Yeni Divriği Gazetesi SAYI-5
Transkript
7 15 HAZİRAN 2011 SAYFA 1 SAYI: 5 İrtibat: [email protected] 12 HAZİRAN 2011 GENEL SEÇİMLERİNDE HALK BÖYLE İSTEDİ! (İl Genel Meclisinin Dikkatine) ERDOĞAN :% 50 KILIÇTAROĞLU : %26 BAHÇELİ :%13 Doğduğu topraklara vefa borcunu ödeyen kıymetli hemşerilerimizden Sayın Sadık Özgür’ün Uluzar’da, Arapgir yol ayrımında yaptırdığı 4 katlı, 96 yataklı, işçilik ve malzemede kaliteden kaçınılmayarak inşa edilen “Sadık Özgür Divriği Devlet Hastanesi” sayılı günlerden sonra faaliyete geçecek. Halen eski hastanede görev yapan 5 uzman doktor, 5 pratisyen doktor, 2 diş hekimi, 20 hemşire, 7 ebe oraya taşınacak. Yeni hastanemizin “C Tipi” hastane statüsüne kavuşması nedeniyle bölge hastanesi vasfıyla diğer ilçe ve köylere de sağlık desteği verebilecek. Bu nedenle ilçemize yeni uzman hekim, cerrah ve sağlık personeli atamaları da olacak. Yeni hastane bitişiğinde inşa edilen 12 adet lojman da Sağlık Grup Başkanlığınca doktor ve diğer sağlık çalışanlarının iskan ihtiyaçlarının önemli bir kısmını karşılayacak. Tüm bunlar iyi güzel de eski hastane ne olacak? Yeni Divriği Gazetesi geleceğe ışık tutma, geleceğe yön verme gibi bir misyonun gereği olarak siz değerli hemşerilimizin pek çoğunun hislerine tercüman olmayı da görev bilmektedir. Konu ile ilgili görüştüğümüz yetkili personel de bizim görüşümüzü teyit eder beyanlarda bulunmuşlardır. Şehrin merkezinde konuşlu, çok kıymetli yeşil alanları da bünyesinde barındıran emektar Divriği Devlet Hastanesi boşaltılınca, bu binanın Divriği’ye en uygun şekilde hizmet vermeye devam etmesi hepimizin arzusu olmalıdır. Mülki İdare Amirliği, Yerel Yönetimler, Sivil Toplum Örgütleri mutlak bir değerlendirmede bulunuyorlardır. Ancak, bizim de bu konuda bir önerimizin olması gayet tabii kabul edilmelidir. Basının varlık nedenlerinden birisi de budur. Bizim görüşümüz eski hastanenin Divriği’de sayısı her geçen gün artan, yakınından uzak, yalnız yaşamaya mecbur ve mahkum olan, desteğe muhtaç yaşlı kadın ve erkeklerimizin kalabileceği Yaşlı Bakım Evini de bünyesinde bulunduran Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı “Devlet Huzur Evi”ne dönüşmesidir. Bunun kararı da yanılmıyorsak Sivas İl Özel İdaresi İl Genel Meclisince alınabilir. SİVAS’TA TABLO DEĞİŞMEDİ: 4 AKP,1CHP DİVRİĞİ MESLEK YÜKSEK OKULUNDA MEZUNİYET TÖRENİ Yüksekokul bahçesinde yapılan törene, İlçe Kaymakamı, Belediye Başkan Vekili, ilçe protokol üyeleri ve çok sayıda öğrenci velisi katıldı. Yüksekokulda ilk üç dereceyi; Ümit Er, Nurcan Arslan ve Abdurrahman Kır paylaştılar. Dereceye giren öğrencilere Ödül ve Diploma takdimini İlçe Kaymakamı yaptı. Mezun öğrenciler, diploma takdim töreninin ardından Ümit Er önderliğinde Mezuniyet Andını okudular ve onuncu yıl marşı eşliğinde kep fırlattılar. Öğrencilere oyun ve halaylarında Okul müdürü Doç. Dr. Ziya Gökalp GÖKTOLGA ve Kaymakam Salih AYHAN da eşlik ettiler. SEÇİME 7 GÜN KALA ÇOK ÜZÜLDÜM! MUSTAFA TARAKÇI * Seçimler ülkemize hayırlı uğurlu olsun. Her millet layık olduğu şekilde yöneltilir. Bu sonuç da bizim milli irademizin bir tecellisi. Temsili demokrasimizin bir tezahürüdür. Seçim sonuçları üzerinde önümüzdeki sayılarda yine dururuz. Ben bir üzüntümü burada sizlerle paylaşmak istedim. (Devamı S.7’de) DİVRİĞİ CEMEVİ PROJE ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI! Belediye Taşbaşı Tesislerinde 28 Mayıs 2011’de “Divriği Hacıbektaş-ı Veli Kültür, tanıtma ve Yardımlaşma Derneği tarafından düzenlenen “BİRLİK CEMİ”nde konuşma yapan Bel. Bşk. Sn. Hakan Gök, ”İbadetimizi bu tip salonlarda yapmak olmuyor. Divriği’miz hak ettiği cemevine en kısa zamanda kavuşacaktır. Buna yönelik proje çalışmalarımız bitmiştir.”dedi. Birlik Cemine CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, AKP İstanbul Milletvekili Nursuna Memecan, Kaymakam Salih Ayhan’da katılıp birer konuşma yaptılar. * http://www.mustafatarakci.com Özgeçmiş 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 1 ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 MADIMAK OTELİ SAYI: 5 = SİVAS İL ÖZEL İDARESİ BİLİM VE KÜLTÜR MERKEZİ 2 Temmuz 1993’te 37 can’ın yakılarak hayatına son verildiği yer olarak bilinen Madımak Oteli “Alevi Çalıştayı” kapsamında alınan kararlar doğrultusunda, Sivas İl Özel İdaresince kamulaştırıldı. Kamulaştırma bedeli olarak 5.601.000 lira ödendi. Mart 2011 tarihinde tadilat ve onarım çalışmaları başlatılan bina son aşamaya geldi. Geçtiğimiz günlerde bina girişine tabela asıldı: “Sivas İl Özel İdaresi Bilim ve Kültür Merkezi” Bina içinde neler olacak, ne maksatla kullanılacak tam belirlenmiş değil. Giriş katının çocuk kütüphanesi olacağı söyleniyor. Niye çocuk kütüphanesi? Anlamakta zorlanıyoruz. 