Buluşma Dergisi, Sayı 34, 1,56 Mb
Transkript
Buluşma Dergisi, Sayı 34, 1,56 Mb
ALLIANZ Buluşma 2011 Sayı 2 SEYAHAT ROTAM Floransa: Dünyanın metrekare başına en fazla ünlü sanat eseri düşen bölgesi 12 16 Kenan Işık ile keyifli bir sohbet Artık Allianz Facebook ve Twitter ile Bir Tık Ötenizde! Buluşma 2011 İÇİNDEKİLER SEYAHAT ROTAM 2 Sanatsal Birikimden Gelen Zarafet: Floransa RÖPORTAJ Floransa’nın sarayları, villaları, kiliseleri, sokakları ve meydanlarında keyifli bir gezinti. 12 Kim Tiyatrocu Olmak İstemez Tiyatrosuz bir hayatı tahayyül bile SAĞLIĞIM edemeyen Kenan Işık ile keyifli bir sohbet. 5 Kış Mevsiminde Çocukların GURME KÜNYE Beslenmesi Çocuğunuzun kış mevsimi boyunca doğru besinleri alarak sağlıklı kalması sizin elinizde. HOBİM 7 14 Adını andığımızda bile keyif veren lezzet: Çikolata Buluşma Rüyalarımıza giren, ağzımızı sulandıran, 2011 Sayı 2 vazgeçilmezlerimiz arasında her Şehir hayatının karmaşasından kurtulup Genel Yayın Yönetmeni ve çikolata hakkında tatlı bir yazı. Sorumlu Müdür: Mehmet Nakkaşoğlu Yapımcı: ŞİRKET HABERLERİ doğayla baş başa kalmak ve özgürce spor yapabilmek istiyorsanız bu yazıyı muhakkak okuyun! EVİM Arif Aytekin zaman ilk sırada yer alan Tutku, adrenalin, özgürlük ve heyecanın birleşimi: Binicilik Allianz Adına Sahibi: Dena Ajans Reklam Hizmetleri Ltd. Şti. Av. Süreyya Ağaoğlu Sok. Uzal Apt. 17 Allianz Uluslararası Emeklilik 2/6 Teşvikiye Şişli İstanbul Tel: 0212 233 06 10 Raporu’nu yayınladı www.miq.com.tr Türkiye’de Emeklilik Branşı Diğer OECD Editör: Ülkelerine Göre Daha Avantajlı Işıl Karahanoğlu Zaimoğlu Görsel Yönetmen: Filiz Başımoğlu 10 Vintage Mekanlar Zamanda yolculuk etmek isteyenler için yaşanmışlığı olan obje ve eşyalarla ev 18 İki Dünya Devi Güçlerini Birleştiriyor: HSBC, bundan böyle Allianz Türkiye’nin Bireysel Emeklilik Fonlarının yönetimini de üstleniyor. dekorasyonu. Film, Baskı ve Cilt: Matbaa Çözümleri San. ve Dış Tic. Ltd. Şti. Maltepe Mah. Litros Yolu Sok. Fatih San. Sit. No:12/102 Topkapı Zeytinburnu–İstanbul Tel: 0212 674 39 80 EĞLENCE Yönetim Yeri: Allianz Sigorta A.Ş. Bağlarbaşı Kısıklı Cad. No:13 Altunizade 34662 İstanbul Tel: 0216 556 66 66 20 Karikatür, bulmaca Faks: 0216 556 67 77 www.allianz.com.tr www.facebook.com/allianzturkiye www.twitter.com/allianzturkiye Yayın Türü: Yaygın Süreli Yayın Yayının Mahiyeti: Kurumsal Buluşma 2011 Sayfa 1 GİRİŞ Sevgili Okurlar, Öncelikle, Buluşma’nın 2011 yılı son sayısında sizlerle bir arada olmaktan duyduğum mutluluğu ifade etmek istiyorum. Ayrıca Ekim ayında Van'da meydana gelen deprem felaketinden dolayı duyduğum üzüntüyü de belirtmek isterim. Bu doğal afet bize, sevdiklerimizin hayatlarını ve varlıklarımızı güvence altına almanın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Hem acentelerimizin hem de sigortalılarımızın kişisel durumlarını dikkatle takip ederken ilk elde oluşan hasar ödemelerini de hesaplamaktayız. Sigorta penetrasyonu nispeten düşük olduğundan, çok büyük hasar ödemeleri beklenmemektedir. Sosyal sorumluluk sahibi bir şirket olarak, Allianz Türkiye çalışanlarını Van depremzedelerine ihtiyaç duydukları malzemeleri bağışlamaları konusunda destekledik ve onlar da ellerinden geleni yaptılar. Bu beni gerçekten çok mutlu etti. Satış Ekibine, müşterileri arayan Çağrı Merkezine, bağışların koordinasyonunu sağlayan İnsan Kaynakları Departmanına ve hasarlı bir okulun yeniden inşası konusunda bir Kurumsal Sosyal Sorumluluk projesi oluşturan Allianz Türkiye Üst Yönetimi’ne teşekkürü bir borç bilirim. Bağışlardan ayrı olarak, daha sürdürülebilir ve uzun vadeli bir yardım sağlayabilmek için şu anda hasarlı bir köy okulu tespit etme aşamasındayız ve bundan sonra köyle ve okulla birlikte başka girişimlerde bulunarak onları kanatlarımız altına alacağız. Bu iyi, yararlı ve sürdürülebilir girişim hem kendimizi yerel topluluklar içerisinde konumlandırmamıza hem de çalışanlarımız ve acentelerimiz arasında sahiplenme ve takım ruhu için bir “gerçeklik anı” oluşturmamıza da yardımcı olacak. Deprem haberleri ve bağış çağrıları internet üzerinden geldi ve bugünlerde internetin ve sosyal medyanın hayatlarımız üzerinde ne kadar etkili olduğunu öğrendik. Allianz olarak biz de sosyal medyadaki yerimizi aldık. Allianz hakkında daha fazla bilgi edinmeniz, sigorta sektöründeki gelişmelerden haberdar olmanız ve ürünlerimiz hakkında bilgi sahibi olmanız için bizi www.facebook.com/allianzturkiye ya da www.twitter.com/allianzturkiye adreslerinden takip edebilirsiniz. Türkiye'de yeni ürünlerimizin hepsini poliçe sahibi müşterilerimiz için değer oluşturmak üzere tasarlamaktayız. Buna bağlı olarak, Hayat/Emeklilik kategorisine hak ettiği değeri vermek için yeni bir projeyi başlatmış bulunuyoruz. Yeni Yıllık Hayat Sigortası ve Özel Birikim Sigortası ürünlerimiz, bu yeni dönemin ilk ürünleridir. Projelerimiz hızla ilerleyecek ve Hayat/Emeklilik kategorisindeki diğer ürünlerimizi yenileyeceğiz. Çünkü sizin ihtiyaçlarınız ve beklentileriniz bizim önceliğimizdir. Bu doğrultuda, Allianz Tüm Oto Kasko Sigortasına iki yeni paket ekledik ve teminat kapsamını da genişlettik. Allianz Tüm Ev Sigortası da en kapsamlı ve ekonomik konut sigortası seçeneği olmaya devam etmektedir. Müşterilerimize sunduğumuz ürünlerin ve çözümlerin yanı sıra; yukarıda Van depremzedeleri konusunda belirtildiği gibi, sosyal sorumluluk projelerine değer kazandırarak topluma katkıda bulunuyoruz. Van’daki okul projemizden ayrı olarak, paralimpik sporcuların etkileyici başarılarını destekleyen Türkiye Paralimpik Komitesi’nin Ulusal Destekçisiyiz. Hayatın içinden tüm renkleri bir araya getiren bir süreli yayın olan Buluşma, son sayısında yine zengin bir içerik sunuyor. İtalya’da sanatın merkezi olan Floransa ile ilgili makale size şehrin büyüleyici güzelliğinin kapılarını aralayacak. Kış kapıya dayandı… Kış aylarında çocukların nasıl beslenmesi gerektiğini konu alan yazımız, anne ve babalar için yararlı bir rehber olabilir. Bu sayıda vintage dekorasyon ile ilgili ilginç yazılar da bulunmaktadır. Ayrıca iştah açıcı çikolata da ilginizi çekecektir. Bu sayının konuğu ise ekranların sevilen yüzü Kenan Işık. Yazıları ve röportajı keyifle okuyacağınızı umuyorum. “Buluşma”nın bir sonraki sayısında sizlerle yeniden buluşmayı sabırsızlıkla bekliyorum. En iyi dileklerimle Alexander Ankel Allianz Türkiye CEO’su SEYAHAT ROTAM Sanatsal Birikimden Gelen Zarafet: Floransa Floransa sendromu olarak da bilinen Stendhal sendromunun bu şehirde doğmuş olmasının şaşırtıcı hiçbir yönü yoktur. Sanat eserinin güzelliği karşısında kalp atışlarının hızlanması, baş dönmesine maruz kalma, halüsinasyon görme gibi semptomları barındıran bu sendrom, yazar Stendhal’e Uffizi Galerileri’nde musallat olmuştur. BİHTER SABANOĞLU Sanat eleştirmeni, Virginia Woolf’un yakın dostu Clive Bell’in Civilization eserinde dile getirdiği üzere insanlık tarihinde medeniyetin zirveye ulaştığı üç dönem vardır: M.