PDF SAYI 65 - Hayat Online
Transkript
10 DiTiB Cami Dernekleri Kadın Faaliyetleri Değerlendirme Çalıştayı 12 ATiB Gençlik Özel Eğitim 2. Kampı Darmstadt'ta Yapıldı 06 HASENE Mali'de 540 Katarakt Ameliyatı Yaptırttı HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir Aylık Ücretsiz Gazete / Kostenlose Monatliche Zeitung • Sayı/Nr.: 65 • Yıl/Jahre: 9 • Şubat / Februar 2012 / Rebiü`l Evvel 1433 Avrupa’daki Kitapçýnýz OKUSAN Binlerce Kitap, CD, VCD, DVD ve Hediyelik Eþyalar Tel: 06142-793 0770-71 Fax: 06142-793 0772 Mobil: 0157-83555560 [email protected] www.okusan.eu sağcı popülizm 24 ENERGY Enerji İçeceği Damaklara Serin Bir Tat Sipariş İçin: 0179-9705472 E-Mail: [email protected] Bu Dört Hastanın Ortak Kaderine Yetişelim Akıl ve Akıllı İnsan Dr. Yusuf IŞIK 05 Bu Sesi Duy Türkiye Mahmut AŞKAR 11 Bize Milliyetçiliğin Söylenenler Rahmindeki Bizim Irkçılığı Sorumluluk- Anlamak larımız Doç. Dr. Bedrettin KESGiN 21 Oğuz ÜÇÜNCÜ Asıl “Cool”luk Kulluktur 13 Selma ÖZTÜRK 27 Islamische Gemeinschaft Millî Görüş Hadsch-Umra Reisen GmbH Boschstr. 61-65 . D-50171 Kerpen Tel: 02237-9746-0 Fax: 02237-656-319 /IgmgHacUmre www.igmghacumre.com [email protected] Islamische Gemeinschaft Millî Görüş Hadsch-Umra Reisen GmbH Boschstr. 61-65 . D-50171 Kerpen Tel: 02237-9746-0 Fax: 02237-656-319 /IgmgHacUmre www.igmghacumre.com [email protected] HAYAT Sevgili dostlar! Yeni bir yıla yeni bir logo yeni bir sayfa dizaynı ve yine bir heyecanla girmenin mutluluğu içerisindeyiz. Gazetemize bugüne kadar gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür etmek istiyoruz. Zaman zaman buradan siz değerli okuyucularımıza gazetemizin durumu hakkında bilgiler veriyoruz. 9. senesine girdiğimiz yayın hayatımızın son 5 senesinde gazetemize gösterilen ilgi takdire şayandir. Şu anda Almanyanın yaklaşık yarısına yakın bölümünde gazetemiz insanımıza ulaşıyor. Burada hemen şunu hatırlatmak isteriz. Dağıtım ağımız şu an bizim istediğimiz ideal noktaya daha tam manasıyla ulaşmış dedil. Bizim hedefimiz 2012 senesi sonu itibariyle en az Almanya`nın 3/2lik bölümündeki insanımıza ulaşmaktır. 2013 senesi itibariyle inşallah hedefimiz tüm Almanya`daki insanımıza ulaşmaktır. 2011 senesi bizim için oldukça bereketli bir yıl oldu. 3 sene önce deneme amaçlı çıktığımız NRW seferimiz 7 sayı ile sınırlı kalmış idi. Ama hamdolsun Eylül 2011 itibariyle buraya tekrar gazetemizi ulaştırmaya başladık. Bu çalışmamızda bize destek olan tüm kardeşlerimize teşekkür etmek istiyoruz. Bizler bu işin tabiri caiz ise mutfağındayız. Ama bölgesel temsilcilerimiz bir nevi arazide bu çalışmamıza destek olmaktalar. Zaman zaman değişik telefon ve e-mailler almaktayız. Gazetemizi ilk defa ellerine alıp okuyan kişi ve kurum temsilcileri beğenilerini ve takdirlerini bildirmekteler. Tabi bunun sonucunda gazetemizi istemekteler. Bunun sonucu olarak şu an bazı yerler ile alakalı bizlerin çalışması olmamasına karşın gelen talepler neticesinde gazetemizi istek yapan yerlere gönderiyoruz. Mesela Ağustos 2011`den beri Wangen ve çevresine bu şekilde bir talep sonucu gazetemizi gönderiyoruz. Buraya 350 adet gazete gönderiyoruz. Zaman zaman da abonelik gibi taleplerle de karşılaşmaktayız. Bilindiği gibi gazetemizin böyle bir imkanı şu an bulunmamaktadır. Sizlerden ricamız bu şekilde gazetemizin ulaşmasını istediğiniz yerler olursa bizlere bildirmenizdir. Bu ayki kapak konumuz “Sağcı Populizm” oldu. Son dönemde Almanya`da yaşanan Neo-Nazi cinayetleri ve eylemleri ile alakalı gündem hala tazeliğini korumakta. Özellikle bazı bilgilerin ortaya çık- Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 03 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 hasbihal hasbihal hasbihal hasbihal hasbihal hasbihal hasbihal Sinan AKTÜRK [email protected] Herkes Kapısının Önünü Süpürmeli masından sonra Devlet yetkililerinin açıklamaları içimize su serper nitelikte idi. Ve tüm kamuoyu da bu beklenti içerisinde bir şeyler yapılmasını bekliyordu. Ama galiba benzer tecrübeler bunun böyle olmayacağını ve yine tabiri caiz ise toplumun ve özellikle de yabancıların gazının alınacağı gibi bir izlenim içerisindeyiz. Ha burada açıklama yapan bazı devlet yetkililerinin ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanı Wulff`un açıklama ve tavırlarının doğru ve itidalli olduğunu söylemekte yarar vardır. Ama bu mesele de Almanya İslam Konferansı çalışması gibi biraz oyalama taktiği kokmaktadır. Bir kaç hamasi açıklama, bir kaç ortak karede resim çektirme ile bu da sanki geçiştirilip bu meselenin üzeri küllendirilecek gibi. Yapılan bazı açıklamalar bizim bu düşüncemizi doğrular niteliktedir. Bu yapılırken Almanyadaki aklı selim bazı politikacıların da tabiri caiz ise aba altından sopa gösterilerek kulakları çekilmek istenmektedir. Bu meseleyi gündemde tutmak isteyen ve açıklığa kavuşmasını isteyen kim olursa olsun bazı yerlerden kendilerine aba altından sopa gösterilmektedir. Türkiye`de nasıl Ergenekon yapılanmasının deşifre olmasından sonra devlet kendi içerisindeki pislikleri temizlemek adına bir hukuk sürecini işletmekte ise Almanyadaki politikacılar da popülizme kaçmadan kendi içlerinde bulunan pisliğin tesbit edilen tabiri caiz ise söküğün ucunu bırakmayıp sonuna kadar hukuk adına adalet adına bu mücadeleyi devam ettirmelidirler. Aksi taktirde Almanya`nın çok acı şekilde tecrübe ettiği geçmiş acıları tekrar yaşamak içten bile değildir. Öte yandan 11 Eylül 2001 sürecinden bu yana özellikle Yabancılar Dairelerinde yaşanan sıkıntılar maalesef had safhaya ulaşmış durumdadır. Tamam tedbir açısından ve ülkenin huzur ve süküneti açısından alınan bazı tedbirleri hoş karşılamak mümkün ama burada sanki elmalar armutlar birbirine karıştırılıyor. Hiç bir geliri olmayan, çalışmayan ve Sosyal Yardımla geçinen kişilerin oturumları dikkatle izlenmekte ama hem firma sahibi ve hem de her türlü şekilde devlete kazanç ve vergi noktasında katkıda bulunan kişilere neden oturum ve resmi meselelerde zorluklar çıkarılıyor. Eğer bu kişilerin düşünce yapıları ve içerisinde bulundukları sivil kuruluşlarla alakalı bir sıkıntı mevcutsa bunun yolu hukuki süreç ile halledilmelidir. Hukuki sürecin neticesinde verilen kararlara da mutlaka uyulmalıdır. Teoride verilen kararlara pratikte absürt gerekçeler öne sürerek zorluklar çıkarılması hukuk devleti anlayışına ters düşmektedir. Sözde güvenlik tedbiri adı altında yapılan bu tür baskılar toplumu maalesef germekte ve ekonomik hayata da dolaylı şekilde sekte vurmaktadır. Toplumun huzuruna zarar verebilecek her türlü kişiye ve davranışa musamaha gösterilmesin ama tam tersi olan durumlara da Yabancılar Dairelerindeki yetkililerin keyfi uygulamalarına da müsaade edilmesin. Maalesef son dönemde bu tür keyfi uygulamalar yüzün- editörden den aile facialarına bile şahit olunmaktadır. Keyfi verilen kararlar neticesinde eşin birine oturum verilirken diğerine yurtdışı verilmekte. Bunun neticesi de aile belli bir zaman sonra parçalanmaktadır. Bizim korkumuz bu tür sıkıntıların peşine özellikle Fransa`da son dönemde yaşanan Burka ve Soykırım meselesi gibi meselelerin de Almanya`da gündemi işgal etmesinin önü açılmak istenmektedir. Bu olursa özgürlüklerin önüne konan her engel toplumun huzurunu daima bozacaktır. Toplumun huzurunun bozulması da puslu havayı bekleyen kurt zihniyetlilerin işine yarayacaktır. Not: Kıymetli büyüğüm Yusuf Işık Bey`in bir torunu dünyaya gelmiştir. Aileyi tebrik eder; yavruya Cenab-ı Allah`tan hayırlı uzun ömürler dilerim. Kıymetli Ali Bozkurt Bey`in oğlu Cahit dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti tebrik ederim. Gazetemizin de yazarlarından Mustafa Kasalak Bey`in oğlu Talha dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti tebrik ederim. Cenab-ı Allah çalışmalarımızı bereketlendirsin, şuurlandırsın. Çalışmak bizden başarı Allah`tandır. Allah`a emanet olun. Impressum / Künye HAYAT Aylık Ücretsiz Gazete Şubat - Februar 2012 Rebiü`l Evvel 1433 Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Sinan AKTÜRK Yayın Kurulu Dr. Yusuf Işık, Mehmet Ateş, Bilal Demiroğlu, Fikret Ekin, Selma Öztürk, Mahmut Aşkar, Cengiz Şahbaz, M. Salih Aydın, Ayşe Akgün, Sinan Aktürk, İskender Güngör, Aydın Ersoy Merkez Königsbergerstr. 16 61169 Friedberg Tel: 06031-162411 Fax: 06031-738644 E-Mail: [email protected] Web: www.hayatonline.eu Baskı: Sunprint GmbH Offenbach Gazetemizde Yayınlanan Yazıların ve Reklamların İçeriğinden Sorumlu Değiliz. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 04 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber T.C. Berlin Büyükelçiliği Basın Açıklaması azı gazetelerimizde, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden askerlik hizmetlerini yapmak üzere Türkiye’ye giden yaklaşık 200 vatandaşımızın, yeniden düzenlenen Döviz Bedelli Askerlik Yasası uyarınca 21 günlük temel askerlik eğitiminin kaldırılması nedeniyle askere alınmadığı ve bu vatandaşlarımızın hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra geri dönmek durumunda kaldıkları; vatandaşlarımızdan bazılarının kendilerine askere gitmeleri yönünde belge gönderildiğini ve bu hususta konsolosluklarca aksine bir açıklama yapılmadığını belirttikleri yönünde haberler yer aldığı görülmektedir. B Malumları olduğu üzere, “Askerlik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın yürürlüğe girmesinden önce çok sayıda vatandaşımız eski yasa uyarınca belirlenen bedel üzerinden askerlik yapabilmek amacıyla Başkonsolosluklarımıza başvuruda bulunmuş ve Başkonsolosluklarımızda ciddi bir izdiham yaşanmıştı. Yükümlülere müracaatları sırasında temel askerlik hizmetinden muaf oldukları yönündeki bildirim kişi bazında yapıldığı gibi, temel askerlik hizmetinin yeni yasanın yürürlüğe girmesiyle beraber kalktığı yönünde yazılı ve görsel basında da çok sayıda uyarıcı ve hatırlatıcı yayın yer almıştır. Ayrıca, Dışişleri Bakanlığımızın konsolosluk sitesinde (http://www.konsolosluk.gov.tr/de/tr /Askerlik.aspx) ve Büyükelçiliğimiz ile Başkonsolosluklarımızın internet sayfalarında da bu yönde gerekli bildirimler yapılmıştır. Bahsekonu internet sayfalarında konuyla ilgili olarak sıkça sorulan sorular ve cevaplar bölümünde; Soru: Yeni yasa çıkmadan önce zaten dövizle askerlik hizmeti başvurum vardı, ancak temel askerlik eğitimimi henüz yerine getirmedim. Temel askerlik eğitimi yapmam gerekiyor mu? Cevap: Yeni yasanın yürürlüğe girmesi ile birlikte temel askerlik eğitimi kaldırıldığından; temel askerlik eğitimine hiç başlamamış, sağlık sebebiyle temel askerlik eğitimine sevkleri ertelenmiş veya rahatsızlıkları nedeniyle hava değişimi aldıklarından temel askerlik eğitimlerini henüz tamamlamamış vatandaşlarımızın, temel askerlik eğitimi için Türkiye’ye gelmelerine gerek bulunmamaktadır. Hususları da açıkça vurgulanmaktadır. Keyfiyetin vatandaşlarımızın dikkatine bir kez daha getirilmesini teminen basına saygıyla duyurulur. Tarihi İstismar Etmeyiniz ve Hakikatları Çarpıtmayınız TİB Genel Başkanı Selahattin Saygın’ın, Fransa Hükümeti tarafından “1915 Olayları” ile ilgili çıkarılan yasa teklifine istinaden yaptığı basın açıklaması: “Tarihi İstismar Etmeyiniz ve Hakikatları Çarpıtmayınız” Nicolas Sarkozy Başkanlığındaki Fransız Hükümeti’nin, “1915 Olayları”nı bahane ederek, öteden beri Türkiye’nin AB Üyeliğine karşı olan tavrını daha da pekiştirmek gayesini güttüğü, herkesin malumudur. Diğer taraftan, yaklaşan başkanlık seçimlerinde Ermeni kökenli seçmenlerin oylarına göz diktiği için, böylesi bir tarih saptırmasına başvurduğu da başka bir hakikattır. Bir hükümet başkanı, veya siyasi görüş temsilcisi, başka bir milleti sevmeyebilir, hatta onun mensubu olduğu medeniyet değerlerine (N. Sarkozy gibi) son derece hasmane tavırlar içinde de olabilir. Bütün bunlar, A tarihi olayları gündelik siyasete malzeme yapılmasını ve tarihin seyrini değiştirmeğe kalkışılmasını asla mazur görmez. Türk Milleti tarihiyle yüzleşmekten asla geri durmaz ve şimdiye kadarki “1915 Olayları” da dahil, tarihi olayların tarihçiler tarafından değerlendirilmesi tezini savunmuştur. Osmanlı Devleti’ne karşı silahlı Ermeni çetelerinin yürüttükleri savaşta her iki taraftan da binlerce insanın öldürülmesini, “soykırım” olarak tanımaya kalkışmak; tarihi yanılgı içinde olmak kadar, ileride doğacak muhtemel nahoş hadiselerin müsebbibi olmak da var. Henüz daha hukuken kesinleşmemiş yasa teklifinin yarınlarda yürürlüğe girdiğini kabul edelim: Fransa’da yarım milyondan fazla Türk yaşadığı gibi, AB üyesi diğer ülkelerde de sayıları beş milyonun üzerinde olan Türklerin hepsi sokaklara dökülerek koro halinde, “Biz, 1915 Olaylarını soykırım olarak tanımıyor ve kabul etmiyoruz” dediklerinde, Fransa’nın tutumu ne olacak? Milyonlarca Türke ve bunlara ilaveten başka insanlara topluca hapis ve para cezası uygulayabilecek mi?... Bütün bunlardan bağımsız olarak, Fransa’nın yakın tarihine bir bakmasını ve özellikle Kuzey Afrika’da yaptığı katliamlarıyla yüzleşmesi gerektiğini hatırlatmak isteriz. Ve yine bunlardan da bağımsız olarak; hür düşünceye getirilmek istenen kısıtlama kadar, Türk-Fransız dostluğuna son derece zarar verecek bu yanlış tutumdan bir an önce vazgeçilmesi gerekir. Bu yanlışı düzeltmesi gereken ise, mevcut Fransız Hükümeti’dir, Türkiye değil. Selahattin Saygın ATİB Genel Başkanı Stuttgart’ta Göç ve Gelecek Konuşuldu öçün 50. yıl kutlamaları programı sebebiyle Stuttgart Büyükşehir Belediyesinin düzenlemiş olduğu geceye çok sayıda davetli katıldı. Davet programına Baden Württemberg`de bulunan Göçmen kökenli Dini Cemaat Temsilcileri, Dernek Başkanları ile Siyasi Parti temsilcileri ve bir çok kanaat önderi katıldı. Gecenin onur konuğu olarak katılan Federal Almanya Meclis Eski Başkanı Prof. Dr. Rita Süssmuth yapmış olduğu konuşmada Göçmen kökenli insanların Federal Almanya`nın kalkınmasında büyük emeklerinin olduğunu tarih boyunca unutulmayacağı- G nı belirterek, bir takım sorunları ise elbirliği ile çözüleceğine inandığını ve herkese görev düştüğünü söyledi. Gecenin evsahipliğini yapan Stuttgart Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Wolgang Schuster ise Baden Württemberg ve özellikle Stuttgart 50 yıl önce bu şekilde değildi. Hem Stuttgart ve hem de Baden Württemberg`de yaşayan Türklerin yapmış oldukları fedakarlıklar hiç bir zaman unutulmayacaktır. Onlar Stuttgartlı ve buraların her türlü sorun ve çözümlerde beraberce barış huzur ve mutlu bir şekilde hayatlarını devam ettireceklerdir. Gecede düzenlenen bir çok etkinliklerle Göçün 50. yılı kutlandı. Programa davetli olarak IGMG Genel Merkez Hatibi Adem Kaya ile IGMG RNS Bölge Başkanı Yaşar Cimşit de katıldılar. HAYAT emen herkes aklından razıdır. Aklından razı olmayan veya onu eksik gören kimseyle karşılaştınız mı? Akıllar derece derece olmasına rağmen, en düşük derecede akla sahip olan kimsenin dahi aklından razı olduğunu ve ondan pek şikâyet etmediğini görürüz. Her halde sahip olduklarımız içinde, sahip olduğumuz kadarıyla kendisini yeterli görüp, kanaat ettiğimiz tek şeydir akıl. Ve herkes aklını sever. Kendini akıllı hatta çoğu zamanda en akıllı görür. Akıl, insanların en belirgin alâmet-i fârikası olmasına rağmen, her insan akıllı mıdır? Toplumun akıllı insan ölçüsü ile Kur’an ve Sünnetin akıllı insan ölçüsü mutabık mıdır? Ziya Paşa, aklın ölçüsü olarak insanın iş ve eserlerini göstermiştir. “Ainesi iştir kişinin lâfa bakılmaz Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.” Doğru aklın ölçüsü insanın işi ve eserleridir. Toplum da, Kur’an ve Sünnet de insanın amellerini ve eserlerini ölçü alır. Fakat çoğu zaman toplumun akıllı dediği kimse, vahyin terazisinde akılsızdır. Kur’andan uzaklaşan toplumlar, dünyevî işleri aklın ölçüsü zannederler. Oysaki vahiy, merkezde uhrevî olmak üzere dünya-âhiret işlerini ölçü alır. Maalesef, günümüz toplumunda, akıllı olarak vasıflandırılan insanlarda ölçü, genellikle dünyevî kazanımlardır. Dünyada elde ettiği malmülk ve makam ile dîninden dolayı dünyası