süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 - Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri
Transkript
süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 - Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri
süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:34 Page 1 suthattı İki ayda bir yayımlanır www.suthatti.com.tr Eker, “T anınmış Marka” Ülker’in 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı onuruna geleneksel hale getirdiği “Ülker Çocuk Sinema Şenliği”, 5. kez çocuklarla buluştu. 135 bin çocuk “Sevimli Kahraman” filmini izledi. Bursa’da küçük bir imalathanede yoğurt ve ayran üretimi yapmak amacıyla kurulan Eker Sür Ürünleri A.Ş., TPE tarafından “Tanınmış Marka” olarak tescillendi. S.2 ASÜD yeni yönetimini seçti Röportaj Röportaj Sivil toplum kuruluşları, aynı hedefe yönelmiş kişi ve kurumların ortak akıl, paylaşım ve dayanışma platformudur. Bu anlamda ASÜD, çok önemli bir misyon üstlenmiştir. Geçen üç yılda gerçekleştirilen proje ve çalışmalar, sektörün ASÜD’e olan güvenini arttırmış, artan üye sayısı, sektörün en büyük ve en yetkin kuruluşu konumunu pekiştirmiştir. Sektörün ASÜD’e olan teveccühü neticesi hızla artan üye sayımız 103’e ulaştı. Mayıs - Haziran 2012 Ülker’le 23 N isan coşkusu S.4 Başkan’ın kaleminden Sayı: 10 Sayfa 2 Muzaffer Güneş Beyaz köşe Güneşoğlu Yönetim Kurulu Başkanı BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün raporuna göre gelişmekte olan ülkelerde süt ve süt ürünlerine talep, 2025 yılına kadar yüzde 25 artacak. Yani, bizde potansiyel, dünyada da talep var. Bu noktada, ‘Eksik olan ne?’ sorusunun cevabı çok önemli. Tarım-sanayi entegrasyonuna yönelik çalışmalarda bu sorunun her kademede sorulmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sayfa 4 Mertçe Yıllardır gündeme gelen Okul Sütü Projesi, nihayet bu yıl devlet tarafından tekrar uygulanıyor. Çocukların sağlıklı beslenmesi, ihtiyacı olan proteini alması ve sağlıklı nesiller yetiştirilmesi için çok önemli bir proje. Gelecek eğitim yılında ve sonraki yıllarda da projenin devamı ve bunun yasal düzenleme ile hangi hükümet gelirse gelsin değiştirilemez bir uygulama haline getirilmesi sağlanmalıdır. Üye sayısı 101’e ulaşan ASÜD’ün 2. Olağan Genel Kurulu 21 Mart’ta Ankara’da yapıldı. n Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) 2. Olağan Genel Kurul toplantısı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı M. Mehdi Eker, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili A. Edip Uğur, CHP Burdur Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Rama- Süt okullu oldu n Gıda, Tarım ve Bakanı M. Mehdi Eker, ASÜD Genel Kurulu’nda müjdeyi verdi, okul sütü öğrencinin menüsüne girdi. Ülkemizde süt tüketiminin artırılmasında en başta gelen projelerden olan ‘Okul Sütü’ uygulaması devlet eliyle başladı. 4 bölge halinde yapılan ihaleye iş ortaklıkları halinde teklif veren süt sanayicileri, Türkiye genelindeki 32 binden fazla okulda 7 milyondan fazla öğrenciye süt dağıtımını üstlendi. Sayfa 10 Sinerji Önce 21 Mart’ta toplanan ASÜD Genel Kurulu, ardından 17 Nisan’da yapılan ihale ile uygulamaya konulan Okul Sütü Programı ve nihayet Mayıs sonunda yapılacak ayran gündemli Kodeks Fiziksel Çalışma Grubu toplantısı... Süt ve süt ürünleri sanayi olarak yaşadığımız hareketli günlerde ortaya koyacağımız sinerji, yeni başarıların habercisi olacaktır. Sayfa 11 zan Kerim Özkan ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirildi. Genel kurulda yapılan seçimde ASÜD’ün yeni yönetim kurulu da belirlendi. Genel Kurul’un açılışında konuşan ASÜD Başkanı Harun Çallı, ülkemiz süt sektörünün, yüksek kalite ve kapasitede üretim yapan ve çok sayıda firmadan oluşan güçlü 17 N isan’daki ihalenin ardından 7 mily ondan faz la öğrenciy e dağıtılacak sütler için haz ırlıklar süratle tamamlandı. 7 milyon öğrenciye haftada 5 gün uzun ömürlü kutu süt dağıtımını içeren uygulama, süt ve süt ürünleri sektöründe memnuniyetle karşılandı. Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Başkanı Harun Çallı, süt ve süt ürünleri sanayinin, projenin gerçekleşmesi için tüm imkânlarını seferber ettiğini söyledi. S.9 bir sanayiye sahip olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Güçlü bir sanayiye sahip ülkemizin dünya sıralamasında ilk 10’da yer almaması için hiçbir eksiği bulunmuyor. Hükümetimizin güçlü hayvancılık politikaları ve sektörümüzün dünya standartlarındaki yenilikçi üretim anlayışı bir araya geldiğinde bu hedef her zamankinden daha gerçekçi bir hal alıyor.” “Türkiye’de süt sanayi büyük dönüşüm yaşadı. Avrupa ile arayı kapattık. Artık Avrupa’daki kadar sağlıklı ve hijyenik ürünler üretiyoruz.” Sayfa 3 S.8 Ali Karaca Süthattı’na konuştu n Sahadan gelmesi dolayısıyla süt sektörünü iyi bilen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Ali Karaca, Süthattı aracılığıyla tüketicilere seslendi. “Sanayide o kadar güzel aletler var ki, sütün içerisindeki en ufak zerreyi emiyor, tertemiz çıkıyor. Birçok sanayicimiz diyor ki; ‘Ben evime götürüp içemeyeceğim, yemeyeceğim şeyi üretmem.’ Gıdalarımız olsun, sütümüz olsun hepsi gayet güzel ve sağlıklı.” diyen Karaca, “Biz de bakanlık olarak üretimi geliştirici tedbirler alı- yoruz, standardını yayınlıyoruz, denetliyoruz. Kamuoyuna, tüketicilere sesleniyorum; bakanlık olarak onları daha çok düşünüyoruz. Sağlıklı üretimi sağlayacak yapıyı kurmak için gayret gösteriyoruz.” ifadesini kullandı. S.12 Tetra Pak’ın küresel satışları %5 arttı n Tetra Pak’ın, 2011 yılına ilişkin küresel finansal rakamları açıklandı. Geçen yıl net satışlarını %5 artıran şirket, 10.36 milyar euroluk satış gerçekleştirdi. Şirketin paketleme çözümleri iş biriminin satışla- rı %3 artışla 9,2 milyar euroya, gıda işlemeye yönelik satışları %23 artarak 1,2 milyar euroya ulaştı. Geçen yıl 520 paketleme makinesi, 2.250 işleme ünitesi ve 1.659 dağıtım ekipmanı teslim edildi. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:34 Page 2 2 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Sektör Eker artık “Tanınmış Marka” B a ş ka n ’ ı n ka le m in d e n Bursa’da küçük bir imalathanede yoğurt ve ayran üretimi yapmak Harun Çallı ligine katıldı. amacıyla kurulan Eker Süt Ürünleri A.Ş, “Tanınmış Marka”lar n Süt ve süt ürünleri sektöründe 35 yıllık tecrübeye sahip Eker Gıda, Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından “Tanınmış Marka” olarak tescillendi. Dalya dedik: Üye sayımız 100’ü aştı ivil toplum kuruluşları, aynı hedefe yönelmiş kişi ve kurumların ortak akıl, paylaşım ve dayanışma platformudur. Bu anlamda ASÜD, çok önemli bir misyon üstlenmiştir. “Gıda Güvenliği ve Tüketiciye Hizmet” odağında şekillenen faaliyetlerini, “Sürdürülebilir Büyüme, Tarım-Sanayi Entegrasyonu, Veri ve Bilgi Yönetimi, Dış Ticareti Arttırmak, Çevreyi Korumak ve Geliştirmek, Sorumlu Pazarlama, Mevzuatın Geliştirilmesi, ARGE ve İnovasyon” başlıkları altında sürdüren ASÜD, geçen üç yıllık süre içinde, okurlarımızla da paylaştığımız çok sayıda proje ve çalışma gerçekleştirmiştir. S Bu proje ve çalışmalar, sektörün ASÜD’e olan güvenini de arttırmış, artan üye sayısı, sektörün en büyük ve en yetkin kuruluşu konumunu pekiştirmiştir. İki ay önceki sayımızda süt ve süt ürünleri sektörünün ASÜD’e olan teveccühünden bahsetmiş ve üye sayımızın 92’ye ulaştığını bildirmiştim. Geçen iki aylık süre içinde aramıza 11 yeni üye daha katıldı. Gerçekten de gurur verici bir tablo ile karşı karşıyayız: Üye sayımız hızla artıyor ve gazetemizin yayıma hazırlandığı saatlerde 103 üyeye ulaştık. İkinci Olağan Genel Kurulumuzu ise 21 Mart’ta Ankara’da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Mehdi Eker ve milletvekillerimizin, bürokratlarımızın, akademisyenlerimizin, basın mensuplarımızın ve üyelerimizin geniş katılımıyla gerçekleştirdik. Bu vesileyle katılımları için tüm misafirlerimize ve başta Sayın Başbakanımız olmak üzere mesaj gönderen iyi dilek sahiplerine şükranlarımı sunarken, yeni Yönetim ve Denetim Kurullarımızda görev alan arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. TPE’nin “Tanımış Marka” tescilinin, markalarına en önemli katkısının prestij olduğunu belirten Eker Süt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nevra Eker, “Diğer önemli getirisi de Patent Enstitüsü’nün ‘Eker’ markasını, tescil baş- vurularında ‘Tanınmış Marka’ önceliği olarak korumasıdır. Markamızın resmi bir kurum tarafından ‘Tanınmış Marka’ statüsünde belgelendirilmesinden dolayı gurur duyuyoruz.” dedi. “Tanınmış Marka” tescili, sadece orijinal marka özelliği taşıyan, ürün ve hizmet anlayışında kalite standardının sağlandığı ve tüketici tarafından bilinir olduğu kanıtlanmış olan markalara veriliyor. Ar-Ge’ye bütçesinden önemli bir pay ayıran, inovatif bakış açısı ile birçok ilke imza atan Eker, 100’den fazla ürün çeşidi ile tüketicisine ulaşıyor. Ayranda yerinde satış noktalarında pazar ikincisi olan Eker, Türkiye’de ilk litrelik ayranı üretmesinin yanı sıra geleneksel sütlü Türk tatlılarının market raflarına girmesini sağlayarak sektörde bir segment yarattı. Genel gıda isimleri tehdit altında Son ayın gündem konusu “Okul Sütü Projesi”ne de değinmek istiyorum. Okul Sütü Projesi, bir sosyal sorumluluk projesidir. Öncelikli hedef insan sağlığıdır. Sağlıklı nesiller yetişmesine dönük olarak öncelik çocuklarımıza verilmekle birlikte, projenin nihai amacı, ülkemizde gelişmiş ülkelere göre oldukça düşük miktarda olan süt ve süt ürünleri tüketiminin arttırılması, aynı zamanda güvenli gıda konusunda yine çocuklarımız başta olmak üzere tüm halkımızın bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesidir. Temennimiz, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de bu uygulamanın uzun yıllar devam ettirilmesidir. A S ÜD 2. O lağan G enel Kurulu 2. O lağan G enel Kurulu’muz u B akan Mehdi E ker’in katılımıy la g erçekleştirdik. Genel Gıda İsimleri Konsorsiyumu; parmesan peyniri, bologna ve feta peyniri gibi genel gıda adlarının tehdit altında olabileceğini ileri sürdü. n Avrupa Komisyonu’nun coğrafi işaret taşıyan ürünler için daha fazla koruma sağlanması çabalarına karşı yeni bir girişim başlatıldı. Uluslararası üreticiler için gıdalarda adlandırma kısıtlamalarını önlemek amacıyla uluslararası bir girişim olarak örgütlenen ABD merkezli Genel Gıda İsimleri Konsorsiyumu, coğrafi olarak benzersiz ürünlerin taklidini önlemek için bir marka olduğu ve yasal koruma sağladığı gerekçesiyle İrlanda’dan Clare Adası somonu, Fransa’dan Normandie peynirleri gibi gıdalar için kullanılan coğrafi işaretlere karşı olmadıklarını vurguluyor. Ancak, coğrafi işaret korumasının genişletilmesinin özellikle bazı peynir ve et üreticileri için etiket- lerin yenilenmesini gerektirerek külfetli ve pahalı kısıtlamalar getireceği belirtiliyor. Konsorsiyum yönetim kurulu başkanı ve BelGioioso peynirleri başkanı Errico Auricchio, “Feta peynir ve parmesan peyniri Avrupa dışında da en az içindeki kadar yapılıyor. Provolone üretimi Avrupa dışında 15 kat daha fazladır. Avrupa Komisyonu sessizce bu alanda çalışmalar yapıyor. Konsorsiyum olarak bu plana dikkat çekmek ve bu kritik zamanda çabalarımıza katılmaya teşvik ediyoruz.” şeklinde konuştu. ABD Süt Ürünleri İhracat Konseyi parmesan peyniri, feta peynir gibi genel gıda isimlerinin kullanı- mının kısıtlanmasının sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde 4.2 milyar dolarlık peynir üretimi yapan firmaları etkileyebileceğini iddia ediyor. Girişimin direktörü ve konseyin ticaret politikası kıdemli başkan yardımcısı Jaime Castaneda, “Hiç bir ülke ya da kurum genel gıda isimlerini sahiplenemez. Bu tür çabalar başarılı olursa, tüketiciler artık en sevdikleri yiyecekleri tanıyamaz hale gelir. Dünyanın her yerinden üreticiler potansiyel olarak milyarlarca dolar maliyet getirecek yeniden etiketleme yapma zorunluluğuyla karşı karşıya kalacak.” görüşünü dile getirdi. Girişimin web sitesinde, “Dünyanın her yerinden coğrafi işaretler için daha geniş koruma sağlanması, devam eden DTÖ Doha dünya ticaret görüşmelerinde AB için önemli bir hedeftir.” ifadesine yer verildi. www.suthatti.com.tr İmtiy az S ahibi v e S orumlu Y az ı İşleri Müdürü E ditör S eda Y ıldız seda.y ildiz @ suthatti.com.tr R edaktör Y ay ın T ürü: Y ay g ın- S üreli B etül Y ılmaz bilen B askı T arihi: 27/04/2012 C omart Kurumsal İletişim Hizmetleri Ltd. Şti. adına İlknur Menlik imenlik@ comart.com.tr Y ay ın Koordinatörü D r. İsmail Mert ismail.mert@ suthatti.com.tr G enel Y ay ın Y önetmeni Mehmet A li Çıtak mehmetali@ comart.com.tr S ay fa T asarım F ig en Kocaman, Murat T uz cuoğlu, İsmail H akkı E ser A R G E - Inov asy on E lif A v cı - elif.av ci@ suthatti.com.tr F otoğraf U luslararası İlişkiler R odolphe de B orchg rav e rodolphe.deborchg rav e@ arcadia- international.net D aniel T raon daniel.traon@ arcadia- international.net 1386. S okak N o: 8/8 B alg at /A N KA R A T el: 0.312 284 77 78 F ax : 0.312 284 77 79 D ağıtım: Kury enet A .