Buluşma Dergisi, Sayı 31, 2,01 Mb
Transkript
Buluşma Dergisi, Sayı 31, 2,01 Mb
Buluşma 2010/01 George D. Sartorel AllianzTürkiye CEO’su Sevgili Buluşma Okuyucuları, Buluşma dergimizin bir sayısında daha sizlerle bir araya geldiğim için yine çok mutluyum. Ancak bu, Buluşma üzerinden kuracağımız son iletişim olacağı için bir yandan da kalbim buruk. Türkiye’de çok daha uzun süre kalma planlarım vardı. Fakat Allianz SE Yönetim Kurulu, benden Allianz İtalya CEO’luğu görevini üstlenmemi rica etti. yönde kâr ile karşı karşıya kaldı ve bundan dolayı 2010 Haziran ayına kadar sermaye artırımına gitmeleri gerekiyor. Oysa ki Allianz Türkiye, 2009 yılının en iyi performans gösteren şirketlerinden biri oldu ve kârını artırmak adına hasar rezervlerini azaltmadan mükemmel sonuçlar elde etti. Bu sonuçlar hepimiz için gurur vericidir. 2007 yılından bu yana Türkiye’de “İlk Tercih Edilen” sigorta şirketi olma yolunda birlikte imza attığımız birçok başarıya dönüp baktığımda çok gururlanıyorum. Bu yolculuğumuz boyunca daha yapacağımız çok şey olmasına rağmen, bu yılın ilk çeyreğinde elde ettiğimiz sonuçlara baktığımızda şimdiden emeklerimizin karşılığını aldığımızı görüyoruz. Şu anda Allianz Türkiye, rakiplerinden yüzde 19.2 oranında bir fark ile sektördeki en yüksek hasar rezerv oranına sahip sigorta şirketidir. Bu durum gelecekteki büyüme hedefleri için oldukça sağlam bir platform oluşturmaktadır. Diğer şirketler kâr göstermek adına rezervlerini düşürürken, biz son 3 yılda art arda rezervlerini artıran tek şirket olduk. Piyasadaki irrasyonel fiyat rekabetine girmek ve istikrarsız bir ortamda büyüme fırsatlarını kullanmak yerine, şirketimizin finansal yapısını güçlendirmeye karar verdik. Bunun yanı sıra yüzde 36 oranında büyüdüğümüz –ki bu oran pazar büyümesinin 3 katıdır- kârlı oto dışı kaza branşlarında ilerlemeye odaklandık. Sektörde yayınlanmış olan şirket performansları istatistiklerinden de görüleceği üzere, 2009 yılı sektör için oldukça zor bir yıl oldu. Türkiye’de aktif olarak faaliyet gösteren sigorta şirketlerinin neredeyse yarısı 2009 yılında vergi sonrası negatif Sonuç olarak son 3 yılda alınan bu aksiyonlar ve diğer önemli aksiyonlar sayesinde Allianz Türkiye’nin gelecek vaat eden Türk Sigortacılık Sektörü’nde çok önemli bir konuma sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yıllık 12.8 milyar Euro’luk prim üretimiyle Allianz Grubu’nun ikinci büyük şirketini yönetmek için seçilmiş olmaktan dolayı tabii ki onurluyum ancak sizlere bu kadar erken veda etmek de beni çok üzüyor. Unutmayın ki global anlamda da en güçlü sigorta şirketiyle çalışıyorsunuz. Geçen yıl küresel ekonomik krizin zorlayıcı şartlarına rağmen, rakamlar bir kez daha Allianz’ın gücünü kanıtladı. Allianz Grubu’nun brüt yazılan prim üretimi yüzde 5.2 arttı ve toplam 97.4 milyar Euro’ya yükseldi. Faaliyet kârı ise 7.2 milyar Euro’ya ulaştı ve net gelir yüzde 13 artarak 4.7 milyar Euro’ya çıktı. Sermaye yeterlilik oranı bir önceki yıla kıyasla yüzde 7 artış gösterdi ve yüzde 164 seviyesine çıkarak, emsal şirketler arasında en yüksek seviyeye ulaştı. Bu rakamlar dünyanın en büyük ve en güvenilir sigorta şirketinin Allianz olduğunu açıkça gösteriyor. Allianz’ın bu gücü sayesinde biz de kendimizi daima güvende hissederek yolumuza “keşke demeden” devam edebiliyoruz. Sözlerimi bitirirken tohumlarını attığımız tüm başarıların devamını getireceğimize inancımın tam olduğunu bir kez daha belirtmek istiyorum. Allianz Türkiye’nin başarı hikâyelerini ve belki bir gün büyük Allianz dünyasında sizlerle tekrar buluşmayı dört gözle bekliyorum. Sevgi ve saygılarımla, 3 Seyahat Rotam Buluşma 2010/01 İspanya’dan Rol Çalan Katalan Şehri: Barselona Tarihle modernizmin yoğrulduğu, müzeleri, kafeleri ve flamenko dansçıları ile hayatın dolu dolu yaşandığı Avrupa'nın en cazibeli kenti Barselona, sizi hayal kırıklığına uğratmayacak. 4 Seyahat Rotam Buluşma 2010/01 K atalanya’nın sanat, kültür ve güzelliklerle dolu şehri Barselona, deniz ve dağların arasında konumlanmıştır. Lezzetli yemekleri, eğlenceli şehir hayatı, Romanesk kiliseleri, Dali, Gaudi, Miro, Picasso gibi modern sanat ve mimari alanındaki önemli isimlerin sanat hazineleri ile büyüleyici bir metropoldür. Şehir, M.Ö. 1. yüzyılın sonunda, “Barcino” adında bir koloniyi iskân eden Romalılar tarafından kurulmuştur. Barselona bugün, İspanya’nın en kozmopolit, modern ve avangard şehri olarak ün yapmıştır. Şehir, birkaç bölüme ayrılmaktadır: La Ramblas, Barrio Gótico, Eixample, El Born (La Ribera), El Raval (Barrio Chino), Sahil kesimi ile Barceloneta ve son olarak Montjuic. “La Ramblas”, şehrin en hareketli bölgelerinden biridir. Çiçekçi tezgâhları, muhteşem güzellikteki La Boqueria Pazar alanı, Joan Miró’nun mozaik eseri, yürürken önünüze çıkacak sürprizlerden sadece birkaçıdır. Palmiye ağaçlarının ve Gaudi tarafından tasarlanmış Fotoğraf:Ebru Demetgül lambaların süslediği Plaza Real’in birçok kafesinden birinde oturup kahve keyfi yapabilirsiniz. “Barrio Gótico”, şehrin Ortaçağ’dan kalan merkezidir. Banys sokağında en eski antika tüccarları veya tüy ve şemsiye tacirlerini keşfedebilirsiniz. Devasa gül pencereleriyle Santa María del Pi kilisesinin bulunduğu Plaça del Pi de görülmeye değer güzelliktedir. Gaudi’nin Masalsı Mimarisi “Eixample”, Ortaçağ’dan kalma surların yıkılmasının ardından 1860 yılında yerleşime açılmıştır. Bugün, geniş bir ticaret ve iskân bölgesidir. Birbirini dikey kesen sokakları, şehre farklı bir görünüm verir. Açık alanda küçük bir müze gibi olan d’Or meydanı, şehirdeki modern mimarinin en fazla örneğini barındıran yerdir. Ahşap, cam, demir ve seramikten oluşan ön cepheler, yürüyenleri büyüler. Barselona’nın dünyaca ünlü sembolü olan El Temple Expiatori de la Sagrada Família, Gaudi’nin dehasını yansıtan en meşhur çalışmasıdır. Projeye 1883 yılında başlayan mimar, hayatını bu kiliseye adamıştır. Bu proje onun için o kadar büyük bir saplantıya dönüşmüştür ki, başka hiçbir şeyle ilgilenmemiş ve evini de çalışma yerine taşımıştır. Gaudi’nin 1926’daki ölümü ve ardından 1936’da gelen iç savaşla kesintiye uğrayan çalışmalara, 1952 yılında tekrar başlanmıştır. Kilisenin kulelerine kadar çıkıp muazzam şehir manzarasını görmeden sakın geri gelmeyin! Çoğunlukla La Pedrera adıyla da tanınan Casa Mila, Gaudi’nin