zarar görmediği ölçüde kişi akıllı addediliyor. Dünyalık kazanımları az olan ve hele dîninden dolayı dünya menfaatlarına zarar gelen insan, akıllılar sınıfından ihraç edilir. Hatta içten içe akılsız olarak vasıflandırılıp, azarlama konusu edilir. Halbuki vahiy, dünyanın gerçekliğini ortaya koyup, âhiretin üstünlüğüne yönelişi, akıllılık olarak değerlendiriyor. Allah (c.c) şöyle buyurmaktadır; -“Oysaki size verilen her şey, dünya hayatının (geçici) menfaat ve zînetidir. Allah katında olan ise, daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hiç akıl erdirmez misiniz.” (Kasas: 60). Toplumsal müslümanlık yozlaştıkca, İslâmî değerler de yozlaştırıldı. Yozlaşan bu değerlerden bir tanesi de akıllı insan tanımlamasıdır. Toplum olarak İslâm’ın tersine gidildiğinden beri, fiiller gibi değerler ve kavramlar da vahiy ile zıtlaşmaya başladı. Değerleri İslâmî kıymetçe yaşamayan müslümanlar, bu değer- H Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 05 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Dr. Yusuf IŞIK [email protected] Akıl ve Akıllı Kimse Herkes kendi aklını yeterli görüp ondan razı olsa da Kur’an bunu doğru bulmuyor. Peygamberine dahi akıl ile yetinmemesi ve ortak akıl diyebileceğimiz istişareyi O’na emrediyor. Zira sadece kendi aklını kullanan insan akıllı olsa da, başkalarının da aklını kullanan insanlar daha akıllıdırlar. Ne mutlu, kendi aklını ilâh edinmeden, istişareye önem veren, Kur’an ve Sünnet’in emrine verdiği akılla hareket eden kimselere... leri toplumun biçtiği kıymete mahkûm ettiler. Maalesef günümüz müslümanları bir çok İslâmî değeri, vahiy ile sünnetin kıymetinde ve ölçüsünde değil de toplumun kıymet ve ölçüsünde yaşıyor. Dolayısıyla akıllılığın ölçüleri de tersyüz oldu. İnsan yaşamında yönlendirici ve belirleyici üç temel sâik vardır; İnsanlar bu sâiklerle hareket eder ve yaşarlar. Bunlar; akıl, duygu ve şehvettir. Bunlardan hangisi baskın olursa, diğer ikisini kontrolü altına alır ve insan etkin olanın yönlendirmesinde yaşar. Aklın kemaliyle ha- reket edenler, kâmil insanlardır. Duygularıyla yaşayanlar, duygusal insanlardır. Gazap, ihtiras, heva... vs. şehvetlerin hakim olduğu insanlar ise, nefisperest insanlardır. Aklın, amellerden insanî ilişkilere, konuşmalardan ahlakî özelliklere dair hayatın her alanına yansımaları vardır. Kişinin aklı, yaşamındaki bu fenomenlerden, emarelerden rahatlıkla okunur. Böylece insanın akıllılığı bilinir. Resûlüllah (s.a.v) akıllı kimseleri on maddede özetlemiştir; dosya “Kendisine cahillik yapana yumuşak davranır ve kendisine haksızlık yapanı affeder. Kendisinden aşağı olanlara alçak gönüllü olur. İyilikte kendisinden üstün olanlarla yarışır. Konuşmak istediğinde önce düşünür; konuşacağı iyi bir şey ise söyler; kötü ise susar. Bir fitne ile karşılaştığında Allah’a sığınır. Elini ve dilini fitneden korur. Bir fazilet gördüğünde, ganimet bilip onu elde etmeye çalışır. Hayırdan ayrılmaz. O’nda ihtiras görülmez.” İslâm Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) bir Hadîs-i Şerifinde şöyle tanımlar akıllı kimseyi; - “Akıllı o kimsedir ki, nefsini dizginler (terbiye eder) ve ölümden sonrası için amel eder. Ahmak da o kimsedir ki, nefsini şehvetlerine tâbî kılar ve kuruntularla (cenneti) temenni eder.“ Akıllı insan, dünyevî olsun uhrevî olsun, işlerinin akıbetini görüp ona göre hareket eder. Amellerinin ve gidişatının nereye varacağını önceden görür. Ne oldum değil de ne olacağım endişesiyle yaşadığı için, ele geçirdikleriyle başı dönmez ve şımarmaz. Eldeki sermayesi her ne kadar bugün olsa da, hayatı bugünden ibaret görmez. Hayatının yarınını hesaba katar ve bu günlerinden, yarınlarına hazırlık yapar. Böylece hayvanlar misali anlık yaşamaz. Düşünce âleminde geçmiş ve geleceği cem eder. Toplum her ne kadar aklın ve akıllılığın ölçüsünü dünyevî kazanımlar olarak görse de hakikatte ise, akıllı kimselerin rızkı genellikle dardır. Dünyadan nasipleri azdır. Hz. Ali’ye; -“Akıllı kimselerin rızkı neden azdır?” diye sorarlar. Hz. Ali de; -“Akıl da bir rızık değil midir? Allah, bunu onların rızkından düşmüştür.” diye cevap verir. Akıl rızıklar içerisinde en kıymetlilerindendir. İnsanoğlu malmülk ile ulaşamadığı şeye, akılla ulaşır. Vahyin emrine verdiği akılla rahat ve huzurlu yaşar ve bu akıl sayesinde kurtuluşa erer. Herkes kendi aklını yeterli görüp ondan razı olsa da Kur’an bunu doğru bulmuyor. Peygamberine dahi akıl ile yetinmemesi ve ortak akıl diyebileceğimiz istişareyi O’na emrediyor. Zira sadece kendi aklını kullanan insan akıllı olsa da, başkalarının da aklını kullanan insanlar daha akıllıdırlar. Ne mutlu, kendi aklını ilâh edinmeden, istişareye önem veren, Kur’an ve Sünnet’in emrine verdiği akılla hareket eden kimselere... HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 06 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber HASENE Mali’de 540 Katarakt Ameliyatı Yaptırttı “Açılan Gözler, yapılan dualar gözlerimizi yaşarttı” Hasene IGMG Sosyal Yardım Derneği Afrika’da Katarakt Projesi bağlamında kararan gözlere ışık olmaya devam ediyor. Diğer taraftan Hasene’ye bağışlanan adak ve akika kurbanları mazlum ve mağdurların sofralarında duaya dönüşüyor. Hasan Kaplan, Hasene IGMG Sosyal Yardım Derneği’nin gönüllüsü olarak katarakt ameliyatlarının takibi ve adak kurbanlarının kesimi ve dağıtımında bulunmak üzere Mali’ye gitti. 24.12.20111 – 31.12.2011 tarihleri arasında Mali’deki işleri takip eden Kaplan, 540 katarakt ameliyatı gerçekleştirildiğini ifade etti ve Avrupa’dan bağışlanan adak kurbanlarının kesimlerinde ve dağıtımında hazır bulundu. Kaplan şunları paylaştı: “Hasene IGMG Sosyal Yardım Derneği’nin gö- nüllüsü olarak katarakt çalışmalarını ve adak kurbanlarının kesimini takip etmek için kara kıtanın güzel ülkesi Mali’deki kardeşlerimizle birlikteydik. Allah’ın izni ile 24 – 31 aralık tarihleri arasında Mali’nin 5 ayrı bölgesinde katarakt ameliyatları projesinde oradaki kardeşlerimizi ziyaret ettik ve yardımseverlerimizin selamlarını ilettik. Ameliyatları yaptığımız bölgeler: San, Koutiala, Ouélésébougou, Douentza ve Yanfolila idi. Yoksulluğun ve vitaminsizliğin ana sebebi olduğu katarakt hastalığının Mali’de çok yaygın olduğunuz öğreniyoruz; yılda ortalama 12.000 civarında insanın muzdarib olduğu bir rahatsızlık. Hasene aracılığı ile katarakt bağışında bulunan yardımseverler destekleri ile kimi yaşlı, kimi genç 540 göze ışık oldu. Bu söylediklerim kağıt üzerinde basit rakamsal gerçekler olabilir ama işin duygusal yanı daha bir farklı; tam 540 göz dünya ışığını tekrar görür ve işlerini bir başkasına ihtiyaç duymadan kendi görür konuma geldiler. Gördüğümüz manzaralar, ameliyattan çıkan insanların hissiyatına tanıklık etmemiz bize apayrı duygular yaşattı. Ameliyattan çıkan herbir kişinin pansumanı açıldığında yaptıkları dua gözlerimizi yaşartmaya yetti. Hele yaşlı bir amcamızın ellerini açıp ‘İnşallah tüm beyazlar sizin gibi müslüman olur’ demesi bizleri hem gülümsetti hem de duygulandırdı.” 106 büyük baş Adak Kurbanı kestik Hasene IGMG Sosyal Yardım Derneği’ne bağışlanan adak kurbanları Mali’de kesildi. Kaplan kesilen adak kurbanlarına dair şunları paylaştı: “Katarakt ameliyatları bir taraftan devam ederken diğer taraftan Hasene’ye adak kurbanlarını vekalet eden yardımsever- lerin adak kurbanlarını kestik ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık; kendilerine adak kurbanı payı dağıttığımız ihtiyaç sahipleri bolca dua ettiler. Adak kurbanlarını katarakt ameliyatı yaptığımız şehirlerdeki medreselerde, hapishanelerde ve camii çevrelerinde kesip dağıttık ve mağdur insanların hayır dualarını aldık. Özelikle hapishane koşullarını gördüğümüzde bırakın et yemeyi günde bir öğün yemek yiyen – o da çok cüzzi miktarda- mahkumların dualarını unutmak mümkün değil. ” Hasene gönüllüsü Hasan Kaplan son olarak şunları söyledi: “Mali’de yürüttüğümüz katarakt ameliyatlarında birlikte çalıştığımız ve bizlere destekçi olan tüm Mali Sağlık Bakanlığı yetkililerine (P. N. L. C.) ve kendilerini ziyaretlerimiz esnasında bizlere göstermiş oldukları ilgiden dolayı Mali T.C. Büyük Elçilik görevlilerine teşekkür ediyoruz.” Uluslararası Köln Mobilya Fuarına Türk Firmaları İlgisiz Kaldı ünyanın mobilya dalında sayılı fuarlarından biri olan Köln fuarı kapılarını ziyaretcilerine açtı. Geçtiğimiz yıl (2011)de dünyanın farklı ülkelerinden rekor düzeyde katılım olan Köln Mobilya fuarına 50 ülkeden 12oo mobilya üreticisinin katıldı. Öte yandan fuara katılımı ülkemiz açısından değerlendirirsek 2009 ve 2010`da rekor seviyede katılım, geçtiğimiz yıl dikey hareketle katılımın düştüğü gözleniyor. 2011`de sadece 17 iştirakçi Türk firması fuara eşlik ediyor. 2011 yılı rakamları 2009 ve 2010 yılına göre oldukça düşük ve bu yıl resmi verilerde kayıtlı katılan Türk firma sayısı sadece 8. Bir örnekleme verecek olursak Çinden 77 adet mobilya firması dünya pazarına ürün sunurken Taiwan Honkhok gibi ülkeler bile 20, 30 firmasıyla fuardalar. Yine Avru- D padan başta İtalya olmak üzere yüzlerce firmalarıyla Köln Fuarına katılım sağladılar. Egenin incisi İzmirden Yatsan yatak gurubları firması geçtiğimiz yıl aynı standdında yerlerini aldılar. Yatsan gurubu geçen yılki fuar sonrasında pek çok yeni müşteri kazandıklarını bildirdiler. Firma yetkilisi Abdullah bey “Dünya firmalarıyla yarışacak kalitemizle bu yarışın içindeyiz, kararlı adımlarla önümüzü görerek yürüyoruz, geçtiğimiz yıl bizim açımızdan verimli geçti tabiki buralara katılmanında ağır bir maddi bedeli de var” dedi. Yine İzmir merkezli Ahmet Avni Dolmenin İzmir Mithatpaşa meslek lisesi marangoz bölümünü bitirmesiyle başlayan bu gün için iki oğlunun devralıp yüzlerce kişinin geçimini sağladığı Adas ve Dolmens firmaları, Uluslar arası fuarlara katılımın verdiği avan- tajla çeşitli dünya ülkelerine ihracat gerçekleştiriyorlar. Ahşap mobilyadan son on yılda masa ve sandelye gurublarına ağırlık verdiklerini Avrupanın ardından son yıllarda orta doğu Israil ve Kanadayla da ilgilendiklerini belirttiler. TC. KÖLN BAŞKONSOLOSU KÖLN MOBİLYA FUARINDA TÜRK STANDLARINI GEZDİ 2012 Uluslararası Köln Mobilya fuarına katılan Türk girişimcileri T.C. Köln Başkonsolosu M. Kemal Basa ve Çalışma Ateşesi Tahsin Özdemir standlarında ziyaret ettiler. Geçtiğimiz yıl (2011)de de fuara katılan Türk girişimcilerine hoş geldiniz diyerek ziyarette bulunan Köln konsolosunu tekrar gören iş adamlarımız morel ve motvasyon açısından oldukca memnun kaldılar. Gazetemize fuar izlenimleri ile alakalı açıklamalarda bulunan TC. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa şunları aktardı. “Sizlerin de izlediği gibi fuara katılımda Türk firmaları açısından istikrarlı bir düşüş var. Sürekli bir düşüş olmasında hem bizim ve hem Alman dostlarımızın düşünmesi gereken bir durum söz konusu. Türk iş adamların fuarlara bile katılımda vize sorunları var onlarca belge hazırlamak durumundalar. Bir de fuar müddetince 3-5 günlük bir vize verilmesi, fuarın akabinde vizelerinin hemen bitmesi gibi olumsuz bir durum söz konusu. Bir başka faktörde İstanbul fuarı var Türk mobilya sektörünün geleneksel müşterisi olan Ortadoğu, Kuzey Afrika gibi ülkelerin İstanbulu tercih etmeleri firmalarımızın da daha çok o fuara yönelmeleri sebebiyle burayı tercih etmemişde olabilirler” dedi. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 08 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber Wuppertal Yunus Emre Gençlik’ten Gençlik Gecesi uppertal Milli Görüş Camii Gençlik teşkilatının düzenlemiş olduğu gençlik gecesine ilgi yoğundu. Açılış konuşmasını Cemiyet Başkanı Abidin Temel’in yaptığı programda Gençlik Teşkilatı yeni başkanı Kazım Mollamehmetoğlu ve yeni Cemiyet Hatibi İsmail Aslan birer konuşma yaptılar. Eski Gençlik başkanı Mevlana Şa- W hin kürsüye davet edildi ve yeni Gençlik Başkanı Kazım Mollamehmetoğlu tarafından çiçek takdim edildi. Mevlana Şahin yeni görevi Yönetim Kurulu Tanıtma başkanlığına getirildi. Çevredeki vatandaşlarımıza yönelik sosyal ve kültürel hizmetleri ile takdir kazanan Wuppertal Milli Görüş Teşkilatı Yunus Emre Camii Gençliği gençlik gecesi organize edip, vatandaşlarımızın hoşça vakit geçirmesini sağladı. Gençler arasında yapılan yoğurt yarışında gençler kıyasıya yarıştılar gençler yoğurtta parayı bulamayınca yogurdu hazırlayan Hasan Koçyigit parayı yoğurdun içine koymayı unutmuşum deyince gençlerin emeği boşa gitti. Tabi şakalaştılar. Gecenin konukları arasında IGMG Düsseldorf Bölge Gençlik Başkan Yardımcısı Mehmet Kurulay vardı. Mehmet Kurulay da bir konuşma yaptı: “Ebucehil ve adamlarının işkenceleri, kız çocuklarını diri diri toprağa gömüyorlardı, köleler vardı Habeşi Bilal, Ebubekir, Hz Ali ve sahabelerin çektiği işkencelerden bahsetti. Bugün burada gençlere yönelik konuşma hazırladım büyüklerden özür diliyorum. Buraları yaptıranlardan Allah razı olsun kıymetini bilelim” dedi. İkramlarında yer aldıgı program gece geç vakitlere kadar devam etti. Çin’den Amerika’ya Oradan Köln-Ehrenfeld’e Uzanan Bir Yolculuk 012 yılına henüz yeni girmiş olmamıza rağmen, geçen senenin olumlu trendinin bu yıl da devam edeceği yılın ilk günlerinde de belli oldu. DİTİB Genel Merkez’in sunduğu hizmetlere ve Köln Merkez Camii inşaatına duyulan ilginin gün geçtikçe arttığı, dünyanın herbir tarafından inşaata olan ziyaretçi talebinden anlaşılmaktadır. Farklı ilgi alanları ve her yaştan ziyaretçi grupları, direkt (www.zentralmoschee-koeln.de) adresinden DİTİB’e ulaşarak ziyaret talebinde bulunmaktadır. Bu farklı talepler ziyaret konusuna göre yönlendirilip ilgili uzman personel tarafından cevaplanmaktadır. Bu ziyaretçi gruplarının hepsini burada saymak mümkün olmasa da üç gün üst üste kabul edilen ayrı ayrı ziyaretçi grupları üzerinden bir genel tablo çizmek konunun boyutunu izah etmek için faydalı olacaktır. 10.01.2012 tarihinde bir hizmet içi eğitim programı çerçevesinde Köln’ü ziyaret eden Shanghai Belediyesi’nin 16 idari memuru DİTİB’i ziyaret etti. Görüşmede DİTİB’in dini cemaat ve Alman toplumunda önemli bir aktör olarak yürüttüğü çeşitli hizmetleri yakından tanıma fırsatı bulan Çin’li dele- 2 gasyon, ziyaretini yeni Merkez Camii’nin inşatını gezerek tamamladı. DİTİB 11.01.2012 tarihinde ABD’ nin Syracuse Üniversitesi’nden gelen 30 kişilik bir ziyaretçi grubunu ağırladı. Uyumla ilgili konularla ve yeni yapılan camilerin uyuma katkısıyla ilgilenen grup, Din ve Toplum Araştırmaları Merkezi’nin (forege) hizmet binasında yapılan Merkez’in araştırma konularıyla ilgili ilmi seminerlere katıldıktan sonra DİTİB Genel Merkez binasına geçerek yeni Köln Merkez Camii’nin 3 boyutlu animasyon filminini seyredip caminin mekan konseptini ve burada sunulacak olan hizmetleri yakından tanıma fırsatı buldu. Ayrıca gruba camii inşaatı ile ilgili sürdürülen tartışmalar ve bu tartışmaların toplumsal-sosyal sürece ve aynı zamanda toplumsal iletişim ve algılama biçimlerindeki değişime sağladığı katkı hakkında bilgi verildi. Her iki grup da inşaatın oldukça ilerlemiş olduğunu yerinde gezerek gördü. Caminin etrafında yer alan ek binaların dış cephelerinin yüzde 90’ı camla kaplanarak iklim şartlarına karşı korunurken aynı zamanda cami kompleksinin zerafeti de meydana çıkmış oldu. İnşaat alanında 12 ayrı şirketin devam eden çalışmaları (kalorifer, sıhhi tesisat, alçı zemin, duvar, kapı, cam, çilingir sistemleri, dış tesisat vs.) ve güvenlik nedeniyle, inşaat ancak dışından gezilebildi. Katılımcılar, alanda gördükleri ilerlemeden memnun kaldıklarını ifade ederek DİTİB’e 2012 yılının ortalarında yapılması öngörülen açılış için de başarılar diledi. 