Oku - Sultani
Transkript
Oku - Sultani
RLRTR -----· . \ , • G I '- -·· l':\.. - . • ~ ; -:-:-:;-:-~ .:· .. . ... , ·, ·' •. . \, .• •...- ... ~:l· .. ' ·, \,) ~ '-"' • ı• l '· 1 • ı \, .:_ .... -ı . . •-- __.,.:::::::::::.:::::::::::::.::..:::___:_:_.: ·f,;\ : : : : =: : : : ::: =: : : === : :: =:=: : : : : :=; : : ;:::;:;" : ::::: :ı;;;:; : :::::: ::::::: : ::: · 1 rv·Y !"1 .Jl-rUtf'j/V) . 2 2 s:: 5 :: : !5 ! !! l ! ! l ! .. 2 1il Galatasaray Lisesi Neşriyat Kolu tarafından . iki ayda bir Istanbul' da çıkarılır . .. lcindekiler SAYI: 31 YIL: 51 • 13 Sahibi: Muvaffak derli Yazı .> Ben. işlerini fiiJı:>n idare eden: Muvaffak Ben· derli' Başkan: Mehmet Dülger Neşriyat Kolu: Mehmet Dülger, Al.i Kı:ızancı' gil, Köksaı ı3avrak tar, Salgur Kançal, Yavuz Tacer, Mümin Alanat Resim: Kemal Zeren, Al· tan Cöner, Kenan özdoğan, Ferruh Si:ı· zen, Hüsnü Genç Karikattir: nat, nal Davran EskiEngin Bü:;-ilıd . Diıildiği ve basıldı~ı yer: Matbaacılık Günes T. A:o. baskısı: .baası Kapak fülal Mat· • Deneme (Oktav Koçyiğit) ••. _,.,,,_,, .....- .......... ..,., ............. m. 2 9 Lisenırı ~ Ruşen E~l'ef tınaydın (Ali Kazancıgil) • · • e e e • 9 e 10 .Fonksiyonuna Genel bir Kasım Fırtınası bakış (Ali Te<:lman) ......... .., 3 ............ .., .. .,......... ~··· 4 \Zeki .ömer Defne) ~ ....................-........ Salt (Güngör TE>kçe) Yeru flocıııarını:ız Düşün ı:t.: ... \Aykut Derman, Yavuz Tacer) (Rifa1 Necdet Evrimer) Gençıı.r dünya Dı.!lger) met ............... 6 ....................................... G sizi bekliyor CWill Durant\ıan çeviren' JYieh........................................................................ · 1 Atattirk Galatasaray'da ......................................................... ıs ünıversneıerarası BeynE>lınilel Tiyatro Festivali (Baha P:tr) ••• 10 ı Atattır Gençliği ve Türk • Macn e flauaeııure. • Şundan 9 Ge!dı.ı·-"" e e Gaıat<.saray'dan Hatıralar ...................................................... 11 ::Saner llılaudit Poete bundan CRoland FailletazJ (l\'Iehmeı: DüıgerJ Muvaffak oldular, ........................ 13 .......................- ................. 14 Ayrıldılar ..................,. ................ 17 ........ .............................. ................ l~ Wagner (Dictionnaire de la l\lusique'deıı çeYireıı: Mehme. DüJ.ıi;erJ ..................................................................... 19 fücharı:! e Okuıdar• • Le e A Propus Koksaı.ı • Spor • 1mpressıonısme Taııeri) B.aberıer ilatı;.au .................................................. ~ .............. 20 l\lysterieux (Traductian de Pierre Dubosij ........ de la ıCelaı ~ conleraııce dı.: Açar; professeur Debı;:ısse (Aydın ..................................................................... 2l ............................................. :.................... 22 (Le Masee Chez N ..._ Soi'daıı çevireıı: Tuncay ...,..,,,.,,_ ......,,......,. ................................ 2a !! I I! !± ! !! !! h ! ! H 52.2!!!! 1 1! ! ! 88 ; ; !'! s 8'! ! SF:f::z:w: ;;:::;; :::: 22 : ::: : : 2 2 : 2 2 ~ : z - - - - - - - - G .AL AT A SAR A Y - - - - - - - -..... OHBET Sevgili okuyucularımız: Elinizde bulunan sayıyı, bundan evvel çıkanlara 11azaran daha yeni bir şeyler getirmesi gayesiyle hazırla maya. ç.alıştık. Ama muvaffak olup olmadığımızı siz takdir edeceksiniz. Bu sayımızı, 10 Kasım'da .21. ölüm yılı dolayısıyle bir kere daha andığı mız büyük kurtarıcı Atatürk'e ithaf ediyoruz. tıerideki sayfalarda O'nun mektebimizi zivaretine ait hatıraları okuyacak, Türk gençliğine dair neler düşündüğünü gösteren öğütle1· bulacaksınız . .Mektebimiz mensuplarının· san' at hadiselerine gösterdiği ilgiyi göz önünde bulunduran Neşriyat Kolu, müzik, resim ve tiyatro mevzuları üzerinde alaka çekici bulduğu birkaç. yazıyı da bu sayımızda size sunuyor. Eylül ayı içinde Galatasaray camiası en kıymetli mensuplarından birini, Ruşen Eşref ünaydm'ı kaybetti. Edebiyatçılığı ve siyasi sahadaki ımıvaffakiyetleri kadar Atatürk'e olan yakınlığı ile de bir Galatasaraylı olarak iftihar ettiğimiz Ruşen Eşref ünaydın bu sayıda son defa sizlere hayatını anlatacak. 35 sene olmuş l\L Mosse'llin mektebimize girdiği. . Safer Bey bize 30 sene emek vermis... 28 sene Esat Mahmut'un şakaklai·ında birkaç ku· tel bırakmış ... Galatasaray'ın irfan ordusunun bu kurmaylarını geçenlerde buğulanmış gözlerle yolcu ettik. Emin olsunlar, kalbimiz daima onlarla beraberdir. ,,, lşte bu sayıda bulacağınız birkaç bahi.s .. Onları hatasız olarak aksettirdiğimiz iddiasında değiliz. Bu hususta yapılacak tenkitlerin minnet ve şük ranla karşılayacağız. Hatalarımızı teshil ederken hüsn-ü niyetimizden emin olmanızı ve bu işin amatörü bulunduğumuzu hatırlamanızı bilhassa rica ederiz. Hoşça Karınız .. GALATASARA1'. Si on se doııne un cercle ... Dar sokaktan bilir misiniz dostlarım'! Hani birbirine yakın eylerlyle bir tünele l}enzeyeu pis. gürültiilü, fakir ama sır vermeyen dar sokakları ... işte ben oralarda yuşamak. fakir hal· i'Jyle tanışmak, akşam iş dönüşü köşedeki lfrm· hası kmk elektl'ik direğiyle seliiıulaşmı.k ister· dim. Ayrıca kendimi sokağa da t.amtıl'dım bu suı·etıe. Artık beni büyük göremezdi. buıufan sonra soka~. kendinden lıir parça olarak be· nimserdi. .. O :ı.anıan misket oynayan. su birikintilerinde kağıttan kayık yiizdüren çocuklariyle de arka· <taş oldum. Bana küfiir de öğretirlerdi en ga. lizierinden, kavga ederken kullanayım diye. Ama bilemezlerdi ki i.nsanlan, onlarla kavga edemiyecek kadar sevdiğimi. nen de ho~ gö· rürdüın owarı en doğrusu ... Belli lıir düzene hiçbir zaman girememiş kaI. dınmlariyle de tawşıp onlardan dayanıklı ol· ınayı öğrenmek iyi bu isterdim. kaldırımlar taşımış Hayatın yüküııii en hunca sene. Biı' gece herkes uyuduktan sonı·a bıı sokakla· birinde ·yatacağmı dostlarını, ketiilerle kö· peklerle beraber. Onlar vefakardırla,. söylerler sabahleyin sokağa onu ue kadar çok sevdiği mi. rın Oktav KOÇY!GtT G At A T A §~ R AY Lis -------3 F nksiyonuna enel bir bakıs ın ~ b) Kendine. ailesine ve İnsan oğlunu ~<'inde vasa· digı cemiyette oei !i bir· J-(iz· nemreketine ·kars1 sori.1mfo: meti lavikile yarıa!J!lecek se Tıi:'iimıTlCfrakeden ve bÜ SU· riveve ·uıastırm::ık ıein. asn· ·retle daha oku\ sıralarından i.ardanberi - gayret ·~ınrfNhl· mekte, bunun içtn etüctler yapılmakta. eğiti.m ve öğre tim metoctları aranmaktaihr. Ali Teoman bakımdan gelişmekte ·~u. madd1 ve . manev1 oldu- kuv- vetıerfüfo. tesirCaıtında ba· ·ıan isyankar, iJazan kimse- 'yi beğenmiyen bjr hüviyet carzetmek suretivle ;ctare e'dilmesi çok zor bir mevzu ~eşkil ettiği devirdir. Bu te- zahürler bütün genc1erde itibaren bu .. sor.mnluluğ.ıuı 1Jirbirinin avnı olma.hğı dik· tneı denecek bir voı bıılduıt· TCilil"oiaraF birtakım mü- rnte alınınca ferdi ccrbiyeye ıarını iddia etmr}~ mümkiin t::ellefiyetleri olcİuğunu tak· :hemmivet verme!{ zaruri oldu?;ım·a göre, t1in yeni .ve olmamakla beratıı?r, bütün ·air eden; . güç h1r safhası Cia ortava bu cahsmaların mfü:terek c) Memub olctıı;u. cemivemevz1mnl.ı teskil edPn ins'l tin fertieririe-ve hahusus ~e c1kmıs olacaktır. Ru itibarla nın her yerde asoğı vukarı ·rnivetin heveti ırnmmivesine dershane kinde ve ders dı brribirine benzer özellikle! "3aygı ve sevgi :ıis!erile hağ sı faaliyetlerde tR;r<'tmenlearzetmesi. insana rnııavven !] olmanın ivi vatandas va. rin Mrencllerle v:;ıkmdan H· bir yetişkinlik .;e otgıınluk sartlarından' öı ı>ilen~elerL onları '.ıirer bı vermek maksaclile vazedilen 'fluğumı, işe- ve em!:'ğe · hÜr- rer tanımağa çalısma1arı. is· usul ve sistemlerde de h1r met etmek mecbmivetinde tidat ve temaviiHe-ri hakkın· nevi yakla~ma ve bemes- F.iilüfıllrrŞ:ıımı kabul eden; da bilgi eclinmelı::ri ivi ran· me meydana in· dıman alabilmek :cin veri· tar etmistir. dl Milletinin /fünva mtlletnf' ı:retirilmı:>si <:ol{ nıühim o· Jeri camiasıTıdaki mevkiinL. Bu noktavı dikkate alarak ::hemrnivetini ve ~onksiyonu· lan·· şartlardan· b1rlrı1 teşkil Prler. bircok memleketı<:~rrle 11 ~rıu iyice bilen; . . vasihı ikmal eden cocnkl::ını el tlmin ve ılim metodlaDiğer taraftan öğrencilP> ~eri1mek istenilen orta Of' rmır]ınahivefirii ve '.ıunlarm rin de ic:ten gelen '.}rr irade ret]min mahivetini izah et· alemi iizerinrleki tasarrufu ile rabi ;ıldukları mek miimkün mfüliir'1 ·· mfi;;het tesirlerini ırnlav::m: ı:>ğitim rejimine bağlı kal· Bu soruyu cevaplandıraf) Hemcinslerinin ve basmalan ve büyük gı:ıvelerine bilrriek·iı;:iTr"""""Iise ,alısilinin ka milletlerin '?;eleneklerine. erişebilmek icin haz1 mahrupıyesini izah 2tmPk li'tzım· inanclarına sav 1:n ve anlavıs mivetlere katlanmanın zarudır. Bu gayenin her memle- . · kad::ır tolerans ketin sosval ve ekon::ımik ~ahihi olan; hir qerclik ve. ri olduğunu seve seve kabul özelliğine-. göre birtakım 'i;;tirrnek. rtmeleri de şarttır. Bu anla· farklar arzetmekle :Jeraher Bu gaveve ulasabilmek yış çerçevesi dahilinde bir :iemokratik ve medeni mem- irirlITil'ıiefümel bir teski1a· calışma ahengi trmin edil· teketler icin müsterek esas· olmanın, rok kuvdiği takdirde .:;o~ kabiliyet· ıarı ihtiva · · de süphe · · ·· · vem bir eğitim uerc:oneıi li olduklarında h1ç şüphe· sitdir · ·vetistirmenin ne kadar zamiz olmayan Türk çocukları· Bu esasları :ıövlece hüla· rur1 olduğunu iz1h etmeğe nm hepimizin göğsünü ifti· sa etmek kabildir: tüzum yoktur. harla kabartacak ll':'e mezua) Demo.fr.ratik bir anlavıs· Yine unutmamak .azıındır nu olabilecekleri muhakk~· l.a ce~RfTI:cJ.~};fl.i~f.'~Y:e ki 12 · 18 yaşlan çocuğun ~~vazffeferlni bilen; gerek bed.erı.t, gerek zilınl tll'. Bu sahada :;alışan bütün miiletierin heniiz mükern- GALATASARAY-------- RUS EN E$ R EF üNAYDIN Galatasarayın eski şe· rem talebesi ve kendinden sonraki Galatasaravlıların ~alısiyle ve sevgısiyle gu. rur duydukları Rusen Es· ref · ünaydın hayata hi'ç ::ıeklemedigimiz bir anda ~özlerini yumdu. Bugünkli Gal~tasaray!ı· -!arın merasim günlerinde kendisini görmeye alıştık· lıirı büylikleri :ı;in içleri sızlıyor. Onun uzun boyu, filıenk:li tavrı, sonsuz neza. keti, anlayışı, davraııışla· rındaki asalet bizleri ken. disine hayran etmişti. Ne yazık ki O'ıııı bir daha gö. remiyeceğiz. Hatırası kal· bimizde gömülü kalacaktır. Onu unntnııyacağız. Ruşen * Eşref suretle inkılap taıihimizin büyük liderini Türk efkar-ı umumivesine tanıtan ilk yazar olrnak şerefine ulaşmıştır. Hususi hayatında şen Eşref ünaydm da RuAtatürk'i.in en samimi arka· d:ışlarındaıı biri olmuştur. Hatta Ruşen Eşref'e, isminin Türkçesi olan soyadım Atatürk kendi el yazısiyle vazarak takmıstır. · 1920 de Anadolu .Milll Hükumetinin daveti üzeri· ne gizlice Ankaraya geç· miş ve Milli Mücadeleye katılmıştır. Lozan Konferansında !s· met Paşanıu basın müşa virliğini yapmış ve 1923 te Afvoıı Karahisardan meb' us· seçilmiştir. 1934 ten emekliye ayrıl· dı''l tarih olan 1952 ve kada~· Avrupanın Önemli merkezlerinde elçili!