Ö 5. ve 4. yüzyıllarda Antik Yunan, 15. ve 16. yüzyıllarda Rönesans, 17 ve 18. yüzyıllarda Fransa çağını yaşayan Floransa. Floransa bu devasa mirasın hakkını vermekte hiç zorlanmaz. Toscana’nın bu minicik şehri, dünyanın metrekare başına en fazla ünlü sanat eseri düşen bölgesidir. Sadece duvarları Michelangelo’lar, Raphaello’lar, Lippi’lerle kaplı müzeler değildir bu zenginliği yansıtan; ayakta sabah kahvenizi içmek için gittiğiniz kontuarın bulunduğu dar sokak sizi içerisinde şahane bir Donatello gizleyen o küçük kiliseye götürebilir. Mermerin zihinde çağrıştırdığı ilk özellik soğukluğudur. Oysa Floransa’da bu izlenim tersine döner. Klasik bir Floransa manzarasını mermersiz düşünmek mümkün değildir. Pitti sarayının bitişiğindeki Boboli bahçelerinden akılda en çok kalan görsel anı iki yanı mermerden yontulmuş heykellerle çevrili uçsuz bucaksız bir yol iken, Floransa meydanlarında en sık rastlanılan eser mitolojik kahramanları yansıtan dev mermer çeşmelerdir. Medici ailesinin büyük çoğunluğunun görkemli mezarlarının bulunduğu kilise ise mermerden bir mabettir. Floransa’nın hem estetik güzelliği hem de boyutlarıyla büyüleyen mermer şaheseri, şehrin merkezinde, Piazza della Signoria’da bulunur: Görkemli Neptün çeşmesi. Yunan mitolojisinde adı Poseidon olarak bilinen bu denizlerin tanrısı, 15. yüzyıldan başlayarak kentin tamamına hakim olan Medici ailesi gibi tüm meydana hakimdir. Heykeltıraş Giambologna, Neptün’un yüzünü ailenin şefi ve sanatçıların en büyük finansal destekçisi olan Cosimo de Medici’ye birebir benzetmiştir. Tabii Neptün aynı zamanda Floransa’nın denizler üzerindeki hakimiyetini de resmeder. Ponte Vecchio (Eski Köprü) Buluşma 2011 Sayfa 2 Buluşma 2011 Sayfa 3 SEYAHAT ROTAM Uffizi Galerileri: Boticelli, Da Vinci, Michelangelo’nun eserlerinden oluşan bir sanat tapınağı 16. yüzyılda Medici ailesine büro işlevi görmesi amacıyla inşasına başlanılan Uffizi Galerileri bugün dünyanın en değerli koleksiyonlarından birine sahiptir; Boticelli’nin kadın güzelliğinin zeniti olarak kabul edilen “Venüs’ün Doğuşu” adlı tablosu, Leonardo da Vinci’nin en etkileyici eserlerinden, Meryem’e İsa’ya hamile olduğunu haber vermek için yeryüzüne inen Gabriel’in resmedildiği “Duyuru”, John Ruskin’in Floransa Sabahları eserine konu olmuş Giotto’lar hepsi bu galerinin duvarlarında asılıdır. Floransa’nın kimliğini oluşturan, Pitti Sarayı’nın sekiz müze ve beş galerisini, Güzel Sanatlar Akademisi’ni, Palazzo Vecchio’yu dolduran; Michelangelo’nun efsanevi Davut’u ve Raphael’in portreleri başta olmak üzere binlerce eseri içinde barındıran bu sanat koleksiyonunun, Medici hanedanı olmadan ortaya konulamayacağının vurgulanması gerekir. 15. yüzyılda devletin kontrolünü ele geçiren Cosimo’nun başlattığı bu hakimiyet dönemi kaçınılmaz olarak gittikçe zayıflasa da 18. yüzyıla kadar sürmüştür. Aile 16. yüzyılda iki Papa çıkarmayı başararak konumunu iyice güçlendirmiştir. Medici’lerin politik entrikalarının öyküleri Floransa halkını hala heyecanlandırsa da ailenin elbette en büyük mirası şehre armağan ettiği sanat eserleridir. Santa Maria Del Fiore, Ayasofya’ya öykünürse Piazza del Duomo, Floransa’nın tam göbeğinde bulunan, resimleri her sanat severin zihnine kazınmış tarihi meydandır. Dev kubbesiyle Santa Maria del Fiore bazilikası bu meydanın hakimidir. Kubbe İtalyanların Roma’daki Pantheon ve İstanbul’daki Ayasofya’ya öykünmesinin ürünüdür; mimar bu iki şaheseri geçebilmek için Santa Maria’yi inşa ettirmiştir. Günümüzde hala türünün en büyük tuğla kubbesi unvanını korumaktadır. Floransa’ya bu denli ziyaretçi gelmesinin Rönesans’tan sonra en büyük sebebi dillere destan mutfağı olsa gerek. Özünü dört spesiyalitenin, Floransa Bifteği, Chianti şarabı, ekmek ve zeytinyağının oluşturduğu, lokal ürünlerle dolup taşan bu son derece doğal mutfağın kökenine inmek için Via dell’Ariente’deki Mercato Centrale’ye uğramak harika bir fikir olabilir. Açık havada ünlü İtalyan peyniri Pecorino’nun en tazesinden tatmak, şehrin yemek kültüründe belki en büyük etkiye sahip domateslerin en kırmızılarından seçmek, pazar meydanında yapılan mangallarda et çeşitlerini denemek, yerel şarap üreticilerinin ağzından birbirinden leziz kırmızı şarapların hikayelerini dinlemek Floransa usulü bir pazar geçirmek için en iyi seçimdir. Fontana del Nettuno ( Neptün Çeşmesi ) Uffizi Müzesi Duomo'nun tepesinden bir Floransa manzarası Buluşma 2011 Sayfa 4 Santa Maria del Fiore (Floransa Katedrali) Dar Floransa sokaklarının vazgeçilmezi Vespa motorsiklet SEYAHAT ROTAM Michelangelo'nun Davut adlı eseri İlginçtir ki Londra, Paris gibi ortasından nehir geçen şehirlerin aksine, Arno nehrinin Floransa üzerinde belirgin bir etkisi görülmez. Ponte Vecchio’nun gece ışıkları yandığındaki güzelliği dillere destan olsa da nehir kendi halinde iz bırakmadan akıp giderken sanata ara vermek isteyenlere sakin manzaralar sunar. Bu ara, elbette Chianti şarabı ve meşhur Floransa bifteği eşliğinde Piazza della Republica’da da verilebilir. Şehrin kültürel merkezi, sanatçılar ve yazarların uğrak yeri olan bu meydan sakin birkaç saat geçirmek için idealdir. Haziran ayında meydanın çok da uzağında kalmayan Santa Croce önünde 27 kişiden oluşan takımlarla, aynı anda hem el hem ayak kullanılarak oynanan tarihi Floransa futbolu bile izlenilebilir. Piazza della Signoria (Signoria Meydanı) Floransa’yı kendilerine yurt edinmiş Raphaello, Boticelli, adını şehirden alan Florence Nightingale, Dante, Boccachio, hatta Rubens ve Machiavelli muhtemelen aynı sebepten buradan ayrılamıyordu: Floransa’nın estetik zenginliği ve bu zenginlikten gelen doğal zarafet onların da nefesini kesiyordu. Genel Bilgi: Ülke: İtalya Bölge: Toskana Dini: Hristiyanlığın Katolik mezhebi Yüzölçümü: 102. 