muhtemelen şehirdeki ikinci en meşhur çalışmasıdır. Ev, bütün bölümlerinin gün ışığından yararlanması için yapılmış olan iki büyük dairesel avlusu ile geniş bir alana yayılmaktadır. Binanın belki de en ilginç yeri çatısıdır. Buradaki hepsi birbirinden farklı görünüşe sahip olan, ya tek başına ya da küçük gruplar halinde heykel gibi duran sürrealist bacalar, şaşırtıcı güzelliktedirler. Passeig de Gràcia, birçok modernist binasıyla (La Casa Batllo, La Casa Mila vb.), Barselona’nın en şık bulvarıdır. Burası aynı zamanda şehrin meşhur bir alışveriş merkezidir. Gaudi’nin hamisi Eusebi Guell, bir banliyö “şehri” kurma hayaliyle, Barselona’nın kuzey batısında kalan ve biraz uzakta bulunan araziye altmıştan fazla ev için yer ayırmıştır. Ancak sadece iki evin tamamlanmasından sonra, Barselona Belediyesi 1922’de araziyi satın almış ve Park Guell adıyla halka açmıştır. “El Born” (La Ribera), şehrin içindeki küçük bir köydür. Keman imalatçılarının, cam yapımcılarının ve tasarımcıların bulunduğu zarif, fakat oldukça otantik bir mekândır. Emeklilerin kâğıt oy- nadıkları; genç insanların çeşmelerin kenarlarında oturarak sohbet ettikleri farklı bir atmosfere sahiptir. Eski Barselona’nın havasını solumak için küçük sokaklarına girmekten sakın çekinmeyin! Barselona’da eğer tek bir müzeye gidecekseniz, bu kesinlikle, sanatçının gelişme yıllarına ve yaşadığı şehirle olan ilişkisine ışık tutan Picasso Müzesi olmalıdır. Gotik merkezdeki Montcada sokağını ve burada bir müze oluşturmak için, Ortaçağ’dan kalan beş sarayın birleştirildiğini hayal edin. Karşınızda, sanatçısı Pablo Ruiz Picasso kadar etkileyici bir yapı yükselmektedir. Ortaçağ’da cadıların yakıldığı ve idamların gerçekleştirildiği El Passeig del Born, bugünlerde gece hayatının en sevilen yeridir. Bu pasajda birçok yeni mekânın açılmasının yanı sıra, ev yapımı kokteyllerini tadabileceğiniz Miramelindo gibi eski barların da hâlâ durduğunu görmek keyif vericidir. El Raval (Barrio Chino), tamamen değişmiş bir bölgedir. Hâlâ sanatçıların ve entelektüellerin buluştuğu, bohem bir atmosfere sahip olan mekân, yapılaşma çalışmaları sonucu modern bir çehre kazanmıştır. Barselona Çağdaş Sanat Müzesi de dahil olmak üzere birçok müze ve sanat galerisi artık bu bölgede bulunmaktadır. Guell adındaki sanayi zengini bir aileye Gaudi tarafından tasarlanan Palau Guell gerçekten bir şaheserdir. Barselona’nın deniz kenarında bulunan Barceloneta, lezzetli deniz mahsullerini bulabileceğiniz “Can Ramonet” gibi restoranları ve beş kilometre boyunca uzanan sahiliyle hafta sonu kaçamakları için uğrak yeridir. Frank Gehry’nin tunçtan yaptığı kocaman balina heykeli, Olimpik Liman’a geldiği5 Seyahat Rotam Buluşma 2010/01 önünüzde yapılan şekerlemeler için “Papabubble”, kışın sıcak çikolata içmek için “La Granja” tavsiye edilebilir. Limana bakan güneşli terasıyla küçük bir tapas barı olan “Bar Colombo” ve yine dışarda oturma imkânı sağlayan “Bar Kasparo” ile “Casa Paco”, Sangria içmek için ideal yerlerdir. 1897’de açılan Els Quatre Gats’a, yalnızca Rusinol ve Casas gibi sanatçıların özel olarak yaptığı resimleri ve Picasso’nun ilk ücretli işi olan mönüdeki illüstrasyonu görmek için bile gidilebilir. nizde sizi karşılar. Kıyı kesimindeki 60 metrelik Kristof Kolomb Heykeli de mutlaka görülmesi gerekenler arasındadır. 1888’de meşhur kâşifin anısını yaşatmak için, Kolomb’un Amerika’ya ilk seyahatinden sonra İspanya’ya ayak bastığı noktaya dikilmiştir. Montjuic, şehrin içinde bir dağdır. Montjuïc Kalesi, iki yüzyıl boyunca insanları baskı altında tutmak için kullanılmıştır. 19. yüzyılda anarşistler; Franco döneminde de politik suçlular burada zapt edilmiştir. 1940’da Katalonya’nın 123. Cumhurbaşkanı Lluis Companys burada idam edilmiştir. Bugünlerde ise, Franco’nun heykelini görebileceğiniz şehirdeki tek yerdir. Aynı zamanda askeri müze de burada bulunmaktadır. Joan Miró Vakfı, Barselona’daki en popüler müzelerden biridir. Josep Lluís Sert tarafından tasarlanan bina, yeşilliğin arasında sükûnet arayanlar için biçilmiş kaftandır. Hiç Durmayan Hayat Barselona’da gece hayatı oldukça hareketlidir. Geleneksel İspanyol dansı olan Flamingo şovlarını seyretmek için “El Tablao de Carmen”e ve “Los Tarantos”a gidebilirsiniz. Müzik meraklıları için altın yapraklar, kırmızı halılar ve süslü oymalarla dekore edilmiş olan Gran Teatre del Liceu veya sadece klasik müzik değil, caz ve dünya müziğinden de önemli sanatçıları dinleyebileceğiniz L’Auditori, görkemli salonlardır. Bir hayli geç yenen akşam yemeği için sabredebilen ziyaretçileri lezzetli bir mutfak beklemektedir. Galiçya restoranı “Botafumeiro” muhteşem deniz mahsulleri mönüsüyle, “Cinc Sentits” de Katalan mutfağıyla, yeni tadlar keşfetmek için gidebileceğiniz yerlerden bazılarıdır. Ekmek üstüne bir kürdan ile tutturulan tadımlık yiyecekler sunan Pintxo Barlar ise tam anlamıyla bir eğlencedir. Gecenin sonunda kürdan sayısına göre hesabı ödersiniz. Şehrin tatlıcıları da hiç kuşkusuz aklınızı çelecek. Örneğin şık paketlerdeki çikolatalar için “Escribà”, Allianz’la seyahatleriniz daha da keyifli! Hepimiz seyahate çıkacağımız zaman, günler öncesinden plan yaparız. Hangi otelde kalacağımızı, gideceğimiz yerin hava ve yol durumunu, hangi saatte nerede olacağımızı hatta hangi gün ne giyeceğimize kadar tüm detayları düşünürüz. Peki seyahatte bir sağlık problemiyle karşılaşırsak? Bunun önlemini şimdiden alabilir miyiz? Allianz Seyahat Sağlık Sigortası işte bunun için var. Seyahatte olduğumuz dönemlerde bizi belli risklere karşı korumak için. Seyahate çıkmadan önce her ayrıntıyı planlayabilmemiz için. Seyahat Sağlık Sigortası hangi risklere karşı güvence veriyor? Seyahatiniz sırasında ani bir hastalıkla karşı karşıya kalırsanız, tedavi görebileceğiniz en yakın sağlık kuruluşuna yönlendiriyor ve masraflarınızı karşılıyor. Tedavi bitiminde evinize naklinizi sağlıyor. Ayrıca seyahat sırasında vefat eden sigortalımızın nakil işlemlerini de gerçekleştiriyor. İsterseniz kişisel sorumluluklarınız, bagaj kayıplarınız, kaza sonucu vefat ve sürekli sakatlık ile kapkaç teminatlarını da poliçenize ekleyebilirsiniz. Aynı zamanda yurtdışından ülkemize seyahat edenleri de ülkemizdeki seyahatleri boyunca sigortalıyor. Seyahat Sağlık Sigortası ile tatiliniz sırasında keyfinizi kaçırabilecek her türlü risk ortadan kalkıyor. Size de seyahatinizin tadını çıkarmak kalıyor... 