12.01.2012 tarihinde ise farklı bir ziyaret gerçekleştirildi. DİTİB, Köln Merkez Camii’ne mücavir olan BETAHaus’un çalışanlarına tanıtım amaçlı bir program düzenledi. BETA-Haus’un kendi cafesinde gerçekleştirilen programda Merkez Camii’nin 3 boyutlu tanıtım filminin gösteriminden sonra sorular cevaplandırıldı. Toplantı, DİTİB ve cami projesine yakın bir ilginin de kurulabildiği samimi ortamda geçti. Taraflar aynı zamanda düzenli etkinliklerin çerçevesinde işbirliğinin devamını kararlaştırdı. Bu işbirliği örneğin bu yılki “Expedition Colonia” (Köln Şehrini Keşfetme Festivali) münasebetiyle devam ettirilecektir. Ziyaretlere ayrıca, Portland (ABD) Reed College’de Köln Merkez Camii inşaatını konu alan “Minarets in the German Public Sphere” başlıklı mastır çalışmasını hazırlayan bir öğrenci katıldı. Çeşitli camii inşaatı yönetimleriyle yapılan söyleşilerden sonra yeni Köln Merkez Camii’nin inşaatını sürdüren DİTİB ile de bir söyleşi yaptı. Amerikalı öğrenci bu söyleşilerden sonra Amerika’dan gelen ziyaretçi grubuna da katılarak buradaki İngilizce sunumdan da faydalanabildi. Samimi ve profesyonel ilgiden memnun kalan Amerikalı öğrenci duygularını; “Encountering the Cologne Mosque truly shifted my perspective on the building. Having formed a picture of the project from news articles, press statements, and models of the structure, I was struck by how well the mosque blended into the landscape. Seeing the concrete form of the mosque alongside such similar surroundings, I became immediately aware of the mosque's social counterpart-both the mosque structure and community it supported are clearly an everyday part of the German landscape, there to stay. Thank you so much for helping me!” sözleriyle ifade etti. DİTİB geçtiğimiz yılda bu ve benzer şekilde toplam 116 ziyaretçi grubunu ağırlayıp 2826 kişiye yeni camiyi tanıtmıştır. Ayrıca 36 doktora, mastır vs. tez çalışmalarına DİTİB’in ilgili birimince danışmanlık hizmeti verilmiştir. Auf der Bleiche 29 . 42289 Wuppertal . Tel.: 0202 747 659 70 . Fax.: 0202 747 659 71 www.casado.eu . [email protected] HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 10 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber DiTiB Cami Dernekleri Kadın Faaliyetleri Değerlendirme Çalıştayı lmanya’nın farklı eyaletlerinde görev yapmakta olan bayan din görevlileri ve sosyal bilimcilerin katılımıyla 13-15 Ocak 2012 tarihleri arasında Bonn’da gerçekleşen “Cami Dernekleri Kadın Faaliyeleri Değerlendirme Çalıştayı” başarıyla tamamlandı. Çalıştaya DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. Ali Dere, Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanı Yrd. Doç. Dr. Huriye Martı, Dış İlişkiler Dairesi uzmanı Dr. Zekiye Demir’in yanısıra psikolog Dr. Emine Seçmez, Eyalet Birlikleri Koordinatörü ve proje geliştirme sorumlusu pedagog Ayten Kılıçarslan ve ilahiyatçı Şeyda Can, sosyal pedagog Sebiha Küman, ilahiyatçı ve DİTİB Dini Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Dr. Fatma Bayraktar Karahan ile ilahiyatçı Ulviye Ezerbolatoğlu konuşmacı olarak iştirak ettiler. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) desteğiyle gerçekleşen çalıştayda, cami dernekleri ve toplumun genelinde Müslüman kadına dair algı ile cami derneklerinde yürütülen veya organize edilen kadın çalışmaları ele alındı. “Anstoss” (Başlama Vuruşu) ismini taşıyan proje kapsamında anket, çalıştay ve el kitabının yayına hazırlanması gibi üç ana çalışma alanından biri olan çalıştayı, projenin idarecisi Yasemin Metin açtı. Daha sonra söz alan DİTİB Genel Başkanı Prof.Dr. Ali Dere “Kadın çalışmalarında yeni dönem” başlıklı konuşmasında, “Kadın sözkonusu olduğunda sadece bu konudaki gerçeklerden değil, zaman zaman da algılardan, önyargılardan ve değerler üzerinden bu konuları tartışıyoruz. Kadınlarda özgüven eşitlikçi bir yaklaşım ve A dengeli bir tavırla oluşturulabilir. Kadınlara yönelik çalışmalar yapılırken, mevcut olan sorunlar, tahlil edilip, var olan imkanlar ve hizmet alanları kullanılarak giderebilir bu surette faaliyetlerimize ivme kazandırabiliriz. Bu hususta diğer kurumların tecrübe ve hizmet alanlarından yararlanmak, bu hizmetleri eğer ihtiyaç varsa, ki var, kendi cemiyetlerimizde yaymak başlıca amacımızdır” dedi. Üç gün süren çalıştayda Dr. Zekiye Demir, “Almanya’da Yaşayan Türk Kadını başlıklı 2011 yılında yayınlanan ve Almanya’da 1500`den fazla kadın üzerinde yapılan araştırmanın sonuçlarını değerlendirdi. İlahiyatçı Ulviye Ezerbolatoğlu “Din ve cinsiyet ekseninde sorunlar” başlığı altında, bu sorunların ortaya çıkış sebepleri, günümüz müslümanlarının mevcut sorunları hangi perspektiften bakarak anlama ve çözebilme refleksleri geliştirebilecekleri üzerinde durdu. İlahiyatçı Şeyda Can, proje kapsamında çalıştay öncesi DİTİB’e bağlı cami derneklerinde yapılan, kadın faaliyetlerinin hedefleri, nitelikleri ile ortaya çıkan sorunları irdeleyen bir alan araştırmasının sonuçlarını yorumladı. Pedagog Ayten Kılıçarslan, “Almanya’da kadın örgütlenmesi modelleri” üzerinde durarak, DİTİB gibi birer dini cemaat olan katolik ve protestan kiliselerinin kadın örgütlenmesi modellerini ve kadın çalışmalarında ne gibi ihtiyaç ve beklentilerin olduğunu ele aldı. Diyanet İşleri Başkanlığı Aile ve Dini Rehberlik Daire Başkanı Yrd. Doç. Dr. Huriye Martı “Diyanet işleri Başkanlığı tarafından Türkiye’de yürütülen aile irşat çalışmaları” hakkında bir bilgilendirme yaparak, İslam’ın aile kavramına bakışı ve Peygamber Efendimizin birey olarak erkek, kadın, çocuk ve genelde aileye hangi prensiplerle yaklaştığı üzerinde durdu. Sosyal pedagog Sebiha Küman “danışma sürecinde uygulanabilir iletişim metodları” hakkında bilgilendirdi. Psikolojik açıdan iletişim konusuna değinen Dr. Emine Seçmez, muhafazakar ve dindar insanların, psikolojik sorunlarda sergiledikleri beklenti ve davranış refleksleri hakkında bilgi vererek karşılaşılan sorunlarda hangi temel prensiplerden yola çıkılması gerektiği üzerinde durdu. Bireysel, toplumsal, ailevi ve örgütsel algılar, sorunlar ve çözüm yollarının tespit edilmesi maksadıyla oluşturulan çalışma gruplarını yöneten Dr. Fatma Bayraktar Karahan, ortaya çıkan fikirlerin derlenmesi, tasnif edilerek ilgili kişi ve birimlerle paylaşılması görevini üstlendi. Katılımcıların başından sonuna kadarki aktif katılımları ile başarıyla sonuçlanan çalıştayın, sunuş ve çalışma grupları değerlendirmelerinin, dile getirilen fikir ve düşüncelerin iki dilli bir kitapçık halinde yayınlanacağı duyuruldu. Çalıştayda kısaca şu temel görüşlerin altı çizildi: • DİTİB bağlamında, Merkez ve Eyaletler düzeyinde kadınların en kısa zamanda örgütlenmeleri tamamlanmalı, hem örgütlenme sürecinde, hem de bu örgütlerin faaliyetlerinde bayan din görevlilerinin tecrübe, birikim ve katkılarından azami ölçüde faydalanılmalıdır. • Hastahane, hapishane ve huzurevi gibi kurumlarda kalan Müslümanlara yönelik ziyaretlerde kullanılabilecek özgün sunum ve metodlar geliştirilmeli ve bu hizmetlerde süreklilik sağlanmalı, bu aşamada Türkiye’de edinilen tecrübelerden faydalanılmalıdır. • Periyodik toplantılar gerçekleştirilerek bayan din görevlilerinin bilgi ve tecrübe paylaşımları sürekli hale getirilmelidir. • Farklı konularda iki dilli broşürler ve çalışma materyalleri oluşturulmalı ve bunlar Müslüman ve gayri Müslim kitlenin kullanımına sunulmalıdır. • Aile, kadın, çocuk, eğitim ve terbiye metodlarını konu alan bilgilendirme portalleri oluşturulmalıdır. • Derneklerde kadınların yönetim kurullarına aday olmaları ve aktif görev almaları sağlanmalı, tüzükler bu anlamda gözden geçirilmelidir. • Camilerde anne ve babalara yönelik, çocukta cinsellik eğitimi ve bu eğitimin Almanya şartlarında hangi yaşta nasıl verilmesi gerektiği ile ilgili bilgilendirme seminerleri yapılmalıdır. • Gelecek vadeden başarılı kız çocukları kariyer yapmaya teşvik edilmeli ve desteklenmelidir. • Cinsiyet ayırımcılığına fırsat verilmemeli, İslam’ın insan algısına ters düşen her türlü cinsiyet ayırımcılığı ile her platformda mücadele edilmelidir. Prodialog Kapanış Programı İTİB Dinler ve Kültürlerarası İlişkiler Aktif Gönüllüler Almanya Kongresi ve federal düzeyde 2009-2011 yılları arasında gerçekleştirilen Prodialog@DITIB projesi finali, Bochum’da yapıldı. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) ve Avrupa Uyum Fonları (EIF) tarafından desteklenen proje kapsamında, cami dernekleri için üç yılda 1500`den fazla fahri dinler ve kültürlerarası ilişkiler gönüllüsü yetiştirildi. Düzenlenen kapanış programının konuşmacıları arasında Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Genel Başkanı Prof. Dr. Ali Dere, Baden-Württemberg Eyalet Uyum Bakanı Bilkay Öney, D Duisburg-Essen Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ursula Boos-Nünning, Bayreuth Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Christopf Bochinger, DİTİB Dinler ve Kültürlerarası İlişkiler Müdürü Bekir Alboğa, gazeteci Çiğdem Akyol, “ProDialog” proje yöneticisi Faruk Şahin ve Nidersachsen ve Bremen DİTİB Eyalet Birliği Koordinatörü Emine Oğuz yer aldı. DİTİB Genel Başkanı Prof. Dr. Ali Dere selamlama konuşmasında şunları söyledi: “Sizleri Pro-Dialog projesinin kapanış programında selamlamaktan dolayı son derece mutluyum. Çoğulculuğun korunmasındaki toplumsal birliktelik her zaman çağdaş toplumun yapı taşları olmalıdır. Zira çoğulculuk ve farklılıklar toplumun olmazsa olmazıdır. Bu ve benzeri projeler, kültürel ve dini çoğulculuğa değerler ekseninde katkıda bulunmaktadır. Pro-Dialog projesi Müslümanların yaşayışına ve dini hayatına, toplumsal realiteyi de gözeterek özel bir katkı sunmuştur. Seminer katılımcılarının özel fahri gayretleri takdire şayandır. Sizlerin sayesinde sayın katılımcılar, aynı zamanda diyalog çalışmalarında fahri olarak aktif olan Müslümanların sayesinde, bugünkü program sadece bir kapanış programı değil, gerçekte esaslı ve değerli birlikteliğin ve her yerde ve zamanda mümkün olması gereken kabul görmüş bir diyalo- ğun açılış programıdır.” Baden-Württemberg Eyaleti Uyum Bakanı Bilkay Öney de konuşmasında, gönüllü çalışmalara açık olma ve sivil insiyatifin bütün toplumu ilgilendiren katılım sürecine uzun süreli bir etki sağlayacağına vurgu yaptı. Bakan şöyle devam etti: “ProDialog@Ditib projesi ile toplumumuzun iç birlikteliği daha da güçlenecektir. İşte tam da dinler ve kültürlerarası alanda karşılıklı kabulü destekleyen köprüler oluşmaktadır.” Programda akademisyenlerden oluşan çalışma gruplarını sonuçları takdim edildi ve bu çalışma gruplarının sürdürüleceği bilgisi verildi. Program, “mücadele alanı olarak göç ve dini-kültürel çoğulculuk” başlıklı tartışma ile sona erdi. HAYAT vrupa’nın ileri sanayi toplumlarının içinde kendilerine hatırı sayılır yer edinmiş ve bulundukları yere kendilerini layık görmeyerek daha da iyi konumlara gelmek için canhıraş gayret sarf eden Türkler giderek artıyor. İşgücü göçüyle oluşan Avrupa Türklerinin şimdilik büyük kesimi, yerli topluma kıyasla alt katmanlarda olsa da, artık yerleşik bir hayat düzenine hem intibak etmiş, hem de benimsemiş durumdadır. Emek göçüyle oluşan Batı Avrupa Türkleri, tahlil edilirken gerçekçi ve bir o kadar da insaflı olmak gerekir. Kendilerinden her yönüyle çok daha iyi şartlarda olan yerli halkla ve aynı kültür havzasına dahil olan diğer Avrupalı göçmenler veya azınlıklarla değil de, dünü ve bugünü itibariyle kendisiyle kıyaslanmalıdır. Bilinen ve bilinmeyen bütün menfiliklere rağmen, ağırlıklı Almanya olmak üzere, dünün “Misafir İşçileri”nin torunları akın akın Avrupa üniversitelerinin kapılarına çoktan beri dayanmış durumdalar. Daha şimdiden kız ve erkek onbinlerce yeni nesil Türk, Almanya, Avusturya, Hollanda, Fransa ve Belçika gibi ülkelerin üniversitelerinde tahsil görmektedir. Onların dedeleri ilk defa ülke dışına çıkarken, kendileri kadar, gönderen ve kabul eden ülkelerin yetkilileri de bu gidişin akibetini uzun boylu düşünmemişlerdi. Şimdi ise yarım asırlık bir tecrübeden hareketle, gelecek yıllar için orta ve uzun vadeli, “Avrupalı Türkler Projesi” üretilmelidir. Dün geldiği ülkenin dilini bilmeyen, diplomasız Türklerin yerini, bugün doğduğu ülkenin dilini konuşan, diplomalı Türklerin aldığı hakikatı dikkate alınırsa, gelecek de ona göre tasavvur edilebilir. Dün, her halukârda Türkiye’ye her şeyiyle bağlı ve muhtaç olan vatandaşların yerini, bugün anavatanla yenivatan arasında gönül köprüsü kuran soydaşlar ağırlıklı olarak almaya başladı. Dünya vatandaşlığına namzet bu yeni nesil Avrupa Türkleri, bal arıları gibidirler: Hem çok verimli, hem de çabuk küserler. Ceplerinde dünyanın dört bir yanına vize engeline takılmadan gidebilecek pasaportları, geçerli meslek veya yüksek öğrenim diplomaları, ayrıca birden fazla lisan bilmeleri, onların dünya vatandaşlığını kolaylaştıran amillerin başında gelir. Yurtdışındaki vatandaş veya soydaş konumundaki Türklere hizmet gayesiyle oluşturulan resmî müesseseler, işin ehli ve mesuliyetin idraki içinde olanlar tarafından değil de, belli bir siyasî veya ideolojik görüşe A Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 11 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Mahmut AŞKAR [email protected] Bu Sesi Duy Türkiye “Kızgın ve Kırgın Nesiller” Bütün mesele; bu genç, dinamik akademik potensiyelin kıymetini bilmek; ona, kültürel bağları kadar gönül bağlarının da olduğu atayurdundan kulak kabartabilmek, el uzatabilmek; faydalı olabilmek ve ondan, hem ülke adına hem de yaşadıkları ülkelerle dostluğun daha da pekişmesi adına, faydalanabilmektir. Sözkonusu okumuş, eğitimli nesillere “faydalı olmak” ve “faydalanmak”tan kastı anlayabilmek için onları iyi tanımak gerek; hem de adamakıllı... mensup insanların çöreklendiği makamlar hâline gelirse, yeşermeye başlayan umutlar bir daha canlanmamak üzere kurur. Ve bu kadrolar samimi olsalar da, konuya vakıf olmadıklarında, yurtdışındaki Türkler için proje üretme ve geliştirme ferasetine sahip olamazlar. Devletin kasasından beş kuruş dahi almadan ve devlet, onların eğitim ve öğrenimi için beş kuruş dahi harcamadan, Av- rupa’nın en seçkin üniversitelerinde okumuş onbinlerce Avrupalı Türk, hem yaşadıkları ülke, hem de Türkiye için bulunmaz bir nimettir. Dünyada çok az ülkeye nasip olabilecek böylesi bir insan hazinesinin farkında olmayan veya hakkıyla değerlendiremeyenler; Ankara’nın kendisiyle ceddeleşen kısır siyasetinden başını kaldıramayan bizim “başlar”dan başkası olamaz. dosya Bütün mesele; bu genç, dinamik akademik potensiyelin kıymetini bilmek; ona, kültürel bağları kadar gönül bağlarının da olduğu atayurdundan kulak kabartabilmek, el uzatabilmek; faydalı olabilmek ve ondan, hem ülke adına hem de yaşadıkları ülkelerle dostluğun daha da pekişmesi adına, faydalanabilmektir. Sözkonusu okumuş, eğitimli nesillere “faydalı olmak” ve “faydalanmak” tan kastı anlayabilmek için onları iyi tanımak gerek; hem de adamakıllı... Onlar bazen deli çaylar gibi gümbür gümbür akar, bazen de “yatağına kırgın ırmaklar” gibi oluverirler. Verebilirseniz şayet, onlardan onbinlerce kültür elçisi olur. Ondan evvel esas mesele; içinde bulunduğumuz çağa daha başlamadan başlatılan “kültürler çatışması”nın ne kadar farkında ve idrakinde olduğunuz gibi, kendi kültürünüzden haberdarlık derecesiyle de sonuna dek bağlantılıdır. İşin özü; kültürün verilebilmesinde saklıdır. Verebilirseniz şayet, onlardan onbinlerce gönüllü lobiciler olur. Ağırlığı kadar para verdiğiniz ve üstelik lobicilik yapmaları için görevlendirdiğiniz adamlar(ınız)dan daha ağırlıklı olurlar hem de... Bütün mesele; sizin gönül verebilmekte ve gönül alabilmekteki maharet ve samimiyetinizle alakalıdır. İşin sırrı; gönül köprüsünü kurabilmekte gizlidir. Onlar, deli çaylar gibi aktıklarında da tehlike var, yatağına kırgın ırmak gibi olduklarında da... Avrupa Türklerinin Avrupa’da yetişen nesillerini tehdit eden iki büyük tehlike var: 1.Kızgınlık 2.Kırgınlık. Kızgınlık; dışlanmışlığın, ötekilenmişliğin, aşağılanmışlığın ifadesi, dışa yansımasıdır. Siz bu tavrı, bunların tamamına karşı çekilen bir protesto olarak da addedebilirsiniz. Kızgınlık; esasen doğup büyüdüğü ülkenin onu kendinden görmediğinden ve değerler bazındaki farklılığını kabullenmediğinden dolayıdır. Kırgınlık; anlaşılamamanın, şefkatsizliğin, beklentilerin boşa çıkmasının, sevgisizliğin, ilgisizliğin ve sahipsizliğin neticesidir. Kırgınlık; kendisinden olanlara olduğu kadar onu kendisinden sayanlaradır ve adını koyamasa, meramını anlatamasa da o, aslında onunki gönül kırılmasıdır. Bu nesil taştığında, kendisiyle beraber etrafını da yıkar gider diye... ve bir de, bu nesil küstüğünde, mecrasını terk eder diye korkuyorum. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 12 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber ATiB Gençlik Özel Eğitim 2. Kampı Darmstadt’ta Yapıldı ençlik Kolları Özel Eğitim kadrosu 2. dönemin ikinci kampını bu sene özel eğitime yeni katılan ikinci grup ile bir sene eğitimi geride bırakan birinci grup ile birlikte Darmstadt’ta gerçekleştirdi. Gençlere “Mekke 1”adı altındaki ilk dersi Osnabrück Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Başkanı Prof. Dr. Bülent Uçar verdi. Peygamberimizin hayatından bazı örnekler veren Uçar, özellikle Peygamberimizin ahlakı ve onun Peygamberliğe Rabbi tarafından hazırlanışının üzerine durdu. Öğle yemeği ve namazın ardından ise Osnabrück Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim görevlisi olan Esnaf Begic “Mekke 2” adlı dersi gençlere sundu. Buna Kur’an-ı Kerim okuyarak başlayan Begic, İslam‘ın ne anlama geldiğini ve hangi ayetin nasıl anlaşılması gerektiğini, o ayetlerin iniş sebebi ve zamanını analiz ederek, anlattı. Ayrıca Kur’andan ve Resulullah’tan (s.a.v) örnekler vererek, İslamda tebliğin yerini ve nasıl olması gerektiğine vurgu yaptı. Buna müteakıben Özel eğitimin ye- G ni başlamış olan ikinci grubu, ATİB Gençlik Kolları Özel Eğitim Ekibinden Oğuzhan Aksoy’un vermiş olduğu, “Medine 1” adlı ders ile devam etti. Müslümanların kurduğu ilk devlette azınlıklara nasıl davranıldığını anlatan Aksoy, bizlerin azınlık olan bir topluluk olarak hakklarımız olduğu şuurunda olmamız gerektiğini ve bunları savunmamız gerektiğini vurguladı. O günün son dersi olan “Medine 2” adlı dersi, Frankfurt Johan-WolfgangGoethe Üniversitesi İlahiyat bölümünde doktorasını yazmakta bulunan Senat Uzeirovsky sundu. Medine’nin son devrini işleyen Uzeirovsky gençlere açıkladığı ayetlerde seçtiği “mantık yolu dili” ilgi uyandırıcı idi ve gençler tarafından büyük beğeni kazandı. Kampın akışında gençler ATİB’in mimarlarından İhsan Öner ile “Peygamberimizin Ülküsü ve Ülkücülüğü” adı altında ocakbaşında buluştular. Öner değerli Türk yazarlar ve düşünürlerinden olan Galip Erdem’in sözünü hatırlatarak “Bizler anca ülkücülüğe aday olabiliriz’’ diyerek, gerçek ve samimi ülkücülüğün tanımını ve ayrıca ülkü kelimesinin esas manasına vurgu yaptı. Efendimizin “Bir elime güneşi, bir elime ayı verseler yine davamdan vaz geçmem” sözlerinden yola çıkarak, bir insanın inandığı bir ideali varsa, bunun için bütün zorluklara göğüs gerebileceğini anlattı. “Efendimizin ülküsü İslamiyetti” diyen Öner bizim ülkücülüğümüz O’nun izinde gitme gayreti olduğunu vurguladı. Günümüz meselelerinede değinen İhsan Öner, gençlerin sorularını cevapsız bırakmadı. Sözlerine gençlere toplum içerisinde örnek alınan “Toplum Önderleri” olmaları gerektiği mesajını vererek son verdi. Kampın ikinci günü “Halifeler Dönemi” dersini Darmstadt Boşnaklar derneği din görevlisi Zenahir Mrakovic verdi. Her halifenin özelliklerine, zorluklarına ve başarılarına değinen Mrakovic birlikten güç doğduğunu ve her fitnenin büyük zararlar açabilen yanlış bir hareket olduğuna dikkat çekti. Buna paralel olarak bu eğitimin “bilgi aktarımı” hedefli ilk yılını başarıyla sonuçlamış olan birinci kadro “teşkilatçı ve teşkilatlı insan yetiştir- meyi” hedefleyen pratik çalışma dönemine geçmiş bulundu. Bu ikinci dönemin ilk görevi, ATİB Gençlik Kollarının faaliyet alanını kapsayan her türlü pratik çalışmaları bir bilgi bankasına oturtup böylece gelecek nesillerin de işini kolaylaştırmak ve standardize etmek, oldu. Bunun gerçekleşmesi için bir önceki kampda “Gençlik Kolları Çalışma Paketleri’’ ile ilgili bilgi veren Mehmed A. Çelebi, bu doğrultuda gençleri çalışma paketlerine yerleştirerek görev dağılımında bulundu. Üç ay sürecek olan bu çalışmanın grup sorumluları, onbir genç ATİB‘liden oluşan ATİB Gençlik Kolları Özel Eğitim kadrosundan seçildi. Tüm gün üç ayın çalışma sürecini ve içeriğini belirleyen grublar pazar gün sabah kahvaltısından sonra tekrar bir araya gelip, yaptıkları çalışmaları diğer grublara slayt gösterisi eşliğinde sundular. Son olarak çok verimli geçen kampın değerlendirmesini yapan gençler tekrar buluşma ümidi ile hediye verilen kitaplar ile birlikte kamptan ayrıldılar. ATiB Darmstadt Emir Sultan’da Kültür Gecesi ralık ayı, Türk ve İslam tarihi açısından önemli aylardan biridir. Hz. Mevlana’nın, Mehmet Akif Ersoy’un ve Seyit Ahmet Arvasi’nin ölüm yıldönümleri bu ay içinde olduğu gibi, bizzat Hz. Peygamber’in kumandanlığında gerçekleştirilen Mekke’nin Fethi de yine Aralık ayının son gününe denk gelir. ATİB-Darmstadt Emir Sultan Külliyesi’nin toplantı salonunu son sandalyesine kadar dolduran her yaştan ATİB’lileri 31 Aralık gecesi dopdolu bir proğram bekliyordu. Darmstadt Türk-İslam Kültür Der- A neği’nin yeni yönetimi, gençler için bilgi yarışması, Mekke’nin Fethi ve İstiklal Marşı Şairi Mehmet Akif Ersoy’un ölüm yıldönümü gibi üç önemli konuyu aynı gecede proğramına aldı. Yönetim Kurulu Başkanı Metin Karavaş yaptığı açış konuşmasında, yeni seçilen ekibiyle birlikte kültürel faaliyetlere ve gençlerin eğitimine daha çok ağırlık vereceklerini söyledi. Emir Sultan Külliyesi İmamı Yakup Ateş, Mekke’nin Fethi’ni anlattı. ATİB-Darmstadt eski başkanlarından Ragıp Yazıcı’nın denetiminde hazırlanan, gençlere yönelik ödüllü bilgi ya- rışmasında taraflar arasında heyecanlı anlar yaşandı. Daha sonra ATİB Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Aşkar, Ülkücü Hareket’in önde gelen düşünürlerinden Merhum Seyit Ahmet Arvasi’yle ilgili, zaman darlığından dolayı, kısa bir bilgi sunduktan sonra, Mehmet Akif Ersoy hakkında hazırladığı sohbetini yaptı. Mehmet Akif ’in hayatından kısa kesitler anlatırken, onun dava adamlığını pekiştiren, yaşadığı bazı anektotlar da sundu. İstiklal Şairi’mizin dün- ya görüşü ve hadiselere getirdiği yorumları kendi şiirleriyle anlatan Mahmut Aşkar, “Asrın idrakine İslam’ı söyletmek” konusunda Akif ’in ne demek istediğine ve günümüzde bu mesajı nasıl algılamak gerektiğine dair açıklık getirdi. Evlerde hazırlanan birbirinden leziz yiyecekler ve tatlılar daha sonra misafirlere ikram edildi. Gecenin geç saatlerine kadar aile fertleriyle birarada çay sohbeti yapan ATİB’liler, görevlilerden böylesi proğramların devamını temenni ettiler. HAYAT nver Şimşek, Abdurrahim Özüdoğru, Süleyman Taşköprü, Habil Kılıç, Yunus Turgut, İsmail Yaşar, Theodoros Boulgarides, Mehmet Kubaşık, Halit Yozgat. 4 Kasım 2011’de, Eisenach’taki banka soygunu olağan bir şekilde cereyan etse idi, yukarıda saydığımız isimler muhtemelen hâlâ “hilâl” yahut “boğaziçi” isimli özel polis komisyonlarının soruşturmalarında geçiyor olacaktı. Ancak bu insanlar, 13 yıldır cinayetler, bombalar ve soygunlar ile Almanya’da huzur ortamını tehdit eden bir nazi terör birliğinin kurbanı oldular. Uyuşturucu ticareti, koruma parası, hatta aile içi kavgalar gibi bugüne kadar polis soruşturmasının odağında bulunan cürüm nedenleri bir anda manasız hale geldi. Son kurban Halil Yozgat’ın öldürülmesinin üzerinden beş, ilk kurban Enver Şimşek’in öldürülmesinin üzerinden ise ancak on bir sene geçtikten sonra geride bıraktıkları kişiler, zanlıları ile cürüm nedenlerini ve dolayısıyla çok sevdikleri yakınlarının neden öldürüldüklerini bilebiliyor. Zaman zaman onları da potansiyel suçlu ilan eden spekülasyonlar ve şüpheler bir anda hükmünü yitirdi. Şimdilerde siyasetçiler, güvenlik makamları, sivil toplum ve dini cemaat temsilcileri kurbanların ailelerinin kapısına akın ediyor. Öyle ki, üstüste gelen olayları takip edebilmek dahi imkânsızlaştı. Bir yandan Cumhurbaşkanı Wulff, aileleri makamına davet ediyor ve bu insanların acılarından derinden etkilendiği izlenimi bırakıyor, diğer yandan meclis başkanı mecliste duygulu bir merasimle kurbanları yad edip geride kalanlarından özür diliyor ve Türkiye Cumhuriyeti’ni temsilen gelen yetkililer ziyaretlerinde maktüllerin yakınlarına dayanışma sözü verip acılarını paylaştıklarını dile getiriyorlar. Ve nihayet sivil toplum ve dini cemaat temsilcileri de, bu seri cinayetler hususundaki ihmallerini, eksikliklerini kabul edip ancak bu ihmal ve eksikliklerin bu aileler için nasıl sonuçlar getirdiği ile alakalı bir özeleştiri yapmadan onlarla daha sıkı temas kurarak yakınlık sağlamaya çalışıyorlar. Matem içindeki bu ailelere yönelen dikkatler yıllardır bu konuda süre gelen cehalet gözönüne alındığında daha itici görünüyor. Mağdurların yaşadığı acı tecrübeler nedeniyle yapılan özeleştiri ve hissedilen mahviyet bugün hepimizin payına düşen, maalesef yapabileceğimiz tek şeydir. Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, mağdur olan aile mensuplarıyla gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından bu insanların yakınlarını E Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 13 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Oğuz ÜÇÜNCÜ [email protected] Bize Söylenenler, Bizim Sorumluluklarımız Bilhassa aşırı sağcı terör konusunda, bu tehlikeli fikirlerin geliştiği ortamlar da dahil olmak üzere bütün meselelerin, ayrıca güvenlik makamlarının ve istihbaratın müdahalelerinin eksiksiz ve tavizsiz bir biçimde aydınlanmasına dikkat etmeliyiz. Bazı “küçük balıkların” gözaltına alınması, NPD’nin yasaklanması ile yapılan cılız bir tartışma ve bir anma töreni ile -kurbanlara ve geride bıraktıklarına duyduğumuz saygıdan dolayı- yetinmemeli, bilakis gerçek bataklığın ülkemizde kurutulması için durmadan ve ısrarla mücadele etmeliyiz. kaybetmenin yanısıra içinde yaşadıkları toplum tarafından yanlızlığa itilip tecrit edilmek gibi üzücü bir durumla da karşılaşmış olduklarını söyledi. Onca yıl boyunca kimse onların kapılarını çalmadı, çok kişi ise temas kurmaktan kasten kaçındı. Hepimiz bu insanları gerçekten tarifi zor acıların içinde yalnız bıraktık. Ve burada “yalnız bırakmak” derken, normalde de ihmal ettiğimiz kişisel ilişkileri kastetmiyoruz. Söz konusu olan aynı silahla ve aynı şekilde işlenen seri cinayetler olduğu halde, biz dahi emniyet makamlarının açıklamaları ile hemen tatmin olduk ve olayları eleştirel bir yaklaşımla takip etmedik. Almanya’daki cinayetler, bombalı suikastler ve kundaklamalarla alakalı, malum “yabancı düşmanlığı” arka planının gizlendiği hikâyeler dinledik. Zamanla ortaya çıkan uygunsuzluklar, çelişkiler, hatalar ve skandallara rağmen güvenlik makamlarının doğruluğuna olan inancımız sarsılmadı. Rheinland-Pfalz Başbakanı Kurt Beck’in, Ludwigshafen’de dokuz kişi- dosya nin can verdiği ve henüz dumanı tüten kundaklanmış bir evin önünde her türlü ırkçı arka planı ihtimal dışı bırakmasına hiçkimse itiraz etmedi mesela. Öyle görülüyor ki bizler dahi, beceriksizce iş gören makamlar tarafından ülkemizin güvenliğinin bizzat biz Müslümanlar tarafından tehdit edildiğine ikna olmuşuz. Zira medyada etkili bir şekilde Müslümanların temsilcilerinin de katılımıyla tezgâhlanan programlarda kamuoyuna kontrol ve güvenliğin sağlanmış olduğu hissi telkin edildi. Halbuki Alman birliğinin yeniden sağlanmasından sonra şiddet yanlısı militan ve sağ bataklık, hem kişilerin hayatı hem de ülkemizin anayasal düzeni için en büyük tehdidi teşkil ediyordu. Yıllardır süregelen ihmallerimizi birkaç hafta içerisinde telafi etme çabalarımızla devlet ve toplum olarak günlük gelişmelerin ve peşpeşe gelen olayların cereyanına kapılma tehlikesi ile karşı karşıyayız. Ancak asıl yapmamız gereken, kendimizi nasıl tanımladığımızı bir an muhakeme edip, davranışımızı özeleştirel bir tahlilin sonuçlarına göre şekillendirmek olmalıdır. Bu, İslâmî cemaatlerin mağdurların geride bıraktığı insanları, şiddet ve ağır suçlar hakkında bilgilendirilmeleri açısından yöntemlerini gözden geçirmesi anlamına geliyor. Bu insanlar yaşadıkları acının üstüne bir de toplum tarafından cezalandırılmamalıdırlar. Bununla beraber sivil toplum kuruluşları ve dinî cemaatler olarak görüşlerimizi bildirmekten asla geri durmamalı ve göçmen kökenli insanlar, cürümlerin, suikastların, bombalı saldırıların ve kundaklamaların kurbanı olurken siyasetçilerin ve emniyet makamlarının kullandığı dili içselleştirmekten sakınmalıyız. Zwickau terör hücresi meselesinde de net bir şekilde ortaya çıktığı gibi, soruşturmaları eleştirel bir gözle ve uzun soluklu bir anlayışla takip etmeli ve muğlak kalan durumlara kamuoyunun dikkatini çekmeliyiz. Bilhassa aşırı sağcı terör konusunda, bu tehlikeli fikirlerin geliştiği ortamlar da dahil olmak üzere bütün meselelerin, ayrıca güvenlik makamlarının ve istihbaratın müdahalelerinin eksiksiz ve tavizsiz bir biçimde aydınlanmasına dikkat etmeliyiz. Bazı “küçük balıkların” gözaltına alınması, NPD’nin yasaklanması ile yapılan cılız bir tartışma ve bir anma töreni ile -kurbanlara ve geride bıraktıklarına duyduğumuz saygıdan dolayı- yetinmemeli, bilakis gerçek bataklığın ülkemizde kurutulması için durmadan ve ısrarla mücadele etmeliyiz. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 14 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber Avrupalı Türklere Müjde: “Emeklilik Danışma Merkezi” Hizmete Girdi vrupa`da her evde konuşulan bir konu var. Borçlanarak Türkiye`den Emekli Olmak… Ben de emekli olmak istiyorum, ama ne zaman emekli olabilirim? Ne kadar para yatırmam gerekir? Kaç yaşında emekli olabilirim? Ne kadar maaş alabilirim? soruları uzayıp gidiyor. Artık bu soruların cevabı ve çözümü size çok yakın. EMEKLİLİK DANIŞMA MERKEZİ bu hizmeti ayağınıza getirdi. Artık Almanya merkezli tüm Avrupa ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımza hizmet sunacak EMEKLİLİK DANIŞMA MERKEZİ gerekli hazırlıkları yaparak, uzman kadrosu, Avukatları ve profesyonel personeliyle çalışmalarını başlattı. EMEKLİLİK DANIŞMA MERKEZİ müdürü Mustafa MACİT nasıl bir yapılanma içinde olduklarını ve verecekleri hizmetler hakkında bilgi verdi. “Yurtdışında yaşayan vatandaşları- A mız için her geçen gün önemi artan ve BORÇLANARAK TÜRKİYE`DEN EMEKLİ OLMA alanında Türkiye merkezli yapılan çalışmalar emekli olmak isteyen kişilerin Türkiye`ye her gidiş ve gelişlerinde masraf ve zaman kayıplarına sebep olmakta, eksik ve yanlış bilgilendirmelerden hak kayıp- ları meydana gelmektedir. Ya da amatör kişiler tarafından yapılmaya çalışılan müracaatlarda iyi niyetle de olsa hatalar yapılmakta bundan dolayı telafisi mümkün olmayan maddi zararlar oluşmaktadır. Bundan dolayı EMEKLİLİK DANIŞMA MERKEZİ olarak vatandaşla- rımıza ücretsiz ön bilgi verilmekte, kişiye özel DURUM CETVELİ çıkarılarak sağlıklı ve doğru karar verilmesini sağlamaktayız. Tüm evraklar Almanya Merkez büromuz tarafından teslim alınmakta ve vatandaşlarımıza Türkiye`ye gitmeden hizmet sunmaktayız. Bütün yazışma ve bilgilendirme işlemleri Almanya merkez büromuzdan yapılacaktır. Turkiye`deki çalışmalarımızı kamuoyunun yakından tanıdığı Eski Trabzon Milletvekili Av. Şeref MALKOÇ ve tecrübeli avukat grubu ile birlikte yürüteceğiz. Artık defalarca Türkiye`ye gitmenize, binlerce Euro masraf yapmanıza, işlerinizin uzamasına, bu nedenle strese girmenize gerek yok. EMEKLİLİK DANIŞMA MERKEZİ olarak uzman kadromuzla tüm işlerinizi biz yapıyoruz, SİZ SADECE EMEKLİ OLUYORSUNUZ… IGMG Hacc 2011 Kafile Başkanları Değerlendirme Toplantısı ERPEN – IGMG Hac-Umre ve Seyahat şirketi gerçekleştirilen 2011 yılı Hac organizasyonunu değerlendirmek üzere Almanya ve Almanya dışı ülkelerden katılan Kafile başkanları ve 2011 Hac organizesinde görev yapan birim başkanları ile birlikte Kerpen`de toplandı. IGMG Genel Merkezinde yapılan programa IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün, Genel Başkan Yardımcısı ve Mali İşler Başkanı Hakkı Çiftçi, IGMG Hac-Umre ve Seyahat Birim Başkanı Tahir Köksoy, 2011 Hac Organizesi Mekke Sorumlusu Erol Öztürk, Medine Sorumlu Yardımcısı Mehmet Oğuz, bayan irşad görevlileri ve Suudi Arabistandan Rüştü Banaz katıldı. Berlin Kafile Başkanı Orhan Sarı`nın okumuş olduğu Kur`an-ı Kerim tilaveti ile başlayan toplantı da yoklamadan sonra söz alan IGMG HacUmre ve Seyahat Birim Başkanı Tahir Köksoy başarılı Hac organizasyonu geçirdiklerini bundan dolayı organizede görev alan kafile başkanları, birim başkanları ve tüm ekibe teşekkür etti. Köksoy konuşmasında toplam 7 binada 105 hizmet görevlisi 165 kafile ve grup görevlisi toplam 270 görevli ile bu çalışmaları yürüttüklerini belirtti. “Organize K süresi boyunca ciddi manada rahatsızlık geçiren bir hacımız olmadı, ayrıca hacılarımız içinde vefat olayının olmaması, salimen tüm hacılarımızın geri gelmeleri elbetteki bizleri mutlu etmiştir” dedi. IGMG Hac-Umre ve Seyahat Birim Başkanı Tahir Köksoy “Şirketimize ulaşan raporları titizlikle inceliyoruz, ayrıca hacılarımıza gönderdiğimiz anketler de bizlere geri dönüyor. Hacılarımızın bir çoğunun organizeden memnun oldukları ve olumlu kanaatlerini belirttiklerini gördük. Bu tablo karşısında şirket olarak bizler de motive oluyoruz” dedi. IGMG Hac-Umre ve Seyahat Birim Başkanı Tahir Köksoy “Bu hafta itibari ile Hac ve Umre kayıtlarımız bölgeler aracılığı ile internetten online olarak girilecektir. İlk etapta pilot bölgelerde başlayacak olan bu çalışma sayesinde, işlemler hız kazanacak, takip ve doğru bilgi akışı sağlanmış olacaktır. Şirket olarak devamlı yenilik ve teknik altyapıya önem veriyoruz, insanımız kaliteli hizmeti hak ediyor, biz de gereğini yapıyoruz” dedi. 2012 Umre programlarına da değinen Köksoy: “hedefimiz binlerce umreciyi kutsal topraklarla buluşturmaktır, bu yönde çalışmalarımız devam ediyor” diye aktardı. Toplantının ana gündemini Kafile başkanlarının sözlü olarak yaptıkları değerlendirmeler oluşturdu. Tüm kafile başkanları değerlendirmelerini, görüşlerini ve tekliflerini aktardılar. Getirdikleri yazılı raporlarını sundular. 