41 km2 Nüfus: 374,500 (erkek % 47; kadın % 53) İklim: Akdeniz ilkimi hakimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar serin ve yağışlı geçer. Saat farkı: 1 saat geri Uçuş süresi: 3 saat Allianz Kişisel Güvence Sigortası ile güvendesiniz Allianz, Kişisel Güvence Sigortası ile hem sizi hem de ailenizin tüm fertlerini, evinizin dışında kapkaç da dahil olmak üzere başınıza gelebilecek maddi zararlara ve kaza sonucu yaralanmalara karşı güvence altına alıyor. Sizin ve birlikte yaşadığınız aile fertlerinizin, üçüncü şahıslara ve mallarına verebilecekleri zararlar da bu poliçe ile teminat altında. Siz de karşılaşabileceğiniz birçok riske karşı önleminizi şimdiden alarak emin adımlarla hayatınıza devam edebilirsiniz! Buluşma 2011 Sayfa 5 SAĞLIK Kış Mevsiminde Çocukların Beslenmesi Hava sıcaklığının azalmasıyla birlikte, kış aylarında sıkça gördüğümüz grip, soğuk algınlığı, bronşit ve zatürre gibi pek çok hastalık salgın yapar. Çocukların bağışıklık sistemini güçlendirecek şekilde beslenmesini sağlayarak onları bu hastalıklarından rahatlıkla koruyabilirsiniz. DR. VİLDA BARLAS - ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI Güçlü bir savunma mekanizmasının temelinde yeterli ve dengeli beslenme yer alır. Kış aylarında savunma mekanizmasını daha da kuvvetli kılmak için "Antioksidan" dediğimiz (vücuttaki hücreleri zararlı etmenlerden koruyan) maddeler içeren besinler seçmeliyiz. Antioksidanlar vücuttaki bazı enzimleri artırıp, savunma mekanizmasını güçlendirirler. Böylece vücut direnci artar ve enfeksiyonlara yakalanma riski azalır. Hastalığın bulaşmış olması durumunda ise, kısa sürede atlatılmasını sağlarlar. Antioksidan etkiye sahip olmaları sebebiyle A, C, E vitaminlerinin, selenyum, çinko, magnezyum gibi minerallerin, omega-3 ve omega-9 yağ asitlerinin daha çok alımını öneriyorum. Tabii bu öğelerin besinlerden doğal olarak alınması gerektiğinin ne kadar altını çizsem azdır. Aksi takdirde hekim kontrolünde olmadan bu maddeleri içeren ilaçlar bilinçsizce kullanıldığında yan etkilere neden olabilir. İmkanlar dahilinde her gün mevsimine uygun bol sebze ve meyve tüketmeliyiz: • Havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi A ve C vitamini gibi antioksidan vitaminlerden zengin sebzeler. • Kış aylarında bolca bulunan portakal, mandalina, elma, greyfurt gibi meyveler. Gerek C vitamini ihtiyacını karşılanması, gerekse sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketilmesi önemlidir. Dikkat etmeniz gereken nokta, çocuklarınıza meyve suyunu sıktıktan hemen sonra içirmenizdir. Maalesef meyve suyunun bekletilmesi C vitamininin azalmasına neden olmaktadır. Bir diğer antioksidan etkiye sahip olan ve bağışıklık sistemimizi güçlendiren E vitamini ise, yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagillerde bolca mevcuttur. Buluşma 2011 Sayfa 6 SAĞLIK Çocuklarımıza mevsimine uygun meyve ve sebze, bolca sıvı ve meyve suyu, haftada en az 2 kez balık, yağlı ve tatlı yiyecekler yerine ceviz-fındık-badem, et, süt ve süt ürünleri, kuru baklagiller yedirmeliyiz. Balık ise, beyin fonksiyonlarımızın gelişimi için gerekli yağ asitleri (omega-3), kalsiyum, fosfor, selenyum ve iyot mineralleri ile E vitamini için çok iyi bir kaynaktır. Bu nedenle her ne kadar çocukların pek hoşuna gitmese de kış aylarında haftada 2-3 kez yenmesini öneririm. Kış mevsiminde havaların soğuması ile birlikte beslenme şeklinde değişiklikler olmakta, genelde yağlı ve şekerli yiyeceklere eğilim artmaktadır. Fakat aslında et, süt, yoğurt, peynir ve yağlı tohumların içerisinde yeterli miktarda ihtiyacımızı karşılayacak kadar yağ olduğundan ekstradan yağ almamıza gerek yoktur. Şeker ihtiyacımızı ise besinlerden elde edebiliriz. Örneğin, meyvelerdeki früktoz, sütteki laktoz, tahıllardaki nişasta gibi doğal şekerleri kullanarak şeker ihtiyacımızı karşılamamız mümkün. Unutmamalıyız ki, yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinleri en az 3 ana ve 3 ara öğünde gerekli miktarlarda almanızı öneririm. Herkese sağlıklı bir kış geçirmesi dileğiyle... Çocuğuna güvenli bir gelecek armağan etmek isteyenler için Büyüyen Çocuk Sigortası. Her anne - baba çocuğu için en iyisini diler. Doğduğu andan itibaren üzerine titrer, daha emeklemeye başlamadan okuyacağı okulu, yapacağı işi hayal eder. En çok da çocuğunun geleceğini bugünden hazırlamak ister. Büyüyen Çocuk Sigortası’nın Avantajları: Belirlediğiniz dönemlerde ödediğiniz primler, yine sizin seçtiğiniz süre içinde birikip her yıl elde edilen kâr paylarıyla büyüyerek yatırıma dönüşüyor. Sigorta süresinin sonunda bu birikim çocuğunuza toplu olarak ödeniyor ya da isteğinize göre 5 ya da 10 yıl süreyle her yıl artan bir maaş bağlanıyor. Böylece, en çok ihtiyacı olduğu 18 ile 25 yaşları arasında çocuğunuza güvence sağlamış oluyorsunuz. Çocuklarımızın geleceği, bugünü kadar önemlidir diyenler için Büyüyen Çocuk Sigortası. • Primlerinizi aylık, 3 aylık, 6 aylık, yıllık ödeyebiliyor ve teminatınızın tutarını ödeyeceğiniz primlerle kendiniz belirleyebiliyorsunuz. • Primleriniz devlet denetimi ve güvencesi altında Allianz tarafından yatırıma dönüştürülüyor. Teminatlarınızın sigorta süresinin sonunda alım gücünü yitirmemesi için, ödediğiniz primler otomatik olarak poliçe yıldönümlerinde şirketin belirlediği oranda artırılıyor. Böylece yatırdığınız primler büyüyerek değerini koruyor. Büyüyen Çocuk Sigortası, bir anne-babanın çocuğuna verebileceği en büyük armağan! Buluşma 2011 Sayfa 7 HOBİM Tutku, adrenalin, özgürlük ve heyecanın birleşimi: Binicilik Bir başka canlı ile uyum içinde birbirini tamamlayarak yapılabilen tek spor, bir yaşam biçimi. Tam da hayatın kendisi gibi aslında; uğraş ister, emek ister, bir güce karşı mücadeleyi değil onunla uyum içinde akmayı öğretir. HATİCE AYDOĞDU Çocuklara spordan öte sağladığı en büyük kazanımlar: Cesaret, kararlılık, denge, özgüven, uyum ve hedefe odaklanmadır. Atla ilk temastan sonra bambaşka bir boyuta geçilir. At sevgisi öyle bir tutkudur ki, bir kez o keyfi, o mutluluğu aldığınızda müthiş bir güçle sizi tekrar kendine çeker, kopamazsınız... Biniciliğe 3 yaş itibariyle Pony’lerle bir araya gelerek başlanabilir. Bu sporu disiplinli olarak yapabilmek için ideal başlama yaşı 6’dır. Özellikle çocuklara spordan öte sağladığı en büyük kazanımınlar: Cesaret, kararlılık, denge, özgüven, uyum ve hedefe odaklanmadır. Binicilikte üst sınır ise kişinin sağlığı elverdiği sürecedir. Kişi 50 yaşına gelip de bu spora heves edebilir, hatta lisansını alıp yarışmalara katılmaya bile başlayabilir. Bu tamamen istemek ve özveriyle çalışmakla olur. Kişinin yeteneği, azmi ve çalışmasına göre iyi bir binici olmak için ortalama 6 ay ile 5 yıl arasında bir süre gerekir. Binicilikte başarının en önemli kurallarından biri duruş ve doğru oturuştur. Sırtınızı dik tutmak zorunda olduğunuz için duruşunuz da düzelmiş olur. Tüm kasları çalıştırmakla beraber ağırlıklı olarak kalça ve bacak kaslarını sıkılaştırır. Buluşma 2011 Sayfa 8 HOBİM Kişinin yeteneği, azmi ve çalışmasına göre iyi bir binici olmak için ortalama 6 ay ile 5 yıl arasında bir süre gerekir. • Binicilerin rahat ve güvenli olarak at binmeleri için, öncelikle “tog” adı verilen bir başlık takmaları gereklidir. Bunun dışında başlangıçta rahat giysilerle biniş yapılması mümkündür, ancak