6 Buluşma 2010/01 Hobim Hava Fotoğrafçılığı "Paramotoru bir bavula sığdırıp istediğiniz yere taşıyabilmek ve hiç kimseye, hatta bir piste ihtiyaç duymadan herhangi bir tarladan, plajdan kalkabilmek, yani istediğiniz yerden havalanabilmek büyük bir özgürlüktü benim için." Yazı: Ali Kabaş Fotoğraflar: Ali Kabaş H ava fotoğrafçılığım da diğer fotoğraf ilgi alanlarım gibi yaşam tarzımın bir devamı olarak gelişti. Üniversite yıllarında öğrendiğim pilotluğum sayesinde havada da yerdeki kadar rahat hissettiğim için, helikopterle çekim yapmaya başladım ve halen de devam ediyorum. 2003 yılında, belli şartlarda bana daha esneklik kazandıracak olan paramotoru keşfettim. Eğitimimin ardından, Türkçesi “motorlu yamaç paraşütü” olan paramotorla hava çekimlerini de fotoğraf dağarcığıma ekledim. 7 Hobim Paramotorun ne olduğuna biraz değineyim. Ölüdeniz’de görmeye alıştığımız yamaç paraşütünün pilotun sırtına pervaneli bir benzin motoru takılmış halidir. Yamaç paraşütünde tepeden uçuşa geçmek gerekirken, motorun itme gücü sayesinde paramotor ile düz alanda koşarak kalkılabilir. Motorun gaz ayarıyla yükseklik ayarlanırken, kanadın fren ipleriyle de sağa sola dönüşler yapılır. Diğer bütün hava araçlarından temel farkı, sabit bir kanat yapısı yerine, hız sayesinde içine önden hava dolunca aerodinamik şeklini alan yumuşak bir kanada sahip olmasıdır. Kanat şeklini aldıktan sonra, bir uçağın bütün uçuş prensipleri paramotorda da geçerlidir. Paramotorun avantajları, nakliye kolaylığı, pilotun görüş alanının çok açık olması, birçok hava aracının uçamayacağı yerlerde ve alçak irtifada uçabilmesi, yavaş hızı ve taşıma sırasında portatifliğidir. Dezavantajları, kalkarken 30-40 kg.’lık bir yükü taşımak için fiziki güç gerektirmesi, sadece iyi havalarda kullanılabilmesi ve yumuşak kanadının kapanma riskidir. Paramotor kullanmak ilk bakışta kolay görünse de ciddi bir eğitim gerektirir. Pilotun, aracın sınırlarını ve becerilerini çok iyi bilmesi ve uçuş ortamını iyi değerlendirmesi şarttır. Aksi takdirde hayati tehlikeler doğabilir. İlk başlarda ben de yerden kalkarken biraz 8 Buluşma 2010/01 zorlanıyordum. Yanıma genellikle daha hafif ekipmanlar alıyordum. Bu yüzden önceleri sadece uçuş tecrübesine ağırlık verdim ve zamanla daha rahat bir şekilde çekim yapmaya başladım. Profesyonel kalitede çekimler için ciddi konsantrasyon, soğukkanlılık, sürekli risk analizi ve bu sırada sanatsal ve teknik fotoğraf değerlendirmesi gerekir. Yukarıdan bakıldığında ortaya çıkan farklı görüntüler, hava fotoğrafçılığını benim için cazip hale getiriyor. Son sergim, paramotorla Türkiye’de çektiğim fotoğraflardan oluşan “Yüksek Açı” idi (merak edenler, web sitemden izleyebilirler). Fotoğraf tekniği olarak baktığımızda, karada kullandığım yüksek çözünürlüklü dijital makinemi ve geniş açıdan teleye kadar değişen objektifleri uçarken de kullanıyorum. Hava fotoğrafçılığının kara fotoğrafçılığından esas farkı, havadayken manzaranın çok hızlı değişmesi ve bu sebeple de çok hızlı hareket etme gerekliliğidir. Konuya daha yakın uçabilme özelliğinden dolayı, paramotorla yapılan uçuşlarda atiklik daha önem kazanır. Uçak veya helikopterde ise konuya uzaklık arttığı için, vakit daha rahat kullanılabilir. Dijital fotoğraf devrimi, havada etkisini, makinenin sensör duyarlılığını ISO ayarıyla değiştirerek, hızlı değişen şartlarda istediğimiz enstantane ve diyaframı yakalamamız şeklinde gösterdi. Fotoğrafa ilgim çocuk yaşlarda başladı, ABD’de işletme mühendisliği ve sanat eğitimi aldığım yıllarda da devam etti. Stüdyoda ve dış mekânda özel çekimler ile stok ve video çekimleri yapmaktayım. Son dijital teknolojileri de çok yakından takip ederek, fotoğrafçılık ve dijital iş akışı dersleri vermekteyim. İstanbul’da dört, New York’da bir özel sergi açtım. Fotoğraf ilgi alanlarıma sanat, reklam, kurumsal, gezi, hava ve sualtı dahildir. “American Society of Picture Professionals” üyesiyim ve Getty Images Photo Assignments fotoğrafçısıyım. Fotoğrafla ilgili web sitelerim: www.alikabas.com ve www.dpw-tr.com Buluşma 2010/01 Hobim Konu dijitalden açılmışken, fotoğraf çekmeye merakın son senelerde dijital makineler sayesinde patladığını görüyorum. Fotoğrafçılığı öğrenmek için dijital makinelerin müthiş araçlar olmasının yanı sıra, çekenlerde temel fotoğrafçılık bilgilerinin hâlâ çok eksik olduğunu görüyorum. Fotoğrafa meraklı olup da bu konuda daha fazla bilgi almak isteyenler, internet adresinden bana ulaşabilirler. Dijital fotoğrafla beraber çok önem kazanan bir konu da, eskiden renk laboratuvarlarının yaptığı işi artık bizim yapıyor olmamızdır. Her karedeki potansiyeli ortaya çıkarmak ve başkaları tarafından düzgün izlenmesini sağlamak için, bilgisayar ortamında neler yapılabildiğini bilmemiz gerekir. Dijital fotoğraf devriminin arkasından gelen yeni devrim de DSLR makinelerle çekilebilen High Definition video’dur. Olağanüstü kalite sayesinde, ben de artık gönül rahatlığıyla video çekimleri ve prodüksiyon yapıyorum. Video için öğrenilmesi gereken dijital iş akışını da ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Şaka bir yana, dijital fotoğrafın teknik karmaşası bir ise dijital videonun ondur. Hava videolarımı ve paramotorla uçuşu merak edenler, www.vimeo.com/alikabas adresine göz atabilirler. Allianz’la güvenli bir gelecek mümkün! İleriye dönük her hamleniz ufak tefek risklerle doludur. Geleceğinizi ve gelecek güvencenizi belirlerken, beklentilerinizin yanıtını almak istersiniz. Ferdi Kaza Sigortası, poliçe süreniz boyunca günün her saatinde, dünyanın neresinde olursanız olun, iradeniz dışında karşılaşacağınız kazalar sonucu uğrayabileceğiniz zararlara karşı maddi teminat güvencesi sunan bir hizmettir. Ferdi Kaza Sigortası’nda, Allianz sizin için çeşitli hazır teminat planları belirlemiştir. Örneğin “Sürekli Sakatlık Teminatı”ndan yararlanırsanız, uğrayacağınız bir kaza sonucu sürekli sakat kalmanız halinde, poliçede belirtilen limit dahilinde ve maluliyet oranlarına göre ödeme yapılmaktadır. “Vefat Teminatı”na göre, kaza sonucu sigortalının vefatı halinde, poliçede belirtilen limit dahilinde yasal mirasçılarına veya poliçede belirtilmiş olan kişilere tazminat ödenmektedir. “Tedavi Masrafları Teminatı”nda, uğrayacağınız bir kaza sonucu yaralanmanız halinde, yapılacak tüm tedavi ve diğer tıbbi giderler, poliçede belirtilen limit dahilinde, poliçe kapsamına dahildir. “Gündelik İş Görmezlik Teminatı” kapsamında ise, uğrayacağınız bir kaza sonucu geçici olarak çalışamayacak durumda olmanız halinde, çalışamayacağınız her gün için, poliçede belirtilen limit dahilinde, tazminat ödenmektedir. Eğer belirlenen planların dışında teminat isterseniz, Allianz yetkilileri size bu konuda yardımcı olacaklardır. Vergi avantajınız var mı? Eğer ücretli çalışıyorsanız ya da beyana tâbi vergi mükellefi iseniz, Gelir Vergisi Kanunu'nun 63. ve 89. maddeleri gereğince ödediğiniz primleri vergi matrahınızdan indirebilirsiniz. Böylece, aylık ücretinizin %5'ine ve yıllık olarak asgari ücret tutarı kadar ödeyeceğiniz sigorta primleriniz, bulunduğunuz vergi dilimine göre, daha ilk günden size kazanç sağlayacaktır. 