4 katlı binanın giriş katı kafe, kitap okuma ve satış reyonu üst katı da toplantı ve konferanslara aradaki iki katta orada yanan veya yakılan insanların, Sayın Yılmaz Büyükerşen gözetiminde yapılacak mumdan heykelleri ve özgeçmişlerine ayrılamaz mı? Bu arada Hacı Bektaşi Veli, Alevilik, Bektaşilik hakkında da bir bilim kurulunun mutabık kaldığı inanç esasları ve görsel ritüelleri göze hitap edecek şekilde mekanı dolduramaz mı? Bize göre oraya giden insan en az 2 saatini geçirebilecek okuyup, inceleyebilecek eserlerle karşılaşmalı. ÇOK GÜZEL SÖZLER BUNLAR Alparslan Türkeş’ten 36 yıl sonra Diyarbakır’da miting düzenleyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli belki de siyasi hayatının en anlamlı, en tarihi, en güzel söylevini Diyarbakır miting meydanında 5 bin kişinin karşısında verdi. Çok güzel sözlerdi bunlar: - Misafirperverliğinizi gösterdiğinizi, gönlünüzü açtınız, hepinizi bağrıma basıyorum. - Merhum Ziya Gökalp Diyarbakır’ın bize bir armağanıdır. Şiirleriyle kalbimize huzur veren Cahit Sıtkı Tarancı da bu şehirden çıktı. - Asırlarca el birliği, güç birliği yaptık. Aynı gecede yelken açtık, aynı güneşte ısındık. -Türk Milletinin hiçbir evladı bu ülkenin zencisi değildir. Diyarbakırlı kardeşim siz bizsiniz, biz de siz! Genel Yayın Yönetmeni ve Yayın Koordinatörü MUSTAFA TARAKÇI Mizanpaj: Mutlucan AYDIN Bünyamin ŞAHİN Halkla İlişkiler-Tanıtım: Çiğdem Türkyılmaz 15 HAZİRAN 2011 - Siz ortak, hissedar, iştirakçi değil bu devletin asli sahiplerindensiniz. Siz bizim her şeyimizsiniz. Duamızda, gönlümüzde, dilimizdesiniz. - Washington’dakiler sizi bizden daha fazla sevemez, Brüksel’deki benden çok anlayamaz, peşmerge bende çok sahiplenemez. Trakya’da söylenen şarkıyı Bismil’de duymadınız mı? - Türk Milletini meydanlarda yenemeyenler şerefsizce üzerimizde oynuyorlar. Devlet Bahçeli’ye Devlet adamlığı yakıştırması boşuna değil! SAYI: 5 SAYFA 2 İrtibat: [email protected] DEVLET STRATEJİK YATIRIM YAPMIYOR! HABER-ANALİZ: Geçtiğimiz günlerde stratejik yatırımların kimler tarafından yapılması gerektiği hususu bir kez daha gündeme geldi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan Siirt’te özel sektör tarafında yapılan ALKUMRU Barajını hizmete açtılar. Yapılan açıklamalar düşündürücü! Atatürkçü ekonomik politika, hem özel sektör hem de devlet sektörüne dayanan “karma ekonomi” idi. Bu ekonomi politikası ile Türkiye 1923-1938 dönemini %10 kalkınma düzeyine ulaştı. Bu düzeye hiçbir siyasi parti şimdiye kadar maalesef ulaşamadı. O dönem, stratejik üretim diyebileceğimiz elektrik, demir çelik, şeker, tuz, petrol gibi üretimlerin hemen tamamı devlet tarafından yapılıyordu. Çünkü bu ürünler sanayinin olmazsa olmazlarıydı. Bunların fiyatlar üzerinde tasarruf/istismar yapılmamalıydı. Bu konuda devlet daha güvenilir bir taraf gibi duruyordu… Özel sektör bu stratejik ürünlerin fiyatlarını kendi çıkarlarına göre zaman zaman istismar edebilir, fiyatlarını yükseltebilir. Üretimini kısıtlayarak sektörü tehdit edebilirdi. Cumhurbaşkanı Sayın GÜL, baraj konusunda maliyeti 1,5 milyar dolara varan 3 büyük özel sektör barajı ile (ALKUMRU, ÇETİNHEZ, KİRAZLIK) övündüğünü söylüyor! Özel sektör bu konuya hiç kuşku yok ki kar amacıyla girdi. Başka yatırımlardan daha istikrarlı ve daha çok para kazanacağını düşündüğü için girdi. Ama elektrik kar edilecek bir obje mi? Elektrik fiyatlarının yükseldiğinden bahsediyoruz. Onu sübvanse ederek daha ucuza satılmasını istiyoruz. Ancak, özel sektör bunu yapamaz. O hiç kimseyi sübvanse edemez, etmez. Bu nedenle herkesin zorunlu olarak kullandığı sanayinin rekabet gücünü etkileyen en önemli bir üretim girdisi olan elektrik fiyat bu durumda daima yüksek kalmaya mahkum olacak. O nedenle bize göre elektrik, demir çelik, petrol, madenler, demiryolları, hava yolunun bir kısmı, haberleşme öncelikle devletin elinde olmalı. Bu konularda kar etmekten çok istikrar, diğer üretim dallarının önünü açma, onları tehdit etmeme esas alınmalıdır. Hem devlet ekonomik olarak hiçbir şey yapmamalı demek de neyin nesi? Özel sektörün girmediği, giremediği yerlerde bölgelerde devlet istihdam yaratmak, bölgesel kalkınmışlık farkını gidermek, göçü önlemek için öncelikle biraz önce sözünü ettiğimiz. Stratejik konularda yatırım yapmalıdır. Sayın ERDOĞAN iktidarı, genelde ulaştırmaya yatırım yapmış, sağlıkta reforma gitmiş. Özel hastanelerin çoğalmasını teşvik etmiş fakat sanayileşmede herhangi bir öncü rol üstlenmemiştir… Bunun doğru olduğunu savunmak tamamen doğru değildir. SURİYE HAKKINDA Komşumuz Suriye 20 milyon nüfuslu bir ülke. Baş şehri Şam, arka arkaya aynı yol üzerinde Halep, Hama, Humus şehirleri var. Akdeniz kıyısında Lâskîye de en büyük liman şehri. Sanayisi yok denecek kadar az, petrol ve doğalgazı kendine yeterli. Tarım ürünleri Akdeniz şeridinde yetişiyor, zeytincilik de gelişmiş vaziyette. Arap ama Türk kültürüne yakın yakışıyorlar. Halkı fakir, 500 bin kişi Beyrut’ta amelelik yapıyor. Biz Atatürk sayesinde 1. Dünya Savaşı sonrası Anadolu’yu bağımsızlığa kavuştururken, onlar bunu beceremedi. 