devam ettirmeye karar verildiğinde özel binici pantolonu ile özel çizme veya pantolon üzerine geçirilen “chaps” temin edilmelidir. • At binmeyi öğrenmenin en sağlıklı yolu, deneyimli bir eğitmenden ders almakla başlar. Bunun için kendi atınızın olması şart değildir. Türkiye genelinde birçok kulüp bu konuda hizmet vermektedir. Doğayla baş başa kalmak ve farklı deneyimler yaşamak için bu kulüplere giderek çok uygun rakamlarla gezinti veya eğitimler yapabilirsiniz. • At binilen sahaya manej denir. Dersler biniş eğitmenleri eşliğinde yapılır ve ortalama 45 dakika sürer. İlk derslere lonj eğitimiyle başlanır. Lonj eğitiminde ata bağlı bir ipin diğer ucundan eğitmen tutar ve bu birkaç ders devam eder. Lonj’un faydası, atın kontrolünün eğitmende olması nedeniyle binicinin kendi pozisyonuna ve hareketlerine konsantre olmasıdır. İlerleyen derslerde binici atla baş başa kalır ve artık özgürdür. İşte en büyük haz o zaman başlar. İçinizden sevinç çığlıkları atmak istersiniz, o anı yaşamanın mutluluğuyla bir sonraki dersin gelmesini heyecanla beklersiniz. İlerleyen derslerde “adeta”, “süratli” ve “dörtnal” teknikleri öğrenilir. İlk birkaç ders sonrasında öğrencilerde dörtnal yapabilme isteği ve heyecanı başlar, fakat sonraki adımlar için atın üstünde düzgün oturuşu sağlayıp biraz sabretmek önemlidir. Kişinin yetenek, özveri ve tabii isteğine bağlı olarak lisans alma, müsabakalara katılma aşamaları başlar. Uluslararası Binicilik Federasyonu (FEI) tarafından resmi olarak kabul edilen yedi binicilik branşı vardır. Bunlar; At Terbiyesi, Engel Atlama, Üç Günlük Yarışma, Atlı Dayanıklılık, Atlı Araba, Atlı Jimnastik, Reining (Kovboy binişi). Buluşma 2011 Sayfa 9 HOBİM Genellikle en çok merak edilen konulardan biri biniciliğin tehlikeleridir. At binmenin de her sporda olduğu gibi muhakkak riskli yanları vardır. Fakat güvenlik önlemleri alındıktan sonra bu riskler azalır. Başlangıç seviyeleri için iyi eğitimli, sakin, itaatkar, yaş olarak daha ileri olan, deneyimli atlar verilir. Eğitmenler gözetiminde kontrollü binişler sağlanır ve bu sayede risk minimuma iner. Başarılı bir binici olabilmek için ilk önce atları çok sevmeli ve atlarla doğru iletişim kurabilmelisiniz. Çok akıllı ve duygusal hayvanlardır. Belli bir zaman sonra, dünyadaki en asil varlıklardan biri olan at ile birbirinizi tanırsınız ve aranızda müthiş bir duygusal bağ oluşur. Aynı zamanda karşılıklı güven başlar ve binicilikte en önemli unsurlardan biri de ata güvenip, kendini uyum içinde ona teslim etmektir. Hayat ve Emeklilik Branşlarında Atılım Yapan Allianz’dan Yepyeni Ürünler! Allianz, acentelerine sunduğu avantajlarla Hayat ve Emeklilik branşının gelişimine katkı sağlarken, bireylerin yaşam evrelerinin farklı dönemlerinde karşılaşabileceği her türlü riskleri ve ihtiyaçları kapsayan yeni “Yıllık Hayat Sigortası” ve “Özel Birikim Sigortası” ile tüketicileri benzersiz fırsatlarla buluşturuyor. Yenilenen ve çeşitli teminatlar eklenerek kapsamı genişletilen “Yıllık Hayat Sigortası” ile sigortalılar, ihtiyaçları doğrultusunda, farklı risk unsurlarına karşı hem kendilerini hem de yakınlarını koruma altına alabiliyor. Temel Koruma Planı, Aile Koruma Planı, Kapsamlı Hayat ve Sağlık Koruma Planı, Kanser Planı ve Esnek Plan olmak üzere 5 farklı planla sigortalılara ihtiyaçları doğrultusunda farklı teminatlar sunuluyor. Yine farklı plan seçenekleri ile sunulan “Özel Birikim Sigortası” ise, klasik birikim sigortasına ek olarak; kaza veya hastalık sonucu daimi maluliyet teminatı, kritik hastalıklar teminatı, hastane yatış teminatı, kaza sonucu tedavi masrafları teminatı gibi çeşitli risk unsurlarını da barındırıyor. Böylece sigortalılar, geleceğe güvenle bakmalarını sağlayacak birikim imkânı ve farklı risklere karşı güvenceye aynı anda sahip oluyor. Buluşma 2011 Sayfa 10 EVİM Vintage Mekanlar Anneannenizin size yaklaşıp üzerinizdeki trençkotun onun gençlik yıllarında ne kadar moda olduğunu anlatması sanırım son zamanlarda çok sık karşılaşılan bir durum. Bu sahnenin başrol oyuncusunun “vintage” dediğimiz, günümüzde giyimden tasarıma, müzikten fotoğrafa sanatın her dalına yansımış olan bir stil akımı olduğunu söyleyebiliriz. ORKUN İNDERE Eskiye ve yaşanmışlığa olan genel ilgi modaya da yansıyor, ancak eski olan her giysiye, koltuğa veya abajura da vintage diyebilmemiz mümkün değil. Peki vintage nedir? İç mekan tasarımında vintage akımının yansımaları nelerdir? “Vintage” kelime anlamı olarak öncelikle şarapçılıkta kullanılan bir terim; belirli bir yılda belirli bir bağdan toplanan özel üzümler ile şarabın oluşturulması işlemine “vintage” denmekte. Vintage’ın tanımını yapmanın zorluğu, vintage kelimesinin hem tarz hem yöntem hem de niteleme sıfatı olarak birçok şekilde kullanılmasından kaynaklanıyor. Aslen vintage, bir ürün ya da objenin, belirli bir döneme ait karakteristik özellikler göstermesi ya da o dönemde kendi alanında ilgi çekmiş, yankı uyandırmış olması anlamına geliyor. Yani vintage obje ve eşyalar, bir şekilde bulundukları dönemin tüm ruhunu günümüzde bize yansıtanlardır. Bununla birlikte, vintage objelerin anı ve hatıraları akla getiren, hikayesi olan objeler olmaları, bu tarza ruhunu verir. Her eskinin vintage olmadığını belirtmekte fayda var. Vintage, kelime anlamı olarak “eski” anlamına gelse de, antikayla arasındaki farkı belirtmek önemli. Antika tanımı genellikle 100 yıl ve daha eski mobilyalar için kullanılmakta; vintage ise günümüze daha yakın zamanları, yani 20. yüzyılın başlarındaki dönemleri içine almakta. 1900’lerin başlarından 1980’lere kadar olan zaman dilimi “vintage” stilinin kapsama alanına giriyor. Vintage, öncelikle kendini tekstil ve ev eşyaları gibi sürekli etrafımızda olan, hayatın içinden objelerde gösteriyor. Sanayi devrimiyle birlikte seri üretime girmiş obje ve eşyalar bir yandan evlerimizi kaplarken, sanki tek bir tane yapılmış hissi verecek kadar ince işçilikli kutular, ev aksesuarları ve lambalar her eve ayrı bir hava katıyor. Buluşma 2011 Sayfa 11 EVİM Bu objeleri tamamlayan kumaşlar, yastıklar ve perdelerde kullanılan, eskiyi çağrıştıran desenler ise büsbütün renk katıyor. “Eski dönemlere ait bir mobilyanın” birebir yeniden üretimine asla vintage diyemeyiz. Bir eşyaya baktığınızda, onun üzerindeki yaşanmışlığı görmeniz çok önemli. Mobilyaların üzerinde, gerek zaman içinde oluşmuş hafif sararmaları, gerek zamanın, havanın, gündüzün ve gecenin etkileriyle uzun yılların izlerini hissetmek, vintage’ı vintage yapan en temel özellik. Bununla birlikte, farklı dönemlere ait koltuk, kanepe ve sandalye gibi kumaş kaplı mobilyaları yeniden ele alıp, ahşap aksamında yenileme yapmadan ‘vintage’ kumaşlar ile kaplamak da başvurulabilecek bir yoludur. “Vintage”, öncelikle kumaş, eşya ve aksesuar gibi dönem objelerini tanımlansa da, vintage dekorasyon dediğimizde aslında çok geniş ve çeşitli bir akımdan söz etmiş oluyoruz. Zira, bu eşyaların kullanım oranına bağlı olarak mekanlarda verebileceğimiz duygular çok farklılaşabiliyor. Örneğin, modern ve sade bir ortamda tek bir “vintage” mobilya kullanmak hem o mobilyayı hem de mekanı vurgulayan bir kontrast oluşturur ve bu da gerek günümüz etkilerini gerek geçmişin ruhunu aynı anda yaşamak için çok yerinde bir füzyondur. Diğer yandan, vintage objeleri çoğaltmak, mekana daha romantik etkiler vererek daha nostaljik bir görünüm sağlar. Vintage mobilyalar ve eşyalar, eskinin ruhunu günümüze ulaştırdıkları ve üstlerinde uzun yıllara dayanan yaşanmışlıklar taşıdıkları için bulundukları mekanda farklı bir enerji oluştururlar. Eğer bir ev dekorasyonundan bahsedersek, evinizde bulunan eski eşyaların miktarı sizin geçmişin etkilerine ne kadar açık veya kapalı olduğunuzu gösterir. Kimi insanlar evlerinde en ufak eski eşya istemezken, kimileri aile yadigarı olarak nesilden nesile aktarılmış eşyalar arasında yaşamayı sevebilirler. Bu tamamen sizin yaşama bakışınızla ve kendinizi nasıl daha iyi hissettiğinizle ilgilidir. Bence bu iki ucun kararlı bir şekilde birleştirilmesi, hem görsel ve fotoğrafik bütünün sağlanması, hem de içinde yaşarken alacağımız, bize yansıyan enerjiler açısından en keyifli denge olacaktır. Modern bir mekanın vintage objeler ile zenginleştirilmesi, bulunduğumuz zaman diliminin izlerini taşıyan, gerek kendi geçmişimiz gerekse bizden önceki nesillere ait tarihin izlerini gözlemlememiz ve hissetmemiz adına, bugünü ve dünü aynı anda yaşayabileceğimiz zengin bir çeşitliliği önümüze sunar. Vintage’ı unutmayın, hikayesiz kalmayın..! Allianz ile eviniz daha huzurlu Hem ev sahiplerinin hem kiracıların rahatlıkla yararlanabileceği Tüm Ev Sigortası ile içiniz artık rahat! Hangi riskler güvence altında? Yangın, yıldırım, infilak, sel / su baskını, fırtına, dahili su, hırsızlık, hava taşıtları, kara taşıtları, yer kayması, duman, kar ağırlığı, grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri, kötü niyetli hareketler, terörizm riskleri ve poliçe kitapçığında belirtilen daha birçok riskleri Allianz Tüm Ev Sigortası ile teminat altına alabilirsiniz. Allianz, tüm bu teminatlara ek olarak ihtiyacınız halinde dahili su tesisatı, elektrik tesisatı, çilingir ve camla ilgili problemlerde de hizmet veriyor. Buluşma 2011 Sayfa 12 RÖPORTAJ Kenan Işık: Kim Tiyatrocu Olmak İstemez Sahnede canlı hareket eden insan, gene salonda oturan canlı biriyle ilişki kurar. Bu başka hiçbir sanat dalında yoktur, tiyatronun farkı ve ayrıcalığı buradadır. RÖPORTAJ: BURCU AKYÜZ FOTOĞRAF: BARIŞ TEKİN Ankara’da Meydan Sahnesi’ne profesyonel olarak tiyatro yapmaya 17 yaşında başlamışsınız. Bize bu dönemden itibaren bir sanatçı olarak gelişiminizde mihenk taşı olarak gördüğünüz oyunlardan bahsedebilir misiniz? Oyunlar değil de oyuncular benim için önemli, yani beni bugüne taşıyan ustalarım diyebilirim. Bunların içinde aklıma şu anda gelenler Çetin Köroğlu, Mahir Canova, Cüneyt Gökçer, Raik Alnıaçık, Yıldırım Önal, Macide Tanır. Galiba onlar o genç yaşımda bana bu cesareti vermeselerdi biraz zor olurdu her şey. Tiyatronun yazarlık ve yönetmenlik gibi alanlarıyla da ilgileniyorsunuz. Sizi ilk tiyatro oyununuzu yazmaya iten süreç neydi? Tiyatro çok sevdiğim bir alandı, yani tiyatrosuz bir hayatı hiç tahayyül edemiyordum. Askere gidince tiyatrodan uzaklaştım, yedek subaydım ve ordu evinde kalıyordum. Tiyatro ile ilişkiyi yalnızca oyun yazarak kurabiliyordum. Sonra o yazdığım oyunu bir yarışmaya soktum ve kazandım. Benim anarşist bir yapım da vardır, bazen tiyatroda ona buna itiraz ediyordum. O zaman doğal olarak idarecilerle ters düştüğüm durumlar oluyordu. Bana öfkeleniyor, iş vermiyorlardı falan. O dönemlerde oyun yazmak hep imdadıma yetişti, beni tiyatrodan koparmadı. Ama artık son zamanlarda yoğun bir hobi benim için, daha antik ve klasik metinlere yöneldim. Örneğin, Ahmed Hamdi Tanpınar’ın Türk edebiyatının en değerli romanlarından biri “Huzur”u oyunlaştırdım. “Abdülcanbazı”, Karen Blixen’in “Ölümsüz Öyküsü”nü… 2007 Mevlâna yılı kapsamında onun Mesnevi metinler okuduğunuzu biliyoruz. Ayrıca Mevlana’dan şiirler de okuyorsunuz. Sizce, onun mesajlarının tekrar sanatın beslendiği kaynaklardan biri olmasının arkasında yatan nedenler neler? Bir kere ben bu soruya ne yazık ki ve ne yazık ki popüler olma kaygısı diyeceğim. Mevlana için son dönemde yazıp çizilenler onu maalesef derinlemesine anlatamıyor. Mevlana’yı Mevlana yapan şey aslında o romanlardan bize geçen duygu değil. Bir Şems kavramı, böyle bir kahraman çıktı ve bugün Türkiye’de Şems, Mevlana’nın daha yukarısında, daha değerli algılanmaya başlandı. Bu mümkün değil. Şems’in herhangi bir yazılı, çizili eseri yok. Sadece Makalat var ve o da çok değerli bir kitap değil, yani beş ciltlik Mesnevi gibi bir eserin yanında sözü bile edilemez. Ama Şems’in hali, tavrı, duruşu, giyimi, kuşamı, küpesi, uzun saçı, anarşistliği nedense bazılarının çok işine geldi. Ne yazık ki sufilik denilen kurum, tasavvuf denilen o felsefi düşünce sistemi biraz yüzeysel anlatılıyor. Aslında derin bir geçmişi var Sufiliğin ve Tasavvufun. Sadece Mevlana değil, ta Platon’a kadar giden bir süreçtir bu. O yüzden de biz Mesnevi’de Platon’un adına sık rastlarız, Eflatun diye geçer. Yani Platon’dan da haberi vardır, böyle durduk yerde olmuyor hiçbir şey. Doğrusu bunu hoş karşıladım diyemiyorum, Mevlana da popülerin tuzağına düştü gibi. Ben bir kişi için oynarım, o kişi hep vardır. Bunun değerini bilen, onu anlayan muhakkak oradadır. Birçok yönetmen oyunculuk deneyiminin onları geliştirdiğini ve oyuncuların psikolojisini anlamalarına yardımcı olduğunu söyler. Siz de oyunculuktan yönetmenliğe geçmiş biri olarak bunun mesleğinize ne gibi katkıları oldu? Bu rutin bir durumdur, dünyada da rejisörler çoğunlukla oyuncu kökenlidir. Diğerleri de muhakkak bir şekilde oyunculuğa bulaşmıştır. Açıkçası rejisörlüğün bir tahsili olacağına inanmıyorum, çünkü o bir ilgi alanıdır, bilgiden çok sezgilere dayalıdır. Tiyatroyu diğer sanatlardan ayıran yegane ölçüt insandır ve insan da çok kompleks bir varlıktır. O zaman, temel malzeme insan olduğuna göre, bu kompleks varlığı dikkatle incelememiz lazım. Örneğin Hamlet kimdir? Hamlet bu dünyada hiç yaşamamış biridir, ama “Hamlet gibisin” deriz. O kadar gerçektir. Ona ulaşmak için kendinden yola çıkamazsın. Onun için bir rejisörün işi insansa, insanı iyi bilmesi lazım. Doğal olarak