9 Sağlığım Buluşma 2010/01 Gıda’da Haute-Couture: Organik Tarım Organik beslenme, günümüzde herkesin merak konusu. Ülkemizde de artık organik pazarlar açılmaya, organik ürünler satan web siteleri kurulmaya ve organik beslenmeyi teşvik eden dernekler oluşmaya başladı. Peki, organik beslenme ne anlama geliyor ve ne kadar mümkün? Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, bizi bu konuda aydınlatıyor. Yazı: Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez Fotoğraf: Cenk Sönmezsoy O rganik besin satın almak, yediğimiz yiyeceklerdeki tarım ilacı kalıntılarını en aza indirgemenin bir yoludur. Bir besine organik denilebilmesi için, o yiyecek veya içeceğin bağımsız bir kurum tarafından sertifikalı olması gerekir. İsminde “organik” kelimesinin geçebilmesi için de (“Organik Domates Çorbası” gibi), içeriğinin en az % 95’inin organik olması ve etiketinde hangi içeriklerin organik olmadığını söylemesi gerekir. Bu organik olmayan içerikler ise, sadece organik versiyonları olmadığı için kullanılabilirler. Organik besinler organik olmayan besinlerden daha mı sağlıklıdır? Şu anda beslenmemizdeki tarım ilaçları ile insanlardaki sağlık sorunlarını bağdaştıran çok az kanıt bulunmakla beraber, hayvan sağlığına olan negatif etkileri ile ilgili pek çok araştırma ispat edilmiştir. Hayat boyu tarım ilacı kalıntısı yemenin bize ne gibi bir toksik etkisi olabileceğini veya çeşitli tarım ilacı kalıntılarının nasıl karışıp bir kokteyl etkisi yaratacağını, tam olarak bilmiyoruz. Yine de organik besin satın almak, 10 Sağlığım Buluşma 2010/01 yediğimiz yiyeceklerdeki tarım ilacı kalıntılarını en aza indirgemenin bir yoludur. olgunlaşan bir domates ile serada çok hızlı yetiştirilen bir domates arasında lezzet farkı olacaktır. Organik besinlerde katkı maddeleri var mıdır? Organik ürünler nerede bulunur? Alerjik reaksiyonlarla ilişkisi olanlar dahil olmak üzere, potansiyel olarak birçok zararlı katkı maddesinin organik besin üretiminde kullanımı yasaktır. Normal besinlerin işlenmesinde yüzlerce katkı maddesinin kullanımına izin verilirken, organik yiyecek ve içeceklerde sadece 30 taneye izin verilir ve üretici bunları ancak, ürünlerinin bu madde olmadan üretilemeyeceğini veya muhafaza edilemeyeceğini kanıtlarsa kullanabilir. Organik besinlerin tadı daha mı güzeldir? Bazen, ama her zaman değil. Organik tavuk, lezzetinde dikkati çeken bir fark bulunan besinlerden biridir. Aynısı, organik etler için de geçerlidir. Sebze ve meyvelerde lezzet farkı, kullanılan tohum çeşidine göre değişmektedir. Elbette, kendi doğal hızında, besin açısından zengin toprakta yetişip, güneşte Türkiye`de organik ürün üretim ve alım kültürü yeni yeni yaygınlaşıyor. Bu nedenle organik pazarlar da parmakla sayılacak kadar az. “Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği”nin yerel yönetimlerin işbirliğiyle açtığı % 100 Ekolojik Pazarlar, Türkiye’nin farklı şehirlerinde kurulmaya başladı. Organik ve doğal ürünler tüketiciye, pazarlar dışında üç ayrı yoldan ulaşıyor: Ekolojik ve organik ürün satan marketler, doğal ürün mağazaları ve sanal mağazalar. Eğer zamanınız kısıtlıysa ve çevrenizde organik ürün satan bir yer yoksa, internetten organik gıda ürünleri pazarlayan sanal mağazalara ulaşabilirsiniz. Bu mağazaların listesini öğrenmek için, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin (www.bugday.org) ve Organik Ürün Üreticileri ve Sanayicileri Derneği’nin (www.orguder.org.tr) internet sitelerini inceleyebilirsiniz. Allianz ile sağlığınız güvencede! Allianz, 70’den fazla ülkedeki geniş deneyimi, Türkiye’deki 20 yılı aşkın birikimiyle sağlığınızı güvence altına alan her talebe yönelik paketler sunar: Dinamik Sağlık, Limitsiz, Optimum, Vitamin, Aile Hekimliği, Özel Sağlık, Vitalis, Yurtdışı Sağlık. Sağlığınızın bedeli var mı? “Dünyanın 1001 türlü hali var” diyorsanız ve gelecekteki sağlık harcamalarınız için endişelenmek istemiyorsanız, Allianz güvencesi her zaman yanınızda.. Yarınlarınız için, sevdikleriniz ve sizin için... 11 Evim Buluşma 2010/01 Trendler, doğadan ilham almaya devam ediyor! Artık evler, resim defterlerindeki gibi dört duvar ve bir çatı ile özetlenmiyor. Trendler, evin içindeki yaşamsal fonksiyonları öne çıkartarak oluşuyor. Yazı: Nuran Bilge H er yılın bir hikâyesi vardır; değişmeyen ise hayatımızda doğanın rolüdür. Sorumluluk ile farkındalığımızı doğaya çevirdiğimizden beri, trendler de doğanın yok oluşundan etkilenir oldu. Trendlerin doğadan etkileniyor olması, tepkimizi gösterdiğimizin, en azından göstermeye başladığımızın işaretidir. Doğaya odaklanan trendler taşa, toprağa, ağaca, insana, hayvana daha dikkatli bakıyorlar. Kahramanları aynı olan değişik hikâyeler yazıyorlar... Yaşamsal izler taşıyan her alan içinde, kendi doğamızda rahat etmek arzusu duyarız. Resim defterlerimize çizdiğimiz ilk ev duvarlar ve üçgen bir çatıdan ibaretken, şimdi ev tanımı barınmak, yaşamak gibi kelimelerin dışına taşarak sosyal üniteler halini aldı. Artık evler, resim defterlerindeki gibi duvarlar ve bir çatı ile özetlenmiyor. Trendler, evin içindeki yaşamsal fonksiyonları öne çıkartarak oluşuyor. Zaman zaman kat kat giydirilen evler, bir süre sonra kat kat soyularak hayatı kolaylaştıran, sade ama fonksiyonel bir hale getiriliyor. 