1946 yılına kadar Fransızların boyunduruğu altına kaldılar. Bağımsızlık şuuru da bugüne kadar gelişmedi. Hafız Esat 1970-2000 arası Suriye’yi demir yumruklarla yönetti. Devletin kaymağını o günden bugüne Baas partililer yiyor. Esat ölünce oğlu Beşar başa geçti ve 11 yıldır iktidarda, yerleşik düzen onu Binbaşı rütbesinde iken, önce General sonra Devlet Başkanı yaptı. Ortadoğu’da esen demokrasi rüzgârları Suriye’yi de etkisi altına aldı. Bundan kaçış yok. Zararın neresinden dönersen kardır Beşar Esat, inat etmeye lüzum yok. Çok partili demokratik hayata geçişin esaslarını yürürlüğe koy, halkına seçimle iktidarını teslim et, sen de çek git SAYFA 2 ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 SAYI:5 İhsan Çalapverdi ( Divriğili iş Adamı): Bu dönem Tayyip Erdoğan kazandı. Gerek Türkiye gerekse çevre ülkeler sorunlarla dolu. Dolayısıyla bu kez de Sayın Erdoğan’ın işi oldukça zor.Allah yardımcısı olsun.İyi bir kadro gerekiyor. Umarım başarılı olurlar. Türkiye’nin çıkarlarının her platformda korunması önem arz ediyor. Değerli hemşerimiz Nursuna Memecan’ın parlamento’ya girmesi bizi memnun etti. Divriği için bir şans olduğunu söyleyebilirim. Sadık Güller ( Sivas il Genel Meclis Üyesi): Beklediğimizi bulamadık. Her nedense Anadolu’dan bir türlü oy alamıyoruz! Bunun ciddi olarak masaya yatırılması lazım. Sivas buna en çarpıcı örnek.Onca gayretlerimize rağmen, Genel Başkanın onca koşuşturmasına,milletvekili adayı arkadaşların hemen hepsinin Sivaslı olmasına,dur durak bilmemelerine karşın sonuç memnuniyet verici değil.Ben kendimi henüz toparlayabilmiş değilim. Hüsamettin Kırkayak( Divriği CHP İlçe Başkanı): Divriği CHP İlçe örgütü bu seçimde görevini layıkıyla yaptı. Ancak genel durum memnuniyet verici değildir. Takdir halkımızındır. Onun tercihine, Onun takdirine saygı duymak zorundayız. CHP oylarının belki de Türkiye genelinde Divriği’de % 67 gibi bir sonuca ulaşması bizim için en büyük teselli kaynağıdır. Hasan Ali Korkmaz (Divriği MHP İlçe başkanı): Milletimizin teveccühü bu şekilde tecelli etti. Oysa beklediğimiz daha yüksek sonuçlardı. Üzülecek bir durum yok. MHP vardır ve daima var olmaya devam edecektir. Selahattin Mermer ( Divriği AKP İlçe Başkanı): Divriği’de normal oyumuzun üstünde bir oy aldık. Bunda hemşerimiz Sayın Nursuna Memecan Hanımefendinin etkisinin olduğu söylenebilir. Ancak biz de üstümüze düşen görevi en iyi bir şekilde yapmanın gayreti içindeydik. Biz çıkan sonuçlara saygı duyuyoruz. Türkiye siyasetine yeni şeyler kazandırmanın gayreti içinde olacağız. Şahsen benim bu 8. Seçimim.Her defasında Divriği’de artan bir başarı grafiği gösterdik. Gönlüm rahat olarak bu görevi sürdürüyorum. SAYFA 3 Ne Sivas genelinde aldığımız oylar, ne de Türkiye genelinde CHP olarak aldığımız oylar bizi yeteri kadar memnun etmemiştir . Ama biz başta Sayın Genel Başkanımız olmak üzere üzerimize düşen görevi layıkıyla yaptık.Ben ve diğer Milletvekili adayı arkadaşlarım,gerek Sivas’ın içinde gerekse 16 ilçesinde gitmediğimiz yer, çalmadığımız kapı bırakmadık. Ama sonuçlar bu. Benim dışımda diğer arkadaşlar parlamento’ya giremediler. Mustafa Bey, size şunu bütün samimiyetimle ifade etmek isterim: Çok çalıştık ama herhalde halkımıza doğruları yeteri kadar anlatamadık. Türkiye genelinde aldığımız oy ve çıkardığımız milletvekili sayısı arttı ama bu bana göre yeterli değil. Hüseyin Özkahraman(CHP Bahçelievler Eski İlçe Başkanı) Sevgili Okul Arkadaşım, can yoldaşım şunu söylemekle hiçbir art niyet taşımadığımı bilmeni isterim. Seçimlerin hemen öncesinde örgütün genleri ile oynandı. Örgüt iradesi hiçe sayıldı. Daha önce verilen emek, gösterilen gayret birdenbire hiçe sayıldı, yok farz edildi. Yeteri kadar layık olmayan arkadaşlar Milletvekili kadrolarına yerleştirildi. Örgütün bunları kısa süre içinde tanıması, bağrına basması beklenemezdi. Üstelik kimi “sağ” tandanslı arkadaşlarla kadrolar işgal edildi. Bu da CHP geleneğiyle bağdaşmayan tutum ve taktiklerdi. Bununla beraber karşı tarafın da seçim için tahsis ettiği ekonomik gücü göz ardı etmemek lazım. Çok para harcadılar. İlanla reklamla her tarafı adeta kuşattılar. Bana göre seçimlerin en başarılı kadrosu BDP’liler oldu. Milletvekili sayılarını çok yükselttiler… Mahir Tevrüz (Prof Dr. Sivas Hizmet Vakfı Başkanı): AKP, bütün Türkiye’yi yalnız başına bir dönem daha yönetecek sayıda Milletvekilini Meclise sokmayı başardı.% %50 oy nispeti oldukça önemli bir rakam. Benzer sonuçlar Sivas’ta da tecelli etti. Ancak, bu sefer farklı bir durum söz konusu. Önceki senelerde seçilen Sivas Milletvekillerinin Sivas ile yeteri kadar alakalı oldukları söylenemezdi. Bu sefer seçilen arkadaşlar Sivas’ı ve Sivaslıları daha yakından tanıyorlar. Biz Divriğili olarak daha da şanslıyız Nursuna Memecan hanımefendi değerli büyüğümüz Nuri Demirağ’ın torunu. Malik Ecder Özdemir ( CHP Sivas Milletvekili): Seçim sonuçlarına saygılı olmak zorundayız. 