Ş. T el: 0.212 444 93 93 Çev re - U luslararası R eg ülasy on N az an Maraş - naz an.maras@ suthatti.com.tr P rof. D r. A tila Y etişemiy en, P rof. D r. E rdoğan G üneş, P rof. D r. İrfan E rol, P rof. Y önetim Y eri: C ey hun A tıf Kansu C ad. P erakende F ikri T ürkel - fikri.turkel@ suthatti.com.tr A li R eşat Y ılmaz bilen - aliresat@ comart.com.tr A S ÜD B ilim Kurulu: P rof. D r. A dem Şahin, D r. Kadir H alkman, P rof. D r. Mehmet D emirci, P rof. D r. Metin A tamer, P rof. D r. Müberra B abaoğul, P rof. D r. N ev z at A rtık, P rof. D r. Öz er Kınık, P rof. D r. T anju B esler. B askı: E lma T eknik B asım Matbaacılık Çatal S ok. 11/A Maltepe/A nkara T el: 0 312 229 92 65 F aks : 0 312 231 67 06 C ihan B ay demir IS S N : 1309- 9442 W ebmaster R eklam R ez erv asy on A li E rdem Kocabatmaz Melek Karaman - Mustafa B üy ükpehliv anoğlu 0.312 284 77 78 melek.karaman@ suthatti.com.tr S üthattı, A S ÜD (A mbalajlı S üt v e S üt Ürünleri S anay icileri D erneği) iş birliği ile C omart tarafından y ay ımlanmaktadır. Her türlü yayın hakkı, F ikir ve Sanat E serleri Kanunu gereğince C omart’a aittir. T anıtım amacıyla yapılacak kısa alıntılar dışında, yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:34 Page 3 suthattı Mayıs - Haziran 2012 Sayfa Röportaj 3 Röportaj: G üneşoğlu Y önetim Kurulu Başkanı Muzaffer G üneş “Avrupa ile arayı çoktan kapattık” Son 15 yılda Türkiye’de süt sanayinin büyük dönüşüm yaşadığını söyleyen Muzaffer Güneş, “Avrupa’daki kadar güvenli ve hijyenik ürünler üretiyoruz” diyor. n Aslında Muzaffer Güneş ile Sakarya’daki fabrikasında görüşmek istiyorduk. Ancak güzel bir tesadüf sonucu kendisi, Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) Genel Kurulu’na katılmak üzere Ankara’ya geldi. Biz de ASÜD Yönetim Kurulu Üyeliğine seçildiği Genel Kurul’un ardından kendisiyle keyifli bir söyleşi yaptık. Güneş ailesi 48 yıldır sektörün içinde... Bu nedenle sektörün gelişimine yakından tanıklık eden isimlerden biri Muzaffer Güneş. İlk vurgusu, son 15 yılda sektörün büyük dönüşüm yaşadığı ve ASÜD ile birlikte bu dönüşümün hızlandığı oluyor. “Avrupa ile arayı çoktan kapattık” diyen Güneş, sektörün geldiği noktayı anılarından da yola çıkarak şöyle özetliyor: “Biz, sektöre 1964 yılında girdik. O yıllarda köylüden topladığımız sütü İstanbul’a satıyorduk. Adapazarı-İstanbul arası kamyonla 5 saat sürüyordu. Sütü bozulmadan teslim etmek için de mutlaka soğutmak gerekiyordu. Biz de Sapanca gölünün kenarındaki kazanlarda soğutur, sonra sevk ederdik sütü. Sanırım bu örnek bile, 48 yılda sektör olarak nereden nereye geldiğimizi özetliyor. Bu sürede inanılmaz bir gelişim var.” Peki, bu 48 yılda Güneşoğlu nasıl bir gelişme gösterdi? 1993 yılına kadar bizim markamız Güneş’ti. Ben 1993 yılında babam ve ağabeyimden ayrılarak kurdum Güneşoğlu’nu… Küçük, günde 810 ton süt işleyen bir aile işletmesiydi bizimki. Fakat ayrıldıktan sonra sürekli yatırımı ve büyümeyi düşündük. Yeni fabrika projemizi başlattık ve 2006 yılında üretime geçtik. Kısa zamanda ürün portföyümüzü genişlettik. Özellikle yoğurt ve ayran bölümüne üretim ve pazarlama noktasında ciddi yatı- rımlar yaptık. Bugün günde 170 ton civarında süt işliyoruz. Amacımız, bölgemizde önemli yere sahip bir marka yaratmak. Ağırlık hangi ürünlerde? Biz, kültüründe peynir olan bir aileyiz ve 1972’den beri peynirle yatıp, peynirle kalkıyoruz. Bu nedenle ürün yelpazemizde peynir fazla pay alıyor. Ama biz bunu da yeterli görmüyoruz. Önümüzdeki birkaç yıl içerisinde 10 civarında daha yeni peynir çeşidi üretmeyi planlıyoruz. Aslında biraz daha butik işler bunlar. Ben pazarda farklı olmaya inanıyorum; farklı olursanız, fark ediliyorsunuz. Biraz Milkimum’dan bahsedelim. Bu fikir nasıl çıktı ortaya? Milkimum, peynir shop şeklinde düşündüğümüz bir konsept aslında. Fabrika yatırımından dolayı ertelediğimiz fakat hep kafamızın bir köşesinde olan bir iş. Bir mağazamız var, Karasu yolu üzerinde. Gelecekte sayılarını arttırma düşüncemiz var. Halka fabrikanızı gezdiriyorsunuz. Tepkiler nasıl? Öncelikle, insanların tesisimizden çok memnun bir şekilde ayrıldığını söylemeliyim. Bunun iki boyutu var. Birincisi, her gün tükettikleri peynirin, yoğurdun, ayranın üretimde hangi süreçlerden geçtiğini, nasıl yapıldığını görmek, öğrenmek onlara mutluluk veriyor. İkincisi, bu işi bizzat yerinde görmek kafalarındaki soru işaretlerini ortadan kaldırıyor. Bu yıl okul gezilerimiz var. Çocuklarımıza anlatıyoruz ‘nasıl ürettiğimizi’. İddialı olacak ama bence bu özgüven işi… Aldığınız olumlu tepkilere rağmen süte ilişkin tartışmalar konusunda ne dersiniz? Bence medyada bazı şeyler çok abartılarak veriliyor ve gereğinden G üneşoğlu’nun 2006 y ılında üretime başlay an modern tesisi... G eçen y ıl düz enlenen turlar ile halka g ez dirilen tesis, bu y ıl öğrencilerini ağırlıy or. fazla tartışılıyor. Bugün yapılan peynirle (tabii ki hileli, merdiven altı üretimi kastetmiyorum), 20 yıl önce yapılan peynir arasında sağlık ve hijyen açısından çok fazla fark var. Hijyen şartlarının sağlanması için firmalar çok ciddi yatırım yapıyor. Ben Avrupa’da da birçok tesis gezdim. Türkiye’de sektörümüz Avrupa’daki kadar sağlıklı, temiz ürünler üretiyor. Sakarya ve çiğ süt üretimi üzerine de konuşalım isterseniz… Bölgemizde çiğ süt üretiminin hak ettiği noktada olmadığını söyleyebilirim. Örneğin; Sakarya’da süt fabrikalarına günlük giren süt 2.250 ton civarında. Üretilen çiğ süt ise günlük 500 ton. Yani, pazar var, ama üretim yok. Oysa günümüzde şirketler ürünlerini pazarlayabilmek için ciddi paralar harcıyorlar. Bunu değerlendirmek gerekiyor. Süt hayvancılığına çok elverişli bir yer Sakarya. Fakat çiğ süt “S anay imiz son 15 y ılda A v rupa ile aray ı kapattı. B unda, makine sektörümüz ün g elişiminin de büy ük pay ı olduğunu düşünüy orum.” “2012 yılı, karlılık kalitesi ve mevsimsellik açısından birçok problemi var bölgenin. Sütün %70’i toplama diye tabir ettiğimiz sütler. Mevsimsel olarak ciddi artış ve azalma var. Bu oran yüzde 80’i buluyor bazen. Bu problemleri çözebilmek adına toplayıcılarla, kooperatiflerle, birliklerle imkânlar ölçüsünde çalışmalar yapıyoruz. Fakat yeterli değil. Bu noktada birlikler ve kooperatiflerin biraz daha fazla sorumluluk almaları gerektiğini düşünüyorum. noktasında sıkıntılı geçebilir. Bu yüzden yeni yatırım düşünmüyoruz ancak tüketicilerimize sunacağımız yeni peynir çeşitlerimiz olacak elbette… süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:34 Page 4 4 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Sektör Sinemanın büyülü dünyasında buluştular Ülker, geleneği bu yıl da sürdürdü; 135 bin B e y a z kö ş e çocuk, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk İlknur Menlik Bayramı’nı Ülker’le kutladı. Eksik olan ne? ürkiye’nin büyüme performansı parmak ısırtıyor. Yüzde 8,5’lik büyüme sonrası ekonomimizin üzerinde umut yüklü bulutlar dolaşmaya başladı. Sanayi yatırımları için açıklanan yeni teşvik paketi de bu umutları besliyor. Yeni paketin yankıları halen devam ediyor. İş dünyasından ardı ardına olumlu açıklamalar gelirken, yöneltilen eleştirilerin başında yeni teşvik paketinin başlangıç tarihinin 1 Ocak 2012 olması vardı. Açıklama Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün’den geldi. Bakan Ergün, yeni teşvik paketinin başlangıç tarihiyle ilgili 15 Haziran ya da 1 Temmuz gibi düzenleme yapılabileceğini söyledi. T Teşvik paketinin sektörel yansımalarının nasıl olacağı konusunda henüz bir ipucu yok ancak bir detayı burada hatırlatmak istiyorum. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, açıklanan teşvik paketinin sadece sanayi yatırımlarıyla ilgili olduğunu, tarım ve istihdamı arttırmaya yönelik paketin hazırlıklarının devam ettiğini açıkladı. Hedefte ise 2023 yılında tarımsal ürün ihracatını 150 milyar dolara çıkarmak var. Dış ticaret gelirinin neredeyse yarısını tarım, gıda ve bunlarla ilişkili alt sektörlerden elde eden Fransa örneğine bakınca, iklim koşulları ve tarıma elverişli toprakları ile Türkiye, 150 milyar doları da aşabilecek kapasiteye sahip. Her gün yeni yatırımların hayata geçirildiği modern gıda sanayini de işin içine katınca, iş sadece iyi bir planlamaya, bu iki sektörü de kalkındırmaya yönelik uygun bir teşvik sistemine ve gıda ihracatını destekleyecek ekonomik tedbirlere kalıyor. Bu nedenle gerek gıda sanayi gerekse de tarım sektörü için teşvik paketleri büyük önem taşıyor. Hep söylediğimiz gibi, tarımsanayi entegrasyonu önemli ve gelecekte kalkınmamızın anahtarı bu sektörler olacak. Tabii, tarımın içinde hayvancılığın, hayvancılığın içerisinde de sütün ayrı bir yeri var. TÜİK’in 2010 yılı Hayvansal Ürün Üretim Değeri verileri bunu açıkça ortaya koyuyor. 2010’da yaklaşık 38,2 milyar TL olan hayvansal ürün üretim değerinin 12,9 milyar TL’si süte ait. BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) raporuna göre gelişmekte olan ülkelerde süt ve süt ürünlerine talep, 2025 yılına kadar yüzde 25 artacak. Yani, bizde potansiyel, dünyada da talep var. Türkiye, bir yandan ihracatını arttırıp, ekonomisini büyütürken öte yandan kalkınmak zorunda… Bu noktada, ‘Eksik olan ne?’ sorusunun cevabı çok önemli. Bu nedenle tarım-sanayi entegrasyonuna yönelik çalışmalarda bu sorunun her kademede sorulmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Esen kalın! n Ülker’in 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı onuruna geleneksel hale getirdiği “Ülker Çocuk Sinema Şenliği”, 21 Nisan Cumartesi günü 5. kez çocuklarla buluştu. Bu yıl 135 bin çocuk, “Sevimli Kahraman” filmini sürpriz hediyeler eşliğinde ücretsiz olarak izledi. 5 yılda, başta Anadolu’da olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından 640 bin çocuk Ülker’in hediyesi ile mutlu oldu. Ülker olarak Türkiye’nin her yerine ulaşan, yaygın, bölgesel veya yerel uygulamaları olan, tüm çocukların eşit olarak yararlanacağı sosyal sorumluluk projelerini desteklemeyi tercih ettiklerini vurgu- Aynı anda tüm çocukların eşit olarak yararlandığı Türkiye’nin en yaygın sosyal sorumluluk projelerinden biri olan şenlik, bu yıl Van’da üç gün boyunca özel gösterim yaptı. Yıldız Holding şirketleri çalışanlarının da içinde bulunduğu 650 kişilik bir ekip tarafından hayata geçirilen Ülker Çocuk Sinema Şenliği’nden yararlanan çocuklar, bu yıl da 135 bin süpriz hediye kutusu ile mutlu oldu. İçinde süt, şeker, çikolata gibi ürünlerin bulunduğu hediye kutuları, sinema çıkışında çocuklara hediye edildi. Tarıma destek 7.6 milyar TL 2012 yılı destekleri belli oldu. Bu yıl çiftçiye karşılıksız n Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2012 yılında bitkisel ve hayvansal ürünler için toplam 7.6 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapacak. Bakanlık internet sitesindeki duyuruya göre, destekleme bütçesinin %28’ini oluşturan 2.1 milyar lira hayvancılığa ayrılırken, prim ödemeleri kapsamında da 2.5 milyar lira ödenecek. D üny ada talep, biz de potansiy el v ar Ayrıca mazot, gübre ve toprak analiz desteği için 1.4 milyar lira, kırsal kalkınma destekleri için 300 milyon lira, tarım sigortaları desteği için 291 milyon lira, sertifikalı tohum, fide ve fidan destekleri için 145 milyon lira ve diğer destekler için de 821 milyon lira ödeme yapılacak. 