2011 Hac dönemi Mekke Sorumlusu Erol Öztürk ve Medine Sorumlu Yardımcısı Mehmet Oğuz beyler de organizenin kısa değerlendirmelerini yaptılar. Tüm ekiplere hizmetlerinden dolayı teşekkür ettiler. Yine organize boyunca Fetva hizmetlerini yürüten Fetva sorumlusu Hulusi Ünye de yaptıkları hizmetleri, karşılaştıkları fıkhi problemler ve bu yönde yapılan çalışmaları aktardı. Suudi Arabistan`dan toplantıya katılan Rüştü Banaz da toplantıya katılanları selamladıktan sonra, geçmişte yaşadıkları tecrübeleri ve bazı hatıraları aktararak, katılımcıları tebessüm ettiren ve bir o kadar da düşündüren bir konuşma yaptı. Toplantıda söz alan IGMG Genel Başkan Yardımcısı ve 2011 Hac Koordinatörü Hakkı Çiftçi de, “Hac hizmeti vermek şereflerin en büyüğüdür, bu şekilde taçlanmış siz arkadaşları tebrik ediyor, çalışmalarınızdan dolayı teşekkür ediyorum” dedi. Haccın ciddi bir hizmet olduğunu, bunu ancak kalifiye ve yetişmiş elamanlarla yapılabileceği- nin altını çizen Çiftçi, burda bulunan kadro bilgi ve tecrübe birikimi olarak çok kaliteli bir kadro, bu birikimin yeni nesillere aktarılması ancak sizin sayenizde olacaktır bu sebeple gençleri mutlaka yetiştirmelisiniz” dedi. Hac değerlendirme toplantısına katılan IGMG Genel Başkanı Kemal Ergün de toplantıya katılanları selamladıktan sonra “başarılı bir organizeyi geride bıraktık bundan dolayı hamdediyoruz” dedi. Verilen raporların çok önemli olduğunu vurgulayan Ergün, teşkilatımızın dünden bu güne gelmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Teşkilat olarak ciddi manada eğitim çalışmalarına, okul ve yurt çalışmalarına önem verdiklerini söyleyen Ergün, “Cenab-ı Hak bu çalışmaları yaparken bize güç, kuvvet ve imkan versin” diye dua etti. Toplantı sonunda Stuttgart Bölgesine başarılı çalışmalarından dolayı bir laptop, Kafile başkanı Eyüp Esene de bir plaket verildi. Yine başarılı çalışmalarından dolayı CIMG Müzdelife Kafile başkanı Fatih Sarıkır`a da bir laptop ve plaket verildi. Toplantı birlikte çekilen hatıra fotoğrafının ardından Münür Çamlı hocanın okuduğu Kur`an-ı Kerim tilaveti ile sona erdi. Aytaç Avrupa Großmarkt Marktstr. 10 . 50968 Köln Tel.: 0221-3797985 Fax: 0221-3797986 Mobil: 0177-6529370 Depo Market Et Reyonu Vogesenstr. 1 . 50739 Köln Depo Market Et Reyonu Markenstr. 7 . 40227 Düsseldorf Depo Market Et Reyonu Marktstr. 247 . 47798 Krefeld Depo Market Et Reyonu Münsterstr. 154 . 44145 Dortmund Mobil: 0177-6529370 YENi YENi YENi YENi Depo Market Et Reyonu Friedrich-Ebertstr. 79 . 47119 Duisburg (LAAR) Mobil: 0177-6529370 HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 16 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber Aşırı Sağa Karşı Güçbirliği lmanya’da aşırı sağ ile mücadele yöntemleri ve izlenecek stratejiyi ele almak için hükümet, sivil toplum kuruluşları, vakıf ve dini kuruluş temsilcileri Federal İçişleri Bakanlığı’nda bir araya geldi. Azınlık ve demokrasi düşmanlarına karşı mücadeleye ağırlık verilmesi konusunda görüş birliğine varılırken, Federal İçişleri Bakanı HansPeter Friedrich, aşırı sağa karşı mücadele bilgi merkezinin ortak işbirliğinin önemli ayağını oluşturacağını belirtti. Almanya’da Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) adlı Neonazi terör hücresinin 2000-2007 yılları arasında 8'i Türk 10 kişiyi katlettiği ve birçok suçu işlediği ortaya çıkmasından sonra aşırı sağ ile mücadele konusu toplumun her kesimini harekete geçirdi. Toplumun çeşitli kesimlerinden yaklaşık 30 dernek A ve kurum temsilcisi ile bir araya gelen Federal İçişleri Bakanı Hans-Peter Friedrich ile Federal Aile, Yaşlılar, Kadınlar ve Gençlik Bakanı Kristina Schrö- der, bu toplantı ile aşırı sağ ile mücadele konusunda güçlü bir sinyal vermek istediklerini söyledi. “Azınlıklara saldırı, bize saldırıdır. Azınlıklara saldırı demokrasiye saldırıdır.” görüşünde hemfikir olan federal bakanlar, aşırı sağa karşı kararlı mücadelenin artırılarak sürdürüleceğini açıkladılar. Federal İçişleri Bakanlığı'nda yapılan “yuvarlak masa toplantısı”na, Alman Sendikalar Birliği (DGB), Alman Papazlar Konferansı, Almanya Yahudiler Merkez Konseyi, Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Sekreteri, Berlin Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri ve Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Başkanı Prof. Ali Dere da katıldı. Toplantıda ayrıca aşarı sağa karşı mücadele veren farklı proje yöneticileri de hazır bulundu. Federal İçişleri Bakanı Friedrich ile Federal Aile Bakanı Schröder, yaklaşık üç saat süren toplantıdan sonra birlikte düzenledikleri basın toplantısında, aşırı sağa karşı mücadelede başarılı olunabilmesi için birimler ve kurumlar arasındaki bilgi akımının hızlandırılacağını belirtti. Demokrasiyi güçlendirmek ve demokratik hukuk devletini korumak için bu alanda mücadelenin önemini vurgulayan Friedrich, bu mücadelenin kararlı bir biçimde artırılarak sürdürülmesinin kaçınılmaz olduğunun vurguladı. Friedrich, aşırı sağcıların sayısının azaldığını, ama bunların arasında şiddete meyilli olanların sayısı hala çok yüksek olduğunu belirtti. Bu toplantının ilk ve tek olduğuna dikkat çeken Friedrich, imkanlar el verişli olursa bu tür toplantıların eyalet ve belediye düzeyinde yapılması gerektiğini söyledi. Bakan Schröder ise, “Azınlıklara saldırı, bize saldırıdır. Azınlıklara saldırı demokrasiye saldırıdır.” diyerek, toplumun her kesimini aşırı sağcı akımlara ve teröre karşı mücadeleye çağırdı. Schröder, aşırı sağa karşı mücadele konusunda tecrübenin mevcut olduğunu vurgulayarak, derneklerin tecrübelerini paylaşması için yeni bir “Bilgi ve Yetenek Merkezi” oluşturacaklarını da söyledi. Schröder ayrıca öğretmen ve ebeveynlerin aşırı sağcı gençlerle nasıl davranmaları konusunda eğitim almasının önemine değindi. Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Dieter Graumann, seri cinayetlerin aydınlatılmasında şu ana kadar kayda değer bir gelişme olmamasını eleştirdi. Graumann, “İlgili makamlar bu korkunç cinayetlerin aydınlatılmasında hala kış uykusundaymış gibi bir izlenim bırakıyorlar. Biz hala nasıl olup da, bu kahverengi ölüm komandolarının 10 yılı aşkın süre eyalet eyalet dolaşıp insanları öldürmelerini anlayamıyoruz. Zaman kaybetmeden buna açıklık kazandırılmalı.” dedi. ZAMAN-AZAMAT DAMIR, BERLİN IGMG Eğitim Başkanlığı’ndan Dört Yeni Kitap 7 ve 8 yaş grubuna yönelik Temel Bilgiler Hazırlık Serisi 1 ve 2 kitapları çıktı. Kitaplar Avrupa’daki çocuklarımızın Türkçeleri gözönünde bulundurularak; kolay anlayabilecekleri bir dil, üslup ve metod uygulanarak, didaktik ve pedagojik bir yapıda hazırlandı. Türkçe dersinin önemine binaen Türkçe dersine daha fazla ağırlık verilmiştir. Türkçe dersinin yanısıra seviyeye uygun, temel olarak İtikat, İbadet, Siyer ve Ahlak konuları işlendi. IGMG Eğitim Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen ‘Hikayeler Yarışıyor’ yarışmasında dereceye giren hikayelerden birisi olarak yayınlanan ‘Karlı Bir Park Macerası’ hikaye kitabı çıktı. Hikayelerde Avrupa’da yaşayan çocuklarımız kendi çevrelerinden inanç ve kültürlerini yansıtan değişik motifler bulacaklardır. Gençlik Eğitim Serisinin 2. Kitabı olan ‘Güzel Konuşma ve Yazma’ kitabı çıktı. İslam Toplumu Milli Görüş Eğitim Başkanlığı Eğitim Müfredatları dahilinde belirli bir eğitim seviyesi kazandırılmış gençlerin ana dillerini destekleyici ve güzel konuşma, güzel hitap etme becerilerini geliştirebilecekleri bu çalışmanın ana hatları Gençlik Teşkilatı Eğitim Birimi ile birlikte hazırlanılmış olan faydalanabilecek önemli bir çalışma olmuştur. Sipariş İçin Bu kitap sayesinde Avrupa’da yetişmiş gençlerimiz Türkçe dilini daha iyi konuşabilme, yazabilme becerisi kazanacak ve kendisinden sonraki nesillere sağlıklı bir dil aktarımında etkin olacaklardır. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir illetleri millet yapan değerler vardır. Bu değerlerin başında din, dil ve bunların yoğurduğu örf ve gelenekler, sanat, müzik, mimari, ahlaki duruşu, kültürel yapı vs. manevi dünyamızı oluşturur ve bizi hayata daha iyi hazırlar. Bu değerleri aldığımız zaman hayatımız bir mana kazanır. Manevi hayatımızın yanında dünyamızda şenlenir huzur buluruz. Her çağda milletimizin çokça yetiştirdiği manevi mimarlarımız olmuştur. Eserleri gönlümüzü aydınlatmış, dünyamızı şekillendirmiştir. Bir millet ne kadar çok değer yetiştirirse, insanlık ailesine o kadar çok hizmet etmiş olur. Milletleri yücelten hizmetleri ve hakkaniyet ölçüleridir. Manevi dünyamızı aydınlatanların kaynağı Yüce Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerim ve O’nun Resulü Sevgili Peygamber Efendimiz ve yol arkadaşlarıdır. İmanın tam olduğu devirlerde millet olarak yüceldik ve yükseldik. O devirlerde insanlığa öncü devlet adamları, sanatkârlar, ilim adamları ve manevi hayatımızı tanzim eden, yol gösterenler çokça çıkmışlardır. Türk Milleti tarih boyunca insanlık ailesine kattığı değerlerle ve verdiği hizmetlerle tarihe adını altın harflerle yazdırmıştır. Milletimiz kurduğu devletlerle, geliştirdiği medeniyetlerle, hak ve adalet anlayışıyla, idaresinde asırlarca bulundurdu- M ➤ 19 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Selahattin SAYGIN [email protected] Manevi Dünyamızın Mimarları ğu milletlerin dinine, diline, kısacası kimliğine, kişilik ve şahsiyetine asla dokunmamış ve kendi dilini, dinini asla dayatmamıştır. Dünyada bunun bir benzeri yoktur. Tarihimizde bunun örnekleri çoktur. Türklerin idaresinde Bulgar, Yunan, Romen, Sırp vs. kendi dinlerini, kültürlerini 400, 500 yıl korumuş ve asla erozyona uğramamışlardır. 500 yıl Osmanlı Türk idaresinde kalan Araplar Türkçe öğrenme ihtiyacı duymadan, herhangi bir baskı görmeden varlıklarını sür- dürmüşlerdir. Türklerin baskısını bırakın, hatta idare eden Türklerin diline Arapçanın ciddi etkisi olmuştur. Bu da tarihimizde emperyalist bir anlayışın olmadığını gösteriyor. İnsan hak ve hürriyetinin olmadığı bir yerde asla medeniyet ve ilerleme olmaz. Sadece Aralık ayında kaybettiğimiz manevi mimarlarımızın bir kısmını yazsam sayfalar yetmez. Bir kaçını yazmadan da geçemeyeceğim. Mevlana, İmam-ı Rabbani, Meh- dosya met Akif Ersoy, Seyit Ahmet Arvasi. Her biri manevi hayatımızda çok önemli şahsiyetlerdir. Varlıklarını Allah için ilme, irfana, sevgiye, insanın mutluluğuna harcamışlardır. Mevlana’nın fikirleri bütün dünyada ilgiyle takip ediliyor. Pınar berraklığındaki düşünceler dünya insanlığının hararetini giderecek hikmetli sözlerdir. Mevlana ile İmam-ı Rabbani bir bütünün parçaları gibiler. Mehmet Akif Ersoy bu toprakların yetiştirdiği fevkalade bir hazinedir. Takdir hislerimiz sadece “İstiklal Marşı Şair”imiz oluşu değil, Kur’an ilmiyle, dava adamlığıyla, mücadelesiyle, fikir adamlığıyla dünyamızı aydınlatmıştır. Mehmet Akif ’i iyi anlayanlar Seyit Ahmet Arvasi’yi okuyunca çok iyi anlayacaklardır. Her iki dava adamında da, büyük bir milletin düşürüldüğü girdaptan nasıl kurtarılacağının ıstırabıyla çırpındıklarını görmek mümkün. Gençlik üzerinde her ikisininde ciddi etkileri olmuştur. Bize düşen vazife bu değerlerimizi iyi anlamak ve fikirlerinden faydalanmaktır. Bu Zatları sadece ölüm yıldönümlerinde değil, bütün zamanlarda okumamız, anlamamız bizim hayrımıza olacaktır. Büyük Zatlarımızın ölüm yıldönümleri yas olmaktan çıktı, ilim ve irfan sofralarına dönüşmüştür. Ne mutlu bu ilim ve irfan sofralarından hakkıyla faydalananlara. DEAF İslam Köln’de Toplantı Yaptı ngelli Müslümanlar’ın bir araya geldiği “DEAF İSLAM” toplantısı Köln’de yapıldı. NRW`de yaşayan “konuşma ve duyma engelli Müslümanlar” Köln’de biraraya gelerek çeşitli konulardaki meseleleri dile getirdiler ve çözüm yolları aradılar. 2010 yılında Köln’de kurulan DEAF İSLAM, engelli Müslümanlar (Türk, Alman, Arnavut, Arap,...) konusunda hizmet veren tek cemiyet konumunda. Başta NRW olmak üzere Almanya’nın geneline hizmet vermek gayreti içerisinde. Toplantıya başta Köln olmak üzere Aachen, Siegburg, Düsseldorf ve Oberhausen gibi bir çok şehirlerden ailece gelen engelli Müslümanlar katıldılar. Toplantı boyunca aralarında “İşaret Dili” (Gebärdensprache) kullanarak meramlarını, dertlerini ve karşılaştıkları sıkıntıları dile getirdiler. Köln’de yapılan toplantıda DEAF İSLAM yetkililerinden H. B. Dreschner üye ve misafirlere hitaben “İşaret Dili” aracılığıyla hitap ederek, cemiyetin çalışmaları hakkında bilgiler verdi. H.B. Dreschner: “Biz engelli insanlarız, fakat sokaktaki toplum bizi bilmiyor E ve bizi kimse göremiyor. Zira biz de normal insanlar gibi yürüyor, okuyor ve yazıyoruz. Bundan dolayı toplum bizi göremiyor ve bizi bilemiyor. Biz insanların arasındayız, fakat onların ne söylediklerini duyamıyor ve onlarla konuşamıyoruz. Kendimizi ve meselelerimizi anlatamıyoruz. Bu sebeple, toplumda ayrı bir mağduriyet içersinde olan -duyma ve işitme engelli Müslümanlar-, DEAF İSLAM’ı kurdular. Biz DEAF İSLAM olarak, engelli insanlara sahip çıkmak ve onların meselerinin çözümünde yardımcı olmak istiyoruz” dedi. Kendisi bir Alman Müslümanı olan H.B. Dreschner, İslam dinini öğrenmek, Cuma namazı kılmak ve Cuma hutbele- rini anlamak için, acilen “İşaret Dili” bilen hocaya ihtiyaçları olduklarını belirtti. DEAF İSLAM toplansına davet edilen ve meseleleri (tercüme ve yazı dili sayesinde) dinleyen ATİB/ ZMD Genel Başkan Yardımcısı Yakup Tufan yaptığı konuşmasında: “Sizler bizim kardeşlerimizsiniz. Hepimiz aynı ailenin mensuplarıyız. Bu manada hiç birimizin bir diğerinden üstünlüğü yoktur” dedi. Öte yandan bir gerçeğin altını çizen Tufan: “Biz, İslam cemiyet ve cemaatleri olarak, bugüne kadar ancak sağlıklı insanlara, cemaate ve camiye gelen Müslümanlara hizmet verdik. Maalesef siz kardeşlerimizin durumlarını ciddi manada gündeme getiremedik. Ele alıp çözümler üretemedik. Fakat bu toplantı bize çok şeyler öğretti ve şahsen beni de çok etkiledi. Bu vesileyle sizlere bir kez daha teşekkür ediyorum. Bundan böyle ve yine sizlerle birlikte bu engelleri aşacağız inşallah. Sizlerin dile getirdiği -uzman (İşaret Dili) hoca ve eğitimci- ve yer gibi konularda da ATİB ve ZMD olarak, yine sizlerle birlikte çözümler üreteceğiz” dedi. ATİB Genel Merkez toplantı salonunda öğle namazına müteakiben başlayan DEAF İSLAM toplantısı yatsı namazına kadar devam etti. Birlikte yenen yemek ve ikram edilen Türk çayı akabinde toplantı başarılı bir şekilde sona erdi. HAYAT ıymetli Hayat Gazetesi okuyucu ve çalışanlarını saygıyla selamlıyorum. Bugünkü yazımızda çok kıymetli Mustafa Efe Hocefendi hakkında yazacağız. Efe hocam Kayseri eşrafındandır. Kayseri`de doğmuş, tahsilini ve gençliğini memleketinde geçirmiştir. Medreselerde ilim tahsilinden sonra çeşitli ilmi çalışmalarının yanında Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yürütmüştür. Son olarak Kırıkkale Müftüsü olarak emekli olmuştur. 