oyunculuk da buna yardımcı olur. Buluşma 2011 Sayfa 13 RÖPORTAJ Sahne üzerinde yaşanan ve yaşanabilecek bin türlü terslik birçok sanatçıyı batıl inançlar geliştirmeye itmiştir. Sizin oyunlardan önce mutlaka yerine getirdiğiniz bir ritüeliniz, bir uğurunuz var mı? Aslında tiyatro sanatı başlı başına bir ritüeller bütünüdür. Yüzyıllar içinde oluşmuş kuralları vardır. Bir mabettir tiyatrocular için sahne. Cerrahlar için de ameliyathane bir mabettir belki. Böyle yerlere kutsallık addetmek doğrudur, çünkü buraların kuralları ve kaideleri vardır. Hatta maçı kazanmak için futbolcuların da kendine göre dini ritüelleri bulunur ve bunlar motivasyonun bir parçasıdır. Kendimizi motive ederken kutsala sığınırız, o kutsal da bize dair özel olandır zaten. Kendinizi ne kadar din dışı, ateist ya da laik hissederseniz edin, oyuncuların hepsinde vardır bu. Çünkü orada bir imdat isteme durumu her zaman yaşanır. Oyunculuk, ruhen ve bedenen bir kimlikten, başka bir kimliğe taşınmayı gerektirdiği için yoğun konsantrasyon ister ve bu hiç de kolay değildir. Ben de insanlığın geleceği için, insanların geleceği için hep olumlu ve iyi duygularla çıkarım sahneye. Zaten doğru yazılmış, doğru sahneye konulan, doğru oynanan her oyun daha mutlu, daha adil, içinde daha eşit yaşanan bir dünya için edilen bir duadır. Tiyatronun fedakârlık isteyen bir meslek olduğu hep söylenir. Kendi adınıza bunu hissettiğiniz anlar veya pes etmek istediğiniz zamanlar oldu mu? Sadece tiyatronun kutsiyetine helal getirildiği zaman benim itirazım oldu. O zaman da pes etmek değil, aksine devam etmek isteği uyanıyor bende. 2500 yıl önce bu topraklarda yaşayan Sofokles ‘Antigone’yi yazmış. Oyunda, “Kardeşin kardeşi öldürmesi iyi bir şey değildir” demiş yazar ve biz onu dinlememişiz. Bugün hala kardeş kardeşi öldürmeye devam ediyor. Yani sanatın fonksiyonu bu kadar önemli ve değerli. O zaman nasıl pes edeyim, niye pes edeyim? Sofokles’e ayıp, tiyatro ve tiyatro seyircisine ayıp. Oynamaktan keyif aldığınız bir tür veya karakter var mı? Aslında yok. Ben hep dram oynadım tiyatroda. Ama benim talihsizliğim, televizyon için bir gün sitcom’da yer aldım ve herkes beni komedi oyuncusu zannetti. Böylece benim alanım olmamasına rağmen televizyonda hep komedilerle devam ettim. Yazdığınız kitaplar ve oyunlarla yazar yanınız tekrardan gündeme geldi. Size göre içinde yaşadığımız toplum, sosyal ve ekonomik krizleriyle, çöken ideolojileriyle cennetten cehenneme doğru yol mu alıyor, yoksa yirmi birinci yüzyıl daha insan merkezli yeni bir dönemin doğum sancılarını mı çekiyor? Bizde bir laf vardır; “Allah’tan umut kesilmez” diye. İyi de bir laftır. Allah’tan umut kesilmeyeceğine göre, Allah’ın yarattığı insandan da umudu kesmek doğru değildir. Eğer umut etmezsek yaşamamız olanaksızdır. Şu an düşünün ki yarın güneş doğmayacak, çok feci bir şey. O yüzden umut etmek lazımdır, umutsuzluğa düşmek değil. Dün seyrettiğim, Nuri Bilge Ceylan’ın “Bir Zamanlar Anadolu’da” filminin en değerli özelliği de buydu zaten. Nuri Bilge Ceylan bir filozof gibi, daha doğrusu bir Anadolu evliyası gibi bakıyor meselelere. Semih Kaplanoğlu da böyledir. Onları sevmemin sebebi; bu büyük, kadim kültürü Batıyı taklit etmeden, kendi değerleri ile ortaya koymalarıdır. Yaşadığımız bu zamanda herkesin ana sıkıntısı kendini güvence altında hissetme isteği. Bunu büyük ölçüde sağlamak için sigorta yaptırma fikrine nasıl bakıyorsunuz? Benim de Allianz’dan sigortam var. Sonuçta kim kendi sağlığı ile oynamak ister ki. Gerek içinde yaşadığı toplumdan beslenen bir sanatçı olarak gerekse şimdiki adıyla “Kim Milyoner Olmak İster” bilgi yarışmasının sunucusu olarak Türkiye’nin eğitim ve kültür düzeyi hakkında ne düşünüyorsunuz? Bizim ülkemiz bu anlamda biraz geri kalmış, hala okuma yazma bilmeyenlerin olduğu, hala ayrımcılığın yaşandığı bir yer. Irk ayrımından geçtim, kadın erkek ayrımcılığının olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Burada ben eğitim dendiği zaman, sadece okuma yazmayı kast etmiyorum. Eğitim, kağıt tüketmek ile de alakalıdır. Yani edebiyatla, okumakla alakalı… Ama tabii ki gelişiyoruz. Son 15 yıldır her alanda olumlu bir ivme kaydettik, umarım ki devamı gelir. Yoğun iş temponuzdan arta kalan vaktinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sinemaya giderek, kitap okuyarak, tavla oynayarak. Buluşma 2011 Sayfa 14 GURME Adını andığımızda bile keyif veren lezzet: Çikolata Bazen sayesinde bencil olmayı göze aldığımız ve gizlice yediğimiz, bazen paylaşmaktan mutluluk duyduğumuz o müthiş lezzet. İnsanlık tarihi kadar eski olmasa da hatırı sayılır bir süredir hayatımızda yeri olan çikolata; kokusuyla, tadıyla, çeşitleriyle varlığını günümüze taşımıştır. Hakkında filmler çevrilip, kitaplar yazılan ve ilk günden bu yana hayatımızdaki en büyük “baştan çıkarıcı” olarak varlığını sürdüren çikolata, Latince adı “theobroma cacao” olan ve tanrıların besini anlamına gelen kakao ağacının çekirdeklerinden elde edilir. Bu isim sebepsiz yere verilmemiştir, ne de olsa kakao çekirdekleri başta Mayalılar olmak üzere Amerikan yerlileri tarafından o kadar değerliydi ki para olarak kullanılıyordu. GURME Dünya çikolatayı keşfediyor Avrupalıların çikolatayla tanışması 1519-21 yıllarında Aztek topraklarını fetheden ünlü İspanyol fatih Hernan Cortes sayesindedir. 1600’lerin başında İtalya ve Fransa’da çikolata ticareti çok önemli hale geldi. Avrupa’da şekerin tanınmasıyla çikolata büyük ilgi gördü. İlk çikolata evi 1657’de Londra’da açıldı. ABD’deki ilk çikolata fabrikası ise 1765’de Massachusetts liman kolonisinde kuruldu. Çikolatanın bugün bildiğimiz katı formu 19. yy’da görülmeye başladı ve ilk katı çikolata 1876 yılında İngiltere’de imal edildi. Çikolata kokulu şehir: İsviçre 17. yüzyılın sonlarına doğru İsviçre’ye ulaşan çikolata burada farklı bir kimliğe bürünerek dini törenlerde kullanılmaya başlandı. Örneğin papalara rütbelerine göre çikolata dağıtılırdı. 