2012 yılında organik tarım ve iyi tarım uygulamaları, biyolojik mücadele, tarımsal danışmanlık, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge), çevre amaçlı tarım arazilerinin ko- A j a n d a Uluslararası etkinlikler: “Çünkü Ülker her hafta 200 bin noktaya ulaşan, Türkiye’nin en ücra köşelerine dahi gidebilen bir marka. Projelerimizi belirlerken de bu sorumluluğu üzerimizde hissediyoruz. Şenlik sayesinde Anadolu’da sinemaya gitme oranları yüzde 45’lere ulaşıyor.” dedi. Başladığı 2008 yılından bu yana her yıl yeni bir ili kapsama alanına alan Ülker Çocuk Sinema Şenliği, bu yıl 62 il ve Kıbrıs’taki 157 sinema salonunda gerçekleştirildi. Denizli’den Van’a, Giresun’dan Muş’a kadar Türkiye’nin %75’ini kapsayan şenlik sayesinde çocuklar Ülker’le bayramın tadını çıkardı. olarak 7.6 milyar lira destekleme ödemesi yapılacak. B M G ıda v e T arım Örg ütü’ne (F A O ) g öre g elişmekte olan ülkelerde süt v e süt ürünlerine talep, 2025 y ılına kadar % 25 artacak. layan Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker, şunları söyledi: runması (ÇATAK) desteklerine de devam edilecek. Tarımsal desteklemeler içinde en büyük payı alan hayvancılık destekleri, geçen yıla göre kimi kalemlerde sabit kalırken, kimi kalemlerde artışa gidildi. Hayvan başına sığırlar için 225 lira, hastalıktan ari işletmelerde ise 300 lira ödenmeye devam edilecek. Manda destekleri 300 liradan 350 liraya, halk elinde manda ıslahında destek miktarı hayvan başına 500 liradan 650 liraya çıkarıldı. Geçen yıl besilik sığır için 300 lira olarak yapılan ödeme miktarı bu yıl etçi ırklar adı altında 350 lira olarak verilecek. May ıs 2012 - Kasım 2012 • Sütçülük Sürdürülebilirliği Sempozyumu, 30-31 Mayıs 2012, C hicago, A BD • FAO /O IE Şap Hastalığının Kontrolü Küresel Konferansı, 27-28 Haziran 2012, Bangkok, T ayland • V . Ukrayna Sütçülük Kongresi, 28-29 Haziran 2012, Kiev, U krayna • Sütçülükte İnovasyonlar, 10-12 T emmuz 2012, A msterdam, Hollanda Y aklaşan IDF etkinlikleri: • IDF Uluslararası Peynir O lgunlaştırma ve T eknolojisi Sempozyumu: 21-24 Mayıs 2012, Madison, W isconsin, A BD • IDF/ISO Analitik Haftası: 4-8 Haziran 2012, T el A viv, İsrail • IDF/INRA Uluslararası Sprey Kurutulmuş Süt Ürünleri Sempozyumu: 19-22 Haziran 2012, Saint Malo, Fransa • IDF Dünya Sütçülük Zirvesi 2012: 03-09 Kasım 2012, C ape T own, G üney A frika T ürkiye etkinlikleri: • 3. G eleneksel G ıdalar Sempozyumu, 10-12 Mayıs 2012, Konya • 2. V an T arım, Hayvancılık ve G ıda Fuarı, 17-20 Mayıs 2012, V an • III. Süt ve Süt Hayvancılığı Öğrenci Kongresi, 21 Mayıs 2012, A ksaray • Ulusal Süt Zirvesi, 21-23 Mayıs 2012, Çeşme, İzmir • Animalia İstanbul 2012, 9. Hayvancılık ve T eknolojileri Uluslararası Fuarı, 14-17 Haziran 2012, İstanbul süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:34 Page 5 süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:34 Page 6 6 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Ekonomi Algida’nın ikinci fabrikası Konya’ya n Bugüne kadar Türkiye dondurma pazarına 638 milyon euroluk yatırım yapan Unilever Türkiye, ikinci dondurma fabrikası için adres olarak Konya’yı seçti. 88 milyon euro (100 milyon dolar) yatırım bedelli, 80 milyon litre kapasiteli fabrika, iç pazarın yanı sıra Ortadoğu ve Afrika ülkelerine ihracat için de üretim yapacak. Algida Konya fabrikası, dünyadaki LEED sertifikalı çevre dostu ilk dondurma fabrikası olacak. Türkiye’de Çorlu’dan sonra ikinci, dünyada 35’inci Algida üretim tesisi olacak fabrika, Konya Organize Sanayi Bölgesi’nde toplam 297.000 m² alanda kurulacak. Mayıs 2013’te üretime başlanması planlanan fabrikada, başlangıçta 295 kişi istihdam edilecek. Dünya genelinde inşa edilecek tüm Algida fabrikaları için ‘örnek tasarım’ olarak kabul edilecek Konya fabrikası, her biriminin ayrı ayrı büyüyebilmesine olanak verecek. Unilever Türkiye Gıda Pazarlama Baş- Muratbey’den ikinci Ortadoğu çıkarması! kan Yardımcısı Mustafa Seçkin, “Dünyadaki ilk LEED sertifikalı çevre dostu dondurma fabrikası olacak tesiste, yağmur ve yüzey suyunun yeniden kullanımı, ısı geri kazanımı, yerinde atık ayrıştırma gibi ileri çevre kriterleri uygulanacak” dedi. Bu arada Algida’nın ev tipi dondurma markası Carte d’Or, geleneksel Türk lezzetlerini dondurmayla birleştirmeye devam ediyor. Yeni Tatlı Kuplar Serisi’ndeki Supangle, Kazandibi ve Sakızlı Muhallebi tatlılarının tanıtım toplantısı Algida Pazarlama Direktörü Özgür Kölükfakı, Carte d’Or Marka Müdürü Nihan Kayı ile yeni marka yüzleri 1 Erkek 1 Kadın dizisi oyuncuları Demet Evgar ile Emre Karayel’in katılımıyla gerçekleştirildi. Dondurma sektörünün 2011 yılında 1.1 milyar TL’lik büyüklüğe ulaştığının altını çizen Kölükfakı, Türkiye’de evlerin %35’ine hala dondurma girmediğini vurguladı. Dubai’deki Gulfood Gıda Fuarı’na ilk kez katılan Muratbey, 6 milyon dolarlık yeni ihracat anlaşması yaptı, Ortadoğu pazarında büyüme hedefini %15’e çıkardı. n Birleşik Arap Emirlikleri’nin Dubai kentinde 19-22 Şubat tarihleri arasında yapılan Ortadoğu’nun en büyük, dünyanın ikinci büyük gıda fuarı olan Gulfood 2012’de ziyaretçilerin büyük ilgisini çeken Muratbey Grubu, fuarda yeni ürünü “Sürmeli”nin de lansmanını yaptı. Muratbey Sürmeli Beyaz Peynir’in tanıtımı büyük ilgi gördü. Fuara katılan Muratbey Yönetim Kurulu üyesi Hamit Erol, 25 Arap ülkesinden en az 15’inin Türk damak tadına uygun ürünleri tercih ettiğini söyledi. Fuarda 6 milyon dolarlık ihracat bağlantısı yaptıklarını bildiren Erol, bu bağlantıyla Ortadoğu pazarında büyüme hedeflerini %15 olarak revize ettiklerini kaydetti. Öte yandan ‘Muratbey Gurme Buluşmaları’nın ilki gerçekleştirildi. Muratbey Peynirleri Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, gurmeler Artun Ünsal, Ahmet Örs, Elif Fonterra’nın “Üç V” planı Yeni Zelanda merkezli Fonterra, süt endüstrisinde rakiplerinden geri kalmamak için anahtar alanları, “Volume, value, velocity – hacim, değer, hız” olarak belirledi. İlk L E E D sertifikalı çev re dostu fabrika Kony a fabrikası, farklı tasarımıy la düny a g enelinde inşa edilecek tüm A lg ida fabrikaları için örnek tasarım olacak. A nahtar veriler* n Fonterra, dünya genelinde süt talebindeki artış beklentisine uygun olarak planlarını yaptı. Firma; yenilenen stratejileri ile “gelişmekte olan pazarlara ve artan tüketici talebini karşılayacak ürünlere daha yoğun bir şekilde odaklanarak hacim ve değeri artışı” amaçlıyor. Fonterra CEO’su Theo Spierings strateji yenilenmesinin Fonterra’ya hacmin arttırılmasında ve planla- rın hayata geçirilmesinde rehberlik edeceğini söyledi. Spierings, “Dünya süt talebinin 2020 yılına kadar 100 milyar litreden fazla artacağı öngörülüyor. Yeni Zelanda’nın bu tarihe kadar 5 milyar litre ek tedarik sağlaması bekleniyor. Artan genel talep doğrultusunda yerimizi korumak için hacim artışına ihtiyacımız var” şeklinde konuştu. Korkmazel ve Turgay Noyan ile keyifli bir yemek eşliğinde peynir üretimini ve lezzetini masaya yatırdı. Erol, “250 çeşit peynirimiz var. Peynirlerimizi üretirken hem ağız tadına uyumluluğunu, hem hijyeni önemsiyoruz. Amacımız hep ileriye gitmek ve uluslararası bir Türk markası olmak.” dedi. Denizli’de Pamukkale Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü öğrencileriyle de bir araya gelen Necmi Erol, geleceğin gıda mühendislerine peynirde inovasyonu anlattı. İstanbul Sanayi Odası’nın İnovasyon Ödülü’nü Naturena serisi ile aldıklarını hatırlatan Erol, fabrikalarında kullandıkları makinelerin dizaynını da kendilerinin yaptığının altını çizdi. Yenilenen stratejide, Fonterra’nın gelişmekte olan pazarlarda daha güçlü yer almak, Yeni Zelanda süt sektörünü daha iyi hale getirmek ve yurt dışında entegre süt havuzları oluşturmak çabalarına yönelik 100’den fazla proje yer alıyor. Fonterra’nın Çin, ASEAN ülkeleri, Latin Amerika, Ortadoğu ve Afrika’daki hızla büyüyen pazarlara odaklanmaya devam edeceğini vurgulayan Spierings, “Çin’deki pilot süt çiftliklerimizde ülkenin en yüksek kaliteli sütünü üreterek, kaliteli süt tedarikinin gelişimini hızlandırmaya ve Çinli müşterilerimiz için ürettiğimiz ürünlerle yerel işletmelerimizle entegre olmak için çalışıyoruz” dedi. U luslararası Çiftlik Karşılaştırma Networkü (IF C N) 2011 Süt İşleyicileri T op-21 Listesi* * Süt alımları baz alınmıştır S ıralama F irma Ülke S üt İşleme F abrikaları B aşlıca L okasy on S üt A lımı (mily on ton) D üny a S üt Üretimindeki P az ar P ay ı (% ) 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 F onterra Kanada S üt Çiftçileri N estle D ean G ıda R oy al F riesland C ampina L actalis A rla G ıda D anone C alifornia S üt İşletmeleri Şirketi Kraft G ıda N ordmilch&H umana (D MK) S aputo L and O ’L akes S odiaal & E ntremont A lliance Meng niu G rup P armalat Y ili G rup A mul Kuz ey batı S ütçülük D erneği S chreiber G ıda Murray G oulburn Y eni Z elanda A BD İsv içre A BD H ollanda F ransa D animarka/İsv eç F ransa A BD A BD A lmany a Kanada/A B D A BD F ransa Çin İtaly a Çin H indistan A BD A BD A v ustraly a U luslararası A BD U luslararası A BD H ollanda U luslararası D animarka/İsv eç U luslararası A BD U luslararası A lmany a Kanada/A B D A BD F ransa Çin U luslararası Çin H indistan A BD A BD A v ustraly a 20,5 17,1 14,9 11,8 10,3 10,2 8,7 8,0 7,7 7,5 6,7 6,2 5,8 4,2 3,8 3,7 3,7 3,4 3,3 3,3 3,2 3,0 2,5 2,2 1,7 1,5 1,5 1,3 1,2 1,1 1,1 1,0 0,9 0,9 0,6 0,6 0,6 0,5 0,5 0,5 0,5 0,5 T O P LA M 163,9 24 süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 7 süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 8 8 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Kapak Ambalajlı süt ve süt ürünleri sanayi hedef büyüttü Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) 2. Olağan Genel Kurulu’nda yeni yönetim kurulu Çallı, ülkemiz süt sektörünün, yüksek kalite ve kapasitede üretim yapan firmalardan oluşan sanayisi ile dünya sıralamasında ilk 10’da yer almaması için hiçbir eksiği olmadığını söyledi. G ıda, T arım v e H ay v ancılık B akanı E ker, A S ÜD 2. O lağan G enel Kurulu’nda katılımcılara hitap etti n 103’e ulaşan üye sayısıyla ambalajlı süt ve süt ürünleri sektörünün en yetkin organizasyonu haline gelen Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) 2. Olağan Genel Kurul toplantısı 21 Mart’ta Ankara’da yapıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı M. Mehdi Eker, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili A. Edip Uğur, CHP Burdur Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ramazan Kerim Özkan, Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu üyesi dernek başkanları, Türkiye Gıda İşverenleri Sendikası Başkanı Necdet Buzbaş, Tüketici ve Çevre Eğitim Vakfı Başkanı Beyhan Aslan, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Halil Tokoğlu ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleştirilen genel kurulda yapılan seçimde ASÜD’ün yeni Yönetim Kurulu da belirlendi. ASÜD hedef büyüttü Genel Kurul’un açılışında konuşan ASÜD Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, süt ve süt ürünleri sanayi için çıtayı yükseltti. Ülkemiz süt sektörünün, yüksek kalite ve kapasitede üretim yapan ve çok sayıda firmadan oluşan güçlü bir sanayiye sahip olduğunu vurgulayan Çallı, “Böylesine güçlü bir sektöre sahip olan ülkemizin, dünya sıralamasında ilk 10’da yer almaması için hiçbir eksiği bulunmuyor. Hükümetimizin güçlü hayvancılık politikaları ve sektörümüzün dünya standartlarındaki yenilikçi üretim anlayışı bir araya geldiğinde bu hedef her zamankinden daha gerçekçi bir hal alıyor.” dedi. Süt ve süt ürünleri sanayinin, tüm paydaşları ile birlikte önemli çalışmalar gerçekleştirmekte olduğunu ve bu sayede büyük ilerleme kaydettiğini belirten Çallı, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın teşvikler ve soy kütüğü çalışmaları ile gösterdiği olağanüstü çabaya rağmen sektörde hala %40’ın üzerinde bir kayıt dışılığın bulunduğuna işaret etti. Çallı, “Ülkemizin kayıtlı süt üretim oranının, gelişmiş ülkelerin ortalamasına yaklaştırılması noktasında, konunun paydaşları olarak hepimizin sorumluluğu bulunuyor.” dedi. Süt ürünleri ihracatının arttırılması ve ülke ihtiyacının kendi üretimimizden karşılanması konusunda ilgili bakanlıklarla yapılan çalışmalar neticesinde Türkiye’nin süt tozunda net ihracatçı konumuna geldiğine dikkat çeken Çallı, Nisan 2010’da başlattıkları, “Türkiye Süt ve Süt Ürünleri Sektörünün AB Pazarına Girişinin Desteklenmesi Projesi”nde de son aşamaya gelindiğini kaydetti. Çallı, yakın zamanda AB’ye süt ve süt ürünleri ihracatının yeniden başladığı müjdesini vermeyi umduklarını da sözlerine ekledi. Ayrana ‘ayran’ denilecek Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve sektörün tüm paydaşları ile ortaklaşa yürütülen Kodeks Ayran Standardı çalışmalarında da büyük mesafe kaydedildiğini belirten ASÜD Başkanı, “Bu, ayranın Avrupa’da ‘ayran’ adıyla ve bizim ürettiğimiz şekli ile yer alması anlamına geliyor.” dedi. Standardın hazırlanmasında büyük öneme sahip olan, 49 ülkeden katılımcıların yer alacağı Kodeks Fiziksel Çalışma Grubu toplantısı Mayıs sonunda İstanbul’da yapılacak. H edef düny ada ilk 10’a g irmek A S ÜD B aşkanı H arun Çallı, g üçlü bir sanay iy e sahip olan süt sektörü için düny ada ilk 10 hedefinin g erçekçi bir hedef olduğunun altını çiz di. B aşkan: H arun Çallı - Milkon S üt B aşkan Y ardımcısı: E rol D iren – D imes S ay man: C ihan B ulut – Y örükoğlu A S ÜD Y önetim Kurulu belirlendi. Başkan Harun Y önetim Kurulu üy eleri: Mehmet T ütüncü – A k G ıda Mustafa S eçkin – U nilev er/A lg ida D r. A hmet S erdar A y demir – Mey süt A tila KA N B U R – Y aşar D ondurma/Mado D ilek E mil – P ınar S üt E mil G otchev – D anone T ikv eşli Mehmet A li Öz kan – A y nes E rol D İR E N - D imes A bdurrahman Kaan – Kaanlar F aruk T ahsildaroğlu – T ahsildaroğlu Muz affer G üneş – G üneş S üt H üsnü S ami A lpan – Çay cuma S üt A bdurrahim A y han B irim – B akkalbaşoğlu B akan E ker, tarıma büy ük destekler v erdiklerini v e hay v ancılığı tarımın içerisinde üv ey ev lat olmaktan çıkardıklarını söy ledi. Gelişmekte olan pazarlara yakınlığının Türkiye’nin en önemli avantajlarından biri olduğunu vurgulayan Çallı, konuşmasını, “Artık bu avantajı çok daha etkin bir şekilde kullanmak için gereken çabayı hep birlikte göstereceğimizi ve ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşmasında önemli bir paya sahip olacağımızı umut ediyoruz.” sözleriyle bitirdi. “Hayvancılığı üvey evlat olmaktan çıkardık” Genel kurula katılanlara hitap eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı M. Mehdi Eker de, tarıma büyük destekler verdiklerini ve hayvancılığı tarımın içerisinde üvey evlat olmaktan çıkardıklarını söyledi. Hayvancılığa verdikleri desteklerin sadece parasal olmadığını kaydeden Eker, meralarla ilgili Meclis’e sevk edilen düzenlemeyle hayvancılık yapan üreticilerin kiraladıkları meralarda faaliyetleriyle ilgili yapı yapmalarına imkan tanıyacaklarını açıkladı. Sütle ilgili bir müdahale kurumu oluşturulması için bakanlık olarak çalışmaları bulunduğunu da kaydeden Eker, “Süt arzının fazla olduğu dönemlerde üreticinin, süt arzının azaldığı, hayvanların genellikle kuruya çıktığı dönemlerde de yine piyasaya sunmak üzere bu sefer tüketici ve sanayici lehine duruma müdahale edecek bir mekanizma. Bu aşağı yukarı son aşamasına geldi. Yakında Bakanlar Kurulu’na gönderilecek. Et ve Balık Kurumu’nun belki yapısının değiştirilmesi suretiyle, Et ve Süt Kurumu çatısı altında bu faaliyetlerin yürütüleceği bir yeni organizasyon halinde olacaktır.” diye konuştu. Konuşmaların ardından ASÜD Başkanı Harun Çallı tarafından sektöre katkıları nedeniyle Bakan Eker’e bir plaket verildi. ASÜD’de yeni yönetim işbaşında Genel Kurul toplantısında ASÜD Yönetim Kurulu seçimi de yapıldı. ASÜD Başkanı Harun Çallı’nın tek listeyle girdiği seçimde ASÜD Yönetim Kurulu belirlendi. Genel Kurulda seçilen Yönetim Kurulu, ilk toplantıda görev dağılımını da gerçekleştirdi. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 9 suthattı Mayıs - Haziran 2012 Sayfa Gündem 9 Süt okullu oldu Sektörün hazırlığı tamam çekleşmesi için tüm imkânlarını seferber ettiğini söyledi. Türkiye’nin Dünya Sağlık Örgütü’ne 2020 yılına kadar çocukluk döneminde beslenme bozukluklarına bağlı hastalıkları azaltma yönündeki hedeflerini sunduğunu vurgulayan Çallı, projenin yararlarını şöyle anlattı: 7 milyon öğrenciye haftada 5 gün uzun ömürlü kutu süt dağıtımını içeren uygulama, süt ve süt ürünleri sektöründe memnuniyetle karşılandı. Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Başkanı Harun Çallı, sektör olarak hazırlıklarının tam olduğunu belirterek, süt ve süt ürünleri sanayinin, projenin ger- “Okul çağındaki çocuklara süt tüketim alışkanlığının kazandırılması, bu olumsuzlukların giderilmesinde ve hedeflere ulaşılmasında önemli bir rol oynayacak. Proje ile çocuklara, gıda güvenliğinin temel unsuru olan ambalajlı gıda farkındalığı da kazandırılacak. 3 yıldır sürdürdüğümüz çalışmalarımızın olumlu sonuçlanması, hem çocuk- Bakan Eker ASÜD Genel Kurulu’nda müjdeyi verdi, okul sütü öğrencinin menüsüne girdi. Süt sanayicileri, 7 milyonu aşkın öğrenciye ambalajlı süt dağıtımına başladı. n Ülkemizde süt tüketiminin artırılmasında en başta gelen projelerden olan ‘Okul Sütü’ uygulaması devlet eliyle başladı. 17 Nisan’da 4 bölge halinde yapılan ihaleye iş ortaklıklarına giderek teklif veren süt sanayicileri, Türkiye genelindeki 32 binden fazla okulda 7 milyondan fazla öğrenciye süt dağıtımını üstlendi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker’in Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Genel Kurulu’nda müjdesini verdiği uy- gulamayı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan açıkladı. B ölg e F irmalar F iy at (200 ml kutu) İç A nadolu G üney doğu A nadolu Y av uz B lok B ims (P ilot ortak) G ülsan, Mar T üketim, Mamsan, B akraç S üt 56 Krş. Marmara Karadeniz A k G ıda (P ilot ortak) S ütaş, D anone T ikv eşli, T at, Y örükler 48 Krş. D oğu A nadolu E ge D imes G ıda (P ilot ortak) P ınar S üt, B alkan S üt 53 Krş. A kdeniz Y örükoğlu S üt (P ilot ortak) G üney S üt, O ğuz G ıda, A kbel S üt 51,5 Krş. larımızın sağlıklı beslenmesine hem de sektörümüzdeki kayıt dışı sorununun çözümüne önemli katkılar sağlayacaktır.” “Okul Sütü Programı”nın uygulama esaslarının belirlenmesinin ardından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 17 Nisan’da yapılan ikinci ihalede Türkiye 4 bölgeye ayrıldı. Türkiye genelinde şartnameye uygun alım yapabilecek 17 firmanın katıldığı ihaleye, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesi uyarınca iş ortaklıkları şeklinde başvurular yapıldı. Ambalajlı süt üreticilerinin pilot ortak öncülüğünde verdikleri teklifler, bakanlık tarafından onaylandı. İhale, 74.835.884 TL olarak belirlenen toplam maliyeti ile bakanlığın öngördüğü yaklaşık maliyetin 4.985.454 TL altında gerçekleşti. Bakanlık, okullarda süt dağıtımına en geç 2 Mayıs’ta başlanacağını açıkladı. Ana sınıfından beşinci sınıfa kadar ilköğretim öğrencilerini kapsayan projeyle, Türkiye genelinde 32 bin 574 okulda 5 gün süreyle dağıtılacak UHT süt, 7 milyon 200 bin öğrenciye 200 mililitrelik kutular halinde ulaştırılacak. 2012 yılı içinde yürütülecek proje, öğrencilerin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamak suretiyle gelişme oranlarının arttırılmasını ve süt içme alışkanlığı kazandırılmasını sağlayacak. Ayrıca piyasada oluşacak süt arzı fazlasının alınarak, üreticinin düşük fiyat baskısından korunması da amaçlanıyor. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 10 10 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Gündem Yeniden yapılanan bakanlığa yeni bina Me rtç e Dr. İsmail Mert Sağlıklı nesiller için okul sütü gerekli Y etersiz ve dengesiz beslenme sonucu üretkenlikte kayıp, eğitim eksikliği ve artan sağlık harcamaları, kalkınmayı olumsuz etkilemektedir. İnsan sağlığı için vazgeçilmez besinlerin başında süt ve süt ürünleri gelmektedir. Ülkemizde tüketilen içecekler arasında ne yazık ki sütün payı sadece %9’dur. Kişi başına yıllık içme sütü tüketimi sadece 26 litredir. Süt tüketimi azlığından kaynaklanan hastalıklardan bireylerin korunabilmesi için düzenli olarak süt tüketilmelidir. Dünyada 50’yi aşkın ülkede yıllardan beri adeta yasal bir zorunluluk olarak uygulanan okul sütü programı, çocuk yaştan itibaren süt içme alışkanlığının kazandırılması ve sağlıklı nesiller yetişmesi açısından oldukça önemlidir. Toplumda süt tüketim alışkanlığının edinilebilmesi için ülkemizde de bazı yıllarda okul sütü programları uygulansa da, bu programlar çeşitli ekonomik ve sosyal nedenlerden dolayı başarıya ulaşamamıştır. Okul sütü programları sayesinde Danimarka’da toplam süt tüketiminde %40, Çin’de 3 yıl içinde 3 kat, Portekiz’de 1 yılda 2 kat artış sağlanmıştır. Uygulamanın yapıldığı ülkelerde çocukların boylarında uzama kaydedilmiş, okula devam ve zihinsel aktivitelerde olumlu yönde belirgin değişiklikler gözlemlenmiştir. Mısır’da süt tüketiminin çocukların sağlığı üzerine olumlu etkiler yarattığı ortaya konulmuştur. Çocukların %94’ünün zihinsel aktivitelerinde artış olmuş, %99’unun ise okula devamlılığı düzenli hale gelmiştir. Hükümetin uygulamaya koyduğu okul sütü programı bu yönüyle önemlidir. Süt ve süt ürünleri tüketiminin azlığından dolayı karşı karşıya kalınan sağlık problemlerinin başında %42 ila %72 oranında kalsiyum yetersizliği gelmektedir. Çocuklarda görülen kalsiyum yetersizliği kaynaklı kimi hastalıkların (malnütrisyon, raşitizm vb.) okul sütü projesi sayesinde süt içme alışkanlığındaki artışa bağlı olarak azalacağı, öğrencilerin zihinsel ve fiziksel olarak daha aktif olacakları ve okula devam konusunda da daha istekli ve düzenli olmaları beklenmektedir. Büyüme, gelişme, bilgi ve beceri kazanma açısından temel olan okul yıllarında bu kadar önemli ve sosyal içerikli bir programın uygulanması bir zorunluluktur. Emeği geçenleri alkışlamak gerekir. Devlet, sivil toplum kuruluşları, özel sektör ve kamu sektörü temsilcileri ile diğer tüm sosyal paydaşların işbirliğiyle uygulanacak sürdürülebilir bir okul sütü programı, amaçlanan hedeflerin ulaşılmasına katkı sağlayacaktır. Yıllardır gündeme gelen Okul Sütü Projesi, nihayet bu yıl devlet tarafından tekrar uygulanıyor. Çocukların sağlıklı beslenmesi, ihtiyacı olan proteini alması ve sağlıklı nesiller yetiştirilmesi için çok önemli bir proje. Gelecek eğitim yılında ve sonraki yıllarda da projenin devamı ve bunun yasal düzenleme ile hangi hükümet gelirse gelsin değiştirilemez bir uygulama haline getirilmesi sağlanmalıdır. Emeği geçenlere bir defa daha teşekkürler. O kul S ütü P rojesi Çocuklar hastalıklardan korunacak, daha sağlıklı nesiller y etişecek. 12 Haziran 2011’deki seçimlerin ardından isim değişikliğiyle birlikte yeniden yapılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yeni binası törenle hizmete açıldı. Başbakan Erdoğan, yeni hizmet binasının hayırlı olmasını dileyerek, bakan Eker ile törene katılan bakanlarla kurdeleyi kesti. n Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Ankara’da Eskişehir yolu üzerindeki yeni binası, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı M. Mehdi Eker, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı’nın katıldığı törenle hizmete açıldı. Açılışta konuşan Başbakan Başbakan ve konuk bakanlara binayı gezdiren Bakan Eker, Erdoğan’a Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden getirilen sebze tohumlarını hediye etti. Başbakan Erdoğan açılış anısına bakanlık bahçesine bir de ağaç dikti. TOKİ tarafından 62 milyon liraya tamamlanan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı binası, akıllı bina konseptine uygun olarak inşa edildi. Erdoğan, tarihinde ilk kez kendisine ait bir hizmet binasına kavuşan bakanlığın “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” inancıyla sağlıklı gıda ve ürün noktasında hizmetlerini sürdürdüğünü vurguladı. Erdoğan, “Bakanlığımızın bundan sonraki süreçte STK’larla el birliği içerisinde insanımızın sağlıklı geleceğine çok daha güçlü adımlar atacağı müjdesini verebilirim.” dedi. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 11 suthattı Mayıs - Haziran 2012 Sayfa Gündem Özsüt, yurt dışı atağına hazırlanıyor Özsüt, ciro bazında 2011 yılında yakaladığı %25 oranındaki büyümeyi 3 kat artışla 100 milyon TL’ye yükseltmeyi hedefliyor. n Özsüt Genel Müdürü Yıldırım Çullu, 22 Mart’ta İstanbul’da düzenlediği basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Özsüt, 50 yıldır ara verdiği yoğurt üretimine de geri dönüyor. Keçi sütüyle üretilecek Özsüt Yoğurt yaz aylarında satışa sunulacak. Hedeflerinin 3 kat büyüyerek 100 milyon TL ciro yapmak olduğunu vurgulayan Çullu, yurt dışı yatırımları için fizibilite çalışmalarına da hız kazandıracaklarını söyledi. Çullu, “Bu yıl başta çevre ülkeler olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde de yatırımlar hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Komşu coğrafyada yeni şubeler ile yer almayı planlıyoruz.” dedi. Yaz ve kış aylarına özel iki farklı menüyle tatlılarını mevsime özel hale getirmeye devam eden Özsüt’ün, geleneksel ‘Benim Özsüt Pastam Yarışması’nın üçüncüsü de sonuçlandı. 10 finalistin yarıştığı 14 Nisan’daki finalde İdil Su Göktan birinci, Birgül Erdoğan ikinci, Aysun Önlü ise üçüncü oldu. Finalde Sinbo’nun özel ödülü de sahibini buldu. 11 S in e rji Dr. Serdar Aydemir İcraat zamanı üt ve süt ürünleri sanayi olarak hareketli günler yaşıyoruz. İlk olarak 21 Mart’ta Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin 2. Olağan Genel Kurulu’nu Ankara’da topladık, yeni yönetim kurulunu seçtik. S Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı sayın M. Mehdi Eker, ASÜD olarak çocuklarımızın sağlıklı gelişimi ve ülkemizde süt tüketiminin arttırılması amacıyla yıllardır hayata geçirilmesi için uğraş verdiğimiz Okul Sütü Programı’nın müjdesini verdi genel kurulumuzda. Ayrıntılarını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı uygulamaya ilişkin önce Bakanlar Kurulu kararı, ardından da uygulama tebliği yayınlandı. Uygulama için öngörülen ilk tarih 25 Nisan’dı. Söz konusu olan 7 milyondan fazla ilköğretim öğrencisine, her gün 200 ml tam yağlı UHT süt dağıtımı idi. Yeter miktarda sütün üretimi bir yana yurt genelinde 32 bin- den fazla okula dağıtımı da düşünüldüğünde 17 Nisan’daki ikinci ihalede doğru bir yöntemle, Türkiye 4 bölgeye ayrıldı. Türkiye genelinde şartnameye uygun alım yapabilecek 17 firma, pilot ortak liderliğinde ihaleye girdi. İhalenin toplam maliyetinin, bakanlığın öngördüğünün 4.985.454 TL altında 74.835.884 TL olarak gerçekleşmesi, böylesine hayati bir konuda sektörün elini taşın altına sokmaktan geri kalmadığının da göstergesi oldu. Ve sanayimizi ilgilendiren bir diğer önemli etkinlik. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve sektörün tüm paydaşları ile ortaklaşa yürüttüğümüz Kodeks Ayran Standardı çalışmalarında sona geliyoruz. Ayranın Avrupa’da ‘ayran’ adıyla ve ülkemizde üretildiği şekilde yer almasının yolunu açacak süreçte 49 ülkeden katılımcılar, Mayıs ayı sonunda İstanbul’da düzenlenecek Kodeks Fiziksel Çalış- ma Grubu toplantısında buluşacak. Şimdiden İstanbul buluşmasının olumlu olacağına inandığım sonuçlarının başta sektörümüz olmak üzere ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. ASÜD İcra Kurulu Başkanı olarak, sektörümüzün sesi konumundaki Süthattı Gazetesi’nden bu yazıyla merhaba dedik. Genel olarak ASÜD’ün, özelde icra kurulunun sektörümüze yönelik çalışmalarıyla buluşacağımız bu köşeye “Sinerji” adını verdik. Hedefler doğrultusunda uyumlu çalışmamızdan doğacak güç birliğinin başarısına inanarak... Yeni sayılarda buluşmak üzere… süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 12 12 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Sohbet Hayvancılık G enel Müdürü A li Karaca: “Tüketiciyi onlardan daha çok düşünüyoruz” Ali Karaca Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü n Ülkemizde desteklemeler başta olmak üzere hayvancılığı geliştirmeye yönelik çalışmaları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü koordine ediyor. Genel Müdür Ali Karaca, Niğde’de başladığı meslek hayatında Ankara ve İstanbul il müdürlükleri de dâhil pek çok önemli görev üstlenmiş. Emeklilik döneminde çiftçilik yaparak bizzat uygulamanın içinde de bulunan Karaca, Bakan Eker’in çağrısıyla Tarımsal Üretimi Geliştirme Genel Müdürü olarak göreve geri dönmüş. Modern çiftlik ve işletmelerin bugünkü noktaya ulaşmasında emeği geçen isimlerin başında gelen Karaca, hala ilk günkü heyecanla mesaisini sürdürüyor. Bakanlıktaki yeniden yapılanmanın ardından başına geçtiği Hayvancılık Genel Müdürlüğü, hayvancılığı geliştirmeye yönelik projeler geliştiren ve destekleyen bir genel müdürlük. Hayvancılık Genel Müdürü Ali Karaca, Süthattı aracılığıyla; “Sanayici ürününün kaliteli olması için aldığı sütün sağlıklı olmasını ister, üreticiyi teşvik eder. Biz de bakanlık olarak tüketicilerimizi kendilerinden bile daha fazla düşünürüz” mesajını verdi. “Bir üretimin cazip olması için sürdürülebilir, istikrarlı ve kârlı olması lazım. Hayvancılıkta temel ürün olan sütte istikrar için sayın bakanımız ‘Süt tozu uygulaması yapsak’ dedi. Baktık, Türkiye’ye ihracat karşılığı DİR kapsamında 18 bin ton civarında süt tozu giriyor. 2009’da 5 bin ton, 2010’da 11 bin ton, 2011’de 22 bin süt tozu desteği verdik. Sütte istikrarla birlikte hayvancılık da artmaya başladı. Büyükbaşta rakam 11,5 milyona ulaştı. Küçükbaşta hayvan başı destek koyduk. 1984’te koyun sayımız 40 milyon civarında, 2002’de 33 bine gerilemiş. Sanayileşmenin de etkisiyle hayvancılık, bilhassa koyunculuk Güneydoğu’dan Ege’ye doğru kayıyor.” Hayvancılıkta bir dönem yaşanan gerilemenin bir nedeni de köyden kente göç. “Biz meraları hayvancılığa açarsak oraya yatırım yapılır. Yapılacak düzenleme ile meralarda gerekli yapılaşmaya izin verilecek. Mera tarım, hayvancılık da tarım. İkisini buluşturursak ülkeye büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz” diyor Karaca. Bakanlığın üzerinde çalıştığı miras yoluyla arazi bölünmesi de hayvancılığın gelişmesi önündeki engellerden biri. İşletme büyüklükleri küçük olunca maliyet yükseliyor. Karaca, şöyle devam ediyor: “Eskiden ailenin ihtiyacı için hayvan beslenirdi, şimdi ailenin geçimini sağladığı işletmeler var. 2002 yılında 50 baş ve üzeri işletme sayımız 4.300’müş, bugün 24 bin. Hayvancılığı stratejik bir sektör olarak kabul ediyor, gelişmesi için destek veriyoruz. 2002 yılında 1.8 milyar TL toplam destek içinde hayvancılığın payı 83 milyon TL ile sadece yüzde 4. Bugün 7,6 milyar destek ödüyoruz, bunun 2.1 milyar TL’si, yani yüzde 28’si hayvancılığa gidiyor. Hayvan başına desteklerden başlıyoruz, üreticimize süt primi, kayıtlı işletmelere aldıkları süte göre destek veriyoruz. Destekler, hayvan başına 950 TL’ye kadar çıkıyor. Geçen yıl 398 milyon TL ödediğimiz hayvan başı destek, hayvan başına miktar değişmemesine rağmen bu yıl 500 milyon oldu. Vatandaş destek alabilmek için kayıt yaptırıyor, böylece kayıtlılık da artıyor. Süt hayvanlarının neredeyse tamamı kayıt altında. Soy kütüğünde kayıtlı dişi hayvan sayımız 6 milyona ulaştı.” Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD) yürüttüğü AB’ne süt ve süt ürünleri ihracatının açılmasına yönelik proje gibi destekler de işletmelerin modernizasyonuna katkı yapıyor. Karaca, verilen desteklerle modern işletmelerin kurulduğunu bir anekdotla anlatıyor. “Meslekte 30 yılımı doldurdum. Başlangıçta ahırlarda ‘hayvan üşür’ diye hiç havalandırma yoktu. Ahırların tepesine fıçı çakardık. Hayvan da insan gibi temiz hava solumak ister, onun da oksijene ihtiyacı var. Hiç unutmuyorum, hayvancılık projelerini uygularken ahırın birine bakmaya gittim, kapıyı açamadım. Ahır o kadar kapalı ki; hayvan kapının kırıklarından hava alabilmek için kapıya yüklenmiş. Dedim ki; insaf yahu!” G ıda, T arım v e H ay v ancılık B akanlığı H ay v ancılık G enel Müdürü A li Karaca, uy g ulamay ı da bilen tecrübeli bir isim. Karaca, hay v ancılıktaki g elişmeleri v e hay v ancılık desteklerini A S ÜD G enel Koordinatörü A li O sman Mola’y a anlattı. Hayvancılığa verilen desteklerin yanı sıra 2010 yılından bu yana sıfır faizli kredi uygulaması kapsamında 5,9 milyar TL kredi kullandırılmış durumda. Hedef, günübirlik kazanç için yatırım yerine uzun vadeli yatırıma yönlendirmek. Yeni bir uygulamanın da haberini veriyor Ali Karaca: “Diyoruz ki; sütü sütçü hayvandan, eti de etçi hayvandan elde edelim. Sütçü ırk için hayvan başına desteğin yanı sıra sütü için destek veriyoruz. Etçi hayvan için de daha fazla destek verelim ki, etçilik işletmeleri de büyüsün. Artık etçi ırkı da teşvik ediyoruz. Hayvan sayımız 9.8 milyondan 11.6 milyona çıkarken, süt üretimi daha fazla artarak, 8.4 milyon tondan 13.6 milyona çıkmış. Üstelik mevsimsel farklılıklar var. Süt tozu desteklemesinden sonra okul sütü uygulamasını başlatıyoruz. “Bilen bilmeyen konuşuyor” Bir de süt sektörünü biraz öne çıkardık mı, birileri rahatsız oluyor, bilen bilmeyeni konuşturuyorlar. Süt gibi önemli bir ürün için birileri, ‘sağlığa zararlı, çocuğuna içirme’ diyor. Üstelik bunu söyleyenler bilim adamları. İyi de arkadaş bununla ilgili kaç araştırman, denemen var? Maalesef medya bu iddiaları çok fazla ajite ediyor. Sektörü çok iyi biliyorum. Devlet desteğiyle modern sanayi tesisleri kuruldu. Sanayide o kadar güzel aletler var ki, sütün içerisinde- S anay ici iy i üretimi teşv ik ediy or “S anay ici, ‘Şu kalitede olursa prim v eririm, y oksa sütünü almam’ diy erek, üreticiy i iy i üretime teşv ik ediy or.” “Hayvancılık destekleri kayıtlılığı artırırken, hayvan başına verim de giderek artıyor. Yerli ırk oranı %20’lere düşerken, daha verimli kültür ırklarının oranı %40’lara çıkmış durumda.” ki en ufak zerreyi emiyor, tertemiz çıkıyor. Vatandaş tabii bunları görmüyor. Birçok sanayicimiz diyor ki; ‘Ben evime götürüp içemeyeceğim, yemeyeceğim şeyi üretmem.’ Öyle yem sanayicilerimiz var ki, ‘Ben kârdan ziyade hayvanın hakkını düşünürüm. O hayvan benden şikâyetçi olmasın’ diyor. Bizde bu kültür var hala. Gıdalarımız olsun, sütümüz olsun hepsi gayet güzel ve sağlıklı. Sanayici ürününün kaliteli olması için öncelikle aldığı sütün sağlıklı ve aradığı vasıfta olması için ön bir inceleme yapıyor. Vatandaşın dışardan aldığı sütü incelemek gibi bir imkânı yok. Sonra onun sağlıklı üretimiyle ilgili tedbirler alıyor. Yağ oranını, proteinini, suyunu ayarlıyor. Standartlara uygun üretim için uygun hammadde temini yoluna gidiyor. Her birimizin bir görevi var. Biz bakanlık olarak üretimi geliştirici tedbirler alıyoruz, denetliyoruz. Sanayici üreticiye, ‘Arkadaş ben şu kalitede süt isterim.’, o da, ‘Ürettiğim süt para etsin, para kazanayım.’ diyor. Sütte prim ödemesinde kaliteyi öne çıkarıyoruz. ‘Süt soğuk zincirle geliyorsa şu fiyat, yoksa daha az vereceğiz’ diyeceğiz, belki prim vermeyeceğiz. Aracılığınızla kamuoyuna, tüketicilere sesleniyorum: Bakanlık olarak onları kendilerinden daha çok düşünüyoruz. Sağlıklı üretimi sağlayacak yapıyı kurmak için gayret gösteriyoruz.” süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 13 suthattı Mayıs - Haziran 2012 Sayfa Geleneksel 13 G e le n e kte n b ilim e Tescil bekleyen lezzet: Diyarbakır Örgü Peyniri Diyarbakır örgü peynirinin kendine has lezzeti, Türk Patent Enstitüsü’nden beklenen coğrafi işaret tescil belgesi alındığında koruma altına girecek. n Güneydoğu Anadolu bölgesinde eskiden beri üretilir örgü peyniri. Trakya ve İç Anadolu bölgesinde de yoğun olarak üretilen örgü peyniri, iç pazarın yanı sıra komşu ülke pazarlarına da sunuluyor. Çeşitli yörelerde eritme peynir veya kaynamış peynir olarak da bilinir. Saç örgüsü şeklinde, yağlı, homojen ve elastik kıvamlı olan örgü peyniri, yapımındaki haşlama işleminden dolayı üretim teknolojisi açısından Kaşar, Abaza ve Maraş peynirlerine benzetilir. Geleneksel olarak üretimde koyun sütü kullanılsa da koyun sütünün azalması dolayısı ile inek ve keçi sütünden de üretilmektedir. Çiğ süt ısı işlemine tabi tutulmadan sağım sıcaklığında, eğer soğutulmuşsa 35-37 C’ye kadar ısıtılıp mayalanır. Oluşan pıhtı kesilir ve süzüldükten sonra telemenin üzeri örtülerek sıcak bir odada ya da çadırlarda fermantasyona bırakılır. Üretim yerinin ısısı ve sütün florasına bağlı olarak 5-18 saatlik bir fermantasyondan sonra erime kabiliyetini alıp almadığı kontrol edilir. 