< yap· ünaydın 1892 yılının 18 Martında !stanbulda doğmuştur. Ba· bası Prof. Dr Yarbay Es. ref Ruşen Beydir. • · Ruşen Eşref Bey 1900 de Galatasaray Lisesine girmiş ve 1911 de Lisenin Türkçe Ye Fransızca kJ. sımlarından diploma al nııştır. Huşen Eşref ünaydın'ın fikrince 1900 - 1911 yılları Galatasaray Lisesinin memleketimiz kültürü bakımından en verimli olduğu <;ağdır. Kendisi «Galatasaray ve Futboh isimli kitabında bu devrede geçen dört mühim olaydan bahsediyor. Bunlardan ilki istibdadın son. Meşrutiyetin ilk yılları olması dır. Gayet tabi! o zamanki Ga· lııtasaray Sultanisinin genç kirtleri de devrin sivasi heveca· nına kapılıp harekeÜi aıılai· çirmişlerdir. Ruşen Eşref'in Lise hayatı renkli ve canlı geç· miştir. Lise hayatına ait. muhterem refikaları Saliha Hanımefendi· nin naklettikleri bir hatıralari <;ük ilgi ('ekici: O devirde mektebimizin müdürü olan, biivük şairimiz Tevfik F.ikret bir sebep ten dolan müdürlükten avrılı yor. Huien Eşref ve birkaÇ aı kada~ı bu çok sevdikleri ve hav ı-aıı -;,lduklari insanın vıızifesin den alınmasını etmek m:ıks:Hlivle terkedivur lH ve bil' müddet dentın etmi ~ oı-lar. tkinci örn"mlı olav o z:.maırn kadar 1:.ıhta ulan eski Sultani' ııiıı ta~ bi· manııı Avrıca bu y zııi bir kıu akteı:ıstiği de ınıştır. 1954 te 7. Türk Dil Ktı· başkan seçil11iştii-. rultavına (1892 - 1959) şimdiye kadar yarısı yabancı kalmış olan l\Iektep 1dare Heye· tinin tam olarak Türkleştirilme sidir. üçüncüsii bu devrede Ti.irk edebiyatına, güzel saıı'atlarına, basınına ve diplomasisine bir· çok kıymetlerin yetişmesidir Dördüncüsü de memleketimizde ilk defa olarak bir 'rlirk futbol takımının. Galatasarayın, 1905 yılında kuruluşudur. Ruşen ref Beyin de bu kunıluşta him rolü olımıstur. Ruşen Eşre( ünaydın yüksek tahsilini 1stanbul üniversitesi Edebiyat Fakültesinde yapmış \'e oradan 1914 yılında mezun olmuştur. 1911 ile 1920 yılları arasında basta Lisesi olmak üzere birçok mektep ve liselerde Fransızca ve Edebiyat hocalığı yapmı~tır. Yazarlık havatma katılması 1914 yılına ı:ast!ar. Bu tarihte Servet-i .fiinuıı'a, Donanma Mecmuasına, Vakit gazetesine ve daha birı;oklarına z<Edebi zi yaretler ve mülakatlar» yazmış tır. 1918 de bunların bir araYa «Divorlar kh mev ki bu kitap, Türİ; kendi türünde çı gır açmıştır. 1918 başlangıcında «Anafarta· lar Kahramanı .Mustafa Kemal ile hlüiakat» ı yayınlamış ve bu Ruşen Eşref ünaydın'ııı edebivat Yönünden en önemli başarısı. yeni bir el:ıediyat tiiri.ini.i •>elistirmesidir. Bu edebiyat türü ~öpÔrtajdır. Bu mevzuda çok sayıda ve baBunla· Diyorlar ki: Tevfik Fikret, tstiklal Yolunda, Anafartalar Kahramanı Müstafa Kemal ile l\HiHı.katı, Atatürk · Tarih ve Dil Kurumları, Atatürk ve .Milli Tesanüt, Atatürk'ü özleyiş, Galatasaray ve Futbol, Son Günlerinde Ala· sanlı eserler vermiştir. ı:ın baslıcaları şunlardır: tiirk. . Göri.ildüği.i gibi eserlerinin bi.i vUk bir kısmını sevgili arkadaşı, hliyük kurtarıcı Atati.irk'e has· retmiş ve onu en iyi şekilde tanıtmaya çalışmıştır. Avrıea kendisinin .F'ransızca olarak vazılmıs, «Sur la litteralure Ttİrqueı; ve «Sur la civilisation de la Grece antiqueı; isim· li iki kitabı vardır ki bunlar Türk kültür tarihini dış memleketlerde yaymak için yazılmış ıııi.ihim makalelerdir. Bundan başka çok miktarda tercümeleri vardır. l\Iektebinıizden feyz almış bu c;uk değerli edibimiz 21/9/1959 giinii bir kalb krizi neticesinde Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Bugün, Galatasaray'lılarm her sene hüzün ile anmaları gereken bir kedeı:li tarih olarak kalacak- tır. Ali Kıwm~ GALATA SARA Y-------5 o k KASIM FIRTINASI .u 10 ı u m u z d Hey rüzgargüUl! Hey rüzgfilgülii! a k Bu yaprak hangi yaprak? bu rüzgar hangi rüzgat? i öliim gibi. buz gibi. t ö Bir ııaz inler tA Asya'dan Edirne'yenek bugün Sanki göğsünde boralar, fırtınalar gerlli, Er Qz,anlaı· çaldığı bir koca kopuz gibi. I' e «Yer .n bası·uğu dağ, derler, yurt atalıu Atatürk'tin :n. Olum ylldömtmti müna· sebetiyle okulumuzda yapılan merasim çok heyecanlı olmuştur. Merasim saat 9'u 5 gece Müdür Ali Teoman'ın davetiyle yapılan saygı duruşu ile başlamış, bunu takiben tstiklal Marşı söylenmiştir .. Kültür ve Edebiyat Kolunun hazırladığı program mucibince ilk sözü F'aruk Kurtuluş almış ve Atatürk'ün şahsiyetinden bahsetmiştir. Zeki ömer Defne, diğer sütunlarda bulacağınız şiirini okuduktan sonra sırayla konuşan İzzettin Doğan, Köksal Bayraktar, Salgur Kançal, Aykut Koç, Tolga Yarman Atatürk'ün muhtelif cephelerini aksettirmişlerdir. Törene, Güngör Tekçe'nin yine diğer sütunlarda bulaca~ınız siirini okuma~:tyla son verilmiştir. tleğer o ne dağmış, ne beymiş ee;er! Bak: Hiilln gibi, bak: Oğuz gibi. Ne biçim musiki, ne Daha başlarken adam Başlamış sonsuz' gibi. biçlın -.aınaııl Tarih öncelerinden, tarih sonr11ıarınrtan Kim gibi degildl o, hangi kahraman gibi: Kendi gibi, Alp Ertunga, Alpaslan, Yııvuı ~ibl? Görmüşüz bir y~l, tııtınışı:z bir kez, Andıkça unutturu:voı· Odise'de bize her$ey!erl O, gibi. tattığımı:z Lotııs Şimdi T Ben basruğu bey~ Mustafayı başkalsrı söyledi Bütün çocuklar gibi önce insanlar Salt sevmeyi öğrenmiş Belki ölmüştür şimdi~ ise, ya yitirmiş öz cevheıinl Ya biz yitirdik agzımızın tadını: Ekmek ek.meksiz. su susuz gibi. her~ey, Şimdi ikide bir çalınıp aranıyor dağ - taıı. bir bos bos ellerimiz, kollarum:ı: Bir yerlerde birşeyler unııtmusuz !PhL Bakıyoru:ı Eksik olaıı biri mi? Duyuyorum ama ne? Kanımızla büyüyen başka adamlar yok mu'? En mutlu günümüzde dalıp gitmek nereye? Onların kalbimize attığı l;ışlar yok mu? Şimdi karatabtalar Saçlarına, Sivas ka:;Iıırına alfabesiııden yanında bir kara mask, konar ak ehesirler birer mutlu toz !{ibi Beiı .Mustafayı bilmem diyorum ya, bilirim Ama bire on veren toprak diye bilirim Ekmek diye, Ya da ~u diye 'ıiliriın taş çağrılardan Ekseri geceleri. Değil ~oluk Tarih resimden kitabındaki. de bu ondan Şimdl yitirmesine yitirmişiz, yok ama, uzak değil bizden O Bir denizde tuz gibi. Ayrı değil, ıeı;ı omer uerne 6 GALAT A·S ARA Y - - - - - - - - Yeni ocalarımı MAURICE VOUSELAZUD: Yeni derr. nazırının m:ıs;ıoında ı.;ıılışırken bulduk. Sizde uyandırdığı ilk intiba gayet müteva:ıi ve nazik oluşu idi. .1924 vı· hnd;ı Llmcges şehrinde doğmuş. Scırbonne ve L'Ecole Normııie Superleure üniversiteslm;ien mezun. 1950 sen.esinden beri hocalık yapırr ve (Agrege). 1954 ten beri de yabancı memleketlerde çalışmış. Türkl· ye ve blihassa lstanbul'da dikkatini çeken ilk şey sokakların çok kalabi!lık ve insanların da çek faal olmaları. Bu arada Bursa'yı çok beğendiğini söyle· dl. Fransa'dakl okullara mızaran oklılumu:zda gör· düğü yegane tieğişikllk: ders dışında kcrldorlanfa. ki aşırı gürültülü ve bahçeye rağbetin az oluşu. Fa· kat ders esna':imda bl:ı:lerl çok disipllnli buluyor. BOULET HENRI: 11. ve 12. sınıflara fizik der· ilne gidiyor. 1928 de Steenwerck (Norde)'de doğ· muş. Cosne (C:entre de la Franı:e) üniversitesinde fizik ve kimya tahsili yapmış. 6 sene'tlen beri öğret· menlik yapıyor. Türklye'yl, bilhassa sayfiye yerle· rinl beğenmiş. Konya'dakl müzeleri ve Mevlana' nın türbesini çok güzel bulmuş. Okulumuzun tııle beierlnl çok :ıekl, fakat çok gürültücü bulmuş. BOULET LILIANE: Parls edebiyat fakültesinden mewn. Mektebimiz talebeleri için «Çok kibar» diyor. lstanbul'un ve bilhassa Boğaz'ı çok beğenmiş; ePa· ris'ten değişik tarafı da sayfiye yerlerinin bol olu· fll' diyor. Eskiden beri ideali öğretmen almakmış. kaya) beraber Halihazırda 7. çalışması sınıflara omı çek mütehassis fizik dersine gidiyor. ASKEiU ERGUN: 1910 da izmlr'de tloğmuş. 1934 te Yüksek Muallim Mekteblm;len mezun olmuş; Da· ha sonra Coğrafya Faki.ilteslnl bitirmiş. Ankara'da, Kütahya'da hocalık yapmış. Malatya'dıı Lise Müdür· lüğü yapmış. istanbul'da Beyoğlu Erkek Lisesinde, Şlşll Terakki Lisesinde bulunmuş. iki yıldır okulda buh.man bu öğretmenimiz okulumuzu geçen seneye nazaran çok ;:!aha iyi buluyor. Aykut Derman Yavuz Tacer f. . . ıo·u·so·N···· . ·oıE·:·:·:. . . . 1 §Gülmeyi unutsan da güldürmevi untma, § § Başkasının derdine ortak olmak ta hüner ~ § Mihneti mihnet ile yenmeyi bilmelisin, § ~ Melteme yelken açma, karayele göğüs § ~ ver! ~ i Rıfat Necdet Evrimer i ?"ııııııııııııııııııııııııııırıııııııııııı1111111111111111111111111111111ıııııııı111ııııııııııııuı;:..~ DUCASSE RENE: 1931 de Güney Fransa'da doğ· Paris Sorbonne ünlversltesirıde fizik tah':iil et. mlş. ı seneden beri şehrimizde bulunuyor. 6 sene· dir öğretmenlik yapıyormuş. Bizler için «gürültücü olmanız bir yana hepiniz çok kibar ve zeki çocuk· hırsınız,, diyor. Bütün Fransız hocalar gibi o da Türkiye ve istanbul'dan çok hoşlanmış. muş. SERMET SAMI UYSAL; 1925 de Çorum'da doğ. muş. Lise tahslllni Kabataş Lisesinde yaptıktan son· ra sıraslyle; Yüksek Ticaret, Fransız Filoiojisi'ndt okumuş. Edebiyat Fakiilteıslnden birincilikle me:ı:un olmuş. Aynı zamanda Edebiyat hoı:alarımırdan Zeki ~riıer Defne'nln Kabataş Lisesinde iken talebesly· mlş. Hakkımızdaki fikri aynen şöyle: «Bilhassa ders dişında dünyanın en nazik, en ince öğrencileri. Çeşitli sanat kollarında da memleketin bütün llselerlne öm;iili.ik edecek öğrenciler mevcut. Yalnız öğrenci· lerden bir kısmının yeteri kadar çalışmadığını zan. nediyorumn, Eskiden beri bllhassa okulumuzda öğ· retmenlik etmek en büyük ideali imiş. Haliha:mdıı 9. sınıfiara ve Ticaret sınıflarına Edebiyat hocalığı yapıyor, ZINDe KiP: 1925 te istanbul'da doğmuş !.is;: tah.slllnl Galatasaray'da yaptıktan sonra Teknik ünı. versltenln inşaat Bölümünden mezun olmuş. Mek· tebimlzden önce Yıldız Teknik Okulunda hocalık ya. pıyormuş. Aynı zamanda 4 senelik bİr öğretmenlik hayatı var. ilk talebelik yaptığı sınıfa sem~ler sonra hoı:a olar:.k girmesi ona ·ıcş bir sürpriz olmuş. Öğ· rı;tmenllğl; en zor ve her mesleğin ü•tünde bir mes· lı:ık olarak görüyor. Talebelerin günün tesirlerine göre değiştiğini, bunun için onlar üstünde bir ka· rıır vı:ırmenlrı çok zor olduğunu söylüyor. eskiden t~iebe~l olduğu hocalarl.ıı (t.\. Goodma.n, Halit Sarı· etmiş, Avec nos felicitations ... GALATASARAY-------- Geı1çler,· . dünya sızı bekliyorl (Bır mükafat tevzii töreninde bir nutuktan kısaltılmıştır) Aranızdan bazılarına yapacağım birincı " sö~lenen cavsiye, uikkat etmenizdir. Sıhhatinize itina e· dir.iz. mes'ut olursunuz. Vücudunuzun sağlı~· sizin içı:: karakterinizin doğruluğu, zihninizin açıklığı '.'E ırndreti ı;:aeıar kıymetli olsun. !rsi uh.ra'.