde zencefil kanser hastalarında kemoterapinin yan etkilerini hafifleten bir besin takviyesidir. Enerji İçeceklerine Dikkat! »»İngiltere’de yayınlanan Independent gazetesinde enerji içeceklerinin çocuklara verilmemesi gerektiği yayınlandı. Bu habere göre ABD’de yapılan bir araştırmada, ABD’de bulunan enerji içeceklerinin çocuklar tarafından çok sıklıkla tüketildiğini belirten araştırmanın başkanı olan Dr. Benjamin, çocukların enerji içeceği ve sporcu içeceği içmelerinin onlarda ciddi kilo alımına ve aşırı kafein alımına bağlı ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmasına neden olduğunu söylemekte. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olan Dr. Özgür Göknel, ülkemizde satılan enerji içeceklerinin kafein miktarının ABD’den çok daha düşük olduğunu; ancak gerek enerji içeceklerinde gerekse sporcu içeceklerindeki kalori miktarının çok yüksek olduğunu ve bununda çocukları gittikçe şişmanlattığını belirtti. »»Prof. Dr. Erkan Topuz çocuklarınızı kanserden koruyacak hayat önerileri veriyor: "Sıcak suda yıkamayın, odasında Benjamin bitkisi bulundurun, gece başucu lambasını yakmayın" Tüm dünyada artış gösteren çocuk kanseri vakalarının önüne geçebilmek için Prof. Dr. Erkan Topuz önemli uyarılarda bulunuyor. Universal Hastaneler Grubu İtalyan ve Çamlıca Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Direktörü Prof. Dr. Erkan Topuz pek çok bilimsel araştırmayı inceleyerek aileler için öneriler hazırladı: Fast-Food Tehlikeli Salataya Alıştırın Tarım İlacı Etkisi Çocuklara büyümeleri için haftada biriki kez kırmızı et verin. Obeziteden korunmaları için düzenli spor yapmayı aşılayın. Röntgen İçin Düşünün! Su kaynadığı zaman içinde bulunan klor, arsenikle birleşerek kanserojen kimyasallar ortaya çıkardığı için çocuğunuzu ılık suyla yıkayın. Kanserden korunmak için radyasyondan kaçınmak da önemli. Çocuğunuz her hastalandığında röntgen için doktorunuza ısrar etmeyin! Odaya Kaktüs Çocuğunuza fast-food yedirmeyin. Haftada üç kereden fazla fast-food yiyenlerde, beyin tümörü, lenfoma ve lösemi üç kat daha fazla görülüyor! Fast-food yemek istiyorsa, salata ya da sebzeyle verin ki kanserojen etkisi azalsın. Bilgisayar, televizyon ve cep telefonu, radyasyon yayar. Tozlara karşı, odasında büyük boy kaktüs, leylak, İngiliz sarmaşığı ya da Benjamin yetiştirin. Melatonin, bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve kanserden koruyor. Karanlıkta salgılandığı için, çocuklarınızı mutlaka karanlık odada uyutun. Tarım ilacıyla temas eden çocuklarda yumuşak doku sarkomu riski 4 kat fazla. Hamilelikte tarım ilacıyla temas eden kadınların çocuklarında löseminin 9 kat arttığı görüldü. Manyetik alana yakın evlerdeki çocuklarda kan kanseri gelişme riski iki kat fazla. Aspirini Gece Alın Balıkçınız Olmalı Kanserden korunmak beslenmeyle başlar. Çocuğun kullandığı malzemelere de dikkat etmek gerekiyor. Mesela beslenme çantasının çelikten olması önemli. Çocuklarınıza temiz balıklar yedirin. Tanıdığınız ve güvendiğiniz bir balıkçınız olsun ki, kanalizasyon ağzından tutulan balıklardan çocuklarınızı koruyabilin. Balıkların çeşidini de zaman zaman değiştirin. Mesela barbun dip balığıdır; onu haftada üç yerine bir kez yedirin. Hamsi ya da istavrit gibi yüzey balıkları yedirin. Doğmadan Koruyun Bir çalışmada; gebelikten önce babaları benzen veya alkol bulunan ortamlarda çalışan