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 3 İrtibat: [email protected] Bu nedenle Divriği konusunda daha duyarlı, Divriği’nin sorunlarına daha ilgili olması kaçınılmaz gözüküyor. Memleketimiz için sonuçların hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ederim. Ali Haydar Yalçın ( Çamşıhlı İş Adamı): CHP konusunda konuşmak isterim. Ekip olarak tabandan tavana çok güzel bir çalışma sergilendi. Canla başla çalışıldı. Ancak, AKP devlet imkanlarını çok kullandı.Kapı kapı dolaştılar.Maddi yardım ve destekte bulundukları herkes tarafından malum.Bizim de çok çalışmamızın gerekli olduğu bire kez daha ortaya çıktı.Dört sene sonrasının hazırlıklarına şimdiden başaklamalıyız.Başka çare yoktur.Birlik ve beraberlik içinde olmamız gereği bir kere daha ortaya çıktı.Bir ve Tek olarak hareket etmeliydik. Sonuçların en az % 30 olacağını tahmin ediyordum, olmadı.5 ayda 3.5 milyon katılım az sayılmaz. Çalışmalara şimdiden başlarsak önümüzdeki seçimlerde iktidar olmamız mümkün gibi gözüküyor. Ben gelecekten ümitliyim. Kılıçtaroğlu’nun başarısı da küçümsenmemeli… Hasan Yılmaztürk ( İstanbul’da Oğubey Köyü önde gelenlerinden, siyaset uzmanı): Yeğenim beni de düşündüğün için çok teşekkür ederim. Bir CHP’li olarak ümit ettiğim sonucu elde edemedik.Gerek siyasi kadroların, gerek biz siyasete aktif olmasa bile gönül vermişlerin bu kez CHP’den beklentileri çok yüksekti.Alınan sonuç beni şahsen çok üzmüştür.Medyada sergilenen performans, meydanlarda toplanman onbinlerce halk daha güzel bir sonucun işaretleri olmalıydı.O güzel görüntüler maalesef sandığa yansımadı. Bunda iki sorunun etkili olduğunu düşünüyorum: Birincisi; Maalesef din bu kez de siyasete malzeme yapılmaya çalışıldı. İktidar partisi olur olmaz yerde Sayın Kılıçtaroğlu’nun inanç yönünü kendince istismar etmeye kalktı. Bu da bazı çevrelerce rağbet görmüş olabilir. İkincisi; Halkın eğitim seviyesinin düşüklüğü. Maalesef, kendi sınıf çıkarını idrak edemeyen, hakkını sadaka ile karıştıran halkın sağlıklı tercih yapmasını beklemek en azından iyimserlik olsa gerek… NOT: İsim sıralaması soyadı alfabetik sırasına göre yapılmıştır. ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 4 İrtibat: [email protected] EMSAL Boya Kimya Poliester San.Paz.Dış Tic. Ltd.Şti. Dolapdere Sanayi Sitesi 6.Ada No:1 İkitelli / İSTANBUL 0 (212) 671 36 16 - 0 (212) 671 36 15 HAZIR YEMEK 28 Nisan Caddesi No: 12 Gürsel Mahallesi Kağıthane - İstanbul Tel: 0212 320 57 60 (10 hat) 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 4 Mail: [email protected] ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 SAYFA 5 SAYI: 5 İrtibat: [email protected] DİVRİĞİ KÖYLERE HİZMET GÖTÜRME BİRLİĞİ TOPLANDI 24 Temmuz 2011 Koordinatörlüğünü her zaman olduğu gibi Ali Haydar Yalçın’ın Yaptığı festival geçmiş yılları aratmayacak katılım ve güzellikte olması konusunda çalışmalar devam etmektedir… Divriği Köylere Hizmet Götürme Birliği 2010 yılı ibrasını yapmak üzere olağan toplantısını yasalarda öngörülen zaman içerisinde geçtiğimiz günlerde Sayın Kaymakamın başkanlığında yaptı. Toplantı bu yıl geniş tutuldu. 107 köy muhtarı yanı sıra Divriği ilçe muhtarları da toplantıya katıldılar. Belediye Başkanının da hazır bulunduğu toplantıda İcracı İlçe Müdürleri muhtarları aydınlatıcı tarım, eğitim, çevre gibi konularda bilgiler verdiler. Toplantı hakkında birlik müdürü Sayın Muharrem YILDIZ ile kurulan temas sonunda içinde bulunduğumuz 2011 yılı için tahsis edilen 1.090.000 TL bütçe ile ilgili tüm ihalelerin tamamlanmış olduğu, hak edişlere göre müteahhitlere ödemeler yapıldığı, 2011 yılı kapsamında daha çok köy yollarının ikinci kat asfalt çalışmalarının yaptırıldığı, 3 köyün de birinci kat asfalt çalışmasının yapıldığı, muhtelif menfez işlerinin de olduğu öğrenildi. Yasa gereği Köylere Hizmet Götürme Birliği Encümeni 5 kişiden oluşmaktadır. Bunlar: Kaymakam, İl Genel Meclisinin Divriği’yi temsil eden 2 üyesi ve 2 muhtardır. Muhtar üyeler her yıl yeniden seçilir. Bu sene gizli oyla seçilen muhtar üyeler: Çakmakdüzü (Palha) Köy Muhtarı Sayın Cemal ERCAN, Kavaklısu Köy Muhtarı Ali Rıza KILINÇ olmuşlardır. 2007’de çıkarılan Köylere Hizmet Götürme Birliği ihale yönetmeliğiyle ihaleler 5 kişilik encümen tarafından yapılmaktadır. Bu ihaleler kamu ihale kanunundan daha esnek kurallar çerçevesinde yürütülmektedir. İhalede “Açık İhale”(30.000 TL üzeri), “Doğrudan Temin”(En düşük teklif verene) veya kamu kurumlarından yapılan alımlarda “Fatura ile Temin Yöntemi” uygulanmaktadır. DİVRİĞİ’DE BU YAZ ÜÇ ETKİNLİK DAHA PLANLAMA AŞAMASINDADIR 1- Divriği Kültür Ve Doğal Varlıkları Koruma,Güzelleştirme Ve Tanıtma Derneği’nin 1. Etkinliği ( Ali Kızıltuğ Konseri, Necdet Sakaoğlu Konferansı, Alatlı Pilav İkramı) Günü Netleşmedi muhtemelen 10 Temmuz 2011 2- Divriği Belediye Başkanlığı’nın Organize Ettiği Geleneksel Ziraat Bahçesi Pikniği ve Halk Konseri. Muhtemelen 24 Temmuz 2011 3- İstanbul-Ankara-İzmir-Antalya Divriği Kültür Dernekleri’nin Organize Edecekleri Kültür ve Maden Festivali. 