2010 Trend belirleyicileri de tam da bunu söylüyor: Ferah ve neredeyse boş bir mekânın tadını çıkarın! Ve de size iki seçenek sunuyorlar: Ya sade ya da dolu bir alan yaratın. İster boş bir mekân ister dolu bir mekân yaratın, görevleri sadece mekânları bölmek olmayan duvarların aslında çok daha fazla önem taşıdığını unutmayın. Duvarları, boya, duvar kâğıdı, duvar stickerları, tuğla, taş veya farklı dokularla giydirebilirsiniz. Duvar stickerları, kolay ve hızlı değişim özellikleri nedeniyle son dönemin gözde trend ürünleri halini aldı. 12 Evim Buluşma 2010/01 Günümüzde, Vinil duvar çıkartmalarının birçok çeşidini bulmak mümkün. Vinil duvar çıkartmalarından kuş illüstrasyonu olanları mutfağınızda, renkli bordürleri yatak başınızda, grafik desenlileri antrenizde, çiçek demeti veya bir ağaç görünümündekileri salonunuzda kullanabilirsiniz. Hayal gücünüzü çalıştırın; evinizde küçük dokunuşlarla farklılık yaratmak için gerekli olan her türlü temada sticker bulabilirsiniz. Vinil çıkartmaları düz beyaz bir duvar üzerine yapıştırabileceğiniz gibi, trend tonlardan biri ile boyayarak renklendirdiğiniz duvarınıza da uygulayabilirsiniz. Stickerları, duvarlardan farklı tonlarda seçebilirsiniz ya da birbirine yakın renkleri kullanarak vurguyu azaltıp, sadece aydınlatma ile bir ambians yaratabilirsiniz. Duvar stickerını, sık sık yerini değiştirebileceğiniz bir paravan üzerinde uygulayarak da farklılık yaratabilirsiniz. Duvarlarınıza hikâyeler yazarken, simetriden uzak durmaya gayret edin. Trendler değişik kaynaklardan beslense de gücünü doğadan almaya devam ediyor. Doğaya gerektiği değerin verilmesiyle birlikte, balkon ya da bahçe gibi açık mekânların dışında evlerin içine de küçük botanik alanlar eklenmeye başlandı. “Geçmişimizin hikâyesini de unutmayın!” diyen trendler, mevcut olanı maziyle harmanlayarak ondan ilham alsa bile, modern ve çağdaş çizgileri içine katmayı da ihmal etmiyor. Ayrıca, endüstriyel tasarımlara evde yer açmamızı da öneriyor. Birçoğumuzun metropollerde yaşadığını düşünürsek, sakin ve huzurlu ortamlara ihtiyacımız var. Eğilimler, bu düşünceyi Zen felsefesiyle birleştiriyor. Yeşili 2010 trend rengi seçmelerine şaşırmamak gerek. Siyah ve beyazın hem zıt hem de değişmez bir ikili oldukları gerçeği, bu sezon da devam ediyor. Trendler, bu yaz saflığı arıyor ve “Saf = Beyaz”dır diyorlar. Beyazı tüm tonlarla birlikte kullanabilirsiniz. Beyaza doğal tonları (toprağın, taşın, suyu rengini) ekleyebilirsiniz. Evde beyaz ne varsa bir araya getirin: Ayna, abajur, heykel, çiçek… Her yer beyaz... Bu yılda trendler, Doğu - Batı sentezi melez tasarımlardan, köşeli hatların yanında oryantal eklentilerden vazgeçmiyorlar. Bu nedenle olsa gerek, tasarımcılar malzeme ne olursa olsun kumaşlara tropik desenler, yapraklar ve çiçekler eklemeyi ihmal etmiyorlar. Soğuk malzemelere yaprak şeklini vererek, kübik formlu koltukları canlı sarı tonlarla giydirerek doğaya yaklaşıyorlar. Cam, taş, ahşap ve mermer birlikte ya da ayrı, aynı mekânda sıkça kullanılıyorlar. Ağaç bloklar, mermer veya camla birlikte sehpalara yeni formlar veriyorlar. Bu bahar yeşilin ada tonları, kumsal beji, güneş sarısı, taşın toprağın yani doğanın renkleri hikâyenizdeki kahramanlar olacak. Kime başrolü vereceğinize ise siz karar verin. Evinizde gönül rahatlığıyla oturmanız dileğiyle.... Evinizde yıllar boyu daha rahat ve huzurlu yaşayabilmeniz için Allianz, Tüm Ev Sigortasını sunuyor. Tüm Ev Sigortası Allianz, evinizi tehdit eden pek çok riske karşı Tüm Ev Sigortası sayesinde sizlere uygun fiyat seçeneklerine sahip, kapsamlı bir sigorta sunuyor. Tüm Ev Sigortası, hem ev sahipleri hem de kiracılar için yaşamlarının gereklerine ve risklerine göre düzenlenmiştir. Hangi riskler teminat altında? Yangın, yıldırım, infilak, sel/su baskını, dahili su, fırtına, yer kayması, duman, kötü niyetli hareketler ve terör gibi toplumsal olaylar, hava ve kara taşıtları çarpması, hırsızlık, enkaz kaldırma masrafları, yakıt sızması, kira kaybı ve geçici ikametgâh masrafları... Ayrıca, Ferdi Kaza, elektrik hasarı, kişisel eşyalar gasp, kapkaç ve/veya yankesicilik teminatlarını da verir. Avantajları neler? Diyelim ki evinizde bulunan televizyonunuzun ya da müzik setinizin başına bir şey geldi. Ya da evinizi su bastı, ses ve görüntü sisteminiz zarar gördü. Hiç dert etmeyin çünkü belli teminatlarla kaybettiklerinizi yerine koyabilirsiniz. Eğer kiracı iseniz, yaptırdığınız boya, badana, sabit dekorasyona gelecek hasarları da belirli bir limitle poliçe kapsamındaki risklere karşı güvence altına alabilirsiniz. Tüm Ev Sigortası, komşularınıza, kiracınıza veya ev sahibinize yangın, infilak, dahili su, duman gibi risklerin verebileceği zararları da teminat altına alıyor. Ayrıca tesisat veya elektrik problemlerinde, anahtar kaybı veya unutulması durumunda, camcı gönderilmesi gereken hallerde ve daha pek çok hizmet için 444 45 46 numaralı çözüm hattını arayabiliyorsunuz. 13 Röportaj Buluşma 2010/01 Bahar Korçan: “Sigortalı olmak, geleceğe dair kaygılarımızın olduğu bu dünyada gerçekten pozitif bir yaşam şekli sunuyor.” Bahar Korçan ile kariyeri, kızı ve son dönemdeki çalışmaları üzerine konuştuk. Çocukluğunuz nasıl geçti? O zamanlardan tasarımcı olacağınızın işaretleri var mıydı? 1963'te, 21 Mart'ta doğdum. Baharın başlangıcı olduğu için adım Bahar. Keyifli bir çocukluktu benimki. Sanatla uğraşan insanların çocuklukları gerçekten önemli bence. Çünkü bu sizi şekillendiren bir dönem. Doğuyorsunuz ve onun üzerine kişiliğiniz hamur gibi yoğruluyor. Babam ve annem bu anlamda iyi birer hamur yoğurucuydular. Kendimi hep çok özgür hissettim. Baskısız, çok güzel bir öğreti aldım. Bostancı'da doğdum büyüdüm. Doğayla iç içeydik. Gözümü açtım, tekne vardı ve deniz temizdi. Güneş doğarken, babamla kalkan avlamaya çıkardık. 