4 erkek evladından Mehmet Efe ve Ahmet Efe`ye de ilmi yönden eğitim almalarını sağlamıştır. Kendileri gibi evlatları da teşkilatımıza bir çok alanda hizmetler vermişler ve vermeye devam etmektedirler. Rahmetli hocamız ev ve hizmeti Kırıkkale`de mukim kılmış. Kendisi Kırıkkaleyi Kırıkkaleliler de hocamızı sevmişlerdir. Hocamız Kayseri`de doğmuş ama Kırıkkaleli olarak vefat ettiğinde Kırıkkale`ye defnedilmiştir. Mustafa Efe Hocam emekliliğinden sonra hizmette emeklilik ve sınır yoktur diyerek 80`li yıllarda Avrupa`da teşkilatımızın hizmetinde bulunmuştur. O yıllarda (80`li)karışıklıkların ve ayrılıkların yaşandığı yıllardı. O dönemde ve sonrasında kendileri her yönüyle örnek ve önder kişiliğiyle önemli hizmetlere imza atmıştır. O dönemde Tebliğ mi-Parti mi gibi saçma-basit kavgaların verildiği süreçte „Hayat İman ve Cihattan İbarettir“ anlayışı ile hareket etmiştir. İşte o yıllarda 1985 yılında ben de Avrupa`ya avdet ettim. Fransa`da iken bir salon programına Genel Merkezimizin idareci ve hocalarını davet etmiştim. O yıllarda serbest dolaşım imkanı yoktu. Vize alınarak Fransa`ya girilebiliniyordu. Dediğim gibi ortalık karışıktı ve bu yoğunlukların yaşandığı günlerde program acil yapılmalı idi. Salon tutulmuş, program hazırlanmış, teşkilat mensupları davet edilmiş, hocalar ve hatipler bekleniyor. Genel Merkezimiz Mustafa Efe hocamızı programa gönderiyor. Almanya`nın Kehl gümrüğünden Strassbourg üzerinden programa geliyor. Kontroldepasaporta bakıyorlar vizesi geçmiş geri çeviriyorlar, programa gelemiyor. Hem kendisi hem de biz bu olaya çoküzülmüş idik. Sonrasında ben de Genel Merkeze Köln`e AMGT Gençlik Teşkilatı (Kolları) Başkanı olarak geldiğimde Efe hocam da teşkilatımızın Fetva Kurumu Başkanı idi. Çeşitli program-seminer-ilmi münazaralarda ve çalışmalarda birlikte olduk, çalışmalar yaptık. Kendisi bizi sever biz de saygı ve hürmette kusur etmemeye gayret ederdik. İlmi çalışmaları-yazmayıeserleri tercüme etmeyi önemser ve Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir K ➤ 20 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Yavuz Çelik KARAHAN IGMG Onursal Genel Başkanı Mustafa Efe Hocamın Ardından zamanının çoğunu bu yönde harcardı. Türkiye`ye döndüğünde Genel Başkanlığım döneminde dahi zaman zaman arar halini hatırı sorar hem de duasını alırdım. Vefatını 22 Aralık 2011 Perşembe günü damadı Rüstem Bey`in smsinden öğrendiğimde cenaze namazına yetişemedim. Allah rahmet eylesin. Ailesi ve evlatlarına Kırıkkale`ye taziyeye gittiğimde 4 erkek evladı ve damadı Rüstem Beyle buluştuğumuzda oğlu Mehmet Efe hoca vefatından önceki günleri şöyle anlattı: “Babamin rahatsızlığı nedeniyle Kırıkkalye`ye geldim”. Kendisi bana; “Evladım Mehmet bizim Fetevay-ı Hindiyye kitabımızda mekruhların geçtiği yerleri bir haber çıkarır mısın dedi. Ben de iki ay kadar çalışma yaptım 200 sahifelik bir kitap çıktı. Tabiki geceleri de çalışıyorum. Beni gece teheccüde kalktığında sen de mi kalktın Mehmet derdi. Benim çalıma yaptığımı gece de sürdüğünü bilmiyordu tabi. Gece namazlarını (teheccüdü) hiç kaçırmazdı. Vefatı da bir teheccüd vaktinde gece 04.00`e çeyrek kala gerçekleşti. Gece namazı için uyanmıştı. Ecele, Azrail`e uyanmıştı. Ruhunu Rabbine teslim etti” dedi. Allah rahmet eylesin. Makamı Cennet olsun. Ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. “Alimin ölümü alemin ölümü gibidir” “Her nefis muhakkak ölümü-eceli tadacaktır.” bundan kaçış yoktur. Kaçmak isteyenler de kaçamamışlardır. Hepimiz buna hazır olmalıyız. Allah bizleri müslüman olarak ölenlerden eylesin. Amin. NOT: Mustafa Efe hocam Fetva Kurulu Başkanı iken fetvayı verirdi; ancak kendisi hep takva tarafını tercih ederdi. Teşkilatımızın Hac organizesinde sağlığı el verdiği sürece görev almıştır. Arafat Vakfesinde vakfe duasını coşkuyla yapmış ve inananları gözyaşlarına boğmuştur hep. Hep gençlere evlatlarım diye hitap ederdi. Bana da Yavuzum-oğlum derdi. “Gençler namazlarını terketmesinler onu iyi öğrensinler olur mu Yavuz oğlum” derdi. Namazı ve namaz kılan müminleri-gençleri çok ama çok severdi. Sigarayı ve sigara içenleri pek sevmezdi. Onlarca insanı sigara bela ve alışkanlığından dua ve tembihleriyle vazgeçirdiğine şahidimdir. Davasını ve dava adamını-hizmetleri çok sever ve insanımızın üzerine titrerdi. “İlmini ve konumunu dünyalık hiç bir şeye istismar etmemiştir.” “Dualarınızda ve dualarımızda böylelerini untmayalım.” Selam, saygı ve dualarımla... Genel Başkanlar Bir Araya Geldi slam Toplumu Milli Görüş Teşkilatı Genel Başkanı Kemal Ergün, Genel Başkan Yardımcı Mustafa Yeneroğlu ile birlikte Köln DİTİB Genel Merkezine yaptığı nezaket ziyaretinde Genel Başkan Prof. Dr. Ali Dere ile bir araya geldi. Yapılan görüşmede Sayın Dere, Köln Merkez Camii inşaatı hakkında bilgi vererek, bir takım kişi veya kuruluşların mimar veya kaba inşaatı yapan firma ile tartışılan konuları gerçek zemininden uzaklaştırarak ideolojik veya siyasi gerekçelere indirgeme yanlışlık ve tarafgirliklerine rağmen, çok şükür inşaat çalışmalarının hızla sürdüğünü ifade etti. Başta din hizmetlerinin mahiyeti, sorun ve ihtiyaçları olmak üzere, Almanya’daki Müslüman göçmen kitleyi ilgilen- İ diren diğer genel problemler, özellikle aşırı sağcı yabancı düşmanlığı bağlamındaki gelişmeler değerlendirildi. Uluslararası arenada yaşanan, toplumlardaki dini çoğulculuk ve din özgürlükler veya ihlallerine ilişkin gelişmeler üzerinde de durulan görüşmede, Nijerya’nın Kuzey bölgesin- de şiddet kullanan ve çok sayıda Hristiyan’ın ölümüne neden olan, Boko Haram adlı Kilise, cami demeyip saldıran, Hristiyan veya farklı görüşte Müslüman ayırt etmeksizin öldürebilen şiddet yanlısı grubun yaptıklarının, adını kullandıkları İslam’la bağdaşamayacağı, bu üzücü olaylardan müteessir olup, endişe duyma konusunda hem fikir olunduğu teyit edildi. Geniş İslam tarihi boyunca İslam’ın gerek teorisi gerekse uygulaması ile her canı ve dini (yaşama ve inanma özgürlüğü) savunduğunu iyi bilenler ve bununla gurur duyanlar için bu olumsuzlukları izah etmenin mümkün olmadığını belirten Sayın Ergün, bu noktada, hangi din olursa olsun dinin doğru bilgisine ve insanı koruyan tavrına olan gerekliğe de vurgu yaptı. HAYAT ünümüz dünyasının en temel sorunlarından olan ve gittikçe, başta yabancılar olmak üzere toplumun diğer kesimleri için de gerçek bir tehdit oluşturacak temel sorun olarak ırkçılık gözükmektedir. Almanya’da daha belirgin olarak karşımıza çıkan ya da dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşmesi muhtemel olan yabancı düşmanlığı ve ırkçılıkla gündeme gelen ve yakın zamanda da gündemden düşmesi beklenmeyen bu sorun özüne inilmeyi ve gerçekçi bir değerlendirmede bulunmayı hak etmekte ve temel bir sorun alanı olarak önleyici/koruyucu tedbirlerin alınması açılarından önemini korumaktadır. Bunun için kısaca ırkçılık ve ondan beslenen milliyetçilik üzerinde durmakta fayda var. Küreselleşme ile birlikte yeniden milliyetçiliğe dönük vurgu artış göstermektedir. Yakın zamana kadar özellikle gelişmekte olan ülkelerde yoğun olarak gözüken milliyetçilik ve onun yansımasının yol açtığı çatışmalar, gelişmiş Batı ülkelerinde de kendini birçok sorunun temelinde açıkça ortaya koyarak, toplumsal kesimlerin ve ideolojik yapılanmaların kendilerini tanımlamada kullandıkları temel kavramların başında milliyetçiliğin geldiğini göstermektedir. Bu kadar yaygın ve tarihsel olarak karşımıza çıkan milliyetçilik aynı şekilde yaşanan kavram kargaşalarının başında da kendini göstermektedir. Bunun en güzel göstergesi, birçok milliyetçilik türünün üretilmiş olmasıdır. Modern ulus devletlerin kurucu ideolojisinin temel kavramlarından birisi olan milliyetçiliği, her kesimin farklı tanımlaması ve anlamlandırılmasına rağmen bu kavram belli çerçeveye sahip olan bir kavram olarak evrensel ve belli başlı standartlara sahiptir. Bunların başında milliyetçiliğin kendini merkeze alması ve öteki ile karşılaştırırken enaniyet ve kibirlilik göstermesi gelmektedir ki, bu milliyetçiliğin her zaman ötekine ihtiyaç duyurak toplumsal yapıyı parçaladığını ve en küçük parçalara ayırarak “atomize” ettiğini gösterir.1 Marksistler ve liberaller modernleşme sürecinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile milliyetçiliğin tarihe gömüleceğini iddia etmişlerdi. Oysa yaşadığımız ve geldiğimiz sürece baktığımızda küreselleşme ile birlikte etno milliyetçilik ve yükselen sağcılık, günümüzün yükselen “değeri” gibi durmaktadır. Toplumların gittikçe kozmopolitleşmesi de tek başına milliyetçiliğin ortadan kalkmasına ve zayıflamasına neden olmamış ve olamayacağı da görülmüştür (Smith; 2004, 269). Milliyetçilik her zaman ötekine G Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 21 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 dosya temel bir misyona sahip olduğu da açıktır. Bunlara rağmen ulus devletin en temel kavramalarından olan yapay Doç. Dr. Bedrettin KESGİN milliyetçiliği sorgulamak kimsenin aklına dahi gelmez. Bunda biraz da siyasilerin milliyetçilik üzerinden popülerlik kazanmalarının ve demokrasinin bir tür oy avcılığa dönüştürülmesinin de etkisi vardır. Sorun şu anda Almanya’da ya da Batı ülkelerinde yabancı düşmanlığı olarak tezahür etmiş gibi görünse de, ırkçılığın ne zaman nerede ve kime karşı tezahür edeceği kestirilemez. Gelinen durum sadece göçmenleri [email protected] değil, tüm toplumsal kesimleri, hatta bu “dava” peşinden koşanları da yıkıma ve yok etmeye götüren bir süreci ifade etmektedir. Hitlerin peşinde giden insanları nereye sürüklediği bu yüzden gözden kaçmamalıdır. Yine, ırkçılığı besleyen temel unsur sadece belli kişi ya da gruplarla sınırlı olsaydı soruna çözüm çok kolay olabilirdi. Oysa kazın ayağı hiç de Milliyetçilik ve ırkçılık birbirlerinden farklı kavramgöründüğü gibi olmayıp, siyasilerden bürokratlara, istihbaratçılardan derin lar olsa da zaman zaman birbirlerini beslemekte, güçlere kadar birçok kişi, kurum ve bundan dolayı milliyetçiliğin ırkçılığa dönüşmeyeceorganizasyon ırkçılığı teşvik etmeye ğini kimse garanti edememektedir. Yine milliyetçiliyönelik bir eğilimi içinde barındırmaktadır. Son dönemlerde Almanğin ırkçılığa yumuşak geçiş sağlamada temel bir misya’daki ırkçı saldırılarda göstermiştir yona sahip olduğu da açıktır. Bunlara rağmen ulus ki, “derin unsurlar” da bu ırkçı saldıdevletin en temel kavramalarından olan yapay millirılarla ilişki içerisindedir. Irkçılık sorunu dipsiz kuyu gibi, eşelendikçe yeyetçiliği sorgulamak kimsenin aklına dahi gelmez. ni, karmaşık ve çapraz ilişkiler gün Bunda biraz da siyasilerin milliyetçilik üzerinden yüzüne çıkmaktadır. Bu ne “aman capopülerlik kazanmalarının ve demokrasinin bir tür nım ırkçılar işte, normaldir” denilecek kadar basit bir sorun, ne de kenoy avcılığa dönüştürülmesinin de etkisi vardır. dimizi soyutlayacağımız kadar “sorumsuz” bir alanı ifade ediyor. Eğer ortada insanlığın baş belası bir sorun olarak ırkçılık sorunu ve onu besleyen milliyetçilik önümüzde duruyorsa, herkes bireysel ve toplumsal olarak bu sorunun ne kadar uzağında veya yakınında ya da sorunun çözümüne ne kadar katkı sağlayabileceğinin hesabını yapmalıdır. Sorunun kökenine inildiğinde, yakıcı bir unsur olarak birçok insanın kendini bu sorun karşısında temize çıkaramadığı gerçeği, basit bir kişisel diyalogda dahi karşımıza çıkmaktadır. Milliyetihtiyaç duyduğu için bu durum mak- çilik devasa bir mühendislik projesi- çiliği benimsemiş insan için sadece ro anlamda ırk ve ulus ayrımında, nin adıdır. Milliyetçi insan, aykırılık kendinin yaptığı milliyetçilik özünde mikro ayrımlarda bölge, semt/ ma- ve farklılık duygusunu ve sürecini di- doğru ve kendisi için “hak”tır, enanihalle ve akraba ayrımına kadar “ayrı- ğer tüm insanlarla farklılığını ortaya yet ve kibri ile doğuştan elinde olan mı”nı götürür. Çünkü milliyetçiliğin koyana kadar devam ettirir. Küresel- ve kendinin dahli olmayan milliyeti, özünde farklılık vurgusu ve duygusu leşme sürecinde yapay olarak üretil- ulusu, ailesi veya kabilesi ile gurur vardır. En kaba tabiriyle benden olan miş ve tasarlanmış milliyetçilikler de duymasına rağmen, diğerinin bu deve olmayan şeklinde bir ayrıma gider. yeniden ve mikro anlamıyla yenile- ğerleri öne çıkarmasını ve ayrımcılık Ali Mazrui, Fransa’da bir Arabın ne nerek gün yüzüne çıkmaktadır. yapmasını hazmedemez. Kısaca didenli iyi Fransızca konuşursa konuşMilliyetçilik ve ırkçılık birbirle- ğerlerinin milliyetçilik yapmaya sun tam anlamıyla Fransız vatandaşı rinden farklı kavramlar olsa da za- “hak”kı yoktur veya onların yaptığı olarak kabul görmeyeceğini, Alman- man zaman birbirlerini beslemekte, milliyetçilik kötüdür. Yine milliyetçiya’da ise, Araplar’ın Almanca konuş- bundan dolayı milliyetçiliğin ırkçılı- ler kendi yaptıkları milliyetçiliğin ve maya dahi layık görülmediğini ifade ğa dönüşmeyeceğini kimse garanti ırkçılığın farkında olmayarak diğeriederek bu süreci gayet güzel betimler edememektedir. Yine milliyetçiliğin ni ırkçılık yapmakla suçlamaktadır. (Aktaran; Yıldız; 2001, 11). Milliyet- ırkçılığa yumuşak geçiş sağlamada Gizli ya da açık milliyetçi duygu bir- Milliyetçiliğin Rahmindeki Irkçılığı Anlamak HAYAT çok durumda insanın benliğinde kendine yer bulmaktadır. Bu bağlamda bazı Alman Neo-Nazilerin yaptıkları karşısında muhasebe yapma gereği duymaz, köklerine inip açığa çıkartarak gerçekle yüzleşmek istemez. Neonazilerin kullandıkları fikir, jargon ve eylem, azımsanmayacak kadar birey ve toplumun adeta DNA’larında gizlidir. Bunu ulus devletler, kitle iletişim araçları, okulları, futbol müsabakaları ve siyasi gündemleri ile sürekli canlı tutmaktadır. Anlamsız bir şekilde bir yandan milliyetçilik körüklenirken, diğer yandan gülünç bir şekilde milliyetçiliğin yol açtığı ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile bu sorunlardan kaynaklı şiddet nefretle kınanmaktadır. Oysa bu sonuca giden yolda birçok insanının özellikle siyasilerin önemli katkıları mevcuttur. Son günlerde başta Almanya’da yaşayan Türklerin ve göçmenlerin korkulu rüyası haline gelen Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 22 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 ırkçı saldırılar dünyanın yaşadığımız ve yaşayacağımız en tehlikeli ve korkunç sorunu olarak gündeme gelecektir. Bu durum yine özellikle kriz dönemlerinde daha da artacaktır. Anti Müslüman, anti göçmen, ırkçı ve milliyetçi bu saldırılar ekonomik krizler ve bunun yol açtığı siyasi krizlerle daha da derinleşecektir. Özellikle ekonomik krizin yol açtığı işsizlik de bu göçmenlere fatura edilmektedir. İnsanlığın baş belası olan bu soruna karşı tüm ulus devletin sınırlandırıcı, dışlayıcı, etnosentrist olan ve egoizmi teşvik eden anlayışı terk edilmelidir. Kapsayıcı, insan temelinde olaylara yaklaşan, insanlık ortak paydasını ön plana çıkartan, paylaşım ve kardeşliğe vurgu yapacak anlayışlara dönük vurgunun arttırılması gerekmektedir. Yine özellikle hakim ulustan olmayan birey ve toplumların olumlu örneklerinin öne çı- karılması ve yaygınlaştırılması da ırkçılığın panzehiridir. Eğitim sisteminden, medyasına, kanaat önderlerinden sivil topluma