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 5 ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 SAYFA 6 SAYI: 5 İrtibat: [email protected] NURİ ÜSTÜNSES OYUN HAVALARI – 2 YAZI DİZİSİ Dumbuca’nın Bayırına Senemana Köfte – 2(kısa hikaye) (Ağır Kaşık Oyunu Türküsü) Dumbucanın Bayırına. Kervan olmuş çayırına. Anan, baban hayırına. Sana yandım, allı gelin vay. Sana yandım alı gelin. Ağ gerdanı benli gelin. Ölürsem kanlım olursun. Kıyma bana telli gelin. Evlerin önündeyim. Güzellerin yurdundayım. Bir güzelin derdindeyim. Derdinden oldum divane vay. Gedikbaş / Karageban Köyü DİVRİĞİ EVLİYALARI–5 KARADONLU CAN BABA YATIRI (Kara Pirbat Yatırı) Karadonlu Can Baba, Şaman Moğollar arasında İslamiyet’i yaymaya çalışan bir misyoner derviştir. Hacı Bektaş Veli’nin Divriği yöresine gönderdiği bir Halife bir İslam Evliyasıdır. 13’üncü yüzyılda yaşadığı tahmin edilmektedir. Karadonlu Can Baba Türbesi DİVRİĞİ MİLLET MEKTEBİ Cumhuriyet’le birlikte Türkiye’nin her tarafında okumayazma seferberliği başlatılmıştı. Bu kapsamda Divriği’de de çeşitli tarihlerde millet mektepleri, ulus okulları adı ile kurslar açılmıştır. 1940 lı yıllarda İstiklal Millet Mektebi’nde açılan bayan kursu ile ilgili tespit ettiklerimiz: Yetkili kişiler mahalle mahalle dolaşıp okuma bilmeyen kişileri tespit edip kursa kayıt ediyorlardı. Kurs süresi 3 yıl olarak programlanmıştı. Bir ve ikinci senede okuma-yazma öğretilirdi. Daha sonra tarih-coğrafya-matematik konularında da basit bilgiler verilirdi. Kurs mevcudu 25 bayan civarında idi. Eğitim çarşamba-cumartesi öğlenden sora 13-16 saatler arası yapılırdı. Öğretmenimiz Kazım Hoca idi. Bazen de Ahmet Süt hoca derslere gelirdi. Üçüncü senenin ortasında yapılan imtihanda başarılı olanlara Ulus okulları dershanesi mezuniyet vesikası verildi. Karadonlu Can baba yatırı, Karageban nahiyesinin Ömerli mezrasındadır. İlçeye 42 km uzaklıktadır. Türbede kapalı mekânların dışında kurban kesme yeri, mutfak, namazgah gibi yerler bulunmaktadır. Türbe girişinde Ağu İçen ocağına mensup bir dede düşeği vardır. Menkıbe: Karadonlu Can Baba Horosan Erenlerindendir. Horosan’da iken Cebrail (a.s.) tarafından yuvarlak bir taş atılır. Bu taş Ömerli mezrasına düşer. Can Baba da taşın düştüğü yeri yurt tutar ve buraya bir tekke yapar. Yöredeki Hıristiyan’ları İslam’a davet eder. Halen türbenin içindeki yuvarlak taş Horosan’dan atılmış olan o taştır. ERÇÜKLÜ KONAĞI(1972) DİVRİĞİ’YE ÖZGÜ KELİMELER - 1 Gısgıldırig Aha Ame 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 : Tam yuvarlak. : İşte. : Hala. SAYFA 6 Yusuf, Annesi’nin Televizyon da hangi programları merakla izlediğini bildiği için, akşam işten dönüşte, o gün kimlerin evlendiğini sorar. Bu konuda hoşça vakit geçirirlerdi. O yıl İzmir de Kızlarının yanında iki ayı geçirdikten sonra; oğlunun İstanbul’daki evinde de bu tatlı günler maalesef pek uzun sürmedi. İki ayı İstanbul’da tamamlamak üzereydi ki bahar iyiden iyiye gelmişti. Anne’nin geceleri uykuları kaçıyordu. O bahçe, bağ ne durumdaydı? Her yıl gecikmeden, komşulardan geri kalmadan bahçe süpürtülür, asmalar budatılır, sulama kanallarının dolan arkları temizlettirilir, kurumuş elma, kaysı, kiraz ağaçlarının kuruyan dalları budattırılırdı… Bunları yaptırmanın zamanı gelmiş de geçmişti bile… Artık Oğlu ile o tatlı sohbetlerin arasında, sık sık “ Oğlum beni ne zaman memlekete göndereceksin?”,”Biletimi ne zaman alacaksın?” der olmuştu. Yusuf da, bir hafta daha geçsin, gelecek hafta sonu Annesini, hafta içi telaşı olmadan rahat rahat göndermenin planını yapıyordu. Rezervasyonu yaptırdı. Otobüste orta koltuklardan birinde yolculuk yapacaktı. Yanında da bir bayan olacaktı. Annesi konuşmayı sever, sıkılmaz, konuşa konuşa giderlerdi. İnşallah, yanındaki bayan da konuşkan biri olurdu. Annesine katlanır, bir iki sözden sonra surat asmazdı. Otobüs de zaten, İstanbul’dan ilçelerine direkt giden otobüstü. Yanındakinin dışında konuşacak, Onunla ilgilenecek başka kimseler de mutlaka çıkardı. Şoförler, muavinler de Sevim Teyzelerini tanırlar Onun bir dediğini iki etmezlerdi. Bu şekilde yolcu ettiği Annesi, maalesef, o çok sevdiği, yazları Orada yaşamaktan büyük keyif aldığı İlçesine varamadan yolda Hakkın rahmetine kavuşmuştu. O’nun yarası hala içindeydi. O’nu özlüyor, O’nun bu şekilde hayata veda edişinde kendisinin bir suçu olup olmadığını iç dünyasında sorguluyordu. Senemana ismi Yusuf’a kendi Sevim Ana’sını hatırlatmıştı. Köfte bahaneydi. Senemana hakkında bilgi almak istiyordu. Garson Patron’a, müşterinin Senemana ismi ile ilgilendiğini söyleyince, O da kasayı kilitleyip Yusuf ‘un yanına geldi. “Çok teşekkür ederim, Senemana köftesi yemek istemişsiniz. Eksik olmayın “Senemana’yı da merak