1819’da İsviçre’de endüstriyel çikolata üretimine geçildi ve 1875’te Daniel Peter, sütteki fazla suyu çıkararak çikolataya karıştırdı ve sütlü çikolatayı icat etti. İsviçre çikolatalarının bu kadar özel olmasını sağlayan, dünyanın dört bir yanından derlenen kakao çekirdeklerinin harmanı ve Alplerin eşsiz doğasından kaynağını alan sütle hazırlanıyor olması. Her derde deva Çikolata yerken hep bir pişmanlık duyarız. Oysa ki faydaları say say bitmez... • Çikolata beynin “endorfin” salgılamasına sebep oluyor. Bu salgı beyni rahatlatıp gevşetiyor, mutluluk duygusu sağlıyor. • “Procyanidin” maddesinin, koroner kalp rahatsızlıklarına karşı koruyucu bir görevi olduğu biliniyor. • İnanması zor ama dişleri de çürütmüyor, tam tersi çürümesini bile önleyebiliyor. • Çikolata aynı zamanda çok besleyici. Büyük oranlarda magnezyum, demir ve kalsiyum içeriyor. • Bilim adamlarına göre, çikolatada bulunan ve “catechin” adıyla bilinen antioksidanlar, kansere ve kalp hastalıklarına karşı koruma sağlıyor. Artık canınınız çikolata çektiğinde gönül rahatlığıyla keyfini çıkarabilirsiniz! Fotoğraf: Cenk Sönmezsoy Buluşma 2011 Sayfa 15 Buluşma 2011 Sayfa 16 ŞİRKET HABERLERİ Artık Allianz Facebook ve Twitter ile Bir Tık Ötenizde! İnternet dünyayı değiştiriyor, dünya internet ile yeniden biçimleniyor. Dijital dönüşümün giderek hızlandığı günümüzde, Allianz olarak bizler de yatırımlarımızı hızla sürdürüyoruz. Sosyal ağların gün geçtikçe önem kazandığı ve hayatımızdaki yerini sağlamlaştırdığı bu dönemde Allianz olarak sosyal medyadaki yerimizi aldık. Allianz Türkiye’nin resmi Facebook sayfası www.facebook.com/allianzturkiye ve Twitter sayfası www.twitter.com/allianzturkiye adresinde hizmete açıldı. Sigortalılarımız ve potansiyel müşterilerimizle sosyal medyada da iletişim olanağı sağlayacak Facebook ve Twitter sayfalarımızda, kampanyalarımızı duyuracak, ürünlerimizi tanıtacak, şirketimiz hakkında gelişmeleri paylaşacak ve birçok farklı çalışmaya imza atacağız. Allianz sigortalıları ve potansiyel müşterilerimiz bu sayfalarımızda düzenleyeceğimiz yarışmalara katılabilecek, çok özel hediyeler kazanma imkanı bulabilecek. Bu yarışmalar ve kampanyalar sayesinde Facebook ve Twitter’daki takipçilerimiz ürünlerimiz hakkında detaylı bilgi sahibi de olabilecek. Dijital medyadaki atağımızın başarımıza ivme katacağına yürekten inandığımızı belirtiyor, hepinizi resmi Facebook ve Twitter sayfalarımıza üye olmaya ve yakınlarınızla paylaşmaya davet ediyoruz. Allianz, Yelken Sporunu Teşvik Etmeye Devam Ediyor. Türkiye’de yat sigortalarında pazar lideri olan ve ülkemizde her dört tekne sahibinden birinin sigorta yaptırmak için tercih ettiği Allianz, deniz tutkunlarını bir araya getiren, yelken sporunu teşvik eden bir çok çalışmaya imza atmayı sürdürüyor. Bodrum Açıkdeniz Yat Kulübü (B.A.Y.K.) ile uzun süredir işbirliği içerisinde olan Allianz’ın sponsorluğunda düzenlenen 2011 Allianz-Bayk Duo Trofesi 2-3 Temmuz tarihlerinde tamamlandı. 4 ayak ve 5 yarışlık bir seri şeklinde düzenlenen yarışın son ayağında 24 tekne iki gün boyunca yarıştı. Bodrum Kalesi önünden başlayan yarışta tekneler iki ayrı rota boyunca trofe için mücadele etti. Allianz ile Marmaris Uluslararası Yat Kulübü işbirliğiyle düzenlenen Loryma Yaz Kupası, 22-26 Ağustos tarihlerinde Marmaris, Datça ve Söğüt üçgenindeki tarihi yarımadada yapıldı. İlk kez düzenlenen yarış, dördü açık deniz, biri üçgen rotadan oluşan beş ayakta geçekleşti. Toplam 105 millik parkurdaki yarışta 11 tene IRC 1 ve IRC 2 olarak iki grupta yarıştı. Buluşma 2011 Sayfa 17 ŞİRKET HABERLERİ Allianz Uluslararası Emeklilik Raporu’nu yayınladı Türkiye’de Emeklilik Branşı Diğer OECD Ülkelerine Göre Daha Avantajlı Allianz’ın Eylül 2011’de yayınladığı Uluslararası Emeklilik Raporu’na göre Türkiye demografik olarak Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) üyesi ülkeler arasında hala avantajlı konumda. Türkiye’nin doğurganlık oranlarının diğer ülkelere göre daha yüksek olması ve yaşlılık oranlarının önümüzdeki yıllarda hızla artması Emeklilik Raporunda yer alan avantajlar arasında bulunuyor. OECD ülkelerinde doğurganlık oranı 1,7 iken, Türkiye’de 2,1. Önümüzdeki 40 yıl içerisinde Türkiye’deki yaşlı nüfusun sigorta oranının 3,5 kattan fazla artması bekleniyor. 1990’lardan itibaren Türkiye’de emeklilik sisteminde reformların başladığını belirten raporda, kayıt dışı istihdamın önüne geçildiği takdirde kamu emeklilik masraflarının GSMH’dan alacağı payın azalacağı öngörülüyor. Bu reformlar arasında en dikkat çekeni özellikle 2006-2008 yıllarında Bireysel Emeklilik Sistemi’ndeki şirket tarafından ödenen ve %11 olan sigorta prim ödemelerinin %6’ya çekilmesi ve aradaki %5’lik farkın devlet tarafından ödenmesi oldu. Allianz Türkiye olarak Emeklilik ve Hayat Branşı’nın istikrarlı büyümesi için bir dizi yeni uygulamamız var. Kişilerin çeşitli yaşam evrelerindeki farklı ihtiyaçlarını gözden geçirerek ürünlerimizi geliştirmeye ve Bireysel Emeklilik Sistemi’nin güvenceleri hakkında bilgi alabilecekleri platformlar ile uygulamaları hayata geçirmeye devam ediyoruz. Örneğin geçtiğimiz günlerde “Yıllık Hayat Sigortası” ve “Özel Birikim Sigortası”’ nı geliştirdik. Bu ürünlerimize dikkat çekmek için de sigortalılarımıza ve acentelerimize ek fayda sağlayacak kampanyalar düzenliyoruz. Allianz Tüm Oto Kasko Sigortası’na Avantajlı Ek Koruma Paketleri! Allianz, Tüm Oto Kasko Sigortası ile araçları koruma altına alırken, ürüne eklediği iki yeni paket ile teminat kapsamını daha da genişletiyor. Altın Koruma ve Gümüş Koruma Paketleri ile sigortalılar daha fazla güvenceye sahip oluyor. Sigortalıların ihtiyaçları doğrultusunda Tüm Oto Kasko Sigortası’nı yenileyen Allianz, ek teminatlarla ürün kapsamını daha da genişletti. Allianz, Tüm Oto Kasko Sigortası ile araçlarda meydana gelebilecek çarpma, yanma, hırsızlık vb. bütün risklere karşı aracı koruma altına alırken, Altın ve Gümüş Ek Koruma Paketleri ile araç sahiplerine pek çok riske karşı daha fazla güvence sunuyor. Altın Koruma paketinde yüksek teminatlı Ferdi Kaza, Sigara Yanığı, Üst Sınıf İkame Araç, Kişisel Eşya, Yanlış Akaryakıt Dolumu, Gelir Kaybı Teminatı, Mahrumiyet Teminatı, Yangın İlk Ateş Teminatı ve Kasko Sağlık Sigortası ek teminatları bulunuyor. Gümüş Koruma paketinde ise Ferdi Kaza, Sigara Yanığı, Orta Sınıf İkame Araç, Kişisel Eşya, Yangın İlk Ateş Teminatı ve Kasko Sağlık Sigortası teminatları yer alıyor. Buluşma 2011 Sayfa 18 ŞİRKET HABERLERİ İki Dünya Devi Güçlerini Birleştirdi. Dünyanın en büyük sigorta şirketlerinden Allianz, HSBC ile global iş ortaklığını Türkiye’ye taşıdı. Allianz’ın banka sigortacılığı ve varlık yönetiminde küresel stratejik iş ortağı olan HSBC, 1 Temmuz’dan itibaren Allianz Türkiye’nin Bireysel Emeklilik Fonlarının yönetimini de üstleniyor. Devir işlemlerinden sonra Allianz Bireysel Emeklilik Sistemi katılımcılarının fon dağılım oranları, sözleşmelerine ilişkin herhangi bir değişiklik talebinde bulunmalarına gerek olmadan devam edecek. Fonların yatırım stratejilerinde devirden kaynaklı herhangi bir değişiklik yapılmayacak, katılımcıların fon dağılım oranlarını değiştirme hakları da aynen saklı kalacak. Bu süreçte katılımcıların mevcut hak ve birikimlerinde değişiklikten kaynaklı herhangi bir kayıp da yaşanmayacak. Ayrıca fonların fon işletim gider kesintisi oranında da herhangi bir değişiklik