70-80 C’deki suya küçük parçalar konularak eritilir. Modern üretimde pH metrelerle bu işlem daha rahat yapılmaktadır. Olgunlaşmış olan teleme uzun dilimler halinde kesilerek, haşlama kaplarına aktarılarak, 5-6 dakika 70-80 C’deki sıcak su ile eritilip, yoğrulur. Yoğurma işlemi sonunda rulo haline getirilen erimiş peynirler üçlü ya da ikili örgü halinde örülerek %10-12 tuzlu salamura solüsyonlarına atılır. Hem taze olarak hem de salamurada olgunlaştırılıp tüketime sunulabilen, kendine has lezzeti olan Diyarbakır örgü peyniri, tüketime hazırdır. Uygulanan ısı işlemi özellikle bölgede yaygın bulunan Brucella hastalığı açısından ve diğer enfeksiyon ve toksikasyonlar bakımından güvenliği arttıran kritik kontrol noktalarından biridir. Dolayısıyla ‘Diğer taze peynirlere göre daha güvenilirdir.’ diyebiliriz. Diyarbakır örgü peynirinin dünya çapında tanınması ve ihracattaki payının arttırılması amacıyla Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Diyarbakır Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Diyarbakır Valiliği, Türk Patent Enstitüsü’ne coğrafi işaret tescil belgesi başvurusunda bulundu. TPE, Diyarbakır Örgü Peyniri ile birlikte Eskişehir Nuga Helvası, Akhisar Domat Zeytini, Akhisar Uslu Zeytini ve Akhisar Köfte için de coğrafi işaret tescil belgesi başvurularını Resmi Gazete’de ilana çıktı. Başvurulara 6 ay içinde itiraz gelmezse ürünler tescillenecek. Doç. Dr. Mehmet Emin ERKAN Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin/Gıda Hijyeni ve Teknolojisi A.B.D “Örgü peyniri, yapımındaki haşlama işleminden dolayı üretim teknolojisi açısından Kaşar, Abaza ve Maraş peynirlerine benzetilir.” süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 14 14 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Perakende P e ra ke n d e h a ttı Okul Sütü Programı bir dünya uygulamasıdır n Medya, Okul Sütü Programı’nın başlamasını ekonomi haberlerinde süt ihalesi olarak verdi. Oysa sağlıkla ilgili çok önemli sürdürülebilir bir toplumsal projenin hayata geçmesi olarak bakılmalı. Fikri Türkel “Okul Sütü bir ihaleden ibaret değildir ve sosyal bir proje olarak kapsamı genişletilmelidir. Süt tüketimi alanında da kurullar, vakıflar, dernekler oluşturulmalı; Okul Sütü Programı ile eş zamanlı olarak perakende noktalarında ve kamuya açık mekanlarda billboard, afiş ve kitapçıklar ile sürdürülebilir beslenme ve okul dışı tüketim de desteklenmelidir.” 29 Eylül’ün Dünya Okul Sütü günü olduğunu pek kimse bilmez. 21 Mayıs’ın da Dünya Süt Günü olduğunu hatırlatalım. Çocuklara ve Okul Sütü Programına verilen önemle ayrıca Okul Sütü Günü ihdas edilmesinin ayrı bir anlamı var. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 1997 yılında karar alıyor ve ilk kutlamayı 2000 yılında yapıyor. Çünkü 60’dan fazla ülkede Okul Sütü Programı uygulanıyor. Aynı şekilde Dünya Sağlık Örgütü de (WHO) Okul Sütü Programlarını destekliyor. Okul Sütü uygulamasına Yeni Zelanda 1930’larda başlamış. Japonya İkinci Dünya Savaşı öncesi başlattığı uygulamaya savaş sebebiyle ara veriyor ve 1950’li yıllarda tekrar hayata geçiriyor. 10 yıllık dönemde çocuklarda 2 cm boy farkı süt programına bağlanıyor. İki ülkenin süt programına başlamasının farklı nedenleri var. Yeni Zelanda’da yaygın kanser vakalarını azaltmak birinci sürükleyici neden olurken, Japonlar çocukların boyunun uzamasına katkı için süt tüketimini arttırmayı hedeflemişler. Avrupa’da küçük ölçekli bir işletme tarafından 1996 yılında Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag'da başlatılan Okul Sütü Programı, AB’ye üyelik sürecinde, 1999 yılından itibaren devlet projesi haline geldi. 2001’den itibaren birkaç bölgede pilot uygulaması yapılan proje için ilk resmi ihale gerçekleştirildi. Günümüzde süt tüketimine temel beslenmenin en önemli unsuru olarak bakılıyor. Hareket noktası Okul Sütü olmakla birlikte; beslenme açısından kitlesel adımlar atmaktır. Öncelikle resmin bütününü görmek gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütü, 21. yüzyılda ulaşmayı hedeflediği öncelikli 21 sağlık hedefi belirledi ki, Türkiye de bunları benimsemiş durumda. Buna göre; • 2015 yılına kadar ilk 6 ay anne sütü alan çocuk oranını yüzde 80’e çıkarmak • 2020 yılına kadar 5 yaş altı çocuk beslenme bozukluklarını yüzde 35’e düşürmek, iyot yetersizliği hastalıklarını yüzde 90 azaltmak • İyot yetersizliği hastalıklarını okul çocuklarında tümüyle, erişkinlerde 1/3 azaltmak • Beslenmeye bağlı kronik hastalıkların sıklığını en az yüzde 10 oranında azaltmak • 2020 yılına kadar 40 yaş üzeri nüfusta obezite prevalansını yüzde 10 azaltmak. Elde edilen bulgulara bakınca bu hedeflerin ne kadar önemli olduğu bir kere daha anlaşılıyor. 4 ila 5 aylık bebeklerde sadece anne sütü kullanımı yüzde 70 oranında bulunuyor. Diğer taraftan ilköğretim çağındaki her 8 çocuktan biri bodur, yani olması gereken ortalama boydan daha kısa. Yine bodur dört çocuktan birindeki kısalık ciddi bir sorun durumunda. İşin beslenme noktasına bakacak olursak; süt tüketimi yüzde 15-25 oranında bulunuyor. Okul öncesi çocuklarda yüzde 16 beslenme bozukluğu görülüyor. Zayıflık ve kısa boyluluk yüzde 14-25 arasında tespit edilirken diş çürüklükleri yüzde 43 ila 85 arasında. İleri yaşlarda kemik hastalıklarına yol açacak kalsiyum eksikliğinin yüzde 45 civarında olması da bir başka gerçek. Süt ihalesi yapıldı ve okullara dağıtımı başladı. Konunun bir sosyal proje olarak hayata geçmesi için bundan sonra yapılacakların daha çok olduğu unutulmamalı. Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı’nın benimsediği hedeflerde kadınlarda 45 yaş sonrası görülmeye başlanan kemik hastalıklarında kalsiyum eksikliğini gidermenin en temel hareket noktalarından biri de yine okul çağlarında süt tüketimini artırmak. Süt için buzdolapları oluşturmak ilk adım olarak görülüyor. Okul Sütü Programı etkinlikleri olarak posterler, resim ve eğlenceli yarışmalar, sloganlar dikkat çekiyor. En güzel süt bıyık yarışması ise en popüler olanı. Sağlıklı okul kantini oluşturulması da son yıllarda öne çıkmaya başladı. Çocukların düzenli beslenmesine katkı sağlamada beslenme günleri düzenlemek de yine Okul Sütü Programı bağlamında ele alınıyor. Okulda kahvaltı, öğle yemekleri ve içerikleri de programa dahil edilmiş durumda. Dünyanın pek çok ülkesinde Okul Sütü üretici, okul ve aile işbirliği ile hayata geçiriliyor. Özellikle Amerika ve Kuzey Avrupa ülkelerinde Okul Sütü için vakıflar kuruluyor. Perakende sektöründe kampanyalar ve promosyonlar yapılıyor, eğlence programları düzenleniyor. Sütlü ürünlerin teşviki de yine program içinde ele alınıyor. Özellikle Kanada ve Amerika’da sütlü çikolata, sütlü meyve karışımları da aynı program içinde çocuklara sunulmaya başladı. Kanada’daki uygulamanın piyasaya yansıyan bir başka yönü ise süt fiyatının düzenlenmesine katkıda bulunmasıdır. Kanada’dan Uganda’ya, Avustralya’dan Tayland’a kadar her ülkede benzeri sosyal uygulamalar var ve pek çoğunda da aileler, üreticiler, öğretmenler bir araya gelerek çocukların ilgisini çekecek etkinlikler gerçekleştirmektedirler. FAO, Okul Sütü çerçevesinde Boy Kartı’nı önemsiyor ve öneriyor. Farklı ülkelerde eğlenceli Boy Kartları bulmak mümkün... Uganda’daki önceliklerle ile Danimarka’daki öncelikler aynı olmamakla birlikte Okul Sütü Programları daima sosyal projeler olarak uygulanmaktadır. FAO’nun 2005 yılında Uganda’daki Okul Sütü Programında üç ana amaç öngörülmekteydi. Çocukların sağlığı ile vücut ve zihin gelişimine katkıda bulunmak ve çocuk ölümlerini azaltmak birinci sırada geliyor. Ayrıca ücretsiz süt dağıtımı sayesinde eğitime devamlılık da ikinci sırada bulunuyor. Bir diğer önemli nokta ise süt pazarının gelişmesine katkı sağlamak olarak ele alınıyor. O kul S ütü; bir toplumsal proje olarak hay ata g eçirilmeli. ve eğitim kurumunun yer aldığı bir fon oluşturmakla başlanıyor. Kanada, Waterloo’da Okul Sütü Programı detaylarına baktığımızda ise daha farklı öncelikler buluyoruz. Öncelikle aileler, üreticiler, süt sanayicileri, meslek örgütleri 9 ila 17 yaş arasındaki erkek çocuklarda süt tüketimi yüzde 60 civarında azalıyor. 11 ila 17 yaş arasındaki kızlarda ise bu oran yüzde 75. Süt içimini sürdürülebilir kılmak için Okul Sütü önemli bir rol üstleniyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde amaç sütün benimsenmesini artırmak ve yaşa bağlı olarak tüketiminin azalmasını önlemek. Süt karışımlı yeni tatlar sunmak, eğlenceli ambalajlar oluşturmak, sütü erişebilir kılmak, gerekirse okullarda süt otomatları oluşturmak ve yarışmalar bunlar arasında sayılabilir. 60’dan fazla ülkedeki Okul Sütü Programlarına bakıldığında görülüyor ki gelişmiş ülkelerde mikro hedefler, gelişmekte olan ülkelerde ise makro hedefler öne çıkıyor. Her şeye rağmen konunun öznesi daima çocuklar oluyor. Birincil amaç, sağlıklı bir nesil oluşturmak olarak ortaya çıkıyor. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 15 süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:35 Page 16 16 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Beslenme Prof. Dr. Aziz Ekşi Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Başkanı “Oluşturulacak Gıda Güvenliği Yönetimi; tüketicinin güven duyduğu bir kaynaktan bilgilendirilmesi dolayısıyla gereksiz kuşkuların azaltılması, gerçek dışı bilgilerin gıda krizine ve paniğe yol açmasının önlenmesi ve gıda sektörünün bu gerçek ve sanal krizlerden daha az etkilenmesi gibi yararlar sağlayacaktır.” S ü tle B e s le n m e “Her yaşta süt tüketin” Gıda güvenliği için önce risk analizi Yaratılan bilgi kirliliğine karşı harekete geçen sağlık ve n Her yıl bir yenisi tartışılan gıda kaynaklı krizler, tüketicinin gıdalardan giderek daha fazla kuşku duymasına neden oluyor. Zaman zaman ortaya atılan gerçek dışı iddialar da bu kuşkuyu besliyor. Aslında yaşanan tam bir “sapla samanın birbirine karışma” durumudur. Çünkü ister gerçek bir tehlikeye dayansın ister sanal bir söylentiden kaynaklansın bu krizlerin nedeni, güvenli bilgi eksikliği ve iletişim yetersizliğidir. Türkiye’de gıda güvenliği, bilgi birikiminin oldukça yeterli olduğu bir alan. Ancak bu bilginin açığa çıkarılması ve halka duyurulmasında eksiklik yaşanıyor. Tabii ki bu eksiklikte, çoğu uzmanın susmayı yeğlemesi gibi, konuştuğunda sesine kulak verilmemesinin de payı var. Ancak uzmanların görüşü ne kadar doğru olsa da tüketici güvenini kazanma açısından yeterli olmuyor. Bu boşluğu doldurmanın en etkili yolu, verilen bilginin risk analizine dayanması, risk analizinin güvenilen bir kurulca yapılması ve kurulun bağımsız ve tarafsız uzmanlardan oluşmasıdır. Risk analizine dayalı ve tüketiciye saygılı bir bilgi güvenliği politikası izlenmelidir. Zoonotik hastalık etkenleri (verem, brusella), patojen mikroorganizmalar (Salmonella, Campylobacter,E.Coli), küflü gıdalar (mikotoksin), tarım uygulamaları (pestisit, hormon kalıntısı), ambalaj aşınması (metal, monomer vb) gibi potansiyel tehlike sayısı oldukça fazla… Bunların her biri kuşkusuz önemlidir. Ancak her birinin önemi ve önceliği aynı değildir. Burada sözü edilen, kişisel inisiyatiflerle veya algılarla belirlenen tehlike önceliği değildir. “Tehlike önceliği” ile kastedilen, risk analizinin gösterdiği veya doğruladığı sıralamadır. Risk analizi ise; kısaca tehlike ve risklerin bilimsel bir yaklaşımla değerlendirildiği, yönetildiği ve paydaşlar arasında iletişimin sağlandığı sürecin adıdır. “Risk değerlendirme”, “risk yönetimi” ve “risk