< gelen ve:, eı çocukmğuııuzda geçirdiğiniz hast~lıiüar müs· tesna, hasta olmak bir cinayettir. tsbatı ise. fizyo· ıojimizin muv.:zenesini bozan bir aptalluzı düzeltın~i:: için tabiatın ne kadar çoJı: çalışma zorunda ka::~cağıdır. Zamanımızın büyük hatalarından birisi de, çoğunu oturarak geçirdiğimiz hayatta, ev\ıe1.cr adale yapmanın veya çok faal bn yaşama· nin i!:ap ettirdigı rejimde devam etmemi'idiı Hastahaneler «ithalat»'ının «ihracatn'ını geçmesi yüziitıçien iç muvazenesi bozulmuş insanla:::ia dolusır.hatinize 7 Aranızda, kendisine ilimle uğraşma yolunu sediın anlamak hususunda, Voltaire gibi oı:nyaların <ıhengınin alemşümul bir zeka. ~arafın ·fa;, tanzim eC'ildiğini hissetmeden veya_ Roussean giti insanın sadece aklı ile y<ışıyamıyacağımn far. kmüa olmada:ı, bazı güçlüklere uğrayacakları şLpnesizdir Havsalanın alamayacağı kadaı. büyük hır kainat ortasında o kadar küçük yaratıklarız çenle: in, ıcı. aramızd:m l1iç kimse dünyayı idrak etm•"k mevbu tehlikeli mevzu üzerinde kat'i hüküm verecek halde değildir. ~:iınde bulunmadığı gibı, Mevcudiyetınizi saglam ekonomik esaslara istiettirin, fakat hiçbir zaman ~:para bızanıııak~ me: eğiniz olmasın. Cinsiyet gibi, bu da asla daim. bir saadet getirmeyen, bilakis sizi harap eden bir ateş haline gelebilir. Eşiniz sizin bttün yara. tıcı kabiliyetlerinizi teşvik etme mesuiiyetini üzeo.ur rı:e alacaktır fakat sizi, komşunuzun '7,tıhir! refa. Eareket yapınız. Tabiat. dti9üncenin 'ıarekete hın• geçmek için zorlayacağını ümit etmıyoıum. vel<İ! değil rehber olmasını arzu etmiştır. KendiKendinizi, verdiğiniz ile aldığınız arasında aşikar niz.: hiç olmazsa, günde bir saat fiziki çalışmaya oir nisbetsiziiğe dayanan fazla lükse ıı:aptırmayı mecbur tutunuz r:ız A.clıktan sonra. a;;k. hislerimizin en kuvvetlisi Aranızda çoğunuz tahsile devam edecek ve araVe meselel<;dmizin en ciddisidir. Tabiat nfül. bizi nvdaki canlı rekabet sizi ihtiSasa zor.ayacaktır. ne~iımizi idameye zorlamak ıcin kadın sevgisine Bı,gün ilim öyle bir ehemmiyet kazanmıştır ki, karşı o kadar· hassas yaratmıştır ki, çoğu zaman ı,!!un üzerindeki çalışmalarınız belki sizın edebi· k;emain1izi kaybettiğimiz vakidir. yat, tarih, felsefe.' müzik ve sanatla ancak muvak· Atalarımız, l:>u itilişin ayrıca tahrik edEmeğe lli· kat bir temas sağlama111za imkan verecektir. Burum kalmayacak kadar kudretli olduğunu bilmiş· nu;;!a beraber, kısmi bir kültürle iktifa etmeyiniz. ıer ve onu ayarlamaya muvaffak olmuşlardır. Biz l'r:ı' ersitedc:ki çalışmalarınız bitince, h<;; olmazsa tse aksine, bU hissi ihtiyatsızca olur olmaz vesile· haftada iki saatinizi medeniyetın bu ç~çekleriyle ;er,e tahrik ediyor ve hatta bu muhakeını:;mizi{ ! ) ~ekanızı süslemeye ayırınız. kendimizi fena şeylerden sakınmanın yer~iz oldu· ğunıı kadar vardırıyoruz. Büyük yazarlar. büyük şairler, büyük ~.rtistler Sıhhatten heme.n sonra karakter gelir. Bir mekve büyük müzisyenlerle tanışınız. Büyük uevlet atebin en büyük vazifesi genç _egoistleri centilmen damlarını inceleyiniz ve insaniyet destanını bühaJc getirmektir Refikamın yaptığı tarife göre yüJı- tarihçilerle beraber takip ediniz. Bir an büceı:tilmen her zaman nazik ve zarif olan bir adam· vfü· mütefekkirlerin ayakları dibine oturunuz ve dır. Güzel bir kelime ne kadar az fed.:;karlık isbf:;ruk mür9it!erin izinden tevazu ile vu.-üyünüz. ter, buna mukabil ne kadar kıymetlidiri Birisi SP:i, bu büvük dehalarla dost olmadan. kültürlü hak.ıonda kötü söz söylemek, onun. terbiyesizce, '.nsanlar ol~rak kabul etmeme imkan yoktur. On· meth-ü sen~smı yapmaktan başka nedir ki? Lütufı2ria daimi münasebette bulunun, bir müddet sonkar veya cesaret verici bir söz söylemek imkansız ra onlardan örnek alacaksınız. ise, hiçbir şey söylemeyin. . Bu dehaların eserleri bütün bir teknik manevi Aile ve öğretmenle beraber. din, daima karak·' pı·ensipler. siyasi ilimler. sanat~ edebiyd< ve feltımn sağlam bir dayanağı olmuştur. Aşdğı yukarı SF.!c dünyası. olarak, sizin en kıymetli miras1nızı 5G hin senedir, insan münhasıran avla geçindi. üsteşkil edecektir. Bu miras asırlar boyunca öylesitün. olmak ,çin haris. döğüşken olması icap edinf'. gelişip, öylesine zenginleşti ki. asla onu tüketyo:·c,u. Vakıa vardırdığımız ifrat yüzünden bugün mr:ve muvaffak olamıyacaksınız. ba;:lıca kötülükler sırasına giren hareketlerimiz o ~ımdi. sizlere. iyi şanslar, ıyi bir kdrakter ve zamanın faziletleri idi. Ziraat yayılmaya oaşlayıp ıyi bir sıhhat diliyorum. tyi çal)şın, iy ç0cuklar, ce:rr;tyetlerin teşldli hayatın en önemli unsurların iyi torunlar sahibi olun. Hayat kadehini son damda!'\ biri olunca, bu kudretli faktörlerin manevi lasma kadar için ve mevcudiyetinizi kuvvetlendibt: kanunla önlemek icap etti. ric; tecrübe ve iddialarından faydalı ceza ve müNefsimizin isyan ettiği bu kanuna, bira~ ebe· kaf:::tlarından, paha biçilmez güzellik, aşk. çalışma vevnimizin korkusundan, fakat bilhassa fazileti ve akıl ihsanlarından dolayı Allaha ve tabiata mükafatlandırıp, kötülüğü cezalandıran bir Allah su krediniz. t .. ratından yapıldığına inandığımız için itaat ettik. Prof. Will Durant'dan Bazan, dinin yasak edici emirleri olmaksızH! medetercüme eden: niyetin gelişip gelişmıyeceğini kendi kendime so?'ll'l70l'Ull!. 11.fohnıet DüLGER ıı GALATA§ ARA 8 Y-------~ t türl{ Galatas 'da I Biraz geriye gidelim .. 2/Arııltk/19JO'a ... Meldegünlerinden biridir o gün... isterse· niz onun hikayesini zamanın müdürü Fethi isff;ndi· yaroğlu'ndıın dinleyelim: .Havanın fevkalade güzel oldu!)u bir gii-ndi.i .. Sabahtan Ruşen Eşref Bey Gıııi Ha:ıretlerl'nin okv· h.ı ziyaret ede~eğinl telefonla haber vermi~tl. Sııa! ona doğru kafile mektebin kapısından giriyordu. Hemen kendilerini karşılayıp müdür odasına ml•saflr ettim. Biraz istirahatten sonra Gaı:i H:ı:. mektebi do~ laşmak arıusunda bulundular. Muhtelif sınıfları, nı· sim salonunu, müzeyi gerdik. Sonra tekrar müdür odasına döndük. Buradaki istirahat esnasım:la ben· den okulun tarihçesi hakkında malümat istediler. ı:ı,,reket versin bu hususta kafi derecede bir bilgiye şıı!ıiptim. Kendllerlnl memnun edici baıı iıahattıı bulundum. llira:ı: sonra, iki saati geçen bu ziyaret sonıı ermişti. Büyük Atatürk ve maiyeti erkiını, te· neffüs .ıdolayısiyle bahçede bulunan talebenin ıılkıs· lan arasında mektebimizden ayrıldılar.• işte o tarihi günü.o Haldun Tııner'in kııleminden hikayesi: «Ya sekizde, ya dokuıdıı idik. Dernek ki otu:ı:, otu:ı: bire rastlıyor. Mekteple bir telaş, bir kıya· met. Taş tablolar boyanıyor, yıkık yerler sıvanıyor. Meger Gazi Paşa gelecekmiş. Talebeler kımlıınıyor: «Ah bir biıim sınıfa girse ... '· Hocalar başk«ı gunıı: ·Allah vere bizimkine glrm&ı;e.ft bimiıin sayılı Söyle geldi geliyor çarpıntısı ile geçen bir haf· rıı.nın sonundıı Atatürk gerçekten mektebe goeliver. dl. Biı o' sırada ·Mahlmat·ı vataniye.. dersinden ya· ıılı yoklama oluyorduk. Atatürk'ün gelişini göreme. dik ama, koridorlardaki telaştan meseleyi anladık. Artık aı' gfüünü sınıfın koridora bakan camekanla· rından alabilirsen. Atatürk'ün geldiği anlaşılınu ilı· tiyııtlı hocamız, heyecanlanıp da şa~ırmıyalım diye, ayaküstü bize sorduğu şuailerln cevaplarını da an· !atıverdi. ·aıı bütçenin nasıl yapılacağını da, vasıtalı vergilerin ne şeklide toplanacağını da zaten a:r bu· çuk biliyorduk. Hocı:ı bir kere daha ta:ı:eleyince hıı· rıl harıl yumağa koyulduk. işte kafile o sırada koridordıı göründü. 25 • 25 kadardılar. Atatürk önde, ortada, yanında mü· dür. Refakatindeki mutad zevatla öbür ldııreı:ileru klş1 !ki adım geriden geliyordu. Kafile bir an duraladı. Sonra sınıfın k'1Pl51 lll" kadar açılarak önde Atatürk, arkasımla mutad zevat içeri girdiler. O anda komuta almı, bir bölük asker gibi rap diye ayağa kalkıp dimdik hımrol vuiyetlrıde durduk. Atatürk bize \ .oturun. dedi. Yok, hayır bize degll de hocıımıu ·Otursunlar efen. dlm• dedi. Haca da biıe dönüp .oturun. dedi. Atatürk hocaya: .oeni kitaptan mı takip •dl· yorlar, yoksa tııkrirden mi?. diye sordu. Müdürle haca, ikisi birden: ~Kitaptann diye atıldılar. Vt: Ata. türk'e: .Hangi kllaptan?, diye sormııya vakit bı· rakmadan, tetikte bekleyen sınıfın birincisi 140 Malı· mut Efendiden bir hafta evvel sınıflara dağıtılan ve sahifeleri blle doğru dürüst açılmamış Afet Hıı· nımın mahut kitabını (•) istediler. Atatürk, uuktan kitabın kabınıı şöyle bir göı atıp •Çok güı:el~ bu, yurdular. dına Atııtürk'e bakıyorvm, resimlerinde sık ~ık gor· birinde: Sol elinin iki pıırma· üst yelek cebine takmış, başı hafif öne eğik, Gazi Hazretleri 7. çatık kaşları ve o meşhur bakışiyle gözünün üst(ln, den müdüre bakarak anlattıklarını dinliyor. Bi:ı: 'şarklıfıır neden ille her şeyi büyütüp efH· neleştirlriz? Aklı başında insanlardan duymuştum: «Bakılamıyor efendim, diyorlardı. imkanı yok gö:ı:lerine bakılamıyor. Çenesine kadar hadi neyse ema, başınıxı daha yukarı kaldırdınıı mı göılerLniı iki kuvvetli projektörle karşılaşmı$ gibi kamaşıyor, çarpılıp sersemliyor, birşeyler oluyorsunuz.. Ben bunu duydum ya şimdi korkudan başımı kaldırıp da yüzüne bakamıyorum. Ama çocukluk işte, şeytan dürttü. Yıı herrü ya merrü deyip birden dalıa yu· karı bakıverdlm. filan edebiyat amıı, ,.,. pek öyle herkesin bakı· şına da benıemiyardu. Bu gözler bir yere bııkiyor ama, baktığı şeyden çok daha gerileri, çok daha de. rinleri görüyor gibi idiler. O gün, orada, O'nun karşısında çocuk kafamın koyduğu ilk teşhis şu oldu: Bu gözlerden nlçblr şey kaçmaz. arkadaşlar. Bu adam kandırılama:ı:, ııl!fatı!ıı· mıız. Bu adam mübalağaya 'ıf cambazlığını pabuç bı· rakmıız. Bu adam, bilmek için öğrenmiş olmııyıı lh' tlyııı:ı olmayan, bildiğini bilen, bilmediğin! ıdıı şıp diye ~ıııen bambaşka bir insandır. Gerçi projektör, nu söylemeli ki b.u sınıhn yinıı bakış oldu, kim işaret etti u1lıı, kadar açıldı. Tekrar ayağa kalkma, reverans. Atatürk ve yanındııkller sı· nıftan ayrıldılar .. Onlar gh:llnee alnındaki teri silııl'I hocamız: .. size de, bana da çok çok geçmiş olsu.n çocuklar. diye iskemlesine yığıldı. Sonradan başkalarından duyuyoruz; Atatürk hlı· den ayrılınca öbür sınıflara da girmiş. 10. sınıfta M. Dellou'nım matematik dersi varmı~. Tabii ı..m O madan sırada şimşek nasıl kapısı ardına düğümüz pozlarından ~mı sınıfta ... ('J Y!ırtta;lık Bilgisi kitabı. Ve mektepten girmiş. Hocııyıı tıılebeden birini kaldırmasını 'Söyle· miş. Hoca da tabii sınıfın birincisini kaldırmış. Ona rağmen çocuk bir şaşırsın, bir bocalasın. iki meç· hullü basit bir discussion'un içine dalmış çıkamaz da ·Madem x, y den büyüktür, dermiş, o halde y, x den küç'iiktürn. M. Dellou: uVoyons M. Bülent, dermiş, voyons, voyons. il ne s'agit ı:ıııs de çıı. Tenez: Si x tend ver> :ı:ero, y tendrıı vers l'infini. N'est·<:~ ı:ıııs?n Amıı çocuk hiç orıılı olmazmış. Bir ke!·ıı bo:ı:uk pliık gibi takıldı ya, d<Hıer döner blldiginl okurmuş: Si x > y, ıılors y < x. Dedim yıı rahmetli anlayışlı adamdı. Bakmış, bunlardan bir iş çıkacağı yok ... Usulca onıdıın ayr:ılmış. Doğru büyük resim $alonuna. Orııd;ı bir bir talebenin yaptıgı re51mlere bakmış. Sonra oradan da ayrılmış. çıkamazmış: sınıfından ıonı·ıı ·bir !ki ~mıfıı dııh~ tılrip çıkan Ahıfürk, m;ıiyııtlndeld mutad zııvııllıı birlikte bir müddet müdür odıııııında istirahat buyurmuş. Atııtürk'e gidımıyıık bir de resim imzalııtmışlıır. Su lşleF bitince de oradıın ayrılmış. Resl.m Atatürk mektepten ayrılmak üzereyken paydos trampeti çaldığından hepimiz bahçeye boşandık. Rııhmdli, maiyetindeki nwtııd zevata bir şeyler söy- · !edikten so.nra talebe kalabalığının ortasına dalıver di. O, tek başına ortamızda, maiyetindeki :ı:evat ise geride, çok geride. mektebin iki kanadı açılmış el.im· le ·kapısına ı::loğru yürümeğe başladık. Atatürk, yü. ı:ünü daha iyi görebilmek için yengeç 9ibi yanpiri yanplri, hatta gerisin 9ı:r! yürüyen bir sürü çocu· ğun anısında, iki eli ceketinin yan cebinde gururlu ve gi.irümser ilerliyordu. Büyük kapının önüne binlerce meraklı blrikml$· ti. El ele vermiş polisler kaldırımlardan taşan halk kütlesini zor :ı:ııptediyorlardı. Atatürk görü.nünce bir <ılkıştır koptu .. Aklımıza gelmiş gibi, biz de onlar.ıı vydvk. Atatürk bu alkış· lıır arasında otomobiline bindi. Otomobil moh:ır;ik· ayrılırken ... Jetli polislerin ortuındıı hıırflkete eeçtl. Kend!!trl· ne güçlükle yol açan mutııd zevat da O'nun peşi sı· ra otomobileriyle uzaklııştılıır. Bi:ı:lere de tırıs tırıs geri dönmek düştü .• Aynı gün başka bir sınıfta, 9/A da olanları, h.ıı· ıe.n Gümrükler Başmüciürü Natık Kural şöyle ıın· !atıyor: «91 A da iken bir gün, kendilerine milletçe min· Atatürk mektebe şeref verdiler. 1. ve 2. tanburlar çalındı: Dersimiz (Algebre), Jıoçanıız muhterem Halit Birsan'dı .. Atatürk o zıırnıın en çok tarih vıı rlyadye ile ıılakalıındıklan için bizim dersimizi teşrifleri mu· hakkak gibi idi. Sııyın Halit Birsen a>ınıfıı girdiler. Kendilarl kür· süye, biz de yerlerimize oturduk. Bu derde tahtıı ba~ında bulunmak çok meıs'uliyııtli ve nbik bir diJ. nı:ttar olduğumuz, ruın ılrzediyordu. Ben de hocaya gözükmemek lçhı sırıı kapağını bir şeyler ıırar gibi yaparken: • - M. Nitık vene:ı: au tableııu,, kelimeleri üzerine deru kalktım. Dersin ortalarımı doğru koridorda ayak sesleri duyuldu ve kapı açıldı. Atatürk ve maiyetler! erkA· ııı sınıftı girdiler. Büyük insan, saygı ve $SVgimizıı hocaya, talebeye ve tııhta başındaki bana baıtarı llıı selam vererek, mukabeletle bulundular. Hocamız bu sırada kürsüden inml~ bulunuyordu. Znnııının Dahiliye Vekili Şükrü Kaya sınıf arkadaşı olan sayın Halit Birııan'ı Atatürk'cı takrlirn ettiler. Atafürk derse devam edilmesini arzu buyurdular. Ve refakatlerinde bı.