çocuklarda, lösemi gelişme riskinin altı kat arttığı sonucuna varılmıştır. Plastik Kapaklar 18 Engelliyi Tekerlekli Sandalyeye Kavuşturdu »»Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nin Türkiye genelinde yürüttüğü “Plastik Kapak Toplama Kampanyası” kapsamında, 18 engelli daha tekerlekli sandalyeye kavuştu. Dernekten yapılan açıklamada, ortopedik engellilerin yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla sosyal sorumluluk hareketi haline dönüşen kampanyanın, farklı kurum ve kuruluşlar tarafından desteklendiği belirtildi. Kampanya çerçevesinde derneğin genel merkezinde düzenlenen törenle 3 akülü tekerlekli, 6 özel üretim manuel ve 9 manuel tekerlekli sandalyenin sahiplerine teslim edildiği kaydedilen açıklamada, tekerlekli sandalyeye kavuşmayı bekleyen 3 bin 500 engellinin bulunduğu bildirildi. Açıklamada, PTT Kargo ile yapılan anlaşma ile Türkiye’nin her yerinden 30 kilograma kadar plastik kapakların 5 lira karşılığında derneğe teslim edildiği belirtilerek, bugüne kadar toplanan kapaklarla 105 manuel ve akülü tekerlekli sandalyenin sahiplerine ulaştırıldığı hatırlatıldı. Oxford Üniversitesi'nin araştırması, kanser ölümlerinin yüzde 40'ının kolorektal kanserlerden kaynaklandığını, günlük aspirin alımıyla riskin yüzde 20'lere düştüğünü ispatladı. Aspirin'in kanser önleyici etkisi 55 yaş ve üstünde daha çok. Düşük doz Aspirin akciğer ve gırtlak kanseri riskini yüzde 60 azaltıyor. Özofagus kanseri yüzde 50, bağırsak kanseri yüzde 40, akciğer yüzde 60, prostat kanseri ise yüzde 10 düşüyor. Aspirin'i kalsiyumla beraber gece almak etkisini artırıyor. Günde Bir Yumurta Vücudun Kalkanı »»Yumurta bilinen en değerli besinlerden biri Ucuzluğu, hileye kolay imkân vermeyen yapısı, temel besin maddelerini dengeli bir şekilde içermesi, vitamin ve minerallerden çok zengin olması yumurtanın her türlüsünü temel gıda maddelerimizden biri yapmıştır. Ne var ki son yüzyılda insanlığın başına bela olan damar sertliği (ateroskleroz), özellikle aterosklerotik koroner kalp hastalığı ile kolesterol yüksekliğinin yakın bir ilişkisinin olduğunun anlaşılması bol miktarda kolesterol ihtiva eden yumurtanın popülerliğini ciddi ölçüde yaralamıştır. Ama tereddüt yalnızca ciddi kolesterol yüksekliği sorunu olanlar içindir. Büyüme ve gelişme çağındaki çocuk ve gençlerin, sağlıklı yetişkinlerin, belirlenmiş kalp damar hastalığı sorunu ve önemli bir kolesterol yüksekliği olmayan yetişkin ve yaşlıların her gün bir yumurta yemelerinde bir sakınca yoktur. Araştırmalar sağlıklı bir yetişkinin günde 250-300 mg civarında kolesterolü yiyeceklerle kazanması gerektiğini gösteriyor. Bir yumurta ortalama 200-225 mg civarında kolesterol ihtiva ediyor. Kolesterol yumurtanın sarısında. Yumurta beyazında kolesterol bulunmuyor. Kardiyologlardan yeşil ışık Her gün bir yumurta sarısını yediğiniz zaman besinlerle almanız gereken kolesterolün neredeyse tamamını kazanıyorsunuz. Burada iki önemli nokta var. Başka besin kaynaklarından kolesterol kazanmayı önleyebiliyorsanız, her gün bir yumurta yemenizde sakınca yok. İkincisi, yumurtayla bedene giren kolesterolün, kan kolesterol seviyelerini zannedildiği kadar ciddi etkilememesi. Türk Kardiyoloji Derneği’nin tavsiyesine uyun. Kalp hastaları haftada kaç kez yumurta yemeleri gerektiğini doktorlarıyla konuşmalı sağlıklı olanlar her gün 1 yumurta yemeli. ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği ETKİNLİKLER AĞUSTOS AYI TARIM TAKVİMİ Mevzuat ▶▶30 Haziran 2012 Tarihli ve 28339 Sayılı Resmî Gazete, 6331 İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ▶▶3 Temmuz 2012 Tarihli ve 28342 Sayılı Resmî Gazete, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Kapsamında Makine ve Ekipman Alımlarının Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (No: 2012/36) ▶▶3 Temmuz 2012 Tarihli ve 28342 Sayılı Resmî Gazete, Çiğ Sütün Değerlendirilmesine Yönelik Destekleme Uygulama Esasları Tebliği (No: 2012/52) ▶▶4 Temmuz 2012 Tarihli ve 28343 Sayılı Resmî Gazete, Tarımsal Üretici Birlikleri ile Tarımsal Üretici Merkez Birliklerinin Denetlenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik TARLA ZİRAATI a) Anızların bozumuna devam edilir. Bazı yerlerde sonbahar ekimi için, bazı yerlerde de ikinci mahsul için toprak işlemesi yapılır. b) İkinci mahsuller ile Sonbahar ekimleri yapılır. c) Sulama, çapalama ve diğer bakım işleri devam eder. d) Her türlü hastalık ve zararlılar ile mücadele devam eder. Ambarlarda da zararlılarla mücadele edilir. e) Hububat ve diğer tarla bitkileri hasadı devam eder. Harman işleri yürütülür. Ürünler ambarlanır, ambalajlanır, pazara sevkedilir ve değerlendirilir. Ambarlarda ürünler tekniğine uygun şekilde saklanır. ▶▶4 Temmuz 2012 Tarihli ve 28343 Sayılı Resmî Gazete, Bruselloz ile Mücadele Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik HAYVANCILIK SEBZECİLİK a) Son turfanda sebzelerin yerleri hazırlanır. b) Son turfanda sebze tohumları ekilir, fideleri dikilir. c) Sebze bahçelerinde çapa, sulama, uç alma, koltuk alma gibi bakım işleri yürütülür. d) Her türlü sebze hastalık ve zararlılarına karşı mücadele tekniğine uygun şekilde yapılır. e) Hasat ay boyunca devam eder. Sebzeler uygun ambalajlara konarak pazara sevkedilir. Bazıları da kurutulur, salçalar, turşular, konserveleri reçelleri yapılarak değerlendirilir. BAĞCILIK ▶▶7 Temmuz 2012 Tarihli ve 28346 Sayılı Resmî Gazete, Tahıl Tohumu Sertifikasyonu ve Pazarlaması Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik MEYVECİLİK a) Sonbahar dikimi yapılacak bahçelerde toprak hazırlığı yapılır. b) Dikim yoktur. c) Meyve bahçesi ve fidanlıklarda sulama, çapa, filiz ve kök piçlerinin temizliği yapılır. Durgun göz aşısı devam eder. Gübre şerbeti verilir. d) Her türlü meyve hastalık ve zararlılarına karşı mücadele yapılır. e) Hasat işleri devam eder. Meyveler ambalajlanır. Pazara sevkedilir, kurutulur, konserve yapılır, suları çıkarılır ve çeşitli şekillerde değerlendirilerek saklanır. ▶▶7 Temmuz 2012 Tarihli ve 28346 Sayılı Resmî Gazete, Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı Halleri Hakkında Yönetmelik ▶▶7 Temmuz 2012 Tarihli ve 28346 Sayılı Resmî Gazete, Sebze ve Meyve Ticareti ile Hal Kayıt Sistemi Hakkında Tebliğin (2011/1) Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ ▶▶16 Temmuz 2012 Tarihli ve 28355 Sayılı Resmî Gazete, Yüksek Yoğunluklu Tatlandırıcıların İthaline İlişkin Tebliğ (İthalat: 2012/4)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ ▶▶17 Temmuz 2012 Tarihli ve 28356 Sayılı Resmî Gazete, Hayvan Genetik Kaynakları Yerinde Koruma ve Geliştirme Desteklemeleri Hakkında Uygulama Esasları Tebliği (No: 2012/54) ▶▶ ▶▶11 Temmuz 2012 Tarihli ve 28350 Sayılı Resmî Gazete, Hal Hakem Heyeti ve Toptancı Hal Konseyi Hakkında Yönetmelik