14 Röportaj Buluşma 2010/01 Moda tasarımcısı olmaya ne zaman karar verdiniz? akıp gideceğiz ya da değiştireceğiz ve akıntıya tersten yüzeceğiz. Ortaokul 2’de kafama koymuştum. Ondan evvel uzun yıllar benim için en önemli şey, İstanbul Radyosu Çocuk Saati’ydi. Yedi yaşımdan on dört yaşıma kadar oraya seslendirme yapmaya gidiyordum. O zamanlar hayalim tiyatrocu olmaktı. Amcam, mimardır. Bir ara ona heves sardım. Sonra çok net hatırlıyorum, Orta 2’deydim ve “Ben moda tasarımcısı olacağım,” dedim. İlk defa Anneler Günü vesilesiyle “Anı” adını verdiğiniz bir takı koleksiyonu oluşturdunuz. Nelerden ilham alarak tasarımlarınızı gerçekleştirdiniz? Bahar Korçan nasıl markalaştı? İşin en başından beri, aklımda hep kendi markamla ve İstanbul çıkışlı bir şeyler yapmak vardı. Yani şu an olanlar aslında sürpriz değil, bunların hepsini ben biliyordum ve planlıyordum. Ben de bir anneyim ve Anneler Günü benim için çok özel bir gün. Bugün için kalıcı bir takı koleksiyonu yaratmak istedim. İsmini koyarken de Anneler Günü’nün hep hatırlanması gereken bir gün olmasından yola çıktım. Hepimiz anneannelerimizin televizyonlarının üzerinde veya yatak örtülerinde bir iğne oyasına Tasarımlarınızın en önemli özelliği nedir? Bahar Korçan markasından aldığınız her şey rahattır. Biter bitmez, ilk ben denerim. İnsanın teni en güzel aksesuvarıdır. Kıyafetinizin rahat olması ve hava alması gerekir. Tasarımlarınızda en çok tercih ettiğiniz kumaşlar neler? Her zaman doğal dokulara yer veriyorum. Yüzde yüz kotonlar, el dokuması ipekler ve yünler hiç vazgeçemediklerim arasındalar. Hatta geçen gün, yün üzerinde bir şeyler yakıp deneme yapacağım diye az daha zehirleniyordum. Bize biraz 2010 yaz koleksiyonunuzun felsefesinden bahsedebilir misiniz? Akıp giden bu yaşam döngüsünde, seçimlerimizin sonucu olarak geldiğimiz nokta işte tam da bu soluduğumuz andır. Bu zaman noktasında, tüm insanlık olarak ya bize öğretilenleri sorgusuz sualsiz kabulleniyoruz ya da değiştiriyoruz. Daha doğmadan bize yüklenenleri bir düşünün. Etrafınıza bir bakın, insanlık hâlâ savaşıyor. En çok da güç için. En içimi burkan da seyirci olmak bir şekilde. Seyirci bırakılmayı seçmemeye karar verdim kendimce. İşte, “Kabullen ya da Değiştir” bu noktadan hareketle doğdu. Ya bu hayatı kabulleneceğiz ve 15 Röportaj Buluşma 2010/01 Moda hayatına Vakko’da başladı. 1992 yılından bugüne kadar, Dusseldorf, Paris, New York gibi moda başkentlerinde birçok koleksiyona imza attı ve bu koleksiyonlar ile hem yurtiçinde hem yurtdışında birçok önemli ödül kazandı. Kendi koleksiyonları dışında Türkiye’de birçok ünlü sanatçıya kostüm ve imaj danışmanlığı yaptı. TGSD (Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği)’nin yönetim kuruluna seçilen ilk moda tasarımcısı oldu. Türkiye’nin moda konusundaki ilk sivil toplum kuruluşu olan Moda Tasarımcıları Derneği’nin kurucu başkanlığına seçildi. Hazırladığı bütün koleksiyonlarını, benimsediği ve inandığı felsefeler üzerinde geliştirip tasarlayan Bahar Korçan, 2009 yılından itibaren Galata semtinde açmış olduğu yeni mağazasında tasarım serüvenine devam etmektedir. rastlamışızdır. İğne oyası el emeğini, sabrı, sevgiyi ve annemizin sıcaklığını akla getirir. Bu yüzden de anılarımızda çok özel bir yeri olan iğne oyası motifinden yararlanmak istedim. Ayrıca dantel, pırlanta, altın ve saten gibi farklı malzemeleri bir arada kullandım. Bunun yanı sıra, melek kanatlarına ve melek figürlerine de yer verdim. Masalsı ve romantik bir koleksiyon oldu. Başarılı bir iş kadını ve kızınıza çok düşkün bir annesiniz. Bu yoğunluğun içinde kızınızla ilişkinizi nasıl dengeliyorsunuz? Lal ile anne kızdan çok bir arkadaş ilişkimiz var. Oturup saatlerce sohbet etmeyi çok seviyoruz. Lal, beni her şeyi paylaşabileceği bir dost olarak görüyor. 16 Hatta geçen gün yemekte Lal’e, “Tabii insan yaşadıkça değişiyor, olgunlaşıyor. Ben de olgunlaştım,” dedim. O ise, “Anne, sen mi? Sen hayatımda gördüğüm en yaramaz annesin,” dedi. İşimde de birçok konuyu ona danışıyorum. Örneğin, son koleksiyonumda onun desenlerini kullandım. Lal hayatımın en önemli parçası. Çocuğunuzun geleceğini düşündüğünüzde belirsizlik duygusu size korku veriyor mu? Onun hayatını güvence altına almak için ne gibi yöntemler izliyorsunuz? Örneğin, çocuklar için ödenen primlerin her yıl elde edilen kâr paylarıyla artarak yatırıma dönüştüğü “Allianz Büyüyen Çocuk Sigortası” hakkındaki fikirleriniz neleredir? Her anne gibi çocuğumun geleceği ile ilgili bazen korku dolu belirsizlik, bazen umut dolu hayallerle karışık bir his bulutunun içine giriyorum. Tabii ki sigorta, geleceğe dair kaygılarımızın olduğu bu dünyada gerçekten pozitif bir yaşam şekli. Bence çok gerekli. Son olarak, hiç “Bahar Korçan” markası ile “Bahar” arasında kaldığınızı hissediyor musunuz? O bence çok önemli bir denge. Ama ben ikisini baştan beri ayırdım. Aynaya baktığım zaman sadece Bahar'ı görüyorum. Ve Bahar çok komik, çok sakar, muziplikleri olan, özünde çok saf biri. Herhalde aynaya baktığımda “Bahar Korçan” markasını görsem, felaket biri olurdum. Ve bu marka da bu kadar samimi olmayabilirdi. Gurme Buluşma 2010/01 Şarap sofraya değer katar… Yazı: Aydan Üstkanat A ta içeceğimiz her nedense rakı gibi algılanır. Rakı, özellikle yakın tarihimizde ve tabii günümüzde Türk yemek kültüründe önemli ve çokça tercih edilen bir sofra içeceğidir. Fakat sanılanın aksine, Osmanlı sarayında şarap en sükseli ve en beğenilen içecekti... Yiyeceklerin lezzeti elbette önemlidir ama her yemeğin yanında ona yakışan içeceklerin olması da ona artı bir değer katar. Yemeğe eşlik eden içecekler en az yemeğin lezzeti kadar önemlidir. Yiyeceğine göre yanında ona eşlik etmesi için bir çok alkollü-alkolsüz içecek tercih edebilirsiniz. Ama, bana soracak olursanız bir yemeği en iyi tamamlayan şey doğru seçilmiş bir şaraptır! Soğutulmuş bir lal ile akşamüzeri keyfi yapabilir; ısısı 18 derecede sabitlenmiş genç ama dolgun gövdeli bir sofra şarabı ile fırından yeni çıkmış bir köy ekmeği, biraz ayva preserve ve parmesanla müthiş bir lezzet yakalayabilirsiniz. Son olarak, buz gibi bir köpüklü şarap ve enfes bir çikolatalı türüfle de geceyi noktalayabilirsiniz… Aperatiflerden daha çok tat almak için altın anahtar ‘doğru şarabı” bulmaktır. Üzümden şaraba giden yol... İyi bir şarap için üç ana şey önemlidir: Üzüm çeşidi, toprak ve fermantasyon! Mantık olarak üzümün şarap ol- ması için geçirdiği işlemler şarabın kalitesini ve lezzetini belirler. Fermante etmek (mayalamak) kısaca bir ürünün, belli sürelerde ve belli oda sıcaklıklarında bekletilerek bazı mikroorganizmalar aracılığı ile yapısını değiştirmektir. Basit gibidir ancak oluşumunda mikroorganizmaların çalışma süresi, yani “zamanlama” oldukça hassas bir iştir ve bu anlamda da bir hayli zordur. Üzüm suyunu fermante etmek için bir kapta kapağı açık olarak beklemeye alırsanız, elde edeceğiniz şey sadece ‘sirke’ olacaktır. Alkol fermantasyonu