ediyormuşsunuz?” demeyi müteakip, Senemana’nın kendi Annesi olduğunu, aşağı yukarı bir yıla yakın bir süre önce Gaziantep’te O’nu yitirdiklerini söyledi. “Bende Annemi böyle anmak istedim. O’nun ismini çokça duymak hoşuma gidiyor. Sanki Onunla özlem gidermiş gibi oluyorum.”dedi. Hem müşterinim hem de patronun gözleri dolu dolu olmuştu. Her ikisi de O güzel annelerini yeni kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşıyorlardı… Patron,”Eğer rahatsız etmeyeceksem, köfteniz hazırlanana kadar bir iki laf edelim” dedi. Yusuf da çok memnun olacağını söyledi. Yeni insan tanımak, onlarla sohbet etmekten çok mutlu olduğunu da bu arada sözlerine ilave etti. (devamı var) MT ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 7 MUSTAFA TARAKÇI Yrd. Doç. Dr. / Em. Kur. Alb. [email protected] Seçimlerden bir hafta önceydi İstanbul Kazlıçeşme/Zeytinburnu miting alanı önce CHP’ye sonra AKP’ye sahne oldu. 5 Haziran 2011 günü Sayın Başbakan miting alanına büyük bir moralle geldi. CHP’ninkinden daha çok halkın toplanmasından dolayı İstanbul’un tek tek ilçe isimlerini sayarak katılımcıları selamladı. El üstünde bayrak açtırarak Hakkari’deki CHP’nin mitingine gönderme yaptı. Derken, zaman zaman da kürsü üzerindeki yazılı metne göz atarak sözü İstanbul’a getirdi. İstanbulluların seçim sandıklarlını tıka basa doldurmalarından söz etti ve İstanbul’un 5 kıtanın göz bebeği bir şehir olduğunu vurgulayarak, bu şehirden gelmiş geçmiş tüm büyük adamlarımızın isimlerini Osmanlı’dan günümüze saymaya başladı: Gözümü açmış, kulağımı TV’ye dikmiştim. Kimler sayılmadı ki! Fatih Sultan Mehmet’ten başlayıp, Kanuni Sultan Süleyman, Yavuz Sultan Selim’in isimleri anıldı. Mimar Sinan’ın ismi zikredildi, sultan Abdülhamit hatırlatıldı. Derken, Cumhuriyet dönemi komutanlarımızdan Kazım Karabekir Paşa, Mareşal Fevzi Çakmak’ın isimleri anıldı. Ardından Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı gibi edebi kişilikler de ihmal edilmedi. Ben sabırsızlıktan çatlıyordum, Sayın Başbakan ne zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk, ya da Aziz Atatürk diyerek, Cumhuriyetimizin kurucusu ebedi Başkomutan, Milli Mücadelemizin önderini anacak diye sabırsızlandım. Yuşa Hazretleri unutulmadı. Menderes’in Erbakan’ın da adı geçti. Ve fakat Sayın Başbakan her halde yazılı listede olmadığında dolayı İstanbul’a emeği geçen, İstanbul’da yaşayan gelmiş geçmiş büyük kişiler arasına Atatürk’ü sokmadı. O’nun ismini anmadı. Kendisi de hatırlayıp, yazılı metni düzeltme yoluna gitmedi. Çok üzüldüm, böyle bir ihmal yapılmamalıydı. ÖMER FARUK KÜLTÜR* Yrd. Doç. Dr. [email protected] DİVRİĞİ’NİN EN ÖNEMLİ POTANSİYELİ Beldeleri yaşanır kılan orada yaşayan insanların tavırları yaşam biçimleri olaylara eşyaya ve insana yaklaşım tarzlarıdır. Yani Kültürleridir. Şayet bir şehir halkı kendisine ziyarete geleni aldatıyor malına canına namusuna zarar getiriyorsa kimse oraya bir daha gitmez gitmediği gibi hiç gitmeyeni de uyarır sakın oraya gitmeyin orada zarara ziyana uğrarsınız diye uyarır. Şayet bir belde de gidenleri mutlu ve mesut geri gönderiyorsa oraya herkes sık gitmek ister başkalarına da tavsiyede bulunur ve oranın gönüllü elçisi olur. İnsanlar temelde huzur ve barış içinde müreffeh yaşamak isterler hep onun peşindedirler. Bütün göçlerin temelinde o vardır. Şayet bir yerde huzur ve barış yok yiyecek ekmek içecek su da yoksa kimse kalmaz orada. Bütün bunları memleketimiz Divriği”nin asıl potansiyelinin insanları olduğu hakikatine getirmek istiyorum. Çünkü bizim insanımız Ali cenaptır. Misafirperverdir alçak gönüllüdür digergamlıdır. Kendinden önce toplumu düşünür. Ekmeğini bölüşür darda kalmışa yardım eder okumayı okuyanı sever entelektüel seviyesi yüksektir. Gittiği yerlerde liderlik özellikleri tezahür eder. Toplu yemek yeme yani paylaşma kültürü yüksektir. Bunun en zarif ve muhteşemi Divriği Pilavında tezahür eder. Yardımlaşma oranı yüksektir. Önemli işlerde ev yapma hasat kaldırma bulgur yıkanma kaynatma değirmene götürme ekmek yapma vs hepsinde yardımlaşma temeli üzerinde gelişir. 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 İrtibat: [email protected] Başka zamanlarda Atatürk’ü anmaktan imtina etmeyen Sayın Başbakan, seçim meydanında niye bunu yaptı? Doğrusu anlayabilmiş değilim. Bu ihmal yapılmamalıydı diye düşündüm. Tamam, İstanbul’u Atatürk inşa etmedi, İstanbul’a Atatürk pek büyük bir şey yapmadı. Ama İstanbul’un kurtuluşunda en az Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak kadar hizmeti vardı. Çanakkale savunulmasaydı, İstanbul kesin düşerdi. Atatürk İstanbul’a Cumhuriyetin ilanından 4 sene sonra geldi. Ama İstanbul’u ne kadar çok sevdiği de sanırım herkes bilinen bir gerçektir. Yazları İstanbul’da geçirirdi. Son nefesini de İstanbul’da verdi. O’nun anılmaması beni çok üzdü. Sanırım benim kadar pek çok duyarlı insanımızı da üzmüştür. Ama her