a) Bağlarda uç alma, yaprak toplama, sulama gibi bakım işleri yapılır. b) Her türlü bağ hastalık ve zararlıları ile mücadele edilir. c) Hasat, pazarlama ve değerlendirme işleri devam eder. Uluslararası Kooperatifler Birliği Fuarı ICA-EXPO COOP - 2012 Tarih: 31 Ekim - 2 Kasım Yer: Manchester - İngiltere ▶▶11 Temmuz 2012 Tarihli ve 28350 Sayılı Resmî Gazete, Ormanlarda ve Orman İçinde Bulunan Otlak, Yaylak ve Kışlaklarda Hayvan Otlatılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ▶▶19 Temmuz 2012 Tarihli ve 28358 Sayılı Resmî Gazete, Ölçü ve Ölçü Aletleri Muayene Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ▶▶19 Temmuz 2012 Tarihli ve 28358 Sayılı Resmî Gazete, Doğal Çiçek Soğanlarının Üretimi, Doğadan Toplanması ve İhracatına İlişkin Yönetmelik ▶▶ a) Hayvanların meralarda yeteri yem bulamamaları sebebiyle takviye yemleme yapılır. Koyunlarda kırkım devam eder. Ahır besisi yapılan yerlerde hayvanlara bolca yeşil yem verilmelidir. b) Küçük ve büyük baş hayvanlar çiftleştirilir. c) Yem bitkilerinin ve çayırların hasadı, kurutulması, balyalanması ve depolanmasına devam edilir. d) Çeşitli hayvan hastalık ve zararlılarına karşı mücadele edilir. TAVUKÇULUK a) Kümeslerin temizliğine ve dezenfeksiyonuna devam edilir. Duvarlar kireçle badanalanır. b) Tavuklar ve piliçler çeşitli yemlerle beslenir. Yeşil yem verilmesine devam edilir. Tavuklar anızlara, yoncalıklara ve çayırlara salıverilir. c) Her türlü tavuk hastalık ve zararlılarına karşı mücadele yapılır. ARICILIK a) Kovanlarda temizlik devam eder. Dolu çerçeveler çıkarılarak yerlerine boşlar konur. Kovanlar geceleri sarsılmadan bol çiçekli, florası zengin yerlere nakledilir. b) Arılarda görülecek hastalık ve zararlılarla mücadele edilir c) Bal hasadı devam eder . ▶▶ 2012 - Panel-Kongre 10. Ulusal Tarım Ekonomisi Kongresi Tarih: 05-07 Eylül 2012 İl: Selçuk Üni. Ziraat Fakültesi - Konya ▶▶ II. Yumuşak Çekirdekli Meyveler Sempozyumu Tarih: 04-07 Eylül 2012 İl: Onsekiz Mart Üniversitesi - Çanakkale ▶▶ II. Zeytin ve Zeytinyağı Kongresi Tarih:02-06 Ekim 2012 İl: HRÜ Ziraat Fakültesi - Şanlıurfa ▶▶ Türkiye 11. Gıda Kongresi Tarih: 10-12 Ekim 2012 Gıda Teknolojisi Derneği - M. Kemal Üniversitesi - Hatay Uluslararası Hayvancılık Fuarı SPACE 2012 Tarih: 11-14 Eylül 2012 Yer: Rennes - Fransa ▶▶19 Temmuz 2012 Tarihli ve 28358 Sayılı Resmî Gazete, Ormancılık ve Orman Ürünleri Bürolarının Kuruluş ve Çalışma Esasları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Yönetmelik ▶▶20 Temmuz 2012 Tarihli ve 28359 Sayılı Resmî Gazete, Yurtiçi Sertifikalı Tohum Kullanımı Desteklemesi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2012/55) ▶▶24 Temmuz 2012 Tarihli ve 28363 Sayılı Resmî Gazete, Organik Hayvancılık İlave Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2012/60) ▶▶25 Temmuz 2012 Tarihli ve 28364 Sayılı Resmî Gazete, Türk Gıda Kodeksi Gıda Maddelerinde Bulunmasına İzin Verilen Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Tebliğinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ (No: 2012/56) 21 KİTAP Prof.Dr. Erhan REHBER • Kooperatifçiliğin Tarihçesi • Kooperatif Tanımı, Sınıflandırılması • Kooperatifçilik Değer ve İlkeleri • Kooperatif Teorisi • Dünya ve Türkiye'de Kooperatifçilik • Kooperatiflerin Geleceği www.ekinyayinevi.com Türkiye’de 24 saat esasıyla hizmet veren tek Merkez olan Ulusal Zehir Danışma Merkezi, zehirlenmeler hakkında size bilgi verir... 