iletişimi” bileşenlerinden oluşmaktadır. Çağdaş gıda yasalarının ve gıda güvenliği uygulamalarının başlıca ögelerinden biri ve toplumun da paydaş olarak algılandığı bir yaklaşımdır. Bu sürecin en kritik bileşeni risklerin değerlendirilmesi, başka bir deyişle olası veya geçerli tehlike ve risklerin irdelenmesi ve önceliklerinin belirlenmesidir. Bu değerlendirme; işin doğası gereği bilimsel kanıtlara dayalı olarak çok disiplinli, bağımsız ve tarafsız bir organ tarafından yapılmalıdır. AB’de EFSA’nın (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) başlıca görevi budur. Bu açıdan, gıda güvenliği ve denetimini de kapsayan 5996 sayılı yasada, risk analizinin esas alınmasını ve risk değerlendirme komisyonları kurulmasının öngörülmesini (MD. 26/1, 26/2) olumlu bir gelişme olarak değerlendirmeli. Ancak bu komisyonların işlevsel açıdan yeterliliği tartışmalıdır. Çünkü bu komisyonların, yönlendirici bir organ olmadan verimli çalışması ve etkili olması beklenemez. Bu nedenle atılması gereken ilk adım, adı ne olursa olsun, yukarıda tanımlanan nitelikleri (çok disiplinli, bağımsız, tarafsız) taşıyan ve ”risk analizi” ya da “gıda güvenliği”nden sorumlu bir organın oluşturulmasıdır. Risk analizi; tehlike ve risklerin bilimsel bir yaklaşımla değerlendirildiği, yönetildiği ve paydaşlar arasında iletişimin sağlandığı sürecin adıdır. Kısaca “risk değerlendirme”, “risk yönetimi” ve “risk iletişimi” bileşenlerinden oluşmaktadır. Çağdaş gıda yasalarının ve gıda güvenliği uygulamalarının da başlıca ögelerinden biridir. Zamanla EFSA benzeri bir “gıda güvenliği yönetimi”ne dönüşmesi olası olan bu organın oluşturulması, öncelikle gıda kontrolü ile yetkili olan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görevi olmalı. Konu, Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa çalışmayı da gerektirir. Bu organın başlıca görevleri, tehlike ve risklerin önem derecesine göre sıralanması; önlemlerin zamanında belirlenmesi ile toplum sağlığının korunması olarak özetlenebilir. meslek odaları, “UHT süt ve pastörize süt teknolojileri insan sağlığını riske atan teknolojiler değildir.” mesajı verdi. n Gıda Mühendisleri Odası, Ziraat Mühendisleri Odası ve Ankara Tabip Odası, Türk Toksikoloji Derneği, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü, Hacettepe Üniversitesi ile ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü’nün desteğiyle yaptıkları araştırmanın sonuçlarını, “Üretimden Tüketime Süt ve Sağlık; Sorular ve Yanıtlar” adlı kitapçıkta topladı. Süt ve sağlık ilişkisinin tüm boyutlarıyla ortaya konulduğu kitapçıkta, sütün sağlık için gerekliliğinden ne zaman süt içmeye başlanması gerektiğine kadar geniş bir perspektifte bilimsel yanıtlara yer verildi. Gıda güvenliği ile ilgili olarak yaşanan yoğun bilgi kirliliği, karmaşa ve “süt ve süt ürünleri” hakkında medyaya yansıyan kimi haberlerin gündeme taşıdığı sorular konusunda kamuoyunu aydınlatmak amacıyla 21 Mart’ta ortak bir basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısına Ankara Tabip Odası (ATO) Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, ATO Halk Sağlığı Komisyonu üyesi Dr. Dilek Aslan, Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Dr. Turhan Tuncer, Gıda Mühendisleri Odası 2. Başkanı Dr. Şennur Özkaya, yönetim kurulu üyesi Dr. Aykut Aytaç ile Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Dr. Celalettin Koçak katıldı. Sütle ilgili kamuoyuna yansıyan kimi değerlendirmelerin, toplumda sütün sağlık açısından temel bir gereksinim olduğu gerçeğinden uzaklaşmaya neden olduğunun altını çizen ATO Başkanı İlhan, şunları kaydetti: “Süt, insanın yaşamı boyunca tüketmesi gereken son derece önemli bir gıda maddesidir. Süt ve süt ürünleri tüketimi sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmezdir. Özellikle dikkatleri çekmek istediğimiz bir konu da UHT süt ve pastörize süt konusudur. UHT süt ve pastörize süt teknolojileri insan sağlığını riske atan teknolojiler değildir. Her iki teknoloji de sütte bozulmaya neden olan mikroorganizmaları ısıl işlemle giderme prensibine dayanmaktadır. Bu teknolojilerdeki besin değeri kayıpları, açıkta kaynatılmış süte göre daha az olmaktadır. Bu ürünler endişe edilmeden güvenle tüketilebilir.” “Süte ilişkin iddialar bilimsel dayanaktan yoksun” Beslenme uzmanı Doç. Dr. Taylan Kümeli, süt ve süt ürünleri konusunda kamuoyunda yaratılan kuşkunun toplum sağlığı açısından tehdit oluşturduğunu söyledi. n Beslenme uzmanı Doç. Dr. Taylan Kümeli, tartışmalara açıklık getirmek ve tüketicinin kafasında yaratılan sorulara yanıt bulabilmek amacıyla SEK adına “Sütün insanlık tarihindeki yeri ve yararları”nı araştırdı. “Sütü bilimsel ve tarihsel belgelere dayanarak incelediğimizde, vazgeçilmez bir beslenme öğesi olduğunu bir kez daha keşfetmiş oluruz.” diyen Kümeli, antik çağlardan bu yana elde edilen bulgular ve günümüzdeki araştırmaların insanlık tarihinde en az 5000 yıllık bir geçmişe sahip olan sütün insan sağlığına katkısını ortaya koyduğunu söyledi. Son dönemde süt konusunda gündeme getirilen iddiaların çoğunu ‘bilimsel olarak desteklenmeyen ve varsayımlara dayanan görüşler’ olarak nitelendiren Kümeli, kamuoyunda yaratılan kuşkunun toplum sağlığı açısından tehdit oluşturduğunu kaydetti. Sağlıklı bir vücut için sütün önemli bir besin olduğunu vurgulayan Kümeli, “Yapılan onca araştırma ve deneyler sonrasında, her şeyi bir kenara bırakarak sütün zararlı olduğunu söylüyor olmak ya da her söylenene inanmak sadece süt hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığımızı gösteriyor.” ifadesini kullandı. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:36 Page 17 suthattı Mayıs - Haziran 2012 Sayfa Dosya 17 İşin temeli; doğru ve dengeli besleme Süt sığırlarının doğru dönemlerde doğru ve dengeli beslenmeleri için yem katkı maddeleri ve premiksler üreticinin en büyük yardımcısı… n Ülkemiz süt ve süt ürünleri sanayinin ihtiyaç duyduğu uygun maliyette, yeterli ve kaliteli hammadde temin edebilmesi için süt işletmeleri ve çiftliklerde hijyenik ortamlarda, sağlıklı hayvanlardan süt üretimi büyük önem taşıyor. Süt sığırlarında verimliliği etkileyen unsurların en başında besleme geliyor. Et ve süt verimini arttırmak için konsantre yeme ihtiyaç var. Konsantre yemler kaba yemlere göre enerji ve protein ya da her ikisi bakımından daha zengin. Türkiye’deki süt ve et hayvanlarının konsantre yem ihtiyacı 50 milyon ton. Ancak ülkemizde 25 milyon ton konsantre yem üretiliyor, kalan kısım saman ile karşılanmaya çalışılıyor. Samanın besin değeri ise sıfır. Kaba yemlerin eksikleri konsantre yemlerle tamamlansa da süt üretiminde daha yüksek verim ve kalite için yem katkı maddelerine de beslemede yer vermek gerekiyor. Vitamin ve mineraller bakımından zengin içerikleriyle yemleri takviye etmeye yarayan maddeler yem katkı maddeleri ve premiks olarak adlandırılıyor. Doğru besleme yöntemlerini uygulamak için hayvanların ihtiyaç duyduğu besin maddeleri, yemler ve yem katkı maddeleri konusunda işin uzmanlarından, profesyonellerden yardım almak şart. Beslemede öne çıkan yem katkı maddelerini; ‘besin maddesi olmadığı halde yemden yararlanmayı ya da elde edilen ürünlerin miktar ve kalitesini arttırmak ve hastalıkların oluşmasını önlemek yani koruyucu amaçlı etkin maddeler’ olarak tanımlamak mümkün. S üt sığırlarında v erim düşüklüğünün y anı sıra hastalıklar v e kay ıpların önüne g eçilmesi için de doğru z amanda, doğru v e deng eli besleme çok önemli… Gıda güvenilirliğinin ön plana çıktığı günümüzde yem katkı maddeleri için başta gelen koşul, insan sağlığına zarar verebilecek uygulamalardan kaçınmak. Yem katkı maddeleri ve premiksler etki tarzlarına göre; vitaminler, provitaminler, mineraller, probi- yotikler, antioksidanlar, koruyucular, asitlik düzenleyiciler, enzimler, mikroorganizmalar, tat, aroma maddeleri ve iştah arttırıcılar, metan üretimini azaltan maddeler olarak veriliyor. Türkiye, yem hammaddeleri konusunda dışa bağımlı. 2011 yılın- da yem ham maddeleri ithalatı için ödenen tutar 1.599.469.031 dolar. Buna karşın bazı yem hammaddelerinden elde ettiğimiz ihracat geliri sadece 14.641.600 dolar. Türkiye hayvancılığının yem katkıları ve premiksler için harcadığı miktar ise 250 milyon euro. G örüş “Hayvan besleme; bilgi, birikim ve tecrübe ister” Yem Katkı Üreticileri, İthalatçıları ve Dağıtıcıları Derneği TÜYEKAD, 1997 yılında sektörel dayanışma, yem katkı ve benzeri maddelerin bilimsel verilere uygun, ekonomik ve bilinçli kullanımını sağlamak ve konu ile ilgili toplumu doğru bilgilendirmek amacıyla kuruldu. Trouw Nutrition Türkiye Genel Müdür Yardımcısı veteriner hekim M. Cengiz Özkan başkanlığındaki Yönetim Kurulu’nda; II. Başkan Serhad Çelik (Ekol Gıda), Genel Sekreter Murat Emre Yardibi (Novus), Sayman Şahin Yılmaztaş (Vitaral) ve Üye İrfan Çoban (Biokey) yer alıyor. TÜYEKAD Başkanı Özkan, hayvan beslemede uzmanlığın altını çiziyor. “Hayvan besleme bilgi, birikim, tecrübe gerektiren bir konudur. Yanlış besin ve yanlış besleme, zaman ve ekonomik kayıplara neden olur. Çünkü verim düşüklüğünün yanı sıra hayvanlarda hastalıklara ve büyük kayıplara yol açar. Kanatlı beslemede ülkemiz üreticileri oldukça bilgi, tecrübe sahibidir. Ruminant beslemede ise gelişme, öğrenme dönemindeyiz. Et ve süt kalitesinin, ekonomik değeri arttıkça, besleme ve kullanılan besin maddeleri seçimi daha fazla önem kazanıyor. Ülkemiz et, süt ve bunların ürünleri bakımından oldukça fazla çeşitliliğe sahipken uluslararası piyasalarda olması M. Cengiz Özkan TÜYEKAD Yönetim Kurulu Başkanı gerekenden oldukça uzaktadır. Bunun başlıca nedeni ürün kalitesinin düşüklüğüdür. Ruminant beslemede varolan alışkanlıkları değiştirerek, kaliteli ürünler elde etmek için gereken yem katkı ve premikslerin kullanımının arttırılmasında çiftlik ve yem fabrikalarında görevli teknik personele büyük görev düşmektedir. Yem katkı ve premiksler ürünlerde kaliteyi arttırdığı gibi üretim maliyetini de düşürmektedir. Sağlıklı hayvanlardan sağlıklı ürünler elde edilir. Yem Katkıları ve premiksler öncelikle hayvanların sağlıklı kalmalarını, hastalıklara karşı dirençli olmalarını sağlar. Kaliteli ve çok ürün için katkı kullanılmalıdır. AB ile uyum sürecinde Yem Katkı Mevzuatı’nda da değişiklik hazırlıkları yapılmaktadır. Bazı ürünler yem katkı ve premiks mevzuatından çıkartılarak yem maddeleri kataloğuna alınıyor.” süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:36 Page 18 18 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Çiftlik Çiftçilerle el ele bir köyün kaderini değiştirdi Danone’nin süt evi kurduğu Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinin Susuzmüsellim Köyü, eskisine nazaran 5 kat daha fazla süt üretimi yapılan bir üretim merkezine dönüştü. n Danone’nin “Sütüme Sağlık, Köyüme Destek” projesi kapsamında kurduğu Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinin Susuzmüsellim Köyü’ndeki süt evinin resmi açılışı, 7 Nisan’da gerçekleştirildi. Törende konuşan Danone Genel Müdür Yardımcısı Adnan Çavuş, süt evinin 2009’da faaliyete geçtiğini belirterek, şunları söyledi: “Sistemden memnun olan çiftçilerimiz bu yılın başında yeni bir girişime imza attılar. İnek sayısını daha da artırmak adına Ziraat Bankası’ndan iki yılı ödemesiz, 7 Adnan Çavuş Danone Genel Müdür Yardımcısı yıl vadeli, faizsiz kredi almaya hak kazandılar. Süt evi projesi sayesinde süt üretimi 30 ton/ay iken, 150 ton/ay’a ulaşmıştır. İnek sayısındaki artışla, köydeki süt üretimi 5 katına çıkmıştır. Üretimde hijyen standartlarını yükselten uygulamalara sahip süt evi, üretilen sütün kalitesini de olumlu yönde etkilemiştir. Avrupa standartlarına göre çiğ sütte en fazla 100 bin bakteri bulunması kabul ediliyor. Ülkemizdeki süt evlerinde üretilen sütlerde ise 40 bin bakteri var. Yani bugün Avrupa standartlarının üstüne çıkan, daha iyi kalitede sütler üretiyoruz.” Kurdukları süt evinin bir köyün daha kalkınmasını sağlamasına şahit olmanın haklı gururunu yaşadıklarını vurgulayan Çavuş, “Proje kapsamında 2008 yılından bu yana