kadar birçok enstrüman bu amaçla kullanılmalıdır. Irkçılığa karşı tek bir ulusun mücadele etmesi başarıyı çok fazla olumlu etkilemez. Dolayısıyla küresel olan bu sorunun yine ancak küresel önlemlerle çözümü mümkün olabilir. Tüm bahsedilen bu olumlu ve zorunlu önlemler alınmazsa kaybeden insanlık olacaktır. Yine Kur’an-ı Kerim’in evrensel mesajının bilinip yayılması milliyetçiliği ve ona bağlı ırkçılığı frenleyebilir; “Ey insanlar, gerçekten biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler kıldık. Şüphesiz, Allah katında sizin en üstün olanınız (ırk ya da kabile kavim değil) takvaca en üstün olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haberdar olandır.” (Hucurat Sûresi, dosya [49:13]) 1 Büyük şair ve düşünür Muhammet İkbal bu durumu şu dizeleri ile ne güzel ifade etmiştir. “Kim ki ırkçılık yaparsa yok olur, Türk ya da Arap fark etmez, çerçöp olur, Müslüman, ırkını din kardeşliğinden üstün tutarsa bu dünyadan toz toprak gibi uçar yok olur.” Muhammet İkbal; Alem-i İslam. Daha fazla kaynak için: SMİTH, Anthony D., Milli kimlik, (Çev; Bahadır Sina Şener) İletişim Yayınları, 2004, İstanbul. GELLNER, Ernest, Uluslar ve Ulusçuluk, (Çev; Büşra Ersanlı vd.), İnsan Yayınları, 1992, İstanbul. ERSANLI, Büşra, İktidar ve Tarih, İletişim,, 2003, İstanbul. YILDIZ, Ahmet, Ne Mutlu Türküm Diyebilene Türk Ulusal Kimliğinin Etno-Seküler Sınırları, İletişim, 2001, İstanbul. IGMG Hessen Kadınlar Kuzey Teşkilatı GSB Toplantısı ve İdareciler Yarışması GMG Hessen Kadınlar Kuzey Teşkilatı, 22 Ocak Pazar günü Lollar/Bürgerhaus’ta Şube İdarecilerinin katıldığı Genişletilmiş Şube başkanlar toplantısı ve Bilgi Yarışması düzenledi. Tüm Kuzey Hessen Şubelerinin katıldığı ayrıca IGMG Genel Merkez Kadınlar Teşkilatı Başkanı Zehra Dizman’ın misafir olduğu programa konuk olan IGMG Hessen Teşkilatlanma Başkanı Cengiz Şahbaz; “özellikle şubeler- I de görevli olan idarecilerin durağan olmamasını, kendilerini yetiştirmelerini ve bu bağlamda okumalar yapmalarını gerektiğini söyleyip kitap tavsiyelerinde bulunduğu bir selamlama” konuşması yaptı. Ardından IGMG Hessen Kadınlar Kuzey Teşkilatı Başkanı Handan Yazıcı ayetler ışığında eğitim ve öğretimin öneminden bahsederek, yapılan bu yarışmanın idarecileri bu yöne harekete geçirmek amacı taşıdığını belirtti. Önü- müzdeki sene tekrar edecek olan yarışmanın konusunu ve gidişatı da açıkladı ve tüm şubelerden katılım talep etti. Bundan sonra Temel Bilgiler2, Hitabet ve mealli kısa sureler olmak üzere 3 bölüm halinde yarışma gerçekleşti. Program, IGMG Genel Merkez Kadınlar Teşkilatı Başkanı Zehra Dizman’ın etkili semineriyle devam etti. Tefekkür etmenin zihinsel ve manevi olarak faydalarından bahseden Dizman, beyinlere yaptırılan antrenmanın hafızaya olumlu etkisini ve zekanın nasıl geliştirilebileceği konusunda çarpıcı bilgiler sundu. Bu yarışmanın bir ilk olduğunu söyleyerek görevlileri ve yarışmacıları tebrik etti. Program sonunda yarışma birincisi Stadtallendorf Şubesi olarak ilan edilirken, Haiger’den katılan yarışmacılara da teselli ödülleri verildi. Şube Başkanlarına ilan ve duyurular yapılarak, okunan Kur’an-ı Kerim’le program son buldu. IGMG’den Mainz Başkonsolosluğu Yeni Din Hizmetleri Ataşesine Ziyaret öreve yeni başlayan T.C. Mainz Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Ahat Taşcı`ya hoş geldin ziyaretinde bulunmak için IGMG Rhein Neckar Saar Bölge Başkanı Yaşar Cimşit başkanlığında bir heyetle ziyaret edildi. Ziyarete Bölge Başkanı Yaşar Cimşit, Bölge Teşkilatlanma Başkanı Erkan Ergün, Tanıtma Başkanı Bayram Karadağ ve Dış İlişkiler Başkanı İsmail Gündüz ile BYK üyesi Fuat Güner ve Mainz Cemiyet Başkanı Aziz Yılmaz katıldı. Bu nazik ziyarettten dolayı Din Hizmetleri Ataşesi Ahat Taşcı IGMG heyetine teşekkür ederek Rheinland G Pfalz ve Saarland eyaletlerindeki sivil toplum kuruluşları ile diyalog içinde olacaklarını belirtti. Heyet adına kouşma yapan IGMG Rhein Neckar Saar Bölge Başkanı Ya- şar Cimşit, göreve yeni atanan Din Hizmetleri Ataşesine görevinde ve çalışmalarında başarılar dileyerek, IGMG Rhein Neckar Saar Bölgesi içinde yapılan faaliyetler ve çalışmaları hakkında bilgi sundular. Başta Eğitim olmak üzere Müslümanların Dini Cemaatleşme okullarda Din dersi gibi konuların önemine vurgu yaparak buradaki sorunlar ve çözümler hakkında düşüncelerini belirtti. Ziyarette Rheinland-Pfalz DİTİB Eyalet Birliği Başkan Yrd. Cihan Şen ve Dışilişkiler Sorumlusu Ramazan bey de hazır bulundular. Sıcak bir ortamda yapılan ziyaretten memnun kalan Din Hizmetleri Ataşesi Ahat Taşcı, “sorunlarımızı ve çözümlerimizi beraberce yapılan görüşmeler ve burada bulunan tecrübelerden faydalanarak ortaya koymamız gerekir” dedi. HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 24 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 haber Bu Dört Hastanın Ortak Kaderine Yetişelim Hayırsever vatandaşlar yine devreye giriyor Tübingen – Hannover ve Dillenburg`da 15 aylık Haktan Hacıfettahoğlu (Hannover), 7 yaşındaki Kübra (Herborn), 26 yaşındaki bir çocuk annesi Canan Güç (Driedorf) ve 42 yaşındaki iki çocuk babası Ekrem Konuk (Dillenburg) için doku tipleme kampanyası düzenleniyor. Kampanya 5 Şubat 2012 tarihinde gerçekleşecek. Amaç onlar ve onlara benzer hastalar için uygun verici bulmak, hayat kurtarıcısı bulmak. Mücadeleye devam! Haktan, Kübra, Canan ve Ekrem aynı kaderi paylaşıyor: Ama maalesef henüz her dördü için de uyum sağlayan verici bulunamadı. Nedeni bu kimselerin henüz kayıt yaptırmamış olması. Kim bilir, belki sizin doku tipleriniz, Haktan, Kübra, Canan ya da Ekrem için ikinci bir hayat şansı demektir? Kayıt yaptırmazsanız, öğrenemezsiniz. DKMS, Dillenburg şehrindeki organizatörler tüm vatan- daşlarımızı duyarlı olup bu kampanyalara ve sonuçta hastalarımıza destek olmaya davet ediyor. DKMS`ye muhtemel kök hücre/kemik iliği vericisi olarak kayıt olmak istiyorsanız yaşınızın 18 ve 55 olması ve sağlıklı durumda olmanız gerekiyor. Kabul belgesini doldurduktan ve imzaladıktan sonra sizden 5 ml kan alınıyor. Sonra laboratuvarda bu 5 ml kan ile doku tipleriniz tespit ediliyor. Doku tipleriniz bir hastanın doku tiplerine uygun bulunduğunda, size haber veriliyor ve kök hücre / kemik iliği alımı için gereken işlemler yapılıyor. DiKKAT: Daha önce kayıt yaptırdıysanız bir daha kayıt olmanıza gerek yok! Kök hücre bağışı yapmanın iki yöntemi bulunmaktadır: 1. Periferik kök hücre toplam yöntemi, kandan kök hücre toplanması yaklaşık %80’ninde kullanılan en yaygın yöntemdir. 2. Kemik iliğinden toplama yöntemindeyse, kemik iliği ve kan karışımından oluşan 1 lt kemik iliği (omurilik değil) örneği narkoz altında bağışçının kalça kemiğinden alınır. Ne zaman ve nerede kaydımı yaptırabilirim? KAYIT VE DOKU TİPLEME GÜNÜ: Pazar günü, 05 Şubat 2012 tarihinde Saat 11:00 ve 17:00 arası Stadthalle Dillenburg Bismarckstr. 10 . 35683 Dillenburg Köln Başkonsolosu Basa TURKCELL’i Ziyaret Etti C. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa Köln`ün Medya merkezi olarak bilinen Media Parktaki Turkcell`i ana ofisinde ziyaret etti. Kendi deyimiyle iadei ziyaretine Türk medya temsilcileri yoğun ilgi gösterdiler. Turkcell Europe Genel Müdürü Ekrem Özorbeyi Köln Başkonsolosu ve Çalışma Ateşesi Tahsin Özdemire Turkcell hakkında bilgi sundu. Özorbeyi; “63.3 milyonluk abone sayısıyla Turkcell Almanya, Balerus, Ukranya, Moldovya, Gürcistan, Azerbeycan, Kazakistan, Bulgaristan ve Kıbrıs gibi ülkelerde hizmet verirken bölgesinin en büyük Gsm operatörüdür’’ dedi. Almanyadan Türkiyeyi 9 cente konuşturduklarının altını çizen Ekrem bey, Türkiyede 10 bin kız çocuğuna burs verdiklerini Almanyadaki ilk müşterilerinin Almanya başbakanı Angela Merkele Yüzbininci kartıda Abdullah Gül beye takdim ettik dedi. “1961, 2011 Türk göçünün 50. Yılındayız. 3 milyon Türk vatandaşımız burada yaşıyor. 4688 Alman Türkiye`de yatırım yapıyor. Bizim buraya gelmemiz bir zorunluk oldu. Turkcell firmamız inter active, MEDIA AWARTS gibi kolay elde edilemiyen bir ödül aldı. Şubat``n 25`ine kadar Turkcell abonelerimiz Sunexpress``en bilet aldıklarında %25 direk indirim uygulandı. Yıl içinde bunun gibi kampanyalarımız devam edecektir.’’ dedi. Köln Başkonsolosu Mustafa Kemal Basa Turkcell`in kendilerini ağırlamalarından duyduğu memnuniyeti belirterek, çalışmalarında başarılar diledi. T HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 25 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Hessen’de Mehmet Ateş İçin Güzel Bir Veda Yemeği 003-2011 Döneminde IGMG Hessen Bölge Başkanlığı görevini yürüten Mehmet Ateş, Genel Merkez Teşkilatlanma Başkan Yardımcılığına atandığı için görevi yapılan istişareler sonucu Bilal Kaçmaz`a devretti. Geldiği günden beri IGMG Hessen Bölgesinde pek çok ilke imza atan Mehmet Ateş için Raunheim`da güzel bir veda yemeği programı tertip edildi. Programa IGMG Hessen Bölgesinde görevli tüm idareciler ve bağlı olarak faaliyet gösteren tüm cemiyetlerin başkanları ve bazı idarecileri ile çok sayıda da özel misafir iştirak ettiler. IGMG Hessen Bölge İcrası tarafından organize edilen programın takdimciliğini Bölge Teşkilatlanma Başkanı Cengiz Şahbaz yaptı. Şahbaz programın akışı hakkında kısa bir bilgilendirme yaptıktan sonra program 2 açılış Kur`an-ı Kerimi ile başladı. Daha sonra kürsüye konuşmacı misafirler davet edildi. Sırasıyla IGMG Onursal Genel Başkanı Yavuz Çelik Karahan, T.C. Frankfurt Başkonsolosu İlhan Saygılı, IGMG Genel Merkezden İbrahim Yüksel, IGMG Kuzey Bavyera Bölge Başkanı Bilal Demiroğlu, IGMG Hessen Bölge Başkanı Bilal Kaçmaz, IGMG Rhein-Neckar-Saar Bölge Başkanı Yaşar Cimşit, IRH Başkanı Ramazan Kuruyüz, Ziraat Bankası Frankfurt Müdürü, UETD Hessen Başkanı, IGMG Hessen Bölge Gençlik Başkanı Ahmet Ölmez ve bazı Cemiyet Başkanları kürsüye gelerek günün önemine uygun konuşmalar yaptılar. Her konuşmacı 2003-2011 döneminde Mehmet Ateş ile yaptıkları çalışmalarla bağlantılı olarak kendisi hakkındaki düşüncelerini ve takdir hislerini aktardılar. Yine kürsüye gelen Mehmet Ateş de bir konuşma yaparak katılım sağlayan tüm misafirlerin teşekkür etti. Ateş: “2003-2011 döneminde kendisi ile çalışma fırsatı bulduğum tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Hessen`de sizler gibi güzel insanlarla böyle güzel çalışmalar yapma fırsatını verdiği için Cenab-ı Allah`a nekadar şükretsem azdır. Belki zaman zaman sıkıntılı günlerimiz de geçti ama hep birlikte bunların da üstesinde geldik. Bu zaman zarfında belki istemeyerek de olsa kalbini kırdığım kardeşlerim olabilir. Herbirinizden helallik rica ediyorum. Ben de varsa tüm haklarımı helal ediyorum” dedi. Konuşmalardan sonra çiçek, plaket ve hediye takdimleri yapıldı. Yine IGMG Hessen Kadınlar Teşkilatı da 2003-2011 döneminde Hessen`de yaptığı çalışmalarda eşine her türlü desteği veren Fatma Ateş`e de çiçek ve hediye takdiminde bulundular. Program misafirlere sunulan yemek ikrami ve dua ile sona erdi. haber HAYAT eçenlerde talebelerimle ders esnasında İslam ahlakını ve tesettür kurallarını ele aldık. İslam ahlakından bahsederken konuları gençlerin anladığı ve sevdiği bir dil ve üslup ile anlatmaya gayret gösterdik. Müslüman gençlerin vasıflarını, hal ve harekelerini, terbiyesini ve kıyafetini beraberce konuşup değerlendirdik. Bu konuları örneklerle süsledik ve örnekleri sunarken, nelere dikkat etmemiz gerektiğini vurguladık. Akıl akıldan üstündür ve laf lafı açar derken, birlikten kuvvet doğduğunu kendimizde gördük ve hissettik. Ardından kızlara tariflerde bulunup, misaller verirken, “Nasıl cool olunur?” sorusuna geldik. Kızlara uzaktan hoş ve eğlendirici görünen, gençleri imrendirip, heveslendiren çılgın ve sınırsız hayat tarzının insanlara uzun vadeli mutluluk ve huzur getirmediğini anlattık. Ardından kıyafet kurallarına geldik ve müslüman kızların dışarda nasıl giyinmesi ve davranması gerektiğini dile getirdik. Ve sonuçta o COOL zannetiğimiz hayat ve COOL zannetiğimiz davranışların aslında hiç mi hiç COOL olmadığını tespit ettik. Misaller artarken: “Kızlar, asıl cool’luk içki içmek değildir, asıl cool’luk sigara içmek değildir, asıl cool’luk çılgınca eğlenmek değildir, asıl cool’luk kabak çiçeği gibi açılmak değildir, vs.” diye devam ettik. Ve buna karşılık: “Asıl cool’luk sınır tanımaktır, asıl cool’luk mütevazı olmaktır, asıl cool’luk sorumluluk taşımaktır, asıl cool’luk rabbini bilmek G Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 27 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Selma ÖZTÜRK [email protected] Asıl ‘Cool’luk Kulluktur ve O’na itaat etmektir.” diye devam ettik. Tam neticeyi KULLUĞA getirmek isterken, talebelerimden birisi el kaldırarak ilave etti ve: “Selma abla, asıl COOL’luk, KULLUKTUR.” dedi. Helal olsun! Ne isabetli bir tespit ve ne mükemmel bir içerik. ASIL COOL’LUK, KULLUKTUR. Evet kıymetli okuyucularım! Asıl cool’luk kulluktur. Kul olduğumuz an, cool olduğumuzu gençlere öğretmemiz gerekiyor. Asıl cool olmanın, kul olmak olduğunu onlara bildirmemiz gerekiyor. Bu bizim kutsal görevimizdir. Ve kutsal emaneti taşımak ve taşıtmakla mükellefiz biz, bunu unutmayalım. Gençlerimize bu inancı aşılamak, bu bilinç ve bu şuuru içlerine sindirmek mecburiyetindeyiz. Bunu başarırsak, ne mutlu bize. Asıl cool’luğun, kulluk olduğunu bilseler ve bu ilkeye riayet etseler. Namazlarına koşa koşa gitseler ve o hayati eylemi, namazı asla ihmal etmeseler. Namazlarını hiç aksatmasalar, Sabah namazlarını kılsalar. Cuma namazlarına katılsalar. Oruçlarını sırf Allah için tutsalar. Allah’ın hoşuna gitmediği şeylerden kaçınsalar, uzak dursalar. Onlara hiç meyl etmeseler. İçkiden, sigaradan, zinadan ve fuhuştan, dolandırıcılıktan ve sahtekarlıktan tiksinseler. Ve bunları özel köşe sırf Allah için yapsalar. Anne babalarını saysalar, onlara değer verseler. Allah’tan sonra ilk itaat edecekleri kişilerin onlar olduğunu bilseler ve idrak etseler. Allah’a güvenseler ve O’na danışsalar. Ve sonuçta bütün bu yaptıkları işlerin COOL olduğunu bilseler. Cool olmak böyle olurmuş deseler... Ve diğer sahte cool’luğun aldatıcı ve geçici olduğunu kabul etseler. Ama bunlar kendiliğinden gelişen şeyler değildir. Bu konular gençlere izah edilip, öğretilmesi gereken konulardır. Bunları onlara biz öğretmemiz gerekiyor. Mesela bir gence önce nasıl namaz kılındığını değil de, neden namaz kılması gerektiğini öğretirsek, Tevhid’i izah edersek, o genç zaten kendiliğinden seve seve namaza koşacaktır. Bir kere secdenin tadına vardığında, o secdeyi kendisi bırakmak istemiyecektir zaten. Evet sevgili büyüklerim, gençlerimize herşeyden evvel kulluğu öğretmemiz lazım. Gençlere Allah sevgisini ve Allah korkusunu aşılamamız lazım. Gençlere İslam Ahlakını ve İslam Akaidi’ni anlatmamız lazım. İşte bunlardır bizim asıl görevimiz. Bu temel bir oturur ve sağlamlaşırsa, gerisi kendiliğinden gelecektir. Zira Allah’tan korkan ve Allah’ını seven bir insan (bir genç) zaten bu “kötülüklerden” uzak durup onlardan uzak kalacaktır. Gençlere asıl cool olmanın kul olmak olduğunu öğretelim ve bilelim. Çünkü asıl COOL’LUK, KULLUKTUR. IGMG Hessen Bölge Başkanlığında Nöbet Değişimi slam Toplumu Milli Görüş Teşkilatları Hessen Bölge Başkanlığında nöbet değişimi yapıldı. Yapılan istişarelerden sonra IGMG Hessen Bölge Başkanlığına 17 senedir Walldorf Camii İmam Hatipliği görevini yürüten ve aynı zamanda IGMG Fetva Komisyonu Üyesi de olan Bilal Kaçmaz getirildi. Rüsselsheim`da bulunan Bölge Merkezi binasında yapılan açıklama törenine başta IGMG Hessen Bölge BYKları ve IGMG Hessen Bölgesine bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren tüm cemiyetlerin başkanları iştirak ettiler. Gerçekten imrenecek bir ortamda gerçekleşen törene IGMG Genel Merkezden Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri de katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan IGMG Hessen Bölge Teşkilatlanma Başkanı Cengiz Şahbaz kısa bir bilgilendirme yaparak sözü IGMG Hessen Bölge Başkanı Mehmet Ateş`e verdi. Mehmet Ateş yaptığı konuşmada; “bugün bu manzarayı görünce Cenab-ı Allah`a ne kadar şükretsem azdır. Milli İ Görüş`ün bir kardeşler teşkilatı olduğunu bu manzara bir kere daha kanıtlamaktadır. Ben istişare sürecinde ve sonrasında ortaya konan kardeşane tavırlardan dolayı tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Bizler belli prensipleri ve silsilesi olan bir teşkilatın bir davanın mensuplarıyız. Tüm çalışmalarımızı bu doğrultuda yapmak mecburiyetindeyiz. Ve inanıyorum ki bu şekilde devam eden çalışmalar da Allah`ın bereketlendirdiği çalışmalardır. Ben 2003`te göreve geldiğimden bu zamana kadar bu çalışmalarımızda bize destek olan ve bizim yanımızda yer alan tüm kardeşlerime can-ı gönülden teşekkür etmek istiyorum. Allah onlardan razı olsun. Ve her birinizden helallik rica ediyorum. Ve tabi benim de varsa hakkım hepsini helal ediyorum” dedi. Yine IGMG Genel Merkez Teşkilatlanma Başkanı Murat İleri de bir konuşma yaparak açıklama törenine katılan tüm idarecilere teşekkür etti. Yapılan istişareler sonucu IGMG Hessen Bölge Başkanlığına yeni atanan kişinin Bilal Kaçmaz olduğunu Genel Merkez Tamimi ile açıkladı. Mehmet Ateş`in de IGMG Genel Merkezde Teşkilatlanma Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildiğini açıkladı. Son olarak IGMG Hessen Bölge Başkanlığına yeni atanan Bilal Kaçmaz bir konuşma yaparak idarecileri selamladı. Kaçmaz: “bana layık görülen bu görevi layıkıyla yapabilmek için Cenab-ı Allah`tan güç kuvvet niyazında bulunuyorum. Ve tabi ki siz değerli idareci kardeşlerimin de desteklerini her zaman yanımda görmek istiyorum. Özellikle Mehmet Ateş Bey`in 2003-2011 dönemi içerisinde yaptığı çalışmaların bir göstergesi olan bu törendeki güzel tabloyu da görmekten mutlu olduğumu söylemek istiyorum. Mehmet Bey`in yaptığı çalışmaları kaldığı yerden devam ettirme noktasında tüm gayretimizle çalışacağımıza söz veriyoruz“ dedi. Bu güzel tablo karşılıklı çiçek takdimleri ve beraberce çektirilen hatıra fotoğrafı ile tamamlanmış oldu. HAYAT ÖNEMLİ NOT: 31/01/2012 TARİHİNE KADAR GELİR TESTİNE BAŞVURMAYANLAR. SGK TARAFINDAN GSS`Lİ OLARAK OTOMATİK OLARAK TESCİL EDİLECEKLER. 