ılunanlara dersin konusunu terçiime ettiler. O sırııda heyecıındıın elimdeki tıı· beşlrin kırıldığını, silginin fırladığını hııtn-lamakf<'!· ym. U:ıunca bir müddet deni takip ettikhın sonra ~·üyük insan ayn rnıırıısimle sııııft;rn ayrıldı!:>' Sonradan öğrendik ki bir ecnebi hoca Atııtürk mııfına girdiği takdirde rl'?rsıı kaldırııcil<i• t> • vi ve ona 1loracağı suali öne.,ı::fen tayin etınişl Bir ,bl!~· im hııctı da heı•eı:andan ııdını söyliyemıımijlo açıp ! O - - - - - - GALATA SARA 'Y-------- Üni ve rsi telerorosı eynelmilel Tiyatro Festivali .. ok. Gelecek oyun!arıııda ıy; şey ler !ıek!iyornz Aynı ge:::e t t:. T. B. Gençlik Tiyatrcsu «Stlid· 13 Kasım 195ö da !sti:inbul'da yapılan Tiyatro Festivalı ile uluslararası ilk teması yapmış ve Ne.ill'in Yağ'ını seyrettik. Bu ye. ni topluluğun hiç de ilgi çekici bir tarafı yok. bu vesileyle Belgrad, Bonn, Venedik tiyatrolariyle tanışmıştık. Bunu takip eden 57 ve 58 yılla rında aynı şekilde Federasyonuınuzun organize ettiği ve çeşitli Avrupa üniversitelerinin katıldı· ğı festivaller görmüş, gerçekten büyük zevk duymuştuk Biz öyle ümit ediyorduk ki; ari2k tama· men ustalaşmış ve dört yaşına basmış organizasyon komitesi, bu sene hiç tanımadığımız amatör trupları da davet eder ve tstanbul seyircisini eskisinden .çok memnun eder. Ancak bu seneki festival tam anlamıyla bir başa rısızlık örneği oldu. Son dakikada Yugoslavların da Lstirak et· mekten caymasiyle biz bize kal· dık. Bir de. tamamen İstanbul tiyatrolarının iştirak ettiği bu festivale niçin beynelmilel Unvanı verildi, buııu hiç anlıyama· dık. Biz ya çağırmasını bilmiyoruz, yahut da onlar icabet etmek istemiyorlar! su tarafmGan, l\lf'tir Serezli' Hemen ncmen her amator top· luluk tarafından ele alı:ı.mış ve nin salın eye koydugu "Aria da CapcJJ> başarılı bir şekilde oynanalışılmış olan bu kısıı oy: uı kötü :.:ı. oynanıyor. Programa bir de «i'ii· Festi' alirı üçüncü .\:ecesinde çin Yağ? Niçn Eugene O'Neill?" Sahı1€ Z'nin lstanlıuı şu ıesi biri denmiş. Biz de soralım •<Niçin böylesine kötü bir oyun?» Hele Lelif. biri terrüme olmak üzere bizlere pandoıniıne diye seyret· iki pıyes oynadı Birincisi T iJzakınan'!: Has· tirdiklerine söyle~·ecek sözümüz Laııe'si. ikincisi ise A. !~ehof'un '"eklif'iyrli. Güııer Süm.:ı·" .ı mise· en-scene'1erini yaptığı bu iki O· Bu seneki festival 13 - 18 Katarihleri arasında Yenı Tiyatro'da yapıldı. !. tt T. B Gençlik Tiyatrosunun oynadığı iki telif piyesle açıldı: sım Viyana Kütüpham;sinde bir profesorümüz tarafından bulunan ve en eski Türk plyesi olduğu iddia edilen. yazarı meçhul Pabuççu Ahmet'le. Turgut özakman'ın yazdığı Karagöz't;n dönli· D1. En-ıninpu;;;o solca',juu..la Yitfrdiğ'm çocuktuğunw. Düşıerimde anyorıırn da UnutJLyorum kim Beyhude oldııgıwıu. arıyorum Saim Be·ı;i Dedenin. .Festfralin !kisinin de zaman !ıer a.rkı:d.c.şıa:r, ilk •evgi!i. 1uygu1a.1'la ~evHen. Ba.şımdaki tık ka.vak yeli, Eminpa,şa Dr. sokagıııda OiJ1ULyı.şımtz, kafr: ka:rış, bı;;hçesir.deki maçia.r, Ya Tô.ei Abi'ııi.n yapt•rdı.ğı 44 'Ln. yarış, önii.ııden ba.ş!a.r. gf. iler· Tak:idin •."lf faydalı H' şeye z,. sö~·!eıı<?nıeı. taklitten çoğu te~ırlim!, * Eminp::ış" soka.ğınd'1. çocukluğumu, Di.i.şıe-rimde arıyorum da olduğumu. .Ei.2 ragmen böyle bir işe olmıılarını takdirle kar· şılıyor. ge!Fcı?k oyunlcirı:ıcta rlıliyornz Eesinci ba· ,:StUd-:o»'CU· lar bu Refik i·-::ı'ıran'ın dp» oyunum. temsil ettiler Ebaşarısız uynamyıı: .!' estival Galatasaray 1,isesi Tıv;.ıtn- Kıılü bünün cı/nadığı Ubu Roi'yla son buldu. A. ,Jc.rry'in y;,lclığı bu oiye;:; Zekı H'2per tarafıııdan ~ah· aeye konmuş. geçen SF.!1F li~enin <;aJmesinde büyük bir bc.:;.ariyle oyııanmı~tı. 5u sene dEgısik l1atçılarla o.v .ıanan piyes aynı Yitirdiğim Unutuyo1'1Lm kim dordtinclı geı.:esmde G S. Akaclemisınin p~ınaı1mıme gösterisini se;:rettik. P11ııdomi ıne 'in bizrle liıyık13·le 1111:,_,ıneme· si ve halkıınm· taıııtılm:csı yöniiııcleıı AkaclemililE'l" n ~·alışma sı tebrike değer Aıwak iJu grnr, sanatseverlerin rJe panrlomime'i bildikleı·i maıı r 1 Fmıyurlar ~Ü. Eserleri, Karagöz motiflerin· den faydalanarak Avni. Dilligil sahneye kopmuş. Güzel mise-en· scene'lerle, her iki oyun da Genç lik Tiyatrosu sanatçıları tarafın. dan başariyle oynanıyor. Festivalin '.kinci gecesinde ~ant George Dernek tiy:itrosu !!un temsil ettiği Eugene O'· başariyle oyna;ırl' yun da şanyı devam ettiremiyo,. !lerki festıv<Jllerde •;GŞ!tli Av lst::ınbul'da ı.·u.pa tiyatrolarını görmeği arwiuyor. lara sa· ba· başarılar :;;em ı-aııatçı diliyom1 Baha PlR - - - - - - - - . G At ATA.§ A R A Y - - - - - - - tJ ve TÜRK CENCLİGİ . . şü::~:::...:::l~nk:~,:::k;maıu :;:':::iş;::) ~ yaşatan A. (Prof. Enver Z. Karal'ın ~Atatiirkten Dti· ru yiil'ümekteyiz. Bende bu kuvvet, J'lllnız aziz memleket ve miUetirr. hakkındaki payansız muhabbetim de~il; bugiiniiıı karaııhkJarı. ahlaksızlıkları şar· latanhkları içinde sırf vatan ve hakikat as· kıyla ziya serpmeğ'e ve aramağa çalışan bir gençlik gördii~imclendil'. Mayıs 1918 Gençler, cesaretimlzi takviye ve idame eden sizsiniz. Siz, almakta oldu~unuz ter biye ve irfan ile insanlık meziyetinin, va·, tan muhabbetinin. fikir hürriyetinin 'en ktv· mem timsali olacaksınız. Ey yiiksek yeni nesil! tstlkbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz tesis ettik, onu Ha ve ida· me edecek sizsiniz. . Ağustos 1924 Siz genç arkadaşlar, yorulmadan beni takibe alıdetmişsiniz. tşte ben bu sözdetı cok duygulandım. Yorulmadan beni takip edeceğinizi soy· itiyorsunuz. Fakat, arkadaşlar, ~·oru}mamak ne d_emek? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman dahi durmadan yürii· mek, yorulduğunuz dakikada hirılenmeden beni takh.> etmektir. Yorulmak her insan icin tabit bir halettir. Fakat insanda yor· gunhığu yenebilecek manevi bir. kuYvet. vardır ki. iste bu kuvvet yorıılımiarı din· lendirmeden yüriitür. Sizler, )'ani yeni Türki)e'nln genç evlat· !arı, yorulsanız dahi beni takip edereksiniz. Dinlenmemek iizere yürfüneğe karar ''eren• Jer asla ve asla vorulmazlar. Tiirk ~enclil!f gayeye, bizim y.Uksek idealimh:e durma· dan. vonılmadan viiriitecektir. ' Mart 1937 ANlD~ GlENCJL~G~N .. Kasım 1938 Perşembe sabah, Taksim meydanında, Zafer anıtı etrafında yapı lan toplantıda gençliğin verdiği sözd.üı~ 13 Biz Türk Gençliği : Atanın b1rakllğı e$siz mirasa, onun Cumhuriyetine, onun inkilaplanna, onun hu.... dutlu ve kuvvetli rejimine daima sadık kalmağa, vatanına, toprağına kanımllı, istiklaline canımızı vermeğe; şerefimiz, gençliğimiz, namusumuz ve Türklüğümüz namına yüce huzurunda andiçiyoruz _ j 12---aıı_er Macit Saner 5 Nisa.ıl 1912'de ts- tanbul'da, Beylerbey'inde doğmuş· tu. Babası mülazim-i sanı İbra him Ali Bey, annesi Nimet Ha·nımdır. Jlk tahsi· lini Konya'da yap tıktan sonra Ga· latasarav Lisesine geçmiş . 1935 "yılında Edebivat Kolundan mezun olmuştur. 1939 da Ankara Dil. - Tarih ve Coğrafya Fakültesinin Fran sız Dili ve Edebi· vatı subesini <.:cer· tificat» a1mak su· retivle hitirmis. sonra maarif vJe idare hayatına atılmıshr. ilk vazi· fesi "Niğde Orta okulunda başladı; daha sonra Adana tkincı Orta rı kulunrla. Adana Erkek Lisesinde ve Tekirdağ Orta okulunda Bğretmenlik yaptL 1947 . 48 ders yılında Urfa Lisesine tavin edilmiş, 1949 - 5~ ders yılında Elazığ r isesi Müdürlüğünü başarı ile ifa etmiştir. 1951 vazında gösterdiği başarıyı nazar-1 itibara alan Maarif Vekaleti Macit Saner'i tstanbul Maarif !\füdürlüğü özel Okullar Bölümü yardımcılığına tayin etmiştir. Bu arada Orta öğretim :nfü:sseselerini incelemek üzere 6 ay müddetle Ameri1952 de Lisemiz ka'ya gönderilmiştir. ve Müdilrlütüne fa. Yin sd.Hen Maeıt Saner, ;:n·amızdan Pbedivı:;n ayrıldı· ğı 1. i\fayıs ·· 1959 rmm <ıününe ka- dar bu mevkide k::ılınıstır 1958 . 1 \'.159 rlers vıl!m tedavi maksadiv!e 2ittii?;i Alman- ra'rl::ı ııerirmis+{r. işte -~:;ı,ıin edilf!jqi 2'ilı1deki intj. baları: !l34. q35, 1erl<'en kendimi coktan dinlomavı" aJmış ve sevgili 0caktan av nlmıs buldum. 14 sene· Arıadolu'da ı::evf!i}j I,isemizin hayaliyle meşbu, onu 'h:1iverek. fa. !ebelik' ~nlerimi aravank do1astık tan sonra işte yi· ne oradavım. Değişmiş dr ı;ıev yok gibi ... Grankur'un beli l:ıiraz daha bükülmüş, yer yer kelleşmiş... neler ve seneler mektebin en afacan c:0c11Marı ile hemhal olmak kolay mı? Çiçek b'l.hçesi aynı. aşçılar ?_,iler aynı, hemen l:emen öğrenciler bile :ı.·,7111 diyeceğim geliyor; zamanla çehreler '.raz. değiş• miş gibi... Amma arkadaşlarım ok ... On· !ardan hiçbirini bulamıyorum . Birkaç· ta· nesini ilelebet kaybetmiş bulunuyoruz ... öğ. rencilerimden memnunum. Onları seviyor ve kendilerine faydalı olmak 1stiy0ruın.> «. .. çı35 .GALATASARAY -------13 p B On donne au Şan ces jours · ci l'Oedipe · roi de Comme dans toutes les tragedies an· ci;nnEs, le malheur s'abat sur les personnages avec une implacabilite qui fait coınpre~dr;, qui'ls ne sont que des mariomıettes dans \es mains du Destin. Oedipe est mı>.rque depuis le debut du sceau du mallıeur: un oracle a predit a son pere Laios qu'il· serait tue par son propre fils et ies tımta· tives humaines pour s'y opposer sont san;; force de"Yant l'ineımrable voulu par les dieux '!'out au plfts, tant qu'il est jeune et loin de Thtfü"s n'a·t·il pas l'occasion d'agir. l\lais le jour vient oiı le ma!heur s'1.bat sur !ui: chaque pas de plus, chaque heu.e de vie l'accablent davantage. Il tue Mn pere, epouse sa mere, et, cherchant a con· nail:re clair<0ment la cause de ses maux, s'aperçoit quo le mal ne !ui est pas exterieur, qu'il 1'habite, au'il l'habitah des sa naissance et que sa damna· tio,., est etemdle, destinee a passer sur ses fils Eteocle et Polynice, en depit du chatimem qu'il s'tnflige lui-meme en se crevant les y~ux Baudelaire senıble lui aussi avoir cru il une maleclition personnelle et, comme Oedipe, ine· luctab!e et. eternelle, «Je suis personnellement rlamne, ecrit-il. depuis le commencement et pour toujours» ou encore {{Adorable sorciere. aimes-tu ies damnes?» Un poeme dont je ne donne ici que queıques strophes va permettre de suivre l'ecri· vain dans sa metaphysique: Par Roland .Failleltaz §oı:hocle. l'Irremediable. Une idee, une forme, un etrıo, Partı de l'azur et tombe Dans un Styx bourbeux et plombe Ou n~l oeil du Ciel ne penetre. Un ange, imprudent voyageur Qu'a tente l'amour du difforme, Au fond d'un cauchemar enorme Se rlebattant comme un nageur. Un damne descendant sans 1ampe, Au bord d'un gouffre dont l'odeur Trahit l'humide profondeur D'eternels escaliers sans .-ampe, Un navire pris dans le pôlt. Comme en un piege de cristal, Cherchant par quel detroit fatal I1 est tombe dans cette geöle. Tete-a-tete sombre et limpide Qu'un coeur devenu son miroir! Puits de verite, clair et noir. Oiı tremble une efoile livide, Un phare ironique, infernal, Flambeau des graces saı:aniques, Soulagement et gloire uniques, - La conscieı:ı:ce dans le Mali Car c'est bien d'une metaphysique qu'il · s'agit, philosoı;ıhie pythagoricienne - et qui refleu· rissait a son epoque avec Gerard de Nerva!