kurulmasına öncülük ettiğimiz süt evleri ile Susuzmüsellim Köyü gibi 18 köyümüzün kalkınmasına katkıda bulunduk. Yaklaşık 1000 aile sistemin avantajlarını yaşıyor. Süt evleri projesine yatırım yapmaya devam edeceğiz.” dedi. Açılış konuşmasının ardından süt evi, katılımcılara gezdirildi. Çiftçiye ‘arazi bölünmesin’ anketi Tarım arazilerinin bölünmesinin önüne geçilmesine yönelik düzenleme için sahada 50 bin çiftçiye anket uygulanarak, görüşleri alındı. n Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesinin önüne geçecek düzenleme için hazırlıklarını sürdürüyor. Ocak ayında “Beyin fırtınası” şeklinde düzenlenen çalıştayın ikincisi, Şubat ayında “Tarım Arazilerinin Bölünmesinin Önlenmesi” adıyla üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve bürokratların katılımıyla gerçekleştirildi. Konunun tüm boyutlarıyla ele alındığı çalıştayda, düzenlemenin gıda güvenli- ğinin teminatı niteliğinde tarihi bir adım olacağı kaydedildi. Taslağa son şekli verilmeden önce yapılan anket çalışmasıyla çiftçilerin görüşleri de alındı. Anketi, 81 ilde il koordinatörleri, sosyologlar ve tarım ekonomistleri, 34.000 köy muhtarı, 3.500 önder çiftçi ve 12.500 kooperatif, birlik, vakıf, dernek, oda ve borsa temsilcisi ile yüz yüze görüşerek gerçekleştirdi. Ankette, “Mirası çocuklarınıza nasıl paylaştırırsınız, hisseli arazilerin hissedarlardan birinde toplanması sizce uygun mu, işletmelerin parçalanması sizce sorun mu?” gibi 24 soru yöneltildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı M. Mehdi Eker, tarım arazilerin bölünmesi sorununun mutlaka çözülmesi gerektiğini söyledi. “Eğer bu yapılmazsa, Türkiye bu topraklarda tarımsal faaliyeti verimli bir şekilde gelecek nesillerde sürdüremez.” diyen Eker, 3 milyon 100 bin tarım işletmesinde ortalama büyüklüğün 60 dönüm olduğunu vurguladı. Eker, “Tarım arazilerinde parçalanmadan ötürü yıllık ekonomik kayıp yaklaşık 8 milyar lira. Türkiye bu yapıyı sürdüremez.” dedi. Çiftçi eğitimine internet desteği n Manavgat Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü, kontrollü ve doğru tarım uygulamaları ile çiftçilerin eğitimi konusunda interneti devreye soktu. Manavgat’ta çiftçilere yönelik bilgilendirmeler ve eğitim çalışmaları, ilçe müdürlüğünün hazırladığı web sayfasından yapılıyor. Web sayfası- na giren çiftçiler, kontrollü tarım uygulamaları, doğru budama, doğru aşılama yapma, hayvan hastalıkları, doğru süt sağımı, organik tarım uygulamaları, tropikal meyve yetiştiriciliği, aşı yapımı, toprak yapısına özgü bitki ve sebze yetiştirilmesi ile küpeleme çalışmaları hakkında bilgi sahibi oluyor. Manavgat Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü ve Gıda Yüksek Mühendisi Birol Tuncel, ziraat mühendisleri ve veteriner hekimler ile köy kahvehanelerinde iyi tarım uygulamaları hakkında bilgilendirme yaptıklarını, bugüne kadar 78 köyde çiftçi eğitim programı gerçekleştirdiklerini kaydetti. Avrupa ülkelerinde çiftçi eğitiminde internet üzerinden eğitimin yaygın olduğuna dikkat çeken Tuncel, doğru tarım uygulaması ve bilgi güncellemesinin ürün alımını 1’e 5 arttırdığını söyledi. Tuncel, “Hazırladığımız web sayfası ile çiftçilerimiz, küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiricileri, toplu üretim ve tüketim yerleri ile tüketiciyi gıda güvenliği konusunda bilgilendiriyoruz. Doğru tarım uygulamaları hakkında çiftçilerimize bilgi veriyoruz” dedi. YENİ EKER YOĞURDU DENEDİNİZ Mİ? 4’lü ambalajında yeni Eker yoğurt ile, her kapta aynı lezzet ve tazelik buzdolabınızda. www.eker.com.tr süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:36 Page 19 suthattı Mayıs - Haziran 2012 Yeni starter kültürle aynı sütten daha fazla peynir DuPont’un yeni starter kültürünün, peynir altı suyuna kaybedilen protein oranını azaltarak, kullanılan süt miktarını arttırmadan kapasiteyi arttırdığı bildirildi. n Dupont, yeni kültürlerinin, peynir altı suyu atığındaki protein olmayan azot (NPN) miktarına odaklanan ve ham madde kullanımını optimize etmeye yönelik araştırmanın sonucu olduğunu duyurdu. Avrupa’daki Quark ve diğer peynir üreticilerini hedefleyen Choozit Fresh adlı yeni starter kültürün; sütten %4 daha fazla peynir pıhtısı eldesini sağladığı, pH stabil olduğu ve diğer kültürlerle karşılaştırılabilir bir fermantasyon süresine sahip olduğu kaydedildi. DuPont Beslenme ve Sağlık’ın, Choozit global ürün yöneticisi Annie Mornet DairyReporter.com’a yaptığı açıklamada, şunları kaydetti: “Bu ekstra verim, özel suş seçimi anlamına gelen özel formülasyonla ilişkili. Diğer kültürler, çoğalmaları sırasında yüksek miktarda pro- Sayfa İnovasyon teolitik enzim oluşturur. Bu enzimler, fermantasyon sürecinde proteinlerin parçalanmalarına neden olur ve oluşan protein parçaları da peynir altı suyunun ayrılması sırasında kaybedilir. Proteolitik enzimler ne kadar çoksa peynir altı suyunda NPN o kadar çok olur. NPN artışını azaltmak için özel kültürler seçilmiştir. Choozit Fresh, NPN değerinde önemli bir artışa neden olmaz ve proteinin taze peynir içinde kalmasını sağlar.” Yeni kültürün, 3 milyon kilogramlık bir süt kullanımında üretilen taze peynir miktarına ekstra 16,5 ton ekleyebileceği bildirilirken, Mornet, “Eğer aynı süt miktarı ile daha fazla peynir yapabiliyorsanız, maliyetinizi optimize edebilir ve ilave faydalar sağlayabilirsiniz. Müşterilerimize sunduğumuz budur.” dedi. 19 Çığ ekibiyle dondurma araştırması Nestlé bilim insanları bir çığ ve kar araştırma ekibi ile yürüttükleri çalışmada, ilk kez bir dondurma örneğinin içine onu tahrip etmeden bakma olanağı buldular. n Nestlé ile İsviçre Kar ve Çığ Araştırma Enstitüsü’nün (SLF) ortaklığında yürütülen araştırma, çığ uzmanlarının karı incelemek için kullandığı teknoloji sayesinde dondurmada buz kristallerinin oluşmasını yavaşlatmayı ve ürünün raf ömrü süresince tat ve dokusunu geliştirmeyi amaçlıyor. Bilim insanları ev dondurucusu koşullarında buz kristalleri ve hava kabarcıklarının büyüklük ve şekillerini bir x-ray makinesini kullanarak kaydetmek suretiyle dondurmanın kalitesini daha uzun süre sürdürmenin yollarını arıyor. Çalışmada sıcaklık dalgalanmalarının ürünün bir kısmının eriyip yeniden donmasına neden olduğu, bunun da su ve hava kaybı nedeniyle dondurmanın sertleşmesine yol açtığı tespit edildi. İsviçre Nestlé Araştırma Merkezi bilim adamlarından Dr. Hans Jörg Limbach, DairyReporter.com’a yaptığı açıklamada, çok farklı iki araştırma alanının birlikteliğinin çok yenilikçi ve sıra dışı düşünmeyi gerektirdiğini söyledi. Limbach, şunları kaydetti: “SLF ile işbirliğimiz, kar ve dondurmanın mikroskobik yapısını incelemek için eşsiz bir fırsat yarattı. Araştırmada temel amaç, dondurmanın dokusu ve yapısını değiştiren faktörleri tespit etmek. Tüketicinin yararına olan şey dondurmanın raf ömrünün uzatılması değil, raf ömrü boyunca tat ve dokusunun korunmasıdır. Araştır- mada elde edilen sonuçların ticari uygulamasına geçmeden önce 3-5 yıllık bir süre içinde ürün geliştirme için bilimsel temel olarak nasıl kullanılacağını araştıracağız.” SLF çığ oluşumunun anlaşılması için kardaki buz kristallerin oluşumunu ve bunların karın özelliklerini nasıl etkilediğini inceliyor. Çalışmada, bazı buz kristallerinin boyutları büyüdükçe birleşerek daha büyük kristaller oluşturduğu ve bunun dondurmanın dokusunun sertleşmesine neden olduğu tespit edildi. Araştırma, 2013 yılına kadar devam edecek. süthattı sayı 10_ver_2_Layout 1 26.04.2012 13:36 Page 20 20 Sayfa Mayıs - Haziran 2012 suthattı Çevre İrlanda’nın su ayak izi, sürdürülebilir hayvancılık için uygun Yağmur ormanları için diği çalışmada bitkiler tarafından kullanılan yağmur suları yeşil; nehirlerden, yeraltı sularından ve şebeke kaynaklarından sağlanan sular mavi olarak kategorize edildi. n BM’ye göre, dünyada tatlı suyun %70’i küresel tarımda, %22’si endüstride, %10’undan daha azı da evsel tüketimde kullanılıyor. yürüttüğü bir çalışma et ve süt üretiminden kaynaklanan su ayak izinin, diğer ülkelere göre iyi durumda olduğunu ortaya koydu. İrlanda Gıda Kurulu Bord Bia’nın, Cranfield Üniversitesi ile birlikte İrlanda’daki süt ve et üretimi sistemlerinde su tüketiminin incelen- Et ve süt ürünlerinde toplam su tüketiminin %2’sinden azının mavi su olduğunun belirlendiği çalışmada, kuraklık endeksi ile mavi su kullanımının birleştirilmesiyle standartlaştırılmış bir su ayak izi de belirlendi. Buna göre, İrlanda’nın et ve sütten kaynaklanan su ayak izi, diğer ülkelere kıyasla oldukça iyi durumda. Kakao tedarikinde Yağmur Ormanları Birliği ile iş birliğine giden Magnum, yıl sonuna kadar dondurma portföyünde kullandığı kakaonun %60’ını sürdürülebilir kaynaklardan sağlamayı amaçlıyor. n Magnum 2011 yılında Yağmur Ormanları Birliği ile başlattığı iş birliği kapsamında iddialı bir hedef ortaya koydu ve 2015’e kadar tüm global kakao tedarikinin %100’ünü Yağmur Ormanları Birliği sertifikalı çiftliklerden sağlayacak ilk dondurma markası olacağını açıkladı. bir Cam ihtimal Kompozit daha Karton Metal var Plastik Üretimlerini ambalajlayarak piyasaya süren tüm firmalar, Çevre ve Þehircilik Bakanlýðýnýn yayýnladýðý" Ambalaj Atýklarýnýn Kontrolü Yönetmeliði"ne göre ambalaj atýlarýnýn geri kazanýmý saðlamak ile yükümlüdürler. TÜKÇEV bu firmalar adýna, Çevre ve Þehircilik Bakanlýðýndan aldýðý yetki ile ambalaj atýklarýnýn doðadan toplanmasýný ve geri kazanýmýný organize eden kuruluþtur. Kakao tedariki konusundaki bu iddialı hedefe ulaşmak için 2012 yılı sonuna kadar Magnum dondurma portföyünde kullanılan kakaonun %60’ının sürdürülebilir kaynaklardan sağlanması amaçlanıyor. Bu taahhüt aynı zamanda Magnum’un 2015 yılına kadar yaklaşık 40 bin çiftçi ve ailelerine yardımcı olacağı anlamına geliyor. Magnum’un bugün itibariyle toplam kakao hacmi 35 bin ton ve %100 Yağmur Ormanları Birliği sertifikalı çiftliklerden sağlanan yüksek kaliteli kakao çekirdeklerinin kullanıldığı Magnum Ghana ve Magnum Ecuador markaları Batı Avrupa’da yaklaşık 30 milyon kişiye ulaştı. Magnum Kıdemli Başkan Yardımcısı Mick Van Ettinger, “Sektörde en iyi uygulama- ları gerçekleştirmeye kararlıyız. Yağmur Ormanları Birliği ile çalışmalarımız sayesinde, kakaolarımızı sürdürülebilir ve sorumlu kaynaklardan tedarik ederek en iyi kalitedeki bileşenlerle premium ürünler sunuyoruz. Bu deneyim, çiftçilerin geçim olanaklarını iyileştirmelerine yardım ederek bizim için daha büyük bir keyfe dönüşüyor” dedi. Yağmur Ormanları Birliği Sürdürülebilir Manzaralar Direktörü Edward Millard da, “Tüketicilerin etik olarak tedarik edilen ürünlere talebinin sürekli artmasıyla yeşil kurbağa mührünün tüketiciler için önemi ve etkisi artıyor. Dünyanın önde gelen dondurma markalarından biri ile işbirliğimizden dolayı çekirdeği satın alarak bu bölgelerdeki 1000 çiftçi ve ailelerinin geçim olanaklarını iyileştirmelerinden memnuniyet duyuyoruz. Magnum 2010 yılında, Magnum Ghana and Ecuador için toplam 600 ton kakao yardım etti. Magnum’un daha ilk yılında böyle büyük bir etki yaptığını gördükten sonra, gelecek için çok daha büyük bir heyecan duyuyoruz” ifadesini kullandı. Çin’de kuraklık Çin’in 13 eyaletinde uzun süredir devam eden kuraklık nedeniyle zirai üretimin etkileneceği, 7,82 milyon kişinin de içme suyu sıkıntısıyla karşı karşıya olduğu bildirildi. www.tukcev.org.tr n Çin Devlet Sel Kontrol ve Kuraklıkla Mücadele İdaresi, kuraklıktan etkilenen Yunnan, Sıçuan, Hıbey, Şanşi ve Gansu eyaletlerinde 5 milyona yakın çiftlik hayvanı için de içme suyu sıkıntısı çekildiğini duyurdu. Ayrıca rezervlerin kuruması nedeniyle 4 milyon hektarlık ekili arazinin de kuraklıktan doğrudan etkilendiği kaydedildi. Kuraklıktan etkilenen bölgelere yapılan yardımların tutarı 144 milyon yüene ulaşırken, miktarın daha da artabileceği bildirildi.
Benzer belgeler
süthattı sayı 12_Layout 1 - Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri
Her türlü yayın hakkı, F ikir ve Sanat E serleri Kanunu gereğince
C omart’a aittir. T anıtım amacıyla yapılacak kısa alıntılar dışında,
yayıncının yazılı izni olmaksızın hiçbir yolla çoğaltılamaz.