üzüm suyunun hiçbir şekilde hava almadan, tamamen kapalı olarak ve de biraz karmaşık aşamalarla mayalanması ile sağlanır. Üzüm suyunun şarap 17 Gurme haline dönüşebilmesi için bambaşka mikroorganizmaların devreye girmesi gerekir. Ağzı kapalı olarak, sabit ısıda ve ışıksız ortamda bekletilmesi önemlidir. Bu bekleme ile alkol oluşumu tamamlanan üzüm suyu şarap haline gelir ama içindeki gazdan ve tortulardan tamamen arınması için ‘olgunlaşma’ dönemi denilen bir devreye girmesi lazımdır. Benim birkaç satırda anlattığım bu süreç kimi genç şarap için bir kaç ay, kimi yıllanmış şarap içinse upuzun süreler demektir. Ve işte bu süreç de üzüm suyunun şarap haline dönüşmesini sağlar. Şarap Seçerken Bir yemek için şarap seçerken, sofrada hangi et-balık olduğundan, kişisel zevklerinize ve hatta bütçenize kadar bir çok şey önemlidir. Ama temel olarak, başlangıç genellikle genç şaraplarla yapılır ve olgun şaraplarla son bulur. Bu da tam olarak şu anlama gelir: aperatifler ve ana yemeklerle farklı farklı şarapları tüketmek doğrudur. Mutlaka bir tek cins ve marka şarapla yemeğe başlayıp bitirmek zorunlu değildir. Tam tersine, lezzet ögesiyle keyif almak istediğiniz bir sofrada hemen her tadımlık yemek için farklı marka ve çeşitte şarap tüketmek en doğrusudur. İyi cins şaraplarınızı ise sakın karmaşık yemeklerle servis etmeyin! Bu, onun lezzetine gölge düşürecektir. Yine de tüm bunlara karşın, yemeğin başlangıcından sonuna kadar tek bir şarap çeşidi tercih etmek isterseniz, orta kalitede ve hafif aromalı bir sofra şarabını seçebilirsiniz. Peynirler: Sert aromalı, dinlenmiş peynirler için (parmesan, tüm bekletilmiş fransız peynirleri veya manchego gibi), Beyaz yumuşak, tatlı veya aromalı gövdeli kırmızı şaraplar. Hafif yapıda taze peynirler için (keçi peyniri, ricotta, dil peyniri gibi...), Beyaz sek, Rose sek ve hafif kırmızı şaraplar. Başlangıç yemekleri - Aperatifler: Rose, Beyaz sek, Kırmızı aromalı hafif şaraplar. Balık, deniz ürünleri ve beyaz et: Rose sek, Beyaz sek, yumuşak veya tatlı şaraplar. Yağlı etler ve şarküteri: Beyaz yumuşak, şampanya. Kırmızı et: Gövdeli veya orta kuvvette kırmızı şaraplar. 18 Buluşma 2010/01 Şarap servisinde dikkat edilmesi gerekenler: Beyaz şarap veya şampanya ikram ederken, mutlaka sofrada buz kovanız olsun. Kırmızı hafif şarapların 12 ile 14 derece arası, gövdeli olanların ise 12 ile 18 derece arası soğutularak servis edilmesi gerekir. Özellikle beyaz şarap servis ederken, asla yarım hatta bir parça şarap kalmış bardağa ekleme yapılmamalıdır. Bu, yeni servis edilecek şarabın ısısını hemen etkiler. Kırmızı şarabın servisten önce mutlaka bir miktar havalanması gerekir. Ancak şişenin mantarını açmak, bu havalanmaya şişenin yapısı itibariyle izin vermez. Bu yüzden, sofraya oturmadan yarım saat kadar önce mutlaka geniş ağızlı bir karafa aktarılmalıdır. Şirket Haberleri Buluşma 2010/01 Allianz Group’un üst yönetimi İstanbul’da buluştu Allianz Group’un 70 ülkeden 240 kişilik üst düzey yönetim ekibi, 24–26 Mart tarihleri arasında Türkiye’de düzenlenen Allianz International (AZI) 2010 Toplantısı’nda bir araya geldi. Allianz SE Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Michael Diekmann ve Allianz SE Yönetim Kurulu Üyesi ve Avrupa Başkanı Enrico Cucchiani’nin de aralarında bulunduğu üst düzey yöneticiler, Allianz’ın 2009 yılı verilerini değerlendirerek 2010 yılına projeksiyon tutmak için 24–26 Mart tarihleri arasında Çırağan Palace Kempinski’de bir araya geldi. Allianz Turkiye CEO’su George D. Sartorel, toplantıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Her yıl Almanya’da yapılan AZI toplantısı bu yıl İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantı için İstanbul’un seçilmesi Allianz Group’un Türkiye operasyonuna verdiği önemi bir kez daha vurguluyor. Türkiye gelecek dönemde sigorta bilincinin gelişmesiyle birlikte yüksek potansiyele sahip önemli ülkeler arasında yer alıyor. Yüksek ekonomik potansiyeli, düşük sigorta penetrasyonu, genç ve dinamik nüfusu ile Türkiye, Allianz Group’un yakından takip ettiği son derece önemli bir pazar. Bu nedenlerle Allianz Group, Türkiye'ye yatırım yapıyor,” diyerek, grup için Türkiye’nin önemine dikkat çekti. konusunda yüksek bir itibarı vardır. Gerçekten de bu bağlamda itibarımız bugün finansal kriz öncesine göre çok daha yükselmiş durumda,” diyerek son gelişmeleri analiz etti ve geleceğe dair durum değerlendirmesi yaptı. AZI Toplantısı’nın sonunda, Allianz SE Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Michael Diekmann “Allianz olarak global göstergelere baktığımızda, içinde bulunduğumuz ortamın bize güçlü yönlerimizi kullanabilmemiz için ekstra fırsatlar sunduğunu görüyoruz. 2008 ve 2009 yılları sonuçları iş modelimizin temellerinin sağlam olduğunu teyit ediyor. Pazarda oluşan herhangi bir değişiklik ile baş edebiliriz ve müşterilerimiz için öngörülemez olayların finansal etkilerini hafifletme gücüne sahibiz. Allianz topluluğunun kriz ile baş ederken, durumu eskiden olduğu gibi iyi haline getirme 19 Şirket Haberleri Buluşma 2010/01 Hollywood ve Bollywood filmleri de Allianz güvencesinde Allianz Sevgililer Günü'ne özel kampanya yaptı Sevdiğinize Allianz ile geleceğini hediye edin... Sevgililer Günü’nde sevdiklerinin geleceğini güvence altına almak ve birikimlerini en kârlı şekilde değerlendirmek isteyenler için gerçekleştirilen kampanyada, 150 TL üzerinde aylık katkı payı ile Bireysel Emeklilik Sistemi’ne dahil olan katılımcılara 50 TL’lik katkı payı hediye edildi. Allianz BES EKSTRA Kampanyası, 4–15 Şubat 2010 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Allianz, Paralimpik Kış Oyunları’na katılan engelli sporcuları destekliyor Uluslararası Paralimpik Komitesi’nde “Altın Patron” sıfatıyla yer alan Allianz, 2006 yılından bu yana Paralimpik atletlerin olimpiyatlar için en iyi şekilde hazırlanması amacıyla profesyonel eğitimlerini alabilmelerine yardımcı oluyor. Allianz sponsorluğunda bu yıl 12–21 Mart tarihlerinde Kanada’nın Vancouver kentinde gerçekleştirilmiş olan Paralimpik Kış Oyunları’nda atletler, kros kayak, biatlon, buz hokeyi ve tekerlekli sandalyede curling alanlarında yarıştılar. 