- se retrouve, en gra:iıde partie disseıninee dans les Fleurs du Mal, tres nette dans ce poeme <(L'irre· mE,diahle». Avaıit de croire a une malediction personnelle, B:mdelaire croyait d'abord a une malediction ge· nerale, Tout etre e;;t damne du seul fait qu'il existe. Or selon les Pythagoriciens, tome exis· tence forınelle est un mal qui s'accentue avec sa materiafüation Une idee, une forme, un etre, un ange impru· dent voyageuı-. un rlanıne descendant sans lampe, voi!a cıui montre un ordre de succession ciair: du neant ~initial quı est le Bien on passe a l'idee; de l'idee a la forme; ı:le la forme a l'etre; de l'ange au damne. Boudelaire pensait meme comme Victor Hugo dans <<la legende des Siecles» cıue l'echelle du mal desıoenrlait jusqu'aux betes: (l.J'ai pense bien souvent, dit-il clans une lettre a Tousseneı, que les betes ınalfaisantes et degöu. tantes n'etaient cıue la vivification, corporifkation, eclosion a ,a vie materielle des mauvaises pen· ı;ee• de l'hommeı>. Tout ce qui existe est done • - selon un certain ordre de grandeur - une fonne de mal, une ınanifestation d'Herme;. Tris. megi!'te La <1:Sur l'<Jreiller du mal c'est Satan Trismegiste Qui berce longueıpent notre esprit enchante.,, .ı:Hermes inconnu qui m'assistes Et qui toujours m'intimidas:;, Cet Hermes trois fois grand n'est pas ce qu'on poıı.rrait croire «la tentation au mab>, une sorte de partie de ilous · memes. C'est notre axistence tneıne. Notre faute c'est d'exister. Baudelaire se voit done dans un mondf· ~'OUlj; au mal par son e:ı.:istence meme et chacun le ses pas ne peut etre qu'un enfoncement dans t.'i:: maL une deı:<cente de l'echelle qui mene de l'ange a la bete. ~ue faire alor;:;? - Le mieux, pense·l·il, se· rait de ne rien faire, de vivre dans une sorte de Ni·.-vana, d'attendre dans l'inconsciencıı (,'.Resigne-toi, rnon coeur; dors ton sommeil de bı;ute.:ı> (,'.Ne rien savoir, ne rien erıseigner, ne rien vouloir, ne den sentir dormir!,, l\Iais la vie err.peche ce sommeil et c'est ııne voeu mauel Baude!aire ne saurait longtempı:; ;ı'attar. der. Encore s'il croyait au pardon de la faute, mais non! Chaque faute est irremediabl" et nous fait davantage descendre l'eternel escalier ı:ıans rampe . .ı:Dis, connais · tu l'irremisş:ible? Connais-tu le Remords aux traits empoısonnes A qui notre coeu:r sert de cibleb (Sonu art:a sayfada) ,,,_____ G AL A T A S AR A v"'-------- (Baştarafı 13 üncü sayfada) On veillera ici a ne pas croire que Bıındelaire eprouve des remords en vue d'une e:ıqıiatıon et poıır se relever. Il souffre seulement de c.onstater ıa decbeance toujonrs phıs grande dont il ne peut qn'etre le 'ij)ectateur. Et s'il se croit personııelle· meni maudit - quoique tout le nıonle le soit sel<m sa penııee - c'est <ıu'il se sent p!us enelin au ını.l que !es autres. C'est aussi qu'il croit comnıe les Pythagoricienıı a une metemso.natose, un paıısage par reincarnation cl'ıme existence a uııe autre doııt la sienııe serait p<ırticuliereınent char· gec On n'a paıı toujours bien compris fC beau poeme intıtule «La vie anterieure:> 4'.J'ai iongtenps habite sous de vastes portiques Que les soleils marins teignaient de mille feux» ete ... ete ... parce qu'on y il souvent cherche de sinıples remi· niscences de voyage, de jeunesse sans vuir que les dem; derniers vers · . «Et dont ı'uııique soir etait d'appr1Jfondir Le secret douloureux qui me ·faisait languir:ı. et le titre «La vie anterieure» sont l'expresslon d':ıne croyance a la paliııgenesie, a la reincarnation. Baudelaire se serait senti un ınailloıı d'uııe chalne de mal allant du comnıencement a la fin des temps. Sa vie antcricure - si belle dans le miroite· ment des ınotıı - serait en fait aussi triste que sa vie presente - Ne nous parle·t-il pas d'un secret donloureux qui deja dans sa 1.ı"ie anterieure le faisait Ianguir? Et dans le futur, la mctemsomatose ne semhle pas ptuı; engageaıtte. «Nous voulons:ı., dit-il a la mort, Plonger au fond du gouffre, enfer ou ciel qu'importe? Au forıd de l'inconnu pour trouve.r du nouveau». 1,e nouveau'! i\tais ce n'est pas le ıneiileur! C'est simpleınent une antre forme d'existence. Ainsi done. bori:ı:on bouche. Prisou. oıC'eııt le navire pris dans le pôleı>, «Je suis personne~lement domne depui~ le commencement et poıır toıi jours!», Quelle desesperante situation! Savoir qıı'on fait lı> mal et qu'on n'y peut rien! Que scule une chutc plus grande s'amorce il clıaque pas! {.{u'il n'y a devant soi nulle lııeur d'esvoir! ~'est-il pas au moinıı quelque reınede, ne ııcrait ce que pour supporter cet etat? - Comme les Pythagoriciens, Baudelaire s'en propose ıııı qui est bien <lıscutable et qui a fait couler beaucoup d'encre: l'lıyperconscience ıhı mal! ti ne veut paıı en aveugle errer dans les. teııebres, etre «ıtıı domne descendant sam; lampeıı. Son intelligencc s'y refuse, et puisqııe le mal est necessaıre, antant le connaitre df> pres pour mieu:ıı s'en defendre. Le seuı remede danıı la detresse, le seni ;:ıhatf' dans la perdltion - mais naudelaire se rend lui meme compte que e'est un pis aller - c'est la t{lnscience de son mal! «lln phare ironique, infernal... Lıı conscience dans le mah Des lors, des ven aussi etrangeıı que cew: • ci «Je suıs la plaie et le couteau, Je suis le soufflet et la joue. ,le suis les membres et la roue Et ;a victime et le bourreau~ prennent, a la hıeur de ce que j'ai dit phııı: haııt, un singulier relief. Le titre llleme de l'ouvrage d,es Fleurs du Mab me semble aussi plus clair dans cette perspectivıı. Cemment le poete qui souffre tant du rnal pour· rai• ·il, sinon par iroııie, parier de S.i Maut~? Ce~· Fleurs? Qui, de belles Fleurs! Ot fausses Fleurs; pansites. veneneuses. telles !es fleurs de ıotus apportant l'oubli. L'oubW II y a done quelque chose d'oublie, de ııerdıı? Certes, et c'est dans l'idee baudelai· rieıme beaucoup plus qu'uııe vie aııterienre. C~st l'unite qui a ete perdue, l'unite ele la nuit eoıı· milrne pythagoricienne. L'unite c'est le Bien, le vra; dieu metaphysique de Baudelaire. M.Us comme no·ıs l'avomı vu, des qu'il y a existence fornıeUe, apparait le mal. L'Unite · Bien se transforme en ;:>ualite Mal·Bien. C'est pourquoi nonıbreux sont ceux qui voient en Baudelaire un adepte du ma· nicheisme. de cette religion orientale ba.:.ee sur la coexistence a parts senslblement egales d'Ormuzd et Arimane. Peut · on retoıırner a cet1e unite? - ":Son. tant que l'homııe est une forme. Peııt ·on en retrouver quelque chose? Oui, par les Corresponrlances. 1 ci lintelligence du poete a son rôJe a jouer- etlere· cherche les rapports entre le macrocosme et le miuocoı>me, et les enseigne· ou du moins ,es sug· gere aııx homrnes. J,e poete qui par son gı'mie a dasautage la nostalgie de l'Unite perıtue · et par la meme en souffre ıılus quc les autres . rievient ırnur !es lıommes un «phare». mais le plus souvent inconıpris: «C'est l'appel des chasııeurs perdus dans !es grands bois:ı. Ainsi les curreı;pondances ne sont pas un simple ıırecede litteraire, ınais participeut de systeme metaphysi<tııe de Uauılelaire. Les Pythagor!ciens. les Platoniciens et Nen · platoniciens les connais· s:ıiPııL Mallıeııreusement, si pour Platon le monde liec;; ldees, sa recherche permettent a l'lıomme d'approcher du bımheur, chez Baudelaire (sauf dans quclques .rares poemes comme Elevation) la !'Ccherche des correspondanees ne fait qu'aviver le regret du paradis perdu. Le dernier mot du poete? il est bien deşabuse "l semble :>incerc. Jl n'y a pas de reel agenceıııcnt daııs la vresentafüm des. poemes des Fleurs dn mal, tout au plus peut·on remarquer que cer· tains te:ıı:tes ont ete groupes pluı; volontiers ici que dı. mais s'il est un poeme dont la place- n'est pas •e resuHat du basard,' c'est bien le demier aı:ec rnn dernicr mot. L'ouvrage s'acheve avec le Vo· yage, sur un desir desabuse. evoquant bien la rt.inı:arnation mais ni le raclıat ni le bonheur 'ı.uteur dl'ınande a la morl, vieux capitaine, de •·eı.ımener nırn dans un monde meilleur mais dans un monde rioı.,veau. L'ennui. l'eterııite de la ınalediction «Je suis eternellement damrıe ... .o toujotırs !es memes themes jusqu'au point final. Mais je nı'arrete. car si voııs m'avez suivi jusı.ıu'ci, chers eleves, cen'est deja pas mal. G A L A T A § A. R A Y -------1~ $UNDAN, BUNDAN Eir filin hafızasıhdan bahseden şu hikayecik lı;:.yli ilgi çekici: Avrupa'nın hayvanat bahçelerin· den birinde, bir muzip. önüne fıstık istemek üze. re uzanan filin hortumuna bir sigara izmariti tutuşturarak kaçmış. Tab'an gayet uslu ve itaatkar ulaıı fil bütün kızgınlığına rağmen bu serseriye b;, şey yapanıaııuş. Ertesi sene. :•aptığı muzipliği arkµdaşlarına anl~ıtmak üzere tekrar ziyarete gelen bu şakacıyı. bülün bir ~cııe gayet sakin yaşa· yan fil. hortuıııu ile kafesin arkasına ;:ekmiş ... Ve z::.vallının vücudu, üzerinde gezinen tonlarca agır· . l.iğ<.ı dayanamıyarak hurdahaş olmuş! . Ninelerimizin maııgal dibinde anlattıgı masal· en unutulmaz kahramanı muhakkak kı devlerdir. Acaba, dev adı verilen varlıklar hakıkaten mevcut oldular mı? Belki o devlerin mev·:udiyeti bi:·ac, şüphe g1Jtiirür ama anormal bir ıwkilde gelfasrek adeta rl€V haline gelen insanlar yok değil· iiir. Yaşaya'1 eE uzun boylu Avrupalı. Jan vaıı AJ. l:el't isimli bir Holiındalıdır. Doğduğu zaman 9 kg. gelen A!bert 7 yaşıııda 2 m.'* 32 yaşında 2.fül ın. '.:!oyunda idi. Ayakkabısı 63, ııapkası 72 nuına· ra ıdi. Bir köstüm için Albert'in ö.50 m kumaşa lhtıyacı vardı. Sibiryalı Kazaııioff ise 34 yaşmda 2.7fo ın. g,eliyurdu. Ağırlığı 200 kg., göğüs çevresi 142 cm. idi. Günde 12·15 saat uykunun Kazanioff'a k~fi gelmediğini söylersek, anormal yarauı!ışı hak· k~nda bir fikir sahihi oluruz. Fakıı.t devlerin devi 2.6!::lık Çang- Yu Ling'i Ye 2.87'lik Machnow'u a· data cüce bırakan lranlı Siyakad idi 3.27 M. lık boyu ~iyiıkad'm insan neslinin en uZıın bo;;-lu temsilcisi olduğu söyleniyor! Siyakad'm ka· fası .o .kadar kocaman ,.e ağırdı ki. zavallı daima Ç"nesini dayamak zorunda kabrdı. Tabii dev· eril! clisse3i yüzünden yürüyemediğini ve wakta dı;rdnıadıgıııı tahmin etmişsinizdir. Bil· tün. bunlarla mütenasip olarak Siyakad'.n aklı ve hkzası da anormal olarak gelişıniştL ıar;n .. ' PekıyL ya cuceler? 1870 yılına kadar Avrupa'da hiç kimse cüce bir milletin mevcudiyetini tasav- vur edemiyordu. Fakat Georg Schweinfurt'un ·Nil ile Kongo havzasını ayıran bölgede Pıgnıe'leri keşrntınesiy!e, Herodot'un cücelere ait n:kayelerini kocakarı masalı olarak vasıflandıran teoriler ;ouya düştü. Pigme'lerin boy ortalaması 90 cm, dir Birmanya'da Tanagra ismi verilen bir aha· iinin boy ortalaması ise 60-77 cm. dir. ·;Cüce koleksiyonculuğu» bilhassa Rönesans devrinde pek moda idi. 1556 yılıııda Başpiskopos \'it<:lli'ııin konağmda 34 cüce vardı! tngiliz Kralı Charles'ın Jeffey Hudson adında ki 45 cm. lik clicesi fevkalade cesareti yüzünden üaron Unvanı ile taltif edilmişti. Hudson, kendisine ,ıclice'> diye hakaret eden Crofts isimli normal boylu hir adamı düelloda öldürdü! CDcelik iJalısinde şu hadiseyi de zıı>:rıo;tmeden Madrit'te 79 cm. lik bir koca ile 76 en: lik eşinin 1946 yılında 15 yaşında olan oğul ·arı 2 ın. geliyordu! Bazı sayıların insanların hayatında mühim rolı er oynadığı inkar edilmez bir hakikattir. Mesela büyük bestekilı~ Richard Wagner için 13 :akamının müstesna bir ehemmiyeti vardı. Zira 1813 te doğdu ve 13 Şubatta öldü. Bayreuth'teki evi 13 Ağustos ta açıldı. Gençliğinde besteledikleri ile beraber 13 t•perası vardı. isminin harfleri 13 tanedir. Doğ .duğu tarihin rakamlarının toplamı l3'e eşittir: 1+8+1+3=13. Bir 13 Ekim günü Fre~schhi.itz'ü dinlerken kendisinde müzik kariyerine 1Jaşlama ar7-:ısunu ııissetti. Muvaffakıyetsizlik yüzünden Tarmhauser'in Pariste oynamasından 13 Mart 1845 te vazgeçildi. Tekrar sahneye konması 13 Jiart 1895 tarihine rastlar. Wagner'in ilk defa orkestra olduğu Riga tiyatrosu 13 Eylfü 1857 de açıldı. Tannhauser'in bestelenmesi 13 Nisan 1844 te sona erdi. Wagner 13 yıl sürgünde kaldı. Bayreuth'te geçirdiği son gün bir 13 Eylül idi. Liszt Verıedik'te onu son olarak 13 Ocak 1883 te ziyaret etti. Wagner'in öldüğü yıl Alınan tah--viminirı 13. sliydü! Derleyen: Mehmet Dülger "'*"'"''''"''''''''"',. ... ,,. •• ,.,,,,.,,,, ... ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,, <0••••onuooooo>••••••H•••••••<UH•>•uU••U .. •••••••••uooH••HH .. UO•HooH4uUuunu••••••••••uuu .. uo••••• .. •••••••Uf Mektuplardan =il= yagmur '-'l.Lnn<ıu•:ı:.' yağıyor çığlık çığlık Gece b!r kara taş Sefalet kapımı çal:ıyor Odada b!r lA.'Tiba İçinde hayatım. Sa!gur Kal'lçııl LAMBA Ellerini ellerimin içtnfJ alabilse:xı K&mııl ZEREN Sus5ak ve gözlerün.iz Yarım kalmış bir şar.k.1y1 Yaslarla söyleseler Batu lŞMl:N ! 6 - - - - - GALATASARAY-------- Esal Mahmut sanki 28 senenin yiikii· ııii hiç taşımanuş gihL Öylesine zinde, heyecanh Ye ateşli... Acaba ne düşii· nii~·or dersiniz, rozeti ıakıbrkcn ? Erzakı kim tartacak'? İBRAHİM SAFER 1894 te lskcndcriye'de doğan lbrahiın Sa· ~ fer Bey, küçük yaşta 1stanbul'a gelmiş. tah· § silini Saint - Benoit Fransız Lisesinde yap-~ mışü~ İsviçre Lozan tlnivcr~itesini kimyager olarak bitirdik len ~onra iki sene Belçika 'da, yurda döndüğünde de Kibrit Fabrikaların· da vazife almıştır. Nihayet 1929 yılında Okulumuza Kimya ve Fizik öğretmeni tayin edilmiştir. 30 yıllık çok faai bir hayatından sonra, 1959 senesinde yaş haddi dolayısiyle emeklive avrılmı~tır. ~' ~ § ~ § § ~ E] ~ ~ E -~111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111111ıııııııııııııııuııııı111i;; ., . = y YAG-l\1URLA Dün gece seni hatırladım Yağan yağmurla, Penceremde inliyen damlalar Bana teselli oldu, Ve sonra uzayan Derin bir sükıit. Gönlüm özlemin, gözüm yaşlarla doldu. Tacettin Sucu AKS!SEDA lcmmuz l959 da okuhımuzdan ayrı· lan kıymetli fizik hocamız :\LJ .J .Rohin Bir aksiseda arıyorum lsm.ini ban~ omrünıiin sonuna kadar 'tekrar edecek .. Aykut Derman § "'----~----GALA.TASAR AY -------17 Çeldi/er.,, muva//ak oldular ... .A,rıfdılar . • • ~~::.::::::;::::;:::;::::=: ::::==:::=: :ı! ,( 'ı Un phllosophc d'un qııart .ı de siecle ij ı::~~/~;~~~:~~~~~ lerinin Felsefe bölü nıiinden 1936 uı!ında me- zun ıl l ( olmuştur. 1937 de Galaıasaray'da hocalı• ıja ba§lamış, 11153 ten 1958 • 19.59. der:; yılının sonuna kadar da ders nazırı olarak vazife görmüştür. Oku!dan ayrıldığı giLn kendi.sine sor· d.uğurnuz intibalarını şöyle özeıled.i: •J'a.ime beaucoup le lycıie de Galrıtasaray, parce qııe · .i'y ai ımseigne perı· dant 22 ans, mais parce qu'il me parait un etab· lissement modele. I1 permet, en effet, ·d'offrir a ııı :ieunesse turquc le doııble avantage d'une. culture nationa1e et d'ıme cultnre etrangeTe. il n'y a pas d'autre lycee au mo;ıde oiı ·cette tıınthese soit st parfaıtement rıisolııe. Gttldtıı· saray represente en ce sen.~. un exemple İ ı wıiqııe de colıa.baration inte!lectuelle... / 1 ıiım seuLemen.t Arıttı tan vakti içimizdeki kederi Rep garip bir heyecanla dolu kaldı düşlerimiz Ve doğmayan bir mutluluk için Pul pul duvarlarda eskittik yazlan. ünal ..:..YSAL 1 1 !l~~~---::-------~1 SEN Hani.duman Gözle görülür Elle tutulamaz ya Sen de öyleşin. Dernıan 1 8 - - - - - GALATA 5i ARA Y - - - - - - - - GALATASA. Bu sütunu tertiplemekten maksadımız siz sevgili okuyucularımıza, Galatasaray'ın zekice tertiplenmiş muzipliklerini kahramanlarının ağzından naklet- mektir. Bizi hemen koridorun öbür ucuna aktaran senelerden saklayabildiğimiz birkaç hatıra o güzel günleri tekrar yaşatacak tır. Bu ise, 1927 - 1932 Galata sarayhlarimn gayet iyi tanıdığı ~~f. Sadrettin Tosbi il~ başlıyo Ben Ga!ab!saray'a 1921 senes!nde girmiştim. Kısmet oldu 1932 de bitiriu cıkhm. o zam.anki ismiyle; «ll!ektelı-i Sulta· ni» ye intisabımda tstanbu! isgal altında idi. Perse:nbe gün· leri öğleden sonra tatil olur, cuma aksamları veya cumartesi sa· hahları mektebe dönerdik. Ben cuma akşamları gelirdim. Galatasaraydan ilk hatıram. haffa başları mektebe her dönüşümde, iç avluda -yani cephenin önündeki mevdanhkta- nark yanan otomohillerrlir. O taı:ihte !t"tanbul'rla otomobil nadiratt<ıı:ı idi. Bahis me>'ZUU otıımohiller de, tstanbul'daki işgal · lmVT·etleri kumandanlarına ve onların tevahiine aitti. Bu zevat o zamanfar. cuma 1-!iinlı>ri ım~ktehi!ı !rnnferans salonunda toulanır!ardı. -Seden toplanırlardi, nr yaparlardı. elan mechulümdür. O tarihfo mektebin müıfürü Salih Arif Be:v merhumdu. Daha ısonra 77 Talatın babası Faik Bey müfliir olrlu. Kenı'!isine burnıınun fü:Prindeki et heninden kinaye «Lahm-ı zainb> lakabı ta· kılrlı. Esasen Galatasaray'd;ı ırn· rek hocaların. 1-!erekse talehele· rin birer lakabı bulunma"!! teamlildendi. Bu meyamla o zaman· ki ı;iiryeyanlardan. ~·ani müdiir mmıvin!erinden Hikmet Bey. (Polis Hikmet). Arif Bey ise <Odun Arif) diye anılırlardı. Al'if Beyin oil:!u Bekir mektebe girince kemli~ine, irsiyet icabı. (Yonga), daha sonra 'gelen kar-' !leşlerine (Talas) ve (Kıvmık) !ak~nıarı takıhnıstır. · Ben Ga!atasaray'a komansan" d:rn yani ihtiyat smıfından baş!adım. O tarihte şehzadeler Mekteb·i Su!tani'de ohrlardı, yemekhane ve yatakhaneleri biz!e:!'den ayrı idi. İmtiyazlı bir zfünl'e teskil ederlerdi. Simdi tı;mini hattr!ayamadıirım bir ta. ııesi bn imtiya!:!. kiitftYe kullanıttayı Adet edinmişti. Sebepsiz yare. ~na, brımı ~tar, ~llk at~ ~. ~.df.__l'_.pmda LAR dalkavukları vardı. Dayağa maruz kalan, elleriyle, yüzünü kapayarak korunmak istese, dalka\'1Iklar derhal müdahale ederler, mağdura: İndir ellerini aşa ğı, efendi hırsını alsın... derlerdi. Yine bizim sınıfta Abdurrahman ismiı:ıde Anadolulu bir co· cuk vardı. Cok kuvvetli idi. ,O· nunla i}i arkadasbk. Bir gün bana: «Şu şehzade olacak herife çok kızıyorum, gel şunu bu se: fer bir benzetelim de san olsun» dedi. Hakikaten mektepte şan kazandık amma, bu şan her ikimize de ikiser hafta izinsfae mal oldu idi. · Ga!atasaray'da kendilerine takılan lakanları soyadı olarak alan benden başka daha iki kişi tanıyorum: Leblebi l\Iehmet. Külbastı Raif. Ziyat Ebüzziya da sınıf arka· daşımızdır. Sekizinci sınıfta talıiiye hocamız mösyö Gudman rnrdı. Onun dersinde bir kere Ziyat'la bahse tutuşmuştuk. Hoca ders anlatırken Ziyat yüksek sesle (İshak) diye bağıracak. ben de kendisine yine baI~ıra rak. CYakup) diye cevap vereceğim. En son kim bağırırsa, diğeri ona bir haftalık tatlı istih· kakım terkedecek. Sınıfa girdik. Ses sada yok. herkes ders dinliyor. Birdenbire bir çığlık: (İshak) .. Hoca dersi kesti. Kimdir o, kim bail:mlı" diye sordu. Cevan yok ... ·Ders devam ediyor. Bir, iki dakika sonra ortalık sakinlesince ben haii"ırdım: (Yakuu). Hoca tekrar dersi kesiyor. Bağıranı ar!yor. Herkes birbirine bakıyor. bir netice çıkmıyor. Hoca bir iki tehdit savtıruyor ve derse d<'vam ediyor. Fakat artık iş güçleşti. l\Iösyi:i Gudman tetikte. Bağ-ıran mulrnkkak · yakalanacak. Ben kendime: Ziyat cesaret edemiye· cek. tatlılara kondum. flb•e tatlı tatlı hayal kurarken Ziyat ııat· !atıyor: (İshak) ve fakat hu sefer yakalanıyor. Hoca onu sı.nıf· tan atıyor. Ziyat kapıdan çıkar· .ken hana mm:afferane hakı~·or ... Tatlıla~·dan gayet emin, kapıyı açıp tı:m dışarı çıkacağı sıratla. ben de kalkıyorum. onn takin ediyorum ve peşinden kendili· ğimden kauıdan çık?rken bağın yorum: <Yakup) .. Sınıfın hali ııi siz tasavvur edin. :3ir de korkulu bahta.mı anla· fayım: A!!ah gani, gani rahmet ey1esin kimya hocamız Aziz Bey vardı. Sert bir zattı. Gözüne kesfüdiğini derse kaldırırdı. Ya- ·ııi ıtwnıu-a struiyle. değil, all· balıtek, kim gözüne ili~irse. i\lüzenin bitişiğinde, anfide der;; yapıyoruz. Ben derse kalk· 111amak icin arkalaı·da s!l'a!arın altına yaftıın. Hafiften kestiriyorum. Derken bir gürültü konbı. Herkes birdenbire ayağa kafktı. Ben bittabi kıpırdayamadım. ll'.:a· fam ortadaki yo!a doğru uz;an· ımş. yatar vaziyette ka!a kaldım. Bir de gözümün ucuyla yola doğru bakınca ne göreyim. Tam basımm hizasından merhum Atatürk gecmiyor mu.. Arkacın. da maiyeti ve mektep erkanı. !Uüzen1n anfiye açıl.an kaµısın dan girmişler. kürsüye doRı-u yürüyorlar. Smıfta kısa bir müddet kaldılar ve çıkıp gittiler. ömrümde bu kadar korktu· ğumu biç hatırlamıyorum. Tosbi Sadrettiıı'den sonra müracaat ettiğimiz ikinci «type interessant» mektebimizin ünlü (!) talebelerinden Bektasi Serfi oldu. İste bize an!attıkl:ırl: «Lise talısilinı hiraz uzun sür.dil. Zira bir sınıfta öi':ret!Ienlerin sade bir senede hakkıyfo öğ renilwiş olacağına kani değil dim. Galiba 9 dan 10 a geçmem icabeden sene idi. İmtihanlar sona ermis, ben prensibime (!) u~·gun olarak, 9. sınıfı okumaya karar vermiştim. Taksit :vahrmak üzere ra!ımefü validemle mektebe ge!diifönde kenilhni tutamadım. sınıfta kalmıs olmanın tesirivle e:il-rlerimden ya;Jar bosırndı. Ru halime arhk «mmı fiyP:t kecll<>tmis» olan annem: - Haydi. haydi. a1!!amava lümm yok. ı.!Öı:!eriıı ölmü$ koyun ı;ö'>'.i~ne hemi~·or! dedi. l\iektı>uteki en acı hatıram budur. 7. sınıfta idik galiba" ım~el Efondi isim!i ::ıs!en Hıristiyaıı Arnavut ol:ın h!r ınatrmatik h<ı camız vardı. Garin hir ııat itli :\!is<>l Efendi n(;rsl,,rde yarı Tilrkçe yarı Fransızca konn~ur du. «Fractions orrlinaires»'leri iiğ reni-vori!uk. Yoklama sıras1 <Do· mm:) Galih'e ı;eldi. Hesımtan ((b!helıre» <Domuz) Galip en. kii· elik bir «mu!tinlicatiom> i:inünde dahi muvaffakıyet gösteremiyordu; Nilıa:vet sabrı tükenen Misel Efendi: .::... Bre imheci!e! Dem: foiıı trois ne eder? tliye sorunca, DoJ?UZ Galip. cevabının doğrulu gunr!an emm: · - Quatre, monsieur? ce:vabı· ttı verdi. Varın siz sınıfnı halilrl tasav· var edin». GALATASARAY i D 1813 te Leipzig'de doğup 1883 te Venedik'te ölen Wagner küçük yaşta öksüz kaldı. Yetişmesinde an· nesinin, üvey babası Geyer'in ve bilhassa felsefe, filoloji ve san'atla ilgilenen dayısı Adolph'un büyük em.ekleri vardır. Mektebi 1814 te ailesinin yer· 1eştiği Dresde'de başladı. Leipzig'e döndüğü zaman (1827J umumi kültürünü mükemmeleştirdı, birkaç kompozisyon karaladı ve yül~sek felsefe tahsVine de. vam ederken Leipzig kilisesinin meşhur koro şefi Weinlin'g'ten ahenk ve <Contrepoint• ·dersleri aldı. Artık kendine mahsus bir tekniğe sahip olan Wag. ner ilk eserlerini vermeye başladı: ı Fantezi, ı Po· lonez, 2 piyano sonatı, 1 senfoni, Goethe'nin Faust'u için 7 kompozisyon. Ayrıca tiyatro için, ·bitireme· diği ·les Noces• ve des Fees. isimli iki eser tecrü. besinde bulundu. 1833 te Wurtzburg'dan şan şefliği, 1834 1836 yıllarında Magde· burg'da orkestra şefliği yap tı. Orada genç şarl<.ıeı l\Iinna Plane;r'e aşık olarali evlendi. Shakespeare'den ilham . ala. rak bestelediği •La Defense d'aimer> nin oy nan m ası ve muvaffakiyetsizliğ! yine J:ılagdeburg'da bulunduğu sı· ralara tesadüf ecer. Tiyat. ronun kapanmasından sonra Wagner Leipzlg, Koenigs berg (1837) ve Iıiga'ya git· ti. Bu sonuncu şehri Londra yoluyla Paris'e !'1 itmek üzere 1839 da terkettı. Düş tüğü sefalet ve uğradı· ğı inkisar onu kazanı; geti· ren çalışmalar!! doğru yö· ueltti: Çok rağbet gören büyük operaların trans· kripsJyonu, <Gazette musicale, için makaleler ve bunlardan ayırdığı vakitlerde bestelediği Rlenzi ve le Vaisseau Fantôme \1840). 