22 ̇ ̇ Temmuz 2012 Köy-Koop Merkez Birliği SPOR - TARIM BULMACA Spor ve Oruç Adnan YAHŞİ Atletizm Yıldız Milli Takım Antrenörü [email protected] Hemen hemen her ramazan ayı geldiğinde oruç yüzünden konuyla ilgisi olan olmayanın görüş belirttiği hassas bir dönemdeyiz yine. Bir yanda spor yapıp oruç tutmayanlar diğer yanda spor yaparken oruç tutanlar. Konuyla ilgili olarak şu ya da bu doğrudur demek insanlar için hassas bir konu olduğundan yanlış anlamalara neden olabiliyor. Zaten dini inanç gibi farklı uzmanlık alanında derin yorumlar yapmakta işimiz değil. O yüzden bilimsel gerçeklerin ışığı altında konuya açıklık getirmeye çalışacağız. Öncelikle şunun iyi bilinmesinde fayda var: Oruçluyken de Spor Yapabilirsiniz… Yeter ki dikkat edilmesi gereken bir iki nokta ihmal edilmesin. Bunları yaptığınız taktirde sağlıklı bir şekilde spor yapabilirsiniz. Geçmiş yıllarda,kış aylarına denk gelen oruç aylarında havanın serin olması ve oruç süresinin kısalığı nedeniyle spor yapanların rahatsızlığı şimdiki kadar olmuyordu. Ancak, bu oruç ayında 17 saati bulan açlık süresi ve havanın çok sıcak olması, spor yapanların dikkate almaları gereken noktaları artırmıştır. » Ramazanda spor yapmak ya da yapmamak…? Ramazanda spor yaparken en önemli konu sıvı ve mineral kaybıdır. Spor yaptıktan sonra mümkün olan en kısa sürede, eksilen sıvı ve mineral depolarının doldurulması gerekmektedir. Gün ortalarında yapacağınız spor ve ardından oruç yüzünden yerine koyamayacağınız sıvı ve mineral kaybı vücut direncinizin düşmesine yol açabileceği gibi, başka sağlık sorunlarına da davetiye çıkarabilir. Sinir sisteminin etkilenerek denge bozuklukları,aşırı sinirlilik, dalgınlık, kan şekerinin düşmesi, kramplar, bulantı ve baygınlık bu sağlık sorunlarının en belirgin olanlarıdır. Bu yüzden spor saatlerinizi iftara yakın saatlere kaydırmanızda fayda vardır. Böylelikle spor sonrası iftar vaktinde sıvı ve mineral kaybınızı gidebilirsiniz. Eğer iftar sonrası spor yapmak isterseniz bunun için de iftar sonrası kan şekeriniz de çabuk yükseleceği ve sindiriminiz henüz rahatlamadığından en az 2-2,5 saatlik bir süreyi beklemeniz yerinde olacaktır. Bunun yanında iftarda hafif yemekler yemeniz ve spor sonrasında da atıştıracağınız hafif yiyecekler, bölünmüş öğünler nedeniyle sindirim sisteminizi de rahatlatacaktır. Ve yaşlılar... Mümkünse ramazan ayında özellikle böylesine sıcak bir ayda spordan uzak durmalıdırlar. Düzenli spor yapanlar içinde oruç ayı önemlidir. Bu durumdaki birçok insan ramazan ayı ile birlikte düzenli spor yaşantılarına ara vermektedirler. Bu durum onların performanslarında % 20-30 lara varan kayıplar yaşanmasına yol açmaktadır. Ramazan sonrası tekrar eski durumlarına dönmeleri için çok uzun bir süre gerektiği göz önüne alındığında, spora belirttiğimiz hususlar çerçevesinde devam etmelerinde yarar vardır. Ancak üst düzey yarışma sporcuları için oruç tutmak riskli bir durumdur. Kimseye oruç tut ya da tutma deme hakkımızın olmadığını bilmemize rağmen, bu durumdaki üst düzey profesyonel sporcuların ağır antrenmanların yanında öncelikle sağlıklarını düşünmelerinde yarar vardır. Konuyu maddeler halinde kısaca toparlamak gerekirse: 1 4 5 6 7 8 9 10 1 K O L L E K T İ V İ Z M 2 O R T A L A M A L E 3 N T T E R 4 Y A S A K 5 A M A 6 O 7 V A R A K S 8 A R T A Y 9 S 10 I 12 İ D