olmayacak. Allianz’dan, Acentelere Hayat ve Emeklilik’te Benzersiz Fırsat! Allianz, Hayat ve Emeklilik branşına odaklanmak isteyen acentelere veya kendi acentesini kurmayı planlayanlara sektörde eşi benzeri görülmemiş bir fırsat sunuyor. Dünyanın en büyük sigorta şirketlerinden Allianz, Türkiye’de Hayat ve Emeklilik ürünlerinin satışının sadece bankalar kanalıyla değil, bu konuya odaklanmış, konusunda uzman ve deneyimli acenteler tarafından verimli şekilde yapılmasına fırsat verecek özel bir Hayat ve Emeklilik yapılanması getiriyor. Türk Paralimpik Sporculara Allianz Desteği Paralimpik hareketleri dünya çapında duyurmak, yaygınlaştırmak, klişeleri yıkmak, cesaret ve eşitliğin öncüsü olmak amacıyla 2006 yılından beri Uluslararası Paralimpik Komitesi’ne destek veren Allianz, komitenin ilk Uluslararası Partneri oldu. Allianz, 2012 Paralimpik Oyunları öncesinde Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) ile ortaklığını yeniledi ve Uluslararası Ortak statüsüne yükseldi. Yeni küresel anlaşma sonucu Allianz’ın işbirliği yaptığı ulusal komitelerin sayısı 8’e çıktı. Allianz Türkiye CEO’su Alexander Ankel, “Engelli olmak sadece bundan doğrudan etkilenenleri ilgilendiren bir konu değil. Bakış açımızı iş arkadaşlarımızı, komşularımızı ve dostlarımızı da kapsayacak şekilde genişlettiğimizde, engelli yaşamın hepimizi ilgilendiren bir konu olduğunu görüyoruz. Bu gerçekten yola çıkarak desteklediğimiz Paralimpik Oyunlar sayesinde engelli yaşama ve spora dikkat çekmeyi hedefliyoruz” diyerek Allianz’ın Paralimpik oyunlarına yaklaşımını aktardı. Buluşma 2011 Sayfa 19 ŞİRKET HABERLERİ Evinizi Allianz Tüm Ev Sigortası ile Güvence Altına Alın Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı 2010 yılı faaliyet raporuna göre ülkemizde bir yılda 85 bini aşkın konutta hırsızlık olayı meydana geliyor. Dünyanın en büyük sigorta şirketlerinden Allianz, herkesi Tüm Ev Sigortası ile evlerini güvence altına almaya davet ediyor. Allianz’ın sunduğu “Tüm Ev Sigortası”, geniş teminat seçenekleri ile sigortalının tamamen kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirebileceği, müşteri memnuniyetine önem veren en geniş kapsamlı ve en uygun bütçeli konut sigortası olma özelliğini taşıyor. İster ev sahipleri ister kiracılar, Allianz Tüm Ev Sigortası ile evlerini ve evlerindeki eşyaları garanti altına alabiliyor. Sigorta sektörünün en geniş kapsamlı ve tamamen ihtiyaçlar paralelinde geliştirilen Allianz Tüm Ev Sigortası, bu teminatları sigortalıların bütçelerini zorlamayacak uygun koşullarla sunuyor. Tüm Ev Sigortası'nı ilk kez yaptıranlara % 10, hasarsız poliçe yenilemelerine ise % 30’a varan indirim avantajı sunuluyor. Allianz'dan konut sigortası yaptıranlar, ev ve eşyalarını koruma altına almanın yanı sıra, anlaşmalı sağlık kuruluşlarından da indirimler kazanıyor. Deprem Anında Yapılması Gerekenler Bilindiği üzere Türkiye bir deprem ülkesi. Geçtiğimiz günlerde Van’da yaşanan deprem felaketi bir kez daha Türkiye’nin bu gerçeğini gözler önüne serdi. Deprem sırasında plan yapmaya vaktiniz olmayacağı için yapılması gerekenleri refleks haline getirene kadar deprem tatbikatlarını yapmanız çok önemlidir. Evinizde ve işyerinizde düzenli olarak gerçekleştireceğiniz bu tatbikatlar depremin zararlarını azaltmak için birinci adımdır. • Deprem sırasında önce bir ses duyarsınız, ardından sarsıntı başlar. Eğer etrafınızda başkaları varsa, onları uyarmak amacıyla, “DEPREM!” diye bağırın. • Eğer bir mekanın içindeyseniz, dayanıklı bir eşyanın yanına ya da altına başınızı ve ensenizi koruyacak şekilde kapanın. Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşmayın, balkona çıkmayın ve asansörü kullanmayın. • Eğer dışarıdaysanız, açık bir alana gidip, üzerinize düşebilecek yıkıntılardan, elektrik kablolarından ve ağaçlardan korunun. • Eğer arabanızın içindeyseniz, arabayı açık bir alana sürüp orada bekleyin. Köprülerden, altgeçitlerden ve elektrik direklerinden uzak durun. • En önemlisi, sarsıntı geçinceye kadar olduğunuz yerde kalın ve sağlam bir yere tutunup derin derin nefes alarak sakinleşmeye çalışın. Buluşma 2011 Sayfa 20 EĞLENCE SOLDAN SAĞA 1) Arap atlılarının bayramlarda yaptıkları gösteri, atlı gösteri – Bozuk, eğri, aykırı. 2) Bir kimsenin emek vermeden sağladığı kazanç – Bir çeşit yumurtalı süt tatlısı. 3) Birinin duygularını okşayacak biçimde davranarak onu elde etmeye çalışma – Kuruntuya düşürme – Sert, katı. 4) Fransiyum elementinin simgesi – İçine yalnız kürek çekenin girebildiği çok uzun ve dar yarış kayığı – Bisikletin oturulacak yeri. 5) Köylerde hekimlik yapan kimse – Granitle aynı kimyasal yapıda kayaç. 6) Birlikte oturan hısım veya yakınların tümü – İki tarla arasındaki sınır. 7) Temel düşünce, prensip – Yer çöküntüsü, çöküntü hendeği. 8) Amerika’nın sıcak bölgelerine özgü, sarı, kavuna benzer bir tür meyve – Mesafe. 9) Tevfik Rüştü ön adlı, 1883-1972 yılları arasında yaşamış Türk siyaset adamı – Işık şiddeti birimi, kandela – Kokmuş hayvan ölüsü. 10) Mıklebin açıkta duran kısmı – Güneybatı Kafkasya’nın Türkiye sınırlarına yakın bölgesinde yaşayan bir halk. 11) Aynı düzeyde olan. 12) İsim – Arpa ile şerbetçi otunu mayalandırarak yapılan bir içki – Çekirdekli küçük meyve. YUKARIDAN AŞAĞIYA 1) Bakır, nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünüşünde bir alaşım – Giysilerde dikişli kıvrım. 2) Yanağın ağız boşluğu hizasına gelen bölümü – Eğreti, ödünç. 3) Bir meyve – Parmaklara takılıp çalınan zil veya buna benzer ses çıkarıcı araç. 4) Tunus’un plaka işareti – Bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme. 5) Çabuk davranan, çevik – Eski Rumen para birimi – Cömert. 6) Gereğinde kullanılmak için saklanan tahıl – Elektrik akımında şiddet birimi. 7) Gösteriş, çalım, caka – Eski dilde su. 8) Atatürk Kültür Merkezi’nin kısa adı – Çapkın. 9) Batmış olan nesnenin, yüzeye yakın balıkların yerini ve durumunu akustik dalgalarla belirleyen sistem – Ata. 10)Ürüne karışmış yabancı madde – Orta oyununda Rum tipi. 11) Yapılan iş, işlem – Ergen. 12) Kağıda sarılarak veya bir kutuya konularak satışa hazır duruma getirilmiş belli bir miktarda olan yiyecek, ilaç – Eser, iz, belirti.
Benzer belgeler
Buluşma Dergisi, Sayı 31, 2,01 Mb
www.facebook.com/allianzturkiye ya da www.twitter.com/allianzturkiye adreslerinden takip edebilirsiniz.
Türkiye'de yeni ürünlerimizin hepsini poliçe sahibi müşterilerimiz için değer oluşturmak üzer...
Buluşma Dergisi, Sayı 33, 1,86 Mb
biri olan TRX, sizi klasik antrenman tekniklerinden öteye taşıyıp sporu eğlenceli kılıyor. Amerikan donanma komutanları tarafından
bulunup kısa sürede tüm Amerika ve Avrupa’ya yayılan TRX, vücut ağ...