ne hikmetse bu durum ertesi günün yazılı basının da pek dikkatini çekmedi!? Unutmayalım Osmanlı mirası Ortadoğu’nun dört bir yanında, kapı komşumuz Suriye’de insanlar demokrasi adına hayatlarını kaybediyorlarken, biz demokrasiyi bayram havası içinde içselleştirip, seçimle taçlandırıyorsak bunu Gazi Mustafa Kemal’e borçluyuz. O’nu her vesile anmak en azından vefa borcumuz, kadirbilirliğimizin bir gereği olmalıdır. BENİM NACİZ VÜCUDUM ELBET BİR GÜN TOPRAK OLACAKTIR. AMA TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR. ATATÜRK Belki modernleşme sonucu bazı işler belki hiç yapılamaz olmuş olabilir ama toplum hafızası ve belleği hemen yok olan bir şey değildir. Genlerden nesilden nesile geçer hiç ummadığınız yerde ortaya çıkar. Bazıları bu sözleri hamaset olarak algılayabilir denebilir ki her şey çok mu güzel hiç kötü yan olumsuz şey yok mudur diye doğrudur. Hiçbir yer ne cennettir nede insanları da melektir. Ancak buna uzaklığı ve yakınlığı ile değerlendirilir. Geçmişte de olumsuz olaylar ve davranışlar muhakkak olmuştur ancak bunlar arizi durumlardır. Hastalık gibi insanların ve toplumların zaman zaman yakalandıkları istenmeyen durumlardır. Bu vesile ile yakın zamanda şehrimize bir kütüphane ve İmam Hatip lisesi arsası kazandıran Duran Önder ve M. Nevzat Aydın “a teşekkürü bir borç bilirim. Eminim ki daha birçok hemşerimiz benzer güzel işlere imza atacaklardır. Burada gayretli çalışmalarını unutamayacağımız Kaymakamımız sayın Salih Ayhan “a ve Belediye Başkanımız Hakan Gök “e de teşekkür eder hizmetlerinin devamını dilerim. *Divriği Kültürünü Yaşatma ve Tabiatını Koruma Derneği Başkanı ALLI TURNAM BİZİM ELE VARIRSAN, ŞEKER SÖYLE, KAYMAK SÖYLE, BAL SÖYLE EĞER BİZİ SUAL EDEN OLURSA, BOYNU BÜKÜK, BENZİ SOLUK, YAR SÖYLE… SAYFA 7 ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 sa SAYI: 5 SAYFA 8 SADIK GÜLLER Sivas İl Genel Meclis Üyesi CHP KABUK DEĞİŞTİRİYOR AMA? 23 Nisan 2011 günü Hürriyet’te Ahmet hakan CHP’ye yer vermişti. Kimi demokratlara seslenerek, işte özlemini, çektiğiniz “yeni CHP”, neden Onun etrafında kenetlenmiyorsunuz? diyordu. Yeni CHP’yi tanımlamaya çalışırken;”Devletin sahibi gibi davranmak yerine, eşit yarışan olmaya çalışıyorlar.” “ Bağdaş kuruyorlar, gecekondulara gidiyorlar”, “Kürt sorunu tam demokrasi ile çözülür,”diyorlar.”İrtica diye bir ölü masalı anlatmayı bırakmış durumdalar..”diyordu. Güzel bir tespit, güzel bir analiz… Gerçekten de bir sihirli el CHP’nin üzerinde dolaştı. Önce yıllanmış lider Baykal gitti. Sonra yıllanmış Genel Sekreter koltuğunu terk etti. Sonra yeni PM.yeni MKYK derken seçim için gösterilen adaylar bilinen eski adaylar değil, yeni yüzler, yeni isimler, daha genç, daha dinamik…Kuru söylemler yoktu artık Kılıçtaroğlu liderliğindeki Yeni CHP’de.Proje konuşuluyor, çözüm yolları üretiliyor, daha eşitlikçi,daha huzurlu, daha mutlu, üreten, ürettiğini olabildiğince halkça bölüşen, topyekun kalkınmayı,zenginleşmeyi hedef alan bir yönetim anlayışı hakimdi… Başta Genel Başkan Kılıçtaroğlu olmak üzere, tüm parti Meclisi, MKYK üyeleri ve Milletvekili adayları görebildiğim kadarıyla kendi sorumluluklarının bilincinde olarak, köy köy, mahalle mahalle dolaştılar. Projeleri anlattılar. Yeni CHP’nin emekliye, köylüye, esnafa, dar gelirliye, yoksula, üniversiteli gence, ev hanımına neler vaat ettiğini anlatmaya çalıştılar.. En popüler proje olan “Aile Sigortası”hakkında bilgi verdiler. Bu projenin geniş halk kesiminde çok rağbet gördüğünü gözleriyle müşahede ettiler… Buna rağmen olmadı! Anlamakta zorluk çekiyorum? Sivas Türkiye genelinin tipik bir örneği oldu. AKP 4, CHP 1 milletvekili çıkardı . Bağımsız Abdullatif Şener’in de 17.000 oyu çöpe gitti… Bu sonuç Sivas’ın tarihine, kültürüne, siyasi geçmişline hiçte uygun değil. Milli Mücadelede; Gazi Mustafa Kemal’in “tam bağımsızlık”mücadelesinin ev sahipliğini yapmış, Cumhuriyet için yollara düşmüş, varını yoğunu seferber etmiş bir şehir, bugün Onun kurduğu ve yeni söylemiyle Onun ilkelerine uygun hareket eden CHP’nin yeteri kadar arkasında durmuyor, Onu desteklemiyor… Onun yerine AKP gibi yeteri kadar Atatürk’ün kuruluş felsefesinin, ilkelerinin, devrimlerinin savunuculuğunu yapmayan, Osmanlı ya olur olmaz yerde övgüler yağdıran bir partinin kalesi durumunda gözüküyor… Sivas halkına yılmadan usanmadan her bulduğumuz fırsatta anlatmalıyız. Onun parlamentoda gerçek temsilcilerinin CHP kadroları olabileceğini söylemeliyiz. Üretimin, yerli malı tüketmenin gerçek kurtuluşumuz için olmazsa olmaz olduğunu vurgulamalıyız. CHP’nin gerekirse Cumhuriyetin kuruluş yıllarında olduğu gibi Devlet-Özel sektör karışımı karma ekonomi ile ülkemizi ayağa kaldırmak istediğini,doğu ve güneydoğu da dökülen kardeş kanına gerçek anlamda “dur”diyebilme iradesini sosyal demokrat kadroların gösterebileceğini izah etmeliyiz…Üzgünüm ama umutsuz değilim.Hak bir gün yerini bulacaktır. Özel