20 Sette çıkacak bir yangın ya da başrol oyuncusunun rahatsızlığı kimi zaman film projesini uzun süreli aksatabildiği gibi büyük finansal kayıplara da sebep oluyor. Bu kayıpların en aza indirgenmesi için bir film projesinin sigortasının henüz prodüksiyon başlamadan yapılması, filmin potansiyel risklerinin önceden değerlendirilip, sigortanın aktif hale getirilmesi gerekiyor. Oyuncular ve film ekipleri, film makaraları ve negatifleri, ekipmanlar ve kostümler dahil olmak üzere tüm set Allianz tarafından güvence altına alınıyor. Dünya sigorta devi Allianz aynı zamanda çekim sırasında zarar görebilecek üçüncü şahısları da sigortalıyor. Allianz’ın 2009 yılında sigortaladığı Hollywood yapımları arasında Melekler ve Şeytanlar, 2012, Bruno, Morganlar Nerede?, Matrak Adamlar, Harry Potter ve Melez Prens, Soysuzlar Çetesi, İlişki Durumu: Karmaşık, Nine, Halk Düşmanları, Sherlock Holmes, Terminatör 4, Kurtuluş, Alacakaranlık, Yeni Ay gibi dünyaca ünlü filmler bulunuyor. En iyi Bollywood yapımları arasında gösterilen 2009 yılının Hindistan Oscar adayı “Tare Zameen Par” ve 2006 yılında En İyi Kısa Film Oscarı’nı kazanan “Küçük Terörist” de Allianz tarafından sigortalanan filmler arasında yer alıyor. Allianz’dan Büyüyen Çocuk Kampanyası 23 Nisan’da çocuğunuza geleceğini hediye edin Allianz Büyüyen Çocuk Sigortası, çocuklara 18 ile 25 yaşları arasında güvence sağlayan bir sistemdir. Belirlenen dönemler içerisinde çocuklar için ödenen primler, seçilen süre kadar birikir ve her yıl elde edilen kâr paylarıyla artarak yatırıma dönüşür. Sigorta süresinin sonunda elde edilen birikim, çocuğa toplu olarak ödenebilir veya isteğe göre 5 ya da 10 yıl süreyle her yıl artan bir maaş bağlanabilir. Üstelik Allianz 1–30 Nisan tarihleri arasında çocuklarını birikimleriyle beraber büyütmek isteyenlere özel bir kampanya da düzenledi. Kampanya dahilinde Büyüyen Çocuk Poliçeleri’nin 250 TL’ye kadar olan 2. taksit tutarını Allianz üstlendi. Buluşma 2010/01 Şirket Haberleri Allianz'dan en avantajlı sağlık sigortası; Dinamik Sağlık Sigortası Dünyanın en büyük sigorta şirketi Allianz, yeni sağlık paketi ile 6 – 44 yaş arası bireylerin sağlık sigortası yaptırabilmesine olanak sağlıyor. Sektördeki en ekonomik ve en geniş teminatlı sağlık sigortası olma özelliğini taşıyan Dinamik Sağlık Sigortası’nda limitsiz doğum, sınırsız ve % 100 ödemeli yatarak tedavi teminatları yer alıyor. Ek prim uygulaması yapılmadan anlaşmalı spor merkezleri, diş klinikleri ve optik mağazalarında % 50’ye varan indirim fırsatları bulunuyor. Allianz, bu paketle aynı zamanda 6–18 yaş arası çocuklar için tek başlarına sigortalanabilme imkânı sunuyor. Ayrıca Allianz, Haziran ayı sonuna kadar bu sigortaya sahip olanlara, özel bir kampanya ile 250 TL limit ile ayakta tedavi teminatı hediye ediyor. Türkiye nüfusunun sadece % 2’sinin özel sağlık sigortası var! Allianz Sigorta A.Ş. Genel Müdürü Arif Aytekin, müşteri ihtiyaçlarına odaklanarak beklentiler doğrultusunda Dinamik Sağlık Sigortası ürününü geliştirdiklerini belirtiyor. Aytekin, “Olası sağlık sorunlarına kapsamlı çözüm getiren sağlık sigortaları, kişinin sağlığını güvence altına alır. Ancak Türkiye nüfusunun sadece % 2’sinin özel sağlık sigortası bulunuyor. Biz de dünyanın en büyük sigorta şirketi olarak Türk halkına, en uygun fiyatlarla en geniş teminatlı sağlık sigortasını sunuyoruz,” diyerek Dinamik Sağlık Sigortası’nı özetliyor. Allianz’lı tekneler güvene yelken açıyor Dünyanın en büyük sigorta şirketi olan Allianz, kürsel deneyimi ve yerel uzmanlığıyla yat sigortalarında farkını ortaya koyuyor. Yat sigortalarında %24.3’lük payla adetsel anlamda sektör lideri olan Allianz, Marmaris Uluslararası Yarış Haftası ve Bodrum Açık Deniz Yat Kulübü gibi deniz tutkunlarını buluşturan organizasyonların sponsorluğunu üstleniyor, ayrıca tekne sigortaları hakkında bilgilendirici çalışmalar yapıyor. Yat sigortalarında sektör lideri olan Allianz, tüm deneyimi ve uzmanlığıyla tekneleri denizde ve karada en geniş risk skalasında güvence altına alıyor. Allianz Yat Sigortası, kaza durumunda üçüncü şahıslara karşı doğabilecek hukuki sorumlulukları (yatınızın çarpıştığı tekne veya üzerindeki mala gelebilecek kayıp ve hasarlar gibi) teminat altına alıyor. Ödenmek zorunda olan bazı hukuki savunma masrafları bile, Allianz’ın yazılı ön onayıyla teminata dahil edilebiliyor. Sorumlu bulunulmayan hallerde, enkazın çıkarılmasına ilişkin tüm masraflar yine sigorta kapsamında. Sigortaya, yatın gövdesinin yanı sıra poliçede belirtilmeleri koşuluyla makineleri, servis botları ve yatla birlikte alınıp satılan donanım ve ekipman da dahil ediliyor. 21 Eğlence Soldan sağa 1. Bir tür şekerleme… Dört tarafı suyla çevrili kara parçası 2. Yazı hokkası… Tembellik 3. Güzel, latif… Metal olmayan elementler 4. Tok olmayan… Bir renk… Bütün, eksiksiz 5. Telden, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış, genellikle taşınabilir koyacak… Sıvacıların kullandığı alet 6. Afrika’da bir ülke… Nikel’in kısaltması 7. Bal konulan tekne… Eskiden çıkan bir gazete… Eski dilde olumsuzluk bildiren bir ön ek 8. Kiraya verilerek gelir getiren mülk… Kuruyup dökülen ağaç yaprağı 9. Konya’da bir baraj… Kötü bir malı satma 10. Mitolojide savaş tanrısı… Arzu, emel… yergi 11. Yas… Bir çiçek adı 12. Bir binek hayvanı… Rekaket 22 Buluşma 2010/01 Yukarıdan aşağıya 1. Kesin yargı… Bir tür küçük kavun 2. Gaye, emel… Bir şarkıda tekrarlanan parça 3. Avrupa’da bir nehir… Yetme, kâfi gelme 4. Üzeri siperli masa lambası… İçine su veya başka bir içki karıştırılmamış içki 5. Eski dilde su… Labada… Kuzu sesi 6. Raflı, kapaksız, taşınabilir dolap… Caddelere kurulan süslü kemer 7. Mikroskop camı… Satrançta bir taş 8. Aygıt, araç… Noksan, eksik 9. Seyrek dokunmuş, delikli kumaş… Vietnam krallık hanedanı 10. Tayin… Divan şiirinde bir nazım türü 11. Lale hakkında yazılan kitap ya da risale 12. En kısa zaman dilimi… Bir yüzeyi mala sürerek düzeltmek.
Benzer belgeler
Buluşma Dergisi, Sayı 34, 1,56 Mb
Sevgili Buluşma Okuyucuları,
Buluşma dergimizin bir sayısında daha
sizlerle bir araya geldiğim için yine çok
mutluyum. Ancak bu, Buluşma üzerinden
kuracağımız son iletişim olacağı için bir
yandan d...
Buluşma Dergisi, Sayı 29, 3 Mb
onun için o kadar büyük bir saplantıya
dönüşmüştür ki, başka hiçbir şeyle ilgilenmemiş ve evini de çalışma yerine taşımıştır. Gaudi’nin 1926’daki ölümü ve
ardından 1936’da gelen iç savaşla kesintiy...