1892 de Rienzi'nin Dresde'de kazandığı muvaffakıyet, Wagner'in Saxon. ya saray kilisesinin başına geçmesini' sağladı (1843). <Vai.sseau Fantöme'un temsili pek fevkalade karşı· Lama.adı. Tannhauser'inlrJ (1845) ise tam manasiyle bir muvaffakıyetsizlik.ti. Bu hadiselerden duyduğu keder Wagner'i 1848 den itibaren, doğmakta buiu· nan yeni müzik inkılapçılariyle birleşmeğe sevket t:ı.. Röckeı Bakunin 'i~ hirlt:serek 1849 daki ha· rekete iştırak etti. FaK;,.t mul',.;ıbil hareketin zaferi Wagner'i vatau.uu terkedip Zurich'e yerleşmeye zorladı. G ER Orada «L'art et la Revolutiı;ııı, Oeuvre d'azt de l'avenir, Opera eı Drame» gibi teorik eserl~ri kaleme aldı. Lohengrin'in hazırlıklarını bitiren Liszt'iıı tavsiye. siyle, ancak 2Q sene sonra J:ıitirmeye muvaffak ola· cağı l'Anneau de Nibelung'a başladı. Zürich'li zen. gin bir sanayicinin karısı olan Mathilde Wesen· donck'a duyduğu şiddetli aşk· yüzünden bu şehri ter· keden Wagner 1858 de Venedik'e geldi ve esiri olduğu hisler altında 1854 ten beri yazmayı tasar. ladığı Tristan und Isolde'yi besteledi. 1861 de f'a· tis'te Tannhauser'in uğradığı muvaffakıyetsizlik onu fazlasiyle müteessir etti, bununla beraber, konser· terde eserlerinden parçalar çalmak üzere Avrupa'· nın bütün şehirlerini dolaştı, 1864 te gırtlağına ka· dar borçlu olduğu halde Vi· yana'yı terketmek zorunda kaldı. Bir müddet :tsviçre'. de yaşadıktan sonra Stutt· gart'a geçti. Bu şehirde ar. tık talihi dönmüş olacak ki, Bavyera kralının hassaten gönderdiği bir maiyeı memuru Wagner'i gecikmeden efendisinin yanına davet et· ti. Kralm teveccühü sayesind~ Tannhauser, le Vais· ssau Fantôme ve TriEtan und lsolde l\Iünic'te tekrar temsil edild1, faka: çevri· len' bir sürü dalavere yü· zünden Wagner burayı da terketti. Tribschen'de ko· casından boşanıın Liszt'in kızı Cosima ıle evlendi 118701. Tribschen'de geçırdi· ği 6 mes'ut sene zarfında Siegfried, le Crepw;cui.e des dieux ve les Maıtres chanteurs'ü bitirdi. Yme bu şehirde Wagner'in 1872 den itibarerı yerleştiği Bayreuth (Bavyera'nın küçük. bir şehri) tiyatrosu için planlar hazırlandı. Meşhur ,colline verte. fes· tivali 1876 de imparator l. Guillaume, Kral 2. Louis v.e dünyanın'% en seçkin şahsiyetleri huzurunda açıl· · dı. Bu açılış, altı sene sonra (18821 Parsifal'in adeta perçinleyeceği bir zaferin başlangıcı oldu. Birkaç ay sonra Wagner Venedik'te felsefi bir deneme üzerinde çalışırken son nefesini veriyordu: Diçtlonnalre de la MuElqus'dzn çeviren: fl'lEHMET OüLGER {Devamı 24 m:ü sai·fadal 20----- G AL A T A SAR A Y -----------~-- OKULDAN HABERLER Cumhuriyet Bayramı tatilinden istifade eden 11/B öğrencileri, başlarında hocaları FeıTulnat Turaç olduğu halde Bursa ve Karacabey havalisinde bir gezi yapmışlardır. Gezinin çok faydalı ve eğlnıceli g3çtiği katılan arkadaşlar ·tarafından ifade edilmektedir. ... 12 Kasım 1959 Perşembe günü Gönül Arslan, mektebimizde muvaffakıyetli bir piyano konseri vermiştir. Konser alaka ile takip edilmiştir . ... 20 Kasım 1959 Cuma günü mecmuamıw1 kapağı için açılan kompozisyon müsabakası neticelenmiş ve. Tic. II. den Altım Cöner birinciliği ka:ranınış tır. . l •• Kasım Cumartesi günü konferans ııalonunda ckuıdan ayrılan hocalar, diploma ve ı:nükaıat alan öğrenciler için bir tören yapılmıştır. Müdür Ali Te,.man'm yaptığı bir komışma ile açılan törende, 21 Edebiyat hocası Muvaffak Benderli'nin davetiyle ısahneye gelen !brahim Safer, Esat Mahmut Kara. kurt ve ;ı:tene Larroumets ayrılırken neler hissettiklerini anlatmıslardır. Bunu müteakıp emekliye ayrııan bu hocalara ve tören esnasında Fr:.rnsa'da bulunan babası M. Mosse'nin yerine g~len oğlu na, eski Galatasaray mezunlarından Bah~.dır Dül· gpr· tarafından altın rozet takılmıştır. Daha sonra, diploma ve mükafat alan öğrencilere. nediyeleri hazıı bulunan muhtelif hocalar tarafından veril· mi~ ve merasim son bulmuştur. Kooperatif seçimleri 26 gtıı:ıü yapılmış ve Kasım 1959 Perşembe yine Yusut Karal se· çilmiştir. ... /ukarıda rası Bursa gezisine katılanların Kara<:abey Hii• önündeki toplu fotoğrafı görülüyor. Okul ve öğrencileri Koruma Derneği 1959 UJ.UU· mt heyet toplantısını yapmış, bütçenin kabulü ve eski idare hevetinin ibrazından sonra yeni ldare heyeti seçllmiŞt.ir. tdare heyeti aşağıdaki ;;:evattıııı ıııüteşekkildir Başkan : : Asaf Hamzalay, Baskan Vekili : Fenuhzat 'furaç, Velııedar: Macit Kural. Muhasip : Reşat tpekar Sekreter : Zeki Donay Okul Aile idare heyetini Birliği seçmiş de 1959 · 1960 ders yılı için bulunuyor. idare heyeti ve ılzalar aşağıdaki z<,vattan müteşekkildir: Başkan: Muhitin Güven, Başkan Vekili: .Macit Kural :\lurakıplar: Nimet Güven Naci Kerman. Azalar: Muhitlin Güven, Nimet Güven. :\taciçle Somer, Mehmet Kura, Naci Kermal, Rıza Boıkuş, Mevlut Baysal, Metiıı Yol· eri. Asaf Hıı.mzalay, Reşat J:pekar, :\<fa· cit .Kural ve hocalarımızdaıı Muvaffalri. Benderli. Halit Sıırıkaya, Ferruhı.aı TU· rac, Salih özarık. Mektebimizden kıymetli yardımlarını esirgemır yen bu iki teşekkülümüze talebe teşekkülleri adına teşekkür edeı· ve daimi muvaffakıyetler dileriz, GAL.ATASARAY Kiiltür ve Edebiyat .Kolu. 2 Aralık 195i) Çarşam Yalıya Kemal Beyatlı'yı anmak üzere bir topıantı tertiplemiştir. Tafsilatını gelecek sayıda veı·eceğimiz bu anma gününde bir çok tanınmış protesörler ve hocalarımız söz almışlardır. ba günü ... hocalarımızdan Osman Kurtuluş ve Nurettin ameliyat olmak üzere hastahan~ye kaldı rııcıklarını teessürle haber aldık. Bütün mektep ad.\!!a acil şifalar diler, pek yakında kendileriyle buluşmak ümidinde olduğumuzu bildirıri2.. Ergın'in ! Le Buıeou Mysterieux-1 J}Jıeure enfiıı a sonne: levant l'ancre du teı:ııps İ Lun bateau s'eu va, pour l'inconnu ııous quittauı. ~ ~ Conıme sııns passagers, dans la nuit il s'avance; ı ~ A son depart, maclıoir ni main ne se balance. \ Geux qui restent quai, par la douleııı: figes \ Scruteııt l'horizon noir, de leurs yeux affligeıı. 11 n'est pas le de'l'nier, ce nııvire en partauce , Helas! dans le long deuil d'ııne vie de ı.ıeuf-; t t Aimes, aimants toujours ııtteudent, france. ı mais eıı vahı, eııfin. - Yitik~ Pensant que !es pıırtants retournerunt ? Sans doute, des parı:ants suffisaute est la joie ~ ~ Si du retour jamais nul n'a trouve ıa voie.. Yahva Kemal BEYATLI \ (Traduction: Pierre DUBO!S; ~ · NOT: i'il. Dubois, Yahya Keınal'l Annı~ Günü r.u(i.? uasebetlyle şı.irin ım sevilen iliri <Sessiz G.·emı. yl ' fnu.ısızc;ıya ç"virmiştir. ) t tstedi ama gülmek Meğ·erse k ağ·lıyormuş ... Yavuz TAC:ER 1 l ,,,....,# dıdO>oild441J4*<11#.,,.. ... dd4od"P.04JiP44'/'ill'Q O?..,,, GALATASARAY 21 A PROPOS DE LA CONFERENCE DU PROFESSEUR DEBESSE L'adolescence est la periode de la vie de l'homme qui commence lorsqu'il r.evendique sa liberte et qui dure jurnu'a cc qu'il dirige sa conduite lui-meme. Puisque «etre responsable» c'est revendiquer ses actes comme siens et en acceriter Ies consequences quelles qu'elles soient, l'adolescence est en quelque sorte "ne periode caraterisee par une tache qui a corrıme but, de resoudre ce nrobleme aui He ıa liberte a la responsabiİite et inversement. Car si on rejette la responsabilite sur quelqu'urı d'autre, on n'est pas libre, puisqu'etre responsable c'est revendiquer ses actes comme siens et en accenter toutes les consequences; et de meme, si on n'est nas libre il n'est pas question d'etre responsable. Etablir cette liaison entre la liberte et la responsabilite n'est possible que si on comprend exactement ce qu'on doit entendre par ces deux termes. Ce qui n'est pas du tout facile et c'est cette difficulte cıui rend l'adolescence inquiete. Il y a chez l'adolescent un deuxieme caractere qui n'est pas aussi general que cette inauietude. C'est cıue l'adolescent a une idee- utopique de ıui-meme. Quoique l'influence bu caractere individuel ne soit pas si forte sur ce point, le milieu peut parfois l'effacer completement. Le cultivateur qui a une idee de responsabilite developpee des le debut justifie assez bien ce cas. Ces idees utopiques peuvent tres bien apprendre a l'adolescent a avoir un ideal suffisamment eloigne pour qu'on puisse l'appeler ainsi. Je veux aller meme plus loin et dire que c'est la realisafüm de ces idees utopiques qui rend l'homme grand. Done ces idees sont, non seulement un point essentiel du caractere general de l'adolescent, mais encore ·ıa source principale ose-je dire, de l'energie qu'il oossede. Car l'adolescent qui trouve en Iui cette energie, justement parce qu'il a des ides etopiques, cherchera plus facilement, devant des difficultes d'une solution au moins r:>alisable, a atteindre cette oossibilite. ~t je crois qu'un des elements~ cıui forment caractere general de l'adolescence, c'est-a-dire cette facilite a se revolter contre toute influence emelle au'elle soit. n'est qu'un de· sil' de montrer cette energie. Pour etudier les rapports qni existent entre I'adolescent et l'educateur, il faut en· visager ces differents aspects de l'adolescent. Mais il ne faut pas oublier que cette le analyse que je viens de faire, a 1.~te forcement incomplete et en . partie fausse puisque je n'ai pas envisage le ,aractere personnel de chaque adolescent et le mi· lieu dans lequel il vit. La premiere quesiion qui se pose dans cette etude est le developpement de l'idee de responsabilite chez l'adolescen!. D'apres la definition -de la responsabilite, la ne cessite de lui accorder une liberte est evidente. La difficulte c'est que, tout en lui enlevant cette cause de son inauietitulıe, il faut lui apprendre a limiter 'ıui-meme cette liberte. Car si ce sentiment de responsabilite ne se developpe pas asse~ vite chez l'adolescent, dans cette liberte ou il se trouve sans aucune inquietitude, sans aucun orobleme. il est soumis a !0utes sortes d'influences et en particulier ~ de mau· vaises influences. On pent faire cette ob· jection que l'adolescent se revolte contre toute influence quelle qu'elle soit. Ce qui est d'ailleurs tres juste. Mais cf,tte meme idee revele deja ce sentiment de responsa· bilite qui paralt dans la plupart des cas de cette maniere. Mais tout ~ela ne veut pas dire qu'il n'y ait mıcım danger 2.donner une liberte complete a l'adolescent. Car sister tron a une influence a souvent le meme effet que de s'v soumettre. C'est-a· dire comme ı'adolescent ne verra iamais le fruit de sa resistance, il la jugera vaine et comme il n'a pas' beaucouo de uatience, (car d'une personne qui se revolfr· contre toute influence on ne peut pas flice qu'elle soit ile peut arriver qu'il y re· nonce. Puisque la liberte complete est dam~e· reuse et qu'il faut absolument accorder une libert~ a l'adolescent. il se peut qu'un educateur - camarade reussisse mieux. l\fais ce cas est difficile a Car J'homme est realiste. tandis t1Ue J'adoles· cent a des idees utooiques de fui-meme. En somme, je prefere perc:onne1Iement une education plutot autoritaire mıe libre. Je revendiaue certes ma liberte. Mais je precise aussi que cette Jiberte doit etre une liberte intellectuelle en quelqne ~orte . .Je veux bien mıe mon educateur soit autori· taire et que je Jui obeisse. Ma.is je veux egalement qu'il consu1te rnon avis et qu'ıl me convainque que c'est lui rıııi a raison, si c'est comme mais en ront cas que ce soit lui qui ait le dernier mot ~:l ---------- Bu GALATA§ARAY ı.ene şampiyonluk ümit Bu $ene spor faııl!yetlerinde, G. S. kulübünün \'amin eitlğl imkanlar ve idanmin teşviki ile ge· çen sıenelere nazaran daha iyiye doğru bir gidl7 9öze çarpmakta-dır. Bize bu imkanları haıırlayan sa ym Müdürümü:ı: Ali Teom.m'a ve Bc::den Eğitimi .;ğretmenl Nlıamsttln Er9un.l leşiıkl<ür Elnu.:yl bir i:x;;n; biliriz. Okulumuz spor faaliystlari Eklm ayının .20 sin .tıı yapılan spor kaptimiarı seçimini müreakıp ba~· iadı. FUTBOL: Bu branşta kaptanlıga kıymeti! sporcumuz Ke· mal Ceylan seç!lmlştlr. lstanbul Okul Spor Yı.