106 LİRA GSS PRİMİ ÖDEMEYE BAŞLAYACAKLAR… SORU: YEŞİL KARTLILARIN DURUMU NE OLACAK? CEVAP: Yeşil kartlılar, yine mevcut kartlarını kullanmaya devam edecekler. 1 Ocak’tan itibaren GSS’li olarak tescil edilecek olan yeşil kartlılar, kartlarının vize tarihine kadar sağlık yardımlarından yararlanacaklar. Kartlarının vize tarihi dolduğunda ise bir ay içinde sosyal yardım vakıflarına gelir testi için başvuruda bulunacaklar. Gelir testinden geçenler yine ücretsiz/primsiz GSS’li sayılacaklar. SORU: KİMLER GELİR TESTİNE BAŞVURACAK? CEVAP: Herhangi bir şekilde çalışma hayatında bulunan işçi, memur, bağımsız çalışan, isteğe bağlı sigortalı ve yeşil kartlıların dışında kalan bütün vatandaşlar gelir testine başvuracaklar. 18 yaş altı vatandaşlar zaten GSS kapsamında sayıldıklarından gelir testine başvurmalarına gerek yok. Ayrıca SGK’dan gelir-aylık alanlar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kişiler de gelir testine gitmeyecekler. SORU: Yeni çıkan GSS`da Bakmakla Yükümlü Olan Kişiler için bir değişiklik var mı? CEVAP: Bakmakla yükümlü olunan kişiler, 18 yaş altında bulunan, Kız ve Erkek Çocuklarla, çalışmayan eşler, yine 18 yaş üzerinde olup da, 20 yaşına kadar orta öğretim ila 20 yaş ila 25 yaşına kadar yüksek öğrenime devam eden erkek çocuklarla, 01.10.2008 tarihinden önce anne veya babasının sosyal güvencesinden dolayı sağlık hizmetinden yararlanmakta olan kız çocukları yine durumlarında değişiklik oluncaya kadar, GSS`den hiç bir ücret ödemeden yararlanmaya devam edeceklerdir. Durumlarındaki değişiklikten kasıt, herhangi bir sosyal güvenlik kapsamında çalışmaya başlamaları, veya evlenmeleri anlamındadır, SORU: 01.10.2008 Tarihinden sonra 18 yaşını dolduran ve okumayan kız ve erkek çocuklarının durumu ne olacaktır? CEVAP: 01.10.2008 tarihinden Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 28 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 Erhan NACAR www.ilkedanismanlik.com Genel Sağlık Sigortası sonra 18 yaşını dolduran okumayan kız ve erkek çocukları GSS Kapsamına alınabilmeleri için GSS Tescili için kayıtlarını yaptırmaları yasa gereği zorunludur. SORU: NE ZAMANA KADAR BAŞVURMAK GEREKİYOR? CEVAP: Ocak ayı sonuna kadar sosyal güvencesi bulunmayan herkesin gelir testi için bulundukları ildeki sosyal yardım vakfına başvurması gerekiyor. SORU: BAŞVURMAZSANIZ NE OLACAK? CEVAP: Bir ay içinde gelir testine başvurmayan vatandaşlar SGK tarafından otomatikman tescil edilecekler ve ayda 106 lira GSS primi ödemeye başlayacaklar. Bu tescilden sonra da gelir testi için sosyal yardım vakıflarına başvurabilecekler. SORU: KİMLER PRİMSİZ GENEL SAĞLIK SİGORTALI OLACAK? CEVAP: Prim ödemeden GSS’li olmak isteyenler, yani yeşil kartlı gibi sağlık yardımı almak isteyenler gelir testine başvuracaklar. 2012 yılı asgari ücret rakamlarına göre, aylık aile içi kişi başı geliri 296 liradan az olduğu tespit edilenler, prim ödemeden GSS’li olacaklar. SORU: GELİRİ 296 LİRAYI AŞANLAR NE YAPACAK? CEVAP: Yapılan teste göre aile içi kişi başı gelir 296 ila 886 lira arasında çıkarsa, aileden bir kişi ayda 35 lira prim ödeyecek. Diğer aile bireyleri bu kişi üzerinden bakmakla yükümlü olunan kişi olarak GSS’li sayılacaklar. Dolayısıyla ailede herkes GSS kapsamına alınmış olacak. Geliri, 887 lira ila 1773 lira arasında olanlar 107 lira ödeyecekler. Geliri, 1773 liranın üzerinde olanlar ise 213 lira pirim ödeyeceklerdir. SORU: GELİR TESTİNDE NELERE BAKILACAK? CEVAP: Gelir testi yapılırken aile bireylerinin harcamaları, taşınır ve taşınmazları ile bunlardan doğan hakları da dikkate alınarak aile içinde kişi başına düşen gelirin aylık tutarı tespit edilecek. Buna göre ailenin puanlaması yapılacak. Gerekirse hane ziyareti yapılarak ailenin ekonomik durumu gözlemlenecek. SORU: AİLEDE KİMLER DİKKATE ALINACAK? CEVAP: Gelir testinde aynı hanede yaşayan eş, evli olmayan çocuklar ile büyük anne ve büyük baba dikkate alınacak. Yani ailenin toplam geliri bu kişi sayısına bölünerek bulunacak. SORU: GELİR TESTİ NE ZAMAN SONUÇLANACAK? CEVAP: Vatandaşın sosyal yardım vakfına başvurusundan sonra en geç bir ay içinde gelir testi sonuçlandırılmış olacak. Böylece vatandaş primsiz olarak GSS’li sayılıp sayılmayacağını veya ödemesi gereken prim tutarını öğrenmiş olacak. SOSYAL GÜVENCESİ OLMAYAN GELİR DÜZEYİ YÜKSEK OLANLARA ÖNERİLER: Daha önce bir şekilde gelir dü- dosya zeyi yüksek olduğu halde Sosyal Güvencesi de olmayan ancak yeşil kart alanlar bundan böyle yapılacak incelemelerde Yeşil Karttan yararlanamayacaklarından İsteğe Bağlı Bağ-Kur Sigortalı olmaları halinde hem Sosyal Güvenlik şemsiyesi altına, hem de GSS kapsamına alınacaklardır. SORU: Eşim çalışmıyor ev kadını, öteden beri benim sosyal güvencemden yararlanmakta şimdi herhangi bir işlem veya ödeme yapma zorunluluğum var mıdır? CEVAP: Eşiniz sizin sosyal güvencenizden dolayı herhangi bir ücret ödemeden GSS’nin kapsamından yararlanmaya devam edecek. GURBETÇİLER DİKKAT TÜRKİYE’DE İKAMETİ BULUNAN HERKES GSS KAPSAMINA GİRİYOR! GENEL SAĞLIK SİGORTASI NEDİR? 1 Ocak 2012 tarihi itibari ile ilgili kanunun değiştirilerek yürürlüğe sokulmasıyla bazı vatandaşların genel sağlık sigortası yaptırmak zorunluluğu gündeme geldi. Peki ama kimlerin zorunlu genel sağlık sigortası ( GSS ) yaptırma zorunluluğu var? Bu kişilerin ne yapması gerekiyor ? GSS nedir ? gibi soruların cevabının yer aldığı önemli bir haber. “1 Ocak 2012 tarihi ile herkes sağlık güvenceli oldu!” sloganı sizi yanıltmasın. Halihazırda, zaten sosyal güvencesi olan vatandaşlar için değişen bir şey yok. Bu vatandaşlar BAĞKUR, SSK gibi kurumlardan zaten sigortalı olduklarından sosyal güvenceye sahiplerdi. Bahsedilen değişiklik ile yeşil kartlı olan ya da herhangi bir sosyal güvenceye sahip olmayanların hayatında değişiklik yaptı. YURTDIŞINDA YAŞAYAN GURBETÇİLER’İN DURUMU Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde ikametleri Türkiye’deki adresleri kayıtlıysa SGK otomatik olarak bu kişileri de genel sağlık sigortası kapsamına koyacak! Genel Sağlıkla ilgili ne yapmaları gerektiğini www.ilkedanismanlik.com sitesinden Sosyal Güvenlik Uzmanlarından ücretsiz öğrenebilirsiniz! Tel: 0151-47025407 0090-533-2315289 HAYAT u yazımızda yazımızın kahramanı Hacarabı tanıtalım istedik. Bakalım Hacarap kendini nasıl tanıtacak neler anlatacak. Hatıralarından neler söyleyecek. Kulağımızı Hacaraba verelim. Hacarapla Mülakat. Hayat – Selamün Aleyküm Hayat Gazetesi olarak sizinle mülakat yapmak için, buralara geldik. Siz de bizlere kıymetli vakitlerinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz. Öncelikle sizi yakından tanımak ve tanıtmak istiyoruz. Bize isminizi, doğduğunuz yeri vesair kısaca kendinizi anlatır mısınız? Hacarap – Ve Aleyküm Selam ne demek ben sizlere teşekkür ederim. Benim ismim Ahmet Aydın. 03.03.1933 tarihinde Karaman merkezde doğmuşum. Babam Halil Efendi aslen Karaman merkeze bağlı boyalı köyünden babasına yani dedeme Molla Mehmet derlermiş. Annem aslen Medineli orada doğmuş ve Babası ile Karaman’a gelip yerleşmişler. Hayat – Sizi tanımlayacak hobilerinizi bilmek isteriz. Ayrıyeten babanızla geçen debriyaj olayından sonra kendinizi nasıl hissettiniz, kısaca anlatır mısın? Hacarap – Benim hobilerimin başında takla güvercinler gelir. Güvercin için çeketimi hatta evdeki radyoyu bile sattım. Hayat - Babanızla geçen debriyaj olayından sonra kendinizi nasıl hissettiniz, kısaca anlatır mısın.? Hacarap – Ben çok yaramaz olduğum için babam beni pek sevmezdi ya da ben öyle görüyordum. Ama annem beni çok severdi. Fakirdik ama annem sağ iken daha mutluyduk. Annem vefat ettikten sonra babam da ben de bekar hayata hoş geldin dedik. Bu arada benim araba sürme merakım, beni şoför olmaya zorladı, şoför olmak için Kazım Karabekir kasabasında (şimdi ilçe oldu.) Bir ağanın yanında 3 sene çalıştım. Ağa birgün buğday yüklü kamyonla Karaman’a ofise gönderdi ve evinizde yat sabah gelirsin dedi. Ben de sevinçle gittim ofise buğdayı teslim ettikten sonra eve gittim. Havalı kornaya basınca babam çıktı ve: “Kim ulan beni rahatsız eden o sen misin evladım şoför mü oldun buyur gel” diye karşıladı. Evde sadece yanmış yarım yatağımız vardı. Yatağa ikimizde ters yattık. Ancak sığıyorduk. Babam bir bakıyor sırılsımlak terliyim eee o kadar buğday çuvallarını indirdik. Terli olduğumu gören babam ayaklarımı çenesinin altına alır ve öylece uyur kalırız. Tabii uykunun en derin zamanında bir rüya gördüm ve ne olduğunu anlıyamadan baktımki babam kan revan içinde apar topar gittim daha doğrusu kaçtım. Ama belki en zor B Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 29 ➤ Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 özel köşe mak isterdim. Velakin bizim zamanımız sıkıntılı bir dönemdi. Fırsatımız yoktu. Hayat - Siz en çok Hangi durumda kızarsınız? Bu kızgınlıkla baş edebiliyor musunuz? Edemiyorsanız, sebebleri nelerdir? Hangi durumlar sinirlerinizi bozar? Ve neden? Hacarap – Yoksulluk içinde çaresiz anımda, kızgınlığım ise kibrit gibi parlar ve söner. Ben sabretmesini bilen biri olarak kızgınlığım bir anlık gelip geçer. Hayat – Hayat gazetesi hakkında düşünceleriniz nelerdir? [email protected] Hacarap – Hayat Gazetesini çıkaranlardan ALLAH razı olsun. Hayat - Şimdi dünyaya gelseydiniz hangi mesleği yapmak isterdiniz? Hacarap – Şoförlük. Hayat - Sevdiğiniz bir arkadaşınız için neleri göze alırsınız? anımdı adamın ağzında diş kalma- ğildir? mıştı. İnsan üzülmez mi? Tabii çok Hacarap – Çok şey biz dost deliHacarap – Aile birliğidir veya acı üzüldük. Ve üzüldüm. siydik. bir tebessüm. Hayat - En büyük hayaliniz ve Hayat - Sizi sevenlerin sizin için Hayat - Yaşayamadığınız için pişgerçekleştirmek istediğiniz bir proje- manlık duyduğunuz herhangi birşey neler yapması hoşunuza gider? niz var mı idi? Hacarap – Saygılı olması yerinde var mıdır? Hacarap – En Büyük hayalim bir akıl vermesi. Hacarap – Annemin benim evlenaraba alıp Karaman’da taksi çalıştır- diğimi çoluk çocuk sahibi olduğumu Hayat - Şu an ruhunuzun olmak maktı. görmesini ve bunu yaşamayı ister- istediği yer? Hayat - Herhangi bir yer sevdik- dim. Hacarap - Medine’de. leriniz arasında mı ve neresi? Hayat - Hayatta en çok kıymet Hayat - Ulaşamadığınız, özlediğiHacarap – Vatan sevgisi başka niz, sevdiğiniz, hasretini çektiğiniz verdiğiniz insanlar? ama Almanya’yı da seviyorum. 33 se- biri ile sohbet etme fırsatınız olsaydı Hacarap – Rahmetli annem, rahne Türkiye’de 46 senedir aynı şehirde bu kim olurdu? Ondan neler öğren- metli babam, hanımım ve kızlarım. aynı evde oturuyorum. mek isterdiniz? Neler sormak isterdiHayat - Benzetildiğiniz biri var Hayat - Sevenleriniz var mı? niz? mı? Hacarap - Türkiye’de akranlarıHacarap – Annem, hatıralarım ve Hacarap - Birine benzetildiğimi mın bir çoğu vefat etti ama hala se- çocukluk arkadaşlarım. Annemden şu ana kadar kimseden duymadım. venlerim çok. Ama Almanya’da kal- Medine’deki akrabalarımı öğrenmek Hayat - Almanya’ya geliş sebebidığım şehirde sevenlerim daha çok. isterdim. Hatıralarım onlar bambaş- niz, beklentileriniz, kaybettiğiniz deKime sorsanız Hacarap kim bilirler. ka. Arkadaşlarıma gelince arkadaşla- ğerler nelerdir? Hayat - Şu anda vaktinizi nasıl ge- rımın hepsi okuyup biryerlere geldi. Hacarap - Karaman`da çarşı yaOnlara soracağım bana okumanın nınca o sebeb oldu buralara geldim. çiriyorsunuz? Hacarap – Kendimi iyi hisseder- önemini niçin söylemediniz? Sadece Benim kendi beklentim Almanya`da sem vakit namazlarımı camii de kıl- benimle vakit geçirmek için mi arka- kısa süre çalışıp bir araba alıp geri maya gayret ediyorum. Kırılan tes- daşlık yaptınız derdim. dönmekti. Ama görüyorsunuz hala bihleri tamir ediyorum. NamazlaHayat – Keşfedilmedik bir özelli- buradayım. Ve seksen yaşına dayanrımda Müslümanlar için dua ediyo- ğin var mı? Varsa neden bugüne ka- dık. Çocuklarım torunlarım ve hayatım. rum. Bir de programlarda ve kandil- dar gizli kaldı? lerde ilahi söylüyorum. Hayat - Hacarabın serüvenleri yaHacarap – Keşfedilmedik özellizı dizisi hakkında düşünceleriniz? Hayat - Sizce akraba nedir ne de- ğim sesimdi fırsatım olsa idi hafız olHacarap – Çok güzel ALLAH bu gazeteyi çıkaranlardan razı olsun. Hayat - Mülakatımız hakkında son sözünüz. Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Hacarap – Teşekkür ederim bu işe sebeb olanlardan ALLAH c.c. razı olsun. Hayat – Sizden de ALLAH razı olsun hacı abi bize vakit ayırdığınız için sizi ALLAH’a emanet ediyoruz. Böylece Hacarabı tanımış olduk. Siz okuyucu dostlarımı ALLAH’a emanet ediyorum. Selam ve dua ile. M. Salih AYDIN Hacarabın Serüvenleri 52 HAYAT Gerçekler “Hayat”ın İçinde Gizlidir ➤ 30 ➤Şubat · Februar 2012 · Rebiü`l Evvel 1433 bulmaca
Benzer belgeler
PDF SAYI 113 - Hayat Online
dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti
tebrik ederim.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
PDF SAYI 111 - Hayat Online
dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti
tebrik ederim.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
PDF SAYI 79 - Hayat Online
dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti
tebrik ederim.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
PDF SAYI 82 - Hayat Online
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
PDF SAYI 58 - Hayat Online
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
PDF SAYI 76 - Hayat Online
dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti
tebrik ederim.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
PDF SAYI 54 - Hayat Online
dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti
tebrik ederim.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.
PDF SAYI 44 - Hayat Online
dünya evine girmiştir. Yeni evli çifti
tebrik ederim.
Cenab-ı Allah çalışmalarımızı
bereketlendirsin, şuurlandırsın.
Çalışmak bizden başarı Allah`tandır.
Allah`a emanet olun.