A M A R A A N I L İ 12 S M İ T L • Kalp, tansiyon, şeker gibi rahatsızlıklarınız varsa iftar öncesi spor yapmamaya çalışın. • İftar sonrası yapacağınız spor ile iftar arasının en az 2-2,5 saat olmasını unutmayın. • İftar sonrası sıvı alımınızın spor yaptığınız için normal insanlardan fazla olmasına özen gösterin. Son söz, önce sağlık… Spor dolu günler sizinle olsun... L İ SAANEN KEÇİSİ ÜRETİM ÇİFTLİĞİ Geleceğimizin Güvencesi “keçi bizim işimiz” B N A H A Y A P A • Spor yaptığınız yerin serin ve havalandırmalı bir yer olmasına özen gösterin. A M A N N O P A Ç A S A L M D A S U A R E O T 11 D A M A R V • Yaptığınız sporun şiddetini ve süresini azaltın. Y. İzzettin BAŞER 3 11 2 • Spor vakitlerinizi iftar saatine yakın zamana göre ayarlayın. • İftardan sonra yapılacak spor öncesi yenen yemeklerin hafif olmasına dikkat edin. Ancak hem oruç hem de spor vazgeçilmezleriyse yürüyüş gibi hafif sporlar tercih etmelidirler. Bu tarz sporların tercih edilme nedeni terlemenin diğer sporlara göre daha az olmasıdır. Unutmayın çok terleme çok fazla sıvı ve mineral kaybı anlamına gelmektedir. TARIM BULMACA • Unutmayın oruçluyken de spor yapabilirsiniz. A Ç L I B A Ğ S A R I Soldan Sağa 1- Üretim araçlarının ve toprağın ortak kullanımını savunan öğreti 2- Vasati 3- Biriçte sanzatü... Derinin gözeneklerinden sızan sıvı... Canlı varlıklarda kanın dolaştığı kanal 4- Köy kıyısında, çitle çevrilmiş küçük tarla... Ermiş 5- Gözleri görmeyen... Bir nota 6- Terbiyesiz kimse... Muğla’nın bir ilçesi 7- Altın, gümüş veya başka madenler dövülerek oluşturulan ince, parlak yaprak... Numaranın kısaltılmışı... 8- Utanma... Başlıca içeceğimiz... Atın yavrusu... Sodyumun simgesi 9- Karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun... İmge 10- Karakter... Kasaplık hayvanların kesilmiş ayağı... Zaviye 11- Bir tahıl ürünü... Vilayet... Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası 12- Abidevi... Bir renk Yukarıdan Aşağıya 1- Tahıl ambarımız 2- Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü... Argonun simgesi... Nazım Hikmetin soyadı 3- Litre kısaltılmışı... Başka, diğer... Mısır, mısır tanesi 4- Dar ve kalınca tahta... Kaygı... Platinin simgesi 5- Eleme aracı... Argoda bir kişiye hazırlanan oyun, hile... 6- Bir yağış türü... Ateş... Bir haber ajansımız 7- Türk Malı... Düşük rütbeli... Topraktan yeni çıkan bitki, ekin 8- Geri verme... Anadoluda ağıla verilen ad... 9- Avrupada bir ülke 10- Bilimsel... Molibdenin simgesi... Harman savurmakta kullanılan, çatal biçiminde, tahtadan tarım aracı 11- Su... Çaresiz... 12- Yumurtasından havyar üretilen değerli bir balık türü. www.e-ciftlik.net T 0544 469 47 78 keçisütüdamızlıkprojedanısmanlık Haymana Yolu 14. Km Yavrucuk Gölbaşı-Ankara demirkoç 10 TMO 31.5 x 46.5 cm.pdf C M Y CM MY CY CMY K 1 18.07.2012 18:13
Benzer belgeler
Köy-Koop Haber Gazetesi 34. Sayı
KÖY-KOOP MERKEZ BİRLİĞİ
1971 yılından bu yana faaliyet gösteren Türkiye Köy Kalkınma ve
Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatif Birlikleri, 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun geçiçi 2. maddesi gereği, i...
Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı 2012-2016
başarı hikayesi değildir. Kooperatif işletme modelinin esnekliği ve istikrarı da bugün için bir mesaj teşkil etmektedir.
Kooperatifler 21. Yüzyıl ekonomisi için
izlenecek yolun önemli bir parçasıdı...