Not: Bu sayfada yazı yazması planlanan Sayın Cemal Karahalil, işlerinin yoğunluğu nedeniyle bizlerden affını rica etti. Bu sayıdan İtibaren bu köşede, güzel Divriği’mizden iki kıymetli arkadaşımız Sayın Sadık Güller ve Sayın Zeynel Yayla dönüşümlü olarak yazacaklar. Bilgilerinize arz ederim. Mustafa Tarakçı Pazara epeydir gitmiyordum. Kıvrım büklüm sokaklara konuşlanmış olan pazar yeri bir gün inşallah üstü kapalı, yerli bir mekândan hizmet verir diye düşünüyorum... Cümle pazarlarda olduğu gibi ayakkabıdan perdeye, leğenden oyuncağa her yere öteberi dizilmiş. Pazarda epeyce eş dostu gördüm… KONUK YAZAR DİVRİĞİ’DE GÜZEL ŞEYLER OLUYOR! Bir aya yakın bir süre Divriği’deydim. Iğımbat Tepesi’nden Kale’ye, Dumluca Dağı’ndan Eşek Meydanı’na her yer yeşile boyanmıştı adeta… Bu yaşıma kadar çok istediğim halde gidemediğim Pireyip Deresi’ni, bu sefer görme imkânım oldu. Her taraf yeşil; gelincikler, top çiçekler, kevenler, karamuklar, kuşburnu/şişiratlar bu mekânda iç içe. Taşlar kayalar, tarlalar, ulu ağaçlar, ayak izleri, yaban yerlerle günlük yaşamlar kucak kucağa… Pireyip civarındaki bir gözeden su alınıp, borular vasıtasıyla ta Salavattepe’ye götürülecekmiş. Divriği’nin, şu kısa zaman diliminde şahit olduğum güzellikleri bununla sınırlı değil. Abdullah Paşa Konağı’nın bahçesinden İstasyon ve Salavattepe’yi, göz alabildiğine uzanan maden sahasını, A Kafa’yı seyrettik. Buğulu buğulu görünen ilçemizin bu şirin kısmı, mor hareli dağlarıyla insanın içini coşturuyor. Kanımızda Maden’in ekmeği dolaşırken, zihnimizde de bir gün buraların film platosu olacağı, maden müzesi kurulacağı inancı yatıyor... Camilerin avlularına, bahçelerine banklar yerleştirilmiş. Halk arasında Karayolu tabir edilen Atatürk Caddesi, yeni yerleştirilen reklam panoları ve duraklarla sevimli bir şehir havasına bürünmüş. Taşbaşı Belediye Oteli önüne, Ziraat bankası önüne yaptırılan minyatür şelale, ahşap banklar, ilçeli hemşerilerimizin yaptırdığı çeşmeler pırıl pırıl bir güzellik sunmuş. 15 HAZİRAN 2011 İrtibat: [email protected] SAYI: 5 SAYFA 8 Geçmiş belediyenin hatırası olarak hayata kazandırılan konaklar, iyi ki ayağa kalktık der gibi bakıyorlar kuruldukları yerden. Ayanağa Konağı’nın alt katındaki Güldalı fotoğraf sergisini gezdik. Gelen turların haddi hesabı yok. Kimisi turistik gezi için düşmüş yollara, kimisi benim gibi memleket sevdasıyla… İlçe mimarisine ters düşmeyip, güzel bir konak havası veren kütüphanenin açılmış olması da apayrı güzellik, Divriği girişinde yükselmekte olan hastane ise daha başka hizmet, daha başka güzellik... Divriği sevdalısı Prof Dr. Mahir Tevruz’un, Ticaret Lisesi Meslek Yüksek Okulu’nun yanı başına yaptırılan öğrenci yurdu ise geleceğimizi şekillendirecek olan eğitim ordusu için bulunmaz bir nimet. Var olsun Sadık Özgür, Mahir Tevruz ve Duran Önder! İmam-Hatip Lisesi için arsa bağışında bulunan Aydın ailesi, yürüyüş parkuru için belediyeye bağışta bulunan Yılankıran ailesi yüreklere ferahlık veriyor… Fatma Pekşen, Araştırmacı Yazar/Divriği APTAL ATA BİNİNCE BEY OLDUM SANIR, ŞALGAM AŞA GİRİNCE YAĞ OLDUM SANIR. ÜCRETSİZDİR 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 9 15 HAZİRAN 2011 SAYI: 5 SAYFA 9 İrtibat: [email protected] ÜCRETSİZDİR
Benzer belgeler
Yeni Divriği Gazetesi SAYI-50
Mahir Tevrüz (Prof Dr. Sivas Hizmet Vakfı Başkanı):
AKP, bütün Türkiye’yi yalnız başına bir dönem daha yönetecek
sayıda Milletvekilini Meclise sokmayı başardı.% %50 oy nispeti
oldukça önemli bir ra...
Yeni Divriği Gazetesi SAYI-25
tezahürüdür. Seçim sonuçları üzerinde
önümüzdeki sayılarda yine dururuz. Ben
bir üzüntümü burada sizlerle paylaşmak
istedim.
(Devamı S.7’de)
Yeni Divriği Gazetesi SAYI-35
DİVRİĞİ CEMEVİ PROJE ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI!
Belediye Taşbaşı Tesislerinde 28 Mayıs 2011’de “Divriği Hacıbektaş-ı
Veli Kültür, tanıtma ve Yardımlaşma Derneği tarafından düzenlenen
“BİRLİK CEMİ”nde ...
Yeni Divriği Gazetesi SAYI-37
Mahir Tevrüz (Prof Dr. Sivas Hizmet Vakfı Başkanı):
AKP, bütün Türkiye’yi yalnız başına bir dönem daha yönetecek
sayıda Milletvekilini Meclise sokmayı başardı.% %50 oy nispeti
oldukça önemli bir ra...
Yeni Divriği Gazetesi SAYI-8
Öte yandan bu fotoğraflar Divriği’nin tanıtımı için de
çok önemli bir obje oluşturuyor.Divriği’de Ulu
Cami’mizi,Kale’mizi, Kümbetlerimizi, Tarihi
Konaklarımızı vs. düne kadar yalnız biz biliyorduk....
Yeni Divriği Gazetesi SAYI-31
olduğunu vurguladı. Divriği ile ilgili yapılan çalışmalarda koordine eksikliğine dikkati çekti.
Toplantıda hazır bulunan Yeni Divriği Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Tarakçı üç konu üzerine ...
Yeni Divriği Gazetesi SAYI-23
meydanlarda toplanman onbinlerce halk daha güzel
bir sonucun işaretleri olmalıydı.O güzel görüntüler
maalesef sandığa yansımadı. Bunda iki sorunun etkili
olduğunu düşünüyorum:
Birincisi; Maalesef d...