ıttları futbol karşılaşmala· rı bu sene 4 Kırnm Çarşamba s•ünü ba?lamıştir. ilk maçı takımımız: ömer . Kayhan, Celal . Kemal, Muammı;r, Tamer . Coşkun, özlrnn, Yavuz ilker Tuncer tertibi ile Yen! Kolej'e karşı oyn~mış 11~ O • O berabere kalmıştır. Fakat yapılan itiraz ka· bul edlimiş ve ckuli.ımuz bu maı;ı hükmen kaıan. rnışhr. 1 Ka~ım 1959 da Vefa stadında ikinci kar~ılaş. Aiman Ll~eslne kar~ı olmuş ve maç takımı· ra;;ı:m l:ıarl:;: ;i•tUnHJ;ı.ı altında cereyan ederek 4 • il rnamı:ı cilt!ğlnılı okut futbol galibly<ttimlıle takımımıı. neticelenmiştir. Bu maçı takımının • Mele, Celal . Gemal, Muammer, Eser Coşkun, özkan, Tuncer; lll<er, Erkan tertibi lle· oy. namıştır. Gollerimizi, özkan (3) ve i!ker atmıştar.:hr. 18 Kımm 1954 Çarşamba günü Vefa stadında l<abataş Lisesi ile yarJtıgınııı futbol maçını takımı· mıı Er:ıan · Kayhan, Celal . Yavuz, Muammer, Ke· mal • Coşkun, Refik, öıkan, ilk.;r, Tuncer tertibi ile oynamıştır. Çok heyecanlı ve sür'atli geçe'n mıı· çm ısonunda takımlar penaltıd~n attıkları gı;ıllarl• 1 · 1 berabere kalmışlardir. Golümüzü Kemal atmıştır. 2/Xll/1959 Çarşamba günü Şeref ~tadında oku· lumuı ile Arı.:ıdolu Lisesi arasında yapılan futbol maçını takımımız Ersan Mete. Celal . Kemal,, Mu· ammer, Tamer . Coşkun, özkan, Yener, llker, Tım· cer 11 'l ile oymımış ve netlc,,de öıkan'ın ~rt)ğı golie ;ahadan 1 . O gallp ayrılmıştır, Ersan BASKETBOL: Kaptanlığa Yavuz Demir seçllmlştir ı<esml maçlara hsıırhk maksat!lyle hususi karşı!aşmaiar yapan l:ııışkett.ol takımımiı !ik maçta Işık Llseslnl · (Devamı 24 tinclı sayfıfdı:ı) CEUL AÇ,.-\:.R . GALATASARAY -----23 IMPRE SIONISME XIX ncu asır Fransız resim san'atmın harik:a asrıdır. «Hasta arslan» denilen Delacroix 1863 de, yalnız ve henüz münakaşa mevzuu iken öldü, 1867 de lngres; Corot, 1877 de de sürgün olarak Courbe öldüler. 1870 de Manet ve Pisarro 40 yaşında, Ce· zanne, Monet, Renoir, lVIorisot 30 yaşında idiler. Sisley ve Degas onların ağabeylerı sayılırdı. Bütün 'bu insanların manevı şah· siyetleri, dünyanın sonuna kadar, dehalarından geri kalmıyacak. c.anlılıkla ayakta duracaktır. · na gelecektir. Planlar ve şekil vermeler ancak renkli birer hattan ibaret olacaktır. Fakat bu, tonlar içinde titreşimi refuze et· mek demek değildir .. Nitekim Delacroix bu noktayı şöyle müdafaa ediyor: ~Fırça dar· helerinin erimiş olmaması iyidir. Zira on· lar sempatik sistem kanunları iJe arzu edi· len .bir uzaklıkla zaten eriyeceklerdir.:t Yeni çığırda, gölge ve ışığın kutsal zıtlığı kalkacak ve esmerler, toprak renkleri, si· yahlar palet.lerdeu sürgün edileceklerdir!... · Böylece her renk kendi parlaklığını mUha: .faza edecektir. Bu renklerin meydana getir· maları öncesinde gelen 50 yılın m<ıntıki bir diği tablolar bir ışık hissinin suretleri olup neticesidir. Onlar 20 nci yüzyıl resim san'· en basit hakikatle bugünün şaheserleridir. atının temel taşları ve muasır ressamlığın inkılabının mesulleridir. Birbirleri.ne dost· Bu eserler, o zamanlar halkın şaka ve alay• ça bağlı oları insanlar farklı görü::;lerini as- larını, tenkitçilerin ekserisinin de hiddet~ rın 60 ncı yılı civarında ortaya koyuyorlar· !erini impressionniste'ler üzerine çekiyor:dL Böylece birbirleriyle bu ıcadar birlik du. Ne yazık ki bu kimseler tetkiksiz peşin olan Pisarro, Monet, Sisley, Morisot, Ce- fikirlere saplanmışlardı ve resim san'atınm zanne, Renoir, Degas, yaratıcıların «!mp- bu yenilenme seklinih kavnak1arındtm bi· ressinonnistes» blokunu meydana getirdı haberdirler. Nfrekim bu Şahane yenilik, ler. 1mpressionnist'lere göre "'J mpression bütün derin hikmet ve bUtün .-;amim1 heve· nisme» palet sadeliği ve nüansların, karı$ canlarıyla Monet'nin «Les bassins d'Argen~ tırıldığı elemanlardan ayrılmasını mevzuu teuih ü ve· Sisley'in «Marb sinde; Pisarro' olarak alan bir teknik üzerine kurulmuş· mm «Pontoise»,ı ve nihayet Renoir'ın tur. «Moulin de la Galette» inde apaçık kendini göstermekteydi. Bu insanlarla san'at :ne: Turner meşhur ifşaatında: «Esmer, siyah, gri'nin gerisinde; büfün mi dalına iftihar edecektir. XIX ncu asrın ortası Fransız peyizajistleri· .. «Le :\-lusee Chez Sofa dan nin resimleri bana, tabiata sivah bir avna Çevlı·eu: Tuncay 'faneri içinden bakıyorlarmış gibi ·gelmektedir. Her nüansı karartmak icab 3det:ıiiir; fakat bu karanlık .renklerin karışımı ile değil, sade ve basit olarak kendi ni.i:ın.smm kuv veti ile yapılmaktadır.» diyor. Bu adamların san'atı, onların olgunlaş· Terakki olarak, impressionnisme'de bir artistin görüşü, bir manzaranın takdimi ka· dar hissinin de bir ifadesi oluvor. Bövlece eser de «hissin bir müdafaanamesi» Şekli· ne giriyor. Monet'nin L'impressionnism'i ve Soleil Levant'1. bu hissin ifaı1esi değil midir? · lşte resim san'atının bu yeni latif şeklı bir «Büyük Çıplak Güneşler\) sahasında doğdu. Bundan böyle, bir manzara, herşeyı içine alan havadan çıkacaktır. Hiç bir renk kendi kendine mevcut değildir. Renk ışı· ğm bir fonksiyonu olarak. cins ve şiddetle· rirıe göre farklılandırılacaktır. Gölgeler de birbiri ile dost, ahenkli ve canlı tonların bir· aksirıden ibaret olan renklerden mey da· GALATASARAY w i (Başhırafi 19 uncu ııayfağa) külleri Bayreuth'de Wahnfried villasının bahçe;;.in· cıe, aynı şehirde her sene yapılan festivale gelen· ler tarafından daima ziyaret edilen mermer bir ıa. hlt ıçinde sakianınaktadır. Zamanının tiyatro estetiğine sırtını çevirmiş Jmlunan Wagner, güzel san'atlarda <Synthese~ ı müzikle gerçekleştirmeye çalıştı. Çoğunu kendi yaz· dığ: operalarında güftesi, bestesi ve .mise en scenb'' ile yalnızca inşam anlatmak gayesi güden mevzuJa. ri birinci plana aldı; seyircinin, aııustik. tiyatro perspel:tifi ve temsllerin ?aman ve mekan içinde uzayabilme kabiliyeti dolayısiyle dalmış bulunduğu psikolojik şartlar onun bu şekilde hareket etmesi· nin başlıca sebebi idL Bu yeni kavram Wagner'i li- rik dramın an'anevı sentaksını ve şe!;lini değiştir· meye sevketti. ınsan ruhunun derinliklerine inebil· mek .için mevzularını halk muhayyilesinin yarattığı <IDYthe>'lerden aldı. Metinle, eserin müzikal ifade. Si arasındaki nisbetsizliklere mani olmak için güf. teyi melodinin bünyesini andıran bir çerçeve içinde hazırladı ve bunu gerçekleştirirl~eıı kısa ve ka· fiyesiz mısralardan. alliterasyonlardan bol bol fay. dalandı. Wagııer'in melodisi tamamen metinden doğar ve .recitatif> ile devamlı bir nağme arasmda bazan daha lirik, bazan daha ağır bir ifade arasmda gider gelir. Orkestraya geiince, sadece güfteyi değil, dramı da manalandıran orkestraya. Wagner esld Yunan trajedisindeki koroya benz'er bir rol tevdi etti; bu yüzden orkestrayı o zamana kadar bilinmeyen bir genişlikte tuttu· Meşhur Tetralogie (1) si 134 çeşit filet çalınmasım icap ettirir. Wagner'in G •orchestration»u bilhassa yayli sazlardan ve trom· oon, boru, bas klarinet gibi nefesli sazlardan bol bol faydalanır; bunun yanında contrebas ve zillere de yer verildiğim görürüz. Bunlardan başka Wag. ner orkestraya bazı yeni aletler. ilave etti; alto obu. ra, bas trompet ve tuba ailesi. Kompozisyonda ise dramın iniş . çıkışlarına uyan ve mevzuun geliş· mesine uyarak değişen sürükleyici temler ve leit· motiv (2J !ere rastlanır. Bu yeni lirik dramln ma· hiyeti ve ifade şekilleri Wagner'in. alışılan tiyat· rodan daha farklı ve· nevi şahsına mahsus bir ti· yatro anlayışına sevkettL tşte Ba~reuth'ün Ye za. manımıza kadar devam edegelen festivallerin men· şei bu anlayıştır. Fai~at Wagrier dramının kabiliye.. ti sadece san'atın teknik ve maddl esasları üzerine istinat etmez; bu esaslar Wagner ıçin insanlığın hürriyeti, aşk için fedakarlık halkın faziletlerinden doğan heyecanlar gibi felsefi fü:irlerin ve sembolle.. rin dayanağı idi. Bi.ı görüşlerin üstünlüği.i ve bun. dan doğan ruhani kuvvet Wagner san'atının ebedI ' oluşunun en emin teminatı olarak görüii.iyor. (1) Tetralogle: Wagner'ln 4 dramatik eserden (Or duRhln, la Walkyrle, Slegfrled, Cre. pusı::ule des Dleu:ıı:J l'Anneaü de f.llbelung'una veri· len isim. (2) Bir mi.i:ı:lkal eserde zaman zaman görünerek bir fikir. bir his, bir hal veya bir kahramanı hatırlatmağa yarayan motif. Bu isim almanca sürük· leyle! motif manasına gelmektedir ve llk defa Hamı von Woi:ı:ogen isimll bir Alman mü:ı:lkografı tarafın· dan kullanılmıştır. mi.iteşekkli ATLETilM: (Başta.rafı 67 • 33 gibi açık b.ir g:ıliblyette kaptan farkla Yavu;ı:'un 22 ne• s<1yfada) mağlüp iyi etmlştlr. lı:lare.sl vıs lnettın Oogan'ın kııptanlığında Orta ve Llff atletbm takımları mı.mtaıam olarak antrenörleri Şevki Koru'nun nezaretinde çalışmalara qaşlamışl;;ır. dır. Okul etrafı ::2 tur müsabillkasında Orta Okul;lan E. Ya:ı:ıı:ıoğlu 1 i-ııcl, O, Clcloğlu 2 nı:I ve Ç. Aktürk 3 üncü olmuşlardır. Bu sene daha da kuvvetlenen Lise atletlı:m takımından evvelki senelere nazaran daha iyi neticeler beklemeldeylz. Su GOR.EŞ: güzel oyunu göze çarpmıştır. Maçı takımımız Yavu:ı. . Somer Dinç Nur . Mehmet beşi ile oynamıştır. 17 Kasım 1959 Salı güni.i okulumuz ile Zoğraf. yon ı..ısesl arasında yapılan basketbol maçını takı· mımız Yavuz . Dinç .'Somer · Nı.ır Mehmet beşi He oynamış ve netlçede 56 46 galip gelmlştlr. VOLEYBOi..: Geçen sene ıstanbul ve Türkiye şampiyonlukla rını kazanan voleybolcularımız bu sene kıymetli kap· hınları Ahmet Yür.ir'ün ne:ı:aretlnde sıkı bir şekil· Güreşçiler kaptanları tinde antrenmanlarını dırlar. Bu seneki güreş takımımı:ı:: Erol Yener . Ayhan Şemsettin · Alev · !$ur> hiln • Ssmih tertlbindedir. ORTA OKUL SPOR FAALiYETLERi: Lise voleybııl kaptanı Ahmet Yürür'ün çalıştır> orta okul .voleybol takımı 11 Kasım 1959 Glıı yaptığı resmi maçta Kasımpaşa orta'yı 2 • O mağlup dığı de çalışmaktadırlar. etmiştir. 27 Kasım Cuma gı.ınu Faik üstünidman spor salonunda yapılan voleyl:ıol m?.çını takımımız Ah· mer omer Yener Muammer . Tamer . Eden .atfıslyle oynamış ve A.o>t;erı Tıbbiye'yi 3 • O yen• takımımız ı;ıü:ı:el l:ılr 2/Xll/1959 iiilfjtir. ismet G5zgücü'nün ne:ı:are· muntazam olarak yapmakt.:ı· ı;ıkulunu Çarşamba günü orta okul voleyb91 oyundan sonra Fımlıklı Ortııo 2 • O mağlOp etmiştir. G. S. okul mecmuası bundan sgnra yapı!ilffk ~ütün maçlarda şporcı.ı arkadaşlarına muv.tfakıyfıt. ler diler. • 1 , 1 • !.. --------------------/ 15 ŞUBE İLE İSTANBUL BANKASI HİZMETİNİZDEDİR 100 KİŞİDE . 25 KİŞİYE HER • • IKRAMl .V E EN FAZLA KAZANMA t: - • . ŞANSI 25 İSABETLİ AİLE HESABI . YÜZDE AÇTIRINIZ ·ISTANBUL BANKASI
Benzer belgeler
OKU - Sultani
Elinizde bulunan sayıyı, bundan
evvel çıkanlara 11azaran daha yeni
bir şeyler getirmesi gayesiyle hazırla
maya. ç.alıştık. Ama muvaffak olup olmadığımızı siz takdir edeceksiniz.
Bu sayımızı, 10 Ka...
Oku - Sultani
Yolunda, Anafartalar Kahramanı Müstafa Kemal ile l\HiHı.katı,
Atatürk · Tarih ve Dil Kurumları, Atatürk ve .Milli Tesanüt,